Doktorluk Mesleðini Çocuklar Resimlerine Nasýl Yansýtýyorlar? 7-12 Yaþ Grubu Çocuklar Arasýnda Yapýlmýþ Bir Örnek* How Do Children Reflect the "Physician" Profession to Their Drawings? An Example Conducted among Children between 7 and 12 Years of Age Yasemin Taþ**, Dr. Dilek Aslan***, Dr. Ýskender Sayek**** Öz Amaç: Bu çalýþma, 7-12 yaþ grubu çocuklarda doktor algýsýný ve bu algýyý etkileyen bazý etmenleri (yaþ, cinsiyet, ailelerinde doktor bulunma durumu) saptamak amacýyla yapýlmýþtýr. Yöntem: Bu tanýmlayýcý araþtýrmaya katýlan 109 ilköðretim öðrencisinden iki ders saati (80 dakika) süresinde "doktor" konulu bir resim yapmalarý beklenmiþtir. Çalýþma sýrasýnda pastel boya ve resim kaðýdý kullanýlmýþtýr. Resimlerin deðerlendirilmesi; çocuk resimleri ve çocuk psikolojisi hakkýnda çeþitli veri tabanlarý, kaynak kitaplar, kaynak kiþiler ve ilgili makaleler rehberliðinde yapýlmýþtýr. Araþtýrmanýn verilerinin deðerlendirilmesi için SPSS istatistiksel paket programý kullanýlmýþtýr. Bulgular: Öðrencilerin %50.5'u erkek, %49.5'u kýzdýr. Çocuklarýn büyük bir bölümünün ailesinde doktor bulunmamaktadýr (%78.0). Çalýþmaya katýlan öðrencilerin çoðunluðunun (%70.6) resimlerinde yer verdikleri doktor figürünün kendi cinsiyetleri ile uyumlu olduðu belirlenmiþtir. Her beþ öðrenciden birisi (%20.2) resimlerinde "doktor-hemþire" ayrýmýný yapabilmiþtir. Grubun yalnýzca %22.9'u doktorun koruyucu hizmetler ile ilgili sorumluluklarýný tedavi edici sorumluluklarýna göre daha öncelikli olarak düþünmüþtür. Genel olarak, resimlerde çizilen ayrýntýlar yaþ arttýkça artmýþtýr. Sonuç: Çocuklarda saðlýk ile ilgili kavramlarýn doðru biçimlenebilmesi için hekimlerin, iletiþim araçlarýnýn, öðretmenlerin ve ailelerin büyük sorumluluklarý bulunmaktadýr. Bu amaç doðrultusunda saðlýk eðitimi iyi bir seçenek olabilir. Çocuklarýn doktor algýsýnýn daha iyi anlaþýlabilmesi için ve davranýþsal deðiþikliklerin doðru yönde olmasýný saðlayabilmek için niteliksel çalýþmalara gereksinim vardýr. Anahtar sözcükler: Çocuk, doktor, algý, resim. Giriþ Dünya Saðlýk Örgütü (DSÖ) tarafýndan, saðlýk; fiziksel, ruhsal ve sosyal olarak tam bir iyilik hali olarak tanýmlanmýþtýr. Çok kapsamlý olan bu saðlýk tanýmý içerisinde bireylerin algýlarýnýn saðlýk alanýna özelleþmesinin önemi bulunmaktadýr (1). Bu algý Özkalp tarafýndan 1991 yýlýnda duyu organlarý tarafýndan kaydedilen uyarýcýlarýn beyin tarafýndan örgütlenip yorumlanarak anlamlý duruma Abstract Objective: This study was conducted to determine the perception of a physician and the influencing factors (age, sex, having a physician among relatives) among children who were between 7 and 12 years of age. Method: In this descriptive study, one hundred and nine primary school students were expected to complete a drawing on the concept of "physician" during two lecture periods (80 minutes). During the study, pastel crayons and drawing paper were used. Drawings were evaluated in the guidance of various databases about children drawings and children psychology, resource books, expert individuals and related articles. SPSS statistical program was used for data analysis. Results: 50.5% of the students were males and 49.5% were females. The majority of the children did not have a physician among his or her relatives (78.0%). In the drawings, 70.6% of children depicted the physician in their own gender. Almost one in every five children (20.2%) could distinguish between a physician and a nurse. Only 22.9% of the participants considered preventive responsibilities of a physician as a concern with priority, compared to treatment issues. In general, details in the drawings increased with age. Conclusion: Physicians, tools of communication, teachers and families have great responsibilities in shaping the children's understanding of health concepts accurately. In this aim, health education may be a good option. Qualitative studies are recommended to be conducted to understand children's perception of physicians better and to bring forth proper behavioral changes. Key words: Child, physician, perception, drawing. getirilmesi olarak tanýmlamýþtýr. Saðlýk gibi "somut" olmayan bir kavramýn bireyler tarafýndan algýlanma sürecinde ise farklý dinamikler rol oynar. Geçmiþ yaþantýlar, kültür, eðitim, sosyal çevre, beklenti ve diðer olasýlýklar insanýn algýlamasýný etkileyen etmenlerdir. Cüceloðlu'na göre algýyý etkileyen en önemli etmenlerden biri de paradigmalardýr (3). Paradigmalar beyinde bir harita gibi *Bu çalýþma 2005 yýlýnda Hacettepe Üniversitesi Týp Fakültesi tarafýndan düzenlenen Týpta Ýnsan Bilimleri Kongresi nde En Ýyi Sözel Bildiri ödülü almýþtýr. **Öðrenci; Hacettepe Ü. Týp Fak. Dönem III, Ankara ***Doç.; Hacettepe Ü. Týp Fak. Halk Saðlýðý AD, Ankara ****Prof.; Hacettepe Ü. Týp Fak. Genel Cerrahi AD. Baþkaný, Ankara 2006 cilt 15 sayý 11 184
insanoðlunun kendi gerçeðinin küçük bir modelini oluþturmaktadýr. Paradigmalar öðrenme sonucu oluþur ve deneyimlerle biçimlenir. Bireyin doðduðunda anlam dünyasý ve zihin haritasý boþ durumdadýr. Zaman içerisinde anne ve baba baþta olmak üzere, içinde yaþadýðý kültür ve eðitim ortamý gibi deðiþkenler bu anlam dünyasýnýn temel hatlarýný oluþturur. Yine Cüceloðlu tarafýndan 2002 yýlýnda belirtildiði üzere insanlar, yalnýz algýladýklarý kadarýný bilir ve ancak algýlananlarýn farkýndalýðýndan söz etmek olanaklýdýr (4). Çocuk; saðlýðýný koruyan, bilinçli beslenen, yerlere çöp atmayan, temizlik kurallarýna önem veren, insaný seven bir çevreye (anne-baba, arkadaþ, okul gibi) sahipse saðlýk paradigmasý gelecekte büyük bir olasýlýkla çevresine benzer bir yapý sergileyecektir. Saðlýk bilincinin oluþmasýnda çevrenin yaný sýra deneyimlerin ve hekim-çocuk iliþkisinin önemli rolü olmaktadýr. Diðer alýþkanlýklar gibi, küçük yaþlarda biçimlenmeye baþlayan saðlýk bilinci, eriþkin bireylerin saðlýk algýsýnýn ve davranýþlarýnýn temelini oluþturmaktadýr. Bu nedenle özellikle küçük yaþlarda saðlýk algýsýnýn yaný sýra hekim algýsýnýn da belirlenmesi, saðlýk hizmetini biçimlendirmede önemli bir unsur olarak kabul edilebilir. Çocuklara resim yaptýrýlmasýnýn ve bu resimlerin deðerlendirilmesinin çocuklarýn entelektüel geliþimlerinin, geliþimsel bozukluklarýnýn, motor fonksiyonlarýnýn yerinde olup olmadýðýnýn, bireysel algý ve ailesel dinamiklerinin deðerlendirilmesi için kullanýlabilir bir yöntem olduðu Wilson ve Ratekin tarafýndan 1990 yýlýnda ifade edilmiþtir (5). Çocuklar duygu ve düþüncelerini resimleri yoluyla ifade edebilirler. Kýrýþoðlu tarafýndan 2002 yýlýnda çocuklarýn çevreyle olan bütün yaþantýlarýný resimlerinde dile getirdikleri ifade edilmektedir (6). Çocuklarýn resim yapmalarý ile ilgili yöntemlerin psikoloji baþta olmak üzere çeþitli bilim dallarý tarafýndan "taný" aracý olarak kullanýlmakta olduðu Jalongo ve Stamp tarafýndan ifade edilmiþtir (7). Örneðin; kardeþine karþý kýskançlýk ve öfke duygularý olan bir çocuk, yaptýðý resimlerde bu duygusunu ortaya koymak için, kardeþini ya ufak, önemsiz olarak gösterir ya da baþkalarýndan farklý sert çizgiler kullanýr. Çocuklar ayný biçimde çevreleri hakkýndaki gözlemlerini de resim yoluyla ifade ederler (8,9). Örneðin Koçkar ve Þenol doktor fobisi yaþayan bir çocuðun korkularýný resimlerle anlattýðýný ifade etmiþlerdir (10). Ayrýca Slusarka ve arkadaþlarý ayný gerekçe ile çeþitli ülkelerde çocuklarýn herhangi bir konudaki görüþlerini algýlayabilmek için resim yarýþmalarý düzenlemektedir (11). Çocuklarýn "doktor" algýsýný da onlarýn resimleri yoluyla belirleyebilmek olanaklýdýr. Bir Ýlköðretim Okulu'nda yapýlmýþ olan bu çalýþmada resimleri yoluyla 7-12 yaþ grubu çocuklarýn doktor algýsýnýn saptanmasý amaçlanmýþtýr. Yöntem Örneklem Bu tanýmlayýcý çalýþma Ankara Kamil Ocak Ýlköðretim Okulu'nda birinci, üçüncü ve beþinci sýnýf öðrencileri arasýnda 11.01.2005 tarihinde iki ders saati süresinde (80 dakika) yapýlmýþtýr. Dolayýsýyla bu araþtýrmanýn herhangi bir grup için genellenemez. Öðrencilerden "doktor" konulu bir resim yapmalarý istenmiþtir. Araþtýrmaya toplam 109 öðrenci katýlmýþtýr. Araþtýrma kapsamýnda ilköðretim öðrencilerinin tamamý deðerlendirilmemiþtir. Sýnýf Sayý % Birinci 33 30,3 Üçüncü 37 33,9 Beþinci 39 35,8 Toplam 109 100,0 Bunun en önemli gerekçesi araþtýrmacý sayýsý ile ilgilidir. Araþtýrmada birinci, üçüncü ve beþinci sýnýflarýn incelenme nedeni de çocuklardaki geliþimin sýnýfýn ilerlemesiyle daha somut bir biçimde incelenebileceði ve ortaya konulabileceðidir. Bu gruptaki geliþmenin okul ortamýnda somut olarak karþýlaþtýrýlabileceði deðiþken sýnýftýr. Birinci sýnýftaki öðrencilerin üçüncü ya da beþinci sýnýftakilerle farkýný ortaya koyan deðiþkenin sýnýf olabileceði düþünülmüþtür. Veri toplama araçlarý ve Uygulama Çocuklarýn geliþimleri sürecinde yaptýklarý resimlerde kendilerini ve düþüncelerini anlatma biçimlerinin farklý olmasý beklenmektedir. Örneðin birinci sýnýftaki bir çocukla beþinci sýnýftaki çocuk teknik açýdan ve içerik açýsýndan farklýdýr. Bu nedenle bu araþtýrmada üç farklý 2006 cilt 15 sayý 11 185
sýnýfta okuyan çocuklarýn (bir, üç ve beþinci sýnýflar) resim yapmalarý saðlanmýþtýr. Çocuklar resimleri resim dersinde yapmýþlardýr. Her sýnýfta çocuklarýn anlayabileceði biçimde ayný araþtýrmacý tarafýndan benzer açýklamalar yapýlmýþ; resim yapabilmeleri için gerekli materyaller (kaðýt, boya vb.) daðýtýlmýþtýr. Çocuklara resim yapmalarý için ayný süre verilmiþ; verilen süre sonrasýnda da resimler ayný kiþi tarafýndan toplanmýþtýr. Araþtýrma için okul öðretmenlerinden sözel olarak izin alýnmýþtýr. Araþtýrma sýrasýnda öðrencilerden alýnan bilgiler araþtýrma amaçlarý dýþýnda kullanýlmamýþtýr. Çalýþma için uygun materyal seçmek üzere ilköðretim resim öðretmenleriyle görüþülmüþ uygun materyal olarak pastel boya ve resim kaðýdý belirlenmiþtir. Çalýþmanýn pastel boyayla yapýlmasýnýn nedeni pastel boyanýn resim tekniði açýsýndan herhangi bir ustalýk gerektirmemesi, yaygýn olmasý ve öðrenciler için kolay ulaþýlabilir olmasýdýr. Slusarska ve arkadaþlarý 2004 yýlýnda yapmýþ olduklarý bir çalýþmada benzer bir görüþü paylaþmýþlardýr. Her öðrenciden adý, soyadý, cinsiyeti, yaþý ve ailesinde doktor olup olmadýðý konularýnda bilgi alýnmýþtýr. Çalýþma sonunda toplanan resimler öðrenci bilgileri doðrultusunda sýnýflandýrýlmýþtýr. Resimler; çocuk resimleri ve çocuk psikolojisi hakkýnda çeþitli veri tabanlarý, kaynak kitaplar, kaynak kiþiler ve ilgili makaleler yardýmýyla deðerlendirilmiþtir. Deðerlendirme öncesinde ve sýrasýnda Hacettepe Üniversitesi Resim Bölümü, Gazi Üniversitesi Resim Bölümü ve Hacettepe Üniversitesi Çocuk Ruh Saðlýðý Ana Bilim Dalý'ndan ilgili kiþilerle görüþülüp bilgi toplanmýþtýr. Deðerlendirme toplanan bilgiler Tablo 1. Öðrencilerin sosyo-demografik bazý özellikleri (Ankara, Ocak 2005) Özellik Sayý % Yaþ <9 34 31.2 9 35 32.1 >9 40 36.7 Ortalama±ss; Ortanca 