TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ. Editör: Aycan Çiçek Sağlam

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ. Editör: Aycan Çiçek Sağlam"

Transkript

1 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Editör: Aycan Çiçek Sağlam Mart 2013

2 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Editör Yazarlar : Aycan ÇİÇEK SAĞLAM : Doç. Dr. Aycan ÇİÇEK SAĞLAM, Doç. Dr. Ekber TOMUL, Yrd. Doç. Dr. Selda POLAT, Yrd. Doç. Dr. Gülay ASLAN, Yrd. Doç. Dr. Bilal YILDIRIM, Yrd. Doç. Dr. Habib ÖZGAN, Yrd. Doç.Dr. M. Akif HELVACI, Yrd. Doç. Dr. İbrahim Halil ÇANKAYA, Yrd. Doç. Dr. Sevim ÖZTÜRK, Öğr. Gör. Dr. Zafer KİRAZ, Öğr. Gör. Dr. İsmail ZENCİRCİ, Arş. Gör. Mahmut KALMAN, Bilim Uzmanı Nezahat TÜRKMEN Bu kitabın içinde yer alan ünitelerden yazarları sorumludur. 1. Baskı, Mart 2013 ISBN: Sayfa Tasarımı Kapak Tasarımı Baskı : Serkan AKYÖRÜK : Serkan AKYÖRÜK : Desen Ofset A.Ş. Birlik Mah Cad. 476 Sok. No:2 Çankaya / Ankara Maya Akademi Yayın Dağıtım Eğitim Danışmanlık Bu kitabın basım, yayın, satış hakları Maya Akademi Yayın Dağıtım Eğitim Danışmanlık (İbrahim Akyol) a aittir. Anılan kuruluşun izni alınmadan kitabın tümü ya da bölümleri, mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik ya da başka yöntemlerle çoğaltılamaz, basılamaz, dağıtılamaz. Maya Akademi Yayın Dağıtım Eğitim Danışmanlık Dr. Mediha Eldem Sok. 58/2 Kızılay-Ankara Tel: (312) Faks: (312)

3 SUNUŞ Öğretmen yetiştirme programları eğitim öğretim yılından bugüne dek sürekli bir yenilenme sürecinden geçmektedir. Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi dersi de bu yenileştirme çerçevesinde akademik yılından itibaren programa eklenen derslerden biridir. Sistem içerisinde ister öğretmen, ister yönetici, ister denetmen olarak görev alsın, her bir eğitim işgöreninin öncelikle içinde yer alacağı sistemi tanıması bir zorunluluktur. Bu anlamda, Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi dersi, öncelikle eğitim sisteminin genel yapısını ve teşkilat yapısını tanıtmakla başlayıp, geçmişten bugüne yönetim kuramlarının gelişimi ve bunların eğitim örgütlerine yansımalarını ele almakta ve okul yönetimini tüm boyutları ile irdelemektedir. Öğretmen olarak göreve başlayan eğitim işgörenleri ilerleyen zamanda eğitim yöneticiliği ya da denetmenliği görevlerine de talip olma hakkına sahip oldukları için Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi dersi onlara temel bilgi ve bakış açısı kazandırmak bakımından büyüt katkı sağlayacaktır. Ortaklaşa çalışmanın bir ürünü olan bu kitap, Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi dersinin içeriğine uygun olarak hazırlanmıştır. Kitapta yer alan her bir bölüm içeriğinin öğrenciler tarafından kolay kavranılabilmesi açısından çok fazla ayrıntılara girilmemeye özen gösterilmiştir. Kitabın temel amacı öğretmen adaylarına Türkiye eğitim sistemini bütün olarak tanıtmak, eğitim sisteminin sorunları üzerinde düşünebilme becerisi kazandırmaktır. Bölüm yazarı olarak görev alan değerli meslektaşlarıma, katkılarından ve çalışmalarından ötürü teşekkür ederim. Şüphesiz hiçbir çalışma eksiksiz değildir. Sevgili öğretmen adaylarının ve öğretmen yetiştirme sürecinde görev alan meslektaşlarımın katkı, görüş ve eleştirileri kitabın geliştirilmesinde yol gösterici olacaktır. Kitabın öğretmen adayları yanında eğitime ve eğitim sistemine ilgi duyan herkese yararlı olmasını diler, kitabın hazırlanması sürecinde büyük katkı sağlayan değerli meslektaşım Yrd. Doç. Dr. Selda POLAT a ve kitabın basımını gerçekleştiren Maya Akademi ye ayrıca teşekkür ederim. Saygılarımla. Editör Doç. Dr. Aycan Çiçek Sağlam iii

4

5 İÇİNDEKİLER SUNUŞ... iii TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN GENEL YAPISI...1 Yrd. Doç. Dr. Gülay ASLAN Giriş...3 Türk Milli Eğitiminin İlkeleri...5 Türk Eğitim Sisteminin Genel Yapısı...8 Örgün Eğitim Okulöncesi Eğitim İlköğretim Ortaöğretim Yükseköğretim Yaygın Eğitim...28 Özel Öğretim...31 KAYNAKÇA...34 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN ÖRGÜTSEL VE YÖNETSEL YAPISI Yrd. Doç. Dr. Gülay ASLAN Giriş...39 Kamu Hizmetlerinin Merkezden ve Yerinden Yönetimi...40 Milli Eğitim Bakanlığının Örgüt ve Yönetim Yapısı...42 Milli Eğitim Bakanlığı Merkez Örgütü...46 Milli Eğitim Bakanlığı Taşra Örgütü...60 Milli Eğitim Bakanlığı Yurtdışı Örgütü...62 KAYNAKÇA...65 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN HUKUKSAL YAPISI Yrd. Doç. Dr. Bilal YILDIRIM Giriş...69 Yasal Dayanaklar Anayasası ndaki Eğitimle İlgili Düzenlemeler...72 v

6 Tevhid-i Tedrisat Kanunu sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu...74 Kalkınma Planlarında Eğitim...76 Milli Eğitim Şuralarında Eğitim...77 Hükümet Programlarında Eğitim...78 KAYNAKÇA...82 YÖNETİM KURAMLARI Doç. Dr. Ekber TOMUL Giriş...87 Klasik Yönetim Yaklaşımları...87 a. Bilimsel Yönetim Kuramı...88 b. Yönetim Süreçleri Kuramı...89 c. Bürokrasi Kuramı...92 İnsan İlişkileri Yaklaşımları...95 a. Hawthorne Araştırmaları...95 b. İşbirliği Kuramı...96 c. X ve Y Kuramı...97 d. Z Kuramı...98 Modern (Çağdaş )Yönetim Yaklaşımları...99 a. Sistem Yaklaşımı b. Durumsallık Yaklaşımı c. Kültürel Farklılıklar Kuramı Yönetim Kuramlarının Eğitime Yansımaları KAYNAKLAR YÖNETİM SÜREÇLERİ Yrd. Doç. Dr. Habib ÖZGAN, Arş. Gör. Mahmut KALMAN Giriş Yönetim Süreçleri Karar Verme Planlama vi

7 3. Örgütleme İletişim İletişim Süreci Koordinasyon (Eşgüdümleme) Etkileme Yöneltme Kadrolama Değerlendirme KAYNAKÇA OKUL ÖRGÜTÜ VE YÖNETİMİ Öğr. Gör. Dr. Zafer KİRAZ Giriş Yönetim Nedir? Eğitim ve Okul Yönetimi Eğitimin Yönetimi Okul Yönetimi Okulun İlkeleri Okulun Amaçları Okul Yönetiminin Öğeleri Örgüt Örgütlerin Özellikleri Bir Örgüt Olarak Okul Okula Yönelik Eleştiriler KAYNAKÇA OKUL YÖNETİMİNDE İNSAN KAYNAKLARI Öğrt. Gör. Dr. İsmail ZENCİRCİ Giriş Eğitim Örgütlerinin İnsan Kaynakları Yapısı Sınıflandırma Kariyer Liyakat vii

8 Devlet Memurluğunda Genel Haklar, Ödevler ve Sorumluluklar, Yasaklar Genel Haklar Ödevler ve Sorumluluklar Yasaklar Okul Örgütünün İnsan Kaynakları (İşgören) Girdisi Eğitim İşgöreni Olarak Öğretmen Eğitim İşgöreni Olarak Yöneticiler Eğitim İşgöreni Olarak Müfettişler Eğitim Öğretim Hizmetleri Sınıfı Dışında Kalan İşgörenler Eğitim Örgütü İşgörenlerinin Özlük Hakları Eğitim İşgörenlerinin Atanma Koşulları Eğitim Örgütlerinde İnsan Kaynaklarının Yönetimi Kapsamında Yürütülen İşler Okul Örgütünde İşgörene İlişkin Tutulan Defter ve Dosya Kayıtları Eğitim İşgörenlerinin Atama ve Yer Değiştirme İşlemleri Eğitim İşgörenlerinin Adaylık Eğitim Süreci Eğitim İşgörenlerinin İl İçi ve İller Arası Yer Değişimi Eğitim İşgörenlerinin Parasal İşlemleri Eğitim İşgörenlerinin Mesleki Yükselme, Ödüllendirilme Sicil ve Disiplin Uygulamaları Yükselme Başarı, Üstün Başarı Değerlendirmesi ve Ödül Sicil Disiplin Eğitim İşgörenlerinde Olağan, Mazeret ve Hastalık İzinleri Eğitim İşgörenlerinin Memuriyetinin Sona Ermesi Eğitim İşgörenlerinin Değerlendirilmesi ve Geliştirilmesi KAYNAKÇA Kanun, Yönetmelik, Genelgeler Kanunlar Yönetmelikler Genelgeler viii

9 OKUL YÖNETİMİNDE EĞİTİM-ÖĞRETİM İŞLERİ Yrd. Doç.Dr. M. Akif HELVACI, Bilim Uzmanı Nezahat TÜRKMEN Giriş Yıllık Çalışma Planının Yapılması Yıllık Öğretim Planının Yapılması Ünitelendirilmiş Yıllık Plan ve Ders Planları Sınıf ve Şubelerin Oluşturulması Ders Yükünün ve Öğretmenlerin Belirlenmesi Ders Dağıtım Programlarının Yapılması Okullardaki Kurullar Öğretimle İlgili Kaynakların Sağlanması Kütüphane İşleri Gezi İnceleme Araştırma Çalışmaları Yetiştirme Kursları Okulda Rehberlik İşleri Yöneltme Öneri Kurulu Okulda Nöbet İşleri Öğrencilerin Nöbet Hizmetleri Sosyal ve Kültürel Etkinlikler Okul Törenleri KAYNAKÇA OKUL YÖNETİMİNDE ÖĞRENCİ İŞLERİ Yrd. Doç. Dr. İbrahim Halil ÇANKAYA Giriş Okul Kayıt İşlemleri Okul Nakil İşlemleri ve Kişisel Bilgilerin Kaydı Performans Değerlendirme, Notlarının Kaydı ve Ödüllendirme İşlemleri Öğrenci Belgesi, Kimlik ve Paso İşlemlerinin Düzenlenmesi Devam Devamsızlık ve Mezuniyet İşleri Okul Öğrenci Güvenliği Öğrenci Güvenliği Açısından Mekân Yönetimi Sonuç ve Değerlendirme KAYNAKÇA ix

10 OKUL YÖNETİMİNDE BÜTÇE İŞLERİ Yrd. Doç. Dr. Sevim ÖZTÜRK Giriş Temel Kavramlar Eğitimin Finansmanı Eğitimin Gelir Kaynakları Kamu Eğitim Giderleri Okul Yönetiminde Hesap İşleri Okulların Gelir Kaynakları Türkiye de İlköğretimin Finansmanı Türkiye de Ortaöğretimin Finansmanı Türkiye de Yükseköğretimin Finansmanı Sonuç KAYNAKÇA TÜRKİYE EĞİTİM SİSTEMİNİN DENETİM YAPISI Doç. Dr. Aycan ÇİÇEK SAĞLAM Giriş Denetim (Teftiş) Kavramı Denetimin Tarihsel Gelişimi Türkiye Milli Eğitim Sisteminde Denetimin Tarihsel Gelişimi Denetimin Amaç ve Temel İlkeleri Genel Amaçlar Özel Amaçlar Rehberlik ve Teftişin İlkeleri Türkiye Eğitim Sisteminin Denetim Yapısı ve İşleyişi Tartışma KAYNAKÇA OKUL - ÇEVRE İLİŞKİLERİ Yrd. Doç. Dr. Selda POLAT x

11 Giriş Eğitim (Okul) ve Toplum Okul ve Çevre İlişkilerinin Boyutları Ailenin Okula Katılımı ve Okul Aile İşbirliği Okul-Aile İşbirliği (Okula Katılım) Modelleri Baskı Grupları ve Çevrenin Okula Katılımı Okulun Çevreye Katılımı Özet KAYNAKÇA xi

12

13 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN GENEL YAPISI 1 BÖLÜM Yrd. Doç. Dr. Gülay ASLAN* * AMAÇLAR Türk eğitim sisteminin genel ve özel amaçlarını kavrayabilme Türk eğitim sisteminin ilkelerini kavrayabilme Türk eğitim sisteminin yapısını kavrayabilme Türk eğitim sistemindeki öğretim kademelerinin amaçlarını ve sorunlarını kavrayabilme Öğretim kademelerine göre okul türlerini bilme Özel eğitim ve özel öğretim kavramlarını ayırt edebilme * Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü 1

14

15 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN GENEL YAPISI 3 Giriş Tüm sistemler, toplumsal ya da bireysel bir gereksinmeyi karşılamak için vardır. Bu aynı zamanda sistemin varlık nedenidir. Başaran a göre sistem, bir amaç için birleşen, birbirine dayanan ve birbirini etkileyen parçaların oluşturduğu bir bütündür. Diğer tüm sistemler gibi, eğitim sistemi de bir amaç için vardır. Eğitim sisteminin amacı; toplumun tüm üyelerinin eğitim gereksinmelerini karşılamak, eğitim haklarını gerçekleştirmek ve devletin eğitimden beklediği yararları sağlamaktır (2008:73). O halde eğitim sistemi hem bireysel hem de toplumsal gereksinmeleri karşılamak için vardır. Aynı zamanda eğitim, toplumların tarihsel evrimi içinde gelişimini, bir aşamadan yeni bir aşamaya geçmesini sağlayıcı, ileriye götürücü bir işleve sahiptir. Geniş halk kitlelerinin uyanması, hak ve çıkarlarına, sorunlarına sahip çıkması, bunları savunması, elde etmesi, bu amaçla örgütlenmesi konusunda eğitime (Geray, 1978:VII) ve bunu gerçekleştirecek olan eğitim sistemlerine büyük görevler düşmektedir. Türkiye eğitim sisteminin bugünkü yapısına ilişkin ilk adımları Osmanlı ya kadar götürebiliriz. Osmanlı da eğitim sisteminin yapısını oluşturmaya yönelik ilk girişim 1861 yılında Geçici Eğitim Meclisi nce yapılmıştır. Meclis, Osmanlı nın kuruluşundan, yenileşme çabalarının başladığı 1730 lu yıllara kadarki eğitim kurumları ile bu dönemden sonra Batı nın etkisiyle açılan eğitim kurumlarını basamaklandırmaya çalışmıştır. Osmanlı Devleti nde bu tarihe kadar okulların basamaklandırmasına ilişkin bir girişim yoktur. Meclis, sıbyan okulunu ilköğretim, rüştiyeyi ortaöğretim, meslek okullarının rüştiyenin üstünde olan kesimini de (Mülkiye Mektebi gibi) yüksekokul olarak benimsemiştir. Fakat bu sınıflandırma hemen hiç uygulanmamıştır. Bu konuda kalıcı düzenleme 1869 Genel Eğitim Tüzüğü ile gerçekleştirilmiştir. Öğretimin basamaklandırılması girişimi, eğitimin yapılandırılması (örgütlenmesi) girişiminden önce başlamış ve eğitimin yapılandırılmasına yol açmıştır (Başaran, 2008:93). Öğretim basamakları, öğretim düzeylerine göre okulların birbirlerinin üzerine konulmasıyla oluşur. Öğretimi örgütleme ise, okulun örgütsel yapısının oluşturulmasıyla başlar. Okul, işlevlerini gerçekleştirecek yönetsel bir yapıya kavuşturulur. Daha sonra çoğalan okullar (temel sistem) üzerine sırasıyla ilçe, il(aracı üst sistemler) ve bakanlık gibi (üst sistemler) eğitim örgütleri kurulur. Böylece, aşağıdan yukarıya bir eğitim örgütleri dizisi oluşturulur. Öğretim basamaklarından ve eğitim örgütlerinden oluşan eğitim sisteminin temelini okul oluşturur (Başaran, 2008:137).

16 4 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Temel sistem olan okul, belli amaçları gerçekleştirmek için vardır. Okulun hangi amaçları gerçekleştireceği ise içinde bulunduğu genel sistemin dayandığı felsefeye göre biçimlenir. Bu nedenle Nasıl bir insan tipi yetiştirmek istiyoruz? sorusunun yanıtı; farklı coğrafyalarda, farklı tarihsel süreçlerde, farklı siyasi rejimlerde, farklı ekonomik, kültürel ve toplumsal yapılarda farklılaşabilir. Bu soruya verilen yanıt önemlidir. Çünkü eğitim sisteminin amaçları ve bu amaçları gerçekleştirecek örgüt yapısı (temel sistem ve üst sistemler) yanıta bağlı olarak oluşturulur. Bugünkü eğitim sisteminin amaçları, temel ilkeleri ve yapısı 1973 yılında kabul edilen 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ile oluşturulmuştur. Kanun eğitimin amacını genel ve özel olmak üzere iki başlık altında sınıflandırmıştır. 1. Türk Milli Eğitiminin Genel Amaçları Milli Eğitimin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini, Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek; Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek; İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak; Böylece bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak; öte yandan milli birlik ve bütünlük içinde iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yapmaktır. (Madde 2)

17 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN GENEL YAPISI 5 2. Türk Milli Eğitiminin Özel Amaçları Türk eğitim ve öğretim sistemi, bu genel amaçları gerçekleştirecek şekilde düzenlenir ve çeşitli derece ve türdeki eğitim kurumlarının özel amaçları, genel amaçlara ve aşağıda sıralanan temel ilkelere uygun olarak tespit edilir. (Madde 3) Türk Milli Eğitiminin İlkeleri Eğitiminin temel ilkeleri, Milli Eğitim Temel Kanunu nda ondört başlık altında sıralanmıştır. Bunlar: Genellik ve Eşitlik: Eğitim kurumları dil, ırk, cinsiyet ve din ayırımı gözetilmeksizin herkese açıktır. Eğitimde hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Ferdin ve Toplumun İhtiyaçları: Milli eğitim hizmeti, Türk vatandaşlarının istek ve kabiliyetleri ile Türk toplumunun ihtiyaçlarına göre düzenlenir. Yöneltme: Fertler, eğitimleri süresince, ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda çeşitli programlara veya okullara yöneltilerek yetiştirilirler. Milli eğitim sistemi, her bakımdan, bu yöneltmeyi gerçekleştirecek biçimde düzenlenir. Bu amaçla, ortaöğretim kurumlarına, eğitim programlarının hedeflerine uygun düşecek şekilde hazırlık sınıfları konulabilir. Yöneltmede ve başarının ölçülmesinde rehberlik hizmetlerinden ve objektif ölçme ve değerlendirme metotlarından yararlanılır. Eğitim Hakkı: İlköğretim görmek her Türk vatandaşının hakkıdır. İlköğretim kurumlarından sonraki eğitim kurumlarından vatandaşlar ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde yararlanırlar. Fırsat ve İmkân Eşitliği: Eğitimde kadın, erkek herkese fırsat ve imkân eşitliği sağlanır. Maddi imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin en yüksek eğitim kademelerine kadar öğrenim görmelerini sağlamak amacıyla parasız yatılılık, burs, kredi ve başka yollarla gerekli yardımlar yapılır. Özel eğitime ve korunmaya muhtaç çocukları yetiştirmek için özel tedbirler alınır. Süreklilik: Fertlerin genel ve mesleki eğitimlerinin hayat boyunca devam etmesi esastır. Gençlerin eğitimi yanında, hayata ve iş alanlarına olumlu bir şekilde uymalarına yardımcı olmak üzere, yetişkinlerin sürekli eğitimini sağlamak için gerekli tedbirleri almak da bir eğitim görevidir.

18 6 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Atatürk İnkılap ve İlkeleri ve Atatürk Milliyetçiliği: Eğitim sistemimizin her derece ve türü ile ilgili ders programlarının hazırlanıp uygulanmasında ve her türlü eğitim faaliyetlerinde Atatürk inkılap ve ilkeleri ve Anayasada ifadesini bulmuş olan Atatürk milliyetçiliği temel olarak alınır. Milli ahlak ve milli kültürün bozulup yozlaşmadan kendimize has şekli ile evrensel kültür içinde korunup geliştirilmesine ve öğretilmesine önem verilir. Milli birlik ve bütünlüğün temel unsurlarından biri olarak Türk dilinin, eğitimin her kademesinde, özellikleri bozulmadan ve aşırılığa kaçılmadan öğretilmesine önem verilir; çağdaş eğitim ve bilim dili halinde zenginleşmesine çalışılır ve bu maksatla Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ile işbirliği yapılarak Milli Eğitim Bakanlığınca gereken tedbirler alınır. Demokrasi Eğitimi: Güçlü ve istikrarlı, hür ve demokratik bir toplum düzeninin gerçekleşmesi ve devamı için yurttaşların sahip olmaları gereken demokrasi bilincinin, yurt yönetimine ait bilgi, anlayış ve davranışlarla sorumluluk duygusunun ve manevi değerlere saygının, her türlü eğitim çalışmalarında öğrencilere kazandırılıp geliştirilmesine çalışılır; ancak, eğitim kurumlarında Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine aykırı siyasi ve ideolojik telkinler yapılmasına ve bu nitelikteki günlük siyasi olay ve tartışmalara karışılmasına hiçbir şekilde meydan verilmez. Laiklik: Türk milli eğitiminde laiklik esastır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilköğretim okulları ile lise ve dengi okullarda okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bilimsellik: Her derece ve türdeki ders programları ve eğitim metotlarıyla ders araç ve gereçleri, bilimsel ve teknolojik esaslara ve yeniliklere, çevre ve ülke ihtiyaçlarına göre sürekli olarak geliştirilir. Eğitimde verimliliğin artırılması ve sürekli olarak gelişme ve yenileşmenin sağlanması bilimsel araştırma ve değerlendirmelere dayalı olarak yapılır. Bilgi ve teknoloji üretmek ve kültürümüzü geliştirmekle görevli eğitim kurumları gereğince donatılıp güçlendirilir; bu yöndeki çalışmalar maddi ve manevi bakımından teşvik edilir ve desteklenir. Planlılık: Milli eğitimin gelişmesi iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınma hedeflerine uygun olarak eğitim - insangücü - istihdam ilişkileri dikkate alınmak suretiyle, sanayileşme ve tarımda modernleşmede gerekli teknolojik gelişmeyi sağlayacak mesleki ve teknik eğitime ağırlık verecek biçimde planlanır ve gerçekleştirilir.

19 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN GENEL YAPISI 7 Mesleklerin kademeleri ve her kademenin unvan, yetki ve sorumlulukları kanunla tespit edilir ve her derece ve türdeki örgün ve yaygın mesleki eğitim kurumlarının kuruluş ve programları bu kademelere uygun olarak düzenlenir. Eğitim kurumlarının yer, personel, bina, tesis ve ekleri, donatım, araç, gereç ve kapasiteleri ile ilgili standartlar önceden tespit edilir ve kurumların bu standartlara göre optimal büyüklükte kurulması ve verimli olarak işletilmesi sağlanır. Karma Eğitim: Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır. Ancak eğitimin türüne, imkân ve zorunluluklara göre bazı okullar yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilere ayrılabilir. Eğitim Kampüsleri ve Okul ile Ailenin İşbirliği: Aynı alan içinde birden fazla örgün ve/veya yaygın eğitim kurumunun bir arada bulunması halinde eğitim kampüsü kurulabilir ve bunların ortak ihtiyaçlarını karşılamak üzere eğitim kampüsü yönetimi oluşturulabilir. Eğitim kampüsü bünyesindeki ortak açık alan, kantin, salon ve benzeri yerlerin işlettirilmesi veya işletilmesi kampüs yönetimince yerine getirilir. Bu şekilde elde edilen gelirler, kampüsün ortak giderlerinde kullanılır. Eğitim kampüslerinin kuruluşu, yönetiminin oluşumu, gelirlerinin harcanması ve denetlenmesi ile bu fıkrada belirtilen diğer hususlar Maliye Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığınca müştereken hazırlanan yönetmelikle düzenlenir. Eğitim kurumlarının amaçlarının gerçekleştirilmesine katkıda bulunmak için okul ile aile arasında işbirliği sağlanır. Bu amaçla okullarda okul-aile birlikleri kurulur. Okul-aile birlikleri, okulların eğitim ve öğretim hizmetlerine etkinlik ve verimlilik kazandırmak, okulların ve maddi imkânlardan yoksun öğrencilerin zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak üzere; aynî ve nakdî bağışları kabul edebilir, maddi katkı sağlamak amacıyla sosyal ve kültürel etkinlikler ve kampanyalar düzenleyebilir, okulların bünyesinde bulunan açık alan, kantin, salon ve benzeri yerleri işlettirebilir veya işletebilirler. Öğrenci velileri hiçbir surette bağış yapmaya zorlanamaz. Okul-aile birliklerinin kuruluş ve işleyişi, birlik organlarının oluşturulması ve seçim şekilleri, sosyal ve kültürel etkinliklerden sağlanan maddi katkılar, bağışların kabulü, harcanması ve denetlenmesi ile açık alan, kantin, salon ve benzeri yerlerin işlettirilmesi veya işletilmesinden sağlanan gelirlerin dağıtım yerleri ve oranları, harcanması ve denetlenmesine dair usul ve esaslar, Maliye Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığınca müştereken hazırlanan yönetmelikle düzenlenir. Milli Eğitim Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde, gerekli görülen hallerde il milli eğitim müdürlükleri; il sınırları içerisinde bulunan bir veya

20 8 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ birden fazla eğitim kampüsü yönetiminin veya okul-aile birliğinin işlettirebileceği veya işletebileceği yerlere ilişkin ihaleleri bunlar adına yapmaya yetkilidir. Eğitim kampüsleri ve okul-aile birliklerinin gelirleri, genel bütçe gelirleri ile ilişkilendirilmeksizin eğitim kampüsü yönetimi ve okul-aile birliği adına bankalarda açılan özel hesaplarda tutulur. Eğitim kampüsü yönetimleri ve okul-aile birlikleri, bu madde kapsamında yapacakları işlemler ve düzenlenen kâğıtlar yönünden damga vergisi ve harçlardan muaf; bunlara ve bunlar tarafından yapılan bağış ve yardımlar ise veraset ve intikal vergisinden müstesnadır. Her Yerde Eğitim: Milli eğitimin amaçları yalnız resmi ve özel eğitim kurumlarında değil, aynı zamanda evde, çevrede, işyerlerinde, her yerde ve her fırsatta gerçekleştirilmeye çalışılır. Resmi, özel ve gönüllü her kuruluşun eğitimle ilgili faaliyetleri, Milli Eğitim amaçlarına uygunluğu bakımından Milli Eğitim Bakanlığının denetimine tabidir. Türk Eğitim Sisteminin Genel Yapısı Eğitim, informal ve formal olmak üzere iki türdür. İnformal (doğal) eğitim, yaşam içinde kendiliğinden oluşan, amaçlı (istendik) ve planlı (kasıtlı) olmayan, örgütlenmemiş eğitimdir. Belirli bir amaç doğrultusunda plan ve program uygulanarak gerçekleştirilen eğitime ise formal eğitim denir. Türkiye de formal eğitim Milli Eğitim Bakanlığı tarafından örgütlenmiştir sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu na göre, eğitim sistemi, örgün ve yaygın eğitim olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktadır. Örgün eğitim, okulöncesi eğitim, ilköğretim (ilkokul, ortaokul), ortaöğretim (genel, mesleki teknik) ve yükseköğretim düzeylerinden oluşmaktadır. Yaygın eğitim, örgün eğitimin yanında veya dışında düzenlenen eğitim faaliyetlerinin tümünü kapsar. Özel öğretim ve özel eğitim ise hem örgün hem de yaygın eğitim kapsamında düzenlenebilir.

21 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN GENEL YAPISI 9 Örgün Eğitim Şema 1. Türk Eğitim Sistemi Eğitim Tür ve Düzeyleri Belli yaş grubundaki ve aynı düzeydeki bireylere, amaca göre hazırlanmış programlarla, okul çatısı altında düzenli olarak yapılan eğitime örgün eğitim, bu eğitimin yapıldığı yerlere de örgün eğitim kurumları denir. Örgün eğitimin düzeyleri şunlardır: 1) Okulöncesi eğitim 2) İlköğretim (ilkokul, ortaokul) 3) Ortaöğretim 4) Yükseköğretim (Şema 1). 1. Okulöncesi Eğitim Okulöncesi eğitim, çocuğun doğumundan, ilköğretime başlama yaşına kadar olan çocukluk yıllarını içine alan, bu yaş çocuklarının bireysel özelliklerine ve gelişimsel düzeylerine uygun, zengin uyarıcı çevre olanakları sağlayan, çocukların tüm gelişimlerini en iyi biçimde yönlendiren bir eğitim sürecidir (Oğuzkan & Oral, 1987:2). Bu süreç çocuğun kişiliğinin oluşumunda, temel bilgi, beceri, alışkanlık ve tutumların kazandırılması ve geliştirilmesinde kritik bir dönemdir. Bu dönemde kazandırılan davranış örnekleri, çocuğun kişilik gelişimini ve ileriki

22 10 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ yıllardaki öğrenim yaşantısını etkiler (Başal, 1998:4). Okulöncesi eğitimde, çocuğun doğuştan getirmiş olduğu potansiyeli en üst düzeye çıkartabilmesini ve bunu gösterebilmesini sağlayıcı uyarıcılara gereksinim vardır. Bu nedenle, çocuğun okulöncesi dönemdeki eğitimi rastlantılara bırakılamayacak kadar önemlidir. Bu dönemin mutlaka planlı ve kontrollü eğitim etkinlikleriyle geçirilmesi gerektiği noktasında yaygın bir görüş birliği vardır (Öz, 1983:235; Oğuzkan & Oral, 1987:2; Aksoy, 1994:2; Baylan &Turla, 1994:6; Sözer, 2000:122). Okulöncesi eğitim, kadın istidamı açısından da son derece önemlidir. Çocuğun kişilik gelişimi, duygusal ve sosyal gelişimine etkilerinin yanı sıra, kadının çalışma yaşamına daha fazla katılması ve kadın istihdamındaki artış, çocukların güvenle bırakılıp, bakılabileceği kurumlara olan gereksinmeyi artırmıştır (Üstünoğlu, 1987:10). Türk eğitim sisteminde okulöncesi eğitimin genel çerçevesini, amaçlarını ve hangi kurumlarda okulöncesi eğitim faaliyetlerinin yürütüleceğini 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu belirler. Kanun a göre, okulöncesi eğitim, mecburi ilköğrenim çağına gelmemiş çocukların eğitimini kapsar. Bu eğitim isteğe bağlıdır. Okulöncesi eğitiminin amaç ve görevleri, milli eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak, Çocukların beden, zihin ve duygu gelişmesini ve iyi alışkanlıklar kazanmasını sağlamak; Onları ilköğretime hazırlamak; Şartları elverişsiz çevrelerden ve ailelerden gelen çocuklar için ortak bir yetişme ortamı yaratmak; Çocukların Türkçeyi doğru ve güzel konuşmalarını sağlamaktır. Okulöncesi Eğitim Kurumları Okulöncesi eğitim kurumları, bağımsız anaokulları olarak kurulabileceği gibi, gerekli görülen yerlerde ilköğretim okuluna bağlı anasınıfları halinde veya ilgili diğer öğretim kurumlarına bağlı uygulama sınıfları olarak da açılabilir. Okulöncesi eğitim kurumlarının nerelerde ve hangi önceliklere göre açılacağı, Milli Eğitim Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir. Okulöncesi eğitim kurumları kimin açtığına bağlı olarak geniş bir yelpazede hizmet vermektedir. Başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere, Aile ve Sosyal Politi-

23 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN GENEL YAPISI 11 kalar Bakanlığı, 657 sayılı Kanun un 191. maddesine göre kamu kurumları, üniversiteler, özel işletmeler ve özel kesim okulöncesi eğitim kurumu açabilmektedir. Başlıca okulöncesi eğitim kurumları şunlardır: Bağımsız Anaokulları (resmi ya da özel) Anasınıfları (resmi ya da özel ilköğretim okulları bünyesinde) Uygulama Anaokulları ve Anasınıfları (Kız Meslek Liseleri bünyesinde) Mobil anaokulları (çeşitli projeler kapsamında açılan) Kreşler Çocuk yuvaları Çocuk bakımevleri Çocuk kulüpleri Çocuk evleri vb. Okulöncesi Eğitimde Karşılaşılan Bazı Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri Okulöncesi eğitim, eğitim sistemimizin en az gelişme kaydeden kademesidir öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı, diğer Bakanlıklar, kamu kurumları, özel kesim de dahil olmak üzere okulöncesi eğitim okullaşma oranı 3-5 yaş aralığında %30,8 dir (MEB, 2012: 1). Yani bu yaş grubundaki çocukların yaklaşık % 70 i bu düzey eğitimden yararlanamamaktadır. Bunun çeşitli nedenlerinden söz edilebilir. Bu nedenler, aynı zamanda okulöncesi eğitimde karşılaşılan temel sorunlardır. Okulöncesi eğitimin gelişememe nedenlerinden biri, bu eğitimin öneminin yeterince anlaşılamamasıdır. Bunun en somut göstergesi; 30/03/2012 tarihinde çıkarılan ve kamuoyunda Yasası olarak bilinen, 6287 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile zorunlu eğitim yeniden düzenlenmiş fakat okulöncesi eğitim zorunlu eğitim kapsamına alınmamıştır. Aynı Kanun, 60 aylık okulöncesi eğitim kapsamında olan çocukları ise ilköğretim kapsamına almıştır. Bu uygulama okulöncesi eğitim ile ilköğretim programlarının ve dolayısıyla amaçlarının birinden farklı olması, bu kademelerde görev alan öğretmen yeterliliklerinin birinden farklı olması, öğretme yöntemlerinin birbirinden farklı olması gibi çeşitli açılardan eleştirilmiş; okulöncesi eğitim kademesi açısından geri bir adım olarak değerlendirilmiştir. Beş yaşın zorunlu

24 12 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ eğitim kapsamına alınmış olması, olumlu bir gelişme olmakla birlikte, Bakanlık, beş yaşı yeniden okulöncesi eğitim kapsamında görmelidir. Öte yandan çocuk gelişiminde bu kadar kritik bir dönemin ailelerin isteğine bırakılmış olması, okulöncesi eğitim politikaları açısından belki de en büyük açmazlardan biridir. Okulöncesi eğitimin gelişememesinin bir diğer nedeni ise; genelde eğitime özelde ise okulöncesi eğitime ayrılan finansman kaynaklarının yetersiz olmasıdır. Okulöncesi eğitim, örgün eğitim sistemi içinde en fazla savsaklanan ve en az kaynak ayrılan kademelerden birini oluşturmaktadır. Özellikle bu düzeyin zorunlu eğitim kapsamında görülmüyor olması; çağ nüfusu için gerekli olan altyapının, araçgerecin ve donanımın hazırlanmaması ve bu kademe için gereksinim duyulan öğretmenlerin zamanında yetiştirilememesi sonucunu doğurmaktadır. Türkiye eğitim sisteminin genelinde gözlemlenen plansızlık, bu kademe için daha fazla söz konusudur. Okulöncesi eğitimin zorunlu eğitim kapsamı içinde alınmıyor olmasının bir başka sonucu ise, devletin bu hizmeti belli bir keyfiyet içinde yürütmesi, yani bu kademeyi bilinçli olarak özel kesime terk etmesi anlamına gelmektedir. Eğitim, özel kesim için önemli bir pazardır. Üstelik devlet bu pazarda, zorunlu eğitim nedeniyle tekel konumunda değilse, özel kesim için pazarın genişlemesi o oranda artmaktadır. Kaldı ki, okulöncesi eğitimin devlet okullarında sunulduğu durumda dahi, bu eğitimin maliyeti büyük oranda veliden alınmaktadır. Bu nedenle, çocuğun gerek kişilik gelişiminde, gerek sosyal gelişiminde, gerekse daha sonraki öğrenim yaşantısını doğrudan etkilediği bilinen bir eğitim kademesinin, yalnızca parası olan aile çocuklarına sunuluyor olması, yukarıda 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu nda sıralanmış olan amaçlarla da uyuşmamaktadır. Çünkü okulöncesi eğitimin öncelikli kitlesi Yasaya göre şartları elverişsiz çevrelerden ve ailelerden gelen çocuklar dır. Okulöncesi eğitimin gelişimini etkileyen bir başka neden ise, okulöncesi eğitim faaliyetlerinin çok farklı kurumlar tarafından yürütülüyor olmasıdır. Tezcan a (1999:11) göre, bu durum, okulöncesi eğitim kurumlarının örgütlenmesini, programların uygulanmasını ve etkinliklerin denetlenmesini güçleştirmektedir. Yukarıda sıralanan nedenlerle- ki bunları çoğaltmak mümkündür- okulöncesi eğitimin, yaş kapsamı genişletilerek zorunlu eğitim içine alınması, devlet okullarında parasız olması, bu hizmeti talep eden tüm velilere hiçbir bedel ödemeksizin sunulması ve okulöncesi eğitimin kendine özgü gereklerinden kaynaklı tüm harcamaların ise devlet tarafından karşılanması gerekmektedir. Ayrıca, okulöncesi eğitim için gerekli

25 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN GENEL YAPISI 13 olan öğretmen sayısı; Milli Eğitim Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından koordinasyon içinde planlanmalı, öğretmen gereksinmesi nitelikten taviz verilmeksizin yetiştirilmeli ve karşılanmalıdır. 2. İlköğretim İlköğretim, toplumda herkesin sahip olması gereken asgari ve temel vatandaşlık bilgilerinin kazandırıldığı bir eğitim düzeyidir yılında çıkarılan 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu; ilköğretimi her yurttaşın görmesi gereken temel eğitim olarak tanımlamıştır. Bu eğitim, her yurttaşa yaşamında karşılaştığı ya da karşılaşacağı kişisel, toplumsal sorunlarını çözmede; toplumun değerlerine düzgülerine uyum sağlamda; üretken ve tutumlu olmada temel yeterlikleri, alışkanlıkları kazandıran bir eğitimdir (Başaran, 1982:13). Aynı zamanda ülkelerin daha ileri eğitim ve öğretim düzeylerini ve türlerini, sistemli bir biçimde oluşturacakları, yaşam boyu sürecek bir öğrenmenin ve insan gelişiminin de temelidir (Herkesi İçin Eğitim Dünya Konferansı, 1990:3). Tüm gelişmekte olan ülkelerin 1960 ve 1970 lerde, hatta 1980 lerde ulusal kalınma planlarının temel hedefi; vatandaşlarına daha fazla eğitim sağlamaktır. Bu ülkeler, özellikle ilköğretimi en kısa zamanda yaygınlaştırma amacına yönelmişler ve bunun sonucu olarak eğitim talebinde büyük bir patlama olmuştur (Kavak, 1997:12).Eğitim; temel bir insan hakkı, ekonomik büyümenin olmazsa olmaz koşulu, nitelikli teknik ve yönetsel kadroların kıtlığını gidermenin bir aracı, bireyler için daha iyi işlere girişin pasaportu, insanları eski fikirlerden ve batıl inançlardan arındırmanın bir aracı, daha iyi seçmenler, demokratik siyasal süreçlere daha iyi katılmanın özendiricisi olarak görülmüştür (Bishop, 1989:12 den Akt. Kavak, 1997:12). Nitekim, 1982 Anayasası nın eğitim hakkını düzenleyen eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi başlıklı 42. Maddesi ne göre ilköğretim, devletin tüm yurttaşlarına parasız olarak ulaştırması gereken bir ödev olarak kabul edilmiştir. Toplumsal yaşamın hızla karmaşık hale geldiği günümüzde her çocuğun asgari düzeyde bilmesi gereken bilginin düzeyi artmıştır. İlköğretim kademesinde öğrenciye, kazandırılması gereken temel bilgi, beceri ve davranışlar arttıkça, bunların ne kadar sürede verileceği de önem kazanmıştır (Sezgin, Aslan & Küçüker, 1999:4) Ülkemizde, Milli Eğitim Temel Kanunu na göre, mecburi ilköğretim çağı 6-13 yaş grubundaki çocukları kapsar. Bu çağ çocuğun 5 yaşını bitirdiği yılın eylül ayı sonunda başlar, 13 yaşını bitirip 14 yaşına girdiği yılın öğretim yılı sonunda

26 14 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ biter. İlköğretimin amaç ve görevleri, milli eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak, Her çocuğa iyi bir vatandaş olmak için gerekli temel bilgi, beceri, davranış ve alışkanlıkları kazandırmak; onu milli ahlak anlayışına uygun olarak yetiştirmek; Her çocuğu ilgi, istidat ve kabiliyetleri yönünden yetiştirerek hayata ve üst öğrenime hazırlamaktır. İlköğretim Kurumları 18 Ağustos 1997 tarih ve 4306 sayılı Sekiz Yıllık Kesintisiz Zorunlu İlköğretim Yasası uyarınca tek bir çatı altında toplanan ve program bütünlüğüne kavuşan ilkokul ve ortaokullar, 30 Mart 2012 tarih ve 6287 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 4+4 yıl olarak yeniden ayrılmışlardır. Bu Kanun un getirdiği değişikliklere göre, ilköğretim kurumlarının ilkokul ve ortaokul olarak bağımsız okullar hâlinde kurulması esastır. Ancak imkân ve şartlara göre ortaokullar, ilkokullarla veya liselerle birlikte de kurulabilir. İlköğretim kurumları; dört yıl süreli ve zorunlu ilkokullar ile dört yıl süreli, zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkân veren ortaokullar ve imam-hatip ortaokullarından oluşur. Ortaokullarda lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluşturulur. Bu okullarda okutulacak seçmeli dersler ile ortaokullar için oluşturulacak program seçenekleri Bakanlıkça belirlenir. Nüfusun az ve dağınık olduğu yerlerde, köyler gruplaştırılarak, merkezi durumda olan köylerde ilköğretim bölge okulları ve bunlara bağlı pansiyonlar, gruplaştırmanın mümkün olmadığı yerlerde yatılı ilköğretim bölge okulları kurulur. Başlıca ilköğretim kurumları şunlardır: İlköğretim Okulları (İlkokul, ortaokul) Yatılı İlköğretim Bölge Okulları (YİBO) Pansiyonlu İlköğretim Okulları (PİO) Taşıma Merkezi İlköğretim Okulları Birleştirilmiş Sınıf Uygulaması Yapan İlköğretim Okulları İşitme Engelliler İlköğretim Okulu

27 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN GENEL YAPISI 15 Görme Engelliler İlköğretim Okulu Ortopedik Engelliler İlköğretim Okulu Zihinsel Engelliler İlköğretim Okulu Özel Türk, Yabancı, Azınlık İlköğretim Okulları Açık İlköğretim Okulu İlköğretimde Karşılaşılan Bazı Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri öğretim yılında ilköğretim okulunda, öğretmen görev yapmış, si özel öğretim kurumlarında, ise Açık İlköğretim Okulu nda olmak üzere toplam ilköğretim öğrencisi öğrenim görmüştür. Buna göre ilköğretim net okullaşma oranı %98,7 dir (MEB, 2012:1).Bu okullaşma oranı, ilköğretimde çok sayıda sorun ve halen bu eğitimden yararlanamayan 200 bin civarında çocuk olmasına karşın, 1997 yılında yasalaşan 4306 sayılı Sekiz Yıllık Kesintisiz Zorunlu İlköğretim Yasası nın başarısıdır. İlköğretimde gözlemlenen bu olumlu gelişmelerin yanı sıra, Türkiye de eğitim sisteminin sorunları sayılamayacak kadar çoktur. Sistem büyüdükçe sorunları da büyümekte ve artmaktadır. Aslında bu doğal, hatta kaçınılmaz bir durumdur. Küçüker e göre, asıl sorun bunları bilmeme, görmezden gelme ve çözümü erteleme davranışlarıdır. Sorunlara dair bir diğer konu da sorunların göreliliğidir (2009:181). İlköğretim düzeyinde onlarca farklı sorundan söz edilebilir. Bir sistemde neyi sorun olarak gördüğünüz, nereden baktığınıza bağlı olarak değişmektedir. Yazar aşağıda kısaca özetlediği sorunları; eğitimin temel bir insan hakkı ve kamusal bir hizmet olduğu bakış açısından hareketle yapmıştır. Bu bakış açısı, aynı zamanda eğitim hakkının sunumunda, devletin temel aktör ve sorumlu olduğu kabulünü de içermektedir. Türkiye de 1980 sonrası uygulanan eğitim politikaları, ilköğretimden başlayarak eğitim sisteminin tüm kademelerinde dönüşüme yol açmıştır. Bu dönüşüm, eğitimin kamusal bir hizmet alanı olarak algılanmasından çok, onu ticari bir etkinlik alanı olarak gören ve eğitimin de, tıpkı diğer mallar gibi piyasada alınıp satılabilen bir hizmet olduğu yönündeki algıdır. Bu algı, eğitimin içeriğini piyasaya uygun hale getirdiği gibi, eğitim sisteminin tüm tür ve düzeylerinde finansman biçimini de değiştirmiştir. Eğitime ayrılan kamusal kaynakların yetersiz olması okulları bütçe dışı kaynak arayışına yöneltmiştir. Özellikle 1990 lı yıllardan itibaren, fi-

28 16 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ nansman kaynaklarının çeşitlenmesi adı altında, ailelerin ekonomik sınırlarını zorlayan ve eğitimin kamusal niteliğini yaralayan uygulamalar yaygınlaşmıştır. Bu uygulamaların başında ailelerden çeşitli adlar altında toplanan paralar gelmektedir. Toplanan paralar nedeniyle okullarda; öğrenci-öğretmen-yönetici-veli arasında, pedagojik bir zeminde kurulması gereken ilişkiler, parasal bir zeminde kurulmaya başlanmıştır. Öte yandan eğitime ayrılan kaynakların azalması, okulların çalışma koşullarını güçleştirirken, aynı zamanda ilköğretim düzeyinde dahi eğitime erişim ve sistemde tutunabilme koşullarını güçleştirmiştir. Eğitimin, başta ilköğretim olmak üzere aileler için maliyeti giderek artmakta ve temel bir hak olmanın ötesinde, parası olan kesimlerin yararlanabildiği bir ayrıcalığa dönüşmektedir. 20 Kasım 1989 yılında Birleşmiş Milletler genel kurulunda kabul edilen, Türkiye nin ise 1995 yılında imzaladığı Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ye göre, on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır ve ilköğretim herkes için zorunlu ve parasızdır. Ulusal ya da uluslararası yasal belgelerde zorunlu ve parasız olduğu sıkça vurgulanan ilköğretimde uygulama tam tersi yöndedir. Örneğin Keskin ve Demirci nin (2003:15) 2003 yılında yaptığı bir araştırmaya göre, devlet okullarında 30 farklı başlık altında para toplanmaktadır. Bu paralar kabaca Milli Eğitim Bakanlığı nın bütçesini üçe katlamaktadır. Gök e (2004) göre, Türkiye gibi gelir dağılımı son derece eşitsiz, zaten eleyici ve seçkinci bir eğitim geleneği olan bir ülkede, bu tür uygulamalar genç nesillerin tüm potansiyellerini geliştirmesini engellediği gibi, eşitsizlikleri de derinleştirmektedir. İlköğretimin tüm çağ nüfusuna kamusal bir hak olarak sunuluyor olması önemli olmakla birlikte; nitelikli olarak sunuluyor olması da, en az erişim kadar önemlidir. Gelir dağılımındaki eşitsizlikler, sosyal sınıf, cinsiyet, yerleşim yeri (köy-kent ve bölgesel ayrımlar), etnik köken farklılıkları ile engelli olma durumu gibi değişkenler nitelikli eğitim almayı engelleyen önemli faktörlerdir öğretim yılında zorunlu ilköğretime devam edemeyen öğrenci sayısı yaklaşık 200 bin civarında olup, bunların üçte ikisi ise kız çocuklarıdır (MEB, 2012).İlköğretimin, temel eğitim basamağı olduğu düşünüldüğünde, bu eğitimin tüm çağ nüfusuna ulaşamamış olması, bireylerin sadece ilköğretimden değil, genel olarak tüm eğitim olanaklarından mahrum olması anlamına gelmektedir. Temel ve asgari düzeyde dahi eğitim olanaklarından yoksun olmak, bireylerin diğer insan hak ve özgürlüklerini de yeterince kullanamayacağının bir göstergesidir. Eğitim, insanın insanlaşmasıdır. Bu hakkın eşit ve insan onuruna yaraşır bir şekilde tüm bireylere sağlanması gerekir. Hiç kimsenin insanlaşma sürecini belirleyen bu haktan; nedeni ne olursa olsun, diğerini mahrum etmeye hakkı yoktur.

29 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN GENEL YAPISI 17 Eğitime ayrılan kamusal kaynakların yetersiz olması ve eğitimde yaşanan plansızlık olgusu; eşit ve nitelikli eğitim hakkının önüne, yukarıda ifade edilenlerin yanı sıra, başka engeller de çıkarmaktadır. Bunlardan bazıları; kimi branşlarda öğretmen sayısındaki yetersizlikler ve dağılımdaki dengesizlikler, alt yapı yetersizlikleri, kalabalık sınıflar, birleştirilmiş sınıf uygulamaları, Yatılı İlköğretim Bölge Okulları nda öğrenim gören öğrencilerin yaşadığı psikolojik ve sosyolojik sorunlar, taşımalı ilköğretim uygulamasında karşılaşılan sorunlar, nitelikli öğretmen sorunu gibi çok sayıda sorundan söz edilebilir. Ki bunların birçoğu neredeyse eğitim sisteminde kronikleşmiş sorunlardır. Öte yandan bu sorunlara yenilerinin eklenmesinin muhtemel olduğu bir sürece girilmiş bulunulmaktadır. Mart 2012 tarihinde çıkarılan ve kamuoyunda Yasası olarak bilinen, 6287 sayılı Yasa ile zorunlu eğitimin süresi, sekiz yıldan on iki yıla çıkarılmıştır. Zorunlu eğitimin süresinin artmış olması olumlu olmakla birlikte, 6287 sayılı Yasa tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Özellikle bu Yasa nın çıkarılma aşamasında demokratik süreçlerin işletilmemiş olması, ilköğretim program bütünlüğünü bölerek kesintiye uğratması, zorunlu eğitimin son dilimi olan ortaöğretim kademesinde açık liseyi teşvik etmesi, kız öğrencilerin okullaşmasına sekte vurması, okulöncesi eğitimin zorunlu eğitim kapsamına alınmaması, 60 ayını tamamlayan çocukların ilköğretim kademesinde görülmesi, altyapı ve öğretmen sorununun çözülmemiş olması, Yasa nın getirdiği seçmeli dersler nedeniyle toplumsal ayrışmaya yol açma ihtimali, Yasa nın hazırlık sürecinde eğitimcilerin, sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin ve eğitim bilimcilerin görüşünün alınmamış olması, okulöncesi eğitimi zorunlu eğitimin dışında görmesi gibi birçok tartışmalı konu, önümüzdeki yıllarda eğitim sisteminin sorunlarının azalmayacağın da göstergesidir. İlköğretim, kültürel sürekliliğin sağlanması, istikrarlı bir demokratik toplumun oluşturulması, halkın yaşam niteliğinin yükseltilmesi, yaşam boyu sürecek bir öğrenmenin, insan gelişiminin ve eğitim hakkının temelini oluşturmaktadır. İlköğretim kademesinde uygulanan politikalar diğer tüm öğretim kademelerini de etkilemesi açısından önem taşımaktadır (Özdem, 2007:2).Bu nedenle eğitimin temel bir insan hakkı olduğu kabulünden hareketle; eğitime ayrılan kamu kaynaklarının artırılması ve eğitimi paralı hale getiren, eğitimde özelleştirme uygulamalarını teşvik eden politikalardan vazgeçilmesi zorunludur.

30 18 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ 3. Ortaöğretim Milli Eğitim Temel Kanunu na göre, ortaöğretim, ilköğretime dayalı, dört yıllık zorunlu, örgün veya yaygın eğitim yapan genel, mesleki ve teknik öğretim kurumlarının tümünü kapsar. Bu okulları bitirenlere ortaöğretim diploması verilir. İlköğretimini tamamlayan ve ortaöğretime girmeye hak kazanmış olan her öğrenci, ortaöğretime devam etmek ve ortaöğretim imkânlarından ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde yararlanmak hakkına sahiptir. Ortaöğretimin amaç ve görevleri, Milli Eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak, Bütün öğrencilere ortaöğretim seviyesinde asgari ortak bir genel kültür vermek suretiyle onlara kişi ve toplum sorunlarını tanımak, çözüm yolları aramak ve yurdun iktisadi sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunmak bilincini ve gücünü kazandırmak, Öğrencileri, çeşitli program ve okullarla ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda yükseköğretime veya hem mesleğe hem de yükseköğretime veya hayata ve iş alanlarına hazırlamaktır. Bu görevler yerine getirilirken öğrencilerin istekleri ve kabiliyetleri ile toplum ihtiyaçları arasında denge sağlanır. Ortaöğretim Kurumları Ortaöğretim, çeşitli programlar uygulayan liselerden meydana gelir. Belli bir programa ağırlık veren okullara lise, teknik lise ve tarım meslek lisesi gibi eğitim dallarını belirleyen adlar verilir. Nüfusu az ve dağınık olan ve Milli Eğitim Bakanlığınca gerekli görülen yerlerde, ortaöğretimin, genel, mesleki ve teknik öğretim programlarını bir yönetim altında uygulayan çok programlı liseler kurulabilir. Ortaöğretim kurumlarının öğrenim süresi, uygulanan programın özelliğine göre, Milli Eğitim Bakanlığınca tespit edilir. Ortaöğretim; genel ve mesleki ve teknik ortaöğretim olmak üzere ikiye ayrılır. Genel Ortaöğretim Genel ortaöğretimin amacı; öğrencileri ortaöğretim seviyesinde asgari genel kültüre sahip, toplumun sorunlarını tanıyan, ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunan insanlar olarak yetiştirmek ve yükseköğretime hazırlamaktır. Genel ortaöğretim, ilköğretim üzerine en az dört yıllık eğitim veren, farklı isim ve programlarla faaliyet yürüten liselerden oluşmaktadır. Liseler, bağ-

31 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN GENEL YAPISI 19 lı bulunduğu genel müdürlüklere göre sınıflandırıldığında, genel ortaöğretimde aşağıdaki lise türleri bulunmaktadır. Ortaöğretim Genel Müdürlüğü ne Bağlı Liseler Genel Lise Anadolu Lisesi Fen Lisesi Anadolu Öğretmen Lisesi Anadolu Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi Sosyal Bilimler Lisesi Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü ne Bağlı Liseler Özel Türk Lisesi (Genel) Azınlık Lisesi Uluslararası lise Yabancı lise Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ne Bağlı Liseler Açıköğretim Lisesi (Genel) Mesleki Teknik Ortaöğretim Meslekî ve teknik ortaöğretim; genel ortaöğretimin amaçlarının yanı sıra, iş ve meslek alanlarına iş gücü yetiştiren ve öğrencileri yükseköğretime hazırlayan öğretim kurumlarıdır. Mesleki teknik ortaöğretim kapsamında farklı isim ve programlarla faaliyet yürüten liseler bulunmaktadır. Liseler, bağlı olduğu genel müdürlüklere göre sınıflandırıldığında, mesleki teknik ortaöğretimde aşağıdaki lise türleri bulunmaktadır. Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü ne Bağlı Liseler Endüstri Meslek Lisesi

32 20 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Anadolu Teknik Lisesi Teknik Lise Anadolu Meslek Lisesi Anadolu Denizcilik Meslek Lisesi Anadolu Denizcilik Teknik Lisesi Denizcilik Meslek Lisesi Çok Programlı Lise Anadolu Tapu Kadastro Meslek Lisesi Anadolu Tarım Meslek Lisesi Tarım Meslek Lisesi Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi İkili Meslek Eğitim Merkezi Ziraat Teknik Lisesi Kız Meslek Lisesi Meslek Lisesi Anadolu Meslek Lisesi Anadolu Kız Meslek Lisesi Anadolu Kız Teknik Lisesi Kız Teknik Lise Ticaret Meslek Lisesi Anadolu Ticaret Meslek Lisesi Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi Anadolu İletişim Meslek Lisesi Adalet Meslek Lisesi Sağlık Meslek Lisesi

33 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN GENEL YAPISI 21 Din Öğretimi Genel Müdürlüğü ne Bağlı Liseler İmam Hatip Lisesi Anadolu İmam Hatip Lisesi Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü ne Bağlı Liseler İşitme Engelliler Meslek Lisesi Ortopedik Engelliler Meslek Lisesi Eğitilebilir Zihinsel Engelliler Meslek Lisesi Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü ne Bağlı Lise Türleri Özel Türk Lisesi (Meslek) Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ne Bağlı Liseler Açıköğretim Lisesi (Meslek) Diğer Bakanlıklara Bağlı Liseler Konservatuar Polis Koleji Ortaöğretimde Karşılaşılan Bazı Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri Ortaöğretime ilişkin Milli Eğitim İstatistikleri incelendiğinde, yılında ortaöğretim düzeyinde öğrenim gören toplam öğrencinin; sı genel, si mesleki teknik ortaöğretim öğrencisidir. Bu öğrencilerin i ( u genel, u meslek) ise Açıköğretim öğrencisidir. Açıköğretim öğrencileri dâhil, ortaöğretim net okullaşma oranı %66,4 (genel: %37,2, meslek: %29,2) tür (MEB, 2012:30). Yaygın eğitim kapsamında olan Açık Öğretim Lisesi öğrencileri, toplam ortaöğretim öğrenci sayısından düşüldüğünde, örgün ortaöğretim okullaşma oranı % 53,2 (genel: %27,7, meslek: %25,5) dir. Bu veriler ortaöğretim kademesinde temel iki soruna işaret etmektedir. Bunlardan birincisi, gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye de ortaöğretim okullaşma oranı oldukça düşüktür. Ortaöğretim sistemimiz bu kademede eğitime

34 22 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ alınması gereken her 100 kişiden 53 ünü örgün eğitim sistemine almakta, kalan 47 si sistem dışında kalmaktadır. Sistem dışında kalan % 47 lik kesimin % 13,2 si açık öğretime devam etmektedir. Bu verilerin bize gösterdiği ikinci temel sorun ise, genel ve mesleki eğitim dağılımıyla ilgilidir. Kalkınma planlarında ortaöğretim öğrencilerinin %35 inin genel, %65 inin ise mesleki teknik ortaöğretim öğrencisi olması hedefi, sürekli vurgulanmasına karşın, hedeflenen orana bir türlü ulaşılamamıştır öğretim yılında açık öğretim öğrencileri de dahil bu oran, genel %56, mesleki teknik %44 tür.genel ve mesleki teknik ortaöğretim öğrenci sayısı arasındaki bu dağılım, Türkiye de ortaöğretim gören öğrencilerin %56 sının bir meslek sahibi veya mesleğe yatkın olmadan sistemden ayrıldığını göstermektedir. Bu ise üniversite önünde yığılma anlamına gelmektedir. Üniversite önünde oluşan yığılma, ortaöğretim düzeyinde Türkiye nin en önemli sorunlarından biridir. Özellikle kalkınma planlarında ara insangücüne olan gereksinme sürekli vurgulanmasına karşın, ara insangücünü yetiştirecek olan mesleki teknik ortaöğretim bir türlü cazip hale getirilememiştir. İzlenen politikalara dayalı olarak mesleki teknik ortaöğretim; hiçbir seçeneği olmayan, sosyo-ekonomik düzeyi ve göreli olarak akademik başarısı düşük öğrencilerin yönlendiği/yönlendirildiği bir sistem haline gelmiştir. Oysa bazı OECD üyesi ülkelerde ortaöğretim içinde, mesleki teknik öğretimin oranı %70 lere ulaşmış bulunmaktadır. Mesleki teknik eğitimin geliştirilmesi, istihdam piyasasının da uygun olması durumunda yükseköğretime olan talebi azaltacaktır. Bir başka sorun, ortaöğretimden yükseköğretime geçiş sisteminin ortaöğretimi işlevsiz hale getirmesiyle ilgilidir. Bugün ortaöğretimin tek amacı yükseköğretime öğrenci hazırlamaktır. Uygulanan üniversite sınav sistemi ortaöğretimi işlevsizleştirdiği oranda, dershane sistemini işlevsel hale getirmiştir. Sınavda başarılı olma isteği ön plana çıkınca, özel dershanelere rağbet artmış, bu durum liselerdeki eğitimin niteliğini düşürmüştür. Ve hatta ortaöğretim kurumları, Yasa nın kendisine verdiği amaçları gerçekleştirmediği için değil, test tekniğine uygun eğitim yapmadıkları için eleştirilmektedirler. Dershaneler eğitimde var olan eşitsizlikleri daha da derinleştirmiş ve bireylerin eğitim hakkı önünde engel haline gelmiştir. Yukardaki temel sorunların yanı sıra ortaöğretime ayrılan kamusal kaynakların yetersizliği, öğretmen gereksinmesi ve dağılımındaki dengesizlikler, fiziki alt yapı yetersizlikleri, ortaöğretim sisteminin örgütlenme biçiminden kaynaklı sorunlar (çok fazla okul ve program türünün olması, yatay ve dikey geçişlerle ilgili sorunlar vb.), ortaöğretimde ticarileşme eğiliminin artması vb. bu kademeyi sorunlar yumağına

35 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN GENEL YAPISI 23 çevirmiştir. Öte yandan öğretim yılından itibaren, ortaöğretimin zorunlu eğitim içine alınması olumlu bir gelişme olmakla birlikte, başta altyapı ve öğretmen gereksinmesi olmak üzere sorunların katlanmasına neden olacaktır. Bireylerin ortaöğretim düzeyinde ilgi alanlarına uygun, nitelikli bir eğitim alabilmesi için; eğitime ayrılan kamu kaynaklarının artırılması ve eğitimi paralı hale getiren, eğitimde özelleştirme uygulamalarını teşvik eden politikalardan vazgeçilmesi, eşitsizlikleri derinleştiren dershanelerin kapatılması, farklı adlar altında açılan ve öğrencilere farklı olanaklar sunan lise çeşitliliğinden vazgeçilmesi; bunun yerine olanakları eşitlenmiş aynı çatı altında öğrencilere farklı seçenekler/ programlar sunan işlevsel hale gelmiş bir ortaöğretim sisteminin kurulması gerekmektedir. 4. Yükseköğretim Yükseköğretimin ana gövdesini üniversiteler oluşturmaktadır. Gökçe ye (1990: 100) göre üniversite, bilimsel üstünlüğün, akademik yeteneğin, yönetim uzmanlığının ağır bastığı bir ortamdır. Amaç, üst düzeyde öğretim ve araştırma yaptırarak topluma bilimsel düşünme yeteneği ve becerisine sahip bireyler hazırlamaktır. Yükseköğretim ve üniversite kavramları zaman zaman birbirinin yerine kullanılmakla birlikte iki kavram açısından yasal metinler incelendiğinde, yükseköğretim kavramının, üniversiteyi de içine alan çerçeve bir kavram olduğu görülmektedir sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu nun 34. maddesi ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu nun 3/a maddesinde yükseköğretim, Milli eğitim sistemi içinde, ortaöğretime dayalı, en az dört yarıyılı (iki yılı) kapsayan her kademedeki eğitimöğretimin tümü olarak tanımlanmıştır. Yükseköğretimin amaç ve görevleri, milli eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak şöyle ifade edilmiştir: Öğrencileri ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda yurdumuzun bilim politikasına ve toplumun yüksek seviyede ve çeşitli kademelerdeki insan gücü ihtiyaçlarına göre yetiştirmek; Çeşitli kademelerde bilimsel öğretim yapmak; Yurdumuzu ilgilendirenler başta olmak üzere, bütün bilimsel, teknik ve kültürel sorunları çözmek için bilimleri genişletip derinleştirecek inceleme ve araştırmalarda bulunmak; Yurdumuzun türlü yönde ilerleme ve gelişmesini ilgilendiren bütün sorunları, Hükümet ve kurumlarla da elbirliği etmek suretiyle öğretim ve araştırma ko-

36 24 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ nusu yaparak sonuçlarını toplumun yararlanmasına sunmak ve Hükümetçe istenecek inceleme ve araştırmaları sonuçlandırarak düşüncelerini bildirmek; Araştırma ve incelemelerinin sonuçlarını gösteren, bilim ve tekniğin ilerlemesini sağlayan her türlü yayınları yapmak; Türk toplumunun genel seviyesini yükseltici ve kamuoyunu aydınlatıcı bilim verilerini sözle, yazı ile halka yaymak ve yaygın eğitim hizmetlerinde bulunmaktır. Yükseköğretim Kurumları 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu na göre yükseköğretim kurumları şunlardır: Üniversiteler, fakülteler, enstitüler, yüksekokullar, konservatuvarlar, meslek yüksekokulları, uygulama ve araştırma merkezleri. Üniversite: Bilimsel özerkliğe ve kamu tüzelkişiliğine sahip yüksek düzeyde eğitim - öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapan; fakülte, enstitü, yüksekokul ve benzeri kuruluş ve birimlerden oluşan bir yükseköğretim kurumudur. Fakülte: Yüksek düzeyde eğitim - öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan; kendisine birimler bağlanabilen bir yükseköğretim kurumudur. Enstitü: Üniversitelerde ve fakültelerde birden fazla benzer ve ilgili bilim dallarında lisansüstü, eğitim - öğretim, bilimsel araştırma ve uygulama yapan bir yükseköğretim kurumudur. Yüksekokul: Belirli bir mesleğe yönelik eğitim öğretime ağırlık veren bir yükseköğretim kurumudur. Konservatuvar: Müzik ve sahne sanatlarında sanatçı yetiştiren bir yükseköğretim kurumudur. Meslek Yüksekokulu: Belirli mesleklere yönelik ara insangücü yetiştirmeyi amaçlayan dört yarıyıllık eğitim - öğretim sürdüren bir yükseköğretim kurumudur. Uygulama ve Araştırma Merkezi: Yükseköğretim kurumlarında eğitim öğretimin desteklenmesi amacıyla çeşitli alanların uygulama ihtiyacı ve bazı meslek dallarının hazırlık ve destek faaliyetleri için eğitim - öğretim, uygulama ve araştırmaların sürdürüldüğü bir yükseköğretim kurumudur.

37 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN GENEL YAPISI 25 Yükseköğretim Kademeleri 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu na göre, yükseköğretim şu kademelerden oluşmaktadır: Ön Lisans: Ortaöğretime dayalı, en az dört yarıyıllık bir programı kapsayan ara insangücü yetiştirmeyi amaçlayan veya lisans öğretiminin ilk kademesini teşkil eden bir yükseköğretimdir. Lisans: Ortaöğretime dayalı, en az sekiz yarıyıllık bir programı kapsayan bir yükseköğretimdir. Lisans Üstü: Yüksek lisans, doktora, tıpta uzmanlık ve sanatta yeterlik eğitimini kapsar ve aşağıdaki kademelere ayrılır. Yüksek Lisans: (Bilim uzmanlığı, yüksek mühendislik, yüksek mimarlık, master): Bir lisans öğretimine dayalı, eğitim - öğretim ve araştırmanın sonuçlarını ortaya koymayı amaçlayan bir yükseköğretimdir. Doktora: Lisansa dayalı en az altı veya yüksek lisans veya eczacılık veya fen fakültesi mezunlarınca Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı tarafından düzenlenen esaslara göre bir laboratuvar dalında kazanılan uzmanlığa dayalı en az dört yarıyıllık programı kapsayan ve orijinal bir araştırmanın sonuçlarını ortaya koymayı amaçlayan bir yükseköğretimdir. Tıpta Uzmanlık: Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı tarafından düzenlenen esaslara göre yürütülen ve tıp doktorlarına belirli alanlarda özel yetenek ve yetki sağlamayı amaçlayan bir yükseköğretimdir. Sanatta Yeterlik: Lisansa dayalı en az altı,yüksek lisansa dayalı en az dört yarı yıllık programı kapsayan ve orijinal bir sanat eserinin ortaya konulmasını, müzik ve sahne sanatlarında ise üstün bir uygulama ve yaratıcılığı amaçlayan doktora düzeyinde lisans üstü bir yükseköğretim eşdeğeridir. Yükseköğretim Eğitim Türleri 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu na göre, yükseköğretimde eğitim-öğretim türleri; örgün, açık, dışarıdan (ekstern) ve yaygın eğitimdir. Örgün Eğitim: Öğrencilerin, eğitim-öğretim süresince ders ve uygulamalara devam etme zorunluluğunda oldukları bir eğitim-öğretim türüdür.

38 26 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Açık Eğitim: Öğrencilere radyo, televizyon ve eğitim araçları vasıtasıyla yapılan bir eğitim-öğretim türüdür. Dışarıdan Eğitim (Ekstern Eğitim): Yükseköğretimin belirli dallarında, devam zorunluluğu olmaksızın sadece yarıyıl içi ve sonu sınavlarına katılma zorunluluğu bulunan bir eğitim-öğretim türüdür. Bu eğitimi izleyen öğrenciler ortak zorunlu dersler ile gerekli görülen bazı dersleri, ilgili yükseköğretim kurumlarınca mesai saatleri dışındaki uygun saatlerde düzenlenecek derslerde alırlar. Yaygın Eğitim: Toplumun her kesimine ve değişik alanlarda bilgi ve beceri kazandırma amacı güden bir eğitim-öğretim türüdür. Yükseköğretimde Karşılaşılan Bazı Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri öğretim yılı verilerine göre yükseköğretim net okullaşma oranı % 33 tür (MEB, 2012). Bu oran gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında düşüktür. Buna göre ülkemizde nüfusun %67 si uzaktan öğretim yoluyla dahi olsa yükseköğretim hizmetinden yararlanamamaktadır. Öte yandan yükseköğretimin ana omurgasını üniversiteler oluşturmaktadır. Yoğun talep karşısında sayıları hızla artan Türkiye üniversitelerinin, ne kadarının evrensel ölçütlerde üniversite tanımlamasına uygun işler yaptığı ise tartışmalıdır. Evrensel anlamda üniversiteyi tanımlayan iki temel özellik vardır. Bunlardan birincisi, üniversitenin işlevleriyle, ikincisi ise örgütlenmesi ile ilgilidir. Üniversite meslek elemanı yetiştiren bir kurum değildir, asli işlevi araştırma yapmaktır. Bu işlev üniversiteyi diğer yükseköğretim kurumlarından ayıran temel bir özelliktir (Ozankaya, 1990; 37; Velidedeoğlu, 1990: 13; San, 1993: 150). Elbette ki üniversitenin, gerek öğretim gerekse araştırma işlevi nedeniyle, yüksek nitelikli insangücü yetiştirmesi doğaldır. Ancak bu üniversitenin öğretim ve araştırma işlevlerine dayalı olarak ortaya çıkan bir sonuçtur. San a göre, üniversite meslek öğretmez. Üniversite belli bir mesleğin öğrenilmesi için temel nitelikteki bilimsel bilgileri, yani her özgül alandaki kuramları ve bu kuramları denetlemek için gerekli yöntemleri aktararak, ilerde uygulanacak meslekler için zorunlu olan bir altyapıyı oluşturur (1993: 150). Bu ölçüt çerçevesinde bakıldığında Türkiye üniversitelerinin önemli bir kısmının bir meslek yüksekokulu gibi faaliyet gösterdiği görülecektir. Yeterli öğretim üyesi, altyapı, araç-gereç ve donamın olmadan açılan üniversiteler, kuşku yok ki, sadece öğretim işlevini gerçekleştirir; bunu ise hangi nitelikte gerçekleştirdiği yine tartışmalıdır. Çünkü üniversite ile diğer yükseköğretim kurumlarının

39 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN GENEL YAPISI 27 öğretim işlevi birbirinden farklıdır. Yükseköğretim kurumları kendilerine verilen bilgiyi aktarırlar. Üniversiteler ise araştırmaya dayalı olarak ürettikleri bilgileri aktarırlar. Yani üniversitenin öğretim işlevi, araştırmaya dayalı bir işlevdir. Araştırma yönü gelişmemiş bir üniversiteden, nitelikli öğretim yapmasını beklemek de gerçekçi değildir. Bu anlamda Türkiye üniversitelerinin kaçının evrensel anlamda üniversiter değerlere uygun olduğu tartışmalıdır. Bu nedenle Adem in (1988: 153) haklı olarak vurguladığı gibi, yükseköğretim, yüksek nitelikli insangücünü, bilim ve teknoloji üretecek bilim insanları ve araştırmacıları, öğretmenleri ve öğretim üyelerini yetiştiren bir eğitim düzeyidir. Yükseköğretimin her türünde ne kadar ve hangi nitelikte insangücü yetiştirileceği, bu insangücünü yetiştirmek için ne kadar öğretim üyesine, fakülteye, laboratuvara, atölyeye, teçhizata vb.ne gereksinmesinin olduğunun bilinmesi ve oldukça uzun bir süre önce planlanması zorunludur. Üniversiteyi tanımlayan ikinci temel özellik ise özerklik tir. Üniversitelerin işlevlerini yerine getirebilmesi için akademik, idari ve mali açıdan özerk olması gerekmektedir. Özerklik, genel olarak, üniversite mensuplarının kendi içlerinden seçtikleri kişilerden oluşan organlar aracılığıyla ve üniversiter amaçları gözeterek üniversiteyi yönetmeleridir. San a göre, özerklik bir heves, bir koruma içgüdüsü olmaktan çok, olur olmaz müdahalelerden kurtularak, bilimsel gereklere uygun bilgi üretimi, bilim insanı yetiştirme, iç denetim, yayın ve nitelikli bir eğitim gerçekleştirmek için zorunlu bir ön koşuldur (1993: 150) Eylül 1988 tarihleri arasında Lima da toplanan Dünya Üniversiteler Servisi (WUS) 68. genel kurul toplantısında, üniversite ve akademik kuruluşların kişilerin yetişmesi ve diğer insan haklarından yararlanmasında eğitim hakkının önemini vurgulayarak, eğitim hakkından yalnızca akademik özgürlüğün var olduğu ve yükseköğretim kurumlarının özerk oldukları bir ortamda tam anlamıyla yararlanabileceğini belirtmiştir. Oysa Türkiye üniversiteleri 6 Kasım 1981 tarihinde kurulmuş olan Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile birlikte özerklik açısından yara almıştır. Türkiye üniversitelerinin özerk olmadığı konusunda yaygın bir görüş birliği vardır. (İnan, 1988; San, 1993; Timur, 2000; Hatipoğlu, 2000; Aslan, 2008). Türkiye de hemen hemen tüm hükümetler YÖK ü kaldırma vaadiyle iktidara gelmiş, ancak bu vaat henüz gerçekleştirilememiştir. Öte yandan YÖK ortadan kaldırılıp üniversiteler özerk bir yapıya kavuşturulmadıkça, Türkiye üniversitelerinin üniversite kavramına uygun işlemesi mümkün görülmemektedir. Türkiye üniversitelerinin temel sorunlarından bir diğeri ise hızla ticarileşmeleridir li yıllardan itibaren uygulamaya başlayan neo-liberal politikalar ile

40 28 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ birlikte kamu harcamalarının kısılması, üniversiteleri kaynak arayışına itmiştir. Kaynak yaratma kaygısıyla kamu üniversitelerinde ikinci öğretim, paralı sertifika ve tezsiz yüksek lisans programları, yaz okulu, kurs, etüt gibi uygulamalar artmıştır yılında üniversite gelirlerinin % 79 u bütçe, % 19 u diğer gelirler (döner sermaye, kantin, kafeterya vb. gibi ) ile % 2 si öğrencilerden alınan katkı payından (harçlar) oluşurken, on yıl sonra 2000 yılına gelindiğinde bu oranlar sırasıyla %57 si bütçe, % 38 i döner sermaye ve diğer gelirler ile % 5 inin ise öğrenci katkı payından (harç) elde edildiği görülmektedir (Aslan, 2008: 78).Gerek öğrenci katkı payının yükseköğretim gelirleri içindeki oranının artması, gerekse üniversitelerin ürettikleri hizmetleri satma yoluyla gelir elde etme yoluna gitmesi eğitimin kamusal niteliğini tartışmalı hale getirmektedir. Bir hizmete kamusal niteliğini neyin verdiği sorusuna Özuğurlu (2003: 279) şu yanıtı vermektedir: Bir hizmet kamusal niteliğini, hak statüsünde genelleşerek (sosyal hak) üretim ve dolaşımını meta dışı alanda gerçekleştirmesinden alır. Kısaca bir hizmet alınıp-satılıyor ise o hizmetin hak olduğunu iddia edemeyiz. Bir yandan yükseköğretime ayrılan kaynaklar düşerken, öte yandan yükseköğretime olan talep artmaktadır. Bu ise var olan eğitimin niteliğini yükseltmek bir yana, altyapı, öğretim üyesi, araç-gereç-donanım, veri tabanı, kütüphane vb. gereksinmeler nedeniyle üniversitelerde hızlı bir nitelik krizine dönüşmektedir. Serter e göre, bilimsel öğretimin temel ihtiyaçlarından biri; araştırma yapmayı mümkün kılacak araç-gereç ekipman, laboratuvar, atölye, araştırmacı teminidir. Bunların büyük bir bölümü üniversitelerimizde maddi kaynak yetersizliğinden sağlanamamaktadır (1998:12).Kamu üniversitelerinin niteliksizleş(tiril) diği ve itibarsızlaş(tırıl)dığı yerde ise özel/vakıf üniversiteleri devreye girmektedir. Yüksek nitelikli insangücü yetiştirmede, araştırma geliştirme faaliyetleriyle Türkiye yi daha ileri noktalara taşımada ve toplumsal sorunları çözmede, öncü olması gereken üniversiteler için planlı bir kamu politikasının oluşturulması, bütçeden devlet üniversitelerine ayrılan kaynağın arttırılması zorunludur. Yaygın Eğitim İçinde bulunduğumuz değişim çağında, bilim ve teknolojinin hızla gelişmesi, örgün eğitim kurumlarında verilen bilgileri kısa sürede geçersiz kılmaktadır. Bireyleri sürekli olarak yenilemek, örgün eğitimin eksikliklerini tamamlamak, meslek seçiminde oluşan hataları düzeltmek, yeni meslekler kazandırmak, yaşlılıkta boş zamanları değerlendirmek, kalkınmanın gerektirdiği davranışları kazandırmak

41 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN GENEL YAPISI 29 isteği yaygın eğitime olan gereksinimi gittikçe artırmaktadır (Kaya, 1989:84). Yaygın eğitim, bireylerin örgün eğitim eksikliklerini tamamlamakla kalmaz, aynı zamanda örgün eğitime hiç girmemiş bireylerin eksikliklerini de giderebilir. Yaygın eğitim, örgün eğitimden farklı olarak tüm nüfusa hitap eder, hedef kitlesi çok geniş, amaçları ise çok çeşitlidir. Yaygın eğitim programlarının amacını birey ya da toplumun gereksinmeleri belirler. Milli Eğitim Temel Kanunu na göre yaygın eğitim, milli eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak, örgün eğitim sistemine hiç girmemiş yahut herhangi bir kademesinde bulunan veya bu kademeden çıkmış vatandaşlara, örgün eğitimin yanında veya dışında; Okuma - yazma öğretmek, eksik eğitimlerini tamamlamaları için sürekli eğitim imkânları hazırlamak, Çağımızın bilimsel, teknolojik, iktisadi, sosyal ve kültürel gelişmelerine uymalarını sağlayıcı eğitim imkânları hazırlamak, Milli kültür değerlerimizi koruyucu, geliştirici, tanıtıcı, benimsetici nitelikte eğitim yapmak, Toplu yaşama, dayanışma, yardımlaşma, birlikte çalışma ve örgütlenme anlayış ve alışkanlıkları kazandırmak, İktisadi gücün arttırılması için gerekli beslenme ve sağlıklı yaşama şekil ve usullerini benimsetmek, Boş zamanları iyi bir şekilde değerlendirme ve kullanma alışkanlıkları kazandırmak, Kısa süreli ve kademeli eğitim uygulayarak ekonomimizin gelişmesi doğrultusunda ve istihdam politikasına uygun meslekleri edinmelerini sağlayıcı imkânlar hazırlamak, Çeşitli mesleklerde çalışmakta olanların hizmet içinde ve mesleklerinde gelişmeler için gerekli bilgi ve becerileri kazandırmaktır. Yaygın Eğitim Kurumları Yaygın eğitim, örgün eğitim ile birbirini tamamlayacak, gereğinde aynı vasıfları kazandırabilecek ve birbirinin her türlü imkânlarından yararlanacak biçimde bir

42 30 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ bütünlük içinde düzenlenir. Yaygın eğitim, genel ve mesleki - teknik olmak üzere iki temel bölümden meydana gelir. Yaygın eğitim kurumları şunlardır: Halk Eğitim Merkezleri, Çıraklık Eğitim Merkezleri, Pratik Kız Sanat Okulları, Olgunlaşma Enstitüleri, Endüstri Pratik Sanat Okulları, Mesleki Eğitim Merkezleri, Yetişkinler Teknik Eğitim Merkezleri, Özel Kurslar, Özel Dershaneler, Eğitim ve Uygulama Okulları (Özel Eğitim), Meslek Okulları (Özel Eğitim), Mesleki Eğitim Merkezleri (Özel Eğitim), Bilim ve Sanat Merkezleri (Özel Eğitim), Açık İlköğretim Okulu, Açık Öğretim Lisesi (Gülşen & Gökyer, 2011:89). Bunların dışında, asıl işlevi yaygın eğitim olmayan ancak yaygın eğitim etkinlikleri düzenleyen çeşitli kamu kurum ya da kuruluşları; bakanlıklar, belediyeler, üniversiteler, sendikalar, sivil toplum örgütleri, çeşitli meslek odaları ile özel işletmeler vb. de bulunmaktadır. Yaygın Eğitimde Karşılaşılan Bazı Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri Ülkemizde Bakanlıkça verilen kurslar, gönüllü kuruluşlarca düzenlenen etkinlikler ve hizmet içi eğitim programları bu alanda önemli katkılarda bulunmakla birlikte, insanları sürekli yenileme, toplumsal değişmenin neden olduğu yeni durumlara uyum güçlüklerini geliştirmek ve örgün eğitimin eksikliklerini tamamlamak açısından yeterli değildir (Tezcan, 1999:13). Ayrıca, nicel yetersizliklerin yanı sıra, yaygın eğitim programları çeşitlendirilememiş; okuma yazma gibi temel faaliyetlerle sınırlı kalmıştır. Oysa emekliliğe hazırlık eğitimi, yaşlıların eğitimi, ana baba eğitimi ve kadınların özgerçekleştirme eğitimi, günümüzde giderek önem kazanan ve ancak ihmal edilen programlardandır(gerayvd, 2004:61). Yaygın eğitim programları bilimsel, teknolojik gelişmelere ve güncel gereksinmelere göre yeniden gözden geçirilmeli, programlar çeşitlendirilmeli, bölgesel ihtiyaçlar dikkate alınarak, bölgeler arası eşitsizlikler giderilmelidir. Başta halk eğitim merkezleri olmak üzere, yaygın eğitim kurumlarının alt yapı ve personel gereksinmeleri giderilmelidir. Yaygın eğitim faaliyetleri, değişen şartlara ve ihtiyaçlara kısa sürede cevap vermesi, düzenlenmesindeki esneklik ve maliyetinin düşük olması gibi nedenlerle önem kazanmasına karşın, ülkemizde bu özelliklerin tersine işletilen bir anlayışla uygulanmaktadır (Kurt, 2000: 236). Milli Eğitim Temel Kanunu nda yaygın ve örgün eğitim kurumlarının birbirini tamamlayacak ve her türlü imkânlarından yararlanacak biçimde düzenlenir ifadesi kullanılmasına karşın, pratikte bu kurumlar hiçbir zaman bütünleşememiştir. Özellikle örgün eğitim kurumları açık

43 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN GENEL YAPISI 31 olmadıkları dönemlerde; altyapı, personel, araç-gereç vb. olanaklar açısından yaygın eğitim programlarına kapılarını açamamıştır. Öte yandan yaygın eğitim etkinliklerinin yeterince yaygınlaştırılamamış olmasında, yetişkin eğitiminin öneminin anlaşılamamış olmasının da etkisi vardır. Bunun en belirgin göstergelerinden biri yetişkin eğitimi alanında yetişmiş insangücünün, bu eğitimin verildiği kurumlarda istihdamı halen mümkün değildir. Bu durum, ülkemizdeki yetişkin eğitimi uygulamalarının her aşamasında uzman desteğinden yararlanılmasını olanaksız kılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı na bağlı yetişkin eğitimi uygulamalarında, çeşitli öğretim düzeylerinde görevli öğretmenler, özellikle sınıf öğretmenleri ana öğretici kaynağı durumundadırlar. Oysa yetişkin eğitimi ile çocuk ve gençlerin eğitimi arasında farklılıklar vardır. Bu nedenle tüm kamu ve özel yetişkin eğitimi örgütlerinde yetişkin eğitimi uzmanlarının istihdamı yasal zorunluluk haline getirilmelidir (Gerayvd, 2004:60). Bu alandaki bir başka temel sorun, örgün eğitim kurumlarıyla olduğu gibi, yaygın eğitim kurumları da kendi aralarında koordinasyon sorunu yaşamaktadır. Ülkemizde çok farklı alanlarda, çok farklı kurumlar aracılığıyla yaygın eğitim etkinlikleri yürütülmektedir. Yaygın eğitim kurumları ile bunların yürüttüğü etkinliklerin bir bütünlük içinde koordine edilmesi gerekmektedir. Ayrıca tüm örgün eğitim kurumları, çevresindeki yetişkinlere eğitim hizmeti sunabilecek durumda düzenlenmeli ve kapılarını yaygın eğitim etkinlikleri için de açmalıdır. Yaygın ve örgün eğitim kurumlarının bütünleşmesi eğitime ayrılan kaynakların etkin ve verimli kullanımı açısından da önemlidir. Özel Öğretim 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu na dayalı olarak her tür ve düzeyde; gerçek veya tüzel kişilerin açtığı kurumlarda yapılan eğitime özel öğretim, bu kurumlara ise özel öğretim kurumları denilmektedir. Özel öğretim kurumları; okulöncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim, özel eğitim okulları ile çeşitli kursları, uzaktan öğretim yapan kuruluşları, dershaneleri, motorlu taşıt sürücü kursları, hizmet içi eğitim merkezleri, öğrenci etüt eğitim merkezleri, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile benzeri özel öğretim kurumlarını kapsamaktadır. Özel öğretim; ilköğretimden yükseköğretime farklı örgün eğitim kademlerinde ya da yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında yapılabilir.

44 32 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Bir özel öğretim kurumunda eğitim-öğretim faaliyeti sürdürebilmek için kurum açma izni alınması zorunludur. İzin başvuruları, ilgili millî eğitim müdürlüğüne yapılır. Valilikçe yapılan inceleme sonucunda açılması uygun görülen okullara ilişkin başvurular, kurum açma izni verilmek üzere Bakanlığa gönderilir. Açılan kurumlar ilgili mevzuat hükümlerine uymak zorundadır. Özel Eğitim Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği ne göre özel eğitim, Türk Millî Eğitiminin genel amaç ve temel ilkeleri doğrultusunda, özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin; toplum içindeki rollerini gerçekleştiren, başkaları ile iyi ilişkiler kuran, iş birliği içinde çalışabilen, çevresine uyum sağlayabilen, üretici ve mutlu bir vatandaş olarak yetişmelerini, toplum içinde bağımsız yaşamaları ve kendi kendilerine yeterli bir duruma gelmelerine yönelik temel yaşam becerilerini geliştirmeyi amaçlayan eğitimdir. Özel eğitim gereksinmesi olan bireyler; uygun eğitim programları, özel yöntem, personel ve araç-gereç kullanılarak; eğitim ihtiyaçları, yeterlilikleri, ilgi ve yetenekleri doğrultusunda üst öğrenime, iş ve meslek alanlarına ve hayata hazırlanırlar. İşitme, görme ve ortopedik yetersizliği olan bireyler, yetersizliği olmayan akranlarıyla birlikte her tür ve kademede kaynaştırma yoluyla eğitim alabilecekleri gibi bu bireyler için her tür ve kademede, resmî ve özel gündüzlü ve/veya yatılı özel eğitim okul ve kurumu açılabilir. Bu bireylerin birinci 4 yıllık (1, 2, 3 ve 4 üncü sınıflar) eğitimlerini sürdürecekleri ilkokullar; ikinci 4 yıllık (5, 6, 7 ve 8 inci sınıflar) eğitimlerini sürdürecekleri ortaokullar ile işitme ve ortopedik engellilerin eğitimlerini sürdürecekleri üçüncü 4 yıllık (9, 10, 11 ve 12 nci sınıflar) özel eğitim meslek liseleri açılabilir. Örgün Eğitim Kapsamında Açılan Özel Eğitim Kurumları Özel Eğitim Okulu Bünyesindeki Anasınıfları İşitme Engelliler İlköğretim Okulu Görme Engelliler İlköğretim Okulu Ortopedik Engelliler İlköğretim Okulu Eğitilebilir Zihinsel Engelliler İlköğretim Okulu Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi

45 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN GENEL YAPISI 33 Uyum Güçlüğü Olanlar İlköğretim Okulu Öğretilebilir Zihinsel Engelliler (Eğitim Uygulama Okulu)(İlköğretim) Özel Özel Eğitim İlköğretim Okulu Özel Eğitim Sınıfı(İlköğretim) Kaynaştırma Eğitimi (İlköğretim) Ortopedik Engelliler Meslek Lisesi İşitme Engelliler Meslek Lisesi Eğitilebilir Zihinsel Engelliler Meslek Lisesi Kaynaştırma Eğitimi (Ortaöğretim) Yaygın Eğitim Kapsamında Açılan Özel Eğitim Kurumları Öğretilebilir Zihinsel Engelliler İş Eğitim Merkezi Bilim ve Sanat Merkezi (Yetenekli ve Üstün Zekâlılar) Otistik Çocuklar İş Eğitim Merkezi Özel Özel Eğitim Okulu (Yaygın Eğitim) Rehberlik ve Araştırma Merkezi

46 34 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ KAYNAKÇA Âdem, M. (1988). Yükseköğretimde Planlama ve Koordinasyon. Yüksek Öğretimde Değişmeler. Ankara: Türk Eğitim Derneği Bilim Dizisi, No: XII, s Aksoy, A. (1994). Okulöncesi Eğitim Kurumlarında Yönetim. Ankara: Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Yayınları. Aslan, G. (2008). Türkiye Üniversitelerinde Neoliberal Değişim: Öğretim Üyelerinin Kavram ve Uygulamalara İlişkin Değerlendirmeleri. Ankara: Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Yayınlanmamış Doktora Tezi. Başal, H.A. (1998). Okulöncesi Eğitime Giriş.Bursa: Uludağ Üniversitesi Basımevi. Başaran, İ. E. (1982). Temel Eğitim ve Yönetimi. Ankara: AÜ Eğitim Bilimleri Fakültesi Yayını No:112. Başaran, İ. E. (2008). Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi.Ankara: Ekinoks yayınevi. Baykan, S. ve Ayşe, T. (1994). Okulöncesi Eğitimde İlke ve Yöntemler. Ankara: Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Yayınları. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi tarih ve Sayılı Resmî Gazetede Yayımlanan. Geray, C. (1978). Halk Eğitimi. Ankara: Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yayınları, İkinci Baskı. Geray, C.,Miser, R., Bilir, M. ve Sayılan, F. (2004). Yetişkin Eğitiminde Sorunlar ve Çözüm Önerileri Alt Çalışma Grubu Raporu, Eğitim Bilimleri Bakış Açısıyla Eğitimin Güncel Sorunları ve Çözüm Önerileri. Ankara: Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Yayınları, Yayın No:194. Gök, F. (2004). Eğitimin Özelleştirilmesi, Neoliberalizmin Tahribatı 2. (Hazırlayanlar: N. Balkan ve S. Sungur), Ankara: METİS Yayınları. Gökçe, B. (1990). Türkiye Koşullarında Yeni Bir Üniversite Nasıl Kurulmalı? Yükseköğretimde Sorunlar ve Çözümler.İstanbul: Cem yayınevi. Gülşen, C. ve Gökyer, N. (2011). Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi.Ankara: Anı Yayıncılık. Hatipoğlu, T. (2000). Türkiye Üniversite Tarihi.Ankara: Selvi yayınevi, s Herkes İçin Eğitim Dünya Konferansı (1990). Herkes İçin Eğitim Dünya Beyannamesi ve Temel Öğrenme İhtiyaçlarının Karşılanması İçin Hareket Çerçevesi. Tayland:5-9 Mart.

47 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN GENEL YAPISI 35 İnan, N. (1988). Tarihsel Gelişme İçinde Üniversite ve Yükseköğretim Kavramı. Yükseköğretimde Değişmeler. Türk Eğitim Derneği XII. Eğitim Toplantısı Kasım, Ankara: TED yayınları, s. 23. Kavak, Y. (1997). Dünyada ve Türkiye de İlköğretim.Ankara: Pegem Yayınları, Birinci Baskı. Kaya, Y. K. (1989). İnsan Yetiştirme Düzenimize Yeni Bir Bakış. Ankara: Bilim yayınları, s.84. Keskin, N.E. ve Demirci, A.G. (2003). Eğitimde Çürüyüş. Ankara: KİGEM Özelleştirme Değerlendirmeleri No:1. Küçüker, E. (2009). Eğitimin Yönetsel Temelleri, Eğitim Bilimine Giriş. (Ed: A. Tanrıöğen ve R. Sarpkaya), Ankara: Anı yayıncılık, Genişletilmiş 2. Baskı. Kurt, İ. (2000). Yetişkin Eğitimi. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım, s MEB (2012). Milli Eğitim İstatistikleri Örgün Eğitim Ankara: MEB Strateji Geliştirme Başkanlığı Yayınları. MEB Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği tarih ve Sayılı Resmî Gazetede Yayımlanan. MEB Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği tarih ve Sayılı Resmî Gazetede Yayımlanan. Oğuzkan, Ş ve Güler, O. (1987). Okulöncesi Eğitim. İkinci Baskı. İstanbul: Milli Eğitim Basımevi. Ozankaya, Ö. (1990). Üniversite Toplum İlişkileri Üzerine. Yükseköğretimde Sorunlar ve Çözümler. İstanbul: Cem yayınevi, s. 37. Öz, F. (1983). Okulöncesi Eğitim, Cumhuriyet Döneminde Eğitim. İstanbul: Milli Eğitim Basımevi. Özdem, G. (2007). Türkiye de 1980 Sonrası Uygulanan Eğitim Politikalarının İlköğretim Okullarında Yarattığı Dönüşümün Değerlendirilmesi (Ankara İl Örneği). Ankara: Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Yayınlanmamış Doktora Tezi. Özuğurlu, M. (2003). Özel Üniversite: Üniversite Sistemindeki Gedikten Sistemin Kendisine. Toplum ve Bilim Dergisi, 97, s San, Ç. (1993). Bir Toplumsal Kurum Olan Üniversitede Özerklik ve Bilim Özgürlüğü. Ankara: AÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 48(1-4). Serter, N. (1998). Üniversiteler ve Bilimsel Üretim. İktisat Dergisi, 376, s. 12.

48 36 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Sezgin, A. R., Aslan, G. ve Küçüker, E. (1999). Sekiz Yıllık Kesintisiz Zorunlu Eğitim 2. Ankara: MEB Araştırma Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı Yayınları. Sözer, E. (2000). Okulöncesi Eğitime Öğretmen Yetiştirme, Okulöncesi Eğitimin İlke ve Yöntemleri 1. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Yayınları. Şahbaz, İ. (2008). Türkiye Cumhuriyeti Anayasası.Ankara: Emek Kitap ve Yayınevi, 4. Baskı. Tezcan, M. (1999). Cumhuriyetimizin 75. Yılında Eğitimdeki Gelişmelerin Bir Değerlendirilmesi, Türkiye Cumhuriyetinin 75. Yılında Toplumumuz ve Eğitim. Ankara: Ankara Üniversitesi Yayınları, No:215. Timur, T. (2000). Toplumsal Değişme ve Üniversiteler. Ankara: İmge Kitapevi, s. 56. Üstünoğlu, Ü. (1987). Okulöncesi Öğretmenlerinin Uzaktan Öğretim Yöntemi ile Yetiştirilmesine Yönelik Program Modeli. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Yayınları. Velidedeoğlu, H. V. (1990). Gerçek Üniversite ve Medrese. Yükseköğretimde Sorunlar ve Çözümler. İstanbul: Cem yayınevi, s Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu tarih ve Sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan. 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kamunu tarih ve Sayılı Resmî Gazetede Yayımlanan Sayılı Yükseköğretim Kanunu tarih ve Sayılı Resmî Gazetede Yayımlanan Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu tarih ve Sayılı Resmî Gazetede Yayımlanan. 573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname tarih ve Sayılı Resmî Gazetede Yayımlanan Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun tarih ve sayılı Resmî Gazetede Yayımlanan.

49 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN ÖRGÜTSEL VE YÖNETSEL YAPISI 2 BÖLÜM Yrd. Doç. Dr. Gülay ASLAN* * AMAÇLAR Türk eğitim sisteminin örgütsel ve yönetsel yapısını kavrayabilme Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) görevleri hakkında bilgi sahibi olma MEB merkez ve taşra örgütünü oluşturan birimler hakkında bilgi sahibi olma MEB merkez ve taşra örgütünü oluşturan birimlerin görevlerini bilme MEB in örgütsel ve yönetsel yapısında karşılaşılan temel sorunları tartışabilme * Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü 37

50

51 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN ÖRGÜTSEL VE YÖNETSEL YAPISI 39 Giriş Bir amaca (amaçlara) yönelik olarak birbiriyle ve çevresiyle etkileşim içindeki girdi, süreç, çıktı ve yönetim gibi öğelerden oluşan düzeneklere sistem denir. Sistemler çevresiyle kurdukları etkileşime göre açık ya da kapalı olarak nitelendirilirler. Eğitim, hukuk, sağlık vb. sistemler farklı derecelerde de olsa açık sistemlerdir. Var olan toplumsal açık sistemler içinde çevresiyle yüksek derecede etkileşim içinde olan sistem, eğitim sistemidir (Okçabol, 2009: 279). Bu nedenle eğitim sistemi, diğer toplumsal sistemlerde olduğu gibi; ekonomik, sosyal, kültürel, siyasi, teknolojik vb. gelişmelerden etkilenir. Bu gelişmelere bağlı olarak tarihsel süreç içinde biçimlenir. Başka bir deyişle, bu sistemlerin bütününde meydana gelen değişiminin bir parçasıdır. Dolayısıyla eğitim sistemi ile diğer toplumsal sistemler arasında karşılıklı bir ilişki vardır. Eğitim, hem diğer toplumsal sistemlerden etkilenir, hem de onları etkiler. Öte yandan eğitim tüm dünyada olduğu gibi Türkiye de de kamu yönetiminin ve kamu hizmetlerinin önemli bir ayağını oluşturur. Kamu yönetiminin örgütsel yapısına ilişkin değişiklikler ve düzenlemeler eğitim sistemini doğrudan etkiler. Bu nedenle eğitim sisteminin örgütsel ve yönetsel yapısını anlayabilmek için öncelikli olarak kamu yönetimin örgütsel yapısını bilmek gerekmektedir. Eğitim yönetimi, kamu yönetiminin özel bir alanı olarak tanımlanabilir. Eğitim faaliyetlerinin özel sektöre bırakıldığı durumlarda bile, devletin denetim ve gözetimi ile sınırlandırıldığı için bir kamu görevidir. Eğitim örgütleri ise siyasi organlar tarafından saptanmış olan eğitim politikalarının uygulamaya geçirildiği mekanlardır (Kaya, 1991:43). Eğitim yönetimi, kamu yönetiminin özel bir alanı olarak tanımlanmakla birlikte, eğitim etkinliğinin niteliğinden kaynaklı yönetim farklılıkları da bulunmaktadır. Bu farklılıklardan bazıları şunlardır; eğitim kurumlarının yapısı ve örgütlenmesi özel bir dikkat gerektir. Eğitim kurumları ülke çapında yayılmışlardır fakat diğer örgütlerden farklı olarak, bu kurumlar eğitim sisteminin bir parçası olması nedeniyle, ayrı birimler olarak algılanamazlar. Öte yandan eğitimin doğrudan ya da dolayı olarak insanla ilgili olması nedeniyle, eğitim örgütlerin yönetimi, bir işletme yönetimi gibi düşünülemez. Ayrıca eğitim örgütleri, onu denetleyen güçler açısından da diğer örgütlerden farklıdır. Eğitim yöneticileri, velilerin değişik ve çoğu kez de birbiriyle çelişkili talepleriyle karşı karşıyadır (Campbell, Akt: Kaya, 1991:45-46)

52 40 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Kamu Hizmetlerinin Merkezden ve Yerinden Yönetimi Türkiye de kamu yönetimi, merkezden yönetime ağırlık verilerek örgütlenmiştir. Kamu yönetiminin örgütlenmesinde geçerli olan temel üç ilke, eğitim sisteminin örgütsel ve yönetsel yapısı ile işleyişini anlayabilmek açısından da önemlidir. Bunlar; merkezden yönetim, yerinden yönetim, yetki genişliği ilkeleridir. Merkezden yönetim; tüm kamu hizmetlerinin bir elde, devlet tüzel kişiliğinde toplanmasıdır. Yerinden yönetim; kamu hizmetlerinin belli bölümlerinin devletin dışında, başka kamu kuruluşları eliyle yönetilmesidir. Uygulamada yerinden yönetim ilkesi iki biçimde kendini gösterir. Bir yer yönünden diğeri hizmet yönünden dir. Yer yönünden olanlara yerel yönetim kuruluşları (il özel idareleri, belediyeler ve köyler), hizmet yönünden olanlara hizmetsel yönetim kuruluşları (üniversiteler gibi) denir. Yetki genişliği ise merkezin taşradaki kuruluşlarına, belli konularda, kendiliğinden karar alma yetkisi tanımasıdır. Yetki genişliği, merkezden yönetimin yumuşatılmış bir biçimidir. Yetki genişliğinde kararlar, merkez yönetimi adına, merkez yönetimin taşradaki bir görevlisi tarafından alınmaktadır. Örneğin, valinin bakan adına, kendiliğinden karar alıp uygulaması gibi (Gözübüyük, 2008:39-40). Merkezden ve yerinden yönetim yönetsel erk ya da karar verme yetkisinin büyük ölçüde merkezi yönetimin elinde olduğu tekçi (unitary) yönetim sisteminden, yetkenin büyük bir kısmının yerel yönetim ya da topluluklara verildiği bir yönetim sistemine uzanan doğrunun iki ucunu temsil etmektedir. Ülkeler bu iki uçtan birine yakın olabilecekleri gibi, bu iki kutup arasında bir yerde de yer alabilirler (Winkler, 1989: 2 den Akt, Tural, 2002: 231). Sağlık eğitim, savunma gibi kamusal niteliği ağır basan hizmetler, farklı düzeylerdeki yönetim yapıları içinde sunulabilir. Yerinden yönetim (decentralization), özü gereğince, merkezi yönetim biriminin yasal bir temelde bölge/alan düzeyinde sağlık eğitim, savunma gibi konularda hizmet üreten bir alt yönetim birimine, yetki aktarımı yoluyla, hizmetin yerinde görülmesini olanaklı kılan bir yapıyı kasteder(tural, 2002: 231). Chapman ve Dunshir e (1971) göre, yerinden yönetim karar verme gücünün merkezi hükümetten alt düzeylere doğru iki farklı şekilde aktarılmasıdır. Bunlardan birincisi, karar verme erkinin (power) yasa ile alt ulusal/bölgesel ya da yerel yönetimler düzeyine aktarılmasıdır. Buna yetki devri denir. İkincisinde ise karar verme yetkisinin daha alt düzeydeki kamusal örgütlere merkezi yönetim adına kullanılmak üzere verilmesidir. Buna da yetki genişliği adı verilir (Akt: Duman, 1998: 84).

53 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN ÖRGÜTSEL VE YÖNETSEL YAPISI 41 Eğitim hizmetlerini yürütmek için kurulan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), merkezi bir yönetim örgütüdür. MEB, eğitim hizmetinin sunumunda, planlanmasında, denetlenmesinde ve koordinasyonunda en yetkili örgüttür. Bakanlık, merkez teşkilatı, il, ilçe, yurt dışı teşkilatı ve en altta ise okul örgütüne doğru, dik ve hiyerarşik bir biçimde örgütlenmiştir. Bu örgütsel yapının yönetiminde, merkezi yönetimin yumuşatılmış bir biçimi olan, yetki genişliği ilkesinden hareketle hizmet sürdürülmektedir. Bakanlık, taşra kuruluşlarında görev yapan üst düzey kamu görevlilerine (vali, kaymakam, il, ilçe milli eğitim müdürleri, eğitim ataşeleri ya da müşavirler, kimi durumlarda okul müdürleri), yetki genişliği ilkesinden hareketle belli konularda kendiliğinden karar alma ve uygulama yetkisi tanımıştır. Ancak, yetki genişliği ilkesinden hareketle taşra örgütlerine tanınan bu yetki, istenildiği zaman merkeze geri çekilebilmektedir. Bu ise, Türkiye de eğitim hizmetinin sunumunda, merkezi yönetim ve yerel yönetimin ağırlığının ne olacağı, yani kurumların nasıl örgütleneceği ve nasıl yönetileceği tartışmalarını gündeme getirmektedir. Eğitim hizmetinin sunumunda merkezi yönetim ve yerinden yönetim tartışmaları; eğitim yönetiminin demokratikleştirilmesi bağlamında yapılmaktadır. Eğitim yönetiminin demokratikleşmesi ise, genellikle MEB in bu merkeziyetçi yapıdan kurtulmasıyla eş değer görülmektedir. Öte yandan eğitimin merkeziyetçi bir yapı içinde sunulması ile kaynakların daha rasyonel ve eşitlikçi dağıtılacağı konusunda da yaygın bir görüş birliği bulunmaktadır. Oysa Uysal vd. ye (2003: 25) göre eğitim yönetiminde merkeziyetçiliğin, kaynakların daha rasyonel ve eşitlikçi dağılımını sağlayacağı yönündeki görüş bugün artık sarsılmıştır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, eğitim sisteminin merkezi planlama ile yönlendirilme uygulamalarının sonuçları pek çok yönden olumsuzdur. Türkiye açısından da durum böyledir. Aslında merkeziyetçi yapılanma ile kaynak dağılımının rasyonel kılınması veya eşitlikçi biçimde gerçekleştirilmesi arasında sıkı bir ilişki olmadığı gibi, merkeziyetçilikten uzaklaşmanın mutlaka demokratikleşemeye yol açacağını beklemek de doğru değildir. Eğitim yönetiminin demokratikleşmesi, eğitimin demokratikleşmesi süreci ile eş değer görülmelidir. Eğitim alanında örgütsel ya da yönetsel yapıya ilişkin olarak yapılan tartışmalar, esasında eğitimin demokratikleşmesi tartışmalarıdır. Eğitimin merkezden değil de, yerel yönetim kuruluşları tarafından sunulması ve bu anlamda yetki devri, her zaman ve her koşulda eğitimde ya da eğitim yönetiminde demokratikleşme sonucunu doğurmayacaktır. Çünkü eğitim yönetiminin demokratikleşmesi, ölçek sorunu (merkezi ya da yerel) değildir, toplumsal güç ilişkileri sorunudur. Dolayısıyla eğitim yönetiminde, eğitim hizmetinden yararla-

54 42 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ nan ve eğitim hizmetinin sunumunda görev alan eğitim işgörenlerinin, merkezi ya da yerel düzeyde karara katılımı ve bu katılım süreçlerinin nasıl örgütleneceği ile ilgilidir. Bu ise, Uysal vd. nin de belirttiği (2003: 26) gibi, her mekânsal ölçeğin (merkezi ya da yerel) onu kuran toplumsal ilişkilerle anlam kazandığı, merkezi ya da yerel herhangi bir mekânsal ölçeğe kendiliğinden bir demokratik değer atfedilemeyeceği olgusunun göz ardı edilmemesidir. Eğitimin örgütlenmesi ve yönetimi; kamunun ve de toplumun bütününün yönetsel/siyasal örgütlenmesinden de bağımsız düşünülemez. Dolayısıyla Güler inde vurguladığı gibi merkezi-yerel yönetim ilişkileri, bu ilişkilerin niteliği ve gelişimi, daha temel bir çözümlemenin, devletin doğası ve işlevleri sorununun bir parçasıdır (Güler, 1998: 122). Basit düzeyde bazı yetkilerin merkezde, bazı yetkilerin yerel birimlerde olması sorunu değildir. Öte yandan eğitim, tüm tür ve düzeyleriyle bir bütün oluşturmakla birlikte, bu bütün, genel olarak toplumsal örgütlenmenin ve devletin temel örgütlenme biçiminin de bir parçasıdır. Türkiye de, toplumun eğitim ihtiyacının nicel ve nitel anlamda merkezden belirlenmesi, eğitim sisteminin dik, hiyerarşik yapısı ile uyumlu olmuştur. Toplumun bütününün yönetiminde halkın kendini doğrudan yönetmesinin önünü açacak yerel meclisler ve yerel yönetim organlarının oluşturulmasını esas alan; yerel kaynakların kullanımında ve yatırımların planlanmasında öncelikle yerel birimlerin söz ve karar sahibi olduğu demokratik bir yönetsel yapıya gereksinim vardır. Bu gereksinim, eğitim sistemi içinde geçerlidir (Uysal vd., 2003). Milli Eğitim Bakanlığının Örgüt ve Yönetim Yapısı Örgüt ve yönetim kavramları arasında sıkı bir ilişki vardır. Planlı biçimde koordine edilmiş güçler ve eylemler topluluğu örgütü meydana getirir. Örgüt amaçları önceden tanımlanmış bir yapıdır. Bu yapının kurulması sürecine ise örgütleme denir. Örgütleme örgütün amacının gerçekleştirilmesine yönelik dinamik bir yapının kurulmasıdır. Bu yapının iyi kurulabilmesi, iyi bir modele dayanması ile mümkündür. Yönetim ise, bu yapıyı işleten süreçtir. Yönetim bu amaçları gerçekleştirmek için, örgütteki madde ve insan kaynaklarına yön verir. Örgüt ve yönetimin ayrı tanımlarının yapılması, bunlarının kesin çizgilerle birbirinden ayrılabileceği anlamına gelmemelidir. Bu ne teoride, ne de pratikte mümkündür (Bursalıoğlu, 1991:14-15).

55 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN ÖRGÜTSEL VE YÖNETSEL YAPISI 43 Örgüt ile yönetim iç içe işler. Drucker e göre, yönetici ancak çok özenle yapılan bir etkinlik çözümlemesi ile örgütte yapılması gereken işi, hangi işlerin birbirleri ile ilişkili olduğunu ve her etkinliğin örgüt yapılanmasında nasıl vurgulanması gerektiğini saptayabilir. Yönetici bunu iki yolla yapar: birincisi karar çözümlemesi, ikincisi ise ilişkiler çözümlemesi. Karar çözümlemesinde yönetici, örgütte gereksinim duyulan karar türlerini, bu kararların örgüt yapılanmasında hangi konumlarda alınması gerektiğini belirler. İlişkiler çözümlemesinde ise her yöneticinin programlara yapması gereken zorunlu katkı, kiminle çalışacağı ve diğer yöneticilerin yapacakları katkılar saptanır (Akt: Aydın, 1985).Görüldüğü gibi örgüt ve yönetim birlikte anlam kazanır. Kısaca yönetimin görevi örgütü amaçlarına göre yaşatmaktır. Örgütün yaşaması ise amaçlarını gerçekleştirmesi ile mümkündür. MEB in bugünkü örgüt yapısı kuruluncaya kadar çok sayıda değişim geçirmiştir. Selçuklu ve Anadolu Selçuklu Devleti nde eğitim, devletin işi değildir; toplumların ve vakıfların işidir. Bu yüzden eğitimin bir merkez örgütü yoktur. Bu gelenek Osmanlı Devleti nde de sürdürülmüştür. Yalnız Saray a insangücü yetiştiren Enderun, Sultan tarafından denetlenmiştir yılından itibaren askeri okulların açılması ve giderek bunlara Batı tipi okulların eklenmesi, bunların yönetiminin ve denetiminin merkezden yapılması gereksinmesini doğurmuştur. Ülke düzeyinde yeni okulların yönetimini kapsayan ilk bakanlık, Genel Eğitim Bakanlığı (Maarif-i Umumiye Nezareti) 1857 de kurulmuştur de özel okulların denetimi de bu Bakanlığa verilmiştir. Osmanlı döneminde eğitimin en kapsamlı merkez örgütü, 1869 Genel Eğitim Tüzüğü (Maarif-i Umumiye Nizamnamesi)ile gerçekleştirilmiştir. Bu düzenlemeye göre, Genel Eğitim Bakanlığı nda bir Eğitim Büyük Meclisi (Meclis-i Kebir-i Maarif) kurulmuştur. Kurulun başkanı bakandır ve kurula bağlı çalışan bilim ve yönetim olmak üzere iki birimi vardır. Genel Eğitim Bakanlığı kısmi değişiklikler ve eklenen yeni birimlerle Saltanatın kaldırıldığı 1 Kasım 1922 ye kadar varlığını sürdürmüştür (Başaran, 2008: ). Cumhuriyet kurulduktan sonra MEB in adı ve yapısı sürekli değişmiştir. Bakanlık, 1991 de MEB adını alıncaya kadar yedi kez isim değiştirmiştir. Ayrıca, bugünkü örgüt yapısı oluşturuluncaya kadar çok sayıda yasal düzenleme ve bu düzenlemelere dayalı örgütleme etkinliklerine de rastlanmaktadır. MEB in örgütsel yapısı ve görevlerinde; 1926 da 789, 1933 te 2287, 1935 te 2273, 1941 de 4113 sayılı yasalar, 12 Eylül sonrasındaki 1980 ve 1982 düzenlemelerinin ardından, 1983 te 179 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) den başlayarak 1984 te 202 ve 208, 1989 da 356 ve 385, 1990 da 419, 1991 de 454, 1993 te 492 sayılı KHK lar, 1986 da 3289,

56 44 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ 1992 de 3797, 1998 de 4359 sayılı yasa ile çeşitli değişiklikler yapılmıştır (Başaran, 2008: 157; Uluğ, 2001:87). Görüldüğü gibi Bakanlık, en son düzenleme olan, 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan düzenlemeye kadar çok sayıda yapısal değişim geçirmiştir. Gürsel e (2006: 92) göre, bu düzenlemelerde merkez teşkilatının büyümesine bağlı olarak yönetsel pozisyonların sayısı sürekli artmıştır. Yönetsel pozisyonların sayısının artması, iletişim ve koordinasyon süreçlerinin çalışmasını zorlaştırmıştır. Bu durum, görevlerin hızlı bir biçimde yapılmasını engellediği gibi, merkez teşkilatının hantallığına bağlı olarak, karar süreçlerini de yavaşlatmıştır. Bursalıoğlu (1991) ise, Bakanlık merkez örgütünün yapılandırılmasında görevden çok biçimin esas alındığını, bununun ise birbirine bağlı iki temel soruna yol açtığını ifade etmektedir. Bunlardan birincisi, merkez teşkilat birimleri tarafından yürütülen görevlerin tekrarı ve karışması, ikincisi ise aynı görevleri yapan birimlerin çoğalmasıdır. Öte yandan yapılan bu düzenlemelerde, merkez örgütünün bir model çerçevesinde yapılandırılmamış olması, yürütme birimlerinin sorunlarını artırmıştır. Bakanlık merkez teşkilatı bir model çerçevesinde değiştirilmediği için, çoğu eğitim ve öğretim denemeleri doğrudan sistem üzerinde yapılmıştır. Ağırlıklı olarak deneme yanılma yoluyla yapılan bu düzenlemeler, hem eğitime ayrılan maddi kaynakların savurganca kullanılmasına, hem de emek kaybına neden olmuştur. Bakanlığın bugünkü örgüt yapısı ise 2011 yılında kabul edilen 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile gerçekleşmiştir. Kararname ye göre Bakanlığın görevleri şunlardır: Okul öncesi, ilk ve orta öğretim çağındaki öğrencileri bedenî, zihnî, ahlaki, manevî, sosyal ve kültürel nitelikler yönünden geliştiren ve insan haklarına dayalı toplum yapısının ve küresel düzeyde rekabet gücüne sahip ekonomik sistemin gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatarak geleceğe hazırlayan eğitim ve öğretim programlarını tasarlamak, uygulamak, güncellemek; öğretmen ve öğrencilerin eğitim ve öğretim hizmetlerini bu çerçevede yürütmek ve denetlemek. Eğitim ve öğretimin her kademesi için ulusal politika ve stratejileri belirlemek, uygulamak, uygulanmasını izlemek ve denetlemek, ortaya çıkan yeni hizmet modellerine göre güncelleyerek geliştirmek.

57 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN ÖRGÜTSEL VE YÖNETSEL YAPISI 45 Eğitim sistemini yeniliklere açık, dinamik, ekonomik ve toplumsal gelişimin gerekleriyle uyumlu biçimde güncel teknik ve modeller ışığında tasarlamak ve geliştirmek. Eğitime erişimi kolaylaştıran, her vatandaşın eğitim fırsat ve imkânlarından eşit derecede yararlanabilmesini teminat altına alan politika ve stratejiler geliştirmek, uygulamak, uygulanmasını izlemek ve koordine etmek. Kız öğrencilerin, özürlülerin ve toplumun özel ilgi bekleyen diğer kesimlerinin eğitime katılımını yaygınlaştıracak politika ve stratejiler geliştirmek, uygulamak ve uygulanmasını koordine etmek. Özel yetenek sahibi kişilerin bu niteliklerini koruyucu ve geliştirici özel eğitim ve öğretim programlarını tasarlamak, uygulamak ve uygulanmasını koordine etmek. Yükseköğretim kurumları dışındaki eğitim ve öğretim kurumlarını açmak, açılmasına izin vermek ve denetlemek. Yurtdışında çalışan veya ikamet eden Türk vatandaşlarının eğitim ve öğretim alanındaki ihtiyaç ve sorunlarına yönelik çalışmaları ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde yürütmek. Yükseköğretim dışında kalan ve diğer kurum ve kuruluşlarca açılan örgün ve yaygın eğitim ve öğretim kurumlarının denklik derecelerini belirlemek, program ve düzenlemelerini hazırlamak. Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı ortaöğretim kurumlarının program ve denklik derecelerinin belirlenmesi ile yönetmeliklerinin hazırlanmasında işbirliğinde bulunmak. Yükseköğretimin millî eğitim politikası bütünlüğü içinde yürütülmesini sağlamak için, 04/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile Bakanlığa verilmiş olan görev ve sorumlulukları yerine getirmek. Mevzuatla Bakanlığa verilen diğer görev ve hizmetleri yapmak. 652 sayılı KHK ye göre Bakanlık merkez, taşra ve yurtdışı teşkilatından oluşur (Şekil 1). Bakanlık merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatının birimleri ve görevleri aşağıda kısaca açıklanmıştır.

58 46 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Milli Eğitim Bakanlığı Merkez Örgütü Ülkeler siyasal, toplumsal ve ekonomik yapısına göre ya merkezden yönetim, ya da yerinden yönetime ağırlık vererek, yönetsel yapılarını düzenlemişlerdir. Bu düzenlemelerde hangi dinamiklerin etkili olduğu ise ülkelere göre farklılaşabilmektedir. Türkiye de kamu yönetiminin örgütsel yapısını etkileyen değişkenlere bakıldığında; kapitalist sistemin gelişimine bağlı olarak, 1980 li yıllara kadar iç dinamiklerin (ekonomik, siyasal ve toplumsal vb. gereksinimlere bağlı), 1980 lerden sonra ise dış dinamiklerin etkili olduğu söylenebilir. Dış dinamikler arasında başta Yapısal Uyarlama Politikaları (YUP) olmak üzere, özellikle Dünya Bankası (DB) ve Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen dış kaynaklı projelerin etkili olduğu görülmektedir. Benzer etkiyi eğitim sistemine ilişkin yapılan düzenlemelerde de görmek mümkündür. Özellikle 1990 lı yıllardan itibaren DB ile 2000 li yıllardan itibaren ise AB ile yürütülen dış kaynaklı eğitim projeleri; eğitim sisteminin örgütsel ve yönetsel yapısını belirleyen temel değişkenlerdir. Ünal a (2003:108) göre, 1990 lardan itibaren eğitim sisteminin başlıca yönlendiricisi DB kredili projeler olmuştur. Bu projeler yoluyla hem eğitim sisteminin çeşitli alt sistemlerinin hem de merkez örgütünün yapı ve işleyişinde kısmi ama önemli değişiklikler yapılmıştır. Merkezi yönetim ile yerel yönetimlerin görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin son düzenleme 6 Nisan 2011 tarihinde 6223 sayılı Yetki kanunu ile yapılmıştır. Bu Kanun ile Hükümet; kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilat, görev ve yetkileri ile kamu görevlilerine ilişkin kanunlarda düzenleme yapma konusunda yetki almıştır. Bu yetkiye dayanarak 25 Ağustos 2011 yılında,652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile MEB merkez teşkilatını yeniden düzenlemiştir. Belirtilen tarihe kadar yürürlükte olan 3797 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun una göre, MEB merkez teşkilatı; 16 ana hizmet birimi, 12 yardımcı birim, 6 danışma ve denetim birimi, 3 ü sürekli olmak üzere 7 kurul, milli eğitim şurası ile özel kalem müdürlüğü olmak üzere toplam 43 farklı birimden oluşmaktadır. Merkezi ve hiyerarşik bir örgüt ve yönetim yapısına sahip Bakanlık merkez örgütü, işlevsel bir örgütlenme modeline göre örgütlenmediği ve birimlere ilişkin görevler yeterli açıklıkta saptanmadığı için, birimler arasında yetki binişimleri, boşlukları, çatışmaları ve eşgüdüm sorunları görülmektedir (Başaran, 2008:165; Uluğ, 2001:91). Bu sorunları gidermesi beklenen 652 sayılı KHK ile Bakanlık merkez teşkilatı; özel kalem müdürlüğü, 6 Başkanlık (Talim

59 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN ÖRGÜTSEL VE YÖNETSEL YAPISI 47 Terbiye Kurulu, Rehberlik ve Denetim, İç Denetim Birimi, Strateji Geliştirme, Bilgi İşlem Grup, İnşaat ve Emlak Grup Başkanlığı), 3 Müşavirlik (Bakanlık, Basın ve Halkla İlişkiler ve Hukuk Müşavirliği) ve 12 Genel Müdürlük (Temel Eğitim, Ortaöğretim, Mesleki ve Teknik Eğitim, Özel Eğitim ve Rehberlik, Özel Öğretim Kurumları, Din Öğretimi, Hayat Boyu Öğrenme, Yenilik ve Eğitim Teknolojileri, Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme, İnsan Kaynakları, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler ve Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğü) olmak üzere 21 hizmet biriminden oluşmaktadır (Şekil 1). İlgili düzenlemede, Bakanlığı oluşturan merkez, taşra, yurt dışı teşkilatı ile bağlı kuruluşların, bir bütün olarak amaç, yapı, süreç ve yetkileri açısından ele alınmadığı, merkez teşkilatına bağlı birimlerin birleştirilerek, sayısal olarak azaltılması yoluna gidildiği görülmektedir. Öte yandan taşra teşkilatını oluşturan okullar için de aynı sorun devam etmektedir. Örneğin 3797 sayılı Yasa da farklı genel müdürlüklere bağlı lise türleri, bu düzenleme ile aynı genel müdürlüğe bağlanmıştır. Fakat bu düzenlemede, ne lise türleri arasındaki çeşitlilik giderilebilmiş, ne de programlar arasında bütünlük sağlanabilmiştir. Kısaca düzenleme, genel müdürlük isimlerinin değiştiği bir tabela düzenlemesi biçiminde yapılmış, bu yeni yapılanma da sistem bütünlüğünden yoksun, eklektik bir yapı sergilenmiştir. Bakanlık Makamı Yukarda anılan KHK ye göre, Bakanlık makamı, Bakan, Müsteşar ve müsteşar yardımcılarından oluşur. Bakan: Bakanlık teşkilatının en üst yönetmeni olan Bakan, Bakanlık icraatından ve emri altındakilerin faaliyet ve işlemlerinden Başbakana karşı sorumlu olup aşağıdaki görev, yetki ve sorumluluklara sahiptir: Bakanlığı, Anayasaya, kanunlara, hükümet programına ve Bakanlar Kurulunca belirlenen politika ve stratejilere uygun olarak yönetmek. Bakanlığın görev alanına giren konularda politika ve stratejiler geliştirmek, bunlara uygun olarak yıllık amaç ve hedefler oluşturmak, performans ölçütleri belirlemek, Bakanlık bütçesini hazırlamak, gerekli kanunî ve idarî düzenleme çalışmalarını yapmak, belirlenen stratejiler, amaçlar ve performans ölçütleri doğrultusunda uygulamayı koordine etmek, izlemek ve değerlendirmek.

60 48 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Bakanlık faaliyetlerini ve işlemlerini denetlemek, yönetim sistemlerini gözden geçirmek, teşkilat yapısı ve yönetim süreçlerinin etkililiğini gözetmek ve yönetimin geliştirilmesini sağlamak. Faaliyet alanına giren konularda diğer bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşları arasında işbirliği ve koordinasyonu sağlamak. Müsteşar ve Müsteşar Yardımcıları: Müsteşar, Bakandan sonra gelen en üst düzey kamu görevlisi olup Bakanlık hizmetlerini, Bakan adına ve onun emir ve yönlendirmesi doğrultusunda, mevzuat hükümlerine, Bakanlığın amaç ve politikaları ile stratejik planına uygun olarak düzenler ve yürütür. Bu amaçla, Bakanlık birimlerine gereken emirleri verir, bunların uygulanmasını gözetir ve sağlar. Müsteşar, bu hizmetlerin yürütülmesinden Bakana karşı sorumludur. Müsteşara yardımcı olmak üzere beş Müsteşar Yardımcısı görevlendirilebilir.

61 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN ÖRGÜTSEL VE YÖNETSEL YAPISI 49 T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Yüksek Öğretim Kurulu BAKAN Rehberlik ve Denetim Başkanl ğ Bakanl k Müşavirliği Özel Kalem Müdürlüğü Müsteşar Bas n ve Halkla İlişkiler Müşavirliği İç Denetim Birimi Başkanl ğ Talim Terbiye Kurulu Başkanl ğ Müsteşar Yard mc s Müsteşar Yard mc s Müsteşar Yard mc s Müsteşar Yard mc s Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müd Temel Eğitim Genel Müdürlüğü Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müd Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü İnsan Kaynaklar Genel Müdürlüğü Ortaöğretim Genel Müdürlüğü Strateji Geliştirme Başkanl ğ Din Öğretimi Genel Müdürlüğü Avrupa Birliği ve D ş İlişkiler Genel Müdürlüğü Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müd Bilgi İşlem Grup Başkanl ğ Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliği Müsteşar Yard mc s TAŞRA TEŞKİLATI YURT DIŞI TEŞKİLATI Özel Öğretim Kurumlar Genel Müdürlüğü Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğü İnşaat ve Emlak Grup Başkanl ğ İl Milli Eğitim Müdürlükleri İl çe Milli Eğitim Müdürlükleri Okul ve Kurum Müdürlükleri Eğitim Müşavirlikleri ve Eğitim Ataşelikleri Şekil 1. Türk Eğitim Sisteminin Örgüt Yapısı

62 50 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı, Bakanlığın bilimsel danışma ve karar organıdır. Kurul, eğitim sisteminin tüm kademelerini temsil edecek nitelikte bir Başkan ile on üyeden oluşur. Kurul Başkan ve üyeleri dört yıllık süreyle atanır. Bu süre her defasında bir yıl olmak üzere en fazla üç defa uzatılabilir. Kurul Başkanı ve üyeleri, en az dört yıllık eğitim veren yükseköğretim kurumlarından mezun olmuş, eğitim alanında yaptığı çalışma ve yayınlarla tanınmış; eğitim ile ilgili alanlarda öğretim üyeleri, en az on yıl süreyle öğretmenlik veya okul yöneticiliği yapmış olanlar, kamu görevlileri arasından seçilir. Kurul, aşağıdaki görevleri yerine getirir: Eğitim sistemini, eğitim ve öğretim plan ve programlarını, ders kitaplarını hazırlatmak, hazırlananları incelemek veya inceletmek, araştırmak, geliştirmek ve uygulama kararlarını Bakan onayına sunmak. Bakanlık birimlerince hazırlanan eğitim ve öğretim programları, ders kitapları, yardımcı kitaplar ile öğretmen kılavuz kitaplarını incelemek, inceletmek ve nihaî şeklini vererek Bakanın onayına sunmak. Yurtdışı eğitim ve öğretim kurumlarından alınmış, ilköğretim ve ortaöğretim diploma ve öğrenim belgelerinin derece ve denkliklerine ilişkin ilke kararlarını Bakanın onayına sunmak. Eğitim ve öğretimle ilgili konularda Bakanlığın diğer birimleri tarafından oluşturulacak politika ve stratejilerin belirlenmesinde işbirliği yapmak. Millî Eğitim Şûrasının sekretarya hizmetlerini yürütmek. Millî Eğitim Şûrası Bakanlığın en yüksek danışma kuruludur. Eğitim ve öğretim ile ilgili gerekli görülen konuları tetkik etmek ve tavsiye niteliğinde kararlar almakla görevlidir. Şûranın oluşumu ile çalışma usul ve esasları yönetmelikle belirlenir. Hizmet Birimleri 652 sayılı KHK, 3797 sayılı Yasa dan farklı olarak MEB merkez teşkilatında; ana hizmet, yardımcı hizmet, danışma ve denetim birimleri ayrımını ortadan kaldırarak tümünü hizmet birimleri olarak sınıflandırmıştır. MEB merkez teşkilatı hizmet birimleri ve görevleri şunlardır:

63 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN ÖRGÜTSEL VE YÖNETSEL YAPISI 51 Temel Eğitim Genel Müdürlüğünün Görevleri: Okulöncesi ve ilköğretim okul ve kurumlarının yönetimine ve öğrencilerinin eğitim ve öğretimine yönelik politikalar belirlemek ve uygulamak. Okulöncesi ve ilköğretim okul ve kurumlarının eğitim ve öğretim programlarını, ders kitaplarını, eğitim araç-gereçlerini hazırlamak veya hazırlatmak ve Talim ve Terbiye Kuruluna sunmak. İlköğretim öğrencilerinin barınma ihtiyaçlarının giderilmesi ve maddî yönden desteklenmesi ile ilgili iş ve işlemleri yürütmek. Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak. Ortaöğretim Genel Müdürlüğünün Görevleri: Ortaöğretim okul ve kurumlarının yönetimine ve öğrencilerinin eğitim ve öğretimine yönelik politikalar belirlemek ve uygulamak. Ortaöğretim okul ve kurumlarının eğitim ve öğretim programlarını, ders kitaplarını, eğitim araç-gereçlerini hazırlamak veya hazırlatmak ve Talim ve Terbiye Kuruluna sunmak. Ortaöğrenim öğrencilerinin barınma ihtiyaçlarının giderilmesi ve maddî yönden desteklenmesi ile ilgili iş ve işlemleri yürütmek. Yükseköğretim politikasının, strateji ve amaçlarının belirlenmesi, geliştirilmesi ve etkili bir şekilde yürütülmesi için gerekli tedbirleri almak. Yükseköğretime giriş sistemine ilişkin usûl ve esasların belirlenmesinde ilgili birim, kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak sayılı Kanun ile Bakanlığa verilmiş olan görevleri yerine getirmek. Ülkemizin hizmete ihtiyaç duyduğu alanları belirleyerek yurtdışına yükseköğrenim görmek amacıyla gönderileceklerde aranacak nitelikler, bunların sayıları, burs durumları, yurtdışındaki öğrenim aşamaları, öğrenim planları ve dönüşlerinde istihdamlarının sağlanması ile ilgili işleri yürütmek ve koordinasyonu sağlamak. Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak.

64 52 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Meslekî ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğünün Görevleri: Meslekî ve teknik eğitim ve öğretim veren okul ve kurumların yönetimine ve öğrencilerinin eğitim ve öğretimine yönelik politikalar belirlemek ve uygulamak. Meslekî ve teknik eğitim ve öğretim veren okul ve kurumların eğitim ve öğretim programlarını, ders kitaplarını, eğitim araç-gereçlerini hazırlamak veya hazırlatmak ve Talim ve Terbiye Kuruluna sunmak. Eğitim-istihdam ilişkisini güçlendirecek, meslekî eğitimi yaygınlaştıracak politika ve stratejiler geliştirmek, uygulamak ve uygulanmasını koordine etmek. Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak. Din Öğretimi Genel Müdürlüğünün Görevleri: İmam-hatip liselerinin yönetimine ve öğrencilerinin eğitim ve öğretimine yönelik politikalar belirlemek ve uygulamak. İlköğretim, ortaöğretim ve yaygın eğitim kurumlarında din kültürü ve ahlâk eğitim ve öğretimine ait programlar ile ders kitaplarını, eğitim araç-gereçlerini hazırlamak veya hazırlatmak ve Talim ve Terbiye Kuruluna sunmak. Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak. Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Müdürlüğünün Görevleri: İlgili bakanlıklarla işbirliği içinde, özel eğitim sınıfları, özel eğitim okulları, rehberlik ve araştırma merkezleri, iş okulları ve iş eğitim merkezleri ile aynı seviye ve türdeki benzeri okul ve kurumların yönetimine ve öğrencilerin eğitim ve öğretimine yönelik politikalar belirlemek ve uygulamak. İlgili bakanlıklarla işbirliği içinde, özel eğitim okul ve kurumlarının eğitim ve öğretim programlarını, ders kitaplarını, eğitim araç-gereçlerini hazırlamak veya hazırlatmak ve Talim ve Terbiye Kuruluna sunmak. Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak.

65 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN ÖRGÜTSEL VE YÖNETSEL YAPISI 53 Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğünün Görevleri: Zorunlu eğitim dışında, eğitim ve öğretimi hayat boyu devam edecek şekilde yaygınlaştırmak amacıyla politikalar oluşturmak, bunları uygulamak, izlemek ve değerlendirmek. Yaygın eğitim ve öğretim ile açık öğretim hizmetlerini yürütmek. Örgün eğitim sistemine girmemiş, herhangi bir eğitim kademesinden ayrılmış veya bitirmiş vatandaşlara yaygın eğitim yoluyla genel veya meslekî ve teknik öğretim alanlarında eğitim ve öğretim vermek. Yaygın eğitim ve öğretim okul ve kurumlarının eğitim ve öğretim programlarını, ders kitaplarını, eğitim araç-gereçlerini hazırlamak veya hazırlatmak ve Talim ve Terbiye Kuruluna sunmak. Yaygın özel öğretim kurumlarıyla ilgili hizmetleri yürütmek. 05/06/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununa göre aday çırak, çırak, kalfa ve ustaların genel ve meslekî eğitimlerini sağlamak. Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak. Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünün Görevleri: Bakanlığın ilgili birimleriyle işbirliği içinde, yükseköğretim dışındaki her kademedeki özel öğretim kurumlarının açılmasına izin vermek ve bunları denetlemek. Her kademedeki öğrencilere yönelik dernek ve vakıflar ile gerçek ve diğer tüzel kişilerce açılacak veya işletilecek yurt, pansiyon ve benzeri kurumların açılması, devri, nakli ve kapatılmasıyla ilgili esasları belirlemek ve denetlemek. 08/02/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunuyla Bakanlığa verilen görevleri yerine getirmek. Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak. Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğünün Görevleri: Eğitim ve öğretimin teknoloji ile desteklenmesine yönelik işleri yürütmek. Eğitim ve öğretim faaliyetlerinde bilişim teknolojileri ile bilişim ürünlerinin kullanılmasına yönelik çalışmalar yürütmek.

66 54 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Merkezî sistemle yürütülen resmî ve özel yerleştirme, bitirme, karşılaştırma sınavlarını planlamak, uygulamak ve değerlendirmek. Yaygın eğitim ve öğretime yönelik olarak bilgi ve iletişim teknolojilerine dayalı program, film ve benzeri yayınları hazırlamak veya hazırlatmak, yayınlamak veya yayınlatmak. Eğitim ve öğretimde uygulanan yeni teknoloji ve gelişmeleri izlemek ve değerlendirmek. Eğitim ve öğretimde teknolojik imkânların tüm yurt çapında etkin ve yaygın biçimde kullanılmasını ve her öğrencinin bilgi teknolojilerinden yararlanmasını sağlamak. Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak. Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğünün Görevleri: Öğretmenlerin nitelikleri ve yeterliklerinin belirlenmesi ve geliştirilmesine yönelik politikaları oluşturmak, bu amaçla ilgili birim, kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak. Bakanlık öğretmenleri ile talepleri hâlinde özel öğretim kurumları eğitim personeline yönelik olarak; meslek öncesi ve meslek içi eğitimi vermek veya verdirmek, gelişmeleri için kurslar açmak veya açtırmak, uzmanlık programları, seminer, sempozyum, konferans ve benzeri etkinlikler düzenlemek. Öğretmenlere yönelik olarak verilecek eğitime ilişkin konularda inceleme ve araştırmalar yapmak. Görev alanına giren konularda kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yapmak; bunlarla ortak çalışma, araştırma, eğitim programları düzenlemek, danışma kurulları ve komisyonlar oluşturmak. Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak. Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün Görevleri: Bakanlığın Avrupa Birliği ve diğer uluslararası kuruluşlarla ilgili işbirliği çalışmaları ile ilgili mevzuat çerçevesinde ikili anlaşmalara ilişkin iş ve işlemleri yürütmek.

67 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN ÖRGÜTSEL VE YÖNETSEL YAPISI 55 Bakanlığın diğer birimleri tarafından yürütülen ve uluslararası işbirliğine dayanan projelerin koordinasyonunu sağlamak. 16/12/1960 tarihli ve 168 sayılı Yabancı Memleketlerde Türk Asıllı ve Yabancı Uyruklu Öğretmenlere Sosyal Yardım Yapılması Hakkında Kanunla Bakanlığa verilen görevleri yerine getirmek. Yabancı hükümet ve kuruluşlardan sağlanan veya ülkemiz tarafından yabancılara verilen burslarla, kendi hesabına öğrenim yapmak üzere ülkemize gelen yabancı uyruklu öğrencilere ilişkin görev ve hizmetleri yerine getirmek. Yurtdışında bulunan vatandaşlarımızın ve çocuklarının; öncelikle millî ve kültürel kimliklerini koruyucu, yaşadıkları toplumla uyum içinde olmalarını sağlayıcı ve eğitim düzeylerini yükseltici önlemler almak, bulundukları ülkenin eğitim imkânlarından verimli bir şekilde yararlanmaları bakımından gerekli eğitim ve öğretim hizmetlerini yürütmek, yurda dönüşlerinde eğitim sistemimize uyumlarını sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri almak. Eğitim ve öğretim alanında ülkemizle dil, tarih veya kültür birliği bulunan ülke ve topluluklar ile diğer ülkelerle işbirliğine yönelik işleri yürütmek. Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak. Rehberlik ve Denetim Başkanlığının Görevleri: Bakanlığın görev alanına giren konularda Bakanlık personeline, Bakanlık okul ve kurumlarına, özel öğretim kurumlarına ve gerçek ve tüzel kişilere rehberlik etmek. Bakanlığın görev alanına giren konularda faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşları, gerçek ve tüzel kişiler ile gönüllü kuruluşlara, faaliyetlerinde yol gösterecek plan ve programlar oluşturmak ve rehberlik etmek. Bakanlık tarafından veya Bakanlığın denetiminde sunulan hizmetlerin kontrol ve denetimini ilgili birimlerle işbirliği içinde yapmak, süreç ve sonuçlarını mevzuata, önceden belirlenmiş amaç ve hedeflere, performans ölçütlerine ve kalite standartlarına göre analiz etmek, karşılaştırmak ve ölçmek, kanıtlara dayalı olarak değerlendirmek, elde edilen sonuçları rapor hâline getirerek ilgili birimlere ve kişilere iletmek. Bakanlık teşkilatı ile Bakanlığın denetimi altındaki her türlü kuruluşun faaliyet ve işlemlerine ilişkin olarak, usulsüzlükleri önleyici, eğitici ve rehberlik

68 56 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ yaklaşımını ön plana çıkaran bir anlayışla, Bakanlığın görev ve yetkileri çerçevesinde denetim, inceleme ve soruşturmalar yapmak. Bakanlık teşkilatı ile personelinin idarî, malî ve hukukî işlemleri hakkında denetim, inceleme ve soruşturma yapmak. Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak. Strateji Geliştirme Başkanlığının Görevleri: 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 22/12/2005 tarihli ve 5436 sayılı Kanunun 15 inci maddesi ve diğer mevzuatla strateji geliştirme ve malî hizmetler birimlerine verilen görevleri yapmak. Bakanlık hizmet birimleri, taşra teşkilatı ile okul ve kurumlar için performans ölçütlerinin oluşturulmasına yönelik çalışmalar yapmak. Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak. Hukuk Müşavirliğinin Görevleri: Bakanlığın taraf olduğu adlî ve idarî davalarda, tahkim yargılamasında ve icra işlemlerinde Bakanlığı temsil etmek, dava ve icra işlemlerini takip etmek, anlaşmazlıkları önleyici hukukî tedbirleri zamanında almak. Bakanlık hizmet ve faaliyetleriyle ilgili olarak diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından hazırlanan mevzuat taslaklarını, Bakanlık birimleri tarafından düzenlenecek her türlü mevzuat, sözleşme ve şartname taslaklarını, Bakanlık ile üçüncü kişiler arasında çıkan her türlü uyuşmazlığa ilişkin işleri ve Bakanlık birimlerince sorulacak diğer işleri inceleyip hukukî mütalaasını bildirmek. Bakanlıkça hizmet satın alma yoluyla temsil ettirilecek dava ve icra takiplerini izlemek, koordine etmek ve denetlemek. Bakanlığın amaçlarını daha iyi gerçekleştirmek, mevzuata, plan ve programa uygun çalışmalarını temin etmek amacıyla gerekli hukukî teklifleri hazırlayıp Bakana sunmak. Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak.

69 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN ÖRGÜTSEL VE YÖNETSEL YAPISI 57 İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğünün Görevleri: Bakanlığın insan gücü politikası ve planlaması ile insan kaynakları sisteminin geliştirilmesi konusunda çalışmalar yapmak ve tekliflerde bulunmak. Bakanlık personelinin atama, nakil, terfi, emeklilik ve benzeri özlük işlemlerini yürütmek. Bakanlığın öğretmenler dışındaki personeli için eğitim planını hazırlamak, uygulamak ve değerlendirmek. Eğitim faaliyetleri ile ilgili dokümantasyon, yayım ve arşiv hizmetlerini yürütmek. Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak. Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğünün Görevleri: 5018 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde, kiralama ve satın alma işlerini yürütmek, temizlik, güvenlik, aydınlatma, ısınma, onarım, taşıma ve benzeri hizmetleri yapmak veya yaptırmak. Bakanlığın taşınır ve taşınmazlarına ilişkin işlemleri ilgili mevzuat çerçevesinde yürütmek. Genel evrak ve arşiv faaliyetlerini düzenlemek ve yürütmek. Bakanlık sivil savunma ve seferberlik hizmetlerini planlamak ve yürütmek. Ders kitaplarını, kaynak ve yardımcı eğitim dokümanlarını, ders ve laboratuvar araç ve gereçleri ile basılı eğitim malzemelerini, makine, teçhizat ve donatım ihtiyaçlarını temin etmek. Döner sermaye işletmesi kurmak ve Bakanlığa bağlı döner sermaye işletmeleri ile ilgili işleri yürütmek. Bakanlığa ait sosyal tesislerle ilgili işleri yürütmek. Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak. Bilgi İşlem Grup Başkanlığının Görevleri: Bakanlık projelerinin Bakanlık bilişim altyapısına uygun olarak tasarlanmasını ve uygulanmasını sağlamak, teknolojik gelişmeleri takip etmek, bilgi güvenliği ve güvenilirliği konusunun gerektirdiği önlemleri almak, politikaları ve ilkeleri belirlemek, kamu bilişim standartlarına uygun çözümler üretmek.

70 58 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Bakanlık birimleri ile taşra teşkilatının bilgi işlem ve otomasyon ihtiyacını karşılamak ve işletimini sağlamak, Bakanlığın bilgi işlem hizmetlerini yürütmek. Bakanlığın internet sayfaları, elektronik imza ve elektronik belge uygulamaları ile ilgili teknik çalışmaları yapmak. Bakanlık hizmetleriyle ilgili bilgileri toplamak ve ilgili birimlerle işbirliği içinde veri tabanları oluşturmak. Bakanlığın mevcut bilişim altyapısının kurulumu, bakımı, ikmali, geliştirilmesi ve güncellenmesi ile ilgili işleri yürütmek, haberleşme güvenliğini sağlamak ve bu konularda görev üstlenen personelin bilgi teknolojilerindeki gelişmelere paralel olarak düzenli şekilde hizmet içi eğitim almalarını sağlamak. Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak. İnşaat ve Emlak Grup Başkanlığının Görevleri: Okul ve kurum binaları dâhil, taşınmazlara ilişkin her türlü satım, yapma, yaptırma, bakım, onarım ve tadilat işlerini; bunlara ait kontrol, koordinasyon ve mimari proje çalışmalarını yürütmek. Kamulaştırma işlemlerini yürütmek. Bakanlığa ait arsa, bina ve tesisleri, ilgili birimlerle koordine ederek, imar durumu ve uygunluğu yönünden incelemek, ihtiyaçlarını tespit etmek ve programlamak. Bakanlığın ihtiyaç duyduğu her türlü tesis ve hizmet binaları ile ihtiyaç duyulan okul ve eğitim yerleşkesi, sosyal donatı gibi eğitim tesislerini, Hazinenin mülkiyetinde bulunan arazi, arsa ve binaların gerçek bedeli üzerinden devri karşılığında ve/veya bedeli Bakanlık bütçesinin ilgili tertiplerine bu amaçla konulan ödeneklerden veya döner sermaye gelirlerinden karşılanmak üzere, kiralamak, satın almak, yapmak, yaptırmak veya düzenlenen protokoller çerçevesinde Toplu Konut İdaresi Başkanlığına veya inşaat işleri ile ilgili araştırma, proje, taahhüt, finansman ve yapım işlemleri konusunda görevli ve yetkili kamu tüzel kişiliğine sahip diğer kamu kurum ve kuruluşlarına doğrudan yaptırmak ve bu amaçla yapılacak iş ve işlemleri yürütmek. Okul ve eğitim yerleşkesi gibi eğitim tesislerinin okul ve eğitim tesisi olarak kullanılmak kaydıyla gerçek kişilere veya özel hukuk tüzel kişilerine kiralanmasına ilişkin işleri yürütmek.

71 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN ÖRGÜTSEL VE YÖNETSEL YAPISI 59 Kamu kurumları arasında taşınmaz ve aynî hak devri ile Bakanlığa yapılacak taşınmaz bağış işlemlerinin yürütülmesinde mevzuata yönelik değerlendirmeleri, teknik-ekonomik etütleri ve rantabilite hesaplarını yapmak, izlemek, her aşamada takip etmek ve yürütmek. Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak. Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinin Görevleri: Bakanlığın basın ve halkla ilişkilerle ilgili faaliyetlerini planlamak ve bu faaliyetlerin belirlenecek usul ve esaslara göre yürütülmesini sağlamak. 09/10/2003 tarihli ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununa göre yapılacak bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru bir şekilde sonuçlandırmak üzere gerekli tedbirleri almak. Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak. Özel Kalem Müdürlüğünün Görevleri: Bakanın çalışma programını düzenlemek. Bakanın resmî ve özel yazışmalarını, protokol ve tören işlerini düzenlemek ve yürütmek. Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak. Bakanlık Müşavirlerinin Görevleri: Bakanlıkta, özel önem ve öncelik taşıyan konularda Bakana yardımcı olmak üzere otuz Bakanlık Müşaviri atanabilir. Aşağıdaki görevleri yerine getirirler: Eğitim ve öğretime ilişkin hedef, politika ve standartlar belirlemek. Eğitim ve öğretimi etkileyen faktörleri tespit etmek, toplum ve sektör bazında ihtiyaç ve beklentileri karşılamak üzere araştırma ve geliştirme faaliyetleri yapmak. Öğrencilerin, plan ve programlarda tespit edilen amaçlar doğrultusunda yöneltme ve geliştirilmelerine ilişkin rehberlik çalışmaları yapmak. Öğretim programları, ders kitapları, öğretmen kılavuz kitapları ile diğer ders araç ve gereçlerine yönelik araştırmalar yapmak, geliştirilmelerine katkı sağlayıcı çalışmalar yapmak ve ilgili birimlere sunmak.

72 60 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Özel eğitim, rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerini yürütmek. Okul, ilçe, il ve ülke düzeyinde yapılan eğitim, öğretim ve yönetim hizmetleri ile ilgili ölçme ve değerlendirme sonuçlarını değerlendirmek. Eğitim ve öğretim sürecine diğer kurum, kuruluş ve bireylerin katılımını sağlamak. Eğitim ihtiyaçlarını karşılamak üzere, eğitim bina ve tesisleri ile eğitim araç ve gereçlerinin planlanması, projelendirilmesi ve üretilmesinde ilgili birimlerle işbirliği yapmak. Eğitim ve öğretim kurumlarının öğretime açılması ve kapatılmasına ilişkin usûl ve esasları belirlemek. Çalışma Grupları: Bakanlık görev alanına giren konularla ilgili olarak çalışmalarda bulunmak üzere diğer bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, özel sektör temsilcileri ve konu ile ilgili uzmanların katılımıyla geçici çalışma grupları oluşturabilir. Milli Eğitim Bakanlığı Taşra Örgütü Osmanlı Devleti, 1900 lere kadar güçlü bir merkez yönetimi kuramadığı için taşrada da eğitim örgütünü güçlendirememiştir. Osmanlı da taşra örgütünün kurulmasında ilk adım 1869 Genel Eğitim Tüzüğü ile atılmış ve bu Tüzük ile illerde birer eğitim müdürlüğü kurulmuştur. İl eğitim müdürlükleri, İkinci Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde de varlıklarını sürdürmüşlerdir. Taşra teşkilatının ikinci adımı ise Cumhuriyet döneminde 1926 da 789 sayılı Maarif Teşkilatına Dair Kanun ile gerçekleşmiştir. Bu Kanun ile ilçelerde eğitim memurlukları kurulmuş, illerdeki eğitim müdürlüklerinin ve ilçelerdeki eğitim memurluklarının görevleri belirginleştirilmiştir. Bazı iller birleştirilerek ülke düzeyinde on iki eğitim bölgesi oluşturulmuştur. Eğitim bölgeleri 1931 de kaldırılmış, 1933 te çıkarılan 2289 sayılı Yasa taşra örgütünü daha da belirginleştirmiştir tarihli 3797 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı Teşkilatı ve Görevleri Hakkında Kanun, milli eğitimin taşra örgütleri olarak il, ilçe milli eğitim müdürlükleri ile yurt dışı örgütünü göstermiştir. Ayrıca Yasa, MEB e gerektiğinde başka taşra örgütü kurma yetkisi de vermiştir (Başaran, 2008: ). Bakanlık, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde taşra teşkilatı kurmaya yetkilidir. Her ilde ve ilçede bir millî eğitim müdürlüğü kurulur. İlçe millî eğitim müdürlükleri, görev ve hizmetleri yürütürken il millî eğitim müdürlüklerine karşı da

73 47 TÜRK say l EĞİTİM Yasa taşra SİSTEMİNİN örgütünü daha ÖRGÜTSEL da belirginleştirmiştir. VE YÖNETSEL 1992 YAPISI tarihli 3797 say l Milli Eğitim 61 Bakanl ğ Teşkilat ve Görevleri Hakk nda Kanun, milli eğitimin taşra örgütleri olarak il, ilçe milli eğitim müdürlükleri ile yurt d ş örgütünü göstermiştir. Ayr ca Yasa, MEB e gerektiğinde başka taşra örgütü kurma yetkisi de vermiştir (Başaran, 2008: ). sorumludur. Bakanl k, İl ve ilgili ilçelerin mevzuat hükümleri sosyal ve çerçevesinde ekonomik taşra gelişme teşkilat durumları, kurmaya yetkilidir. nüfusları Her ve öğrenci ilde ve ilçede sayıları bir göz millî önünde eğitim müdürlüğü bulundurularak, kurulur. İlçe bu millî müdürlükler eğitim müdürlükleri, farklı tip görev ve ve statülerde hizmetleri yürütürken il millî eğitim müdürlüklerine karş da sorumludur. İl ve ilçelerin sosyal ve ekonomik kurulabilir gelişme ve bunlara durumlar, farklı nüfuslar yetkiler ve öğrenci verilebilir. say lar göz İş durumuna önünde bulundurularak, ve ihtiyaca bu göre millî müdürlükler eğitim müdürlüklerine farkl tip ve statülerde bağlı kurulabilir olarak ayrı ve bunlara il ve ilçe farkl birimleri yetkiler de verilebilir. kurulabilir. İş İl durumuna ve ihtiyaca göre millî eğitim müdürlüklerine bağl olarak ayr il ve ilçe birimleri de millî kurulabilir. eğitim İl müdürlükleri millî eğitim müdürlükleri bünyesinde, bünyesinde, millî eğitim millî müdürüne eğitim müdürüne bağlı bağl olarak olarak Eğitim Denetmenleri Eğitim Denetmenleri Başkanlığı Başkanl ğ oluşturulur ((Şekil 2). 2). İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ İl Milli Eğitim Dan şma Kurulu İl Mesleki Eğitim Kurulu İl Milli Eğitim Komisyonu İlköğretim Müfettişleri Başkan Milli Eğitim Müdür Yard mc s Milli Eğitim Müdür Yard mc s Milli Eğitim Müdür Yard mc s Şube Müdürü Şube Müdürü Şube Müdürü Şube Müdürü İlçe Milli Eğitim Müdürü İlçe Milli Eğitim Komisyonu Şube Müdürü Şube Müdürü Şube Müdürü Şekil 2. Türk Eğitim Sistemi Taşra Örgüt Yapısı Şekil 2. Türk Eğitim Sistemi 47 Taşra Örgüt Yap s MEB, taşrada 81 il ve 924 ilçede örgütlenmiştir. Her ilde millî eğitim müdürlüğü; merkez ilçe hariç, her ilçede ilçe millî eğitim müdürlüğü bulunmaktadır. İlçe millî eğitim müdürlükleri görev ve hizmetleri açısından, il millî eğitim müdürlüklerine

74 62 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ karşı sorumludur. Bunlar il ve ilçe bazında eğitim hizmetlerini yürütürler. İl ve ilçe millî eğitim müdürlükleri; hizmetin özelliklerine göre şubeler, bürolar ile sürekli kurul ve komisyonlardan oluşur. (MEB, 2012) Millî eğitim müdürlüklerinin görev alanları şöyle gruplandırılmıştır; 1. Yönetim hizmetleri, 2. Personel hizmetleri, 3. Eğitim-öğretim hizmetleri, 4. Bütçe-yatırım hizmetleri, 5. Araştırma-plânlama-istatistik hizmetleri, 6. Teftiş-rehberlik-soruşturma hizmetleri, 7. Sivil savunma hizmetleri (MEB, 2012). İl ve ilçe millî eğitim müdürlüklerinde bulunması gereken başlıca bölümler şunlardır: 1. Özlük, 2. Atama, 3. İnceleme Soruşturma ve Değerlendirme, 4. Kültür, 5. Eğitim-Öğretim ve Öğrenci İşleri, 6. Program Geliştirme, 7. Hizmet İçi Eğitim, 8. Bilgisayar ve Sınav Hizmetleri, 9. Okulöncesi Eğitim, 10. Özel Eğitim ve Rehberlik, 11. Okul İçi Beden Eğitimi Spor, 12. Öğretmene Hizmet ve Sosyal İşleri, 13. Burslar ve Yurtlar, 14. Özel Öğretim Kurumları, 15. Sağlık İşleri, 16. Yaygın Eğitim, 17. Çıraklık ve Meslekî Teknik Eğitim, 18. Araştırma, Plânlama ve İstatistik, 19. Bütçe-Yatırım ve Tesisler, 20. Eğitim Araçları ve Donatım, 21. Arşiv ve İdare Bölümü, 22. Sivil Savunma Hizmetleri, 23. Basın ve Halkla İlişkiler. Bölümler, il veya ilçenin millî eğitim şube müdürü kadro sayısına göre tek tek veya hizmet benzerliğine göre birleştirilerek veya ayrılarak şubeler şeklinde oluşturmaktadır (MEB, 2012). İl ve İlçe Millî Eğitim Müdürlerinin Görevleri: MEB Milli Eğitim Müdürlükleri Yönetmeliği ne göre, İl ve İlçe Millî Eğitim Müdürlerinin görevleri şunlardır: Hizmet alanındaki okul ve kurumların amacına uygun, verimli bir şekilde çalışmasını sağlamak, bu Yönetmelik ve çeşitli mevzuatla müdürlüğe verilen hizmetleri kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge, plân, program ve emirler doğrultusunda plânlamak, örgütlemek, yönlendirmek, koordine etmek ve denetlemek suretiyle yerine getirmek veya yapacağı iş bölümü çizelgesine göre kendine bağlı görevliler vasıtasıyla yapılmasını sağlamak, kurum adına temsil ve ağırlama görevlerini yerine getirmek. Milli Eğitim Bakanlığı Yurtdışı Örgütü Bakanlık, 13/12/1983 tarihli ve 189 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararname esaslarına uygun olarak yurtdışı teşkilatı kurmaya yetkilidir.

75 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN ÖRGÜTSEL VE YÖNETSEL YAPISI 63 Türk milli kültürünün dış ülkelerde korunması, tanıtılması ve yaygınlaştırılması ile ilgili eğitim ve öğretim hizmetlerini düzenlemek üzere, Millî Eğitim Bakanlığı yurtdışı teşkilâtları oluşturulmuştur. Dış ülkelerin genel, mesleki ve teknik öğretim alanlarında eğitim ve öğretim gelişmelerini takip etmek ve ülkemize aktarımını sağlamak ve ülkemizin eğitim ve bilim faaliyetlerini yurtdışında tanıtmak üzere; Washington, Berlin, Viyana, Brüksel, Kopenhag, Paris, Tiflis, Lahey, Londra, Bern, Stockholm, Kahire, Riyad, Moskova, Lefkoşa, Bakü, Almatı, Bişkek, Taşkent ve Aşgabat ta olmak üzere 20 Eğitim Müşavirliği; New York, Los Angeles, Berlin, Köln, Mainz, Münster, Münih, Nürnberg, Stuttgart, Duesseldorf, Essen, Frankfurt, Hamburg, Hannover, Karlsruhe, Sydney, Strazburg ve Lyon da olmak üzere 18 Eğitim Ataşeliği faaliyet göstermektedir (MEB, 2012). MEB in Örgütsel ve Yönetsel Yapısında Karşılaşılan Temel Sorunlar Merkeziyetçi ve hiyerarşik bir örgüt yapısına sahip Türkiye eğitim sistemi, taşra teşkilatı üzerindeki denetimi oldukça ağır olan ve hizmetin gerektirdiği kararların ağırlıklı olarak merkezden alındığı bir örgüt ve yönetim yapısına sahiptir. Bu yapı içinde taşra teşkilatı hizmetin gerektirdiği ölçüde özerkliğe kavuşturulamamıştır. Oysa Başaran a göre, üst sistemlerle (MEB merkez teşkilatı) temel sistemler (okullar) arasında yönetsel erkin dengeli paylaşımı eğitim sisteminin en önemli yönetim sorunudur (Başaran, 2008:135). Bu sadece bir yönetim sorunu değil, aynı zamanda eğitim sisteminin demokratikleşme sorunudur da. Türkiye eğitim sisteminde, bütün sorumluluğun temel sistemde (okullar) olduğu, fakat yetkilerin önemli bir kısmının merkez teşkilatında toplandığı bir yapı hâkimdir. Oysa okullar; yönetimi ve işleyişiyle, karar alma süreçleriyle, yönetici-öğretmen-veli-öğrenci ilişkileriyle demokratik katılımın ve yönetimin hayata geçirildiği örgütler olmalıdır. Ayrıca bu merkeziyetçi yapı, eğitime ayrılan kaynakların önemli bir kısmının merkezden tüketilmesi sonucunu da doğurmaktadır. MEB merkez örgütü, uzmanlaşmanın hâkim olduğu, eğitim sistemine yön verici politikaların belirlendiği, planların yapıldığı bir çekirdek yapı olması gerekirken, işleyiş bunun tam tersi yönündedir. Örgüt, gerek personel sayısı, gerekse birim ve bölüm sayısıyla gereksiz bir büyüklüğe ulaşmış; yakın tarihli düzenlemeler dahi (652 sayılı KHK ile yapılan düzenlemeler) birimlerin birleştirilmesinin ötesine geçememiştir. Böylece örgüt; büyük ve hantal, birimleri arasında görev karışımı giderilememiş ve eşgüdüm sağlanamamış, uzmanlaşmanın önemi tam olarak kavranamamış bürokratik bir yapı sergilemektedir.

76 64 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ MEB örgütü, hem merkez, hem de taşra teşkilatı ile en fazla üniversite mezunu çalıştıran kamu kurumu olmasına karşın, liyakat sistemi yerleşememiştir. Gerek merkez teşkilatı, gerekse il ve ilçe örgütleri liyakatin ötesinde, politize olmuş, sık değişiklikler nedeniyle rutin uygulamalarda dahi, tutarlılığın olmadığı ve her siyasi irade değişiminde, değişen yöneticilerle yönetilmeye çalışılmaktadır. Bu ise, eğitim politikalarının ve uygulamalarının kesintiye uğramasına yol açmaktadır. Siyasi iradenin kendisine uygun yöneticiler tercih etmesi kimi kadrolar için doğal, ancak bu tercihin liyakatin ötesinde, militarize bir biçimde yapılması sistemin en hastalıklı yanıdır. Öte yandan sistem olarak nitelendirilen kurumların/yapıların sorunlarının belirlenmesi ve sorunlara çözüm bulunabilmesi için etkin yollardan biri sistem yaklaşımıdır (Okçobal, 2009:289). Sistem yaklaşımında, sistemi oluşturan tüm parçalar ve bu parçaların karşılıklı etkileşimine dayalı olarak ortaya çıkan tüm sorunlar, bütünlük içinde ele alınır ve çözümlenir. Oysa Türkiye de eğitim sistemine yönelik düzenlemeler bu anlayıştan oldukça uzaktır. Sistemin her bir parçası; merkez teşkilatı, taşra teşkilatı, eğitim tür (genel-meslek) ve düzeylerine (okulöncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim, yükseköğretim) yönelik sorunlar, birbirinden kopuk, sanki bağımsız sistemlermiş gibi ele alınmakta ve çözüm önerileri üretilmeye çalışılmaktadır. Kısaca, sistemde bir parça düzeltilmeye çalışılırken, diğer bir parça bozulabilmektedir. Bu ise, eğitim sistemine ilişkin birçok sorunun kronikleşmesine ve eğitim sisteminin sorunlarının çözüleceğine olan inancın sarsılmasına neden olmaktadır. Eğitim sisteminin örgütsel ve yönetsel yapısının yol açtığı sorunları çoğaltmak mümkündür. Çözüm ise, MEB merkez teşkilatı; dikey ve hiyerarşik bir örgüt yapısı yerine, uzmanlığın hâkim olduğu yatay-kurmay bir örgütlenme ile makro düzeyde politika belirleyen ve planlamalar yapan, alacağı yönetsel kararlarda bilimsel gelişmeleri rehber edinen, araştırmacı yönü ağır basan bir örgütsel yapılanmaya kavuşturulmalıdır. Böylesi bir örgütlenme içinde elbette ki, MEB merkez teşkilatının taşraya güvenmesi ve uygulamaya yönelik yetkilerini taşraya devretmesi, taşrada (il, ilçe ve okul düzeyinde) demokratik ve katılımcı bir yönetim anlayışını benimsenmesi de son derece önemlidir.

77 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN ÖRGÜTSEL VE YÖNETSEL YAPISI 65 KAYNAKÇA Aydın, M. (1985). Örgütlemeye Dönük Değerlendirme, Eğitim Yönetiminde Denetleme ve Değerlendirme Sempozyumu. (25-26 Nisan 1985), Ankara: Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Yayınları, No:147. Başaran, İ. E. (2008). Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi. Ankara: Ekinoks yayınevi. Bursalıoğlu, Z. (1991). Okul Yönetiminde Yeni Yapı ve Davranış. Ankara: PEGEM Yayın No:2, Sekizinci Baskı. Duman, A. (1998). Eğitimin Yerinden Yönetimi, Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi. Ankara: TODAİE Yayını, 7(2). Gözübüyük, Ş. (2008). Yönetim Hukuku. Ankara: Turhan Kitapevi, Güncelleştirilmiş 27. Baskı. Güler, B. A. (1998). Yerel Yönetimler Liberal Açıklamalara Eleştirel Yaklaşım. Ankara: TODAİE Yayını, No:280. Gürsel, M. (2006). Cumhuriyet Döneminde Eğitim Yönetimi ve Eğitim Yönetiminin Gelişimi, Türkiye de Eğitim Bilimleri Bir Bilanço Denemesi. (Ed. Muhsin Hesapçıoğlu ve Alpaslan Durmuş), Ankara: Nobel yayınevi. Kaya, Y. K. (1991). Eğitim Yönetimi. Ankara: Set Ofset Matbaacılık. MEB (Milli Eğitim Bakanlığı), (2012) ) Okçabol, R. (2009). Eğitim Bilimlerine Giriş.Ankara: Ütopya yayınları. Tural, N. K. (2002). Eğitim Finansmanı.Ankara: Anı yayıncılık. Uluğ, F. (2001). Milli Eğitim Bakanlığı Merkez Örgütü Üzerine Analitik Bir Değerlendirme, 2000 Yılında Türk Milli Eğitimi ve Yönetimi Ulusal Sempozyumu (11-13 Ocak 2001) Bildiriler Kitabı. Ankara: Öğretmen Hüseyin Hüsnü Tekışık Eğitim Araştırma Geliştirme Vakfı Yayınları:4. Uysal, M; Ünal, L. I. vd. (2003). Eğitim Yönetiminde Demokratikleşme, Eğitim Yönetimi ve Üniversitelerde Demokratik Yapılanma Sempozyumu. Ankara: Eğitim Sen Yayınları. Ünal, L. I. (2003). Değişimin Yönetimi İçin Yönetimin Değişimi: Eğitimde Değişen Ne? Yöneten Kim?, Özgür Üniversite Formu, Sayı:23.

78 66 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ 652 Sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname tarih ve Sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan Sayılı Kamu Hizmetlerinin Düzenli, Etkin ve Verimli Bir Şekilde Yürütülmesini Sağlamak Üzere Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilat, Görev ve Yetkileri İle Kamu Görevlilerine İlişkin Konularda Yetki Kanunu 03/04/2011 tarih ve Sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan.

79 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN HUKUKSAL YAPISI 3 BÖLÜM Yrd. Doç. Dr. Bilal YILDIRIM * * AMAÇLAR Eğitimin dayanağı olan hukuksal metinleri bilme Eğitimle ilgili yasal düzenlemelerin gerekliliğini anlayabilme Öğretmen yetiştirmenin tarihsel sürecini bilme Kalkınma Planlarındaki ve Milli Eğitim Şuralarındaki eğitimsel kararları kavrayabilme Eğitim sistemimizde son yıllarda yapılan önemli düzenlemeleri kavrayabilme * Balıkesir Üniversitesi, Necatibey Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü 67

80

81 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN HUKUKSAL YAPISI 69 Giriş Bir ülkenin genel yönetim biçimi nasılsa alt birimlerdeki yönetim yapılanması da ona paralel biçimde şekillenmektedir. Ülkelerin eğitim sistemleri de en çok etkilenen sistemlerdendir. Türkiye de yönetim anlayışı ağırlıklı olarak merkeziyetçi bir yapıya sahiptir. Sıklıkla tartışılan ve hemen herkesi ilgilendiren eğitim sistemimizin dayandığı farklı düzeylerde yaptırım ve hakları belirleyen yasal düzenlemeler bulunmaktadır. Eğitim, yaşam boyu süren bir süreçtir. Bu süreç, bir takım düzenleme ve ilkelere dayalı olarak gerçekleşir. Akademik ilkelerin yanında toplumsal kurallar da eğitim üzerinde etkilidir. Tüm toplumu ilgilendiren bu kapsamlı sistemi belirleyen yasal düzenlemeler temel insan hakları çerçevesinde anayasal düzenlemeler, yasalar ve bu yasalara dayalı oluşturulan hukuksal metinlerle gerçekleştirilmektedir. Bu hukuksal metinler bireysel ve toplumsal hak ve sorumlulukların belirlenmesine ek olarak eğitim kurumlarında görev alan tüm personeli de kapsamaktadır. Özellikle eğitimin temel taşlarından birisi olan öğretmenlerin bu yasal düzenlemeleri bilmeleri ve anlamaları kurumsal işleyişin etkililiğini artıracaktır. Yasal Dayanaklar a. Uluslararası Anlaşmalar 1982 Anayasası nın 90. Maddesi Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak antlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisi nin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır demektedir. Bu maddenin devamında; usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasa ya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesi ne başvurulamaz. Bununla birlikte, 2004 yılında Anayasa nın bu maddesinde yapılan bir değişiklikle Ulusal mevzuat hükümlerinin uluslararası sözleşmelerin temel hak ve özgürlükleri düzenleyen hükümleri ile çatıştığı durumlarda uluslararası sözleşme hükümleri esas alınır denilerek, uluslararası antlaşmalardan bazıları, Anayasa nın da üstüne çıkartılmıştır.

82 70 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ b. Anayasa Anayasa; bir devletin temel yönetim biçimini belirleyen, yasama, yürütme ve yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, şeklinde tanımlanmaktadır. Hukuksal anlamda Anayasa; devletin örgütlenmesi, bu örgütün sistem ve alt sistemlerinin birbirleriyle ilişkileri ve işleyişini düzenleyen temel yazılı hukuksal metinlerin ana kaynağıdır. c. Yasa Devletin yasama organları tarafından konulan ve uyulması gereken kurallar bütünüdür. Kanun teklif etmeye Bakanlar Kurulu ve milletvekilleri yetkilidir. Kanun tasarısı ve tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi nde görüşülme usul ve esasları, içtüzükle belirlenir. Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi nce kabul edilen kanunları on beş gün içinde yayımlar. Yayımlanmasını kısmen veya tamamen uygun bulmadığı kanunları, bir daha görüşülmek üzere, bu hususta gösterdiği gerekçe ile birlikte aynı süre içinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi ne geri gönderir. Cumhurbaşkanınca kısmen uygun bulunmama durumunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi sadece uygun bulunmayan maddeleri görüşebilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, geri gönderilen kanunu aynen kabul ederse, kanun Cumhurbaşkanınca yayımlanır. Ancak Cumhurbaşkanının bu yasa hakkında anayasa mahkemesine iptal başvuru hakkı vardır. Meclis, geri gönderilen kanunda yeni bir değişiklik yaparsa, Cumhurbaşkanı, değiştirilen kanunu tekrar Meclis e geri gönderebilir. d. Kanun Hükmünde Kararname Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Yetki kanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin, amacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir. Bakanlar Kurulunun istifası, düşürülmesi veya yasama döneminin bitmesi, belli süre için verilmiş olan yetkinin sona ermesine sebep olmaz. Kanun hükmünde kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün yürürlüğe girerler. Ancak, kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki bir tarih de gösterilebilir. Kararnameler, Resmî Gazetede yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur. Yetki kanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde

83 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN HUKUKSAL YAPISI 71 kararnameler, Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelikle ve ivedilikle görüşülür. Yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayan kararnameler bu tarihte, Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilen kararnameler bu kararın Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte, yürürlükten kalkar. Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, bu değişikliklerin Resmî Gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girer. Ancak sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez. e. Tüzük Herhangi bir kurumun veya kuruluşun tutacağı yolu ve uygulayacağı hükümleri sırasıyla gösteren maddelerin hepsine tüzük adı verilir. Bakanlar Kurulu, kanunun uygulanmasını göstermek veya emrettiği işleri belirtmek üzere, kanunlara aykırı olmamak ve Danıştay ın incelemesinden geçirilmek şartıyla tüzükler çıkarabilir. Tüzükler Cumhurbaşkanınca imzalanır ve kanunlar gibi yayımlanır. Resmi Gazete de yayımlanan tüzükte, yürürlüğe giriş tarihi belirtilmemişse, yayımlandıktan 45 gün sonra yürürlüğe girer. f. Yönetmelik Yasa ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak amacıyla hazırlanan, düzenleyici kuralların yazılı olduğu resmi belgeye yönetmelik adı verilir. Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler. Hangi yönetmeliklerin Resmi Gazete de yayımlanacağı kanunda belirtilir. g. Kararname Çeşitli kurullarca çıkarılan yazılı hukuksal metinlerdir. Bu kurullar, Bakan, müsteşar ve genel müdürden oluşabileceği gibi, Bakanlar Kurulu ndan da oluşabilir. Ya da bazı üst düzey atamalarda gerçekleştirilen uygulamalarda olduğu gibi Bakan, Başbakan ve Cumhurbaşkanı ndan da oluşabilir.

84 72 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ h. Yönerge Herhangi bir konuda tutulacak yol için üst makamlardan alt makamlara belli bir esasa dayanarak verilen buyruk, talimat, direktife yönerge adı verilir. Yönerge bir üst yasal düzenlemenin nasıl uygulanacağını ayrıntıları ile belirleyen yasal düzenleme niteliğindedir. Aynı zamanda bu buyrukların yazılı olduğu belgedir. Bir işin aşama aşama nasıl yapılacağının gösterildiği hukuki metinlerdir. 54 ı. Genelge Yasa ve yönetmeliklerin uygulanmasında yol göstermek, herhangi bir konuda aydınlatmak, dikkat çekmek üzere ilgililere gönderilen yazıya genelge adı verilir. Uluslararas Antlaşmalar Anayasa Kanun Kanun Hükmünde Kararname Tüzük 1982 Anayasas ndaki YönetmelikEğitimle İlgili Düzenlemeler Kararname Yönerge Genelge Din ve vicdan hürriyetini düzenleyen Anayasan n 24. Maddesine göre; din ve ahlâk eğitim 1982 ve Anayasası ndaki öğretimi Devletin gözetim Eğitimle ve İlgili denetimi Düzenlemeler alt nda yap l r. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlar nda okutulan zorunlu dersler aras nda yer al r. Bunun d ş ndaki din Din eğitim ve vicdan ve öğretimi hürriyetini ancak, düzenleyen kişilerin kendi Anayasanın isteğine, 24. küçüklerin Maddesine de göre; kanunî din ve temsilcisinin talebine ahlâk bağl d r. eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve Eğitim ahlâk ve öğretimi öğrenim ilk hakk ve ortaöğretim ve ödevini kurumlarında düzenleyen okutulan Anayasan n zorunlu 42. dersler Maddesine göre; kimse, arasında eğitim yer ve alır. öğrenim Bunun hakk ndan dışındaki yoksun din eğitim b rak lamaz. ve öğretimi Öğrenim ancak, hakk n n kişilerin kapsam kendi kanunla tespit edilir ve düzenlenir. Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve ink lâplar doğrultusunda, çağdaş isteğine, bilim küçüklerin ve eğitim de esaslar na kanunî temsilcisinin göre, Devletin talebine gözetim bağlıdır. ve denetimi alt nda yap l r. Bu esaslara ayk r eğitim ve öğretim yerleri aç lamaz. Eğitim ve öğretim hürriyeti, Anayasaya sadakat borcunu ortadan kald rmaz. İlköğretim, k z ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullar nda paras zd r. Özel ilk ve orta dereceli okullar n bağl olduğu esaslar, Devlet okullar ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak, kanunla düzenlenir. Devlet, maddî imkânlardan yoksun başar l öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amac ile burslar ve başka

85 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN HUKUKSAL YAPISI 73 Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevini düzenleyen Anayasanın 42. Maddesine göre; kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir. Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz. Eğitim ve öğretim hürriyeti, Anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz. İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve Devlet okullarında parasızdır. Özel ilk ve orta dereceli okulların bağlı olduğu esaslar, Devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak, kanunla düzenlenir. Devlet, maddî imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar. Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır. Eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetler yürütülür. Bu faaliyetler her ne suretle olursa olsun engellenemez. Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak yabancı diller ile yabancı dille eğitim ve öğretim yapan okulların tabi olacağı esaslar kanunla düzenlenir. Milletlerarası antlaşma hükümleri saklıdır. Yükseköğretim kurumlarını düzenleyen Anayasanın 130. Maddesine göre; çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur. Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tâbi yükseköğretim kurumları kurulabilir. Kanunun belirlediği usul ve esaslara göre; rektörler Cumhurbaşkanınca, dekanlar ise Yükseköğretim Kurulunca seçilir ve atanır3. Yükseköğretim üst kuruluşlarını düzenleyen Anayasanın 131. Maddesine göre; Yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, yükseköğretim kurumlarındaki eğitim- öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetlerini yönlendirmek bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirilmesini ve üniversitelere tahsis edilen kay-

86 74 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ nakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve öğretim elemanlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak maksadı ile Yükseköğretim Kurulu kurulur. Tevhid-i Tedrisat Kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi nde 3 Mart 1924 te Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu kabul edildi. Bu kanunla medreseler kapatıldı ve bütün eğitim kurumları Milli Eğitim Bakanlına bağlandı. Ancak bir yıl sonra kanunda değişiklik yapılarak askeri Milli Savunma Bakanlığına devredildi. Madde 1 - Türkiye dâhilindeki bütün müessesatı ilmiye ve tedrisiye Maarif Vekâletine merbuttur. Madde 2 - Şer iye ve Evkaf Vekâleti veyahut hususi vakıflar tarafından idare olunan bilcümle medrese ve mektepler Maarif Vekâletine devir ve raptedilmiştir. Madde 3 - Şer iye ve Evkaf Vekâleti bütçesinde mekatip ve medarise tahsis olunan mebaliğ Maarif bütçesine nakledilecektir. Madde 4 - Maarif Vekâleti yüksek diniyat mütehassısları yetiştirilmek üzere Darülfünunda bir İlahiyat Fakültesi tesis ve imamet ve hitabet gibi hidematı diniyenin ifası vazifesiyle mükellef memurların yetişmesi için de aynı mektepler küşat edecektir sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu 24/6/1973 tarihinde yürürlüğe giren bu yasa ile Türkiye Milli Eğitimi sistemleştirilmiştir. Bu Kanun, Türk milli eğitiminin düzenlenmesinde esas olan amaç ve ilkeler, eğitim sisteminin genel yapısı, öğretmenlik mesleği, okul bina ve tesisleri, eğitim araç ve gereçleri ve Devletin eğitim ve öğretim alanındaki görev ve sorumluluğu ile ilgili temel hükümleri bir sistem bütünlüğü içinde kapsar. Milli Eğitim Temel Kanununda yer alan konularla ilgili ayrıntılı bilgiler ilk bölümde yer aldığı için burada tekrara düşmemek açısından verilmemiştir. 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu Bu kanunun 4. maddesine göre; İlköğretim, kadın erkek bütün Türklerin milli gayelere uygun olarak bedeni, zihni ve ahlaki gelişmelerine ve yetişmelerine hizmet eden temel eğitim ve öğretimdir. İlköğretim, ilköğrenim kurumlarında

87 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN HUKUKSAL YAPISI 75 verilir; öğrenim çağında bulunan kız ve erkek çocuklar için mecburi, Devlet okullarında parasızdır. Mecburi ilköğretim çağı 6-13 yaş grubundaki çocukları kapsar. Bu çağ çocuğun 5 yaşını bitirdiği yılın eylül ayı sonunda başlar, 13 yaşını bitirip 14 yaşına girdiği yılın öğretim yılı sonunda biter. Türk vatandaşı kız ve erkek çocuklar ilköğrenimlerini resmi veya özel Türk ilköğretim okullarında yapmakla mükelleftir. Bu kanunda 1997 de yapılan değişiklikle İlköğretim okulları; gündüzlü, pansiyonlu, yatılı ilköğretim okulları ve gezici okullardan oluşmaktadır de yapılan değişiklikle İlköğretim; dört yıl süreli ve zorunlu ilkokul ile dört yıl süreli ve zorunlu ortaokuldan oluşan bir Milli Eğitim ve Öğretim Kurumudur. İlköğretim kurumlarının ilkokul ve ortaokul olarak bağımsız okullar hâlinde kurulması esastır. Ancak imkân ve şartlara göre ortaokullar, ilkokullarla veya liselerle birlikte de kurulabilir. Birleştirilmiş sınıflar da dâhil olmak üzere bir öğretmene düşen öğrenci sayısı 40 dan fazla olamaz. Çocuğunu okula göndermeyen öğrencinin veli, vasi veya aile başkanları, okul idaresince köylerde muhtarlığa, diğer yerlerde mülki amirliğe hemen bildirilir. Muhtarlar ve mülki amirler en geç üç gün içinde durumun veli veya vasi veya aile başkanlarına tebliğini sağlarlar. Yapılan tebliğde okulca kabul edilecek geçerli sebepler dışında çocuğun okula gönderilmemesi hâlinde idarî para cezasıyla cezalandırılacağı bildirilir. İlköğrenim çağında olup da mecburi ilköğretim kurumlarına devam etmeyenler, hiçbir resmi ve özel iş yerinde veya her ne surette olursa olsun çalışmayı gerektiren başka yerlerde ücretli veya ücretsiz çalıştırılamazlar. Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname 14/9/2011 tarihinde 3797 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında kanunun yerine yürürlüğe giren 652 saylı kararname ile MEB nin özellikle merkez örgütünde bazı temel değişikliklere yer verilmiştir. Bu düzenlemeye göre; Yükseköğretim dışında kalan ve diğer kurum ve kuruluşlarca açılan örgün ve yaygın eğitim ve öğretim kurumlarının denklik derecelerini belirlemek, program ve düzenlemelerini hazırlamaktan da sorumlu ve yetkili olan MEB; Okul öncesi, ilk ve orta öğretim çağındaki öğrencileri bedenî, zihnî, ahlakî, manevî, sosyal ve kültürel nitelikler yönünden geliştiren ve insan haklarına dayalı toplum yapısının ve küresel düzeyde rekabet gücüne sahip ekonomik sistemin gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatarak geleceğe hazırlayan eğitim ve öğretim programlarını tasar-

88 76 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ lamak, uygulamak, güncellemek; öğretmen ve öğrencilerin eğitim ve öğretim hizmetlerini bu çerçevede yürütmek ve denetlemekle yetkili ve görevlidir. Kalkınma Planlarında Eğitim 1961 Anayasası nın ekonomik ve sosyal hayatı düzenleyen 41. Maddesi planlamayı zorunlu hale getirmiştir. Bu maddeye göre; iktisadi ve sosyal hayat, adalete, tam çalışma esasına ve herkes için insanlık haysiyetine yaraşır bir yaşayış seviyesi sağlanması amacına göre düzenlenir. İktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı demokratik yollarla gerçekleştirmek; bu maksatla, milli tasarrufu arttırmak, yatırımları toplum yararının gerektirdiği öncelikleri yöneltmek ve kalkınma planlarını yapmak devletin ödevidir Anayasası nda bu durum Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı, özellikle sanayinin ve tarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu biçimde hızla gelişmesini, ülke kaynaklarının döküm ve değerlendirilmesini yaparak verimli şekilde kullanılmasını planlamak, bu amaçla gerekli teşkilatı kurmak devletin görevidir şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeden sonra ilk kalkınma planı 1963 yılında uygulamaya konulmuştur. Kalkınma planlarında birer yıllık icra planları da yer almaktadır. Kalkınma planları TBMM nin onayından geçtikten sonra uygulamaya konulan hukuki metinlerdir. İlk zamanlar 5 er yıllık periyotları içeren kalkınma planlarının oluşturulmasında zaman zaman aksaklıklar da yaşanmıştır. Son dönemde yapılan kalkınma planı ise 7 yıllık periyodu içerecek şekilde yapılmıştır. 10. Kalkınma planının yıllarını kapsayacak şekilde 10 yıllık olarak hazırlanmasına başlanılmıştır. Plan Dönemleri Plan Adı Dönemi Resmi Gazete de Yayım Tarihi Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Altıncı Beş Yıllık Kalkınma Planı Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Dokuzuncu Beş Yıllık Kalkınma Planı

89 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN HUKUKSAL YAPISI 77 Milli Eğitim Şuralarında Eğitim 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname nin 29. maddesi Milli Eğitim Şurası nı. Buna göre Millî Eğitim Şûrası, Bakanlığın en yüksek danışma kuruludur. Eğitim ve öğretim ile ilgili gerekli görülen konuları tetkik etmek ve tavsiye niteliğinde kararlar almakla görevlidir. şeklinde tanımlamaktadır 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ile 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine dayanılarak hazırlanan Milli Eğitim Şurası Yönetmeliği nde Şûra; Bakanlığın en yüksek danışma kuruludur. Türk Millî Eğitim Sistemini geliştirmek, niteliğini yükseltmek için eğitim ve öğretimle ilgili konuları tetkik eder, gerekli kararları alır denmektedir. Bu yönetmelik, Milli Eğitim Şurası nın toplanmasıyla ve işleyişiyle ilgili çalışma esas ve usullerini düzenlemektedir. Bu yönetmeliğin 6. Maddesine göre; Bakan, Şûranın tabiî üyesi ve başkanıdır. Şûra; tabiî üyeler, seçimle gelen üyeler, davetli üyeler ve müşahitlerden oluşur. Şûranın, Bakanın daveti üzerine 4 yılda bir toplanması esastır. Bakan, gerektiğinde Şûrayı olağanüstü toplantıya çağırabilir. Şûra, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanır. Şûranın gündemi Bakanın önerisi veya doğrudan Kurulca tespit edilir. Gerek görülmesi hâlinde gündemin belirlenmesinde merkez ve taşra birimleriyle diğer kurum ve kuruluşların görüşleri de alınır. 1. Milli Eğitim Şûrası: Temmuz 1939-Hasan Ali YÜCEL başkanlığında toplanmıştır. 2. Milli Eğitim Şûrası: Şubat Hasan Ali YÜCEL başkanlığında toplanmıştır. 3. Milli Eğitim Şûrası: 2-10 Aralık Reşat Şemsettin SİRER başkanlığında toplanmıştır. 4. Milli Eğitim Şûrası: Ağustos Tahsin BANGUOĞLU başkanlığında toplanmıştır. 5. Milli Eğitim Şûrası: 4-14 Şubat Tevfik İLERİ başkalığında toplanmıştır. 6. Milli Eğitim Şûrası: Mart Ahmet ÖZEL başkanlığında toplanmıştır. 7. Milli Eğitim Şûrası: 5-15 Şubat Hilmi İNCESULU başkanlığında toplanmıştır.

90 78 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ 8. Milli Eğitim Şûrası: 28 Eylül-3 Ekim Orhan OĞUZ başkanlığında toplanmıştır. 9. Milli Eğitim Şûrası: 24 Haziran- 4 Temmuz Mustafa ÜSTÜNDAĞ başkanlığında toplanmıştır. 10. Milli Eğitim Şûrası: Haziran Hasan SAĞLAM başkanlığında toplanmıştır. 11. Milli Eğitim Şûrası: 8-11 Haziran Hasan SAĞLAM başkanlığında toplanmıştır. 12. Milli Eğitim Şûrası: Haziran Hasan Celal GÜZEL başkanlığında toplanmıştır. 13. Milli Eğitim Şûrası: Ocak Avni AKYOL başkanlığında toplanmıştır. 14. Milli Eğitim Şûrası: Eylül Nahit MENTEŞE başkanlığında toplanmıştır. 15. Milli Eğitim Şûrası: Mayıs Turhan TAYAN başkanlığında toplanmıştır. 16. Milli Eğitim Şûrası: Kasım Metin BOSTANCIOĞLU başkanlığında toplanmıştır. 17. Milli Eğitim Şûrası: Kasım Hüseyin ÇELİK başkanlığında toplanmıştır. 18. Milli Eğitim Şûrası: 1-5 Kasım Nimet ÇUBUKÇU başkanlığında toplanmıştır. Hükümet Programlarında Eğitim Cumhuriyetin ilan edilmesi ile birlikte ülkemizde diğer alanlarda olduğu gibi eğitim-öğretimle ilgili birçok yeni düzenlemeler yapılmıştır. Eğitim-öğretimde çağdaş dünyaya ayak uydurabilmek için arayışlar günümüze kadar sürmüş ve hala devam etmektedir. Devlet yönetimini üstlenenler kendi anlayışları doğrultusunda eğitimde yeni düzenlemeler yapmışlar ve uygulamaya koymaya çalışmışlardır. Özellikle çok partili yönetim anlayışının benimsendiği 1946 yılında başlayan hükümetlerin seçimle göreve gelmesiyle hükümetler, eğitim-öğretimle ilgili neler yapacaklarını

91 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN HUKUKSAL YAPISI 79 hükümet programlarında belirtmişlerdir. Devlet yönetimini üstlenen hükümetler programlarında duyurdukları eğitim-öğretime ilişkin düzenlemelerin bazen tamamını bazen da bir kısmını uygulamaya koyarken bazen değişikler yapmışlar bazen da programda olmayan yeni uygulamalara yönelmişlerdir. Ülkemizde hemen her hükümetin uygulamasının diğerinden farklı olduğunu görmek mümkündür. Diğer Yasal Düzenlemeler Öğretmen Yetiştirmede Yasal Düzenlemeler: Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında il özel idaresinin yönetiminde bulunan öğretmen okulları, gelişemedikleri için tarihinde yayımlanan 789 sayılı Maarif Teşkilatına Dair Kanun ile Maarif Vekâletine bağlanıp genel bütçe içine alınmış ve 1935 ten itibaren de Öğretmen Okulu haline dönüştürülmüştür. Aynı kanun, şehir ve köy öğretmeni diye iki öğretmen tipi getirmiştir. Denizli ve Kayseri de üç yıl süreli öğretmen okulları açılmış ancak bu okullar 1933 ve 1934 yıllarında kapatılmışlardır. Buna paralel olarak, sayıları çok fakat öğrencileri az ve öğretimi yetersiz ilköğretmen okullarının sayıları azaltılıp, öğrenci mevcudu ve öğretiminin niteliği yükseltilmeye çalışılmıştır yılında ve 3238 sayılı kanunla köylerin eğitim işlerinin yürütülmesi amacıyla eğitmen yetiştirilmeye başlanmıştır. Eğitmenlik yönetmeliğinin (1938) birinci maddesine göre: Köy eğitmeni yetiştirme kurslarına eğitmen namzedi olarak, askerliğini başarı ile bitirmiş, okuma yazma bilen ve ziraat işleri ile meşgul arazi ve hayvan sahibi veya böyle bir ailenin çocuğu... olanlar bu kurslara seçilerek alınmıştır tarih ve 3803 sayılı yasa ile Köy Enstitüleri açılmıştır. Öğretim süresi beş yıl olan bu okullara alınacak öğrencilerin beş yıllık köy ilkokullarını bitiren kişiler olmaları şartı getirilmiştir ta açılması kararlaştırılan bu eğitim kurumlarının 1953 yılında kapatılması kararlaştırılmıştır. Köy Enstitüleri, tarihli ve 6234 sayılı yasa ile altı yıllık İlköğretmen Okulu adı altında yeniden düzenlenmiştir. Diğer üç yıllık ilköğretmen okulları ile birlikte lise seviyesinde program bütünlüğü sağlanmıştır. Böylece köy ve şehir ilkokullarına farklı kaynaktan öğretmen yetiştirme uygulaması sona ermiştir tarihli ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ile öğretmen eğitiminin yükseköğrenim düzeyinde olması gerektiği belirtilmiştir. Bu çerçevede Temel Eğitim 1. Kademe denen okullara, yani ilkokullara sınıf öğretmeni yetiştirmek üzere, eğitim süresi uzatılarak, iki yıllık Eğitim Enstitülerinin açılması kararlaştırılmıştır öğretim yılından başlayarak, on beş ilköğretmen okulu bünyesinde ve deneme niteliğinde Eğitim Enstitüleri Sınıf Öğretmenliği Bölümleri açılmıştır.

92 80 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ 2547 sayılı kanunla 20 Temmuz 1982 de öğretmen yetiştiren kurumlar üniversitelerin içine alınmış ve bu kurumlar, 2 yıllık Eğitim Yüksekokulları ve 4 yıllık Eğitim Fakülteleri adı altında toplanmıştır. Bu tarihte 21 Eğitim Fakültesi ile 28 Eğitim Yüksekokulu oluşturulmuştur. Liselerin Dört Yıla Çıkarılması: tarih ve 184 no lu Talim Terbiye Kurulunun Ortaöğretimin Yeniden Yapılandırılmasını içeren kurul kararında liseler 4 yıla çıkartılmıştır eğitim öğretim yılından itibaren orta öğretimin 4 yıla çıkarılmasıyla öğretim programları yeniden oluşturulmaya başlanmıştır. Okul Meclisleri: 2004 yılında MEB tarafından yayınlanana bir yönergeyle Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında okul öğrenci meclislerinin kuruluş ve işleyişine ilişkin usul ve esasları belirlemiştir. Bu uygulamayla; Cumhuriyetimizin demokrasi ile güçlendirilmesi; öğrencilerimizde yerleşik bir demokrasi kültürünün oluşturulması, hoş görü ve çoğulculuk bilincinin geliştirilmesi, kendi kültürünü özümsemiş, millî ve manevî değerlere bağlı, evrensel değerleri benimseyen nesillerin yetiştirilmesi; öğrencilere seçme, seçilme ve oy kullanma kültürünün kazandırılması; katılımcı olma, iletişim kurabilme, demokratik liderliği benimseyebilme ve kamuoyu oluşturabilme becerilerinin kazandırılması amaçlanmaktadır. Öğretmenlik Kariyer Basamakları: 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununda tarihinde yapılan değişiklikle öğretmenlik mesleği; adaylık döneminden sonra öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olmak üzere üç kariyer basamağına ayrılmıştır. Adaylık dönemini başarıyla tamamlayanlar mesleğe öğretmen olarak atanır. Bu kanuna dayalı olarak çıkarılan ve tarih ve sayılı Resmi Gazete de yayınlanan Öğretmenlik Kariyer Basamaklarında Yükselme Yönetmeliği kariyer basamaklarını şöyle tanımlamıştır: Aday Öğretmen: MEB tarafından belirlenen esaslara göre atanmış ve henüz adaylık sürecini tamamlamamış olan öğretmendir. Öğretmenliğin bütün hak ve sorumluluğunu taşır. Öğretmen: Genel kültür, özel alan ve pedagojik formasyon eğitimi alarak yetişmiş ve adaylık döneminden sonra her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında eğitim-öğretim ve bununla ilgili yönetim hizmetlerini yürütenler. Uzman Öğretmen: Alanında ya da eğitim bilimleri alanında tezli yüksek lisans öğrenimini tamamlayan öğretmenlerden kıdem, hizmet içi eğitim, etkinlikler ve sicil; lisans öncesi ve lisans mezunu öğretmenler ile alanı ya da eğitim bilim-

93 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN HUKUKSAL YAPISI 81 leri alanı dışında lisansüstü öğrenimini tamamlayan öğretmenlerden ise kıdem, eğitim, etkinlikler, sicil ve sınav ölçütlerine göre yapılan değerlendirme ve başarı sıralaması sonucunda alanlarında ayrılan kontenjana yerleştirilenler. Başöğretmen: Alanında ya da eğitim bilimleri alanında doktora öğrenimini tamamlayan öğretmenlerden kıdem, hizmet içi eğitim, etkinlikler ve sicil; lisans öncesi ve lisans mezunu öğretmenler ile alanı ya da eğitim bilimleri alanı dışında lisansüstü öğrenimini tamamlayan uzman öğretmenlerden ise kıdem, eğitim, etkinlikler, sicil ve sınav ölçütlerine göre yapılan değerlendirme ve başarı sıralaması sonucunda alanlarında ayrılan kontenjana yerleştirilenler. Norm Kadro Düzenlemesi: VII. Beş Yıllık Kalkınma Planına dayanılarak, norm kadro yönetmeliği hazırlanmıştır. Amacı; personel boyutunda atıl kapasite yaratılmaması, var olan atıl kapasitenin ihtiyaç duyulan okul ve kurumlara yönlendirilerek verimliliğe dönüştürülmesi, sınıf mevcutlarını Avrupa standartlarına uygun hale getirilmesi ve eğitimin kalitesinin yükseltilmesidir. Önce okul veya kurum bazında verilecek hizmetin haftalık saat, belirlenen sayıda öğrenciden oluşması gereken şube sayısı ya da hizmet sunulacak nüfus gibi ölçütlerin saptanması, sonra yapılan bu sayısal saptamaya paralel olarak kadronun tahsis edilmesi, görevlendirilecek personelin de tahsis edilen kadrolarla ilişkilendirilmesidir. Taşımalı Eğitim: Milli Eğitim in temel ilkelerinden olan eğitim hakkı ve fırsat ve imkân eşitliğini gerçekleştirmek için taşımalı eğitim uygulamaya konulmuştur. Taşımalı eğitimin amacı; ilköğretim kurumu bulunmayan, çeşitli nedenlerle eğitim ve öğretime kapalı, birleştirilmiş sınıf uygulaması yapan ilkokul, ortaokul veya imam-hatip ortaokulu öğrencilerinin, taşıma merkezi seçilen okullara günü birlik taşınarak kaliteli bir eğitim ve öğretim görmelerini sağlamaktır. Özel Eğitim: Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı, özel eğitim gerektiren bireylerin, Türk Milli Eğitiminin genel amaçları ve temel ilkeleri doğrultusunda genel ve mesleki eğitim görme haklarını kullanabilmelerini sağlamaya yönelik esasları düzenlemektir. 12 Yıllık Zorunlu Eğitim (4+4+4 Eğitim Sistemi): Mecburi ilköğretim çağı 6-13 yaş grubundaki çocukları kapsar. Bu çağ çocuğun 5 yaşını bitirdiği yılın eylül ayı sonunda başlar, 13 yaşını bitirip 14 yaşına girdiği yılın öğretim yılı sonunda biter. İlköğretim; dört yıl süreli ve zorunlu ilkokul ile dört yıl süreli ve zorunlu ortaokuldan oluşan bir Milli Eğitim ve Öğretim Kurumudur. İlköğretim kurumlarının ilkokul ve ortaokul olarak bağımsız okullar hâlinde kurulması esastır. Ancak imkân ve şartlara göre ortaokullar, ilkokullarla veya liselerle birlikte de kurulabilir.

94 82 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ KAYNAKÇA Akyüz, Y.(2004). Türk Eğitim Tarihi M.Ö M.S Ankara: PegemA Yayıncılık. Altıncı Beş Yıllık Kalkınma Planı TC Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı Yayını, Yayın No, DPT:2147, Ankara, Ayas, N. (1948). Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitimi Kuruluşlar ve Tarihçeler, Ankara: Milli Eğitim Basımevi. Başaran, İ. E. (1994). Türkiye Eğitim Sistemi, Ankara. Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı TC Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı Yayını, Yayın No, DPT:1974, Ankara, Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı TC Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı Yayını, Yayın No, DPT:1664, Ankara, DPT, (2006), Resmi Gazete, Dokuzuncu Kalkınma Planı, Tarih:1 Temmuz 2006, Sayı: Ergün, M. (2011) Eğitim İle İlgili Yasal Düzenlemeler, Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi, 4.Baskı, Editör: Vehbi Çelik, Pegem Akademi Yayını, Ankara. İlköğretim ve Eğitim Kanunu. Resmi Gazete, Tarih:12/1/1961, Sayı: Kalkınma Planı (Birinci Beş Yıl) TC Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı Yayını, Ankara, MEB, (1974). Öğretmen Okulları Genel Müdürlüğü Yıllığı, Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Okulları Genel Müdürlüğü Planlama Şubesi Yayınları. MEB, (1995), Tebliğler Dergisi, Milli Eğitim Şurası Yönetmeliği. Tarih: Sayı:2439. MEB, (1997), Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Resmi Gazete, Tarih: MEB, (1999), Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul ve Kurumların Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmelik, Resmi Gazete, Tarih: Sayı: MEB, (2000) Taşımalı Eğitim Yönetmeliği, Resmi Gazete, Tarih: Sayı: Tebliğler Dergisi, Tarih: Mayıs Sayı:2512. MEB, (2012) FATİH PROJESİ, icerikincele.php?id=6 ( ).

95 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN HUKUKSAL YAPISI 83 MEB,(1954), İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Koruma Sözleşmesine Ek Protokol. Resmi Gazete, Tarih: , Sayı:8662. MEB,(1999), Milli Eğitim Bakanlığı Toplam Kalite Yönetimi Uygulama Yönergesi. Tebliğler Dergisi, Tarih: Kasım 1999, Sayı:2506. MEB,(2002) Mesleki ve Teknik Eğitim Yönetmeliği. Tebliğler Dergisi, Tarih: Ağustos 2002 Sayı:2539. MEB,(2002), Mesleki ve Teknik Eğitim Yönetmeliği. Resmi Gazete, Tarih: Sayı: MEB,(2004), Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumlarında Okul Öğrenci Meclislerinin Kuruluş ve İşleyişine İlişkin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönerge, Tebliğler Dergisi, Tarih: Sayı:135. MEB,(2005), Öğretmenlik Kariyer Basamaklarında Yükselme Yönetmeliği. Resmi Gazete, Tarih: Sayı: MEB,(2006), İnsan Hakları Eğitimi Ulusal Komitesi Yönetmeliği, Resmi Gazete, Tarih: Sayı: MEB,(2010) Milli Eğitim Bakanlığı Yaygın Eğitim Kurumları Yönetmeliği. Resmi Gazete, Tarih: , Sayı: T.C.1961 Anayasası. T.C.1982 Anayasası. Tebliğler Dergisi, Özel Eğitim Gerektiren Bireyler İçin Evde Eğitim Hizmetleri Yönergesi, Tarih: Ocak 2006, Sayı: Üstüner, M. (2004). Geçmişten Günümüze Türk Eğitim Sisteminde Öğretmen Yetiştirme ve Günümüz Sorunları. İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt:5, Sayı:7, Dönem: Bahar. YÖK (1998). Cumhuriyet Döneminde Öğretmen Yetiştirmenin Tarihi Gelişimi. Eğitim Fakülteleri Öğretmen Yetiştirme Programlarının Yeniden Düzenlenmesi İle İlgili Rapor, Ankara.

96

97 YÖNETİM KURAMLARI 4 BÖLÜM Doç. Dr. Ekber TOMUL AMAÇLAR Yönetim biliminin gelişim sürecini kavrayabilme Kuramların temel sayıltı ve felsefeleri kavrar Yönetim kuramlarının disiplinlerarası ve özgün boyutlarını bilir Klasik yönetim kuramlarını kavrayabilme İnsan İlişkileri kuramlarını kavrayabilme Çağdaş yönetim kuramlarını kavrayabilme Yönetim kuramlarının günümüzdeki yansımalarını kavrayabilme 85

98

99 YÖNETİM KURAMLARI 87 Giriş Örgütlerin yapısında ve işlevlerindeki evrilme yönetim anlayışlarına da yansımıştır. Örgütler genişleyen işin nasıl yapılacağı hakkındaki bilgi birikiminden, piyasalarda oluşan talep ve fırsatlara uyum sağlama gibi kendine özgü bir örgütsel yapıya doğru evrilmiştir (Varol, 2001). Yönetim bilimi incelendiğinde yönetim kuramlarının da işin yapısından, çevreye uyum ve farklılık yaratmaya doğru evrildiği görülmektedir. Bir disiplin olarak yönetim biliminin evrimsel gelişimi klasik, neo-klasik ve modern yaklaşımlar şeklinde tanımlanmıştır. 20. yüzyılın sonlarında yönetim bilimi ile ilgili geliştirilen kuramlar ise post-modern yaklaşımlar olarak nitelendirilmiştir. Klasik dönem 19. yüzyılın son dönemlerinin ürünü olan bürokrasi kuramı ile başlar, 20. yüzyılın başlarında kendi içinde farklı açılımları olan bilimsel yönetim kuramı ile devam eder ve yönetsel kuram ile tamamlanır. Neoklasik dönem ise insan ilişkileri yaklaşımı ile bilinir. Bu dönemin gerçekten insana nasıl bir değer verdiği tartışma konusudur. Daha sonra sistem ve durumsallık yaklaşımının egemen olduğu modern dönem gelir (Leblebici, 2008). Son yıllık süreç içinde yönetimin birçok özel alanlarını konu alan birçok kuramın geliştirilmesi yönetim bilimi ile ilgili sınıflama yapmayı güçleştirmektedir. Bu kuramların çok sayıda olması, yönetim bilimcileri kuramları tek tek açıklamaktan çok genel yaklaşımlar çerçevesinde sınıflandırılmaya yöneltmiştir. Farklı sınıflamalar yapılmakla birlikte, yaygın olarak yönetim kuramları; klasik yaklaşımlar, neo-klasik ya da diğer adıyla insan ilişkileri yaklaşımı ve modern (çağdaş) yaklaşımlar olmak üzere üç genel yaklaşım çerçevesinde ele alınmaktadır. Klasik Yönetim Yaklaşımları Klasik yönetim yaklaşımları 19. yüzyılın sonlarında ortaya çıkmış ve 20. yüzyılın başlarında gelişmiştir. Klasik yönetim kuramları, işin ve çalışanının yönetimi yanında bir bütün olarak örgütün nasıl yapılandırılacağı ile ilgilenir. Bu kuramlar, verimliliğin artırılması için bilimsel olarak kanıtlanabilecek ve uygulanabilecek evrensel ilkeler belirlemek düşüncesinden yola çıkmıştır. Klasik yönetim kuramı üç düşünce akımından oluşmaktadır. Bunlar; bilimsel yönetim, bürokrasi ve yönetim süreçleri kuramlarıdır.

100 88 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ a. Bilimsel Yönetim Kuramı Bilimsel yönetim yaklaşımı her ne kadar uygulamada pazar araştırması, üretim planlaması, süreç standartları gibi konularda çalışmalar yapmış James Watt ( ) ve Matthew Boulton ( ), personel yönetimi konusundaki çalışmaları ile personel yönetiminin kurucusu olarak bilinen Robert Owen ( ), çalıştığı diğer konuların dışında üretimde verimlilik üzerindeki tezleriyle de bilinen Charles Babbage ( ) gibi öncü kişilere dayanıyorsa da kuramsal anlamda Frederick W. Taylor un (1911) Bilimsel Yönetimin İlkeleri isimli eseriyle birlikte tartışılmaya başlanmıştır. Taylor un bilimsel yönetim yaklaşımı daha sonra Frank B. ve Lillian M. Gilbreth (1917),Henry Laurence Gantt ve Charles Eugene Bedaux gibi kişiler tarafından takip edilmiştir. Bu nedenle bu akım, Taylorizim olarak da adlandırılmaktadır. Bilimsel yönetim kavramı ile Taylor (1911) geleneklere dayanan, söylentiye, tahmine ve kişisel düşünceye, tecrübeye yer veren bir yönetim anlayışından ziyade kanıtlanmış gerçeklere dayanan bir yönetim anlayışına vurgu yapmaktadır (Leblebici, 2008; Robinson, 2005). Bilimsel yönetim kuramı, verimlilik nasıl artırılabilir ve işgören nasıl güdülenebilir sorularına yanıt aramıştır. Bilimsel yönetimin temel fikri, verimliliğin sağlanması için yöneticilerin, bir işin en iyi şekilde nasıl yapılacağını bilimsel olarak belirlemeleri gerekliliğidir. Taylor ve takipçileri işçilerin performanslarının, standart hale getirilen yöntemlerle en az girdi ile en çok çıktıyı verecek hale getirilebileceğini ileri sürmüşlerdir. Bireyin performansının iyileştirilmesi üzerinde durdukları için yöntem geliştirme çabaları da bireysel esasta görevlerin standart hale getirilmesine odaklanmıştır. Taylor her zaman bireysel verimliliğin önemine inanmıştır. Bireysel tutkunun iyi bir güdüleyici olacağını düşünmüştür. Grup çalışmasının bireysel verimliliği zayıflatacağı uyarısında bulunmuştur. Dolayısıyla işgören için tek motivasyon aracı ücrettir. Çalışanların yüksek performansı için ekonomik ödüllerin sağlanması gerektiğini savunan bilimsel yönetim yaklaşımı, teşvik edici ücret ya da parça başına ücret sistemini önermiştir (Leblebici, 2008;Robinson, 2005). Bilimsel yönetimin temel ilkeleri altı başlık altında özetlenebilir (Karip, 2005): 1. İş süresi araştırma ilkesi: Her bir üretim etkinliği için süre çalışması yapılmalı ve her bir iş için standart bir süre belirlenmelidir. 2. Parça başı ödeme ilkesi: Ücret ödeme, üretim miktarına ve süre standartlarına göre düzenlenmelidir. Yüksek üretim ve verimlilik ödüllendirilmelidir.

101 YÖNETİM KURAMLARI 89 Ödeme ve ödüllendirme sistemi verimliliğe dayalı olmalıdır. Verimsiz çalışma ve başarısızlık cezalandırılmalıdır. 3. Performansın, planlamadan ayrılması ilkesi: İşin planlanması ve performansın fiziksel olarak mümkün kılınması sorumluluğunu yönetim üstlenmelidir. Planlama, süre standartlarına ve bilimsel olarak belirlenmiş ve sınıflandırılmış üretimle ilgili diğer verilere dayalı olarak gerçekleştirilmelidir. Üretim araçları, yöntemleri ve uygulamaları standartlaştırılmalıdır. Yönetim planlar, personel bu planları uygular. Böylece, planlama ile işin yürütülmesi birbirinden ayrılır. 4. Bilimsel çalışma yöntemleri ilkesi: Yönetim, bilimsel yöntemleri kullanarak bir işin en iyi şekilde nasıl yapılacağının bütün ayrıntılarını önceden belirlemelidir. Bir kez işin en iyi yapılma şekli belirlendiğinde, bu işi en iyi yapacak personelin bilimsel olarak seçimi, yetiştirilmesi ve geliştirilmesi gerekir. 5. Yönetsel kontrol ilkesi: İşlevsel bir denetimin sağlanması yönetimin sorumluluğundadır. İşin yapılması için gerekli işlemlerin belirlenen zaman içinde uygulanması sağlanmalıdır. Yönetim, işin bilimsel ilkelere uygun şekilde yapılmasını sağlamalıdır. İşçilerin sürekli denetlenmesi ve başıboş bırakılmaması gerekir. 6. İşlevsel yönetim ilkesi: Örgütler, uzmanlar arasında koordinasyonu en iyi sağlayacak biçimde tasarlanmalıdır. Bilimsel yönetim akımı 20. yüzyılın başlarından itibaren sendikaların ve bazı yöneticilerin eleştirilerine hedef oldu. Bilimsel yönetim kuramı, örgütü bir makine olarak görmüş, işçileri de bu makinede önceden belirlenmiş görevleri yapmak üzere tasarlanmış parçalar olduğu algısı yaratmıştır. Bu yaklaşım iş dünyasında bilimsel yönetim akımına karşı tepkilerin gelişmesine neden olmuştur. Örneğin Charlie Chaplin in ünlü filmi Modern Zamanlar (Contemporary Times) kapitalizmin bir eleştirisi ile birlikte adeta bilimsel yönetim akımına karşı tepkilerin ve eleştirilerin dramatize edildiği bir filmdir (Leblebici, 2008). b. Yönetim Süreçleri Kuramı Bilimsel yönetim yaklaşımıyla neredeyse aynı dönemlerde gelişmiş olan bir diğer yaklaşım yönetim süreçleri yaklaşımıdır. Henry Fayol ve Luther Gulick Yönetim Süreçleri kuramının gelişmesine öncülük eden isimlerdir. Yönetim süreçleri bir bütün olarak örgütün yönetimi üzerinde odaklanmış (Karip, 2005),ekonomik etkinlik ve ussallık fikri ele alınmıştır. Bu kuram Bilimsel yaklaşımın tamamlayıcı-

102 90 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ sıdır. Fayol, bütün örgütlerde geçerli olacak yönetim ilkelerinin kuramsal çerçevesini çizmeye çalışmıştır (Scott, 1998). Fayol, yönetim sürecini sistemli bir şekilde inceleyerek özel ve kamu yönetimlerine yol gösterici bir yönetim anlayışı ortaya koymaktadır. Fayol un kendi dönemine kadar ihmal edilen yönetim gerçeğini fonksiyonlarına ayırarak incelemesi onun düşüncesini özgün kılan temel faktördür. Fayol un yönetimi, öngörme, organizasyon, kumanda, koordinasyon ve kontrol olmak üzere beşli bir fonksiyonel ayrıma tabi tutması örgütlerin işleyiş ve evrimlerinin anlaşılmasına yardımcı olmaktadır. Günümüz açısından bakıldığında çağdaş yönetim tekniklerinin örgütlere uyarlanmasında Fayol un yönetim anlayışının izlerini görmek mümkündür (Sengül,2007). Fayol a göre örgütün temel fonksiyonları altı grupta toplanmaktadır. Teknik fonksiyonlar, ticari fonksiyonlar, mali fonksiyonlar, güvenlik fonksiyonları, muhasebe fonksiyonları ve yönetim fonksiyonları bütün örgüt türlerinde görülebilecek ortak fonksiyonlardır. Örgütlerdeki bu altı temel fonksiyonun birbirinden ayrı ve kopuk olmadığı ve birbirlerine sıkıca bağlı olduğu Fayol un yaptığı saptamalar arasında yer alır. Fayol a göre diğer fonksiyonlar maddi araçların yönetimini sağlarken, yönetim fonksiyonu personele ilişkin olmaktadır (Rodrigues, 2001; Sengül,2007;Robinson, 2005).Fayol a göre örgütlerde yönetimin beş temel işlevi vardır: Planlama, örgütleme, emretme, koordinasyon ve kontrol-etme. Örgütün başarısı ve verimliliği bu işlevlerin yerine getirilmesine bağlıdır. Örgütlerde yönetimin temel işlevleri aşağıdaki gibi sıralanabilir (Şengül, 2007; Robinson, 2005; Rodrigues, 2001): 1. Planlama: Geleceğe ilişkin tahminde bulunma ve plan yapma örgütlerin vazgeçemeyeceği ve mutlaka yerine getirilmesi gereken faaliyetler olarak görülmektedir. Planlamanın bütünlük, süreklilik, kesinlik ve esneklik özelliklerine sahip olması gerekir. 2. Örgütleme: Yönetim örgüt faaliyetlerini en uygun biçimde gerçekleştirecek bir örgüt kurmak zorundadır. Söz konusu örgütsel yapı içerisinde emir komuta birliği, sorumlulukların açık biçimde tanımlanması, uygun biçimde seçilmiş ve eğitilmiş yöneticiler tarafından doğru karar alma mekanizmalarının kurulması gibi özellikler dikkate alınmalıdır. 3. Yönlendirme: Yönlendirmenin nihai amacı personelin performansını amaçların gerçekleştirilmesine yönelik olaraken iyi biçimde kullanmaktır. Fayol a

103 YÖNETİM KURAMLARI 91 göre yöneticiler bunu personel ile sürekli temas halinde gerçekleştirmelidir. Böylece personelde bir misyon bilinci gelişebilir. 4. Eşgüdüm sağlama: Bir örgütte çok sayıda faaliyet cereyan etmektedir. Görev ve sorumluluk çakışmalarını önlemek, aynı faaliyetlerin aynı anda farklı birimler tarafından gerçekleştirilmesinin önüne geçmek örgüt çalışanlarının ve birimlerinin faaliyetlerinin eşgüdümünü sağlamayı gerektirir. 5. Denetim: Gerçekleşen faaliyetlerin belirlenen kurallara ve amaçlara uygunluğu denetlenmelidir. Fayol denetlemeyi ayrıca süreçleri geliştirmenin bir aracı olarak da görmüştür. Fayol yönetimi ilk kez bir süreç olarak değerlendirmiş ve bu sürece rehberlik edecek on dört ilke belirlemiştir. Fayol bu on dört yönetim ilkesini ortaya koymakla birlikte bunların her örgütte her duruma uygun genel geçer yönetim ilkeleri olmadığını da belirtmiş, yönetim ilkelerinin sayıca da bu on dört ilke ile sınırlı olmaması gerektiğini vurgulamıştır. Fayol a göre yönetimin temel ilkeleri ise aşağıdaki gibi sıralanabilir (Rodrigues, 2001; Robinson, 2005): 1. İşbölümü ve Uzmanlaşma 2. Otorite (Yetki) 3. Disiplin 4. Emir Komuta Birliği 5. Yönlendirme (Amaç) Birliği 6. Genel Çıkarların Bireysel Çıkarlara Üstünlüğü 7. Ücret Ödeme 8. Merkeziyetçilik veya Adem-i Merkeziyetçilik 9. Hiyerarşi 10. Düzen 11. Hakkaniyet 12. Personelde Devamlılık 13. İnisiyatif 14. Grup Ruhu

104 92 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Bilimsel Yönetim ilkelerine paralel olarak Luther Gulick ve Lyndall Urwick, verimliliğin sağlanmasında yönetimin işlevleri üzerinde odaklanmışlardır. Gulick ve Urwick, Fayol un beş yönetim sürecini yeniden formüle ederek POSDCORB (Planning,.Organizing, Statfing, Directing, Coordinating, - Reporting, Budgeting) kısaltması ile ifade etmişlerdir. Gulick ve Urwick in sınıflamasına göre yönetim süreçleri; (1) Planlama, (2) Örgütleme, (3) Kadrolama, (4) Yöneltme, (5) Eşgüdümlerne, (6) Raporlama ve (7) Bütçelemeyi içerir (Karip, 2005). Luther Gulick ve Lyndall Urwick yönetim ilkelerini sekiz başlık altında toplamışlardır. Bu ilkeler şunlardır (Gutierrez ve Montes, 2003): 1. Örgütlerin mutlaka ortak bir maksadı olması gerektiğini ifade eden amaç ilkesi. 2. Örgütlerin yetki ve sorumluluğu hakkaniyet ölçülerinde dengeleyecek bir sisteme sahip olmasını öngören uygunluk ilkesi. 3. Amirlerin astların çalışmasından mesul olmalarını öngören sorumluluk ilkesi. 4. Örgütlerin piramit şeklinde bir hiyerarşik yapıya sahip olmaları gerektiğini ifade eden basamaklılık (scalar) ilkesi. 5. Örgütlerin beş veya altı basamaklı bir emir komuta zincirine sahip olmasını öneren emir-komuta zinciri ilkesi. 6. er işin (işçilerin çoğu için) bir işlevle sınırlı olmasını öngören işbölümü ilkesi. 7. Yöneticilerin örgütün düzenini sağlamasını öngören eşgüdüm ilkesi. 8. Açık iş tanımlarının bulunması gerektiğini savunan tanımlılık ilkesi. c. Bürokrasi Kuramı Bürokrasi kavramı sosyal bilimlerde toplumların oluşturduğu yasaları uygulayan idari yapıyı anlatmak için kullanılır. Bürokrasi kuramı genelde Max Weber ismi ile birlikte anılmakla beraber daha önceki dönemlerde Karl Marx ın kuramsal çalışmaları içerisinde de farklı bir bakış açısıyla yer almıştır (Leblebici, 2008). Marxist Bürokrasi Kuramı: Bürokrasiyi kuramsal çerçevede ele alan ilk kişi Karl Marx olmuştur. Marx bürokrasiyi devletin nötral bir yönetim aygıtı olarak değil, egemen sınıfların egemenliklerini sürdürmek için kullandıkları bir baskı aracı olarak görmüştür. Marx a göre bürokrasi bir zenginlik yaratmaz. Zenginliğin üretimini, paylaşımını ve tüketimini kontrol eder ve yönetir. Bürokrasi temel gelirini de zenginliğin yaratılması sırasında insan emeğinin ortaya çıkardığı artı değerden

105 YÖNETİM KURAMLARI 93 alır. Bürokrasi toplumlar için bir yük, bir maliyettir. Marx göre bürokrasi hâkim üretim ilişkilerini sürdürebilmek adına bir ihtiyaçtır ve hâkim üretim ilişkileri değiştiğinde bu ihtiyaç ortadan kalkacaktır. Bu nedenle de bürokratik mekanizmanın yönetsel anlamda incelenmesi Marx ın ilgi alanına girmemektedir. Marx, bürokrasinin nesnel bir tanımını yapmamaktadır (Leblebici, 2008). Weber in İdeal Bürokrasi Kuramı: Bürokrasiyi devletin nötral bir yönetim aygıtı olarak kabul eden ve kavramı bu çerçevede yönetsel temelde kuramsallaştıran ilk kişi Maximilian Weber dir. Weber öncelikle toplumdaki güç ve otorite ilişkilerini incelemiş ve bir otorite tipolojisi yapmıştır. Weber e göre tarihsel süreçte ortaya çıkan otorite türleri üç ana başlık altında toplanabilir. Bunlar geleneksel otorite, karizmatik otorite ve yasal-ussal otoritedir. Otoritenin sahip olduğu güç ise otoritenin belirli bir meşruiyet zemininde, yani diğerlerince kabul edilmek kaydıyla diğerlerine hükmedebilme yetkisidir. Weber in yaklaşımına göre, güç ve otorite ilişkileri tarihsel süreçte toplumun bürokratikleşmesine neden olmuştur. Weber bürokrasiyi ideal bir yönetim aracı olarak tanımlarken bazı olumsuzluklarına da dikkat çekmektedir. Bürokratik yapı büyük bir gücün onu yönetenlerin elinde toplanmasına neden olmakta, bu yapıda çalışanlar sürekli çalışan bir makinenin dişlileri statüsüne indirgenmekte ve insanı bir demir kafese hapsetmektedir (Leblebici, 2008; Robinson, 2005).Weber bürokrasiyi; en etkili yöntem ve örgüt biçimi olarak kabul eder. Max Weber e göre ideal bürokrasi modeli aşağıdaki özelliklere sahiptir (Sucu, 2000; Robinson, 2005). İleri bir işbölümü: Uzmanlaşmayı getirir. Merkezi bir otorite: İş bölümü sonucu parçalanmış işlerin birbirlerini tamamlayıcı olmaları açısından bir eş güdümde gerekir. Hiyerarşik bir yapı şarttır. Akılcı personel yönetimi: Yeteneklere göre işlerde çalıştırılma; işe göre adam stratejisini uygulamadır. Amaç ve beklentilerde açıklık: Hem personel ile hem de müşterilerle olan ilişkilerde somut ve açık davranmalı ve de yansızlık, nesnellik duygusal olmama esas alınmalıdır. Yazılı kurallar: Yasa, yönetmelik ve yazılı kurallar olmalı, işler bunların çerçevesinde yapılmalıdır. Weber, bürokratik organizasyonun, en saf şekli olan monokratik türünün; teknik yönü, dakikliği, kararlılığı, katı disiplini, güvenilirliği, aşırı verimliliği, gerçekleştirilen işlemlerin belirliliği ve her tür işe uygulanabilir olması niteliklerine sahip

106 94 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ olması nedeniyle, diğer örgüt yapılarından üstün olduğunu belirtmektedir (Boone ve Bowen, 1987, s.7). Weber e göre, bürokrasi kendisinden önceki yönetim aygıtlarından daha rasyonel ve daha verimli çalışan bir yönetim aygıtıdır. Bürokratlar önceden belirlenmiş kurallar çerçevesinde çalışan kişilerdir. Davranışları kişisellikten tamamen uzaktır. Bürokratik yapıda, inisiyatif kullanılacak alanlar sınırlı ve açıkça belirlenmiştir. Görevler rutin hale getirilmiş ve herkesin yapacağı faaliyet resmi biçimde dağıtılmıştır. Hiyerarşik yapıda kesin ve açık bir emir komuta zinciri vardır. Astlar kendilerine verilen emirlerin kurallara uygunluğunu sorgulayabilir. Alınan kararlar, yapılan işler düzenli olarak yazılı biçimde kayda geçirilir. İstihdam edilecek memurlar teknik özelliklerine göre seçilir ve atanır. Bu kişiler çalışmalarının karşılığında düzenli bir ücret alırlar. Bu kişilerin memuriyette yükselmeleri belirli kurallara bağlanmıştır ve bu açıdan belirli bir kariyer süreci vardır. Bu özellikleri bürokrasiyi geleneksel idari yapıların üstesinden gelemeyeceği oldukça karmaşık işleri yapmaya muktedir kılmaktadır (Robinson, 2005; Çoban, 2006). Klasik kuramların ortak yönleri aşağıdaki şekilde özetlenebilir: Yönetimin yapı unsuruna eğilerek bu yapıyı verimlilik ve etkililik açısından ele almışlardır. Örgüt sorunlarına ağırlık verirken, insanla yalnızca verim açısından ilgilenmişlerdir. Etkinlik, verimlilik ve rasyonellik kavramları klasik yaklaşımın temel ilgi alanım oluşturduğu için, örgütler ve çalışanlar rasyonel varlıklar olarak nitelendirilmiştir İnsanlar tembeldir ve çalışmayı sevmezler. Bu nedenle çalışanlar mutlaka yönlendirilmek zorundadırlar, sıkı ve yakından denetim gereklidir İlkelerin amaçlanmasında akılcılık hareket noktaları olmuştur. Örgütleri kapalı sistem anlayışı ile ele almış, dış çevre koşulları ve değişen diğer koşullara nasıl uyabilecekleri üzerinde durmamıştır. Geleneksel örgüt yapısı; hiyerarşik, otoriter, merkeziyetçi ve yazılı kurallara dayanan bir ilişkiler sistemidir.

107 YÖNETİM KURAMLARI 95 İnsan İlişkileri Yaklaşımları Taylor ve çağdaşlarına göre insan sorunları üretime engel oluşturuyor ve bu sorunların giderilmesi gerekiyordu. Elton Mayo ya göre insan sorunları geniş bir inceleme alanı ve yeni bir ilerleme alanı yaratmıştı. Mayo o zamanlar insan ilişkileri adı verilen sonraları örgütsel davranış biçiminde gelişen alanın öncüsüdür. Taylor üretimi ussallaştırarak, Mayo ve izleyicileri ise insancıllaştırarak artırmaya çalışmışlardır (Davis,1988). İnsan ilişkileri yaklaşımları klasik yönetimin geliştirdiği bütün ilkeleri benimsemekte, ancak bu düşüncelere insan boyutunun eklenmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Bu yaklaşımın örgüt konusuna yapmış olduğu en önemli katkı yapı içinde insanın nasıl davrandığı ve neden o şekilde davrandığı ve de yapı ile davranış arasındaki ilişkileri açıklamak olmuştur. Klasik yaklaşımdaki örgüt için iyi olan, insan için de iyidir mantığı burada, insan için iyi olan, örgüt için de iyidir biçimine dönüşmüştür. Mary Parker Follett, Kurt Lewin, Douglas Mc Gregor, Chris Argyris, Rensist Likert, Chester Barnard, Herbert Simon gibi çok sayıda yazar kuramın gelişmesine katkıda bulunmuştur. İnsan ilişkileri yaklaşımları da aslında ataerkil yönetim anlayışına ve önceki kuramlar gibi verimi artırma amacına dayanmaktadır. İnsan ilişkileri kuramı (neo klasik) iş yerindeki sosyal süreçlerin rolü üzerinde durmaktadırlar (http://www.webhatti.com/). İnsan ilişkileri yaklaşımları, insan davranışı, kişiler arası ilişkiler, grupların oluşumu, grup davranışları, informal örgüt, formal örgüt, algı ve tutumlar, motivasyon, liderlik, örgütlerde değişim ve gelişme, birey ve örgüt bütünleşmesi konularını ele alır (Şahin, 2004). a. Hawthorne Araştırmaları İnsan İlişkileri Yaklaşımı Hawthorne araştırmaları ile doğmuştur. Harward Üniversitesi nden F. Roetlisberger ve Elton Mayo önderliğinde (T.N. Whitehead, W.J.Dickson, L.Henderson) bir grup bilim adamının Western Elektrik Şirketi nin Hawthorne daki fabrikasında yaptıkları araştırmalar( ), yönetim ve örgüt konusuna davranış açısından yaklaşmanın başlangıcı olmuştur. Hawthorme araştırmaları tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmacılar; ışıklandırma, ısıtma, yorgunluk ve fiziksel yerleşim düzeninin verimlilik düzeyi üzerinde olumlu etkide bulunacağı düşüncesini incelemek için çalışmalarını başlatmışlardır. Klasik yaklaşımın öne sürdüğü düşüncelerin uygulamada test edilmesini amaçlayan bu araştırmada, elde edilen sonuçlar, öne sürülen araştırma hipotezini doğrulamamıştır. Bunun üzerine çalışmalarını verimliliği arttıran unsurların be-

108 96 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ lirlenmesi üzerine kaydıran araştırmacılar, dikkatlerini sosyal faktörlere kaydırmışlardır (Sucu, 2000). Hawthorne de; Işıklandırma, Role Montaj Odası, Mika Yarma Test Odası, Mülakat Programı ve Seri Bağlama Gözlem Odası deneylerini kapsamaktadır. Hawthorne araştırmaları ile işçi davranışlarının fizyolojik, psikolojik, ekonomik ve diğer yönleriyle incelenmesi yoluna gidilmiş ve elde edilen sonuçların sosyal örgütler ve yönetim üzerindeki etkileri izlenmiştir. Yapılan çalışma sonucunda, teknik ve fiziksel şartlarda yapılan olumlu bir iyileştirmenin her zaman verimliliği artırmadığı tespit edilmiş ve bu aşamadan sonra teknik ve fiziksel faktörler, yerini sosyal faktörlere bırakmıştır (Koçel, 1998). Araştırmanın sonuçları kısaca aşağıdaki gibi özetlenebilir (Şahin, 2007): Yapılan işin miktarını, çalışanın fiziki kapasitesi değil, sosyal kapasitesi belirler, Ekonomik olmayan ödüllendirmeler, işçilerin mutluluğunu etkilemekte önemli bir rol oynamaktadır, Yüksek düzeydeki uzmanlaşma, iş bölümünün yeterli düzeyde olduğunu göstermez, Çalışanlar, yönetim ve onun kurallarına birey olarak değil, grup üyesi olarak davranışlarda bulunurlar. Bu araştırma sonuçlarına göre, bireyleri teknik, fiziki ve ekonomik faktörlerden daha çok, sosyal ve psikolojik faktörlerin motive ortaya çıkmaktadır. b. İşbirliği Kuramı Chester Barnard 1938 yılında yayınlanan Yöneticinin İşlevleri adlı yapıtında, örgüt ve yönetimin çağcıl görüşle ilk kapsamlı açıklamasını yapmıştır. Barnard, örgütü aralarında sistematik ilişkiler bulunan, fiziksel, biyolojik, psikolojik ve sosyal öğelerden oluşan bir sistem olarak nitelendirmiş ve iki ya da daha fazla bireyin faaliyetlerinin bilinçli olarak koordine edildiği işbirliği sistemi olarak tanımlamıştır. Barnard, biçimsel örgütün yanı sıra biçimsel olmayan örgütle ilgilenmiş, ikisi arasındaki farkı, birincinin bilinçli olarak ortaya çıkmasına karşılık, ikincinin bilinçsiz olarak ortaya çıkması ile açıklamış ve biçimsel olmayan örgütün bir takım fonksiyonları olduğuna işaret etmiştir (Sucu, 2000). Barnard örgütü, bireysel gereksinimleri karşılamayı amaçlayan, işbirliğine dayalı etkileşimlerden oluşan dinamik bir toplumsal sistem olarak tanımlamıştır. 0, bireyi, örgütü, gereksinimleri karşılayan kimseleri ve müşterileri çevrenin parçası olarak

109 YÖNETİM KURAMLARI 97 düşünmüştür. Böylece, örgütün formal ve informal boyutlarına dikkat çekmiştir (Aydın 2000). Banard a göre örgütlerde tercihler ve- çözüm bekleyen problemler bireylerin biyolojik ve fiziksel kapasitesini aşabilir. Bu nedenle verimliliği sağlamanın en iyi yolu, iş birliğinin sağlanmasıdır. İş birliği ise bir grup amacına adanmışlığı gerektirir. Barnard a göre bir yönetici iş birliği ve verimliliği sağlamak için iki temel koşulu yerine getirmek zorundadır. Etkililik, örgütün ortak amacının gerçekleşme düzeyini gösterir. Verimlilik ise çalışanların güdülerinin doyum düzeyidir. Barnard örgütü, bilinçli olarak koordine edilmiş eylemlere dayalı bir işbirliği sistemi olarak kabul etmiş ve örgütün varlığının, üyelerin örgüte olan katkısı ile örgütün üyelerin ihtiyaçlarını karşılaması arasındaki dengeye bağlı olduğunu ileri sürer (Erdoğan, 2000). Barnard, örgütlerde formal gruplar içinde oluşan informal grupların işlevlerinin, grup normlarının ve değerlerin önemini vurgular. İnformal örgütler, formal örgütün amaçlarının üyeleri tarafından kabul edilmesinde ve üyelerinin örgütsel sosyalizasyonunda önemli bir rol oynarlar. Bireyin güdülerinin doyurulması anlamında, informal örgütler bireyin kendine olan saygısının gelişmesine ve bireyselliğin korunmasına yardımcı olabilir (Karip, 2005). c. X ve Y Kuramı Douglas McGregor, Organizasyonların İnsani Yönü adlı kitabında, örgüt içindeki yöneticilerin davranışlarının, diğer bireyleri algılama biçimi ve görüş şekline bağlı olduğunu savunmaktadır. Bu bağlamda da yönetim ve insan doğasıyla ilgili olarak X ve Y kuramlarını geliştirmiştir. Bu kuram insanlara ilişkin geleneksel otokratik varsayımlarla, daha davranışsal temelli varsayımlar arasında kesin bir ayrım yapmıştır (Davis, 1988). McGregor e göre X kuramının insan davranışları hakkındaki varsayımları şunlardır (Şahin, 2004); Ortalama insan işi sevmez ve işten kaçma yollarını arar, İnsan sorumluluktan kaçar, yönetilmeyi tercih eder, hırslı değildir, güvenliği ön planda tutar, Bencildirler, kendi arzu ve amaçlarını örgüt amaçlarına tercih ederler, Örgüt amaçları doğrultusunda çaba göstermeleri için zorlanmalı, denetlenmeli, yönetilmeli ve ceza ile korkutulmalıdır,

110 98 TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Ekonomik güdülere daha çok ilgi gösterirler, İnsan değişiklikten hoşlanmaz ve örgütsel sorun çözmede yaratıcı değildir. Y kuramının varsayımları ise şöyle sıralanabilir (Şahin, 2004); Çalışmak bir insan için oyun ve dinlenme kadar doğaldır. Ortalama insan işten nefret etmez, İnsan, uygun koşullar oluştuğu takdirde sorumluluk üstlenmek ister, İnsan, doğal olarak tembel değildir. Uygun ortamının oluşturulması ile çalışmak zevk haline getirilebilir, Motivasyon, fizyolojik ve güven düzeylerinde olduğu kadar, sevgi, saygı ve kendini gerçekleştirme düzeylerinde de oluşur. İnsanlar yeterince motive edilirse kendini yönetebilir ve öz denetim duygusu geliştirebilir, Bireyin örgütsel sorunların çözümünde gerekli olan yaratıcılık yeteneklerinin yalnızca bir kısmından yararlanılmakta, insan gücü potansiyelinden tam olarak yararlanılmamaktadır. Güdülemede X kuramının amacı, insan davranışlarını dıştan kontrole tabi tutmak ve insanları yumuşak başlı hale sokmak, söyleneni tepki göstermeksizin aynen yerine getirecekleri koşulları oluşturmaktır. Buna karşılık Y kuramı güdülemede, geniş ölçüde kendi kendini kontrolü ve kendine yön vermeyi esas alır (Davis, 1988). d. Z Kuramı McGregor un X ve Y kuramlarının bütünleşmesi olarak da algılanan bu kuram, tüm örgütün kültürünü yönetim merkezine alıp, bireysellik yerine grup ya da aile olma olgusunu vurgulayarak yaklaşımındaki özgün yanını ortaya koymuştur. Wi- Iliam Ouchi, Z Kuramını oluştururken Japon ve Amerikan yönetim biçimlerini karşılaştırıp, her ikisinin sentezinden bir üçüncü yönetim biçimi ortaya koymuştur. Bu kuramın yönetim felsefesini ise, yönetici ve iş görenlerin sorumluluğu paylaşabilecekleri ve çalışanların örgütle ilgili her türlü karar sürecine katılımı ana unsurları oluşturmaktadır (Beycioğlu, 2007). Ouchi ye göre Z Kuramı bir bütün olarak örgütün kültürü ile ilgilenir. Z Kuramı örgütün kültürü, uzun süreli istihdamı, konsensüse dayalı karar vermeyi, bireysel sorumluluğu, yaşam boyu

111 YÖNETİM KURAMLARI 99 terfiyi, informal bir kontrol sistemini, orta derecede uzmanlaşmış bir kariyer anlayışını ve işgörenin ailesini bütün yaşamını içeren bir destek anlayışını öngörür (Karip, 2005). Kısaca özetlemek gerekirse insan ilişkileri yaklaşımları önemli ölçüde sosyoloji, psikoloji, antropoloji ve bunların alt disiplinlerini meydana getiren endüstriyel psikoloji, endüstri sosyolojisi, sosyal psikoloji, örgütsel psikoloji disiplinlerine dayanmaktadır. Bunun için de, disiplinler arası bir özellik taşımaktadır. Beşeri ilişkiler yaklaşımı bu disiplinlerin katkılarıyla gelişerek, bilimsel bir nitelik kazanmış, karmaşık sorunlar üzerine eğilen ve geniş bir felsefeye dayanan örgütsel davranış haline gelmiştir (Sucu, 2000). İnsan İlişkileri kuramların ortak yönleri aşağıdaki şekilde özetlenebilir İnsan davranışı, kişiler arası ilişkiler, grupların oluşması, grup davranışları, doğal örgüt, güdülemeler, önderlik, örgütsel gelişme ve değişme konularını ele almış ve yöneticilerin yararlanabileceği pek çok araç ve kavramların artmasını sağlamıştır. Klasik kuramın eksik bıraktığı insan unsurunu inceleme konusu yapmıştır. Yöneticilerin aynı zamanda insan yönü olan sosyal bir örgüt kurmak zorunda olduklarını göstermiştir. İnformal grupların güdüleme ve üretkenlik üzerindeki etkilerini açıklamışlardır. Bireye ve informal gruplara verilen önem katılmalı yönetim anlayışının doğmasına neden olmuştur. Örgütün içinde bulunduğu çevreyle olan etkileşimi göz ardı edilmiştir. Kendine özgü ayrı bir örgüt modeli önermemişlerdir. Klasik düşüncenin getirdiği bütün ilkeleri benimsemekte, ancak bu ilkelere insan boyutunun eklenmesini savunmaktadır. Modern (Çağdaş )Yönetim Yaklaşımları 1950 li yılların sonlarından itibaren, endüstride insan ilişkiler yaklaşımının yeterli verimlilik sağlamakta başarısız olduğunu belirten yazarlar gerek bilimsel yönetim ve gerekse insan ilişkileri yaklaşımlarının önerilerini kuşkuyla karşılamışlar, araştırmaları yeni yön vermeye başlamışlardır (Sucu, 2000) yılında Litchfi-

112 100 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ eld bazı öneriler ileri sürerek birleştirici bir teori geliştirme çabasına girişmiştir. Bazı takip eden çalışmalar, yönetim teorisinde bir gelişme sağlamak için araştırmaları insan ilişkilerin daha gerilerine götürmeye başlamıştır. Modern yönetim araştırmalarıyla ilgili çalışmalar genel olarak sistem ve durumsallık yaklaşımları kapsamında ele alınmıştır. Geleneksel örgüt kuramlarının yetersizlikleri ancak modern yönetim kuramlarının ortaya çıkmasıyla giderilebilmiştir. Modern yönetim kuramlarının hepsi de sentezci bir niteliğe sahiptirler. Bununla beraber, modern kuramları bağdaşık bir düşünce sistemine sahip değildirler. Her kuramcının önemle üzerinde durduğu konular birbirinden farklıdır. Ancak sistem kuramı modern yönetim kuramlarının medodolojisini oluşturmaktadır. a. Sistem Yaklaşımı Sistem düşüncesi, bütün bilim dalları için geliştirilen kuramları bir arada değerlendirebilme çabasının sonucu ortaya çıkmıştır. Sistem kavramı, birlikte bir amacı gerçekleştirme işlevini yüklenen, bir birleriyle ve çevreleriyle ilişkili belirli alt birimlerden oluşan; çevresiyle ilişkili ve bir üst bütünün parçası olan bir bütün olarak tanımlanabilir. Sistem kavramı, incelenen olgu ve olayların tümüne uygulanabileceği gibi, incelenen olgu ve olayların daha kolay anlaşılmasını sağlayabilecektir. Böyle bir yaklaşımdan yola çıkıldığında, birleşik ve bütünleşmiş parçalardan oluşan herhangi bir yapı, olay veya faaliyet, kavram bir sistem olarak ele alınabilir (Koçel, 1998).Sistem yaklaşımı, örgütü oluşturan ve etkileyen bütün değişkenlerin bir arada görülmesini olanaklı kılmaktadır. Sistem kuramını, klasik kuramlardan ayıran en önemli özelliğin örgüt-çevre etkileşimine yaptığı vurgu olduğu söylenebilir (Tekeli, 1974;Bursalıoğlu, 1991). İlk defa Bcrtalanffy tarafından 1930 larda ortaya atılıp geliştirilen Genel Sistemler Kuramının amacı bilimler arası işbirliğinin sağlanmasıdır. Bartalanffy, Boulding tarafından öne sürülen doğal bilimler sınıflamasını izleyerek, sistemlerin hiyerarşik basamaklarını ortaya koymuştur. Boulding, biyoloji yerine iktisat ve sosyal bilimlerden hareket ederek, aynı sonuca varan insanlardan biri olup bu konuda görüşlerini derli toplu dile getiren, bunu yazıya döken ilk düşünürdür (Dicle ve Dicle, 1969). Genel Sistemler kuramının öncülerinden Boulding ve Bartalanffy sistemleri (Dicle ve Dicle, 1969; Sucu, 2000); 1. Statik yapı düzeyi sistemleri - atom, molekül, kristal veya masa

113 YÖNETİM KURAMLARI Basit dinamik sistemler, zemberekli sistemler -solar sistemler veya saat 3. Denetim mekanizmalı, sibernetik sistemler -termostat 4. Açık ve kendi kendini devam ettiren sistemler - canlı bir hücre 5. Genetik aşama sistemleri-ilkel organizmalar - bitki 6. Hayvan sistemleri, otonom davranışlı sistemler -bilincin başlangıcı 7. İnsan-sembolleştirme gücü olan sistemler 8. Örgütsel sistemler, sosyal-kültürel sistemler -kültür 9. Sembolik sistemler, üstün sistemler -dil, mantık, matematik, sanat, ahlak olarak sınıflandırmaktadır. Kast ve Rosenzweigise sistemleri (Sucu, 2000); mekanik (çevresine kapalı olan), biyolojik ve sosyal sistemler olarak sınıflamıştır. Sistemlerin temel özellikleri şunlardır (Tekeli, 1974; Koçel, 1998); a. Sistemlerde, basamaksal (hiyerarşik) bir yapı bulunmaktadır. Alt sistemlerden oluşan sistem, aynı zamanda bir başka sistemin alt sistemi durumundadır. b. Sistemler karşılıklı ilişkili parçaların bileşimidir. c. Sistemler çevreleriyle ilişki içinde bulunurlar. ç. Sistemler çevreleriyle etkileşim düzeyleri temelinde açık veya kapalı sistemler olarak nitelendirilirler. d. Sistemler, kendilerini dış çevrelerinden ayıran sınırlara sahiptirler. e. Sistemler, en az bir işlevi yerine getirirler. f. Sistemler ancak, kendini oluşturan öğeler dinamik olarak karşılıklı ilişkide bulundukları zaman kavranabilirler. g. Sistemlerde denetim sistemlerin nitelikleri temelinde farklı şekillerde gerçekleştirilir. ğ. Sistemlerde, gelişme ve büyüme dolayısıyla işlevsel genişleme, uzmanlaşma, farklılaşma ve faaliyetlerini (etki alanlarını) genişletme eğilimi bulunmaktadır. h. Sistemler karışıklık, bozulma, durgunluk ve yok olma yönünde bir eğilim taşırlar.

114 102 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ ı. Sistemlerde, sistemi oluşturan bileşenler arasında (tüm karşıtlıklarına ve içsel değişimlere karşın) kararlı bir durum söz konusudur. i. Sistemler çevreleriyle ilişkilerinde dinamik bir denge oluşturmaktadırlar. j. Sistemler amaçlarına ulaşma biçimleri bakımından farklılık gösterirler. Sistem fikrini önce fiziksel sistemlere (örneğin, elektronik beyin, silah sistemi), sonra da yönetimin görevlerine uygulayarak bir sistem kuramı geliştiren Optner sistemlerin; (1) sistemin girdileri (inputlar), (2) girdilerin işlenmesini sağlayan merkezî dizge (processing), (3) sistemin çıktıları (outputs), (4) kontrol ve (5) sistemin kendisini çevreye devamlı olarak uydurmasını ve böylece yaşayabilmesini sağlayan «feedback» mekanizmasından oluştuğunu belirtmektedir (Dicle ve Dicle, 1969). Sistem teorisi ile ilgili önemli kavramlardan biri de entropi dir. Bu kavram, sistem şeklinde nitelenen bütündeki bir eğilimi ifade eder. Bir sistemde faaliyetlerin bozulması, dengenin bozulması, karışıklık ve aksaklıkların ortaya çıkması sonunda sistemin faaliyetlerinin durması yönünde bir eğilim olabilir. İşte Entropi bu eğilimi ifade eden bir kavramdır. Dolayısıyla, özelliği ve boyutu ne olursa olsun her sistemde Entropi mevcuttur. Kapalı sistemlerde entropi daha kuvvetlidir ve belirli bir süre sonunda sistemi tamamen durduran en önemli unsurdur. Açık sistemlerde (biyolojik ve sosyal sistemlerde) entropi kolaylıkla durdurulabilir. Yani açık sistemler çevrelerinden aldıkları bilgi, enerji ve malzeme ile entropiyi durdurarak onun etkilerini negatif duruma getirebilirler. Bu nedenle de açık sistemlerin dışarıdan aldığı yardımla bünyesindeki karmaşıklık ve bozukluk eğilimini yani entropinin neticelerini ortadan kaldırmasına «negatif entropi» denir (Sucu,2000). Sistem fikrini küçük guruplar ve toplumsal örgütlere uygulayan Homans ın sosyal sistemler kuramını geliştirmiştir. Her sosyal sistem üç yünlü bir çevre içinde yaşamaktadır: fiziksel, kültürel, teknolojik. Fiziksel çevre arazi, iklim vb. etkenleri içine alır. Kültürel çevre içinde normlar, değerler ve toplumun amaçları yer alır. Teknolojik çevreyi ise mevcut bilgi seviyesi ile bunun neticesi olan bütün icatlar meydana getirir. Bu dış etkenler sistemin içinde belirli eylemlerin (activities), insanlar arasındaki ilişkilerin (interaetions) ve şahıslarda belirli hislerin (sentıments) doğmasına yol açmakladırlar. Böylece sosyal sistemlerin davranışı esas itibariyle dış etkenler tarafından belirlenir. Çevrede meydana gelen herhangi bir değişme sistemin de değişmesini ve çevresine göre yeni bir şekil almasını gerektiriyor (Dicle ve Dicle, 1969).

115 YÖNETİM KURAMLARI 103 Homans gibi Parsons da sosyal sistemlerle ilgilenmiş ancak kuramını daha geniş toplumlar düzeyde ele almıştır. Pearsona a göre sosyal sistemler insanlar arasındaki ilişkiler sisteminden başka bir şey değildir. Toplum bir hareketler sistemidir (action svstem). Her hareket sistemi, her biri toplumun bir problemine işaret eden, dört yönden incelenebilir: (I) toplumun devam ettirilmesi (maintenance), (2) sistemi teşkil eden çeşitli unsurların birleştirilmesi (integration), (3) sistemin amaçlarına ulaşılması (goal-attainmem) ve (4) sistemin çevredeki değişikliklere uydurulması (adap-tation) (Dicle ve Dicle, 1969).Talcot Parsonssosyal sistemin her bir düzeyin uyma, hedefe ulaşma, gerginliği giderme ve bütünleştirme problemleri olduğunu ileri sürmüştür. Bunlardan uyma ve gerginliği giderme araç, diğerleri amaç durumundadır (Bursalıoğlu, 2003: 37). b. Durumsallık Yaklaşımı Kimi yazarların Neo-Modern Yaklaşım, Açık Sistem Yaklaşımı veya Koşulsallık Yaklaşımı olarak adlandırıldığı bu yaklaşım diğerleriyle eşanlamlı kullanıldığı gibi, farklı anlamlarda da kullanılmıştır (Öztürk, 2003) lerin ortalarında gelişmeye başlayan ve 1980 li yılların yönetime temel yaklaşımı haline geleceği ileri sürülen durumsal ya da koşulsal yaklaşım, esas itibariyle sistem yaklaşımına dayanır. Durumsallık yaklaşımı ile ilgili ilk araştırmaların ortaya koyduğu bulgular, 1965 yılında Woodward tarafından açıklandı. Woodward, hangi yapısal değişkenlerin ekonomik başarıyla ilişkili olduğunu belirleyebilmek için İngiltere de 100 işletmede incelemeler yaptı. Bu işletmeler üç tip üretim teknolojisine göre sınıflandırılmıştı: Ünite üretimi, kitle üretimi ve sürekli üretim. Araştırmalar etkili örgütlerin kullandıkları teknolojiye göre değiştiğini ortaya koymuştur. Kitle halinde üretim, klâsik şekil ile daha başarılı oluyordu, oysaki ünite ve sürekli üretimleri davranışsal biçimleri kullandıklarında daha başarılı oluyorlardı (Sucu, 2000). Durumsallık yaklaşımına göre örgütler, değişen çevresel faktörlerden etkilenmektedir. Durumsallık yaklaşımına göre örgütler değişmez ilkelere göre değil, içinde faaliyet gösterdiği çevrenin koşullarına göre şekillenir. Böyle bir yaklaşım, değişen her yeni durum için farklı yönetim uygulamalarını gerektirir. Bunun için örgütler çevresel koşullara uyum sağlayacak esnek ve organik yapılar olarak gelişmektedirler (Genç, 2004, Kara, 2010). Durumsallık Yaklaşımı nda ağırlık; teknoloji, sosyal davranış ve çevre şartları üzerinde yoğunlaşır. Bu yaklaşıma göre dünyanın her yerinde geçerli olabilecek tek bir organizasyon yapısı ve yönetim felsefesi oluşturmak mümkün değildir. Durumsal yaklaşım, yönetim uygulamaları, önderlik biçimleri ve örgüt dizaynının

116 104 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ belli durum ve koşullarda geçerli olduğunu savunur. Durumsallık kuramlarına göre örgütler, çevresel durumlara uyum sağlamak ve içsel ihtiyaçları doyurmak ve dengelemek için dikkatle yönetilmesi gereken açık sistemlerdir. Yapılanma biçimi, görevin türüne ya da ilgili olduğu çevreye göre değişir. Örgütlerin yapısı kabul edilmiş ilkelere göre değil, organizasyonun içerisinde faaliyet gösterdiği çevrenin durumunun ve değişik boyutlarının gereklerine göre şekillenir (Mullins,1993). Bu da yönetim için farklı her durum için farklı teknik ve yöntemleri kaçınılmaz kılar. Örneğin; yönetici bir grup deneyimsiz kişileri yönetiyorsa, önderlik biçimi deneyimli astlara uygulanacağından farklı olacaktır. Çünkü açık sistem olan örgüt, çevreyle ilişkiye girmek, ondan etkilenmek ve onu etkilemek durumundadır. Bugün yöneticiler, dünyanın artan çevresel problemlerini daha fazla zaman ayırmak zorundadırlar (Can, 2005; Genç, 2004; Kara, 2010). Durumsallık yaklaşımı; örgüt, teknoloji ve çevre üzerinde durmuştur. Bir örgütün en önemli yanı başarmayı amaçladığı iş ve bu işi yapmak için kullandığı teknolojidir. Teknoloji, bir örgütte -kişileri, -grupları, -örgütsel ilişkileri, -yönetim tekniklerini etkileyecektir. Teknoloji, genel olarak girdileri çıktılara dönüştüren araçlar topluluğu olarak tanımlanmaktadır. Bu araçlar fiziksel araçlar olabileceği gibi (makine, teçhizat, donanım) fiziksel amaçlar (çeşitli modeller, programlar, kavramlar) şeklinde de olabilir (Kara, 2010). Durumsallık yaklaşımına önderlik konusundaki araştırmaları ile bu ismi bulan Fiedler dir. Fiedler, etkili bir önderlik şeklinin, görev yapısı ve liderlik pozisyonunun sağladığı gücü de kapsayan çok sayıdaki değişkenlerin birbirlerini etkilemelerine bağlı olduğunu göstermiştir. Şartların lider durumunda bulunan kişi için uygun olması veya olmaması durumunda genellikle klâsik yaklaşım etkili olmamaktadır. Fakat şartların uygunluk bakımından orta sınırda bulunması halinde daha davranışsal bir yaklaşıma kaymak uygundur. Şartların uygunluk bakımından orta sınırda bulunması durumu, organizasyonlarda en çok görülen bir olgudur (Sucu, 2000). c. Kültürel Farklılıklar Kuramı Geert Hofstede nin çalışmaları milli ve bölgesel kültürel gruplaşmalar olduğunu ve bunların toplumların ve kurumların davranışları üzerinde etkileri olduğunu ve zaman içinde kalıcı olduğunu belirtmektedir (Hofstede, 2001). Bir toplumun sahip olduğu kültürel özellikler, o toplumda ya da diğer toplumlardaki kurumların genel işleyiş sistemi, yönetim ve yönetici kavramların algılanışı, kurumlardan

117 YÖNETİM KURAMLARI 105 beklentiler gibi birçok konudaki farklılıkları ortaya koymaktadır. Bu farklılıklar her toplumdaki kurumsal ve yönetimsel süreçler ve uygulamalar üzerinde de belirleyici olmakta, bu nedenle de kurumların sahip olduğu kültürel özellikler bir anlamda o toplumun yansımalarından meydana gelmektedir(temel Eğinli ve Yeygel Çakır, 2011). Hofstede 53 ülke, 3 bölge ve kişi üzerinde yaptığı araştırmada kültürler arası farklılıklara ilişkin 4 boyut belirtmiştir. Bunlar güç mesafesi özelliği, belirsizlikten kaçınma, bireysellik ve toplumsallık, erillik ve dişillik özelliğidir. Hofstede de göre bu dört boyuta bakarak her toplumun ya da her topluluğun kültürünü okumak mümkündür (Hofstede, 2001). Güç Mesafesi: Bir toplumda bireyin kendisinden bir üst seviyedekilerle ilişkisi o topluma özgü bir şekil alır. Sosyal statüsü daha düşük olanların kendilerinden daha yukarıda olanlara nasıl davrandıkları her kültürde farklıdır. Güç mesafesinin yüksek olduğu topluluklarda üstlerin verdiği emirler sorgulanmadan yerine getirilir; düşük olduğu durumlarda ise astlar kendilerini yöneticileriyle eşdeğer görürler. Dar bir güç mesafesinin hakim olduğu kültürlerde herkesin eşit hakları vardır, bu topluluklarda yönetime katılım daha fazladır. Güç mesafesi yüksek olan toplumlarda sosyal eşitsizlik ve hiyerarşi daha doğal karşılanır. Çalışanların yönetime katılmaları teşvik edilmez (Hofstede, 2001; Robinson, 2005). Erillik ve Dişillik: Erkeksi değerleri sahiplenen toplumlarda kendini öne çıkarmak, performans sergilemek, görünür bir başarı sağlamak ve para kazanmak ön plana çıkarken kadın değerlerini sahiplenen toplumlarda insan ilişkilerine paradan daha fazla önem vermek, insanlara yardımcı olmak daha ön plana çıkar. Erkeksi kültürlerde rekabet, hırs gibi değerler; kadınsı kültürlerde ise empati, iletişim, şefkat ve anlayış gibi kavramlar öne çıkar. Kadınsı kültürlerde uyum ve anlaşma çok önemlidir. Bu kültürlerde alçakgönüllü olmak yüceltilen bir değerdir. Fikir ayrılıklarını ifade etmek yerine orta yolu bulmak arzu edilir. Mutluluk ve huzur, başarı ve güç elde etmekten daha değerlidir. Dayanışma en önemli erdemdir. Ortalama bir insan olmak, uyumlu olmak, iyi ilişkiler içinde olmak gerekir. Sivrilmek ve sürüden ayrılmak iyi değildir (Hofstede, 2001; Robinson, 2005). Bireysellik ve Toplumsallık: Kişilerin kendi ihtiyaçlarına mı yoksa içinde bulundukları grubun ihtiyaçlarına mı daha fazla öncelik ve önem verdiği ile ilgilidir. Bireysel kültürün hâkim olduğu toplumlarda kişiler, içinde bulundukları grubun çıkarından çok kendi çıkarlarını düşünürler. Kimliklerini gruptan bağımsız olarak bireysel konumlarına ve zevklerine göre tarif ederler. Bu toplumlarda insanlar bağımsız olmak

118 106 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ ve kendi ayaklarının üzerinde durmak isterler. Kişiler arası bağlar zayıftır. Bu toplumlarda özel hayat kutsaldır. Herkes kendinden sorumludur. Bu toplumlar ben kültürünün hâkim olduğu toplumlardır. Bireysellik katsayıları düşük olan toplumlarda ise insanlar kendilerinden önce bağlı oldukları grubu, aileyi, cemaati ve hemşeriliği önemserler. Kendilerini tanıtırken önce bağlı oldukları grubu ifade ederler. Kendilerini ait oldukları grubun bir uzantısı olarak tarif etmekten hoşlanırlar. Bu toplumlarda bir insanın özel hayatı olması hoş karşılanmaz, kabile şeklinde yaşamaya daha fazla değer verilir. İnsanların özel hayatları grubun, ailenin, cemaatin istilası altındadır. Bu toplumlarda hayatı yakın çevreyle birlikte yaşamak en önemli değerdir. Bu toplumlar biz kültürünün hâkim olduğu toplumlardır (Hofstede, 2001; Robinson, 2005). Belirsizlikten Kaçınma; boyutu, bir toplumda insanların belirsizliğe tahammül edebilme derecesidir. Bu özellik bir kültürün üyelerinin bilinmeyen karşısındaki korku ve tedirginliğini ölçer. Bazı toplumlar belirsizlik karşısında daha stresli olurken bazıları belirsizliği daha serinkanlı karşılar. Belirsizliğe tahammüllü olmayan toplumlarda insanlar kuralların belirli ve kesin olmasını isterler. Her şeyin her zaman planlandığı gibi gelişmesini beklerler. Bu yüzden bu tarz toplumlarda değişim istenen ve beklenen bir şey değildir. İnsanlar geleceğin kesin olmasını, bilinmeyenin az olmasını isterler. Eğitim kurumlarında bir öğretmenin Bilmiyorum. demesi kabul edilemez bir durumdur. Bir işyerinin sağlaması gereken en önemli özellik iş güvencesidir. Bu toplumlarda belirsizlik artınca insanlar streslerini saldırganlığa dönüştürürler (Hofstede, 2001; Robinson, 2005). Belirsizliğe tahammülü olan toplumlarda ise kuralların esnek olması bireyleri rahatsız etmez. Bireylerin kendilerine olan güvenleri daha fazladır, değişimi daha hoşgörüyle karşılarlar. Belirsizliğin ve riskin arttığı durumlarda stresli bile olsalar saldırgan davranışlardan kaçınırlar. Olayların siyah-beyaz kurallara bağlı olması gerekmez, grilikler kabul görür. Bu boyut bir toplumda, bilginin yetersiz olduğu veya açık olmadığı, karmaşıklığın var olduğu, değişmelerin hızlı ve kestirilemez bir biçimde geliştiği ortamlardan duyulan tedirginliğin düzeyi ile ilgilidir (Hofstede, 2001; Robinson, 2005). Çağdaş yönetim kuramların ortak yaklaşımları aşağıdaki şekilde özetlenebilir: Çağdaş kuramların, büyük ölçüde, hızlı değişme ve uyma, rekabet edebilme, çok değişken bir çevrede ayakta kalabilme ve proaktif olabilme gibi kaotik ortamlarda örgütlenme ve yönetime odaklandıkları söylenebilir. Örgüt ve birey boyutları arasında arzu edilen dengeyi kurmaya çabalamışlardır.

119 YÖNETİM KURAMLARI 107 Örgüt ve yönetimi çevreleri ile birlikte ele almışlarıdır. Yapılanma, tek bir defada inşa edilen ve süreklilik arz eden bir girişim değildir; aksine belli değişkenlere göre en iyi- en geçerli yapılanmanın araştırılması sürecidir. Bu yapılanmayı, strateji, teknoloji ve çevre gibi temel değişkenlere göre inşa etmek gereklidir. Yönetimde farklılıkların önemi üzerinde durmuşlardır. Farklılıkların örgütler için bir zenginlik olabileceğini belirtmişlerdir. Rekabet ortamında farklılık yaratmanın örgüt için üstünlük sağlayabileceği vurgulanmıştır. Yönetim Kuramlarının Eğitime Yansımaları Eğitim yönetimi, bir disiplin olmaktan ziyade, pek çok alanın; antropoloji, sosyoloji, psikoloji, tarih, vb. bilgi temeline yaslanan disiplinler arası bir çalışma alanıdır. Eğitim örgütleri önceden belirlenmiş amaçlar doğrultusunda belirlenen hedeflere ulaşmak için öğrencilerin bilgi, tutum ve davranış kazandırmak için özel olarak düzenlenmiş kurumlardır. Bu tür eğitim kurumları, okullar, kolejler, araştırma merkezi, üniversitelerdir. Eğitim örgütlerinin en önemli özelliği girdisinin işleyenin ve çıktının insan olmasıdır. Yani insan eğitim örgütlerinin merkezindedir. Çalışma ve uygulama alanı olarak Eğitim yönetimi ilk başta Amerika Birleşik Devletlerinde sanayi ve ticaret uygulanacak yönetim ilkeleri türetilmiştir. Teori gelişimi büyük ölçüde eğitim ortamlarında endüstriyel modellerinin uygulamasını içeriyordu. Eğitim yönetiminin temel amacı ilgili oldukları eğitim örgütlerini, eğitim politikaları ve örgüt amaçları doğrultusunda verimli kılmak, yaşatmak ya da etkili bir biçimde işler tutmaktır. Eğitim örgütlerinin ussal, bürokratik ve amaca dönük olarak yapılandırmaları klasik yönetim anlayışının yansımasıdır (Şahin Fırat, 2006). Klasiklerin, verimi ve işi ön planda tutan yaklaşımı eğitim örgütlerinin de bu kuramlardan yararlanmasına ve okul yöneticilerinin verim uzmanı gibi çalışmasına yol açmıştır. Entelektüel yetiştiren eğitim anlayışından, üretici yetiştiren eğitim anlayışına geçilmiş, eğitime yatırım olarak bakılmaya başlanmıştır. Klasik yönetim teorisinin, okulun yapı, amaç ve işlevlerini etkilediği söylenebilir. Eğitimde de etkililik ve verimlilik kavramları ön planı çıkmıştır. Groshan a göre, Taylorizmin okul yönetimine girmesi, okul yöneticisinin bir verim uzmanı sayılmasına yol açmıştır. Okulun entelektüel boyutundan çok sanayi toplumunun ön gördüğü üreten

120 108 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ ve tüketen insan modeli önem kazanmıştır. Buna bağlı olarak teknik eğitim önem kazanmıştır. Eğitim, önemli bir yatırım alanı ve aracı olarak görülmüştür (Bates, 2001). Bütün klasik örgüt ve yönetim kuramlarında hiyerarşi temel alınmıştır. Bürokrasi yaklaşımı, eğitim yönetimi uygulamalarında esas alınmıştır. Weber in İdeal Bürokrasi yaklaşımı, okullarda önceleri katı uygulamalara yol açmış ve daha sonra demokratik yönetim gereksinimini doğurmuştur. Fayol un yönetim ilkeleri ve yönetim süreci düşüncesi eğitime katkı sağlarken, emretme, sıkı denetim ilkelerinin okula uygulanması ise çeşitli sorunlar yarattı. İnsan ilişkileri yaklaşımları örgütle ilgili teknik boyut ve sorunlardan çok insani boyut ve sorunlarla ilgilenmişlerdir. İnsan ilişkileri yaklaşımları ile gündeme gelen liderlik, işbirliği, iletişim, etkileşim, informal örgüt, grup çatışmaları, karara katılma gibi konular, eğitim örgütlerinde de gündeme gelmiştir. İnsan ilişkileri yaklaşımları, okul yöneticilerinin rollerine ilişkin de farklı bakış açıları getirmiştir. İnsan ilişkileri yaklaşımları, insanı eğitimin merkezinde gören yaklaşımlarla büyük ölçüde örtüşmektedir. Dolayısıyla bireyi yaşama hazırlamak ve sosyalleştirmek, okulların temel amacı olarak görülmeye başlanmıştır. Denetimde yetkiden çok etkileme yollarını kullanma ön plana çıkmıştır. Denetimde rehberlik boyutu önem kazanmıştır. İnsan ilişkileri yaklaşımları, okul içinde yönetici, öğretmen, öğrenci ve diğer çalışanların karşılıklı etkileşimine önem vermiştir (Şişman, 2010). Çağdaş kuramlar yönetimin örgüt ve çevresel koşullara göre değiştiğini göstermiştir. Çağdaş kuramlar örgütü çevresi ile etkileşen açık bir sistem olarak gören bütüncül bakış açısı sunmuştur. Sistem yaklaşımları da eğitim örgütlerine yeni bakış açıları getirmiştir. Eğitim sektöründe girdi-çıktı analizlerini yapılmıştır. Okulların alt sistemler (bölüm, sınıf, yönetim, öğretmen, rol, statü vb.) ile birlikte onu çevreleyen üst sistemlerin (merkez örgüt, eğitim müdürlükleri, denetim örgütü vb.) uyumlu yönetimleri ile başarılı olabileceği savunulmuştur Okul yöneticilerinin okul yönetiminde çevresel etki, beklenti, değişme ve gelişmeleri hesaba katmaları gereği gündeme gelmiştir(şişman, 2010).. Bu kuramdan yararlanan eğitim yöneticisi, okulu hem eğitim sisteminin alt sistemi olarak, hem de alt sistemleri olan bir üst sistem olarak değerlendirilmiştir. Çağdaş yönetim yaklaşımların etkisiyle okul dışında yer alan ana-babalar, iş dünyası, politik örgütler ve diğer baskı gruplarının önem kazanmıştır.

121 YÖNETİM KURAMLARI 109 KAYNAKÇA Aydın, M. (2000).Eğitim Yönetimi. Ankara: Hatiboğlu Yayınları. Balcı, A. (1992). Eğitim örgütlerine yeni bakış açıları: kuram-araştirma ilişkisi. Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 25(1): Bates, R. J. (2001). Eleştirel Teori Açısından Eğitim Yönetimi. (Çevirenler: Selahattin Turan ve Mehmet şişman) Kuram ve Uygulamada Eğitim Yönetimi, 28: Beycioğlu, K. (2007). Z kuramı ve okul yönetimine uygulanabilirliği açısından değerlendirilmesi. Kastamonu Eğitim Dergisi, 15(1), Bursalıoğlu, Z. (2003).Eğitim Yönetimi Teori ve Uygulama. Ankara: Pegem A Yay. Can, H. (2005). Organizasyon ve Yönetim. Ankara: Siyasal Kitabevi. Çoban, G.(2006). Öğrenen Organizasyon ve Bankacılık Sektöründeki Uygulaması, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi Davis, K. (1988).İşletmede İnsan Davranışı; Örgütsel Davranış. (Çev. Kemal Tosun vd.), İstanbul: İ.Ü. İşletme Fakültesi Ya. No:199, Davranışsal Yönetim Teorisihttp://www.webhatti.com/ansiklopedi/ davranissal-yonetim-teorisi.html#ixzz2ihstswae Dicle, İ. A ve Dicle, Ü. (1969). Sistem kuramı ve toplumsal örgütlere uygulanışı, Amme İdaresi Dergisi, Cilt: 2, Sayı: 4, Erdoğan, İ. (2000). Okul Yönetiminde Öğretim Liderliği. İstanbul: Sistem Yay. Genç, N. (2005). Yönetim ve Organizasyon, Ankara: Seçkin Yayınevi. Hofstede, G. (2001). Cultures and organizations: Software for the mind, westwood.wikispaces.com/file/view/hofstede.pdf Kara, Y.(2010). Durumsallık Yaklaşımı Yönetim ve Örgüt Teorisi. Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, yayınlanmamış yüksek lisans tezi Karip, E. (2005). Yönetim biliminin alanı ve kapsamı, Eğitim ve Okul Yöneticiliği El Kitabı (Edit: Yüksel Özden). Ankara: Pegem A Yayıncılık. Koçel, T. (1998). İşletme Yöneticiliği, İstanbul: Beta Yay. Yenilenmiş 6. Baskı, Leblebici, D. N. (2008). Yönetim Bilimi Açısından Klasik Dönemi Hatırlamaya İlişkin Bir Çalışma, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 21: Morgan, G. (1997). Images of Organization, Thousand Oaks, California: Sage Publications, Inc.

122 110 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Mullins, L. J. (1993). Management and Organizational Behaviour. 3rd ed. London, Pitman Publishing. Öztürk, M. (2003). İşletme ve Yönetim, İstanbul: Papatya Yayıncılık. Robinson, D. (2005). Management development, Training Journal, January 2005, Rodrigues, C. A. (2001). Fayol s 14 principles of management then and now: a framework for managing today s organizations effectively, Management Decision, 39(10): Scott, W. R. (1998). Organizations: Rational, Natural, and Open Systems. New Jersey: Prentice Hall. Sengül, R. (2007). Henri Fayol un Yönetim Düsüncesi Üzerine Notlar. Yönetim ve Ekonomi, 14(2) Sucu, Y. (2000). Geçmişten Günümüze Yönetim Düşüncesindeki Gelişmeler Bütünleştirici Bir Durumsallık Modeli. Ankara: Elit Yayıncılık. Şahin, A. (2004). Yönetim kuramları ve motivasyon ilişkisi. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 11, Şahin Fırat N. (2006). Pozitivist yaklaşımın eğitim yönetimi alanına yansıması, alana getirdiği katkı ve sınırlılıkları. Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Dergisi 20: Şişman, M. (2010). Eğitim ve Okul Yönetimi. eoy.pdf Tekeli, İ. (1974). Çeşitli Sistem yaklaşımları ve bunların iç ilişkileri üzerine, Amme İdaresi Dergisi, 4(4), Temel Eğinli, A. ve Yeygel Çakır, S. (2011). Toplum kültürünün kurum kültürüne yansıması. Sosyal ve Beşeri Bilimler Dergisi, 3(2), Varol, E. S. (2001). Örgütlerin gelişimi: standart üretimden, yenilik, buluş dönemine. GÜ. İİ:B.F Dergisi, 1:

123 YÖNETİM SÜREÇLERİ 5 BÖLÜM Yrd. Doç. Dr. Habib ÖZGAN *, Arş. Gör. Mahmut KALMAN ** *** AMAÇLAR Yönetim hakkında bilgi sahibi olabilme Yönetim süreçlerini kavrayabilme Yönetim süreçlerinin okulda kullanımını anlayabilme * Gaziantep Üniversitesi, Gaziantep Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü ** Gaziantep Üniversitesi, Gaziantep Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü 111

124

125 YÖNETİM SÜREÇLERİ 113 Giriş Yönetim, ilk insana kadar uzanan bir geçmişe sahip olmasından dolayı çok eski, sistematik ve bilimsel bilgi birikimi açısından bakıldığında ise yeni bir kavram olma özelliğine sahiptir. Özellikle 20.yüzyıldan bu yana bilimsel çalışmaların odağında olan yönetim, içinde insan unsurunu barındığı için sonu olmayan dinamik ve değişken bir bilim dalıdır. Yönetimle ilgili farklı tanımlar yapılmaktadır. Yönetim, belli amaçlara ulaşmak için var olan kaynakların etkin ve verimli bir şekilde kullanılması sürecidir (Genç, 2007;Şimşek, 2009; Yılmaz, 2008). Yönetim belirli hedefleri gerçekleştirmek için bir araya gelmiş iki veya daha fazla kişinin meydana getirdiği bir grup faaliyetidir (Eren, 2008). Yönetim, başkalarının örgütteki işleri etkin ve verimli bir şekilde yapabilmesi için, onların eylemlerinin koordine edilmesi ve denetlenmesini kapsar (Robbins &Coulter, 2012). Bilim ve teknolojideki gelişmeler yönetimle ilgili farklı tanımların ortaya çıkmasına karşın, işlevi hep aynı kalmıştır. Bu işlev, insanların ortak hedefler, değerler ve doğru bir yapı aracılığıyla performans göstermesini sağlamak ve değişime ayak uydurmalarına yardım etmek için onları eğitmek ve geliştirmektir (Drucker, 2001a). Tarihsel açıdan yönetimin gelişimi incelendiğinde ilk çalışmaların çoğunlukla Frederick W. Taylor ve onun bilimsel yönetim anlayışına dayandığı görülmektedir. Yönetim, klasik yönetim yaklaşımı, neoklasik yönetim yaklaşımı, modern yönetim yaklaşımı ve postmodern yönetim yaklaşımı olmak üzere dört ana grupta incelenmektedir.

126 arac l ğ yla performans göstermesini sağlamak ve değişime ayak uydurmalar na yard m etmek için onlar eğitmek ve geliştirmektir (Drucker, 2001a). Tarihsel aç dan yönetimin gelişimi incelendiğinde ilk çal şmalar n çoğunlukla Frederick 114 W. T Taylor ve onun bilimsel yönetim anlay ş na TÜRK dayand ğ EĞİTİM SİSTEMİ görülmektedir. VE OKUL Yönetim, YÖNETİMİ klasik yönetim yaklaş m, neoklasik yönetim yaklaş m, modern yönetim yaklaş m ve postmodern yönetim yaklaş m olmak üzere dört ana grupta incelenmektedir. Şekil 1. Yönetimin Tarihsel Gelişimi 80 Bir örgüt olarak okulun yönetimi ise eğitim ve öğretim hizmetleri, öğrenci kişilik hizmetleri, destek hizmetleri gibi hizmetlerden oluşmaktadır. Okul yönetimi, amaçları ve hedefleri belirlemek, nasıl bir gelişme sağlanacağı ve amaçlara nasıl ulaşılacağını belirlemek; hedeflere en kısa yoldan önceden planlanan şekilde ulaşmak için var olan kaynakları (insan, zaman, materyal) organize etmek, süreci (başarıyı ölçmek ve gerektiğinde düzenlemeler yapmak) denetlemek ve örgütsel standartları belirlemek ve geliştirmektir (Everard, Morris & Wilson, 2004).Etkili okul yönetimi; insan, para, araç ve gereç, bina, materyal ve zaman gibi kaynakları en üst düzeyde kullanmak, hedefleri tanımlamak, planlamak, organize etmek, koordine etmek, çalışanları dinlemek, karar vermek, çalışanların yaptıklarını gözden geçirmek ve belirlenmiş hedefleri başarmakla gerçekleşebilir (Dunham, 2005). Yönetim Süreçleri Yönetim, farklı süreçlerden meydana gelir. Bu süreçleri sınıflamak zordur, çünkü tüm süreçler birbiriyle bağlantılıdır (Rue&Byars, 2000). Yine de her süreçte izlenilmesi gereken adımların anlaşılması adına böyle bir sınıflamanın yapılması gerekmektedir. Yönetim süreçleri, H. Fayol tarafından planlama, örgütleme, koordinasyon, yöneltme ve denetim/değerlendirme olmak üzere beş alt grupta toplanmıştır. Daha sonraları yönetim bilimciler, yukarıda sayılan beş sürece ek ola-

127 Yönetim Süreçleri Yönetim, farkl süreçlerden meydana gelir. Bu süreçleri s n flamak zordur, çünkü tüm süreçler birbiriyle bağlant l d r (Rue&Byars, 2000). Yine de her süreçte izlenilmesi gereken ad mlar n anlaş lmas YÖNETİM SÜREÇLERİ ad na böyle bir s n flaman n yap lmas gerekmektedir. Yönetim 115 süreçleri, H. Fayol taraf ndan planlama, örgütleme, koordinasyon, yöneltme ve denetim/değerlendirme olmak üzere beş alt grupta toplanm şt r. Daha sonralar yönetim bilimciler, rak, yukar da kadrolama, say lan etkileme, beş sürece iletişim ek ve olarak, karar vermeyi kadrolama, de yönetim etkileme, süreçlerine iletişim dâhil ve karar vermeyi de etmiştir. yönetim Bu süreçlerine aşağıda dâhil etmiştir. açıklanmıştır. Bu süreçler aşağ da aç klanm şt r. Şekil 2. Şekil Yönetim 2. Yönetim süreçleri süreçleri 1.Karar Karar Verme Verme Karar, Karar, bir bir konuya konuya veya veya soruna ilişkin düşünülerek varılan var lan kesin kesin yargı yarg olarak olarak ifade ifade edilebilir. Karar edilebilir. verme Karar ise bir verme konuya ise bir ilişkin konuya çeşitli ilişkin görüş çeşitli ve görüş alternatiflerden ve alternatiflerden en makul en olan seçmek ve istenen sonuca ulaşmak için bir yarg ya varmakt r (Şişman, 2010). makul olanı seçmek ve istenen sonuca ulaşmak için bir yargıya varmaktır (Şişman, vermenin 2010). kendine özgü sistematik bir süreci ve aç kça belirlenmiş öğeleri vard r Karar (Drucker, 2001b). Bu sistematik süreçte, doğru şekilde ve doğru zamanda uygulamaya Karar vermenin kendine özgü sistematik bir süreci ve açıkça belirlenmiş öğeleri vardır (Drucker, 2001b). Bu sistematik süreçte, doğru şekilde ve doğru zamanda uygulamaya konulmayan kararlar örgütlere 81 zarar verebilir. Ayrıca karar verme süreci pek çok toplumsal, örgütsel ve bireysel değişkenlerden etkilenebileceği için, örgütü ilgilendiren tüm konularda bu değişkenlerin de hesaba katılması gerekmektedir. Geleceğin tam olarak kestirilememesi ve örgütsel çevrenin belirsizliklerle dolu olması ortaya çıkacak zorluklarla baş edebilmeyi güçleştirmektedir. Bu durumda yapılabilecek en iyi şey gelecekte ortaya çıkabilecek durumlara karşı stratejiler geliştirmek ve çevreye uyum sağlayabilecek bir esnekliğe sahip olmaktır (Healey & Hodgkinson, 2008).

128 116 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Karar verme; değişim, çatışma, yanılma ve hesap verme riski, pek çok gerçek ve alternatifle başa etme zorunluluğundan dolayı pek de kolay olmayan bir süreçtir. Hedef belirleme, bu hedeflere ulaşma veya örgütteki işlerin düzenli bir şekilde organize edilmesi ve yerine getirilmesi, istenmeyen durumların önlenmesi gibi süreçlerin hepsi örgütün karar verme ve kararları eyleme dönüştürebilme becerisine bağlıdır (Morris & Wilson, 2004). Karar verme sürecinin etkili olması için gerekli olan bir takım hususlar vardır. Etkili bir karar verme süreci şunlardan oluşur (Hammond, Keeney&Raiffa, 1999): Önemli noktalar üzerinde yoğunlaşır. Rasyoneldir ve kendi içinde tutarlıdır. Hem öznel hem de nesnel faktörleri göz önünde bulundurur ve analitik düşünme ile sezgisel düşünmeyi bütünleştirir. Belirli bir ikilemi çözmek için yetecek kadar bilgiyi ve incelemeyi gerektirir. Gerekli bilginin toplanmasını ve fikir alışverişini teşvik eder. Açıktır, güvenilirdir, kullanışlıdır ve esnektir Karar verme süreci genel olarak sekiz aşamadan oluşmaktadır: Bunlar (Robbins &Coulter, 2012); 1. Sorunun belirlenmesi: Örgütte ortaya çıkan sorunların ne olduğu ve nereden kaynaklandığı belirlenir. 2. Karar ölçütlerinin belirlenmesi: Sorunun giderilmesi için nelerin göz önünde bulundurulması gerektiği belirlenir. 3. Ölçütlerin değerlendirilmesi: Belirlenen ölçütlerin, var olan sorunların çözümüne ne kadar katkı sağlayacağı belirlenir. 4. Alternatiflerin geliştirilmesi: Sorunların çözümüne yönelik, farklı seçenekler ve yollar belirlenir. 5. Alternatiflerin incelenmesi: Geliştirilen alternatifler, örgütsel süreçler çerçevesinde incelenir. 6. Alternatiflerin seçilmesi: Geliştirilen alternatifler arasından, var olan sorunun çözümüne en fazla katkı sağlayacak olanlar belirlenir. 7. Alternatiflerin uygulanması: Belirlenen alternatifler uygulanır.

129 YÖNETİM SÜREÇLERİ Kararın etkililiğinin değerlendirilmesi: Verilen kararın sorunun çözümüne katkı sağlayıp sağlamadığı incelenir. Sorun çözülmemişse bu durumun niçin ortaya çıktığı incelenir Karar verme, zihinsel bir süreç olduğu için düşünmeyi ve hakkında karar verilmesi gereken sorun veya konunun detaylı bir şekilde incelemesini gerektirir. Yukarıda sayılan aşamalar karar verme sürecinin sağlıklı bir işlemesini kolaylaştırır. 2. Planlama Yönetimin en temel süreci olan planlama, örgütsel hedeflere ulaşmak için gerekli faaliyetlerin ve bu faaliyetlerin ne zaman, nasıl ve kim tarafından yapılacağının belirlenmesi sürecidir (Genç, 2007; Koontz & O Donnell, 1972; Rue & Byars, 2000). Planlama; hedeflerin tanımlanması, spesifik performans amaçlarının geliştirilmesi ve bu amaçlara ulaşmak için yapılması gereken eylemlerin belirlenmesi olarak tanımlanmaktadır (Schermerhorn vd.,2010). Planlama; bilgiyi işleme, analiz etme karar verme aşamalarından oluştuğu için çoğunlukla bilişsel yönü ön plana çıkan bir eylemdir. Planlamanın amacı, iş birimlerinin etkili bir şekilde örgütlenmesi, eylemlerin koordine edilmesi ve kaynakların verimli bir şekilde kullanılmasıdır (Yukl, 2010). Planlama, örgütün belirsizliklerden kurtulması ve geleceğe ilişkin bir yol haritası oluşturması açısından da önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü örgütün kısa ve uzun vadede ne tür eylemlerde bulunacağı, bu eylemlerin ne zaman ve kim tarafından gerçekleştirileceği planlama sürecinde açıkça ifade edilir. Planlama; amaçlara, önceliklere, stratejilere, işlerin organize edilmesine, sorumlulukların dağıtılmasına, eylemlerin programlanmasına ve önem derecesine göre gerçekleştirilecek eylemler için kaynakların tahsis edilmesine ilişkin karar verme sürecini içermektedir. Planlamanın örgütler için bir takım faydaları vardır. Bu faydalar aşağıdaki gibi sıralanabilir Coleman & Glover, 2010, Robbins &Coulter, 2012; Şimşek, 2009): Standartların belirlenmesine imkân tanır. Zaman ve emek israfını azaltır. Faaliyetlerin amaçlara uygun olup olmadığını kontrol etme imkânı verir. Daha akılcı ilke, yöntem ve kuralların geliştirilmesine olanak tanır.

130 118 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Örgütün denetimi aşamasında kullanılacak hedeflerin veya standartların belirlenmesine olanak tanır. Çalışanları belirsizlikten, belirsizlikten kaynaklanan stresten uzak tutar. Dolayısıyla sinir sisteminin daha az yıpranmasını sağlar. Planlamanın örgütler için yararların yanı sıra bazı sakıncaları/sorunları da vardır. Bunlar (Şimşek, 2009; Genç, 2007): İyi bir planın hazırlanması önemli ölçüde zaman ve kaynak kullanımını gerektirir. Planlamada kullanılan bazı sayısal yöntemlerde ortaya çıkabilecek hatalar, beklenmedik olumsuz sonuçlara yol açabilir. Geleceğe çok fazla odaklanılmasına ve içinde bulunulan durumun göz ardı edilmesine yol açabilir. Bazen planı uygulamaya koyacak kişilerin yetenekleri, tüm alternatifleri değerlendirmeye elverişli olmayabilir veya bu kişiler arasında iletişim kopukluğu ortaya çıkabilir. Planlamanın örgüt açısından yararlı bir süreç olabilmesi için planlama sürecinden önce amaçların açık bir şekilde belirlenmesi, içinde bulunulan durumla ilgili incelemelerin yapılması ve bu sürece katkı sağlayacak örgüt çalışanlarının sürece dahil edilmesi gerekir. Aksi takdirde, yapılan planlar hem gerçekçi olmaz hem de örgüt için olumsuz sonuçlara yol açabilir. Planlama süreci sonrasında elde edilen çıktıya plan adı verilir. Yani, plan örgütsel amaçlara ulaşmak için hangi işlerin, ne zaman, hangi sırayla ve kim tarafından yapılacağını açıkça belirten bir modeldir. Örgütün hedeflere ne şekilde ulaşacağını gösteren, içinde bulunulan zamanla gelecek arasında köprü görevi üstlenen kararlar topluluğudur (Robbins& Coulter, 2012). Etkili planlar örgütün gelecekte ortaya çıkabilecek zorluklarla mücadele etme kapasitesini arttırırken, etkisiz planlar örgütün hem maddi hem de manevi olarak önemli kayıplar yaşamasıyla sonuçlanabilir. Planları olmayan bir örgüt, gelecekte ortaya çıkacak durumları kabullenmek durumunda kalır. Oysa iyi planları olan örgütler geleceği etkileme potansiyeline sahiptirler (Rue &Byars, 2000). İyi bir planda bulunması gereken bir takım özellikler vardır. Bu özellikleri aşağıdaki gibi sıralanabilir (Everard, Morris &Wilson, 2004):

131 YÖNETİM SÜREÇLERİ 119 Planlar amaçlı olmalıdır: Faaliyetler, değişim hedefleri ve önceliklerle bağlantılıdır. Planlar göreve özgüdür: Faaliyetler açık bir şekilde belirtilir, sorumluluklar konusunda belirsizlikler yoktur. Planlar geçicidir: Hedeflerin süreleri bellidir ve başarı denetlenir. Planlar bütüncüldür: Farklı faaliyetlerin birbirine bağlı olduğunu göstermek için birbiriyle ilişkili hale getirilir ve aradaki ağlar sıralanır. Planlar uyarlanabilir: Durumsal planlar yapılır, önceden tahmin edilemeyenbeklenmeyen durumlara uyarlanabilir. Planlar fazla maliyetli değildir: Hem zaman hem de insan yatırımı açısından çok fazla kaynak kullanımını gerektirmez. Plan Türleri Planlar, kullanım biçimlerine, niteliklerine, sürelerine ve temel uğraşı alanlarına göre sınıflandırılabilir (Genç, 2007; Robbins & Coulter, 2012; Rue & Byars, 2000). Kullanım Biçimlerine Göre Planlar Sabit planlar: Örgütün amaçlarına ulaşabilmek için tekrar tekrar kullanabildiği planlardır. Zaman zaman gözden geçirilip yeniden kullanılan planlardır. Tek amaçlı-kullanımlık planlar: Bir tek durumundan dolayı ortaya çıkmış olan ihtiyaçların giderilmesi için kullanılan planlardır. Kurallar, politikalar ve prosedürler bu tür planlara örnek olarak verilebilir. Niteliklerine Göre Planlar Stratejik planlar: Örgütün üst yönetiminde uygulanan ve bütün birimlerini etkileyen geniş kapsamlı planlardır. Taktik planlar: Örgütün bazı birimlerinde uygulanan ve bütün yöneticiler tarafından belirlenebilen dar kapsamlı planlardır. Sürelerine Göre Planlar Kısa vadeli planlar: Genel olarak bir yıllık bir süreyi kapsayan planlardır.

132 120 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Orta vadeli planlar: Genel olarak bir yıldan üç yıla kadar sürebilen planlardır. Uzun vadeli planlar: Üç yıldan beş yıla kadar sürebilen ve bazı durumlarda daha uzun süreleri kapsayan planlardır. 3. Örgütleme Örgütleme sürecinin tam olarak anlaşılabilmesi için örgütün ne olduğu ve nasıl yapılandırıldığı bilinmelidir. Örgüt, belirli bir amaca ulaşmak için iki veya daha fazla insanın bir araya gelmesiyle oluşan yapıdır. Söz konusu amacın gerçekleştirilebilmesi için, pek çok faaliyetin yerine getirilmesi gerekir. Bu faaliyetlerin niteliğine göre örgüt içinde bir takım düzenlemeler yapılır ve daha fazla insana ihtiyaç duyulabilir (Collin, 2004). Örgütleme ise örgütsel amaçlara ulaşmak için işlerin yapılandırılması ve düzenlenmesi sürecidir. Bu süreçte hangi işlerin yapılacağı, bu işleri kimin yapacağı, işlerin nasıl sınıflandırılacağı ve kararların nerede alınacağı belirlenir (Robbins & Coulter, 2012). Bu yapılandırma süreci, hangi kaynakların ne şekilde kullanılacağı, örgüt üyelerinin hangi rolleri üstleneceği, gerçekleştirilen faaliyetlerle ilgili değerlendirmelerin nasıl yapılacağı gibi pek çok konuyu içerir. Örgütleme, yönetsel eylemlerin gerçekleşmesine olanak tanıyan ilişkilerin saptanmasını içerir. Örgütleme, faaliyetlerin sınıflandırılması, örgüt çalışanları arasında dağıtılması ve bu faaliyetlerin gerçekleşmesi için yetecek kadar yetkinin verilmesi olarak dile getirilmektedir (Rue & Byars, 2000). Örgütleme süreci, yapılması gereken işlerin açıkça belirlenip tanımlanması, işlerin kimler tarafından yapılacağı, işlerin yapılması için gereken yetkinin devredilmesi, bu süreçte hesap verebilirliğin sağlanması, elde edilen çıktılara göre örgüt yapısının gözden geçirilmesi veya yeniden düzenlenmesi gibi işlemlerden oluşmaktadır. İyi yönetilmiş bir örgütleme süreci, kaynakların etkin bir şekilde kullanılmasına olanak tanır. Örgüt yapısına uygun düzenlemelerin yapılması ve gerektiğinde yeniden yapılandırma yoluna gidilmesi örgütün kendi varlığını devam ettirebilmesi için ön koşul niteliğindedir. Örgütleme, kıt kaynakların etkin bir şekilde kullanılmasını gerektirir. İnsan kaynaklarıyla da ilgili olduğu için örgütleme sürecinin adil ve bütünleştirici olması gerekir (Drucker, 1993). Örgütleme sürecinde göz önünde bulundurulması gereken bazı ilkeler vardır. Bu ilkeler aşağıdaki gibi sıralanabilir;

133 YÖNETİM SÜREÇLERİ 121 Uzmanlaşma; çalışanların belirli faaliyetleri yerine getirme konusunda gelişmesidir. İş bölümü olarak da adlandırılan uzmanlaşma, çalışanların farklı becerilerinden en etkili bir şekilde faydalanması açısından önemlidir. Bölümlere ayırma, işlerin koordineli ve bütüncül bir şekilde yerine getirilmesi için sınıflandırılması sürecidir. Emir-komuta, örgütte kimin hangi konumda olduğuyla ilgili bir ilkedir. Örneğin, yönetimin kimlerden oluştuğu astlar tarafından bilinmelidir. Emir-komuta, örgüt çalışanlarının kime bilgi vereceği ve sorunlarla karşılaştığında kime danışacağı gibi konularda açıklık sağlar. Denetim, bir yöneticinin kaç kişiyi etkili ve verimli bir şekilde yönetebileceği ile ilgili bir ilkedir. Bu ilke, örgütte kaç yöneticinin ve hangi kademelerin bulunması gerektiğini ve örgütün ne düzeyde etkili olabileceğini belirler. Merkezileşme, yöneticilerin karar verirken astları çok az düzeyde sürece katmasıyla ilgilidir. Yerelleşme, karar verme sürecine astların da etkili bir şekilde dâhil edilmesiyle ilgilidir. Formalleşme, örgütte işlerin hangi düzeyde standartlaştırıldığı ve çalışanların ne düzeyde kural ve prosedürlere göre hareket ettiği ile ilgilidir. Formalleşme düzeyi yüksek olan örgütlerde; iş tanımları açıkça belirlenir ve pek çok kuralın varlığı söz konusudur (Robbins & Coulter, 2012). Bütün örgütlerin varlığını devam ettirmesi ve faaliyetlerini belirli bir düzen içerisinde yerine getirmesi için bir yapısının olması gerekir. Mullins e (2002) göre, her örgütte bulunması gereken bileşenlerden biri yapıdır. Çünkü örgüt yapısı bireyler ve çalışanlar arasında iletişimin kurulması, örgütte düzenin sağlanması ve sistemlerin oluşturulması, örgütsel çabaların amaçlara ulaşma yoluna sevk edilmesini kolaylaştırır. Hatta örgütü etkili olabilmesi diğer değişkenlerin yanı sıra örgüt yapısının niteliğine de bağlıdır. Örgütleme ilkelerine göre ise örgütler yatay ve dikey örgütler olarak iki ana grupta ele alınır. Dikey (Hat tipi) örgüt: Belirli bir hiyerarşiye göre düzenlenen örgütlere verilen addır. Bu tür örgütlerde, yönetme yetkisi örgütün üst yönetimindedir ve yukarıdan aşağıya doğru kademeli bir hiyerarşik yapılanma söz konusudur.

134 122 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Yatay örgüt: Bu tür örgütlerde yapılacak işler ve uzmanlık alanlarının göz önünde bulundurulmasıyla düzenlemeler yapılır. Yukardan aşağıya doğru akan bir hiyerarşik yapılanma söz konusu değildir. Herkes yaptığı işten sorumludur. Örgüt yapısı, örgütteki pek çok değişkeni etkilediği için üzerinde durulması gereken bir konudur. Örgüt yapısındaki eksiklikler beraberinde örgütü olumsuz yönde etkileyebilecek sonuçları da doğurur. Örgüt yapısında, karar verme, yapılması gereken işler, bilgi sağlama, koordinasyon vb. gibi konularda ortaya çıkan sıkıntılar; örgütte motivasyon düşüklüğü ve moralsizlik, geç ve yanlış kararlar, çatışma ve koordinasyon eksikliği, yeni fırsatlara ve çevredeki gelişmelere yeterince ayak uyduramama gibi olumsuzlukları beraberinde getirebilir. 4. İletişim İletişim, insan hayatının hemen hemen her alanını etkileyen bir olgudur. Diğer insanlarla bir arada yaşamak ve onlarla ilişki kurmak; karşılıklı olarak duygu, düşünce ve bilgi paylaşımında bulunmak insan olmanın bir gereğidir. İletişim, insanlara kendilerini ifade etme olanağı tanıyan bir süreçtir. Pek çok farklı disiplinin çalışma konusu olmasından dolayı, iletişimle ilgili çok fazla tanım bulunmaktadır. Bunlardan bazıları aşağıda verilmiştir: İletişim, anlam yüklü sembollerin gönderilmesi ve alınması sürecidir (Schermerhorn, Hunt, Osborn& Uhl-Bien, 2010). İletişim, insanların çevrelerindeki anlamları oluşturmak ve yorumlamak için sembolleri kullandıkları sosyal bir süreçtir (West &Turner, 2010). İletişim, deneyimlerin, düşüncelerin, tepkilerin ve duyguların paylaşımını sağlayan bir araçtır (Genç, 2007). İletişim, insanların sürekli olarak karşılıklı bilgi paylaşımında bulundukları bir etkileşimdir (Harris&Sherblom, 2008). İletişim, bireyler ve kurumlar arasında bilgi, düşünce, veri ve duygu alışverişi veya aktarımıdır (Şimşek, 2009). İletişim, insan ilişkilerinin kalbi ve ruhudur; insanın kendisini ve başkalarını anlamasının yoludur (Reece, Brandt &Howie, 2011). İletişim, kişiler arası ilişkilerde olduğu kadar örgütler için de önemli bir ihtiyaçtır. Çünkü örgütler, ortak amaçlara ulaşmak adına bir araya gelmiş insanlardan oluşur. İnsanlar örgütlerin en temel taşlarıdır. Örgütler, bir kişinin tek başına

135 YÖNETİM SÜREÇLERİ 123 elde edemediği sonuçların alınması için vardır. Ortak amaçlara ulaşmak, örgütü oluşturan insanların geliştirdikleri ilişkilere bağlıdır. Örgüt çalışanlarının sağlıklı ilişkiler geliştirmesi, örgütteki işbirliğini ve örgüte olan bağlılığı arttıracak; aynı zamanda ortak değerlerin ve anlayışların ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Böylelikle örgüt bir bütün olarak hareket edecektir. Örgütsel iletişim, örgüt üyelerinin örgütü oluşturdukları, sürdürdükleri ve değiştirdikleri karmaşık ve devam eden bir süreçtir (Keyton, 2005). Örgütsel iletişim, örgüt çalışanlarının örgüte uyum sağlamasını, sorumluluklarını düzenli bir şekilde yerine getirmesini ve örgüt çalışanları arasında işbirliğinin artmasını sağlayan önemli bir araçtır. Örgütsel iletişim, amaç ve standartları belirleme, gerçekleri ve bilgileri aktarma, karar alma, liderlik etme, başkalarını etkileme sonuçları değerlendirme gibi konuları da içermektedir. İletişim, bireylerin kendilerine olan saygılarını, kişiler arası ilişkilerini ve bireysel hedeflerini çalıştığı kurumun amaçlarıyla birleştirebilmek için motivasyonlarını da etkilemektedir (Hoy &Miskel, 2010). Bu açıdan iletişimin motive edici bir özelliğinin olduğu da söylenebilir. Örgüt çalışanları arasında bilgi, veri, algı paylaşımı gibi konularda da iletişimin rolü büyüktür. İletişim kopukluğu, ast ve üst konumlardaki bireyler arasında anlaşmazlıklara yol açabilir; çünkü etkili bir iletişim süreci, karar verme, planları uygulama, faaliyetleri düzenleme ve denetleme, örgüt çalışanları arasında görev dağılımı yapma, örgüt çalışanlarının güdülenmesi ve geliştirilmesi açısından son derece önemlidir. Sağlıklı bir iletişimin sağlanması, örgüt çalışanları arasında güvenin oluşmasına katkı sağlar. Örgüt çalışanları arasındaki iletişimin kopuk olması, örgütte bir güvensizlik ortamının oluşmasına yol açar (Bell &Rhodes, 1996; Reece, Brandt &Howie, 2011).

136 yüktür. İletişim kopukluğu, ast ve üst konumlardaki bireyler aras nda anlaşmazl klara yol abilir; çünkü etkili bir iletişim süreci, karar verme, planlar uygulama, faaliyetleri zenleme ve denetleme, örgüt çal şanlar aras nda görev dağ l m yapma, örgüt çal şanlar n n dülenmesi ve geliştirilmesi aç s ndan son derece önemlidir. Sağl kl bir iletişimin lanmas, 124 örgüt T çal şanlar aras nda güvenin TÜRK oluşmas na EĞİTİM SİSTEMİ katk VE sağlar. OKUL YÖNETİMİ Örgüt çal şanlar s ndaki iletişimin kopuk olmas, örgütte bir güvensizlik ortam n n oluşmas na yol açar ell &Rhodes, 1996; Reece, Brandt &Howie, 2011). İletişim Süreci İletişim İletişim Süreci sürecinin gerçekleşebilmesi için bir takım öğelerini olması gerekir. Bunlar, gönderici sürecinin (kaynak), gerçekleşebilmesi kodlama, mesaj için (ileti), bir tak m iletişim öğelerini kanalı, gürültü, olmas alıcı gerekir. ve Bunlar, İletişim nderici (kaynak), geribildirimdir. kodlama, mesaj (ileti), iletişim kanal, gürültü, al c ve geribildirimdir. İletişim Döngüsü Gürültü Geribildirim Şekil 3. İletişim Döngüsü Şekil 3. İletişim Döngüsü Kaynak, bir veriyi, bilgiyi veya düşünceyi semboller kullanarak kodlayan ve gönderen kişi veya kaynağa verilen addır. Kaynak, Kodlama, bir veriyi, bir düşüncenin bilgiyi veya veya düşünceyi bilginin sözel, semboller yazılı ve kullanarak sözel olmayan kodlayan semboller ve gönderen kişi yoluyla veya kaynağa ifade edilmesidir. verilen add r. Kodlama, bir düşüncenin veya bilginin sözel, yaz l ve sözel olmayan semboller yoluyla Mesaj, ifade göndericinin edilmesidir. alıcıya gönderdiği sözlü veya sözel olmayan simgeler, semboller, göndericinin sesler ve eylemlerdir. al c ya gönderdiği sözlü veya sözel olmayan simgeler, semboller, Mesaj, sesler ve eylemlerdir. İletişim kanalı, göndericinin mesajı göndermek için kullandığı araç veya ortamdır. İletişim kanal, göndericinin mesaj göndermek için kulland ğ araç veya ortamd r. Gürültü, mesaj n mesajın al c ya alıcıya ulaşmas n ulaşmasını engelleyen her türlü etkene verilen addır. add r. Al c, mesaj alan ve çözen kişi veya gruba verilen add r. Alıcı, mesajı alan ve çözen kişi veya gruba verilen addır. Geribildirim, al c n n kaynaktan ald ğ mesaja ilişkin verdiği bilgidir. Geribildirim, gönderilen Geribildirim, mesaj n alıcının nas l kaynaktan yorumland ğ aldığı konusunda mesaja ilişkin önemli verdiği ipuçlar bilgidir. sunar. Geribildirim, gönderilen mesajın nasıl yorumlandığı konusunda önemli ipuçları sunar. Bir örgütte iletişim, biçimsel (formal) ve biçimsel olmayan (informal) iletişim olmak ere iki farkl Bir örgütte grupta iletişim, incelenebilir. biçimsel (formal) ve biçimsel olmayan (informal) iletişim olmak üzere iki farklı grupta incelenebilir. Biçimsel iletişim, örgütte iletişimin örgütsel hiyerarşi içerisinde, örgütleyicinin önerdiği biçimde gerçekleşmesiyle oluşur. 87 Okul yöneticilerinin öğretmenlerle ders dağılımı konusunda konuşması, öğretmenlerin okulla veya öğrencilerle ilgili

137 YÖNETİM SÜREÇLERİ 125 şikâyetlerini yöneticilere iletmesi gibi durumlar biçimsel iletişime örnek olarak verilebilir. Biçimsel olmayan iletişim ise örgütsel hiyerarşi içerisinde aynı kademede bulunan çalışanlar arasındaki iletişime verilen addır. Bu iletişim biçimi, çalışanların koridordan geçerken birbirileriyle konuşması, bir konu hakkındaki fikirlerini diğer çalışanlarla paylaşması gibi durumlarda biçimsel olmayan iletişim söz konusudur. Biçimsel olmayan iletişim çalışanlar arasında samimiyetin ve iyi ilişkilerin gelişmesine katkı sağlar. Çalışanların sosyal etkileşim ihtiyaçlarını karşılamasına yardımcı olur. Ayrıca, hızlı ve etkili iletişim kanallarının oluşmasına katkı sağladığı için örgütsel performansı arttırır. Örgütlerde iletişim süreci farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Biçimsel iletişim, aşağıda verilen şekillerde gelişebilir. Yukarıdan aşağıya doğru iletişim: Bu iletişim şekli, genel olarak kuralların ve emirlerin iletilmesi, astların bilgilendirilmesi, değerlendirilmesi, yönlendirilmesi ve koordine edilmesi için kullanılır. Aşağıdan yukarıya doğru iletişim: Astlardan üst yöneticilere doğru akan iletişim türüne verilen addır. Genel olarak yöneticilerin çalışanlarla ilgili bilgiye ihtiyaç duymaları sırasında kullanılır. Bu iletişim şekli, yöneticinin çalışanların örgüte ve meslektaşlarına ilişkin algıları konusunda bilgi sahibi olmasına olanak verir. Yatay iletişim: Aynı kademede görev yapan çalışanlar arasındaki iletişim şeklidir. Bu tür iletişim, en çok zamandan tasarruf etmek ve koordinasyonu sağlamak için kullanılır. Çapraz iletişim: Farklı iş alanları ve örgüt birimleri arasında kullanılan iletişim şeklidir. Etkili ve hızlı olması dolayısıyla örgüt açısından faydalıdır (Robbins & Coulter, 2012). 5. Koordinasyon (Eşgüdümleme) Koordinasyon, bir örgütü oluşturan birimlerdeki faaliyetlerinin birbiri ile bağlantılı bir şekilde yürütülmesini sağlayan bir dizi mekanizmaya verilen addır. Bu süreç, çoğunlukla yöneticilerin sorumluluğu altındadır ve örgütün bütün birimlerini ilgilendirir. Yönetici, bu süreçte örgütsel birimler arasındaki ilişkileri iyi bir şekilde analiz etmeli ve örgütün bir birimde ortaya çıkacak bir değişimin diğer birimleri nasıl etkileyebileceğini öngörmeye çalışmalıdır.

138 126 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Koordinasyon, planlama, örgütleme, karar verme gibi yönetsel süreçlerin düzenli bir şekilde işlemesi için gerekli olan bir süreçtir. Verilen kararların uygulamaya konulması, örgütsel hedeflerin gerçekleşmesi için yapılacak işlerin çalışanlar arasında paylaşılması, çalışanlar arasındaki takım çalışmasının artması gibi konularda en üst düzeyde etkililiğin sağlanabilmesi koordinasyona bağlıdır. Örgütlerde koordinasyon, hem bireysel yöntemlerle hem de bireysel olmayan yöntemlerle sağlanabilir. Bireysel koordinasyon yöntemleri, aynı veya farklı örgüt birimlerinde çalışanların birbiriyle konuşmasını ve yeni fikirlerin ortaya çıkmasını teşvik eden yöntemlerdir. Bu yöntemler, örgüt üyeleri arasındaki informal ilişkileri de geliştirir. Örgütün herhangi bir birimiyle veya herhangi bir çalışanıyla ilgili sorunlar bu yöntemler kullanılarak giderilebilir. En çok kullanılan yöntemler, örgüt alışanları arasındaki doğrudan ilişkilerdir. Yönetici bu yöntemleri kullanabilmek için, kimlerin bu sürece katılacağını, farklı birimlerde kabul görmüş yöntemleri ve çalışanların tercih ettiği yöntemleri bilmelidir. Bireysel olmayan koordinasyon yöntemleri, örgüt üyelerinin uyum içinde çalışması için standartların ve tutarlığın vurgulanmasına ve bu sayede örgütte sinerjinin ortaya çıkmasına yardımcı olur. Büyük örgütlerde, eşgüdümlemenin sağlanması için yazılı politikalar, prosedürler, planlar ve programlar kullanılır (Schermerhorn vd., 2010). Koordinasyon, örgütü oluşturan unsurların birbiriyle uyumlu hale getirilmesi sürecidir. Etkili bir koordinasyon süreci, örgüt çalışanları arasındaki iletişimi arttırır, örgüt birimleri arasında dengenin sağlanmasına yardımcı olur ve örgütü belli bir düzene kavuşturur. Koordinasyonun etkin olabilmesi için aşağıdaki konulara dikkat edilmelidir: Örgüt yapısı: Örgütteki birimler ve işler birbiri ile uyumlu bir şekilde düzenlenmeli, yani benzer işlerin aynı birimler tarafından yapılmalı. Plan ve programların uyumluluğu: Örgütsel amaçlara ulaşmak için oluşturulan plan ve programlar birbiriyle uyumlu olmalı. Gönüllü koordinasyon: aynı kademede bulunan çalışanlar karşılaştıkları sorunlar konusunda bilgi alış verişinde bulunmalı, zaman zaman bir araya gelmeli. Etkin bir haberleşme sistemi: Örgüt üyeleri meslektaşlarından ve örgütte gerçekleştirilen eylemlerden haberdar olmalı (Genç, 2007).

139 YÖNETİM SÜREÇLERİ Etkileme Güç ve etkileme, her örgütte bulunan ve örgüt üyelerinin sorumluluklarını yerine getirebilmesi için gerekli olan iki temel özelliktir. Bazen birbirinin yerine kullanılan bu iki kavram aslında farklı anlamlara sahiptir. Güç, birine bir şey yaptırabilme, başkalarının davranışlarını belirleme yeteneği (Ivancevich & Matteson, 2002; Bush, 2003), etki/etkileme ise bu yeteneğin uygulanmasıdır; başka bir ifadeyle gücün eyleme dönüşmüş halidir. Dolayısıyla güç ve etki birbirini tamamlayan yapılardır. Örgüt çalışanlarının örgütsel amaçlara ulaşmak için üstün performans sergilemesi, yönetsel süreçlerin sağlıklı bir şekilde yerine getirebilmesi için yöneticilerin örgüt üyelerini etkileyebilmesi gerekir. Etkileme, liderliğin özüdür ve liderler etkili olmak için astları isteklerini yaptırma ve kararlarını uygulatma konusunda etkileyebilmelidir (Yukl, 2010). Örgütlerde etkilemenin nasıl geliştiğini anlayabilmek için liderlerin güç kaynaklarının incelenmesi gerekir; çünkü liderler, astlarını sahip oldukları sosyal güce dayanarak etkilemektedirler (Jex, 2002). Güç doğası gereği farklı kaynaklardan beslenmektedir. Güç, bazen yöneticinin kişisel özelliklerinden doğmakta, bazen de örgütte sahip olduğu otoriteye dayanmaktadır. Güç beş farklı kaynaktan beslenmektedir. Yasal güç: Yöneticinin sahip olduğu resmi pozisyondan veya unvandan ötürü başkasını etkileyebilme gücüdür. Yasal güç, otorite olarak da adlandırılmaktadır. Bu güç, örgüt hiyerarşisinde üst konumda bulunan kişilerde vardır. Astlar, üst pozisyonlarda bulunanların direktif verme yetkisinin ve kendilerinin bu direktiflere uyma zorunluluğunun olduğunu bilirler. Ödül gücü: Yöneticinin, istenen davranışların sergilemesi durumunda çalışanları ödüllendirme gücüdür. Yönetici, bu gücü sahip olduğu yasal gücü pekiştirmek için kullanır. Verilen ödülün, çalışanlardan tarafından değer verilen bir şey olması gerekir. Çalışanların ilgisini çekmeyen bir şey ödül olmaktan çok bir yük olarak değerlendirilebilir. Ödüller, bazen somut bazense soyut olabilir. Örneğin, bir müdürün toplantıda sunum yapan bir öğretmene, Harika bir sunumdu demesi soyut ödüle örnek olarak verilebilir. Baskı gücü/baskıcı güç: Bu güç, ödül gücünün tersidir. Yöneticinin, istenmeyen bir davranışı sergileyen çalışanları cezalandırarak etkileyebilme gücüdür. Ceza, resmi, sözlü azar, istenmeyen görevler, sıkı denetimler gibi türlerde olabilir. Bu güç, bazen ödülün geri alınması şeklinde de ortaya çıkabilir. İyi yöneticiler baskı gücünü iyi kullanırlar, fakat çok az kullanırlar.

