JOSÉ MAURO DE VASCONCELOS YABAN MUZU

Benzer belgeler
MATBAACILIK OYUNCAĞI

küçük İskender THE GOD JR

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Şiir BEZ BEBEKLE KUKLASI. 2. basım. Resimleyen: Burcu Yılmaz

WOLFGANG BORCHERT Fener, Gece ve Yıldızlar. ve Ölümünden Sonra Yayımlananlar

Cem Akaş BUMBA İLE BİBU. Resimleyen: Reha Barış

ALESSANDRO BARICCO SMITH & WESSON

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Öykü ORMANDAKİ DEV. 4. basım. Resimleyen: Reha Barış

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Betül Tarıman. Öykü GÖKYÜZÜ PRENSİ PO İLE KÜÇÜK KIZ. 2. basım. Resimleyen: Uğur Altun

JOSÉ MAURO DE VASCONCELOS KAYIĞIM ROSINHA

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Öykü KURABİYE EV. Resimleyen: Burcu Yılmaz

DESTANLAR VE MASALLAR. Samed Behrengi KÜÇÜK KARA BALIK. Masal. Çeviren: Haşim Hüsrevşahi resimleyen: Mehmet Sönmez

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Bilmece ŞİPŞAK BİLMECELER DEYİM VE ATASÖZLERİ. 2. basım. Resimleyen: Ferit Avcı

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Çetin Öner. Roman GÜLİBİK. Çeviren: Aslı Özer. 26. basım. Resimleyen: Orhan Peker

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Tanşıl Kılıç. Roman ŞEKERLİ SİNEK. 12. basım. Resimleyen: Vaqar Aqaei

JOSÉ MAURO DE VASCONCELOS ŞEKER PORTAKALI. minikitap 6

ECE TEMELKURAN İÇ KİTABI

Tanşıl Kılıç ŞEKERLİ SİNEK. Resimleyen: Vaghar Aghaei

Bilgin Adalı HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK

ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR HÂLÂ HARİKA

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Koray Avcı Çakman. Öykü FLAMİNGO GÜNLÜĞÜ. 1. basım. Resimleyen: Reha Barış

Delal Arya HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mert Tugen YEDİ DENİZLERDE 2. 2 Basım İSKELET SAHİLİ NDEKİ SIR

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut GÜNAYDIN! GÜNAYDIN! Resimleyen: Burcu Yılmaz

YUSUF ATILGAN BÜTÜN ÖYKÜLERİ

MAVİ KUŞU GÖREN VAR MI?

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

JOSÉ MAURO DE VASCONCELOS KIRMIZI PAPAĞAN

JOSÉ MAURO DE VASCONCELOS ŞEKER PORTAKALI

JOSÉ MAURO DE VASCONCELOS GÜNEŞİ UYANDIRALIM

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Öykü ASLAN KRAL KORK. Resimleyen: Sedat Girgin

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Cihan Demirci. Şiir ŞİİR KÜÇÜĞÜN. 2. basım. Resimleyen: Cihan Demirci

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Can Göknil. Öykü ORMANDAKİ ARKADAŞ

ÇAĞDAŞ DÜNYA EDEBİYATI. Goscinny / Sempé. Öykü PITIRCIK KÜÇÜK PITIRCIK. Çeviren: Vivet Kanetti. 29. basım

BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI

SİNE ERGÜN BAŞTANKARA

ÖYKÜLERİ Yayın no: 170 ADALET VE CESARET ÖYKÜLERİ

Delal Arya HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Sedat Girgin PERA GÜNLÜKLERİ. 5 Basım SIRLAR OTELİ. 2. Kitap

BİZİM SOKAKTA ŞENLİK VAR

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu!

