T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI TEFSİR BİLİM DALI

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI TEFSİR BİLİM DALI"

Transkript

1 T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI TEFSİR BİLİM DALI KUR ÂN DA SIDK KAVRAMININ SEMANTİK AÇIDAN İNCELENMESİ YÜKSEK LİSANS TEZİ Hazırlayan Muhammed Ali YAZIBAŞI Tez danışmanı Doç. Dr. Mesut OKUMUŞ Ankara-2008

2

3 ÖNSÖZ Kur ân-ı Kerim Allah katından, parça parça insanlığa gönderilen kutsal bir kitaptır. Onun gönderiliş gayesi insanoğlunun hem bu dünya hem de ahiret hayatında mutluluğunu sağlamaktadır. Kur ân ın bu gönderiliş gayesinin gerçekleşmesi için de muhatapları tarafından anlaşılması gerekmektedir. Bu konuda Allah (cc) şöyle buyurmaktadır; Biz Kur ân da sözü çeşitli şekillerde anlattık ki, düşünüp anlasınlar 17/41 Kur ân-ı Kerim insanlığı karanlıktan aydınlığa, darlıktan genişliğe ulaştıran ilahi bir kelamdır. İnsanlar ancak onunla, hem dünyada hem de ahirette, huzura erebileceklerdir. İnsanlığın bu mutluluğa ulaşabilmesi için de Kur ân-ı Kerim i okuması, araştırması ve onu anlamaya gayret etmesi gerekmektedir. Kur ân-ı Kerim i anlamak için her devirde çalışmalar ve araştırmalar yapılagelmiştir. Hedefe ulaşabilmek, yani onu en doğru şekilde anlayabilmek için de çeşitli Tefsir Ekolleri ve Kur ân a farklı bakışları ortaya çıkmıştır. Özellikle son yıllarda Kur ân alanında yapılan çalışmalara baktığımızda konulu tefsir yönteminin ağırlık kazandığını müşahede etmekteyiz. Kavram çalışmaları da bir konulu tefsir yöntemi olarak yaygınlaşmış ve bu çerçevede pek çok Kur âni kavram araştırma konusu yapılmıştır. Bizim araştırma konusu olarak seçmiş olduğumuz Sıdk Etimolojik Yapısı konusu ise, bildiğimiz kadarıyla bugüne kadar incelenmemiştir. Bu da bizi bu kavramı seçmeye sevkeden nedenlerden biridir. Bu sayede Kur âni bir ifade olan sıdk kavramı, farklı yönleriyle ortaya konulmuş olacaktır. Araştırmamızın konusu olan sıdk kavramı lugatta, doğruyu, gerçeği söylemek manasına gelmektedir. Biz araştırmamızda sıdk kelimesinin yapısını, cahiliye dönemi şiirlerinden günümüze kadarki kullanımlarını ortaya koyarak sözcüğün kavramsal boyutunu ortaya koymaya gayret ettik. Ayrıca, Kur ân da ifade ettiği anlamların ortaya çıkartılmasını ve Kur ân ın bu kavrama yüklemiş olduğu yeni anlam alanlarının tespit edilmesini de

4 ii amaçladık. Bunu yaparken de Kur ân da konu ile ilgili yer alan ayetleri temel hareket noktası yaptık. Çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde sıdk kavramının yapısını, Arap şiirlerinde ve eski ve son dönem Arapça lügatlerdeki sıdk kavramının kullanımlarını ele almak suretiyle bu kavramın anlam alanını tespit etmeye çalıştık. İkinci bölümde ise, çalışmamızın temel konusu olan Kur ân da sıdk kavramını, farklı kullanımlarını dikkate almak suretiyle inceledik. Sonuç bölümünde ise çalışmamızın kısa bir özetini yaptık. Çalışmamızda istifade ettiğimiz kaynakları ise kaynakça bölümünde belirttik. Tez konumun seçiminden tamamlanmasına kadar her aşamada, gerek kaynak tespiti konusunda ve gerekse teknik konularda yardımlarını esirgemeyen, engin bilgi ve tecrübelerinden istifade ettiğim tez danışmanım sayın Doç. Dr. Mesut Okumuş hocama, tez çalışmalarımı yaparken sıcak bir ortam sağlayan eşime teşekkürü bir borç bilirim. Muhammed Ali YAZIBAŞI

5 iii İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... i İÇİNDEKİLER...iii KISALTMALAR... v GİRİŞ Konunun Önemi Konunun Amacı Çalışmada Takip Edilen Yöntem Kaynakların Değerlendirilmesi... 3 I. BÖLÜM SIDK SÖZCÜĞÜNÜN LUGAVİ YAPISI VE SÖZCÜĞÜN ANLAMLARI 1. SIDK SÖZCÜĞÜNÜN MAHİYETİ Sözlük Anlamı Terim Anlamı SIDK SÖZCÜĞÜNÜN LUGAVİ YAPISI Sıdk Kavramının Yapısı Cahiliye Dönemi Şiirlerinde Sıdk Kavramı İlk Dönem Arapça Sözlüklerde Sıdk Kavramı Son Dönem Arapça Sözlüklerde Sıdk Kavramı SIDK SÖZCÜĞÜ İLE YAKIN ANLAMLI KAVRAMLAR Birr Takva İhsan Sedid Adl İstikamet SIDK SÖZCÜĞÜNÜN ZIT ANLAMLILARI Kizb Nifak II. BÖLÜM KUR'ÂN'DA SIDK KAVRAMINA TEFSİRCİLERİN YAKLAŞIMLARI 1. SIDK KAVRAMININ KUR ÂN DAKİ KULLANIM KALIPLARI Sülasi Mücerred Sigasındaki Kullanımları Tef il Sigasındaki Kullanımları Tefe ul Sigasındaki Kullanımları Mastar Haldeki Kullanımları İsim Haldeki Kullanımları İsm-i Fâil ve Mübalağalı İsm-i Fâil Sigasındaki Kullanımları İsm-i Tafdil Sigasındaki Kullanımları KUR ÂN DA SIDK İLE İLGİLİ KONULAR VE TEFSİRCİLERİN YAKLAŞIMLARI Doğruyu ve Gerçeği Söylemek Doğrulamak ve Tasdik Edici Zekât ve Sadaka Allah a İnanan ve Dürüst Kimse İman Etmek ve Kabul Etmek... 72

6 2.6. Güzel ve İyi Vaad Etmek, Vaadini Yerine Getirmek Kur ân -ı Kerîm Dost ve Arkadaş Sadakat Göstermek Zannı ve Rüyası Doğru Çıkmak Hükmünü Yerine Getirmek Mehir Peygamber SONUÇ KAYNAKÇA ÖZET ABSTRACT iv

7 v KISALTMALAR a.g.e. a.g.m. a.y. : Adı geçen eser : Adı geçen makale : Aynı yer b. : Baskı, bin (oğlu) bkz. : Bakınız c. : Cilt c.c. Çev. DİA. DİB. Hzr. Mad. no. Nşr. OMÜİFD : Celle Celâluhû : Çeviren : Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi : Diyanet İşleri Başkanlığı : Hazırlayan : Maddesi : Numara : Neşreden : Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi ö. : Ölüm Tarihi r.a. : Radıyallahu anhu s. : Sayfa s.a.v. ŞİA TDV. Terc. Thk. Ts. : Sallallahu aleyhi ve sellem : Şâmil İslam Ansiklopedisi : Türkiye Diyanet Vakfı : Tercüme : Tahkik eden : Tarihsiz

8 vi vb. Yay.Hzr. : Ve benzeri : Yayına Hazırlayan

9 GİRİŞ 1. Konunun Önemi Bu tez çalışmasında Kur ân da Sıdk Kavramının Semantik Açıdan İncelenmesi konusunu ele alacağız. Buna göre çalışmamız temelde bir kavram araştırması olacaktır. Tefsir tarihinde Kur ân-ı Kerim in daha iyi anlaşılması için farklı Tefsir Ekolleri ve farklı yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Bu farklı yaklaşımlardan biri de kavram çalıması yöntemidir. Son zamanlarda akademik araştırmalarda da kavram çalışması yönteminin giderek ağırlık kazandığını müşahede etmekteyiz. Kavram çalışmaları, tefsir alanında yaygınlaşmış ve bu çerçevede pek çok kavram, araştırma konusu yapılmıştır. Bizim araştırma konusu olarak seçmiş olduğumuz sıdk kavramı ise bugüne kadar tefsir alanında incelenmemiştir. Bu da bizi bu kavramı seçmeye sevk eden nedenlerden biridir. Bu sayede Kur ânî bir ifade olan sıdk kavramını gerek etimolojik yapı gerekse anlamı ve yorumları açısından inceleyerek, Kur ân ın anlaşılmasına az da olsa katkıda bulunulmuş olunacaktır. Kur ân-ı Kerim de oldukça yaygın olarak kullanılan sıdk kavramı ve türevleri müstakil bir başlık altında ayrı bir tez olarak ele alınıp incelenmemiştir. Sıdk Kavramının Kur ânî boyutunun incelenmemiş olması bizi bu çalışmaya sevk eden nedenlerden en önemlisidir.