9.2 ±1.6; 9 Cinsiyet Erkek 55 50.5 Kýz 54 49.5 Ailede doktor varlýðý Evet, var 24 22.0 Hayýr, yok 85 78.0 Toplam 109 100.0 rehberliðinde bir tek araþtýrmacý tarafýndan yapýlmýþtýr. Araþtýrmanýn sayýsal verilerinin deðerlendirilmesi için SPSS istatistiksel paket programý kullanýlmýþtýr. Bulgular Birinci, üçüncü ve beþinci sýnýf öðrencilerinin doktor algýsýný belirlemek amacýyla yapýlan bu çalýþmanýn bulgularý "öðrencilerin sosyo-demografik bazý özellikleri" ve "öðrencilerin yapmýþ olduklarý resimlerin bazý özellikleri" bu bölümde sunulmuþtur. Katýlýmcýlarýn yaþ ortalamasý 9.2±1.6 olup ortanca yaþ dokuzdur. Öðrencilerin %50.5'u erkek, %49.5'u kýzdýr. Grubun %22.0'sinin ailesinde doktor varken, %78.0'ýnýn ailesinde doktor bulunmamaktadýr (Tablo 1). Çalýþmaya katýlan öðrencilerin %70.6'sýnýn resimlerinde yer verdikleri doktor figürünü kendi cinsiyeti ile uyumlu, %17.4'ünün kendi cinsiyetinden farklý seçtiði belirlenmiþtir. %9,2'si birden fazla doktor figürüne, %2.8'i yalnýzca hastane ortamýna yer vermiþtir. Öðrencilerin %20.2'si doktor hemþire ayrýmý yaparken, %79.8'i yapmamýþtýr. Grubun %51,4'ü hekimin görevini tedavi edici olarak tanýmlarken, %12.8'i koruyucu (aþý) olarak, %7.3'ü koruyucu (sigara ve alkolden korunma) olarak, %2.8'i diðer (temiz su saðlanmasý, gürültüsüz ortam, çöplerin toplanmasý) koruyucu uygulamalar olarak, %25.7'si hem koruyucu hem tedavi edici olarak tanýmlamýþtýr. Resimlerin %84.4'ü doktor imajý konusunda olumlu mesaj verirken, %15.6'sý olumsuz mesaj vermektedir. Resimlerin %62.4'ünde sýcak renkler hakimken, %37.6'sýnda soðuk renkler hakimdir. (Tablo 2). Bu bölümde ayrýca algýyý etkileyen deðikenlerle ilgili bazý örnekler sunulmuþtur (Resim 1-6). Tartýþma Ýlköðretim okulu birinci, üçüncü ve beþinci sýnýflarýnda yapýlan bu çalýþmada öðrencilerin resimlerinde yer verdikleri doktor figürünün kendi cinsiyetleri ile uyumlu olduðu saptanmýþtýr (%70.6). Ýlkokul dönemi kýzerkek olarak kümeleþmenin belirgin olarak yaþandýðý bir geliþim dönemidir ve bu dönem çocuklarýnýn doktorluk mesleði ve kendi cinsiyetleri arasýnda kurduklarý özdeþim, doktor algýlarýnýn olumlu olduðunun bir göstergesi olabilir (12). 2006 cilt 15 sayý 11 186
Tablo 2. Öðrencilerin sosyo-demografik bazý özellikleri (Ankara, Ocak 2005) Özellik Sayý % Resimdeki doktor cinsiyetinin kendi cinsiyeti ile uyumu Uyumlu, ayný 77 70.6 Farklý 19 17.4 Resimde birden fazla doktor figürü bulunmakta (kýz, erkek) 10 9.2 Resimde doktor figürü yok, yalnýz hastane bulunmakta 3 2.8 Hemþire doktor ayýrýmý Yapýlmýþ 22 20.2 Yapýlmamýþ 87 79.8 Resimdeki doktor figürünün temel konusu Tedavi hizmetleri 56 51.4 Koruyucu ve tedavi edici hizmetler 28 25.7 Koruyucu hekimlik 25 22.9 Aþý 14 12.8 Sigara-alkolden korunma 8 7.3 Diðer* 3 2.8 Resmin mesajý Olumlu 92 84.4 Olumsuz 17 15.6 Soðuk-sýcak renk hakimiyeti Sýcak renk 68 62.4 Soðuk renk 41 37.6 Toplam 109 100.0 *Temiz su saðlanmasý, gürültüsüz ortam, çöplerin toplanmasý Öðrencilerin %20.2'si resimlerinde doktorhemþire ayrýmý yaparken, %79.8'i yapmamýþtýr. Bu sonuç ilkokul öðrencilerinin saðlýk çalýþanlarýnýn profesyonel meslek ayýrýmý kapsamýnda yeterince bilgilerinin olmamasýndan kaynaklanýyor olabilir. Bu konuda yapýlan baþka bir çalýþma da bulunmaktadýr: McDonald ve Rusforh tarafýndan resim yaptýrmak yoluyla 63 çocuk arasýnda hekim ve hemþire rollerinin algýlanmasý konusunda yürütülen bu çalýþmada çocuklarýn resimlerinde tedavi hizmetlerini hekimlerin; bakým hizmetlerini ise hemþirelerin üstlendiklerini algýladýklarýný ortaya konulmuþtur (13). Katýlýmcýlarýn %51.4'ü doktorun görevini tedavi edici olarak tanýmlarken, %12.8'i aþý, %7.3'ü sigara ve alkolden korunma, %2.8'i temiz su saðlanmasý, gürültüsüz ortam, çöplerin toplanmasýný içeren koruyucu uygulamalar olarak, %25.7'si hem koruyucu hem tedavi edici olarak tanýmlamýþtýr (%51.4). Grubun büyük çoðunluðunun doktorun görevini tedavi edici olarak tanýmlamasý çocuklarýn bu konudaki algýlarýnýn koruyucu hizmetlere göre daha baskýn olduðunun bir göstergesidir. Öztek ve Eren tarafýndan belirtildiði üzere Türkiye'de saðlýk hizmetleri "koruyucu" ve "tedavi edici hizmetler" olarak sunulmaktadýr (14). Ancak politika olarak "tedavi edici hizmetler"e daha fazla aðýrlýk verilmektedir. Bu durum çocuklarýn algýlarýnýn da bu yönde olmasýna neden olmuþ olabilir. Hekimin görevini koruyucu hizmetler olarak tanýmlayan öðrencilerin (%22.9) büyük çoðunluðunun resimlerinde aþý uygulamasýna yer vermesinde (%12.8), bu dönemde uygulanan baðýþýklama çalýþmalarýnýn etkili olduðu düþünülebilir. Arvas tarafýndan ülkemizde de toplumda baðýþýklama yüzdelerini yükseltmek amacýyla dönem dönem baðýþýklama kampanyalarýnýn düzenlendiði vurgulanmaktadýr. Öðrencilerin yapmýþ olduklarý resimlerle ilgili yapýlan bir deðerlendirme de resimlerde kullanýlan renkler üzerinedir. Deðerlendirme sýrasýnda resimlerin %62.4'ünde sýcak renkler hakimken, %37.6'sýnda soðuk renkler hakimdir. Sýcak renkler; kýrmýzý, turuncu, sarýdýr. Bu renklerin havadaki titreþimi kuvvetlidir ve varlýklarýn ýþýk alan bölümlerinde daha çok bulunur. Ruhsal etkileri; neþe, canlýlýk ve harekettir. Soðuk renkler; yeþil, mavi, mordur. Titreþimleri daha azdýr ve ruhsal etkileri hüzün, rahatlýk ve durgunluktur (16). Sýcak renklerin kullanýmýnýn daha yaygýn olmasýnýn yaþ grubunun dönemsel özelliklerinden kaynaklandýðý düþünülebilir. Genel olarak renk seçimi ve figür biçimlerinden yola çýkarak resimlerin %84.4'ünün doktor imajý konusunda olumlu mesaj verdiði, %15.6'sýnýn olumsuz mesaj verdiði 2006 cilt 15 sayý 11 187
gözlenmiþtir. Çocuk resimlerinde yer alan insan figürlerinin biçimlenmesinde ve kompozisyonun belirlenmesinde çocuklarýn deneyimleri, gözlemleri ve duygularýnýn etkili olduðu bilinmektedir. Mesajlardaki bu farklýlýk, yaþanmýþ farklý hekim-çocuk iliþkileri ve ayrý sosyal çevre ile açýklanabilir (8). Çalýþmaya katýlan öðrencilerin %30.3'ü birinci, %33.9'u üçüncü ve %35.8'i beþinci sýnýf öðrencisidir. Birinci sýnýf (7-8 yaþ grubu) öðrencileri þematik dönem özelliklerini taþýmaktadýrlar. Bu dönemde çocuklar pek çok denemelerden sonra, insan ve çevresi hakkýnda belli bir görüþe sahip olmaktadýr. Bu görüþ resimlere belli þemalar þeklinde Resim 1. Koruyucu hekimlik yaklaþýmý için bir örnek: Aþý yapan doktor (birinci sýnýf, 7 yaþ, erkek, ailede doktor yok) Resim 2. Tedavi edici bir hizmet: Muayene anýnda doktor ve hemþire (üçüncü sýnýf, 9 yaþ, erkek, ailede doktor yok) yansýmýþtýr. Çocuðun bir þeyi nasýl gördüðü; o þeye verdiði duygusal anlam, deneyimleri, bir objeye dokunarak ya da objenin nasýl hareket ettiðini ya da davrandýðýný izleyerek etkilenmesi, þemanýn oluþunu belirlemektedir. Bir objenin þemasýný, çocuðun ulaþtýðý kavramla o obje hakkýndaki bilgisi temsil etmektedir. Ýnsan figüründe belirli bilinen bazý sembolleri kullanmaya baþlamakta ve bedenin parçalarýný kendi aktif bilgisine dayanarak betimlemektedir (8). Grubun resimlerinde genel olarak kullanýlan þemalarda ortaklýk söz konusudur. Doktorhastane iliþkisi hemen her resimde kullanýlmýþtýr. Söz konusu insan figürlerinde (doktor) kollar, bacaklar, aðýz, burun... organlar olmasýna karþýn bu organlarýn biçimlenmesinde farklýlýklar gözlenmiþtir. Koruyucu (kollarý açýk), elinde iðne olmasýna karþýn gülümseyen doktor/hemþire figürleri yaygýndýr. Çocuklarýn insan figürü çizimlerinde daha özenli olduklarý ve daha çok yönlü düþündükleri bilinmektedir (17). Yaþ grubunda gözlenen bir baþka özellik saðlýk çalýþanlarý arasýndaki ayrýmý (doktor-hemþire) bilmeyiþleridir. Resimlerde genel olarak saðlýkla ilgili öðelere yer verilmiþ ancak bunlar arasýnda somut bir iliþki kurulamamýþtýr (Resim 1). Resimlerin bir çoðunda yer alan 'aþýcý' kavramýnýn kýsa zaman önce olduklarý BCG aþýsýndan kaynaklandýðý düþünülebilir. Üçüncü sýnýf (9-10 yaþ grubu) öðrencileri þematik dönem ve gerçekçilik dönemi arasýnda bir geçiþ grubudur. Bu geçiþ döneminde çocuklar hem daha fazla ayrýntýya ilgi duymaktadýrlar hem de bu ayrýntýlarý henüz sýyrýlamamýþ olduklarý þematik dönemdeki mekansal þemalarla bütünselleþtirmek ihtiyacý duymaktadýrlar (8). Artýk daha gerçeðe uygun çok öðeli kompozisyonlar yaratabilmektedirler. Hastane-doktor-hasta-üçlüsü ön plandadýr. Ancak bu dönemde de hemþire-doktor ayrýmý henüz yerleþmemiþtir. Hastane kavramýnda ise daha ayrýntýlý resimler görülmektedir. Bu dönemde doktoru stetoskopla muayene, boy-vücut aðýrlýðý deðerlendirmesi, ilkyardým gibi görevlerde görmek olanaklýdýr (Resim 2). Toplumdaki kurallarý yeni yeni benimseyen bu yaþ grubu resimlerinde bazý saðlýðý korumaya yönelik davranýþlarý da konu edinmiþtir (sigara saðlýða zararlýdýr, içkiden uzak durun, sessiz 2006 cilt 15 sayý 11 188
Resim 3. Hastane kurallarý (üçüncü sýnýf, 9 yaþ, kýz, ailede doktor var) Resim 4. Hastane ortamý ve kullanýlan malzemeler (beþinci sýnýf, 11 yaþ, erkek, ailede doktor var) olun...) (Resim 3). Beþinci sýnýf (11-12 yaþ grubu) öðrencileri ise belirgin biçimde gerçekçilik dönemini yaþamaktadýrlar. Bu dönemde çocuk artýk toplumun bir üyesi olduðunun bilincindedir ve toplumdaki rolleri özümsemeye çalýþmaktadýr. Ayrýntýlý çizgiler ve gerçekçi yaklaþýmlar ön plandadýr. Toplumda doktoru insanlýðýn kurtarýcýsý olarak nitelendiren bu grup da doktor-hemþire farkýný tam olarak kavrayamamýþtýr. Bu yaþ grubunda göze çarpan bir diðer ayrýntý, resimlerinde hastanede kullanýlan malzemelerde pamuk, iðne, serum gibi maddelere de yer vermiþ olmalarýdýr (Resim 4,5). Bunun yaný sýra hastane konusunda daha ayrýntýlý bilgiye sahip olduklarý yoðun-bakým, ameliyathane gibi ifadelerden anlaþýlmaktadýr. Genel olarak ayrýntýlarda yaþa baðlý artma gözlenmektedir. Doktor algýsý 'aþýcý'dan 'kurtarýcý'ya doðru bir geliþim göstermektedir. Ýlk dönemlerde yalnýzca bir mekan unsuru olan hastane yalnýzca hastalarýn tedavi edildiði bir yer olmaktan çýkmýþ, saðlýklý yaþam için kurallarý olan sosyal bir kuruma dönüþmüþtür. Diðer bir ifadeyle koruyucu önlemlerin önemi artmýþtýr. Beklenenin aksine yaþa baðlý olarak doktorhemþire algýsýndaki karmaþýklýk giderilememiþtir. Kýz ve erkek resimlerinde belirgin farklýlýklar özellikle üçüncü sýnýftan sonra gözlenmektedir. Rahatsýzlýk nedeni olarak trafik kazalarýnýn ve felaketlerin görüldüðü, ambulanslarýn ön plana çýkarýldýðý resimlerin çoðunlukla erkek öðrencilere ait olduðu dikkati çekmektedir. Hale ve Hannum tarafýndan daha önce saðlýk algýsý üzerine yapýlan bir çalýþmada da cinsiyete baðlý farklýlýklar saptanmýþtýr (18). Kýz öðrencilerin resimlerinde mekansal ayrýntýlarda (hastane odalarýnda) renkli, süslü, çiçekli desenleri kullandýðý gözlenmektedir. Ayrýca kýz çocuklarýnýn resimlerinde görülen renk çeþitliliði ile ilgili (özellikle kýrmýzý, pembe tonlarý) Milne ve Greenway (1999) tarafýndan yapýlan bir çalýþmada da belirtilmiþtir (19). Grubun %22.0'sinin ailesinde doktor varken, %78.0'ýnýn ailesinde doktor bulunmamaktadýr. Ailesinde doktor olan çocuklarda doktorlarýn kullandýklarý araçlarý tanýmada daha geniþ bilgiye sahip olduklarý belirlenmiþtir. Bu grup resimlerinde stetoskop, serum, ameliyat masasý, týbbi atýk kutusu, röntgen cihazý gibi kavramlara daha çok rastlanmýþtýr (Resim 4). Ayrýca saðlýk kurumlarý konusunda dispanser, saðlýk ocaðý gibi daha ayrýntýlý ifadeler yer almaktadýr. Bu farklýlýk ailesinde doktor bulunan çocuklarýn doktorlar ve saðlýk kurumlarý hakkýnda daha çok gözlem yapabilmelerinden ya da aileleri tarafýndan bilgilendirilmelerinden kaynaklanýyor olabilir. Farklý yaþantýlardan ya da kiþisel yaratýcýlýk farkýndan kaynaklanan özgün resimler de bulunmaktadýr. Üçüncü sýnýfta, dokuz yaþýnda 2006 cilt 15 sayý 11 189
Resim 5. Hastane ortamý (üçüncü sýnýf, 9 yaþ, kýz, ailede doktor yok) Resim 6. Bir aileye ölüm haberi verirken doktor (üçüncü sýnýf, 9 yaþ, kýz, ailede doktor yok) 61 bir kýz çocuðu resminde doktordan ölüm haberini alan bir aileyi konu edinmiþtir (Resim 6). Bu tema çocuðun kendi deneyimlerinden oluþmuþ olabileceði gibi iletiþim araçlarýnýn, televizyon programlarýnýn etkisiyle kurgulanmýþ bir hayal ürünü de olabilir. Resimlerden birinde bir diþ macununun marka ismi kullanýlmýþtýr. Bu ifade çocuklarýn algýlarýnýn biçimlenmesinde televizyon programlarýnýn etkin olduðu fikrini desteklemektedir. Kitle iletiþiminin büyüyerek örgütlenmesi sonucu bireyin, farkýna varmadan kitle iletiþim kaynaklarýnýn etkisi altýna girdiði ve iletiþim merkezlerinin hazýrladýðý kalýplar içinde kendisini ve çevresini algýlamaya baþladýðý bilinmektedir (20). Ýlköðretim öðrencileri arasýnda yapýlmýþ olan bu araþtýrmanýn bazý kýsýtlýlýklarý bulunmaktadýr. Çalýþma iki ders saati kapsamýnda ve okul ortamýnda yapýlmýþtýr. Sürenin iki saat ile sýnýrlý olmasý resimlerdeki özgünlüðü azaltmýþ olabilir. Ayrýca çocuklarýn resimlerini ayný zamanda ve mekanda yapmýþ olmalarý onlarýn birbirlerinden etkilenmelerine neden olmuþ olabilir. Çocuk resimleri konusunda bu kapsamda çok fazla yayýnlanmýþ araþtýrma olmamasý ya da yapýlmýþ çalýþmalara ulaþmakta zorluklarýn olmasý özellikle deðerlendirme aþamasýnda güçlükler yaratmýþtýr. Sonuç olarak, çocuklardaki doktor algýsý genel olarak bütün yaþ gruplarýnda ve her iki cinsiyette de olumlu bulunmuþtur. Yaþa baðlý olarak doktorun toplumdaki görevleri konusunda daha ayrýntýlý bilgiye sahip olduklarý belirlenmiþtir. Ailelerinde doktor bulunan grubun hastane ortamý ve doktorluk mesleði hakkýnda daha geniþ bilgiye sahip olduklarý saptanmýþtýr. Çocuklardaki saðlýk eðitiminin biçimlenmesinde ve çocuklarda yararlý bir saðlýk bilincinin oluþmasýnda hekimlere, iletiþim araçlarýna, öðretmenlere ve ailelere büyük sorumluluklar düþmektedir. Vassmer ve arkadaþlarý bu (2004) konuda özellikle ebeveyn ve çocuklarla iletiþim açýsýndan hekimlerin katkýsýnýn önemli olacaðýný ifade etmektedir (21). Kavramlarýn daha iyi anlaþýlmasý ve çocuklarýn davranýþlarýnda olumlu dönüþümün saðlanabilmesi için özellikle odak grup görüþmeleri, derinlemesine görüþmeler gibi niteliksel çalýþmalara gereksinim vardýr. Bu tür çalýþmalar çocuklarýn yaptýklarý resimleri etkileyen etmenlerin altýnda yatan nedenlerin daha açýk bir biçimde ortaya konulmasýna katkýda bulunabilir. Araþtýrmada yaþanan zorluklar ve araþtýrmanýn kýsýtlýlýklarý: Bu araþtýrma bir grup ilköðretim öðrencisinin "doktor" algýsýný etkileyen bazý etmenlerin saptanmasýna ýþýk tutmasý amacýyla yapýlmýþtýr. Araþtýrmanýn daha genellenebilir sonuçlar verebilmesi için çocuðun algýsýný etkileyen etmenlerin daha geniþ boyutta incelenmesi uygundur. Örneðin; çocuðun anne ve babasýnýn öðrenim durumu, herhangi bir 2006 cilt 15 sayý 11 190
hastalýðýnýn olup olmadýðý, çocuðun herhangi bir kronik hastalýða sahip olup olmadýðý, araþtýrmaya katýlan çocuklarýn saðlýk hizmetleri ile ilgili deneyimleri gibi deðiþkenler bu anlamda daha detaylý yorumlarýn yapýlmasýna neden olabilirdi. Ancak, bu çalýþma hekim algýsýný etkileyen ve daha önceden araþtýrmacýlar tarafýndan belirlenmiþ birkaç etmenin incelenmesi için kurgulanmýþtýr. Daha ileriki dönemlerde yapýlacak olan çalýþmalarda ilgili deðiþkenlerin eklenmesi önerilmektedir. Teþekkür Bu çalýþmanýn gerçekleþtirilmesine katký veren Kamilocak Ýlköðretim Okulu Müdürü, öðretmenleri ve öðrencilerine teþekkür ederiz. Ýletiþim: Yasemin Taþ E-posta: yasemin8610@yahoo.com Kaynaklar 1. Executive Board Resolution EB101. R2 on the amendments to the constitution (1998) WHO, Geneva. 2. Özkalp E ve ark. Davranýþ Bilimlerine Giriþ. Anadolu Üniversitesi Yayýn No: 173, Açýköðretim Fakültesi Yayýn No: 75.Fasikül 2, Ünite 1-20, Eskiþehir, 1991. 3. Cüceloðlu D. Ýyi Düþün Doðru Karar Ver. Sistem Yayýncýlýk, Ýstanbul, 32. Basým, 2000: 69-88. 4. Cüceloðlu D. Ýletiþim Donanýnýmlarý. Remzi Kitabevi Yayýnlarý, Ýstanbul, 2002: 28-32. 5. Wilson D, Ratekin C. An introduction to using children's drawings as an assessment tool. Nurse Pract 1990; 15(3):23-4, 27, 30-5. 6. Kýrýþoðlu OT. Sanatta Eðitim, görmek öðrenmek yaratmak, Pegem A Yayýnlarý, 2. Baský, Ankara, 2002: 55. 7. Jalongo MR, Stamp LN. The Arts in Children's Lives. Allyn and Bacon, USA, 1997: 29-53. 8. Yavuzer H. Resimleriyle Çocuk. Remzi Kitabevi, Ýstanbul, 1992. 9. Thomas GV, Silk AMS. An Introduction to the Pschology of Children's Drawings. Harvester Wheatsheaf, Great Britain, 1990. 10.Koçkar A, Þenol S. Görkem Büyüyor, STED, 1999; 5 Þubat 2006 tarihinde www.ttb.org.tr/sted/sted1199/st119915.html adresinden indirildi. 11.Slusarska B, Krajewska KE, Zarzycka D. Children's perceptions of the nursing profession in Poland. Nurse Educ Today, 2004: 24(7): 521-9. 12.Yörükoðlu A. Çocuk Ruh Saðlýðý. Özgür Yayýnlarý, Ýstanbul, 26. Basým, 2003: 76-92. 13.McDonald H, Rusforh H. Children's views of nursing and medical roles: implications for advanced nursing practice. Paediatr Nurs, 2006; 18(5): 32-36. 14.Eren N, Öztek Z. Saðlýk Yönetimi. In: Güler Ç, Bertan M. Halk Saðlýðý (Temel Bilgiler Kitabýnda). Güneþ Kitabevi, Ankara, 1997: 369-388. 15.Arvas A. Aþýlamada kaçýrýlmýþ fýrsatlar. Türkiye Klinikleri Pediatri Özel Sayýsý (J Ped Sp Iss), 2004; 2: 1048-1050. 16.Kýlýçkan H. Resim Bilgisi. Fil Yayýnevi, Ýstanbul, 1999: 132. 17.Kennedy JM. Children drawing people. The American Journal of Psycology, 1996; 109 (1): 150-8. 18.Hale Cara J, Hannum James W. Social support and physical health: importance of belonging. Journal of American College Health, 2005; 53(6): 276-9. 19.Milne LC, Greenway PD. Color in children's drawings: the influence of age and gender. The Arts in Pschotherapy,1999; 26(4): 261-263. 20. Cüceloðlu D. Yeniden Ýnsan Ýnsana. Remzi Kitabevi Yayýnlarý, Ýstanbul, 25. Basým, 2001: 219-236. 21.Vassmer E, Minnaar G, Abdel Aal N ve ark. How do paediatricians communicate with children and parents? Acta Paediatr, 2004; 93 (11): 1501-6. STED Okuyucu Danýþma Kurulu nda Yer Almak Ýster misiniz? Lütfen bize Dergi ile ilgili deðerlendirmelerinizi yazýnýz. Bundan sonraki sayýlar sizin de katkýnýzla oluþsun. Sizden gelecek her türlü katký, öneri ve eleþtiri bizim için çok önemli... Ýletiþim kolaylýðý için açýk adresinizi, telefon numaralarýnýzý ve varsa elektronik posta adresinizi eklemeyi unutmayýnýz. 2006 cilt 15 sayý 11 191