JOURNAL OF TURKISH LINGUISTICS Volume 2, Number 1 March 2008 EDITORIAL BOARD Oktay Ahmed (Editor) St. Cyril and Methodius University, Macedonia Nihan Ketrez Yale University, United States of America Barış Kabak University of Konstanz, Germany Gürer Gülsevin Ege University, Turkey Victor Friedman University of Chicago, United States of America Erdoğan Boz Afyon Kocatepe University, Turkey Aktan Ago Institute for Research of Turkish Lang., Macedonia Rasim Özyürek Bilkent University, Turkey Çiler Hatipoğlu Middle East Technical University, Turkey ADVISORY BOARD Arif AGO, Mücahit ASİMOV, Sevim PİLİÇKOVA, Mayda ŞABANOVA Published by: Institute for Research of Turkish Language Skopje, Macedonia
Journal of Turkish Linguistics is published by: Institute for Research of Turkish Language (Türk Dili Araştırma Enstitüsü) - Founded 2006 President: Oktay AHMED, oktay@tdae.org Secretary: Aktan AGO, aktan@tdae.org P.O. Box 264 1000 Skopje Macedonia E-mail: contact@tdae.org (general inquires) jtl@tdae.org (Journal of Turkish Linguistics) Web: www.tdae.org Editor: Oktay Ahmed Journal of Turkish Linguistics is published twice a year (March and September) Deadlines for manuscripts are: May 20 (for September issue) December 20 (for March issue) Manuscripts, comments, suggestions, etc. should be sent to: <jtl@tdae.org> All sent materials remains property of the Institute for Research of Turkish Language and can not be sent back to the senders. Institute for Research of Turkish Language should not be responsible for the views and thesis presented in the published papers. Authors are responsible for their own papers. Copyright 2008 by the Journal of Turkish Linguistics and Institute for Research of Turkish Language. No part of the printed materials could be reprint anywhere in any form without written permission from the publisher. If shown the source, the researchers could only make short citations. Printed in the Republic of Macedonia ISSN: 1857-5714
IN THIS ISSUE Foreword.5 Mehmet Çiçek, Türkçede Çifte Edilgenlik Kavramı Üzerine Bir Araştırma...7 Hülya Arslan Erol, Tabu (Taboo) ve Kelimelerin Anlam Alanlarına Etkisi...24 Erhan Aydın, Eski Türklerde Meslek Adları (Eski Türk Yazıtlarına Göre)...49 Fuzuli Bayat, Dini-Mitolojik Bağlamda Etnik Adlanma ve Boy Adlarının Kökeni Meselesi 67 Bilge Türkkan, Türkçe Bilimsel Metinlerde Gönderimsel Anlatımların Seçimi ve Konu Sürekliliği..76 Vadim Ponaryadov, Tonyukuk Yazıtında Bän ve Män 90 Gülsine Uzun, Doğu Türkistan Kırgız Türkçesine Arapça ve Farsçadan Geçen Kelimelerde Fonetik Değişmeler..95 Hülya Aşkın Balcı, Kısa Bir Öyküde Artgönderim ve Örtük Yapı Görünümleri...107 Məlahət Şəbani Minaabad, İngilis, Fars ve Azərbaycan Dillərində Kiçik Məfhumun İfəde Edən Sifətlerin Linqvistik Təhlili..123 Oktay Ahmed, Review of Turkish Null Morphemes.141 Information for Contributors...155 Subscription Notices 157
ESKİ TÜRKLERDE MESLEK ADLARI (ESKİ TÜRK YAZITLARINA GÖRE) Erhan AYDIN Erciyes Üniversitesi ÖZET Eski Türk yazıtları, eski Türk yaşayışı hakkında kimi bilgiler vermektedir. Bu sebeple ilk yayımlandığı 1894 yılından bu yana yazıtlarda geçen her kelime, ibare ya da cümle defalarca işlenmiş ve kesin sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır. Eski Türklerden kalma ilk yazılı belge olmaları dolayısıyla bu alanda çalışanlar için önemi çok büyüktür. Eski Türk yazıtlarında bazı meslek adları geçmektedir. Bunların bazılarının unvan ya da unvan grupları olduğu yönünde bir çok çalışma yapılmıştır. Ancak tespit edilen bazı kelime ya da kelime gruplarının unvan değil meslek adı olduğu ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu meslek adları diğer tarihî ve çağdaş Türk dilleriyle de karşılaştırılmış ve işlenen meslek adının günümüz Türk dillerinde olup olmadığına değinilmiştir. Bugün kullanılmayan bazı meslek adlarının da nasıl bir işlevi olduğu açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: 1. Meslek adları. 2. Eski Türk Yazıtları. 3. Eski Türkçe. 4. Sosyal hayat. 5. Eski Türkler. NAMES OF PROFESSIONS IN OLD TURKS (ACCORDING TO THE OLD TURKISH INSCRIPTIONS) ABSTRACT Old Turkish inscriptions give information about the lifestyle of old Turks. Therefore, since the year 1894 when it was first published, every word, phrase or sentence in the inscriptions have been studied several times, and attempts have been made to reach a decisive conclusion about them. Being the first written documents by Old Turks, they have a great importance for those who study in this area. There are some names of professions in the Old Turkish inscriptions. A number of studies have been carried out about these, believing that some of these are titles or title groups. However, some of the defined words or phrases are believed not to be titles but names of professions. These names of professions were compared with other historical and contemporary Turkish languages, and an emphasis was made on whether the said names of professions are used in today s Turkish languages. Names of professions which became obsolete were explained in terms of their usages. Key words: 1. Names of professions. 2. Old Turkish Inscriptions. 3. Old Turkish. 4. Social life. 5. Old Turks. 49
