LARENKS KANSERİ TÜMÖR (T) EVRELEMESİNDE TEŞHİS YÖNTEMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve KARŞILAŞTIRILMASI

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "LARENKS KANSERİ TÜMÖR (T) EVRELEMESİNDE TEŞHİS YÖNTEMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve KARŞILAŞTIRILMASI"

Transkript

1 T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI HAYDARPAŞA NUMUNE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ II. KULAK BURUN BOĞAZ KLİNİĞİ Klinik Şefi: Prof.Dr. Erol EGELİ LARENKS KANSERİ TÜMÖR (T) EVRELEMESİNDE TEŞHİS YÖNTEMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve KARŞILAŞTIRILMASI (UZMANLIK TEZİ) DR. VEFA KINIŞ İSTANBUL-2008

2 ÖNSÖZ Asistanlık eğitimim süresince bilgi ve deneyimlerinden faydalandığım hocam, 2.KBB Klinik şefi sayın Prof.Dr. Erol EGELİ ye, asistanlığımın ilk yıllarında birlikte çalışma fırsatı bulduğum Op.Dr. Osman KARAASLAN a, 1.KBB Klinik şefi Doç.Dr. Önal GÜRSAN a, şef muavinlerimiz Op.Dr. Tanju GÖKÇEER ve Doç.Dr. Çağatay OYSU ya, tez danışmanım Op.Dr. Barış NAİBOĞLU na, Op.Dr. Tülay ERDEN HABEŞOĞLU na, Op.Dr. Sema ZER TOROS a, Op.Dr. Hülya KAHVE NOSHARİ ye, Op.Dr. Çiğdem TEPE KARACA ya, Op.Dr. Adil Çınar AKKAYNAK a, 1.KBB Kiniği şef muavini Doç.Dr. Celil USLU ya, Dr. Mehmet Habeşoğlu na saygı ve teşekkürlerimi sunarım. Beraber çalışmaktan her zaman gurur duyduğum sevgili asistan arkadaşlarım, kliniğimizde görev yapan tüm hemşire ve klinik personele teşekkür eder, sevgilerimi sunarım. Son olarak desteğini hiçbir zaman benden esirgemeyen sevgili eşim Burcay KINIŞ a ve aileme teşekkür ederim. 1

3 İÇİNDEKİLER: 1. GİRİŞ GENEL BİLGİLER MATERYEL ve METOD BULGULAR TARTIŞMA SONUÇ ÖZET KAYNAKLAR

4 1. GİRİŞ Özellikle son 10 yılda larenks kanseri insidansı önemli ölçüde artmış ve dünyada bir yılda tanısı konan tüm malignitelerin yaklaşık %2-5 ini oluşturmuştur (1). Sigaranın bilinen en önemli faktör olması ve sigara içiminin çok yaygın olması larenks kanserlerini önem olarak ayrı bir yere koymaktadır (2). Erken evrede tanı konan larenks kanserlerinde radyoterapi veya parsiyel larenjektomi ile ses ve larenks fonksiyonları korunarak hastanın morbiditesi düşük olmakta ve sosyal hayat kalitesi yükselmektedir. Buna karşılık, larenks kanserli hastalar çoğu kez ileri evre tümörlerle başvurmakta ve parsiyel cerrahi veya radyoterapi şanslarını yitirmektedirler. Bu gibi durumlarda, kanser cerrahisinde ilk prensip hastalığın tedavisi ve hastanın hayatta kalma süresinin artırılması olduğundan, larenksin fonksiyonları ikinci planda tutularak total larenjektomi gibi radikal yöntemlerle tedavi edilmektedir (1,3). Tedavi öncesi larenks kanserlerinin evrelendirilmesi hem doğru tedavi planının yapılması hem de farklı tedavi seçeneklerinin sonuçlarının karşılaştırılması açısından zorunludur. Özellikle teknolojinin gelişmesiyle, güvenirliği çok daha yüksek olan bilgisayarlı tomografiyle beraber diğer görüntüleme seçeneklerinin ve endoskopik muayene yöntemlerinin ortaya çıkmasıyla preoperatif tümör evrelendirilmesi ve tedavi seçimi çok daha başarılı yapılabilmektedir. Böylece en uygun tedavi seçeneği, hastanın yaşam kalitesini en az bozacak şekilde uygulanmaktadır (4,5). Bu çalışmayla, larenks kanseri nedeniyle kliniğimizde ameliyat edilen hastaların klinik muayenesi, kontrastlı boyun bilgisayarlı tomografisi ve intraoperatif evrelendirilmesi retrospektif olarak yapılıp, istatiksel olarak karşılaştırılmıştır. Ayrıca evreleme ve tedavi seçimini etkileyen derin larengeal bölgelerin retrospektif olarak değerlendirilmesi ve analizi yapılmıştır. Bu çalışmada, larenks kanserinin tümör (T) evrelemesi ve tedavi seçimine karar vermede, preoperatif yapılan klinik muayene ve kontrastlı boyun bilgisayarlı tomografisi bulgularının güvenilirliği ve doğruluğunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır. 3

5 2. GENEL BİLGİLER Larenks Anatomisi Larenks kanserlerini doğru değerlendirip tedavisine karar vermek, bu bölge anatomisinin çok iyi bilinmesiyle mümkündür. Kıkırdak çatısını, epiglot, tiroid, krikoid, aritenoid, kornikulat ve kuneiform kıkırdaklar oluşturur. Larenksin üst kenarı serbest olup epiglotun lateral kenarları, ariepiglotik kıvrım, aritenoid bölge ve interaritenoid aralık tarafından oluşturulur. Alt kenarı krikoid kıkırdağın alt kenarından geçen bir planla sınırlıdır. Anterolateral duvarını, tirohyoid membran, tiroidin laminası, krikotiroid adale ve membran, krikoid kıkırdağın ön kornusu yapar. Posterior sınırını ise, ariepiglotik foldlar, aritenoid kıkırdaklar, interaritenoid boşluk ve krikoid kıkırdağı kaplayan mukoza yapar. Vallekula, piriform sinüs ve postkrikoid bölge superior ve inferior hipofarenks alanlarıdır (1,6). Larenks embiryolojik gelişim, fonksiyon ve lenfovasküler yapısı dikkate alınarak üç bölgeye ayrılır (7). 1. Supraglottik bölge 2. Glottik bölge 3. Subglottik bölge Supraglottik bölge: Epiglotun tepesinden larengeal ventrikülün apeksine uzanır. Epiglotun larengeal yüzü, ariepiglottik foldlar, aritenoid kıkırdağın larengeal yüzü, yalancı vokal kordlar ve ventrikülleri içerir. Bilateral olarak lenfatiklerden oldukça zengindir. Glottik bölge ile arasındaki anatomik olarak gerçek sınır, vokal kordun skuamöz epiteli ile ventrikülün respiratuar mukozasıdır. Klinik olarak bunu belirlemek zordur. Pratik olarak sınır, ventrikülün apeksidir. Glottik bölge: Ventrikül apeksi ile bu noktanın 1cm altından geçen horizontal plan arasındaki bölgedir. İki gerçek vokal kord, anterior ve posterior kommissürleri içerir. Lenfatiklerden fakir bir bölgedir. Subglottik bölge: Glottik ve subglottik bölge arasındaki sınır, vokal kordun serbest kenarının 5mm altındadır. Subglottik bölgenin alt sınırı da krikoid kıkırdağın inferior kenarıdır (5). 4

6 Larenksin Membran ve Bariyerleri Larenksin bağ doku bariyerleri larengeal kompartımanlar için sınır olarak hizmet eder. Alt kısım (konus elastikus, krikovokal membran) kuadrangüler membrandan ventrikül ile ayrılır. Krikovokal membran (konus elastikus) larenksin alt kısmını sarar. Önde orta hatta krikotiroid ligameni oluşturacak şekilde birleşir. Krikoid kıkırdağın üst kenarına doğru tutunarak yanlara doğru ilerler. Yukarıda ise, önde tiroid kıkırdak, alt kenarında orta hatta birleşir. Serbest kenarı vokal ligameni oluşturacak şekilde arkaya doğru ilerler. Üstte arkada vokal prosese tutunarak sonlanır. Bu membran glottik ve subglottik bölgeyi paraglottik mesafeden ayırır. Kuadrangüler membran, önde epiglotun serbest kenarına tutunarak başlar. Her iki tarafta arkaya doğru ilerleyerek aritenoid kıkırdağın medial yüzüne tutunur. Üstte ve altta iki serbest kenarı bulunur. Üstteki serbest kenarı ariepiglottik foldu, alttaki serbest kenar ise ventriküler foldu oluşturur. Anterior kommissür tendonu (Broyles tendonu), her iki vokal ligamen önde birleştikten sonra tiroid kıkırdağa tutunur. Bu bölgede tiroid kıkırdağın iç perikondriumu yoktur. Bu durum anterior kommissür lezyonlarının kolayca tiroid kıkırdağa invazyon yapmasını sağlar. Anterior kommissür tendonu lateral subglottik tümörler için sınırlayıcı olmasına rağmen büyük glottik ve orta hatta yerleşmiş supraglottik tümörler için bir geçiş yoludur. Tirohiyoid membran, tiroid kıkırdak üst kenarı ile hiyoid kemik korpusu ve büyük boynuzunun alt kenarı arasında uzanır. Preepiglottik boşluğun ön duvarını oluşturur. Krikotiroid membran tiroid kıkırdağın alt kenarından krikoid kıkırdağın üst kenarına uzanır. Larenks Kompartmanları Reinke boşluğu; vokal ligamenin üzerini örten mukoza gevşek olduğu için burada potansiyel bir boşluk vardır. Bu boşluk vokal kord boyunca uzanır. Preepiglottik boşluk; üstte hiyoepiglottik ligamen ve vallekula mukozası, önde tirohiyoid membran ve tiroid kıkırdak, arkada epiglot ve tiroepiglottik ligamen ile sınırlıdır. Bu boşluk, areolar yağ dokusu, lenf ve kan damarlarını içerir. Paraglottik boşluk; ventriküllerin lateralindeki boşluktur. Dışta tiroid 5

7 laminalar, inferomedialde konus elastikus, medialde larengeal ventrikül, süperomediyalde ise kuadrangüler membran ile sınırlıdır. Bu boşluk önde preepiglottik boşluk ile bağlantı kurar. Bu boşluğa yayılan tümörler, üstte tirohiyoid membrandan, altta da krikotiroid membrandan larenks dışına yayılabilir. Paraglottik boşluğun arka duvarı sinüs piriformis mukozası ile kaplıdır (8-10). Larenks Kanserleri Epidemiyoloji Larenks kanseri tüm vücut malignitelerinin % 2-5 ini oluşturmaktadır. Larenks kanseri en sık 5 7. dekadlar arasında görülmekte olup, erkek/kadın oranı 10/1 arasında değişmektedir (1,3,11). Erkeklerde daha fazla görülmesine rağmen, sigara içen ve erkeklerle aynı işlerde çalışan kadınların sayısının artmasıyla aradaki fark azalmakta ve son zamanlarda oranların 5 6/1 şeklinde değiştiği konusunda çalışmalar bulunmaktadır (12). 30 yaşın altında görülme sıklığı %1 dir. Larenks kanseri bulunan bir hastada aynı anda (senkron) birden fazla karsinom görülme oranı yaklaşık %1 dir. Metakron primer tümör ihtimali ise %5-10 dur. Başka bir tümörle en fazla beraber olabilen tümör larenks kanseridir (13). Etyoloji Etyolojide heredite, hormonlar, hava kirliliği, asbest, tahta tozu, kömür, çeşitli metaller, virüs enfeksiyonları ve diyetide içeren birçok etken sorumlu tutulurken, karsinojen olduğu kesinlikle ispatlanan en mühim etmen sigaradır (14,15). Sigara otuzun üzerinde karsinojenik madde içermektedir. İçilen sigara sayısı kadar yılı da önemlidir. Yapılan bir vaka kontrol çalışmasında, günde 2 paketten fazla sigara içenlerde hiç içmeyenlere göre riskin 10,4 kat olduğu bulunmuştur (16). Sigarayı bıraktıktan 15 yıl sonra hiç sigara içmeyen bir insanla aynı risk seviyesine ulaşmaktadır (17). Özellikle sigara içmeyen hastalarda görülen larenks kanserinde larengofarengeal reflünün neden olabileceği düşünülmektedir (18,19). Ayrıca reflü postkrikoid kanserde sık görülmektedir. Diğer önemli etiyolojik faktör alkol olup tütün ile birlikte sinerjik etkisi gösterilmiştir (20,21). Plummer-Vinson sendromu ve sülfirik asit de risk faktörleri arasında sayılmaktadır (22,23). 6

8 Patoloji Larenks malign tümörlerinin yaklaşık %95-98 i yassı epitel hücreli kanser olup (21), spindle cell, verrüköz karsinoma gibi varyantları vardır. Larenksin premalign lezyonları genellikle lökoplaki olarak adlandırılır. Mikroskopik olarak hiperkeratozdan, epitelin yaygın displazisine kadar uzanırlar. Hafif ve orta derecede displazi bu iki ucun arasındadır. Karsinoma insitu, skuamöz epitelin bazal membrana invazyon yapmayan kanseridir ve kanserin en erken formudur. Düşük insidanslı diğer larenks kanserleri; - Küçük hücreli karsinom - Mukoepidermoid karsinom - Adenokarsinom - Adenoid kistik karsinom - Sarkomlar (kondrosarkom, fibrosarkom, rabdosarkom vb.) Differansiyasyon derecesine göre; - İyi diferansiye - Orta derecede diferansiye - Az differansiye veya undifferansiye olarak sınıflandırılır. Larenks kanserleri lokalizasyonlarına göre supraglottik, glottik, subglottik ve transglottik olarak 4 grupta incelenir. Glottik kanserler %56-60, supraglottik kanserler %41-45 ve subglottik kanserler %1-2 oranında görülmektedir. Supraglottik kanserler; epiglotun serbest kenarından ventriküle kadar olan alana lokalize tümörlerdir. Supraglottik bölgenin lenfatikten zengin olması nedeniyle lenfatik yaylımları kolay olan tümörlerdir (24). Bu nedenle ileri evre supraglottik tümörlerde, boyun klinik olarak negatif bile olsa boyunda mutlaka tedavi planına eklenmelidir. Kolayca tiroid kıkırdağa penetre olabildiklerinden ve preepiglottik alana yayılabildiklerinden prognozu kötüdür. Glottik kanserler; genellikle vokal kordu ve ön komisürü tutarlar. İyi diferansiye tümör olmaları, lenfatiklerin yok denecek kadar az olması, tiroid kıkırdağın iyi bir bariyer oluşturması, yayılımın yavaş olmasını sağlayan en önemli faktörlerdir (25). 7

9 Subglottik kanserler; ön komisürde vokal kordların serbest kenarının 2-4mm ve vokal çıkıntıların ucundan 5-7mm kadar aşağısından başlayarak krikoid kıkırdak alt kenarına uzanırlar. Transglottik kanserler; bir larengeal bölgeden glottisi geçerek diğer bölgeye atlayan tümörlere denir. Erken dönemde paraglottik alana yayıldıklarından prognozları kötüdür (25). Tanı Uygulanacak tedavi yönteminin seçiminde ve tümör evrelemesinde iyi bir öykü alınması, fizik muayene yapılması ve görüntüleme yöntemleri ile desteklenmesi gereklidir. Larenks kanserli olguların erken dönemde tanınması fonksiyonel cerrahi tedavi şansını artırmaktadır. Öykü-Semptomlar -Sigara, alkol ve iş öyküsü: Yetişkin hastalarda 2 haftayı geçen ses kısıklığı larenks muayenesini gerektirir. Bu muayene indirekt ayna ve endoskopik muayeneyi içermelidir. -Disfoni: En sık görülen belirtidir. Glottik tümörlerde erken bir bulgudur. -Disfaji (yutma güçlüğü): Daha çok supraglottik, dil kökü, hipofarenks ve fossa piriformis yerleşimli kanserlerin belirtisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerçek odinofaji (ağrılı yutma) ise dil kökünü tutan veya postkrikoid ve özofagusun üst kısımlarına yayılan ilerlemiş kanserlerde görülür. -Dispne ve stridor: Larenksteki tümör kitlesi hava pasajını daralttığında ortaya çıkan bir semptomdur. Supraglottik bölgeye yerleşmiş bir tümörün hava yolunu daraltabilmesi için glottik veya subglottik tümörlere oranla daha büyük hacimlere ulaşması gerekmektedir. -Otalji (kulak ağrısı): Özellikle supraglottik larenks kanserlerinde vagusun dalı olan arnold siniri yolu ile ağrı kulakta hissedilebilir. -Öksürük: Tümörün larenksin duyusal innervasyonunu sağlayan süperior laringeal siniri tutması yada etkilemesi halinde bu bölgede ortaya çıkan duyusal kusur ya da sekresyonların yutulamadığı durumlarda ortaya çıkar. Ülsere tümörlerde, öksürükle birlikte hemoptizi de görülebilir. 8

10 Fizik Muayene Palpasyonda larenksin ağrılı ve hassas olması, larenks iskeletinde genişleme, fizyolojik krepitasyonun kaybolması gibi bulgular tespit edilebilir. Tirohyoid ve krikotroid membran bölgesinde dolgunluk olabilir. Bu tümörün, tiroid kıkırdak veya tirohiyoid membran bariyerini aşıp dışa doğru cilt altına (bazen ciltten de dışarı çıkar) yayıldığı zaman görülür ve bu durum hastalığın ileri evrede olduğunu gösteren bir bulgudur. Dil kökü palpe edilmelidir. Vokal kord fiksasyonu olan bir hastada, rekürren sinir fonksiyonunun bozulması ile direkt krikoaritenoid eklem tutulumuna bağlı fiksasyon ayırt edilmelidir. Lenf nodu metastazı açısından supraklavikular bölge üstünde kalan tüm boyun alt bölgeleri dikkatli bir şekilde palpe edilmelidir (13,26,27). Bronkoskopi, özofagoskopi ve nazofaringoskopi: Aynı anda ikinci primer tümör varlığının ve tümörün yayılımının tespiti açısından önemlidir. İndirekt larengoskopi: Tanının ilk basamağıdır. Larenks aynası ile yapılır. Larenksin ana görüntüsü ve dil kökünü iyi gösterir. Tümörün yeri, yayılımı, görünümü, vokal kordların mobilitesi iyice gözden geçirilmelidir. Ancak anterior komissür, subglottik bölge, preepiglottik bölge, paraglottik bölge ve kıkırdak invazyonlarının değerlendirilmesinde güçlük yaşanabilir. Endoskopik larenks muayenesi: Özellikle son yıllarda, larenksin endoskopla değerlendirilmesi rutin muayene haline gelmiştir. İndirekt ayna ile değerlendirilemeyen larenks bölgeleri ve aşırı öğürme refleksi olan hastaların muaeyenesini oldukça kolaylaştırmıştır. Daha pahalı ve ileri bir teşhis metodu olan fleksibl nazofaringoskop kullanımı da gittikçe yaygınlaşmaktadır. En sık kullanılan teleskoplar çocuklarda 2,7mm ve erişkinlerde 4mm çaplı 70 derece teleskoplardır. Mikrolarengoskopi: Preoperatif teşhiste en önemli basamaklardan biridir. Bu yöntemle, tümörün yeri ve yaygınlığı, ventrikül ve sinüs piriformis gibi gizli köşelerin durumu ve tümörün yüzeysel karakteri (nodüler, ekzofitik, granülomatöz, ülsere vb. gibi) hakkında çok değerli bilgiler elde etmek mümkündür. Hastalığın histopatolojik tanısının da konması için bu aşamada biopsi alınmalıdır. 70 ve 90 derecelik açılı endoskoplarla ariepiglottik foldlar, epiglot, aritenoidler, interaritenoid 9

11 bölge, yalancı vokal kordlar, gerçek vokal kordlar yanında subglotis, band ventrikül, anterior komissür gibi rutin muayene ile değerlendirilemeyen bölgeler incelenebilmektedir. Eğer mümkünse hipofarenksin alt bölümleri de değerlendirilmelidir. Biyopsi: Kesin tanı için gereklidir. Tümörün histopatolojik tipi, diferansiyasyon derecesi saptanabilir. Tümörü yakalamak için yeterince derinden alınmalıdır. Radyolojik İncelemeler: İdeal bir görüntüleme yöntemi; kompleks bölge anotomisini detaylı bir şekilde göstermeli, cerraha preoperatif evrelemede ve tedavi seçeneğini belirlemede yardımcı olmalıdır. Tümörün lokal ve bölgesel yaygınlığı, tedavi öncesi evrelendirme ve ikinci primer tümör araştırılması için kontrastlı bilgisayarlı boyun tomografisi (BT) bazı kliniklerde rutin olarak yaptırılmaktadır. Bilgisayarlı tomografi, larengeal iskelet hakkında daha iyi bulgu verirken, manyetik rezonans görüntüleme (MRG) larengeal ve boyun yumuşak doku infiltrasyonunu göstermede daha etkindir. Gerekli görülen olgularda kemik sintigrafisi, beyin MRG, toraks BT, boyun ultrasonografisi, pozitron emisyon tomografisi çalışılabilir. Radyolojik görüntüleme, klinik muayeneye yardımcı olarak kullanılır ancak hiçbir zaman onun yerine kullanılmaz. Özellikle tedaviye karar vermede ve kitlenin eksize edilip edilemeyeceğine karar vermede yardımcıdır (28). BT, MRG ve PET sinin hiçbirisi diğerine her alanda üstün değildir. Ancak avantajları kıyaslandığında, günümüzde en sık kullanılan yöntem BT dir. Boyun BT: İlk kullanılmaya başlandığı 1976 dan beri önemi gittikçe artmış ve larengeal patolojileri değerlendirmede önemli bir yer edinmiştir. Cerrahinin tipine karar verirken, özellikle klinik muayene ile yeterince değerlendirilemeyen derin larengeal yapıların invaze olup olmadığı önem kazanır (29). Bilgisayarlı tomografi öncesinde preepiglottik bölge, paraglottik bölge ve tiroid kıkırdak gibi yapıların tutulumuna ancak vokal kord paralizisi olup olmamasına göre karar veriliyordu. Ancak vokal kord tümör kitlesi nedeniyle paralitik görünebilmektedir. Bu nedenle her zaman doğruyu yansıtmamaktaydı. Günümüzde bilgisayarlı tomografi, larenks kanseri tedavi öncesi değerlendirme ve evrelemede klinik muayeneye yardımcı en değerli görüntüleme yöntemi olmuştur (29). Bununla birlikte, bilgisayarlı 10

12 tomografinin de bazı yetersiz kaldığı durumlar mevcuttur. Örneğin tümörün yaptığı doku kalınlaşması, doku yıkımı ödemden ayrılamayabilmekte, kıkırdak invazyonları bazen gözden kaçabilmektedir (30). Son yıllarda geliştirilen spiral veya helikal bilgisayarlı tomografiler daha az hasta hareketinden etkilenmekte ve daha az artefakta neden olmaktadır (31). Çekim hasta supin pozisyonda baş hafif ekstansiyonda yapılır. Görüntüleme kafa tabanından üst mediastene kadar yapılmaktadır ve kontrastlı madde kullanılmaktadır. Standart olarak aksiyal çekimler, 3mm kalınlıkta vokal kordlara paralel olarak yapılmaktadır. Vokal kordların görünümü respiratuar faza göre değişmektedir. En uygunu, hafif nefes alırken pasajın açık olması yani vokal kordların abdukte olmasıdır. Artefak oranını azaltmak amacıyla, çekim sırasında hasta öksürmemeye ve yutkunmamaya çalışır. Larenks görüntülemesinde, hyoid kemikten başlayarak krikoid kartilajıda içine alacak şekilde çekim yapılmaktadır (32). Aksiyal planda çekilen görüntüler sagital ve koronal planda yeniden oluşturulabilmektedir. Üç boyutlu rekonstrüksiyonlar birkaç dakika içinde yapılabilmektedir. Koronal plan; ariepiglottik foldları, gerçek ve yalancı vokal kordları, larengeal ventrikülü ve subglottik bölgeyi değerlendirmek için kullanılır. Sagital plan; epiglot, vallecula ve piriform sinüsü daha iyi değerlendirmek için kullanılır. Sagital, koronal ve üç boyutlu rekonstrüksiyonlar kompleks anatomik bölgelerin değerlendirmesinde önemlidir. Yine son zamanlarda geliştirilen multidetektör bilgisayarlı tomografiler çok daha hızlı, çok ince kesit tarayabilmekte, daha yüksek rezolüsyona sahip ve daha kaliteli rekonstrüksiyon yapmaktadır. BT nin avantajları: 1) Yaygın olarak bulunması 2) MRG ye göre daha ucuz olması 3) Kısa çekim zamanı 4) Kemik yapıların iyi değerlendirilmesi 5) Özellikle lenf nodu tutulumunu göstermede güvenilir olması 6) Yüksek kaliteli multiplanar görüntüleme yapılabilmesi 7) MRG ye göre daha az artefakt oluşturması 11

13 Dezavantajları: 1) MRG ye göre düşük yumuşak doku rezolüsyonu 2) Radyasyona maruz kalma MRG nin dezavantajları: 1) Dental ve metalik cisimlerden etkilenir 2) Uzun sürdüğü için daha çok hareket artefaktı yapabilir 3) Pahalı olması (33). Nükleer Görüntüleme SPECT (single photon emission computed tomography), PET (positron emission tomography); Her ikiside izotop olarak fluorine -18-labeled 2 fluoro-2- deoxy glucose kullanmaktadır. PET küçük tümörleri tespit edemeyebilir ve tümör (T) evrelemesinde kullanmak çok realistik olmayabilir. Lenf nodu durumunu tespit etmede ise diğer metodlara göre daha üstündür, ancak negatif prediktif değeri yeterince yüksek değildir. Tümörün primer kaynağı bilinmediğinde, uzak metastazları göstermede diğer metotlara göre daha üstündür (34). MRG: T1 ve T2 olmak üzere iki temel sekansı mevcuttur. Yumuşak dokuları değerlendirmede bilgisayarlı tomografiye göre daha üstündür (35). Ayrıca subglottik uzanım ve erken kıkırdak invazyonunu göstermede daha sensitif ancak daha az spesifiktir. Çekim yaklaşık 30 dakika sürer, bu nedenle hasta daha fazla koopere olmalıdır. Uzun çekim süresinden dolayı, dispnesi olan hastada çekim yapmak uygun olmayabilir. MRG de kıkırdak invazyonu göstermede temel olarak hyalin kıkırdak ve yağlı dokudaki sinyal değişikliğine göre belirlenmektedir (35,36). USG: Larenks ve hipofarenksin değerlendirilmesinde BT ve MRG ye alternatif olarak kullanılamaz. Ancak, özellikle çocuklarda boyundaki bir kitleyi değerlendirmede yardımcı olabilir. Tümör tutulumu için anormal kontrast tutulumu bulguları; yumuşak doku kalınlaşması, bariz kitle görünümü, yağ dokusunun infiltrasyonudur. Havayolu ile krikoid ark arasındaki doku kalınlaşması subglottik tutulumu gösterir. Gross kıkırdak invazyonu BT ile gösterilebilir. Ancak farklı ossifikasyon paternleri nedeniyle yetersiz kalabilir. 12

14 Yayılım Larenks kanseri direkt invazyon, lenfatik, hematojen ve perinöral yollar ile yayılım gösterir. Direk invazyon bölgeleri tümörün başlangıç yerine göre değişiklikler gösterir. Suprahiyoid epiglot lezyonları, epiglot serbest kenarını tutup vallekula ve dil köküne; infrahiyoid epiglot lezyonları, preepiglottik bölgeye; ariepiglottik plika lezyonları paraglottik boşluğa ve sinüs priformise; bant ventrikül lezyonları epiglot, ön komissür, aritenoid, ariepiglottik plika ve paraglottik boşluğa yayılma eğilimi gösterirler (1). Glottik lezyonlar ventrikül yolu ile paraglottik boşluğa, ön komissürden tiroid kıkırdağa ve subglottik bölgeye yayılabilirler (1). Konus elastikus ve quadrangular membran, tümörün yayılması için bariyer görevi görse de ileri evre tümörlerde köprü görevi görmektedirler (37). Tümör bir kez bu bariyerleri aştımı boyun yumuşak dokularına ve larenk içinde vertikal olarak yayılabilir. Bu iki yapıya daha derin olarak yerleşmiş bulunan bölgeler, preepiglottik ve paraglottik bölgedir. Preepiglotik bölge özellikle ileri evre supraglottik tümörlerde, paraglottik bölge ise çoğunlukla ileri evre glottik tümörlerde tutulmaktadır. Bu kompartımanlardan biri tutulduğunda tümör aşağı ve yukarı yönde serbestçe hareket edebilmekte ve sıklıkla vokal kord mobilitesini etkilemektedir. Subglottik lezyonlar krikotiroid aralık yoluyla larenks dışına taşıp tiroide yayılabilirler. Lümende trakeaya doğru gelişim gösterebilirler. Krikoid kıkırdağı invaze edebilir ve tiroaritenoid kası tutarak vokal kord fiksasyonuna sebep olabilirler (38). Uzak metastazlar en sık akciğer ve kemiklere olmaktadır (39). Ayırıcı tanı Kronik larenjit, benign tümörler, tüberküloz ve sifilis öncelikle ayırıcı tanısı yapılması gereken hastalıklardır. Organize olmuş hematom, kontakt ülser, amiloidozis, lenfoma gibi nadir hastalıklar larenks kanseri ile karışabilir ancak görünümleri ve biopsi ile kolaylıkla ayırıcı tanıları yapılabilir (40). Evreleme AJCC nin (American Joint Committee on Cancer) 2002 yılında yayınladığı kılavuzda, larenks kanserlerinin evrelemesinde bazı değişiklikler yapılmıştır (41). 13

15 Kılavuza göre, larenks kanserlerinin evrelemesinde Tümör veya T evresi, primer tümör evresidir. Temel olarak tutulum bölgesini ve vokal kord hareketliliğini tanımlar. Lenf nodu metastazı veya N evresi, lenf nodu boyutuna ve sayısına göre yapılır. Uzak metastaz veya M evresi, boyun ve larenksin ötesindeki lezyonu gösterir. Lezyonun çıkış yeri, sadece erken ever tümörlerde kesin olarak belirlenebilir. İleri evre tümörlerde lezyonun çıkış yerinin kesin olarak belirlenmesi güçtür (42). Pıccırıllo ve ark. (43), mevcut TNM sınıflamasında olduğu gibi tümörün sadece morfolojik özelliklerinin evrelemede yeterli olmayacağını, bağımsız prognostik öneme sahip faktörleride içerecek yeni bir sınıflamaya ihtiyaç olduğunu belirtmişlerdir. İdeal bir sınıflama sistemi 3 amacı karşılamalıdır. 1) Hasta için prognostik bilgi vermelidir. 2) Aynı hastanın farklı tedavi yöntemleri kullanıldığında, ortaya çıkan sonuçları karşılaştırmayı standardize etmelidir. 3) Cerraha tedavi modalitesini seçme konusunda yardımcı olamlıdır. Mevcut TNM, ilk iki amacı karşılasa da üçüncü amacı karşılamada yeterli değildir (örneğin parsiyel cerrahiye karşı total larenjektomi) (43). Bu nedenle bazı araştırmacılar evreleme sırasında klinik muayenenin yanısıra hasta ile ilgili faktörlerin, radyolojik değerlendirme ve intraoperatif değerlendirmenin de önemli olduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca TNM evrelemesinde, derin tümör ekstansiyonu tümörü evrelemede her zaman hesaba katılmaz. Bu nedenle doğruluğu sorgulanmalıdır (44). Primer Tümör Tx: Primer tümör değerlendirilemiyor T0: Primer tümör bulgusu yok Supraglottik Larenks Kanseri Tümör (T) Evrelemesi T1: Tümör supraglottisin bir alt bölgesine sınırlıdır, kord hareketleri normaldir. T2: Tümör supraglottisin birden fazla alt bölgesinin mukozasını veya glottisi veya supraglottis dışındaki bir bölgeyi (örneğin dil kökü mukozası, vallekula, piriform sinüs medial duvarı) tutmuştur, kord hareketleri normaldir. T3: Tümör larenks içinde sınırlı olmakla birlikte vokal kord fıksasyonu vardır ve/veya 14

16 postkrikoid bölge, preepiglottik dokular, paraglottik alan invazedir ve/veya minör tiroid kıkırdak invazyonu (iç korteks) vardır. T4a: Tümör tiroid kıkırdağı tam kat invaze etmiştir ve/veya larenks dışı dokulara taşmıştır (örneğin trakea, dilin derin ekstrensek kasları, prelarengeal kaslar, tiroid veya özefagus gibi boyun yumuşak dokuları). T4b: Tümör prevertebral alanı invaze etmiştir, karotid arteri çevrelemiştir veya mediastinal yapıları invaze etmiştir. Glottik Larenks Kanseri Tümör (T) Evrelemesi T1: Tümör vokal kordlarla sınırlıdır ve kord hareketleri normaldir (anterior veya posterior komissür invazyonu olabilir). T1a: Tümör tek bir vokal kordadır. T1b: Her iki vokal kordda tümör mevcuttur. T2: Tümör supraglottis ve/veya subglottise uzanmaktadır ve/veya kord hareketleri kısıtlanmıştır. T3: Tümör larenks içinde sınırlı olmakla birlikte kord fiksasyonu vardır ve/veya paraglottik alan invazyonu vardır ve/veya minör tiroid kıkırdak invazyonu vardır (iç korteks). T4a: Tümör tiroid kıkırdağı tam kat invaze etmiştir ve/veya larenks dışı dokulara taşmıştır (örneğin trakea, dilin derin ekstrensek kasları, prelarengeal kaslar, tiroid veya özefagus gibi boyun yumuşak dokuları). T4b: Tümör prevertebral alanı invaze etmiştir, karotid arteri çevrelemiştir veya mediyastinal yapıları invaze etmiştir. Subglottik Larenks Kanseri Tümör (T) Evrelemesi T1: Tümör subglottise sınırlıdır. T2: Tümör vokal kordlara uzanmakla birlikte kord hareketleri normal veya kısıtlanmıştır. T3: Tümör larenks içinde sınırlı olmakla birlikte kord fiksasyonu vardır. T4a: Tümör krikoid veya tiroid kıkırdağı tam kat invaze etmiştir ve/veya larenks dışı dokulara taşmıştır (örneğin trakea, dilin derin ekstrensek kasları, prelarengeal kaslar, tiroid veya özefagus gibi boyun yumuşak dokuları). T4b: Tümör prevertebral alanı invaze etmiştir, karotid arteri çevrelemiş veya mediastinal yapıları invaze etmiştir. 15

17 Bölgesel Lenf Nodları Nx: Bölgesel lenf nodları değerlendirilememektedir. N0: Bölgesel lenf nodu metastazı yoktur. N1: En büyük çapı 3 cm yi geçmeyen tek bir ipsilateral lenf nodunda metastaz vardır. N2: En büyük çapı 3 6 cm arasında tek bir ipsilateral lenf nodunda metastaz vardır veya hiçbirinin çapı 6 cm yi geçmeyen multipl ipsilateral lenf nodlarında metastaz vardır veya hiçbirinin çapı 6 cm yi geçmeyen bilateral veya kontralateral lenf nodların da metastaz vardır. N2a: En büyük çapı 3 6 cm arasında tek bir ipsilateral lenf nodunda metastaz vardır. N2b: Hiçbirinin çapı 6 cm yi geçmeyen multipl ipsilateral lenf nodlarında metastaz vardır. N2c: Hiçbirinin çapı 6 cm yi geçmeyen bilateral ve ya kontralateral lenf nodlarında metastaz vardır. N3: Bir lenf nodunda 6 cm den büyük metastaz vardır. Uzak Metastaz Mx: Uzak metastazlar değerlendirilememektedir. M0: Uzak metastaz yoktur. M1: Uzak metastaz vardır. Tablo 2.1: Evrelendirme Tablosu EVRE-0 Tis NO MO EVRE-I Tl NO EVRE-II T2 NO MO EVRE-III T3 NO MO Tl Nl MO T2 Nl MO T3 Nl MO EVRE-IVa T4a NO MO T4a Nl MO Tl N2 MO T2 N2 MO T3 N2 MO T4a N2 MO EVRE-IVb T4b Herhangi N MO Herhangi T N3 MO EVRE-IVc Herhangi T Herhangi N Ml 16

18 Tedavide Genel Prensipler Larenks kanserlerinin tedavisinde, cerrahi ve radyoterapi olmak üzere geçerli iki ana tedavi yöntemi mevcuttur (45). Her tedavi yönteminin avantaj ve dezavantajları vardır. Tümörün yayılımı, yeri, evresi, boyun metastazlarının varlığı, hangi tedavi yöntemi ile en çok kür şansının tanınabileceği, larenks işlevlerinin ne kadar korunabileceği önemlidir. Tedavi seçimini etkileyen hastayla ilgili faktörler; yaşı, iş durumu, mental durumu, genel sağlık durumu, hastanın istekleri, sesini işiyle yapması, kardiopulmoner durumudur (egzersiz toleransı, solunum fonksiyon testleri). İdeal yaklaşım şekli; Kulak Burun Boğaz, Radyasyon Onkolojisi, Medikal Onkoloji, Radyoloji, Patoloji uzmanlarının katılımıyla, multidisipliner olarak her hastanın ayrı olarak değerlendirilmesi ve tedavi yönteminin belirlenmesidir. Cerrahi Tedavi Cerrahi tedavide primer tümörün rezeksiyonu (larenjektomiler) ile birlikte bölgesel lenf nodlarının eksizyonun (boyun diseksiyonları) yapılması esastır. Erken evre glottik kanserlerde lenf nodu diseksiyonu gerekmez. A) Primer Tümörün Rezeksiyonu (Larenjektomiler) Genel olarak parsiyel ve total larenjektomiler olarak ikiye ayrılabilir. 1) Parsiyel larenjektomiler: Kendi içinde konservatif ve nonkonservatif tedaviler olarak ikiye ayrılabilir. a) Konservatif parsiyel larenjektomiler: Larenksin üç ana fonksiyonun (fonasyon, solunum ve sfinkter) da korunduğu tedaviler olup bunlarda yine kendi arasında ikiye ayrılabilirler. -Endoskopik rezeksiyon: Soğuk aletlerle ve CO2 laser kullanımı ile yapılmaktadır. Erken evre glottik ve supraglottik kanserlerde etkin bir rezeksiyon sağladığını ifade eden birçok yayın olmakla birlikte endolarengeal rezeksiyonun etkinliğini radyoterapi ya da açık cerrahi ile başarılı biçimde karşılaştıran randomize prospektif çalışmalar sonuçlandığında bu tip rezeksiyonun başarısı hakkında yararlı verilere ulaşılabilecektir (46). -Açık teknikler: Vertikal, horizontal veya her iki planda da rezeksiyon olanağı veren teknikler olup laringofissür kordektomi, vertikal hemilarenjektomi, 17

19 frontolateral hemilarenjektomi, frontal anterior hemilarenjektomi, 3/4 larenjektomi, horizontal glottektomi, supraglottik larenjektomi (SGL), suprakrikoid larenjektomi (SCL) bu grup içinde değerlendirilmektedir. b) Non konservatif parsiyel larenjektomi: Larenksin fonasyon ve sfinkter fonksiyonlarının korunduğu ancak ağız solunumunun korunamaması nedeniyle hastada kalıcı trakeostomi bırakılan near total larenjektomi (NTL) bu bölümde yer alır. 2) Total larenjektomi: Tüm larenksin, hiyoid kemiğin, üst trakeal halkaların ve sıklıkla prelarengeal adelelerin de rezeke edildiği ve kalıcı trakeostomiyi de içeren cerrahi tedavi yöntemidir. İleri evre larenks kanserlerinde öngörülen tedavi yöntemi total larenjektomidir. B) Bölgesel lenf nodlarının eksizyonu (Boyun disseksiyonları) Boyun lenf nodları bölgeleri Amerikan Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Akademisine bağlı Baş Boyun Cerrahisi ve Onkolojisi Komitesi tarafından 2002 yılında yeniden güncelleştirilmiştir (47). Buna göre: Zon I. Submental ve submandibüler Zon II. Üst derin juguler (jugulodigastrik) Zon III. Orta derin juguler Zon IV. Alt derin juguler Zon V. Arka üçgen (supraklaviküler, spinal aksesuar) Zon VI. Ön kompartman (Prelarengeal, perilarengeal, pretrakeal, paratrakeal, peritiroidal) lenf nodlarını içermektedir. Larenks kanserlerinde N+ olgularda teropatik, N0 olgularda profilaktik amaçlı olarak boyun disseksiyonları uygulanmaktadır. Yapılış şekline göre boyun disseksiyonları kapsamlı ve seçici olabilir. Larenks kanserinde boyun metastazının evresine göre aşağıdaki boyun diseksiyonları uygulanabilir. 1- Kapsamlı boyun diseksiyonları a) Radikal boyun diseksiyonu: I-V zonlardaki lenf nodları, SKM kası, internal juguler ven (İJV), spinal aksesuar sinir (SAS) ve submandibuler tükrük bezi ile birlikte rezeke edilir. b) Genişletilmiş radikal boyun diseksiyonu: Radikal boyun diseksiyonunda çıkarılan yapılara ek olarak retrofarengeal, parafarengeal, mediastinal veya aksiller 18

20 lenf nodları ile birlikte bazı kranial sinirler, diğer kaslar, deri veya karotid arterin de rezeksiyona katılması. c) Modifiye radikal boyun diseksiyonu: Zon I-V teki tüm lenf nodlarının rezeksiyonu yapılmak şartıyla SAS, SKM kası, submandibuler tükrük bezi ve İJV den birinin, ikisinin veya her üçünün birden korunduğu tekniktir. Modifiye radikal boyun diseksiyonu tip-i: SAS korunur. Modifiye radikal boyun diseksiyonu tip-ii: SAS ve İJV korunur. Modifiye radikal boyun diseksiyonu tip-iii (fonksiyonel BD): SAS, İJV ve SKM kası korunur. 2- Seçici boyun diseksiyonları: N0 olgularda primer lezyonun yerine göre; a) Lateral boyun diseksiyonu (Zon II, III ve IV) b) Anterolateral boyun diseksiyonu (Zon II, IV ve VI) c)santral boyun diseksiyonu (Zon VI) yapılabilir Radyoterapi Tümörün yayılım bölgeleri, hastanın tıbbi durumu, hasta ve yakınlarının seçimi ile tedaviyi yapacak merkezin deneyimleri ve olanaklarına göre larenks kanserlerinde radyoterapi, primer tedavi şekli olarak ya da kemoterapi ve/veya cerrahi tedavi ile birlikte kombine olarak kullanılmaktadır. Erken evre supraglottik ve glottik kanserlerde konservatif parsiyel larenjektomi ile radyoterapinin eşit sağkalım sağladığı yönünde birçok çalışma vardır. Rezektabıl lokal ileri evre tümörlerde klasik yaklaşım postoperatif radyoterapi iken son yıllarda organ koruyucu kemoradyoterapi protokolleri de artan sıklıkta kullanılmaya başlanmıştır. Bu protokollerin başarısızlığında ise kurtarma cerrahisi yapılmaktadır. Subglottik kanserlerde ise genel olarak kombine (cerrahi + radyoterapi) tedavi önerilmektedir (41). Kemoterapi Larenks kanserlerinde kemoterapi bugün için tek başına küratif değildir. Uzak metastazlı olgularda tek seçenek olarak kalabilir. En sık kullanılan kombinasyon Cisplatin+5-Fluorouracil dir. Organ koruyucu protokoller ile gündeme gelen neoadjuvan kemoterapi ile primer tümörün önemli oranlarda küçüldüğü tespit edilmekle beraber, bu uygulamanın sağ kalıma ek bir katkısı henüz gösterilememiştir (41). 19

21 3. MATERYAL ve METOD Bu çalışma Mart-2003 ile Haziran-2008 tarihleri arasında Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Kulak Burun Boğaz Kliniği nde larenks kanseri nedeniyle cerrahi uygulanan 47 hasta ile yürütüldü. Çalışmaya kabul etme kriterlerimiz: 1. Preoperatif biyopsileri epidermoid larenks kanseri olan hastalar, 2. Primer tedavi olarak cerrahi (total veya parsiyel larenjektomi) uygulanmış olan hastalar, 3. Preoperatif radyoterapi almayan hastalar, 3. Operasyon öncesi kontrastlı boyun BT leri çekilmiş olan hastalar. Hastaların temel demografik ve klinik bilgileri değerlendirildi. Bu bilgiler dosyalarından ve hastanemiz arşivinden edinildi. Hastaların yaşı ve cinsiyeti belirlendi. Histopatoljik değerlendirme bulguları kesin ve doğru sonuç olarak kabul edildi. Histopatolojik olarak tümör diferansiyasyon derecesi, tümör yerleşim bölgesi, tümör (T) evresi ve derin anatomik bölgelerde invazyon olup olmadığı saptandı. Hastaların hepsine rutin indirekt olarak larenks aynası, rijid ve/veya fleksibl nazofaringoskopla detaylı larenks muayenesi bilgileri saptanmıştır. Boyun cildi ve larenks üzerideki patolojileri ve lenf nodu metastazını tespit için bimanüel palpasyon ve inspeksiyon bulgular saptanmıştır. Ameliyattan önce tüm hastalara teşhis ve biyopsi amaçlı olarak genel veya lokal anestezi ile mikrolarengoskopi uygulanmıştır. Bu şekilde kitleden teşhis amaçlı biyopsi alınmıştır. Ayrıca rutin muyene ile yeterince değerlendirilemeyen, tümör kitlesi, yerleşim yeri, anterior komissür ve subglottik bölge daha detaylı ve objektif bir şekilde muayene edilmiştir. Tüm hastalara tümör yerleşim bölgesi, uzanımı, evresini belirlemek amacıyla, larenksi ve boyundaki lenf bezi tutulumunu, kitle olup olmadığını belirlemek amacıyla boyun bölgesini ve larenksi içerecek şekilde kontrastlı boyun BT çekilmiştir. Çekim sırasında özellikle tümörün evresi (T), tedavi modalitesi ve prognozunu etkileyen ve rutin muayenede değerlendirilmesi zor olan derin anatomik bölgelerde invazyon varlığı belirlenmiştir. Ameliyat sırasında larenjektomi spesimeninde tümörün yerleşimi yeri, evresi (T), rutin muayene ile değerlendirilemeyen derin anatomik bölgelerde invazyon varlığı saptanmıştır. Ameliyat sırasında, larenjektomi materyali 20

22 dikkatli ve detaylı bir şekilde değerlendirilerek tümörün yerleşim yerine, evresine (T), subglottik bölge ve tiroid kıkırdak invazyonu gibi tedavi seçimini değiştirebilecek parametreler daha objektif bir şekilde değerlendirilmiştir. Tümör evresi (T), yerleşim bölgesi ve derin anatomik bölgelerin invazyon durumu histopatolojik değerlendirme, kesin sonuç kabul edilerek karşılaştırıldı ve istatistiksel olarak analiz edildi. Kontrastlı Boyun BT Çekimi Tomografi incelemeleri, hastanemiz radyoloji departmanında hitachi marka ve pronto model single-slice bilgisayarlı tomografi cihazıyla yapılmıştır. Hasta sırt üstü yatar durumda boyun hafif gergin ve ekstansiyonda, sakin solunum esnasında, yutkunma haraketleri ve kıpırdanmalara engel olunarak çekim yapılmıştır. Çekim sırasında intravenöz yoldan kontrastlı madde verilmiş ve dil kökü ile proksimal trakea arasında 3mm lik aksiyel kesitler alınmıştır. Larenjektomi Spesimeninin Histopatolojik İncelenmesi Specimenler %10 formaldehit ile tespit edilmiştir. Dekalsifikasyon amacıyla ortalama üç gün formik asitte bekletilmiştir. Parafin bloklar hazırlanmış ve her bloktan ortalama 3-5 mikronluk kesitler alınmıştır. Kesitler hematoksilen & eosin ile boyanmıştır. İstatistiksel İncelemeler İstatistiksel analizler için NCSS 2007&PASS 2008 Statistical Software (Utah, USA) programı kullanıldı. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metodların (Ortalama, Standart sapma) niteliksel verilerin karşılaştırılmasında tanı tarama testleri, Ki-Kare testi, Mc Nemar test ve Kappa uyum testi kullanıldı. Sonuçlar % 95 lik güven aralığında, anlamlılık p<0.05 düzeyinde değerlendirildi. 21

23 4. BULGULAR Bu çalışma Mart-2003 ile Haziran-2008 tarihleri arasında Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi KBB servisinde larenks kanseri nedeniyle ameliyat edilen ve takipleri yapılan toplam 47 olgu üzerinde retrospektif olarak yapılmıştır. Olguların yaşları 38 ile 81 arasında değişmekte olup ortalama 57,89±9,78 dir. Olguların 6 sı (%12,8) kadın; 41 i (%87,2) erkektir. Tablo 1: Histopatolojik incelemeye göre tümör bölgesi, tümör diferansiyasyonu ve ameliyat durumuna göre dağılımlar n % Tümör bölgesi Tümör diferansiyasyonu Ameliyat Glottik 10 21,3 Transglottik 27 57,4 Supraglottik 10 21,3 Az diferansiye 10 21,3 Orta derece diferansiye 27 57,4 İyi derece diferansiye 10 21,3 Parsiyel larenjektomi 10 21,3 Total larenjektomi 36 76,6 Near total larenjektomi 1 2,1 Tümör bölgesine göre dağılımlara bakıldığında; glottik olan 10 (%21,3) olgu; transglottik olan 27 (%57,4) olgu ve supraglottik olan 10 (% 21,3) olgu mevcuttur. 22

24 Tümör Bölgesi Supraglottik 21,3% Glottik 21,3% Transglottik 57,4% Şekil 1. Histopatolojk tümör bölgesine göre dağılımlar Tümör diferansiyasyonuna göre dağılıma bakıldığında, az derecede olan 10 (%21,3); orta derecede olan 27 (%57,4) ve iyi derecede olan 10 (%21,3) olgu vardır. Tümör Diferansiasyonu İyi derece diferansiye 21,3% Az diferansiye 21,3% Orta derece diferansiye 57,4% Şekil 2. Histopatolojik tümör diferansiyasyonuna göre dağılımlar 23

25 Olguların 10 una (%2,3) parsiyel larenjektomi; 36 sına (%76,6) total larenjektomi ve 1 (%2,1) olguya near total larenjektomi uygulanmıştır. Ameliyat Şekli Near Total larenjektomi 2,1% Parsiyel Larenjektomi 21,3% Total larenjektomi 76,6% Şekil 3. Ameliyat şekline göre dağılımlar Tablo 2: Histopatolojik tümör (T) evresini doğru tespit etme oranları n % Klinik muayene 19 40,7 Boyun BT 31 66,0 Peroperatif muayene 28 59,6 Klinik muayene+boyun BT 36 76,6 Klinik muayene+boyun 85,1 40 BT+Peroperatif muayene (p<0,05) Histopatolojik tümör (T) evresi sadece klinik muayene ile %40,7; sadece boyun BT ile %66; sadece peroperatif muayene ile %59,6; klinik muayene+boyun BT ile % 76,6 ve klinik muayene+boyun BT + peroperatif muayene ile % 85,1 oranında doğru evrelendirilmiştir. 24

26 oran (%) Patolojik Evreyi Doğru Yakalama Oranı Klinik muayene Boyun BT Perop Muayene Klinik+Boyun BT Klinik + BT+Perop mua. Şekil 4. Histopatolojik tümör (T) evresini doğru tespit etme oranlarının dağılımı Tablo 3: Histopatolojik tümör bölgesine göre tümörün klinik muayene, boyun BT ve perop muayene evrelerinin değerlendirmesi ve karşılaştırılması Tümör bölgesi Klinik muayene Boyun BT Perop muayene Klinik+BT Klinik+BT+Perop muayene Glottik (%80,0) 8 (%80,0) 10 (%100) (n=10) (%50,0) (%70,0) Transglottik (%77,8) 23 (%85,0) (n=27) (%40,7) (%66,7) (%59,3) Supraglottik (%40,0) 7 (%70,0) 7 (%70,0) (n=10) (%30,0) (%60,0) p 0,659 0,888 0,190 0,849 0,169 : Ki kare test Histopatolojik tümör bölgelerine göre klinik muayene ile tümör evresini 25

27 doğru tespit etme oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmemektedir (p>0,05). En yüksek oranda glottik bölge tümörleri doğru evrelendirilmiştir Histopatolojik tümör bölgelerine göre boyun BT ile tümör evresini doğru tespit etme oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmemektedir (p>0,05). Burada da en yüksek oranda glottik bölge tümörleri doğru evrelendirilmiştir. Histopatolojik tümör bölgelerine göre peroperatif muayene ile tümör evresini doğru tespit etme oranları arasında istatistiksel olarak anlamlılığa yakın olmakla beraber anlamlı farklılık görülmemektedir (p>0,05). En yüksek oranda glottik bölge tümörleri doğru evrelendirilmiştir. Klinik muayene ve boyun BT beraber değerlendirildiğinde, histopatolojik tümör bölgelerine göre tümör evresini doğru tespit etme oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmemektedir (p>0,05). Klinik muayene+bt ve perop muayene bulgularının tümüne göre yapılan değerlendirmede de histopatolojik tümör bölgelerine göre tümör evresini doğru tespit etme oranları arasında istatistiksel olarak anlamlılığa yakın olmakla beraber anlamlı farklılık görülmemektedir (p>0,05). Glottik bölgedeki tüm tümörler doğru evrelendirilmiştir. 26

28 oran (%) Glottik Transglottik Supraglottik Klinik evre Boyun BT Perop Muayene Klinik+BT Klinik+BT+Perop Şekil 5. Histopatolojik tümör bölgesine göre klinik muayene, boyun BT ve perop muayene evrelerinin değerlendirmesi ve karşılaştırılması Tablo 4: Erken ve ileri evre tümörlerin doğru evreleme oranı dağılımı Klinik muayene Boyun BT Perop muayene Erken evre (T1-T2) (n=24) 15 (%62,5) 16 (%66,7) 21 (%87,5) İleri evre (T3-T4) (n=23) 4 (%17,4) 15 (%65,2) 7 (%30,4) Toplam p 0,002** 0,917 0,001** Histopatolojik incelemede erken evre olarak tespit edilen 24 olgunun klinik muayenede 15 inin (%62,5) doğru saptandığı, boyun BT de 16 sının (%66,7) doğru saptandığı ve peroperatif muayenede ise 21 inin (%87,5) doğru saptandığı bulunmuştur. 27

29 Histopatolojik incelemede ileri evre tespit edilen 23 olgunun klinik muayenede 4 ünün (%17,4) doğru saptandığı; boyun BT de 15 inin (%65,2) doğru saptandığı ve peroperatif muayenede ise 7 sinin (%30,4) doğru saptandığı görülmüştür. oran (%) Patolojik Evreyi Doğru Yakalama Oranları Klinik Muayene Boyun BT Perop Muayene Erken evre (T1-T2) İleri evre (T3-T4) Şekil 6. Erken ve ileri evre tümörlerin doğru evreleme oranı dağılımı Tablo 5: Erken ve ileri evre tümörlerde yanlış evreleme oranı dağılımı Klinik muayene Boyun BT Perop muayene Üst evre 8 (%28,6) 10 (%62,5) 4 (%21,1) Alt evre 20 (%71,4) 6 (%37,5) 15 (%78,9) Toplam Klinik muayenede histopatolojik tümör evresi yanlış tespit edilen 28 hastanın 20 si (%71,4) alt evre, 8 i (%28,6) üst evre olarak değerlendirilmiştir. Boyun BT de 6 sı (%37,5) alt evre, 10 u (%62,5) üst evre olarak değerlendirilmiştir. Peroperatif muayenede ise 15 i (%78,9) alt evre, 4 ü (%21,1) üst evre olarak değerlendirilmiştir. 28

30 Patolojiye Göre Yanlış Saptama Oranları oran (%) Klinik Muayene Boyun BT Perop Muayene Üst evre (T1-T2) Alt evre (T3-T4) Şekil 7. Erken ve ileri evre tümörlerde yanlış evreleme oranı dağılımı Tablo 6: Histopatolojik Tümör (T) evrelerine göre dağılımlar Patolojik Klinik Boyun BT evreleme muayene Perop muayene T1 1 (%2,1) 2 (%4,3) 2 (%4,3) - T1a 3 (%6,4) 5 (%10,6) 3 (%6,4) 3 (%6,4) T1b - 1 (%2,1) - 1 (%2,1) T2 20 (%42,6) 23 (%48,9) 16 (%34,0) 32 (%19,1) T3 7 (%14,9) 15 (%31,9) 9 (%19,1) 3 (%6,4) T4 15 (%31,9) 1 (%2,1) 16 (%34,0) 8 (%17,2) T4b 1 (%2,1) 1 (%2,1) - TOPLAM Histopatolojik incelemede T1 evresi %2,1 olguda; T1a evresi %6,4 olguda; T2 evresi %42,6 olguda; T3 evresi %14,9 olguda; T4 evresi %31,9 olguda ve T4b evresi % 2,1 olguda görülmektedir. 29

31 Tümör Evreleri 100% 80% 60% 40% 20% T4b T4 T3 T2 T1b T1a T1 0% Patoloji Klinik Muayene Boyun BT Perop Muayene Şekil 8. Histopatolojik Tümör (T) evrelerine göre dağılımlar Tablo 7: Histopatolojik incelemede anterior komissürde invazyon ve klinik muayene Duyarlılık Tablosu Histopatolojik inceleme Anterior komissür Evet Hayır Toplam P n % n % n % Klinik muayene Evet 14 29,8 4 8, ,3 Hayır 9 19, , ,7 Toplam 23 48, , ,267 Sensitivite 60,87 Spesifisite 83,33 Pozitif prediktif değer 77,78 Negatif prediktif değer 68,97 Doğruluk 72,34 Mc Nemar test uygulandı Histopatolojik incelemeye göre anterior komissürde invazyonu olan olguları tespit etmede patoloji ile klinik muayene arasında anlamlı farklılık olmadığı görülmektedir (p>0.05). Histopatolojik incelemede anterior komissür bölgesinde 30

32 tümör invazyon oranı %48,9 iken; klinik muayenenin anterior komissür invazyonunu doğru ve yanlış tespit etme oranı %38,3 dir. Patoloji ve klinik evreleme arasındaki tesadüfi olmayan Kappa uyum oranı %44,4 dür. Histopatolojide anterior komissürde invazyon olan 23 (%48,9) olgunun klinik evrelemede 14 ü (%29,8) aynı şekilde saptanmış olduğundan testin duyarlılığı %60.87 olarak; özgüllüğü % 83,33 olarak saptanmıştır. Pozitif prediktif değeri ise %77,78 ve negatif prediktif değeri ise %68,97 olarak görülmektedir. Testin doğruluğu %72,34 dür. Tablo 8: Histopatolojik incelemede anterior komissürde invazyon ve Boyun BT Duyarlılık Tablosu Histopatalojik inceleme Anterior komissür Evet Hayır Toplam P n % n % n % Boyun BT Evet 10 21,3 4 8, ,8 Hayır 13 27, , ,2 Toplam 23 48, , ,049* Sensitivite Spesifisite Pozitif prediktif değer Negatif prediktif değer Doğruluk Mc Nemar test uygulandı 43,48 83,33 71,43 60,61 63,83 *p<0,05 Histopatolojik inceleme sonuçlarına göre anterior komissür invazyonu olan hastaları tespit etmede patoloji ile boyun BT arasında anlamlı farklılık olduğu görülmektedir (p<0.049). Histopatolojik incelemede anterior komissürde invazyon oranı %48,9 iken; boyun BT de anterior komissürde invazyonu doğru veya yanlış gösterme oranı %29,8 dir. Patoloji ve Boyun BT arasındaki tesadüfi olmayan Kappa uyum oranı %53,9 dur. 31

33 Histopatolojide anterior komissürde invazyon olan 23 (%48,9) olgunun boyun BT 10 nunu (%21,3) aynı şekilde saptanmış olduğundan testin duyarlılığı %43,48 olarak; özgüllüğü %83,33 olarak saptanmıştır. Pozitif prediktif değeri ise %71,43 ve negatif prediktif değeri ise %60,61 olarak görülmektedir. Testin doğruluğu %63,83 dür. Tablo 9: Histopatolojik incelemede anterior komissürde invazyon ve peroperatif muayene Duyarlılık Tablosu Histopatolojik inceleme Anterior komissür Evet Hayır Toplam P n % n % n % Perop muayene Evet 19 40,4 5 10, ,1 Hayır 4 8, , ,9 Toplam 23 48, , ,000 Sensitivite Spesifisite Pozitif prediktif değer Negatif prediktif değer Doğruluk Mc Nemar test uygulandı 82,61 79,17 79,17 82,61 80,85 *p<0,05 Histopatolojik incelemeye göre anterior komissür invazyonu olan olguları tespit etmede patoloji ile peroperatif muayene arasında anlamlı farklılık olmadığı görülmektedir (P:1,00). Histopatolojik incelemede anterior komissürde invazyon oranı %48,9 iken; peroperatif muayenenin anterior komissürde invazyonu doğru ve yanlış tespit etme oranı %51,1 dir. Patoloji ve peroperatif muayene arasındaki tesadüfi olmayan Kappa uyum oranı %61,7 dir. Histopatolojide anterior komissürde invazyon olan 23 (%48,9) olgunun peroperatif muayene 19 unu (%40,4) aynı şekilde saptanmış olduğundan testin duyarlılığı %82,61 olarak; özgüllüğü %79,17 olarak saptanmıştır. Pozitif prediktif değeri ise %79,17 ve negatif prediktif değeri ise %82,61 olarak görülmektedir. Testin doğruluğu %80,85 dir. 32

34 Tablo 10: Histopatolojik incelemede preepiglottik bölgede invazyon ve Boyun BT Duyarlılık Tablosu Histopatalojik inceleme Preepiglottik bölge Evet Hayır Toplam P n % n % n % Boyun BT Evet 6 12,8 3 6,4 9 19,1 Hayır 4 8, , ,9 Toplam 10 21, , ,000 Sensitivite Spesifisite Pozitif prediktif değer Negatif prediktif değer Doğruluk Mc Nemar test uygulandı 60,00 91,89 66,67 89,47 85,11 Histopatolojik incelemeye göre preepiglottik bölgede invazyon olan olguları tespit etmede patoloji ile boyun BT arasında anlamlı farklılık olmadığı görülmektedir (P:1,00). Histopatolojide preepiglottik bölgede invazyon oranı %21,3 iken; boyun BT nin preepiglotik bölgede invazyonu doğru ve yanlış tespit etme oranı %19,1 dir. Patoloji ve boyun BT arasındaki tesadüfi olmayan Kappa uyum oranı %53,9 dur. Histopatolojide preepiglottik bölgede invazyon olan 10 (%21,3) olgunun boyun BT 6 sını (%12,8) aynı şekilde saptanmış olduğundan testin duyarlılığı %60 olarak; özgüllüğü %91,89 olarak saptanmıştır. Pozitif prediktif değeri ise %66,67 ve negatif prediktif değeri ise %89,47 olarak görülmektedir. Testin doğruluğu %85,11 dir. 33

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM

HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM HİPOFARİNKS KANSERİ DR. FATİH ÖKTEM Nadirdir!!! Üst aerodijestif sistem malinitelerinin % 5-10 u, tüm malinitelerin ise %0.5 i hipofarinks kanserleridir. Kötü seyirlidir!!! İleri evrede başvurmaları ve

Detaylı

Lokal Hastalıkta Hangi Hasta Opere Edilmeli? Doç. Dr. Serdar Akyıldız E ge Ü n i v e r sitesi Tı p Fakültesi K B B Hastalıkları Anabilim D a l ı

Lokal Hastalıkta Hangi Hasta Opere Edilmeli? Doç. Dr. Serdar Akyıldız E ge Ü n i v e r sitesi Tı p Fakültesi K B B Hastalıkları Anabilim D a l ı Lokal Hastalıkta Hangi Hasta Opere Edilmeli? Doç. Dr. Serdar Akyıldız E ge Ü n i v e r sitesi Tı p Fakültesi K B B Hastalıkları Anabilim D a l ı Genel olarak; Tümör hacmi arttıkça Evre ilerledikçe Kombine

Detaylı

LARİNKS ve LARİNGOFARİNKS ANATOMİSİ. Dr. Nezahat Erdoğan İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi

LARİNKS ve LARİNGOFARİNKS ANATOMİSİ. Dr. Nezahat Erdoğan İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi LARİNKS ve LARİNGOFARİNKS ANATOMİSİ Dr. Nezahat Erdoğan İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Memb. tirohyoidea Lig. tirohyoidea Kartijaj triticea Os triticea Krikotiroid lig. Krikotrakel membran

Detaylı

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI HAYDARPAŞA NUMUNE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ I. KULAK BURUN BOĞAZ KLİNİĞİ

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI HAYDARPAŞA NUMUNE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ I. KULAK BURUN BOĞAZ KLİNİĞİ T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI HAYDARPAŞA NUMUNE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ I. KULAK BURUN BOĞAZ KLİNİĞİ LARENKS KANSERLERİNİN CERRAHİ SONUÇLARI; EVRELENDİRMELERİNİN PREOPERATİF, İNTRAOPERATİF VE POSTOPERATİF

Detaylı

LARENKS KANSERLERĠNDE TRANSORAL MĠKROENDOSKOPĠK LAZER CERRAHĠSĠ UYGULAMASI

LARENKS KANSERLERĠNDE TRANSORAL MĠKROENDOSKOPĠK LAZER CERRAHĠSĠ UYGULAMASI T.C ÇUKUROVA ÜNĠVERSĠTESĠ TIP FAKÜLTESĠ KULAK BURUN BOĞAZ ANABĠLĠM DALI LARENKS KANSERLERĠNDE TRANSORAL MĠKROENDOSKOPĠK LAZER CERRAHĠSĠ UYGULAMASI Dr. Murat Yusuf ARTURAL UZMANLIK TEZĠ TEZ DANIġMANI Doç

Detaylı

BAŞ ve BOYUN KANSERLERİ Prof.Dr.İrfan PAPİLA. Baş Boyun Kanserleri

BAŞ ve BOYUN KANSERLERİ Prof.Dr.İrfan PAPİLA. Baş Boyun Kanserleri BAŞ ve BOYUN KANSERLERİ Prof.Dr.İrfan PAPİLA Baş Boyun Kanserleri LARENKS Larenks; Solunum, öksürük, konuşma, yutma fonksiyonlarında önemli rol oynayan bir organdır Larenksin üst sınırı epiglot üst ucu,

Detaylı

Lokal İleri Evre Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri Tedavisi

Lokal İleri Evre Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri Tedavisi Lokal İleri Evre Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri Tedavisi Lokal ileri evre akciğer kanserli olgularda cerrahi tedavi, akciğer rezeksiyonu ile birlikte invaze olduğu organ ve dokuların rezeksiyonunu

Detaylı

AKCİĞER KANSERİ AKCİĞER KANSERİNE NEDEN OLAN FAKTÖRLER

AKCİĞER KANSERİ AKCİĞER KANSERİNE NEDEN OLAN FAKTÖRLER AKCİĞER KANSERİ Akciğer kanseri; akciğerlerde anormal hücrelerin kontrolsüz olarak çoğalması sonucu ortaya çıkar. Kanser hücreleri akciğerlere, komşu dokulara veya vücudun diğer bölgelerine yayılabilir.

Detaylı

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak

Tanı: Metastatik hastalık için patognomonik bir radyolojik. Tek veya muitipl nodüller iyi sınırlı veya difüz. Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Hasan Çaylak Göğüs Cerrahisi Metastatik Akciğer Tümörleri Giriş İzole akciğer metastazlarına tedavi edilemez gözüyle bakılmamalıdır Tümör tipine

Detaylı

LARİNKS ve LARİNGOFARİNKS ANATOMİSİ. Dr. Nezahat Erdoğan İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi

LARİNKS ve LARİNGOFARİNKS ANATOMİSİ. Dr. Nezahat Erdoğan İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi LARİNKS ve LARİNGOFARİNKS ANATOMİSİ Dr. Nezahat Erdoğan İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Memb. tirohyoidea Lig. tirohyoidea Kartijaj triticea Os triticea ÖN ARKA Büyük kornus Küçük kornus Gövde

Detaylı

BAŞ-BOYUN LENF NODLARI

BAŞ-BOYUN LENF NODLARI BAŞ-BOYUN LENF NODLARI Dr. Yusuf Öner GAZİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ RADYOLOJİ A.D. ANKARA LENFATİK SİSTEM Lenfatik sistem farklı bölgelerdeki lenf nodlarından geçerek, lenf sıvısını venöz sisteme taşıyan

Detaylı

Savaş Baba, Sabri Özden, Barış Saylam, Umut Fırat Turan Ankara Numune EAH. Meme Endokrin Cerrahi Kliniği

Savaş Baba, Sabri Özden, Barış Saylam, Umut Fırat Turan Ankara Numune EAH. Meme Endokrin Cerrahi Kliniği Savaş Baba, Sabri Özden, Barış Saylam, Umut Fırat Turan Ankara Numune EAH. Meme Endokrin Cerrahi Kliniği Tiroid kanserleri bütün kanserler içinde yaklaşık % 1 oranında görülmekte olup, özellikle kadınlarda

Detaylı

Multipl Myeloma da PET/BT. Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD

Multipl Myeloma da PET/BT. Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD Multipl Myeloma da PET/BT Dr. N. Özlem Küçük Ankara Üniv. Tıp Fak. Nükleer Tıp ABD İskelet sisteminin en sık görülen primer neoplazmı Radyolojik olarak iskelette çok sayıda destrüktif lezyon ve yaygın

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Alkın Yazıcıoğlu. Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi

Göğüs Cerrahisi Alkın Yazıcıoğlu. Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Mediastenin Nadir Görülen Tümörleri Tüm mediastinal kitlelerin %10 dan azını meydana getiren bu lezyonlar mezenkimal veya epitelyal kökenli tümörlerden oluşmaktadır. Journal of linical and nalytical Medicine

Detaylı

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine

Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı. Göğüs Cerrahisi. Journal of Clinical and Analytical Medicine Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Kuthan Kavaklı Göğüs Cerrahisi Akciğer Kanserinde Anamnez ve Fizik Muayene Bulguları Giriş Akciğer kanseri ülkemizde 11.5/100.000 görülme sıklığına

Detaylı

Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri. Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı

Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri. Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Aksillanın Görüntülenmesi ve Biyopsi Teknikleri Prof. Dr. Meltem Gülsün Akpınar Hacettepe Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Meme kanserli hastalarda ana prognostik faktörler: Primer tümörün büyüklüğü

Detaylı

BAŞ BOYUN KANSELERİ. Uyarıcı işaretlerin bilinmesi:

BAŞ BOYUN KANSELERİ. Uyarıcı işaretlerin bilinmesi: BAŞ BOYUN KANSELERİ Uyarıcı işaretlerin bilinmesi: Bir yılda 55000 Amerikalıda baş ve boyun bölgesinde kanser tesbit edildiğini, bunların 13000 ünün öldüğünü ve yine bunların önlenebileceğini biliyor muydunuz?

Detaylı

LARENJEKTOMİ SALİH BAKIR KBB NOTLARI

LARENJEKTOMİ SALİH BAKIR KBB NOTLARI LARENJEKTOMİ 553 LARENJEKTOMİ TİPLERİ Larinks kanserlerinin tedavisinde, cerrahi ve radyoterapi olmak üzere iki temel tedavi yöntemi mevcuttur. Cerrahi tedavide primer tümörün rezeksiyonu ile birlikte

Detaylı

LARENKS KANSERLERĠNDE LAZER CERRAHĠSĠ SONRASI NÜKSÜ KOLAYLAġTIRAN FAKTÖRLERĠN ĠNCELENMESĠ

LARENKS KANSERLERĠNDE LAZER CERRAHĠSĠ SONRASI NÜKSÜ KOLAYLAġTIRAN FAKTÖRLERĠN ĠNCELENMESĠ T.C. ÇUKUROVA ÜNĠVERSĠTESĠ TIP FAKÜLTESĠ KULAK BURUN BOĞAZ ANABĠLĠMDALI LARENKS KANSERLERĠNDE LAZER CERRAHĠSĠ SONRASI NÜKSÜ KOLAYLAġTIRAN FAKTÖRLERĠN ĠNCELENMESĠ Dr. Erdinç ÇEKĠÇ UZMANLIK TEZĠ TEZ DANIġMANI

Detaylı

TRAKEA CERRAHİSİNDE TEMEL PRENSİPLER

TRAKEA CERRAHİSİNDE TEMEL PRENSİPLER TRAKEA CERRAHİSİNDE TEMEL PRENSİPLER İ.Ü. CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ GÖĞÜS CERRAHİSİ ANABİLİM DALI Dr Ahmet DEMİRKAYA 21 Eylül 11 Çarşamba C6-T4 arasında uzanan trakea infrakrokoid seviyeden karinaya kadar

Detaylı

Santral Bölge Diseksiyonunda Lenf Bezi Diseksiyon Genişliği ve Lokalizasyonunun Değerlendirilmesi

Santral Bölge Diseksiyonunda Lenf Bezi Diseksiyon Genişliği ve Lokalizasyonunun Değerlendirilmesi Santral Bölge Diseksiyonunda Lenf Bezi Diseksiyon Genişliği ve Lokalizasyonunun Değerlendirilmesi Evren Besler 1, Nurcihan Aygün 1, Sıtkı Gürkan Yetkin 1, Mehmet Mihmanlı 1, Adnan İşgör 2, Mehmet Uludağ

Detaylı

Mide Kanseri Tanısı Olan Hastalarda Lenf Nodu Tutulum Oranı ve Sağkalım İlişkisi

Mide Kanseri Tanısı Olan Hastalarda Lenf Nodu Tutulum Oranı ve Sağkalım İlişkisi Mide Kanseri Tanısı Olan Hastalarda Lenf Nodu Tutulum Oranı ve Sağkalım İlişkisi Deniz Eda Orhan, Ayşenur Şahin, Irmak Üstündağ, Cenk Anıl Olşen, Aziz Mert İpekçi Danışmanlar: Doç. Dr. Ömer Dizdar Dr.

Detaylı

Diferansiye Tiroid Kanserlerinde tiroid beze yönelik cerrahi, boyutları, üst ve alt laringeal sinire ve paratiroid bezlere yaklaşım. Dr.

Diferansiye Tiroid Kanserlerinde tiroid beze yönelik cerrahi, boyutları, üst ve alt laringeal sinire ve paratiroid bezlere yaklaşım. Dr. Diferansiye Tiroid Kanserlerinde tiroid beze yönelik cerrahi, boyutları, üst ve alt laringeal sinire ve paratiroid bezlere yaklaşım Dr. Alper CEYLAN Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı Tiroid

Detaylı

HAMDİ ÖZŞAHİN,GÜRKAN YETKİN,BÜLENT ÇİTGEZ,AYHAN ÖZ, MEHMET MİHMANLI, MEHMET ULUDAĞ

HAMDİ ÖZŞAHİN,GÜRKAN YETKİN,BÜLENT ÇİTGEZ,AYHAN ÖZ, MEHMET MİHMANLI, MEHMET ULUDAĞ HAMDİ ÖZŞAHİN,GÜRKAN YETKİN,BÜLENT ÇİTGEZ,AYHAN ÖZ, MEHMET MİHMANLI, MEHMET ULUDAĞ ŞİŞLİ HAMİDİYE ETFAL EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ GENEL CERRAHİ KLİNİĞİ Tiroit nodülleri toplumda sık görülen patolojilerdir.

Detaylı

MEME KANSERİNDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ

MEME KANSERİNDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ MEME KANSERİNDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ Dr. Filiz Yenicesu Düzen Laboratuvarı Görüntüleme Birimi Meme Kanserinde Tanı Yöntemleri 1. Fizik muayene 2. Serolojik Testler 3. Görüntüleme 4. Biyopsi Patolojik

Detaylı

LARENKS KANSERĠ TANISI ĠLE ADJUVAN RADYOTERAPĠ UYGULANAN HASTALARIN PROGNOSTĠK FAKTÖRLERĠNĠN RETROSPEKTĠF DEĞERLENDĠRĠLMESĠ

LARENKS KANSERĠ TANISI ĠLE ADJUVAN RADYOTERAPĠ UYGULANAN HASTALARIN PROGNOSTĠK FAKTÖRLERĠNĠN RETROSPEKTĠF DEĞERLENDĠRĠLMESĠ T.C. ĠNÖNÜ ÜNĠVERSĠTESĠ TIP FAKÜLTESĠ LARENKS KANSERĠ TANISI ĠLE ADJUVAN RADYOTERAPĠ UYGULANAN HASTALARIN PROGNOSTĠK FAKTÖRLERĠNĠN RETROSPEKTĠF DEĞERLENDĠRĠLMESĠ UZMANLIK TEZĠ Dr. Leyla ġen RADYASYON ONKOLOJĠSĠ

Detaylı

LOKAL ILERI REKTUM TÜMÖRLERINDE

LOKAL ILERI REKTUM TÜMÖRLERINDE LOKAL ILERI REKTUM TÜMÖRLERINDE NEOADJUVAN KıSA DÖNEM VE UZUN DÖNEM KEMORADYOTERAPI SONRASı HAYAT KALITESI DEĞERLENDIRILMESI SORUMLU ARAŞTIRMACI: Prof.Dr.ESRA SAĞLAM YARDIMCI ARAŞTIRMACI: Dr. ŞÜKRAN ŞENYÜREK

Detaylı

Araştırma. Engin BABA, Melda APAYDIN, Nezahat ERDOĞAN, Makbule VARER, Mehmet DİRİK, Ayşegül SARSILMAZ, Engin ULUÇ

Araştırma. Engin BABA, Melda APAYDIN, Nezahat ERDOĞAN, Makbule VARER, Mehmet DİRİK, Ayşegül SARSILMAZ, Engin ULUÇ Araştırma Larinks Kanserlerinde Bilgisayarlı Tomografik ve Histopatolojik Tümör(T) Evrelemenin Karşılaştırılması COMPARISON OF COMPUTERIZED TOMOGRAPHIC AND HISTOPATHOLOGICAL,TUMOR (T) STAGING OF LARYNGEAL

Detaylı

AKCİĞER KANSERİ. Doç.Dr.Filiz Koşar

AKCİĞER KANSERİ. Doç.Dr.Filiz Koşar AKCİĞER KANSERİ Doç.Dr.Filiz Koşar Akciğer Kanseri Nedir? Kanserler genellikle ilk ortaya çıktığı dokuya göre adlandırılır. Akciğer kanseri ilk önce akciğerde başlar Akciğerler göğüs boşluğumuzun büyük

Detaylı

Primeri Bilinmeyen Aksiller Metastazda Cerrahi Yaklaşım. Dr. Ali İlker Filiz GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Genel Cerrahi Servisi

Primeri Bilinmeyen Aksiller Metastazda Cerrahi Yaklaşım. Dr. Ali İlker Filiz GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Genel Cerrahi Servisi Primeri Bilinmeyen Aksiller Metastazda Cerrahi Yaklaşım Dr. Ali İlker Filiz GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Genel Cerrahi Servisi okült (gizli, saklı, bilinmeyen, anlaşılmaz) okült + kanser primeri bilinmeyen

Detaylı

AKCİĞER KANSERİ TANISI KONULDUKTAN SONRA NE YAPILIR HASTA NASIL TAKİP VE İDARE EDİLİR

AKCİĞER KANSERİ TANISI KONULDUKTAN SONRA NE YAPILIR HASTA NASIL TAKİP VE İDARE EDİLİR AKCİĞER KANSERİ TANISI KONULDUKTAN SONRA NE YAPILIR HASTA NASIL TAKİP VE İDARE EDİLİR Akciğer kanseri olmak her şeyin sonu değildir. Bu hastalığı yenmek için mutlaka azimli, inançlı ve sabırlı olmanız

Detaylı

LARENKS KANSERLERİNDE CERRAHİ VE RADYOTERAPİ TEDAVİSİ SONRASI TİROİD FONKSİYONLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

LARENKS KANSERLERİNDE CERRAHİ VE RADYOTERAPİ TEDAVİSİ SONRASI TİROİD FONKSİYONLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ T.C SAĞLIK BAKANLIĞI HAYDARPAŞA NUMUNE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ I. KULAK BURUN BOĞAZ KLİNİĞİ LARENKS KANSERLERİNDE CERRAHİ VE RADYOTERAPİ TEDAVİSİ SONRASI TİROİD FONKSİYONLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

Detaylı

Karsinoid Tümörler Giriş Sınıflandırma: Göğüs Cer rahisi rahisi Göğüs Cer Klinik:

Karsinoid Tümörler Giriş Sınıflandırma: Göğüs Cer rahisi rahisi Göğüs Cer Klinik: Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Karsinoid Tümörler Giriş Ender görülen akciğer tümörleridirler Rezeksiyon uygulanan akciğer tümörlerinin %0,4- %3 ünü oluştururlar Benign-malign

Detaylı

Karaciğer Metastazlarının Cerrahi Tedavisi. Dr. Orhan Bilge İ.Ü. İst. Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD

Karaciğer Metastazlarının Cerrahi Tedavisi. Dr. Orhan Bilge İ.Ü. İst. Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD Karaciğer Metastazlarının Cerrahi Tedavisi Dr. Orhan Bilge İ.Ü. İst. Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD Kolon tümörlü olguların %40-50 sinde karaciğer metastazı gelişir ; % 15-25 senkron (primer tm ile /

Detaylı

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır.

Vücutta dolaşan akkan sistemidir. Bağışıklığımızı sağlayan hücreler bu sistemle vücuda dağılır. HODGKIN LENFOMA HODGKIN LENFOMA NEDİR? Hodgkin lenfoma, lenf sisteminin kötü huylu bir hastalığıdır. Lenf sisteminde genç lenf hücreleri (Hodgkin ve Reed- Sternberg hücreleri) çoğalır ve vücuttaki lenf

Detaylı

Santral Disseksiyon. Dr. İbrahim Ali ÖZEMİR. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği

Santral Disseksiyon. Dr. İbrahim Ali ÖZEMİR. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği Dr. İbrahim Ali ÖZEMİR İstanbul Medeniyet Üniversitesi Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği 7. Endokrin Cerrahi Kongresi Antalya,2015 Profilaktik Santral Disseksiyon; Preoperatif

Detaylı

BAŞ-BOYUN TÜMÖRLERİ-II. Suprahyoid-infrahyoid bölge. Dr. Nezahat Erdoğan. İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi. peritonsiller. visse ral.

BAŞ-BOYUN TÜMÖRLERİ-II. Suprahyoid-infrahyoid bölge. Dr. Nezahat Erdoğan. İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi. peritonsiller. visse ral. pfb peritonsiller visse ral Retrofa ringeal karotit parotis bukkal tehlikeli temporal BAŞ-BOYUN Suprahyoid-infrahyoid bölge TÜMÖRLERİ-II submental submandibuler Posterior üçgen prevertebral Dr. Nezahat

Detaylı

MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ

MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ MİDE KANSERİNDE APOPİTOZİSİN BİYOLOJİK BELİRTEÇLERİNİN PROGNOSTİK ÖNEMİ Cem Sezer 1, Mustafa Yıldırım 2, Mustafa Yıldız 2, Arsenal Sezgin Alikanoğlu 1,Utku Dönem Dilli 1, Sevil Göktaş 1, Nurullah Bülbüller

Detaylı

RADYOLOJİ RADYODİAGNOSTİK ANABİLİM DALI-DÜTF- DİYARBAKIR

RADYOLOJİ RADYODİAGNOSTİK ANABİLİM DALI-DÜTF- DİYARBAKIR NÖRORADYOLOJİ NÖRORADYOLOJİDE GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ ve GİRİŞİMSEL RADYOLOJİ RADYODİAGNOSTİK ANABİLİM DALI-DÜTF- DİYARBAKIR Dr. Faysal EKİCİ İNCELEME YÖNTEMLERİ DİREKT GRAFİLER BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ MANYETİK

Detaylı

Bilateral Senkron Akciğer Tümörlerinde Cerrahi. Adem GÜNGÖR Ulusal Akciğer Kanseri Kongresi Mart 2013 Kapadokya

Bilateral Senkron Akciğer Tümörlerinde Cerrahi. Adem GÜNGÖR Ulusal Akciğer Kanseri Kongresi Mart 2013 Kapadokya Bilateral Senkron Akciğer Tümörlerinde Cerrahi Adem GÜNGÖR Ulusal Akciğer Kanseri Kongresi 14-17 Mart 2013 Kapadokya Multipl Primer Akciğer Kanseri (MPLC) Senkron tm( aynı zaman aralığında aynı organda

Detaylı

Dr. A. Nimet Karadayı. Hastanesi, Patoloji Kliniği

Dr. A. Nimet Karadayı. Hastanesi, Patoloji Kliniği Dr. A. Nimet Karadayı Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Patoloji Kliniği MEME TÜMÖRLERİNDE PATOLOJİ RAPORLARINDA STANDARDİZASYON Amaç, hasta

Detaylı

Paratiroid Kanserinde Yönetim İzmir den Üç Merkezli Deneyim

Paratiroid Kanserinde Yönetim İzmir den Üç Merkezli Deneyim Paratiroid Kanserinde Yönetim İzmir den Üç Merkezli Deneyim Murat Özdemir, Özer Makay, Tevfik Demir*, Berk Göktepe, Kamil Erözkan, Barış Bingül**, Yeşim Ertan**, Hüsnü Buğdaycı***, Gökhan İçöz, Mahir Akyıldız

Detaylı

Özofagus Kanseri. Göğüs Cerrahisi Akın Yıldızhan. Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi

Özofagus Kanseri. Göğüs Cerrahisi Akın Yıldızhan. Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Özofagus Kanseri Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Özofagus kanserleri dünya genelinde tüm kanserler arasında 6. sırada yer almaktadır ve %1,5-2 oranında görülmektedir. Gastrointestinal

Detaylı

Paratiroid lezyonlarında USG ve Sintigrafinin Karşılaştırılması

Paratiroid lezyonlarında USG ve Sintigrafinin Karşılaştırılması Paratiroid lezyonlarında USG ve Sintigrafinin Karşılaştırılması Op. Dr. Savaş Baba, Doç. Dr. Barış Saylam,Op. Dr. Hüseyin Çelik, Op. Dr. Özgür Akgül,Op. Dr. Sabri Özden, Ass. Dr. Deniz Tikici, Ass. Dr.

Detaylı

AMELİYAT SONRASI TAKİP/ NÜKSTE NE YAPALIM? Dr. Meral Mert

AMELİYAT SONRASI TAKİP/ NÜKSTE NE YAPALIM? Dr. Meral Mert AMELİYAT SONRASI TAKİP/ NÜKSTE NE YAPALIM? Dr. Meral Mert AMELİYAT SONRASI TAKİP n Ameliyat sonrası evreleme; - TNM sınıflaması kullanılmakla beraber eksiklikleri var; post-op kalsitonin- CEA ölçümü, CEA

Detaylı

LARİNKS KANSERİNİN EVRELEMESİNDE PRE-OPERATİF BT VE RADYOLOG DENEYİMİNİN ETKİSİ

LARİNKS KANSERİNİN EVRELEMESİNDE PRE-OPERATİF BT VE RADYOLOG DENEYİMİNİN ETKİSİ T.C. HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ RADYOLOJİ ANA BİLİM DALI LARİNKS KANSERİNİN EVRELEMESİNDE PRE-OPERATİF BT VE RADYOLOG DENEYİMİNİN ETKİSİ Dr. Öznur ÜNAL UZMANLIK TEZİ olarak hazırlanmıştır ANKARA

Detaylı

RECIST. Response Evaluation Criteria In Solid Tumors

RECIST. Response Evaluation Criteria In Solid Tumors RECIST Response Evaluation Criteria In Solid Tumors Tümör Cevap Kriterleri Tanımlama? Hastaların tedaviye verdiği cevabı tanımlamak için kullanılan genel kabul görmüş kriterlerdir. Neden? Tümör yükündeki

Detaylı

Akciğer Kanserinde Tanı Yöntemleri

Akciğer Kanserinde Tanı Yöntemleri Akciğer Kanserinde Tanı Yöntemleri Akciğer kanserinin tanısında anamnez, fizik muayene, tam kan sayımı ve rutin biyokimya testlerinden sonra; Noninvaziv (akciger filmi, toraks BT, PET, balgam sitolojisi),

Detaylı

Akciğer Kanserinde Güncel Tanı ve Tedavi Yaklaşımı

Akciğer Kanserinde Güncel Tanı ve Tedavi Yaklaşımı Akciğer Kanserinde Güncel Tanı ve Tedavi Yaklaşımı Editör Abdullah İrfan Taştepe Temmuz 2014 Copyright 2014 ISBN : 978-605-5121-12-9 Eser Editör : Akciğer Kanserinde Güncel Tanı ve Tedavi Yaklaşımı : Abdullah

Detaylı

Basit Guatr. Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER

Basit Guatr. Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER Basit Guatr Yrd.Doç.Dr. Okan BAKINER Amaç Basit (nontoksik) diffüz ve nodüler guatrı öğrenmek, tanı ve takip prensiplerini irdelemek. Öğrenim hedefleri 1.Tanım 2.Epidemiyoloji 3.Etiyoloji ve patogenez

Detaylı

Küçük Hücrelidışı Akciğer Kanseri- Yeni Evreleme

Küçük Hücrelidışı Akciğer Kanseri- Yeni Evreleme Küçük Hücrelidışı Akciğer Kanseri- Yeni Evreleme Dr.Alper Çelikten Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1. Göğüs Cerrahisi Kliniği Akciğer ve Plevral Tümörlerin

Detaylı

BAŞ BOYUN KANSERLERİNDE ADAPTİF RADYOTERAPİ. Medikal Fizik Uzmanı Yonca YAHŞİ

BAŞ BOYUN KANSERLERİNDE ADAPTİF RADYOTERAPİ. Medikal Fizik Uzmanı Yonca YAHŞİ BAŞ BOYUN KANSERLERİNDE ADAPTİF RADYOTERAPİ Medikal Fizik Uzmanı Yonca YAHŞİ GİRİŞ Baş boyun tümörleri için radyoterapi alan hastanın anatomisi tedavi süresince anlamlı olarak değişir. Tümörün büyümesi

Detaylı

ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU

ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU ERKEN LOKAL NÜKS GELİŞEN VULVA KANSERİ: OLGU SUNUMU Op.Dr.Hakan YETİMALAR Doç.Dr.İncim BEZİRCİOĞLU Dr. Gonca Gül GÜLBAŞ TANRISEVER İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştıma Hastanesi GİRİŞ

Detaylı

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri...

Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser Nedir? Kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri... Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk

Detaylı

Proflaktik santral disekisyon: Yeni bir tartışma alanı. Ashok R. Shaha, MD. Çeviren: Dr. Yalın İşcan*, Dr. Yasemin Giles* * İÜTF Genel Cerrahi ABD

Proflaktik santral disekisyon: Yeni bir tartışma alanı. Ashok R. Shaha, MD. Çeviren: Dr. Yalın İşcan*, Dr. Yasemin Giles* * İÜTF Genel Cerrahi ABD Proflaktik santral disekisyon: Yeni bir tartışma alanı Ashok R. Shaha, MD Çeviren: Dr. Yalın İşcan*, Dr. Yasemin Giles* * İÜTF Genel Cerrahi ABD SURGERY dergisinin Aralık sayısı American Society of Endocrine

Detaylı

Akciğer Karsinomlarının Histopatolojisi

Akciğer Karsinomlarının Histopatolojisi Akciğer Karsinomlarının Histopatolojisi Journal of Clinical and Analytical Medicine Göğüs Cerrahisi Akciğer karsinomlarının gelişiminde preinvaziv epitelyal lezyonlar; Akciğer karsinomlarının gelişiminde

Detaylı

Yasemin Giles* (Senyurek), Fatih Tunca*, Harika Boztepe**, Faruk Alagöl**, Tarık Terzioglu*, MD, Serdar Tezelman*

Yasemin Giles* (Senyurek), Fatih Tunca*, Harika Boztepe**, Faruk Alagöl**, Tarık Terzioglu*, MD, Serdar Tezelman* PRİMER OLARAK SANTRAL LENF DİSEKSİYONU YAPILMAMIŞ OLAN PAPİLLER TİROİD KANSERLİ HASTALARDA UZUN DÖNEM SONUÇLAR: RUTİN DİSEKSİYONDAN BEKLENEN İYİLEŞME Yasemin Giles* (Senyurek), Fatih Tunca*, Harika Boztepe**,

Detaylı

Dr Ercan KARAARSLAN Acıbadem Üniversitesi Maslak Hastanesi

Dr Ercan KARAARSLAN Acıbadem Üniversitesi Maslak Hastanesi Dr Ercan KARAARSLAN Acıbadem Üniversitesi Maslak Hastanesi 1 Öğrenme hedefleri Metastazların genel özellikleri Görüntüleme Teknikleri Tedavi sonrası metastaz takibi Ayırıcı tanı 2 Metastatik Hastalık Total

Detaylı

KULAK BURUN BOĞAZ ANABİLİM DALI TIPTA UZMANLIK EĞİTİM PROGRAMLARI. KBB-007 KBB Ab.D. Burun ve Paranazal Sinüs Hastalıkları Teorik Dersleri

KULAK BURUN BOĞAZ ANABİLİM DALI TIPTA UZMANLIK EĞİTİM PROGRAMLARI. KBB-007 KBB Ab.D. Burun ve Paranazal Sinüs Hastalıkları Teorik Dersleri KULAK BURUN BOĞAZ ANABİLİM DALI TIPTA UZMANLIK EĞİTİM PROGRAMLARI KBB-001: KBB Ab.D. KBB nin temelleri Teorik Dersleri KBB-002: KBB Ab.D. Seminer, Makale ve Olgu tartışması saati KBB-003: KBB Ab.D. KBB

Detaylı

Krikoid kıkırdağın altında C6 vertebra seviyesinden başlar ve T4-T5 vertebra seviyesinde sağ ve sol ana bronkus olarak ikiye ayrılarak sonlanır.

Krikoid kıkırdağın altında C6 vertebra seviyesinden başlar ve T4-T5 vertebra seviyesinde sağ ve sol ana bronkus olarak ikiye ayrılarak sonlanır. TRAKEANIN CERRAHİ HASTALIKLARI Trakea larinks ile karina arasında Ventilasyon için gerekli olan solunum organıdır. Krikoid kıkırdağın altında C6 vertebra seviyesinden başlar ve T4-T5 vertebra seviyesinde

Detaylı

OP. DR. YELİZ E. ERSOY BEZMİALEM VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ AD İSTANBUL

OP. DR. YELİZ E. ERSOY BEZMİALEM VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ AD İSTANBUL OP. DR. YELİZ E. ERSOY BEZMİALEM VAKIF ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ GENEL CERRAHİ AD İSTANBUL - Rutine giren tiroid incelemeleri Yüksek rezolüsyonlu ultrasonografi - Tiroid nodülü sıklığı -Yaklaşım Algoritmaları

Detaylı

MEME KANSERİ TARAMASI

MEME KANSERİ TARAMASI MEME KANSERİ TARAMASI Meme Kanseri Taramanızı Yaptırdınız Mı? MEME KANSERİ TARAMASI NE DEMEKTİR? Kadınlarda görülen kanserlerin %33 ü ve kansere bağlı ölümlerin de %20 si meme kanserine bağlıdır. Meme

Detaylı

Adrenokortikal Karsinom Tek merkezin 10 yıllık deneyimi

Adrenokortikal Karsinom Tek merkezin 10 yıllık deneyimi Adrenokortikal Karsinom Tek merkezin 10 yıllık deneyimi Erman Alçı, Özer Makay, Adnan Şimşir*, Yeşim Ertan**, Ayşegül Aktaş, Timur Köse***, Gökhan İçöz, Mahir Akyıldız Ege Üniversitesi Hastanesi, Genel

Detaylı

Omurga-Omurilik Cerrahisi

Omurga-Omurilik Cerrahisi Omurga-Omurilik Cerrahisi BR.HLİ.017 Omurga cerrahisi, omurilik ve sinir kökleri ile bu hassas sinir dokusunu saran/koruyan omurga üzerinde yapılan ameliyatları ve çeşitli girişimleri içerir. Omurga ve

Detaylı

Baş-Boyun Kanserlerinde Organ Koruyucu Yaklaşım RADYOTERAPİ. Dr. Fadime Akman DEÜTF Radyasyon Onkolojisi AD UKK 2011-Antalya

Baş-Boyun Kanserlerinde Organ Koruyucu Yaklaşım RADYOTERAPİ. Dr. Fadime Akman DEÜTF Radyasyon Onkolojisi AD UKK 2011-Antalya Baş-Boyun Kanserlerinde Organ Koruyucu Yaklaşım RADYOTERAPİ Dr. Fadime Akman DEÜTF Radyasyon Onkolojisi AD UKK 2011-Antalya Baş Boyun Kanserleri Tedavisi? Birincil amaç: Kür sağlamak İkincil amaç: Uygun

Detaylı

LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir.

LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir. LENFOMA LENFOMA NEDİR? Lenfoma lenf dokusunun kötü huylu tümörüne verilen genel bir isimdir. LENF SİSTEMİ NEDİR? Lenf sistemi vücuttaki akkan dolaşım sistemidir. Lenf yolu damarlarındaki bağışıklık hücreleri,

Detaylı

Tiroid ve Paratiroid Cerrahisi

Tiroid ve Paratiroid Cerrahisi Deomed Medikal Yay nc l k Tiroid ve Paratiroid Cerrahisi Editör / Prof. Dr. Murat Toprak 37 Yazar kat l m yla 16.5 x 23.5 cm, XII+240 Sayfa 44 Resim, 29 fiekil, 30 Tablo ISBN 978-975-8882-37-3 Türk Kulak

Detaylı

İnsidental kanser. Dr. Ali İlker Filiz Haydarpaşa Sultan Abdülhamid Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği

İnsidental kanser. Dr. Ali İlker Filiz Haydarpaşa Sultan Abdülhamid Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği İnsidental kanser Dr. Ali İlker Filiz Haydarpaşa Sultan Abdülhamid Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği Tanım Preoperatif tanı yöntemleriyle saptanamayan, ancak benign hastalıklar nedeniyle

Detaylı

ULUSAL ENDOKRİN CERRAHİ KONSENSUS KONFERANSI

ULUSAL ENDOKRİN CERRAHİ KONSENSUS KONFERANSI ULUSAL ENDOKRİN CERRAHİ KONSENSUS KONFERANSI TİROİD NODÜLÜNDE AMELİYAT ENDİKASYONLARI Tüm tiroid nodülleri ameliyat endikasyonudur Nodülün hızlı büyümesi (6 ayda çapın > %20) İİAB gerektirmeksizin ameliyat

Detaylı

DİFERANSİYE TİROİD KANSERİ

DİFERANSİYE TİROİD KANSERİ DİFERANSİYE TİROİD KANSERİ RİSK GRUPLARINA GÖRE TEDAVİ-TAKİP Dr.Nuri ÇAKIR Gazi Ü Tıp Fak Endokrinoloji ve Metabolizma B.D 35.Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma HastalıklarıKongresi 15-19 Mayıs 2013-Antalya

Detaylı

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ABD, Medikal Onkoloji BD Güldal Esendağlı

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları ABD, Medikal Onkoloji BD Güldal Esendağlı Sağlık Bakanlığından Muaf Hekimin Ünvanı - Adı Soyadı Aydın Aytekin Bildiriyi Sunacak Kişi Ünvanı - Adı Soyadı Rafiye Çiftçiler Bildiriyi Sunacak Kişi Kurumu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları

Detaylı

Polipte Kanser. Dr.Cem Terzi. Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi

Polipte Kanser. Dr.Cem Terzi. Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi Polipte Kanser Dr.Cem Terzi Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Kolorektal Cerrahi Birimi Polip ve polipoid karsinoma POLİP Epitelyal yüzeyden kaynaklanan çıkıntı HİSTOLOJİK POLİP TİPLERİ

Detaylı

NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ

NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ NAZOFARENKS KARSİNOMUNDA CLAUDIN 1, 4 VE 7 EKSPRESYON PATERNİ VE PROGNOSTİK ÖNEMİ Dinç Süren 1, Mustafa Yıldırım 2, Vildan Kaya 3, Ruksan Elal 1, Ömer Tarık Selçuk 4, Üstün Osma 4, Mustafa Yıldız 5, Cem

Detaylı

Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi. 18 Ocak 12 Çarşamba

Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi. 18 Ocak 12 Çarşamba Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi Dr. Akif Turna Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi Dr. Akif Turna Küçük Hücre-Dışı Akciğer

Detaylı

Glottik Tümörlerin Tedavisinde Vertikal ve Suprakrikoid Parsiyel Larenjektomi

Glottik Tümörlerin Tedavisinde Vertikal ve Suprakrikoid Parsiyel Larenjektomi Kocatepe Tıp Dergisi Kocatepe Medical Journal 16: 51-55/Ocak 2015 ÖZGÜN ARAŞTIRMA / RESEARCH STUDY Glottik Tümörlerin Tedavisinde Vertikal ve Suprakrikoid Parsiyel Larenjektomi Vertical and Supracricoid

Detaylı

Ses Kısıklığı Nedenleri:

Ses Kısıklığı Nedenleri: Sesin oluşumunda temel olarak üç sistem rol oynamaktadır. Bu sistemlerden birincisi jeneratör sistemdir. Jeneratör sistem basınçlı hava çıkışını sağlayan akciğerler tarafından oluşturulur. İkincisi vibratuar

Detaylı

Tamamlayıcı Tiroidektomi ve Total Tiroidektomi Komplikasyonlarının Karşılaştırılması. Doç. Dr. Mehmet Ali GÜLÇELİK

Tamamlayıcı Tiroidektomi ve Total Tiroidektomi Komplikasyonlarının Karşılaştırılması. Doç. Dr. Mehmet Ali GÜLÇELİK Tamamlayıcı Tiroidektomi ve Total Tiroidektomi Komplikasyonlarının Karşılaştırılması Doç. Dr. Mehmet Ali GÜLÇELİK Diferansiye tiroid kanserlerinde cerrahi, tedavinin en önemli basamağıdır, daha sonra adjuvan

Detaylı

Hodgkin lenfoma tedavisinde Radyoterapinin Rolü. Dr. Görkem Aksu Kocaeli Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD

Hodgkin lenfoma tedavisinde Radyoterapinin Rolü. Dr. Görkem Aksu Kocaeli Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD Hodgkin lenfoma tedavisinde Radyoterapinin Rolü Dr. Görkem Aksu Kocaeli Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi AD 15-30 yaş arası ve > 55 yaş olmak üzere iki dönemde sıklık artışı (+) Erkek ve kadınlarda en

Detaylı

HODGKIN DIŞI LENFOMA

HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA HODGKIN DIŞI LENFOMA NEDİR? Hodgkin dışı lenfoma (HDL) veya Non-Hodgkin lenfoma (NHL), vücudun savunma sistemini sağlayan lenf bezlerinden kaynaklanan kötü huylu bir hastalıktır. Lenf

Detaylı

Beyin tümörü, beyni oluşturan üç bölgeden birinden -beyin, beyincik ve beyin sapıkaynaklanabilir.

Beyin tümörü, beyni oluşturan üç bölgeden birinden -beyin, beyincik ve beyin sapıkaynaklanabilir. BEYİN TÜMÖRÜ BEYİN TÜMÖRÜ NEDİR? Beyin tümörü beyinde anormal hücrelerin çoğalması sonucu gelişen bir kitledir. Bazı beyin tümörleri iyi huylu (örneğin meningiom), bazıları ise kötü huylu kitlelerdir.

Detaylı

XVII. ULUSAL KANSER KONGRESİ

XVII. ULUSAL KANSER KONGRESİ XVII. ULUSAL KANSER KONGRESİ İnteraktif Olgu Sunumu KEMİK TÜMÖRLERİ . 17 yaşında bayan hasta. 2.5 yıldır sol bacakda yürürken ağrı Enfeksiyon ve dolaşım bozukluğu tedavisi uygulanmış. Son 6 aydır ağrı

Detaylı

TRANSBRONŞİAL İĞNE ASPİRASYONU (TBNA) Dr. Z. Toros Selcuk Hacettepe Ü. Tıp F. Göğüs Hastalıkları ABD.

TRANSBRONŞİAL İĞNE ASPİRASYONU (TBNA) Dr. Z. Toros Selcuk Hacettepe Ü. Tıp F. Göğüs Hastalıkları ABD. TRANSBRONŞİAL İĞNE ASPİRASYONU (TBNA) Dr. Z. Toros Selcuk Hacettepe Ü. Tıp F. Göğüs Hastalıkları ABD. Minai OA, Dasgupta A, Mehta AC 2000 Tarihçe Schieppati 1949, 1958 akciğer kanseri TBNA, subkarinal

Detaylı

ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ. Dr. Derin KÖSEBAY

ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ. Dr. Derin KÖSEBAY ERKEN EVRE OVER KANSERİ VE BORDERLİNE OVER TÜMÖRLERİ Dr. Derin KÖSEBAY OVER KANSERİ Over kanseri tanısı koyulduktan sonra ortalama 5 yıllık yaşam oranı %35 civarındadır. Evre I olgularında 5 yıllık yaşam

Detaylı

AKCİĞER KANSERİ Hastalar İçin Temel Bilgiler

AKCİĞER KANSERİ Hastalar İçin Temel Bilgiler AKCİĞER KANSERİ Hastalar İçin Temel Bilgiler Prof.Dr. Muzaffer Metintaş Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, Eskişehir 0 222 2392979/7050-7051-7070, muzaffermetintas@gmail.com

Detaylı

Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni

Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni Dev Karaciğer Metastazlı Gastrointestinal Stromal Tümör Olgusu ve Cerrahi Tedavi Serüveni Dr. Koray TOPGÜL Medical Park Samsun Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü/ SAMSUN 35 yaşında erkek hasta, İlk kez 2007

Detaylı

Erken Evre Mide Kanserine Yaklaşım

Erken Evre Mide Kanserine Yaklaşım Erken Evre Mide Kanserine Yaklaşım Cerrahi İlkeler ve Türkiye de Durum Dr. Dursun Buğra Mide Tümörleri Sempozyumu 17-18 Aralık 2004, İstanbul TNM Sınıflaması 2002 T Tümör Tis Karsinoma in situ (lamina

Detaylı

Rektum Kanseri Lokal Tümör Eksizyonu Radikal Bir Girişim midir?

Rektum Kanseri Lokal Tümör Eksizyonu Radikal Bir Girişim midir? Rektum Kanseri Lokal Tümör Eksizyonu Radikal Bir Girişim midir? Prof.Dr.Sümer Yamaner İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Lokal tümör eksizyonu nedir? Lokal Tümör Eksizyonu Transanal

Detaylı

CORRELATION of CLINICAL and HISTOPATHOLOGICAL PARAMETERS to SURVIVAL and NECK METASTASIS in LARYNGEAL SQUAMOUS CELL CARCINOMA

CORRELATION of CLINICAL and HISTOPATHOLOGICAL PARAMETERS to SURVIVAL and NECK METASTASIS in LARYNGEAL SQUAMOUS CELL CARCINOMA YASSI HÜCRELÝ LARENKS KANSERÝNDE KLÝNÝK ve HÝSTOPATOLOJÝK PARAMETRELERÝN SAÐKALIM ve BOYUN METASTAZI ÝLE ÝLÝÞKÝSÝ CORRELATION of CLINICAL and HISTOPATHOLOGICAL PARAMETERS to SURVIVAL and NECK METASTASIS

Detaylı

Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi. 01 Kasım 2010 Pazartesi

Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi. 01 Kasım 2010 Pazartesi Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi Doç.Dr. Akif Turna Küçük Hücre-Dışı Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi Doç.Dr. Akif Turna Küçük Hücre-Dışı

Detaylı

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. Çocuk Onkoloji Bilim Dalı. 14 Temmuz 2017 Cuma

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı. Çocuk Onkoloji Bilim Dalı. 14 Temmuz 2017 Cuma Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Onkoloji Bilim Dalı 14 Temmuz 2017 Cuma Arş. Gör. Ayşenur Bostan Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve

Detaylı

Safra Yolları Kanserlerinde SistemikTedaviler. Dr.M.Oktay TARHAN İzmir K.Ç.Ü. Atatürk E.A.H. Tıbbi Onkoloji Kliniği 21.04.2013

Safra Yolları Kanserlerinde SistemikTedaviler. Dr.M.Oktay TARHAN İzmir K.Ç.Ü. Atatürk E.A.H. Tıbbi Onkoloji Kliniği 21.04.2013 Safra Yolları Kanserlerinde SistemikTedaviler Dr.M.Oktay TARHAN İzmir K.Ç.Ü. Atatürk E.A.H. Tıbbi Onkoloji Kliniği 21.04.2013 Kısa Kitaplar, Sunumlar.. Almanların yemek kitabı Amerikalıların tarihi Onkologların

Detaylı

HR Pozitif, HER2 negatif Metastatik Meme Kanserinde Tedavi. Dr. Deniz Tural Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji

HR Pozitif, HER2 negatif Metastatik Meme Kanserinde Tedavi. Dr. Deniz Tural Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji HR Pozitif, HER2 negatif Metastatik Meme Dr. Deniz Tural Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji İnsidans ve Epidemiyoloji İnsidans ve Epidemiyoloji İnsidans ve Epidemiyoloji

Detaylı

Akciğer Dışı Tümör Olgularında İzole Mediasten FDG-PET Pozitif Lenf Nodlarının Histopatolojik Değerlendirilmesi

Akciğer Dışı Tümör Olgularında İzole Mediasten FDG-PET Pozitif Lenf Nodlarının Histopatolojik Değerlendirilmesi Akciğer Dışı Tümör Olgularında İzole Mediasten FDG-PET Pozitif Lenf Nodlarının Histopatolojik Değerlendirilmesi Dr. E. Tuba CANPOLAT 1, Dr. Alper FINDIKÇIOĞLU 2, Dr. Neşe TORUN 3 1 Başkent Üniversitesi

Detaylı

Mide Rezeksiyon Materyallerine Yaklaşım, Evreleme ve Raporlama

Mide Rezeksiyon Materyallerine Yaklaşım, Evreleme ve Raporlama Mide Rezeksiyon Materyallerine Yaklaşım, Evreleme ve Raporlama Banu Bilezikçi Güven Hastanesi Patoloji Bölümü, Ankara 25. Ulusal Patoloji Kongresi 6. Sitopatoloji Kongresi 14-17 Ekim 2015, Bursa 2014

Detaylı

İntraoperatif Rekürren Laringeal Sinir Monitorizasyonunda Tekrar Kullanım Güvenlimidir? Doç. Dr. Barış Saylam Ankara Numune EAH Meme Endokrin Cerrahi

İntraoperatif Rekürren Laringeal Sinir Monitorizasyonunda Tekrar Kullanım Güvenlimidir? Doç. Dr. Barış Saylam Ankara Numune EAH Meme Endokrin Cerrahi İntraoperatif Rekürren Laringeal Sinir Monitorizasyonunda Tekrar Kullanım Güvenlimidir? Doç. Dr. Barış Saylam Ankara Numune EAH Meme Endokrin Cerrahi Giriş-Amaç RLS (rekürren laringeal sinir) paralizisi

Detaylı

BATIN BT (10/11/2009 ): Transvers kolon orta kesiminde kolonda düzensiz duvar kalınlaşması ile komşuluğunda yaklaşık 5 cm çapta nekrotik düzensiz

BATIN BT (10/11/2009 ): Transvers kolon orta kesiminde kolonda düzensiz duvar kalınlaşması ile komşuluğunda yaklaşık 5 cm çapta nekrotik düzensiz Olgu Sunumu Olgu: 60y, E 2 ayda 5 kilo zayıflama ve karın ağrısı şikayeti ile başvurmuş. (Kasım 2009) Ailede kanser öyküsü yok. BATIN USG: *Karaciğerde en büyüğü VIII. segmentte 61.2x53.1 mm boyutunda

Detaylı

MEMENİN PAGET HASTALIĞI. Doç. Dr. M. Ali Gülçelik Ankara Onkoloji Hastanesi

MEMENİN PAGET HASTALIĞI. Doç. Dr. M. Ali Gülçelik Ankara Onkoloji Hastanesi MEMENİN PAGET HASTALIĞI Doç. Dr. M. Ali Gülçelik Ankara Onkoloji Hastanesi Meme başındaki eritamatöz ve ekzamatöz değişiklikler ilk kez 1856 da Velpeau tarafından tariflenmiştir. 1874 de ilk kez Sir James

Detaylı

MIDE KANSERİ. Prof.Dr.Yusuf ÇİÇEK GENEL CERRAHİ ANABİLİM DALI

MIDE KANSERİ. Prof.Dr.Yusuf ÇİÇEK GENEL CERRAHİ ANABİLİM DALI MIDE KANSERİ Prof.Dr.Yusuf ÇİÇEK GENEL CERRAHİ ANABİLİM DALI GENEL BİLGİLER %95 adenokarsinom Hastaların %80 i ileri evrelerde müracaat eder, metastaz nedeniyle kaybedilir 20.000 yeni vaka 30 yıl öncesine

Detaylı

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım

Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Böbrek kistleri olan hastaya yaklaşım Dr. Ayşegül Örs Zümrütdal Başkent Üniversitesi-Nefroloji Bilim Dalı 20/05/2011-ANTALYA Böbrek kistleri Genetik ya da genetik olmayan nedenlere bağlı olarak, Değişik

Detaylı

Kötü Huylu Yumuşak Doku Tümörleri. Tanım, sınıflama, hastaya ilk yaklaşım. Dr. Serkan BİLGİÇ

Kötü Huylu Yumuşak Doku Tümörleri. Tanım, sınıflama, hastaya ilk yaklaşım. Dr. Serkan BİLGİÇ Kötü Huylu Yumuşak Doku Tümörleri Tanım, sınıflama, hastaya ilk yaklaşım Dr. Serkan BİLGİÇ İskelet dışı bağ dokusundan kaynaklanan mezodermal kökenli nadir malignitelerdir. Tanım Görülme Sıklığı Tüm kanser

Detaylı