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Ülkü Tamer. Öykü PULLAR SAVAŞI. Kapak Resmi: Gözde Bitir

HERAKLEİTOS KIRIK TAŞLAR

Rukia Nantale Benjamin Mitchley Nahide Büşra Ertekin Turkish Level 5

BARIŞ BIÇAKÇI Aramızdaki En Kısa Mesafe

ENGİN TÜRKGELDİ ORADA BİR YERDE

JOSÉ MAURO DE VASCONCELOS ŞEKER PORTAKALI

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

CEM AKAŞ SİNCAPLI GECE EKSİLTMELİ ROMAN

KIRMIZI KANATLI KARTAL

Arda Alyanak Daniela Palumbo Filiz Özdem Carla Manea

AYLA ÇINAROĞLU MİĞFER

ECE TEMELKURAN KIYI KİTABI

ZİYA OSMAN SABA CÜMLEMİZ BÜTÜN ŞİİRLERİ

Bernd Brunner UZANMA SANATI. Yatay Yaşamın Elkitabı

Herkes Birisi Herhangi Biri Hiç Kimse

Ekmek sözcüğü, sözlüklerde yukarıdaki gibi tanımlanıyor. Aşağıdaki görselin yanında yer alan tanımlar ise birbirinden farklı. Tanımları incele. 1.

Pirinç. Erkan. Pirinç (Garson taklidi yaparak) Sütlükahve söyleyen siz değil miydiniz? Erkan

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Öykü SU KARDEŞLER. 3. basım. Resimleyen: Gözde Bitir

ŞEBNEM İŞİGÜZEL Eski Dostum Kertenkele

Deneyler ve Hayaletler

PAULO COELHO SİMYACI

Ramazan Alkış. - şiirler - Yayın Tarihi: Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır.

Haydi Deniz Kıyısına! Şimdi okuyacağınız hikâye Limonlu Bayır

ISABEL ALLENDE JAPON SEVGİLİ

Özdemir Asaf Yapıtları: Şiir: Etika: Öykü: Otokopi, Deneme: Çeviri:

NEJAT İŞLER GERÇEK HESAP BU!

İletişim Yayınları 2472 Çağdaş Türkçe Edebiyat 426 ISBN-13: İletişim Yayıncılık A. Ş. 1. BASKI 2017, İstanbul

Hans Christian Andersen Tahsin Yücel ( Ayşın Delibaş Eroğlu (

MATBAACILIK OYUNCAĞI

Bahar Ateşi Evet! Hayır! Belki? Ne? Merhaba.

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

KARANLIKTA FİLİZLENEN TOHUM

BURCU ŞENTÜRK Bu Çamuru Beraber Çiğnedik

Evren Nağmesinde Bir Gelincik Tarlası

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

SÜLEYMAN BULUT SEVİYORDUM HÂKİM BEY

1. basım: Aralık 2015, İstanbul Bu kitabın 1. baskısı adet yapılmıştır.

BARBAROS ALTUĞ. biz burada iyiyiz

2) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde daha kelimesi yerine henüz kelimesi getirilebilir?

Tarih:. Yer:. Katılımcı numarası:... Sosyolinguistik Görüşme 1) İsim:.. Cinsiyet: Meslek:.. Doğum tarihiniz:.. Yaşınız:.. Milliyetiniz:.

Birinci kadın; Oğlunun çok hareketli olduğunu, ellerinin üzerinde dakikalarca yürüyebileceğini söyledi.

Samed Behrengi. Püsküllü Deve. Çeviren: Songül Bakar

YARATICI OKUMA DOSYASI. En sevdiğiniz tatil kitabını anlatan bir resim çiziniz.

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var)

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süreyya Berfe. Şiir ÇOCUKÇA. 2. basım. Resimleyen: Burcu Yılmaz

Bilinen hikayedir. Adamın biri, akıl hastanesinin parmaklıklarına yaklaşmış. İçeride gördüğü deliye:

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SINIF DEĞERLENDİRME SINAVI - 1

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

A1 DÜZEYİ B KİTAPÇIĞI NOT ADI SOYADI: OKUL NO:

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

SAGALASSOS TA BİR GÜN

Babamın Sihirli Küresi AYTÜL AKAL

1) Eğer tartı eksik gelmişse, bu benim hatam değil, onun hatasıdır.

Yapı Kredi Yayınları Canlar Ölesi Değil / Demet Taner. Kitap editörü: Murat Yalçın. Düzelti: Filiz Özkan. Tasarım: Nahide Dikel

ÇAĞDAŞ DÜNYA EDEBİYATI. José Mauro de Vasconcelos. Roman JAPON SARAYI. Çeviren: İnci Kut. 7. basım. Resimleyen: Kutlay Sındırgı

Erdal Öz SIĞIRCIKLAR

Transkript:

1

2

JOSÉ MAURO DE VASCONCELOS YABAN MUZU 3

Banana brava, José Mauro de Vasconcelos 1969, Companhia Melhoramentos de São Paulo, Brezilya 1984, Can Sanat Yayınları A.Ş. Tüm hakları saklıdır. Tanıtım için yapılacak kısa alıntılar dışında yayıncının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz. 1. basım: 1984 9. basım: Ağustos 2016, İstanbul Bu kitabın 9. baskısı 1 000 adet yapılmıştır. Ka pak ta sarımı: Utku Lomlu / Lom Creative (www.lom.com.tr) Ka pak baskı: Azra Matbaası Litros Yolu 2. Matbaacılar Sitesi D Blok 3. Kat No: 3-2 Topkapı-Zeytinburnu, İstanbul Sertifika No: 27857 İç baskı ve cilt: Türkmenler Matbaası Maltepe Mah. Gümüşsuyu Cad. No: 16, Zeytinburnu, İstanbul Sertifika No: 12584 ISBN 978-975-07-2553-1 CAN SANAT YAYINLARI YA PIM VE DA ĞI TIM TİCA RET VE SA NAYİ A.Ş. Hay ri ye Cad de si No: 2, 34430 Ga la ta sa ray, İstan bul Te le fon: (0212) 252 56 75 / 252 59 88 / 252 59 89 Faks: (0212) 252 72 33 canyayinlari.com/9789750725531 y a y i n e v i @ c a n y a y i n l a r i. c o m Sertifika No: 31730 4

JOSÉ MAURO DE VASCONCELOS YABAN MUZU ROMAN Çeviri Aydın Emeç 5

José Mauro de Vasconcelos un Can Yayınları ndaki diğer kitapları: Güneşi Uyandıralım, 1983 Kayığım Rosinha, 1983 Şeker Portakalı, 1983 Kardeşim Rüzgâr, Kardeşim Deniz, 1985 Delifişek, 1993 Çıplak Sokak, 1994 Kırmızı Papağan, 1998 6

JOSÉ MAURO DE VASCONCELOS, 26 Şubat 1920 de, Rio de Janeiro yakınlarındaki Bangu da doğdu. Yarı Kızılderili, yarı Portekizli yoksul bir ailenin on bir çocuğundan biriydi. Ailenin yoksulluğu nedeniyle, çocukluğunu Brezilya nın kuzeydoğusundaki Natal kentinde, akrabalarının yanında geçirdi ve okumayı tek başına öğrendi. Resim, hukuk ve felsefe alanında öğrenim görmek istediyse de vazgeçti. Natal da iki yıl tıp eğitimi aldı. Çeşitli işlerde çalıştı. Boks antrenörlüğü, muz taşıyıcılığı, gece kulübünde garsonluk, ırgatlık, balıkçılık yaptı. Bir süre Kızılderililer arasında yaşadı. 1942 yılında yazdığı ilk romanı Yaban Muzu yla eşine az rastlanır anlatıcılık yeteneğini ortaya koydu. Ardından Şeker Portakalı, Güneşi Uyandıralım, Kayığım Rosinha, Kardeşim Rüzgâr Kardeşim Deniz, Delifişek, Çıplak Sokak gibi romanlarıyla ünü Brezilya sınırlarını aştı. Bugün yapıtları birçok ülkede büyük ilgiyle okunan yazar, 24 Temmuz 1984 te São Paulo da öldü. AYDIN EMEÇ, 1939 da İstanbul da doğdu. Gazeteci, yazar, yayıncı ve çevirmen olarak Türkiye nin kültür yaşamına önemli katkılarda bulundu. 1968 de Cengiz Tuncer le birlikte E Yayınları nı kurdu. Daha sonra Hür Yayın ı ve 1982-1986 arasında da Cumhuriyet gazetesi kültür servisini yönetti. Bulgakov, Ehrenburg, Calvino, Kazancakis, Kundera, Vasconcelos gibi yazarların yapıtlarını Türkçeye çevirdi. Aydın Emeç, 24 Nisan 1986 da, henüz 47 yaşındayken yaşama veda etti. 7

8

Giriş Bir gün, değişik bir yaşam peşinde sertão ya 1 daldım. Yüreğimi, kaygıyla dönüşümü bekleyeceği bir ağaç gölgesinde bıraktım ve yürüdüm. Durmadan yürüdüm. Güneş yüzümü ve ellerimi yaktı. Tozlu, uzun ve sessiz pek çok yol aştım. Uzaklığın gerçeğinde yitmek için, zaman ve yer denen kavramları unuttum. Uzaklıktan başka şey yoktu... Korkunç bir yorgunluk bedenime egemen oldu... O sıra rastladım Acımasız Adamlar a. Çok daha acıklı bir yaşam için çarpan, acılı bir yüreğe sahip adamlara. Başkalarına ve kendilerine acıma nedir bilmeyen adamlara. Öykülerini gördüm, işittim ve yaşadım. Üzgün döndüm ve kaygıyla beni aynı ağacın gölgesinde bekleyen yüreğimi aradım. Acımasız Adamlar ın öyküsünü anlatmaya karar verdim. Bu öyküyü ne mürekkeple yazıyorum ne de kanla. Gezginliklerimin tozunda eriyip giden, acılarımın ve yorgunluklarımın terinden yararlanıyorum yalnızca. Uzaklar daki düşsel cennetlerine doğru uyurgezer yürüyüşleri 1. (Port.) Brezilya içlerinde kıraç ve ekime elverişsiz bölge. (Ç.N.) 9

sırasında, Acımasız Adamlar ın kaldırdığı tozda. Hepimizin dönüştüğü tozda. Her şey toz olduğuna göre. Kitabımı okuyacakların, kahramanlarımın kaba dilinden ötürü beni bağışlamalarını dilerim. Çoğu kez kaba olan bu dil, yaşamın kendisinden alınmıştır. Onu değiştirmek, örtmecelerle ya da dolaşık anlatımlarla yumuşatmak gerçeğe saygısızlık olurdu. Yazdığım şey benden değil, yaşamdan geliyor. Ben yalnızca yaşamı kopya ettim. Olmuş şeyleri, yaşamış ya da hâlâ yaşamakta olan insanları bir araya getirdim, herhangi bir kişinin işini karıştırmamak, tatsızlık ya da güçlük yaratmamak için adları değiştirmekle yetindim. Kişiler öylesine gerçek ki, filmlerde alışılmış olan Kişiler ya da olaylarla her türlü benzerlik salt rastlantıdır uyarısını bile kullanamam. Çabamı ve iyi niyetimi okurların yargısına bırakıyorum. Yalan söylediğimi düşünene yalnızca şunu söyleyeceğim: Garimpo ya 1 gidin, görün, geri dönün ve anlatın. 1. (Port.) Elmas madeni ve onun yanına kurulmuş yerleşim yeri. (Ç.N.) 10

Birinci bölüm GARIMPO 11

12

1 Gecenin karanlığında bir gitar Küçük bir lambanın ışığından ve zorlu bir cachaça 1 kokusundan başka şey yoktu. Gregorao, pinga 2 dolu kadehini dikti, yana tükürdü ve bir içki daha istedi. Garimpeiro ların 3 ölü gözleri Gregorao yu izliyor ve gerisini anlatmasını bekliyorlardı. Eee, sonra ne oldu? Hiç. Bana bir şey olmadı. Başıma bir şey gelseydi, burada değil orada olurdum. Bedenim tıkalıdır, içine hiçbir şey sızamaz. Kurşun işlemez bana. Çünkü vaftiz babam Peder Cicero ve Aziz Antonio de Cascata tarafından korunmuşum. Ama boktan bir işti bu. Polis her yanı sarmıştı. Sen ne yaptın? Belimdeki altıpatlara asıldım. Kapıyı siper aldım. Bas tım tetiğe, güm güm, güm güm, güm ve bir daha güm. Polisler çil yavrusu gibi dört yana dağıldılar. Polis böyledir işte. Bir kuş sesi duymaları yeterlidir. Kargaşadan yararlandım ve kalabalığa karıştım. Bir daha Ba liza ya ayak basmadım. Nehir boyunca indim. İnsanda inanç oldu mu, 1. Şekerkamışından ya da baldan yapılan bir içki. (Ç.N.) 2. Bir içki türü. Portekizce Damla anlamına da gelir. (Ç.N.) 3. (Port.) Elmas arayıcısı. (Ç.N.) 13

Tanrı, evladını korumak zorundadır. Günün birinde, önümüzdeki günlerin birinde, oraya döneceğim. Kaç kişiyi öldürdün peki sen? Valla... yarım düzine kadar... dört ya da beş kişi! Yine atıyorsun, ha Grego? Hepsi kapıya döndü. Joel durmuştu, kollarını kavuşturmuş, Gregorao ya bakıyordu. Son olarak, Zefirino nun meyhanesinde, dört kişi olduklarını anlatmıştın. Günlerini palavra sıkmayla geçirmek ne acı bir saplantı Grego! Dinle yavru! Sen de tam üstüne geldin... Hadi barakaya dönelim. Saat on. Ama daha barda görülecek yığınla şey var. Barda mı? Yok. Hemen barakaya geliyorsun. Sanıyor musun ki Grego, bu sarhoş halinle seni bara bırakırım? Hadi gidiyoruz. Günlerimi, seni bırakması için komisere yalvarmakla geçirmekten bıktım. Garimpo cehennemi bu işte! Gregorao boyun eğdi. Bir an direnmeye çalıştı. Sonra elini cebine soktu, birkaç bozukluk çıkardı ve hesabı ödedi. Kimse bir şey söylemedi. Gregorao bira şişelerini parmaklarıyla açtığından, kim bir şey söyleme budalalığını gösterebilirdi? Tek eliyle kazma ya da kürek sallayan Gregorao ya... Çabuk ol Gregorao. Uykum var ve yarın gün boyu o areia manteiga da 1 çalışmak zorundayız! Hangi areia manteiga da? Ama bu bir şey değil ki be yahu! Senin için bir şey değil! Öküz gibi güçlüsün... Gidiyoruz. Garimpeiro lar, kollarını kavuşturmuş, hâlâ kıpırda- 1. (Port.) Bir nesne veya kişinin içinde batabileceği ıslak ve gevşek kum. (Ç.N.) 14

madan duran genç adama bakıyorlardı. Gregorao ya bakıyorlardı. Biliyorlardı Gregorao nun boyun eğeceğini. Yavru, Gregorao nun dinlediği tek insandı. Çok şey bilen, ölümü sırtında taşıyan Gregorao, büyük bir çocukmuş gibi Yavru ya boyun eğiyordu. Aslında büyük bir çocuk olduğu da doğruydu. Büyük çılgınlıklar yapan bir büyük çocuktu. Tabancalarla ve bıçaklarla oynayan bir çocuk. Eh, herkese iyi geceler. İyi geceler. Tezgâhtaki miyop genç yorumladı: Erkek dediğin böyle olur işte! Hangisi? Erkek! Yani şey... Aklımı karıştırıyorsunuz. Gregorao yu her zaman Yavru nun kurtardığı bir gerçek. Ama bana kalırsa, bu Gregorao papağan gibi gevezelik ediyor; ağzından çıkanı kulağı duymuyor. Bana bak! Duymasın söylediklerini! Çok ters ve de taşaklıdır! Konuşur ama konuştuğundan fazlasını da yapar. Ben de onun hakkında çok şey duydum. Kötü bir insan değil. Ama içkiliyse, bir de sinirlenmişse, kimse ona direnemez. Dışarda, gece güzel. Gitar eşliğinde şarkı söyleyen bir ses var. Gecenin karanlığında tutku dolu bir şarkı; garimpo yla ilgili şeyler. Garimpo: düşün özeti. Hep bir orospu var, bir sokağın köşesinde sigarasını tüttürerek salınmak için yaratılmış olması da onun suçu değil. Bir adam geçecek oradan. Ona içki ısmarlayacak, hamağına götürecek, nasırlı elleriyle memelerini avuçlayacak ve birkaç sefil lira verecek bir adam. 15

Hep bir gitar var gecenin karanlığında inleyen. Yağlı iskambiller başka nasırlı elleri yağlıyor. Damarı bulmuş biri var, tabanca atıyor, içki ısmarlıyor ve kadınlara ipekli kumaş armağan ediyor. Öksürmekten ciğerleri yanarak, meyhanede ölen bir başkası var. O da bir zamanlar damarı bulmuştu. Çok tabanca attı, pek çok ipekli kumaş yırttı, şişeler devirdi. Bugün... Ama garimpo, düşün babası, tüm kazandığını harcayanı korur ancak. Ve çok harcayan, çok kazandığı için böyledir. Çok kazanan da Tanrı nın kendisine bağışladığı ömrün geri kalanında garimpo nun kölesi olarak kalır... Gaiero nun öyküsünü bilirsiniz. Her ay, yirmi beş bin cruzeiro luk 1 bir taş bulur. Her ay, eyerlenmiş bir at, sedef kabzalı iki tabanca satın alır, ateş eder, kadınlara ipekli kumaşlar verir, erkeklere içki ısmarlar. Bir hafta süren bolluk. Sonra... hayvanı, tabancaları, çizmeleri satar. Ve kumun başına döner; yeni bir taş bulana dek. Bir gün, paraya acımayan bu adamın talihi uçup gidecektir. Bunu bilir. Ya da öksürük barakasındaki hamağını sarsacak, belki kolları bunca mücadeleden ötürü iki yanına düşecektir. Ama böyledir işte. Gece güzel. Şişmeye başlayan bir ay parçası var. Gecenin karanlığında tutkulu bir gitar var. Joel, Gregorao nun yanı sıra yürüyor. Sessizce gidiyorlar. Joel düşünüyor. Yarın areia manteiga ya, garimpeiro nun saplantısına gidecekler. Garimpeiro, bir areia manteiga engeline çarparsa, yemek için bile duramaz. Eleği sallar durur, kolları yorgunluktan iki yanına düşer. Elek ve kürek soluk almaz. Ah! Ne işkencedir o! Duranın vay haline: Kum kayacaktır, zavallıyı gömerek. İnsan ancak tehlike geçtiğinde durur. Bazen bitkin, kendilerini 1. Brezilya para birimi. (Ç.N.) 16

yere atarlar, kumla kaplı ve ter içinde; bu da bedenlerini çamur tabakasına çevirir. Ya o sürekli, her yanı kaplayan ve akciğerleri kemikleştiren toz. Akciğerleri kemikleştirmese öksürtür, göğüs ağrılarına, satlıcana yol açar... Joel, bütün bunları düşünüyor. O hafta, iki areia manteiga engeline çarptılar zaten. Yoruluyor, inanılmaz biçimde bitkin düşüyordu. Ama Gregorao nun bir şey hissettiği yoktu. Vinç kadar güçlü olan bu kollar için, önemli değildi bu. Üstelik akşamları da çıkabiliyor, meyhanelere gidebiliyor, şişelerin kapaklarını parmaklarıyla uçurabiliyordu. Uçurduğu yalnızca şişe kapağı olduğu sürece, sorun yoktu. Zaman zaman, içki içip insanların kafasını uçurmaya koyuldu mu, iblise dönüyor ve sonunda kodesi boyluyordu. Böyle durumlarda Yavru, gidip komiserle tartışmaktaydı. Salıverilmesini istemek, kefalet akçesini ödemek için. Sert konuşuyor, Gregorao da onu dinliyordu. Dinliyor ve söz veriyordu. Çoğu kez kapı dışarı edildiler, başka garimpo lardan. Ses çıkarmadan yürümekteydiler. Madenci kampının dar yollarının birinden geçiyorlardı. Gregorao, Yavru nun kolunu tuttu. Kızdın mı? Ben mi, hayır Grego. Yorgunum. Yarın dinlenirsin. Senin yerine ben gideceğim areia manteiga ya. Hayır Grego, beni bu hale getiren areia manteiga değil. Sensin. Hep kaygılı yaşamamız. Seninle uğraşmaktan yoruldum. Bunca kavgadan, sarhoşluktan, verdiğin ve tutmadığın sözlerden yorgun düştüm. Yavru, bi bok etmediğimi biliyorum... Ama kızma bana... Bu seste öyle bir kendini aşağılayış vardı ki, Joel üzüldü. Tamam Grego, bugünlük tamam... 17

18

19