Anlamların bağımsızlığının daha ince ayrımlı yönleri Yüzeyler Birbiriyle uzlaşmaz olmayan anlamlar ör. Lütfen kaldır şu kitabı! Bu kitap okunur gibi değil! Şu kitabı kaldırır mısın, okunur gibi değil. [CILT] [METIN] [CILT]+[METIN] Yüzeylerin birbirinden ayrıklığı: Özdeşlik testi ör. Can bunun son zamanların dikkat çekici kitabı olduğunu düşünüyor, Ayşe de. Ya [CILT] ya [METIN] okuması
Farklı doğruluk koşulları ör. A: Kitabı beğendin mi? B: (i) Hayır, çok kötü yazılmış./(ii) Evet, altın varakları çok güzel. Bağımsız anlam ilişkileri ör. [METIN]: roman, yaşamöyküsü, sözlük vb. [CILT]: ciltsiz, ciltli vb. alt/üstanlamlık ör. [METIN]: bölüm, paragraf, cümle vb. [CILT]: sırt, sayfa, ayraç vb. parça/bütünanlamlık Bağımsız niteleme ilişkileri ör. yeni bir kitap metin yeni/cilt yeni karmaşık bir kitap metin karmaşık; deri kaplı bir kitap cilt deri kaplı
Bağımsız mecazi uzantılar ör. DNA «hayatın kitabı»dır. Bağımsız özel ad ör. Rübab-ı Şikeste [METIN] [CILT] [METIN] [CILT] Özerklik ör. Beni kapak tasarımı, dizgi, baskı kalite falan ilgilendirmiyor; kitabın kendisiyle ilgileniyorum ben. [METIN] Beni kurgu, karakterler, üslup falan ilgilendirmiyor; kitabın kendisiyle ilgileniyorum ben. [CILT]
Tek bir kavram olarak kaynaşmış ayrık okumalar i. Konuşucular yüzeylerin farkında değil. Varsayılan okuma bütünleşik olan. ii. Farklı yüzeyleri hedef alan yüklemler çift anlamlılığa yol açmadan beraber olabilir. iii. Bazı yüklemler farklı yüzeylerin bir arada bulunmasını şart koşar, ör. kitap yayınlamak/okumak iv. Mecazi uzantılar farklı yüzeyleri birleştirebilir, ör. açık bir kitap gibi Sözcüklerin farklı yüzeylerinin olması söz dağarcığında sık görülüyor mu? ör. Can ın konuşmasını arka taraftan duyamadım. ör. Altunizade deki bankayı soymuşlar. Can ın konuşması ilginçti. İşbankası en güler yüzlü banka. ör. avangart bir CD, esnek bir CD, yeni bir CD Banka 1863 te kurulmuş.
Bakış açıları Yüzeyler kadar olmasa da uzlaşmaz olmayıp ayrık olan okumalar ör. Can kitaba başladı. Anlam belirsizliği ayrıklık 1. Okumaya başladı. 2. Yazmaya başladı [METIN] [CILT] yani yüzey farkı değil. i. Bir şeyi parçalardan oluşan bir bütün olarak görmek, ör. at veteriner ii. Bir şeyi diğer türlerle karşıtlık oluşturan bir tür olarak görmek, ör. at zoolog iii. Bir şeyi belli bir işlevi olan bir şey olarak görmek, ör. Can kitaba başladı. (okumaya) iv. Bir şeyi ortaya çıkışı açısından görmek, ör. Can kitaba başladı. (yazmaya)
Anlam yelpazesi ör. ağız: i. organ > ii. kapların açık tarafı > iii. çıkış yeri > iv. akarsunun denize karıştığı yer?sandalı derenin ağzına iv girerken balıkçı istavriti kendisininkine i attı. (zeugma uzlaşmaz) Tünelin ağzı iii şişeninkine ii benziyor. (uzlaşır) (i) ve (iv) birbirinden bağımsız. (ii) ve (iii) birbirinden bağımsız değil ama gene de ayrık. ör. Bağımsız anlam ilişkileri şişe: ağız, boyun, dip vs. tünel: ağız, duvar vs. Farklı mecazi anlam uzantıları Anlamların farklı uzaklıkları Uzaklığa göre uzlaşmazlık Kapsayıcı okuma yokluğu
Anlam modülasyonu Zenginleştirme Bağlam sözcüklere anlam özellikleri katıp anlamı daha belirli hale getirebilir. Altanlamsal zenginleştirme Anlamı bir alt sınıfa doğru daraltma ör. Matematik hocamız doğum iznine ayrıldı. Kardeşim kapıdan her geçişinde kafasını çarpıyor. Kahve dilimi yaktı. Hırsızlar neyse ki sadece televizyonu almış. Şu hayvan havlamayı bir kesse artık. Keşke bir kuş gibi uçabilseydim. cinsiyet boy sıcaklık yasallık tür prototip
Anlam modülasyonu Parçaanlamsal zenginleştirme Anlamı bütünün bir parçasına doğru daraltma ör. Arabayı çizmişler. kaporta Arabaya benzin koymam lazım. benzin deposu Ağaca çarpınca araba hasar gördü. far, kaporta, tampon? Ayşe nin mavi gözleri kızarmış. göz akı Kırmızı bir kitap, kırmızı bir uyarı işareti, kırmızı bir elma vs. Fakirleştirme Bağlam sözcüklerin anlamını müphemleştirebilir. ör. Matematikçi tahtaya bir çember çizdi. Öğrenciler hocanın etrafında çember oldu.