Peyami Safa nın Hikâyeciliği Üzerine Bir İnceleme CAN ŞEN debiyatımızda romancı olarak tanınmış, ama romancılığının yanında bir hikâyeci ve düşünür de olan Peyami Safa nın hikâyeci E yönü okurlar tarafından pek bilinmemektedir. Bunun sebebi ise büyük ihtimalle Safa nın hikâyelerinin diğer birçok eserinin olduğu gibi baskısının olmamasıdır (Şen 2006:11). Peyami Safa yazı hayatına pek çok romancı gibi hikâye yazarak başlamıştır (Ayvazğolu 1999:63-64, Ülkü 1981: 6). Safa nın ilk kitabı iki formalık bir hikâye kitabıdır: Bu Kitabı Okumayın!. Daha sonra 1913 yılında (yani 14 yaşındayken) ikinci hikâye kitabını yayımlar: Bir Mekteplinin Hatıratı / Karanlıklar Kralı (Ayvazoğlu 1999:63-64). Diğer hikâye kitaplarından bazıları şunlardır: İstanbul Hikâyeleri, Gençliğimiz (bu eser bir uzun hikâyedir), Siyah Beyaz Hikâyeler, Aşk Oyunları, Süngülerin Gölgesinde, Ateş Böcekleri (Şen 2006:11). Peyami Safa nın 103 hikâyesi Halil Açıkgöz tarafından derlenerek 1980 yılında Ötüken Neşriyat tarafından Hikâyeler başlığı ile yayımlanmıştır. Kitabın kapağında İlk defa bütün hikâyeleri bir arada ibaresi bulunsa da bu bir yayım hatasıdır. Halil Açıkgöz kitaba yazdığı Takdim yazısında kitaptaki hikâyelerin Peyami Safa nın tüm hikâyeleri olmadığını, hikâyelerin tamamının bir kitabın hacmini aşacağını belirtmiştir (Safa 1980: 8, 11). Bugün maalesef Safa nın hikâyelerinin bu baskısı da yapılmamaktadır. Peyami Safa nın hikâyeleri araştırmacılar tarafından nedense göz ardı edilmiştir. Biz çalışmamız esnasında Halil Açıkgöz ün Takdim yazısından ve Türk Edebiyatı dergisinin 92. sayısında (Haziran 1981) yayımlanan İrfan Ülkü nün Peyami Safa nın Hikâyeciliği adlı kısa değerlendirmesinden başka bir incelemeye ulaşamadık. Oysa Safa nın hikâyeciliği başka araştırmacılar tarafından da incelenmeliydi. Prof. Dr. Mehmet Kaplan bile kapsamlı bir eser olan Hikâye Tahlilleri nde Peyami Safa ya yer vermemiştir. 1 Biz bu çalışmamızda onun hi- 577 1 Son yıllarda Ali İhsan Kolcu tarafından yayımlanan değerli bir çalışma olan Öykü Sanatı adlı eserin Seçme Öyküler kısmında Safa nın Kadın Ayakları hikâyesine yer verilmiştir (Kolcu 2006: 313-314). Hikâyeciliğimizde önemli bir isim olduğunu düşündüğümüz Safa ya hiç değilse örnek olarak eserinde yer verdiği için Ali İhsan Kolcu ya teşekkür ediyoruz.
TÜRK DİLİ Peyami Safa nın Hikâyeciliği Üzerine Bir İnceleme 578 kâyelerini daha etraflıca incelemeye çalışacağız. 2 Peyami Safa nın hikâyeleri hakkında Halil Açıkgöz şunları söylemektedir: Hikâyeler, okununca anlaşılacağı üzere; Peyami Safa nın kalemi, içinde yaşadığı devirden muhtelif anekdotlar tespit etmektedir. Onda, Ömer Seyfeddin ve Ahmet Hikmet Müftüoğlu nda olduğu gibi veya manzum destan ve masallarıyla Orhan Seyfi, Ziya Gökalp te rastladığımız, tarihî malzeme yoktur. Peyami Safa, milletin geçmiş asırlarından ve muhteşem maziden ilham almaz; peşpeşe gelen harp felâketlerinin ezdiği cemiyetin anlık meseleleri üzerinde durur. Ayrıca yukarıdaki müelliflerin telkin ettiği istikbal duygusuna da rastlanmaz. (Safa 1980: 8-9) Bu açıklama Peyami Safa nın hikâyelerinde topluma ayna tutan bir gözlemci olduğunu göstermektedir. Hikâyeler dikkatlice okunduğunda bu durum açık bir şekilde görülür. Toplum Safa nın hikâyelerinde en canlı hâliyle yer almaktadır. Bu konuda Cahit Sıtkı nın yorumu ilgi çekicidir: ( ) San atla hayatın bu içli dışlılığını, birbirile bu daimi alışverişini Peyami Safa kadar anlayan ve her yeni eserini bu anlayışın daha muknî bir vesikası olarak önümüze süren bir başka Türk romancısı tanımıyorum. ( ) (Tarancı 1940: 7) Safa hikâyelerinde hayatın çeşitli yönlerine kamerasını yöneltmektedir ve olaylara bir dedektif edasıyla yaklaşmaktadır. Bunda yazarımızın polisiye hikâye ve romanlar da yazmış olmasının etkisi olabilir. 3 Romanlarındaki kadar geniş olmasa da psikolojik tahliller hikâyelerine derinlik katmaktadır. Gerilim unsurunu yüksek tutan Peyami Safa ( ) okuyucuya vermek istediği çarpıcı mesajlarını ruh, çevre ve insan tasvirlerinin ardında ustaca gizler. (Ülkü 1981: 6) Peyami Safa nın hikâyeciliğinde Maupassant ın önemli bir etkisi vardır. Mehmet Tekin, Peyami Safa nın onun üslup ve yazış tekniğini benimsediğini, hikâyelerinde ve ilk romanlarında bu etkinin belirgin bir şekilde görüldüğünü belirtir (Tekin 1999: 30-31). Peyami Safa da bu etkilenmeyi kendisiyle yapılan bir 2 Çalışmamızda Safa nın hikâyelerine kaynak olarak Halil Açıkgöz ün neşrini kullandık (Çalışmamız boyunca parantez içinde vereceğimiz sayfa numaraları bu baskındandır). Bu kitabın dışında kalan hikâyelere maalesef ulaşamadık. Bu yüzden yapacağımız yorumların ve vereceğimiz hükümlerin bu kitaptaki hikâyelerden yola çıkılarak oluşturulduğunu belirtmek istiyoruz. Ayrıca Peyami Safa nın Gençliğimiz ve Hikâyeler kitabında yer alan Bir Mekteplinin Hâtıratı-Karanlıklar Kralı gibi uzun hikâyelerini de başka bir çalışmada incelemek için bu çalışmamızın dışında bıraktık. Bu konudaki çalışmalarımız devam etmektedir. 3 Otobiyografik bir eser olan Dokuzuncu Hariciye Koğuşu nda romanın kahramanı olan çocuk akrabası yaşlı paşaya polisiye romanlar okur ve kendisi de bu romanlardan etkilenir (Safa 2000: 20-21, 27 ve 44-46). Bu, Safa nın küçüklüğünden beri bu tür eserlerin etkisi altında kaldığını göstermektedir.
Can Şen TÜRK DİLİ söyleşide şu şekilde ifade eder: Ben ilk önce romanı Fransa nın on dokuzuncu asır realistlerinden meşkettim. Teknik olarak Maupassant, bana ustası Flaubert den daha usta görünmüştü. Fakat bu benim çıraklık hatta edebî çocukluk devrelerimin kanaatidir. Güzel Dost müellifinde muasır bir tefekkürün kaliteleri noksan olduğunu sonradan fark ettim. Buna rağmen yalnız Fransa da değil, bütün Avrupa da ve Amerika da hikâye ve roman bünyesi itibariyle bu Fransız muharririne çok şey borçludur. Bunu itiraf eden pek büyük Avrupa romancılarına tesadüf ettim. 4 Maupassant tarzı hikâyelerde olay eserin temelini teşkil eder ve entrikayı oluşturan en önemli unsurlardan olan kişi kadrosu olaya uygun olacak şekilde seçilir. Bu tarz hikâyelerde mekân ve kişiler arasında güçlü bir ilişki vardır (Kolcu 2006: 65). Bu özellikler Safa nın hikâyeleri incelendiğinde kolayca görülebilir. Ayrıca Safa da Maupassant gibi konularını hayatın içinden almış ve onun gibi cemiyetin kusurlarını ortaya koymuştur. Niyazi Akı nın Maupassant ve Yakup Kadri arasındaki benzerlik hakkında söylediği şu cümlelerdeki yargıyı birkaç ufak değişiklikle Peyami Safa için de söyleyebiliriz: ( ) Maupassant ( ) materyalini hayatın içinde arar. Maupassant nasıl Fransız cemiyetinin içine girerek onun kusurlarını aradı, fertlerinde rastladığı ruh sakatlıklarını, aptallıkları, hayranlıkları büyük bir sadakatle hikâyelerine geçirdiyse, Yakup Kadri de kısmen aynı şeyi yapmıştır. Her ikisi de hayatın kusurlu ve elemli tarafına bakmışlardır. Her ikisinde de kahramanlar, zaman zaman gülünç görünseler de, daima trajik ve elemli büyük bir sahneye bağlıdırlar. (Akı 2001: 85) Burada Peyami Safa, Maupassant ve Yakup Kadri den ayrı olarak olaylara daha az trajik yaklaşmış, çarpık hâlleri mizahî bir şekilde vermiştir. Yine de gülünçlüklerin ardında bir insanlık trajedisi yatmaktadır. Safa nın birkaç hikâyesinde ise trajik durum ön plândadır. Unutmadın Değil mi? (s:61) ve Çakıllar (s. 333) hikâyelerini bu duruma örnek olarak verebiliriz. Peyami Safa nın hikâyelerini konuları bakımından dört grupta inceleyebiliriz: 1. Safa, hikâyelerinde harp felaketiyle ezilen toplumumuzun meseleleriyle ilgilenirken en çok ahlaksal çöküntüyü işlemiştir. Eşlerini aldatanlar, metres hayatı yaşayanlar, hırsızlar, dolandırıcılar, dejenereler hikâyelerinde geniş bir yere sahiptirler. Birkaç örnek vermek gerekirse Acı Şeyler Fakat Doğru da (s. 579 4 Peyami Safa Diyor ki Her Ay, nr.1, 1937 (Tekin 2003: 23).
TÜRK DİLİ Peyami Safa nın Hikayeciliği Üzerine Bir İnceleme 580 54) frengili bir hasta kız ve ağabeyi, Selma nın Üzüntüsü nde (s. 194) arkadaşının kocasıyla birlikte olan bir kadın, Evhamlı Bir Yolcu da (s. 228) trende hırsızlık yapan bir adam, Falcı da (s. 230) dolandırıcılık yapan bir falcı, Sezâcık da (s. 259) metreslik yaparak milyoner olan bir kadın, Mavi Gözlü Misafir de (s. 295) kocasının arkadaşıyla birlikte olan ve bunun aldatma olmadığını düşünen bir kadın, Yankesici de (s. 349) bir yankesicinin trajedisi, Hüseyin Bey in Köpeği nde (s. 381) karısının kendisini aldattığını köpeği sayesinde öğrenen bir adam anlatılır. 2. Safa nın hikâyelerinde konu olarak ahlakî çöküntüden sonra en çok işlenen konu aşk ve kadın-erkek ilişkileridir. Bu hikâyelere örnek olarak Kör Aşk (s. 65), Dört Koca (s. 87), Pırlanta İğne (s. 95), İlk Çarşaf (s. 192), Olağan Şeyler (s. 226), İlk Rüya (s. 238), Ölen Sevgili (s. 298) ve Erguvanlar (s. 315) verilebilir. 3. Bu grupta millî duyarlılığı işleyen hikâyeleri değerlendirebiliriz. Bunların sayısı azdır. Unutmadın Değil mi? de (s. 61) yeni evlenen ve askere alınan kocasından haber alamayan bir kadının, kocasının şehit olduğunu zannedip uzun bir süre sonra bir başkasıyla evlenmeyi düşünürken kocasının savaşta iki gözünü kaybetmiş olarak dönmesiyle oluşan trajik durum, Hınç ta (s: 160) kocası Yunanlılar tarafından şehit edilen bir kadının hıncı, Anadolu da Bir Gece de (s: 328) yiğit bir delikanlı, Çakıllar da (s: 333) şehit aileleri konu olarak işlenmiştir. 4. Bu üç grubun dışında kalan hikâyeler hayatın farklı yönlerini ele alan hikâyelerdir. Bunlar da fazla değildir. Örnek olarak Nasıl Tecennün Ettiler? (s. 213), Maaş Cüzdanı (s. 253) ve Sokakta Kalan Şair (s. 405) hikâyelerini verebiliriz. Peyami Safa hikâyelerinde mekân olarak İstanbul u seçmiştir. Sadece iki hikâyesinin mekânı İstanbul dışıdır: Beyrut un Leylâ sı (s. 79) Beyrut ta ve Anadolu da Bir Gece (s. 328) Ilgaz Dağları nda geçer. Safa hikâyelerinde klâsik hikâye üslûbunu benimsemiştir. Birkaç hikâyesi anlatım şekli açısından diğerlerinden farklıdır. Kuvvetli Bir Mantık (s: 270) ve Bir İhanet Hikâyesi Daha (s. 272) adlı hikâyelerinde Ahmet Mithat Efendi nin anlatım stiline yaklaşır, onun gibi okuyucuyla konuşur. Tavşan (s. 313) ve Cevap (s. 336) hikâyelerini ise mektup şeklinde yazmıştır. Mehmet Tekin, Safa nın 1914-1918 tarihleri arasında yazdığı hikâyelerin entrika ağırlıklı ve vasatı aşmayan hikâyeler olduğunu belirtir. 1918 den sonra yazdığı hikâyelerde özgünlüğünü bulduğunu ifade eder (Tekin 1999: 17-18).
Can Şen TÜRK DİLİ Peyami Safa nın hikâyeleri ilk yayımlandıkları yıllarda çok beğenilmiştir. Kendisi bu hususta şunları söylemektedir: ( ) On dokuz yaşımda kardeşimin teşvikile muallimlik ve memuriyet hayatından matbuata geçerek Yirminci Asır adlı bir akşam gazetesi çıkarmaya başladık. Orada Asrın Hikâyeleri başlığı altında, ilk otuz tanesi imzasız ve tamamile halk için gazete hikâyeleri yazmaya başladım. Bu hikâyeler o zaman halk arasında, beni hâlâ hayrete düşüren bir muvaffakiyet kazandı. O zamanın genç edebiyatı beni hararetle teşvik ediyor, hikâyelerime imza atmamı istiyordu. Yakup Kadri Bize bir üslûp getirdin diyor[du]. ( ) (Tarancı 1940: 3-4) Peyami Safa nın hikâyeleri gerek kişiler, gerek tasvirler, gerek olaylar açısından romanlarının birer prototipi görünümündedir. Hikâyeleri ve romanları arasında pek çok benzerlik bulmak mümkündür. Mesela hikâyelerinde geniş olarak yer alan dejenereler Sözde Kızlar, Mahşer, Şimşek, Biz İnsanlar gibi romanlarında gelişmiş olarak yer almaktadırlar. Bu yüzden Safa nın romanları üzerinde inceleme yapmadan önce hikâyelerinin mutlaka okunması gerektiği düşüncesindeyiz. Çalışmamızın sonunda Türk hikâyeciliğinde önemli bir yeri olduğunu düşündüğümüz Safa nın bütün hikâyelerinin toplanıp yayımlanmasını temenni ediyoruz. 581 Kaynakça: Ayvazoğlu, Beşir (1999), Peyami, İstanbul: Ötüken Neşriyat. Akı, Niyazi (2001), Yakup Kadri Karaosmanoğlu, İstanbul: İletişim yayınları. Kolcu, Ali İhsan (2006), Öykü Sanatı, Erzurum: Salkımsöğüt Yayınevi. Safa, Peyami (1980), Hikâyeler (hzl: Halil Açıkgöz), İstanbul: Ötüken Neşriyat. (2000), Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, İstanbul: Ötüken Neşriyat. Şen, Can (2006), Peyami Safa Külliyatı Üzerine, Edebiyat Otağı, 9: 11-12. Tarancı, Cahit Sıtkı (1940), Peyami Safa: Hayatı ve Eserleri, İstanbul: Semih Lüfi Kitabevi. Tekin, Mehmet (1999), Romancı Yönüyle Peyami Safa, İstanbul: Ötüken Neşriyat. - (2003), Peyami Safa ile Söyleşiler, Konya: Çizgi Kitabevi. Ülkü, İrfan (1981), Peyami Safa nın Hikâyeciliği, Türk Edebiyatı, 92: 6.