F a r u k P e k i n ^ N * E man*



Benzer belgeler
Galata Turu 06 Ekim 2013, Pazar

OSMANLI YAPILARINDA. Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik

Deniz Esemenli ile Üsküdar Turu 27 Ekim 2013, Pazar

İstanbul-Aksaray daki meydanı süsleyen, eklektik üslubun PERTEVNİYAL VALİDE SULTAN CAMİİ İBADETE AÇILDI. restorasy n

1. görev İlk görevimize hoş geldiniz. Biliyorsunuz ki Sinan ilk görevinde şifreli mesajı çözdü ve Taksim Meydanı na gitmesi gerektiğini buldu. Sinan ı

Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

MİMARİ RESTORASYON ÖĞRENCİLERİ EĞİTİM GEZİSİ

ĐSTANBUL KÜLLĐYELERĐ (FATĐH / SULTAN SELĐM / ŞEHZADE MEHMET) TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU

SELANİK AYASOFYA CAMİSİ

ĐSTANBUL DOLMABAHÇE SARAYI, SAAT KULESĐ VE CAMĐĐ TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU

TUR 1 - ĠSTANBUL KLASĠKLERĠ

SULTAN IZZETTIN KEYKAVUS TÜRBESİ, 1217, SİVAS

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ. Konu:14.YÜZYIL BEYLİKLER DÖNEMİ MİMARİSİ

BALAT- FENER - CİBALİ KÜLTÜR GEZİMİZ

Kilitbahir Kalesi, Fatih Sultan Mehmet Dönemi

Üç Şerefeli Camii. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

PULLMANTUR MONARCH İLE BALTIK BAŞKENTLERİ BERLİN

Ramazanoğlu Medresesi: 1540 yılında yapılmış klasik Osmanlı medresesidir.

Muhteşem Pullu

Tarihi Yarımada yı İnci Gibi Süsleyen Camiler

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI BÖLÜMÜ ANADOLU SELÇUKLU DÖNEMİ BAHÇELERİ

Abd-i Kethüda (Cücük) Camisi

Kurşunlu Camii. Kayseri deki Sinan. Kurşunlu Camii, klasik dönem Osmanlı mimarisinin Kayseri deki özgün eserlerinden biridir. 16.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARLIĞI MİMARLIK BİLGİSİ CUMHURİYET DÖNEMİ I.ULUSAL MİMARLIK II.ULUSAL MİMARLIK

FOSSATİ'NİN "AYASOFYA" ALBÜMÜ

SELANİK HAMZA BEY CAMİSİ

Edirne Hanları - Kervansarayları. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

KRONOLOJİK İSLAM MİMARİSİ 2 SASANİLER-İSPANYA EMEVİLERİ-TULUNOĞULLARI

TÜRKİYE PEYZAJI (FAKÜLTE)

Türk kültürünün binlerce yıllık birikimi, kültürel, coğrafi, felsefi, dini etkileşimlerin ve inançların bir ürünüdür.

II. ABDÜLHAMİD ARŞİVİNDEN İSTANBUL

Kalem İşleri 60. Ağaç İşleri 61. Hünkar Kasrı 65. Medrese (Darülhadis Medresesi) 66. Sıbyan Mektebi 67. Sultan I. Ahmet Türbesi 69.

YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ MİMARLIK FAKÜLTESİ - MİMARLIK BÖLÜMÜ RESTORASYON ANABİLİM DALI YERLEŞİM DOKULARININ ÇÖZÜMLENMESİ

Osmanlı mimarisinin oluşumuna etki eden faktörler nelerdir? Osmanlı mimari eserlerinin ihtişamlı olmasının sebepleri neler olabilir

YAZ 2015 SAYI: 305. şehir tanıtımı

2. İstanbul Boğazı 31 kilometre uzunluğundadır. 3. İstanbul Boğazı Asya ve Avrupa yı birbirinden ayırır. 4. İstanbul Boğazını turistler çok severler.

Aziz Yuhanna Kilisesi

1891 MANASTIR SALNAMESİNDE MANASTIR VİLAYETİ

ERKEN OSMANLI SANATI. (Başlangıcından Fatih Dönemi Sonuna Kadar) Yıldız Demiriz

şehir tanıtımı İLKBAHAR 2015 SAYI: 304

İZMİR BALÇOVA ANADOLU LİSESİ İSTANBUL ÜNİVERSİTE TANITIM VE KÜLTÜR GEZİSİ

Aziz Ogan: Kültürel ve Tarihsel Hazinelerin İzinde Bir Arkeolog ve Müzeci

Mimar Sinan'ın Eserleri

Beyoğlu. Toplam Yatırım 765 Milyon YTL İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ YATIRIMLARI İLÇELERİMİZE HİZMETE 4 YILDIR HIZ KESMEDEN DEVAM

Ortaköy'ün simgesi Büyük Mecidiye Camii

görülen sanat görülmektedir? dallarını belirtiniz.

İSTANBUL DA, XIX. YÜZYIL OSMANLI MİMARLIĞINDA GÖRÜLEN AMPİR ÜSLUPTAKİ MADENİ ŞEBEKELER

MİMAR SİNAN'IN KÜÇÜK AMA

RESTORASYON ÇALIŞMALARI

Günümüzde 1. tepede Topkapı Sarayı, 2. tepede Nuruosmaniye Camisi, 3. tepede Süleymaniye Camisi, 4. tepede Fatih Camisi, 5. tepede Yavuz Sultan Selim

MARSEILLES GEZİ MASSALIA MARSİLYA HAZİRAN 2011

SURLARI ve KAPILARIYLA İSTANBUL

AYASULUK TEPESİ VE ST. JEAN ANITI (KİLİSESİ) KAZISI

Itria vadisindeki yuvarlak loca:

FATİH SULTAN MEHMET İN Sarayları

Masallar Kenti Mardin i Nükhet Everi ile Geziyoruz!

ST. PETERSBURG&MOSKOVA

SİVEREK'TE TARİHİ ESERLER VE CAMİLER

ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ. Selçuklu Dönemi Yapıları ile Bahçe ve Peyzaj Sanatı

Edirne Camileri - Eski Cami. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

BOSNA-HERSEK TEKİ KÜLTÜR, BİLİM VE EĞİTİM ÜZERİNDEKİ OSMANLI ETKİSİ: MEVCUT DURUM

TÜRKİYE DE MÜZECİLİK VE MÜZECİLİK TARİHİ

85 IVAN KONSTANTINOVIC AYVAZOVSKI ( ) Kalyonlar, tual üzeri yağlıboya, 1869 imzalı. 90x138 cm.

MİMARİ RESTORASYON PROGRAMI EĞİTİM GEZİSİ

KUDÜS TE BULUNAN TARİHİ OSMANLI ESERLERİ

Patrimonito dünyayı gezmeyi, yeni yerler görmeyi, tarihten kalan izleri keşfetmeyi çok seviyor.

T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI EDİRNE KÜLTÜR VARLIKLARINI KORUMA BÖLGE KURULU K A R A R

BİLDİRİCİ AİLESİ ANTALYA GEZİLERİ

Hasan Kuruyazıcı bu kitapta Ermeni mimarların Osmanlı İmparatorluğundaki yerini, eserlerini ve önemini anlatmıştır.

Tarihi Evlerin Restorasyon ve İmar Projesi Projenin Önemi: Projenin amacı: Projenin Uygulanması: Projenin Maliyeti:

Tiyatro Salonları Adresleri

Edirne Köprüleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

ADANA SEYHAN - ULU CAMİ MEDRESESİ ULU CAMİ MEDRESESİ

MEDENİYETLERİN BEŞİĞİ İRAN

İRAN GEZİ PROGRAMI 10 GECE 11 GÜNLÜK BİR TARİH VE KÜLTÜR GEZİSİ

ŞEYHÜLİSLÂMLIKTAKİ BİNALARIN MİMARÎ ÖZELLİKLERİ

Edirne Çarşıları. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Roma mimarisinin kendine

1950 LERDEN GÜNÜMÜZE GELEN BİR ALIŞVERİŞ KOMPLEKSİ: BALIKESİR KASAP VE SEBZE HALİ. Gaye BİROL Yrd. Doç. Dr., Balıkesir Üniversitesi Mimarlık Bölümü

Edirne Konakları ve Evleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Bâlî Paþa Camii. Âbideler Þehri Ýstanbul

GEÇ DÖNEM OSMANLI MıMARİSİ. Yıldız Demiriz

H e r Y o l R o m a ya Ç ı k a r

PROF. DR. İLKER ÖZDEMİR YRD. DOÇ. DR. OSMAN AYTEKİN

Muhammet ARSLAN KARS KÜMBET CAMİİ (ONİKİ HAVARİLER KİLİSESİ)


Muhammed ERKUŞ. Sefer Ekrem ÇELİKBİLEK

MİMARLIK BİLGİSİ DERSİ OSMANLI DÖNEMİ MİMARLIĞI

Evlerin sokağa açılan kapıları düz atkılı ya da kemerli dikdörtgendir. Tek kanatlıdır ve ahşap ya da demirdendir.