10 2 Etimolojik yapısı, Kur ân da yer alan merkezi kavramlardan biri olması ve ahlaki bir içerik taşıması sıdk konusunun önemini ve ayrı bir tez konusu olarak ele alınması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. İşte biz de bu çalışmamızda bu konunun Kur ân ve tefsir boyutunu incelemeye çalışacağız. 2. Konunun Amacı Kâinatta her şey değişime uğramakta, az dahi olsa aslından uzaklaşmaktadır. Dünya üzerinde değişime uğramayan bir şey varsa o da değişme kanunun kendisidir. Bunun için de dil, sürekli yaşaya gelen canlı bir özelliğe sahip olması sebebiyle, aynı dil içinde yer alan kelimelerde zaman zaman anlam kaymaları, anlam daralmaları olabildiği gibi yeni anlam kazanımları da olabilmektedir. Biz de araştırmamızda sıdk kavramının cahiliye dönemindeki kullanımı ile İslam ın bu kavrama yüklemiş olduğu yeni anlam arasındaki farkı tespit ederek, Kur ân ın bakış açısıyla bu kavramı ele alıp inceleyeceğiz. Dolayısıyla amacımız temel bir Kur ân kavramını farklı açılardan tahlil ederek Kur ân araştırmalarına önemli bir katkıda bulunmaktır. Sonuç olarak çalışmadaki esas amaç, sözcüğün yapısının incelenmesi, ilk dönem lügatlarda sıdk kavramına yüklenen anlamların tespit edilmesi, kavramın Kur ân da ifade ettiği anlamların ortaya çıkartılması ve Kur ân ın bu kavrama yüklemiş olduğu yeni anlam alanlarının tespit edilip değerlendirilmesidir. 3. Çalışmada Takip Edilen Yöntem Bu çalışma bir kavram araştırması olduğu için öncelikle birinci bölümde, sıdk sözcüğünün yapısı incelenmektedir. Sözcüğün cahiliyye dönemi şiirlerindeki kullanımından, ilk ve son dönem Arapça sözlüklerdeki kullanımları ile günümüzdeki kullanımları araştırılarak, meydana gelen anlam daralmaları ve anlam kaymaları tespit edilmektedir. Dolayısıyla yöntemimiz bir anlamda kavram analizi şeklinde olacaktır. Çalışmanın ilk bölümlerinde öncelikle ilk dönemlerde yazılmış olan Arapça lügatlardan, incelediğimiz kelimelerin günümüz Türkçe sinde kullanıldığı manaları tespit etmek için Türkçe lügatlardan istifade ettik. Yine ulaşabildiğimiz ölçüde arap şiirinden de faydalandık. Tez konumuz Kur ân

11 3 üzerine bina edileceğinden Kur ân da sıdk kelimesinin ve türevlerinin nasıl kullanıldığını tespit için Kur ân fihristleri, Kur ân mealleri ve özellikle klasik kaynaklar olmak üzere değişik dönemlerde yazılmış olan tefsirlere müracaat ettik. Çalışmanın ikinci bölümünde, öncelikle sıdk sözcüğü ve türevlerinin Kur ân daki kullanım alanları tespit edilmektedir. Bu noktada s-d-k kökünün isim, fiil veya sıfat olarak kullanım kalıplarını ve hangi sıklıkla kullanıldıklarını belirledik. Yine bu farklı kullanımların geldikleri farklı manaları örnek ayetler üzerinde inceledik. Daha sonra, Kur ân ayetlerinden hareketle, s-d-k kökünün kullanıldığı manaları tespit ederek birtakım konu başlıkları oluşturduk. Kur ân Meallerinde sözcüğün Türkçe ye nasıl çevrildiği, tercümelerde hatalar yapılıp yapılmadığı tespit edilmeye çalışıldı. Meal taramasından sonra, oluşturduğumuz konu başlıklarını rivayet ve dirayet tefsirlerini taradık. Ayetler hakkında müfessirlerin yorumlarını tespit etmeye çalıştık. Sonuç bölümünde ise çalışma boyunca elde ettiğimiz bilgilerin genel bir özetini yaptık. 4. Kaynakların Değerlendirilmesi Çalışma, Kur ân da yer alan bir kavramın incelenmesine yönelik bir araştırma olduğu için öncelikle konumuz olan sıdk kavramının sözlük anlamları tespit edilmiştir. Bu tespit yapılırken daha sağlıklı verilere ulaşmak amacıyla İbn MANZÛR un Lisânü l-arab, Cevherî nin es-sıhah adlı eserlerine müracaat ettik. Yine ISFAHÂNÎ nin Müfredât ı başta olmak üzere Kur ân kelimelerini inceleyen temel başvuru kaynaklarından istifade ettik. Ayrıca sıdk sözcüğünün dilimizdeki kullanımlarını tespit edebilmesi için Türk Dil Kurumu nun Türkçe Sözlüğü ve Mehmet Doğan ın Büyük Türkçe Sözlüğü nden yararlandık. Çalışma boyunca değişik makalelere ve ansiklopedilerin ilgili maddelerine müracaat ettik. Özellikle Türkiye Diyanet Vakfı İslam

12 4 Ansiklopedisi ile Diyanetin Dini Kavramlar Sözlüğü ve Şamil İslam Ansiklopedisi nden yararlandık. Ülkemizde yayımlanmakta olan dergilerdeki makalelerden de istifade ettik. Çalışma konumuz olan kavramın Kur ân da kullanıldığı farklı kalıpları ve hangi oranlarda kullanıldığını tespit etmek için Muhammed Fuad Abdulbâkî nin el-mu cemu l-müfehres li Elfâzi l-kur âni l-kerîm adlı eserine müracaat ettik. Çalışma boyunca klasik rivayet ve dirayet tefsirleri ile konu ile ilgili çağdaş tefsir eserlerinden de yararlandık. Bu çerçevede kavramın Kur ân da geçtiği ayetlerde ifade ettiği manaları tespit etmek için Ebu Cafer Muhammed et- TABERÎ, KURTUBÎ, RÂZÎ, İmam-I NESEFÎ, İbn KESÎR gibi klasik müfessirlerin eserlerinden ve Elmalılı Hamdi YAZIR, MEVDÛDÎ, Seyyid KUTUB, Mehmet VEHBİ, Ömer Nasuhî BİLMEN, TABATABAÎ, İzzet DERVEZE, Muhammed ESED, Muhammed Ali es-sabûnî, Celal YILDIRIM, Süleyman ATEŞ, Bayraktar BAYRAKLI gibi son dönemlerdeki müfessirlerin eserlerinden de istifade ettik. İmkan nispetinde bu kaynakların orijinallerinden, orjinaline ulaşma imkanımız olmadığında ise tercümelerinden yararlandık. Çalışmamızın başından sonuna kadar istifade ettiğimiz tüm kaynakları ayrıntılı künyeleri ile birlikte dipnotlarda ve kaynakça bölümünde belirttik.

13 I. BÖLÜM SIDK SÖZCÜĞÜNÜN LUGAVİ YAPISI VE SÖZCÜĞÜN ANLAMLARI 1. SIDK SÖZCÜĞÜNÜN MAHİYETİ 1.1. Sözlük Anlamı Sıdk kavramı sözlükte, doğru sözlü olmak 92, gerçeği söylemek, doğru haber vermek, sözünü yerine getirmek, öğüt ve sevgide samimi olmak, iş ve işlemlerde dürüst ve güvenilir olmak, hükmün vakıaya uygun olması anlamlarına gelmektedir. Sıdk sözcüğünün (s-d-k) kökü Kur ân da 144 ayette 156 defa zikredilmektedir. 93 Sıdk kelimesinin Arap dilindeki asıl anlamı; güç, sert, katılık ve şiddettir. 94 Doğru sözlülüğe sıdk denmesi, yalanın zafiyeti karşısında doğruluğun güçlü olması sebebiyledir. Bu bölümde sıdk sözcüğünün sözlük anlamı hakkında tekrara mahal vermemek için, fazla açıklama yapılmayacaktır. Sözcüğün sözlük anlamları cahiliye döneminden günümüze kadar kullanımları geniş olarak sonraki bölümde izah edilecektir. 92 Ebu l-fadl Cemâluddîn Muhammed İbn MANZÛR: Lisânü l Arab, Sıdk mad. (Beyrut, h. 1375/ m. 1956), X, 193; Râgıp el- ISFAHÂNÎ: el-müfredât Fi Garibi l-kur ân, (Mısır, h. 1333), s Muhammed Fuâd ABDÜLBÂKÎ: el-mu cemu l-müfehres li Elfâzi l-kur âni l-kerîm, (Beyrut: ts), s İbn MANZÛR: Lisânü l Arab, X, s. 196

14 Terim Anlamı Sıdk sözcüğü din ıstılahında, kişinin inancında, amelinde, niyetinde, söz, fiil ve davranışlarında samimi ve dürüst olmasına, hile ve hud ası bulunmamasına denir. 95 Süleyman Ateş ise sıdk sözcüğünün ıstılahi anlamını şu şekilde ifade etmektedir: Sözün, söyleyenin düşüncesine ve gerçeğe uygun olmasıdır. Bunlardan biri eksik olursa o söz sıdk niteliği taşımaz. Bundan dolayı münafıkların Hz. Peygamber (sav) e: Sen Allah ın elçisisin demeleri gerçekte doğru iken doğru kabul edilmemiş, sözleri, içlerindeki düşünceye uymayan ikiyüzlüler, yalancılar sayılmışlardır. 96 Ateş, sıdk (doğruluk) kavramını üç kısma ayırmaktadır: Sözde doğruluk, başağın kökü üzerinde doğru durması gibi, dilin de söylediği sözde öyle doğru olmasıdır. Eylemlerde doğruluk, işlerin, Allah ın emir ve yasakları üzerinde durmasıdır. Hallerde doğruluk, kalb ve beden eylemlerinin (dışın ve için), ihlas açısından bir olmasıdır. 97 Sıdk sözcüğünün lügat anlamlarından birisi de kişinin söyledikleri ile kalbinden geçen niyetinin aynı olmasıdır. Ancak o zaman söylenen sözün tam manasıyla doğruluğundan söz etmek mümkündür. Bu konuda münafıkların durumu en güzel örnektir. Onlar müslümanlarla birlikte iken Hz. Peygamber (sav) in peygamber olduğunu dilleri ile söylerken, kalplerinde böyle bir inanç yoktu. Bunun için onların Hz. Peygamber (sav) in peygamberliği hakkında söyledikleri sözleri doğru kabul etmek mümkün değildir. 95 İsmail KARAGÖZ: Dini Kavramlar Sözlüğü, Sıdk Mad. (DİB Yay., Ankara: 2005), s. 592; İsmail KARAGÖZ: Kur ân da Sıdk Kavramı ve Sâdık İnsan, Diyanet İlmi Dergi,37,1, (Ocak- Şubat- Mart 2001), s Süleyman ATEŞ: Kur ân Ansiklopedisi, Sıdk Mad. ( Kuba Yay., İstanbul: ts) XIX, s Süleyman ATEŞ: Kur ân Ansiklopedisi, XIX, s. 31

15 7 Bu durum göstermektedir ki, sıdk sözcüğünün sözlük ve terim anlamlarına baktığımız zaman, sadece söylenen sözün doğru olması onun tam olarak doğru olduğunu ortaya koymamaktadır. Ancak, söylenen söz ile birlikte kişinin niyeti, yapmış olduğu filleri ve fiillerindeki samimiyeti ortaklık ifade ediyorsa o zaman doğruluktan ve dürüstlükten söz etmek mümkündür. Bunun en güzel örneğini peygamberlerin vasıflarından birisi olması hasebiyle peygamberlerde açık bir şekilde görmek mümkündür. 2. SIDK SÖZCÜĞÜNÜN LUGAVİ YAPISI Bir kelimenin iyi anlaşılabilmesi için o kelimenin öncelikle yapısının incelenmesi gerekmektedir. Kelimenin yapısı tam olarak bilinmedikçe kelimeye yanlış anlamlar yüklenebilir. Bundan dolayı yapısını derinlemesine araştırmak ve ona göre kelimeyi anlamak çok önemlidir. Kelimenin aslına uygun bir şekilde anlaşılması için yapısının sağlıklı olarak araştırıldıktan sonra ikinci olarak da kelimenin ilk kullanımından günümüze kadar hangi anlamlarda kullanıldığını tespit etmek de çok önemlidir. Böylece kelimenin uğramış olduğu anlam daralmaları ve genişlemeleri, anlam kaymaları ortaya çıkmış olur Sıdk Kavramının Yapısı صدق - يصدق fiili صدق mastardır. fiilinden türemiş bir صدق sözcüğü, Sıdk şeklinde gelmektedir. 98 Sözcüğün mastar hali, تصدق,صدق ve مصدوقة şeklinde gelmektedir. Sözcüğün mastarı hem fethalı hem de kesreli olarak gelmektedir. Ancak en çok kullanılan ve asıl manayı ifade eden şekli ise (صدق) kesreli şeklidir. 99 Sıdk sözcüğünün cemisi, (,صدقاء,اصدق (صدقان şeklinde gelmektedir. Ayrıca hiçbir kalıba uymayan اصادق şeklinde çoğulu da vardır İbn MANZÛR: Lisânü l Arab, Sıdk mad., X, Ebu l Feyz es- Seyd Muhammed Murtaza el- Hüseyin il Vâsiti ez- ZEBİDÎ: Tâcu l Arûs min Cevâhir il Kâmus, (Daru l fikr, ts), s Mecduddin Muhammed b. Yak up el- FİRÛZÂBÂDÎ: el-kâmusû l Muhît (Mısır, 1952, II. Baskı), II, 252

16 8 Sözcüğün ism-i tasgıri صد يقى şeklinde gelmektedir. Anlam olarak da belirli kimselere olan sevgi ve saygıyı ifade etmektedir. 101 Arapça da filler, yalın(mücerred), ilaveli(mezid) diye ikiye ayrılır. Yalın fiiller genellikle üç harfli, çok azı da dört harflidir. Bütün üç harfli fiillerin, yapılan araştırmalar sonucu, yapılarının altı okunuş şeklini geçmediği görülmüş ve tespit edilmiştir. 102 fiili de yukarıda ifade edilen altı okunuştan birinci okunuşa صدق girmektedir; يكتب - آتب ; ينصر - نصر) ) gibi. Birinci okunuştaki fiiller en çok kullanılan ve geçişli yani nesne alan fillerden oluşmaktadır. 103 Sıdk sözcüğünün kökü olan (صدق) sözcüğü de geçişli ve iki nesne alabilen fiillerdendir. verdi. 104 O filana doğru haber صدق فلانا للحد يث Yukarıdaki örneklerde de anlaşlacağı üzere, sıdk sözcüğünün kökü olan صدق fiili sülasi mücerrede bir fiildir. Fiil geçişli olup iki nesne alabilen bir özelliğe sahiptir. Sözcüğün birden fazla mastar hali olmasına en yaygın olarak sıdk şeklindeki esreli hali kullanılmaktadır Cahiliye Dönemi Şiirlerinde Sıdk Kavramı Cahiliye dönemi şiirleri, kavram çalışmalarında oldukça önemli bir yere sahiptir. Çünkü sözcüğün İslam öncesi ve sorası dönemler ile o günden günümüze kadar geçirmiş olduğu anlam kaymalarının ve anlam daralmalarının ortaya çıkartılması, kavramların daha kolay ve doğru bir şekilde anlaşılmasını sağlayacaktır. Biz de, sıdk kavramının daha iyi ve doğru bir şekilde anlaşılması için arap şiirlerinden örnekler vermeye çalışacağız. نصبن الهوى ثم ارتمين قلوبنا با عين أعداء وهن صديق 101 el- FİRÜZÂBÂDÎ: el-kâmusû l Muhît, II, Hasan AKDAĞ: Arap Dilinde Fiiller, (Tekin Kitapevi, Konya, ts, II. Baskı), s AKDAĞ: Arap Dilinde Fiiller, s ez- ZEBİDÎ: Tâcu l Arûs, s. 261; el- ISFAHÂNÎ: el-müfredât Fi Garibi l-kur ân, s. 279

17 9 Kadınlar aşkı bize nisbet ettiler sonra düşmanların gözüyle kalplerimizi yumuşattılar. Halbuki o kadınlar sadık sevgililerdir. 105 Sıdk sözcüğünün sözlük anlamlarından birisinin de dost ve arkadaş olduğunu daha önce söylemiştik. Sözcüğün Arap şiirlerinde de aynı anlamda kullanıldığını müşahede etmekteyiz. Ayrıca şiirlerden de anlaşılacağı gibi arkadaşlık ve dostluk insanların fıtratında olan bir şeydir. Her türlü günahın işlendiği, zulmün diz boyu olduğu cahiliye döneminde dostluk ve arkadaşlıklara oldukça önem verildiğini de şiirlerden anlamak mümkündür. Ancak bu dönemdeki dostluk ve arkadaşlıkların menfaat ve çıkara dayalı olduğunu görmekteyiz. Çünkü ufak bir menfaat çakışmasında kabileler arasında büyük savaşların olduğuna tarihte şahit olmaktayız. A şa dedi: فصدقتها وآذبتها والمرء ينفعه آذابه Onlara (o kavme) doğruyu söyledim ve onlara yalan söyledim. Zira kişiye yalanı da fayda verebilir. 106 Sıdk sözcüğünün sözlük anlamlarından biri olan doğruyu, gerçeği söylemek, doğru haber vermek anlamlarının Arap şiirlerinde de aynı anlamda kullanıldığını görmekteyiz. Hassen İbn Sabit dedi: صلى اللا له على ابن عمرو أنه صدق اللقاء وصدق ذلك أوفق Allah İbn Ömer e rahmet eylesin. Onun karşılamadaki nezaketi çok güzeldir. Zira güzel muamele en uygun davranıştır. 107 Ebu Zeyde dedi: ما بال قوم صديق ثم لهم دين وليس لهم عقل إذا إتمنوا O doğru kavim ne oluyor ki kendilerini emniyet ve güvene aldıktan sonra hiç dinleri ve akılları yokmuş gibi davranıyorlar ez- ZEBİDÎ: Tâcu l Arûs, s ez- ZEBİDÎ: Tâcu l Arûs, s ez- ZEBİDÎ: Tâcu l Arûs, s. 264

18 10 Arapların, bir şeyin güzelliğini ve iyiliğini ifade etmek için o şeyi sıdk sözcüğünün mastarına izafe ettiklerini daha önce arz etmiştik. Yukarıdaki şiirlerde de sıdk sözcüğünün bu şekilde kullanıldığını görmekteyiz. Yukarıdaki şiirlerde karşılamanın nezaketli ve güzel olduğunu, kavmin doğruluğunu ifade etmek için sıdk kavramına izafe edilmektedir. Yukarıdaki şiirleri incelediğimizde sıdk sözcüğünün lügatlerde geçen anlamlarıyla aynı anlamda kullanıldığını görmekteyiz. Şiirlerden anlaşıldığı üzere cahiliye döneminde de dostluk ve arkadaşlık, doğru sözlü olan, doğru haber veren kimseler güvenilir olarak itibar görüyorlardı. İzutsu bu konuda şöyle demektedir; İzutsu cahiliye döneminde doğru sözlü olma konusunda doğru konuşmanın, cahiliye devrinde çöl Arapları arasında önde gelen bir fazilet olduğu uzun müzakerelere gerek kalmaksızın açıkça görülmektedir. 109 Bunun en güzel örneği, Hz. Peygamber (sav) e peygamberlik görevi tevdî edilmeden önce, Mekkelilerin Hz. Peygamber (sav) e doğru sözlü olması, emanete hiyanet etmemesi sebebiyle Muhammedü l Emin lakabını vermeleridir. Bu da göstermektedir ki, cahiliye döneminde doğru sözlü olan ve güvenilir kimseler övülüyor ve methediliyordu İlk Dönem Arapça Sözlüklerde Sıdk Kavramı Kavram çalışmalarında cahileye şiirlerinden sonra, sözcüğün sağlıklı ve özüne uygun bir şekilde anlaşılmasını sağlayacak en önemli aşamalardan birisi de sözcüğün ilk dönem Arap lügatlerinde hangi anlamlarda kullanıldığını tespit etmektir. Yaptığımız araştırmalarda, sıdk sözcüğünün ilk dönem Arapça sözlüklerde yirmiden fazla farklı anlama geldiğini tespit ettik. Sözcük girdiği kalıplar ve kullanıldığı edatlardan dolayı değişik anlamlar içermektedir. Sıdk sözcüğünün ilk dönem Arap lügatlerindeki anlamlarını şöyle sıralamamız mümkündür; 108 ez- ZEBİDÎ: Tâcu l Arûs, s Toshihiko İZUTSU: Kur ân da Dini ve Ahlaki Kavramlar, Trc.Selahattin AYAZ, (Pınar Yay., İstanbul: 2003), 168

19 11 ) فى الحد يت ( söylemek 1. Konuşurken doğruyu, gerçeği söylemek. Konuşurken doğruyu, gerçeği صدقه الحد يث anlatmak. 110 Doğru haber vermek, doğru انبا بالصدق 2. Vaadini yerine getirmek. 111 doğruladı. 112 Allah size ( yardım) vaadini لقد صدقكم االله وعده 3 Bir şeyin güzelliğini, iyiliğini ifade etmek için ( es-sıdk) sözcüğüne izafe edilmektedir. Andolsun ki biz, İsrailoğullarını iyi bir yere ولقد بوأنا بني اسراي ل مبوأ صدق yerleştirdik. 113 adamdır. 114 O çok iyi هو رجل صدق 4. Gerçekten dürüstlükle savaşmak, ciddiyetle, sadakatle savaşmak. savaşmak 115 Savaşta cesaretli olmak, cesaretli صدق فى القتال 5. En samimi dost, en halis arkadaş, dostlar içerisinde en iyi olanı. arkadaşımdır. 116 O en samimi صديقى هو صديقى ) صداقة ( arkadaşlık. 6. Sevgi, dostluk, muhabbet; samimiyet ve 7. Padişah, kral, melik, itimat edilen kimse; büyük ayı burcunu ortadan ayıran küçük yıldız, Suha Yıldızı, Kutup Yıldızı. 117 فيها النجوم تطيع غير مراحة ما قال صيدقها الامين الارشد 110 ez-zebidî: Tâcu l Arûs, s. 261; İsmail İbn Hammad el-cevherî: es- Sıhah Tâcû l Lugati ve s Sıhahu l Arabiyye (Mısır, ts), IV, 1505; el- FİRÜZÂBÂDÎ: el-kâmusû l Muhît, II, 252; el- ISFAHÂNÎ: el-müfredât Fi Garibi l-kur ân, s ez-zebidî: Tâcu l Arûs, s. 262; el- ISFAHÂNÎ: el-müfredât Fi Garibi l-kur ân, s Al-i İmran, 3/ Yunus, 10/ ez- ZEBİDÎ: Tâcu l Arûs, s. 262; el- EZHERÎ: Tehzibü l Lügâ, IV, ez-zebidî: Tâcu l Arûs, s. 262; el- FİRÜZÂBÂDÎ: el-kâmûsu l Muhît, s. 252; el- ISFAHÂNÎ: el- Müfredât Fi Garibi l-kur ân, s el- EZHERÎ: Tehzibü l Lüga, IV, 357; ez-zebidî: Tâcu l Arûs, s. 263; el- ISFAHÂNÎ: el- Müfredât Fi Garibi l-kur ân, s el- EZHERÎ: Tehzibü l Lüga, s. 356; ez-zebidî: Tâcu l Arûs, s. 263; İbn MANZÛR: Lisânü l Arab, X, 194

20 12 Tam ve güvenilir olan arkadaşının söylediği şey orada sönmeden parlayan yıldızlar olduğudur Her yönden olgun, kamil, iyi vasıfları kendinde toplamış kimse; Vücut sakatlığı olmayan, tam ve kamil vücutlu kimse; dayanıklı, düz kılıç, mızrak mızrak, Düz ve sert رمح صد ق kılıç 119 Düz ve sert سيف صد ق 9. Bir nesnenin doğruluğunu, gerçekliğini ortaya koyan, ispatlayan nesne budur. 120 Bunun doğruluğunun delili هذا مصداق هذا مصداق 121 (صدقة ( zekât 10. Allah rızası için verilen nesne, sadaka ve al. 122 Onların mallarından sadaka خذ من اموالهم صدقة 11. Mehir, koca tarafından kadına verilen hediye, armağan, sadakat ) 123 صدقتات صدقة ( armağanı Kadınlara mehirlerini gönül rahatlığı ile وا توا النساء صدقاتهن نحلة verin. 124 kullanılmaktadır. sözcüğü yemin etme anlamında da صدقت ez-zebidî: Tâcu l Arûs, s. 263; el-ezherî: Tehzibü l Lüga, IV, 356; el- FİRÜZÂBÂDÎ: el- Kâmûsu l Muhît, s. 252; İbn MANZÛR: Lisânü l Arab, X, ez-zebidî: Tâcu l Arûs, s. 264; el- EZHERÎ: Tehzibü l Lüga, s. 356; el- FİRÛZÂBÂDÎ: el- Kâmûsu l Muhît, s. 252; el- CEVHERİ: es- Sıhah Tâcû l Lugati ve s Sıhahu l Arabiyye, IV, 1506; İbn MANZÛR: Lisânü l Arab, X, ez-zebidî: Tâcu l Arûs, s. 264; el- ISFAHÂNÎ: el-müfredât Fi Garibi l-kur ân, s ez- ZEBİDÎ: Tâcu l Arûs, s. 264; el- EZHERÎ: Tehzibü l Lüga, s. 356; el- FİRÛZABADİ: el- Kamusu l Muhit, s. 253; İbn MANZÛR: Lisânü l Arab, X, 196; el- ISFAHÂNÎ: el-müfredât Fi Garibi l-kur ân, s Tevbe, 9/ ez- ZEBİDÎ: Tâcu l Arûs, s. 264; el- EZHERÎ: Tehzibü l Lüga, 356; el- CEVHERÎ: es- Sıhah Tâcû l Lugati ve s Sıhahu l Arabiyye, s. 1506; el- FİRÛZÂBÂDÎ: el-kâmusû l Muhît, s. 253; İbn MANZÛR: Lisânü l Arab, X, 196; el- ISFAHÂNÎ: el-müfredât Fi Garibi l-kur ân, s Nisa, 4/4