140 128 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Uzman gücü: Yöneticinin, teknik, idari veya bireysel konulardaki bilgi ve becerisinden dolayı çalışanları etkileyebilme gücüdür. Yöneticinin, çalışanların sahip olmadığı bir takım bilgi ve deneyimlere sahip olması, çalışanların ona uymasını sağlar. Bu güç, hiyerarşiyi ve örgütsel rolleri aşan bir yapıya sahiptir. Referans gücü: Bu gücün kaynağını, yöneticinin karizması oluşturur. Çalışanlar, bu güce sahip olan kişiye saygı duyarlar ve onunla özdeşleşirler. Onu bir model olarak kabul ettikleri için onun davranışlarını takip ederler. Bu güç türü, astlar arasında da ortaya çıkabilir. Örneğin, okulda öğretmenler iş arkadaşları arasında saygı ve güven gibi özellikleri uyandırabilirler. Elde edilmesi en zor olan güçtür. Yukarıda açıklanan beş güç türünün iki farklı kategoride değerlendirilir. Bu kategoriler, örgütsel ve kişisel güç olarak adlandırılır. Örgütsel güçler; ödül, yasal, baskıcı güçlerdir. Referans ve uzman güçleri ise kişisel güçlerdir. Güç olmadan yöneticilerin etkili olması çok zordur. Çünkü gücü olmayan bir yönetici çalışanları örgütsel hedeflere yöneltmede yetersiz kalır. Onları motive etmekte zorlanacağı için zamanla çalışanların örgütte olan bağlılıklarında azalma olacaktır. Örgüt misyonunun gerçekleştirilmesi, örgütün varlığını devam ettirebilmesi, kaynaklarını etkin bir şekilde kullanması ve istendik sonuçların elde edilmesi örgütün etkili olabilmesi için gereklidir. Liderin eylem ve kararları, bu süreçte önemli bir rol oynar (Yukl, 2008). Kısacası her lider güç sahibi olmalıdır ve bu gücünü örgütü daha ileriye götürmek amacıyla çalışanları istendik yönde etkileme yolunda kullanmalıdır. 7. Yöneltme Sonu olmayan bir uğraşı alanı olarak liderlik pek çok disiplinde araştırma konusu olmuştur. Çok yoğun çalışılan bir konu olmasından dolayı, her geçen gün liderlikle ilgili daha farklı bilgi ve bulgular elde edilmektedir. Çok eski dönemlerden bu yana insanların bir araya gelip oluşturduğu her yapıda bir lider vardır. Çünkü belirli ihtiyaçlardan dolayı bir araya gelmiş insanların başarılı olabilmeleri için bir lideri izlemeleri gerekir. Ailede, kabilelerde ve toplumlarda her zaman liderler vardır ve gelecekte de olacaktır. Liderlik, birden fazla insanı, örgütsel amaçları ve hedefleri gerçekleştirmek amacıyla bir araya getirme ve onları etkileyebilme gücü olarak tanımlanabilir. Liderlik, bir etkileme ve kolaylaştırma sürecidir. Liderlik, neyin ne şekilde yapılacağı konusunda başkalarının etkilenmesini kapsar. Bireysel ve kolektif çabaların aynı

141 YÖNETİM SÜREÇLERİ 129 amaçlar doğrultusunda bir araya getirilmesini kolaylaştırır. Örgütlerde, liderlik yöneltme süreci bağlamında ele alınır. Çünkü yöneltme, astlara rehberlik ve liderlik edilmesini kapsar (Koontz & O Donnell, 1972). Liderler, yönetsel süreçlerin hepsinde aktif bir şekilde rol aldıkları için bu süreçlerin iyi bir şekilde işlemesi, diğer değişkenlerin yanı sıra onların becerilerine ve yaklaşımlarına bağlıdır. Liderler, örgüt için geleceğe dönük bir yol haritası işlevi gören planlama sürecinde, örgütteki işlerin organize edilmesi, birimler arasında koordinasyonun sağlanması, performansın değerlendirilmesi süreçlerinde aktif roller üstlenirler. Liderler, yönetsel süreçlerin iyi bir şekilde işlemesi için çaba sarf etmeli; aynı zamanda çalışanların duygularını, düşüncelerini, algı ve tutumlarını da göz önünde bulundurmalıdır. İnsan, çalışmaya programlanmış bir makine değildir. Bazen en küçük bir sorun bile insanın iç dünyasında büyük depremlere yol açabilir. İnsanların sergiledikleri davranışların nedenlerinin öğrenilmesi yöneltme sürecinde önemli bir yere sahiptir. Bundan dolayı yöneltme sürecinde ele alınması gereken konulardan biri de motivasyondur. Motivasyon, davranışı harekete geçiren, yönlendiren ve devam ettiren içsel bir süreçtir (Hoy & Miskel, 2010). Motivasyon bir isteklendirme sürecidir; yani insanların kendi arzu ve istekleriyle harekete geçmesidir. İnsanlar ihtiyaçları doğrultusunda harekete geçerler ve bu ihtiyaçlar devam ettikçe insanlar da aynı davranışları sergilerler. Örgütte çalışan insanlar açısından bakıldığında motivasyonun, örgütsel davranışı anlamak için önemli bir rolü olduğu görülür. İnsanların ortak amaçları gerçekleştirmek için diğerleriyle işbirliği yapması ve üst düzeyde performans sergilemesi için motive olması gerekmektedir. Dolayısıyla motivasyon, belirli davranışları sergilenmesi ve farklı düzeylerde çaba ve enerjinin sarf edilmesi için çalışanları tetikleyen bir unsur olduğu için, örgüt liderleri bu unsuru kullanabilmelidir. Motivasyon, bazen ödüller, ücretler, takdir ve övgü, kariyer geliştirme olanakları yoluyla, bazen de moral, yetki ve değer verme yoluyla gerçekleşebilir. Örgüt liderleri, tüm yönetsel süreçleri iyi bir şekilde yönetme sorumluluğunu taşırlar. Liderler, tüm bu süreçleri başarılı bir şekilde yönetebilmek için çalışanlara ihtiyaç duyarlar. Çünkü bu kadar çok işi yöneticinin tek başına yapması mümkün değildir. Çalışanların motive edilmesi örgütün başarılı olabilmesi için gereklidir. Yöneticilerin çalışanları nasıl motive edebileceğine ilişkin öneriler:

142 130 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Yönetici, performansın arttırılması için gelişimi teşvik eden, destekleyen ve devam ettiren bir ortam hazırlamalıdır. Yönetici, çalışanların ihtiyaçları, yetenekleri ve hedefleri konusunda ortaya çıkan farklılıklara karşı duyarlı olmalıdır. Yönetici, çalışanların ihtiyaçlarını, yeteneklerini, hedeflerini ve tercihlerini sürekli olarak takip etmelidir. Yönetici, çalışanları isteklendiren, farklılıkları barındıran ve çalışanların ihtiyaçlarını tatmin eden farklı fırsatlar sunmalıdır (Ivencevich & Matteson, 2002). Yöneticiler, çalışanların ruh hallerini ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmalıdır. Bu süreçte, yönetici çalışanları önemsediğini, onların ihtiyaçlarının karşılanması için gereken her şeyi yaptığını onlara hissettirmelidir. Nitekim tüm bunlar, çalışanların yöneticiye güven duymasını sağlayacaktır. Yoksa yöneticinin örgütte etkili olabilmesi ve çalışanları etkin bir şekilde yönlendirmesi zorlaşır. 8. Kadrolama Örgütün amaçlarına ulaşması insanların çabalarına bağlıdır. Örgütlerde kadrolama, örgütsel amaçlara ulaşılması için gereken insan gücünün sağlanması sürecinden oluşur. İnsanlar olmadan örgütlerin varlıklarını devam ettirmesi imkânsızdır. Örgütlerin en önemli yapı taşı insandır. Kadrolama, örgütleme sürecinde belirlenen işleri yapabilecek insanların örgüt bünyesine katılması ve geliştirilmesidir. Kadrolamanın amacı, örgüt için en iyi insanları seçmek ve bu insanların beceri ve yeteneklerinin geliştirmektir (Rue & Byars, 2000). Kadrolama, örgütsel yapı içerisinde belirlenen görevleri yerine getirecek insanların etkili bir şekilde seçilmesi, değerlendirilmesi ve geliştirilmesidir. Kadrolama süreci, bir örgütün başarılı olması açısından çok önemli bir yere sahiptir; çünkü çoğu örgütü başarılı kılan çalışanlarıdır. Çalışanlar, örgütteki işleri yerine getirecek niteliklere sahip değilse örgütün başarılı olması beklenemez (Koontz & O Donnell, 1972). Dolayısıyla örgütte çalışacak olanları seçmede ve işe almada dikkatli olunması gerekir. Kadrolama, insan kaynakları yönetiminin bir parçasıdır. İnsan kaynakları yönetimi, örgütsel amaçlara ulaşmak için insan sermayesinin etkili ve verimli bir şekilde kullanılması için yönetim sistemlerinin tasarlanmasıdır. İnsan sermayesi, sadece insanlardan değil, insanların bilgi, beceri, deneyim ve motivasyonlarından oluşur.

143 YÖNETİM SÜREÇLERİ 131 İnsan kaynakları planlaması, örgütün yeni çalışanları işe alma, seçme, geliştirme, transfer etme, erken emeklilik, maaş vs. gibi konularda etkili personel stratejileri geliştirmesine olanak tanır (Mathis & Jackson, 2011; Mullins, 2002). Bu stratejiler, örgütün gelecekte ortaya çıkabilecek zorluklarla baş etmesini kolaylaştırır. Örneğin, çalışanların teknoloji kullanımında daha nitelikli olabilmesi için bazı eğitim programlarına katılmaları sağlanabilir. Böylece çalışanlar, teknoloji kullanımında belirli bir yeterliliğe sahip olacaklardır. Kadrolama sürecinde ilk olarak hangi görevlerin ve bu görevlerin gerektirdiği insan niteliklerinin belirlenmesi gerekir. Kadrolamanın temelini çalışanlar, iş tasarımı ve iş analizi oluşturur (Mathis &Jackson, 2011). Eğitim örgütlerinde kadrolama süreci, öğretmenlerin işe alınmasıyla ilgili konuları kapsamaktadır. İşe alınacak öğretmenlerin hangi niteliklere sahip olması gerektiği, okulda hangi işlerin yapılacağı, performansın nasıl değerlendirileceği, hangi durumlarda terfi ettirileceği, hangi durumlarda işten çıkarılacağına ilişkin bilgilerin hepsi kadrolama sürecinde belirlenir. Öğretmenlerin mesleki olarak gelişimlerini devam ettirmeleri için ne tür faaliyetlerin gerçekleştirilmesi gerektiği de bu süreçte incelenen konulardandır. 9. Değerlendirme Örgütlerde planlama, eşgüdümleme, örgütleme ve yöneltme gibi yönetsel süreçlerden sonra değerlendirme süreci gelmektedir. Değerlendirme süreci, örgütün nasıl bir yol izlediği ve örgütte istenen sonuçların elde edilip edilmediğinin ölçülmesi için gerekli olan bir süreçtir. Örgütler, çevrelerinde meydana gelen gelişmelere duyarsız kalamazlar. Çevrede meydana gelen sosyal, ekonomik, siyasi ve teknolojik gelişmeler örgütün yeniden yapılanma yoluna gitmesini gerektirebilir. Açık sistem özelliğine sahip olan tüm örgütler, çevrenin ve çevrede meydana gelen değişimlerin veya gelişmelerin iyi bir şekilde analiz edilmesi gerektiğini bilirler. Örgütün varlığını sürdürmesi bir bakıma çevre ile olan uyumuna bağlıdır. Öte yandan örgüt içinde de zamanla uyumsuzluklar ortaya çıkabilir. Çalışanlar, kendilerinden beklenen performansı sergileyemeyebilir. Örgütte onları rahatsız eden, motivasyonlarını düşüren ve sinizme yol açan bazı uygulamalardan rahatsız olabilirler. Bütün bunların anlaşılabilmesi değerlendirme süreci ile mümkün olabilir. Kontrol veya denetim olarak da bilinen değerlendirme süreci, amaçlara ulaşma yolunda sergilenen performansı ölçmeyi, sapmaların nedenlerini belirlemeyi ve gerektiğinde düzeltici eylemlere başvurmayı gerektirir (Rue &Byars, 2000). Bu sü-

144 132 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ rece, gerçek sonuçlar ile istenen sonuçların tutarlı olması için yöneticilerin verdiği kararlar ve sergiledikleri eylemlerde dâhildir. Değerlendirmenin etkili olabilmesinin ön koşulu, elde edilmek istenen sonuçların önceden planlamasıdır. Planlama yapılmadan elde edilen sonuçlar değerlendirilemez. Yani örgütün nereden nereye gitmek istediğini bilmesi gerekir. Robbins &Coulter a (2012) göre değerlendirme süreci üç aşamadan oluşmaktadır. Bu aşamalar, gerçek performansın ölçülmesi, gerçek performans ile standartların kıyaslanması ve amaçlardan sapmaların düzeltilmesi veya yetersiz standartların değiştirilmesidir. Yöneticilerin, değerlendirme yapabilmesi için çalışanların sergiledikleri performans hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Değerlendirme, istatistiki raporlar, yazılı raporlar veya kişisel gözlemler kullanılarak yapılabilir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta bir yöntem yerine farklı yöntemlerin bir arada kullanılmasıdır. Etkili bir değerlendirme süreci, üç temel durumun varlığını gerektirir. 1. Standartlar: Standartlar ulaşılmak istenen hedeflerdir. Standartların etkili olabilmesi için açıkça ifade edilmesi gerekir. Çalışanların kafasında bu konuda soru işaretleri kalmamalıdır. Standartlar, yöneticilerin dünü, bugünü ve yarını değerlendirmelerine yardımcı olan ölçütlerdir. 2. Bilgi: Mevcut durumun rapor edilmesi ve performansın standartlara dayalı olarak değerlendirilmesi için gereklidir. Bilgi, gerçek performansın ölçülmesi ve standartlarla kıyaslanması açısından önemlidir. Bilgi farklı şekillerde toplanabilir. 3. Düzeltici eylemler: Bu eylemler, amaçlara ulaşma yolunda meydana gelen sapmaların tespit edilmesine ve gerekli adımları atılmasına dayanır. Bazen belirlenen standartlarla ilgili sıkıntılar olabilir. Bu durumda standartlar değiştirilir veya yeni standartlar belirlenir (Ivancevich &Matteson, 2002). Değerlendirme sürecinde dikkat edilmesi gereken iki önemli nokta bulunmaktadır. Birincisi, neyin değerlendirildiğinin iyi bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Aynı anda birden fazla şeyin ölçülmesi, üstünde durulması gereken önemli konuların gözden kaçmasına neden olabilir. İkincisi ise değerlendirme süreci sonrasında etkili bir geribildirimin sunulmasıdır. Çalışanlara, performansları konusunda bilgi verilmesi örgüt çalışanlarının öz değerlendirme yapmaları açısından son derece yararlıdır. Performansın arttırılması için önerilerde bulunmak ve rehberlik etmek geribildirim sürecinde önemlidir. Geribildirim sürecinde çalışanların kişilikleri üzerinde değil, performansları üzerinde yoğunlaşmak gerekir.

145 YÖNETİM SÜREÇLERİ 133 KAYNAKÇA Bell, L. & Rhodes, C. (2002). The skills of primary scholl management, London, Routledge. Booth, C. ve Rowlinson, M. (2006) Management andorganizationalhistory: Prospects. Management and Organizational History, 1(5). Bruce, K.;Nyland, C. (2011). Elton Mayo andthedeification of humanrelations. Organization Studies, 32: Bush, T. (2003). Theories of educational leadership and management, 3rd Edition, London, Sage Publications Inc. Coleman,M. & Glover,D.(2010). Educational leadership and management: Developing insight sandskills, New York, Open UniversityPress. Collin, A. (2004). Human resourcemanagement in context. InIanBeardwell, Len Holden and Tim Claydon (Eds). Human resourcemanagement: A contemporaryapproach, 4th edition, Essex, FT PrenticeHall. Demirtaş, H.,Üstüner, M. ve Özer, N. (2007). Okul yönetiminde karşılaşılan sorunların öğrenci ve okul ile ilgili değişkenler açısından incelenmesi, Kuram ve Uygulamada Eğitim Yönetimi, Sayı, 51, ss: Drucker, P. F. (2001a) Theessential Drucker.New York, Harper Business. Drucker, P. F. (1993). Management: Tasks, responsibilities, practices, New York, Harper Business. Drucker, P. F. (2001b). The effective decision. InHarvard business review on decision making, Boston. Harvard Business School Press. Elearn (2007). Management and leadership in organizations: Management extra, Italy, Pergamon Flexible Learning. Eren, E. (2008). Örgütsel davranış ve yönetim psikolojisi, 11. baskı, İstanbul, Beta Yayıncılık. Everard, K. B., Morris, G. & Wilson, I. (2004). Effective school management, 4th Edition, London, Paul Chapman Publishing. Genç, N. (2007). Yönetim ve organizasyon- çağdaş sistemler ve yaklaşımlar-. 3. Baskı, Ankara,Seçkin Yayıncılık. Hammond, J. S.;Keeney, R. L. & Raiffa, H. (1999). Smart choices: A practical guide to making beter decisions, Boston, MA: Harvard Business School Press.

146 134 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Harris, T. E. & Sherblom, J. C. (2008). Small group and team communication (4th ed.). Boston: Allyn& Bacon. Healeyand,G. & Hodgkinson, P. (2008). Troubling futures: Scenarios and scenario planning for organizational decision making. In G.P. M. P. Hodgkinsonand W.H. Starbuck (Eds). The Oxford handbook of organizational decision making, New York, Oxford University Press. Hitt M. A. & Smith, K. G. (2005). Introduction: TheProcess of Developing Management Theory. In Michael A. HittandKen G. Smith (Eds). Great minds in management: Theprocess of theory development, New York, Oxford UniversityPress. Hoerr, T.R.(2005).The art of school leadership. Alexandria: Virginia, Associationfor Supervisionand Curriculum Development. Hoy, K. W. ve Miskel, G. C. (2010). Eğitim yönetimi: Teori, araştırma ve uygulama, (Çev. Ed. Selahattin Turan), 7. Baskı, Ankara, Nobel Yayıncılık. Ivancevich, J. M. & Matteson, M. T. (2002). Organizational behavior and management. 6th Ed. Boston, McGraw-Hill/Irwin. Jex, S. M. (2002). Organizationalpsychology: Ascientist-practitioner approach, New York, John Wiley&Sons. Kaya, A. (2011). Temel kavramlar ve süreçler. İçinde: Alim Kaya (Ed.) Kişilerarası ilişkiler ve etkili iletişim. 2. Baskı. Ankara, Pegem A. Keyton, J. (2005). Communication and organizational culture: a key to understanding work experiences, Thousand Oaks, California, Sage. Koontz, H. & O Donnell, C. (1972). Principles of management: An analysis of managerial functions, New York,McGraw-Hill. Kowalski, T. J. (2009). Evidenceanddecisionmaking in professions.in Theodore J. Kowalskiand Thomas J. Lasley II (Eds), Handbook of data-based decision making in education, New York, Routledge. KowalskiT.J., Lasley II,T.J. & Mahoney, J. W.(2008). Data-driven decisions and school leadership: Best practices for school improvement. Boston, PearsonEducation. Mathis, R. L. & Jackson, J. H. (2011). Human resourcemanagement, 13th Edition, Mason, South-Western, Cengage Learning. Mullins, L. J. (2002). Management and organisational behaviour. 6th Edition. International Edition, London, FT PrenticeHall.

147 YÖNETİM SÜREÇLERİ 135 Reece, B. L.,Brandt, R. & Howie, K. F. (2011).Effective human relations inter personal and organizational applications. 11th Edition, Mason,South-Western Cengage Learning. Robbins, S. P. & Coulter, M. (2012). Management, 11th Edition, UpperSaddleRiver, New Jersey,PrenticeHall. Rue, L. W. & Byars, L. L. (2000). Management: Skills and application. 9th Edition. Boston, Irwin/McGraw-Hill. Sheldon, O. (2003). The early sociology of management and organizations: The philosophy of management,vol. 2, London, Routledge. Schermerhorn, J. R;Hunt, J. G., Osborn, R. N. & Uhl-Bien, M. (2010). Organizational behavior, 11th edition, John Wiley&Sons, Inc. Şimşek, M. Ş. (2009). Yönetim ve organizasyon, Konya, Adım Ofset ve Matbaacılık. Şişman, M. (2010). Türk eğitim sistemi ve okul yönetimi. 3. Baskı, Ankara, Pegem A. Yay. Taylor, F.W.(2003). The early sociology of management and organizations: Scientific management, Vol. 1, London, Routledge. West, R. & Turner, L. H. (2010). Introducing communication theory: Analysis and application, 4th Edition, New York, McGraw-Hill. Yılmaz, K. (2008). Eğitim yönetiminde değerler, Pegem Akademi, Ankara. Yukl, G. A. (2010). Leadership in organizations, 7th Edition, UpperSaddleRiver, New Jersey, PrenticeHall. Yukl, G. (2008). How leadersinfluenceorganizationaleffectiveness,the Leadership Quarterly19:

148

149 BÖLÜM OKUL ÖRGÜTÜ VE YÖNETİMİ 6 Öğr. Gör. Dr. Zafer KİRAZ * * AMAÇLAR Yönetim, eğitim yönetimi ve okul yönetimi ile ilgili temel kavramları anlayabilme Okulun görevi, ilkeleri ve amaçlarını anlayabilme Okul yönetiminin öğelerini kavrayabilme Örgüt ve örgütlerin özelliklerini kavrayabilme Bir örgüt olarak okulun örgüt özelliklerini anlayabilme Okul ve okulun ideolojik boyutuna yönelik eleştirileri anlayabilme * Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü 137

150 138

151 OKUL ÖRGÜTÜ VE YÖNETİMİ 139 Giriş Okul, ulusun kaynakları ve üretim sistemi üzerinde egemenlik kuracak yeni kuşakların davranışlarını biçimlendiren bir etken olduğu için, toplumun kaynaklarını ve üretim sistemini elinde tutan güçlerin dikkatini sürekli olarak üzerinde tutar. Topluma egemen olan kişi ya da kümeler, geleceklerini güven altına almak için, okulun eğitimi ve yönetimi üzerinde egemenlik kurmak isterler. Toplumsal eğitim kurumunun doğurgusu olan okul, hem övülen hem de yerilen bir örgüttür. Bilinebildiği kadarıyla toplumdaki eğitsel ilişkilerin doğal olarak ortaya çıkardığı okulumsu örgütlere, toplumdan pek eleştiri gelmemiş; toplum bunları hep gereksemiştir. Ama devletin açıp yönettiği biçimsel (resmi) okul, eleştirilere uğramaktan kurtulamamıştır (Başaran, 2008). Okulu beğenenler, genellikle öğrencinin yeteneklerini yeterliğe dönüştürdüğü; toplum kalkınmasına gerek insan gücünü yetiştirdiği; toplumun önderlerinin okuldan çıktığı; okulun teknoloji üretimini desteklediği; insanın eğitim gereksinmelerini karşıladığı; devlete sadık insan yetiştirdiği ve benzerleri için beğendiklerini söylemektedirler. Bunun gibi okulun pek çok yararları olduğu söylenmektedir. Okulu eleştirenler ise, okul, sorun çözücü değil sorun yaratıcıdır. Okul, insanların isteklerini çoğaltarak mutsuzluk getirir. Okul, geleneksel kültürün yeniden üretilmesini sağlayarak toplumun yenileşmesini engeller. Okul, öğrenciyi uysal, itaatli, haklarını ve özgürlüklerini kullanamaz duruma sokar. Okul, öğrencilerinin bireysel ayrılıklarını geliştirmez, kalıp davranışlar öğreterek onları tek tip insan yapmaya çalışır vb, diye eleştirmektedirler. Okulun, her toplumsal birim gibi eleştirilmesi doğaldır. Bütün bu eleştireler toplumda daha iyi bir eğitsel ilişki ve etkileşimin oluşması için gereklidir. Yönetim Nedir? Yönetim kavramını ne olduğunu açıklamadan önce yönetim ile ilgili temel kavramlara bakmamız iyi olacaktır. Günümüz toplumlarının en büyük problemleri arasında bilginin aktarılması ve elde edilmesi gösterilir. Gerek bilginin aktarılması, gerekse bilginin elde edilmesinde en etkili faktörün eğitim olduğu kabul edilmektedir (Açıkalın, 1998).

152 140 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Eğitim: Eğitim bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istendik değişme meydana getirme sürecidir (Ertürk, 1975). Durkheim (1956), eğitimi genç kuşağın yöntemli bir biçimde toplumsallaştırılmasıdır şeklinde tanımlamıştır. Tyler (1950) ise, bireyin davranış biçimlerini değiştirme süreci olarak tanımlamıştır. Hiyerarşik olarak eğitimin amaçlarını beş kümede toplamak mümkündür (Ertürk, 1972). 1. Uzak amaçlar 2. Eğitimin genel amaçları 3. Okulun amaçları 4. Dersin amaçları 5. Konunun amaçları Örgüt: Toplumsal ihtiyaçların bir kısmını karşılamak üzere, önceden belirlenmiş amaçları gerçekleştirecek düzenli işleri yapmak için güçlerini gönüllü eşgüdümleyen insanlardan oluşan toplumsal açık bir sistemdir (Başaran, 1989). Sistem: Bir amaç için birleşen, birbirlerine dayanan ve birbirini etkileyen parçaların oluşturduğu bir bütündür. Sistemin amacı, yaşamaktır. Bu amacını gerçekleştirmek için sistem, çevresinden girdi almak; girdilerini alabilmek için de çevresine çıktısını vermek zorundadır (Başaran, 2008). Temel kavramları kısaca açıkladıktan sonra yönetim nedir sorusunu açıklayabiliriz. Yönetim ortak bir amacın gerçekleştirilebilmesi için eldeki insan ve madde kaynağının etkili biçimde kullanılmasıdır. İnsan ve madde kaynağı aracılığı ile belli bir amacın gerçekleştirilmesi eylemidir (Aydın, 2005). Yönetim, örgütünün amaçlarını gerçekleştirmek üzere, örgütteki insan ve madde kaynaklarının, örgütlenmesi, eşgüdümlenmesi ve değerlendirilmesi süreçlerinin bütünüdür (Balcı, 2005). Yönetim örgütün amaçlarının gerçekleştirmek için, insan ve madde kaynağına yön verir, bunları kullanır ve kontrol eder. Yönetim, kurumu amacına ulaştırmak için elde bulunan bütün kaynakları ve olanakları en iyi biçimde kullanma bilimi ve sanatı (Erdoğan, 2008), bir işi başkalarına yaptırma sanatı ya da bir işin nasıl yapılacağını bilmek ve o işin nasıl yapılmasını sağlamak sanatı olarak tanımlanabilir. Ortak bir amacın gerçekleştirilmesinde yönetim, amacın gerçekleştirilmesi için yöntemin nasıl belirlendiği, amacı gerçekleştirecek bireylerin nasıl seçildiği ve nasıl bir işbirliği içinde çalışacakları, ara-

153 OKUL ÖRGÜTÜ VE YÖNETİMİ 141 larında nasıl bir işbölümü yapılacağı ve etkinliklerin nasıl eşgüdümleneceği ile ilgilenir (Karip, 2004). Eğitim ve Okul Yönetimi Eğitimin Yönetimi Bir uzmanlık alanı olarak eğitim yönetimi, amaç ve işlev açısından iş ve kamu yönetiminden ayrılır, farklılıklar gösterir. Eğitim yönetimini diğer kurumların yönetiminden farklı kılan eğitimin kendine özgülüğüdür. Eğitim yönetimini özgün yapan şey eğitim işinin özgünlüğüdür (Aydın, 2005). Eğitim yönetimi, toplumun eğitim gereksinimlerini karşılamak üzere kurulan eğitim örgütünü, önceden belirlenen amaçlarını gerçekleştirmek için, etkili işletmek, geliştirmek ve yaşatmak sürecidir (Başaran 1998). Eğitim yönetimi, kamu yönetiminin özel bir alanıdır ve eğitim örgütlerine saptanan amaçlara ulaştırmak üzere insan ve madde kaynaklarını sağlayarak ve etkili biçimde kullanarak, belirlenen politikaları ve alınan kararları uygulamaktadır (Taymaz,2003). Eğitim yönetimini diğerlerinden ayıran yanlar, eğitimin özelliğinden doğmaktadır. Eğitimin olduğu gibi, eğitim yönetiminin de en önemli konusu insandır. Eğitim yönetimi, insan ve insanların oluşturduğu toplumu her yönden geliştirip, zenginleştirmeyi amaçlar (Bursalıoğlu,1998). Yönetimin eğitime uygulanması (Balcı,2005) olarak ifade edilebilecek eğitim yönetiminin temel girdisi ve çıktısının insan olmasından dolayı kendine özgü özellikleri vardır ve bunlar aşağıda özetlenmiştir (Kaya,1991;Taymaz,2003); 1. Eğitim doğrudan veya dolaylı olarak insanlarla ilgili hizmettir. Eğitimin bu niteliği nedeniyle, eğitim örgütleri bir işletme gibi savaşçı, didişken olamaz. Eğitim örgütü insanlar içindir ve onların davranışlarını değiştirir veya onlara yeni davranışlar kazandırır. 2. Eleştirici bir tutum geliştirmek genellikle eğitimin temel amacıdır. Bu amacın gerçekleştirilmesi okuldan beklenir. 3. Eğitim örgütlerinin başarılarını yeterli olarak değerlendirmeyi engelleyen etkenler vardır.

154 142 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ 4. Eğitim, onu denetleyen güçlerin yapısı bakımından da öteki örgütlerden farklıdır. Bu yüzden eğitim yöneticileri değişik baskılar altında bulunurlar. 5. Okul çalışanları genellikle mesleki öğretim görmüştür. Öğretmenlerin çoğu, yıl olarak, yönetici kadar eğitim görmüştür. Bu durum yöneticinin etkileme gücünü azaltmaktadır. 6. Eğitim kurumlarının yapısı ve örgütlenmesi özel dikkat gerektirir. Diğer örgütlerden farklı olarak okul ayrı bir birim olarak anlaşılamaz. Eğitim örgütleri, ülke çapına yayılmış olan eğitim sisteminin bir parçasıdır. 7. Eğitim sisteminin temel girdisi ve çıktısı içinde yer aldığı çevrenin insanıdır. Bu nedenle çevrenin gereksinimlerini karşılamak durumundadır ve bu çevrenin etkilerine açıktır. 8. Eğitimle ilgilenen ve onu doğrudan ve dolaylı olarak denetlemeye çalışanların sayısı oldukça çoktur. Çeşitli baskı grupları ve bireyler eğitimi kendi çıkarları doğrultusunda etkilemeye çalışırlar ve bunun için okul yöneticilerine çeşitli baskılar uygularlar. 9. Toplumun eğitim sisteminden beklentisi ile ilgisi dengeli değildir. Beklentiler yüksek ama ilgi düşük olabilmektedir. 10. Eğitim kurumları olan okulların yöneticileri öğretmenler arasından seçilmektedir. Bunların büyük bir kısmını okul yöneticiliği konusunda bir öğrenim görmemiş olmaları ve deneyimsizlikleri yönetim açısından sorunlar doğurmaktadır. 11. Eğitim kurumları çevre ve yörenin gereksinimlerini karşılamakla yükümlü olmalarına karşın yönetiminin merkezi sisteme bağlı oluşu bunu güçleştirmektedir. Alanyazında eğitim yönetimi ve okul yönetimi ifadeleri yanlış biçimde bazen birbirinin yerine kullanılmaktadır. Eğitim yönetimi, okul yönetimine göre daha kapsamlı bir ifade olup bir insan bilimi olarak yarım yüzyılı geride bırakan, sosyal bilimdeki diğer gelişmelerden de etkilenen disiplinler arası bir çalışma alanıdır (Şişman ve Turan,2004). Eğitim sistemi ve eğitim yönetimi kavramları eğitimin bütünüyle ilgilidir. Eğitim sistemi, okulları da kapsayana bir üst sistem konumundadır. Eğitim yönetimi, sistemi bütün olarak çözümleme ve birleştirmeyi amaçlar (Taymaz,2003).

155 OKUL ÖRGÜTÜ VE YÖNETİMİ 143 Okul Yönetimi Eğitim, bir toplumun sahip olduğu insanı yeniden yaratarak geleceğini kontrol etme girişimi olarak tanımlanabilir. Toplumsal bir kurum olan eğitimin formal örgütü okuldur. Okulun (eğitimin) yönünü tüm toplumsal kurumlar belirler. Okulun etkilil bir işleyişi gerçekleştirmesi toplumsal sorunların eğitimsel yönünü dikkate alması ile olanaklıdır(aydın,2005). Okul, eğitim sisteminin en işlevsel parçasıdır. Eğitim sisteminin eylemsel sınırlarını ve çevresini belirler. Okul, eğitim sisteminin sınırında, uçta, ilk düzeyde, üretim amaçlı somut örgütlenmesidir. (Açıkalın,1998).Okulun özellikleri, okul yönetiminin önemini artırmaktadır. Okullar eğitim sisteminin alt sistemleri olarak düşünüldüğünde, okul yönetimi de eğitim yönetiminin bir alt sistemi olarak ele alınabilir. Okul yönetimi bir bakıma eğitim yönetiminin sınırlı bir alana uygulanmasıdır. Eğitim yönetimi nasıl yönetimin uygulanmasından oluşuyorsa, okul yönetimi de eğitim yönetiminin okula uygulanmasından oluşmaktadır (Bursalıoğlu,1998). Okul yönetimi, okulu önceden belirlenmiş amaçlara ulaştırmak için eldeki tüm madde ve insan kaynağının katkılarını bütünleştirmek, etkili biçimde kullanmak, amaçlara dönük politika ve kararları uygulamak olarak ifade edilebilir. Okul yönetimi, eğitim yönetiminin sınırlı bir alana uygulanmasıdır. Bu alanın sınırlarını eğitim sisteminin amaçları ve yapısı belirler. Okul yönetiminin görevi okuldaki tüm insan ve madde kaynaklarını en verimli biçimde kullanarak, okulu amaçlarına uygun olarak yaşamaktır (Taymaz,2003). Okul yönetiminin önemi, aslında yönetimin görevinden doğmaktadır. Yönetimin görevi, örgütü amaçlarına uygun olarak yaşatmaktır. Bu durumda okul yönetiminin görevi de okulu amaçlarına uygun olarak yaşatmaktır (Bursalıoğlu,1998). Okul: Okul, öğrencilerine, önceden tasarlanmış eğitsel amaçlara ulaştırmak için gereken davranışı (bilgi, beceri ve tutumu) planlı bir süreç içinde belli bir sürede kazandıran örgüttür. Öğrenmenin yaşam boyu olmasına karşılık okul hedefleri, süresi yöntemi belli planlı bir öğretim yapar. Böyle bir öğretim nerede yapılıyorsa orası okuldur (Başaran, 2008). Bu niteliği ile okul değişik sıfat ve adlarla anılan genel bir kavramdır. Okula ilk orta yüksek sıfatının verilmesi, düzeyinin giderek yükseldiğini gösterir. Okula, lise, teknik, meslek, enstitü akademi, fakülte eğitim merkezi konservatuvar gibi sıfat ve adlar verilmesi, okuldaki eğitimin içeriğini ve niteliğini ayırmaya yardım eder.

156 144 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Okulun Görevi: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası na göre okulun amacı ve görevi, Atatürk ilke ve devrimlerine, laik, demokratik, sosyal hukuk devletinin ilkelerine uygu ve öğrencinin eğitim gereksinmesini karşılayan bir öğretim yapmaktır. Ayrıca okulun amaçları ve görevleri, Milli Eğitim Temel Kanunu nda (METK), Yükseköğretim Kanunu nda, her okulun eğitim programının başında yer almaktadır. Okulun İlkeleri Öğrencilerin öğrenmeyi öğrenmesi ilk önceliktir. Öğrenciler bütün çalışmaların odak noktasıdır ve amaçlar temel oluşturur. Öğrenciler ve veliler, toplumun sürekli gelişen beklentilerine ayak uyduracak şekilde geliştirmek için yüreklendirilir. Öğrencinin başarısını artırmak için karşılıklı olarak sorumluluk alınır ve verimli bir şekilde çalışılır. Öğrencilere birey olarak saygı duyulur. Öğrenciler arasındaki bireysel farklılıklar dikkate alınır. Farklılıklar ve görüş ayrılıkları bir zenginlik olarak kabul edilir. Sürekli olarak yeni öğrenme biçimlerine uyum sağlanacak beceriler geliştirilir. Değişim, mükemmeliyete ulaşmada cesaret kazandırır, geçmiş deneyimler ise değişimi göze almaya yardım eder. Okulun Amaçları Amaç 1: Tüm öğrencilerin başarısını artırmak. Başarılı ve başarısız öğrenciler arasındaki seviye farkını azaltmak. Sürekli değerlendirme yapılarak bütün öğrencilerin öğretim programlarındaki temel bilgi ve becerileri kazanıp kazanmadıkları ölçülecektir. Sürekli değerlendirme yapılarak öğretimin etkinliği değerlendirilecek ve alınan sonuçlara göre gerekli iyileştirme yapılacak. Her öğrenci bir başka dünyadır ve her biri diğerinden farklı bir biçimde öğrenir. O halde, her öğrenci kendine göre gösterdiği gelişim esas alınarak değerlendirilecek ve öğretim metot ve materyalleri farklı öğrenme biçimlerine göre hazırlanacaktır.

157 OKUL ÖRGÜTÜ VE YÖNETİMİ 145 Öğrencilere öğrenmeyi sevdirmede, bütün öğrencilerin öğrenme ihtiyacına cevap vermede veli ve toplum desteği sağlanacaktır. Okul, toplumu düzenli bir şekilde eğitim alanındaki gelişmeler, yeni eğitim yaklaşımları ve teknolojik yenilikler konusunda bilgilendirilecektir. Amaç 2: Okula güveni ve veli katılımını sağlamak Öğrencilerin başarısında en önemli faktörlerden biri de velilerin çocuklarının eğitimine okul ile işbirliği yaparak doğrudan katılmalarıdır. Bu nedenle okulveli işbirliği geliştirilecektir. Okul ile veliler arasındaki iletişimi güçlendirmek için okulun gelişimi değerlendirilecek ve sonuçları velilere duyurulacaktır. Öğrencilerin gelecekteki işverenlerinin, eğitimcilerin, velilerin kaygıları dinlenecek ve okulun içinde bulunduğu toplumsal çevrenin ihtiyaçları göz önünde bulundurulacaktır. Okulun kaynakları bire bir öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde ayrılacaktır. Amaç 3: Okulun tamamında liderlik davranışlarını ve bunun her alandaki geçerliliğini geliştirmek. Öğrenmede işbirliği esas olarak alınacak, öğrenci başarısının her öğrenci için nasıl artırılacağı belirlenecektir. Okulda planlanan ve yürütülecek çalışmalar daima öğrenci başarısının artırılmasına yönelik olacaktır. Okulda liderlik yaklaşımı benimsenecek ve okul müdürü okulun eğitim lideri olarak okul toplumunu oluşturan yöneticilere, öğretmenlere, öğrencilere, velilere ve destek personele öncülük yapacaktır. Çevredeki okullar ile de etkili bir iletişim kurularak bu okulların da gelişimine liderlik yapılacaktır. Bunun için okulun kazanmış olduğu deneyimler ve bilgi birikimi diğer okullara düzenli bir şekilde aktarılacak ve onların da gelişimine katkıda bulunulacaktır. (Milli Eğitim Dergisi, 2003, Aktaran: Demirtaş, 2010) Okul Yönetiminin Öğeleri Okul örgütünü, okul müdürü yönetir. Okul müdürünün görevini başarı ile yerine getirebilmesi, kendi rolü ile okuldaki diğer çalışanların rollerini doğru anlama-

158 146 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ sına ve davranışlarını buna göre ayarlanmasına bağlıdır. Her toplumun eğitim sisteminin, okullarının kuruluşu, yapısı ve işleyişi kendine özgüdür ve diğer toplumlardan belli yanları ile ayrılabilir. Türkiye de okullar devlet tarafından önceden belirlenen ya ilke ve amaçlara göre açılmakta, örgütlenmekte, işletilmekte ve denetlenmektedir. Okulun yapısı içerisinde çeşitli rol ve statülerde görevliler bulunmaktadır. Bunlar yöneticiler, öğretmenler ve diğer personel(memurlar, teknik personel, sağlık personeli, eğitim uzmanları, hizmetliler) olmak üzere gruplandırılabilir (Şişman ve Turan 2004). Okulların etkili olmaları, yani önceden belirlenen amaçlarına ulaşabilmeleri büyük ölçüde okuldaki etkinliklerin, eğitim ve öğretim programının yürütülmesinden sorumlu olan müdürlerin etkili olmalarına ve özenle planlanacak kadar önemlidir. Bu durum eğitim yöneticilerine önemli sorumluluklar yüklemektedir. Etkili okulla ilgili araştırmalar, okul yöneticisinin etkili okulun kritik önemdeki etkenlerden birisi olduğunu göstermektedir (Balcı, 1993). Son yıllarda yapılan araştırmalar, okul müdürünün geleneksel rol ve sorumluluklarının değiştiğini, çağdaş okul müdürünün görev ve sorumluluklarının liderlik, iletişim, grup süreçleri (takım kurma, kalite çemberleri oluşturma, sosyalleştirme, örgütsel bütünleşme vb.), program geliştirme, öğretmen ve öğrenme süreçleri, performans değerlendirme gibi birçok farklı başlık altında toplandığını göstermektedir (Şişman ve Turan, 2004). Okul müdürü: Okulu okul müdürü yönetir. Okul müdürü yasa ve yönetmeliklerin kendisine vermiş olduğu yetkiye bağlı olarak okula her türlü girdilerin sağlanmasından ve bunları okul amaçlarını gerçekleştirme yönünde kullanılmasından sorumlu kişidir. Okul müdürü, okulun insan kaynağının ve diğer kaynakların sağlanmasından yerli yerinde kullanılmasında, eğitim ve öğretimle ilgili tüm etkinliklerin planlanıp uygulanması, denenmesi, değerlendirilmesi, okulda iletişim ve eşgüdümün sağlanması ortaya çıkan sorunların çözümü kapsamında yer alan görevlerini yerine getirmek durumundadır (Özden, 2005). Okul Müdürünün Sorumlulukları: Okul müdürü, ilgili yasaların, eğitim politikalarının ve çağdaş eğitim anlayışının beklentileri doğrultusunda okula amaçlarına ulaştırmakla yükümlüdür. Okul müdürünün sorumlulukları içinde bulunulan ortamın koşullarına göre değişmekle birlikte aşağıdaki biçimde sıralanabilir (Taymaz, 2003); 1. Okulunun amaçlarını ve felsefesini açıklamak 2. Okulun politikasını saptamak ve tanıtmak,

159 OKUL ÖRGÜTÜ VE YÖNETİMİ Okul etkinlikleri için ihtiyaçları karşılamak, 4. Okulda katılımcı ve demokratik yönetimi geliştirmek, 5. Okulda kişiler ve gruplar arasında ilişkiler kurmak, 6. Öğretim ve eğitim etkinliklerini planlamak, 7. Okulun çevresinin değerlerini incelemek ve desteği kazanmak, 8. Okul içi ve dışı öğelerle iletişim ve eşgüdüm sağlamak, 9. Etkili bir işletme yönetimi geliştirmek ve uygulamak, 10. Yapılan çalışmaları sürekli izlemek ve değerlendirmek. Okul müdürünün görevleri: Okul müdürleri MEB ile ilgili yasa ve yönetmeliklerin kendilerine verdiği görevleri yerine getirmekle yükümlüdürler. Bu görevler MEB İç Hizmetler Yönetmenliği ve eğitim kademeleri ile ilgili diğer yönetmenliklerde ifade edilmiştir. Okul müdürünün yönetim süreçleri (planlama, karar verme, örgütleme, koordinasyon, iletişim, denetleme, değerlendirme) kapsamında yer alan görevlerinin dışındaki görevler aşağıda genel hatları ile ifade edilmiştir (Taymaz, 2003). 1. Personel İşleri: Personel ihtiyacının belirlenmesi, personelin işe alınması, istihdam edilmesi, yer değiştirmesi, yetiştirilmesi, geliştirilmesi, değerlendirilmesi, denetlenmesi, yükseltilmesi, sicil ve disiplin işlemleri (ödüllendirme, cezalandırma), sağlık ve askerlik işlemleri, özlük işlemleri, emekliyle ayrılma vb. 2. Öğrenci İşleri: Öğrencilerin okula kaydedilmesi, devamının izlenmesi, nakil ve kayıt silme işlemlerinin yapılması, sınavlar ve sınıf geçme ile ilgili işlemlerin yapılması, mezuniyet ve diploma işlemleri, sağlık ve güvenlik ile ilgili işlemler, kimlik, paso düzenleme ve askerlik ile ilgili işlemler. 3. Öğretimle ilgili işler: Okulun yıllık öğretmenin planlanması, öğretimle ilgili kitap ve araç-gereçlerin sağlanması, öğretmenler kurulu toplantılarının yapılması, kütüphane ile ilgili işlemler, öğretimin yapılması ve izlenmesi ile ilgili işlemler. 4. Eğitimle ilgili işler: Rehberlik hizmetlerinin yapılması, öğrenci disiplin işleri, okul aile birliği ve okul koruma derneği ile ilgili işler, okul aile birliği ve okul koruma derneği ile ilgili işler, okul çevre ilişkilerinin düzenlenmesi vb. Okul müdür yardımcısı: Okulların büyüklüğüne göre müdür yardımcılığı kadroları vardır. Okul yönetiminde okul müdürünün okulu yönetmesine yardımcı

160 148 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ olmak ve okul müdürünün okul idaresi ile vermiş olduğu görevleri yerine getirmekle yükümlü olan bir kadrodur. Birkaç müdür yardımcısını bulunması durumunda müdür başyardımcısı kadrosuyla okul idaresine katılır. Öğretmenler: Okulun en stratejik parçalarından birisi öğretmenlerdir. Öğretmenin okul içerisindeki rolü, bir bakıma öğretmenin anlayışına bağlıdır. Bu anlayış zekâdan çok eğitim ve tecrübenin bir ürünüdür. Böyle bir anlayış öğretmenin mesleğe karşı tutumunu bir dereceye kadar tayin eder. Bu tutumun kaynağı öğretmen olduğun göre okul içindeki ve dışındaki öğeler öğretmen davranışlarına yön verir. Öğretmenlerin yöneticiler, öğrenciler, ana-baba, çevre, toplum ve devletten olan beklentileri okulun sosyal havasının bir parçasını meydana getirir. Bu beklentiler özellikle okul yöneticisinin liderlik davranışlarına göre değişir (Bursalıoğlu,1998) Eğitici olmayan personel: Yönetici ve öğretmen gruplarının dışında kalan bu gruba okulda çalışan memurlar, hizmetliler ve diğer işçiler girer. Bu gruptaki kişilerin dolaylı olarak eğitime katkıları vardır. Bu gruptaki işlerin dikkatle seçilmeleri ve bir disiplin içerisinde çalıştırılmaları gerekir. Görünüş, davranış ve ifadeleri ile bu personel okul içinde veya dışında olumlu veya olumsuz etki yapabilir. Örgüt Yukarıda örgüt kavramını kısaca tanımlamıştık şimdi örgütün ne olduğunu ne anlama geldiğini daha detaylı ele alalım. Ortak amaçları gerçekleştirmek üzere bir araya gelen insanların örgütlenmesi, liderlik edilmesi ve değerlendirmesi süreçlerinin bütünü (Balcı, 2005) olarak tanımlanabilen örgüt, insanın işbirliği gereksiniminden doğar. İnsanlar bireysel güçlerini aşan amaçlarını gerçekleştirebilmek için iş birliği yaparlar. Ortak çabayı gerektiren bir amacın gerçekleştirebilmesi, birden fazla bireyin güç ve eylemlerinin birleştirilmesini, bütünleştirilmesini zorunlu kılmaktadır. İş birliği olmaksızın, toplumsal yaşamın olmayacağı artık anlaşılmıştır (Aydın, 2005) İnsanların belirli amaçları gerçekleştirmek için iş birliği yapma gereksinimlerinden doğan örgütler, insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanlar, toplu olarak yaşadıkları her yerde zorunlu olarak ortaya çıkan sorunları çözmek ve gereksinimlerini karşılamak amacıyla örgütler oluşturmuştur. Gelişim süreçlerinin başında kendi temel gereksinimlerini tek başlarına karşılayabilen insanlar, zamanla artan ve tek başlarına karşılayamadıkları gereksinimlerini gidermek ve dış çevrenin koşullarına uyum sağlamak amacıyla diğer insanlarla işbirliği yapmaya başlamışlardır.

161 OKUL ÖRGÜTÜ VE YÖNETİMİ 149 Bernard (1966, Akt; Demirtaş, 2010 ), bir örgütün var olabilmesi için üç temel öğenin zorunlu olduğunu söylemiştir. Bunlar: 1. Birbirleriyle iletişimde bulunabilecek bireyler 2. Amacın gerçekleştirilmesine katkıda bulunma isteği 3. Gerçekleştirilmesi gereken ortak bir amaç Örgüt bir yapıdır. Bu yapının iyi kurulabilmesi, iyi bir modele dayanması ile olanaklıdır. Örgüt, üyeleri arasındaki ilişkilerin bir örgüsüdür ve üyeleri tarafından kurulan bir koalisyon olarak görülebilir. Bu koalisyonun koşulları uzlaşma, uyma ve kontroldür (Bursalıoğlu,1998). Değişmenin kaçınılmaz olduğu günümüz koşullarında örgütlerin değişen yapılar olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Değişmeyen, gelişmeyen örgütler yok olmaya mahkûmdurlar. Değişim, örgüt bağlamında yaratıcılığın ve yeniliğin temel bir parçasıdır. Örgütsel değişim, bir fikri, bir modeli veya farklı bir davranışı örgüt olarak benimsemedir (Helvacı,2005). Örgütler dışarıdaki değişmeye ayak uydurabilmek için kendi içinde değişmek ve gelişmek durumundadırlar. Değişim hızı dışarıdakinden yavaş olmamalıdır. Bir örgütün içindeki değişim hızı dışarıdakinden yavaş olmamalıdır. Bir örgütün içindeki değişim hızı, dışındaki değişim hızından yavaş olursa örgütün devamlılığı tehlike altında demektir (Schlechty, 2005, Akt; Demirtaş, 2010). Örgütlerin Özellikleri Örgütler, kendi üst sitemi olan toplumla, toplumun diğer alt sistemleriyle ve kendi alt sistemleriyle sürekli etkileşim halindedir. Sistem yaklaşımı açısından bakıldığında örgütler toplumların alt sistemleri olarak faaliyet gösterir. Bu etkileşim örgütlerin diğer üst, yan ve alt sistemlerle uyum ve karşılıklı bağlılık içinde yaşamalarını zorunlu kılmaktadır. Örgüt öğelerine ilişkin olarak ileri sürülen görüşlerin ortak özellikleri şöyle sıralanabilir (Aydın, 2005). 1. Örgütlerin ortak bir öğesi onların toplumsal varlıklar olmalarıdır. Örgütler insanları yer aldığı ve tepkide toplumsal varlıklardır. 2. Örgütlerin bir diğer ayırt edici özelliği amaç yönelimli olmalarıdır. Örgütler belli amaçları gerçekleştirmek için oluşturulmuş toplumsal amaçlardır. 3. Örgütlerin bir diğer özelliği, etkinliklerinin ve ilişkilerinin zaman içinde süreklilik göstermesidir. Süreklilik ile bir sonsuzluk ifade edilmemektedir. Sü-

162 150 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ reklilik ile örgütlerdeki ilişkilerin ve birbiriyle ilişkili olan etkinliklerin anlık ve sadece bir kez olmanın ötesinde bir devamlılık gösterdiği ifade edilmektedir. Örgütte süreklilik gösteren şey hedeflerin gerçekleştirilmesidir. Örgütlere sistem yaklaşımı açısından bakıldığında örgütler, özgün bir bütün oluşturan öğeler bileşimi olarak kabul edilirler (Aydın, 2005). Örgütler bir çevre ile sürekli alış-veriş ve etkileşim içinde bulunmaktadırlar. Örgütler çevrelerinden girdi alırlar ve çıktıklarını çevreye verirler. Bu anlamda bir örgüt olarak okullar da girdi olarak öğrenci, öğretmen, ders araçları vb. alırlar. Çıktı olarak da mezun öğrenciler, bilgi vb. verirler. Bir örgüt, amaçlarına dönük olarak etkinlikte bulunduğu, bir başka ifadeyle etkili olduğu ölçüde yaşamını sürdürebilir. Örgüt kendiliğinden amaçlar doğrultusunda örgütlü davranışlar göstermez, bunun için yönetsel bir çabaya gereksinim duyar (Toprakçı, 2002). Bu çabayı göstermesi gereken öğe yönetimdir. Bir Örgüt Olarak Okul Okul, eğitim hizmetinin üretilip sunulduğu yerdir. Eğer okul, bir örgüt olarak ele alınacak olursa, onu bir hizmet örgütü olarak nitelendirmek mümkündür. Ancak okul, girdileri, işleme süreci, sonuçları ya da çıktıları yönünden diğer örgütlerden farklıdır (Şişman ve Turan, 2004). Bir eğitim örgütü ya da kuruluşu olarak okul, eğitim sisteminin amaç ve ilkeleri doğrultusunda öğrencilere bilgi, beceri ve davranışların kazandırıldığı yerdir (Balcı, 2005). Okul içinde bulunduğu bölgenin gereksinimlerini de dikkate alarak, eğitimin amaçlarını gerçekleştirmek üzere bir araya gelmiş yönetici, öğretmen, öğrenci, diğer personel ve araç gereçlerden oluşan bir örüntü olarak tanımlanabilir (Toprakçı, 2002). Okullar, kitlesel eğitimin yapıldığı yerler olarak modernleşme ve sanayileşme süreciyle birlikte gelişmeye başlamıştır. Okulu bir işletme gibi düşünmek eğitimin ve okulun doğasına uygun değildir. Okul, her şeyden önce bir insan topluluğu, ortak bir yaşama alanıdır ve işletme mantığı ile değerlendirilemez. Okullar, sosyal bir sistem olarak görülebilir. Sistem, etkileşimli ve aralarında ilişkiler bulunan parçaların, öğelerin oluşturduğu bir bütündür (Taymaz, 2003; Balcı, 2005). Sosyal sistem, ortak bir amaç için toplanan grup üyelerinin birbirleriyle olan ilişkileri ve etkinlikleri anlamına gelir. Bu nedenle bir okul bölgesi, bir okul ve bir dersliğin hepsi sosyal bir sistem olarak görülebilir.

163 OKUL ÖRGÜTÜ VE YÖNETİMİ 151 Bir sosyal sistem bağımsız ve etkileşen iki boyut içerir. Bu boyutlardan birincisi, sistemin amaçlarını gerçekleştirecek olan belli rol ve beklentilerin yer aldığı kurumsal boyuttur. İkincisi ise, belli kişilere, gereksinimlere sahip ve etkileşen bireylerde oluşan insansal boyuttur. Okullar bu boyutlar açısından ele alındığında, kurumsal boyutta, yönetici, öğretmen, öğrenci, müfettiş gibi roller ve bu rollerden beklenenler yer alır. İkinci boyutta ise bu rolleri sergileyen okul çalışanlarının gereksinimleri ve aralarındaki etkileşim yer alır (Lunenburg & Ornstein, 2000 Akt; Demirtaş, 2010). Okula sistem yaklaşımı, okulun sorunlarının ilişkili olduğu tüm öğelerle birlikte, bütüncül bir yaklaşımla anlaşılmasını ve çözüm yollarının aranmasını sağlar. Okulun amaçlarına ulaşmasında etkili olan öğeler iç ve dış olmak üzere iki kısma ayrılır. Her öğenin işleyişi ve rolünü amaçlara dönük oynaması diğer öğelerin işleyişini etkiler. Okulun en önemli iç öğesi eğitici personeldir. Ancak, bu öğenin başarılı olabilmesi için diğer öğelerin işlevlerini yerine getirmeleri gerekir ( Taymaz, 2003). Okullar toplumsal açık sistemlerdir. Okullara bu niteliği kazandıran en önemli öğe, girdisini içinde yaşadığı toplumdan alması ve amaçlarını gerçekleştirmek üzere bu girdiyi işledikten sonra topluma çıktı olarak sunmasıdır (Taymaz,2003). Okul, çevresinden aldığı başta öğrenci kaynağı olmak üzere, diğer kaynakları (program, öğretmen, teknoloji vb.) belli alt sistemler yardımıyla işe koşan, çevreye eğitim hizmeti veren ve eğitilmiş insanları ürün olarak sunan, okulun işleyişini değerlendirerek dönütler sağlayan, bu doğrultuda program ve süreçlerini gözden geçirerek gerektiğinde değişiklikler yaparak yaşamını sürdürmeye çalışan açık sosyal bir sistem olarak tanımlanabilir (Şişman ve Turan,2004). Okul denen özel çevre, eğitim sürecinde üç önemli işlev yerine getirir. Bu işlevinden biri, öğrencilerin dış çevrenin güçlüklerinden korumak, onlara yaşamı kolaylaştırmaktır. Okulun ikinci işlevi, dış çevrede kolay rastlanabilecek olan istenmeyen davranışları okuldan içeri sokmayarak, öğrenci davranışlarını temizlemektir. Okulun üçüncü işlevi ise, öğrencilerin yaşam farklılıkları arasında denge sağlamaktır. Okul toplumsal yaşamda olmayan dengeyi kendi sınırları içinde kurması gereken bir kurumdur (Başar,2001).

164 152 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Okula Yönelik Eleştiriler Kapitalist küreselleşme sürecinin yol açtığı toplumsal değişimi, bir yeniden yapılan(dır)ma olarak tanımlamak gerekmektedir. Çünkü bu köklü değişim süreci, tüm dünyada, ekonomik ve sosyal yapının, küresel sermayenin çıkarları doğrultusunda yeniden kurulması anlamına gelmektedir. Kapitalist küreselleştirme sürecinin hızlandırılması için geliştirilmiş olan neoliberal politikalar, toplumdaki tüm hizmetlerin metalaştırılması ve piyasalaştırılmasıyla karakterize edilmektedir. Böylece, toplum bütünüyle bir piyasaya dönüştürülmekte ve yaşam, piyasa yasalarına göre işler hale gelmektedir. Bu nedenle küreselleşmenin etkisi yalnızca üretim ve ticaretle sınırlı kalmamakta, teknolojik gelişmelerin de katkısıyla, bir yaşam biçimi olarak dayatılmakta ve bir homojenleştirilmiş uluslararası kültür oluşturulmaktadır. Bu kültür, yalnızca maddi öğelerden ibaret değildir. Küresel tek kültür içinde neo-liberal söylemin üretimi ve dolaşımı da önemli bir yer tutmaktadır. Kapitalist küreselleşme, Bourdieu ye göre, daha kendisini kanıtlamadan başarılı olduğu ve alternatifinin olmadığı söylemiyle egemenliğini sürdürmektedir. Doğrudan bu söylemin yeniden üretiminde rol oynaması istenen eğitimin, değişime ayak uydurması gerekli görülmektedir. Böylece, politika kararlarındaki dönüşüm, okulların özelleştirilmesi, teknisizm, managerialism ve her zaman performansla ilişkili olma küreselleşmenin eğitim politikalarına getirdiği eğilimler olmaktadır (Ünal, 2005). İstihdamın esnekleştirilmesinin etkilediği ve bu bağlamda dönüştürdüğü alanlardan biri de eğitim ve dolayısıyla öğretmenlik mesleğidir. Kapitalist küreselleşme sürecinin önemli bir dinamiği olan neoliberal politikalar, tüm kapitalist ülkelerde olduğu gibi Türkiye de de uygulanmakta, giderek eğitim ve diğer sosyal alanlara da yaygınlaştırılmıştır. Söz konusu politikaların yaygınlaştırılması sürecinde, kuşkusuz, kamu hizmetlerinin piyasaya dahil edilerek diğer mal ve hizmetler statüsüne ve niteliğine getirilmesi önemli bir aşama olmaktadır. Eğitim sunumunu, ürünü ticarileştirme yoluyla daha maliyet/etkili kılma ve performansı, çoktan seçmeli test sonuçlarından yola çıkarak, deneyimleri standartlaştırma yoluyla ölçme, eğitimi piyasa içinde eritme, piyasayla kaynaştırma sürecinde iki önemli öğe olarak görülebilir. Eğitim, neoliberal proje içinde ülkeler arası rekabette avantaj sahibi olma gibi gerekçeler bir yana, hem ideolojik hegemonyanın güçlenmesinde, hem de insanların gelecekteki toplumsal konumları ve kapitalist küreselleşme ile bütünleşen yaşam beklentilerine sahip olmaları açısından anlam kazanmaktadır. Kuşkusuz,

165 OKUL ÖRGÜTÜ VE YÖNETİMİ 153 dönüşüm süreci açısından, öğretmenin toplumsal ideallerinden sıyrılarak küresel piyasadaki yerini alması, sanılandan daha önemlidir. Bu nedenle, tüm dünyada neoliberal eğitim politikalarının bir parçasını öğretmen kimliğinin yeniden tanımlanması çalışmaları oluşturmuştur. Öğretmen kimliğinin neoliberal eğitim tasarımı dolayımında oluşturulmasında etkili olan temel süreçlerden biri, okuldaki işleyiş in dönüştürülme sürecidir. Okuldaki işleyiş öğretmenin meslek anlayışının, benlik algısının; öğrenciyi, eğitimi ve toplumu kavrayışının dönüştürülmesinde etkili olmaktadır. Öğretmenler, oluşturulan ideolojik hegemonyadan büyük ölçüde etkilenmektedirler, çünkü okul ortamı küresel tek kültürün yeniden üretildiği bir alan olarak düzenlenmektedir (Ünal, 2005). Kapitalizmin bütün aşamalarında öğretmenin eğitim içerisindeki rolü pek değişmemiştir. Ancak öğretmene yüklenen anlam oldukça köklü değişmeler geçirmiştir. Bu süreçte, öğretmenden, yaşadığı toplum hakkında düşünen ve söz söyleyen toplumu ve eğitim politikalarını sorgulayan bir meslek elemanı olmak yerine küresel ve ticari piyasa içerisinde yeni yerini alması beklenmektedir. Öğretmene verilen bu görev küreselleşme politikalarının sürdürülebilirliği açısından gerekli görülmektedir. Bu noktada eğitimin anlam ve işlevindeki değişimleri istenilen yönde destekleyecek öğretmenlerin yetiştirilmesi de gerekli olmaktadır. Bu anlamda öğretmen yetiştirme politikaları süreç içersinde üzerinde çok fazla değişikliğin yapıldığı bir alanı oluşturmaktadır. Ross (2005) a göre günümüzde çocukları en iyi bilen, tanıyan insanlar olarak ailelerin ve öğretmenlerin okullardaki değişimi etkileme güçleri çok azdır. Öğretilecek içerik ve öğrenci çıktıları daha önceden ve açıkça belirlendikten sonra, standartlara dayalı ders kitapları ve testlerin hazırlanmasıyla, geriye çok az şey kalmaktadır. Standartları temel alan reformlar, öğretmenleri ve okulları, daha önceden merkezi müfredatlar yoluyla belirlenmiş olan bilginin aktarılmasında araç olarak kullanmaktadır. Bu dönemde artık uzmanlar tarafından genel çıkarlarımız ve bu çıkarları gerçekleştirmek için yapılması gerekenler planlanır olmuş, geriye kalanlar ise katılımcı olmaktan ziyade izleyici olmaktadır. İşte bu teknikleştirme süreci öğretmenin profesyonelleşmesi olarak anlam bulmaktadır. Bugün öğretmenin profesyonelleşmesi, bir meslek elemanı olarak öğretmenin eğitim sürecindeki konumu, ilişki ve etkileşimleri, sahip olduğu donanım (öğretmen yetiştirme programlarının içeriği) ve bunu hangi yolla kazandığı (formal eğitim, formasyon kursları vb.) gibi konular yanında istihdam biçimi ve toplumsal konumuyla ilişkili bir kavram olarak da tartışılmaktadır. Dünyada, eğitim tartış-

166 154 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ malarının odağında yer alan öğretmenin profesyonelleş(tiril)mesi meselesi, bu süreci öğretmenin modernleştirilmesi çerçevesinde anlamlandıranlar tarafından temel olarak iki gerekçe ile birlikte gündeme taşınmaktadır: Bilişim teknolojisindeki değişimle birlikte öğretmenin eğitim sürecinde değişen (artan ve karmaşıklaşan) rolü; öğretmen sayısındaki artışla birlikte artan öğretmen maliyetleri (Ünal, 2011) dir. Tarihsel süreç içinde bürokratik yapılara dönüşmüş olan okullar modernizmin bir olgusudur ve kapitalist ekonomik sistem, ulus devletlerinin ortaya çıkması, sanayileşme ve kentleşme sonucu ortaya çıkan demografik değişmelerin eşlik ettiği bir oluşumdur. Okul, eğitimin amaçlarını gerçekleştirmesini beklenen kişilerin işleri ve birbirleri ile olan etkileşim biçimleri tarafından nitelenen toplumsal bir sistemdir (Pehlivan, 2002). Eğitim ve okul başka alanlarda ve sektörlerde olmadığı kadar çok sayıda kişi ve kurumun ilgilendiği bir alandır. Birçok kurum eğitimle yakından ilgilenmek, kendi perspektifleri ve gereksinimleri doğrultusunda onu etkilemek ve yönlendirmek isterler. Çünkü eğitim ve okullar bu kurumların gereksinim duyduğu ve önemsediği insan gücünü, bilgi, beceri ve değerleri üreten bir sistemdir. Eğitime ve okula olan ilginin bir önemli nedeni, eğitimin ideolojik bir girişim olmasıdır. Belirli bir grup, toplumsal sınıf ya da diğer toplumsal oluşumların üyelerince paylaşılan bir toplumsal kavrama biçimi olarak ideoloji, eğitim sistemlerinin biçimlenmesinde önemli bir rol oynar. Eğitim sistemleri, ideolojilerin etkisiyle sürekli değişen ve şiddetli ideolojik çatışmalara maruz kalan daha geniş bir toplumsal bağlamın parçası haline gelir (İnal, 2004). Eğitim aracılığıyla yetiştirilecek kuşaklara kazandırılacak ideolojinin ne olacağı, bir başka ifadeyle ne tür bir dünya görüşüne sahip bireylerin, nasıl bir insanın yetiştirileceği sorunu, aslında eğitim sistemlerinin temel sorunudur. İnal (2004), egemen grup ya da resmi ideolojinin, eğitim, özellikle okullar üzerindeki doğrudan etkisini aşağıdaki alanlarda gerçekleştiğini söylemektedir: 1. İdeoloji, eğitim politikalarını, beklentilerini, sonuçlarını ve en önemlisi amaçlarını biçimlendirmeye çalışır. 2. İdeoloji, toplumsal çevre aracılığıyla bazı tutum ve değerleri aktarır ve pekiştirir. 3. İdeoloji, okulun resmi ve açık programları ile seçilmiş ve onaylanmış bilgi ve becerileri önemle vurgular.

167 OKUL ÖRGÜTÜ VE YÖNETİMİ 155 Okulların, toplumdaki eşitsizlikleri yeniden ürettiği konusu da önemlidir. İdeolojik bir girişim olan eğitim, okul aracılığıyla toplumda var olan eşitsizlikleri büyük ölçüde yeniden üretilmektedir. Althusser (2006) e göre okul, eğitim kurumları içinde özel bir yere sahiptir. Okul, öğrencilere birçok bilgi ve beceri öğretir ancak egemen ideolojinin değerlerine uygun olarak işbölümü, saygı, sevgi ve düzenin kuralları öğretilir. Eğitim, sadece vermekle kalmaz, aynı zamanda, işbölümündeki temel gruplarca gerekli tutum ve davranışları yeniden üretir. Bu şekilde eğitilmiş gençlerde herhangi bir yaratıcılık, bağımsızlık ya da farklılaşma olabileceği düşüncesi gerçek dışıdır. Bu eğitimle ancak basmakalıp düşünen tek tip bireyler yetişir. Marks a göre okul tarafından... zihinsel çalışma ile bedensel çalışma arasındaki ikiliğin ve karşıtlığın kaldırılması ve insanın çok yönlü gelişiminin sağlanması, egemen sınıf ile emekçi sınıf arasındaki ikiliği de kaldıracağı için, kapitalist sistemlerde buna izin verilmez (Tural Kurul, 2002). Yeni Marksist lere göre okul, baskıcı kapitalist düzenin çıkarlarına hizmet etmekte ve sınıf eşitsizliklerini de pekiştirmektedir.... Fakat üretim ilişkilerinin yeniden üretimi, yalnız baskıyla değil, aynı zamanda egemen ideolojiyi yayan İdeolojik Devlet Aygıtları yla olur,okul bu aygıtlardan biridir.... kapitalist toplumda eğitimin eşitliği sağlayacağı ve bireyin yetenek ve potansiyelini geliştireceği görüşü... gerçekleşemez (Tural Kurul, 2002). Bowles ve Gintis e göre, okulda öğrencilere, otoriteye uyma ve güçsüzlüğü kabul etme öğretilmektedir. Okullar, öğrencilere geldikleri sınıfsal yapılarına göre eğitim veriyordu. Gelecekte işçi olarak çalışacaklara, dakiklik, talimatları yerine getirme ve otoriteye itaat öğretilirken, yönetici olacaklara esneklik, ılımlı davranma yeteneği, değişme ve gelişmeye açıklık öğretiliyordu. Eğitimin örgütlenmesi ve program içerikleri bu bakış açısına göre düzenleniyordu. Düşük statülü meslekler için öğrenci hazırlayan okullar daha katı programlar ve sıkı denetim uygularken, diğer taraftan seçkinci okullar oluşturulmaktaydı ( Tezcan, 2005). Öğretmen ve yönetici davranışlarında ve okulların yapılanması ile oradaki uygulamalarda ortaya çıkan örtük program, öğretmen-öğrenci ilişkisine de yansımaktadır. Günümüz toplumlarını sömürü toplumları olarak nitelendiren ve toplumlardaki eğitim sürecini özne ve nesne durumundaki öğretmen ve öğrencinin oluşturduğunu ifade eden Freire (2010) ye göre her insan, diğer insanlarla yüz yüze diyalog kurarak dünyasına eleştirel bir şekilde bakabilir. Böylelikle kendi bireysel ve sosyal gerçeklerini aynı zamanda gerçekliğin çelişkilerini keşfedebilir. Mevcut olan eğitim sisteminde eğitilmiş insan uysallaştırılmış ve uyumlu hale ge-

168 156 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ tirilmiş insandır. Bu durum, ezenlerin amaçlarına hizmet eder. Egemen durumdaki sınıf, kendi kültürünü ve değerlerini, ezilenlere benimsetir. Ezilenlerin kültür ve değerlerini aşağılar. Ezenlerin huzuru, ezilenlerin içinde yaşadıkları dünyayı ne oranda içselleştirdiklerine ve ne kadar az sorguladıklarına bağlıdır. Freire (2010) e göre... geleneksel eğitimde Yığmacı eğitim yöntemi vardır. Bankacı eğitim modeli de denilebilecek bu modelde, öğrencinin, öğrenme süreci içinde bir özne değil, bilginin yerleştirildiği bir nesne olduğu düşüncesi söz konusudur. Burada bilgiyi yatırım olarak gören bir anlayış vardır.... Yığmacı eğitim özgürleştirici olmayıp, ezilenlerin itaatkârlığına ve yabancılaşmasına destek olur. Bu yöntem yaşamı yadsır... içeriği ve ahlaki ilkeleri yönetici sınıfın ideolojisini yansıtır. Poulantzas a göre, toplumsal sınıflar yaratan ve sürdüren okullar değil, üretim sistemidir. Okul, bireyi üretim sistemi tarafından yaratılan konuma yönlendirir. Bu durum toplumsal sınıfları ortadan kaldırmaz ancak, sınıflar arasında geçişler sağlayabilir. Okullar kapitalist toplumda, toplumsal sınıfların yeniden üretiminde rol oynarlar ve mevcut toplumsal ilişkilerin sürdürülmesini sağlarlar. Okulların kapitalist toplumdaki işlevi ideolojiye yaratmak değil, yaratılan ideolojiyi bireylere aktarmaktır. Okular ideolojiyi yayan birer aygıttır. Okullarda otoriteye boyun eğmenin ve tabi olmanın temelleri oluşturulur. Okullar, egemen sınıfların üretim sisteminin ihtiyaçlarını manipüle eden bir şey değildir. Gerçekte okul, zihin-el işbölümünün yeniden üretimini sağlayan bir ideolojik devlet aygıtıdır ( İnal, 1996). Ivan Illich (2006) e göre,... okullar yetkeci ve katıdır. Hem uymacılığa hem çatışmaya neden olurlar; yoksullara ayırım gözetimi uygular, varsılları sorumluluktan kurtarırlar....mevcut toplumsal yapıyı yeniden üretir; insanları kendilerine yabancılaştırır ve kurumlar ile uzmanların otoritesine bağımlı kılarlar. Gerçek özgürlük, okulların ortadan kaldırılmasıyla sağlanabilir. Okul, adeta paketlenmiş mallar pazarlayan bir işletme durumuna gelmiştir. Bir bilgi paketi halinde olan program, müşterilerine pazarlanmakta, öğrencilerin yaşamlarını buna göre düzenlemeleri beklenmektedir. Illich (2006), okula bürokrasi nedeniyle de karşı çıkmaktadır. Ona göre okuldaki bürokratik süreçler, uzmanlaşmış ve tam zamanlı bir okul yaratmaktadır. Zorunlu müfredat ve devam zorunluluğu bürokratik süreçlerin bir ifadesidir. Illich, kurumsallaşmasının toplumsal kutuplaşmaya ve psikolojik çöküntüye yol açtığını ortaya koymaya çalışmıştır. Bireylerin kurumların baskısı ve denetimi altında değil yaratıcı, kişisel ve özerk yetiştirilmesi gerektiğine inanmaktadır. Bireylerin kurumlara bağlı hale geldiğini ve yaratıcılıklarını kaybettiklerini savunmaktadır.

169 OKUL ÖRGÜTÜ VE YÖNETİMİ 157 Ivan Illich, aynı zamanda kitabında zengin ve fakirlere dikkat çekmiştir. Okullaştırılmanın maliyeti ile bu iki kesim arasındaki ilişkiyi şöyle açıklamıştır: Illich; okullarında yapılan eğitimin eşitlikçi bir nitelik taşımadığını ve bunun sonuçlarını fakir kesimin daha ağır ödediğini belirtmektedir. Bir çocuğun eşit nitelikte okul eğitimi hakkına sahip olmakta zengin bir çocuğun konumunu elde edebilmesi nadir görülür. Aynı okula, aynı yaşta başlasalar bile fakir çocuklar, orta-sınıf çocuklar için mümkün olan eğitim olanaklarının çoğundan mahrumdurlar. Bu avantajlar evdeki sohbetler ve kitaplardan, çocuğun hoşuna gidecek tatil gezilerine ve hem okulda hem de okul dışında içinde yer alabilecek farklı ilgi alanlarına kadar uzanmaktadır. Daha fakir çocuklar, gelişim ve eğitim amacı ile okula bağımlı oldukları sürece genellikle diğerlerinden geri kalacaklardır. Fakirlerin bu dengesizlikleri gidermek için sertifikaya değil, öğrenme edimlerini gerçekleştirmelerini sağlayacak yardımlara ihtiyaçları vardır (Illich, 2006). Okullarda uygulanan örtük ya da açık programla öğrencilerin kontrol edilebilen makineler haline getirilmeye çalışıldığını eleştiren Spring (1997),çocukların kolay kontrol edilebilen verimli makineler olarak değil, özgür ve hayattan zevk alan bireyler olarak yetiştirilmesini savunmaktadır. Bir bireyin eylemlerine, kaçışı olmayan, içselleşmiş bir otorite kılavuzluk ediyorsa politik özgürlüğün çok az anlamı vardır diyen Spring, içselleşmiş otoriteyi oluşturan mekanizmalardan birinin eğitim olduğunu ileri sürmektedir. Okullardaki uygulamalarla otoritenin içselleştirilmesine çalışılmaktadır. Pierre Bourdieu (2005) ya göre...okul, toplumda egemen toplumsal grupların kültürel sermayesini (birikimini) kabul eder ve onu gerçekmiş gibi... öğretir;... Okul, sadece okulun otoritesini, öğretmenlerini ve çalışma ölçütlerini kabul eden ve onlara uyan öğrencileri ödüllendirir.... egemen sınıfın kültürünü... toplumsal eşitsizliğini... yeniden üretir ve sonuçta meşrulaştırır. Apple (2006) a göre, bir devlet aygıtı olarak okullar, sermaye birikimi (hiyerarşik olarak örgütlenmiş bir öğrenci grubunu ayıklar, seçer ve onaylar) ve meşruiyet (eksik bir liyakat ideolojisi sağlar ve böylece eşitsizliğin yeniden yaratılması için gerekli ideolojik biçimlere meşruiyet sağlar) için gerekli koşulların yaratılmasında önemli roller üstlenir. Okullarda öğrencilere verilen bilgi ve uygulamalar, onların ailelerinin sosyo-ekonomik konumlarına göre değişmektedir. Ona göre işçi, azınlık ve diğer düşük konumlardan gelen öğrencilerin çoğunlukta bulunduğu sınıflarda öğrencilere dakiklik, temizlik, otoriteye saygı, davranışlarında üst kişi ve makamlara bağımlılık ve sıkıntılar karşısında uysal davranma gibi davranış-

170 158 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ lar öğretilir. Diğer yandan, üst sosyo-ekonomik çevrelerden gelen öğrencilerin çoğunlukta olduğu sınıflarda öğrencilere açık görüşlük ve sorun çözme yeteneği kazandırılarak onların becerikli işçiler yerine profesyonel yönetici adayları olarak yetişmeleri sağlanır. Böylece toplumda var olan eşitsizlikler devam eder. Okullar, sistemin amaçlarını, ideallerini gerçekleştirecek bireylerin yetiştirileceği yerlerdir. Farklı ekonomik, politik ve kültürel dünya görüşleri olan gruplar, toplumsal açıdan meşruiyetin neyi ifade ettiğini ve toplumun amaçlarının neler olması gerektiğini tanımlamaya çalışırlar. Bu durum eğitim kurumları içinde de gerçekleşir (Apple, 2004). Neoliberal kapitalizmin eğitim anlayışını eleştiren Giroux (2007), neoliberal kapitalizmin eğitimi, işçileri hizmet sektörü için eğitmek ve yaşam boyu tüketiciler üretmek için ikili bir görevle kullandığını ileri sürer. Aynı zamanda neoliberalizmin, hoşgörüsüzlüğü ve nefreti teşvik eden dinsel köktenciliğe ve şoven vatanseverliğe batmış artan bir otoriteryanizmi beslediğini ve bunun da eleştirel düşünceyi cezalandırdığını ifade eder. Ona göre örtük program, öğrencileri siyasi, ekonomik ve toplumsal kurumların istediği biçimde yetiştirir. Resmi programlarda yaratıcılık, bilimsel düşünme ve kendine güvenme vurgulanır ve amaçlanırken, örtük programlarla öğrencilere edilgenlik, uysallık ve otoriteye boyun eğme aşılanır. Yukarıdakiler ışığında konuyu özetlemek gerekirse, okul içinde bulunduğu bölgenin gereksinimlerini de dikkate alarak, eğitimin amaçlarını gerçekleştirmek üzere bir araya gelmiş yönetici, öğretmen, öğrenci, diğer personel ve araç gereçlerden oluşan bir örüntü olarak tanımlanmaktadır. Okullar, kitlesel eğitimin yapıldığı yerler olarak modernleşme ve sanayileşme süreciyle birlikte gelişmeye başlamıştır. Okulun görevleri aslında eğitiminde görevleridir. Geleneksel anlamda okul denilince akla gelen ilk şey, bilgi ve bunun aktarıldığı yer olmasıdır. Ancak, günümüzde eğitime ilişkin yapılan tartışmalar, eğitimin tanımına ve işlevlerine yeni bakış açılarını ortaya çıkarmıştır. Eğitimin hangi görevleri ya da işlevleri yerine getireceği, eğitimin amaçlarından çıkarılabilir. Eğitimin işlevleri açık ve kapalı işlevler olarak gruplanabilir. Açık işlevler, eğitimle ilgili yasal metinlerde yer alan amaçlarda çıkarılan işlevlerdir. Kapalı işlevler ise yasal metinlerdeki amaçlardan yer almamakla birlikte, eğitim kurumlarının uygulamada bireylere kazandırması beklenen statü vb. işlevlerdir. Kapitalizmin dönemsel ihtiyaçlarına paralel olarak, yaşamın her alanına girmekte olan neoliberal politika, uygulama ve tarzları, gerçekliğin, neoliberalizmin diliyle

171 OKUL ÖRGÜTÜ VE YÖNETİMİ 159 yeniden inşası için çeşitli işlevler üstlenmektedir. Bu süreçte devlet, sermaye için yeni kâr olanakları yaratma potansiyeline sahip olan eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve çevre gibi alanları piyasaya dahil edecek kurumsal çerçeveyi yaratmakta ve korumaktadır (Harvey, 2005). Nitekim son yıl içinde, dünyanın hemen her yerinde olduğu gibi Türkiye de de, eğitimden sağlığa, su kaynaklarından sosyal güvenliğe kadar, bir zamanlar kamusal varlık ve kamusal hizmet çerçevesinde değerlendirilen konular, özel yatırım ve özel harcama alanları içine alınmıştır (Demirer, 2012). Bourdieu nun çarpıcı bir biçimde ifade ettiği üzere, neoliberalizm, katıksız piyasa mantığını engelleyecek tüm kolektif yapıları imha etmektedir (Bourdieu, 1998). Türkiye de bu mantığın yerleşmeye başladığı alanların başında sağlık sistemi ile birlikte eğitim sistemi gelmektedir. Neredeyse zorunlu hale gelen ve sınava hazırlık, kendini geliştirme, meslek edinme gibi olumlu çağrışımlar yapan biçimlerde düzenlenen eğitim faaliyetleri, bu politikaların hayata geçtiği ve toplumun bilinç katında meşrulaşıp içselleştirildiği mecralar olarak öne çıkmaktadır. Günümüzdeki ekonomik ve siyasal alanda yaşanan dönüşümler ise kapitalizmin girdiği krizden çıkmak için uyguladığı neo-liberal politikaların sonucudur. İşte bu dönüşümler sırasında herkes kendi toplumsal sınıf gerçekliği doğrultusunda payını almaktadır. Üst toplumsal sınıfların aldığı pay daha da artmakta, emekçi sınıflar ise daha da yoksullaşmaktadır (Kiraz, 2010). Dolayısıyla herkes ancak kendi sınıfsal özelliklerine uygun okullara gidebilmektedir. Üst sosyal sınıflar ayrıcalıklı okullara gidebilirken yoksullar ancak gecekondu okullarına devam edebilmektedir. Bu durum da sınıfsal ayrışmayı derinleştirmektedir. Yani eğitim okullar aracılığı ile sınıfsal farklılıkları azaltmamakta tam tersine sınıfsal farklılıkları derinleştirmekte ve varsıllar lehine kabulü içselleştirmektedir.

172 160 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ KAYNAKÇA Açıkalın, A. (1998). Okul Yöneticiliği, Pegem Yayıncılık, Ankara Althusser, L. (2006). İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları, İthaki Yayınları, İstanbul Apple, M. W. (2004). Neoliberalizm Ve Eğitim Politikaları Üzerine Eleştirel Yazılar, Eğitim-Sen Yayınları, Ankara Apple, M. W. (2006). Eğitim ve İktidar, Kalkedon Yayınları, İstanbul Aydın, M. (2005). Eğitim Yönetimi, Hatipoğlu Yayınevi, Ankara Balcı, A. (2005). Açıklamalı Eğitim Yönetimi Terimleri Sözlüğü, Tek Ağaç Basım Yayın, Ankara Balcı, A. (1993). Etkili Okul, Kuram Uygulama ve Araştırma, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, Ankara Başar, H. (2001). Sınıf Yönetimi, Pegem Yayıncılık, Ankara Başaran, İ. E. (1989). Yönetim, Gül Yayınevi, Ankara Başaran, İ. E. (2008). Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi, Ekinoks Yayınevi, Ankara Bourdieu, P. (2005). Pratik Nedenler, Hil Yayın, İstanbul Bourdieu, P. (1998). The Essence of Neoliberalism Le Monde Diplomatique, English Edition 12, (13 Kasım 2012). Bursalıoğlu, Z. (1998). Okul Yönetiminde Yeni Yapı ve Davranış, Pegem Yayıncılık, Ankara Demirer, D. K. (2012). Eğitimde Piyasalaşma ve Öğretmen Emeğinde Dönüşüm. Çalışma ve Toplum, 2012/1 Demirtaş, H. (2010). Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi, Editör: Ruhi Sarpkaya, Anı Yayıncılık, Ankara. Durkheim, E. (1956). Education and Sociology, Free Pres, Illionis. Erdoğan, İ. (2008). Eğitim Ve Okul Yönetimi, Alfa Basım Yayım, İstanbul. Ertürk, S. (1975). Eğitimde Program Geliştirme, Yelkentepe Yayınları, Ankara. Freire, P. (2010). Ezilenlerin Pedagojisi, Ayrıntı Yayınları, İstanbul. Giroux, A. H. (2007). Eleştirel Pedagoji ve Neoliberalizm, Kalkedon Yayınları, İstanbul Harvey, D. (2005). A Brief History of Neoliberalism, Oxford, England: Oxford University Press.

173 OKUL ÖRGÜTÜ VE YÖNETİMİ 161 Helvacı, M. A. (2005). Eğitim Örgütlerinde Değişim Yönetimi, İlke, Yöntem ve Süreçler Nobel Yayıncılık, Ankara Illich, I. (2006). Okulsuz Toplum, Şule Yayınları, İstanbul İnal, K. (2004). Eğitim ve İktidar, Türkiye de Ders Kitaplarında Demokratik ve Milliyetçi Değerler, Ütopya, Ankara İnal, K. (1996). Eğitimde İdeolojik Boyut, Doruk Yayıncılık, Ankara Karip, E. (2004). Eğitim Kurumları Yönetici Adayları Seçme Sınavlarına Hazırlık ve Yetiştirme El Kitabı, Ed. Yüksel Özden Pegem Yayıncılık, Ankara Kaya, Y.K. (1991). Eğitim Yönetimi, Kuram ve Uygulama, Set Ofset Matbaacılık, Ankara Kiraz, Z. (2010). Analysis of the dynamics of seperation between the urban primary schools. Procedia Social and Behavioral Sciences 2, Özden, Y. (2005). Eğitim ve Okul Yöneticiliği, Pegem Yayıncılık, Ankara Pehlivan, A. İ. (2002). Alternatif Okullar, Pegem Yayıncılık, Ankara Ross, E. Wayne. (2005) Standartlar, Test Etme ve Müfredat Denetimi, Eğitim Bilim Toplum, Cilt:3, Sayı:11, Yaz, Eğitim-Sen Spring, J. (1997 ). Özgür Eğitim, Ayrıntı Yayınları, İstanbul Şişman, M. Turan, S. (2004). Eğitim Kurumları Yönetici Adayları Seçme Sınavlarına Hazırlık ve Yetiştirme El Kitabı, Pegem Yayıncılık, Ankara Taymaz, H. (2003). İlköğretim ve Ortaöğretim Okul Müdürleri İçin Okul Yönetimi, Pegem Yayıncılık, Ankara Tezcan, M. (2005). Sosyolojik Kuramlarda Eğitim, Anı Yayıncılık, Ankara Topakçı, E. (2002). Sınıf Örgütünün Yönetimi, Ütopya Yayınevi, Ankara Tural Kurul, N. (2002). Eğitim Finansmanı, Anı Yayıncılık, Ankara Tyler, R. (1950). Principles of Curriculum and Instruction, The University of Chicago Pres, Chicago Ünal, L. I. (2011). Türkiye de Öğretmen Yetiştirme. Editör: Songül Aynal Kilimci. Pegem Akademi, Ankara Ünal, L. I. (2005).Öğretmen İmgesinde Neo-liberal Dönüşüm, Eğitim Bilim Toplum, Sayı: 11, s

174

175 BÖLÜM OKUL YÖNETİMİNDE 7 İNSAN KAYNAKLARI Öğrt. Gör. Dr. İsmail ZENCİRCİ * * AMAÇLAR Eğitim örgütlerinde yer alan insan kaynaklarını hizmet sınıflarına göre tanıyabilme Eğitim örgütlerindeki personelin yükümlülüklerini kavrayabilme Eğitim örgütlerinin amaçlarına erişmesinde insan kaynaklarının rolünü ve önemini açıklayabilme Eğitim örgütlerinde kadrolanmış personelin yönetimi ile ilgili yasal metinleri tanıyabilme * Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü 163

176

177 OKUL YÖNETİMİNDE İNSAN KAYNAKLARI 165 Giriş Örgütlerde insan kaynaklarının yönetimi oldukça dinamik bir süreç olarak işlemektedir. İnsanın dinamik doğasının yansıması olarak kabul edilebilecek bu durum, işgörenlerin beklentileri ve ihtiyaçlarının örgütlerde önemsenmesiyle birlikte insan kaynakları yönetiminin farklı bir bakış açısıyla ele alması gereksinimini ortaya çıkarmıştır. Geleneksel anlamda personel yönetimi denildiğinde daha çok işgörenlerin sağlanması, sınavlarının yapılması, sicil, atama ve yer değiştirme işleri ile görevde yükseltilmeleri ve emeklilik işlemleri gibi teknik konular akla gelmektedir. Personel yönetimine böyle bir yaklaşım, yapı ve işleyişe odaklanması nedeniyle, sınırlılık göstermektedir. Oysa bugün personel yönetimi için öngörülen hizmetlerin kapsamının genişlemesi ve hizmet çeşitliliğinin artması örgütteki insan kaynaklarının etkili yönetimini zorunlu kılmıştır (Başaran, 1985; TODAİE, 2001; Açıkalın, 1996). Örgütte insan kaynaklarının yönetiminin iki temel amaca hizmet etmesi beklenir. Bunlardan ilki insan gücünün verimliliğinin sağlanması, ikincisi de işgörenlerin geliştirilmesi ve gereksinimlerinin karşılanmasıdır (Argon ve Eren, 2004). Vurgulanan amaçlar hem özel sektör hem de kamu sektöründe insan kaynaklarının yönetimi sürecinde önemlidir. Ancak daha yavaş değişim gösteren kamu yönetiminde yenilikler beklenen nitelikte ve hızda yapılamamaktadır (Yiğitbaş, 2008). Bu bağlamda kamu sektöründe geleneksel personel yönetimi anlayışının etkilerinin daha çok hissedildiği söylenebilir. Kamu örgütleri, toplumsal çıkara dayalı, kar amacı gözetilmeden herkes tarafından ortaklaşa tüketilen mal ve hizmetleri üreterek toplumsal yaşamı etkili sürdürmeyi amaçlamaktadır (Polatoglu, 2001). Toplumlar varlıklarını sürdürebilmek amacıyla genç kuşaklarının birlikte yaşam koşullarına uyabilecek ve aynı zamanda her birinin bağımsız yaşayabilmesini sağlayacak bilgi ve becerilerle donanmasını isterler ve tam da bu noktada eğitim sistemlerine gereksinim duyarlar. Eğitim sistemleri toplumun eğitim gereksinimini karşılamak amacıyla tasarlanmış ve özellikle de olmazsa olmaz kabul edilen okul örgütlerinin işleyişine dayalı olarak yaşayan toplumsal yapılardır. Bu bağlamda belirtilen yönleriyle eğitim sisteminin okul örgütleri üzerinden sunduğu hizmetler bir kamu hizmeti özelliği gösterir. Okulları öğrenenlerin etkili öğrenmeler gerçekleştirmesini sağlayan ve kendini öğrenme ve öğretmeye adayan bir hizmet örgütü olarak görmek doğru olur.

178 166 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Katılımcılarını ortak amaçlara yönelten, yaratma ve başarma sınırlarını zorlayan ve geliştiren okullar bu işlevlerini yerine getirebilmek için etkili ve verimli yollar bulmak durumundadır (Senge, 1996; Leithwood &Louis, 1998). Eğitim hizmeti sunan okul örgütlerinin etkili ve verimli olmaları ancak parçası oldukları toplumsal sistemin bireysel ve yapısal öğelerinin bir bütün olarak ele alınmasıyla olanaklı görülmektedir. Okul örgütündeki öğrenci, öğretmen ve yöneticilerin, ortama gelirken hem ihtiyaçlarını hem de kişisel donanımlarını birlikte getirdikleri unutmamalıdır (Hoy&Miskel, 2010). Özellikle okul örgütünde öğrenci dışında kalan insan kaynaklarının (öğretmen, yönetici ve eğitim öğretim sınıfından olmayan diğer işgörenlerinin) niteliklerinin hizmet niteliğini belirlediği unutulmamalıdır. Certo a (1997) göre, gerekli mesleki niteliklerine sahip, istekli ve coşkulu işgörenler, düşük nitelikli, duyarsız ve çoşkulu olmayan işgörenlerden daha nitelikli üretim yapmakta ve hizmet sunmaktadır (Kayıkçı, 2008).Bu bağlamda nitelikli işgücünün örgütte çalışması, eğitim örgütleri özellikle de okul örgütleri için büyük önem taşımaktadır. Okul örgütlerindeki insan kaynaklarının örgütte bulundukları sürede moral değerlerinin yüksek olması, işlerinden mutlu olmaları, örgütte kendilerini güvende hissetmeleri, aidiyet duygusu geliştirmeleri, örgüt için özveride bulunmaları etkili bir insan kaynakları yönetimi yolu ile sağlanabilir. Kitabın Eğitim Örgütlerinde İnsan Kaynakları Yönetimi bölümünde, eğitim örgütlerindeki hizmet veren insan kaynaklarının (işgörenlerin) örgüte alınmalarından örgütten ayrılmalarına kadar geçen süredeki özlük hakları 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu ile devlet memurlarını ilgilendiren diğer yasal metinler çerçevesinde ele alınmıştır. Eğitim Örgütlerinin İnsan Kaynakları Yapısı Kamu hizmeti sunan eğitim örgütlerinde personel yapısını ele almadan önce Türkiye de kamuda çalışan insan kaynakların genel özelliklerini gözden geçirmek yararlı olacaktır. Kamu görevliliğini diğer bir deyimle devlet memurluğunu daha iyi anlayabilmek için memurluğun genel karakteristiğini anlamak gerekir. Memurluk; yaşam boyu değiştirmeden sürdürülebilecek, sınırlı yükselme olanakları olan, personel akışının oldukça yavaş olduğu, genel öğrenim esas alınarak sınavla işe girişin sağlandığı, kurumlar arası geçişin kurumların olur vermesine bağlı olduğu, kıdem ve öğrenim düzeyi esas alınarak yükselmelerin yapıldığı, derece ve sınıf esas alınarak

179 OKUL YÖNETİMİNDE İNSAN KAYNAKLARI 167 ödemelerin yapıldığı, idari yargı yoluyla denetlendiği, yasal düzenlemelere dayalı sürdürülen, gelenekçi ve şekilci, orta sınıfın yer aldığı güvenceli bir meslektir (Eryılmaz, 2001). Ülkemizde kamuda çalışan insan kaynaklarını bu alanı düzenleyen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu dört grupta tanımlanmıştır (DMK Madde 4): Bunlar, genel idare esaslarına göre devlet ve kamu tüzel kişilerince sunulan hizmetleri asli ve sürekli gerçekleştirmekle yükümlü olan memurlar; Özel bir meslek bilgisine ve mesleki uzmanlığa ihtiyaç duyulan alanlarda bakanlar kurulu tarafından belirlenen esaslar ve usuller çerçevesinde ilgili kurumun teklifi Devlet Personel Daire Başkanlığının görüşü ve maliye bakanlığının oluru ile mali yılla sınırlı bir süre çalışan, sözleşmeli personel; Devlet Personel Dairesinin ve Maliye Bakanlığının görüşlerine dayanılarak Bakanlar Kurulunca karar verilen görevlerde İhtiyaç duyulan alanlarda mevsimlik ya da bir yıldan daha kısa süre çalıştırılan geçici personel ve Bir yıldan az süreli veya mevsimlik hizmetler için belirlenmiş ücret çerçevesinde ve belirlenen sayıda sürekli işçi kadrolarında belirsiz süreyle iş sözleşmelerine dayalı çalıştırılan ve işçi sayılmayan işçiler. Yasada, belirtilen bu dört grup personel dışında kamuda istihdam yapılamayacağı belirtilmiştir. Kamu hizmeti sunan devlet memurları 657 sayılı DMK da belirlenen ilkeler doğrultusunda iş yaşantılarını sürdürmektedir. İlgili yasada Sınıflama, Kariyer ve Liyakat olmak üzere üç temel ilkeye vurgu yapılmaktadır (DMK, 3. md). Sınıflandırma İlgili kanunda kamu hizmeti görmek üzere kamu örgütlerinde görevli memurlar için 10 farklı sınıf tanımlanmıştır (DMK madde 36). Devlet memurlarının sınıflandırılması hizmetlerin, hizmet sunanların niteliklerinin, eş statüdekilerin işe alınması, atanması, yükseltilmesinde eşit haklara sahip olmasının yanı sıra, memurlar arasında yapılabilecek kayırmacılığın önlemesi ve görevlerin anlaşılırlığının sağlanması konularında katkı sağladığı söylenebilir (Canman, 2000). Yukarıda sözü edilen 10 farklı memuriyet sınıfı Çizelge 1 de belirtilmiştir.

180 168 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Çizelge 1: Devlet memurluğunda Hizmet Sınıfları ve İlgili Sınıflarda Yer Alan Görevliler Hizmetler Sınıfları Görevliler 1 Genel İdari Hizmetler Sınıfı Büro hizmetlerini görenler ile diğer 9hizmet sınıfından birinde yer almayanlar. 2 Teknik Hizmetler Sınıfı Mühendis, mimar, şehir plancıları istatistikçiler, hidrologlar v.b. 3 Sağlık Hizmetleri ve Yardımcı Sağlık Hizmetler Sınıfı İnsan ve hayvan sağlığı alanında çalışanlar. Tıp doktorları, fizyo terapistler, diş doktorları, hemşireler, veterinerler v.b. 4 Eğitim ve Öğretim Hizmetler Sınıfı Yönetici, müfettiş, öğretmen eğitim işlerini fiilen yürütenler. 5 Avukatlık Hizmetler Sınıfı Avukatlık hizmetlerini baroya kayıtlı olarak yürütenler. 6 Din Hizmetler Sınıfı Dini eğitimlerine dayalı olarak dini görev yapanlar 7 Emniyet Hizmetler Sınıfı Her düzey emniyet mensupları 8 Yardımcı Hizmetler Sınıfı Evrak dağıtan, temizlik, aydınlatma ve ısıtma v.b. işlerde çalışanlar. 9 Mülki İdare Amirliği Hizmetler Sınıfı Vali, kaymakam, bu görevleri fiilen ya da merkezde yürütenler. 10 Milli İstihbarat Hizmetler Sınıfı Özel kanunlarla tanımlanmış ve başbakanlık tarafından belirlenen özel görevleri yürütenler Kaynak: 23/07/1965 tarih ve sayılı R.G Yayımlanan657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu madde 36 Eğitim örgütlerinde çalışan işgörenler Çizelge 1 de belirtilen hizmet sınıflarından İlköğretim müfettişleri, okul yöneticileri ve yönetici yardımcıları ile öğretmenlerin yer aldığı Eğitim Öğretim Hizmetleri Sınıfının yanı sıra, il milli eğitim müdürü, büro işlerindeki memurların yer aldığı Genel İdari Hizmetler Sınıfı, hizmetliler ile bekçi, kaloriferci vb. çalışanların yer aldığı Yardımcı Hizmetler Sınıfı, teknik elemanların yer aldığı Teknik Hizmetler Sınıfı, pansiyonlu okullarda (reviri bulunan) Sağlık Hizmetleri ve Sağlık Yardımcıları Hizmetleri Sınıflarında hizmet vermektedir (Kayıkçı, 2008).

181 OKUL YÖNETİMİNDE İNSAN KAYNAKLARI 169 Kariyer Eğitim Örgütlerinde çalışan kamu görevlilerinin birer devlet memuru olarak bulundukları hizmet sınıflarının içerisinde yükselme, ilerleme olanağı tanınmasını vurgulayan ilkedir. Kamu hizmeti sunan ve 657 sayılı DMK kapsamında işleyişe sahip örgütler hizmet niteliğine bağlı olarak kamu görevlilerinin yükselme sürecini düzenlemeye çabası içindedirler. Bu bağlamda eğitim öğretim sınıfında görevli öğretmenler için 13 Ağustos 2005 tarih sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2006 yılında ek ve değişiklikler yapılan Öğretmenlik Kariyer Basamaklarında Yükseltme Yönetmeliği çıkarılmıştır. Yönetmeliğe göre öğretmenlik mesleğinde üç kariyer düzeyi tanımlanmıştır. Bunlar öğretmenlik, uzman öğretmenlik ve başöğretmenliktir. Öğretmenlik kariyer basamakları daha ayrıntılı olarak kariyer başlığı altında ele alınacaktır. Liyakat Devlet memuru için liyakat önemli bir güvence olarak algılanabilir. Çünkü liyakat çalışanın bilgi beceri ve yeteneklerine dayalı olarak işe alınması, yükseltilmesi, eşit koşullarda yarışma fırsatları elde etmesini sağlayan, her türlü ayırımcılıktan uzak kalması, örgütte etkin ve verimli kullanılmasının yanı sıra onları siyasi baskılara karşı güçlü kılan bir ilkedir (Akgüner, 2001). Devlet Memurluğunda Genel Haklar, Ödevler ve Sorumluluklar, Yasaklar Kamu hizmeti sunan devlet memurları 657 sayılı DMK çerçevesinde bazı haklara sahip oldukları kadar bazı ödevleri yerine getirmek ve bazı yasaklara uymak zorundadırlar. Bir devlet memurunun göreve başladığı andan itibaren hak, ödev ve sorumlulukları ile kendine konulan yasakların bilincinde olarak memuriyet yaşantısını sürdürmesi beklenir. Genel Haklar Devlet memurlarına yasayla aşağıdaki haklar tanınmıştır (DMK maddeler): Uygulamayı isteme hakkı. Kamu çalışanları kendilerini ilgilendiren düzenlemeler içeren yasal metinlerde yer alan hükümlerin kendilerine uygulanmasını isteme hakkına sahiptir.

182 170 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Güvenlik Hakkı: İş güvencesini içerir. Memuriyete son verme işlemi ancak yasal koşullar oluşursa yapılabilir. Devlet memuru her hangi bir şekilde aylık hakkından ve diğer haklarından yoksun bırakılamaz. Emeklilik Hakkı: Emekliliği düzenleyen özel kanunda belirtilen koşulları taşıyan her devlet memuru emeklilik hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanımı memuriyetin sona erdirilmesinin doğal yollarından biridir. Çekilme Hakkı: Devlet memurları yasal esaslara uygun bir şekilde görevlerinden ayrılabilirler. Çekilen memur hemen görevinden ayrılamaz. Kurum yerine birini atayana yada çekilmeyi onaylayana kadar (en çok bir ay bekletilebilir) memur çalışmasına devam eder. Müracaat Şikâyet ve Dava Hakkı: 1982 Anayasası na göre yönetimin her türlü eylem ve işlemine yönelik bazı istisnai durumlar dışında yargı denetimi yapılabilir. Devlet memurları gerek kişisel gerekse resmi işlerinden dolayı müracaatta bulunabilir. Kendilerini ilgilendiren konularda yapılan eylem ve işlemlere yönelik şikâyette bulunabilir. Şikâyette bulunurken şikâyet edilen atlanılarak sonraki amire şikâyet başvurusu yapılmalıdır. Ayrıca memurun gerek görmesi halinde eylem ve işleme yönelik dava hakkı bulunmaktadır. Memurlara genel haklar içinde sağlanan müracaat ve şikâyet hakkının toplu olarak söz veya yazı ile yapılması hususundaki yasak madde de yapılan değişiklikle kaldırılmıştır (Yeniden düzenlenen madde: 25/02/2011 tarihli Mükerrer Resmi Gazete /113 md.). Sendika Kurma Hakkı: Devlet memurları Anayasa ve 2001 yılında çıkarılan ve 2012 yılında kısmen değiştirilen 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu çerçevesinde sendika ve üst kuruluşları kurabilirler, birden fazlasına üye olabilirler. İzin Hakkı: Devlet memurları kanunda yer alan esaslara uygun olarak belirlenmiş süre ve koşullarda izin hakkına sahiptirler (İzin hakkının kullanımı ilerleyen konularda izinler başlığı altında ayrıntılı olarak verilmiştir). Kovuşturma ve yargılama: Memurlar hakkında Görevleriyle ilgili veya görevlerini yaparken konusu suç oluşturan eylemlerinden dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilir. Gerek görülürse hakkında özel hükümlere uygun şekilde dava açılabilir. İsnat ve İftiralara Karşı Koyma: Devlet memurunun hakkında hasmane bir tutuma dayalı olarak yapılan ihbar ve şikâyete dayalı kişilik haklarını ve onurunu zedelemek amacıyla yalan yanlış uydurma bir suç isnadıyla açılan soruşturma ve

183 OKUL YÖNETİMİNDE İNSAN KAYNAKLARI 171 kovuşturmada atılı suçun sabit olmadığı durumlarda merkez örgütlerinde en büyük amir, ilerde ise valiler Cumhuriyet Savcılığından hasmane tutum sergileyen kişilere yönelik kamu davası açılmasını isteyebilir. Ödevler ve Sorumluluklar Devlet memurların yerine getirmeleri gereken aşağıdaki ödevleri ve sorumlulukları bulunur (DMK Maddeler): Sadakat: Devlet memurlarının adaylık dönemi sona erip asil memurlukları onaylandığından bir ay sonra bağlılık yemini etmeleri gerekir. Bu yemin anayasaya ve kanunlara sadakatle bağlı kalarak milletin hizmetinde olmayı içerir. Tarafsızlık ve Devlete Bağlılık: Devlet memurları her türlü ayırımcılıktan uzak bir şekilde herkese eşit uzaklıkta hizmet vermek durumundadırlar. Memurlar siyasi partiye üye olmaz, siyasi bir partinin yararına ya da zararına tutum ve davranış sergileyemezler. Siyasi ve ideolojik amaçla eylemde bulunamazlar. Bir devlet memuru her koşulda devletin çıkarlarını korumakla yükümlüdür. Türkiye Cumhuriyetine zarar veren her hangi bir oluşumun içinde yer alıp faaliyet gösteremezler. Davranış ve İşbirliği: Bir devlet memuru bulunduğu konum gereği hizmet içinde hizmet dışında memuriyet onuruna yakışan davranışlar sergilemek durumundadır. Mesleki yaşantının gerektirdiği işbirliğinden kaçınamazlar. Yurt Dışında Davranış: Kamu hizmeti sunan memurun her ne nedenle olursa olsun (görevlendirme, yetişme, inceleme ve araştırma) yurt dışında bulunduğu sırada devletin onurunu ve görevinin duyarlılıklarını zedeleyen eylem ve davranışlardan uzak durması gerekir. Yurt dışında da yurt içinde olduğu gibi gerekli duyarlık ve özeni göstermek durumundadır. Amir Durumundaki Devlet Memurlarının Görev ve Sorumlulukları: Amir konumundaki memurlar emri altındakilere yasal metinlerdeki esaslara uygun şekilde yetki kullanır. Görev alanına giren konularda yasal metinlere uygun biçimde görevleri tam ve eksiksiz yapmaktan, astlarına yaptırmaktan, memurlarının yetiştirilmesinden ve onların izlenmesi ve değerlendirilmesi konusunda hem görevli hem de sorumludur. Ayrıca emri altındakilere kanunsuz emir veremez, onlardan çıkar elde edemez, alacak verecek ilişkisi kuramaz ve hediye alamaz. Devlet Memurlarının Görev ve Sorumlulukları: Kamuda çalışan memurlar görevlerini yerine getirirken yasal metinlere aykırı davranamazlar. Hangi birimde çalışıyorlarsa o birimi düzenleyen genel ve özel düzenlemelere ilişkin yasal me-

184 172 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ tinleri bilmek bunlara uygun davranmak durumundadır. Amirler hukuka aykırı emir veremezler. Memur kendisine verilen emri yasal metinlere aykırı bulur ise bu durumu amirine iletir. Amir emrinde ısrarlı ise memur emri yazılı ister ve yazıya dayanarak uygular. Bu durumda uygulamaya ilişkin sorunlardan emri veren sorumlu olur. Bu noktada dikkat edilmesi gereken durum konusu suç oluşturan emirler yazılı da verilse uygulanmamalıdır. Uygulanması halinde ilgili memur suçun bir parçası haline gelecektir. Kişisel sorumluluk ve zarar: Devlet memurları görevlerinde dikkatli ve özenli davranmak zorundadırlar. Bir memur kendisin sorumluluğundaki araç gereç, belge vb. korumak ve gerektiğinde kullanıma sunmakla görevlidir. Görevi ile ilgili bilerek ya da bilmeyerek kendinden kaynaklanan durumlardan dolayı idarenin göreceği zararlardan sorumludur. Memurun verdiği zararı o günkü değerinden karşılaması gerekir. Eğer memur hizmeti sırasında kamu hukukuna bağlı durumlardan dolayı üçüncü kişilerin zarar görmesine neden olursa, üçüncü kişiler memura değil bağlı olduğu kuruluşa dava açabilirler. Eğer üçüncü kişilerin zararı personelin zimmetine geçirme durumundan kaynaklanıyor ise yürütülen soruşturmanın sonuca bağlanması beklenmeden zarar bedeli konuyla ilgili genel hükümler çerçevesinde ilgiliden alınarak hak sahibine ödenir. Mal bildiriminde bulunma: Devlet memurunun bir diğer ödev ve sorumluluğu mal bildirimine ilişkindir. Memur kendine, eşine ve velayetine sahip olduğu çocuklarına ilişkin taşınır taşınmaz mallarını alacak ve borçlarını konuyu düzenleyen özel kanunda belirtilen esaslara uygun olarak yasal süresi içinde bildirmek durumundadır. Basına bilgi ve demeç verme: Devlet memurları basına bilgi ve demeç veremezler. Bilgi ve demeç verme konusunda bakanın yetkilendirdiği kişiler açıklama yapabilir (İllerde valiler ya da konuya ilişkin yetkilendirilmiş diğer kişiler). Resmi belge, araç ve gereçlerin yetki verilen mahaller dışına çıkarılması: devlet memuru kendi sorumluluğunda olan araç gereç be belgeleri yetki verilen yerler dışına çıkaramaz ve kişisel işlerinde kullanamazlar. Görevi sona eren memur kendi sorumluluğunda olan araç gereç ve belgeleri kurumuna teslim etmek durumundadır. Teslim edemediği araç gereç ve belgeden sorumludur. Memurun ölümü halinde mirasçıları da aynı oranda sorumluluk taşımaktadır.

185 OKUL YÖNETİMİNDE İNSAN KAYNAKLARI 173 Yasaklar Kamu görevlisine sunduğu kamu hizmetinin özelliklerine bağlı olarak hem hizmet sırasında hem de hizmet dışında bazı faaliyetlerde bulunmasına yasaklar konulmuştur. Sözü konusu yasaklar DMK nın Maddelerinde düzenlenmiştir. Devlet memuruna yasak olan durumlar şunlardır: Toplu Eylem ve hareketlerde bulunma yasağı: Devlet memurları her ne nedenle olursa olsun kamu hizmetini aksatamazlar. Birden fazla memurun birlikte kasıtlı olarak işe gelmemeleri, işe gelip işi yavaşlatmaları ve hizmetin aksamasına neden olacak faaliyet ve davranışları yasaklanmıştır.2011 yılındaki değişiklikle işgörenlerin sözlü ve ya yazılı olarak toplu şikâyet yasağı kaldırılmıştır (Mülga fıkra: 25/02/2011 tarihli Mükerrer Resmi Gazete /6111/117-Md) Grev yasağı: 657 sayılı DMK da grev tüm devlet memurlarına yasaklanmıştır. Kamuda görevli memurlar grev kararı alma, düzenleme, duyurma propagandasını yapma, greve katılma ve destekleme faaliyetinde bulunamazlar. Ticaret ve diğer kazanç getirici işlerde çalışma yasağı: Devlet memurluğu ticari bir kimlik taşımamaktadır. Bu bağlamda memurların ticari faaliyet göstermeleri yasaklanmıştır. Bunun istisnası bağlı oldukları kurumların iştiraklerinde kurumlarını temsilen görevli olarak bulunabilmeleridir. Memurun birinci derece yakınları (eş ve reşit olmayan çocukları ile kısıtlı çocuklarının yasak kapsamındaki faaliyetleri bulunuyorsa bu durumu 15 gün içinde kurumlarına bildirmeleri gerekir. Hediye alma menfaat sağlama yasağı: Devlet memurları gerek görev sırasında gerekse görevi dışında doğrudan ya da aracılar üzerinden hediye alamaz, menfaat sağlayamaz borç ilişkisi kuramazlar. İlgili maddeye 2004 yılında ek fıkra ile üst düzey memurların (genel müdürler ve daha üstü konumda olan)ne kadara kadar hediye alabileceklerinin kapsamını Kamu görevlileri Etik Kurulun belirleyeceğini ve üst düzey memurların aldığı hediyelerin dökümünün takvim yılı sonunda etik kurula beyan etmelerini zorunlu kılmıştır. Denetimindeki kurumlardan menfaat sağlama yasağı: Devlet memurlarının görev gereği denetledikleri ya da bağlı oldukları kuruluşlarla ilgisi olan teşebbüslerden doğrudan ya da dolaylı menfaat sağlayamazlar. Gizli bilgileri açıklama yasağı: Kamu görevlisi memurlar görevin özelliği nedeniyle gizli bilgilere sahip olabilirler. Bu bilgileri görevden ayrılmış olsalar bile ilgili bakanın yazılı izni olmaksızın açıklayamazlar.

186 174 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Okul Örgütünün İnsan Kaynakları (İşgören) Girdisi Eğitim sisteminin amaçlarına erişim sürecinde eğitim örgütlerine alınan ve kendi yaşamsal gereksinimlerini karşılama amacıyla emek veren kişiye eğitim çalışanı ya da işgöreni denilmektedir. Eğitim örgütlerinde yer alan işgörenler, doğrudan eğitim öğretim işini yürüten öğretmenler, insan ve diğer kaynakları sağlayıp işe koşan yöneticiler, bilgi, becerileriyle hizmet kalitesini artıran uzmanlar ve ortamı işlerin yürütülmesi için (ısıtma, temizlik, evrak taşıma vb.) uygun hale getiren yardımcı işgörenler olmak üzere dört ana grupta toplanabilir (Başaran, 1996). Eğitim İşgöreni Olarak Öğretmen Öğretmenler okulda en temel ve en önemli insan kaynağı durumundadır. Bu noktada öğretmenlerin yetiştirilmesi ve eğitim örgütlerinde yeter sayıda ve nitelikte çalıştırılması önem taşımaktadır. Türk Eğitim Sisteminin işleyişini düzenleyen 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununda öğretmenlik, Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir şeklinde nitelenmektedir. Öğretmenler eğitim örgütlerinde yasada tanımlanan amaç ve ilkeler doğrultusunda görev yapmaktadır. Yine yasa da Öğretmenlik mesleğinin hizmet öncesi yetiştirilme sürecinde genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyonu kapsayacak lisans programından mezunu olmaları öngörülmektedir. Okulda birbirlerinden farklı öğretmenlik alanlarında hizmet öncesi eğitimini almış, yetiştirilmiş olduğu alandan farklı bir branşta öğretmenlik yapan ya da geçmişte her hangi bir alandan lisans eğitimini almasına karşın öğretmenliğe atanmış öğretmenler çalışabilmektedir. Bu bağlamda yetiştirildiği alanda öğretmenlik yapanların dışındakilerin öğretmenlik yapıyor olması yasada belirtilen öğretmenliğin bir uzmanlık mesleği olma özelliğini yaraladığını söylemek yanlış olmayacaktır. Okul örgütlerine bakıldığında okul sisteminin yapısına ve işleyişine uygun branşlarda öğretmenlerin yer aldığı gözlenir. Bunlar; okulöncesi öğretmenleri, ilkokul sınıf öğretmenleri, ortaokul branş öğretmenleri, ortaöğretim branş öğretmenleri olarak sınıflandırılabilir.

187 OKUL YÖNETİMİNDE İNSAN KAYNAKLARI 175 Okul sisteminde atama koşullarını sağlayarak eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfından kadrolu öğretmenlerin yanı sıra sözleşmeli öğretmenler ve ücretli öğretmenler de çalıştırılmaktadır. 657 sayılı DMK nun sözleşmeli personel alımına dayanak oluşturan maddesine göre Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) eksikliği duyulan alanlarda öğretmen ihtiyacını karşılamak için2005 yılında çıkarılan9345 sayılı kararname çerçevesinde sözleşmeli öğretmen alımını başlatmıştır. Hizmet Sözleşmesi çerçevesinde çalışan sözleşmeli öğretmenler, kadrolu öğretmenin tüm atanma koşullarını taşımak durumundadır. Kadrolu öğretmenlerin bağlı olduğu tüm yasal metinlere uygun olarak davranış göstermeleri gerekmektedir. Atanmalarında KPSS puan üstünlüğü dikkate alınmaktadır. Sözleşmeye aykırı durumlarda sözleşmenin iptal edilmesi söz konusudur. Sosyal güvenceleri Sosyal Sigortalar Kurumu çatısı altında sağlanmaktadır. Kamudaki sözleşmeli kadrolara ilişkin 4 Haziran 2011 tarih ve mükerrer sayı ile çıkan resmi gazetede 632 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) yayınlanmış ve ilgili KHK da sözleşmeli personel pozisyonlarında çalışanların memur kadrolarına atanması amacıyla DMK da değişiklik yapılmıştır. Bu bağlamda MEB sözleşmeli öğretmenlere yönelik kadroya atama çalışmalarını yaptığı bir duyuru ile başlatmıştır. İşlemlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği hükümlerine uygun yapılacağı belirtilmiştir. Bu noktadan sonra Bakanlığın öğretmen istihdamı eğilimi ihtiyaç duyulan alanlarda ücretli öğretmenliğe kaydırılmıştır. Ücretli öğretmenler geçici statüde çalışan tam zamanlı olmayan hizmet süresi bir yıldan az olan (en çok on ay) eğitim çalışanlarıdır. Ücretli öğretmenler eğitim fakültelerinin öğretmenlik bölümlerinden mezun olan KPSS de başarılı olmuş kişiler arasından başvuru esasına göre okullarda görevlendirilmektedir. Görevli oldukları okullarda uygun ders yok ise bakanlığın belirlediği öğretmeni olmayan ya da kadrolu öğretmenlerin ders yükünü karşılayamadığı yerlere valilik oluru ile görevlendirilmektedir. Ücretli öğretmenlerin mazerete bağlı yer değiştirmeleri yapılamamaktadır. Girdikleri derslerin dışında mali hakları bulunmamaktadır (Millî Eğitim Bakanlığının 13/09/2005 tarih ve B.08.0.PGM sayılı yazısı). MEB nın eğitim fakültelerinde yetişmiş ve istihdam bekleyen çok sayıda mezun öğretmen adayını ihtiyaca dayalı olarak hiçbir güvencesi olmayan ücretli öğretmenliğe yönlendirmesi oldukça düşündürücü bir durumdur. Bakanlığın sözleşmeli öğretmenlikten vazgeçtiği ve sürekli artan öğretmen ihtiyacını kadrolularla karşılayamayacağı düşünülürse süreklilik ve uzmanlık isteyen eğitim kadrolarında ücretli öğretmenlik dikkat çekici oranlara erişebilir.

188 176 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Rehber Öğretmenler bir diğer eğitim öğretim hizmet sınıfı eğitim çalışanıdır. Rehber öğretmenler Eğitimde Psikolojik Hizmetler bölümleri ya da Psikolojik Danışma ve Rehberlik bölümlerinden lisans mezunudur. Okul örgütlerinde, Rehberlik araştırma merkezlerinde istihdam edilirler (MEB Rehberlik ve Psikolojik Danışma Yönetmeliği, Resmi Gazete /24376). Okul sisteminde bir diğer istihdam şekli Usta ve Uzman Öğreticilerdir. Kurumda Sözleşmeli veya Ek Ders Görevi ile Görevlendirilecek Uzman ve Usta Öğreticiler Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak görevlendirilirler. Okullarda öğretmen yetki ve sorumluluğunda okul yöneticisinin belirleyeceği esaslar çerçevesinde çalışırlar. Daha çok okul öncesi kurumlarında istihdam etme eğilimi dikkat çekmektedir (İlköğretim Kurumları Yönetmeliği, 2008; Okul Öncesi Kurumları Yönetmeliği, 2002). Eğitim İşgöreni Olarak Yöneticiler Eğitim yöneticileri eğitim örgütlerini bakanlık il, ilçe ve okul düzeyinde eğitim amaçlarını gerçekleştirecek nitelikte yöneten kişilerdir. Eğitim örgütlerinin yöneticilerinin hem öğretmenliğin hem de yöneticiliğin inceliklerini bilmeleri ve yönetim konusunda yetişmiş olmaları büyük önem taşımaktadır (Başaran, 1996). Özellikle okul örgütleri dikkate alındığında eğitim sisteminin üretim yerleri olan okulların yönetimi ayrı bir önem taşımaktadır. Okulun yönetim yapısında üç yönetici den söz edilebilir. Bunlar, okul müdürü, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcılarıdır. Okulun yönetim sorumluluğu okul müdürüne ait olmakla birlikte yardımcılarıyla iyi bir ekip oluşturması ve yönetim sorumluluğunu paylaşması yönetimin etkililiğini artırmada iyi bir adım oluşturur. Okul yöneticisi eğitim öğretime, insan kaynaklarına, parasal kaynaklara ve genel hizmetlere yönelik işlevleri ekibiyle işbölümü çerçevesinde gerçekleştirmeye çalışır. Sözü elden işlevlerin istenilen nitelikte gerçekleşmesi için yönetim süreçlerini başarıyla uygulaması beklenir. Müdür başyardımcısı okulda yürütülen işlerin koordinasyonunda müdürden sonraki etkili isimdir. Okul müdürüne karşı sorumlu olan müdür başyardımcısı müdürün fiilen işbaşında olmadığı (görevli, izinli) durumlarda aynı zamanda vekâlet görevini de yürütebilmektedir. Müdür yardımcıları hem müdür hem de müdür baş yardımcısına karşı eğitim öğretim işlerinin etkili yürütülmesi konusunda sorumlu olan kişilerdir (ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği, 2009; Kayıkçı, 2008).

189 OKUL YÖNETİMİNDE İNSAN KAYNAKLARI 177 Eğitim İşgöreni Olarak Müfettişler Eğitim sistemleri de diğer sistemler gibi kendi yaşantılarının ne derece amaca hizmet ettiğini bilmek ister ve bu amaçla teftiş sistemleri oluştururlar. Teftiş sistemi durum saptama, düzeltme, geliştirme ve yenileştirme çalışmalarının asıl sorumluluğunu taşır. Milli Eğitim Bakanlığı teftiş işlerini Teftiş Kurulu Başkanlığı üzerinden yürütmektedir. Eğitim sisteminin teftişinde iki grup müfettiş göze çarpmaktadır. Bunlardan ilki doğrudan bakanın emrinde olan ve bankadan ve teftiş kurulu başkanından emir alan bakanlık müfettişlerdir. Bakanlık müfettişlerinin orta öğretim kurumlarının kurum ve ders denetimlerini yapma, personel geliştirme ve rehberlik etmenin yanı sıra bakanlığa gelen konularla ilgili ayrıntılı inceleme ve araştırmalar yapma görevleri bulunmaktadır. Bakanlık müfettişleri aynı zamanda soruşturmalarda da görevlendirilebilmektedirler (MEB Teftiş Kurulu Yönetmeliği, Resmi Gazete /21717). İkinci grup denetim elemanları eğitim müfettişleri ve eğitim müfettiş yardımcılarıdır. İl eğitim örgütlerinin Eğitim Müfettişleri Başkanlıklarının işgörenleri olan eğitim müfettişleri okul öncesi ve ilköğretim kurumlarının kurum ve ders denetimlerinin yanı sıra, rehberlik, personel geliştirme, araştırma inceleme ve soruşturma gibi görevleri de bulunmaktadır. Eğitim Müfettişleri Başkanlıkları Yönetmeliği çerçevesinde çalışan eğitim müfettişleri, özel öğretim kurumları içinde yer alan okul öncesi ve ilk öğretim kurumları ile ilköğretime yönelik dershaneler, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri, orta öğretim kurumlarında alan yeterliği tespiti dışında kalan inceleme, araştırma ve soruşturmalarda görevlendirilmektedir (Eğitim Müfettişleri Başkanlıklar Yönetmeliği, Resmi gazete /27974). Eğitim Öğretim Hizmetleri Sınıfı Dışında Kalan İşgörenler Eğitim örgütlerinde özellikle de okul örgütlerinde doğrudan eğitim öğretim işini gerçekleştirmeyen okulun yaşantısını sürdürmesinde destek rol üstlenen işgörenler yer almaktadır. Bu işgörenlerden bir kısmı daha çok yönetsel sürecin işlemesinde yazışma ve kayıt altına alma gibi bürokratik işleyişin bir parçasıdır. Diğer bir kısmı ise okulda aydınlatma, ısıtma, temizlik, evrak taşıma vb. işleri yürütürler (İlköğretim Kurumları Yönetmeliği, 2008).

190 178 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Eğitim Örgütü İşgörenlerinin Özlük Hakları Kamu görevlisi olmak bazı koşullara uygun olmayı gerektirir. Kamuda çalışacak olan işgörenler çalışma yaşamını düzenleyen genel ve özel koşulları karşıladıklarında kamu görevliliğine atanmaktadır. Eğitim İşgörenlerinin Atanma Koşulları Eğitim örgütlerinde özellikle de büyük oranda okul örgütlerinde 657 sayılı DMK kapsamında yer alan hizmet sınıfları çerçevesinde işgören çalışmaktadır. Eğitim işgörenlerinin devlet memuru olabilmeleri için öncelikle 657 Sayılı DMK md: 48 deki koşulları sağlamaları gerekir. Bunlar; Türk Vatandaşı olma, 18 yaşını tamamlamış olma (md 40), işin gerektirdiği öğrenim düzeyine sahip olma (eğitim öğretim hizmetleri sınıfı için en az 4 yıllık lisans mezunu olmak), hukuken kamu haklarından yoksun bırakılmamış olma. Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak (Değişik altbent: 23/01/ S.K./317.mad), askerlikle ilişkisi bulunmamak, askerlik çağına gelmemiş bulunmak, askerlik çağına gelmiş ise muvazzaf askerlik hizmetini yapmış yahut ertelenmiş veya yedek sınıfa geçirilmiş olmak, 53 üncü madde hükümleri saklı kalmak kaydı ile görevini devamlı yapmasına engel olabilecek... akıl hastalığı... bulunmamak gibi genel koşullarını karşılaması gerekir. Yine memur olacaklar çalışacağı hizmet sınıfının gereklerini karşılayacak yeterlikleri kazandıran öğretim ve eğitim kurumlarının birinden diploma almış olmak, kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımalarını içeren özel koşulları da karşılamak zorundadır. Devlet memurluğuna ilk kez atanacakların Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanacak bir genel yönetmelikle açılacak Devlet memurluğu sınavlarına girmeleri ve sınavı kazanmaları şarttır. Sınav sonuçları, ilgili kurumda teşkil edilen sınav komisyonlarının sorumluluğunda belirlenerek başarılı olanların isimleri başarı sıralarına göre ilan edilir ve yazı ile de ilgililere bildirilir. Kurumların memur ihtiyaçları yayınlanan sınav sonuçlarında belirlenen başarı sırasına göre ilgili kurumlarca atama yapılmak suretiyle karşılanır.

191 OKUL YÖNETİMİNDE İNSAN KAYNAKLARI 179 (DMK maddeler). Öğretmenlik mesleğine ilk atama sürecinde KPSS- Öğretmenlik sıralama sınavı yapılmaktadır 2013 yılına kadar Genel Kültür Genel Yetenek ve Öğretmenlik Bilgisini içeren iki sınav yapılmaktaydı Temmuz ayından başlayarak sözü edilen iki sınava ek olarak alan ve alan eğitimini kapsayan üçüncü bir sınav daha konulmuştur. Eğitim Örgütlerinde İnsan Kaynaklarının Yönetimi Kapsamında Yürütülen İşler Eğitim örgütü olarak okulda insan kaynakları yönetimine ilişkin işleyiş 657 sayılı DMK çerçevesinde, eğitim örgütlerindeki insan kaynaklarının işleyişini düzenleyen diğer kanun, tüzük, yönetmelik vb. yasal metinler dikkate alınarak açıklanmaya çalışılmıştır. Okul Örgütünde İşgörene İlişkin Tutulan Defter ve Dosya Kayıtları Okul örgütü bürokratik bir işleyişe sahip olup, eylem ve işlemlerini kayıt altına almak durumundadır. Okul yönetimi personel hizmetleri ya da Özlük adı altında tanımlanan birimde çalışan genel idare hizmetlerinde görevli memurlar eliyle eğitim işgörenlerine ilişkin belgeleri düzenlemek, kayıt altına almak ve saklamakla görevlidir. Okul yönetimi gereksinim duyulan insan kaynaklarının sağlanmasına, okula atanan personelin göreve başlatılmasına, görev yeri değiştirilmesine, denetlenmesine, değerlendirilmesine, geliştirilmesine, görevde yükseltilmesine, ödüllendirilmesine, cezalandırılmasına, sağlık, güvenlik ve askerlik işlerine, personelin işe devamına ve şikâyet ve başvurularına ilişkin kayıtları tutmakla sorumludur. Sözü edilen kayıtlarının yer aldığı dosya ve defterler şunlardır: Personel kütük-kadro defteri, Personel sicil defteri, Personel maaş ve ücret defterleri, Personel izin defteri, Personel teftiş defteri, Personel devam devamsızlık çizelgeleri dosyası, Personel ücret, aylık ve eğitim öğretim ödeneği bordroları dosyası ve özlük dosyasıdır (Ada, 2008). Eğitim işgörenine ait özlük dosyası 2011 yılında 657 sayılı DMK nda yapılan değişiklikle yeniden düzenlenmiştir. Düzenlenen 119. Maddede işgörenlerin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası esas alınarak kurumlarınca tutulacak personel bilgi sistemine kaydedilerek işgören için bir özlük dosyası tutulur. Bu dosya da eğitim işgörenlerinin mesleki bilgileri, mal bildirimleri; varsa inceleme,

192 180 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ soruşturma, denetim raporları, disiplin cezaları ile ödül ve başarı belgesi verilmesine ilişkin bilgi ve belgeler konulur. Eğitim işgörenlerinin başarı, yeterlik ve ehliyetlerinin tespitinde, kademe ilerlemelerinde, derece yükselmelerinde, emekliye ayrılmalarında veya hizmetle ilişkilerinin kesilmesinde, hizmet gerekleri yanında özlük dosyaları göz önünde bulundurulur (DMK, 119. md.). Eğitim İşgörenlerinin Atama ve Yer Değiştirme İşlemleri Eğitim işgörenlerinin atama ve yer değiştirme işlemleri tarih ve 99/13184 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğü sağlanan Milli Eğitim Bakanlığı na bağlı okul ve Kurumların Yönetici ve öğretmenlerinin Norm Kadrolarına ilişkin Yönetmelik dikkate alınarak ihtiyaç olan boş norm kadrolara Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer değiştirme Yönetmeliği çerçevesinde gerçekleştirilmektedir (Resmi Gazete Tarihi: Resmi Gazete Sayısı: 27573). İlgili yönetmelik çerçevesinde eğitim öğretim hizmetleri sınıfına yapılan atamalarda aşağıdaki koşullar aranmaktadır (md: 11): Öncelikle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde belirtilen genel koşullar sağlanmış olmak kaydıyla; 1. Talim ve Terbiye Kurulunun belirlediği alanlara atanmak için alana uygun yükseköğretim programından mezun olma. 2. Orta Öğretim Alan Öğretmenliği Tezsiz Yüksek Lisans, Pedagojik Formasyon, İlköğretim Sınıf Öğretmenliği Sertifikası ve İngilizce öğretmenliği için İngilizce Öğretmenliği Sertifikası programlarından birine sahip olma. 3. Atamada aranan yurt dışından edinilmiş belgelerin denkliğinin yapılmış olması. 4. Sağlık koşullarının mesleğini her durumda yapabilmesine uygun olması. 5. Kamu Personeli Seçme Sınavından atanacağı alan için belirlenmiş taban puan ve üstünde puana sahip olmak. 6. Sağlık durumu dışında kalmak kaydıyla, adaylık dönemi içinde görevine son verilenlerden son başvuru tarihine göre üç yılını tamamlayanlar 7. Öğretmenlik mesleğinden çıkarılmayı gerektiren tür ve derecede bir ceza almamış olmak, adli sicil kaydı bulunanlar ile işlediği suçlardan dolayı görevine son verilenler bakımından ise Sicil Kaydı İnceleme Komisyonunca atanması uygun bulunmak.

193 OKUL YÖNETİMİNDE İNSAN KAYNAKLARI Öğretmenliğe ilk defa atanacaklar bakımından başvuruların ilk günü itibarıyla 40 yaşından gün almamış olmak. Ancak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi kapsamında sözleşmeli öğretmen pozisyonunda hâlen görev yapanlar ile daha önce bu kapsamda en az bir yıl fiilen görev yaptıktan sonra mesleki eğitimde başarılı olup da ayrılmış olanların kadrolu öğretmenliğe başvurularında 40 yaşından gün almamış olmak şartı aranmamaktadır. Atama ve yer değiştirmeyi düzenleyen yönetmelikte öğretmenliğe atamalarda çeşitli uygulamalar tanımlanmıştır (md: 12). Bunlar; İlk atama: Başvuruda aranan koşulları karşılayanlar arasında açıklanan taban puan ve üstünde puan almak kaydıyla KPSS puan üstünlüğüne göre; 1. Bakanlığa bağlı eğitim öğretim kurumlarına ilk kez atanacaklar. 2. Özel öğretim kurumları ile Vakıf ve özel üniversitelerde görev yapanlardan bakanlığa bağlı eğitim kurumlarına atanacaklar. 3. (Değişik ibare: RG-31/8/ ) Aday veya asıl Devlet memuru olarak hâlen Bakanlık veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapanlar ile öğretmen veya Devlet memuru olarak görev yapmakta iken (Değişik ibare: RG-31/8/ ) adaylığı kaldırılmadan veya kaldırıldıktan sonra kendi istekleriyle bu görevlerinden ayrılanlar ya da adaylık döneminde başarısız olmaları nedeniyle görevine son verilenler arasından atanacaklar. 4. Kamu kurum ve kuruluşlarında kanun veya kanun hükmünde kararnameler kapsamında sözleşmeli memur statüsünde çalışanlardan ilk defa öğretmenliğe atanacaklar ilk atama kapsamında ele alınırlar. Öğretmenlerin atama ve yer değiştirme yönetmeliğinde 2011 yılında yapılan değişiklikle her yılın Ağustos ayında yapılacağı ancak ihtiyaç halinde yıl içinde yeni alımların da yapılabileceği belirtilmektedir (Değişik: Resmi Gazete: 8/4/ ). Açıktan ve kurumlar arası yeniden atama: Daha önce eğitim öğretim hizmet sınıfında adaylığı kaldırılmış olan öğretmenlerden bakanlık kadrolarındaki görevlerinden ayrılmış olanlar hali hazırda kamu kurum ve kuruluşlarında öğretmen ve başka unvanlarla çalışanlar açıktan atama kadrolarına başvurabilirler. Ayrıca devlet üniversitelerinde en az iki yıl süreyle öğretim üyesi, öğretim görevlisi, okutman, uzman ve araştırma görevlisi olarak hâlen çalışmakta olanlar ile bu unvan-

194 182 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ larda aynı sürelerde çalışmış olup da bu görevlerinden ayrılmış olanlar, öğretmen olarak atanmak üzere bu kapsamda başvuruda bulunabilmektedir. Açıktan ilk atama, kurum içi ve kurumlar arası ilk atama (Kaldırılmıştır: RG- 31/8/ ) Millî sporcuların ataması: Bu grupta yer alan adayların Olimpiyatlar ya da olimpiyat komitesinin kabul ettiği spor alanlarında başarılı olarak ilk üç dereceden birini elde etmeleri veya sözü edilen kapsamdaki uluslararası spor müsabakalarına 10 kez katılmış olmalarını belgelemeleri durumunda KPSS puanı aranmaksızın atamaları yapılabilmektedir. Öğretmenlik için aranan genel ve özel şartları da taşımaları kaydıyla Kamu Personel Seçme Sınavı şartı aranmadan beden eğitimi öğretmenliğine atanmak üzere başvuru yapabilmektedir. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce ilgili mevzuata göre adaylar belirlenen öncelik sırası esaslarına uygun atanmaktadır. Bedensel engellilerin ataması: Öğretmen atama ve yer değiştirme yönetmeliğinin 55. maddesi bedensel engeli olanların atamasını düzenlemektedir. İlgili maddede bedensel engeli bulunanların öğretmenliğe atamaları, tarihli ve 2004/7754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Özürlülerin Devlet Memurluğuna Alınma Şartları ile Yapılacak Yarışma Sınavları Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde yapılacağı ve engeli olanların sağlık durumlarını Sağlık Kurulu Raporlarıyla kanıtlamaları gerektiği belirtilmektedir. Eğitim örgütlerinde bir diğer atama ve yer değiştirme işlemi yöneticilerle ilgilidir. Eğitim örgütlerinin yöneticileri Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirmelerine ilişkin Yönetmelik çerçevesinde atanmaktadır. Bir eğitim kurumuna atanmak isteyen yönetici adayı duyurusu yapılan yöneticiliklere başvuru tarihi itibariyle fiilen eğitim öğretim hizmetleri sınıfı kadrolarında çalışıyor olmalıdır (Resmi Gazete: /27318). Atamalarda kariyer ve liyakat; norm kadro esasları ve adayların puan üstünlükleri önemli ilkelerdir. Eğitim yöneticiliğine atanmak üzere başvuranlar ilgili yönetmeliğin 7. maddesinde yer alan yükseköğretimi bitirmiş, asıl öğretmenliği onaylanmış, yönetmeliğin tanımladığı yöneticilik görevleri dahil olmak üzere üç tam yıl öğretmen olarak çalışmış, atanmayı istediği eğitim kurumunda kendi alanında öğretmen olarak atanabiliyor olma, adli ve idari soruşturmaya dayalı olarak son üç yıl içinde yöneticilik görevinden alınmamış olma ve zorunlu çalışma

195 OKUL YÖNETİMİNDE İNSAN KAYNAKLARI 183 yükümlülüğü ile ilişiği olmama (tamamlamış, bu yükümlülükten muaf tutulmuş ya da sağlık veya eş durumu özrüne dayalı olarak bu yükümlülüğü ertelenmiş olmak) gibi genel koşulları karşılamak durumundadır. Yönetici adayları genel koşulların yanı sıra özel konumu olan okullarda (Fen liseleri ile Sosyal ilimler liseleri, Bilim ve sanat merkezleri ve Güzel Sanatlar ve Spor Liseleri) yönetici olacaklar ise ilgili kurumlara seçilip öğretmen olarak atanan, görev yapan ya da bu eğitim kurumlarında görev yaptıktan sonra herhangi bir nedenle ayrılmış olmakla birlikte yeniden bu eğitim kurumlarına sınavsız atanabilme hakkını kaybetmemiş olanlar, Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Fen Liseleri ve Sosyal Bilimler Liselerinin Öğretmenleri ile Güzel Sanatlar ve Spor Liselerinin Beden Eğitimi, Müzik ve Görsel Sanatlar/ Resim Öğretmenlerinin Seçimi ve Atamalarına Dair Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte olan ilgili mevzuata göre her türlü Anadolu liselerine yazılı, sözlü ya da mülakat/uygulama sınavları sonucuna göre atanıp görev yapmış olan öğretmenler arasından atama yapılır (Resmi Gazete: /27318). Eğitim İşgörenlerinin Adaylık Eğitim Süreci Eğitim işgörenlerinin (öğretmenler) göreve başlama işlemi ile birlikte adaylık süreci de başlamış olur. Adaylık dönemindeki öğretmen en az bir en çok iki yıl içinde asıl öğretmenliğe geçmeyi başarmalıdır. Adaylık döneminde aday öğretmen üç boyutlu bir eğitimden geçirilir. Bu eğitimlerden ilki devlet memuru olmanın genel gereklerinin öğrenildiği Temel Eğitime, ikincisi atandıkları hizmet sınıfının gereklerini öğrendikleri Hazırlayıcı Eğitime ve üçüncüsü ise hazırlayıcı eğitimde kazandıklarını uyguladıkları Uygulamalı Eğitime yöneliktir. (MEB Aday memurların Yetiştirilmelerine İlişkin Yönetmelik, Tebliğler Dergisi /2423). Aday öğretmenlerin adaylık süreci istendik ya da istenmedik şekilde sonuçlanabilmektedir. Eğer aday öğretmen adaylık eğitim sürecinde, adaylık eğitimi sonrası temel eğitim ve hazırlayıcı eğitime yönelik sınavlarda 60 ve daha yukarı puan alır ve uygulamalı eğitimde de başarı gösterirse, başarı belgesi ve adaylık dönemindeki olumlu sicile sahip olmasına dayanarak, adaylık süresi bitimine bir ay kala, adayın bulunduğu kurum tarafından adaylığın kaldırılması teklifi bakanlıktaki adaylık işlemleri birimine iletilir. Aday öğretmen asaletinin onaylanmasıyla asil öğretmenliğe atanmış olur. 657 sayılı DMK ve MEB Aday memurların Yetiştirilmelerine İlişkin Yönetmelik esas alındığında aday öğretmenler adaylık eğitiminde

196 184 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ üst üste iki yıl başarı gösteremez ya da adaylık dönemi süresinde öğretmenliğe yakışmayan davranışlar sergilerse, işine ve devamına gereken özeni göstermezse sicil amirlerinin teklifi atamaya yetkili amirin onayı ile öğretmenlik görevleri sona erdirilir. İlgilinin durumu MEB Personel Başkanlığına zaman kaybetmeden bildirilir. Bu yolla ilişiği kesilenler üç yıl süreyle devlet memuru olamazlar. Bu durumun istisnası bulunmaktadır. Adaylık dönemini sağlık durumu nedeniyle başarı ile tamamlamayanların sözü edilen üç yılı beklemesi gerekmez (Değişik ibare: 25/02/2011 tarihli Mükerrer Resmi Gazete /117 Md.). Eğitim İşgörenlerinin İl İçi ve İller Arası Yer Değişimi Eğitim işgörenleri aynı il içinde ya da iller arasında belli koşulları sağladıklarında bir görev yerinden diğerine geçiş yapabilmektedir. Bu duruma yer değiştirmeye bağlı atama denilmektedir. Eğitim örgütlerinde çalışanların Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmelik çerçevesinde yer değiştirmeye bağlı atamaları yapılmaktadır (Resmi Gazete /27573). İlgili yönetmeliğin 19 maddesinde isteğe bağlı yer değiştirmeler, Özür durumuna bağlı yer değiştirmeler, Zorunlu çalışma yükümlülüğüne bağlı yer değiştirmeler, Hizmetin gereği olarak yapılacak yer değiştirmeler, Olağanüstü hallere bağlı yer değiştirmeler, Millî takım antrenörleri ile millî sporcuların yer değiştirmeleri, Alan değişikliğine bağlı yer değiştirmeler, İhtiyaç fazlası öğretmenlerin yer değiştirmeleri olmak üzere sekiz grup yer değişimi tanımlanmaktadır. İsteğe bağlı yer değiştirmeler: Çalışmakta olduğu eğitim kurumunda iki yıl çalışmış olmanın yanı sıra zorunlu çalışma yükümlülüğünü yerine getirmiş veya getirmiş sayılanlar ile muaf tutulanlar (bedensel engelli olanlar ve eşi şehit olanlar) bulundukları ilde üç yıl çalışma koşulu ile yer değiştirebilirler. Kurumunda iki yılını tamamlayanlar aynı il içinde yer değişimi başvurusu yapabilmektedir. Özür durumuna bağlı yer değiştirmeler: Eğitim işgörenlerinin özre bağlı yer değiştirmelerinde özrün belgelenmesi önemlidir. Sağlık durumuna bağlı yer değiştirme ise sağlık kurulu raporu, eş durumu ise evliliğe ilişkin belgeler ya da mahkeme kararına dayalı vasilik gibi durumlarda mahkeme kararlarının başvuruda sunulması gerekir. Bu grupta yer alan yer değiştirmelerde hizmetin niteliği ve eğitim işgörenlerinin gereksinimleri dengelenmeye çalışılır. Zorunlu Çalışma Yükümlüğü İçin Yer Değiştirme: 11Haziran 2000 tarihinden sonra göreve başlayan eğitim işgörenleri (öğretmenler)zorunlu çalışma yükümlülü-

197 OKUL YÖNETİMİNDE İNSAN KAYNAKLARI 185 ğü taşımaktadır. İlk ataması birinci hizmet bölgesine yapılanlar ile bulundukları illerde üç yıllık hizmet sürelerini tamamlayanlardan isteyenler zorunlu çalışma yükümlülüğünü yerine getirmek için zorunlu çalışma yükümlülüğü kapsamında yer alan illeri tercih edebilirler. Bununla birlikte bulundukları illerde zorunlu çalışma kapsamında tanımlanan ilçelere atanarak da zorunlu hizmetlerini yerine getirmeleri olanaklıdır. Hizmetin gereği olarak yapılacak yer değiştirmeler: Memurun bulunduğu eğitim kurumunda çalışması valilikçe uygun görülmeyenler, üst üste olumsuz sicil alanlar ve soruşturmaya dayalı olarak görev yeri değiştirilebilir. Olağanüstü hallere bağlı yer değiştirmeler: Yaşamı köklü bir biçimde etkileyen deprem, sel, yangın vb. durumlarda başkaca bir durum aranmaksızın yer değişiklikleri olağanüstü durumu belirten belgeye dayalı olarak yapılabilmektedir. Millî takım antrenörleri ile millî sporcuların yer değiştirmeleri: Milli takıma seçilenler bu durumlarını belgeleyerek yer değişimi isteyebilmektedir. Alan değişikliğine bağlı yer değiştirmeler: Asıl öğretmenlik alanı dışında bir alana öğretmen olarak atananlar, asıl alanlarına atanmayı isteyebilmektedir. Bakanlığın uygun görmesi halinde kararnamesi değiştirilerek görev yeri değiştirilir. Fakat Bakanlık öncelikli olarak algılamadıkça bu tür değişiklikleri değerlendirme eğilimi göstermeyebilir. İhtiyaç fazlası öğretmenlerin yer değiştirmeleri: Yeterli ders yükünün olmaması, ya da yeni bir düzenlemeye dayalı (4+4+4 uygulaması gibi)bir nedenle norm fazlasına düşen öğretmenlerin görev yerleri değiştirilebilmektedir. Eğitim İşgörenlerinin Parasal İşlemleri Eğitim örgütlerindeki Eğitim Öğretim Hizmet Sınıfından kadrolanmış işgörenlere dört grupta ödeme yapılmaktadır. Bunlardan ilki eğitim işgöreninin aylığıdır. Aylık 657 sayılı DMK nın hizmet sınıflarına ait gösterge tabloları esas alınarak her yıl genel bütçe görüşmelerinde kararlaştırılan katsayının memurun bulunduğu kademe ve derecenin karşılığı olan göstergeleri ile çarpılması ile elde edilir. Aylığının hesaplanmasında memura ilişkin diğer özel şartlar da ödemelerde dikkate alınmaktadır.(iş riski zammı, eleman teminindeki güçlük zammı, mali sorumluluk vb. (DMK, md: 155). Eğitim işgörenlerine (öğretmenlere)yönelik ödemelerden bir diğeri tazminatlardır. Görevin önem, sorumluluk ve niteliği, görev yerinin özelliği, hizmet süresi,

198 186 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ kadro unvan ve derecesi ve eğitim seviyesi gibi hususlar göz önüne alınarak 657 sayılı DMK da belirtilen en yüksek Devlet Memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüt tutarı üzerinden fiilen eğitim öğretim hizmetleri sınıfında yer alan eğitim işgörenlerine (okul yöneticisi ve yardımcıları ile öğretmen ve eğitim uzmanlarına) eğitim öğretim tazminatı ödenmektedir (DMK, md: 152). Eğitim örgütlerinde ilgili hizmet sınıfında yer alan eğitim işgörenlerine yapılan bir başka ödeme ek ders olarak yapılan ödemelerdir. Eğitim kurumlarında görevli öğretmen ve yöneticilere yönelik ek ders uygulamasının iki yönü bulunmaktadır. Bunlardan ilki aylığa karşılık ek ders yükümlülüğüdür. Okul öncesi ve ilköğretimde görev yapan öğretmenlerin maaşına karşılık 18hafta/ saat ders yükümlülüğü bulunmaktadır. Genel bilgi ve meslek bilgisi gibi branşlara yönelik öğretmenler ise 15 hafta/saat, atölye ve laboratuvar öğretmenleri için 20 hafta/saat, eğitim örgütlerinde yönetici konumundakiler ise 6 hafta/ saat aylık karşılığı ders yükümlülüğüne sahiptir. Ek derse ilişkin ikinci durum aylık ek ders yükümlülüğünü tamamlayanların ek ders görevidir. Aylık ek ders yükümlülüğünün üzerine müdür, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcılarına haftada 6 saate, Genel bilgi ve meslek dersleri öğretmenlerine 6 hafta/saati zorunlu olmak üzere haftada 15 saate, Atölye ve laboratuvar öğretmenlerine 20 saati zorunlu olmak üzere haftada 24 saate kadar alanlarında ek ders verilebilmektedir. Öğretmenlere ihtiyaç duyulması halinde alanları dışında da ders verilebilmekte ve ek ders ücreti ödenebilmektedir (Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine ilişkin Karar, Resmi Gazete : /26378). Eğitim işgörenlerine fiilen bir ders söz konusu olmasa da bazı durumlarda Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine ilişkin Kararın maddeler çerçevesinde ek ders kapsamında ödeme yapılabilmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı ve taşra örgütlerinde eğitim öğretim hizmet sınıfında bulunan ve yönetim görevi yürüten işgörenlere ders niteliğinde yönetim görevi adı altında 15hafta/ saat ders niteliğinde ek ders ödemesi yapılmaktadır. Fiilen öğretim görevini yürüten öğretmenlere hazırlık ve planlama görevi adı altında toplamda haftalık üç saati aşmamak kaydı ile müdür yetkili öğretmenler dahil her derece ve türdeki eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlere her 10 saat ders yükü başına bir hafta/saat olarak ek ders ödemesi yapılır. Hazırlık ve planlama ödemesi haftalık üç ders saatinden fazla olamamaktadır. Bunların yanı sıra öğretmenlere ders dışı eğitim etkinlikler (geçerli sertifikaya sahip olmak

199 OKUL YÖNETİMİNDE İNSAN KAYNAKLARI 187 kaydıyla sanat, spor, halk oyunları çalışmalarını yürütenler) adı altında da 6 hafta/ saate kadar ek ders ödemesi yapılabilmektedir. Eğitim İşgörenlerinin Mesleki Yükselme, Ödüllendirilme Sicil ve Disiplin Uygulamaları Eğitim işgörenlerinin yükselme, başarı ve üstün başarı değerlendirmesi, ödül, sicil ve disiplin uygulamaları yasal dayanaklarıyla bu bölümde açıklanmaya çalışılmıştır. Yükselme Devlet memuru olarak eğitim işgörenleri 657 sayılı devlet memurları kanunu çerçevesinde olağan şekilde derece ve kademe ilerlemesi alabilmektedir. Bir eğitim işgöreni görev yükü ve sorumluluğu artmadan, bulunduğu kademede bir tam yıl çalışmış ve kurumunda açık bulunan ilerleyebileceği bir kademenin bulunması halinde kademe ilerlemesini hak eder. Son sekiz yıl içinde herhangi bir disiplin cezası almayan memurlara, aylık derecelerinin yükseltilmesinde dikkate alınmak üzere bir kademe ilerlemesi uygulanır. Ayrıca kalkınmada birinci derecede öncelik taşıyan yörelerde başarıyla çalışan eğitim işgörenlerine başarılı her iki yıla karşılık aylık derecesinin yükseltilmesinde esas alınmak üzere bir kademe ilerlemesi verilmektedir (DMK, 64. Md).Eğitim işgöreninin derece ilerlemesi Devlet Memurları kanunun 68. maddesinde düzenlenmiştir. İlgili maddede derece ilerlemesi olabilmesi için işgörenin kadrosunun bulunduğu kurumunda üst dereceden boş bir kadronun bulunması, bulunduğu derecesi içinde en az 3 yıl ve bu derecenin 3 üncü kademesinde 1 yıl bulunmuş olması ve kadronun tahsis edildiği görev için öngörülen nitelikleri elde etmiş olması gibi koşulları sağlaması gerekmektedir (DMK, 68.md). Eğitim işgörenlerinin bir diğer yükselme süreci bireysel performanslarına bağlı olarak kariyer basamaklarında gerçekleşmektedir yılına kadar öğretmenlik mesleğinin kendi içerisinde eğitim işgörenlerine yönelik kariyer basamakları uygulaması gözlenmemekteydi. Mesleki hareketliliği artırmak, mesleki bilgi ve becerilerinin gelişimlerini hızlandırmak, öğretmenleri kariyer yapmaya yöneltmek için2005 yılında çıkarılan ve 2006 yılında bazı maddeleri değiştirilen Öğretmenlik Kariyer Basamaklarında Yükselme Yönetmeliği, öğretmenlik mesleğini bir kariyer mesleği olarak tanımlamış ve üç kariyer basamağı ifade etmiştir. Bunlardan ilki adaylık tamamlandıktan sonra asil öğretmenlik atamasıyla

200 188 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ elde edilen öğretmenlik, ikincisi eğitim bilimleri ya da alanında tezli yüksek lisans yapanlara kıdem, hizmet içi eğitim etkinlikleri, sicilleri dikkate alınarak, lisans öğrenimini dışında ya da eğitim bilimleri dışında kalan alanlarda tezli lisansüstü eğitim yapanlardan ise sınav, kıdem, hizmet içi eğitim etkinlikleri sicil değerlendirmelerinde başarılı olanlar arasından bakanlıkça alanlara ayrılan kontenjanlarla sınırlı olarak atanan uzman öğretmenlik, üçüncüsü ise, alanında ya da eğitim bilimleri alanında doktora öğrenimini tamamlayan ya da lisans ve lisansüstü eğitimlerini alan ya da eğitim bilimlerinde yapmayan ve uzman öğretmenlik basamağında yer alanlardan sınav, kıdem, hizmet içi eğitim etkinlikleri ve sicil değerlendirmelerinde başarılı olanlar arasından bakanlıkça alanlara ayrılan kontenjanlarla sınırlı olarak atanan baş öğretmenlik basamağıdır (Öğretmenlik kariyer basamaklarında yükselme yönetmeliği, Resmi Gazete: /25905). Başarı, Üstün Başarı Değerlendirmesi ve Ödül Eğitim örgütlerinde öğretmen ve yöneticilerin görev alanlarına giren eylem ve işlemleri beklenenden daha üstün nitelikte yapmaları halinde kurumsal işleyişi düzenleyen657 sayılı DMK ile 1702sayılı İlk ve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkındaki kanunlar çerçevesinde ödüllendirilirler. Devlet memurları kanunun 122. Maddesinde kamu zararını azaltma ve kamu yararını en üste çıkarmaya yönelik çabaları başarı belgesiyle ödüllendirileceği belirtilmektedir. Üç kez başarı belgesi alan işgörenin üstün başarı belgesi alacağı ilgili maddede düzenlenmiştir. Üstün başarı belgesi alanlara merkez örgütünde bağlı veya ilgili bakan, illerde valiler tarafından uygun görülmesi hâlinde en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) % 200 ünekadar parasal ödül verilebilmektedir. Yıl içinde ödüllendirilen personel sayısı izleyen yılın Ocak ayı sonuna kadar ilgili kurum tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilmek durumundadır. Ödüllendirmenin bir sınırı bulunmakta, kurumdaki dolu kadro mevcudunun binde yirmisinden fazlasına ödül verilememektedir (Yeniden düzenlenen madde: 25/02/2011 tarihli Mükerrer Resmi Gazete /110 md.). Okul müdürü de işgöreni işe özendirmek amacıyla resmi olmayan ödüller verebilir. Daha önceki bazı uygulamalarda 1702sayılı İlk ve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkındaki kanun çerçevesinde öğretmenler üstün başarılı sayılma, başöğretmen namzedi unvanı verilme, maarif memuru namzedi unvanı verilme, yeni bir tesise adı verilme ve ülkü eri sayılma şeklinde ödüllendirilebilmekteydi.

201 OKUL YÖNETİMİNDE İNSAN KAYNAKLARI 189 İşgörenin ödüllendirilmesi hem örgütsel hem de bireysel amaçlar için önem taşımaktadır. Eğitim yöneticisinin ödül gücünü etkili bir şekilde kullanabilmesi eğitim işgörenlerinin örgüte bağlılığını artırması ve isten doyum sağlamaları açısından önemli katkılar sağlayacaktır. Ancak eğitim sisteminde konuya ilişkin uygulamalarda adil davranılmadığına ilişkin algılar söz konusu olabilmekte ve özellikle de yükselme haklarının kullanımında ödüllendirilme süreci dava konusu olabilmektedir. Sicil Devlet memurları kanununda torba yasa kapsamında yapılan değişikliklerle sicile ilişkin 110, 111, 112, 113, 114, , 120 maddeler ile sicil yönetmeliğine yönelik 121. madde yürürlükten kaldırılmıştır (Mülga madde: 25/02/2011 tarihli Mükerrer Resmi Gazete /117 md.) Disiplin Eğitim işgörenlerinden görevlerini etkili ve verimli bir şekilde yapmaları beklenmektedir. Özellikle kendisine yasak kılınan eylem ve davranışlardan uzak durmaları istenir. Ancak işgörenler dikkatsizlik, ihmal ya da kasıtlı olarak istenmeyen eylem ve davranışlarda bulunabilirler. Bir devlet memuru olarak eğitim işgörenlerinin disiplin suçları1702 sayılı kanun ile 4357 sayılı kanunlarda karşılık bulmuyor ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre işlem yapılmaktadır, Disiplin işleri sınıf öğretmenleri için 4357 sayılı Hususi İdarelerden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına, Tefi, Taltif ve Cezalandırmalarına... Öğretmenlerin Alacaklarına Dair kanuna dayalı yürütülürken, branş öğretmenleri ile ilköğretim yöneticilerinin disiplin işleri 1702sayılı İlk ve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkındaki kanun çerçevesinde yürütülmektedir sayılı kanunda öğretmen, yönetici, başöğretmen ve ilköğretim müfettişlerine verilecek cezalar şunlardır: 1.İhtar, 2. Tevbih, 3.Ders ücretlerinin kesilmesi, 4.Maaş kesilmesi, 5.Kıdem indirilmesi, 6.Derece indirilmesi, 7. İstifa etmiş sayılmak, 8. Vekalet emrine alınmak, 9. Meslekten çıkarılmak ve 10. Devlet memurluğundan çıkarılmak (Resmi Gazete: 29/6/1930 Sayı : 1532). İlkokul öğretmenlerine verilebilecek cezalar ise 4357 sayılı kanunda tanımlanmıştır. Bunlar 1. Vazifelerini yapmakta ihmali görülenler işlerinde kusurlu sayılırlar, 2.Ücret veya maaş kesilmesi, 3.Kıdem indirmek, 4.Vazifelerine son verilmek, 5.Meslekten çıkarılmak olarak beş türdür (Resmi Gazete: 19/1/1943 Sayı : 5308).

202 190 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda Disiplin Cezaları: Kanunun 125 maddesinde beş grup disiplin cezası düzenlenmiştir. Bunlardan ilki dikkatsizlik ve özensizlik kaynaklı disiplin sorunu yaratan davranışlardan dolayı işgörenlerin daha dikkatli olması amacıyla yazılı olarak verilen uyarma cezasıdır. İkincisi ise işgörenin görevindeki kusurlu davranışları hakkında yazılı bildirimde bulunulan kınama cezasıdır. Üçüncü ceza türü kasıt taşıyan eylem ve davranışlara yönelik verilen aylıktan kesme cezasıdır. Aylıktan kesme cezası eylemin niteliğine bağlı olarak ilgilinin brüt aylığının1/30 ile 1/8oranında verilebilmektedir. Dördüncü tür ceza ise devlet memurluğunun itibarını zedeleyen davranışlarda bulunma (işe sarhoş gelme, 3 ila 9 gün mazeretsiz işe gelmeme vb.) durumunda verilen kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıdır. Son olarak ağır kusurlu davranışlar (ideolojik davranışlar yoluyla kurumun huzurunu bozma, bir yılda aralıklı olarak toplam 20 gün ve üzerinde mazeretsiz işe gelmeme vb.) sergilemesi halinde devlet memurluğundan çıkarma cezasıdır. Hiçbir çalışan eylemlerine bağlı olarak savunma hakkı verilmeden disiplin cezasına çarptırılamaz. Soruşturmayı yürüten kişi ya da disiplin kurulu işgörene 7 günden az olmamak üzere savunma süresi tanımak zorundadır. Uyarma, kınama, aylıktan kesme ceza ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezası gerektiren durumlar için bir ay içinde, devlet memurluğundan çıkarma cezası gerektiren bir eyleme yönelik altı ay içinde soruşturma başlatılamaması durumunda disiplin cezası verme yetkisi zaman aşımına uğrar. Suç oluşturan eylemlere ilişkin suçun işlendiği tarihten başlayarak iki yıl içinde soruşturma açılmadığında ceza yetkisi zaman aşımına uğrar. (DMK, 130.md.). İşgören cezalandırılamaz. 657 sayılı DMK nun 126. Maddesinde belirlenen suç sayılan eylemlerden uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra, atamaya yetkili amirler il disiplin kurullarının kararlarına dayanan hallerde Valiler tarafından verilmektedir. Devlet memurluğundan çıkarma cezası ise amirlerin bu yoldaki isteği üzerine, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kurulu kararı ile verilir. Disiplin cezalarına itiraz hakkı bulunmaktadır. Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edilebilir. Süre aşımı itiraz hakkını ortadan kaldırmaktadır. Süresinde itiraz elden cezalar itiraz dilekçesi ile karar

203 OKUL YÖNETİMİNDE İNSAN KAYNAKLARI 191 ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde başvuru makamlarınca karara bağlanmalıdır. Ayrıca kesinleşmiş cezalara karşı idari yargı yolu açıktır. Uyarma cezaları kesinleştiği tarihten başlayarak beş yıl, kınama cezaları ise kesinleştiği tarihten başlayarak on yıl geçtikten sonra belirtilen süreler içinde yeni bir suç söz konusu değil ise memurun sicilden silinir (Yeniden düzenlenen madde: 25/02/2011 tarihli Mükerrer Resmi Gazete /113 md.). İnsan kaynakları yönetiminin günümüzde örgütsel yaşantıda ortaya koyduğu yeni bakış açıları çoğu eskimiş ve sıklıkla maddeleri kaldırılan, yediden düzenlenen kanunlarla istenilen yararı sağlayabilecek gibi görülmüyor. Özellikle öğretmenliğin disiplin ile ilgili kanunlarının çeşitliliği beraberinde karışıklıkları da getirebilmektedir. Bu bağlamda ihtiyaçları karşılayan düzenlemelerin yapılmasına gereksinim bulunmaktadır. Eğitim İşgörenlerinde Olağan, Mazeret ve Hastalık İzinleri 657 sayılı Devlet memurları kanununa göre memurların izinlerini yıllık izinler, mazeret izinleri, aylıksız izinler, hastalık izinleri ve özel durumlardaki izinler olarak gruplandırmak olanaklıdır (DMK, maddeler.) Yıllık İzinler: Devlet memurlarının yıllık izinleri hizmet sürelerine göre belirlenmiştir yıl arası hizmeti olan memurlar 20 gün 10 yıldan fazla hizmeti olanlar 30 gün yıllık izin kullanmaktadır. Gereksinim halinde bu sürelere en çok ikişer gün eklenebilmektedir. Eğitim öğretim hizmet sınıfının yıllık izin kullanımı hizmet süresine bağlı değildir. Öğretmenler yaz ve ara tatillerde dinlenmekte olup, hastalık ve diğer mazeret izinleri dışında, ayrıca yıllık izin kullanamazlar. Eğitim öğretim hizmet sınıfından olmalarına karşın okul yöneticileri ve öğrencisi olmayan eğitim kurumlarında çalışan öğretmen kadrosundaki işgörenler hizmet süreleri esas alınarak yıllık izin kullanmaktadır (Öğretmenlerin akademik zamanlar dışında izin sürelerinin uzunluğu toplum tarafından bu mesleğin daha cazip algılanmasına neden olabilmektedir.) Son yıllarda özellikle yaz tatili süresi içinde öğretmenlerin mesleki gelişimine yönelik etkinliklerin bakanlık tarafından planlandığı dikkat çekmektedir. Mazeret izni: Memurun mazeretine dayalı olarak aldığı izinlerdir. İşgörenin mazeretine dayalı olarak verilen izinler 2011 yılında yeniden düzenlenmiştir.657 sayılı DMK maddesinde yapılan düzenlemede kadın memura doğumdan önce sekiz ve doğumdan sonra sekiz hafta, çoğul gebeliklerde de doğum öncesi analık

204 192 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ iznine ilave edilecek iki hafta olarak analık izni verilmesi öngörülmüştür. Eşi doğum yapan memura doğum nedeniyle, isteği üzerine on gün süreyle babalık izni verilebilmektedir. Babaya öngörülen mazeret izni ile eşi doğum yapan ve analık iznini kullanmakta iken vefat eden annenin kullanamadığı mazeret izninin kullandırılması yeni düzenlemede yerini almıştır. Memurun eşi ve çocuğunun, kendisinin veya eşinin ana, baba ve kardeşinin ölümü hâllerinde isteği üzerine yedi gün ölüm izini verilmesi öngörülmüştür. Ayrıca ölüm izinlerinde amir takdiri ortadan kaldırılmış, bu tür izin memurun hakkı olarak tanımlanmıştır. Kadın memurlara süt izni çocuğunu emzirmesi için doğum sonrası analık izni süresinin bitim tarihinden itibaren ilk altı ayda günde üç saat, ikinci altı ayda günde bir buçuk saat olarak öngörülmüştür. Yeni düzenleme ile memurun kendisinin veya çocuğunun evlenmesi halinde yedi gün evlenme izni verilmesi öngörülmüştür. Memura bir yıl içinde toptan ya da parçalı olarak 10 güne kara mazeret izni verilmektedir. Gereksinim halinde yıllık izninden düşülerek bir on gün daha mazeret izni verilebilir. Öğretmenler ek on günlük mazeret izninden yararlanamazlar. Gerek yıllık gerekse mazeret izinlerinde geçen sürede memurun fiili çalışmaya dayalı ödemeleri dışında kalan tüm özlük hakları korunur. Ayrıca Muvazzaf askerliğe ayrılan memurlar askerlik süresince görev yeri saklı kalarak aylıksız izinli sayılır. (Yeniden düzenlenen madde: 25/02/2011 tarihli Mükerrer Resmi Gazete /107 md.). Aylıksız izinler: Doğum, askerlik, hasta bakımı, evlat edinme ve burslu öğrenim görmek amacıyla yurt dışına çıkma gibi nedenlere bağlı olarak aylıksız izinler verilmektedir (DMK, 108. Md). Hastalık izni: 2011 de yapılan düzenlemeye kadar hastalık izinleri kıdeme göre düzenlenmişti. Önceki düzenleme 10 yıla kadar olanlara altı ay, 10 yıldan fazla hizmeti olanlara 12 ay kronik hastalığı ve uzun tedavi süreci olanlara on sekiz aya kadar hastalık izni verileceği hükme bağlanmıştı. İlgili maddede kıdem esaslı hastalık izninden hastalığı esas alan hastalık iznine geçilmiştir. Yeni düzenlemede uzun süre tedavi içeren kronik hastalıklar, kanser vb. hastalıklarda on sekiz ay bunların dışında kalan hastalıklarda on iki aya kadar hastalık izni verilebilmektedir. Süre sonunda iyileştiğine ilişkin raporu kurumuna veren memur görevine dönebilir. İyileşemeyen memura yukarıda belirtilen süreler kadar ek hastalık izni verilir. Süre sonunda iyileşme gerçekleşmez işe memur için emeklilik işlemleri yapılır. Ayrıca memurun bakmakla yükümlü olduğu yakınlarının hastalığı halinde aylık ve özlük hakları korunarak üç ay hastalık izni verilebilir. Gereği halinde bu süre bir kat artırılabilir (DMK, 105. Md)

205 OKUL YÖNETİMİNDE İNSAN KAYNAKLARI 193 Özel durumlardaki izinler: Sağlık alanında radyoaktiviteye maruz kalanlar, fazla çalışma karşılığı verilen izinler, öğrenim izni vb izinlerde memuriyet yaşamında işin ve işgörenin durumuna göre kullanılabilmektedir. Eğitim İşgörenlerinin Memuriyetinin Sona Ermesi Devlet memuru olarak eğitim işgörenlerinin memuriyetinin sona ermesi memurluktan çıkarılması; memurluğa uygun koşulları taşımıyor olmasının anlaşılması ya da zamanla yitirmesi; Memurluktan çekilmesi veya memurun ölümü halinde gerçekleşir deilgili maddede yapılan değişiklikle olumsuz sicile dayalı göreve son verme uygulaması sicil yönetmeliği uygulamadan kalktığından yapılmamaktadır (DMK, 98. Md.). Eğitim İşgörenlerinin Değerlendirilmesi ve Geliştirilmesi Eğitim örgütlerin insan kaynaklarına ilişkin en büyük çabası işgörenleri geliştirmeye yönelik çabalarıdır. Bu yoğun çabanın bir nedeni geliştirme faaliyetinin tüm insan kaynaklarını kapsaması, bir diğer nedeni işgörenin yaşamını kesintiye uğratmadan gelişmenin sağlanması ve son olarak işgörenlerin yalnızca işle ilgili değil bütünsel gelişimine dönük olmasıdır (Açıkalın, 1996). İyi bir işgören geliştirme etkili bir performans değerlendirmeye bağlıdır. Performans değerlendirme, işgörenler için tanımlanmış görevlerin onlar tarafından belirlenen zamanda ne düzeyde yapılabildiğinin saptanmasıdır. Bu yolla hem bireyin, hem de örgütün kendini değerlendirmesini sağlamak olanaklıdır. Bu değerlendirme işgörenin kendisini işine ve örgütüne ne derece yansıttığını ve sergilediği performansların ne denli koordinasyona dayandığını görmesini sağlayabilir. Belki daha da önemlisi işgörenlerin hangi alanlarda eğitim alacakları ve hangi alanlarda gelişeceği konularını açıklığa kavuşturacaktır (Brody, 2000). Personel değerlendirme işgörene performans düzeyinin ne olduğunu göstermek, işgörenin işinde yeterli ve yetersiz olduğu yönlerini tanımasına yardım etmek, işgörenin kendisini nasıl geliştirebileceğini görmesini sağlamak, işgörenin yaptıklarına ilişkin dönütler sağlayarak güdülemek ve işinde ustalaştırmak, işgöreni yüksek ya da yan görevler için yetiştirmek, Performans değerleme sonuçlarını işgörene yapılacak ödeme, özendirme, hizmet içi eğitim, kılavuzluk gibi işlerde kullanma amaçlarına yönelik olarak kullanılır (Başaran, 2000: 135).

206 194 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Eğitim örgütlerinin doğaları gereği sürekli yenileşme içinde olmaları gereklidir. Özellikle örgütteki insan kaynakları (öğretmen, yönetici ve uzmanlar) sürekli gelişim göstermeli ve yenileşmelidir. Bu hem örgütsel hem de bireysel sorumluluğun bir gereğidir. Eğitim örgütlerinde denetleme, değerlendirme ve geliştirme çalışmaları teftiş sistemi ile hizmet içi eğitim sistemi üzerinden gerçekleştirilmektedir. Denetim konusuna eğitim işgöreni olarak müfettişler başlığı altında değinilmişti. Eğitim işgörenlerinin yetiştirilmeleri ve gelişimi konusunda hem bakanlık düzeyinde hem de yerel eğitim örgütleri düzeyinde işbaşında eğitim çalışmaları yapılmaktadır. İnsan kaynaklarını yetiştirme ve geliştirmeye yönelik eğitim çalışmalarının etkililiği araştırılması gereken önemli bir konu olma özelliğini sürdürmektedir.

207 OKUL YÖNETİMİNDE İNSAN KAYNAKLARI 195 KAYNAKÇA Açıkalın, A. (1996).Çağdaş Örgütlerde İnsan Kaynağının Yönetimi. Ankara: Pegem Yaynevi. Ada, Ş. (2008). Okul Yönetiminde Personel Eğitim ve İşletmecilikle ilgili İşler. Çelik. V., (Ed.), Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi de Bölüm. Ankara: Pegem Akademi. Akgüner, T. (2001) Kamu Personel Yönetimi. İstanbul: Der Yay.,4. Basım Argon, T. ve Eren, A. (2004). İnsan Kaynakları Yönetimi. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım. Başaran, İ. E. (1985). İşgören Hizmetlerinin Yönetimi. Ankara: Gül Yayınevi. Başaran, İ. E. (1996).Eğitim Yönetimi. Ankara: Yargıcı Matbaası. Başaran, İ. E. (2000).Yönetim. Ankara: Feryal Matbaası. Brody, R. (2000).Effectively Managing Human Service Organization. Sage Publications. Canman, D. (2000).İnsan Kaynakları Yönetimi. Ankara: Yargı Basım Yayım. Eryılmaz, B. (2001) Kamu Yönetimi. İstanbul: Erkam Matbaası Hoy, W. K. ve Miskel, C. G. (2010). Eğitim Yönetimi Teori, Araştırma ve Uygulama. (C. Erdağ 7. Baskıdan Çeviri). Ankara: Nobel Yayı Dağıtım. Leithwood, K. &Louis, K. S. (1998).Organizational Learningin Schools (pp.67-90). L, isse: Swets and Zeitlinger. Kayıkçı, K. (2008). Personel Hizmetlerinin Yönetimi. Sarpkaya, R., (Ed), Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi nde Bölüm. Ankara: Anı Yayıncılık. Polatoglu, A. (2001). Kamu Yönetimi: Genel ilkeler ve Türkiye Uygulaması. Ankara: METU Pres. Senge, P.M. (1996) Beşinci Disiplin (Çev. A. İldeniz ve A. Doğukan). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. Üçüncü Basım. TODAİE, (2001). Yerel Yönetimler Araştırma Merkezi, Belediye Personel Yönetimi, Belediyeler için El Kitabı. Ankara: TODAİE Yayınları. Yiğitbaş, O.,Ş., (2008). Personel Yönetiminden İnsan Kaynakları Yönetimine Geçiş Çanakkale Belediyesi Örneği.Yayınlanmamış yüksek lisans tezi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Çanakkale.

208 196 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Kanun, Yönetmelik, Genelgeler Kanunlar Kanun Resmi Gazete Kanun Adı No Tarih Sayı Devlet Memurları Kanunu Hususi İdarelerden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına, Terfi, Taltif ve Cezalandırılmalarına ve Bu Öğretmenler İçin Teşkil Edilecek Sağlık ve İçtimai Yardım Sandığı İle Yapı Sandığına ve Öğretmenlerin Alacaklarına Dair Kanun İlk ve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkında Kanun Milli Eğitim Temel Kanunu Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu (Mükerrer) Devlet memurları kanununun...ile 4924 sayılı kanun uyarınca sözleşmeli personel pozisyonlarında çalışanların memur kadrolarına atanması amacıyla devlet memurları kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun hükmünde kararname

209 OKUL YÖNETİMİNDE İNSAN KAYNAKLARI 197 Yönetmelikler Resmi Gazete Tarih Sayı Yönetmelik Adı MEB Teftiş Kurulu Yönetmeliği MEB Aday memurların Yetiştirilmelerine İlişkin Yönetmelik /13184 Milli Eğitim Bakanlığı na bağlı okul vekurumların Yönetici ve öğretmenlerinin Norm Kadrolarına ilişkin Yönetmelik MEB Rehberlik ve Psikolojik DanışmaYönetmeliği Okul Öncesi Kurumları Yönetmeliği Öğretmenlik kariyer basamaklarında yükselme yönetmeliği M. E. B. Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine ilişkin Karar M.E.B. İlköğretim Kurumları Yönetmeliği Millî eğitim bakanlığı eğitim kurumları yöneticilerinin atama ve yer değiştirmelerine ilişkin yönetmelik, Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer değiştirme Yönetmeliği Eğitim Müfettişleri Başkanlıkları Yönetmeliği Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği, Genelgeler Genelge Adı Tarih Sayı 13/09/2005 B.08.0.PGM Millî Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün Sözleşmeli Öğreticilere ilişkin Genelgesi

210

211 OKUL YÖNETİMİNDE EĞİTİM-ÖĞRETİM İŞLERİ 8 BÖLÜM Yrd. Doç.Dr. M. Akif HELVACI *, Bilim Uzmanı Nezahat TÜRKMEN ** * ** AMAÇLAR Yıllık öğretim planını hazırlayabilme Çalışma planının yapabilme Ünitelendirilmiş yıllık plan ve ders planları hazırlayabilme Sınıf ve şubeleri oluşturabilme ilkelerini söyleyebilme Ders yükünü ve öğretmenlerin belirleme ilkelerini söyleyebilme Ders dağıtım programlarının yapılması ile ilgili ilkeleri söyleyebilme Genel öğretmenler kurulu toplantılarının yapılması ile ilgili ilkeleri söyleyebilme Zümre öğretmenleri kurulu toplantıları ile ilgili esasları söyleyebilme Şube öğretmenleri kurulu toplantıları ile ilgili esasları söyleyebilme Öğretimle ilgili kaynakları sağlayabilme Laboratuar ve kütüphane İşleri ile ilgili esasları söyleyebilme Okulda Rehberlik İşleri ile ilgili esasları söyleyebilme Disiplin ve onur kurullarının işlevlerini açıklayabilme Okulda nöbet işleri ve sosyal-kültürel etkinliklerle ilgili ilkeleri söyleyebilme Okul Törenleri ile ilgili esasları söyleyebilme * Uşak Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü ** Alper Günbayram İlköğretim Okulu, Uşak. 199

212

213 OKUL YÖNETİMİNDE EĞİTİM-ÖĞRETİM İŞLERİ 201 Giriş Okullar eğitim sisteminin bir alt ve üretim sistemi olarak çok önemli işlevlere sahiptir. Okullar, eğitim sistemlerinin amaçlarının gerçekleştirildiği ve istendik davranışlarının önemli ölçüde kazandırıldığı yerlerdir. Okullarda eğitim-öğretim faaliyetleri çerçevesinde gerçekleştirilecek eylem ve işlemler aşağı çeşitli başlıklar altında açıklanmıştır. Yıllık Çalışma Planının Yapılması Eğitim- öğretim kurumlarında eğitim etkinliklerinin planlı yapılması esastır. Eğitim kurumlarında ders yılı süresinin 180 iş gününden az olmamak şartıyla, öğretim yılının başlaması, dönem tatili ve ders kesimi tarihlerini belirten iş günü takvimi, Bakanlıkça okullar açılmadan belirlenir. Bu tarihlerle birlikte, o ilin mahalli kurtuluş günleri gibi özel günler de eklenerek hazırlanan çalışma takvimi, il millî eğitim müdürlüklerinin önerisi ve valinin onayı ile yürürlüğe girer, yapılacak tüm çalışma planları buna göre yapılır. Okul yöneticileri, sene başı öğretmenler kurulunda çalışma takvimini sunarak, yıllık çalışmaların, aylara, haftalara ayrılıp, bu takvime göre planlanmasını sağlar. Aynı zamanda okul yöneticileri de yıl boyunca yapılacak iş ve işlemleri sırasıyla takip edebilmelerini sağlayan yıllık çalışma planlarını hazırlar. Yıllık Öğretim Planının Yapılması Eğitim-öğretimin etkin, verimli olabilmesi planlamaya gereken önemin verilmesi ve öğretmenlerin sınıflarına hazırlıklı girmeleri ile olanaklıdır. Eğitim ve Öğretim Çalışmalarının Planlı Yürütülmesine İlişkin Yönerge (Tebliğler Dergisi, Ağustos 2003, Sayı:2551) ye göre plan, önceden belirlenen eğitim hedeflerine ulaşmak için öğretim konusu içinde yer alan etkinliklerden hangilerinin seçileceği, bunların öğrencilere niçin ve nasıl yaptırılacağı, ne gibi yardımcı ve tamamlayıcı kaynak ve araçların kullanılacağı, elde edilen başarının nasıl değerlendirileceği önceden tasarlanıp kağıt üzerinde saptanmasıdır. Eğitim-öğretim kurumlarında Eğitim etkinliklerine ve derslere hazırlıklı girmek yasal yönden zorunlu, eğitsel yönden gereklidir. Ayrıca okul öncesi eğitim, ilköğretim, orta öğretim, mesleki ve teknik eğitim ile yaygın eğitim kurumları yönetmelikleri ile bu kurumların eğitim-öğretim programlarında eğitim-öğretim çalışmalarının planlı ve programlı olarak yürütülmesi gerektiği hükümlerine yer verilmiştir.

214 202 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Planlar; çağdaş eğitimin gereklerine uygun olarak öğrenci merkezli, bireyselleşmiş öğretim, tam öğrenme, aktif öğrenme-öğretme ve disiplinleri arası çalışmaları esas alan uygulanabilir etkinliklere dayalı olmalıdır. Planlama çalışmalarında öğrenme-öğretme süreci, etkin hale getirilerek eğitimdeki yeni gelişmeler, çevre özellikleri, öğrencilerin bireysel gelişim özellikleri (fiziksel, duygusal, bilişsel ve psikomotor) ile okul-çevre ilişkileri göz önüne alınmalı, standart değil, gerektiğinde konu, süre ve uygulamada değişiklikler yapılabilecek esneklikte olmalıdır. Ünitelendirilmiş Yıllık Plan ve Ders Planları Öğretmenler eğitim-öğretim çalışmalarında kullanmak üzere, ünitelendirilmiş yıllık plan ve ders planı olmak üzere iki çeşit plan hazırlar (Tebliğler Dergisi, Ağustos 2003, Sayı:2551). Plan, öğretimin niteliğine ve seviyesine, konuya, öğretim dalına ve amacına uygun olur. Plandaki konular, M.E.B. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığınca yayınlanan öğretim programlarına göre belirlenir. Ayrıca konuların işlenişinde kullanılacak öğrenme-öğretme yaklaşımları, araç-gereç, kaynaklar, öğrenci etkinlikleri, gezi, gözlem ve deneyler göz önünde bulundurulur. Ünitelendirilmiş yıllık plan, öğretim yılı süresince ders vermekle yükümlü olunan sınıflarda, program uyarınca belli üniteleri ya da konuları hangi aylarda yaklaşık olarak ne kadar zamanda işleyeceklerini gösteren, duruma göre zümre öğretmenler kurulu veya şube öğretmenler kurulu tarafından ortak hazırlanarak ders yılı başında, okul yönetimine onaylatılan çalışma planıdır. Ünitelendirilmiş yıllık plan, okul öncesi kurumları için kendi mevzuatına uygun olarak hazırlanır. Ders planı, bir ders için o dersle ilgili eğitim programlarında yer alan ve birbirleriyle ilişkili öğrenci kazanımlarını bir ya da birkaç ders saatinde işlenecek konu örüntüsünü, konuya ilişkin deney, tartışma soruları, proje ve ödevleri, uygulama çalışmalarını, ders araç-gerecini içine alan birinci derecede sorumlu olduğu, zümre öğretmenleri ile şube öğretmenlerinin ortak katkısıyla ders öğretmenlerince önceden hazırlanan plandır. Öğretmen kılavuz kitabı bulunan derslerde, kılavuz kitap, ders planı yerine kullanılır. Öğretmenin ihtiyaç duyması halinde, okulun şartlarına göre kılavuz kitaplarda yer alan planların dışında da öğretim programına uygun ders planı hazırlanıp uygulanabilir. Ders defterine uygulanan etkinliğin adı veya etkinliğin ilgili olduğu kazanım yazılır.

215 OKUL YÖNETİMİNDE EĞİTİM-ÖĞRETİM İŞLERİ 203 Öğretmen kılavuz kitabı bulunmayan dersler için, eğitim-öğretim kurumlarında bir veya birkaç ders saati için öğretmeni tarafından ders planı hazırlanır ve uygulanır (Tebliğler Dergisi, Ağustos 2003, Sayı:2551) Sınıf ve Şubelerin Oluşturulması Okullarda öğretim ile ilgili çalışmalardan biri olan sınıf ve şubelerin oluşturulması, okulun insan ve mekan kaynaklarının doğru değerlendirilmesini gerektiren bir çalışmadır. Bir önceki öğretim yılı sonunda öğrencilerin başarı durumları ve yeni kayıt olan öğrenci sayıları dikkate alınarak, eşit dağılım olacak şekilde sınıf ve şubeler oluşturulur. Özel yönetmeliği bulunan okul veya kurumların (Fen liseleri, Anadolu öğretmen liseleri, Anadolu güzel sanatlar liseleri, Anadolu imam-hatip liseleri, spor liseleri, sosyal bilimler liseleri, vb.) şube mevcutları ile bu okul veya kurumlara her yıl alınacak öğrenci sayısı ve oluşturulacak şube sayıları okulun fiziki imkânları, donatımı ile öğretmen sayısı dikkate alınarak okul veya kurumların özel yönetmeliklerinde yer alan hükümler çerçevesinde belirlenir. Milli Eğitim Bakanlığı Stratejik Planı(M.E.B.,2009) nda da belirtildiği gibi, özel yönetmeliği olmayan okul veya kurumlarda alınacak öğrenci sayısının planlanmasında, kayıt bölgesindeki öğrenci sayısı ve fiziki kapasitesi uygun ilköğretim okullarında tekli öğretim yapılması ve sınıf mevcutlarının 30 olması, ortaöğretim kurumlarında ise 36 yı geçmemesi esas alınır. Ders Yükünün ve Öğretmenlerin Belirlenmesi Okulların öğretim kapasitesini oluşturan öğrenci sayıları, sınıf ve şubeleri, o okulda çalışacak öğretmen sayısı ve öğretmenlerin ders yüklerinin belirlenmesinde etkendir. Okul ve kurumlarda yönetim, eğitim ve öğretim hizmetlerinin gerekli ve yeterli personelce yürütülmesi, personel boyutunda atıl kapasite yaratılmaması, var olan atıl kapasitenin ihtiyaç duyulan okul ve kurumlara yönlendirilmesine zemin oluşturarak verimliliğe dönüştürülmesi ilkesiyle hareket edilir. Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Ve Kurumların Yönetici Ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmelik (Resmi Gazete, , Sayı:23782) gereğince, okul öncesinde çocuk sayısı 10 dan az, 20 den fazla olmamak üzere oluşturulan her grup için bir öğretmen, ilköğretim okullarında, öğrenci sayısı 10 dan

216 204 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ az olmamak koşuluyla her sınıf ve şube için bir öğretmen olacak şekilde norm kadrosu verilir. Örgün ve yaygın eğitim okul ve kurumlarında, genel bilgi ve meslek derslerinden haftalık toplam ders yükü; 6-3I saate kadar bir, saate kadar iki, 42 den fazla olması halinde her 21 saat için bir öğretmen norm kadrosu verilir. Bu şekildeki hesaplama sonrasında artan ders yükünün en az 15 saat olması halinde ilave olarak bir öğretmen norm kadrosu daha verilir. Sınıf ve şube sayıları belirlenen okulun, M.E. B. Talim ve Terbiye Kurulu ( , Sayı: 80) Kararlarına göre o branş içinde aylık karşılığı okutulması gereken dersler ve haftalık ders çizelgesinde belirlenen sınıf düzeyine göre ders saatleri dikkate alınarak, branşlar itibariyle haftalık ders yükü hesaplanarak öğretmen norm kadroları belirlenir. Mevcut norm kadrolarla ilişkilendirilen öğretmenlere ders dağılımları, ders bütünlüğü de dikkate alınarak eşit şekilde yapılır. Ders Dağıtım Programlarının Yapılması Okullarda, sınıf ve şubelere göre öğretmen dağılımı yapıldıktan sonra, Talim ve Terbiye Kurulu nun yayınladığı Haftalık Ders Çizelgesinde belirtilen ders saatlerine göre, her sınıfın haftalık ders programı hazırlanır. Ders programı yapılırken, aynı türde olan derslerin arka arkaya gelmemesine, genel bilgi ve beceri dersleri ile yetenek derslerinin gün içinde ve hafta boyunca dengeli dağılımına, ayrıca öğretmenlerin dersine girdiği şubelerde çakışma olmamasına dikkat edilir. Okullardaki Kurullar Her tür ve kademedeki okullarda, kendi mevzuatları olan İlköğretim Kurumları Yönetmeliği (Resmi Gazete, , Sayı: 25212) ve Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği (Resmi Gazete, , Sayı: 27305) inde yer alan aşağıdaki kurullar oluşturulur ve çalışmalarını yaparlar. a) Öğretmenler Kurulu, b) Sınıf veya şube öğretmenler kurulu, c) Zümre öğretmenler kurulu, ç) Öğrenci Kurulu ve Okul Meclisi, d) Okul Öğrenci Ödül ve Disiplin Kurulu, Onur Kurulu (Ortaöğretim Kurumlarında),

217 OKUL YÖNETİMİNDE EĞİTİM-ÖĞRETİM İŞLERİ 205 Öğrenci Davranışlarını Değerlendirme Kurulu (İlköğretim Kurumlarından ortaokullarda) Öğretmenler Kurulu Öğretmenler kurulu, okul veya kurumun yönetici ve öğretmenlerinden oluşur. Gerektiğinde okul yönetimince öğrenci temsilcisi ve okul-aile birliği temsilcileri de çağrılarak kurul toplantılarına gözlemci sıfatıyla katılmaları sağlanabilir. Öğretmenler kurulu, okul müdürünün, müdürün bulunmadığı zamanlarda varsa müdür başyardımcısı, yoksa görevlendireceği müdür yardımcılardan biri başkanlığında toplanır. Öğretmenler kurulu; ders yılı başında, ikinci dönem başında, ders yılı sonunda ve okul yönetiminin gerekli gördüğü zamanlarda toplanır. Kurulun toplantı günleri ve gündemi, müdür tarafından iki gün önceden yazılı ve imza karşılığı ilgililere duyurulur. İlk toplantıda önceki yılın değerlendirilmesi ile yeni öğretim yılı çalışma esasları belirlenir ve iş bölümü yapılır. Ders yılı içinde yapılan toplantılarda çalışmalar gözden geçirilip değerlendirilir, eksiklik ve aksaklıkların giderilmesi için alınacak önlemler görüşülür ve kararlaştırılır. Ders yılı sonunda yapılan toplantıda öğrencilerin devam-devamsızlık ve başarı durumları gözden geçirilir, üst makamlarca ve okul yönetimince verilen konular görüşülür ve kararlaştırılır. Öğretmenler kurulu toplantılarında alınan kararlar, kurulca seçilen iki yazman tarafından bir tutanağa yazılır ve imzalanır. Toplantıya katılamayanlar tutanakta belirtilir. Toplantıda alınan kararlar, karar defterine yazılır. Uygulanmak üzere toplantıya katılamayanlar dahil tüm yönetici ve öğretmenler tarafından imzalanarak dosyasında saklanır. Toplantıların ders saatleri dışında yapılması esastır. Ancak, ikili öğretim yapan okulların tüm öğretmenlerinin aynı anda toplanmalarına gerek duyulduğunda, okul yönetimince bağlı bulunduğu millî eğitim müdürlüğüne bilgi vermek şartıyla toplantı günlerinde yarım gün öğretim yapılır. Zümre Öğretmenler Kurulu Zümre öğretmenler kurulu ilkokullarda aynı sınıfı okutan sınıf öğretmenleri ve varsa alan öğretmenlerinden, ortaokul ve liselerde ise aynı dersi okutan öğretmenlerden oluşur. Kurul, ilk toplantısında o eğitim-öğretim yılı için kendi aralarından birini başkan seçer.

218 206 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Zümre Öğretmenler Kurulu, eğitim ve öğretim yılı başında, ikinci dönem başında ve ders yılı sonunda olmak üzere en az üç defa toplanır. Ayrıca zümre başkanının önerisi üzerine okul veya kurum müdürünün gerekli gördüğü diğer zamanlarda da toplanır. Kararlar, oy çokluğu ile alınır ve müdürün onayından sonra öğretmenlere duyurulur. Kurul toplantıları ders saatleri dışında yapılır. Bu toplantılarda, programların ve derslerin birbirine paralel olarak yürütülmesi, ders araçlarından, laboratuvar, spor salonu, kütüphane ve işliklerden plânlı bir şekilde yararlanılması, öğrenci ödevleri ve derslerin değerlendirilmesi, derslerde izlenecek yöntem ve teknikler ile benzeri konularda kararlar alınır. Zümre öğretmenler kurulunda: a) Eğitim-öğretim programları incelenir ve ortak bir anlayış oluşturulur. b) Uygulamalarda karşılaşılan güçlükler üzerinde durulur ve bunların çözüm yolları aranır. c) Öğrencilerin çalışma ve eğitim durumları ile çevrenin özellikleri incelenir ve alınacak önlemler kararlaştırılır. d) Eğitim-öğretim faaliyetleri ile ilgili olarak hazırlanacak planların uygulamasında birlik sağlanır. e) Meslekî eserler ve eğitim alanındaki yeni gelişmeler incelenir. f) Uygulamak ve değerlendirmek üzere ortak ölçme ve değerlendirme araçları hazırlanır. g) Ders yılı sonunda zümre öğretmenler kurulu; ders programları, ilgili mevzuatı, ders araç-gereci, öğretim yöntem ve teknikleri, okul ve dersliklerdeki fizikî durum ve öğrenci başarı düzeyini değerlendiren bir rapor hazırlar ve okul müdürlüğüne sunar. ğ) Her dönem ortak yapılacak sınavların yapılış usul ve esasları, soru şekilleri, konu ağırlıkları ve sınav tarihleri dönem başlarında belirlenir. Ortak sınav sonuçları, zümre öğretmenler kurulunda değerlendirilir ve rapor halinde okul yönetimine sunulur. Şube Öğretmenler Kurulu Şube öğretmenler kurulu, ilkokul 4 üncü sınıf ile ortaokul ve liselerde aynı şubede ders okutan öğretmenler ile rehberlik ve psikolojik danışman öğretmenlerinden

219 OKUL YÖNETİMİNDE EĞİTİM-ÖĞRETİM İŞLERİ 207 oluşur. Müdür, gerekli gördüğü durumlarda kurula başkanlık eder. Görüşülen konuların özelliğine göre, öğrenci velileri, sınıfın başkanı ve öğrencilerce seçilen öğrenci temsilcileri de kurul toplantılarına çağrılabilir. Şube öğretmenler kurulu, okul yönetimince yapılacak planlamaya göre birinci dönemin ikinci ayında, ikinci yarıyılın birinci veya ikinci haftasında ve yılsonunda okul müdürü ya da görevlendireceği müdür yardımcısı veya şube rehber öğretmeninin başkanlığında toplanır. Ayrıca, gerektiğinde şube rehber öğretmeni veya okul rehber öğretmeninin önerisinin okul yönetimince uygun görülmesi halinde de toplanabilir. Şube öğretmenler kurulunda; şubedeki öğrencilerin kişilik, beslenme, sağlık, sosyal ilişkilerin yanı sıra başarıları ile ailenin ekonomik durumu değerlendirilerek alınacak önlemler görüşülür ve alınan genel karar, uygulanmak üzere şube öğretmenler kurulu karar defterine yazılır. Bu toplantılarda, kaynaştırma eğitimine karar verilmiş özel eğitim gerektiren öğrenciler için de gerekli önlemler alınır. Öğrenci Kurulu ve Okul Meclisleri Millî Eğitim Bakanlığına bağlı İlköğretim ve orta öğretim kurumlarında Okul Öğrenci Meclislerinin kuruluş ve işleyişleri, Milli Eğitim Bakanlığı Demokrasi Eğitimi Ve Okul Meclisleri Yönergesi (Tebliğler Dergisi, Eylül Sayı: 2564 ) hükümlerine göre uygulanır. Öğrenci kurulu ilkokul, ortaokul ve imam-hatip ortaokullarında okulun tüm öğrencileri tarafından kendi aralarından seçilen başkan ve ikinci başkan ile şubelerden seçilen birer temsilciden oluşur. Bu kurula, öğretmenler kurulu tarafından seçilen bir öğretmen rehberlik eder. Okul öğrenci kurulu, öğretmenler kurulu tarafından seçilen öğretmenin veya öğrenci başkanının çağrısı ile toplanır. İlk toplantıda yıllık çalışma programını hazırlar, okul müdürünün onayına sunar. Çalışma programında eğitim ve öğretim ortamının daha uygun duruma getirilmesi, öğrenci sorunlarının giderilmesi ve sosyal etkinliklerin düzenlenmesi gibi hususlara yer verilir. Öğrenci kurulu ve okul meclisleri seçimleri aynı zamanda yapılabilir. Okul Öğrenci Ödül ve Disiplin Kurulu, Onur Kurulları Ortaöğretim kurumlarında, öğrencilerin okul yönetimine katılmalarını ve okulun işleyişine yardımcı olmalarını sağlamak amacıyla, her sınıfın bütün şubele-

220 208 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ rinden birer öğrenci, ders yılı başında sınıf rehber öğretmenlerinin gözetiminde öğrenciler tarafından seçilerek Onur Kurulu oluşturulur. Okul öğrenci ödül ve disiplin kurulu; Müdür başyardımcısı veya müdürün görevlendireceği müdür yardımcısı, öğretmenler kurulunca gizli oyla seçilecek iki öğretmen, Onur kurulu ikinci başkanı, Okul aile-birliğinin kendi üyeleri arasından seçeceği bir öğrenci velisinden oluşturulur. Bu kurullar çalışmalarını, Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Ödül Ve Disiplin Yönetmeliği (Resmi Gazete, , Sayı: 26408) ne göre yürütür. Okul öğrenci ödül ve disiplin kurulunun görevleri; a) Okulda düzen ve disiplinin sağlanmasıyla ilgili görüşmeler yapar ve kararlar alır. b) Öğrencilere kendini ifade edebilmesi, kendini geliştirebilmesi, onlara başarılı olma duygusunu tattırması, onları teşvik edici faaliyetlere okulda daha çok yer verilmesi için gerekli önerilerde bulunur. c) Disipline aykırı davranışların nedenlerini inceler ve bunları ortadan kaldırma yollarını arar. ç) Okul içinde ve dışında millî ve insani bakımdan erdem olarak kabul edilen iyi davranışlarda bulunan ve derslerdeki gayret ve başarılarıyla üstünlük gösteren öğrencilerin ödüllendirilmesine karar verir. d) Disiplin kurallarına uymayan öğrencilerin psiko -sosyal durumu ile yetiştiği çevre ve ailesi hakkında bilgi toplar; eğilimlerini, alışkanlıklarını inceler; bu amaçla okul rehberlik ve psikolojik danışma servisinden, sınıf rehber öğretmeni ile öğrenciyi tanıyan diğer kişilerden yararlanılır. e) Okulda disiplinsizliği hoş görmeyen bir öğrenci kamuoyu oluşturularak disipline aykırı davranışta bulunan ve bulunabilecek olan öğrencileri kendi vicdanlarının ve öğrenci kamuoyunun kontrolünde tutma yollarını ve imkânlarını araştırır. f) Dönem başlarında toplanarak disiplin yönünden okulun genel durumunu gözden geçirir ve alınması gereken tedbirler hakkında kişisel olmayan kararlar alarak okul yönetimine tekliflerde bulunur. g) Disiplin konusunda incelemeler yapar; gerektiğinde okul yönetimine görüş bildirir ve tekliflerde bulunur.

221 OKUL YÖNETİMİNDE EĞİTİM-ÖĞRETİM İŞLERİ 209 ğ) Ders yılı veya dönem içinde meydana gelen disiplin olaylarının nedenleriyle alınan tedbirleri ve sonuçlarını tespit ederek ders yılı ve dönem sonunda bir rapor hâlinde okul yönetimine bildirir. h) Okul müdürünün havale ettiği disiplin olaylarını inceler ve karara bağlar. Öğrenci Davranışlarını Değerlendirme Kurulu Öğrenci Davranışlarını Değerlendirme Kurulu, ortaokullarda öğrencilerin ilgi, istek, yetenek ve ihtiyaçlarını belirleyerek olumlu davranışlar kazanmaları ve olumsuz davranışların önlenmesi için oluşturulur. Bu kurulun resmi dayanağı M.E.B. İlköğretim Kurumları Yönetmeliği (Resmi Gazete, , Sayı: 25212; Değişik: 21/07/2012, Sayı: 28360) dir. Öğrenci davranışlarını değerlendirme kurulu; müdür başyardımcısı, müdür başyardımcısı bulunmayan okullarda müdür yardımcısının başkanlığında öğretmenler kurulunca seçilen birer sınıf ve birer şube rehber öğretmeninden bir asil, bir yedek üye, bir okul rehber öğretmeni ile okul-aile birliği başkanı ve öğrenci kurulu başkanından oluşturulur. Öğrenci Davranışlarını Değerlendirme Kurulunun Görevleri şunlardır: a) Okul düzenini sağlamak üzere okul yönetimi, öğretmen, okulun diğer personeli, öğrenci ve veli tarafından getirilen olumlu veya olumsuz davranış ve uygulamalara ilişkin önerileri görüşmek ve aldığı kararları okul müdürüne bildirmek. b) Okulda örnek davranışlarda bulunan, derslerde başarılı olan, bilimsel, sanatsal, sosyal, kültürel ve sportif etkinliklere katılarak üstün başarı gösteren öğrencileri belirleyerek ödüllendirilmelerine karar vermek. c) Özel yeteneği belirlenen öğrencilerin alanlarıyla ilgili gelişimlerini sağlayacak tedbirleri almak. ç) Uyum sağlamakta güçlük çeken öğrencinin davranışlarını incelemek, nedenlerini araştırmak, değerlendirmek ve bu konuda uygun görülen rehberlik çalışmalarının yapılmasını sağlamak ve gerektiğinde ailesi, rehberlik ve araştırma merkezleri ile iş birliği yapmak. d) Öğrencilerin gösterdikleri olumsuz davranışlarıyla ilgili olarak sağlık kurum ve kuruluşlarına sevklerini önermek.

222 210 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ e) Öğrencilerde görülen olumsuz davranışların, olumlu hâle getirilmesinde; eleştiri, öz eleştiri bilincini geliştirmek, yanlış davranışların farkına varılmasını sağlamak ve doğruyu kavramalarına yardımcı olmak amacıyla yaptırım yerine, ikna sürecinin işletilmesi ile olumlu davranışlarının ödüllendirilmesi için gerekli önlemleri almak. f) Öğrencilerin sorumluluk almalarına, dürüst, güvenilir, saygılı ve başarılı olmalarına katkıda bulunmak, zararlı alışkanlıklar edinmelerini ve uygun olmayan yerlere gitmelerini önlemek için girişimlerde bulunmak ve bu amaçla veliçevre iş birliğini sağlamak. g) Okul düzeninin olumlu işleyişini sağlamak amacıyla çeşitli etkinlikler için programlar hazırlamak ve uygulanmasını sağlamak. ğ) Çalışmalarını okul rehberlik ve psikolojik danışma servisi ile eş güdüm içinde yürütmek. h) Bütün tedbirlere rağmen uyumsuzluk gösteren öğrencilerle ilgili olarak uygulanacak yaptırıma yönelik karar almak (Resmi Gazete, , Sayı: 25212) Öğretimle İlgili Kaynakların Sağlanması Milli Eğitim Bakanlığı na bağlı eğitim kurumlarının kaynaklarının bir kısmı, her okulun kendi mevzuatına uygun şekilde Bakanlık bütçesinden karşılanmaktadır. Bunun yeterli olmadığı durumlarda; okulun genel işleyişi, eğitim ve öğretim hizmetlerinin yürütülmesi için bağışların, okul-aile birliği ve köy muhtarlıkları gibi kuruluşlar yoluyla sağlanıp ve gerekli harcamaların ilgili mevzuata göre yürütülebileceği kurumların yönetmeliklerinde yer almaktadır. Buna dayanarak, M.E.B. Okul Aile Birliği Yönetmeliği (Resmi Gazete, , Sayı: 28199) ne göre, okul ile aile arasında bütünleşmeyi gerçekleştirmek, veli ile okul arasında iletişimi ve iş birliğini sağlamak, eğitim ve öğretimi geliştirici faaliyetleri desteklemek, okulun ve maddi imkânlardan yoksun öğrencilerin eğitim ve öğretimle ilgili zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak üzere okullar bünyesinde tüzel kişiliği haiz olmayan birlikler kurulur. Okulun öğrenci velileri birliğin doğal üyesidir. Okul yöneticileri ve öğretmenler birliğin üyesi olmamakla birlikte, oluşturulan Denetleme Kurulunda görev alarak, yürütülen işlerin denetimini yapmakla mükelleftirler.

223 OKUL YÖNETİMİNDE EĞİTİM-ÖĞRETİM İŞLERİ 211 Okulun ihtiyaçlarını karşılamak için mal ve hizmet satın almak, bu hizmetlere ilişkin sosyal güvenlik primi, vergi ve benzeri ödemelerin yapılmasını sağlamak, okula yapılan ayni ve nakdî bağışları kabul ederek kayıtlarını tutmak, sosyal, kültürel etkinlikler ve kampanyalar düzenlemek, şartlı bağışları amacına uygun olarak kullanmak, kantin ve benzeri yerleri işlettirmek veya işletmek, Okul Aile Birliklerinin görevleri arasında yer alır. Bu şekilde elde edilen birlik gelirlerinin; okulun bütçe disiplini çerçevesinde, eğitim ve öğretim giderleri ile maddi imkânlardan yoksun öğrencilerin zorunlu ihtiyaçlarına harcanması esastır ve tüm harcamalar, birlik yönetim kurulunun kararı ile yapılır. Okul Aile Birliklerinin görevi yalnız okula gelir sağlamak değil, aynı zamanda eğitim ve öğretimle ilgili etkinliklere destek olmaktır. Kütüphane İşleri Okullarda kütüphane ile ilgili işler, Milli Eğitim Bakanlığı Okul Kütüphaneleri Yönetmeliği (Resmi Gazete, , Sayı:24501) hükümlerine uygun olarak yürütülür. Kitap sayısı 3000 i aşan okul kütüphanelerine bir kütüphaneci atanır. Kütüphanecinin atanamadığı durumlarda Yönetimce kütüphanecilik kursu almış bir öğretmen yoksa öğretmenler kurulunca belirlenecek bir öğretmen görevlendirilir. Öğretmene yardımcı olmak üzere okul müdürlüğünce bir memur görevlendirilir. Öğretmen ve memurun, Bakanlıkça düzenlenecek programa göre kütüphanecilik ile ilgili hizmet içi eğitim kursuna katılmaları sağlanır. Kapasitesi daha az olan kütüphanelerle ilgili işler, müdür yardımcısı, Türkçe öğretmenleri ve ilgili kulüp öğretmenleri tarafından yürütülür. Okul kütüphanelerinde, her tür eğitici ve öğretici kitap, dergi, broşür, poster, kupür ve resimler, teknolojik gelişmelerin göz önünde bulundurulduğu, her tür eğitici ve öğretici bilişim teknolojisine yönelik CD-ROM, DVD ile film, video kaset, plak, ses kaseti ve elektronik ortam içerisindeki araç ve gereçler bulunur. Kütüphaneye sağlanacak kaynaklar, okul yönetimince oluşturulan komisyon tarafından incelenerek, Bakanlıkça uygun bulunan Tebliğler Dergisinde yayımlanan ders kitapları ile Milli Eğitim Bakanlığı Ders Kitapları ve Eğitim Araçları Yönetmeliği (Resmi Gazete, Sayı: 22297) nin ders kitapları dışındaki kitaplar ile eğitim araçlarının incelenmesi, seçimi ve kullanımı ile ilgili hükümleri göz önünde bulundurularak seçilir. Seçimi yapılan kaynaklar mevzuata uygun olarak kaydedilir.

224 212 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Okul yöneticileri ve ilgili öğretmenler okul kütüphanesinin etkin bir şekilde kullanılması için gerekli önlemleri alınması ve öğrencilerin okuma alışkanlığı kazanmış, bilimsel düşünebilen bireyler olarak yetiştirilebilmeleri için gerekli etkinliklerin yapılmasından sorumludurlar. Gezi İnceleme Araştırma Çalışmaları Resmi, özel ilköğretim ve ortaöğretim okul ve kurumlarında ders programlarının yanında öğrencide güven ve sorumluluk duygusu geliştirmeye, yeni ilgi alanları oluşturmaya ve beceriler kazandırmaya yönelik bilimsel, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif alanlarda yapılacak, öğrenci kulübü ile toplum hizmeti çalışmaları, M.E.B. İlköğretim Ve Orta Öğretim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği (Resmi Gazete, , Sayı: 25699) ile düzenlenmiştir. Bu yönetmelik kapsamında okullarda; geziler, yarışmalar, Beden eğitimi, izcilik, müzik ve halk oyunları çalışmaları, yayınlar, gösteriler, tiyatro çalışmaları, defile, sergi ve kermes gibi çalışmalarla çeşitli etkinlikler düzenlenebilmektedir. Okullar öğrencilerin seviyelerine göre bilgi, görgü ve yeteneklerini geliştirmek; yaparak yaşayarak öğrenmelerine imkân vermek ve derslerin uygulama ortamında yapılmasını sağlamak; onlara çevrelerini, toplumun sosyal, kültürel ve ekonomik değerlerini tanıtmak, bilimsel ve teknolojik gelişmeleri yakından izletmek amacıyla yakın çevre ve yurt içi geziler ile diğer ülke ve toplumları tanıtmak üzere yurt dışı geziler düzenleyebilir. Öğretim programının gerektirdiği ve öğretmen tarafından okul dışında yapılması uygun görülen araştırma, inceleme, izleme, tanıma ve uygulama amacıyla yapılan okul dışı etkinlik ve ziyaretler ilgili ders kapsamında; diğer geziler sosyal etkinlikler kapsamında yapılır. Sınıf /şube rehber öğretmenleri, ders öğretmenleri veya danışman öğretmenlerce, herhangi bir ders veya sosyal etkinlik kapsamında yapılacak etkinliklerle ilgili Gezi Planları, en az 7 gün önce okul müdürlüğüne verilir. Gezi planı ile birlikte geziye katılacak yönetici, öğretmen, öğrenci ve varsa velilerin isimleri, adresleri, ulaşılabilecek yakınlarının telefon numaralarının yer aldığı bir liste hazırlanarak bir nüshası okul yönetimine verilir. Yetiştirme Kursları İlköğretim Kurumları Yönetmeliği (Değişik: 21/07/2012, Sayı: 28360) ne göre, ilkokul 4 üncü sınıf ile ortaokul ve imam-hatip ortaokullarında ders yılı içinde öğretmensizlik, salgın hastalık ve doğal afet gibi nedenlerle boş geçen dersler için

225 OKUL YÖNETİMİNDE EĞİTİM-ÖĞRETİM İŞLERİ 213 öğretim yılının ikinci döneminde yetiştirme programları uygulanmaktadır. Ayrıca resmi ilköğretim ve orta öğretim okullarında öğrencilerin bilgi eksikliklerini gidermek, yeteneklerini geliştirmek, derslerdeki başarılarını artırmak ve sınavlara daha iyi hazırlanmalarına yardımcı olmak üzere açılmış ve açılacak olan öğrencileri yetiştirme ve sınavlara hazırlama kurslarıyla ilgili usul ve esasları düzenlemek amacıyla M.E.B. Öğrencileri Yetiştirme Kursları Yönergesi (Tebliğler Dergisi, Nisan 2004, Sayı: 2559) hazırlanmıştır. Kurslar fiziki kapasitesi ve öğrenci potansiyeli yeterli olan okullarda; öğrenci ve velilerden gelen istek ve ders yılı sonunda toplanan öğretmenler kurulunca gösterilecek ihtiyaç üzerine, kurs merkezi yönetim kurulunca belirlenen dersler için, okul müdürünün teklifi ve milli eğitim müdürünün onayı ile öğretim yılı içinde birbirini izleyen dönemler halinde, her bir kurs programına devam edecek öğrenci sayısı 10 dan az 24 den fazla olmamak üzere açılır. Sınavlara hazırlanmak amacıyla açılan kurslarda sözel, sayısal ve dil yeteneklerini geliştirici türde kurslara da yer verilebilir. İmkânlar ölçüsünde öğrencilere, özel yeteneklerini geliştirici nitelikte veya genel yetenek kazandırıcı tarzda bilgisayar, resim, müzik, beden eğitimi, iş eğitimi ve benzeri alanlarda da kurslar açılabilir. Kursların mali iş ve işlemleri yönerge doğrultusunda uygulanır. Okulda Rehberlik İşleri Resmi ve özel eğitim-öğretim kurumlarında rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri, okullarda kurulan, rehberlik ve araştırma merkezleriyle iş birliği içinde çalışan rehberlik ve psikolojik danışma servisi tarafından, M.E.B. Rehberlik Ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliği (Resmi Gazete, , Sayı: 24376) ne göre yürütülür. Her eğitim-öğretim kurumunda rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin planlanması, eş güdümün ve kurum içindeki iş birliğinin sağlanması amacıyla rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri yürütme komisyonu oluşturulur. Rehberlik ve psikolojik danışma servisindeki psikolojik danışmanlar bu komisyonun sürekli üyesidir. Müdür yardımcıları, rehberlik ve psikolojik danışma servisi psikolojik danışmanları, sınıf rehber öğretmenlerinden her sınıf seviyesinden seçilecek en az birer temsilci, disiplin kurulundan bir temsilci, okul-aile birliğinden bir temsilci ve okul öğrenci temsilcisinden oluşan diğer üyeler, her ders yılı başında

226 214 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ öğretmenler kurulunda yeniden belirlenir. Bu komisyon, ders yılında birinci ve ikinci dönemin başladığı ilk ay ile ders yılının tamamlandığı son ay içerisinde olmak üzere, yılda en az üç defa toplanır. Rehberlik ve psikolojik danışma servisince hazırlanan yıllık program ve yürütme planını inceler, bu konudaki görüşlerini bildirir, uygulanması için gerekli önlemleri karara bağlar. Eğitim ortamında, öğrenciler, aileler, yöneticiler, öğretmenler ve psikolojik danışmanlar arasında sağlıklı ve uyumlu ilişkiler kurulabilmesi için gerekli önlemleri görüşür ve yapılacak çalışmaları belirler. Yönlendirmeye ilişkin eğitsel ve meslekî rehberlik çalışmalarında ve öğrencileri yönlendirmede, okuldaki eğitim-öğretim etkinlikleri ile eğitsel etkinliklerden karşılıklı olarak yararlanılabilmesi için gerekli önlemleri ve çalışmaları belirler. Yöneltme Öneri Kurulu Yöneltme, ana sınıfından başlayarak öğrenci hakkında öğrenimi boyunca yapılacak sürekli gözlem ve değerlendirmelere göre yapılan bir süreçtir. Yöneltme, öğrencilerin tümüne fırsat eşitliği sağlayacak şekilde yapılır; ilgi, istek ve yeteneklerine göre yetişmeleri sağlanır. Herkesin başarılı ve mutlu olabileceği bir programa girmesi amaçlanır, bu yönde olanaklar araştırılır ve kişi desteklenir. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilköğretim okulları öğrencilerinin ilgi, istek, yetenek ve kişilik özelliklerinin belirlenmesi ve uygun programlara yöneltilmelerini sağlamak amacıyla, okullardaki çalışmalar İlköğretimde Yöneltme Yönergesi (Tebliğler Dergisi, Eylül,2003, Sayı: 2552) ile düzenlenmiş, birlik sağlanmıştır. Okulda Nöbet İşleri Öğretmenler, eğitim ve öğretimin temel unsurlarından olan nöbet görevini, okul müdürlüğünce düzenlenen nöbet çizelgesine göre, normal öğretim yapan okullarda gün süresince, ikili öğretim yapan okullarda ise kendi devresinde yerine getirirler. Öğretmenlere, dersinin olmadığı veya en az bulunduğu gün veya günlerde nöbet görevi verilir. Okul öncesi öğretmenleri, özel eğitim sınıfı öğretmenleri ve rehber öğretmenler ile bayan öğretmenlere doğumuna üç ay kala ve doğumdan sonra bir yıl, nöbet görevi verilmez.

227 OKUL YÖNETİMİNDE EĞİTİM-ÖĞRETİM İŞLERİ 215 Öğretmenler nöbet görevlerini, Milli Eğitim Bakanlığı Nöbet Hizmetleri Özel Talimatına göre yerine getirirler. Talimat doğrultusunda, nöbetlerde uyulması gereken esaslar öğretmenler kurulunda görüşülür ve okul veya kurum yönetimince öğretmenlere yazılı olarak duyurulur. Öğrencilerin Nöbet Hizmetleri Küçük yaşlardan itibaren görev ve sorumluluk duygularını geliştirmek, okulun yönetim işlerinde görev almalarını sağlamak amacıyla ortaokul öğrencileri, okul yerleşim alanı içinde nöbet görevlerini yürütürler (Resmi Gazete, , Sayı: Değişik: , Sayı: 28360). Nöbetle ilgili görev ve sorumluluklar, okul yönetimince yazılı olarak belirlenir ve nöbetçi öğrencilere duyurulur. Sosyal ve Kültürel Etkinlikler Sosyal ve kültürel etkinlikler, resmi, özel ilköğretim ve ortaöğretim okul ve kurumlarında ders programlarının yanında öğrencide güven ve sorumluluk duygusu geliştirmeye, yeni ilgi alanları oluşturmaya ve beceriler kazandırmaya yönelik bilimsel, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif alanlarda, M.E.B. İlköğretim ve Orta Öğretim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği (Resmi Gazete, , Sayı: 25699) esaslarına göre sosyal kulüp, toplum hizmeti çalışmaları şeklinde yapılır. Çalışmalar, Türk Millî Eğitiminin genel amaç ve temel ilkelerine uygun olarak; öğrencilerin Atatürk İlke ve İnkılâplarına, Anayasanın başlangıcında ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı yurttaşlar olarak yetişmelerine, yeteneklerini geliştirerek gerekli donanımı kazanmalarına katkıda bulunmak amacıyla; katılımcılık, planlılık, süreklilik, üretkenlik, gönüllülük ve iş birliği ilkeleri doğrultusunda gerçekleşir. Sosyal etkinlikler, okul yönetimi ve velilerin iş birliği ile okul içi ve okul dışı olanaklardan yararlanılarak öğrenci kulüpleri ve toplum hizmeti kapsamında, işlerin planlanması ve yürütülmesi, danışman öğretmenin gözetiminde ders saatleri dışında öğrencilerce gerçekleştirilir. Öğrenci kulüpleri için danışman öğretmenler, ilgi, istek ve yetenekleri doğrultusunda ders yılı başında yapılan öğretmenler kurulunda belirlenir. Gerektiğinde bir öğrenci kulübüne veya toplum hizmeti çalışmasına birden fazla öğretmen görevlendirilebileceği gibi bir öğretmene birden fazla öğrenci kulübü veya toplum hizmeti çalışmasında da görev verilebilir. Çalışmada görev alan öğrencilerle

228 216 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ birlikte danışman öğretmenler tarafından, Sosyal Etkinlikler Yıllık Çalışma Planı veya Proje Öneri Formu hazırlanır. Tüm çalışmalar, müdürün görevlendireceği bir müdür yardımcısının başkanlığında danışman öğretmenlerin aralarından seçecekleri bir danışman öğretmen, kulüp temsilcilerinin aralarından seçecekleri üç öğrenci ile okul-aile birliğini temsilen iki veliden oluşan sosyal etkinlikler kurulu ve okul müdürlüğünce onaylandıktan sonra uygulamaya konulur. Sosyal etkinlikler; öğrenci, sınıf öğretmeni, sınıf/şube rehber öğretmeni tarafından Sosyal Etkinlikler Öğrenci Değerlendirme Formu ve Sosyal Etkinlikler Danışman Öğretmen Değerlendirme Formuna göre değerlendirilir. Toplum hizmeti çalışmaları, öğrencilerin yaş ve bilgi seviyelerine uygun öğrenci kulübü çalışmaları kapsamında, ayrı olarak veya bireysel olarak ya da grupla hazırlanacak çalışma planlarına ve projelere göre yaptırılır. Öğrenciler, ilköğretimin 1, 2 ve 3 üncü sınıflarında yılda 5 saat; 4, 5, 6, 7 ve 8 inci sınıflarında 10 saat; ortaöğretim kurumlarının hazırlık sınıfları dâhil tüm sınıflarında 15 saatten az olmamak üzere ders yılı başında yapılan öğretmenler kurulunca belirlenen toplum hizmeti çalışmalarına, Veli İzin Belgesi alarak katılırlar. Okul Törenleri Okullarda kutlanacak ulusal bayramlar ve yerel kurtuluş günleri, anma günleri, belirli gün ve haftalar ile bayrak törenleri, M.E.B. İlköğretim ve Orta Öğretim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği (Resmi Gazete, , Sayı: 25699) nde yer alan esaslar ve Millî Eğitim Bakanlığınca törenler ve Bayrak Törenleri için yayımlanan diğer mevzuat hükümlerince yürütülür. Tören programı her okulda, müdür veya görevlendireceği bir müdür yardımcısının başkanlığında en az iki öğretmen ve bir öğrenci temsilcisinden oluşturulan komisyonca hazırlanır ve okulun öğrenci, öğretmen ve diğer görevlilerinin katılımıyla uygulanır. Konuşma metinlerinin, şiirlerin ve diğer dokümanların müdürlükçe onaylanan birer örneği, o yıla ait tören dosyasında saklanır. Törenlerde; Atatürk ve Türk büyükleri ile eğitim şehitleri için saygı duruşu ve İstiklâl Marşı nın söylenmesinden sonra günün anlam ve önemine uygun şekilde hazırlanan programa göre hareket edilir. Bakanlığa bağlı her derece ve türdeki resmi/özel örgün eğitim okul/kurumları ile şartları uygun olan yaygın eğitim kurumlarında Ulusal Bayram, resmî bayram, dinî bayram, genel tatil, yılbaşı tatili, Atatürk günleri, mahallî kurtuluş günleri;

229 OKUL YÖNETİMİNDE EĞİTİM-ÖĞRETİM İŞLERİ 217 hafta tatili başında ve bitişinde, ders yılının açılış ve kapanışı ile 10 Kasım da yapılan bayrak törenlerinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyen M.E.B. Bayrak Törenleri Yönergesi (Tebliğler Dergisi,Mart,2007, Sayı:2594) ne göre bayrak törenleri, okul/kurum müdürünün denetim ve gözetiminde müdür yardımcısı, beden eğitimi öğretmeni ve müzik öğretmeni ile diğer görevli öğretmenlerce hazırlanıp yürütülür. Bayrak, İstiklal Marşı eşliğinde görevli öğrenci tarafından hızlı bir şekilde direğe çekilir. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ün ebediyete intikal ettiği 10 Kasım günü yapılacak törende, saygı duruşunun bitimi ile başlayan İstiklal Marşı eşliğinde direkte çekili bulunan Bayrak, İstiklal Marşı süresince ağır ağır yarıya kadar indirilir ve gün batımında görevli bir kişi tarafından törensiz olarak tepeye çekilir. Okullarda, Türk Bayrağı nın ve İstiklâl Marşı nın anlam ve önemine yaraşır şekilde düzenlenen törenlerde, Bayrağımıza ve İstiklâl Marşımıza olan sevgi ve saygıyı güçlendirmek amaçlanır ve gerekli her türlü önlem alınır.

230 218 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ KAYNAKÇA Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim ve Öğretim Çalışmalarının Planlı Yürütülmesine İlişkin Yönerge, Tebliğler Dergisi, Ağustos 2003, Sayı:2551. Milli Eğitim Bakanlığı Stratejik Planı, Ankara,2009. Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Ve Kurumların Yönetici Ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmelik, Resmi Gazete, , Sayı: Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu, , Sayı: 80. Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliği, Resmi Gazete, , Sayı: 25212, Değişik: , Sayı: Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği, Resmi Gazete, , Sayı: Milli Eğitim Bakanlığı Demokrasi Eğitimi Ve Okul Meclisleri Yönergesi, Tebliğler Dergisi, Eylül.2004 Sayı: Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Ödül Ve Disiplin Yönetmeliği, Resmi Gazete, , Sayı: Milli Eğitim Bakanlığı Okul Aile Birliği Yönetmeliği, Resmi Gazete, , Sayı: Milli Eğitim Bakanlığı Okul Kütüphaneleri Yönetmeliği, Resmi Gazete, , Sayı: Milli Eğitim Bakanlığı Ders Kitapları ve Eğitim Araçları Yönetmeliği, Resmi Gazete, Sayı: Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Ve Orta Öğretim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği, Resmi Gazete, , Sayı: Milli Eğitim Bakanlığı Öğrencileri Yetiştirme Kursları Yönergesi, Tebliğler Dergisi, Nisan 2004, Sayı: Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik Ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliği, Resmi Gazete, , Sayı: Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretimde Yöneltme Yönergesi, Tebliğler Dergisi, Eylül,2003, Sayı: Milli Eğitim Bakanlığı Nöbet Hizmetleri Özel Talimatı. Milli Eğitim Bakanlığı Bayrak Törenleri Yönergesi, Tebliğler Dergisi, Mart, 2007, Sayı:2594.

231 BÖLÜM OKUL YÖNETİMİNDE 9 ÖĞRENCİ İŞLERİ Yrd. Doç. Dr. İbrahim Halil ÇANKAYA * * AMAÇLAR Öğrenciler okul öğrenci işleri yönetiminin içeriğini bilme Öğrenciler öğrenci işleri yönetiminin önemini kavrama Öğrenciler öğrenci işleri yönetiminin okul memnuniyeti açısından önemini kavrama Öğrenciler öğrenci işleri yönetim sisteminin çalışması hakkında bilgi sahibi olma * Uşak Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü 219

232

233 OKUL YÖNETİMİNDE ÖĞRENCİ İŞLERİ 221 Giriş Okulun en önemli paydaşları arasında öğrenciler yer almaktadır. Okulun iç ve dış çevresi öğrencilerin daha kaliteli eğitim almasına yönelik çalışır. Okuldaki tüm çabalar öğrenci işleri hizmetleri kapsamında değerlendirilir. Öğrenci hizmetlerinin genel amaçları şunlardır. Eğitim ortamlarını daha cazip hale getirmek, kırtasiyeciliği azaltmak, öğrenme problemlerini çözmek, okula karşı olumlu tutum kazandırmak (Dönmez,2009). Okul öğrenci işleri yönetimi kapsamında idarenin önemli görevleri vardır. Okul kayıt işlemleri Öğrenci nakil işlemleri ve kişisel bilgilerin kaydı Performans değerlendirme, notlarının kaydı ve ödüllendirme işlemleri Öğrenci belgesi, kimlik ve paso işlemlerinin düzenlenmesi Okul güvenliği Okul mekân yönetimi Devam Devamsızlık ve Mezuniyet işleri Okul Kayıt İşlemleri Okul kayıt işlemleri öğrencinin kaydı için gerekli evrakların hazırlanması, okula kayıt ve okul yaşamı süresindeki süreci kapsamaktadır. Ülkemizde ilkokul birinci sınıfa başlayacak öğrencilerin kayıtları adrese dayalı olarak e-okul sistemi (şekil 1) üzerinden yapılmaktadır yılında Milli Eğitim Bakanlığının zorunlu - kesintili düzenlemesi gereğince 66 ayını dolduran çocukların ilkokula başlaması zorunlu olarak kabul edilmiştir aylar arasındaki çocukların ilkokula gönderilme kararı ise veli tercihine bırakılmıştır. İlkokula başlayan öğrencilerin kayıtları adrese dayalı olarak en yakın okul olarak belirlenmiştir (Meb, 2012).

234 Okul kay t işlemleri öğrencinin kayd için gerekli evraklar n haz rlanmas, okula kay t ve okul yaşam süresindeki süreci kapsamaktad r. Ülkemizde ilkokul birinci s n fa başlayacak öğrencilerin kay tlar adrese dayal olarak e-okul sistemi (şekil 1) üzerinden yap lmaktad r y l nda Milli Eğitim Bakanl ğ n n zorunlu - kesintili düzenlemesi gereğince 66 ay n dolduran çocuklar n ilkokula başlamas zorunlu olarak kabul edilmiştir aylar aras ndaki 222 T çocuklar n ilkokula gönderilme karar TÜRK ise EĞİTİM veli tercihine SİSTEMİ b rak lm şt r. VE OKUL YÖNETİMİ İlkokula başlayan öğrencilerin kay tlar adrese dayal olarak en yak n okul olarak belirlenmiştir (Meb, 2012). Şekil 1. e-okul sistemi Okul Nakil İşlemleri ve Kişisel Bilgilerin Kayd Okul Öğrenci Nakil nakil İşlemleri işlemleri, ve öğrencinin Kişisel Bilgilerin bulunduğu okuldan Kaydı başka bir okula veya başka bir okuldan bulunduğu okula geçişi s ras nda içerisinde akademik başar notlar n n, kişisel, yetenek ve akademik ilgisine ilişkin görüş ve değerlendirmelerin yer ald ğ bilgilerin tutulma Öğrenci nakil işlemleri, öğrencinin bulunduğu okuldan başka bir okula veya başka bir okuldan bilgilerin bulunduğu kaybolma okula riski az geçişi olup sırasında ve taş nma içerisinde zorunluluğu akademik yoktur. başarı notla- işlemlerini içermektedir. E-okul sitemi üzerinde bütün bu bilgileri görmek mümkün olduğundan rının, kişisel, yetenek ve akademik ilgisine ilişkin görüş ve değerlendirmelerin yer Performans Değerlendirme, Notlar n n Kayd ve Ödüllendirme İşlemleri aldığı Öğrencilerin bilgilerin tutulma okullarda işlemlerini yayg n olarak içermektedir. değerlendirilme E-okul sitemi biçimi üzerinde yaz l ve bütün sözlü değerlendirmedir. bu bilgileri görmek Bu mümkün durum öğrencinin olduğundan genel bilgilerin yetenek kaybolma ve ilgi alanlar n n riski az olup tespitini ve zorlaşt rmakta, öğrenciyi kişisel olarak daha iyi tan may güçleştirmektedir. Yaz l ve sözlü taşınma zorunluluğu yoktur. s navlar n yan s ra öğrencilere verilen ev ödevleri, ilgi ve yetenek testleri, sorumluluk düzeyini değerlendirmeye yönelik performans ödevleri mevcuttur. Ayr ca alternatif değerlendirme biçimleri aras nda e- okul sistemi üzerinden aile denetimi de yer almaktad r. E- okul Performans sistemi üzerinde Değerlendirme, (şekil 2-3) öğrencinin Notlarının notlar, Kaydı ödev ve Ödüllendirme s n f içerisindeki genel performans na yönelik değerlendirme sonuçlar n öğrenci velisi taraf ndan sistem üzerinden okuldan İşlemleri alacağ şifre ile takip edebilmektedir. Bu durum öğrenci işleri yönetimini şeffaflaşt rd ğ gibi okul aile işbirliğinde yeni bir süreci oluşturmaya başlam şt r. Öğrencilerin akademik okullarda ders yaygın başar lar n n olarak değerlendirilmesi sonucunda biçimi teşekkür, yazılı ve takdir sözlü belgesi değerlendirmedir. ödüllendirmesinin Bu durum yan s ra öğrencinin davran ş genel teşekkürü, yetenek okul ve disiplin ilgi alanlarının kurallar na tespitini uyma ile konusundaki hassasiyetine karş onur belgesi ile ödüllendirilmesi diğer ödüllendirme şekilleri aras nda zorlaştırmakta, yer almaktad r. öğrenciyi kişisel olarak daha iyi tanımayı güçleştirmektedir. Yazılı ve sözlü sınavların yanı sıra öğrencilere verilen ev ödevleri, ilgi ve yetenek testleri, sorumluluk düzeyini değerlendirmeye 153 yönelik performans ödevleri mevcuttur. Ayrıca alternatif değerlendirme biçimleri arasında e- okul sistemi üzerinden aile denetimi de yer almaktadır. E-okul sistemi üzerinde (şekil 2-3) öğrencinin notları, ödev ve sınıf içerisindeki genel performansına yönelik değerlendirme sonuçlarını öğrenci velisi tarafından sistem üzerinden okuldan alacağı şifre ile takip

235 OKUL YÖNETİMİNDE ÖĞRENCİ İŞLERİ 223 edebilmektedir. Bu durum öğrenci işleri yönetimini şeffaflaştırdığı gibi okul aile işbirliğinde yeni bir süreci oluşturmaya başlamıştır. Öğrencilerin akademik ders başarılarının değerlendirilmesi sonucunda teşekkür, takdir belgesi ile ödüllendirmesinin yanı sıra davranış teşekkürü, okul disiplin kurallarına uyma konusundaki hassasiyetine karşı onur belgesi ile ödüllendirilmesi 154 diğer ödüllendirme şekilleri arasında yer almaktadır. Şekil 2. e- okul not kayıt ve takip sistemi Şekil 2. e- okul not kay t ve takip sistemi Öğrenci Belgesi, Öğrenci Kimlik Belgesi, Kimlik ve Paso ve Paso İşlemlerinin Düzenlenmesi Okul öğrenci hizmetleri kapsam nda yer alan öğrenci kimlik belgesi ve paso amaçl öğrenci belgesinin düzenlenmesi işlemleri öğrenci destek hizmetleri aras nda yer almaktad r. E-okul sistemi üzerinde öğrenciye ait güncel bilgiler sayesinde öğrencilerin bu tür hizmetlerden yararlanmalar oldukça kolaylaşm şt r. Öğrencilerin nakil değişikliklerinde dahi ikamet bilgileri güncellenmekte ve belgeler yeniden kolayl kla düzenlenebilmektedir. Öğrencilerin bu tür beklentilerinin rahatl kla karş lanmas okula olan memnuniyeti art rmaktad r. Okul öğrenci hizmetleri kapsamında yer alan öğrenci kimlik belgesi ve paso amaçlı öğrenci belgesinin düzenlenmesi işlemleri öğrenci destek hizmetleri arasında yer almaktadır. E-okul sistemi üzerinde öğrenciye ait güncel bilgiler sayesinde öğrencilerin bu tür hizmetlerden yararlanmaları oldukça kolaylaşmıştır. Öğrencilerin nakil değişikliklerinde dahi ikamet bilgileri güncellenmekte ve belgeler yeniden kolaylıkla düzenlenebilmektedir. Öğrencilerin bu tür beklentilerinin rahatlıkla Devam Devams zl k ve Mezuniyet işleri Okul öğrenci işleri sürecinde öğrenci devam - devams zl k bilgileri e- okul sistemi üzerinden takip edilmekte ve devam bilgileri öğrenci velilerine GSH operatörleri arac l ğ ile paylaş lmaktad r. Örencilerin dönem içerisinde devams zl k s n r nda olmas durumunda karşılanması okula olan memnuniyeti artırmaktadır. öğrenci velisine uyar mesaj gönderilmektedir. Bu durum ailenin eğitimin unsurlar na daha fazla kat lmas n sağlamaktad r. Öğrencilerin mezuniyet sonras bilgilerinin yedeklenmesi diploma kayb durumunda dahi mezuniyet sonras nda yeniden diploman n düzenlenmesini kolaylaşt rmaktad r. Mezuniyet bilgilerinin yedeklenmesi okul sonras öğrenci ve okul iletişimini kal c duruma getirmektedir.

236 224 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Devam Devamsızlık ve Mezuniyet İşleri Okul öğrenci işleri sürecinde öğrenci devam - devamsızlık bilgileri e- okul sistemi üzerinden takip edilmekte ve devam bilgileri öğrenci velilerine GSH operatörleri aracılığı ile paylaşılmaktadır. Örencilerin dönem içerisinde devamsızlık sınırında olması durumunda öğrenci velisine uyarı mesajı gönderilmektedir. Bu durum ailenin eğitimin unsurlarına daha fazla katılmasını sağlamaktadır. Öğrencilerin mezuniyet sonrası bilgilerinin yedeklenmesi diploma kaybı durumunda dahi mezuniyet sonrasında yeniden diplomanın düzenlenmesini kolaylaştırmaktadır. Mezuniyet bilgilerinin yedeklenmesi okul sonrası öğrenci ve okul iletişimini kalıcı duruma getirmektedir. 155 Şekil 3. Devam-Devamsızlık ve Öğrenci Bilgilerinin Yedeklemesi Şekil 3. Devam Devams zl k ve Öğrenci Bilgilerinin Yedeklemesi Okul Öğrenci Güvenliği Okul Okul güvenliği, Öğrenci istenmeyen Güvenliği öğrenci davran şlar n azaltmaya yönelik önlemlerin ve ydaşlar aç s ndan okulu cazip hale getirmeye yönelik uygulamalar n bütünü olarak Okul güvenliği, istenmeyen öğrenci davranışlarını azaltmaya yönelik önlemlerin ğerlendirilmektedir. Dünya genelinde 1960 y l ndan beri şehir okullar nda meydana gelen ld rganl k ve içeren paydaşlar suçlar açısından 4 kat okulu oran nda cazip hale artarken, getirmeye öğretmenlere yönelik uygulamaların yönelik sald r lar bütünü % 7100, rkotik içerikli olarak değerlendirilmektedir. suçlar % 1000, h rs zl k Dünya vb. genelinde suçlar ise 1960 % yılından 306 art ş beri göstermiştir. şehir okullarında meydana ABD gelen basta saldırganlık olmak üzere içeren bat suçlar ülkelerinde 4 kat oranında okullarda artarken, katliam öğretmen- düzeyine varan 1990 y l ndan nra özellikle ddet eylemleri lere yönelik ve intiharlar saldırılar % s k 7100, görülmeye narkotik içerikli başlanm şt r suçlar %(Green,2000). 1000, hırsızlık vb. Bu suçlar bağlamda son llarda kamuoyunda okul güvenliğinin giderek daha fazla tart ş lmas okul güvenliğini ilgi ağ haline getirmiştir (Iş k,2004). Okul yönetimlerinin okul güvenildiğini sağlamaya nelik en önemli görevleri aras nda (Baginsky, 2004): Öğrencilerin ruh sağl ğ na önem vermek

237 OKUL YÖNETİMİNDE ÖĞRENCİ İŞLERİ 225 ise % 306 artış göstermiştir yılından sonra özellikle ABD basta olmak üzere batı ülkelerinde okullarda katliam düzeyine varan şiddet eylemleri ve intiharlar sık görülmeye başlanmıştır (Green,2000). Bu bağlamda son yıllarda kamuoyunda okul güvenliğinin giderek daha fazla tartışılması okul güvenliğini ilgi odağı haline getirmiştir (Işık,2004). Okul yönetimlerinin okul güvenildiğini sağlamaya yönelik en önemli görevleri arasında (Baginsky, 2004): Öğrencilerin ruh sağlığına önem vermek, Öğrencilerin ve öğretmenlerin güvenli bir ortamda olduklarını hissettirmek, Öğrencilerin ve öğretmenlerin okul ortamından zevk almalarını sağlamak, Okul üyelerini motive etmek, Öğrencileri geleceğe yönelik başarıya odaklamak. Öğretimde başarı odaklı olmanın yanı sıra öğrencilerin sosyal etkinliklere dahil edilmesi. Öğrenci Güvenliği Açısından Mekân Yönetimi Okulun öğrenci, öğretmen ve diğer iç paydaşlarına sunacakları Güvenli okullar, sadece pozitif okul iklimine sahip olmayıp, ideal fiziksel mekânsal özelliklere sahiptirler. Güvenli bir okul iklimi içerisinde etkili öğretim yaklaşımlarının Uygulanması için, gerçek öğrenci problemlerinden haberdar olma, sorumluluk duygusu, sevgi kültürü, öğretmen ve öğrencilerin desteklenmesinin yanı sıra, fiziksel donanımın yeterli olması gerekmektedir (Orpınas, Horne, Deborah 2003: 441). Güvenli okul mekânları içerisinde; kamera sistemi, alarm sistemi, ilkyardım odaları, okulun temizliği, aydınlatma düzeni, spor alanları ve okul polisi uygulamaları yer almaktadır. Kamera sistemi: Okulların güvenliği konusunda önemi ve gereksinimi giderek artan önlemler arasında okul koridorları, bahçesi ve çevresini denetleyebilen güvenlik kameraları yer almaktadır. Okul yöneticileri ve öğretmenler açısından psikolojik baskısı ve etik açıdan tartışılan yönleri olmasına rağmen (Dönmez ve Özer, 2010:224) kameraların okul içerisinde ve çevresindeki güvenlik olaylarının azalmasında önemli etkisi olduğu söylenebilir. Alarm sistemi: Okul mekânlarının güvenliği açısından yangın, sel baskını, deprem gibi acil durumlara karsı bir uyarı sisteminin olması gereklidir (Bektaş, 2007,18).

238 226 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Bu alarm sisteminin sağlıklı isleyebilmesi için olması gereken tamamlayıcı diğer unsurlar arasında okulun acil çıkış kapıları ve çok katlı okul binaları için yangın merdivenleri bulunmalıdır. İlk yardım odaları: Okullar kazaların, yaralanmaların ve istenmeyen davranışları sıklıkla görülebildiği yerler olduğu için okul binaları içerisinde ilk yardım malzemelerinin içinde bulunduğu bir dolap veya acil müdahale odalarının olması okulun fiziki güvenliği açısından gerekli olarak kabul edilebilir. İlk yardım sürecini destekleyen diğer önemli unsurlar ilk yardım konusunda deneyimli uzmanların veya bu konuda eğitimli öğretmenlerin okul bünyesinde olmasıdır. Temizlik ve aydınlatma: Okul binasını güvenlik konusunda cazip duruma getiren lavabo, koridor ve sınıfların temizliğidir (Isık,2004:169). Okulun havalandırma sisteminin olması ve güzel kokular ile donatılması hasta bina sendromunu azaltabilir (Culver, vd, 2002). Okulların temizliği öğrenciler ve öğretmenler açısından cazibeyi artırdığından başarı üzerinde dolaylı olarak etkili olmaktadır. Spor alanları: Okullar, öğrencilerin zihinsel gelişimleri kadar bedensel ve ruhsal gelişimlerine de etki edebilecek potansiyele sahiptirler (Culver, vd, 2002). Değişik spor branşlarına hitap edebilecek alanlara sahip olmaları okullar için ideal alan olarak kabul edilebilir. Bu alanların iyi düzenlenmesi, öğrencilerin güvenliği düşünülerek oluşturulması (Bektas, 2007) okulun fiziki açıdan güvenliğine katkı sağlamaktadır. Okul polisi: Ülkemizde özellikle ilköğretim okulları arasında hızla yaygınlaşan okul güvenlik görevlisi yada okul polisi uygulaması, okul çevresindeki çetelerin okul bahçelerine girmelerini ve okuldan kaçış gibi istenmeyen durumların azalmasında gözle görülebilir bir etkisi olduğu söylenebilir. Bu açıdan okul polisi uygulanmasının okulun güvenliği açısından dikkate değer bir önlem olduğu söylenebilir. Bu unsurların sağlıklı olarak islemediği okullar ise güvenli olmayan okullar olarak nitelendirilebilir. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME Okulun hizmet kalitesini artıran unsurları arasında paydaşlarına sunmuş olduğu hizmetler önemli bir ölçüt olarak kabul edilebilir. Bunlar arasında öncelikli öğrencilere sunulan hizmetler yer almaktadır. Okul öğrenci işleri yönetimi çerçevesinde sunulan hizmetlerin sürekli ve hızlı olması öğrenci memnuniyetini artırmaktadır. Okul öğrenci hizmetleri kapsamında;

239 OKUL YÖNETİMİNDE ÖĞRENCİ İŞLERİ 227 Kayıt, Transkript, Öğrenci belgesi ve kimlik düzenlemesi, Devam-devamsızlık bilgilerinin takibi ve ailelere bildirilmesi, Diploma işlemleri, Öğrenci güvenliğini sağlamaya dönük alınan önlemler gibi hizmetler mevcuttur. Öğrenci işleri kapsamında okul yönetiminin görevi beklentileri karşılamak ve hizmet kalitesini artırmaktır. Okul yönetimlerinin öğrenci işleri çerçevesinde talep edilen hizmetleri daha hızlı ve istenilen nitelikte karşılamaları okulun etkiliğine katkı sağlayabilir. Öğrenci bilgilerinin güncellenmesi ve yedeklenmesi mezuniyet sonrası istenilen belgelerin yeniden düzenlenmesini kolaylaştırmakta ve okul öğrenci arasındaki sosyal alış-veriş süresini uzatmaktadır. Okul örgütünün taşıması gereken çağdaş özellikleri vardır: Şeffaflık Hesap verilebilirlik Öğrenci memnuniyeti Beklentilerin karşılanması Esnek örgütlenme ve paylaşılan liderlik rolleri bu özellikler arasında yer almaktadır. Açık sosyal bir sistem özelliğine sahip olan okulların en önemli unsurunu oluşturan öğrencilere karşı sunmuş oldukları hizmet çeşitliği ve bu hizmetlerin niteliği öğrenci doyumunu ve genel okul memnuniyetini yükselten özelliğe sahiptir.

240 228 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ KAYNAKÇA Baginsky, M. (2004). Safegurding children and school. Deakin University Press. Bektaş, T. (2007). İlköğretim okullarında öğrenci güvenliği: Büyükçekmece örneği. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Culver, A., Marian, F., David, K, Judy. M., & Lara, S. (2002). Clenaning for health: products and practises for a safer indoor environment. New York, NY: INFORM, Inc. Dönmez, B. (2009). Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi (Editör: Prof. Dr. Servet Özdemir). Ankara: Nobel Yayıncılık. Dönmez, B., Özer, N. (2010). Güvenlik kamera sistemlerinin yönetici ve öğretmen görüşlerine değerlendirilmesi. Kuram ve Uygulamada Eğitim Yönetimi, 16(2), Green J., (2000) Job satisfaction of community college chairpersons. Doctoral Dissertation Faculty of the Virginia Polytechnic Institute and State University, Blacksburg, Virginia. Işık, H. (2004). Okul Güvenliği: kavramsal bir çözümleme. Milli Eğitim Dergisi, 32(164), Milli Eğitim Bakanlığı (2012). Mevzuat Bankası Orpınas, P., Horne, A. M, Staniszewski, D. (2003). School bullying: changing the problem by changing the school. School Psychology Review, 32(3),

241 BÖLÜM OKUL YÖNETİMİNDE BÜTÇE İŞLERİ 10 Yrd. Doç. Dr. Sevim ÖZTÜRK * * AMAÇLAR Eğitim finansmanı ile ilgili temel kavramaları tanımlayabilme Eğitimin gelir kaynaklarını kavrayabilme Okul yönetiminde hesap işlerinin önemini kavrayabilme İlköğretimin finansman kaynaklarını kavrayabilme Ortaöğretimin finansman kaynaklarını kavrayabilme Yükseköğretimin finansman kaynaklarını kavrayabilme * Malatya Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü 229

242

243 OKUL YÖNETİMİNDE BÜTÇE İŞLERİ 231 Giriş Eğitim, tüm ülkelerin önem verdiği kurumlardan biridir. Ülkeler, kaynaklarının bir kısmını eğitim harcamaları için ayırmaktadır. Bir ülkenin eğitime ayırdığı kaynak miktarı, devletin eğitime verdiği önemi yansıtmaktadır. Buna bağlı olarak, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde de, toplumun eğitim düzeyindeki artışlarla büyümenin hızlanacağı umulmaktadır. Başka bir deyişle, ekonomik büyüme hedeflerine ulaşmanın, nüfusun eğitim düzeyinin yükseltilmesi ile kolaylaşacağı düşünülmektedir. Türkiye de eğitim genel olarak kamu finansmanına dayanmaktadır. Bu finansman da büyük ölçüde vergilerle sağlanmaktadır. Ancak, devletin eğitime olan taleple orantılı olarak parasal kaynak aktarmadaki sıkıntısı önemli bir finansman sorunu yaratmaktadır. Eğitime olan toplumsal talep arttıkça, bu hizmeti sağlamada kullanılan kamu kaynakları yetersiz kalmaktadır. Yetersiz kamu finansmanının yarattığı açık, özel öğretim kurumlarından karşılanmak üzere özel öğretim politikaları üretilmektedir. Türkiye de eğitim, eğitim öğretim yılı itibariyle yaklaşık 60 bin okul, 25 milyon öğrenci ve 880 bin öğretmen/öğretim elemanıyla en büyük kamu hizmeti olup 75 milyon insanı doğrudan ilgilendirmektedir. Fakat 1995 yılında Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin Konsolide Bütçeye oranı % iken, 2004 yılında bu oran % 8.54 e düşmüştür (MEB, 2004, 297). Buradan şu sonuç çıkarılabilir: Çağ nüfusunda çok büyük bir düşüş görülmemesine karşın 2004 yılında Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin konsolide bütçeye oranında azımsanamayacak bir düşüş olmuştur. Eğitim harcamalarının Gayri Safi Milli Hasıla daki payı eğitim için yapılan harcamaların büyüklüğü konusunda kullanılan göstergelerden biridir. Türkiye de eğitimin büyük ölçüde kamusal kaynaklarla finanse edildiği bilinen bir gerçektir. Her öğretim düzeyinde, kamu finansmanı ağırlığa sahiptir. Bu finansman yapısı içinde, kamusal eğitim harcamalarının Gayri Safi Milli Hasıla ya (GSMH) oranı 1963 ten günümüze kadar yüzde 2 ile 4,5 arasında değişkenlik göstermiştir. Fakat yıllar arasında farklılıklar olsa da eğitime ayrılan pay, nüfus artışına paralel olarak artan eğitim istemine (talebine) uygun eğitim hizmeti için artış göstermemiş, eğitim sistemi devamlı parasal güçlüklerle karşılaşmıştır.

244 232 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Temel Kavramlar Aşağıda eğitimde bütçe işleri ile ilgili olan temel kavramların tanımları yer almaktadır. Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) Bir ülkede ulusal kaynaklar tarafından bir yıl içerisinde üretilen tüm mal ve hizmetlerin piyasa fiyatlarıyla toplam değeridir (Seyidoğlu, 2002, 217). Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) Bir ülkede bir yıl içerisinde yerli veya yabancı kaynaklar tarafından üretilen tüm nihai malların piyasa fiyatları ile toplam değeridir (Seyidoğlu, 2002, 218). Bütçe Belirli bir dönemdeki gelir ve gider tahminleri ile bunların uygulanmasına ilişkin hususları gösteren ve usulüne uygun olarak yürürlüğe konulan belgedir. Bütçe aynı zamanda örgütlerin gelecek faaliyet dönemi için amaçlarını, hedeflerini, politikalarını gerçekleştirmek için hazırlanan parasal ve sayısal olarak ifade edilen raporlardır. Okul bütçesi ise, bütün bir yıl içinde tahmin edilen gelir ve giderlerin yazıldığı bir belge ve maddi kaynakların sağlanmasına ve harcanmasına izin veren bir tasarıdır (Taymaz, 2003, 234). Bütçe, genel olarak bir kişi, aile, kurum, şirket veya devlete ait olabilir. Ancak hepsinde de temel özellikler aynıdır: Gelecek dönem içinde, çeşitli kaynaklardan elde edilecek gelirler ve çeşitli alanlara yapılacak harcamalar ortaya konulur. Bütçe, kurum veya devlet faaliyetlerinin planlanması ve denetiminde temel bir araçtır. Bütçe Kanunu Kamu kurum ve kuruluşlarının yıllık gelir ve gider tahminleri ile bunların uygulamalarına ve yürütülmelerine izin veren kanundur. Genel Bütçe Devletin ana bütçesidir; merkezi yönetimin tüm gelir ve giderlerini düzenler. Konsolide Bütçe Kamuya ait çeşitli bütçelerin birleştirilmesinden oluşan bütçedir. Türkiye de konsolide bütçe, genel bütçe ve katma bütçelerin toplamından oluşur. Buna göre, konsolide bütçe gelirleri, genel bütçe ile katma bütçelerin gelirlerinin toplamı du-

245 OKUL YÖNETİMİNDE BÜTÇE İŞLERİ 233 rumundadır. Bu bütçelerin giderlerinin toplamına da konsolide bütçe giderleri denir (Seyidoğlu, 2002, 364). Katma Bütçeler Giderlerini, kendi öz gelirleriyle karşılayan ve genel bütçe dışında yönetilen kamu kuruluşlarının bütçeleridir. Genel bütçe ile bağlantılı olup onunla konsolide edilirler (Birleştirme, takviye etme). Devlet, sosyal faydası yüksek olan eğitim, sağlık ve çevre korunması gibi bazı hizmetleri gören kurumları, gelir ve giderlerin yönetimi konusunda belirli bir özerkliğe sahip kılmak ister. Dolayısıyla bunların genel bütçe dışında yönetilmelerine ve kendi özel gelirlerine sahip olmalarına olanak sağlar. Türkiye de katma bütçeli idarelerin büyük bölümü üniversitelerden oluşur. Bunun dışında Orman Genel Müdürlüğü, Çevre Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Karayolları Genel Müdürlüğü, vs. gibi kuruluşlar da katma bütçeli idareler arasında yer alırlar. Döner Sermaye Kamu maliyesi alanında belirli ve sürekli bir amacın elde edilmesi için genel veya katma bütçeden bir miktar paranın, azaltılmamak şartı ile kuruluşa veya bu kuruluşla ilgili işletmelere verilmesi, mütedavil sermaye. Kamu maliyesi alanında belirli ve sürekli bir amacın elde edilmesi için genel veya katma bütçeden bir miktar paranın, azaltılmamak şartı ile kuruluşa veya bu kuruluşla ilgili işletmelere verilmesi, mütedavil sermaye, döner. Okul Aile Birliği Okul ile aile arasında bütünleşmeyi gerçekleştirmek, veli ile okul arasında iletişimi ve iş birliğini sağlamak, eğitim ve öğretimi geliştirici faaliyetleri desteklemek, okulun ve maddi imkânlardan yoksun öğrencilerin eğitim ve öğretimle ilgili zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak üzere okullar bünyesinde tüzel kişiliği haiz olmayan birlikler kurulur (Okul-Aile Birliği Yönetmeliği, Md. 5.,R.G. 9 Şubat 2012, Sayı : 28199). Kamu Giderleri Devlet veya diğer kamu tüzel kişilerinin ( belediyeler, il özel idareleri, köyler, kamu iktisadi teşebbüsleri) kamu harcamalarını karşılamak amacıyla yaptıkları ödemelere kamu giderleri denir.

246 234 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ Devletin, eğitim, sağlık, adalet, ulaşım, güvenlik gibi hizmetleri sürdürürken yaptığı harcamalar kamu giderlerini oluşturmaktadır. Kamu giderleri, bütçe kanunca yapılması uygun görülen ve izin verilen giderlerdir. Bu giderler, harcama yapmaya yetkili organlar tarafından para veya mal ödemesi şeklinde yapılır. Cari Giderler Yatırım ve transfer ödemesi niteliğinde olmayan kamu harcamalarıdır. Bunlar genellikle kamusal faaliyetlerin sürdürülebilmesi için gerekli olan giderlerdir. Personel maaşları, kırtasiye giderleri, kiralar, ısıtma, aydınlatma giderleri gibi giderlerdir. Yatırım Giderleri Üretim kapasitesinin ve hizmet gücünün artırılması amacıyla üretim araçlarına yapılan giderlerdir. Bu giderler, birden fazla yıla yaygın olan ve kullanımı uzun süreli dayanıklı nitelikteki giderlerdir. Okul yapım giderleri, büyük çaplı onarım giderler bu türden giderlerdir. Transfer Giderleri Devletin bir mal ve hizmet alımı biçiminde olmayan, diğer bir deyişle karşılıksız olarak yaptığı harcamalardır. Öğrencilere yapılan kırtasiye yardımları, burslar, sağlık,sosyal ve kültürel etkinliklere yapılan harcamalar bu tür giderlerdendir. Eğitimin Finansmanı Türkiye de eğitim hizmetleri büyük ölçüde kamu eğitim kurumları tarafından sunulmaktadır ve finansmanı da aynı ölçüde merkezi olarak genel bütçeden karşılanmaktadır. Devlete bağlı okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim kademelerindeki kamu eğitim kurumları büyük ölçüde devlet tarafından finanse edilmektedir. Bu kademelerdeki devlet okullarında öğretmen maaşları ve ücretleri, eğitici olmayan personelin ücretleri, taşınır ve taşınmazlar için yapılan harcamaların tamamı ve öğretim araç gereçleri ve diğer işletme giderlerinin büyük bölümü merkezi bütçeden sağlanan kaynaklarla karşılanmaktadır. Okul öncesi eğitim kurumlarında öğrencilerin ailelerinden de belirli sınırlar içerisinde maddi katkı sağlanmaktadır. İlköğretim ve ortaöğretim kurumlarında işletme giderlerine ve okuldaki eğitimi destekleyici diğer etkinliklere yapılan harcamalara her okulda bulunan Okul-Aile

247 OKUL YÖNETİMİNDE BÜTÇE İŞLERİ 235 Birlikleri aracılığı ile kaynak sağlanmaktadır. Okul-Aile Birliği gelirlerini ailelerden sağladıkları katkılar ve yaptıkları çeşitli etkinliklerden sağladıkları gelirlerden elde etmektedirler. Türk milli eğitim sisteminin merkezi yapısı nedeniyle, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullar (okul öncesi eğitimi, ilköğretim, ortaöğretim ve yetişkin eğitimi kurumları), finansman açısından sınırlı özerkliğe sahiptir. Mesleki ve teknik öğretim kurumlarından döner sermaye işletmesi bulunanlar bu işletme aracılığı ile kendi öz gelirlerini sağlama olanağına sahiptirler. Tamamen devlet tarafından finanse edilen özel ilk ve ortaöğretim kurumu bulunmamaktadır. Yaygın eğitim hizmetleri sunan kamu eğitim kurumları da, Okul Aile Birliği katkısı dışında, ilk ve ortaöğretim kurumları ile benzer biçimde finanse edilmektedir. Kamu dışı eğitim kurumlarınca sunulan yaygın eğitim hizmetleri ücretlidir. Yükseköğretim düzeyinde ise tüm kamu yükseköğretim kurumları üç yoldan finansal kaynak elde etmektedirler: Merkezi bütçeden sağlanan gelirler, öğrencilerden alınan öğrenim ücretleri ve kendi işletme gelirleri (döner sermaye işletmeleri aracılığı ile). Üniversite bütçeleri içinde kendi sağladıkları kaynaklar giderek artmaktadır. Devlet üniversitelerinin kısmi mali özerkliklerinden bahsedilebilir. Üniversite bütçeleri gerek hazırlık, gerekse uygulama süreçlerinde merkezi otoritenin denetimindedir ve bütçeleri TBMM tarafından onaylanmaktadır. Özel üniversiteler (vakıf üniversiteleri) açısından bakıldığında ise; belirli kriterlere dayalı olarak sınırlı ölçüde kamu desteği almalarına karşın, tam bir mali özerklikliğe sahiptirler ve gelirlerinin önemli bir bölümünü öğrencilerden aldıkları öğrenim ücretlerinden elde etmektedirler. (Milli Eğitim Bakanlığı MEB Türkiye Büyük Millet Meclisi-TBMM) Eğitimin Gelir Kaynakları Eğitimin gelir kaynakları, kamunun gelir kaynaklarıdır. Kamu geliri, herhangi bir parasal hakka dayanmaksızın yapılan ve geri ödenemez nitelikte toplanan paralardır. Eğitimin başlıca gelir kaynakları; - Vergiler - Harçlar ve eğitim ücretleri - Döner sermaye gelirleri - Okul Aile Birliği gelirleri

248 236 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ - Kira ve işletme gelirleri - Gönüllülerin Bağışları - Faizler/ Nemalar - Yurt ve pansiyon ücretleri - Okul kooperatifi gelirleri - Cezalar - Dış krediler ve yardımlardan oluşur (Karakütük,2012, ). Kamu Eğitim Giderleri Kamu eğitim giderleri, Milli Eğitim Bakanlığı, Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) ve üniversite giderlerini kapsar. Genel kamu giderleri gibi kamu eğitim giderleri de, Cari, yatırım ve transfer giderleri olarak üç bölümden oluşmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı giderleri içerisinde en büyük oranı cari giderler oluşturmaktadır ( 2012 bütçesinde %93). Cari giderler, personel maaşları, kırtasiye giderleri, kiralar, ısıtma, aydınlatma giderleri gibi giderlerden oluşmaktadır. Okul Yönetiminde Hesap İşleri Milli Eğitim Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı nın tarih ve 8361sayılı yazıları ile okullara, eğitim sisteminde Türkiye de Eğitimin Finansmanı ve Eğitim Harcamaları Bilgi Yönetim Sistemi (TEFBİS) adı altında bir uygulamaya geçildiği bildirilmiştir. TEFBİS, Milli Eğitim Bakanlığı ile TÜBİ- TAK Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme Projeleri Destekleme Programı (1007) çerçevesinde hazırlanan bir projedir. Bu proje ile Türkiye de yerleşim birimleri bazında eğitime yapılan her türlü ayni ve nakdi harcamaları kayıt ve kontrol altına almak, açık, şeffaf ve hesap verilebilir bir gelir ve gider bilgi sistemi oluşturmak, öğrenci başına yapılan harcamaları tespit etmek, uluslar arası kuruluşlara üye ülkelerle karşılaştırılabilir göstergeler elde etmek, merkezi yönetim bütçesinden eğitime ayrılan kamu kaynağını daha etkin ve verimli kullanarak, eğitimde fırsat ve imkân eşitliği sağlamak amaçlanmaktadır.

249 OKUL YÖNETİMİNDE BÜTÇE İŞLERİ 237 Okul tür ve düzeylerine göre modüler olarak hazırlanan TEFBİS programlarına okul yöneticileri kurumlarıyla ilgili finansal verileri girerek, okulun gelir, gider ve bütçe işlemlerini bu program üzerinden yürütmektedirler. Okullar TEFBİS sistemine gelir kaydı yaptıkları gibi, eğitim amaçlı harcamaları (bakım, onarım, personel giderleri, yardımcı hizmet giderleri, burslar, öğrenciye yapılan yardımlar vb) ile Hane Halkı Eğitim Harcamaları Anketi ne ilişkin verileri de sisteme girmektedirler. Dolayısıyla okul yönetiminde hesap işleri TEFBİS sistemi üzerinden yürütülmektedir. Okulların Gelir Kaynakları Okulların gelir kaynakları genel bütçe, il özel idare bütçesi, köy bütçesi, öğrenci ödentisi, okul döner sermaye işletmesi, okulun kantin, kooperatif gibi işletmeleri ve bağışlardan sağlanmaktadır. Türkiye de İlköğretimin Finansmanı Türkiye eğitim sisteminin ve okulların en eski ve önemli finansman kaynağını tarih ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Yasasının öngördüğü hükümler oluşturur. İlköğretim okullarına ait gelir kaynakları, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu nun76 ncı maddesiyle belirlenmiştir. 76 ncı maddenin (a) fıkrası gereğince genel bütçeden ayrılan ödenekler aynı kanunun 77 nci maddesine göre il özel idare bütçelerine aktarılır. İl özel idaresinde toplanan gelirler ile birlikte ilköğretim bütçesi oluşturulur. Bu yasanın, İlköğretim Gelir, Giderleri ve Planlama başlığını taşıyan dokuzuncu bölümünün 76. maddesine göre ilköğretime ait gelir kaynakları yasada yer aldığı şekliyle şöyle belirtilmektedir: a) Her yıl devlet gelirlerinin %3 ünden az olmamak üzere devlet bütçesinden yapılacak yardımlar, b) Özel idare bütçelerine, bu kanun hükümleri gereğince sağlanacak gelirler hariç ve 1960 mali yılında ilköğretime tahsis edilen miktardan az olmamak üzere, yıllık gelirlerinin en az % 20 si oranında konulacak ödenekler, c) (Mülga : 14/7/ /2 md.) yürürlükten kaldırılmıştır.

250 238 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ d) Köy okullarına gelir sağlamak üzere, tahsis edilen araziden ve okul uygulama bahçesinden elde edilen gelirler hariç köy bütçelerine her yıl genel gelirlerinin en az % 10 u oranında konulacak ödenekler, e) Mahkemelerce hükmolunanlar da dâhil olmak üzere bu Kanuna göre verilecek para cezaları, f) Gelirleri sıbyan, mahalle tıfıl okullarıyla medreselere ve diğer ilim müesseselerine tahsis edilmiş bulunan mazbut vakıflar hasılatından her yıl Vakıflar Genel Müdürlüğünce bütçe ile tesbit edilecek gelirlerle mütevelliler tarafından idare olunacak vakıflardan ayrılacak hisseler, g) İktisadi Devlet Teşekkülleri, özel kurumlar, dernekler veya hayırsever kimseler tarafından yapılacak her türlü mal, para bağışları ve vasiyetler, (İşbu bağış ve vasiyetlerle bununla ilgili işlemlerden resim ve harc alınmaz.) Gelir ve Kurumlar Vergisi yükümlüleri tarafından makbuz mukabilinde yapılacak para bağışları, yıllık bildirim ile bildirilecek gelirlerden ve kurum kazançlarından indirilir. h) Faizler, i) Hurdaya çıkacak okul eşya ve levazımının, işe yaramıyacağı anlaşıldığından veya yenisi yapıldığından satılmasına karar verilen okul binaları enkazının veya okul yerinin değiştirilmesi dolayısiyle bu kanuna göre istifade edilmeyecek durumda kalan arsa ve tarlaların satışından elde edilecek paralar, j) Sözleşmeler gereğince kısmen veya tamamen yerine getirilmeyen okul yapım işleri müteahhitlerinden alınacak gecikme ve benzeri tazminat ve müteahhitlerin irat kaydolunacak teminat akçeleri, Bütçelerine yukarda yazılı oranlarda ilköğretim ödeneği koymamış olan idareler, belediye ve köyler için bu ödenekler; bütçeleri inceleme ve onamaya yetkili makamlar tarafından doğrudan doğruya konur; bu ödeneklerin mali yılbaşında özel idarelere yatırılması sağlanır. Ayrıca, zorunlu eğitim süresinin 1997 yılında 8 yıla çıkarılmasıyla eğitime kaynak sağlamak üzere yapılan düzenlemeler kapsamında 4306 sayılı yasa çıkarılmış, 488 ve 6802 sayılı yasalarda da değişiklik yapılmıştır. Bu yasalarda da eğitime ayrılan kaynaklar özetle şöyle belirtilmektedir: 4306 sayılı yasanın geçici 1. maddesinde Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından yayın kuruluşlarının reklam gelirlerinden alınan pay kadar ayrıca

251 OKUL YÖNETİMİNDE BÜTÇE İŞLERİ 239 hesaplanacak tutarda eğitim katkı payının RTÜK tarafından tahsil edilip daha sonra ilköğretim ve orta öğretim finansmanı için ilgili kuruma aktarılması, 488 sayılı kanun uyarınca bazı makbuz ve değerli kağıtlar üzerinden alınan damga vergisinin %25 inin ilköğretime aktarılması, 6802 sayılı kanun çerçevesinde tahsil edilen şans oyunları vergisinin %25 inin ilköğretime aktarılması. Bunların dışında, kişi ve çeşitli kuruluşlar tarafından gönüllü olarak yapılan ayni ve nakdi bağış ve katkılar da gelirler arasında sayılabilir. İlköğretime ait gelirlerin harcama yerleri ise aynı kanunun 78 nci maddesinde şu şekilde belirtilmektedir: a) Köy, kasaba ve şehir ilköğretim kurumlarının ve öğretmen lojmanlarının yapım, tadil, esaslı onarım, her türlü ilk tesis ve okul eşyası, ders aletleri ile arsa ve arazi istimlakları, masraflarına, b) Küçük onarımlar, okulların genel giderleri, yoksul öğrencilere parasız olarak verilecek okul kitapları ve ders levazımı bedeli, öğrencilerin yiyecek, giyecek noksanlarının telafisi, esaslı hastalıklarının tedavisi, pansiyonlu ilköğretim okullarının ve tamamlayıcı kursların ve sınıfların masrafları gibi her türlü giderlerine sarf olunur. Ancak, İlköğretim Müdürlükleri, ilköğretim okulları, İl Halk Eğitimi Başkanlıkları ile İlçe Halk Eğitim Merkez Müdürlüklerinde çalışan genel ve yardımcı hizmetler sınıfına dâhil personelin ve bu kurumlar için gerekli bölge doktorları, sağlık memuru, hemşire, yapı işlerinde çalışan teknik elemanların aylıkları ve her türlü özlük giderleri genel bütçeden ödenir, hükmü yer almaktadır. Türkiye de Ortaöğretimin Finansmanı Ortaöğretim, tarihli Resmi Gazete de yayınlanan 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu nun 26. maddesine göre, ilköğretime dayalı, en az üç yıllık öğrenim veren genel, mesleki ve teknik öğretim kurumlarının tümünü kapsar, şeklinde tanımlanırken; 11 Nisan 2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve eğitimi kesintili olarak 12 yıla çıkaran zorunlu eğitim düzenlemesine göreyine yasanın 26. maddesinde bir değişiklik yapılarak, Ortaöğretim, ilköğretime dayalı, dört yıllık zorunlu, örgün veya yaygın öğrenim veren genel,

252 240 T TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YÖNETİMİ mesleki ve teknik öğretim kurumlarının tümünü kapsar. Bu okulları bitirenlere ortaöğretim diploması verilir,( Madde 26), şeklinde tanımlanmıştır. Bu değişiklikle, ortaöğretim kurumu olarak tanımladığımız ve genel olarak lise diye adlandırdığımız öğrenim zorunlu hale getirilmektedir. Ancak lise öğrenimi, açık eğitim yoluyla da alınabilecektir. Türkiye de ortaöğretim, ilköğretimden sonraki öğretim düzeyi olmakla beraber yükseköğretime öğrenci yetiştirmenin yanı sıra, ekonominin yetişmiş eleman gereksinimini de karşılamaktadır. Dolayısıyla ortaöğretimin, sanayi ve işyerleri için nitelikli işgücü yetiştirme amacı ve görevi de bulunmaktadır. Türkiye nin kalkınması için nitelikli işgücünün önemi kabul edilmektedir. Nitelikli işgücü yetiştirme görevinin büyük bir bölümünü mesleki ve teknik ortaöğretim kurumları üstlenmiştir. Bu kurumların finansmanının devlet tarafından karşılanmasının yanı sıra, yasalarda oluşturulan fonlarla da karşılandığı bilinmektedir sayılı Milli Eğitim Temel Kanununda belirtilen ortaöğretimde öğrenimden yararlanmaya hak kazanan öğrencilerin, öğrenimlerine devam edebilmeleri ve yine aynı kanunda yer alan ortaöğretimin amaç ve görevlerinin gerçekleştirilebilmesi için yeterli oranda finansmana gerek duyulmaktadır. Ülkemizde eğitim finansmanı büyük ölçüde devletçe karşılanmaktadır. Devlet, topladığı vergilerle GSMH den eğitime belli bir oranda pay ayırır. Ayrılan bu paylar yıllardır ortaöğretim finansmanı için yeterli düzeyde olamamıştır. Bundan dolayı, verilen bazı hizmetler veya mallar dolayısıyla eğitime destek adı altında alınan vergiler ve katkı payları yasalarda yerini almıştır. Bunun yanında yasalarda, ortaöğretimde verilen eğitim hizmetinden yararlanan öğrencilerin eğitim finansmanına parasal katkıda bulunması da öngörülmüştür. Gerek 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ve gerekse 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununda, ortaöğretimin finansman kaynaklarına açıkça yer verilmemiştir. Ortaöğretime kaynak aktarmak üzere 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu ile Mesleki Eğitimi Geliştirme ve Yaygınlaştırma Fonu oluşturulmuştur. Bu fondan elde edilen kaynaklar, özellikle mesleki ve teknik ortaöğretimin finansmanında kullanılmasına rağmen oldukça düşük düzeydedir. Ortaöğretim kurumlarının okul binası, tesisler gibi büyük yatırım gerektiren ihtiyaçları Milli Eğitim Bakanlığı bütçesiyle karşılanmaktadır. Bu okullarda görevli öğretmenler, yöneticiler, öğreticiler ve idari personellerin maaşları da yine Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden karşılanmaktadır.

253 OKUL YÖNETİMİNDE BÜTÇE İŞLERİ 241 Türkiye de ortaöğretimin finansman kaynakları şu şekilde sıralanabilir: Konsolide bütçeden ayrılan kaynaklar, İl özel idareleri bütçesinden ayrılan kaynaklar, Mesleki Eğitimi Geliştirme ve Yaygınlaştırma Fonundan ayrılan kaynaklar (3308 sayılı yasa gereğince), Eğitim, Gençlik, Spor ve Sağlık Hizmetleri Vergisi (3418 sayılı yasa gereğince), Eğitime katkı payı (4306 sayılı yasa gereğince), Döner sermaye işletmelerinden sağlanan gelirler, Yurt dışı ülke ve kuruluşlardan sağlanan dış krediler, burslar, bağışlar ve bilimsel araştırma kredileri, Halkın, kişi ve kuruluşlar olarak eğitime katkı ve bağışları, Dernek gelirleri (okul yaptırma, onarım ve öğrenci koruma dernekleri vb.). Türkiye`de Bütçeden Eğitime Ayrılan Pay ve Eğitim Harcamalarının Milli Gelire Oranı (TÜİK istatistikleri-2013)

Milli Eğitimin Temel İlkeleri. Ferdin ve Toplumun İhtiyaçları:

Milli Eğitimin Temel İlkeleri. Ferdin ve Toplumun İhtiyaçları: Milli Eğitimin Amaç, İlke ve Esasları Milli Eğitim Temel Kanunu (1739) Yrd. Doç. Dr. Çetin ERDOĞAN Milli Eğitim Temel Kanunu (1739) Kapsamı: Milli eğitiminin genel amaçları Milli eğitiminin temel ilkeleri

Detaylı

1739 MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU

1739 MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU 1739 MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU KANUNUN KAPSAMI: Bu Kanun, Türk milli eğitiminin düzenlenmesinde esas olan amaç ve ilkeler, eğitim sisteminin genel yapısı, öğretmenlik mesleği, okul bina ve tesisleri, eğitim

Detaylı

MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU. Kanun No : 1739 Kabul Tarihi : 14/06/1973 Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi: 24/06/1973 Sayısı : 14574

MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU. Kanun No : 1739 Kabul Tarihi : 14/06/1973 Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi: 24/06/1973 Sayısı : 14574 MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU Kanun No : 1739 Kabul Tarihi : 14/06/1973 Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi: 24/06/1973 Sayısı : 14574 Değişikliğe Ait Kanun No: 2842 Kabul Tarihi : 16/06/1983 Yayımlandığı Resmi

Detaylı

MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU (1)

MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU (1) MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU (1) Kanun Numarası : 1739 Kabul Tarihi : 14/6/1973 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 24/6/1973 Sayı : 14574 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 12 Sayfa : 2342 I Kanunun kapsamı

Detaylı

-> 11 12.27.2013 13:49

-> 11 12.27.2013 13:49 MİLLÎ EĞİTİM TEMEL KANUNU (1) (1) a) Bu Kanunda geçen "temel eğitim" deyimi 16/6/1983 tarih ve 2842 sayılı Kanunla getirilen ek 1 inci maddeyle "ilköğretim" olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir. b)

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM TEMEL KANUNU (1)

MİLLÎ EĞİTİM TEMEL KANUNU (1) MİLLÎ EĞİTİM TEMEL KANUNU (1) (1) a) Bu Kanunda geçen "temel eğitim" deyimi 16/6/1983 tarih ve 2842 sayılı Kanunla getirilen ek 1 inci maddeyle "ilköğretim" olarak değiştirilmiş ve metne işlenmiştir. b)

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM TEMEL KANUNU (1)

MİLLÎ EĞİTİM TEMEL KANUNU (1) MİLLÎ EĞİTİM TEMEL KANUNU (1) Kanun Numarası : 1739 Kabul Tarihi : 14/6/1973 Resmî Gazete : 24.6.1973/14574 Ek ve Değişiklikler: 1) K. No. 2842/16.6.1983 ( 18.6.1983/18081 RG ) 2) K. No. 2947/9.11.1983

Detaylı

MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU (1)

MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU (1) 5101 MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU (1) Kanun Numarası : 1739 Kabul Tarihi : 14/6/1973 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 24/6/1973 Sayı : 14574 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 12 Sayfa : 2342 * * * Bu

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA BAĞLI EĞİTİM KURUMLARINA ÖĞRETMEN OLARAK ATANACAKLARIN ATAMALARINA ESAS OLAN ALANLAR İLE MEZUN OLDUKLARI YÜKSEKÖĞRETİM

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA BAĞLI EĞİTİM KURUMLARINA ÖĞRETMEN OLARAK ATANACAKLARIN ATAMALARINA ESAS OLAN ALANLAR İLE MEZUN OLDUKLARI YÜKSEKÖĞRETİM MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA BAĞLI EĞİTİM KURUMLARINA ÖĞRETMEN OLARAK ATANACAKLARIN ATAMALARINA ESAS OLAN ALANLAR İLE MEZUN OLDUKLARI YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMLARI VE AYLIK KARŞILIĞI OKUTACAKLARI DERSLERE İLİŞKİN

Detaylı

TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN AMAÇLARI VE TEMEL İLKELERİ LOGO

TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN AMAÇLARI VE TEMEL İLKELERİ LOGO TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN AMAÇLARI VE TEMEL İLKELERİ EĞİTİM SİSTEMİ Sistem Nedir? Eğitim sistemini bir bütün olarak ele alıp çözümleyebilmek için öncelikle sistem kavramını ve öğelerini irdelemek gerekir.

Detaylı

MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU (1)

MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU (1) 5101 MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU (1) Kanun Numarası : 1739 Kabul Tarihi : 14/6/1973 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 24/6/1973 Sayı : 14574 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 12 Sayfa : 2342 * * * Bu

Detaylı

Amaç. Dayanak. Kapsam

Amaç. Dayanak. Kapsam MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA BAĞLI EĞİTİM KURUMLARINA ÖĞRETMEN OLARAK ATANACAKLARIN ATAMALARINA ESAS OLAN ALANLAR İLE MEZUN OLDUKLARI YÜKSEKÖĞRETİM PROGRAMLARI VE AYLIK KARŞILIĞI OKUTACAKLARI DERSLERE İLİŞKİN

Detaylı

Eğitimin Hukuksal Temelleri. Doç. Dr. Adnan BOYACI

Eğitimin Hukuksal Temelleri. Doç. Dr. Adnan BOYACI Eğitimin Hukuksal Temelleri Doç. Dr. Adnan BOYACI 1 2/61 Kurallar İnsanların bir arada ve düzen içinde yaşayabilmeleri için toplumsal kurallar ortaya çıkmıştır. Din, ahlak, görgü ve hukuk kuralları olarak

Detaylı

T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2014 2015 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2014 2015 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2014 2015 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ TEMMUZ 2014 T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2014-2015 Eğitim - Öğretim Yılı Örgün ve Yaygın

Detaylı

SORU ve CEVAPLARLA 12 YILLIK (4+4+4) ZORUNLU EĞİTİM SİSTEMİ

SORU ve CEVAPLARLA 12 YILLIK (4+4+4) ZORUNLU EĞİTİM SİSTEMİ SORU ve CEVAPLARLA 12 YILLIK (4+4+4) ZORUNLU EĞİTİM SİSTEMİ SORU 1: Bu yasal değişikliğe neden gerek duyuldu? CEVAP 1 Dünya genelindeki ortalama eğitim süresi 11-12 yıl veya daha üzerindedir. Türkiye de

Detaylı

Günümüzde Türkiye de Özel Eğitim Hizmetleri

Günümüzde Türkiye de Özel Eğitim Hizmetleri Günümüzde Türkiye de Özel Eğitim Hizmetleri Aile Sunusu Doç. Dr. Şerife Yücesoy Özkan Arş. Gör. Gülefşan Özge Akbey Anadolu Üniversitesi Engelli Öğrenciler Birimi Dünya Engelliler Günü Özel Eğitim Bağımsız

Detaylı

Türkiye de Erken Çocukluk Eğitimi. Temel Eği)m Genel Müdürlüğü. Funda KOCABIYIK Genel Müdür

Türkiye de Erken Çocukluk Eğitimi. Temel Eği)m Genel Müdürlüğü. Funda KOCABIYIK Genel Müdür Türkiye de Erken Çocukluk Eğitimi Temel Eği)m Genel Müdürlüğü Funda KOCABIYIK Genel Müdür 2013 I. Türkiye de Geçmişten Günümüze Erken Çocukluk Eğitimi II. Türkiye de Erken Çocukluk Eğitiminin Yapısı III.

Detaylı

T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2013 2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2013 2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2013 2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ SAMSUN 2013 ÖNSÖZ 2013 2014 Eğitim - Öğretim yılına sizlerle başlamanın heyecanı ve mutluluğu içindeyim. Tüm

Detaylı

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ

REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK BÖLÜMÜ Psikolojik Danışma ve Rehberlik RPD 201 Not II Uz. Gizem ÖNERİ UZUN Eğitimde Rehberlik *Rehberlik, bireyin en verimli bir şekilde gelişmesini ve doyum verici

Detaylı

İÇERİK KURULUŞ VE TARİHÇE. 1 1923'ten 27 Aralık 1935 tarihine kadar Maarif Vekaleti".

İÇERİK KURULUŞ VE TARİHÇE. 1 1923'ten 27 Aralık 1935 tarihine kadar Maarif Vekaleti. İÇERİK 1 MEB nın Kuruluşu ve Tarihçesi TÜRK MİLLÎ EĞİTİM SİSTEMİ 2 Teşkilat Yapısı Başlıca Görevleri 4 Türk Millî Eğitiminin Temel İlkeleri Millî Eğitim Sisteminin Yapısı KURULUŞ VE TARİHÇE Millî Eğitim

Detaylı

ORTAÖĞRETİMDE KARİYER VE YETENEK YÖNETİMİ KONUSUNDA YASAL ÇERÇEVE

ORTAÖĞRETİMDE KARİYER VE YETENEK YÖNETİMİ KONUSUNDA YASAL ÇERÇEVE ORTAÖĞRETİMDE KARİYER VE YETENEK YÖNETİMİ KONUSUNDA YASAL ÇERÇEVE OKUL AİLE BİREY/ ÖĞRENCİ AKRAN GRUBU SOSYAL ÇEVRE MESLEKİ REHBERLİK Her yaştan bireylere yaşamlarının herhangi bir döneminde Eğitsel ve

Detaylı

ERDEK KIZ TEKNİK VE MESLEK LİSESİ ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ ALANI TANITIM KILAVUZU

ERDEK KIZ TEKNİK VE MESLEK LİSESİ ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ ALANI TANITIM KILAVUZU ERDEK KIZ TEKNİK VE MESLEK LİSESİ ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ ALANI TANITIM KILAVUZU 2012-2013 Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Öğretmeni Bölüm Şefi Zuhal ALTINTAŞ ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ Bu faaliyet ile çocuk

Detaylı

ÇOCUK GELİŞİMİ ALANI GENEL BİLGİLER

ÇOCUK GELİŞİMİ ALANI GENEL BİLGİLER ÇOCUK GELİŞİMİ ALANI GENEL BİLGİLER Çocuk gelişimi ve eğitimi ile ilgili hangi bilgi, beceri, tutum ve davranışların hangi yaş düzeyindeki çocuklara ve gençlere kazandırılacağı hakkında bilgi veren, çocuğun

Detaylı

2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ T.C. SAMSUN VALİLİĞİ İl Millî Eğitim Müdürlüğü 2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ SAMSUN Ö N S Ö Z 2012 2013 eğitim öğretim yılına sizlerle başlamanın heyecanı ve mutluluğu içindeyim. Tüm eğitim

Detaylı

12. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ. Prof. Dr. Zeki TEKİN. ztekin@karabuk.edu.tr

12. HAFTA PFS105 TÜRK EĞİTİM TARİHİ. Prof. Dr. Zeki TEKİN. ztekin@karabuk.edu.tr 12. HAFTA PFS105 Prof. Dr. Zeki TEKİN ztekin@karabuk.edu.tr Karabük Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi 2 İçindekiler CUMHURİYET DÖNEMİNDE ORTA ÖĞRETİMDE YENİLİK VE GELİŞMELER...

Detaylı

İLKADIM İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA PROGRAMI YAPILMASI PLANLANAN UYGULAMALAR

İLKADIM İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA PROGRAMI YAPILMASI PLANLANAN UYGULAMALAR İLKADIM İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA PROGRAMI SIRA NO YAPILMASI PLANLANAN UYGULAMALAR TARİH 1 Açık Öğretim Kurumları İş Takvimi * Bakanlıkça belirlenecektir. 2 Yönetici

Detaylı

AFETLERDE UYGULANACAK REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

AFETLERDE UYGULANACAK REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER. Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar AFETLERDE UYGULANACAK REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA HİZMETLERİ YÖNERGESİ Tebliğler Dergisi : EKİM 1999/2505 BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1- Bu Yönergenin

Detaylı

ZİHİN ENGELLİLER SINIF ÖĞRETMENİ

ZİHİN ENGELLİLER SINIF ÖĞRETMENİ TANIM Çalıştığı eğitim kurumunda zihinsel engelli öğrencilere çeşitli bilgi, beceri ve tutumları kazandırmak üzere eğitim veren kişidir. A- GÖREVLER Zihin Engelliler Sınıf Öğretmeninin, zihin engelli öğrencilere

Detaylı

OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN

OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN Okul öncesi Eğitim Dönemi BAKIM VE EĞİTİM kavramı 1990 yılında BM tarafından (Çocuklar için Adil Bir Başlangıca Doğru ) ve (Herkes için Eğitim ) amaçlı çocuklar için DÜNYA ZİRVESİNDE

Detaylı

T.C. TOROSLAR KAYMAKAMLIĞI AKŞEMSETTİN ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ AKŞEMSETTİN İMAM HATİP ORTAOKULU 2014-2015 BRİFİNG DOSYASI

T.C. TOROSLAR KAYMAKAMLIĞI AKŞEMSETTİN ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ AKŞEMSETTİN İMAM HATİP ORTAOKULU 2014-2015 BRİFİNG DOSYASI TC TOROSLAR KAYMAKAMLIĞI AKŞEMSETTİN ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ AKŞEMSETTİN İMAM HATİP ORTAOKULU 2014-2015 BRİFİNG DOSYASI 2014-2015 Okul /Kurum Haritası I BÖLÜM KURUMUN ADI : AKŞEMSETTİN ANADOLU İMAM HATİP

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖZEL EĞİTİM HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİ. 573 Sayılı Özel Eğitim Hakkında KHK

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖZEL EĞİTİM HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİ. 573 Sayılı Özel Eğitim Hakkında KHK T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖZEL EĞİTİM HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİ 573 Sayılı Özel Eğitim Hakkında KHK Amaç Madde 1-Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı; özel eğitim gerektiren bireylerin, Türk Millî Eğitiminin

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI GÜZEL SANATLAR VE SPOR LİSELERİ YÖNETMELİĞİ İKİNCİ BÖLÜM

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI GÜZEL SANATLAR VE SPOR LİSELERİ YÖNETMELİĞİ İKİNCİ BÖLÜM MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI GÜZEL SANATLAR VE SPOR LİSELERİ YÖNETMELİĞİ Resmî Gazete de yayım tarih ve sayısı: 16 Haziran 2009 27260 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin

Detaylı

TÜRKİYE'DE EĞİTİM HİZMETLERİNİN YERELLEŞMESİ

TÜRKİYE'DE EĞİTİM HİZMETLERİNİN YERELLEŞMESİ kış 1998 TÜRKİYE'DE EĞİTİM HİZMETLERİNİN YERELLEŞMESİ -Bir Model Önerisi- Dr. Kemal KOKSAL Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Elemanı Çağdaş yönetim kuramları 21. yüzyılda merkezi yönetim odaklı

Detaylı

Eğitim Yönetimi ve Denetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı (5 Zorunlu Ders+ 6 Seçmeli Ders)

Eğitim Yönetimi ve Denetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı (5 Zorunlu Ders+ 6 Seçmeli Ders) Eğitim Yönetimi ve Denetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı (5 Zorunlu Ders+ 6 Seçmeli Ders) Eğitim Yönetimi ve Denetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Dersin Kodu Dersin Adı T U/L Kredi ECTS EYD-504 Eğitim

Detaylı

Her öğretim yılında, parasız yatılı ve burslu okumak isteyen öğrencileri seçmek ve yerleştirmek için;

Her öğretim yılında, parasız yatılı ve burslu okumak isteyen öğrencileri seçmek ve yerleştirmek için; Her öğretim yılında, parasız yatılı ve burslu okumak isteyen öğrencileri seçmek ve yerleştirmek için; İlköğretim okullarının 5, 6 ve 7 nci sınıfları ile ortaöğretim kurumlarının 9 ve 10 uncu sınıfları,

Detaylı

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ Fakültemiz 2809 sayılı Kanunun Ek 30. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunun 02.06.2000 tarih ve 2000-854 sayılı kararnamesiyle kurulmuş, 2001-2002 Eğitim

Detaylı

BĠR MESLEK OLARAK ÖĞRETMENLĠK

BĠR MESLEK OLARAK ÖĞRETMENLĠK BĠR MESLEK OLARAK ÖĞRETMENLĠK Meslekleşme ölçütleri Öğretmenlik Mesleğinin Yasal Dayanakları Öğretmenlik Mesleğinin Temel Özellikleri Türkiye de Öğretmenliğin Meslekleşmesi Öğretmenlerin hizmet öncesinde

Detaylı

M.E.B. Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama Ve Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmenlik-2

M.E.B. Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama Ve Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmenlik-2 Zorunlu yer değiştirme suretiyle atamalar MADDE 22 (1) Bu Yönetmelik hükümleri çerçevesinde eğitim kurumu müdürlerinden bulundukları eğitim kurumunda beş yıllık çalışma süresini tamamlayanların görev yerleri,

Detaylı

Yaygın Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü TÜRKİYE DE YAYGIN EĞİTİM

Yaygın Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü TÜRKİYE DE YAYGIN EĞİTİM Yaygın Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü TÜRKİYE DE YAYGIN EĞİTİM HAZIRLAYANLAR: Md. Yrd. Şinasi BAYRAKTAR Baş Öğretmen Dr. Ayşegül GÜLTEKİN TOROSLU Uzman Öğretmen Menevşe SARAÇOĞLU Öğretmen Sevgi SÜREK 15 Kasım

Detaylı

SOSYAL HİZMET UZMANI (SOSYAL ÇALIŞMACI)

SOSYAL HİZMET UZMANI (SOSYAL ÇALIŞMACI) TANIM Ekonomik, sosyal ve kültürel yönden sıkıntı içinde bulunan kişi, grup ve topluluklara sorunlarını tanıyıp çözümlemelerinde sahip oldukları olanakları kullanma ve çevredeki olanakları araştırma ve

Detaylı

PROGRAM GELİŞTİRME EĞĠTĠM NEDĠR?

PROGRAM GELİŞTİRME EĞĠTĠM NEDĠR? PROGRAM GELİŞTİRME EĞĠTĠM NEDĠR? Eğitime yüklenen işlev, temele alınan felsefi yaklaşım, toplumda hâkim olan siyasi görüş, toplumun ve bireylerin eğitimden beklentilerinin farklı olması nedeniyle, eğitimin

Detaylı

KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK HİZMETLERİ MESLEK YÜKSEKOKULU PAYDAŞ ANALİZİ ANKETİ

KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK HİZMETLERİ MESLEK YÜKSEKOKULU PAYDAŞ ANALİZİ ANKETİ Hiç yeterli değil Yeterli değil Kararsızım Oldukça yeterli Tamamen yeterli KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK HİZMETLERİ MESLEK YÜKSEKOKULU PAYDAŞ ANALİZİ ANKETİ AKADEMİK PERSONEL Aşağıdaki ifadeler

Detaylı

YÖNETMELİK. c) Ders yılı: Derslerin başladığı tarihten kesildiği tarihe kadar geçen süreyi,

YÖNETMELİK. c) Ders yılı: Derslerin başladığı tarihten kesildiği tarihe kadar geçen süreyi, 6 Şubat 2015 CUMA Resmî Gazete Sayı : 29259 Millî Eğitim Bakanlığından: YÖNETMELİK GALATASARAY ÜNİVERSİTESİNE BAĞLI GALATASARAY LİSESİ, GALATASARAY ORTAOKULU VE GALATASARAY İLKOKULU YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ

Detaylı

YÖNETMELİK. Millî Eğitim Bakanlığından: ÖZEL EĞİTİM HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

YÖNETMELİK. Millî Eğitim Bakanlığından: ÖZEL EĞİTİM HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK 21 Temmuz 2012 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 28360 YÖNETMELİK Millî Eğitim Bakanlığından: ÖZEL EĞİTİM HİZMETLERİ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK MADDE 1 31/5/2006 tarihli ve 26184

Detaylı

TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN YAPISI

TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN YAPISI TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN YAPISI GİRİŞ Eğitim sistemi, ulusun tüm üyelerinin eğitim ihtiyaçlarını karşılamak, eğitim haklarını gerçekleştirmek ve devletin eğitimden beklediği yararları sağlamak için devletçe

Detaylı

ULUSAL EĞİTİM PPROGRAMI (UEP) NEDİR?

ULUSAL EĞİTİM PPROGRAMI (UEP) NEDİR? ULUSAL EĞİTİM PPROGRAMI (UEP) NEDİR? Ulusal Eğitim Programı, iki yıllık bir çalışma sonucunda ve çok sayıda akademisyen ve eğitimcinin görüşleri alınarak ülkemiz eğitim sisteminin iyiye ve doğruya dönüşmesi

Detaylı

ÖZEL EĞİTİM HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME

ÖZEL EĞİTİM HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME 857 ÖZEL EĞİTİM HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME Kanun Hükmünde Kar.nin Tarihi : 30/5/1997, No: 573 Yetki Kanununun Tarihi : 3/12/1996, No: 4216 Yayımlandığı R.G.Tarihi : 6/6/1997, No: 23011 (Mük.) V.Tertip

Detaylı

BİYOLOJİ ÖĞRETMENİ TANIM. Çalıştığı eğitim kurumunda, öğrencilere biyoloji ile ilgili eğitim veren kişidir. A- GÖREVLER

BİYOLOJİ ÖĞRETMENİ TANIM. Çalıştığı eğitim kurumunda, öğrencilere biyoloji ile ilgili eğitim veren kişidir. A- GÖREVLER TANIM Çalıştığı eğitim kurumunda, öğrencilere biyoloji ile ilgili eğitim veren kişidir. A- GÖREVLER KULLANILAN ARAÇ, GEREÇ VE EKİPMAN Biyoloji konusu ile ilgili hangi bilgi, beceri, tutum ve davranışların,

Detaylı

S.N. YAPILACAK ÇALIŞMALAR TARİH EYLÜL Örgün ve Yaygın Eğitim Kurumları Öğretmenlerinin Göreve Başlamaları 02 Eylül

S.N. YAPILACAK ÇALIŞMALAR TARİH EYLÜL Örgün ve Yaygın Eğitim Kurumları Öğretmenlerinin Göreve Başlamaları 02 Eylül T.C. SAKARYA VALİLİĞİ İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÖRGÜN VE YAYGIN EĞİTİM KURUMLARI ÇALIŞMA TAKVİMİ S.N. YAPILACAK ÇALIŞMALAR TARİH EYLÜL 2013 1 Örgün ve Yaygın Eğitim Kurumları

Detaylı

Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer'e de ulaştırdığımız Tem-Der'in hazırladığı

Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer'e de ulaştırdığımız Tem-Der'in hazırladığı rapor Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer'e de ulaştırdığımız Tem-Der'in hazırladığı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun Hükmüne Kararname 14.09.2011 Tarihli Resmi Gazetede

Detaylı

T.C. DENİZLİ VALİLİĞİ İl Milli Eğitim Müdürlüğü. ÖRGÜN ve YAYGIN EĞİTİM KURUMLARI 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

T.C. DENİZLİ VALİLİĞİ İl Milli Eğitim Müdürlüğü. ÖRGÜN ve YAYGIN EĞİTİM KURUMLARI 2015-2016 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ NO 1 2 OKUL/KURUM/ KURUL/İŞLEM TARİH 17 Ağustos-30 Ekim 24 Ağustos-19 Eylül 2015 01 Eylül-19 Eylül 2015 Örgün ve Yaygın Eğitim nda 3 Öğretmenlerin Göreve Başlaması/Mesleki 01 Eylül 2015, Salı Çalışmalar

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

EĞİTİM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI EĞİTİM PROGRAMLARI VE ÖĞRETİM BİLİM DALI TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2011 2012 EĞİTİM ÖĞRETİM PLANI

EĞİTİM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI EĞİTİM PROGRAMLARI VE ÖĞRETİM BİLİM DALI TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2011 2012 EĞİTİM ÖĞRETİM PLANI EĞİTİM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI EĞİTİM PROGRAMLARI VE ÖĞRETİM BİLİM DALI TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI 2011 2012 EĞİTİM ÖĞRETİM PLANI BİLİMSEL HAZIRLIK GÜZ YARIYILI DERSLERİ EGB501 Program Geliştirmeye Giriş

Detaylı

T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ a) Ortaöğretim Kurumları Zümre Başkanlarının 02 Eylül 2013 Pazartesi 1 b) Orta Öğretim Kurumları Zümre Toplantıları ve Yıllık Planların Hazırlanması 03-08 Eylül 2013 tarihleri arasında c) Orta Öğretim

Detaylı

MEB YURT DIŞINDA GÖREVLENDİRİLECEK ÖĞRETMENLERİN MESLEKİ YETERLİLİK SINAVLARINA HAZIRLIK EL KİTABI. Millî Eğitim Bakanlığı

MEB YURT DIŞINDA GÖREVLENDİRİLECEK ÖĞRETMENLERİN MESLEKİ YETERLİLİK SINAVLARINA HAZIRLIK EL KİTABI. Millî Eğitim Bakanlığı Millî Eğitim Bakanlığı MEB 2013 YURT DIŞINDA GÖREVLENDİRİLECEK ÖĞRETMENLERİN MESLEKİ YETERLİLİK SINAVLARINA HAZIRLIK EL KİTABI Türkçe Sosyal Bilimler Mesleki Bilgi Genel Kültür EN SON YAPILAN DEĞİŞİKLİKLERLE

Detaylı

T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

T.C. İSTANBUL VALİLİĞİ İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ 2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ a) Ortaöğretim Kurumları Zümre Başkanlarının 02 Eylül 2013 Pazartesi 1 b) Orta Öğretim Kurumları Zümre Toplantıları ve Yıllık Planların Hazırlanması 03-08 Eylül 2013 tarihleri arasında c) Orta Öğretim

Detaylı

İSTANBUL MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ

İSTANBUL MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ İSTANBUL MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK EĞİTİM UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı ve kapsamı; İstanbul

Detaylı

Eğitim Sen Yayınları Şubat 2016

Eğitim Sen Yayınları Şubat 2016 OKULÖNCESİ EĞİTİM Eğitim Sen Yayınları Şubat 2016 EĞİTİM SEN (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası) Adına Sahibi: Kamuran Karaca Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Hanım Koçyiğit Yazışma Adresi: Cinnah Cad. Willy

Detaylı

REHBER ÖĞRETMEN (PSİKOLOJİK DANIŞMAN)

REHBER ÖĞRETMEN (PSİKOLOJİK DANIŞMAN) TANIM Çalıştığı eğitim kurum ya da kuruluşunda; öğrencilerin ilgi, yetenek ve kişilik özelliklerini gerçekçi ve ayrıntılı olarak tanımalarına, kendilerine açık eğitim, meslek ve iş olanakları hakkında

Detaylı

2050 ye Doğru Nüfusbilim ve Yönetim: Eğitim Sistemine Bakış

2050 ye Doğru Nüfusbilim ve Yönetim: Eğitim Sistemine Bakış 2050 ye Doğru Nüfusbilim ve Yönetim: Eğitim Sistemine Bakış Prof. Dr. Yüksel KAVAK Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi TÜSİAD / UNFPA İstanbul, 5 Kasım 2010 1 Ana tema: Nüfusbilim ve Yönetim Çalışmanın

Detaylı

BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ HİZMET İÇİ EĞİTİM YÖNETMELİĞİ I.BÖLÜM Genel Hükümler

BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ HİZMET İÇİ EĞİTİM YÖNETMELİĞİ I.BÖLÜM Genel Hükümler BURSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ HİZMET İÇİ EĞİTİM YÖNETMELİĞİ I.BÖLÜM Genel Hükümler AMAÇ : 1-Bursa Büyükşehir Belediyesi nde görevli personelin yetiştirilmesini sağlamak, verimliliğini artırmak ve daha ileriki

Detaylı

Bu evrak güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır. http://evraksorgu.meb.gov.tr adresinden 8d28-1222-330b-9b07-d4e1 kodu ile teyit edilebilir.

Bu evrak güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır. http://evraksorgu.meb.gov.tr adresinden 8d28-1222-330b-9b07-d4e1 kodu ile teyit edilebilir. Bu evrak güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır. http://evraksorgu.meb.gov.tr adresinden 8d28-222-330b-9b07-d4e kodu ile teyit edilebilir. EK - MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Din Öğretimi Genel Müdürlüğü Din

Detaylı

T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü. Mesleki Gelişim Programı

T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü. Mesleki Gelişim Programı T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü 1. ETKİNLİĞİN ADI Zihinsel Engellilerin Eğitimi Kursu 4 Mesleki Gelişim Programı 2. ETKİNLİĞİN AMAÇLARI Bu faaliyeti başarı

Detaylı

İlköğretim (İlkokul ve Ortaokul) Programları. Yrd.Doç.Dr.Gülçin TAN ŞİŞMAN

İlköğretim (İlkokul ve Ortaokul) Programları. Yrd.Doç.Dr.Gülçin TAN ŞİŞMAN İlköğretim (İlkokul ve Ortaokul) Programları Yrd.Doç.Dr.Gülçin TAN ŞİŞMAN Yakın Geçmiş... 1990 Eğitimi Geliştirme Projesi Dünya Bankası nın desteği - ÖME 1997 8 Yıllık Kesintisiz Eğitim 2000 Temel Eğitime

Detaylı

KPSS KONU ANLATIMI. Web: http://www.rehberlik.biz.tr Mail: civelek.murat@gmail.com

KPSS KONU ANLATIMI. Web: http://www.rehberlik.biz.tr Mail: civelek.murat@gmail.com KPSS KONU ANLATIMI Web: http://www.rehberlik.biz.tr Mail: civelek.murat@gmail.com 9. ÜNİTE REHBERLİK HİZMETLERİNDE ÖRGÜTSEL YAPI KPSS de bu bölümden bazen ortalama 1 soru gelmektedir. Bu bölümdeki sorular

Detaylı

T.C. OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ OSMANİYE MESLEK YÜKSEKOKULU ÇOCUK BAKIMI VE GENÇLİK HİZMETLERİ BÖLÜMÜ ÇOCUK GELİŞİMİ PROGRAMI

T.C. OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ OSMANİYE MESLEK YÜKSEKOKULU ÇOCUK BAKIMI VE GENÇLİK HİZMETLERİ BÖLÜMÜ ÇOCUK GELİŞİMİ PROGRAMI T.C. OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ OSMANİYE MESLEK YÜKSEKOKULU ÇOCUK BAKIMI VE GENÇLİK HİZMETLERİ BÖLÜMÜ ÇOCUK GELİŞİMİ PROGRAMI TANITIM Osmaniye Meslek Yüksekokulu Çocuk Bakımı ve Gençlik Hizmetleri

Detaylı

MUHASEBE VE FİNANSMAN KOOPERATİFÇİLİK GELİŞTİRME VE UYUM EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)

MUHASEBE VE FİNANSMAN KOOPERATİFÇİLİK GELİŞTİRME VE UYUM EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü MUHASEBE VE FİNANSMAN KOOPERATİFÇİLİK GELİŞTİRME VE UYUM EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2014 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ GİRESUN ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ TARİH BÖLÜMü BİLGİ FORMU

TÜRKİYE CUMHURİYETİ GİRESUN ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ TARİH BÖLÜMü BİLGİ FORMU TÜRKİYE CUMHURİYETİ GİRESUN ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ TARİH BÖLÜMü BİLGİ FORMU Bölüm Bölüm Başkanı TARİH PROF.DR. AYGÜN ATTAR Bölümün amacı Tarih Bölümünün amacı; tarih bilimi ile ilgili meslek

Detaylı

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖZÜRLÜLER DANIŞMA VE KOORDİNASYON YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖZÜRLÜLER DANIŞMA VE KOORDİNASYON YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖZÜRLÜLER DANIŞMA VE KOORDİNASYON YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 (1) Bu Yönetmeliğin amacı; yükseköğrenim gören özürlü öğrencilerin öğrenim

Detaylı

BİRİNCİ KISIM Genel Esaslar

BİRİNCİ KISIM Genel Esaslar 5841 ZORUNLU İLKÖĞRENİM ÇAĞI DIŞINDA KALMIŞ OKUMA- YAZMA BİLMEYEN VATANDAŞLARIN, OKUR - YAZAR DURUMA GETİRİLMESİ VEYA BUNLARA İLKOKUL DÜZEYİNDE EĞİTİM - ÖĞRETİM YAPTIRILMASI HAKKINDA KANUN Kanun Numarası

Detaylı

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI VE UYGULAMA MERKEZİ YÖNETMELİĞİ Amaç BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Uludağ Üniversitesi Kadın Araştırmaları

Detaylı

Tüm Kamu Personeli İçin GYS. Görevde Yükselme Sınavlarına Hazırlık El Kitabı. Konu Anlatımı + Soru Bankası

Tüm Kamu Personeli İçin GYS. Görevde Yükselme Sınavlarına Hazırlık El Kitabı. Konu Anlatımı + Soru Bankası Tüm Kamu Personeli İçin GYS Görevde Yükselme Sınavlarına Hazırlık El Kitabı Konu Anlatımı + Soru Bankası Memurluk, Şeflik, Uzmanlık, Şube Müdürlüğü ve Diğer Unvanlar Adalet Bakanlığı Aile ve Sosyal Politikalar

Detaylı

T.C. BALIKESİR VALİLİĞİ İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ ÖRGÜN VE YAYGIN EĞİTİM KURUMLARI 2015 2016 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

T.C. BALIKESİR VALİLİĞİ İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ ÖRGÜN VE YAYGIN EĞİTİM KURUMLARI 2015 2016 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ T.C. BALIKESİR VALİLİĞİ İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ ÖRGÜN VE YAYGIN EĞİTİM KURUMLARI 2015 2016 EĞİTİM - ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ 1 2 Ortaöğretim Kurumlarına Öğrenci kayıtları a) Tercihe Esas Kontenjan

Detaylı

İÇİNDEKİLER. ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9

İÇİNDEKİLER. ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9 İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ... iii GİRİŞ...1 1. BÖLÜM ÖRGÜTLERDE İNSAN KAYNAKLARI VE YÖNETİMİ...9 İNSAN KAYNAKLARI KAVRAMI, ÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ...10 İnsan Kaynakları Kavramı...10 İnsan Kaynaklarının Önemi...12

Detaylı

T.C. TRABZON VALİLİĞİ EĞİTİM KURUMLARI EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ

T.C. TRABZON VALİLİĞİ EĞİTİM KURUMLARI EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ T.C. TRABZON VALİLİĞİ EĞİTİM KURUMLARI 0 0 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI ÇALIŞMA TAKVİMİ AÇIKLAMALAR : -Çalışma takviminde yapılacak olan değişiklikler, www.trabzon.meb.gov.tr adresinde ilan edilecektir. -Bu çalışma

Detaylı

T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ TOPLUMA HİZMET UYGULAMALARI DERSİ YÖNERGESİ

T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ TOPLUMA HİZMET UYGULAMALARI DERSİ YÖNERGESİ T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ TOPLUMA HİZMET UYGULAMALARI DERSİ YÖNERGESİ ESKİŞEHİR 2010 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç Madde 1: Bu Yönergenin amacı,

Detaylı

İçeriği, Amacı, Tarihsel Gelişimi ve Yapılan Değişiklikler [değiştir]

İçeriği, Amacı, Tarihsel Gelişimi ve Yapılan Değişiklikler [değiştir] Danimarka Halk Okulları İçeriği, Amacı, Tarihsel Gelişimi ve Yapılan Değişiklikler [değiştir] Folkeskole Danimarka daki devlete bağlı olan ilköğretim ve ortaokul sistemidir. Bir yıl hazırlık sınıfı ile

Detaylı

ÜNİVERSİTEDE KULLANILAN TERİMLER

ÜNİVERSİTEDE KULLANILAN TERİMLER ÜNİVERSİTEDE KULLANILAN TERİMLER Yükseköğretim: Ortaöğretime dayalı ve en az dört yarı yılı kapsayan her kademedeki eğitimöğretimin tümüdür. Yükseköğretimde önlisans, lisans ve lisansüstü düzeylerde eğitim

Detaylı

ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ PRATİK DİNİ HİZMETLERVE MESLEKİ UYGULAMA YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM

ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ PRATİK DİNİ HİZMETLERVE MESLEKİ UYGULAMA YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ PRATİK DİNİ HİZMETLERVE MESLEKİ UYGULAMA YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Amaç Madde 1- Bu yönergenin amacı, din görevlisi adaylarının, din görevliliği

Detaylı

MİLLÎ EĞİTİM UZMAN YARDIMCILIĞI GÜNCELLENMİŞ TEZ KONULARI LİSTESİ

MİLLÎ EĞİTİM UZMAN YARDIMCILIĞI GÜNCELLENMİŞ TEZ KONULARI LİSTESİ MİLLÎ EĞİTİM UZMAN YARDIMCILIĞI GÜNCELLENMİŞ TEZ KONULARI LİSTESİ (Not: Tez konuları listesi 25 yeni tez konusu da ilave edilerek güncellenmiştir.) 1. Öğretmen yetiştirme sisteminde mevcut durum analizi

Detaylı

R E H B E R L İ K B Ü L T E N İ - 1

R E H B E R L İ K B Ü L T E N İ - 1 1886 ÖZEL GETRONAGAN ERMENİ LİSESİ R E H B E R L İ K B Ü L T E N İ - 1 2010 2011 Bilgili olduğumuz oranda özgür oluruz. Sokrates 9. S ı n ı f l a r LĠSELĠ OLMAK ve REHBERLĠK SERVĠSĠNĠN TANITIMI Sevgili

Detaylı

Kartal Anaokulu. Çavuşoğlu Mah. Subay Evleri Merih Cad. No:32 (216) 306 71 85

Kartal Anaokulu. Çavuşoğlu Mah. Subay Evleri Merih Cad. No:32 (216) 306 71 85 KOÇ EĞİTİM KOLEJİ ANKARA AÇILIYOR! ANAOKULU İLKÖĞRETİM OKULU LİSE ve ANADOLU LİSESİ YENi Maltepe Anaokulu Maltepe İlkögretim Maltepe Lise Cevizli, Fatih Cd. Atilla Sk No:8 Tel: (216) 441 48 48 Bahçeşehir

Detaylı

TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN YAPISI. Nihan Demirkasımoğlu

TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN YAPISI. Nihan Demirkasımoğlu TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN YAPISI Nihan Demirkasımoğlu TÜRK MİLLİ EĞİTİM SİSTEMİ Türkiye'de eğitim; adalet, güvenlik ve sağlık gibi devletin temel işlevlerinden birisi olup devletin denetimi ve gözetimi altında

Detaylı

28.02.2011 1. Çocuk Hakları Kongresi, 25-27 Şubat 2011, Istanbul

28.02.2011 1. Çocuk Hakları Kongresi, 25-27 Şubat 2011, Istanbul Okulöncesi Eğitimde Fırsat Eşitliği Uzm. Dilek EROL SAHĐLLĐOĞLU MEB Öğretmenim Anaokulu Müdür Yardımcısı 1 Sunu Planı Okulöncesi Eğitimin Tanımı Okulöncesi Eğitimin Önemi Eğitim Hakkı Sayılarla Okulöncesi

Detaylı

ÖĞRETMENLİK VE ÖĞRETİM YETİŞKİNLER İÇİN OKUMA YAZMA ÖĞRETİCİLİĞİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)

ÖĞRETMENLİK VE ÖĞRETİM YETİŞKİNLER İÇİN OKUMA YAZMA ÖĞRETİCİLİĞİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ÖĞRETMENLİK VE ÖĞRETİM YETİŞKİNLER İÇİN OKUMA YAZMA ÖĞRETİCİLİĞİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖNSÖZ Günümüzde mesleklerin

Detaylı

IPA Kapsamında STK lara Sağlanan Destekler

IPA Kapsamında STK lara Sağlanan Destekler IPA Kapsamında STK lara Sağlanan Destekler 24 Aralık 2015 Türkiye nin AB ye Üyelik Süreci Sivil Toplumla Diyalog Toplantısı SAMSUN IPA Kapsamında STK lara Sağlanan Destekler Merkezi Düzeyde Yürütülen Projeler

Detaylı

EĞĠTĠM TEKNOLOJĠLERĠNDE TEMEL KAVRAMLAR. Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme

EĞĠTĠM TEKNOLOJĠLERĠNDE TEMEL KAVRAMLAR. Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme EĞĠTĠM TEKNOLOJĠLERĠNDE TEMEL KAVRAMLAR Öğretim Teknolojileri ve Materyal Geliştirme Giriş Öğretim bir sanattır ve her sanat dalında olduğu gibi öğretim alanında da incelikler vardır. Disiplinler arası

Detaylı

wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq SERVİSİ

wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq wertyuiopgüasdfghjklsizxcvbnmöçq SERVİSİ ORTAKÖY ANADOLU LİSESİ PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK SERVİSİ 2012 ORTAKÖY ANADOLU LİSESİ PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK SERVİSİ Rehberlik, bireye kendini anlaması, çevredeki olanakları tanıması ve doğru

Detaylı

BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ ANDROİD İLE MOBİL PROGRAMLAMA GELİŞTİRME VE UYUM EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)

BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ ANDROİD İLE MOBİL PROGRAMLAMA GELİŞTİRME VE UYUM EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ ANDROİD İLE MOBİL PROGRAMLAMA GELİŞTİRME VE UYUM EĞİTİMİ MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2014 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde

Detaylı

DÜZCE ÜNİVERSİTESİ ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

DÜZCE ÜNİVERSİTESİ ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar DÜZCE ÜNİVERSİTESİ ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1- (1) Bu yönergenin amacı; Düzce Üniversitesi nde öğrenim gören engelli öğrencilerin öğrenim

Detaylı

5. HAFTA PFS109 EĞİTİMDE PROGRAM GELİŞTİRME. Yrd.Doç. Dr. Yusuf ESER. yeser@karabuk.edu.tr KBUZEM. Karabük Üniversitesi

5. HAFTA PFS109 EĞİTİMDE PROGRAM GELİŞTİRME. Yrd.Doç. Dr. Yusuf ESER. yeser@karabuk.edu.tr KBUZEM. Karabük Üniversitesi 5. HAFTA PFS109 Yrd.Doç. Dr. Yusuf ESER yeser@karabuk.edu.tr Karabük Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi 2 PROGRAM GELİŞTİRME SÜRECİ, PROGRAM GELİŞTİRMEDE ÇALIŞMA GRUPLARI VE ÇALIŞMA

Detaylı

HOLLANDA EĞİTİM SİSTEMİ

HOLLANDA EĞİTİM SİSTEMİ HOLLANDA EĞİTİM SİSTEMİ Hollanda eğitim sistemine genel bakış Eğitim Nüfusu ve öğretim dili Hollanda nın toplam nüfusu 16,2 milyondur. 2003 yılında hükümet tarafından finanse edilen eğitime katılan öğrenci

Detaylı

ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ EVDE ÇOCUK BAKIMI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)

ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ EVDE ÇOCUK BAKIMI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ EVDE ÇOCUK BAKIMI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2013 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile karşı

Detaylı

ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ EVDE ÇOCUK BAKIMI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI)

ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ EVDE ÇOCUK BAKIMI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) T.C. MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ EVDE ÇOCUK BAKIMI MODÜLER PROGRAMI (YETERLİĞE DAYALI) 2009 ANKARA ÖN SÖZ Günümüzde mesleklerin değişim ile

Detaylı

T.C. ĠSTANBUL VALĠLĠĞĠ ĠL MĠLLĠ EĞĠTĠM MÜDÜRLÜĞÜ 2013-2014 EĞĠTĠM ÖĞRETĠM YILI ÇALIġMA TAKVĠMĠ

T.C. ĠSTANBUL VALĠLĠĞĠ ĠL MĠLLĠ EĞĠTĠM MÜDÜRLÜĞÜ 2013-2014 EĞĠTĠM ÖĞRETĠM YILI ÇALIġMA TAKVĠMĠ a) Ortaöğretim Kurumları Zümre Başkanlarının Toplantısı 02 Eylül 2013 Pazartesi 1 b) Orta Öğretim Kurumları Zümre Toplantıları ve Yıllık Planların Hazırlanması 03-08 Eylül 2013 tarihleri arasında c) Orta

Detaylı

İmparatorluk Döneminde: Okul öncesi eğitimi üstlenen bazı kurumlar vardı. Bunlar sıbyan okulları, ıslahhaneler, darüleytamlar.

İmparatorluk Döneminde: Okul öncesi eğitimi üstlenen bazı kurumlar vardı. Bunlar sıbyan okulları, ıslahhaneler, darüleytamlar. TÜRKİYE DE OKUL ÖNCESİ EĞİTİM Türkiye de ki okul öncesi eğitimin gelişmesini imparatorluk dönemindeki okul öncesi eğitim ve Cumhuriyet ten günümüze kadar olan okul öncesi eğitimi diye adlandırabilir. İmparatorluk

Detaylı

ÖZEL EĞĠTĠM SINIFLARI

ÖZEL EĞĠTĠM SINIFLARI ÖZEL EĞĠTĠM SINIFLARI içindekiler Özel Eğitim Sınıfı Nedir? Özel Eğitim Sınıfları Nasıl Açılır ve Kapatılır? Özel Eğitim Sınıfında Yarı Zamanlı Kaynaştırma Uygulaması Nasıl Yapılır? Okullarda Birden Fazla

Detaylı