İlk Selatin Camii: Fatih Camii

ADI Mahalle Mevki/Sokak PAFTA/Blok PARSEL Karar Surlariçi/Kentsel Sit Alanı Gazimağusa hisarları, burçları ve hisaraltıları.

50 MİMARİ I TAHİR AĞA TEKKESİ TAHİR AĞA TEKKESİ. Yazı ve Fotoğraf: İsmail Büyükseçgin /

ZEMİN KAT: 1. NORMAL KAT: 2. NORMAL KAT: ÇATI KATI: ÇATI ARASI KATI: 230 ADA 22 PARSEL :

Ahşap İşçiliğinin 700 Yıllık Şaheseri: Eşrefoğlu Camii [Beyşehir/KONYA]

ARTUKLU DÖNEMİ ESERLERİ Anadolu da ilk köprüleri yaptılar.

Sultanahmet - Beşiktaş

YÜRÜYÜŞ VE TEKNE TURLARI

PULLMANTUR ZENITH İLE GLORİA

Kars Fethiye Camii önünde

İstanbul'da trafiğe kapalı yolları ve alternatifleri

Transkript:

Faruk Pekin ^ N * E man*

İ stanbul tüm yönleriyle eşsiz bir dünya başkentidir. Yüzyıllardır üzerine çok şey söylenmiş, yazılmış. Dünyada benzeri olmayan bir kültür mozaiğini yaratmış. İstanbul dışarıdan gelenleri büyüleyen, daha derinden gezme gereksinimini kamçılayan bir yerleşim yeridir. İstanbul'da yaşayanlar açısından ise henüz tam anlamıyla keşfedilmemiş bir kenttir. "Ol mahiler ki, derya içredir, deryayı bilmezler" sözü neredeyse tüm İstanbullular için geçerlidir. İstanbul kültürü, efsaneleri, gelenekleri, belli başlı mekânları, semtleri, sokakları, camileri, kiliseleri, sinagogları, ayazmaları, çeşmeleri, türbeleri, mezarları, medreseleri, okulları, sivil mimari örnekleri, büyük kamu yapıları, banlan ile "keşfedilmeyi" beklemekte. İşte İstanbul Ansiklopedisi elinizdeki ekle size "İstanbul'u keşfetme" anahtan veriyor. Bu ekler sizi İstanbul'da gezintiye çıkarıyor. Sizi Tarih ve Toplum D ergisi 'nin FEST Seyahat Acentası ile birlikte Doç. Dr. Murat Belge, Doç. Dr. İhsan Tunay, Mimar Cengiz Bektaş, Doç. Dr. Baha Tanman gibi İstanbul uzmanlanyla yıllardır gerçekleştirdiği "İstanbul'la Tanışın" gezilerinde pratik içinde zenginleştirilen belli başlı güzergâhlardaki güzellikler ile tanıştmyor. Elinize alıp dolaşabileceğiniz, birlikte İstanbul'u keşfedeceğiniz bir kılavuz, el kitabı veriyor. Geziler sırasında görülebilecek yerler, yapılar hakkında aynntılı bilgiler vermeyeceğiz. Bu bilgiler İstanbul Ansiklopedisi içinde zaten fazlasıyla sunuluyor, sunulacak. Size daha çok "nerede, ne var"ı vermeye çalışacağız. İlk. kılavuz eski İstanbul'un görece daha yeni olan bir bölgesini, Galata, Pera ve Tarlabaşı- Tepebaşı semtleriyle Beyoğlu'nu kapsıyor. Bu üç semt gerçekte ancak birer tam günde gezilebilir. Kılavuzda adı geçen yapıların tamamının içlerini görmek olası değil, lstanbulsever gezginlerimize kilise iç mekânları için pazar sabahlarını, sinagogların iç mekânları için cumartesi günlerini kollamalarım öneririz. Tüm camiler gün boyu açık değil. Anahtarları müezzin ya da imamlarda bulunuyor. Bu nedenle cami ziyaretlerini namaz öncesi ya da sonrasına denk getirmek en pratik yol oluyor.

GALATA

İdari olarak Beyoğlu'nun bir parçasını oluşturan Galata, Tophane, Azapkapı ve Galata Kulesi arasında kalan yerleşim yerinin adıdır. Semtin tarihi, İstanbul'un tarihi kadar eski. İlk çağın sonlarında bölge Sykai (İncirlik) olarak adlandırılıyor. II. Theodosius (408-450) zamanında içinde kiliselerin, forumların, tiyatroların, hamamların bulunduğu bu semt VIII. Bölgeyi oluşturuyor. Eski Grek dilinde bölge ayrıca "Pera" (karşıyaka) olarak adlandırılıyor. Muhtemelen Pera sözcüğü de buradan kaynaklanıyor. Galata'nm parlak dönemi 12. yüzyılda buraya bazı ayrıcalıklarla yerleşen Cenovalılar ile başlar. Bölge bir ara Venediklilerin eline geçer. 13. yüzyıldan sonra bölge Cenovalıların egemenliğinde bir Latin kolonisidir. Galata Batı'yı simgeler. II. Mehmed İstanbul'un fethi sırasında ikili davranan Cenovalıların Galata'da kendi yöneticileri ile yönetilmesine izin verir. Ancak eski İstanbul surları içindeki Latin kiliselerini de oraya gönderir. Sur içinde Batı'yı temsil ettirmez. Bölgeye daha sonra Müslümanlar da yerleştirilir. Fetihten 23 yıl sonra 1476 tarihli bir belgeye göre Galata'da 592 Rum, 535 Müslüman, 332 Frenk, 62 Ermeni evi varmış. GALATA Galata çeşitli mezheplere, tekkelere, dinsel ayrımlara bağlı Müslüman, Rum Ortodoks, Ermeni (Gregoryen, Katolik, Protestan), Süryani, Keldani, Yahudi (Romanyot, Karay, Sefarad, Aşkenaz), Arap, Çingene, Sırp, Arnavut, Ulah, Cenovalı, Venedikli, Fransız, Levanten topluluklarıyla zengin bir dinler, diller mozaiği oluşturur. 19- yüzyılda nüfus artınca yerleşim yukarı doğru kayar, konsolosluklar orada kurulur, zaman içinde bugünkü Beyoğlu oluşur. Galata'yı çevreleyen ve Galata Kulesi'nde uç noktaya ulaşan surlar Osmanlılar ile birlikte yıktırılır ve zaman içinde geriye çok az bir kalıntı kalır. Gemicilerin semti olması nedeniyle aynı zamanda bir eğlence bölgesi haline gelen Galata sık yangınlarla sürekli yenilenir. Yabancı devlet temsilcilerinin, reformcu sultanların Beyoğlu'na ağırlık vermesiyle büyük O