1. Giriş 50 Journal of Turkish Linguistics, Volume 2, Number 1, March 2008 Eski Türk yazıtları eski Türklerle ilgili birçok soruya cevap vermesine karşın milletin sosyal hayatını bütünüyle anlatabilmek için yeterli değildir. Ancak eldeki metinlerden yola çıkarak eski Türklerin yaşayışı ile ilgili çeşitli unsurların varlığı bilinmektedir. Bu yazıda eski Türklerin meslek adları üzerinde duruldu. Tespit edilen malzeme eski Türk yazıtlarından elde edilmiş ve malzeme sonraki Türk dilleriyle de karşılaştırılmıştır. Meslek adlarını içeren veriler alfabetik sıra iledir. 2. Eski Türklerde Meslek Adları: 2. 1. Ayguçı: T 10, 21, 29, 49: Bu terim yalnızca T yazıtında geçmiştir. Cümleler şunlardır: T 10, 21, 29: Kaganı alp ärmiş ayguçısı bilgä ärmiş kağanı alp; sözcüsü (müşaviri) de bilge imiş. T 49: Anta ayguçı[sı] yämä bän ök ärtim O sırada sözcüsü (müşaviri) de bendim. Ayguçı teriminin sözcü, müşavir, kağan danışmanı anlamlarına geldiği söylenegelmiştir. ayguçı sovetnik (DTS 28a); ayğuçı one who speaks, or issues commands, wise : ayğuçı wise : the title, which refers to Tońukuk, is clearly a high one (EDPT 271a); ayguçı Befehlshaber, Ratgeber (Ry97: 47 ve 92). Tonyukuk un unvanlarından biri olarak değerlendirilen bu kelimenin başka Türk devletlerinde de meslek olarak görülebilmesi bir gerçektir. Abdülkadir Donuk, kelimenin çok yüksek bir devlet unvanı olduğunu söylemiş ve kelimeye başmüşavir, devlet meclis başkanı, belki başbakan anlamlarını vermiştir (Donuk 1988: 2-3). Ancak kelime itibarıyla sözcü, müşavir, kağanın danışmanı anlamlarının dışında başka anlamlar, özellikle de devlet yönetimiyle ilgili birtakım anlamların yüklenmesi kelimeyi ifade edememeye sebep olmakta ve eski Türklerde kağanlık yönetimi dışında başka yönetim şekillerini düşünmeye zorlamaktadır. Ayguçı kelime anlamı itibarıyla ay- fiilinden (Şirin User 2006: 224-225) yapılmış olsa da ayguçı nın kolayca söyleyici gibi basit bir anlamla karşılanması düşünülemez. Ayguçı nın sadece kağandan aldığı sözleri diğer erkâna ve askerlere ulaştırma işinden ya da danışmanlık görevinden başka görevleri de olması gerekir. Çünkü batı seferi esnasında Kapgan Kağan, katunu öldüğü için yoglatmaya gitmek üzere Altun Yış tan ayrıldığı anda burada (Altun Yış) oturun diyerek Tonyukuk a kendisini beklemesini ve olayları ve gelişmeleri gönlünce yönetmesini söyler. Kağan oradan ayrıldıktan sonra üç kaçak gelip On Ok ların savaşa hazırlandığını söyler, bu arada Bögü (Kapgan) Kağan da haber göndererek Tonyukuk un aksi mizaçlı
Eski Türklerde Meslek Adları (Eski Türk Yazıtlarına Göre) ve ters bir adam olduğuna işaret ederek onun dediklerini yapmayın der. Ancak Tonyukuk, ordunun başına geçerek İrtiş ırmağının geçilemeyecek yerlerini geçtiklerini, Altun Yış ın ise aşılamayacak yerlerini aştıklarını anlatır (T 31-35). Tonyukuk, Bögü Kağan ın sözlerini dinlememiş, kendi bildiğince hareket etmiş, orduyu On Ok lar üzerine sürmüş ve Demir Kapı ya kadar devam eden ünlü seferi gerçekleştirmiştir. A-shih-te lerden olduğu bilinen ve Çin kaynaklarında adı geçen A- shih-te Yüan-chen (Taşağıl 2004: 63) ile aynı kimse olduğu sanılan Tonyukuk un ileri görüşlü bir kimse olduğu kendi yazıtının dışında Çin kaynaklarında da etraflıca anlatılmaktadır. Sözgelimi Eski T ang Tarihi olarak bilinen Chiu T ang-shu nun 194a bölümünde (Togan 2006: 53-54-55) Tonyukuk un hem askerî hem de siyasi kişiliği ile ilgili detaylara bakıldığında bu ileri görüşlülüğün hem Çin siyasetini çok iyi bilmesiyle hem de bozkır kavimlerini iyi tanımasıyla doğru orantılıdır. İşte Tonyukuk ta toplanan ayguçı ve ayıgma kelimelerini anlamak ya da bu iki mesleğin ne iş yaptığını ortaya koyabilmek için sözü edilen satırlardan yola çıkarak çözmeye çalışmak mümkündür. Ay- fiilinin söylemek; sormak (?) anlamları ile ayguçı ve ayıgma kelimelerini açıklamak zordur. Her iki kelime, hem kelime anlamları hem de Tonyukuk un mizacı (kağan da aksi mizaçlı, belki pek cesur diyerek uyarmıştır) bakımından dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla kelime, kağan danışmanı (?), kendisine danışılan bilge kişi gibi bir anlamla karşılanabilir. Meslekler üzerinde doktora tezi hazırlayan Serkan Şen, ayguçı yı Uygurcada sıklıkla kullanılan iş ayguçı şeklinde almış ve ayguçı nın tek başına alındığında danışman anlamına gelmesinden kaynaklanabilecek anlam karmaşasının önüne geçmek istediğini belirtmiştir (Şen 2007: 277). 2. 2. Ayıgma: T 5. Bu meslek adı yalnızca T yazıtının 5. satırında geçmiştir. Cümle şöyledir: T 4-5: Yeti yüz kişig uduzugma ulugı şad ärti aygıl tidi ayıgması bän ärtim yedi yüz kişiyi sevkedenlerin başı şad idi, söyle dedi sözcüsü (bilge kişisi) bendim. Ayıgma kelimesi de ayguçı gibi kağan danışmanı (?), kağan ve devletin bilge kişisi anlamlarına gelen bir meslek adı idi. Tonyukuk un üç kağanın (İlteriş, Kapgan, Bilge) da yönetimi sırasında ikinci adam durumunda olduğuna göre ayguçı yı kağan danışmanı, kağanın ve devletin bilge kişisi anlamlarında düşünmek gereklidir. Esasen ayıgma kelimesi Tonyukuk u ifade etmek için kullanılmıştır. Kelime, Tonyukuk yazıtının 5. satırında yalnızca bir kez geçmiştir. Metin üzerinde çalışanlar hem kelimenin okunuşunda hem de anlamlandırılmasında birlik sağlayamamışlardır. Daha önceki araştırmacılar kelimeyi şu şekilde okumuş ve anlamlandırmışlardır: 51
