SANAYİ STRATEJİ BELGESİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME



Benzer belgeler
ORTA VADELİ PROGRAM ( ) 8 Ekim 2014

TEB KOBİ AKADEMİ İLLER GELECEKLERİNİŞEKİLLENDİRİYOR: ADANA GELECEK STRATEJİSİ KONFERANSI 5 ARALIK 2007

MESLEKİ EĞİTİM, SANAYİ VE YÜKSEK TEKNOLOJİ

YENİ HÜKÜMET PROGRAMI EKONOMİ VE HAZIR GİYİM SEKTÖRÜ İÇİN DEĞERLENDİRME EKONOMİ VE STRATEJİ DANIŞMANLIK HİZMETLERİ 30 KASIM 2015

T.C. Kalkınma Bakanlığı

Enerji ve İklim Haritası

K R Ü E R SEL L K R K İ R Z SON O R N A R S A I TÜR Ü K R İ K YE E KO K N O O N M O İSİND N E D İKT K İSAT A P OL O İTİKA K L A AR A I

SAĞLIK DİPLOMASİSİ Sektörel Diplomasi İnşası

2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ

Orta Karadeniz Bölgesel İnovasyon Stratejisi

TORBALI TİCARET ODASI MOBİLYA SEKTÖR ANALİZİ

Erkan ERDİL Bilim ve Teknoloji Politikaları Araştırma Merkezi ODTÜ-TEKPOL

2013/101 (Y) BTYK nın 25. Toplantısı. Üstün Yetenekli Bireyler Stratejisi nin İzlenmesi [2013/101] KARAR

Küresel Rekabetin ARGE ve İnovasyon Boyutu

Program Koordinatörü Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı

Lojistik. Lojistik Sektörü

Tuzaktan çıkmak için sanayisizleşmeyi durdurmak gerekmektedir

Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu 28. Toplantısı. Yeni Kararlar

TÜRKİYE PLASTİK SEKTÖRÜ 2014 YILI 4 AYLIK DEĞERLENDİRMESİ ve 2014 BEKLENTİLERİ. Barbaros Demirci PLASFED - Genel Sekreter

TTGV Çevre Projeleri Grubu 13 Aralık k 2006, Ankara

Dış Ticaret Politikası. Temel İki Politika. Dış Ticaret Politikası Araçları Korumacılık / İthal İkameciliği

ÇOK TARAFLI İLİŞKİLER VE AVRUPA BİRLİĞİ NİN GELECEĞİ KONFERANSI. Ümit Özlale

BÖLGESEL YENİLİK ve KALKINMA AJANSI DESTEKLERİ

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

Güncelleme: 15 Nisan 2012

II. KKTC KOBİ ZİRVESİ GİRİŞİMCİLİK EKOSİSTEMİ GELECEK STRATEJİLERİ KONFERANSI

Sağlık Sektörünün Olmazsa Olmazı: Tıbbi Malzeme Alt Sektörü

TÜRKİYE DE FİKRİ MÜLKİYET HAKLARININ KORUNMASI : ULUSLARARASI DOĞRUDAN YATIRIMLARA ETKİLER RAPORU

Sürdürülebilir Kalkınma - Yeşil Büyüme. 30 Mayıs 2012

ORTA VADELİ PROGRAMA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME ( )

TÜRKİYE DE MESLEKİ EĞİTİM

tepav Mart2017 N DEĞERLENDİRME NOTU 2000 SONRASINDA İTHAL ARA MAL BAĞIMLILIĞI VE KATMA DEĞER ÜRETİMİ

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON

"Yenileşim ve Gelecek" 9. Kalite Sempozyumu. C. Müjdat ALTAY 15 Nisan 2011

Türkiye nin kriz sürecinde AB pazarındaki performansı. Betam Araştırma Notu 10/82

İNŞAAT SEKTÖRÜNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK: YEŞİL BİNALAR & NANOTEKNOLOJİ STRATEJİLERİ. Muhammed Maraşlı İMSAD-UNG Çalışma Grubu Üyesi

Türkiye de Ulusal Politikalar ve Endüstriyel Simbiyoz

TÜRKİYE PLASTİK İŞLEME MAKİNELERİ SEKTÖR İZLEME RAPORU / 9 Ay PAGEV

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ, AB SÜRECİ VE ÇEVRE

Türkiye: Verimlilik ve Büyüme Atılımının Gerçekleştirilmesi

TÜRKĠYE NĠN KÜRESEL REKABET DÜZEYĠ 2011: DÜNYA EKONOMĠK FORUMU KÜRESEL REKABETÇĠLĠK RAPORUNA GÖRE BĠR DEĞERLENDĠRME

Dünya Seramik Sektörü Dış Ticareti a) Seramik Kaplama Malzemeleri

GENEL SOSYOEKONOMİK GÖRÜNÜM

BASIN TANITIMI TÜRKİYE DE BÜYÜMENİN KISITLARI: BİR ÖNCELİKLENDİRME ÇALIŞMASI

YATIRIM TEŞVİK SİSTEMİ

1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÖNEMİ (TÜRKİYE) EKONOMİSİNİN TARİHSEL TEMELLERİ

Toplumlar için bilginin önemi

TAŞOCAKÇILIĞI *BU RAPOR KAYNAKÇADA BELİRTİLEN GÖSTERGELERDEN VE YAYINLARDAN DERLENMİŞTİR.

SEKTÖREL GELİŞMELER İÇİNDEKİLER Otomotiv. Beyaz Eşya. İnşaat. Turizm. Enerji. Diğer Göstergeler. Sektörel Gelişmeler /Ağustos

Türkiye Cumhuriyeti Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı. Yalın Altı Sigma Konferansı-5 / 7-8 Kasım 2014

PLASTİK İŞLEME MAKİNELERİ SEKTÖR İZLEME RAPORU

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

CAM SANAYİİ. Hazırlayan Birsen YILMAZ T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi

MESLEK KOMİTELERİ ORTAK TOPLANTISI. Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı

YATIRIM ORTAMINI İYİLEŞTİRME KOORDİNASYON KURULU (YOİKK) ÇALIŞMALARI. 11 Mayıs 2012

YATIRIM TEŞVİK SİSTEMİ

AB ve Türkiye Sivil Toplum Diyaloğu - IV Tüketicinin ve Sağlığın Korunması Hibe Programı

ORTA VADELİ PROGRAM ( ) 4 Ekim 2016

Rekabetçilik İçin Kaliteli Eğitim Şart

Tekstil-Hazır Giyim Gülay Dincel TSKB Ekonomik Araştırmalar Kasım 2014

2010 YILI OCAK-MART DÖNEMİ TÜRKİYE DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ İHRACATI DEĞERLENDİRMESİ

ANALİZ TÜRKIYE DE ILERI TEKNOLOJIYI KIMLER GELIŞTIRIYOR?

Başkent Üniversitesi, 9. ÜSİMP Ulusal Kongresi 17 Mayıs Mart 2017, Ankara

1. GENEL EKONOMİK GÖSTERGELER

Kyoto Protokolü nün Onanması (Taraf Olunması) ve Uluslararası İklim Rejiminin Geleceği ile İlgili Bazı Politik ve Diplomatik Noktalar

VE BİLGİ DENEYİMİ TÜRKİYE DE SANAYİLEŞME SORUNLARI VE KOBİ LERE YÖNELİK ÇÖZÜMLER. Hüseyin TÜYSÜZ KOSGEB Başkan Yardımcısı.

TÜRKİYE DE BU HAFTA 7 11 EYLÜL 2015

TEKSTİL VE HAZIR GİYİM ÜRÜNLERİ İTHALATINA UYGULANAN KORUNMA ÖNLEMLERİ 2 YILLIK DEĞERLENDİRME

GENEL AMAÇLI MAKİNE SEKTÖRÜ

2010 YILI HAZIR GĠYĠM SEKTÖRÜNDE GELĠġMELER VE SEKTÖRÜN 2023 YILI HEDEFLERĠ

plastik sanayi Plastik Sanayicileri Derneği Barbaros aros DEMİRCİ PLASFED Genel Sekreteri

TÜRKIYE NİN MEVCUT ENERJİ DURUMU

Azerbaycan Enerji Görünümü GÖRÜNÜMÜ. Hazar Strateji Enstitüsü Enerji ve Ekonomi Araştırmaları Merkezi.

DİYARBAKIR TİCARET VE SANAYİ ODASI YENİ TEŞVİK MEVZUATI HAKKINDA EKONOMİ BAKANINA HAZIRLANAN RAPOR 2012

IMF KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜMÜ

TÜRK-FİLİSTİN İŞ FORUMU

DIŞ TİCARETTE KÜRESEL EĞİLİMLER VE TÜRKİYE EKONOMİSİ

Yatırım Ortamı Değerlendirme Raporu: Türkiye nin ikinci nesil reform gündeminin tasarımı

HOLLANDA ÜLKE PROFİLİ

BİRİNCİ BÖLÜM TÜRKİYE EKONOMİSİNE PANORAMİK BAKIŞ...

Temiz Üretim Süreçlerine Geçişte Hibe Programlarının KOBİ lere Katkısı. Ertuğrul Ayrancı Doğu Marmara Kalkınma Ajansı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

MOBİLYA SEKTÖRÜ MEVCUT DURUM

Polonya ve Çek Cumhuriyeti nde Tahıl ve Un Pazarı

Düzce Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi ve ilgili mekanizmaların vizyonu, Bölgesel, ulusal ve

TÜRKİYE İLAÇ SEKTÖRÜ NDE AR-GE

YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARIMIZ VE ELEKTRİK ÜRETİMİ. Prof. Dr. Zafer DEMİR --

Özet. Gelişen küresel ekonomide uluslararası yatırım politikaları. G-20 OECD Uluslararası Yatırım Küresel Forumu 2015

KIRŞEHİR SANAYİ RAPORU

Makroekonomik Hedeflere Ulaşmada Rekabet Politikası ve Uygulamalarının Rolü

EKONOMİK DEĞERLENDİRME ANKET SONUÇLARI OCAK 2012

YENİ TEŞVİK SİSTEMİ VE DİYARBAKIR

KAMU ALIMLARI YOLUYLA TEKNOLOJİ GELİŞTİRME VE YERLİ ÜRETİM PROGRAMI EYLEM PLANI

AB İLE GÜMRÜK BİRLİĞİ NİN GÜNCELLENMESİ

Türkiye ekonomisi 1980 sonrasında,

TÜRKİYE İŞ ve İNŞAAT MAKİNALARI ALT SEKTÖRÜ

SANGEM nedir ve nasıl bir oluşumdur?

Tablo 1. Seçilen Ülkeler için Yıllar İtibariyle Hizmetler Sektörü İthalat ve İhracatı (cari fiyatlarla Toplam Hizmetler, cari döviz kuru milyon $)

SAĞLIK SEKTÖRÜ RAPORU

Transkript:

seta Analiz. SETA Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı www.setav.org Temmuz 2011 SANAYİ STRATEJİ BELGESİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME FAZIL KAYIKÇI

S E T A A N A L İ Z seta Analiz. AA, Yahya Oylek Sayı: 43 Temmuz 2011 SANAYİ STRATEJİ BELGESİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME FAZIL KAYIKÇI İÇİNDEKİLER GİRİŞ 4 YATAY SANAYİ POLİTİKALARI ANALİZİ 7 SEKTÖREL POLİTİKALAR ANALİZİ 16 SANAYİ ÖZEL KESİMDEKİ İLK 100 FİRMA NIN ANALİZİ 26 DÜNYADA SANAYİNİN VE SEKTÖRLERİN GELECEĞİ 29 SONUÇ VE ÖNERİLER 30 2011 Yayın hakları mahfuzdur

SANAYİ STRATEJİ BELGESİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME ÖZET Son yıllarda dünya ekonomisinin ticaret, finans ve üretim alanlarında gittikçe derinleşen çok yönlü entegrasyon süreçleri, uluslararası piyasalarda ve ticarette konumlarını korumaya ya da iyileştirmeye çalışan tüm ülkeleri uluslararası rekabet güçlerini arttırmaya zorlamaktadır. Bu amaca yönelik olarak, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı nın koordinasyonunda çeşitli kamu kuruluşları ve ilgili sektörel kuruluşlar ile sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla 2011-2014 yıllarını kapsayan Sanayi Strateji Belgesi hazırlanmıştır. Bu belgede sanayide yüksek katma değerli üretim yapısına geçişin ve yüksek rekabet gücünün sağlanması amacına yönelik Orta ve Yüksek Teknolojili Ürünlerde Avrasya nın Üretim Üssü Olmak vizyonu ön plana çıkarılmıştır. Sanayi Strateji Belgesinin yatay politika alanlarının ve eylem planlarının değerlendirilmesi yapıldığında, eksiklikler görülmekle birlikte genelde doğru ve bilinçli hedeflere odaklanıldığı sonucuna varılmıştır. Yine de, bu hedeflere yönelik hazırlanan eylem planının yetersizliği dikkat çekmektedir. Aynı şekilde, sektörel stratejilerin de henüz tam anlamıyla olgunlaşmamış olduğu görülmüştür. İmalat sanayinde özel kesim içindeki en büyük 100 firmanın (ve ilk 10 firmanın) son yıllardaki durumu, ülkeye kazandırdıkları katma değer ve bilgi birikimi araştırıldığında da, özellikle bilgi ve üretim teknolojileri açısından katkılarının yok denecek kadar az olduğu ortaya çıkmıştır. Analiz sonucunda önerilen sanayi politikaları, sanayi strateji belgesinin hedefleri ve eylem planı ile birlikte değerlendirildiğinde, uygulamada daha başarılı olabilecek bir stratejinin ortaya çıkacağı öngörülmektedir. 3

S E T A A N A L İ Z SANAYİ STRATEJİ BELGESİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME GİRİŞ Son yıllarda dünya ekonomisinin ticaret, finans ve üretim alanlarında gittikçe derinleşen çok yönlü entegrasyon süreçleri, uluslararası piyasalarda ve ticarette konumlarını korumaya ya da iyileştirmeye çalışan tüm ülkeleri uluslararası rekabet güçlerini arttırmaya zorlamaktadır. Özellikle BRIC (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) ülkeleri ve yükselen ekonomilerin giderek artan ekonomik ve siyasi ağırlıkları çerçevesinde, ulusal karar alıcılar ülkelerinin rekabet güçlerini ve üretimlerinin katma değerini artıracak şekilde, başta sanayi olmak üzere tüm sektörlerdeki üretim politikalarında, köklü değişim ve dönüşümleri koordine etmek durumundadır. 1 Dünya ekonomisinde süregelen küresel oyun a entegre olan her ülke, tüketim malları, ara mallar, sermaye ve işgücü sağlamada ticaret yaptığı ülkelere bağlı durumda olduğu gibi, aynı zamanda ticaret yaptığı diğer ülkeleri de mallarını satabileceği birer pazar olarak algılamaktadır. Bu küreselleşme eğiliminin, bilişim ve iletişim teknolojileriyle desteklenmesiyle birlikte, firmalar ve ülkeler giderek daha çetin rekabet şartlarıyla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu durumda, Türkiye ekonomisinin tüm sektörlerinin ve özellikle sanayinin mevcut yapısının ve rekabet gücünün dünya piyasalarındaki bu gelişmelere uyum sağlaması, bu uyumu nasıl sağlayabileceğinin anlaşılması ve bu yönde üretim yapısında önümüzdeki yıllarda ne oranda bir yapısal dönüşüm gerçekleştirmesi gerektiğinin ortaya çıkarılması büyük önem arz etmektedir. 4 Sanayileşme genel anlamda, üretim kaynaklarının tarımsal üretimden endüstri ve hizmetler kesimlerine aktarılması, teknik işbölümünün gelişmesi ve teknolojik ilerlemeyle hızlı ve çok miktarda üretimin sağlanması, bu yolla gelir ve refah seviyesinin 1. Ünay, S. (2010) Ticaret Savaşları ve Ulusal Çıkarlar: Bir Uluslararası Çatışma Alanı Olarak Uluslararası Ticaret, İnat, K., Duran, B. ve Ataman, M. (der.) Dünya Çatışma Bölgeleri, İstanbul: Nobel.

SANAYİ STRATEJİ BELGESİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME arttırılması olarak anlaşılmıştır. 19. yüzyılın sonlarında İngiltere de başlayan sanayi devrimiyle birlikte tüm toplum yapısı üretim sistemindeki değişmeye göre yeniden şekillenmiştir. Sanayi devrimini ortaya çıkaran ve sağladığı olanakları daha başlangıçtan itibaren kullanmaya başlayan ülkelerde hızlı bir şekilde sanayileşme ve sanayi toplumu yaratma gayreti oluşmuştur. Bu durumun beraberinde getirdiği sosyal, ekonomik ve teknik sorunların aşılabilmesi için ortaya konan çözüm arayışları, her gün yeni teknolojilerin geliştirilmesine ve bunun yanında toplumsal yaşamın yeniden şekillendirilmesine neden olmuştur. Sanayi devrimini zamanında fark edemeyen veya yakalama olanağı bulamayan ülkeler ise, 1929 Krizi ve hemen sonrasındaki İkinci Dünya Savaşı nın getirdiği olumsuzluklar, sosyal ve ekonomik sorunlar nedeniyle, sanayileşme hamlelerine ancak 1950 li yıllarda başlayabilmişlerdir. İkinci dünya savaşı sonrasında hızlı sanayileşmeyi başaran Almanya ve Japonya gibi ülkelerde Keynesçi refah politikaları temel olurken, geç sanayileşen ülkelerde ise planlamacı ve ithal ikameci sanayileşme politikaları izlenmiştir. Gümrük koruması ile rekabet gücü düşük yerel sanayilere rekabet gücü sağlayacak bir ortam yaratmak ve böylece ithal edilen ürünlerin yerine yerli sanayi tarafından üretilen ürünlerin pazar payının artmasını sağlamak bu stratejinin ana felsefesini oluşturmaktadır. Aslında ABD ve Almanya da 19. yüzyıl boyunca ve Japonya da 1970 li yıllara kadar yoğun ithalat kontrolü ve kısıtlamaları uygulanmıştır. Gelişmekte olan ülkelerde ise 20. yüzyılın sonlarına kadar gümrük korumacı tarifeler uygulanmıştır. Başlangıçta ithal ikameci sanayileşme politikalarının, hızlı büyüme ve sanayileşme sağlamış olmasına karşın 1970 lerin sonlarında petrol krizlerinin de etkisiyle ekonomik yapının zorlandığı ve sanayinin gelişmesinde yetersiz kaldığı görülmüştür. Gümrük duvarları ile korunan yerli sanayinin kaliteye, Ar-Ge faaliyetlerine önem vermediği, ürün geliştirmekte yetersiz kaldığı ve bu nedenle küresel rekabet şansını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı anlaşılmıştır. 2 Bu sonuçlar da, ihracata yönelik sanayileşme ve büyüme politikalarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. 1980 lerde uygulanmaya başlanan bu sanayileşme modeline göre, dış ticaret serbestleştirilerek uluslar arası rekabetin ve yenilik geliştirme ihtiyacının önü açılmış olacak, ihracat için gerekli ara malları ve hammaddelerinin temini ise azaltılan gümrük vergileri ve kotalar sayesinde kolaylaşacaktır. Devlet de, altyapı yatırımları, nitelikli işgücünün eğitimi ve sağladığı teşviklerle ihracatın artırılmasına katkı sağlayacaktır. Özellikle Güney Doğu Asya ülkelerinin, bu sanayileşme stratejisi ile hızlı bir şekilde kalkındıkları iddiası literatürde sıkça işlenen bir konu olmuştur. Ancak dış talep miktarına oldukça bağlı olan bu model, uygulayan ülkeleri dış gelişmelere ve istikrara bağımlı hale getirmiştir. Nitekim 1997 deki Asya krizi bu ülkelerin tüm ticaret ortaklarını önemli ölçüde etkilemiştir. Sanayileşmenin Türkiye deki boyutu incelendiğinde karşılaşılan durum ise, cumhuriyet tarihi boyunca makroekonomik istikrarın sağlanmasındaki güçlükler; enflasyon ve kurlara bağlı yüksek girdi maliyetleri; kaynak, bilgi birikimi ve vizyon eksikliğinden Sanayileşmenin Türkiye deki boyutu incelendiğinde karşılaşılan durum ise, cumhuriyet tarihi boyunca makroekonomik istikrarın sağlanmasındaki güçlükler; enflasyon ve kurlara bağlı yüksek girdi maliyetleri; kaynak, bilgi birikimi ve vizyon eksikliğindendir. 5 2. TMMOB Sanayi Kongresi 2007 Oda Raporu.

S E T A A N A L İ Z Türkiye nin sanayi vizyonunu belirlemek amacıyla hazırlanan ve 2011-2014 yıllarını kapsayan Sanayi Strateji Belgesi nde Türkiye için uygulanacak sanayi stratejisinin uzun dönemli vizyonu Orta ve Yüksek Teknolojili Ürünlerde Avrasya nın Üretim Üssü Olmak şeklinde belirlenmiştir. kaynaklanan araştırma-geliştirme ve yeni teknoloji üretmedeki yetersizliklerin etkileşimli bir şekilde sanayinin uluslararası rekabet potansiyelini olumsuz yönde etkilemiş olduğudur. Teknolojik yetkinleşme, nitelikli insan gücü ve dinamik karşılaştırmalı üstünlüklere dayalı bir sanayileşme yaklaşımı yerine; varolan karşılaştırmalı üstünlükler temelinde uluslararası ekonomi ile bütünleşmeyi hedefleyen ve özendiren politikalar izlenmiştir. 3 Bu durumda, tekstil gibi emek yoğun ve demir-çelik gibi fiyat esnekliği yüksek olan sektörler, düşük maliyet ve fiyatlar temelinde rekabetçi üstünlük kazanmış ve sanayinin ihracat yapısı giderek bu sektörler üzerinde yoğunlaşmıştır. 2001 mali krizinin sonrasında uygulanan ekonomik programlarla ve siyasi istikrar ortamıyla birlikte, bankacılık ve finansal regülasyon alanında kapsamlı reformlar gerçekleştirilerek enflasyonda ciddi bir düşüş ve kamuda mali disiplin sağlanmıştır. 2008 yılında dünya ekonomisinde patlak veren büyük krize kadar Türkiye ekonomisinde üst üste pozitif büyümeler gerçekleştirilmiştir. Geniş tabanlı ve ürün çeşitliliği olan imalat sanayisi, dünya ekonomik konjonktürünün de etkisiyle, hem niteliksel hem de niceliksel anlamda bir gelişme ve dönüşüm sürecine girmiştir. Uygulanan programlar ve Avrupa Birliği (AB) müzakere süreciyle hızlanan yapısal reformlar olumlu bir ekonomik ortam ortaya çıkarmış, bu arada özellikle Çin ve Hindistan ın uluslararası piyasalara yoğun olarak girişi rekabeti artırmıştır. Sonuç olarak, ihracat odaklı firmalar varlıklarını sürdürebilmek ve rekabet güçlerini koruyabilmek için araştırma geliştirme faaliyetlerine ve teknolojiye daha fazla yatırım yaparak göreli verimlilik artışına katkıda bulunmuşlardır. Girişimciler arasındaki bu olumlu davranış değişikliğinin en önemli sebepleri, makroekonomik istikrar ortamının sağlanması, AB ile müzakerelerin reform sürecini hızlandırması ve 2001 krizinin daha önceki krizlerden farklı olarak tüm kesimleri etkileyerek yapısal bir dönüşümün gerekliliğinin hem hükümet hem de özel sektör tarafından benimsenmesini sağlamasıdır. 4 Çeşitli devlet kurumları tarafından yıllardan beri hazırlanan Beş Yıllık Kalkınma Planları nda, politika metinlerinde, strateji belgelerinde ve eylem planlarında sanayide yüksek katma değerli üretim yapısına geçişin sağlanması amacına yönelik hedefler sürekli vurgulanmıştır. Son yıllarda hazırlanan belgelerdeki esas farklılık ise, yukarıda bahsedildiği üzere bu tarz yapısal dönüşüm hedeflerine uygulamada kısa vadeli popülist politikalardan daha fazla öncelik verilmesi ve bu amaçlara belli bir stratejik yaklaşımla ve belirli zaman diliminde ulaşmanın önemine olan inancın yerleşmesidir. Türkiye nin sanayi vizyonunu belirlemek amacıyla, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı nın koordinasyonunda çeşitli kamu kuruluşları ve ilgili sektörel kuruluşlar ile sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla hazırlanan ve 2011-2014 yıllarını kapsayan Sanayi Strateji Belgesi nde Türkiye için uygulanacak sanayi stratejisinin uzun dönemli vizyonu Orta ve Yüksek Teknolojili Ürünlerde Avrasya nın Üretim Üssü Olmak şeklinde belirlenmiş- 6 3. Taymaz, E. ve Şenses, F. (2003). Unutulan Bir Toplumsal Amaç: Sanayileşme Ne Oluyor? Ne Olmalı?, İktisadi Kalkınma, Kriz ve İstikrar İçinde. İletişim Yayınları, İstanbul. 4. Öniş, Z. ve Bayram, İ.E.(2003). Temporary Star Or Emerging Tiger? Turkey s Recent Economic Performance In A Global Setting Tüsiad-Koç University Economic Research Forum Working Paper Series: 0805.

SANAYİ STRATEJİ BELGESİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME tir. Bu vizyon kapsamında stratejinin genel amacı, Türk Sanayisinin rekabet edebilirliğinin ve verimliliğinin yükseltilerek, dünya ihracatından daha fazla pay alan, ağırlıklı olarak yüksek katma değerli ve ileri teknolojili ürünlerin üretildiği, nitelikli işgücüne sahip ve aynı zamanda çevreye ve topluma duyarlı bir sanayi yapısına dönüşümü hızlandırmak olarak ifade edilmiştir. Bu vizyona ve genel amaca yönelik olarak, orta ve yüksek teknolojili sektörlerin üretim ve ihracat içindeki paylarının arttırılması, düşük teknolojili sektörlerden katma değeri yüksek ürünlere geçişin sağlanması ve becerilerini sürekli geliştirebilen şirketlerin ekonomideki ağırlıklarının arttırılması şeklinde üç temel stratejik hedef tespit edilmiştir. Stratejik hedefleri gerçekleştirmek üzere, 9. kalkınma planı da göz önünde bulundurularak, bazı temel sanayi politikası öncelikleri ile yatay ve sektörel olmak üzere çeşitli politika alanları tespit edilmiştir. Strateji belgesinin girişinde, küresel gelişmeler, AB deki eğilimler ve Türkiye deki durum analiz edilerek, bunların Türkiye nin önümüzdeki dönemde hayata geçireceği sanayi stratejisi için yansımaları incelenmektedir. Ardından Türk Sanayisinin uzun vadeli vizyonu ortaya konularak hedefler belirlenmekte, bu vizyonu gerçekleştirmeye yönelik sanayi stratejisi ve politika çerçevesi tanımlanmaktadır. Daha sonra, yatay sanayi politikası alanları kapsamında; yatırım ortamı, uluslararası ticaret ve yatırımlar, beceriler ve insan kaynağı, KOBİ lerin finansmana erişimi, firmaların teknolojik gelişimi, altyapı sektörleri ve girdi maliyetleri gibi çevre ve bölgesel kalkınma politikalarında sanayi stratejisi açısından kritik unsurlar ortaya konulmaktadır. Sonrasında da, Türkiye nin sanayi stratejisine girdi mahiyetindeki sektörel konulara, çeşitli sektörlere dair rekabet gücü değerlendirmelerine ve başlıca politika önceliklerine yer verilmekte ve sanayi stratejisinin uygulanmasında, izlenmesinde ve koordine edilmesinde dikkate alınacak hususlar özetlenmektedir. Bu analizin ilerleyen bölümlerinde; sanayi strateji belgesinin yatay politika alanlarındaki hedeflerinin ve eylem planlarının analizi, Türkiye imalat sanayisindeki gelişmelerin ve güncel durumun seçilmiş bazı ülkelerle karşılaştırılması, belgede yer alan sektörlerin genel durumları ve sektörel stratejilerin seçilmiş bazı ülkelerle karşılaştırarak analizi, Türkiye nin imalat sanayisinde ilk 100 de (ve ilk 10 da) bulunan özel firmaların son yıllarda ülkeye kazandırdıkları katma değer ve bilgi birikiminin analizi ile yapılan incelemeler ışığında sonuç ve öneriler sunulmaktadır. Stratejinin genel amacı, Türk Sanayisinin rekabet edebilirliğinin ve verimliliğinin yükseltilerek, dünya ihracatından daha fazla pay alan, ağırlıklı olarak yüksek katma değerli ve ileri teknolojili ürünlerin üretildiği, nitelikli işgücüne sahip ve aynı zamanda çevreye ve topluma duyarlı bir sanayi yapısına dönüşümü hızlandırmak olarak ifade edilmiştir. YATAY SANAYİ POLİTİKALARI ANALİZİ Yatırım ve İş Ortamı Yatırımların ve yeni şirket kuruluşlarındaki işlemlerin hızlanması ve daha kolay hale gelmesi için bürokrasinin azaltılması hedeflenmiştir. Yapılan düzenlemelerle, iş yeri açma izin ve ruhsatları için gerekli işlem ve belge sayısı önemli ölçüde azaltılmış, e- 7

S E T A A N A L İ Z Devlet yardımları ve teşvikler, rekabet gücünün gelişmesi ve korunması için bazı sektörlerde çok önemli olmalarına rağmen, Dünya Ticaret Örgütü nün (DTÖ) kısıtlamalarıyla, uygulanabilirliğini büyük ölçüde yitirmektedir. dönüşüm projesi ile birçok kamu hizmeti elektronik ortamda sunulmaya başlanarak maliyet ve zaman tasarrufu sağlanmıştır. Ancak, bu düzenlemelerle gelinen nokta iş yapma ortamını yeteri kadar iyileştirememiştir. 2010 yılında Dünya Bankası raporuna göre, iş yapma kolaylığı endeksinde Türkiye 73. sırada yer almaktadır. Yine, Dünya Ekonomik Forumu 2010 verilerine göre, 139 ülke içindeki pek parlak olmayan durumu Tablo 1 den görülmektedir. Belgedeki hedeflerin de geçmişteki politikaların devamı doğrultusunda uygulanmaya çalışılacağı (ruhsat alımının birkaç belge daha azaltarak kolaylaştırılması, elektronik ortamdaki hizmet sayısının arttırılması gibi) dikkate alındığında, yatırım ve iş ortamının iyileştirilmesi konusunda hedeflerin yeterince büyük olmadığı görülmektedir. Temel malzeme ve hizmetlere ilişkin piyasalarda, kartelin önlenmesi ve girdi maliyetlerinin düşmesiyle firmaların rekabet güçlerinin artması yerinde bir hedef olmakla birlikte, rekabet kanununda oluşturulan pişmanlık müessesesi caydırıcılığı engelleyecek niteliktedir. Devlet yardımları ve teşvikler, rekabet gücünün gelişmesi ve korunması için bazı sektörlerde çok önemli olmalarına rağmen, Dünya Ticaret Örgütü nün (DTÖ) kısıtlamalarıyla, uygulanabilirliğini büyük ölçüde yitirmektedir. Ayrıca, DTÖ anlaşmaları ve AB ye uyum çalışmaları nedeniyle uluslar arası standardizasyonlara ve kalite göstergelerine uyma adı altında, dış ticarette Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin lehine olmayan düzenlemeler yapılmak durumunda kalınmıştır. Belgede ortaya konan ulusal standartların uluslar arası kabul gören standartlarla uyumlaştırılması hedefi yerine, DTÖ ve AB tarafından dayatılan ticaret kurallarının daha fazla ve aktif müzakere yapılarak gevşetilmesi hedefi, ulusal çıkarlar açısından daha olumlu sonuçlar verebilirdi. 8 Tablo 1: Küresel Rekabet Endeksi Sıralamalarında Türkiye Kriter Sıralama Kurumsal Yapı 88 Altyapı 56 Makroekonomik İstikrar 83 Sağlık ve İlköğretim 72 Yükseköğretim ve İşbaşında Eğitim 71 Ürün Piyasalarının Etkinliği 59 Emek Piyasalarının Etkinliği 127 Finans Piyasaların Gelişmişliği 61 Teknolojik Altyapı 56 Pazar Büyüklüğü 16 İnovasyon 52 İş Dünyasının Gelişmişlik Düzeyi 67 Kaynak: Dünya Ekonomik Forumu 2010.

SANAYİ STRATEJİ BELGESİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME Uluslararası Ticaret ve Yatırımlar Dış ticarette Gümrük Birliği nin yürürlüğe girmesiyle birlikte sanayi ürünlerinin ithalatında ortalama koruma oranı AB üyeleri için %0 iken diğer üçüncü ülkeler için %4,2 oranlarına indirilmiş, DTÖ de gelişmekte olan ülke statüsünde olmamıza rağmen gelişmiş ülke kriterlerine uymak durumunda kalınmıştır. Türkiye AB pazarına diğer üçüncü ülkelere göre daha avantajlı girme imkânı kazanırken, kendi pazarını da tüm ülkelere açmak zorunda kalmıştır. Nitekim, serbest ticaret anlaşması imzalanamayan ülkeler, serbest dolaşım sayesinde, AB ye tercihli rejim altında ihraç ettikleri ürünleri ülkemize gümrüksüz sokma imkânı bulmuş, bu durum yerli üreticinin rekabet gücünü oldukça zayıflatmıştır. AB nin gerek ortak gümrük tarifelerinde gerekse üçüncü ülkelerle yaptığı tercihli düzenlemelerde üye ülkelerin çıkarlarını dikkate alması ve Türkiye nin de karar mekanizmasında olmaması nedeniyle, ülkemiz ürünlerinin rekabet gücü dış pazarlarda olumsuz etkilenmektedir. Bu konularda AB ve DTÖ nezdinde girişimlerin artırılacağı ve rekabet gücünü azaltan engellerin azaltılmaya çalışılacağı politika hedefi olarak gösterilse bile ülkemizin gümrük birliği nedeniyle ortak gümrük tarifeleri oranlarından sapma ihtimali görünmemektedir. Bu bağlamda belgenin hedefi çok gerçekçi durmamaktadır. Bu durumda yapılması gereken, ürün çeşitliliğinin yanında uluslar arası ticaretin yapıldığı ülke guruplarını da çeşitlendirmektir. Aşağıdaki tablolardan görüleceği üzere, Türkiye nin dış ticaretinde AB ülkelerinin ağırlığı göze çarpmaktadır. Belgede bu konuya dikkat çekilerek, İhracat Stratejik Planı çerçevesinde, komşu ve çevre ülkeler ile Afrika ülkeleri başta olmak üzere, dış ticaretin çeşitlendirilmesine ve pazara giriş imkânlarının arttırılmasına çalışılacağı vurgulanmıştır. Ne var ki bu hedeflerde, 1980 lerdeki ihracatta kapasite artırımı politikalarını hatırlatırcasına, sadece ihracatın miktar ve değerleri ile ilgili tespitlerde bulunulmuş, teknoloji yoğunluğu, katma değerin büyüklüğü ve istihdam yaratma kapasitesi gibi hayati önemdeki konulardan bahsedilmemiştir. Oysaki Türkiye nin sürdürülebilir bir büyüme ve ihracat artışı için rekabet gücünü yükseltmeye, teknoloji yoğun ürünler satarak yüksek katma değer elde etmeye ihtiyacı vardır. Şekil 2 de bazı yıllar için ihracatın teknoloji yoğunluğuna göre sınıflandırılması yapılmıştır. Şekilden de anlaşıldığı gibi, son birkaç yıldaki kıpırdanma ve orta üst teknolojili ürün oranındaki yükselme dışında ihracatımızın bileşimi göz ardı edilmiş, sadece ihracatın miktarına odaklanan kısa vadeli politikalar uygulanmıştır. Sanayi strateji belgesinde de maalesef bu konuya yeterince değinilmemiştir. İhracatta yüksek teknolojili ürün oranını, benzer durumdaki diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda, Dünya Bankası verilerine 5 göre 2008 yılı sonunda %14,49 olan OECD ortalamasının, %13,92 olan AB ortalamasının ve %30,62 olan Doğu Asya ülkeleri ortalamasının çok gerisinde olduğumuz ve Tablo 4 ten de görüleceği gibi şimdiye kadar bu konuda çok ilerleme kaydedemediğimiz gerçeği ortadadır. AB nin gerek ortak gümrük tarifelerinde gerekse üçüncü ülkelerle yaptığı tercihli düzenlemelerde üye ülkelerin çıkarlarını dikkate alması ve Türkiye nin de karar mekanizmasında olmaması nedeniyle, ülkemiz ürünlerinin rekabet gücü dış pazarlarda olumsuz etkilenmektedir. 9 5. Dünya Bankası, Dünya Kalkınma Göstergeleri İstatistikleri.

S E T A A N A L İ Z Tablo 2: Ülke Guruplarına Göre İhracat (%) 1980 1985 1990 1995 2000 2005 2006 2007 2008 2009 2010 OECD 68 53 71 66 62 57 58 57 50 55 54 AB (27) 57 44 58 56 51 53 51 52 45 46 46 İslam Konferansı 23 42 18 17 12 17 16 18 23 28 29 KEİB 4 2 1 11 8 11 12 15 15 12 13 BDT 0 0 0 10 5 6 7 9 10 8 9 İhracatta yüksek teknolojili ürün oranı, benzer durumdaki diğer ülkelerle karşılaştırıldığında, Dünya Bankası verilerine göre 2008 yılı sonunda %14,49 olan OECD ortalamasının, %13,92 olan AB ortalamasının ve %30,62 olan Doğu Asya ülkeleri ortalamasının çok gerisinde olduğu görülmektedir. Türk Cumhuriyetler 0 0 0 3 2 2 2 2 3 3 3 Afrika ve Pasifik 0 0 1 1 1 2 2 2 3 3 2 Akdeniz Ülkeleri 13 9 10 10 9 9 9 10 11 14 13 Kaynak: Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) Tablo 3: Ülke Guruplarına Göre İthalat (%) 1980 1985 1990 1995 2000 2005 2006 2007 2008 2009 2010 OECD 53 61 68 72 67 59 58 57 53 54 54 AB (27) 40 41 47 52 54 47 44 42 39 40 39 İslam Konferansı 41 34 13 13 13 18 20 21 24 13 15 KEİB 6 2 2 11 11 15 17 19 22 20 18 BDT 0 0 0 10 12 13 14 13 15 18 16 Türk Cumhuriyetler 0 0 0 1 2 4 3 4 3 2 2 Afrika ve Pasifik 0 2 2 1 1 2 2 2 1 2 1 Akdeniz Ülkeleri 13 10 6 5 7 5 5 4 4 4 4 Kaynak: TUİK Şekil 1: İhracatın Teknoloji Sınıflamasına Göre Bileşimi Kaynak: Doğruel ve Doğruel (2008) 6 10 6. Tüsiad, Türkiye Sanayiine Sektörel Bakış, 2008.

SANAYİ STRATEJİ BELGESİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME Tablo 4: Seçilmiş Ülkelerde Yüksek Teknolojili Ürün İhracatının Toplam İhracattaki Payı (%) 1990 1995 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 Arjantin - 3,47 9,11 8,96 7,45 8,67 7,59 6,57 6,95 6,62 9,02 Brezilya 7,09 4,85 18,56 19,11 16,92 11,96 11,59 12,84 12,09 11,95 11,97 Çin - 10,53 18,58 20,57 23,31 27,10 29,81 30,60 30,30 29,68 28,66 Mısır - 0,43 0,29 0,89 0,76 0,54 0,64 0,37 0,54 0,16 0,89 Yunanistan 2,23 5,67 13,35 9,86 11,60 12,18 11,42 10,19 10,54 8,02 9,96 Hindistan 2,40 4,30 4,76 5,57 4,82 4,66 4,93 4,74 5,00 5,28 5,69 Kore 17,84 25,87 34,82 29,55 31,30 32,15 32,76 32,33 32,01 33,45 - Meksika 8,29 15,08 22,39 22,01 21,36 21,31 21,20 19,55 18,89 17,09 19,41 Rusya - - 17,23 13,48 19,98 19,43 13,17 8,15 7,70 6,94 6,52 Güney Afrika - 5,67 6,97 6,40 5,13 4,96 5,66 6,58 6,40 5,66 5,22 Türkiye 1,19 1,25 4,86 3,92 1,89 2,06 2,00 1,51 1,93 2,04 1,74 Kaynak: Dünya Bankası. Dünya kalkınma göstergeleri istatistikleri. Doğrudan yabancı sermaye yatırımları sadece sermaye stokunu ve istihdamı artırmakla kalmayıp, yeni üretim yöntemlerinin de gittikleri ülkelere aktarılmasını sağlamış olurlar. Yabancı firmaların sanayideki teknolojik gelişime katkılarının boyutu, patent tescil sayılarının yerli firmalardan çok daha fazla olmasından (son 10 yılda yerli firmaların ortalama 20 katı) anlaşılabilmektedir. Öyleyse, yabancı yatırımların artması için bürokratik engellerin azaltılması ve yerli firmaların çok uluslu şirketlerle ortaklıklarının teşvik edilmesi gibi politikalar, toplam verimliliğin artması ve sanayideki teknolojik dönüşümün hızlanmasıyla sonuçlanabilecektir. Bu doğrultuda yapılan çalışmalar ve strateji belgesinde sözü edilen Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı nın kurulmasıyla birlikte, 2000 li yıllarda Türkiye ye gelen doğrudan yabancı yatırımlarda önemli ölçüde artışlar kaydedilmiştir. Ancak, son yıllarda Türkiye ye çekilen yatırımlardaki özelleştirme payını düşürdüğümüzde, istenilen nitelikte ve miktarda doğrudan yabancı yatırımın henüz ülkeye gelmediğini söyleyebiliriz. Strateji belgesinde bununla ilgili hedeflerin, yukarıdaki bölümde anlatılan yatırım ve iş ortamının geliştirilmesi hedefleriyle birlikte düşünülmesi beklenebilecekken, aralarında bir bağlantı ya da ilgili kurumlarda bir koordinasyon çalışması görülmemektedir. Sanayide rekabet gücünün korunması ve geliştirilmesi için nitelikli işgücüne olan ihtiyaç artmaktadır. İşgücünün niteliklerini artırma konusunda uygulanması gereken temel strateji, eğitim sisteminin özel sektörün ihtiyaçlarını karşılayabilecek kalitede bir işgücü yetiştirmesi olmalıdır. Beceriler ve İnsan Kaynağı Sanayide rekabet gücünün korunması ve geliştirilmesi için nitelikli işgücüne olan ihtiyaç artmaktadır. İşgücünün niteliklerini artırma konusunda uygulanması gereken temel strateji, eğitim sisteminin özel sektörün ihtiyaçlarını karşılayabilecek kalitede bir işgücü yetiştirmesi olmalıdır. Küreselleşme sürecinde nitelikli ve niteliksiz işgücüne 11

S E T A A N A L İ Z Sanayideki dönüşüm sürecinin toplumun tüm kesimlerince benimsenmesi için, sanayinin rekabet gücü yüksek, ileri teknolojiye dayalı ve yenilikçi olması yeterli olmayıp, istihdam artışı gibi sosyal beklentileri de karşılaması gerekmektedir. dayalı üretim yapan firmaların yarattıkları katma değer arasındaki fark açılmaktadır. Buna paralel olarak, yüksek teknolojili sektörlerdeki ücretler, emek yoğun ya da düşük teknoloji içeren sektörlere göre çok daha fazla olmaktadır. Bu nedenle, işgücünün niteliğini arttırmak hem istihdamın artmasını ve gelir dağılımında adaletsizliğin azalmasını sağlayacak hem de yüksek katma değerli üretim yapısına geçiş için uygulanacak sanayi politikalarının uygulanmasını kolaylaştıracaktır. Ancak, Türkiye de işgücü piyasaları etkin olmadığı gibi, sanayi üretimindeki büyüme, hızla artan çalışma çağındaki nüfusun istihdam edilmesinde yetersiz kalmaktadır. İşgücünün kalitesi açısından da yetersizliklerin olduğu, okullaşma ve işgücündeki üniversiteli oranlarının AB ortalamalarının yarısı seviyelerinde olmasından anlaşılmaktadır. Strateji belgesinde de belirtildiği gibi Türkiye deki işgücünün eğitim durumu gerek süre gerekse kalite açısından AB ülkelerinin çok gerisindedir. En çok eksikliğin hissedildiği mesleki ve teknik eğitim sisteminde reform için 2006 da kurulan Mesleki Yeterlilik Kurumu doğru bir adım olsa da, gençleri mesleki eğitim konusunda bilinçlendirmede yetersiz kalınmaktadır. Mesleki ve teknik eğitim, üniversiteye girememe durumunda sigorta olarak görülme durumdan çıkıp, teknik konularda uzmanlaşma ve yetişme için fırsat olarak değerlendirilme konumuna getirilmelidir. Strateji belgesinde, mesleki eğitimi teşvik amacıyla uygulanacak olan mezunlara iş yeri açma yetkisi verilmesi politikası, işletmecilik ve yöneticilik bilgisi olmayan teknik elemanlara işyeri açtırılması sonucu, kapanan işyerleri istatistiğine katkıda bulunmaktan öteye gitmeyecektir. Sanayideki dönüşüm sürecinin toplumun tüm kesimlerince benimsenmesi için, sanayinin rekabet gücü yüksek, ileri teknolojiye dayalı ve yenilikçi olması yeterli olmayıp, istihdam artışı gibi sosyal beklentileri de karşılaması gerekmektedir. İşsizlik oranını azaltmaya ve kayıt dışılığı azaltmaya yönelik bir teşvik olarak ücretlerdeki kamusal yükün %42 den %36 ya çekilmesi politikası ise, orandaki düşüşün yetersizliği nedeniyle özellikle küçük ve orta boy işletmeler (KOBİ ler) için teşvik edicilikten uzak görünmektedir. Firmaların Teknolojik Gelişimi 12 Dünyada küreselleşme ve hızlı teknolojik gelişme sürecinde, uluslararası piyasalarda uzmanlaşma ve teknoloji geliştirme becerisi, rekabet gücünün önemli etkenleri olmuştur. Geçmişte ucuz hammadde ve emek gücüne sahip olmak rekabet edebilmek için yeterliyken, günümüzde gelişmiş bir teknolojik altyapıya sahip olmanın, yenilik yaratma kapasitesini geliştirmenin, üretimde daha çok bilgi yoğunluklu ve yüksek katma değerli ürünlerde özelleşmenin önemi artmıştır. Strateji belgesinde de; yatırım planları, somut hedefler ve yasal düzenlemeler anlamında en kapsamlı politikaların Ar-Ge alanında olduğu görülmektedir. Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun ile bu faaliyetleri gerçekleştirenlere önemli vergi indirimi ve destekler sağlanmış, sanayinin ihtiyaçlarını bilimsel olarak karşılamak üzere Sanayi Tezleri Programı ve benzeri programlar başlatılmış, AB nin Rekabet Edebilirlik ve Yeni-

SANAYİ STRATEJİ BELGESİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME lik Programı na dahil olunmuş, çeşitli yerlerde birçok Teknoloji Geliştirme Bölgesi kurulmuş, TÜBİTAK koordinasyonunda Ulusal Yenilik Stratejisi hazırlanmış, fikri ve sınai mülkiyet hakları mevzuatı AB ile uyumlu hale getirilmiştir. Şekil 2 de Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) verilerine göre ülkemizdeki Ar-Ge faaliyetlerinin 2000 li yıllardaki durumu görülmektedir. Hem kişi başına düşen Ar-Ge harcaması hem de Ar-Ge personeli 2000 li yıllarda önceki değerlerinin 3 katına yükselmişlerdir. Ayrıca, Ar-Ge harcamalarının milli gelire oranı 2002 yılındaki %0,53 seviyesinden 2009 yılında %0,85 e, özel sektör harcamalarının toplamdaki payı 2002 de %28,7 iken 2008 de %44,2 ye, özel sektörde çalışan Ar-Ge personelinin toplamdaki payı 2002 de %20,4 iken 2009 da %42,8 e yükselmiştir. Kamu ve üniversitedeki Ar-Ge araştırmacılarının sayıları, aynı dönemde 2 katına çıksa da toplamdaki oranları azalmıştır. Bu durum, yeni ürün geliştirmeye yönelik faaliyetlerin daha çok yapıldığı ticari kesimdeki ilerlemenin, bir anlamda da yukarıda bahsedilen yasal düzenlemelerin, programların ve desteklerin, yenilik ve teknoloji geliştirmeye sağlanan teşviklerin sonuçlarının alınmaya başladığının göstergesidir. Ar-Ge faaliyetlerindeki bu gelişmeleri benzer durumdaki diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda, Dünya Bankası verilerine göre Ar-Ge harcamasının milli gelire oranında, 2007 yılı sonunda %2,45 olan OECD ortalamasının ve %2,03 olan AB ortalamasının çok gerisinde olmamıza rağmen, seçilmiş bazı ülkelerin son yıllardaki gelişimini gösteren Tablo 5 incelendiğinde, 2000 li yıllarda önemli bir ilerleme kaydedildiği görülmektedir. Ar-Ge faaliyetlerinde devamlılığın ve bütünlüğün oluşturulması, araştırmalarda ölçeğin büyütülmesi, eğitim sorunları ciddi biçimde ele alınıp yeterli uzmanlaşmanın sağlanması ve yurtiçinde araştırmacı ağının ve bağlantılarının kurulması öncelikli hedefler olmalıdır. Üretim anlamında da sadece ileri teknolojiye odaklanmak yeterli olmamalı, tüm sektörlerde teknoloji yapısı geliştirilmeli ve KOBİ ler dâhil tüm işletmelerde yaygınlaştırılmalıdır. Ar-Ge faaliyetlerinde devamlılığın ve bütünlüğün oluşturulması, araştırmalarda ölçeğin büyütülmesi, eğitim sorunlarının ciddi biçimde ele alınıp yeterli uzmanlaşmanın sağlanması ve yurtiçinde araştırmacı ağının ve bağlantılarının kurulması öncelikli hedefler olmalıdır. Şekil 2: Ar-Ge Verileri 13 Kaynak: TUİK

S E T A A N A L İ Z Tablo 5: Seçilmiş Ülkelerde Ar-Ge Harcamasının Milli Gelirdeki Payı (%) Altyapı sektörlerinin sanayiye ucuz girdi, nitelikli ve düşük maliyetli hizmet sağlayabilme kapasiteleri sanayinin rekabetçiliği açısından belirleyici olmaktadır. Doğalgaz ve elektrik enerji açısından, telekomünikasyon ise bilişim sektörü ve e-devlet uygulamaları açısından kilit niteliktedir. 14 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 Arjantin 0,44 0,42 0,39 0,41 0,44 0,46 0,49 0,51 Brezilya 0,94 0,96 0,91 0,88 0,83 0,97 1,02 - Çin 0,90 0,95 1,07 1,13 1,23 1,33 1,42 1,49 Mısır 0,19 - - - 0,27 0,25 0,26 0,23 Yunanistan - 0,51-0,50 0,48 0,51 0,50 0,50 Hindistan 0,77 0,75 0,73 0,72 0,69 0,80 0,79 0,80 Kore 2,39 2,59 2,53 2,63 2,85 2,98 3,22 3,47 Meksika 0,37 0,39 0,44 0,43 0,47 0,50 - - Rusya 1,05 1,18 1,25 1,28 1,15 1,07 1,07 1,12 Güney Afrika - 0,73-0,80 0,86 0,92 0,96 - Türkiye 0,48 0,54 0,53 0,48 0,52 0,59 0,58 0,71 Kaynak: Dünya Bankası. Dünya kalkınma göstergeleri istatistikleri. Altyapı Sektörleri ve Çevre Altyapı sektörlerinin sanayiye ucuz girdi, nitelikli ve düşük maliyetli hizmet sağlayabilme kapasiteleri sanayinin rekabetçiliği açısından belirleyici olmaktadır. Doğalgaz ve elektrik enerji açısından, telekomünikasyon ise bilişim sektörü ve e-devlet uygulamaları açısından kilit niteliktedir. Türkiye enerjiyi yoğun olarak tüketen, ancak yeterli doğal kaynaklara sahip olmadığı bilinen bir ülkedir. Ekonomisi hızla büyümeye devam ettiği için gelecekte enerji ihtiyacının artacağı ve kullandığı enerjinin büyük bölümünü ithal ettiği gerçeğine göre dışa bağımlılığı da artmaya devam edecektir. Enerji kullanımında yüksek oranda dışa bağımlılığın sebebi sadece kaynak azlığı değil, aynı zamanda enerji yoğunluğunun (1 birim gelir üretmek için kullanılan enerji miktarı) azaltılamaması, enerji tasarrufunun yapılamaması ve yerli enerji kaynaklarının devreye sokulamamasıdır. 2000 li yıllara kadar, 216 milyar kwh büyüklüğü ile Avrupa nın %16 sını oluşturan hidroelektrik kaynaklarımızın dörtte üçü (AB de tamamı devrededir) ve 8 milyar tonun üzerindeki linyit kaynaklarımızın üçte ikisi devreye sokulamamıştır. Ayrıca, üretim ve tüketim merkezlerinin uzaklığı nedeniyle iletim hatlarının uzunluğundan elektrik enerjisinde kayıplar çok fazladır. Yenilenebilir kaynaklardan üretilen enerjinin payı da henüz %11 seviyesindedir. Türkiye kendi doğal kaynaklarından mümkün olduğunca fazla yararlanmak ile birlikte, ithalat yaptığı ülkeleri ve kaynakları çeşitlendirerek ya da çevresindeki enerji kaynakları için boru hatları gibi projeler ile köprü vazifeleri üstlenerek çok yönlü bir enerji politikası geliştirmek zorundadır. Strateji belgesinde sözü edilen Enerji Verimliliği kanunu ya da Yenilenebilir Enerji Kaynakları ile ilgili kanunun, sonuçları hissedilir olacak şekilde daha etkili düzenlenmesine ihtiyaç vardır. Hızı ve kalitesinin, sanayi faaliyetlerinin maliyet yapısını doğrudan etkilediği ulaştırma sektöründe ise karayollarında yoğunlaşma sürmektedir. Maliyeti karayolu taşımacılı-

SANAYİ STRATEJİ BELGESİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME ğından %85 daha az olmasına rağmen denizyolu taşımacılığında son yıllarda gerileme dahi yaşanmıştır. Bunun sebeplerinden biri olan limanların yetersizliği strateji belgesinde doğru tespit edilerek, eylem planında yeni inşa edilecek ve genişletilecek limanlardan bahsedilmektedir. Ülkemizin bulunduğu coğrafi konumu sebebiyle, Avrupa ve Asya arasındaki geçişlerde önemli paya sahip olmasını ve etrafının çevrili olduğu denizlerden taşımacılıkta daha fazla yararlanmasını sağlamak üzere politikalar oluşturulması beklenmektedir. Telekomünikasyon sektöründe de Türk Telekom un özelleştirilmesi ve sektörde rekabetin arttırılmasını hedef alan strateji belgesinde, Türkiye nin ihracatında çok küçük paya sahip olan elektronik haberleşme cihazları ve sistemleri gibi altyapı sektörlerinin teşvik edecek ve destekleyecek politikalara daha fazla vurgu yapılması daha yerinde olurdu. Çevre ile ilgili politikalarda da iklim değişikliği ve endüstriyel kirlilik ön plana çıkarılmıştır. 2010-2020 yıllarını kapsayan İklim Değişikliği Strateji Belgesi ve Kyoto Protokolü ne katılım da bunların göstergesidir. Hedef; tüm sektörlerde düşük emisyonlu teknolojiler kullanarak enerji ve hammadde üretmek ve bunların tüketildiği alanlarda verimliliği sağlayarak atıklarının da geri dönüşüm ile en az düzeyde sera gazı salınımına yol açmak şeklinde Düşük Karbon Ekonomisi ne geçmek olarak belirlenmiştir. Dünya Bankasının 2006 verilerine göre, birim üretim başına düşen karbondioksit salınım değerlerinde, Türkiye 0,5kg ile 0,3kg olan AB ortalamasının altında olsa da gelişmekte olan birçok ülkeden daha iyi durumdadır. Bölgesel kalkınma ile ilgili de, bölgesel önceliklerin belirlenmesi ve sanayinin bu çerçevede yapılanması, devlet yardımlarının mekân odaklı oluşturulması amaçlanmıştır. KOBİ ler ve Bölgesel Kalkınma KOBİ lerin girişimcisine ya da kurucu aileye bağımlı olmasından kaynaklanan kurumsallaşamama ve yönetim problemleri, sermaye yapılarının yetersizliği, proje oluşturma ve uygulama alanında profesyonel olmayan yapıları gibi çeşitli sorunlar büyümelerine ve teknolojik gelişmelerine engel teşkil etmekteyken, Sanayi Strateji Belgesinde en önemli sorun olarak finansmana erişim problemlerine vurgu yapılmış ve genelde bu alandaki politikalarla çözüme gidileceği öngörülmüştür. KOBİ lerin yatırımlarında öz kaynak kullanımının çok yüksek, kredi kullanımının ise düşük olduğu verisinden hareketle, finansal sistemin geliştirilip kredi genişlemesiyle KOBİ lere aktarılacak kaynakların arttırılması hedeflenmiştir. Bölgesel kalkınma ile ilgili de, bölgesel önceliklerin belirlenmesi ve sanayinin bu çerçevede yapılanması, devlet yardımlarının mekân odaklı oluşturulması amaçlanmıştır. İş ortamının iyileştirilmesi, işletme kapasitelerinin arttırılması ve girişimciliğin teşvik edilmesi gibi önceliklerle hazırlanan Bölgesel Rekabet Edebilirlik Operasyonel Programı, Sanayi Strateji Belgesi ile birlikte uyumlu şekilde uygulanmaya devam ettiği ve kümelenmelerin desteklenmesine özel önem verildiği takdirde; yerel düzeyde uzmanlaşma sağlanacak, iç göçler azaltılacak, girişimcilik yaygınlaştırılabilecek, KOBİ politikaları için uygun yatırım ortamı oluşturulacak ve sermaye birikimi hızlanabilecektir. 15

S E T A A N A L İ Z SEKTÖREL POLİTİKALAR ANALİZİ Sanayi Strateji Belgesinde belirtildiği gibi stratejinin etkinliği, yatay politikalara bağlı olduğu kadar çeşitli sektörlerde uygulanacak stratejilerin başarısına da bağlıdır. Sanayi Strateji Belgesinde belirtildiği gibi stratejinin etkinliği, yatay politikalara bağlı olduğu kadar çeşitli sektörlerde uygulanacak stratejilerin başarısına da bağlıdır. Belgede, sektörlerin rekabet gücünü kısıtlayan engellerin tespit edilerek bunlara yönelik politikaların uygulanması; yüksek teknolojili sektörlerde Türkiye yi üretim üssü haline getirecek adımların atılması ve geleneksel sektörlerde de daha yüksek katma değer sağlayacak bir yeniden yapılandırmanın gerçekleştirilmesi için sanayi politikası sektörler özelinde de oluşturulmaya çalışılmıştır. Ancak belgede, sektörel politikalar ve stratejilerden ziyade sektörlerin genel durumunun rapor şeklinde sunulduğu söylenebilir. Ayrıca belgede yer alacak sektörlerin seçiminde herhangi bir kriter gözetilmediği gibi, belgenin yayınlanmasından kısa süre sonra tamamlanacağı iddia edilen sektörel strateji belgelerinden de, önceden var olan tekstil stratejisi dışında sadece otomotiv ve makine strateji belgeleri tamamlanmış durumdadır. Analizin aşağıdaki bölümlerinde her sektör için durumun özeti ve strateji belgesinde eksik görülen politika hedeflerinin önerisi yer almaktadır. Sektörlerin rekabet güçlerini bazı gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerle karşılaştırabilmek için her sektörün göreli ticaret avantajı endeksi tabloları aşağıda verilmektedir. Endeks; Balassa tarafından geliştirilen Göreli İhracat Avantajı Endeksi (bir ürünün seçilmiş bir ülkenin toplam ihracatındaki payının, aynı ürünün dünya ticareti içerisindeki payına oranı) ile Göreli İthalat Nüfuz Endeksi (bir ülke için belli bir mal grubu veya sektördeki ithalatın toplam ithalat içindeki payının, o mal grubu veya sektördeki dünyadaki ithalatının dünya toplam ithalatındaki payına oranı) arasındaki farkı belirtmektedir. Tablolarda kullanılan ülkeler her sektör için en üstün olan ülkeden başlayarak sıralanmıştır. Tablolardaki tüm veriler Filiztekin ve Karata tarafından, TÜSİAD-Sabancı Üniversitesi Rekabet Forumu (REF) ve Sektörel Dernekler Federasyonu nun (SEDEFED) rapor çalışmasında kullanılan verilerden derlenmiştir. 7 Otomotiv Otomotiv sektörü imalat sanayinin, üretimindeki %12.05, istihdamındaki %8.47, ihracatındaki %13.48, Ar-Ge harcamalarındaki %31.8 payı ile önemli sektörlerinden biridir. Türkiye otomotiv sektörü, 2008 yılında 1 milyonun üzerindeki motorlu taşıt üretimiyle dünyada 15 nci AB de 5 nci sıradadır. Tablo 6 dan da görüleceği üzere Türkiye otomotiv sektöründe dünyada rekabet gücü yüksek ülkeler arasında yer almaktadır. 16 7. http://ref.advancity.net/ci2/index.aspx

SANAYİ STRATEJİ BELGESİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME Tablo 6: Otomotiv Sektöründe Göreli Ticaret Avantajları Otomotiv 2005 2006 2007 2008 2009 Ortalama Japonya 1,944 2,198 2,201 2,397 2,226 2,193 Güney Kore 1,248 1,304 1,265 1,188 1,199 1,241 Çek Cum. 0,766 0,908 0,823 0,805 1,281 0,917 Almanya 0,842 0,852 0,862 0,892 0,844 0,859 Türkiye 0,348 0,605 0,795 0,850 0,750 0,670 Meksika 0,461 0,629 0,593 0,650 0,935 0,654 Polonya 0,437 0,481 0,356 0,447 0,939 0,532 Hindistan 0,244 0,228 0,183 0,238 0,287 0,236 Çin 0,091 0,065 0,087 0,082-0,076 0,050 Malezya -0,253-0,219-0,176-0,255-0,367-0,254 İngiltere -0,324-0,317-0,349-0,233-0,197-0,284 Amerika -0,394-0,379-0,284-0,207-0,266-0,306 Kanada -0,063-0,144-0,302-0,576-0,472-0,311 Tunus 0,180-0,482-0,490-0,552-0,753-0,419 Fas -0,631-0,638-0,677-0,814-0,894-0,731 İsrail -0,619-0,652-0,674-0,832-0,960-0,747 Yunanistan -1,036-0,914-0,858-0,930-0,981-0,944 Avustralya -1,208-1,223-1,285-1,313-1,312-1,268 Rusya -1,238-1,544-1,892-2,309-1,154-1,627 Kaynak: Filiztekin ve Karaata, REF (2010). Türkiye otomotiv ana sanayindeki firmaların küresel değer zincirindeki yerlerini geliştirmeleri, tasarım süreçlerinde daha etkin bir şekilde yer almaları gerekmektedir. Türkiye otomotiv ana sanayinde birkaç firma dışında tüm firmalar yabancı ortaklıklarla ve/veya yabancı firmaların lisanslarıyla üretim yapmaktadır. Bu da Ar-Ge faaliyetlerinin ana firma konumundaki yabancı firmalara bağlı olarak gelişmesi anlamına gelmektedir. Sektörde son yıllarda küresel piyasalarda yaşanan konsolidasyon, üretim süreçlerinin gelişmekte olan ülkelere kaydırılması, Ar-Ge, teknoloji, pazarlama ve satış sonrası faaliyetler gibi aktivitelerin ana firma bünyesinde kalması sonucunu doğurmaktadır. 8 Sonuç olarak da ölçek avantajına rağmen Ar-Ge faaliyetleri istenilen düzeyde olamamaktadır. Bu aşamada Türkiye otomotiv ana sanayindeki firmaların küresel değer zincirindeki yerlerini geliştirmeleri, tasarım süreçlerinde daha etkin bir şekilde yer almaları gerekmektedir. Yasal düzenleme anlamında, Gümrük Birliği ve tam üyelik müzakereleri çerçevesinde AB nin sektörle ilgili mevzuatının uygulanmasında yaşanan sorunların çözülmesi amacıyla, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde otomotiv ana ve yan sanayi ile ilgili kamu temsilcilerinin yer aldığı ve periyodik olarak bir araya geldikleri Motorlu Araçlar Teknik Komitesi kurulmuştur. Motorlu araçlardan yayılan egzoz emisyonları ile ilgili yürürlükteki AB Direktifleri ile uyum sağlanmıştır. Ancak, yakıt kalitesinin arttırılmasında yaşanan gecikmeler nedeniyle, otomotiv sanayi, egzoz emisyonlarına fiili uyumu kademeli olarak gerçekleştirilebilecektir. Ulaşımda enerji verimliliğinin artırılması ile ilgili olarak; birim yakıt tüketi- 17 8. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Sektörel Raporlar ve Analizler Serisi,Otomotiv Sektör Raporu. Ağustos 2010.

S E T A A N A L İ Z mi düşük ve çevre dostu alternatif yakıt kullanan ulaşım araçlarının kullanımını teşvik edici düzenlemeler yapılmalıdır. Türkiye OECD içinde sanayide elektriği en yüksek fiyatla kullanan ülkelerden biridir. Hem taşıt araçları, hem de akaryakıt üzerinden alınan yüksek vergiler iç pazarın gelişmesini engellerken; ikinci el araç ithalatı, Ortak Gümrük Tarifelerinin uygulamasında yaşanan sıkıntılar, artan çevre ve güvenlik standartları sektörün rekabetçiliği önünde risk oluşturmaktadır. 18 AB, gelir düzeyinin yüksekliği ve coğrafi yakınlığı nedeniyle önemli bir pazar olarak görülmektedir ancak çevrede üretim üssü olmaya aday ülkelere kıyasla yüksek enerji ve işçilik maliyeti sektörün rekabet edebilirliğini sınırlandırmaktadır. Zira otomotiv ana sanayi, otomasyon sistemiyle çalışmasından dolayı enerji yoğun bir sektördür ve Türkiye OECD içinde sanayide elektriği en yüksek fiyatla kullanan ülkelerden biridir. Hem taşıt araçları, hem de akaryakıt üzerinden alınan yüksek vergiler iç pazarın gelişmesini engellerken; ikinci el araç ithalatı, Ortak Gümrük Tarifelerinin uygulamasında yaşanan sıkıntılar, artan çevre ve güvenlik standartları sektörün rekabetçiliği önünde risk oluşturmaktadır. Doğu Marmara da önemli bir kümelenme mevcuttur ve limanların geliştirilmesi gibi, sektör ürünlerinin taşınmasına yönelik altyapı yatırımları rekabet gücüne olumlu katkı yapabilecektir. Makine Makine sektörünün imalat sanayi üretimindeki payı %5.65, istihdamındaki payı %9.33, ihracatındaki payı %8.46, Ar-Ge harcamalarındaki payı ise %9.3 şeklindedir. Orta-üst teknoloji sınıfında yer alan ve yabancı sermayenin pek olmadığı sektörde TAKSAN gibi özelleştirmelerle de kamunun payı giderek azalmaktadır. Tablo 7 den de görüleceği üzere Türkiye makine sektöründe dünyada rekabet gücü düşük ülkeler arasında yer almaktadır. Tablo 7: Makine Sektöründe Göreli Ticaret Avantajları Makine 2005 2006 2007 2008 2009 Ortalama Japonya 1,219 1,191 1,110 1,235 1,154 1,182 Almanya 0,686 0,696 0,630 0,696 0,787 0,699 Amerika 0,571 0,550 0,506 0,534 0,411 0,514 İngiltere 0,410 0,470 0,433 0,406 0,538 0,451 Çek Cum. 0,113 0,102 0,077 0,134 0,203 0,126 Güney Kore -0,262-0,211-0,241-0,082-0,204-0,200 Polonya -0,246-0,222-0,189-0,185-0,249-0,218 Yunanistan -0,287-0,323-0,303-0,315-0,237-0,293 İsrail -0,251-0,309-0,397-0,388-0,336-0,336 Çin -0,564-0,462-0,327-0,202-0,184-0,348 Hindistan -0,418-0,482-0,515-0,365-0,417-0,439 Meksika -0,480-0,500-0,482-0,500-0,495-0,491 Malezya -0,588-0,535-0,573-0,587-0,631-0,583 Türkiye -0,806-0,742-0,665-0,499-0,607-0,664 Kanada -0,751-0,768-0,678-0,669-0,536-0,680 Tunus -0,933-0,923-0,862-0,815-1,088-0,924 Fas -0,880-0,941-0,947-1,094-1,237-1,020 Avustralya -1,035-1,040-0,994-1,026-1,139-1,047 Rusya -1,380-1,428-1,429-1,586-1,491-1,463 Kaynak: Filiztekin ve Karaata, REF (2010).

SANAYİ STRATEJİ BELGESİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME Türkiye deki firmaların yaklaşık %90 ı 1-9 kişi çalıştıran firmalardan oluşmaktadır. Bu yapı özellikle firmaların verimliliklerini, teknoloji geliştirme kapasitelerini olumsuz etkilemekte ve sektördeki firmalarda ciddi bir ölçek sorunu ortaya çıkarmaktadır. Çin ve Hindistan özellikle düşük teknolojili makine sektöründe üretimlerini hızla arttırmakta ve önemli rekabet baskısı yaratmaktadır. Bu durumda Türkiye nin uluslar arası rekabet gücünü arttırabilmesi için talebe yönelik makine üretimine geçerek orta ve yüksek teknolojili makine üretimini arttırması gerekmektedir. Sektörün genel olarak mikro ölçekli firmalardan oluştuğu Türkiye de bu geçiş için bir Ar-Ge stratejisine, sektör kuruluşlarının kümelenmesine yardımcı olacak ortamın sağlanmasına, firma ölçeğinin büyütülmesi ve finansmana erişiminin kolaylaştırılıp artırılmasına ihtiyaç vardır. Ölçeği büyütmek için ise KOBİ lerin birleşmeleri teşvik edilmeli ya da birlikte iş yapma kültürünün yerleşmesine çalışılmalıdır. Sektörün zayıf yanlarından biri fikri mülkiyet haklarının korunamaması sonucu başka firmalarca imal edilen makinelerin kopyalanarak imal edilmesidir. Ayrıca, fikri mülkiyet haklarına aykırı uygulamaların daha sıkı denetlenmesi ve bunlara yaptırım uygulanması, patent ve faydalı model alma işlemlerinin daha az maliyetli ve hızlı yapılabilmesi gerekmektedir. Diğer bir sorun da endüstri meslek liselerinde kullanılan eğitim amaçlı makinelerin çoğunun oldukça eski model olması, yetiştirilen elemanların günümüzde kullanılan makineler hakkında yeterli bilgi ile donatılmamış olarak mezun olması ve sanayi kuruluşlarının beklentilerine uygun formasyonda olmamalarıdır. Bundan sonra açılabilecek teknik meslek okullarının, organize sanayi bölgeleri içinde veya çok yakınında olması, öğrencilerin uygulamalı dersler için bu bölgedeki sanayi kuruluşlarından yararlanmalarının sağlanmasına imkân verebilecektir. Fikri mülkiyet haklarına aykırı uygulamaların daha sıkı denetlenmesi ve bunlara yaptırım uygulanması, patent ve faydalı model alma işlemlerinin daha az maliyetli ve hızlı yapılabilmesi gerekmektedir. Sektör genel olarak ihracatını AB ülkelerine yönlendirmekle birlikte özellikle gelişmekte olan komşu ülkelerini hedeflemektedir. Ancak, hızla gelişmekte olan diğer pazarların da hedeflenmesi ve bu pazarlara erişimin önünde engel olan gümrük duvarlarının azaltılması büyük önem taşımaktadır. Sektör işçilik ücretlerinin düşüklüğü ve son dönemdeki verimlilik artışları nedeniyle fiyat bakımından rekabet gücüne sahip olmakla birlikte finansmana erişimi daha iyi olan ülkelerdeki imalatçılar, 1-2 yıl ödemesiz, uzun süreli kredi imkanları ile teklif verebildikleri için fiyatın uygunluğu ikinci planda kalmakta ve rekabet şansı kaybedilmektedir. Bu durum kamu da dâhil olmak üzere iç talebin dahi ithalata kaymasına sebep olabilmektedir. Bu nedenle yerli firmaların mali yapısına zarar vermeden çok taksitli satış yapabilmelerine imkân sağlayacak finansman sistemlerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Beyaz Eşya Makine sektörünün alt kollarından biri olan beyaz eşya sektörü büyük beyaz eşyalarda, yaklaşık 25 milyon adetlik kurulu üretim kapasitesiyle AB nin ikinci büyük üretim üssü konumundadır. Dünya ihracatında Türkiye çamaşır ve bulaşık makinelerinde dör- 19

S E T A A N A L İ Z düncü, buzdolabında altıncı fırında yedinci sıradadır. İleri teknoloji ile üretim, Ar-Ge faaliyetlerine verilen önem, gelişmiş servis yapısı ihracat başarısının temellerini oluşturmaktadır. Tablo 8 den de görüleceği üzere Türkiye beyaz eşya sektöründe dünyada rekabet gücü yüksek ülkeler arasında ön sıralarda yer almaktadır. Avrupa ya yönelik uzunca bir süredir yaptığı yoğun ihracat sebebiyle beyaz eşya sektörü zaten CE işaretlemesi ve benzeri AB mevzuatına tam uyum göstermektedir. Tablo 8: Beyaz Eşya Sektöründe Göreli Ticaret Avantajları Beyaz Eşya 2005 2006 2007 2008 2009 Ortalama Türkiye 2,747 3,226 3,313 2,934 3,381 3,120 İsviçre 2,481 2,569 2,494 2,612 2,632 2,558 Polonya 1,452 1,865 1,985 1,686 2,235 1,845 Meksika 0,756 1,253 1,157 1,570 2,223 1,392 Güney Kore 1,505 1,329 1,164 0,997 1,001 1,199 Malezya 0,414 0,466 0,536 0,393 0,434 0,449 Almanya 0,179 0,239 0,233 0,193 0,145 0,198 Hindistan 0,030 0,011-0,014 0,047-0,018 0,011 Çek Cum. -0,199 0,037 0,020-0,069-0,178-0,078 Yunanistan -0,132-0,143-0,519-0,607-0,510-0,382 Amerika -0,568-0,697-0,721-0,730-0,835-0,710 Japonya -0,760-0,783-0,834-0,814-1,068-0,852 Fas -0,813-0,848-0,904-0,921-1,022-0,901 Kanada -0,825-0,865-0,962-1,033-0,959-0,929 İngiltere -0,934-0,869-0,940-1,035-1,097-0,975 İsrail -0,968-1,003-1,093-1,162-1,390-1,123 Avustralya -1,383-1,519-1,488-1,542-1,592-1,505 Rusya -2,953-2,607-2,478-2,303-2,017-2,472 Kaynak: Filiztekin ve Karaata, REF (2010). Avrupa ya yönelik uzunca bir süredir yaptığı yoğun ihracat sebebiyle beyaz eşya sektörü zaten CE işaretlemesi ve benzeri AB mevzuatına tam uyum göstermektedir. Bazı elektrikli ev eşyalarının enerji ve performans değerlerinin satışa sunulan ürün üzerinde gösterilmesini sağlayan enerji etiketlemesi gibi, sektörü yakından ilgilendiren pek çok AB yasal düzenlemesi yapılmıştır. Yakın gelecekte belirli bir enerji verimliliğinin altında performansı olan ürünlerin AB de yasaklanacağı sektörde, bununla ilgili bir tehlike söz konusu değildir zira Avrupa nın en az enerji tüketen buzdolabı ve bulaşık makinesi Türkiye de üretilmekte olup, bunun yanında pek çok çevre ödülü de alınmıştır. 20 Teknoloji düzeyinin güçlü olduğu sektörde gelirden Ar-Ge harcamalarına ayrılan pay giderek artmakta, bu da alınan patent sayısında sektörün Türkiye de en önde olmasıyla sonuçlanmaktadır. Ancak yüzde 90 ı KOBİ niteliğinde olan yan sanayinin sistematik bir Ar-Ge faaliyeti bulunmamaktadır. Ürünlerde kullanılan elektronik parçaların artışı orta vadede rekabette sorun yaratabilecektir, zira Türkiye elektronik sektöründe gerek teknolojik gerekse Ar-Ge yatırımı anlamında henüz rekabetçi durumda değildir. 9 Pahalı enerji, ücretlerdeki vergi ve sosyal güvenlik yükleri ile ulaştırmadaki yetersizlikler, plastik ve paslanmaz çelik gibi hammaddelerin üretimindeki kalite ve miktar yetersizlikleri de rekabet avantajını azaltmaktadır. Ayrıca ihracat ve ithalat süreçlerimizdeki gerekli belge 9. Doğruel ve Doğruel. Tüsiad, Türkiye Sanayiine Sektörel Bakış, 2008.