kamu binalarına sahip olamaz. Yine de Galata her köşesinde tarihsel bir gizemi barındırmayı sürdürüyor. T o phane M eydanı: Gezimize Galata'mn Tophane Meydanından başlıyoruz. Askeri yapıların en görkemlilerinden biri olan Tophane Fatih Sultan Mehmed tarafından yaptırılan, daha sonra geliştirilen bir askeri yapılanmadır. Bugünkü 8 kubbeli taş ve tuğla karışımı yapı Sultan III. Selim'den (1803) kalmadır. Yapı önündeki Tophane Müşirliği Dairesi 1957'de yol yapımı nedeniyle yıktırıldı. Tophanenin karşısında yer alan ve eski yapıların bir parçası olan Teftiş Köşkü, bugün Marmara Üniversitesi Konukevi olarak işlev görmekte. Köşkün yanındaki avlusuz, ince minareli cami barok mimari örneklerinden 1826 tarihli, saray mimarı Ermeni Kirkor Balyan'ın eseri Nusretiye Camii'dir. Köşkün Karaköy tarafında yer alan 1732 tarihli Tophane Çeşmesi, barok yapılı, bitkisel motifler ve arabesklerle süslüdür. Tophane sırasında, Karaköy tarafında set üstünde yer alan küçük cami ise 1520'de Kızlar Ağası Karabaş Mustafa Ağa tarafından yaptırılan Karabaş Mescidi'dir. Defterdar Yokuşu'nun başında köşede yer alan 1905 tarihli Arapça ve Rumca plakalar taşıyan, cumbalı ev bir dönemin havasını yansıtıyor. Kılıç Ali P aşa Külliyesi: Tophane Meydanı'm süsleyen ağaçlar arasındaki Kılıç Ali Paşa Camii İtalyan asıllı Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa için Mimar Sinan tarafından yapılan külliyeye aittir. Külliye türbe, sebil, cami, medrese ve hamamdan oluşur. 1580 yılında inşa edilen camiin 4 fil ayağı üzerine oturan 2 yarım kubbesi ve pandantifli bir kubbesi vardır. Planı Aya Sofya ya benzer. Beş kubbeli son cemaat yerini Mimar Sinan'ın az sayıda eserinde görülen ikili bir revak sırası sarar. Mihrabında İznik çinileri vardır. Cami arkasında yer alan mezarlıkta ilginç bir plana sahip Kılıç Ali Paşa Türbesi ile denizcilere ait değişik mezar taşları bulunur. Camiin hemen yanında yer alan 1583 tarihli Kılıç Ali Paşa Hamamı, camiinkinden büyük bir soyunmalık kubbesine sahiptir. Denize doğru cami ile hamamın arkasında yer alan medrese şu anda kullanılmamaktadır. K em ankeş C addesi Y apılan: Kılıç Ali Paşa Camii'n arkasından denize doğru yürüdüğümüzde rıhtıma en yakın cadde O olan Kemankeş Caddesi'ne varırız. Caddenin Tophane girişindeki Frank Han 1895 tarihli bir şirketi barındırmaktadır. Sol tarafta yer alan rıhtım binaları ve ilginç çatılı, Paket Postanesi bu yüzyılın başından itibaren inşa edildi. Sağdaki Voyvoda Karakolu hâlâ Tanzimat Dönemi Osmanlı armalarını sergilemekte. Karakol'un yanındaki ünlü Fransız Pasajı (Fransız Geçidi Çıkmazı) şu anda yeniden inşa edilmektedir. Yine sağdaki Mimar Nafilyan'ın yapıtı Hovagimyan Hanı (Sönmez Holding Binası, No: 47) ilginç ön yüz süslemeleri ile dikkat çeker. 43 numarada yer alan İktisat Han, kabartmaları ile hâlâ ilgi çekici bir yapıdır. Soldaki Gümrükler Başmüdürlüğü Binası çevreye aykırı duran piramidal çıkıntıları, dilimli kabartmaları ile benzeri olmayan eklektik bir yapıdır. Kemankeş Caddesinin sonunda deniz kıyısındaki Denizyolları Binası üç kat boyunca yükselen sütunçeleriyle öne çıkar. M um hane C a d d esi ve R us K iliseleri: Gümrükler Başmüdürlüğü Binası karşısından Galata Şarap İskelesi Sokağı'na gireriz. Bir zamanların ünlü Ancona, Tenedos (Bozcaada), Saragossa şaraplarını anımsatan sokaktaki 6. Vakıf Han, Liman Ticaret Han ve 10 numaradaki I. Ulusal Mimarlık Dönemi mimarlarından Vedat Tek'in eseri olan Muradiye Han ilginç binalardır. Buradan Mumhane Caddesinin en ilginç binası 63 numaralı binaya geçiyoruz. Bu bina çevredeki diğer benzerleri gibi 1850'li yıllarda Rusya'dan Yunanistan'daki kutsal merkez Aynaroz'a (Kutsal Dağ, doğrusu Ayonoroz) ya da Kudüs'e gitmek isteyen hacı adaylarının konaklaması için yaptırıldı. En üst katlarına da birer kilise oturtuldu. Aya Pandelemion, Aya Andrea ve Aya Elia adlarını taşıyan kiliselerin yeşil renkli kubbeleri Galata Kulesi'nden çok iyi görülebilmekte. Bugün PAE Kiliseleri Cemaati Fukuraperver Cemiyeti adlı bir vakıfça idare edilen bu binalar 1917'den sonra Beyaz Ruslara mekân oldu. Günümüzde ise Anadolu'dan e

İstanbul'a göç edenlerce iskân ediliyor. Bir apartmanın en üst katında kilise görmek Galata gezisinin en hoş yanı olsa gerek. Türk Ortodoks P atrikhanesi: Rus Kiliselerinden birinin bulunduğu binanın yanından denize ters istikamette yürüdüğümüzde Hoca Tahsin Sokağı'na geliriz. Bu sokakta 11 numarada bir başka Rus kilisesi, 12 numarada ise Türk Ortodokslarına ait 1887 tarihli Aya Nikola Kilisesi yer alır. Sokağın Tophane'ye doğru devamındaki Ali Paşa Değirmeni Sokağı'nın başında Türk Ortodoks Patrikhanesi bulunur. Fener'deki Rum Ortodoks Patrikhanesi'nden haberli olan çok sayıda İstanbullu için Türk Ortodoks Patrikhanesi şaşırtıcı bir olgudur. Türk Ortodoks Patrikhanesi, Papa I. Eftim adıyla kendini patrik ve Fener Patrikhanesini yetkisiz ilan eden Pavli Eftim Erenerol tarafından kuruldu. Bugün altın kaplamalı süslemeleriyle İstanbul'un en zengin kilisesi durumundaki Panayia Meryem Kilisesi1nde temsil edilen patrikhanenin İstanbul Episkoposluğu 21.09.1992 tarihini taşıyor. Kilisedeki en önemli eser 16. yüzyılda Kırım'dan getirildiği söylenen gümüş kaplama içindeki Siyah Meryem İkonasıdır. 1992 sonunda restore edildi. Ali Paşa Sokağı'nda 3 numaralı binanın cephesinde hâlâ durabilen İbrani Yıldızı, Galata'daki Musevi varlığının son kalıntısı gibi. Süryani ve E rm eni Kiliseleri: Türk Ortodoks Patrikhanesi'nin önünden yürüyüp Necati Bey Caddesi'ni geçtiğimizde ara sokaklardan birinin adı Vekilharç Sokak'tır. 15 numarada bugün Güneydoğu Anadolu'dan göç eden Süryanilerce kullanılan Aziz Vaftizci Yahya (Yohannes Pródromos) Kilisesi yer alır. Sakız'dan gelen Rumiar tarafından geçen yüzyılda inşa edilen kilisede bugün, dinsel ezgiler, edebiyat, çeviri konularında dünya çapında katkıları olan Süryaniler, Arapça, Süryanice ve Türkçe ayin yapmaktadırlar. Necati Bey ile Kemeraltı Caddeleri arasında Vekilharç Sokağa paralel durumdaki Sakızcılar Sokağı'nda, 9 numarada Getronagan Ermeni Lisesi, 3 numarada Surp Kirkor Lusavoriç Erm eni Gregoryen Kilisesi yer alır. Kemeraltı Caddesinden geçerken özgün kabartmalı dış cephesini görüp de merak ettiğimiz bu yapı İstanbul'daki en eski Ermeni Gregoryen kilisesidir. Tarihi 1391'e kadar inmekte. Ancak birkaç kez yanmış, 1731'de yandıktan sonra Sarkis Kalfa tarafından yeniden yapılırken duvarlarına Osmanlı Sultanları III. Mehmed ile I. Mahmud'un resimleri konmuş. 1957-58 yıllarındaki cadde genişletilmesi sırasında biraz geriye alınmıştır. 1965 yılında tamamlanan bugünkü yapı Eçmiadzin'deki katedral planına sahiptir. Alttaki gömüt yerinde çok değişik Osmanlı çinileri yer almaktadır. K em eraltı Caddesi ve K araköy M eydanı Yapıları: Sakızcılar Sokağı'ndan Kemeraltı Caddesi'ne çıktığımız yerin karşısında yer alan Özel Karaköy Rum Lisesi sütunlu girişi ile dikkati çeker. Kemeraltı Caddesi'nin bu en önemli yapısı, kulesi ile ünlü bugünkü St. Benoit Lisesi'dir. 15. yüzyılda inşa edilen kiliseden günümüze yalnızca ortaçağ özellikli kulesi kalmış. Sırasıyla Benediktenlerin ve Cizvitlerin denetiminde kalan kilise son olarak Lazaristlerce yönetilmektedir. Kemeraltı Caddesi nden Karaköy'e doğru ilerlerken sağda göreceğimiz tuğlalı büyük yapı 1834'te inşa edilen, Katolik Ermenilere ait, Surp Pirgıç Kllisesi'dir. İstanbul'da 33 Gregoryen Ermeni, 12 Katolik Ermeni, 3 Evangelist Protestan Ermeni kilisesi ve 13 Ermeni mezarlığı bulunmaktadır. Kemeraltı Caddesi'nin sonunda Karaköy'e doğru yürürken 34-2 numarada göreceğimiz içi yazıtlı Balıklı Han da bir başka ilginç yapıdır. Karaköy Meydanı çevresinde genelde yüzyılımızın başında inşa edilen çok güzel eserler var. Bunlardan Karaköy Palas, Güzel Sanatlar Akademisi (Sanayi-i Nefise Mektebi) hocalanndan, Sen Antuan Kilisesi mimarı, Gulio Mongeri'nin yapıtı. Cephe süslemelerine önem veren Mongeri, Karaköy Palas'ın ön yüzünde Bizans süslemelerine ağırlık verir. Eski hanların en büyüklerinden olan Ömer Abed Han, 25 yıl Güzel Sanatlar e

Akademisi'nde hocalık yapan Levanten Alexandre Vallury'nin eseri. Ziraat Bankası Karaköy Şubesi Viyana Bankası için Avusturyalılarca yapılmış. Denize bakan ikinci kat terasında sanayii ve ticareti temsil eden iki heykel bulunuyor. Minerva Han, Karaköy Meydanı çevresindeki heykelli binalara bir başka örnektir. Nordstern Han geç gotikten Rönesans a geçiş yapan bir mimari özelliğe sahip 1889 tarihli bir yapı. Yeraltı Camii: Gümrükler Başmüdürlüğü nden Kemankeş Caddesinin sonuna doğru yürürsek karşımıza Gümrük Sokak köşesinde, eski St. Claire Kilisesinin yerine 17. yüzyılda yapılan Kemankeş Mustafa Paşa Camii gelir. Camiin dış duvarları ve çeşmeli girişi dışında ilginç bir yanı yoktur. Kemankeş Caddesi üzerinde yürürken sağda bugün pembe rengiyle dikkat çeken eski Karantina Binaslnın altında Yeraltı Camii bulunur. Yeraltı Camii hiç şüphe yok ki Galata'mn, hatta İstanbul'un en şaşırtıcı yapısıdır. Cami aynı yerde bulunan Kurşunlu Mahzen in ya da bir kulenin dönüştürülmesi ile 1757'de gerçekleştirildi. Bazı tarihçiler bu kulenin Haliç ağzına gerili zinciri (şu anda Harbiye'deki Askeri Müze'de bulunan zincirin bugünkü Sepetçiler Kasrı ile Karaköy arasında dubalar üzerinde yer aldığı söylenir) korumak için inşa edilen kule olduğunu söylerler. Basık ve karanlık olan iç mekânda üstü tonoz örtülü 54 (9x6) sütun vardır. Cami içindeki mezarların Arapların ilk İstanbul kuşatması (674-78) sırasında şehit olan sehabeden Ebu Süfyan ve Ebu Vehabi'ye ait olduğu belirtilir. Camiin bir kapısından girip diğer kapısından çıkabilirsiniz. K a ra k ö y M eydanı 'ndatı Saliha Sultan Ç eşm esi'ne: Karaköy Meydanı'ndan PTT binası ile Nordstern Binası arasından yürümeyi sürdürürsek çok hoş binalar arasından geçeriz. Yol sonunda tam karşımıza gelen han 1550 yılında Mimar Sinan'ın Sadrazam Rüstem Paşa için yaptırdığı Rüstem Paşa Hanı ya da Kurşunlu Han'dır. Fetih öncesinde kullanılan Aziz Mikael (St. Michael) Kilisesi yerinde yapılan avlulu, iki katlı bu eşsiz han bugün ne yazık ki kaderine terk edilmiş durumdadır. Rüstem Paşa Hanı'nın yanındaki sokaktan ana caddeye (S. O Evren Caddesi) çıkarız. Yukarıda tam karşımıza beyaz, fildişi rengiyle Osmanlı Bankası Binasının arka cephesi gelir. Unkapanı na doğru yürüdüğümüzde solda Galata Bedesteni yer alır. Neredeyse bir kare plan içinde 3 sırada 9 kubbeden oluşan bedesteni 15. yüzyılda Fatih Sultan Mehmed yaptırdı. Bedestenin yanındaki sokaklardan Haliç kıyısına çıkabiliriz. Buradan eski İstanbul'un yedi tepesinden altısı çok iyi görünmektedir (Ayasofya Müzesi, Nuruosmaniy^, Süleymaniye, Fatih, Yavuz Selim camilerinin ve Kariye Müzesi'nin yer aldığı tepeler). Buradan Azapkapı Camii'ne doğru yürüyebiliriz. Atatürk Köprüsü'nün Azapkapı ayağı yakınında yer alan Azapkapı Camii 1577-78 yıllarında Mimar Sinan tarafından Sokullu Mehmet Paşa için yapılmış. Azapkapı Camiinden Tersane Caddesine yürüdüğümüzde Azapkapı ya da Saliha Sultan Sebil ve Çeşmesini görürüz. 1. Mahmud'un annesi Saliha Valide Sultan için 1732-33'te yaptırılan rokoko stilli, 3 pencereli bir sebil ile 2 çeşmeden oluşan yapı, anıtsal meydan çeşmelerinin Galata'da Tophane'den sonra ikinci örneği. A ra p C am ii: Azapkapı Çeşmesi karşısında küçük hamamın yanından girip yukarıya doğru yürüdüğümüzde sağda karşımıza Y anık K apı gelir. Yanık Kapı Galata surlarından geriye kalan tek kapıdır ve üzerinde Cenova Kolonisine ilişkin kabartmalar taşır. Kapıdan içeri girip Yanıkkapı Sokak'ta bir süre yürüdükten sonra sağa ve sola döndüğümüzde Galata Mahkemesi Sokak'ta Galata'mn bir diğer ilginç binası olan Arap Camii'ne ulaşırız. 16. yüzyılda Endülüs'ten kovulan ve Galata'ya yerleştirilen Berberiler tarafından kullanıldığı için böyle adlandırıldığı sanılmaktadır. Üzerinde 715'te Mesleme tarafından yapıldığı yazılmakta. Ancak muhtemelen 14. yüzyılda Cenovalılar tarafından gotik stilde yaptırılan bir katolik kilisesi e

idi. Restorasyon sırasında tabanı açıldığında ortaya çıkan Latinlere ait mezar taşları Arkeoloji Müzesi'nde bulunuyor. Bugün minare olarak kullanılan kare planlı ve piramit çatılı çan kulesi benzeri yapı, Galata'nm en aykırı mimarlık örneklerindendir. Arap Camii'nden sonra Perşembe Pazarı Caddesi'ne doğru döndüğümüzde 18. yüzyıl yapısı çok hoş taş Türk evleri ile karşılaşırız. V oyvoda C a d d e si ve G alata K u le s i Ç ev resi B in a la rı: Perşembe Pazarı Caddesinden yürüyerek çıkacağımız Voyvoda Caddesi, bizlere başka bir güzel binalar resmigeçidini sunar. Bankalar Caddesi olarak da bilinen bu cadde üzerindeki binalar 19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başı mimarisinin en güzel örneklerini sergiler. En görkemli yapı olan Osmaniı Bankası / Merkez Bankası Binası, cephe süslemeleriyle ünlü Alexandre Vallury'nin yapıtıdır. Voyvoda Caddesi üzerindeki ilginç merdivenler Osmaniı Sarayı'na mali danışmanlık yapan, Musevi cemaatinin önemli liderlerinden, kont unvanına sahip banker Avram Kam ondo (1785-1873) tarafından yaptırıldı. Kamondo Hasköy'deki görkemli bir anıt mezarda gömülü. Merdivenleri yukarı çıktığımızda ulaşacağımız Kart Çınar Sokak'ta Avusturya Lisesi yer alır. Bu sokağın Galata Kulesi Sokak ile birleştiği yerde Cenovalıların Galata Yönetimi Binası, Podestat bulunur. Eski Banka Sokaktaki Sen Piyer Hanı 1771'de İstanbul'da yaşayan Fransız Kolonisi üyelerince yaptırıldı. Fransız Devrimi şairlerinden André Chenier 1771'de yanan eski binada doğmuş. Han duvarına bu nedenle adına bir plaket çakılmış. Diğer armalar binayı yaptıran Kont St. Priest'e ve Bourbonlara ait. Osmaniı Bankası ilk olarak bu binada çalışmaya başlamış. Galata Kulesi Sokak'tan yukarı doğru yürüdüğümüzde Sen Piyer (St. Peter) ve Sen Pol (St. Paul) Kilisesi'ne ulaşırız. İlk yapı 15. yüzyıldan kalma. Bugünkü yapı Aya Sofya'yı restore eden, Rus Elçiliği, Darülfünun mimarı Gaspare Fossati'ye ait. Önce Fransızlar, sonra Maltalılar tarafından kullanılmış. Kilise arkasında Galata Surları'na ait kuleler bulunmaktadır. Galata Kulesi'nin hemen altında ise ilginç kulesiyle Beyoğlu Hastanesi yer alır. Bina İngiliz lerin 1860'da Kuledibinde bir konsolosluk binası yaptırmalarından sonra 1904'te İngiliz Bahriye Hastanesi olarak inşa edildi. Bahçede British Seamen Hospital'in başharfleri BSH ve 1904 tarihli bir çapa var. İskoç tarzı art nouveau biçimiyle İstanbul'un en aykırı yapılarından birini oluşturan bina 1924'te Kızılay'a, 1933'te Belediye'ye devredildi. Galata Kulesi çevresi aynı zamanda sinagogları ile ünlüdür. Felek Sokaktaki Tofre Begadim Aşkenaz Sinagogu bugün artık hizmete açık değildir. Yüksek Kaldırım Caddesi'ndeki ünlü mimar Gabriel Tedeschi'nin 1900 yılında yaptığı Yüksek Kaldırım Aşkenaz Sinagogu Galata siluetine katkıda bulunan büyük kubbesi ve görkemli dış cephesi ile ilginçtir. Voyvoda Caddesi'nin sonundan yukarıya doğru devam eden Şair Ziya Paşa Caddesindeki İtalyan Sinagogu 106 yıldır faal durumdadır. Musevi Topluluğunun şu anda en çok kullandığı Neve Şalom (Barış Vahası) Sinagogu Şişhane'den Galata Kulesi'ne giden Büyük Hendek Caddesi üzerindedir. Kuledibi nde Laleli Çeşme Sokaktaki art nouveau mimarı Raimondo d'aranco'nun yapıtı Laleli Çeşme, Otçu Sokak 9 numaradaki Çinili Han, Küçük Hendek Sokak 38 numaradaki binanın bahçesi ve Serdar-ı Ekrem Sokaktaki binalar, özellikle 56 numaradaki Doğan Apartmanı Galata Kulesi çevresinde görmemiz gereken yapılar arasında. Galata K u lesi: Gezimizi Galata Kulesi'nde bitirebiliriz.

