Heyluntsyan Eyaletindeki (Çin) Hakasları 1 Prof. Dr. Viktor BUTANAYEV Hakas Devlet Üniversitesi Öğretim Üyesi Hakasya- Rusya Federasyonu Prof. Dr. İrina BUTANAYEVA Hakas Devlet Üniversitesi Öğretim Üyesi Hakasya- Rusya Federasyonu Çeviren: Dr. Almagül İSİNA 1727 yılında imzalanan Kyahtinsk Barış Anlaşması sadece Hongoray ı Çarlık Rusyası nın hâkimiyeti altına almakla kalmamış, aynı zamanda Hakas halkının hayatında feci sonuçları olan trajik olaylara da yol açmıştır. Hakaslar veya o dönemlere ait Rus arşivlerinde yer aldığı şekliyle Yenisey Kırgızları, XVIII. y.y ilk yarısında Güney Sibirya da yaşanan tarihi olaylar sonucunda kısmen Altay ötesi olmak üzere, batıda Kalmıkya, doğuda Mançurya gibi Merkezi Asya nın geniş topraklarına sürgün edilmiş ve dağınık bir biçimde yerleştirilmişlerdir. 1917 Ekim Devrimi öncesine ait araştırmaların büyük çoğunluğu, Kırgızların XVIII. y.y başlarında Rusların baskısıyla Orta Yenisey bozkırlarını terk ettiklerini ve kendi istekleriyle (o dönemde ayrıca Oyrat veya Kalmuk şeklinde isimlendirilen) Çin topraklarında bulunan Jungarya ya göç ettiklerini iddia etmişlerdir. XX.y.y tarihçileri, Hongoray nüfusunun baskı sonucu ortaya çıkan göç gerçeğiyle ilgili olguyu inkar etmemekle birlikte, söz konusu olayın büyüklüğü noktasında fikir ayrılığı yaşamaktadır. Bu önemli problemin çözümü, bol kaynakların analiz edilmesini, bilimsel özelliklere haiz yeni arşiv malzemelerinin kazandırılmasını, Sayan ve Altay halklarının folklor eserlerini değerlendirilmesini, ayrıca Moğolistan ve Çin e ekspedisyonların yapılmasını icap ediyordu. 1703 yılında Jungar kontayşı (askeri rütbe, komutan) Tsevan-Rabdan (saltanatı 1699-1727 yıllar arası) Merkezi Asya da tırmanan siyasi durumu göz önüne alarak ve Çin ve Rusya nın olası askeri tehdidinden endişe duyarak, zor kullanma yoluyla Emelgöl boyundaki Güney Sibirya göçebeleri olan Hongoray Kırgızlarını, Kuzey Altay Teleutlerini ve Mingatları Tuva dan sürmeye yönelik karar almıştır. Altay ın ötesine, Jungarya ya göçe zorlananların sayısı çok olup, Orta Yenisey Vadisinin toplam nüfusunun %70-80 ini kapsamıştır. Trajik göçe birçok olay neden olmuştur. Örneğin, 1701 yılının başlarında Jungar Hanının elçileri Moskova ya yollanmıştır. Tsevan-Rabdan Çara yazdığı mektubunda, Rusya ve Jungar tebaasındakiler arasındaki komşu topraklarda ihtilafların olduğunu ve voyvodaların Çar hakimiyetine bağlı Sibirya şehirlerindeki "Kırgız-Kalmıkları" (Yenisey Kırgızları -V.Butanayev)
2 sahtekarlıklarla ele geçirdiklerini ve toprakları üzerinde şehirler inşa ettiklerini ve bundan böyle Çar hükümetinin insanları zapt edemeyeceğini, kavgaların önüne geçemeyeceğini yazmıştır. Rus Çarı I. Petro, knyezlerin saldırgan eylemleriyle ilgili Jungar Hanının mektubuna yazdığı cevabında, Tomsk, Krasnoyarsk ve Kuznetsk voyvodalarına Kırgızların bu üç şehir askerlerince bastırılmasını emretmiştir. 1701-1702 yıllarında Rus askerleri Kırgızlara karşı bir dizi sefer düzenlemiştir. Tsevan Rabdan ortaya çıkan sorunu çözmek üzere, 1701 yılında yeğeni Aba Zaysan ı askeri müfrezeyle birlikte Hongoray a yollamıştır. Tomsk ve Krasnoyarsk yöneticilerinin buluşmaları Uybat ın bir kolu olan Nin nehri yakınlarında Jungar General Valisi Aba Zaysan ın rezidansında düzenli aralıklarla gerçekleşiyordu. Ünlü Sibirya tarihçisi G.F. Miller Kırgızların göç sürecinin Rusya ile Jungarya arasında daha önceki anlaşmalara göre gerçekleştirildiğini savunmuştur. Haziran 1703 tarihinde Tsevan Rabdan, planının işlemesi için Hongoray a Duhar, Sandık ve Arancam Çenbil gibi çayzanların (askeri yönetim) komutasında üç bin kişilik asker yollamıştır. Rabdan, General Vali Aba Zaysan a tüm Kırgızları Jungarya ya getirmesi yönünde emir vermiştir. Hongoray nüfusu Oyratların kontrolü altında önce Abakan vadisindeki Askiz ırmağı yakınlarında toplanmıştır. Akşamları bütün göç kervanı sayımdan geçiriliyordu. Kırgızlar, bağdaş kurup oturan çayzanın (askeri yönetici) karşısındaki obalara birer taş atmaya zorlanıyorlardı. İşlem her sabah tekrarlanıyordu. Kırgızların taş yığınından oluşan obanın yanından geçilmesi ve taşların yerinin değiştirilmesi emrediliyordu. Kalan taşlara bakarak, kaçanların sayısı tespit ediliyordu. Abakan vadisinde günümüze kadar, 1703 yılındaki trajik olayların sessiz tanıkları olan onlarca taş yığını oba muhafaza edilmiştir. Taşlar, Hakaslar arasında Kırgız taşları şeklinde adlandırılmaktadır. Hongoray Kırgızları, Oyrat birliklerinin eşliğinde Abakan vadisinden Jungarya tarafına üç yol üzerinden gitmişler: 1. Askiz ırmağı- Tom ırmağına, oradan Balıksa dan- Mrassu ırmağına; 2.) Taştıp ırmağı-kobırza ya-mrassu ya; 3) Matur-Uzas-Mrassu ırmakları. Bu üç ırmak Kobırzı bölgesindeki Mrassu ırmağında birleşir, söz konusu yerin ismi, Hakaslar arasında bugüne kadar Kırgızların çıktıkları yol olarak muhafaza edilmiştir. Sonraki yol güzergahı Kondom ırmağı, Biy ve Katun ın birleştiği yerlerin üzerinden geçmiştir. Kırgızlar aileleriyle, hayvan sürüleriyle ve eşyalarıyla birlikte 20-30 kilometreye kadar uzanan kervanlar halinde Ertis ırmağının yukarısına kadar göç etmişlerdir. Göç Ertis i geçince Emelgöl ırmağı boyunda durmuştur. Yukarı Ertis nehri yakınlarında bazı Kırgız gruplara Kazaklar (kaynakta Kazak- Burutlar şeklinde belirtilmiştir) tarafından saldırılar düzenlenmiştir. Sürgün edilen Kırgızların büyük kısmı, saldırılardan kaçmış ve Hongoray dan çıkışlarından iki ay sonra Ertis in ötesindeki Jungarya kontayşısının rezidansının bulunduğu bölgeye yerleşmişlerdir.
