En Az Üç Çocuk?! M. Aykut Attar Hacettepe Üniversitesi. Verimli olun ve çoğalın! Eski Ahit (Tekvin, 1: 22)

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "En Az Üç Çocuk?! M. Aykut Attar Hacettepe Üniversitesi. Verimli olun ve çoğalın! Eski Ahit (Tekvin, 1: 22)"

Transkript

1 En Az Üç Çocuk?! M. Aykut Attar Hacettepe Üniversitesi Verimli olun ve çoğalın! Eski Ahit (Tekvin, 1: 22) Çok seven ve çok doğuran kadınlarla evlenin. Zira, ben, (kıyamet günü) diğer ümmetlere karşı çokluğunuzla övüneceğim. Hz. Muhammed (aktaran: Ebu Davud, Nikah 4, 2050) Başlamış bir hamilelik sürecini doğrudan sonlandırmanın ve kürtajın, tedavi edici amaçlar için bile olsa, kesinlikle, çocuk sayısını belirlemenin meşru yollarından olamayacağını bir kez daha bildirmek zorundayız. Papa VI. Paul (Humanae Vitae, Madde 14) Refah iktisadının klasik sorunsallarından biri nüfus politikasıdır. Kuramsal açıdan, nüfus politikası, toplumsal refahı ya da, daha yerinde bir ifadeyle, maddesel toplumsal refahın belirli bir kişi başına ölçüsünü en çok kılacak (sabit) bir nüfus düzeyinin veya (istikrarlı) bir nüfus artış hızının olup olmadığı ve bunların sayısal olarak nokta ya da aralık hedefleri biçiminde belirlenebilip belirlenemeyeceği sorularına odaklanır. Uygulama, ancak bu kuramsal soruların yanıtlarından hareketle, toplumu en iyi nüfus düzeyine veya en iyi nüfus artış hızına veya bunların aralıklarına ulaştıracak özgül politikalar geliştirilmesini gerektirir. En yüzeysel biçimde yaklaşıldığında, insan gücü toplumun üretici güçlerinin başında geldiği için, artan ya da yüksek bir nüfus düzeyi (bütünsel) maddesel toplumsal refahı artırıcı bir etkiye sahiptir. Her bir insan aynı zamanda beslenecek başka bir baş olduğu için ise, artan ya da yüksek bir nüfus düzeyinin maddesel toplumsal refahın kişi başına ölçülerinde her koşulda net bir artış yaratacağı kolaylıkla garanti edilemez. En yüzeysel biçimde yaklaşıldığında bile göz ardı edilemeyen bu ikilik yani artan ya da yüksek bir nüfus düzeyinin net etkisi konusundaki belirsizlik maddesel toplumsal refahın kişi başına ölçülerini en çok kılacak bir nüfus düzeyinin veya bir nüfus artış hızının gerçekten de var olabileceğini destekler. Güvenilir sayısal hedeflerin belirlenmesi, ancak, bu hedefleri çıktı olarak verecek modelin gerçeğin iyi bir yaklaştırması olmasını örneğin, iş gücüne katılım oranını, yaşam beklentisi ile ölüm hızlarını ve ülkenin net göç durumunu dikkate almasını ve karmaşık nedensellik ilişkilerinin belirlenebildiği bir çerçeveyi gerektirecektir. Üstelik, nüfus politikasının uygulaması, bir toplumun bireylerinin özgürce ve diğer bireylerin seçimlerinden bağımsızca aldıkları evlilik ve çocuk sahibi olma kararlarının nasıl yeniden yönlendirilebileceği sorusuna yanıt bulunması gerekliliği nedeniyle de oldukça çetrefildir. Türkiye'de nüfus politikası sorunsalı geçen yıllarda yeni bir boyut kazandı: 2004 ve 2010 yıllarında Time dergisi tarafından Dünyadaki En Etkili 100 Kişi listesine dahil edilen Başbakan Erdoğan, Türkiye'de nüfusun yaşlanmasının ve doğurganlık hızının azalmasının - 1 -

2 ve buna bağlı olarak da nüfus artış hızının yavaşlamasının beklenen (olumsuz) refah etkileri nedeniyle, yeni aile kurmuş vatandaşlarından en az üç çocuk sahibi olmalarını istiyor. Başbakan'ın, üstelik, bu konudaki yaklaşımında oldukça ısrarcı görünmekten rahatsız olmadığı da anlaşılıyor. En az üç çocuk konusunu onur konuğu olarak davet edildiği düğün törenlerinde dile getirmeye devam edişini medyadan takip ediyoruz. Birkaç yıl önce, bir iş adamları derneğinin toplantısında, iktisatçıları göreve çağırarak, şu minvalde konuşmuştu: Eğer Türkiye'yi seviyorsanız ve bu milleti seviyorsanız, hesaplamalarınızı iyi yapın. Bu ülkenin nüfusunu ancak bir ailenin en az üç çocuğu olursa genç ve canlı tutabilirsiniz. Aksi takdirde, bugün Batı'nın ağladığı gibi yarın biz de ağlayacağız. Almanya'yı ele alın. Çocuk başına para veriyor. Teşvik ediyor. [...] Efendim, işte, imkansızlıklar... Efendim, biliyorsunuz, çok çocuk olunca tinerci oluyorlar. Bunu diyen siyasetçiler ve cumhurbaşkanları var bu ülkede. Ben onlara sadece diyorum ki, Siz neden tinerci olmadınız? Bu yazı, Başbakan Erdoğan'ın söylemini ve iktisatçılara yaptığı çağrıyı ciddiye alarak, en az üç çocuk tartışmasının iktisadi bir değerlendirmesini sunuyor. Yazının amacı, en az üç çocuk tartışmasında, önyargılı biçimde, en az üç çocuk yanlısı ya da karşıtı bir tarafta olmak kesinlikle değildir. En az üç çocuk sahibi olunması düşüncesine, çünkü, çok farklı nedenlerle yanlı veya karşıt olabilirsiniz. İyi bir dindarsanız, örneğin, başlangıçtaki alıntılardan da anlaşılacağı üzere, çok sayıda çocuk sahibi olunmasından yana olmanız oldukça akla yatkındır. Dünyayı daha kalabalık bir yer haline getirmenin ciddi çevre sorunlarına katkıda bulunduğunu iddia edecek geri dönüşümcü düşünce için, aksine, çok sayıda çocuk sahibi olmak mutlaka kaçınılması gereken bir tercihtir. Özgürlükçü düşünenler, belki de tarafsız kalarak, çiftlerin yatak odasında olacak ve bitecekler hakkında politikacılara yüksek sesle düşünme şansı verilmesinden rahatsız olabilirler. Bu bakımlardan, Başbakan Erdoğan'ın söylemini ciddiye almak için, kendisinin İslamcı geçmişinden ve kendimizin onunkine benzeyen veya benzemeyen dünya görüşünden koşullanarak gizli ajanda paranoyası yapmanın, bize, en az üç çocuk tartışmasını somut biçimde çözüme bağlamak konusunda yardımcı olmayacağını baştan kabul etmek gerekir. Bu yazı, iktisadi tarihin özgül olguları ve tunçtan yasalarından hareket etmektedir; öncül ilkelerden ve güçlü gerekçelerden. Çünkü refah iktisadı bütünüyle normatif değildir. Yazı, öncelikle, gelişmiş ülkelerin tamamlamaya yakın oldukları uzun demografik geçiş sürecini ve bu ülkelerin karşı karşıya kaldıkları yaşlanan nüfus sorununu tanıtıyor. İkinci bölüm, Türkiye'nin nüfus dinamiklerinin diğer gelişmiş ülkelerinki ile olan karşılaştırmalı ve tarihsel bir özet çözümlemesinden hareketle, Türkiye'de aktif bir nüfus politikası uygulamasının gerçekten gerekli olup olmadığını soruyor. Ardından, yazı, sadece toplam doğurganlık hızının hedeflenmesi gibi dar kapsamlı bir nüfus politikası tasarımının, toplumsal refah amaçları için yetersiz ve hatta saptırıcı olacağını destekleyen bazı gerekçeleri özetliyor. Sonlandıran bölüm, Başbakan Erdoğan'ın ve AKP hükumetlerinin nüfus politikası yaklaşımlarının refah iktisadı açısından taşıdığı bir tutarsızlığa dikkat çekiyor. I Kolektif öğrenme ve bunun teknolojik sonuçları, insan türünün öyküsünü diğer tüm hayvanların öyküsünden çok çarpıcı biçimde farklılaştırdı: Beynin büyümesi, büyüyen beynin kullandığı enerjinin artması, iletişimin biçimselleşmesi ve dayanışmanın kurumsallaşması - 2 -

3 gibi nedenlerle, Homo sapiens sapiens toplulukları faydalı bilgiyi nesil-içi ve nesiller-arası doğrultuda paylaşma ve, dolayısıyla, zaman içinde biriktirme yeteneği geliştirdiler. Süreğen biçimde biriken faydalı teknolojik bilgi süreğen biçimde artan maddesel refah olarak geri dönecekti, ancak bunun için, öncelikle, yeterince zenginleşerek nüfusun geçimlik düzey tüketim tuzağından Thomas Malthus'un ünlü kuramındaki yoksulluk tuzağından çıkmak gerekliydi. Avcı-toplayıcı topluluklarında ve tarım toplumlarında, sabit arzdaki toprağa ve doğal kaynaklara olan teknolojik bağımlılık nedeniyle, artan kişi başına verimlilik artan nüfus ve artan nüfus da azalan kişi başına verimlilik demekti. Uzun dönemde nüfus çok yüksek ölüm hızları nedeniyle ancak çok yavaş bir hızda ve istikrarsız biçimde artarken, ücretler geçimlik düzeyde takılı kalmıştı. Ücretlerin Tunç Yasası'ydı işleyen. Günümüz iktisadi gelişme kuramcılarının üzerinde henüz çok güçlü biçimde uzlaşmış olmadıkları mekanizmaların etkileşimi sonucunda modernite geldi. Endüstri Devrimi Batı Avrupa uluslarını yoksulluk tuzağından kurtarırken, nüfus düzeyleri Ücretlerin Tunç Yasası'nın son çevriminde kalıcı olarak artmaya ve hatta hızlanarak artmaya başladı. Kapitalizmin, üretim toprağın boyunduruğundan kurtuldukça, daha çok insanı istihdam etmeye ihtiyacı vardı ve bu daha çok insanların yetenekli olmaları bile gerekmiyordu. Ancak, ve ancak, teknolojik gelişme yeterince hızlandıktan ve makinelerde içerilmiş bilgi yeterince çoğaldıktan sonra yetenekli insanlara olan talep önemli hale gelecek ve bu da aileleri çok sayıda çocuk yapmak yerine daha az sayıda ancak eğitimli ve, dolayısıyla, yetenekli çocuklar üretme ye sevk edecekti. Sağlık Devrimi'nin etkisiyle hızla düşmekte olan ölüm hızları da doğurganlığı azaltıcı etkiye sahipti. Böylelikle, demografik geçişin ikinci aşamasında, doğurganlık azalmaya ve nüfus artış hızı düşmeye başladı. Zenginleşen uluslar yaşlanacaktı. Üstelik, sadece evlenme ve çocuk sahibi olmanın artan maliyetleri değil, yayılmakta olan ve kadının bir çalışan olarak özgürlüğünü öne alan kültür de bu geçişi destekleyecekti. Psikolojik bir sınır olarak aile başına iki çocuk bir tesadüf değildi. Öngörülebilir bebek ölüm hızları ve prezervatif çok şeyi değiştirmiş olmalıydı. Demografik geçişe ve iktisadi gelişmenin hızlanmasına ilişkin olgular, farklı toplumlar ve bunların ekonomileri için tek biçimli bir modernleşme olamayacağına inanan toplumsal bilimcileri kuşkuya sevk edebilecek kadar güçlü olan düzenlilikler gösterirler. 19. yüzyılın başına kadar, örneğin, kalabalık olmayan ve yoksul ulusların toplumları ve ekonomileri ile karşılaşırız bugünün en gelişmiş olanları da dahil olmak üzere. Bu tarım toplumlarında, savaş, kıtlık ve salgın hastalıklar gibi etmenler nedeniyle yüksek olan ölüm hızları ve yoksulluğun kendisi, bunlara doğrudan tepki veren doğurganlık hızlarının da yüksek olmalarına neden olmuştur. Doğurganlığın Endüstri Devrimi ile gelen zenginleşmeye ilk birkaç nesilde verdiği tepki ülkeler arasında farklılaşsa da İngiltere'de 17. yüzyılın ortalarından 1820ler'e kadar artan, ancak Fransa'da Endüstri Devrimi öncesinde bulunduğu yüksek düzeyde kalan doğurganlık hızlarında olduğu gibi teknolojik gelişmeye dayalı zenginleşmenin süreğenleşmesi, hem evlilik ve ilk çocuk yaşlarının artmasına, hem de toplam doğurganlık hızının azalmaya başlamasına yol açmıştır. İngiltere'de, örneğin, 18. yüzyılın başlarında 4.50'nin biraz üzerinde olan toplam doğurganlık hızı, takip eden yüz yılı aşkın süreçte tarihsel açıdan en yüksek değeri olan 5.70'e kadar yükselmişse de, 20. yüzyılın başında 4.00'ın ve 21. yüzyılın başında da 2.00'ın altına düşmüştür. Gelişmiş dünyaya ve özellikle Avrupalı uluslara korku veren olgu, toplam doğurganlık hızlarının, nüfus düzeyini uzun dönemde ve düşük düzey ölüm hızları altında sabit kılacak olan 2.05 düzeyinin İngilizce replacement level olarak adlandırılan düzeyin oldukça altına inmiş olmasıdır. Bugün, Avrupa'da, Türkiye dışlandığında, toplam doğurganlık hızı 2.05'in üzerinde olan bir ülke yoktur ve Avrupa Birliği ülkelerinin ortalama toplam doğurganlık hızı - 3 -