21 13 Eğer şöyle şöyle yapmazsam Allah a صدقت االله حديثا ان لم افعل آذا doğru söylemiş olmayayım. Burada sadaga sözcüğünden önce La harfi mahzuf olup manası bakidir Bir şeyin daha iyi olduğunu ifade etmek için kullanılmaktadır. hurma. 126 Çok Tatlı تمر صادق الحلاوة 14. Cafer İbn Muhammed b. Ali İbn Hüseyin ve Ebi Muhammed Mensur İbn Muzaffer İbn Muhammed İbn Tahiri l Umariyye nin 127 (الصادق) lakapları. 15. Sıdk ( Doğruluk), yalanın zıttır Fikri, zannı doğru çıkmak. Andolsun İblis, onlar hakkındaki zannını ولقد صدق عليهم ابليس ظنه doğru çıkardı. 129 Kelimesi hem sadaka veren hem de sadaka alan kimse (مصدق) 17. anlamında kullanılmaktadır. Ancak nahivciler buna karşı çıkmaktadır. Bu sözcüğün sadece sadaka veren anlamında kullanıldığını ayet ile delillendirmektedirler. 130 eyle. 131 Bize tasadduk تصدق علينا (مصدق ( erkek 18. Sadakaları alan ve toplayan Görüşmesi, karşılaması, bakışı, görüşü, muamelesi dürüst, sağlam, güvenilir kimse. 125 ez- ZEBİDÎ: Tâcu l Arûs, s. 265; el- FİRÛZÂBÂDÎ: el-kâmusû l Muhît, s. 253; el- EZHERÎ, Tehzibü l Lügati, s ez- ZEBİDÎ: Tâcu l Arûs, s ez- ZEBİDÎ: Tâcu l Arûs, s el- EZHERÎ, Tehzibü l Lüga, s. 353; el- FİRÜZÂBÂDÎ: el-kâmusû l Muhît, s. 252; el- CEVHERÎ: Essıhah Tâcû l Lugati ve s Sıhahu l Arabiyye, s Sebe, 34/ el- EZHERÎ: Tehzibü l Lüga, 356; el- CEVHERÎ: es- Sıhah Tâcû l Lugati ve s Sıhahu l Arabiyye, 1506; el- FİRÛZÂBÂDÎ: el-kâmusû l Muhît, s. 253; İbn MANZÛR: Lisânü l Arab, X, Yunus, 10/ el- EZHERÎ: Tehzibü l Lüga, s. 357; el- FİRÛZÂBÂDÎ: el-kâmusû l Muhît, s. 1505; el- ISFAHÂNÎ: el-müfredât Fi Garibi l-kur ân, 379; İbn MANZÛR: Lisânü l Arab, X, 196; Hüseyin b. Muhammed DEMAGÂNÎ: el- Vûcûh ve n Nezâir Fi l Kur âni l-kerîm, s

22 14 dürüst, Karşılaması, bakışı ve muamelesi رجل صدق اللقاء والنظر güvenilir kimse Gerçekten hücum eden, yiğit, cesur, cesaret. şecaatli. 134 Gerçek hücum sahibi, yiğit, cesur, ذو مصدق. 135 (مصدق ( kuvvetlilik 21. Güçlüklük, Sıdk sözcüğünün ilk dönem Arap lügatlerindeki anlamlarına baktığımızda, anlam olarak cahiliye şiirleriyle aynı manalarda kullanıldığını görmekteyiz. Bu da şunu göstermektedir ki, sözcük anlam olarak ilk dönem Arapça lügatlerinde anlam daralmasına ve anlam kaymasına maruz kalmamıştır Son Dönem Arapça Sözlüklerde Sıdk Kavramı Kavram çalışmalarında sözcüğün temel anlamlarını tespit etmede cahiliye şiirleri ve ilk dönem Arapça lügatlerindeki kullanımlarından sonraki merhalesi son dönem Arap lügatlerdir. Sıdk sözcüğünün son dönem Arap lügatlerindeki anlamlarını şöylece sıralamak mümkündür; 1. Yalanın zıttı doğruluktur. zıttıdır. 136 Yalanın خلاف آذ ب 2. Kadına verilen mehir mehir. 137 Kadına verilen صداق المرأة 3. Sadaka veren kimse Allah rızası için fakirlere verilen şey el- FİRÛZÂBÂDÎ: el-kâmusû l Muhît, s. 253; el- CEVHERÎ: es-sıhah Tâcû l Lugati ve s Sıhahu l Arabiyye, s el- FİRÛZÂBÂDÎ: el-kâmusû l Muhît, s ez- ZEBİDÎ: Tâcu l Arûs, s. 267; İbn MANZÛR: Lisânü l Arab, X, Ahmed b. Muhammed b. Ali el- Mekkarî el- FEYYÛMÎ: Misbahu l Münîr ( h m. 1978), I, 359; Mesud CÜBRAN: er- Raidü Mu cemü Lügaviyyün Asriyyun (Beyrut, ts., II. Baskı), 916; Louis MA LUF: el- Müncid Fil- Lugat ve l- A lam (Beyrut, 30. Baskı, Tunus, 1989), el- FEYYÛMÎ: Misbahu l Münîr, s. 359; Louis MA LUF: el- Müncid Fil- Lugat ve l- A lam, s. 433; İbrahim Mustafa, Hamid Abdu l Kadir: el- Mu cemu l Vasît, (Çağrı Yayınları, İstanbul, 1992), el- FEYYÛMÎ: Misbahu l Münîr, s. 360

23 15 5. Mızrak ve kılıcın sert ve düz kısmı Düz kılıç رمح صد ق mızrak 140 Düz سيف صد ق 6. Vaadini ve tehdidini yerine getirmek getirmek. 141 Vaadini ve tehdidini yerine في الوعده او التهديد 7. Savaşta ciddi samimi olmak, en ön safta ilerlemek koymak 142 Kuvvetle düşmana saldırmak, karşı اقبل عليه في قوة 8. Doğru haber vermek. 143 anlatmak. Doğru haber vermek, doğru انبا بالصدق 9. Sevgide ve muhabbette aşırılık Her yönü ile kamil olan kimse (الصلاح - الفضل ( bolluk. 11. Cömertlik, 12. Doğrulukta devamlı olan; sözleri ile yaptıkları uyumlu; hiç yalan 147 (ص ديق ( lakabı. söylemeyen; Hz. Ebubekir (r.a) in 13. Cesaret, kuvvetlilik, sertlik. 139 el- FEYYÛMÎ: Misbahu l Münîr, s. 360; Louis MA LUF: el- Müncid Fil- Lugat ve l- A lâm, s el- FEYYÛMÎ: Misbahu l Münîr, s. 360; Louis MA LUF: el- Müncid Fil- Lugat ve l- A lâm, s. 432; Mesud CÜBRAN: er- Raidü Mu cemü Lügaviyyün Asriyyun, s. 916; İbrahim Mustafa, Hamid Abdu l Kadir: el- Mu cemu l Vasît, s Louis MA LUF: el- Müncid Fil- Lugat ve l- A lâm, s. 432; Mesud CÜBRAN: er- Raidü Mu cemü Lügaviyyün Asriyyun, s Louis MA LUF: el- Müncid Fil- Lugat ve l- A lâm, s. 432; Mesud CÜBRAN: er- Raidü Mu cemü Lügaviyyün Asriyyun, s. 916; İbrahim Mustafa, Hamid Abdu l Kadir: el- Mu cemu l Vasît, s İbrahim Mustafa, Hamid Abdu l Kadir: el- Mu cemu l Vasît, s. 510; Mesud CÜBRAN: er- Raidü Mu cemü Lügaviyyün Asriyyun, s Louis MA LUF: el- Müncid Fil- Lugat ve l- A lâm, s. 432; İbrahim Mustafa, Hamid Abdu l Kadir: el- Mu cemu l Vasît, s Louis MA LUF: el- Müncid Fil- Lugat ve l- A lâm, s. 432; Mesud CÜBRAN: er- Raidü Mu cemü Lügaviyyün Asriyyun, s Louis MA LUF: el- Müncid Fil- Lugat ve l- A lâm, s. 433; Mesud CÜBRAN: er- Raidü Mu cemü Lügaviyyün Asriyyun, s. 917; İbrahim Mustafa, Hamid Abdu l Kadir: el- Mu cemu l Vasît, s Louis MA LUF: el- Müncid Fil- Lugat ve l- A lâm, s. 433; Mesud CÜBRAN: er- Raidü Mu cemü Lügaviyyün Asriyyun, s. 917; İbrahim Mustafa, Hamid Abdu l Kadir: el- Mu cemu l Vasît, s. 510

24 16 sahibi. 148 Güç, cesaret ذو مصدق 149 (النصيحة). etmek 14. Nasihat 15. Rahat ve huzur. 150 Gerek cahiliye şiirlerinde gerekse ilk ve son dönem Arapça sözlüklerde sıdk sözcüğü aynı manalarda kullanılmaktadır. Son dönem Arapça sözlüklerde sözcüğe yeni bir anlam yüklenmemiştir. Ancak şunu ifade etmek gerekir ki, İslamiyet ten önceki dönem ile İslamiyet döneminde sıdk sözcüğünün dürüstlük, doğru sözlülük, dostluk gibi manaların dayandırıldığı nokta değişmişti. Cahiliye döneminde her şey kabile için, akrabalar için yapılmaktaydı. Fakat İslamiyet in gelmesiyle sıdk sözcüğünün dayandırıldığı nokta Allah rıza olmuştur. Günümüzde kullanılan Türkçe de ise sıdk sözcüğü, bütün kavramlarda olduğu gibi anlam daralmasına maruz kalmıştır. Sözcük günümüzde ilk ve son dönem Arap lügatlerindeki kullanımlarından sadece dürüst, güvenilir ve doğru sözlü kimse anlamlarında kullanılmaktadır. Yani sıdk sözcüğü anlam daralmasına maruz kalmıştır. 3. SIDK SÖZCÜĞÜ İLE YAKIN ANLAMLI KAVRAMLAR Arapça da s-d-k kökünden türemiş olmasa da sıdk sözcüğü ile aynı veya yakın manaya gelen başka kelimeler de bulunmaktadır. Çalışmanın konusu olan sıdk sözcüğünün daha doğru anlaşılması için ve Kur ân da geçmiş olmaları sebebiyle bu kelimelerin kullanıldıkları ayetleri kısaca ele almak gerekmektedir Birr İyilik, doğruluk, itaat, hayır ve hayırda genişlik, hasen ve güzel davranış gibi manalara gelmektedir. 151 Sözcük aynı anlamlarda ayetlerde de kullanılmaktadır. Bu konuda şu ayeti örnek olarak vermek mümkündür: 148 Louis MA LUF: el- Müncid Fil- Lugat ve l- A lam, s Louis MA LUF: el- Müncid Fil- Lugat ve l- A lam, s. 432; Mesud CÜBRAN: er- Raidü Mu cemü Lügaviyyün Asriyyun, s. 916; İbrahim Mustafa, Hamid Abdu l Kadir: el- Mu cemu l Vasît, s. 510; el- FEYYÛMÎ: Misbahu l Münîr, s Mesud CÜBRAN: er- Raidü Mu cemü Lügaviyyün Asriyyun, s. 916

25 17 لي س ال ب ر أ ن ت و لوا و ج وه ك م ق ب ل ال م ش ر ق و ال م غ ر ب و ل ك ن ال ب ر م ن ا م ن ب الل ه و ال ي و م الا خ ر و ال م لا ي ك ة و ال ك ت اب و ال نب يين و ا ت ى ال م ال ع ل ى ح به ذ و ي ال ق ر ب ى و ال ي ت ام ى و ال م س اآ ين و اب ن ال سب يل و ال سا ي ل ين و ف ي ال رق ا ب و أ ق ام ال صلاة و ا ت ى ال زآ اة و ال م وف ون ب ع ه د ه م إ ذ ا ع اه د وا و ال صاب ر ين ف ي ال ب ا س اء وال ض راء و ح ين ال ب ا س أ ول ي ك ا لذ ين ص د ق وا و أ ول ي ك ه م ال م تق و ن İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz mılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Muttakiler ancak onlardır! 152 Sıdk sözcüğünün lügatlerde iyi, doğru, iyilikte bulunmak, hayır ve hasenatta bulunmak gibi vb. anlamları olduğuna daha önce değinmiştik. Birr kelimesi de iyi, güzel ve hayır ve hasenatta bulunma gibi anlamlarıyla sıdk kavramıyla yakın anlamlılık göstermektedir. Ayrıca ahlakî bir boyutu olan birr kavramı, bu yönüyle de sıdk kavramıyla benzerlik arz etmektedir Takva Günahtan sakınma, züht, 153 Allah ın emir ve yasaklarına uymakta titizlik gösterme 154 gibi anlamlara gelmektedir. Takva, ittikanın isim şekline denir. Ayrıca takva, kuvvetli bir himayeye girerek korunmak, sakınmak, kendini muhafaza altına almak, bunun gereği olarak korkmak ve çekinmek demektir. Kur ân baştan sona kadar takva-ittika kavramı ile örülmüş, çeşitli formlarda 250 defa kullanılmıştır. 155 Burada bunların hepsini ifade etmek 151 el- ISFAHÂNÎ: el-müfredât Fi Garibi l-kur ân, 78; Süleyman ATEŞ: Kur ân Ansiklopedisi, Sıdk Mad., IV, 46; D. Mehmet DOĞAN: Büyük Türkçe Sözlük, 110; TDV İslam Ansiklopedisi, (TDV Yay., İstanbul: 1992), VI, 204; İsmail KARAGÖZ: Dini Kavramlar Sözlüğü, 72; Şamil İslam Ansiklopedisi: Şamil Yayınevi, İstanbul, 1992, I, Bakara, 2/ D. Mehmet DOĞAN: Büyük Türkçe Sözlük, s. 946; Süleyman ATEŞ: Kur ân Ansiklopedisi, IX, 483; İsmail PARLATIR, Nevzat GÖZAYDIN, Hazma ZÜLFİKAR, Belgin Tezcan AKSU, Seyfullah TÜRKMEN, Yaşar YILMAZ: Türkçe Sözlük (TDK, Ankara: 1998, 9. Bask.), II, Şamil İslam Ansiklopedisi: Şamil Yayınevi, VI, İsmail KARAGÖZ: Dini Kavramlar Sözlüğü, s. 348

26 18 çalışmanın sınırlarını aşacaktır. Bu ayetlerden birkaç örnek vermek gerekirse: و ا لذ ي ج اء ب ال صد ق و ص دق ب ه أ و ل ي ك ه م ال م تق ون Doğruyu getiren ve onu tasdik edenler var ya, işte kötülükten sakınanlar (müttakiler) onlardır. 156 ذ ل ك و م ن ي ع ظم ش ع اي ر ال له ف ا نه ا م ن ت ق و ى ال ق ل وب İşte böyle. Kim Allah ın nişanlarına (hac ibadetlerine ve kurbanlara) saygı gösterirse bu, kalplerin takvasındandır. 157 Sıdk (doğruluk) denildiği zaman sadece sözdeki doğruluk anlaşılmamalıdır. Sıdk sözcüğünün terim anlamına baktığımızda kişinin fiilindeki ve ibadetlerindeki samimiyetini ifade etmektedir. Ayrıca sözcük lügatlerde ve Kur ân ayetlerinde dürüst, özü-sözü bir kimse olarak da geçmektedir. Bu yönüyle sıdk sözcüğünün anlam olarak Allah ın emir ve yasaklarına uyan, züht sahibi anlamını ifade eden züht kavramı ile yakınlık gösterdiğini görmekteyiz. Bununla birlikte kişinin Allah ın emirleri karşısındaki tutumunu ifade etmesi hasebiyle ahlaki bir boyutu olan züht, peygamberlerin vasıflarından birisi olan sıdk kavramının ahlakî boyutu ile paralellik arz eder İhsan Sözlükte güzel olmak manasına gelen hüsn kökünden türemiş bir mastar olup 158, hiçbir karşılık beklemeden Allah a ibadet etme, iyilik etme, bağışta bulunma, karşılık beklemeden yapılan yardım, iyilik anlamlarına 159 gelen ihsan kelimesi, Kur ân da şu şekilde ifade edilmektedir: ل ه م ما ي ش اء ون ع ند ر به م ذ ل ك ج ز اء ال م ح س ن ين 156 Zümer, 39/ Hac, 22/32; (Benzer ayetler için bkz. Müddesir, 74/56; Hac, 22/37; Mücadele, 58/9; Maide, 5/2) 158 TDV İslam Ansiklopedisi: XXI, el- ISFAHÂNÎ: el-müfredât Fi Garibi l-kur ân, s. 261; D. Mehmet DOĞAN: Büyük Türkçe Sözlük, 454; Süleyman ATEŞ: Kur ân Ansiklopedisi, IX, 336; İsmail PARLATIR, Nevzat GÖZAYDIN, Hazma ZÜLFİKAR, Belgin Tezcan AKSU, Seyfullah TÜRKMEN, Yaşar YILMAZ: Türkçe Sözlük, I, 1053; Şamil İslam Ansiklopedisi: III, 107; İsmail KARAGÖZ: Dini Kavramlar Sözlüğü,

27 19 Onlar için Rableri yanında diledikleri her şey vardır. İşte bu, iyilik edenlerin mükafatıdır. 160 إ ن ر ح م ت الل ه ق ر يب من ال م ح س ن ين Allah ın rahmeti, ihsan edenlere yakındır. 161 Sıdk sözcüğünün sözlüklerde ve Kur ân-ı Kerim deki kullanımlarından birisi de Allah rızası için fakire, ihtiyaç sahiplerine hiçbir karşılık beklemeksizin yapılan yardımlar, nafile hükmündeki sadakalar ile farz hükmündeki zekâttır. Sıdk kavramının karşılık beklemeden yapılan iyilik ve güzellikleri ifade etmesi hasebiyle anlam olarak ihsan kavramına yakınlık gösterdiğini söylemek mümkündür. Ayrıca Allah ı görüyormuş gibi ibadetlerdeki ve davranışlardaki samimiyeti ifade eden ihsan, sıdk kavramının dürüst, güvenilir ve sadakat anlamlarıyla da yakınlık gösterdiğini söyleyebiliriz Sedid Bir şey müstakim ve doğru olma anlamındaki seded kökünden türeyen sedid sözlükte, doğru demektir. Kur ân da sözün sıfatı olarak iki ayette geçmektedir. Her iki ayette de doğru söz söylenmesi emredilmiştir. 162 Kur ân da geçtiği ayetler şunlardır: و ل ي خ ش ا لذ ين ل و ت ر آ وا م ن خ ل ف ه م ذ ر ي ة ض ع افا خ اف وا ع ل ي ه م ف ل ي تق وا الل ه و ل ي ق ول وا ق و لا س د يدا Geriye eli ermez, gücü yetmez çocuklar bıraktırdıkları takdirde (halleri ne olur) diye korkacak olanlar (yetimlere haksızlık etmekten) korkup titresinler; Allah tan sakınsınlar ve doğru söz söylesinler. 163 ي ا أ يه ا ا لذ ين ا م ن وا ا تق وا ال له و ق ول وا ق و لا س د يدا Ey İman edenler! Allah tan korkun ve doğru söz söyleyin Zümer, 39/34 (Benzer ayetler için bkz. Yusuf, 12/23, 100; İsrâ Suresi, 17/23; Nahl Suresi, 16/30; Yunus,10/26); Bakara, 2/112; Nisa, 4/125) 161 Araf, 9/56; (Benzer ayetler için bkz. İsra, 17/23, 161; En am, 6/84, 151; Ahkaf, 46/15; Nahl, 16/128; Bakara, 2/83, 112; Nisa, 4/36, 62; Al-i İmran, 3/134, İsmail KARAGÖZ: Dini Kavramlar Sözlüğü, s Nisa, 4/9

28 20 Sıdk sözcüğünün lügat anlamlarının başında yalanın zıttı olan doğruyu söylemek gelmektedir. Aynı zamanda sözcük Kur ân-ı Kerim de en fazla bu anlamda geçmektedir. Sedid sözcüğü de anlam olarak sözdeki doğruluğu ifade ettiği için sıdk sözcüğü ile arasında yakın bir anlam olduğunu söylemek mümkündür. Ayrıca sözdeki doğruluğun yanında davranışlardaki dürüstlüğü ve samimiyeti de ifade ettiği için sedid, iç-dış bütünlüğü anlamına gelen sıdk sözcüğü ile anlamda yakınlık göstermektedir Adl Adl, A-d-l fiilinden türeyen 165, adil olma, insaflı olma, herkesin hakkına riayet etme, hakkını verme, zulüm ve eziyet etmeden herkes hakkında doğru hüküm vererek hakkı yerine getirme, haksızlıktan uzaklaşma, düzenli ve dengeli davranma manalarına gelen bir mastardır. 166 و لا ت ق ر ب وا م ال ال ي ت يم إ لا ب ا لت ي ه ي أ ح س ن ح تى ي ب ل غ أ ش د ه و أ و ف وا ال ك ي ل و ال م يز ان ب ال ق س ط لا ن ك ل ف ن ف سا إ لا و س ع ه ا و إ ذ ا ق ل ت م ف اع د ل وا و ل و آ ان ذ ا ق ر ب ى و ب ع ه د الل ه أ و ف وا ذ لك م و صاآ م ب ه ل ع لك م ت ذ آر و ن Rüşt çağına erişinceye kadar, yetimin malına, sadece en iyi tutumla yaklaşın; ölçüyü ve tartıyı adaletle yapın. Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz. Söz söylediğiniz zaman, yakınlarınız dahi olsa adaletli olun, Allah a verdiğiniz sözü tutun. İşte Allah size, iyice düşünesiniz diye bunları emretti. 167 Sıdk sözcüğünün sözlükte ve Kur ân daki anlamlarına baktığımız zaman, dürüst, güvenilir, özü sözü bir olan kimse gibi anlamlarda kullanıldığını görmekteyiz. Adl sözcüğü de adil olma, insaflı olma gibi ahlaki erdemleri ifade etmesi hasebiyle sıdk kavramı ile hem içerdiği anlam hem de ahlakî bir kavram olması yönüyle yakın bir anlam ifade ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. 164 Ahzab, 33/ Şamil İslam Ansiklopedisi, I, D. Mehmet DOĞAN: Büyük Türkçe Sözlük, s. 6; İsmail KARAGÖZ: Dini Kavramlar Sözlüğü, s. 8; İsmail PARLATIR, Nevzat GÖZAYDIN, Hazma ZÜLFİKAR, Belgin Tezcan AKSU, Seyfullah TÜRKMEN, Yaşar YILMAZ: Türkçe Sözlük, I, 21; TDV İslam Ansiklopedisi, I, En am, 6/152

29 İstikamet K-v-m kökünden gelen istikamet, doğruluk, dürüstlük, namuslu hareket, doğru davranış 168, her işte i tidal üzere bulunma 169 anlamlarına gelmektedir. Müstakim kelimesi Kur ân da, tartının Allah yolunda olan ve Allah yoluna giren insanın sıfatı olarak kullanılmıştır. و أ و ف وا ال ك ي ل إ ذا آ ل ت م و ز ن وا ب الق س ط اس ال م س ت ق يم ذ ل ك خ ي ر و أ ح س ن ت ا و ي لا Ölçtüğünüz zaman tastamam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Bu, hem daha iyidir hem de neticesi bakımından daha güzeldir. 170 Sıdk sözcüğü insanın sözlerindeki ve davranışlarındaki doğruluğu, dürüstlüğü ve bu doğruluktaki devamlılığını ifade etmektedir. İstikamet kavramı da sıdk sözcüğü ile hem aynı anlamları içermesi hem de ahlaki bir kavram olması yönüyle yakın anlamlılık ifade etmektedir. Yukarıda sıdk kavramı ile yakın anlamlı olan birr, takva, ihsan, adl ve istikamet kavramlarının sözlük anlamlarına baktığımız zaman, kavramların her birisinin sıdk sözcüğünün lügat anlamlarından birini ifade ettiğini söylemek mümkündür. Bu kavramlar sıdk sözcüğü ile içerdikleri mana yönüyle benzerlik ifade etmekle birlikte, ahlaki bir anlam içermeleri yönüyle de sıdk kavramıyla yakınlık göstermektedirler. Bu itibarla sıdk sözcüğü gerek içerdiği anlamlarla gerekse ahlaki boyutuyla yukarıdaki kavramları içerisine alabilmekte, onların her birisinin ifade ettiği anlamaları tek başına kapsamaktadır. 168 D. Mehmet DOĞAN: Büyük Türkçe Sözlük, 481; İsmail KARAGÖZ: Dini Kavramlar Sözlüğü, 335; İsmail PARLATIR, Nevzat GÖZAYDIN, Hazma ZÜLFİKAR, Belgin Tezcan AKSU, Seyfullah TÜRKMEN, Yaşar YILMAZ: Türkçe Sözlük, I, 1108; TDV İslam Ansiklopedisi, XXIII, Şamil İslam Ansiklopedisi: Şamil Yayınevi, III, İsra, 17/35; (Benzer ayet için bkz. Şuara, 42/52)

30 22 4. SIDK SÖZCÜĞÜNÜN ZIT ANLAMLILARI 4.1. Kizb Kizb sözcüğü, yalan, uydurma anlamına gelmektedir. 171 Sözcük 55.. sûre olan Rahman suresinde 31 defa ف ب ا ي ا ل اء ر بك م ا ت ك ذب ا ن Rabbinizin verdiği hangi nimetleri yalanlayacaksınız şeklinde geçmektedir. Kur ân ın farklı yerlerinde de bu sözcüğe sıkça rastlamak mümkündür. Bu ayetlerin hepsini burada zikretmek mümkün olmadığından birkaç tanesini zikretmek yeterli olacaktır: الك اذ ب ين ق ال ه ي ر او د ت ن ي ع ن نف س ي و ش ه د ش اه د من أ ه ل ه ا إ ن آ ان ق م يص ه ق د م ن ق ب ل ف ص د ق ت و ه و م ن Yusuf: Asıl kendisi benim nefsimden murat almak istedi. dedi. Kadının akrabalarından biri şöyle şahitlik etti: Eğer gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiş, bu ise yalancılardandır. 172 و إ ن آ ان ق م يص ه ق د م ن د ب ر ف ك ذ ب ت و ه و م ن ال صاد ق ين Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylemiştir. Bu ise doğru söyleyenlerdendir. 173 Sıdk sözcüğünün lügat anlamlarına baktığımızda kizbin zıttı olan doğruluk olarak tarif edilmektedir. Ayrıca sıdk, anlamındaki doğruluğu ile o işin sağlamlığını ve kuvvetini de ifade etmektedir. Kizb ise söylenen sözdeki eksikliği ifade ettiği o işin zafiyetini ve eksikliğini ortaya koymaktadır. Bu durumda kizb sözcüğü hem kelime anlamı olarak hem de içerik olarak sıdk (doğruluk) kavramının her yönüyle zıttıdır. 171 D. Mehmet DOĞAN: Büyük Türkçe Sözlük, 584; İsmail PARLATIR, Nevzat GÖZAYDIN, Hazma ZÜLFİKAR, Belgin Tezcan AKSU, Seyfullah TÜRKMEN, Yaşar YILMAZ: Türkçe Sözlük, II, Yusuf, 12/ Yusuf, 12/27

31 Nifak Dille inanıp ve dost görünüp, kalben kafir ve düşman olma, müfsitlik, münafıklık, ikiyüzlülük, ara bozukluğu, bozuşukluk 174 anlamlarına gelmektedir. ع ف ا الل ه ع نك ل م أ ذ نت ل ه م ح تى ي ت ب ين ل ك ا لذ ين ص د ق وا و ت ع ل م ال ك اذ ب ين Allah seni affetti. Fakat doğru söyleyenler sana iyice belli olup, sen yalancıları bilinceye kadar onlara niçin izin verdin? 175 Sıdk kavramının lügat anlamlarını araştırdığımızda söylenen sözün ancak kişinin kalbinden geçen niyet ile aynı olduğu takdirde yani iç ve dış bütünlüğü sağlandığı zaman o sözün kamil manada doğru olduğunu söylemenin mümkün olduğunu söylemiştik. Nifak kavramının sözlük anlamlarına baktığımızda ise dille inanıp ve dost görünüp, kalben kafir ve düşman olma, müfsitlik, münafıklık, ikiyüzlülük, ara bozukluğu, bozuşukluk gibi tamamıyla içerdiği manalarıyla sıdk kavramının zıttı bir kavram olduğunu göstermektedir. Sıdk bütünlüğü, olduğu gibi görünmeyi ifade etmektedir. Nifak ise olduğundan farklı görünme yani iç ve dışın farklılığını ifade etmektedir. Bu yönüyle iki kavramı bir arada görmek mümkün değildir. Kainatta her şey zıttıyla bilinir. Zıtlıklar aynı zamanda bazı şeylerin kıymetinin bilinmesi ve daha kolay anlaşılmasını sağlar. Biz de sıdk kavramını zıt anlamlı kavramlarla karşılaştırarak, sözcüğün hem sözlük anlamını hem de içerdiği manayı daha iyi anlaşılması için gayret ettik. Ayrıca kişisel ve toplumsal bazda doğruluğun ne kadar önemli bir ahlaki erdem olduğunu vurgulama ve kavrama açısından oldukça önemli bir sonuç elde ettik. 174 D. Mehmet DOĞAN: Büyük Türkçe Sözlük, s Tevbe, 9/43

32 II. BÖLÜM KUR ÂN DA SIDK KAVRAMINA TEFSİRCİLERİN YAKLAŞIMLARI 1. SIDK KAVRAMININ KUR ÂN DAKİ KULLANIM KALIPLARI Bu bölümde, önce sıdk sözcüğünün Kur ân daki kullanım kalıpları tespit edilerek ortaya konulacaktır. Daha sonra sıdk sözcüğüne klasik ve çağdaş tefsirlerde hangi anlamların yüklendiği ve nasıl yorumlandığı ele alınacaktır. Doğruyu ve gerçeği söylemek anlamlarına gelen sıdk sözcüğünün (sd-k) kökü Kur ân da 144 ayette 156 defa zikredilmektedir. 176 Sıdk sözcüğünün s-d-k kökü Kur ân da if al, tef il, tefe ul mazi, muzari ve emir sigalarında kullanımlarının yanında mastar olarak, ism-i fail kalıbında, müfret ve cem i olarak sıfat-ı müşebbehe kalıplarında farklı kullanımları bulunmaktadır. Sözcüğün bu kullanımları, kelime manalarının yanında ayet ve Kur ân bütünlüğü içerisinde incelenecektir. Sıdk kavramı kullanıldığı sigaya ve önüne geldiği kelimeye göre farklı anlamlar ifade etmektedir. Bunun için burada, sıdk sözcüğünü kullanıldığı sigalara göre başlıklara ayıracağız Sülasi Mücerred Sigasındaki Kullanımları Daha önce değinildiği üzere Sıdk sözcüğü iki nesne alabilen, müteaddi yani geçişli bir fiildir. 177 Sözcük sülasi mücerret olarak, doğru sözlü 176 Muhammed Fuâd ABDÜLBÂKÎ: el-mu cemu l-müfehres li Elfâzi l-kur âni l-kerîm, s

33 25 olmak, gerçeği söylemek, doğru haber vermek, 178 vaadini yerine getirmek 179 anlamında 17 defa kullanılmaktadır. Sözcüğün bu anlamda kullanıldığı bazı ayetler şunlardır: De ki: Allah doğru ص د ق الل ه ) söylemiştir (ق ل Öyle ise hakka yönelmiş olarak İbrahim in dinine uyunuz. O, müşriklerden değildi. 180 Onlar, ondan yiyelim, kalbimiz mutmain olsun, bize doğru söylediğini (kesin olarak) bilelim ve ona gözleri ile görmüş şahitler olalım (ق د ص د ق ت ن ا) istiyoruz demişlerdi. 181 Bu ayette de Hz. İsa (as) havarilerini, kendisine ve peygamberlere imana davet ettiği zaman, O nun bu isteğine karşılık havarilerin Hz. İsa (as) dan talep ettiklerinden bahsedilirken sıdk sözcüğü doğru söylemek anlamında kullanılmaktadır. (ح تى ي ت ب ين ل ك ا لذ ين ص د ق وا) Allah seni affetti. Fakat doğru söyleyenler sana iyice belli olup, sen yalancıları bilinceye kadar onlara niçin izin verdi? 182 Bu ayette Tebük savaşına katılmak istemeyen münafıklara izin veren Hz. Peygamber (sav) in Allah tarafından uyarıldığı anlatılırken sıdk sözcüğü doğru söylemek anlamında kullanılmıştır. Mü minler ise düşman birliklerini gördüklerinde: İşte Allah ve و ص د ق الل ه و ر س ول ه ( söylemiştir Resûlü nün bize vâdettiği! Allah ve Resûlü doğru ), dediler. Bu (orduların gelişi), onların ancak imanlarını ve Allah a bağlılıklarını arttırdı ez-zebidî: Tâcu l Ârûs, s. 261; el- ISFAHÂNÎ: el-müfredât fi Garibi l-kur ân, s ez-zebidî: Tâcu l Ârûs, s. 261; el-cevherî: es- Sıhah Tâcû l Lugati ve s Sıhahu l Arabiyye, IV, 1505; el- FİRÜZÂBÂDÎ: el-kâmusû l Muhît, II, 252; el- ISFAHÂNÎ: el-müfredât Fi Garibi l- Kur ân, s. 278; İsmail KARAGÖZ: Dini Kavramlar Sözlüğü, s. 592; Süleyman ATEŞ: Kur ân Ansiklopedisi, XIX, Louis MA LUF: el- Müncid Fil- Lugat ve l- A lam, s Al-i İmran, 3/ Maide, 5/ Tevbe, 9/ Ahzab, 33/22

34 26 Hendek savaşında Mekkeliler kalabalık bir ordu ile Medine yi kuşatmışlardı. Ayette, bu kuşatmayı gören mü minlerin durumu anlatılırken sıdk sözcüğü doğruyu söylemek anlamında kullanılmıştır. (İşte o zaman: ) Eyvah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldırdı? Bu, و ص د ق ) Rahman ın vadettiğidir. Peygamberler gerçekten doğru söylemişler derler. 184 ) ال م ر س ل ون Ayette, ikinci sura üflenip herkesin dirileceği o günde inanmayanların durumu anlatılırken sıdk sözcüğü doğruyu söylemek anlamında kullanılmaktadır. Yusuf: Asıl kendisi benim nefsimden murat almak istedi dedi. Kadının akrabasından biri şöyle şahitlik etti: Eğer gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir ف ص د ق ت) ), bu ise yalıncılardandır. 185 Ayette, Hz. Yusuf (as), O ndan murat almak isteyen kadın ve bu olayda kimin haklı kimin haksız olduğuna karar vermek için hakemlik yapan bir kimse arasında geçen konuşma anlatılırken sıdk sözcüğü doğruyu söylemek anlamında kullanılmaktadır Tef il Sigasındaki Kullanımları Sıdk sözcüğünün kökü s-d-k, tef il kalıbında kullanıldığı zaman, gönüldeki düşünce ve fikrin gerçekleşmesi 186, bir şeyin doğruluğunu tasdik etmek, iman etmek, hükmünü yerine getirmek manalarına gelmektedir. Sözcük bu kalıpta 11 defa geçmekte olup, bunlardan 3 tanesi muzari şekilde kullanılmaktadır. Sözcüğün geçtiği ayetler şunlardır: ) و ل ق د ص دق ) Andolsun İblis, onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı İnananlardan bir grup dışında hepsi ona uydular Yasin, 36/ Yusuf, 12/ el- EZHERÎ: Tehzibü l Lüga, s. 353; el- FİRÜZÂBÂDÎ: el-kâmûsu l Muhît, s. 252; el- CEVHERİ: es- Sıhah Tâcû l Lugati ve s Sıhahu l Arabiyye, s Sebe, 34/20