3 Bizim tahminlerimize göre, XVIII. y.y. başlarında Kırgız topraklarında 15-20 bin kadar nüfus yaşıyordu. (Erkek ve kadın olmak üzere) üç bin kadar hane zorunlu göçe maruz kalmışlardır. Ortalama her hanenin 5 kişiden oluştuğunu dikkate alırsak, demek ki göç edenlerin sayısı 15.000-20.000 kişidir. Bu durumda, zorlu göçün çok büyük çaplı olduğu ve Hongoray ın bütün nüfusunu kapsadığı ifade edilebilir. Nüfusun büyük çoğunluğunun sürgünü, Hongoray daki siyasi düzenin yıkılmasına yol açmış ve dört Kırgız boyunun (Altır, Altısar, İsar ve Tubin) ortadan kaybolmasına neden olmuştur. Jungarya ya sürülen Kırgızlar Emelgöl boyundaki kontayşının rezidansına yakın komşu olarak yerleştirilmişlerdir. Onlar özel bir Kırgız akımını oluşturmuş, Kırgız akımı Jungarya Hanlığının himayesine verilerek, dört çayzan tarafından yönetilmiştir. Sayıları ise (4000 hane) 20.000 kişiden fazla idi. Ancak 1756 yılında Tsin Hanlığının Jungarya ya saldırısından sonra Kırgızlar Teleut ve Mingatlarla birlikte Sayan-Altay a dönmeye ve Rus Çarlığının himayesine atlına girmeye karar verirler. Dönemin Rus istihbarat bilgilerine göre, 1757-1758 yılları arasında Teleutlerin 4 boyu ve Kırgızların 4 boyu, 10.000 Teleut ve Kırgız Rusya sınırlarına doğru hareket ederler. Öskemen (Ust Kamenogorsk) yakınlarında üst Ertis nehri yolunda söz konusu gruba özel olarak Kırgızlara karşı sefer yapmaları için görevlendirilen Ulasutay Generali Tsebdendcab komutasındaki Tsin Ordusu saldırırlar. Kırgızlar savunma amaçlı yüksek tepelere konuşlanırlar. Ancak Tsin komutanı onları iki taraftan kuşatır. Erkeklerin hemen hemen hepsi öldürülür. Örneğin, Kırgız çayzan Gurban- Kaşka ya bağlı olan 1000 haneden sadece 168 kişi hayatta kalırlar. Kurban Kaşka ise önce esir alınır, ardından Çin İmparatoru Tsyan-Lun tarafından idam ettirilir. Hayatta kalanlar Çin e bağlılıklarını ilan etmeye zorlanır. Bu olaylar sonrasında Tsebdendcab Uranhaylılarla birlikte Kırgızların da hakimiyetine alınmasına ilişkin bir emir verir. 1758 yılında İmparator Tsyan-Lun un emri gereği, bazı Oyrat ve Uranhay boylarıyla birlikte Kırgızlar da Mançurya ya sürgün edilir. Mançurya ya sürgün edilen Kırgızlar, kaynağı Hingan dağlarında olan Nonni ve Uyur nehirleri boyundaki 250 km. karelik (50x50 km) bir bölgeye iskan ettirilmiş ve sekiz bayraklı Mançur alayına dahil ettirmişlerdir. Tsin hanedanlığı döneminde Kırgızlar Solon-bu isimli idari birime bağlı kılınmıştır. Kırgızlar önce Banday, Çagalay ve Yajçou isimli yerleşim birimlerine yerleşmişlerdir. Adı geçen yerlerde Kırgızlar Uranhay, Olet, Dorbet, Torgout ve Moğollarla birlikte yaşamışlardır. Mancçou-go döneminde (1930 lı yıllarda) Kırgızlar, bugüne kadar yaşadıkları Utszyası ve Sıtszyası köylerine göç etmişler. (Çince U beş anlamına gelmektedir) Utszyası (Beş ev olarak çevrilir) köyünün Hakasça ismi Tabannar aalı, yani Tabanlar boyuna mensup kişilerin yaşadıkları köy olarak ifade edilebilir. 1986 yılında sayılarının 630 kişi olduğu buradaki toplam nüfusun (sadece 36 sının ana dillerini bildikleri) 246 sını Kırgızlar oluşturmuştur. 2005 yılında
4 Utszyası da toplam sayılarının 569 kişi olduğu 163 hane yaşıyordu. Köydeki toplam nüfusun 284 ünü Kırgızlar oluşturuyordu. Ancak 284 kişiden sadece 2 si Kırgızca, diğerleri ise sadece Moğolca biliyor. Bir diğer Kırgız yerleşim birimi olan (Çince Sı - yedi anlamına gelir) Sıtszyası ( yedi ev anlamına gelir) köyünün ismini Hıroıstar aalı (yani, Kırgız boylarının köyü) olarak çevirmek mümkündür. Yukarıdaki köyler Fuyu eyaletindeki Heyluntsyan da bulunmaktadır. Köy Harbin in (batı tarafı) 300 km. uzaklıktaki Tsitsikar şehri civarındadır. 1997 yılında Fuyu eyaletinin nüfusunun toplam sayısı 300.000 kişi olup, bunlardan 22.000 i etnik azınlıklardır. Çinliler-260.000, Mançurlar- 8500, Daurlar- 5900, Moğollar- 2800, Kırgızlar -1200, Sibolar -200, Hii-320, Koreliler-180, Evenkiler- 40, Oroçenler-37 dir. 2005 yılındaki nüfus sayımına göre, buradaki Kırgızların sayısı 1473 kişidir. Resmi olarak Kırgız ismi (Çince Tsiertszis, Keerkets), Mançurya yı Japon işgalinden kurtarmak üzere SSCB Ordusunun demiryolları boyunda bulunan Utszyası (Taban boyu köyü) köyüne yaptığı operasyon sonrasında verilmiştir. Köye gelen Sovyet Kızıl Ordu mensubu Tyen- Şenli Kırgız kökenli askerler, burada (Kırgızca konuştuklarını düşündükleri) kişilerle karşılaştıklarını üstlerine rapor ederler. Kızıl Ordu temsilcileri de bu bilgiyi Çin in resmi makamlarına bildirirler, olay sonrasında köy sakinlerinin Kırgız oldukları resmi makamlarca onaylanır. Fuyu Kırgızları yüzyıllar boyu mensubu oldukları etnik Kırgız ismini taşımak için büyük mücadele vermişlerdir. Doç. Dr. U.Çcançcu ve Prof. Dr. Hu Çcenhua ya göre, Kırgızlar altı boyun mensupları olup, isimleri şöyledir: Taban, Haphan, Eçig, Sayındar, Büridir ve Hırgıs. Daha önce yayınladığımız üzere, Hırgıs veya Hırgıstar boyu Sıı şeklinde Çin soyadları almışlar. Ki bu şeklin Kırgıs kelimesinin son hecesine bağlı olduğu söylenebilir. Çincede sıı yedi demektir. Dolayısıyla, Sıtszyası olan Kırgız köyünün isminin anlamı, günümüz Kırgızcasıyla çiti ib - yani yedi ev dir. Haphan veya gaphanlar Çince Han soyadını taşımaktadırlar. Onlar, mensubu oldukları etnik kökenlerini, kullandıkları soyadın ikinci parçasında muhafaza etmişler. Taban veya tabındar (Moğolca 5 sayısını ifade eder) aşireti Çince U soyadı taşımaktadır (Moğolca beş in Çince tercümesi). Bu nedenle, Tabanların yaşadıkları Utszyası köyünün isminin anlamı günümüz Kırgızcasıyla biş ib - yani beş ev. Eçig veya eçigder boyuna mensup Kırgızlar, etnik kökenlerinin isminin ikinci hecesinin kısaltılması Çeng şeklindeki Çince soyadı almışlardır. 2005 yılında tarafımızca yürütülen ekspedisyon sonucunda, daha önce sandır ve biltir olarak bilinen diğer iki Kırgız boyunun doğru isimleri ortaya çıkarılmıştır. İlk başta biltir kelimesini Hakas Beltırlarıyla ilişkilendirmiştik.
5 Ancak, köyde yapılan ekspedisyon sırasında, bu boy mensuplarının isimlerini büridir şeklinde telaffuz ettikleri tespit edilmiştir. Söz konusu kelime Çince lang olup, lang kurt demektir. Böylece, büridir in Eski Türkçedeki büri /börü/ kurt olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda büridir kurtlar anlamına gelmektedir. Sondaki der / dir ise çokluk ekidir. Şu ilginç detayı da ek olarak belirtmek gerekir: günümüzde Fuyu Kırgızlarının dilinde kurt eski büri olarak değil, langşuh olarak bilinmektedir ve hiç şüphesiz bir örtmecedir (euphemism). Son etnik kabile/boy ismi olan Sandar ı Orta Asya Türkleri soylarıyla ilişkilendirme konusu, uzun bir süre araştırma konusu olmuştur. Sandar boyu temsilcileri üzerinde yürüttüğümüz araştırma sonucunda, kelimenin Çince say şeklinde telaffuz edildiği belirlenmiştir ( sandar ın ilk hececi say dır ) Bu şekilde, Hakas boyu olan sayın kelimesinden türediği kanaatine varılmıştır. Söz konusu kelimenin sonundaki dar, çokluk ekidir. Fuyu Kırgızlarının kökeninin (Hırgıs, Taban, Haphın, İçege, Sayın gibi boylarının) günümüz Hakaslarıyla akrabalıkları da onaylanmıştır. Hakasları oluşturan bir boy İçege (Fuyu Kırgızlarında Eçig ) ismi ile Eski Türkler döneminde Tuva nın Kemçik vadisinde yaşayan Çik boyunun isimleri benzerlik taşımaktadır. Örneğin, VIII.y.y ait Mogilyan Hanı kitabelerinde şöyle yazılmaktadır: Yirmi altı yaşımdayken, Çik halkı Kırgızlarla birlikte (benim) düşmanım idiler. Kem i (Yenisey) geçerek, askerlerimle birlikte Çiklere karşı hareket ettim, Orpene de savaştım ve onları mağlup ettim. Hakasya da bu boy mensupları Askiz nehri vadisi boyundaki Sahçak dağlarının eteklerinde yaşamışlardır. Efsanelere göre, İçege boyunun ismini, henüz Tuva da bulundukları dönemde alınmıştır. Folklor eserleri de Hakas boyunun eski Çiklerle ilişkisini onaylamaktadır. Haphınlar (Hapkın, Hahpın) Hakas ulusunu meydana getiren en büyük boylardan biridir. Tarihi efsanelere göre, Haphınların ataları Tuva daki Abakan vadisinde yaşamışlardır. Haphın boyunun, XIII. y.y. Yenisey nehri kollarında yaşayan Kapkanas (Kamkanas) halkının ataları olduklarını kanıtlayıcı kanıtların tümü mevcuttur. Sayan-Altay daki en eski etnik menşelerden biri, kurt anlamına gelen Hakas püür boyudur. Eski Türk yazıtlarında Kırgızların, yedi kurt ve (onlara başlı kabileler) bozkurtlarla ve siyah kurtlarla yaptığı iç mücadelelerden bahsedilir. Hakas efsanelerine göre, bu boy dişi kurdun beslediği bir erkek çocuktan türemiştir. Bu süjede Eski Türk motiflerini bulmak mümkün. Boy, Nin ırmağının yukarısında bulunan Hoorabas dağına tapıyordu. Nuh tufanı zamanında kabilenin Hoorabas dağının tepelerine tırmandıklarına ve bu şekilde hayatta kalmayı başardıklarına dair efsaneler de bulunmaktadır. Sayın adı verilen Hakas aşiretinin büyük kısmı, Sayan bölgesindeki Hongoray- Altır ulusundan kök almaktadır. Sayın etnik menşeinin kökü, Tuvalı anlamına gelen soyan
6 terimiyle uyum içindedir. Sayın boyu mensupları, kendilerini Kırgız baba ile Tuvalı annenin evlatları olarak bilirler. Fuyu Kırgızları boylarına ilişkin bilgiler, Yenisey Kırgızlarının etnik kökenleri hakkındaki soruna açıklık getirmekte ve Hakasların, Ortaçağ Hongoray nüfusunun genetik mirasçıları olduğundan şüphe eden bazı bilim adamlarının görüşlerini çürütmektedir. Kırgızlar dış görünüşleriyle halen Moğol ve Mançuryalı komşularından açık renkli saçları, çekik ve yeşil gözleriyle ayırt edilmektedir. Onların antropolojik tipleri, Güney Sibiryalı orta (geçici) ırkla aynı olup, Hakaslara benzemektedir. Hakaslar da dahil, yazısı olmayan halkların dilleri, tarihin önemli kaynakları ve tarihe tanıklık eden yegane unsurlardır. Türkolog E.Tenişev e göre, Yenisey Kırgızlarının dili etnik grupla birlikte tarih arenasından kaybolmuştur. Ancak, Prof. Dr. Hu Çcenhua nın çalışmaları ve tarafımızca yürütülen ekspedisyon sonuçları sayesinde, Fuyu Kırgızlarının diliyle tanışma fırsatına kavuştuk. Fuyu Kırgızlarının kelime hazinesinin Hakasçayla, özellikle Sagay lehçesiyle aynı olduğu da bu çalışmalar sonrasında ortaya çıkarılmış oldu. Bunun kanıtı olan aşağıdaki kelimeleri örnek olarak sunuyoruz: 1. Ancak Eski Türkçedeki d yerine Hakasçada (kelime ortasında ve sonunda) z, çağdaş lehçelerde y denk gelmektedir. a) kelime ortasında Hakasça Fuyuca Tuvaca Tyen Şen Rusça Kırgızları azah azah adah ayak noga ashır, ahsır ahsır аksır aygır zherebets izer izer ezer eyer Sedlo buzık buzıh bedik böyük vısokiy hazıng gazıng kadın kayın beryoza hozan gozan kodan koyon zayats uzu uzu udu ukta spat
7 huzuruh guzuruk kuduruk kuyruk hvost 6)kelime sonunda hus- kos- kut- koy- polojit, nalit kis- kis- ket- kii- odet pos- bos- bot- boy- rost, telo tos- dos- tot- toy- nasıtitsia 2. (Kelime başındaki) Eski Türkçedeki y ünsüzü yerine yanünsüz (sonant) n nin kullanılışı, sadece Hakas diline has bir özelliktir. Hakasça Fuyu Kırgızları Tuvaca Kırgızca Rusça nan- nan- çan- kayt- vozvraşşatsia naa naa çaa cangı novıy naah naah çaah caak şşyoka nagıs çalgıs nagıs çangıs calgız odinokiy nanmır namır çaaşkın camğır dojd nımah nımah tool comok skazka nımırha nomurtha çuurga cumurtka yaytso
8 niske nişke çinge içke tonkiy, uzkiy yiik, niiges niigeş çiik cengil lyogkiy nigezi nigedci çenge cenge nevestka nii niik çeng ceng rukav nime nime çuve veşş, predmet E.Tenişev e göre, kelime başında n yerine diğer Türk lehçelerinde y ve c nin kullanılması, Yenisey Kırgızlarının dilinin gelişmişliğinin göstergesidir. Bu dil olayı Kırgızların dilinde 1703 tarihindeki göç öncesinde ortaya çıkmıştır. 3. Sadece Hakasçada sayı sıfatı olan yirmi kelimesi çibirgi şeklindedir. Bu kelime şekline Fuyu Kırgızlarının dilinde rastlanmaktadır ( ihe ). Örneğin: Tuvacada bu kelime çeerbi, Tyen Şen Kırgızlarının dilinde jıyırma. Böylece, seslerin yer değişmesi, yani lengüistik terimle ifade edecek olursak, metastaz olayı, Geç Ortaçağ döneminde ortaya çıkmıştır ve Orta Yenisey nüfusunun dilinin bir özelliğini oluşturmuştur. 4. Günümüz Fuyu Kırgızlarının dilinde pabıga yarasa demektir. Ancak, Sayan-Altay Türkleri dilinde pabırgan kelimesiyle uçan sincap ifade edilmektedir. Demek ki günümüz Heyltszyan Kırgızları bir zamanlar bu kuşun yaşadığı taygadan da haberdar idiler. 1703 yılındaki trajik olaylar sonucunda Hongoray da kalan sayıca az Yenisey Kırgızları, yıkıcı darbelerden sonra toparlanamadılar. Jungarya dan tek tük geri dönüşlerin yaşanmasına rağmen, Orta Yenisey vadisi sakinlerinin devletlerini muhafaza etme olanakları yoktu. Kırgızların siyasi düzeni ve sosyal-sınıfsal kurumu yıkıldı. Sayıları kritik denebilecek kadar azaldı ve etnik grubun varlığı fiilen tehlikeli bir hal aldı. 1727 yılında Hongoray ın Rusya nın himayesini kabul ettiği Kyahtinsk Barışı ndan sonra, Sayan- Altay daki Kırgızların uzun yıllar boyu süren hâkimiyeti sona ermiştir. Çin Hakasları hakkındaki materyallerimiz, elit feodal Kırgızların Jungarya ya çekilmelerine ilişkin mitleri çürütmekte, çünkü onların arasında halen Kuznetsk taygası, Doğu Sayan, Tuva dan Hakasya ya göç ettikleri ve eski Kiştımlarla ilişki kurdukları düşünülen boylar da bulunmaktadır. Günümüzde küçük bir kesiminin Çin deki Hakas diasporasını oluşturdukları Yenisey Kırgızlarının sürgün tarihinin gelecekte aydınlanacağına güvenimiz tamdır.
9 Kaynaklar: Butanaev Viktor, Hudyakov Y.S., İstoria Eniseyskih Kırgızov, /Yenisey Kırgızlarının Tarihi/, Abakan, 2000. Sobolev S.G., Çcan Taysyan, Şomaev A.A., Rodı Fuyuskih Kırgızov/Rossia i Hakasya: 290 let sovmestnogo razvitia, /Fuyu Kırgızlarının kökeni, Rusya ve Hakasya/, 290 yıllık Ortak gelişim, Abakan, 1998. Oçerki İstorii Hakasii, S Drevneyshih Vremen do Sovremennosti, /Başlangıçtan Günümüze/, Hakasya Tarihi Denemeleri, Abakan, 2008. E. Tenişev, Drevnekırgızskiy yazık /E. Tenişev, Eski Kırgız Dili Bişkek, 1997/ Hu Zhen-hua, Guy Imart. Fu-yu Girgis: a Tentatative Description of the Easternmost Turkic Language, Bloomington, Indiana. 1987.