4 1.50'ye kadar düşmüş durumdadır. Birleşmiş Milletler'in 2004 yılında yayınlanan 2300'e Doğru Dünya Nüfusu raporundaki tahminlere göre, demografik geçişin öncüsü Avrupa'da, nüfus, 2050 yılına kadar sürecek bir azalma eğilimine sahip olabilir. Eğer yerleşik toplumsal güvence sistemleri, kimilerinin iddia ettiği gibi, yaşlanan nüfusun ve artan bağımlılık oranlarının olumsuz refah etkileri ile mücadele etmeye hazır durumda değillerse, Avrupa'yı gerçekten de zor birkaç on yıl bekliyor olabilir. II Türkiye'nin deneyimi, bölgesel farklılıklar göz ardı edildiğinde, gelişmiş ülkelerin önceki deneyimlerinden gerçekten farklı değildir. Başkent Üniversitesi'nden Şeref Hoşgör ve ODTÜ'den Aysıt Tansel'in hazırladıkları 2050'ye Doğru Nüfusbilim ve Yönetim raporunda da belirtildiği gibi, Türkiye'de, toplam doğurganlık hızı, döneminde 5.50'den 7.00'a doğru artmış, sonrasında, hızlanan iktisadi büyüme ve gelişmeye ve yükselen şehirleşme ve endüstrileşmeye koşut olarak, hızlı bir azalış eğilimine sahip olmuştur. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü'nün 2008 yılı Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması'nda, toplam doğurganlık hızının 1978'de 4.33, 1988'de 3.02, 1998'de 2.61 ve 2008'de 2.16 olarak tahmin edildiği belirtilmektedir. İktisadi gelişmenin karmaşıklığını doğru biçimde anlamak konusunda iktisatçılar bile her zaman çok başarılı olmadıkları için, doğurganlık hızlarının 2.05'in altına inmesine aceleci bir doğurganlığı artırma yanlısı tepki veren nüfus politikacısının tutumunda aslında şaşılacak bir durum yoktur. Oysa, soru, toplam doğurganlık hızı 2.05'in altına indikten sonra 1.50'ye yaklaşarak azalmakta iken, maddesel toplumsal refahın kişi başına ölçülerindeki değişimin ne yönde olacağı sorusudur. O halde, karşılaştırmalı bir nüfus ve refah çözümlemesine çok basitçe de olsa başvuruda bulunmak gerekmektedir. Türkiye verileri toplam doğurganlık hızının 1978'ten 2008'e kadar olan 40 yıllık dönemde, 4.33'ten 2.16'ya indiğini yani yaklaşık olarak iki kat azaldığını gösteriyor. Angus Maddison'ın verilerine göre, bu 40 yıllık dönemde, Türkiye'nin nüfusu ölüm hızlarındaki hızlı azalmanın baskın etkisiyle yaklaşık 43 milyondan yaklaşık 76 milyona yükseldi katlık bu nüfus artışına rağmen, Angus Maddison'ın Türkiye verileri, enflasyon ve kur değişimlerinden arındırılmış yani gerçel kişi başına yurtiçi ürünün aynı dönemde yaklaşık olarak 1.90 kat arttığını gösteriyor. Gerçel kişi başına yurtiçi ürünün, var olan başka ölçütler arasında, neden göreli olarak iyi bir refah göstergesi olarak kabul edilmek zorunda olduğunu anlamak gerekir: Öncelikle, toplumsal refahın ideal kişi başına ölçüsü gerçel kişi başına yurtiçi ürün değildir. Dünya Bankası, örneğin, ünlü Dünya Gelişme Göstergeleri veri bankası ile, sağlık, çevre, eğitim, tarımsal gelişme, yoksulluk ve bilimsel ve teknolojik gelişme gibi başlıklar altında, toplamda 800'ü aşkın toplumsal refah göstergesinin izini sürmektedir. Gerçel kişi başına yurtiçi ürün değişkenini en azından maddesel toplumsal refahın iyi bir ölçüsü kılan olgu, değişkenin bazı önemli gelişme göstergeleri ile güçlü ve istatistiksel açıdan anlamlı birer korelasyon ilişkisine sahip olmasıdır. Çok yeni bir çalışmada, Stanford Üniversitesi'nden iktisatçılar Charles Jones ve Peter Klenow, toplumsal refahın, (i) yaşam beklentisine, (ii) tüketim düzeyine, (iii) çalışmadan geçirilen zamana ve (iv) yurtiçi gelir eşitliliği düzeyine bağlı olan bir istatistiksel ölçüsünü hesaplayarak, 134 ülke için, bu geniş refah ölçüsünün gerçel kişi başına yurtiçi ürün ile güçlü biçimde ilişkili olduğunu doğrulamaktadırlar. Ayrıca, Birleşmiş Milletler'in İnsani Gelişme Endeksi de gerçel kişi başına yurtiçi ürün ile güçlü biçimde ilişkilidir: İnsani gelişmede en öndeki ülkeler en zengin olanlardır; ya da tam tersi

5 İngiltere'nin kabaca yıllarını kapsayan demografik geçişine Türkiye'nin geçişi ile karşılaştırılmalı olarak bakmak aydınlatıcı olacaktır. İngiltere'de 19. yüzyılın sonunda toplam doğurganlık hızı yaklaşık olarak 4.30 düzeylerindedir ve takip eden 40 yıl içinde yaklaşık olarak 2 kat azalarak, Bebek Patlaması'ndan önce, 2.10'a yakın bir düzeye düşmüştür. Soru, İngiltere'nin nüfus ve gerçel kişi başına yurtiçi ürün (veya gelir) düzeylerinin bu 40 yıllık dönemdeki büyüme eğilimlerinin Türkiye'nin deneyimine benzer olup olmadığıdır ve 1931 sayımlarına göre, İngiltere'nin nüfusu 1891'den 1931'e yaklaşık olarak 1.38 kat artmıştır. Diğer yandan, California Üniversitesi Davis'ten Gregory Clark'ın derlediği kişi başına gerçel gelir endeksi, aynı dönemde, yaklaşık olarak 1.30 kat artış göstermektedir. O halde, İngiltere de, toplam doğurganlık hızının keskin biçimde azaldığı 40 yıllık bir dönemde, sadece nüfusunu değil, gerçel kişi başına gelirini de artırmayı başarmıştır. Ya daha sonrası? Acaba İngiltere'de toplam doğurganlık hızının Bebek Patlaması'ndan sonra sürdürdüğü kalıcı düşüş eğilimine eşlik eden nüfus ve gerçel kişi başına yurtiçi ürün örüntüleri nasıldır? Büyüme katsayıları ne yönde değişmiştir? Nüfusun yaşlanmasının elimizdeki refah göstergesi ile olan uzun dönemli hareketi ne yöndedir? Gregory Clark'ın verilerine göre, İngiltere'de gerçel kişi başına gelir ve gerçel ücret düzeyleri, onyılından zaman aralığına değin sürekli olarak artmış ve büyüme katsayıları, sırasıyla, 2.98 ve 3.48 olmuştur. Başka deyişle, nüfusunun hızla yaşlandığı ve toplam doğurganlık hızının 2.05'in oldukça altına doğru azaldığı yarım yüzyıl boyunca, İngiltere'de gerçel kişi başına gelir yaklaşık olarak 3 kat ve gerçel ücret yaklaşık olarak 3.5 kat artmıştır. Nüfusun da, azalan bir hızda da olsa, kalıcı olarak arttığını ve 50 milyon düzeyini geçtiğini biliyoruz. Karl Marx'tan değilse, demografik geçişte önde olan bir ulus olarak İngiltere, geride olan Türkiye'ye, Türkiye'nin kendi demografik geleceğinin bir örneğini göstermiştir. Türkiye'yi neyin beklediğine de bu noktada dikkat çekmek gerekiyor: Şeref Hoşgör ve Aysıt Tansel'in 2050'ye Doğru Nüfusbilim ve Yönetim raporunun nüfus büyümesi açısından en karamsar öngörüleri yani nüfusun artması beklenebilecek en düşük hızda artacağı senaryonun çıktıları Türkiye nüfusunun beş yıllık aralıklarla ölçüldüğünde sürekli olarak artarak 2050 yılında 95 milyon civarında olacağını göstermektedir yılında ulaşılması beklenen toplam nüfus düzeyi, orta düzey öngörülere göre ise, 100 milyon civarındadır. Aynı orta düzey öngörüler ki bunlar nüfusbilim ilkeleri açısından en güvenli biçimde dikkate alınabilecek öngörülerdir toplam doğurganlık hızının ancak 2050'de 1.85 düzeyine düşmüş olacağı yönündedir. Benzer öngörülere Birleşmiş Milletler'in 2300'e Doğru Dünya Nüfusu raporunda da yer veriliyor: 2000 yılında dünyanın en kalabalık 15. ülkesi olan Türkiye'nin, 2050 yılında dünyanın en kalabalık 19. ülkesi olması bekleniyor. Yani 50 yıllık bir hızla azalan doğurganlık süreci boyunca, Türkiye'nin, En Kalabalık Ülkeler listesinde sadece dört sıra gerilemesi öngörülüyor. Bu yönde öngörülerin, Türkiye'de doğurganlığın azalmasından endişe duyarak Doğurganlık artmalı! diyen nüfus politikacısının elini zayıflatan öngörüler olduklarını görmek gerekir: Önümüzdeki 40 yıl boyunca, Türkiye'nin toplam doğurganlık hızının, bugün Batı Avrupa uluslarına korku veren 1.50 ve 1.30 gibi çok düşük düzeylerin yanına bile yaklaşmayacağı beklenmektedir. O halde, Türkiye'de aktif bir nüfus politikası uygulanması gerekip gerekmediği, en azından özgürlükçü bir bakış açısından yaklaşıldığında, oldukça yerinde bir sorudur. Demografik geçiş sürecinin sadece kültürel etmenlerle açıklanamayacağına ek olarak, teknolojik gelişmenin hızlanması ve Batı Avrupalı olmayan uluslara yayılmasının çekirdek öykünün bir parçası olduğunu kabul etmek zorundayız. Yeni üretim teknolojilerinin birim işgücü verimliliğini uzun dönemde kalıcı biçimde artırmaya - 5 -

6 devam ettiği bir ülke olan Türkiye'de, doğurganlığın azalmasına eşlik eden bir kişi başına zenginleşme sürecinin uzun dönemde devam etmeyeceğine gerekçesizce inanmak ve, dolayısıyla, karamsar olmak için, iktisadi gelişme ve demografik geçiş ile bunların nesnel tarihleri hakkında oldukça bilgisiz olmak gerekmektedir. Bugünün bütün gelişmiş uluslarının tarihleri, yenilik yaratıcı (girişimci) bireylerin şehirli nüfus içindeki paylarının artması ile bu şehirli bireylerin büyükbabaları ile büyükannelerinden ve babaları ile annelerinden daha az sayıda çocuk sahibi olmayı seçmelerine ve teknolojik gelişmenin meyvelerinden daha çok faydalanabilmelerine tanık olmuştur. O halde, teknolojik gelişme motorunu çalışır durumda tutmayı sağlamak ve insanların çocuk sahibi olma kararlarını kendilerine bırakmak, politikacı açısından, yaşlanan nüfusun ve azalan doğurganlığın olumsuz refah etkilerini gidermenin etkin ve etkili bir yolu olabilir. III Türkiye'de doğurganlığın artırılmasını hedefleyen aktif bir nüfus politikasına gerçekten gerek olup olmadığı sorusu, şu ikinci soruyu ortaya çıkarmaktadır: (Türkiye'de) doğurganlığın artırılmasını hedefleyen aktif bir nüfus politikasının tasarımına ilişkin zorluklar nelerdir? RAND Kurumu Avrupa biriminin 2005'te yayınladığı Nüfus Çöküşü? Avrupa Birliği'nde Düşük Doğurganlık ve Politika Tepkileri adlı araştırma özeti, nüfus politikasına ilişkin zorluklar konusunda, önemli bilgiler sunuyor. Avrupa Birliği ülkelerinin deneyimlerinden hareketle, özet, ulusal politikaların doğurganlık düşüşlerini yavaşlatabileceğine ve fakat tekil bir politikadan her koşulda olumlu sonuç beklenmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Özet, ayrıca, belirli bir ülkede olumlu sonuç veren bir politikanın başka bir ülkede başarısız olabileceğini ve bazı toplumsal ve iktisadi koşulları iyileştirme amaçlı politikaların doğurganlığı dolaylı olarak etkileyebileceğini vurguluyor. Özetin ana düşüncesine göre ise, (i) farklı hükumet politikaları arasındaki ilişkiler, (ii) makro koşullar ve (iii) hanehalklarının demografik davranışları, doğurganlığın belirlenmesinde ortak rol oynamaktadırlar. Doğurganlığın artırılmasını hedefleyen bir nüfus politikasının tasarlanmasındaki ana zorluk, işte, bu ortak rolün deşifre edilmesidir. Bu deşifre etme ödevini somutlaştırmadan önce, ancak, sadece doğurganlığın artırılmasına yönelik bir politikanın iki tartışmalı yönüne bebek ölüm hızının önemine ve bebek patlamalarının uzun-dönem sonuçlarına değinmek gerekmektedir. Bebek ölüm hızı, nüfus artış hızını, tıpkı doğurganlık hızları gibi doğrudan etkilemektedir ve Türkiye'nin nüfus artış hızının düşük olmasının çok önemli bir nedeni de oldukça yüksek düzeydeki bebek ölüm hızıdır. Birleşmiş Milletler Nüfus Birimi verilerine göre, döneminde, Türkiye, 1000 bebekte ölüm ile, bebek ölüm hızının en düşük olduğu ülkeler listesinde 115. sıradadır. Korkutucu olduğu kadar utanç verici bir kayıt olmalı bu. Aysıt Tansel ve Şeref Hoşgör'ün orta düzey öngörüleri, 2050 yılına uzanan süreçte, bebek ölüm hızının sürekli olarak azalacağını ve 2050 yılında 1000 bebekte 7.10 ölüme ulaşacağını göstermekteyse de, bu düzey, gelişmiş ülkelerin neredeyse tümünün döneminde ulaşmış oldukları bebek ölüm hızlarından bile daha yüksektir. Başka deyişle, eğer sorun gerçekten de nüfus artış hızının azalması ise, doğurganlığın bugünkü ivmesiyle azalmaya devam edeceği 40 yıllık bir süreçte, bebek ölüm hızının öngörülenden daha hızlı biçimde azaltılmasına yönelik aktif sağlık politikaları oldukça etkili olabilir. O halde, şu soru, bir kez daha sorulmalıdır: Neden sadece doğurganlığın artırılmasına yönelik bir nüfus politikası? - 6 -

7 Doğurganlığın artırılmasına yönelik politikanın olası sonuçlarından biri de, örneğin yılları arasında doğan çocukların toplam sayısının, önceki beş yıllık dönemlerde doğanların sayısından önemli ölçüde yüksek olmasıdır. Başka deyişle, doğurganlığı artırma yanlısı politika, Türkiye'ye birkaç bebek patlaması nesli hediye edebilir. Bebek patlaması nesilleriyle ilgili sorun, bağımlılık oranının, bebek patlaması nesillerinin yaşlanıp emekli olmaya başlamalarıyla birlikte göstermesi beklenebilecek hızlı artış eğilimidir. Azalan doğurganlık ve artan yaşam beklentisi, bağımlılık oranının, demografik geçiş süreci boyunca artmasını açıklarken, bebek patlaması nesillerinin emekli olmaya başlamaları bu artışın hızını çarpıcı biçimde yukarı çekebilir. Birleşik Devletler Toplumsal Güvence Yönetimi'nin 2007 yıllık raporundaki verilere göre, Amerika Birleşik Devletleri'nde, 65 yaş ve üstündeki (çalışmayan) nüfusun yaşlar arasındaki (çalışan) nüfusa oranı olarak tanımlanan yaşlı bağımlılık oranı, 1950'den 2000'e sadece % 6 artarken, Bebek Patlaması nesillerinin emekliye ayrılacakları 2010 sonrası dönemde yaşlı bağımlılık oranındaki artış hızlanacak ve oran 2030 yılında % 35 düzeyinde olacaktır. O halde, sadece doğurganlığın artırılmasına yönelik bir nüfus politikasının tasarımının, bebek patlamalarının uzun vadedeki etkileri bağlamında da tartışılması gerekmektedir. Ayakları yere sağlam basan bir nüfus politikası, başka deyişle, uzun vadeli bir politika olmak durumundadır. Sorun, geri dönersek, bireylerin veya hanehalklarının, demografik davranışlar bağlamında, diyelim ki işsizlik ve enflasyon gibi makroiktisadi değişkenlere ve diyelim ki emeklilik yaşını ve hamilelik iznini düzenleyen farklı hükumet programlarına nasıl tepki verdiklerini belirleyebilmek sorunudur. Bu sorunu da, iki ayaklı bir sorun olarak ele almak aydınlatıcı olacaktır: Öncelikle, doğurganlığın artmasını sağlamaya yönelik nüfus politikasının uygulaması, çocuk sahibi olan çiftlerin çocuk sahibi olma davranışlarının yeniden yönlendirilmesini gerektireceğinden, politika yapıcı konumundaki karar vericilerin, doğurganlığı açıklayan ve gerçeğin yeterince iyi bir yaklaştırması olan yani en azından sınanmış ve yanlışlanmamış olan bir modele ihtiyaçları vardır. Bu bakımdan, geçen yüzyılın ikinci yarısında, Chicago Üniversitesi'nden Gary Becker'ın aile iktisadının öncülüğünde geliştirilen ve doğurganlık tercihlerini ve ölüm oranlarına etki eden bireysel gıda harcamaları ve sağlık yatırımlarını somut iktisadi (ve toplumsal ve kültürel ve biyolojik) temellere bağlayan biçimsel kuramlara, sorunun bu ayağının çözümünde, başvuruda bulunulması gerekmektedir. Diğer yandan, doğurganlık davranışını etkilemesi beklenecek makroiktisadi değişkenler ile politika yapıcının hedef ve araç değişkenlerinin nasıl etkileştikleri sorusu, en az doğurganlık davranışını neyin belirlediği sorusu kadar önemli olmalıdır. Genel denge çözümlemesinin önemini kavramış olan (refah) iktisatçılar(ı), sorunun bu ikinci ayağını neden bu şekilde somutlaştırmak gerektiğini anlayacaklardır: Günümüzde, makroiktisat kuramlarının çoğu, karmaşık nedensellik ilişkilerinin kuramcı tarafından açıkça belirlenebilmelerine olanak tanıyan bir kapalı evren modelciliği üzerinde inşa olmaktadırlar. Thomas Malthus'un kuramında nüfus ve verimlilik arasındaki iki yönlü nedenselliğin belirlenebilmesi buna örnektir. 1950ler'de, Stanford Üniversitesi'nden Kenneth Arrow ve California Üniversitesi Berkeley'den Gérard Debreu, Leon Walras'ın genel denge kuramını genelleştirip güçlendirdiler. Geçen zamanda, yeni (analitik veya hesaplamalı) çözüm yollarının uygulanmalarına da olanak tanıyan genel denge modelciliği, özellikle refah iktisadının ana yöntembilimsel yönelimlerinden biri haline geldi. Gerçekliğin yeterince iyi bir yaklaştırması olabilen bir davranışsal genel denge kuramını özenle kurmak ve çözümlemek, güvenilir (politika) öngörüler(i) yapmanın, gerçekten de, tek iyi yolu olabilir. Bunun nedeni, Chicago Üniversitesi'nden Robert Lucas'ın ünlü eleştirisi ile ortaya koyduğu üzere, bireylerin, politika yapıcının eylemlerine, politikanın etkisini ortadan kaldıracak yönlü tepkiler geliştirebilecek olmalarında yatar. Dolayısıyla, bireysel davranışların politikanın kendisi ve zamanla değişkenlik göstermesi beklenebilecek diğer makroekonomik - 7 -

8 koşullar ile nasıl değişeceğini dikkate almayan çözümlemeler en azından yanıltıcı olma olasılığı taşırlar. Burada, ancak, davranışsal temelleri olan genel denge modellerine yüklenen vurgunun, nüfus politikası tasarımında modelciliğe koşulsuzca güvenmemize yetecek kadar güçlü bir vurgu olmadığını belirtmek gerekir. İki neden var: Birincisi, Minnesota Üniversitesi'nden Larry Jones, Iowa Üniversitesi'nden Alice Schoonbroodt ve Mannheim Üniversitesi'nden Michele Tertilt'in 2011 yılında yayınlanan Doğurganlık Kuramları: Bunlar Negatif Doğurganlık-Gelir İlişkisini Açıklayabiliyorlar Mı? adlı çalışmalarında gösterdikleri üzere, doğurganlığın davranışsal kuramları, doğurganlığı açıklayabilmek için bazı özel varsayımlara ve ön kabullere dayanmaktadırlar ve çoğu gerçekçi olmayan bu varsayımlar ve ön kabuller nedeniyle, yerleşik doğurganlık kuramlarına olan güven tam değildir. Geçen on yıllık sürede, Brown Üniversitesi'nden Oded Galor ve David Weil'in öncü çalışmaları ile başlayan ve iktisadi gelişmenin çok uzun dönemdeki örüntü ve düzenliliklerini bütünsel bir çerçeve içinde açıklamak amacında olan bir araştırma programı, doğurganlığın davranışsal kuramlarından doğrudan faydalanarak, teknolojik gelişme ve demografik geçişi çok yerinde tarihsel gerekçelerle birbirlerine içselleştirdi. Ancak bu araştırma programından kuramcıların doğurganlığı açıklamış olmak için benimsedikleri varsayımlar yeniden gözden geçirilmedikçe, programın nüfus politikası tasarımına kılavuzluk etme rolünün tamamlanmış olmayacağı anlaşılıyor. Bundan daha zorlu görünen ikinci neden ise şu: Bugüne kadar önerilmiş ve teknolojik gelişmeyi demografik geçişe içselleştirmiş olan nüfus kuramlarının neredeyse tümü, nüfusun sonsuza kadar sürekli olarak artmasına olanak tanımakta ve/veya nüfus düzeylerinin uzun dönemde içsel olarak nasıl sabitleneceği sorusuna yanıt vermemektedir. Başka deyişle, nüfus politikası tasarımında en faydalı olabilecek kuramların büyük çoğunluğu, dünyanın sonlu bir (insan) taşıma kapasitesine sahip olduğunu yok saymak suretiyle, uzun dönemde sabitlenmeleri beklenen nüfus düzeylerini açıklayamamaktadırlar. Duke Üniversitesi'nden Pietro Peretto ve ETH Zürich'ten Simone Valente'nin, 2001 tarihli Sonlu Bir Gezegende Büyüme: Uzun Dönemde Kaynaklar, Teknoloji ve Nüfus adlı makalelerinde tanıttıkları modelin, ancak, bir istisna olarak önemine dikkat çekmek gerekir. Pietro Peretto ve Simone Valente, kaynak kıtlığının nüfusu uzun dönemde sabitleme eğilimini nüfus ve teknoloji arasındaki etkileşimleri de dikkate alarak kuramsal olarak çözümlemektedirler. Buna göre, artan nüfusa bağlı olarak artan kaynak kıtlığının kaynak fiyatı etkisi, nüfusun tarihsel zaman sonsuza gitmeden önce sabitlenmesini açıklarken, sabit nüfusun sürekli olarak teknolojk gelişmeye yatırım yaparak refahını artırmayı başardığı bir uzun dönem dengesi istikrarlıdır. Nüfus politikasının, (i) kaynak kıtlığının etkilerini göz ardı etmeyen, (ii) nüfus düzeyi ile teknolojik gelişme arasındaki etkileşimleri açıkça dikkate alan ve (iii) doğurganlığı açıklamak için benimsediği can alıcı varsayımlar yeterince gerçekçi olan yeni genel denge modelleri üzerinde inşa olması gerektiği açık. Eğer nüfus politikası gerçekten gerekliyse ve aktif nüfus politikası uygulaması ile amaçlanan havada kalan boş laflar üretmekten daha fazlasıysa, nüfus politikası tasarımcıları, farklı hükumet politikaları arasındaki ilişkilerin, makro koşulların ve hanehalklarının demografik davranışlarının ortak rolünü, ancak bu temel niteliklere sahip modellerin genişletilmesi ile deşifre edebilirler. IV İktisatçılar şöyle der: Bedava öğle yemeği yoktur. Serbest mal olmadıkları tartışma götürmeyenler dışında kalan solunabilir hava gibi mallar bile, kirlilik sınırlarını aşma riskiyle karşı karşıya olduğumuz için bedava değildir. Bedava yaşamıyoruz, kısacası

9 Doğurganlık tercihlerini somut iktisadi temellere bağlayan biçimsel kuramların en önemli ortak niteliği, (aile kurma ve) çocuk sahibi olma kararını yöneten fayda ve maliyet bileşenlerini birbirinden ayrıştıran yaklaşımlarıdır. Buna göre, doğurganlık, insanların üremekten ve çocuk yetiştirmekten elde ettikleri haz (ve başka maddesel ya da kültürel güdüleyenler) ile ailenin geliri ve çocuk sahibi olmanın ve o çocuğu reşit bir birey olarak topluma kazandırmanın parasal maliyetine bağlıdır. Başbakan Erdoğan'ın ve AKP'nin nüfus politikasına yaklaşımlarındaki tutarsızlık, doğurganlığın maliyet muhasebesinde somutlaşıyor: Bir yanda, vatandaşlarına, şimdi tercih ediyor olduklarından, ortalamada, daha fazla sayıda çocuk tercih etmelerini salık veren ve 2004 ve 2010 yıllarında Time dergisi tarafından Dünyadaki En Etkili 100 Kişi listesine dahil edilmiş olan bir başbakan var. Diğer yanda, bu başbakanın genel başkanı olduğu ve uzun yıllardır iktidarda olan parti, bireysel özgürlüklerden taviz verilmeden artırılacak olan doğurganlığın ek maliyetinin finansmanına katkı yapmak konusunda hiçbir yasal adım atmamış durumda. Sadece, vaat bile olamamış mırıldanmalar var politikacıların ağzında: en az üç çocuk yapan çiftlere verilebilecek ödüller gibi. En az üç çocuk tartışmasının yukarıdaki iktisadi değerlendirmesi, politikacıların gerçek niyetlerini sorgulamayı ve sadece doğurganlığın artırılmasını hedefleyen aktif bir nüfus politikası uygulamasının olabilirliğinin ve arzulanırlığının diğer yönlerini, başka toplumsal bilim alanlarından araştırmacılara ve eleştirmenlere bırakıyor. İktisatçı aklının ve iktisadi tarih deneyiminin çok güçlü biçimde desteklediğini, ancak, bir kez daha vurgulamak gerekmektedir: Türkiye'nin uzun dönem nüfus öngörüleri, ülkenin nüfus artış hızının yavaşlaması sorununun, gelişmiş ülkelerin önceki dönemde deneyimledikleri sorundan gerçekten farklı olmadığını ve, üstelik, toplam doğurganlık hızındaki düşüşün, gelişmiş ülkelerde kaydedilen düşüşlerden daha az olarak kalacağını gösteriyor. Türkiye'deki yüksek bebek ölüm oranları, nüfus artış hızındaki azalma ile mücadelede, politikacılara net bir hedef tayin ediyor: doğan bebeklerin çok daha fazlasını hayatta tutmak! Bu bakımdan, politikacıların, sadece doğurganlığın artırılmasını hedefleyen bir politikada ısrar etmektense, gerekli sağlık politikalarını tasarlamak ve uygulamak ile de meşgul olmaları gerektiği apaçık ortada. Aklı başında bir refah iktisadı bütünüyle normatif olarak kalamayacağı için, Türkiye'nin güncel demografik gelişmelerinin toplum için en iyi olmadığını göstermek ve en iyi ye ulaşmak için hangi yönde değişimlerin gerektiğini bulmak, özünde, bir kuramsal sorundur. Bu nedenle, politika yapıcıların, yerleşik kuramların ancak çok küçük bir kümesinin aktif bir nüfus politikası tasarımında yol gösterici olabilecek kadar sağlam olduğu gerçeğiyle de yüzleşmeleri gerekiyor. Dileğim o ki, iktidara geldiği günden bu yana En az üç çocuk! ısrarından vazgeçmeyen Başbakan Erdoğan, söylemini ciddiye alan ve niyetini sorgulamayan buna benzer (iktisadi) değerlendirmelere daha sık rastlasın ve onları ciddiye alarak niyet sorgulaması yapmasın

10 Alternatif Teknolojilerin İdeolojik Açılımları Sevgi Taşkın Abant İzzet Baysal Üniversitesi İnsanlık tarihinde toplumsal yaşamın gelişim çizgisi içinde iletişim, insanı diğer canlılardan ayıran bir olgu olması bakımından önemlidir. Bundan dolayı iletişimin temel aşamaları pek çok sosyolojik çalışmanın da ele aldığı önemli konuların başında yer alır. İletişim teknolojileri ise bize insanlık tarihinin öyküsünü verir. Bu çalışma, alternatif teknolojik değişimlerin toplumsal yapıda nasıl bir dönüşüm hedeflediklerini anlamak amacıyla yapılmıştır. Bu nedenle başlangıçta iletişimin temel aşamaları konusu ele alınmıştır. Çalışmanın kurgusu üç kitap üzerinden farklı bakış açılarının karşılaştırmalı olarak iletişim teknolojileri kapsamında toplumsal dönüşüm üzerine yapılmış olan yorumlarını değerlendirilmek üzere oluşturulmuştur. Bu kitaplardan ilki McLuhan ın Gutenberg Galaksisi isimli kitabıdır 1. İkincisi David Dickson un Alternatif Teknoloji: Teknik Değişmenin Politik Boyutları isimli kitabıdır 2. Sonuncu olarak da üç yazarlı bir kitap aracılığıyla emek cephesinden geliştirilmiş farklı bir model arayışı ele alınmaktadır 3. Bu kitapların konu edindiği alanlar için de son derece önemli bir yer tutan kitle iletişim araçlarının bir eleştirisinin yapılması için bu araçların temel işlevlerini kısaca belirlemek de çalışmanın bölümlerinden birini oluşturmaktadır. Kitle iletişim araçlarının genel olarak işlevlerinin belirtilmesinden sonra, bu işlevleri esas alarak, bu araçların birey ve toplum üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu söyleyen McLuhan ın da içinde bulunduğu ve post modern olarak tanımlanabilecek cepheden yapılan eleştiri ve değerlendirmelere yer verilecektir. Teknolojik gelişmenin insanlığa getirdiği olumlu ve olumsuz yönler bakımından David Dickson un Alternatif Teknoloji: Teknik Değişmenin Politik Boyutları kitabı incelenmiştir. Son kitap da Brecher, Costello ve Smith in yazmış oldukları Aşağıdan Küreselleşme isimli kitapta belirtilen model değerlendirilmektedir. Çalışma asıl olarak teknolojik gelişimin yaratacağı dünyayı eleştirel bakış açısıyla yorumlamayı amaçlar. Bu nedenle genel olarak bu dünyanın iyi bir dünya olup olamayacağı, sürdürülebilir nitelikte olup olmadığı ve nedenleri hakkında sorular sorup yanıtlar aramaktadır. Sonuç olarak da bu gelişime karşı insanlığın seçenekleri nelerdir ve bunlar nasıl geliştirilebilir sorularına ilişkin açılımlar hedeflenmektedir. I.1. Sözlü İletişim Aşaması I. İletişimin Temel Aşamaları Tıpkı bilimsel alanlardaki gelişim için olduğu gibi teknolojik gelişme de toplumsal üretim ilişkileriyle ve bu ilişkilerin örgütlenmesine yönelik biçimlenir. Bu nedenle bütün diğer teknolojiler gibi iletişim teknolojileri de insanlığın gelişim süreçlerine koşut ilerler. 1 Marshall McLuhan, (1962), Gutenberg Galaksisi, YKY, İstanbul, D.Dickson, Alternatif Teknoloji: Teknik Değişmenin Politik Boyutları, AyrıntıYayınları, İstanbul, Jeremy Brecher, Tim Costello ve Brendan Smith, Aşağıdan Küreselleşme, Aram Toplum Yayınları, İst.,

11 Dolayısıyla insanoğlu toplumsal yaşama geçişiyle birlikte birbiri ile ilk önce ve kaçınılmaz olarak sözlü iletişim kurmuştur. Toplu olarak yaşadığı dönemlerde ancak bir toplum olmadan önce insan, diğer canlılar gibi kendi türüyle bazı iletişim biçimleri geliştirmişti. Ancak bunlar için sözlü iletişim demek doğru olmaz. Bunlar bazı seslerin çıkarılması, ses tonunun kullanılması, bedensel ve yüzle yapılan jest ve mimiklerden ibarettir. Çünkü insan o aşamada sadece kendisi için gerekli olduğu kadar kendi türünden diğerleri ile ilişkiye geçmekteydi. Toplumsal yaşamın başlaması ile birlikte, hem bilinç eşiğinde bir sıçrama yaşanmış hem de artık sadece kendisi için değil, içinde yaşadığı toplumun sürdürülebilmesi için de iletişim kurması kaçınılmaz olmuştu. Burada en basit haliyle konuşmadan söz etmekteyiz. Seslerin farklı kullanımlarının öğrenilmesine eşlik eden beden dili insanın ilk iletişim teknolojisidir. Bunu geliştirmesi gerekmişti çünkü artık hem diğerleriyle hem de yaşamda bir bütün olarak içinde olduğu ilişkiler ağı, ihtiyaçlar ve sorunlar karmaşıklaşmıştı. Bu sürece bağlı olarak iletişim de bir üst aşamaya sıçradı. I.2. Yazılı İletişim Aşaması Yazının keşfi, hem tarihsel kayıtların diğer kuşaklara aktarılması hem de insanlığın bilinç düzeyinin yeni bir aşamaya geçişi olarak kabul edilir. İnsan, kendisi ile ilişkiye geçmiştir. Tıpkı sözlü iletişimde olduğu gibi burada da ihtiyaç ve sorunların kapsamlarının genişlemesinden dolayı yazı keşfedilmiştir. Ayrıca insan, gezegende, bir gün öleceğini bilen tek bilinçli varlık olarak yerini almıştır. Bu onu diğer canlılardan ayıran temel özelliğidir: Kurgu yapabilen insan, henüz gerçekleşmemiş bir geleceğin inşasını sadece ve sadece zihninde yapabilmektedir. Geçici bir yaşamda kalıcı olma çabası, ontolojik bir kaygıya dönüştüğünde yazılı iletişim insanın toplumsallaşma serüveninde en önemli ikinci aşama olarak karşımıza çıkar. Göç etmek zorunda kalan insanlar, kendilerinden sonrakilere bırakabilecekleri tek miras olan deneyimlerini yazı aracılığıyla paylaşmayı öğrenmişlerdir. Bu dönemde henüz sınıflı bir topluma geçilmediğinden dolayı üretim fazlası bir artık ve bireysel mülkiyetten söz edilemez. Bu iletişim teknolojisinin daha sonraki süreçte yaşanan ilerlemeleri, hem yerleşik düzene geçiş hem de sınıflı toplumların doğmasıyla birlikte kendini gösterir. İnsanlığın en değerli deneyimlerinden biri olan matbaa ile yazılı iletişim teknolojisi kitleselleşir ne var ki bu uzun sürecin oldukça geç dönemlerine karşılık gelmektedir. Bu nedenle orta çağın sonları ve yeni çağ, yazılı iletişim teknolojilerinin altın çağı sayılmaktadır. I.3. Görsel İletişim Aşaması Sınıflı toplumun doğması ile birlikte sanatsal etkinlikler kendini, toplumun bir parçası olarak ifade etme boyutuyla gelişmiştir. Sınıfsal farklılaşmalar, beraberinde baskıyı getirir. Baskı, hem sınıfsal aidiyet duygusuna hem de söylemek istenenlerin üzeri örtük bir biçimde yayımlanma gereksinimine yol açar. Aslında şiddet insan türü için de içsel bir dürtüdür. Ancak artık mağara dönemini geride bırakan insanın kendini başka yollarla anlatma çabaları gündeme gelmektedir. Kuşkusuz mağara duvarına çizilen resimlerin ya da ilkel toplumlarda görülen ayin ve tören danslarının görsel iletişimin ilk örnekleri arasında sayılmasını öne süren bir bakış açısı bulunur. Ancak genel olarak resim ve tiyatro sanatının ilk örnekleri görsel iletişimin başlangıcı kabul edilir. Bu iletişim teknolojisi, bireyin başka araçları kullanarak, diğer insanlarla birlikte çalışmayı başarabilmesiyle ortaya çıkmış ve gelişmiştir. Görsel iletişimin sanayi toplumuyla birlikte kitleselleşmesi söz konusudur. Görsel iletişimin altın çağı bu nedenle sanayileşmenin yaygınlaşmasıyla mümkün olmuştur. Resim sanatından yola çıkarak ve ışığın kullanım tekniklerinin gelişmesiyle birlikte keşfedilen fotoğrafçılık, hemen sonrasında sinema teknolojisini yaratmıştır. Bu ideolojik olarak da iletişim teknolojisinin yaşadığı bir devrim sayılmaktadır

12 Burada hemen eklemek gerekir ki çalışmanın temel konusunu oluşturan, genel olarak teknolojinin ve özelde iletişim teknolojilerinin bugün geldiği noktada yaşanan dönüşümü eleştirmek için bir dördüncü aşama olan elektronik iletişim ortamını yani sanal dünyayı da saymak gerekir. Ancak, bu aşamanın her üç aşamayı kapsayan ve sonuç bölümünde ele alınarak çözümlenmesi gereken bir olgu olduğunu kabul etmek daha gerçekçi bir bakış açısı olacaktır. Zaten bu üç aşamanın sonuçta insanlığı taşıyıp getirdiği son aşamaya da bu boyutuyla bakılmalıdır ve bu yönden eleştirilip alternatifler getirilmelidir. Sonuçta iletişim teknolojilerinin tümü içinde bulunulan toplumsal yaşamı şekillendirdiğine göre, eleştiriler ve alternatifler de bütünlükçü bir yaklaşım içinde olmalıdır. I.4. Eleştiriler (a) McLuhan ın Postmodern Eleştirisi MacBride ın Birçok Ses Tek Bir Dünya isimli raporunda belirttiği gibi iletişimin işlevleri haber verme, toplumsallaştırma, motivasyon, tartışma-diyalog, eğitim, kültürel geliştirme, eğlence ve bütünleştirme olarak sekiz başlık altında toplanabilir 4. Haber verme işlevi, kitle iletişim araçlarının temel ve en bilinen işlevidir. Bu işlev bilgi aktarma işlevi olarak da değerlendirilebilir. Toplumsallaştırma işlevi ise, günümüzün heterojen yapılı toplumlarında bireylerin bir arada yaşamalarının sağlanabilmesi için toplumsal değerlerin yani kültürün yayınlar aracılığı ile iletimidir. Toplumsallaştırma işlevine bağlı olarak kitle iletişim araçları toplumun amaçlarını belirler; değer yargılarını canlı tutarak genelleşmesini sağlar. Bağımsızlık, insan hakları gibi değerler buna örnek verilebilir. Tartışma-diyalog işlevi, kitle iletişim araçlarının ulusal ya da uluslararası platformlarda söz konusu çıkarlar doğrultusunda kamu oyu oluşturma işlevini görür. Eğitim işlevi, toplumsallaştırma işlevi ile bağlantılı olarak topluma yeni üyeler kazandırma, bunlara toplumun kültürel değerlerini benimsetme görevini üstlenir. Kültürel gelişim işlevi için ise sanatsal ve kültürel ürünlerin kitle iletişim araçları ile yayılması örnek gösterilir. Kitle iletişim araçlarının bir diğer işlevi ise eğlendirmedir. Bunu popüler kültürü yaygınlaştırmak yoluyla yapar. Bunların içeriği televizyonda spor, eğlence, magazin programları olabileceği gibi çeşitli yarışmalar olabilir. Kitle iletişim araçlarının bütünleştirme işlevi, birey ve grupların birbirlerini tanımalarını, kültürler arası çatışmaları azaltmayı hedefler. Ayrıca tüm bunların yanında, reklâm sektörü örneği verilerek ekonomik bir işlevi olduğu da eklenebilir 5. Birey ve toplum sorunlarının çözüm kaynağı olarak kitle iletişim araçlarından en önemlisi olarak televizyonu kabul eden yazarlardan biri McLuhan dır. Bu nedenle bu çalışmada onun Gutenberg Galaksisi kitabı özel olarak incelenmiştir 6. Ancak genel olarak yazarın iletişim ve teknolojileri üzerine görüşlerini anlamak için bazı başka metinleri de okunmuştur. Bu yazara göre, toplumların evrensel gelişim sürecinde temel unsur iletişim teknikleri ve bunların farklılaşmasıdır. Zaten McLuhan da yukarıdakine benzer bir sınıflandırma yapmıştır. İnsanlığın geçirdiği ilk dönem olarak yazının bulunuşundan önceki kabile dönemini ele alırken buradaki egemen iletişim biçimi olarak sözlü anlatım ve işitsel algılamayı belirtir. Düşünce özgür bir biçimde yayılır ve insan bütün duygularını aynı anda ve 4 S. MacBride, Bir Çok Ses Tek Bir Dünya, Unesco Türkiye Milli Komisyonu, Ankara, Gökhan Savaş, Kitle İletişim Araçlarına Eleştirel Bir Yaklaşım, Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi,s. 2-3, 6 M.McLuhan, Gutenberg Galaksisi Tipografik İnsanı Oluşumu, ilgili bölümler

13 uyumlu bir biçimde kullanır. Daha sonra, yazının bulunması ile gelişen ve Gutenberg Galaksisi dediği dönem gelmektedir. McLuhan a göre yazının bulunuşuyla insanoğlunun birinci dönemdeki sakin yaşamı da köklü bir değişime uğramıştır. Yazının egemen olmaya başladığı bu tarihsel dönemde ortaya çıkan en önemli kavramlar bireycilik, merkeziyetçilik ve milliyetçiliktir. Ayrıca, yazının yayılmaya başlaması, ülkelerin yönetiminin merkezi nitelikte olmasına yol açarak totaliter yönetimlerin ortaya çıkmasına da sebep olmuştur. Mc Luhan a göre iletişimsizlik döneminden yazılı iletişim aşamasıyla geçen insanlık artık bilgi bakımından yoksul ancak katılım sağlanması açısından güçlü bir araç olan televizyon ile farklı bir yaşam formuna, küresel bir köye ulaşmıştır. Televizyon ile birlikte görme duyusunun egemenliği ilan edilmiştir. Televizyon ile yazılı iletişimin basım yoluyla kitleselleştiği ancak duygu ve düşüncelerin sınırlandırılarak yayılmasına izin veren bir tür kapalı uygarlık biçimi yarattığını öne sürdüğü tanımladığı bu aşama artık sona yaklaşmıştır. Dış dünyayı algılamada, Gutenberg Galaksisi nin buyrukçu özellikleri silinmekte, ilkel aşamadaki doğallığı ile kabile dönemi, tüm özellikleriyle birlikte, teknik anlamda daha ileri bir boyutta yeniden başlamaktadır. McLuhan ın parça bütün arasındaki nedensellik bağına bakışı post modern çizgide yer alır. Bu nedenle bu akıma dâhil olan diğer tüm yazar ve düşünürlere benzer olarak, bu gelenek, televizyona yüklediği anlamı şu neden bağlamında paylaşmaktadır: 19.yy. aydınlanma çağının bilim ve akla yüklediği aşırı değere ve modernizmin kazanımlarına olumsuzlayarak bakmaktadırlar. Televizyon, insanın, katılmadığı ama kendisine dayatılan yaşama biçimlerinden uzaklaşarak asıl istediğine yönelmesine olanak tanıyacak ve bu yolla onu özgürleştirecektir. Yani aslında televizyon bir şeyleri dayatmaz, insanlığa ne istediğini anımsatır ve bunları insanlığa yeniden geri verir. İletişim kuramlarında genel bir kabul ile teknolojik determinizme Marshall McLuhan şekil vermiştir 7. Bu kuramın arkasında yatan temel düşünce, insanlar arası iletişimin insanlığın varoluşunu şekillendirdiğidir. McLuhan a göre kültür, nasıl iletişim kurulduğuna bağlı olarak şekillenir. İletişim teknolojisindeki bir buluş kültürel değişime yol açar. Aletleri insan şekillendirir ve sonrasında aletler insanı şekillendirir. İletişim modelindeki değişim insan yaşamını dönüştürür. Teknolojik determinizm geçmişte ve şimdi neler olduğunun anlaşılmasına yardımcı olur. Ancak ona göre teknolojik determinizm gelecekle ilgili öngörüde bulunmaz. Teknolojik determinizm bize içerik yerine araca bakmamızı önerir. Araç insanın uzantısıdır. Bu uzantı akla gelen her şeyi kapsar. Konuşulan ve yazılan her sözcük, giysi, ev, para, basın, yol, araba, tekerlek, uçak, fotoğraf, telefon, sinema, radyo, televizyon gibi konularda bir biçimde bunlarla ilişki içindedir. McLuhan çalışmalarında kitle iletişim araçlarının, baskı makinesinden başlayarak radyo ve özellikle de televizyonun, toplum üzerine etkilerini incelemiş ve elektronik iletişim araçlarının kültürü yaygınlaştırarak dünyayı küresel bir köye dönüştüreceklerini öne sürmüştür. McLuhan elektronik medyayı, dünyayı algılamanın kolektif yollarına bir tür geri dönüş olarak değerlendirmiştir. Elektronik medya sayesinde, sözel geleneğin yeniden oluştuğunu ve insanların bütün duyuları yeniden eşit oranda kullanmaya başladığını vurgular. Araç Mesajdır kitabında küresel bir köyde yaşadığımızı ve bu köyde her şeyin aynı anda olduğunu, zaman ile yer kavramının yok olduğunu öne sürmektedir. Ne var ki televizyonun, McLuhan ın belirttiği gibi dünyayı küçültmesi ve küresel bir köye dönüştürmesi, kendisinin içinde sayılması gereken ancak daha sonraki bazı post modern yazar ve düşünürler tarafından aşağıda belirtilen nedenlerle olumlu bir gelişme olmadığı öne sürülerek bu akıma dâhil edilmemesine neden olarak eleştirilmiştir. Frankfurt Okulu 7 Dickson, a.g.k., s

14 temsilcilerine göre bu çok önemli bir sorun olarak görülmektedir 8. Tek tek yerel kültürlerin yok olacağı ve güçlü olan kültürün merkezde olduğu bir dünya düzeni oluşacağı düşüncesiyle televizyon kültürüne şiddetle karşı çıkılmıştır. Çünkü McLuhan ın kehanetinden sonra görülmüştür ki, küresel sermayenin ve ülkeler liginde bunun en güçlü uygulayıcısı olarak A.B.D. kültürünün egemen olduğu bir dünya düzeninde ABD, bu egemenliği kitle iletişim araçları ile daha da yaygınlaştırma çabasındadır. Tek tip bir yaşam tarzı ve insan ilişkilerini yansıtan temaların egemen olduğu dünya sinemasında tekel gücünde söz sahibi olması nedeniyle A.B.D. nin kültür emperyalizmi hedefleri dışında, gerek siyasi gerek ekonomik alanda egemenlik aracı olarak kitle iletişim araçlarından, özellikle de televizyondan yararlandığı çok açık biçimde görülmektedir. (b) David Dickson un Politik Eleştirisi Teknolojinin, toplumdaki güçlerin dengesi, maddi ve ideolojik denetim ve servet dağılımı ile yakından ilişkili olduğu açıktır ve tarafsız değildir. Bu nedenle toplumsal sistemden bağımsız, ayrı bir yerde duran nesnel bir olgu olarak değerlendirilmesi doğru olmaz. Tüm bunlardan dolayı da genel olarak egemen sınıfların hizmetinde ve onların çıkarları doğrultusunda işlev görür. Kuşkusuz bu durum iletişim teknolojileri için de aynı kapsamda değerlendirilmelidir. Dickson a göre bu durumun aksine, yabancılaştırıcı özelliklerinden arındırılarak, en ekonomik ve insancıl bir teknolojiyle örülmüş yapısal bir model üretilebilir; daha da ötesi insanlığın gezegen üzerindeki yaşamının sürebilmesi için bu zorunlu ve kaçınılmazdır. Ne var ki bu da alternatif bir toplum projesinin inşasını gerektirir. Güncel teknolojik arayışlar ve değişimler, politik düzlemden bağımsız olmayan bir dönüşüm hedeflemektedir. Bu dönüşümün belirleyici özellikleri ile iyi çözümlenmesi ve sorgulanması gerekir. Kendisine duyulan genel bir güvensizlik, yoğun ve keskin eleştiriler, kitlesel ve evrensel boyutta insanlık sorunlarına sistemsel bir çözüm getirememiş olmasının açıklığı içinde kaçınılmaz olarak insan yaşamının içinde en önemli yeri artık teknolojik aygıtlar ve bunların kullanım ideolojisi ile birlikte makineleşme kaplamıştır; modern yaşam biçiminin belirleyicisi olmuştur. Ulaşım, iletişim, mal ve çoğu hizmetin üretilmesi ve temini, eğlence ve kültürel etkinlik dünyalarında bile teknolojinin kapladığı yer, yüz yıl öncesine göre akıl almaz boyuttadır. Bu nedenle teknolojinin insan yaşamındaki bu önemli rolünü anlamak, kesinlikle toplumun en ince ayrıntısına kadar çözümlenmesi ve değişim süreçlerinin keşfedilmesi için de yaşamsal hale gelmiştir. Dickson un kitabı yazmasının başlıca amacı, teknolojiyi sınıfsal ve siyasal düzenlerden bağımsız olmayan pek çok yönüyle analiz etmektir. Alternatif modeller için düşünceler üretmektir. Bu alternatifler neden uygulamaya geçirilemiyor? Hangi unsurlar ve kimler ya da toplumun hangi kesimleri tarafından bu alternatiflerin önü kesiliyor? Bu tür soruları sormak, bunlara yanıt aramak aslında Dickson un çalışmasının da temelini oluşturduğu gibi teknoloji politikalarını sorgulamakla aynı anlama gelir. Dickson aslında teknolojik determinizme, toplumsal gelişmenin tek maddi kaynağını teknolojide buldukları için değil, bunun mülkiyet ve dağılım konularını içeren arka planına bakmaksızın toplumsal yapı üzerindeki ideolojik güç ve denetim kullanma mekanizmalarına kuramsal zemin hazırladıkları için karşı çıkmaktadır. Bu karşı çıkışta, teknolojinin doğasını ve toplumsal yapıyı belirleyen yönlerini anlamak aynı zamanda ekonomik deterministlere karşı çıkmanın da bir unsurunu içerecektir. Dickson un iddiası şudur ki Egemen hiyerarşik 8 Jurgen Habermas, İdeoloji Olarak Teknik ve Bilim, YKY, İstanbul, 2004, s

15 örgütlenme ve otoriter denetim biçimleri kapalı toplumların geliştirdikleri teknoloji ile bütünleşir ve çakışırlar. Burada aynı yapıyı tıpkı bir kapitalist ülke gibi insanlıktan uzak bir modele, toplumu uyum sağlamak adına zorlayarak aynı biçim ve içerikte kullanan, bunun yanı sıra sosyalist olduğunu iddia eden bazı (eski) ülkelerin yönetim biçimlerine de bir eleştiri getirilmektedir. Alternatif toplumu, alternatif bir teknoloji modeli ile birlikte yaratmayı denemedikleri için bu yönetimler de Dickson un eleştirileri kapsamına alınmaktadır. Atom bombası sonrasında artık teknolojinin insanlık dışı yüzü apaçık kendini göstermiş ve beklenen toplumsal gelişmeler gerçekleşmedikçe teknolojik determinizm taraftarlığının maskeleri düşerek, teknolojinin yansızlığına ilişkin kuramlar geçerliğini yitirmiştir. Panoptikon, aşırı kontrolcü ve standartlaştırıcı, modern hapishaneler gibi ev ve iş mekânları arasına sıkışmış bir yaşam biçimini belirlemekte kullanılan teknoloji, Kafkaesk ve manipülatif bir toplum düzenini ve bu düzenin iktidarlarını yaratmıştır. Başlangıçta kendisinden mucizeler beklenen teknoloji artık insan yaşamının hem bedensel hem de akıl sağlığını tehdit eder noktaya gelmiştir. Bu da dolayısıyla toplumsal yaşamın sürdürülemez hale gelmesine yol açacaktır. Kuşkusuz gelinen bu aşamadan sonra teknolojiden tümüyle uzak kalmak ve ilkel bir yaşama dönmek de gerçekçi değildir ve mutluluk getirmeyecektir. Ne var ki bunun akılcı kullanımı mümkündür. Zaten verilmesi gereken yanıt, sorulan sorunun kaynağının içindedir. Teknoloji insan yaşamını her anlamda kolaylaştırıcı, dengeleyici ama özgürlükleri çoğaltan bir araç olmalıdır. Kapitalizmin sürmesi amacına yönelik bir yapı değil. Ancak bu düşünce Dickson a göre yaygınlaşamamaktadır çünkü politik otorite, bunu istemeyenlerin elindedir. Kitle iletişim araçları onların kontrolünde olduğu sürece bunun düşünsel zemini oluşturulamaz. Bu durumun istisnaları olabilir ama onlar da politik olarak etkin olmaktan henüz uzaktır. Dickson a göre, etkinleşme mücadelesi, egemen siyasal otoritelerin dayatmacı politikalarının açığa çıkarılmasında varılan başarıya ve bunlardan kurtulma savaşımındaki ilerlemeye koşuttur. (c) Emek Cephesinin Aşağıdan Küreselleşme Hareketi Kapsamında Eleştirisi ve Küresel İletişim Önerileri BCS yazmış oldukları kitapta, ilk bölümde yukarıdan küreselleşme ile aşağıdan küreselleşme arasındaki çatışmanın analizini yapmaya çalışmışlardır. Burada küreselleşen dünyada insanın kendisi için nasıl sorunlarla dolu bir çevre yarattığı ele alınmakta ve kapitalizmin doğasına uygun bir teknolojinin de eleştirisi yapılmaktadır. İkinci bölümde ise toplumsal hareketlerin gücü üzerine değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Üçüncü bölüm, aşağıdan küreselleşme hareketi ile oluşturulabilecek alternatif bir yönetsel yapı arasındaki ilişkilere yoğunlaşmıştır. Dördüncü bölüm, bu alternatif modelin kendi içindeki çelişkilerine çözümler üretmeyi hedeflemektedir. Beşinci bölümde ise bu modelin neden ortak bir program halinde somutlaştırılması gerektiğini tartışmakta ve nasıl inşa edilebileceğine ilişkin açılımlarda bulunmaktadır. Altıncı bölümde ayrıntılı olarak açıklanan modelin ana hatlarıyla ne olduğu bu çalışmanın Sonuç bölümünde değerlendirilmiştir. Kitabın yedi, sekiz ve dokuzuncu bölümlerinde ise ulus ötesi toplumsal hareket ağlarının doğuşuna bakılarak bunların zayıf ve güçlü yönleri incelenmekte, bu modelin halkla, diğer bazı karşıt politik düzlemlerle nasıl ilişkiye geçmesi gerektiği anlatılmakta ve bunlar yapılmadığı takdirde bir yokoluşa sürüklenilmekte olduğu ileri sürmektedir 9. BCS ye göre halkın gücü toplumsal bir değişim adına dönüştürülmelidir. Öyle bir program yaşama geçirilmelidir ki önceki düşünce biçimleri ve bunun etkilediği yaşam biçimi baştan aşağı değişerek hareketin yaratacağı 9 Jeremy Brecher, Tim Costello ve Brendan Smith, Aşağıdan Küreselleşme, s

16 öncelikler aracılığıyla, bu hareket ve seçkinlerin tepkileri arasında karşılıklı olarak dönüştürücü bir süreç başlatılabilsin 10. Sonuç olarak aşağıdan küreselleşme hareketinin tüm insanlık adına tarihsel öneme sahip olduğu ortaya konmaktadır. II. Teknolojinin Esiri İnsanlık II.1. Doğal Kaynakların Yokoluşu ve Gezegenin Çöküşü Dickson un aktardığı üzere Barry Commoner The Closing Circle adlı kitabında 1946 yılında, 1971 yılına kadar dünyayı kirleten insan kitlesi oranının % 200 ile %2000 arasında arttığını belirtirken bu artışın nüfus artışı ya da yaşam standartlarındaki yükselme ile açıklanamayacak düzeyde olumsuz bir gelişme olduğuna işaret etmektedir 11. Kapitalist sistemin sürdürmekte ısrarcı olduğu bu üretim düzeyinin ve modelin bir sonucu olan söz konusu olumsuzluk göstermektedir ki aslında teknoloji sağlamayı hedeflediği yaşam biçiminden insanları uzaklaştırmaktadır. Eğer bu durum sürerse, gezegen üzerinde yalnızca insanlar için değil, diğer bütün canlılar için de yaşamsal tehdit oluşturan sınırlarda doğal kaynakların yok olması ile karşı karşıya kalınacaktır. Bu durumda buna neden olan teknoloji mutlaka sorgulanmalıdır. Üstelik burada sorgulanması gereken kullanımda yapılan yanlışlar değil, amaçlardır. Bu amaçlara uygun alaınan kararlar ve yapılan seçimler sorgulanmalıdır 12. Asıl kabul edilmesi gereken, teknolojinin dayattığı yeni yaşam biçiminin insancıl bir dönüşüme yol açmadığı ve giderek ağırlaşan sorunlar karşısında bu tüketim çılgınlığına hizmet eden maddi üretime bir son verilmesi gereğidir. Burada faydalı olan ve olmayan tartışmalarında, liberal iktisat düşünürlerinin de gerçeği görmelerine karşın, aksini savunmalarını fayda kavramının kar ya da sermaye artışı gibi kavramlarla özdeşleştirilmesinden kaynaklandığı biçiminde açıklamak gerekir. Ancak, teknoloji ile ekonomik büyüme arasındaki karmaşık ilişkileri yeniden deşifre etmenin kaçınılmazlığı ortadadır. Örneğin teknolojik çalışmalara ait bütçelerin neredeyse üçte ikisinden fazla bir kısmının askeri politikalar ve uygulamalar için ayrıldığı, bilimsel savaş tekniklerinin, nükleer, biyolojik, kimyasal, elektronik ve hatta psikolojik boyutlarıyla bunların sürdürülmekte olduğu bilinmektedir 13. Bunun dışında teknolojik ilerleme ile gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ya da az gelişmiş ülkeleri bir bağımlılık ilişkisi içinde esir alma durumu da söz konusudur. Hızlı sanayileşmenin doğurduğu bir diğer sorun ise yaygın işsizliktir. Üstelik teknolojik gelişmenin yarattığı refah artışı ne dünya toplumları arasında ne de bir ülkenin kendi toplumunun farklı kesimleri arasında eşit düzeyde paylaştırılabilmektedir. Geliştirilen teknolojilerin kullanımı ve sonuçları, iktisadi göstergelerle karşılaştırıldığında, toplumların yalnızca küçük bir üst kesimi için bu anlamlıdır. Bununla birlikte, bu gelişmelerden yararlanmakta olan söz konusu kesimin de zaten refah düzeyi açısından bakıldığında bir yoksunluk içinde olmadığı açıkça görülebilmektedir. II.2. Yabancılaşma Yalnızlaşma Yalıtım Bugünün çağdaş toplumları, kendisinden önceki hiçbir toplumun olmadığı kadar teknolojik tabanlı dev bir mekanizmanın verimli işleyişine dayanmaktadır 14. Ancak teknoloji insan yaşamı için aynı zamanda geri döndürülemez zararlar veren bir olgu haline gelmiştir. 10 a.g.k., s Dickson, a.g.k., s a.g.k., s Dickson, a.g.k., s s

17 Bunu tümüyle iktisadi ya da politik süreçlerden bağımsız ele almak, Dickson a göre teknolojiyi tümden suçsuz ilan etmektir ve bu bir yanılgıdır. Çünkü teknoloji de toplum gibi aslında homojen değil, farklı unsurları bir araya getiren ve onların arasındaki ilişkileri de tanımlayan bir kavramdır. Bu nedenle teknolojiyi toplumsal bir kurum olarak ele almak gerekir 15. Marx ın kullandığı anlamda yabancılaşma kavramı, oldukça soyut ve Marx ın kendine özgü bir içeriğe sahip olmakla birlikte sonradan bu kavram birçok yazar tarafından geliştirilmiştir. Dickson un kitabında Seeman a yapılan bir atıfla bunun kapsayıcılığına dört boyut altında yapmış olduğu katkı ele alınmıştır 16. Bunlar: Bireyin kendisinin başkaları ya da cansız bir sistem (teknoloji gibi) tarafından denetlenmekte veya yönlendirilmekte olduğunu düşündüğü için duyduğu güçsüzlük duygusu; Üretim işlevlerinin bölümlenmesi ile şiddetlenen ve bürokratik yapının arttırdığı biçimiyle işi için algıladığı anlamsızlık; Sıklıkla işi ile arasındaki kopukluk nedeniyle, kişiliksizleşme duygusuna eşlik eden işine karşı yaşadığı yabancılaşma duygusu; Toplumsal yabancılaşmaya ya da bir arada yaşama ortamıyla oluşmuş, bireyin toplum içinde değerinin küçülmesi hissi ile çözülmelere neden olacak boyutta kişinin kendine ve toplumsal yaşama duyduğu uzaklaşma hali ki bunun için ünlü sosyolog Durkheim in analizlerinde normsuzluk ve yalıtılma kavramları kullanılmaktadır. Yabancılaşmanın insan üzerindeki etkilerini ve toplumsal olarak yarattığı olumsuzlukları inceleyen bir diğer ana akım Frankfurt Okuludur. Eleştirel Kuram diye de bilinen bu akıma bağlı olan yazarlardan Marcuse, Habermas, Jacques Ellul ve Theodor Roszak ın yorumlarından bazı çarpıcı kısımlarına da Dickson un kitabında yer verilmiştir17. Bu yazarların çalışmaları ve yorumlarında ana hatları ile teknolojinin bugün geldiği aşamanın insanlığa aykırı olduğu gösterilmektedir. Tüm bu çalışmalarda teknolojiye karşı getirilen eleştirilerin sadece sağ ya da sol düşünce cephelerinden gelen romantik hezeyan belirtileri olmadığını kanıtlamak amaçlanır. Alternatif teknolojinin kökleri, çağdaş teknolojinin insan doğasına aykırı ve yabancılaştırıcı boyutları olarak gördükleri konulardan endişe duyanların çalışmalarında bulunmaktadır. Bunun yanında, çevre açısından bu teknolojinin gelişme tarzı arayışını acil bir gereklilik haline getirdiğini savunanların toplumsal ve politik eleştirilerinde de bu çalışmaların başlangıcının izlerini sürmek mümkündür18. II.3. İnsanlığın Ödevleri Tüm bu yukarıda belirtilenlere karşın, alternatif teknoloji hareketinin bir bütünlük oluşturduğu söylenemez. Bu akımlara yumuşak teknoloji, radikal, halkçı, ara, özgürlükçü ya da düşük teknoloji gibi isimler verilmektedir. Amaç olarak ise yenilenmeyen kaynakların çok tasarruflu kullanımını, çevreye yapılan müdahalelerin en aza indirilmesini ve olumsuz çevresel etkilerin ortadan kaldırılmasını, bölgesel ya da yarı bölgesel kendine yeterliliği, bireylerdeki yabancılaşma ve bireyin bireyi ya da bir sınıfın toplumun diğer kesimlerini sömürmesinin sona erdirilmesini kapsar. Bazı düşünce gruplarına göre ise alternatif teknoloji, büyük bir çevre yıkımı yüzünden toplumda olası bir teknolojik çöküş olmasına 15 s s Dickson, a.g.k., s s

18 karşı, bir tür yaşamın sürdürülebilmesine ilişkin oluşturulan güvence, acil durum senaryosu olarak değerlendirilmektedir 19. Ancak Dickson da asıl önemli olarak vurgulanmak istenen şudur: Alternatif teknolojilerin önemi, belirli sorunlar için önerilecek belli çözümlerde değildir. Asıl olarak insanın gereksinimlerini ve kaynaklarını karşılayacak yeni düzenlemelere ilişkin kökten farklı model önerilerinin dikkate alınması gerekir. Gezegenin canlı popülâsyonu ve insanın yaşamını sürdürebilmesi için bunun kaçınılmaz olduğunu görmek gerekir. Bunun da dört unsuru bulunmaktadır: Alternatif teknolojiler eşitlikçi, iktisadi anlamda etkin, ekolojik anlamda sürdürülebilir bir yaşam ortamı sağlayan ve bireysel memnuniyet yaratan modelleri üretmelidirler. Bilim adamlarının ve teknoloji uzmanlarının iktidar mekanizmalarına daha çok bağlandığı açıkça görülmektedir. Bilimsel ve teknolojik konulara ilişkin bilgiler ve bu konular hakkında verilen öğütler politik sürecin temel bir parçası olmaktadır 20. Bunun bir tür tarafsızlık maskesi olarak kullanıldığının altı çizilmeli ve burada bir tarafsızlığın olamayacağı açığa çıkarılmalıdır 21. Dickson bu depolitizasyonun totaliter yönetimlere giden yolu açacağına ilişkin bizi uyarmaktadır 22. Vurgulanması gereken şudur: Teknokrasi, politik sorunları çok karmaşık gibi göstermek ya da saf teknik sorunlar kılığına büründürmek yoluyla sorumluluğu bireyden alır gibi yapar ve geniş halk kitlelerini politik süreçten koparır. Ancak bu sağlıklı ve olması gereken bir durum değildir. Teknolojik olanaklara erişimde yaratılan ayrımcılık, refah düzeyi düşük olan kitleleri cezalandırır niteliktedir. Bunun önlenmesi için teknolojinin eşit erişimine olanak tanıyacak uygulamalar ortaya konmalıdır. III. İnsanlığın Hizmetinde Teknoloji III.1. Ütopik Teknolojinin Vazgeçilemez İlkeleri Dickson (a) Enerji: Güneş, Su, Rüzgâr, Toprak Dickson, kitabının ikinci ve üçüncü bölümünü sanayileşme sürecinde yaşanan teknolojik gelişmenin bir eleştirisine ayırmıştır. Bu bölümlerde politik yönleri göz ardı edilen ya da arka planın açığa çıkarılmamaya çalışıldığı süreçlerde insanlığın yaşadığı yıkımlar ve gelinen bu noktada gezegenin tümünde yaşanan geri döndürülemez tahribat konusuna ayrıntılı olarak yer verilmiştir. Ne var ki bu değerlendirmeler değerli olduğu kadar yaygın olarak bilinmektedir. Bu eleştiriler ve benzerlerine sıklıkla diğer kaynaklarda da rastlamak mümkün olduğundan, bunlara bu çalışmada yer verilmemiştir. Dickson un kitabının dördüncü kısmında ele aldığı ütopik teknolojiye ilişkin temel ilkeler tartışması bizce çok daha anlamlıdır ve çalışmanın amacına daha uygun olduğundan bu kısımlara yer verilmiştir. Bu bölümde Robin Clarke tan yapılan bir alıntıda, yumuşak teknolojinin bazı özellikleri ile mevcut teknolojik yapıların özellikleri karşılaştırılmıştır. Bunlar 35 madde halinde sıralanmıştır 23. Bunlara örnek olarak daha sağlıklı, az enerji kullanan, kirlenme oranı düşük, her zaman işlevsel olan, komünal birimlerde üretilen ve kullanılan, demokratik, doğayla bütünleşmiş, diğer canlılara zarar vermeyen, yerel kültüre uygun, tarımsal alanlardaki çok kültürlülüğü özendiren gibi özellikler sayılabilir. Tüm bunlar aslında yukarıdaki enerji ögelerinin en etkin biçimde kullanılmasına bağlıdır. Örneğin güneş 19 s s s s Dickson, a.g.k., s

19 enerjisinin sera ilkesinin bir bölümü olarak evlerin ısıtılmasında ya da elektriksel güç kaynağı olarak kullanılması olasıdır 24. Yukarıdakine benzer biçimde rüzgârdan, mekanik güç üretme anlamında yararlanılması tarihin en eski dönemlerinden beri bilinmektedir. Bunun elektriksel güç gibi diğer alanlar için yaygınlaştırılması önemlidir. Bunun yanı sıra, su hem canlılar hem de üretim için yaşamsal bir enerjidir. Üstelik rüzgâra göre daha avantajlıdır çünkü akışı çok daha düzenlidir ve önceden kestirilebilir özelliktedir. Dezavantajı ise, uzak mesafelere iletilmesi bakımından maliyetlidir. Sadece nehirlerin bulunduğu bölgelerle sınırlıdır 25. Bu konuda çözüm arayışlarına giden bir teknolojik gelişme mümkün kılınmalıdır. Dickson, bu kısımda, suyun alternatif kullanımına ilişkin pek çok örnek vermiştir. Toprak ise bunların arasında en önemli ögedir. Topraktan elde edilecek kalıntılarda ve çöplerin yeniden dönüştürülmesi aşamasında toprağın ekolojik denge içinde kullanılması çok önemlidir. Gübreler, mutfak atıkları gibi organik artıkların ayrıştırılması ile elde edilecek olan metan gazının birçok kullanım alanı bulunabilir 26. Üstelik küresel ısınmaya karşı metan gazı salınımlarının kontrol altına alınması ve yeniden kullanılabilir hale getirilmesi metanı önemli bir enerji kaynağına dönüştürecektir. Bu uygulamalar için belli teknolojik tasarımların geliştirilmesi, alternatif teknolojiler için esastır. Yukarıda anlatılan kaynaklar bir arada kullanıldığında küçük toplulukların enerji gereksinimlerini önemli ölçüde belki de tümüyle karşılayabilir. Üstelik bu kullanımlar sayesinde yaşam döngüsü içinde üretim ile bireyin ilişkisi bakımından bir ritim de oluşturabilirler. Üretim etkinlikleri doğallaşabilir. Bu Dickson un Bookchin den alıntıladığı üzere insanın doğa ile olan bağlarının devrimci bir biçimde yenilenmesi 27 anlamına gelebilir. Böylesi bir yapısal dönüşümün aslında çok da yakın ve düşünülenden basit yollarla gerçekleşebilir olduğu görülmelidir. (b) Üretim ve Örgütlenme Temelinde Alternatif Bir Düzenin Ögeleri: Besin, Konut, Ulaşım, Tıp Bu bölümde Dickson, mal üretimi ve toplumsal örgütlenme konularında, alternatif teknolojilerin önerilerini ele almaktadır. Bunların adı geçen konularda, önemli kazanımlarına değinmektedir. Örneğin besin üretiminde ütopyacı teknologların, geleneksel tarım tekniklerinden öğrenecekleri çok şey olduğunu ileri sürer 28. Aynı şekilde bu bakış açısı, insanların barınma ihtiyacına getirecekleri çözümler için de yanıtlar sağlayabilir. İnsanlık, üretim ve yaşama alanları arasındaki mesafeyi azaltacak tasarımlar ve uygulamalar ortaya koyabilirse, ulaşımın maliyetleri ve doğaya verdiği tahribat da azalacaktır. Bunun mümkün olması, kökten bir yaşam biçimi dönüşümünü gerektirir. Ancak bu yapısal dönüşümün dışında geliştirilebilecek olan alternatifler de vardır. Bu alternatifler için kitlelerin toplu olarak ulaşımını sağlamak, bireyin sağlığı için kullanımı özendirilecek olan bisiklet ve bunun mekanizmasını diğer teknolojilerle birleştirilip uygulamaya koymak, yukarıdaki bölümde değinilen alternatif enerji kullanımları ile ulaşımı gerçekleştirmek ve otomotiv endüstrisini teşvik etmeyecek bir politika dizisini yürürlüğe koymak biçiminde 24 s s Dickson, a.g.k., s s s

20 örnekler verilebilir. Dickson bu bölümde bazı teknik modellerin ayrıntılarını da belirtmiştir- Stirling motoru, havadan sarkan raya monte edilen metro gibi 29. Tıp alanındaki teknikler için kuşkusuz bunların ideolojik sorgulanmaları başta gelmelidir. Amaç, her ne olursa olsun uzun yaşam mı olmalıdır sorusuna yanıt aranmalıdır. Amaç, yaşanan süre ne olursa olsun bunun en sağlıklı biçimde geçirilmesi olmalıdır. Önleyici tıp çalışmaları, topluluk düzeyinde işleyen kamu sağlığı pratiklerine yönelik olmalıdır 30. İnsana, bir nesne, üzerinde çalışılacak bir deney malzemesi olarak bakan tıp anlayışı terk edilmelidir. Yukarıda sözü edilen tüm bu alternatif modellerin ilk başta yerele yetki verilerek yürürlüğe konması esastır. Bu modeller, bir bütün içinde toplumsal düzenin yeniden inşasını oluşturacaktır. Bu nedenle açıklanan tüm bu önerileri, birbirinden bağımsız değil, biri diğeriyle ilişkilendirilmiş bir bütünün parçaları olarak görmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Aynı nedenle, bu önerilerin ideolojik bakış açısı yani paradigma farklılığı ortaya konmalıdır. Bugünkü teknolojilerin sadece araçlarına değil, sadece kullanımlarına değil, hangi amaç doğrultusunda üretildiklerine ve nasıl bir sisteme hizmet ettiklerine ilişkin yapılan sorgulamanın, aslında devrimci bir kopuş anlamına geldiği her zaman akılda tutulmalıdır. Bu önerilerin tümü kapitalist olmayan bir toplumsal düzen kapsamında içselleşebilecek olgulardır 31. III.2. Yapısal Dönüşümün Mc Luhan a göre Dile Yansıması McLuhan a göre, aracı, iletinin kendisidir. Bir iletişim eyleminde belirleyici olan şey iletilmek istenenin içeriği değil, bu ileti için kullanılan aracın tekniğidir. Ona göre insanların ilişki ve eylem ölçülerini biçimleyen ve belirleyen tek şey kullanılan araçlardır. Her iletişim tekniği ya da belli iletişim teknikleri grubu belli bir kültürü ortaya çıkarırlar. McLuhan a göre bütün medya insan duygularının ve güçlerinin uzantısıdır. O kadar ki ona göre küresel elektronik ağ, insanın sinir sisteminin aslında bir uzantısından ibarettir. McLuhan her türlü teknolojinin insanın uzantısı olması görüşü ile teknolojik gelişimin insan ilişkilerini nasıl bir kapsamda ve hangi boyutlarıyla etkilediğine vurgu yapmaktadır. Buna göre McLuhan insanın düşüncesinin ve organlarının bir uzantısı olarak yeni buluşlar yaptığını ileri sürmektedir. Örnek olarak toprak kazmak için icat edilen kürek insanın elinin ve ayağının bir uzantısıdır. Mikroskop ve teleskop da insanın gözünün uzantısıdır. Otomobil de insanın ayağının uzantısıdır. Ama aynı zamanda yeni bir teknoloji mevcut durumda geçerli olan ve yaygın olarak kullanılan teknolojik kalıpları ya tümüyle ortadan kaldırır ya da bir üst aşamaya sıçratır. Örneğin ateşli silahın bulunmasıyla okçuluk önemli bir savaş tekniği ya da bir vasıf olmaktan çıkmıştır. Böylece yetenek olarak da körelmiş ve marjinalleşmiştir. Teknolojilerin kaderi budur. Otomobilin icat edilmesi de yürüme kültürünü ortadan kaldırmış ve bunun sonucunda kentler ve ülkeler otomobile uygun olarak gelişme göstermişlerdir. Telefon sesin uzantısıdır. Ancak telefon insanların mektup yazma alışkanlıklarını yok etmiştir Dickson, a.g.k., s s s McLuhan, a.g.k., ilgili bölümler

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK? Dünyada mal ve hizmet hareketlerinin uluslararası dolaşımına ve üretimin uluslararasılaşmasına imkan veren düzenlemeler (Dünya Ticaret Örgütü, Uluslararası

Detaylı

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri

Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İletişim Bilimleri Anabilim Dalı İletişim Bilimleri Doktora Programı Ders İçerikleri İLTB 601 İletişim Çalışmalarında Anahtar Kavramlar Derste iletişim çalışmalarına

Detaylı

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi 2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi Kıvanç

Detaylı

2050 ye Doğru Nüfusbilim ve Yönetim: Eğitim Sistemine Bakış

2050 ye Doğru Nüfusbilim ve Yönetim: Eğitim Sistemine Bakış 2050 ye Doğru Nüfusbilim ve Yönetim: Eğitim Sistemine Bakış Prof. Dr. Yüksel KAVAK Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi TÜSİAD / UNFPA İstanbul, 5 Kasım 2010 1 Ana tema: Nüfusbilim ve Yönetim Çalışmanın

Detaylı

Sayı: 2006-34 26 Mayıs 2006. Toplantı Tarihi: 25 Mayıs 2006

Sayı: 2006-34 26 Mayıs 2006. Toplantı Tarihi: 25 Mayıs 2006 Sayı: 2006-34 26 Mayıs 2006 PARA POLİTİKASI KURULU DEĞERLENDİRMELERİ ÖZETİ Toplantı Tarihi: 25 Mayıs 2006 1. Para Politikası Kurulu (Kurul), kararlarını enflasyonun orta vadeli hedeflerle uyumlu olmasını

Detaylı

BİRİNCİ BÖLÜM: KALKINMA VE AZGELİŞMİŞLİK...

BİRİNCİ BÖLÜM: KALKINMA VE AZGELİŞMİŞLİK... İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM: KALKINMA VE AZGELİŞMİŞLİK... 1 Kalkınma Ekonomisine Olan Güncel İlgi... 1 Kalkınma Kavramı ve Terminolojisi... 1 Büyüme ve Kalkınma... 1 Kalkınma Terminolojisi... 2 Dünyada Gelir

Detaylı

tepav Mart2011 N201139 POLİTİKANOTU Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Mart2011 N201139 POLİTİKANOTU Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı POLİTİKANOTU Mart2011 N201139 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Sarp Kalkan 1 Politika Analisti, Ekonomi Etütleri Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Cari açık, uzun yıllardan

Detaylı

EUROBAROMETRE 71 AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU

EUROBAROMETRE 71 AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU Standard Eurobarometer European Commission EUROBAROMETRE 71 AVRUPA BİRLİĞİ NDE KAMUOYU BAHAR 2009 ULUSAL RAPOR ÖZET TÜRKİYE Standatd Eurobarometre 71 / Bahar 2009 TNS Görüş ve Sosyal Bu araştırma Avrupa

Detaylı

Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek

Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek 31.03.2014 YATIRIMSIZ BÜYÜME Seyfettin Gürsel*, Zümrüt İmamoğlu, ve Barış Soybilgen Yönetici Özeti TÜİK'in bugün açıkladığı rakamlara göre Türkiye ekonomisi 2013

Detaylı

DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜMLE YAŞLANAN NÜFUS TÜRKİYE. Prof. Dr. Nükhet HOTAR AK PARTİ Genel Başkan Yardımcısı

DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜMLE YAŞLANAN NÜFUS TÜRKİYE. Prof. Dr. Nükhet HOTAR AK PARTİ Genel Başkan Yardımcısı DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜMLE YAŞLANAN NÜFUS TÜRKİYE Prof. Dr. Nükhet HOTAR AK PARTİ Genel Başkan Yardımcısı 30.09.2013 İçinde bulunduğumuz dönemde Türkiye orta yaş ve yaşlanmakta olan bir nüfus yapısına sahiptir.

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER

AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER AVRUPA BİRLİĞİ HAYAT BOYU ÖĞRENME İÇİN KİLİT YETKİNLİKLER Özgül ÜNLÜ HBÖ- HAREKETE GEÇME ZAMANI BU KONU NİÇİN ÇOK ACİLDİR? Bilgi tabanlı toplumlar ve ekonomiler bireylerin hızla yeni beceriler edinmelerini

Detaylı

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015 Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 215 BÜYÜME DÜŞMEYE DEVAM EDİYOR Zümrüt İmamoğlu* ve Barış Soybilgen ** 13 Nisan 215 Yönetici Özeti Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış Sanayi Üretim Endeksi (SÜE)

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

Orta Vadeli Program 2013-15: Bir AKP Masalı Ekim 2012

Orta Vadeli Program 2013-15: Bir AKP Masalı Ekim 2012 Orta Vadeli Program 2013-15: Bir AKP Masalı Ekim 2012 Faik Öztrak Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Tekirdağ Milletvekili 1 Temel Sorunlarımız- Yeni Riskler Sıcak paraya yaslanan büyüme modeli

Detaylı

Yaşam Değerleri Envanterinin Faktör Yapısı ve Güvenirliği. Prof. Dr. Hasan BACANLI Doç. Dr. Feride BACANLI

Yaşam Değerleri Envanterinin Faktör Yapısı ve Güvenirliği. Prof. Dr. Hasan BACANLI Doç. Dr. Feride BACANLI Yaşam Değerleri Envanterinin Faktör Yapısı ve Güvenirliği Prof. Dr. Hasan BACANLI Doç. Dr. Feride BACANLI Rokeach İnsanların sahip oldukları değerler uzun zamandır psikolog ve sosyologların ilgisini çekmiştir.

Detaylı

Makro İktisat II Örnek Sorular. 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120

Makro İktisat II Örnek Sorular. 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120 Makro İktisat II Örnek Sorular 1. Tüketim fonksiyonu ise otonom vergi çarpanı nedir? (718 78) 2. GSYİH=120 Tüketim harcamaları = 85 İhracat = 6 İthalat = 4 Hükümet harcamaları = 14 Dolaylı vergiler = 12

Detaylı

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015 Sayın YÖK Başkanı, Üniversitelerimizin Saygıdeğer Rektörleri, Kıymetli Bürokratlar ve Değerli Konuklar, Kalkınma Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanan Yükseköğretimin Uluslararasılaşması Çerçevesinde

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

YÖNETİM Sistem Yaklaşımı

YÖNETİM Sistem Yaklaşımı YÖNETİM Sistem Yaklaşımı Prof.Dr.A.Barış BARAZ 1 Modern Yönetim Yaklaşımı Yönetim biliminin geçirdiği aşamalar: v İlk dönem (bilimsel yönetim öncesi dönem). v Klasik Yönetim dönemi (bilimsel yönetim, yönetim

Detaylı

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu v TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ÖNSÖZ Yirmi birinci yüzyılı bilgi teknolojisi çağı olarak adlandırmak ne kadar yerindeyse insan hakları çağı olarak adlandırmak da o kadar doğru olacaktır. İnsan

Detaylı

SEKTÖREL GELİŞMELER İÇİNDEKİLER Otomotiv. Beyaz Eşya. İnşaat. Turizm. Enerji. Diğer Göstergeler. Sektörel Gelişmeler /Ağustos 2013 1

SEKTÖREL GELİŞMELER İÇİNDEKİLER Otomotiv. Beyaz Eşya. İnşaat. Turizm. Enerji. Diğer Göstergeler. Sektörel Gelişmeler /Ağustos 2013 1 SEKTÖREL GELİŞMELER İÇİNDEKİLER Otomotiv Otomotiv İç Satışlarda Hızlı Artış Temmuz Ayında Devam Ediyor. Beyaz Eşya Beyaz Eşya İç Satışlarda Artış Temmuz Ayında Hızlandı. İnşaat Reel Konut Fiyat Endeksinde

Detaylı

İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI

İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN IN KONUŞMASI 2023 e 10 Kala Kamu Üniversite Sanayi İşbirliği Bölgesel Toplantısı nda konuya yönelik düşüncelerimi ifade etmeden önce sizleri, şahsım ve İstanbul

Detaylı

İKTİSAT ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS

İKTİSAT ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS İKTİSAT ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA DERS İÇERİKLERİ 1. YIL GÜZ DÖNEMİ İleri Makroiktisat I IKT801 1 3 + 0 6 Makro iktisadın mikro temelleri, emek, mal ve sermaye piyasaları, modern AS-AD eğrileri. İleri

Detaylı

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni GSO-TOBB-TEPAV Girişimcilik Merkezinin Açılışı Kredi Garanti Fonu Gaziantep Şubesi nin Açılışı Proje Değerlendirme ve Eğitim Merkezi nin Açılışı Dünya Bankası Gaziantep Bilgi Merkezi Açılışı 23 Temmuz

Detaylı

RIO+20 ışığında KOBİ ler için yenilikçi alternatifler. Tolga YAKAR UNDP Turkey

RIO+20 ışığında KOBİ ler için yenilikçi alternatifler. Tolga YAKAR UNDP Turkey RIO+20 ışığında KOBİ ler için yenilikçi alternatifler Tolga YAKAR UNDP Turkey Billion people 10 World 8 6 4 2 Africa Asia Europe Latin America and Caribbean Northern America 2050 yılında dünya nüfusunun

Detaylı

Çalışma Hayatının İki Büyük Korkusu: İşsizlik ve İş Güvencesizliği Two Big Fear of Working Life: Unemployment and Job Insecurity

Çalışma Hayatının İki Büyük Korkusu: İşsizlik ve İş Güvencesizliği Two Big Fear of Working Life: Unemployment and Job Insecurity Çalışma Hayatının İki Büyük Korkusu: İşsizlik ve İş Güvencesizliği Two Big Fear of Working Life: Unemployment and Job Insecurity İskender GÜMÜŞ* Nebi Sümer, Nevin Solak, Mehmet Harma İşsiz Yaşam: İşsizliğin

Detaylı

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş

Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi. Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş Sosyal psikoloji bakış açısıyla İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Kurallara Uyma Durumunun İncelenmesi Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş Canlılar hayatta kalmak için güdülenmişlerdir İnsan hayatta kalabilmek

Detaylı

DIŞ TİCARETTE KÜRESEL EĞİLİMLER VE TÜRKİYE EKONOMİSİ

DIŞ TİCARETTE KÜRESEL EĞİLİMLER VE TÜRKİYE EKONOMİSİ DIŞ TİCARETTE KÜRESEL EĞİLİMLER VE TÜRKİYE EKONOMİSİ (Taslak Rapor Özeti) Faruk Aydın Hülya Saygılı Mesut Saygılı Gökhan Yılmaz Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Araştırma ve Para Politikası Genel Müdürlüğü

Detaylı

ORTAÖĞRETĠM ĠNGĠLĠZCE ÖĞRETMENĠ ÖZEL ALAN YETERLĠKLERĠ

ORTAÖĞRETĠM ĠNGĠLĠZCE ÖĞRETMENĠ ÖZEL ALAN YETERLĠKLERĠ A. DĠL BĠLEġENLERĠ VE DĠL EDĠNĠMĠ BĠLGĠSĠ A1. Ġngilizceyi sözlü ve yazılı iletiģimde doğru ve uygun kullanarak model olabilme A2. Dil edinimi kuramlarını, yaklaģımlarını ve stratejilerini bilme Bu alan,

Detaylı

ORTAÖĞRETİM İNGİLİZCE ÖĞRETMENİ ÖZEL ALAN YETERLİKLERİ

ORTAÖĞRETİM İNGİLİZCE ÖĞRETMENİ ÖZEL ALAN YETERLİKLERİ A. DİL BİLEŞENLERİ VE DİL EDİNİMİ BİLGİSİ A.1. İngilizceyi sözlü ve yazılı iletişimde doğru ve uygun kullanarak model olabilme A.2. Dil edinimi kuramlarını, yaklaşımlarını ve stratejilerini bilme A.3.

Detaylı

İçindekiler kısa tablosu

İçindekiler kısa tablosu İçindekiler kısa tablosu Önsöz x Rehberli Tur xii Kutulanmış Malzeme xiv Yazarlar Hakkında xx BİRİNCİ KISIM Giriş 1 İktisat ve ekonomi 2 2 Ekonomik analiz araçları 22 3 Arz, talep ve piyasa 42 İKİNCİ KISIM

Detaylı

BASIN DUYURUSU 30 Nisan 2015

BASIN DUYURUSU 30 Nisan 2015 Sayı: 2015-34 BASIN DUYURUSU 30 Nisan 2015 PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ Toplantı Tarihi: 22 Nisan 2015 Enflasyon Gelişmeleri 1. Mart ayında tüketici fiyatları yüzde 1,19 oranında artmış ve yıllık

Detaylı

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİNDE TEMEL KAVRAMLAR İnsan Kaynakları Yönetimi (İKY) İKY Gelişimi İKY Amaçları İKY Kapsamı İKY Özellikleri SYS BANKASI ÖRNEĞİ 1995 yılında kurulmuş bir

Detaylı

Nasıl Bir Deniz Feneriyiz?

Nasıl Bir Deniz Feneriyiz? Nasıl Bir Deniz Feneriyiz? Üniversitelerin, kültürel sermaye sinin en başında kuşkusuz bilimsel araştırmalar ve bilimsel yayınlar gelir. Kültürel sermaye ne denli yoğunlaşmış ve ne denli geniş bir alana

Detaylı

Artan Sağlık Harcamaları Temel Sağlık Göstergelerini Nasıl Etkiliyor? Selin Arslanhan Araştırmacı

Artan Sağlık Harcamaları Temel Sağlık Göstergelerini Nasıl Etkiliyor? Selin Arslanhan Araştırmacı Artan Sağlık Harcamaları Temel Sağlık Göstergelerini Nasıl Etkiliyor? Selin Arslanhan Araştırmacı TEPAV Değerlendirme Notu Temmuz 1 19 191 19 193 19 195 19 197 19 199 199 1991 199 1993 199 1995 199 1997

Detaylı

TÜRKİYE EKONOMİSİ DÜNYA EKONOMİSİ

TÜRKİYE EKONOMİSİ DÜNYA EKONOMİSİ EKİM 2015 gelişmekte olan ülkeler adına birer risk unsuru oluşturduğunu dile getirdi. Buna ek olarak; IMF nin küresel ekonomiye dair büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize ederek 2015 yılı için %3,1 e,

Detaylı

128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21

128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21 Socrates-Comenius, Eylem 2.1. Projesi Bir Eğitim Projesi olarak Tarihi Olayları Yeniden Canlandırma Eğitimden Eyleme Referans: 128770-CP-1-2006-1-PT-COMENIUS-C21 ÖĞRETMEN EĞİTİMİ PROGRAMI PLAN DURUM Pek

Detaylı

İş Yerinde Ruh Sağlığı

İş Yerinde Ruh Sağlığı İş Yerinde Ruh Sağlığı Yeni bir Yaklaşım Freud a göre, bir insan sevebiliyor ve çalışabiliyorsa ruh sağlığı yerindedir. Dünya Sağlık Örgütü nün tanımına göre de ruh sağlığı, yalnızca ruhsal bir rahatsızlık

Detaylı

BASIN DUYURUSU PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ. Sayı: 2015-16. 3 Mart 2015. Toplantı Tarihi: 24 Şubat 2015

BASIN DUYURUSU PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ. Sayı: 2015-16. 3 Mart 2015. Toplantı Tarihi: 24 Şubat 2015 Sayı: 2015-16 BASIN DUYURUSU 3 Mart 2015 PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ Toplantı Tarihi: 24 Şubat 2015 Enflasyon Gelişmeleri 1. Ocak ayında tüketici fiyatları yüzde 1,10 oranında artmış ve yıllık

Detaylı

AvivaSA CEO su Meral Eredenk: Bireysel. Emeklilik, Destekle Vites Yükseltecek

AvivaSA CEO su Meral Eredenk: Bireysel. Emeklilik, Destekle Vites Yükseltecek 4 Haziran 2012, Pazartesi AvivaSA CEO su Meral Eredenk: Bireysel Emeklilik, Destekle Vites Yükseltecek Uzun vadeli tasarrufları artırmak amacıyla Bireysel Emeklilik Sistemi ne getirilen teşviklerin sektörün

Detaylı

tepav Ocak2013 N201307 TÜRKİYE DE YOLSUZLUK ALGISI ÜZERİNE NOTLAR DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Ocak2013 N201307 TÜRKİYE DE YOLSUZLUK ALGISI ÜZERİNE NOTLAR DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı DEĞERLENDİRMENOTU Ocak01 N0 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Evren AYDOĞAN 1 Araştırmacı, Yönetişim Çalışmaları Uluslararası Şeffaflık Örgütü nün- Transparency International (TI), Yolsuzluk

Detaylı

TR63 BÖLGESİ MEVCUT DURUM ANALİZİ DEMOGRAFİK GÖSTERGELER

TR63 BÖLGESİ MEVCUT DURUM ANALİZİ DEMOGRAFİK GÖSTERGELER g TR63 BÖLGESİ MEVCUT DURUM ANALİZİ DEMOGRAFİK GÖSTERGELER TABLOLAR Tablo 1. TR63 Bölgesi Doğum Sayısının Yaş Gruplarına Göre Dağılımı (2011)... 1 Tablo 2. Ölümlerin Yaş Gruplarına Göre Dağılımı (2011)...

Detaylı

2015 Haziran ENFLASYON RAKAMLARI 3 Temmuz 2015

2015 Haziran ENFLASYON RAKAMLARI 3 Temmuz 2015 2015 Haziran ENFLASYON RAKAMLARI 3 Temmuz 2015 Haziran 2015 Tüketici Fiyat Endeksi ne(tüfe) ilişkin veriler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 3 Temmuz 2015 tarihinde yayımlandı. TÜİK tarafından

Detaylı

EKONOMİK KRİZİN EMEK PİYASALARINA ETKİLERİ

EKONOMİK KRİZİN EMEK PİYASALARINA ETKİLERİ EKONOMİK KRİZİN EMEK PİYASALARINA ETKİLERİ 1990 sonrasında peş peşe gelen finansal krizler; bir yandan teorik alanda farklı açılımlara hız kazandırırken bir yandan da, küreselleşme süreci ile birlikte,

Detaylı

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri

İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri İktisat Anabilim Dalı- Tezsiz Yüksek Lisans (Uzaktan Eğitim) Programı Ders İçerikleri 1. Yıl - Güz 1. Yarıyıl Ders Planı Mikroekonomik Analiz I IKT751 1 3 + 0 8 Piyasa, Bütçe, Tercihler, Fayda, Tercih,

Detaylı

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER

ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası FĐNANSAL EĞĐTĐM VE FĐNANSAL FARKINDALIK: ZORLUKLAR, FIRSATLAR VE STRATEJĐLER Durmuş YILMAZ Başkan Mart 2011 Đstanbul Sayın Bakanım, Saygıdeğer Katılımcılar, Değerli Konuklar

Detaylı

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Bu bildiri UNESCO Genel Konferansı nın 35. oturumunda onaylanmıştır. IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Çok Kültürlü Kütüphane Hizmetleri: Kültürler Arasında İletişime Açılan Kapı İçinde yaşadığımız

Detaylı

SEKTÖR GÖRÜŞ YAZISI TÜRKİYE KONUT SEKTÖRÜ: FİYAT BALONU EYLÜL 2014 ÖZET. Bir Cushman & Wakefield Araştırma Yayınıdır

SEKTÖR GÖRÜŞ YAZISI TÜRKİYE KONUT SEKTÖRÜ: FİYAT BALONU EYLÜL 2014 ÖZET. Bir Cushman & Wakefield Araştırma Yayınıdır SEKTÖR GÖRÜŞ YAZISI TÜRKİYE KONUT SEKTÖRÜ: FİYAT BALONU ÖZET GENEL BAKIŞ Geçtiğimiz aylarda gerek uluslararası gerekse ulusal basında yer alan Türkiye konut pazarında fiyat balonu varlığına ilişkin haberler

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS EKONOMİYE GİRİŞ I ECON 111 1 3 + 0 3 7. Yrd. Doç. Dr. Alper ALTINANAHTAR

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS EKONOMİYE GİRİŞ I ECON 111 1 3 + 0 3 7. Yrd. Doç. Dr. Alper ALTINANAHTAR DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS EKONOMİYE GİRİŞ I ECON 111 1 3 + 0 3 7 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili İngilizce Dersin Seviyesi Lisans Dersin Türü Dersin Koordinatörü Dersi Verenler

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 1.KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM 2013 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,8 oranında büyüyen ABD ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 3,6 oranında büyümüştür. ABD de 6 Aralık 2013 te

Detaylı

Sayı: 2002/3 FAALİYET TEKNİK RAPORU

Sayı: 2002/3 FAALİYET TEKNİK RAPORU Sayı: 2002/3 FAALİYET TEKNİK RAPORU 2002 Sayfa No: İÇERİK Kapak İçerik 1. AKEV Hakkında 2. Mütevelli Heyeti 3. Özet 4. Faaliyetler ve çıktılar 5. Genel Başarı Göstergeleri 6. Kurum Hedeflerine ulaşımın

Detaylı

Bilgisayar ve İnternet Tutumunun E-Belediyecilik Güvenliği Algısına Etkilerinin İncelenmesi

Bilgisayar ve İnternet Tutumunun E-Belediyecilik Güvenliği Algısına Etkilerinin İncelenmesi Bilgisayar ve İnternet Tutumunun E-Belediyecilik Güvenliği Algısına Etkilerinin İncelenmesi Tuna USLU Gedik Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Programı Özel Gebze Doğa Hastanesi Sağlık Hizmetleri A.Ş.

Detaylı

Çocuğunuz ne kadar zeki?

Çocuğunuz ne kadar zeki? On5yirmi5.com Çocuğunuz ne kadar zeki? Psikolojik Danışman Yusuf Menki ile zeka testi konusunu konuştuk. Yayın Tarihi : 20 Aralık 2012 Perşembe (oluşturma : 1/4/2016) Gizem Gül'ün röportajı Hepimiz zeki

Detaylı

Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti

Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti TEPAV Değerlendirme Notu Şubat 2011 Cari işlemler açığında neler oluyor? Ekonomide gözlemlenen

Detaylı

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi

1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi SOSYOLOJİ (TOPLUM BİLİMİ) 1.Ünite: SOSYOLOJİYE GİRİŞ A) Sosyolojinin Özellikleri ve Diğer Bilimlerle İlişkisi Sosyoloji (Toplum Bilimi) Toplumsal grupları, örgütlenmeleri, kurumları, kurumlar arası ilişkileri,

Detaylı

Dr. Zerrin Ayşe Bakan

Dr. Zerrin Ayşe Bakan Dr. Zerrin Ayşe Bakan I. Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Yeni Güvenlik Teorilerine Bir Bakış: Soğuk Savaş'ın bitimiyle değişen Avrupa ve dünya coğrafyası beraberinde pek çok yeni olgu ve sorunların doğmasına

Detaylı

R KARLILIK VE SÜRDÜRÜLEB

R KARLILIK VE SÜRDÜRÜLEB ÜRETİMDE İNOVASYON BİLAL AKAY Üretim ve Planlama Direktörü 1 İleri teknolojik gelişme ve otomasyon, yeni niteliklere ve yüksek düzeyde eğitim almış insan gücüne eğilimi artıyor. Mevcut iş gücü içinde bu

Detaylı

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002.

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI NIN GELİR DAĞILIMINDA ADALETSİZLİK VE YOKSULLUK SORUNUNA YAKLAŞIMI (SEKİZİNCİ

Detaylı

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler

Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Dünya Ekonomisindeki Son Gelişmeler Risk Yönetimi ve Kontrol Genel Müdürlüğü Ekonomik Analiz ve Değerlendirme Dairesi Küresel Ekonomik Görünüm Çin Ekonomisi Nisan-Haziran döneminde bir önceki yılın aynı

Detaylı

Kıvanç Duru 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Programı Değerlendirmesi

Kıvanç Duru 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Programı Değerlendirmesi Kıvanç Duru 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Programı Değerlendirmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi 2015 YILI

Detaylı

2050 YE DOĞRU NÜFUSBİLİM VE YÖNETİM: EĞİTİM, İŞGÜCÜ, SAĞLIK VE SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMLERİNE YANSIMALAR ÖZET BULGULAR

2050 YE DOĞRU NÜFUSBİLİM VE YÖNETİM: EĞİTİM, İŞGÜCÜ, SAĞLIK VE SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMLERİNE YANSIMALAR ÖZET BULGULAR 2050 YE DOĞRU NÜFUSBİLİM VE YÖNETİM: EĞİTİM, İŞGÜCÜ, SAĞLIK VE SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMLERİNE YANSIMALAR ÖZET BULGULAR TÜSİAD ile Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu-UNFPA tarafından ortaklaşa başlatılan proje

Detaylı

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü

Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Kanserli Hasta Yönetiminde Danışman Hemşirenin Rolü Yük. Hem. Gül Şav Özaydemir Danışman Hemşire EUKAM E.Ü.T.F. Radyasyon Onkolojisi ABD XIX. Ege Onkoloji Günleri 6-7 Nisan 2015 İzmir «Kanserle mücadele

Detaylı

NÜFUS POLİTİKALARI. Taylan BATMAN Yeşilpınar Mirioğlu ÇPL

NÜFUS POLİTİKALARI. Taylan BATMAN Yeşilpınar Mirioğlu ÇPL NÜFUS POLİTİKALARI Taylan BATMAN Yeşilpınar Mirioğlu ÇPL NÜFUS POLİTİKALARI Ülkelerin veya hükümetlerin,bilinçli olarak, Nüfusun niceliği ( sağlık ve doğurganlık), Niteliği ( eğitim) ve Dağılımını(kır

Detaylı

Her güzelin bir kusuru var

Her güzelin bir kusuru var Her güzelin bir kusuru var Posted date: Ekim 30, 2012 Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi bu yıl ilk kez düzenlenen İstanbul Tasarım Bienali kapsamında hazırladığı Her güzelin bir kusuru var

Detaylı

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde;

Öğrenciler 2 yıllık çalışma sürecinde; Diploma Programı Çerçevesi Diploma programı her kültürün kendisine adapte edebileceği esnek bir program sunarak kendi değerlerini yitirmeyen uluslararası farkındalığa ulaşmış bireyler yetiştirmeyi hedefler.

Detaylı

ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ VE MATERYAL TASARIMI Yrd. Doç. Dr. FATİH ÇINAR TEMEL KAVRAMLAR. Öğretim teknolojisi

ÖĞRETİM TEKNOLOJİLERİ VE MATERYAL TASARIMI Yrd. Doç. Dr. FATİH ÇINAR TEMEL KAVRAMLAR. Öğretim teknolojisi TEMEL KAVRAMLAR Eğitim Öğrenme Öğretme Ortam Teknoloji Araç - gereç Öğretim materyali Eğitim teknolojisi Öğretim teknolojisi İletişim EĞİTİM: Davranışçı yaklaşıma göre eğitim, bireyin davranışında kendi

Detaylı

DEMOGRAFİ: Nüfus meselelerine sosyolojik bir bakış

DEMOGRAFİ: Nüfus meselelerine sosyolojik bir bakış DEMOGRAFİ: Nüfus meselelerine sosyolojik bir bakış Ders 7 : Türkiye de Demografik Dönüşüm Doç. Dr. Didem Danış Galatasaray Üniversitesi Sosyoloji Bölümü ddanis@gsu.edu.tr Ders 7 : Türkiye de Demografik

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 22 Ağustos 2016, Sayı: 33. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 22 Ağustos 2016, Sayı: 33. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 33 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya 1 DenizBank Ekonomi Bülteni

Detaylı

MECLİS TOPLANTISI. Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı

MECLİS TOPLANTISI. Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı MECLİS TOPLANTISI Ender YORGANCILAR Yönetim Kurulu Başkanı 25 Kasım 2013 ACI KAYBIMIZ TÜRKİYE-NORVEÇ İŞBİRLİĞİ FORUMU 1938 DEN 2013 E 10 KASIM LAR END RUSYA TAYLAND ÇİN İZMİR İKTİSAT KONGRESİ 3 gün boyunca

Detaylı

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U)

HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. HALKLA İLİŞKİLER (HİT102U) KISA ÖZET

Detaylı

Global Ekonomi ve Yurtdışı Piyasalar. Temmuz 2011

Global Ekonomi ve Yurtdışı Piyasalar. Temmuz 2011 Global Ekonomi ve Yurtdışı Piyasalar Temmuz 2011 Görünüm Küresel ekonomide toparlanma sürüyor: Gelişmiş ülkelerdeki borç yükünün yarattığı kırılganlık sebebiyle toparlanma yavaş seyrederken, gelişmekte

Detaylı

Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Sinema Bilim Dalı Doktora Programı:

Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Sinema Bilim Dalı Doktora Programı: Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora Programı: Sinema alanında bilgi sahibi, yüksek lisansını tamamlamış araştırmacıların sinema bilimine katkı sağlayacak, sinemayı sanatsal, estetik

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ 15 TEMMUZ 2013

Detaylı

Türkiye de Doğurganlık Tercihleri

Türkiye de Doğurganlık Tercihleri 2013 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması İleri Analiz Çalışması Türkiye de Doğurganlık Tercihleri Dr. Pelin Çağatay Melike Saraç Emre İlyas Prof. Dr. A. Sinan Türkyılmaz 10 Eylül 2015, Hilton Oteli, Ankara

Detaylı

D- NASIL YAZMALI? ÖRNEKLER

D- NASIL YAZMALI? ÖRNEKLER D- NASIL YAZMALI? ÖRNEKLER Örnek 1 EEB Raporu Bu araştırma konusunun güncelliği, önemi ve yapacağı katkı 1. 1.1. Bölgesel Gelişme Yaklaşımı Bölge olgusunun tanımı ve rolü, Dünyada özellikle 1970 lerin

Detaylı

Güncelleme: 15 Nisan 2012

Güncelleme: 15 Nisan 2012 İNOVİTA için Gözden Geçirilmiş Sürüm Dünya Bankası Türkiye Ulusal İnovasyon Sistemi Raporu ndan Özet Notlar Haziran 2009 Güncelleme: 15 Nisan 2012 1 2007 ve 2013 yılları arasını kapsayan 9. Kalkınma Planı,

Detaylı

MALİYE ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS

MALİYE ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS MALİYE ANABİLİM DALI ORTAK DOKTORA PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ 1. Yıl - GÜZ DÖNEMİ Doktora Uzmanlık Alanı MLY898 3 3 + 0 6 Bilimsel araştırmarda ve yayınlama süreçlerinde etik ilkeler. Tez yazım kuralları,

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Türkiye Ekonomisi SPRI 470 2 3 + 0 3 4

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS. Türkiye Ekonomisi SPRI 470 2 3 + 0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS Türkiye Ekonomisi SPRI 470 2 3 + 0 3 4 Ön Koşul Dersleri Makro İktisat Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Seçmeli Dersin Koordinatörü

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR

MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR Sermaye Hareketleri ve Döviz Kuru Politikaları Türkiye Ekonomi Kurumu Paneli Doç.Dr.Erdem BAŞÇI Başkan Yardımcısı, TCMB 11 Aralık 2010, Ankara 1 Konuşma Planı 1. Merkez

Detaylı

ÇALIŞMA EKONOMİSİ II

ÇALIŞMA EKONOMİSİ II ÇALIŞMA EKONOMİSİ II KISA ÖZET KOLAYAOF DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ.

Detaylı

YÖNETİCİ ÖZETİ ÇALIŞMA YAŞAMINDA UZUN DÖNEMLİ EĞİLİMLER: EŞİTSİZLİKLER VE ORTA GELİR GRUPLARI ÜZERİNDEKİ ETKİLER

YÖNETİCİ ÖZETİ ÇALIŞMA YAŞAMINDA UZUN DÖNEMLİ EĞİLİMLER: EŞİTSİZLİKLER VE ORTA GELİR GRUPLARI ÜZERİNDEKİ ETKİLER YÖNETİCİ ÖZETİ ÇALIŞMA YAŞAMINDA UZUN DÖNEMLİ EĞİLİMLER: EŞİTSİZLİKLER VE ORTA GELİR GRUPLARI ÜZERİNDEKİ ETKİLER Son dönemdeki uluslararası tartışmalar, giderek artan eşitsizliklere ve bu durumun toplumsal

Detaylı

DERS PROFİLİ. POLS 346 Bahar 6 3+0+0 3 6

DERS PROFİLİ. POLS 346 Bahar 6 3+0+0 3 6 DERS PROFİLİ Dersin Adı Kodu Yarıyıl Dönem Kuram+PÇ+Lab (saat/hafta) Kredi AKTS Uluslararası Siyasette Orta Doğu POLS 346 Bahar 6 3+0+0 3 6 Ön Koşul Yok Dersin Dili Ders Tipi Dersin Okutmanı Dersin Asistanı

Detaylı

DERS PROFİLİ. Makroekonomi ECO202 Bahar 4 3+0+0 3 6. Yrd. Doç. Dr. Özlem İnanç

DERS PROFİLİ. Makroekonomi ECO202 Bahar 4 3+0+0 3 6. Yrd. Doç. Dr. Özlem İnanç DERS PROFİLİ Dersin Adı Kodu Yarıyıl Dönem Kuram+PÇ+Lab (saat/hafta) Kredi AKTS Makroekonomi ECO202 Bahar 4 3+0+0 3 6 Ön Koşul Dersin Dili Ders Tipi Dersin Okutmanı Dersin Asistanı Dersin Amaçları Dersin

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2

İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2 İktisadi Planlamayı Gerektiren Unsurlar İKTİSADİ PLANLAMA GEREĞİ 2 PLANLAMAYI GEREKTİREN UNSURLAR Sosyalist model-kurumsal tercihler Piyasa başarısızlığı Gelişmekte olan ülkelerin kalkınma sorunları 2

Detaylı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ Furkan Güldemir, Okan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Tarihsel Süreç Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık

Detaylı

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012)

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012) 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012) Sayın Velimiz, 22 Ekim 2012-14 Aralık 2012 tarihleri arasındaki ikinci temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2010 YILI OCAK- HAZİRAN DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 08 Haziran 2015, Sayı: 14. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 08 Haziran 2015, Sayı: 14. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 14 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya Çağlar Kuzlukluoğlu 1

Detaylı

GÜNLÜK FOREX BÜLTENİ - 13 Ocak 2015

GÜNLÜK FOREX BÜLTENİ - 13 Ocak 2015 GÜNLÜK FOREX BÜLTENİ - 13 Ocak 2015 12.01.2015 Açılış Kapanış % EUR 1,18508 1,18337 0,14 ALTIN 1223,95 1233,05 0,74 TRY 2,29243 2,28446 0,34 EURTRY 2,71543 2,70402 0,42 JPY 118,269 118,341 0,06 1,51728

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI POLİTİK İKTİSAT ECON 367 8 3 + 0 3 6

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI POLİTİK İKTİSAT ECON 367 8 3 + 0 3 6 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS ULUSLARARASI POLİTİK İKTİSAT ECON 367 8 3 + 0 3 6 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü İngilizce Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33 i Bu sayıda; Kısa vadeli Dış Borç Stoku, Merkez Bankası Net Döviz Pozisyonu rakamları Uluslararası Yatırım Pozisyonu, Ve İmalat Sanayi

Detaylı

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler...

3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... 3 Kasım 2002 Seçimlerine Doğru: Senaryolar ve Alternatifler... Seçime Doğru Giderken Kamuoyu: 3 Kasım 2002 seçimlerine bir haftadan az süre kalmışken, seçimin sonucu açısından bir çok spekülasyon bulunmaktadır.

Detaylı

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ

KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. Eğitimde Sanatın Önceliği. Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ KAYNAK: Birol, K. Bülent. 2006. "Eğitimde Sanatın Önceliği." Eğitişim Dergisi. Sayı: 13 (Ekim 2006). 1. GİRİŞ Sanat, günlük yaşayışa bir anlam ve biçim kazandırma çabasıdır. Sanat, yalnızca resim, müzik,

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER 1.KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM ABD Merkez Bankası FED, 18 Aralık tarihinde tahvil alım programında azaltıma giderek toplam tahvil alım miktarını 85 milyar dolardan 75 milyar

Detaylı

YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK EĞİTİM FAKÜLTESİ

YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK EĞİTİM FAKÜLTESİ YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK EĞİTİM FAKÜLTESİ DOÇ.DR. ZEHRA ALTINAY SINIF YONETIMI Bu derste, Sınıf ortamı ve grup etkileşimi Grup türleri Grup ve lider Liderlik türleri Grup içi etkileşimin hedefleri

Detaylı