ESKATOLOJİK BİR SEMBOL OLARAK ARŞ*

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "ESKATOLOJİK BİR SEMBOL OLARAK ARŞ*"

Transkript

1 EKEV AKADEMİ DERCİSİ Yıl: 6 Sayı: 10 (Kış 2002) ESKATOLOJİK BİR SEMBOL OLARAK ARŞ* ;ı. Thomas J. O 'shaughnessy S.J. (**) (Çev.: Ömer KARA)(***) ÖZET Bu makale, Thomas O'shaughnessy'nin 'cennet, cehennem, göklerin yarılması, Allah'a yabancılaşma, kıyamet günü, arş' gibi eskatalojik konuları inceleyen "Eshatological Themesin the Qur'an" adlı eserinin ikinci kısmını oluşturmaktadır. Makale, arş kavramının Kur'an merkezli olarak etiniolajik ve semantik tahlilini sunmakta; arşın Kur'an'daki ana muhtevası dikkate alınarak arşı taşıyanlar, arşın rabbi, arşın maliki, arşa oturan şeklinde dört kısma ayrılarak bunlardan arşın hem hakiki hem de metaforik karşılıkları tesbit edilmeye çalışılmıştır. Makalenin eleştirilecek tek yönü ise bir Kur'an kavramı olan arşın ve bunu çevre/en hem dilsel hem de anlamsal içeriğin tarihsel ilişkilerin (müslüman-yahudihristiyan) yorumuyla beslenerek öteki diller/e ve dinler/e referans/andırı/ması suretiyle Kur'an muhtevasının orijinalliğinin olmadığına yapılan imadır. Anahtar Kelime/er: Arş, Kür-si, arşın rabbi, monoteism, arşı taşıyanlar, kıyamet, arşa oturan, mutlak ilah/yaratıcı, arşın maliki, yaratıcı, vahiy, eskatolojik sembol, kıyamet günü, semitik diller ve yahudilik-hristiyanlık. The Second Seetion of"eschatological Themes in The Qur'an" ABSTRACT This article is second seetion of a book titled "Eschatological the me s in the Qur' an" by Thomas J. O 'shaughnessy. The topics of this book are eschatological themes in the Qur 'an!ike paradise, he ll, last judgment, splitting of he av en, alienation from God. This artic/e is dealing with the throne as an eschatological symbol. The throne is symbol of God's king andjudge. Quranic passages ofthrone are illustrated asfour kinds. a) The lord of the throne-monotheism, b) The throne-bearers- judgment c) The throne-sitter- creator as absolute lord d) The possesor of the throne- various themes. While the author investigates the tlıore according to Qur'anic passages he tried to prove that the qur'anic throne contents and concepts drawnfrom other holy books and rabbinic sources. Besides he tried to prove _ that Qur'anic terms are derivedfrom other semitic languages like Syriac, Aramic, Hebrew ete. Key Words: Throne, kursi,lord of the thronelmonoteism, the throne-bearers/judgement, the throne-sitter/absolute lord/creator, the passessor the throne/creation, revelation, eschatological symbol, last judgement. King and judge of God. *) Bu makalenin orijinal ismi, "The throne as an eschatological symbol" olup Thomas'ın Eschatological Themes in the Qur'an, (Manila, 1986) isimli eseririin bir böiümüdür. Makalede numaralı dipnotlar, yazara aittir; harfli dipnotlar ise bize ait olup ayet metinlerini göstermektedir. Not: Yazar, Kur'an kavranılanndan "arş" muhtevasuun diğer kutsal kitaplardan alınmış olduğunu ispata çalışmakta, kavranılar için diğer dillerden etimolojik kaynak arayışına girişmekte ve geleneksel Isianı düşüncesine aykırı görüşler serdetmektedir. Yazann düşünceleri kendisine aittir. Biz, sadece aslına uygun olarak nakletmeğe çalıştık. (Çev.) **) Filipinler Manila Üniversitesi Öğretim Üyesi. ***)Arş. Gör. Dr., Yüzüncü Yıl Üniversitesi ilahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı

2 256 Thomas J. O'shaugiı:gessy S.]. ----EKEV AKADEMİ DERCİSİ '(Çev. Arş. Gör. Dr. Omer KARA). Günalıkann kibri ve kendini müstağni addetmesi, onu varlığı sonsuz/mutlak olan Allah'tan yüz çevirtmektedir. Bu kibir hareketinden neşet eden bu yargı, Kur'an'da 22 kere geçen Allah'ın arşı sembolünde somut bir anlam kazanmaktadır. "Arş" kelimesi, bazen Allah'ın kendisinde yönettiği veya elçi meleklerin O'nu taşıdığı kraliyet koltuğu (makamı) anlamına gelmektedir. Başka bir yerde arş, kral ve hakim olarak Allah'ın fonksiyonlarını simgeler. Fakat tüm kullanılışiarında "el-arş" şeklinde belli ve kesin bir karaktere sahip olan "arş", ilahi olanla yakın ilişkisiyle uyum içindeki bir ululuk ile ifade edilmiştir. Bu, Tannnın bulunduğu yer için şiiisel bir mecaz olarak kelimenin İncil'deki kullanımına uygun düştüğü gibi arşı bir sıradan gerçeklik olarak gören Rabbinik tefsir ile de uyuşmaktadır. Kur'an'da "arş"ın oldukça geç kullanımı, onun Kitab-ı Mukaddes ve Rabbinik kaynaklı olduğunu kuvvetlendirmektedir. Kelime, 618 ve 619 yıllannda II. Mekke döneminin sonlarına doğruiradedilen bir surede (Zuhruf, 43.82a)l ilk defa geçtiğinde [Hz:] Muhammed altı veya yedi yıldan beri tebliğini alenen yapıyordu. Bu dönem, Haggadah detaylannın, Kur'an'a kaydedilen nasihatlere daha sık olarak girmeye başladiğı sıralardı. [Hz.] Muhammed'in daveti genişleyince O'nun malzemelerinin Yahudi tonu daha da belirginleşiyordu. Medelli sfueler, özellikle de 622'den sonra bildirilenler, Rabbinik kaynaklardan alınan atıflar ve kelimelerle dopdoludur. Gerçekten Kur'aru arş'ın kuvvetli bir Yahudi özelliğe sahip olması, Bell'i, arş'ın tamamen Mekke'de kullanılmasından şüphelenıneye sevk etmiştir. O, terimi, [Hz.] Muhammed üzerindeki Yahudi etkisinin baskın olduğu Medine'nin ilk yılları ile tarihlerneye daha çok meyletmektedir. Kur'an, Allah 'ın arş'ından hemen hemen çok iyi tanımlanmış kalıplarla bahseder. Bu ise metni 4 gruba ayırınayı mümkün kılmaktadır: "arşın Rabbi", "arşı taşıyanlar", "arşa oturan" ve "arşın sahibi". Bu gruplardan üçü, belirli bir temayı resmetmektedir; fakat dördüncüsü ise gelişigüzel bir kaç şeye değinmektedir. A) Arşın Rabbi-Tevhid (Monoteism) Birinci grup metinler, "arş"ı rasgele Allah'ın bir isminin parçası olarak kullanır. AI~ tısı da aynı temayı hedefler: Allah birdir, ne dengi ne de şeriki vardır. Aniaşılmasını sağa) [sübhiine rabbi's-semflvati ve'l-ardi rabbi'/- 'arşi ammfl yesifıin] 1) [Hz.] Muhammed, Kur'fuı'ı aşağı yukarı 22 yıllık bir dönem içinde tebliğ etmiştir. O'nun şu anki tertibi, kronolojik olmadığından dolayı Müslüman bilim adamları ve Avrupalı oryantalistler, farklı tertipler ileri sürmüşlerdir. Regis Blachere tercümesinde (Le Coran) bir kaç istisna ile Nöldeke'nin tertibini benimsemektedir (Geschichte des Qorans, 2. baskt, Leipzig: Dieterich'sche, ). Bunun1a beraber bugün Richard Beli'in tüm bölürn1er (sllreler)den daha çok ayet gruplarını tarihleme metodunun, Kur'an'ın fiili olarak meydana getirildiği metotla daha iyi uyuştuğu genellikle kabul edilmektedir (The Qur 'an Translated; w ith a Critica/ Arrangement of the Surahs, Edinburgh: Clark, ). Bkz. W. Montgomery Watt, "The Dating of the Qur'an: A Review of Richard Beli 's Theories", Journal of the Rayal Asiatic Society, 1957, s

3 ESKATOLO]İK BİR SEMBOL OLARAK ARŞ layacak ölçüde siyak ve sibaklanyla beraber vahyedilişlerinin tahmini tertibiyle 2 o ayetler, aşağıdaki gibidir: Zuhruf, "De ki: (Ey Muhammed!) Eğer Rahman'ın bir çocuğu olsaydı (ona) tapanların ilki ben olurdum. Yerin ve göklerin Rabbi, Arşın Rabbi onların nitelendirmelerinden münezzehtir. "b Enbiyft, "Eğer onlarda (yer ve gök) Allalı 'tan başka ilahlar olsaydı, o ikisi (yer ve gök) bozulup giderdi. Arşın Rabbi olan Allah, onların nitelendirmelerinden münezzelıtir. "c Mü'minfin, 23.86/88 "De ki: (Ey Muhammed!) Yedi göğün Rabbi ve büyük arşın Rabbi kimdir? Onlar şöyle diyeceklerdir. (Oiılar) Allah'a aittir. De ki: O'ndan korkmuyar musunuz? "d Mü'minfin, 23.ll5/ll7 "Hakpadişah olana/lah, çokyücedir. Ondan başka ilah yoktur. O, şerefli (kerim) arşın sahibidir. "e Tevbe, 9.129/130 "Eğer yüz çevirirlerse de ki: Allah bana yeter. Ondan başka ilah yoktur. O'na tevekkül ettim. O, büyük arşın sahibidir. "f Nemi, "Allah, yerde ve göklerde gizlenenleri açığa çıkarır... Gizliliklerini ve açığa vurduklarını o, bilir. O Allah ki, ondan başka ilah yoktur ve büyük arşın sahibidir.g Sfirelerin müslümaniann geleneksel tertibinde3 ve Blachere~nin kronolojik tertibinde yukandaki altı metnin -biri hariç (Tevbe, 9.129/130)- hepsi, Mekkl sfirelerde geçmektedir. Ancak Beli, son dördünü, kontekslerine yapılmış Medine eklemeleri olarak sınıflar ve yukanda görüldüğü gibi ilk ikisinde Mekke kaynağından şüphelenir. Bununla birlikte II. Mekke dönemindeki bir tarih, birinci (Zuhruf, 43.82) için daha uygundur. Çünkü ''rahman" sıfatı, burada Allah yerine kullanılmıştır. Süleyman ve Sebe melik:esi kıssasının bir bölümünü oluştııran son metin (Nemi, 27.26), konteksinde "müslim" kelimesinin sık kullanımından da görüleceği gibi medeılldir4. ~ : 2) Burada benimsenen tertip, Bell'inkidir. O, belirsiz olarak arş metinlerinden birini Mekki veya Medeıll diye isimlendirirken, Blachere'nin tertibi ise bu metni kat'i surette M.S. 612'den 622'ye kadarki üç Mekke, 622'den 632 arasındaki bir Medine devri olmak üzere dört devirden birine yerleştirmektedir. Metinde iktihas edilen Kur'an ayetleri, Arapça orijinaline daha yakm bir paralellik arz etmesi için yeniden tercüme edilmiştir. Ayetlerin iniinası, genel olarak standart İngilizce versiyonlanna göredir. Ancak bunlardan doğan sapmalar, geçtikleri yerde-izah edilmişlerdir. b) [qul in kiine li'r-ralınuini veledünfe ene evvelü'l-'iibid'in sübhiine rabbi's-senuiviiti ve'l-ardi rabbi'l 'arşi 'anınui yesifun] c) d)" e) f) g) 3) 4) [/ev kiine fihimii iilihetün illalliihu le fesedetii fe sünhiinellahi rabbi '1- 'ar şi 'ammii yesifun] [qul men rabbü's-senuiviiti's-seb'i ve rabbü'l-'arşi'l-'aztm] [fe te'iila'lliilıu'l-melikü'l-haqqu Iii iliihe illa hüve rabbü'l-'arşi'l-kertm] [fe in tevellev fe qul hasbiyelliihu Iii iliihe illa hüve 'aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbü'l-'arşi'l-'aztm] [Alliihü Iii iliilıe il/ii hüve rabbü'l-'arşi'l-'aztm] Bu tertip, resmi Mısır baskısındaki başlıktan sonra bulunabilir.. Bu, aslında Ömer b. Muhammed b. Abdulkiifi'ye aittir. (Nöldeke, Geschichte, ). Bkz. Beli, The Qur'iin, s. 363.

4 258 Thomas]. O'shaug11!!essy S.]. ----EKEV AKADEMİ DERCİSİ '(Cev. Ars. Gör. Dr. Omer [(ARA) Yukarıdaki listede benimsenen sıralama, son dört pasajda arşın başındaki sıfatlar vasıtasıyla olduğu gibi ilk iki "0, onların nitelendirmelerinden münezzehtir." ve son üç "O'ndan başka ilah yoktur. "ündeki düşüncedeki paralellikler tarafından da desteklenmektedir. Kur'an, bu tür sıfatları, burada ve başka yerlerde kullanımı yavanlaşmaya başlayan ifadeleri güçlendirmek için kullanılır. Bu yüzden bunların bir metinde normalde bulunmaları, bir sonraki tarihte bildirilen materyalleri gösterir. Bu altı metnin üçünde arş, gökler ve yer ile bir flördüncüde ise sadece göklerle beraber kullanılmıştır. Bu birliktelik, İbran1ce İncil'in arş metinlerinin çoğunda da mevcuttur5 ve bu grubun son Mekke veya Medine dönemleriyle tarihli olduğunu kanıtlamaktadır. Mü'rninfin, /117. ayetlerinin ilk bölümü, insanın yaratılışından veallah'a karşı sorumluluğundan bahsetmektedir. BuradaAllah'ın "hak/gerçek" diye isimlendirilmesi, onun yaratma fıiline dolaylı bir ima olarak da görülebilir. Bazı Kur'an pasajları, hakkı (gerçek), "gerek insanın orijinal/ilk yaratılışındaki gerekse tekrar diriltilişindeki veya dünyanın sonunda yapılacak olan ikinci yaratılışındaki aktif olan ilahl güç" şeklindeki Rabbinik manada kullanır>. Örneğin Furkan, 25.5 v.d.'ındaallah, "hak" olarak isimlendirilir. Çünkü O, insanı yarattı, ona hayat verdi ve bir gün onun ikinci yaratılışını icra edecek veya ölüyü tekrar diriltecektir. Müslüman müfessir Zamalışen de "hakk"ı aşağıdaki pasajı yorumunda "Allah'ın yaratıcı emri" olarak tefsir eder. Meryem, 19.34/35 v.d. "İşte Meryem oğlu İsa. Şüphe edip ayrılığa düştükleri şey, gerçek (hak) söze göre budur. Evlat edinmek, Allah'a yakışmaz. O, şanı yücedir. O, bir şey( in yaratılmasına) hükmettiği zaman ona sadece "ol" der, o da olur. "ğ O, İsa'nın kavlü'l-hak(hak söz) diye isimlendirildiği şeklinde açıklama yapmaktadır. Çünkü İsa, Adem gibi insan bir babanın yardımı olmaksızın Allah'ın yaratıcı kelimesi "ol" tarafından meydana getirilmiştir. Fakat yaratılış fikri, bu grup metinlerde arizidir. Bunların hepsinde ana tema, tevhitle ilgilidir. Altı metnin hepsi, Allah' ın birliğini beyan etmektedir. İlki kapalı bir şekilde ve son üçü ise daha vurgulu bir biçimde Allah'ın bir olduğunu, çocuk edinmediğini 5) Daha açık olarak İsaiah, 37.16; 40.22; 66.1; 1 Kings 22.19; 2 Chronicles, 18.18; Psalms, 11.4; 'da. 6) Atetheia-'emeth'in en kuvvetli çağnşımı için bkz. Theological Dictionary of the New Testament, editör: Gerhard Kittel, terc. ve ed. Geoffrey W. Broıniley, 10 cilt, (Grand Rapids: Wm. B. Eerdmans Publishing Company, ), ve 240 ve karş.: Sfire, Enam, v.d. ayetlerindeki "Ol, dediği gün oluverir. Onun SÖzÜ, haktır... bölümü. Taberi, En'am, 6.73n2. ayetin yorumunda bu son zikredilen "gerçek"in tefsiri olarak Allah'ın yaratıcı emrini verir. Aynca bkz. Journal of the Anierican Oriental Society, 91 (1971), ve Kur'an'da kelimenin bu manası, muhtemelen Job v.d.; Psalms, 148.6; Proverbs, 8.29 ve Jeremiah, 5.22'deki yaratılış konulannda kullanılan İncil'e ait hoq "eınir", "sınır"tan etkilenıniştir. Yeni Ahitte eskatolojik yaratılışla ilgili bir metinde James'in (1.18) kullandığı "gerçek söz" ile karş. ğ) [zalike 'isa'bnü meryem qavle'l-haqqillezi fihi yemterlin mfl kfine lilliihi en yettehize min ve/edin sünhiinehu izii qadô. emrenfe innemfl yequlü lehu künfe yekun]

5 ESKATOLO]İK BİR SEMBOL OLARAK ARŞ (Zuhruf, 43.82), tannlann çokluğunun kainatın düzenini bozacağını (Enbiya, 21.22), Allah'ın gökleri ve arşı başka tannlarla paylaşamayacağını (Mü'ıninfin, 23.86/88), Ondan başka ilahın olmadığını (Mü'ıninfin, /117; Tevbe, 9.129/130; Nemi, 27.26) beyan etmektedir. Tevhid, bu grubun iuc metinlerinin bulunduğu II. Mekke döneminin ana temasıdır. Bu dönenfe kadar tevhid, önceden farz edilmiş olup ilk sfireler, esas olarak eskatolojik muhtevaya sahiptir. Fakat 616 tarihlerinden itibaren Allah'ın birliği, [Hz.] Muhammed'in tebliğinin baskın teması olmuştur. Bundan sonraki her bir sfirede o, bedevilerine Mekke çoktanncılığının sahte tannlanna tapmalanndan dolayı sitem eder7. Kur'an'da Allah'ın arşının, onun birliğiyle birleştirilmesi, hatta bazen benzer argüman olarak sunulması, arşın Yahudi vahyinde ve Rabbinik literatürde oynadığı rolden daha iyi anlaşılabilir. Her ne kadar arş, yaratılmış olsa da, onda diğer yaratıklann üstüne çıkacak ve Allah' a yakınlaştıracak kendine özgü özellikler mevcuttur: O, nurdan yaratılmıştır. Dünya yaratılmadan önce yaratılmıştır. O, erişilmezdir ve ona belli bir üstünlük bahşedilıniştif8. Bu tür fıkirler, Kur'an'ın "büyük 1 azim ve şerefliikerim arş"ı neredeyseallah'ın bizzat eşanlamlısı olarak kullanmasının temelinde yatmaktadır. Allah'a ve arşa verilen yüklemlerdeki bu hemen hemen tam paralellik, iki Medine metııi ile ömeklendirilebilir. Bakara, 2.255/256 "O'nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır"h Mü'min, 40.7 "Rabbimiz! Sen rahmet ve bilgi bakımından her şeyi kapladin. " 1 Müslüman tefsirciler de, arşı diğer tüm varlıklan içine alan onlann en büyüğü ve birincisi olarak isimlendirip bu temayı genişlettiler9. Onlar, Neo-platonik spekülasyonlardan ilham alarak arş ve gökleri; maddenin sınırlanndan uzak, üretmeyen, değişmez özün kaynağı olarak tasavvur ettiler. Bu yüzden Beydavi, şayet arş ve gökler kendiliğinden belli bir birliğe sahiplerse, bunlann mucidi ve yaratıcısı için bu gerçeğe sahip olmasının daha münasip olduğu sonucuna varmaktadırıo. Daha önce geçen altı metin grubu, Allah'ın birliğini desteklemede ve arş ile semalan ve yeri birleştirmede bilinen ve daha önce değinilen arş ayetiyle (Bakara, 2.255/56) birliktelik arz eder. Medine'nin ilk yıllanyla tarihli bir pasaj, Arapça arşın yerine Al- 7) Blachere, Le Coran, s ) 2 Enoch 25.4; 22.2; 4 Ezra.8.2l. R. H. Charles, The Apocrypha and Preudepigrapha of the Old Testament, 2. cilt, (Oxford: Carendan Press, 1913), II/445 ve not 4; ve 594. h) [ vesi 'a kürslyyühü 's-semaviiti ve '/-ard] ı) [Rabbenii vesi'te Idille şeyin rahmeten ve i/men] 9) Beydavi, Neınl, [Alliihü Iii iliihe illa hüve rabbü'l- 'arşi'l- 'azim] ve Mü'minO.n, /117. [fe te'iila'lliihü'l-melikü'l-haqq Iii iliihe illa hüve rabbü'l-'arşi'l-'azlm] ayetler ve Celiileyn, Tevbe, 9.129/130. Lfe in tevellev fe qul hasbiyelliihü lll illihe illa hüve 'aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbii'l 'arşi'l- 'azim] ayetler. lo) Beydavi, Zuhruf, [Sübhiine rabbi's-semaviiti ve'l-ardi rabbi'l-'arşi 'amma yasifıin] ayet.

6 260 Thomas J. CYshaug~essy S.]. ----EKEV AKADEMİ DERCİSİ '(Çev. Arş. Gör. Dr. Omer KARA) lah'ın arşı için Arfunlce'den ödünç alınmış bir kelime olan kürsiyill kullanmaktadır. Bu iki kelimenin eşanlarnlı olduğu, onlardan biri olan kürsinin Kur'an'da (Sad, 38.34/33)i Süleyman'ın tahtı için kullanılmasından anlaşılmaktadır. Bakara, 2.255/256 "Allah ki O'ndan başka ilah yoktur... Göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur... Onun kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştzr. Onları koruyup gözetmek ona ağır gelmez. O, yücedir, uludur. "k B) Arşı Taşıyanlar - Kıyamet Yukarıda ifade edildiği gibi arş ayeti, arşı, Allah'ın bizzat kendisi için her yerde ve zamanda mevcut olmanın ve hakim olmanın bir sembolü olarak kullanınada Mü'min, ayetine benzemektedir. 40. sürenin aynı yedinci ayeti, Kur'an'daki mevcut gelecek arş temasını ve ilahi hüküm temasını geliştiren üç pasajdan biridir. Beli, üçten birincisini Mekke devrinin sonu, İkincisi ve üçüncüsünü de Medine'nin ilk üç yılı ile tarihlemektedir. Hakka, "Sura bir tek üflendiğinde... Gök yarı/mıştır.. Melekler de onun kenarındadır. O gün Rabbin tahtını üstlerinde sekiz (melek) taşımaktadır. "1 Zümer, "... Kıyamet gününde (67 v.d. ayetler)... Gökler, O'nun sağ elinde dürülmüştür... ve Sura üflenmiş... Meleklerin de arşın çevresinde dönerek Rabbierini övgü ile andıklarını görürsün. Onlar arasında hak ile hükmedilmiş... "m.mü'min, 40.7 "Arşı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar, Rabbierini överek tesbih ederler. Ona inanırlar ve mü'minler için şöyle mağfiret di/erler: Rabbimiz! Sen rahmet ve bilgi bakımından her şeyi kap/adın... Tevbe edenleri bağışla... ve onları cehennem azabından koru... " 0 Bu pasajlardaki tasvirler, temelde sonraki Yahudi apokrif geleneğinden alınmış unsurlarla karışık olarak Kitab-ı Mukaddes'e aittir. Ezekiel ve isialı vahiylerinde Allah'ın arşı, meleklerin ve yaşayan varlıkların başlarının üzerindedir. İsiah, Kings ve Gronicles, kanatlı altı şerefli meleğin arşın etrafında döndüğünden; sağ ve solundan arşın etrafını ll) Bkz. Arthur Jeffery, The Foreign Vocabulary of the Qur'an (Lahore: el-birılni, 1977), s i) [ve le qadfetennci süleymaneve elqayne 'ala kürstyyihi ceseden... ] k) [Allahu la ilahe illa huve'l-hayyu'l-qayyum... /ehu mcifi's-semavati ve'/-ard... Vesi'a kürsiyyühü'ssemavati ve'l-ard... vefa ye'udühu hiftuhuma ve hüve'l-aliyyü'l-aztm] 1) (fe iza nüfihefi's-suri nejhatün vahidetün... ve'nşaqqati's-semaü... ve'l-melekü 'ala ercaihii ve yahmilü 'arşa rabbike fevqahüm yevmeizin semaniyeh] m) [ve te re 'I-me laikete halfine min havli '/-'ar şi yüsebbihune bi harndi rabbihim ve qada beynehüm bi' 1- h/ujqi] n) [El/ezine yahmilune'l-'arşe ve men havlehu yüsebbihune bi harndi rabbihim ve yü'minune bihl ve yestağfirune Iiliezine amenu rabbena vesi'te kül/e şeyin rahmeren ve ilmenfeğfir Iiliezine tabii ve'ttebeu sebl/eke ve qıhim 'azcibe'l-cehtm]

7 ESKATOLO]İK BİR SEMBOL OLARAK ARŞ---' saran gök ordularından bahsetmektedirl2. Ezekiel'in "bayatb" ve "Kerubbim"i, Enoch Kitabı gibi vahiy metinlerinde artık taşımayan; fakat onun koruyucusu olarak hareket ~ edenl3 yüksek melekler çeşidil4 olmaktadır. Daniel, 7.9-l5'de "eski günler (Ancient oj Days)", daha umumi bir yargılamada onun arşı ile beraber gelirken; Ezekiel'de arş, İsrael hakkında geçen bir cümleyle beraber zikredi'lmiştir. Aynı vahiy damarındal ağında görevli melekleriyle arşı resmeden üç Kur'an pasajı, zamanın nihayetinde insanlığın Kıyametini konu edinmektedir. İlk metin (Hakka, ), Ezekiel'in muhtevasına benzemektedir ve bu, dünyayı yönetmek için kendi arşına kurulmuş Rabbin görünüşü ile zirveye ulaşan Allah'ın görülmesi olayının bir parçasıdır. İkincisi (Zümer, 39.75), siyak-sibak ile birlikte Ba's gününü tasvir etmekte ve arnellerine göre varlıklara verilen "gerçek" hükmü açık bir şekilde ifade etmekte- :: dir15.üçüncüsünün siyak ve sibakı ise, -(Mü'min, 40.7) pasajındaki gibi- sorgulamanın bir sonucu olan ceza ve mükafatı açiklamaktadır. Bu ayetler, aynı zamanda meleklerin mü' minler için meşhur cümle ile niyazlarını resmetmektedir. Her ne kadar bu metin, onu takip edenlere zaman açısından yakın olmuş ve Beli'in tahmin ettiği gibi 625 Martında Uhud'daki mağliibiyetten esinlenmiş ise de bu, önceki şu iki unsuru birleştirmektedir: Bu pasajda melekler, sadece arşı taşımıyorlar; aynı zamanda onun etrafında dönüp duruyor; Allah 'ı tesbih ve tahmid ediyorlar. C- Arşa Oturan/İstiva Eden -Mutlak Rab b Olarak Yaratıcı Hicretten önce kısa olarak bildirilen 8 metinli bir grup, arşın tasvirinde kesin olarak apokaliptiktir. Bunlar, yer ve göğü altı günde yarattıktan sonra Allah'ı, arşına kurularak kainatı yönettiği şeklinde tasvir etmektedir. Biri (Hadid, 57.4) 0 hariç, diğerleri, II. ve III. Mekke dönemlerine ait siirelerde geçmektedir. Fakat Beli, bu ve diğer yedisinin Hicrette veya Hicretten biraz sonraki formlarıyla tarihli Mekke malzemelerinin bir revizyonu olarak tasavvur etmektedir. Tahmini kronolojik sırasıyla bu grup, aşağıdaki gibidir: Taha, 20.4/3v.d. "Yeri ve yüce gökleri yaratandan indiri/miş bir vah.iydir. O, Rahman arşa kurulmuştw [istivft]. Göklerde, yerde, ikisinin arasında ve toprağın altında bulunanlar, hep O 'nundur. "ö 12) Ezekiel, 1.22, 26 ve 28; 10.1; Isaiah, 37.16; 6.1; 1 Kings 22.19; 2 Chronicles, ;. 13) Enoch Kitabı, 61.10; 71.7; Charles, Apocrypha and Pseudepigrapha, II/226 ve 236. Aynca bkz. G. J A. Cooke, A Critica{ and Exegetical Commentary on the Book of Ezekiel, (Edinburgh: Clark, 1951), s ) R. H. Charles, A Critica{ and Exegetical Commentary on the Revelation of St. John, 2 cilt, (New York: Scribnerin oğullan, 1920), U120. Şarkı söyleyen melekler ve arşı taşıyan canlı yaratıklar hakkında Haggadah'taki diğer detaylar, George Foot Moore, Judaism in the First Centuries of the CHıristian Era, 3 cilt, (Cambridge, Mass: Harvard Üniversitesi Matbaası, ), U368 ve 412 v.d.' ın dan sağlanabilir. 15) Zamalışeri ve Beydavi ilgili yerler. o) [... sümme'stevii 'ale'l-'arş... ] ö) [tenzilen mimmen haleqe '/-arda ve 's-semiiviiti' l-u/ii er-rahmiinü 'ale 'l- 'arşi 'st eva lehu ma fi 's-semiiviiti ve-mii fi 'l-ardi ve ma beynehümii ve mii taht e 's-sera]

8 262 Thomas]. O'shaugJı:!.essy S.]. ----EKEV AKADEMİ VERGİSİ '(Çev. Arş. Gör. Dr. Omer KARA) Hfid, 11.7/9 "Gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur. Onun arşı suyun üzerindedir. "P Furkan, 25.59/60 "Diri(Hayy )e tevekkül et... Kullarının günahlarını bilmesi yeter. O, gökleri, yeri ve ikisi arasmda bulunanları altı günde yarattı, sonra arşa kuruldu. (0), Rahmandıi. "r Secde, 32.4/3v.d. "O (Allah) ki gökleri, yeri ve bunlararasında bulunanları altı günde yarattı. Sonra arşa kuruldu. Sizin, ondan başka dostunuz ve şejaatçiniz. yoktur... O, emri gökten yere tedbir eder. Sonra emir, sizin hesabınızca bin yıl süren bir gün içinde O'na çıkar. "s Ra'd, 13.2 v.d. "Allah odur ki gökleri görebileceğiniz bir direk olmadan yükseltti. Sonra arşa kuruldu. Güneşi ve ayı irfuiesine boyun eğdirdi. Her biri belli bir süre için akıp gitmektedir. O emti düzenler, ayetleri açıklar ki Rabbinizle karşılaşacağımza kesin olarak inanasınız. "ş Yunus, 10.3 "Rabbiniz o Allah 'tır ki gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra arşa kuruldu. Emri tedbir eder. Onun izni olmadan hiç bir kimse şefaat edemez... "t Hadid, 57.4 "O'dur ki gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra arşa kuruldu. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, ona çıkanı bilir... "u A'raf, 7.54/52 "Rabbiniz o Allah'tır ki gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra arşa kuruldu... Ve güneşi, ayı ve yıldızları buyruğuna boyun eğmiş vaziyette (yaratan O' dur). İyi bilin ki yaratma ve emir O'nundur."ü Bu metinlecin daha yakın bir gözden geçirilmesi, [Hz.] Muhammed'in Allah'ın vahyini onlara bildirdiği Hicretin 3 veya 4. yıllan boyunca birkaç unsurun farklı terkiplerde geçtiğini ortaya koyacaktır. Farklı pasajlann başlangıç kelimeleri, iki veya üç sabit formülle gelmektedir. "Yer ve yüce gökler" ve "Rahman arşı istivii etti." şeklindeki ilk me~ tinlerin daha sonraki "gökler ve yer" ve "sonra istiva etti arşı" şeklini alan yer değiştirmiş ibareler, tüm peş peşe gelen pasajlarda zikredilmektedir. BeydaVı'nin bu ayetteki yorumuna göre ilk ters çevirmenin sebebi, burada benimsenen mantıkl sıradır: Yeryüzü, birinci makamdadır. Çünkü o, "yüksek semalar''dan daha çok duyularla anlaşılabilmektedir. Ancak bu ve diğer ters çevirmelerin katiye ihtiyacın- p) [ve hüve'/lezi ha/eqa's-sem!miti ve'/-ardaft sitteri eyyiimin ve kiine 'arşuhu 'a/e'l-miiı] r) [e/lezi haleqa's-semiiviiti ve'l-arda ve mii beynehümiifi sitteri eyyiimin sümme'stevii 'ale'l-'arşı] s). [e/lezi hiileqa's-semiiviiti ve'l-arda ve beynehümiifi sirteti eyyiimin sümme'stevii 'ale'/-'arşi] Ş) [Alliihü'llezi refe'a's-semiiviiti bi ğayri 'amedin terevnehii sümme'stevii 'ale'/- 'arşi ve sehhara'şşemse ve'l-qamere kül/ün yecri li ecelin müsemmii yüdebbirü'l-emr... ] t) [inne rabbekümülliihillezi haleqa 's-semiiviiti ve 'l-arda ft si tt eti eyyiimin sümme 'stevii 'ale '1- 'ar şi yüdebbirü'l-emre mii min şey'in il/ii min ba'di iznihl] u) [hüve/lezl haleqa's-semiiviiti ve'l-ardafi sirteti eyyiimin sümme'stevii 'ale'l-'arşi... ] ü) [inne rabbekümüllahillezi haleqa's-semiiviiti ve'l-ardaft sirteti eyyiimin sümme'stevii 'ale'l-'arşi... ve'ş~şemse ve'l-qamere ve'n-nücume müsehhariitin bi emrihi e/ii lehu'l-halqu ve'l-emru]

9 ESKATOLO]İK BİR SEMBOL OLARAK ARŞ dan dolayı olması, daha muhtemeldir. Çünkü normal sırasıyla ifiide, daha sonraki iki ayette (Taha, 20.6/5) Beli ve Blachere'in Taha, 20.4/3 v.d. ayetleri ile aynı zamanla tarihledikleri bir cümlecikte geçmektedir. Bu ters çevirmeler, aynı zamanda heybetli/vakur bir girişle başlayarak sureye kıymetli olma havasını da kazandırmaktadır.,; Yaratm~a fiili, Allah'a nisbet edildiğinde "şekil verdi." veya "yarattı." manasındaki Süryanice kelime "taqi!n"in, "on the throne!arşın üzerine" ile birlikte kullanıldığında "sağlam bir şekilde yerleşti." şeklinde de bir anlama sahip olması tuhaf bir rastlantıdır. Orta ve son Mekke dönemleri boyunca vahyedilen diğer pasajlar, Süryanl manastır geleneği ile benzerlik gösterir. Bu örnekte iki fıkrin birlikteliği, muhtemelen Süryanl Hıristiyan zahidleriyle Arap göçebeleri arasında iletişim aracı olarak kullanılan Süryani Arapça bir temele sahiptirl6. Üçüncü metin (Furkan, 25.59/60), her ikisinin yaratılmasında IL Mekke döneminin karakteristik bir ifadesi olanl7 ''rahman"ın ilk kullanırnıyla küçük bir detayı ortaya çıkarmaktadır. Beli'in ilk Medine yıllanyla tarihiediği daha sonraki metinler, arşına kurulmuş yaratıcı sahnesini, yaratıcı emir ve teslimiyetle görevlerini yerine getiren güneş ve aya lma ile süslemektedir. Bu gelişmeler aşağıdaki çizelgede daha açık görülmektedir. Son Mekki Metinler Medine Metinleri 20.4/3 v.d. ı 1.7/ / /3 v.d v.d /52 Yaratandan Ona güven... birvabiy yarattığının farkında O, yara- O, yaratan O, yukarı kal- O, yaratan yer ve yüksek gökler tandır. Allab'tır. dıran Allabtır. Allabtır. Gerçekten Rabbiniz, yaratan Allabtır. Gerçekten Rabbi niz, yaratan All ab tır. gökler ve gökler ve gökler ve gökler ve gökler ve gökler ve yer yer yer yer yer yer Gökler 16) Arthur Vööbus, History of Asceticism in the Orient, (Louvain: Corpus Script. CHırist. Orient., ), Il/351; Alphonse Mingana, "Syriac /njluence on the S tyle of the Kor 'an", Bulletin of the John Pylands Library Manchester, ll (1927), ve J. Spencer Trimingham, Chıristianity among teh Arabs in Pre-İslô.mic Tımes, (London ve New York: Longman Group Limited ve Librairie du Liban, 1979), s Süryantce, Arapça konuşan Hıristiyanların ayin dilidir ve iki dil yakın bir ilişkiye sahiptir. Bkz. R. Aigrain, "Arabie", Dictionnaire d'histoire et de Geographie Eccleesiastiques, 3. sütun, 1232, (Paris: Librarie Letoıızey et Ane, 1924). 17) Blachere, Le Coran, s. 69.

10 264 Thomas]. O'shaug~essy S.]. ----EKEV AKADEMİ DERCİSİ '(Çev. Arş. Gör. Dr. Omer KARA) o ikisi ara- o ikisi ara- o ikisi aras ındakiler sındakiler s ındakiler 6 günde 6 günde 6 günde 6 günde 6 günde 6 günde Rabman sonra o arşa sonra o arşa sonra o arşa sonra o arşa sonra o arşa sonra o arşa arşa kuruldu, kuruldu, kuruldu, kuruldu, kuruldu, kuruldu, kuruldu Rabman ve onun arşı suyun. üzerinde" - dir. Emri Emri Emri Emri düzenler düzenler düzenler düzenler gökten yere sonra O'na çıkar. Güneşi ve O, semadan iner O'na çıkar. güneşi, ayı ve yıldızlan ayı emrine - arnade kıldı. (yaratarak) emrine arnade kılmakiçin Tüm bu metin gruplannda Allah'ın arşı, O'nun kainatı yaratınası ile birlikte zikredilmiştir. Bu sekizin dışında yedi yerde O, güç ve akıl ile bu işi tamanıl,adıktan sonra hemen hükümranlık koltuğuna yerleşir. Bu pasajlan ilk duyuşta muhiitaplar, [Hz.] Muhammed'in basit bir şekilde dünyayı yaratanın Allah olduğunu söylediğini anlayabilir. Fakat realitede bu ifadeler, Deutero-İsiah tarafından nakledilen şu ilkel İsrail geleneğinden bir alıntı gibi gözükmektedir: "Yeryüzü kurulduğunda O, dünyanın çevresindeki tahtına oturur... O, gökleri bir perde gibi yaymıştı." Westermann ve Duhm'un işaret ettiği gibi "daire", "perde" ve "yaymak" gibi kelimeleri ihtiva eden bu ayetler, yaratıcı ve yaratma kontekslerinde devamlı; fakat İbrtlnice İncil'de nadiren kullanılmaktadır. Bu, İsrail'in, sadece O'nun yaratıcı aktivitesini tasdik etmek değil, aynı zamanda kilinatın yaratıcısı olan Allah'ın, tabii güçlerin ve kilinatın sakinlerinin mutlak rabbi olduğunu desteklemek için yaratıcıyı övdüğü geleneksel formülü ortaya koyarl8. Kur'an'daki gibi İsrail geleneğinde çizilen tablo, gayeli bir aktivite, muhteşem bir sükunet ve güven verici, engin bir güçtür. John, Revelation'da aynı temayı ele alır. Arşa oturan, hemen hemen izzeti, belirsizlik gölgesini kabul etıneyı::n yaratıcı Allah'ın bir eşanlamlısıdırl9. İsa, Deutro-İsiah ve 62.22'de vahiy üslfibuyla Tannnın izzet tah- I 8) Isaiah, 'nin yorumu için bkz. Claus Westermann, Jsaiah 40-66: A Commentary, (Philadelphia: The Westminster Matbaası, 1969), s ) Kittel, TDNT, III/165 ve 1030.

11 ESKATOLO]İK BİR SEMBOL OLARAK ARŞ tma oturduğu kullanır2o. "yeni çağlpalingenesia"ı tasvir etmek için aynı ilkel Yahudi formülünü Müslüman müfessirler, "0, arşa oturdu." cümleciğinin anlamını, bu ifiideyi "0, hü-. kümdardır. "ın mecazi: bir eşiti olduğu şeklinde açıklayarak saptarnaktadırlar21. Beydavi, bu ifadenin Allah' ın gücünü yeniden kazanmak için dinlenıneye ihtiyacı olmadığı manasma geldfğini ve sahip olunan arşın hakimiyetin eşanlamlısı olduğunu söylemektedir22. Üçüncü metin(25.59/60), ilk ikisinde mevcut olan unsurları bir araya getirmektedir: "Yaratan" şeklindeki yaygın girişten sonra O, Taha, 20.4/3 v.d.'ndan "Rahman", "Arşı istiva etti." ve "Her ikisi arasında bulunanlar; yani gökler ve yerin arasırula bulunanlar" şeklindeki üç fikri aktarmaktadır. "Altı günde" ifadesi, Hud, 11.7/9'da geçmektedir ve Exodus ve Genesis, 1.31 'de Kitabı Mukaddesten bir karşılığı bulunmaktadır. Hıristiyan Süryani yazar Aphraates de onu bir incelemede Tanrının altı gün sonra çalışmayı durdurduğunu; fakat bu durdurmanın acizlikten kaynaklanmadığını göstererek sunar23. Allah'ın arşına "suyun üzeri.nde" şeklinde bir referans, sadece Hud, ll.7/9'da geçmekte ve nihayetinde bu İbrani: İncil'den (Psaims; 29.10) gelmektedir. İbraruler, yeryüzünü düz ve okyanusu çevreleyen direkiere dayanmış olarak değerlendirirler. Göğün etrafındaki bir kemer, yağmur ve karın kaynağı olan üstteki su deniziyle desteklenmektedir. Bu ikinci denizin üzerinde kendi özel semasında Aşkın Allah, yaşamaktadır24. Hahamlar, bu kavramı kendi mütalaalannda/tartışmalarında geliştirdiler ve onlardan biri dinleyicileri Allah'ın arşının önündekimermer yolu, su ile karıştırmamaları için uyarmaktadır. Aziz John, keşfi bir görüntüde Allah'ın arşını "kristal gibi camdan bir denizin" üzerinde yerleştiğini görür25. Kur'an, başka bir yerde bu Rabbinik fıkirlerden ilham alarak2 6 [Hz.] Süleyman'ın tahtını Sebe kraliçesinin su havuzu zannettiği kristal camdan bir zemine yerleştirir. Müslüman müfessirler de, arşı yaratılan varlıkların ilki ve suyu da ikincisi yapmak suretiyle arş ve suyu yaratıcı aktivite ile birleştirirler. Tüm bu fıkirler, Yahudi geleneğin- 20) Matthew, 'in yorııınu için bkz.: Alexander Jones, The Gospel according to St Matthew, (London: Chapman, 1%5), s. 221 ve Bruce Vawter, The Four Gospels, an lntroduction, (New York: Doubleday ve Company, ine., 1967), s ) Zamalışeri ve CeHileyn, Tillia, 20.4/3. [er-rahmiinu 'ale' 1- 'ar şi 'steva] ay eti. 22) Beydavi, A'rlif, 7.54/52. ayet. [İnne rabbekümü'llahü'llezl haleqa's-semavati ve'l-ardafi sirteti eyyamin sümme'steva 'ale'l<arşı1 23) Aphraatis Demonstratio 13, De Sabbato, not. 10 (Patrologia Syriaca, editörler: R. Graffin ve I. Parisot, Paris: Firmin-Didot, ), 1/ ) Walther Eichrodt, Theology of tlıe Old Testament, (2 cilt: Philadelphia, The Westmiıı,ster Matbaası, ); ) Hermann Strack ve Paul Billerbeck, Kommentar zum Neuen Testament aus Talmud und Midrach, 4 cilt, (Munich: Beck, ), IIIn98-99, Revelation, 4.6 hakkında. 26) Nemi, [Qfle'dlıuli's-sarlıfe/emmd reethü lıasibethu lücceten ve keşefet 'an saqeyhd qale innelıli sarlıun mümerredün min qavarire]. Bkz:Blachere, Le Coran, 320. not.

12 266 Thomas]. O'shaughEessy S.]. ----E'KEVAKAD'l::'~.ri Dl::'RGiSİ '(Çev. Arş. Gör. Dr. Omer KARA) :ı::.ıv.u :c. den alınmıştır27. Arş ve suyun Tannnın yaratmasından önce olması, Hud, 11.7/9. ayette ima edilmiştir. Çünkü ifade burada geçmiş bir olay olarak ilahi fiile bağlanmıştır. "Gökler ve yer"in beraber zikredilişi, bu grubun biri hariç (Ra' d, 13.2v.d.) hepsinde ilahi aktivitenin bir sonucudur. O birisinde "gökler" yalnız başına kullanılmıştır. Bu iki kelime, genellikle Kitab-ı Mukaddes'te görülen dünyayı veya kainatı ifade etmek için birlikte kullanılır. Bunu, Eski İbranice'de karşılayan özel bir kelime mevcut değildir. Mamafih Kur' an, ifadeyi kelime manasında anlıyof gözükmektedir, en azından bu serinin ilk metııinde, oradaallah'ın işi dikkatli bir şekilde İncil'in "gök ve yer"inin geliştirilmiş versiyonu olan "0, göklerde, yerde, bu ikisinin arasında ve yerin altında bulunanları sfihibidir." sözünden detaylandırılmıştır. Tesniye şekliyle bu özel if/ide "ve her ikisi arasındakiler/ve mfi beyne humfi", şahısların ve şeylerin çiftini anlatmak için Kur'an'da sık sık geçer. Fakat birlikte kullanılan "gökler ve yer" ifadesi, Beli'in tarihiernesine göre, Mekke devrinin sonuna veya Medine'nin ilk yılianna eklenmiş ve gözden geçirilmiş metinlere uygun bir son ifade olarak gözükmektedir2 8 Geliştirilmiş ifade olan "gökler, yer ve bu ikisi arasında bulunanlar"ın tahmini denkleri, Yeni Ahitte Acts, 4.24 ve Revelation, 10.6'da geçmekte ve Aphraates'in bir amentüsünde de tekrar kullanılmıştır: "Göğü, yeri, denizleri, bunların içindekileri yaratan Allah'a inanan insan... "29 Allah'ın dünyayı "altı günde yaratması" Kur'an'da yedi yerde geçen bir aynntıdır ki bunlardan altısı, biraz önceki arş metinler grubuna aittir. Yedincisi (Kaf, ) Beydav1, Nemi, [İnni vecedtii'mreeten tamlikühüm ve utiyet min kül/i şeyin ve lelıô. 'arşün 'aztm] ve Hud, 11.7/9. {ve hüve/lezt haleke's-senuivati ve'/-ardafi sitteli eyyamin ve kane 'arşuhu 'ale'l-nuiı] ayetler; Zamalışeri ve Celaleyn, Hud, 11.7/9. ayet. Yahudi versiyonu için bkz.: Moore, Judaism, ) Blachere'in silrelerin sıralamasına ve Beli'in onun içindeki bölümleri tarihiernesine göre tamamlayıcı ifade "o ikisi arasında bulunanlar", aşağıdaki pasajlarda (Allah'ın onlan yaratmasını veya onlann üzerindeki hükümranlığını ele alarak) "gökler ve yer" ile birlikte geçmektedir: Nebe', [Rabbi's-semfıvati ve'/-ardi ve mfı beynehümfı'r-rahmfınu la yemiikiine minhu hitaben] (hük.); Siiffiit, 37.5 [rabbü's-semfıvati ve'/-ardi vemfı beynehümfı ve rabbü'l-meşariq] (hük.); Duhan, 44.7/6 [rabbi's-semfıvati ve'/-ardi vemfı beynehüma in küntüm muqintn] (bük.); nııa., 20.6/5 [lehii nuifi'ssenuivati ve'l-ardi ve ma beynehümfı ve ma tahte's-sera] (hük.); Şuarı1, 26.24/23 [qd/e rabbü's-semfıvdti ve'l-ardi vemfı beynehümfı in küntüm muqintn] (bük.); Hıcr, [vemfı halaqnd's-semavati ve'l-arda vema beynehümfı illa bi'l-haqqi...] (yarat); Meryem, 19.65/66 [rabbü's-senuivati ve'/-ardi ve ma beynelıümfıje'budiihu va'sdabir li 'ibadetilıi...] (hük.); Sad, 38.10/9 [em lehüm mülkü's-semfıvati ve' 1-ardi ve ma beynehümfı fe 'lyertequ fi 'l-esbab] (bük.); Sad, 38.27/26 [ vemfı halaqna 's-se Inde Ve '/-arda vemfı beyne/ıümfı batı/en za/ike zdnnü '/lezine kejerfi jevey/ün /i'/leztne kejerfi mine 'nndr] (yarat.); Sad, [rabbü's-senuivati ve'l-ardi ve mfı beynehüma'l-'aztzü'l-ğeffdr] (hük.); Zuhruf, [süb/ıane rabbi's-semfıvdti ve'l-ardi rabbi'l-'arşi 'ammfı yasifiin] (bük.); Enbiya, [vemfı halaqna's-senuie ve'/-arda vemfı beynehümfı la'ibin] (yarat.); Furkftn, 25.59/60 [ellezt lıa/aqa's-senuivati ve'/-arda vemfı bejmelıünuifi sitteli eyydmin sümme'steva 'ala'l-'arşı] (yarat.); Secde, 32.4/3 [el/ezt halaqa's-semavati ve'l-arda vemfı beynelıünuifi sitteli eyyamin sümme'steva 'ala'/- 'arşı] (yarat.); Rum, 30.8n [mfı lıalaqa'llahu's-senuivati ve'/-arda vemfı beynehümfı illa bi'/ haqqi ve ecelin müsemma] (yarat.); Ahkil.f, 46.3/2 [mfı halaqna's-semavati ve'l-arda vemfı beynehüma illa bi'l-haqqi ve ecelin müsemmfı] (yarat.) Kil.f, 50.38/37 [ve-le-qad halaqna's-senuivati ve'/-ar da vemfı beynehiinuifi sitteli eyyamin] (yarat.) Miiide, 5.17/20 [ve li'llalıi mülkü's-semfıvati ve'l-ardi ve ma beynehümfı] (bük.). İtalik olarak yazılan üç referans, biraz önceki arş metinlerine aittir. 29) Aphraatis Demonstratio; I, De Fide, not: 19 (P. S., I/44, satır! ar.)