52 Journal of Turkish Linguistics, Volume 2, Number 1, March 2008 *yag- (=yagmışi) sich anschliessen (R1899: 95); yagmışı iltihak edenlerin (birisi de) (O36: 100); yagmısı pristavşim (M51: 61 ve 65); ayıgması celui qui dit (conseille) (G61: 53 ve 139); yagmisī joined; to join (T68: 249 ve 283); yagmısı pristavşim (A71: 324-325); Clauson yığmaddesinde almış ve to collect, assemble şeklinde anlamlandırmıştır. T 5 teki cümleyi de şu şekilde okumuş ve anlamlandırmıştır: (the scattered Türkü numbered 700... their chief was a şad) yığ(ğ)ıl tédi yığmışı ben ertim he said bring them together ; it was I that did it T 5 (EDPT 897a). Clauson bu problemli kelimeyi Ongi 1 deki etmiş yığmış ibaresi ile de karşılaştırmıştır; ayıgmasi sözcüsü (T94: 3); ayığması ay. (T95: 82-83); yıgmışı versammelte (Ry97: 44 ve 82); ayıgması vom Zurückgebliebenen (Taube 2002: 335); ayıgması Parancsnoka (B2004: 45 ve 76). T 5 teki uduzugma ulugı şad ärti aygıl tidi ayıgması bän ärtim cümlesinin tamamı bir bütün hâlinde düşünüldüğünde problemli kelimenin ayıgma kağan danışmanı (?), kağan ve devletin bilge kişisi okunması ve anlamlandırılması gerektiği ortaya çıkmaktadır. T. Tekin, buradaki ayfiilinin söylemek ten çok bir liderin sözcülüğünü yapmak, onun yerine emir vermek olması gerektiğini öne sürmüştür (T94: 27). ay-(ı) -gma şeklinde açılabilen bu kelimenin başka metinlerde rastlanmaması onun Hap. Leg. olma olasılığını kuvvetlendirmektedir. 2. 3. Bädizçi: Bu meslek adının geçtiği cümleler şunlardır: KT G 11: Tabg]aç kaganta bädizçi kälürtüm bädizättim Çin hükümdarından süsleme ustası getirttim, süslettim. KT G 12: Tabgaç kaganıŋ içräki bädizçig ıttı Çin hükümdarının (bizzat) kendi süsleme ustalarını gönderdiler. BK K 14: [Anta] kisrä Tabgaç ka[ga]nta bädizçi kop k[älürtüm mäniŋ] sabımın sımadı içräki bädizçig ıttı (T95: 60) Ondan sonra Çin hükümdarından süsleme ustası getirttim. (Çin hükümdarı) benim sözümü kırmadı, (bizzat) kendi süsleme ustalarını gönderdi. KT K-D: Taş [bark itgüçig] bunça bädizçig Tuygun Eltäbär kälü<r>ti (T95: 52) bunca taş ve külliye ustalarını Tuygun Elteber getirtti. Eski Türk yazıtları üzerinde çalışan araştırmacıların hepsi de kelimeyi bädizçi şeklinde okumuşlardır. Anlamlandırmalardaki farklılıklar da aşağıya çıkarılmıştır: Handwerker, Steinhauer (R1895: 139); sculpteur (T2002: 172); san atkâr (O36: 28); master (M51: 35); painter, artist (T68: 310); master, stroitel, hudojnik (A71: 357); ressam, heykeltraş (T88: 125); ay. (T95: 99). Eski Uygur metinlerindeki bädizçi ise ressam, taş yontan, hakkâk olarak verilmiştir. (EUTS 25); Kâşgarî de geçen beδer burxan heykel ve beδhez burxan ay. (Atalay I, 436) bädiz ile ilgili olmalıdır. rezçik po
Eski Türklerde Meslek Adları (Eski Türk Yazıtlarına Göre) derevu, kamnyu; vayatel, master (DTS 90b); painter, decorator (EDPT 310a-b); decorator (OTWF 111). Ayrıca krş. (Şen 2007: 305-308). Bädizçi kelimesi de +çi meslek bildiren ekle yapılmıştır. Bädizçi nin eski Türk kağanlarına ait barkların (külliye) yapımı için Çin den getirtilmiş taş, duvar; iç ve dış cephe süslemelerinden anlayan kimseler olduğu bellidir. Doğal olarak her bark veya yazıt için Çin den bädizçi getirtildiği düşünülmemelidir. Özellikle Bilge Kağan ile Çin imparatorunun iyi ilişkileri sonucunda Çin imparatoru tarafından gönderildiği bilinmekle birlikte Köl Tigin in oldukça gösterişli külliyesi için Çin imparatorunun özel bir gayret gösterdiği de söylenebilir. Buradaki amaç ise Bilge Kağan ın duygusal bir kişi olmasından yararlanarak onun dikkatini sürekli kardeşi Köl Tigin in barkındaki süsleme ve tasvirlere çekme ve savaşı düşündürmemeyle ilgili olmalıdır. Bununla ilgili Çin kaynaklarında da bilgiler vardır. Bu kaynaklarda, Köl Tigin in Çinli bädizçi ler tarafından yapılan heykelinin gerçeğe çok yakın olduğu ve ağabey Bilge Kağan ın da buna her bakışında kardeşi Köl Tigin i hatırlayarak duygulandığı ve ağladığı ifade edilmiştir (Gömeç 1997: 88) ve (Taşağıl 2004: 52). Jisl, Köl Tigin yazıtının Çince yüzünü kaleme alan Süan-tsung dur (Jisl 1963: 389) diye söylemiş olsa da, Jisl in Çin imparatoru Hsüan-Tsang ile karıştırmış olabileceği akla gelmektedir. Taşağıl ın Çin kaynaklarından verdiği bilgilere göre, yoğ töreni için Chang ch ü-i ve Lü Hsiang adlı kimselerle birlikte altı usta da gönderilmiştir (Taşağıl 2004: 52). Zaten KT K 13 te de Çin imparatorunun yeğeni General Çang ın aynı zamanda bark ve bitig taş itgüçi olduğu söylenmiştir. Çinli bädizçi ler tarafından özenerek yapıldığı anlaşılan külliyenin duvarlarında çeşitli savaş tasvirlerini konu alan duvar resimlerinin (fresk) yapılmış olduğu Çin kaynaklarında belirtilmiş olsa da külliyedeki ilk ve tek resmî kazı çalışmasını yapan Jisl, duvar resimlerine rastlanmadığını ifade etmiştir (Jisl 1963: 397). Giraud bädiz ve bädizçi kelimelerinin yazıtlardaki kullanımından hareket ederek Türklerin dekorasyon işinde ileri düzeyde olduğunu ancak Çinli sanatkârların dekorasyon işinde daha iyi olduğunu belirtmektedir. (Giraud 1999: 178 ve 179). Bu bağlamda barkın hem içi hem de dışı süslenmiştir. Ancak Türkçe yazıların taşa işlenmesi de herhâlde Yollug Tigin in başında bulunduğu Türk işçiler tarafından gerçekleştirilmiş olmalıdır. 2. 4. Bidgüçi: ŞU G 3: Biş yegirmikä (...) Taygan költä tiriltim bidgüçi är anta ıt[<t>ım är kä]lti Kara Yotulkan käçip kälirti Taygan Göl de (tekrar) toplandım. Yazıcı (nişancı?) adam gönderdim. O (geri) geldi. Kara Yotulkan ı geçip ilerlediklerini (söyledi) (Aydın 2007: 47 ve 61). Ramstedt, kelimeyi Yak. bitī- dans etmek, dönmek ; Mo. büji-; Kırg. bij- ile karşılaştırmak istemiştir (Ramstedt 1913: 57). Orkun da bidgüçi 53
54 Journal of Turkish Linguistics, Volume 2, Number 1, March 2008 okumuş ve çeviride Bidgüçi (?) şeklinde çevirmeden bırakmış ancak sözlükte bitkäçi maddesinde kayıd memuru, kâtip (O41: 29) anlamını vermiştir. Diğer naşirler de şöyle okumuş ve anlamlandırmışlardır: bidgüçi çelovek peredovogo otryada (M59: 93); bidgüçi razvedçiki (?) (DTS 98a); bidgüçi çelovek obryada (A71: 357); bitigüçi scribe, secretary (EDPT 304a-b); bidigüçi (veya äv edgüçi) secretary (or tent maker) (Mo99: 180 ve 184); savaş dansı yapan er (?) < *bidi- dans etmek, krş. DLT büdi- dans etmek (T2000: 91); biδgüçi?összeíró (toborzó) (B2004: 293 ve 309). Ramstedt in verdiği runik metne göre kelimenin bidgüçi olduğu açıktır. Bu kelime DLT deki büdimek oynamak, raksetmek (Atalay III, 259) şekline benzetilmiş böylece kimi naşirlerce dikkate alınmıştır. Bang, Kâşgarlı da geçen büdi- oynamak, dans etmek fiilinin ihtiyatla *bi-, *bäfiillerinden yapıldığını ve Moğolcaya da bil, bäl, pil, päl Kreuz, Taille olarak ödünç verildiğini düşünmektedir (Bang 1933: 39-40). Ancak satırın tamamı göz önüne alındığında oynama ya da raksetme yi gerektirecek herhangi bir durum olmadığı ortaya çıkmaktadır. Bu kelime biti- fiilinden - guçi ekiyle yapılmış ve kaydedici, kaydeden (Osmanlı daki Nişancı (?) benzeri) bir meslek adıdır. Eski Uygur metinlerinde de -guçi ile yapılmış adlar hatta bazı mesleklerin olduğu bilinmektedir. Örn. ölürgüçi cani, katil ; kolguçı dilenci ; kınaguçı eziyet eden, eziyet edici (G88: 115). Bitgäçi; bitkäçi; bitigäçi; bitigüçi eski Uygur metinlerinde geçen bütün bu şekillerin biti- yazmak bk. (EDPT 299b-300a) fiilinden yapıldığı bellidir. Gömeç, Şine Usu yazıtındaki yer adlarını değerlendiren yazısında kelimeyi yazıcı olarak anlamlandırmıştır (Gömeç 2000: 432). Altın Orda yarlıklarında da bitkeçi şeklinde tespit edilen kelime burada da yazıcı, kâtip anlamındadır (Özyetgin 2005: 53). Sonuç olarak bidgüçi şekli yazıcı, mühürdar (günümüzdeki kalem müdürü?) anlamında olmalıdır. Krş. (Aydın 2007: 94-95). 2. 5. Bitigçi: Uybat III (E32) yazıtının 7. satırında (Radloff, Orkun, Malov ve Vasil ev de 3. satır; Kormuşin de 7. satır) geçen kelimenin bulunduğu cümle şu şekildedir:... yagıda... bitigçi...çi yörçi uz kop bodun tikü bilir ärti mastera pistsı,..., dekoratorı (?), [vzyatıe v plen -?] u vraga, i ves narod smogli soorudit (pamyatnik) (K97: 115-116). Radloff ve Malov bitigçi kelimesinin bulunduğu ibareyi boş bırakmış, okumamışlardır. Ancak Kormuşin in neye dayanarak okuduğu anlaşılamamıştır. Bu cümle araştırıcılarca şu şekilde okunmuş ve anlamlandırılmıştır: Yagıda... akup budun täŋin bilir ärti Im Kriege (neun Mal?) ausziehenden befehligte er die Schaaren seines Volkes (R1895: 339);
Eski Türklerde Meslek Adları (Eski Türk Yazıtlarına Göre) yagıda... kop budun tiŋin bilir erti düşmanda... hep kavim takatini bilir idi (O40: 144); yagıda... kop budun täŋin bilir ärti v voyne... on enal silu (moguşestvo) vsego naroda (M52: 62); j 1 γd 1 a <... > qup:b 1 ud 1 un 1 :t 2 iŋn 2 :b 2 il 2 ir 2 :r 2 t 2 i (V83: 26). Kormuşin, bitigçi kelimesini kitabının sonundaki sözlüğe almamış, biti- fiili içerisinde göstermiş ancak anlamlandırmamıştır (K97: 285). Kormuşin in verdiği metne ve okuyuşa göre bitigçi kelimesi eski Türklerde kullanılan bir meslek adı olmalıdır. Eski Uygur metinlerinde tespit edilemeyen bu kelimenin bir Yenisey yazıtında geçiyor olması kimi kuşkular doğurmayı hak etmektedir. Bitigçi Kutadgu Bilig den itibaren Türkçe metinlerde yazıcı, kâtip anlamında kullanılmıştır. Krş. bitigçi pisets (DTS 103b). Ayrıca krş. (Şen 2007 184-186). 2. 6. Elçi: Elçi kelimesi eski Türk yazıtlarında yalnızca üç yerde geçmiştir. Bunlardan birisi Hemçik Kaya Başı (E24) yazıtının 4. satırında, diğeri Uyug Tarlak (E1) Yazıtının 2. satırında, sonuncusu da Çaa-Höl II (E14) yazıtının 1. satırında geçmiştir. Cümleler şöyledir: Hemçik Kaya Başı (E24), 4: Kişi arası işid seŋir elçig insanlar arasında işit; Kara Sınır elçi(si) [=şefi] (O40: 90). Kişi arası äşid kara säŋir älçig Ihr Leute, höret den Volksfürsten von Kara-Sängir (R1895: 326). Sözlükte de der Volksherr, Herrscher (R1895: 354); Malov ise aynı cümleyi kişi arası isid Kara säŋir älçig okumuş ve sluşayte, vse lyudi, posla (iz) Kara sengir (M51: 44) şeklinde anlamlandırmıştır. Uyug-Tarlak (E1), 2: Ben teŋri elimke elçisi ertim ben semavi [veya ilahi] elimin elçisi idim (O40: 31); Radloff, a/e okunması gereken ve b 2 sesine benzeyen harfi b 2 okuduğu için üzerinde durduğumuz kelimeyi bälçi şeklinde okumuştur: Bän täŋri bälimke bälçisi ärtim meinem Himmels-Bäl war ich ein Hüter (bälçisi) (R1895: 304); bän täŋri älimkä älçisi ärtim Ya bıl poslannikom (el çi) u bojestvennogo moego gosudarstva (M51: 11); ben teŋri elimke el çisi ertim Ya bıl poslannikom (el çi) u bojestvennogo moego gosudarstva (Batmanov 1959: 136); teŋri elimke elçisi ertim (ya) bıl poslannikom u moego nebesnogo (bojestvennogo) plemennogo soyuza (Batmanov-Kunaa: 1963b: 10); bän täŋri elimkä elçisi ärtim dlya moego bojestvennogo gosudarstva (K97: 161). Çaa-Höl II (E14), 1: Elçi Çor Küç Bars şeklinde okunabilecek bu kişi adının ilk kelimesi olan Elçi yazımında ı/i ünlüsü yazılmadığı için kimi araştırmacılarca farklı okunmuştur: Bälçi-Çur Küç-bars (yazıt, Radloff ta Çakul I) (R1895: 319); El? ç Çur Küç B a rs (O40: 117); Älçi (?) Çur Küç- Bars (M51: 37); Elçi çur Küç Bars (Batmanov-Kunaa 1963a: 17); elçi çur (DTS 170a); el 2 ççur 1 :küçb 1 r 1 s 1 (V83: 21); elçi çor küç bars (K97: 185). 55
Journal of Turkish Linguistics, Volume 2, Number 1, March 2008 Elçi kelimesi üç yazıttaki cümleye göre elçi anlamında kullanılmıştır. Ancak bu elçi nin Uyug-Tarlak (E1) yazıtında olduğu gibi Tanrının o yöre için görevlendirdiği kimse anlamında kullanıldığını düşünmek gerekir. Elçi kelimesi Türkçenin tarihî dönemlerinde de sıkça kullanılmıştır: İlçi elçi, sefir (EUTS 62). Kutadgu Bilig deki devlet adamı, bey, hükümdar; elçi anlamındaki ilçi şeklini de göz önünde bulundurmakta yarar vardır. KB deki ilçi şekli ve devlet adamı, bey, hükümdar anlamı elçi nin tarihî dönemlerde hangi anlamlarda kullanıldığına işaret etmektedir. Kur an tercümesi benzeri dinî nitelikli eserlerde ise peygamber anlamında kullanıldığı görülmektedir: Elçi ~ elçü elçi, peygamber (Borovkov 2002: 105); élçi elçi (Ata 1998: 119). Kelimenin detayı için bk. (TMEN 656). Meslek adının Uygur dönemindeki kullanılışları için krş. (Şen 2007: 166-167). 2. 7. İtgüçi: KT K 13 te iki kez geçen kelime yapan, eden, usta anlamlarına gelen bir meslek adıdır. KT K 13 teki cümle şöyledir: Bark itgüçi bädiz yaratıgma bitig taş itgüçi Tabgaç kagan çıkanı Çaŋ Säŋün kälti türbe (ziyaretgâh) ustası (ve) (duvar vb.) süsleme (ve) yazıt ustası (olarak) Çin hükümdarının yeğeni General Çang geldi. KT K 13 te bark itgüçi türbe, ziyaretgâh, hatıra evi ustası ve bitig taş itgüçi taş, yazıt ustası, taş, yazıt işlemecisi şeklinde geçmektedir. Cümleden anlaşıldığı kadarıyla bark itgüçi ile bitig taş itgüçi farklı kimseler tarafından icra edilen meslekler olmalıdır. Eski Türk yazıtları üzerinde çalışan araştırmacılarca da genellikle bu şekilde okunmuş ve anlamlandırılmıştır. Bu cümleden ve cümlenin devamından anlaşıldığı kadarıyla bu ustaları Tuygun Elteber getirmiştir (KT K-D). Öyleyse türbenin (ziyaretgâh) iç ve dış süslemeleri ve yazılı taş ve kaplumbağa kaidenin süslemeleri (?), damgaları ve yazıtın Çince yüzü, Çin den getirilen bark itgüçi ve bitig taş itgüçi ler tarafından yapılmış ve düzenlenmiştir. Ancak yazıtın Türk runik harfli cümlelerinin Yollug Tigin tarafından yazılmış ya da yazdırılmış olduğunda kuşku bulunmamaktadır. 2. 8. Otaçı: Şan-çi I (Suglug-Adır-Aksı) (E61) 3: Lüy päk otaçı bän Ya vraçevatel Lyuy Pek (K97: 140-141). Vasil ev bu satırın harfçevrimini farklı şekilde yapmıştır: küŋik:ut 1 qb 2 n 2 (V83: 34). Vasil ev in verdiği fotoğraflarda da otaçı okumayı gerektirecek yazım şekli bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu çok önemli bir kültür kelimesinin eski Türk yazıtlarında geçip geçmediği netlik kazanmamıştır. Meslek adının Uygur döneminden itibaren sık kullanıldığı bilinmektedir. Örnekler ve detay için krş. (Şen 2007: 216-218). 56
Eski Türklerde Meslek Adları (Eski Türk Yazıtlarına Göre) 2. 9. Sıgıtçı: Eski Türk yazıtlarının ilginç kelimelerinden birisi olan sıgıtçı KT D 4, KT K 11 ve BK D 5 te geçmiştir. KT D 3-4; BK D 5: Özi ança kärgäk bolmış yogçı sıgıtçı öŋrä kün tugsıkda Bükli Çöllüg el... (sonra) kendileri öylece vefat etmişler. (Cenaze törenlerine) yasçı (ve) ağlayıcı (olarak) doğuda, gün doğusundan Bükli Çöl halkı... (T95: 38-39). KT K 11-12: Yogçı sıgıtçı Kıtań Tatabı bodun başlayu Udar Säŋün kälti Yasçı (ve) ağlayıcı (olarak) Kıtay (ve) Tatabı halklarının (temsilcilerinin) başında General Udar geldi. (T95: 52-53). Yogçı ile birlikte kullanılıp ikileme (hendiadyoin) (Aydın 1997: 421) oluşturan sıgıtçı kelimesi yazıtlar üzerinde çalışan araştırmacılarca şu şekilde anlamlandırılmıştır: Ein Klagender, Leidtragender (R1895: 120); yasçı, ağlayıcı (T2002: 160); Leidtragende (R1897: 173); ağlayıcı (O36: 31); stonutsix (M51: 36); lamenter (T68: 368); plaçutsiy (A71: 363); cenaze alayı (G88: 293); yasçı, ağlayıcı (T88: 157); agıçı, agı deyen (R-M93: 374); yasçı, ağlayıcı (T95: 109); jılap-sıktauşı (Ka2003: 201). Sıgıtçı kelimesi için verilen anlamlandırmalar aşağı yukarı aynıdır. Bu kelime bir kültür kelimesi olduğu için bu işi yapan kimsenin işlevinin de iyi anlaşılması gerekmektedir. Clauson, mourner (EDPT 807b); DTS, uçastniki pominal nogo obryada, plakal şiki (DTS 270); Erdal da mourner (OTWF 111) ve wailer (Erdal 2004: 149) anlamlarını vermiştir. Eski Türklerde böyle bir mesleğin bulunma olasılığı yüksektir. Çünkü bu kimseler, ilişki içerisinde bulunulan diğer devletlerin ya da diğer Türk boylarının ağlayıcı olarak gönderdikleri kişilerdir. Bu kelimeye kağanlık yazıtlarının dışındaki yazıtlarda rastlanmaması dikkat çekicidir. Yas tutmak üzere gelen bu ülke veya boy temsilcileri ancak devlet büyüklerinin cenaze törenlerine katılmaktaydı. Belki de bundan dolayı Yenisey, Talas vb. bölgelerdeki yazıtlarda ve daha sonraki metinlerde geçmemiştir. Vecihe Hatiboğlu sıgıt kelimesi için y-ıg şeklindeki açılımı önermiş; y sesi nasıl bir öntüreme ise s sesinin de bir öntüreme olduğunu öne sürmüştür (Hatiboğlu 1972: 268). Ancak sıgıt eğer Türkçe ise tabanının sıgfiili olması gerekir. Çünkü t eki filden isim yapan işlek bir ektir. Oysa ıgla- ~ yıgla- şeklinin kökü ıg ~ yıg olmalıdır. Von Gabain sıg- fiilini, *sıg- ağlamak tan getirmiş ve sıkta- feryat etmek ile de karşılaştırmıştır (G88: 131). 2. 10. Tamgaçı: Eski Türk yazıtlarından yalnızca Köl Tigin yazıtında geçen bir diğer meslek adı da tamgaçı dır. KT K 13 te iki kez geçmiş olup cümle şöyledir: 57
Journal of Turkish Linguistics, Volume 2, Number 1, March 2008 KT K 13: On ok oglum Türgiş kaganta Makaraç tamgaçı Oguz bilgä tamgaçı kälti On-ok oğlum Türgiş hakanından mühürdar Makaraç (ve) mühürdar Oğuz Bilge geldi (T95: 52-53). Makaraç ın < Skr. mahārāja olduğu bilinmektedir (Ölmez 1999: 65). Tamgaçı ise araştırmacılarca şu şekillerde anlamlandırılmıştır: Der Siegelbewahrer (R1895: 125); mühürdar (T2002: 160); der Siegelbewahrer (R1897: 175); damgacı, damga vuran, mühürdar (O41: 104); hranitel peçati (M51: 43); seal-keeper (T68: 374); hranitel peçati (A71: 363); damgacı tamga = Skr. mudrā. mühür, damga, elin ve parmakların sihirli tavır ve hareketi (G88: 296); mühürdar (T88: 16); möhürdar, damga (möhür) sahlayan, damga çeken (yazan) (R-M93: 376); mühürdar (T95: 110). Bu meslek adıyla ilgili olarak Clauson the official title of an officer whose duties related to the tamğa (EDPT 505b); DTS ise hranitel peçati (DTS 530a) anlamlarını vermiştir. Tamgaçı kelimesi Türkçenin diğer tarihî dönemlerinden Karahanlı döneminde Kutadgu Bilig de geçmiştir. KB 4046: tamgaçı mühürdar (Arat 1979: 420). Altın Orda yarlıklarında da tamgaçı kelimesi gümrükçü anlamıyla verilmiştir (Özyetgin 2005: 55). Fiilden isim yapan ek -ga eki Türkçenin her döneminde sıkça kullanılmıştır. *tam- fiilinin de tamtul- tutuşmak, alev almak ; tamtur- tutuşturmak ve tamug cehennem ile de ilgisi olduğunu düşünmek mümkündür (G88: 296). *tam- yakmak anlamında bir fiil olabilir. Bu varsayımla tamug un da Soğdca olduğunu düşünmek için hiçbir sebep bulunmamaktadır. Kaldı ki tamug cehennem kelimesi de yakma ve yanma ile ilgilidir. 2. 11. Toyukçin: Hemçik-Çırgakı yazıtının 2. satırında geçen problemli tańlarım är at[ım] yok üçün cümlesi Orkun tarafından taylarımın er toyukçin okunmuş ve taylarımın nalbandı (?) (O40: 79-80) olarak çevrilmiştir. Ancak yazıtın yeni bir yayımını yapan T. Tekin, Orkun un okuyuşunun doğru olmadığını, ibarede bir eksik yazım olduğunu ve Malov un okuyuşunun doğru olduğunu vurgulamış ve ibareyi är at[ım] yok üçün okumuş ve (önceleri) erlik adım olmadığı için şeklinde de anlamlandırmıştır. (T. Tekin 1999: 6 ve 8). Dolayısıyla Orkun un nalbant (?) olarak verdiği meslek adı doğru olmamaktadır. 2. 12. Yagıçı: Bu problemli kelime ile ilgili çok değişik şeyler söylenmiştir. Özellikle T 50 de geçen kelime uzun süre araştırıcıları uğraştırmıştır. T 50 den başka Kızıl Çıraa II (E44) yazıtının 2. satırında da geçtiği tespit edilmiştir. 58
Eski Türklerde Meslek Adları (Eski Türk Yazıtlarına Göre) T 50: Yagıçı[sı] yämä bän ök ärtim savaşı idare edici (savaş stratejisti) de bizzat bendim. Bu cümle Türk runikleri üzerinde çalışanlar tarafından farklı okunmuş ve anlaşılmıştır: Yagıda... Bei den Kriegen... war ich (R1899: 23); yagıçısı y[eme ben] ertim Düşman üzerine gideni (= Başkumandanı) ben idim (O36: 116); yagıçıs 2 ı y(ämä bän) ärtim predvoditelem bıl boysk (M51: 64 ve 69); yagıda yimä bän ärtim önceki cümle ile birleştirip anlamlandırılmış: Dabei der Befehlshaber sowohl war gerade ich als auch sein Kriegführer war ich (Aa58: 46); ayguçısı yemä bän ärtim (G61: 57); ayguçı conseiller (G61: 139); yagīçi[sī] yämä bän ök ärtim and it was I who was his wartime leader during these expeditions (T68: 252 ve 289); Sözlük: war-leader (T68: 395); yagıçı[si] yämä bän ök är[t]im düşmanla savaşanı da ben idim (T94: 20-21); yağıçısı yeme ben ök ertim ay. (T95: 92-93); yagıçı yämä bän ärtim [ausserdem] war ich... auch Kriegsführer (Ry97: 71 ve 120); yagıçı yämä bän ök ärdim hadvezér[e] is énmagam voltam (B2004: 70 ve 86). Kızıl Çıraa II (E44) 2: Ka[dır] yagıda yagıçı bän ya-tot, kto vsegda srajalsya v jestokih boynah (K97: 222-223). Sözlük: yagıçı vonistvennıy (K97: 287); kadaşım sizimä yolçı bän Moy tavaritsi, vam moim ya predvoditel (M52: 80); q<...>γın 2 :j 1 γçıb 2 n 2 (V83: 31). Tonyukuk yazıtını bütünüyle yayımlayan çalışmalarda da görüldüğü üzere kelimenin ayguçı mı yoksa yagıçı mı olduğu henüz netlik kazanmamış olmakla birlikte eldeki mevcut atlaslarda g 1 işaretinden sonra bir ı/i ünlüsü bulunmaktadır. Aynı yazım Kızıl Çıraa II (E44) yazıtında da vardır. Bütün bunlardan hareketle kelimenin yagıçı olması gerektiğine inanmamak için herhangi bir sebep bulunmamaktadır. Krş. Maytr.: Yagıçı hasetçi, kinci (Ş. Tekin 1976: 499); KB: Yagıçı muharip (Arat 1979: 514). Yagı adından çeşitli kelimeler türetilmiş olup bunlardan bazıları şunlardır: Yagıla- to be hostile to, engage in hostilities with Köjeelig-Hovu (E45) 4 ayrıca (EDPT 903b); yagılamak düşmanlık etmek, düşmanla savaşmak, çarpışmak (DLT, Atalay III, 325). Yagı tabanıyla kurulmuş diğer isim ve fiillerin detayı için bk. (DTS 224 a-b). Ayrıca krş. (Şen 2007: 257-258). 2. 13. Yalabaç: Bu kelime BK D 39; Altın-Köl II (E29) 7. satır, Uybat I (E30) 5. satırda geçmiştir. BK D 39: Yalabaçı ädgü sabı ötügi kälmäz tiyin yayın sülädim elçisi, iyi haberi (ve) ricaları gelmiyor diye yazın sefer ettim (T95: 76-77). Altın-Köl II (E29) 7: Är ärdäm üçün Töpöt kanka yalabaç bardım kälmädim in order to (display my) manly qualities, I went as envoy to the Khan of Tibet and did not come back (T. Tekin 1998: 6-7). Uybat I (E30) 5: Kara kanka barıpan yalavaç barıpan kelmediŋiz you went as ambassador to the Karaxan and did not return (EDPT 921a). 59
60 Journal of Turkish Linguistics, Volume 2, Number 1, March 2008 Yalabaç diğer araştırmacılarca aşağıdaki şekillerde okunmuş ve anlamlandırılmıştır: Yalbaçı? (R1895: 117); yalabçı elçi (T2002: 188). Thomsen, notlarında kelimenin yalabç ya da yalabaç olabileceğini ve yalabçı nın sonundaki ı sesinin iyelik eki olduğunu öne sürmüştür. (T2002: 255 not 103); yalabaç Gesandte (R1897: 172); sefir, elçi, reis, şef (O41: 131); messenger, envoy (T68: 395); elçi (T88: 182); ay. (T95: 114). yalavaç / yalawaç / yalavar an Iranian l.-w.; -vaç / -waç is an Iranian word meaning voice : a diplomatic envoy from one ruler to another, ambassador (EDPT 921a). Clauson bu cümlelerle kelimenin İran dilinden ödünçleme olduğunu öne sürmüştür. Uyg.: yalavaç elçi, peygamber, yalavaç (EUTS 183); yalavaç elçi Maytr. 91, 24 (Ş. Tekin 1976: 500); yalāvāç Prophet InSut 1020 (Tezcan 1974: 106); yalavaç / yalawaç elçi, peygamber DLT I, 66; I, 83; yalawaç elçi, peygamber KB 52, 56, 2362 vd. (Arat 1979: 517); yalavaç elçi; peygamber, resul (KTS 307); yalawaç peygamber, elçi (Borovkov 2002: 306); yalawaç ay. (Ata 1998: 466). Ayrıca krş. (Şen 2007: 172-174). Örneklerde de görüldüğü gibi İslami dönem metinlerinde hep elçi, peygamber anlamında kullanılmıştır. İslami dönemden itibaren, eski Türk yazıtlarındaki elçi, haberci, ulak anlamından elçi, peygamber anlamında kullanılmaya başlamıştır. Peygamberlerin de Tanrı ile insanlar arasındaki elçi olduğu düşünüldüğünde yalabaç kelimesinin peygamber anlamında kullanılması doğaldır. Kelimenin -baç ~ -waç ekiyle kurulduğu genel kabul görmektedir. Yine sandwaç ~ sanduwaç bülbül kelimesindeki -waç ın da aynı ek olduğu öne sürülebilir. Sandwaç ~ sanduwaç için bk (DTS 484b). 2. 14. Yerçi: kılavuz, rehber : Bu meslek adı T yazıtının 23. ve 26. satırlarında geçmiş olup 23. satırda kelimenin geçtiği cümle oldukça fazla tartışmaya sahne olmuştur: T 23: Kögmän yolı bir ärmiş tumış teyin eşidip bo yolın yorısar yaramaçı tedim yerçi tilädim çölgi az eri bultum Kögmen (dağının) yolu tekmiş. O yol da kapanmış diye işitince bu yol işe yaramayacak dedim (ve) rehber istedim. Çöllü (bozkırlı) Azlardan birini buldum. Bu cümlenin yerçi tilädim ibaresinden sonraki çölgi az eri bultum ibaresi kimi araştırmacılarca çölgi iz eri ya da çöllüg iz eri şeklinde okunmuş ve anlamlandırılmıştır. Dolayısıyla bu ibaredeki iz eri tamlaması da kılavuz, rehber olarak anlamlandırılmak istenmiştir. Oysa kılavuz, rehber anlamındaki yerçi kelimesi aynı yerin, bir kaç kelime öncesinde bulunmaktadır. Çölgi az eri ~ çöllüg iz eri ibaresi diğer araştırmacılarca şu şekilde okunmuştur: Çölgi Az eri bultum: R1899, O36, M51, T68, A71, T94, T95; çülügi Az eri bultım: Aa58; çölüg iz eri boltım (Hegaard 1976: 99); çöllig iz äri
Eski Türklerde Meslek Adları (Eski Türk Yazıtlarına Göre) bultım G61; çölüg az äri bultum Ry97; çöl[l]üg iz eri bultum (Sertkaya 1995: 46). Sertkaya, ibareyi işlediği makalesinde KT D 4, 8; BK D 5, 8 de geçen çöllüg kelimesinin de aynı harflerle yazıldığını söylemekte ve dolayısıyla da çöl[l]üg iz eri şeklinde okunması gerektiğini önermektedir (Sertkaya 1995: 47-48). Hâlbuki hemen bir alt satırda Az halkından olan kimsenin yol hakkında bilgi verdiği görülmektedir. Dolayısıyla iz eri değil de az eri olması metne daha uygun olacaktır. Üstelik aynı satırda hem yerçi hem de iz eri ibarelerinin her ikisi de kılavuz, rehber anlamındadır. Dolayısıyla her iki ibarenin aynı yerde yazılmış olması pek inandırıcı gelmemektedir. Ancak çölgi ya da çöl[l]üg okunması bu yazının hedefi dışında kalmaktadır. T 26: Yerçi yer yaŋılıp boguzlantı kılavuz yanıldı (yolu şaşırdı) ve boğazlandı. Yerçi guide (EDPT 958a); yerçi provodnik (DTS 257b); yerçi guide (OTWF 113); yerçi kelimesinin kılavuz, rehber (Alm. Führer ; İng. guide ) anlamında kullanıldığına dair eski Uygurcadan da örnek vermek mümkündür. Kim yerçi suβçı kemiçi bar erser; ol körmez yerçikä; yerçi boluŋ (Hamilton 1998: 234). Özellikle Uygurca örnekler için bk. (Şen 2007: 147-148). 2. 15. Yogçı: Bu meslek adı yazıtlarda sıgıtçı ile ikileme (hendiadyoin) oluşturarak kullanılmıştır. Bu sebeple de kelimenin geçtiği cümleler sıgıtçı nın geçtiği cümlelerle aynıdır. Yogçı kelimesi de tıpkı sıgıtçı gibi yog ve meslek adı yapan +çi ekinden oluşmuştur. Kelime ilk araştırıcılarca yug okunmuş daha sonra Brahmi harfli eski Uygur metinleri yayımlandıkça o/u ayrımı yapan Brahmi harfli metinlerde kelimenin yog olduğu anlaşılmıştır. Eski Türk yazıtları üzerinde çalışan araştırmacılar yogçı için şu anlamlandırmaları vermişlerdir: ein Klagender, Leidtragender (R1895: 121); ağlayıcı (T2002: 128); ağlayıcı, ağlayan (O41: 146); plaçutsih (M51: 36); mourner (T68: 405); stonutsih (A71: 290); yascı, yas tutucu (T88: 187); yasa başçılıg eden, yasçı (?) (R-M93: 361); jokşı (joktauşı) (Ka2003: 173). Yogçı sıgıtçı ikilemesi eski Türk yazıtlarında kullanılan ikilemelerden olup her ikisi de eski Türk kültürü ile ilgili kelimelerdendir (Aydın 1997: 421). 3. Kısaltmalar A71 : G. AYDAROV (1971). Aa58 : P. AALTO (1958). B2004 : Á. BERTA (2004). BK D : Bilge Kağan Yazıtı Doğu Yüzü. BK K : Bilge Kağan Yazıtı Kuzey Yüzü. 61
Journal of Turkish Linguistics, Volume 2, Number 1, March 2008 DLT : Divanu Lügati t-türk. DTS : V. M. NADELYAEV v.d. (1969). EDPT : S. G. CLAUSON (1972). EUTS : Ahmet CAFEROĞLU (1993). G61 : R. GIRAUD (1961). G88 : A. von GABAIN (1988). InSut : Semih TEZCAN (1974). K97 : İ. V. KORMUŞİN (1997). Ka2003 : S. KARCAVBAY (2003). KB : Kutadgu Bilig. KT D : Köl Tigin Yazıtı Doğu Yüzü. KT G : Köl Tigin Yazıtı Güney Yüzü. KT K : Köl Tigin Yazıtı Kuzey Yüzü. KT K-D: Köl Tigin Yazıtı Kuzey-Doğu Yüzü. KTS : Recep TOPARLI vd. (2003). M51 : S. E. MALOV (1951). M52 : S. E. MALOV (1952). M59 : S. E. MALOV (1959). Mo99 : T. MORIYASU (1999). O36 : Hüseyin Namık ORKUN (1936). O40 : Hüseyin Namık ORKUN (1940). O41 : Hüseyin Namık ORKUN (1941). OTWF : M. ERDAL (1991). R1895 : W. RADLOFF (1895). R1897 : W. RADLOFF (1897). R1899 : W. RADLOFF (1899). R-M93 : Ebulfez RECEBOV - Yunus MEMMEDOV (1993). Ry97 : V. RYBATZKI (1997). T : Tonyukuk Yazıtı. T2002 : V. THOMSEN (2002). T68 : Talat TEKİN (1968). T88 : Talat TEKİN (1988). T94 : Talat TEKİN (1994). T95 : Talat TEKİN (1995). T2000 : Talat TEKİN (2000). TMEN : G. DOERFER (1965). V83 : D. D. VASİL EV (1983). 62
Eski Türklerde Meslek Adları (Eski Türk Yazıtlarına Göre) 4. Kaynakça AALTO, P. - G. J. RAMSTEDT - J. G. GRANÖ (1958): Materialien zu den alttürkischen Inschriften der Mongolei. Journal de la Société Finno- Ougrienne 60/7, 3-91. ARAT, Reşid Rahmeti (1979): Kutadgu Bilig III İndeks. Hzl.: Kemal ERASLAN - Osman F. SERTKAYA - Nuri YÜCE. İstanbul: TKAE. ATA, Aysu (1998): Nehcü l-feradis III. Dizin-Sözlük. Ankara: TDK. ATALAY, Besim (1992): Divanü Lugat-it-Türk Tercümesi. Ankara: TDK. AYDAROV, G. (1971): Yazık Orhonskih pamyatnikov drevnetyurkskoy pis mennosti VIII veka. Alma-ata: Akademiya Nauk Kazakskoy SSR. AYDIN, Erhan (1997): Orhon Yazıtlarında Hendiadyoinler. Türk Dili 544, 417-421. (2007): Şine Usu Yazıtı. Çorum: KaraM. BANG, W. (1933): Gewagte Türkische Worterklärungen. Mémoires de la Société Finno-Ougrienne 67, 35-41. BATMANOV, İ. A. (1959): Yazık eniseyskih pamyatnikov drevnetyurkskoy pis mennosti. Frunze. - A. Ç. KUNAA (1963a): Pamyatniki drevnetyurkskoy pis mennosti Tuvı. Vip I. Kızıl. - A. Ç. KUNAA (1963b): Pamyatniki drevnetyurkskoy pis mennosti Tuvı. Vip II. Kızıl. BERTA, Á. (2004): Szavaimat Jól Halljátok. A Türk és Ujgur Rovásírásos Emlékek Kritikai Kiadása. Szeged: JatePress. BOROVKOV, A. K. (2002): Orta Asya da Bulunmuş Kur an Tefsirinin Söz Varlığı (XII.