Ne yazık ki Türkiye de hayatın kendisi polisiyedir

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Ne yazık ki Türkiye de hayatın kendisi polisiyedir"

Transkript

1 Aydınlık. KITA PAydınlık BU SAYIDA 22 KİTAP TANITILIYOR Toplam: Ağustos 2012 Cuma / Yıl: 1 / Sayı: 24 Gazetesi nin ücretsiz ekidir İnsan öyküleriyle Türkiye nin halleri Yazar Suat Duman la Cinayet Mevsimi kitabı ve polisiye roman üzerine... Ne yazık ki Türkiye de hayatın kendisi polisiyedir Çağdaşlaşmanın itici gücü var olabilme mücadelesi Bilim kurgu okuruna Noir ziyafet Mitten gerçeğe, gerçekten mite ırkçılık Önce düşler gelir

2

3 Aydınlık KİTAP 10 A USTOS 2012 CUMA 3 İÇİNDEKİLER Haftanın Portresi: Alim Şerif Onaran s. 4 Çağdaşlaşmanın itici gücü var olabilme mücadelesi s. 5 Kapak: Ne yazık ki Türkiye de hayatın kendisi polisiyedir s. 6/7 Zamanın silgisi de olmasa o büyük iyilikseverler, yaptıkları kötülükleri halka nasıl unuttururlar! s. 8 Bilim kurgu okuruna Noir ziyafet s. 9 Mitten gerçeğe, gerçekten mite ırkçılık s. 10 Yeni Çıkanlar s. 11 Çocuk: Önce düşler gelir s. 12 Sahaf: Lozan ın tanığından Lozan dersleri s. 13 Alıntı Test-Bulmaca s. 14 1) 2) 3) 4) 5) ÖneriYorum AYLA KUTLU Ömrün Yazı, Berat Alanyalı Berat Alanyalı nın inanılmaz güzellik ve zenginlikteki dili ile yazdığı ustalıklı öyküler. Dilindeki renk ve yetkinlik Türkçe nin olanakları renk dürbününün yarattığı görsel çeşitlemeler gibi insanı heyecanlandırıyor. O kadar da değil, düş, gerçek, ve fantazma arasındaki gidiş gelişler insanı şaşırttığı kadar dünyasını da renklendiriyor. Asi Destanı, Sabahattin Yalkın Sabahattin Yalkın benim gibi yazdıklarını yayımlamaya geç başlamış has bir şair. Çok sevdiğim şairlerin en önde gelenlerinden. Biz Antakyalılar için adeta kutsallık taşıyan, derin ve uzun ömürlü kültürümüzün taşıyıcısı Asi; mitoloji, eski zamanlar, eşsiz coğrafya ve barışı ve bütünleşmeyi çok önceden bulmuş insanlar üstüne destan parçaları... İnsan olduğumuza sevindiğimiz anları anımsatan yetkinlik. Asi...Asi, Ayla Kutlu Bir şehrin, bir ırmağın geniş zamanlara yayılmış öyküsüyle birlikte kurgusal bir ailenin yüz yirmi yılllık, dört kuşaklık yaşamı çok zengin ve şiirli bir Türkçe ile anlatılıyor. Asi bir yanıyla uygarlık taşıyan, öbür yanıyla isyancı bir kimliktir... Adının iki kez tekrarlanması da bu yüzden. Küçük Prens, Antoine de Saint-Exupery Küçük Prens her yaştan insanın bıkmaksızın okuyacağı bir insanlık destanı. Her okuyuşta bir parça daha zenginleştiğini algılatan, bıkılmayan bir şarkı gibi, hep canlı kılan, insanı kederden arındıran, kötülükten sakındıran, çocuk dünyasını sürekli algılatan bir başyapıt. Okudukça soluğu tazelenen bir dostluk atmosferi. Bütün Şiirleri, Yorgo Seferis Nobel ödüllü ve yirminci yüzyılın en büyük şairlerinden Seferis; duygu derinliği zaman zaman algılanamayacak boyuta kadar inen bir şair. Özelikle yazanlar ve yazma aşkı duyanlar işin eşsiz bir esin kaynağı. Bir başucu kitabı... Yerinde yıllarca kalabilecek güçte üstelik. Rakamlar yanıltmasın Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdür Yardımcısı Ümit Yaşar Gözüm'ün geçtiğimiz günlerde AA muhabirine yaptığı açıklama çeşitli gazeteler ve internet sitelerinde yer aldı. Gözüm, Türkiye'de son yıllarda yayıncılığın sektörleşmesine yönelik önemli adımlar atıldığını, bunun etkisinin de çok açık bir şekilde görülmeye başlandığını söyledi. Açıklamada basılan kitaplar, yeni açılan kitabevleri ve yayınevlerine dair ayrıntılı bilgiler var. Rakamlarla buralardaki artışa değinilmiş. Ayrıntılı biçimde aktarılan veriler sevindirici. Fakat haberin aktarımında kullanılan bir ara başlık var ki bizleri düşündürdü. Sektörün kalbi İstanbul, Ankara ve İzmir. Yayıncılık ve kitap dağıtımındaki yaygın artışa sevinemiyoruz böyle olunca. Çünkü sorun tam da burada başlıyor. Anadolu'da birçok ilimizde kitaplara ulaşımda ciddi sıkıntılar olduğunu biliyoruz. Kitabevlerinin azlığı çok canımızı sıkmayacak kütüphaneler yeterli düzeyde olsa. Ama biliyoruz ki kütüphanelerde de yetersizlikler var. Kaldı ki söz konusu kütüphane olunca İstanbul, Ankara ve İzmir bile tartışmaya dahil edilebilir. Diyeceğimiz o ki, rakamlar yanıltmasın. Biz yine de Anadolu'dan Kitabevi köşemizde sizleri zengin bir kitaplığa ulaşabileceğiniz sayılı mekanlardan haberdar etmeye devam edelim en iyisi. Aydınlık Kitap ekibi olarak okurlarımıza müjdemiz var. Yaz sonrası için yeni dönem hazırlıklarına şimdiden başladık. Bayramdan sonra Aydınlık Kitap ekibine yeni isimler katılacak. Şimdi yaz tatili, bayram tatili derken yayıncılık alanı biraz durgun. Önümüzdeki üç sayıyı, yirmi dört yerine on altı sayfa çıkaracağız. Bayramdan sonra hem yeni ekibimiz hem de dolu dolu yirmi dört sayfayla devam edeceğiz. Haftaya buluşmak dileğiyle... SUNU. Aydınlık KITA P Aydınlık Gazetesi nin ücretsiz ekidir Editör: Pınar Akkoç Yazıişleri: Damla Yazıcı Reklam Müdürü: Saynur Okuroğlu Sayfa Sekreteri: Alev Özgenç Anadolum Gazetecilik Basım Yayın San. ve Tic. A.Ş. adına sahibi: Mehmet Sabuncu Genel Yayın Yönetmeni: Serhan Bolluk Sorumlu Müdür: Mehmet Bozkurt Yönetim Yeri İstiklal Cad. Deva Çıkmazı No:3/3 Beyoğlu / İstanbul Tel: / / Faks: Baskı: Toros Yay. Mat. Tur. Org. San. Tic. Ltd. Şti. Oruçreis Cad. Remzi Özkaya Sok. No:16 Bahçelievler / İstanbul Tel:

4 4 10 A USTOS 2012 CUMA Aydınlık KİTAP HAFTANIN PORTRES Alim Şerif Onaran ( ) Sinematografik Hürriyet ba l kl çal mas yla hukuk doktoru, Muhsin Ertu rul un Sinemas teziyle sinema tarihi doçenti, Lütfi Ömer Akad n Sinemas ba l kl eseriyle de profesör oldu. Bu çal malar n üçü de daha sonra kitap olarak bas ld İnsan öyküleriyle Türkiye nin halleri Öyküler arac l yla; tan d m z, bildi imiz ya da ilk kez tan aca m z insanlar n hayatlar yla yapt klar tan kl klar üzerinden Türkiye nin ve Türkiye de ya aman n halleri anlat l yor ŞENOL ÇARIK Türkiye de sinemanın okullaşmasında öncü rol oynayan Alim Şerif Onaran Türkiye nin ilk sinema profesörü olma ünvanına sahip yılında Manisa nın Kula ilçesinde dünyaya gelen Onaran, ilk ve ortaöğrenimini İzmir de tamamladıktan sonra Ankara SBF'de öğrenimini sürdürdü. Uzun yıllar İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Teşkilatı nda görev yaptıktan sonra akademik çalışmalarına kaldığı yerden devam etti. Sinematografik Hürriyet başlıklı çalışmasıyla hukuk doktoru, Muhsin Ertuğrul un Sineması teziyle sinema tarihi doçenti, Lütfi Ömer Akad ın Sineması başlıklı eseriyle de profesör oldu. Bu çalışmaların üçü de daha sonra kitap olarak basıldı. Bu çalışmalarının dışında başlıca eserleri: Lütfi Ö. Akad (1990), Sesli Sinema Tarihi (1977), Sinemaya Giriş (1986), Sessiz Sinema Tarihi (1994), Türk Sineması (1994), "20. Yüzyılın Son Beş Yılında Türk Sineması (2005). Onaran sinemanın akademik alandaki gelişimine büyük katkı sundu. Ankara Üniversitesi, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve son olarak Mimar Sinan Üniversitesi eğitim verdiği okullardır. Bu üniversitelerin Sinema-Televizyon bölümlerinin kurumsallaşmasında emeği geçti. Alim Şerif Onaran, sinema alanındaki çalışmalarının yanı sıra Binbir Gece Masalları çevirisiyle de bilinir. Toplam on altı kitaptan oluşan bu büyük eser günümüzde Onaran ın çevirisyle okurla buluşmaya devam ediyor. Gazeteci Celal Başlangıç ülkemizin yakın dönem tarihini, portreler yani hayat röportajları üzerinden yazmaya Hayatın Rengi Gökkuşağı ile devam ediyor. Sinemacılar, Tiyatrocular, Müzisyenler, Gazeteciler, Foto Muhabirleri, Belgeselciler, Çizgiler, Desenler, Değerler başlıkları altında 44 insan öyküsü nün yer aldığı kitapta, bu öyküler aracılığıyla; tanıdığımız, bildiğimiz ya da ilk kez tanışacağımız insanların hayatlarıyla yaptıkları tanıklıklar üzerinden Türkiye nin ve Türkiye de yaşamanın halleri anlatılıyor Bu kitap, insan öykülerini derlediği ilk kitap olan Hayata Söylenmiş Şarkılar ın da bir nevi devamı niteliğinde Kimler yok ki kitapta; Moğollar ın davulcusu Engin Yörükoğlu, Fikret Otyam, tiyatrocu Haldun Dormen, yönetmen Reis Çelik, Haluk Levent, Ara Güler, Mehmet Esen, Mümtaz Sevinç, Rahmi Dilligil, Tuncer Necmioğlu, Semir Aslanyürek, Vecdi Sayar, Ali Öz, Ergun Hiçyılmaz, Mehmet Soyer, Yunus Tonkuş ve daha niceleri Kitabı okurken, bir yandan geniş bir yelpazede birçoğunu bildiğimiz isimleri hiç duymadığınız, bilmediğiniz yanlarıyla yakından tanıma fırsatına sahip olurken; diğer yandan da adını ilk kez duyduğunuz insanları ilginç öyküleri aracılığıyla tanışma şansını yakalayacaksınız. Bu tanışma öyle sıcak, dostane olacak ki ilk kez duyulan isimlerin öykülerinde belki kendi yaşamınızdan, belki ülkemizin yakın tarihinden kesitlerle bir de bakmışsınız 40 yıllık dost olmuşsunuz Ç ÇEK AR F N BAVULUNDAK UMUT Yılmaz Güney in Cannes Film Festivali ne seçilen Umut filminin, havaalanında, Arif Keskiner in; nam-ı diğer Çiçek Arif in bavulunda gizlice çıkarılışının öyküsüyle başlıyor Hayatın Rengi Gökkuşağı yılında yitirdiğimiz Moğollar ın davulcusu Engin Yörükoğlu yla devam ediyor. Grubun isminin konuluş hikayesinden Paris günlerine, dağılıştan yeniden bir araya gelişe Durmadan yürüyen genç kalır sözü belki de Moğollar ın 1960 lardan günümüze taşıdıkları müzik yaşamlarını anlatmaya yetiyor Sonra Dr. Ercan Kesal ın sinemaskop düşleri, ardından ışıyarak yok olan aktör Erkan Yücel 12 Mart ın işkencehanelerinde acıya, işkenceye mizahla oyunla direnen tiyatrocu bize bir gösteri yap! diyen işkencecilere yasaklanan Hitler Rejimi nin Korku ve Sefaleti nden bölümler oynayan, arkadaşlarına taklitler yapıp, oyunlar oynayarak moral veren, kısaca yattığı hücreyi de gittiği köyü de bir anda tiyatro salonuna çeviren, demiryolu işçisi bir babanın en küçük çocuğu Tiyatrocu olmaya karar verdiğinde annesinin yazıklar olsun, sürüneceksin sözleriyle karşılaşan Haldun Dormen, Mersin de çalıştığı tesisten dayak yiyerek atılan ve yolu kesinkes İstanbul a düşen Haluk Levent, ezgilerini Kafdağı ndan aşıranların serüvencisi müzisyen İberya Özkan, Sivas ta yakılarak katledilen Nesimi Çimen in balet ve müzisyen oğlu Mazlum Çimen, Cihangir de bir konakta dünyaya gelen tiyatrocu Mehmet Esen, uğursuz bir ocak ayında sırtına saplanan bıçakla yaşama veda eden oyuncu Mümtaz Sevinç, bütün yaşamı tiyatro olan, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Rahmi Dilligil in onur savaşı, bulduğu gazete parçalarını annesine çuvaldızla diktirip gazete kitapçıkları yaptıran film gibi bir yönetmen Reis Çelik in Ardahan dan İstanbul a yola çıkışıyla başlayan macerası, doktor olmak için geldiği İstanbul da tiyatrocu olan ve elli yıl boyunca yasaklarla, gözaltılarla, tutuklamalarla, tiyatro kapatmalarla dolu bir hayat süren Tuncer Necmioğlu, neredeyse bir yüzyıla tanık Ara Güler, okuryazar gazeteci Ergun Hiçyılmaz, kâbesi insan olan büyük usta Fikret Otyam, akordeonla grev kışkırtan belgeselci Nedim Hazar ve daha nicesi Kitap, yukarıda adını saydığımız ve sayamadığımız insanların hayat hikayelerini anılarıyla tanımamızı sağlarken, mesleklerine giden yolu da büyük bir ustalıkla aralıyor; kuru bir biyografik anlatım yerine, ilginç anı ve notlarla örerek, bir yandan da dönemin özellikleriyle gözler önüne seriyor Başlangıç a göre Hayatın Rengi Gökkuşağı nda yer alan portrelerin toplamı bir yandan yaşadığımız çağın, diğer yandan da yaşadığımız coğrafyanın aracısız tanıklığı (Hayatın Rengi Gökkuşağı, Celal Başlangıç, Everest Yayınları, 248 s.)

5 Aydınlık KİTAP 5 EMPERYALİZME DİRENEN İKİ DEVLET: TÜRKİYE VE İRAN Çağdaşlaşmanın itici gücü var olabilme mücadelesi CANSU YİĞİT Batı toplumları özelinde coğrafi keşifler ile başlayan süreçte yaşanan iktisadi dönüşüm Aydınlanma, Rönesans ve Reform gibi hareketlerle fikri zemine oturmuş ve bu iktisadi ve fikri dönüşüm 1648 İngiliz Devrimi, 1789 Fransız Devrimi gibi atılımlarla siyasi ve sosyal hayatın da değişiminin itici gücü olmuştur. En genel ifade ile tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş diye adlandırabileceğimiz bu iktisadi ve toplumsal dönüşüm kendine yeni temsil araçları geliştirmiş, bu çerçevede modern yaşam biçimi oluşturmuştur. Sanayileşmeye dayalı yeni iktisadi yapının beraberinde getirdiği pazar arayışı Batıyı Doğu ile ilgilenmeye itmiş ve bu ilgi Doğu toplumlarına söz konusu değişime ait yeniliklerin, aktarılması sürecini başlatmıştır. ÇA DA LA MANIN KAYNAKLARI Batının 18. yüzyıl itibari ile artan pazar ihtiyacı Doğuda kendini sömürge olma tehlikesiyle göstermiştir. Bu anlamda geç de olsa çağdaşlaşmasını tamamlayarak Avrupa devletleri arasına girebilmiş Rusya ile yapılan savaşlarda alınan yenilgiler İran ın, Batının gücünün farkına varmasını sağlamış ve bu güç ile mücadele edebilmenin yolları aranmıştır. İşte Osmanlı Devleti nde olduğu gibi İran da da çağdaşlaşma fikri Batı karşısında var olabilme mücadelesi olarak gündeme gelmiştir. Henüz tam sömürge olmayan bu ülkelerde yenileşme isteğinin temel nedeni devleti güçlendirme, merkezileşme ve yabancı baskılarına karşı koyabilme olduğu için Batı tarzı yenileşme çabaları ilk önce askeri kurumlarda kendini göstermiştir. İran da yenileşme-dönüşme isteği, Batı daki gibi toplumsal bir sınıfa dayanmadığı için süreklilik gösterememiş çoğu zaman değişen bürokratlarla birlikte yenileşmenin hızı da farklılık göstermiştir. Toplumsal sınıf desteğinin eksikliği, zaman zaman değişime karşı toplumda direnç odaklarının ortaya çıkmasına da yol açmıştır. Celal Metin tarafından kaleme alınan Emperyalist Çağda Modernleşme nin kaynakçası göz önüne alındığında uzun soluklu bir çalışmanın ürünü olduğu açıktır. Modern İran üzerine Türkçe eser sayısının azlığını dikkate aldığımızda ise çalışmanın önemi daha da artmaktadır. Celal Metin eserinde Türk ve İran çağdaşlaşma süreçlerinin düşünsel kaynaklarını ve önderlerini karşılıklı olarak incelemekte ve Türk yenileşme hareketlerinin İran yenileşmesine özellikle düşün alanında etkilerini tartışmaktadır. TÜRK VE RAN ÇA DA LA MA SÜREÇLER NDEK PARALELL K 19. yüzyılın sonlarında emperyalizmin artan baskısı altında hükümdarların ve bürokratların yeterince önlem almadığını düşünen ya da emperyalist müdahaleye davetiye çıkardığına inanan muhalif gruplar hem yeni bir ideolojik söylem hem de yeni bir yönetim arayışına giriştiler. Hem Türkiye de hem de İran da meşrutiyetin ilan edilmesi ile ülkenin içine sürüklendiği kaosun çözüleceğine inanan aydınlar ülkelerindeki siyasal baskının zorlamasıyla yurt dışında kendilerine yaşam alanı bulabilmiş ve buradaki uygulamalardan özellikle İngiltere deki parlamento yapısından büyük oranda etkilenmişlerdi. Gittikçe daha yüksek sesle dile getirdikleri anayasal düzen özlemlerini laik, halkçı ve özgürlükçü bir zemine oturtmakla beraber politik anlamdaki sınırlı bilgilerinden dolayı iktidara geldiklerinde sancılı bir süreç yaşamışlardı. Türk çağdaşlaşmasında önemli bir dönüşümü simgeleyen II. Meşrutiyet hareketi ve Jön Türkler, devleti içine düştüğü çıkmazdan kurtarmak ve tüm gerici unsurları tasfiye ederek devlet kurumlarına yeni bir soluk getirmek üzerine oturttukları siyasal hedefleriyle toplumsal taban ve kültürel iklim yaratmaya çalışmış ve başarılı da olmuşlardı. İran muhalefeti ise laik siyasal mücadele geleneğinin yoksunluğu, toplumsal parçalanmışlık ve Şii din adamlarının toplum üzerindeki etkin rolünden dolayı Jön Türk lere göre daha kolay elde ettikleri meşruti yönetimin kalıcılığını sağlayamamışlardı. Hem Jön Türkler hem de İran meşrutiyetçileri arasında Rus ve İngiliz emperyalizmine karşı Alman dengesine yaslanma fikri ve Japon modernleşmesinin özgün modeli çok sık tartışılmıştır. Celal Metin kitabının son bölümünü Mustafa Kemal ve Rıza Şah ın karşılaştırmalı bir değerlendirmesine ayırmış. Rıza Şah, belli bir doğrultuda devrimlerini hayata geçiren Mustafa Kemal i yakından izliyor, Mustafa Kemal de Rıza Şah ın Türkiye deki yenilikleri İran da uygulamasını olumlu buluyordu. İki toplumun birçok benzerlikleri olduğu gibi farklılıkları da azımsanmayacak ölçüde olduğu için yenileşmeye dönük faaliyetleri de birbirine benzemekle birlikte toplumda farklı seslerin çıkmasına yol açabiliyordu. Mustafa Kemal Türkiye de gerici unsurların tasfiyesinde başarılı olmuştu, ancak Rıza Şah ın karşısında toplumsal hayatta hala güçlü söz sahibi olan Şii ulema vardı. Celal Metin, Rıza Şah ile Atatürk arasında birçok benzerlik sıralanabileceği gibi çok daha fazla farklılık bulunabilir. Yine de her iki önder şahsiyet tarihsel süreçte her iki ülkenin modernleşme çabalarına damgalarını vurmuşlardır değerlendirmesinde bulunuyor. (Emperyalist Çağda Modernleşme, Celal Metin, Phoenix Yayınevi, 392 s.)

6 6 10 A USTOS 2012 CUMA Aydınlık KİTAP KAPAK CİNAYET MEVSİMİ VE MÜRURUZAMAN CİNAYETLERİ NİN YAZARI SUAT DUMAN: Ne yazık ki Türkiye de hayatın kendisi polisiyedir Cinayet bir kusurdur en hafif ifadesiyle, o nedenle kusursuz cinayetler kurgulamay, edebiyat hevesiyle bile olsa, do ru bulmuyorum. Katilin fiilini estetize ederek olumlamak benim i im de il. S n fsal analizleri yap ld m bilmiyorum ama evet Agatha Christie romanlar da dahil, sosyoekonomik yap n n çarp kl klar polisiyelere istisnas z girmi tir. nsanlar n birbirini öldürmeye ba lad nokta, sistemin kendini en net ele verdi i noktad r ne de olsa. PINAR AKKOÇ Son yıllarda ülkemizde polisiye kurguya karşı ilginin arttığını gözlemliyoruz. Polisiye romanlar çok satanlar listelerinin başında geliyor. Yine milyonları ekrana kilitleyen diziler polisiye romanlardan esinlenme. Suat Duman iki kitabıyla bu alanda sesini duyuran genç yazarlardan. Duman la polisiyenin edebiyattaki rolü, karakteri ve yeni basımı yapılan romanı Cinayet Mevsimi üzerine konuştuk. İlk basımı 2008 de yayımlanan Cinayet Mevsimi, kısa süre önce yeni basımını gerçekleştirdi. Bu arada ikinci romanınız Müruruzaman Cinayetleri de okurla buluştu. Kahramanınız Mehmet Cemil, şehir değiştirerek Ankara dan İstanbul a geldi. Polisiye atmosfer yaratmak açısından bazı şehirlerin daha avantajlı bir dekor oluşturduğu söylenebilir mi, yoksa bunun pek bir önemi yok mudur? Doğrudur, bazı şehirler, biz onu hikâyemize mekân seçmeden çok önce, yapısal özellikleriyle, tarihsel dokusuyla, şairlerin, yazarların kattıklarıyla zihinlerde bir şekle, anlama bürünmüştür bile. Şehrin yapısal özellikleri, öyküde atmosfer için önemli. Fakat bir şehrin yansız, belgesel tasviri tek başına yeterli değil gibi geliyor bana. Romanlarımda mekanın yalnızca bir dekor olarak değil, bir karakter olarak yer almasına çaba harcıyorum. Bunun hikayeyi, şehre yapıştırılmış bir fazlalık olmaktan kurtaracağını düşünüyorum. Polisiye, şehirle bütünleşmeyi gerektiren bir tür. Dolayısıyla şehir ve karakterler beraber nefes alabildikleri sürece Türkiye'nin hangi şehrinde geçerse geçsin, Muğla, Van ya da Adana fark etmez, sözünü ettiğiniz atmosferin okura kendini hissettireceğini varsayıyorum. Mehmet Cemil i Cinayet Mevsimi nde Ankara da hukuk fakültesinde okuyan, yarı dedektif bir öğrenci olarak tanıdık. Cinayetleri aydınlatırken yardım aldığı insanlar da büyük çoğunlukla kendi arkadaş çevresinden, kantinden Polisiye edebiyat tarihinin en genç ve amatör dedektifi diyebilir miyiz Mehmet Cemil e? Evet, cinayetleri en başta bir oyun gibi görmesi, bir film içinde yaşar gibi sürüklenip gitmesi göz önünde tutulunca genç, hatta çocuk bile diyebiliriz Mehmet Cemil e. Tabii yaşı itibarıyla da öyle. Gönülsüzlüğü, müdahale etmekten korkması, çözme iradesini bir türlü gösterememesi de amatörlüğünden kaynaklanıyor şüphesiz. Dedektiflik hevesiyle işe koyulup, kalkıştığı işin seyirlik bir maceranın ötesinde olduğunu anladıkça amatörlükten ilelebet kurtulamayacağını da içten içe hissediyor. Müruruzaman Cinayetleri nde maceraya daha gönüllü görünse de bir cinayeti aydınlatmakla, adaleti sağlamanın her zaman aynı anlama gelmeyebileceğini görmesi, olaya profesyonel gözüyle bakmasını olanaksız kılıyor. Dahası profesyonellikten midesi bulanıyor. POL S YEY AYRIMSIZ OKURUM Ernest Mandel, ünlü incelemesi Hoş Cinayet te polisiye edebiyata dair önemli bir sınıfsallık vurgusu getirir ve suç ilişkilerinin toplumsal yapıdaki yerini sorgular. Benzer bir yaklaşımın, yerli-yabancı pek çok yazarla birlikte sizin kitaplarınızda da görüldüğünü söyleyebilir miyiz? Mandel in bu yaklaşımı konusunda neler söyleyebilirsiniz? Polisiye okumayı seviyorum ve neredeyse ayrımsız okuyorum. Fakat sıra yazmaya gelince tercihim üstün zekâlı katillerin cinayetlerini çözmeye çalışan matematik dehası dedektiflerin hikâyelerinden yana olmuyor, ne kadar sevsem de olamıyor. O noktada yazınsal tercihim, politik yaklaşımımdan ayrı kalamıyor. Cinayet bir kusurdur en hafif ifadesiyle, o nedenle kusursuz cinayetler kurgulamayı, edebiyat hevesiyle bile olsa, doğru bulmuyorum. Katilin fiilini estetize ederek olumlamak benim işim değil. Sınıfsal analizleri yapıldı mı bilmiyorum ama evet Agatha Christie romanları da dahil, sosyo-ekonomik yapının çarpıklıkları polisiyelere istisnasız girmiştir. İnsanların birbirini öldürmeye başladığı nokta, sistemin kendini en net ele verdiği noktadır ne de olsa. Bana gelince, kendimi kısıtlamak istemem ama politik polisiyelere yatkın olduğumu söyleyebilirim. Fransız Leo Malet i, Yunanlı usta Petros Markaris i türün üstadları olarak gördüğümü söylemem yeterli olur sanırım. Mehmet Cemil Cinayet Mevsimi nde bir yandan öğrenci dünyasını, bir yandan da sık sık bindiği banliyö trenlerinde halktan insanları gözlemliyor. Bir dedektifin ya da polisiye yazarının sokakla bu tür temasının önemi, yararı nedir? Mehmet Cemil bu insanları sadece gözlemlemiyor, onların arasında yaşıyor, onlardan biri. Türkiye de yazılacak polisiyenin hayatın günlük akışıyla, sokakla, mahalleyle ve gerçeklikle sıkı bağlar kurması gerektiğini düşünüyorum. Ne yazık ki Türkiye de hayatın kendisi polisiyedir. Kapıların sabaha karşı sertçe vurulması için darbe dönemlerini beklemeye gerek kalmadı biliyorsunuz, yasal izin almadan el koyma işlemleri yapılıyor, gerekçe olmadan tutuklama kararları veriliyor. Adi suçlarda da çeşitlilik ve sayısal çokluk büyük boyutlarda. Sadece üçüncü sayfaların takip edilmesiyle parlak fikirler geliştirilebilir. Bu, işin bir yönü. Diğer taraftan sokak yalnızca vaka yı görmek için değil, halkımızın kimi zaman yılgın, kimi zaman kurnaz, çoğu zamansa umutlu ve yaratıcı pratiğini görmek, gözlemlemek için de yegânedir. Bana kalırsa sokak her şeydir.

7 KAPAK Aydınlık KİTAP 10 A USTOS 2012 CUMA 7 S NEMAYLA TEMAS Cinayet Mevsimi, sinemadan, filmlerden çok söz eden bir kitap. Hatta entrikanın çözülmesinde de sinema sanatının belli bir payı var. Sinemayla ilginiz ne düzeyde, yazarken size ne gibi avantajlar sağlıyor film izlemek? Doğru söylüyorsunuz, sinema ile paslaşan bir roman oldu Cinayet Mevsimi. Onun kadar olmasa da Müruruzaman Cinayetleri nde de sinema ile koltuk teması var. Plastik açıdan, sıklıkla tersini duysak da sinemayı besleyenin edebiyat olduğuna inanıyorum. Sinemadan uzak durmanın olanaksızlığı da ortada. Yaratıcı yönetmenlerin sinema dillerinden, hikâyelemede başvurdukları yöntemlerden belli sonuçlar çıkarıyorum elbette. Yine de iyi bir filmin bana ve yazmakta olduğum romana asıl katkısı, iyi bir sanat eseri görmüş olmanın verdiği coşkudur. Türkiye, Bizde polisiye roman yazılamaz, çünkü planlı-incelikli cinayet işlenmez. Adam alır gelir baltayı, önüne geleni doğrar noktasından, polisiye edebiyatın geniş bir yelpaze oluşturduğu bir noktaya geldi. Bunu neye bağlıyorsunuz? Türkiye deki hangi olumlu-olumsuz dinamikler polisiye edebiyatı geliştirdi? Korkarım polisiye edebiyatın çok ve iyi yazıldığı ülkelerde de adam eline baltayı alıyor ve önüne geleni doğruyor. Gözden kaçansa romanı katilin değil, yazarın kaleme aldığı. Bazı ülkelerin katillerini bile idealize eder hale geldik. Fakat söylediğinizde gerçeklik payı da var. Bunu da, katillerimizin düz mantıkla çalışmalarından çok, edebiyatımızın -aslında sinemamız için de geçerli- korku, komedi, polisiye gibi türlerin net bir şekilde bölümlendiği bir edebiyat olmamasına bağlıyorum. Okurun bu türleri yabancı örnekleriyle tanıması, yerli yazarları da baskı altında tuttu uzun süre. Okurun esnemesi, yazarın cüreti bu döngüyü kırmış olabilir. ADALETE ULA MANIN EN UZUN YOLU Avukatlık yapıyorsunuz. Bir yazar olarak, suçun ve suçlunun dünyasına avukat cübbesiyle mi bakmak daha geniş olanaklar tanıyor size, yoksa kürsüden (hakim, savcı) bakmanın da başka yararları var mı? Aslında bir yazar olarak herhangi bir cübbeyle bakmayı doğru bulmuyorum. Nesnellik, okurun kandırılmayı asla kabul etmediği polisiye edebiyat için olmazsa olmazdır. Yasanın çizdiği sınırların dışında bir avukatlık da pek olası değil yanı sıra. Olsa olsa politik bir tavır olarak savunmanızı, hukukun içinde ama yasanın dışında inşa etmeniz söz konusu olabilir. Bunun parlak örneklerini biliyoruz. Zamanında Halit Çelenk in, Çorum ve Sivas davalarının kahraman avukatlarının yaptıkları savunmaları ve avukatlık mesleğine kazandırdıkları şerefi hep biliyoruz. Bugünlerde o kahraman mirasını Ergenekon savunmalarında görüyoruz. Tarihsel değerdedirler, suçun ve suçlunun dünyasını yasalar üzerinden değil politik bağlantılarıyla çözmüş ve çökertmişlerdir. Belki bu nedenlerle avukatlık mesleği, hakim ve savcılık mesleğine kıyasla, olguya, yazılı metinlerin ötesinden de bakma olanağı veriyor. Kendimi bu nedenle bu tarafa daha yakın hissediyorum sanırım. Günümüz Türkiye sinde hukuk-adalet ilişkisi hakkında neler söyleyebilirsiniz? Günümüz Türkiye sinde adalete ulaşmanın en uzun yolu hukuktur. Yapısal sorunlar malûm. Mahkemeler çalışamaz hale gelmiş durumda. Hakkının teslim edilmesini bekleyen yurttaş, adaleti farklı mekanizmalarda aramaya itiliyor. İşin kötüsü sistem de buna eğilim gösteriyor. Yeni çalışmalarınız ve projeleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Yeni bir roman yazmakla meşgulüm bugünlerde. Henüz iki bölüm yazabildim. Biraz ağır ilerlemekle beraber, diğer romanlardaki dilin yinelenmesi tuzağına düşmemek adına böylesinin daha isabetli olduğunu sanıyorum. Kısaca, işçi ölümleriyle mücadele eden bir tersanede işlenen bir cinayet ve bu cinayetin düğümüne dolaşan bir işçiyi merkeze alan bir hikâyesi var romanın. Teşekkürlerimizle Ben teşekkür ediyorum.

8 8 10 A USTOS 2012 CUMA Aydınlık KİTAP GÜLDEN TERAZİ MEC T ÜNAL Zamanın silgisi de olmasa o büyük iyilikseverler, yaptıkları kötülükleri halka nasıl unuttururlar! Her eyin parayla oldu u; her eyi, airlerinin hayatlar bile sat l k ülke Bir yudum suyu, Allah n selam n bile al n r sat l r bir meta yapt bu paragöz düzen. Selam veriyorsun alm yor adam, belki bir ey isteyeceksin diye, o kerte Oysa iftar çad rlar ndan geçilmiyor en yoksul beldede bile! Hay r hasenat denince insan n akl na hep eski, masals ça lar n gelmesi de bu yüzden i te 80 yaşını çoktan geçmiş olduğunu ancak yakına geldiğinde anlayabilmiştik; uzaktan hayli genç ve dinç görünüyordu oysa. Omuzundaki, askerlere özgü sırt çantasının ağırlığını hayıt dalından yapılma bastona vermiş, traktörlerin gide gele yol ettiği tarla kenarından, bir şey arar gibi çevresine bakınarak ağır ağır yaklaşıyordu. Geldi geldi geldi, sonra yumuşak bir dönüşle yoldan içeri saptı. Boyu az dikçe bir ahlat ağacının önünde durdu. Çevresini dolandı. Aradığını bulmuşlara has gülümsemeyle aydınlanmıştı yüzü. Bastonunu, ağacın bilek kalınlığındaki gövdesine dayadı. Çantasını indirdi ve bir testere ile çeşitli boylarda kesilip hazırlanmış dal çubukları çıkardı. Ne yaptığını bilenlere özgü, kendinden emin ve yumuşak hareketlerle usul usul ahlatın dikenli dallarını budamaya başladı. Sadece gövde kalıncaya dek budadı, budadı, budadı. Sonra dal çubuklarından aşı kalemleri hazırladı ve bunları ağacın gövdesinde açtığı yuvalara yerleştirdi. Sonra da eski bir bez parçasından cırdığı şeritlerle sıkıca sardı. Sanki sihirliydi parmakları, ağaç bir anda çiçeklenip meyvaya duracakmış gibi geldi bana DEL CELERE DE EN S H RL PARMAKLAR Dallarını araladığımız zeytin ağacından inip yanına vardığımızda işini çoktan bitirmiş, keyifle sigarasını tellendiriyordu. Selam verip oturduk. Gelen geçen ağzını tatlandırsın diye nerde bir delice (yabani) elma, armut, erik görse aşılıyormuş. Kaç gündür aklımdaydı bu dedi, kısmet bugüneymiş. Birkaç yıla varmaz yersiniz meyvasını Gözleri ışıl ışıl konuşurken. Adını sormayı akıl edemedim nedense. Sonra da kendisini bir daha görmedim zaten. Ama ne zaman aşılanmış meyva ağacına rastlasam aklıma bu yaşlı adam gelir; sanırım ki bütün delicelere onun parmakları değmiştir. Köyümüzün Hikmet Abisi de böyleydi, rahmetli. Kimin tarlası olursa olsun fark etmez, gözüne kestirdiği, kıvama gelmiş zerdaliyi, narı ya da bademi aşılayıp çıkardı ağzında uzun, usul bir türkü: Karanfilin moruna Ölüyorum yoluna A RLER N N HAYATLARI SATILIK ÜLKE Böyle insanlar azalıyor git gide. 90 ında ceviz dikenler; çeşme yapan, kilometrelerce uzaktan su getiren, kilometrelerce uzaklara yol götürenler birer birer çekiliyorlar göğe İsa gibi. Yaşar Kemal in o bir cümlelik güzellemesi, asıl böyle kimseler için: O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler çekip gittiler İçme suyu pet şişelere koyup satılmaya başlayalı, bir tas su içebileceğimiz sokak çeşmesi, bir bardak su isteyebileceğimiz bir kapı kalmadı. İstanbul da, Ankara da, İzmir de, Adana da, Konya da, hasılı bütün şehirlerimizde sokak çeşmeleri kupkuru, gözlerine mil çekilmiş masal kişileri gibi âmâ. Sanki Ferhat ın ab-ı hayat akıtan gürzü o kayaları bu ülkenin mazisinde yırtıp yırtıp ayırmamış! Su her yerde parayla çünkü. Hem de iki kere. Bir musluktan akarken bir de lavabodan giderken. Suyu halka parasız dağıttığı için mahkemeye verilen Dikili Belediye Başkanı da bu ülkenin gerçeği, akar ve akmaz tüm suları yandaşların ortak olduğu yabancı şirketlere peşkeş çekenler de Her şeyin parayla olduğu, her şeyi satılık bir ülke... Her şeyi ama! Şairlerinin hayatları bile Allah ın selamını bile alınır satılır bir meta yaptı bu paragöz düzen. Selam veriyorsun almıyor adam, belki bir şey isteyeceksin diye, o kerte Oysa iftar çadırlarından geçilmiyor en yoksul belde bile! Eskiden bu tür Ramazan etkinliklerini hali vakti yerinde kimselerle, devlet ileri gelenleri düzenlerlermiş. Günümüzde işi belediyelerin üstlenmesi siyaset gereği. Hayır hasenat denince insanın aklına hep eski, masalsı çağların gelmesi, alan elin veren eli, veren elin de alan eli görmemesi gerektiği düsturundan. Zamanın da silgisi var öte yandan; yoksa o büyük iyilikseverler bir vakitler yaptıkları zulüm ve kötülükleri halka nasıl unuttururlardı! ÇE ME DEL S B R EYHÜL SLÂM Aşılama, su, çeşme, hayır hasenat deyince Ahmet Hamdi Tanpınar ın, Beş Şehir inin Bursa da Zaman başlıklı bölümünü anmadan geçmemeli. Tanpınar burada Evliya Çelebi ye göre sudan ibaret Bursa nın çeşmelerini anlatırken büyük iyilikler yanında büyük kötülüklere de batıp çıkmış bir adamdan söz eder. Bu, Şeyhülislâm Karaçelebizade Aziz Efendi dir. Deli İbrahim in hal i ve katli esnasında o kadar zalim davranan ve saltanatın ilk yıllarında IV. Mehmed i bütün vezirleri arasında azarlamaktan çekinmeyen bu acaip ruhlu âlim, ikbali seven, fakat onu haşin mizacı yüzünden bir türlü elinde tutamayan bu zeki, zarif, kibar fakat geçimsiz adam Bursa nın hayatına oldukça garip bir şekilde girer. Menfasını değiştirttiği bu su şehrinde çeşme yaptırmayı kendine biricik eğlence edinir ve servetinin mühim bir kısmını bunun için harcar. (Beş Şehir, MEB Yayınları, İstanbul 1989, s ). Bu çeşme delisi Şeyhülislâm, aynı zamanda, 17. yüzyıl tarih yazarlarındandır. Ravzatü l Ebrar adlı eseri, dört bölümden oluşan genel bir dünya tarihidir. Kanunî nin cülusundan ölümüne kadarki olayları, dönemin vezir ve bilginlerinin hayatlarını kaleme aldığı Süleymanname si dışında bir de Revan ve Bağdat ın fethini ele alan Tarih-i Feth-i Revan ve Bağdad eseri vardır. Karaçelebizade Aziz Efendi tam iki yüz çeşme yaptırmış Bursa ya. Tanpınar, Karaçelebizade nin Şehirde böyle bir hayrata ihtiyaç olmadığını düşünmeden yaptırdığı ve halkın hâlâ Müftü Çeşmeleri dediği bu yapıları ve öyküsünü kitaplardan okuduğunda biraz şaşırmış hatta gülmüştür de. Fakat Bursa ya gidip de bu şehrin üstünde, günün her ânına tılsımlı aynasını tutan su seslerini dinleyince yavaş yavaş Karaçelebizade ye hak ver miştir. Kitaptaki bir çok güzellemelerden birisini de ilerleyen satırlarda Karaçelebizade ye düzen Tanpınar, Zavallı Aziz Efendi! diyor; Şimdi onu Bursa sokaklarında, arkasında Bursa vakıflarında çalışan mimar, kalfa ve su yolcularının teşkil ettiği küçük bir kalabalıkla dolaşır ve bu iki yüz çeşmenin yerlerini bir bir işaretlerken görüyor gibiyim. Şüphesiz ara sıra başını kaldırıyor, açık Bursa havasından billûr renkli kavislerin birbirini katedeceği büyük toplanış noktalarını ve hepsinin birden bu şehrin semasında yapacağı âhenkli âlemi düşünerek bir orkestra şefinin ve bir iç âlem mimarının gururuyla gülümsüyordu. (s. 119). Tanpınar ın bu kitabı yazdığından bu yana yıldan fazla bir zaman geçti. Bursa şimdi, o zamanlarki halinden en az on kat daha büyük. Karaçelebizade ve yaptırdığı iki yüz çeşme çoktan tarihe karışsa da, halk muhayyilesi böyle şeyleri yaşatmanın bir yolunu buluyor. PER YOD K CETVEL DEL S B R ALLAH ADAMI Aziz Efendi kadar olmasa da kendi kendisinin kötülüklerine batıp çıkmış bir başka adam da Haldun Çubukçu nun Allah ın Adamı romanında anlattığı dağ delisi, periyodik cetvel delisi, atletizm aşığı Emin Ünal. Allah ın Adamı, kırkına kadar delicesine bir tutkuyla -alkolizm derecesinde- bağlı olduğu içkiyi bir anda bırakıp spora başlayan, alkolde olduğu gibi atletizmde de başarılar kazanan, o yaşta katıldığı birçok ulusal yarışmada dereceler elde eden gerçek bir kişinin romanı. Emin Ünal, Hürriyet gazetesinin düzenlediği Dedeler Koşusu nda bir kez de birinci olur. Sadece kendi çalışmasına borçlu olduğu bu birincilikte dünya rekorunu kılpayı kaçıran Emin de atletizm tutkusu, ona her şeyini, bütün hayatını, hatta bir oğlunu verecek kadar güçlüdür. Ama bir delidir Emin! Hatta kimilerine göre zırdeli dir! Çalıştığı devlet dairesine içkili gelecek denli gece gündüz sarhoş gezmek nasıl bir delilikse, tövbe istiğfar edip atletizme başlamak da o denli deliliktir çünkü toplumun gözünde. Allahın Adamı biyografik bir roman değil sadece, topografik bir roman aynı zamanda. İnsanın dağlarını, ovalarını, vadilerini, yamaçlarını, uçurumlarını anlatan bir roman. Çubukçu nun Emin i seçmesi onu ve onun çevresini iyi biliyor olmasından çok, Emin in anlatılmaya değer, hatta anlatılması gerekli, bilinmeyen sessiz bir efsane oluşundan. Ne yazık ki, yazarın Ezel Akay la ortak romanı Ergenekon tertibinin tam üstüne gelen Yargu gibi, gerçek bir anlatı şöleni olan Allah ın Adamı ndan da yeterince söz edilmedi. Bırakalım başka gazete ve dergileri, Aydınlık Kitap dahi görmedi Allah ın Adamı nı. Oysa umulur beklenirdi ki, kapağa çıkarılsın, geniş bir röportaj yapılsın Çubukçu ile. Öyleyse, çuvaldızı biraz da kendimize batıralım: Aydınlık kültür-sanat da, Aydınlık kitap da perdenin altına saman çöpü koymakla meşgul Perdenin altına saman çöpü koyarsanız, türkü dağlara çıkar!

9 BABİL BALIĞI Aydınlık KİTAP 10 A USTOS 2012 CUMA 9 Bilim kurgu okuruna noir ziyafet M. SALİH KURT Virgüllerle konuşan bir herifti, ağır bir roman gibi. Raymond Chandler, The Long Goodbye 11 Mayıs 2012 tarihli yazımda, Yordam Kitap ın China Miéville in Perdido Sokağı İstasyonu kitabını yayınladığını duyurmuştum. Kitapla birlikte Steampunk evrenine ve edebiyatına da bir bakış atmıştık. Hatırlamak için yazıyı Aydınlık Gazetesi nin internet sitesinde, Kitap Eki arşivinde ve Yordam Kitap ın internet sitesinde bulabilirsiniz. Kitapta en göze çarpan detayın, Miéville in zaman zaman inanılamayacak boyutlara ulaşan detaylı mekân kurgulaması olduğunu bir kez daha hatırlayalım. Bu şekilde nefes alıp verebilen bir mekân kurgusunun üstüne çıkmayı da ancak Miéville başarabilirdi. Kemerlerinizi bağlayın çünkü Yordam Kitap, Mehtap Gün Ayral ın tercümesiyle Şehir ve Şehir (The City and The City) kitabını da dilimize kazandırdı. KURGU KURALLARI VE ÖZNELL K Hem bilim kurgu hem fantastik kurgu hem de cinayet/gizem roman türlerini barındıran Şehir ve Şehir tema olarak Miéville ilgi duyduğu bütün edebiyat alanlarını kaynaştırıyor. Kitabın öncül konusu, cinayet romanlarında klasikleşmiş halde bulunan, bir sokakta öldürülen bir genç kadın-ve elbette ilk etapta bir hayat kadını olduğu sanılması klişesiyle birlikte, cinayetin araştırılması ve gitgide birbiriyle bağlaşan daha büyük bir komploya doğru biraz karanlık, biraz noir bir yolculuğa çıkıyoruz. Tecrübeli okurun aklına şu soru gelecektir? Bu kadar klişe, artık binlerce kez tekrarlanmış bir cinayet kurgusuyla nereye varılabilir ki? Eğer Miéville değilseniz hiçbir yere varamazsınız. Hatta kitapla ilgili asla yapılmaması gereken ve fanteziyle de çelişen fakat kitapta bulunan, ihlal edilen başka kurgu kurallarını da sayabilirsiniz, örneğin; zaman ve mekan hakkında kurguda seziye sahip olmalısınız, yazarın kişisel siyasi görüşleri gözünüzün içine sokulmamalı metin altında verilmelidir, kitabı okurken size aynı konuda yazılmış onlarca kitabı anımsatmamalıdır, öyküde işlevi bulunmayan kadın karakterleri kullanmaktan kaçınmalısınız (fantezi okurları lütfen bu kural doğrultusunda bugüne kadar okudukları romanları tekrar anımsasınlar), türlerin karışımı sadece aksiyon içeren romanlarda işe yarar, teknoloji ve mühendislik hakkında detaylı bir alt yapı oluşturmuyorsanız öykünüzde geçmemelidir, dönüp dolaşıp kurgunuz, daha öykünün başında bile ne olduğunu anladığınız büyük bir sır la sonuçlanmamalıdır, yan yardımcı karakterleri defalarca yinelemenin ve biri varken bir diğerini öyküye sokmanın gereği yoktur. Bütün bu kurgu kuralları yazı mantığına yatkındır. Aksini yapmanız ve ihlal etmeniz durumunda kurgunuz çökecektir, tabi eğer Miéville değilseniz. Yaratıcı yazarlık dersleri de veren Miéville in bu kitapla açıkça ortaya koyduğu, genel geçer biçimde her yaratıcı yazarlık kursunda dikte edilmeye çalışılan artık molozlaşmış ve çağının çok gerisinde kalmış kurgu kurallarının ne kadar gereksiz olduğudur. Şehir ve Şehir de bütün kuralları birer birer elleriyle parçalarken, hayır, bu şekilde de güzel bir kurgu mümkün demektedir. Görünmeyeni gerçeğe bağlar, her kurgu düğümünde açığa çıkardığı birkaç ipucuyla fikirlerini örtüştürür. Başka kurguları çağrıştırmasını dahi, bilerek ve isteyerek yapar. Okuma eylemi sırasında okuyucuda şekillenen çağrışımları bir sonraki paragraftaki felsefi çağrışımlarla kaynaştırır ve okuyucusunun uyanık halde düş görmesine müsaade eder. Teorik olarak bir bakıma hiçbir şeyi anlatmadan pek çok şeyi anlatabilmeyi başarır. Bu açıdan Miéville in bu dâhiyane kitabını herkesten önce molozlaşmış kurgu fikirlerini öğrencilerine kusmaya çalışan özellikle ülkemizdeki yaratıcı yazarlık atölyelerinin yazamayan yazar öğreticilerinin okumasında fayda var. Yazın serüveni farklılaşma ve fantezi edebiyatını Tolkien ve müritlerinin birbirinin taklidi haline getirip klişeleştirdiği acınılacak halinden uzaklara taşıma üstüne kurulu yazarın söylevleri ile Neden olmasın? şeklinde alelade şekilde sormak arasındaki yegâne fark, başkalarının neden olmasın? dediği yerde yazarın gerçekliği de eserleriyle gözler önüne koymasıdır. Aynı şekilde İngiltere de Sosyalist İşçi Partisi üyesi olan ve aktif şekilde siyasetle de ilgilenen, hatta Marksizm ve uluslararası hukuk üstüne bir kitabı da bulunan Miéville den çıkartılacak bir başka ders, siyasetin de en okunabilir, en anlaşılabilir ve en örneklenebilir halinin kurguda, öykücülükte ve romancılıkta var olduğudur. Alternatif bir gerçeklikte test edilmemiş hiçbir fikir gerçeklikte uygulamaya konulamaz ve yosun tutmaya, yozlaşmaya, ölmeye mahkûmdur. Kitabın orijinalinde de bulunan arka kapak yazısında Şehir ve Şehir in Kafka, Raymond Chandler, Philip K. Dick ten izler taşıdığından bahsediliyor. Toplam ve öz kurgu anlamında katılmasam da mekândaki Kafkaesk gerilim, protagonistin Dick romanından fırlamış tutarsızlığı ve yüzeye yerleştirilen pulp kurgunun zaman zaman Chandler ı hatırlatması yadsınamaz. China Miêville EDEB YAT KAR YER N N Z RVES Mekân kurgusuna tekrar dönelim. Aynı anda, alternatif şekilde aynı yerde bulunan iki farklı şehri üst üste bindirmek ve aralarında gezinmeye yol açmak teorik olarak harika bir fikir gibi görünebilir. Ancak gel görelim ki bunu uygulamaya dökmeye başlarsanız ki kitabı okumadan şu noktada sadece böyle bir mekânı hayal etmeye başlamanızı rica ediyorum- bunu inanılabilir, gerçekçi, öykünüzle örtüşen ve kurgunuzda delik açmayacak şekilde kurgulamak muazzam bir emek gerektirir. Diyelim ki kurgulamayı başardınız, bir de bunu başka insanlara anlatmayı deneyin. Bu açıdan kitap hiç tartışmasız Miéville in edebiyat kariyerinin zirvesi ve en saygı duyulacak yapıtı olarak görülecektir. Yazarın karakter kurgularında her zaman daha büyük özen gösterdiği ve göz alan diyaloglarından da bu romanında fazlasıyla var. İnanılabilir, gerçekçi, durumla örtüşen konuşmalarında, tekrar okumamda nasıl yaptığını fark ettiğim (uzun konu olduğundan tam olarak değinmeyeceğim, temel olarak narsistik bir kurgunun olumlamasını gerçekleştiriyor diyaloglarda), cümlelerin ne kadar özenle seçildiğine dikkat etmek gerekir. Genel olarak Miéville in karakterleri cümleleriyle hayata geçiyorlar. Kitap hakkında tek eleştirim de Noir tadını sonuna kadar yakalayarak bilim kurguyla örtüştürmek isterken, Miéville in kendi kurgu tarzına bu noktada yenik düşüp, konuşarak değil susarak varlıklarını belirginleştiren Noir karakterlerden uzaklaşması olacaktır. Bu küçük ve belki de benden başka kimsenin umursamayacağı detay dışında İngilizce aslı 2009 yılında yayımlanan, yeni kuşak fantezi ve bilim kurgunun öncülerinden sayılan Miéville in bu kitabını kaçırmamanızı, zamanıyken keşfetmenizi tavsiye ediyorum. Perdido Sokağı İstasyonu dilimize tercüme edildiğinde, yeterli sayıda okuyucuya ulaşamaması ve bu şekilde önemli bir yazarın diğer kitaplarının tercümesinin gün yüzü görememesi korkusunu taşıyordum. Bu korkum tamamen ortadan kalkmış durumda. Yordam Kitap tan aldığım habere göre, yazarın diğer kitapları da raflardaki yerini alacak. Perdido Sokağı İstasyonu nun devam kitabı Scar ı (Yara) Kasım ayına yetiştirmeye çalışıyorlar. Devamında ise Un Lun Dun ve Kraken geliyor. Yazarın tüm kitaplarını dilimizde de okuyabilecek olmamız harika bir haber ve açıkçası okumaya doyamadığım Railsea nin tercümesini de elimde tutabilmek için sabırsızlanıyorum. (Şehir ve Şehir, China Miéville, Yordam Kitap, Çev: Mehtap Gün Ayral, 332 s.)

10 10 10 A USTOS 2012 CUMA Aydınlık KİTAP Mitten gerçeğe, gerçekten mite ırkçılık Her insan grubunun üyeleri ya bir tanr dan, ya bir kahramandan ya da bir hayvandan türemi tir. Bu yüzden, soy miti tarihsel dü üncenin ilk tipidir ve en az ndan bu bak mdan tarihi olmayan toplum yoktur demek do rudur. Asl na bak l rsa, insanl k tarihi kökenleri aramakla ba lam olmal d r. CENK ÖZDAĞ Travmanın ardından günah çıkarma ve arınma arası yıllar Avrupa merkezinde bir travma etkisi yarattı. Bu yıllarda gerçekleşenler, bu yıllarda yaşananlarca yaşamları belirlenen Etiyopyalılar, Madagaskarlılar, Çinliler, Amerika kıtasının halklarına ilkin oldukça yabancıydı. Bu halkların tanık olduğu kırımlar, ayaklanmalar, asimilasyonlar ve kitlesel imhalar nasıl daha öncede Avrupa halkları için hiç olmadıysa, benzer şekilde II. Dünya Savaşı yaşanırken Avrupalı nın kendisini içinde bulduğu karabasan bu halklar için boş bir kuruntudan farksızdı. II. Dünya Savaşı nın ardından ortaya çıkan yeni egemenler, yaşanan travmadan yeni bir mit yarattılar. Bu mit, bundan sonra yaşanacaklara bir temel oluşturmanın ötesinde insanlığın deneyimlerinin en canlı gerçeği ni oluşturacaktı. İnsan hakları, demokrasi, totaliter rejimler, asimilasyon, toplama kampları gibi kavramlar yepyeni içerikler kazanmış ve tarih geriye doğru işletilerek geçmişin katilleri, despotları yeniden yargılanmak için toplumun muhakemesinin önüne getirilmiştir. Avrupalı (ABD yi de katıp Batılı demek daha doğru olacaktır), o yıllarda yaşananlardan arınmak için reddi mirasa başvurmuş ve kendisine yepyeni bir tarih yaratmıştır. Bu tarih yaratma süreci geçmişte yaratılmış tarihlerin inkarı ve birer eleştirisi niteliğindedir. Bu tarihten sonra, Aydınlanma, Milletleşme, Fransız Devrimi, Protestanlık, Sekülerleşme hareketleri yeniden ele alınıp insafsızca eleştirilmiştir. Eleştiriler anakroniktir (şaşzamanlı bir bakış açısının ürünüdür). Milliyetçilik, özgürlük için şiddet uygulama ve çoğunluğun azim ve kararlılığı, faşizmle, şövenizmle, ırkçılık ve totalitercilikle ilişkilendirilip lanetlenmiştir. Avrupalı atalarının yaptıklarından özür dileyerek, onları yargılayarak Hitler i yaratan kurucu babaları da cezalandırarak Hitler'i yalnız bırakmamıştır. Hitler yalnız değildir, Leibniz, Hume, Kant, Robespierre, Rousseau, Locke, Herder, Hölderlin, Goethe, Schelling, Hegel, Marx, Engels ve diğerleri hepsi beraber suçludurlar. Avrupalı nın geçmiş dönemin mitlerinden kurtulma formülü insanlığın var olmak için tarihe müdahale çabalarının tümünü birden mahkum etmek olmuştur. Öyle ya, İsa da ilk taşı günahsız olan atsın demişti. Günahlar niceliği ne olursa olsun eşitlenmiş, Hitler insanlığın belleğindeki hapishanede koğuş arkadaşlarına kavuşmuştur. TAR H YARATIMINDA M TLER VE IRKÇILI IN KÖKENLER Avrupalı nın sözü edilen günah çıkarma sürecine katkı sunan Leon Poliakov un Ari Miti - Avrupa da Irkçı ve Milliyetçi Fikirlerin Tarihi başlıklı çalışması Yakup Kaya ve Ahmet Yıldırım ın özenli çevirisi ve kitabı yayıma hazırlayan A. Ercüment Özkaya nın aydınlatıcı notları eşliğinde Epos Yayınları tarafından 2011 yılında yayımlandı. Kitabın temel tezi, insan topluluklarının soy arama çabalarının bir ürünü olarak ırkçılığın kökenlerinin, Avrupa halklarının milletleşme süreçlerinde, milliyetçi akımlarında ve ulusdevletleri kurma süreçlerine tekabül eden milli devrimlerinde yattığıdır. Bu açıdan bakıldığında en nitelikli ırkçılık, aydınlanma devriminin ürünüdür. Kitabın ideolojik konumlanışı bir yana, ortaya konan emek ve elde edilen bulgular takdire şayan. GÜNAH KEÇ LER N TARLAYA SÜRMEK Yazar, ırkçılığın faturasının kesildiği günah keçilerinin kökenlerini araştırmaktadır: Bu (ırkçı karşıtı) otosansürden dolayı, Batı, sanki ırkçı olmak utancı ya da korkusu yüzünden, bir zamanlar öyle olduğunu asla kabullenmeyecekmişe benziyor ve bu yüzden sadece (Gobineau, H. S. Chamberlain vs.) küçük karakterlere günah keçisi rolü biçiliyor. Faturanın genel olarak Cermenlere, Almanya ya, özel olarak da Hitler e kesilmesiyle yetinmenin yanlışlığını başarıyla ortaya koyan yazar, Alman, İspanyol, Fransız, İngiliz ve Rus tarihlerinde ırkçılığın ve ırkçılığa dayanak oluşturan mitlerin izini sürüyor. Bu süreçte, yazarın belki de en büyük eksiği, bu süreçleri ekonomi-politik süreçlerden ve ırkçı ifadeleri kullanan düşünürlerin karşıtlarıyla kurdukları diyalogdan, genel olarak insana bakışlarından bağımsız olarak işlemesidir. Bu konuda, herhangi bir kayırma girişimine ya da kayırma olarak nitelenebilecek yaklaşıma karşı zinde kalmaya çalışan yazar, feodal dönemin mitleri ile aydınlanma döneminin mitlerini siyasal meşruiyeti sağlama biçimlerinden kopuk olarak ele alıyor, dolayısıyla mitlerin oluşumları ve niteliği arasında bir ayrım yapmadan onları tek bir çatı altında değerlendiriyor. Yine de, bu ayrımları yazarın sağladığı veriler ve yararlandığı kaynaklarla beraber düşünüldüğünde keşfetmek okur açısından olanaklı olacaktır. Söz konusu kitap, insanlığın geçmişiyle hesaplaşma ve egemenlerin meşruiyetlerini sağlama biçimi olarak mitleri kullanmalarına karşı uyanık olma bağlamında önemli bir başucu kitabıdır. Irkçılığın kökenlerine ilişkin bu zengin kaynağın Türkçe ye kazandırılması, ırkçılığa karşı mücadele açısından çok önemlidir. Kitap, insancıl bir gelecek için ırkçılık üzerine derli toplu bir okuma isteyenlerin kaçırmaması gereken bir çalışma. (Ari Miti, Leon Poliakov, Epos Yayınları, Çev: Ahmet Yıldırım/ Yakup Kaya, 412 s.) ARAKABLO TÜRKİYE NİN RUHUNU ARAYAN AYDIN: KEMAL TAHİR / 2 Doğu toplumlarında dinsel görevle gizlenen yağmacılık ve Devlet Kemal Tahir, toplumun varl k yoklu unun Do u da devletle biçimlendi inin fark ndad r; ona göre en eski ve yerli kavram devlettir. Nitekim smet Pa a y kendisine en yak n cumhuriyetçi görmesinin nedeni de bu köklü devlet gelene i fikridir SEYYİT NEZİR Hece Dergisi nin hazırladığı Türkiye nin Ruhunu Arayan Adam: Kemal Tahir özel sayısının (23/181) ana başlıklarını, Hece imzalı sunudaki yaklaşım ilkesini ve sonuç değerlendirmesini geçen hafta şöyle vermiştik: Ne ki, Kemal Tahir, bütün içtenliğine karşın, baktıklarında Türkiye nin ruhunu bulamamıştır. Çünkü bu toprağın insanını künhüne vakıf olacak şekilde anladığını söylemek mümkün değildir. Üstelik Türkiye de İslâm, her zaman yerli düşüncedir; yerleşmeyi / yerlileşmeyi başarmıştır.... sosyalizmin yerli düşünce olması halâ imkânsız görünmektedir. (Hece, s.11) Hece ye göre, Kemal Tahir düşüncesinin önündeki en önemli engel, dinin önemini inkâr etmemekle birlikte toplumu bir arada tutan esas gücün Devlet olduğu inancıdır. Bu yargı, eski politikacılardan Ferruh Bozbeyli nin, solcuları sağcılardan daha yakın buluyorsunuz, niçin sorusuna, İsmet Paşa nın verdiği, çünkü onlarda devlet fikri var yanıtını anımsatıyor. Gerçekten de İslâm ın Türkleri ve Türklüğü ele geçirme süreci henüz tamamlanmamış olup bin yıllık geçmişe gider. Yine Kemal Tahir için Türklerin Osmanlı dan önceki tarihlerinin bugün ve gelecek açısından pek bir derinliği yoktur. Tarihi Osmanlı dan geri götürme kaygısının olmayışını Devlet Ana romanıyla da açıkça anlattı zaten. Bu yüzden İslâmî Osmanlıcıların kendisine yakınlık duyması şaşırtıcı değil... Oysa Kâzım Mirşan ve Haluk Tarcan ın araştırmaları gösteriyor ki, Türklerin devlet geleneğinin ben diyeyim dokuz, sen de on bin yıllık, belki daha da eski bir geçmişi var. DEVLET GELENE N N KÖKLER Kemal Tahir, toplumun varlık yokluğunun Doğu da devletle biçimlendiğinin farkındadır; ona göre en eski ve yerli kavram devlettir. Nitekim İsmet Paşa yı kendisine en yakın cumhuriyetçi görmesinin nedeni de bu köklü devlet geleneği fikridir. Devlet geleneğinin temelinde ise toplumu bu aygıtın bir arada tutma yeteneği yatar. Şaban Sağlık ın İsmet Bozdağ la birlikte anlamakta sıkıntı çektiği, Kemal Tahir de izahı güç dediği İsmet Paşa hayranlığı nın (s. 44) esbab-ı mûcibesi bu kadar yalındır oysa. Hece yazarlarından Kenan Çağan, Kemal Tahir e dayanarak, Doğu toplumlarında devletin kutsallığını, Tanrı nın yeryüzündeki vekili oluşunu, Tanrı ya ait toprakların Padişah tarafından kullarına vergi karşılığında verilişini vurguluyor (s. 67). Bu devlet olgusunda din yapısal olarak içerilmiştir. Bu yapıda dinin şu ya bu oluşu da ikincil bir meseledir. Tanrı nın ve padişahın kulları, genel kölelik olgusunu yansıtır. Toplum kendini Tanrı ya, onun vekiline, içinde yaşadığı herhangi bir toplumsal birimde, bir başa ve yazgıya teslim etme gereksinimi duyar. Birey olarak kendi iradesiyle farklı ya da özgür bir yönelim gösteremez. TALANIN D NSEL ÖRTÜSÜ: C HAT Birbirinin aynı birçok toplumsal oluşum ve birimi bir arada tutmak üzere üstbirlik oluşturan devlet, bu görevi ve yapısal varlığıyla, dış talan (savaş gelirleri) ve iç talan (vergiler) üzerinde yükselir. Dış talan büyüdükçe iç talan küçülür; ayrıca gerek savaş yağmacılığı, gerekse hazinenin talanla büyümesinin iç pazardaki paylaşımı toplumun tüm kesimlerinde talancı eğilimleri ve yapılanmayı güçlendirir, devlete sadakati pekiştirir. Doğu toplumlarında dinsel görevle gizlenen yağmacılık, özel mülkiyet tutkusunu besleyen ve koyulaştıran bir eğilimdir. İslâm da dinsel meşruiyetini cihat adı altında kurumlaştırır. İslâm ın dönüştürücü gücü olarak cihadın göçebe akıncıların yağmacı kimliğiyle örtüşmesi, özel mülkiyet tutkusunun üretici emekle karşılanmasının engelidir; tersine yağma ve kayırma kolaycılığıyla giderilebilir (1950 sonrasında kentlerin işgal edilerek kamu arazisinin yağmalanmasıyla gerçekleşen gecekondulaşma, dinsel örtüyle gizlenmiş eğilimin açığa çıkışıdır). Marx şunu çok kesin gördü: Toprağın özel mülkiyeti Asya toplumlarının en güçlü arzusudur. Nitekim kendi payını aldığı ve özlemlerinin karşılanacağı beklentisi canlı tutulduğu sürece bir kısım halk, AKP nin ülkeyi tüm ulusal değerleriyle dinsel örtüler altında pazarlayarak emperyalizme peşkeş çekmesini memnuniyetle karşılıyor ki, bu, tarihsel olarak süregelen güdünün serbest kalma umarının göstergesidir. Başta II. Abdülhamit ve sonda AKP olmak üzere, Batı karşısındaki en teslimiyetçi yaklaşımların en koyu İslâmcı yönetimlerce benimsendiği gerçeği son on yılda binlerce veriyle kanıtlanıyorken her biri yazıya yerlilik kavramıyla giren hiçbir Hece yazarı bu kesenkes yerli sonuca ilişmiyor. Haftaya buna ilişeceğiz: Hece yazarlarının yerlilik kanonu...

11 YENİ ÇIKANLAR Aydınlık KİTAP 10 A USTOS 2012 CUMA 11 Bo lu un Sesi Sal Kad nlar Kendime Yaz lar Gizli Bahçe Umut Da stan, Ayr nt Yay nlar, 176 s. Monika Peetz, K rm z Kedi Yay nevi, Çev: Regaip Minareci, 254 s. Mahfi E ilmez, Remzi Kitabevi, 256 s. Frances Hodgson Burnett, Kabalc Yay nevi, Çev: Arda Tay, 318 s. Yazdıklarına ne Allah ın adıyla başlayacaktı ne de göklerin ve yerin yaradılışıyla. Hatırlanabilen en eski başlangıç, kadının ve erkeğin birbirini gördüğü andı. Birbirini gören, birbirini isteyen iki çift göz... Bilal Kaya her günün yeni bir başlangıç demek olduğunu biliyordu ama bilmediği her yeni başlangıcın yeni bir sonu hak ettiğiydi. Yapacağı kaçamağa kendini hazırlarken hem geçmişiyle; kendi kutsal kitabını yazan dedesiyle, savaşmaya giderken aşkı bulan amcasıyla, imanıyla uçkuru arasında salınan babasıyla ve anlatılan aile hikâyeleriyle hem de bugünüyle hesaplaşacaktır... Umut Dağıstan ikinci romanı Boşluğun Sesi nde sonu trajediyle biten bir çapkınlık macerası anlatıyor okura. Bunu, kadın ile erkek, aşk ile aldatma, yaşlılık ile gençlik, yaşam ile ölüm, yazı ile hayat arasındaki mesafenin sanılandan daha kısa olduğunu, her türlü olayın belki de sadece zihinde yaşandığını hissettiren incelikli bir üslupla başarıyor. Beş arkadaş. Her ayın ilk Salı günü hep aynı restoranda buluşan, her yıl bir kez birlikte ya bir yolculuğa çıkan ya da özel bir şey yapan, birbiriyle taban tabana zıt beş kadın. Bugün tanışsalar aslında arkadaş olmayı hiç düşünmeyecek bu beş kadın, bu yıl Judith'in ölen kocasının yarım bıraktığı bir işi tamamlamaya, güney batı Fransa daki kutsal Yakup un Yolu'ndan giderek bir hac yolculuğu yapmaya karar verirler. Evli ve iki yetişkin çocuğu olan başarılı avukat Caroline, bir firmada ev eşyası tasarımı yapan, neşeli, maceradan maceraya koşan Kiki, kocası doktor olan, dört çocuklu bıkkın ev kadını Eva, başkalarını kullanmayı seven, bir eczacıyla evli, lüks meraklısı Estelle ve taze dul Judith. Ve kocasının ölümünden sonra Judith in bulduğu tuhaf bir günlük. Judith i oyalamak, avutmak için birlikte bu yolculuğa çıkarlarken, hiç beklemedikleri bir sırla karşılaşacakları ve yolun sonunda hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı hangisinin aklına gelirdi? Tarih, felsefe, siyaset, edebiyat, ekonomi, hukuk, Osmanlı, Türkiye ve yaşam üzerine.. Mahfi Eğilmez, felsefe, siyaset, edebiyat, tarih ve yaşam gibi farklı konulardaki görüş, izlenim ve değerlendirmelerini bu kitapta paylaşıyor. Yaşadığımız çağı derinlemesine kavramak için birer yol gösterici olan yazıların bir bölümü ilk kez gün yüzüne çıkıyor. Kimdir başkaldıran? Hayır diyebilen birisi. -Albert Camus- Türkiye yi ele geçirmek zordur. Türkleri kolay kolay liderleri aleyhine ayartamazsınız. Ama bir kez Türkiye yi ele geçirdiniz mi onu uzun süre elde tutabilirsiniz. Türkler, bağlılıklarını bu kez sizin otoritenize bağlılık şeklinde göstereceklerdir. -Machiavelli- Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok. / Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok. / Sabahlar, akşamlar, sevinçler tasalar yok. / Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok. -Ömer Hayyam- Babası tarafından yetiştirilen, mutsuz ve somurtkan bir kız çocuğu olan Mary Lennox, hayatının ilk yıllarını Hindistan da geçirir. Bir süre sonra koleradan annesini, savaşta da babasını kaybeder. Mary ise hayatta kalabilmeyi ve İngiltere de amcasının yanına yerleşebilmeyi başarmıştır. Amcası sürekli yolculuk halindedir ve kaldığı ev de küçük bir çocuğun yaşamasına hiç uygun değildir. Marta ve erkek kardeşi Dickon ile tanıştığında, Mary nin hayatının akışı tamamen değişecektir. Girilmesi yasak olan bir bölgede terk edilmiş bir bahçeye girdiğinde, ötüşü neşeli ve dostça olan bir kuşun sesini dinler. Bu güzel sesli kuş, içinde yaşadığı büyük evin, çıplak bozkırın ve soğuk görünümlü bahçelerin onda oluşturduğu yalnızlık hissini daha da güçlendirir. Amcasının seyahatte olduğu günlerden bir akşam, evin arka odalarından bir ağlama sesi gelir. İçeri girdiğinde karşılaştıkları ve öğrendikleri, hayatının daha öncesine ait bir dizi sırrın da çözülmesi yardımcı olur... Jean Jenet: Yüce Yalanc Gülü ün Dü tü Stefan Zweig in Son Günleri Cumhuriyet Döneminde Türkiye Matbaac l k Tarihi Tahar Ben Jelloun, Sel Yay nc l k, Çev: I k Ergüden, 165 s. Burhan Gündo an, Kora Yay n, 128 s. Laurent Seksik, Can Yay nlar, Çev: Sosi Dolano lu, 170 s. Gökhan Akçura, Yap Kredi Yay nlar, 377 s. Fransızların ikiyüzlülüğüne sırtını dönmüş ve kendini Kara Panterler in, Zengakurenler in ve Filistinlilerin haklı mücadelelerine adamış bir yazar, bir anarşist, bir hırsız, bir eşcinsel, Sartre ın deyimiyle bir aziz, bir asi, bembeyaz bir zenci Jean Genet... Goncourt ödüllü Faslı yazar Tahar Ben Jelloun, çerçevesini tüm ilişkilerinde olduğu gibi Genet nin belirlediği keyifli ancak zor bir dostluğu anlatıyor. Alışkanlıkları, politik duruşu, ihanete bakışı, dostluk tanımı, edebiyat anlayışı, huysuzlukları, zaafları, diklenişi ve sevinçleriyle bu gerçek Genet yle geçen 12 yıl Jelloun u oldukça etkilemiş, hem de edebi hem de insani olarak şekillendirmiştir. Ne de olsa Jean Genet yi yakından tanımak kimsenin yara bere almadan çıkamayacağı bir maceradır. Anti-semitizm suçlamalarından RAF destekçiliğine, Filistinli mücahitlere yönelik suikastlardan Sabra ve Şatila katliamına, dönemin politik atmosferini de yansıtan edebiyatla harmanlanmış bir anlatı... giderim düşer yollara gecenin içinden gidişlerimkaçak gülüşüme saklıyorum seni/ ardımda ellerinin küsen sıcağı/ pencerendeki mahzun bakışına dalıyorum yine/ zımpara kâğıtları elinde/siliyorsun kalın çizgilerimi/ laciverde kesiyor gece/ öfke alıyor sabahım/yaralı gidişlerinden alıyorum sesini/ kalkıyorum yerimden/ incinmişsin/ dünya böyle/ en yakın gittiğin yerden dönersin/ en yakın bildiğinden uzak/ içine düştüğün kedere gülersin/ bir elin kalbime gider/ diğeri içinin sızısına/ kalsın bu dört duvar arasındaki bakışım sana/ elime tutuşturduğun sevimlilik kaç kişilik/ düşüp parçalansın gördüğüm bu tükenmişlik/ gitsem giderim/ eline aldığın vicdanına sesim/ dur desin/ beyaz donlu bir adam geçirmiş urganı boynuna/ karanlıkta farların aydınlattığı zamana/ sen kendine yanarsın o içine aldığı evlat acısına/ en usturuplu küfürdür söylediği meydana Stefan Zweig, ta Brezilya ya gitse de, geride bıraktığı, yıkılmakta olan bir dünyayı içinde taşıyordu. Bazen aralık kalan pencereden esen ılık rüzgâra kapılıp geçip giden yılları unuttuğu oluyordu. Utanç duygusunun bir huzur hissiyle aynı anda benliğini kapladığı zamanlar, bir umut ışığı olarak Lotte ye bakıyordu. Buralara aşinaydı sanki... İnsana yaşadıklarını unutturacak bir yer. Ama bir gazete haberi bile yıkıp geçiyordu içini: Viyana Belediyesi Yahudilerin oturduğu dairelerde gazı kesme kararı aldı. Bu konutlarda gazla intihar edenlerin artması, vatandaşın rahatını kaçırdığından, gazla intihar etme, bundan böyle kamu düzenini bozmak olarak kabul edilecek. Demek kitaplarını yakan, yasaklayan ülkesinde, insanları öldürme hakkı olduğunu düşünenler, ölme hakkına bile el koyuyordu. Ama o, hakkını saklı tutmakta kararlıydı. Nerede olursa olsun... Cumhuriyet Döneminde Türkiye Matbaacılık Tarihi kitabı, Cumhuriyet öncesi matbaacılık tarihini özetleyerek başlıyor. Ardından Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu ve İstanbul matbaalarının durumunu ele alınıyor. Cumhuriyet in ilk yıllarını belirleyen bu dönemin, savaş koşullarının getirdiği yıpratıcı etkiler nedeniyle güçlü bir miras bırakmadığının altını çiziliyor. Ayrıca Cumhuriyet in matbaacılık serüveninin ilk önemli belirleyici etkeni olarak 1928 sonuna tarihlenen Harf Devrimi ni gösteriyor. Dünyada benzeri görülmeyen bir hızda gerçekleştirilen bu kökten değişimin sonunda matbaalar ve yayın organları büyük bir sarsıntı geçiriyorlar. Ancak devlet desteğini de arkasına alan matbaacılık sektörü bir süre sonra kendini toparlıyor. Bu dönemin altı çizilmesi gereken bir diğer olgusu ise, devlet eliyle kurulan matbaalar... Devlet matbaaları, hızla yeni bir ülke kurma yolunda ilerleyen Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti nin basım yayın alanındaki motorları olarak karşımıza çıkıyor.

12 12 Aydınlık KİTAP ÇOCUK Önce düşler gelir İREM HALIÇ Geriye kalan, kaybetmek istemediği umudu. O da yeter İleride görünen ışık her zaman Azrail e çıkmaz ya Müge Sandıkçıoğlu Küçüklüğünde pastaneci, çocuk doktoru, avukat, psikolog gibi meslekleri kendine yakıştıran, sonra hepsinden bir şekilde vazgeçip ya da vazgeçmek zorunda kalıp diş doktoru olan, ve halihazırda yaşlanınca oyuncu ve yazar olmak istiyorum diyen bir yazarla karşı karşıyayız. Aynı zamanda bir anne. Diş ile düş arasında kalmış, aslında kalmamış ikisini de çok sevmiş, ama hayat şartları diş ile düşü kavgaya zorlayınca bir soluklanıp düş e öncelik tanımaya karar vermiş. Oturmuş yazmış, sonra da diş çekmeye devam etmiş. Kendi deyimiyle hep birlikte konuşmadan dertleştiğimizi/ güldüğümüzü/ hüzünlendiğimizi duyumsayabilmek için yazmış. Okurken de tam olarak hissedeceğiniz duygu bu. Aslında kitap çocuk ya da gençlik kitabı değil, fakat Müge Sandıkçıoğlu öyle genç ki; bu enerjiden gençlik de nasibini alsın istedim. Diş çekerken canınızı yakar mı bilmem ama, yazarken yüzünüzü güldürüyor. Gülay Teyzem kaşlarını ya tümden alıyordu, ya da kaşları yoktu, bilmiyorum. O nedenle de kaş çiziyordu kendine. Tamam, eyvallah çizsin, mecburiyetten ya da canı istediği için... Bana mı düştü onu yargılamak Ama öyle bir çiziyordu ki! İsmail Dümbüllü ile Adile Naşit karışımı bir yarım ay şeklinde. Yani suratında sürekli bir şaşırmış ifade. Apartmanda ölüm oluyor, dualara geliyor; Gülay Teyze o an, ölenin hayaletini görmüş gibi sürekli. Kahveye çaya geliyor, Gülay Teyze Aaa bu kahve mi? diye şaşırmış sanki. Kapıdan uğruyor, mesela Akşamüstü bekliyorum diyecek, Gülay Teyze aslında Aaa bana mı geleceksiniz? diye ünlem halinde sanki. İşte Müge Sandıkçıoğlu beni buradan yakaladı. Okudukça eğlendim, eğlendikçe okudum, sonlara doğru hüzünlendim, Sosyal aleme günaydın demenin binbir yolu başlıklı son bölüme başladığımda ise yeniden eğleneceğime dair umudum arttı ve virgüllerden usanmadan okudum! Evet bir de bu var, komşumda da aynısı var diye Müge Sandıkçıoğlu yla konuşup durdum. Siz de aynı duruma düşeceksiniz. Çünkü hayattan bahsetmiş, hepimizde olan hayattan. Akrabalardan, kadınlardan, hayatı geciktirenlerden, takıntılardan, Avrupa dan, asansörden, İzmir den, ölümden bahsetmiş. Nutuk çeker gibi değil, kahve içmeye gitmişsiniz de laf lafı açmış, o da siz sordukça söylemiş gibi. Arada kendinden ve babacığından da bahsederek. Kitap sanki dört bölüm gibi: Edebiyat, eğlence, gerçekler ve hüzün. Tıpkı kahveyle başlayan muhabbetin, kahve bitimine kadar olan gidişatı gibi. Kitabın arka kapağında şöyle diyor yazar kişiliğiyle Müge Sandıkçıoğlu: Virginia Woolf, Kendine Ait Bir Oda isimli kitabında kadınlara demiş ki: Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın! Ben cinsiyetler ne der? diye düşünmeden sadece yazmak istedim. Ama önce ve hep para kazanmak gerekti. Boş zaman bulmak zordu. Ne zaman ki çocuklar boy attı, her şey çorap söküğü gibi aktı gitti. Odam da oldu, boş zamanlarım da. Yazmak yaşamım oldu. Ne mi var bu kitabın içinde? Hepimize dokunan anların sadece benim dilimden yazılmış halleri var. Dün var, bugün var, yarın var... Mizah var, hüzün var... Çocukluk var, ergenlik var, olgunluk var Doğum var, yaşam var, ölüm var Keşke var, iyi ki var Bu kitabın size evet, evet bunu ben de yaşadım/ hissettim/ hissettirildim dedirtmesini istiyorum. Okuduğunuz her anda benimle sohbet eder gibi okumanızı diliyorum. Biz de iyi okumalar diliyoruz. (Diş ile Düş Arasında, Müge Sandıkçıoğlu, Potkal Kitap, 100 s.)

13 SAHAF Aydınlık KİTAP 10 A USTOS 2012 CUMA 13 Lozan ın tanığından Lozan dersleri ERCAN DOLAPÇI Ali Naci Karacan, bugünkü Milliyet in kurucusu. 20 Kasım 1922 günü başlayan Lozan Barış müzakerelerine giden kalabalık Türk heyetinin içinde bulunan gazetecilerden. Lozan Koferansı ve İsmet Paşa kitabını 1943 yılında yazdı ve yayımladı. Bugün elimizde 1993 yılında yapılmış üçüncü baskısı var. Bilgi Yayınevi nden çıkmış. Tarihi değerde bir kitap. Lozan konusunda da önemli bir kaynak. Bir anlamda el altında bulunması gerekiyor. Hele bugünlerde, Türkiye nin uğradığı eli sopalı (beyzbol sopalı) diplomasi den sonra daha bir dikkatle ve ders almak amacıyla okunması gerekiyor. En çok da hariciyeciler ve siyasetçiler tarafından... DEVR MC TÜRK YE N N DI S YASET Kitap 455 sayfadan oluşuyor. Ek inde resimler de var. Müzakereleri yaşadığı için Karacan, çok canlı anlatımlar ve diyaloglar aktarıyor. Konferansta ele alınan konuların her başlığı, ayrı ele alınmış ve sade dille ve açık ifadelerle sıkmadan anlatılıyor. Konular çok iyi anlaşılıyor. Diplomasi kitabından çok halk kitabı olmuş. Yıllar geçtikçe değeri daha da artıyor kitabın. Yaklaşık dokuz ay süren ve İsmet Paşa nın dik duruş sergilediği görüşmelerde, devrimci Türkiye nin ileriye yönelik siyasetini görme açısından da ayrı bir değer ifade ediyor. İsmet Paşa görüşmelerin her safhasında İngiliz, Fransız, İtalyan, ABD ve Yunan temsilcilere Ben buraya Mudanya dan geliyorum. Eski Türkiye maziye karışmıştır! Diğer devletler gibi eşit muamele görmek istiyoruz. Egemenliğimizden asla taviz vermeyiz. vurguları yapar. En çok vurguladığı ve taviz vermediği bir konu da Kapitülasyonlar ın kaldırılmasıdır. Zaten bu nedenle de görüşmelere 4 Şubat - 23 Nisan 1923 günleri arasında ara verilir. Türkiye geri adım atmaz. Herkes gibi barış istemektedir. Ancak egemenliğine halel getirerek değil! Görüşmelerde çetin pazarlıklar arasında toprak meselesi, Osmanlı borçları, Yunanistan ın savaş tazminatı gibi önemli konular da vardır. Bütün bunlardan çıkan diplomasi dersi: Devrimci Türkiye nin nasıl oluştuğudur... LOZAN IN YAZILI F LM Ali Naci Bey, kitabına şu sunuşla başlar: Lozan Konferansı nı yazmak yirmi dört yıldan beri özlemini çektiğim bir emeldi. Osmanlı İmparatorluğu nu tasfiye ederek yeni Türk devletini kuran tarihi olayın nasıl cereyan ettiği hakkında -inanılmaz görünür- tek kitabımızın olmaması, gönlümdeki arzuyu kamçılayarak onu memlekete karşı bir ödev haline getirdi. Bu kitabı yazarken, okuyucu olarak daha çok İstiklâl Savaşı yapılırken henüz doğmamış ya da henüz doğmuş olan, mesalâ kendi oğlum (Ercüment; Miliyet in Abdi İpekçi dönemi sahibi, ED.) gibi, bugünün ve yarının genç nesillerini düşündüm. Onun için bir efsaneyi andıran büyük Türk mucizesini, bir çeşit hikâye, bir çeşit yazılı film gibi anlatmaya çalıştım. Bu bakımdan, kitap, Lozan Konferansı nın resim yerine yazı kullanılmış bir çeşit Projection u sayılabilir. İsmet Paşa da eser için şunları yazar: Karacan ın eseri, Lozan Konferansı hayatının resmi yanı dışında uluslararası genişbir âlemin renkli yaşantısını da verir. ANADOLU DAN KİTABEVİ KAYNAK KİTABEVİ/ ANKARA Kaynak Yayınları ve daha nice yayının okurla buluştuğu mekân TUĞÇE ATAY Kaynak Yayınları, Türk devriminin yayınevi olma iddasıyla 1982 den beri yayın hayatı içerisinde yer alıyor. Çok sayıda bilim insanı, aydının araştırma kitapları bu yayınevinden çıkıyor. Yalnızca araştırma-inceleme değil, edebiyat ve felsefe alanında da birçok kitap yayımlayan Kaynak Yayınları, çocuk kitaplığı ile de göz dolduruyor. Yayınevi, Sosyalizm ve Sosyal Mücadeleler, Siyasi Tarih ve Türkiye, Doğu Perinçek in Kitapları, Turan Dursun, İlhan Arsel, Aydınlanma Kitapları ve Kur an Ansiklopedisi, Çağdaş Edebiyat, Kaynak Çocuk Kitapları ve M. Kemal Atatürk'ün yazdığı, söylediği ve imzaladığı bütün belgeleri bir araya getiren Atatürk ün Bütün Eserleri adlı çalışma şeklinde sınıflandırdığı bölümlerde, bugüne kadar toplam 650 kitap yayımladı. Şimdilerde Kaynak Yayınları ilk mağazasıyla okurlarıyla buluştu. Ankara/ Sıhhiye, Toros Sokak taki Kaynak Kitabevi yalnızca Kaynak Yayınları nın değil, tüm yayınevlerinin kitaplarını okurların ilgisine sunuyor. 20 Haziran da açılışı yapılan Kaynak Kitabevi Ankara lı kitapseverler tarafından ilgiyle karşılandı. Kitabevinin bir bölümü okuma köşesi olarak düzenlenmiş. Okuma köşesine birkaç ay önce kaybettiğimiz Ulusal Hekim Birliği nin kurucularından ve hekim mücadelesinin önderlerinden devrimci aydın Tanju Topçu nun adı verilmiş. Sakin bir ortamda kitaplara dalmak için birebir bir köşe... Kaynak Kitabevi Sıhhiye deki yerinde aydınlanma ateşini içinde hisseden kitapseverleri bekliyor...

14 14 10 A USTOS 2012 CUMA Aydınlık KİTAP SAHAF ALINTI-TEST Okuyaca n z bölümler hangi yazar n hangi kitab ndan al nt lanm t r? 1 Yüz çevirdiği Paris in o çamurlu sokakları onu yine mi çağırıyordu acaba? İğrenç alışkanlıklarının kopan zincirleri unununa kadar gitmiyordum. Böyle küçük çalışmaların üst Belki de ölürdüm. Belki de ölmemek için, hiçbir işin sotulmuş halkalarla kendisine bağlıydı da, hekimlerin sözünü üste eklenmesiyle doluyordu zaman. Ben de kelimeleri ettiği, o eski askerlerin artık olmayan uzuvlarındaki ağrılar birbirine yapıştırarak yaratıyordum zamanı. (Bunu nerede okumuştum acaba? Ne yapayım? Aklıma gelenle- gibi onları mı hissediyordu? Günah ve aşırılıkları iliklerine kadar işlemişti de, kutsal sular oraya gizlenen Şeytan a rin içinde hangilerini okumadığımı bulmak için her şeyi henüz ulaşamıyor muydu? Uğruna melek gibi tertemiz okumaya girişemezdim ya.) Peki nerede kalmıştım? olmak için o kadar didindiği insanı görmek, bu kadın için Yarım bıraktığım işlerin neresinde kalmıştım? Bunu da vazgeçilmez bir şey miydi? Tanrı onu, kutsal sevgiyle insani bilemez miydim? Bir liste yapmalıydım bunun için de. sevgiyi bir tuttuğu için bağışlamalıydı. Aman yarabbi! Yapmam gereken en kadar çok iş vardı! 2 3 Çok şükür artık yine tek başımaydım. Başımı küçük yastığa dayadım. Sanki alkol damarlarımda sınırsız, sonsuz bir dalga örneği akıyor, bütün sorunlarımın üzerini, hatta işlerin iyi olduğuna dair söylediğim yalanı da örtüyor, onları alıp uzaklara götürüyordu. Uyudum... Uyudum mu? Hayır, sanmıyorum. Ben silinmiştim, yok olmuştum. a) Victor Hugo, Bir İdam Mahkumunun Son Günü b) Honore De Balzac, Kibar Fahişelerin İhtişam ve Sefaleti c) Charlotte Bronte, Jane Eyre d) Jane Austen, Gurur ve Önyargı e) J.W.v. Goethe, Genç Werther'in Acıları a) Ahmet Hamdi Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü b) Latife Tekin, Sevgili Arsız Ölüm c) Oğuz Atay, Korkuyu Beklerken d) Orhan Pamuk, Sessiz Ev e) Yusuf Atılgan, Anayurt Oteli a) Charles Bukowski, Ekmek Arası b) Chuck Palahniuk, Tekinsiz c) Jack Kerouac, Beat Kuşağı d) Hans Fallada, Ayyaş e) John Fante, Gençliğin Şarabı Geçen haftan n do ru yan tlar : 1-(c) 2-(a) 3-(b) BULMACA SOLDAN SAĞA 1. Yakup Kadri... Resimdeki yazar Gündüz Kutbay (ney üstad ) - Tantal n simgesi - Anma, hat rlama - Becerikli, giri ti i her i i ba ar yla sona erdiren kimse 3. H rvatistan da bir liman kenti - E ya yükü, balya - Pastac l k ve ekercilikte kullan lan çok ince ö ütülmü eker 4. Klasik Yunan da bir sitenin halk meydan - sviçre de bir nehir - Bir eyin ön, arka, alt ve üst d nda kalan bölümü 5. Demir in simgesi - Toparlak kemik ucu - Toryum un simgesi - Dudak - Sodyum un simgesi 6. Tekirda n bir ilçesi - Ailesinin geçimini sa layan - Otlar 7. Artma, ço alma - talya da bir yanarda 8. S n r ni an - Bir kan grubu - Beden e itimi, antrenman 9. Hint prensi, mihrace - Makine Kimya Endüstrisi (k sa) - Platin in simgesi 10. Sak nca, engel, uymazl k - Yunanca da bir harf 11. Anlama, dü ünme gücü, bilme yetisi - Bir kimseyi, bir olay an msatan arma an - Nihayet 12. Berilyum un simgesi - Belli bir ç kar grubunun isteklerini siyasi organlara kabul ettirmek için kurulmu olan topluluk, dalan - Dört bir taraf - Boru sesi 13. Japonya da buda rahibesi - Kripton un simgesi - Tak m (k sa) - Yedek at 14. talya da bir yanarda - Bir nota - Arnavutluk un plakas -... Ayhan ( air) 15. Tak m - Resimdeki yazar n bir eseri Do ru yan tlar gelecek hafta bu sayfada YUKARIDAN AŞAĞIYA 1. arap sürahisi - Resimdeki yazar n bir eseri Gündüz Kutbay (ney üstad ) - Yap t - di etmek 3. H rvatistan da bir liman kenti - Sar humma virüsü - Gelecek 4. Klasik Yunan da bir sitenin halk meydan - Kopya kar t - Neptünyum un simgesi 5. Argoda esrar - Kalça kemi i - Aktinyum un simgesi - Yapraklar ndan kokain ç kart lan bir bitki 6. En iyi, en yüce yer - Resimdeki yazar n bir eseri - Brom un simgesi 7. Tanzanya n n plakas - E ek sesi - Kuzu sesi 8. Göz - Bir gayret ünlemi - Ayn cinsten bütün varl klar n veya nesnelerin temel özelliklerini büyük ölçüde kendisinde toplayan örnek 9. Di i deve - Anadolu da kullan lan bir dövme türü 10. Ate - ki yan a açl, do rusal, geni yaya caddesi - Ayr cal k tan nm ayr tutulmu - Pi irilerek haz rlanm yemek 11. Çok s k dokulu ve sert bir seramik hamuru türü - Herhangi bir kas kümesinin irade d hareketi - Metal yüzeyler üzerindeki oyma i lemleri için kullan lan çelik kalem 12. Parlak, saydam k rm z renkte de erli bir ta - Al veri yerleri olan sahil kenti - Kiloamper (k sa) 13. Kutup - Boyun e en - Osmiyum un simgesi - Arnavutluk un para birimi 14. Eski bir Hindu tap na tipi - Bir haber ajans - Doktor, hekim 15. Bo a güre i alan - Mikrobik hastal klarla ilgili bilim dal Bulmacan n do ru yan tlar n 10 gün içinde fax veya mektup yoluyla gönderen okurlar m za BRAH M M EK in resimdeki kitab n arma an edece iz FAX: GEÇEN HAFTANIN ÇÖZÜMÜ

15

16

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3 Issue #: [Date] MAVİSEL YENER İLE RÖPOTAJ 1. Diş hekimliği fakültesinden mezunsunuz. Bu iş alanından sonra çocuk edebiyatına yönelmeye nasıl karar verdiniz?

Detaylı

Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti

Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti Hatıraların Masumiyeti SİNOPSİS Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Orhan Pamuk, 2012 de İstanbul da, 2008 yılında yayınladığı Masumiyet Müzesi romanı ile aynı adı taşıyan bir müze açar. Müzenin içindeki eşyalar, romana konu olan ve

Detaylı

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri. - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel

BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ. - Basın Toplantısı Haber Küpürleri. - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel BİR ACAYİP SOYGUN ADANA İŞİ - Basın Toplantısı Haber Küpürleri - 12.Ocak 2015 Adana Hilton Otel 13.01.2015 Salı Adana İşi nde acayip soygun Bir Acayip Soygun Adana İşi adlı uzun metraj filmin çekimleri

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN VE ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında, disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (17 Aralık 2012 25 Ocak 2013) Sayın Velimiz, 17 Aralık 2012 25 Ocak 2013 tarihleri arasındaki temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ Özdemir Asaf (Ankara, 11 Haziran 1923 İstanbul, 28 Ocak 1981) Danıştay Üyesi Mehmet Asaf ın oğludur. Babasını kaybettiği yıl (1930) Galatasaray Lisesi nin ilk kısmına girdi. 1934

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: Gezi Parkından dünyaya yansıyan ses daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sesidir. Tarih : 15.06.2013 Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye de görev yapan yabancı

Detaylı

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz.

Düşüncelerimizi, duygularımızı ve kültürümüzü oyunlar aracılığı ile ifade ederiz. ANASINIFI PYP VELİ BÜLTENİ (8 Aralık 2014-23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

zaferin ve başarının getirdiği güzel bir tebessüm dışında, takdir belgesini kaçırmış olmanın verdiği üzüntü. Yanımda disiplinli bir öğretmen olarak bilinen ama aslında melek olan Evin Hocam gözüküyor,

Detaylı

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871

İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 İBRAHİM ŞİNASİ 1826-1871 Hayatı ve Edebi Kişiliği İbrahim Şinasi 5 Ağustos 1826 da İstanbulda doğdu. 13 Eylül 1871 de aynı kentte öldü. Topçu yüzbaşısı olan babası Mehmed Ağa 1829 da Osmanlı Rus savaşı

Detaylı

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR

TV LERDEKİ PROGRAMLARA ÇIKANLAR KURAN OKUMASINI BİLMİYOR Site İsmi : Zaman 53 Tarih: 10.05.2012 Site Adresi : www.zaman53.com Haber Linki : http://www.zaman53.com/haber/14544/camilerin-ayaga-kalkmasi-lazim.html ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Detaylı

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi

www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi www.turkceciler.com Türk Dili ve Edebiyatı Kaynak Sitesi OKUMA GELİŞİM DOSYASI 204 OKUMA ALIŞKANLIĞININ KAZANDIRILMASI Okuma; kelimeleri, cümleleri veya bir yazıyı bütün unsurlarıyla görme, algılama, kavrama

Detaylı

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim Sohbetler *Tatilde neler yaptık? *Hava nedir? Hangi duyu organımızla hissederiz? *Tatildeyken hava nasıl değişimler oldu? *Müzik dendiğinde

Detaylı

Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum. Sevgiler, saygılar.

Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum. Sevgiler, saygılar. MESLEĞE VEDA From: Güney Dinç Sent: Wednesday, April 16, 2014 1:56 PM To: Subject: [ÇEHAV] Mesleğe Veda Sevgili dostlar. 53 yıldan sonra avukatlığı bırakmak zorunda kaldım. Sizlere son bir anımı sunuyorum.

Detaylı

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller

M. Sinan Adalı. Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller yayın no: 117 PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HİKMETLİ ÖYKÜLER Eski zamanlarda yaşamış peygamberlerin ve ümmetlerinin başlarından geçen ibretli öyküler, hikmetli meseller Genel yayın yönetmeni: Ergün Ür Yayınevi

Detaylı

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

11.SINIF TÜRK EDEBİYATI DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ EKİM AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI YENİLEŞME DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU KAZANIMLAR.Osmanlı Devleti ni güçlü kılan sosyal, siyasi düzenin bozulma nedenlerini.batı düşüncesine,

Detaylı

7.2 Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında (Proceedings) basılan bildiriler

7.2 Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitabında (Proceedings) basılan bildiriler 1. Adı Soyadı : HALE TORUN 2. Doğum Tarihi : 07.07.1972 3. Ünvanı : Öğretim Görevlisi 4. Öğrenim Durumu : Derece Alan Üniversite Yıl Lisans Tarih Marmara Üniversitesi 1994 Y.Lisans Radyo Televizyon ve

Detaylı

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi

Murat Çokgezen. Prof. Dr. Marmara Üniversitesi Murat Çokgezen Prof. Dr. Marmara Üniversitesi 183 SORULAR 1. Ne zaman, nasıl, hangi olayların, okumaların, faktörlerin veya kişilerin tesiriyle ve nasıl bir süreçle liberal oldunuz? 2. Liberalleşmeniz

Detaylı

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI

2011-2012 GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI 2011-2012 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI GÖKYÜZÜ EĞİTİM KURUMLARI Şubat Ayı E-Bülteni 1 İÇİNDEKİLER 1. Doğum günü Olan Yıldızlarımız 2. Mihver Dersler 3. Branş Dersler 4. Kulüpler 2 DOĞUM GÜNÜ OLAN YILDIZLARIMIZ

Detaylı

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 )

2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) 2. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

YENİ OTOGAR ÇALIŞMASINA BAŞLADIK

YENİ OTOGAR ÇALIŞMASINA BAŞLADIK Ekim / 2012 YENİ OTOGAR ÇALIŞMASINA BAŞLADIK Manisa nın en önemli ihtiyaçlarından biri olan yeni bir oto terminal binasını kente kazandırmak için çalışmalara başladık. Hal Müdürlüğü arkasındaki alana yapacak

Detaylı

geliştirmemize yardımcı olur.

geliştirmemize yardımcı olur. 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (20 Ekim 2014 05 Aralık 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; PYP disiplinler üstü temaları ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur. 33 Ders 4 Günah Bir dostunuzun size, içi güzel şeylerle dolu ve bütün bu güzelliklerin tadını çıkarmanız için bir saray verdiğini düşünelim. Buradaki her şey sizindir. Dostunuzun sizden istediği tek şey,

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 )

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (8 Eylül 2014 17 Ekim 2014 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ

6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ 6. SINIF TÜRKÇE DERS BİLGİLERİ OKUMA KÜLTÜRÜ (5 EYLÜL - 21 EKİM) - Konuşmacının sözünü kesmeden sabır ve saygıyla dinler. - Başkalarını rahatsız etmeden dinler/izler. - Dinleme/izleme yöntem ve tekniklerini

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim Türkiye de 2007 genel milletvekili seçimlerine ilişkin değerlendirme yaparken seçim sistemine değinmeden bir çözümleme yapmak pek olanaklı değil. Türkiye nin

Detaylı

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi

Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi Milli Devlete Yönelik Tehdit Değerlendirmesi tarafından tam algılanmadığı, diğer bir deyişle aynı duyarlılıkla değerlendirilmediği zaman mücadele etmek güçleşecek ve mücadeleye toplum desteği sağlanamayacaktır.

Detaylı

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan

Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Hazırlayan: Tuğba Can Resimleyen: Pınar Büyükgüral Grafik Tasarım: Ayşegül Doğan Bircan Mart 2009 Kendi Yaşam Öykünüzü Yazın Diyelim ki edebiyatla uğraşmak, yazı yazmak, bir yazar olmak istiyorsunuz. Bu

Detaylı

11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler

11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi. Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler 11.12.2015 Cuma İzmir Basın Gündemi Edebiyattan sinemaya, sinemadan sosyolojiye Türkiye de sosyal bilimler İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi, Akademik Düşünce Konferansları

Detaylı

3. Yazma Becerileri Sempozyumu. Çağrışım: Senden Kim Çıkacak?

3. Yazma Becerileri Sempozyumu. Çağrışım: Senden Kim Çıkacak? Çağrışım: Senden Kim Çıkacak? AMAÇ Amacımız dört temel dil becerisinin bir ayağını oluşturan yazma becerisine farklı bir bakış açısı kazandırmak; duyan, düşünen, eleştiren, sorgulayan insanlar yetiştirme

Detaylı

#1 Leading Turkish-American web portal www.turkishny.com

#1 Leading Turkish-American web portal www.turkishny.com TRUSA NY CORP. 1711 Kings Highway, 2 nd Fl, Brooklyn, NY 11229 TEL 1-718-375 7904 FAX 1-718-375 7906 Amerika dan yaptığı yayınlar ile başta Amerika olmak üzere tüm dünyaya ulaşan Turkishny.com, Türk- Amerikan

Detaylı

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA

KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA KILIÇDAROĞLU K.MARAŞ'TA Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş ın Elbistan İlçesi nde siyaseti sadece insan için yaptıklarını, iktidara gelmeleri halinde terörü sonlandırıp ülkeye huzuru getireceklerini

Detaylı

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014)

3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) 3. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ KENDİMİZİ İFADE ETME YOLLARIMIZ (16 Aralık 2013-24 Ocak 2014) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 16 Aralık 2013-24 Ocak 2014 tarihleri arasında

Detaylı

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden,

Şiir. Kategori: Şiir Cuma, 23 Nisan 2010 16:15 tarihinde yayınlandı. Gösterim: 4075. 1 / 7 Phoca PDF 1. SEN (1973) Senden, senden, hep senden, Çemberlitaş taki dedesinin konağında büyüyen şair, Amerikan ve Fransız kolejlerinde başladığı ilk ve lise öğrenimini Deniz Lisesi nde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü nü 1924 te bitirince

Detaylı

ANAVARZA BAL ÇOCUK TİYATROSU

ANAVARZA BAL ÇOCUK TİYATROSU ANAVARZA BAL ÇOCUK TİYATROSU BASIN DAVETİ ÖRNEĞİ 2 3 ANAVARZA BAL HAKKINDA 1979 yılında Süleyman Sezen'in kurduğu Sezen Gıda Ltd. Sti., 1995 yılında Anavarza Bal markasıyla bal sektörüne giriş yaptı. Adana'nın

Detaylı

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK SİYASİ TARİHİ I TST207 3 3 + 0 3 4

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK SİYASİ TARİHİ I TST207 3 3 + 0 3 4 DERS BİLGİLERİ Ders Kodu Yarıyıl T+U Saat Kredi AKTS TÜRK SİYASİ TARİHİ I TST207 3 3 + 0 3 4 Ön Koşul Dersleri - Dersin Dili Dersin Seviyesi Dersin Türü Türkçe Lisans Zorunlu Dersin Koordinatörü Dersi

Detaylı

Portakal'a 'Türkiye sineması' damga vurdu!

Portakal'a 'Türkiye sineması' damga vurdu! 1 / 7 2014/10/31 15:31 Portakal'a 'Türkiye sineması' damga vurdu! ERKAN AKTUĞ (mailto:erkan.aktug@radikal.com.tr mailto:erkan.aktug@radikal.com.tr) Kültür / 18/10/2014 51. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde

Detaylı

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Müdürlük Seçme Sınavlarına Hazırlık El Kitabı

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Müdürlük Seçme Sınavlarına Hazırlık El Kitabı T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Müdürlük Seçme Sınavlarına Hazırlık El Kitabı Ana Başlık Alt Başlık Sayfa Soru Düzeltme Olayları Ad Aktarması 6 - Ad Aktarması (Mecazı Mürsel) Kinaye 8 - Kinaye

Detaylı

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT

DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM 4 SINAV GÖREVLİSİNİN KİTAPÇIĞI. Dönem Kasım 2009 DİKKAT ΥΠΟΥΡΓΕΙΟ ΕΘΝΙΚΗΣ ΠΑΙ ΕΙΑΣ ΚΑΙ ΘΡΗΣΚΕΥΜΑΤΩΝ ΚΡΑΤΙΚΟ ΠΙΣΤΟΠΟΙΗΤΙΚΟ ΓΛΩΣΣΟΜΑΘΕΙΑΣ Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Devlet Dil Sertifikası DÜZEY B1 Avrupa Konseyi Ortak Dil Ölçütleri Çerçevesinde BÖLÜM

Detaylı

KÜLTÜREL YAPILANMA GRUBUNUN (KYG) DEĞERLENDİRME ANKETİ

KÜLTÜREL YAPILANMA GRUBUNUN (KYG) DEĞERLENDİRME ANKETİ KÜLTÜREL YAPILANMA GRUBUNUN (KYG) DEĞERLENDİRME ANKETİ Kasım, 2006 Değerli Arkadaşlar, Bildiğiniz gibi 7 Temmuz, 2006 da başlayan ve 27 Ağustos 2006 da tamamlanan Kültürel Yapılanma Grubumuzu ve Etkinliklerini

Detaylı

E-kitap: Yerel ve Küresel Boyutlar. Serdar Katipoğlu

E-kitap: Yerel ve Küresel Boyutlar. Serdar Katipoğlu E-kitap: Yerel ve Küresel Boyutlar Serdar Katipoğlu giriş Aydınlanma dönemin insanlığa ve uygarlığa kazandırdığı ve bizim de bugün içinde sektör olarak çalıştığımız kütüphaneler 90 lı yıllardan beri kendi

Detaylı

"Satmam" demiş ihtiyar köylü, "bu, benim için bir at değil, bir dost."

Satmam demiş ihtiyar köylü, bu, benim için bir at değil, bir dost. Günün Öyküsü: Talih mi Talihsizlik mi? Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş. Çok fakirmiş. Ama çok güzel beyaz bir atı varmış. Kral bu ata göz koymuş. Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir

Detaylı

ÖZEL ÜSKÜDAR SEV İLKÖĞRETİM OKULU

ÖZEL ÜSKÜDAR SEV İLKÖĞRETİM OKULU ÖZEL ÜSKÜDAR SEV İLKÖĞRETİM OKULU AYLIK BÜLTENLER SERİSİ EKİM, 2008 SAYI: 2 KONU: Çocuğunuzun Beceri ve Yeteneklerini Nasıl Geliştirebilirsiniz? Aileler çocuklarının mutlu bireyler olmalarını ve en yüksek

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi CHP ile, üniversitelerde okuyan gençlerin temsilcileri bir araya geldi, 15 sorun belirledi ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda görüş birliğine vardı. Tarih : 04.12.2014

Detaylı

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz?

İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? On5yirmi5.com İHL'yi Ne Kadar Tanıyoruz? İmam Hatip Liseleri Son günlerin en gözde hedefi Katsayı, Danıştay, ÖSS ve başörtüsüyle oluşan okun saplandığı tam 12 noktası. Kimilerinin ötekileri Yayın Tarihi

Detaylı

BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU

BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU BİREYSELLEŞMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU ÖĞRENCİNİN ADI-SOYADI: BEP HAZIRLAMA :07.10.2011 BEP Birimi Üyeleri: - ÖĞRENCİNİN ŞU ANKİ PERFORMANS DÜZEYİ:.. öz bakım becerilerini yerine getirir... okuma yazmayı

Detaylı

Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2

Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2 Şiddete Karşı Kadın Buluşması 2 Evde, Okulda, Sokakta, Kışlada, Gözaltında Şiddete Son 18-19 Mart 2006, Diyarbakır ŞİDDETE KARŞI KADIN BULUŞMASI 2 EVDE, OKULDA, SOKAKTA, KIŞLADA, GÖZALTINDA ŞİDDETE SON

Detaylı

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN

BULUNDUĞUMUZ MEKÂN ve ZAMAN 1.SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (28 EKİM -13 ARALIK 2013) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında 28 Ekim 2013-13 Aralık 2013 tarihleri arasında işlediğimiz ikinci temamıza ait bilgiler,

Detaylı

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014

Elektrik, Plastik Cerrahi ve Prometheus: İlk BK Romanı Frankenstein 18 Ocak2014. Ütopyadan Distopyaya, Totalitarizm ve Anksiyete 25 Ocak 2014 BİLİMKURGU: BAŞKA BİR VAROLUŞ MÜMKÜN Bilimkurgu bir bakışa göre Samosata lı Lukianos tan (M.S. 2. Yüzyıl) bu yana, başka bir bakışa göre ise 1926 yılında yayımcı Hugo Gernsbeack in scientifiction kelimesini

Detaylı

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi

EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi 80 EK-2: İnşaat Mühendisliği Öğrenci Anketi Sayın İnşaat Mühendisi Adayı, İnşaat Mühendisliği Eğitimi Kurulu, İMO 40. Dönem Çalışma Programı çerçevesinde İMO Yönetim Kurulu nca İnşaat Mühendisliği Eğitimi

Detaylı

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu

İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu İlkçağ Anadolu Uygarlıklarında Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Bağlamında Kütüphane/Arşiv Kurumu Prof. Dr. Bülent Yılmaz Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü E-posta : byilmaz@hacettepe.edu.tr

Detaylı

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden.

Parlar saçların güneşin rengini bana taşıyarak diye yazıvermişim birden. BEYAZIN PEŞİNDEKİ TATİL Geçen yıllarda Hopa da görev yapan bir arkadaşım Adana ya ziyaretime gelmişti. Arkadaşım Güney in doğal güzelliğine bayılıyorum deyince çok şaşırmıştım. Sevgili okuyucularım şaşırmamak

Detaylı

Karikatüristlere fırsat

Karikatüristlere fırsat Karikatüristlere fırsat Beşiktaş Belediyesi etkinliklerini sürdürmeye devam ediyor. Beşiktaş Belediyesi bu sefer karikatür sanatının öncülerinden bir tanesi olan 'Nehar Tüblek' adına bir karikatür yarışmasına

Detaylı

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ

DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ 215 DİN VEYA İNANCA DAYANAN HER TÜRLÜ HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜN VE AYRIMCILIĞIN TASFİYE EDİLMESİNE DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 25 Kasım 1981 tarihli ve 36/55 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

KAYNAK: Çınar, İkram. 2009. "Çocuk Edebiyatı ve Yayıncılığı" Eğitişim Dergisi. Sayı: 22 (Mart 2009).

KAYNAK: Çınar, İkram. 2009. Çocuk Edebiyatı ve Yayıncılığı Eğitişim Dergisi. Sayı: 22 (Mart 2009). KAYNAK: Çınar, İkram. 2009. "Çocuk Edebiyatı ve Yayıncılığı" Eğitişim Dergisi. Sayı: 22 (Mart 2009). Edebiyat; duygu, düşünce, hayal ve izlenimlerin sözlü veya yazılı olarak güzel ve etkili bir biçimde

Detaylı

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar)

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar) (20 Aralık 2015, Pazar) GRADE ORTA HAZIRLIK 2015-2016 ORTAK SINAVI-1 Açıklamalar 1. Bu sınav 50 adet çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. 2. Üç yanlış cevap bir doğru cevabı götürür. 3. Sınavın Süresi

Detaylı

HIGHGATE DE VINTAGE VE ÇAĞDAŞ ÇIZGILERIN ARMONISI

HIGHGATE DE VINTAGE VE ÇAĞDAŞ ÇIZGILERIN ARMONISI DEKO HOME Senem ÖZTÜRK / senem.ozturk@alem.com.tr www.architecta-interiors.com DOROTHEE JUNKIN HIGHGATE DE VINTAGE VE ÇAĞDAŞ ÇIZGILERIN ARMONISI Taşıdığı geleneksel ögeler ve karakteri korunurken, çağdaş

Detaylı

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım

Evimi misafirlerim gidince temizlemek için saatlerce uğraşıyorsam birçok arkadaşım Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa

Detaylı

3. SINIF II. SORGULAMA ÜNİTESİ BÜLTENİ

3. SINIF II. SORGULAMA ÜNİTESİ BÜLTENİ 3. SINIF II. SORGULAMA ÜNİTESİ BÜLTENİ TEMA Kim Olduğumuz ÜNİTE ADI Bütünün Parçasıyım TARİH 28 Ekim 6 Aralık 2013 SORGULAMA HATLARI Ait Olduğumuz Gruplar İnanç ve Değerler İnanç ve Değerlerin Davranış

Detaylı

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012)

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012) 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (22 Ekim-14 Aralık 2012) Sayın Velimiz, 22 Ekim 2012-14 Aralık 2012 tarihleri arasındaki ikinci temamıza ait bilgiler bu bültende yer almaktadır. Böylece temalara bağlı düzenlediğimiz

Detaylı

ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR HÂLÂ HARİKA

ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR HÂLÂ HARİKA Zehra İpşiroğlu ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR HÂLÂ HARİKA Resimleyen: Gözde Bitir Bu kitabın ilk baskısı ÇYDD için Toroslu Kitaplığı tarafından yapılmıştır. Yayın Koordinatörü: İpek Şoran Düzelti: Leyla Nebioğlu Kapak

Detaylı

Rutinler temamız kapsamında sabah sporu yaptık, grup sohbetleri ile paylaşımlarda bulunduk. Sabah sporunda reçel yaptık, hayali reçellerimizi

Rutinler temamız kapsamında sabah sporu yaptık, grup sohbetleri ile paylaşımlarda bulunduk. Sabah sporunda reçel yaptık, hayali reçellerimizi Rutinler temamız kapsamında sabah sporu yaptık, grup sohbetleri ile paylaşımlarda bulunduk. Sabah sporunda reçel yaptık, hayali reçellerimizi pişirdik. Topla tanışma oyunları oynadık. Heykel ol, adını

Detaylı

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu adına hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Sayın Kaymakamım, Sayın Milli Eğitim Müdürüm, Sayın Belediye Başkanım, Okul Aile Birliğimizin değerli yöneticileri, Saygıdeğer Velilerimiz, Sevgili öğretmenlerimiz ve yöneticilerimiz, Saygıdeğer Bağışçılarımız,

Detaylı

DUA ETTİĞİNİZDE. J. Robert Ashcroft. ICI Elemanlarıyla İşbirliği İçinde Hazırlanmıştır Resimler: David Cahill Çeviren: Hande Taylan ICI

DUA ETTİĞİNİZDE. J. Robert Ashcroft. ICI Elemanlarıyla İşbirliği İçinde Hazırlanmıştır Resimler: David Cahill Çeviren: Hande Taylan ICI DUA ETTİĞİNİZDE J. Robert Ashcroft ICI Elemanlarıyla İşbirliği İçinde Hazırlanmıştır Resimler: David Cahill Çeviren: Hande Taylan ICI Yeni Yaşam Yayınları İsteme Adresi: ICI P.K.: 33 Bakırköy İstanbul

Detaylı

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da

21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da 21 yıllık tecrübesiyle SiNCAN da geleceğin mimarı nesiller artık bizim ellerimizde, güvenle... Keşke Hep Çocuk Kalsak! Büyüyünce ne olacaksın diye sorarlar. Oysa çocuk kalmak en güzel şey değil midir?

Detaylı

Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz.

Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz. Dünya üzümden sadece şarap yaparken, biz ise üzümden sadece şarap değil, başka neler yapacağımızı göstermeye devam edeceğiz. Festivalin Amacı Gaziantep, yeryüzünde, derin tarihi, çok sesli, çok renkli

Detaylı

İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI

İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI İLERİ DÜZEY SENARYO YAZARLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ ile ARDEV Vakfı nın birlikte düzen-lediği ileri düzey senaryo yazarlığı atölyesi 10 hafta sürecektir. Program hafta içi yapılacaktır.

Detaylı

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf

http://www.ilkyar.org.tr/izlenimler/140717%20nasil%20destek%20olabilirsiniz.pdf ilk yar'larımızın sevgili dostları, ilkyar desteklerinizle giderek büyüyen bir aile olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni ilk yar'larımızla tanışırken bir taraftan fedakar gönüllülerimizi, ve bir zamanlar

Detaylı

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (11 Mayıs -19 Haziran 2015 )

3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ. (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) 3. SINIF PYP VELİ BÜLTENİ (11 Mayıs -19 Haziran 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane

Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Avrupalı liderler baskıcı, Türk liderler ise dostane Dünyada yaşanan ekonomik kriz liderlik stillerinde de değişikliğe yol açtı. Hay Group'un liderlik stilleri üzerine yaptığı araştırmaya göre, özellikle

Detaylı

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ

BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ BURDURLU HOCA DAN YURT SÖYLENCELERÝ Her yönüyle edip (edebiyatçý) ve öðretmen Ýbrahim Zeki Burdurlu nun ölümsüz bir yapýtý elinizi öpüyor. Burdurlu bu çalýþmasýnda, cennet Anadolu nun deðiþik yörelerinden

Detaylı

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU

BASIN BİRİMİ GÜNLÜK YAYIN RAPORU Sayfası :5. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :6. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :3. Syf Sayfası :7. Syf Sayfası :İnternet Sitesi SON DAKİKA GAZETESİ Sayfası :İnternet Sitesi Karabağlar Belediyesi Farkındalık Yaratacak

Detaylı

İLHAM VEREN KONUŞMACILAR ALEM-İ İŞ İLE HERKES BİRBİRİNİ DAHA İYİ ANLAYACAK!

İLHAM VEREN KONUŞMACILAR ALEM-İ İŞ İLE HERKES BİRBİRİNİ DAHA İYİ ANLAYACAK! İLHAM VEREN KONUŞMACILAR ALEM-İ İŞ İLE HERKES BİRBİRİNİ DAHA İYİ ANLAYACAK! ALEM-İ İŞ, NE İŞ? Alem-i İştir kişinin lafa bakılmaz! diyoruz ve iş hayatında yaşadıklarımız konusunda bize, size, herkese esprili

Detaylı

Aynı kökün "kesmek", "kısaltmak" anlamı da vardır.

Aynı kökün kesmek, kısaltmak anlamı da vardır. Kıssa, bir haberi nakletme, bir olayı anlatma hikâye etmek. Bu Arapça'da kassa kelimesiyle ifade edilir. Anlatılan hikâye ve olaya da "kıssa" denilir. Buhâri, bab başlıklarında "kıssa"yı "olay" anlamında

Detaylı

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ

TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Bilim Etkinlikleri TEMA: OKULUMUZU TANIYALIM KONU: OKULUMUZ TARİH: 01 EYLÜL / 30 EYLÜL YAŞAYAN DEĞERLER: SEVGİ Bu ayki yaşayan değerimiz Sevgi.

Detaylı

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER

SINIF İÇİ ETKİNLİKLER ARALIK 2014 Sevgili Veliler; Bizler Aralık ayını da dolu dolu yaşadık. Önemli gün ve haftaları büyük bir coşku, sevinçle yaşadık. Sınıf içi etkinliklerimize tüm çocuklarımız keyifle katıldılar. Etkinliklerimizle

Detaylı

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi 1 Cumhuriyet Halk Partisi AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Türkiye de temaslarına CHP Lideri Kılıçdaroğlu ile görüşerek başladı. Görüşmeye katılan Loğoğlu açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Detaylı

Fall 2010. SAYFA 1 S1: Gittiğiniz üniversite: Katholieke Universiteit Leuven. S2: Gittiğim üniversite beklentilerimi karşıladı.

Fall 2010. SAYFA 1 S1: Gittiğiniz üniversite: Katholieke Universiteit Leuven. S2: Gittiğim üniversite beklentilerimi karşıladı. Fall 2010 Toplayıcı: New Link (Web Bağlantısı) Başlangıç: 23 Mart 2011 Çarşamba 16:12:18 Son Değiştirme: 23 Mart 2011 Çarşamba 16:13:29 Geçen Süre: 00:01:10 Katholieke Universiteit Leuven S3: Gittiğim

Detaylı

Menümüzü incelediniz mi?

Menümüzü incelediniz mi? by elemeği Menümüzü incelediniz mi? Yılmaz Usta nın hikayesini duydunuz mu? Niçin Nevale? Yılmaz Usta nın hikayesi Bir insan pasta ustası olmaya nasıl karar verir? Yani 1972 yılında Kastamonu da doğduğunuzu

Detaylı

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda!

Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! SUNUMUMUZA HOŞGELDİNİZ Bu resmi ne yönden yada nasıl gördüğünüz,nasıl yorumladığınız çok önemli! Çünkü medya artık hayatımızın her alanında ve her an yanı başımızda! Haber ve bilgi verme amacı başta olmak

Detaylı

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER

KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER KANATLI KELİMELER UÇUŞAN HİKAYELER Burçin BAŞLILAR Sınıf Öğretmeni burcinbaslilar@terakki.org.tr SUNUM İÇERİĞİ Yaratıcılık Nedir? Neden Yaratıcı Yazma? Yaratıcılığı Engelleyen Faktörler Yaratıcı Yazmaya

Detaylı

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI

ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI ÖZEL EFDAL ERENKÖY ANAOKULU PENGUENLER GRUBU NİSAN AYI BÜLTENİ ÇİÇEKLER TEMASI 23NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI Bitkileri tanıdık. Bitkileri gözlemledik. Bitki türlerini isimlendirdik. Bitkilerin

Detaylı

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları

Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları Kamu Yönetimi Bölümü Ders Tanımları PA 101 Kamu Yönetimine Giriş (3,0,0,3,5) Kamu yönetimine ilişkin kavramsal altyapı, yönetim alanında geliştirilmiş teori ve uygulamaların analiz edilmesi, yönetim biliminin

Detaylı

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA

PİNOKYO EĞİTİM KURUMLARI MART AYI AYLIK EĞİTİM PROGRAMI 1. HAFTA 1. HAFTA TARİH : 01 MART 2016 04 MART 2016 KONU : YEŞİLAY 1- Yeşilay nedir? Ne işe yara? Faaliyetleri nelerdir? Nefes akciğer yapalım. Vücudumuzu 2- Sigara ve alkolün zararlarını hep birlikte öğrenelim

Detaylı

Zengin Adam, Fakir Adam

Zengin Adam, Fakir Adam Çocuklar için Kutsal Kitap sunar Zengin Adam, Fakir Adam Yazarı: Edward Hughes Resimleyen: M. Maillot ve Lazarus Uyarlayan: M. Maillot ve Sarah S. Tercüme eden: Nurcan Duran Üreten: Bible for Children

Detaylı

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat

Melih Güler. - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011. Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat - şiirler - Yayın Tarihi: 11.9.2011 Yayınlayan: Antoloji.Com Kültür ve Sanat Yayın Hakkı Notu: Bu e-kitapta yer alan şiirlerin tüm yayın hakları şairin kendisine ve / veya yasal temsilcilerine aittir.

Detaylı

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (30 Mart 15 Mayıs 2015 )

4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ. (30 Mart 15 Mayıs 2015 ) 4. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (30 Mart 15 Mayıs 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca her

Detaylı

2016 YAZ DÖNEMİ. zeytinburnu.bel.tr 444 1984 ATÖLYE ÇALIŞMALARI

2016 YAZ DÖNEMİ. zeytinburnu.bel.tr 444 1984 ATÖLYE ÇALIŞMALARI 2016 YAZ DÖNEMİ zeytinburnu.bel.tr 444 1984 ATÖLYE ÇALIŞMALARI Sevgili çocuklar, Tarih boyunca pek çok farklı tanım yapılmış olsa da en genel haliyle sanat, insanın, dünyadaki varlığını, kendini anlama

Detaylı

BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI

BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI Göknil Genç BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI 1 Çeviren: Saadet Özen ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI Öykü 5. basım Resimleyen: Mustafa Delioğlu Göknil Genç BÖCEK ORKESTRASININ MUHTEŞEM SINIFI 1 Resimleyen: Mustafa

Detaylı

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir?

3 YAŞ AYIN TEMASI. Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? 3 YAŞ AYIN TEMASI Cinsiyetim, adım, özelliklerim, görünümümdeki değişiklikler nelerdir? Vücudumuzun bölümleri ve iç organlarımız nelerdir? Ne işe yarar? İskelet sistemi nedir? Ne işe yarar? Aile ve aileyi

Detaylı

Çocuk Gündüz Bakımevi Evangelisch-lutherische Petrigemeinde

Çocuk Gündüz Bakımevi Evangelisch-lutherische Petrigemeinde - PDF Flyer - Çocuk Gündüz Bakımevi Evangelisch-lutherische Petrigemeinde Çocuk Gündüz Bakımevimiz, Hannover-Kleefeld Evangelisch-lutherische Petrigemeinde ye aittir ve Aşağı Saksonya nın en eski kuruluşlarından

Detaylı

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP

1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP 1999 dan 2007 ye Seçmen Tercihleri ve Değişim AKP VERİ ARAŞTIRMA A.Ş. Bu çalışma, Radikal Gazetesinin isteği üzerine seçim istatistiklerinden yararlanılarak VERİ ARAŞTIRMA A.Ş. tarafından RADİKAL Gazetesi

Detaylı

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 )

1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) 1. SINIFLAR PYP VELİ BÜLTENİ (08 Aralık 2014 23 Ocak 2015 ) Sayın Velimiz, Okulumuzda yürütülen PYP çalışmaları kapsamında; disiplinler üstü temalarımız ile ilgili uygulama bilgileri size tüm yıl boyunca

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

BİZ KİMİZ? ODTÜ Atatürkçü Düşünce Topluluğu, Atatürk ü ve ideolojisini daha iyi tanımak ve tanıtmak için 1989 yılında ODTÜ Kültür İşleri Müdürlüğü bünyesinde kurulmuş olan bir düşünce topluluğudur. Atatürkçü

Detaylı

OKULLAR YENİ YAŞAM ALANLARIMIZ

OKULLAR YENİ YAŞAM ALANLARIMIZ OKULLAR HAYAT OLSUN OKULLAR YENİ YAŞAM ALANLARIMIZ Okullarımız halka açıldı Okullar eğitim-öğretim saatleri dışında; akşam saatleri, hafta sonları ve yaz aylarında halkımızın hizmetine açıldı. Derslikler,

Detaylı

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA

BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA BURSA KENT KONSEYİ BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NİN KATKILARIYLA KENT KONSEYİ MEVZUATI YASA 5393 SAYILI BELEDİYE KANUNU (TC Resmi Gazete Tarih: 13 Temmuz 2005, Sayı 25874) Kent Konseyi MADDE 76 Kent Konseyi

Detaylı