1349'da Cenovalılarca Galata'yı çevreleyen surların başkulesi olarak inşa edildi. Yapılışı hakkında çeşitli söylentiler var. Başlangıçta İsa Kulesi olarak adlandırılıyor. Osmanlılar döneminde zindan ve gözlemevi olarak kullanıldı. Yangın ve fırtınalardan sonra sık sık restore edildi. Son olarak 1964'de onarım gördü ve 1967'de yeniden kullanıma açıldı. Galata Kulesi'nin yanındaki çeşme, 1732 tarihli ve Bereketzade Hacı Ali Ağa adıyla anılıyor. Aynı adı taşıyan camiin yıkılmasından sonra buraya taşınmış. BEYOĞLU

Beyoğlu eski adıyla Pera'dır. Bizans döneminde ve Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk iki yüzyıllık süresinde bağları, bahçeleri, korularıyla ünlüdür. 18. yüzyıl başından sonra Galata yeni yerleşimlere yetmez olunca, su sorununun da çözümüne bağlı olarak yerleşim Galata tepelerine kaymaya başladı. Önce bugünkü Tünel- Galatasaray arası, sonra da Galatasaray-Taksim arası gelişti. Bu bölgeler de yetmez olunca yerleşim Tarlabaşı-Tepebaşı'na, giderek Dolapdere'ye doğru kaydı. Beyoğlu, başlangıçta yabancı bankerlerin, tüccarların, diplomatların, Osmanlı yönetiminde görevli azınlıkların yerleştiği Hıristiyan ağırlıklı bir bölge oldu. Her yangından sonra çehresi değişti. 1870'deki son büyük yangın ertesinde geniş çapta yenilendi. Her yangında kül olan ahşap binalar yerine kagir binalar yapıldı. Bu nedenle 1870 sonrasındaki binalar fazlasıyla geçen yüzyıl sonrası, bu yüzyıl başı Avrupa mimari stillerini izler. Neoklasik, neorönesans, art nouveau ve eklektisist yapılar bu nedenle ağırlıktadır. Bölgeye damgasını vuran mimarların büyük çoğunluğu Levanten ya da yabancıydı. Dünyanın neredeyse tüm uluslarından insanlar burada çok kozmopolit bir dünya BEYOĞLU yarattılar. Kiliselerini, hastanelerini, dernek binalarını, okullarını inşa ettiler, kültür kuramlarını kurdular, İstanbul mozaiğinin bir parçasını oluşturdular. Beyoğlu'nu gezmek bir yerde bugün artık farklılaşan fiziksel çevre içinde sosyokültürel tarihi algılamak oluyor. Bugün farklı işlevlere sahip olan binalarda tarihi yeniden yaşamak anlamına geliyor. İstiklal Caddesi ve yakın sokaklarda gezerken özellikle alt katlar vitrinler nedeniyle çok farklılaştığından eşsiz sivil mimari örneklerini algılayabilmek için sürekli baş yukarıda dolaşmak gerekiyor. Beyoğlu gezimize Taksim Alanı'ndan başlayabiliriz. Taksim Alanı'nm batı ucunda 1928'de dikilen İtalyan heykeltraşı Canonica'nın

Cumhuriyet Anıtı yer alır. Alanın doğu ucunda 1969'da bitirilen ancak hemen geçirdiği yangından sonra 1975'te yeniden açılan çağdaş mimarlık örneklerinden Atatürk Kültür Merkezi (AKM) bulunur. Alüminyum güneş kesiciler bu binanın ön yüzüne ilginç bir hareketlilik kazandırır. Büyük kent alanlarından yoksun olan İstanbul'un bu en önemli alanına ferahlık sağlayan Taksim Parkı (Taksim Gezisi) 1940'h yıllarda yıktırılan Taksim Kışlası'nın arsasına kuruludur. Askerlerin çalıştığı Talimhane bölgesine ise kentin ilk planlı binaları yapılmıştır. Alana daha uzak bir köşede Mecidiye Kışlası (1848-1853, bugünkü Taşkışla) yer alır. Bugün Sheraton Oteli'nin bulunduğu yerde bir zamanlar eğlence merkezi olan Taksim Bahçesi varmış. İnönü Caddesi'nden Dolmabahçe'ye doğru yürüdüğümüzde Askeri H astane (1849) ve Gümüşsüyü Kışlası na (1861, bugünkü İTÜ binaları) ulaşırız. İnönü Caddesi'nde 26 numaradaki Gümüşsüyü Palas kalın, etli süslemeleri, kadın başı kabartmaları ve gösterişli duruşuyla caddenin en önemli sivil mimari örneğidir. Onun yanında saçaklı egzotik yorumlu art nouveau stilli Jap o n Başkonsolosluğu binası, 16-18 numarada da Alman Başkonsolosluğu yer alır. Eski bir mezarlığın kaldırılması ile oluşan Ayaspaşa bölgesinin en görkemli binası olan Alman Başkonsolosluğu 1877'de mimar Goebels tarafından yapılmış. Sütunlu girişi ile dikkati çekiyor. Ne yazık ki, özel izinler dışında elçilik binalarının içini gezmek olası değil. Beyoğlu'nun ana eksenini oluşturan istiklal Caddesi'nin hemen girişinde türbe benzeri bir bina yer alır. Bu, alana adını veren, su "taksim"inin yapıldığı 1732 tarihli Taksim Maksemi'dir. Su depolanmasını sağlayan 90 metre uzunluğundaki su haznesinin duvarı meydana bakar. Maksem binası bugün Turizm Bölge Müdürlüğü irtibat Bürosu olarak kullanılmakta. Taksim Alanı'ndan istiklal Caddesi'ne girerken soldaki cadde Sıraselviler Caddesi'dir. Cadde üzerinde bulunan ve Taksim Alanı ndan görülen kubbeli bina Rum Ortodoks Aya Triada (Kutsal Üçleme) Küisesi'dir. Giriş kapıları Meşelik Sokak'ta olan bu görkemli kilise 1880 yılında mimar Kampanaki tarafından yapılmış. Bu yapı, daha önce kubbeli bina yapmalarına izin verilmeyen Hıristiyanların, 1839 Tanzimat Fermanı ile azınlıklara sağlanan haklar çerçevesinde muhtemelen ilk kubbeye sahip oldukları binadır. Sıraselviler Caddesi üzerinde çok sayıda güzel bina bulunur. 53 numaradaki Anadolu Kulübü binası, 55 numaradaki eskiden Yunan asıllı Müzürüs Paşa'nın konağı olan ve Paris St. Germain evleri havasını taşıyan Romanya Başkonsolosluğu, 70 numaradaki yine mimar Kampanaki eseri Belçika Konsolosluğu ve 48 numaradaki büyük bina ilginç örneklerdir. Sıraselviler Caddesi'nden sağa, Meşelik Sokak'a gireriz. Bu sokakta görkemli binası I aksim Alanı'ndan fark edilen Zapyon Rum Kız Lisesi, içinde Surp Harutyun Kilisesi de bulunan 1894 tarihli Eseyan Erm eni Kız Lisesi yer alır. Meşelik Sokak'tan istiklal Caddesi'ne girdiğimizde sağda karşımıza Fransız Başkonsolosluğu çıkar. Binanın bulunduğu yerde 1719'da Vebalılar Hastanesi kurulmuş. Daha sonra bu bina yıkılmış, yerine mimarlar Bourmence ve Olivier Carre tarafından bugünkü bina yapılmış. Bina İstanbul'daki büyükelçiliklerin Ankara'ya taşınmasından sonra 1926 yılından bu yana Fransız Başkonsolosluğu işlevini sürdürüyor. Fransız Kültür Merkezi ve Fransız-Türk Ticaret Odası da çok güzel bir iç avluya sahip bu binada yer alır. istiklal Caddesi 27 numarada Arapça ve Latince yazıtıyla Taxım Palace bulunur. Zambak Sokak köşesinde giydirilmiş metal kapağı ile Aksanat Kültür Merkezi vardır. Soldan Küçük Parmakkapı Sokak'a girelim. Köşedeki (No:4) yeni restore edilen Topbaş Işhanı bir dönemin ilginç binalarından. Bu sokakta 23-29 numaralarda hâlâ kendisini gösteren güzel binalar var. Ancak sokağın en ilginç yapısı Afrika Han. Bu han Küçük ve Büyük Parmakkapı Sokakları arasında kalıyor. Her iki sokağa açılan kapıları var. Büyük Parmakkapı Sokak'tan arkaya

doğru yürüdüğümüzde Tel Sokak üzerinde (No:37) koyu pembe rengi ve son derece ilginç pencereleri ile Beyoğlu Ticaret Lisesi bulunur. Tel Sokak'ı izleyip Ahududu Sokak yoluyla yeniden İstiklal Caddesi'ne dönebiliriz. Taksim Alanı'na doğru biraz geriye döndüğümüzde 125 numarada caddenin modern yapılarından Vakko binasını görürüz. İmam Adnan Sokak köşesindeki bina üzerinde ise mimarın adı (CARACASH) hâlâ okunabilmektedir. 88 numarada neoklasik tarzlı Rumeli Çarşısı (Cité de Roumeli) bulunur. Abdülhamid'in mabeyincisi Ragıp Paşa İstiklal Caddesi'nde sahip olduğu üç hana imparatorluğun yayıldığı üç coğrafi öğenin adını verir: gördüğümüz Afrika Han, Rumeli Han ve daha ileride göreceğimiz Anadolu Han. Rumeli Han'a bitişik olan İstiklal Caddesi'nin tek Müslüman yapısı Ağa Camii'dir. 16. yüzyılda Galatasaray Ağası Hüseyin Ağa tarafından yaptırılan bu cami 1936'da yeniden inşa edildiğinden özgün bir yapı değildir. Ağa Camii'nin yanındaki Sakız Ağacı Sokak'ta 17-19 numaralarda baş kabartmalarıyla süslü binada Hacı Abdullah Lokantası bulunur. 31 numarada ise bugün cephesi restore edilen Surp Asdvadzadzin Katolik Erm eni Kilisesi yer alır. Bugün kapalı olan ve bir zamanlar çok sayıda ünlü kişinin konser verdiği Saray Sineması'nın bulunduğu yerdeki bina bir zamanlar Osmanlı Bankası Müdürü Deraux'a aitmiş. İstiklal Caddesi 120-126 numaralar arasında Em ek Han yer alır. Neorönesans tarzındaki bina insan, aslan başları, bitkisel motiflerle ve sütunçelerle süslüdür. Bu binada bir zamanların ünlü kulübü Serkl Doryan (Cercle d'orient) varmış. Binanın alt katındaki İnci Pastanesinde Luka Zigoridis ünlü profiterolünü sunmaya devam ediyor. Binanın arkasında, girişi Yeşilçam Sokak'ta olan Em ek Sineması bir zamanların ünlü paten merkeziymiş. Solda 179 numarada karyatidli girişi ile dikkat çeken Alkazar Sineması bulunur. Emek Pasajı karşısındaki Hava Sokak adını eskiden burada konağı bulunan Halepli zengin Hava ailesinden almış. Bir zamanlar tarla olan bu yerde Hava ailesi marul yetiştirirmiş. 201 numarada Anadolu Pasajı, onun yanında da Atlas Sineması yer alır. 221 numaradaki bina (Akbank binası) ile 251-253 numaralardaki adam başlı, ferforje balkon demirleri ile dikkat çeken bina (Örs İş Merkezi) Beyoğlu'nun hoş yapılarından. Galatasaray Lisesi yanındaki Turnacıbaşı Sokak'ta (No:27) kanatlı kabartmaları ve sütunlu girişi ile Zoğrafyan Rum Erkek Lisesi ve sokağın dönemecinde 1581'de II. Bayezid tarafından kurulan Galatasaray Hamamı bulunur. 140 numaradaki Halep Çarşısı (Çite d'alep) insan başlarıyla süslü. 1885 tarihli bu binada bugün Beyoğlu Sineması yer alıyor. 164-166 numaralardaki 1896 tarihli Tokatlıyan Han bir döneme damgasını vuran binalardan. Otel ve restoran olarak yıllarca hizmet veren Tokatlıyan Han bugün kişiliksiz bir işhanına dönüştürülmüş durumda. 172 numarada meyhaneleri ile ünlü Çiçek Pasajı yer alır. Bir dönem Abdülmecid ve Abdülaziz'in, tiyatro seyretmek üzere yerlere serili halılar üzerinde geldiği ancak daha sonra yanan ünlü Naum Tiyatrosu yerine 1876'da yapılan Çiçek Pasajı (Çite d'pera/hristaki Pasajı) karyatid sütun halinde iki kız heykeli, saati ve süslemeleri ile Beyoğlu'nun simgesi durumundadır. Ne yazık ki, son yangından sonra restore edilirken günün koşullarına uyarcasına "tek tip" meyhane dizisine dönüştürüldü. Çiçek pasajı yanındaki sokağın eskiden Tiyatro Sokağı, bugün Sahne Sokak olarak adlandırılması rastlantı değildir. Bu sokak Galatasaray Balık Pazarı'nı barındırır ve 24 numarada Üç H oron G regoryen Erm eni Kilisesi (Surp Yerrortutyun) yer alır. Bu sokaktan sağa döndüğümüzde yeniden düzenlenen meyhaneler sokağı Nevizade Sokak'a gireriz. Balık Pazan'nm sonuna

kadar gitmeden sola döndüğümüzde Meşrutiyet Caddesi'ne çıkarız. Bu caddenin başlangıcında İngiliz Başkonsolosluğu yer alır. 1844'te Londra Parlamento binası mimarı Sir Charles Barry tarafından yapımına başlanan, 1871'de yenilenen İtalyan Rönesansl stilindeki bu yapı görkemli bir bahçeye sahiptir. İngiliz Başkonsolosluğu önünden yeniden İstiklal Caddesi'ne doğru yürüyelim. Solda artık meyhaneleri ile ünlü Krepen Pasajı yoktur. Bir zamanların en parlak pasajlarından, ikinci katında heykeller bulunan Avrupa Pasajı (Aynalı Pasaj) ise yeniden restore ediliyor. Meşrutiyet Caddesinden İstiklal Caddesi'ne çıktığımız yer Galatasaray Meydanı'dır. 186-188 numarada insan ve aslan başları ile süslü Beyoğlu Han ile Galatasaray Postanesi bu alana bakar. 1875 tarihli eski Theodor Sıvacıyan Konağı olan postane, Beyoğlu'nun önemli sivil mimari örneklerindendir. Bölgeye adını veren Galatasaray Lisesi'nin kökleri 15. yüzyıla iner. Belli günlerde açılan gösterişli kapı ardındaki binaların büyük kısmı çağımızın başından kalmadır. Galatasaray Meydanı' ndan aşağıya doğru yürüdüğümüzde birkaç güzel binadan sonra Hacopulo Pasajı gelir (Danışman Geçidi). Son derece hoş bir avluya sahip olan bu yapı içinde önemli kültür kurumlan, gazete, dergi idarehaneleri, matbaalar yer almış. Pasajdan sonra girebileceğimiz Emir Nevruz Sokak 24 numarada Pera'da 1804 yılında özel izinle ilk kez inşa edilen bir Rum Ortodoks kilisesi olan, ikonalarıyla ünlü Panayia M eryem Kilisesi bulunur. Kilisenin bahçesinden Meşrutiyet Caddesi'ne geçilebilir. Aynı sırada sağdan girilen Olivia Han geçidi 17 numarada 1917 sonrasında Beyaz Ruslarca kurulan Rejans Lokantası vardır. Olivia ve Emir Nevruz Sokakları arasındaki bina eskiden Constantinople Palace Oteli imiş. Solda 305-311 numaralarda gösterişli cephesi ile eklektik bir yapı olan Mtsır Apartm anı yer alır. 325 numarada Pera'nm en görkemli ibadet yeri olan Katolik Sen Antuan (St. Anthony of Padua) Kilisesi vardır. Fransiskenlerce önce Galata'da kurulan kilise bir yangın sonrasında Pera'ya taşınmış. Bugünkü bina 1908'de bir zamanların ünlü Concordia yazlık ve kışlık tiyatrolarının yerinde İtalyan neogotik tarzında mimar G. Mongieri tarafından inşa edilmiş. Sen Antuan karşısında 1922 yılında mimarlar Ekrem Hakkı Ayverdi ve Kiryadis tarafından yapılan Elham ra Sineması bulunur. Geometrik düzenlemeli taş balkon korkulukları, saçaklı revaklı yapısı, eklektisist tarzı ile bu bina son derece ilginçtir. Elhamra Sineması'ndan sonra bir zamanlar "Paris St. Germain havalı sokak" olarak nitelendirilen Kallavi Sokak yer alır. Sen Antuan'dan sonra gelen Eski Çiçekçi (Linardi) Sokağı eskiden evlerin balkonlarındaki çiçekleriyle ünlüymüş. Bu sokaktan sonra gelen ve köşesinde Ingiliz Kız Lisesi'nin bulunduğu Nuru Ziya Sokak 19 numarada piyano yapımcısı Alexandre Commendiger'e ait evde 1847'de İstanbul'a konser vermek için gelen F. Liszt kalmış. Bu olayın anısına bina üzerine bir plaket çakılmış. Commendiger'in dükkânı ise eskiden 343 numaradaymış. Aynı sokakta 25 numarada Büyük M asonlar Locası bulunuyor. Daha aşağıda Boğaz ve Marmara manzaralı eski Fransız Büyükelçiliği yer alır. Elçiliklerin ilki olarak 1535'te inşa edilen Fransız Evi, 1831 yangınından sonra yeniden düzenlenmiş. Mimar Laurecisque tarafından kapitülasyon mahkemesi ve kilise ile birlikte yapılan yapılar topluluğu 1847'de tamamlanmış. Nuru Ziya Sokak'ı izleyerek aşağı inip sağa dönelim. Biraz ilerleyince Tomtom Kaptan Sokak'a geliriz. Buradan yeniden istiklal Caddesi'ne doğru tırmanalım. Bu sokak üzerinde solda İtalyan Lisesi ve İtalyan Başkonsolosluğu yer alır. Venedik Sarayı olarak da bilinen konsolosluk binasının ilk yapısı l695'te inşa edilmiş. Karşı köşede arma kabartmaları, Fransızca yasa, adalet ve güç sözlerinin yazılı olduğu bugün restore edilmekte olan Fransız Mahkemesi Binası bu-

lunur. Sokağın sonunda 37 numarada İspanyol Şapeli yer alır. Buradan yol Postacılar Sokak adıyla devam eder. Nuru Ziya Sokağı'nın girişinden biraz daha ileride yer alan Perukar Çıkmazı'nda, ki bir zamanlar yanındaki ünlü Karlman Mağazası binası yerine Odakule yapılmıştır, Ermeni Katolik Kutsal Üçleme, St. Trinite Kilisesi vardır. Bu sokağın hemen yanındaki Deva Çıkmazı'nda ise İtalyanlar ın 1863'de kurulan yardım derneği Societa Operia'sı bulunur. İstiklal Caddesi 393 numarada Beyoğlu'nun en hoş binalarından H ollanda K onsolosluğu yer alır. Aya Sofya'nın restorasyonunu gerçekleştiren Fossati Kardeşler tarafından 1855'de inşa edilen yapı ufak bir saray yavrusu gibidir. Yapı içinde yer alan ancak giriş kapısı Postacılar Sokak 7 numarada bulunan Hollanda Şapeli güzel ön yüzü ile dikkatleri çeker. Aynı sokakta bulunan Fransızlara ait St. Louis Kilisesi Pera'daki en eski kilise. Postacılar Sokağı'ndan sonraki köşede 425-435 numaralarda Meryem Ana heykelli Sainte- Marie Draperis Kilisesi (Santa Maria) yer alır. Önce Sirkeci'de daha sonra Galata Mumhane Caddesi'nde kurulan bu kilise de geçirdiği yangından sonra Pera'ya taşınmış. Üzerindeki yazıtta II. Abdülhamid döneminde, 1904'te inşa edildiği yazılı. Mimar G. Semprini'nin eseri, içerde bir yangından mucize sonucunda yanmadan kurtulduğu söylenen bir Meryem Ana ikonası bulunuyor. Santa Maria Kilisesi karşısında ise 348 numarada 1908 tarihli Suriye Pasajı, biraz daha ileride 360 numarada Şark Aynalı Çarşı (Passage Oriental), 362 numarada ünlü eski Markiz Pastanesi yer alır. Şu anda geleceği hala meçhul Markiz' in kültürel-tarihsel art nouveau yapısı içindeki üç mevsimi anlatan fayans panolar bir dönemin simgesi durumundadır. istiklal Caddesi sol kolda 443 numarada Rusya Federasyonu Başkonsolosluğu vardır. Rus Çarlarının mimarı olarak İstanbul'a gönderilen, sonra da Osmanlı Sarayı mimarlarından olan isviçreli Fossati Kardeşlerce 1837'de yapılan bina mimari olarak son derece ilgi çekicidir. Rusya Federasyonu Başkonsolosluğu yanında yeni restorasyonu ile istiklal Caddesi1nin çağdaş binalarından Richmond Oteli yer alır. 463 numarada bir dönemin ünlü pastacı şekerlemecisi Lebon'un dükkânı varmış. 465 numarada süslemeleri ile dikkat çeken Hidivyal Palace ve 475 numarada art nouveau ustası Raimondo d'aronco'nun kalın, karmaşık bitkisel süslemeleriyle Botter Apartmanı vardır. Bay Botter bir dönem, sarayın terziliğini yapmış. 390 numaradaki bina Narmanlı Han'dır. Bir dönem Çarlık Rusyası'mn elçiliğini barındıran binanın tutukevi pencereleri arkadaki Sofyalı Sokak1a bakarmış. İstiklal Caddesi'nde son elçilik binası 497 numaradaki İsveç Başkonsolosluğudur. 1871'de açılışı yapılan bina AvusturyalI mimar Pulgher'in eseri. İsveç Başkonsolosluğu yanındaki Şahkulu Sokak'a girdiğimizde sağda eski Beyoğlu Evlendirme Dairesi'ni, bugünkü Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezini görürüz. Bu sokakta 20 numarada değişik mimarisiyle Alman Lisesi yer alır. Aşağı doğru yürüdüğümüzde tam karşımıza gelen ve üzerinde Carlo Amancich (mimarı olsa gerek) adını taşıyan binanın çok hoş bir girişi vardır. Hafif sola döndüğümüzde Serdar-ı Ekrem Sokak 84-86 numarada birdenbire karşımıza Beyoğlu'nun en gösterişli binalarından Kırım Kilisesi çıkar. Ingiliz Büyükelçisi Lord Stratford döneminde Londra Adliye Sarayı Mimarı C. E. Street'e yaptırılan bina neogotik tarzı ve büyük orgu ile herkesi büyüler. istiklal Caddesi ve çevresindeki Pera gezimizi böylece tamamladıktan sonra, bir başka zaman Tünel çevresinden Tepebaşı- 0

Tarlabaşı gezimize başlayabiliriz. Aynı geziyi tersinden Taksim Alam'ndan da yapabiliriz. Tünel Meydanına damgasını vuran, İstanbul'un birçok yerinden görülebilen Metro Han'dır. Bu han Galata'da işyeri olup her gün Beyoğlu'na tırmanan ya da at sırtında inip çıkan insanlar için Yüksek Kaldırım Caddesi'ni düzenleyen Fransız mimar E. Gavand'm eseridir. 14 Ocak 1875 tarihinde işletmeye açılan Tünel'i barındıran Metro Han yanındaki Seferoğlu Apartmanı da ilginç binalardandır. Metro Han'ın yanındaki Galip Dede Caddesi 13 numarada Galata Mevlevihanesi (eski adıyla Kulekapısı Mevlevihanesi) yer alır. Bugün Divan Edebiyatı Müzesi olarak gezilen ve kökleri 15. yüzyıla inen, barok-rokoko tarzlı türbeleri, kütüphanesi ve bahçesi ile ünlü yapı uzun yıllar Hıristiyan Pera'da bir tasavvuf adacığı olarak kendini korumuş, çok sayıda Batılının Mevlevi olmasını sağlamış. Aynı caddede 48-50 numaralardaki 1906 tarihli binadan sonra en önemli yapı 85 numaradaki Alman Kültür Merkezi'dir (Teutonia). Metro Han'ın karşısında Tünel Pasajı, onun da altında Haliç'e doğru Beyoğlu Kaymakamlığı olan 6. Daire Belediye Müdürlüğü binası bulunur. Mimar Barborini'nin esen olan neoklasik tarzdaki yapı Beyoğlu'nun bir diğer görkemli binasıdır. Belediye Sarayı'nın yanındaki Nergis Sokak 4 numarada bir yüzü Meşrutiyet Caddesi'ne bakan ilginç mimarisi ile Hotel Galata (eski Decugis Konağı) yer alır. Tünel Geçidi'nden sonra dolaşabileceğimiz Ensiz, Jurnal, General Yazgan, Müeyyet, Aşmalı Mescit sokaklarında artık restore edilmeyi bekleyen çok güzel binalar vardır. Bu binalarda bir zamanların ünlü diplomatları, sanatçıları oturmuş. Bu sokaklardaki gezintiden sonra yeniden Tünel'e dönüp Şişhane'ye doğru yürüyelim. Solda Cumhuriyet dönemi binalarından Maliye Dairesi yer alır. Şişhane Meydanı'na hâkim yapı (bugünkü Sarkuysan Hanı) ünlü Frej Apartmanıdır. 1906'da Lübnanlı Frej Ailesi için mimar Kryiadis tarafından inşa edilen yapı, çift heykel grupçukları, gösterişli süslemeleri ile dikkat çeker. Refik Saydam Caddesi üzerinde 191 numaradaki Deniz Palas, 171 numaradaki 1902 tarihli Roditi Han, 133 numaradaki çini süslemek Müselles Han da ilginç binalardır. Müselles Han'dan önceki merdivenli sokaktan Meşrutiyet Caddesi'ne çıkabiliriz. Solda birbirine bitişik üç bina vardır. İstanbul Sanayi Odası, Terzilik Meslek Lisesi ve Beyoğlu Öğretmenevi. Bir zamanlar Tubini ve Nomico ailelerini barındıran bu yapılar daha sonra otel olarak kullanılmış (Kohut, Novotni, Kroker otelleri). Terzilik okulu karşısında yer alan ve 1894 yılında mimar A. Vallury tarafından yapılan Union Français bugün restore edilmekte. 108 numarada Amerikan Başkonsolosluğu yer alır. Bu bina Cenovalı armatör Ignazio Leoni'ye yaptırılmış. 1882'de tamamlanan, söveleri Piemonte'den, mermerleri Carrara'dan getirilen bina Palazzo Corpi olarak bilinirmiş. Daha sonra ABD tarafından satın alınmış. Meşrutiyet Caddesi 98-100 numarada ünlü Pera Palas Oteli yer alır. 1892'de Orient Express yolcuları için her türlü konfor dikkate alınarak inşa edilen barok süslemeleri de içeren neorönesans stildeki otel ağırladığı tanınmış kişilerle ve bir dönemin balolarıyla ünlü. Caddenin sağında 141 numarada yer alan neorönesans tarzlı bina İtalyan Kültür M erkezi'dir (Casa d Italia) ve bugün hâlâ birçok kültürel etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır. 157-159 numaralarda yer alan (bugünkü Beyoğlu SSK binası) bir dönemin Morali Pasajı'dır. Ama artık pasaj olmaktan çıkarılmış. 145-147 numaralardaki aslan başlarıyla süslenmiş binadan sonra 141 numarada yer alan (bugünkü Esbank binası) mimar Manoussos'un yaptığı zengin cephe süslemeli yapı eski Amiral Bristol Oteli. Meşrutiyet Caddesinde 117 numaradaki Büyük Londra Oteli eskiden Kallavi Sokak'a adını veren Glavani ailesinin konağı imiş.

Bugün hâlâ karyatidli ön cephe süslemeleriyle tarihe meydan okur gibidir. TÜYAP Sergi Salonu'na bitişik restore edilmiş pembe yapı bugün TÜSİAD binası. Tepebaşı gerçekte bir dönem ünlü bir tiyatro semti. 1890'da kurulan Dram Tiyatrosu 1970 ve 1971 yangınlarıyla yok olmuş. 1905'de amfiteatr olarak biçimlenen Tepebaşı Komedi Tiyatrosu ise 1956'da ortadan kaldırılmış. Şimdi bu binaların yerinde tarihi mimari çevreye son derece aykırı bir yapı yer alıyor. TÜSİAD binasının yanından Tarlabaşı Caddesi'ne inerek İngiliz Başkonsolosluğu bahçesini arkadan dolaşabiliriz. Köşede Adnan Menderes'in 1957-58 yıkımından (ki özellikle Karaköy'de çok sayıda tarihi bina bu yıkımla yok edilmiştir) sonra Bedrettin Dalan'ın 1986-88 Tepebaşı tarihi binalarını yok etme kampanyası sırasında yıkamadığı Kam er Hatun Camii bulunur. 16. yüzyılda yapılan cami 1912'de ünlü mimarlardan Kemalettin Bey1e restore ettirilmiş. Kamer Hatun Camii'nin karşısında, Aynalı Çeşme Caddesi Emin Sokak'ta Alman Protestan Kilisesi bulunur. Tarlabaşı Bulvarı'ndan Taksim'e doğru yürürken soldan Kalyoncu Kulluk Sokak1a girelim. Bu sokağın Kamer Bostancı Sokak ile kesiştiği köşede 1861 tarihli Aya K onstantin Kilisesi yer alır. 186l'de yaptırılan ve 1897'de yenilenen kilise neoklasik, neobizantin bir stile sahip. Bu köşeden Taksim'e doğru yürüyüp sola döndüğümüzde Badem Sokak'a ulaşıyoruz. Bu sokakta bulunan Polonya ve Avrupa halklarının kurtuluşu uğruna mücadele vermiş PolonyalI şair Adam Mickiewicz'in 1855'te öldüğü bina bugün müze durumuna getirilmiştir. Badem Sokak'tan Taksim'e doğru yürüyüp sağa döndüğümüzde ulaşacağımız Karakurum Sokak 20-22 numaralarda Kadim Süryani Kilisesi yer alır. 19. yüzyılda yapılan kilise 30 yıl önce restore edilmiş. Karakurum Sokak'tan Sakız Ağacı Caddesi'ne çıkarak Tarlabaşı Bulvan'na doğru yürüyelim. Soldaki Eskiçeşme Sokak 12 numarada eskiden Erm eni Katolik Kız Öğretmen Okulu varmış. Yeniden Tarlabaşı Bulvan'na çıkıp karşıdaki Süslü Saksı Sokak'a girdiğimizde 10-A numarada ilginç dış süslemeye sahip bir bina görürüz. Yürümeyi sürdürdüğümüzde Mis Sokak ile Kurabiye Sokak'ın kesiştiği yerdeki bina (bugünkü FEM Dershanesi) bir zamanlar otomobil karoseri yapan ya da ithal eden Arabacı Martin'in Konağı imiş. Kurabiye Sokak üzerinde sağdaki ahşap Marmara Han, tarihten geriye kalan en büyük ahşap binalardan. Bu sokak boyunca yürümeyi sürdürdüğümüzde Ana Çeşmesi Sokak 2 numarada Erm eni Katolik Surp Ohan Vaskeperan Kilisesi'ni görürüz. Güncel fiziksel çerçevede tarihi algılamaya çalıştığımız bu gezimizi günümüzün nostaljik öğesi tramvayın raylarını izleyerek Taksim Alam'nda bitirebiliriz. 0

Fotoğraflar Bünyad Dinç Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi