ATATÜRK ÜN ŞAHSİYETİ
ANNESİ ZÜBEYDE HANIM BABASI ALİ RIZA EFENDİ ATATÜRK'ÜN ANNESİ ZÜBEYDE HANIM, HACI SOFU AİLESİNDEN FEYZULLAH AĞA'NIN KIZIDIR.KONYA-KARAMAN DAN SELANİK E GÖÇ ETMİŞLERDİR. ATATÜRK'ÜN BABASI ALİ RIZA EFENDİ, İSE KESİN OLMAMAKLA BİRLİKTE AYDIN- SÖKE DEN SELANİK E GÖÇ EDEN BİR AİLEDEN GELMEKTEYDİ.
ATATÜRK ÜN KIZKARDEŞİ MAKBULE ATADAN Atatürk ten 6 yaş küçük olan Makbule Hanım, Balkan Savaşlarından sonra annesi Zübeyde Hanım ile Selanik ten ayrılarak İstanbul a yerleşti. Atatürk ün isteği üzerine bir süre siyasetle de uğraşan Makbule Hanım, 69 yaşında iken 1956 yılında vefat etti.
ATATÜRK ÜN EŞİ LATİFE UŞAKLIGİL İzmir Lisesi ni bitirdikten sonra Paris ve Londra da Hukuk okuyarak 1921 yılında Türkiye ye döndü. Kurtuluş Savaşı nın sürdüğü günlerde Atatürk e giderek güvenlik gerekçesiyle evinde konuk etmesi üzerine başlayan dostlukları 29 Ocak 1923 te evlilik ile noktalandı.
Atatürk, 1938 başlarında iştahsızlık ve halsizlik hissetmeye başladı. vücudunun çeşitli yerlerinde kaşıntılar meydana geliyor ve burun kanamaları güçlükle önleniyordu. bu kaşıntıların Çankaya Köşkü'ndeki karıncalardan meydana geldiği öne sürüldü ve köşk ilaçlamaya alındı.
Atatürk'ü muayene eden Dr. Nihat Belger, karaciğer rahatsızlığından kuşkulandı ve Atatürk'e siroz teşhisi koydu
Hastalığının başlangıcında kendisini muayene eden Dr. fissinger günde kaç paket sigara içtiğini sormuş, Atatürk "sekiz" demişti. doktor bunu günde iki pakete indirmesi gerektiğini söyleyince gülümseyerek cevap vermişti: "ben zaten iki paket içiyorum. bundan sonra bunu sizin izninizle yapacağım
8 kasım 1938 akşamı saat 19.00'da Atatürk doktoru Neşet Ömer'e bakarak "aleykümselam" dedi ve son büyük komaya girdi. Atatürk, 10 kasım 1938 perşembe sabahı saat 9'u 5 geçe, İstanbul Dolmabahçe Sarayı'nda hayatını kaybetti.
21 kasım 1938'de Ankara Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabre yerleştirilen ve 15 yıl boyunca orada kalan cenaze 10 kasım 1953 sabahı büyük bir devlet töreniyle Anıtkabir'e nakledildi.
Atatürk'ün ardından
Vatanseverliği İdealistliği Yöneticiliği Gerçeği Arama Gücü İleri Görüşlülüğü Çok Yönlülüğü ATATÜRK ÜN KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ Ümitsizliğe Yer Vermemesi Eğitimciliği İnsan ve Millet Sevgisi Sanatseverliği
VATANSEVERDİ Milli mücadele ve öncesinde ülkesi için her şeyini feda etmiş, hastalığının en ağır zamanlarında Hatay sorununu çözmeye çalışmıştır.
HER ZAMAN GERÇEĞİ ARADI Gerçeği aramada asla kulaktan dolma bilgilere inanmaz, aklın ve bilimin kabul ettiği şeyleri savunurdu. Bilime büyük önem verir, hurafeci yaklaşımları asla kabul etmezdi.
İDEALİSTTİ Kurtuluş savaşı sonrası her yönden geride olan bir milleti, dünya devletleri ile yarışır bir seviyeye getirebilmek için, ülkesini hep ileriye götürecek atılımların ve yeniliklerin yapılmasında büyük çaba sarf etmiştir.
AÇIK SÖZLÜYDÜ Atatürk her zaman açık sözlü olmayı tercih ederdi. doğruyu söylemekten asla çekinmezdi. bunu da şu sözüyle kendisi doğrulamaktadır. ben düşündüklerimi daima halkın önünde söylemeliyim, yanlışım varsa halk beni tekzip eder
İLERİ GÖRÜŞLÜYDÜ Çanakkale savaşları sırasında düşmanın nereden çıkarma yapabileceğini düşünerek orduya o yönde tedbir aldırması ile adeta savaşın kaybedilebileceği bir anda kazanılmasına sebep olmuştur.
DİSİPLİNLİYDİ Alınacak karalar öncesinde konuyu en ince ayrıntılarına kadar inceler, araştırmalar yapar ve tartışırdı.
MANTIKLIYDI Atatürk, devlet işlerinde her zaman mantıklı hareket etmiş, aklın kabul etmeyeceği maceracı işlere hiçbir zaman atılmamıştır. Bizim akıl,mantık ve zekâ ile hareket etmek en belirgin özelliğimizdir diyerek devlet ve millet menfaatlerini ilgilendiren konularda mantıklı hareket edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
EĞİTİMDE ÖNCÜYDÜ Türk toplumunda harf devrimi yaparak başlattığı eğitim alanındaki yenilikleri ile eğitim ve öğretime büyük önem vermiştir. bir çok konuda yol gösterici olarak kitaplar yazmış, eğitim çalışmalarına bizzat katılarak başöğretmen ünvanını almıştır. Atatürk`ün dünyada "başöğretmen"sıfatlı tek liderdir.
YÖNETİCİLİĞİ TAKDİR EDİLİRDİ Askerlik hayatında olduğu gibi devlet idaresindeki yönetiminde de kararlı, ne yaptığını bilen, vereceği emirlerin uygulanıp uygulanmadığını sürekli kontrol eden, verdiği kararların uygulanmasını sağlayan, yöneticilik vasıflarının en güzel örneklerini tavır ve konuşmaları ile üzerinde taşıyan bir kişilikti.
ÇOK YÖNLÜYDÜ Atatürk, çok cepheli bir liderdi. o, hem fikir, hem de hareket adamıdır. Hem düşünen, hem de eserler veren Atatürk, çok yönlü bir lider olduğunu göstermiştir.
GURURA YER VERMEZDİ Atatürk, kurduğu cumhuriyet yaptığı inkılaplar ve kazandığı zaferlere rağmen gurura kapılmamıştır. ben yaptım! sözünden hep kaçınmıştır. her zaman: milletim başardı demiştir.
İYİ KALPLİYDİ Atatürk, iyi kalpliydi. insanlığı bekleyen felaketlere karşı sürekli çareler arardı. ona göre gayesi barış olmayan bir savaş, cinayetti.
HİÇ DIŞ GEZİYE ÇIKMADI Atatürk cumhurbaşkanlığı döneminde hiç dış geziye çıkmamış, diğer ülkelerin liderleri Türkiye ye gelmiştir.yurtiçi gezilerine önem vermiştir.
DİYARBAKIR ERGANİ GEZİSİ
MALATYA VE ELAZIĞ GEZİSİ
BAŞUCU KİTABI ÇALIKUŞU'YDU Binlerce kitabı vardı. ama bunların arasında bir tanesini hayatı boyunca hatta cephede bile başucundan ayırmadı. Reşat Nuri Güntekin in ünlü Çalıkuşu" romanını hep yanında taşır, her gün rast gele bir yerinden acar, birkaç sayfa okurdu.
HALKINI HER ŞEYDEN ÜSTÜN GÖRÜDÜ bir sabah milletvekilleri ile trene binmişti. kondüktörün milletvekillerinden bilet parası almamasına şaşırmış nedenini sormuştu. trenin milletvekillerine bedava olduğunu öğrenince epey sinirlenmişti.
EN BAŞARILI OLDUĞU DERS MATEMATİKTİ Eğitim hayatı boyunca en başarılı dersi matematikti. pozitif bilimlere ilgisi hayatı boyunca sürdü.
YABANCI DİLE MERAKLIYDI Askeri lisede öğrenmeye başladığı Fransızca yı sonraki yıllarda geliştirdi. zengin bir kelime bilgisi vardı. konuşurken araya Fransızca sözcükler de eklerdi.
KAN GÖRMEYE DAYANAMAZDI Cephelerde düşmanla göğüs göğüse savaşmış biri olarak en ilginç özelliği savaş meydanları dışında kan görünce fenalaşmasıydı.
HAYVAN SEVERDİ Atlardan sonra en sevdiği hayvan köpekti. "fox" adını verdiği köpeği, Gazi`nin yatağının ayak ucunda uyurdu. hayvanlara düşkünlüğü o dereceydi ki bir gün misafirlerinin de görebilmesi için yeni doğmuş bir tayla annesinin Çankaya köşkü kabul salonuna getirilmesini bile emretmişti.
SPOR YAPMAYI SEVERDİ Sportmen kişiliği vardı. her gün at biner, yüzmeye gider ve bilardo oynardı.futbol izlemeyi de severdi.10 ağustos 1928 günü, 3-3 berabere biten gazi kupası maçından sonra üçü Galatasaraylı ve ikisi Fenerbahçeli olan beş kişinin önünde aynen şunları söyledi: "burada üçe üçüz... çünkü ben de Fenerbahçeliyim!"
SABRINIZ VE BENİ DİNLEDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM