1 Şubat 2008 Türkiye de Süt Keçiliğinde Son Yıllardaki Gelişmeler Prof. Dr. Türker SAVAŞ Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Keçi evcilleştirilen en eski çiftlik hayvanıdır. İnsanlığın tarım toplumuna geçişi ile birlikte başlayan keçi-insan birlikteliği bugüne değin süregelmiştir. Son yüzyıl içerisinde Batı toplumlarında sanayileşmeyle birlikte entansif yetiştiriciliğe daha uygun olduğu düşünülen sığır ön plana çıkmış, küçükbaş hayvan sayısında belirgin bir düşüş yaşanmıştır. Yüzyılın başlarında Avrupa da 21 milyon baş civarında keçi bulunurken 21. Yüzyıla girerken bu sayı 13 milyon baş civarına düşmüştür (Boyazoglu ve ark., 2005). Türkiye de ise 1980 den bu yana keçi varlığı 19 milyon baştan 7 milyon başa gerilemiştir (Kaymakçı ve ark., 2000; Kaymakçı ve ark., 2005). Ancak son yıllarda keçicilik sektörüne ciddi bir yönelmenin olduğu bildirilmektedir. Dünya keçi varlığında gözlenen yükselmenin yanı sıra, keçi ürünleri piyasasında da artış olduğu ifade edilmektedir (Haeinlein, 2001; Morand-Fehr ve ark., 2004; Boyazoglu ve ark., 2005). Keçicilikte popülarite artışı çeşitli olgulardan köken almaktadır. Keçiciliğin birçok ülkede ciddi bir ekonomik öneminin olduğu bilinmektedir. Bunun yanı sıra çevreye uyum yeteneğinin yüksekliği, özellikle diğer türlerin yetiştirilemeyeceği yetersiz koşullarda keçiyi üstün kılmaktadır. Keçi ürünlerinin organik anlamdaki popülaritesi diğer bir neden olarak sayılabilir. Ayrıca AB de inek sütüne konulan kota keçi yetiştiriciliğini desteklemiştir (Haenlein, 2001; Dubeuf ve ark., 2004; Morand-Fehr ve ark., 2004; Boyazoglu ve ark., 2005). Buna karşın dünya süt üretimin ancak %2-2,5 i keçilerden elde edilmektedir (Morand-Fehr ve ark., 2004). Ayrıca keçi ürünlerinin henüz büyük bir kısmı da genellikle yerel piyasalarda tüketilmektedir. Bu makalede keçiciliğin son yıllarda Türkiye de geçirdiği yapısal değişim anlatılmaya çalışılacaktır. Bunun yanı sıra benim de içerisinde bulunduğum Çanakkale Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümündeki ekibin son yıllarda keçi konusundaki çalışmaları anlatılacaktır. Ayrıca keçiciliğin güçlü ve zayıf yanlarına parmak basılarak geliştirilebilme koşulları ve sorunları tartışılacaktır.
