Osmanlı Teknolojisine Genel Bir Bakış 1

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "Osmanlı Teknolojisine Genel Bir Bakış 1"

Transkript

1 Osmanlı Teknolojisine Genel Bir Bakış 1 Dr. Yavuz Unat 2 Osmanlılarda teknolojik gelişim 15. yüzyıl başından 16. yüzyıl sonuna kadar önemli bir gelişme göstermiş, ancak daha sonraları durmuş ve gerilemiştir. Ortaçağ Đslâm Uygarlığının zengin mirasına sahip olan Osmanlılar, kuruluşlarının ilk yüzyıllarında Avrupa dan geride değillerdi. Ekonomik durumları iyi idi, güçlü bir orduya sahiptiler ve savaşlardan galip çıkıyorlardı. Bu dönemde Osmanlıların Avrupa bilimine ve teknolojisine ihtiyacı olmadığından ona ilgi göstermediler. Ancak bu tavır, Rönesans ın öneminin anlaşılamamasına ve 16. ve 17. yüzyıllarda Avrupa da bilim, teknoloji ve sanayi alanlarında kaydedilen büyük gelişmelerin değerlendirilememesine sebep oldu. Batı Dünyası nda uygarlık ve kültür büyük atılımlar yaparken, Osmanlı toplumu geri ve az gelişmiş bir toplum durumuna düştü. 18. yüzyıl ortalarından itibaren Avrupa sanayide ve teknolojide ilerlemeye başlamış ve Avrupa ya ayak uydurmaya çalışmak artık çok zor hale gelmiştir. 19. yüzyılda ise Avrupa sanayi devrimi Osmanlı Đmparatorluğu nu olumsuz yönde etkilemiştir. 3 III. Selim zamanında 1805 de Beykoz da Avrupa örnekli bir kumaş fabrikası kurulmuş ancak 1836 da bu fabrika kullanılamaz hale gelmiştir lerden sonra, Avrupa imalatı mallar giderek çoğalmış ve Osmanlı maliyesini de etkilemiştir larda da Osmanlıların kapsamlı ve masraflı sanayi hamleleri de başarısız kalmıştır yılları arasında bir çok sınai tesis kurulmuştur. Bunlar içerisinde iplik ve kumaş fabrikaları, buharlı gemi tersanesi, demir izabe (ergitme) ve döküm fırını ve atölye birimleri, çeşitli ihtiyaç maddeleri imalathaneleri ve gerekli personeli yetiştirmek üzere teknik okullar gibi birimler bulunmaktadır. Ancak, bütün bunların kuruluşu ve bakımı Avrupa elemanlarının desteği ile mümkün olabilmekteydi. Ne var ki, bu teşebbüs büyük ölçüde başarısız kaldı. 5 1 Osmanlı, Cilt 8, Yeni Türkiye Yayınları, Editör: Güler Eren, Ankara 1999, s (Yeni Türkiye, 701 Osmanlı Özel Sayısı III, Yıl 6, Sayı 33, Mayıs-Haziran 2000, s ). 2 Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih Coðrafya Fakültesi, Felsefe Bölümü, Bilim Tarihi Araþtýrma Görevlisi. 3 Aydýn Sayýlý, Batýlýlaþma Hareketimizde Bilimin Yeri ve Atatürk, Erdem, Cilt 1, Sayý 1, Ankara 1984, s Sayýlý, 1984, s. 13; Edward C. Clark, Osmanlýlarda Sanayi Devrimi, Osmanlýlar ve Batý Teknolojisi, Yeni Araþtýrmalar Yeni Görüþler, Ed. Ekmeleddin Ýhsanoðlu, Ýstanbul 1992, s Sayýlý, 1984, s

2 Daha somut bir biçimde kültürel açıdan Avrupa dan etkilenmemiz 1773 de başlar de deniz kuvvetlerini güçlendirmek amacıyla Đstanbul da deniz mühendisliği (Mühendishâne-i Bahrî-i Hümayûn) okulu açılı de de Avrupa tipi bir askeri mühendislik okulu faaliyete geçti (Mühendishâne-i Berrî-i Hümayûn). 6 Savaş Teknolojisi Ateşli Silahlar, Top, Tüfek ve Barut Osmanlıların ateşli silahları ilk kullandıkları tarih tam olarak bilinmemektedir. Ancak bu teknolojiyi Avrupa dan erken tarihlerde almışlar ve kullanmışlardır. 14. yüzyılda ateşli silahlarla ilgili yenilikleri Avrupa devletlerinden öğrenen Sırpların bu silahların Osmanlılara girişinde önemli rol oynadıkları bilinmektedir. Yine bu dönemlerde, Osmanlıların Batı dan silah satın almaya başladıklarını gösteren vesikalar da bulunmaktadır. 7 Osmanlılarda 15. ve 16. yüzyıllarda, silah ve özellikle top teknolojisi oldukça gelişmiş düzeydeydi. Osmanlılar, 14. yüzyıl sonlarına doğru ordularında top kullanmışlar 8 ve yılları arasında da, gerek teknolojik yeterlilik gerekse kullanım yeteneği açısından dünyadaki en iyi topçuluk sistemine sahip olmuşlardır. Osmanlı ordusunda top ilk kez, 1386 da Karamanoğulları ile yapılan savaşta, daha sonra da 1389 da Birinci Kosova Savaşı nda kullanıldı. Tahrip güçleri zayıf olan bu toplar daha sonra teknik olarak oldukça geliştirilebilmiş ve 1439 larda kale dövebilecek ve yıkabilecek, 1444 lerde ise gemi batırabilecek düzeye erişmişlerdir. Fatih Sultan Mehmed, Đstanbul un fethi için topa büyük önem vermiş ve yerli ve yabancı uzmanlardan yararlanmış, hatta bizzat kendisi balistikçi gibi çalışarak topçuluğun gelişmesine katkılarda bulunmuştur. Fatih, Đstanbul u fethetmek için güçlü topların gerektiğini anlamış ve bu amaçla Edirne de dökümhâneler kurdurtmuştur. Bu dökümhânelerde Saruca Usta, Müslihiddin Usta, Macar asıllı Urban ve Cenevizli Donar gibi topçuluk alanında uzman kişiler çalışmışlardır. 9 Fatih döneminde topların hem çapı hem de tahrip gücü arttırılmış ve barut üretme metodları geliştirilmiştir. Zira iri güllelerin uzak mesafelere atılması, gülle ve namlu problemlerinin yanısıra sıkıştırılmış barutun çok kısa sürede alev almasıyla mümkündü Sayýlý, 1984, s Ekmeleddin Ýhsanoðlu, Büyük Cihad dan Frenk Fodulluðuna, Ýstanbul 1996, s Ýsmail Hakký Uzunçarþýlý, Osmanlý Tarihi, Cilt II, Ankara 1998, s Osman Bahadýr, Osmanlýlarda Topçuluk, Bilim Tarihi, Sayý 9, Ýstanbul 1992, s Osman Bahadýr, Osmanlýlarda Bilim, Ýstanbul 1996, s

3 Topun tahrip gücü 15. yüzyılın ikinci yarısı boyunca geliştirilmiş, bu sayede top 16. yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti nin askeri genişlemesinin en önemli unsurlarından biri haline gelmiş ve 1522 de Rodos un alınmasında, 1526 da Mohaç Meydan Muharebesi nde Osmanlı topçu ateşi galibiyeti belirleyen temel etken olmuştur. 16. yüzyılın ilk yarılarında Avrupa topçuluğundan daha etkin olan Osmanlı topçuluğu 17. yüzyıl boyunca gerilemiş ve 18. yüzyılın ikinci yarısında açık bir düşüş yaşamıştır. 18. yüzyılın sonlarında ise yeni düzenlemelere gidilmiştir. 11 Osmanlının en büyük top dökümhânesi Galata suru dışında Kılıç Ali Paşa Camii yakınında, şimdi Tophane denilen yerdeydi. Bu dökümhâne Fatih tarafından yaptırılmış ve II. Bayezid tarafından tamamlanmıştır. Kanuni zamanında ise Tophane binası yıktırılmış ve daha büyük ölçüde yeniden inşa edilmiştir. 12 Osmanlı Devleti nin en büyük top döküm yeri Tophane olmakla beraber ülkenin değişik yörelerinde, Belgrad, Semendire Sancağı nda Baç, Budin, Đskodra, Pravişte, Gülamber, Tımışvar gibi merkezlerde de top döküm imalathâneleri bulunmaktaydı. Topa lazım olan demir, Rumeli Anadolu daki madenlerden tedarik edilirdi. Gülleler ise çeşitli büyüklükte ve topların çeşitine göre maden çıkan yerlerde dökülürdü. Taş gülle atan toplar da vardı yüzyılın ortalarından itibaren Osmanlı ordusunda ateşli silahlar içinde topun yanısıra tüfekte kullanılmıştır. Fatih devrinde orduda bir tüfekçi fırkası mevcuttu. 16. yüzyılda tüfek imalatı devlet tarafından yapılmaya başlanmış ve Osmanlı ordusu top ve tüfeği belirli bir strateji içerisinde kullanarak başarıya ulaşmıştır. Osmanlılar Balkanlar daki savaşlarda büyük ölçüde tüfek ele geçirmişler ve oralarda bulunan imalalathanelerdeki üretimi devam ettirmişlerdir yılında Semendire de, üzerinde Kayı işareti bulunan çeşitli tipte el tüfekleri imal edilmiştir yılında Avusturya savaşlarında Türklerin kullandıkları tüfekler Avusturya ordusundakilerle aynı kalitede hatta bazı yönlerden daha üstündür. 15 Osmanlının ilk dönemlerde ateşli silah imalathanelerinde çalışan teknik elemanların çoğu Hristiyan Sırplardı. Ancak 16. yüzyılda ateşli silah üretiminde Osmanlılar, yabancı teknik elemanın yanında kendi elemanlarının yetişmesine de önem vermişler, yabancılardan ziyade kendi tüfekçilerini kullanmaya gayret etmişlerdir. Bu durum 18. yüzyıldan itibaren 11 Bahadýr, 1996, s Uzunçarþýlý, 1998, Cilt II, Uzunçarþýlý, 1998, Cilt II, 562; Cilt IV, Ýhsanoðlu, 1996, s Ýhsanoðlu, 1996, s

4 yavaş yavaş değişmiş, Osmanlılar, Batı dan askeri malzeme yanında yeni sistemleri de ithal etmeye başlamış ve bu yüzyılın başında da artık Đngiliz usulü barut kullanmaya yönelmişlerdir. 16 Osmanlılarda top ve diğer ateşli silahlar için gerekli olan barut önceleri bu işi geçim aracı olarak benimsemiş ve barutu el tezgahlarında yapan ustalardan satın alınmıştır. Daha sonraları ise çeşitli barut imal eden ve devrin barut yapılan fabrikaları olarak nitelenebilecek baruthâneler kurulmuştur. Birçok bölümden oluşan baruthâler ham maddelerin dibek, havan veya çarhlarla (çark) ezilerek toz haline getirildiği çarhâne, güherçilenin yıkanıp eritildiği havuzlar, kurutma işleminin yapıldığı sergi, ham maddelerin kaynatıldığı soba, eritilerek kalıplara döküldüğü kalhâne, silindirden geçirildiği silindirhâne, elendiği kalburhâne gibi kısımlara sahiptir. Anadolu da, Đzmir de, Rumeli tarafında Gelibolu, Selânik, Belgrad, Budin ve Tımışvar da, Afrika kıtasında Kahire de Ortadoğu da Bağdat da çeşitli baruthâneler kurulmuştur. Bunların da arasında en önemlisi Baruthâne-i Âmire adıyla bilinen müessesedir. 17 Gemi Yapımı Teknoloji tarihi açısından top dökümü yanında gemi yapımı da oldukça önemlidir. Fatih Sultan Mehmed zamanından beri orduya hizmet veren bir Tophane ve bir de Tersâne vardı. Bunlar sonraki asırlarda büyük sanayi işletmeleri haline gelmişlerdir. 16. yüzyılın başlarından itibaren Osmanlı Devleti nin merkez deniz üssü Đstanbul daki Tersâne-i Âmire idi. Bu müessese, Venedik denizciliğinden ve onun tersâne tecrübelerinden büyük ölçüde faydalanmıştır. Tersânede II. Bayezid devrinde yapılan bir kaç ilave dışında Yavuz Sultan Selim zamanına kadar büyük bir değişiklik yapılmamıştır. Yavuz Sultan Selim donanmayı geliştirmek için karar almış ve 1513/14 kışında Kadırga limanındaki tesislerin yerine geçecek yeni bir tersâne inşasını başlatmış ve bu sayede Galata - Kasımpaşa arasıdaki sahada iki sene içerisinde çok sayıda tersâne gözü inşa edilmiştir senelerinde de tersâne sahası yüksek bir duvarla çevrilmiştir. 16. yüzyılın sonlarında Osmanlılar gemi yapım teknolojisinde Batı dan geri kalmaya başladılar. Bunun temel nedeni, Osmanlıların kürekle hareket eden gemilerde (çekdiri) ısrar etmeleridir. 16. yüzyılda Portekizliler, Đspanyollar ve bazı Avrupa ülkeleri yelkenli gemiciliğe 16 Ýhsanoðlu, 1996, s Ayrýntýlý bilgi için bkz. Mahmut H. Þakiroðlu, Barut, TDV ÝA, Ýstanbul 1992, s ; Mübahat S. Kütükoðlu, Baruthâne-i Âmire, TDV ÝA, Ýstanbul 1992, s ; Semavi Eyice, Baruthâne, TDV ÝA, Ýstanbul 1992, s

5 (kalyon) geçmişler, Osmanlılar ise ancak 17. yüzyıl sonlarında kalyonculuğa geçebilmişlerdir. Bundan bir süre önce, 1651 yılında Sadrazam Melek Ahmed Paşa tarafından Bahçekapı yakınlarında büyük bir kalyon inşa ettirilmiş, ancak kalyon suya indirilirken yana devrilmiş ve batmıştır. 18 Askeri Okullar Osmanlılar erken dönemlerde, Batı dan özellikle savaş teknolojisini ve madencilik konularındaki teknikleri transfer etmişler, özellikle de ilk yüzyıllarda, mutlak hakimiyete dayanan sistemi ve sahip oldukları üstünlük duygusu nedeniyle bu ilgi seçici bir şekilde gelişmiştir. Ancak askeri, siyasi ve iktisadi dengeler Osmanlıların aleyhlerine döndüğü zaman Avrupa bilimi, ihtiyaçlarına göre fonksiyonel bir şekilde aktarılmıştır. 17. yüzyıldan itibaren de Avrupa devletleri karşısında uğranılan askeri yenilgilerin getirdiği yıkımdan kurtulmak için askeri alanda Batılılaşma ya gidilmiştir. 19 Osmanlılar herşeyden önce ordunun yeni bir düzene sokulması, askeri ıslahât yapılması ve yeni tekniklerle donanmış zabit yetiştirmek ve daha çok pratik ihtiyaca cevap verebilmek için bir takım modern eğitim müesseseleri kurma ihtiyacını hissetmişlerdir. Osmanlıların askeri güçlerini arttırmak için bilim ve teknolojiyi derhal elde etmeleri gerekiyordu. Bu nedenle, 18. yüzyılın sonunda mühendishâneler ve 19. yüzyılın başında da Mekteb-i Tıbbiye yi kurdular. 20 III. Ahmed devrinde başlayan askeri ıslahat ile 1733 de Humbarahâne, 1773 de de Baron de Tott un tavsiyesi ve önayak olmasıyla Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyun (Deniz Mühendishanesi) kuruldu. Bunları, 1795 de Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyun (Kara Mühendishanesi) takip etti. 21 Humbaracı Ocağı Humbaracılar kale ve mevki muharebesinde, görülemeyen hedefler üzerine havan adı verilen silahlar ile humbara atan teknik bilgi sahibi askerlerdir. Humbaracı Ocağı Osmanlı askeri teşkilatında erken zamanlardan beri mevcuttu ve Kapıkulu piyade ocaklarına bağlıydı. Ancak 17. yüzyılın sonlarında humracalık gözden düşmüş ve önemini kaybetmişti de 18 Ýdris Bostan, Osmanlý Bahriye Teþkilâtý: XVII. Yüzyýlda Tersâne-i Âmire, Ankara 1992, s. 1-14, Ýhsanoðlu, 1996, s ; Sevim Tekeli, E. Kâhya, M. Dosay, R. Demir, H. Gazi Topdemir, Y. Unat, A. Koç Aydýn, Bilim Tarihine Giriþ, Ankara 1999, s Ýhsanoðlu, 1996, s. 37, Ýhsanoðlu, 1996, s

6 ise Comte de Bonneval in önderliğinde Humbaracı Ocağı açıldı ve 1735 tarihli ferman ile ocağın esaslarını belirten nizamnamesi çıktı. 22 Bazı kaynaklara göre Üsküdar da kurulan Humbaracı Ocağı nda bir de Hendesehâne nin kurulmuştur. Humbaracı Kışlası adı verilen ve matematik ve geometri okutulan bu okulun ömrü uzun sürmemiş ve humbaracıların isyan çıkaracakları korkusuyla bu heyet dağıtılmıştır. 23 Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyun 1773 yılında kurulan bu okulun amacı, donanmaya geometri ve coğrafya bilen subaylar yetiştirmekti. Burada dersler vermek üzere Fransa dan da bazı subaylar getirtilmişti. Burada başhocalık yapanlar arasında meşhur matematik ve mantık âlimi Gelenbevî Đsmail Efendi de vardı. Okulda Türkçe, Arapça, Fransızca nın yanısıra aritmetik, geometri, coğrafya, trigonometri, cebir, topoğrafya, harp tarihi, integral ve diferansiyel hesap, mekanik, astronomi, istihkâm ve balistik okutulmuştur. I. Abdülhamit ( ) devrinde bu okul yeniden düzenlenmiştir (1784) de Fransa dan getirilen iki mühendis (Binbaşı J. Lafitte-Clavé ve Monnier) burada istihkâm dersleri vermişlerdir. Bu iki mühendis ayrıca uygulamalı dersler de vermişler, ancak bu hocalar ülkelerine döndükten sonra uygulamalı dersler kesilmiş ve teorik derslere devam edilmiştir de ise burada gemi inşaat şubesi açılmış ve başına da Fransa dan konunun uzmanı olan M. Brune getirilmiştir. Brune, teorik dersler yanında, öğrencilerini gemi inşa tezgahlarına da götürmüş ve uygulamalı dersler vermiştir. 25 Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyun 1793 de kurulan bu okulun amacı ise, orduya topçu ve istihkâm mühendisi yetiştirmekti. Buranın en meşhur başhocası Hoca Đshak Efendi dir. Mühendishâne 4 sınıftı. Burada okutulan dersler de Fransızca, Arapça, geometri, aritmetik, coğrafya, cebir, trigonometri, diferansiyel ve integral hesap, astronomi ve istihkâm idi. Bu dersleri okutacak hocaların çoğu Avrupa dan 22 Mustafa Kaçar, Osmanlý Ýmparatorluðunda Askerî Sahada Yenileþme Döneminin Baþlangýcý, Osmanlý Bilim Araþtýrmalarý, Yayýna Hazýrlayan Feza Günergun, Ýstanbul 1995, s , Adnan Adývar, Osmanlý Türklerinde Ýlim, Ýstanbul 1982, s Tekeli, 1999, s Ýhsanoðlu, 1996, s

7 getirtilmekle beraber, Avrupa dillerinden pek çok kitap da Türkçeye çevrilerek basılmıştır. Bu tercüme işinde Hoca Đshak Efendi nin büyük bir gayret ve hizmeti olmuştur. 26 Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyun un kurulduğu ilk yıllarda ders programları hakkında ayrıntılı bilgiye sahip değiliz. Ancak biliyoruz ki, fen dersleri ağırlıktaydı ve eğitim teorik ve uygulamalı olarak yapılmaktaydı. Burada okutulan matematik ve astronomi bilimleri Đslâm kaynaklarına, coğrafya, harp tekniği ve askeri bilimler ise daha çok Batı kaynaklarına dayalı Osmanlıca kitaplardan okutulmaktaydı. 27 Yapı Teknolojisi Mimari Osmanlı mimarisi Anadolu Selçukluları, Karaman, Eşref ve Aydınoğulları mimarisinden farklı bir üslupta gelişmiştir. Bu mimaride süs ve gösterişten ziyade metanet ve sadelik hakimdir. Osmanlı mimarisi Bursa da kendini göstermiş, tedrici olarak gelişerek Đstanbul da en yüksek seviyesine ulaşmış ve Macaristan, Rumeli, Irak, Suriye, Mısır ve Hindistan a kadar gitmiştir. Osmanlı mimarisinin Bursa ile başlayan ilk devrinden sonra 16. yüzyılda başlayan klâsik devir Sultan Ahmed Camii nin yapıldığı 17. yüzyılın başlarına kadar devam eder. Bursa da Yeşil Camii nin yapılışından (822/1419) itibaren Osmanlı mimarisi özel bir karakter taşır. Bu tarz, Bayezid Camii nin yapılışına kadar Đstanbul camilerinde esas teşkil etmiştir. Osmanlı mimarisi Đstanbul da yükselmeye başlamış ve gelişme göstermiştir. Fatih Sultan Mehmed in Havariyun Kilisesi nin yerine yaptırdığı camii ( ), 1463 de yapılan Mahmud Paşa Camii bu örneklerdendir. Osmanlı mimarisinde klâsik devri açan Bayezid Camii ni (1509) yapmış olan Muradoğlu Mimar Hayreddin dir. Bu cami Bursa mektebi ile Mimar Sinan mektebi arasında bir köprü oluşturur. Mimar Hayreddin mektebini en yüksek mertebesine çıkaran Mimar Sinan dır ( ). Yavuz Sultan Selim zamanında Kayseri köylerinden devşirme olarak acemi ocağına alınmış olan Mimar Sinan Osmanlı bilim ve mühendislik tarihinin en seçkin kişisidir. 28 Mimar Sinan, cami, mescit, medrese, türbe, imaret, köprü, suyolu kemeri, kervansaray, saray ve hamam gibi yapılardan oluşan toplam 364 eser bırakmıştır ve bu eserlerden bazıları 26 Tekeli, 1999, s Ýhsanoðlu, 1996, s Uzunçarþýlý, 1998, Cilt II, s

8 gerek kendi döneminde, gerekse bütün zamanlar için şaheser olarak nitelendirilebilecek yapılardır. Süleymaniye ve Selimiye camileri ile Mağlova suyolu kemeri bunlara örnek olarak verilebilir. 29 Süleymaniye Camii nin temelleri 1957 yılında incelenmiş ve açılan çukurların ve temellerin sağlam kaya zeminine kadar indiği gözlenmiştir. Temellerin en altında da 20 cm kalınlığında, içi ahşap ızgara düzeniyle pekiştirilen bir harç tabakası bulunmaktadır. Mihrap duvarı altındaki temeller ise 590 cm derinliğe inmektedir. 30 Osmanlı mimarisi 17. yüzyıldan itibaren klâsik Mimar Sinan mektebinden ayrılmaya başlamış ve Sultan Ahmed Camii ile yeni bir şekil almıştır. 18. yüzyılda ise Osmanlı fikir hayatı Batı ya meylettiği sırada mimari sanatı da Batı ya yönelmiş, fakat Türk sanatkârları millî bünyeden de buna ilaveler yapmışlar ve tam taklidden kurtulmuşlardır. 31 Su Tesisleri Roma Đmparatorluğu zamanında Đstanbul çok muntazam bir su şebekesine sahipti. Ayrıca Đstanbul un fethinden önce, surların dışında Türkler tarafından, bugüne kadar kalan bazı çeşmelerin yapıldığı da bilinmektedir. Fetihten sonra ise, Fatih Sultan Mehmed, şehre su getiren suyollarının acele tamirini emretmiş, ayrıca yeni sular çıkarttırmıştır. Đstanbul da Fatih Sultan Mehmed e ait 9 vakıf çeşme ile cami, imaret ve diğer vakıf tesislerine sular tahsis edildiği görülmektedir. II. Bayezit zamanında ( ) Bayezit Suyolları adıyla anılan suyolları yapımıştır. Yavuz Sultan Selim zamanında da ( ) bazı su tesisleri yapılmış ancak, şehrin hızla büyümesi nedeniyle bir süre sonra Đstanbul da su sıkıntısı başgöstermiştir. Su probleminin çözülmesi ise Kanunî Sultan Süleyman ( ) devrine rastlar. 32 Kanunî devrinde yapılmış olan büyük su tesisleri tam bir mükemmellik göstermektedir. Su, genelde menba veya derelerden tedarik edilmiştir. Derelerden alınan suların seviyeleri, küçük bir bent yapılarak kabartılmıştır. Ayrıca sualma ağızları yapılmış buraya ızgaralar konulmuştur. Yine bugünkü anlayışa tamamen uygun bir biçimde her ızgaradan sonra genellikle dairesel olarak inşa edilmiş olan çökeltme havuzu, çökeltme havuzlarında tabana biriken kumu boşaltmak için yıkama kanalları yapılmıştır. Şehre getirilen suların çeşitli bölgelere ayrılacakları yerlerde su dağıtma tesisleri inşa edilmiştir Bahadýr, 1996, s Bahadýr, 1996, s Uzunçarþýlý, 1998, Cilt IV, s Kâzým Çeçen, Ýstanbul da Osmanlý Devrindeki Su Tesisleri, Ýstanbul 1984, s Çeçen, 1984, s

9 Çeşitli kaynaklara göre, Osmanlılar ayrı bir su nezareti kurmuşlardır. Kurulmuş olan bu su nezareti tarafından yapılmış çeşitli suyolu haritaları günümüze ulaşmıştır. Bayındırlık Tanzimata gelinceye kadar devletin bir bayındırlık politikası yoktu. Devletin bir bayındırlık politikasına sahip olması gerektiği Gülhane Hattı Hümâyunu ndan itibaren kavranmış, 1856 tarihli Islâhat fermanı ile bu prensibe daha açık bir mana verilmiştir. Fermanda iç ticaretin geliştirilmesi için kara ve deniz yollarının ıslahına hükümetçe para tahsis edileceği ve Avrupa bilgi ve sermayesinden faydalanacağı belirtilmiştir. 34 Karayolları Devletin yol konusu ile meşgul olması ilk defa 1856 Islâhat fermanı ile prensip olarak kabul edilmiş ve 1869 da bir nizamname oluşturulmuştur. Bu nizamname çerçevesinde yol inşaatında çalışmak mecburiyeti konmuş ve yaş arasındaki erkek nüfusun yol inşaatında çalışması öngörülmüştür. Ancak yürülüğe geçirilmeden 1875 de bu mecburiyet kaldırılmış, bir süre sonra da, 1879 da bu mecburiyet yeniden getirilmiş ve bir kaç senede Anadolu ve Rumeli de 5000 kilometreye yakın yol inşaa edilmiştir. 35 Demiryolları Osmanlı Đmparatorluğu nda demiryolları Kırım Muharebesi nden sonra inşa edilmeye başlanmış, ancak bu teşebbüs yabancı şirketlere bırakılmıştır. Đlk demiryolları, Đmparatorluğun nüfus yoğunluğu fazla, toprakları bereketli ve Avrupa ile teması kolay bölgelerde inşa edilmeye başlanmıştır. Demiryollarının önemini kavrayan Đngilizler, Hindistan a gitmek için en kısa yolun Osmanlı topraklarından geçtiğini farketmişler ve Osmanlı Hükümeti ne topraklarında demiryolları yapmayı teklif etmişlerdir. Osmanlılar bu teklifi memnuniyetle kabul etmişlerdir. Böylece, 1856 da demiryolları döşemeciliği bir Đngiliz şirketine verilmiş ve yaklaşık 450 kilometrelik bir yol hizmete açılmıştır. Bunların içerisinde Đzmir-Aydın ve Varna-Rusçuk hatları sayılabilir. II. Abdülmecit devrinde bu uzunluk 515 kilometreye çıkmıştır. Lokomotifler de, demiryolları hattının yapımını üstlenmiş olan şirketler tarafından getirtilmiş, ancak bunların ücreti Osmanlılar tarafından ödenmiştir. Đlk kullanılan lokomotifler 34 Uzunçarþýlý, 1998, Cilt VII, s ; Cilt VIII, s Uzunçarþýlý, 1998, Cilt VIII, s

10 Đngiliz yapımı lokomotiflerdir. Bunlar Stephenson tipi lokomotifler olup, New Castle yapımı, iki dingilli tek silindirli lokomotiflerdir. 36 Osmanlıların kendileri bir demiryolu programı oluşturamamışlardır. Birkaç hattın inşasına girişmişlerse de bunları işletememişler (Hicaz hattı hariç) ve yabancı şirketlere devretmişlerdir. Osmanlı demiryolları Padişah tarafından imtiyazlar verilmek suretiyle yabancı sermayenin, bilgi ve tekniğinin bir eseri olmuştur. 37 Denizyolları Abdülaziz devrinde demiryollarına verilen önem denizyollarına verilmemiştir. Padişah büyük bir donanma oluşturma hevesine kapılmış, bir deniz ticaret filosuna sahip olma ihtiyacı duymamıştır. Osmanlı limanları ile Avrupa ve diğer memleketler arasındaki taşımacılık yabancı vapur işletmeleriyle mümkün olmuştur da bir Alman firmasınca Derince Limanı inşa edilmiş, 1899 da da Haydarpaşa Limanı inşa edilmek üzere Şimendiferler şirketine verilmiş ve 1904 de ikmal edilmiştir. Osmanlı devletinde limanlar yabancı şirketler tarafından inşa edilmiş ve işletilmiştir de II. Abdülhamit Galata ve Đstanbul limanlarını devletçe satın almak istemiş ancak Şeyhülislâm Cemaleddin Efendi ve Adliye Nazırı Abdurrahman Paşa nın muhalefetiyle karşılaşmıştır. 38 Üretim Teknolojisi Tarım Osmanlılarda tarım teknolojisi, 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar hiç bir değişikliğe uğramamıştır. Temel üretim araçları tırmık, karabasan, döven gibi araçlardan ve öküz gibi hayvan gücünden oluşmaktadır. Birim topraktan alınan ürün miktarının yüzyıllar boyunca teknolojik gelişmeden kaynaklanan hiç bir artış olmamıştır. 39 Dokumacılık Osmanlılarda tarımsal üretimden sonra gelen en büyük üretim kumaş dokumacılığıdır. Kumaş dokumacılığı 14. ve 15. yüzyıllarda Anadolu da büyük gelişim göstermiş ancak Esin Kâhya, Türkiye de Ýlk Demiryollarý, Belleten, Cilt LII, Sayý 202, Ankara 1988, s. 211, Uzunçarþýlý, 1998, Cilt VII, s ; Cilt VIII, s Uzunçarþýlý, 1998, Cilt VII, s ; Cilt VIII, s Bahadýr, 1996, s

11 yüzyılın sonlarında bir gerileme olmuştur. Özellikle Osmanlı pazarına giren Hint pamuklularının bunda önemli bir rolü olmuştur. 40 Dokuma sanayi 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren çökmeye başlamış ve II. Mahmud ve Abdülmecit zamanlarında bu çöküş hızlanmıştır. Abdülaziz devrinde ise Đmparatorluğun her yerinde el tezgahları silinmeye başlamıştır yüzyılın başlarında Osmanlı tekstil sanayi eski gücünü kaybetmiş olmasına rağmen önemini koruyabilmiştir lu yıllarda Halep de pamuklu dokuyan 300, ipekli dokuyan 200 işyeri ve Bursa da da 14 ipek fabrikası vardı de ise Đstanbul da pamuklu, yünlü ve ipekli kumaş dokuyan 3000 tezgah bulunuyordu. Ne var ki, Avrupa da Sanayi Devrimi nden sonra Osmanlı Devleti teknolojik ilerlemeye uyum sağlayamadı ve Osmanlı tekstil sanayi çökmeye başladı. Bunun sonucu olarak da, 19. yüzyılın sonlarında Đstanbul daki tezgah sayısı 25 e Bursa daki ipekli tezgah sayısı da 75 e düştü. 42 Madencilik Osmanlılar Agricola nın De Re Metallica adlı eserinde anlatılan maden teknolojisinden haberdardırlar tarihine doğru, seyyah ve coğrafyacı Mehmed Aşık Trakya da Sidrekapısı ndaki madenlerden birinin gezmiş ve burası hakkında bilgi vermiştir. Bu bilgiye göre Osmanlılar madencilikte Batı ile aynı teknolojiyi uygulamaktaydılar. Buradaki maden kuyusu metre derinliğe kadar inmekteydi. Bu da Orta Avrupa daki maden ocaklarının ortalama derinliğinin yarısı kadardır. Su boşaltma işlemi çarkla dönen kovalarla ve ilave el pompalarıyla yapılıyordu. Drenaj için ise, toprak sathında yeraltı sularına paralel olarak açılan hava deliklerine bağlı mekanik olarak çalışan çarklar ile havalandırma sistemi vardı. Bu madende maden cevherini eritilmesinde ise, genellikle galen ve diğer kurşun sülfür çeşitlerinin tasfiyesi için maden ocaklarında kullanılan fırınların körüklerini çalıştıran su çarkları kullanılmaktaydı. 43 Osmanlı madenleri, tanzimata gelinceye kadar hanedana ait ve darphaneye bağlı olarak idare edilmişlerdir da ise tamamen devlet hazinesine devredilmişlerdir Emre Dölen, Tekstil Tarihi, Ýstanbul 1996, s Uzunçarþýlý, 1998, Cilt VII, s Bahadýr, 1996, Rhoads Murphey, Osmanlýlarýn Batý Teknolojisini Benimsemedeki Tutumlarý: Efrenci Teknisyenlerin Sivil ve Askerî Uygulamalardaki Rolü, Osmanlýlar ve Batý Teknolojisi, Yeni Araþtýrmalar Yeni Görüþler, Ed. Ekmeleddin Ýhsanoðlu, Ýstanbul 1992, s Uzunçarþýlý, 1989, Cilt VIII, s

12 Bilim Teknolojisi Astronomi Takîyüddîn ve Đstanbul Gözlemevi nde Kullanılan Astronomik Aletler Osmanlı Devleti nde, 16. yüzyılın ortalarına değin Đmparatorluk içerisinde bir gözlemevi kurulamadı. Ancak, 16. yüzyılın ikinci yarısında, III. Murat döneminde Đstanbul da Tophane sırtlarında Takîyüddîn tarafından bir gözlemevi kurulması çok önemli bir olaydır. Đstanbul Gözlemevi, burada yapılmış olan gözlemler kadar kullanılan aletleri açısından da önemlidir. Yapılan araştırmalar bu gözlemevinde inşa edilen gözlem araçları ile Tycho Brahe nin ( ) Danimarka kralı Frederic II nin himayesinde Hven de 1576 yılında inşasına başlanan gözlemevindeki gözlem araçları arasında tam bir paralelizm olduğunu göstermektedir. 45 Takîyüddîn bu gözlemevinde dokuz önemli gözlem aleti yapmış ve kullanmıştır: Zât-ül-halâk (halkalı araç, armillary sphere): Gök cisimlerinin enlem ve boylamlarının bulunmasında kullanılan bu alet yüzyıllarca gözlemevlerinin en belli başlı aleti olmuştur; ilk tasviri, üstürlab adı ile Batlamyus un (M.S. 150 yılları) Almagest adlı kitabında verilir. Takîyüddîn in aleti, çapı 9 1/6 zira olan 6 halkadan yapılmıştır. Halkaların çapları 4 metreden fazladır ve ufuk adı verilen bir kaide üzerine yerleştirilmişlerdir. Halkalı araç ve ufuk altı sütun üzerine konulmuştur ve bu sütunların uçları da başka bir kaide üzerindedir. Buna benzer bir kaide, 16. yüzyıl Avrupa sında kullanılmaktaydı. 46 Zât-üs-şu beteyn (cetvelli araç, turquetum): 12. yüzyılın başlarında yaşamış olan Câbir ibn Eflah Islah el-mecistî adlı eserinde, Batlamyus un Zât-üs-şu beteyn ini tasvir ettikten sonra, kendisinin icadettiği bir aletin tasvirini verir. Daha sonra Câbir in bu kitabının Latinceye tercümesi, Avrupa da yeni bir aletin doğmasına neden olmuştur; turquetum. Genellikle Ay ın paralaksını ölçmeye yarayan bu alete 16. yüzyıla kadar inşa edilmiş çoğu gözlemevinde rastlanmaktadır. Aletin ilk tasvirini ise Batlamyus yapmaktadır. Takîyüddîn in bu aleti Batlamyus unkinin aynıdır. Yalnız meridyen düzlemine tesbit edilmiş olup, her yönde yükseklik ölçebilecek tarzdadır. Üç cetvelden oluşur. Biri ufka dikey olup diğeri ise bunun tepesine bir eksenle bitiştirilmiştir. Üçüncüsü kirişlere bölünmüştür ve birincinin alt kısmına bir eksenle bağlanmıştır Sevim Tekeli, Ýstanbul Rasathanesinin Araçlarý, Araþtýrma, Cilt XI, Ankara 1979, Tekeli, 1979, s. 32; Sevim Tekeli, Nasirüddin, Takîyüddîn ve Tycho Brahe nin Rasat Aletlerinin Mukayesesi, Ankara 1958, s Tekeli, 1979, s. 35; Tekeli, 1958, s ,

13 Zât-üs-Sakbeteyn (iki delikli araç, dioptra): Güneş in ve Ay ın çaplarını, Güneş ve Ay tutulmalarının miktarlarını hesabetmekte kullanılır. Takîyüddîn bu aleti, dakika bölümlerini gösterebilecek kadar büyük çapta inşa etmiştir. 48 Duvar kadranı (libne, mural quadrant): Meridyen üzerine inşa edilmiş bir duvarın yüzeyine tesbit edilmiş bir kadrandır ve yıldızların meridyen geçişlerini gözlemekte kullanılır. Đstanbul Gözlemevi nde bu araç 6 metre çapında olarak inşa edilmiştir. 16. yüzyıla kadar Avrupa da bu tip bir duvar kadranına rastlanmamaktadır. Kullanılan kadranlar Batlamyus unkine benzeyenler veya taşınabilenlerdir. Böyle bir araç Batı da ilk defa Tycho Brahe tarafından kullanılmıştır. Takîyüddîn tarafından kullanılan duvar kadranı 6 metre çapında pirinç iki kadrandan oluşmuş ve meridyen düzlemi üzerindeki bir duvarın yüzeyine yerleştirilmiştir. Kaynaklara göre Takîyüddîn bu aracı, Süds-i Fahri ve Đki Halka yerine yapmıştır. 49 Zât-üs-Semt ve l-irtifâ (azimut yarım halkası, azimuthal semicircle): Gök cisimlerinin yükseklik ve azimutlarını bulmaya yarayan ve teodolitin öncüsü olan bu araç Đslâm Dünyası nda Đbn Sinâ dan ( ) beri kullanılıyordu. Nasirüddin-i Tûsî (1201-?) ile en mükemmel düzeye ulaşan bu araç Batı dünyasında ilk defa Tycho Brahe tarafından kullanılmıştır. Takîyüddîn in bu aleti, ufuk halkası üzerine yerleştirilmiş bir yarım halkadan ibarettir. Yarım halka merkezine bir idade tesbit edilmiştir. Bu, 180 dereceye taksim edilmiş çevre üzerinde hareket ederek yıldızların yüksekliklerini tayin eder. 50 Rub-u Mıstara (tahta kadran, rub-u deffe): Yıldızların yükseklik ve zenit yüksekliklerini ölçmeye yarayan tahta cetvelden yapılmış çeyrek dairedir. Mevcut verilere göre, ilk defa Tycho Brahe ve Takîyüddîn tarafından kullanılmıştır. 51 Müşebbehe bi l monâtık: Yapılış itibariyle sextanta benzer. Herhangi bir düzlemde iki yıldız arasındaki açıyı ölçmeye yarayan bu araç 16. yüzyıl pratik astronomisinin en önemli icatlarındandır. 52 Takîyüddîn bu alet hakkında şunları söyler: Müşebbehe bi l monâtık bizim icatlarımızdandır. Bu, iki yıldız arasında mutlak ve mukayyet mesafeyi ve bunlar arasında, ister doğru hat üzerinde olsun, ister olmasın, üçüncü bir yıldızın mesafesini bulmakta çok elverişlidir Tekeli, 1979, s Tekeli, 1979, s. 33; Tekeli, 1958, s Tekeli, 1979, s. 34; Tekeli, 1958, s Tekeli, 1979, s Tekeli, 1979, s. 37; Tekeli, 1958, s Tekeli, 1958, s

14 Zât-ül-evtar (kirişli araç): Ekinoksların saptanmasına yarar. Takîyüddîn aletin tasvirini verirken bunun kendi icadı olduğunu, eskilerin ekinoks noktalarının tayininde kullandıkları itidal halkasının yerine geçtiği bildirir. Kenarlarından biri çapa, diğeri enlemin sinüsüne eşit olan dikdörtgen ile bunun üzerine yerleştirilmiş iki dikmeden oluşur. Çeşitli noktalardan geçirilen ipin oluşturduğu üçgen ise ekvatora paralel olur. 54 Saatler: Yıldızların sağ açıklıkları Güneş le yıldızlar arasında geçen süreyle ölçülür. Bunun için de dakik saatlere ihtiyaç vardır. Saatler ancak 16. yüzyılın ikinci yarısında bir gözlem aracı olarak kullanılabilecek dakikliği ulaşabilmişlerdir. Tycho Brahe gözlem amacıyla üç saat yaptırtmıştır. Takîyüddîn de gözlemevinde saati bir gözlem aracı olarak kullanmıştır. Takîyüddîn Âlât-ı Rasadiye li Zîc-i Şehinşâhiye adlı eserinde bu konuda şöyle söylemektedir: Padişah hazretlerinin buyruğu ile, şimdi Mevlanâ Takîyüddîn Efendi mekanik saati düzenlemekle Batlamyus un elde edemediğini elde etmeyi başardı. 55 Takîyüddîn in kullanmış olduğu diğer bir astronomik alet ise, uzaktaki nesneleri yakınlaştıran optik bir alettir. Takîyüddîn Kitâbu Nûr-i Hadakati l-ebsâr ve Nûr-i Hadîkati l- Enzâr (Göz ve Bakış Bahçelerinin Işığı Üzerine Kitap) adlı eserinde şöyle söyler: Ben uzakta bulunmaları nedeniyle görülemez (gözden gizlenmiş olan) eşyayı en ince ayrıntılarıyla gösterebilen ve ortalama uzaklıkta bulunan gemilerin yelkenlerini bir ucundan tek bir gözle baktığımızda görebileceğimiz ve (daha önce) Yunanlı bilginlerin yapıp, Đskenderiye Kulesi ne yerleştirmiş olduklarına benzer bir billur (mercek) yaptım. 56 Takîyüddîn in yaptığı bu aleti teleskop olarak tanımlamamız mümkündür. Zira yukarıdaki tasvirden anlaşıldığı üzere bu alet çok uzaktaki nesneleri çok yakından ve ayrıntılarıyla gösterebilmektedir. Bilinen kaynaklara göre teleskobun en erken tarihi 1600 yıllarına denk düşmektedir. Telekobun astronomik amaçlı kullanımı ise 1609 yılında Galileo ( ) ile mümkün olmuştur. Takîyüddîn ise bu kitabını 1574 başlarında yazmıştır. Ancak Takîyüddîn bu aletin Eski Yunanlılar tarafından yapıldığını ve Đskenderiye Kulesi ne yerleştirildiğini söylemektedir. Ne var ki, bilinen kaynaklara göre Đskenderiye Kulesi nde böyle bir alet yoktur. Bu durum göz önüne alınırsa, bu aletin teleskop olmadığı, bir gözlem borusu (sighting tube) olduğu daha akla yakın görünmektedir. Zira bu alet, çok daha eskilerden beri, örneğin Çin de M.Ö lerde bilinmekte ve kullanılmaktadır Tekeli, 1979, s. 36; Tekeli, 1958, s Tekeli, 1979, s Hüseyin Gazi Topdemir, Takîyüddîn in Optik Kitabý, Iþýðýn Niteliði ve Görmenin Oluþumu, Ankara 1999, s Topdemir, 1999,

15 Osmanlılarda Güneş Saatleri Đnsanlar, mekanik saatlerin bulunmadığı devirlerde zamanı tayin etmek için kum, su ve güneş saatlerinden yararlanmaktaydılar. Güneş saatleri özel olarak hazırlanmış bir milin gölgesinin, Güneş in görünen hareketine uygun olarak yine özel olarak hazırlanmış mermer, taş veya madenî bir zemin (kadran) üzerindeki hareketine göre vaktin tayinine yarayan cihazlardır. 58 Eski Yunanlıların ve Romalıların güneş saati yaptıkları ve kullandıkları bilinmektedir. Eski Yunanlılar bu saatleri Babillilerden öğrenmişlerdir. Anadolu da bilinen en eski güneş saati ise Konya da Hacı Hasan (Kadı Mürsel) Camîî nin kıble duvarında bulunmaktadır ve 1409 tarihlidir. Osmanlılar tarafından yapılmış olan ilk güneş saatlerinden birisi ise Fatih in emriyle yapılmış olan ve Topkapı Sarayı nın III. avlusundaki teferruatlı tipten yatay saattir. 59 En parlak devri 18. yüzyılda başlayan ve genellikle camilerin güneş alan avlularında, kıble veya batı duvarlarında bulunan güneş saatlerinin en çok mevcut olduğu şehir Đstanbul dur. Elde edilen bilgilere göre Đstanbul da 53 güneş saati mevcuttur. Diğer illerle beraber bu sayı 80 e ulaşmaktadır. Osmanlılar zamanında yapılmış ancak şimdi sınırlarımız dışında olan yerlerde de güneş saatleri mevcuttur. Bunları da eklersek Osmanlılar devrine ait güneş saatlerinin sayısı 95 i bulmaktadır. 60 Osmanlı devrinde yapılmış güneş saatlerini, şekillerine, işleyişlerine ve teferruatlılık durumlarına göre bir kaç gruba ayırmak mümkündür. Birinci grup saatler Yatay Güneş Saatleri dir. Bunlar, mermer, taş veya madeni yatay bir kadrana yerleştirilen demir bir milin gölgesi sayesinde zamanı ölçerler. Dikey Güneş Saatleri sınıfına giren ikinci tip güneş saatlerinde ise zaman, doğrudan duvar taşlarına veya duvardaki mermer bir levhaya dik olarak yerleştirilen bir milin yere dik olarak gelen güneşin gölgesine göre tayin edilir. Üçüncü tip güneş saatleri ise Silindirik Güneş Saatleri dir. Đstanbul Kandilli Gözlemevi nde muhafaza edilen bir saat bu tipin tek örneğidir. Tahtadan yapılmıştır ve 30 cm yüksekliktedir. Metal bir kapağın altında, tepede kendi ekseni etrafında 360 derece dönebilen metal yatay bir çubuk vardır. Bu çubuğun silindir gövdesinin üzerindeki hareketine göre zaman tayin edilir. 61 Osmanlılarda Mekanik Saat Yapımı 58 Nusret Çam, Osmanlý Güneþ Saatleri, Ankara 1990, s Çam, 1990, s. 4, Çam, 1990, s Çam, 1990, s

16 Fatih Sultan Mehmed in 1477 de Venedik ten istediği ve getirttiği mekanik saatlerin 16. yüzyıldan itibaren Đstanbul da yerli saat ustaları tarafından imal edildiği bilinmektedir. Osmanlılarda ilk mekanik saat yapımının tarihi 1556 dan öncelere dayanır. Đlk mekanik saat yapan kişi ise Takîyüddîn dir. Onun yazmış olduğu teorik saat yapım kitabı El-Kevâkib el- Dürriye fî Vadi el-bengamât el-devriyye (Mekanik Saat Konstrüksüyonuna Dair En Parlak Yıldızlar) adlı kitaptır. Kitabın Giriş inde Bengâmât biliminin tanımını ve kapsamını veren Takîyüddîn bunları üçe ayırır. 1) Kum Saatleri, 2) Su Saatleri ve 3) Mekanik Saatler. 62 Kitabın Birinci Makalesi, ağırlık sistemine göre çalışan saatlere ilişkindir. Đkinci Makale ise, zemberekli saatlerin yapımı üzerinedir. Makale nin başında da bir zembereğin yapılışı tarif edilir. Sonuç bölümünde ise, Bengâmât biliminin püf noktaları verilir. Takîyüddîn yine bu kitabında, H. 971 (1561) senesinde, namaz vakitlerini bildiren bir saat yaptığından söz etmektedir. 63 Takîyüddîn in yapıtı, Đslâm Dünyası nda mekanik saatlere ve saat yapımına ilişkin bilinen ilk eserdir. Kanunî Süleyman devrinde Đmparator Ferdinand ın sefiri olarak Osmanlı Đmparatorluğu na gönderilen Baron Busbecq in seyahatnamesinde, Türklerin mekanik saatlere ilgi duymadıklarını belirtmesinden üç yüzyıl sonra kaleme alınmıştır. Takîyüddîn in cep, duvar, masa saatlerinin yanında astronomik saatlerle gözlem saatlerini anlattığı bu kitabı, Batı Dünyası da dahil olmak üzere, bu yüzyılda bu konuda kaleme alınmış en kapsamlı kitaptır. Bu kitapta şu saatlere ilişkin bilgiler yer almaktadır: Cep saatleri: Cep saatleri zembereğin saatlere uygulanmasıyla tarih sahnesine çıkmış ve ilk defa Almanya da 1524 tarihinde Peter Henlein tarafından yapılmıştır. Đngiltere de ise 1580 den sonra ortaya çıkmıştır. Đlk yapıldıkları sıralarda bu saatler ceplerde taşınmıyordu. Bu küçük saatlerin cepte taşınması 1675 yılından sonraya rastlar. Takîyüddîn ise 1556 yılında yazdığı Mekanik Saat Konstrüksüyonuna Dair En Parlak Yıldızlar adlı kitabında cep saati deyimini kullanmış, konstrüksüyonunu ayrıntılarıyla açıklamıştır. Eserin bir bölümünde Takîyüddîn şunları söyler: Paletler iç kısma doğru incelir, öyle ki onlardan her birinin yüzeyi silindirin yüzeyinin yarıçapına eşit olur. Bazıları onları bir daire parçası şeklinde yaparlar. Bazıları, özellikler cep saatlerindeki tarzda olduğu gibi bırakırlar. 64 Yine aynı kitabında Takîyüddîn, her derecede dolanımını tamamlayan bir çark yapılabileceğini ve bununla dakika ve diğer hususların gösterilebileceğini yazar yılları arasında yazmış olduğu 62 Sevim Tekeli, 16 ýncý Asýrda Osmanlýlarda Saat ve Takîyüddîn in Mekanik Saat Konstrüksüyonuna Dair En Parlak Yýldýzlar Adlý Eseri, Ankara 1966, Tekeli, 1966, Tekeli, 1966,

17 eserlerde ise Takîyüddîn, Đstanbul Gözlemevi nde kullanılmak üzere saniye, dakika ve saatleri gösteren bir saat inşa etmiş olduğunu bildirir. 65 Duvar ve masa saatleri: Ev saatlerinin genel olarak Avrupa da kullanılmaya başlanması 1550 yıllarına rastlar. Yaygın olarak kullanılması ise bir yüzyıl sonradır. Osmanlılarda ev saatleri 16. yüzyılda kullanılmıştır. Takîyüddîn Mekanik Saat Konstrüksüyonuna Dair En Parlak Yıldızlar adlı kitabında duvar ve masa saatlerinin yapımından da söz eder; masa saatlerinin 16. yüzyılda Avrupa da kullanılan bütün tarzlarını bilmekte, çift bölmeli, tek bölmeli, çarklarının hareketi ufkî olandan söz etmektedir. Özellikle çalar kısımları hakkında verdiği bilgiler çok ayrıntılıdır. 66 Astronomik saatler: Bu saatler gökyüzü hareketlerini aksettiren saatlerdir. Bu tip saatlere ilk örnek seneleri arasında yapılan Đtalyan De Dondi nin mekanik saatidir. Bu saat beş gezegenin, Güneş ve Ay ın hareketlerini de gösterebilmekteydi. Takîyüddîn bu tip saatlerin konstrüksüyonlarını vermiş, yedi tarzdan söz etmiştir. Altıncısı da kendi icadıdır. Bunlarla ayın, haftanın günleri, Ay ın safhaları, Güneş in ekliptikteki yeri, Ay ve Güneş in birbirlerine göre konumları, bazı sabit yıldızların azimutları, sağ açıklıkları ve yükseklikleri, namaz vakitleri, şafak, fecir ve gece yarısı namaz vakitleri bilinebilmekteydi. 67 Gözlem saatleri: Yıldızların saat açılarının, gök cisimlerinin meridyen geçiş zamanlarının tesbit edilmesi suretiyle ölçülebileceği eskiden beri biliniyordu. Ancak bunun için dakik saatlere ihtiyaç vardı. Đlk saatlerin astronomik amaçla kullanılmaları mümkün değildi. Đlk kez 16. yüzyılda saatler bu amaca hizmet edebilecek bir dakikliğe ulaştı ve 1586 yılında da Langraf William tarafından astronomiye uygulandı. William, bu tarihte, saat kullanarak sabit yıldızların boylamlarını bir dakikalık hata ile ölçmeyi başardı. Takîyüddîn Âlât-ı Rasadiye li Zîc-i Şehinşâhiye ve Sidret ül-müntehâ adlı eserlerinde saatten bir astronomik alet olarak söz eder. Bu saatlerin en önemli özelliği dakik olmaları ve dakika ve saniyeyi verebilmeleridir. Avrupa da ilk dakika ve saniye bölümlenmesi 1550 yıllarında yapılmıştır. Takîyüddîn de 1556 yılında kaleme aldığı eserinde dakika taksimatından söz etmiştir. 68 Osmanlılarda mekanik saat imalatı Batı ya göre 200 yıl geç başlamış olmasına karşın, teori ve pratiği ile sağlam temellere oturtulmuştur. Sultan III. Murad ın saatlere ilgisi Osmanlılarda saatçiliğin yerleşip gelişmesinde büyük rol oynamış, onun saltanatlığı sırasında 65 Tekeli, 1966, s Tekeli, 1966, Tekeli, 1966, Tekeli, 1966,

18 saatçıbaşı makamı oluşturulmuştur. Bu dönemin bilinen saat ustaları, Saatçıbaşı ve Mirahor görevlerinde bulunan Hasan Usta, Saatçi Pervane, Saatçi Hüseyin ve Saatçi Rüstem Ağa dır. Osmanlı mekanik saatçiliği 16. yüzyıldan 20. yüzyılın başına kadar varlığını sürdürmüş ve çok değişik tip ve modeller oluşturulmuştur. Takîyüddîn in el-âlât el-rûhâniyyet Adlı Kitabı Takîyüddîn, göllerden, ırmaklardan ve kuyulardan suları yukarı çıkarmak için çeşitli araçlar tasarlamış ve bunları El-Turuk el-seniyyet fî el-âlât el-rûhâniyyet (Ruhânî Aletler Üzerine Yüce Yöntemler, H. 993/M. 1585) adlı eserinde ayrıntılarıyla tasvir etmiştir. Takîyüddîn in bu kitabında tasvirlerini vermiş olduğu mekanik aletler, hava, boşluk ve denge prensipleri üzerine yapılan çalışmalara dayanmaktadır. Daha önce, Yunan Dünyası nda bu prensipler üzerine Ctesibios (M.Ö. III. yüzyıl), Philon (M.Ö. II. yüzyıl) ve Heron (M.Ö. I. yüzyıl) tarafından çalışmalar yapılmış ve bu çalışmalar sonucunda da çeşitli araçlar geliştirilmiştir. 69 Bu kişilerin yaptıkları çalışmalar daha sonra çevirilerle Đslâm Dünyası na aktarılmış ve bu çalışmaları, Benû Mûsâ Kardeşler (9. yüzyıl) ve Cezerî nin (13. yüzyıl) çalışmaları izlemiştir. Mûsâ Kardeşler den Ahmed in yazmış olduğu Kitâb el-hiyel (Makine Yapımı) adlı eser bu konudaki özgün eserlerden birisidir. Ahmed bu kitabında hava, boşluk ve denge prensiplerini temele alan yüz aracın tasvirini vermiştir. Bu araçlar, sihirli ibrikler, fıskiyeler, lambalar, su seviyesini sabit tutan araçlar, kaldıraç ve körüktür. 70 Yine Fârâbî ( ) de hava ve boşluk üzerine çalışmış ve konu hakkındaki görüşlerini Risâle lî Ebî Nasr el-fârâbî fî l-halâ (Boşluk Üzerine) adlı bir risâlede bildirmiştir. 71 Bu konudaki en önemli isim Cezerî dir. Cezerî, El-Câmi Beyne l-đlm ve l- Amel el-nâfi fî Sınaât el-hiyel (Makine Yapımında Yararlı Bilgiler ve Uygulamalar) adlı eserinde Đslâm Dünyası ndaki teorik ve pratik bilgileri doruk noktasına ulaştırmıştır. 72 Takîyüddîn de konuyla ilgili El-Turuk el-seniyyet fî el-âlât el-rûhâniyyet adlı kitabı kaleme almış ve Benû Mûsâ ve Cezerî nin aletlerine benzer aletleri kitabında tasvir etmiştir. Kitap bir giriş ve altı kısımdan oluşmaktadır. Takîyüddîn kitabın giriş kısmında mekanik bir saatin yapımına ilişkin bilgiler verir. Bu saat, Takîyüddîn in Mekanik Saat Konstrüksüyonuna Dair En Parlak Yıldızlar adlı kitabında verdiği mekanik saate benzer bir saattir. Kitabın 69 Tekeli, 1999, s Tekeli, 1999, s Tekeli, 1999, Tekeli, 1999,

19 birinci kısmı, saatler üzerinedir ve bu kısımda su saatleri, kum saatleri ve mekanik saatler hakkında bilgi verilir. Bu kısımda, ayrıca bir fil saatinin yapımının tasviri de yer almaktadır. Eserin ikinci kısmı, dişli çarklar, makaralar ve iplerle ağırlıkların kaldırılmasına ilişkindir. Üçüncü kısım, göllerden, ırmaklardan ve kuyulardan suları yukarı çıkarmak için kullanılan araçlar üzerinedir. Eserin dördüncü kısmı, sürekli ses çıkartan aletlerin ve suyu çeşitli şekillerde fışkırtan fıskiyelerin yapımına ilişkindir. Bu kısımda ilkin temel öğeleri ele alan Takîyüddîn, kefe, şamandıra ve su kanallarının yapımını da verir. Beşinci kısım, Benû Mûsâ ve Cezerî dekine benzeyen çeşitli araçların yapımına ilişkindir. Bunlar, şeyhe içecek sunan sakiler, çeşitli kadehler, el yıkamak için kullanılan çeşitli araçlardır. Altıncı kısım ise, kendi kendine dönen bir et kızartma aletinin (döner aleti) yapımına ilişkindir. 73 Đbrahim Müteferrika ve Đlk Osmanlı Matbaası Aslen Macar olan Müteferrika nın ( ) Macaristan daki yaşamı, ailesi ve gerçek adının ne olduğu konusunda herhangi bir bilgi bulunmamakta, şimdi Romanya topraklarında yer alan ve o dönemde matbaacılığın yaygın olduğu Kolojvar (Kolozsvar) şehrinde 1674 ya da biraz daha önceki bir tarihte doğduğu bilinmektedir de Osmanlılara katılan Đbrahim Müteferrika, Türkçe öğrenip Đslâm dinini benimsedikten kısa bir süre sonra Babıâli de yükselmeye başlamış, Müteferrikalık, yani padişahın özel hizmetine bakan kimse durumuna gelmiş, çeşitli siyasi görevlerde bulunmuş ve 1745 te ölmüştür. Araştırmacı bir yazar ve çevirmen olan Đbrahim Müteferrika kendi yazdığı kitaplar yanında bazı önemli eserleri de Türkçe ye çevirmiştir. Müteferrika nın asıl önemi, ilk Türk matbaasını kurması ve burada kitaplar basmasıdır. Gerçekte Türkiye ye matbaa çok daha önce azınlıklar aracılığıyla sokulmuş ve bu konuda Yahudiler öncülük yapmışlardır. Yahudiler ilk kitabı 1493 te Đstanbul da basmışlardı ve kimin tarafında basıldığı bilinmeyen bu kitab Tevrat ve Yorumu ydu. Đlk Ermeni matbaacısı ise Apgar dır; Apgar, bu sanatı Venedik te öğrenmiş ve patrik Sebasti Mikâel in yardımlarıyla Đstanbul da 1567 de bir matbaa kurmuştu. Bu tarihten sonra Ermeniler de matbaa aracılığıyla gazete ve dergiler basmaya başlamışlardır. Chteémaran Bidani Kideliatz adlı dergi ve Archalouis Araradian adlı günlük gazete bunlar arasındadır. Bu matbaada basılan kitaplar dinî ağırlıklıdır ve içlerinde tarih, coğrafya ve astroloji konularında 73 Bkz. Takîyüddîn, El-Turuk el-seniyyet fî el-âlât el-rûhâniyyet, University of Aleppo, 1976; Ahmad Y. Al- Hassan, Taqi-al-din and Arabic Mechanical Engineering with The Sublime Methods of Sprititual Machines, University of Aleppo, 1976, s T. Halasý Kun, Ýbrahim Müteferrika, ÝA, Cilt 5/II, Ýstanbul 1988, s

20 yazılmış olanları da bulunmaktadır. Daha sonra Ermeni matbaalarının çoğu siyasi etkinliklere karıştırıldıkları için kapatılmış, geriye kalanları da 1728 de çıkan yangında ortadan kalkmıştır. 75 Bir diğer azınlık olan Rumlar 19. yüzyılda matbaa çalışmalarını yeniden canlandırmışlar, ancak sık sık siyasi etkinliklere baş vurmaları nedeniyle bu matbaalar da devlet tarafından kapatılmıştır. Matbaanın, Türkiye de Türk kültür yaşamına katkı yapacak bir araç olarak kullanılması Müteferrika nın çalışmalarıyla başlamıştır. Bununla birlikte bu aracın getirilmesinde Müteferrika kadar değerli katkıları olan bazı devlet adamları da bulunmaktadır. Bu konuda III. Ahmed, Sadrazam Đbrahim Paşa, Yirmisekiz Çelebi Mehmed ve oğlu Said Mehmed Efendi nin sağladıkları katkılar da büyüktür. Özellikle Yirmisekiz Çelebi Mehmed in 1720 de Fransa ya gönderilmesi ve birçok yenilik yanında matbaayı görmüş olması da matbaanın kurulması açısından bir şans olmuştur. Đstanbul a döndükten sonra Çelebi Mehmed ve oğlu Said Efendi matbaa kurma hazırlıklarına başlamışlar ve Said Efendi ile Đbrahim Müteferrika nın tanışmaları da matbanın kurulması sürecini hızlandırmıştır. Böylece yaklaşık 250 yıl gecikmeyle de olsa, matbaa resmen kurulabilmiştir. Bunun üzerine bu yararlı aracın sağlayacağı olanakları anlatmak ve destek toplamak amacıyla Đbrahim Müteferrika bir kitapçık hazırlayıp, başta Sadrazam Damat Đbrahim Paşa olmak üzere, bir çok devlet ileri gelenine sunmuştur. Đbrahim Müteferrika bu kitapçığında, basımın önemini belirtmiş ve matbaanın kurulması ile en kıymetli kitapların sonsuza kadar korunabileceğini, Müslümanların Avrupalılara kıyasla geri kalmalarının nedenlerinden birinin basma sanatının Đslâm ülkelerinde kullanılmayışının olduğunu, oysa, matbaayla çok sayıda kitabın kolay ve ucuz yoldan çoğaltılabileceğini, ülkenin her yanında kütüphaneler açılabileceğini ve bu sayede cahilleşmenin de önlenebileceğini belirterek matbaanın yararlarını maddeler halinde sıralamıştır. 76 Sunulan bu gerekçeli dilekçeden sonra, yapılan çeşitli görüşmeler sonucu Sadrazam Damat Đbrahim Paşa, Müteferrika nın isteğini olumlu karşılamış, ancak konuyla ilgili olarak Şeyhülislam Abdullah Efendi den bir fetva alınmasını emretmiştir. Bunun üzerine Müteferrika da, Şeyhülislam Abdullah Efendi ye yapmak istediği işin niteliğini belirleyen bir dilekçeyle başvuruda bulunmuştur. Bu başvuruyu değerlendiren Abdullah Efendi, gayet yararlı bir iş yapılmış olacağını belirterek olumlu bir fetvayla 75 Adývar, 1982, s Adývar, 1982, s

21 matbaanın kurulmasına izin vermiştir. Fetva istenirken, yalnızca lügat, mantık, hikmet ve hey et kitapların basılacağı belirtilerek baş vurulduğundan, dini kitaplar basılacak kitapların dışında tutulmuş böylece yalnızca bilimsel eserlerin yayınlaması koşula bağlanmıştır. 77 Fetvadan sonra Sadrazam ın matbaanın imtiyazını belirten Hatt-ı Hümâyûn u devrin Padişahı III. Ahmed e imzalatmasıyla 1726 yılında matbaa resmen kurulmuştur. Gerek duyulan ustaları Almanya dan getirmiş olan Müteferrika, derhal işe koyulmuş ve basımda kullanılacak harflerin tamamını Đstanbul da döktürmüştür. Böylece Dârü t-tıbaa (Basımevi) adı verilen matbaa Sultan Selim de Đbrahim Müteferrika nın kendi evinde işletilmeye başlanmıştır. Müteferrika burada ilk kitabı olan Kitab-ı Lügat-ı Vankulu nu (Arapça Türkçe Vankulu Sözlüğü) 31 Ocak 1729 da yayınlamıştır (H. 1141). Matbaada basılan diğer kitaplar ise şunlardır: Tuhfetü el-kibar fi Esfari el-bihar (Deniz Seferleri Hakkında Büyük Kitap, H. 1141); Krozinski nin Tarihi Seyyah ı (H. 1142); Tarih-i Hind-i Garbi (Amerika veya Batı Hindistan Tarihi, H. 1142); Hüseyin Murteza Nazmizade nin Tarihi Timur-i Gürgani si (Timurlenk Tarihi, H. 1142); Süheyli Efendi nin Tarih-i Mısr el-cedid ve l-kadim i (Mısır ın Eski ve Yeni Tarihi, H. 1142); Gülşen-i Hulefâ (Halifeler Tarihi, H. 1143); Holderman ın Gramaire Turque si (Türkçe-Fransızca Gramer Kitabı, H. 1143); Usûl el-hikem fî Nizâm el- Umam (H. 1144); Đbrahim Müteferrika nın Fuyûzat-ı Mıknâtîsîye si (Pusulanın Faydaları, H. 1144); Katip Çelebi nin Cihannüma sı (H. 1145); Takvim el-tevarih (Kronoloji Cetvelleri, H.1146); Naima nın Kitabu Tarih-i Naima sı (Naima Tarihi, H. 1147); Raşit Efendi nin Tarih-i Râşit i (Raşit Tarihi, H. 1153); Çelebizade Asım Efendi nin Tarih-i Çelebî-zâde (Çelebizade Tarihi, H. 1153); Bosna lı Ömer Efendi nin Ahval-i Gazavat-ı der Diyâr-ı Bosna sı (Bosna Savaşlar, H. 1154); ve Şuuri Hasan Efendi nin Kitabu Lisan el-acem el- Müsemma bi Ferhengi Şuûri dir (Acemce-Türkçe Sözlük, H. 1155). 78 Bu kitapların dışında Müteferrika çeşitli haritalar da basmıştır. Bunlar, Marmara, Karadeniz, Đran ve Mısır haritalarıdır. Haritalar bir kenara bırakıldığında, matbaada 1729 dan kapandığı tarih olan 1746 ya kadar basılan kitapların, bir ikisi hariç tamamının tarih ve coğrafya konusunda yazılmış kitaplar olduğu görülmekte ve matbaanın daha çok siyasi amaçlarla kurulmuş olduğu anlaşılmaktadır. Bundan dolayı matbaanın neden Türk kültür yaşamının gelişmesine çok önemli katkılar yapamadığını anlamak kolaylaşmaktadır. Matbaa bir devlet sorunu olarak 77 Edvard Carleson, Ýbrahim Müteferrika Basýmevi ve Bastýðý Ýlk Eserler, Hazýrlayan: Mustafa Akbulut, Ankara 1979, s Kun, 1988, s

22 görülmüş ve bilim, felsefe, edebiyat vb. üst entellektüel alana ait olan ve toplumun kültürel açıdan gelişmesine katkı yapacak kitapların basılmasına önem verilmemiştir. Bundan dolayı da matbaanın Osmanlı kültür, sanat ve bilim yaşamına gerekli katkıyı yaptığını söylemek olanaklı görünmemektedir. Zaten basılan kitaplar da Đstanbul dışındaki diğer kentlere yayılamamış ve dolayısıyla ülkenin pek çok yerinde kütüphaneler açmak ve hızla yaygınlaşan cahilliği önlemek hedefi de asla gerçekleştirilememiştir. Geç de olsa alınan matbaanın kurulduktan sonra da gelişmesinin çok ağır gitmesinin nedenlerinden birinin matbaada basılan kitapların geniş halk kitleleriyle kucaklaşamamasının olduğu da anlaşılmaktadır. Buna yol açan nedenler ise kısmen teknik, kısmen ekonomik ve kısmen de siyasidir. Her şeyden önce matbaanın çok önemli derecede sürekli bir kağıt sorunu vardı. Bunu aşmak için Müteferrika bir çok girişimde bulunmuşsa da sorun asla tam olarak çözülememiştir. Diğer bir neden de kitap fiyatlarının yüksek rütbeli devlet görevlilerinin bile almakta zorlanacağı kadar yüksek olmasıdır. Bu koşullar sonucu doğal olarak kitaplar geniş halk kitlelerine ulaşamamıştır. Bu hem matbaanın ciddi bir kaynak sıkıntısına düşmesine, hem de cahilliğin daha da artmasına neden olmuştur. Nitekim Lale Devri nde başlamış olan geniş bir edebiyat ve bilim yazarlığının, batı bilim eserlerinin çevrilmesinin güçlü bir fikir hayatı yaratmakta etkisiz kalışının da bu teknik ve ekonomik yetersizliklerden kaynaklandığı bir gerçektir. Sonunda 1746 yılında, ne saray tarafından ne de özel kimselerden gerekli desteği bulamayan matbaa tamamen devre dışı kalmıştır. 79 Kimya, Kimya Aletleri ve Laboratuarlar Kimyasal işlemler ve kimyanın geçmişi çok eskilere dayanmakla beraber bir bilim olarak modern kimya 18. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Elementin modern anlamda tanımı Robert Boyle ( ) tarafından yapılmış ve bu tanım Lavoisier ( ) tarafından kimya hayatına geçirilebilmiştir. Böylece 18. yüzyılın sonlarından itibaren kimya hızla gelişmiş, temel yasalar ortaya koyulmuş ve 1808 de John Dalton ( ) tarafından atom teorisi ortaya atılmıştır. Bunların ardından kimya bilimi ve buna bağlı kimyasal teknoloji hızla gelişmiştir. 18. yüzyılda kimyasal teknolojinin Osmanlılara aktarılması pratik ve askeri amaçlar doğrultusunda olmuş ve bu aktarımda da, teknolojinin bir bilim ürünü olduğu ve bilimsel gelişim izlenmeden yeni teknolojilerin üretilebilmesinin mümkün olamayacağı anlaşılamamıştır. Bunun sonucunda da, bu dönemde yayımlanan kimya kitaplarında, 22

23 genellikle pratik kimya bilgilerin aktarıldıkları ve genel kimyaya ilişkin bilgilerin verilmediği ya da özet olarak verildiği görülmektedir. Bu düşünce biçimi, kimya ve öteki temel bilimlerin gelişimini engellemiştir. 80 Osmanlılarda kimya öğretiminin gelişim tarihi üzerine çok az kaynaklar bulunmaktadır. Bunlar arasında Kırımlı Aziz Bey in ( ) Kimya-ı Tıbbi adlı eseri önem taşımaktadır. Kırımlı Aziz Bey bu yapıtının ilk sayfalarında kimya tarihinden de söz etmektedir. Bu eserden anlaşıldığı üzere, Osmanlılarda en eski kimya kitabı, 1702/1703 yılında Bursalı Derviş Ömer Şifaî (? ) tarafından yazılmıştır. El-Cevher el-ferid fî Tıbb el-cedid (Yeni Tıpta Eşsiz Bir Cevher) adlı bu kitapta o zamanlar kullanılan kimya aygıtlarının ve özellikle damıtma işlemlerinde kullanılan kimya aletlerinin pek çoğunun resimleri de bulunmaktadır de kurulan Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyun un ikinci Başhocası Hoca Đshak Efendi Mecmua-i Ulum-i Riyazî adlı yapıtının son cildinde ilm-i hallü terkib-i ecsam (cisimleri çözümleme ve bireştirme) adını verdiği kimyadan söz eder. Đshak Efendi 18. yüzyılın sonu ve 19. yüzyılın başı arasındaki dönemde Batı kimyasının gelişimini izlemiştir. 82 Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyun ve Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyun unun programlarında kimyaya ilişkin bir derse ratlanmamaıştır. Ancak Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyun da 1830 dan önceki dönemde, metalurjiye ilişkin bazı derslerin okutulmuş olmalıdır tarihinde III. Selim in Mühendishâneleri düzenleyen fermanı ile savaş sanayinin teknik denetimi Mühendishâne-i Berrî-i Hümayûn a verilmiş ve top dökümü yapılan Hasköy Dökümhânesi ile Tophâne-i Âmire dökümbaşılıkları bu kuruluşa bağlanmıştır. Böylece döneminde kimyaya dayanan metalurji alanında pratik bazı bilgiler sınırlı da olsa verilebilmiştir da Paris e Büyükelçi olarak gönderilen Seyyid Abdurrahim Muhib Efendi, burada fizik ve kimya laboratuvarlarını gezmiş ve bu gözlemlerini seyahatnamesinde anlatmıştır. Kimya formülleri ve denklemleri konusundaki yeni bilgileri ilk aktaran Đshak Efendi nin öğrencisi kimyager Derviş Paşa ( ) olmuştur. Onun Usûl-i Kimya adını taşıyan anorganik kimya kitabı oldukça önemlidir. Kitap iki cilt olarak tasarlanmış ancak kitabın birinci cildi basılabilmiş, diğer cildi ise basılamamıştır. Kitabın birinci cildinin ilk bölümünde ametaller ve bileşikler, ikinci bölümünde ise metaller incelenmiştir. Burada metallerin genel 79 Tekeli, 1999, s Emre Dölen, Osmanlýlarda Kimyasal Semboller ve Formüller ( ), Ýstanbul 1996, s Zeki Tez, Kimya Tarihi, Ankara 1986, s Tez, 1986, s. 169; Dölen, 1996, s Dölen, 1996, s

24 ve tek tek özellikleri verilmiş, bunların elde ediliş yöntemlerine ilişkin şekiller ve laboratuvar aletlerinin çizimleri eklenmiştir. Kitabın arkasında dört levha vardır. Bu levhalarda kitapta bahsedilen çeşitli maddelerin elde edilişlerine ilişkin düzeneklerin şekilleri yer alır. Bu şekillere göre şu laboratuvar aletleri kullanılmıştır; odun kümür ile yakılan kubbeli fırın ve ocak (maltız), ispirto ocağı, kısa boyunlu ve yuvarlak dipli balonlar, su ve cıva havuzları, çıkış ve bağlantı boruları, çeşitli emniyet boruları, welter borusu, karni, iki boyunlu, yuvarlak dipli balonlar, wolff şişeleri, huni, U borusu, düz borular, kristalizuyarlar, fanus, bir ucu genişçe boru, kadeh biçimli kaplar, tüpler ve çeşitli statif ve tutucular de Büyük Reşit Paşa nın bir darülfünun kurulması düşüncesini ortaya atmasından sonra hazırlıklar uzun süre sonuçsuz kalınca Derviş Paşa bir ara Paris e gitmiş ve dönüşünde yine derslere devam etmiştir. Bu arada pek çok laboratuar aygıtı satın alınmış ve bir laboratuvar kurulmuş, ancak kurulan laboratuvar Ayasofya yangınında yanmıştır da Đstanbul da Darülfünun-u Şahane adıyla yeniden bir üniversite kurulmuş ve burada kimya dersleri Vasil Naum Efendi tarafından okutulmuştur de basılan ve Đshak Efendi nin öğrencisi olan Bostanîzâde Hacı Bey in eseri olan Alât-ı Kimyeviyye Risâlesi ise ayrı bir önem taşımaktadır. Kimya laboratuvarlarında kullanılan yirmibir alet ve cihazın resimlerini, tarif ve isimlerini veren ve Fransızcadan çevrilmiş olan bu risâle, bir laboratuvar el kitabı olması açısından ilginçtir. Kitap, öğrencilerin bu aletleri tanımaları ve deneylerde kullanmaları amacıyla yazılmıştır. Böylece 1850 lerde Mühendishâne de bir kimya laboratuvarının mevcut olduğu öğrenilmektedir. Bu risalede 22 laboratuvar aleti tanıtılmış ve bunlardan 19 unun resmi taşbaskı bir levhada verilmiştir. Burada verilen aletler şunlardır; bağlantı boruları, su ve kum banyoları, balonlar, kapsül, ağız hamlacı, fanuslar, karniler, potalar, su ve cıva havuzları, maltız ocağı, kubbeli fırın, demirci ocağı, ispirto ocağı, körüklü hamlaç, pipet, cam boru, çıkış boruları, düz emniyet borusu, S biçimli ve hazneli emniyet borusu ve welter borusu. 87 Derviş Paşa nın Usûl-i Kimya sından 20 yıl sonra yayımlanan Kırımlı Aziz Bey in Kimya-ı Tıbbi kitabı ikinci Türkçe kimya kitabıdır. Kitapta kimyasal işlemlerde kullanılan laboratuvar aletleri Tecârüb-i kimyeviyede istimâl olunacak alât ve edevatın ta rifi 84 Dölen, 1996, s Emre Dölen, Kýrýmlý Aziz Bey in Kimya-yý Týbbî Adlý Kitabýndaki Laboratuvar Aletleri, V. Türk Týp Tarihi Kongresi, Ankara 1998, s Dölen, 1996, s Dölen, 1998, s

25 beyanındadır başlığı altında resimleriyle birlikte ayrıntılı olarak anlatmıştır. 88 Bu bölümde 16 başlık altında temel laboratuvar aletlerinin resimleri ve tasvirleri yer almaktadır. Bu aletler şunlardır; odun kömürü yakılan küçük kubbeli bir fırın olan ateşdân-ı devvarü l-lehib; inbik; küresel bir kap olan balon; boru; pota; cisimlerin yavaş yavaş ısıtılmasını yarayan hamam; su ve cıva dolu olan kaplar (havz); su ve cıva havuzu içerisine yerleştirilen ve üzerine içinde gazın toplanacağı kabın başaşağı yerleştirildiği kilden yapılan res-i gaz; kimyahânelerde gazat ve buharat istihrac için adeta inbik makamında istimâl olunan bir kap (karni); çeşitli maddeleri toplamaya yarayan çeşitli biçimlerdeki kaplar (me haz); gazları toplamaya yarayan camdan silindirik bir kap (muhbir); uzun boyunlu düz dipli bir balon olan matara; buharların elde edildiği kabı toplama kabına bağlamaya yarayan boru (mutavvil); kimyasal analiz için kullanılan mi yar şişesi; camdan silindir biçiminde bir kap olan nakûs; iki ya da üç ağızı olan silindir biçimindeki şişeler (wolff şişesi). 89 Kitabın ikinci cildinde ise, optik bir alet olan spektroskop ve spektral analizi ile ilgili bilgiler yer almaktadır. Spektroskop 1859 da Robert Wilhelm Bunsen ( ) ve Gustav Kirchhoff ( ) tarafından geliştirilmiş ve kimyaya uygulanmıştır. Kırımlı Aziz Bey kitabında lityum ve bileşiklerini anlattıktan sonra spektral analize geniş yer ayırmış, spektroskubun yapımı ve kullanılmasını ayrıntılı bir şekilde anlatmıştır. 90 Tıp Osmanlı tıbbı Selçuklu tıbbının bir devamıdır. 19. yüzyıla kadar Doğu karakterini muhafaza etmiş, ancak 19. yüzyıldan sonra Batı ya dönmüştür. Osmanlılar Anadolu da bulundukları şehirlerin sıhhî ihtiyaçlarını karşılamışlar, sağlık kuruluşlarına önem vermişlerdir. 91 Osmanlıların Anadolu da yaptırdıkları ilk hastahane Bursa Yıldırım Darüşşifası dır (1399). Bu hastahanenin 1 baştabibi, 1 başhekimi yardımcısı, 1 tabibi, 1 cerrahı, 1 göz hekimi ve çeşitli personeli bulunuyordu. Hastahanenin ilk başhekimi Tabib Hüsnü dür. Yusuf Sinaneddin (14. yüzyıl), Ömer Şifaî Dede (17. yüzyıl) burada çalışmış önemli hekimlerdendir. 92 Bu darüşşifadan sonra çok sayıda darüşşifa kurulmuştur; 88 Dölen, 1996, s ; Dölen, 1998, s Dölen, 1998, s Dölen, 1998, s. 144, Süheyl Ünver, Týb Tarihi, Ýstanbul 1943, s Bedi N. Sehsuvaroðlu, A. Erdemir Demirhan, G. Cantay Güressever, Türk Týp Tarihi, Bursa 1984, s. 25; Esin Kâhya, A. Demirhan Erdemir, Medicine in the Ottoman Empire (and Other Scientific Developments), Ýstanbul 1997, s

26 15. yüzyılda Fatih Darüşşifası, Edirne Cüzzamhanesi, 16. yüzyılda Süleymaniye Hastahanesi gibi. Osmanlılarda da Batı da olduğu gibi hekim ve cerrahlar ayrı ayrı yetişmişler ve cerrahlar çoğu kere hekimin emrinde bir teknisyen olarak çalışmışlardır. Osmanlılarda hekim ve cerrah olan Sabuncuoğlu ayrı bir önem taşımaktadır. 93 Şerefeddin Sabuncuoğlu (1386?-1470) Fatih döneminin meşhur hekimlerindendir. Amasya da doğmuş ve eğitimini 1308 de inşa edilmiş olan Amasya Darüşşifası nda tamamlamıştır. 15. yüzyılın başında Amasya Darüşşifası nda hekimlik yapmış olan Sabuncuoğlu bilinen bütün eserlerini burada yazmıştır. Sabuncuoğlu bir çok hekimin aksine özellikle cerrahi ile ilgilenmiştir. Çok iyi bir klinisyendir. Eserlerinde tedavi metodlarını en ince ayrıntısına kadar vermiş, cerrahi teknikleri çok açık bir dille anlatmış ve resimlerle takviye etmiştir. Sabuncuoğlu nun konumuzu ilgilendiren eseri Kitâbü l-cerrâhiyyetü l- Hâniyye dir (1465). Eser bilindiği kadarıyla Osmanlılarda kaleme alınmış yegâne resimli cerrahi eseridir. Eserin 11. yüzyılda Endülüs te yaşamış olan Ebû l-kâsım Zehrâvi nin (? ) Kitâbü l-tasrîf adlı eserinin cerrahi kısmının tercümesi olduğu ileri sürülmüşse de eser tam bir tercüme değildir. Sabuncuoğlu Zehrâvi den yararlanmış, ancak bir cerrah olarak kendi çalışmalarıyla mevcut bilgiyi kaynaştırmıştır. Eser de yer yer kendi gözlem ve deney sonuçları da yer almaktadır. Sabuncuoğlu, burada, Đslâm aleminde meşhur olan tıbbi ve cerrahi aletleri vermiştir. Elle işleyen aletlerin, bakır demir, gümüş ve altından imaline ilişkin esaslar tarif edilmiştir. 94 Sabuncuoğlu nun eserinde cerrahi aletlerin yanısıra ameliyatın nasıl yapılması gerektiğini gösteren resimler de mevcuttur. Bu resimlerde hasta ve doktorun pozisyonu ile aletlerin nasıl kullanılması gerektiği de gösterilmiştir. 95 Kitabın ikinci bölümü dağlama üzerinedir. Bu bölümde Sabuncuoğlu dağlama, dağlama teknikleri ve dağlamada kullanılan çeşitli araçların tasvirlerini vermiştir. Kitabın en ilginç kısımlarından biri de, dağlama sırasında hasta ve hekimin operasyon boyunca konumlarının çizilmiş olmasıdır. Yine 15. yüzyılın başlarında yaşamış tabib Mü min bin Mukbil Sinobî, 1437 de yazdığı Miftâh el-nûr ve Hazâ în el-sürûr adlı eserinde göz ameliyatlarında kullanılacak aletleri tasvir etmiş ve resimlerini vermiştir. Aynı tabibin Zahîre-i Marâdiye adlı eserinde de tıbbi aletlere 93 Sehsuvaroðlu, 1984, s Süheyl Ünver, Þarkta Týbbi Âletler Tarihi Üzerine, Türk Týb Tarihi Arkivi, Cilt 5, No: 19-20, 1942, (Ayrý Basým), s Þerefeddin Sabuncuoðlu, Cerrâhiyyetü l-hâniyye, Hazýrlayan: Ýlter Uzel, Cilt I, Ankara 1992, s. 33; Tekeli, 1999, s

27 ilişkin bilgiler vardır. Fatih zamanının meşhur hekimlerinden Altuncuzade nin de sidik tutukluğuna karşı bir sonda yaptığı bilinmektedir yüzyılda tıp tamamen Batı ya dönmüştür. Batı nın kullandığı metod ve tedrisat kullanılmış ve II. Mahmud 1826 da askeri reformdan sonra bir çok hastahane yaptırmıştır. 97 Tıphâne-i Âmire Batı da bilimin son derece ilerlediğini ve Osmanlıların çok geri kaldığını düşünen II. Mahmut, tercüme ile vakit kaybedilemeyeceğini söyleyerek hekimliğin Fransızca okunmasını emreder. Bu, gerçekte, vakit kaybetmeksizin bilim seviyesinin yükseltilmesi için düşünülmüş bir çare idi. Bu çalışmalar için de belirli bir düzeyde seçkinler sınıfı oluşturmak gerekiyordu. Bunun için de yukarıda bahsedilen okulların yanısıra bir de tıbbiye mektebi açıldı de ordunun tabib ve cerrah ihtiyaçlarını karşılamak amacı ile Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi nin önderliğinde Tıphâne-i Âmire adında bir tıp mektebi açılması yolundaki teşebbüslere başlandı. Mustafa Behçet Efendi bu mektebin ilk nizamını hazırlamış ve Türkiye de modern tıp mektebinin kurucusu olmuştur. Gülhane bahçesinde bulunan binalarda faaliyetine başlayan Tıphâne-i Âmire yi aynı yıl Şehzadebaşı nda açılan Cerrahhane takip etmiştir tarihlerinde Cerrahhane, Topkapı Sarayı bitişiğindeki bir binaya nakledilmiştir da iki mektep birleştirilmiş, 1839 da da Gülhane den Galatasaray a taşınmıştır. Aynı yıl mektebin başına Avustruyalı doktor C. Ambroise Bernard getirilmiş ve mektebin adı Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahâne olarak değiştirilmiştir. 99 Tophane müşiri Fethi Paşa da, bir aralık Paris te Mekteb-i Osmaniye adı altında bir nevi üniversite açmak ve talebe göndermek için teşebbüslerde bulunmuş ancak destek görememişti. Buraya gönderilen talebeler arasında Şakir Paşa da bulunmaktadır. Şakir Paşa yılları arasında Claude Bernard ile çalışmış ve Đstanbul a döndüğünde Tıp Fakültesi ne fizyoloji hocası olarak atanmıştır. Burada dersler notlardan okutuluyordu. Ancak talebeler daha çok pratik çalışmayı tercih ediyorlardı. Şakir Paşa, kendi parasıyla temin ettiği iki burgu, bir makas, lastik boru, iki kanül ve bir pensle araştırmalarını yürütmüş ve öğrencilerine fizyoloji tatbikatları yaptırmaya çalışmıştır. 96 Ünver, TTT Arkivi, 1942, s Ünver, 1943, s Esin Kâhya, Mustafa Behçet Efendi nin Fizyoloji Tercümesi Adlý Kitabý, Çaðýnda Avrupada ve Bizde Fizyoloji Çalýþmalarý ve Aralarýndaki Baðlar, Cilt I (Ýnceleme), Ankara 1976, (Basýlmamýþ Doçentlik Tezi), s Ýhsanoðlu, 1996, s

28 Şakir Paşa nın Vekâye-i Tıbbiye adlı mecmuada neşredilmiş bazı makaleleri vardır. Bunlardan Ameliyathane-i Fizyoloji adlı makalesinde, genel olarak bir ameliyathanenin ne gibi işlerde kullanılacağını, ne gibi kısımlar ve aletlerin bulunması gerektiğini belirtir. Diğer bir makalesi de Mecelle-i Hurdebîn dir. Burada ise, mikroskop kullanırken dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında bilgiler verir. Şakir Paşa nın vefatından sonra onun asistanı olan Kemal Cenap ( ) Askeri Tıbbiye ye fizyoloji hocası olarak tayin edilmiştir. Kemal Cenap, kalp fizyolojisi ile ilgilenmiş ve ven içi ile kendi buluşu olan kalp içi enjeksiyon metodları üzerinde çalışmıştır de Tıbhâne-i Âmire nin açılışından itibaren gerek askeri gerek sivil bütün tıp okullarında botanik dersi de okutulmuştur. Mehmed Ali Paşa ( ) Avrupa dan ve başka yerlerden getirttiği bitkilerle yardımcısı Esad Şerefeddin ( ) ile birlikte Askeri Tıbbiye nin Demirkapı daki bahçesine bir botanik bahçesi kurdurmuştur. Eczacı ve dişçi mektepler botanik muallimi Şerefeddin Tevfik ( ) de Kadırga daki Eczacı Mektebi nin arkasında bir tıbbî bitkiler bahçesi ve bir botanik laboratuvarı kurmuş ve Avrupa dan getirilen ders malzemesi ve on kadar mikroskop buraya yerleştirilmiştir de Đstanbul da basılan Mehmed Niyazi nin Fenn-i Hurdebîn. Usûl-i Ameliye ve Tatbikatı (Mikroskop Tekniği. Kullanma Yöntemi ve Uygulaması) adlı kitabı bilim tarihi açısından oldukça önem taşımaktadır. Kitapta ayrıntılı biçimde mikroskop ve mikroskop tekniği konusunda bilgi verilmektedir. 102 Esad Feyzi Efendi ve Đlk Röntgen Işını Tatbiki Bizde ilk röntgen ışını tatbikini Dr. Esad Feyzi ( ) uygulamıştır. Đstanbullu olan Esad Feyzi, 1874 de doğmuştur. Davud Paşa Askeri Rüştiyesi nde okumuş, daha sonra Mekteb-i Tıbbiye ye girmiş ve 1897 de de Yüzbaşı olmuştur. Tıbbiye muallimi Đsmail Ali Bey yanında asistanlık yapan Esad Feyzi, tedarik ettiği bir ampul ile röntgen ışını tecrübeleriyle meşgul olmaya başlamıştır de, Yunan muharebesinde, Đstanbul a Yıldız Hastahanesi ne getirilen yaralıların vücutlarındaki kurşunların yerlerini sınıf arkadaşı Dr. Rıfat Osman ile birlikte tesbit etmiş ve operatör Cemil Paşa nın yaptığı ameliyatları kolaylaştırmıştır. Böylece Esad Feyzi, Rıfat Osman ile birlikte, röntgen ışının savaşlarda ilk defa yaralılara tatbiki 100 Kâhya, 1976, Dölen, Emre, Tanzimat tan Cumhuriyet e Bilim, Tanzimat tan Cumhuriyet e Türkiye Ansiklopedisi, Ýstanbul, s Dölen, Tanzimat tan Cumhuriyet e Bilim, s

29 şerefinin Türkiye ye nasib olmasını sağlamıştır. Esad Feyzi nin, röntgen ışını, tatbiki tıb ve cerrahiye ilişkin çok sayıda yazıları da mevcuttur. 103 Fizik 15. yüzyılda Fatih medreselerinde ulûm-i tabiiye (doğal bilimler) adıyla bir ders okultulduğu bilinmektedir. Doğal olarak burada fizikte okutulan dersler Aristoteles fiziğidir. Mercekle ateş yakma, sürtülmüş kehribarın kağıt parçalarını çekmesi gibi konular ise şeytani işler sayılmıştır da matbaanın kurulmasından sonra ilk basılan kitaplar arasında Đbrahim Müteferrika tarafından özetlenerek çevrilen bir kitaba rastlanmaktadır. 24 sayfa olan ve rüzgar gülü ile inklinasyon pusulasının anlatıldığı bu kitap Fuyûzat-ı Mıknâtîsîye dır (Pusulanın Faydaları, 1144). Kitaba iki tür pusula ibresini gösteren resimler de eklenmiştir. 18. yüzyılın ortalarında açılan askeri ve teknik okullarında fizik dersleri okutulmaktadır. Bu okullarda genel fizik yerine mekanik derslerinin okutulmuş olması muhtemeldir de Mekteb-i Fünun-ı Harbiye kurulduğunda fizik ve kimya aletlerinin alınması kararlaştırılmış, 1841 de de Harbiye Mektebi Nâzırlığı na getirilen Emin Paşa bu aletleri getirtmiştir de kurulan Tıbhâne-i Âmire nin 1838 de yeniden düzenlenmesi sırasında Hekimbaşı Ahmed Necip Efendi fizik ve kimya alet ve takımlarının korunması için bir hazine yapılmasını gerekli görmüştür de öğretime açılan Darülfünun un ilk dersi Derviş Paşa tarafından verilmiştir. Derviş Paşa bu derslerini yıllarında Usûl-i Hikmet-i Tabiiye adıyla iki cilt olarak basmıştır yılları arasında yaşamış Đsmail Ali Bey de Hikmet-i Tabiiye dersleri okutmuş ve ilk kez röntgen denemeleri yapmış hocalarımızdandır. Onun öğrencisi olan Esad Feyzi, ilk röntgen ışınını tatbik eden kişidir. Đsmail Ali Bey fizik derslerinde elektrik makinasıyla çeşitli deneyler de yapmıştır Süheyl Ünver, Ýlk Röntgencilerimizden Dr. Esad Feyzi Hakkýnda, , Klinik Radyoloji, Cilt 3, Sayý 3-4, Mayýs-Temmuz 1942, (Ayrý Basým), s Dölen, Tanzimat tan Cumhuriyet e Bilim, s

30 Bibliyografya Adıvar, A. Adnan, Osmanlı Türklerinde Đlim, Đstanbul Al-Hassan, Ahmad Y., Taqi-al-din and Arabic Mechanical Engineering with The Sublime Methods of Sprititual Machines, University of Aleppo, Al-Hassan, Ahmad Y., A Compendium on the Theory and Practice of the Mechanical Arts by al-jazarî, Journal for the History of Arabic Science, Vol. 1, No. 1, May 1977, Aleppo-Syria, s Bahadır, Osman, Osmanlılarda Topçuluk, Bilim Tarihi, Sayı 9, Đstanbul Bahadır, Osman, Osmanlılarda Bilim, Đstanbul Bir, Atilla, The Book Kitâb al-hiyal of Banû Mûsâ Bin Shâkir, Interprated in Sense of Modern System and Control Engineering, Đstanbul Bostan, Đdris, Osmanlı Bahriye Teşkilâtı: XVII. Yüzyılda Tersâne-i Âmire, Ankara Carleson, Edvard, Đbrahim Müteferrika Basımevi ve Bastığı Đlk Eserler, Hazırlayan: Mustafa Akbulut, Ankara Çam, Nusret, Osmanlı Güneş Saatleri, Ankara Çeçen, Kâzım, Đstanbul da Osmanlı Devrindeki Su Tesisleri, Đstanbul Dizer, Muammer, Osmanlıda Rasathaneler, Fatih ten Günümüze Astronomi, Prof. Dr. Nüzhet Gökdoğan Sempozyumu, 7 Ekim 1993, Đstanbul 1994, s Dölen, Emre, Osmanlılarda Kimyasal Semboller ve Formüller ( ), Đstanbul Dölen, Emre, Kırımlı Aziz Bey in Kimya-yı Tıbbî Adlı Kitabındaki Laboratuvar Aletleri, V. Türk Tıp Tarihi Kongresi, Ankara 1998, s Dölen, Emre, Tanzimat tan Cumhuriyet e Bilim, Tanzimat tan Cumhuriyet e Türkiye Ansiklopedisi, Đstanbul, s Erendil, Muzaffer, Topçuluk Tarihi, Ankara Eyice, Semavi, Baruthâne, TDV ĐA, Đstanbul 1992, s Ibn al-razzâz al-jazarî, The Book of Knowledge of Đngenious Mechanical Devices, Translated and Annotated by Donald R. Hill, Boston

31 Đhsanoğlu, Ekmeleddin, Açıklamalı Türk Kimya Eserleri Bibliyografyası (Basmalar/ ) ve Modern Kımya Biliminin Türkiye Cumhuriyetinin Kuruluşuna Kadar Olan Durumu ve Gelişmesi, Đstanbul Đhsanoğlu, Ekmeleddin, Osmanlılar ve Batı Teknolojisi, Yeni Araştırmalar Yeni Görüşler, Đstanbul Đhsanoğlu, Ekmeleddin, Büyük Cihad dan Frenk Fodulluğuna, Đstanbul Kaçar, Mustafa, Osmanlı Đmparatorluğunda Askerî Sahada Yenileşme Döneminin Başlangıcı, Osmanlı Bilim Araştırmaları, Yayına Hazırlayan: Feza Günergun, Đstanbul 1995, s Kâhya, Esin, Mustafa Behçet Efendi nin Fizyoloji Tercümesi Adlı Kitabı, Çağında Avrupada ve Bizde Fizyoloji Çalışmaları ve Aralarındaki Bağlar, Cilt I (Đnceleme), (Basılmamış Doçentlik Tezi), Ankara Kâhya, Esin, Türkiye de Đlk Demiryolları, Belleten, Cilt LII, Sayı 202, Ankara 1988, s Kâhya, Esin, A. Demirhan Erdemir, Medicine in the Ottoman Empire (and Other Scientific Developments), Đstanbul Kazancıgil, Aykut, Osmanlılarda Bilim ve Teknoloji, Osmanlı Ansiklopedisi, Cilt 7, Đstanbul 1995, s Kun, T. Halası, Đbrahim Müteferrika, ĐA, Cilt 5/II, Đstanbul 1988, s Kütükoğlu, Mübahat S., Baruthâne-i Âmire, TDV ĐA, Đstanbul 1992, s Özdemir, Kemal, Osmanlı dan Günümüze Saatler, Đstanbul Sayılı, Aydın, Necati Lugal, Ebû Nasri l-fârâbî nin Halâ Üzerine Makalesi, Ankara Sayılı, Aydın, Batılılaşma Hareketimizde Bilimin Yeri ve Atatürk, Erdem, Cilt 1, Sayı 1, Ankara 1984, s Sehsuvaroğlu, Bedi N., A. Erdemir Demirhan, G. Cantay Güressever, Türk Tıp Tarihi, Bursa Şakiroğlu, Mahmut H., Barut, TDV ĐA, Đstanbul 1992, s Şerefeddin Sabuncuoğlu, Cerrâhiyyetü l-hâniyye, Hazırlayan: Đlter Uzel, Cilt I ve II, Ankara Şevki, Osman, Beşbuçuk Asırlık Türk Tabâbeti Tarihi, Sadeleştiren: Đlter Uzel, Ankara Takîyüddîn, El-Turuk el-seniyyet fî el-âlât el-rûhâniyyet, University of Aleppo,

32 Tekeli, Sevim, Nasirüddin, Takîyüddîn ve Tycho Brahe nin Rasat Aletlerinin Mukayesesi, Ankara Tekeli, Sevim, 16 ıncı Asırda Osmanlılarda Saat ve Takîyüddîn in Mekanik Saat Konstrüksüyonuna Dair En Parlak Yıldızlar Adlı Eseri, Ankara Tekeli, Sevim, Đstanbul Rasathanesinin Araçları, Araştırma, Cilt XI, Ankara 1979, s Tekeli, Sevim, Osmanlıların Astronomi Tarihindeki En Önemli Yüzyılı, Fatih ten Günümüze Astronomi, Prof. Dr. Nüzhet Gökdoğan Sempozyumu, 7 Ekim 1993, Đstanbul 1994, s Tekeli, Sevim, E. Kâhya, M. Dosay, R. Demir, H. Gazi Topdemir, Y. Unat, Bilim Tarihi, Ankara Tekeli, Sevim, E. Kâhya, M. Dosay, R. Demir, H. Gazi Topdemir, Y. Unat, A. Koç Aydın, Bilim Tarihine Giriş, Ankara Tez, Zeki, Kimya Tarihi, Ankara Topdemir, Hüseyin Gazi, Takîyüddîn in Optik Kitabı, Işığın Niteliği ve Görmenin Oluşumu, Ankara Uzunçarşılı, Đsmail Hakkı, Osmanlı Devleti nin Merkez ve Bahriye Teşkilatı, Ankara Uzunçarşılı, Đsmail Hakkı, Osmanlı Tarihi, Cilt II, Ankara Ünver, Süheyl, Şarkta Tıbbi Âletler Tarihi Üzerine, Türk Tıb Tarihi Arkivi, Cilt 5, No: 19-20, (Ayrı Basım), Ünver, Süheyl, Đlk Röntgencilerimizden Dr. Esad Feyzi Hakkında, , Klinik Radyoloji, Cilt 3, Sayı 3-4, (Ayrı Basım), Mayıs-Temmuz Ünver, Süheyl, Tıb Tarihi, Đstanbul

İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ

İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ GİRİŞ Prof.Dr. Zekai Celep İnşaat Mühendisliğine Giriş GİRİŞ 1. Dersin amacı ve kapsamı 2. Askeri mühendislik ve sivil mühendislik 3. Yurdumuzda inşaat mühendisliği 4. İnşaat

Detaylı

OSMANLI YAPILARINDA. Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik

OSMANLI YAPILARINDA. Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik OSMANLI YAPILARINDA İZNİK ÇİNİLERİ Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik Çinileri, KültK ltür r Bakanlığı Osmanlı Eserleri, Ankara 1999 Adana Ramazanoğlu Camii Caminin kitabelerinden yapımına 16. yy da Ramazanoğlu

Detaylı

FATİH SULTAN MEHMET İN Sarayları

FATİH SULTAN MEHMET İN Sarayları 54 MİMARİ I FATİH SULTAN MEHMET İN SARAYLARI FATİH SULTAN MEHMET İN Sarayları Yazı ve Fotoğraf: İsmail Büyükseçgin / [email protected] Eski Saray (Beyazıt Sarayı) MİMARİ I FATİH SULTAN MEHMET İN

Detaylı

OSMANLI İMPARATORLUĞU GERİLEME DÖNEMİ ISLAHATLARI XVIII. YÜZYIL

OSMANLI İMPARATORLUĞU GERİLEME DÖNEMİ ISLAHATLARI XVIII. YÜZYIL OSMANLI İMPARATORLUĞU GERİLEME DÖNEMİ ISLAHATLARI XVIII. YÜZYIL OSMANLI DA 18. YÜZYIL GERİLEME DÖNEMİ DİR. Yaklaşık 100 yıl sürmüştür. 18. Yüzyıldaki Islahatların Genel Özellikleri -İlk kez Avrupa daki

Detaylı

Takîyüddîn el-râsıd ın Gözlemleriyle Đstanbul Semalarında Zaman 1. Yavuz Unat

Takîyüddîn el-râsıd ın Gözlemleriyle Đstanbul Semalarında Zaman 1. Yavuz Unat Takîyüddîn el-râsıd ın Gözlemleriyle Đstanbul Semalarında Zaman 1 Yavuz Unat Đslâm da Zaman ve Zaman Ölçümü Đslâm da önemli bir kavram olan zaman, mutlak zaman olarak düşünülmüş ve genellikle de manevi

Detaylı

ĐSTANBUL KÜLLĐYELERĐ (FATĐH / SULTAN SELĐM / ŞEHZADE MEHMET) TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU

ĐSTANBUL KÜLLĐYELERĐ (FATĐH / SULTAN SELĐM / ŞEHZADE MEHMET) TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU ĐSTANBUL KÜLLĐYELERĐ (FATĐH / SULTAN SELĐM / ŞEHZADE MEHMET) TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU Fakültemiz lisans programında açılan MĐM 376 Anadolu Uygarlıkları Teknik Seçmeli Dersi kapsamında yapılması planlanan Đstanbul

Detaylı

Edirne Camileri - Eski Cami. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Camileri - Eski Cami. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Camileri - Eski Cami Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Eski Cami (Cami-i Atik - Ulu Cami).............. 4 0.1.1 Eski Cami ve Hacı Bayram Veli Söylencesi.......

Detaylı

Edirne Çarşıları. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Çarşıları. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Çarşıları Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Edirne Çarşıları ve İş Merkezleri................ 4 0.1.1 Alipaşa Çarşısı(Kapalı Çarşı).............. 4 0.1.2

Detaylı

AVRUPA VE OSMANLI (18.YÜZYIL) GERİLEME DÖNEMİ

AVRUPA VE OSMANLI (18.YÜZYIL) GERİLEME DÖNEMİ AVRUPA VE OSMANLI (18.YÜZYIL) GERİLEME DÖNEMİ 1. Osmanlı İmparatorluğu nun Gerileme Devrindeki olaylar ve bu olayların sonuçları göz önüne alındığında, aşağıdaki ilişkilerden hangisi bu devir için geçerli

Detaylı

MODERNLEŞME DÖNEMİNDE OSMANLI DENİZ TEKNOLOJİSİ VE TERSANE-İ AMİRE

MODERNLEŞME DÖNEMİNDE OSMANLI DENİZ TEKNOLOJİSİ VE TERSANE-İ AMİRE MODERNLEŞME DÖNEMİNDE OSMANLI DENİZ TEKNOLOJİSİ VE TERSANE-İ AMİRE Prof. Dr. Tuncay Zorlu İstanbul Teknik Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü 6.1.2016 1 Çeşme Bozgunu (1770) ve Modernleşmenin

Detaylı

Katı Cisimlerin Yü zey Alanı Ve Hacmi

Katı Cisimlerin Yü zey Alanı Ve Hacmi Katı Cisimlerin Yü zey Alanı Ve Hacmi Dikdörtgenler Prizması Hacmi ve Yüzey Alanı Paralelkenar Prizmanın Hacmi Kürenin Hacmi ve Kürenin Yüzey Alanı Kürenin temel elemanları; bir merkez noktası, bu merkez

Detaylı

MATE 417 MATEMATİK TARİHİ DÖNEM SONU SINAVI

MATE 417 MATEMATİK TARİHİ DÖNEM SONU SINAVI Öğrenci Bilgileri Ad Soyad: İmza: MATE 417 MATEMATİK TARİHİ DÖNEM SONU SINAVI 23 Ocak 2014 Numara: Grup: Soru Bölüm 1 Bölüm 2 Bölüm 3 21 22 23 24 25 TOPLAM Numarası (1-10) (11-15) (16-20) Ağırlık 20 10

Detaylı

DURAKLAMA DEVRİ. KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ Youtube Kanalı: tariheglencesi

DURAKLAMA DEVRİ. KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ  Youtube Kanalı: tariheglencesi DURAKLAMA DEVRİ KPSS YE HAZIRLIK ARİF ÖZBEYLİ Youtube Kanalı: tariheglencesi 05.08.2017 OSMANLI DEVLETİ NİN GENEL DURUMU XVII.YÜZYILDA OSMANLI- AVUSTRYA VE OSMANLI- İRAN İLİŞKİLERİ a-avusturya ile İlişkiler

Detaylı

TÜRKİYE DE MÜZECİLİK VE MÜZECİLİK TARİHİ

TÜRKİYE DE MÜZECİLİK VE MÜZECİLİK TARİHİ TÜRKİYE DE MÜZECİLİK VE MÜZECİLİK TARİHİ Müze Nedir? Sanat ve bilim eserlerinin veya sanat ve bilime yarayan nesnelerin saklandığı, halka gösterilmek için sergilendiği yer veya yapılara müze denir. Müzeler,

Detaylı

SELANİK AYASOFYA CAMİSİ

SELANİK AYASOFYA CAMİSİ SELANİK AYASOFYA CAMİSİ BAKİ SARI SAKAL SELANİK AYASOFYA CAMİSİ Aya Sofya (Azize Sofya) tapınağı Selanik in merkezinde, Ayasofya ve Ermou sokaklarının kesiştiği noktadadır. Kutsal İsa ya, Tanrının gerçek

Detaylı

Roma İmparatorluğu nda uygulanan taş kaplı yol kesiti A: toprak, B-D: taş katmanlar, E: taş kaplama, F: kaldırım ve G: bordür

Roma İmparatorluğu nda uygulanan taş kaplı yol kesiti A: toprak, B-D: taş katmanlar, E: taş kaplama, F: kaldırım ve G: bordür KARAYOLLARI İLK KEZ MEZOPOTAMYA DA GELİŞTİ İlk taş kaplı sokak, Ur kentinde geliştirildikten sonra İranlılar krallar yolunu yaptı. Romalılar karayollarını mükemmelleştirip ilk karayolu ağını kurdu. Mezopotamya

Detaylı

Deniz Esemenli ile Üsküdar Turu 27 Ekim 2013, Pazar

Deniz Esemenli ile Üsküdar Turu 27 Ekim 2013, Pazar Deniz Esemenli ile Üsküdar Turu 27 Ekim 2013, Pazar Tur Danışmanımız: Doç. Dr. Deniz Esemenli, Sanat Tarihçisi Buluşma Noktası: Üsküdar Meydanı, III. Ahmet Çeşmesi önü Tur başlama saati: 09.00 Gezimizin

Detaylı

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders

UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders UZAKTAN EĞİTİM MERKEZİ Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi 1 1.Ders XIX. YÜZYIL ISLAHATLARI VE SEBEPLERİ 1-İmparatorluğu çöküntüden kurtarmak 2-Avrupa Devletlerinin, Osmanlı nın içişlerine karışmalarını

Detaylı

Edirne Köprüleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Edirne Köprüleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Edirne Köprüleri Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Edirne Köprüleri......................... 4 0.1.1 Gazimihal Köprüsü.................... 4 0.1.2 Beyazid Köprüsü.....................

Detaylı

Doç. Dr. Tolga BOZKURT SAN CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK MİMARİSİ BATILILAŞMA DÖNEMİ OSMANLI MİMARİSİ

Doç. Dr. Tolga BOZKURT SAN CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK MİMARİSİ BATILILAŞMA DÖNEMİ OSMANLI MİMARİSİ BATILILAŞMA DÖNEMİ OSMANLI MİMARİSİ -1699 Karlofça Barış Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğunda gerileme döneminin başlangıcı olurken, siyasi ve sosyal anlamda Batı üstünlüğünün de kabul edildiği bir dönüm

Detaylı

Şekil 2.22: Doğu Akdeniz, Ege Denizi, Balkan Yarımadası. Ölçek ~ 1: [2]

Şekil 2.22: Doğu Akdeniz, Ege Denizi, Balkan Yarımadası. Ölçek ~ 1: [2] Şekil 2.22: Doğu Akdeniz, Ege Denizi, Balkan Yarımadası. Ölçek ~ 1:4.500.000 [2] 2 25 Şekil 2.23: Orta Akdeniz (İtalya, Adriyatik Denizi, Kuzey Afrika Kıyıları). Ölçek ~ 1:4.500.000 [2] 2 26 Şekil 2.24:

Detaylı

Navigasyon; bulunduğumuz konum, gideceğimiz hedef, hedefin uzaklığı gibi bilgileri göz önünde bulundurarak tekneyi ve ekibi güvenli bir şekilde

Navigasyon; bulunduğumuz konum, gideceğimiz hedef, hedefin uzaklığı gibi bilgileri göz önünde bulundurarak tekneyi ve ekibi güvenli bir şekilde Ozan Özkiper Navigasyon; bulunduğumuz konum, gideceğimiz hedef, hedefin uzaklığı gibi bilgileri göz önünde bulundurarak tekneyi ve ekibi güvenli bir şekilde hedefe götürmektir. Güneş (Güneş pusulası ve

Detaylı

Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. Yayın Kataloğu

Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. Yayın Kataloğu Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayın Kataloğu 2013 2 TAHRÎRU USÛLİ L-HENDESE VE L-HİSÂB EUKLEIDES İN ELEMANLAR KİTABININ TAHRİRİ Nasîruddin Tûsî (ö. 1274) Meşhur Matematikçi Eukleides in (m.ö.

Detaylı

Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Roma ve Bizans Dönemi Tarihi Eserleri Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Antik Yerleşimler......................... 4 0.2 Roma - Bizans Dönemi Kalıntıları...............

Detaylı

Via Appia yolunun sonu işaret eden taş

Via Appia yolunun sonu işaret eden taş Ulaştırma Ulaşım insan ve eşyanın bir noktadan diğer bir noktaya taşınmasıdır. Ulaşım sistemleri kara, hava ve su olmak üzere üç türlüdür. Kara ulaşımı kara ve demiryollarını kapsar. Karayollarının başlangıcı

Detaylı

5. ÜNİTE: EKONOMİ VE SOSYAL HAYAT

5. ÜNİTE: EKONOMİ VE SOSYAL HAYAT 5. ÜNİTE: EKONOMİ VE SOSYAL HAYAT 1- Osmanlı Devleti nde ekonominin temeli olan tarımdan elde edilen gelirlerle asker beslenir, devlet adamlarının maaşları ödenirdi. Bundan dolayı tarım gelirlerinde bir

Detaylı

Tarihi Siyesepol Köprüsü nün altı 38 YEDİKITA EYLÜL 2014

Tarihi Siyesepol Köprüsü nün altı 38 YEDİKITA EYLÜL 2014 38 YEDİKITA EYLÜL 2014 Tarihi Siyesepol Köprüsü nün altı ... Nısf-ı Cihan İsfahan... Hz. Ömer (r.a.) devrinde fethedilmişti. Selçukluların başşehri, Harzemşahların, Timurluların ve Safevilerin gözdesiydi.

Detaylı

10. SINIF TARİH DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ

10. SINIF TARİH DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ KASIM EKİM 0. SINIF TARİH DERSİ KURS KAZANIMLARI VE TESTLERİ AY HAFTA DERS SAATİ KONU ADI KAZANIMLAR TEST NO TEST ADI. OSMANLI DEVLETİ NİN KURULUŞU (00-5). XIV. yüzyıl başlarında Anadolu, Avrupa ve Yakın

Detaylı

Sosyal bilgiler öğretmeninin verdiği bu bilgiye dayanarak Mustafa Kemal Paşa ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Sosyal bilgiler öğretmeninin verdiği bu bilgiye dayanarak Mustafa Kemal Paşa ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir? S-1 Sosyal bilgiler öğretmeni: (ikinci Meşrutiyet in ilanının ardından (Meşrutiyet karşıtı gruplar tarafından çıkarılan 31 Mart Ayaklanması, kurmay başkanlığını Mustafa Kemal in yaptığı Hareket Ordusu

Detaylı

9. HAFTA. Ulusal sağlık politikaları: Osmanlı İmparatorluğu ve sağlık hizmetleri

9. HAFTA. Ulusal sağlık politikaları: Osmanlı İmparatorluğu ve sağlık hizmetleri 9. HAFTA Ulusal sağlık politikaları: Osmanlı İmparatorluğu ve sağlık hizmetleri 2 Sağlık hizmetleri daha çok saraya ve orduya yönelik olarak yürütülmüştür. Devletin tek resmi sağlık örgütü sarayda yer

Detaylı

İstanbul u Fethinin Dahi Stratejisi - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

İstanbul u Fethinin Dahi Stratejisi - Genç Gelişim Kişisel Gelişim Fetih 1453 gösterime girdi. Yönetmenliğini ve yapımcılığını Faruk Aksoy'un yaptığı, başrollerinde Devrim Evin, İbrahim Çelikkol ve Dilek Serbest'in yer aldığı İstanbul'un Fethi ni konu alan Türk film 17

Detaylı

2013 Yılı Devam Eden Projeler. Eğitim Yükseköğretim Sektörü

2013 Yılı Devam Eden Projeler. Eğitim Yükseköğretim Sektörü 2013 Yılı Devam Eden Projeler Eğitim Yükseköğretim Sektörü YAKLAŞIK 400 YATAKLI ARAŞTIRMA VE UYGULAMA HASTANESİ HASTA BAKIM ÜNİTESİ BİNASI İLE MEVCUT HASTA BAKIM ÜNİTESİ BİNASININ POLİKLİNİK BİNASI OLARAK

Detaylı

SİVEREK'TE TARİHİ ESERLER VE CAMİLER

SİVEREK'TE TARİHİ ESERLER VE CAMİLER SİVEREK'TE TARİHİ ESERLER VE CAMİLER» Genel Bilgi» Ulu Camii» Gülabibey Camii» Sulu Camii» Haliliye Camii» Eski Hükümet Konağı ve Gazipaşa İlkokulu» Yeraltı Hamamı» Abdalağa Hamamı» Hanlar» Serap Çeşmesi...»

Detaylı

Osmanlı Devlet teşkilatında, gerek yönetim alanında,gerekse askeri alanda bazı değişiklikler olmuştur. Bu değişikliklerin bir kısmı merkez

Osmanlı Devlet teşkilatında, gerek yönetim alanında,gerekse askeri alanda bazı değişiklikler olmuştur. Bu değişikliklerin bir kısmı merkez Osmanlı Devlet teşkilatında, gerek yönetim alanında,gerekse askeri alanda bazı değişiklikler olmuştur. Bu değişikliklerin bir kısmı merkez teşkilatında bir kısmı da taşra teşkilatında olmuştur.bilhassa

Detaylı

775QSU& b T Ü R K İY E C U M H U R İY E T İN İN H E D E F İ; BİR A Ç IK D E N İZ D E V L E T İ O LM AK TIR. Fahri S. K O R UTÜRK

775QSU& b T Ü R K İY E C U M H U R İY E T İN İN H E D E F İ; BİR A Ç IK D E N İZ D E V L E T İ O LM AK TIR. Fahri S. K O R UTÜRK 775QSU& b T Ü R K İY E C U M H U R İY E T İN İN H E D E F İ; BİR A Ç IK D E N İZ D E V L E T İ O LM AK TIR. Fahri S. K O R UTÜRK TÜRK DONANMA VAKFI İSTANBUL İL BŞK. LlGl Kuzey Deniz Saha Komutanlığı karsısında

Detaylı

En eski uygarlıklardan biri olan Mısır Uygarlığı Nil nehri vadisinde gelişmiştir. Mısır mimarisinin en önemli yapıtları Mısır Piramitleri dir.

En eski uygarlıklardan biri olan Mısır Uygarlığı Nil nehri vadisinde gelişmiştir. Mısır mimarisinin en önemli yapıtları Mısır Piramitleri dir. MISIR BAHÇELERİ En eski uygarlıklardan biri olan Mısır Uygarlığı Nil nehri vadisinde gelişmiştir. Mısır mimarisinin en önemli yapıtları Mısır Piramitleri dir. pramitler Mısırlıların kralarına yaptıkları

Detaylı

CAMİ MİMARİSİ EMEVİLER EMEVİLER DEVRİ EMEVİLER DEVRİ EMEVİLER DEVRİ ENDÜLÜS EMEVİ DEVLETİ OSMANLI MİMARLIĞI

CAMİ MİMARİSİ EMEVİLER EMEVİLER DEVRİ EMEVİLER DEVRİ EMEVİLER DEVRİ ENDÜLÜS EMEVİ DEVLETİ OSMANLI MİMARLIĞI CAMİ MİMARİSİ EMEVİLER 661-750 Y. Doç. Dr. UZAY YERGÜN EMEVİLER DEVRİ EMEVİLER DEVRİ TUNUS KAYRAVAN 670-726 (F: A.Ç., 2006) ŞAM EMEVİYE, 706-714 EMEVİLER DEVRİ ENDÜLÜS EMEVİ DEVLETİ 756-1031 KUDÜS MESCİD-ÜL

Detaylı

Hürkuş a Türk Savunmayii nin İlkleri

Hürkuş a Türk Savunmayii nin İlkleri Avrupa nın gıpta ettiği Nu. D.38 den TSK nın gururu Hürkuş a Türk Savunmayii nin İlkleri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın Hürkuş'un açılış töreninde Havacılık ve savunma sanayiine isimlerini silinmeyecek

Detaylı

BİLİM VE TEKNOLOJİNİN GELİŞİMİ

BİLİM VE TEKNOLOJİNİN GELİŞİMİ MAK 110 Makine Mühendisliğine Giriş BİLİM VE TEKNOLOJİNİN GELİŞİMİ Yrd. Doç. Dr. Levent ÇOLAK BİLGİ Ve BİLİM İnsan ve çevresi Anlama / Açıklama / Yorumlama Yaşamı rahat ve güvenilir kılma Sorulara Cevap

Detaylı

BANTLI KONVEYÖRLER HAZIRLAYANLAR : GÖKHAN DURMAZ 20100254033 CEM ULUSOY 20100254032

BANTLI KONVEYÖRLER HAZIRLAYANLAR : GÖKHAN DURMAZ 20100254033 CEM ULUSOY 20100254032 BANTLI KONVEYÖRLER HAZIRLAYANLAR : GÖKHAN DURMAZ 20100254033 CEM ULUSOY 20100254032 TARİHÇESİ Sonsuz bantla taşıma çok eski zamanlardan beri kullanılmaktadır. 1868 yıllında İngiliz mühendis Lyster kauçukla

Detaylı

Başlangıç Meridyeni ve Greenwıch - İstanbul

Başlangıç Meridyeni ve Greenwıch - İstanbul Mustafa ŞAHİN 29 Eylül 2015 Başlangıç Meridyeni ve Greenwıch - İstanbul Geçtiğimiz hafta İngiltere de Londra nın güneydoğusunda şirin bir kasaba ve üniversite şehri olan Greenwich teydik. Kasabadan adını

Detaylı

ĐSTANBUL DOLMABAHÇE SARAYI, SAAT KULESĐ VE CAMĐĐ TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU

ĐSTANBUL DOLMABAHÇE SARAYI, SAAT KULESĐ VE CAMĐĐ TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU ĐSTANBUL DOLMABAHÇE SARAYI, SAAT KULESĐ VE CAMĐĐ TEKNĐK GEZĐSĐ RAPORU Fakültemiz lisans programında açılan MĐM 376 Anadolu Uygarlıkları Teknik Seçmeli Dersi kapsamında yapılması planlanan Đstanbul Dolmabahçe

Detaylı

3. İnşaat Mühendisliği eğitimi : İnşaat mühendisliği veya genelde mühendislik eğitimi için başlangıç noktası olarak 1747 yılı kabul edilmektedir.

3. İnşaat Mühendisliği eğitimi : İnşaat mühendisliği veya genelde mühendislik eğitimi için başlangıç noktası olarak 1747 yılı kabul edilmektedir. 3. İnşaat Mühendisliği eğitimi : İnşaat mühendisliği veya genelde mühendislik eğitimi için başlangıç noktası olarak 1747 yılı kabul edilmektedir. Bu tarihte Fransa da mühendis Jean Rodolphe Perronet e

Detaylı

50 MİMARİ I TAHİR AĞA TEKKESİ TAHİR AĞA TEKKESİ. Yazı ve Fotoğraf: İsmail Büyükseçgin /

50 MİMARİ I TAHİR AĞA TEKKESİ TAHİR AĞA TEKKESİ. Yazı ve Fotoğraf: İsmail Büyükseçgin / 50 MİMARİ I TAHİR AĞA TEKKESİ TAHİR AĞA TEKKESİ Yazı ve Fotoğraf: İsmail Büyükseçgin / [email protected] Yazı ve Fotoğraf: İsmail Büyükseçgin / [email protected] MİMARİ I TAHİR AĞA TEKKESİ

Detaylı

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com

MİLLİ MÜCADELE TRENİ www.egitimhane.com MİLLİ MÜCADELE TRENİ TRABLUSGARP SAVAŞI Tarih: 1911 Savaşan Devletler: Osmanlı Devleti İtalya Mustafa Kemal in katıldığı ilk savaş Trablusgarp Savaşı dır. Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal in ilk askeri

Detaylı

AST101 ASTRONOMİ TARİHİ

AST101 ASTRONOMİ TARİHİ AST101 ASTRONOMİ TARİHİ 2017-2018 Güz Dönemi (Z, UK:2, AKTS:3) 4. Kısım Doç. Dr. Kutluay YÜCE Ankara Üniversitesi, Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Antik Yunan Bilimi Sokrat Öncesi Dönem

Detaylı

İSTANBUL DA, XIX. YÜZYIL OSMANLI MİMARLIĞINDA GÖRÜLEN AMPİR ÜSLUPTAKİ MADENİ ŞEBEKELER

İSTANBUL DA, XIX. YÜZYIL OSMANLI MİMARLIĞINDA GÖRÜLEN AMPİR ÜSLUPTAKİ MADENİ ŞEBEKELER Sanat Tarihi Dergisi Sayı/Number:XIII/1 Nisan/April2004, 169-180 İSTANBUL DA, XIX. YÜZYIL OSMANLI MİMARLIĞINDA GÖRÜLEN AMPİR ÜSLUPTAKİ MADENİ ŞEBEKELER Kadriye Figen VARDAR Osmanlı Devleti XVIII. yüzyıldan

Detaylı

17. yy. Dehalar Yüzyılı

17. yy. Dehalar Yüzyılı 17. yy. Dehalar Yüzyılı 20. yy a kadar her bilimsel gelişmeyi etkilediler. 17. yy daki bilimsel devrimin temelleri 14.yy. da atılmıştı fakat; Coğrafi keşifler ile ticaret ve sanayideki gelişmeler sayesinde

Detaylı

İktisat Tarihi II. XI. Hafta

İktisat Tarihi II. XI. Hafta İktisat Tarihi II XI. Hafta 19. yy da Ekonomik Gelişmeler 19. yy Avrupa da, sanayinin bir hayat tarzı olarak kesin zaferine şahit oldu. 19. yyda uluslararası ekonomik ilişkilerde ve devletlerin ekonomik

Detaylı

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 10. SINIF TARİH DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 10. SINIF TARİH DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ KASIM EKİM 017-018 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 10. SINIF TARİH DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ Ay Hafta Ders Saati Konu Adı Kazanımlar Test No Test Adı 1. 1. XIV. yüzyıl başlarında

Detaylı

II. ABDÜLHAMİD ARŞİVİNDEN İSTANBUL

II. ABDÜLHAMİD ARŞİVİNDEN İSTANBUL KÜLTÜR A.Ş.'DEN BÜYÜK HİZMET II. ABDÜLHAMİD Kültür A.Ş. Sultan II. Abdülhamid'in fotoğraf arşivinden hiçbir yerde görmediğiniz fotoğraflar yayınladı. Fotoğraf merakıyla bilinen Sultan II. Abdülhamid dünyanın

Detaylı

MAKİNE İHRACATINDA İLK 10 İL

MAKİNE İHRACATINDA İLK 10 İL MAKİNE İHRACATINDA İLK 10 İL Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği iştigal alanı itibarıyla 2010 yılında en fazla makine ihracatı gerçekleştiren ilk 10 il sırasıyla İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa,

Detaylı

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA)

SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) SORU CEVAP METODUYLA TEKRAR (YÜKSELİŞ-DURAKLAMA VE AVRUPA) Osmanlı devletinde ülke sorunlarının görüşülüp karara bağlandığı bugünkü bakanlar kuruluna benzeyen kurumu: divan-ı hümayun Bugünkü şehir olarak

Detaylı

Bâlî Paþa Camii. Âbideler Þehri Ýstanbul

Bâlî Paþa Camii. Âbideler Þehri Ýstanbul 191 Camii minaresi Camii, Ýstanbul un Fatih ilçesinde, Hýrka-i Þerif civarýnda, Hüsrev Paþa Türbesi yakýnýnda, caddesi, Hoca Efendi sokaðýnda bulunmaktadýr. Bu camiin bânîsi, Sultan Ýkinci Bayezid in veziri

Detaylı

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ

İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İSLAM KURUMLARI VE MEDENİYETİ KISA ÖZET

Detaylı

SULTAN IZZETTIN KEYKAVUS TÜRBESİ, 1217, SİVAS

SULTAN IZZETTIN KEYKAVUS TÜRBESİ, 1217, SİVAS SELÇUKLU MİMARİSİ Selçuklular Orta Asya dan Anadolu ve Ön Asya ya yolculuklarında Afganistan, İran, Irak, Suriye topraklarındaki kültürlerden ve mimari yapılardan etkilenmiş, İslam dinini kabul ederek

Detaylı

MEGEP (MESLEKİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ)

MEGEP (MESLEKİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ) T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI MEGEP (MESLEKİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ) MATBAA ALANI ANKARA 2007 ÖĞRENME FAALİYETİ -26 AMAÇ MATBAA Bu faaliyetteki verilecek bilgiler sonucunda

Detaylı

TAHLİSİYE SANDALI İNCELEME ve ARAŞTIRMA PROJESİ

TAHLİSİYE SANDALI İNCELEME ve ARAŞTIRMA PROJESİ TAHLİSİYE SANDALI 1 TAHLİSİYE SANDALI İNCELEME ve ARAŞTIRMA PROJESİ TAHLİSİYE SANDALI ve DENİZDEN CAN KURTARMA TARİHİ 18. yüzyılın sonuna doğru 1790 lı yıllarda, tahlisiye - denizden can kurtarmanın başladığını

Detaylı

İSLÂM ÖNCESİ İRAN DA DEVLET VE EKONOMİ -SÂSÂNÎ DÖNEMİ- (M.S )

İSLÂM ÖNCESİ İRAN DA DEVLET VE EKONOMİ -SÂSÂNÎ DÖNEMİ- (M.S ) İSLÂM ÖNCESİ İRAN DA DEVLET VE EKONOMİ -SÂSÂNÎ DÖNEMİ- (M.S. 226-652) Yrd. Doç. Dr. Ahmet ALTUNGÖK İSLÂM ÖNCESİ İRAN DA DEVLET VE EKONOMİ -SÂSÂNÎ DÖNEMİ- Yazar: Yrd. Doç. Dr. Ahmet Altungök Yayınevi Editörü:

Detaylı

3. 18.yy da Grek ve Dakya projesi ile Osmanlıyı paylaşmayı planlayan Avrupalı iki devlet aşağıdakilerden hangisidir? I. Rusya. II.

3. 18.yy da Grek ve Dakya projesi ile Osmanlıyı paylaşmayı planlayan Avrupalı iki devlet aşağıdakilerden hangisidir? I. Rusya. II. www.burakelgit.com.tr I. Rusya II. Fransa III. Avusturya 1. Osmanlı Devleti Gerileme döneminde yukarıdaki devletlerden hangileriyle mücadele etmiştir? A) Yalnız II B) I,II ve III C) II ve III D) I ve III

Detaylı

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır.

Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri için göç bir ihtiyaçtır. TÜRKİYE'DEKİ GÖÇLER VE GÖÇMENLER Göç güçtür.hem güç ve zor bir iştir hem de güç katan bir iştir. Göç yani hicret dini bir vazifedir.insanların dinlerini daha iyi yaşamaları,hayatlarını devam ettirebilmeleri

Detaylı

DİK KOORDİNAT SİSTEMİ VE

DİK KOORDİNAT SİSTEMİ VE Ölçme Bilgisi DERS 6 DİK KOORDİNAT SİSTEMİ VE TEMEL ÖDEVLER Kaynak: İ.ASRİ (Gümüşhane Ü) M. Zeki COŞKUN ( İTÜ ) TEODOLİT Teodolitler, yatay ve düşey açıları yeteri incelikte ölçmeye yarayan optik aletlerdir.

Detaylı

Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu nun bir kuruluşudur. Mahmutbey mh. Deve Kald r mı cd. Gelincik sk. no:6 Ba c lar / stanbul, Türkiye

Uğurböceği Yayınları, Zafer Yayın Grubu nun bir kuruluşudur. Mahmutbey mh. Deve Kald r mı cd. Gelincik sk. no:6 Ba c lar / stanbul, Türkiye Zehra Aydüz, 1971 Balıkesir de doğdu. 1992 yılında İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü nü bitirdi. Özel kurumlarda Tarih öğretmenliği yaptı. Evli ve üç çocuk annesi olan yazarın çeşitli dergilerde yazıları

Detaylı

BETONARME KALIPLARININ SINIFLANDIRILMASI. 3. Bölüm. Öğr. Gör. Mustafa KAVAL Afyon Meslek Yüksekokulu İnşaat Programı

BETONARME KALIPLARININ SINIFLANDIRILMASI. 3. Bölüm. Öğr. Gör. Mustafa KAVAL Afyon Meslek Yüksekokulu İnşaat Programı BETONARME KALIPLARININ SINIFLANDIRILMASI 3. Bölüm 1 BETONARME KALIPLARININ SINIFLANDIRILMASI Kalıp Malzemeleri Bir kalıp sistemini meydana getiren kısımlar kaplama ve kalıp iskelesi olmak üzere ikiye ayrılır.

Detaylı

DÖKÜM VE DÖVME ÜRÜNLERĠ DEĞERLENDĠRME NOTU (MART 2009)

DÖKÜM VE DÖVME ÜRÜNLERĠ DEĞERLENDĠRME NOTU (MART 2009) DÖKÜM VE DÖVME ÜRÜNLERĠ DEĞERLENDĠRME NOTU (MART 2009) Döküm ve dövme ürünleri, otomotivden beyaz eşya sanayine, demir-çelik sanayinden çimento sanayine, savunma sanayinden gemi inşa sanayine, tarımdan

Detaylı

www.muhendisiz.net Basınç Ayar Supabının Çalışması :

www.muhendisiz.net Basınç Ayar Supabının Çalışması : DPA TİP YAKIT POMPALARI Distiribitör yakıt pompalarının en büyük özeliği ;yakıtı bir Distiribitör gibi motor ateşleme sırasına göre ve eşit miktarlarda enjökterlere gönderilmesidir. Teknik avantajı da

Detaylı

ÖRNEKLER. Nazife KURTMAN

ÖRNEKLER. Nazife KURTMAN ÇANAKKALE ESERLERİNDEN ÖRNEKLER Nazife KURTMAN Ki anakkale İlinde tesbit ettiğimiz yapıların tarihçeleri ve plân özellikleri hakkında ben bu ^ I konuşmamda ayrıntıya girmeyeceğim. Çünkü tesbit edilen bu

Detaylı

Osmanlı nın ilk hastanesi:

Osmanlı nın ilk hastanesi: mekan Osmanlı nın ilk hastanesi: Yıldırım Darüşşifası YAPIMI 1394 TE TAMAMLANAN VE OSMANLI DEVLETİ NİN İLK HASTANESİ OLARAK KABUL EDİLEN BURSA DAKİ YILDIRIM DARÜŞŞİFASI, OSMANLI NIN YAPI ALANINDA DEVLET

Detaylı

MİMAR SİNAN. Hazırlayan : Doç. Dr. Yavuz Unat. Mimar Sinan

MİMAR SİNAN. Hazırlayan : Doç. Dr. Yavuz Unat. Mimar Sinan MİMAR SİNAN Hazırlayan : Doç. Dr. Yavuz Unat Mimarlık tarihinin en büyük mimarlarından birisidir. Koca Sinan olarak tanınan Mimar Sinan 1489 da Kayseri nin Gesi bucağının Ağırnas köyünde doğdu. Çocukluğu

Detaylı

Iþýk. Iþýðýn Farklý Maddelerle Etkileþimi

Iþýk. Iþýðýn Farklý Maddelerle Etkileþimi 319 Iþýk Iþýðýn arklý addelerle Etkileþimi Iþýk, etrafýmýzdaki cisimleri görmemizi saðlayan ve boþlukta yayýlabilen bir enerji þeklidir. Týptan sanayiye, sanayiden uzay teknolojisine kadar her alanda kullanýlarak

Detaylı

Ölçme Bilgisi DERS 4. Basit Ölçme Aletleri ve Arazi Ölçmesi. Kaynak: İ.ASRİ

Ölçme Bilgisi DERS 4. Basit Ölçme Aletleri ve Arazi Ölçmesi. Kaynak: İ.ASRİ Ölçme Bilgisi DERS 4 Basit Ölçme Aletleri ve Arazi Ölçmesi Kaynak: İ.ASRİ HATA SINIRI EŞİTLİĞİ d s = 0.005 S+0.00015xS+0.015 düzensiz hata düzenli hata kaba hata d 1 = A B d 2 = B A S = (d 1 +d 2 )/2 d

Detaylı

1. 7. c. Merağa c. Usturlap 2. a. Takiyuddin Mehmed d. İslam dünyasında usturlabın gelişmiş olmasının göstergesidir. 9. e. Duvar kadranı 4.

1. 7. c. Merağa c. Usturlap 2. a. Takiyuddin Mehmed d. İslam dünyasında usturlabın gelişmiş olmasının göstergesidir. 9. e. Duvar kadranı 4. 1. Nasıraddin ed-tusi nin kurduğu rasathane nerededir? a. İstanbul b. Bağdat c. Merağa d. Semerkant e. Buhara 2. Osmanlıda ilk rasathaneyi kuran kişi a. Takiyuddin Mehmed b. Nasıreddin ed-tusi c. Fatih

Detaylı

GÖZLÜK BİR İTALYAN BULUŞUDUR

GÖZLÜK BİR İTALYAN BULUŞUDUR GÖZLÜK BİR İTALYAN BULUŞUDUR En eski merceği 3000 yıl önce Suriyeliler yapmıştı. İlk numaralı gözlük 1286 da İtalya da ve ilk modern güneş gözlüğü ise 1929 da ABD de yapıldı. 3000 yıl önce Suriye de yapılan

Detaylı

SURUÇ İLÇEMİZ. Suruç Meydanı

SURUÇ İLÇEMİZ. Suruç Meydanı SURUÇ İLÇEMİZ Suruç Meydanı Şanlıurfa merkez ilçesine 43 km uzaklıkta olan ilçenin 2011 nüfus sayımına göre toplam nüfusu 100.912 kişidir. İlçe batısında Birecik, doğusunda Akçakale, kuzeyinde Bozova İlçesi,

Detaylı

Savaş DİLEK Jeoloji Yük.Müh

Savaş DİLEK Jeoloji Yük.Müh * Ziya Buyuk "Geride Kalanlar II" Savaş DİLEK Jeoloji Yük.Müh *1998/1-2 sayılı Jeoloji Mühendisleri Odası Haber Bülteninden alınmıştır. yıkmış, tarım ile tarım dışı faaliyetlerin birlikteliğini

Detaylı

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR

Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Fevzi Karamuc;o TARIH 11 SOSYAL BiLiMLER LiSESi DERS KiTABI SHTEPIA BOTUESE LIBRI SHKOLLOR Prishtine, 2012 ic;indekiler I ÜNiTE: BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 1. BÜYÜK COGRAFYA KESiFLERi 3 A. COGRAFYA KESiFLERi

Detaylı

ve AHLAK BÝLGÝSÝ TESTÝ

ve AHLAK BÝLGÝSÝ TESTÝ SOSYAL BÝLGÝLER - DÝN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BÝLGÝSÝ TESTÝ 1 [ 9 ] A kitapçýðý soru numarasý B kitapçýðý soru numarasý 1[9] Anadolu uygarlýklarýndan Ýyonyalýlar denizcilik ve deniz ticaretiyle uðraþmýþlardýr.

Detaylı

Kars Fethiye Camii önünde

Kars Fethiye Camii önünde 27 HAZİRAN 2010 PAZAR Yusufeli nden ayrıldık, hava kararmadan KARS a girdik. Ben Kars a ilk defa geliyordum. Önce Kale mahallesine gittik. Kars Kalesi ni uzaktan gördük. Bayrak dalgalanıyor. Kale Mahallesi

Detaylı

ORD. PROF. DR. ING. A. HAMDĐ PEYNĐRCĐOĞLU

ORD. PROF. DR. ING. A. HAMDĐ PEYNĐRCĐOĞLU ORD. PROF. DR. ING. A. HAMDĐ PEYNĐRCĐOĞLU vi ORD. PROF. DR. ING. A. HAMDĐ PEYNĐRCĐOĞLU 1 Hamdi Peynircioğlu 1908 yılında Yanya da doğmuştur. Yargıtay Üyesi Hakim Bekir Peynircioğlu ve Eşi Zehra Peynircioğlu

Detaylı

II. Beyazid Camii - Külliyesi ve Sağlık Müzesi. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı

II. Beyazid Camii - Külliyesi ve Sağlık Müzesi. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı II. Beyazid Camii - Külliyesi ve Sağlık Müzesi Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 II.Beyazid Camisi ve Külliyesi (II.Beyazid Kompleksi).... 4 0.1.1 Darüşşifa

Detaylı

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar)

ORTA HAZIRLIK TÜRKÇE ORTAK SINAVI-1 2015-2016. Açıklamalar GRADE. (20 Aralık 2015, Pazar) (20 Aralık 2015, Pazar) GRADE ORTA HAZIRLIK 2015-2016 ORTAK SINAVI-1 Açıklamalar 1. Bu sınav 50 adet çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. 2. Üç yanlış cevap bir doğru cevabı götürür. 3. Sınavın Süresi

Detaylı

Kalem İşleri 60. Ağaç İşleri 61. Hünkar Kasrı 65. Medrese (Darülhadis Medresesi) 66. Sıbyan Mektebi 67. Sultan I. Ahmet Türbesi 69.

Kalem İşleri 60. Ağaç İşleri 61. Hünkar Kasrı 65. Medrese (Darülhadis Medresesi) 66. Sıbyan Mektebi 67. Sultan I. Ahmet Türbesi 69. İÇİNDEKİLER TARİHÇE 5 SULTANAHMET CAMİ YAPI TOPLULUĞU 8 SULTAN I. AHMET 12 SULTAN I. AHMET İN CAMİYİ YAPTIRMAYA KARAR VERMESİ 15 SEDEFKAR MEHMET AĞA 20 SULTANAHMET CAMİİ NİN YAPILMAYA BAŞLANMASI 24 SULTANAHMET

Detaylı

İslamî bilimler : Kur'an-ı Kerim'in ve İslam dininin doğru biçimde anlaşılması için yapılan çalışmalar sonucunda İslami bilimler doğdu.

İslamî bilimler : Kur'an-ı Kerim'in ve İslam dininin doğru biçimde anlaşılması için yapılan çalışmalar sonucunda İslami bilimler doğdu. Türk İslam Bilginleri: İslam dini insanların sadece inanç dünyalarını etkilemekle kalmamış, siyaset, ekonomi, sanat, bilim ve düşünce gibi hayatın tüm alanlarını da etkilemiş ve geliştirmiştir Tabiatı

Detaylı

GİRİş. Boşaltım için pompaj yöntemini. çıkış ağızlan uygun boyutlarda yapılan pompaj kuyusuna bağlanmalçta, pompadır. Bu pompalar santrifüj pompalar

GİRİş. Boşaltım için pompaj yöntemini. çıkış ağızlan uygun boyutlarda yapılan pompaj kuyusuna bağlanmalçta, pompadır. Bu pompalar santrifüj pompalar III DERLEMELER TARIMSAL ALANLARıN DRENAJıNDA POMPAJ UYGULAMASı Sücaattin Kınmhan (1) GİRİş Kurak ve yarı kurak bölgelerdeki sulanan taban arazilerde önceden var olan tabali suyunun düzeyini bitki gelişmesini

Detaylı

TARİH BOYUNCA ANADOLU

TARİH BOYUNCA ANADOLU TARİH BOYUNCA ANADOLU Anadolu, Asya yı Avrupa ya bağlayan bir köprü konumundadır. Üç tarafı denizlerle çevrili verimli topraklara sahiptir. Dört mevsimi yaşayan iklimi, akarsuları, ormanları, madenleriyle

Detaylı

MERAKLI KİTAPLAR Kavramlar

MERAKLI KİTAPLAR Kavramlar MERAKLI KİTAPLAR Kavramlar Bu kitabın sahibi:... Tüm zamanların insanları, bütün dünyada, her zaman içinde yaşadıkları ve barındıkları bir yaşam alanına, bir eve ihtiyaç duymuşlardır. Öncelikle, mimari,

Detaylı

Proje Adı. Projenin Türü. Projenin Amacı. Projenin Mekanı. Medeniyetimizin İsimsiz Taşları. Mimari yapı- anıt

Proje Adı. Projenin Türü. Projenin Amacı. Projenin Mekanı. Medeniyetimizin İsimsiz Taşları. Mimari yapı- anıt Önsöz Medeniyet; bir ülke veya toplumun, maddi ve manevi varlıklarının, düşünce, sanat, bilim, teknoloji ürünlerinin tamamını ifade eder. Türk medeniyeti dünyanın en eski medeniyetlerinden biridir. Dünyanın

Detaylı

İlk Selatin Camii: Fatih Camii

İlk Selatin Camii: Fatih Camii On5yirmi5.com İlk Selatin Camii: Fatih Camii İstanbul'un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından 1470 yılında büyük bir külliye ile yaptırılan Fatih Camii, ilk 'selatin cami' olma özelliğini taşıyor.

Detaylı

Mimar Sinan'ın Eserleri

Mimar Sinan'ın Eserleri Mimar Sinan'ın Eserleri Osmanlı padişahları I. Süleyman, II. Selim ve III. Murat dönemlerinde baş mimar olarak görev yapan Mimar Sinan, yapıtlarıyla geçmişte ve günümüzde dünyaca tanınmıştır. İşte Mimar

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...9 GİRİŞ...11

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...9 GİRİŞ...11 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...9 GİRİŞ...11 BİRİNCİ BÖLÜM İLK TÜRK DEVLETLERİNDE EĞİTİM 1.1. HUNLARDA EĞİTİM...19 1.2. GÖKTÜRKLERDE EĞİTİM...23 1.2.1. Eğitim Amaçlı Göktürk Belgeleri: Anıtlar...24 1.3. UYGURLARDA

Detaylı

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SINIF DEĞERLENDİRME SINAVI - 2

T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SINIF DEĞERLENDİRME SINAVI - 2 T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2016-2017 SINIF DEĞERLENDİRME SINAVI - 2 2016-2017 SINIF DEĞERLENDİRME SINAVI - 2 SOSYAL BİLGİLER Adı ve Soyadı :...

Detaylı

Dişli çark mekanizmaları en geniş kullanım alanı olan, gerek iletilebilen güç gerekse ulaşılabilen çevre hızları bakımından da mekanizmalar içinde

Dişli çark mekanizmaları en geniş kullanım alanı olan, gerek iletilebilen güç gerekse ulaşılabilen çevre hızları bakımından da mekanizmalar içinde DİŞLİ ÇARKLAR Dişli çark mekanizmaları en geniş kullanım alanı olan, gerek iletilebilen güç gerekse ulaşılabilen çevre hızları bakımından da mekanizmalar içinde özel bir yeri bulunan mekanizmalardır. Mekanizmayı

Detaylı

TIP BAYRAMI DR. YAHYA R. LALELİ

TIP BAYRAMI DR. YAHYA R. LALELİ TIP BAYRAMI DR. YAHYA R. LALELİ ANKARA ROTARY KLÜBÜ 14 MART 2018 HİLTON OTEL, ANKARA Türkiye de 14 Mart ta Kutlanan Tıp Bayramının Anlamı: Tıp alanından çalışanların hizmet sorunlarının tartışıldığı, bilime

Detaylı

OSMANLILAR. 23.03.2015 Yrd. Doç. Dr. Ali Gurbetoğlu. İstanbul Ticaret Üniversitesi

OSMANLILAR. 23.03.2015 Yrd. Doç. Dr. Ali Gurbetoğlu. İstanbul Ticaret Üniversitesi OSMANLILAR 1 2 3 Osmanlılarda Eğitimin Genel Özellikleri Medreseler çok yaygın ve güçlü örgün eğitim kurumları haline gelmiş, toplumun derinden etkilemişlerdir. Azınlıkların çocuklarını üst düzey yönetici

Detaylı

TÜRKİYE TAKIM TEZGAHLARI ALT SEKTÖRÜ

TÜRKİYE TAKIM TEZGAHLARI ALT SEKTÖRÜ TÜRKİYE TAKIM TEZGAHLARI ALT SEKTÖRÜ SANAYİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ Şubat 2010 İÇİNDEKİLER 1. GİRİŞ... 3 2. DÜNYA TAKIM TEZGAHLARI SEKTÖRÜ... 3 2.1. Dünya Takım Tezgâhları İhracatı... 3 2.2. Dünya Takım Tezgâhları

Detaylı

FETİH SONRASI OSMANLI MİMARLIĞINDA KLASİK DÖNEM

FETİH SONRASI OSMANLI MİMARLIĞINDA KLASİK DÖNEM FETİH SONRASI İstanbul 1453-1520 Fatih Camisi ve Külliyesi, 1463-70 Matrakçı Nasuh un minyatüründe Fatih Külliyesi Beyazıt taki Eski Saray Matrakçı Nasuh Eski Saray ve Yeni Saray Topkapı Sarayı II. Mehmed

Detaylı

COĞRAFİ YAPISI VE İKLİMİ:

COĞRAFİ YAPISI VE İKLİMİ: TARİHİ : Batı Toroslar ın zirvesinde 1288 yılında kurulan Akseki İlçesi nin tarihi, Roma İmparatorluğu dönemlerine kadar uzanmaktadır. O devirlerde Marla ( Marulya) gibi isimlerle adlandırılan İlçe, 1872

Detaylı

AKÇAABAD VAKFIKEBĠR NÜFUS KÜTÜĞÜ - (1835-1845)

AKÇAABAD VAKFIKEBĠR NÜFUS KÜTÜĞÜ - (1835-1845) AKÇAABAD VAKFIKEBĠR NÜFUS KÜTÜĞÜ - (1835-1845) C. Yunus Özkurt Osmanlı döneminde ilk genel nüfus sayımı, II. Mahmud döneminde 1831 (Hicri: 1246) yılında alınan bir karar ile uygulanmaya başlamıştır (bundan

Detaylı

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir?

Bu durum, aşağıdakilerden hangisin gösteren bir kanıt olabilir? DÜNYA GÜCÜ OSMANLI 1. Anadolu Selçuklu Devleti zamanında ve Osmanlı İmparatorluğu nun Yükselme döneminde Anadolu daki zanaatkarlar lonca denilen zanaat gruplarına ayrılarak yöneticilerini kendileri seçmişlerdir.

Detaylı