Yıldız Sarayı nda geçen en meşhur hadiselerden biri, Ermenilerin 1905 yılının 21 temmuz cuma günü, selâmlık resmi sırasında Abdülhamit e karşı düzenledikleri suikast teşebbüsüdür.. Sultan Abdiilhanıitln «Bizim E v» i... YAZAN: YILMAZ ÖZTUNA FOTOĞRAFLAR: KUTLU ERTUNA SAR! SALON Büyük Salon'dan sonra Bale nin en büyük odasıdır burası. Sarı döşemeli olan salonu, ortada kırmızı bir masa, şömine ve büyük duvar aynalın süsler. Bastan basa sarılar kaplı olduğu için bu adı alan Sarı Salon'un diğer bir süsü de tavandaki, «Çağlayan Köşkü»ne ait yağlıboya resimdir.. 7 NCİ FASİKÜL
BOYDU MABET* Abdülaziz'in em riyle 1886 d» yaptırılan bu binada yabancı devlet adamları kabul etfiliyordu. Salonlarının duvarları ve kapıları yaldızla kaplı olan bu yapıya çok K ira edilm iş ve yabancı m isafirlerim izin tenkitleri önlenmek istenmişti. Daha sonra ll ncl Abdölhamit de Büyük Mabeynin üst salonlarında kalm ıştır. T ALİMHANE Köşkü, gene Sultan Hamit tarafından, Almanya imparatoru ve Prusya Kralı ll'ncl Wi!helm'ln resmi ziyareti münasebetiyle yaptırılmıştı. Daha çok. geçit resimlerini seyretmek İçindi. Üç gün içinde inşa edilmişti. Sultan Hamit arada bir buraya gelir. I'inci Tümenin erleriyle karavana yer. talimlerini seyrederdi. Marangozhane, tamirhane, bıçkıhane, kilithane, dökümhane de bugün yıktırılmıştır. Yalnız çini fabrikası muhafaza edilmiştir. Bilindiği gibi Sultan Abdülhamlt, birinci sınıf bir ince marangozdu. Türk tahta işçiliğinin şaheserleri olan yazıhane, masa, kütüphane gibi mobilyalar yapardı. Sultan Hamit. alinden çıkma bu mobilyalardan bir tekinin değeri bugün milyonlarca liradır. Hayvanat bahçesi, hayvan hastanesi, manej ve hamam da bugün yıkılmıştır. Hayvanat bahçesinde zebraya. zürafaya, devekuşuna kadar pek çok hayvan vardı. Bilhassa dünyanın sayılı canlı kuşları, meselâ akla gelebilecek en değerli papağanlar ve güvercinler bulunuyordu. Papağanlar, 1909 yılındaki Yıldız yağmasında paylaşılmış. diğer hayvanlar da dağılmıştır. Bugün sarayın hayvanat bahçesinden kalan. İnsan boyunda iki kafesten ibarettir. Dış Bahçe, duvarlarla çevriliydi ve Arnavut muhafızlar tarafından korunurdu. Bu muhafızların kumandanı. Tahir Paşa idi. Daha ötede lin çi Tümenin kışlaları uzanırdı. Saray İçindeki Çini Fabrikası Y ILDIZ Parkının sol tarafındaki köşk, «Çadır Köşkü» dür. Köşkün önünde, sarayın iki büyük havuzundan biri uzanır. Bugün çok bakımsız durumda. âdeta harabe halindedir. Avizesi bile parçalar halinde şuraya, buraya atılmıştır. Fakat tavan ve pencere süslerindeki güzellik, hâlâ fark edilebilmektedir. Denize bakan cephesinden Boğaziçi, bir ırmak görünüşündedir. önündeki havuzun öbür tarafında Clhannüma Köşkü yükselir. 1881 "de başta Mithat Paşa olmak üzere. Sultan Aziz vakası sanıkları,»çadır Köşkü» nde muhakeme edilmişlerdir. Daha ileriye yürününce. «Malta Köşkü» gelir. Malta Köşkü de «Çadır Köşkü» gibi İstanbul Belediyesinin güya bakımında ve emrindedir. Aslında kapısı kilitli, harap olmuş bir yapıdan İbarettir. «Malta Köşkü», iki katlı, sarı boyalı, beyaz sütunludur. Harlkulâde bir manzarası vardır. Dört kapısı dışarıya açılır. Alt katta bir havuzlu salon yer alır. Karşıda kuğu motifli bir çeşme bulunur. Salondaki havuzun suları da, dört köşesindeki dört kuğunun ağzından akar. Birçok odadan başka, üst katta da bir salon vardır. 