İSLÂM FELSEFESİ DİZİSİ Dizi Editörü M. Cüneyt Kaya KİNDÎ: FELSEFÎ RİSALELER / Mahmut Kaya İBN RÜŞD FELSEFESİ / Hüseyin Sarıoğlu İslâm Filozoflarından FELSEFE METİNLERİ der. ve çev. Mahmut Kaya İBN SÎNÂ NIN MİRASI / Dimitri Gutas der. ve çev. M. Cüneyt Kaya İSLAM DÜŞÜNCESİNDE FELSEFE ELEŞTİRİLERİ / Fatih Toktaş FİLOZOFLARIN TUTARSIZLIĞI (Tehâfütü l-felâsife) / Gazzâlî metin ve çev. Mahmut Kaya - Hüseyin Sarıoğlu KİTÂBU L-BURHÂN / Fârâbî metin ve çev. Ömer Türker - Ömer Mahir Alper VARLIK ve İNSAN / Ömer Mahir Alper İBN SÎNÂ METAFİZİĞİ / Robert Wisnovsky çev. İbrahim Halil Üçer VARLIK ve İMKÂN: Aristoteles ten İbn Sînâ ya İmkânın Tarihi / M. Cüneyt Kaya FELSEFE ve ÖLÜM ÖTESİ / İbn Sînâ, Gazzâlî, İbn Rüşd, Fahreddin Râzî haz. Mahmut Kaya GÜZELİN PEŞİNDE: Fârâbî, İbn Sînâ ve İbn Rüşd de Estetik / Ayşe Taşkent İTİKADDA ORTA YOL / Gazzâlî metin ve çev. Osman Demir GAZÂLÎ NIN FELSEFÎ KELÂMI / Frank Griffel çev. İbrahim Halil Üçer - Muhammed Fatih Kılıç İSLÂM MANTIK TARİHİ / Tony Street der. ve çev. Harun Kuşlu AKIL ve AHLÂK: Aristoteles ve Fârâbî de Ahlâkın Kaynağı / Hümeyra Özturan FELSEFE, TIP ve TARİH: Tabakât Literatürü Üzerine Bir İnceleme / ed. Mustakim Arıcı VARLIK ve İDRAK: Molla Sadrâ nın Bilgi Tasavvuru / İbrahim Kalın çev. Nurullah Koltaş İSLÂM DÜŞÜNCESİNDE SÜREKLİLİK ve DEĞİŞİM: Seyyid Şerif Cürcânî Örneği ed. M. Cüneyt Kaya OSMANLI FELSEFESİ: Seçme Metinler der. ve çev. Ömer Mahir Alper
OSMANLI FELSEFESİ Seçme Metinler ÖMER MAHİR ALPER
KLASİK 108. Kitap İslâm Felsefesi 20 Dizi Editörü M. Cüneyt Kaya Osmanlı Felsefesi Seçme Metinler Ömer Mahir Alper Ömer Mahir Alper, 2015 Klasik, 2015 Yayına Hazırlık Semih Atiş Birinci Basım Nisan 2015 ISBN 978-605-5245-65-8 TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Sertifika no: 15813 Tasarım/Kapak Salih Pulcu Baskı/Cilt Şenyıldız Matbaacılık Sertifika No: 11964 Gümüşsuyu Cad. Işık San. Sit. No: 19/C 102 Topkapı/İstanbul Tel: 0212 483 47 91 Vefa Cad. No: 48 34134 Fatih / İstanbul Tel 0212 520 66 41-42 Faks 0212 520 74 00 www.klasikyayinlari.com klasik@klasikyayinlari.com facebook.com/klasikyayinlari twitter.com/klasikyayinlari
ÖNSÖZ Geniş bir zaman-mekân kesitinde vücut bulan Osmanlı felsefesi, genel olarak felsefenin özelde ise İslâm felsefesinin en seçkin tezahürlerinden biridir. Kendinden önceki etkin felsefe geleneklerinin son derece yaratıcı ve özgün sentezlerini içeren bu felsefe, tevarüs ettiği felsefi imkânları en üst seviyede tahakkuk ettiren eşsiz bir entelektüel birikimi ifade eder. Bununla birlikte Osmanlı felsefesi kavramına erişebilmenin önünde sadece dünyanın diğer bölgelerinde yaşayanlar için değil bu topraklar üzerinde yaşayanlar için de, ne yazık ki, aşılması güç engeller bulunmaktadır. Bu engeller, felsefenin doğasına ve mahiyetine ilişkin bir bilinç yetersizliğinden ya da yorum farkından ziyade siyasi, ideolojik, iktisadi, sosyolojik, psikolojik, kültürel vb. pek çok unsurun dâhil olduğu karmaşık bir yapıdan neşet etmektedir. Tabii bugün için gerçek anlamda düşünmenin ve felsefe yapmanın önündeki mânialarla Osmanlı felsefe geleneği ile temasın, bu felsefe ile kurulacak sahih bir diyaloğun, kısacası bu felsefi birikimin keşfedilmesinin önündeki mâniaların birbiriyle derinden irtibatlı olduğunu da belirtmek gerekir. Pekâlâ denilebilir ki, bu coğrafyada yeniden bir felsefe (ve bilim) geleneğinin inşası, genel olarak İslâm felsefe geleneğinin, özelde ise bu geleneğin son kâmil halkasını teşkil eden Osmanlı felsefesinin etkin bir tarzda tevarüs edilmesinden, onun doğru bir biçimde anlaşılıp analiz edilmesinden geçmektedir. Son birkaç yüzyıldır Batı felsefe dünyasına dâhil olma çabalarına ve bu bağlamda yaşanılan bütün tecrübelere rağmen hâlâ ülkemizde basit düzeyde bile olsa herhangi bir felsefe geleneği nden söz edemeyişimizin nedenini hassaten burada aramak gerekir. Kendimizle kurduğumuz ilişkinin Batı üzerinden gerçekleştirildiği yenilgi/travma sonrası dönemlerde, pek çok saha yanında Osmanlı felsefesine bakışımız da köklü kırılmalara maruz kalmış; Osmanlı siyasi ve iktisadi tarihyazımı yanında özellikle bilimsel, fikrî ve felsefi tarihyazımında da Avrupamerkezci şablonlar ve önyargılar egemen olmuştur. Dahası Osmanlı bilimi, düşüncesi ve felsefesi söz konusu olduğunda klasik oryantalizmin gerileme ve çöküş retoriğinin
6 Osmanlı Felsefesi akademik ve entelektüel çevrelerdeki egemenliğinden mütevellit bir tarihsizlik/tarihsizleştirme durumuyla karşı karşıya kalınmıştır. Sömürgeciliğin haklılaştırılmasının bir zemini olarak tarihsizleştirme siyaseti, ne yazık ki, felsefeciler nezdinde de makes bulabilmiş; Osmanlı felsefesinin mahiyeti, nitelikleri ve özellikleri hakkındaki tartışmalar bir yana böyle bir felsefenin varlığı dahi, kuşkulu hâle getirilebilmiştir. Felsefe yapmanın ve felsefe eyleminin insanın en temel vasfı olduğu düşünüldüğünde, böyle bir kuşku, aslında Osmanlı felsefesinin varlığına ilişkin olmanın ötesinde doğrudan bir milletin varlığına, bu topraklarda hüküm sürmüş insanların insanlığına yönelik bir kuşku olarak belirmektedir. Barbarlık tan tiksinen günümüz insanının bundan çıkaracağı sonuç ise, yürünebilir yegâne yolun, Batı ya giden yol olduğu şeklindeki bir aymazlıktır. Modern dönemlerde Batılı filozoflar ve sosyal bilimciler eliyle üretilen ve geliştirilen Avrupamerkezci ve ırkçı paradigma, özellikle son yıllarda ciddi sorgulamalara ve eleştirilere maruz kalmaktaysa da, bunların henüz Osmanlı bilim ve felsefesine bakışı köklü bir biçimde dönüştürecek bir güce eriştiğini söylemek zordur. Zira bu noktada aşılması gereken pek çok değişken söz konusudur. Fakat yine de, özellikle son yıllarda gerek Batı da gerekse ülkemizde Osmanlı bilim ve felsefesine yönelik özel bir ilginin olduğu görülmektedir. Bugüne kadar belirgin bir biçimde siyasi ve iktisadi odaklı yürütülmekte olan Osmanlı tarih çalışmaları, diğer alanlarla birlikte Osmanlı felsefe ve bilim tarihi çalışmalarına da yönelme eğilimi içerisine girmiştir ki, bu, oldukça sevindirici bir gelişmedir. Bununla birlikte yukarıda temas edilen engelleri aşarak Osmanlı felsefe geleneğini açığa çıkarmayı, anlamayı, analiz etmeyi ve yorumlamayı amaçlayan araştırmacıları çevreleyen özel zorluklar da bulunmaktadır ki, bunlar, alana ilişkin çalışmaları hem nicelik hem de nitelik olarak etkilemektedir. Osmanlı felsefe literatürünün kahir ekseriyetinin Arapça ifade edilmiş olması, bunların neredeyse tamamına yakınının kütüphanelerde elyazması hâlinde bulunması ve benzeri durumlar, bu zorlukların başında gelmektedir. Dahası Osmanlı felsefesinin anlaşılmasının, Osmanlı öncesi İslâm felsefe geleneklerinin ve özellikle de klasik kurucu filozofların düşünce sistemlerinin anlaşılmasına bağlı olması da bu alan üzerinde çalışmayı zorlaştıran etkenler arasındadır. Osmanlı felsefesi, genel İslâm felsefesinin ayrılmaz bir parçasını oluşturmakta; konu, mesele ve ilkeler bağlamında bu felsefeyle sıkı bir irtibat içerisinde bulunmaktadır.
Önsöz 7 Dolayısıyla Osmanlı felsefesinin, kendinden önceki İslâm felsefesinden soyutlanarak incelenmesi mümkün görünmemektedir. O halde Osmanlı felsefesine nüfuz etmek, bir bütün olarak İslâm düşünce ve felsefe geleneğine muttali olmayı zorunlu hâle getirmektedir. Ayrıca yüzyıllarca Osmanlı Devleti nin hâkimiyetini sürdürdüğü büyük bir coğrafyada ortaya çıkan bir felsefe olarak Osmanlı felsefesinin zamansal ve mekânsal genişliği de, kapsamlı bir Osmanlı felsefe tarihi yazımını, şu an için güçleştirmekte ve hatta imkânsız kılmaktadır. Her şeye rağmen, süreç içerisinde bütün bu zorlukları aşmak elbette mümkündür. Burada önemli olan bu büyük ve kapsamlı felsefe geleneğinin tevarüs edilmesi noktasında yüksek bir bilince ulaşılıp kurumsal bir çabanın ortaya konulması; maddi ve manevi olarak mücehhez bir şekilde gerekli teşebbüslerin başlatılmasıdır. Bu bağlamda öncelikle atılması gereken adım, Osmanlı filozoflarının biyografik ve entelektüel haritalarının çıkarılması; bu filozoflara ait felsefi metinlerin, özellikle de en özgün ve yaratıcı tartışmaların yer aldığı şerh-hâşiye literatürünün sağlıklı bir biçimde tespit ve tasnifinin yapılması; bunların tenkitli neşirlerinin gerçekleştirilmesi ve Türkçeye kazandırılmasıdır. Kronolojik bir sıra içerisinde, Osmanlı felsefesinin ilk büyük temsilcisi olan Dâvûd-i Kayserî den (ö. 751/1350) bu felsefenin son temsilcilerinden olan Çerkeşîzâde Mehmed Tevfik Efendi ye (1319/1901) kadar on bir filozofun, biyografileriyle birlikte tamamı Arapça bazı felsefi metinlerinin Türkçe çevirilerinin yer aldığı bu çalışma, yukarıda zikredilen sebepler dolayısıyla son derece bâkir kalmış bir alana mütevazı bir katkı olarak düşünülmüştür. Tarafımızca hazırlanıp buraya dercedilen biyografik metinlerle çeviri metinlerin tamamı ilk kez bu kitapta yayımlanmıştır. Kâfiyeci (ö. 879/1474), Hasan Kâfî Akhisârî (ö. 1024/1615) ve Kâtib Çelebi nin (ö. 1067/1657) metinleri daha önce muhtelif zamanlarda farklı isimlerce Türkçeye çevirilip neşredilmişse de bunların yeniden tercüme edilmesi uygun ve gerekli görülmüştür. Böylece birkaçı hariç, bu kitabın ihtiva ettiği felsefe metinlerinin hepsi ilk defa Türkçeye kazandırılmıştır. Osmanlı felsefe geleneği içerisinde, tam manasıyla denizden bir katre mesabesinde olan bu felsefe metinleri metafizik, epistemoloji, ahlâk felsefesi, siyaset felsefesi ve mantık/mantık felsefesi gibi çeşitli alanlardan seçilmiş örnek metinlerdir. Bunların bazıları modern dönemlerde kaleme alınmış olsa da her biri muhteva
8 Osmanlı Felsefesi bakımından klasik Osmanlı felsefe geleneğini yansıtmaktadır. Dolayısıyla içerik olarak modern sayılabilecek metinler, bu çalışmanın dışında tutulmuştur. Ayrıca bu metinler arasında bir filozofun muayyen bir eserinin tam tercümesi bulunabildiği gibi sadece eserin belirli bir bölümünün çevirisi de yer alabilmektedir. Çeviriye esas alınan Arapça orijinal metinlerin pek çoğu, elyazması hâlinde bulunduğundan bunların tercümeleri esnasında farklı nüshalara müracaat edilmiş, onlarla karşılaştırmalar yapılmış ve böylece sağlıklı bir tercüme metninin oluşması noktasında hususi bir çaba gösterilmiştir. Aynı şekilde çeviriler sırasında orijinal metne sadık kalınmaya çalışılmış olmakla birlikte Türkçe ifade ve üsluba da özen gösterilmiş; anlaşılır bir dil kullanmaya gayret sarf edilmiştir. Bununla birlikte bu türden klasik metinlerin yüzyılların birikiminden gelen son derece soyut ve ayrıntılı tartışmalar içermesi, yoğun bir terim dağarcığına sahip olması ve benzeri nedenlerden dolayı metinlerde okuyucuya kapalı ve muğlak gelebilecek yönler de görülebilir. Bu da, böyle bir birikim ve gelenekle irtibatı kopmuş okuyucu için doğal karşılanmalıdır. Ancak yine de, bu türden muhtemel durumlarda ve ilave bilgi verilmesi uygun görülen kısımlarda tercüme metnin içerisinde bazı açıklamalara yer verilmiş; böylece belirli ölçüde okuyucuya yardımcı olunmaya çalışılmıştır. Tarafımızdan yapılan bütün bu ilaveler, asıl metinle karışıklık oluşturmaması için köşeli parantez içerisinde verilmiştir. Orijinal metinde geçen birtakım ifadeler ise, normal parantez içerisinde belirtilmiştir. Alanında bir ilk olan ve her düzeydeki felsefe öğrencisi yanında Osmanlı felsefesine ilgi duyan araştırmacıların ve ilim adamlarının da istifadesine sunulan böyle bir el kitabının bugüne kadar ihmal edilmiş veya yok sayılmış bu muazzam ve eşsiz birikimle karşılaşmaya yönelik küçük de olsa bir katkı sağlaması en büyük temennimdir. Ve bi llâhi t-tevfîk. Ömer Mahir Alper Üsküdar 2014
İÇİN DE Kİ LER Önsöz 5 Dâvûd-i Kayserî 17 Varlık ve Onun Hak Olduğu Hakkında 25 Nazar Ehlinin Lisanı ile Basîret Sahiplerine Tembih 30 Başka Bir Tembih 30 Alt Bölüm 33 Bazı Küllî Mertebelere ve Metafizikçi Sûfîlerin (et-tâife) Istılahlarına İşâret 35 Başka Bir Tembih 36 Birliğin ve Çokluğun Mâhiyeti Hakkında 39 Zamanın Mâhiyeti ve Hakikati Hakkında 45 Molla Fenârî 53 Hakk ın Varlığının Tasavvuru ve Sübûtuna İşaret 61 Birinci Kanıt 62 İkinci Kanıt 64 Üçüncü Kanıt 65 Dördüncü Kanıt 66 Beşinci Kanıt 68 [Şüpheler ve Cevapları] 70 İdrakin Hakikatleri, Bölümleri ve Yolları Üzerine Tembih 79 Kâfiyeci 85 Tarih İlminin İlkeleri 91 Tarih İlminin Usûlü ve Meseleleri 101 Hocazâde Muslihuddin Efendi 107 Âlemin Kıdemini Savunan Filozofların Görüşlerinin Çürütülmesi 115 Birinci Kanıt 116
10 Osmanlı Felsefesi İkinci Kanıt 126 Üçüncü Kanıt 139 Dördüncü Kanıt 144 Kemalpaşazâde 157 Yaratmanın (Ca l) Anlamının Açıklanması ve Mâhiyetin Yaratılmış (Mec ûl) Olup Olmadığının İncelenmesine Dair 169 Mümkün Bir Kadîm Varlığın Müessire Dayanmasının İmkânına Dair Bir İnceleme 199 İnsanın Varlık Yapısına Dair 211 Aklın İzahına Dair 217 Taşköprîzâde 235 Zihinsel Varlığa Dair Tartışmalarda Özün ve Hakikatin Tespiti 241 Birinci Asıl: Zihin in, Dış ın ve Nefsü l-emr in İncelenmesine Dair 242 İkinci Asıl: [İlimleri] Tahsil Etmişler Arasında Yaygın Olan ve Amaçladığımız Açıklama Noktasında Yararlı Olan Şu Öncülün İncelenmesine Dairdir: Bir Şeyin Bir Şey İçin Sübutu, Sâbit Olan Olmaksızın Kendisinde Sâbit Kılınanın [Yani O Sâbit Olan Şeyin Kendisinde Gerçekleştiği Şeyin] Sübutunun Bir Uzantısıdır 252 Üçüncü Asıl: Sonraki Dönem Muhakkiklerinin, Yüklemi Olumsuz Olan Olumlu Önerme ile Yüklemi Ma dûle Olan [Yani Yüklemi Olumsuzluk Edatıyla Birleşerek Yokluksal/Ademî Olan] Olumlu Önerme, Mefhum ve Gereken Olarak Birbirinden Ayrılır Şeklinde Kabul Ettikleri Görüşün İncelenmesi Hakkında 262 Dördüncü Asıl: Hakikî Önermenin İncelenmesine Dair 269 Risâlenin Sonu: Zihinde Hâsıl Olan Şeyin, Mâhiyetlerin Kendileri mi Yoksa Onların Gölgeleri ya da Görüntüleri mi Olduğunun Açıklamasına Dair 295 Hasan Kâfî Akhisârî 303 Âlemin Düzenini Sağlayan Sebeplerin Temelleri 309 Giriş: Âlemin Düzeninin Sebebi Hakkında 311 Birinci Temel: Padişahlığın Düzenliliğini ve Sürekliliğini Sağlayan Sebepler Hakkında 313 İkinci Temel: İstişare, İstihâre, Görüş ve Tedbir Hakkında 319 Üçüncü Temel: Harp ve Savaş Araçlarının Kullanılmasının, Askerin Yönetilmesi ve Savaşa Teşvik Edilmesinin Zorunluluğu Hakkında 322 Dördüncü Temel: Zaferin ve Allah ın Yardımının Sebepleri ile Allah Korusun Hezimeti Gerektiren Hususlar Hakkında 325 Sonuç: Barış ve Ahid Hakkında 328
İçindekiler 11 Sadreddinzâde Mehmed Emin Şirvânî 331 İşrâk Felsefesi İlmi 343 [Amelî Felsefe] 359 Ahlâk İlmi 359 Ev Yönetimi İlmi (Tedbîrü l-menzil) 363 Siyaset İlmi (İlmü s-siyâse) 365 Birlik Yönü 373 Kâtib Çelebi 405 İlmin Tarifi ve Bölümlenmesine Dair 415 Birinci Fasıl: İlmin Mâhiyeti Hakkında 415 İkinci Fasıl: İlmin Mâhiyetiyle Bağlantılı İhtilaflar ve Görüşler Hakkında 418 Üçüncü Fasıl: Müdevven İlim ile Bu İlmin Konusu, İlkeleri, Meseleleri ve Gâyesi Hakkında 419 Dördüncü Fasıl: Muteber Bölümlemelerle İlimlerin Bölümlenmesi ve İlimlerin Bölümlerinin Özet Açıklaması Hakkında 426 Yanyalı Esad Efendi 437 Özü Dolayısıyla Zorunlunun İspatına Dair 443 Zorunlunun Varlığının, Zâtının Aynı Olduğuna Dair 449 Çerkeşîzâde Mehmed Tevfik Efendi 479 [Mâhiyetlerin Yaratılmış (Mec ûl) Olup Olmadığına Dair] 485 [Akla Dair] 493 Mukaddime: İdrâkin Anlamı Hakkında 494 Birinci bölüm: İnsanın Hakikatinin Beyanı Hakkında 494 İkinci Bölüm: Akıl Hakkında 495 Üçüncü Bölüm: Duyular Hakkında 496 Sonuç 499 Kaynakça 505 Dizin 513