Merhabalar Buraya Yüklediğim e-kitaplar AĢağıda Adı Geçen Kanuna Ġstinaden Görme Özürlüler Ġçin HazırlanmıĢtır Ekran Okuyucu,

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "www.kitapsevenler.com Merhabalar Buraya Yüklediğim e-kitaplar AĢağıda Adı Geçen Kanuna Ġstinaden Görme Özürlüler Ġçin HazırlanmıĢtır Ekran Okuyucu,"

Transkript

1 Merhabalar Buraya Yüklediğim e-kitaplar AĢağıda Adı Geçen Kanuna Ġstinaden Görme Özürlüler Ġçin HazırlanmıĢtır Ekran Okuyucu, Braille 'n Speak Sayesinde Bu Kitapları Dinliyoruz Amacım Yayın Evlerine Zarar Vermek Değildir Bu e-kitaplar Normal Kitapların Yerini Tutmayacağından Kitapları Beyenipte Engelli Olmayan ArkadaĢlar Sadece Kitap Hakkında Fikir Sahibi Olduğunda AĢağıda Adı Geçen Yayın Evi, Sahaflar, Kütüphane, ve Kitapçılardan Temin Edebilirler Bu Kitaplarda Hiç Bir Maddi Çıkarım Yoktur Böyle Bir ġeyide DüĢünmem Bu e-kitaplar Kanunen Hiç Bir ġekilde Ticari Amaçlı Kullanılamaz Bilgi PaylaĢtıkça Çoğalır YaĢar Mutlu Not: 5846 Sayılı Kanunun "altıncı Bölüm-ÇeĢitli Hükümler " bölümünde yeralan "EK MADDE Ders kitapları dahil, alenileģmiģ veya yayımlanmıģ yazılı ilim ve edebiyat eserlerinin engelliler için üretilmiģ bir nüshası yoksa hiçbir ticarî amaç güdülmeksizin bir engellinin kullanımı için kendisi veya üçüncü bir kiģi tek nüsha olarak ya da engellilere yönelik hizmet veren eğitim kurumu, vakıf veya dernek gibi kuruluģlar tarafından ihtiyaç kadar kaset, CD, braill alfabesi ve benzeri 87matlarda çoğaltılması veya ödünç verilmesi bu Kanunda öngörülen izinler alınmadan gerçekleģtirilebilir."bu nüshalar hiçbir Ģekilde

2 satılamaz, ticarete konu edilemez ve amacı dıģında kullanılamaz ve kullandırılamaz. Ayrıca bu nüshalar üzerinde hak sahipleri ile ilgili bilgilerin bulundurulması ve çoğaltım amacının belirtilmesi zorunludur." maddesine istinaden web sitesinde deneme yayınına geçilmiģtir. T.C.Kültür ve Turizm Bakanlığı Bilgi ĠĢlem ve Otomasyon Dairesi BaĢkanlığı Ankara Bu kitaplar hazırlanırken verilen emeye harcanan zamana saydı duyarak Lütfen Yukarıdaki ve AĢağıdaki Açıklamaları Silmeyin Tarayan YaĢar Mutlu web sitesi e-posta John Steinbeck _ Sardalye Sokağı SARDALYE SOKAĞI JOHN STEINBECK SARDALYE SOKAĞI Çeviren: ORHAN AZĠZOĞLU BeĢinci basılıģ VARLIK YAYINEVĠ Ankara Caddesi, Ġstanbul BÜYÜK ESERLER KĠTAPLIĞI : 37 Bu kitabın ilk baskısı mart 1935 te, ikinci baskısı ocak 1958 de, üçüncü baskısı mart 1962 de, dördüncü baskısı ağustos 1968 de yapılmıģtır. Varlık Yayınları, Sayı: 1738 Ġstanbul'da Ġleri Sanat Matbaası'nda dizilmiģ, Dilek Matbası'nda basılmıģtır. Nisan, 1973 GĠRĠġ California'da Monterey'in Sardalye Sokağı bir Ģiir, bir koku, gıcırtılı bir ses, bir ıģık demeti, bir renk, bir itiyat, bir özlem, bir

3 rüyadır. Sardalye Sokağı bir araya toplanmıģ, darmadağın olmuģtur. Teneke, demir, pas, kıymıklı tahta parçası, delik deģik kaldırım, ot bürümüģ arsa, hurda yığını, oluklu saçtan yapılmıģ sardalye kutuları, korna sesleri, aģçı dükkânları, kerhaneler, küçücük yerlere tıkılmıģ bakkal dükkânları, lâ-boratuvarlar ve serseri yataklarıyla doludur. Buranın sakinleri de vaktiyle birinin dediği gibi, «orospular, pezevenkler, kumarbazlar ve eģģoğlueģģekler»den ibarettir ki; bununla bütün mahalle halkı anlatılmıģ olur. Ama bunu söyleyen adam bir baģka delikten bakıverseydi mahalleye, onlar için «evliyalar, melekler, mazlumlar ve mübarek insanlar» diyebilirdi, o zaman da yine herkesi tanımlamıģ olacaktı. Sabahları sardalye avından dönen kafileler düdüklerini çala çala salmaraktan koya gelirler. Batasıya yüklü gemiler konserve imalâthanelerinin kuyruklarını denize saldığı yerde kıyıya çe- 6 SARDALYE SOKAĞI kilirler. Bu benzetme özellikle yapılmıģtır, çünkü imalâthaneler körfeze ağızlarını verecek olsalardı, kutulanmıģ sardalyelerin öteki ucundan çıkıģı mecazen bile olsa pek dehģet verici bir Ģey olurdu. Ondan sonra fabrikaların düdükleri haykırmaya baģlayınca, bütün mahalle birden ayaklanır; kadın erkek herkes alelacele sırtlarına bir Ģey geçirerek yallah sokağa, iģe koģarlar. Daha sonra gıcır gıcır arabalar yukarı sınıfları aģağı taģımağa baģlar; muhasebeciler, müdürler, patronlar yazıhanelerine girip gözden kaybolurlar. Derken Ġtalyanlar, Çinliler, Polaklar; pantalon ve lâstik çizme giyinmiģ, muģamba önlüklerine bürünmüģ kadınlı erkekli bir alay insandır sökün eder. Yakalanan balıkları temizleyip, piģirip kutulara yerleģtirmek için koģarak gelirler: gümüģî balık nehirleri gemilerden fabrikaya aktığı sürece ve tekneler suyun üstünde biraz daha yükselerek bomboģ kalıncaya kadar bütün sokak bir bağırtı, bir çağırtı, çığlıklar içinde çalkalanır durur. En son balık da temizlenip piģirilerek kutulanmcaya kadar sardalye imalâthaneleri gürültü, patırdı, bağırıģ çağırıģla inilder; sonra düdüklerin sesleri yeniden

4 duyulur, üstünden sular sızaraktan balık kokan yorgun Ġtalyanlar, Çinliler, Polaklar kadınlı erkekli sokağa dökülür, evlerine doğru yavaģ yavaģ tepeyi tırmanmaya baģlayınca, Sardalye Sokağı yeniden kendini bulur, sessiz ve sihirli haline bürünür. Normal hayat geri dönmüģ- SARDALYE SOKAĞI 7 tür. Can sıkıntısıyla selvi ağaçlarının gölgesine sığınmıģ serseriler ortaya çıkar, boģ arsalara bırakılmıģ paslı borular üzerinde toplanırlar. Dora'-nın evindeki kızlar eğer güneģ varsa sırtlarını ısıtmak için dıģarı fırlarlar. Doktor -herkes onu sadece Doc diye bilir- Batı Biyoloji Lâboratuvarından karģı yana geçerek Lee Chong'un dükkânından yarım galon bira almaya gider. Ressam Henri burnunu cins bir airdale gibi bir arsaya yığılmıģ hurda yığınına daldırarak yapmakta olduğu kayık için iģe yarar bir demir ya da tahta parçası arar. Derken akģam karanlığıdır çöker mahalleye. Dora'nm evinin önünde Sardalye So-kağı'na yapma bir mehtap getiren lâmba yanar. Doc'un ziyaretine gelen dostları Batı Biyoloji Lâ-boratuyarı'nm kapısını çalarlar, o da bira almak için yeniden sokağı geçip Lee Chong'un dükkânını boylar. Bu Ģiir, bu koku, gıcırtılı ses, ıģıklı huzme, renk, itiyad, bu rüya bir arada nasıl yaģarcasma canlı tutulabilir? Deniz hayvanları topladığınız zaman bilirsiniz, birtakım öyle narin, nazik sülükler vardır ki, bir türlü tutamazsınız; elinizi değdirir değdirmez parçalanır, darmadağın olur. Bunları kendi hallerine bırakmak gerekir. Kendi kendilerine gelip bir bıçağın kenarına yapıģmalarını beklemelisiniz, o zaman bıçakla birlikte alıp deniz suyu dolu bir ĢiĢeye boģaltırsınız. ĠĢte bu kitabı yazmak da onun gibi bir Ģey olacak; 8 SARDALYE SOKAĞI sayfayı açalım, ol hi kay et kendiliğinden gelip doldursun. Lee Chong'un bakkal dükkânı hiçbir zaman bir derli-topluluk örneği olmamakla birlikte, çeģit bakımından eģi benzeri yoktu. Yeri küçük, eģyaları tıklım tıklımdı ama; o bir tek odanın içinde

5 elbise, taze ve konserve yiyecek, içki, tütün, balıkçılık takımları, kazıklar, ipler, kasketler, do muz etleri, kısaca insan yaģamak ve mutlu olabilmek için aradığı her Ģeyi bulabilirdi. Lee Chong'da bir çift terlik, ipekli bir kimono, boy boy viski, puro alabilirdiniz. En zor beğenenleri bile tatmin edebilecek eģyaları uydurur, türlü Ģeyleri bulabilirdiniz. Lee Chong'un satmadığı tek malı da sokağın üst baģında, arsanın bitiģiğindeki Do-ra'nm evinde bulmak mümkündü. Dükkân Ģafakla birlikte açılır ve son serseri metelik harcanana veya ortadan çekilene kadar da açık kalırdı. Bu Lee Chong'un tamahkârlığından değildi; değildi ama birinin harcanacak parası varsa yolunda bulunmuģ olmak isterdi. Çevrede edindiği mevkie tabiatının izin verdiği ölçüde kendi de ĢaĢıyordu. Aradan geçen yıllarda Sardalye Sokağı'nda herkes kendisine borçlanmıģtı. Ama o, müģterilerini hiç sıkıģtırmazdı. Yalnız hesap belirli bir sınırı aģarsa veresiyeyi birdenbire kesiverirdi. Borçlular da yukarı tırmanıp alıģ-ve-riģ için Ģehre gideceğine, ya borcunu öder veya hiç olmazsa ödemeye çalıģırdı. SARDALYE SOKAĞI 9 Lee yuvarlak yüzlü kibar bir adamdı. R. harfini kullanmadan, tumturaklı bir Ġngilizce konuģurdu. California'da Çinlilere karģı bir mücadele açıldığı zaman onun baģına da bir paha biçilmiģti. O zaman Lee gizlice San Francisco'ya kapağı attı, bir hastahaneye sığınıp mesele unutulunca-ya kadar ortalıktan kayboldu. Kazandığı parayı ne yaptığını bilen yoktur. Belki hiç kazanmıyordur da ondan. Belki de bütün serveti bir türlü ödenmeyen faturalarda kalmıģtı. Ama iyi yaģar, çevrede herkesten saygı görürdü. Daha fazlası gülünç olacak bir ölçüye kadar müģterilerine güvenirdi. Bazan, ufak tefek hatalar yaptığı da olurdu ama, bunları da baģka Ģekilde olmasa bile iyi niyetle kendi lehine çevirmesini bilirdi. Sefalet Palas ve Lokantası sorununda da öyle olmuģtu ya. Lee Chong'un yerinde kim olursa olsun bunu yüzde yüz kayıp olarak sineye çekmekten baģka çare bulamazdı.