0ç masa, dört iskemle ve koltuklardan müteşekkil sedefk. kırmızı bir takım, son derece değerlidir. Malta Köşkü». «Çadır Köşkü» kadar harap olmadığı ve içinde eşya da bulunduğu İçin, kurtarılması daha kolary bir yapıdır. Fakat günümüzde mutlaka bakım ve ilgi görmeye muhtaçtır. Yukarı doğru yol alınınca, 1896'da kurulan çini fabrikası görülür. Buradan çıkan her türlü porselen eşya, tabaklar, vazolar, sobalar, bugün müzelerde teşhir edilmektedir. Türkiye yi ziyaret eden hükümdarlara. prenslere, devlet adamlarına, bu fabrikanın mamulâtı olan porselenleri hediye etmek âdetti. 1896 dan 1908 e kadar 12 yıl içinde bu fabrikanın «Yıldız Çinisi», «Yıldız Porseleni» denen imalâtı, bugün çok üstün değerde antika eşya sayılmaktadır. 1962 de Sümerbank, bu fabrikayı ihya ederek «Sümerbank Yıldız Porselen Sanayii Müessesesi» adiyle yeniden İmalâta geçirmiştir. Ancak eski ustalar kalmadığı için. Sultan Hamit devrindeki güzellik ve incelik elde edilememektedir. Köşk Diye Anılan Saray Yavrusu Y ILDIZ Parkı İçinde kalın duvarlarla çevrili «Şale Köşkü», bugün sarayın en iyi muhafaza edilen kısmıdır. Sarayın bir kısmı İstanbul Belediyesinin. bir kısmı da Harp Akademilerinin emrinde olduğu halde «Şale Köşkü», Türkiye Büyük Millet Meclisinin nezaretindedir ve M illi Saraylardan sayılmaktadır. İstanbul'a gelen yabancı devlet başkanları burada misafir edilmekte ve ağalanmaktadır. «Şale», Fransızca bir kelimedir («chalet»). İsviçre'de çok görü- 46
len dağ kulübelerine verilen adddır. Bu İsim bizde çok defa Farsça bir kelime sanılarak ilk hecesi uzatılarak, «şâle» seklinde söylenegelmiştir. Halbuki Farsçada böyle bir kelime yoktur. Köşkün adındaki ilk hecenin «a» sini çok kısa «şale» şeklinde telâffuz etmek gerekir. Bir demir kapıdan köşkün bahçesine girilir. «Köşk» denilmekle beraber, aslında basbayağı bir saray, azametli bir binadır, tki katlıdır. Ayrıca kalorifer ve mutfak dairelerinin bulunduğu bir zemin katı vardır. Bu saray yavrusunda 64 salon ve oda bulunur. Her yer parkedir. Yedi kapısı dışarıya açılır. İki kat arasında üç ayrı merdivenle bağlantı kurulmuştur. Yıldız mamulatı 2 İlâ 3 metre boyunda on bir adet büyük çini soba hala muhafaza edilmektedir. Aynalı bir galeriden birinci katın İlk salonuna girilir. Alt kat oda ve salonlarındaki pek değerli eşya 1909 yağmasında kapanın elinde kalmış, geri kalanlar, diğer saraylara veya devlet dairelerine dağıtılmıştır. Köşkün üst katı daha iyi muhafaza edilmiştir. Bu katta, solda, büyük bir salon vardır. 29 m x 14 m = 406 metre karedir. Yirmi üç pencerelidir. Ûç büyük billur avize ve 6 Bohöme şamdanla aydınlanır. Ağaç oyma olan tavan, altın yaldızlıdır. Mobilyaların kaplaması. kırmızı atlas üzerine kırmızı-beyaz çizgilidir. Şale, bugün köşk adiyle anılmakla beraber, aslında basbayağı bir saray, muhteşem sa lonları ve 64 odasıyle azametli bir binadır... Abdülhamit, Yıldız Camiinde cuma namazında iken, anarşistler saatli bombalı arabayı yol üzerine çıkarıp geri çekildiler. Padişah, cami ile saltanat arabası arasındaki yolu yürürken bomba patlayacak ve hükümdar mutlak ölecekti... 7 Ton Ağırlığındaki Dünyanın En Değerli Halıları SALONUN taban halısı, 406 metre karedir ve girinti, çıkıntılarına kadar salonu tam manasıyle kaplamaktadır. Salonun şekline göre Hereke fabrikasında dokunmuştur. Dünyanın en büyük ve en değerli halılarından biridir. Ağırlığı 7 tondur. Bir eşi de Kayser ll nci Wilhelm için dokutturulup Sultan Hamit tarafından bu dost hükümdara hediye edilmişti. Halının zemininde gri ve kırmızı hakimdir. Üzerinde çiçek motifleri vardır. İnce, yumuşak, pek güzel, canlı bir görünüşü vardır. Salonun İki kapısından başka, simetriyi sağlamak için yapılmış, hiç bir yere açılmayan İki yalancı kapısı daha vardır. Büyük Salon'dan çıkınca, demir bir kapıya tesadüf edilir. Bu, selamlıkla haremi ayıran kapıdır. Koridorun iki yanında pek çok oda vardır. Her oda, ayrı renkte takım ve döşemelerle tefriş edilmişti ve her odada bir çini soba vardı. Altın yaldız, gül ağacından yapılmış ince mobilya, atlas kumaş ve perdelerle döşenmiş bu odalar, harem kadınlarına mahsus yatak. yemek, oturma odalarıydı. Birkaç oda bir daire halinde tanzim edilmiştir. Her daire, bir kadınefendlye, bir sultanefendlye, bir hanımefendiye ayrılmıştı. Bu dairelerin eşyaları da yağmalanmış veya başka saray ve devlet dairelerine nakledilmiştir. Haremde de birçok salon vardı. Mesela Çay Salonu'nda Zonaro'rtun «Kızkulesi» tablosu halâ durmaktadır. Döşemesi de muhafaza edilmiştir. Sedefli Salon'un duvarları. kumaş kaplıdır. Sarı döşemeli perde ve mobilyaları vardır. Salon, baştan başa sedef kaplamadır ve değerli ağaçlara kakılmış olan sedefler, göz kamaştırmaktadır. Salonun 4 sedef kapısı vardır. Burası Sultan Hamlt'ln yemek odası idi. Sütunları altın yaldızlıdır. ÇİT KMSRI Padişahların m isafirlerini kabul ettikleri bu binayı da Abdüiaziz yaptırm ıştır. Vahidettln, İstanbul'u terk etmeden önce, Ingiliz elçisiyle burada görüşmüş; Yunanistan a savaş açma kararı burada verilm iştir. 17 Numaralı O da «B URADA / 17 numaralı oda, cumhurbaşkanlarımızın çalışma odası haline getirilmiştir. Beyaz renkle döşenmiştir. Duvarda. Atatürk'ün tam boy bir tablosu asilidir. 20 ve 23 dbmaralı odalar, Türkiye'yi ziyaret eden devlet başkanlarının yatak odası olarak hazırlanmıştır. Şahane karyolalar yerleştirilmiştir. Gardıroplar da, değerli ağaçlardan yapılmış, güzel oymalı saray eşyalarıdır. Sonra Sarı Salon gelir. Büyük Salon'dan sonra Şale Kasrı 'nın en geniş salonudur. Döşemesine sarı renk hakim olduğu için böyle adlandırılmıştır. Tavanında Kâğıthane'deki Çağlayan Köşkü'nün yağlıboya resmi görülür. Büyük bir billur avize ile aydınlatılmıştır. Muazzam bir taban halısının üzerine daha küçük dört değerli halı serilmiştir. Dokuz pencerelidir. Ortada kırmızı bir masa, bir şömine ve duvar aynaları, Sarı Salon'un hususiyetleri arasındadır. Şale Kasrı 'nda. Sultan Abdülhamit zamanında Almanya İmparator ve Imparatoriçesi ağırlandığı gibi. KÜÇÜK MABEYN Sultan Abdülham it'in. ikamet ve ç a lış ma yeri olarak yaptırm ış olduğu bu binanın alt salonlarında yabancı diplomatlar kabul ediliyor, resm i temaslar yapılıyordu. Abdülhamit, alt katın solundaki salonlarda oturuyordu. SİLAHHANE KÖŞKÜ Eski vs yeni silâhlar burada toplandığı İçin bu adı alan köşkü Abdülhamit inşa ettirm işti. Sonra silâ h la r köşkten taşıttırılm ış ve Askeri Müze yaptırılm ıştır. 47
o e o 0 KABUL SALONU «Şale Köşkü» nün mermer merdiveninden çıktığınız za man, karşınıza Kabul Salonu gelir. Pembe döşeli salon, köşkün önemli bö lümlerinden biri olup, diğer salonlar gibi ağır eşya ile donatılmıştır. ÇALIŞMA ODASI Köşkün 17 numaralı odası, devlet başkanlarının çalış masına ayrılmıştır. Salonu, Atatürk'ün bir yağlıboya boy tablosu süsler. ŞALE DE BİR SALON Sole Köşkündeki salonlar, en az Dolmabahçe Sa rayının salonları kadar göz alıcıdır. Bu salon da, değerli eşyaları ile ün yapmıştır. Bilhassa koltuk ve kanepelerin döşemesi son derece kıymetlidir. BU YATAKTA KİMLER YATTI Türkiye yi resmen ziyaret eden yabancı devlet başkanlarının çoğu, bu ağaç oyma karyolada yatmıştır. Sale'de mi safir edilen ve bu karyolada yatan devlet adamlarını şöyle sıralayabiliriz: Iran Sahi ve Kraliçe Süreyya, Pakistan Cumhurbaşkanı Eyüp Han, Endonez ya Cumhurbaşkanı Sukarno, Etyopya imparatoru Haile Selasiye, Libya Kralı Sunusi, Tunus Cumhurbaşkanı Burgiba, Irak Kralı Faysal, Ürdün Kralı Hü seyin, Afganistan Kralı Zahir Şah ve B. Almanya Başbakanı Kieslnger. MUHTEŞEM MERDİVEN Şale Köşkü nün üst katlarına çıkan mermer merdiven, kristal şamdanlar, avizeler ve kıymetli halılarla süslenmiştir. ---------- t 9» * I * *.V
Yıldız'da Pişen Dillere Destan Yemekler,.. TÜRK «ıa v & N ÎÎ^ i a TÜRK KUDRE T VS< J» TÜRK VATANSEVER^ O U K İİS M IS 8 «İfADf HAREM KIPISI Y ıldız Sarayı'nda Büyük M abeynin sol karşısındaki köşeye İsabet eden bu kapı. Harem in girişidir. Solunda, kitaplık bulunan kapı ise, tamamen mermerden olup, ince bir işçilik eseridir... birçok sultan ve şehzade düğünü de burada yapılmıştır. Bugün «Yıldız Parkı«denilen Oış Bahçe hariç. Yıldız Sarayı halka açık değildir. Sarayı teşkil edeıi yüzlerce yapıdan yalnız «Şale Kasrı«ile «Malta Köşkü» gibi daha bir, iki bina hariç, ötekilerin içindeki eşya bugün yoktur, yahut yeni eşya ile değiştirilmiştir. Zira Yıldız, 1909'da müthiş yağmaya uğramıştır. Bu tarihte Sultan Hamit sarayı terk edince, büyük saray teşkilâtı da dağıtılmış, Yıldız'ın şehir içinde şehir haline son verilmiş, alelâde bir padişah sarayı haline getirilmişti. 