Türkiye de Süt Keçisi Yetiştiriciliğinin Gelişimi Yıllar itibarıyla Türkiye keçi populasyonundaki çeşitli nedenlerle oluşan küçülmeye karşın, birçok bölgemiz için değişmeyen durum kıl keçi genotipinin populasyonu içerisindeki ağırlığıdır. Türkiye'de tüm bölgelerde yetiştirilen kıl keçileri, özellikle orman kenarı ve dağ köylerindeki ekonomik düzeyi düşük tarım işletmelerinin başlıca gıda ve gelir kaynağıdır. Keçi populasyonunun az bir kısmı ise Malta, Kilis, Saanen gibi sütçü ırklar ve melezlerinden meydana gelmektedir (Anonim, 2000). Kıl keçilerinde yürütülecek bir seleksiyon programıyla elde edilecek genetik ilerleme ve bunun sonucu süt verim düzeyindeki iyileşme sınırlıdır (Güney ve Darcan, 2001). Ülkemizde kıl keçilerinin ıslahı amacıyla yürütülen melezleme çalışmaları incelendiğinde Dünya da süt verimi en yüksek ırk olarak tanınan Saanen genotipinin ağırlıklı olarak yararlanılan materyal olduğu görülmektedir. 1960 lı yıllarda yürütülen öncü niteliğindeki çalışmalarda Ege Üniversitesi Zootekni Kürsüsünde oluşturulan kıl keçisi sürüsü Malta ve Saanen tekelere verilmiştir. Sonrasında, Tarım Bakanlığı ile de işbirliği yapılarak, melezleme uygulaması sahaya yaygınlaştırılmaya çalışılmıştır. Muğla, Aydın ve Çanakkale de yapılan saha çalışmaları, kimi aksaklıklar nedeniyle, özellikle süt veriminde beklenen iyileşmeyi sağlamamıştır (Şengonca ve ark., 1998). Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesinde yürütülen ve kıl keçilerinin baz ırk olarak ele alındığı çeşitli çalışmalarda da Saanen ve Beyaz Alman genotipleri kullanılmıştır. Bu melezlemelerde tatminkar düzeyde verim artışı sağlanmasına karşın, adaptasyon, hastalıklara direnç ve merada yürüme gibi konularda değişik sorunlarla karşılaşılmıştır (Güney ve Darcan, 2001). Çanakkale ilinde kıl keçisi ıslahı için yapılan çalışmalar 1970 li yılların ikinci yarısına dayanmaktadır. Bu çalışmalarda yörenin belli noktalarında Saanen teke depoları oluşturulmuş, ancak başlangıçta büyük ilgi gören proje çeşitli olumsuzluklar neticesinde sürdürülememiştir (Şengonca, 2001). Bu çalışmalardan bağımsız olarak, o dönemde Tarım Lisesi olarak faaliyet gösteren Üvecik işletmesinde 1979 da Ege Üniversitesinden sağlanan iki adet SaanenXKıl keçisi melezi teke ile bir çalışma başlatılmıştır. Daha sonraki yıllarda işletmeye Çukurova Üniversitesinden de hayvan materyali getirilmiştir. 1982 de Dünya Kiliseler Birliği tarafından Tarım Bakanlığına hibe edilen saf bir Saanen populasyonu da sözkonusu işletmeye getirilmiştir. Bu tarihten sonra, işletmede mevcut sürüde de ithal edilen populasyondan elde
edilen tekeler kullanılmıştır. Üvecik işletmesi günümüze değin yörede Saanen kanının yaygınlaşmasında önemli bir rol oynamıştır. Bunda yetiştiricilerin sozkonusu genotipe olan yoğun ilgisinin de önemli payı vardır. Üvecik işletmesi damızlık anlamında yöre yetiştiricisine önemli katkılarda bulunmuşsa da damızlık yetiştiriciliğinin yaygınlaşması anlamında programlı bir çalışma modelinin oluşturulamaması nedeniyle istenilen düzeyde hayata geçmemiştir. Ülke genelinde olduğu gibi (Güney ve Darcan, 2001) yörede de damızlığa olan talebin yüksekliği sorunun en büyük örneklerinden biridir. Üvecik işletmesi 1995 yılında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesine devredilmiştir. Özellikle Ülkenin batısında, birim başa verimlerin yükselmesi ve keçi sütünün iyi fiyata alıcı buluyor olması neticesinde, süt keçisi yetiştiriciliği yarı entansif bir sistem karakteri kazanmaya başlamıştır. Bu durumun oluşmasında sektöre farklı sektörlerden ilginin yoğunlaşmasının da etkisi bulunmaktadır. Son yıllarda, bu güne değin geçimini ve sermayesini tarım dışından elde etmiş olan bir kısım müteşebbis süt keçiciliğine yatırıma yönelmiştir. Günümüzde, modern karakter kazanan süt keçisi işletmelerinin meraya bağımlılıkları azalmıştır. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Keçicilik Çalışmaları Çanakkale ilinin toplam arazi varlığının %53,98 i orman ve fundalık, %5,06 sıda çayır ve mera arazilerinden oluşmaktadır. İlde keçi yetiştiriciliği, gerek sosyo-ekonomik koşullar gerekse ürünlerine olan istem nedeniyle önemli bir geçim kaynağıdır. İlde kurulan Damızlık Koyun-Keçi Yetiştiricileri Birliği nin de girişimleri ile Çanakkale de son yıllarda Saanen melezlerinin oranında hızlı bir artış görülmüştür. Çanakkale nin keçi yetiştiriciliğine ilişkin teknik ve ekonomik durumu, Koyuncu ve ark. (2005ab) ile Koyuncu ve ark. (2006) tarafından etraflıca araştırılmıştır. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü 2001 yılında, 25 yıllık bir çalışma sonucunda oluşturulan Üvecik genotipinin sistemli bir şekilde yaygınlaşması ve daha da iyileştirilmesi için çalışmalara başlamış, keçi konusunda sahaya dönük çalışma konularını hedefine koymuştur. Bu arada 2005 yılında yapılan süt keçisi yetiştiriciliği kongresinde Saanen ıslah hedefine bağlı kalınmak koşuluyla yörede kıl ve malta keçileri ile çevirme melezlemesi sonucu oluşan ve yüksek Saanen kanı taşıyan genotipe Türk Saanen adının verilmesi kararlaştırılmıştır (Güney ve ark, 2005). Yerel ırkların kültür
ırklarıyla çevirme melezlemesi sonucu oluşturulan populasyonların Dünya da bu şekilde adlandırılmaları genel bir uygulamadır. ÇOMÜ Zootekni Bölümü İlde ve Türkiye genelinde önemli bir sorun olan oğlak büyütme konusuyla çalışmalara başlamıştır. Türk Saanen keçisinde büyüme ve gelişmenin tanımlanması, yanı sıra besleme tabanlı olarak probiyotik uygulamalarının büyümeye etkisi ile çebiç dönemi besleme uygulamalarının gelişmeye ve üremeye etkileri bu alandaki çalışma konularını oluşturmuştur. Bu çalışmaları eş zamanlı olarak sağlık korumaya yönelik araştırmalar izlemiştir. Bu araştırmaların özünü keçi sağlığının klasik parametrelerle izlenip izlenemeyeceği sorusu oluşturmuştur. Diğer bir sağlık sorunu, yine özellikle oğlaklarda koksidiyoz hastalığı olup, bu parazitin yetiştirme ve büyütme koşulları ile ilişkileri çalışma alanlarımızdan birisini oluşturmaktadır. Üreme biyolojisi konusunda ise ekibimiz doğum, doğum ağırlığı ve neonatal oğlak davranışlarına odaklanmıştır. Aşım dönemi besleme uygulamaları ile aşım davranışları, gebelik dönemi besleme koşulları ve etkileri üreme konusunda yoğunlaşılan diğer çalışma alanlarını oluşturmaktadır. Keçilerde temel davranış çalışmaları ile bunlardan uygulamaya yönelik sonuçların çıkartılması ise ekibimizin diğer önemli çalışmaları arasındadır. Türk Saaneninde kan tazelemeye yönelik olarak gerçekleştirilen suni tohumlama projesindeki ortaklık görevi, Bölümümüzün bu konudaki gurur kaynaklarından birisi durumundadır. Kanada dan ithal edilen dondurulmuş sperma ile hem Üniversitemiz sürüsünde hem de Birlik üyesi yetiştiricilerde gerçekleştirilen bu projeye Çanakkale İl Tarım Müdürlüğü önderlik etmiş, finansmanı ise Çanakkale İl Özel İdaresince sağlanmıştır. Tamamen uygulamaya dönük bu proje kapsamında, Çanakkale Ziraat Odası ve elbette ki Çanakkale Damızlık Koyuın- Keçi Yetiştiricileri Birliği projeye ortak kurumlar olarak çaba sarfetmişlerdir. Yukarıda sayılan çalışma alanlarında üretilen bilgiler mevcut literatür ile desteklenerek Birlik aracılığıyla yapılan toplantılarda yetiştiricilerimize sunulmaktadır. Bizimle birlikte ilgili kurumlarında gösterdiği bütün bu çabalar Çanakkale de keçi yetiştiriciliğinin çehresini değiştirmiştir. Çanakkale Türk Saanen keçisinin damızlık merkezi haline gelmiştir. Artık Çanakkale den Türkiye nin dört bir tarafına damızlık Türk Saanen keçisi satılmaktadır. Keçiciliğin Türkiye Açısından Önemi Dellal ve Dellal (2005) Ülkemizde yaklaşık 500.000 keçicilik işletmesi olduğunu ve keçi yetiştiriciliğinin 3.000.000 kişinin gelirine katkı yaptığını ifade etmektedirler. Bu faaliyetin
belli bölgelerde yoğunlaşması özellikle yerel ekonomi açısından keçiciliği vazgeçilmez bir üretim sektörü haline getirmiştir. Diğer yandan keçinin orman zararlısı olduğu gerekçesine dayanılarak, keçi yetiştiricisi orman köylüleri için alternatif yetiştiricilik projelerinin geliştirilmesi ancak bunların başarısının kısıtlı olması (Babayiğit ve Keskin, 2005) keçinin yalnızca ekonomik olarak değil sosyal olarak da önemli bir araç konumunda olduğunu göstermektedir. Türk insanı keçiyi tanımaktadır. Birçok yörede keçi peyniri vazgeçilmez bir damak zevkidir. Yine bazı bölgelerde yalnızca mevsimsel olarak oğlak eti öne çıkarken diğer bazı bölgelerde keçi eti diğer etlere tercih edilmektedir. Farklı bölgelerde farklı yetiştiricilik sistemleri keçinin yalnızca ekonomik kökenli değil aynı zamanda sosyal yaşamın önemli bir öğesi olduğunu ortaya koymaktadır. Keçi Anadolu Kültürüne damgasını vurmuş bir çiftlik hayvanıdır (Çıkın ve Kaymakçı, 2005). Akademik anlamda Türkiye nin keçi yetiştiriciliği konusunda çok uzun yıllara dayanan bir tecrübesi bulunmaktadır. Bu konuda emek vermiş ve vermekte olan bilim insanlarımız belki de birçok ülkede bulunmayan bir bilgi birikimini sağlamışlardır. Keçinin Olumsuz İmajı Geçtiğimiz Yüzyıl boyunca keçi yetiştiriciliğinin diğer türlerin yetiştiriciliği (özellikle sığır yetiştiriciliği) karşısında gerilemesine neden olan etmenlerin bir kısmının tüm Dünya için ortak olduğu görülmektedir. Bunların en başında, bu hayvanların otlama davranışları nedeniyle ve haksız bir şekilde, orman düşmanı ilan edilmeleri gelmektedir. Keçinin orman düşmanlığı na ilişkin savlar ve karşı savlar 26-27 Mayıs 2005 tarihlerinde Ege Üniversitesinde gerçekleştirilen Süt Keçisi Ulusal Kongresi nde etraflıca tartışılmıştır (Babayiğit ve Keskin, 2005; Gökçe, 2005; Tolunay ve ark.,2005; Kahveci, 2005). Dünya da ise keçi yetiştiriciliğinden orman ve kırsal amenajman anlamında yararlanma olanakları araştırılmaktadır (Rahmann, 2000). Genellikle keçi yetiştiriciliğini desteklemek için kullanılan keçi fakir adamın ineğidir sloganının keçinin imajını olumsuz olarak da etkileyebileceği düşünülmemiştir. Gerçekten de Dünya da (ve bizde de bazı kesimler hatta tarım alanında çalışan bilim insanları dahi) keçi yetiştiriciliğini geri kalmışlık ve fakirlik ile özdeşleştiren söylemler bulunmaktadır (Boyazoglu ve ark., 2005). Ancak Dünya da geçtiğimiz Yüzyılın ikinci yarısı sosyoekonomik uygulamaları göstermiştir ki gelişmişlik neredeyse tüm sektörlerin birlikteliği ile mümkün
olabilmektedir. Fransa gibi ülkelerdeki keçi üretiminin gelişmişliği ise geri kalmışlık ile keçiciliğin doğrudan ilişkilendirilemeyeceğini kanıtlamaktadır. Keçi etinin insana dokunabileceği savı da bu türün yetiştiriciliğinin gerilemesinde diğer bir nedendir. Süt ve süt ürünlerinde ise keçinin kendine özgü kesif kokusu bu üretim dalının diğer bir olumsuz yönüdür (Uysal-Pala ve ark., 2006). Ürünlerinin imajını zedeleyen bu tür olumsuzlukların bir kısmı bilimsel değildir, diğer bir kısmı ise daha iyi yetiştiricilik ve gıda teknolojisi yöntemleri ile giderilebilir niteliktedir. Sonuç ve Öneriler Araştırmalar keçinin, biyolojik olarak sığır ve koyundan oldukça farklı olduğunu ortaya koymuştur (Haenlein, 2001). Dolayısıyla keçi, hayvan tarımı içerisinde önemli bir alternatiftir. Ürünlerinin yerel pazarlara hitap etmesine neden olan yerel ürünlerinin varlığı avantaj olarak kullanılabilir. Niş ürün, özellikle organik ve sağlık anlamındaki olumlu sloganlarla birleştirildiğinde yaygın pazarlara sunulabilme potansiyeli yüksektir. Nitekim bu sloganlar ile keçi ürünleri birçok gelişmiş ülkede yaygın pazarlarda kendine yer edinmeye başlamıştır. Hatta keçi ürünlerinin bazı ülkeler için önemli bir ihracat ürünü haline gelmiş olması diğer bazı ülkelerde bu ürünler bakımından açık olduğunu göstermektedir. Türkiye de son yıllarda keçi yetiştiriciliğinde yapısal bir değişim olduğu daha önce ifade edilmiştir. Bu değişim genelde memnuniyet verici olmakla birlikte dikkatle yaklaşılması gereken bazı noktalara bulunmaktadır. Popülarite nedeniyle kökeninde çiftçilik olmayan bir kısım sermaye sahibi, kanımca abartılı umutlarla süt keçiciliğine yatırım yapmaktadır. Hayvancılığa çiftçilerimiz gibi yaklaşmayan ve şirket anlayışıyla hareket eden bu yatırımcıların büyük bir kısmının tasfiye olacağını düşünmek için nedenler bulunmaktadır. Bu dönem içerisinde, keçi sütündeki yapay artış dolayısıyla fiyat düşüşü, keçicilikten başka alternatifi olmayan insanlarımız için ciddi bir sorun teşkil edebilir. Bu durum sektör için istikrarsızlık anlamına gelmektedir. Tarım dışı sermaye sahiplerinin keçiciliğe yaptıkları yatırım gerekçesine benzer nedenlerle ve koyunculuğun içerisinde bulunduğu önemli sorunlar bazı koyun yetiştiricilerimizin süt keçisi yetiştiriciliğine yönelmelerine neden olmuştur. Hem süt keçiciliği sektörünün istikrarı hem de genel olarak küçükbaş hayvancılığımızın ve bağımlı gıda sektörümüzün istikrarı için koyunculuğun gerilemesine fırsat verilmemelidir. Hatta süt koyunculuğunu teşvik edecek acil önlemler alınmalıdır.
Üretim sistemi değişikliği keçi yetiştiriciliği içerinde yüksek verimli genotiplerin kullanımını desteklemiştir. Bu durum bir yandan arzulanan bir gelişme olmasına karşın diğer yandan da yerel keçi genotipi populasyonunun küçülmesine, hatta orta vadede tamamen yok olmasına neden olabilir. Halbuki farklı koşullarda üretim yapan keçicilik yetiştirme sistemlerinin farklı genotiplere gereksinimi vardır. Bunların ötesinde söz konusu verimsiz yerel genotiplerin verimli ırklar karşısında üstün olabilecek özellikleri de olabilir. Dolayısıyla yerel ırkların korunması için üstün olabilecekleri sistemlerin acilen ortaya konulabilmesi için araştırmalara gereksinim bulunmaktadır. Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde birliklerin yapılanmasına ilişkin ayrıntılı ve eleştirel bir analiz Kaymakçı ve ark. (2005) tarafından yapılmıştır. Ancak bu makalede vurgulanması gereken önemli bir nokta bulunmaktadır. Yetiştirme sistemleri ve koşulları, gereksinimleri, ürün yelpazesi ve hatta hitap edilen tüketici kesimi bakımından dahi farklılıklar bulunan koyun ve keçiyi, Tarım Bakanlığının bir tasarrufu ile aynı çatı altında olmaya zorlamak ağır sorunlara neden olacaktır. Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde iddialı olmayan ülkelerde dahi bu tip bir uygulamaya rastlanmamaktadır. Örneğin Çanakkale Koyun-Keçi Yetiştiricileri Birliği ni mevcut koşullar Türk Saanen üzerine yoğunlaşmaya zorlamıştır. Bu durum süt keçiciliğinin gelişmesi açısından önemli iken İldeki koyun yetiştiricileri konudan memnun değillerdir. Birliğin kaynak ve personel gücü her iki türde de, hatta bir türde farklı yetiştirme sistemlerinde dahi etkin bir biçimde çalışmaya müsait değildir. Türkiye küçükbaş hayvancılık sektörü birçok ülke ile rekabet edebilecek durumdadır. Ancak devlet süt sığırcılığında olduğu gibi sektörü etkin bir biçimde desteklemelidir. Özellikle birliklere verilecek başlangıç desteği süt sığırcılığına yapılan destekten de daha yoğun olmak zorundadır. Aksi takdirde son yıllarda özellikle Akdeniz ülkelerinin küçükbaş hayvancılığında görülen hareketlenmeye Türkiye yetişemeyecektir. Kaynaklar Anonymous, 1995. FAO Production Yearbook. Vol: 48, Rome. Babayiğit, İ., M. Keskin, 2005. Keçi Orman İlişkileri ve Geleceği. Süt Keçiciliği Ulusal Kongresi, 26-27 Mayıs, İzmir. Boyazoglu, J., I. Hatziminaoglou, P. Morand-Fehr, 2005. The Role of the Goat in Society: Past, Present and Perspectives fort he Future. Small Ruminant Research 60: 13-23. Çıkın, A., M. Kaymakçı, 2005. Anadolu Kültüründe Keçi Deseni. Süt Keçiciliği Ulusal Kongresi, 26-27 Mayıs, İzmir.
Dellal, İ., G. Dellal, 2005. Türkiye Keçi Yetiştiriciliğinin Ekonomisi. Süt Keçiciliği Ulusal Kongresi, 26-27 Mayıs, İzmir. Dubeuf, J. P., P. Morand-Fehr, R. Rubino, 2004. Situation, Changes and Future of Goat Industry Around the World. Small Ruminant Research 51: 165-173. Gökçe, O., 2005. Türkiye de Keçi-Orman İlişkilerinin Uyumlulaştırılması Üzerine bir Tez. Süt Keçiciliği Ulusal Kongresi, 26-27 Mayıs, İzmir. Güney, O., Darcan, N., 2001. Süt Keçiciliğinde İleri Tekniklerin Uygulanabilirliği İçin Gerekli Koşullar. Çanakkale de Keçi Yetiştiriciliği Paneli.12 Haziran, Çanakkale. Güney, O., M. Kaymakçı, O. Karaca, T. Savaş, 2005. Türkiye de Süt Keçisi Islahının geleceği Üzerine Kimi Öneriler. Süt Keçiciliği Ulusal Kongresi, 26-27 Mayıs, İzmir. Haeinlein, G. F. W., 2001. Past, Present, and Future Perspectives of Small Ruminant Dairy Research. J. Dairy Sci. 84: 2097-2115. Kahveci, G., 2005. Tarihten Günümüze Kıl Keçisinin Orman Kayakları Üzerindeki Etkisi ve Orman-Kıl Keçisi İlişkileri. Süt Keçiciliği Ulusal Kongresi, 26-27 Mayıs, İzmir. Kaymakçı, M., A. Eliçin, F. Işın, T. Taşkın, O. Karaca, E. Tuncel, M. Ertuğrul, M. Özder, O. Güney, O. Gürsoy, O. Torun, T. Altın, H. Emsen, S. Seymen, H.Geren, A. Odabaşı, R. Sönmez, 2005. Türkiye Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliği Üzerine Teknik Ve Ekonomik Yaklaşımlar. VI. Türkiye Ziraat Mühendisliği Teknik Kongresi, Ankara. Kaymakçı, M., A.Eliçin, E.Tuncel, E.Pekel, O.Karaca, F.Işın, T.Taşkın, Y. Aşkın, H.Emsen, M.Özder, E. Selçuk, R.Sönmez, 2000. Türkiye'de Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliği. V. Türkiye Ziraat Mühendisliği Teknik Kongresi, Ankara. Kaymakçı, M., T. Taşkın, S. Seymen, 2005. Süt Keçisi Yetiştiriciliğinde Damızlık Koyuın- Keçi Yetiştiricileri Birliğinin İşlevleri. Süt Keçiciliği Ulusal Kongresi, 26-27 Mayıs, İzmir. Koyuncu, E., A. Pala, T. Savaş, A. Konyalı, C. Ataşoğlu, G. Daş, İ. E. Ersoy, F. Uğur, İ. Y. Yurtman, H. H. Yurt, 2006. Çanakkale Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Üyesi Keçicilik İşletmelerinde Teknik Sorunların Belirlenmesi Üzerine bir Araştırma. Hayvansal Üretim 47: 21-27. Koyuncu, M., Ş. Kara Uzun, E. Tunçel, 2005a. Güney Marmara Bölgesi Keçicilik İşletmelerinin Genel Durumu ve Verim Özelliklerinin Belirlenmesi Üzerine Araştırmalar. I. Keçicilik İşletmelerinin Genel Durumu. Tarım Bilimleri Dergisi 11: 373-378. Koyuncu, M., Ş. Kara Uzun, E. Tunçel, 2005b. Güney Marmara Bölgesi Keçicilik İşletmelerinin Genel Durumu ve Verim Özelliklerinin Belirlenmesi Üzerine
Araştırmalar. II. İşletmelerin Üretim Potansiyeli ve Sorunları. Tarım Bilimleri Dergisi 12: 29-36. Morand-Fehr, P., J. P., Boutomet, C. Devendra, J. P. Dubeuf, G. F. W. Haeinlein, P Holst, L. Mowlem, J. Capote, 2004. Strategy for Goat Farming in the 21st Century. Small Ruminant Research 51: 175-183. Rahmann, G., 2000. Biotoppflege als neue Funktion und Leistung der Tierhaltung: dargestellt am Beispiel der Entbuschung von Kalkmagerrasen durch Ziegenbeweidung. Hamburg: Kovac, p XVIII, 384, Agraria : Studien zur Agrarökologie 28, ISBN 3-8300-0109-6. Şengonca, M., 2001. Türkiye de Kıl Keçisi Islah Çalışmaları. Çanakkale de Keçi Yetiştiriciliği Paneli.12 Haziran, Çanakkale. Şengonca, M., Kaymakçı, M., Kızılay, E., Taşkın, T., 1998. Türkiye de Kıl Keçi Islahı İçin Çok Amaçlı Bir Proje Modeli. II. Ulusal Zootekni Bilim Kongresi. 22-25 Eylül, Bursa, 320-328. Tolunay, A., M. Korkmaz, H. Alkan, 2005. Batı Anadolu Bölgesi nde Silvopastoral Sistemleri ve Kıl Keçisi Otlatmacılığındaki Yeri ve Önemi. Süt Keçiciliği Ulusal Kongresi, 26-27 Mayıs, İzmir. Uysal-Pala, C., Y. Karagul-Yuceer, A. Pala, T. Savas, 2006. Sensory Properties of Drinkable Yogurt Made From Milk of Different Goat Breeds. Journal of Sensory Studies 21: 520-533.