FORUM. Finansal piyasaların siyasi çalkantılar karşısında sergilediği bu göreli sakinliği hangi iç ve dış faktörlere bağlıyorsunuz?

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "FORUM. Finansal piyasaların siyasi çalkantılar karşısında sergilediği bu göreli sakinliği hangi iç ve dış faktörlere bağlıyorsunuz?"

Transkript

1 Bir ay öncesine kadar, siyasi bir istikrarsızlığın, mevcut kırılganlıklar nedeniyle ekonomide de istikrarsızlığa yol açabileceği; bu nedenle de herkesin dikkatli olması gerektiği uyarıları çeşitli çevrelerce sık sık yapılırdı. Siyasette taşların yerinden oynadığı, erken seçim kararının alındığı, Anayasa değişikliği tartışmalarının yoğunlaştığı ve siyasi parti yapılanmalarının yeniden biçimlendiği çalkantılı bir süreçten geçerken, özellikle finansal piyasaların bu tür olaylara eskiden olduğu gibi sert tepki vermediğini gözlemliyoruz. Yaşadığımız siyasi gelişmelere piyasaların verdiği tepki oldukça makul sınırlar içinde kaldı. Finansal piyasaların siyasi çalkantılar karşısında sergilediği bu göreli sakinliği hangi iç ve dış faktörlere bağlıyorsunuz? Bu gözleme dayanarak, ekonominin siyasi çalkantılara karşı duyarlılığının, sık sık verilen İtalya örneğinde olduğu gibi azaldığı genellemesi yapılabilir mi? Siyaset Alanındaki Belirsizlik Ortamına Rağmen Göreli Sakinlik Durumu, Yerleşik ve Yabancı Ekonomik Birimlerin Davranışlarının Bir Bileşimi Olarak Ortaya Çıkmaktadır Finansal piyasaların, içinde bulunduğumuz siyasal çalkantı döneminde, geçmişe göre göreli sakinliğinin nedenleri hangileri olabilir? Birinci neden, hiç şüphesiz, ekonomik istikrarda son altı yılda alınan mesafedir. Ekonomik istikrara yönelik politikaların sürdürülmesi, enflasyonun ve kamu borcunun Süreyya SERDENGEÇTİ TOBB EKONOMİ VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ İKTİSAT BÖLÜMÜ ÖĞRETİM GÖREVLİSİ- MÜTEVELLİ HEYETİ DANIŞMANI milli gelire oranının geçmişle kıyaslanmayacak ölçüde düşmesini sağlamıştır. Bunun doğal sonucu da; sermaye girişleri, faizlerin genel düzeyinin gerilemesi ve Türkiye ekonomisinde beklenenin çok ötesinde büyüme ve verimlilik artışı olmuştur. Bağımsız ve özerk kurumların bu sürece büyük katkısı olmuş, bu kurumların varlığı ve uygulamaları 13

2 Siyaset alanında yabancıların ülkemizin seçim sürecini, hiç şüphesiz çoğu zaman kendi ülkelerinin demokrasi deneyimi ve vardıkları aşamadan dolayı, olağan karşıladıkları görülmektedir. Ekonomi alanına gelince; yabancıların, diğer gelişmekte olan ekonomilerde daha evvel yaşanan istikrar süreçlerini iyi bilmelerinden dolayı, Türkiye nin istikrar sürecinin başarısını çabuk görmüş olmaları birinci unsurdur. ekonomi - siyaset arasındaki ilişkiyi, geçmiş dönemlere kıyasla, oldukça zayıflatmıştır. Kısaca; istikrarda alınan mesafenin, bazı kırılganlıkların hala varolmasına rağmen, ekonominin dışsal şoklara dayanıklılığını artırmış olması söz konusudur. İkinci nedeni ise, 2006 yılı Mayıs ayından itibaren belirginleşen ve içinde bulunduğumuz 2007 Mayıs ayı itibarı ile de devam eden, yerleşiklerin ve yabancıların Türkiye de siyasete ve ekonomiye farklı bakışları içinde aramak gerekecektir. Sonuçta, bugünlerde gördüğümüz siyaset alanındaki belirsizlik ortamına rağmen göreli sakinlik durumu, yerleşik ve yabancı ekonomik birimlerin davranışlarının bir bileşimi olarak ortaya çıkmaktadır. Bu farklı bakışlar hangi unsurlardan kaynaklanmaktadır? Siyaset alanında yabancıların ülkemizin seçim sürecini, hiç şüphesiz çoğu zaman kendi ülkelerinin demokrasi deneyimi ve vardıkları aşamadan dolayı, olağan karşıladıkları görülmektedir. Yerleşiklerin ise, sorunlu demokratik geleneğimizden dolayı, daha bir yıl evvelinden tedirgin olmaya başladıkları ve bunu davranışlarına yansıttıkları bilinen bir olgudur. Ekonomi alanına gelince; yabancıların, diğer gelişmekte olan ekonomilerde daha evvel yaşanan istikrar süreçlerini iyi bilmelerinden dolayı, Türkiye nin istikrar sürecinin başarısını çabuk görmüş olmaları birinci unsurdur. Özellikle 2003 den itibaren ülkemize giren yabancı sermaye içinde sıcak paranın ağırlığının azalmaya başlaması, uzun vadeli sermaye kalemlerinin ve doğrudan yabancı yatırımların paylarının ise artması bunu göstermektedir. Sağlanan istikrar ve yaratılan güven ortamı, üstüne bir de Avrupa Birliği yolunda alınan mesafe ile birleşince, yabancılar nezdinde daha çabuk sonuç vermiştir. Yerleşiklerin bu süreçteki tutumlarına bakınca, istikrar ve güven ortamı ile beraber her ne kadar ülkemizde yatırımların arttığı ve ters para ikamesinin yaşandığı bir döneme girilmişse de, önemli ölçüde finansal varlığın döviz olarak tutulmaya devam edildiği de bir gerçektir. Bunda geçmiş 30 yıllık istikrarsızlık döneminin kriz ve çalkantılarının getirdiği Acaba yine eskiye dönüş olur mu? korkusu rol oynamaktadır. Hal böyle iken, 2001 krizi sonrası yaşanan 7 çalkantıdan sonuncusu olan 2006 yılı çalkantısı; Hükümetin Merkez Bankası bağımsızlığı konusundaki tereddüt uyandıran tutumu, aksayan iletişim politikası ve Merkez Bankası Başkanı atamasının uzun süre sürüncemede kalmasının yol açtığı geciken piyasa operasyonları nedenlerinden dolayı, hem yerleşiklerin hem de yabancıların davranışlarını olumsuz etkilemiştir. Daha evvel yaşanan çalkantılarda yükselen döviz kurları ve faizlerin genel düzeyinin çalkantılar sonrası yine eski seviyelerine dönmeleri söz konusu Yerleşiklerin bu süreçteki tutumlarına bakınca, istikrar ve güven ortamı ile beraber her ne kadar ülkemizde yatırımların arttığı ve ters para ikamesinin yaşandığı bir döneme girilmişse de, önemli ölçüde finansal varlığın döviz olarak tutulmaya devam edildiği de bir gerçektir. Bunda geçmiş 30 yıllık istikrarsızlık döneminin kriz ve çalkantılarının getirdiği Acaba yine eskiye dönüş olur mu? korkusu rol oynamaktadır. 14

3 Yıllarca kademeli bir biçimde yüzde 30 ların üzerindeki seviyelerden 2006 başında yüzde 8 seviyelerine kadar inen beklenen reel faizlerin, çalkantı sonrası çıktığı yüzde 14 seviyesinden ancak yüzde seviyelerine kadar inebilmiş olmasını sadece enflasyon ve kısa vadeli faizler ile açıklamak mümkün değildir. iken, bu defa sadece döviz kurları çalkantı öncesi seviyelerine dönmüş, faizlerin genel seviyesinin o ölçüde gerilemediği görülmüştür. Hiç şüphesiz yükselen enflasyon, enflasyon tahmin ve beklentileri ile Merkez Bankası nın politika faizlerini artırmış, dolayısı ile fonlama maliyetinin yükselmiş olması bu durumun oluşmasında önemli etkenlerdir. Ama yıllarca kademeli bir biçimde yüzde 30 ların üzerindeki seviyelerden 2006 başında yüzde 8 seviyelerine kadar inen beklenen reel faizlerin, çalkantı sonrası çıktığı yüzde 14 seviyesinden ancak yüzde seviyelerine kadar inebilmiş olmasını sadece enflasyon ve kısa vadeli faizler ile açıklamak mümkün değildir. Kaldı ki, geçmişte faizlerin genel düzeyinin pekala kısa vadeli faizlerin altında seyrettiği dönemler de görülmüştür. Eğer faizlerin genel düzeyinin gerilememesinin yanı sıra, döviz kuru da gerilememiş olsa idi, bu durumu hem yerleşiklerin hem de yabancıların istikrar konusundaki güvenlerinin azalması, dolayısı ile para ikamesi ve sermaye çıkışı ile açıklayabilirdik. Güven azalması hem bono/tahvil piyasalarından çıkışı hem de Türk parasından dövize geçişi açıklardı. Oysa döviz kurları çalkantı öncesi seviyesindedir. O halde? başlamıştır ve bu süreç bugün de devam etmektedir. Yabancılar ise, 2006 çalkantısından gerekli sonuçları çıkartmakla beraber, Türkiye ekonomisine daha uzun vadeli bir bakış açısı ile bakmakta, bir yandan döviz bozdurup yüzde seviyesindeki beklenen reel faizlere ayrıca borsaya yatırım yaparken, asıl, doğrudan yabancı yatırım olarak döviz girişi sağlamakta ve bu şekilde ülkemize giren dövizlerin bir kısmı bozdurulmaktadır. Ülkemize giren doğrudan yabancı yatırım miktarının yüksekliği göz önüne alındığında, bunun döviz kurları için ne anlama geldiğini tahmin etmek zor değildir. İşte yerleşiklerin dövize geçmelerine rağmen döviz kurlarının çalkantı öncesi seviyelerine gerilemesinin, ancak yüksek seviyelerde seyreden beklenen reel faizlerde ifadesini bulan faizler genel seviyesinin ise gerilememesinin bir nedeni de budur. Siyasi gelişmelere rağmen piyasalarda gördüğümüz ve yukarıda açıkladığım göreli sakinlik durumu bizi yanıltmamalıdır. Faizlerin genel seviyesi sadece gerçekleşen enflasyon ve bir türlü düzelemeyen enflasyon beklentileri yüzünden aşırı yüksek değildir. Bu durum, yerleşiklerin, hem siyaset hem de ekonomik istikrarın geleceği ile ilgili bir yıldır artan kaygıları ile de ilgilidir. Öte yandan, yabancıların uzun vadeli bir bakış açısı ile Türkiye ye yatırım yapıyor ve o meyanda faizlerin yüksek düzeyine de ilgi duyuyor olmaları aldatıcı olmamalıdır. Arkasından siyasi istikrarın yeniden oluşmadığı bir genel seçimden sonra, zaten aksayan yapısal reform sürecinin de düzelmeyeceği yani reform yorgunluğunun devam edeceği, Merkez Bankası bağımsızlığı gibi kurumsal düzenlemeler ile ilgili güvenin de sağlanamayacağı kanaatinin oluştuğu bir ortamda; bugünkü göreli sakinliğin aranacağı unutulmamalıdır. Sorunun cevabı yine yerleşik ve yabancıların davranış farklılıklarındadır. Yerleşikler, çalkantı sonrasında saydığım nedenler ile bono/tahvil piyasalarına ilgilerini azaltıp Türk parasından dövize geçmeye başlamışlar, keza sıcak paranın yerleşiklere ait bölümü de yurt dışına çıkmaya 15

4 Küresel Sermayenin Finansal Piyasalarımızdaki Görece Yüksek Payı, İç Siyasi Gelişmelerin Etkisini Azaltırken, Yabancı Piyasalardaki Gelişmeleri Türkiye Ekonomisi Üzerinde Daha da Etkili Kılıyor Prof. Dr. Güven SAK TOBB EKONOMİ VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ REKTÖR YARDIMCISI - TÜRKİYE EKONOMİ POLİTİKALARI ARAŞTIRMA VAKFI (TEPAV) DİREKTÖRÜ Türkiye ekonomisi dönüşüyor diyoruz ya sürekli, siyasetin ekonomi üzerindeki etkilerinin sınırlı olması da buna karine sayılabilecek bir gelişme aslında. Sözünü ettiğimiz değişim 2001 krizinin ardından başlamıştı. İktisadi aktörlerin karar vermesini zorlaştıran makroekonomik istikrarsızlık göreli olarak azalırken, geçmişin hatalarının artık yapılmayacağına dair önemli sinyaller verilmeye başlanmıştı. Yabancı fonların yöneticileri bu sinyalleri doğru okudu ve Türkiye ye olan ilgileri arttı. Dolaşımdaki küresel sermayenin fazlalaşması da yine bu dönemde gerçekleşti. Çin de cari fazla artmaya devam ederken, petrolü olan ülkeler tarihin en yüksek seviyelerine ulaşan petrol fiyatlarının yarattığı likidite bolluğu ile 2000 yılından bu yana, her yıl dünya üretiminin yüzde 1,9 u kadar sermaye ihraç ettiler. İşte tüm bunlar Türkiye deki değişimi daha da hızlandırdı. Bollaşan küresel likidite ve gidebileceği yer sayısındaki azlık nedeniyle siyasetin ekonomik gelişmeler üzerindeki etkisi bu dönemde, özellikle, azalmış gibi duruyor. Diğer pek çok ülkede de durum bundan farklı değil aslında. Yine son yıllarda yabancı yatırımcıların davranışlarında da değişiklikler olmuş gibi görünüyor. Hep söylenir ya Yabancı sermaye kuzunun kalbine, Türkiye de Cumhurbaşkanlığı seçimleri etrafında başlayan tartışmayla tırmanan çok taraflı siyasi gerginlik, yabancı fonları yönlendirenlerin Türkiye deki yatırım araçlarına duyduğu ilgiyi azaltmadı. Türkiye ile gelişmiş ülkelerin faiz hadleri arasındaki fark, yaşanan siyasi olumsuzluklara rağmen, yabancıların ilgisinin sürmesini sağladı. filin hafızasına sahiptir diye. Bugün bu da değişmiş anlaşılan. Öyle olmasaydı, sanıyorum farklı şeyler konuşmaya başlamış olurduk. Mesela büyük miktarlarda sermayenin Türkiye yi bir anda nasıl terk ettiğinden bahsederdik. 16

5 Ama böyle şeylerle karşılaşmadık. Türkiye de Cumhurbaşkanlığı seçimleri etrafında başlayan tartışmayla tırmanan çok taraflı siyasi gerginlik, yabancı fonları yönlendirenlerin Türkiye deki yatırım araçlarına duyduğu ilgiyi azaltmadı. Türkiye ile gelişmiş ülkelerin faiz hadleri arasındaki fark, yaşanan siyasi olumsuzluklara rağmen, yabancıların ilgisinin sürmesini sağladı. Bugün itibariyle, dışarıdakilerin gözünde Türkiye herşeye rağmen yatırım yapmaya değer bir ülke gibi görünmeye devam ediyor. Yabancıların ellerinde bulunan toplam hisse senedi ve kamu borç senedi miktarının zaman içerisindeki seyri bize bunu söylüyor (Şekil 1). Şekil 1: Yabancı gerçek ve tüzel kişilerin toplam kamu borç senedi ve hisse senedi varlıkları Kaynak: BDDK, MKK Seçimlerden sonra oluşacak hükümetin doğru adımlar atarak güven ortamını yeniden inşa etmesi ve farklı kesimleri arkasına alması gerekmektedir. Bu, Türkiye nin rekabet gücünü arttırmaya yönelik reformları gerçekleştirmek için de ön koşuldur. Mayıs-Haziran çalkantısında, yabancılar ilk başta biraz tedirgin olmuş gibi görünseler de daha sonra finansal piyasalarımızda, eskisinden daha da hızlı bir şekilde, yatırım yapmaya devam ediyorlar. Grafiğe bakınca, açık bir biçimde, yabancı yatırımcıların son haftaların siyasi belirsizliklerine karşı kayıtsız kaldıkları anlaşılıyor. Yabancıların Türkiye ye karşı artan ilgisi her koşulda olumlu mudur? Pek de sayılmaz aslında. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası nda işlem gören hisse senetlerinin yüzde 70 i, kamu borç senetlerinin ise yaklaşık yüzde 40 ı yabancıların mülkiyetinde. Bu fonlar bugün buradayken, yarın Rusya da, öbür gün Brezilya dayken, gelişmiş ülkelerden birinin Merkez Bankası nın açıklayacağı faiz artırımını izleyen saniyelerde o ülkede olabilir. Küresel sermayenin finansal piyasalarımızdaki görece yüksek payı, iç siyasi gelişmelerin etkisini azaltırken, yabancı piyasalardaki gelişmeleri Türkiye ekonomisi üzerinde daha da etkili kılıyor. Bakın dolar kuru ile Standard & Poors 500 endeksindeki gelişmelere, nasıl da paralellik arz ediyor (Şekil 2). 17

6 Şekil 2: Standard & Poors 500 Endeksi ve dolar kurunun seyri (2007 Ocak-Mayıs) Kaynak: TCMB, Reuters Amerika da borsa düşüşe geçince YTL değer kaybediyor. Son dönemin bir diğer özelliği de yerli yatırımcılarla yabancı yatırımcıların portföylerindeki farklılaşmadır. Yabancılar, yukarıda da bahsettiğim gibi, Türk parası cinsinden yatırımlarını arttırırken, yerliler daha çok yabancı para tutmaya başlamışlar (Şekil 3). Şekil 3: Yurt içinde yerleşik gerçek kişilerin toplam yabancı para mevduatları (ABD doları cinsinden) Kaynak: TCMB Olan biten herkesin gözünün önünde cereyan ederken; iki ayrı kesim, iki ayrı algı geliştirmiş ve yatırım kararlarını ona göre vermişler. Hangisi doğrudur? Bilemeyiz; ancak şunu söyleyebiliriz ki, Türkiye de finansal piyasalarda önümüzdeki dönemin gelişmeleri yabancı piyasalardaki gelişmelerle yakından alakalı olacaktır. Ancak bu gerçek içerideki gelişmelerin önemsiz olduğu anlamına gelmemelidir. Daha geniş çaplı siyasi bir krizin etkilerinin bu kadar sınırlı kalacağını umut etmek aşırı iyimserliktir. Siyasi gelişmelerin, yerli ya da yabancı, tüm aktörlerin davranışları üzerinde etkili olmaya başlayacağı bir eşik seviyesi elbette ki vardır. O seviyeye işleri taşımamak gerekir. Piyasalar nasıl olsa sakin söyleminin sonu yoktur. Siyasi riskler birikecek olursa, eninde sonunda, ülkenin ekonomik potansiyelini etkileyecektir. Bundan kaçınmanın yolu bellidir. Seçimlerden sonra oluşacak hükümetin doğru adımlar atarak güven ortamını yeniden inşa etmesi ve farklı kesimleri arkasına alması gerekmektedir. Bu, Türkiye nin rekabet gücünü arttırmaya yönelik reformları gerçekleştirmek için de ön koşuldur. Sıra artık bu tür reformların yapılmasındadır. Bunu başarabilmek için de kutuplaşmaya değil uzlaşmaya ihtiyaç vardır. Türkiye de finansal piyasalarda önümüzdeki dönemin gelişmeleri yabancı piyasalardaki gelişmelerle yakından alakalı olacaktır. Ancak bu gerçek içerideki gelişmelerin önemsiz olduğu anlamına gelmemelidir. Daha geniş çaplı siyasi bir krizin etkilerinin bu kadar sınırlı kalacağını umut etmek aşırı iyimserliktir. 18

7 Siyasal Partilerin, Seçimden Sonra İzleyecekleri Ekonomik Politikaları Hakkında Ortaya Sermeye Başladıkları İpuçları, İzlenen Ekonomi Politikasında Değişiklik ve Kırılganlık Olasılığını Ortadan Kaldırmış Bulunmaktadır Prof.Dr. Mustafa ALTINTAŞ GAZİ ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ İKTİSAT BÖLÜM BAŞKANI 1. Türkiye de siyasal ve buradan kaynaklanan kararsızlıklara (istikrarsızlıklara) alışkanlık ve giderek bağışıklık doğmaktadır. Türkiye nin, Nisan ayında yaşadığı siyasal krizin aşılması amacına dönük olarak alınan öne çekilmiş seçim kararı ve Cumhurbaşkanı seçiminin inattan/dayatmadan çıkartılarak geleceğe -yöntem değişikliği tartışması ortaya getirilirken- ertelenmesi, yaşanan siyasal kararsızlıkların etkilerinin, ekonomik alana yansımasını ötelemiştir. Herkes, yaşanan siyasal dalgalanmaların riskini satın alarak, şimdilik seçim sonucunu beklemektedir. Yani, seçim sonuna kadar Türkiye de yeni bir siyasal ve buradan kaynaklanabilecek/ tetiklenebilecek bir ekonomik kırılganlığın olmayacağına ilişkin beklenti de, tepkileri en alt düzeye indiren nedendir. 2. Siyasal partilerin, seçimden sonra izleyecekleri ekonomik politikaları hakkında ortaya sermeye başladıkları ipuçları, izlenen ekonomi politikasında değişiklik ve kırılganlık olasılığını ortadan kaldırmış bulunmaktadır. Ayrıca, medyanın ve kanaat önderlerinin, seçimlerin yeni bir momentum yaratacağı konusunda beklenti içine giren piyasalar ile birlikte, hükümetin tek başına yine AKP ya da AKP başkanlığındaki koalisyon biçiminde süreceğine ilişkin öngörüleri ya da beklentileri/ umutları/bunu mümkün kılıcı güdülemeleri, finansal piyasaların ürküntüye düşmesini önlemektedir. Bir başka etmen, seçimi hangi siyasal parti kazanırsa kazansın -ancak öncelik AKP nin kazanmasıdır- IMF denetimindeki ekonomik politikaların değişmeyeceğine ilişkin beklenti, öne çekilmiş seçim nedeni ile finansal piyasalardaki olası dalgalanmaların önünü kesmiş bulunmaktadır. Herkes, yaşanan siyasal dalgalanmaların riskini satın alarak, şimdilik seçim sonucunu beklemektedir. Yani, seçim sonuna kadar Türkiye de yeni bir siyasal ve buradan kaynaklanabilecek/tetiklenebilecek bir ekonomik kırılganlığın ol- 19

8 Yatırımcılar, siyasal gelişmeler ne olursa olsun, Türkiye deki yüksek getiri olanaklarının ortadan kalkmayacağına inanmaktadırlar. Bu nedenle de, siyasal kararsızlıklara/ belirsizliklere makul sınırlar içinde tepki göstermekte yada kayıtsız bir tutum sergilemekteler. mayacağına ilişkin beklenti de, tepkileri en alt düzeye indiren nedendir. 3. Yakın gelecek açısından yabancı fonları Türkiye ye çeken yüksek faiz politikasından kopulmayacağına, dış dünyada da, Türkiye deki sıcak parayı ülke dışına çıkmaya yöneltecek beklentilerin olası olmaması nedeniyle, siyasal gelişmelerin etkisinin önemsenmemesine neden olmaktadır. 4. Borsanın ağırlığını yabancıların oluşturması, finansal piyasalarda aşırı dalgalanmaları önleyici bir etmen olmaktadır. Çünkü, yabancılar, Borsadan çıkmak istediklerinde, yerlerine alıcı olarak yine yabancıları bulmak zorunda kalacaklardır. Bu nedenle, alıcı ve satıcının yabancı olması ve yabancıların da, uygulanan ve uygulanabilecek ekonomik program konusunda Türkiye nin IMF tarafından sıkı denetim altında tutulacağına ilişkin inançları, siyasal kararsızlıkların etkisinin yavaşlamasını sağlamaktadır. 5. Yabancı yatırımların içinde, giderek doğrudan yatırım ve taşınmaz alımlarının öne çıkması, siyasal kararsızlıklardan etkilenme yerine, siyasal kararsızlıklarının boyutlarının belirli sınırlar içinde tutulması konusunda, baskılayıcı olmaktadır. Yatırımcılar, siyasal gelişmeler ne olursa olsun, Türkiye deki yüksek getiri olanaklarının ortadan kalkmayacağına inanmaktadırlar. Bu nedenle de, siyasal kararsızlıklara/belirsizliklere makul sınırlar içinde tepki göstermekte ya da kayıtsız bir tutum sergilemekteler. 6. Körfez Ülkelerinin elinde biriken petro-dolarların, belirli bir kısmının Türkiye ye yönelmesi ve gayrimenkul firmalarının Türkiye de iş hacimlerini artırmaları, özellikle Körfez Ülkelerinin, Türkiye deki siyasal kararsızlıkları, kendi ülkelerindeki siyasal kırılganlıklar ile karşılaştırdıklarında, fazla da önemsenecek boyutta olmadığına ilişkin düşünce sahibi olmaları da, tepkinin sınırlılığını yaratan bir başka etmen olarak karşımıza çıkmaktadır. 7. Bütün bunlara karşın, Türkiye nin yürüte geldiği ve dışalıma dayanan büyümesinin, üretime dayalı büyümeye yöneltilmesi ve Merkez Bankası nın uyguladığı düşük kur-yüksek faiz politikasından vazgeçmesi, mali disiplinin bozulması, faiz dışı fazla hedefinin aşağı doğru çekilmesi, finansal piyasaların üzerinde karabasan etkisini korumaktadır. Bu nedenle de, finans çevreleri, seçim sonuçlarının öngördüklerinin dışına taşmasını önlemek için, elden gelen desteği AKP nin yanında tutmaktadırlar. ABD, siyasal ve GBOD Projesi nedeni ile, AB, tam üyelik görüşmelerinin varolan çizgisinde bir kırılganlık olmasın diye, yabancı-yerli sermaye çevreleri ise, yüksek kar/rant getirici ekonomi politikasının sürmesi isteği ile AKP yi desteklemekten, tüm diplomatik kuralları bir yana bırakarak, vazgeçmemektedirler. Ankara Sanayi Odası Başkanı Sayın Çağlayan ın ve benzerlerinin AKP den milletvekili adayı olmaları, bunun mini bir örneği olarak yorumlanabilir. Dileğim ve isteğim, Türkiye nin, başkalarının belirlediği ve onların ekonomik çıkarlarına yönelik politika uygulama zorunluluğundan kurtularak, üreten ve ürettiğini hakça bölüşen, bölgesel ve bireysel gelirler arasındaki uçurumun giderek kapandığı, iç barışını sağlamış, dünya ile barışık, küresel erekleri bulunan, bilgi toplumuna yaklaşmış, zengin, gününden mutlu, geleceğinden umutlu insanların ülkesi olmasıdır. Türkiye nin yürüte geldiği ve dışalıma dayanan büyümesinin, üretime dayalı büyümeye yöneltilmesi ve Merkez Bankası nın uyguladığı düşük kur-yüksek faiz politikasından vazgeçmesi, mali disiplinin bozulması, faiz dışı fazla hedefinin aşağı doğru çekilmesi, finansal piyasaların üzerinde karabasan etkisini korumaktadır. 20

9 Bir Bütün Olarak Ekonomi Daha Farklı Bir Kavram, Özellikle Reel Sektör, İstihdam, Üretim Gibi Makro Büyüklüklerin Dikkate Alınması Gerekiyor Siyasi tartışmalar ve gerginlikten piyasalar ın etkilenmediği doğru bir saptama. Ancak bir bütün olarak ekonomi daha farklı bir kavram, özellikle reel sektör, istihdam, üretim gibi makro büyüklüklerin dikkate alınması gerekiyor. Nitekim piyasalardan ne anlaşıldığını belirtirsek neden piyasaların son dönemde etkilenmediğini anlayabiliriz. Hisse senedi borsa endeksi, döviz fiyatı -özellikle ABD doları ve euro- faiz oranları sözü edilen piyasaları oluşturuyor. Sonuncusundan başlayalım; reel faiz zaten çok yüksek, uluslararası piyasalarda benzer ülkelere kıyasla devlet iç borç senetlerine (DİBS) en yüksek reel faiz Türkiye de veriliyor. Döviz fiyatları ise birazdan ele alacağım model ile bağlantılı olarak belirleniyor. Unutulmaması gerekli nokta ise özellikle yabancı oyuncuların yüksek reel faizden uzun süreli, günlük kur dalgalanmalarından kısa vadeli kazanç sağlamalarıdır. Tabii ki yalnızca yabancı oyuncular Faiz, döviz fiyatları ve borsadaki dalgalanmalar piyasalarda belirleyici konumdaki oyuncuların kazanç beklentilerine bağlantılı olarak ortaya çıkmaktadır. Günümüzün moda deyişiyle piyasalar, siyasi gerginliği nasıl satın alacaklarına ilşkin kararları önem taşıyor. Prof.Dr.Sinan SÖNMEZ ATILIM ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ İKTİSAT BÖLÜM BAŞKANI yok, bu oyuna katılan yerleşikleri de dikkate almak gerekiyor. Borsada ipler büyük ölçüde yabancıların ellerinde; Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği nin 2006 yılı raporundaki veriler bu durumu açık seçik gösteriyor. Dolayısıyla yabancılar borsayı yönlendiriyor, borsadaki yükseliş ve düşüşleri büyük ölçüde belirliyorlar. Yerli yatırımcıların çoğu küçük olduğu için borsayı yönlendirm vvvvve olanaklarına sahip değiller; yüzde 83 ünün portföy değeri YTL nin altında, ortalama portföy 1,318 YTL. Faiz, döviz fiyatları ve borsadaki dalgalanmalar piyasalarda belirleyici konumdaki oyuncuların kazanç beklentilerine bağlantılı olarak ortaya çıkmaktadır. Günümüzün moda deyişiyle piyasalar, siyasi gerginliği nasıl satın alacaklarına ilşkin kararları önem taşıyor. Yukarıda kısaca söz konusu üç değişkene ilişkin kısa bir değerlendirmede bulundum. Bir soru daha soralım: Piyasaların dalgalanmaması, bir başarı öyküsü mü işaret etmektedir? Yanıtım kısa ve net olacak: Hayır! Çünkü ekonomideki kırılganlık sürmektedir. Yukarıda ele aldığım üç değişken birbirine büyük ölçüde bağlı olduğu için uygulanan mevcut modeli ele almak gerekiyor. Böylelikle neden piyasaların etkilenmediği, salt faiz-döviz-borsa odaklı açıklamaların sığ olacağı anlaşılacaktır. Mevcut model halen uluslararası piyasalara göre yüksek reel faiz ve bastırılmış döviz kuru (özellikle dolar), yani aşırı değerli YTL temelinde yükselmektedir. 21

10 Giderek genişleyen dış ticaret açığı ve cari açığa paralel olarak işsizlik de yaygınlaşmaktadır. Yüksek reel faizbastırılmış kur temelinde yükselen model dışarıdan sermaye girişine doğrudan bağımlıdır. Son dönemde doğrudan yabancı yatırımlardaki artış esas olarak özelleştirlen kamu işletmelerinin yabancılara satışı ve özel yerli bankalar ve diğer özel işletmelerin yabancı şirketler tarafından satın alınmasından kaynaklanmaktadır. Yüksek reel faiz ve düşük kur özellikle spekülatif nitelikteki kısa vadeli sermaye girişini hızlandırmaktadır. Bu bağlamda ticari özel bankaların ve diğer özel sektörün uluslararası likidite bolluğundan yararlanarak ve Türkiye de kurun değişmeyeceği varsayımı altında risk primini de ekleyerek daha düşük maliyetle giderek artan miktarlarda dış piyasalardan borçlanması söz konusudur. Özel tasarrufun dramatik biçimde azalmasına paralel olarak finansal olmayan özel sektör yüksek tutarlarda dış kredi kullanmaktadır. Yaratılan döviz bolluğu sayesinde kur bastırılmakta, döviz girişi karşılığında artan YTL cinsinden likidite ise yüksek faiz ödenerek yapılan devlet iç borçlanması ile sterilize edilmekte, yani piyasadan çekilmektedir. Böylelikle kur artışı iç borçlanma ile kontrol altına alınabilmekte, ancak ödenen yüksek reel faiz sayesinde aldıkları dış krediyi YTL ye çevirerek Hazine ye borç veren özel sektörün faiz yükü azaltılmaktadır. Döviz girişindeki artış aynı zamanda ithalat faturasının karşılanmasını sağlamaktadır. Ancak bastırılmış kur, ithalatı cazip kılmakta, sanayiciler girdi ihtiyacını ucuzlayan ithalat ile karşılamakta ve aynı zamanda üretim maliyetini aşağı çekmektedirler. Altı çizilmesi gerekli nokta ihracatın büyük ölçüde ithalata bağımlı olması (ihracatta yüzde 70 oranında ithal girdi kullanılmaktadır), ihracat artışının ithalatta daha yüksek artışa yol açması ve ihracata yönelik üretilen sanayi mallarının düşük katma değere sahip bulunmasıdır. Artan ithalata paralel olarak piyasaya mal arzı da artmakta ve enflasyonist baskının hafifletilmesinde rol oynamaktadır. Buna karşın ülke içinde üretim yapan küçük ve orta ölçekli işletmeler bu tür rekabet e dayanamamakta ve kapılarını kapatmaktadırlar. Dolayısıyla giderek genişleyen dış ticaret açığı ve cari açığa paralel olarak işsizlik de yaygınlaşmaktadır. Yüksek reel faiz-bastırılmış kur temelinde yükselen model dışarıdan sermaye girişine doğrudan bağımlıdır. Son dönemde doğrudan yabancı yatırımlardaki artış esas olarak özelleştirlen kamu işletmelerinin yabancılara satışı ve özel yerli bankalar ve diğer özel işletmelerin yabancı şirketler tarafından satın alınmasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla cari açığın finansmanında katkıda bulunmakta, ancak yeni üretim kapasitesi yaratmada yetersiz kaldığı için ekonomik anlamda katkı sağlamamaktadır. Modelin uygulanabilmesi için kamu bütçesinde yüksek faiz dışı fazla elde edilmesi gereklidir. Bir başka deyişle mali disiplin uyarınca temel öncelik faiz ödemelerine verilmekte, kamu yatırımları ve sosyal harcamalar olabildiğince kısılmaktadır. Model yapısal reform kılıfı altında ekonomiyi neoliberal temele oturturken kamu hizmet alanını tümüyle ticarileştirmeye ve piyasaya açmaya odaklanmıştır. Nitekim sosyal güvenlik ve sağlık alanında yapılmaya çalışılan neoliberal reformlar aslında piyasaya yeni karlı alanlar açma çabalarıdır. Özetle uygulanan modeldeki istikrar uygulanan neoliberal modelin istikrarlı olabilmesi, kalıcı olabilmesi için yapılan düzenlemelere ilişkindir. Modelin şimdilik uygulanabilirliği dış sermaye girişine yani dış finansmana bağlıdır. Neoliberal modelin ayakta kalmasını sağlayan mekanizmalarda bir aksama, bu tür politikalardan yararlananlara çalışan saadet zinciri nin kopmasına yol açacaktır. Bu noktada kuşkusuz yalnızca iç koşullar değil, uluslararası koşullardaki değişiklikler dikkate alınmalıdır. Dünya ekonomisindeki likidite bolluğu dış kredi bulmayı kolaylaştırmıştır. Dolayısıyla dünya ekonomisindeki yeni gelişmeler ve etkin aktörlerin tavırları önemli ölçüde belirleyicidir. Bu bağlamda her zaman için risk vardır. Modelin ülkemizdeki uygulayıcıları dış ekonomik/finansal koşullardaki değişikliklere göre marjinal ayarlamalar yapmak durumundadırlar. Tekrar anımsatayım denge si dış kaynak girişine doğrudan bağımlı bir ekonomide finansal piyasaların çok az sayıda yabancı oyuncular tarafından yönlendirildiği dikkate alınırsa, hassasiyet ve kırılganlık anlaşılır. Modelin şimdilik uygulanabilirliği dış sermaye girişine yani dış finansmana bağlıdır. Neoliberal modelin ayakta kalmasını sağlayan mekanizmalarda bir aksama, bu tür politikalardan yararlananlara çalışan saadet zinciri nin kopmasına yol açacaktır. 22

11 Seçim Öncesinde Finansal Piyasalarda Durağanlık ve Nedenleri Prof.Dr. Dilek ÖZBEK ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ İKTİSAT BÖLÜM BAŞKANI Piyasaların en önemli işlevlerinin başında fiyat oluşumu gelmektedir. Mal ve hizmet piyasalarındaki fiyatlar, hem düzey hem de değişme eğilimleri itibariyle ekonomik karar birimlerine bilgi vericidir, verilen bu bilgiler doğrultusunda uyarıcı ve yönlendiricidir. Genel bir bakış açısıyla fiyatlar, bir ülkenin ekonomik durumunun değerlendirilmesinde bir göstergedir. Ülkelerin ekonomik büyüme hızı, istihdam ve yatırım düzeyi, cari açık ve döviz rezervleri gibi çeşitli temel özellikleri, piyasalarda fiyat oluşumunda belirleyicidir. Kısaca ifade edersek; makroekonomik göstergeler ile fiyat hareketleri arasında sıkı bir bağ bulunmaktadır. Türkiye ekonomisinin geçmiş deneyimlerinden edinilen bilgiler doğrultusunda, mali varlık piyasalarında en çok etkili olan faktörlerin, finansal krizler, kur sistemi değişiklikleri, siyasi gerginlikler, seçimler ve uluslararası gelişmeler olduğu düşünülmektedir. Yukarıda ifade edilen ve daha çok uzun dönemde fiyatlar üzerinde belirleyici olacağı düşünülen ekonomik göstergelerin niteliğinin yanında, ekonomide beklenmedik gelişmelere yol açabilecek türdeki; örneğin siyasi belirsizlikler veya gerginlikler gibi bazı olayların da, fiyatların iniş veya çıkışına neden olabileceği bilinmektedir. Dünyanın en eski, en geniş ve en yoğun mali piyasası olarak bilinen döviz piyasasında döviz kuru oluşumunu açıklayan geleneksel modeller, temel makroekonomik değişkenlerle döviz kuru arasındaki ilişkiyi ortaya koymaya çalışmaktadır; örneğin cari açık, döviz kurunu yükseltici baskı oluşturmaktadır. Konuya döviz, hisse senedi ve uzun vadeli borç senetleri gibi mali piyasa araçlarından söz ederek yaklaşacak olursak; özellikle 1980 li yılların başlarından itibaren başlayarak küreselleşen sermaye hareketlerinin, mali varlık piyasalarına farklı bir boyut kattığını söyleyebiliriz. Burada öncellikle, döviz kuru oynaklığı ile faiz oranlarındaki dalgalanmalarla, sermaye akımları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaya çalışabiliriz. İkinci olarak da ekonomik ajan olarak isimlendirdiğimiz merkez bankaları, ticaret ve yatırım bankaları, tasarruf mevduat kurumları, şirketler ve bireylerin mali piyasalara yönelik dav- 23

12 Türkiye ekonomisinin şimdiki koşullarında bazı önemli makroekonomik göstergelerin, döviz kuru ve finansal aktiflerin fiyatlarının oluşumundaki etkisi, yeterince önemsenmeyi gerektirecek nitelikte değildir. Tam aksine, cari açık büyüdükçe, YTL aşırı değerli olma yolunda ilerlemekte, mali piyasalardaki iyimserlik sürmektedir. ranışları ile kurumların ve piyasanın örgütsel yapısı ve aralarındaki ilişkiyi değerlendirebiliriz. Türkiye ekonomisinin geçmiş deneyimlerinden edinilen bilgiler doğrultusunda, mali varlık piyasalarında en çok etkili olan faktörlerin, finansal krizler, kur sistemi değişiklikleri, siyasi gerginlikler, seçimler ve uluslararası gelişmeler olduğu düşünülmektedir. Şimdi burada üzerinde durulması gereken nokta; nasıl olup da günümüz ortamında; ekonomik beklentilere belirsizliğin hakim olmasının doğal olarak karşılanacağı koşullarda, mali piyasalar başta olmak üzere ekonomide, sakin ve durağan bir havanın var olabildiğidir. Bu durumun gerekçeleri, aşağıda görülebileceği gibi; finansal piyasalarda makroekonomik göstergelerin etkileri ile sermaye hareketlerinin etkilerinde aranmaktadır. Makroekonomik Göstergelerin Etkisi Günümüzde, finansal piyasalarda gözlenen durağan, sakin görünüm, Türkiye ekonomisinde 2001 den itibaren ekonomik büyüme hızı ve enflasyon rakamlarındaki olumlu gelişmeler nedeniyle ekonomide oluşan iyimserlik ortamının varlığına bağlanabilirse de; gerçekte Türkiye ekonomisinin çok ciddi sorunları vardır. Örneğin 2006 yılında 31,3 milyar dolara çıkan cari denge açığı, GSMH nın yüzde 8 ine ulaşmıştır. Cari açığın geldiği bu nokta, Türkiye nin gelişmekte olan ülkeler arasında en yüksek makroekonomik riske sahip ekonomiler kategorisinde öne çıkmasına neden olmaktadır. Kamu borçları azalma eğilimine girmiş olmasına karşın özel sektör, hızla ve yükselen miktarlarda borçlanmaktadır. Türkiye nin toplam borç stoku 2006 yılı sonu itibariyle 371,5 milyar dolardır. Borç stokunun yüzde 52,2 si iç piyasaya, yüzde 20,7 si kamu kesimine aittir. Dış borçlar ise toplam dış stokunun yüzde 27 sini oluşturmaktadır. Yukarıda örneklerini verdiğimiz olumsuz nitelikteki temel ekonomik göstergelerin günün siyasi ortamının da ağırlığı altında finansal piyasalara dalgalanma ve istikrarsızlık olarak yansımamış olması nasıl açıklanabilir? Demek ki; Türkiye ekonomisinin şimdiki koşullarında bazı önemli makroekonomik göstergelerin, döviz kuru ve finansal aktiflerin fiyatlarının oluşumundaki etkisi, yeterince önemsenmeyi gerektirecek nitelikte değildir. Tam aksine, cari açık büyüdükçe, YTL aşırı değerli olma yolunda ilerlemekte, mali piyasalardaki iyimserlik sürmektedir. Sermaye Hareketlerinin Etkisi Son yıllarda Türkiye ye önemli ve sürekli bir portföy, sıcak para akımı olmuştur. Yabancı yatırımlar geçen yıl 19 milyar dolardı. Bu yıl 25 milyar doları aşması bekleniyor. Diğer yandan sıcak para girişinde de bir sorun gözlenmiyor da toplam 7 milyar dolarlık sıcak para ekonomiye girmişti itibariyle bu girişin daha da hızlandığı görülüyor. Banka ve diğer kuruluşların yurt dışından elde ettiği kredi borçları bir yana; döviz gelirleri, döviz giderlerini aşıyor. Bunun nedeni, yabancı yatırımcıların özellikle YTL cinsinden borç vermeyi tercih etmeleri ile açıklanabilir. Çünkü bu yolla, yüksek faiz elde edebilmek mümkündür. Spekülatif amaçlı sermaye girişi, YTL nin sürekli değerleneceğine inanılmasıyla bağlantılıdır. Bu şekilde ekonomiye giren sıcak para, döviz kurunu aşağıya doğru çekerken, YTL yi aşırı değerlendirmektedir. Spekülatörler ellerindeki dövizi bozdurarak elde ettikleri YTL ile yüksek faiz geliri sağlayan bir mali varlık satın almakta, daha sonra YTL cinsinden sağladıkları getiri ile birlikte ana parayı düşük kurdan dolara çevirmek suretiyle büyük karlar elde etmektedir. Bu işlemlerin yapılanmasındaki saik, spekülatörlerin kendilerini rahat ve güvenli hissetmeleri ile bağlantılıdır. Bu durumun iki temel nedeni bulunmaktadır. Birincisi, Türkiye de hükümetler, bir yandan IMF ile imzaladıkları stand-by anlaşmasının hükümlerine uymak, diğer yandan da AB ye giriş 24

13 Ekonomiye giren sıcak para, döviz kurunu aşağıya doğru çekerken, YTL yi aşırı değerlendirmektedir. Spekülatörler ellerindeki dövizi bozdurarak elde ettikleri YTL ile yüksek faiz geliri sağlayan bir mali varlık satın almakta, daha sonra YTL cinsinden sağladıkları getiri ile birlikte ana parayı düşük kurdan dolara çevirmek suretiyle büyük karlar elde etmektedir. doğrultusunda makroekonomik politikalarda istikrarı korumak durumundadır. Diğer taraftan, spekülatörlerin davranışlarında belirleyici olan ikinci bir özellik, Türkiye ekonomisinin son yıllarda başarılı gelişmeler içinde olmasıdır. Ekonomik büyüme hızı yüksektir, yatırımlar artmakta, enflasyon düşmektedir; yüksek ve giderek artan yabancı sermaye girişi süreklilik kazandıkça, yükselen cari açıktan endişe edilmemesi gerektiği düşüncesi ağırlık kazanmaktadır. Yukarıdaki açıklamalar uyarınca; ekonomiye giren yabancı sermayenin, finansal piyasalarda iyimserlik etkisi yarattığı söylenebilir. Bu etkinin ne ölçüde geçerli olduğunu anlayabilmek için ise ekonomiye doğru hareket eden yabancı sermaye akımlarının bazı özelliklerini değerlendirmek gerekir. Yabancı Sermaye Akımlarının Bazı Özellikleri : Günümüzde sermaye hareketlerinde resmi kaynaklı fonların miktarı azalmış, özel sermaye akımlarının toplam içindeki payı ise artmıştır. Dolayısıyla sermaye akımlarının yönetim ve denetiminde resmi otoritelerin belirleyiciliği önemini kaybetmiştir. Ticari bankalar yanında emeklilik fonları, yatırım fonları, zarardan kaçınma (hedge) fonları gibi tasarruflarla işlem yapan kurumsal yatırımcılar, fon yöneticileri ve spekülatörler gibi ekonomik ajanlar özel mali kaynaklara egemen olmuştur. Özellikle son yıllarda bankalar dışındaki kurumsal yatırımcıların finansal piyasalardaki faaliyetleri çoğalmıştır. Adı geçen finansal kurumlar, fırsatları en iyi şekilde değerlendirme arzusuna sahiptir. Bu nedenle dünya mali piyasalarındaki gelişmeleri dikkatle izleyerek gerektiğinde kazançlarını arttırmak üzere kolaylıkla yön değiştirirler, aktiflerinin birleşimi ile ilgili farklı kararlar alırlar. Yatırım yapma kararlarında risk ve getiri rol oynar. Kazanç olasılığı yükseldikçe göze aldıkları riskler de artar. Uluslararası kredi değerlendirme kuruluşlarının da bir ülkenin kredi itibarına yönelik değerlendirmelerini dikkate alarak nerede, nasıl ve ne miktarda yatırım yapacaklarına karar verirler. Günümüzde fon transferinde yaygınlaşmış bir başka yöntem, düşük faizli bir para biriminden borçlanıp, alınan bu krediyi dolara çevirdikten sonra yüksek faiz getiren bir para birimine yatırmaktır. Türkiye de yüzde 19,9 olan üç aylık faiz oranları, carry trade denilen yöntemle bu dış kaynaklı sermaye girişini kolaylaştırmaktadır. Yazımızın daha önceki kısmında da belirttiğimiz gibi Türk ekonomisine dolaysız yabancı sermaye girişi hızla yükselmektedir. Bu durum özelleştirme girişimleriyle yakından bağlantılıdır. Zaten bu yatırımların içinde sınır ötesi şirket birleşmeleri ve satın almalarının payı yüksektir. Ayrıca bu yatırımlar başta bankacılık gelmek üzere ulaştırma ve haberleşme gibi hizmet sektöründe yoğunlaşmıştır. Türkiye ekonomisinde hizmetler sektöründe yabancı payının artması portföy yatırımlarını cazip hale getirmektedir. Gerçekten de bugün halka açık şirketlerin tedavüldeki hisselerinin ve yine beş yıllık hazine tahvillerinin yüzde yetmişi portföy yatırımcılarının elindedir. Bu bağlamda Türkiye de 2002 sonunda 8,2 milyar dolar olan portföy yatırım stoku, 2003 sonunda yüzde 93,4 oranında artarak 15,9 milyar dolara yükselmiş, 2004 de yüzde 104,1 artışla 32,4 milyar dolara varmış, 2005 de de yüzde 79,1 artış oranıyla 58 milyar dolara çıkmıştır. Portföy yatırımlarındaki yükselme eğilimi, menkul değerler borsasındaki olumlu gelişmelerle ilişkilidir. Yüksek ekonomik büyüme hızı, özelleştirme programları ve şirket satın almaları, portföy yatırımlarında keskin bir yükseliş trendi oluşturmuştur. Yukarıdaki açıklamalardan çıkartılabilecek bir saptama olarak; Türkiye deki ekonomik büyüme, milli gelir artışı ve cari açığın dengelenmesinin yüksek faiz; yani yüksek orandaki borçlanma ile gerçekleştirildiğini belirtebiliriz. Bu görüşten yola çıkarak dış kaynaklı sermaye girişi ile finansal pi- 25

14 yasalarda istikrar arasında bir bağlantı olduğunu da söyleyebiliriz. Kaldı ki global fonların bolluğu ve Türkiye deki yüksek faizler, elde edilecek kazanç uğruna riske katlanmaya hazır olan yabancı yatırımcıların, daha büyük meblağlarla piyasaya katılmasına ve sayıca artmasına neden olmaktadır. Diğer yandan yakın bir gelecekteki seçimlerle ilgili belirsizlerin ardından Türkiye deki siyasi gelişmeler sonucunda sandıktan farklı bir iktidar çıkacak olsa da ekonominin giderek artan dışa açıklığı ve dışa bağımlılığı nedeniyle, geçmiş hükümet politikalarından ayrılmayacağı görüşü de bu yatırımcıların finansal piyasalarımıza rağbet göstermelerine neden olmaktadır. Sonuç Her ne kadar makro ekonomik temeller, finansal varlık fiyatlarının değişmesinde önem taşımaktaysa da, günün koşullarında Türkiye ekonomisinde spekülatif sermaye akımlarının finansal piyasalara daha çok etkide bulunduğu düşünülmektedir. Yabancı sermaye çekmek konusunda her ne kadar sermaye girişinin yapıldığı ülkenin ekonomik şartları, fon transfer edenler açısından önem taşımaktaysa da, sermaye hareketleri daha çok dışsal bir değişkendir. Başta A.B.D. gelmek üzere dünya ekonomisinde önemli paya sahip olan ülkelerin izledikleri makroekonomik politikalar; özellikle para ve faiz politikaları global sermaye akımlarında belirleyicidir. Bu yöndeki marjinal bir değişiklik, finansal işlemlerle uğraşanların risk ve kazanç koşullarını derhal değiştirebilmektedir. Mali varlık Türkiye ekonomisinde özellikle bankacılık alanında ve mali piyasalarda geniş bir portföye sahip olan ekonomik ajanların siyasi gelişmeler karşısında tepkisiz davranmak suretiyle de finansal piyasalara istikrar kazandırmak arzusunu taşımaya devam edebilecekleri söylenebilir veya tam aksi yönde alabilecekleri şok bir kararla ülkeyi bunalıma sokarak terk edebilirler. piyasalarıyla ilgili olarak üzerinde durulması gereken bir başka nokta, bu piyasalarda işlem yapan ekonomik ajanların davranışları, kurumların ve piyasanın örgütsel yapısı ile aralarındaki ilişkilerin finansal varlık fiyatlarını nasıl etkileyebileceğinin araştırılmasıyla ilişkilidir. Döviz kuru oluşumunun açıklanmasında döviz piyasalarının mikro yapıları yaklaşımına göre, Finansal piyasalardaki olası gelişmelerle ilgili olarak tüm ajanlar aynı (homojen) bilgilere sahip olsa da bu bilgilerle ilgili yorumlar; farklı olabilmektedir. Bir başka yönüyle finansal piyasalarda durağanlık ve istikrarın vücud bulması finansal işlemlerle uğraşanların da önemli bir tercihidir. Çünkü sadece bu koşulda kazançlarında azalma olmaması hatta kazançların artmaya devam etmesi söz konusudur. Ayrıca bu durumda aktiflerini farklı fonlara yatırmanın maliyetinden kaçınabilirler. Bu açıklamanın doğrultusunda daha önce de belirtildiği gibi Türkiye ekonomisinde özellikle bankacılık alanında ve mali piyasalarda geniş bir portföye sahip olan ekonomik ajanların siyasi gelişmeler karşısında tepkisiz davranmak suretiyle de finansal piyasalara istikrar kazandırmak arzusunu taşımaya devam edebilecekleri söylenebilir veya tam aksi yönde alabilecekleri şok bir kararla ülkeyi bunalıma sokarak terk edebilirler. Bu yöndeki tercihleri tamamen konjonktürel iç ve dış gelişmelere bağlıdır ya da Türkiye ekonomisinde sahip oldukları güç ile kendileri bir şok yaratmak için gerekli zemini hazırlayabilirler. Son bir söz; döviz kurları ve finansal varlıkların fiyatları, sağlıklı bir piyasa değişkeni değildir. O nedenle bu yönde istikrar sağladığı izlenimini veren verilere dayanmak suretiyle geleceğin ekonomik temellerinin güvenilir olacağını şimdiden varsaymak doğru değildir. 26

15 Alınan Erken Seçim Kararıyla Beraber, Finans Piyasalarında Seçim Tarihine Kadar, Uluslararası Piyasalarda Bir Olumsuzluk Yaşanmaması Koşuluyla, Sakin Bir Dönem İzleyeceğimizi Söyleyebiliriz Doç. Dr. Ümit ÖZLALE TOBB EKONOMİ VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ İKTİSAT BÖLÜM BAŞKANI Gelişmekte olan ülkelerde yaşanan politik çalkantıların etkilerini tetikleyici ve kısa vadeli olarak ikiye ayırabiliriz. Uygulanan ekonomi politikalarının makroekonomik dinamikler arasında uyumsuzluğa yol açtığı ve sürdürülemez olduğu durumlarda siyasi olumsuzlukların tetikleyici bir rol üstlendiğini 2001 Şubat kriziyle tecrübe ettik. Mikro bazda sektörel reformların zayıf kaldığı -hangi dönemde güçlü oldu?- fakat makroekonomik istikrarın göreceli olarak sağlandığı dönemlerde ise yaşanan siyasi gelişmelerin ekonomiye etkisinin sınırlı kaldığını görebiliriz. Örnek vermek gerekirse 2001 sonrasında Türkiye de döviz kurundaki gelişmeleri incelediğimizde politika haberlerinin -iyi ya da kötü- çok sınırlı bir etki yarattığını görebiliriz. Son dönemde Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında yaşanan gerginliğe finans piyasalarının verdiği tepkiyi değerlendirmek için ise gerekli veriye sahip olmadığımızı düşünüyorum. Siyasi gerginlik devam etseydi finans piyasalarının vereceği tepki ne olurdu, makroekonomik dengelere bakarak tahmin etmek zor. Ancak alınan erken seçim kararıyla beraber, finans piyasalarında seçim tarihine kadar, uluslararası piyasalarda bir olumsuzluk yaşanmaması koşuluyla, sakin bir dönem izleyeceğimizi söyleyebiliriz. Finans piyasalarının erken seçim kararında diretmesi ve bu kararı gördükten sonra durulması, iş çevrelerinden gelen telkinler, siyasi ve finansal gelişmeler arasındaki nedensellik ilişkisinin gün geçtikçe finansal gelişmelerden siyasi gelişmelere doğru kayabileceğini gösteriyor. 27

16 Küreselleşme sürecinde Türkiye deki finans piyasalarının yabancı yatırımcıların kararlarına giderek daha duyarlı olduğu yadsınamaz. Son birkaç yıla baktığımızda da, 2006 Mayıs-Haziran döneminde yaşanan türbülansı çıkarırsak, yatırımcıların risk alma iştahının Türkiye ekonomisi gibi yüksek cari açık veren ülkelerin lehine geliştiğini söyleyebiliriz. Ayrıca bu noktada ezberi bozup gelişmelere farklı bir açıdan baktığımızda ilginç bir tabloyla karşılaştığımızı da söylemek mümkün. Finans piyasalarının erken seçim kararında diretmesi ve bu kararı gördükten sonra durulması, iş çevrelerinden gelen telkinler, siyasi ve finansal gelişmeler arasındaki nedensellik ilişkisinin gün geçtikçe finansal gelişmelerden siyasi gelişmelere doğru kayabileceğini gösteriyor. Küreselleşme sürecinde para politikalarını incelediğimizde merkez bankalarının finansal piyasalardaki gelişmeleri çok daha yakından takip ettiğini, politika tasarımı sürecinde kısa vadeli sermaye hareketlerini temel kısıtlardan biri olarak aldığını görmekteyiz. Benzer bir refleksi siyasi otoritelerin de göstermeye başladığını dikkate alırsak, bir sonraki sayıda soruyu tersine çevirip finansal gelişmelerin siyaset üzerindeki etkilerinin de cevabını aramak gerekebilir! Son olarak dış faktörlerden de bahsetmek gerekiyor. Küreselleşme sürecinde Türkiye deki finans piyasalarının yabancı yatırımcıların kararlarına giderek daha duyarlı olduğu yadsınamaz. Son birkaç yıla baktığımızda da, 2006 Mayıs-Haziran döneminde yaşanan türbülansı çıkarırsak, yatırımcıların risk alma iştahının Türkiye ekonomisi gibi yüksek cari açık veren ülkelerin lehine geliştiğini söyleyebiliriz. Bu noktada daha doğru bir çıkarımda bulunmak için son dönemde ekonominin genelindeki risk primi ile yabancı yatırımcıların risk iştahı arasındaki bağın yakından incelenmesi gerekiyor. Basit bir ampirik çalışmayla Türkiye ekonomisinde 2004 sonrasında, yabancı yatırımcıların risk iştahındaki bir olumsuzluğun ülkedeki risk priminde dalgalanmaya yol açtığı, fakat olumlu bir gelişmenin benzer şiddette bir etki yapmadığı gösterilebilir Mayıs-Haziran döneminde yaşanan küresel olumsuzluktan nasibini en çok alan ülkelerden birinin Türkiye olduğu da düşünülürse, önümüzdeki dönemlerde dış faktörlerin finans piyasaları üzerindeki kısa ve uzun vadeli etkilerinin siyasi gelişmelerin yaratacağı etkilerden çok daha baskın olacağını söyleyebiliriz. Özetle, iktidar ile muhalefet tartışmalarının dipnot olarak düşülüp A.B.D. deki enflasyon beklentilerinin manşetlere taşındığı bir döneme alışmamız gerekiyor. Bu veriler ışığında karşılaştığımız temel zorluklardan biri de finansal piyasalar hakkında doğru tahminler geliştirip etkin bir karar alma mekanizması oluşturmak. Finansal analistlerin ve bankaların sene sonu kur tahminlerini defalarca revize ettikten sonra bile yapılan tahmin hataları incelendiğinde, finansal piyasalardaki gelişmelerin tahmininin eskiye oranla çok daha zor olduğunu söyleyebiliriz. İktidar ile muhalefet tartışmalarının dipnot olarak düşülüp A.B.D. deki enflasyon beklentilerinin manşetlere taşındığı bir döneme alışmamız gerekiyor. 28

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Gruplara Yönelik Gelir Amaçlı Kamu Borçlanma Araçları

Detaylı

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTIN EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1-Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir toparlanma dönemi olarak geride bıraktı.

Detaylı

Makro Veri. Cari açık yeni rekorda. Tablo 1: Cari Denge (milyon $) -month,

Makro Veri. Cari açık yeni rekorda. Tablo 1: Cari Denge (milyon $) -month, Makro Veri Ödemeler Dengesi: Cari açık yeni rekorda İbrahim Aksoy Ekonomist Tel: +90 212 334 91 04 E-mail: iaksoy@sekeryatirim.com.tr Cari denge Aralık ta 7,5 milyar $ rekor açık verirken, rakam, piyasa

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 17 Ağustos 2015, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 17 Ağustos 2015, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni 17 Ağustos 2015, Sayı: 23 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül

Detaylı

109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR

109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR -1- 109 MİLYAR DOLARLIK YABANCI PORTFÖYÜ VAR Yabancıların, 8 Haziran itibariyle Türkiye de 53 milyar 130 milyon dolarlık hisse senedi, 38 milyar 398 milyon dolar devlet iç borçlanma senedi (DİBS) ve 407

Detaylı

https://www.garantiemeklilik.com.tr/fon-ile-ilgili-duyurular.aspx internet adreslerinden

https://www.garantiemeklilik.com.tr/fon-ile-ilgili-duyurular.aspx internet adreslerinden GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTERNATİF STANDART EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1- Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir toparlanma dönemi olarak

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 6. HAFTA 4. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ Gelişmekte olan ülkeler, son 25 yılda ekonomik olarak oldukça

Detaylı

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU Bu rapor Cigna Finans Emeklilik ve Hayat A.Ş. Para Piyasası Likit Kamu

Detaylı

2015 MAYIS ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 MAYIS ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ MAYIS ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 14 Temmuz Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin yılı Mayıs verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından

Detaylı

Sayı: 2006-34 26 Mayıs 2006. Toplantı Tarihi: 25 Mayıs 2006

Sayı: 2006-34 26 Mayıs 2006. Toplantı Tarihi: 25 Mayıs 2006 Sayı: 2006-34 26 Mayıs 2006 PARA POLİTİKASI KURULU DEĞERLENDİRMELERİ ÖZETİ Toplantı Tarihi: 25 Mayıs 2006 1. Para Politikası Kurulu (Kurul), kararlarını enflasyonun orta vadeli hedeflerle uyumlu olmasını

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Para Piyasası Likit Emeklilik Yatırım Fonu(KAMU) Emeklilik Yatırım Fonu nun

Detaylı

DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015. Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer. Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü

DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015. Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer. Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU TEMMUZ 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer Uluslararası İlişkiler Müdürlüğü DÜNYA BANKASI TÜRKİYE DÜZENLİ EKONOMİ NOTU Temmuz ayı içerisinde Dünya Bankası Türkiye

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33 i Bu sayıda; Kısa vadeli Dış Borç Stoku, Merkez Bankası Net Döviz Pozisyonu rakamları Uluslararası Yatırım Pozisyonu, Ve İmalat Sanayi

Detaylı

PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ YATIRIM MALĐYETLERĐ AÇIKLIK EKO OMĐK VE POLĐTĐK ĐSTĐKRAR FĐ A SAL ĐSTĐKRAR

PAZAR BÜYÜKLÜĞÜ YATIRIM MALĐYETLERĐ AÇIKLIK EKO OMĐK VE POLĐTĐK ĐSTĐKRAR FĐ A SAL ĐSTĐKRAR FDI doğrudan yabancı yatırım, bir ülke borsasında işlem gören şirketlerin hisselerinin bir diğer ülke veya ülkelerin kuruluşları tarafından satın alınmasını ifade eden portföy yatırımları dışında kalan

Detaylı

Reel Sektör Risk Yönetimi

Reel Sektör Risk Yönetimi Temel Analiz 2009 Aralık ayında vadeli piyasalarda 1230.0 dolar/ons seviyesine kadar yükselen altın fiyatları sonrasında yaklaşık % 15 düşüş ile Şubat ayı başında 1045.0 dolar/ons seviyesine geriledi.

Detaylı

BASIN DUYURUSU PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ. Sayı: 2015-16. 3 Mart 2015. Toplantı Tarihi: 24 Şubat 2015

BASIN DUYURUSU PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ. Sayı: 2015-16. 3 Mart 2015. Toplantı Tarihi: 24 Şubat 2015 Sayı: 2015-16 BASIN DUYURUSU 3 Mart 2015 PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ Toplantı Tarihi: 24 Şubat 2015 Enflasyon Gelişmeleri 1. Ocak ayında tüketici fiyatları yüzde 1,10 oranında artmış ve yıllık

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş. Gelir Amaçlı Esnek Emeklilik Yatırım Fonu nun 01.01.2008-31.12.2008 dönemine ilişkin

Detaylı

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015 Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 215 BÜYÜME DÜŞMEYE DEVAM EDİYOR Zümrüt İmamoğlu* ve Barış Soybilgen ** 13 Nisan 215 Yönetici Özeti Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış Sanayi Üretim Endeksi (SÜE)

Detaylı

13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 13.02.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ Aralık ayı cari işlemler açığı piyasa beklentisi olan -7,5 Milyar doların üzerinde -8,322 milyar dolar olarak geldi. 2013 yılı cari işlemler açığı bir önceki yıla göre

Detaylı

GENEL DEĞERLENDİRME TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI

GENEL DEĞERLENDİRME TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI GENEL DEĞERLENDİRME Küresel kriz sonrası özellikle gelişmiş ülkelerde iktisadi faaliyeti iyileştirmeye yönelik alınan tedbirler sonucunda küresel iktisadi koşulların bir önceki Rapor dönemine kıyasla olumlu

Detaylı

BASIN DUYURUSU 30 Nisan 2015

BASIN DUYURUSU 30 Nisan 2015 Sayı: 2015-34 BASIN DUYURUSU 30 Nisan 2015 PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ Toplantı Tarihi: 22 Nisan 2015 Enflasyon Gelişmeleri 1. Mart ayında tüketici fiyatları yüzde 1,19 oranında artmış ve yıllık

Detaylı

12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ Ocak ayı cari işlemler açığı piyasa beklentisi olan -5,2 Milyar doların altında -4,88 milyar dolar olarak geldi. Ocak ayında dış ticaret açığı geçen yılın aynı ayına göre

Detaylı

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr TİSK AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ- MAYIS 2014 (SAYI: 63) 04.06.2014 GENEL DEĞERLENDİRME BÜTÇE AÇIĞI İKAZ EDİYOR Küresel ekonomi krizden çıkış sinyalleri verdi. Hem OECD hem de AB ülkelerinde GSYH arttı. OECD

Detaylı

Seçilmiş Haftalık Veriler* 3 Temmuz 2015

Seçilmiş Haftalık Veriler* 3 Temmuz 2015 Seçilmiş Haftalık Veriler* 3 Temmuz 215 Sermaye Piyasaları ve Makro Ekonomik Araştırmalar *BDDK ve TCMB nin 26 Haziran 215 haftasına ait haftalık istatistiklerinden derlenmiştir. Jun-9 Nov-9 Apr-1 Sep-1

Detaylı

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2010 YILI 9 AYLIK FAALİYET RAPORU

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2010 YILI 9 AYLIK FAALİYET RAPORU GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2010 YILI 9 AYLIK FAALİYET RAPORU 1.- Ekonominin Genel durumu ABD ekonomisindeki büyümenin ikinci çeyrekte %1.7 olarak

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu nun 01.01.2004-31.12.2004

Detaylı

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:1

EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:1 EKONOMİK VE MALİ POLİTİKA GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2011, No:1 Bu sayıda; Ağustos ayı Enflasyon Gelişmeleri, Merkez Bankasının banka ekonomistleri ile gerçekleştirdiği toplantı ve Temmuz ayı sanayi

Detaylı

2015 NİSAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 NİSAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ NİSAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 15 Haziran Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin yılı verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından

Detaylı

11.12.2013 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

11.12.2013 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 11.12.2013 CARİ İŞLEMLER DENGESİ Ekim ayı cari işlemler açığı piyasa beklentisi 2,9 Milyar dolar eksiyken, veri beklentilere paralel 2,89 milyar dolar açık olarak geldi. Ocak-Ekim arasındaki 2013 cari

Detaylı

Merkez Bankası 1998 Yılı İlk Üç Aylık Para Programı Gerçekleşmesi ve İkinci Üç Aylık Para Programı Uygulaması

Merkez Bankası 1998 Yılı İlk Üç Aylık Para Programı Gerçekleşmesi ve İkinci Üç Aylık Para Programı Uygulaması Merkez Bankası 1998 Yılı İlk Üç Aylık Para Programı Gerçekleşmesi ve İkinci Üç Aylık Para Programı Uygulaması Gazi Erçel Başkan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 1 Nisan 1998 Ankara I. Giriş Ocak ayı başında

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Kasım 2013, No: 77

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Kasım 2013, No: 77 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Kasım 2013, No: 77 i Bu sayıda; Eylül ayı sanayi üretim verileri, Eylül ayı ödemeler dengesi verileri, Türkiye nin yapısal cari açığına ilişkin veriler değerlendirilmiştir.

Detaylı

MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR

MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR MERKEZ BANKASI VE FİNANSAL İSTİKRAR Sermaye Hareketleri ve Döviz Kuru Politikaları Türkiye Ekonomi Kurumu Paneli Doç.Dr.Erdem BAŞÇI Başkan Yardımcısı, TCMB 11 Aralık 2010, Ankara 1 Konuşma Planı 1. Merkez

Detaylı

AEGON EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. DENGELİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU FON KURULU İKİNCİ 3 AYLIK FAALİYET RAPORU

AEGON EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. DENGELİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU FON KURULU İKİNCİ 3 AYLIK FAALİYET RAPORU AEGON EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. DENGELİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU FON KURULU İKİNCİ 3 AYLIK FAALİYET RAPORU Bu rapor AEGON Emeklilik ve Hayat A.Ş. Dengeli Emeklilik Yatırım Fonu nun 01.04.2010-30.06.2010 dönemine

Detaylı

II. Ulusal Ekonomik Görünüm 2

II. Ulusal Ekonomik Görünüm 2 II. Ulusal Ekonomik Görünüm 2 3 yılının ikinci çeyreğinde iktisadi faaliyet yılın ilk çeyreğine kıyasla daha olumlu bir görünüm sergilemiştir. İç tüketimdeki canlanma ve altın ticaretindeki baz etkisi

Detaylı

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015 Hazırlayan: Ekin Sıla Özsümer AB ve Uluslararası Organizasyonlar Şefliği Uzman Yardımcısı IMF Küresel Ekonomik

Detaylı

2015 HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ

2015 HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ HAZİRAN ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ 13 Ağustos Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcuna ilişkin yılı ikinci çeyrek verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

Detaylı

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. STANDART EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. STANDART EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. STANDART EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU Bu rapor Cigna Finans Emeklilik ve Hayat A.Ş. Standart Emeklilik Yatırım Fonu nun 01.01.2015-30.06.2015

Detaylı

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr TİSK AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ- MART 2016 (SAYI: 85) GENEL DEĞERLENDİRME 31.03.2016 Ekonomi ve İşgücü Piyasası Reformlarına Öncelik Verilmeli Gelişmiş ülkelerin çoğunda ve yükselen ekonomilerde büyüme sorunu

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN KAMU ALTYAPI YATIRIMLARININ SERMAYE PİYASALARI ARACILIĞIYLA FİNANSMANI KONULU

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN KAMU ALTYAPI YATIRIMLARININ SERMAYE PİYASALARI ARACILIĞIYLA FİNANSMANI KONULU SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN KAMU ALTYAPI YATIRIMLARININ SERMAYE PİYASALARI ARACILIĞIYLA FİNANSMANI KONULU SPK 7. ARAMA KONFERANSI NDA YAPTIĞI KONUŞMA METNİ 26 ARALIK

Detaylı

Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi. Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545

Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi. Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545 Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545 Finansal Krizler İkinci Dünya Savaşı ndan sonra başlayıp 1990 sonrasında ivme kazanan ulusal ve uluslararası finansal

Detaylı

AB Krizi ve TCMB Para Politikası

AB Krizi ve TCMB Para Politikası AB Krizi ve TCMB Para Politikası Erdem Başçı Başkan 28 Haziran 2012 Stratejik Düşünce Enstitüsü, Ankara Sunum Planı I. Küresel Ekonomik Gelişmeler II. Yeni Politika Çerçevesi III. Dengelenme IV. Büyüme

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 22 Haziran 2015, Sayı: 16. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 22 Haziran 2015, Sayı: 16. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 16 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

Seçilmiş Haftalık Veriler* 27 Şubat 2015

Seçilmiş Haftalık Veriler* 27 Şubat 2015 Seçilmiş Haftalık Veriler* 27 Şubat 215 Sermaye Piyasaları ve Makro Ekonomik Araştırmalar *BDDK ve TCMB nin 2 Şubat 215 haftasına ait haftalık istatistiklerinden derlenmiştir. Jun-9 Oct-9 Feb-1 Jun-1 Oct-1

Detaylı

FONLAR GETİRİ KIYASLAMASI

FONLAR GETİRİ KIYASLAMASI ŞUBAT 15 FON BÜLTENİ Güncel Ekonomik Veriler Büyüme Oranı(Yıllık) Cari Açık/GSYİH 6,61% İşsizlik oranı(yıllık) 10,10% Enflasyon(TÜFE/Yıllık) 7,24% GSMH(milyar USD) 819,9 Kişi Başı Milli Gelir (USD) 10.800

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER ABD de işsizlik başvuruları ve imalat sektörü PMI beklentilerin üzerinde gelirken, ikinci el konut satışlarında 4 aylık aradan sonra ilk kez artış yaşandı

Detaylı

Vahap Tolga KOTAN Murat İNCE Doruk ERGUN Fon Toplam Değeri 877.247,49 Fonun Yatırım Amacı, Stratejisi ve Riskleri

Vahap Tolga KOTAN Murat İNCE Doruk ERGUN Fon Toplam Değeri 877.247,49 Fonun Yatırım Amacı, Stratejisi ve Riskleri A. TANITICI BİLGİLER PORTFÖY BİLGİLERİ YATIRIM VE YÖNETİME İLİŞKİN BİLGİLER Halka Arz Tarihi 07/11/2008 Portföy Yöneticileri 31.03.2010 tarihi itibariyle Vahap Tolga KOTAN Murat İNCE Doruk ERGUN Fon Toplam

Detaylı

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi 2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi Kıvanç

Detaylı

TÜRKİYE NİN CARİ AÇIK SORUNU VE CARİ AÇIĞIN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ SEDA AKSÜMER

TÜRKİYE NİN CARİ AÇIK SORUNU VE CARİ AÇIĞIN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ SEDA AKSÜMER İÇİNDEKİLER 1.GİRİŞ 2. TÜRKİYE NİN CARİ AÇIK SORUNU Asıl Tehlike Cari Açığın Finansmanı 3. ENERJİDE DIŞA BAĞIMLIK SORUNU ve CARİ AÇIK İLİŞKİSİ 4.TÜRKİYE İÇİN CARİ AÇIK SÜRDÜRÜLEBİLİR Mİ? 5.SONUÇ ve ÖNERİLER

Detaylı

Seçilmiş Haftalık Veriler* 15 Mayıs 2015

Seçilmiş Haftalık Veriler* 15 Mayıs 2015 Seçilmiş Haftalık Veriler* 15 Mayıs 215 Sermaye Piyasaları ve Makro Ekonomik Araştırmalar *BDDK ve TCMB nin 8 Mayıs 215 haftasına ait haftalık istatistiklerinden derlenmiştir. Jun-9 Oct-9 Feb-1 Jun-1 Oct-1

Detaylı

TCMB O/N Faiz Oranları (% ) 70.0% 60.0% 50.0% 40.0% 30.0% 20.0% 10.0% 0.0%

TCMB O/N Faiz Oranları (% ) 70.0% 60.0% 50.0% 40.0% 30.0% 20.0% 10.0% 0.0% GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2006 YILI İLK 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1.- Ekonominin Genel durumu 2002 yılında başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerde başlayan

Detaylı

7. Orta Vadeli Öngörüler

7. Orta Vadeli Öngörüler 7. Orta Vadeli Öngörüler Bu bölümde tahminlere temel oluşturan varsayımlar özetlenmekte, bu çerçevede üretilen orta vadeli enflasyon ve çıktı açığı tahminleri ile para politikası görünümü önümüzdeki üç

Detaylı

GÖSTERGELER YABANCI HAREKETİ:

GÖSTERGELER YABANCI HAREKETİ: Alaattin AKTAŞ ala.aktas@gmail.com PROJEKSİYON YABANCI HAREKETİ: Piyasa oyuncuları gelişmeleri yorumlarken üç göstergeye bakıyor; döviz, faiz ve borsa. Döviz geriler, faiz düşer ve borsa çıkarsa, genellikle

Detaylı

Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti

Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti Cari işlemler açığında neler oluyor? Bu defa farklı mı, yoksa aynı mı? Sarp Kalkan Ekonomi Politikaları Analisti TEPAV Değerlendirme Notu Şubat 2011 Cari işlemler açığında neler oluyor? Ekonomide gözlemlenen

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 29 Haziran 2015, Sayı: 17. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 29 Haziran 2015, Sayı: 17. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 17 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 14 Aralık 2015, Sayı: 39. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 14 Aralık 2015, Sayı: 39. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni 14 Aralık 2015, Sayı: 39 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 08 Haziran 2015, Sayı: 14. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 08 Haziran 2015, Sayı: 14. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 14 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya Çağlar Kuzlukluoğlu 1

Detaylı

NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI İKİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU

NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI İKİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU NUROL YATIRIM BANKASI A.Ş. 2013 YILI İKİNCİ ÇEYREK ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU DÖNEM İÇERİSİNDE BANKANIN YÖNETİM KURULU ÜYELERİNE İLİŞKİN DEĞİŞİKLİKLER Dönem içerisinde Bankamız ortaklık yapısında değişiklik

Detaylı

Bankacılık sektörü. 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri

Bankacılık sektörü. 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri Bankacılık sektörü 2011 değerlendirmesi ve 2012 yılı beklentileri Şubat 2012 İçerik Bankacılık sektörünü etkileyen gelişmeler ve yansımalar 2012 yılına ilişkin beklentiler Gündemdeki başlıca konular 2

Detaylı

7. Orta Vadeli Öngörüler

7. Orta Vadeli Öngörüler 7. Orta Vadeli Öngörüler Bu bölümde tahminlere temel oluşturan varsayımlar özetlenmekte, bu çerçevede üretilen orta vadeli enflasyon ve çıktı açığı tahminleri ile para politikası görünümü önümüzdeki üç

Detaylı

Sayı: 2014 5 28 Ocak 2014 PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ. Toplantı Tarihi: 21 Ocak 2014

Sayı: 2014 5 28 Ocak 2014 PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ. Toplantı Tarihi: 21 Ocak 2014 Sayı: 2014 5 28 Ocak 2014 PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ Toplantı Tarihi: 21 Ocak 2014 Enflasyon Gelişmeleri 1. Aralık ayında tüketici fiyatları yüzde 0,46 oranında artmış ve yıllık enflasyon yüzde

Detaylı

Marmara Üniversitesi Finans Sektöründe Yabancı Sermaye Sempozyumu

Marmara Üniversitesi Finans Sektöründe Yabancı Sermaye Sempozyumu Marmara Üniversitesi Finans Sektöründe Yabancı Sermaye Sempozyumu (14 Aralık 2007, İstanbul) Nevzat Öztangut Başkan, Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği Değerli konuklar, Aracı Kuruluşlar

Detaylı

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ

MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ MALİYE BAKANI SAYIN MEHMET ŞİMŞEK İN MAKROEKONOMİK GELİŞMELER İLE 2013 YILI İLK YARI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİNİ DEĞERLENDİRMEK ÜZERE DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI KONUŞMA METNİ 15 TEMMUZ 2013

Detaylı

TÜRKİYE AÇISINDAN EURO NUN ROLÜ

TÜRKİYE AÇISINDAN EURO NUN ROLÜ TÜRKİYE AÇISINDAN EURO NUN ROLÜ GAZİ ERÇEL BAŞKAN TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI 6. Uluslararası Finans ve Ekonomi Forumu VİYANA, 9 KASIM 2000 Euro ile ilgili görüşlerimi sizlerle paylaşmak üzere, bu

Detaylı

Cari açık ve finansmanı

Cari açık ve finansmanı Cari açık ve finansmanı I.GİRİŞ Cari açık ve finansmanı konusunun, 2011 yılında Türkiye Ekonomisindeki önemli gündem maddelerinden biri olacağı anlaşılıyor. 2010 yılında cari açık, 2009 a göre % 247,1

Detaylı

https://www.garantiemeklilik.com.tr/fon-ile-ilgili-duyurular.aspx internet adreslerinden

https://www.garantiemeklilik.com.tr/fon-ile-ilgili-duyurular.aspx internet adreslerinden GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 12 AYLIK FAALİYET RAPORU 1- Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir

Detaylı

BASIN DUYURUSU PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ. Sayı: 2016-25. 31 Mayıs 2016. Toplantı Tarihi: 24 Mayıs 2016

BASIN DUYURUSU PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ. Sayı: 2016-25. 31 Mayıs 2016. Toplantı Tarihi: 24 Mayıs 2016 Sayı: 2016-25 BASIN DUYURUSU 31 Mayıs 2016 PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ Toplantı Tarihi: 24 Mayıs 2016 Enflasyon Gelişmeleri 1. Nisan ayında tüketici fiyatları yüzde 0,78 oranında artmış ve yıllık

Detaylı

https://www.garantiemeklilik.com.tr/fon-ile-ilgili-duyurular.aspx internet adreslerinden

https://www.garantiemeklilik.com.tr/fon-ile-ilgili-duyurular.aspx internet adreslerinden GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU DIŞ BORÇLANMA ARAÇLARI (EUROBOND) EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 12 AYLIK FAALİYET RAPORU 1- Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak

Detaylı

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU Bu rapor Cigna Finans Emeklilik ve Hayat A.Ş. Büyüme Amaçlı Hisse Senedi

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 22 Ağustos 2016, Sayı: 33. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 22 Ağustos 2016, Sayı: 33. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 33 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya 1 DenizBank Ekonomi Bülteni

Detaylı

ING EMEKLİLİK A.Ş. KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI STANDART EMEKLİLİK YATIRIM FONU 6 AYLIK RAPOR

ING EMEKLİLİK A.Ş. KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI STANDART EMEKLİLİK YATIRIM FONU 6 AYLIK RAPOR ING EMEKLİLİK A.Ş. KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI STANDART EMEKLİLİK YATIRIM FONU 6 AYLIK RAPOR Bu rapor ING Emeklilik A.Ş. Kamu Borçlanma Araçları Standart Emeklilik Yatırım Fonu nun 01 Ocak 2014 30 Haziran

Detaylı

CARİ AÇIK NEREYE KADAR?

CARİ AÇIK NEREYE KADAR? CARİ AÇIK NEREYE KADAR? Prof. Dr. Doğan CANSIZLAR ANKARA - 14 Aralık 2011 1 Türkiye Ekonomisindeki Bazı Eşitlikler -Ekonomik Büyüme = Artan Dış Açık -Artan Dış Açık = Artan Dış Borçlanma -Artan Dış Borçlanma

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 04 Nisan 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 04 Nisan 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 04 Nisan 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER Fitch, Türkiye nin kredi notu ve görünümünü korudu Fitch, Türkiye'nin kredi notunu BBB- olarak korurken, kredi notunun Durağan olan görünümü de değiştirmedi.

Detaylı

Ekonomik Göstergeler Neyi Gösteriyor? 2013 e Bakış ve 2014 Beklentileri

Ekonomik Göstergeler Neyi Gösteriyor? 2013 e Bakış ve 2014 Beklentileri www.pwc.com.tr. 12. Çözüm Ortaklığı Platformu Ekonomik Göstergeler Neyi Gösteriyor? 2013 e Bakış ve 2014 Beklentileri İçerik 1. 2013 Nasıl Geçti? 2. 2014 e İlişkin Beklentiler 3. Makroekonomiyle Vergi

Detaylı

tepav Mart2011 N201139 POLİTİKANOTU Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav Mart2011 N201139 POLİTİKANOTU Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı POLİTİKANOTU Mart2011 N201139 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Sarp Kalkan 1 Politika Analisti, Ekonomi Etütleri Cari Açığın Sebebini Merak Eden Bütçeye Baksın Cari açık, uzun yıllardan

Detaylı

BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu

BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BİST-100, Aralık ta %10,5 değer kaybederek 67.801 den kapattı. Aynı dönem içerisinde Bankacılık endeksi %12,4,

Detaylı

HALK HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU. Yatırım Ve Yönetime İlişkin Bilgiler

HALK HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU. Yatırım Ve Yönetime İlişkin Bilgiler A. TANITICI BİLGİLER Portföy Bilgileri Halka Arz Tarihi 13.06.2012 (*) 02 Ocak 2013 tarihi itibariyle Yatırım Ve Yönetime İlişkin Bilgiler Portföy Yöneticileri Murat Zaman, Kerem Yerebasmaz, Serkan Şevik,

Detaylı

Reel Sektör Risk Yönetimi

Reel Sektör Risk Yönetimi Temel Analiz Ocak ayının ilk yarısını geride bırakırken piyasalardaki olumlu havanın sorgulanmaya başladığını söyleyebiliriz. Amerika kanadında Aralık ayında sürpriz bir iyileşme gözlenen tarım dışı istihdam

Detaylı

Türkiye de Yabancı Bankalar *

Türkiye de Yabancı Bankalar * Bankacılar Dergisi, Sayı 52, 2005 Türkiye de Yabancı Bankalar * I. Giriş: Uluslararası bankacılık faaliyetleri, geçen yüzyılın ikinci yarısından itibaren uluslararası ticaret akımlarının ve doğrudan yabancı

Detaylı

1) Ekonominin Genel Durumu ve Piyasalar:

1) Ekonominin Genel Durumu ve Piyasalar: 01.01.2007 30.06.2007 DÖNEMİNE İLİŞKİN YAPI KREDİ EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI (DÖVİZ) EMEKLİLİK YATIRIM FONU FAALİYET RAPORU 1) Ekonominin Genel Durumu ve Piyasalar: Ocak ayının

Detaylı

Seçilmiş Haftalık Veriler* 11 Eylül 2015

Seçilmiş Haftalık Veriler* 11 Eylül 2015 Seçilmiş Haftalık Veriler* 11 Eylül 215 Sermaye Piyasaları ve Makro Ekonomik Araştırmalar *BDDK ve TCMB nin 4 Eylül 215 haftasına ait haftalık istatistiklerinden derlenmiştir. Jun-9 Nov-9 Apr-1 Sep-1 Feb-11

Detaylı

* EL KAZANDI BİZ ÖVÜNÜYORUZ *BORSA 2012 DE DE YABANCIYA ÇALIŞTI *İstanbul da kazanıp, New York ta, Londra da şampanya patlattılar

* EL KAZANDI BİZ ÖVÜNÜYORUZ *BORSA 2012 DE DE YABANCIYA ÇALIŞTI *İstanbul da kazanıp, New York ta, Londra da şampanya patlattılar Umut Oran Basın Açıklaması 06.01.2013 Yarın Aydın-Söke de pamuk üreticileriyle bir araya gelecek olan CHP Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili Umut Oran ın, yazılı açıklaması şöyle: * EL KAZANDI

Detaylı

FİYAT İSTİKRARI ACI KAHVE

FİYAT İSTİKRARI ACI KAHVE FİYAT İSTİKRARI ACI KAHVE Sevinç Karakoç Raziye Akyıldırım Yasemin Ağdaş Duygu Çırak NELER ANLATILACAK? FİYAT İSTİKRARI NEDİR? FİYAT İSTİKRARININ YARARLARI NELERDİR? TÜRKİYE DE FİYAT İSTİKRARI Bir toplumu

Detaylı

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARI KONFEDERASYONU AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ www.tisk.org.tr TİSK AYLIK EKONOMİ BÜLTENİ- MART 2013 (SAYI: 49) 27.03.2013 GENEL DEĞERLENDİRME Reel sektör borçlanma ile döviz cinsinden risk biriktirmeye devam ediyor Dünya ekonomisinde olumlu yöndeki işaretler az da

Detaylı

2006 MAYIS ÇALKANTISI 2003 VE 2004 TEKİ ÇALKANTILARDAN NASIL FARKLI?

2006 MAYIS ÇALKANTISI 2003 VE 2004 TEKİ ÇALKANTILARDAN NASIL FARKLI? 26 MAYIS ÇALKANTISI 23 VE 24 TEKİ ÇALKANTILARDAN NASIL FARKLI? 26 MAYIS ÇALKANTISI 23 VE 24 TEKİ ÇALKANTILARDAN NASIL FARKLI? CNBC-e Enflasyon Anketleri Ne Söylüyor? Giriş Güven Sak Türkiye Ekonomi Politikaları

Detaylı

AEGON EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. DENGELİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU

AEGON EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. DENGELİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU AEGON EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. DENGELİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU FON KURULU ÜÇÜNCÜ 3 AYLIK FAALİYET RAPORU Bu rapor AEGON Emeklilik ve Hayat A.Ş Dengeli Emeklilik Yatırım Fonu nun 01.07.2010 30.09.2010 dönemine

Detaylı

Seçilmiş Haftalık Veriler* 13 Mart 2015

Seçilmiş Haftalık Veriler* 13 Mart 2015 Seçilmiş Haftalık Veriler* 13 Mart 215 Sermaye Piyasaları ve Makro Ekonomik Araştırmalar *BDDK ve TCMB nin 6 Mart 215 haftasına ait haftalık istatistiklerinden derlenmiştir. Jun-9 Oct-9 Feb-1 Jun-1 Oct-1

Detaylı

Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek

Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek 31.03.2014 YATIRIMSIZ BÜYÜME Seyfettin Gürsel*, Zümrüt İmamoğlu, ve Barış Soybilgen Yönetici Özeti TÜİK'in bugün açıkladığı rakamlara göre Türkiye ekonomisi 2013

Detaylı

Genel Görünüm. ABD, Euro Bölgesi, İngiltere ve Japonya merkez bankaları da kısa dönemde faiz artırımı yapmayacaklarının sinyalini vermişlerdir.

Genel Görünüm. ABD, Euro Bölgesi, İngiltere ve Japonya merkez bankaları da kısa dönemde faiz artırımı yapmayacaklarının sinyalini vermişlerdir. Genel Görünüm 2008 yılı son çeyreğinde tüm dünya ekonomilerini ve finans piyasalarını derinden etkileyen küresel kriz, tüm ülke hükümetlerinin aldıkları mali ve para politikası önlemleri ile 2009 yılı

Detaylı

BASIN DUYURUSU PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ. Sayı: 2015-71. 1 Aralık 2015. Toplantı Tarihi: 24 Kasım 2015

BASIN DUYURUSU PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ. Sayı: 2015-71. 1 Aralık 2015. Toplantı Tarihi: 24 Kasım 2015 Sayı: 2015-71 BASIN DUYURUSU 1 Aralık 2015 PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ Toplantı Tarihi: 24 Kasım 2015 Enflasyon Gelişmeleri 1. Ekim ayında tüketici fiyatları yüzde 1,55 oranında yükselmiş ve

Detaylı

ASYA EMEKLİLİK ve HAYAT A.Ş. KATILIM STANDART EMEKLİLİK YATIRIM FONU 6 AYLIK RAPOR

ASYA EMEKLİLİK ve HAYAT A.Ş. KATILIM STANDART EMEKLİLİK YATIRIM FONU 6 AYLIK RAPOR ASYA EMEKLİLİK ve HAYAT A.Ş. 6 AYLIK RAPOR Bu rapor ASYA EMEKLİLİK ve HAYAT A.Ş. Katılım Standart Emeklilik Yatırım Fonu nun 01.01.2014-30.06.2014 dönemine ilişkin gelişmelerin, Fon Kurulu tarafından hazırlanan

Detaylı

Rapor N o : SYMM 116 /1552-117

Rapor N o : SYMM 116 /1552-117 Rapor N o : SYMM 116 /1552-117 BÜYÜME AMAÇLI ULUSLAR ARASI KARMA EMEKLİLİK YATIRIM FONU NUN YATIRIM PERFORMANSI KONUSUNDA KAMUYA AÇIKLANAN BİLGİLERE İLİŞKİN 30.06.2009 TARİHİ İTİBARİYLE BİTEN HESAP DÖNEMİME

Detaylı

AVIVA HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2005 YILINA İLİŞKİN YILLIK RAPOR

AVIVA HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2005 YILINA İLİŞKİN YILLIK RAPOR AVIVA HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2005 YILINA İLİŞKİN YILLIK RAPOR BU RAPOR EMEKLİLİK YATIRIM FONLARININ KAMUYU AYDINLATMA AMACIYLA DÜZENLENEN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

Detaylı

Yurtdışına kâr transferi 8 yılda 54 milyar doları aştı

Yurtdışına kâr transferi 8 yılda 54 milyar doları aştı Tarih: 16.01.2011 Sayı: 2011/01 Yurtdışına kâr transferi 8 yılda 54 milyar doları aştı 2003-2010 yıllarını kapsayan 8 yılda, şirketlerin kâr aktarımı, faiz ödemeleri ve portföy yatırımları aracılığıyla,

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN

SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ NAZİLLİ İİBF İKTİSAT BÖLÜMÜ VE AVRUPA ARAŞTIRMALAR MERKEZİ TARAFINDAN DÜZENLENEN GÜNCEL EKONOMİK SORUNLAR KONGRESİ NDE YAPACAĞI Açılış Konuşmasının

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 28 Aralık 2015, Sayı: 41. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 28 Aralık 2015, Sayı: 41. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 41 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

Sayı: 2010 27 31 Mayıs 2010. PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ Toplantı Tarihi: 18 Mayıs 2010

Sayı: 2010 27 31 Mayıs 2010. PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ Toplantı Tarihi: 18 Mayıs 2010 Sayı: 2010 27 31 Mayıs 2010 PARA POLİTİKASI KURULU TOPLANTI ÖZETİ Toplantı Tarihi: 18 Mayıs 2010 Enflasyon Gelişmeleri 1. Nisan ayında tüketici fiyat endeksi yüzde 0,60 oranında yükselmiş ve yıllık enflasyon

Detaylı

Sokaktaki insan için cari işlemler hesabı rehberi

Sokaktaki insan için cari işlemler hesabı rehberi Türk Ekonomi Bankası Makro Yorum Emin Öztürk (212) 251 21 21 (1671) 24 Şubat 2006 emin.ozturk@teb.com.tr Sokaktaki insan için cari işlemler hesabı rehberi Cari işlemler dengesi neyi gösterir? Bir ülkenin

Detaylı

Büyüme, Tasarruf-Yatırım ve Finansal Sektörün Rolü. Hüseyin Aydın Yönetim Kurulu Başkanı

Büyüme, Tasarruf-Yatırım ve Finansal Sektörün Rolü. Hüseyin Aydın Yönetim Kurulu Başkanı Büyüme, Tasarruf-Yatırım ve Finansal Sektörün Rolü Hüseyin Aydın Yönetim Kurulu Başkanı Büyüme: Yatırım ve Tasarrufun Fonksiyonu Büyüme : Büyümenin Temel Unsuru : Üretimin Temel Faktörleri : Üretimin Diğer

Detaylı

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI (DÖVİZ) EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2004 YILI FAALİYET RAPORU

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI (DÖVİZ) EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2004 YILI FAALİYET RAPORU GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI (DÖVİZ) EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2004 YILI FAALİYET RAPORU 1.- Ekonominin Genel durumu 2004 yılı 4. çeyrekte piyasalara yön veren olay

Detaylı