13 'ı ESKATOLO]İK BİR SEMBOL OLARAK ARŞ: /37)v, 623 yılı Aralık ayında Yahudilerin son sürgünü sonrası ile tarihli en son metindir30. Bunda, Allah'ın arşının ve ona oturmasının zikri geçmemektedir. Bunun yerine O, Allah'ın gökleri, yeri ve bu ikisinin arasmdakiieri altı günde "hiç bir yorgunluk dokunmaksızın" yarattığını ifade etmektedir. Müfessir Beydavi'ye göre bu ayetin maksadı,. O'nun ve diğer müfessirlerin Yahudilere nisbet ettikleri "Allah 'ın pazar ile cuma arası kainatı yaratma işinden sonra cumartesi günü din/enrnek için arşına kuruldu", ifadesini inkar etıi:ıektir. Fakat KM, 50.38/37. ayetin gerçek gayesi, Yahudilere nisbet edilen bir intibanın tashih edilmesi olarak gözükmektedir; fakat daha muhtemelen Kur'an'ın bizzat kendisi Allah'ın yaratma işinden sonra dinleornek mecburiyetinde olduğunu terk etmesidir. Bu çıkarsama, devamlı olarak bu grubunu 8 metninden yedisinde "yarattı" ve "sonra arşına kuruldu." cümlecikleriyle bağlantı kurulmasından dolayı tabii olarak [Hz.] Muhammed'in muhataplarının bazılarının hatınna gelmiştir. Değişik yerlerde yan yana gelen bu iki cümleciği işittikten sonra Yahudiler ve [Hz.] Muhammed'in Medine'deki diğer muhalifleri, KM, 50.38/37. ayetinin kesin olarak reddettiği bu çıkarsamayı ona isnat etmişlerdir. "Yarattı- sonra ar.şına kuruldu." birlikteliği, hiç bir du~da Medine döneminin son tarihli metinlerinde görülmemektedir. Birkaç paragraf yukarıdaki çizelgeye bir göz gezdirmek, farklı unsurlardan bir çoğunun Secde, 32.4/3 v.d.ndaki terkibe girdiğini gösterecektir. İşte daha eski (tarihli) pasajların birleşik ifadesi "ve bu ikisinin arasındakiler'' ve bu grubun daha sonraki metinlerinin "yerden göğe düzenlenen ve tanrıyayükselen emir" ifadesi. Ve işte Allah'ın sözünü _ kaçınılmaz bir şekilde ifade eden Deutero isialı 'deki son detaylar hakkındaki bir sürü bilgi: "Sözüm... ağzımdan çıkmıştır; bana boş olarak dönmez. Ancak o ben'im isteğimi tamamlar ve gönderdiğim şeyi sonuca ulaştırır." Secde, 32.4/3 v.d'nda ve bu grubun sonraki metinlerindeki tedricen eklenmiş tasvirler, kullanılarak yıpranan ifadeleri tazelemek için getirilmiş gözükmektedir. Figürlerin ve tamamlayıcıların benzer şekilde yığılması, Kur'an'da sıkça görülmektedir. Bunun ör- nekleri biraz önce atıfta bulunduğum son arş metin grubu ve ilk Mekkl sorulardır (Meryem, 19.66/67): "Ben öldüğünu/e tekrar diri olarak mı çıkarzlacağım?"y Bu sonuncusu (Mü'minun, 23.80/84) "Ölüp toprak ve kemikolduğumuzdamı diriltileceğiz?"z veya (İsra, 17.98/100v.d.) "Kemik veya ufalanmış toprak olduğumuz da mı yeniden diriltileceğiz?"aa şeklini alır31. v) [ve /eqad haleqna's-senulv/lti ve'l-arda ve nul beynehünulfi silteti eyyamin] 30) Bkz. Blachere, Le Coran, p7-78, not y) [ve yequlü'l-insanü e-izii nul mittü le sevfe uhrecü hayyen] z) [e-iza mitnil ve künnii türiiben ve 'iziimen e-innii le meb 'tısun] aa) [e-izii künnii 'iziimen ve rüfaten e-innii le meb'tısune halqan cedtden] 31) Aynı başlangıç sorulanndiğer veı:siyonlan şunlardır: Ra'd, 13.5 [e-izii künnii türiiben e innii /efi hal-. qin ceaıd]; tsı:a, 17.49/52 [ve qiilu e-iza künnii 'iziimen ve rüfaten e-innii /e-meb'usflrie halqen ciultden]; MU'ıninQn, 23.35/37 [e-ye'iduküm enneküm izii mittüm ve kiintüm türiiben ve-'iziimen enneküm muhrecun]; Nemi, 27.67/69 [ve qiile'lleztne kefertı e-izii künnii türiiben ve iibaünii e-innii le muhrecun]; Sebe', 34.7 fyünebbiüküm izii muzziktüm kül/e mümezzeqin inneküm lefi halqin cedid];

14 268 Thomas]. O'shaug~essy S.]. ----EKEV AKADEMİ DERCİSİ '(Çev. Arş. Gör. Dr. Omer KARA) Böylece daha önce karşılaşılmayan iki unsur, Secde, 32.4/3 v.d.'nın bünyesine gir.,. mektedir. Bunlardan ilki, Allah'ın "emirleri redbir etmesi/yüdebbiru'l-emr"dir. Bu ira-. de yaratılış metinlerinde devamlı olmak üzere Kur'an'da dört defa geçer. Bunlardan üçü, şu anki grubun I O, 13, :32. surelerinde silsile halindeki arş metinleridir. Dördüncüsü ise Yunus, dedir. "Diriyi ölüden çıkaran, ölüyü de diriden çıkaran ve işleri düzenleyen kimdir? Onlar_ 'A/lah'tır' diyecekler. O halde (ey Muhammed) de ki: "O'ndan korlanaz mısınız? "ab Müslüman müfessirler yukarıdaki pasajı, cansız.tohumdan hayvan ve bitki hayatının üremesini ve canlı hayvan ve bitkiden cansız tohumun meydana getirilmesinin bir anlatımı/tasviri olarak açıklanmaktadır. Araplar, kendisinden türedikleri tohumu, yaşayan bir varlık(bitki veya hayvan)dan aynlmış ve kurumuş olduğu için "cansız" ve "ölü" olarak değerlendirirler. Kur'an, insanoğlunun son dirilişinin topraktan olacağını hesaba katarak hayatın tüm bu üremelerini Allah'ın güç ve kudretini sağlam bir şekilde açığa çıkarmak için aradaki arnilieri ortadan kaldırarak tıpkı İbrani İncil' deki gibi bir yaratma olarak tasvir eder. Bir Medine pasajı, bu Kitab-ı Mukaddes kavramlarını kısa bir özette toplamaktadır: Hac, 22.5v.d. "Ey insanlar! Öldükten sonra tekrar dirilmekten şüphede iseniz bilin ki, sizi topraktan sonra nutfe/tohumdan yarr;ıttık... Biz ona (toprağa) su indirdiğimiz zaman harekete geçer, güzel bitkiden çift çift yetiştirir. Bunlar Allah'ın yaratıcı güç (hak, kelime olarak gerçek) olmasından, ölüleri diriltmesinden ve her şeye kadir olmrısındandır."ac Metnin tamamı (Hac, 22.5 v.d.), Ademin yaratılmasından, anne babaların tohumundan her bir ferdin yaratılmasından ve sonra "ikinci yaratılış"ın iki formu olan bitki hayatının yıllık yenilenmesi ve insan oğlunun son dirilişinden bahsetmektedir. Hac, 22.5 v.d.ında Allah 'ın "gerçek/hak, kudret sahibi ve yaratıcı" irade olarak (çünkü hak, üç fıkri de akla getirmektedir.) farklı "yaratılışlarla" hayat vermesiyle sıkı ilişkisi, "gerçek", '.'kudret" ve-"kelime" kavramları arasında son Helenistİk devrin vahyi ve akli yazmalanndaki yaptığı tesbitleri ömeklemektedir32. Rabbinik müfessirler, bu tespiti 'istismar etmiş ve bunları; eserleri, Kur'an'ın meydana getirdiği şartlardan etkilenen Aphraates ve Ephrem gibi Süryam Hıristiyan yazariara vermişlerdir. Allah'ın "tedbir ettiği" emrin Yasin, [qdle men yülıyi'l-izdme ve lıiye ramim]; Sa.ffiit, [e-izd mitnd ve künnd türdben ve- 'izdmen e-innd le-meb'usun], 53/51 [e-iza mitnd ve künnd türdben ve-izdmen e-innd le-mediniin]; Kaf, 50.3 [e-iza mitnd ve künnd türdben innd zalike rec'un ba'id]; Vakıa, [e-izd mitnd ve künnd türdben ve-izamen e-innd le-meb'fisfin] ve Nazilit, [e-izd künnd izdmen e-innd nehireh]. ab[.. ve men yuhricu'l-lıayye mine'l-meyyiti ve yuhricü'l-meyyite mine'l-hayyi ve men yüdebbirü'l-emr fe seyeqfilfine'//dhfe qul e-fe-/d tetteqı2n] ac [Ya eyyülıa'n-ndsü in küntümfi reybin mine'i-ha'si/e innd haleqnaküm min türdbin sümme min nutfetin... fe-izd enze{n(t 'aleylıa'l-mde'htezzet ve rebet ve enbetet min kül/i zevcin behic zdlike bi enne'lldhe hüve'l-!ıaqqü ve innehü yühyi'l-mevtd ve ennehü 'ald kül/i şeyin qadir] 32) Bkz. Sirach, 24.3 ve Proverbs, 2.6; Kittel, TDNT, 1/237 ve 240; Xavier Uon-Dufour, Dictionary of Biblical Theology, (London: Charpman, 1967), s

15 ESKATOLO]İK BİR SEMBOL OLARAK ARŞ' manası, birbirine oldukça yakın aralıklarla bildirilen ve Beli tarafından Hicretten sonra bir veya iki yıl (yani 622 ve 624) ile tarihlenen peş peşe üç metin ile tanımlanmaktadır. En'am, 6.72 v.d. "Gökleri ve yeri hak(yaratıcı kelime) ile yaratan O'dur. "Ol" dedi~ ği gün hemen olur. Onun sözü gerçektir(hakfyaratıcı kelime) Sura iifleneceği gün hükümranlık O'nundur. "ad Nahl, l6.38/40 v.d. "Ölen kimseyi Allah'ın diriltemeyeceğine... yemin ederler. Evet, (o dir:ilteçek.) Bu. onun gerçek va'didir... Bir şeyin olmasını istediği zaman sözümüz, sadece ona "ol!" dememizdir ve o hemen olur. uae Yasin, "Çürümüş kemikleri kim yaratacak?" De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecef..:tir... Gökleri ve yeri yaratan kendilerinin bir benzerini yaratmaya kadir olmaz mı? Bir şeyi dilediği zaman onun buyruğu (emr), sadece o şeye "ol!" demektir ve o hemen olur. uaf Bu tür kontekslerdeki Kur' ani emr, An dillerindeki "kainlitı yaratmak için Babanın bir işçi, bir li/et olarak kullandığı teleffuz edilen söz veya illihf emir"e33 son derece ben- zemektedir. Sayesinde yaratıkların var oldukları bu zahiri vasıta 'ol' emrine daha önce geçen üç metin, üç isim vermektedir: 1) Hak: akli "gerçek", "kudret" ve "kelime", 2) Allah'ın kavli veya "sözü": Emri seslendirmede (kale) yaratıcının fiilinetekabül eden genel bir terim ve 3) Allah'ın emri veya "buyruğu": Emir kipi karakteri gösteren "söz"ün daha belirgin şekli. Üç pasajın sonuncusunda "emir/buyruk" olarak çevrilen isim şekliyle emr, aynı zamanda ''iş" manasma da gelmektedir. Kelimedeki bu kapalılık, [Hz.] Muhammed'in çevresindeki Süryani Hıristiyanlar tarafından kullanılan ifadelerden kaynaklanıyor olabilir. Çünkü Süıyanice meui de, "kelime", "emir" ve "iş" olarak çevrilir. Bu, miladi tarihin birinci asnyla tarihli ve bir çok Rabbinik ifadeyi içeren n. Barnch apokrifasının Yasin, 36.82'ye benzeyen bir metrıinde geçmektedir. "Yeryüzünü sen yarattın; beni işit. Göğü de kelime vasıtasıyla sen düzenledin ve ruh ile semanın yüksekliğini sabit!aldın. Henüz varlığı ortada değilken dünyanın başlangıcını sen haber verdin ve onlar sana itaat ederler"34 Sirach 24.3'deki bir kelime olarak özel bir konuma sahip olan Allah'ın kudreti gibi O'nun "yaratıcı kelimesi" de, benzer kelimeleri kullanan Medine metinlerinde ruh ve meleklerle birlikte kullanılmasıyla Kur'an'da özel bir özelliğe sahiptir: ad) [Ve hüve'/lezi haleqa's-semjlvati ve'l-arda bi'l-haqqı ve yevme yequlü künfe-yektınü qavlühu'l-haqqu ve lehü'l-nıülkü yevme yünfehuft's-surı] ae) [ve aqsenıu bi'llfihi cehde eymanihim lfi yeb 'tisü 'llfihü men yemutü bela va' den 'aleyhi haqqan. innemfi qavlünfi li şey'in iz(i erednlilıii en neqtıle lehu k.ünfe-yektln] af) [Qfile men yuhyi'l-'izfime ve hiye ramtm. Qul yuhy'iha 'Ileti enşeehfi evvele me"etin E-ve leyse'llezt haleqa's semfivfiti ve'l-arda bi qfidirin 'alil en yahluqa mislehüm /nnemfi emruhu iz(i erfide şey'en en yeqtıle lehd künfe-yektln] 33) Euthymü Zigabeni, Panop/ia Dogmatica, tirulus undecimus (P. G. 130, 883 D). 34) 2 Baruch 21.4; R. H. Charles, Apocrypha and Pseudepigrapha, 11/493.

16 270 Thomas J. O'shaug~essy S.J. ----EKEV AKADEMİ DERCİSİ '(Çev. Arş. Gör. Dr. Omer KARA) Secde, 32.5/4 "İşleri o düzenler;... işler, miktarı bin yıl tutan bir günde ona yükselir. "ag Me'anc, 70.4 "Melekler ve ruh miktarı elli bin yıl olan bir günde ona yükselir.... "ağ Kudret, kelime ve ruh, Yahudi literatüro ile yakın bir ilişki içinde bulunan terimlerdir. Bu üçünü içine alan En'fun, 6.72 v.d., Secde, 32.5/4, Me'anc, 70.4 gibi pasajlar ve diğer Medeni arş metinlerinde daha az paralellik arz edenler, Tekvinin yaratılış haberine dayanan Hahaınlann teosofik mütalaalanna benzemektedir. Biraz önce zikredilen ayetler ve benzer bir çok metin, Yahudi ycrumculannın Allah'ın yaratmasının asıl planı hakkındaki aşağıdaki canlı emek ürünü çalışmalanna benzeyen Rabbinik bilgilerden karmaşık bir çalıntıyı yansıtmaktadır. "Altı şey, dünyanın yaratılmasından önce yaratılmıştır. Bunların bazısı, (fiili olarak) yaratılmış ve bazısı ise (gelecek bir zamanda) yaratılması için Allah'ın düşüncesine bırakılmıştır. Tevrat ve arş (fiili' olarak) yaratılmıştır." (Psalms, 93.2) İki bin yılda dünyanın yaratılmasından önce Tevrat'la birlikte bu şeyleri yapmıştı. Çünkü şöyle söylenmişti (Proverbs, 8.30): "Ben (kudret sahibi), bir baş işçi gibi onun yanındayım ve ben günden güne Onun nimetlerinin yanındayım." Tanrının bir günü, bin yıldır. (Psalms, 90.4). (Bu yüzden iki gün, iki bin yıldır.)35 Emir teması, geri kalan 4 arş metııinin üçünde açıktır. Ra' d, 13.2 ve Yunus, 10.3'de Allah, yaratıcı emriyle ~'yönetir;' ve onun emri A'riif, 7.54/52'de güneşi, ayı ve yıldızlan düzenler. Bu son pasaj, son~ erdirilmiş ve özetlenmiş bir soru olarak "onun emri ile"36 kilinatın yaratılması ve onun düzenlemesi üzerinde de durmaktadır. Emrin tüm bu eylemleri, İbranice.İncil'de sık sık Tannnın "kelimesi"ne isnat edilen dinamik bir rolü hatırlatmaktadır. Bu, burada sadece yaratma fiilini değil, aynı zamanda yıldız kümeleri, okyanuslar, fırtınalar, rüzgarlar, kar ve yağmurlanyla bir defada var edilen tüm kainatı da. yönetmesini temsil etmektedir37. Wisdom ve Deuteronomy'de çöldeki kudret helvası gibi aynı ilahi kelime, O'na inananlara ve güveneniere de hayı:ıt verir.38 Bu soıi düşünce, daima [Hz.] Muhammed'in muhataplarının ahlaki iyi yönlerine bakan Medine arş metinlerinde büsbütün yok değildir: "Saydığınız yıllar", "Bak", "Ona kavuşacağımıza kesin inanırız" "Onun yaratması ve emir kelimesi hakkında düşünün.". ag) fyüdebbirü 'l-e1nre. mine 's-semlii ile' /-ardı sümme ya 'rucü ileyhi fi yevmin kfine mıqtaruhu elfe senetin mimmli te'uddun] ağ) [Ta'rucü'l-~nelaiketü ve'r-rühu ileyhifi yevmin kfine mıqtaruhu hamsine elfe senetin] 35) Strack-Billerbeck, Kommentar, I/ (Metindeki italik yazılar, sonradan ilavedir.). Diğer paralellikler aynı eser, 'de nakledilıniştir. 36) Yani Allah, her şeyi yaratır ve kendi iradesine göre onlan düzenler. (Zamalişeri ve Beydavi, ilgili yerler.) Semavi varlıklann "kusursuz hizmetleri", devamlı yaratılış ile Qirlikle zikredilen son bir Mekki ve ilk Medeni ifiidedir. 37) Isaialı, 40.26; 44.27; Psalms, ; Bkz. Uon-Dufour, Dictionary, s. 586, s.v. "Tanrının kelilnesi".