-XIII. Yüzyıllar). Çev.: Halil İbrahim USTA - Ebulfez AMANOĞLU, Ankara: TDK. CAFEROĞLU, Ahmet (1993): Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü. İstanbul: Enderun. CLAUSON, S. G. (1972): An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth- Century Turkish. Oxford: Oxford University. DOERFER, G. (1965): Türkische und Mongolische Elemente im Neupersischen. Band II: Türkische Elemente im Neupersischen alif bis tā. Wiesbaden: Franz Steiner. DONUK, Abdülkadir (1988): Eski Türk Devletlerinde İdarî-Askerî Ünvan ve Terimler. İstanbul: TDAV. ERDAL, M. (1991): Old Turkic word formation. A Functional Approach to the Lexicon I-II. Wiesbaden: Otto Harrassowitz. : A Grammar of Old Turkic. Leiden-Boston: Brill. GABAIN, A. von (1988): Eski Türkçenin Grameri. Çev.: Mehmet AKALIN, Ankara: TDK. GIRAUD, R. (1961): L Inscription de Baın Tsokto. Paris: Librairie d Amerique et d Orient. 63
64 Journal of Turkish Linguistics, Volume 2, Number 1, March 2008 (1999): L empire des Turcs Célestes, Les règnes d Elterich Qapghan et Bilge (680-734). Paris, 1960. Türkçesi: Gök Türk İmparatorluğu, İlteriş, Kapgan ve Bilge nin Hükümdarlıkları (680-734). Çev.: İsmail MANGALTEPE. İstanbul: Ötüken. GÖMEÇ, Saadettin (1997): Kök Türk Tarihi. Ankara: Türksoy. (2000): Şine-Usu Yazıtı nda Geçen Yer Adları Üzerine. Belleten 64/240, 127-433. HAMILTON, J. R. (1998): İyi ve Kötü Prens Öyküsü. Çev.: Vedat KÖKEN. Ankara: TDK. HATİBOĞLU, Vecihe (1972): Ağaç ve Su. Türk Dili Araştırmaları Yıllığı- Belleten 1972, 267-273. HEGAARD, S. E. (1976): Some expressions pertaining to death in the Kök- Turkic inscriptions. Ural-Altaische Jahrbücher 48, 89-115. JISL, L. (1963): Kül-Tegin Anıtında 1958 de Yapılan Arkeoloji Araştırmalarının Sonuçları. Belleten 27/107, 387-410. KARCAVBAY, S. (2003): Orhon Muraları. Astana. KORMUŞİN, İ. V. (1997): Tyurkskie eniseyskie epitafii, tekstı i issledovaniya. Moskova: Nauka. MALOV, S. E. (1951): Pamyatniki drevnetyurkskoy pis mennosti. Moskova- Leningrad. (1952): Eniseyskaya pis mennost tyurkov, tekstı i perevodı. Moskova-Leningrad: Akademiya Nauk SSSR. (1959): Pamyatniki drevnetyurkskoy pis mennosti Mongolii i Kirgizii. Moskova-Leningrad: Akademiya Nauk SSSR. MORIYASU, T. (1999): Site and Inscription of Şine-Usu. T. MORIYASU - A. OCHİR (Eds.): Provisional Report of Researches on Historical Sites and Inscriptions in Mongolia from 1996 to 1998. Osaka: The Society of Central Eurasian Studies, 177-195. NADELYAEV, V. M. - D. M. NASİLOV - E. R. TENİŞEV - A. M. ŞÇERBAK (1969): Drevnetyurkskiy Slovar. Leningrad: Nauka. ORKUN, Hüseyin Namık (1936): Eski Türk Yazıtları I. İstanbul: TDK. (1940): Eski Türk Yazıtları III. İstanbul: TDK. (1941): Eski Türk Yazıtları IV. İstanbul: TDK. ÖLMEZ, Mehmet (1999): Eski Türk Yazıtlarında Yabancı Öğeler (3). Türk Dilleri Araştırmaları 9, 59-65. ÖZYETGİN, Melek (2005): Altın Orda Hanı Toktamış ın Bik Hāci Adlı Kişiye Verdiği 1381 Tarihli Tarhanlık Yarlıgı. Orta Zaman Türk Dili ve Kültürü Üzerine İncelemeler. İstanbul: Ötüken. 37-58. RADLOFF, W. (1895): Die alttürkischen Inschriften der Mongolei. St- Petersburg. (1897): Die alttürkischen Inschriften der Mongolei, Neue Folge. St- Petersburg.
Eski Türklerde Meslek Adları (Eski Türk Yazıtlarına Göre) (1899): Die alttürkischen Inschriften der Mongolei. Zweite Folge, St-Petersburg. RAMSTEDT, G. J. (1913): Zwei Uigurische Runeninschriften in der Nord- Mongolei. Journal de la Société Finno-Ougrienne 30/3, 1-63. RECEBOV, Ebulfez - Yunus MEMMEDOV (1993): Orhon-Yenisey Abideleri. Baku: Yazıçı. RYBATZKI, V. (1997): Die Toñukuk-Inschrift. Szeged: Studia Uralo- Altaica: 40. SERTKAYA, Osman F. (1995): Göktürk Tarihinin Meseleleri: Tonyukuk Abidesi Üzerine Üç Not. Göktürk Tarihinin Meseleleri. Ankara: TKAE, 40-57. ŞEN, Serkan (2007): Orhon, Uygur ve Karahanlı Metinlerindeki Meslekler Bağlamında Eski Türk Kültürü. Samsun: Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. (Basılmamış doktora tezi). ŞİRİN USER, Hatice (2006): Eski Türkçede Bazı Unvanların Yapısı Üzerine. Bilig 39, 219-238. TAŞAĞIL, Ahmet (2004): Göktürkler III. Ankara: TTK. TAUBE, J. (2002): Eine runentürkische Inschrift (Tonyukuk, 01-16) im Lichte von Jean Gebsers Geschichte der Bewusstwerdung (Mit einem Nachtrag zu Tonyukuk 17-32). Mehmet ÖLMEZ - S.-C. RASCHMANN (Yay.). Splitter aus der Gegend von Turfan, (Festschrift für Peter Zieme anlässlich seines 60. Geburtstags). İstanbul-Berlin, 333-365. TEKİN, Şinasi (1976): Uygurca Metinler II: Maytrısimit. Ankara: Atatürk Üniversitesi. TEKİN, Talat (1968): A Grammar of Orkhon Turkic. Bloomington, The Hague: Indiana University. Uralic and Altaic Series: 69. (1988): Orhon Yazıtları. Ankara: TDK. (1994): Tunyukuk Yazıtı. İstanbul: Simurg. (1995): Orhon Yazıtları: Kül Tigin, Bilge Kağan, Tunyukuk. İstanbul: Simurg. (1998): The Second Altınköl Inscription. Türk Dilleri Araştırmaları 8, 5-14. (1999): Hemçik-Çırgakı Yazıtı. Türk Dilleri Araştırmaları 9, 5-15. (2000): Orhon Türkçesi Grameri. Ankara: Sanat Kitabevi. TEZCAN, Semih (1974): Das uigurische Insadi-Sūtra. Berlin: Akademie Verlag. THOMSEN, V. (2002): Orhon Yazıtları Araştırmaları. Çev.: Vedat KÖKEN. Ankara: TDK. TOGAN, İsenbike - Gülnar KARA - Cahide BAYSAL (2006): Eski T ang Tarihi (Chiu T ang-shu). Ankara: TTK. TOPARLI, Recep - Hanifi VURAL - Recep KARAATLI (2003): Kıpçak 65
Journal of Turkish Linguistics, Volume 2, Number 1, March 2008 Türkçesi Sözlüğü. Ankara: TDK. VASİL EV, D. D. (1983): Korpus tyurkskih runiçeskih pamyatnikov basseyna eniseya. Leningrad: Akademiya Nauk SSSR. 66