6 Dükkânda Lee Chong'un yeri, puroların bulunduğu tezgâhın arkasıydı. Hesap makinesi solunda, küçük hesap tahtası sağında dururdu. Tezgâhın camlı kısmında esmer renkli purolar, sigaralar, Bull Durham'lar, Dük harmanı, BeĢkardeĢler durur; arkasında duvardaki rafta da boy boy Old Green River, Old Town House, Old Colonel ve mahallede pek rağbet edilen, dört ay dinlendirildiği garantili Old Tennessee -mahalle buna old tennis shoe (eski tenis ayakkabısı) derdi- marka 10 SARDALYE SOKAĞI viskiler sıralanmıģtı. Lee Chong'un viskilerle müģterileri arasında oturması sebepsiz değildi. Bazı açıkgözlerin bir zamanlar dikkatini dükkânın baģka köģelerine çekmeye çalıģtıkları olmuģtu. Bu yüzden Lee, tezgâhın bu köģesinden hiç ayrılmaz, diğer taraflara yeğenleri, oğulları, gelinleri bakardı. Tombul narin elini camın üstüne kor, birer sosisi andıran parmakları durmadan oynardı. Tek süsü sol elinin orta parmağmdaki enlice niģan yüzüğüydü. Bu yüzüklü parmağıyla hep önünde duran, diģleri çoktan aģınmıģ lâstik tablaya vurur dururdu. Derli toplu, iyiliksever bir ağzı vardı ve gülümsediği zamanlar altın diģleri canayakm sıcak bir parıltıyla yanıp sönerdi. Yarım camlı bir gözlük takardı ve her Ģeyi ancak bu camların arkasından lâyikiyle görebildiği için, uzağa bakması gerektiğinde baģını arkaya doğru eymek zorunda kalırdı. Sosisleri andıran hareketli parmakları küçük hesap tahtasının üstünde faizleri, toplamaları, çıkarmaları hesaplarken, dost bakıģlı elâ gözleri dükkânın içinde dolaģan müģterilerinkiyle karģılaģacak olursa diģleri bir an için yanıp sönerdi. Bir akģam üstü sıcak tutsun diye ayaklarının altına bir deste gazete almıģ otururken o gün öğleden sonra yaptığı ve aynı gün biraz sonra bir daha yenibaģtan yaptığı, yeni bir Ģekil verdiği bir iģi bütün neģesi ve hüznü ile Ģöyle bir aklından geçiriverirdi. Dükkândan çıkınca ot bürümüģ

7 SARDALYE SOKAĞI 11 arsayı sardalye fabrikalarının attığı paslı borular arasında bir yol bulup ta çaprazlamasına geçecek olursanız otlar arasında gelip geçmekle aģınmıģ bir yol görürsünüz. Bunu izleyin; bir selvi ağacını geçin, demiryolunun öte yanında eski traverslerle beslenmiģ «tavuk gezintisini» aģınca epey bir süre balık yemi deposu olarak kullanılan uzun basık bir binaya varırsınız. Burası Horace Abbeville adında dertli birine ait kocaman bir odadan baģka bir Ģey değildi. Ġki karısı, altı çocuğu olan Horace, yıllar boyunca kâh yalvararak, kâh kandırarak Bakkala Monterey'de bir eģi daha görülmeyen yüklü bir veresiye hesabı biriktirmiģti. O gün öğleden sonra Lee'nin dükkânına gelmiģ ve yorgun hassas yüzü bakkalın yüzünü gölgelendiren sertliğin karģısında bir tuhaf olmuģtu. Lee'nin ĢiĢman parmağı lâstik tahtanın üstünde trampet çalıyordu. Horace elini avucunu yukarı doğru açık olarak sigara tezgâhının üzerine koydu. Ve yalnız, «Sana çok borçluyum, farkındayım,» diye söylendi. O zamana kadar duyduklarından bambaģka olan bu açık yanaģma tarzı karģısında Lee'nin diģleri bir an için yanıp söndü. Ciddî bi^ edayla baģını sallayarak oyunun sonunu beklemeye koyuldu. Horace dudaklarını bir uçtan öteki uca iyice bir yaladı. «Çocuklarımın üstüne böyle bir borcun kalmasını istemem,» diye devam etti. «Artık 12 SARDALYE SOKAĞI onlara veresiye bir nane Ģekeri bile vermeyeceğinden eminim.» Lee Chong'un yüzündeki ifade bu son yargıyı doğrular nitelikteydi. «Pek çok,» diye karģılık verdi. Horace, «Hattın öte yanındaki yerimi bilirsin,» diye devam etti. «ġu balık yemlerinin depo edildiği yer.» Lee Chong baģını salladı. O balık yemleri kendisine aitti. «O yeri sana verirsem hesabı temizler misin?»

8 Lee baģını hafifçe yukarı kaldırmıģ zihninde veresiye hesabını geçirirken yarım gözlüklerinin altından Horace'a bakıyordu. Sağ eli sabırsız hareketlerle lâstik tablanın üzerinde oynuyordu. Derme çatma yapısını düģürdü, ama fabrikalardan biri büyümek isterse orası epey para ederdi. «Tabii,» diye cevap verdi. «Öyleyse hesabı çıkar, ben de o yeri sana sattığıma dair bir senet yapayım.» Acele eden bir hali vardı. «Gereği yok. Ben ödenmiģtir diye yazarım, olur biter.» Alım-satım ciddiyetle tamamlandıktan sonra Lee Chong cabadan çeyreklik bir «eski tenis ayakkabısı» vermiģti. Bundan sonra Horace Abbeville dükkândan çıktı, selvi ağacının yanından, arsada yürüyerek demiryolunu geçti, «tavuk gezintisi» nin üstünden aģıp biraz öncesine kadar kendiģi- SARDALYE SOKAĞI 13 nin olan basık binaya girdi ve balık yemlerinin üstünde kendini vurdu. Bu hikâyeyle pek ilgili olmamakla birlikte, bu olaydan sonra anası kim olursa olsun Abbeville'lerden hiçbir çocuk bir daha nane Ģekersiz kalmadı. Ama biz gene o akģam üstüne dönelim. Horace tahnit edilmek üzere vücuduna Ģırınga yapılmıģ, kerevetin üstüne uzatılmıģtı. Ġki karısı sarmaģ-dolaģ kapının önündeki merdivenlerde oturuyorlardı. (Cenaze kaldırılıncaya kadar çok iyi arkadaģtılar, sonra herkes kendi çocuğunu ayırdı ve bir daha birbirleriyle konuģmadılar.) Lee Chong sigara tezgâhının arkasına oturmuģ, elâ gözleri içine çekilmiģ, Çinlilerin o sonu gelmez ve sakin melaline çevrilmiģti. Olan olmuģtu, zaten elinden hiçbir Ģey gelmeyeceğini biliyordu, ama ne de olsa böyle bir Ģeyi önceden akıl etmiģ olmayı isterdi, belki engel olabilirdi de o zaman. Bir insanın kendi kendini öldürme hakkının elinden alınmayacağı inancı Lee'nin iyiliksever ve halden anlar tabiatının bir gereğiydi, ama bazen bir arkadaģ hatırı için bu haktan vazgeçme de mümkün olabilirdi. Cenaze

9 harcamalarının çoğunu üzerine almıģ, felâkete uğrayan aileye çoktan bir çamaģır sepeti dolusu yiyecek göndermiģti.- Abbeville'in binası artık Lee'nin olmuģtu Ġyi bir çatı, sağlam bir döģeme, iki pencere ve ka- 14 SARDALYE SOKAĞI pıdan ibaretti. Gerçekten içi tavana kadar balık yemiyle doluydu ve insanın içini gıcıklayan ince bir kokusu vardı, ama Lee Chong orayı kendi malları için bir depo, bir nevi antrepo olarak düģünüyordu. Biraz sonra bu düģünceden vazgeçti, hem dükkânı çok uzak, hem de pencereler içeri girip çıkmaya pek elveriģliydi. Kapı açılıp ta Mack içeri girdiği zaman niģan yüzüğüyle lâstik tahtaya muntazam darbeler indirerek sorunu kendi kendine ölçüp biçmekle meģguldü. Mack, yiyip içmekten, hayatın keyfini sürmekten baģka ortak yanları olmayan yersiz yurtsuz, ailesiz, meteliksiz, gayesiz insanlardan kurulu küçük bir grubun en büyüğü, elebaģısı, akıl hocası ve bir dereceye kadar da sömürücüsüydü. Yalnız ne var ki, çokları eğlenmek, hayattan zevk almak uğruna kendi kendilerini bitirdikleri, hedefe varmadan yarı yolda bitkin kaldıkları halde; Mack, güçlü kuvvetli bir delikanlı olan Hazel, barmenin izinli olduğu zaman arasıra La Ida'da çalıģan Eddie, Hughie ve bazan Batı Biyoloji Lâboratuvarı için kurbağa ve kedi toplayan Jones o sıralarda hep birlikte Lee Chong'un dükkânına bitiģik arsaya terkedilmiģ eski kazanlardan birinde oturuyorlardı. Daha doğrusu hava yağıģlı olduğu zaman kazanın içine giriyorlardı, iyi havalarda arsanın üst baģındaki selvinin gölgesinde oturur, gece de orada uyurlardı. Ağacın dalları aģağı doğru sarkmıģ, insanın altına oturup Sardalye Sokağı'nda- SAflDALYE SOKAĞI 15 ki o cıvıl cıvıl hayatı seyredecek mükemmel bir kulübe meydana getirmiģti. Mack içeri girince Lee Chong'm vücudu belli belirsiz bir derlenip toparlandı, gözleriyle Ģöyle bir dükkânın içini tarıyarak Eddie,

10 Hazel, Hughie, yahut Jones'den birinin içeri girip eģyalar arasına sürünüp sürünmediğini kontrol etti. Mack büyük bir dürüstlükle elindeki kâğıtları olduğu gibi yere açmıģtı. «Lee,» dedi, «ben, Eddie, bizimkiler hep duyduk: Abbeville senin olmuģ.» Lee Chong baģını sallayıp sözün sonunu bekledi. «Bizimkilerle birlikte düģündük de oraya taģınmamıza razı olmanı istemeye geldim. Ġçerdeki eģyalara göz-kulak oluruz hem. Kimsenin kapıyı pencereyi kırmasına, malına zarar getirmesine izin vermeyiz... Biliyorsun baģında kimse olmazsa veletler camı çerçeveyi bırakmazlar. Hani ummadığın bir anda yangın mangm da çıkabilir.» Lee baģını yukarı kaldırıp, yarım gözlüklerinin ardından Mack'm gözlerini buldu, aklının derin bir düģünceye daldığı Ģu anda trampet çalan parmakları yavaģlamıģtı. Mack'm gözlerinden iyiniyet, sağlam bir dostluk ve herkesi mutlu edebilmek kaygısı akıyordu. Buna rağmen Lee Chong niye kendini kıskıvrak sarılmıģ duydu? Niye öyle zihni korkular arasında kalmıģ bir kedi gibi bin-bir itiyadla yol alıyordu? Her Ģey büyük bir tatlılıkla, âdeta büyük bir insaniyetle olup bitmiģti. Lee aklından ileride ortaya çıkabilecek ihtimalleri, imkânları geçirdi, trampet çalan parmağının temposu biraz daha yavaģlamıģtı. Kendini bir an Mack'm teklifini reddetmiģ olarak düģündü; camları birer birer aģağı inmiģti. Sonra Mack ikinci bir defa malına göz-kulak olmayı teklif edecekti; yeni bir reddin arkasından da havada bir yanık kokusu duymak, duvarları saran oynak alevleri görmek iģten bile değildi. Mack ve omuzdaģları yangını söndürmek için canla baģa çabalıyor olacaklardı tabiî. Lee'nin eli lâstik tablanın üstünde hareketsizdi artık. Yenilgiyi kabul ediyordu. KurtuluĢ olmadığının da farkındaydı. Yalnız zevahiri kurtarmak olanağı var di ki Mack da bu konuda hayli cömert davranacağa benziyordu. Lee-. «Yani bana aydan aya para mı vereceksiniz?» diye söylendi. «Otelde oturur gibi.»

11 Mack ağzını yaya yaya sırıttı. Hovardalığı tutmuģtu yine. «Bak hele,» diye mırıldandı, «bu da kötü bir görüģ değil, kaç para istersin?» Lee Ģöyle bir hesapladı. Söyliyeceği rakamın bir önemi olmayacağını biliyordu. Nasıl olsa eline para geçecek değildi ya. Ama o ciddî tavrını hiç bozmadan: «Haftada beģ kâğıt,» diye cevap verdi. Mack oyunu sonuna kadar sürdürmeye karar vermiģti. «Bu iģi bizim oğlanlarla konuģmam ge- 17 rek,» dedi. «Biraz ikram edip dört kâğıt yapamaz mısın?» «Olmaz, beģ kâğıt iyidir.» «Pekâlâ, bakalım oğlanlar ne diyecek.» Mesele öylece kaldı. Sonuçtan herkes memnundu. Bu iģde Lee Chong'un yüzde yüz zararlı çıktığı söylenebilirse de, kendisi sorunu baģka gözle görüyordu. Pencere camları kırılmadı. Herhangi bir yangın baģlangıcı da olmadı. Kira olarak hiçbir Ģey ödenmediği halde, kiracılar ara sıra ellerine geçen paranın meteliğini Lee Chong'un dükkânından baģka yerde harcamadılar. Böylece güçlü kuvvetli, eli her iģe yatkın, civa gibi bir avuç delikanlı Lee'nin eli altında kaldı. Hattâ biraz daha da ileri gidildi. ġayet sarhoģun biri dükkânda mesele çıkarmağa kalkacak olsa, ya da Ģehrin yeni mahallelerinden bir velet sürüsü yağma niyetiyle sokağa üģüģecek olsa, Lee Chong'un bir haberiyle kiracıları her Ģeyi kökünden hallediveriyorlardı. Arada bir baģka sıkı bağ daha kuruldu; insan iyiliğini gördüğü, çıkarı olduğu adamın mallarına el uzatmaz ya! Lee Chong'un fasulye, domates konservesi, süt, kavun, karpuzdan yana ettiği kâr, alacağı kirayı kat kat aģıyordu. O sıralarda Ģehrin baģka mahailelerindeki mağazalarda ufak tefek hırsızlık olayları birdenbire arttıysa bununla Lee Chong'un ne ilgisi vardı. F: 2 lö

12 Mack omuzdaģlarıyle eve taģınırken balık yemleri de dıģarı çıkıyordu. Bu olaydan sonra buraya Sefalet Palas ve Lokantası adını kimin taktığı bilinmiyor. BoĢ arsada selvinin gölgesindeki borular, kazan içinde yaģarken ev eģyası, bugünkü uygarlığımızın yalnız sembolünü değil, aynı zamanda sınırlarını da teģkil eden ufak tefek süs eģyası için bile yer yoktu. Sefalet Palas'a yerleģince omuzdaģlar burayı dayayıp döģemeye koyuldu. Bir sandalye, bir somya, derken bir koltuk ortaya çıktı. Nalburlardan biri meseleden haberi olmadığından pek nazlanmadan bir kutu kırmızı boya verdi; derken bir masa, tabure belirdi; bunlara kırmızı boya çektiler, böylece hem eģyalar yenilenmiģ, hem de eski sahibiyle olan ilgisi kesilmiģ oluyordu. Sefalet Palas ve Lokantası iģlemeye baģladı. Delikanlılar kapının önüne toplandıkları zaman uzandıkları yerden demiryolunu, arsayı, onun üstünden caddeyi ve karģı sıradaki Batı Biyoloji Lâboratuvarı'nı görebiliyorlardı. Geceleri lâboratuvarda çalman müzik de onlara kadar geliyordu. Doc'un Lee Chong'a bira almak için gidip geliģini de seyrediyorlardı. O zaman Mack, «Doc iyi adamdır,» diyordu. «Onun için bir Ģeyler yapmalıyız,» II Kelime bir sembol; insanlar, manzaralar, SARDALYE SOKAĞI 19 ağaçlar, bitkiler, fabrika ve Pekinua köpekleri içine alıp emen bir zevktir. O zaman eģya kelime olur; sonra yine eģyaya döner, ama fantastik bir biçimde birbiri içine geçmiģ, örülmüģtür. Kelime, Sardalye Sokağı'nı içine alır, yokeder, sindirdikten sonra kusup çıkarır. Sokak artık gökten yansıyan izlerin rengine, ıģıl ıģıl yanan bir yeģil dünyasına bürünmüģtür. Lee Chong geliģigüzel bir Çinli bakkaldan baģka bir Ģeydir. Öyle olması da gerekir a. Belki iyilikle asılıp dengelendirilmiģ bir kötülük, Ģer; Lao Tze'nin çekiciliğiyle çevresinde dönüp duran ve hesap tahtasıyla kasanın çekim kuvvetiyle Lao Tze'den uzağa çekilen bir seyyare;

13 bakkaliye malzemesi ve hayaletler arasında asılıp kalmıģ, fırıl fırıl dönen, çevrilen bir Lee Chong. Bir kutu fasulye konservesi için taģ kalbli; büyükbabasının kemikleri karģısında kuzulaģan bir insan... Evet, Lee Chong büyükbabasının Cinbur-nu'ndaki mezarını kazıp sarı kemiklerini, kır saçları hâlâ üzerine yapıģık duran baģını bulmuģtu. Kemikleri, kafatası ortada, diğerleri çevresinde olmak üzere çok muntazam bir paket yaptırmıģtı. Ondan sonra dedesinin bu paket edilmiģ, kutu-lanmıģ kemiklerini atalarının mübarek kıldığı topraklarda rahata kavuģması için batı denizlerinin arkasına yollamıģtı. Mack ile omuzdaģları da kendi dönenceleri i-çinde döner dururlardı: Monterey'in zincire vurulmuģ çılgınlığının faziletleri, güzelliği, efsunu- 20 SARDALYE SOKAĞI durlar. Ama yine de Monterey'in dünyacılığı içinde açlık ve korkunun çırpmıģlarıyla bir lokma yiyecek uğruna midelerini, aģkın özlemiyle seviıe-cek ne var, ne yok mahvederler. Mack ile omuzdaģları güzellik, fazilet ve efsunun kendisidirler. Ülserli kaplanların yönettiği tıkanmıģ boğaların kızıģtırdığı, kör çakalların çöplendiği bu dünyada Mack ile arkadaģları yemek yerler, çılgın boğaları okģar ve artakalanları ayrı bir paket yaparak getirir, Sardalye Sokağı'nın martılarını beslerler, insan ülserli mideyi, patlamıģ prostatı ve kör dünyayı elde etse kazancı ne olur? Tuzağa düģmüģ, zehirlenmiģ, kapana kısılmıģ insanlar, Mack ile tayfası için arkalarından hayırsız, yolunu sapıtmıģ, Ģehrin yüzkarası, hırsız, serseri, alçak diye bağırırken; onlar tuzaktan kaçınır, zehirin berisinden dolanır, kösteğin üstünden aģarlar. Bir çakala, âdi bir fareye, bir Ġngiliz serçesine, evsine-ğine, güveye yaģama gücü ihsan eden Tabiattaki velinimetimizin hayırsızlara, Ģehrin yüzkaraları-na, serserilere, Mack ile tayfasına derin bir sevgisi olmalı. Fazilet, meziyet, tembellik, Ģevk ve gayret. Velinimetimiz Tabiat her zaman hazır ve nazır değil mi! III

14 Lee Chong'un dükkânı boģ arsanın sağma düģer. (Eski paslı kazanlar, delik deģik olmuģ bo- SARDALYE SOKAĞI 21 rular, dörtköģe fıçılar, tenekeler, hasılı ıvır zıvır-ia dolu olduğu halde bu arsaya niye boģ derler bilinmez.) Arsanın arkasında demiryolu hattı, hattın öte yanında da Sefalet Palas vardır. Sol hududu Dora Flood'un ciddî ve heybetli görünüģlü kerhanesine kadar uzanır. Burası insanın eģi dostu arasında bir bardak bira içebileceği temiz, dürüst, namuslu ve biraz eski usul bir eğlence yeridir. Burası yolu düģenin uğradığı ucuz cinsten derme çatma bir yer değil, tersine elli yıldır bu gibi yerlerde sermayelik, sonra «mamalık» etmiģ olan Dora'nm kurduğu, iģlettiği ve büyük bir beceriyle yönettiği namuslu bir kulüptür. Dora bütün bu süre içerisinde Allahvergisi inceliğinin yardımı, namusluluğu, iyilikesverliği ve realist görüģüyle kendisini aklı baģında, kafası iģler ve iyi kalbli insanlara sevdirmiģ bir kadındı. O yüzden de kocaları aile hayatına riayet edip fazla bağlılık göstermeyen Ģöhret düģkünü ve bütün arzuları içlerinde kapalı kalmıģ evli-kızların düģmanlığını kazanmıģtı. Dora; iri yarı, koskocaman, ıģıl ıģıl yanan portakal kırmızısı saçlı ve nil yeģili elbiselere düģkün uzun boylu bir kadındı. Tek tarifeli, namuslu bir ev iģletir; pek öyle sert içkiler satmaz; evde kabasaba, gürültülü patırtılı konuģmalara da tahammülü yoktur. Kızlarının çoğu yaģları ve hastalıkları icabı uyuģmuģ kalmıģ, hareket ve canlılıklarını kaybetmiģlerdir. Ne var ki «Ayda üç 22 SARDALYE SOKAĞI iģ yapmazlar ama, muntazaman her gün üç öğün yemek yerler.» dediği halde Dora, hiçbir zaman onları bir köģeye atmaz. Ġçinde kanının kaynadığı bir sıra, Dora evine Bear Flag Lokantası adını takmıģtı. Bir lokma sandviç için buraya devam eden insanların hikâyesi hâlâ ortalıkta dolaģır durur. Evde normal olarak her

15 zaman -eskileri de sayarsanız- on iki kız bulunur; bunlardan baģka bir Rum aģçı, aslında kapıcı olarak tutulmuģ, ama evin bütün nazik ve tehlikeli iģlerini üzerine almıģ olan bir adam daha vardır. Kavga çıkacak olsa bu adam bastırır, sarhoģları dıģarı atar, isteri nöbetlerini dindirir, baģ ağrısını tedavi eder ve bir dereceye kadar meyhanecibaģıdır. Kesikleri, sıyrıkları sarar, vaktinin çoğunu polislerle geçirir ve kızların çoğunluğu Christian Science Mezhebi'nden (1) olduğundan, pazar sabahları onlara yüksek sesle Science and Health dergisi okur. Kendisinden önce orada çalıģan bekçi pek dengeli bir insan değildi; ileride anlatılacağı gibi, sonu pek kötü bitti. Ama Alfred, çevresine hâkim olmayı bilmiģ, çevresindekileri kendi düzeyine yükseltmiģtir. Kimin eve alınması, kimin kapı dıģarı edilmesi gerektiğini çok iyi bilir. Monterey (1) Hastalık, kötülük veya ölüm denilen Ģeylerin yalnız insan kafasında var olduğuna ve Ġsa'nın ilkeleri doğru anlaģıldığı takdirde bu gibi Ģeylerin zail olacağına inanan bir mezhep. (Çevirenin notu.) SARDALYE SOKAĞI 23 halkının aile hayatını onun kadar iyi bilen yoktur. Dora'ya gelince; oldukça nazik bir ömür sürer. Kanuna, hiç değilse sözüne aykırı bir yol tuttuğundan herkesten çok yasalara itaatli olması, öyle görünmesi gerekir. Evinde sarhoģluk, kavga âdaba aykırı hareketler olmamalıdır, yoksa kapıya kırmızı mührü takıverirler. Ayrıca gayrika-nunî hareket bakımından Dora'nm yardımsever davranması da gerekiyordur. Herkes ona çullanır. ġayet Polis Derneği yararına bir balo veriliyorsa, herkes bir dolar verirken Dora elli vermek zorundadır. Ticaret odasının bahçesi yenibaģtan düzenlenirken her tüccardan beģ dolar istenir ama, Dora'ya gönderilen makbuz yüzlüktür. Öteki her Ģeyde de durum aynıdır. Kızıl Haç, ġehir Yardım Sandığı, Ġzciler Birliği için toplanan yardımlarda Dora'nm utanıp arlanmadan, günahlarının

16 karģılığı kazandığı paralar listenin baģında yer alır. Ama en çok o buhran yıllarında sıkıģmıģtı. Her zamanki yardımlarına ek olarak Dora, Sardalye Sokağı'nı dolduran aç-biilâç çocuklar, iģsiz babalar, yüzlerinden dert akan anaları görünce sağını solunu kollamaya baģladı; az kalsın bu yüzden iflâs bile ediyordu. Dora'nm kızları iyi yetiģtirilmiģ, insanı memnun etmesini bilen cinsten Ģeylerdir. Bir gece önce birlikte yatmıģ olsa bile sokakta erkeklerle katiyen konuģup ahbaplık etmezler. 24 SARDALYE SOKAĞI ġimdiki bekçi Alfy iģe baģlamadandı, Bear Flag Lokantası'nda herkesi üzen bir facia olmuģtu. Eski bekçi, William adında esmer, kimsesiz bakıģlı bir adamdı. Gündüzleri iģinin az olduğu zamanlar kadınlar arasında oturmaktan pek sıkılırdı. Pencereden bakınca boģ arsadaki boruların üstüne sıralanmıģ, ayaklarını diz boyu otların a-rasma sallandırmıģ, bir yândan güneģlenirken, bir yandan da en ilgisiz konuları büyük bir ciddilikle ve filozofça tartıģan Mack ile omuzdaģlarını görürdü. Arasıra ceplerinden bir ĢiĢe «eski tenis ayakkabısı» çıkarıp ĢiĢenin ağzını yenlerine sile sile elden ele dolaģtırıģlarını seyrederdi. William da bunların arasına kanģabilme isteği beslemeğe baģlamıģtı. Bir gün arsaya giderek boruların üstüne çöktü. KonuĢma birdenbire kesilmiģ, herkesin üstüne düģmanca bir sessizlik çökmüģtü. Baktı ki, olacak gibi değil, William bir süre sonra Bear Flag'taki yerine döndü. Pencereden konuģmanın yine eski neģesiyle canlanıģını görmesi pek kötüsüne gitmiģti. Kapkara, çirkin bir suratı ve somurtkanlıkla çarpık bir ağzı vardı. Ertesi günü yine arsanın yolunu tuttu, bu sefer yanma küçük bir ĢiĢe viski de almıģtı. Mack ile arkadaģları enayi olmadıklarından, viskiyi çekmeye baģladılar-, bütün konuģmaları «Ģerefine», * haydi hayırlısı olsun» gibi sözlerden ibaret kaldı. Bir süre sonra William yerine dönmüģ, pence- SARDALYE SOKAĞI 25

17 reden delikanlıları gözetliyordu. Bir ara Mack'm yüksek sesle: «Allah kahretsin!» diye söylendiğini duydu. «Huyum kurusun ama, Ģu pezevenklikten de hiç hoģlanmıyorum!» Bunun doğru olmadığı açıktı ama, William'in haberi yoktu ki, Mack ile öteki oğlanlar heriften hoģlanmıyorlardı, yalnız o kadar. Bu sözler William'm kalbini kırmıģ, berbat etmiģti adamı. Serseriler ona kendi aralarında bir yer vermiyor, onu çok aģağılık buluyorlardı. Zaten oldum olası kendi halini beğenmeyen, için için kendini yiyen bir adamdı. ġapkasını baģına koyup dıģarı çıktı, ta Fenere kadar yürüyüp, kıyıya vardı. Dalgaların kıyıyı döverken çıkardığı iniltili seslerin duyulduğu küçük Ģirin mezarlıkta durdu. Aklından kara düģünceler geçiyordu. Onu kimse sevmiyordu. Kimse aldırıģ etmiyor, önem vermiyordu. Adı ne kadar bekçi olursa olsun, herkes onu pezevenk, dünyanın en âdi, en aģağılık adamı olarak tanıyordu ya! Sonra herkes gibi mutlu olmaya, rahat etmeye kendisinin de hakkı olduğunu düģündü; hem de öyle bir hakkı vardı ki. Öfkeyle geri döndü, fakat Bear Flag'a gelip merdivenleri çıkarken bütün öfkesi sönüp gitmiģti. AkĢam olmuģ, pikap Harvest Moon Ģarkısını tutturmuģtu. Eski hâtıraları canlandı. Ömrü boyunca eline tek bir karı geçmiģ, o da sonra baģkasına kaçmıģ, evlenip ortadan kaybolmuģtu. ĠĢte o karı bu Ģarkıyı pek severdi. Pikaptaki Ģarkı ayarını 26 SARDALYE SOKAĞI bozmuģ, içine bir kederdir doldurmuģtu. Ġçeri girdiğinden Dora arka salonda çay içiyordu. «Nen var, hasta mısın?» diye sordu. «Hayır,» diye kesti attı William. «Hem senin nene gerek. Hiç keyfim yok. ġeytan öldür kendini gitsin diyor.» Dora bir zamanlar bu tip kaçıklarla bir hayli düģüp kalkmıģtı. Onları yönetmenin en iyi yolu o-larak matrak geçmeyi, iģi alaya vurmayı bulmuģtu. «Nasıl istersen, ama etrafı velveleye verip, halıları kirleteyim deme,» diye güldü.

18 William'm içine kapkara, ıslak bir bulut çökmüģtü. Odada bir aģağı bir yukarı dolaģarak sonunda gidip Eva Flanegan'm kapısını vurdu. Bu kızıl saçlı, her hafta günah çıkartmaya giden bir kızdı. Kalabalık bir aileden, maneviyata inanan bir insandı, ama korkunç ayyaģtı. William içeri girdiği zaman tırnaklarını boyamaya çalıģıyor, elindeki fırçayla orayı burayı berbat ediyordu. Daha o saatte adamakıllı olmuģtu. Dora böyle körkütük çalıģmasına hiç izin vermezdi. Parmaklarını ilk boğumuna kadar boyamıģ, öfkeli öfkeli söylenip duruyordu. Wiliam'a: «Ne var be?» diye sordu. «Ne olacak, kendimi öldürmeye niyetlendim.» Eva: «Günah be!» diye cıyak cıyak bağırmaya baģladı. «En büyük, en kötü günah bu. Ben zaten East St. Lous'in yolunu tutturacak bir tekme yemiģim... Bir de senin zırvaların eksikti. Sen de SARDALYE SOKAĞI 27 ortalığı birbirine katda tamam olsun. EĢĢolu eģģek zaten kime yararın dokunmuģ ki...» William kapıyı kapayıp mutfağın yolunu tuttuğu halde o hâlâ ayaklamakta devam ediyordu. Bu kadınların elinden bıkıp usanmıģtı. Rum'un yanında biraz kafasını dinleyebilirdi. Rum, aģçı, kollarını yukarı sıvamıģ, önünde kocaman bir önlük, buz demiriyle çevirerekten iki büyük tavanın içinde domuz pirzolası kızartıyordu. Etler yağın içinde cızırdarken, «Vay beyim, gel bakalım. ĠĢler ne âlemde?» diye karģıladı Willi-am'ı. «Bilmem ki, Louis... Bazan düģünüyorum da yapılacak en iyi iģin kendimi temizlemek olduğuna varıyorum!» Eliyle keser gibi boğazını gösterdi. Rum aģçı elindeki demiri bırakarak kollarını biraz daha yukarı sıvadı. «Sana bir Ģey diyeyim mi, be?» dedi. «Bu iģin sözünü edenin hiçbir zaman böyle bir Ģey yapamayacağını söylerler.» William elini uzatmıģ, aģçının bıraktığı sivri uçlu demiri kavramıģtı. Gözlerini Rum'un kara gözlerinin içine dikti. Buradaki

19 Ģüphe ve eğlence, bir süre öylece bakıģırlarken yavaģ yavaģ karardı, yerini kaygı ve tasaya bıraktı. William da bu değiģikliği farketmiģti. Rum önce onun dediğini yapabileceğini, sonra da muhakkak yapılacağını anlamıģtı. William da aģçının gözlerinde bu duyuyu görünce artık dönemeyeceğini, dediğini yapması 28 SARDALYE SOKAĞI gerektiğini biliyordu. Bu, Ģu anda aptalca bir hareket olarak görüldüğünden üzülmeye baģlamıģtı. Eli havaya kalktı, sivri demir hızla kalbine daldı. Hayret, ne kadar da kolay girmiģti. William, Alfred'den önceki bekçiydi. Yeni bekçiyi herkes seviyordu. Ne zaman istese arsada Mack ile öteki oğlanlarla ahbaplık etmeye gidebiliyordu. Hattâ Sefalet Palas'ı ziyarete bile gidiyordu. rv AkĢam üstü ortalık kararmak üzereyken Sardalye Sokağı'nda garip bir Ģey olurdu. Olay tam güneģin batıģıyla, sokak lâmbalarının yanıģı arasındaki zaman içerisinde olup biterdi. Bu ikisi arasında puslu, hafif bulanık, kısa bir an gelir geçer. Yukarı tepeden aģağı, Sefelet Palas'm yanından, tavuk gezintisi» ve demiryolunu geçip, arsayı aģarak sokağa inen bir Çinli peyda olurdu. BaĢında eski hasır bir Ģapka, sırtında mavi çadır bezinden bir ceket pantalon, ayağında birinin tabanı sökülmüģ, her adım atıģında kaldırımları döven ağır hantal kunduraları vardır. Elinde üstü örtülü hasır bir zembil taģıyordur. Yüzü zayıf ve esmer fitilli bir kumaģ gibidir. YaĢlı gözleri beyazlarına varıncaya kadar kahverengi ve bir deliğin arkasından bakıyormuģcasma çukura gömülüdür. Alaca karanlıkta sokağı geçip, Batı Biyoloji ile Hediondo Ġmalâthanesi'nin arasındaki SARDALYE SOKAĞI 29 açıklığa varır, küçük kumsalı aģarak iskeleyi tutan demir kazıklarla tuğlalar arasında kaybolurdu. ġafak sökene kadar da ortaya çıkıp kimseye görünmezdi.

20 Ama Ģafak sökerken, sokak lâmbaları söndürülüp de henüz ortalığın iyice ağarmadığı sırada o ihtiyar Çin'li, kazıkların arasından dıģarı süzülürdü; sahili aģıp sokağa çıkardı. Kolundaki zembili iyice ağırlaģmıģ, hafiften sular sızmaya baģlamıģtır. Tabanı sökük ayakkabısı kaldırımları in-letiyordur. Yukarı tepeyi tırmanarak ikinci sokağa ulaģır. Yüksek tahta parmaklıklarla çevrili büyük bir kapıdan içeri girerek akģama kadar bir daha göze görünmezdi. Uykuda olanlar ayakkabısının tabanının çıkardığı sesle bir an için uyanırlardı, aynı Ģey yıllardır devam ettiği halde kimse kendini alıģtıramamıģtı bu patırdıya. Bazıları bu geçeni Allah, ihtiyarlar ölüm sanırlar; yalnız çocuklar, ihtiyar ve değiģik olan her Ģeyi gülünç bulan hisleriyle onu garip bir Çinli olarak kabul ederlerdi. Ama içlerinde kimse ona takılmaz, herkese yaptıkları gibi arkasından bağır-maz; yanısıra taģıdığı o küçücük korku havasından ürkerlerdi. Yalnız Andy adında, on yaģlarında Salinas'lı, güzel, sevimli ve canayakm bir oğlan, ihtiyar Çinli'nin karģısına çıkmak cesaretini gösterdi. Ġhtiyarı görünce kendi nefsine olan saygısını tatmin etmiģ olmak için arkasından bağırması gerektiği- 30 SARDALYE SOKAĞI ni anlamıģtı. Ama ne kadar cesur olursa olsun Andy bile o küçücük korku havasını duymaktan geri kalmamıģtı. Birbiri ardından birkaç akģam onu gözetleyip göreviyle korkusunu içinde epey süre güreģtirdi. Bir akģam üstü kendini toparlayarak bozukdüzen bir havayla ihtiyarın peģ^ne takıldı: «Ching-Cong Chineman sitting on a rail Long came o white man an' chopped off his tail.» Ġhtiyar adam durup arkasına döndü. Andy de durmuģtu. Çukura kaçmıģ kahverengi gözler oğlanın üstüne dikilmiģ, ince kaytan dudakları kıpırdanmaya baģlamıģtı. Bundan sonra olup bitenleri Andy de doğru dürüst hatırlıyamadığı halde, ömrü olduğu sürece unutamayacak. Gözler büyümüģ, büyümüģ, Çinli ortalıktan yokolmuģtu. Sonra ikisi birleģip tek bir göz halini almıģtı; bir kilise

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır.

Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. Demodur Kırmızı yazılar sizin sipariş verirken yollamış olduğunuz yazılardır. / /20 YAZI ARKASINDA SİZİN FOTOĞRAFINIZ KULLANILMAKTADIR En Kıymetlim, Sonsuz AĢkım Gözlerinde sevdayı bulduğum, ellerinde

Detaylı

SARDALYE SOKAĞI JOHN STEINBECK SARDALYE SOKAĞI Çeviren: ORHAN AZİZOĞLU Beşinci basılış VARLIK YAYINEVİ Ankara Caddesi, İstanbul BÜYÜK ESERLER

SARDALYE SOKAĞI JOHN STEINBECK SARDALYE SOKAĞI Çeviren: ORHAN AZİZOĞLU Beşinci basılış VARLIK YAYINEVİ Ankara Caddesi, İstanbul BÜYÜK ESERLER JOHN STEINBECK Çeviren: ORHAN AZİZOĞLU Beşinci basılış VARLIK YAYINEVİ Ankara Caddesi, İstanbul BÜYÜK ESERLER KİTAPLIĞI : 37 Bu kitabın ilk baskısı mart 1935 te, ikinci baskısı ocak 1958 de, üçüncü baskısı

Detaylı

John Steinbeck - Sardalye Sokagi. www.cepsitesi.net

John Steinbeck - Sardalye Sokagi. www.cepsitesi.net John Steinbeck - Sardalye Sokagi www.cepsitesi.net GİRİŞ Californiada Montereyin Sardalye Sokağı bir şiir bir koku gıcırtılı bir ses bir ışık demeti bir renk bir itiyat bir özlem bir rüyadır Sardalye Sokağı

Detaylı

AĢağıdaki sözcüklerle tümceler kurunuz! 6

AĢağıdaki sözcüklerle tümceler kurunuz! 6 AĢağıdaki sözcüklerle tümceler kurunuz! 6 geldi bayramım Benim geldi Bütün çocukların bayramı Bu gün, Günü`dür Dünya Çocuklar Atatürk etti bize armağan Bu günü, Bayramı geldi Ulusal Egemenlik ve Çocuk

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin

Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin Günler süren yağmurdan sonra bulutlar kayboldu. Güneş, ışıl ışıl yüzünü gösterdi. Yıkanan doğanın renklerine canlılık gelmişti. Ağaçlardan birinin kökünden kahverengi, pırıl pırıl bir şerit uzanıyordu.

Detaylı

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz.

NURULLAH- Evet bu günlük bu kadar çocuklar, az sonra zil çalacak, yavaş yavaş toparlana bilirsiniz. Bozuk Paralar KISA FİLM Yaşar AKSU İLETİŞİM: (+90) 0533 499 0480 (+90) 0536 359 0793 (+90) 0212 244 3423 SAHNE 1. OKUL GENEL DIŞ/GÜN Okulun genel görüntüsünü görürüz. Belki dışarı çıkan birkaç öğrenci

Detaylı

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý.

Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Dersler, ödevler, sýnavlar, kurslar... Dinlence günlerinde bile boþ durmak yoktu. Hafta sonu gelmiþti; ama ona sormalýydý. Üstüne, günlerin yorgunluðu çökmüþtü. Bunu ancak oyunla atabilirdi. Caný oyundan

Detaylı

Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı,

Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı, Bir akşam vakti, kasabanın birine bir atlı geldi. Kimdir bu yabancı diye merak eden kasabalılar, çoluk çocuk, alana koştular. Adam, yanında atı, elinde boş bir çuval, alanın ortasında öylece dikiliyordu.

Detaylı

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları

edersin sen! diye ciyaklamış cadı. Bunun hesabını vereceksin! Kadının kocası kendisini affetmesi için yarvarmış cadıya. Karısının bahçedeki marulları RAPUNZEL Bir zamanlar bir kadınla kocasının çocukları yokmuş ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış. Gel zaman git zaman kadın sonunda bir bebek beklediğini fark etmiş. Bir gün pncereden komşu evin bahçesindeki

Detaylı

Haydi Deniz Kıyısına! Şimdi okuyacağınız hikâye Limonlu Bayır

Haydi Deniz Kıyısına! Şimdi okuyacağınız hikâye Limonlu Bayır 1. Bölüm Haydi Deniz Kıyısına! Şimdi okuyacağınız hikâye Limonlu Bayır Savaşı nın hikâyesidir. Diğer adıyla ona Akşam Yemeği Savaşları da diyebiliriz. Aslında Hayalet Avcıları III de diyebiliriz, ama açıkçası

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN

TEŞEKKÜR. Kısa Film Senaryosu. Yazan. Bülent GÖZYUMAN TEŞEKKÜR Kısa Film Senaryosu Yazan Bülent GÖZYUMAN Sahne:1 Akşam üstü/dış Issız bir sokak (4 sokak çocuğu olan Ali, Bülent, Ömer ve Muhammed kaldıkları boş inşaata doğru şakalaşarak gitmektedirler.. Aniden

Detaylı

UĞUR BÖCEKLERI SINIFI MART AYI AYLIK BÜLTENİ

UĞUR BÖCEKLERI SINIFI MART AYI AYLIK BÜLTENİ UĞUR BÖCEKLERI SINIFI MART AYI AYLIK BÜLTENİ TARİHLER 06-10 MART 13-17 MART 20-24MART 27-31 MART KONULAR İlkbahar Eski İstanbul- Değerler eğitimi Dürüstlük Bitkiler- Orman Haftası TiyatroGünü- Kütüphane

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

Çok Mikroskobik Bir Hikâye

Çok Mikroskobik Bir Hikâye Çok Mikroskobik Bir Hikâye ÜMMÜŞ PÖRTLEK İlköğretim Okulu nda sıradan bir ders günüydü. Eğer Hademe Kazım, yine bir gölgelikte uyuklamıyorsa, birazdan zil çalmalıydı. Öğretmenimiz, gürültü yapmadan toplanabileceğimiz

Detaylı

27 ŞUBAT 03 MART OKULDA YAPACAĞIMIZ ÇALIŞMALAR

27 ŞUBAT 03 MART OKULDA YAPACAĞIMIZ ÇALIŞMALAR MART 2017 BÜLTENĠ 27 ŞUBAT 03 MART OKULDA YAPACAĞIMIZ ÇALIŞMALAR OKULDA YAPACAĞIMIZ ÇALIġMALAR OKULA GETĠRECEKLERĠMĠZ PAZARTESĠ Sabah sporumuzu yapalım. Hikaye zamanı Puzzle tamamlıyoruz. Afiyet olsun

Detaylı

Bay Çiklet in Bahçesi

Bay Çiklet in Bahçesi 1. Bölüm Bay Çiklet in Bahçesi Bay Çiklet, kırmızı sakallarıyla ve bacakları birbirine dolanmış bir ahtapot gibi ters ters bakan, kan çanağı gözleriyle öfke dolu, yaşlı bir adamdı. Çocuklardan, hayvanlardan,

Detaylı

tellidetay.wordpress.com

tellidetay.wordpress.com Beterin Beteri Var Mehmet işten çıkarılır. Eve gelip durumu bildirince, hanımı içeri almaz. Gidecek yeri olmadığından Şeyhin dergahına gider. Bu sırada şeyh talebeleriyle sohbet etmektedir. Bu arada börek

Detaylı

ÇiKOLATAYI KiM YiYECEK

ÇiKOLATAYI KiM YiYECEK ÇiKOLATAYI KiM YiYECEK Geçen gün amcam bize koca bir kutu çikolata getirmişti. Kutudaki çikolataların her biri, değişik renklerde parlak çikolata kâğıtlarına sarılıydı. Mmmh, sarı kâğıtlılar muzluydu,

Detaylı

YİNE YENİ KOMŞULAR. evine gidip Billy ile oynuyordu.

YİNE YENİ KOMŞULAR. evine gidip Billy ile oynuyordu. İÇİNDEKİLER Yine Yeni Komşular 7 Korsanlar Ninjalara Karşı 11 Akari 21 Tükürme Yarışı 31 Mahallede Huzursuzluk 39 Korsanların Yasaları 49 Yemek Çubukları ve Terli Ayaklar 56 Korsan Atlet 68 Titanların

Detaylı

Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var)

Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var) Eşeğe Dönüşen Kabadayı Makedonya Masalı (Herşeyin bir bedeli var) Yazan: Yücel Feyzioğlu Resimleyen: Mert Tugen Ne varmış, ne çokmuş, gece karanlık, güneş yokmuş. Her kasabada kabadayı insanlar varmış.

Detaylı

ĠÇĠNDEKĠLER. Öğrendiklerimiz ġarkılar öğrendik Oyunlar öğrendik BĠLMECELER ÖĞRENDĠK

ĠÇĠNDEKĠLER. Öğrendiklerimiz ġarkılar öğrendik Oyunlar öğrendik BĠLMECELER ÖĞRENDĠK ĠÇĠNDEKĠLER Öğrendiklerimiz ġarkılar öğrendik Oyunlar öğrendik BĠLMECELER ÖĞRENDĠK ( ENERJĠ TASARRUFU HAFTASI) Evimizi aydınlatır, makineleri çalıģtırır, Giderse birden, karanlıkta kalırız aniden (Elektrik)

Detaylı

Doğru bildiğini her yerde haykıran, kimseye eğilip bükülmeyen birisiydi Neyzen Tevfik..

Doğru bildiğini her yerde haykıran, kimseye eğilip bükülmeyen birisiydi Neyzen Tevfik.. Ünlü hiciv ustamız Tevfik hakkında çok güzel bir yazı. Sami Özey'in kaleminden... YÜZ KARASI Doğru bildiğini her yerde haykıran, kimseye eğilip bükülmeyen birisiydi Tevfik.. Yaptığı her hareketle, yazdığı

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI OCAK AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR. Yeni yıl (31 Aralık-1 Ocak)

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI OCAK AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR. Yeni yıl (31 Aralık-1 Ocak) ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI OCAK AYI BÜLTENİ BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR Yeni yıl (31 Aralık-1 Ocak) Enerji Tasarrufu Haftası (Ocak ayının ikinci haftası) GÜNE BAŞLAMA ETKİNLİKLERİ Oyun

Detaylı

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým. Kaybolan Çocuk Çocuklar için öyküler yazmak istiyordum. Yazmayý çok çok sevdiðim için sevinçle oturdum masanýn baþýna. Yazdým, yazdým... Sonra da okudum yazdýklarýmý. Bana göre güzel öykülerdi doðrusu.

Detaylı

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir?

ALTIN BALIK. 1. Genç balıkçı neden altın balığı tekrar suya bırakmayı düşünmüş olabilir? ALTIN BALIK Bir zamanlar iki balıkçı varmış. Biri yaşlı, diğeriyse gençmiş. İki balıkçı avladıkları balıkları satarak geçinirlermiş. Bir gün yine denize açılmışlar. Ağı denize atıp beklemeye başlamışlar.

Detaylı

ÖDEV- 6. AĢağıdaki Cümlelerde boģ bırakılan yerlere uygun sözcükler yazınız. 1. Reçel, bal vücuda veren besinlerdendir.

ÖDEV- 6. AĢağıdaki Cümlelerde boģ bırakılan yerlere uygun sözcükler yazınız. 1. Reçel, bal vücuda veren besinlerdendir. ÖDEV- 6 ADI SOYADI:.. HAYAT BĠLGĠSĠ Niçin Dengeli ve Düzenli Beslenmeliyiz? Besinler, büyüme ve güçlenmeyi sağlar, vücuda enerji verir. Yediğimiz yiyeceklerin vücudumuz için farklı önemi ve yararı vardır.

Detaylı

TEK TEK TEKERLEME. Havada bulut Sen bunu unut

TEK TEK TEKERLEME. Havada bulut Sen bunu unut Havada bulut Sen bunu unut 8 TEK TEK TEKERLEME Öğrendiğim ilk tekerlemeyi hatırlamıyorum ama; çocukluğuma dönüp, baktığımda onlarca tekerleme arasından ikisinin öne çıktığını çok net görüyorum. Bir tanesi,

Detaylı

AMAÇLAR VE KAZANIMLAR. Psikomotor Alan Sosyal-Duygusal Alan Dil Alan BiliĢsel Alanı Özbakım Becerileri

AMAÇLAR VE KAZANIMLAR. Psikomotor Alan Sosyal-Duygusal Alan Dil Alan BiliĢsel Alanı Özbakım Becerileri OKUL ADI : TARĠH: NĠSAN AYI 4. HAFTA (PAZARTESĠ) KAVRAMLAR : Hızlı yavaģ 3-2-1 Araç Olarak Seçilen Konu Karanlık aydınlık Siyah Beyaz Psikomotor Alan Sosyal-Duygusal Alan Dil Alan BiliĢsel Alanı Özbakım

Detaylı

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55

Ramazan Manileri // Ramazan Manileri. Editors tarafından yazıldı. Cuma, 25 Eylül 2009 17:55 Ramazan Manileri // Ahmet ağa uyursun uyursun Uykularda ne bulursun Kalk al abdest, kıl namaz Sabahleyin cenneti bulursun Akşamdan pilavı pişirdim Gene karnımı şişirdim Çok mani diyecektim ama Defteri

Detaylı

Mutfak Etkinliği. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı. Büskivili pasta yapıyoruz.

Mutfak Etkinliği. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı. Büskivili pasta yapıyoruz. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Şarkı Mutfak Etkinliği Sohbetler Yaşayan değerlerimizden Doğruluk ile ilgili sohbet ediyorum. Sağlığımızı korumak için neler yapmalıyız konulu sohbet

Detaylı

6. Sınıf sıfatlar testi testi 1

6. Sınıf sıfatlar testi testi 1 6. Sınıf sıfatlar testi testi 1 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru anlamını sağlayan kelime sıfat değildir? A) Kaç liralık fatura kesilecek? B) Oraya gidip de ne iş yapacaksın? C) Ne kadar güzel konuşuyor

Detaylı

BEP Plan Hazırla T.C Menemen Kaymakamlığı Cumhuriyet ilkokulu Müdürlüğü Toplumsal Yaşam Becerileri Dersi Bireyselleştirilmiş Eğitim Planı

BEP Plan Hazırla T.C Menemen Kaymakamlığı Cumhuriyet ilkokulu Müdürlüğü Toplumsal Yaşam Becerileri Dersi Bireyselleştirilmiş Eğitim Planı BEP Plan Hazırla T.C Menemen Kaymakamlığı Cumhuriyet ilkokulu Müdürlüğü Toplumsal Yaşam Becerileri Dersi Bireyselleştirilmiş Eğitim Planı Öğrenci : Medine SARIKAYA Eğitsel Performans Elini yıkar. Elini

Detaylı

C A NAVA R I N Ç AGR ISI

C A NAVA R I N Ç AGR ISI C A NAVA R I N Ç AGR ISI Canavar, canavarların hep yaptığı gibi, gece yarısından hemen sonra çıktı ortaya. Geldiğinde Conor uyanıktı. Kısa süre önce bir kâbus görmüştü. Herhangi bir kâbus değil- di bu;

Detaylı

Bilmem daha önce adını duymuģ muydunuz : Dr. DerviĢ Özer, hem tıp doktoru, hem de heykeltıraģ Hikayesi de Ģöyle (Google dan alıntıdır):

Bilmem daha önce adını duymuģ muydunuz : Dr. DerviĢ Özer, hem tıp doktoru, hem de heykeltıraģ Hikayesi de Ģöyle (Google dan alıntıdır): Değerli Dostlar, Sizlere, karlı ve güzel kıģ manzaraları çekmek için yola çıkmıģtım. Mola vermek için uğradığım Kızılcahamam dan ileriye gidemedim. Nedenini bu resimlerde göreceksiniz Bir kasabanın, basit

Detaylı

Okula BaĢladık KAVRAMLAR : Renkler Sayılar Büyük-Küçük Hızlı - YavaĢ AMAÇLAR VE KAZANIMLAR

Okula BaĢladık KAVRAMLAR : Renkler Sayılar Büyük-Küçük Hızlı - YavaĢ AMAÇLAR VE KAZANIMLAR OKUL ADI : TARĠH: EYLÜL AYI 2. HAFTA (PAZARTESĠ) Okula BaĢladık KAVRAMLAR : Renkler Sayılar Büyük-Küçük Hızlı - YavaĢ Psikomotor Alan Sosyal-Duygusal Alan Dil Alan BiliĢsel Alanı Özbakım Becerileri A 2

Detaylı

Özel Gebze Eğitim Kurumları Öz-Ge Kreş ve Gündüz Bakımevi KASIM EĞİTİM BÜLTENİ

Özel Gebze Eğitim Kurumları Öz-Ge Kreş ve Gündüz Bakımevi KASIM EĞİTİM BÜLTENİ Özel Gebze Eğitim Kurumları Öz-Ge Kreş ve Gündüz Bakımevi KASIM 2016 EĞİTİM BÜLTENİ ELMA KURDU Ben bir elma kurduyum Kıvrıla kıvrıla gezerim Nerde bir elma görsem Dayanamaz süzerim Dalda duran elmayım

Detaylı

Cadı böyle diyerek süpürgesine bindi. Daha yüz metre uçmadan. paldır küldür yere düştü. Ağaçtaki kargalar Gak gak diye güldüler.

Cadı böyle diyerek süpürgesine bindi. Daha yüz metre uçmadan. paldır küldür yere düştü. Ağaçtaki kargalar Gak gak diye güldüler. MASAL CADISI Masal Cadı sının canı sıkılıyordu. Ormandaki kulübesinde tek başına otururdu. Yıllardır insan yüzü görmemişti. Bu gidişle bütün yeteneklerim kaybolacak, diye düşünüyordu. Süpürgemle uçabileceğimi

Detaylı

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI Ö.Ç BİLFEN ANAOKULU 5 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 01-05 HAZİRAN 2015 01 HAZİRAN PAZARTESİ SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı ve istedikleri ilgi köşelerinde evden getirdikleri oyuncaklarla

Detaylı

Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK

Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK Hafta Sonu Ev Çalışması HAYAL VE GERÇEK Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve ne yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç katıyordu. Bulutlar gülümsüyor ve günaydın diyordu. Melek

Detaylı

5. Et et içinde, et fit içinde Dünya dümeni, onun içinde.

5. Et et içinde, et fit içinde Dünya dümeni, onun içinde. 1. a) Bende yapışık, sende yapışık Çam ağacı çamda yapışık. b) Sende de var, bende de var Bir kuru çöpte de var. c) Arifsiniz, zarifsiniz Kendinizi neden bilirsiniz? 2. a) Ağzı var, dili yok Canı var,

Detaylı

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi BÝRÝNCÝ BÖLÜM 1 Dünya döndü Son ders zili çalýnca tüm öðrenciler sevinç çýðlýklarý atarak okulu terk etti. Ýkili öðretim yapýlýyordu. Sabahçýlar okulu boþaltýrken, öðleci grup okula girmeye hazýrlanýrdý.

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER. Diyalog Tamamlama...24 2. Haftanýn Testi...25

ÝÇÝNDEKÝLER. Diyalog Tamamlama...24 2. Haftanýn Testi...25 ÝÇÝNDEKÝLER A. BÝRÝNCÝ TEMA: BÝREY VE TOPLUM Küçük Cemil...11 Bilgi Hazinemiz (Hikâye Yazmaya Ýlk Adým)...14 Güzel Dilimiz (Çaðrýþtýran Kelimeler - Karþýlaþtýrma - Þekil, Sembol ve Ýþaretler - Eþ Anlamlý

Detaylı

İşitme Engelli Öğrenciler için Tek Kart Resimler ile Kelime Çalışması. Hazırlayan Engin GÜNEY Özel Eğitim Öğretmeni

İşitme Engelli Öğrenciler için Tek Kart Resimler ile Kelime Çalışması. Hazırlayan Engin GÜNEY Özel Eğitim Öğretmeni İşitme Engelli Öğrenciler için Tek Kart Resimler ile Kelime Çalışması Hazırlayan Özel Eğitim Öğretmeni gökkubbede hoş bir seda bırakmak adına ÖNSÖZ İşitme engelli öğrencilerin kelime dağarcıklarının yetersizliği

Detaylı

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali

İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Aşağıda verilen isimleri örnekteki gibi tamamlayınız. Örnek: Ayakkabı--------uç : Ayakkabının ucu İsim İsim İsimlerin Tamamlanmış Hali Kalem sap Çanta renk Araba boya Masa kenar Deniz mavi Rüzgar şiddet

Detaylı

yaşam boyu bağlanırsanız.

yaşam boyu bağlanırsanız. Size nasıl tarif etsem ki... İlk görüşte âşık olmak gibi bir duygu. " İşte bu benim aradığım kadın," dersiniz ya, işte öyle bir şey. Önce teknenize âşık olacaksınız sonra satın alacaksınız. Eğer sevmeden,

Detaylı

Özel Gebze Eğitim Kurumları Öz-Ge 2-6 Yaş Kreş ve Gündüz Bakımevi

Özel Gebze Eğitim Kurumları Öz-Ge 2-6 Yaş Kreş ve Gündüz Bakımevi Özel Gebze Eğitim Kurumları Öz-Ge 2-6 Yaş Kreş ve Gündüz Bakımevi GÜLEN YÜZLER EKĠM 2016 EĞİTİM BÜLTENİ ATATÜRK ÖLMEDI Atatürk ölmedi yüreğimde yaģıyor. Uygarlık savaģında bayrağı o taģıyor. Her gücü o

Detaylı

Bir sözcüğün zihinde uyandırdığı ilk anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Bu yüzden sözlük anlamı da denir.

Bir sözcüğün zihinde uyandırdığı ilk anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Bu yüzden sözlük anlamı da denir. A.SÖZCÜKTE ANLAM GERÇEK (TEMEL) ANLAM Bir sözcüğün zihinde uyandırdığı ilk anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Bu yüzden sözlük anlamı da denir.

Detaylı

Erkek, dişiden hamile kalır. Ne hayvan ama değil mi! Erkek denizatı, kesesindeki minik yumurtalara gözü gibi bakar. Bu arada yumurtaların yanına

Erkek, dişiden hamile kalır. Ne hayvan ama değil mi! Erkek denizatı, kesesindeki minik yumurtalara gözü gibi bakar. Bu arada yumurtaların yanına Denizatı Masallardan çıkıp gelmiş adeta. Hayallerde yaratılmış bir hayvan. Sanki bir gün birisinin canı bir resim çizmek istemiş de oturup düşünmüş: Hmmmm... Bugün sualtında yaşayan bir at mı çizsem? Yele

Detaylı

Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI

Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI 03.11.2014 PAZARTESİ Ö. Ç. BİLFEN ANAOKULU 6 YAŞ GRUBU GÜNLÜK EĞİTİM PROGRAMI SERBEST ZAMAN ETKİNLİĞİ: Çocuklarla selamlaşıldı. Müzik eşliğinde öğretmenin yönergelerine uygun ısınma hareketleri yapıldı.

Detaylı

Adım-Soyadım:... Oku ve renklendir.

Adım-Soyadım:... Oku ve renklendir. Adım-Soyadım:... Oku ve renklendir. Gemiyle bir yolculuğa çıkmaya hazır mısın? O zaman geminin üzerindeki çiçeklerden 2 tanesini yeşile, bir tanesini pembe renge boyamalısın. Geminin pencereleri açık mavi

Detaylı

HİKÂYELERİMİZ FEN VE MATEMATİK ETKİNLİĞİ

HİKÂYELERİMİZ FEN VE MATEMATİK ETKİNLİĞİ HİKÂYELERİMİZ Annecim Anneler günü Paf ile Puf Tasarruflu olmalıyız İlk hediyem Dinozorun Evi İki inatçı keçi Karne heyecanı Geri dönüşüm Uzun zürafa Becerikli karınca Rapunzel Kırmızı başlıklı kız Hansel

Detaylı

BİZE KATILIR MISINIZ?

BİZE KATILIR MISINIZ? BİZE KATILIR MISINIZ? ŞARKILAR FARECİK Bizim mutfakta bir yuvası var. Ben bilemem ki kaç yavrusu var. Her şeyi kemirdi. Her şeyi dağıttı. Annemi babamı çıldırttı. Farecik farecik, Döktün saçtın farecik,

Detaylı

YALNIZ BİR İNSAN. Her insanın hayatında mutlaka bir kitap vardır; ki zaten olması da gerekir. Kitap dediysem

YALNIZ BİR İNSAN. Her insanın hayatında mutlaka bir kitap vardır; ki zaten olması da gerekir. Kitap dediysem YALNIZ BİR İNSAN Her insanın hayatında mutlaka bir kitap vardır; ki zaten olması da gerekir. Kitap dediysem öyle sonunda hep iyilerin kazandığı, kötülerin cezalandırıldığı veya bir suçluyu bulmak için

Detaylı

Elvan & Emrah PEKŞEN

Elvan & Emrah PEKŞEN Bu hafta için 5 güne 5 değerlendirme hazırlıyoruz. İlk üçünü paylaşıyoruz. 2 Tanesi de çarşamba sitemizde! Puanlama Aşağıda... 1. Sınav Test Soruları 5 puan 6x5=30 Harf,hece tablo 1 puan 45x1=45 Sayı okuma

Detaylı

BİLMEN LAZIM BİTKİLERİN VE HAYVANLARIN DÜNYASINA TEFEKKÜR PENCERESİNDEN BAKALIM

BİLMEN LAZIM BİTKİLERİN VE HAYVANLARIN DÜNYASINA TEFEKKÜR PENCERESİNDEN BAKALIM BİLMEN LAZIM BİTKİLERİN VE HAYVANLARIN DÜNYASINA TEFEKKÜR PENCERESİNDEN BAKALIM 1 Timsahlar dişlerini kendileri temizleyemezler. Timsahlar yemek yedikten sonra dişlerinin temizlenmesi için ağızlarını açarlar.

Detaylı

Eze meze Yýllar geçti geze geze. Neler gördüm neler! Daðlar gördüm yerden biter, gökte yiter. Daðlar gördüm kayalý, kayalarý oyalý.

Eze meze Yýllar geçti geze geze. Neler gördüm neler! Daðlar gördüm yerden biter, gökte yiter. Daðlar gördüm kayalý, kayalarý oyalý. Eze meze Yýllar geçti geze geze. Neler gördüm neler! Daðlar gördüm yerden biter, gökte yiter. Daðlar gördüm kayalý, kayalarý oyalý. Aðaçlar gördüm yeryüzü yaþýnda; Gölgesinde yaz uyur, kýþ uðuldar baþýnda.

Detaylı

yuvarlak masa yeşil erik üç kalem ihtiyar adam

yuvarlak masa yeşil erik üç kalem ihtiyar adam VARLIKLARIN ÖZELLİKLERİNİ BELİRTEN KELİMELER yuvarlak masa yeşil erik üç kalem ihtiyar adam şu otobüs birkaç portakal Yuvarlak masa : Yuvarlak sözcüğü varlığın biçimini bildiriyor. Yeşil erik : Yeşil sözcüğü

Detaylı

FARELER VE İNSANLAR ADLI ROMAN ÜZERİNE DÜŞÜNCELER Fareler ve İnsanlar İnsan ilişkilerine ve alt tabaka insanların umut dolu

FARELER VE İNSANLAR ADLI ROMAN ÜZERİNE DÜŞÜNCELER Fareler ve İnsanlar İnsan ilişkilerine ve alt tabaka insanların umut dolu Sarıgül 1 Hasan Murathan SARIGÜL 21202808 TURK-102- Sec.13 Ahmet KAYA FARELER VE İNSANLAR ADLI ROMAN ÜZERİNE DÜŞÜNCELER Fareler ve İnsanlar İnsan ilişkilerine ve alt tabaka insanların umut dolu dünyasına

Detaylı

Renkler hakkında bazı gerçekler.

Renkler hakkında bazı gerçekler. Renkler hakkında bazı gerçekler. Birçok balıkçı gibi bende malzeme çantamda birçok renk seçeneği olan ve günün değiģik zamanlarında kullanabileceğim yapay yemler bulundururum. Bazı balıkçılar yemler artık

Detaylı

TÜRKÇE. Değerlendirme 1 Harf Bilgisi. A. Seviyorum B. Süt. A. Anne B. Dede. C. Baba. A. Kaplumbağa B. Tavşan C. Kurbağa. A. Okul B.

TÜRKÇE. Değerlendirme 1 Harf Bilgisi. A. Seviyorum B. Süt. A. Anne B. Dede. C. Baba. A. Kaplumbağa B. Tavşan C. Kurbağa. A. Okul B. Ad :... Değerlendirme 1 Harf Bilgisi 1. 5. Selin Süt içmeyi seviyorum. Selin in cümlesindeki hangi sözcüğün harf sayısı en azdır? Seviyorum Süt Anne Dede Baba Yukarıda verilen sözcüklerin hangisi sözlükte

Detaylı

.com. Haftanın Diğer Çalışmaları En Kısa Zamanda Yayınlanacaktır.

.com. Haftanın Diğer Çalışmaları En Kısa Zamanda Yayınlanacaktır. .com Haftanın Diğer Çalışmaları En Kısa Zamanda Yayınlanacaktır. ilkok 2/... Sınıfı Türkçe Dersi Değerlendirme Sınavı Adı-Soyadı:... Yaşayabilmek için oksijene ihtiyaç vardır. Oksijen sayesinde karadaki

Detaylı

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΠΤΑ (7) ΣΕΛΙΔΕΣ

ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΤΟ ΕΞΕΤΑΣΤΙΚΟ ΔΟΚΙΜΙΟ ΑΠΟΤΕΛΕΙΤΑΙ ΑΠΟ ΕΠΤΑ (7) ΣΕΛΙΔΕΣ ΚΥΠΡΙΑΚΗ ΔΗΜΟΚΡΑΤΙΑ ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΠΑΙΔΕΙΑΣ ΚΑΙ ΠΟΛΙΤΙΣΜΟΥ ΔΙΕΥΘΥΝΣΗ ΜΕΣΗΣ ΕΚΠΑΙΔΕΥΣΗΣ ΚΡΑΤΙΚΑ ΙΝΣΤΙΤΟΥΤΑ ΕΠΙΜΟΡΦΩΣΗΣ ΤΕΛΙΚΕΣ ΕΝΙΑΙΕΣ ΓΡΑΠΤΕΣ ΕΞΕΤΑΣΕΙΣ ΜΑΘΗΜΑ: ΤΟΥΡΚΙΚΑ ΕΠΙΠΕΔΟ: B ΔΙΑΡΚΕΙΑ: 2 ώρες ΗΜΕΡΟΜΗΝΙΑ:

Detaylı

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA 1. HAFTA TARİH : 01 MART 2016 04 MART 2016 KONU : YEŞİLAY 1- Yeşilay nedir? Ne işe yara? Faaliyetleri nelerdir? Nefes akciğer yapalım. Vücudumuzu 2- Sigara ve alkolün zararlarını hep birlikte öğrenelim

Detaylı

Engin arkadaşına uğrar, eve gelir duşunu alır ve salona gelir. İkizler onu salonda beklemektedirler.

Engin arkadaşına uğrar, eve gelir duşunu alır ve salona gelir. İkizler onu salonda beklemektedirler. ENGİN VE İKİZLER ALIŞ VERİŞTE Hastane... Dr. Gamze Hanım'ın odası, biraz önce bir ameliyattan çıkmıştır. Elini lavaboda yıkayarak koltuğuna oturur... bu arada telefon çalar... Gamze Hanım telefon açar.

Detaylı

UÇAN BALONLAR SINIFI OCAK AYI BÜLTENĠ

UÇAN BALONLAR SINIFI OCAK AYI BÜLTENĠ UÇAN BALONLAR SINIFI OCAK AYI BÜLTENĠ KONULAR 1)ISINMA VE AYDINLANMA ARAÇLARI -IĢık nedir? Öğreniyoruz. - IĢık nerelerde kullanılır? Öğreniyoruz - Isınma araçları nelerdir? Öğreniyoruz. 2) ENERJİ TASARRUFU

Detaylı

İÇİNDEKİLER FARE İLE KIZI 5 YUMURTALAR 9 DÜNYANIN EN AĞIR ŞEYİ 13 DEĞİRMEN 23 GÜNEŞ İLE AY 29 YILAN 35 ÇINGIRAK 43 YENGEÇ İLE YILAN 47

İÇİNDEKİLER FARE İLE KIZI 5 YUMURTALAR 9 DÜNYANIN EN AĞIR ŞEYİ 13 DEĞİRMEN 23 GÜNEŞ İLE AY 29 YILAN 35 ÇINGIRAK 43 YENGEÇ İLE YILAN 47 İÇİNDEKİLER FARE İLE KIZI 5 YUMURTALAR 9 DÜNYANIN EN AĞIR ŞEYİ 13 DEĞİRMEN 23 GÜNEŞ İLE AY 29 YILAN 35 ÇINGIRAK 43 YENGEÇ İLE YILAN 47 KUYUDAKİ TİLKİ 49 TİLKİ ON YAŞINDA, YAVRUSU ON BİR 51 KURT, TİLKİ

Detaylı

GEZİ ÖNCESİ ALIŞTIRMALAR 6-13 YAŞ GRUBU

GEZİ ÖNCESİ ALIŞTIRMALAR 6-13 YAŞ GRUBU GEZİ ÖNCESİ ALIŞTIRMALAR 6-13 YAŞ GRUBU 2 İÇİNDEKİLER CANLILARIN SINIFLANDIRILMASI (ALIŞTIRMA-1) CANLILAR (ALIŞTIRMA-2) GIDA ZİNCİRLERİ (ALIŞTIRMA-3) AĞDA NE VAR (ALIŞTIRMA-4) ADAPTASYON (ALIŞTIRMA-5)

Detaylı

Özel Gebze Eğitim Kurumları Öz-Ge 2-6 Yaş Kreş ve Gündüz Bakımevi

Özel Gebze Eğitim Kurumları Öz-Ge 2-6 Yaş Kreş ve Gündüz Bakımevi Özel Gebze Eğitim Kurumları Öz-Ge 2-6 Yaş Kreş ve Gündüz Bakımevi PAPATYALAR EKĠM 2016 EĞİTİM BÜLTEN KIRMIZI BALIK Kırmızı Balık Gölde Kıvrıla Kıvrıla Yüzüyor Balıkçı Hasan Geliyor Oltasını Atıyor Kırmızı

Detaylı

Çevremizde Sayısız Madde Vardır

Çevremizde Sayısız Madde Vardır MADDEYİ TANIYALIM Çevremizde Sayısız Madde Vardır MADDE NEDİR? Boşlukta yer kaplayan,olan her şey maddedir. Maddelerin bazı özelliklerini, duyu organlarımızla belirleriz. Görürüz,hissederiz, tat alırız,

Detaylı

2. SINIF 2. DÖNEM BAġI GENEL DEĞERLENDĠRME SINAVI HAYAT BĠLGĠSĠ

2. SINIF 2. DÖNEM BAġI GENEL DEĞERLENDĠRME SINAVI HAYAT BĠLGĠSĠ Adı ve Soyadı: No: 2. SINIF 2. DÖNEM BAġI GENEL DEĞERLENDĠRME SINAVI HAYAT BĠLGĠSĠ Sağlıklı büyümemiz ve gelişmemiz için doğru beslenmeliyiz. 1. Hangi seçenekteki besinlerle beslenen kiģi Dr Özgür Bey

Detaylı

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu!

Gülmüştü çocuk: Beni de yaz öyleyse. Yaz ki, kaybolmayayım! Ben babamı yazmamıştım, kayboldu! Kaybolmasınlar Diye Mesleğini sorduklarında ne diyeceğini bilemezdi, gülümserdi mahçup; utanırdı ben şairim, yazarım, demeye. Bir şeyler mırıldanırdı, yalan söylememeye çalışarak, bu kez de yüzü kızarırdı,

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

OKUMA ANLAMA ANLATMA. 1 Her yerden daha güzel olan yer neresiymiş? 2 Okulda neler varmış? 3 Siz okulda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Aşağıdaki şiiri okuyunuz. Soruları cevaplayınız. OKULUMUZ Her yerden daha güzel, Bizim için burası. Okul, sevgili okul, Neşe, bilgi yuvası. Güzel kitaplar burda, Birçok arkadaş burda, İnsan nasıl sevinmez,

Detaylı

FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU ŞİRİNLER SINIFI AYLIK PROGRAMI. Tekerlemeler: On, on deve, karaciğer tekerlemelerini öğreniyorum.

FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU ŞİRİNLER SINIFI AYLIK PROGRAMI. Tekerlemeler: On, on deve, karaciğer tekerlemelerini öğreniyorum. FORUM EGE GÜNEŞİ ANAOKULU ŞİRİNLER SINIFI AYLIK PROGRAMI DİL BECERİLERİM VE BEN Hikaye / Öykü / Masal Tekerlemeler: On, on deve, karaciğer tekerlemelerini öğreniyorum. Bilmeceler: Öğretmen, okul,kitap

Detaylı

de hazır değilken yatağıma gelirdi. O sabah çarşafların öyle uyandırmıştı; onları suratıma atarak. Kız kardeşim makas kullanmayı yeni öğrendi ve bunu

de hazır değilken yatağıma gelirdi. O sabah çarşafların öyle uyandırmıştı; onları suratıma atarak. Kız kardeşim makas kullanmayı yeni öğrendi ve bunu İgi ve ben Benim adım Flo ve benim küçük bir kız kardeşim var. Küçük kız kardeşim daha da küçükken ismini değiştirdi. Bir sabah kalktı ve artık kendi ismini kullanmıyordu. Bu çok kafa karıştırıcıydı. Yatağımda

Detaylı

Uzun kısa Aynı farklı benzer YaĢlı genç Eski yeni Önce Ģimdi AMAÇLAR VE KAZANIMLAR

Uzun kısa Aynı farklı benzer YaĢlı genç Eski yeni Önce Ģimdi AMAÇLAR VE KAZANIMLAR OKUL ADI : TARĠH: ġubat AYI 3. HAFTA (PAZARTESĠ) YAġ GRUBU : 61-72 Ay ÖĞRETMEN ADI: ARAÇ OLARAK SEÇĠLEN KAVRAMLAR : Büyük küçük Dinozorlar Sınıfımızda Uzun kısa Aynı farklı benzer YaĢlı genç Eski yeni

Detaylı

HAYAT BİLGİSİ. Bulutların her birinde özellikler yazmaktadır. İyi bir arkadaşta bulunması gereken özelliklerin olduğu bulutları boyayın.

HAYAT BİLGİSİ. Bulutların her birinde özellikler yazmaktadır. İyi bir arkadaşta bulunması gereken özelliklerin olduğu bulutları boyayın. Adı Soy: 28/09/2012 HAYAT BİLGİSİ Bulutların her birinde özellikler yazmaktr İyi bir arkadaşta bulunması gereken özelliklerin olduğu bulutları boyayın samimi bencil nazik çalışkan yalancı dürüst Cana yakın

Detaylı

Ev ve apartmana dair / H.Cahit YALÇIN

Ev ve apartmana dair / H.Cahit YALÇIN "Biz apartmanlara yabancıyız. Bir ailenin hayatında ev ocak en esaslı bir unsurdur. Bir odanın kapısını açtığım zaman, burada babam doğmuştu, bir sofaya çıktığım zaman, burada halam gelin olmuştu, bahçeye

Detaylı

ilkokul Yeşilcan la Temiz Hava

ilkokul Yeşilcan la Temiz Hava ilkokul Yeşilcan la Temiz Hava SUNUM İÇERİĞİ Bağımlılık Nedir? Tütün Ürünleri Nelerdir? Sigaranın Arttırdığı Riskler Kendimi Nasıl Korurum? Sigara İçmemenin Faydaları 2 3 4 5 Bağımlılık Nedir? Bağımlılık

Detaylı

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular

Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular Ateş Ülkesi'nde Ateşgâh Ateşgâh ı anlatmak istiyorum bu hafta sizlere. Ateş Ülkesi ne yolculuk ediyorum bu yüzden. Birdenbire pilot, Sevgili yolcular hazır olun düşüyoruz diyor. Düşüyoruz ama ben dâhil

Detaylı

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir.

MÜBDÎ. Allah MUHSÎ dir. MUHSÎ, her şeyin sayısını bilen demektir. Hiçbir müzisyen, bülbülün ötüşünden daha güzel bir şarkı söyleyemez. Bütün bu güzel şeyleri Allah yapar ve yaratır. Allah ın güzel isimlerinden biri de HAMÎD dir. HAMÎD, övülmeye, hamd edilmeye, şükür

Detaylı

EKİM AYINDA NELER ÖĞRENECEĞİZ?

EKİM AYINDA NELER ÖĞRENECEĞİZ? 2017-2018 EKİM AYI 4-5 YAŞ PLANI EKİM AYINDA NELER ÖĞRENECEĞİZ?.HAFTA: EVİMİZ VE AİLEMİZ Evi izi Evi izi eş aları ı ta ı alı. Ailemizde kimler var. Çekirdek aile ve ge iş aile i ta ı alı. ölü leri i ta

Detaylı

AYLA ÇINAROĞLU HOŞ GELDİN ESİN PERİSİ

AYLA ÇINAROĞLU HOŞ GELDİN ESİN PERİSİ AYLA ÇINAROĞLU HOŞ GELDİN ESİN PERİSİ 2003, Uçanbalık Cumhuriyet Bulvarı No: 302/104 35220 Alsancak - İZMİR Yazar: Ayla Çınaroğlu Yayın Yönetmeni: İlke Aykanat Çam Düzelti: Gökçe Uslu Baskı: Ertem Matbaa

Detaylı

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri

Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri Sohbetler *Kendimi tanıyorum (İlgi ve yeteneklerim, hoşlandıklarım, hoşlanmadıklarım) *Arkadaşlarımı tanıyorum *Okulumu tanıyorum

Detaylı

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N.

* Balede, ayak parmakları ucunda dans etmek. [Ç.N.] ** Balede, ayaklarını birbirine vurarak zıplamak; antrşa şeklinde okunur. [Ç.N. New York ta bugün kar yağıyor. 59. Cadde deki evimin penceresinden, yönetmekte olduğum dans okuluna bakıyorum. Bale kıyafetlerinin içindeki öğrenciler, camlı kapının ardında, puante * ve entrechats **

Detaylı

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır.

ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. SOKAK - DIŞ - GÜN ABLA KARDEŞ Gerçek bir hikayeden alınmıştır. Batu 20'li yaşlarında genç biridir. Boynunda asılı bir fotoğraf makinesi vardır. Uzun lensli profesyonel görünşlü bir digital makinedir. İlginç

Detaylı

BU AY ÖĞRENDİKLERİMİZ ATATÜRK Atatürk kim olduğunu hatırladık. Atatürk ün hayatını inceledik. Atatürk ün kişisel özelliklerini ifade ettik. Atatürk ün

BU AY ÖĞRENDİKLERİMİZ ATATÜRK Atatürk kim olduğunu hatırladık. Atatürk ün hayatını inceledik. Atatürk ün kişisel özelliklerini ifade ettik. Atatürk ün 2013-2014 EĞİTİM DÖNEMİ DENIZYILDIZI GRUBU KASIM AYI BÜLTENİ ATAM SENİ ÖZLÜYORUZ. BU AY ÖĞRENDİKLERİMİZ ATATÜRK Atatürk kim olduğunu hatırladık. Atatürk ün hayatını inceledik. Atatürk ün kişisel özelliklerini

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

Selin A.: Yağmur yağdığında neden gökkuşağı çıkar? Gülsu Naz Ş.: Neden sonbaharda yapraklar çok dökülür? Emre T.: Yapraklar neden sararır?

Selin A.: Yağmur yağdığında neden gökkuşağı çıkar? Gülsu Naz Ş.: Neden sonbaharda yapraklar çok dökülür? Emre T.: Yapraklar neden sararır? İSTEK ÖZEL KEMAL ATATÜRK ANAOKULU MARTILAR SINIFI Mevsimler Geçtikçe Doğadaki Canlıların Yaşam Biçimleri de Değişir Konusu İle İlgili Neler Biliyoruz? Ece S. : Yaz mevsimi olunca hayvanlar daha da heyecanlanır.

Detaylı

OHIO DOĞAÇLAMASI (OHIO IMPROMPTU)

OHIO DOĞAÇLAMASI (OHIO IMPROMPTU) OHIO DOĞAÇLAMASI (OHIO IMPROMPTU) Samuel Beckett (1981) Türkçesi: Semih Fırıncıoğlu Ohio Doğaçlaması (Ohio Impromptu) ilk kez 9 Mart 1981 de, Ohio State Üniversitesi nin işbirliğiyle, Drake Union, Stadium

Detaylı

Bu testi yapın, kendinizi tanıyın!

Bu testi yapın, kendinizi tanıyın! Kendini Tanıma Testi Bu testi yapın, kendinizi tanıyın! İnsanlar sizin hakkınızda sandığınızdan farklı izlenimlere sahip olabilir. Gerçekten nasıl algılandığınızı siz de bilmek istemez misiniz? Bu teste

Detaylı

2. SINIF İŞİTME ENGELLİ ÖĞRENCİLERİ İÇİN TEST ÇALIŞMASI. Hazırlayan Engin GÜNEY İşitme Engelliler sınıf Öğretmeni

2. SINIF İŞİTME ENGELLİ ÖĞRENCİLERİ İÇİN TEST ÇALIŞMASI. Hazırlayan Engin GÜNEY İşitme Engelliler sınıf Öğretmeni 2. SINIF İŞİTME ENGELLİ ÖĞRENCİLERİ İÇİN TEST ÇALIŞMASI Hazırlayan İşitme Engelliler sınıf Öğretmeni 1 Saçları hangisi tarar? o A) Bıçak o B) Tarak o C) Eldiven o D) Makas 2 Hangisi okul eşyası değil?

Detaylı

Annem Uyurken Babam Beni Becerdi

Annem Uyurken Babam Beni Becerdi Merhaba sevgili hikaye okuru dostlarım, benim adım Meltem. Sizlere bu hikayemi Manisa dan yazıyorum ve bir kaç güne kadar Almanya ya döneceğim. Biz ailecek her yaz Manisa da ki yazlığımıza geliyoruz ve

Detaylı

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI. Nİsan AYI BÜLTENİ. Sevgİ Kİlİmlerİmİz

ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI. Nİsan AYI BÜLTENİ. Sevgİ Kİlİmlerİmİz ABDULLAH ALİYE CAN ANAOKULU ÇİÇEKLER SINIFI Nİsan AYI BÜLTENİ Sevgİ Kİlİmlerİmİz BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR Dünya Kitap Günü (23 Nisan gününü içine alan hafta) Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı (23 Nisan)

Detaylı

AMAÇLAR VE KAZANIMLAR. Psikomotor Alan Sosyal-Duygusal Alan Dil Alan BiliĢsel Alanı Özbakım Becerileri

AMAÇLAR VE KAZANIMLAR. Psikomotor Alan Sosyal-Duygusal Alan Dil Alan BiliĢsel Alanı Özbakım Becerileri OKUL ADI : TARĠH: MAYIS AYI 2. HAFTA (PAZARTESĠ) KAVRAMLAR : BoĢ dolu GeniĢ dar Kenar, köģe Psikomotor Alan Sosyal-Duygusal Alan Dil Alan BiliĢsel Alanı Özbakım Becerileri A. 2. : K. 3, 4, 5, 8, 15 A.

Detaylı