1909 da Yıldız'da yağmalanan eşyadan başka, binlerce parça da şu veya bu saray veya devlet dairesine nakledilmişti. Meselâ son derece değerli parçalar, Meclisi Mebusan olan «Çırağan Sarayı» na taşınmış ve ertesi yıl, «Çırağan Sarayı» ile beraber yanmıştır. Cumhuriyet devrinde de Yıldız büsbütün boşaltılmış, eşyası, Çankaya Köşkü'ne, Türkiye Büyük M illet Meclisi ne ve daha birçok yere tevzi edilmiş, sadece «Şale Köşkü» o da kısmen muhafaza edilmiştir. Cumhuriyet devrinde, o zamana kadar Mektebi Harbiye ile beraber İstanbul'da Harbiye'de olan Mektebi Erkânı Harbiye de Yıldız Sarayı'na taşınmış, bu sarayın büyükçe bir kısmı, bugün Harp Akademileri dediğimiz bu en yüksek askeri okulumuza tahsis edilmiştir. Sultan Hamit'ten sonra 1909'da tahta geçen kardeşi Sultan Reşat, Dolmabahçe Sarayı'na yerleşmiş, fakat arada gelip Yıldızda da kalmış, nitekim 1918'de orada ölmüştür. Bu tarihte öteki kardeş Sultan Vahidettin tahta geçmiş ve o da ağabeysi Sultan Hamit gibi Yıldız ı tercih ederek bu saraya yerleşmiş, öteki saraylarda çok az kalmıştır. Sultan Vahidettin devrinde saray, büyük bir yangın da geçirmiştir. Son padişah, İstanbul'daki son gecesinde bu sarayda kalmış ve Dolmabahçe Sarayı rıhtımına gelerek buradan Türkiye'yi terk etmiştir. Ondan sonra gelen Halife l l nci Abdülmecit, esas ikamet yeri olarak Dolmabahçe Sarayı 'nı seçmiştir. ÇEŞME - ite r köşesi ayrı b ir güzellikte olan tarih i Y ıld ız Parkı nın en ilg i çe k ici m im ari örneklerinden b iri de bu muhteşem çeşmedir. Çeşme, mermerden olup, üzeri saçaklıdır ve eski Türkçe yazıyla süslenm iştir. Devrinin En Ünlü Mutfağı Yıldız'da SULTAN Hamit devri Yıldız ı. dediğimiz gibi, müstakil bir şehir haline gelmişti. Klasik devirdeki Topkapı Sarayı, XVH'nci yüzyılın ikinci yarısındaki Edime Sarayı Hümayunu gibi... Gazi Osman Paşa'nın 5 nisan 1900'de ölümü üzerine ll nci Abdülhamit, «mabeyn müşirliği» denen en yüksek saray görevine, bu makamı Ilga etmemekle beraber, kimseyi tayin etmemişti. Padişahın Yıldız'da şahsına bağlı kurmayları, her meslekten müşavirleri, yüzlerce yaveri, şahsına bağlı gizli polis teşkilâtı, bir nezaretten büyük teşkilâtı olan Mabeyni Hümayun Başkltabeti. hususi telgrafhaneleri ve şifreleri, hususi orkestra, bando ve saz takımları, bir doktorlar ordusu ve daha her şeyi vardı. Gizli polis teşkilâtının başında bulunan ve birinci ferik (orgeneral) rütbesini taşıyan şahsa «aerhaflyei şefıryarf» deniyordu. BabIâli'nin nüfuzu, sarayın yanında gittikçe sönüyordu. Ve bu, anormal bir şeydi. Sarayın nüfuz kazanan bazı simaları, gittikçe daha fazla göze batmaya başlıyordu. Mabeyn başkâtibi Süreyya Paşa nın ve halefi Tahsin Paşa'nın nüfuzları, nazırların çoğundan fazlaydı. Bu başkâtipler ve protokolde onlardan önce gelen başmabeylncller. hatta İkinci kâtip ve mabeyinciler, vezir payesini taşıyorlardı ki, askerî rütbelerden müşir (mareşal) rütbesine eşit en yüksek sivil rütbe idi. Sultan Hamit'ln daima «bizim ev» dediği ve asla «saray» kelimesini kullanmadığı Yıldız, 1877'den 1908'e kadar böyle bir yerdi. Yıldız Sarayının son yıllarda teşkilât ve debdebesi daha da artmıştı. Dünyanın en nefis yemekleri bu sarayda pişerdi. Fabrikaları, kışlaları, alayları, her şeyi olan Yıldız'ın durumu. 1908 Meşrutiyeti İle değişti. Il'nci Abdülhamit hâlâ padişahtı ama. artık devleti Yıldız değil. Babıâli ve Meclisi Mebusan İdare ediyordu. 27 nisan 1909'da Sultan Hamit. tah- 50
'itimtrthv CUMA SELİMUfil Padişahın her cuma alayı İle namaza gitmesi demek olan «Cuma Selâmlığı» nda halk, camiin önünde birikir ve padişahın geçişini seyrederdi. tından da indirildi ve ailesinden, yakınlarından bazı kimselerle beraber Selanlk'e sürüldü. Orada «Alatini Köşkü» nde kalıyordu. Nihayet İstanbul a getirilip Beylerbeyi Sarayı na yerleştirildi ve orada öldü. Sultan Hamit'in tahttan indirilmesi sırasında meşhur Yıldız yağması oldu. İstanbul a gelen Hareket Ordusu'nda, yıllarca Türk kanı dökmüş yağmacı Makedonya çeteleri çoğunluk teşkil ediyordu. Bulgar, Makedon, Sırp, Arnavut. Yunan, Ulah, Çingene ve başka kavimlerden bu çeteler, Yıldız a daldılar. I nci Ordu, hiç müdahale etmedi. Sultan Hamit ten bu yolda emir almıştı. Yağmacılar, yüzyıllardan beri toplanmış, bilhassa Sultan Hamit'e dünyanın her yerinden gelmiş hediyeleri, sonsuz değerde binlerce parça mücevheri paylaştılar. Sultan Hamit in meşhur altın saltanat arabası bile parçalanarak yağma edildi. Sultan Hamit, ağabeysi V'incl Murat gibi, tahttan İndirildikten sonra, kendisine Çırağan Sarayı'nın tahsis edilmesini istedi. Fakat İttihatçıların bu sarayda gözleri vardı, üstelik «hakanı sabık» dedikleri eski padişahı İstanbul da istemiyorlardı. 38 kişilik maiyetiyle II. Abdülhamit I, Selanlk'e gönderdiler. Selanik sürgününde kendisine oğullarından Abdürrahlm ve Mehmet Âblt Efendilerle kızlarından, üçü de henüz evlenmemiş olan Şadlye, Ayşe ve Refla Sultanlar refakat etti. Selanik'te ikametine tahsis edilen devlet malı «Alatini Köşkü» ne kadar. İttihatçıların centilmenliğiyle tanınmış subaylarından Kurmay Binbaşı Fethi Bey (Başvekil Fethi Okyar) muhafızlık etti. 27 nisan 1909 gece yarısı trenle İstanbul'dan ayrılan l l nci Abdülhamit. bu tarihte 67 yaşında idi. 32 yıl, 7 ay ve 27 gün saltanat sürmüştü. Son 9 ay. 5 günü, İkinci Meşrutiyet devresine isabet ediyordu. Abdülhamit'e Suikast Teşebbüsü ve Meşhur Bomba Vakası SULTAN Hamit devri Yıldız ına dair yalan, doğru pek çok kitap ve yazı yazılmıştır. Padişahın kızlarından Ayşe Sultan. «Babam Abdülhamit» adlı kitabında, bu devir Yıtdız'ını çok güzel anlatmıştır. Sultan Hamit in, Yıldız Sarayı'ndaki Arnavut «tüfekçi» birlikleri meşhurdur. Ancak bunlar, vaktiyle bostancı sınıfının yaptığı gibi, saray bahçelerini muhafaza etmişlerdir. Padişah, kendi hayatını ancak Türklere, hem de, kendi mensup olduğu Oğuzlar ın Ktyı boyunun Karakeçili aşiretinin Türkmenlerine emniyet edebilmiştir. Sultan Hamit'in yatak odasının kapısında, Karakeçili bölüğünün yüzbaşısı yatmıştır. Yıldız'da, saray dışında da olsa, geçen en meşhur hadiselerden biri 21 temmuz 1905 Bomba Vakası'dır. Bomba Vakası, Ermenilerin Sultan Abdülhamit') öldürmek İçin düzenledikleri bir hadisedir. Plan, Avrupa da hazırlanmıştı. Ermeni komitacılar, bu gibi işlerde Avrupa'da çok başarı gösteren anarşistlerin kendilerinden daha maharetli olduklarına inandıkları için. Belçikalı anarşist Jorris'le anlaşmışlardı. Jorris, bizzat İstanbul'a geldi. Sultan Hamit'in selamlık törenleri dikkatle takip edildi. Her cuma günü padişahın, Yıldız Camiinden çıktıktan sonra. 1 dakika. 42 saniyede arabasına bindiği, bu müddetin hiç şaşmadığı tespit edildi. Viyana da husus? bir araba yaptırıldı. Bu araba parçalar halinde getirilip İstanbul da monte edildi. 80 kilo patlayıcı ve 20 kilo madenî (parçalayıcı) madde taşıyan çok dakik bir saatli bomba, bu arabaya yerleştirildi. Komitacılar, dikkati çekmemek için aralarına kadın da alarak, Avrupalı seyirci kılığında bu arabaya bindiler ve selamlık törenine gittiler. Padişah, Yıldız Camiinde iken, arabayı terk edip çekildiler. İçindeki bomba, ll'nci Abdülhamit, cami ile saltanat arabası arasındaki yolu yürürken patlayacak ve hükümdarı mutlaka öldürecekti. Mutat dışı birkaç saniye gecikme, Abdüthamit in hayatını kurtardı: Camiin kapısında Şeyhülislam Cemalettln Efendi, padişahın yolunu keserek bir şey arz etti. Abdülhamit Han, şeyhülislâmı ile birkaç cümle konuştu. Söz bitip camiin merdivenlerinden adım atmaya başlarken, bomba patladı. Hassa alaylarının atları ürktüğü için, süvariler birbirine girdi. Bütün nazırlar ve paşalar, heyecan içinde kaçışmaya başladılar. Bir müddet bu manzarayı, geriye ve ileriye doğru tek adım atmadan seyreden l l nci Abdülhamit, elini kaldırarak, korkulup telâş edilmemesi, herkesin yerinde kalması İçin yüksek sesle emir verdi. Birçok müşahidin hatıralarında belirttikleri husus, o gün bulunduğu mevkiden kaçmayan tek şahsıı. l l nci Abdülhamit olduğudur. Padişah, en küçük bir Jest ve mimik değişikliği yapmamıştır. Arabasına binen, âdeti olduğu üzere arabayı kendi kullanarak, mutat ağırlığıyle halkın, bilhassa AvrupalIların alkışları arasında Yıldız'a giren ll nci Abdülhamit. büyükelçiler tarafından burada da alkışlandı. Programını bozmayarak büyükelçilerle 20 dakika kadar görüştükten sonra, dinlenmek ve hadiselerin tafsilâtını öğrenmek üzere Haremi Hümayuna gitti. Bütün devlet başkanlerı, Abdülhamit Han a geçmiş olsun telgrafları gönderdiler. Komitacıların bir kısmı yakalandı. Bomba Vakesı nda 26 kişi öldü ve 58 kişi yaralandı. Bu sırada padişah. 63 yaşında bulunuyordu. St
BÜYÜK SALON Köşkün üst katında, sol tarafta bulunan 23 pencereli bu salonu, 3 büyük avize ile 4 şamdan aydınlatır. Zemini örten 7 ton ağırlığındaki, canlı renklerle dokunmuş Hereke halısı ve kırmızı atlas kaplı yaldızlı eşyalarıyle «Büyük Salon» un iç açıcı ve göz okşayan bir görünüşü vardır. SEDEFLİ KAPI VE MERDİVEN... Şale Köşkünün en ilgi çekici salonu olan Sedefli Salon un 4 kapısı da, ağaç oyma ve Türk sedef işçiliğinin en güzel örneklerini gözler önüne serer (üstte, solda). Büyük Salona ve Kabul Salonuna çıkan merdivene gelince, köşkün diğer merdivenleri gibi mermerdir (üstte, sağda). DEVAM EDECEK Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi