MEVDUAT SÝGORTA SÝSTEMÝNÝN GÖZDEN GEÇÝRÝLMESÝ

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "MEVDUAT SÝGORTA SÝSTEMÝNÝN GÖZDEN GEÇÝRÝLMESÝ"

Transkript

1 BÝLÝMSEL YAYIN ORGANI TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU TMSF yýl: 7 sayý: 31 Ekim-Kasým-Aralýk 2012 MEVDUAT SÝGORTA SÝSTEMÝNÝN GÖZDEN GEÇÝRÝLMESÝ Þakir Ercan GÜL, Sayfa 3 te FONUN UYGULADIÐI TAKÝP HUKUKU ve MALÝ SÝSTEM ÜZERÝNE ETKÝSÝ Oðuz AKYÜZ Sayfa 17 de KARAPARA KAVRAMI ve BAÞLICA KARAPARA AKLAMA YÖNTEMLERÝ Ferdi DEMÝR Sayfa 22 de ICSID TAHKÝMÝ - I Baþar BAÞARIR Sayfa 43 te

2 BANKACILIK SEKTÖRÜ VERÝLERÝ TMSF - Büyükdere Cad. No:143 Esentepe Ýstanbul, Tel: (212) Faks: (212) , Bilgi ve Önerileriniz için: Sigorta ve Risk Ýzleme Dairesi, [email protected] $ NOTLAR Bankacýlýk sektörü aktif büyüklüðü Eylül 2012 tarihi itibariyle 1.308,5 milyar TL seviyesindedir. Toplam aktiflerin %57,7 sini krediler, %21,2 sini menkul deðerler cüzdaný oluþturmaktadýr. Toplam mevduat / katýlým fonu büyüklüðü 738 milyar TL seviyesindedir. Mevduat / katýlým fonunun %33,3 ü YP, %66,7 si TP mevduat / katýlým fonlarýndan oluþmaktadýr. Kurum içinde baþvuru kaynaðý olarak kullanýlmak üzere derlenmiþ bilgilerden oluþur. Resmi baðlayýcýlýðý yoktur. TEMEL PARAMETRELER SÝGORTA VE RÝSK ÝZLEME DAÝRE BAÞKANLIÐI GENEL EKONOMÝK VERÝLER

3 ÝÇÝNDEKÝLER BÝLÝMSEL YAYIN ORGANI TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU TMSF yýl: 7 sayý: 31 Ekim-Kasým-Aralýk EDÝTÖR DEN Ali Göçer GELEBEK MEVDUAT SÝGORTA SÝSTEMÝNÝN GÖZDEN GEÇÝRÝLMESÝ Þakir Ercan GÜL, Sayfa 3 te 3. MEVDUAT SÝGORTA SÝSTEMÝNÝN GÖZDEN GEÇÝRÝLMESÝ Þakir Ercan GÜL 4. MEVDUAT SÝGORTA SÝSTEMLERÝNDE ENTEGRASYON Sanem FRISCH 7. HUKUK USÛLÜNDE GEÇÝCÝ HUKUKÎ KORUMALAR Yrd. Doç. Dr. Taylan Özgür KÝRAZ 10. TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜNDE TÜKETÝCÝ KREDÝLERÝNÝN TAKÝBE DÖNÜÞÜM ORANLARI AÇISINDAN ANALÝZÝ FONUN UYGULADIÐI TAKÝP HUKUKU ve MALÝ SÝSTEM ÜZERÝNE ETKÝSÝ Oðuz AKYÜZ Sayfa 17 de KARAPARA KAVRAMI ve BAÞLICA KARAPARA AKLAMA YÖNTEMLERÝ Ferdi DEMÝR Sayfa 22 de ICSID TAHKÝMÝ - I Baþar BAÞARIR Sayfa 43 te Cemal KARAMUSTAFA 17. FONUN UYGULADIÐI TAKÝP HUKUKU ve MALÝ SÝSTEM ÜZERÝNE ETKÝSÝ Oðuz AKYÜZ 22. KARAPARA KAVRAMI ve BAÞLICA KARAPARA AKLAMA YÖNTEMLERÝ Ferdi DEMÝR 26. BANKA ÇÖZÜMLEME SÜRECÝNDE YENÝ UYGULAMALAR Muhyiddin GÜLAL - Çiðdem AKDAÐ 29. AFRÝKA DA FÝNANSAL HÝZMETLERE ERÝÞÝMÝN ZORLUKLARI Abdurrahman YILMAZ 34. REKABET ÜSTÜNLÜÐÜ AÇISINDAN VERÝMLÝLÝK VE ETKÝNLÝK KAVRAMLARININ AYRIÞTIRILMASI Ferhat PEHLÝVANOÐLU 43. ICSID TAHKÝMÝ - I Baþar BAÞARIR BÝLÝMSEL YAYIN ORGANI TMSF TMSF Adýna Sahibi : Turan KORKMAZ Yayýn Yönetmeni : Ali Göçer GELEBEK Yazý Ýþleri Müdürü : Kamil OÐUZ Danýþma Kurulu : Doç. Dr. Cüneyt Koyuncu - Dumlupýnar Üniversitesi, Doç. Dr. Fuat ErdaL - Adnan Menderes Üniversitesi, Prof. Dr. Halil Seyidoðlu - Doðuþ Üniversitesi, Doç.Dr. Muhsin Kar - Kahramanmaraþ Sütçü Ýmam Üniversitesi, Doç. Dr. Rahmi Deniz Özbay - Marmara Üniversitesi, Doç. Dr. Rasim Yýlmaz - Trakya Üniversitesi, Prof. Dr. Recep Tarý - Kocaeli Üniversitesi, Dr. Ýlyas Karabýyýk - Erzincan Üniversitesi, Prof. Dr. Sabri Orman - Ýstanbul Ticaret Üniversitesi, Doç. Dr. Selahattin Bekmez - Muðla Üniversitesi, Prof. Dr. Yusuf Bayraktutan - Kocaeli Üniversitesi, Prof. Dr. Zekai Özdemir - Ýstanbul Üniversitesi, Dr. A. Kadir Tuna - Ýstanbul Üniversitesi, Dr. Bekir Gövdere Süleyman Demirel Üniversitesi, Dr. Bilal KARGI - Doðuþ Üniversitesi, Prof. Dr. Nurgül Chambers - Marmara Üniversitesi, Yrd. Doç. Dr. Taylan Özgür Kiraz Maltepe Üniv.Hukuk Fakültesi Yayýn Kurulu : Ýsmail Güler, Melek Küreminoðlu, Nizamülmülk Güneþ, Cemal Þakar, Erol Ortabað Yayýn Türü : Yerel Süreli Yayýn Periodu : 3 Aylýk - Ekim - Kasým - Aralýk 2012 Görsel Tasarým : 1111 Adam Yapým & Tanýtým Adres : Büyükdere C. No: Esentepe/ istanbul E-posta : [email protected] Tel : Faks : Baský : Yöm Basým / Eskoop Sanayi Sitesi, C7 Blok, No: 398, Ýkitelli-Ýstanbul Baský Tel : TMSF Çatý Basýn ve Halkla iliþkiler Müdürlüðü tarafýndan hazýrlanmaktadýr. Telif haklarý TMSF'ye aittir. Yazýlarýn sorumluluðu yazarlarýna aittir.

4 EDÝTÖR DEN 100 YILA 10 KALDI Ali Göçer GELEBEK Yayýn Yönetmeni Basýn ve Halkla Ýliþkiler Müdürü Gelecek; öngörülerimizle yeniden tasarlayabildiðimiz ölçüde bizimdir. Hiçbir þey planlamadan, tasarlamadan günlük ve rastgele politikalarla yönetilemez. Böyle bir yaklaþýmla býrakýn devletleri, þirketleri, çekirdek bir aile bile yönetilemez. Bu yaklaþýmla, finans piyasasýný düzenleyici oyuncularýndan biri olan TMSF nin de geleceðe iliþkin, öngörüleri, tasarýlarý, projeleri olacaktýr, olmalýdýr da. Bu yüzden; Mevduat sigortacýlýðýnýn gerek kapsam olarak, gerekse iþlev olarak konumunu güçlendirmesi için baþkanýmýzýn çabalarý var. Bu çabaya kurumsal katkýyý da her birim kendi çalýþma alanýnda yapmaktadýr. Önümüzdeki dönemde de Dünya Mevduat Sigortacýlýðýnda öncü olma özelliðini sürdüren kurumumuz bu çabasýný daha da artýracaktýr. Baþkanýmýzýn Fortuna Dergisi Aralýk sayýsýna verdiði mülakatta da belirttiði gibi gerek sigorta limitinin artýrýlmasýna, gerekse Ticari mevduatýn sigorta sistemine dahil olmasýna yönelik kurumsal çabalarýmýz devam edecektir. Dergimizin geçen sayýsýnda duyurusunu yaptýðýmýz ürünlere telif verilmesiyle ilgili usul ve esaslarý belirleyecek olan çalýþmamýz önerge olarak fon kuruluna sunulacak aþamaya getirildi. Bu sayýmýzda kurum personeli arkadaþlarýmýzýn bilimsel çalýþmalarý var. TMSF gibi çok komplike bir yapý içinde oluþturduklarý deneyimlerini kalýcý bilimsel çalýþmalar haline dönüþtürmelerini çok önemsiyoruz. Çalýþma arkadaþlarýmýz yanýnda Üniversite çevresinden bilim adamlarýnýn da çalýþmalarý var. Bunlardan; Yrd.Doç. Taylan Özgür Kiraz ýn Hukuk Usulünde Geçici Hukuki Korumalar yine Yalova Üniversitesi öðretim üyesi Yrd.Doç. Ferhat Pehlivanoðlu nun Rekabet Üstünlüðü Açýsýndan Verimlilik Ve Etkinlik Kavramlarýnýn Ayrýþtýrýlmasý adlý çalýþmalarýný belirtebiliriz yi bitirip 2013 giriþimizin hem kurumumuz hem ülkemiz açýsýndan ayrý bir önemi vardýr e son 10 yýl kalmýþ oluyor. Devletin 2023 hedefleriyle uyumlu bir çalýþma yapmak ve bu hedeflere kendi alanýmýzda katký saðlamak en önemli amacýmýz olacaktýr e daha bir umutla diyoruz. 2

5 TMSF MEVDUAT SÝGORTA SÝSTEMÝNÝN GÖZDEN GEÇÝRÝLMESÝ Çözümleme alanýndaki faaliyetlerinden övgüyle söz edilen TMSF, mevduat sigortacýlýðý faaliyetlerini de baþarýyla sürdürmektedir. Nitekim, ülkemizde uygulanan mevduat sigorta sistemi, mevduat sigortacýlýðýna iliþkin temel prensiplere büyük ölçüde uyumlu olup dünyadaki en iyi uygulamalar arasýnda gösterilmektedir. Son yýllarda dünya ekonomisine damgasýný vuran küresel krizin finansal alandaki kural, deðer ve alýþkanlýklarý sorgulatarak, yeni kurallarla örülü finansal bir mimari arayýþýna nasýl sebep olduðuna hep birlikte þahit oluyoruz. Bu süreçte oluþturulan Finansal Ýstikrar Kurulu nun (FSB) yoðun iþ gündemi, çalýþmalarýn kapsam ve derinliðini anlatmasý bakýmýndan güzel bir gösterge oluþturuyor. Yeni bir finansal mimari arayýþýna yönelik çabalarýn temel amacý finansal istikrarýn saðlanýp korunmasýdýr. Küresel kriz, mevduat sigorta sistemlerinin hem finansal krizlerin önlenmesinde hem de kriz yönetiminde son derece önemli olduðunu bir kez daha ortaya koymuþtur. Nitekim, birçok ülkede kriz nedeniyle sigorta limit tutarlarýnda geçici ya da sürekli uygulanmak üzere artýrýmlar yapýlmýþ, mevduat sigorta kurumlarý birçok ülkedeki banka çözümleme faaliyetlerinde önemli görevler almýþtýr. Diðer taraftan, dünyadaki mevduat sigortacýlýðý uygulamalarýnýn geliþtirilmesi amacýyla FSB, Uluslararasý Mevduat Sigortacýlarý Birliði (IADI) ve Avrupa Mevduat Sigortacýlarý Birliði (EFDI) gibi uluslararasý kuruluþlar nezdinde birçok çalýþma baþlatýlmýþtýr. Bu kapsamda; etkin mevduat sigortacýlýðý için temel prensipler ile etkin çözümleme sistemi için temel nitelikler belirlenmiþ, sigorta kapsam ve tutarýnýn etkinliði, prim sistemlerinin iyileþtirilmesi, ulusal ve uluslararasý finansal kuruluþlarýn etkin bir þekilde çözümlenmesi gibi birçok konuda çalýþmalar baþlatýlmýþtýr. Uluslararasý alanda, bir yandan etkin mevduat sigortacýlýðý için temel prensip ve nitelikler belirlenirken, bir yandan da ülke uygulamlarýnýn söz konusu prensip ve nitelikler karþýsýndaki uyum durumunu tespit için çalýþmalar baþlatýlmýþtýr. Örneðin, FSB tarafýndan kendisine üye ülkelerdeki mevduat sigorta sistemlerinin gözden geçirilmesine yönelik çalýþma yapýlmýþ ve ulaþýlan sonuçlara iliþkin bir rapor hazýrlanmýþtýr. Yine FSB tarafýndan, üye ülkelerin çözümleme sistemlerinin etkin çözümleme sistemi için belirlenen temel nitelikler karþýsýndaki durumunu tespit etmek üzere baþlatýlan çalýþma halen devam etmektedir. Çözümleme alanýndaki faaliyetlerinden övgüyle söz edilen TMSF, mevduat sigortacýlýðý faaliyetlerini de baþarýyla sürdürmektedir. Nitekim, ülkemizde uygulanan mevduat sigorta sistemi, mevduat sigortacýlýðýna iliþkin temel prensiplere büyük ölçüde uyumlu olup dünyadaki en iyi uygulamalar arasýnda gösterilmektedir. Örneðin, FSB nin mevduat sigorta sistemlerinin tematik gözden geçirilmesine iliþkin raporunda, Türkiye de uygulanan risk esaslý sigorta prim tarifesi dünyadaki iyi uygulamlar arasýnda gösterilmiþtir. Bununla birlikte, finansal istikrara daha iyi hizmet etmek ve finansal krizler nedeniyle ortaya çýkabilecek kamusal maliyeti azaltmak amacýyla Kurumumuz uygulamalarýnýn belirli aralýklarla gözden geçirilmesinin önemi büyüktür. Bu nedenle, TMSF olarak uygulamalarýmýzý gerek ülkemizdeki ekonomik ve finansal geliþmeler gerekse uluslararasý uygulamalarý dikkate alarak gözden geçirmekteyiz. Bu kapsamda, 2011 yýlýnda, son dönemde öne çýkan risk unsurlarý da dikkate alýnarak risk esaslý sigorta prim tarifesinde deðiþikliðe gidilmiþtir. Risk esaslý sigorta prim tarifesine baþta likidite riski olmak üzere, bankacýlýk risklerinin daha iyi ölçülmesine yönelik yeni risk faktörleri dahil edilmiþ, bankalarýn bilanço büyüklüklerine göre ilave prim ödeyecekleri büyüklük faktörü getirilmiþtir. Ayrýca, bankacýlýk sektöründeki geliþmelere paralel olarak karlýlýk oraný ve sigortalý mevduat-katýlým fonu oraný gibi risk faktörlerinin eþik deðerlerinde ayarlamalar yapýlmýþtýr. Son dönemde üzerinde durduðumuz diðer bir konu da, mevduat sigorta limit tutarýnýn artýrýlmasýdýr. Hepimizin bildiði gibi, küresel kriz sýrasýnda Türkiye de sigorta limit tutarýnda herhangi bir deðiþikliðe gidilmemiþtir. Bu durum, Türk bankacýlýk sektörüne duyulan güvenin bir göstergesi olarak deðerlendirilmektedir. Ancak, 2004 yýlýndan itibaren uygulanmakta olan TL lik sigorta limit tutarýnýn, enflasyon ve gelir artýþý gibi makro ekonomik faktörlere baðlý olarak zaman içerisinde, limitin gözden geçirilmesinde fayda var diye düþünüyoruz. Yaklaþýmýz, ülkemiz için bir risk öngörüsü deðil muhtemel risklere karþý güvence sistemini güncelleme ve güçlendirme düþüncesine dayanmaktadýr. Þakir Ercan GÜL TMSF Baþkaný 3

6 GÖRÜÞ MEVDUAT SÝGORTA SÝSTEMLERÝNDE ENTEGRASYON Mevduat sigorta sistemlerinin entegrasyonundan kastedilen mevduat sigortacýsýnýn yetki ve sorumluluklarýnýn geniþletilmesi; poliçe sahipleri de dahil olmak üzere mevduat sahipleri dýþýnda kalan geniþ bir finansal tüketici grubunu garanti altýna almasý ve bankalar dýþýndaki finansal kurumlarý da çözümlemesidir. Dolayýsýyla sonuçta oluþan kurum artýk bir mevduat sigorta kurumu deðil, finansal garanti kurumu veya finansal tüketiciyi sigortalama otoritesidir. Sanem FRISCH Fon Uzmaný Sigorta ve Risk Ýzleme Dairesi Entegrasyon Kavramý: 1980 li yýllardan bu yana finansal piyasalar geleneksel bankacýlýk, sigortacýlýk ve temel menkul deðer alým satýmý iþlevlerini içeren görece sade yapýlardan karmaþýk finansal ürünlerin iç içe iþlem gördüðü kompleks sistemlere doðru bir geliþim göstermiþlerdir. Yaþanan son global kriz de pek çok ülkenin büyük ve kompleks finansal kurumlarýn önemini iyice kavramasýný saðlamýþ, denetim ve gözetim mekanizmalarý yenilenmiþ ve daha kapsamlý hale getirilmiþtir. Bu geliþmeler ýþýðýnda finansal güvenlik aðýnýn bir parçasý olan mevduat sigorta kurumlarý da kendi sistemlerini tekrar gözden geçirerek krizlere yanýt verebilirlik, finansal sistemin istikrarýna katký ve finansal tüketicinin korunmasý konularýnda iyileþtirmeler yapmak üzere kollarý sývamýþlardýr. Sonuç olarak, pek çok ülkede, bahsi geçen iþlev ve ürünlere iliþkin düzenleme ve denetlemeler arasýndaki bariyerlerin en aza indirgenmesine çalýþýlmýþ, düzenleme ve denetlemelerdeki söz konusu bütünsellik yaklaþýmýna paralel olarak mevduat sigorta sistemlerinin entegrasyonu da üzerinde önemle durulan konulardan biri halini almýþtýr. Mevduat sigorta sistemlerinin entegrasyonundan kastedilen mevduat sigortacýsýnýn yetki ve sorumluluklarýnýn geniþletilmesi; poliçe sahipleri de dahil olmak üzere mevduat sahipleri dýþýnda kalan geniþ bir finansal tüketici grubunu garanti altýna almasý ve bankalar dýþýndaki finansal kurumlarý da çözümlemesidir. Dolayýsýyla sonuçta oluþan kurum artýk bir mevduat sigorta kurumu deðil, finansal garanti kurumu veya finansal tüketiciyi sigortalama otoritesidir. Entegre garanti sistemi kavramýnýn birkaç temel dayanaðý bulunmaktadýr. Öncelikle, pek çok ülkede düzenleyici denetleyici otoritenin yetki alaný finansal sistemde dengeyi korumak ve endüstriler arasýnda eþit þartlarý saðlamak amacýyla - mevduatlar yanýnda diðer finansal ürünleri de kapsar ve mevduat sigortacýsýnýn yetki alanýnýn da buna paralel olarak bütüncül bir þekilde yapýlandýrýlmasý iþin doðasýna uygundur. 1 Diðer taraftan, tek bir garanti kurumunun finansal sektörün farklý endüstrilerini kapsama alanýna dahil etmesi yapýlan iþlemlerde maliyet faydasý ve sinerji yaratacaktýr. Burada kastedilen ÝK, teknoloji, garantilere iliþkin düzenleme gibi konulardaki operasyonel verimlilikler yanýnda benzer uzmanlýk, tecrübe, bilgi paylaþýmýnda akýcýlýk, vb. faydalardýr. Öte yandan banka, sigorta ve yatýrým þirketlerinin teamülen ayný finansal þirketler grubuna ait olmasý verimlilik ve etkinlik saðlamada entegre sistemleri daha avantajlý kýlmaktadýr. Bu durum özellikle çözümleme aþamasýnda belirgindir. Son olarak da gerek devletin ilgili mercileri, düzenleyici ve denetleyici otorite ile merkez bankasýyla olan iliþkilerdeki, gerekse finansal tüketici ile iliþkilerdeki tek sesliliðin getireceði faydadan söz edilebilir. Entegre Mevduat Sigorta Sistemleri Altkomitesi: Garanti sistemlerinin entegrasyonu konusunda dünyanýn çeþitli ülkelerinde birtakým ilerlemeler kaydedilmiþ olmasýna raðmen konunun genel anlamda hala erken evrelerinde olduðu söylenebilir. Entegre bir sisteme geçiþ zorluklarýný da beraberinde getirmekte ve pek çok ülke bu aþamada bir yol haritasýna ihtiyaç duymaktadýr. Tüm bu geliþmelerden hareketle, söz konusu entegre koruma sistemlerine iliþkin iþbirliði oluþturmak, görüþ paylaþmak ve öneriler 1 Ýngiltere de Finansal Hizmetler Otoritesi (FSA), Kore de Finansal Denetim Komisyonu, Malezya da Merkez Bankasý finansal sektörün genelini denetleyen ve düzenleyen kurumlara örnek olarak verilebilir. 4

7 GÖRÜÞ sunmak amacýyla Uluslararasý Mevduat Sigortacýlarý Birliði (International Association of Deposit Insurers IADI) kapsamýnda bir altkomite oluþturulmuþ, söz konusu komite 2011 yýlýnýn Nisan ayýnda çalýþmalarýna baþlamýþtýr. Bu kapsamda ilki Nisan 2011 de Kore de, ikincisi ise 4-8 Eylül 2012 de Malezya da olmak üzere iki çalýþtay düzenlenmiþ, çalýþtaylarda çeþitli ülkelerin temsilcileri konuya iliþkin bilgi ve tecrübelerini aktarmýþlardýr. Kore deki çalýþtayýn gündemi entegrasyona iliþkin genel konularken Malezya daki çalýþtayda - hemen hemen tüm ekonomilerde bankacýlýktan sonra gelen ikinci büyük finansal endüstri olan - sigortacýlýk endüstrisinin garanti kapsamýna alýnmasý konusu üzerinde durulmuþtur. 2 Sigorta Garanti Sistemleri ve Öne Çýkan Konular: Her ne kadar mevduat sigorta kurumunun genel uzmanlýk alanýna girse de mevduat sahipleri dýþýndaki finansal tüketicilerin - özellikle de poliçe sahiplerinin - korunmasý detaylý çalýþmalar yapýlarak çok çeþitli hususlarýn dikkate alýnmasýný ve incelikli bir altyapýnýn oluþturulmasýný gerektirmektedir. Mevduat sigortacýlýðýnda olduðu gibi kamu politikasý hedefleriyle örtüþme, düzenlemelere paralellik, finansal güvenlik aðý etkileþimi, vb. yanýnda sigorta endüstrisinin yapýsý, poliçelerin iþleyiþi ve poliçe sahiplerinin durumu da dikkatli analizler gerektiren hususlardandýr. Sigorta endüstrisine iliþkin oluþturulan garanti sistemlerinde genel amaç hem poliçe sahiplerini korumak, hem sigorta endüstrisine olan güveni temin etmek, hem de tüm finansal sistemin dengesini koruma görevini haiz olan devletin bu görevi yerine getirmesine imkan vermektir. Sistemin ayrýk veya mevduat sigorta sistemine entegre olmasý kararýnda da bu üç paydaþýn tercihleri rol oynar. Poliçe sahiplerinin korunmasýndaki en önemli hususlardan biri fonlama sisteminin yapýlandýrýlmasýdýr. Fonlama ex-ante veya expost veya bu ikisinin bir karýþýmý olarak tasarlanabilir. Ex-ante tasarýmlarda fonlama sigorta þirketlerinden sabit bir ücret alýnmasýyla gerçekleþtirilebileceði gibi þirketlerin tazmin yükümlülüklerini, prim gelirlerini, varlýklarýný, sermaye yükümlülüklerini, vb. matrah olarak alan riske dayalý bir yapýda da gerçekleþtirilebilir. Poliçe sahiplerinin korunmasýndaki bir diðer önemli husus da sigorta þirketlerinin çözümlenmesidir. Sigorta þirketinin aczi durumunda poliçe sahiplerine nakit tazmin yapýlmasý suretiyle poliçenin iptali yoluna gidilebilmekle birlikte pek çok poliçenin uzun dönemli olmasý nedeniyle transferi yapýlarak sigorta hakkýnýn devamý yoluna da gidilebilir. Bu çözümleme yöntemleri sigortanýn türüne göre deðiþebilir (örneðin mal ve kaza sigortalarýnda nakit ödeme yapýlýrken hayat sigortalarýnýn transferi) ve transfer edilerek devam eden sigorta hakký belli bir üst sýnýra tabi tutulabilir. Transfer iþlemi, saðlýklý olan baþka bir þirkete satýþ þeklinde olabileceði gibi böyle bir satýþýn gerçekleþtirilemediði durumlarda sigorta kurumu tarafýndan kurulacak bir çözümleme þirketine transfer þeklinde de olabilir. Tazmin veya transfer edilecek tutarlara iliþkin aktüeryal deðerleme ve muhasebe iþlemleri ise baþlýbaþýna uzmanlýk gerektiren konulardýr. Entegre Mevduat Sigorta Sistemi Uygulayan Ülkelere Örnekler: Kore, Malezya ve Ýngiltere halihazýrda entegre mevduat sigorta sistemi uygulayan ülkelere örnek olarak verilebilir. Kore 1997 de yaþadýðý finansal krizin ardýndan entegrasyona geçmiþtir. Bu geçiþin ana nedenlerinin ise kriz sonrasý finansal yeniden yapýlanmada verimliliði artýrmak, kapsam ve ölçek ekonomisi saðlamak ve finansal sektördeki ani deðiþimlere hýzlý politika tepkisi vermek olduðu belirtilmiþtir. Pek çok bankacýlýk ürünü ile bireysel ve emeklilik poliçeleri tek bir kurum tarafýndan (KDIC) garanti altýna alýnmaktadýr ve prim sistemleri her bir endüstri için ayrý olmak üzere düz oranlýdýr. 3 Garanti kapsamýna giren her bir ürüne iliþkin olarak ayrý fon tutulmaktadýr. Çözümleme yöntemleri ise satýþ, birleþtirme ve açýk banka yardýmýdýr. Son 15 yýlda pek çok banka ve sigorta þirketi çözümlenmiþ ve geçiþin nedenleri olarak belirtilen amaçlara büyük ölçüde ulaþýlmýþtýr yýlýnda kurulan Malezya mevduat sigorta kurumu (MDIC) 2010 da deðiþtirilen yasayla islami enstrümanlarý ve sigorta poliçelerini de içerecek þekilde entegre hale getirilmiþtir. Bu geçiþte poliçe sahipleri ve mevduat sahipleri arasýnda dengenin saðlanmasý, söz konusu endüstrilere güvenin artýrýlmasý, finansal sisteme yönelik bütüncül bir yaklaþým geliþtirilmesi ve olasý krizlere çabuk cevap verilmesi amaçlanmýþtýr. Fonlama sistemlerinin yapýsý ve Sigorta endüstrisine iliþkin oluþturulan garanti sistemlerinde genel amaç hem poliçe sahiplerini korumak, hem sigorta endüstrisine olan güveni temin etmek, hem de tüm finansal sistemin dengesini koruma görevini haiz olan devletin bu görevi yerine getirmesine imkan vermektir. 2 TMSF 4-8 Eylül 2012 de Malezya da düzenlenen çalýþtaya katýlým saðlamýþtýr yýlýnda riske dayalý prim sistemine geçiþ planlanmaktadýr. 5

8 GÖRÜÞ Türkiye de finansal tüketiciler çoklukla mevduat, hisse senetleri ve devlet tahvillerine yönelmektedirler. TMSF TL ye kadar olan ve yurtiçinde açýlan tasarruf mevduatlarýnýn sahiplerini güvence altýna alýrken Merkezi Kayýt Kuruluþu tarafýndan temsil ve idare edilen Yatýrýmcýyý Koruma Fonu hisse senedi sahiplerini TL ye kadar olan alacaklarý kapsamýnda güvence altýna almaktadýr. Kaynakça 1) Yun, S. (2012). Overview of the integrated deposit insurance system of Korea. Langkawi. 2) Sabourin, J. P. (2012). Similarities and differences between deposit insurance system and insurance compensation system. Langkawi. 3) Gibbons, K. (2012). Integrating insurance protection within deposit insurance the UK experience. Langkawi. 4) BDDK. (2011). Bankacýlýkta Yapýsal Geliþmeler. Ankara: BDDK. fonlar ayrý tutulmuþ, bankacýlýk ürünlerinin garantisinde riske dayalý, sigorta poliçelerinin garantisinde düz oranlý fonlama benimsenmiþtir. 4 MDIC ye çözümlemede geniþ yetkiler verilmiþtir. Ýngiltere de bankalar, sigorta þirketleri ve yatýrým þirketlerinin hizmet sunduðu finansal tüketiciler 2001 yýlýndan beri ayný çatý altýnda (FCSC tarafýndan) garanti altýna alýnmaktadýr. Genel sigorta, hayat sigortasý, mevduat ve yatýrým enstrümanlarýnýn fonlarý ex-post fonlanmakla birlikte ayrý tutulmakta olup söz konusu fonlar arasýnda borçlanmalar mümkündür. Uzun dönemli poliçelerde devamlýlýk esas alýnýr ancak nihai karar sigorta þirketinin mali durumuna ve yapýlan maliyet testleri sonucuna göre belirlenir. FCSC ye de kýsa süreli kamulaþtýrma, satýþ, köprü kuruluþ oluþturma, vb. çeþitli çözümleme yetkileri verilmiþtir. Türkiye deki durum: Türkiye de finansal tüketiciler çoklukla mevduat (TL, döviz ve altýn), hisse senetleri ve devlet tahvillerine yönelmektedirler. TMSF TL ye kadar olan ve yurtiçinde açýlan tasarruf mevduatlarýnýn sahiplerini güvence altýna alýrken Merkezi Kayýt Kuruluþu (MKK) tarafýndan temsil ve idare edilen Yatýrýmcýyý Koruma Fonu (YKF) hisse senedi sahiplerini TL ye kadar olan alacaklarý kapsamýnda güvence altýna almaktadýr. Güvence Hesabý ise yaptýrdýklarý zorunlu sigortalar nedeniyle (Ör. Trafik, yeþilkart) bedensel anlamda hak kaybýna uðrayabilecek poliçe sahiplerini güvence altýna almaktadýr. Diðer taraftan Türkiye de finansal sektörün toplam aktif büyüklüðü içerisinde bankacýlýk sektörünün aðýrlýðý %63,7 iken ÝMKB nin piyasa kapitalizasyonu cinsinden aðýrlýðý %19,9, sigorta ve reasürans þirketlerinin aðýrlýðý ise %2,2 dir (Bankacýlýkta Yapýsal Geliþmeler, 2011). Türkiye de literatürdeki tanýmýyla entegre bir mevduat sigorta sistemi bulunmamakla birlikte, TMSF zaman zaman tanýmlanan yetki ve sorumluluklarýnýn ötesinde görevler üstlenerek tasarruf mevduatý sahipleri dýþýndaki finansal tüketicileri de güvence altýna almak ve mevduat bankalarý dýþýndaki kuruluþlarý da çözümlemek durumunda kalmýþtýr. Örneðin TMSF Ýmar Bankasýnca bankanýn 2003 yýlýnda TMSF ye devrine kadar satýlan ve karþýlýðý olmayan devlet tahvillerine iliþkin tutarlarýn yatýrýmcýlara ödenmesine de TBMM nin görevlendirmesi sonucu - aracýlýk etmiþtir. Diðer taraftan TMSF kanunen sadece Türkiye sýnýrlarý içindeki banka ve þubelerde açýlan tasarruf mevduatlarýný güvence altýna almasýna raðmen zaman zaman off-shore mevduat sahiplerinin açtýklarý davalarý kazanmalarý sonucunda offshore mevduatlarý da ödemek zorunda kalmýþtýr. Son olarak TMSF üye bankalarýn yurt içi ve yurt dýþýndaki baðlý ortaklýklarý ve iþtiraklerini çözümlemiþtir. Bu þirketler arasýnda 25 aracý kurum ve 8 sigorta þirketi bulunmaktadýr. Nihayetinde TMSF kanunen yükümlü olmadýðý tutarlarý tazmin ve sorumlu olmadýðý þirketleri çözümleme durumunda kalarak beklenmeyen kayýplarla karþýlaþmýþtýr. Sonuç: Entegre mevduat sigorta sistemlerinin sýnýrlý kapsamlý mevduat sigorta sistemlerine veya ayrýksý güvence sistemlerine göre pek çok avantajý olmakla birlikte mevcut sistemlerin entegreye dönüþtürülmesinde ve entegre sistemlerin sürdürülmesinde karþýlaþýlabilecek pek çok güçlük bulunmaktadýr. Öte yandan, ne mevduatýn ne de diðer finansal araçlarýn sigortalanmasýnda ideal bir model yoktur. Farklý ülkelerin uygulamalarý hem bambaþka olup hem de çok baþarýlý sonuçlar verebilir. Bir ülkede uzun zamandýr baþarýyla uygulanan bir modeli baþka bir ülkeye aynen uygulamaya çalýþmak da akýlcý olmayacaktýr. Sonuçta önemli olan o ülkenin þartlarýna en uygun modelin kurulmasý ve karþýlaþýlan güçlüklerin doðru hesaplanýp yönetilmesidir. Türkiye de ise TMSF nin mevduat sahipleri yanýnda hisse senedi (ve borçlanma enstrümanlarý) yatýrýmcýlarý ile sigortalýlarý belli limitler dahilinde garanti altýna almasý, dolayýsýyla gerektiðinde mevduat bankalarýna ek olarak aracý kuruluþlar ve sigorta þirketlerini çözümleme sorumluluðunu da üstlenmesi deðerlendirilebilir. TMSF nin hem tasarruf mevduatýnýn sigortalanmasýnda hem de bankalar ve aracý kuruluþlar ile sigorta þirketlerinin çözümlenmesinde oldukça tecrübeli olmasý olasý bir entegrasyonun ana dayanaðýný oluþturmaktadýr. Diðer taraftan, meydana gelebilecek tüm güçlüklerin dikkate alýnarak mümkün olan en iyi biçimde yönetilmesi ve ilgili tüm taraflar için en yüksek faydayý saðlayacak yapýnýn tercih edilmesi esas olmalýdýr. 2 Kesin tarih verilmemekle birlikte önümüzdeki yýllarda sigorta poliçelerinin garantisinde de riske dayalý sisteme geçileceði belirtilmektedir. 6

9 HUKUK HUKUK USÛLÜNDE GEÇÝCÝ HUKUKÎ KORUMALAR Ýhtiyatî tedbir, dâva açýlmadan önce esas hakkýnda yetkili ve görevli mahkemeden; dâva açýldýktan sonra ise, dâvanýn görüldüðü mahkemeden talep edilir. Tedbir talep eden taraf dilekçesinde, ihtiyatî tedbiri gerektiren sebebi, tedbir türünü ve dâvanýn esasý bakýmýndan haklýlýðýný kuvvetle muhtemel gösteren delillerini ibraz ederek belirtmek zorundadýr sayýlý Hukuk Muhakemeleri Kanunu nun tanzim ettiði geçici hukukî korumalarýn bünyesinde, esas olarak ihtiyatî tedbir ve delil tespiti kurumlarý yer alýr. Uyuþmazlýk konusu hakkýnda, mevcut durumda meydana gelebilecek bir deðiþme nedeniyle hakkýn elde edilmesi önemli ölçüde zorlaþacaðýndan ya da tamamen imkânsýz hâle geleceðinden veya gecikme sebebiyle bir sakýncanýn yahut da ciddi bir zararýn doðacaðýndan endiþe edilmesi hâlinde, ihtiyatî tedbir kararý verilebilir. Çekiþmesiz yargý iþlerinde dahi, bu iþlerin niteliðine uygun düþtüðü sürece ihtiyatî tedbir kararý verilebilir (md.389). Taraflardan her biri, görülmekte olan bir dâvada henüz inceleme sýrasý gelmemiþ yahut ileride açacaðý dâvada ileri süreceði bir vakýanýn tespiti amacýyla keþif yapýlmasý, bilirkiþi incelemesi yaptýrýlmasý yahut da tanýk ifadelerinin alýnmasý gibi iþlemlerin yapýlmasýný delil tespiti yoluyla talep edebilir. Delil tespitinin talep edilebilmesi için, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde, kaybolacaðý yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaþacaðý ihtimal dâhilinde ise, hukukî yarar mevcut sayýlýr ve bu talep için aranýr (md.400). Aþaðýda, ihtiyatî tedbir ve delil tespiti þeklinde talep edilebilecek geçici hukukî korumalarýn ve ihtiyatî tedbirin, ihtiyatî hacizden konu bakýmýndan farkýna iliþkin arzettiði bazý özellikler aktarýlacaktýr. 1. ÝHTÝYATÎ TEDBÝR TALEBÝ ÝÇÝN YETKÝLÝ VE GÖREVLÝ MAHKEME Ýhtiyatî tedbir, dâva açýlmadan önce esas hakkýnda yetkili ve görevli mahkemeden; dâva açýldýktan sonra ise, dâvanýn görüldüðü mahkemeden talep edilir. Tedbir talep eden taraf dilekçesinde, ihtiyatî tedbiri gerektiren sebebi, tedbir türünü ve dâvanýn esasý bakýmýndan haklýlýðýný kuvvetle muhtemel gösteren delillerini ibraz ederek belirtmek zorundadýr. Ýddiasýný tam deðil, fakat yaklaþýk olarak ispat eden tedbir talebinde bulunan tarafýn haklarýnýn korunmasýnda derhâl zorunluluk var ise, hâkim karþý tarafý dinlemeden tedbir kararý verebilir (md.390). 2. ÝHTÝYATÎ TEDBÝR KARARININ ÝÇERÝÐÝ Mahkeme tedbir kararýnda; tedbire konu olan mal veya hakkýn muhafaza altýna alýnmasý veya yediemine tevdii edilmesi yahut da bir þeyin yapýlmasý ya da yapýlmamasý gibi sakýncayý ortadan kaldýracak veya zararý engelleyecek her türlü tedbire yer verebilir. Tedbir kararýnda ayrýca; tedbir talep eden tarafýn ve varsa kanunî temsilcisi ve vekilinin adý soyadý, yerleþim yeri, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasý ile karþý tarafýn adý soyadý, yerleþim yeri bilgileri belirtilir. Keza kararda, tedbirin açýk ve somut olarak hangi sebebe ve delillere dayandýðý; üzerinde ne tür tedbire karar verildiði; yatýrýlacak olan teminatýn tutarý ve türü yer alýr (md.391). Ýhtiyatî tedbir talebinin reddi hâlinde, bu karara karþý istinaf kanun yoluna baþvurulabilir (md.341). Fakat temyiz kanun yoluna gidilemez (md.362). 3. ÝHTÝYATÎ TEDBÝR TALEP EDENÝN TEMÝNAT GÖSTERMESÝ Tedbir talep edenin haksýz çýkmasý durumunda, karþý tarafýn ve üçüncü kiþilerin uðrayacaklarý muhtemel zararlar için kural olarak teminat alýnýr. Fakat tedbir talep edenin bu talebi, resmî bir belgeye veya ilâm gibi kesin bir delile dayanýyor yahut da durum ve koþullar gerektiriyorsa, mahkeme, gerekçesini açýkça belirtmek suretiyle tarafý teminat yatýrmaktan muaf tutabilir. Adlî yardýmdan yararlanan tarafýn da teminattan muafiyeti söz konusu olur (md.334). Devletin ise, teminattan muafiyeti söz konusu deðildir. Teminat, tedbirin verildiði dâvaya iliþkin hükmün kesinleþmesinden veya tedbir kararýnýn kalkmasýndan itibaren bir ay içinde tazminat dâvasýnýn (md.399) açýlmamasý hâlinde iade edilir (md.392). Yrd. Doç. Dr. Taylan özgür KÝRAZ Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi 7

10 HUKUK Ýhtiyatî tedbir kararý, karþý taraf dinlenmeden (yokluðunda) verilmiþ ise, karara itiraz edebilir. Mahkeme aksine karar vermedikçe, bu itiraz icrayý durdurmaz. Ýtiraz; ihtiyatî tedbirin þartlarýna, mahkemenin yetkisine ve teminata yönelik olabilir. 4. ÝHTÝYATÎ TEDBÝR KARARININ UYGULANMASI (ÝCRASI) Ýhtiyatî tedbir kararýnýn uygulanmasý, tedbir kararýnýn verildiði tarihten itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorundadýr. Bir haftalýk süreye riayet edilmez ise, kanunî süre içinde dâva açýlmýþ olsa dahi, tedbir kararý kendiliðinden kalkar. Tedbir kararýnýn uygulanmasýnýn talep edileceði mercii, kararý veren mahkemenin yargý çevresinde bulunan veya tedbir konusu mal ya da hakkýn bulunduðu yer icra dairesidir. Fakat mahkeme tedbirin uygulanmasý iþi için, kararýnda belirtmek suretiyle yazý iþleri müdürünü de görevlendirebilir. Tedbirin uygulanmasýnda, gerektiði hâlde zor kullanýlabilir ve bu noktada uygulamayý gerçekleþtirecek memura, kolluk kuvvetleri ve köylerde muhtarlar yazýlý baþvuru hâlinde yardým etmek ve memurun emirlerine uymak zorundadýrlar. Tedbiri uygulayan memur; tedbirin konusunu, tedbir mahallini ve tedbir konusu ile ilgili her türlü iddiayý içeren tutanak tanzim eder. Tutanaðýn bir örneði, memur tarafýndan orada hazýr bulunan taraflara ve ilgili üçüncü kiþilere; huzurda deðiller ise, teblið suretiyle verilir (md.393). Tedbir kararý hakkýnda kanun yoluna baþvurulmasý, tedbirin uygulanmasýný durdurmaz. 5. ÝHTÝYATÎ TEDBÝR KARARINA KARÞI ÝTÝRAZ Ýhtiyatî tedbir kararý, karþý taraf dinlenmeden (yokluðunda) verilmiþ ise, karara itiraz edebilir. Mahkeme aksine karar vermedikçe, bu itiraz icrayý durdurmaz. Ýtiraz; ihtiyatî tedbirin þartlarýna, mahkemenin yetkisine ve teminata yönelik olabilir. Ýtiraz süresi ise, tedbirin uygulanmasý sýrasýnda karþý taraf hazýr bulunuyorsa tedbirin uygulanmasýndan itibaren; huzurda deðil ise, tedbirin uygulanmasýna iliþkin tutanaðýn tebliðinden itibaren bir haftadýr. Karþý taraf gibi tedbir kararýnýn uygulanmasý nedeniyle menfaati açýkça ihlâl edilen üçüncü kiþiler de tedbirin þartlarýna ve teminata, tedbiri öðrenmelerinden itibaren bir hafta içinde kararý veren mahkeme nezdinde itiraz edebilirler. Ýtiraz dilekçesinde, itiraz belgelerinin açýkça gösterilmesi ve dayanak teþkil eden delillerin eklenmesi zorunludur. Ýtirazý mahkeme ilgilileri dinlemek veya davete icap etmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yapmak suretiyle deðerlendirir. Ýtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararýný deðiþtirebilir veya kaldýrabilir. Ýtiraz hakkýnda verilen karara karþý istinaf kanun yolu açýktýr ve fakat kanun yoluna baþvuru tedbirin uygulanmasýný durdurmaz (md.394). 6. ÝHTÝYATÎ TEDBÝR KARARININ DEÐÝÞTÝRÝLMESÝ VEYA KALDIRILMASI Ýhtiyatî tedbir kararýnýn deðiþtirilmesi veya kaldýrýlmasý ancak þu beþ hâlde mümkün olabilir:? Tedbir kararýnýn verildiði tarihten itibaren bir hafta içinde kararýn uygulanmasý icra dairesinden talep edilmez ise (md.393).? Dinlenmeden aleyhine tedbir kararý verilen tarafýn veya üçüncü kiþilerin tedbir kararýna süresi içinde itirazlarý üzerine, mahkeme itirazý haklý görür ise (md.394).? Aleyhine tedbir kararý verilen veya hakkýnda tedbir kararý uygulanan kiþi mahkemece kabul edilecek (md.87) teminatý gösterir ise (md.395).? Talep edildiði takdirde mahkemece tedbir gerektiren hâl ve þartlarýn deðiþtiði (md.87) sâbit görülür ise (md.396).? Lehine tedbir kararý verilen taraf, ihtiyatî tedbiri tamamlayýcý merasimin gerektirdiði iþlemleri yapmaz ise (md.397), tedbir kararýnýn kendiliðinden kalkmasý veya mahkemece kaldýrýlmasýna karar verilmesi yahut da tedbirin deðiþtirilmesi söz konusu olur. 7. ÝHTÝYATÎ TEDBÝRÝ TAMAMLAYICI MERASÝM Dâva açýlmasýndan önce ihtiyatî tedbir kararý verilmiþ ise, tedbir talep eden taraf, kararýn uygulanmasýný talep ettiði tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkýndaki dâvasýný açmak (md.390) ve dâva açtýðýna iliþkin evraký kararý uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karþýlýðýnda bir belge almak zorundadýr. Aksi hâlde, tedbir kendiliðinden kalkar. Ýhtiyatî tedbir, mahkemece aksine karar verilmedikçe nihaî karara kadar deðil, nihaî kararýn kesinleþmesine kadar devam eder (md.397). 8. ÝHTÝYATÎ TEDBÝR KARARININ UYGULANMASINA MUHÂLEFETÝN CEZASI Ýhtiyatî tedbir kararýnýn uygulanmasýna iliþkin emre uymayan veya tedbir kararýna aykýrý davranan kimse, bir aydan altý aya kadar disiplin hapsi ile cezalandýrýlýr. Bu hususta görevli ve yetkili mahkeme, esas hakkýndaki dâva henüz açýlmamýþsa, ihtiyatî tedbir kararý veren mahkeme; esas hakkýnda dâva açýlmýþsa, bu dâvanýn görüldüðü mahkemedir (md.398). 9. ÝHTÝYATÎ TEDBÝRDEN KAYNAKLANAN TAZMÝNAT DÂVASI Ýhtiyatî haciz gibi ihtiyatî tedbirde de, lehine ihtiyatî tedbir kararý verilen taraf, ihtiyatî tedbir 8

11 HUKUK talebinde bulunduðu anda haksýz olduðu anlaþýlýr yahut tedbir kararý kendiliðinden kalkar (md.393,397) ya da itiraz üzerine kaldýrýlýr (md.394) ise, haksýz ihtiyatî tedbir nedeniyle uðranýlan zararý tazminle yükümlüdür. Bu amaçla açýlacak dâvaya, dâvanýn esasý hakkýnda karar veren mahkeme bakar. Dâva zamanaþýmý, hükmün kesinleþmesinden veya ihtiyatî tedbir kararýnýn kalkmasýndan itibaren bir yýldýr (md.399). Tüm bu hususlar, teminat karþýlýðý tedbirin kaldýrýlmasý hâli için de (md.395) teminat göstermek suretiyle zarar ortaya çýkabileceðinden uygulama alaný bulur. Haksýz ihtiyatî tedbirden zarar gören üçüncü kiþiler de tazminat dâvasý açma hakkýna sahiptir. 10. DELÝL TESPÝTÝ TALEBÝ ÝÇÝN YETKÝLÝ VE GÖREVLÝ MAHKEME Delil tespiti henüz dâva açýlmamýþ olan hâllerde, esas hakkýnda dâvaya bakacak olan mahkemeden veya üzerinden keþif yahut bilirkiþi incelemesi yapýlacak olan þeyin bulunduðu yahut da tanýk olarak dinlenilecek kiþinin oturduðu yer sulh hâkiminden talep edilir. Dâva açýlmadan önce delil tespiti talebi yetkisiz mahkemeye yapýlmýþ ise, yetki itirazýnda bulunulmasý gerekir. Aksi hâlde, daha sonra esas hakkýnda açýlan dâvada tespitin yetkisiz ve görevsiz mahkemede yapýldýðý ileri sürülemez. Dâva açýldýktan sonra yapýlacak olan delil tespiti talebi, dâvaya bakan mahkemeye yapýlmalýdýr (md.401). 11. DELÝL TESPÝTÝ TALEBÝ VE ACELE HÂLLERDE TESPÝT Delil tespiti talebini içeren dilekçede; tespiti istenen vakýa, tanýklara veya bilirkiþilere sorulmasý istenen sorular, delillerin kaybolacaðý veya gösterilmesinde zorluk yaþanacaðý þüphesini uyandýran sebepler ile aleyhine delil tespiti istenen kiþinin ad ve soyadý yer almalýdýr. Fakat tespit talebinde bulunan, hâl ve þartlarýn imkân vermemesi nedeniyle aleyhine tespit yapýlacak kiþiyi gösteremiyorsa, talebi yine geçerli sayýlýr. Tespit talebi mahkemece haklý bulunursa, karar, dilekçeyle birlikte karþý tarafa teblið edilir. Kararda ayrýca delil tespitinin nasýl ve ne zaman yapýlacaðý, tespitin icrasý esnasýnda karþý tarafýn da hazýr bulunabileceði ve varsa itiraz ve ilâve sorularýn bir hafta içinde bildirilmesi gerektiði yazýlýr (md.402). Talep sahibinin haklarýnýn korunmasý bakýmýndan zorunluluk bulunan acele hâllerde, karþý tarafa tebligat yapýlmaksýzýn da delil tespiti yapýlabilir. Tespit yapýldýktan sonra ise; tespit dilekçesi, tespit kararý, tespit tutanaðý ve varsa bilirkiþi raporunun bir örneði, mahkemece kendiliðinden diðer tarafa teblið olunur. Tebliði müteakip karþý taraf bir hafta içinde delil tespiti kararýna itiraz edebilir (md.403). 12. ÝHTÝYATÎ TEDBÝR ÝLE ÝHTÝYATÎ HACZÝN KONULARI ARASINDAKÝ FARKLAR Ýhtiyatî tedbir alýnmasý gereken kimi hallerde ihtiyatî haciz talebinde bulunulduðu ve bunun da hak kaybýna sebebiyet verdiði tatbikâtta rastlanýlan bir husustur. Bu nedenle; son bir husus olarak, her iki kurumun konularý arasýndaki faklýlýklara da deðinmek ve bunlarý þu þekilde sýralamakta fayda vardýr: -Ýhtiyatî tedbir, Hukuk Muhakemeleri Kanunu nun 389 ve devamý hükümlerinde; ihtiyatî haciz ise, Ýcra ve Ýflâs Kanunu nun 257 ve devamý hükümlerinde tanzim edilmiþtir. -Ýhtiyatî tedbir, kural olarak haklara, menkul veya gayrýmenkul mallara iliþkin dâvalarda; ihtiyati haciz ise, sadece para alacaðýna iliþkin hem dâvalarda hem de icra takiplerinde tatbik alaný bulur. -Ýhtiyatî tedbirde tedbire konulmak istenen mallar, taraflar yani dâvacý ve dâvalý arasýnda çekiþmeli/ihtilâflý/münazaalýdýr, dâva konusu (müddeabih) yapýlan þeydir. Ýhtiyatî hacizde ise, haczedilmek istenen þey; borçlunun, alacaklý ile arasýnda çekiþmeli olmayan herhangi bir malý olup, dâvanýn veya icra takibinin konusu deðildir. Zira, ihtiyati haciz den istifade edilmek istenen dâvanýn veya icra takibinin konusu bir para alacaðýdýr. -Ýhtiyatî tedbirde, taraflar arasýnda çekiþmeli olan ve dava konusu yapýlan þey için önleyici tedbir- örneðin; mahkemece, tedbire konu olan çekiþmeli menkul malýn yediemine tevdiine, gayrýmenkul mal ise baþkasýna devrinin yasaklanmasýna (feraðdan men ine) iliþkin tedbir kararýnýn tapu idaresine bildirilmesine- kararý verilir. Ýhtiyatî hacizde ise, alacaklýya henüz kesin haciz yetkisinin gelmediði yani icra takibini baþlatmadýðý veya kesinleþtirmediði dönemde, boçlunun herhangi bir malýna/mallarýna geçici olarak (muvakkaten) el konulmak suretiyle alacaklýnýn para alacaðýnýn zamanýnda ödenmesi güvence altýna alýnýr. Böylece, dâvasýnda veya icra takibinde haklý çýkan taraf, þimdiden para alacaðýnýn tahsilini, borçlunun mallarýný devredip kaçýrmasý ihtimaline karþý garantilemek ister. Ýhtiyatî tedbir alýnmasý gereken kimi hallerde ihtiyatî haciz talebinde bulunulduðu ve bunun da hak kaybýna sebebiyet verdiði tatbikâtta rastlanýlan bir husustur. 9

12 GÜNCEL TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜNDE TÜKETÝCÝ KREDÝLERÝNÝN TAKÝBE DÖNÜÞÜM ORANLARI AÇISINDAN ANALÝZÝ BDDK tarafýndan yapýlan Kredi Riski Duyarlýlýk Analizi sonuçlarýna göre, bankacýlýk sistemindeki nakdi kredilerin % 1 inin zarara dönüþmesi halinde, söz konusu zararýn 5,86 milyar TL olacaðý, oluþan zararýn ise sermaye yeterlilik rasyosunu 0,56 puan düþüreceði tahmin edilmektedir. Cemal KARAMUSTAFA Fon Denetçisi Denetim Daire Baþkanlýðý Giriþ: Kredilerin toplam aktifler içerisindeki payýnýn azalmasý, bankalarýn asli fonksiyonlarýndan uzaklaþtýðýnýn bir göstergesi niteliðinde olup, Türk bankacýlýk sisteminde bu oran özellikle 1997 yýlý sonrasýnda önemli bir düþüþ yaþamýþ ve % 50 seviyelerinden %20 lere gerilemiþtir. 1 Banka aktifleri içerisinde krediler kaleminin payýnýn azalmasýnýn temel nedeni, bankalarýn asli fonksiyonlarýndan uzaklaþarak kamu borçlanma araçlarýna yönelmeleri olmuþtur. Nitekim bu dönemde bankalar, yüksek faiz getirisi elde etmelerinden dolayý kamu borçlanma araçlarýna yaptýklarý plasmanlarý arttýrmýþlar ve tüketicilere/firmalara tahsis ettikleri kredileri düþürmüþlerdir. Kasým 2000-Þubat 2001 krizleri sonrasý faiz oranlarýnda yaþanan düþüþ ve ekonomide geliþen finansal istikrar ortamý ise, küresel piyasalardaki olumlu havanýn da etkisiyle kullandýrýlan kredilerin artmasýna neden olmuþtur. Bankalarca tahsis edilen krediler artýþ göstermekle birlikte, özellikle tüketici kredilerinin krediler içerisindeki payý önemli yükseliþler göstermiþtir. Nitekim tüketici kredileri 2002 yýlýnda 2,27 milyar TL seviyesindeyken, bu rakam 2005 yýlýnda 29,46 milyar TL ye, 2011 yýlýnda ise 168,40 milyar TL ye ulaþmýþtýr. Ayný dönemde kredi kartý sayýsýnda da önemli artýþlar gözlenmiþtir. Bankalararasý Kart Merkezi (BKM) verilerine göre, 2003 yýlý sonunda yaklaþýk 20 milyon adet olan kredi kartý sayýsý, 2007 yýlýnda 37 milyon adede, 2011 yýlýnda ise 51 milyon adede yükselmiþtir. 2 Bu geliþmeye paralel olarak bireysel kredi kartý tutarlarý da artýþ göstermiþ ve 4,34 milyar TL den 55,49 milyar TL ye yükselmiþtir. Tüketici kredilerinde yaþanan hýzlý artýþ, bu tür kredilerin toplam kredi ve alacaklar içerisindeki payýnýn artmasýna neden olmuþtur. Nitekim 2002 yýlýnda %13,3 olan tüketici kredileri/toplam kredi ve alacaklar oraný, 2004 yýlýnda %27 ye, 2006 yýlýnda %31 e, 2011 yýlýnda ise %33 e yükselmiþtir. Bu tür kredilerin bankalarýn toplam kredi ve alacaklarý içerisindeki payýnýn artmasý ise, tüketici kredilerinde takibe dönüþüm oranlarýnýn yakýndan takibini gerekli kýlmýþtýr. Yapýlan bu çalýþmada, bahsi edilen tüketici kredilerinin alt türler itibariyle takibe dönüþüm oranlarý incelenecektir. Bu kapsamda yýllarý arasýndaki dönem esas alýnarak; konut, ihtiyaç, taþýt, diðer krediler ve bireysel kredi kartlarý olmak üzere alt türler itibariyle tüketici kredilerinin analizi yapýlacak ve hangi tür tüketici kredilerinde takibe dönüþüm oranlarýnýn yükseklik arzettiði belirlenecektir. 1. Konut Kredilerinin Geliþimi ve Takibe Dönüþüm Oranlarý Geleneksel Türk aile yapýsýnda konuta verilen önem ve 2000 li yýllarda emlak fiyatlarýnda yaþanan hýzlý yükseliþ, konuta ve konut kredilerine yönelik talebi hýzla arttýrmýþtýr. Özellikle konut kredilerinde faiz oranlarýnýn % 1 seviyelerinin altýna gerilemesi ve vadenin 30 yýla kadar yükselmesi, hanehalklarýný ve yatýrýmcý kesimi konut alýmýna yöneltmiþtir. Konut kredileri, tüketici kredileri içerisinde en yüksek paya sahip kredilerden olup, yýllarý arasýnda bu krediler sürekli olarak artýþ göstermiþ ve 2011 yýlýnda yaklaþýk 75 milyar TL ye ulaþmýþtýr. Aþaðýda konut kredilerinin yýllar itibariyle aldýðý deðerlerin deðiþimi gösterilmiþtir. KONUT KREDÝLERÝ (Milyon TL) Kaynak: (Eriþim: ) 1 Ekrem Keskin v.d., 50. Yýlýnda Türkiye Bankalar Birliði ve Türkiye de Bankacýlýk Sistemi , TBB Yayýnlarý, Yayýn No:262, Kasým 2008, s.110. ve Bankacýlýk Düzenleme ve Denetleme Kurumu Finansal Piyasalar Raporu, Sayý:24, Aralýk 2011, s (Eriþim: ) 10

13 GÜNCEL Grafikte görüldüðü üzere, 2002 yýlýnda 460 milyon TL olan konut kredileri, 2005 yýlýnda milyon TL ye, 2011 yýlýnda ise milyon TL ye yükselmiþtir. Konut kredilerinin tüketici kredileri içerisindeki payý da yýllarý arasýnda artýþ yaþamýþ ve 2002 yýlýnda % 20 olan bu oran, 2011 yýlýnda % 44 e yükselmiþtir. Dolayýsýyla, kullandýrýlan tüketici kredilerinin yaklaþýk yarýsý konut kredisi olarak tahsis edilmiþtir. Konut kredilerinin tüketici kredileri içerisindeki payýnýn artýþ göstermesi, bu tür kredilerin tahsilat performansýný önemli kýlmaktadýr. Söz konusu durum yýllarý arasýnda takipteki konut kredisi miktarlarý ve konut kredilerinde takibe dönüþüm oranlarýnýn incelenmesiyle anlaþýlabilecektir. Takipteki konut kredisi rakamlarý yýllarý arasýnda incelendiðinde, 2002 yýlýnda 11 milyon TL olan takipteki konut kredilerinin, 2005 yýlýnda 18,7 milyon TL ye, 2007 yýlýnda 217,4 milyon TL ye, 2009 yýlýnda ise 961,8 milyon TL ye yükseldiði görülmektedir. Takipteki konut kredilerinin 2009 yýlýnda önemli ölçüde artmasýnýn en büyük nedeni ABD de baþlayan Mortgage Krizi dir. Nitekim 2009 yýlýnda krizin etkisiyle 961,8 milyon TL ye kadar yükselen takipteki konut kredileri, krizin etkilerinin azalmasýyla birlikte gerilemeye baþlamýþ ve 2010 yýlýnda 860,2 milyon TL ye, 2011 yýlýnda ise 659,2 milyon TL ye gerilemiþtir. 3 Konut kredilerinde takibe dönüþüm oranlarýna bakýldýðýnda, krizinin ardýndan konut kredilerinde takibe dönüþüm oranlarýnýn düþüþ gösterdiði ancak ABD Mortgage Krizi nin etkisiyle 2006 yýlýndan itibaren tekrar yükseliþe geçtiði görülmektedir. Aþaðýda yýllarý arasýnda konut kredilerinde takibe dönüþüm oranlarýnýn aldýðý deðerler gösterilmiþtir. KONUT KREDÝLERÝNDE TAKÝBE DÖNÜÞÜM ORANLARI (%) Kaynak: (Eriþim: ) Grafikten de görüldüðü üzere özellikle 2002 ve 2009 yýllarýnda konut kredilerinde takibe dönüþüm oranlarý % 2 nin üzerine çýkmýþ, diðer dönemlerde ise % 2 seviyesinin altýnda bir seyir izlemiþtir. Bu oransal durum, konut kredilerinde tahsilat performansýnýn ve kredi kalitesinin yýllarý arasýnda yüksek olduðunu göstermektedir. Nitekim ABD de baþlayan Mortgage Krizi nde gecikme oranlarý; prime kredilerde % 3,4 e, alt A kredilerde %12,5 e, subprime kredilerde ise % 21,5 seviyelerine kadar yükselmiþtir. 4 Türk bankacýlýk sisteminde konut kredilerinde oluþan takibe dönüþüm oranlarý, bu seviyelerin oldukça gerisindedir. Konut kredilerinde vade yapýsýna bakýldýðýnda, 2011 yýlý Aralýk ayý itibariyle ferdi konut kredilerinin tamamýna yakýnýnýn orta ve uzun vadeli olduðu görülmektedir. Diðer taraftan, kullandýrýlan kredilerin sabit faizli olarak tahsis edilmesi ve bu tür kredilerin faiz oraný deðiþimlerine duyarlýlýðýnýn düþük olmasý, bankalar için faiz riski ortaya çýkarmaktadýr. Ayrýca kullandýrýlan konut kredilerinin teminatýný, ipotek konulan konutun kendisi oluþturduðundan, konut fiyatlarýndaki deðiþiklikler (ani düþüþler) bankacýlýk kesimindeki kýrýlganlýklarý arttýrmaktadýr. Bu nedenlerle, söz konusu kredilerin toplam krediler içindeki payýnda meydana gelen yüksek artýþlar, yakýndan izlenmesi gereken bir husus olarak algýlanmaktadýr. 5 Ancak, ABD de baþlayan Mortgage Krizi nde sabit faizli mortgage kredilerinde gecikme oranýnýn % 3,45 olarak gerçekleþtiði, deðiþken faizli mortgage kredilerinde bu oranýn % 7,61 olduðu dikkate alýndýðýnda, sabit faizli konut kredilerinin tüketicilerin ödeme yetenekleri üzerinde olumlu etkisi olduðu söylenebilmektedir. Konut kredilerinde bir diðer kýrýlganlýk, kullandýrýlan krediler içerisinde dövize endeksli kredilerin oranýdýr. Bu oran hanehalkýnýn maruz kaldýðý kur riskini göstermesi açýsýndan önemlidir. Nitekim döviz kurunda yaþanan ani dalgalanmalar, hanehalkýnýn ödemek zorunda olduðu kredi taksitlerini yükselterek, ödemelerde büyük sorunlar ortaya çýkarabilmektedir. Ancak, gerek konut kredilerinin toplam krediler içerisindeki payýnýn düþüklüðü, gerekse kullandýrýlan konut kredilerinin tamamýna Konut kredilerinin tüketici kredileri içerisindeki payýnýn artýþ göstermesi, bu tür kredilerin tahsilat performansýný önemli kýlmaktadýr. Söz konusu durum yýllarý arasýnda takipteki konut kredisi miktarlarý ve konut kredilerinde takibe dönüþüm oranlarýnýn incelenmesiyle anlaþýlabilecektir. 3 (Eriþim: ) 4 Sharon L. Stark, Barbara F. Buckley, Montly Market Monitor, OTS, Washington, April 2008, s Keskin ve diðerleri, a.g.e., s

14 GÜNCEL yýllarý arasýnda tüketici kredileri sürekli olarak artýþ göstermekle birlikte, taþýt kredilerinin tüketici kredileri içerisindeki payý önemli ölçüde gerileme göstermiþtir. yakýnýnýn TL cinsinden olmasý, söz konusu riskin Türk bankacýlýk sektörü açýsýndan düþük olduðunu göstermektedir. Nitekim, Türkiye de kullandýrýlan konut kredilerinin tamamýna yakýný (%99) TL cinsindendir. Bu oran oldukça düþük bir seviyededir. Ayrýca konut kredilerinin toplam krediler içerisindeki payý da %10 olup, bu oran diðer geliþmiþ ve geliþmekte olan ülkelerin oldukça gerisindedir. Söz konusu oran ABD de % 35, Almanya da % 16, Ýspanya da %27, Kanada da ise %34 seviyesindedir Taþýt Kredilerinin Geliþimi ve Takibe Dönüþüm Oranlarý krizi sonrasý banka faiz oranlarýnda yaþan düþüþ ve bankalarýn kredi arzýný arttýrmasý, hanehalklarýnýn kredi taleplerini arttýrmýþtýr. Söz konusu artýþta, tüketicilerin ertelenmiþ tüketim taleplerini hayata geçirmek istemelerinin de önemli payý bulunmaktadýr yýllarý arasýnda tüketici kredileri sürekli olarak artýþ göstermekle birlikte, taþýt kredilerinin tüketici kredileri içerisindeki payý önemli ölçüde gerileme göstermiþtir. Nitekim 2002 yýlýnda yaklaþýk % 20 seviyelerinde olan bu oran, 2006 yýlýnda % 14 e, 2008 de % 6 ya, 2011 yýlýnda ise %4 e gerilemiþtir. Söz konusu gerilemede, tüketicilerin ihtiyaç kredileri gibi daha düþük faiz oranlý kredilere yönelmelerinin, tüketici tercihlerinin konut alýmýna yönelmesinin, artan vergi oranlarý ve benzin fiyatlarýnýn önemli payý bulunmaktadýr. Taþýt kredilerinin yýllarý arasýnda ulaþtýðý deðerler aþaðýda gösterilmiþtir. Taþýt Kredileri (milyon TL) Kaynak: (Eriþim: ) Þekilde görüldüðü üzere 2002 yýlýnda 541 milyon TL olan taþýt kredileri, 2006 yýlýnda milyon TL ye, 2011 yýlýnda ise milyon TL ye yükselmiþtir. Taþýt kredilerinin tahsilat performanslarýna bakýldýðýnda, söz konusu kredilerde özellikle 2008 ve 2009 yýllarýnda takipteki kredi miktarýnýn önemli ölçüde arttýðý görülmektedir. Nitekim, takipteki taþýt kredisi miktarý 2002 yýlýnda 21 milyon TL iken, bu rakam 2005 de 79 milyon TL ye, 2008 de 352 milyon TL ye, 2009 da ise 509 milyon TL ye yükselmiþtir. Söz konusu yükseliþte, yaþanan küresel krizin önemli etkisi bulunmaktadýr. Nitekim 2009 da 509 milyon TL ye kadar yükselen takipteki taþýt kredisi miktarý 2010 yýlýnda 360 milyon TL ye, 2011 yýlýnda ise 253 milyon TL ye gerilemiþtir. 7 Taþýt kredilerinin tahsilat performansýnýn daha iyi anlaþýlabilmesi için söz konusu kredi türünde takibe dönüþüm oranlarýnýn incelenmesi gerekmektedir. Aþaðýda yýllarý arasýnda, taþýt kredilerinde takibe dönüþüm oranlarýnýn deðiþimi gösterilmiþtir. Taþýt Kredilerinde Takibe Dönüþüm Oranlarý (%) Kaynak: (Eriþim: ) Grafikten de görüldüðü üzere, takibe dönüþüm oranlarý krizi sonrasý düþüþe geçmiþ ve % 0,68 seviyelerine kadar gerilemiþ ancak 2006 yýlý sonrasýnda tekrar artýþa geçerek, 2009 yýlýnda % 11,50 seviyelerine ulaþmýþtýr. Söz konusu yükseliþte küresel finans piyasalarýnda yaþanan dalgalanmalarýn önemli etkisi bulunmaktadýr. Tüketici kredileri içerisindeki payý 2011 yýlý itibariyle % 4 seviyelerinde olan taþýt kredilerinde, takibe dönüþüm oranlarýnýn diðer tüketici kredisi türlerine göre daha yüksek olduðu gözlenmektedir. Diðer bir ifadeyle, taþýt kredilerinde tahsilat performansý diðer kredi türlerine göre daha düþüktür. Taþýt kredilerinde vade yapýsýna bakýldýðýnda, 2011 yýlý Aralýk ayý itibariyle ferdi taþýt kredilerin % 98 lik bir kýsmýnýn orta ve uzun vadeli, % 2 lik kýsmýnýn ise kýsa vadeli olduðu görülmektedir. Diðer taraftan kullandýrýlan krediler sabit faizli olarak tahsis edilmektedir. Bu sebeple de taþýt kredilerinin faiz oranlarýndaki deðiþmelere duyarlýlýðý düþüktür. Bu durum bankalar için faiz riski ortaya çýkarmaktadýr. Ayrýca kullandýrýlan taþýt 6 A.e., s (Eriþim: ). 12

15 GÜNCEL kredilerinin teminatýný, çoðunlukla ipotek konulan taþýtýn kendisi oluþturduðundan, emtia fiyatlarýnda yaþanan ani düþüþler, bankacýlýk kesimindeki kýrýlganlýklarý arttýrabilecektir. Ancak, bankalarca tahsis edilen taþýt kredilerinin tüketici kredileri içerisindeki payý dikkate alýndýðýnda, söz konusu riskin gerçekleþmesi halinde etki seviyesinin düþük olacaðý söylenebilir. Diðer taraftan, kullandýrýlan taþýt kredileri içerisinde dövize endeksli kredi oraný 2011 yýlý itibariyle % 1 seviyesinin altýndadýr. Bu oran, hanehalkýnýn taþýt kredilerinde maruz kaldýðý kur riskinin düþük olduðunu göstermektedir. 3. Ýhtiyaç Kredilerinin Geliþimi ve Takibe Dönüþüm Oranlarý Ýhtiyaç kredileri; dayanýklý tüketim mallarý, yarý dayanýklý tüketim mallarý ile evlilik, eðitim ve saðlýk için kullandýrýlan krediler olup, söz konusu krediler yýllar itibariyle artýþ göstermiþtir. Nitekim 2005 yýlýnda milyon TL olan ihtiyaç kredileri, 2008 yýlýnda milyon TL ye 2011 yýlýnda ise milyon TL ye yükselmiþtir. Söz konusu yükseliþ, ihtiyaç kredilerinin toplam krediler içerisindeki payýný arttýrýrken, bu tür kredilerin daha yakýndan takibini gerekli kýlmýþtýr. Ýhtiyaç kredileri, tüketici kredileri içerisinde en fazla paya sahip ikinci kredi türü olup, söz konusu kredi türünün yýllarý arasýnda aldýðý deðerler aþaðýda gösterilmiþtir. 8 seviyesindedir. Ýhtiyaç kredilerinin tüketici kredileri içerisindeki payýnýn yüksek olmasý bu tür kredilerin tahsilat performansýný önemli kýlmaktadýr. Söz konusu durum yýllarý arasýnda takipteki konut kredisi miktarlarý ve konut kredilerinde takibe dönüþüm oranlarýnýn incelenmesiyle daha net anlaþýlabilecektir. Takipteki ihtiyaç kredisi rakamlarý yýllarý arasýnda incelendiðinde, 2004 yýlýnda 28 milyon TL olan takipteki ihtiyaç kredilerinin, 2008 yýlýnda 937 milyon TL ye, 2009 yýlýnda milyon TL ye ulaþtýðý görülmektedir. Söz konusu yükseliþte, küresel piyasalarda yaþanan krizin etkisi bulunmaktadýr. Nitekim, 2009 yýlý sonrasýnda krizin etkilerinin azalmasýyla birlikte takipteki ihtiyaç kredisi rakamlarý gerilemeye baþlamýþ ve 2010 yýlýnda milyon TL ye, 2011 yýlýnda ise milyon TL ye düþmüþtür. Ýhtiyaç kredilerinde takibe dönüþüm oranlarýna bakýldýðýnda, ABD Mortgage Krizi nin etkisiyle 2006 yýlýndan itibaren takibe dönüþüm oranlarýnýn yükseliþe geçtiði ve 2009 yýlýnda en yüksek seviyesine ulaþtýðý görülmektedir. Aþaðýda yýllarý arasýnda ihtiyaç kredilerinde takibe dönüþüm oranlarýnýn aldýðý deðerler gösterilmiþtir. Ýhtýyaç Kredilerinde Takibe Dönüþüm Oranlarý (%) Ýhtiyaç kredileri; dayanýklý tüketim mallarý, yarý dayanýklý tüketim mallarý ile evlilik, eðitim ve saðlýk için kullandýrýlan krediler olup, söz konusu krediler yýllar itibariyle artýþ göstermiþtir. Nitekim 2005 yýlýnda milyon TL olan ihtiyaç kredileri, 2008 yýlýnda milyon TL ye 2011 yýlýnda ise milyon TL ye yükselmiþtir. Ýhtiyaç Kredileri (milyon TL) Kaynak: (Eriþim: ) Grafikten de görüldüðü üzere ihtiyaç kredileri yýllar itibariyle artýþ göstererek 2005 yýlýnda milyon TL ye, 2008 yýlýnda milyon TL ye, 2011 yýlýnda ise milyon TL ye yükselmiþtir. Ýhtiyaç kredilerinin tüketici kredileri içerisindeki payýna bakýldýðýnda bu oranýn 2004 yýlýnda % 44 seviyelerine yaklaþtýðý, 2004 sonrasý ise dalgalý bir seyir izlediði görülmektedir yýlý sonu itibariyle, ihtiyaç kredilerinin tüketici kredileri içerisindeki payý yaklaþýk % 37 Kaynak: (Eriþim: ) Grafikten de görüldüðü üzere takipteki ihtiyaç kredisi oranlarý özellikle 2008 ve 2009 yýllarýnda önemli yükseliþler kaydetmiþtir. Ýhtiyaç kredilerinde takibe dönüþüm oranlarýn yaþadýðý deðiþim deðerlendirildiðinde, tahsilat performansýnýn iyi durumda olduðu söylenebilmektedir. Ýhtiyaç kredilerinin vade yapýsýna bakýldýðýnda, orta ve uzun vadeli ihtiyaç kredilerin payýnýn yüksek olduðu ve kullandýrýlan kredilerin sabit faizli tahsis edildiði görülmektedir. Bu sebeple, ihtiyaç kredilerinin faiz oranlarýndaki 6 Ýhtiyaç kredilerinin 2002 ve 2003 yýllarýnda 0 deðerinde olmasý, bu yýllarda ihtiyaç kredilerinin diðer krediler içerisinde yer almasýndan kaynaklanmýþtýr. 13

16 GÜNCEL Diðer krediler; ihtiyaç, konut ve taþýt kredileri kategorisinde sýnýflandýrýlamayan krediler olup, söz konusu krediler özellikle 2010 ve 2011 yýllarýnda önemli artýþ göstermiþtir. Nitekim 2009 yýlýnda milyon TL olan diðer krediler, 2010 yýlýnda milyon TL ye 2011 yýlýnda ise milyon TL ye yükselmiþtir. deðiþmelere duyarlýlýðý düþüktür. Söz konusu durum bankalar açýsýndan faiz riski ortaya çýkarmaktadýr. Ýhtiyaç kredileri kur riski açýsýndan deðerlendirildiðinde, 2011 yýlý Aralýk ayý itibariyle, YP cinsinden ihtiyaç kredilerinin toplam ihtiyaç kredileri içerisindeki payýnýn % 1 seviyelerinin altýnda olduðu görülmektedir. Bu oran, ihtiyaç kredilerinde hanehalkýnýn maruz kaldýðý kur riskinin düþük olduðunu göstermektedir. 4. Diðer Kredilerin Geliþimi ve Takibe Dönüþüm Oranlarý Diðer krediler; ihtiyaç, konut ve taþýt kredileri kategorisinde sýnýflandýrýlamayan krediler olup, söz konusu krediler özellikle 2010 ve 2011 yýllarýnda önemli artýþ göstermiþtir. Nitekim 2009 yýlýnda milyon TL olan diðer krediler, 2010 yýlýnda milyon TL ye 2011 yýlýnda ise milyon TL ye yükselmiþtir. Diðer kredilerin tüketici kredileri içerisindeki payý da 2009 sonrasý önemli ölçüde artmýþ ve 2011 yýlý sonunda % 14 seviyelerine ulaþmýþtýr. Söz konusu yükseliþ, diðer kredilerin toplam krediler içerisindeki payýný arttýrýrken, söz konusu kredilerin daha yakýndan takibini gerekli kýlmýþtýr. Diðer krediler, tüketici kredileri içerisinde önemli bir yer tutmakta olup, söz konusu kredi türünün yýllarý arasýnda aldýðý deðerler aþaðýda gösterilmiþtir. Diðer Krediler (milyon TL) Kaynak: (Eriþim: ) Grafikten görüldüðü üzere, 2002 yýlýnda milyon TL olan diðer krediler, 2009 yýlýnda milyon TL ye, 2011 yýlýnda ise milyon TL ye yükselmiþtir yýllarý arasýnda diðer krediler yaklaþýk 20 kat artýþ göstermiþtir. Diðer kredilerin takibe dönüþüm rakamlarýna bakýldýðýnda, özellikle 2009 ve sonrasýnda takibe dönüþüm rakamlarýnýn arttýðý görülmektedir. Söz konusu yükseliþte, diðer kredilerin miktarýnýn artmasýnýn ve küresel dalgalanmalarýn önemli payý bulunmaktadýr. Nitekim 2002 yýlýnda 25 milyon TL olan takipteki diðer krediler, 2009 yýlýnda 773 milyon TL ye, 2011 yýlýnda ise 836 milyon TL ye yükselmiþtir. 9 Diðer kredilerin, tüketici kredileri içerisindeki payýnýn artmasý, bu kredilerde takibe dönüþüm oranlarýnýn yakýndan takibini gerekli kýlmaktadýr. Aþaðýda, yýllarý arasýnda diðer kredilerde takibe dönüþüm oranlarýnýn aldýðý deðerler gösterilmiþtir. Diðer Kredilerde Takibe Dönüþüm Oranlarý (%) Kaynak: (Eriþim: ) Grafikten de görüldüðü üzere, diðer kredilerde takibe dönüþüm oraný 2009 yýlýnda önemli ölçüde artarak % 13,70 seviyelerine kadar yükselmiþ, küresel dalgalanmanýn etkilerinin azalmasýyla birlikte 2011 yýlýnda % 3 seviyelerine kadar gerilemiþtir. Diðer kredilerde vade yapýsýna bakýldýðýnda, orta ve uzun vadeli kredilerin payýnýn çok yüksek olduðu ve kullandýrýlan kredilerin sabit faizli tahsis edildiði görülmektedir. Bu sebeple, diðer kredilerin faiz oranlarýndaki deðiþmelere duyarlýlýðý düþüktür. Söz konusu durum bankalar açýsýndan faiz riski ortaya çýkarmaktadýr. Diðer krediler kur riski açýsýndan deðerlendirildiðinde, 2011 yýlý Aralýk ayý itibariyle, YP cinsinden diðer kredilerin toplam diðer krediler içerisindeki payýnýn % 1 seviyelerinin altýnda olduðu görülmektedir. Bu oran, diðer kredilerde hanehalkýnýn maruz kaldýðý kur riskinin düþük olduðunu göstermektedir. 5. Bireysel Kredi Kartlarýnýn Geliþimi ve Takibe Dönüþüm Oranlarý Tüketici kredilerinin tahsilat performanslarý incelenirken üzerinde durulmasý gereken diðer bir hususta bireysel kredi kartlarý ve bireysel kredi kartlarýnda takibe dönüþüm oranlarýdýr. Nitekim Türkiye de gerek kredi kartý sayýlarý 9 (Eriþim: ). 14

17 GÜNCEL gerekse kredi kartý kullaným hacimleri yýllar itibariyle sürekli olarak artýþ göstermekte, ulaþtýðý rakamsal boyut bankacýlýk sistemi açýsýndan ciddi bir risk içermektedir. BKM verilerine göre, kredi kartý sayýlarý yýllar itibariyle önemli artýþlar göstermiþ olup, 2003 yýlý sonunda yaklaþýk 20 milyon adet olan kredi kartý sayýsý, 2011 yýlýnda 51 milyon adede yükselmiþtir. Bireysel kredi kartý tutarlarýna bakýldýðýnda ise, kart sayýlarýndaki artýþa paralel þekilde rakamsal büyüklüðünde sürekli olarak artýþ gösterdiði görülmektedir. Söz konusu deðiþime aþaðýda yer verilmiþtir. BÝREYSEL KREDÝ KARTI TUTARLARI (milyon TL) Kaynak: (Eriþim: ) Grafikten de görüldüðü üzere bireysel kredi kartý rakamlarý yýllarý arasýnda sürekli olarak artýþ göstermiþtir yýlýnda milyon TL olan bireysel kredi kartý rakamlarý 2005 yýlýnda milyon TL ye, 2011 yýlýnda ise milyon TL ye yükselmiþtir. Bireysel kredi kartý rakamlarýnýn sistem içerisinde önemli boyutlara ulaþmasý, takibe dönüþüm rakamlarýnýn da yakýndan izlenmesini gerekli kýlmaktadýr. Takipteki bireysel kredi kartý rakamlarýna bakýldýðýnda, tüketici kredilerinde olduðu gibi, özellikle 2009 yýlýnda takipteki miktarlarýn önemli ölçüde arttýðý görülmektedir. Nitekim 2008 yýlýnda milyon TL olan takipteki bireysel kredi kartý rakamlarý, 2009 yýlýnda milyon TL seviyesine kadar yükselmiþtir. Ancak krizin etkilerinin hafiflemesi ile birlikte, söz konusu rakam gerileme göstererek, 2011 yýlýnda milyon TL ye inmiþtir. Bireysel kredi kartlarýnda takibe dönüþüm oranlarý incelendiðinde, söz konusu oranlarýn yüksek seviyelerde olduðu ve bankacýlýk sistemi açýsýndan önemli bir risk içerdiði görülmektedir. Aþaðýda yýllarý arasýnda takipteki bireysel kredi kartý oranlarýnýn deðiþimi gösterilmiþtir. Grafikten de görüldüðü üzere yýllarý arasý dönemde bireysel kredi kartlarýnda takibe dönüþüm oranlarý diðer tüketici kredisi türlerine kýyasla oldukça yüksektir. Nitekim takibe dönüþüm oranlarý, 2005 yýlý ve sonrasýnda, normal kabul edilen %5 seviyelerinin üzerinde dalgalanma göstermiþ, özellikle küresel krizin derinleþtiði dönemde %11 seviyelerine ulaþmýþtýr. Dolayýsýyla, bireysel kredi kartlarýnda takibe dönüþüm oranlarýnýn iyi analiz edilmesi ve bu oranýn normal kabul edilen seviyelere çekilmesi için düzenlemeler yapýlmasý gerekmektedir. Sonuç BÝREYSEL KREDÝ KARTLARINDA TAKÝBE DÖNÜÞÜM ORANLARI (%) Kaynak: (Eriþim: ) Türkiye de bankalarýn 2000 li yýllarda asli fonksiyonlarýna dönmesi ve kredilerin banka aktifleri içerisindeki payýnýn artýþ göstermesi, kredi riski analizlerini ve takibe dönüþüm rakamlarýnýn yakýndan izlenmesini gerekli kýlmaktadýr. Yapýlan bu çalýþmada, söz konusu gereklilikten yola çýkýlarak, tüketici kredilerinde takibe dönüþüm oranlarý incelenmiþtir. Ýnceleme döneminde özellikle konut kredilerinde takibe dönüþüm oranlarýnýn düþük seviyelerde kaldýðý gözlenmiþtir. Söz konusu durumda, kredi tutarlarýnýn daha yüksek olmasý nedeniyle bankalarýn izlediði sýký kredi politikalarýnýn, yasal düzenlemelerin ve vade yapýsýnýn uzun olmasýnýn önemli payý bulunmaktadýr. Bireysel kredi kartlarýnda söz konusu oranýn yüksek olmasýnda ise, kredi kartý tahsisinde kart kullanýcýsýnýn mali durumunun iyi analiz edilmemesinin, gelirinin çok üzerinde limit tahsisinin ve çok sayýda finansal kuruluþtan kredi kartý alýnarak gelirinin çok üzerinde harcama yapabilme olanaðýna ulaþýlmasýnýn payý bulunmaktadýr. BDDK tarafýndan yapýlan Kredi Riski Duyarlýlýk Analizi sonuçlarýna göre, bankacýlýk sistemindeki nakdi kredilerin % 1 inin zarara dönüþmesi halinde, söz konusu zararýn 5,86 Bireysel kredi kartý rakamlarýnýn sistem içerisinde önemli boyutlara ulaþmasý, takibe dönüþüm rakamlarýnýn da yakýndan izlenmesini gerekli kýlmaktadýr. Takipteki bireysel kredi kartý rakamlarýna bakýldýðýnda, tüketici kredilerinde olduðu gibi, özellikle 2009 yýlýnda takipteki miktarlarýn önemli ölçüde arttýðý görülmektedir. 15

18 GÜNCEL Türkiye de bankalarýn 2000 li yýllarda asli fonksiyonlarýna dönmesi ve kredilerin banka aktifleri içerisindeki payýnýn artýþ göstermesi, kredi riski analizlerini ve takibe dönüþüm rakamlarýnýn yakýndan izlenmesini gerekli kýlmaktadýr. milyar TL olacaðý, oluþan zararýn ise sermaye yeterlilik rasyosunu 0,56 puan düþüreceði tahmin edilmektedir. Söz konusu rasyolar ve tüketici kredilerindeki hýzlý artýþ dikkate alýndýðýnda, özellikle taþýt kredileri ve bireysel Kaynakça BDDK: Finansal Piyasalar Raporu, Sayý:24, Aralýk BDDK: BKM: kredi kartlarýndaki kullandýrým koþullarýnýn ve kredilendirme ilkelerinin etkin þekilde belirlenmesi ve kullanýcýnýn mali durumunun iyi analiz edilmesi gerekmektedir. Keskin, Ekrem v.d.: 50. Yýlýnda Türkiye Bankalar Birliði ve Türkiye de Bankacýlýk Sistemi , TBB Yayýnlarý, Yayýn No:262, Kasým Stark, Sharon L., Barbara F. Buckley: Montly Market Monitor, OTS, Washington, April

19 ÝNCELEME FONUN UYGULADIÐI TAKÝP HUKUKU ve MALÝ SÝSTEM ÜZERÝNE ETKÝSÝ Banka Çözümleme Sürecinde 4389 sayýlý Kanun ile Fona verilen yetki ve görevler olaðanüstü yetkileri de içermekte ise de yeni çýkarýlan 5411 sayýlý Bankacýlýk Kanununda bu yetkiler bir bankanýn hakim ortak ve yönetici istismarý sebebiyle Fona devri hali hariç tutularak geçmiþte Fona devredilen bankalara münhasýr kýlýnmýþtýr. Giriþ Fon un uyguladýðý takip hukukunun mali sistem üzerine etkisinin analizinde, mali sistemin ne olduðu hususunun öncelikle açýklýða kavuþturulmasý gerekmektedir. Bu çalýþmamýz kapsamýnda mali sistem ve finansal sistem kavramlarý eþanlamlý olarak kullanýlmýþtýr. finansal sistem ve finansal piyasalar kavramlarý günlük yaþamýmýzda daha yoðun olarak kullanýldýðýndan bu kavramlarýn açýklanmasý suretiyle mali sistem kavramý da açýklanmýþ olacaktýr. Piyasalar alým-satým konusu olan þeyin niteliðine göre reel piyasalar ve mali ya da finansal piyasalar olarak iki gruba ayrýlýr. Finansal piyasalar birikim açýðý olan ekonomik birimlerle birikim fazlalýðý olan ekonomik birimlerin karþýlaþtýðý ve finansal varlýklarýn alýnýp satýldýðý piyasalardýr. Reel piyasalar mal ve hizmet arz ve talebinin karþýlaþtýðý piyasalardýr. Bir ekonomide fonlarý talep edenler, fonlarý arz edenler, bunlarýn arasýndaki fon akýmlarýný düzenleyen kurumlar, fon akýmýný saðlayan araç ve gereçler, piyasanýn iþleyiþini düzenleyen hukuk ve idari kurallardan oluþan yapýya finansal sistem/mali sistem denilmektedir. Takip Hukuku kavramý, en genel anlamda alacaklarýn devlet kudreti vasýtasýyla tahsilinin saðlanmasý anlamýna gelmektedir. Banka Çözümleme Sürecinde 4389 sayýlý Kanun ile Fona verilen yetki ve görevler olaðanüstü yetkileri de içermekte ise de yeni çýkarýlan 5411 sayýlý Bankacýlýk Kanununda bu yetkiler bir bankanýn hakim ortak ve yönetici istismarý sebebiyle Fona devri hali hariç tutularak geçmiþte Fona devredilen bankalara münhasýr kýlýnmýþtýr. I. TMSF NÝN ALACAKLARI Makale kapsamýnýn geniþ olmasý nedeniyle TMSF nin Alacaklarý ve TMSF Alacaklarýnda Sorumluluðun Kaynaðý konularý ana baþlýklar halinde aþaðýda sýralanmýþtýr. 1. Sigortalý Mevduatýn ve Bankanýn Diðer Pasiflerinin Ödenmesi Nedeniyle Kanuni Halef Sýfatýyla Doðan Alacaklar - Banka Hakim Ortaklarýndan Olan Alacaklar - Banka Yönetici ve Denetçilerinin Sorumluluðundan Doðan Alacaklar - Banka Kredi Müþterilerinden Olan Alacaklar - Kredi Dýþý Ýþlemlerden Doðan Alacaklar 2.TMSF nin Normal Gelirleri Nedeniyle Doðan Alacaklar - Sigorta Primlerinden Kaynaklanan Alacaklar - Diðer Alacaklar (zamanaþýmýna uðrayan kýymetler, para cezalarý v.b.) II. TMSF ALACAKLARINDA SORUMLULUÐUN KAYNAÐI 1. Banka Hakim Ortaklarýnýn Sorumluluðunun Kaynaðý - Sadakat Yükümlülüðüne Aykýrýlýk - Genel Ahlaka ve Adaba Aykýrý Kasden Zarar Verme (B.K.-41/2) - Dürüstlük Kuralýna Aykýrýlýk (M.K.-41/2) 2. Banka Yönetici ve Denetçilerinin Sorumluluðunun Kaynaðý - Vekalet/Ýþ Akdi Sözleþmesi 3. Banka Kredi Müþterilerinden Olan Alacaklarda Sorumluluðun Kaynaðý - Kredi Sözleþmeleri - Teminata Verilen Kýymetli Evrak - Maddi Teminatlar 4. Kredi Dýþý Ýþlemlerden Doðan Alacaklarda Sorumluluðun Kaynaðý Burada iþlemin mahiyetine göre sözleþme ya da kanun hükümleri sorumluluðun kaynaðý olabilmektedir. Oðuz AKYÜZ Fon Denetçisi Denetim Daire Baþkanlýðý 17

20 ÝNCELEME Sigorta prim gelirleri dýþýndaki gelirler Fon un diðer alacaklarýný oluþturmakta olup, özellikle zamanaþmýna uðramýþ kýymetlerin zamanýnda Fona aktarýlmasý Bankacýlýk Kanununa göre ilgili bankanýn sorumluluðundadýr. 5. Sigorta Primlerinden Kaynaklanan Alacaklarda Sorumluluðun Kaynaðý - Bankalar Kanunu 6. Diðer Alacaklarda Sorumluluðun Kaynaðý Sigorta prim gelirleri dýþýndaki gelirler Fon un diðer alacaklarýný oluþturmakta olup, özellikle zamanaþmýna uðramýþ kýymetlerin zamanýnda Fona aktarýlmasý Bankacýlýk Kanununa göre ilgili bankanýn sorumluluðundadýr. III. TMSF NÝN UYGULADIÐI TAKÝP USULLERÝ TMSF, Bankacýlýk Kanununun verdiði yetkiye istinaden hem 2004 ve 6183 sayýlý Yasalarýn belirlediði usullere hem de Ticari ve Ýktisadi Bütünlük Satýþý gibi kendine özgü usüllere göre takip yapmaktadýr ve 6183 sayýlý yasalarýn karþýlaþtýrýlmasý; 6183 Sayýlý Yasa Alacaklýnýn dava açmasý söz konusu olmayýp, borçlu ödeme emrine karþý tebliðden itibaren 7 gün içinde idare mahkemesinde dava açacak, mahkeme kararýna kadar teminat yatýrmasý kaydýyla takip durabilecektir. Dava reddedilirse % 10 tazminat da ödenmektedir (Ýdare Mahkemesi nin kararýnýn temyiz edilip edilmeyeceði tartýþmaþý) Sayýlý Yasa Ödeme Emri Ýhtiyati Haciz 1) Haciz için en büyük mülkiye amirinin kararý gereklidir. (Bu yetki Bank.K. Madde 15/3 ile Fon a verilmiþtir) 2) Muacceliyet ya da rehin þartý bulunmamaktadýr. Ýhtiyati hacze 7 gün içerisinde idare mahkemesinde itiraz edilebilir, bu mahkemenin kararý kesindir Sayýlý Yasa Kesin Haciz Borçlunun mal bildiriminde gösterilen ya da Fonca tespit olunan mallarýn alacaða yetecek kadarý haczedilir. Haczin tatbiki ya da gýyapta yapýlmýþsa tebliði tarihinden itibaren 30 gün içinde idare mahkemesine itirazda bulunulabilir Sayýlý Yasa Alacaklýnýn dava açmasý söz konusu olmayýp, borçlu ödeme emrine karþý tebliðden itibaren 7 gün içinde idare mahkemesinde dava açacak, mahkeme kararýna kadar teminat yatýrmasý kaydýyla takip durabilecektir. Dava reddedilirse % 10 tazminat da ödenmektedir (Ýdare Mahkemesi nin kararýnýn temyiz edilip edilmeyeceði tartýþmaþý) Sayýlý Yasa 1) Haciz kararý mahkemece verilebilir 2) Alacak muaccel olmalý ve rehinle teminat altýna alýnmamýþ olmalýdýr Sayýlý Yasa Ödeme emri süresi geçince veya itiraz kaldýrýldýktan sonra mal beyaný beklenmeksizin alacaklý haciz talep edebilir Sayýlý Yasa Belirli süre içinde satýþ istenmemesi durumunda haczin düþeceðine dair bir hüküm söz konusu deðildir. Satýþ 2004 Sayýlý Yasa Menkullerde bir yýl, gayrimenkullerde iki yýl içinde hacizli malýn satýþý istenir. Kamu Alacaðýnýn Hacze Ýþtiraki 6183 Sayýlý Yasa Ýcra Ýflas Kanunu na göre haczolunan mallar paraya çevrilmeden önce mal amme alacaðý içinde haczedilirse bu alacakta hacze iþtirak eder, haczin bedeli alacaklýlar arasýnda garameten taksim olunur (Bu durumun ihtiyati haciz için geçerli olup olmayacaðý tartýþmalýdýr) Sayýlý Yasa Ý.Ý.K. Madde 100 istisnalarý dýþýnda sonradan konulan hacizler ilk hacizlere iþtirak edemez. 3. Kiþilere Haciz Ýhbarnamesi Gönderilmesi 6183 Sayýlý Yasa 7 gün içinde borca itiraz etmeyen borçluya ikinci ihbar ve menfi tespit davasý açma hakký tanýnmamýþtýr (Bankalarýn Genel Müdürlüklerine þubeleri de kapsayacak þekilde ihbar gönderilebiliyor) Sayýlý Yasa 2004 Sayýlý Yasa Sýrasýyla 1. ve 2 Ýhbara 7 gün içinde itiraz etmeyen borçlu 3 ihbara karþý 15 gün içinde menfi tespit davasý açmazsa sorumlu oluyor (ÝÝK 89) (Bankalarýn hangi birimine ihbar yapýlmýþsa o birim cevap veriyor). Hacizli Mallarda Tasarruf Borçlu alacaklý amme idaresinin muvafakatýný almaksýzýn hacizli mallarda tasarrufta bulunamaz (Md.73) Sayýlý Yasa Borçlu hacizden sonra tasarrufta bulunabilir. Örneðin hacizli gayrimenkulün hacizden sonra gelmek kaydýyla rehni mümkündür ve 5411 Sayýlý Yasa ya (Özgü) Göre Yapýlan Takipler Ticari ve Ýktisadi Bütünlük Satýþlarý 5472 sayýlý Kanun ile deðiþik 5411 sayýlý Bankacýlýk Kanununun 134 üncü maddesinin 8 inci fýkrasý; Gerçek ve tüzel kiþilerin sahip olduðu varlýklarýn, bu maddede yer alan hükümler çerçevesinde ticari ve iktisadi bütünlük kapsamýnda veya bu Kanunda yer alan hükümler çerçevesinde ayrý ayrý cebri icra yoluyla satýþlarýndan elde edilen bedelden; satýþ tarihine kadar tahakkuk etmiþ olmak þartýyla, sýrasýyla Fon Kurulu tarafýndan karar verilmesi halinde þirketlerin teknik bilgi, yazýlým, 18

21 ÝNCELEME donaným, ekipman, mal ve hizmet alýmýndan doðan geçmiþ dönem borçlarý, kiþilerin Devlete ve sosyal güvenlik kuruluþlarýna olan 6183 sayýlý Kanun kapsamýndaki borçlarý ile GSM imtiyaz sözleþmesinden doðan Hazine payý borçlarý ödendikten sonra kalan kýsým, kiþilerin diðer kamu kurum ve kuruluþlarý ile üst kurullara olan borçlarýna garameten taksim edilerek ödenir. hükmündedir. IV. TMSF NÝN MALÝ SÝSTEM ÜZERÝNE ETKÝSÝ TMSF nin Bankacýlýk sektörü üzerine etkisini; (1) Sigorta Sisteminin Özelliklerinden Kaynaklanan Etki ve (2) Fon Bankalarýndan Kaynaklanan Etki olmak üzere iki alt kategoriye ayýrmak mümkündür. Birinci Grup Etkisini alt ayrýma tabi tuttuðumuzda sýrasýyla: (a) Sigortaya Tabi Hesap Türleri Bakýmýndan; Burada tasarruf mevduatýnýn sigorta kapsamýna alýnýrken ticari mevduatýn sigorta kapsamý dýþýnda býrakýlmasý önemli olmakla birlikte Fon a alýnan bankalarýn tüm pasiflerinin güvence kapsamýna alýnmasý bu ayrýmýn önemini geçmiþ uygulamalar bakýmýndan azaltmýþtýr. Ancak, önümüzdeki dönem için bu ayrým ticari mevduatýn banka tercihi açýsýndan önem arz etmektedir. (b) Sigorta Kapsamýnýn % 100 Olmasý Bakýmýndan; Banka bazýnda açýlan her bir hesap için kiþi baþý sigorta limiti tahsis edilmesi, mevduatýn bankacýlýk sektörü bazýnda daðýlýmýna etki edebilecek bir faktör olmakla birlikte, geçmiþte Fon bankalarýnýn pasiflerinin tamamýnýn güvenceye alýnmasý nedeniyle, etkisini önümüzdeki dönemde gösterebilecektir. Geçmiþte (1994 ve 2001 krizlerinde) banka pasiflerinin tamamýnýn güvence altýna alýnmasý, mudilerin iyi/kötü banka ayrýmý yapmalarýný ortadan kaldýrmýþ, bankalar arasý rekabeti olumsuz etkilemiþ, bankalarý risk almaya teþvik etmiþ, sorumsuzca yüksek maliyetle kaynak toplanmasýna neden olmuþ, denetim organlarý ve kamunun sorumluluðunu arttýrmýþtýr. (c) Sigorta Limitinden Kaynaklanan; Sigorta kapsamýndan kaynaklanan etki gibi bu da önümüzdeki dönemde önemli olacaktýr. (d) Sigorta Prim Oranlarýndan Kaynaklanan; Bu oranlarýn bankalarýn mali bünyelerine göre deðiþiklik arzetmesi, banka hakim ortaðýný özkaynaðýn güçlendirilmesi yönünde teþvik etmekle birlikte, geçmiþte uygulanan oranlarýn birbirine yakýn olmasý, ve aþýrý risk alma iþtahý (ahlaki riziko) yüzünden etkili olamamýþtýr. (e) Tasarruf Mevduatý Sigorta Sisteminin Yetkilerini Kullanan Merciden Kaynaklanan; Riske dayalý mevduat sigortacýlýðý kapsamýnda bankalarýn mali rasyolarýna dayalý olarak farklý sigorta primi uygulamasý baþta olmak üzere TMSF nin yetkilerini etkin bir þekilde kullanmasý ekonomik kriz nedeniyle gecikmiþtir. (f) Fon Mevcudunun Büyüklüðünün Etkileri; Yaþanan krizler öncesinde Fon un mali durumu bozulan bankalarýn rehabilitasyonu için ne kadarlýk bir fonu hazýr bulundurmasý gerektiði önemli bir deðiþken iken (Bu dolaylý olarak sigorta prim oranlarýný da etkileyecektir), 2001 krizini müteakip dönemde Fonun Hazine ye olan yüklü miktardaki borcu nedeniyle ( tarih ve 5787 sayýlý Kamu Finansmaný ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkýnda Kanunda Deðiþiklik Yapýlmasýna Dair Kanun tarih ve sayýlý Resmi Gazete de yayýmlanarak yürürlüðe girmiþ, söz konusu Kanun kapsamýnda, T.C. Maliye Bakanlýðý nýn tarihli Olur u ile Hazine Müsteþarlýðý tarafýndan Fona tarihine kadar verilen özel tertip DÝBS ten doðmuþ ve/veya doðacak toplam ,83 YTL tutarýndaki anapara, faiz, masraf ve gecikme zammýndan oluþan Hazine alacaklarý tarihi itibarýyla terkin edilmiþtir) bu konu þimdilik önemini yitirmiþtir. Fon halihazýrda yaptýðý tahsilatlarý Hazine ye aktararak kendi borç yükünü, dolayýsýyla Kamu nun borçlanma gereðini azaltmaya çalýþmaktadýr. Ýkinci Grup Etkisini alt ayrýma tabi tuttuðumuzda sýrasýyla: (a) Bankalarýn Sermaye Yapýlarýnýn Yeterince Tabana Yayýlmamýþ Olmasý; Fon bankalarýnýn ortaklýk yapýsýna bakýldýðýnda aðýrlýklý olarak hakim bir ailenin kontrolünde olduklarý, halka açýk paylarýnýn ya düþük bulunduðu ya da bulunmadýðý dikkati çekmektedir. Bu durum banka kaynaklarýnýn hakim sermayedar tarafýndan kullanýlmasýný kolaylaþtýrmýþtýr. (b) Banka hakim ortaklarýnýn Kamu ile iliþkileri; Kamu kelimesi ile siyasal sistem ve bürokratik sistem birlikte ifade edilmeye çalýþýlmakta olup, bu alandaki girift iliþkiler banka lisanslarýnýn daðýtýlmasýnda, bankalarýn Fon a alýnmasý ve sonrasýnda yaþanan çözümleme sürecinde etkili olmaktadýr. V. SONUÇ Kamu alacaðý devletin kamu tüzel kiþiliðinden ve egemenlik hakkýndan doðan, ayrýcalýk ve özellik taþýyan alacaklarý 1 olarak tanýmlanabilir. Kanun, kamu hizmeti uygulamasýndan doðan kamu alacaklarýný istisnalarýný da göstererek TMSF nin Bankacýlýk sektörü üzerine etkisini; (1) Sigorta Sisteminin Özelliklerinden Kaynaklanan Etki ve (2) Fon Bankalarýndan Kaynaklanan Etki olmak üzere iki alt kategoriye ayýrmak mümkündür. 19

22 ÝNCELEME 1980 li yýllardan itibaren dýþa açýlan Türkiye ekonomisinde risklerin doðru yönetilememesi sonucu rutin hale gelen ekonomik krizler Kasým 2000 ve Þubat 2001 krizleri ile tepe noktaya ulaþmýþ, kriz sonucu Türkiye ekonomisinde % 9,4 lük bir küçülme görülmüþtür. belirtmiþtir. Bu istisnalar; akitten, haksýz fiil ve haksýz iktisaptan doðan alacaklardýr. Kanun un bu usulü benimsemesindeki neden, kamu hizmeti uygulamasýndan doðan alacaklarýn asli kamu alacaklarýnda olduðu gibi tek tek sýralanmasýndaki güçlük ve kanun hazýrlandýðý sýrada belirlenemeyen, fakat ileride 6183 sayýlý Kanun a göre takibi gereken alacaklarý kapsamasý ve uygulamaya esneklik getirilmesi gereðidir li yýllardan itibaren dýþa açýlan Türkiye ekonomisinde risklerin doðru yönetilememesi sonucu rutin hale gelen ekonomik krizler Kasým 2000 ve Þubat 2001 krizleri ile tepe noktaya ulaþmýþ, kriz sonucu Türkiye ekonomisinde % 9,4 lük bir küçülme görülmüþtür. Kriz öncesi USD seviyesinde olan kiþi baþýna milli gelir USD seviyesine gerilemiþ, 2002 yýlý sonunda tekrar USD seviyesine yükselmiþtir. Bu milli gelir rakamlarý ile Türkiye Dünya Bankasý sýralamasýnda üst-orta gelir grubundan alt-orta gelir grubuna gerilemiþtir. OECD ülkeleri içerisinde ise 2000 yýlý sýralamasýna göre 16. sýradan 20. sýraya düþmüþtür. Ayrýca, iç talepteki daralma, bankalarýn kredi imkanýnýn kýsmalarý, faiz oranlarýndaki hýzlý yükselmeler, ekonomide artan belirsizlikler üretimde düþüþlere ve iþsizlik oranýnda artýþlara neden olmuþtur 3. Türk Bankacýlýk sisteminin 1989 sonrasý finansal serbestleþme altýndaki temel iþlevini, doðrudan dýþarýdan borçlanma yetisini kaybetmiþ olan kamu kesimine aracýlýk yaparak, kamu kesimi borçlanma gereðini finanse etmek þeklinde özetlemek de mümkündür. Burada bankacýlýk sisteminin özgün iþlevi, uluslararasý arbitraja dayalý kýsa vadeli dýþ finansmaný yurt içinde kamu iç borçlanma senetlerinde deðerlendirerek reel kazanç elde etmek olmuþtur. Bankacýlýk sistemi spekülatif finansman biçimlerine yönelirken reel sektöre kaynak saðlama iþlevi ikinci plana itilmiþtir 4. Bütün bu sürecin sonunda Haziran 2005 sonu itibariyle Hazine alacak stoku 71,7 katrilyon TL ye ulaþmýþtýr. Bunun 49,3 Katrilyon TL si TMSF ye, 15,1 Katrilyon TL si belediyelere, 3,8 Katrilyon TL si da KÝT lere aittir. Alacak stokunun % 51 inin vadesi geçmiþ durumdadýr. Vadesi geçmiþ alacaklarýn ise % 61 ini TMSF den, %32 sini yerel yönetimlerden olan alacaklar oluþturmaktadýr 5. Bankacýlýk sektörünün mali fonksiyonlarýný etkin olarak yerine getirememesinin sebep ve sonuçlarý; 6 a- Makro ekonomik istikrarsýzlýk, b- Yüksek kamu açýklarý, c- Kamu bankalarýnýn sistemi çarpýtýcý etkileri, d- Risk algýlama ve yönetiminin zayýflamasý þeklinde sýralanabilir. Bu süreç bankacýlýk sisteminde; e- Öz kaynak yetersizliði, f- Kamu aðýrlýklý ve parçalý bankacýlýk yapýsý, g- Zayýf aktif kalitesi (Kredi yoðunlaþmasý, grup bankacýlýðý ve risklerinin yoðunluðu, kredi ve karþýlýklar arasýndaki uyumsuzluk v.b.), h- Piyasadaki risklere aþýrý duyarlýlýk ve kýrýlganlýk (vade uyumsuzluðu, açýk pozisyon) i- Yetersiz iç kontrol, risk yönetimi ve kurumsal yönetiþim, j- Saydamlýk eksikliði, þeklinde olumsuz yansýmýþtýr. Son olarak küreselleþme ve buna baðlý olarak ekonomisini dýþa açan Ülkemizin makro ekonomik verileri baðlamýnda deðerlendirme ve önerilere aþaðýda yer verilmiþtir. Yaklaþýk yirmi yýldýr süregelen Küreselleþme döneminin özellikleri, Dünyayý Avrupa nýn yönettiði ve Liberalizm akýmýnýn bütün Avrupa ülkelerince benimsendiði 18. yy. Avrupasý ile büyük benzerlik göstermektedir. Ýlk dönem küreselleþmenin 18. yy. dan itibaren mal piyasalarýnda baþladýðý söylenebilir. Dýþ ticarette serbestleþme, savaþlar ve krizler gibi bazý ara dönemler haricinde hep artarak bugüne kadar gelmiþtir. Gülten KAZGAN a göre ise küreselleþme rönesans ve coðrafi keþiflere kadar uzanmaktadýr 7. Küreselleþme ile; iktisadi anlamda Devletin ekonomiye müdahale etmediði, sadece piyasanýn kurallarýný koyup bu kurallara uyulup uyulmadýðýný düzenleyici kurumlar aracýlýðýyla 1 TUNCER, Selahattin, Teoride ve Uygulamada Kamu (Amme) Alacaðý, Maliye Araþtýrma Merkezi Konferanslarý, 1996/1997, Ýstanbul Üniversitesi Yayýn No: 4049, Ýstanbul, 1998, s ÇELÝK, Prof.Dr.Binnur, Kamu Alacaklarýnýn Takip ve Tahsil Hukuku, T.Ýþ Bankasý Yayýnlarý, Birinci Basým 2002, s.9 3 SÖNMEZ, Mustafa, 2001 Krizi, ÝMF ile Ýliþkiler, Bilgi Üniversitesi Yayýnlarý, Ýstanbul, 2004, S YELDAN, Erinç, Küreselleþme Sürecinde Türkiye Ekonomisi S.144, Ýletiþim Yayýnlarý, Yýlý Hazine Ýþlemleri Raporu, Sayýþtay Degisi, Ekim-Aralýk 2005, Sayý 59, Sayfa ÇÝNKO, Dr.Levent ve AK, Yard.Doç.Dr.Rengin; Küreselleþen Ekonomilerde Yaþanan Bankacýlýk Krizlerin Anatomisi, Maliye Finans Yazýlarý Dergisi, Nisan 2009, s.69 7 ÖZGÖKER, Yard.Doç.Dr.Uður, Küresel Finasal Krizin Iþýðýnda Küreselleþmenin Unsurlarýnýn En Baþarýlý Uygulamasý Olarak AB nin Kuruluþu ve Alman- Fransýz Ýþbirliði Maliye Finans Yazýlarý Dergisi, Nisan 2009, s.118,

23 ÝNCELEME (Üst kurullar olarak da adlandýrýlan Baðýmsýz idari otoriteler; BDDK, TMSF v.b.) denetlediði, yani düzenleyici ve denetleyici bir fonksiyon gördüðü Serbest Piyasa Ekonomisi kasdedilmektedir. Gerçekten de 2001 krizini müteakip oluþturulan özerk kurullar döneminde ekonomide özel sektörün önemi artmýþtýr döneminde özel sektörün sabit sermaye yatýrýmlarýnýn GSMH büyümesine katkýsý ortalama % 0,6 seviyesindeyken bu oran döneminde % 2,4 seviyesine ulaþmýþtýr 8. Fonun uyguladýðý takip hukuku özellikle 2001 krizi sonrasýnda yoðunlaþtýðýndan, bu döneme iliþkin makro ekonomik deðiþkenlerin yorumlanmasý, uygulanan takip yönteminin mali sistem üzerindeki etkisini deðerlendirmede anlamlý sonuçlar verebilecektir. Þöyle ki, 2001 krizi öncesinde ve kriz sürecinde Fona alýnan bankalarýn 1994 yýlýndaki krizin aksine (1994 krizinde Fona devredilen TYT Bank, Marbank ve Ýmpexbank hakkýnda iflas istenilerek bu bankalarýn Ýcra Ýflas Kanununa göre tasfiyesi yoluna gidilmiþti) doðrudan tasfiyesi yoluna gidilmemiþ, Fona alýnan bu bankalarýn satýþ, birleþtirme ve tasfiyesi yöntemleri olmak üzere farklý yöntemler uygulanmýþtýr. Bu ise devralýnan bankalara yüklü miktarda kamu kaynaðýnýn aktarýlmasýný zorunlu kýlmýþtýr. Kamunun elinde atýl bir kaynak da bulunmadýðýndan bu tutarlar borçlanma ile karþýlanmýþtýr. Kamu borç stokunun gayri safi milli hasýlaya oraný aþaðýdaki tabloda gösterilmiþtir. Görüleceði üzere bu aktarýmlarla oran önce yükselmekte sonrasýnda ekonomik büyüme ve Fonun yaptýðý tahsilat sonucu bu oran küçülmektedir. Yukarýda deðinildiði üzere 1994 krizinde bankacýlýk kesiminin zararý kamu kaynaðýndan karþýlanmamýþ, mevduata tam güvence saðlanmakla birlikte belirtilen üç bankanýn iflasý yoluna gidilmiþtir. Böylelikle sistemik bir bankacýlýk krizinin önüne geçilmeye çalýþýlmýþtýr. Buna karþýn bankacýlýk kesiminin sorunlarý çözümlenmek yerine ertelenmiþ, 1997, 1999, 2000 ve 2001 yýlýnda çok sayýda banka Fona devredilmiþ, hem mevduata tam güvence verilmiþ, hem de yüklü miktarda kamu kaynaðý kullanýlmýþtýr. Burada rakamsal bazý bilgilere yer vermenin yerinde olacaðý düþünülmektedir. Saðlýklý bir bankacýlýk sektörünün ön koþulu olan makro ekonomik istikrar 1994 yýlýný müteakiben de saðlanamamýþtýr döneminde ortalama % 62,7 olan enflasyon, döneminde ortalama % 71,6 ya yükselmiþ, döneminde ise ortalama % 13,3 düzeyinde gerçekleþmiþtir. Saðlanan nisbi istikrar ortamý Fonun uyguladýðý takip hukuku sonucunda yapýlan tahsilatý arttýrmýþtýr döneminde Dünyanýn en yüksek enflasyonlu ilk on ülkesi arasýnda yer alýrken, Ülkemiz 2008 yýlý Eylül ayý itibariyle 62. sýraya gerilemiþtir. Özellikle bankacýlýk sektörü baþta olmak üzere Ülkemize yapýlan sabit sermaye yatýrýmlarý son yýllarda hýzlý bir artýþ göstermiþtir. Fondan banka ya da banka þubesi satýn alarak büyüyen bazý sermaye gruplarý bu süreçten olumlu etkilenmiþ, bankalarýný çok iyi fiyatlarlayabancýlara satmýþtýr. Fonun uyguladýðý takip hukuku özellikle 2001 krizi sonrasýnda yoðunlaþtýðýndan, bu döneme iliþkin makro ekonomik deðiþkenlerin yorumlanmasý, uygulanan takip yönteminin mali sistem üzerindeki etkisini deðerlendirmede anlamlý sonuçlar verebilecektir. 8 Hazine Müsteþarlýðý ( 21

24 BAKIÞ KARAPARA KAVRAMI ve BAÞLICA KARAPARA AKLAMA YÖNTEMLERÝ Uyuþturucu madde kaçakçýlýðý baþta olmak üzere yasadýþý yollardan elde edilen ekonomik deðerler olarak tanýmlanan karaparanýn günümüzde ulaþtýðý boyut, geliþmiþ ekonomiler de dahil olmak üzere pek çok ülkenin gayrisafi milli hasýla rakamlarýndan daha fazladýr ve bu durum ülkelerin ekonomik ve siyasal sistemlerini, küreselleþmeye baðlý olarak da dünya ekonomisini etkileyebilecek düzeydedir. Ferdi DEMÝR Fon Denetçisi Denetim Daire Baþkanlýðý Giriþ: Finansal piyasalarda yaþanan küreselleþme ve teknolojide meydana gelen baþ döndürücü ilerlemeler ulusal sýnýrlarý ortadan kaldýrarak organize suç örgütlerinin faaliyetlerini sýnýr ötesine taþýmalarýna katký saðlayarak kara para olgusunu ortaya çýkarmýþtýr. Uyuþturucu madde kaçakçýlýðý baþta olmak üzere yasadýþý yollardan elde edilen ekonomik deðerler olarak tanýmlanan karaparanýn günümüzde ulaþtýðý boyut, geliþmiþ ekonomiler de dahil olmak üzere pek çok ülkenin gayrisafi milli hasýla rakamlarýndan daha fazladýr ve bu durum ülkelerin ekonomik ve siyasal sistemlerini, küreselleþmeye baðlý olarak da dünya ekonomisini etkileyebilecek düzeydedir. Birleþmiþ Milletler tarafýndan, küresel ölçekte aklanan karapara tutarýnýn yýllýk 0,5-1,5 trilyon ABD Dolarý arasýnda olduðu tahmin edilmektedir. Yine Birleþmiþ Milletler küresel düzlemde aklanan kara paranýn, dünya ülkeleri gayrisafi yurtiçi hasýlalarý toplamýnýn % 2 ile % 5 i arasýnda olduðunu kabul etmektedir. Türkiye de ise, aklanan karapara miktarýnýn yýllýk milyar ABD Dolarý aralýðýnda olduðu tahmin edilmekle birlikte ortaya saðlýklý rakamlar konulamamaktadýr. Bu çalýþmada; dünya ekonomilerini etkileyen karapara kavramý irdelenerek, günümüzde yaygýn olarak kullanýlan baþlýca karapara aklama yöntemleri genel hatlarýyla ele alýnmýþtýr. 1. KARAPARA KAVRAMI Türk Dil Kurumu nun Büyük Türkçe Sözlüðünde yasadýþý yollardan saðlanan kazanç olarak tanýmlanan karapara, Ýngiliz dilinde dirty money olarak ifade edilmekte ancak uluslararasý anlaþmalarda ve belgelerde dirty money yerine suç geliri anlamýna gelen proceeds of crime terimi kullanýlmaktadýr (Aykýn, 2007:1). Renk diliyle para konusunu ele alýrsak; para kavramýný ak para, gri para ve karapara olmak üzere üç sýnýfa ayýrabiliriz. Yasal bir ekonomik faaliyetten gelen ve vergi dairesine bildirilmiþ para ak para, yasal bir ekonomik faaliyetten gelip ancak vergi dairesine bildirilmemiþ para gri para, yasadýþý bir ekonomik faaliyetten gelen ve vergi dairesine bildirilmemiþ parayý da karapara olarak nitelendirebiliriz (Ergül, 2005:1). Hukuki anlamda karapara ise, ülke mevzuatlarýnda belirtilen suçlardan kaynaklanan gelirleri ifade etmekte olup ülkeden ülkeye farklýlýk göstermektedir. Bazý ülkelerde örneðin Ýngiltere de, tüm suç gelirleri karapara sayýlmaktayken bazý ülkelerde ise belli bir cezayý gerektiren suç fiillerinden elde edilen ekonomik deðerler karapara olarak sayýlmaktadýr. Örneðin vergi kaçakçýlýðý ekonomik açýdan karapara olarak kabul edilmesine karþýlýk, bazý ülkelerde hukuki anlamda karapara olarak kabul edilmemiþtir. Ancak hukuken bu durumun karapara olarak nitelendirilmemesi devletin bu suça göz yumacaðý ve mücadele etmeyeceði anlamýna gelmemektedir (Yýlmaz, 2006:3). Ülkemizde ise 4208 sayýlý Karaparanýn Aklanmasýnýn Önlenmesine Dair Kanunda, suçtan elde edilen gelirleri ifade etmek için karapara kavramý kullanýlmýþ olmasýna karþýlýk; 5237 sayýlý Türk Ceza Kanununun 282 inci maddesinde karapara kavramý yerine suçtan kaynaklanan mal varlýðý deðerleri ifadesi kullanýlmýþtýr. Ayrýca 5549 sayýlý Suç Gelirlerinin Aklanmasýnýn Önlenmesi Hakkýnda Kanun baþlýðýnda ve içerisinde karapara yerini suç geliri kavramýna býrakmýþtýr. Yine uluslararasý kaynaklar incelendiðinde yasadýþý kazanç, yasadýþý gelir kavramlarýnýn karapara yerine kullanýldýðý görülmektedir. 2. KARAPARA AKLAMA FAALÝYETLERÝ Karapara aklama faaliyetleri tarihi süreç açýsýndan çok eski zamanlara dayanmaktadýr. 22

25 BAKIÞ M.Ö li yýllarda Çinli tüccarlar servetlerinin hükümdarlar tarafýndan el konulmasýný önlemek için gizleme faaliyetlerine giriþmiþler, hatta Çin dýþýnda yatýrým faaliyetlerine yönelmiþlerdir. Karapara aklama bir çok kaynakta ABD de içki yasaðýnýn olduðu 1920 li yýllarda, Al Capone adýyla bilinen Alphonse Gabriel Capone adlý mafya lideri ile iliþkilendirilmektedir. Al Capone baþta içki kaçakçýlýðý olmak üzere sayýsýz suçtan elde ettiði gelirleri, ödemelerin sadece nakitle yapýldýðý pek çok çamaþýrhane satýn alýp, bu çamaþýrhanelerin gelirlerine ekleyerek denetim organlarýndan gizleyip, ekonomik sisteme dahil etmiþtir (Wasserman dan akt. Deðirmenci, 2008:112). Ýngilizce karþýlýðý money laundering olan karapara aklama kavramý genel olarak, yasadýþý yollardan elde edilen varlýklarýn gerçek kaynaðýný gizlemek için baþka varlýklara transfer edilmesi þeklinde tanýmlanmaktadýr. Bu tanýma paralel olarak karapara aklama faaliyetlerini; yasadýþý faaliyetlerden elde edilen gelirlerin, resmi otoritenin dikkatini çekmeyecek þekilde gizlenerek veya kanuni gerekçe kazandýrarak baþka varlýklara dönüþtürülmesi iþlemi olarak ya da bir malýn suçtan kaynaklandýðýný bilerek, onun doðru tabiatýný, kaynaðýný, pozisyonunu, tasarrufunu, hareketini, haklarýný veya sahibini gizlemek veya deðiþtirmektir þeklinde tanýmlayabiliriz (EGM, 2002:70). 2.1 Karapara Aklama Aþamalarý Karapara aklama iþlemi, yerleþtirme-ayrýþtýrmabütünleþtirme aþamalarý olmak üzere üç aþamadan oluþan bir süreç içerisinde gerçekleþtirilmektedir (Ergül, 1998:3). Bu aþamalarý, bir kirli çamaþýrýn çamaþýr makinesinde yýkanmasýna benzeterek açýklayabiliriz. Bu süreçte birinci aþamada kirli çamaþýr çamaþýr makinesine atýlmaktadýr yerleþtirme (placement) aþamasý, ikinci aþamada çamaþýr makinede yýkanmaktadýr ayrýþtýrma (layering) aþamasý, üçüncü ve son aþamada çamaþýr temizlenmiþ halde makineden çýkarýlmaktadýr bütünleþtirme (integration) aþamasý. Ancak her karapara aklama iþleminde bu aþamalarýn üçünün de ayrý ayrý gerçekleþmesi zorunlu deðildir (Çelik, Koçaðra, Güler, 2000:75). Aklama iþlemi karaparanýn aklanacaðý ülke ve finansal serbestiler baþta olmak üzere pek çok faktöre baðlý olduðundan, bazen bazý aþamalar gerçekleþtirilmeden tek iþlemde aklama iþlemi tamamlanmaktadýr. 2.2 Karapara Aklamada Kullanýlan Yöntemler Karaparanýn kaynaðýnýn gizlenebilmesi ve legal bir yoldan elde edilen bir gelir olarak gösterilebilmesi amacýyla, baþta teknolojik yöntemler olmak üzere birçok aklama yöntemi kullanýlmaktadýr. Ancak aklama yöntemlerinde temel unsur insan öðesi olduðu için bu yöntemler sýnýrlý deðildir. Bu kapsamda, aklama faaliyetlerinde çok sýk kullanýlan yöntemlere aþaðýda genel olarak deðinilmiþtir. Þirinler (Smurfing) Yöntemi Bu yöntem, aklama yöntemleri arasýnda en yaygýn olan yöntemlerden biridir ve görevleri nakit paralarý banka þubelerine yatýrmak ya da bildirimi gerektiren tutarýn altýnda banka poliçeleri saðlamak olan çok sayýda kiþinin iþtirakiyle gerçekleþtirilmektedir (Ergül, 2005:23). Þirinler yönteminde örneðin; 20 kiþi bir banka veya bankanýn farklý þubelerine günde ABD Dolarý yatýrdýðý zaman, bir günde ABD Dolarý bankaya yatýrýlmýþ olur. Ayný iþlem ayný kiþiler tarafýndan bir baþka bankaya uygulandýðýnda 10 günde ABD Dolarý tutarýnda bir miktar, nakit bildirim zorunluluðu olmadan bankaya aktarýlýr, böylece mali sisteme entegre edilen karaparanýn yerleþtirme aþamasý tamamlanmýþ olur (Çelik, Koçaðra, Güler, 2000:75). Vergi Cennetleri Vergi cennetleri, özellikle kýyý bankacýlýðý ve paravan þirketler vasýtasýyla karapara aklamanýn kolaylýkla gerçekleþtirildiði yerlerdir. Sýký bankacýlýk kurallarýnýn olmadýðý, denetim ve gözetim mekanizmasýnýn zayýf olduðu vergi cenneti olarak bilinen Uzakdoðu, Ortadoðu ve Karaib Adalarý nýn belli merkezlerinde; bankacýlýk iþlemlerinde kimlik tespiti iþlemi yapýlmasý, belli tutarýn üzerindeki nakit iþlemlerin bildirim yükümlülüðüne tabi olmasý, þüpheli iþlemlerin bildirim yükümlülüðünün bulunmasý gibi karapara aklamaya yönelik yasal düzenlemeler bulunmamaktadýr. Bu durum aklayýcýlar tarafýndan karaparanýn nakledilmesi, yatýrýlmasý, transfer edilmesi ve dolayýsýyla yasal bir gelir haline getirilmesi sürecinin daha kolay gerçekleþtirilmesine dolayýsýyla bu tür yerlerin aklayýcýlar tarafýndan daha çok tercih edilmesine neden olmaktadýr (Yetim, 2000:100). Kumarhaneler Bu aklama yönteminde, aklayýcýlar kumarhane sahipleri ile iþbirliði yaparak yasadýþý Karapara aklama iþlemi, yerleþtirme-ayrýþtýrmabütünleþtirme aþamalarý olmak üzere üç aþamadan oluþan bir süreç içerisinde gerçekleþtirilmektedir. Bu aþamalarý, bir kirli çamaþýrýn çamaþýr makinesinde yýkanmasýna benzeterek açýklayabiliriz. 23

26 BAKIÞ Taksitli ve kapýdan satýþlarýn sýký denetime tabi olmamasý ve satýþa sunulan miktarýn üzerinde mal satýþýnýn beyan edilebilmesi nedeniyle suç gelirleriyle alýnan mallarýn satýþýyla hem kar elde edilebilmekte hem de aklama iþlemi kolaylýkla gerçekleþtirilmektedir. faaliyetlerden elde ettikleri gelirleri kumar kazancý olarak göstermektedir. Bu süreçte aklayýcýlar ya yasadýþý faaliyetlerden elde ettikleri gelirleri doðrudan kumarhanelere komisyon karþýlýðýnda verip, kalan miktarý kumar kazancý olarak düzenlenen çeklere çevirmekte ya da bu gelirleri kumarhanelerden fiþ almak için kullanýp ancak hiç kumar oynamayýp veya çok az oynamak suretiyle buralardan alýnan çeklerle deðiþtirmektedir. Bu çekler daha sonra bir bankaya yatýrýlarak, çek bedelleri buradan baþka bir ülkeye transfer edilmekte ya da gayrimenkul alýmýnda kullanýlmaktadýr. Her iki durumda da suç gelirleri kumar kazancý gibi gösterilerek yasal hale getirilebilmektedir (MASAK, 2008:42). Spor Kulüpleri Aracýlýðýyla Futbol, basketbol, golf ya da uzak doðu sporlarý gibi spor kulüplerinin iþletilmesi yoluyla aklama iþlemleri gerçekleþtirilmektedir. Organize suç örgütleri golf, basketbol, futbol ve uzak doðu sporlarý gibi sportif alanlarda faaliyet göstermek üzere spor kulüpleri kurmakta ve bu kulüplere üyelik için yüksek aidatlar belirleyerek üye sayýsýyla orantýlý olarak yasadýþý faaliyetlerden elde edilen gelirlere meþruiyet kazandýrmaktadýr (Danzanjamts, 2008:25). 900 lü Telefon Hatlarý Uyuþturucu ticareti baþta olmak üzere yasadýþý faaliyetlerden elde edilen gelirler nakit þeklinde olduðu için bu yöntemde aklayýcýlar, uyuþturucu satýþýndan sonra alýcýdan parayý nakit almak yerine, iþlettikleri 900 lü telefon hatlarýnýn numaralarýný vermekte ve uyuþturucu alan kiþiler borç miktarý kadar bu hatlarý arayarak borçlarýný bu yolla ifa etmektedir (Baþak,1998:6). Þans ve Talih Oyunlarý Bu yöntemde ikramiye kazanan talihli, ikramiyesini almadan önce karapara aklayýcýlarý tarafýndan bulunur ve kazandýðý ikramiyeden daha fazla bir tutar kendisine verilerek elindeki piyango bileti, kupon vb. satýn alýnýr. Böylece yasadýþý faaliyetlerden elde edilen karaparaya meþru bir zemin hazýrlanmýþ olur. Taksitli ve Kapýdan Satýþ Yoluyla Taksitli ve kapýdan satýþlarýn sýký denetime tabi olmamasý ve satýþa sunulan miktarýn üzerinde mal satýþýnýn beyan edilebilmesi nedeniyle suç gelirleriyle alýnan mallarýn satýþýyla hem kar elde edilebilmekte hem de aklama iþlemi kolaylýkla gerçekleþtirilmektedir. Posta ve Kargo Þirketleri Mektup ve kolilerde nakit paranýn bildirimde bulunulmadan gönderilmesi yoluyla karapara aklanabilmektedir (Yetim, 2000: 102). Ýnternet Aracýlýðýyla Ýnternet üzerinden gerçekleþtirilen iþlemler aracýlýðýyla suç gelirlerinin aklanmasý son yýllarda en sýk baþvurulan karapara aklama yöntemlerinden biridir. Bu yöntemde, öncelikle satýþa sunulacak olan mal ve hizmet bedellerinin internet aracýlýðýyla ödendiði bir þirket kurulmaktadýr. Daha sonra aklayýcý yasadýþý faaliyetlerden elde ettikleri suç gelirlerini aklamak için fiktif mal ve hizmet alýmýnda bulunarak söz konusu mal ve hizmetlerin bedelini genellikle off shore merkezli bankalarda bulunan kredi kartý hesaplarýna borç yazdýrmaktadýr. Off shore merkezli bankalarda bulunan hesaptan mal ve hizmetlerin bedeli karþýlýðýnda aklayýcýnýn kurmuþ olduðu þirkete para transferi yapýlmakta ve þirket bu kredi kartý satýþlarýný gelir elde edilmiþ gibi göstererek suç gelirlerini aklamaktadýr (Dursun, 2008:112). Tarihi Eser, Antika, Deðerli Taþ ve Sanat Eserine Yatýrým Aklayýcýlar, yasadýþý faaliyetlerden elde ettikleri gelirleriyle deðiþim aracý olma, deðer saklama, rahat taþýnabilme ve dikkat çekmeme özellikleri nedeni ile tarihi eser, antika, deðerli taþ ve sanat eseri satýn alarak aklama iþlemini gerçekleþtirebilmektedir. Satýþlar çoðunlukla bir broker aracýlýðýyla, müzeler ya da müzayedeler yoluyla gerçekleþtirilmekte, yapýlan bir çok iþleme raðmen söz konusu mal fiziksel olarak el deðiþtirmemekte ve fonlarýn sahibi broker ya da dealer olarak gösterilmektedir. Bu nedenle malýn gerçek sahibinin tespit edilmesi oldukça güçtür. Ýþçileri Kullanma Aklayýcýlar, geliþmiþ ülkelere çalýþmak için giden iþçilerin kendi ülkelerindeki yakýnlarýna yapacaklarý havale iþlemlerinin dikkat çekmemesinden faydalanarak suç gelirlerini aklayabilmektedir. Bu iþlemde aklayýcýlar, iþçilerle belli bir komisyon karþýlýðýnda anlaþarak hem nakit bildirim yükümlülüðünün üzerinde iþlem yapabilmekte hem de daha az þüphe çekmektedir. SONUÇ Karapara ulaþtýðý boyutlar itibariyle ülke ekonomilerini yönlendirmekle birlikte, bünyesinde taþýdýðý güç nedeniyle ülkelerin 24

27 BAKIÞ bütünlüðünü, baðýmsýzlýðýný, toplumsal ve ekonomik yapýsýný çok çabuk bozabilecek ve etki altýna alabilecek niteliktedir. Karapara aklama faaliyetlerinin büyük bir kýsmý gerek teknolojik geliþmelere gerekse küreselleþme hareketlerine baðlý olarak para ve sermaye piyasalarý kanalýyla gerçekleþtirilmektedir. Söz konusu durum, hem ulusal hem de küresel boyutta finansal istikrarýn Kaynakça Aykýn, Hasan, Aklama Suçu-Öncül Suç Ýliþkisi, Yaklaþým Dergisi, Nisan güvenliðini olumsuz olarak etkilemektedir. Yasadýþý faaliyetlerden saðlanan gelirlerin ülkelerin ekonomik, sosyal ve siyasal sistemlerini tehdit eder duruma gelmeleri ve suç örgütlerinin varlýklarýný idame ettirebilmeleri için bu tür gelirlerin devamlýlýðýnýn zorunlu olmasý ülkeler arasýnda karaparayla mücadelede iþbirliði ve bu konuda karþýlýklý etkileþime gidilmesini zorunlu kýlmaktadýr. Baþak, Ramazan, 50 Soruda Karapara ve Karaparanýn Aklanmasýnýn Önlenmesi, Ankara TBB Yayýn No: 206, Çelik, Kuntay; Selen Iþýl Koçaðra ve Kadir Güler, Karapara Aklama, Ankara: MASAK Yayýnlarý No: 1, Danzanjamts, Dül, Karapara Aklama ile Mücadelede Uluslararasý Boyut, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, Deðirmenci, Olgun, Mukayeseli Hukukta ve Türk Hukukunda Suçtan Kaynaklanan Malvarlýðý Deðerlerini Aklama Suçu, Ankara, EGM KOMD 2002 Raporu, EGM-KOMDB Yayýnlarý, Ankara, Ergül, Ergin, Karapara Ekonomi ve Aklama Suçu, Adalet Yayýnevi, Ankara, MASAK Baþkanlýðý, MASAK Faaliyet Raporu 2008, MASAK Yayýnlarý, Ankara, Yýlmaz, Sacit Karaparanýn Aklanmasý ve Türkiye Boyutu, (Dumlupýnar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Ýktisat Anabilim Dalý Yayýnlanmamýþ Doktora Tezi), Kütahya, Yetim, Sedat Karaparanýn Aklanmasý, Boyutlarý ve Mafyokrasi, Detay Yayýnlarý, Ankara, Montly Market Monitor, OTS, Washington, April Karapara aklama faaliyetlerinin büyük bir kýsmý gerek teknolojik geliþmelere gerekse küreselleþme hareketlerine baðlý olarak para ve sermaye piyasalarý kanalýyla gerçekleþtirilmektedir. Söz konusu durum, hem ulusal hem de küresel boyutta finansal istikrarýn güvenliðini olumsuz olarak etkilemektedir. 25

28 KONFERANS BANKA ÇÖZÜMLEME SÜRECÝNDE YENÝ UYGULAMALAR Dünya Bankasý nýn Viyana da faaliyet gösteren Finansal Sektör Danýþmanlýk Merkezi (FINSAC) tarafýndan 25 Ekim 2012 tarihinde gerçekleþtirilen Banka Çözümlemede Üçüncü Nesil Reformlar (Third Generation Reforms in Bank Resolution) konulu konferansýnda çözümleme alanýndaki geliþmeler ve ihtiyaçlar kapsamlý olarak görüþülüp deðerlendirilmiþtir. Dünya Bankasý-Finansal Sektör Danýþmanlýk Merkezi (FINSAC) tarafýndan 25 Ekim 2012 tarihinde gerçekleþtirilen Banka Çözümlemede Üçüncü Nesil Reformlar (Third Generation Reforms in Bank Resolution) konulu konferans dokümanlarý kullanýlmýþtýr. Muhyiddin GÜLAL Grup Koordinatörü Sigorta ve Risk Ýzleme Daire Baþkanlýðý Çiðdem AKDAÐ Fon Uzmaný Varlýk Yönetimi Daire Baþkanlýðý Küresel kriz sonrasý yeniden yapýlanma sürecine giren finansal piyasalarda Kasým 2008 de gerçekleþen G20 Liderler zirvesinde alýnan kararlar doðrultusunda yeni finansal mimariyi oluþturma çalýþmalarýna 2012 yýlýnda hýz verildiði, düzenleme faaliyetlerinin aðýrlýklý olarak Finansal Ýstikrar Kurulu (FSB) aracýlýðýyla diðer standart belirleyici otoriteler ile yakýn iþbirliði ve koordinasyon saðlanarak gerçekleþtirildiði görülmektedir. Faaliyet konularý bakýmýndan FSB nin 2012 çalýþmalarý incelendiðinde, Basel Uygulamalarý, Tezgahüstü Türev Piyasalar (OTC), Sistemik Öneme Sahip Finansal Kuruluþlar (G-SIFI, G- SIBs, D-SIFI), Gölge Bankacýlýk (Shadow Banking) ile Çözümleme konularýna öncelik verilmiþtir. Bu süreçte, bir yandan düzenleme ve politika geliþtirme faaliyetleri yürütülürken diðer taraftan FSB nin kurumsal yapýlanmasýný iyileþtirmeye yönelik yapýlanma çalýþmalarýna devam edildiði ve yürürlüðe konulan finansal reformlarýn yakýndan izlenmesi, sonuçlarýnýn analiz edilmesine yönelik olarak ülke ve konu (tema) bazlý gözden geçirme (Peer Review) çalýþmalarýna da 2012 yýlýnda aðýrlýk verildiði gözlenmiþtir. FSB düzenleme çalýþmalarýnýn ana konularý arasýnda bulunan çözümleme çerçevesine iliþkin olarak birinci tematik gözden geçirme faaliyeti 2012 üçüncü çeyreðinde gerçekleþtirilmiþtir. Diðer taraftan, söz konusu finansal düzenlemeler ve finansal piyasalarýn küresel ölçekte durumu ve geliþmeleri Dünya Bankasý ve Uluslararasý Para Fonu tarafýndan da yakýndan izlenmekte ve politika çerçevesinin oluþturulmasýnda aktif olarak faaliyetlerde bulunulmaktadýr. Bu kapsamda, Dünya Bankasý nýn Viyana da faaliyet gösteren Finansal Sektör Danýþmanlýk Merkezi (FINSAC) tarafýndan 25 Ekim 2012 tarihinde gerçekleþtirilen Banka Çözümlemede Üçüncü Nesil Reformlar (Third Generation Reforms in Bank Resolution) konulu konferansýnda çözümleme alanýndaki geliþmeler ve ihtiyaçlar kapsamlý olarak görüþülüp deðerlendirilmiþtir. Konferansa, baþta AB üyesi ülkeler olmak üzere 29 farklý ülkeden ve Avrupa Birliði(AB) Komisyonu, Avrupa Birliði Merkez Bankasý, Avrupa Bankacýlýk Otoritesinden (EBA) olmak üzere toplam 80 e yakýn yönetici ve yetkili ile Kurumumuz tarafýndan katýlým saðlanmýþtýr. Konferans süresince çözümleme alanýndaki çalýþmalar 7 ayrý konu baþlýðý altýnda incelenerek çözümleme düzenlemelerinde gelinen son nokta ve bunlarýn olasý etkileri üzerinde deðerlendirmeler yapýlmýþtýr. Aþaðýda bu hususlara iliþkin olarak konferans sýrasýnda yapýlan sunum ve konuþmalardan derlenen açýklamalara kýsaca yer verilmektedir. 1.Banka Çözümleme Sürecini Baþlatan Tetikleyiciler: Çözümleme sürecini baþlatan tetikleyiciler, Almanya ve Hollanda nýn banka çözümleme ve tasfiye rejimleri üzerinden incelenmiþtir. Örneðin, Almanya da bankalar için ayrý bir tasfiye rejimi bulunmadýðý, sadece SIFI kategorisindeki kredi kuruluþlarý için yeni bir düzenleme oluþturulduðu, bu kapsamda kanunda tanýmlanan þekliyle denetim otoritesi tarafýndan istenen koþullarýn (sermaye yeterliliði, likidite konularýnda) yerine getirilmediðinin saptanmasý veya sistemik riskin oluþmasý halinde bankaya müdahalede bulunulduðu belirtilmiþtir. Ayrýca, FSB nin çözümleme politikalarýna iliskin olarak yayýmlanan Key Attributes for Effective Resolution Regimes isimli dokümanýnda belirtilen çerçevede çözümleme sürecini baþlatan tetikleyiciler ve temel özellikleri üzerinde durulmuþtur. 2.Alacaklarýn Öncelik Sýralamasý ve Sýralamada Kreditör Olarak Mevduat Sigortacýsýnýn Yeri ve No- Creditor Worse-Off Prensibinin Uygulanmasý: Ýngiltere, Kanada ve Çek Cumhuriyeti yetkililerince konferansýn ikinci oturumunda 26

29 KONFERANS FSB nin Key Attributes for Effective Resolution Regimes isimli dokümanýnda belirtilen çerçevede etkin çözümleme sürecinin temel hedefleri ve bu süreçte alacaklarýn öncelik sýralamasý ile sýralamada mevduat sigortacýsýnýn/çözümleme fonunun yeri ile alacaklýlarýn haklarýnýn korunmasýnda No- Creditor Worse-Off prensibinin uygulanmasý ile ilgili görüþ ve deðerlendirmeler ülke örnekleri üzerinden yapýlmýþtýr. Bu kapsamda, genel olarak çoðu ülkede tasfiye sürecine alýnan bankalarda mudilerin diðer teminatsýz alacaklýlar ile ayný iþleme tabi tutulduðu ( pari passu ), bazý ülkelerde mevduat sahiplerinin önceliði bulunduðu ( depositor preference ) belirtilerek, önceliklendirme konusunda ülkeler arasýnda farklýlýklar bulunduðu ifade edilmiþtir. Ülkemiz Avusturalya, Singapur ve ABD ile birlikte national depositor preference olarak tanýmlanan kategoride sadece yurtiçinde faaliyet gösteren bankalarýn sigortalý mevduat sahiplerine ödeme yapmakta, bankalarýn yurtdýþý þubelerindeki mevduat sigorta kapsamýna girmediðinden ödenmemektedir. Söz konusu uygulama farklýlýklarýnýn giderilerek general depositor preference noktasýna geçiþin saðlanmasý halinde, bunun saðlayacaðý fayda ve maliyetler üzerinde de durularak No- Creditor Worse-Off prensibinin hiçbir zaman eþitlik anlamýnda deðerlendirilmemesi gerektiði ifade edilmiþtir. Örneðin Kanada uygulamasýnda teminatsýz alacaklarýn sýralamada 7.sýrada bulunduðu ve köprü banka uygulamasýnda No-Creditor Worse-Off prensibi çerçevesinde alacaklýlarýn hak kaybýna uðratýlmayacak þekilde düzenleme yapýldýðý belirtilmiþtir. 3.Çözümleme Sürecinde Tasfiye Ýþlemlerinin Rolü, Önceliði, Tasfiye Sonunda Kalan Varlýklarýn Çözümlenmesi: Italya ve AB Komisyonu Dýþ Ýliþkiler Bölümü Kriz Yönetimi Birimi temsilcilerinin yanýsýra Kurumumuzun da Türkiye uygulamasý hakkýnda sunum yaparak bilgi paylaþýmýnda bulunduðu bu bölümde, genel olarak tasfiye sürecinin çözümleme faaliyetleri içindeki yeri, önceliði, uygulama türleri ve temel özellikleri ülke örnekleri ve AB özelinde yürütülen çalýþmalar üzerinden deðerlendirilmiþtir. Bu kapsamda, halen AB bünyesinde bankacýlýk sektöründe büyük ölçüde birlik saðlanmýþ olmakla birlikte, sorunlu banka çözümleme ve tasfiye iþlemlerinin ulusal ölçekte kaldýðý, bu durumun finansal istikrarýn korunmasý ve çözümleme maliyetinin azaltýlmasý bakýmýndan bazý sýkýntýlar yarattýðý, konunun sýnýr ötesi boyutunun da bulunmasý sebebiyle AB genelinde batýk bankalarýn çözümlenmesi ve tasfiye sürecine iliþkin kapsamlý iyileþtirme ve revizyon ihtiyacýndan bahsedilerek yürütülen çalýþmalar (özel çözümleme rejimi oluþturma ihtiyacý ve çözümleme araçlarý) hakkýnda bilgi verilmiþtir. 4.Bankalarýn kapatýlarak (Close) veya yaþatýlarak (Open) Çözümlenmesi, Faaliyet Ýzninin Kaldýrýlmasý, Zamanlama, Etkileri ve Çözümlemeye Hazýrlýk: Ýngiltere, ABD ve Danimarka temsilcileri tarafýndan yapýlan sunumlarda bankalarýn kapatýlarak ya da yaþatýlarak çözümlenmesine iliþkin faaliyetler, uygulama özellikleri ve riskleri, saðlayacaðý fayda ve maliyetler yönünden irdelenerek ülke örnekleri üzerinden açýklanmýþtýr. Bu kapsamda, ABD de küresel krizle birlikte (Eylül) döneminde FDIC tarafýndan çözümlemeye alýnan banka sayýsýnýn 457 ye ulaþtýðý, bu bankalarýn yaklaþýk % 92 sinin Satýn alma ve Üstlenme (purchase & assumption) yöntemiyle, %5 nin ise sigortalý mevduat ödenerek tasfiye edilmek suretiyle çözümlendiði, krizle birlikte ABD Mevduat Sigorta Kurumu olan FDIC nin yetkilerinin 2010 yýlýnda yürürlüðe giren Dodd-Frank Wall Street Reformu ile güçlendirildiði Sistemik Öneme Sahip Kuruluþlar (SIFI ve G-SIFI, G-SIB) için bazý ilave yetkiler verildiði belirtilmiþtir. 5.Yeni Çözümleme Enstrümanlarý olarak Portföy Sekuritizasyonu, Varlýk Yönetim Þirketleri, Kredi Hizmet Þirketlerinin Kullanýmý: Konferansýn bu bölümünde çözümleme araçlarý içerisinde varlýk yönetim þirketlerinin yeri ve rolü, hukuki yapýsý, kurumsal yönetiþimi ve varlýk transferlerinde uygulanacak transfer fiyatý üzerinde açýklamalarda bulunulmuþtur. Bu konuda FDIC yetkilisi tarafýndan kapsamlý olarak son global krizde batan bankalara iliþkin bilgilerden hareketle ABD uygulamalarý ve süreç hakkýnda bilgi aktarýlmýþtýr. 6.Bail-in, COCOs ve diðer zarar yazma araçlarý ile Ex-ante Varlýk Fiyatlama, Bailin Uygulama Kriterleri, Hissedar ve Bono Sahiplerinin Alacaklarýnýn Öncelik Sýralamasýndaki Yer: Sektörde faaliyet gösteren diðer bankalara kýyasla çözümleme süreci daha karmaþýk olan bankalarýn (SIFI) çözümlenmesi ve vergi mükelleflerinin çözümleme maliyetinden gelen yükünü azaltmasý bakýmýnda bir otofinansman tekniði olarak kulanýlan bail in uygulamasýnýn Ýngiltere, ABD ve Danimarka temsilcileri tarafýndan yapýlan sunumlarda bankalarýn kapatýlarak ya da yaþatýlarak çözümlenmesine iliþkin faaliyetler, uygulama özellikleri ve riskleri, saðlayacaðý fayda ve maliyetler yönünden irdelenerek ülke örnekleri üzerinden açýklanmýþtýr. 27

30 KONFERANS Sektörde faaliyet gösteren diðer bankalara kýyasla çözümleme süreci daha karmaþýk olan bankalarýn (SIFI) çözümlenmesi ve vergi mükelleflerinin çözümleme maliyetinden gelen yükünü azaltmasý bakýmýnda bir otofinansman tekniði olarak kulanýlan bail in uygulamasýnýn özellikleri ile AB komisyonunun görüþüne sunulan, öneri taslaðý hakkýnda bilgi verilmiþtir. özellikleri ile AB komisyonunun görüþüne sunulan, öneri taslaðý hakkýnda bilgi verilmiþtir. Taslak dokümanda bail-in uygulamasýnýn bankanýn kendini kýsa vadeli borçla fonlamasý ve alacaklýlarý birbirinden farklý bir þekilde iþleme almasýný içerdiði, Bail-in iþleminde kullanýlacak bonolar (bail-inable bonds) için düzenleme ihtiyacý bulunduðu ve borç enstrümanlarýnýn karþýlaþtýrmalý fiyatlamasýna yönelik açýklamalara yer verilmiþtir. Konu hakkýnda AB Komisyonu yetkilisi tarafýndan, banka çözümleme çerçevesi içinde bail-in i kullaným þekline iliþkin açýklamalarda bulunulmuþtur. Buna göre, Bailin in köprü bankanýn yeniden sermayelendirilmesi, teminatsýz alacaklýlarýn alacak haklarýnýn hisseye dönüþtürülmesi, batýk hale gelen bir bankanýn yeniden sermayelendirilmesi aþamalarýnda kullanýlabileceði belirtilerek, temel özellikleri, kapsamý, uygulanmasý için gerekli asgari þartlar ve diðer entsrümanlardan ayrýlan noktalarý hakkýnda bilgi paylaþýmýnda bulunulmuþtur. 7.Sýnýr Ötesi Çözümleme: Merkez/ev sahibi ülke faaliyetleri ile mevduat sigortacýlarýnýn ödeme yükümlülüklerinin gözden geçirilerek deðerlendirildiði bu oturumda, özellikle sýnýr ötesi bankacýlýk faaliyetlerinde bulunan bankalarýn þube veya iþtiraklerinin bulunduðu ev sahibi ülkelerin (host country) otoritelerinin çözümleme sürecindeki etkinliklerinin nasýl güçlendirilebileceði ve sýnýr ötesi çözümlemeye iliþkin ön koþullar üzerinde durulmuþtur. Çözümleme sürecinin merkez ülke ve ev sahibi ülkeler açýsýndan sorunsuz halledilebilmesi için ülkeler arasýnda ikili anlaþma veya mutabakat zabýtý (Memorandum of Understanding, MOU) imzalanmasý, kurtarma ve çözümleme planlarýnýn hazýrlanmasý ve bunlarýn uygulanmasýna yönelik olarak ülkeler arasýnda saðlýklý ve düzenli bilgi akýþýný saðlayacak iletiþim alt yapýsýnýn oluþturulmasý hususlarý vurgulanmýþtýr. Diðer taraftan bu süreçte çözümleme maliyetinin taraflarca paylaþýlmasý problemi (burden sharing) üzerinde durularak problemin çok boyutlu olduðu, bu sebeple maliyetin genellikle ilk olarak teminatsýz alacaklýlara, ikinci sýrada ise çözümleme fonuna ve mevduat sigortacýsýna yansýtýldýðý ve uygulamada her ne kadar eþitlik ilkesi savunulsa da maliyetin paylaþýmý noktasýnda bankalarýn yaþarken uluslararasý batýk/tasfiye haline geldiðinde ise ulusal ölçekte deðerlendirildiði ifade edilmiþtir. Ayrýca, Kriz Yönetim Gruplarýnda (CMG) ev sahibi ülkelerin merkez ülke otoriteleriyle olan bilgi paylaþýmýnýn gereken gizlilik tedbirleri alýnmak kaydýyla güçlendirilmesinin de yararlý olacaðý belirtilmiþtir. 28

31 GLOBAL AFRÝKA DA FÝNANSAL HÝZMETLERE ERÝÞÝMÝN ZORLUKLARI Konferansta, herkes tarafýndan temel finansal hizmetlere eriþim, ekonomik geliþmenin saðlanmasý, sosyal ve ekonomik güçlenme, fakirlik kýsýr döngüsünün kýrýlmasý, kýrsal kesime tasarruf kültürünün telkin edilmesi ve Birleþmiþ Milletlerin Milenyum Kalkýnma Hedeflerinin gerçekleþtirilmesine yardýmcý olma, finansal hizmetlere eriþimin amaçlarý olarak ortaya konmuþtur Eylül 2012 tarihleri arasýnda Sudan ýn baþkenti Hartum da gerçekleþtirilen ve yirmi ülkeden yaklaþýk kýrk kiþinin katýldýðý Uluslararasý Mevduat Sigortacýlarý Birliði nin (IADI) Afrika da Finansal Hizmetlere Eriþimin Zorluklarý temalý Afrika Bölgesel Komite Yýllýk Konferansýna Kurumumuzu temsilen Sigorta ve Risk Ýzleme Daire Baþkaný Ýsmail GÜLER ile Fon Uzmaný Abdurrahman YILMAZ ýn katýlmýþ, ayrýca Sigorta ve Risk Ýzleme Daire Baþkaný Ýsmail GÜLER Mevduat Sigorta Sistemlerinin Zorluklarý: Türkiye Tecrübesi baþlýðýyla bir sunum gerçekleþtirmiþtir. Yedi panelden oluþan konferansýn; Birinci panelinde, Mevduat Sigorta Sistemi ve Finansal Hizmetlere Eriþim; Ýkinci panelinde, Mikrofinansýn Meseleleri; Üçüncü panelinde, Finansal Hizmetlere Eriþim Giriþimlerinde ülke tecrübeleri; Dördüncü panelinde, Ýslami Bankacýlýða Bakýþ; Beþinci panelinde, Bankacýlýk Dýþý Mevduat Toplama Aktivitelerinin Düzenlenmesi; Altýncý panelinde, MENA Bölgesi ve Afrika da Mevduat Sigortacýlýðýnýn Meseleleri ve Yedinci panelinde ise Ülke tecrübeleriyle Mevduat Sigorta Sistemlerinin Zorluklarý ele alýnarak bilgi paylaþýmýnda bulunulmuþtur. Finansal hizmetlere eriþimin finansal hizmetlerin düþük gelirli gruplarýn geniþ bir kesimine uygun bir maliyetle ulaþtýrýlmasý þeklinde tanýmýnýn yapýldýðý birinci panelde, dünya genelinde 3 milyardan fazla insanýn tasarruf hesaplarý, kredi, sigorta ve ödeme sistemleri gibi resmi finansal hizmetlere eriþiminin olmadýðý, geliþmekte olan ülke halklarýnýn yarýsýndan fazlasýnýn, çoðu Afrika ülkesinin ise yüzde 80 inin finansal hizmetlere eriþimin dýþýnda býrakýldýklarý vurgulanarak, bu nedenle ekonomik geliþme gündeminin ayrýlmaz bir parçasý olarak daha kapsayýcý finansal sistemlerin kurulmasýnýn dünya gündemini meþgul ettiði ifade edilmiþtir. Herkes tarafýndan temel finansal hizmetlere eriþimin saðlanmasý, ekonomik geliþmenin saðlanmasý, sosyal ve ekonomik güçlenme, fakirlik kýsýr döngüsünün kýrýlmasý, kýrsal kesime tasarruf kültürünün telkin edilmesi ve Birleþmiþ Milletlerin Milenyum Kalkýnma Hedeflerinin gerçekleþtirilmesine yardýmcý olma finansal hizmetlere eriþimin amaçlarý olarak ortaya konmuþtur. Dünya liderleri tarafýndan 2015 yýlýna kadar gerçekleþtirilmesi amacýyla 2000 yýlýnda benimsenen Milenyum Kalkýnma Hedeflerinin (Millennium Development Goals-MDG's) aþýrý fakirlikle mücadele için somut sayýsal eþik deðerler oluþturduðu belirtilerek, Milenyum Kalkýnma Hedefleri ile Finansal Hizmetlere Eriþimin bu hedeflere ne þekilde katkýda bulunabileceði aþaðýda verilmiþtir.finansal Kalkýnma Hedefleri 1 Aþýrý fakirliðin ve açlýðýn kökünü kurutmak 2 Evrensel anlamda ilköðretimin saðlanmasý 3 Cinsiyet eþitliði saðlanmasý ve kadýnýn güçlendirilmesi 4 Çocuk ölümlerini azaltma. Anne saðlýðýnýn artýrýlmasý, HIV/AÝDS, sýtma ve diðer hastalýklarla mücadele 5 Çevre korumasýnýn saðlanmasý Finansal Hizmetlere Eriþimin bu amaçlara ne þekilde katkýda bulunabileceði Fakirlere borç vererek gelir kaynaklan oluþturabilir ve bu kaynaklarý çeþitlendirebilirler Þoklara maruz kalýndýðý zaman tüketimi kolaylaþtýrmak için mikro fînans ürünleri kullanýlabilir. Finansal Hizmetlere Eriþim çocuklarýn okula gönderilme oranlarýný artýrýr; ve Emek gücü olarak çocuklara dayanma ihtiyacýný azaltabilir. Erkeklerden daha fazla kadýn mikro fînans müþterisi. Güçlendirme etkisi kadýnda geniþ ölçüde bilinir (özgüven inþasý ve giriþimcilik oluþturma); Finansal Hizmetlere Eriþim gýda, konut ve saðlýkta artýþa katký saðlayabilir. Finansal Hizmetlere Eriþim Güneþ enerjisi gibi çevreye dost uygulama ve ürünler saðlayabilir. Abdurrahman Yýlmaz Fon Uzmaný Sigorta ve Risk Ýzleme Daire Baþkanlýðý 29

32 GLOBAL Mikrofinansýn meselelerinin ele alýndýðý ikinci panelde, Nijerya da halkýn yüzde 70 inin yaklaþýk 300 USD kiþi baþýna milli gelir ile yoksulluk sýnýrýnýn altýnda yaþadýðý, halkýn %46,3 ünün hala finansal hizmetlere eriþemediði, 24 bin 224 kiþiye bir banka þubesi düþtüðü, KOBÝ lerin finansal anlamda güçlendirilmelerinin hayati olduðu ve bunun mikrofinans yoluyla baþarýlabileceði belirtilmiþtir. hizmetlere eriþimde dünyanýn nerede olduðunun cevabý irdelenirken, IMF nin Finansal Eriþim Anketinin küresel ölçekte finansal hizmetlere eriþime iliþkin uluslararasý karþýlaþtýrma yapýlabilecek tek kaynak olduðu belirtilmiþ ve aþaðýdaki tabloda belirtilen istatistiklere yer verilmiþtir Finansal Eriþim Anketinin dünyanýn çeþitli bölgelerindeki finansal eriþim modellerindeki deðiþimi göstermekte olduðu, buna göre dünya genelinde en fazla büyümenin Afrika da en az büyümenin ise Avrupa da olmak üzere, yýllarý arasýnda banka þube ve ATM sayýlarýnda hýzlý bir artýþ olduðu, ancak geliþmiþ ülkelerdeki internet baðlantý artýþýnýn ticari bankalara fiziki eriþimi azaltan bir unsur olduðu vurgulanýrken, dünya genelinde 2004 yýlýna göre 100 bin yetiþkin için mevcut olan ATM sayý ortalamasýnýn 2011 yýlýnda yüzde 65 oranýnda yükseliþ gösterdiði; Afrika da 2004 yýlýna göre 100 bin yetiþkin için mevcut olan ticari banka þube ortalamasýnýn 2011 yýlýnda yüzde 110 oranýnda yükseliþ gösterdiði, bununla birlikte Avrupa da ise yukarýda belirtilen nedenle 100 bin yetiþkin için mevcut olan ATM sayý ortalamasý 2004 yýlýna göre 2011 yýlýnda yüzde 5 oranýnda düþüþ gösterdiði ifade edilmiþtir. Mikrofinansýn meselelerinin ele alýndýðý ikinci panelde, Nijerya da halkýn yüzde 70 inin yaklaþýk 300 USD kiþi baþýna milli gelir ile yoksulluk sýnýrýnýn altýnda yaþadýðý, halkýn %46,3 ünün hala finansal hizmetlere eriþemediði, 24 bin 224 kiþiye bir banka þubesi düþtüðü, KOBÝ lerin finansal anlamda güçlendirilmelerinin hayati olduðu ve bunun mikrofinans yoluyla baþarýlabileceði belirtilmiþtir. Nijerya da ticari banka olarak faaliyet gösteren yanlýþ iþ modelleri ile liyakatsizliðin baskýn olmasý; tecrübesiz kurul, yönetim ve çalýþanlar; yetersiz sermaye ve yetersiz aktif kalitesi gibi nedenlerden ötürü oluþan ekonomik sýkýntý ve çöküþle, 2010 yýlýnda sektörde bulunan 820 mikrofinans bankasýnýn 103 ünün (yüzde 12,6 sý) lisanslarý iptal edilerek garanti kapsamýndaki miktarýn Nijerya Mevduat Sigorta Fonu tarafýndan ödendiði, kapatýlan bankalarýn hatalý direktör ve yöneticileri hakkýnda dava açýldýðý ve söz konusu davalarýn devam ettiði belirtilmiþtir. Bununla birlikte Sudan daki mikrofinans sektörü ele alýnýrken sektörün geliþmesinin önündeki engeller olarak güçlü politik desteðe raðmen koordinasyon eksiklikleri, mikrofinansýn bölgelere zayýf ulaþýmý, istikrarsýz makroekonomik çevre, bilinmeyen mikrofinans boþluðu (gap) ve yoksul sayýsýndaki artýþ, mikrofinans kuruluþ ve bankalarýn performans göstergelerinin ölçülme eksikliði, müþteri memnuniyetsizliði, mikrofinansýn fayda ve gerekliliði konusunda zayýf kamuoyu farkýndalýðý, ihracata yönelik mikrofinans ürünü olmayýþý, bankacýlýk ve finansal kuruluþlarýn zayýf mali tabaný, mikrofinans müþterilerinin zayýf mikrofinans kültürü, mikrofinans da modern teknolojinin zayýf kullanýmý (smart kartlar, elektronik kredi saðlanmasý, mobil telefon ve Kredi Takip Sisteminin kullanýmý en zayýf husu olarak karþýmýza çýkmaktadýr.), zayýf finansal hizmetlere eriþim, satýþ tabanlý yerine ortaklýk tabanlý formül yoluyla Ýslami mikrofinansýn istismar edilmemesinin saðlanmasý, proje kýsýtlarý ve tekrarlarý, yatýrým haritasýnýn, proje seçim merkezlerinin ve sürekli/geçici fuarlarýn olmayýþý, mikrofinansýn baskýn bir þekilde sübvansiyon (baðýþ) olarak görülmesi, kazançlý bir yatýrým olarak görülmemesi sýralanmýþtýr. Ayrýca Sudan daki mikrofinans sektörüne iliþkin yapýlan çalýþmalarýn finansal hizmetlere eriþimi saðlama üzerindeki etkileri aþaðýdaki tabloda ifade edilmiþtir. Mikrofinans yoluyla Sudanlý Yoksullar Arasýnda Finansal Hizmetlere Eriþim Oranlarý ( ): Finansal hizmetlere eriþim giriþimlerinin ülke tecrübeleriyle ele alýndýðý üçüncü panelde Kenya, Tanzanya ve Hindistan örnekleri incelenmiþtir. Panelde, Kenya bankacýlýk sektörüne iliþkin 30

33 GLOBAL genel bakýþtan sonra finansal hizmetlere eriþimde karþýlaþýlan zorluklar olarak; Toplumdaki yüksek fakirlik seviyesi, Toplumun büyük bölümünün kýrsalda yaþamasý ve küçük ölçekli tarýma baðýmlý olmalarý, Bankacýlýk hizmetlerini saðlamada fiziki faaliyet yeri anlayýþýnýn pahalý bir daðýtým kanalý olmasý, ve Toplum genelinin düþük finansal okuryazarlýk seviyesi gösterilmiþtir. Kenya da finansal hizmetlere eriþimin artýrýlmasý için yapýlan çalýþmalarýn sonucu olarak; 2005 te 2,55 milyon olan mevduat hesap sayýsýnýn 2012 yýlýnda 16,47 milyona yükseldiði, 2005 te 0,5 milyon olan kredi hesap sayýsýnýn 30 Haziran 2012 itibarýyla 2,6 milyona yükseldiði, ve Mobil ödeme sisteminin banka hesabý bulunmayan geniþ bir kitleye (19 milyon kullanýcý) finansal eriþim imkâný saðladýðý ifade edilmiþtir. Tanzanya tecrübesinde, 1991 yýlýndan günümüze bankacýlýk ve finans sektöründe faaliyet gösteren kuruluþ sayýsýnýn 6 dan 48 e yükseldiði, ancak bu artýþýn daha çok þehir merkezli olduðu belirtilirken, 2009 Finansal Kapsam Anketine göre bankacýlýk sektöründeki büyümeye raðmen finansal hizmetlere eriþimin yüzde 12,4 seviyesinde kaldýðý ifade edilmiþtir. Tanzanya da mikrofinans kuruluþlarýnýn performaslarýna baktýðýmýzda ise, Tanzanya da 38 ticari, 10 bölgesel bankanýn mikrofinans bankacýlýðý yaptýðý, bu bankalarýn 2011 yýlýnda müþteri rapor ettiði ve bu müþterilerin yüzde 70 inin erkek olduðu ifade edilmiþ, ülkede çok fazla sayýda Tasarruf ve Kredi Kooperatifinin (SACCOS) bulunduðu, bu kuruluþlarýn hem þehirlerde hem de kýrsal alanlarda faaliyet gösterdikleri (yüzde 60 ý kýrsalda), 2011 yýlýnda 1,5 milyon olan müþteri sayýsýnýn yüzde 60 ýnýn kadýn olduðu vurgulanmýþtýr. Hindistan tecrübesinde ise, toplumun yüzde 57 sinin mevduat hesabýna, yalnýz yüzde 2 sinin kredi kartýna, yüzde 10 unun hayat sigortasýna, yüzde 0,6 sýnýn hayat hariç diðer genel sigortasýna ve yüzde 13 ünün debit karta sahip olduðu belirtilmiþtir. Finansal hizmetlere eriþimin artýrýlmasý amacýyla Hindistan Merkez Bankasýnýn bankalarýn yeni açacaklarý þubelerin yüzde 25 ini bankalarýn bulunmadýðý kýrsal alanlarda açmalarýný zorunlu hale getirdiði ifade edilerek, bu kapsamda yýllarý arasýnda kýrsal alanlarda þube açýldýðý, böylece Hindistan ýn gerek þehirlerde gerekse kýrsal alanlardaki tüm toplum kesimlerini kapsayarak finansal hizmetlere eriþimi saðlama niyetinde olduðu vurgulanmýþtýr. Ýslami bankacýlýða bakýþ baþlýðý altýnda gerçekleþtirilen dördüncü panelde Ýslami mevduat sigortacýlýðý baðlamýnda Sudan, Nijerya ve Malezya ülke tecrübeleri aktarýlmýþtýr. Malezya tecrübesinde, önce Malezya Ýslami finansal yapýsý hakkýnda bilgi verilmiþ, bu kapsamda aþaðýda ortaya konan yapý çerçevesinde bilgilendirmede bulunulmuþtur. Ýslami Sermaye Piyasasý YÖNETÝM Yasal& Düzenleyici Ýslami Fon Yönetimi * Merkez Bankasý Kanunu 2009 * Ýslami Bankacýlýk Kanunu 1983 * Tekaful Kanunu 1984 * Hükümet Fonlama Kanunu 1983 Tekaful (Ýslami Sigorta) * Sermaye Piyasa Hizmetleri Kanunu 2007 Ýslami Bankacýlýk Ýslami Para Piyasasý * Malezya Mevduat Sigorta Kurumu Kanunu 2011 * Uluslararasý tekaful operatörü Þer'i Çerçeve * Þeriat Danýþma Konseyi * Þeriat Komiteleri * Þeriat Denetim ve Kontrolü * Þeriat Yönetim Çerçevesi Ýhtilaflarýn Çözümlenmesi * Hukuk Sistemi - Özel Üst Mahkeme * Tahkim Bölge Merkezi * Finansal Aracýlýk Bürosu ÇEÞÝTLÝ OYUNCULAR Ýslami Bankacýlýk * 17 Ýslamic banka * 9 Ýslami pencere * 4 Uluslararasý Ýslami banka Tekaful * 12 tekaful operatörü Fon Yönetimi * 15 Ýslamic fon yönetim þirketi * 155 Ýslami birim güven fonu Ardýndan Malezya Mevduat Sigorta Kurumu nun 2005 te kurulduðu, Kurum a üyeliðin zorunlu olduðu, Kurum un Ýslami ve geleneksel usule göre çift mevduat sigorta sistemine sahip olduðu ve Malezya Merkez Bankasý Þeriat Danýþma Konseyi tarafýndan uygun bulunduðu ifade edilmiþtir. Hindistan tecrübesinde, toplumun yüzde 57 sinin mevduat hesabýna, yalnýz yüzde 2 sinin kredi kartýna, yüzde 10 unun hayat sigortasýna, yüzde 0,6 sýnýn hayat hariç diðer genel sigortasýna ve yüzde 13 ünün debit karta sahip olduðu belirtilmiþtir. 31

34 GLOBAL Nijerya tecrübesinde, ilk faizsiz mevduat sigorta kanununun (NDIC Act 22) 1988 yýlýnda yapýldýðý, daha sonra 2006 yýlýnda yenilendiði (NDIC Act 16 ), ancak tam anlamýyla ilk Ýslami banka olan Ja iz International Bank ýn 2012 yýlýnda kurulduðu ve geleneksel bankalarýn Ýslami banka penceresi þeklinde faaliyetlerine izin verildiði belirtilmiþtir. Mevduat sigortacýlýðý açýsýndan Ýslami banka enstrüman iþlemlerinin geleneksel banka enstrümanlarýnýn iþlemlerine göre daha karmaþýk olduðu, bu çerçevede daha etkin bir Ýslami mevduat sigorta sisteminin oluþturulmasýný saðlamak hususunda IADI nin etkin mevduat sigorta sistemleri için temel prensiplerine Ýslami mevduat sigorta sistemi standartlarýnýn eklenebileceði vurgulanmýþtýr. Yine, Malezya da Ýslami bankacýlýk yapan kuruluþlarýn toplam bankacýlýk sektör aktifinin yüzde 22,4 ünü, toplam mevduatýnýn yüzde 24,4 ünü ve toplam kredilerinin ise yüzde 24,3 ünü oluþturduðu belirtilerek, Pricewaterhouse Coopers tarafýndan 2010 yýlýnda yapýlan derecelendirmede Malezya nýn 2009 yýlýnda Sukuk piyasalarý ve fon yönetiminde dünya lideri olduðu bildirilmiþtir. Nijerya tecrübesinde, ilk faizsiz mevduat sigorta kanununun (NDIC Act 22) 1988 yýlýnda yapýldýðý, daha sonra 2006 yýlýnda yenilendiði (NDIC Act 16 ), ancak tam anlamýyla ilk Ýslami banka olan Ja iz International Bank ýn 2012 yýlýnda kurulduðu ve geleneksel bankalarýn Ýslami banka penceresi þeklinde faaliyetlerine izin verildiði belirtilmiþtir. Daha sonra Nijerya faizsiz mevduat sigorta sistemine üyeliðin mecburi, kiþi baþý sigorta miktarýnýn Nijerya Nairasý (318 USD) olduðu, risk esaslý prim sisteminin uygulandýðý, faizsiz mevduat sigorta fonu ile geleneksel mevduat sigorta fonunun ayrýþtýrýldýðý, Kurumun risk minimizer olduðu ve fonlama kaynaklarý olarak ex-ante prim sistemine, faizsiz mevduat sigorta fonu yatýrým gelirlerine, merkez bankasýndan borçlanma ve faizsiz sermaye piyasalarýndan (SUKUK) kaynak yaratma hakkýna ve sigortalý faizsiz finansal kuruluþlarýn özel katkýlarýna sahip olduðu ifade edilmiþtir. Sudan tecrübesinde ise, Devlet Baþkaný Nümeri nin 1983 yýlýnda þeriat kanunlarýnýn geçerli olacaðýný ilan ettiði, þeriat kanunlarýnýn etkilerini görmek amacýyla yetkililer tarafýndan mevduat sigortacýlýk sisteminin ertelendiði, 1992 yýlýndan bu yana ülkede finansal sektörün tamamen Ýslami prensiplere göre düzenlendiði ve tüm bankalarýn Ýslami bankacýlýk yapmakta olduðu ve nihayet 1996 yýlýnda Banka Mevduat Güvenlik Fonunun (Bank Deposit Security Fund) kurulduðu belirtilmiþtir. Bu çerçevede Sudan mevduat sigorta sisteminin tamamen Ýslami esaslara göre çalýþmakta olduðu, sistemin ödeme sandýðý (pay box), sisteme üyeliðin mecburi, kiþi baþý sigorta miktarýnýn Sudan Paundu (4.550 USD), prim sisteminin sabit oranlý, geri ödeme süresinin 60 gün, Kurumun özerk ve fonlama kaynaklarýnýn ex-ante prim sistemi ve merkez bankasýndan borçlanma hakký olduðu ifade edilmiþtir. Bankacýlýk Dýþý Mevduat Toplama Aktivitelerinin Düzenlenmesi baþlýðýný taþýyan beþinci panelde elektronik bankacýlýðýn düzenlenme ve denetlemesine dair küresel bakýþ ile Kenya tecrübesi paylaþýlmýþtýr. Söz konusu oturumda elektronik bankacýlýk, bankacýlýk iþlemlerinin elektronik olarak herhangi fiziksel bir kurum ziyaret etmeden minimum insan müdahalesi ile gerçekleþtirilmesi olarak tanýmlanmýþ; operasyon maliyetlerinin azaltýlmasý, hýzlý iþlem, 24 saat hizmet, evinden bankacýlýk hizmetlerine ulaþma (banka ziyareti yok, sýra yok, bekleme yok), kâðýt ücretsiz ödemeler, müþterilere ilgisizliðin olmamasý, sahtekârlýk, dolandýrýcýlýk ile hýrsýzlýða karþý daha güvenli olmasý ve hýrsýzlardan kaynaklanan hayati tehlikenin bulunmamasý elektronik bankacýlýðýn avantajlarý olarak sayýlmýþtýr. Elektronik bankacýlýðýn yapýsýndan kaynaklanan avantajlarý olduðu gibi bir takým risk ve zorluklarýn da olduðu, bu risk ve zorluklardan bazýlarýný teknoloji ve hizmet yeniliklerine iliþkin deðiþimin hýzlý olmasý, açýk elektronik að yapýsý, eski bilgisayar sistemleri ile e-bankacýlýk uygulamalarýnýn entegrasyonu, bankalarýn bilgi teknolojisi saðlayan üçüncü taraflara olan baðýmlýlýðý ve e-bankacýlýðýn bankacýlýk faaliyetleri ile ilgili geleneksel riskleri artýrmasý ve deðiþtirmesinin oluþturduðu ifade edilmiþtir Bu kapsamda, Basel Komitesinin elektronik bankacýlýða iliþkin ondört Risk Yönetim Prensibi belirlediði, bu prensipleri; Yönetim Kurulu ve Yönetim Gözetimi hususunda, 1. Etkin yönetim gözetimi, 2. Kapsamlý güvenlik kontrolü, 3. Taþeron ve diðer üçüncü taraf baðýmlýlýklarý hususunda kapsamlý özen ve yönetim gözetim süreci, Güvenlik Kontrolü hususunda, 1. E-bankacýlýk müþterilerinin kimlik doðrulama, 2. E-bankacýlýk iþlemlerinin inkâr edilememesi ve hesap verebilirliði, 3. Görevlerin ayrýþtýrýlmasýný saðlayacak uygun tedbirler, 32

35 GLOBAL 4. E-bankacýlýk sistemleri, veritabaný ve uygulamalar hususunda uygun yetkilendirme kontrolleri, 5. E-bankacýlýk iþlem, kayýt ve bilgilerinin veri bütünlüðü, 6. E-bankacýlýk iþlemleri için açýk denetim yollarýnýn kurulmasý, 7. Önemli banka bilgilerinin gizliliði, Hukuki ve Ýtibar Riski Yönetimi hususunda, 1. E-bankacýlýk hizmetleri için uygun açýklamalar, 2. Müþteri bilgilerinin gizliliði, 3. E-bankacýlýk sistem ve hizmetlerinin devamýný temin için kapasite, iþ devamlýlýðý ve acil durum planlamasý yapýlmasý, 4. Kaza - tepki planlamasýnýn oluþturduðu ifade edilmiþtir. Elektronik bankacýlýða iliþkin Kenya tecrübesinde ise, ülkede kullanýlan elektronik bankacýlýk ürünleri hakkýnda bilgi verilmiþ, ardýndan Kenya da elektronik bankacýlýðýn önündeki en önemli zorluklarýn Kenya da kapsamlý bir yasal çerçevenin olmayýþý, diðer ülkelere kýyaslandýðýnda internet eriþiminin Kenya da hala çok düþük olmasý ve halkýn görmediði iþlemlere güvenmemesi, deðer transferinin sadece nakitle saðlanabileceði inancý gibi hususlarýn olduðu vurgulanmýþtýr. MENA Bölgesi ve Afrika da Mevduat Sigortacýlýðýnýn Meselelerinin ele alýndýðý altýncý panelde, krizinin nedenleri ile birlikte Ürdün, Afrika ve MENA bölgesindeki mevduat sigortacýlýðýna iliþkin bilgilendirmede bulunularak petrol ihracatçýsý ülkelerin krizden az etkilendiði, buna karþýlýk Ürdün deki döviz fiyatlarýnda oluþan dalgalanmanýn genel ekonomi ve mevduat sigortacýlýðý üzerinde olumsuz etki yaptýðý belirtilmiþ, bu kapsamda 1 Ocak 2011 de mevduat sigorta tutarýnýn Ürdün Dinarýndan Ürdün Dinarýna ( USD) çýkarýldýðý ifade edilmiþtir. Ardýndan Afrika da Kenya, Nijerya, Tanzanya, Uganda, Sudan, Lesotho ve Zimbabve nin açýk mevduat sigorta sistemine sahip olduðu ancak Mozambik, Malavi ve Zambiya nýn ise mevduat sigorta sistemi kurmak için çalýþtýðý belirtilerek Afrika nýn krizinden minimum düzeyde etkilendiði, çoðu sahra altý Afrika ülkesinin bankacýlýk sisteminin de küresel krizde direncini ispat ettiði ifade edilmiþtir. Bununla birlikte banka batýþ riski, konsolide bankacýlýk sistemleri, Afrika genelinde bankacýlýk faaliyetinde bulunan bankacýlýk gruplarýnýn Sahra altý Afrikasý için sistemik olarak önemli hale gelmesi [Bu bankalardan birkaçý ve merkez ülkeleri: Ecobank (Togo), United Bank for Africa (Nijerya), The Bank of Africa (Mali) ve Banc ABC (Zimbabve)], etkin olmayan yasal çerçeve ve mevduat sigorta tutarýnýn düþük olmasý mevduat sigorta sistemleri açýsýndan kriz sonrasý Afrika daki zorluklar olarak gösterilmiþtir. Mevduat sigorta sistemlerinin zorluklarýnýn ülke tecrübeleriyle ele alýndýðý yedinci panelde Türkiye ve Ürdün tecrübeleri paylaþýlmýþtýr. Türkiye tecrübesinde, Mevduat Sigorta Sistemlerinin Zorluklarý: Türkiye Tecrübesi baþlýðý altýnda Kurumumuz, Türkiye deki mevduat sigortacýlýðý, çözümleme deneyimi, Ýmar Bankasý vakasý ve bu vakadan alýnan dersler hususunda bir sunum gerçekleþtirilmiþtir. Söz konusu sunumda Türkiye de hâlihazýrda mevduat sigortacýlýðýnda Çözümleme araçlarýnýn artýrýlmasýnýn, Çözümleme süreçlerine hazýrlýklý olmanýn, Sistemik öneme haiz kuruluþlarýn çözümlenmesinin, Risk esaslý prim tarifesinin gözden geçirilmesinin ve Ödeme süresinin kýsaltýlmasýnýn önem arz ettiði belirtilmiþtir. Ürdün tecrübesinde ise, þimdiye kadar Ürdün de finansal anlamda sofistike olmayan mudileri korunduðu, kýrsal kesimde mevduat sigortasý baðlamýnda kamuoyu farkýndalýðýnýn çok az olduðu, Ürdün de Ýslami bankalar içinde sigorta seçeneði bulunduðu halde hiçbir Ýslami bankanýn sisteme dahil olmadýðý, sadece yerel paranýn sigorta kapsamýnda olduðu, þimdiye kadar hiçbir bankanýn tasfiye edilmediði, bu kapsamda mudilere geri ödeme yapýlmadýðý, ve yine yukarýda belirtildiði gibi krizi sebebiyle Ürdün deki döviz fiyatlarýnda oluþan dalgalanmanýn genel ekonomi ve mevduat sigortacýlýðý üzerinde olumsuz etki yaptýðý, bu nedenle 1 Ocak 2011 de mevduat sigorta tutarýnýn Ürdün Dinarýndan Ürdün Dinarýna ( USD) çýkarýldýðý ifade edilmiþtir. Türkiye tecrübesinde, Mevduat Sigorta Sistemlerinin Zorluklarý: Türkiye Tecrübesi baþlýðý altýnda Kurumumuz, Türkiye deki mevduat sigortacýlýðý, çözümleme deneyimi, Ýmar Bankasý vakasý ve bu vakadan alýnan dersler hususunda bir sunum gerçekleþtirilmiþtir. 33

36 MAKALE REKABET ÜSTÜNLÜÐÜ AÇISINDAN VERÝMLÝLÝK VE ETKÝNLÝK KAVRAMLARININ AYRIÞTIRILMASI Verimlilik artýþýnýn saðlanmasý firmalara içinde bulunduklarý mikro ve makro organizasyonlarý kontrol etme ve bu kontrol gücünü de günden güne artýrma yetisi vermesinin yaný sýra sahip olduklarý kaynaklarýn doðru bir þekilde kullanýmlarýný saðlayarak performanslarýný da geliþtirmektedir. Yrd. Doç. Dr. Ferhat PEHLÝVANOÐLU Yalova Üniversitesi ÝÝBF, Ýktisat Bölümü. I. GÝRÝÞ Günümüzde rekabet gücünü artýrabilmek için baþta imalat sanayi olmak üzere tarým ve hizmetler sektörlerinde büyük oranda yeni düzenlemeler yapýlmaktadýr. Özellikle geliþme sürecindeki sektörlerinin hangi politikalarý izleyeceði çok önemli olup, söz konusu politikalar firmalarýn almasý gereken ilk karar niteliðindedir. Bu kararlarýn oluþturulmasýnda ise verimlilik deðiþimlerinin izlenmesi ve deðiþim nedenlerinin analiz edilmesi önemli bir konudur. Bu þekilde üretim etkinliðinin ve toplam faktör verimliliðindeki deðiþmelerin bilinmesi üretimde kullanýlan girdilerin izlenmesini ve kaynak tasarrufu saðlanmasýna imkan tanýmaktadýr. Performans ölçümü olarak kabul edilen verimlilik deðerleri hem sektörler arasý karþýlaþtýrma yapmayý hem de etkinliðin saðlanamadýðý sektörlere yönelik geliþtirilecek planlamalara yön vermeyi saðlamaktadýr. Verimlilik artýþýnýn saðlanmasý firmalara içinde bulunduklarý mikro ve makro organizasyonlarý kontrol etme ve bu kontrol gücünü de günden güne artýrma yetisi vermesinin yaný sýra sahip olduklarý kaynaklarýn doðru bir þekilde kullanýmlarýný saðlayarak performanslarýný da geliþtirmektedir. Firmalar için yüksek baþarý, dolayýsýyla daha yüksek üretim ve kar olgularý en nihayetinde verimlilik kavramý ile iliþkilendirilmektedir. Verimlilik; en basit þekilde üretim sonucu elde edilen çýktý ile bu çýktýyý üretmek için kullanýlan girdi arasýndaki iliþki olarak tanýmlanýr. Verimliliðin artmasý, belirli bir girdinin veya tüm girdilerin ortalama maliyetlerinin düþmesi anlamýný taþýmaktadýr. Hem firma açýsýndan hem de ülke ekonomisi açýsýndan verimliliðin düþük olmasý eldeki kaynaklarýn iyi kullanýlamadýðýný göstermektedir. Bu demektir ki eldeki kaynaklarýn belirli miktarlarý kullanýldýðýnda gerekli koþullar saðlanarak daha fazla ürün elde edebilecekken, yani teknik olarak böyle bir imkan varken bu durum saðlanamamakta ve daha az ürün elde edilebilmektedir. Ayrýca girdilerin iyi kullanýlmamasý nedeniyle üretilemeyen miktarlara þiddetle gereksinim varsa bunu üretebilmek için yeniden çeþitli girdileri kullanmak gerekeceðinden ekonomik anlamda bir kayýptan söz edilebilecektir. Verimlilik göstergeleri baþta emek, sermaye ve ekipman olarak deðerlendirilebilir. Günümüzde emek faktörünün eðitimli, becerili, iþe uygun oluþu önem kazanmaya baþlarken makine ve ekipmanýn ise biliþim teknolojileri tarafýndan sürekli olarak yenilenmiþ olmasý gerekmektedir. Firmalarýn yatýrýmlarýný bu geliþmelere göre yaptýðý bilinmektedir. Temel amaç firma içi verimliliði artýrarak küresel anlamda rekabeti yakalama düþüncesidir. Ayrýca firmalarýn doðrudan kontrol edebildiði içsel deðiþkenlerin yaný sýra devletin yaptýðý yasalar gibi dýþsal faktörler de verimliliði etkilemektedir. Firmalarýn genel amacý verimlilik artýþý ile katma deðer ortaya koyabilmek olduðu için ele alýnan karar verici birimlerin verimlilik açýsýndan nerede olduðunun bilinmesi yani ölçüm yapýlmasý gerekir. Bir üretim kolunda çýktýnýn sadece tek faktöre göre ölçülmesine kýsmi faktör verimliliði adý verilmektedir. Üretim sürecinde kullanýlan girdilerin nicelik ve nitelikleri deðiþtiði gibi girdiler dýþýnda kalan teknolojik geliþme, yeni organizasyon ve yönetim düzenlemeleri gibi diðer faktörler de üretim üzerinde etkili olmaktadýr. Kýsmi faktör verimliliði her ne kadar teorik olarak incelenen bir konu olsa da ekonomik hayatta bir üretim sürecinde girdi ve çýktý (ürün) çeþitliliði çok daha fazla rastlanan bir durumdur. Bu amaçla verimlilik ölçümlerinde geliþme saðlanmýþ, çok faktörlü ve toplam faktörlü verimlilik ölçümleri yaygýn olarak kullanýlmaya baþlanmýþtýr. Toplam faktör verimliliði (TFV) tek tek girdilerin aðýrlýklandýrýlmýþ ortalamasý olarak da tanýmlanmaktadýr. TFV, literatürü incelendiðinde TFV nin ölçülmesi ile ilgili çok sayýda yaklaþýmlar görülmektedir. Ýlk baþlardaki 34

37 MAKALE ölçüm yaklaþýmlarý temel alýndýðýnda parasal (mali) ve parasal olmayan (mali olamayan) yaklaþýmlar ayrýmý göze çarpmaktadýr. Mali yaklaþýmlar adýndan da anlaþýlacaðý gibi parasal olarak tanýmlanabilen girdi ve çýktý bileþimleriyle hesaplanmaktadýr. Dolayýsýyla verimlilik analizleri mali çýktýlarla iliþkilendirilmektedir. Mali yaklaþýmlara alternatif olarak ayrýca mali olmayan faktörlerle de verimlilik ölçülebilmektedir. Özellikle fiyatlardaki farklýlýklardan dolayý son yýllarda mali olmayan faktörler daha yoðun kullanýlmaya baþlanmýþtýr. Mali olmayan yaklaþýmlar parametrik (ekonometrik) modeller olarak bilinmektedir. Parametrik modeller üretim fonksiyonundaki girdiler ve çýktýlar arasýndaki iliþkilerin tam olarak belirlenemediðini varsaymaktadýr. Bu modeller, verimlilik deðiþmelerinin tahmin edilmesinde ölçme hatasýný açýklama üstünlüðüne sahip olurlar. Fakat bu tekniklerin en büyük dezavantajý yanlýþ bir üretim fonksiyonu tahmin etme ve sonuçta hata açýklama riskinin olmasýdýr. Deterministik modeller ise üretim fonksiyonunun tam bir tanýmýný ve dolayýsýyla parametre tahminlerini gerektirmemektedir. Bu nedenle parametrik olmayan yöntemler olarak da bilinen teknikler girdiler ve çýktýlar arasýnda deterministik bir iliþki olduðunu varsaymaktadýrlar. Yani deterministik modellerin ölçme hatalarýna daha duyarlý olduðu söylenebilir. Karar verici birimlerin etkinlikleri belirli bir zaman periyodunda deðerlendirilmek istenildiðinde kullanýlmasý gereken yöntem Malmquist verimlilik indeksi olmaktadýr. Uzaklýk fonksiyonundan yararlanýlarak hesaplanan Malmquist verimlilik indeksi, verimlilikteki deðiþimleri etkinlik deðiþimi ve teknik deðiþim olmak üzere iki ayrý bileþene göre inceler. Etkinlik deðiþimi karar birimlerinin etkin sýnýra yaklaþma sürecinin bir deðerlendirmesini verirken, teknik deðiþme etkin sýnýrýn zaman içindeki deðiþimini vermektedir. Malmquist toplam faktör verimlilik endeksi (MTFV) üretkenliðin zaman boyutundaki geliþimini ölçmek ve nedenlerini incelemek amacýyla kullanýlan bir yöntem olarak tanýmlanmaktadýr. Örneðin verimliliðin arttýðýný söyleyebilmek için MTFV deðerinin 1 den büyük deðerleri almasý yeterli olacaktýr. MTFV teknik etkinlikteki deðiþme ve teknolojideki deðiþmenin çarpýlmasýyla bulunmaktadýr. Teknik etkinlik ise saf teknik etkinlik (pür etkinlik) ve ölçek etkinliðinden oluþup bu iki deðerin çarpýlmasýyla bulunmaktadýr. Burada saf teknik etkinlik yönetsel etkinliði, ölçek etkinliði ise karar birimlerinin kendilerine uygun ölçekte çalýþýp çalýþmadýðýný sorgulamaktadýr. Teknolojideki deðiþme aracýlýðýyla ise ayný girdi ile üretilen çýktý miktarýndaki deðiþmenin yönü ortaya konulmuþ olmaktadýr. Malmquist indeksleri ile veri zarflama analizleri; ulaþým, hastane, eczane, eðitim kurumlarý, sigortacýlýk, bankacýlýk gibi birçok hizmet sektöründen imalat sanayi ve tarým sektörüne kadar sayýsýz alanda yaygýn olarak uygulanmaktadýr. Malmquist endeksinin bu kadar yaygýn kullanýmýnýn nedeni ortak teknolojiye göre her bir veri noktasýnýn uzaklýklarýnýn oranlarýný hesaplayarak farklý zamana ait iki veri noktasý arasýndaki toplam faktör verimliliðini ölçebilmesidir. Veri zarflama analizi genel yapýsý itibariyle benzer türden karar birimlerinin karar aþamasýna katkýlarýný baz almakta olup analize konu olan karar birimlerinin ayný hedefe yönelik benzer iþlevlere sahip olmasý, ayný koþullar altýnda çalýþmasý ve grupta yer alan tüm birimlerin verimliliklerini tanýmlayan faktörlerin, yoðunluk ve büyüklüklerindeki farklýlýklar hariç ayný olmalarý þartlarýný varsaymaktadýr. Yani veri zarflama analizinin kullanýlabilmesi için öncelikle benzer kararlarýn uygulandýðý ve benzer bir organizasyona sahip olan karar alma birimlerinin seçilmesi ilk aþamayý oluþturmaktadýr. Firmalarýn verimliliði artýrmalarýnýn yaný sýra etkin olarak çalýþmalarýný saðlamak da diðer önemli amaçlarý arasýnda sayýlmaktadýr. Bir firmanýn herhangi bir malý üretirken ne beþeri, ne parasal ne de fiziksel kaynaklarýn hiç israf edilmeden yani teknik açýdan fiziksel üretimin finansal açýdan ise karlýlýðýn olmasý mümkün en üst seviyeye yükseldiði durumda etkinlik optimum düzeyine eriþmiþ sayýlýr. Etkinlik ölçümünün en genel anlamda konusu, kaynaklarýn belirli bir zamanda ve biçimde kullanýmý ile gerçekleþen sonuçlarýn, hedeflenen ya da istenen sonuçlara göre deðerlendirilmesidir. Burada temel sorun, istenen sonuçlarla gerçekleþen sonuçlarýn örtüþmediði durumlarda etkinliðin boyutunun ölçülmesinden kaynaklanmaktadýr. Ayrýca etkinlik hedeflere ulaþma derecesini ve istenilen etki ile gerçekleþen etki arasýndaki iliþkiyi ifade ettiðinden; etkinlik konularý üzerinde durulurken çýktýlarla sonuçlar arasýnda ayrým yapýlmasý son derece önemlidir. Sonuçlarý ölçmek ve deðerlendirmek girdileri ölçmek ve deðerlendirmekten daha zordur. Etkinlik konusu aslýnda politikaya çok yakýn bir konu olup, denetçiler politikalarla deðil politika araçlarýnýn seçimi ve bunlarýn uygulanmasý ile ilgilidir. Etkinlik temel olarak istenilen çýktý (ürün) miktarýný, en az girdi miktarlarýyla elde Firmalarýn, verimliliði artýrmalarýnýn yaný sýra etkin olarak çalýþmalarýný saðlamak da diðer önemli amaçlarý arasýnda sayýlmaktadýr. Bir firmanýn herhangi bir malý üretirken ne beþeri, ne parasal ne de fiziksel kaynaklarýn hiç israf edilmeden yani teknik açýdan fiziksel üretimin finansal açýdan ise karlýlýðýn olmasý mümkün en üst seviyeye yükseldiði durumda etkinlik optimum düzeyine eriþmiþ sayýlýr. 35

38 MAKALE Hýzla globalleþen modern dünyanýn önemli kavramlarýndan birisi olan verimlilik günümüzde kalkýnmanýn ve kalkýnmýþ ülke veya toplum olmanýn en önemli ölçütlerinden biri olarak kabul edilmektedir. etme çabasýdýr. Baþka bir deðiþle herhangi bir faaliyetin mümkün olduðu kadar belirlenen hedeflere ulaþabilme derecesidir. Etkinlik bir ölçüt olarak kullanýldýðýnda firmalar temel amaçlarýndan sapmalarý daha kolay görebilmekte ve gerekli ayarlamalarý o ölçüde yapabilmektedirler. Verimlilik girdiler ve çýktýlarla ilgilenirken; etkinlik çýktýlar, sonuçlar ve bunlarýn etkileri ile ilgilenmektedir. Verimlilik üretim faktörlerinin ne kadar iyi kullanýldýðýný ölçerken, etkinlik amaçlarýn ne ölçüde gerçekleþtiðini belirlemektedir. II. VERÝMLÝLÝK KAVRAMI Hýzla globalleþen modern dünyanýn önemli kavramlarýndan birisi olan verimlilik günümüzde kalkýnmanýn ve kalkýnmýþ ülke veya toplum olmanýn en önemli ölçütlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Verimliliðin artmasý insanoðluna içinde yaþadýðý mikro ve makro organizasyonlarý kontrol etme ve bu kontrol gücünü de günden güne artýrma gücü vermektedir. Bu yüzden verimlilik bugüne kadar alýþýlmýþ olan birçok kalkýnma ölçütünden daha anlamlý bir ölçüt olarak iktisat teorisinde yerini almaktadýr 1. Verimlilik sahip olunan kaynaklarýn doðru bir þekilde kullanýlmasýný saðlamak, performans ve yararlýlýklarýný en üst düzeye çýkarmak için çok önemlidir. Verimliliðin birçok tanýmý yapýlmaktadýr. Her þeyden önce verimliliðin zihni bir tutum olduðu kabul edilmekte ve sürekli kalkýnmanýn bir mantalitesi olarak kabul edilmektedir. Bu mantalitenin felsefi bir açýlýmý olarak verimlilik, bugünkü iþlerin yarýndan daha az iyi yapýlmasýndan emin olunmaktýr. Yani yapýlan faaliyet ne kadar iyi olursa olsun bugünkü durumu daha da iyileþtirmek arzusudur. Verimlilik, ekonomik ve sosyal hayatýn deðiþen þartlara göre sürekli ayak uydurulmasýdýr, yeni teknik ve yöntemlerin uygulanmasýnda gösterilen sürekli çabalardýr 2. Verimlilik iþi daha az maliyetle yapmak, daha hýzlý yapmak daha kolay yapmak, daha iyi yönetmek ve doðru kararlar almak þeklinde de tanýmlanmaktadýr. Bu tanýma göre verimlilik için yararlanýlan en önemli parametre olarak teknoloji kabul edilmektedir. Özellikle günümüzde yazýlým, donaným, üretim ve internet teknolojileri yapýlan iþte öne geçmek için sürekli deðiþim içermektedir. Ancak bu deðiþime ayak uydurabilen firmalar baþarýyý yakalamaktadýr 3. Görüldüðü gibi firmalar için yüksek baþarý, dolayýsýyla daha yüksek üretim ve kar olgularý en nihayetinde verimlilik kavramý ile iliþkilendirilmektedir. Bu durum ülke çapýnda verimliliðin dikkate alýnmasý gereken önemli bir olgu olduðunu da ortaya koymaktadýr. Bu açýdan günümüzde verimlilik; ulusal düzeyde makro verimlilik, firma düzeyinde mikro verimlik ve firmalarýn daha alt düzeylerinde ise nano verimlilik olarak incelenmektedir 4. Nano verimlilik aslýnda iþ birimlerinin (en küçük birimlerin) verimliliði için kullanýlan kavramdýr. Bununla birlikte küçük birimlerden kastedilen bireysel verimlilik anlamýnda da deðildir. Çünkü bireysel düzeyde verimlilik genellikle verimlilik ölçümünün bir hedefi deðildir 5. Ulusal düzeyde ele alýnan makro verimlilik kavramý genellikle firmalarýn yüksek verimliliði ile iliþkilendirilip büyüme ve kalkýnmanýn dinamiði olarak kabul edilmektedir. Bunun yanýnda kaynak kullanýmý, üretim süreci ve ulaþýlan ekonomik getirilerde firmalarýn yüksek performans sergilemesi ise verimliliðin mikro boyutunu ortaya koymaktadýr. Hem makro hem de mikro perspektifte incelendiðinde verimlilik sadece üretim sürecinde ve öncesinde oluþmasý gereken bir olgu deðil, üretim sürecinden sonra da yeni pazarlarýn oluþturulmasý, kaynaklarýn tedarik edilmesi ve yeni stratejilerin geliþtirilmesi açýsýndan da çok yönlü iktisadi bir olgudur 6. Ayrýca mikro düzeyde firma ve makro düzeyde ülke ekonomisi açýsýndan verimlilik ve verimlilik artýþý da ayný þey deðildir. Firma için verimlilik kavramý kar ile iliþkili olduðu zaman bir anlam taþýr. Ülke ekonomisi açýsýndan verimlilikten söz edildiðinde ise üretilen katma deðer ön plana çýkar 7. Verimlilik (productivity) en basit þekilde üretim sonucu elde edilen çýktý ile bu çýktýyý üretmek için kullanýlan girdi arasýndaki iliþki olarak tanýmlanmaktadýr ve matematiksel olarak þu þekilde gösterilebilir 8 : 1 eriþim tarihi: Çiðdem Özsever, Tülay Gençoðlu ve Nihal Erginer, Ýþgücü Verimlilik Takibi Ýçin Sistem Tasarýmý ve Karar Destek Modelinin Geliþtirilmesi, Dumlupýnar Üniversitesi Fen Bilimleri Dergisi, Sayý: 18, Kütahya: Nisan 2009, s Atilla Karahan, Bilgi Liderliðinin Verimlilik Üzerine Etkisi: Saðlýk Sektöründe Bir Araþtýrma, Bilgi Dünyasý, Cilt: 10 Sayý: 1, Nisan 2009, s Sink Scott D. And Thomas Tattle Development of a Taxonomy of Productivity Measurement Theories, Defense Technical Information Center, Vol: 2 Year:1984, p Beverly E. Thomas and John P. Baron, Evaluating Knowledge Worker Productivity: Literature Review, US Army Corps of Engineers, DTIC, June 1994, p Fehim Bakýrcý, Üretimde Etkinlik ve Verimlik Ölçümü Veri Zarflama Analizi Teori ve Uygulama, Atlas Yayýnlarý, Ankara: 2006, s Hasan Gürak, Verimlilik ve MPM: Verim, Verimlilik ve Verimlilik Artýþý Hakkýnda, Milli Prodüktivite Yayýnlarý, s.4. 8 Aziz Kutlar ve Mahmut Kartal, Cumhuriyet Üniversitesinin Verimlilik Analizi: Fakülteler Düzeyinde Veri Zarflama Yöntemiyle Bir Uygulama, Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, (8) 2004/2, s

39 MAKALE Bu matematiksel eþitliðe göre bir firma kullandýðý üretim faktörleri bileþiminden önceki dönemlere göre daha fazla veya daha iyi ürün elde edebilmiþse verimliliði saðladýðý anlaþýlmaktadýr 9. Ayrýca bu taným bize verimliliðin göreceli bir kavram olmadýðýný da göstermektedir 10. Bu formülasyonda bahsedilen çýktýnýn girdiye olan oraný, dar anlamda verimlilik olarak adlandýrýlýrken; geniþ anlamda verimlilik tabiatta sýnýrlý olarak bulunan ve insan ihtiyaçlarýnýn tatmini için üretimde kullanýlan kaynaklarýn etkinliðinin ölçüsüdür 11. Bütün bu tanýmlarýnýn yaný sýra verimlilik esas olarak yapýlan faaliyetin girdi ve çýktýlarýnýn sayýsal olarak ölçülebildiði, örneðin maliyetlerin ve sonuçlarýn parasal olarak ifade edilebildiði durumlarda söz konusu olan bir kavramdýr. Buna göre firmanýn herhangi bir faaliyetinin verimli olabilmesi için þu üç unsurdan birini taþýmasý gerekir 12 :? Ayný miktarda girdi ile daha fazla miktarda çýktý saðlanmasý? Ayný miktarda çýktýnýn daha az miktarda girdi ile elde edilmesi? Çýktýnýn girdi artýþýndan daha yüksek düzeyde artýrýlmasý gerekir. Girdilerin çýktýya dönüþtürülme süreci olarak bilinen üretim faaliyetini en fazla belirleyen etmenler arasýnda teknoloji gelmektedir. Bunun yanýnda teknoloji ayný malýn daha az girdi kullanýlarak üretilmesini saðlayarak verimlilik üzerinde de önemli bir role sahiptir. M. Porter Uluslarýn Rekabet Üstünlüðü adlý eserinde rekabet edebilirlik kavramýný toplumun hayat standardýnýn yükseltilmesi çerçevesinde irdelemiþ ve kavramý prodüktiviteyi yükseltebilme becerisi olarak aþaðýdaki gibi tanýmlamýþtýr: Bir ulusun temel ekonomik hedefi yurttaþlarýna yüksek bir yaþam standardý saðlamak ve bunu daha da yükselterek sürdürmektir. Bunu baþarma yeteneði amorf bir kavram olan rekabet edebilirliðe deðil ulusal kaynaklarýn (sermaye ve emek) kullanýlmasýndaki prodüktiviteye baðlýdýr. Prodüktivite (verimlilik) birim iþ gücü ya da sermaye baþýna üretilen çýktý deðeridir. Bu ise hem ürünlerin kalite ve özelliklerine hem de üretimdeki verimliliðe baðlýdýr. Ulusal düzeyde rekabet edebilirlik konusunda anlamlý olan tek kavram ulusal prodüktivitedir. Porter verimlilik artýþýnýn sürdürülebilmesini, kendini sürekli olarak geliþtiren bir ekonomiye baðlamakta ve ürün kalitesinin artýrýlmasýnýn ve ürüne ek özellikler kazandýrýlmasýnýn önemini vurgulamakta, yani teknolojik yeniliklerle ürün teknolojisindeki geliþmelerin verimlilik üzerindeki etkisine iþaret etmektedir 13. Çýktýlarýn ve girdilerin miktarý veya kalitesindeki herhangi bir deðiþme veya çýktý elde etme sürecinde girdilerin kullaným prosedürü olarak da tanýmlanabilecek teknolojik deðiþme toplam faktör verimliliðini de etkileyen bir olgudur. Buna göre teknolojik deðiþme ölçülmedikçe toplam faktör verimliliði de ölçülmeyecektir 14. Serbest piyasanýn yaygýnlýk kazanmasý ile özellikle üretim ve rekabet artmýþ, verimliliðin önemi daha da belirginleþmiþtir. Kapitalist serbest piyasa ekonomisinin daha fazla kar elde etmek için benimsediði felsefi görüþü þu þekilde özetleyebiliriz 15 : Rekabet yeni buluþlarý teþvik eder, bu durum verimliliði artýrýr ve böylece fiyatlar düþer. Ýþ bölümü, uzmanlaþmaya neden olur ve böylelikle yine verimlilik artar ve fiyatlar düþer. Üretim birimi büyüdükçe iþ bölümü ve uzmanlaþma da artar ve daha fazla kar elde edilir. Sonuç olarak globalleþen dünyada yaþanan yüksek rekabet, bilgi teknolojilerinin yaygýnlaþmasý, firmalar açýsýndan günden güne daha da kýtlaþan kaynaklarýn hem daha verimli kullanýlmasýný zorunlu hale getirmiþ hem de verimliliðin nasýl saðlanacaðýnýn yolunu göstermiþtir. Bu durum firmalar açýsýndan yüksek performansý artýrma çabalarýna (ayný ürünü daha az faktörler üretmek veya ayný faktörle daha fazla ürün elde etmek) hýz kazandýrmýþtýr. Bu rasyonalite ile hareket eden firmalar verimlilik analizine ve ölçümüne büyük önem vermeye baþlamýþlardýr 16. Çýktýlarýn ve girdilerin miktarý veya kalitesindeki herhangi bir deðiþme veya çýktý elde etme sürecinde girdilerin kullaným prosedürü olarak da tanýmlanabilecek teknolojik deðiþme, toplam faktör verimliliðini etkileyen bir olgudur. 9 Zühal Akal, Ýþletmelerde Performans Ölçüm ve Denetimi: Çok Yönlü Performans Göstergeleri, Milli Prodüktivite Yayýnlarý No: 473, 6. Baský, Ankara: s Mehmet Emin Baysal ve Diðerleri, Türkiyede ki Devlet Üniversitelerinin 2004 Yýlý Performanslarýnýn, Veri Zarflama Analizi Yöntemiyle Belirlenip Buna Göre 2005 Yýlý Bütçe Tahsislerinin Yapýlmasý, Sakarya Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi, Cilt: 9, Sayý: 1, Sakarya: 2005, s Recep Kök ve Ertuðrul Deliktaþ, Endüstri Ýktisadýnda Verimlilik Ölçme ve Strateji Geliþtirme Teknikleri, Dokuz Eylül Üniversitesi ktisadi ve idari Bilimler Fakültesi Yayýnlarý, Yayýn Karar No: 25-8/1, Ýzmir: 2003, s Ahmet Arslan, Kamu Harcamalarýnda Verimlilik, Etkinlik ve Denetim,Maliye Dergisi, Sayý: 140, Mayýs-Aðustos : 2002, s M.E. Porter, The Competitive Advantage of Nations, The Macmillan Press Ltd., 1991 den aktaran Hacer Ansal, Ekonomik Geliþme de Teknolojinin Rolü, Teknoloji, Türk Mühendis ve Mimar Odalarý Birliði Yayýnlarý, Mayýs 2004, s Bakýrcý, a.g.e., s Mehmet Dikkaya ve Fatih Deniz, Ekonomik Küreselleþmenin Yol Açtýðý Problemler: Teorik Bir Bakýþ, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 2, Sayý: 3, Zonguldak: 2006, s Bakýrcý, a.g.e., s

40 MAKALE Verimlilik ölçümünde belirli bir ürün ya da çýktý elde etmek için istihdam edilen faktörler ile çýktý karþýlaþtýrýldýðýna göre çýktý ya onu üreten tek bir faktöre karþý ölçülebilir ya da onu üreten tüm faktörlere karþý ölçülebilir. Birbirinden farklý tanýmlarý verilen verimlilik kavramýnýn ölçülmesi firmalarýn öngörülerini oluþturmasý açýsýndan çok önemlidir. Basit olarak çýktýnýn girdiye bölünmesinden ibaret gibi gözüken verimlilik ölçümünün sanýldýðýndan daha karmaþýk boyutlarý vardýr. Verimlilik ölçümünü bir þekille aþaðýdaki gibi gösterebiliriz: Verimlilik Verimlilik Verimlilik Verimlilik Þekil 1. Verimlilik Çemberi Verimlilik çemberinden görüldüðü gibi, verimlilik ölçümü bir döngünün açýk bir parçasýdýr. Ölçüm dinamik bir süreçtir ve tekrarlanmasý gerekir. Firmanýn genel amacý verimlilik artýþý ile katma deðer ortaya koyabilmek ise önce ele alýnan birimin verimlilik açýsýndan nerede olduðunun bilinmesi yani ölçüm yapýlmasý gerekir. Durumun deðerlendirilmesinin ardýndan belli bir plan çerçevesinde hareket edilerek nihai amaca ulaþýlmaya çalýþýlýr 17. Çünkü günümüzde sanayileþmenin ve hýzlý refah artýþýnýn öncü gücü imalat sanayinde verimlilik olduðunu söylemek yanlýþ olmaz. Bu kapsamda verimlilik ölçmenin baþlýca amaçlarý þu þekilde sýralanabilir 18 :? Teknik deðiþimi izlemek: Teknoloji, kaynaklarý ekonomi için gerekli çýktýlara dönüþtürmede en son bilinen yollar olarak tanýmlanýr ve yeni ürünlerde ortaya çýkar. Bu durumda teknik deðiþimi izlemek önemli bir amaçtýr.? Gerçek maliyet tasarrufunu ortaya koymak: Verimlilik kapasite kullanýmý hakkýnda bilgi vererek firmalarýn ölçme uygulamalarýnda hatalarýný görmeyi saðlar. Bu kapsamda ele alýnan maliyet tasarrufunu bilmek firma için önemli bir avantajdýr.? Üretim süreçlerini karþýlaþtýrma: Firmalarda belirli bir üretim sürecinde verimlilik ölçülerinin karþýlaþtýrýlmasý etkinsizlikleri belirlemede faydalý olabilir. Bunun sonucunda firmalar arasý karþýlaþtýrma yapmak kolaylaþýr.? Hayat standartlarýný karþýlaþtýrma: Bir ekonomide kiþi baþý gelir önemli bir refah göstergesidir. Bu amaçla iþgücü baþýna verimliliði ölçmek toplumdaki hayat standardýný anlamak içinde önemlidir.? Ekonominin potansiyel çýktý düzeyini belirlemeye yarar.? Kaynaklarýn yönlendirilmesinde nesnel bilgiler saðlar.? Ücret ve nispi fiyatlarýn belirlenmesine yardýmcý olur.? Firmalarýn stratejik amaç belirlemesine yardýmcý olarak performans deðerlemelerini kolay yapmalarýný saðlamak. Verimlilik ölçümünde belirli bir ürün ya da çýktý elde etmek için istihdam edilen faktörler ile çýktý karþýlaþtýrýldýðýna göre çýktý ya onu üreten tek bir faktöre karþý ölçülebilir ya da onu üreten tüm faktörlere karþý ölçülebilir. Ýþte çýktýnýn sadece tek faktöre göre ölçülmesine kýsmi faktör verimliliði ya da tek faktör verimliliði adý verilmektedir 19. Kýsmi faktör verimlilik ölçütleri (iþgücü verimliliði ve sermaye verimliliði vb) ayrý ayrý ele alýndýðýnda toplam faktör verimliliði hakkýnda yanlýþ bilgiler verebilir. Bu amaçla toplam faktör verimliliðini ele almak ve ondaki deðiþmeyi ölçmeye çalýþmak daha tutarlý sonuçlar vermektedir. Çünkü toplam faktör verimliliðindeki deðiþme teknik etkinlikteki deðiþme ve teknolojik deðiþme olmak üzere iki kýsma ayrýlarak ölçülür 20. Günümüzde herhangi bir firmada ölçülecek verimliliðin; makine, iþgücü, hammadde, sermaye miktarý, teknoloji seviyesi, iþletmenin organizasyon yapýsý, firmanýn yeniliklere açýk olmasý, bilgi teknolojileri, yönetim anlayýþý gibi daha bir çok faktörden etkilendiði görüþü hakimdir. Bu yüzden verimliliði tek çýktý/girdi oraný gibi basit bir ölçü olarak algýlamak yanlýþ olacaktýr 21. Verimlilik artýþlarýnýn üretim potansiyeli üzerindeki etkileri düþünüldüðünde, ekonominin tüm etkinliðindeki deðiþimi doðru ve tam tahmin etmeyi saðlayacak araca duyulan ihtiyaç ortaya çýkmaktadýr. Ekonominin 17 Ýlknur Yavuz, Verimlilik ve Etkinlik Ölçümüne Yeni Yaklaþýmlar ve Ýllere Göre Ýmalat Sanayiinde Etkinlik Karþýlaþtýrmalarý, Milli Prodüktivite Merkezi Yayýnlarý,No: 667, Ankara: 2003, s Deniz Büyükkýlýç ve Ýlknur Yavuz, Ýmalat Sanayinde Toplam Faktör Verimliliði : Teknik Deðiþim, Teknik Etkinlik ( ), Milli Prodüktivite Yayýnlarý No: 685, Ankara: 2005, ss Kök ve Deliktaþ, a.g.e., s Ertuðrul Deliktaþ, Türkiye özel Sektör Ýmalat Sanayinde Etkinlik ve Toplam Faktör Verimliliði Analizi, ODTÜ Geliþme Dergisi, Cilt: 29, Sayý: 3-4, Ankara: 2002, s Joseph Prokopenko, Verimlilik Yönetimi Uygulamalý El Kitabý, Çev. Olcay Baykal, Nevda Atalay ve Erdemir Fidan, Milli Prodüktivite Merkezi Yayýnlarý No: 476, Ankara: 1992, s

41 MAKALE etkinliðindeki deðiþimin ortaya konmasý üretimde kullanýlan tüm girdilerdeki bileþik verimlilik deðiþmelerinin ölçülmesi ile mümkündür. Bu ölçüm toplam faktör verimliliði (TFV) olup, tek tek girdilerin aðýrlýklandýrýlmýþ ortalamasý olarak da tanýmlanmaktadýr 22. Bu kapsamda toplam faktör verimliliði en basit þekliyle þu þekildeki bir denklemle gösterilebilir 23 : Bu denklemdeki ai; i nin aðýrlýðýný, x ise i girdi faktörünün miktarýný göstermektedir. Buna göre toplam faktör verimliliði kullanýlan farklý girdi miktarlarýnýn aðýrlýklandýrýlmýþ bir bileþimiyle üretilmiþ çýktýnýn (Q) miktarýna oranýdýr. TFV genel olarak firmalarda belirli bir zaman aralýðýnda elde edilen çýktýlarýn (üretilen mal miktarý veya parasal deðeri) bunlarý elde etmek için kullanýlan girdilere oraný ile ifade edilir. Fakat birden çok malýn üretilmesi durumunda toplam çýktýyý ifade etmek mümkün olmadýðýndan sadece toplam faktör ekonomik verimliliði ölçülebilir. Örneðin belirli bir t zaman periyodunda toplam faktör verimlilik oraný þu þekilde ifade edilir: Burada ERt, t zaman periyodundaki toplam faktör ekonomik verimlilik oranýný; Rt, toplam satýþ gelirlerini; Lt, iþgücü kullaným giderlerini; Mt, malzeme ve enerji kullaným giderlerini; Yt, kapital (yatýrým, amortisman, faiz vb) giderlerini Dt ise diðer giderleri göstermektedir 24. Verimlilik genel bir kavram olarak üretimde kullanýlan girdilerin her birinin veya tümünün birden üretilen ürüne ne kadar katkýda bulunduklarý konusunda bilgi vermektedir. Belli miktarda mal üretmek için belirli miktarda girdi kullanýldýðýnda bu girdiler tek tek veya birlikte, sonucu (çýktýyý) ne ölçüde etkilemektedir? Sorunun yanýtýný hesaplanan oran yani verimlilik vermektedir. Aslýnda verimliliðin belirtilen sorunun yanýtý olabilmesi için onun uygun biçimde hesaplanabilmesi çok önemlidir. Verimliliðin artmasý, belirli bir girdinin veya tüm girdilerin ortalama maliyetlerinin düþmesi anlamýný taþýmaktadýr. Hem firma açýsýndan hem de ülke ekonomisi açýsýndan verimliliðin düþük olmasý eldeki kaynaklarýn iyi kullanýlamadýðýný göstermektedir. Bu demektir ki eldeki kaynaklarýn belirli miktarlarý kullanýldýðýnda gerekli koþullar saðlanarak daha fazla ürün elde edebilecekken, yani teknik olarak böyle bir imkan varken bu durum saðlanamamakta ve daha az ürün elde edilebilmektedir. Ayrýca girdilerin iyi kullanýlmamasý nedeniyle üretilemeyen miktarlara þiddetle gereksinim varsa bunu üretebilmek için yeniden çeþitli girdileri kullanmak gerekeceðinden ekonomik anlamda bir kayýptan söz edilebilecektir 25. Verimlilik analizlerinde karþýlaþýlan güçlükler; verimlilik ölçüm teknikleriyle, ölçümün yapýlacaðý alanla ve ölçümde kullanýlacak verilerle ilgili olabilmektedir. Ayrýca piyasa ortamýnda karar birimlerinin farklý amaçlarýnýn olmasý ve bu amaçlara uygun olarak farklý verimlilik ölçüm teknikleri kullanmalarý genel kabul görmüþ tek bir verimlilik ölçümünün oluþmasýný da engellemiþtir. Sonuçta genel olarak verimlilik ölçümünde karþýlaþýlabilecek güçlükler þu þekildedir 26 :? Üretimde girdi çýktý iliþkisi her zaman doðrusal olmayabileceði için verimliliðin uzun zamanda ölçülmesi gerekmektedir. Bu durumlarda gerekli zaman elde edilemezse yanlýþ sonuçlar ortaya çýkabilir.? Muhasebe uygulamalarýnda meydana gelebilecek deðiþiklikler verimlilik ölçümünü etkileyebilir.? Otomasyonun artmasý. Çýktý eski dönemlere oranla ölçülemeyecek derecede deðiþmiþ olabilir.? Verimliliðin firma içi performansý gösterdiði anlayýþý sonucu içerden gelen baskýlar doðru bir þekilde verimlilik ölçmeyi engelleyebilir. III. ETKÝNLÝK KAVRAMI Ýktisat teorisi seçim yapmak ve karar vermek durumunda olan birey ve firmanýn davranýþlarý ile ilgili temel bir varsayýma sahiptir. Þahsi rasyonellik veya ekonomik insan adýyla anýlan bu varsayýma göre bireyler kiþisel çýkarlarýna firmalar öznel karlarýna öncelik verir. Buna göre yapýlan her seçim veya alýnan her karar Verimlilik genel bir kavram olarak üretimde kullanýlan girdilerin her birinin veya tümünün birden üretilen ürüne ne kadar katkýda bulunduklarý konusunda bilgi vermektedir. Belli miktarda mal üretmek için belirli miktarda girdi kullanýldýðýnda bu girdiler tek tek veya birlikte, sonucu etkilemektedir. 22 Nýsfet Uzay, Verimlilik ve Büyüme, Nobel Yayýn Daðýtým, Ankara: Ekim 2005, s Bakýrcý, a.g.e., s Mehmet Uygun ve Yaþar Kasap ve Adnan Konuk, Tunçbilek Bölgesi Kömür Madenciliðinde Uygulanan Ýþletme Yöntemlerinin Verimlilik Analizi, Madencilik Dergisi, Cilt: 46, Sayý:1, Ocak 2007, s Iþýl Ünal, Verimliliðin Önemi ve Eðitim Ýle Ýliþkisi, Ankara Üniversitesi Eðitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, Cilt: 22, Sayý: 1-2., ss Bakýrcý, a.g.e., ss

42 MAKALE Teknolojik geliþmeler sonucunda daha önceleri temelde yer alan birçok problem hýzla aþýlmýþ ve son zamanlarda etkinlik ve verimlilik konularý ön plana çýkmaya baþlamýþtýr. sonucunda elde edilecek yararýn katlanýlan maliyetten yüksek olmasý amaçlanýr. Kaynaklarýn kýt, ihtiyaçlarýn sonsuz olduðu bu durumda rasyonel davranýþ firmalarý kar maksimizasyon amacýna yönlendirmektedir 27. Bir firmanýn herhangi bir X malýný üretirken ne beþeri, ne parasal ne de fiziksel kaynaklarýn hiç israf edilmeden yani teknik açýdan fiziksel üretimin finansal açýdan ise karlýlýðýn olmasý mümkün en üst seviyeye yükseldiði durumda etkinlik optimum düzeyine eriþmiþ sayýlýr 28. Buna göre iktisat biliminin ekonomik performansý geliþtirmek için geliþtirdiði çeþitli yöntemlerden birisi de etkinlik olarak bilinmektedir. Ýktisadi anlamda en az gayret ve maliyetle en fazla sonuç elde etme kapasitesi olarak da tanýmlanan etkinlik kavramýný teknik olarak ise þu þekilde gösterebiliriz: Bir firmanýn müþterilerinin talep ve ihtiyaçlarýný karþýlayacak ürünleri üretebilmesi ölçüsünde etkin olduðu söylenebilir. Yani etkinlik bir firmanýn amaçlarýný gerçekleþtirme derecesi olarak da tanýmlanabilir 29. Buna göre bir üretim biriminin (firmanýn) farklý zaman periyotlarýnda ve farklý ölçek büyüklüklerinde nasýl bir performans sergilediðini ölçmek için en önemli kriter etkinliktir. Etkinlikteki deðiþim ulusal ekonominin küresel teknolojik yenilikleri içselleþtirebilmesi ve faktör verimliliðine aktarabilmesinin bir göstergesidir 30. Bilindiði gibi ekonomiler için temel sorun kaynaklarýn kýt olmasýdýr. Bu nedenle makro anlamda bütün ülkeler mikro anlamda ise bütün firmalar mevcut kaynaklarýný doðru kullanmak istemektedirler. Çünkü üretim artýþý için faktör miktarlarýndaki artýþ yanýnda maliyetsiz büyümeyi saðlayan etkinlik artýþý gerçekten önem kazanmaktadýr 31. Teknolojik geliþmeler sonucunda daha önceleri temelde yer alan birçok problem hýzla aþýlmýþ ve son zamanlarda etkinlik ve verimlilik konularý ön plana çýkmaya baþlamýþtýr. Dünyada yaþanan rekabet, firmalarý kaynaklarý en etkin þekilde kullanmaya zorlamýþtýr. Bunu saðlamak için firmalarýn rekabet ettikleri sektör içinde performanslarýný göreceli olarak deðerlendirmeleri ve etkinlik sýnýrýnda yer almak için referans almalarý gereken firmalarý belirlemeleri gerekmeye baþlamýþtýr 32. Buna göre bir karar biriminden elde edilen sonuçlarla, istenilen sonuçlarýn çakýþmasý durumunda bu birimin etkin; çakýþmamasý durumunda da etkin olmadýðý söylenmektedir. Etkinlik ölçümünün en genel anlamda konusu, kaynaklarýn belirli bir zamanda ve biçimde kullanýmý ile gerçekleþen sonuçlarýn, hedeflenen ya da istenen sonuçlara göre deðerlendirilmesidir. Burada temel sorun, istenen sonuçlarla gerçekleþen sonuçlarýn örtüþmediði durumlarda etkinliðin boyutunun ölçülmesinden kaynaklanmaktadýr. Ayrýca etkinlik hedeflere ulaþma derecesini ve istenilen etki ile gerçekleþen etki arasýndaki iliþkiyi ifade ettiðinden; etkinlik konularý üzerinde durulurken çýktýlarla sonuçlar arasýnda ayrým yapýlmasý son derece önemlidir. Sonuçlarý ölçmek ve deðerlendirmek girdileri ölçmek ve deðerlendirmekten daha zordur. Günümüzde performans denetimi alanýnda elde edilen geliþmeler sonucunda incelenmesi ve ölçülmesi daha kolay olan verimlilik ve tutumluluk denetiminden, etkinlik denetimine doðru bir yöneliþin olduðu söylenmektedir. Etkinlik konusu aslýnda politikaya çok yakýn bir konu olup, denetçiler politikalarla deðil politika araçlarýnýn seçimi ve bunlarýn uygulanmasý ile ilgilidir 33. Günümüzde etkinliðin bu denli önemli olmasý firmalarýn etkinlik üzerine odaklanmalarýna ve etkinlik çeþitlendirmelerine gitmelerine yol açmaktadýr. Uzun dönemde büyümeden kaygý duyan firmalar geleneksel üretim alnýnda yatýrým yapmak yerine diðer iþ kollarýnda yatýrýma giderek etkinlik alanlarýný çeþitlendirmeye baþlamýþlardýr 34. Ýktisat teorisi içinde etkinlik kavramý aslýnda refah iktisadý içerisinde deðerlendirilmektedir. Bilindiði gibi refah iktisadýnda Pareto Etkinliði bir iktisadi 27 Mustafa Sakal, Kamu Ekonomisi Teorisinin Geliþmesinde Kamu Tercihi Teorisinin Geliþmesi, Dokuz Eylül Üniversitesi ÝÝBF Dergisi, Cilt: 11, Sayý: 1, Ýzmir: 1996, s Hasan Gürak, Teknolojik Verimlilik Artýþý: Uzun Dönem Büyüme, Sakarya: Þubat 2004, s Ömer Dinçer ve Yahya Fidan, Ýþletme Yönetimine Giriþ, Beta Yayýnlarý, Üçüncü Baský, Ýstanbul:1997,s Fehim Bakýrcý, Sektörel Bazda Bir Etkinlik Ölçümü: VZA Ýle Bir Analiz, Atatürk Üniversitesi Ýktisadi ve Ýdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt: 21, Sayý: 1, Erzurum: 2006, s Ensar Yeþilyurt, Denizli ve Çevresinin (Coðrafi-Sektörel) Karþýlaþtýrmalý Etkinlik Analizi, Ege Üniversitesi Working Paper No: 07/09, Ýzmir: Aralýk 2007, s Mine Kýllý ve Murat Atan, Etkinlik/Verimlilik Çalýþmalarýnda Kullanýlan Veri Zarflama Analizi Üzerine Karþýlaþtýrmalý Yaklaþýmlar, 4. Ýstatistik Kongresi, Ýstatistik Mezunlarý Derneði ve Türk Ýstatistik Derneði, Antalya: 2005, s Yasemin Keskin Benli, Ýstanbul Menkul Kýymet Borsasý Ýmalat Sanayi Ýçin Etkinlik ve Toplam Faktör Verimliliði Analizi, Seçkin Yayýnlarý, Ankara: 2006, ss Erdal Egemen, Rekabet Gücü, Ekonomik Etkinlik ve Ýþ Güvencesi, www. calisma.org, Sosyal Politika Çalýþma Ekonomisi endüstri Ýliþkileri Bilgi Portalý, Prof. Dr. Nusret Eken e Armaðan, s

43 MAKALE organizasyonun etkinliðinin deðerlendirilmesinde en çok kullanýlan kriterlerden biridir 35. Buna göre eldeki kaynaklarýn daðýtýmýnda, toplumda bir kimseyi daha kötü suruma düþürmeden ve en az bir kiþiyi daha iyi duruma getirmeden deðiþiklik yapýlmýyorsa bu daðýtýmýn Pareto etkin olduðu kabul edilmektedir 36. Ayrýca modern üretim teorisinde ise kýsa dönemli olarak ekonomideki mevcut kaynak stokunun ve üretim teknolojisinin sabit olduðu varsayýmýyla da statik etkinlikten söz edilmektedir. Bu anlayýþ daha sonralarý esnetilerek geniþletilmiþ; kaynak ve teknoloji deðiþimiyle dinamik etkinliðe ulaþýlmýþ olup etkinlik teorik olarak test edilebilir niteliðe bürünmüþtür. Örneðin sahip olunan kaynaklarýn yeniden daðýtýmý sonucu bulunan marjinal gelir ile marjinal maliyetler karþýlaþtýrýlarak ikisi arasýndaki denge incelenebilir. Eðer söz konusu deðiþkenler eþit deðillerse daðýlýmýn en iyi daðýlým olmadýðý ortaya çýkmaktadýr. Ekonomik etkinliðin saðlanabilmesi için firmalarýn tam rekabet þartlarýnda çalýþmýþ olmasý gerekir. Rekabet altýnda firmalar maliyetlerini piyasa fiyatlarý seviyesine indiremediklerinde piyasadan çekilmek zorunda kalacaklarýndan etkin çalýþmak bir gereklilik olmaktadýr. Piyasalardaki eksik rekabet þartlarýnda yani firmalarýn fiyatý kontrol edebildiði ve daha yüksek kar elde edebildiði durumlarda ise etkinlik saðlanamaz, saðlansa bile bu durum tamamen tesadüfidir. Bu durumda piyasalarýn çoðunun tam etkin sýnýrýn altýnda çalýþtýðýný göstermektedir 37. Günümüz üretim anlayýþýnda ekonomik, teknolojik ve sosyal deðiþimlerin etkisi, nüfusun giderek artmasý buna baðlý olarak da toplum ihtiyaçlarýnýn çeþitlilik kazanmasý yeni ve daha çok üretim zorunluluðunu ortaya çýkarmýþ mal ve hizmet üreten firma sayýsýný artýrmýþtýr. Böylece piyasada firmalar kendilerine pay kapmak ya da mevcut paylarýný artýrmak için yoðun bir rekabete girmiþler dolayýsýyla etkinlik kavramý önemini artýrmaya baþlamýþtýr. Örneðin firmalar daha çok kazanmak için bir maliyet unsuru olmasýna raðmen daha çok reklam yapmaya gitmektedirler 38. Bu açýdan bakýldýðýnda firmalarýn etkinlik seviyeleri ve etkinliklerini (ya da etkinsizliklerini) belirleyen faktörlerin bilinmesi günden güne önem kazanmaktadýr. SONUÇ Küreselleþmenin getirdiði etkilerle mal, hizmet ve sermaye hareketliliðinin artmasý sonucu ülkeler arasýnda yoðun bir rekabet yaþanmaya devam etmektedir. Ülkeler arasý ekonomik baðlýlýklarýn güçlenmesi ile hem firma bazýnda hem de ülke bazýnda rekabet gücü elde etme zorunluluðu ortaya çýkmýþtýr. Üretim sürecinde kullanýlan hammadde, enerji, teknoloji, iþgücü, sermaye, yakýt gibi her türlü girdi de ülke içinde yetersiz ise dýþ ülkelerden temin edilmektedir. Fakat kaynaklarýn son derece kýt olduðu ve alternatif tercihler arasýnda üretim kararý verilirken söz konusu kaynaklarýn çok iyi kullanýlmasý ve deðerlendirilmesi gerekmektedir. Tüketiciler, fayda maksimizasyonu gereðince en düþük fiyatlý ve en kaliteli mallarý tercih ederlerken, üreticiler de mallarý üretirlerken en düþük maliyetli üretim ve en yüksek karlý üretimi tercih ederler. Kaynaklarýn miktarlarýnýn çok kolay artýrýlamadýðý günümüz dünyasýnda rekabet gücü kazanmanýn en önemli gereklerinden birisi eldeki kaynaklarý etkin ve verimli bir þekilde kullanmaktan geçmektedir. Etkinlik bir üretim sürecinde mümkün olduðu kadar esas faaliyet amacýna ulaþmayý ifade etmektedir. Baþka bir ifade ile eldeki kaynaklarla üretilebilecek fiili çýktý ile kaynaklarýn tamamýnýn kullanýldýðýnda elde edilebilecek maksimum çýktý arasýndaki oraný ifade etmektedir. Verimlilik ise firmanýn sahip olduðu girdileri kullanma gücünü göstermektedir. Baþka bir ifade ile girdilerin çýktýya oraný olarak ifade edilmektedir. Rekabet gücü açýsýndan en az çaba ile en fazla çýktýyý saðlamak gerekmektedir. Bu durum ilk olarak etkinlik ve verimlilik artýþýnýn saðlanmasý ile ilgilidir. Bu yüzden etkinlik ve verimlilik çok yakýn kavramlar gibi gözükse de aralarýnda önemli bir farklýlýk olduðu unutulmamalýdýr. Genel ve yerleþmiþ bir ifade ile verimlilik yapýlan iþleri doðru yapmak olarak tanýmlanýrken, etkinlik doðru iþleri yapmak olarak tanýmlanýr. Verimlilik sonucunda çýktý en az maliyetle üretildiðine önemli bir rekabet gücü ortaya çýkacaktýr. Etkinlik ise üretim sürecinin istenen planlara ulaþmasýnýn bir göstergesi olduðuna göre fiili çýktýyý maksimum çýktýya yaklaþtýrma çabasý artýrýlabilirse rekabet gücü söz konusu firma ya da ülke için artacaktýr. Tüketiciler, fayda maksimizasyonu gereðince en düþük fiyatlý ve en kaliteli mallarý tercih ederlerken, üreticiler de mallarý üretirlerken en düþük maliyetli üretim ve en yüksek karlý üretimi tercih ederler. Kaynaklarýn miktarlarýnýn çok kolay artýrýlamadýðý günümüz dünyasýnda rekabet gücü kazanmanýn en önemli gereklerinden birisi eldeki kaynaklarý etkin ve verimli bir þekilde kullanmaktan geçmektedir. 35 Mehmet Cahit Güran ve Selçuk Cingi, Devletin ekonomik Müdahalelerinin Etkinliði, Akdeniz Üniversitesi ÝÝBF Dergisi, Sayý: 3, Yýl: 2002, s Erdal Egemen, Rekabet Gücü, Ekonomik Etkinlik ve Ýþ Güvencesi, www. calisma.org, Sosyal Politika Çalýþma Ekonomisi endüstri Ýliþkileri Bilgi Portalý, Prof. Dr. Nusret Eken e Armaðan, s Bakýrcý, Üretimde Etkinlik ve Verimlilik Ölçümü, Veri Zarflama Analizi: Teori ve Uygulama, a.g.e., ss Duygu Koçoðlu ve Selçuk Burak Haþýloðlu, Reklam Harcamalarýnýn Ýþletmelerin Etkinlik Seviyeleri Üzerindeki Etkisine Yönelik Bir Araþtýrma, Afyon Kocatepe Üniversitesi, ÝÝBF Dergisi, Cilt: 10, Sayý 1, Afyon: 2008, s

44 MAKALE Kaynakça Ahmet Arslan, Kamu Harcamalarýnda Verimlilik, Etkinlik ve Denetim, Maliye Dergisi, Sayý: 140, Mayýs-Aðustos : 2002, s.3. Atilla Karahan, Bilgi Liderliðinin Verimlilik Üzerine Etkisi: Saðlýk Sektöründe Bir Araþtýrma, Bilgi Dünyasý, Cilt: 10 Sayý: 1, Nisan 2009, s.65. Aziz Kutlar ve Mahmut Kartal, Cumhuriyet Üniversitesinin Verimlilik Analizi: Fakülteler Düzeyinde Veri Zarflama Yöntemiyle Bir Uygulama, Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, (8) 2004/2, s. 52. Bakýrcý, Üretimde Etkinlik ve Verimlilik Ölçümü, Veri Zarflama Analizi: Teori ve Uygulama, a.g.e., ss Beverly E. Thomas and John P. Baron, Evaluating Knowledge Worker Productivity: Literature Review, US Army Corps of Engineers, DTIC, June 1994, p.31. Çiðdem Özsever, Tülay Gençoðlu ve Nihal Erginer, Ýþgücü Verimlilik Takibi Ýçin Sistem Tasarýmý ve Karar Destek Modelinin Geliþtirilmesi, Dumlupýnar Üniversitesi Fen Bilimleri Dergisi, Sayý: 18, Kütahya: Nisan 2009, s.46. Deniz Büyükkýlýç ve Ýlknur Yavuz, Ýmalat Sanayinde Toplam Faktör Verimliliði : Teknik Deðiþim, Teknik Etkinlik ( ), Milli Prodüktivite Yayýnlarý No: 685, Ankara: 2005, ss Duygu Koçoðlu ve Selçuk Burak Haþýloðlu, Reklam Harcamalarýnýn Ýþletmelerin Etkinlik Seviyeleri Üzerindeki Etkisine Yönelik Bir Araþtýrma, Afyon Kocatepe Üniversitesi, ÝÝBF Dergisi, Cilt: 10, Sayý 1, Afyon: 2008, s.40. Ensar Yeþilyurt, Denizli ve Çevresinin (Coðrafi-Sektörel) Karþýlaþtýrmalý Etkinlik Analizi, Ege Üniversitesi Working Paper No: 07/09, Ýzmir: Aralýk 2007, s.1. Erdal Egemen, Rekabet Gücü, Ekonomik Etkinlik ve Ýþ Güvencesi, www. calisma.org, Sosyal Politika Çalýþma Ekonomisi endüstri Ýliþkileri Bilgi Portalý, Prof. Dr. Nusret Eken e Armaðan, s.645. Ertuðrul Deliktaþ, Türkiye özel Sektör Ýmalat Sanayinde Etkinlik ve Toplam Faktör Verimliliði Analizi, ODTÜ Geliþme Dergisi, Cilt: 29, Sayý: 3-4, Ankara: 2002, s.248. Fehim Bakýrcý, Üretimde Etkinlik ve Verimlik Ölçümü Veri Zarflama Analizi Teori ve Uygulama, Atlas Yayýnlarý, Ankara: 2006, s. 39. Fehim Bakýrcý, Sektörel Bazda Bir Etkinlik Ölçümü: VZA Ýle Bir Analiz, Atatürk Üniversitesi Ýktisadi ve Ýdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt: 21, Sayý: 1, Erzurum: 2006, s Hasan Gürak, Teknolojik Verimlilik Artýþý: Uzun Dönem Büyüme, Sakarya: Þubat 2004, s.14. Hasan Gürak, Verimlilik ve MPM: Verim, Verimlilik ve Verimlilik Artýþý Hakkýnda, Milli Prodüktivite Yayýnlarý, s.4. eriþim tarihi: Iþýl Ünal, Verimliliðin Önemi ve Eðitim Ýle Ýliþkisi, Ankara Üniversitesi Eðitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, Cilt: 22, Sayý: 1-2., ss Ýlknur Yavuz, Verimlilik ve Etkinlik Ölçümüne Yeni Yaklaþýmlar ve Ýllere Göre Ýmalat Sanayiinde Etkinlik Karþýlaþtýrmalarý, Milli Prodüktivite Merkezi Yayýnlarý,No: 667, Ankara: 2003, s.14. Joseph Prokopenko, Verimlilik Yönetimi Uygulamalý El Kitabý, Çev. Olcay Baykal, Nevda Atalay ve Erdemir Fidan, Milli Prodüktivite Merkezi Yayýnlarý No: 476, Ankara: 1992, s.20. M.E. Porter, The Competitive Advantage of Nations, The Macmillan Press Ltd., 1991 den aktaran Hacer Ansal, Ekonomik Geliþme de Teknolojinin Rolü, Teknoloji, Türk Mühendis ve Mimar Odalarý Birliði Yayýnlarý, Mayýs 2004, s.51. Mehmet Cahit Güran ve Selçuk Cingi, Devletin ekonomik Müdahalelerinin Etkinliði, Akdeniz Üniversitesi ÝÝBF Dergisi, Sayý: 3, Yýl: 2002, s.58. Mehmet Dikkaya ve Fatih Deniz, Ekonomik Küreselleþmenin Yol Açtýðý Problemler: Teorik Bir Bakýþ, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 2, Sayý: 3, Zonguldak: 2006, s.164. Mehmet Emin Baysal ve Diðerleri, Türkiyede ki Devlet Üniversitelerinin 2004 Yýlý Performanslarýnýn, Veri Zarflama Analizi Yöntemiyle Belirlenip Buna Göre 2005 Yýlý Bütçe Tahsislerinin Yapýlmasý, Sakarya Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi, Cilt: 9, Sayý: 1, Sakarya: 2005, s.68. Mehmet Uygun ve Yaþar Kasap ve Adnan Konuk, Tunçbilek Bölgesi Kömür Madenciliðinde Uygulanan Ýþletme Yöntemlerinin Verimlilik Analizi, Madencilik Dergisi, Cilt: 46, Sayý:1, Ocak 2007, s.26. Mine Kýllý ve Murat Atan, Etkinlik/Verimlilik Çalýþmalarýnda Kullanýlan Veri Zarflama Analizi Üzerine Karþýlaþtýrmalý Yaklaþýmlar, 4. Ýstatistik Kongresi, Ýstatistik Mezunlarý Derneði ve Türk Ýstatistik Derneði, Antalya: 2005, s.1. Mustafa Sakal, Kamu Ekonomisi Teorisinin Geliþmesinde Kamu Tercihi Teorisinin Geliþmesi, Dokuz Eylül Üniversitesi ÝÝBF Dergisi, Cilt: 11, Sayý: 1, Ýzmir: 1996, s.7. Nýsfet Uzay, Verimlilik ve Büyüme, Nobel Yayýn Daðýtým, Ankara: Ekim 2005,s.18. Ömer Dinçer ve Yahya Fidan, Ýþletme Yönetimine Giriþ, Beta Yayýnlarý, Üçüncü Baský, Ýstanbul:1997,s. 54. Recep Kök ve Ertuðrul Deliktaþ, Endüstri Ýktisadýnda Verimlilik Ölçme ve Strateji Geliþtirme Teknikleri, Dokuz Eylül Üniversitesi Ýktisadi ve idari Bilimler Fakültesi Yayýnlarý, Yayýn Karar No: 25-8/1, Ýzmir: 2003, s.33. Sink Scott D. And Thomas Tattle Development of a Taxonomy of Productivity Measurement Theories, Defense Technical Information Center, Vol: 2 Year:1984, p Yasemin Keskin Benli, Ýstanbul Menkul Kýymet Borsasý Ýmalat Sanayi Ýçin Etkinlik ve Toplam Faktör Verimliliði Analizi, Seçkin Yayýnlarý, Ankara: 2006, ss Zühal Akal, Ýþletmelerde Performans Ölçüm ve Denetimi: Çok Yönlü Performans Göstergeleri, Milli Prodüktivite Yayýnlarý No: 473, 6. Baský, Ankara: s

45 ARAÞTIRMA ICSID TAHKÝMÝ - I ICSID tahkimi, devletlerle diðer devlet vatandaþlarý arasýndaki uluslararasý yatýrým uyuþmazlýklarýnýn hakemler tarafýndan çözümlenmesini öngören özel bir kurumsal tahkim yoludur. ICSID tahkimi, Konvansiyonla kurulan Merkez tarafýndan idare edilmektedir. Merkez doðrudan hakemlik yapmayýp, sadece tahkim prosedürünü yönetmekte; uyuþmazlýklarýn çözümüne nezaret etmekte, bu konuda teknik ve idari kolaylýklar saðlamaktadýr. Giriþ: Geliþmekte olan ülkelerin en büyük sorunlarýndan biri, tasarruflarýn ve altyapýnýn yetersiz olmasýdýr. Genellikle doðal kaynaklar bakýmýndan zengin olan bu ülkelerin, ekonomik büyüme ve milli gelirin arttýrýlmasý için gerekli altyapý yatýrýmlarýný yapabilmeleri, dýþarýdan yabancý yatýrým ve sermaye çekebilmelerine baðlýdýr. Özellikle 1960 lý yýllardan sonra hýzlanan ekonomik liberaleþme ve entegrasyon, bu ülkeler için önemli fýrsatlar doðurmuþtur. Buna mukabil, risk alma iþtahý artan yatýrýmcýlar, yatýrýmlarýný dünyanýn çeþitli bölgelerine aktarmaya baþlamýþlardýr. Ancak bu süreçte, geliþmekte olan ülkelerdeki siyasi ve ekonomik riskler, yatýrýmcýlarýn daha dikkatli olmalarýna ve bu riskleri bertaraf edecek önlemler aramalarýna neden olmuþtur. Yatýrýmcýlarýn bu arayýþlarý, Dünya Bankasý gibi küresel ekonomik kalkýnmaya yardýmcý olmak amacýyla kurulmuþ kurumlarý da harekete geçirmiþ ve bu kurumlar, yatýrýmcýlarla devletlerin çatýþan menfaatlerini dengeleyecek mekanizamalarýn oluþturulmasý yönünde giriþimlere baþlamýþlardýr. Her iki tarafýn menfaatinin dengelenmesi yatýrýmcýnýn yatýrým yapmakla amaçladýðý ekonomik deðere, ev sahibi ülkenin yatýrýma olanak saðlamakla amaçladýðý ekonomik ve sosyal hedeflerine ulaþmasý yönünde baðýmsýz adil çabuk ve etkili bir hukuksal sistemi de gerekli kýlmýþtýr. Bu sistem yatýrýmcýnýn istikrarlý ve öngörülebilir çözüm mekanizmasý talebini karþýlayacak ve yatýrýmcýnýn karþýlaþmasý muhtemel riskleri bertaraf edecektir. Sonuçta Dünya Bankasý, ekonomik geliþim için, uluslararasý iþbirliði ihtiyacýnýn ve uluslararasý özel yatýrýmlarýn rolünü göz önüne alarak, bu gibi yatýrýmlarla iliþkili olarak akit devletler ile diðer akit devletlerin vatandaþlarý arasýndaki uyuþmazlýklarýn uluslararasý metodlarla çözümü yönünde taraflarýn bu tip anlaþmazlýklarý uluslararasý uzlaþtýrma ve hakemliðe sunmalarý ve böylelikle uluslararasý yatýrým uyuþmazlýklarýnýn belli bir düzen içerisinde çözümü amacýyla 1965 yýlýnda bir sözleþme ile Uluslararasý Yatýrým Uyuþmazlýklarýnýn Çözümü Merkezi (ICSID/Merkez)'ni kurarak, bu merkez aracýlýðý ile yatýrým uyuþmazlýklarýnda bir uzlaþtýrma ve tahkim sistemini uygulamaya koymuþtur. 14 Ekim 1966 tarihinde yürürlüðe giren ve ICSID Sözleþmesi olarak anýlan bu sözleþmenin tam adý "Devletler ve Diðer Devletlerin Vatandaþlarý Arasýnda Yatýrým Uyuþmazlýklarýnýn Çözümü Hakkýnda Sözleþme (Konvansiyon)"dir. Türkiye, 1988 yýlýnda ICSID Sözleþmesini onaylayarak iç hukukunun bir parçasý haline getirmiþtir. Mayýs 2009 itibariyle Konvansiyon 155 devlet tarafýndan imzalanmýþtýr ve halen 143 ülkede yürürlükte bulunmaktadýr 1. Konvansiyon uyuþmazlýklarýn çözümlenmesi için iki yöntem öngörmüþ olup; bunlar Arabuluculuk (Conciliation) ve Tahkimdir (Arbitration). Ancak inceleme konumuz kapsamýnda bulunmadýðýndan çalýþmamýzda arabuluculuk yöntemine deðinilmeyecek ve Konvansiyon hükümleri sadece ICSID tahkimi açýsýndan ele alýnacaktýr. 1. Genel Olarak ICSID Tahkimi ICSID tahkimi, devletlerle diðer devlet vatandaþlarý arasýndaki uluslararasý yatýrým uyuþmazlýklarýnýn hakemler tarafýndan çözümlenmesini öngören özel bir kurumsal tahkim yoludur. ICSID tahkimi, Konvansiyonla kurulan Merkez tarafýndan idare edilmektedir. Merkez doðrudan hakemlik yapmayýp, sadece tahkim prosedürünü yönetmekte; uyuþmazlýklarýn çözümüne nezaret etmekte, 1 Baþar BAÞARIR Grup Koordinatörü Ýþtirakler ve Gayrimenkuller Daire Baþkanlýðý 43

46 ARAÞTIRMA ICSID TAHKÝMÝ yatýrýmcý ile ev sahibi ülkenin menfaatleri arasýnda bir denge kurulacak þekilde düzenlenmiþtir. Bununla, taraflara tahkime baþvuru, hakemlerin seçimi, karara karþý müracaat yollarý, kararýn tenfiz ve icrasýnda eþit mücadele hakký tanýnmýþ bir taraf diðerine üstün tutulmamýþtýr. Bu nedenle tahkimin temel özelliði olan hakem heyetinin taraflarýn iradeleri doðrultusunda belirlenmesi hususunda diðer tahkim sistemleri ile benzerlik gösterse de, ICSID tahkimi diðer tahkim sistem ve uygulamalarýndan farklýlýk gösterir. bu konuda teknik ve idari kolaylýklar saðlamaktadýr 2. ICSID TAHKÝMÝ yatýrýmcý ile ev sahibi ülkenin menfaatleri arasýnda bir denge kurulacak þekilde düzenlenmiþtir 3. Bununla, taraflara tahkime baþvuru, hakemlerin seçimi, karara karþý müracaat yollarý, kararýn tenfiz ve icrasýnda eþit mücadele hakký tanýnmýþ bir taraf diðerine üstün tutulmamýþtýr. Bu nedenle tahkimin temel özelliði olan hakem heyetinin taraflarýn iradeleri doðrultusunda belirlenmesi hususunda diðer tahkim sistemleri ile benzerlik gösterse de, ICSID tahkimi diðer tahkim sistem ve uygulamalarýndan farklýlýk gösterir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, taraflarýn karþýlýklý rýza ile baþvurularý üzerine uygulanma imkaný bulan 4 bir ihtilaf çözme sistemi kabul edilmiþ olmakla birlikte, Konvansiyonla, konusu ve taraflarý itibariyle sýnýrlý bir tahkim öngörülmüþ, ICSID tahkimi sadece Konvansiyonun tarafý devletler ile uyuþmazlýkla ilgili yazýlý rýzalarýný Genel Sekreterliðe sunmuþ diðer taraf devlet vatandaþlarý arasýnda yatýrýmdan kaynaklanan hukuki uyuþmazlýklara inhisar ettirilmiþtir. Bu açýdan ICSID tahkimine baþvurulabilmesi için (1) Konvansiyon a taraf bir devlet (ya da onlarý oluþturan alt birimler ya da ülke tarafýndan merkeze atanmýþ temsilciler) ile yine Konvansiyon a taraf diðer bir devletin vatandaþý 5 arasýnda bir hukuki uyuþmazlýk mevcut olmasý 6 (2) bu uyuþmazlýðýn yatýrým iliþkisinden doðmuþ olmasý 7 ve (3) taraflarýnýn yatýrým uyuþmazlýðýný ICSID tahkimine götürme konusunda rýzalarýný ortaya koymuþ olmalarý gerekmektedir 8. Taraflar ICSID Tahkimini seçme konusunda iradelerini (rýzalarýný) ortaya koyduklarý andan itibaren tek taraflý olarak bu tahkim yolundan vazgeçme imkaný da sona ermektedir (Konvansiyon m. 25/1). ICSID tahkimi açýsýndan diðer bir ayýrýcý özellik, ICSID tahkiminin, iç hukuk kurallarýndan tamamen baðýmsýz ve kendini yönetebilen bir sistemi olmasýdýr. ICSID Konvansiyonuyla, verilen hakem kararýna uymayý gerektiren baðlayýcý bir anlaþma tesis edilmiþtir (Konvansiyon m. 53 ve 54). ICSID tahkimi sonucu verilen hakem kararlarý, uyumazlýðýn tarafý olsun ya da olmasýn icrasý istenilen Konvansiyon a taraf ülkelerin mahkemeleri tarafýndan kesin hüküm olarak tanýna cak ve uygulanacaktýr. Bu durum milletlerarasý ticari tahkimin hakem veya hakemler tarafýndan verilen kararlarýn ulusal yargý yerlerince gözden geçirilmesi ve tanýma ve tenfiz için uluslararasý sözleþme hükümlerinin nazara alýnmasý genel özelliðinden farklýlýk göstermektedir. ICSID hakem kararlarýnýn Konvansiyona taraf ülkelerde doðrudan icra edilebilirliði, baþka bir deyiþle söz konusu kararýn uygulanmasýný durduracak bir mekanizma öngörülmemiþ olmasý, bu kararlar aleyhine müracaat hakkýnýn olmadýðý anlamýna gelmemektedir. ICSID tahkimi sistemi içerisinde Konvansiyon da belirtilen þartlarýn varlýðý halinde taraflarca hakem kararlarýnýn yorumunun, düzeltilmesinin ve iptalinin talep edilebileceði Konvansiyon un 2 Kural olarak davayý karara baðlayacak olan hakemler taraflarca seçilmekte ve baþ hakem de taraflarca seçilen hakemlerce belirlenmektedir. Merkez, sadece herhangi bir tarafýn hakemini seçmemesi veya taraflarca seçilen hakemlerin baþ hakemin seçiminde anlaþma saðlayamamalarý durumunda hakem mahkemesinin teþkiline müdahil olmaktadýr. Cemal Þanlý, Uluslararasý Ticari Akitlerin Hazýrlanmasý ve Uyuþmazlýklarýn Çözüm Yollarý, 3. bs., Ýstanbul, Beta, 2005, s ICSID, ihtilâf çözümünde önemli bir özellik de þudur: ICSID'm kendisi arabulucu (conciliator) veya hakem olarak hareket etmez. Fakat taraflara hakemlerini veya arabulucularýný belirleme imkânýný saðlayan özel nitelikli kiþilerden oluþan panellere sahiptir. Ergin Nomer, Nuray Ekþi, Günseli Öztekin Gelgel, Milletlerarasý Tahkim Hukuku, C.I, 3. bs., Ýstanbul, Beta, 2008, s Nomer, Ekþi, Öztekin Gelgel, a.g.e., s Taraflarýn rýzasý Merkezin yetkisini tesiste temel esastýr. Nomer, Ekþi, Öztekin Gelgel, a.g.e., s Konvansiyon a taraf diðer bir devletin vatandaþý koþulu Konvansiyon un 25/2-a ve b maddesinde vatandaþýn gerçek ve tüzel kiþi olmasý ayrýmý gözetilerek düzenlenmiþtir. Buna göre, gerçek kiþiler açýsýndan yatýrýmcýnýn ev sahibi devlet vatandaþý olmamasý koþuþuyla Konvansiyon a taraf bir devlet vatandaþý olmasý gereklidir. Tüzel kiþiler açýsýndan da temel olarak gerçek kiþilerle ayný koþul aranýr. Bununla birlikte, ayný zamanda evsahibi devletin vatandaþlýðýný taþýyan tüzel kiþinin, yatýrým sözleþmesinde "yabancý muamelesine tâbi tutulacaðý" kararlaþtýrýlmasý halinde "yabancý kontrolü" sebebiyle ICSID'e baþvurabileceði kabul edilmiþtir. Bkz. Þanlý, a.g.e., s. 417; Nomer, Ekþi, ÖZTEKÝN Gelgel, a.g.e., s ; Sözleþmeye (Konvansiyona) taraf ülkede yerleþik olsa dahi ICSID e taraf olmayan bir devletin vatandaþýnýn, ICSID tahkimine baþvurmasý mümkün deðildir. Ziya Akýncý, Milletlerarasý Tahkim, 2. bs., Ankara, Seçkin, 2007, s Konvansiyonun baþlangýç bölümünde...ve herhangi bir hakem kararma uymayý gerektiren baðlayýcý bir anlaþmayý tesis eden bu gibi kolaylýklar yoluyla bu tip anlaþmazlýklarýn uzlaþtýrma ve hakemliðe sunulmasý için taraflarýn karþýlýklý mutabakatý gereðini kabul ederek ve bu sözleþmeyi onaylamýþ teyid etmiþ ya da kabul etmiþ olduðu gerçeðine raðmen, kendi rýzasý olmaksýzýn herhangi bir anlaþmazlýðý uzlaþtýrma ve hakemliðe sunma yükümlülüðünde olmadýðý ifadeleri ile, (Taraf) devletin, Konvansiyon u onaylamýþ olmasýnýn devlet açýsýndan ihtilâfýn Merkez de görülmesi yükümlülüðünü doðurmadýðý, vurgulanmýþtýr. Bu açýdan onay devlet için bir borç doðurmaz, ICSID tahkim mekanizmasýnýn kullanýlmasý isteðini bir ifade eder. Nomer, Ekþi, Öztekin Gelgel, a.g.e., s Konvansiyonda yatýrým uyuþmazlýðý tanýmlanmamýþtýr. Eksiklik, yatýrým uyuþmazlýklarýndan neyin kastedildiðini açýkça hükme baðlayan sonraki tarihli ikili anlaþmalar esas alýnarak, giderilebilir. Þanlý,, a.g.e., s. 418; Taným yapýlmamýþ olmasýna raðmen, yatýrým, hem geleneksel yatýrým þekli olan ser-maye katýlýmý (capital contributions) hem de hizmet akitleri (service contracts) ve teknoloji transferleri de dahil olmak üzere yeni yatýrým þekillerini kapsamaktadýr.... Konvansiyon'da yer alan yatýrým kavramý devletler ile yatýrýmcýlar arasýndaki en geniþ þekli ile bütün yatýrým iliþkilerini kapsayacak biçimde geniþ yorumlanmalýdýr. Nomer, Ekþi, Öztekin Gelgel, a.g.e., s. 113; Belirtmek gerekir ki ev sahibi ülke ile kalýcý bir ekonomik bað kurmayan iliþkiler Sözleþme (Konvansiyon) açýsýndan yatýrým olarak deðerlendirilmemektedir. Akýncý, a.g.e., s ICSID tahkimini diðer tahkimlerden ayýran iki özellik vardýr. Bunlardan birincisi, davacý yatýrýmcýyla ev sahibi devlet arasýnda akdedilmiþ bir yatýrým anlaþmasý olmasa dahi tahkime baþvurmanýn mümkün olmasýdýr. Zira burada tahkim iradesi esasýnda milletlerarasý hukuktan kaynaklanmaktadýr; Akýncý, a.g.e., s. 47; Merkezin yargý yetkisini saðlayan rýza, (1) ICSID Konvansiyonuna göre davacýnýn Merkez Sekreterliðine yaptýðý tahkim baþvurusunun davalý tarafýndan alýnmasý üzerine, davalýnýn açýk veya zýmni rýzasýný açýklamasý suretiyle, (2) Ev sahibi devletle yatýrýmcýnýn mensup olduðu ülke arasýndaki iki taraflý yatýrýmlarýn teþviki ve korunmasý anlaþmasý ile, (3) Ev sahibi devlet veya devlet birimi ile yabancý yatýrýmcý arasýnda aktedilen yatýrým sözleþmesi ile, veya (4) Ev sahibi devletin hukukundaki yatýrým uyuþmazlýklarýnýn ICSID'e götürülmesine izin veren kanun hükümleri ile ortaya konabilir. Þanlý, a.g.e., s. 415; Rýzanýn ortaya konulmasý ile ilgili olarak ayrýca bkz. Antonio R. Parra, The Role of ICSID in the Settlement of Investment Disputes, News from ICSID, vol. 16, No 1, s

47 ARAÞTIRMA maddeleri ile kabul edilmiþ ve düzenlenmiþtir. Çalýþmamýzýn konusunu, ICSID tahkim sisteminde hakem heyetince verilen kararýn taraflarca iptalinin talep edilmesinin, anýlan kararýn icra edilmesine etkileri teþkil etmektedir. Çalýþmamýz konusundaki inceleme ve deðerlendirmelerimizden önce incelememizde deðineceðimiz ICSID hakem kararlarý, kararýn sonuçlarý (baðlayýcýlýðý, tenfizi ve icrasý) ve karara karþý gidilebilecek müracaat yollarý, konumuzla iliþkili olduðu yanlarýyla ele alýnacak ve incelenecektir. 2. ICSID Tahkiminde Hakem Kararý Hakem kararý Konvansiyonun Karar kenar baþlýklý 48. maddesinde ve Tahkim Kurallarýnýn maddesinde düzenlenmiþtir. Tahkim Kurallarýnýn 47. maddesi kararýn þekli ve içeriði açýsýndan ayrýntýlý hükümler içermektedir. Buna göre; hakem kararlarý yazýlý olmalý ve (a) taraflarýn tam ve açýk kimliðini, (b) hakem heyetinin Konvansiyon hükümleri çerçevesinde oluþtuðuna ve oluþumuna iliþkin açýklamayý, (c) hakem heyeti üyelerinin her birinin ad ve soyadýný ve yine her birini atayanlarýn bilgisini, (d) taraflarýn danýþman, temsilci ve avukatlarýnýn ad ve soyadlarýný, (e) heyetin oturum tarih ve yerlerini, (f) yargýlamanýn özetini, (g) heyetçe tespit edilen vakýalarý, (h) taraflarýn sunumlarýný, (i) sunulan her sorun hakkýnda verilen kararlarý ve bunlarýn dayandýðý gerekçeleri, (j) yargýlama giderlerine iliþkin verilen bütün kararlarý içermelidir. Karar oylamaya katýlan tüm heyet üyelerince, imzaladýklarý tarihi içerecek biçimde, imzalanmalýdýr. Heyetin her üyesi çoðunluk görüþüne karþý görüþte olsun veya olmasýn kiþisel fikirlerini veya karþý görüþünü karara ekleyebilir (Tahkim Kurallarý m.47/1-3). Konvansiyon, hakem heyetinin uyuþmazlýkla ilgili kararýný oy çokluðu ile vereceðini düzenlemektedir (Konvansiyon m. 48/1). Düzenlemenin, kararýn yazýlý olmasý ve oy veren tüm hakem heyeti üyeleri tarafýndan imzalanmasý (Konvansiyon m.48/1,2), kararýn hakem heyetine sunulan her sorunu ve bu sorunlara iliþkin ulaþýlan çözüme/sonuca esas teþkil eden gerekçeleri içermesi gerekliliði (Konvansiyon m.48/3) ve hakem heyeti üyelerinden birinin karara iliþkin fikrini veya muhalefet þerhini karara ekleyebileceði (Konvansiyon m.48/4) yönündeki hükümlerinin Tahkim Kurallarý hükümlerine paralel olduðu görülmektedir. Hakem heyetince kararýn imzalarýnýn tamamlanmasýný müteakip, Genel Sekreter derhal; kararýn aslýný tasdik ederek, kiþisel görüþ ve karþý oy yazýlarý ile birlikte Merkez arþivine gönderir ve onaylý örneklerini, kiþisel görüþ ve karþý oy yazýlarý ile birlikte, aslýnýn ve tüm örneklerin üzerlerine gönderme tarihlerini yazarak taraflara teblið eder. Karar ve onaylý örnekleri, gönderildiði tarihte teblið edilmiþ sayýlýr (Tahkim Kurallarý m. 48/1,2). Konvansiyonun 49/1. maddesinde ise ayrýca hakem kararlarýnýn teblið tarih tarihinde yürürlüðe gireceði düzenlenmiþtir. Kararýn verildiði tarihten itibaren 45 gün içerisinde taraflardan birinin Konvansiyonun 49/2. maddesi uyarýnca ek hakem kararý verilmesini veya hakem kararýnda esasa müteallik olamayan düzeltmeler yapýlmasýný Genel Sekreterlikten talebi üzerine (Tahkim Kurallarý m.49/1), hakem heyeti 10, diðer tarafý da haberdar ederek, kararda atladýðý bir sorun hakkýnda karar verebilir, karardaki yazým, aritmetik veya benzeri hatalarý düzeltebilir (Konvansiyon m.49/2). Baþvuruda bulunan tarafýn, talebinin iliþkin olduðu hakem kararýný, baþvuru tarihini ve detaylý bir þekilde; heyetin, istemde bulunan tarafa göre, incelemediði hususu veya düzeltilmesini istediði sorunu belirtilmelidir (Tahkim Kurallarý m.49/2). Düzeltilen karar asli kararýn bir parçasý olur ve asýl karar gibi teblið edilir. Konvansiyonun hakem kararýna iliþkin hükümleri (Konvansiyon m.48-54) düzeltilen karara da uygulanýr 11. Bu teblið, kararýn düzeltilmesi ve iptali baþvurularýnda baþvuru süresinin baþlangýcýna esas alýnýr (Konvansiyon m.49/2). 3. ICSID Tahkiminde Hakem Kararýnýn Sonuçlarý ICSID tahkim sisteminin en önemli özelliði, tahkim sürecinin sonunda hakem kararý verildiðinde taraflar için baðlayýcý olmasý ve kararýn mali hükümlerinin Konvansiyon tarafý ülkelerde herhangi bir ek usule gerek kalmadan icra edilebilmesidir. ICSID tahkim sürecinin sonunda verilen hakem kararýna karþý yerel mahkemelerde iptal davasý açýlamayacaðý gibi, bu karar temyize de tabi deðildir. ICSID hakem ICSID tahkim sisteminin en önemli özelliði, tahkim sürecinin sonunda hakem kararý verildiðinde taraflar için baðlayýcý olmasý ve kararýn mali hükümlerinin Konvansiyon tarafý ülkelerde herhangi bir ek usule gerek kalmadan icra edilebilmesidir. 9 ICSID Tahkim Kurallarý bkz. (çevrimiçi) 10 Düzeltme ancak kararý veren heyet tarafýndan yapýlabilir. ICSID, Dispute Settlement, 2.8 Post-Award Remedies and Procedures, United Nations Conference on Trade and Development, United Nations, New York and Geneva, 2003, s. 8. (çevrimiçi) 11 ICSID, Dispute Settlement, s

48 ARAÞTIRMA ICSID tahkiminde hakem heyeti tarafýndan verilen kararýn devletler açýsýndan baðlayýcýlýðý Konvansiyonun 54. maddesinde baðlayýcýlýk zikredilerek açýkça düzenlenmiþtir. Buna göre Konvansiyona taraf her bir devlet, bu Konvansiyon hükümlerine uygun olarak verilmiþ hakem kararlarýný baðlayýcý kabul edecek ve kararýnýn parasal yükümlülüklerini, kendi sýnýrlarý içersinde verilen bir devlet mahkemesi kararý gibi uygulayacaktýr. kararlarýna karþý baþvurulabilecek yollar (kararýnýn yorumu, revizyonu ve iptali) yalnýzca Konvansiyonun kendi iç sistemi içinde söz konusudur. Bu özellik, ICSID tahkim yöntemini diðer iradi uluslararasý tahkim yöntemlerinden ayýrmaktadýr. ICSID Hakem kararýnýn sonuçlarý aþaðýda, kararýn taraflarý ve taraf devletleri baðlayýcýlýðý, tenfizi ve icrasý alt baþlýklarý altýnda ele alýnacak ve deðerlendirilecektir Hakem Kararlarýnýn Taraflarý Baðlayýcýlýðý Karar taraflarý baðlayýcý olacak, daha üst bir makama götürülmeyecek veya bu Sözleþmede öngörülenler dýþýnda bir çözüme konu olmayacaktýr. Taraflar, bu Sözleþme hükümlerine göre kararýn yürütülmesi durdurulmadýkça karara uyacaklar ve hükümlerini yerine getireceklerdir (Konvansiyon m.53/1). ICSID tahkim sisteminde hakem heyeti tarafýndan verilen karar Genel Sekreter tarafýndan teblið edilip yürürlüðe girdiði tarihte ayný zamanda taraflarý baðlayýcý hale gelir. Kararýn taraflar için baðlayýcýlýðýnýn iki anlamý bulunmaktadýr. Bunlardan birincisi taraflarýn artýk Konvansiyonda belirtilen baþvuru yollarý hariç olmak üzere, hakem kararýnýn bir üst makamda ya da baþka bir mercide denetimini talep edememeleridir. Ýkincisi ise, Konvansiyonda belirtilen baþvuru yollarýný kullanmýþ olmakla birlikte, baðlayýcýlýðýn, baþvuruda bulunulan heyetin Konvansiyon hükümlerine göre kararýn yürürlüðünü durdurmadýkça, geçerli olmasýdýr 12. Bu bakýmdan hakem kararlarýnýn baðlayýcýlýðý taraflar açýsýndan, hakem kararýna karþý Konvansiyonda öngörülen baþvuru yollarý dýþýnda ve baþvurunun reddi hallerinde kesin hüküm niteliðindedir. Hakem kararlarýnýn baðlayýcýlýðý, hakem kararlarýný yorumlayan düzelten ve iptal eden kararlar açýsýndan da söz konusudur (Konvansiyon m.53/2). Kararýn baðlayýcýlýðýnýn taraflar açýsýndan temeli tahkim anlaþmasýdýr 13. Taraflar tahkim anlaþmasý ile sadece uyuþmazlýðý tahkim yolu ile çözmek deðil; ayný zamanda hakem kararýna uyma yükümlülüðü altýna girerler. Konvansiyonun 53/1 maddesinin baðlayýcýlýk açýsýndan taraflarý iþaret etmesinin ve baðlayýcýlýðý taraflarla sýnýrlamasýnýn 14 temel sebebi de bu yükümlülüktür. Sýnýrlýlýk, kararýn taraflar için doðurduðu haklar ve yüklediði yükümlülüklere uymak konusundadýr Hakem Kararýnýn Taraf Devletleri Baðlayýcýlýðý Her üye ülke bu sözleþmeye uygun olarak verilmiþ her kararý baðlayýcý kabul edecek ve kararýn parasal yükümlülüklerini kendi sýnýrlarý içerisinde kendi Devletinin mahkemesinin nihai bir kararý gibi yerine getirecektir. Federal Anayasalý bir akit ülke bu kararý Federal mahkemelerde yürütecek ve bu mahkemelerin karara Federe Devletin mahkemelerinin nihai bir kararý gibi yaklaþmalarýný saðlayacaktýr. (Konvansiyon m. 54/1) ICSID tahkiminde hakem heyeti tarafýndan verilen kararýn devletler açýsýndan baðlayýcýlýðý Konvansiyonun 54. maddesinde baðlayýcýlýk zikredilerek açýkça düzenlenmiþtir. Buna göre Konvansiyona taraf her bir devlet, bu Konvansiyon hükümlerine uygun olarak verilmiþ hakem kararlarýný baðlayýcý kabul edecek ve kararýnýn parasal yükümlülüklerini, kendi sýnýrlarý içersinde verilen bir devlet mahkemesi kararý gibi uygulayacaktýr. Týpký kararýn taraflarý baðlayýcýlýðýnda olduðu gibi, taraf devletleri baðlayýcýlýðýn temelinde de bir anlaþma bulunmaktadýr. Taraflar açýsýndan baðlayýcýlýk tahkim anlaþmasýna dayanýrken taraf devletler açýsýndan baðlayýcýlýk Konvansiyona dayanmaktadýr 15. Kararýn taraf devletleri baðlayýcýlýðýna iliþkin hüküm ayný zamanda, sözleþmeye uygun olarak verilmiþ her karar ýn, devlet açýsýndan kendi sýnýrlarý içerisinde kendi Devletinin mahkemesinin nihai bir kararý mahiyetinde olduðunu ve kendi Devletinin mahkemesi kararý gibi icra edileceðini, baþka bir deyiþle baðlayýcýlýðýn kararýn tenfizi ve icrasýna iliþkin olduðunu vurgulamaktadýr Hakem Kararýnýn Tenfizi Bir akit ülkenin sýnýrlarý içerisinde bu kararýn tanýnmasýný ve yürütülmesini isteyen taraf, akit devletin bu amaçla atayacaðý uygun bir mahkeme veya otoriteyi Genel Sekreterce onaylanmýþ kararýn bir örneði ile donatacaktýr. Her akit devlet bu amaçla atayacaðý uygun bir mahkemeyi veya diðer otoriteyi ve daha sonra 12 Farklý görüþ için bkz. Veriliþ tarihinden itibaren 120 gün içinde Anlaþmanýn öngördüðü usul çerçevesinde iptal istemi ile itiraza uðramayan veya itiraz edilmekle beraber reddedilen hakem kararlarý, taraflar bakýmýndan baðlayýcýdýr. Þanlý, a.g.e., s Baðlayýcýlýk, yatýrýmcý için tahkim anlaþmasýndan, devlet için ise tahkim anlaþmasýndan veya ikili ya da çok taraflý yatýrým anlaþmalarýndan doðar. Süleyman Tuygun, ICSID Tahkimine Ýliþkin Hakem Kararlarýnýn Ýcra Edilmesi, Ýzmir, Güncel Yayýnevi, 2007, s ICSID hakem kararlarý ancak taraflarý için baðlayýcýdýr ve etkisi bununla sýnýrlýdýr. Tuygun, a.g.e., s Burada taraf devletlerin serbest iradesine istinaden ortaya çýkan bir uluslararasý Anlaþma ile, Anlaþma hükümlerine teb'an verilen hakem kararýna millî mahkeme kararý "kuvvet ve niteliði" tanýnmýþtýr. Þanlý, a.g.e., s

49 ARAÞTIRMA bu atamada yapýlacak deðiþikliði Genel Sekretere bildirecektir (Konvansiyon m. 54/2). Konvansiyon, kararýn akit bir devletin sýnýrlarý içerisinde tenfizi için, kararýn tenfizini isteyen tarafýn bu amaçla baþvurduðu akit devletin yetkili mahkeme veya otoritesine Genel Sekreterce onaylanmýþ kararýn bir örneðini sunmasýný öngörmüþtür. Mahkeme incelemesi, kararýn Konvansiyona göre taraflar bakýmýndan baðlayýcý bir nitelik kazanýp kazanmadýðýný ve buna baðlý olarak Genel Sekreterlikçe onaylanýp onaylanmadýðýný araþtýrmaktan ibarettir 16. Bu nedenle, iç hukuklarda ve milletlerarasý antlaþmalarda hakem kararlarýnýn tanýnmasý ve tenfizi aþamasýnda yer alan itirazlarýn ileri sürülmesi Konvansiyon hükümlerine uygun biçimde verilmiþ bir hakem kararýnýn tenfizinde söz konusu deðildir 17. Konvansiyon, akit devletlere, kararýn tenfizi açýsýndan taraflarýn baþvuracaklarý uygun bir mahkeme veya otorite tayin etme yükümlülüðü getirmiþtir. Her akit devlet, ayrýca, bu amaçla atayacaðý uygun bir mahkemeyi veya diðer otoriteyi ve daha sonra bu atamada yapýlacak deðiþikliði Genel Sekretere bildirecektir Hakem Kararýnýn Ýcrasý Hakem kararýnýn akit devletçe tayin edilen mahkeme veya diðer bir otoriteye sunulmasý ve söz konusu mahkeme veya otorite tarafýndan, kararýn Konvansiyona göre taraflar bakýmýndan baðlayýcý bir nitelik kazandýðýnýn ve buna baðlý olarak Genel Sekreterlikçe onaylandýðýnýn tespit edilmesini müteakiben, karar, kararýn icrasýnýn istendiði akit devlet açýsýndan, kendi sýnýrlarý içerisinde kendi Devletinin mahkemesinin nihai bir kararý niteliðine sahip olur ve onlar gibi icra edilir 18. Kararlarýn icrasý konusunda Konvansiyon tüm taraf devletlerde uygulanacak ortak bir usul belirlememiþtir 19. Kararýn icrasý her akit devlet tarafýndan, akit devletin kararlarýn uygulanmasýna iliþkin yapacaðý kanunlarý gereðince yapýlacaktýr. (Konvansiyon m. 54/3). Konvansiyonun 55. maddesine göre, 54. maddede yer alan düzenleme, hiçbir surette akit devletin veya herhangi bir yabancý devletin uygulamadan imtina edebileceði þekilde, akit devletin yürürlükteki kanunlarýna bir aykýrýlýk olarak yorumlanamaz. Bu düzenleme ile kararýn icrasý istenen devletin, iç hukuka aykýrýlýk iddialarý ile kararýn icrasýna engel olmalarýnýn önüne geçilmek istenmiþtir. Böyle bir aykýrýlýðýn gerçekten mevcut olmasý baþlý baþýna bir iç hukuk normunun ihlali de olsa bu durum her taraf devletin iç dinamikleriyle tespit olunabilecek bir meseledir. Kaldý ki, Konvansiyon, hakem kararýnýn icrasý konusunda ek yükümlülükler de içermekte ve Konvansiyon un 69. maddesi ile her akit devletin, sýnýrlarý içinde bu sözleþmenin (Konvansiyon) geçerli olmasýný saðlayacak kanuni ve diðer önlemleri almasýný gerekli kýlmaktadýr. Hüküm, hakem kararlarýnýn icrasý ile ilgili ortaya çýkabilecek sorunlarýn önüne geçilmesi amaçlanmaktadýr. 4. ICSID Hakem Kararýna Karþý Baþvurulabilecek Yollar ICSID hakem kararýn taraflarý baðlayýcý olduðuna, daha üst bir makama götürülemeyeceðine, Konvansiyonda öngörülenler dýþýnda bir çözüme konu olamayacaðýna (m.53/1) yukarýda deðinilmiþti. Hakem kararlarýna karþý baþvurulabilecek yollar Konvansiyonda kararýn yorumu, kararýn düzeltilmesi ve kararýn iptali (geçersiz kýlýnmasý) olarak sýnýrlý sayýda kabul edilmiþ 20 ve Konvansiyonun maddelerinde düzenlenmiþtir. Hakem kararýnýn yorumlanmasý, düzeltilmesi ve iptaline iliþkin baþvuru, yazýlý olarak Genel Sekreterliðe yapýlýr. Baþvuru, iliþkin olduðu hakem kararý bilgilerini, baþvuru tarihini, detaylý bir biçimde; kararýn yorumu baþvurularýnda, yoruma ihtiyaç duyulan noktalarý, kararýn düzeltilmesi baþvurularýnda, Konvansiyonun 51/1. maddesi çerçevesinde, kararda istenilen deðiþikliði, karara kesin bir biçimde etki edecek vakýalarý, karar verildiðinde baþvuruda bulunan tarafça bilinmeyen ve bilinmesi gerekmeyen Hakem kararýnýn akit devletçe tayin edilen mahkeme veya diðer bir otoriteye sunulmasý ve söz konusu mahkeme veya otorite tarafýndan, kararýn Konvansiyona göre taraflar bakýmýndan baðlayýcý bir nitelik kazandýðýnýn ve buna baðlý olarak Genel Sekreterlikçe onaylandýðýnýn tespit edilmesini müteakiben, karar, kararýn icrasýnýn istendiði akit devlet açýsýndan, kendi sýnýrlarý içerisinde kendi Devletinin mahkemesinin nihai bir kararý niteliðine sahip olur ve onlar gibi icra edilir. 16 Þanlý, a.g.e., s Buradaki, tenfiz talebinde bulunulan devletin usul kurallarýna atýf, bu devletin yabancý hakem veya mahkeme kararlarýnýn tanýnmasý ve tenfýzine iliþkin düzenlemelerine dönük bir atýf deðildir. Buradaki atýf, sadece tenfiz talebinin dermeyan edildiði ülkenin ilamlý icraya iliþkin düzenlemelerinedir. Þanlý, a.g.e., s. 427; Böylece, ICSID hakem kararýna karþý tanýma veya tenfiz sýrasýnda kararýn niteliði veya taraflar arasýndaki esas iliþki ile ilgili itirazlar ileri sürülemeyecektir. Hatta hakem kararýnýn kamu düzenine aykýrý olduðu iddiasýyla da tanýnmasý veya tenfizi engellenemeyecektir. Nomer, Ekþi, Öztekin Gelgel, a.g.e., s. 117; ayný yönde bkz. Sebastian Ritze, A paper on the ICSID within the scope of a seminar on international arbitration, held on July in Münich s. 14, (çevrimiçi) _Ritze.pdf bizatihi Anlaþma, öngördüðü usul ve kurallara teb'an verilen hakem kararlarýný, tenfiz talebinin ileri sürüldüðü ülke mahkemelerince verilmiþ kararlar gibi addetmiþtir. Þanlý, a.g.e., s. 427; Tuygun, a.g.e., s Antonio R. Parra, The Enforcement of ICSID Arbitral Awards, 24 Joint Colloquium on Internatýonal Arbitration, Paris, November , Sessýon on Specýfýc Aspects of State-Party Arbitration., s. 3. Bkz. (çevrimiçi) 20 ICSID, Dispute Settlement, s

50 ARAÞTIRMA Hakem heyetince verilen kararýn anlamý ve kapsamý hakkýnda taraflar arasýnda anlaþmazlýk olmasý halinde, taraflardan biri Genel Sekretere yazýlý baþvuruda bulunarak kararýn yorumunu süreyle baðlý olmaksýzýn isteyebilir. delileri, kararýn iptali baþvurularýnda Konvansiyonun 52/2. maddesi çerçevesinde istemin dayandýðý sebepleri içermelidir (Tahkim Kurallarý m.50/1). Kararýn yorumlanmasý dýþýnda, baþvuru yollarý süreye tabidir Hakem Kararýnýn Yorumlanmasý Hakem heyetince verilen kararýn anlamý ve kapsamý hakkýnda taraflar arasýnda anlaþmazlýk olmasý halinde, taraflardan biri Genel Sekretere yazýlý baþvuruda bulunarak kararýn yorumunu süreyle baðlý olmaksýzýn isteyebilir (Konvansiyon m.50/1). Kararýn yorumlanmasý talebi, mümkünse kararý veren hakem heyetince deðerlendirilir. Bu mümkün olmaz ise, Konvansiyon un heyetin oluþturulmasý ný düzenleyen maddelerine göre yeni bir hakem heyeti oluþturulur ve kararýn yorumu, oluþturulan bu heyet tarafýndan yapýlýr. Heyet gerekli görürse yeni karar aþamasýnda eski kararýn yürürlüðünü durdurabilir. Konvansiyonun 50. maddesi çerçevesinde yapýlan yorum, kararýn tenfizi ve icrasý açýsýndan baðlayýcýdýr. Bununla birlikte kararýn yorumuna iliþkin kararýn kendisi, teknik düzeltmeye (Konvansiyon m. 49/2), yorumlanmaya, düzeltilmeye ve iptale konu olmaz Hakem Kararýnýn Düzeltilmesi Hakem kararlarýnýn düzeltilmesi, kararýn verildiði sýrada hakem heyetince ve baþvururda bulunan tarafça bilinmeyen, baþvuruda bulunanýn ihmali ile bilmezlik etmediði, bilinmesi kararý etkileyecek nitelikte bir gerçeðin ortaya çýkmasý halinde baþvurulabilen çözüm yoludur. Baþvuru, baþvuruya konu gerçeðin ortaya çýkmasýndan itibaren 90 gün içinde ve herhalde 3 yýl içinde yapýlmalýdýr. Düzeltme talebi mümkün mertebe kararý veren heyete sunulur ve bu heyetçe karara baðlanýr. Bu mümkün olmazsa Konvansiyon un heyetin oluþturulmasý ný düzenleyen maddelerine göre yeni bir hakem heyeti oluþturulur. Hakem heyeti gerekli görürse düzeltilmesi istenen kararýn icrasýný durdurabilir. Ancak baþvuruda bulunan, baþvurusunda kararýn ertelenmesini talep ederse, hakem heyeti istemi (kararýn yürürlüðünün durdurulmasý talebini) karara baðlayana kadar düzeltilmesi istenen karar kendiliðinden durur. (...devamý bir sonraki sayýda) 21 ICSID, Dispute Settlement, s ICSID, Dispute Settlement, s. 9. Kaynakça Ahee, Linda A,. Walck, Richard E, Investment Arbitration Update as of , s. (1-14) (çevrimiçi) Akýncý, Ziya, Milletlerarasý Tahkim, 2. bs., Ankara, Seçkin, ICSID, Dispute Settlement, 2.8 Post-Award Remedies and Procedures, United Nations Conference on Trade and Development, United Nations, New York and Geneva, 2003, s. (1-42) (Çevrimiçi) Nomer, Ergin; Ekþi, Nuray; Öztekin Gelgel, Günseli, Milletlerarasý Tahkim Hukuku, C.I, 3. bs., Ýstanbul, Beta, Para, Antonio R., The Enforcement of ICSID Arbitral Awards, 24 Joint Colloquium on Internatýonal Arbitration, Paris, November , Sessýon on Specýfýc Aspects of State-Party Arbitration, s. (1-12) (çevrimiçi) ( ). Parra, Antonio R., The Role of ICSID in the Settlement of Investment Disputes, News from ICSID, vol. 16, No 1, s. (5-8). Polasek, Martina, Introductory Note to Decisions on the Stay of Enforcement of an ICSID Award, ICSID Review Foreign Investment Law Journal, 2005, 20 (2) s. ( ). Ritze, Sebastian, A paper on the ICSID within the scope of a seminar on international arbitration, held on July in Münich., s. (1-19). (çevrimiçi) ( ) Þanlý, Cemal, Uluslararasý Ticari Akitlerin Hazýrlanmasý ve Uyuþmazlýklarýn Çözüm Yollarý, 3. bs., Ýstanbul, Beta, Tuygun, Süleyman, ICSID Tahkimine Ýliþkin Hakem Kararlarýnýn Ýcra Edilmesi, Ýzmir, Güncel Yayýnevi, Diðer Kaynaklar ICSID, Member States, (çevrimiçi) ICSID Tahkim Kurallarý (çevrimiçi) Patrick Mitchell v. Democratic Republic of the Congo (ICSID Case No. ARB/99/7), Decision on the Stay of Enforcement of the Award (November 30, 2004). (çevrimiçi)

51 TÜRKÝYE DEKÝ TASARRUF MEVDUATI HESAPLARININ SÝGORTALANMASINA ÝLÝÞKÝN SORULAR ve CEVAPLAR Tasarruf Mevduatý ve Katýlým Fonu sigortasý nedir? Tasarruf mevduatý ve katýlým fonu sigortasý, mevduat ve katýlým fonu toplamaya yetkili mevduat ve katýlým bankalarýnýn (kredi kuruluþlarýnýn) Bankacýlýk Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafýndan faaliyet izinlerinin kaldýrýlmasý durumunda, mevduat ve katýlým fonu hak sahiplerinin maruz kalacaðý kayýplarýn devlet veya bu amaçla kurulmuþ özel bir kurum tarafýndan kýsmen ya da tamamen ödenmesinin garanti edilmesidir. Türkiye'de mevduatýn ve katýlým fonlarýnýn sigortalanmasý yetki ve görevi kamu tüzel kiþiliðini haiz Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonu'na (TMSF) aittir. Türkiye'de hangi bankalar mevduat ve katýlým fonu sigorta sistemine dahildir? Türkiye'de faaliyet gösteren, mevduat ve katýlým fonu kabulüne yetkili yerli ve yabancý tüm kredi kuruluþlarý ile merkezi yurt dýþýnda bulunan kredi kuruluþlarýnýn Türkiye'deki þubelerinde bulunan mevduat ve katýlým fonlarý sigorta sistemine dahildir. Tasarruf mevduatý ve katýlým fonuna iliþkin sigorta primleri kim tarafýndan ödenir? Tasarruf mevduatý ve katýlým fonuna iliþkin sigorta primleri ilgili kredi kuruluþu tarafýndan TMSF'ye ödenir. Türkiye'de tüm mevduatlar ve katýlým fonlarý sigorta kapsamýnda mýdýr? Türkiye'de faaliyet gösteren bir kredi kuruluþunun yurt içi þubelerinde gerçek kiþiler adýna açýlmýþ olan ve münhasýran çek keþide edilmesi dýþýnda ticari iþlemlere konu olmayan Türk Lirasý, döviz ve kýymetli maden cinsinden; a) Tasarruf mevduatý hesaplarýnýn anaparalarý ile bu hesaplara iliþkin faiz reeskontlarý toplamýnýn, b) Katýlma hesaplarý birim hesap deðerleri ve özel cari hesaplarýn, 50 bin TL'ye (ellibin TL) kadar olan kýsmý sigorta kapsamýndadýr. Yurt dýþýnda yaþayan kiþilerin mevduatlarý veya katýlým fonlarý sigorta kapsamýnda mýdýr? Yurt dýþýnda yaþayan yerli ya da yabancý gerçek kiþilere ait yurt içi þubelerde bulunan tasarruf mevduatý hesaplarýnýn anaparalarý ile bu hesaplara iliþkin faiz reeskontlarý toplamý, katýlma hesaplarý birim hesap deðerleri ve özel cari hesaplarý sigorta kapsamýndadýr. Türkiyede faaliyet gösteren kredi kuruluþlarýnýn yurt dýþý þubelerinde açýlan mevduat, katýlma ya da özel cari hesaplarý sigorta kapsamýna dahil midir? Türkiye de faaliyet gösteren kredi kuruluþlarýnýn yurt dýþý þubelerinde açýlan mevduat, katýlým ya da özel cari hesaplarý sigorta kapsamýnda deðildir. Ticari hesaplar sigorta kapsamýnda mýdýr? Gerçek veya tüzel kiþiler adýna açýlan ticari iþlemlere konu olan hesaplar (münhasýran çek keþide edilmesi hariç) sigorta kapsamýnda deðildir. Kýyý Bankacýlýðý (Off-Shore) faaliyetinde bulunan kredi kuruluþlarýnda açýlan hesaplar sigortaya tabi midir? Kýyý Bankacýlýðý (Off-Shore) faaliyetinde bulunan kredi kuruluþlarýnda açýlan hesaplar sigorta kapsamýnda deðildir. Türkiye'de faaliyet gösteren mevduat ve katýlým fonu kabulüne yetkili bulunan kredi kuruluþlarý, yurt dýþýnda kurulu ortaklýklarý, baþka banka veya finansal kuruluþlar adýna Türkiye'de ikamet eden kiþilerden mevduat veya katýlým fonu kabul edebilirler mi? Türkiye'de faaliyet gösteren mevduat ve katýlým fonu kabulüne yetkili bulunan kredi kuruluþlarý yurt dýþýnda kurulu ortaklýklarý, baþka banka veya finansal kuruluþlar adýna Türkiye'de ikamet eden kiþilerden mevduat veya katýlým fonu kabul etmeleri, evrak ya da cüzdan bulundurmalarý, personel istihdam etmeleri, bu kuruluþlarýn reklamýný yaptýrmak suretiyle müþterilerini anýlan kuruluþlara yönlendirmeleri, bu ve benzeri yöntemler kullanarak yurt dýþýnda kurulu kuruluþlar adýna mevduat ve katýlým fonu kabul etmeleri yasaktýr.. Mevduat ve katýlým fonu sigortasýna tabi olmayan diðer hesaplar hangileridir? 5411 sayýlý Bankacýlýk Kanunu'nun 63 üncü maddesinin üçüncü fýkrasý uyarýnca, tarihli ve sayýlý Resmi Gazete'de yayýnlanan Sigortaya Tabi Mevduat ve Katýlým Fonlarý ile Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonunca Tahsil Olunacak Primlere Dair Yönetmeliðin 5 inci maddesi uyarýnca; a) Kredi kuruluþunun hakim ortaklarý ile bunlarýn ana, baba, eþ ve velayet altýndaki çocuklarýna ait mevduat ve katýlým fonu ile diðer hesaplar, b) Kredi kuruluþunun yönetim veya müdürler kurulu baþkan ve üyeleri, genel müdür ve yardýmcýlarý ile bunlarýn ana, baba, eþ ve velayet altýndaki çocuklarýna ait mevduat ve katýlým fonu ile diðer hesaplar, c) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayýlý Türk Ceza Kanunu'nun 282 nci maddesindeki suçtan kaynaklanan malvarlýðý deðerleri kapsamýna giren mevduat ve katýlým fonu ile diðer hesaplar sigortaya tabi deðildir. Kredi kuruluþlarý tarafýndan satýþýna aracýlýk edilen devlet tahvili, hazine bonosu, yatýrým fonu gibi yatýrým araçlarý sigorta kapsamýnda mýdýr? Kredi kuruluþlarý tarafýndan satýþýna aracýlýk edilen devlet tahvili, hazine bonosu, yatýrým fonu gibi yatýrým araçlarý TMSF'nin sigorta kapsamýnda deðildir. Serbest bölgelerde kurulu kredi kuruluþlarýnda bulunan mevduat, katýlým ya da özel cari hesaplar sigorta kapsamýnda mýdýr? Serbest bölgelerdeki bankacýlýk faaliyetlerinin 5411 sayýlý Bankacýlýk Kanunu kapsamýnda bulunmasýndan hareketle, kredi kuruluþlarýnýn serbest bölgelerdeki þubeleri nezdindeki hesaplarý da sigorta kapsamýndadýr. TMSF tarafýndan bankacýlýk faaliyetine devam etmekte olan bir kredi kuruluþundaki mevduat/katýlým fonu ile ilgili olarak sigorta kapsamýnda ödeme yapýlýr mý? TMSF, 5411 sayýlý Kanunun 63 üncü maddesinin altýncý fýkrasý uyarýnca yalnýzca faaliyet izni kaldýrýlan kredi kuruluþlarý nezdinde bulunan ve doðruluðu hiçbir þüpheye yer vermeyecek þekilde kanýtlanan mevduat ve katýlým fonunun sigorta kapsamýndaki kýsmýný öder.

52 Sigorta kapsamýnda yapýlacak ödemeler, mevduat bankasýnýn faaliyet izninin kaldýrýlmasý halinde Türk Lirasý olarak yapýlýr. Sigorta kapsamýnda ödenecek tutar belirlenirken tasarruf mevduatý hesaplarýnýn anapara ve faiz reeskontlarý toplamý dikkate alýnýr. Döviz ve kýymetli maden cinsinden mevduat hesaplarýnýn Türk Lirasý karþýlýklarý, mevduat bankasýnýn faaliyet izninin kaldýrýldýðý tarihteki Merkez Bankasý döviz alýþ kurlarý ve Ýstanbul Altýn Borsasý seans kapanýþ fiyatý (kýymetli maden cinsinden hesaplar için) esas alýnarak belirlenir.

B Ý L Ý M S E L Y A Y I N O R G A N I TMSF yýl:6 sayý:27 Temmuz - Aðustos - Eylül 2011 TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU FÝNANS SEKTÖRÜNDE DÜZENLEME VE REFORM Þakir Ercan GÜL, Sayfa 3 te 6100 SAYILI HUKUK

Detaylı

KREDÝLÝ MENKUL KIYMET ÝÞLEMLERÝ ÇERÇEVE SÖZLEÞMESÝ

KREDÝLÝ MENKUL KIYMET ÝÞLEMLERÝ ÇERÇEVE SÖZLEÞMESÝ SANKO KREDÝLÝ MENKUL KIYMET ÝÞLEMLERÝ ÇERÇEVE SÖZLEÞMESÝ TARAFLAR Bir tarafta, SANKO MENKUL DEÐERLER A.Þ. (Bundan sonra ARACI KURUM olarak anýlacaktýr.) ile diðer tarafta.... bundan sonra kýsaca MÜÞTERÝ/LER

Detaylı

Prof. Dr. Muhammet ÖZEKES

Prof. Dr. Muhammet ÖZEKES Türkiye Adalet Akademisi HMK Toplantısı GEÇİCİ HUKUKÎ KORUMALAR Prof. Dr. Muhammet ÖZEKES Bu bir eğitim materyali olup, izinsiz kullanılması, çoğaltılması, atıf yapılmadan yararlanılması halinde gerekli

Detaylı

ORTAK SORUMLULUK TMSF BÝLÝMSEL YAYIN ORGANI SINIR ÖTESÝ BANKALARIN ÇÖZÜMLENMESÝNDE YEREL ALACAKLILARIN KORUNMASI SANAL PARA: BÝTCOÝN

ORTAK SORUMLULUK TMSF BÝLÝMSEL YAYIN ORGANI SINIR ÖTESÝ BANKALARIN ÇÖZÜMLENMESÝNDE YEREL ALACAKLILARIN KORUNMASI SANAL PARA: BÝTCOÝN BÝLÝMSEL YAYIN ORGANI TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU TMSF yýl: 9 sayý: 36 Ocak-Þubat-Mart 2014 ORTAK SORUMLULUK Þakir Ercan GÜL, Sayfa 3 te MEVDUAT SÝGORTASI VE PÝYASA DÝSÝPLÝNÝ ÝLÝÞKÝSÝ ÇERÇEVESÝNDE TÜRKÝYE

Detaylı

Prof. Dr. Süha TANRIVER Doç. Dr. Emel HANAĞASI

Prof. Dr. Süha TANRIVER Doç. Dr. Emel HANAĞASI Prof. Dr. Süha TANRIVER Doç. Dr. Emel HANAĞASI Bu doküman eğitim amacıyla hazırlanmış ve öğrenciye verilmiştir. İzinsiz çoğaltılması ve satılması halinde gerekli cezaî ve hukukî yollara başvurulacaktır.

Detaylı

Çek Kanunu neleri getiriyor? Gönderen : abana - 21/03/2010 15:39

Çek Kanunu neleri getiriyor? Gönderen : abana - 21/03/2010 15:39 Çek Kanunu neleri getiriyor? Gönderen : abana - 21/03/2010 15:39 Çek Kanunu'nun hangi yenilikleri getirdiðini biliyormuyuz 1- KANUNUN AMAÇ VE KAPSAM Çek kanununun amaç ve kapsamý 1. maddesinde Bu Kanunun

Detaylı

Arkan&Ergin Uluslararası Denetim ve Y.M.M. A.Ş.

Arkan&Ergin Uluslararası Denetim ve Y.M.M. A.Ş. İstanbul, 27.11.2008 5811 Sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun Yayımlandı DUYURU NO:2008/125 5811 Sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun

Detaylı

İCRA VE İFLÂS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN. Kanun No. 5311 Kabul Tarihi : 2.3.2005

İCRA VE İFLÂS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN. Kanun No. 5311 Kabul Tarihi : 2.3.2005 İCRA VE İFLÂS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN Kanun No. 5311 Kabul Tarihi : 2.3.2005 MADDE 1.- 9.6.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 10/a maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki

Detaylı

BANKA MUHASEBESİ 9 BİLANÇO DIŞI HESAPLAR

BANKA MUHASEBESİ 9 BİLANÇO DIŞI HESAPLAR BANKA MUHASEBESİ 9 BİLANÇO DIŞI HESAPLAR BİLANÇO DIŞI HESAPLAR Bilanço dışı hesaplar (Nazım Hesaplar); bankanın aktif ve pasifini birinci derecede ilgilendirmeyen hesaplar olup, müşterilere sağlanan gayrinakdi

Detaylı

BÝLÝMSEL YAYIN ORGANI TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU TMSF yýl:2 sayý:17 Nisan-Mayýs-Haziran 2008 SOYGUNU GÖRMEK ÝÇÝN PERDENÝN ARKASINA BAKALIM Ahmet ERTÜRK, Sayfa 3 te 1. ULUSLARARASI TÝCARET HUKUKU SEMPOZYUMU

Detaylı

BÝLÝMSEL YAYIN ORGANI TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU TMSF yýl:2 sayý:18 Temmuz-Aðustos-Eylül 2008 Ahmet ERTÜRK, Sayfa 3 te GLOBAL KRÝZÝN RÝSK YÖNETÝMÝ PERSPEKTÝFÝNDEN DEÐERLENDÝRÝLMESÝ MEVDUAT SIGORTACILIÐI

Detaylı

B Ý L Ý M S E L Y A Y I N TMSF yýl:6 sayý:28 Ekim - Kasým - Aralýk 2011 TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU O R G A N I TMSF VE FAALÝYETLERÝNÝN GENEL OLARAK DEÐERLENDÝRÝLMESÝ Þakir Ercan GÜL, Sayfa 3 te 5237

Detaylı

5510 SAYILI KANUNUN 100 ÜNCÜ MADDESÝNÝN UYGULANMASI HAKKINDA TEBLÝÐ Pazartesi, 29 Eylül 2008

5510 SAYILI KANUNUN 100 ÜNCÜ MADDESÝNÝN UYGULANMASI HAKKINDA TEBLÝÐ Pazartesi, 29 Eylül 2008 5510 SAYILI KANUNUN 100 ÜNCÜ MADDESÝNÝN UYGULANMASI HAKKINDA TEBLÝÐ Pazartesi, 29 Eylül 2008 28 Eylül 2008 PAZAR Resmî Gazete Sayý : 27011 TEBLÝÐ Sosyal Güvenlik Kurumundan: 5510 SAYILI KANUNUN 100 ÜNCÜ

Detaylı

BAZI VARLIKLARIN MÝLLÝ EKONOMÝYE KAZANDIRILMASI HAKKINDA KANUNA ÝLÝÞKÝN GENEL TEBLÝÐ Çarþamba, 17 Aralýk 2008

BAZI VARLIKLARIN MÝLLÝ EKONOMÝYE KAZANDIRILMASI HAKKINDA KANUNA ÝLÝÞKÝN GENEL TEBLÝÐ Çarþamba, 17 Aralýk 2008 BAZI VARLIKLARIN MÝLLÝ EKONOMÝYE KAZANDIRILMASI HAKKINDA KANUNA ÝLÝÞKÝN GENEL TEBLÝÐ Çarþamba, 17 Aralýk 2008 1 SERÝ NOLU 5811 SAYILI BAZI VARLIKLARIN MÝLLÝ EKONOMÝYE KAZANDIRILMASI HAKKINDA KANUNA ÝLÝÞKÝN

Detaylı

GENEL EKONOMÝK VERÝLER MERKEZÝ YÖNETÝM BORÇ VERÝLERÝ

GENEL EKONOMÝK VERÝLER MERKEZÝ YÖNETÝM BORÇ VERÝLERÝ BÝLÝMSEL YAYIN ORGANI TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU TMSF yýl:2 sayý:15 Ekim-Kasým-Aralýk 2007 KATILIM BANKACILIÐINDA MEVDUAT SÝGORTA SÝSTEMÝ ve TÜRKÝYE ÖRNEÐÝ Sayfa 3 te MEVDUAT SÝGORTA REZERVÝNDE ÜLKE

Detaylı

TÜRKİYE SERMAYE PİYASASI. 23 Kasım 2011

TÜRKİYE SERMAYE PİYASASI. 23 Kasım 2011 TÜRKİYE SERMAYE PİYASASI 23 Kasım 2011 Almanya Sermaye Piyasası Kurumları Bankacılık Sermaye Piyasaları Sigortacılık BankacılıkDüzenlemeve Denetleme Kurulu (BDDK) Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Hazine Müsteşarlığı

Detaylı

TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU. Büyükdere Caddesi No:143 Esentepe/ÝSTANBUL Tel.: (212) 340 22 00 Faks: (212) 288 53 35 www.tmsf.org.

TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU. Büyükdere Caddesi No:143 Esentepe/ÝSTANBUL Tel.: (212) 340 22 00 Faks: (212) 288 53 35 www.tmsf.org. TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU Büyükdere Caddesi No:143 Esentepe/ÝSTANBUL Tel.: (212) 340 22 00 Faks: (212) 288 53 35 www.tmsf.org.tr Proje Ekibi Proje Lideri: Ahmet MUTLU Hazýrlayanlar: Raf Temizliði

Detaylı

Ekler: Nakit Kredi Taahhütnamesi Sözleşme Öncesi Bilgi Formu (4 sayfa) Nakit Kredi Uygulama Esasları Hakkında Prosedür

Ekler: Nakit Kredi Taahhütnamesi Sözleşme Öncesi Bilgi Formu (4 sayfa) Nakit Kredi Uygulama Esasları Hakkında Prosedür .. A.Ş. Sn..( Müteselsil Kefil) Sn...( Müteselsil Kefil) Bankamız ile.. A.Ş arasındaki kredi ilişkisi çerçevesinde, ekte sizinle yapmayı arzu ettiğimiz Nakit Kredi Taahhütnamesinin bir örneği ve bu Taahhütnamenin

Detaylı

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. STANDART EMEKLİLİK YATIRIM FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. STANDART EMEKLİLİK YATIRIM FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. STANDART EMEKLİLİK YATIRIM FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU A. TANITICI BİLGİLER PORTFÖYE BAKIŞ YATIRIM VE YÖNETİME İLİŞKİN BİLGİLER Halka arz tarihi: 19 Aralık 2013 30

Detaylı

T.C YARGITAY 9.HUKUK DAÝRESÝ Esas No : 2006/1894 Karar No : 2006/20663 Tarihi : 12.07.2006 KARA ÖZETÝ : NAKÝL HALÝNDE KIDEM TAZMÝNATI

T.C YARGITAY 9.HUKUK DAÝRESÝ Esas No : 2006/1894 Karar No : 2006/20663 Tarihi : 12.07.2006 KARA ÖZETÝ : NAKÝL HALÝNDE KIDEM TAZMÝNATI Yargýtay Kararlarý vereni ibra ettiðini bildirdiðinden, izin ücreti yönünden davacý davalý þirketi ibra etmiþ bulunmaktadýr. Bu ibraname sebebi ile izin ücreti alacaðýnýn reddi gerekirken yazýlý þekilde

Detaylı

BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ VE GEÇİCİ HUKUKİ KORUMA KARARLARI. DR. ADEM ASLAN Yargıtay 11.HD. Üyesi

BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ VE GEÇİCİ HUKUKİ KORUMA KARARLARI. DR. ADEM ASLAN Yargıtay 11.HD. Üyesi BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ VE GEÇİCİ HUKUKİ KORUMA KARARLARI DR. ADEM ASLAN Yargıtay 11.HD. Üyesi GEÇİCİ HUKUKİ KORUMA KARARLARI TEMEL AMAÇ: Yargılama öncesinde veya yargılamanın devamı sırasında alınan

Detaylı

ÝÞE ÝADE EDÝLEN ÝÞYERÝ SENDÝKA TEMSÝLCÝSÝNÝN ÝÞE BAÞLADIÐI TARÝHE KADAR BOÞTA GEÇEN DÖNEMÝ SÝGORTALILIK SÜRESÝ OLARAK DEÐERLENDÝRÝLEBÝLÝR MÝ?

ÝÞE ÝADE EDÝLEN ÝÞYERÝ SENDÝKA TEMSÝLCÝSÝNÝN ÝÞE BAÞLADIÐI TARÝHE KADAR BOÞTA GEÇEN DÖNEMÝ SÝGORTALILIK SÜRESÝ OLARAK DEÐERLENDÝRÝLEBÝLÝR MÝ? Doç. Dr. Haluk Hadi SÜMER 1963 yýlýnda Konya da doðmuþtur. 1984 yýlýnda Ýstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi nden mezun olmuþtur. Ayný yýl Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi nde Araþtýrma Görevlisi olarak

Detaylı

VERGİ SİRKÜLERİ NO: 2014/77. 6545 Sayılı Kanunla Vergi Yargılamasına ve Ticaret Mahkemelerine İlişkin Getirilen Yenilikler

VERGİ SİRKÜLERİ NO: 2014/77. 6545 Sayılı Kanunla Vergi Yargılamasına ve Ticaret Mahkemelerine İlişkin Getirilen Yenilikler DRT Yeminli Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetim A.Ş. Nurol Maslak Plaza Ayazağa Mah. Büyükdere Cad. A ve B Blok No:255-257 Kat:5 Maslak/İstanbul, Türkiye Tel: + 90 (212) 366 60 00 Fax: + 90 (212) 366 60

Detaylı

TEB HOLDİNG A.Ş. 2013 YILI 2. ARA DÖNEM KONSOLİDE FAALİYET RAPORU

TEB HOLDİNG A.Ş. 2013 YILI 2. ARA DÖNEM KONSOLİDE FAALİYET RAPORU TEB HOLDİNG A.Ş. 2013 YILI 2. ARA DÖNEM KONSOLİDE FAALİYET RAPORU Raporun Ait Olduğu Dönem : 01.01.2013 30.06.2013 Şirketin Ticaret Unvanı : TEB Holding A.Ş. Şirketin Ticaret Sicil Numarası : 176711 Genel

Detaylı

30.9.2013 TARİHİ İTİBARİYLE BİLANÇO HESAPLARI Hesap Kodu Hesap Adı Tutar (TL) VARLIKLAR 365,961,234 1 Cari Varlıklar 244,999,355 10 Nakit ve Nakit

30.9.2013 TARİHİ İTİBARİYLE BİLANÇO HESAPLARI Hesap Kodu Hesap Adı Tutar (TL) VARLIKLAR 365,961,234 1 Cari Varlıklar 244,999,355 10 Nakit ve Nakit 30.9.2013 TARİHİ İTİBARİYLE BİLANÇO HESAPLARI Hesap Kodu Hesap Adı Tutar (TL) VARLIKLAR 365,961,234 1 Cari Varlıklar 244,999,355 10 Nakit ve Nakit Benzeri Varlıklar 71,729,286 100 Kasa 2,581 101 Alınan

Detaylı

SERMAYE PİYASASI KURULU

SERMAYE PİYASASI KURULU SERMAYE PİYASASI KURULU 02001/30 HAFTALIK BÜLTEN 23/7/2001 27/7/2001 A. 1.1.2001 27.7.2001 TARİHLERİ ARASINDA KAYDA ALMA KARARI VERİLEN İHRAÇ TALEPLERİ: 1.1.2001 27.7.2001 tarihleri arasõnda Sermaye Piyasasõ

Detaylı

DANIÞMANLIK TEDBÝRÝ KARARLARININ UYGULAMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLÝÐ Perþembe, 30 Ekim 2008

DANIÞMANLIK TEDBÝRÝ KARARLARININ UYGULAMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLÝÐ Perþembe, 30 Ekim 2008 DANIÞMANLIK TEDBÝRÝ KARARLARININ UYGULAMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLÝÐ Perþembe, 30 Ekim 2008 25 Ekim 2008 CUMARTESÝ Resmî Gazete Sayý : 27035 TEBLÝÐ Taþpýnar Muhasebe Devlet Bakanlýðý, Milli Eðitim

Detaylı

Geçmiþ yýllarda çýkan sorular ve açýklamalý cevap Gönderen : guliz - 12/06/2009 18:29

Geçmiþ yýllarda çýkan sorular ve açýklamalý cevap Gönderen : guliz - 12/06/2009 18:29 Geçmiþ yýllarda çýkan sorular ve açýklamalý cevap Gönderen : guliz - 12/06/2009 18:29 ÖRNEK SORULAR Topluca geçmiþ yýllarda çýkan sorular 100. Ticaret iþletmelerinde envanter çýkarýlýrken üzerinde en çok

Detaylı

STAJ YÖNETMELÝÐÝ Gönderen : guliz - 17/11/2008 19:18

STAJ YÖNETMELÝÐÝ Gönderen : guliz - 17/11/2008 19:18 STAJ YÖNETMELÝÐÝ Gönderen : guliz - 17/11/2008 19:18 Konu: Staj Yönetmeliði Gönderim Zamaný: 21-Mart-2007 Saat 09:41 TÜRKÝYE SERBEST MUHASEBECÝ MALÝ MÜÞAVÝRLER VE YEMÝNLÝ MALÝ MÜÞAVÝRLER ODALARI BÝRLÝÐÝ

Detaylı

5811 Sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanunda 5917 Sayılı Kanunla Yapılan Değişiklikler

5811 Sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanunda 5917 Sayılı Kanunla Yapılan Değişiklikler 5811 Sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanunda 5917 Sayılı Kanunla Yapılan Değişiklikler * 5811 Sayılı Kanun 22.11.2008 tarih ve 27062 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanmıştır

Detaylı

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU PRİM VE İDARİ PARA CEZASI BORÇLARININ HAKEDİŞLERDEN MAHSUBU, ÖDENMESİ VE İLİŞİKSİZLİK BELGESİNİN ARANMASI HAKKINDA YÖNETMELİK

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU PRİM VE İDARİ PARA CEZASI BORÇLARININ HAKEDİŞLERDEN MAHSUBU, ÖDENMESİ VE İLİŞİKSİZLİK BELGESİNİN ARANMASI HAKKINDA YÖNETMELİK SOSYAL GÜVENLİK KURUMU PRİM VE İDARİ PARA CEZASI BORÇLARININ HAKEDİŞLERDEN MAHSUBU, ÖDENMESİ VE İLİŞİKSİZLİK BELGESİNİN ARANMASI HAKKINDA YÖNETMELİK Bakanlar Kurulu Kararının Tarihi : 22/9/2008 No : 2008/14174

Detaylı

yargýtay kararlarý T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAÝRESÝ YARGITAY ÝLAMI ESAS NO : 2002/6042 KARAR NO : 2002/6339 KARAR TARÝHÝ : 17.04.

yargýtay kararlarý T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAÝRESÝ YARGITAY ÝLAMI ESAS NO : 2002/6042 KARAR NO : 2002/6339 KARAR TARÝHÝ : 17.04. yargýtay kararlarý ESAS NO : 2002/6042 KARAR NO : 2002/6339 KARAR TARÝHÝ : 17.04.2002 : ÝÞVERENÝN HÝZMET AKDÝNÝ HAKLI NEDENLE FESHÝ Grev devam ettiði sýrada davacýnýn iþyerine gelen servis aracýna girerek,

Detaylı

Geçici Hukukî Korumanın Temelleri ve İhtiyatî Tedbir Türleri

Geçici Hukukî Korumanın Temelleri ve İhtiyatî Tedbir Türleri Yrd. Doç. Dr. Evrim ERİŞİR Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medenî Usûl ve İcra-İflâs Hukuku Anabilim Dalı Geçici Hukukî Korumanın Temelleri ve İhtiyatî Tedbir Türleri İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER...

Detaylı

TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU

TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU C EKÝM 2009 TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU Büyükdere Caddesi No:143 Esentepe/ÝSTANBUL Tel.: (212) 340 22 00 Faks: (212) 288 53 35 www.tmsf.org.tr Proje Ekibi Proje Lideri:

Detaylı

ACENTE BÝLGÝ TEKNOLOJÝLERÝ ile ÝÞÝNÝZÝ BÜYÜTÜN! + + + MYAGENT ARACILIK ÇÖZÜMLERÝ www.sfs.com.tr ACENTE MALÝYETLERÝNÝZÝ DÜÞÜRÜN, HÝZMET KALÝTENÝZÝ ARTIRIN. Acente Bilgi Teknolojileri ÝÞÝNÝZÝ BÜYÜTÜN! Günümüz

Detaylı

ÖZEL SAĞLIK SİGORTALARI YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

ÖZEL SAĞLIK SİGORTALARI YÖNETMELİĞİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı) tan: ÖZEL SAĞLIK SİGORTALARI YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin amacı, özel sağlık sigortası uygulamalarına

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK/ 2 ALT İŞVEREN MUVAZAA

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK/ 2 ALT İŞVEREN MUVAZAA T.C YARGITAY 22.HUKUK DAİRESİ Esas No. 2012/28980 Karar No. 2013/435 Tarihi: 23.01.2013 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2013/2 İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK/ 2 ALT İŞVEREN MUVAZAA ÖZETİ 4857 sayılı

Detaylı

YÖNETMELİK. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

YÖNETMELİK. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar 29 Eylül 2008 PAZARTESİ Resmî Gazete Sayı : 27012 (2. Mükerrer) YÖNETMELİK Karar Sayısı : 2008/14174 Ekli Sosyal Güvenlik Kurumu Prim ve İdari Para Cezası Borçlarının Hakedişlerden Mahsubu, Ödenmesi ve

Detaylı

Amaç Madde 1-Bu Kanunun amacı finansman sağlamaya yönelik finansal kiralamayı düzenlemektir.

Amaç Madde 1-Bu Kanunun amacı finansman sağlamaya yönelik finansal kiralamayı düzenlemektir. 6. FİNANSAL KİRALAMA KANUNU Kanunun tam adı : Finansal Kiralama Kanunu Kanun No. : 3226 Kabul Tarihi : 10 Haziran 1985 Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 28 Haziran 1985 / 18795 BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER

Detaylı

Menkul Kýymetlerin Deðerlemesi... Gönderen : guliz - 02/11/2009 22:31

Menkul Kýymetlerin Deðerlemesi... Gönderen : guliz - 02/11/2009 22:31 Menkul Kýymetlerin Deðerlemesi... Gönderen : guliz - 02/11/2009 22:31 1.Giriþ : Menkul kýymet; ortaklýk veya alacaklýlýk saðlayan, belli bir meblaðý temsil eden, yatýrým aracý olarak kullanýlan, dönemsel

Detaylı

Finansal Bilgiler (milyon TL)

Finansal Bilgiler (milyon TL) Finansal Bilgiler (milyon TL) 2011 2012 2013 2014 1Ç15 2Ç15 Yılbaşından bu yana Çeyreksel Aktifler 17.190 21.390 27.785 13.680 11.967 10.633-22% -11% Krediler+Finansal Kiralama 13.452 16.307 21.257 9.407

Detaylı

ÝÞYERÝ SAÐLIK BÝRÝMLERÝ VE ÝÞYERÝ HEKÝMLERÝ ÝLE ÝLGÝLÝ YENÝ YÖNETMELÝÐÝN DEÐERLENDÝRÝLMESÝ

ÝÞYERÝ SAÐLIK BÝRÝMLERÝ VE ÝÞYERÝ HEKÝMLERÝ ÝLE ÝLGÝLÝ YENÝ YÖNETMELÝÐÝN DEÐERLENDÝRÝLMESÝ m e s l e k i s a ð l ý k v e g ü v e n l i k Dr. Hamdi AYTEKÝN, Prof., Uludað Ü. Týp Fak. Halk Saðlýðý AD., Baþkaný Dr. Necla AYTEKÝN Prof., Uludað Ü. Týp Fak. Halk Sað. AD Öðr. Üyesi Dr. Emel ÝRGÝL Doç.,

Detaylı

KANUNSUZ TALÝMATLARI YERÝNE GETÝRMEK ZORUNDA DEÐÝLSÝNÝZ. Çünkü Anayasa ve yasalar bizden yana: 2 Nisan 2007 Onlarca film ve dizi, 3 yýllýðýna kiraya verildi. TRT ye 40 milyon dolar gelir getirmesi gerekirken,

Detaylı

İstihkak prosedürü sonunda, üçüncü kişinin bu hakkı kabul edilir, lehine sonuçlanırsa, o mal üzerindeki haciz kalkar veya mal o hakla birlikte

İstihkak prosedürü sonunda, üçüncü kişinin bu hakkı kabul edilir, lehine sonuçlanırsa, o mal üzerindeki haciz kalkar veya mal o hakla birlikte Borçlunun borcu için, borçluya yakınlığı ne olursa olsun 3. kişinin malvarlığına dahil unsurlar,haczedilemez. Bununla birlikte 3. kişilere ait bazı malların borçlunun olduğu kabul edilerek haczedilmesi

Detaylı

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ ÜNİTE EKONOMİK VE FİNANSAL SİSTEM İKİNCİ ÜNİTE PARANIN ZAMAN DEĞERİ

İÇİNDEKİLER BİRİNCİ ÜNİTE EKONOMİK VE FİNANSAL SİSTEM İKİNCİ ÜNİTE PARANIN ZAMAN DEĞERİ İÇİNDEKİLER BİRİNCİ ÜNİTE EKONOMİK VE FİNANSAL SİSTEM 1 13 1. EKONOMİK SİSTEM 2 2. FİNANSAL SİSTEM 5 3. FİNANSAL SİSTEMİN UNSURLARI 8 4. FİNANSAL PİYASALARIN YAPISI 9 4.1. Borç ve Öz Sermaye Yapısı 9 4.2.

Detaylı

Şirket Kodu 1060. Yıl 2011 Tablo Kodu 100401 Frekans Versiyon 1 HESAP KODU

Şirket Kodu 1060. Yıl 2011 Tablo Kodu 100401 Frekans Versiyon 1 HESAP KODU Şirket Unvanı HÜR SİGORTA AŞ Şirket Kodu 1060 Yıl 2011 Tablo Kodu 100401 Frekans Q4 Versiyon 1 HESAP KODU HESAP ADI TUTAR (TL) 60 Hayat Dışı Teknik Gelir 44.323.145,39 600 Yazılan Primler (Reasürör Payı

Detaylı

ALACAK OCAK 2011 (TL)

ALACAK OCAK 2011 (TL) ELEKTRİK ENDÜSTRİSİ a) İlgili ayda (211 yılı Şubat ayında) alınan ve ödenen krediler ile ilgili ay sonu kısa ve uzun vadeli kredi bakiyeleri OCAK 211 ŞUBAT 211 ÖDENEN TUTAR AY İÇİNDE ALINAN T.İş Bankası

Detaylı

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT OYAK PORTFÖY HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU'NA AİT PERFORMANS SUNUM RAPORU. Fon'un Yatırım Amacı

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT OYAK PORTFÖY HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU'NA AİT PERFORMANS SUNUM RAPORU. Fon'un Yatırım Amacı A. TANITICI BİLGİLER FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT OYAK PORTFÖY HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU'NA AİT PERFORMANS SUNUM RAPORU Fon Toplam Değeri Birim Pay Değeri (TRL) Yatırımcı Sayısı Tedavül Oranı (%)

Detaylı

Arkan & Ergin Uluslararası Denetim ve Y.M.M. A.Ş.

Arkan & Ergin Uluslararası Denetim ve Y.M.M. A.Ş. İstanbul, 30.06.2008 Seri B, Sıra No:3 Tahsilat Genel Tebliği Yayımlandı DUYURU NO:2008/65 5667 sayılı Bankacılık İşlemleri Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan Türkiye İmar Bankası Türk Anonim

Detaylı

DERS 15: Adli Bilişim

DERS 15: Adli Bilişim DERS 15: Adli Bilişim HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU Kanun Numarası : 6100 Kabul Tarihi : 12/1/2011 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih: 4/2/2011 Sayı : 27836 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 50 İKİNCİ BÖLÜM

Detaylı

Adli Yadım Bürosu ADLİ YARDIM BÜROSU

Adli Yadım Bürosu ADLİ YARDIM BÜROSU Adli Yadım Bürosu 8 ADLİ YARDIM BÜROSU Adli Yardım Bürosu Adli Yadım Bürosu 8. BÖLÜM ADLİ YARDIM BÜROSU Bireylerin hak arama özgürlüklerinin önündeki engelleri aşmak ve hak arama özgürlüğünün kullanımda

Detaylı

2- Dâvanın, her biri hakkında aynı sebepten neşet etmesi. hükmü öngörülmüş. iken,

2- Dâvanın, her biri hakkında aynı sebepten neşet etmesi. hükmü öngörülmüş. iken, A- 01/10/2011 yürürlük tarihli 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu ndan önce yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu nun 43. maddesinde düzenlenen İHTİYARİ DAVA ARKADAŞLIĞI müessesesi

Detaylı

Ekonomi II. 19.Para ve Bankacılık. Doç.Dr.Tufan BAL. Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından

Ekonomi II. 19.Para ve Bankacılık. Doç.Dr.Tufan BAL. Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından Ekonomi II 19.Para ve Bankacılık Doç.Dr.Tufan BAL Not:Bu sunun hazırlanmasında büyük oranda Prof.Dr.Tümay ERTEK in Temel Ekonomi kitabından faydalanılmıştır. 2 19.1.Paranın Tanımı ve Fonksiyonları Para,

Detaylı

BÝLÝMSEL YAYIN ORGANI TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU TMSF yýl:5 sayý:24 Ekim - Kasým - Aralýk 2010 KRÝZLERE YAKALANMADAN GELÝÞMEYÝ SÜRDÜRMEK Þakir Ercan GÜL, Sayfa 3 te HUKUKÝ YÖNÜYLE MEVDUAT Çaðdaþ EKÝCÝ

Detaylı

İÇİNDEKİLER. Giriş. İhtiyati Haciz. İhtiyati Haciz Kararı Alınması. İhtiyati Haciz Kararının Uygulanması. İhtiyati Haciz Kararına İtiraz

İÇİNDEKİLER. Giriş. İhtiyati Haciz. İhtiyati Haciz Kararı Alınması. İhtiyati Haciz Kararının Uygulanması. İhtiyati Haciz Kararına İtiraz İHTİYATİ HACİZ İÇİNDEKİLER Giriş İhtiyati Haciz İhtiyati Haciz Kararı Alınması İhtiyati Haciz Kararının Uygulanması İhtiyati Haciz Kararına İtiraz İhtiyati Haczin Sonuçları İhtiyati Haciz Sebebiyle Tazminat

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU MÜRACAAT SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR:

ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU MÜRACAAT SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR: ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru 1982 Anayasası nın 148. ve 149. Maddeleri ile geçici 18. maddesi hükümleri ve ayrıca 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

Detaylı

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU. Fonun Yatırım Amacı

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. KATKI EMEKLİLİK YATIRIM FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU. Fonun Yatırım Amacı A. TANITICI BİLGİLER PORTFÖYE BAKIŞ YATIRIM VE YÖNETİME İLİŞKİN BİLGİLER Halka arz tarihi: 19 Aralık 2013 31 Aralık 2014 tarihi itibarıyla (Bu raporun hazırlanmasında 1 Ocak 2015 tarihinde geçerli olan

Detaylı

A. TANITICI BİLGİLER. PORTFÖYE BAKIŞ Halka arz tarihi: 20 Mayıs 2009 YATIRIM VE YÖNETİME İLİŞKİN BİLGİLER

A. TANITICI BİLGİLER. PORTFÖYE BAKIŞ Halka arz tarihi: 20 Mayıs 2009 YATIRIM VE YÖNETİME İLİŞKİN BİLGİLER ASHMORE PORTFÖY YÖNETİMİ A.Ş. HİSSE SENEDİ ŞEMSİYE FONU NA BAĞLI ASHMORE PORTFÖY HİSSE SENEDİ FONU (HİSSE SENEDİ YOĞUN FON) NA AİT PERFORMANS SUNUM RAPORU A. TANITICI BİLGİLER PORTFÖYE BAKIŞ Halka arz

Detaylı

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU A. TANITICI BİLGİLER PORTFÖYE BAKIŞ YATIRIM VE YÖNETİME İLİŞKİN BİLGİLER Halka arz tarihi: 30 Nisan

Detaylı

VERGİ DAVALARINDA İDARE LEHİNE HÜKMEDİLEN KARŞI VEKALET ÜCRETİNİN TAHSİLİNDE ZAMANAŞIMI SÜRESİNİN BELİRLENMESİ 1

VERGİ DAVALARINDA İDARE LEHİNE HÜKMEDİLEN KARŞI VEKALET ÜCRETİNİN TAHSİLİNDE ZAMANAŞIMI SÜRESİNİN BELİRLENMESİ 1 VERGİ DAVALARINDA İDARE LEHİNE HÜKMEDİLEN KARŞI VEKALET ÜCRETİNİN TAHSİLİNDE ZAMANAŞIMI SÜRESİNİN BELİRLENMESİ 1 Av. Hüseyin KARAKOÇ ÖZET Vergi Davaları idare lehine sonuçlandığı zaman davacı aleyhine

Detaylı

Türkiye Serbest Muhasebeci Mali MüĢavirler ve Yeminli Mali MüĢavirler Odaları Birliğinden:

Türkiye Serbest Muhasebeci Mali MüĢavirler ve Yeminli Mali MüĢavirler Odaları Birliğinden: Türkiye Serbest Muhasebeci Mali MüĢavirler ve Yeminli Mali MüĢavirler Odaları Birliğinden: SERBEST MUHASEBECĠLĠK SERBEST MUHASEBECĠ MALĠ MÜġAVĠRLĠK VE YEMĠNLĠ MALĠ MÜġAVĠRLĠK KANUNU GEREĞĠNCE YAPILACAK

Detaylı

BÖLÜM BANKALARIN FAALİYET ALANLARININ GELİŞİMİ

BÖLÜM BANKALARIN FAALİYET ALANLARININ GELİŞİMİ İÇİNDEKİLER SUNUŞ...xiii ÖN SÖZ... xv TABLOLAR LİSTESİ... xvii ŞEKİLLER VE GRAFİKLER LİSTESİ... xix BİRİNCİ BÖLÜM BANKALARIN FAALİYET ALANLARININ GELİŞİMİ 1. Bankacılık Faaliyet Alanları... 1 1.1. Mevduat

Detaylı

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU PORTFÖYE BAKIŞ YATIRIM VE YÖNETİME İLİŞKİN BİLGİLER Halka arz tarihi: 19 Aralık 2013 30 Haziran 2015tarihi itibarıyla

Detaylı

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU ALACAKLARINDA TEMİNAT OLARAK GÖSTERİLEN TAŞINIR-TAŞINMAZLAR VE DEĞER TESPİTİ

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU ALACAKLARINDA TEMİNAT OLARAK GÖSTERİLEN TAŞINIR-TAŞINMAZLAR VE DEĞER TESPİTİ SOSYAL GÜVENLİK KURUMU ALACAKLARINDA TEMİNAT OLARAK GÖSTERİLEN TAŞINIR-TAŞINMAZLAR VE DEĞER TESPİTİ Mikail KILINÇ* 1.GİRİŞ Sosyal Güvenlik Kurumu, sosyal sigortacılık ilkelerine dayalı, etkin, adil, kolay

Detaylı

Rezerv para Rezerv Parasal taban Parasal Parası AKTİF: PASİF: Rezerv para Parasal Taban, Merkez Bankası Parası

Rezerv para Rezerv Parasal taban Parasal Parası AKTİF: PASİF: Rezerv para Parasal Taban, Merkez Bankası Parası Türkiye Ekonomisi PARA - BANKA 1 1. Kavramlar: Türkiye ekonomisinde banknot çıkartma yetkisi 1930 yılında faaliyete geçen Merkez Bankası A.Ş.'ye verilmiştir. Türkiye'de MB, emisyonu belirlemenin dışında

Detaylı

ON SORUDA İHTİYATİ HACİZ VE İHTİYATİ TEDBİR

ON SORUDA İHTİYATİ HACİZ VE İHTİYATİ TEDBİR The Resolution ON SORUDA İHTİYATİ HACİZ VE İHTİYATİ TEDBİR Tüm Hakları Saklıdır ON SORUDA İHTİYATİ HACİZ VE İHTİYATİ TEDBİR 1. İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz Nedir? İhtiyati tedbir, bir çeşit hukuki

Detaylı

Şirket Kodu 1060 Yıl 2013 Tablo Kodu 100301 Frekans Versiyon 2. Açıklama. 102022 Yabancı Para (YP) 0

Şirket Kodu 1060 Yıl 2013 Tablo Kodu 100301 Frekans Versiyon 2. Açıklama. 102022 Yabancı Para (YP) 0 Şirket Unvanı HÜR SİGORTA AŞ Şirket Kodu 1060 Yıl 2013 Tablo Kodu 100301 Frekans Q4 Versiyon 2 Tablo Uyarı Açıklama TAMAM TAMAM 0 31.12.2013 TARİHİ İTİBARİYLE BİLANÇO HESAPLARI Hesap Kodu Hesap Adı Tutar

Detaylı

T Ü R M O B TÜRKİYE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODALARI BİRLİĞİ SİRKÜLER RAPOR MEVZUAT

T Ü R M O B TÜRKİYE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODALARI BİRLİĞİ SİRKÜLER RAPOR MEVZUAT Sirküler Rapor 07.10.2011/ 114-1 MİRASÇILIK BELGESİ VERİLMESİ VE TERK EDEN EŞİN ORTAK KONUTA DAVET EDİLMESİ İŞLEMLERİNİN NOTERLER TARAFINDAN YAPILMASINA İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK YAYIMLANDI

Detaylı

TEBLİĞ. Konsolide özkaynak kalemlerine ilişkin bilgiler: Cari Dönem Önceki Dönem

TEBLİĞ. Konsolide özkaynak kalemlerine ilişkin bilgiler: Cari Dönem Önceki Dönem 22 Eylül 2007 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 26651 TEBLİĞ Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan: BANKALARCA KAMUYA AÇIKLANACAK FİNANSAL TABLOLAR İLE BUNLARA İLİŞKİN AÇIKLAMA VE DİPNOTLAR HAKKINDA

Detaylı

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. LİKİT ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. LİKİT ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU A. TANITICI BİLGİLER FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. PORTFÖYE BAKIŞ YATIRIM VE YÖNETİME İLİŞKİN BİLGİLER Halka arz tarihi: 19 Aralık 2013 30 Haziran 2015tarihi itibarıyla (Bu raporun hazırlanmasında 1 Temmuz

Detaylı

4) Merkezi takas kurumu na üye olabilmenin kriterleri aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

4) Merkezi takas kurumu na üye olabilmenin kriterleri aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir? 1) Aşağıdakilerden hangisi MKK ya üye değildir? A) İhraççı kuruluşlar B) Yatırım kuruluşları C) Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu D) Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası E) Merkezi takas kuruluşları 2) Merkezi

Detaylı

Editörler Yrd.Doç.Dr. İsmail Yıldırım & Öznur Koncagül BANKACILIĞA GİRİŞ

Editörler Yrd.Doç.Dr. İsmail Yıldırım & Öznur Koncagül BANKACILIĞA GİRİŞ Editörler Yrd.Doç.Dr. İsmail Yıldırım & Öznur Koncagül BANKACILIĞA GİRİŞ Yazarlar Yrd.Doç.Dr. İsmail Yıldırım Hale Akın Hilal İlgin Uyar Rabia Köseoğlu Sema Poyraz Can Semra Demir Gülbahar Serdar Erdoğan

Detaylı

İDARİ YARGILAMA USULÜ HUKUKU 3-B K. Burak ÖZTÜRK İDARİ YARGI KARARLARININ UYGULANMASI

İDARİ YARGILAMA USULÜ HUKUKU 3-B K. Burak ÖZTÜRK İDARİ YARGI KARARLARININ UYGULANMASI İDARİ YARGILAMA USULÜ HUKUKU İDARİ YARGILAMA AÇIK DERS MATERYALİ USULÜ HUKUKU 3-B K. Burak ÖZTÜRK İDARİ YARGI KARARLARININ UYGULANMASI ANAYASAL DÜZENLEME Anayasa, m. 138/4: Yasama ve yürütme organları

Detaylı

ŞEKER FİNANSAL KİRALAMA ANONİM ŞİRKETİ

ŞEKER FİNANSAL KİRALAMA ANONİM ŞİRKETİ ŞEKER FİNANSAL KİRALAMA ANONİM ŞİRKETİ 31Aralık 2016 Tarihinde Sona Eren Hesap Dönemine Ait 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu na Göre Yönetim Kurulu Tarafından Hazırlanan Bağlı Şirket Raporu 07 Mart 2017

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857 S.İşK/18-21

İlgili Kanun / Madde 4857 S.İşK/18-21 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2009/20255 Karar No. 2010/11968 Tarihi: 03.05.2010 İlgili Kanun / Madde 4857 S.İşK/18-21 GÜVENLİK HİZMETLERİNİN YARDIMCI İŞ OLMASI HAKLI NEDENLERLE FESİHTE SAVUNMA

Detaylı

Bölüm 1 Firma, Finans Yöneticisi, Finansal Piyasalar ve Kurumlar

Bölüm 1 Firma, Finans Yöneticisi, Finansal Piyasalar ve Kurumlar Bölüm 1 Firma, Finans Yöneticisi, Finansal Piyasalar ve Kurumlar Yatırım (Sermaye Bütçelemesi) ve Finanslama Kararları Şirket Nedir? Finansal Yönetici Kimdir? Şirketin Amaçları Finansal piyasalar ve kurumların

Detaylı

ÝÇÝNDEKÝLER. 5 Baþvuru ve Ýzlenen Yöntem. 7 Talebe Baðlý Olarak Kadastro Müdürlüklerince Yapýlan Ýþlemler. 19 Birleþtirme (Tevhit) Ýþlemleri

ÝÇÝNDEKÝLER. 5 Baþvuru ve Ýzlenen Yöntem. 7 Talebe Baðlý Olarak Kadastro Müdürlüklerince Yapýlan Ýþlemler. 19 Birleþtirme (Tevhit) Ýþlemleri ÝÇÝNDEKÝLER Sayfa No Konu 3 Tarihçe 5 Baþvuru ve Ýzlenen Yöntem 7 Talebe Baðlý Olarak Kadastro Müdürlüklerince Yapýlan Ýþlemler 7 Plan Örneði 9 Yer Gösterme 11 Aplikasyon 13 Cins Deðiþikliði 16 Ýrtifak

Detaylı

BORSA BAŞKANLIĞI DUYURULARI

BORSA BAŞKANLIĞI DUYURULARI BORSA BAŞKANLIĞI DUYURULARI Yaşanan olağan dõşõ gelişmeler sonucunda Borsa da işlem gören hisse senetlerinin değerini değiştirebilecek ve yatõrõmcõlarõn yatõrõm kararlarõnõ etkileyebilecek önemde bilgilerin

Detaylı

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GRUPLARA YÖNELİK ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GRUPLARA YÖNELİK ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. A. TANITICI BİLGİLER PORTFÖYE BAKIŞ YATIRIM VE YÖNETİME İLİŞKİN BİLGİLER Halka arz tarihi: 19 Aralık 2013 31 Aralık 2014 tarihi itibarıyla (Bu raporun hazırlanmasında 1 Ocak

Detaylı

İTİRAZIN İPTALİ DAVASINDA HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE. Stj. Av. Belce BARIŞ ERYİĞİT HUKUK BÜROSU / ANKARA

İTİRAZIN İPTALİ DAVASINDA HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE. Stj. Av. Belce BARIŞ ERYİĞİT HUKUK BÜROSU / ANKARA İTİRAZIN İPTALİ DAVASINDA HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE Stj. Av. Belce BARIŞ ERYİĞİT HUKUK BÜROSU / ANKARA 24.05.2017 [email protected] İtirazın iptali davası; takip konusu yapılmış olan alacağa karşılık borçlu

Detaylı

1- GENEL OLARAK 2- MUHAKEMAT BİRİMLERİ

1- GENEL OLARAK 2- MUHAKEMAT BİRİMLERİ MUHAKEMAT İŞLEMLERİ 1- GENEL OLARAK Bakanlığımız ana hizmet birimlerinin birinci sırasında yer alan Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü, 4353 sayılı Kanun ve 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname

Detaylı

1- GENEL OLARAK 2- MUHAKEMAT BİRİMLERİ

1- GENEL OLARAK 2- MUHAKEMAT BİRİMLERİ 1 GENEL OLARAK Bakanlığımız ana hizmet birimlerinin birinci sırasında yer alan Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü, 4353 sayılı Kanun ve 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca Devlet

Detaylı

Saðlýk Kuruluþlarýnda Çalýþan Hekimler ile Ýþyeri Hekimlerinin Ne Þekilde Vergilendirileceðine Ýliþk Cuma, 20 Þubat 2009

Saðlýk Kuruluþlarýnda Çalýþan Hekimler ile Ýþyeri Hekimlerinin Ne Þekilde Vergilendirileceðine Ýliþk Cuma, 20 Þubat 2009 Saðlýk Kuruluþlarýnda Çalýþan Hekimler ile Ýþyeri Hekimlerinin Ne Þekilde Vergilendirileceðine Ýliþk Cuma, 20 Þubat 2009 Taþpýnar Muhasebe Saðlýk Kuruluþlarýnda Çalýþan Hekimler ile Ýþyeri Hekimlerinin

Detaylı

ERGO EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU TANITIM FORMU

ERGO EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU TANITIM FORMU ERGO EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU TANITIM FORMU ÖNEMLİ BİLGİ BU TANITIM FORMUNDA YER ALAN BİLGİLER, SERMAYE PİYASASI KURULU TARAFINDAN 13.01.2011 TARİH VE 2/45 SAYI

Detaylı

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. LİKİT ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. LİKİT ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU A. TANITICI BİLGİLER FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. PORTFÖYE BAKIŞ YATIRIM VE YÖNETİME İLİŞKİN BİLGİLER Halka arz tarihi: 19 Aralık 2013 31 Aralık 2014 tarihi itibarıyla (Bu raporun hazırlanmasında 1 Ocak

Detaylı

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. DEĞİŞKEN GRUP EMEKLİLİK YATIRIM FONU'NA AİT PERFORMANS SUNUM RAPORU. Fon'un Yatırım Amacı

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. DEĞİŞKEN GRUP EMEKLİLİK YATIRIM FONU'NA AİT PERFORMANS SUNUM RAPORU. Fon'un Yatırım Amacı A. TANITICI BİLGİLER FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. DEĞİŞKEN GRUP EMEKLİLİK YATIRIM FONU'NA AİT PERFORMANS SUNUM RAPORU Fon Toplam Değeri Birim Pay Değeri (TRL) Yatırımcı Sayısı Tedavül Oranı (%) Borçlanma

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş. GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KARMA BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş. GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KARMA BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU KARMA BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU MALİ TABLOLAR A. BİLANÇO DİPNOTLARI Anadolu Hayat Emeklilik A.Ş. Gruplara Yönelik Gelir Amaçlı Karma Borçlanma Araçları Emeklilik Yatırım Fonu ("Fon") mali

Detaylı

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI E.Y. FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU

FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI E.Y. FONU NA AİT PERFORMANS SUNUŞ RAPORU FİBA EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI E.Y. FONU NA AİT A. TANITICI BİLGİLER PORTFÖYE BAKIŞ YATIRIM VE YÖNETİME İLİŞKİN BİLGİLER Halka arz tarihi: 19 Aralık 2013 31 Aralık 2014

Detaylı