|
|
|
- Mehmed Şeker
- 9 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1 B Ý L Ý M S E L Y A Y I N O R G A N I TMSF yýl:6 sayý:27 Temmuz - Aðustos - Eylül 2011 TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU FÝNANS SEKTÖRÜNDE DÜZENLEME VE REFORM Þakir Ercan GÜL, Sayfa 3 te 6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERÝ KANUNUNUN GETÝRDÝÐÝ TEMEL YENÝLÝKLER ULUSAL VARLIK FONLARINA ÝLÝÞKÝN DEÐERLENDÝRMELER SÝSTEMÝK ÖNEME SAHÝP FÝNANSAL KURULUÞLARIN ÇÖZÜMLENMESÝ Sayfa 5 te Sayfa 14 te Sayfa 23 te Taylan Özgür KÝRAZ Yücel Vural Burcu Gür
2 BANKACILIK SEKTÖRÜ VERÝLERÝ NOTLAR Bankacýlýk sektörü aktif büyüklüðü Mart 2011 tarihi itibariyle 1.046,4 milyar TL seviyesindedir. Toplam aktiflerin %53,9 unu krediler, %26,6 sýný menkul deðerler cüzdaný oluþturmaktadýr. Toplam mevduat / katýlým fonu büyüklüðü 629,3 milyar TL seviyesindedir. Mevduat / katýlým fonunun %30,2 si YP, %69,8 i TP mevduat / katýlým fonlarýndan oluþmaktadýr. Kurum içinde baþvuru kaynaðý olarak kullanýlmak üzere derlenmiþ bilgilerden oluþur. Resmi baðlayýcýlýðý yoktur. TMSF - Büyükdere Cad. No:143 Esentepe Ýstanbul, Tel: (212) Faks: (212) , Bilgi ve Önerileriniz için: Sigorta ve Risk Ýzleme Dairesi, [email protected] TEMEL PARAMETRELER SÝGORTA VE RÝSK ÝZLEME DAÝRE BAÞKANLIÐI GENEL EKONOMÝK VERÝLER
3 ÝÇÝNDEKÝLER BÝLÝMSEL YAYIN ORGANI TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU TMSF yýl:6 sayý:27 Temmuz - Aðustos - Eylül 2011 FÝNANS SEKTÖRÜNDE DÜZENLEME VE REFORM Þakir Ercan GÜL, Sayfa 3 te 2. EDÝTÖR DEN Dr. Yusuf ADIGÜZEL 3. FÝNANS SEKTÖRÜNDE DÜZENLEME VE REFORM Þakir Ercan GÜL SAYILI HUKUK MUHAKEMELERÝ KANUNUNUN GETÝRDÝÐÝ TEMEL YENÝLÝKLER Yrd. Doç. Dr. Taylan Özgür KÝRAZ 11. TOPLANTI YÖNETÝMÝ M. Cemal ÇAÐLAR 14. ULUSAL VARLIK FONLARINA ÝLÝÞKÝN DEÐERLENDÝRMELER Yücel VURAL 6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERÝ KANUNUNUN GETÝRDÝÐÝ TEMEL YENÝLÝKLER Taylan Özgür KÝRAZ ULUSAL VARLIK FONLARINA ÝLÝÞKÝN DEÐERLENDÝRMELER Yücel Vural SÝSTEMÝK ÖNEME SAHÝP FÝNANSAL KURULUÞLARIN ÇÖZÜMLENMESÝ Burcu Gür 19. SÝSTEMÝK ÖNEMÝ HAÝZ FÝNANSAL KURULUÞLARIN ÇÖZÜMLENMESÝNDE BAIL-IN UYGULAMALARI Çiðdem AKDAÐ Sayfa 5 te Sayfa 14 te Sayfa 23 te 23. SÝSTEMÝK ÖNEME SAHÝP FÝNANSAL KURULUÞLARIN ÇÖZÜMLENMESÝ Burcu GÜR 28. SÝSTEMÝK ÖNEM VE BASÝT GÖSTERGELER Elif KÖSOÐLU 31. KRÝZLE MÜCADELE POLÝTÝKALARI VE ÇÖZÜMLEME Çaðdaþ EKÝCÝ 36. ANONÝM ÞÝRKETLERDE VE TMSF NÝN DEVRALDIÐI ÞÝRKETLERDE GENEL KURUL TOPLANTILARI Tunç GÜCÜK SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNU VE ÝNTÝBAKIN GENEL ESASLARI Ýcat SAYDAM 46. TMSF HABERLER Ayla KÜÇÜKOÐLU KELEÞ 48. DÜNYADAN HABERLER Yücel VURAL BÝLÝMSEL YAYIN ORGANI TMSF TMSF Adýna Sahibi : H. Bayram Babacan Yayýn Yönetmeni : Dr. Yusuf Adýgüzel Sorumlu Yazýiþleri Müdürü : Kamil Oðuz Danýþma Kurulu : Doç. Dr. Cüneyt Koyuncu - Dumlupýnar Üniversitesi, Doç. Dr. Fuat ErdaL - Adnan Menderes Üniversitesi, Prof. Dr. Halil Seyidoðlu - Doðuþ Üniversitesi, Doç.Dr. Muhsin Kar - Kahramanmaraþ Sütçü Ýmam Üniversitesi, Doç. Dr. Rahmi Deniz Özbay - Marmara Üniversitesi, Doç. Dr. Rasim Yýlmaz - Trakya Üniversitesi, Prof. Dr. Recep Tarý - Kocaeli Üniversitesi, Dr. Ýlyas Karabýyýk - Erzincan Üniversitesi, Prof. Dr. Sabri Orman - Ýstanbul Ticaret Üniversitesi, Doç. Dr. Selahattin Bekmez - Muðla Üniversitesi, Prof. Dr. Yusuf Bayraktutan - Kocaeli Üniversitesi, Prof. Dr. Zekai Özdemir - Ýstanbul Üniversitesi, Dr. A. Kadir Tuna - Ýstanbul Üniversitesi, Dr. Bekir Gövdere Süleyman Demirel Üniversitesi, Dr. Bilal KARGI - Doðuþ Üniversitesi, Prof. Dr. Nurgül Chambers - Marmara Üniversitesi Yayýn Kurulu : Dr. Rýdvan Çabukel, Zülfükar Kamberoðlu, Turan Korkmaz, Ahmet Yýlmaz, Ali Göçer, Ýsmail Güler Yayýn Türü : Yerel Süreli Yayýn Periodu : 3 Aylýk - Temmuz - Aðustos - Eylül 2011 Görsel Tasarým : 1111 Adam Yapým & Tanýtým Adres : Büyükdere C. No: Esentepe/ istanbul E-posta : [email protected] Tel : Faks : Baský : Yöm Basým Baský Tel : TMSF Çatý Basýn ve Halkla iliþkiler Müdürlüðü tarafýndan hazýrlanmaktadýr. Telif haklarý TMSF'ye aittir. Yazýlarýn sorumluluðu yazarlarýna aittir.
4 EDÝTÖR DEN Merhaba Globalleþmeyle birlikte, Sistemik Öneme Sahip Finansal Kuruluþlar ýn (SIFIler) sayýsýnda önemli bir artýþ göze çarpmaktadýr. Sayýca artýþýn yaný sýra SIFIlerin çaplarýndaki geniþlemeyle birlikte küresel kriz sýrasýnda ve sonrasýnda bu karmaþýk kuruluþlara müdahale edilmesi konusunda pek çok güçlük yaþanmýþtýr. Zira SIFIler olasý bir finansal stresin tesir düzeyi ve yayýlma hýzýný önemli ölçüde etkilemektedirler. Dolayýsýyla günümüzde dünya mevduat sigortacýlarýnýn üzerinde en çok yoðunlaþtýðý konulardan birini SIFIler oluþturmaktadýr. deðerlendirmelerin yaný sýra güncel konularý ele aldýklarý yazýlarýyla bu sayýmýza katkýda bulunan arkadaþlarýmýz. Dergimizin hazýrlanmasýnda katký saðlayan tüm akademisyen ve araþtýrmacý arkadaþlara teþekkür ediyor, önümüzdeki sayýlarda da katkýlarýný bekliyoruz. Gelecek sayýmýzda buluþmak üzere... Bu sayýmýzda mevduat sigortacýlýðýný ilgilendiren en önemli güncel çalýþmalardan biri olan SIFIlere geniþ yer ayýrdýk. Baþkanýmýz Sayýn Þakir Ercan Gül 28 Eylül 2011 tarihinde Ýstanbul Finans Zirvesi 2011 toplantýsýnda yaptýðý konuþmada SIFIleri ele alarak, TMSF nin konuyla ilgili çalýþmalarýný dile getirmiþtir. Sayýn Gül ün bu konuþmasýnýn esas alýndýðý yazýyý dikkatlerinize sunuyoruz. SIFIler dosyamýza Çiðdem Akdað Sistemik Önemi Haiz Finansla Kuruluþlarýn Çözümlenmesinde Bail-in Uygulamalarý baþlýklý yazýsýyla, Burcu Gür Sistemik Öneme Sahip Finansal Kuruluþlarýn Çözümlenmesi baþlýklý yazýsýyla ve Elif Köseoðlu Sistemik Önem: Bazý Basit Göstergeler baþlýklý yazýsýyla katýldýlar. Dr. Yusuf Adýgüzel Yayýn Yönetmeni TMSF Basýn ve Halkla Ýliþkiler Müdürü Ayrýca bu sayýmýzda, Yrd. Doç Dr. Taylan Özgür Kiraz 6100 Sayýlý Hukuk Muhakemeleri Kanununun Getirdiði Temel Yenilikler i maddeler halinde inceledi. Cemal Çaðlar, Yücel Vural, Çaðdaþ Ekici, Tunç Gücük, Ýcat Saydam ve Ayla Küçükoðlu Keleþ de makale ve 2
5 TMSF FÝNANS SEKTÖRÜNDE DÜZENLEME VE REFORM * Küresel kriz mevduat sigortacýlýðýnýn önemini tüm dünyada bir kez daha ortaya koymuþtur, ve dolayýsýyla yapýlan çalýþmalar finansal güvenlik aðýnýn önemli bir parçasý olan mevduat sigortacýlýðýný yakýndan ilgilendirmektedir sonbaharýnda patlak veren küresel krizin etkilerinin halen devam ettiðini görmekteyiz. Gerek ABD ve gerekse Avrupa Birliði Bölgesinde son üç yýldýr dalga dalga hissedilen sorunlarýn çözümü için yoðun çabalar sarfedilmektedir. ABD de öncelikle borçlanma ve yüksek kamu harcamalarý sorunlarýnýn üzerine gidilmekte, Avrupa da Yunanistan ýn yaþadýðý ekonomik bunalým baþta olmak üzere Ýspanya, Ýtalya ve diðer pek çok Avrupa ülkelesinin içine düþtüðü aðýr finansal strese çareler aranmaktadýr. Sorunlarýn gerçek anlamda çözümü, geçici finansal kaynaklarla rahatlamanýn çok ötesinde, reform niteliðinde düzenlemelerle yeniden yapýlanmayý gerektirmektedir. Bu çerçevede, yeni bir finansal düzen arayýþýyla bir çok ulusal ve uluslararasý çalýþma baþlatýlmýþ, çalýþmalarýn bir kýsmý sonuçlandýrýlmýþ, bir kýsmý ise halen devam etmektedir. Uluslararasý çalýþmalar Finansal Ýstikrar Kurulu (FSB) ile Basel Bankacýlýk Denetim Komitesi (BCBS) bünyesinde yoðunlaþmýþtýr. Söz konusu çalýþmalarda düzenleme baþta olmak üzere, denetleme, kriz yönetimi ve çözümleme faaliyetlerinin etkinleþtirilmesine odaklanýlmýþtýr. Küresel kriz mevduat sigortacýlýðýnýn önemini tüm dünyada bir kez daha ortaya koymuþtur, ve dolayýsýyla yapýlan çalýþmalar finansal güvenlik aðýnýn önemli bir parçasý olan mevduat sigortacýlýðýný yakýndan ilgilendirmektedir. Bu kapsamda yapýlan spesifik çalýþmalarýn baþýnda Basel Bankacýlýk Denetim Komitesi (BCBS) ve Uluslararasý Mevduat Sigortacýlarý Birliði (IADI) tarafýndan bütün dünya ülkelerine referans olacak Etkin Mevduat Sigortacýlýðý için Temel Prensipler gelmektedir. Burada belirtmek gerekir ki TMSF Temel Prensiplerin oluþturulmasýna çalýþmalarý ile yoðun katký saðlamýþtýr ve söz konusu prensiplere büyük ölçüde uyumlu durumdadýr. Mevduat sigortacýlýðýný ilgilendiren en önemli güncel çalýþmalardan biri Sistemik Öneme Sahip Finansal Kuruluþlar (SIFIler) ile ilgili FSB bünyesinde yürütülen çalýþmalardýr. Globalleþme, SIFI olarak tanýmlanan kuruluþlarýn sayýlarýný ve çaplarýný artýrmýþ, küresel kriz sýrasýnda ve sonrasýnda bu karmaþýk kuruluþlara müdahale edilmesi konusunda pek çok güçlük yaþanmýþtýr. SIFIler olasý bir finansal stresin tesir düzeyi ve yayýlma hýzýný önemli ölçüde etkilemektedirler. Dolayýsýyla günümüzde dünya mevduat sigortacýlarýnýn üzerinde en çok yoðunlaþtýðý konulardan birini SIFIler oluþturmaktadýr. Türkiye için bu aþamada global SIFIlerin önemli riskler oluþturduðu kanýsý yaygýn olmamakla birlikte bu alandaki geliþmeler dikkatle takip edilmektedir. Ayrýca, Finansal kuruluþlarýn mikro bazdaki politikalarýnýn yönlendirilmesi, sistemde oluþturabilecekleri risklerin makro bazda irdelenmesi ve gerekli politikalarýn geliþtirilmesi politika yapýcýlarýn gündemine girmiþtir. Nitekim yakýn tarihte yasalaþan Finansal Ýstikrar Komitesi, söz konusu makro risklerin yönetimine verilen önemin güzel bir örneðidir. Bu çerçevede TMSF de Finansal Güvenlik Aðýnýn ilgili komitelerine düzenli katýlým saðlamaktadýr. Mevduat sigortacýlýðýna iliþkin hususlarda dünya çapýnda yapýlan çalýþmalarýn yaný sýra Avrupa Birliði bölgesine özel ilave çalýþmalar da yapýlmaktadýr. Türkiye nin AB ye aday bir ülke olmasý TMSF olarak bu çalýþmalarý daha da yakýndan takip etmemizi gerektirmiþtir. Kurumumuzun Avrupa Mevduat Sigortacýlarý Birliði (EFDI) bünyesinde bugüne kadar yapýlan çalýþmalarda aktif görevler almýþ olduðunu da burada belirtmek istiyorum. AB de Temmuz 2010 tarihinde Avrupa Komisyonu tarafýndan mevduat sigortacýlýðýna iliþkin yeni bir direktif teklifinde bulunulmuþtur. Direktif Teklifinin temel nedeni, 94/19/EC sayýlý direktif ile çerçevesi çizilmiþ olan Avrupa Mevduat Sigorta Sistemlerinin mevduat sahiplerinin güvenini temin etme ve finansal istikrara katký saðlama hedeflerini ekonomik stres dönemlerinde tutturamadýklarýnýn ortaya çýkmasýdýr. Mevduat sigortacýlýðýna iliþkin onlarca hususta politika revizyonuna gidilmesini ele alan Teklifte birkaç temel husus öncelikli önem taþýmaktadýr. Bunlardan ilki sigortalý mevduatýn kapsam ve tutarýna iliþkin yapýlan revizyondur. Günümüze Þakir Ercan GÜL TMSF Baþkaný *28 Eylül 2011 tarihinde Ýstanbul Finans Zirvesi 2011 toplantýsýnda yapýlan konuþmaya esas teþkil eden metindir. 3
6 TMSF Sismik dalgalarýný halen hissettiðimiz küresel krizin etkilerinin minimize edilmesi ve bir benzerinin tekrar yaþanmamasý için ulusal ve uluslararasý platformlarda yeni düzenlemelere gidilmektedir. TMSF, bu noktada mevduat sigortacýlýðýný ilgilendiren konulardaki geliþmeleri dikkatle izlemekte ve yeni finansal düzendeki yerimizi saðlam kýlmak için yoðun çaba sarfetmektedir. kadar uygulanan minimum harmonizasyon politikasý, AB ülkelerinin sigortalý mevduat kapsam ve tutarlarýnda farklýlýklara yol açmýþtýr. Bu durum ise farklý ülke finansal kurumlarý arasýnda rekabetin zafiyete uðramasý ve mevduat akýþlarý ile sonuçlanmýþtýr. Bu duruma çözüm getirmeyi amaçlayan yeni Direktif Teklifi maksimum harmonizasyonu öngörmekte, mevduatýn gerçek ve tüzel kiþileri kapsayan tek bir tanýmýný yaparak tutarý Euro olarak sabitlemektedir. Türkiye de ise bilindiði üzere uzun bir süredir sigortalý mevduat tanýmý gerçek kiþilerle, sigortalý mevduat tutarý ise TL ile sýnýrlýdýr. Bu tutarýn ülkemizdeki mevduat yapýsý ve gelir seviyesi dikkate alýndýðýnda yeterli olduðunu düþünüyoruz. Ancak sigortalý mevduatýn kapsamýnýn geniþletilmesi hususunu AB müktesabatýna uyum kapsamýnda deðerlendirmekteyiz. AB Direktif Teklifi mevduat sigortacýlýðýnda fonlamaya iliþkin hususlarda da önemli ölçüde revizyonlara gidilmesini öngörmekte, sigorta prim sisteminin ex-ante ve riske dayalý olmasýnýn yerindeliðini vurgulamaktadýr. Mevduat sigortacýlýðýnda etkin bir fonlama ile ulaþýlmak istenen; adil bir fiyatlama yapýlmasý, ahlaki istismarýn minimuma indirilmesi ve yeterli düzeyde fon oluþturulmasýdýr. Ex-ante prim sistemleri batan bankalarýn baþarýsýzlýðýný geride kalan bankalara yüklemeyerek ve baþarýsýzlýk öncesinde kaynak oluþturulmasýný saðlayarak söz konusu temel amaçlara hizmet eder. Ayrýca, prim sistemlerinin riske dayalý olmasý ise bankalarýn risk düzeylerine göre farklýlaþtýrýlmasýný ve böylece aþýrý risk almalarýný önleyerek söz konusu temel amaçlara ulaþmayý mümkün kýlar. Günümüzde dünya mevduat sigortacýlarýnýn pek çoðu zaman içinde riske dayalý prim sistemini benimsemiþtir ve belirli aralýklarla revize etmektedir. Son olarak ABD de FDIC Büyük ve Kompleks bankalar için ayrý kriterlerden oluþan bir prim sistemi oluþturmuþ, ayrýca belirlenen prim oranýný belli oranda etkileyebilecek bir takdir yetkisi benimsemiþtir. Benzer þekilde Kanada da CDIC ve Malezya da MDIC de prim sistemlerine SIFIler için ek kriterler koymayý hedeflemekte, takdir puanlarýný ise halihazýrda uygulamaktadýr. Söz konusu revizyonlarýn dýþýnda, krizle birlikte sektörel risk algýsýnda yaþanan diðer deðiþimler de pek çok mevduat sigortacýsý tarafýndan prim sistemlerine yansýtýlmýþtýr. TMSF ce uygulanan prim sistemi uzun zamandýr Teklifte öngörülen þekilde ex-ante ve riske dayalý olup þartlara baðlý olarak dinamik bir yapýda revize edilmektedir. Son olarak geçtiðimiz aylarda prim sisteminin revizyonuna iliþkin yoðun bir çalýþma içine girilmiþ, uygulamaya koyulmasý planlanan son sistem BDDK, Merkez Bankasý ve diðer ilgili kuruluþlarla paylaþýlmýþtýr. Revizyonun özünü dünyada ve Türkiye de bankacýlýk sektörüne iliþkin risk algýsýndaki birtakým deðiþiklikler oluþturmaktadýr. Bu çerçevede TMSF büyüklük faktörünü ilave bir risk faktörü olarak görmekte, nakdi kredi büyüme hýzý ve mevduatýn vade yapýsý gibi ek kriterleri prim sistemine dahil etmeyi planlamaktadýr. Diðer taraftan, pek çok ülke örneðinde görüldüðü gibi TMSF tarafýndan dönemsel risk algýsýný yansýtabilecek diðer risk faktörlerinin fiyatlamada yüzde beþlik bir etkisinin olmasý amaçlanmýþtýr. Daha önce de belirttiðim gibi etkin bir fonlama sistemiyle ulaþýlmak istenen temel amaçlardan biri yeterli düzeyde fon oluþturulmasýdýr. Mevduat Sigorta Fonunun yeterliliði öncelikle kamuoyunda güvenin saðlanmasý, gerektiði hallerde de bankalarýn güvenli ve hýzlý bir þekilde, finansal sistem ile vergi mükelleflerine zarar vermeden çözümlenebilmesi için gereklidir. Kýsacasý mevduat sigorta fonunun yeterliliði finansal istikrarýn olmazsa olmazlarýndandýr. Fonun yeterliliði uluslararasý literatürde Fon Rasyosu ile ölçülmektedir. Mevduat Sigorta Fonunun sektördeki toplam sigortaya tabi mevduata veya sigortalý mevduata oraný olarak tanýmlanan Fon Rasyosu için AB Direktif Teklifinde tek bir tanýma geçilmesi öngörülmekte ve bir Hedef Fon Rasyosu verilmektedir. Mevcut durumda TMSF ce hesaplanan Fon Rasyosu - her iki þekilde tanýmlandýðýnda da - Teklifte verilen hedeflerin üzerindedir. Ancak, bankacýlýk krizi yaþayan pek çok ülkelerin deneyimleri, direktif taslaðýnýn öngördüðü maliyetlerin çok üzerinde maliyetlerin oluþabileceðini göstermiþtir. Nihayetinde, IMF tarafýndan yürütülen çalýþmalar makro ihtiyatlýlýk açýsýndan krizlerde kullanýlabilecek fonlarýn GSMH nin %2-4 arasýnda olmasý gerektiðini öngörmektedir. Benzer þekilde, 1990 lý yýllarda ciddi bir bankacýlýk krizi yaþayan ve uluslararasý deneyimlerde kendinden bahsettiren Ýsveç krizle mücadele için GMSH nin %2,5 ine varan bir fonun oluþturulmasýný hedeflemektedir. Sonuç olarak, sismik dalgalarýný halen hissettiðimiz küresel krizin etkilerinin minimize edilmesi ve bir benzerinin tekrar yaþanmamasý için ulusal ve uluslararasý platformlarda yeni düzenlemelere gidilmektedir. Biz de bu noktada TMSF olarak mevduat sigortacýlýðýný ilgilendiren konulardaki geliþmeleri dikkatle izlemekte ve yeni finansal düzendeki yerimizi saðlam kýlmak için yoðun çaba sarfetmekteyiz. 4
7 HUKUK 6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERÝ KANUNUNUN GETÝRDÝÐÝ TEMEL YENÝLÝKLER "Dava türleri" toplu olarak, tanýmý verilmek ve özellikleri zikredilmek suretiyle sayýlmýþtýr. Bunlardan sýrasýyla; eda davasý, tespit davasý, belirsiz alacak ve tespit davasý, inþai dava, kýsmi dava, dava yýðýlmasý, terditli dava,seçimlik dava, topluluk davasý dava türleri olarak düzenlenmiþtir. 1 Ekim 2011 tarihi itibariyle, 1927 yýlýndan beri yürürlükte bulunan 1086 sayýlý Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ilga edilecektir. Bunun yerine, 6100 sayýlý yeni Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlüðe girecektir. Aþaðýda, 1086 sayýlý Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda karþýlýðý bulunmayan hükümler ile karþýlýðý olup da esaslý deðiþiklik yapýlan yeni düzenlemeler dergideki sayfa sýnýrlamasý nedeniyle genel hatlarý ile aktarýlacaktýr. "Mamalek hukukundan (malvarlýðýndan) doðan davalarda", müddeabihin (dava konusunun) deðer ve miktarýna bakýlmaksýzýn uyuþmazlýðýn asliye hukuk mahkemesinde görülmesi esasý kabul edilmiþ, "parasal sýnýr kaldýrýlmýþtýr". Sulh hukuk mahkemesinin görevli olduðu uyuþmazlýklar ve çekiþmesiz yargý iþleri ise, kanunda tahdidi (sýnýrlý) olarak sayýlmýþtýr. "Ýnsanýn ölümü veya vücut bütünlüðünün yitirilmesinden doðan zararlarýn tazminine iliþkin davalara", zararýn kimin verdiðine bakýlmaksýzýn; diðer bir deyiþle adli, idari veya askeri yargý yoluna dahil olup olmadýðý gözetilmeksizin bu tür davalarýn asliye hukuk mahkemesince bakýlmasý esasý öngörülmüþtür. Ýnsanýn ölümü veya vücut bütünlüðünün yitirilmesinden doðan zararlarýn tazmini dýþýnda, idarenin eylem ve iþlemlerinden doðan zararlarýn tazmini için açýlacak tam yargý davarýnda idari yargý merciilerinin görevi devam etmektedir. Hakimin, yargýlama faaliyeti sýrasýnda vermiþ olduðu zararlardan dolayý, taraflarýn doðrudan "devlete karþý tazminat davasý" açabilmesi ve devletin de ödediði tazminat nedeniyle, sorumlu hakime ödeme tarihinden itiberen bir yýl içinde rücu etmesi esasý kabul edilmiþtir. "Kanunda gün olarak ifade edilen süreler" bu kez ; bir hafta, iki hafta, bir ay, bir yýl olarak ifade edilmiþtir.örneðin; görevsizlik veya yetkisizlik kararý üzerine dosyanýn görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesini talep süresi on gün deðil iki hafta, keza ilk itirazlarýn bildilmesi ve esasa cevap süresi on gün deðil iki hafta,onbeþ günlük temyiz süresi bir ay olarak öngörülmüþtür. "Dava türleri" toplu olarak, tanýmý verilmek ve özellikleri zikredilmek suretiyle sayýlmýþtýr. Bunlardan sýrasýyla;eda davasý, tespit davasý, belirsiz alacak ve tespit davasý, inþai dava, kýsmi dava, dava yýðýlmasý, terditli dava,seçimlik dava, topluluk davasý dava türleri olarak düzenlenmiþtir. Çoðu kez haksýz fiilden veya sözleþmeden doðan tazminat davalarýnda karþýmýza çýkan ve davanýn açýldýðý tarihte miktarýnýn yahut deðerinin likit olarak (tam,kesin,müþahhas,belirli) belirleyebilmenin mümkün olmadýðý hallerde kanýmýzca "belirsiz alacak davasý" olarak nitelendirilen yeni dava türünün tatbikatta saðlayacaðý katký büyüktür. Zira bu tür vakýalarda, davacý dilekçesinde hukuki iliþkiyi ve asgari bir miktar ya da deðeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davasý nitelendirmesini zikrederek dava açtýðýnda, hasmýnýn verdiði bilgi veya tahkikat sonucu zararýn miktarýnýn veya deðerinin tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduðu anda, daha önce dilekçesinde belirtmiþ olduðu miktarý arttýrabilir. Diðer bir deyiþle, dava dosyasý; örneðin, bilirkiþi raporuyla olgunlaþtýðýnda, iddianýn geniþletilmesi yasaðýna tabi olmaksýzýn veya karþý tarafýn rýzasýna yahut da ýslaha baþvurmaya gerek olmaksýzýn dilekçede talep edilen miktarýn arttýrýlmasý harcý da tamamlanarak talep edilebilir. "Kýsmi dava" açan davacýnýn mahfuziyet kaydýna yer vermemesi halinde,talep konusunun kalan kýsmýndan feragat etmiþ sayýlacaðý þeklindeki bilinen düzenleme de tersine çevrilmiþtir.þöyle ki eðer talep konusu miktar taraflar arasýnda çekiþmesiz veya açýkca belirli yani likit ise, davacý kýsmi dava açamayacak ve fakat diðer hallerde dava açarken talep konusunun kalan kýsmý için mahfuziyet kaydýna yer vermese bile, kalan kýsmýndan açýkca feragat ettiðini bildirmediði taktirde, bu kalan kýsmýn dahi hüküm altýna alýnmasýný isteyebilecektir.demek ki bundan böyle kýsmi dava mahiyeti itibariyle sýnýrlandýlmýþ ve hele de belirsiz alacak davasý açma imkaný var iken epeyce etkisizleþtirilmiþ bir dava haline büründülmüþtür."mahfuziyet kaydýnýn yokluðu Yrd. Doç. Dr. Taylan Özgür KÝRAZ Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi 5
8 HUKUK Derneklerin ve diðer tüzel kiþilerin statüleri çerçevesinde üyelerinin veya mensuplarýnýn yahut da temsil ettileri kesimin menfaatlerini korumak için kendi adlarýna söz konusu ilgililerin haklarýnýn tespiti veya hukuka aykýrý durumun bertaraf edilmesi veyahut da ilgililerin gelecekteki haklarýnýn ihlal edilmesinin önüne geçilmesi için "topluluk davasý "açabilmesine imkan tanýnmýþtýr. halinde", kalan kýsýmdan feragat edilmiþ sayýlma þeklindeki yaptýrýmýn kaldýrýlmýþ olmasý da - kanýmýzca- hakký þekle feda etmemek adýna isabetli olmuþtur. Davacý, ayný yargý yoluna tabi olmak ve taleplerinin tümü bakýmndan ortak yetkili mahkeme mahkeme bulunmak þartýyla, ayný davalýya karþý birbirinden baðýmsýz birden fazla talebini, örneðin,sözleþmeden ve sebebsiz zenginleþmeden daðan alacaðýný ayný dava dilekçesiyle talep edebilir. Objektif dava birleþmesi diye de adlandýrýlan bu duruma kanunda "dava yýðýlmasý" baþlýðýyla yer verilmiþtir. Derneklerin ve diðer tüzel kiþilerin statüleri çerçevesinde üyelerinin veya mensuplarýnýn yahut da temsil ettileri kesimin menfaatlerini korumak için kendi adlarýna söz konusu ilgililerin haklarýnýn tespiti veya hukuka aykýrý durumun bertaraf edilmesi veyahut da ilgililerin gelecekteki haklarýnýn ihlal edilmesinin önüne geçilmesi için "topluluk davasý "açabilmesine imkan tanýnmýþtýr. Sýnýf davasý veya gurup davasý olarak da adlandýrýlan bu dava neticesinde verilen hüküm, bir tespit hükmüdür. Diðer bir deyiþle, ilgililer bu tespit hükmünden kanýmýzca hükmün süjesi olmamalarý nedeniyle doðrudan deðil, bireysel olarak açacaklarý müstakil davalarýnda istifa edebileceklerdir "Yargýlamaya hakim olan usuli ilkeler", ilk kez ve toplu olarak kanunda sayýlmýþ ve içeriði ilgili hükümlerde açýklanmýþtýr. Bunlardan "hukuki dinlenilme hakký", "dürüst davranma ve doðruyu söyleme yükümlülüðü" dikkat çekmekte ve kanunda ifadesini bulmaktadýr. "Asli müdahale kurumu", tatbikatta kabul edilmekle beraber, kanuni bir düzenleme olarak ilk kez hüküm altýna alýnmýþtýr.þu halde,uyuþmazlýk konusu olan hak veya þey üzerinde kýsmen veya tamamen hak iddia eden üçüncü kiþi, hüküm verilinceye kadar uyþmazlýðýn taraflarýna karþý davacý olarak ayný mahkemede asli müdahale davasý açabilecektir. Bu dava, asýl dava ile birlikte yürütülüp karara baðlanacaktýr. "Yargýlama giderlerinin" davacý tarafýndan davanýn açýlmasý; davalý tarafýndan ise, cevap dilekçesi ve delillerin sunulmasý aþamasýnda peþin olarak ödenmesi öngörülmüþtür. Ýlk itiraz hallerinden bazýlarý dava þartý haline getirilmiþtir. "Ýlk itiraz halleri" daraltýlarak; "yetki itirazý"," tahkim itirazý" ve "iþbölümü itirazý" olarak üç durum ile sýnýrlandýrýlmýþtýr. "Dava þartlarý" ise, ilk kez toplu olarak kanunda düzenlenmiþ ve bunlar içerisinde; "derdestlik hali", "teminat gösterilmesine iliþkin kararýn yerine getirilmesi", davacýnýn yatýrmasý gereken "gider avansýnýn yatýrýlmýþ olmasý", "dava takip yetkisinin bulunmasý "hususlarý da sayýlmýþtýr. "Dava takip yetkisi", doktirinde bilinen ve fakat kanunda ilk kez yer alan yeni bir kavramdýr.taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve taraf sýfatýndan ise, farklý bir kavramdýr.kural olarak, dava ehliyeti bulunan bir kimsenin davayý takip yetkisi olmakla birlikte, bazý hallerde dava ehliyeti olan kimse dýþýnda üçüncü bir kiþi tarafýndan dava takip yetkisi kullanýlabilr.bazen de bu durum zorunluluk arz eder. Davayý takip yetkisini kullanan kiþinin hakikatte maddi hukuk iliþkisinin tarafý olmasýna gerek yoktur.bu yetkiyi haiz kimse, talep sonucunda belirtilen hakkýn ya da hukuki iliþkinin esasý hakkýnda hüküm alabilmeye yetkilidir.bir dava þartý olan ve hakimin kendiliðinden dikkate almasý gereken bu yetkiye örnek vermek gerekirse; icra takibinin alacaklýsýnýn borçlunun tapuya tescil edilmemiþ taþýnmazýnýn varlýðýný öðrenmesi ve bunun üzerine borçlu adýna tescil talebi için icra dairesinden dava açma yetkisini talep etmesi, iflas takibinde ise, tasfiye sürecinde masanýn kanuni temsilcisi olan iflas idaresinin masaya karþý açýlan ya da masanýn açacaðý davalardaki yetkisi ve -kanýmýzca- temlik hükümleri dýþýnda TMSF' nin yürüttüðü davalardaki yetkisinin teknik adý davayý takip yetkisidir. Tahkikat aþamasýnýn, delillerin toplandýðý aþama olmaktan çýkarýlmasý ve bu aþamada delillerin deðerlendirilmesi gerekliliði kabul edilerek, ön inceleme denilen yeni bir safha düzenlenmiþtir. "Ön inceleme", kanunda ilk kez yer alan yeni bir kavramdýr. Dilekçeler teatisinden sonra, tahkikat aþamasýndan önce uygulanacak bu safhada; mahkeme dava þartlarýný,ilk itirazlarý inceleyip, uyuþmazlýk konularýný belirleyecek, hazýrlýk iþlemleri ile delillerin sunulmasý ve toplanmasý için gerekli iþlemleri yaparak, uyuþmazlýk konusu tasarruf yetkisinin kullanýlmasýna elveriþli ise, taraflarý sulhe teþvik edecektir. Ön inceleme duruþmasýna geçildiðinde ise, duruþma gününü meþruhatlý davetiye ile taraflara bildirecektir. duruþmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargýlamaya devam etmek istemesi durumunda, mazeretsiz olarak gelmeyen tarafýn yokluðunda yapýlan iþlemlere itiraz edemeyeceði ve gelen tarafýn onun muvafatý olmadan iddia ve savunmasýný geniþletip,deðiþtirebileceði ihtaratýnýn yapýlmasý davetiyete aranýr. Böyle bir müeyyidenin kanýmýzca varlýðý, 1985' de kaldýrýlan gýyap kurumunu anýmsatan çarpýcý bir özelliktir. "Ses ve görüntü kayýtlarýnýn" yargýlamada kullanýlmasý imkaný öngörülmüþ, böylece mahkemenin yargý çevresi dýþýnda olmak kaydýyla ; taraflarýn, tanýðýn veya bilirkiþilerin bulunduklarý yerden duruþmaya katýlabilmesine imkan tanýnmýþtýr. 6
9 HUKUK Avukatlarýn, "duruþma salonundan uygunsuz davranýþta bulunduklarý" gerekçesi ile dýþarý çýkarýlmasýna iliþkin hüküm kanundan çýkartýlmýþtýr. Türk Ticaret Kanununda yer alan "ticari defterlerle ispata iliþkin hükümler", Hukuk Muhakemeleri Kanununa alýnmýþtýr. Yemin metninin lafzý, laik devlet anlayýþýna uygun hale getirilerek, " Allah" tabiri yerine "kutsal saydýðým bütün inanç ve deðerlerim üzerine" ifadesi tercih edilmiþtir. Avukatlarýn, duruþmada taraflara ve duruþmaya çaðrýlan diðer kimselere "doðrudan soru sorabilmesi" esasý benimsenmiþtir. Vekili olmayan tarafýn ise, ancak hakim marifetiyle soru sorabileceði hüküm altýna alýnmýþtýr. 1 Ekim 2011 tarihi itibariyle, 1927 yýlýndan beri yürürlükte bulunan 1086 sayýlý Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ilga edilecektir. Bunun yerine, 6100 sayýlý yeni Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlüðe girecektir. Aþaðýda, 1086 sayýlý Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda karþýlýðý bulunmayan hükümler ile karþýlýðý olup da esaslý deðiþiklik yapýlan yeni düzenlemeler dergideki sayfa sýnýrlamasý nedeniyle genel hatlarý ile aktarýlacaktýr. "Ahzu kabz yetkisi" davaya vekaletin kanuni kapsamý içine alýnmýþ,velaletnamede özel yetki gerektiren hal olmaktan çýkartýlmýþtýr. Bununla beraber; hakimin reddi, davanýn tamamen ýslahý, yemin teklifi, iadesi veya baþkasýný tevkil, müvekkilin iflasýný istemek, hakem sözleþmesi yapmak, konkordato veya sermaye þirketleri ve kooperatiflerin uzlaþma yoluyla yeniden yapýlandýrýlmasý teklifinde bulunmak ve bunlara muvafakat vermek, yargýlamanýn yenilenmesi yoluna gitmek, hakimlerin sorumluluklarý nedeniyle Devlet aleyhine tazminat davasý açmak, alternatif çözüm yollarýna baþvurmak, kanun yollarýndan feragat etmek, kiþiye sýký sýkýya baðlý haklara ilgili dava açmak davaya vekalette "özel yetki verilmesini gerektiren yeni haller" olarak açýkca hükümde zikredilmiþtir. "Bakiye karar ve ilam harcý" ödenmemiþ olsa bile; ilamýn alýnabilmesi, takibe konulabilmesi ve kanun yoluna baþvurabilmesi imkaný açýkca kanunda düzenlemesini bulmuþtur. "Çekiþmesiz yargý iþleri"; diðer bir deyiþle, tatbikatta yanlýþ da olsa hasýmsýz dava olarak adlandýrýlan iþler, ilk kez derli toplu Hukuk Muhakemeleri Kanununda sayýlmýþtýr. Bu iþlerin mahkemelerin görevine girmesi asýl olmakla beraber, özel kanunlarda yapýlacak diðer düzenlemeler müstesna kýlýnarak; örneðin, Noterlik Kanununda ve Tapu Kanununda yapýlacak olan deðiþiklikler ile bazý çekiþmesiz yargý iþlerinin noterlere ve tapu idaresine býrakýlmasýnýn önü açýlmýþtýr. Kanunda ilk kez "geçici hukuki korumalar " baþlýðý kullanýlmýþ ve bu baþlýk altýnda ihtiyati tedbir, delil tespiti ve diðer tedbirler tanzim edilmiþtir. "Ýhtiyati tedbirin; dava açýlmadan önce, esas hakkýnda görevli ve yetkili olan mahkemeden talep edileceði" hüküm altýna alýnarak tatbikattaki kargaþa giderilmiþtir. Dava açýldýktan sonra tedbirin davanýn görüldüðü mahkemeden talep edileceði hususunda zaten bir þüphe bulunmamaktaydý. "Ýhtiyati tedbir kararýnýn uygulanmasýnýn" ise, verildiði tarihten itibaren bir hafta içinde uygulanmasý zorunlluluðu getirilmiþtir.bu bir haftalýk süreye riayet edilmemesi halinde dava açýlmýþ olsa bile tedbirin kendiliðinden kalkacaðý da hüküm altýna alýnmýþtýr. Keza "dinlenmeden (yokluðunda) tedbir kararý verilmiþ olan tarafýn", tedbir huzurunda uygulanmýþsa bu tarihten, huzurda uygulanmamýþsa tedbirin uygulanmasýna iliþkin tutanaðýn tebliðinden itibaren bir hafta içinde tedbirin þartlarýna, mahkemenin yetkisine ve teminata yönelik kararý veren mahkeye "itiraz" edebileceði öngörülmüþtür.taraflar gibi tedbirin uygulanmasýndan menfaati açýkca haleldar edilen üçüncü kiþilerin de tedbiri öðrenmelerinden itibaren bir hafta içinde tedbirin þartlarýna ve teminata itiraz edebilecekleri hüküm altýna alýnmýþtýr. "Ýhtiyati tedbiri tamamlayýcý merasim" olarak, dava açmadan önce tedbir talep etmiþ olan tarafýn tedbir kararýnýn uygulanmasýný talep ettiði tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkýndaki davasýný açmasý gerekmektedir. Dava açtýðýna dair evraký kararý uygulayan memura ibraz etmesi, dosyaya koydurtmasý ve karþýlðýnda belgesini almasý, aksi halde tedbirin kalkacaðý da merasimin bir parçasý olarak öngörülmüþtür.þu halde hem süre de hem de sürenin iþlemeye baþlayacaðý tarihte deðiþikliðe gidilmiþtir. Yeni kanunda önemli bir düzenleme daha yapýlmýþ ve mahkemece tedbirin kaldýrýlmasýna iliþkin karar verilmedikçe, "ihtiyati tedbirin nihai kararýn kesinleþmesine kadar devam edeceði" öngörülmüþtür. Þu halde, ilk derece mahkemesinin nihai kararýna kadar deðil, kanun yollarýnýn tüketilmesine kadar tedbir devam edecektir. "Haksýz ihtiyati tedbirden doðan tazminat davasý" da yeni bir düzenleme olarak kanuna girmiþ, tedbir kararýnýn alýnmasý ya da uygulanmasý sebebiyle zarar gören karþý tarafýn veya üçüncü kiþilerin,hükmün kesinleþmesinden veya tedbir kararýnýn kalkmasýndan itibaren bir yýl içinde bu davayý açabilecekleri öngörülmüþtür. "Delil tespitinde de görevli ve yetkili mahkeme" Kanunda ilk kez "geçici hukuki korumalar " baþlýðý kullanýlmýþ ve bu baþlýk altýnda ihtiyati tedbir, delil tespiti ve diðer tedbirler tanzim edilmiþtir. 7
10 HUKUK Ýspat hukukuna iliþkin mevcut hükümler içine; "hukuka aykýrý olarak elde edilen delillerin" ispat vasýtasý olarak kullanýlamayacaðý, bilgi taþýyýcýsý olan vesaik (vesikalar) ve elektronik veriler baþta olmak üzere her þeyin bir belge olarak adlandýrýlacaðý belirtilmiþtir. konusuna açýklýk getirilmiþtir.henüz esas hakkýnda davanýn açýlmadýðý hallerde; bu talep,davanýn esasýna bakacak mahkemeye veya üzerinde keþif yahut bilirkiþi incelemesi yapýlacak olan þeyin bulunduðu veyahut da tanýk olarak dinlenecek kiþinin oturduðu yer sulh hukuk mahkemesine yapýlabilir. Bu mahkemeler dýþýnda yapýlan delil tespiti taleplerine karþý yetki itirazýnda bululnulmaz ise, daha sonra esas hakkýnda açýlan davada da delil tespitinin yetkisiz ve görevsiz mahkemede yapýldýðý ileri sürülemeyecektir. Dava açýldýktan sonra yapýlacak delil tespiti taleplerinin, mutlaka o davaya bakmakta olan mahkemeye yöneltileceði hususunda ise, bir endiþe yoktur. Talep sahibinin haklarýný korumak bakýmýndan zorunlu olan hallerde, karþý tarafa tebligat yapýlmaksýzýn delil tespiti yapýlabilmesi hususu korunmuþtur. Lakin tespit yapýldýktan sonra, tespit dilekçesinin, kararýn, tutanaðýn ve varsa bilirkiþi raporunun bir örneðinin mahkemece kendiliðinden diðer tarafa teblið olunmasý ile birlikte karþý tarafa bu tebliðden itibaren bir hafta içinde "delil tespiti kararýna itiraz" edebilmesine imkan tanýnmýþtýr. Ýtiraz yolunun açýlmasý, hukuki dinlenilme hakkýna riayet temelinde isabetli olmuþtur. "Sözlü ve seri yargýlama usulü" kaldýrýlarak, sadece "basit ve yazýlý yargýlama usulleri" korunmuþtur. "Taraf ehliyeti", "dava ehliyeti" ve "dava takip yetkisi" ilk kez kanunda tanýmlanýp, hususiyetleriyle tanzim edilmiþtir. Yetki sözleþmesinde esaslý deðiþiklikler yapýlmýþtýr.yetki sözleþmesinin süjeleri bundan böyle tacirler ve kamu tüzel kiþileridir. Bunlar dýþýndaki gerçek ve tüzel kiþiler; aralarýnda "yetki sözleþmesi" yaparlar ise, bu muteber deðildir. Ayrýca yetki sözleþmesi ile belirlenen bir veya birkaç mahkeme dýþýnda taraflar aksini kararlaþtýrmamýþlarsa dava münhasýran taraflarýn sözleþmede yetkili kabul ettikleri mahkemede görülecektir. Bu durumda, genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisi kalkacaktýr. Özel yetkili mahkemelerden, "sözleþmenin davalý veya vekili davanýn açýldýðý tarihte orada bulunmak þartýyla yapýldýðý (inikad) yer mahkemesinin yetkisi" kaldýrýlmýþtýr. Durum böyle olunca yalnýzca sözleþmenin ifa edileceði yer mahkemesinin yetkisinin özel yetkili mahkeme olarak devam edeceði kabul edilmiþtir. "Kötü niyetli ýslahýn yaptýrýmý" aðýrlaþtýrýlmýþtýr. Karþý tarafýn aleyhine doðacak zararýn tazmini ve para cezasý dýþýnda; hakime, dürüstlük kuralýnýn ihlal edildiði kanaatine varmasý veya ýslaha baþvuran tarafýn davayý uzatmak gibi kötüniyetli hareket ettiði sonucuna varmasý halinde ýslahýn hiç yapýlmamýþ sayabilmesine imkan tanýnmýþtýr. Ýddianýn ve savunmanýn deðiþtirilmesi ve geniþletilmesi yasaðýnýn, bundan böyle replik ve düplik denilen ikinci cevap dilekçeleri teatisinde uygulanmayacaðý esasý getirilmiþtir. Diðer bir deyiþle, taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde serbestçe "iddia ve savunmalarýný deðiþtirebilir veya geniþletebilir". Ýspat hukukuna iliþkin mevcut hükümler içine; "hukuka aykýrý olarak elde edilen delillerin" ispat vasýtasý olarak kullanýlamayacaðý, bilgi taþýyýcýsý olan vesaik (vesikalar) ve elektronik veriler baþta olmak üzere her þeyin bir belge olarak adlandýrýlacaðý belirtilmiþtir. Keza bilirkiþilik kurumuyla ilgili olarak rapor alýnacak haller ile bilirkiþi raporuna itiraz ve hakimin raporu deðerlendirmesi, delil sözleþmesinin sýnýrlarý ve türleri gibi hususlar baþta olmak üzere yeni ifadelere yer verilmiþ, yazýlý delil baþlangýcýnýn mahiyeti tekrar gözden geçirilmiþ ve bu baðlamda elektronik ileti, telefon mesajlarý, faks belgesi delil baþlangýcý olarak adlandýrmaya elveriþli hale getirilmiþtir. "Ýspat hakký", "ispat yükü" ve "somutlaþtýrma yükü" gibi yeni kavramlar kanuna dahil edilmiþ," mahkeme dýþý ikrar" ve "tamamlayýcý yemin" kurumlarý ilga edilmiþ, "uzman görüþü" kavramý ilk kez bu kanuna dahil edilmiþ, "soy baðýnýn tespitine" iliþkin bir düzenlemeye keþif kurumu içinde yer verilmiþ ve " keþfe katlanma yükümlülüðünün" yaptýrýmý öngörülmüþtür. Taraflarýn kanunda belirli delillerle ispatý öngörülen vakýalarýn baþka delil veya delillerle de ispatýný kararlaþtýrabildikleri "münhasýr olmayan delil sözleþmesine" ve belirli delillerle ispatý öngörülmeyen vakýalarýn da sadece belirli bir delil veya delillerle ispatýný kararlaþtýrabilecekleri "münhasýr delil sözleþmesi" hüküm altýna alýnmýþtýr. Delil sözleþmesinin zýmnen yapýlmasýna cevaz verilmemiþ, taraflarýn bunu yazýlý olarak yapmýþ olmalarý veya mahkeme önünde beyanlarýný tutanaða geçirip imzalamalarý suretiyle yapýlmasýna cevaz verilmiþtir. Diðer önemli bir husus ise, delil sözleþmesinin içeriði bakýmýndan muteberliðine iliþkindir. Þöyle ki; taraflardan birinin ispat hakkýnýn kullanýmýný imkansýz kýlacak veya fevkalade güçleþtirecek nitelikte delil sözleþmeleri geçersiz sayýlacaktýr.böylece güçlü olan tarafýn diðer tarafýn ispat hakkýný ortadan kaldýrýcý veya zorlaþtýrýcý mahiyette delil sözleþmesi yapmasýnýn önüne ciddi bir engel kanun hükmüyle getirilmiþtir. Ýspata iliþkin hükümler arasýna "belge" baþlýðýyla yeni bir kavram eklenmiþtir. Belge, uyuþmazlýk konusu vakýalarý ispata elveriþli, yazýlý veya basýlý metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoðraf, film, görüntü veya ses kaydý gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve benzer bilgi taþýyýcýsýdýr. Seneti de kapsar mahiyette bir üst kavram olarak 8
11 HUKUK belgenin delil deðerinin ne olduðu hususuna doðal olarak kanunda yer verilmemiþtir. Zira, bunlardan bir kýsmýnýn; örneðin, senedin, yazýlý delil baþlangýcýnýn, keþif konusu þeyin, elektronik imzalý belgenin delil deðeri ya da kuvveti kanunda hüküm altýna alýnmýþtýr. Bunun dýþýnda kanunun belirli delillerle ispatýný zorunlu tutmadýðý hallerde,akla mantýða ve hukuka uygun olduðu sürece davayý aydýnlatabilecek ve vakýayý ispata elveriþli her türlü bilgi taþýyýcýsý bir delildir. Senetle ispat kuralýnýn önemli istisnalarýndan biri olan "yazýlý delil baþlangýcý (tahriri mukaddime-i beyyine)" yerine bu kez "delil baþlangýcý" kavramýna yer verilmiþtir. Kapsamý biraz daha geniþletilmiþ olan delil baþlangýcý için artýk aleyhine kullanýlacak kimseden sadýr olma yani onun tarafýndan "verilmiþ" tabiri yanýnda o tarafça "gönderilmiþ" tabirine de yer verilmek suretiyle teknik araç veya cihazlarla gelen faks, , sms gibi þeylerin ya da verilerin de bir belge olarak delil baþlangýcý sayýlmasýnýn -kanýmýzca- önü açýlmýþtýr. Mahkemelerin "çözümü hukuk dýþýnda" özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde, bilirkiþiye baþvurabileceði; diðer bir deyiþle, hakimlik mesleðinin gerektirdiði genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan hallerde bilirkiþiye baþvurulamayacaðý hususu daha açýkça ifade edilmiþtir. Diðer yandan, bilirkiþilerin yargý çevresinde yer aldýðý bölge adliye mahkemesi adli yargý adalet komisyonlarý tarafýndan düzenlenecek listelerde yer alan kiþiler arasýndan seçilebileceði ve bu listenin her yeni yýlda yeniden düzenleneceði hususu ile bilirkiþinin raporu üç ay içerisinde tanzim edeceði ve bu sürenin gerekçesi gösterilmek suretiyle en çok üç ay daha uzatýlabileceði, taraflarýn bilirkiþi raporuna karþý raporun tebliðinden itibaren iki hafta içinde itiraz edebileceði ve bu sürenin hak düþürücü süre olduðu hususuna bu kanun ile ilk kez yer verilmiþtir. Keza bilirkiþinin Türk Ceza Kanunu anlamýnda bir kamu görevlisi olduðu ve onlarýn kasten veya aðýr ihmallerinin bulunduðu gerçeðe aykýrý raporlarýnýn mahkemece hükme esas alýnmasý halinde, zarar görenlerin açacaðý tazminat davalarýnýn muhatabýnýn doðrudan devlet olduðu; devletin ise, ödediði tazminat nedeniyle sorumlu bilirkiþiye rücu davasý açacaðý hususlarýný içeren hükümlerde yenilik arz etmektedir. Davaya son veren taraf iþlemlerinden "davadan feragat" ve "davayý kabul" beyanlarýnýn sulhun aksine kayda ve þarta baðlý yapýlamayacaðý ve fakat iradesi; hata, hile ve ikrah gibi nedenlerle sakatlýða uðrayan beyan sahibinin, bu iþlemlerin iptali için dava açabileceði hususu hüküm altýna alýnmýþtýr. "Adli yardým" talebinde bulunan gerçek kiþi, bu talebinde açýkça haksýz deðil ve yoksul ise, yargýlama giderleri bakýmýndan muafiyetten ve devletin avans olarak onun yerine ödeme imkanýndan yararlanabilmektedir. Gerçek kiþiler için öngörülen adli yardýmdan ; yeni düzenlemeye göre, kamuya yararlý dernek ve vakýflarýnda yararlanmasý öngörülmüþtür. Bundan böyle; kamuya yararlý dernek ve vakýflar, iddia ve savunmalarýnda haklý göründükleri ve mali açýdan zor duruma düþmeden gerekli giderleri kýsmen veya tamamen ödeyemeyecek durumda olduklarý takdirde adli yardýmdan yararlanabileceklerdir. Tahkime iliþkin hükümlerde yapýlan deðiþiklikler ile getirilen temel yenilikler ise, ayrýntýlý olarak þu þekilde sýralanabilir : Yeni Hukuk Muhakemeleri Kanununun öngördüðü "tahkim hükümleri" (md ); 4686 sayýlý ve 2001 tarihli Milletlerarasý Tahkim Kanununun tanýmladýðý þekliyle yabancýlýk unsuru içermeyen ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiði uyuþmazlýklar hakkýnda uygulanacaktýr. Þu halde, milli tahkim bakýmýndan açýkça toprak ilkesinin kabul edilmiþ olduðu görülmektedir. Tahkime uygulanacak emredici nitelikte olmayan kurallara veya tahkim sözleþmesinde yer alan hükme; tahkim yargýlamasý sýrasýnda uyulmaz ise, taraflar bu aykýrýlýða itiraz edebilecektir. Ýtiraz, bu aykýrýlýðý öðrenme tarihinden itibaren iki hafta veya hakemlerin kararlaþtýrdýklarý süre içerisinde yapýlmaz ise, itiraz hakkýndan feragat sonucunu doðuracaktýr. Tahkim yargýlamasýnda, mahkeme tarafýndan yapýlacak iþlerde görevli ve yetkili mahkeme, tahkim yeri bölge adliye mahkemesi olacaktýr. Tahkim yeri belirlenmemiþse, görev ve yetkili mahkeme davalýnýn Türkiye de ki yerleþim yeri, oturduðu yer veya iþyeri bölge adliye mahkemesi olacaktýr. Doðmuþ veya ileride doðabilecek uyuþmazlýklar için tahkime gidebilecek olan taraflar, tahkim sözleþmesinde uyuþmazlýklarýn bir kýsmýnýn tahkim yolu ile çözümlenmesini de kararlaþtýrabileceklerdir. Bu durumda, uyuþmazlýðýn diðer kýsýmlarý için taraflar mahkemeye gidebilecekler ve sözleþmede böyle bir hükmün yer almasý tahkim sözleþmesinin geçerliliðini etkilemeyecektir. Tahkim sözleþmesine veya þartýna karþý, asýl sözleþmenin geçersiz olduðu itirazýnda bulunulamayacaktýr. Böylece, asýl sözleþmenin geçersiz olduðu iddiasý, tahkim sözleþmesinden tefrik edilmiþtir. Mahkemedeki yargýlama sýrasýnda; taraflar, tahkim yoluna baþvurma konusunda anlaþýrlar Doðmuþ veya ileride doðabilecek uyuþmazlýklar için tahkime gidebilecek olan taraflar, tahkim sözleþmesinde uyuþmazlýklarýn bir kýsmýnýn tahkim yolu ile çözümlenmesini de kararlaþtýrabileceklerdir. Bu durumda, uyuþmazlýðýn diðer kýsýmlarý için taraflar mahkemeye gidebilecekler ve sözleþmede böyle bir hükmün yer almasý tahkim sözleþmesinin geçerliliðini etkilemeyecektir. 9
12 HUKUK Taraflar, kanunda sayýlan hallerde hakem kararýnýn kendilerine bildirimi tarihinden itibaren bir ay içinde tahkim yeri mahkemesinde "iptal davasý" açabileceklerdir. ise, mahkemece dava dosyasý, ilgili hakem veya hakem kuruluna gönderilecektir. Tahkim sözleþmesine konu olan bir uyuþmazlýk hakkýnda ; mahkemede dava açýlmýþsa, karþý taraf dava dilekçesinin kendisine tebliðinden itibaren iki hafta içinde ilk itirazda bulunabilecektir. Mahkeme; tahkim sözleþmesi hükümsüz, tesirsiz veya tatbik kabiliyeti imkansýz deðil ise, huzurundaki davayý usulden reddedecektir. Taraflar aksini kararlaþtýrmamýþsa, bundan böyle "tahkim yargýlamasý sýrasýnda ihtiyati tedbir alýnmasýný veya delil tespitine karar verilmesini" hakem veya hakem kurulundan talep edebileceklerdir. Muteber bir tahkim sözleþmesinin mevcut olmasý kaydýyla, tahkimde hakemler, ihtiyati tedbir ve delil tespitine iliþkin hüküm tesis etme yetkisine sahiptir. Verilen tedbir kararýnýn icra edilebilirliðine ise, mahkeme karar verecektir. Tedbir kararýna icrai kabiliyet kazandýrýlmak suretiyle hakem yargýlamasýnýn etkinliði ve iþlevi artýrýlmýþ olmaktadýr. Taraflar, tek sayý olmak kaydýyla hakem sayýsýný serbestçe kararlaþtýrabilir. Aksi halde, uyuþmazlýðýn çözümü için üç hakem seçilecektir. Taraflarca aksi kararlaþtýrýlmamýþsa, hakemlik görevini kabul eden ve fakat haklý bir neden olmaksýzýn görevini yerine getirmekten kaçýnan hakem, taraflarýn bu nedenle uðradýðý zararý gidermekle yükümlü olacaktýr. Hukuki veya fiili bir sebeple görevini hiç yada zamanýnda yerine getiremeyen hakemin görevi,sorumlu olmaksýzýn çekilme veya taraflarýn bu yönde anlaþmalarý suretiyle olabilecektir. Hakemin çekilmesini gerektiren sebeplerin varlýðý konusunda, taraflar uyuþmazlýða düþerse, taraflardan her biri hakemin yetkisinin sona erdirilmesi hususunda karar verilmesini mahkemeden talep edebilir. Bu konuda mahkemenin vereceði karar kesindir. Hakem veya hakem kurulu, eðer asýl sözleþmenin hükümsüzlüðüne karar vermiþse, bu karar, tahkim sözleþmesinin de kendiliðinden hükümsüz kalmasý sonucunu doðurmayacak, tahkim sözleþmesi ayakta kalacaktýr. Taraflar aksini kararlaþtýrmamýþsa, "tahkim süresi" bir yýldýr. Bu süre, tek hakemin görev yapacaðý davalarda bu hakemin seçildiði, birden çok hakemin görev yapacaðý davalarda ise,hakem kurulunun ilk toplantý tutanaðýnýn düzenlendiði tarihten itibaren iþlemeye baþlar.taraflarýn anlaþmasý veya birinin baþvurmasý üzerine bir yýllýk süre uzatýlabilir. Taraflar aksini karalaþtýrmamýþsa, yargýlama sýrasýnda dilekçelerinde belirtmiþ olduklarý iddia ve savunmalarýný deðiþtirip, geniþletebilirler. Tahkim sözleþmesi kapsamýnda olmak ve tahkim yargýlamasýný uzatmaya yönelik kötüniyet hali olmamak kaydýyla hakemler buna izin vermelidirler. Taraflar aksini kararlaþtýrmamýþ ve taraflardan biri talep etmemiþse, duruþma yapýlýp yapýlamayacaðý hususunda hakem veya hakem kurulu takdir yetkisine sahiptir Hakemler, bilirkiþiye baþvurma ve keþif yapma konusunda karar verebileceklerdir. Taraflarýn sulh olmasý halinde, tahkim yargýlamasý sona erecektir.keza kanunda belirtilen haller de dahil olmak üzere,davanýn geri alýnmasý,taraflarýn yargýlamayý sona erdirme hususunda anlaþmalarý, süre uzatým talebinin mahkemece reddi, gider avansýnýn yatýrýlmamasý gibi hallerde tahkim yargýlamasý sona erecektir. Devlet yargýsýnda olduðu gibi tahkim yargýsýnda da hakemlerin kendiliðinden maddi hata halinde hükmü tashih etme ve taraflarýn talebi halinde hükmü tavzih etme imkanýna sahip olduðu açýkca düzenlenmiþtir. Taraflar aksini kararlaþtýrmamýþsa, hakem yargýlamasýnda da tebligatýn, Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapýlmasý esasý benimsenmiþtir. Taraflar, kanunda sayýlan hallerde hakem kararýnýn kendilerine bildirimi tarihinden itibaren bir ay içinde tahkim yeri mahkemesinde "iptal davasý" açabileceklerdir. Ancak iptal davasý neticesinde verilecek karara karþý temyiz yolu açýktýr. Ýptal davasýnýn açýlmasý veya bu davada verilen karara karþý temyize gidilmesi, hakem kararýnýn icrasýný durdurmayacaktýr. Nihayetinde, tahkim yargýsýnda yargýlama giderlerinin nelerden ibaret olduðu ve taraflarýn yatýracaðý gider avansý ile bu giderlerin ödenmesine iliþkin müstakil hükümler de bu yeni kanunda mevcuttur. 10
13 DEÐERLENDÝRME TOPLANTI YÖNETÝMÝ Toplantýlar, insanlarýn iþyerinde iletiþimlerini saðladýklarý ortak yöntemlerden biridir. 1.GÝRÝÞ Toplantýlar bir nevi iletiþimdir. Karþýlýklý diyaloglarda bazen karþýmýzdakilerin yüz ifadesinin deðiþtiðini, kimi zaman kaþlarýnýn çatýldýðýný, kimi zaman düþüncelere daldýðýný veya kimi zaman gülümsediðini gözleriz. Bu yön ve düþünce ifadelerine göre de davranýþlarýmýza yeni bir yüz verir, olumlu yada olumsuz tepkiler gösteririz. Kimi zaman da susarýz. Ýnsanlara sözlerle veya beden diliyle mesaj ulaþtýrýrýz. Bu sonuçlar doðrultusunda davranýþlarýmýza farklý bir yön veririz. Baþarýlý bir iletiþimde karþýmýzdaki kiþilere verdiðimiz tepki, aldýðýmýz veya algýladýðýmýz yanýtlar deðiþik ipuçlarýnýn gözlemlenmesi ile anlam kazanýr. Beden dili tutum ve davranýþlar, kullanýlan kelimeler, ifadeler ve ses tonu vb. sözü geçen ipuçlarýnýn sadece bazýlarýdýr. Bu algýladýðýmýz düzenli geribildirim doðrultusunda davranýþlarý duruma göre uyarlama becerisidir. 2.ETKÝN TOPLANTI Yapýlan toplantýlarýn tarzý ne olursa olsun toplantýlarýn yakýn gelecekte önemli bir kavram olacaðý kaçýnýlmazdýr. Her kafadan baþka bir ses çýkmasýn, lütfen (Ýtalyan atasözü) Toplantýlarýn vazgeçilmezliði, onlarýn þu özelliklerinden kaynaklanýr: a.toplantýlar en etkin iletiþim aracýdýr. Çünkü bu iletiþim türünde kaynak ile alýcý uzunca bir süre karþý karþýyadýr b.sorun çözme aracýdýr. Toplantýlar sorunu yaþayan ve ondan etkilenen kiþilerin bir araya gelerek onu çözmeye çalýþan en etkin yollardýr. c.katýlýmcý yönetim anlayýþýnýn en büyük destekçisidir. Toplantýlar, çaðdaþ yönetim anlayýþýnýn gereði olarak kararlara katýlma imkâný saðlar. d.ekip çalýþmasýnýn destek olur. Toplantýlarýn bir yararý da tüm örgüt üyelerini örgütün amaçlarýna katkýda bulunmaya özendirici, onlarý sorumluluða iten bir ortam saðlamalarýdýr. e.örgütsel öðrenmenin vazgeçilmez aracýdýr. Örgütlerin kendi kimliklerini kazanmalarýnda, kültürlerinin üyelere kazandýrýlmasýnda toplantýlar vazgeçilmez bir öneme sahiptir. f.çatýþmalarý sona erdirmekte en önemli unsurdur. Toplantýya katýlýmcýlar iyi seçilmemiþse, kararlarý uygulama konumunda bulunmayanlarýn etkili karar alabilmeleri olasý deðildir. Onun için gerekli kararlarýn uygulanmasýný saðlayacak anahtar kiþiler saptanmalý ve toplantýya çaðrýlmalýdýr. 3.TOPLANTININ AÞAMALARI Toplantýnýn aþamalarýnýn çok iyi planlanmasý gerekmektedir. Bu aþamalar: Toplantýnýn amacýnýn Toplantýya kimlerin katýlacaðýnýn Gündemde neler olacaðýnýn Toplantý yapýlacak yerin durumunun Toplantýnýn nerede, ne zaman yapýlacaðýnýn Toplantýnýn baþkanýnýn kim olduðunun Toplantýda kullanýlacak destekleyici materyallerin neler olduðunun belirlenmesidir. a.toplantýnýn amacý iyi belirlenmemiþse; Katýlýmcýlar konunun baþka yöntemlerle daha etkili biçimde ele alýnacaðýný düþünürler. Tatmin olmazlar, toplantýda geçen süreci zaman hýrsýzý olarak nitelendirirler. Düzenleyen kiþi saptanmýþ amacý katýlanlara açýklayýp paylaþýrsa amacý net olarak belirlenmiþ olur. M.Cemal Çaðlar Tahsilat Daire Baþkanlýðý 11
14 DEÐERLENDÝRME Toplantý yapýlacak yerin fiziki durumu aþýrý sýcak, aþýrý soðuk, aþýrý kalabalýk, aþýrý gürültülü ve sürekli kesintiye uðrayacak ise etkili olamaz. Bu nedenle, toplantý yeri önceden ziyaret edilip, varsa olumsuzluklar giderilmelidir. b.toplantýya katýlýmcýlar iyi seçilmemiþse; Kararlarý uygulama konumunda bulunmayanlarýn etkili karar alabilmeleri zordur. c.toplantýnýn gündeminde bir eksiklik var ise; gündem etkili olamaz. Gündem maddeleri toplantý öncesi daðýtýlmalýdýr. d.toplantý yapýlacak yerin fiziki durumu; aþýrý sýcak, aþýrý soðuk, aþýrý kalabalýk, aþýrý gürültülü ve sürekli kesintiye uðrayacak ise etkili olamaz. Bu nedenle, toplantý yeri önceden ziyaret edilip, varsa olumsuzluklar giderilmelidir. e.toplantýnýn nerede ne zaman yapýlacaðý; katýlýmcýlara toplantý günü, saati ve nerede yapýlacaðý mutlak surette toplantýdan önce iletilmelidir. 4.TOPLANTI BAÞKANI Toplantý baþkanýnýn kim olduðu; belirlenmelidir Toplantý baþkaný, gruba rehberlik yapamayan, tartýþmaya açýk olmayan, katýlýmcýlarý sindiren ve beklenen iþ birliðini saðlayamayan nitelikte biri ise düzenlenen toplantýnýn etkinliðinden bahsetmek zordur. Baþkan Katýlanlarýn duygularýna, gereksinimlerine duyarlý olmalýdýr. Söz almayanlarý tartýþmaya davet etmelidir. Aþýrý ve gereksiz konuþanlara gerektiði kýsýtlamalarda bulunmalýdýr. 5.TOPLANTIDA KULLANILACAK DESTEKLEYÝCÝ MATERYALLER Özelliðine göre destek materyaller kullanýlmayýp sadece tartýþma, konuþma þeklinde yapýlan toplantýlar katýlýmcýlarýn bir kýsmýnýn motivasyonunu bozup, düþüncelerini toplantý dýþýna çýkarabilirler. Onun için toplantýlarda görsel iletiþim araçlarýndan (Video, slayt, projeksiyon v.b) faydalanmak etkinliði artýrýr. 6.ETKÝN TOPLANTI ÝÇÝN ALTIN KURALLAR Etkin toplantýlar için altýn kurallar aþaðýda sýralanmýþtýr. a.her toplantý kendine özgüdür. Kendi amaçlarý vardýr. Eðer toplantý yapmak için tanýmlanabilir bir amaç ortada yoksa, ya da bu amaçlara daha farklý þekillerde ulaþmak da mümkünse, o zaman toplantýnýn gerekli olup olmadýðýný sormamýz gerekir. Her toplantýnýn amacý kendine özgü ve eþsiz olmalýdýr. b.bir toplantýnýn baþarýsý sonuçlarý ile deðerlendirilir. Toplantý bittikten sonra neler olacak? Bunlardan bazýlarýný toplantýyý yapmadan önce kararlaþtýrma ya da yapmasý için bir baþkasýna devretmeniz mümkün olur muydu? Bunlara yönelik sorumluluklar ilgili kiþilere net bir þekilde izah edildi mi? Geliþmeyi kim kontrol edecek? Eðer bir toplantýnýn sonunda yaptýðýmýz her þey, bir sonraki toplantýyý ayarlamaya yönelikse bir sorun olduðundan bahsedilmelidir. c.toplantýyý yürütmek, bütün bir grubun sorumluluðundadýr. Toplantýyla ilgili ilk elden sorumluluk tabii ki oturum baþkanýna (toplantýyý düzenleyene) aittir. Toplantýnýn zamanýný kontrol eden kiþi, oturum baþkanýna toplantýnýn zamanlamasýný ayarlamada, üzerinde görüþ birliðine varýlan eylemleri kontrol etmede ve toplantýnýn geliþimini ve sonuçlarýný kaydetmede aktif olarak yardým edebilir. Baþkalarýnýn düþüncelerine saygý gösterin, hiç kimseye yanlýþ düþündüðünü söylemeyin. (Dale Carneige) 7.TOPLANTI GRUPLARI Toplantýlarý genel olarak aþaðýdaki gibi gruplandýrmak mümkündür: a.bilgilendirme amaçlý toplantýlar: Eðer iletiþime ortak olan iki taraf da bir arada ise ve kaynaktan alýcýya sadece bir bilgi akýþý söz konusu ise; böyle toplantýlara bilgilendirici toplantý adý verilebilir. Bu tip toplantýlarda yöneticinin örgüt ile ilgili konularý katýlanlara aktarmasý ve onlarý bilgilendirmesi söz konusudur. b.deðerlendirme toplantýlarý: Bu tip toplantýlarda katýlanlara sunulan bilgilerin tartýþýlmasý ve deðerlendirilmesi söz konusudur. Koordinasyon amacýyla ayný düzeydeki yöneticilerin yaptýðý koordinasyon toplantýlarý da bu tür toplantýya girebilir. c.yönlendirici toplantýlar: Yöneticiler bu tip toplantýlar aracýlýðýyla astlarýný, belli konularda istedikleri yönde harekete geçirme durumundadýrlar. Yönetici merkezli toplantýlardýr. Bu nedenle otokratik görünümlüdürler. Bu görünümü çaðdaþ yönetim anlayýþýna uydurabilmenin yolu, yönlendirme deðil, etkilemenin ön plâna çýkmasý ve bunun da gruba sunulan önemli ve deðerli bilgiler aracýlýðýyla ve otoriter olmayan diðer etkileme yollarýyla yapýlmasýdýr. 12
15 DEÐERLENDÝRME d.danýþma toplantýlarý: Bu tür toplantýlarýn temel ilkesi, paylaþýmdýr. Belli doðrultularda karar alma zorunluluðu yoktur. Ýnsanlar fikir alýþveriþinde bulunurlar. e.mesleki toplantýlar: Ayný uzmanlýk dalýnda çalýþan kiþilerin bir konuda karar almalarý ya da bir kararý tartýþmalarý gerektiðinde baþvurulan toplantýlardýr. Bu tür toplantýlarda ortak karar alýnmasý zorunludur. Ancak bu, kararlarda oy birliði anlamýna gelmemelidir. Kararlar tartýþýlarak ortak hâle getirilir. Oylama vazgeçilmez bir uygulama deðildir. Alýnan kararlarda grup üyeleri ortak sorumludurlar. Okullarda yapýlan zümre toplantýlarý bu niteliktedir. f.komite ya da komisyon toplantýlarý: Komisyonlarýn amacý, bir konuyu incelemek ve bu konu hakkýnda karar vermeyi kolaylaþtýrmak için büyük kurula bilgi sunmaktýr. Komite ise yine büyük grup ya da üst makam tarafýndan kendilerine verilen konuyu görüþüp incelemek üzere kurulan küçük bir gruptur. Komite üyeleri, genelde farklý çýkar gruplarýný ya da uzmanlýk alanlarýný temsil eden bireylerden oluþur. Bu gruplarýn yaptýðý toplantýlar birer ön çalýþma niteliðindedir. Büyük grubun ya da üst yönetimin karar almasý saðlayýcý niteliktedirler. Bu toplantýlarda kararlar oya sunulur. Oy çokluðu esasý vardýr. Komite toplantýlarýnýn komisyon toplantýlarýndan farký komitenin farklý gruplara mensup üyelerden oluþmasýdýr. g.müzakere toplantýlarý: Farklý hedef, görüþ ve anlayýþlara sahip iki ya da daha fazla grup arasýnda yapýlan toplantýlar, bu gruba girer. Bu toplantýlarda taraflar, ortak bir noktaya varmayý hedefler. h.sorun çözme toplantýlarý: Bir örgütte görülen sorunlarý, ilgililerin ve örgüt üyelerinin de katýlýmýyla çözümü için ortak noktalarý ve çözüm yollarýný ortaya koymak amacýyla yapýlan toplantýlardýr. i.eðitici toplantýlar: Eðitici toplantýlarda katýlanlarýn davranýþlarýný istenilen yönde deðiþtirmeleri amaçlanýr. Özelliðine göre destek materyaller kullanýlmayýp sadece tartýþma, konuþma þeklinde yapýlan toplantýlar katýlýmcýlarýn bir kýsmýnýn motivasyonunu bozabilir. Bu nedenle toplantýlarda görsel iletiþim araçlarýndan (Video, slayt, projeksiyon v.b) faydalanmak etkinliði artýrýr. Kaynaklar 1.Alan Barker, Daha Ýyi Nasýl Toplantý Düzenleme (Çeviri: Ali ÇÝMEN), Timaþ Yayýnlarý. 2.Herzel Richardson, Zaman Makinesi Nasýl Yapýlýr, çocuk aile kitaplarý. 3.BAÞARAN Ý. Ethem, Örgütlerde Ýþ Gören Hizmetlerin Yönetimi. 4.BURSALIOÐLU Ziya, Okul Yönetiminde Yeni Yapý ve Davranýþ. 5.CAN Halil, Organizasyon ve Yönetim. 6.EREN Erol, Yönetim Organizasyon
16 MAKALE ULUSAL VARLIK FONLARINA ÝLÝÞKÝN DEÐERLENDÝRMELER Aðýrlýklý olarak, Ortadoðulu petro-dolar zengini ülkeler ile Asya nýn yüksek ticaret fazlasýna sahip ülkelerinin kurmuþ olduðu Ulusal Varlýk Fonlarý (Sovereign Wealth Funds) bir devletin, ulusal tasarruflarýný deðerlendirmek amacýyla yabancý para varlýklarýna dayanarak kurduðu, ancak diðer varlýklardan ayrý tutularak yönetilen yatýrým aracý olarak tanýmlanmaktadýr. Yücel Vural Fon Uzmaný Strateji Geliþtirme Daire Baþkanlýðý GÝRÝÞ Genel kabul görmüþ bir tanýmý olmasa da Ulusal Varlýk Fonlarý (UVF), ulusal tasarruflara sahip, bütçe fazlasý veren ve aþýrý döviz rezervine sahip ülkelerin devletleri tarafýndan kurulmak ve yönetilmekle birlikte tüm dünyada ihraç edilen menkul kýymetler ile diðer sermaye piyasasý araçlarý ve büyük projelere uzun dönemli yatýrým yapan fonlardýr. Gieve, UVF yi merkez bankalarýnýn döviz rezervlerine kýyasen daha yüksek bir risk yapýsýna ve beklenen getiriye sahip yabancý varlýklarýn yönetildiði bir devlet yatýrým aracý olarak tanýmlamýþtýr. 1 Aðýrlýklý olarak, Ortadoðulu petro-dolar zengini ülkeler ile Asya nýn yüksek ticaret fazlasýna sahip ülkelerinin kurmuþ olduðu bu fonlar bir devletin, ulusal tasarruflarýný deðerlendirmek amacýyla yabancý para varlýklarýna dayanarak kurduðu, ancak diðer varlýklardan ayrý tutularak yönetilen yatýrým aracý olarak tanýmlanmaktadýr. Diðer bir ifadeyle, sahipliði bir devlete ait olan ve hisse senedi, bono, emlak, emtia gibi araçlara yatýrým yapan fonlardýr. 2 UVF lerin kuruluþ gerekçesi, hedefleri ve yatýrým davranýþlarý hedge fonlar ve yatýrým fonlarý gibi diðer fonlara benzerlik göstermektedir. Ancak, varlýklar devlete ait olduðundan, devlet yatýrým fonu olarak da adlandýrýlmaktadýr. Çok azýnýn iþleyiþine devlet müdahalesinin olduðu bilinmesine raðmen, çoðu özerk bir yapýya sahip ve uzman portföy yöneticileri tarafýndan yöneltilmektedir. Bu fonlarýn genel amacý, makul risk altýnda yüksek getiri elde etmek ve portföy çeþitlendirmesi yapmaktýr. 3 Bu fonlar, sessiz ve yavaþ bir þekilde küresel piyasada finansal bir oyuncu haline gelmiþtir. 4 Ekonomide genelde dolar, avro ve yen olarak 1 Gieve, John (2008) 2 TSPAKB, Gieve, John (2008) tutulan döviz rezervleri merkez bankalarý tarafýndan genellikle kýsa vadeli korunma, yerli paranýn sterilizasyon, kriz zamanlarýnda bankalarýn likidite ihtiyaçlarýnýn karþýlanmasý ve ödemeler dengesi açýðýnýn kapatýlmasý amacýyla tutulmakta ve saklanmaktadýr. Bu fonlarýn getirileri genelde ikincil öneme sahip olmuþtur. Bu rezervler acil durumlarda kullanýlmak amacýyla tutulduðundan ihtiyaç anýnda çabuk ve kolaya nakde çevrilebilecek varlýklardýr. Ancak, merkez bankalarý tarafýndan yapýlan bu tür yatýrýmlarýn aksine, UVF'ler tarafýndan tutulan varlýklar uzun dönemli olmaktadýr. Bu varlýklarýn likiditesi düþük ve ödemeler dengesini düzeltmek amacýyla parasal otoriteler tarafýndan kullanýlabilecek cinsten araçlar deðildir. 5 Dünyada birçok sayýda ve devasa hacimlerde UVF'nin kurulmasý, kamu sektörünün artan döviz rezervlerinin doðal bir sonucudur. Aslýnda, bu durum UVF'lerin varlýðýnýn küresel dengesizliklerin bir sonucu olduðunu göstermektedir. 6 Döviz rezervleri kýsa vadeli acil ihti-yaçlarý karþýlayacak hacimden çok daha fazla artýnca devletlerin yatýrým mantalitesi deðiþmeye baþlamýþtýr. Bu yeni düþünce tarzýna göre, ülkelerin elinde bulunan bu varlýklarýn daha yüksek getiri saðlamalarý gerekiyordu. Devletler, sahip olduklarý döviz rezervlerinin en azýndan bir kýsmýný daha az likiditeye sahip, yüksek getirili ve riskli yatýrýmlara yönlendirmeye karar verdi. Bu deðiþimle birlikte bazý ülkeler, UVF'ler kurarak sahip olduklarý nakdi finansal kaynaklar üzerinden risk-uyumlu ve uzun vadeli yüksek getiriler elde etme imkaný yakaladýlar. Sonuçta, devletler tarafýndan kontrol edilen devasa hacimdeki likidite, küresel bir þekilde özel varlýklara akmaya baþladý. UVF'lerin sürekli büyümesi, kamu sektörünü aktif bir yatýrýmcý haline getirmiþtir. 4 Das, Dilip K. (2008) 5 Das, Dilip K. (2008) 6 Gieve, John (2008) 14
17 MAKALE Devlet yatýrým fonlarýnýn kuruluþ amaçlrý için birçok neden sýralanabilmektedir. Ancak bunlardan ön plana çýkaný, ülkelerin bütçe fazlalarým deðerlendirmek istemeleridir. Oluþan fazla, kurulan bu fonlarýn kaynaðýný oluþtururken, zaman zaman petrol veya doðal kaynak fonu olarak da isimlendirilmelerine sebep olmaktadýr. 7 Devlet yatýrým fonu kurulmasýndaki diðer sebepler ise, gelirlerin oynaklýðýndan devlet bütçesi ve ülke ekonomisini izole edebilmek, büyüme-küçülme dönemlerinde devlet harcamalarý veya ülke ekonomisindeki olumsuz etkileri önlemek, gelecek nesiller için bir birikim oluþturmak ve fonlarda birikecek parayý ülkenin sosyal ve ekonomik geliþmesi için kullanmaktýr. Bu fonlarýn kurulmasýnýn diðer bir nedeni ise döviz cinsinden varlýklarla düþük getirili ABD Dolarý cinsinden devlet tahvillerine yatýrým yapmak yerine, riskleri çeþitlendirmektir. I. BÖLÜM: Yatýrým Stratejileri UVF lerin sahip olduklarý varlýklarýn deðerine iliþkin açýklama yapmamalarýndan dolayý yatýrým stratejilerinin ne olduðuna iliþkin bilgiler tam olarak bilinememesine raðmen bu fonlarýn yatýrým davranýþlarý konusunda genel bir fikir verilebilir. UVF ler yatýrým kararlarýnda son derce özgürdürler ve genellikle bazý kurumsal yatýrýmcý yöneticileri gibi belirli bir varlýk sýnýfýna veya para cinsine yatýrým yapmaya zorunlu tutulmazlar. Tasarruf fonlarý haricindeki UVF lerin yatýrým amaçlarý, yurtiçi mal fiyatlarýndaki dalgalanmalardan kaçýnmak için risk çeþitlendirmesi yapmak ve stratejik yabancý sektörlere uzun dönemli yatýrýmlar yapmaktýr. Tablo: Petrol Ýhraç eden ülkelerin Yatýrýmlarý 2006 Yýlý Pay % Ýç Yatýrým 20 Denizaþýrý Yatýrýmlar 80 - Doðrudan Yabancý Yatýrýmlar 3 - Alternatif Yatýrýmlar 9 - Hisse Senedi 46 - Sabit Getirili Menkul Kýymetler 28 - Banka Mevduatý 14 Kaynak: IFSL Sovereign Wealth Funds 2008 raporu UVF ler, uzun dönemli yatýrým stratejisi seçmekte ve hisse senedi ile alternatif yatýrým araçlarýna yatýrým yapmayý tercih etmektedirler. Tablodan da görüleceði üzere, 3,8 trilyon ABD dolan olan toplam UVF varlýklarý içerisinde 2,5 trilyon ABD dolan büyüklüðündeki UVF lere sahip petrol ihraççýsý ülkelerin fonlarýnýn %80'i, denizaþýrý varlýklara yatýrým yapmaktadýr yýlý itibariyle, denizaþýrý yatýrýmlarýnýn %46'sý hisse senedinden, %28'i sabit getirili menkul kýymetlerden, %14'ü banka mevdu atýndan, %9'u son yýllarda paylarý giderek artan hedge fonlar ve giriþim sermayesi (private equity) gibi alternatif yatýrýmlardan, %3'ü doðrudan yabancý yatýrýmlardan oluþmaktadýr. 8 Bunun yanýnda, 2009 yýlý sonu itibariyle petrol ihracatçýsý ülkelerin sahip olduklarý yabancý yatýrým varlýklarýnýn %44'ünü UVF'ler, % 13'ünü merkez bankasý rezervleri ve %39'unu ise özel kiþi varlýklarý oluþturmaktadýr. 9 UVF yatýrýmlarýna genel olarak bakýldýðýnda, Sadece kamu finansal varlýklarýna veya alternatif yatýrým araçlarým da içeren tüm varlýk sýnýflarýna yatýrým yapabilirler. Sektör endeksi ile ilintili bir þekilde yatýrým yaparken bazý zamanlar çeþitlendirme yapmak amacýyla bir þirkete ait hisse senetlerine üst sýnýr koyabilirler. 10 Farklý varlýk sýnýflarý arasýnda deðiþebilen uzun dönemli nihai getirileri (absolute returns) maksimize etmek amacýnda olabilir veya kazançlý olduðunu düþündükleri spesifik sektörlere yüksek oranlarda yatýrým yapabilirler. UVF lerin bu firmalarda ne kadar aktif rol aldýklarý ise belli deðildir. Bununla birlikte kanýtlarýn UVF lerin oy haklarýný genellikle pasif olarak kullandýklarým gösterdiðinden yola çýkarak, bunlarýn þirket kararlarýna etki etme istekleri olmayan uzun dönemli yatýrýmcýlar olduðu düþünülmektedir. Oy haklarýný, vekil aracýlýðý ile ve çoðunlukla yabancý yöneticilerden kendi yerlerine oy kullanýlmasýný talep ederek kullanýrlar. Yatýrým yaptýklarý þirketlerden büyük miktarda pay alan UVF'ler, þirket tarafýndan gerçekleþtirilen iþlemlere dâhil olmak koþuluyla oy haklarýndan feragat edebilirler. 11 UVF'ler tarafýndan yapýlan yatýrýmlarýn sektörlere göre daðýlýmýna bakýldýðýnda 2007 yýlýnda UVF'ler tarafýndan yapýlan yatýrýmlardan %62 oranýnda pay alan finans sektörü, subprime UVF ler yatýrým kararlarýnda son derce özgürdürler ve genellikle bazý kurumsal yatýrýmcý yöneticileri gibi belirli bir varlýk sýnýfýna veya para cinsine yatýrým yapmaya zorunlu tutulmazlar. 7 TSPAKB, Þahin, IFSL, SWF Work Agenda, SWF Work Agenda, Þahin,
18 MAKALE 50 yýldan fazla süredir faaliyetleri bilinen UVF'ler bugüne kadar herhangi bir finansal çöküþe neden olmamýþlar; tam aksine, yaþanmakta olan son finansal krizde olduðu gibi gerektiðinde sisteme likidite saðlayarak, piyasalarýn dengede kalmasýna katkýda bulunmuþlardýr. mortgage krizi nedeniyle 2009 yýlýnda yatýrýmlardan aldýðý pay oraný %42'ye düþmüþ olmasýna raðmen, UVF'ler tarafýndan yapýlan yatýrýmlardan büyük almýþtýr. Finans sektörüne yapýlan yatýrýmlarýn daha fazla olmasýnýn nedenleri arasýnda, finans sektöründe yüksek getirilerin gerçekleþmesi, finansal kriz sonrasý bankalarýn hisse senedi fiyatlarýndaki önemli düþüþler yaþanmasý ile geliþmiþ bir finans sektörü ile UVF lerin kendi ülkelerindeki finans ve sanayi sektörü arasýnda baðlantý kurulabilmesi ve UVF lerin tanýnýrlýk ve itibarlarýný artýrma imkaný saðlýyor olmasý sayýlabilir ile 2009 yýllan arasýnda kurulan UVF lerin %43'ü Uzak Doðu ülkeleri, %29'u Ortadoðu ülkeleri tarafýndan kurulmuþtur. Bunun yanýnda, IFSL tarafýndan, dünyadaki UVF fonlarýnýn %33'ünün Asya ülkeleri, %30'unun AB ülkeleri, %20'sinin ABD ve sadece %4'ünün Asya ülkeleri tarafýndan çekildiði ifade edilmiþtir. 13 II. BÖLÜM: Önemi ve Etkileri 50 yýldan fazla süredir faaliyetleri bilinen UVF'ler bugüne kadar herhangi bir finansal çöküþe neden olmamýþlar; tam aksine, yaþanmakta olan son finansal krizde olduðu gibi gerektiðinde sisteme likidite saðlayarak, piyasalarýn dengede kalmasýna katkýda bulunmuþlardýr. Kaldýraç kullanýmý çok az ve uzun vadeli yatýrýmcý kimliðinde olduðu genel kabul gören UVF'ler, gerek tasarruflarýn uluslararasý arenada dolanýmýna, gerekse ait olduklarý ülkeler ve yatýrým yaptýklarý ülkelerin kalkýnmasýna saðladýklarý katkýlar ile olumlu izlenim oluþturmaktadýrlar Makroekonomik Önemi ve Etkileri UVF varlýklarý ve bunlarýn elde ettikleri getirilerin ülkelerin maliye politikalarý, mali koþullan ve ödemeler dengesi üzerinde önemli etkileri vardýr. Ayný zamanda, bu fonlarýn ülkelerin refahýný ve özel sektör davranýþlarýný da etkileyeceði bir gerçektir. Bununla birlikte, UVF'ler önemli ekonomik hedeflere ulaþmada ülkenin para ve mali otoritelerine yardýmcý olabilmektedir. Mali sisteme iyi entegre edilirse, UVF'ler maliye politikasý araçlarý için faydalý olabilirler. Örneðin, bu fonlar ülke içinde talep fazlalýðýna neden olabilecek gelirleri kaynak olarak kullanarak toplam talebin kontrolünü saðlayabilmektedirler. Bu kaynaklar, nüfus yaþlanmasý sorununa hazýrlýk veya sahip olunan zenginliðin gelecek kuþaklara aktarýlmasý gibi uzun dönemli amaçlar için tasarruf edilebilmekte veya ülkenin büyümesi için gerekli alanlara yatýrým amacýyla kullanabilmektedir. Ýyi yönetilen bir UVF, daha yüksek riskli yatýrýmlara yönlendirilerek ve daha yüksek getiri elde etme imkaný vererek rezerv varlýklarýnýn fýrsat maliyetlerinin düþürülmesini de saðlar. 15 UVF'lerin makroekonomik etkilerinden bir diðeri, devlet bütçe yönetimine olan etkisidir. UVFlerin yatýrým stratejileri ülke ekonomisinin makro amaçlarý ile uyumlu hale getirilerek devlet bütçesinin daha iyi yönetimine katký saðlanabilir. Ülkeyi belirli bir riske karþý korumayý amaçlayan UVF'ler, ticaret þoklarýnýn yaþandýðý dönemlerde dengeleyici olabilmeleri için, varlýklarý ülkenin ana ihraç mallan ile negatif korelasyon oluþturacak þekilde ayarlanarak ticaret riskleri yönetilebilir. 16 Portföy mantýðýnda yatan bu farklýlaþtýrma iþlemi son yaþanan finansal krizde olduðu gibi ekonomik kriz dönemlerinde oldukça faydalý sonuçlar doðuracaktýr. Ülkenin sahip olduðu cari iþlemler fazlasýnýn sosyal ve ekonomik amaçlar ile uyumlu bir þekilde yönetilmesi konusunda UVF'ler, bunlara sahip ülkeler açýsýndan çok önemli bir yere sahiptir. Doðal kaynak ihraççýsý ülkeler açýsýndan, kaynaklarýn çýkarýlarak ihraç edildiði sürece oluþan cari iþlem fazlalarý UVF'lerin kullanýmý için tahsis edilerek elde edilen getiriler, doðal kaynaklarýn tükenmeye baþladýðý veya maliyetli olduðu zamanlarda kullanýlabilir. Net dýþ varlýklarýn döviz kuru politikalarýna baðlý olarak biriken fonlar ise mal fiyatlarýndaki dalgalanmalardan ülkenin daha az etkilenmesini saðlamak amacýyla kullanýlabilir. Bu amaçla UVF'ler, döviz kuru politikasýna, ihracata yönelik geliþim stratejilerine veya ekonomik ve finansal risklere karþý korunma isteklerine baðlý olarak deðiþik þekillerde oluþturulabilir. Zaten, yatýrým yapýlan ülkeler ve sektörlerce UVF'lerin olumlu karþýlanmasýnýn sebebi, UVF'lerin genelde uzun dönemli yatýrým faaliyetlerinde bulunmasýndan dolayý, yatýrým yapýlan ekonomiler için kýsa dönemde böyle bir riskin söz konusu olmamasýdýr. Daha geniþ açýdan bakýldýðýnda, sahip olunan rezervlerin ticari amaçlarla kullanýlmalarý durumunda kaynaklarýn etkin daðýlýmýný saðlar. Yapýlan yatýrýmlar, yatýrým yapýldýðý þirket ve piyasalarýn iyi performans göstermesi 13 IFSL, Þahin, Þahin, SWF Work Agenda,
19 MAKALE durumunda hem geliþmekte olan ülkelerde hem de geliþmiþ ülkelerde ekonomilerinin geliþmesine ve faiz seviyelerinin düþmesine katkýda bulunabilir. Bu durum geliþmekte olan ülkelerin küresel finansal sistemle birleþmesine yardýmcý olup onlarý küresel politikalara daha çok katkýda bulunma konusunda teþvik edebilir. 17 UVF'lerin yukarýda anlatýlan olumlu yanlarýnýn yanýnda, zayýf olarak yönetilmeleri durumunda finansal risk açýsýndan olumsuz etkileri bulunabilmektedir. Yönetim kurallarý katý olmayan ve baðýmsýz harcama yetkisi olan veya borç verme kaynaðý olarak kullanýlarak sözde mali aktivitelerde bulunan fonlar, kuruluþlarýndaki amacýn aksine devlet bütçesinin parçalanmasýna sebep olabilirler. Ayrýca, UVF'ler bazý risk unsurlarý da taþýmaktadýrlar. Bunun için mali otoriteler, fonlarýnýn saðlam yönetiminde ve gerekli risk profillerinin oluþturulmasýnda direkt olarak rol almalýdýrlar. Sonuç olarak, UVF'ler mali otoriteler tarafýndan ekonomik büyüme ve fiyat istikran gibi konularda politikalar belirlenirken dikkate alýnmalýdýr. Bununla birlikte, UVF'ler, yurtdýþýna yatýrým yapýlmasý veya elde edilen getirilerin ülkeye dönmesi gibi faaliyetlerin gerçekleþtirilmesi suretiyle döviz kurunu da etkilemektedir. UVF'lerin yurt içine veya yurt dýþýna yatýrým yapma konusunda takdir yetkilerinin olmasý durumunda yatýrým kararlarýnýn para otoritesi ile koordinasyon halinde olmasý gerekir. Aksi takdirde, dýþ varlýklardan iç varlýklara kayan önemli bir deðiþim, para otoritesinin sterilizasyon faaliyetlerini zorlaþtýrabilir. Potansiyel yurt içi yatýrýmlar ayný zamanda mevcut toplam talebi artýrarak fiyat düzeyinde yükselmelere sebep olabilir ve finansal sisteme likidite enjekte ederek para politikasý uygulamalarýný karýþýk hale getirebilir Küresel Finansal Denge ve Piyasalar Açýsýndan Önemi ve Etkileri UVF'lerin küresel finansal piyasalar açýsýndan dengeleyici bir rol oynadýðý söylenebilir. Varlýklarýný kýsa bir süre sonra geri çaðýrmayan, kaldýraç etkisinden faydalanma amacý gütmeyen ve uzun vadeli yatýrým yapan UVF'ler, piyasalarýn canlý olduðu dönemlerin yanýnda kriz zamanlarýnda da piyasada kalmaktadýrlar, ikinci olarak, görece büyük olan UVF'ler faaliyetlerinden kaynaklanan ters fiyat etkilerini azaltmak için portföy çeþitlendirmesine gitmektedirler. Bunun yanýnda, UVF'lerin yaptýðý 17 Gieve, John Þahin, 2009 yatýrýmlar piyasalarýn geniþliðini ve derinliðini artýrmaktadýr. UVF'ler uzun dönemli yatýrýmcýlar olarak ve küresel yatýrýmcý ta-banýný çeþitlendirerek daha etkin bir piyasa oluþumuna ve piyasalardaki dalgalanmanýn azaltýlmasýna da katký saðlamaktadýrlar. 18 UVF'ler likidite darboðazýnýn yaþandýðý dönemlerde yatýrým yaparak piyasalarýn stabilize edilmesinde de etkili olmuþlardýr. Örneðin, yaþanan krizde dünyanýn en büyük ticari ve yatýrým bankalarýna yaklaþýk 40 milyar dolar saðlayarak krizin hafiflemesinde UVF'ler çok önemli bir rol oynamýþlardýr. 19 Finansal piyasalar açýsýndan dengeleyici bir rol oynamanýn yarýmda, UVF'ler geleneksel rezerv tutmaktan ziyade daha çeþitli ve riskli portföylere de yatýrým yapmaktadýrlar. Ülkelerin rezerv tutmaktan ziyade portföy çeþitlendirmelerine gitmeleri neticesinde UVF'lerin varlýklarýnda meydana gelen artýþlar küresel sermaye akýþlarýný da etkilemiþtir. UVF'ler son zamanlarda büyüyen fonlarýný, Amerikan hazine bonosu gibi düþük riskli kýsa dönem yatýrým araçlarýndan, daha uzun dönemli sermaye piyasasý araçlarýna doðru çeþitlendirmiþlerdir. Bu durum faiz oranlarýný ve hisse senetleri fiyatlarýný etkileyebilir. Gieve, 2007'de yapmýþ olduðu bir konuþmasýnda bu deðiþimin daha riskli varlýklar olan hisse senetleri, finansman ve giriþim sermayesi bonolarý gibi menkul kýymetlerin fiyatlarýný yükselteceðini iddia etmiþtir. Ýkinci olarak, UVF'lerin dolar tutmak yerine küresel menkul kýymetlere daha fazla yatýrým yapmasý, ABD'ye giren sermaye akýþýnda azalmaya ve böylece reel faiz oranlarýnda artýþa ve dolarýn deðerinin düþmesine sebep olabilir. Ancak, mevcut durumda bu etkiler, Amerikan banka sektörüne yapýlan yüksek miktardaki giriþler ile dengelenmiþtir. Dünyanýn kalan kýsmýnda ise, yüksek miktarlý sermaye giriþleri düþük düzeyde reel faiz oranlarýna, paranýn deðerinde artýþa ve iç talebin de artmasýna neden olur. Ancak, Gieve bunlarýn küresel finansal sistemde büyüklük ve etkilerinin çok yüksek olmadýðýný çünkü bu fonlarýn yönettikleri varlýklarýn büyüklüðünün özel sektördeki tüm emeklilik fonlarý, sigorta þirketleri, sosyal güvenlik kuruluþlarý ve özel sermaye tarafýndan yönetilen tüm varlýklarýn %5 'inden de az olduðunu belirtmiþ ve bu fonlarýn büyüklüðü küresel olarak bakýldýðýnda dünyadaki tüm sermaye ve para piyasalarýnýn hacminin yaklaþýk %2'sine denk geldiðini sözlerine eklemiþtir Gieve, John Gieve, John 2008 UVF'lerin olumlu yanlarýnýn yanýnda, zayýf olarak yönetilmeleri durumunda finansal risk açýsýndan olumsuz etkileri bulunabilmektedir. Yönetim kurallarý katý olmayan ve baðýmsýz harcama yetkisi olan veya borç verme kaynaðý olarak kullanýlarak sözde mali aktivitelerde bulunan fonlar, kuruluþlarýndaki amacýn aksine devlet bütçesinin parçalanmasýna sebep olabilirler. 17
20 MAKALE UVF lerin önümüzdeki dönem aktiflerindeki artýþa paralel olarak çeþitlendirme amacýyla alternatif para birimlerine ve ekonomilere yöneleceði ve ülkemizin de söz konusu kriterlere uygunluðu göz önüne alýndýðýnda kaynak akýþý açýsýndan önemli bir potansiyeli olduðu görülmektedir. Bunlarla birlikte bu fonlarýn, hacimlerine bakýlýnca piyasalarda dalgalanma yaratabilecek durumlara da sebep olabileceði öngörülebilir. Finansal piyasalarda þeffaf olmayan büyük miktarlarda pozisyonlara sahip olmak, diðer büyük kurumsal yatýrýmcýlar gibi UVF ler için de potansiyel bir rahatsýzlýða sebep verebilir. Örneðin, herhangi bir UVF ile ilgili ortaya çýkan bir deðiþimin neden olduðu etkiler özellikle de sýð piyasalarda çok hissedilir. Bundan dolayý yatýrým yapýlan geliþmekte olan ülkeler, bu çeþit büyük sermaye akýþýný nasýl yöneteceklerini iyi tasarlamalýdýrlar. Benzer bir þekilde, eðer UVF lerin daha riskli yatýrým stratejileri izlemeye baþlamasý durumunda, yatýrýmlar daha çabuk geri çekilebilir ve bu durum içinde bulunulan finansal döngüyü istikrarlý hale getirmek yerine daha kötü bir hale sokabilir. Sonuç olarak, herhangi bir yabancý giriþim gibi UVF lerin de finansal piyasalardaki yatýrýmlarý, finansal krizlerin yaþanmasý durumunda merkez bankasýnýn kriz yönetimini ve koordinasyonunu zorlaþtýrabilir. SONUÇ 2009 yýlý itibariyle yaklaþýk 4 trilyon ABD Dolarýna ulaþan ve IMF tahminine göre gelecek beþ yýl içinde Çin ve petrol ihraç eden ülkelerin bütçe fazlalarýnýn 800 milyar dolara ulaþmasýyla birlikte 2012 yýlý itibariyle 5,5 trilyon dolara ulaþmasý beklenen ulusal yatýrým fonlarý, yönetimleri altýndaki fon tutarlarýyla, ekonomik krizlerden etkilenmiþ olsalar da küresel finans piyasalarýnýn gündeminde giderek artan ölçüde yer tutmaya baþlamýþlardýr. Devlet kontrolünde kurulan ulusal UVF ler temelde birçok makroekonomik amaca yönelik olarak faaliyet gösterebilmektedir. Boyutlarý itibariyle global finansal piyasalarda önemli bir paya ulaþan UVF ler global finansal stresin arttýðý dönemlerde uzun yatýrým evrenleri ile etkin bir kaynak daðýlýmý saðlayarak ve piyasada dengeleyici unsur olarak pozitif etki yaratabilmektedir. UVF ler kurulduklarý ülkelerde tasarruf anlayýþýný deðiþtirmeleri, global emtia fiyatlarýndaki dalgalanmalarýn yerel ekonomiye etkisini azaltmalarý gibi faktörler nedeniyle rezerv yönetimi açýsýndan merkez bankalarýnýn alternatifi roller üstlenebilmektedir. Global ekonomik güçlerde yaþanan deðiþimin iyi incelenerek gerekli analizlerin zamanýnda yapýlmasý ve bu fonlardan gelmesi olasý kaynaklara yönelik stratejik kararlarýn alýnmasý önem arz etmektedir. UVF lerin önümüzdeki dönem aktiflerindeki artýþa paralel olarak çeþitlendirme amacýyla alternatif para birimlerine ve ekonomilere yöneleceði ve ülkemizin de söz konusu kriterlere uygunluðu göz önüne alýndýðýnda kaynak akýþý açýsýndan önemli bir potansiyeli olduðu görülmektedir. Bununla birlikte, ülkemiz içinde tutulan bazý fonlarýn ve özelleþtirme gelirlerinin de bu amaç doðrultusunda kullanýlmasý gündeme gelebilecektir. Bu hususlarýn analiz edilip gerekli düzenlemelerin yapýlmasýna ihtiyaç duyulmaktadýr. Kaynaklar Akbulak, Sevinç: SPK Araþtýrma Raporu, 2008 Das Dilip K: Sovereign Wealth Funds, Global Economy Journal,2008 Gieve, John: Sovereign Wealth Funds and Global Imbalances, 2008 Þahin, Talha: Devlet Yatýrým Fonu, Araþtýrma Raporu, 2009 Ýnternet Kaynaklarý :
21 GÜNDEM SÝSTEMÝK ÖNEMÝ HAÝZ FÝNANSAL KURULUÞLARIN ÇÖZÜMLENMESÝNDE BAIL-IN UYGULAMALARI Kriz döneminde SIFI kategorisine giren çok sayýda finansal kuruluþun sorunlu hale gelmesi, Lehman Brothers örneðinde olduðu gibi bazýlarýnýn batmasý, bazý kuruluþlarýn ise devlet tarafýndan yüksek bütçeli finansal destek programlarýyla kurtarýlmasý sistemik risk yaratma potansiyeline sahip büyük ölçekli finansal kuruluþlar üzerinde odaklanýlmasýna neden olmuþtur. Giriþ Dünya finans sisteminde faaliyet gösteren büyük ölçekli ve sistemik önemi haiz finansal kuruluþlarý (SIFI) büyük ölçüde yýpratan son küresel kriz finansal sistemin mevcut iþleyiþ esaslarýnýn gözden geçirilerek yeniden yapýlandýrýlmasý ihtiyacýný ortaya çýkarmýþtýr. Kriz döneminde SIFI kategorisine giren çok sayýda finansal kuruluþun sorunlu hale gelmesi, Lehman Brothers örneðinde olduðu gibi bazýlarýnýn batmasý, bazý kuruluþlarýn ise devlet tarafýndan yüksek bütçeli finansal destek programlarýyla kurtarýlmasý sistemik risk yaratma potansiyeline sahip büyük ölçekli finansal kuruluþlar üzerinde odaklanýlmasýna neden olmuþtur. Bu çerçevede, krizden çýkarýlan dersler doðrultusunda 2009 yýlýndan itibaren G20 ülkelerinin önderliðinde Finansal Ýstikrar Kurulu (FSB) aracýlýðýyla küresel bazda finansal sistemin mevcut gözetim ve denetim mekanizmalarýnýn daha etkinleþtirilmesi ile yeni çözümleme enstrümanlarý ve standartlar getirilerek rehabilite edilmesine iliþkin faaliyetler yürütülmektedir. Bu çalýþmada FSB nin Temmuz 2011 de yayýmladýðý SIFI çözümleme çerçevesi 1 dahilinde alternatif bir çözümleme yöntemi olarak geliþtirilen Bail-in uygulamasý ile ilgili hususlar incelenmiþtir. A. SIFI ÇÖZÜMLEME ve FSB FAALÝYETLERÝ FSB tarafýndan SIFI lara yönelik çalýþmalara 2009 yýlýnda 2 baþlanmakla birlikte, bu faaliyetlerin temeli Kasým 2010 da Seul de yapýlan G20 Liderler Zirvesinde onaylanan politika çerçevesine dayanmaktadýr. Seul zirvesinde alýnan kararlar doðrultusunda SIFI lara iliþkin olarak aþaðýda listelenen hususlarý içerecek þekilde yeni çözümleme, gözetim ve denetim standartlarýnýn geliþtirilmesi çalýþmalarýna baþlanmýþtýr 3. i) Tüm finansal kuruluþlarýn hýzla ve güvenle sistemde istikrarsýzlýða neden olmaksýzýn, vergi mükelleflerine rücu edilmeden çözümlenebilmesine yönelik bir çerçeve oluþturulmasý, önlemler alýnmasý. ii) SIFI larýn özellikle de küresel SIFI larýn (G- SIFI) finansal sistemi olumsuz yönde etkileme riskleri çerçevesinde zarar absorde etme kapasitesinin daha yükseltilmesi. iii) Sistemik risk yaratma kapasitesi bulunan finansal kuruluþlarýn daha sýký denetlenmesi. iv) Finansal piyasalarýn bir kuruluþun iflasý halinde bulaþma riskini azaltýcý saðlam bir yapýya kavuþturulmasý ve ulusal otoriteler tarafýndan gerekli görülen diðer uygulamalarýn yürürlüðe konulmasý. Bu süreçte sorunlu hale gelen SIFI larýn çözümlenmesini kolaylaþtýrýcý yeni enstrümanlar ve tedbirler uygulanmasýna yönelik olarak, SIFI larýn zarar karþýlama kapasitelerinin artýrýlmasýný saðlayacak þekilde sistemik vergi veya harç (systemic levies and taxes) toplanmasýndan, ilave sermaye (capital surcharges) tutulmasýna, hibrid sermaye (contingent capital, Cocos) kullanýlmasýndan bail-in uygulamasýna kadar uzanan geniþ 1 FSB, Consultative Document on Effective Resolution of Systemically Important Financial Institutions-Recommendations & Timelines, 19 July FSB, Guidance to Assess the Systemic Importance of Financial Institutions, Markets and Instruments:Initial Considerations, FSB, Progress in the Implementation of the G20 Recommendations for Strengthening Financial Stability:Report of the Financial Stability Board to G20 Finance Ministers and Central Bank Governors, February 2011, Çiðdem AKDAÐ Fon Uzmaný Varlýk Yönetimi Daire Baþkanlýðý 19
22 GÜNDEM Küresel finansal krizle birlikte çözümleme literatürüne giren Bail-in kavramý, sorunlu hale gelen SIFI larýn kendi iç kaynaklarý kullanýlarak kurtarýlmasý (otofinansman) için geliþtirilen bir çözümleme tekniðidir. Bail-in uygulamalarý ile sorunlu hale gelen SIFI larýn çözümleme maliyetinin vergi mükellefleri yerine hissedarlar ve diðer alacaklýlar tarafýndan üstlenilmesi, ahlaki riskin azaltýlmasý, piyasa disiplini saðlanarak tasfiye iþlemlerinin yarattýðý ekonomik tahribatýn asgari seviyeye düþürülmesi amaçlanmaktadýr. bir çerçevede çalýþmalar yürütülmüþtür. Ayný zamanda bulaþma riskinin azaltýlmasý, SIFI larýn yoðun ve kapsamlý denetim sürecine alýnmasý, çözümleme sistemlerinin güçlendirilmesi ile kriz öncesi kurtarma (Recovery Plans) ve çözümleme planlarýnýn (Resolution Plans) hazýrlanmasý konularýnda da çalýþmalar gerçekleþtirilmiþtir. Temmuz 2011 de FSB tarafýndan yayýmlanarak kamuoyunun deðerlendirmesine sunulan yeni SIFI çözümleme çerçevesinin 4 ana unsura dayandýðý görülmektedir: 1) Ulusal çözümleme rejimlerinin güçlendirilmesi, 2) Sýnýr ötesi iþbirliði anlaþmalarý yapýlmasý, 3) Çözümleme Planlarýnýn (firma-otorite) iyileþtirilmesi ve 4) Çözümleme sürecinin önündeki engellerin kaldýrýlmasý. Yeni düzenleme çerçevesinde sorunlu hale gelen SIFI larýn çözümlenmesinde finansal sistem açýsýndan önemli/hayati faaliyetlerin korunmasý, finansal varlýklarýnýn deðer kaybýna uðramasý ve bu durumun doðrudan/dolaylý olarak finansal sistemi etkilemesinin (bulaþma riski) önlenmesi ve doðacak zararýn sigortalý mudiler ile vergi mükellefleri yerine banka hissedarlarý ve sigortasýz alacaklýlar tarafýndan üstlenilmesinin saðlanmasý temel hedefler arasýnda gösterilmektedir. SIFI çözümleme sürecinde görevlendirilecek çözümleme otoritesinin gerektiðinde finansal kuruluþun yönetim ve denetim kademelerinde deðiþiklik yapabilme, finansal kuruluþun faaliyetlerini yavaþlatma veya geçici olarak bazý finansal sözleþmeleri askýya alabilme yetkilerine sahip olmasý gerektiði de belirtilmektedir. Ancak, SIFI çözümleme sürecinin baþarýsýnda salt çözümleme otoritelerinin sahip olduklarý yetkiler ile çözümleme araçlarýnýn tek baþýna yeterli olamayacaðý, her finansal kuruluþ için mutlaka çözümlenebilirlik (resolvability) konusunda kapsamlý bir deðerlendirmenin de yapýlmasý gerekli görülmektedir. Bu düzenleme kapsamýnda ayrýca, SIFI larýn çözümlenmesinde kullanýlabilecek çözümleme araçlarý da temel olarak üç ana baþlýk altýnda yer almaktadýr: 1) Satýþ Ýþlemi (Bütün veya Kýsmi Satýþ) yoluyla faaliyetlerinin sürdürülmesi, 2) Ýyi banka/kötü banka uygulamasý (Sistemik önemi bulunan varlýk ve fonksiyonlarýn iyi banka çatýsý altýnda toplanarak satýlmasý, kalan kýsýmlarýn ise tasfiye sürecine alýnmasý veya varlýk yönetim þirketine devredilmesi) ve 3) Yeniden Sermayelendirme (Yükümlülüklerin yeniden yapýlandýrýlmasý). Bail-in uygulamasý bu noktada SIFI larýn faaliyet alanýndaki karmaþýklýk ve büyüklük faktörleri nedeniyle sürdürülebilir çözümleme ihtiyacýný karþýlamak üzere geliþtirilmiþ bir ara çözümleme yöntemi olup finansal kuruluþun yükümlülüklerinin borç sermaye takasý yoluyla yeniden yapýlandýrýldýðý bir otofinansman yöntemdir. B. FSB TARAFINDAN ÖNGÖRÜLEN BAIL- IN UYGULAMALARI Küresel finansal krizle birlikte çözümleme literatürüne giren Bail-in kavramý, sorunlu hale gelen SIFI larýn kendi iç kaynaklarý kullanýlarak kurtarýlmasý (otofinansman) için geliþtirilen bir çözümleme tekniðidir. Bail-in uygulamalarý ile sorunlu hale gelen SIFI larýn çözümleme maliyetinin vergi mükellefleri yerine hissedarlar ve diðer alacaklýlar tarafýndan üstlenilmesi, ahlaki riskin azaltýlmasý, piyasa disiplini saðlanarak tasfiye iþlemlerinin yarattýðý ekonomik tahribatýn asgari seviyeye düþürülmesi amaçlanmaktadýr. Bail-in uygulamasý ile henüz çözümleme sürecine alýnmamýþ, faaliyetlerini sürdüren ancak yüksek tutarda zararý bulunan veya sermaye ve/veya likidite desteði saðlanmadan ya da zarar yazýlmadan faaliyetlerine devam etmesinin mümkün olmadýðý bir aþamaya (Point of non-viability, PONV) ulaþmýþ finansal kuruluþlarýn sermaye yapýsýnýn sözleþmesel þarta baðlý sermaye araçlarýna (Contractual contingent capital instruments,cocos) dönüþtürmek suretiyle küçültülmesi (winddown) saðlanabilmektedir. Uygulamanýn baþarýsý için çözümleme otoritelerinin bail-in uygulamalarý (bilhassa yasal bail-in) kapsamýnda zarar yazma, hisse edinme, iptal ve deðiþtirme konularýnda yeterli düzeyde yetkilendirilmiþ olmasý gerekmektedir. Çözümleme otoritelerinin zararý absorbe edebilme, finansal kuruluþun kritik faaliyet alanlarýný yeniden sermayelendirme veya yeni oluþturulacak bir baþka finansal kuruluþa (köprü banka) devredebilme yetkisine sahip olmasý da beklenmektedir. Ayrýca, çözümleme otoritelerinin mevcut çözümleme rejimleri içerisinde yasal olarak 20
23 GÜNDEM bail-in uygulama yetkilerinin (hangi koþullar altýnda nasýl uygulanacaðý, bail-in kapsamýna giren yükümlülüklerin neler olacaðý, uygulama önceliði, açýlacak davalarýn sonuçlarý vb.) tanýmlanmýþ olmasý da gerekli görülmektedir. Diðer taraftan, çözümleme otoritelerince yapýlacak deðerlendirme sonucunda bu noktaya ulaþan veya çözümleme aþamasýna yaklaþmýþ finansal kuruluþlarýn kurtarýlmasý (restoration to viability) mümkün görülmüyorsa, bail-in uygulamasý ile birlikte diðer çözümleme yöntemlerinin uygulanmasý da önerilmektedir. Bu durumda, yasal çözümleme rejiminde yer alan kurallar çerçevesinde, SIFI niteliðindeki kuruluþlarýn sistemik açýdan önemli fonksiyon ve faaliyetleri oluþturulacak bir köprü bankaya aktarýlarak kalan kýsmý tasfiye sürecine alýnabilmektedir. Bu süreçte köprü bankaya yapýlacak aktarýmlarda çözümlemeye alýnan SIFI daki borç yükümlülüklerinin hisse senedine dönüþtürülebilmesi de önerilmektedir. Bail-in uygulamalarýnýn çözümleme sürecinin etkinliðini artýrmada diðer çözümleme yöntemlerini tamamlayýcý bir araç olarak yasal (statutory) veya sözleþmeye dayalý (contractual) gerçekleþtirilmesi mümkündür. Sözleþmeye dayalý bail-in uygulamasýnda sözleþmede tanýmlý bir PONV noktasýna ulaþan finansal kuruluþlar için þarta baðlý sermaye araçlarýnýn hisse senedine dönüþtürülerek sermaye yapýsýnýn yeniden düzenlenmesi mümkün iken, Yasal Bail-in uygulamasýnda borç-hisse senedi dönüþümü ve finansal kuruluþun küçültülmesi faaliyetleri çözümleme rejiminde yer alan kurallar çerçevesinde gerçekleþtirilmektedir. Borç-hisse senedi dönüþümlerinde alacak sýrasýna (hierarchy of liabilities) dikkat edilmesi gerekmektedir. Sözleþmeye dayalý Bail-in uygulamasýnda yatýrýmcýlar ile finansal kuruluþ arasýnda imzalanan bir sözleþmeye dayalý olarak sözleþmede yer alan þekilde finansal kuruluþun belirli bir PONV noktasýna ulaþmasý halinde borç-hisse dönüþümü ve küçülme iþlemleri gerçekleþtirilmektedir. Bu konuda çözümleme otoritelerinin gerektiðinde yasal bail-in sürecini baþlatmadan evvel sözleþmeye dayalý bail-in iþlemi yapýlmasýný saðlayacak yetkiyle donatýlmýþ olmasý gerekmektedir. Yasal Bail-in uygulamasýnda mümkün olduðunca finansal kuruluþun mevcut sermaye yapýsýndaki hiyerarþi ve eþitlik (pari passu) ilkeleri çerçevesinde küçültme veya borçsermaye dönüþümünün gerçekleþtirilmesi gerekmektedir. Henüz FSB bünyesinde hangi alacaklarýn bailin kapsamýna alýnacaðý, hangilerinin kapsam dýþýnda býrakýlmasý gerektiði hususu kesinleþmemiþtir. Konunun SIFI çözümleme çerçevesine iliþkin kamuoyundan gelecek görüþ ve deðerlendirmeler doðrultusunda belirlenmesi öngörülmektedir. Ancak finansal istikrarýn korunmasý ve idari nedenlerle teminatlý borçlar, sigortalý mevduat, türev ürünler ile kýsa vadeli menkul kýymetler gibi bazý alacaklarýn bail-in uygulamasý kapsamý dýþýnda býrakýlmasý da gündemdedir. Çözümleme rejiminde yasal bail-in uygulamalarýnýn ex-ante ve olabildiðince geniþ bir yükümlülük çerçevesini kapsayacak þekilde düzenlenmesi ve Bail-in kapsamýnda alacaklýlara sunulan haklarýn finansal kuruluþun tasfiyesi halinde alacaklýlarýn normalde sahip olacaðý haklardan daha geride kalmamasý (no creditor worse-off than in liquidation) gerektiði vurgulanmaktadýr. Ayrýca, Bail-in uygulamalarýna iliþkin uygulama sonrasý (ex-post) gündeme gelebilecek hukuki itirazlarýn uygulamanýn durdurulmasý veya geri alýnmasýna yönelik hukuki sonuçlar doðurmayacak nitelikte olmasý gerekli görülmektedir. Sýnýr ötesi çözümleme faaliyetleri kapsamýnda merkez ülke (Home Country) ile ev sahibi ülke(host Country) arasýnda banka kurtarma ve çözümleme planlarýnýn bir parçasý olarak bail-in uygulamalarýnýn gerçekleþtirilebileceði, ancak bunun öncesinde taraflarýn kendi aralarýnda koordinasyon ve bilgi paylaþýmýnda bulunmasý gerektiði vurgulanmaktadýr. Ayrýca, otoritelerin karþýlýklý olarak birbirlerinin uygulamalarýný tanýmasý, bilgi paylaþýmýnda bulunarak ve danýþarak bail-in uygulama yetkilerini olabildiðince birbirine yakýnlaþtýrmasý da önemli görülmektedir. Bail-in uygulamasýnýn merkez ülke tarafýndan gerçekleþtirilmesi esasý getirilmekle birlikte, merkez ülkedeki finansal kuruluþun baðlý olduðu gruptan gereken desteðin saðlanamadýðý hallerde kriz yönetim grubu (Crisis Management Group, CMG) ile önceden görüþerek onlarýn bilgisi dahilinde iþtiraklerin bulunduðu ev sahibi ülkeler tarafýndan da bail-in uygulamasýnýn baþlatýlabileceði ifade edilmektedir. Diðer taraftan, sýnýr ötesi çözümleme faaliyetleri kapsamýnda Bail-in uygulamalarýna yönelik Henüz FSB bünyesinde hangi alacaklarýn bail-in kapsamýna alýnacaðý, hangilerinin kapsam dýþýnda býrakýlmasý gerektiði hususu kesinleþmemiþtir. Konunun SIFI çözümleme çerçevesine iliþkin kamuoyundan gelecek görüþ ve deðerlendirmeler doðrultusunda belirlenmesi öngörülmektedir. 21
24 GÜNDEM Bail-in uygulamalarý bankalarýn kamu desteði olmaksýzýn kendi iç kaynaklarýna yönelerek özel sermaye saðlamak suretiyle sermaye yapýlarýný güçlendirmelerine imkan veren bir çözümleme yöntemi olup SIFI larýn karþýlaþtýklarý sorunlarýn çözümünü hýzlandýrýcý bir etkiye sahiptir ve doðru uygulanmasý halinde hem piyasa disiplinini arttýrýcý, hem de potansiyel sistemik risk etkisini azaltýcý bir etkisi bulunmaktadýr. olarak kreditörlerin merkez ülkede finansal kuruluþlarla imzalayacaðý sözleþmelerde, bailin uygulamalarýnýn yürürlüðe konulmasý halinde bu uygulamaya tabi olmayý kabul ettiðine iliþkin hükümler bulunmasý gerekmektedir. C. BAÝL-ÝN UYGULAMALARININ OLASI RÝSKLERÝ VE ZORLUKLARI SIFI larýn kurtarýlmasý ve çözümleme sürecinin sistemik krize neden olmamasý amacýyla uygulanan bail-in faaliyetlerinin kendisi, kimi zaman uygulama amacýyla çeliþen þekilde finansal istikrarý bozma riski bulunmaktadýr. Bilhassa uygulamaya geçiþ kararýnýn alýnmasýnda, yatýrýmcýlar ve otoriteler arasýndaki asimetrik bilgi nedeniyle çoðu zaman bankanýn finansal durumuna iliþkin sektörde negatif deðerlendirmeler yapýlabildiði, bazý hallerde bu durumun sýnýr ötesi diðer grup þirketlerini veya sektörde ayný alanda faaliyet gösteren benzer finansal kuruluþlarý etkileyebilme (bulaþma riski) olasýlýðý bulunmaktadýr. Diðer taraftan, bail-in uygulamalarýnýn arbitraj riski ve likidite riski yaratma ihtimali de bulunmaktadýr. Arbitraj riski, sýnýr ötesi bankacýlýk faaliyetlerinde bail-in uygulamasý bulunmayan ülkelere doðru veya mevcut finansal piyasalarda mevzuat düzenlemeleri daha az geliþmiþ olanlara doðru olabilir. Likidite riski ise, bail-in uygulamasýna alýnan finansal kuruluþlardaki uygulama yöntemi ve bail-in kapsamý ile baðlantýlý olarak hem uygulama öncesinde (ex-ante), hem de uygulama sonrasýnda (ex-post) ortaya çýkabilir. Bu konuda karþýlaþýlabilecek bir diðer risk, bailin kapsamýna alýnan finansal kuruluþlardaki alacaklýlarýn veya yatýrýmcýlarýn mevcut sözleþmelerini vadesinden önce sonlandýrarak hýzla teminatlarýný nakde çevirme iþlemlerinden kaynaklanmaktadýr. SONUÇ Küresel krizle birlikte pek çok ülkede politika yapýcýlar ve çözümleme otoriteleri SIFI katgorisine giren büyük bankalarýn batýk hale gelmesi durumunda devlet desteðiyle kurtarýlmasý veya sistemik krizle karþýlaþýlmasý seçenekleri arasýnda kalmýþlardýr. Bu noktada, finansal sistemin krizlere karþý korunmasý ve sorunlu hale gelen SIFI larýn kurtarýlmasýnda bail-in uygulamalarý yeni bir çözümleme enstrümaný olarak karþýmýza çýkmaktadýr. Bail-in uygulamalarý bankalarýn kamu desteði olmaksýzýn kendi iç kaynaklarýna yönelerek özel sermaye saðlamak suretiyle sermaye yapýlarýný güçlendirmelerine imkan veren bir çözümleme yöntemi olup SIFI larýn karþýlaþtýklarý sorunlarýn çözümünü hýzlandýrýcý bir etkiye sahiptir ve doðru uygulanmasý halinde hem piyasa disiplinini arttýrýcý, hem de potansiyel sistemik risk etkisini azaltýcý bir etkisi bulunmaktadýr. Küresel kriz sonrasý G20 ve FSB koordinasyonu altýnda yürütülen yeni finansal mimariyi oluþturma faaliyetlerinin bir ürünü olarak SIFI larýn çözümlenmesinde bail-in uygulamalarýnýn hem faaliyetlerine devam etmesi (going concern) öngörülen hem de sorunlu hale gelen ve çözümleme sürecine alýnan (gone concern) finansal kuruluþlarýn çözümlenmesine iliþkin esaslarý kapsadýðý ve çözümleme otoritelerinin sistemik kriz koþullarýnda doðrudan kamu kaynaklý kurtarma planlarýna (bail-out) yönelmeksizin sorunlu hale gelen SIFI larý hýzla rehabilite etme veya çözümleme imkaný saðlayacak yeni bir yönteme sahip olduklarý görülmektedir. Kaynaklar -FSB, Consultative Document on Effective Resolution of Systemically Important Financial Institutions- Recommendations & Timelines, 19 July FSB, Guidance to Assess the Systemic Importance of Financial Institutions, Markets and Instruments: Initial Considerations, FSB, Progress in the Implementation of the G20 Recommendations for Strengthening Financial Stability:Report of the Financial Stability Board to G20 Finance Ministers and Central Bank Governors, February BIS, Group of Governors and Heads of Supervision announces higher global minimum capital standards, Basel Committee on Banking Supervision, September
25 GÖRÜÞ SÝSTEMÝK ÖNEME SAHÝP FÝNANSAL KURULUÞLARIN ÇÖZÜMLENMESÝ SIFI larýn batma ihtimalini azaltmak ve battýklarýnda yaratacaklarý tahribin daha az olmasýný saðlamak amacýyla bozulan piyasa disiplininin tekrar oluþturulmasý ile hükümet ve vergi mükelleflerine maliyetlerin yüklenmesinin engellenmesi amacýyla izlenecek politikalarýn belirlenmesi ihtiyacý doðmuþtur. Sistemik risk ve SIFI lara karþý ne gibi tedbirlerin alýnacaðý finansal istikrarý saðlamakla görevli uluslararasý otoritelerin öncelikli inceleme/faaliyet konusu haline gelmiþtir. Son finansal kriz ile Batmak için çok büyük- To Big Too Fail (TBTF) olarak da adlandýrýlan sistemik öneme sahip finansal kuruluþlarýn (SIFI) kriz döneminde batmalarýný önlemek üzere verilen destekler piyasa disiplinini bozmuþ, bu kuruluþlarýn yüksek risk almalarýna ve sistemik önemi bulunmayan veya daha az sistemik öneme sahip finansal kuruluþlara kýyasla rekabet avantajý saðlamalarýna neden olmuþtur. Kriz sonunda bu kuruluþlarýn büyüklüðü, karmaþýklýðý ve baðlantýlýlýðýnýn yönetilmesi ve denetlenmesi daha zor bir hale gelmiþ ve batmalarýna izin vermeyi imkansýz hale getirmiþtir. Bu nedenlerle SIFI larýn batma ihtimalini azaltmak ve battýklarýnda yaratacaklarý tahribin daha az olmasýný saðlamak amacýyla bozulan piyasa disiplininin tekrar oluþturulmasý, ile hükümet ve vergi mükelleflerine maliyetlerin yüklenmesinin engellenmesi amacýyla izlenecek politikalarýn belirlenmesi ihtiyacý doðmuþtur. Sistemik risk ve SIFI lara karþý ne gibi tedbirlerin alýnacaðý finansal istikrarý saðlamakla görevli uluslararasý otoritelerin öncelikli inceleme/faaliyet konusu haline gelmiþtir. Bu kuruluþlarýn batmasýnýn engellenmesi amacýyla küresel bazda düzenleme ve denetleme politikalarýnýn geliþtirilmesinin yaný sýra çözümleme politikalarýnýn belirlenmesi de ayný düzeyde önem kazanmýþtýr. Gelinen aþamada, TBTF olgusunu ortadan kaldýrmada izlenecek en etkin yol SIFI larý güvenli olarak sistem dýþýna çýkarabilecek çözümleme yöntemleri ve politikalarý oluþturmaktýr. Bu doðrultuda görevi ulusal finansal otoriteler ile IMF, Dünya Bankasý gibi uluslararasý düzenleyici kuruluþlarýn uluslararasý düzeyde eþgüdümünü saðlayarak etkin bir düzenleme, denetim ve finansal sektör politikasý geliþtirmek olan Finansal Ýstikrar Kurulu (Financial Stability Board-FSB) tarafýndan SIFI larýn çözümlenmesine yönelik yürütülen çalýþmalar ve bu kapsamda hazýrlanmasý öngörülen Firmaya Özgü Sýnýr Ötesi Ýþbirliði Anlaþmalarý ile Kurtarma ve Çözümleme Planlarýna aþaðýda yer verilmektedir. I) SIFI ÇÖZÜMLEMESÝNÝ UYGULANABÝLÝR BÝR SEÇENEK HALÝNE GETÝRMEK G-20 Liderleri tarafýndan SIFI lara iliþkin sorunlarý deðerlendirecek çalýþmalarý yapmak ve önlemler ortaya koymakla görevlendirilen FSB nin bu kapsamda hazýrladýðý Making resolution a viable option for SIFIs- SIFI lar için çözümlemeyi uygulanabilir bir seçenek haline getirmek isimli taslak dokümanda sýnýr ötesi düzeyde yönetilse dahi ciddi sistemik kargaþaya meydan vermeden ve vergi ödeyenlerce üstlenilecek maliyet oluþturmadan SIFI çözümlemesini mümkün kýlabilecek yapý taþlarý önerilmektedir. SIFI çözümleme çerçevesi, SIFI larýn batmasýný engelleyici politik tedbirler alýnsa dahi SIFI larýn batma riskinin tamamen ortadan kaldýrýlamayacaðý ve hiçbir finansal kuruluþun batamayacak kadar büyük olarak deðerlendirilemeyeceði esasýna dayalý olarak þekillenmiþtir. Bu kapsamda bir SIFI nýn batmasý durumunda sistemik bozulmayý azaltmaya yönelik alýnacak tedbirler, her türlü finansal kuruluþa uygulanabilecek etkin çözümleme rejimleri ve araçlarýnýn tesis edilmesi ile finansal piyasa altyapýsýnýn dayanýklýlýðýnýn artýrýlarak batma sonrasý meydana gelebilecek bulaþýcý etkinin azaltýlmasýný saðlayýcý hususlarý içermektedir. Çözümleme Araçlarý ve Rejimi Finansal istikrarýn korunmasý ve piyasa disiplininin etkin þekilde iþleyebilmesi için çözümleme rejiminin; finansal ve ekonomik Burcu Gür Fon Uzmaný Varlýk Yönetimi Daire Baþkanlýðý 23
26 GÖRÜÞ Küresel finansal piyasalarýn giderek bütünleþik bir yapýya kavuþmasý etkin bir çözümleme için sýnýr ötesi iþlerliði olan süreçlerin geliþtirilmesi ihtiyacýný doðurmuþtur. Finansal kuruluþlarýn çözümlenmesi hususunda çok taraflý resmi anlaþmalar yapýlmasý, anlaþma bulunmadýðý durumlar için ise çözümleme otoriteleri arasýnda sýnýr ötesi konularda iþbirliðini oluþturacak prensiplerin ve çözümlemeye yönelik kapsamlý planlarýn hazýr bulunmasý gerekmektedir. sisteme saðlanan önemli hizmetlere iliþkin SIFI faaliyetlerini korumayý, finansal varlýklarýn deðerinde lüzumsuz kayýplardan ve finansal sistemin diðer bölümlerine bulaþmasýndan kaçýnmayý, kayýplarýn sigortalý mudiler ve vergi ödeyenler tarafýndan deðil de riskleri alan taraflarca -hissedarlar ve kreditörlerüstlenilmesini saðlamayý amaçlýyor olmasý gerekmektedir. Sistemik öneme sahip fonksiyonlarýn devamlýlýðýný korumaya yönelik çözümleme araçlarý; 1 Satýþ: firmanýn faaliyetleri devam eder durumda iken tamamen satýþý, 2 Ýyi banka /kötü banka: sistemik öneme sahip veya piyasa deðeri olan unsurlarýn tasfiye edilecek veya varlýk yönetim þirketlerine transfer edilecek kötü varlýklardan ayrýþtýrýlmasý baþka bir deyiþle iyi bankakötü banka ayýrýmý yapýlmasý, 3 Yeniden Sermayelendirme: Yükümlülüklerin yeniden yapýlandýrýlarak sermayeye dönüþtürülmesi olmak üzere üç ana baþlýk altýnda toplanmaktadýr. Ayrýca çözümlemenin en doðru þekilde yapýlmasýnýn saðlanmasýnýn, özellikle SIFI larýn faaliyet konularýnýn karmaþýklýðý göz önünde bulundurulduðunda, zaman alacaðý aþikardýr. Bu nedenle sistemik öneme sahip fonksiyonlarýn devamlýlýðýnýn saðlanmasýnda kalýcý bir çözüm bulunana kadar köprü banka gibi geçici araçlara ihtiyaç duyulabilir. Sistemik öneme sahip fonksiyonlar korunurken SIFI bilançolarýnda yer alan kötü varlýklarýn deðerinin altýnda tasfiye edilmesini engellemek ve zararýn daðýtýmýný planlanmasý amacýyla çözümlenen SIFI nýn yönetiminin deðiþtirilmesi, çözümleme otoritesine tasfiye operasyonlarý ve zarar daðýtýmýný yürütecek adi tasfiye yetkilerinin ötesinde yetkiler verilmesi, iflas sürecinde yer alan alacaklýlar sýralamasýna sadýk kalýnarak alacaklýlarýn yasal haklarýnýn korunmasýnýn saðlanmasý, repo ve türev iþlemler gibi finansal anlaþmalara iliþkin haklarýn geçici olarak dondurulmasýna izin verilmesine ihtiyaç duyulacaktýr. Yukarýda belirtilen çözümleme araçlarýnýn yaný sýra sözleþmeye dayalý (Contractual Bail-in) veya yasal (Statutory Bail-in) oto finansman uygulamasý yani güvencesiz kreditörlerin alacaklarýný dönüþtürme veya iflas sürecine maruz kalmadan teminatsýz borcun zarar yazýlmasý yöntemi bu amaçlara ulaþmada önemli potansiyel bir araç olarak gösterilmektedir. Ayrýca, SIFI çözümlemesinde etkin bir kriz yönetimi ve hýzlý çözümleme yapýlabilmesi amacýyla, özellikle sýnýr ötesi sorunlarýn aþýlmasýnda farklý ülke çözümleme otoritelerinin iþbirliði ve bilgi paylaþýmý önem arz etmektedir. Bu doðrultuda finansal kuruluþa özgü sýnýr ötesi iþbirliði anlaþmalarý yapýlmasý önerilmektedir. Baþta küresel bazda faaliyet gösteren sistemik öneme sahip kuruluþlar (Global SIFI/G-SIFI) olmak üzere, tüm SIFI lar için Kurtarma ve Çözümleme Planlarýnýn hazýrlanmasý G-20 ülkeleri tarafýndan kabul görmüþ, bu planlarýn hazýrlanmasý süreci ve planlarda yer almasý gereken unsurlar FSB çalýþmalarý çerçevesinde þekillenmeye baþlamýþtý. II) FÝRMAYA ÖZGÜ SINIR ÖTESÝ ÝÞBÝRLÝÐÝ ANLAÞMALARI Küresel finansal piyasalarýn giderek bütünleþik bir yapýya kavuþmasý etkin bir çözümleme için sýnýr ötesi iþlerliði olan süreçlerin geliþtirilmesi ihtiyacýný doðurmuþtur. Finansal kuruluþlarýn çözümlenmesi hususunda çok taraflý resmi anlaþmalar yapýlmasý, anlaþma bulunmadýðý durumlar için ise çözümleme otoriteleri arasýnda sýnýr ötesi konularda iþbirliðini oluþturacak prensiplerin ve çözümlemeye yönelik kapsamlý planlarýn hazýr bulunmasý gerekmektedir. Bu çerçevede, kýsa vadede sýnýr ötesi çözümlemeye yönelik otoriteler açýsýndan kolaylýkla uygulanabilecek en esnek yöntem finansal kuruluþa özgü sýnýr ötesi iþbirliði anlaþmalarý yapýlmasýdýr. Böylece, ev sahibi ülke (Host authority) ve merkez ülke (Home authority) otoriteleri tarafýndan; kuruluþa özgü kriz planlamasý yapýlmasý, kriz sürecinde alýnacak aksiyonlarýn belirlenmesi ve yerel mevzuatlarýna iliþkin birbirlerine danýþarak iþbirliði içerisinde adil bir çözümleme süreci yürütülmesi mümkün olabilir. FSB tarafýndan yürütülen SIFI çalýþmalarý çerçevesinde hazýrlanan 14 Haziran 2011 tarihli Essential Elements of Institution-specific Cross-border Cooperation Agreements-Finansal Kuruluþa Özgü Sýnýr Ötesi Ýþbirliði Anlaþmalarýnýn Ana Unsurlarý isimli taslak çalýþma raporunda söz konusu anlaþmada yer almasý gereken hususlar ve öneriler sýralanmýþtýr. 1) Anlaþmada Amaç, Kapsam ve Ýþbirliðinin Genel Çerçevesi Ev sahibi ve merkez ülke otoritelerin taraf olduðu söz konusu anlaþmalarýn; firmaya özgü kriz yönetim planlamasýnýn hazýrlanmasýna ve çözümlenmesine yönelik otoritelerce 24
27 GÖRÜÞ saðlanacak iþbirliðini, anlaþma kapsamýndaki firmanýn, firmanýn baðlý olduðu holding þirketinin, önemli iþtiraklerinin ve baðlý ortaklýklarýnýn tanýmýný, anlaþmanýn ne derece baðlayýcý olduðu ve kamuoyu ile paylaþýlýp paylaþýlmayacaðýný, her bir otoritenin kriz öncesi ve kriz süresince görev, yetki ve sorumluluklarýný, ev sahibi ve merkez ülkenin kriz yönetimi, kurtarma ve çözümleme düzenlemelerine iliþkin yasal ve operasyonel çerçeve ile otoritelerin holding þirketleri ve belirli iþtirak ve baðlý ortaklýklarý için bu çerçevenin ne þekilde iþleyeceðine iliþkin algýsýný içerecek þekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Taraflar; Nisan 2009 da Londra da yapýlan G20 Liderler Zirvesinde kabul edilen FSF nin Principles For Cross-Border Cooperation Ýn Crisis Management-Kriz Yönetiminde Sýnýr Ötesi Ýþbirliði Prensipleri ve FSB nin Key Attributes Of Effective Resolution Regimes- Etkin Çözümleme Rejimlerinin Temel Nitelikleri dokümanlarýnýn kriz yönetiminde ve çözümlemede yol gösterici bir rehber olacaðý, Finansal istikrarý koruyucu ve her ülkedeki sigortalý mudileri koruyucu çözümleme seçeneklerinin uygulanacaðý, Finansal grubun bütün olarak veya iþtiraklerinin ayrý olmak üzere kurtarma ve çözümleme planlarýnýn hazýrlanmasý sürecinde koordinasyonun saðlanacaðý ve bilgi paylaþýlacaðý, Gerektiðinde iþbirliði ve bilgi paylaþýmýnýn en üst seviyede yapýlacaðý, Kriz yönetimine geçiþte veya çözümleme tedbirlerinin uygulanmasýnda birbirlerini zamanýnda haberdar edeceði, Kriz yönetimi ve çözümleme çerçevesinde meydana gelen deðiþikliklerden birbirini haberdar edeceði konularýnda iþbirliði saðlanacaðýný taahhüt etmelidirler. 2) Merkez Ülke Otoritesinin Sorumluluklarý Merkez ülke çözümleme veya denetleyici otoritesi; Kriz Yönetim Grubu nun (Crisis Management Group-CMG) koordinasyonda FSB Resolvability-Çözümlenebilirlik 1 kriterlerine göre firmanýn çözümlenebilirliðinin deðerlendirmesini yapmak, CMG toplantýlarýný gerçekleþtirmek ve yönetmek ve firmanýn Kurtarma ve çözümleme planlarýnýn gözden geçirilmesinde liderlik yapmak Firmanýn zorluk yaþadýðý veya merkez ülkenin çözümleme sürecine alýnabileceði anlaþýldýðý durumlarda diðer taraflarý gecikmeden bilgilendirmek Çözümleme alternatiflerini deðerlendirirken ev sahibi ülkelere etkisini de göz önünde bulundurmak Finansal istikrarý korumak ve tüm sigortalý mudileri korumak amacýyla, uygulanmasý makul ve mümkün ise, firmanýn çözümlemesini bir bütün olarak koordine etmek ile yükümlüdür. 3) Evsahibi Ülke Otoritesinin Sorumluluklarý Ev sahibi ülke çözümleme veya denetleyici otoritesi; Firmanýn yerel bir kuruluþunun bir güçlükle karþýlaþtýðý veya evsahibi ülkede çözümleme sürecine alýnmasý ihtimali ortaya çýktýðýnda diðer taraflarý gecikmeden bilgilendirmek, Etkin bir iþbirliði ve bilgi paylaþýmý bulunmadýðý, merkez otoritenin ev sahibi ülkenin sistemik risklerine iþaret etmekte yetersiz kaldýðý veya çözümleme planlarýna uyum saðlamadýðý durumlarda kendi inisiyatifini kullanma hakký saklý kalmak kaydýyla merkez ülke otoritesinin çözümleme faaliyetlerinin önüne geçmemek Firmanýn RRP planlarýnýn yasal yýllýk gözden geçirme sürecine en üst düzey görevli düzeyinde katýlmak ve firmanýn CMG nin grup çapýnda çözümleme planýnýn geliþtirilmesi ve devamlýlýðýnýn saðlanmasý çalýþmalarýnda uygun olan üst düzey görevliler ile katýlmak ile yükümlüdür. III) KURTARMA VE ÇÖZÜMLEME PLANLARI SIFI çözümlemesinde üzerinde önemle durulan konularýn baþýnda; finansal kuruluþun ekonomik faaliyetine devam ederken karþýlaþtýðý olaðanüstü stres durumunda alýnacak aksiyonlarýn düzenlenmesi ile kuruluþun baþarýsýzlýðý söz konusu olduðunda, çözümleme sürecinin finansal sistemi etkilemeyecek þekilde ve minimum maliyet ile FSB tarafýndan yürütülen SIFI çalýþmalarý çerçevesinde hazýrlanan 14 Haziran 2011 tarihli Essential Elements of Institution-specific Cross-border Cooperation Agreements-Finansal Kuruluþa Özgü Sýnýr Ötesi Ýþbirliði Anlaþmalarýnýn Ana Unsurlarý isimli taslak çalýþma raporunda söz konusu anlaþmada yer almasý gereken hususlar ve öneriler sýralanmýþtýr. 1 FSB Cross-Border Crisis Management Group tarafýndan hazýrlanan 15 Haziran 2011 tarihli taslak doküman 25
28 GÖRÜÞ Kurtarma planlarý zor durumdaki kuruluþun durumunu koruyarak çalýþmasýna devam etmesini saðlayacak risk azaltýcý, sermayeyi koruyucu tedbirlerin yanýsýra yükümlülüklerin yeniden yapýlandýrýlmasý gibi tedbirler içermekteyken çözümleme planlarý sorunlu hale gelen ve çözümleme sürecine alýnma noktasýndaki SIFI larýn düzenli bir þekilde tasfiyesine imkan verecek þekilde çözümlenmesine iliþkin esaslarý kapsamaktadýr. yönetilmesini amaçlayan Kurtarma ve Çözümleme Planlarý (Recovery and Resolution Plans-RRP) gelmektedir. Kasým 2010 da Güney Kore nin baþkenti Seul de yapýlan zirvede onaylanan Reducing The Moral Hazard Posed By Systemically Ýmportant Financial Ýnstitutions FSB Recommendations and Timeline baþlýklý dokümanda, G-SIFI lar için RRP ler hazýrlanmasýnýn zorunlu hale getirilmesi ve Sýnýr Ötesi Kriz Yönetim Gruplarý (CMG) bünyesinde, kriz sýrasýnda yapýlacak iþbirliðine dair finansal kuruluþ bazýnda anlaþmalar hazýrlamalarý hususu da yer almýþtýr. Söz konusu anlaþmalarýn Küresel SIFI lar için kuruluþ bazýnda 2011 sonuna kadar tamamlanmasý öngörülmektedir. Bu kapsamda RRP lerde yer almasý gereken hususlara 15 Haziran 2011 tarihli Essential Elements of Recovery and Resolution Plans- Kurtarma ve Çözümleme Planlarýnýn Ana Unsurlarý isimli taslak çalýþma raporunda kapsamlý olarak yer verilmiþtir. Kurtarma ve Çözümleme Planlarýnýn Hazýrlanma ve Uygulama Çerçevesi Kurtarma planlarý zor durumdaki kuruluþun durumunu koruyarak çalýþmasýna devam etmesini saðlayacak risk azaltýcý, sermayeyi koruyucu tedbirlerin yanýsýra yükümlülüklerin yeniden yapýlandýrýlmasý gibi tedbirler içermekteyken çözümleme planlarý sorunlu hale gelen ve çözümleme sürecine alýnma noktasýndaki SIFI larýn düzenli bir þekilde tasfiyesine imkan verecek þekilde çözümlenmesine iliþkin esaslarý kapsamaktadýr. Birbirinden farklý kapsam ve iþleyiþleri bulunan bu planlar birbirini takip eden ve tamamlayýcý unsurlar içermektedir. RRP hazýrlanacak finansal kuruluþun stratejisi, faaliyetleri, yapýsý ve organizasyonu ve bölgesel konumunun iyi bilinmesinin yaný sýra, iç ve dýþ fonlama iliþkileri ve sermaye akýþýnýn derinlemesine irdelenmesi gerekmektedir. Etkin bir RRP oluþturulabilmesi kuruluþ tarafýndan saðlanacak veri ve analizlere baðlýdýr. RRP hazýrlanmasý süreci kuruluþun yönetimi ve düzenleyici otoritelerin sorumluluklarýna göre yapýlandýrýlmalýdýr. Kuruluþun iyileþtirilmesi, kurtarýlmasýna yönelik tedbirlerin tanýmlanmasý/belirlenmesi firma yönetiminin sorumluluðunda olup ayrýca kriz durumunda firmanýn tamamen veya kýsmen korunmasý amaçlarýna yönelik kurtarma seçeneklerini de firma yönetimi hayata geçirecektir. Otoriteler ise kurtarma seçeneklerinin makul ve etkin olmasýný isteyeceklerdir. Çözümleme otoritelerin görevi olduðundan çözümlemeye yönelik önlem ve esaslar öncelikle çözümleme otoritelerince tanýmlanmalýdýr. Bu çerçevede finansal kuruluþ ve otoritelerin rolü aþaðýda açýklanmaktadýr: Firmanýn Rolü: Firma, faaliyetlerine devam ederken karþýlaþtýðý kriz durumunda firmanýn iyileþtirilebilmesi/kurtarýlabilmesi için alacaðý etkin önlemleri tanýmlamalý ve söz konusu tedbirler firmanýn istikrarýný saðlamaya yönelik olasý aksiyonlarý içermelidir. Firmanýn kendisine özgü veya sistem çapýnda oluþabilecek stres senaryolarýný karþýlayabilecek þekilde hazýrlanmýþ bir dizi kurtarma seçeneði hazýrlanmasý firma üst yönetiminin sorumluluðudur. Bu kapsamda strateji ve senaryo analizleri ile çeþitli stres senaryolarýnda kurtarma opsiyonlarýnýn uygulanabilirliði ve etkinliðinin otoritelere simülasyon ve vaka çalýþmalarý ile gösterilmesi kanýtlanmasý gerekmektedir. Kurtarma ve çözümleme tedbirlerinin etkin bir þekilde uygulanabilmesi için firmalarýn, tedbirlerin uygulanmasýnda birimlerin ve üst yönetimin sorumluluklarýnýn tanýmlandýðý ve RRP hazýrlýk ve uygulama süreçlerinin firmanýn yönetim sürecine entegre bir hale getirildiði bir yönetim çerçevesi oluþturmasý gerekmektedir. Firmalar düzenleme otoritelerinin amaç ve ihtiyaçlarýný karþýlayabilecek seviyedeki doðru bilgi/veriyi zamanýnda temin edebilmelidir. RRP nin düzenli aralýklarla güncellenmesi ayrýca firmanýn yapýsý, operasyonlarý, stratejisi veya toplu risk limitlerindeki deðiþim durumlarýnda da güncelleme yapýlmasý gerekmektedir. Firmalar çözümlenebilirliklerini artýrmak adýna otoritelerin alýnmasýný istediði aksiyonlarý almakla yükümlüdürler. Otoritelerin Rolü: Otoriteler tarafýndan kurtarma ve çözümleme planlama sürecine iliþkin firmalarla kurulacak karþýlýklý iletiþim süreci ile sürece katýlým ve beklenen katkýlar açýkça tanýmlanmalýdýr. Otoriteler; firmalarýn RRP lerinde yer alan stres senaryolarýnda firmanýn maruz kalabileceði ilgili tüm iç ve dýþ kaynaklý stres durumlarýnýn doðru þekilde dikkate alýndýðýndan, stres senaryolarýnýn varsayýmlarýnýn RRP nin etkinliðini saðlayacak ölçüde gerçekçi ve beklenmeyen kriz durumlarýnda da uygulanabilecek ölçüde esnek olduðundan ve dahil olduklarý CMG ler arasýnda kriz senaryolarýný karþýlaþtýrarak senaryolarýn tutarlýlýk ve uyumunun saðlandýðýndan emin olmalýdýr. RRP lerde önerilen düzeltici aksiyonlarýn belirtilen varsayýmlar ýþýðýnda, tedbirlerin uygulanmasýnda gerekli olan zaman ve 26
29 GÖRÜÞ firmanýn sýnýr ötesi boyutu da dikkate alýnarak baþarýlabilirliði ve etkinliði gözden geçirilerek deðerlendirilmelidir. Ayrýca otoritelerin firma yönetimi tarafýndan tedbirlerin uygulanmasýnýn ne þekilde talep edileceði ve yönetimin tedbirleri uygulamadaki istekliliði, kurtarýcý tedbirlerin firma kendi yönetimi ile faaliyetlerine devam ederken uygulanacaðý dikkate alýndýðýnda, göz önünde bulundurulmasý gereken önemli bir husustur. Otoriteler çözümleme planlarýna iliþkin olarak gerekli bulduklarý seviyeye kadar firma ile bilgi paylaþýmý veya görüþ alýþveriþinde bulunabilirler. Otoriteler çözümleme planlarýný kýsmen firma ile paylaþmaya veya hiç paylaþmamaya karar verebilirler. G-SIFI lar için yapýlacak deðerlendirmeler CMG ye katýlan tüm ilgili ev sahibi düzenleyici ve çözümleyici otoritelerin tecrübe ve görüþlerine göre þekillenmelidir. Ulusal düzeyde denetim, düzeltici tedbirlerin uygulanmasý ve çözümleme süreçlerinde yer alan tüm ilgili otoritelerin RRP sürecine katýlmalý ve kriz senaryolarýnda saðlanacak iþbirliði için gerekli düzenlemeler yapýlmalýdýr. Ayrýca kurtarma ve çözümleme planlamasý sürecinde otoritelerin rollerinin netleþtirilmesi görev ve sorumluluklarýn ayrýþtýrýlmasý gerekmektedir. Çözümleme planlamasý, otoritelerin, denetimi de içeren kapsamlý düzenleme yaklaþýmýnýn ayrýlmaz bir parçasý haline gelmelidir. SONUÇ Küresel kriz sonrasý ekonomik sistemin hayati unsuru olan finansal kuruluþlarýn, G-20 ülkeleri ve FSB çalýþma gruplarý nezdinde; sistemik öneme sahip olma kriterlerinin belirlenerek küresel (G-SIFI) veya yerel (D-SIFI) SIFI olma durumlarýna göre sýnýflandýrýlmalarý, kriz durumunda mümkün olduðunca kamu kaynaklarýna baþvurmadan öncelikle kurtarýlmalarý, kurtarýlmasýnýn mümkün olmadýðý durumlarda ise sisteme zarar vermeden gerekirse önemli fonksiyonlarý Kaynaklar ayrýþtýrýlarak çözümlenmelerinin saðlanmasý doðrultusunda çalýþmalar yürütülmektedir. Bu doðrultuda, G-SIFI larýn uluslararasý platformda ilgili ülke otoritelerinin sýnýr ötesi sorunlarý elimine edebilmek ve koordine olarak bilgi paylaþýmý ve iþbirliði çerçevesinde süreçlerin yönetilebilmesi amacýyla firmalar bazýnda sýnýr ötesi iþbirliði anlaþmalarý imzalanmasýna yönelik çalýþmalar baþlatýlmýþtýr. Çalýþmalar ile söz konusu anlaþmada yer almasý gereken ana unsurlar belirlenmeye çalýþýlmýþ olup anlaþmalarda yer alacak detaylar firmaya özgü durumlar ve anlaþmanýn tarafý olan ülke otoritelerinin ulusal yetki sýnýrlarý çerçevesinde nihai hale gelebilecektir Finansal sistemin korunmasýnda ve özellikle SIFI çözümlenmesinde ülkelerin farklý yasal zeminleri nedeniyle ortaya çýkabilecek problemlerin aþýlmasý ve karmaþýk yapýdaki kuruluþlarýn çözümlenmesini basitleþtirmek açýsýndan kuruluþa özgü hazýrlanacak kurtarma ve çözümleme planlarýnýn çerçevesi de FSB çalýþmalarý nezdinde oluþturulmuþtur. Firmaya özgü hazýrlanacak sýnýr-ötesi iþbirliði anlaþmalarý ile kurtarma ve çözümleme planlarýnýn öncelikle G-SIFI lar için uygulanacaðý, çalýþmalarýn nihayetlenmesi ile birlikte hýzlýca D-SIFI kategorisinde yer alan kuruluþlarýnda bu uygulamalara tabi edileceði öngörülmektedir. Ülkemizde G-SIFI kategorisinde finansal kuruluþ olmadýðý deðerlendirilmiþ olsa dahi tüm SIFI lar için bu planlarýn hazýrlanmasý gerekeceðinden ülkemizde bulunan D-SIFI lar için üyesi bulunduðumuz uluslararasý platformlarda sürdürülmekte olan bu konudaki çalýþmalar nezdinde, yasal çerçevenin ilgili otoritelerin yeni çerçevede gereksinim duyabilecekleri yetkiler ve politika araçlarýný kapsayacak hükümler içerecek þekilde yeniden ele alýnmasý gerekmektedir. Finansal sistemin korunmasýnda ve özellikle SIFI çözümlenmesinde ülkelerin farklý yasal zeminleri nedeniyle ortaya çýkabilecek problemlerin aþýlmasý ve karmaþýk yapýdaki kuruluþlarýn çözümlenmesini basitleþtirmek açýsýndan kuruluþa özgü hazýrlanacak kurtarma ve çözümleme planlarýnýn çerçevesi de FSB çalýþmalarý nezdinde oluþturulmuþtur. - FSB, Reducing the moral hazard posed by systemically important financial institutions FSB Recommendations and Time Lines November FSB, Making resolution a viable option for SIFIs: Preliminary draft consultative document Draft version, June FSB, Key Attributes Of Effective Resolution Regimes for financial institutions Draft version, June FSB, Essential Elements of Recovery and Resolution Plans Draft version, June FSB, Essential Elements of ýnstitution-sprecific Cross-border Cooperation Agreements Draft version, June
30 GÜNCEL SÝSTEMÝK ÖNEM ve BASÝT GÖSTERGELER Bu çalýþmada sistemik önem, yukarýdan aþaðýya ve aþaðýdan yukarýya doðru ölçüm yapan modeller kullanýlarak ölçülmüþtür. Daha sonra, bu modeller halihazýrda varolan ve kolayca anlaþýlabilen bankalarýn büyüklük, bankalararasý piyasada toplam borç verme ve borçlanma tutarý gibi özelliklerine dayanan basit göstergelerle karþýlaþtýrýlmýþtýr. Elif KÖSOÐLU Fon Uzmaný Strateji Geliþtirme Daire Baþkanlýðý GÝRÝÞ Bankalarýn sistemik önemini gösteren basit ama güvenilir göstergeler var mýdýr? Sistemik açýdan önem taþýyan finansal kuruluþlar için düzenleyici bir çerçeve oluþturmak ve bu çerçeveyi uygulamak önemli bir politika hedefidir. Bu hedefi gerçekleþtirmek için sistemik önemi ölçmek gerekir. Son dönemde, akademik literatürde sistemik önemi ölçmeye yarayan ve ileri düzeyde ekonomi ve istatistik teknikleri kullanan çok sayýda model üretilmiþtir. Ancak, bu modeller uygulayýcýlar açýsýndan ciddi zorluklar taþýmaktadýr. Kapsamlý veri giriþi ve hesaplama gerektiren bu yöntemleri kamuya anlatmak da zordur. Ayrýca, bu yöntemler sistem düzeyinde detaylý bilgi gerektirdiðinden, bir kuruluþun kendi kurumunun sistemik önemini ölçmek ve yönetmek için bu yöntemleri doðrudan kullanmasý mümkün deðildir. Bu durum, karmaþýk ölçme modellerinin yerine geçecek güvenilir ve basit göstergeler olup olmadýðý sorusunu akla getirmektedir. I. BÖLÜM: SÝSTEMÝK ÖNEMÝN ÖLÇÜMÜ Bu çalýþmada, sistemik önemi ölçmeye yarayan model esaslý üç yöntem ile üç basit gösterge arasýndaki iliþki 20 büyük uluslararasý bankanýn verisi kullanýlarak test edilmiþtir. Sistemik önem çok yönlü bir konu olduðundan hem yukarýdanaþaðýya hem de aþaðýdan-yukarýya doðru ölçüm yapan modeller kullanýlmýþtýr. Daha sonra, bu modeller halihazýrda varolan ve kolayca anlaþýlabilen bankalarýn büyüklük, bankalararasý piyasada toplam borç verme ve borçlanma tutarý gibi özelliklerine dayanan basit göstergelerle karþýlaþtýrýlmýþtýr. Sistemik risk Sistemik riskin tanýmý, sistemik önemi ölçmede kullanýlacak modellerin oluþturulmasý için gereklidir. Bu çalýþmada, sistemik risk finansal sistemde oluþan ve düþük bir olasýlýkla yüksek bir eþik deðerini aþan zararlar ile iliþkilendirilmiþtir. Finansal hizmetleri sekteye uðratan ve reel ekonomiye ciddi hasarlar verme potansiyeli taþýyan bu tür zararlar sistemik olaylarýn göstergesi olarak kabul edilmiþtir (FSB, IMF, BIS (2009)). Sistemik riskin ölçümünde yalnýzca bankalarýn banka dýþý kreditörlerinin uðradýðý zararlar dikkate alýnmýþtýr, bankalarýn sermaye sahiplerinin ve bankalararasý piyasadaki kreditörlerinin uðradýðý zararlar dikkate alýnmamýþtýr. Dolayýsýyla, bu çalýþmada bankalarýn borçlarýný sigortalayan bir sigortacý yalnýzca sistemin geneline yayýlan zararlarla ilgilenmekte, ekonominin geri kalanýyla ilgilenmemektedir. Sermaye sahiplerinin uðradýðý zararlarýn dýþarýda tutulmasý sermayenin zararý tamamen yokeden etkisini gösterir. Diðer bir deðiþle, ne kadar küçük olursa olsun pozitif sermaye bir bankanýn düzgün iþlemesini saðlar ve sistemik sonuçlar doðurmaz. Diðer taraftan, bankalararasý piyasadaki kreditörlerin uðradýðý zararlarýn dýþarýda tutulmasýyla çift kayýt engellenmiþtir. Çünkü, bir bankanýn bankalararasý piyasadaki yükümlülükleri, diðer bankanýn bankalararasý piyasadaki varlýklarýdýr ve bir bankanýn bankalararasý piyasadaki kreditörlerinin uðradýðý zararlar, sistemde yer alan diðer bir veya birden çok bankanýn sermaye sahiplerinin veya banka dýþý kreditörlerinin uðradýðý zararlardýr. Somut olarak, sistemik risk olasýlýk daðýlýmýnýn 99 uncu yüzdelik dilimini geçen bir zarar olmasý koþuluyla, banka dýþý kreditörlerin uðradýðý toplam beklenen zarar olarak ölçülmüþtür. Bu ölçüm, çoðunlukla %99 güven aralýðýnda beklenen kayýp olarak tanýmlanmaktadýr. Modeller Yukarýdan-aþaðýya doðru ölçen modeller önce 28
31 GÜNCEL sistem genelinde mevcut olan riski yani sistemik riski elde etmiþ, daha sonra bu riski teker teker kurumlara daðýtmýþtýr. Bu çalýþmada yukarýdanaþaðýya doðru ölçen iki model kullanýlmýþtýr. Bu modellerin sistematik öneme yaklaþýmlarý farklýdýr, dolayýsýyla sistem genelindeki riski daðýtma biçimleri de farklýdýr. Çalýþma, ayný zamanda aþaðýdan-yukarýya doðru ölçen bir model kullanmýþtýr. Bu modelde, önce belirli bir kuruluþta sýkýntý olduðu varsayýlmýþ, daha sonra söz konusu sýkýntýyla baðlantýlý olarak sistem genelindeki risk düzeyi deðerlendirilmiþtir. II. BÖLÜM: BASÝT GÖSTERGELER Sistemik önemi ölçmede, denetim otoritesinin farklý yaklaþýmlara dayanan karmaþýk ölçme modellerini doðrudan kullanmasý pek mümkün deðildir. Denetim otoritesi, karmaþýk ölçme modellerini yalnýzca bu ölçümleri bankaya özgü basit ve güvenilir göstergelere yaklaþtýrmak amacýyla kullanabilir. Politikalarýný basit göstergelere dayandýran yetkililer, deðerlendirmenin doðruluðu ile þeffaflýk ve kolay anlaþýlabilirlik arasýnda tercih yapmaktadýr. Ayrýca, yetkililer bu þekilde sistem geneli hakkýnda bilgi sahibi olmayan bankalara kendi sistemik önemlerini deðerlendirme ve yönetme imkaný sunar. Bu çalýþmada, sistemik öneme iliþkin üç gösterge incelenmiþtir. Bu göstergelerin tümü banka bilançolarýnda yer alan bilgilerden elde edilmiþtir. Birinci gösterge, banka büyüklüðü dür. Bu çalýþmada yalnýzca banka dýþý kreditörler ele alýndýðýndan banka büyüklüðü bankalarýn banka dýþý kesime olan yükümlülükleri olarak ölçülmüþtür. Diðer iki gösterge ise bankalar arasýndaki baðlantýlarla ilgilidir. Ýkinci gösterge bankalararasý piyasada borç verme dir. Bu gösterge, bir bankanýn bankalararasý piyasadan gelen risklere hangi ölçüde maruz kaldýðýna iliþkin bilgi saðlamaktadýr. Üçüncü gösterge ise bankalararasý piyasada borçlanma dýr. Bu gösterge ise bir bankanýn hangi ölçüde diðer bankalar için kredi riski yarattýðýný ve böylece þoklarý sisteme yaydýðýný gösterir. Basit göstergelerin açýklama gücü Modellerin tümünde banka büyüklüðü arttýkça ölçülen sistemik önemin artmasý beklenir çünkü daha fazla borçlanma yapan bir bankanýn temerrüte düþmesi daha büyük zararlar yaratacaktýr. Diðer taraftan, modeller bankalararasý piyasa göstergeleriyle iliþkilendirildiðinde sonuçlar farklý olacaktýr. Yapýlan analiz sonucuna göre banka büyüklüðü tüm modeller için güçlü bir göstergedir ve tutarlý bir þekilde en yüksek açýklama gücünü saðlamaktadýr. Bankalararasý piyasada daha yüksek borç verme seviyesi, yukarýdan-aþaðýya doðru ölçen modellere göre daha yüksek bir sistemik önem derecesine iþaret ederken, bu durum aþaðýdan-yukarýya doðru ölçen modelde söz konusu deðildir. Benzer þekilde, bankalararasý piyasada büyük bir borçlanýcý olmak, genellikle ölçülen sistemik önemin yüksek seviyelerde çýkmasýna neden olmaktadýr. Ayrýca, farklý göstergeler sistemik öneme iliþkin destekleyici bilgi saðlamaktadýr. Örneðin; yukarýdan-aþaðýya doðru ölçen modellere göre en yüksek sistemik önem derecesine sahip olan banka ele alýnanlar içerisindeki en büyük banka deðil, bankalararasý piyasada en aktif borç verici konumunda olan bankadýr. Benzer þekilde, yukarýdan-aþaðýya doðru ölçen modellereden birine ve aþaðýdan- yukarýya doðru ölçen modele göre en büyük yedinci banka sistemik önemi en yüksek olan üçüncü bankadýr, çünkü söz konusu banka bankalararasý piyasada en büyük borçlanýcý banka konumundadýr. Basit göstergelerin ekonomik önemi Göstergelerin ekonomik önemi açýsýndan þu ana kadar elde edilen sonuçlarýn anlamý nedir? Sonuçlar olduðu gibi deðerlendirildiðinde, banka büyüklüðünün ekonomik öneminin diðer iki göstergenin ekonomik önemine göre daha fazla olduðu görülmüþtür. Somut olarak, banka büyüklüðünü %10 arttýrmak, bankalararasý piyasada borç verme veya borçlanma göstergelerini %10 arttýrmaya göre sistemik önem üzerinde iki kattan dört kata kadar daha büyük bir etkiye sahiptir. Buna karþýlýk, bankalararasý piyasada borç verme borçlanmaya göre ekonomik olarak daha önemli görünmektedir. SONUÇ Bu çalýþmada, bir bankanýn sistemik öneminin ölçümünde basit göstergeler karmaþýk ölçme modellerinin saðladðý sonuçlara yakýn sonuçlar verebilir mi sorusunun cevabý aranmýþtýr. Sistemik önemin kendisi çok yönlü bir konu olduðundan, bu çalýþmada sistemik önem yukarýdan-aþaðýya doðru ve aþaðýdan-yukarýya doðru ölçen modeller kullanýlarak ölçülmüþtür. Bu çalýþmada, banka büyüklüðünün seçilen Sistemik önemi ölçmede, denetim otoritesinin farklý yaklaþýmlara dayanan karmaþýk ölçme modellerini doðrudan kullanmasý pek mümkün deðildir. Denetim otoritesi, karmaþýk ölçme modellerini yalnýzca bu ölçümleri bankaya özgü basit ve güvenilir göstergelere yaklaþtýrmak amacýyla kullanabilir. 29
32 GÜNCEL Sistemik önemin ölçümünde daha kesin sonuç saðlayan model esaslý yaklaþýmlarý uygulamak ve anlatmak zordur, bu nedenle saðladýðý pratiklik açýsýndan gösterge yaklaþýmý en uygun yöntem olarak düþünülebilir. model ne olursa olsun sistemik önemi açýklayan güvenilir bir gösterge olduðu bulunmuþtur. Bankalararasý piyasada borç verme ve borçlanma seviyesi bazý ölçüm modelleri için kullanýþlý ek bilgi saðlarken, diðerleri için ayný durum söz konusu deðildir. Bu sonuç, ölçüm modellerinin her birinin dayandýðý ekonomik mantýkla uyumlu olduðu için sürpriz olmamýþtýr. Bu çalýþmada elde edilen sonuçlara göre basit göstergeler bankalarýn sistemik önem Kaynakça derecelerinin deðerlendirilmesine yardýmcý olmaktadýr. Sonuçlar þunu göstermektedir: sistemik önemin ölçümünde daha kesin sonuç saðlayan model esaslý yaklaþýmlarý uygulamak ve anlatmak zordur, bu nedenle saðladýðý pratiklik açýsýndan gösterge yaklaþýmý en uygun yöntem olarak düþünülebilir. Gösterge yaklaþýmý ayný zamanda sistem geneline iliþkin sýnýrlý bilgisi olan bankalara, kendi sistemik önemlerini ölçme ve yönetme imkaný sunmaktadýr. Drehmann, Mathias ve Tarashev, Narashev : Systemic importance: some simple indicators, BIS Quarterly Review, Mart
33 MAKALE KRÝZLE MÜCADELE POLÝTÝKALARI VE ÇÖZÜMLEME Geçmiþte finansal krizler büyük ölçüde yükselen piyasa ekonomilerinde ortaya çýkarken, son yaþanan kriz küresel karakterine raðmen etkilerini geliþmiþ ülkelerde çok daha baskýn biçimde göstermiþ, geçmiþte krizlerle mücadele amacýyla izlenen politikalarýn günümüzün finansal mimarisinde uygulanabilirliklerinin sorgulanmasýna neden olmuþtur. 1.GÝRÝÞ Dünya yaklaþýk üç yýldýr birçok özelliði açýsýndan eþi benzeri görülmemiþ bir küresel krizin içinde bulunmaktadýr. Büyük ölçüde makroekonomik istikrarsýzlýklara dayanan eski krizlere 1 göre yaþanan son kriz nedenleri ve yansýmalarý açýsýndan çok daha kompleks bir yapýdadýr. Etkilenme düzeyleri ve biçimleri farklý olmakla birlikte dünyadaki tüm ülke ekonomileri bu krizden ciddi biçimde etkilenmiþtir. Krizle mücadele ve ortaya çýkan risklerin yönetimi anlamýnda da eski krizlerde kullanýlanlardan çok daha farklý araçlara baþvurulduðu görülmektedir. Geçmiþte finansal krizler büyük ölçüde yükselen piyasa ekonomilerinde ortaya çýkarken, son yaþanan kriz küresel karakterine raðmen etkilerini geliþmiþ ülkelerde çok daha baskýn biçimde göstermiþ, geçmiþte krizlerle mücadele amacýyla izlenen politikalarýn günümüzün finansal mimarisinde uygulanabilirliklerinin sorgulanmasýna neden olmuþtur. Gelecekte benzer krizlerin ortaya çýkmasýnýn önlenmesi, ortaya çýkabilecek benzer nitelikteki krizlere karþý proaktif bir yaklaþým sergilenebilmesi ve bu krizlerle çok daha etkin bir þekilde mücadele edilebilmesi adýna izlenen politika karmalarýnýn kapsamlý biçimde ele alýnmasý zaruri bir hale gelmiþtir. Bu baðlamda, bu çalýþmada IMF nin 2011 yýlý Mart ayýnda yayýnlamýþ olduðu Crisis Management and Resolution: Early Lessons from the Financial Crisis adlý çalýþmadan faydalanýlmýþtýr. Çalýþmada temel olarak son yaþanan küresel krizde ve geçmiþte yaþanan krizlerde uygulanan politika tercihlerinin karþýlaþtýrýlmasý ve krizle mücadele kapsamýnda izlenen çözümleme politikasý araçlarýnýn ortaya konulmasý amaçlanmýþtýr. Bu çerçevede, öncelikli olarak krizlerle mücadelede faydalanýlan geleneksel politika karmasý ve son krizde uygulanan politika karmasý karþýlaþtýrmalý olarak ele alýndýktan sonra, çözümleme süreci kapsamýnda yeniden sermayelendirme ile yeniden yapýlandýrma yaklaþýmlarý incelenmiþ, söz konusu çözümleme araçlarý Ýsveç ve Japonya da yaþanan finansal kriz deneyimleri kapsamýnda karþýlaþtýrmalý olarak analiz edilmiþtir. I. BÖLÜM: Kriz Politikalarý Ekonomik sistem her geçen gün daha dinamik ve deðiþken bir yapýya bürünmektedir. Bu nedenle krizlerin önlenmesi ve ortaya çýkan krizlerle mücadelede kapsamýnda kullanýlmasý gereken politika karmalarýnýn nitelikleri de deðiþmektedir. Geçmiþte krizlerle mücadele kapsamýnda izlenen krizle mücadele politikalarý temel olarak üç aþamadan oluþmaktadýr: 1) Likidite Desteði: Piyasada oluþmuþ olan likidite sorunun giderilmesi ve finansal piyasalarýn kýsa sürede istikrarlý hale getirilmesi amaçlanmaktadýr. 2) Çözümleme ve Bilanço Yeniden Yapýlandýrma: Yaþayabilir nitelikte olmayan finansal kuruluþlarýn finansal sistemden çýkarýldýðý ve yaþayabilir nitelikte olan finansal 1 Çalýþmada eski krizler kavramýyla, 1990 lý yýllarda Asya, Latin Amerika ve Ýskandinavya ülkeleri ile 2000 li yýllarýn baþlarýnda yükselen piyasalarda görülen krizler ifade edilmektedir. Çaðdaþ EKÝCÝ Fon Uzman Yardýmcýsý Varlýk Yönetimi Daire Baþkanlýðý 31
34 MAKALE Krizin ortaya çýkýþ hýzý ve þiddeti, varlýklarýn deðerlerinde meydana gelen önemli düzeydeki düþüþler sonucu bankalarýn sermayelerinin ve kârlýlýklarýnýn erimesi ile piyasalarda oluþan belirsizlik ortamý, oldukça yüksek maliyetlerine raðmen krizle mücadelede yararlanýlan politika karmasý içinde likidite desteði temelli politikalara aðýrlýk verilmesini zorunlu hale getirmiþtir. kuruluþlarýn yeniden sermayelendirildiði, yeniden yapýlandýrýldýðý aþamadýr. 3) Operasyonel Yeniden Yapýlandýrma ve Varlýk Yönetimi: Yaþayabilir nitelikteki kuruluþlarýn finansal yapýlarý ve kârlýlýk performanslarýnýn güçlendirilmesi ile sorunlu kredilerin rehabilite edilmesi hedeflenmektedir. 1 LÝKÝDÝTE DESTEÐÝ Para Polikasý Alaný 2 Çözümleme 3 OPERASYONEL ÇÖZÜMLEME VE Temelli Alan YENÝDEN BÝLANÇO YENÝDEN YAPILANDIRMA YAPILANDIRMA VE VARLIK YÖNETÝMÝ Þekil 1: Geleneksel Politika Karmasý Finansal küreselleþme sürecinin hýzlanmasý sonucunda finansal kuruluþlarýn ve piyasalarýn yapýsýndaki deðiþimlere paralel olarak finansal krizlerde uygulanmakta olan politika karmalarýnýn hedefleri, detaylarý ve araçlarý da dönüþüme uðramýþtýr. Bu çerçevede aþaðýda inceleneceði üzere, son yaþanan küresel karakterli finansal krizde uygulanan politika karmasý da geçmiþte yaþanan krizlere nazaran önemli ölçüde farklýlaþmýþtýr. Küresel krizin baþlangýç aþamasýnda krizle mücadele doðrultusunda izlenen politikalar, eski krizlerde izlenen politikalarla büyük ölçüde uyumluydu. Ancak, krizin ilerleyen safhalarýnda bu durum deðiþmiþtir. Krizin ortaya çýkýþ hýzý ve þiddeti, varlýklarýn deðerlerinde meydana gelen önemli düzeydeki düþüþler sonucu bankalarýn sermayelerinin ve kârlýlýklarýnýn erimesi ile piyasalarda oluþan belirsizlik ortamý, oldukça yüksek maliyetlerine raðmen krizle mücadelede yararlanýlan politika karmasý içinde likidite desteði temelli politikalara aðýrlýk verilmesini zorunlu hale getirmiþtir. Bu çerçevede baþta merkez bankalarý aracýlýðýyla 2 olmak üzere, devletler piyasalara likidite olanaklarýnýn geniþletilmesi, kýsa dönemli gösterge faiz oranlarýnýn tarihi düþük seviyelere çekilmesi, varlýk alýmlarý ve finansal yükümlülüklere yönelik garantiler verilmesi gibi likiditeyi destekleyici önlemlerle oldukça hýzlý biçimde müdahale etmiþtir. Yukarýda bahsedilen politikalar varlýklarýn deðerlerini olumlu doðrultuda etkilerken, olumsuz bir borç-deflasyon riskini azaltmýþ, sorunlu kredileri sýnýrlamýþ, bankalarýn kârlýlýklarýnýn ve bilançolarýnýn korunmasýný saðlamýþtýr. Bununla birlikte, sözü edilen geniþ kapsamlý ve radikal sayýlabilecek önlemlere raðmen piyasalardaki belirsizlikler tamamen giderilemediði gibi, giderek devlet desteðine ve garantilerine daha da baðýmlý bir piyasa yapýsý ortaya çýkmýþtýr. Ayrýca, operasyonel yeniden yapýlandýrma ve varlýk yeniden yapýlandýrma gibi önlemlerin alýnmasý konularýna yeterince odaklanýlmadýðý gibi oldukça geç kalýnmýþtýr. Sonuç olarak, tarihte eþi benzeri görülmemiþ kapsamda ve düzeyde izlenen krizle mücadele politikalarý sonucunda kýsa vadede bir takým önemli sonuçlar elde edilmesine raðmen, ortaya yeni kýrýlganlýklar çýkmýþ olup, yakýn gelecekte tekrar meydana gelebilecek olan bir krizde benzer tarzda politikalarýn uygulanabilmesi mali dengeler ve siyasi sonuçlarý açýsýndan zor görünmektedir. II. BÖLÜM: Yeniden Sermayelendirme Eski krizlerde, finansal kuruluþlar üzerinde yapýlan kapsamlý incelemeler sonucunda, yaþayabilir ve yaþayabilir nitelikte olmayan kuruluþlar tespit edilmiþtir. Ýncelemeler sonucunda yaþayabilir nitelikte bulunan kuruluþlara yönelik zarar ve mali durum tespiti yapýlmýþ, bu çerçevede yeniden sermayelendirme planlarý oluþturulmuþtur. Yaþayabilir nitelikte bulunmayan kuruluþlar kapatýlmýþtýr veya saðlýklý olan kýsýmlarý satýlmýþ ve geri kalan kýsýmlarý da tasfiye edilmiþtir ya da tamamýyla tasfiye edilmesi alternatifi tercih edilmiþtir. Yaþanan son küresel karakterli krizde ise, krizin baþlangýç aþamasýnda krizin hýzlý ve þiddetli biçimde geliþmesi sonucunda ortaya çýkan bulaþma ve sistemik risk endiþeleri, yeniden sermayelendirmeye baþvurulmasýný kaçýnýlmaz hale getirmiþtir. Alýnan geniþ kapsamlý ve radikal karakterli önlemlere raðmen, finansal kuruluþlarýn mali bünyelerinde ve ekonomilerde amaçlanan toparlanmanýn saðlanamamasý ve piyasalarda gerekli güven ortamýnýn oluþmamasý üzerine, kriz sürecinde hýzlý biçimde özellikle sistemik önemi haiz ve uluslar arasý kapsamda faaliyet gösteren finansal kuruluþlarýn mali yapýlarýnýn röntgeninin 2 Merkez bankalarýnýn izledikleri söz konusu politikalarýn doðal sonucu olarak merkez bankalarý bilançolarý önceki krizlere nazaran oldukça geniþlemiþtir. 32
35 MAKALE çekilebilmesi amacýyla geliþmiþ piyasa ekonomilerinde stres testleri kullanýlmýþtýr. Belirli varsayýmlara dayanan stres testleri sonuçlarý doðrultusunda finansal kuruluþlara mali destek ve çeþitli finansman olanaklarý saðlanmýþtýr. Yeniden sermayelendirme açýsýndan eski ve yeni krizler arasýnda meydana gelen yöntem farklýlaþmasýnda, günümüzde finansal piyasalarýn çok daha kompleks olmasý, risklerin çok daha büyük olmasý ve geliþtirilen sentetik ürünlerin de etkisiyle otoritelerin bilgi düzeylerinin çok daha sýnýrlý olmasý etkili olmuþtur. çerçevesinde güvenin hýzlý biçimde tesis edilmesi, bulaþmanýn önlenmesi ve sistemik risklerin sýnýrlandýrýlmasý, söz konusu dalgalanmalarýn gerek ülke ekonomileri gerekse de küresel ekonomi üzerinde yarattýðý olumsuz etkilerin azaltýlmasý açýsýndan önemlidir. Bununla birlikte, son yaþanan küresel krizin baþlangýcýnda alýnan kapsamlý ve radikal önlemlere raðmen finansal istikrarýn tesisi ve ekonomik toparlanma anlamýnda istenen sonuçlarýn elde edilememesi, sebep olduðu yüksek maliyete dayalý borçlarýn ve mali dengenin sürdürülebilirliði sorunsalýnýn ortaya çýkmasý gibi olumsuz sonuçlar, baþta yeniden Finansal piyasalarýn ve kuruluþlarýn yapýlarýnýn çok daha sade, risklilik düzeyinin çok daha düþük olduðu geçmiþ dönemlerde otoritelerce kapsamlý inceleme yaklaþýmý kullanýlmýþtýr. Kapsamlý inceleme yaklaþýmý, mevcut yapýnýn çok daha iyi anlaþýlmasýný saðlayarak sürecin þeffaflýðýný artýrdýðý gibi, piyasalardaki belirsizlikleri azaltmakta ve mevcut yapýya uygun bir planlama yapýlabilmesini saðlamasý nedeniyle kaynaklarýn rasyonel biçimde kullanýlmasýna da aracýlýk etmektedir. Þekil 2: Yeniden Sermayelendirme Süreci Finansal piyasalarýn ve kuruluþlarýn yapýlarýnýn çok daha sade, risklilik düzeyinin çok daha düþük olduðu geçmiþ dönemlerde otoritelerce kapsamlý inceleme yaklaþýmý kullanýlmýþtýr. Kapsamlý inceleme yaklaþýmý, mevcut yapýnýn çok daha iyi anlaþýlmasýný saðlayarak sürecin þeffaflýðýný artýrdýðý gibi, piyasalardaki belirsizlikleri azaltmakta ve mevcut yapýya uygun bir planlama yapýlabilmesini saðlamasý nedeniyle kaynaklarýn rasyonel biçimde kullanýlmasýna da aracýlýk etmektedir. Bununla birlikte, günümüzde finansal piyasalarýn ve kuruluþlarýn yapýlarýnýn karmaþýk olmasý ile kapsamlý inceleme sürecinin uzun zaman almasý, yöntemin günümüzde uygulanabilirliðini en azýndan finansal bir krizin baþlangýç aþamasý açýsýndan olumsuz etkilemektedir. Günümüzde finansal piyasalar kompleksite ve yüksek risk kavramlarýyla özdeþleþmiþ durumdadýr. Bu yapý bulaþma etkisi aracýlýðýyla sistematik risklerin çok daha hýzlý biçimde ortaya çýkmasýna ve yayýlmasýna neden olabilmektedir. Bu nedenle, krizlerle veya diðer konjonktürel dalgalanmalarla mücadele sermayelendirme olmak üzere izlenen kriz politikalarýnýn sorgulanmasýna neden olmuþtur. Krizin ilerleyen aþamalarýnda yapýlan stres testleri de sürecin yeterince þeffaf yürütülememesi ile varsayýmlarýnýn gerçekçi ve katý olmamasý gibi nedenlerle eleþtirilmiþtir. Bu çerçevede güvenilir, katý varsayýmlara dayalý ve þeffaf þekilde yürütülen stres testi süreci ile bu süreci destekleyecek güçlü düzenleme ve denetleme mekanizmalarýnýn uygun bir kombinasyonunun, krizin hýzlý ve etkin biçimde çözülmesi adýna gerekli olan özelliklerin bileþimini içerdiði düþünülmektedir. Ayrýca, sözü edilen politika bileþiminin yeniden sermayelendirme aracýlýðýyla finansal kuruluþlara aktarýlan kamu kaynaklarýnýn daha rasyonel kullanýlmasýný saðlayacaðý düþünülmektedir. III. BÖLÜM: Yeniden Yapýlandýrma Yeniden yapýlandýrma temel olarak iki aþamadan oluþmaktadýr: 1) Ýnceleme ve Tespit: Finansal kuruluþun kredi portföyü, yatýrýmlarý, menkul kýymet portföyü gibi unsurlarýnýn incelenmesi ve deðerlendirilmesi ile bankanýn mevcut 33
36 MAKALE Son yaþanan krizde konjoktür ile ulusal ve uluslararasý finansal piyasalarýn yapýsý gereði hýzlý ve geniþ kapsamlý kamusal destekler aracýlýðýyla daha çok finansal istikrara ve kýsa dönemli olumsuz etkilerin giderilmesine odaklanýlmýþtýr. Kýsmen veya tamamen devletleþtirilen bankalar dýþýnda, maliyet düþürme, küçülme, yönetim deðiþikliði gibi operasyonel yeniden yapýlandýrma önlemlerine çok daha sýnýrlý biçimde baþvurulmuþtur. yapýsýnýn ortaya konulmasýnýn amaçlandýðý aþamadýr. 2) Finansal ve Operasyonel Yeniden Yapýlandýrma: Finansal kuruluþun finansal durumunun ve kredi deðerliliðinin iyileþtirilmesinin hedeflendiði aþamadýr. Bu doðrultuda kuruluþun kredilerinin vadesinin uzatýlmasý, varlýklarýnýn satýþý, maliyetlerinin kontrol edilmesi yanýnda varlýk yeniden yapýlandýrma anlamýnda da varlýk garantileri, kötü banka uygulamasý ve varlýk yönetim þirketleri gibi uygulamalara baþvurulduðu görülmektedir. Son yaþanan küresel krizde varlýk yeniden yapýlandýrma kapsamýnda varlýk fiyatlarýndaki düþüþlerin engellenmesi ve fonlama gereksinimini azaltmasý nedenleriyle genellikle varlýklara garanti verilmesi uygulamasý tercih edilmiþtir. Kötü banka ve kamusal varlýk yönetim þirketleri 3 uygulamalarýna ise geçmiþteki krizlere nazaran çok daha az baþvurulmuþtur. Özellikle ülke ekonomilerinin borçluluk düzeylerinin yüksekliði ile mali dengelerinin bozuk oluþu gibi temel makroekonomik kýrýlganlýklar varlýklarýn aktarýmlarýna iliþkin en önemli engeli teþkil etmiþtir. Bununla birlikte, finansal yapý ve enstrümanlarýn karmaþýk yapýsý da VYÞ ler ile kötü banka uygulamalarýnýn 4 sýnýrlý biçimde kullanýlmasýnda etkili olmuþtur 5. Deðinilen bu nedenlerle hâlâ bankalarýn bilançolarýnda bulunan sorunlu varlýklar, bankalara duyulan güveni azalttýðý gibi, piyasalardaki þeffaflýðý ve likiditeyi de olumsuz etkilemektedir. Son yaþanan krizde konjoktür ile ulusal ve uluslararasý finansal piyasalarýn yapýsý gereði hýzlý ve geniþ kapsamlý kamusal destekler aracýlýðýyla daha çok finansal istikrara ve kýsa dönemli olumsuz etkilerin giderilmesine odaklanýlmýþtýr. Kýsmen veya tamamen devletleþtirilen bankalar dýþýnda, maliyet düþürme, küçülme, yönetim deðiþikliði gibi operasyonel yeniden yapýlandýrma önlemlerine çok daha sýnýrlý biçimde baþvurulmuþtur. Bu durumda, sorunlu kuruluþlara zayýf koþullar altýnda saðlanan finansal destekler ile finansal kuruluþlarýn da gerek operasyonel gerekse de varlýksal yeniden yapýlandýrmaya yeterince odaklanmamalarý etkili olmuþtur. Baþka bir deyiþle, piyasa disiplinin ve denetiminin yeterince güçlü olmadýðý bir ortamda operasyonel ve özellikle de varlýk yeniden yapýlandýrma hususlarýnýn kuruluþlarýn kendilerine býrakýlmasý, finansal piyasalarýn tümüne yönelik olarak güvenin yeniden tesisi sürecini yavaþlatmýþtýr. IV. BÖLÜM: Ýsveç ve Japonya Kriz Deneyimleri Ýsveç ve Japonya 90 lý yýllarda finansal kriz yaþamýþ olma açýsýndan benzeþen, ancak söz konusu finansal krizlerle mücadele anlamýnda farklýlaþan iki geliþmiþ piyasa ekonomisidir. Ýsveç, finansal kuruluþlarýn sorunlu varlýklarýyla mücadelede kapsamlý bir yaklaþým sergilemiþ, inceleme, tespit ve planlama aþamalarýný oldukça hýzlý biçimde tamamlamýþtýr. Japonya da ise söz konusu aþamalarýn tamamlanmasý çok daha uzun sürmüþ ve bunun sonucunda da krizle mücadele kapsamýnda alýnan önlemler nedeniyle katlandýðý maliyetler çok daha yüksek olmuþtur. Ýsveç te öncelikle sorunlu bankalarýn finansal durumlarý deðerlendirilmiþ, bankalar yaþayabilir ve yaþayamaz olarak iki sýnýfta kategorize edilmiþtir. Ayrýca, devletleþtirilen iki banka için varlýk yönetim þirketleri kurulmuþ ve sorunlu varlýklar bu varlýk yönetim þirketlerine aktarýlmýþtýr. Sözü edilen süreç sonunda finansal sistemdeki güven hýzlý biçimde yeniden tesis edilirken, çözümleme amacýyla katlanýlan maliyetin ülke gelirine oraný da nispeten düþük seviyelerde kalmýþtýr. Özet olarak, Ýsveç te yapýlan hýzlý deðerleme çalýþmasý ile bu doðrultuda varlýklarýn yeniden yapýlandýrýlmasý ve yönetimi için izlenen merkezi yaklaþým, piyasalarda güvenin ve finansal istikrarýn yeniden tesisi ile ekonomik toparlanmanýn saðlanmasýnda baþarýlý olmuþtur. Oysa Japonya da finansal piyasalara ve sorunlu finansal kuruluþlara likidite destekleri verilmesi, banka yükümlülüklerine devlet garantisi verilmesi gibi uygulamalara raðmen finansal kuruluþlarýn sorunlu varlýklarýna ve mali bünyelerine iliþkin kapsamlý bir incelemenin 3 Ýrlanda, son yaþanan küresel krizde VYÞ lerin kullanýmý açýsýndan önemli bir istisnayý oluþturmuþtur. Ülkede oluþturulan kamusal varlýk yönetim þirketine aktarýlan varlýklarýn defter deðeri ülke gayrisafi yurtiçi hasýlasýna oraný %44 olarak gerçekleþmiþtir. Oysa, Amerika da izlenen Kamusal Özel Yatýrým Programý nýn (Public Private Investment Program - PPIP) ülke gayrisafi yurtiçi hasýlasýna oraný sadece %0,1 olmuþtur. 4 Daha önce Asya ve Ýskandinav ülkelerinde yaþanmýþ olan finansal krizlerde, sorunlu kredilerin banka bilançolarýndan uzaklaþtýrýlmasýnda kamusal varlýk yönetim þirketleri ve kötü bankalar kullanýlmýþtýr. 5 Ýzlanda, Ýrlanda, Letonya ve Ukrayna da ise son yaþanan krizde inceleme ve tespit, yeniden sermayelendirme ile sorunlu varlýklarýn aktarýlmasý ya da iyi kötü banka oluþturulmasýna dayanan geleneksel çözümleme politika karmasý uygulanmýþtýr. 34
37 MAKALE ertelenmesi, finansal krizin kötüleþmesine, istikrarýn yeniden tesisinin ve ekonomik toparlanmanýn gecikmesine neden olmuþtur. Finansal piyasalarda uzun süre güvenin tesis edilememesi ve Japon mali sektörünün ekonomik toparlanmayý gerçek anlamda destekleyememesi, Japonya ekonomisinin uzun sürecek olan durgunluk döneminden çýkmasýndaki en önemli engeli teþkil etmiþtir. Ýsveç ve Japonya örnekleri göstermiþtir ki, likidite önlemleri sistemik bir krizin kýsa dönemde ortaya çýkan olumsuz etkilerini giderirken, bankacýlýk sistemi baþta olmak üzere finansal piyasalardaki temel problemleri maskelemekte, finansal sektörde gerekli olan yeniden yapýlandýrmanýn gecikmesine ve finansal sektörün ekonomik toparlanmayý yeterince destekleyememesine neden olmaktadýr. SONUÇ Olaðanüstü problemler olaðanüstü çözümler gerektirir düsturundan hareketle, son yaþanan küresel krizle mücadele kapsamýnda da olaðanüstü nitelikte politika karmalarý uygulanmýþtýr. Sözü edilen politikalarýn zamanla çeþitli yan etkileri ortaya çýkmýþ, meþruiyetleri sorgulanmaya baþlanmýþtýr. Krizin baþlangýcýnda, büyük ölçüde zorunluluklardan dolayý hýzlý biçimde likidite destek politikalarý izlenmiþ, bu politikalar ülke borçlarýný yükseltmiþ, piyasalarda ahlaki tehlikeyi artýrmýþ ve daha yavaþ bir ekonomik toparlanmaya yol açarak, krizin maliyetinin gelecek nesillere aktarýlmasýna neden olmuþtur. Ayrýca, kriz sýrasýnda uygulanan likidite önlemlerinin sistemik krizin etkilerini hýzlý biçimde azaltmasýna karþýn finansal sistemdeki bazý yapýsal problemlerin maskelenmesine yol açtýðý görülmüþtür. Ýzlenen politikalar sonucunda bu tarz olumsuz sonuçlarýn ortaya çýkmasýnda temel olarak eski krizlerin aksine inceleme ve teþhis aþamalarý ile ardýndan gelecek olan operasyonel ve varlýk yeniden yapýlandýrma süreçlerine çok daha az baþvurulmasý etkili olmuþtur. Bu baðlamda, hýzlý biçimde gerçekleþtirilen likidite desteklerinin teþhis (katý ve þeffaf stres testleri), güçlü düzenleme ve denetim, daha çok piyasa dinamiklerine dayanan yeniden sermayelendirme ve yapýlandýrma süreçleriyle desteklenmesi zaruri olup, gelecek krizlerle mücadele anlamýnda önleyici, tedavi edici ve yeniden yapýlandýrýcý politikalar arasýnda bir denge kurulmasý gerektiði düþünülmektedir. Özet olarak kriz; Reaktif uygulamalarýn maliyetli olup, proaktif mekanizmalarýn geliþtirilmesi, Politikalar uygulanýrken güven ve ahlaki tehlike arasýnda denge gözetilmesi, Ülkelerin etkin çözümleme süreci adýna gerekli kurumsal altyapýlarýnýn oluþturulmasý ve TBTF ve SIFI lerin çözümlenmesi kapsamýnda uluslar arasý boyutta otoriteler arasý iþbirliðinin arttýrýlmasý gerekliliðini ortaya koymuþtur. Olaðanüstü problemler olaðanüstü çözümler gerektirir düsturundan hareketle, son yaþanan küresel krizle mücadele kapsamýnda da olaðanüstü nitelikte politika karmalarý uygulanmýþtýr. Sözü edilen politikalarýn zamanla çeþitli yan etkileri ortaya çýkmýþ, meþruiyetleri sorgulanmaya baþlanmýþtýr. Kaynakça CLAESSENS, Stijn PAZARBASÝOGLU, Ceyla LAEVEN, Luc DOBLER, Marc VALENCIA, Fabian NEDELESCU, Oana SEAL, Katharine: Crisis Management and Resolution: Early Lessons from the Financial Crisis, International Money Fund, IMF Staff Discussion Note, Mart
38 ARAÞTIRMA ANONÝM ÞÝRKETLERDE ve TMSF NÝN DEVRALDIÐI ÞÝRKETLERDE GENEL KURUL TOPLANTILARI Genel kurul toplantýlarýnda yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin kendilerinin hazýr bulunmasý esastýr. Olaðan genel kurul toplantýlarýnda yönetim kurulu üyelerinden en az bir üye ile denetçilerden de en az birisi hazýr bulunmadýkça toplantý yapýlamaz. Tunç GÜCÜK Fon Avukatý Varlýk Yönetimi Daire Baþkanlýðý GÝRÝÞ Genel kurul, anonim þirketlerde yasal olarak bulunmasý zorunlu olan üç organdan birisi olup pay sahiplerinin iþtiraki ile oluþur. Temel olarak þirketin diðer organlarýnýn (yönetim/denetim kurullarý) atamasý ve ibrasý, þirket hesaplarýnýn onayý gibi konularda karar alan organdýr. Anonim þirket genel kurullarýnýn mevzuata ve þirket ana sözleþmesinde belirlenen usul ve esaslara uygun þekilde toplanmasý ve karar almasý gerekir. Aksi halde, yapýlan genel kurul toplantýlarýnýn iptali ve genel kurul tarafýndan alýnan kararlarýn hükümsüzlüðü gündeme gelir. I. BÖLÜM: Toplantý Çeþitleri Anonim þirket genel kurulu, kural olarak, olaðan (adi) ve olaðanüstü (fevkalade) olmak üzere iki þekilde toplanýr. Genel kurulu olaðan toplantýya çaðýrma görevi yönetim kuruluna, olaðanüstü toplantýya çaðýrma görevi ise hem yönetim kuruluna hem de denetçilere tanýnmýþtýr (T.T.K. md. 365). Ayrýca, koþullarýn mevcut olmasý durumunda, azlýðýn da, genel kurulu olaðanüstü toplantýya çaðýrmasý mümkündür (T.T.K. md ). Tasfiye halinde þirketlerde genel kurul tasfiye iþlemleri hakkýnda karar vermek üzere tasfiye memurlarý tarafýndan toplantýya çaðrýlýr. Olaðan genel kurul toplantýsý her hesap dönemi sonundan itibaren üç ay içinde ve yýlda en az bir defa yapýlmalýdýr (T.T.K. md. 364/1). Olaðanüstü genel kurul toplantýsý ise, gerek görülmesi durumunda her zaman için yapýlabilir. II. BÖLÜM: Toplantýya Katýlma Her bir pay sahibi, genel kurul toplantýsýna katýlma hakkýna sahiptir. Paydaþlarýn genel kurula katýlma hakký, vazgeçilemez nitelikte bir haktýr (T.T.K. md. 385/2). Öte yandan, paydaþlar toplantýya vekillerini de gönderebilirler. Ayný zamanda, tüzel kiþi pay sahibinin temsilcisi, paylar üzerinde intifa hakký sahibi olanlar da genel kurul toplantýsýna katýlabilirler. Genel kurul toplantýlarýnda yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin kendilerinin hazýr bulunmasý esastýr. Olaðan genel kurul toplantýlarýnda yönetim kurulu üyelerinden en az bir üye ile denetçilerden de en az birisi hazýr bulunmadýkça toplantý yapýlamaz. Bir pay veya pay senedinin birden fazla sahibi bulunduðu durumlarda sahipler, pay veya pay senetleri þirkete karþý bölünemeyeceði için, genel kurula ancak birlikte bir temsilci aracýlýðý ile haklarýný kullanabilirler (T.T.K. md. 400). Pay sahiplerinin hiçbiri kendisi veya ancak eþleri yahut üstsoy ve altsoy ile þirket arasýndaki þahsi bir iþe veya davaya dair olan genel kurul görüþmelerinde, pay sahibi yönetim kurulu üyeleri de genel kurulda gerek toplu olarak gerekse tek tek yapýlacak ibra oylamasýnda oy haklarýný kullanamazlar. Öte yandan yönetim kurulu üyesi olmayan pay sahiplerinin kendilerine verecekleri vekaletten doðacak oy haklarýný kullanabilirler. Ayrýca pay sahibi denetçilerin de yönetim kurulu üyelerinin ibrasýna ait kararlarda oy kullanma haklarý bulunmaktadýr. Nama yazýlý pay sahiplerinin adlarý pay defterinde yazýlý olmasý dolayýsý ile, kimliklerini ibraz ile toplantýya katýlabilirler. Hamiline yazýlý paylar için ise, bu pay sahiplerine giriþ kartý alma zorunluluðu genel kurula davet ilan ve mektuplarýnda belirtilmek suretiyle getirilebilir. (T.T.K. md. 360). 36
39 ARAÞTIRMA Paydaþlar, toplantýya katýlma haklarýnýn doðal sonucu olarak, konuþma ve görüþ önerme hakkýna da sahiptirler. Ancak bu konuþma ve öneride bulunma hakký kötüye kullanýlamaz bu takdirde paydaþlar, genel kurul kararý ile toplantýdan çýkartýlabilir. III. BÖLÜM: Genel Kurul Toplantýsýna Çaðrý Usulü Genel kurulun toplantýya çaðrýlmasýna iliþkin ilan, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde en az iki hafta önceden yapýlmalýdýr. Ayrýca nama yazýlý pay senedi sahiplerine taahhütlü mektup gönderilmesi suretiyle toplantý günü bildirilir (T.T.K. md. 368). Öte yandan, nama yazýlý olarak ihraç edilmiþ olup da teþkilatlanmýþ piyasalarda iþlem gören pay senedi sahiplerine toplantý gününün taahhütlü mektupla bildirilmesi hükmü uygulanmaz (S.P.K. md. 11). Ýlk toplantýda toplantý nisabýna ulaþýlamamasý halinde, genel kurul ayný usullerle yeniden toplantýya çaðrýlýr. Ýlan metnine, nisabýn saðlanamamasý halinde ikinci toplantýnýn davetine iliþkin olarak konulan hükümler geçersizdir. Genel Kurul Ýlanýnda ve ortaklara gönderilecek mektuplarda, aþaðýda yer alan konulara yer verilmesi gerekmektedir Toplantý günü ve saati, Toplantý yeri (adres açýk olarak belirtilmelidir.), Gündem, Gündemde ana sözleþme deðiþikliði var ise deðiþen madde/maddelerin Bakanlýktan izin alýnan eski ve yeni þekilleri, Toplantýya çaðrýnýn hangi organ tarafýndan yapýldýðý, Olaðan toplantý ilanlarýnda faaliyet raporu ile bilanço, kar ve zarar cetvellerinin ortaklarýn incelemesine hangi adreste açýk bulundurulduðu, Ýlk toplantýnýn herhangi bir nedenle ertelenmesi üzerine genel kurul yeniden toplantýya çaðrýlýyorsa, ilk toplantýnýn erteleme sebebi ile bu toplantýda yeterli olan toplantý nisabý belirtilir. Þirket sermayesini temsil eden bütün paylarýn sahipleri veya temsilcilerinin hazýr bulunmasý halinde yapýlacak genel kurul toplantýsý için, toplantýya çaðrý hakkýndaki usule uyulmasýna gerek bulunmamaktadýr (T.T.K. md. 370). IV. BÖLÜM: Gündeme Baðlýlýk Ýlkesi Paydaþlarýn toplantýda görüþülecek konularý önceden bilerek, ona göre toplantýya katýlýp katýlmama kararý verebilmeleri ve toplantýya gerektiðinde hazýrlýklý olarak katýlabilmelerini temin amacýyla gündemin, çaðrý ilan ve mektuplarýnda yer almasý zorunluluðu getirilmiþtir. Bu zorunluluðun sonucu olarak, toplantýda gündeme baðlýlýk ilkesi kabul edilmiþtir.1 Gündeme baðlýlýk ilkesi uyarýnca, toplantýda, gündemde yer almayan hiç bir konu görüþülemez, karara baðlanamaz ve gündeme yeni bir konu eklenemez. Hatta, genel kurul toplantýsýnýn ertelendiði hallerde dahi, bir sonraki toplantýda, ayný gündem geçerliliðini korur. Bu gibi hallerde gündem, yeni bir madde eklenmesi veya bazý maddelerin çýkartýlmasý suretiyle deðiþtirilirse, yapýlacak olan genel kurul toplantýsý, yine ilk genel kurul olarak kabul edilir ve toplantý ve karar yeter sayýlan buna göre hesaplanýr. Bununla birlikte söz konusu ilke bütün pay sahipleri veya vekilleri toplantýya iþtirak etmiþlerse yani katýlým %100 oranýnda gerçekleþmiþ ise uygulanmaz. Bu gibi hallerde, genel kurul, alacaðý kararlarla gündeme yeni maddeler ekleyerek karara baðlayabilir (T.T.K. md. 370). Öte yandan, bazý maddeler gündeme yazýlmasa dahi kanun gereði görüþülmesi gerekir. Örneðin yönetim kurulu faaliyet raporunun okunmasý, kar daðýtým teklifi, divan heyeti seçimi gibi hususlar zorunlu olarak görüþülmelidir. Genel kurulda alýnan kararlar, bir tutanak biçiminde yazýlýr. Bu tutanak da alýnan kararlarla ilgili açýklamanýn dýþýnda, her bir karara iliþkin oylama sonucu da belirtilir. Ayný zamanda, karþý oylar varsa bunlar ve sebepleri de tam ve açýk olarak yazýlýr. Genel kurulda gündemde olmayan konular görüþülmüþ ve karara baðlanmýþsa, bir iptal davasý açýlmasý halinde, sadece bu konulara iliþkin genel kurul kararlan iptal edilir. Genel kurulun toplantýya çaðrýlmasýna iliþkin ilan, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde en az iki hafta önceden yapýlmalýdýr. Ayrýca nama yazýlý pay senedi sahiplerine taahhütlü mektup gönderilmesi suretiyle toplantý günü bildirilir (T.T.K. md. 368). 1 Anonim Þirketlerde Genel Kurul Toplantýlarý-Bumin DOÐRUSÖZ 37
40 ARAÞTIRMA Mevzuata veya þirket ana sözleþme hükümleri ile objektif iyi niyet kurallarýna aykýrý olarak alýnan genel kurul kararlarýna karþý genel kurulun yapýldýðý tarihten itibaren üç ay içinde þirket merkezinin bulunduðu yerdeki mahkemede iptal davasý açýlabilir (T.T.K. md. 381). V. BÖLÜM: Genel Kurul Kararlarýnýn Geçerliliði Genel kurul kararlarýnýn geçerli olabilmesi için genel kurulu toplantýya çaðýran makamýn yetkisinden tescil iþleminin sonuçlanmasýna kadar yapýlan tüm iþlemlerin ve faaliyetlerin yasada ve ana sözleþmede belirtilen þartlara ve usule uygun olarak yapýlmasý gerekmektedir. Aksi takdirde, kurul kararlarýnýn iptali için üç aylýk hak düþürücü süre zarfýnda dava açýlmasý mümkündür. Genel kurul kararlarýnýn geçerlilik þartlarý Toplantý ile ilgili davetin usulüne uygun olarak yapýlmýþ olmalý, Toplantýya davet ile ilgili belgelerin toplantý tutanaðýnda açýkça belirtilmiþ olmalý, Toplantýya Sanayi ve Ticaret Bakanlýðý komiserinin davet edilmiþ ve genel kurul zaptý ile Hazirun Cetvelini ilgililerle birlikte imzalanmýþ olmalý, Kararlar mevcut oylarýn ekseriyetiyle alýnmýþ olmalý, Toplantý ile ilgili belgeler Ticaret Sicilinde usulüne uygun olarak tescil ve ilan edilmeli. VI. BÖLÜM: Genel Kurulun Devredemeyeceði Yetkileri Esas sözleþmenin deðiþtirilmesi, (Þirketin ana sözleþmesinin deðiþtirilmesi, ana sermayenin arttýrýlmasý, azaltýlmasý, paylarýn ayrýlmasý veya birleþtirilmesi) Organlarýn Seçimi ve Azli, (Yönetim kurulu, denetçiler ve özel denetçileri seçim ve azil yetkisi ile ücretleri ) Hesaplarýn onaylanmasý, Kar daðýtýmý önerisinin kabulü, deðiþtirilerek kabulü veya reddi, Yönetim ve denetim organlarýnýn ibrasý, Tahvil çýkarýlmasý, Þirket adýna dava açýlmasý kararý, Þirketin feshi, Tasfiye memurlarýný seçmek, azletmek, ibra etmek, Yönetim kurulu üyelerinden biri genel kurulun izni olmaksýzýn kendi veya baþkasý namýna bizzat veya dolaylý olarak þirketle, þirket konusuna giren bir ticari iþleme yetkili bulunmadýðý gibi yine þirket konusuna giren bir ticari iþlemi kendi veya baþkasý adýna yapamaz, Kanun veya esas sözleþme ile genel kurula býrakýlmýþ diðer konular hakkýnda karar verilmesi. VII. BÖLÜM: Genel Kurul Kararlarýnýn Ýptali Mevzuata veya þirket ana sözleþme hükümleri ile objektif iyi niyet kurallarýna aykýrý olarak alýnan genel kurul kararlarýna karþý genel kurulun yapýldýðý tarihten itibaren üç ay içinde þirket merkezinin bulunduðu yerdeki mahkemede iptal davasý açýlabilir (T.T.K. md. 381). Ýptal davasý açýlmasý için öngörülen üç aylýk süre, hak düþürücü bir süre olup iptal davasý açýlan mahkemece davaya baþlanmasý için bu üç aylýk sürenin sona ermesinden beklenir. Ancak genel kurul kararlarý aleyhine iptal davasý açma hakký iyi niyet kurallarý çerçevesinde kullanýlmalýdýr aksi takdirde dava hakkýnýn korunmamasý beklenmelidir. 2 Genel kurul kararlarýna karþý iptal davasý açabilmenin ön koþulu genel kurul tarafýndan alýnmýþ bir kararýn olmasýdýr. Aksi takdirde iptal davasý açýlmasý söz konusu olamaz. Genel kurulun ve alýnan kararlarýn iptali için; a. Toplantýda hazýr bulunup da karara karþý kalarak keyfiyeti zapta geçirten veya oyunu kullanmasýna haksýz olarak izin verilmeyen veya toplantýya davetin usulüne uygun yapýlmadýðýný ya da gündemin gereði gibi ilan veya teblið edilmediðini yahut kurul toplantýsýna katýlmaya yetkili olmayan kimselerin karara iþtirak etmiþ bulunmalarýný iddia eden pay sahipleri, b. Yönetim Kurulu, c. Kararlarýn uygulanmasý yönetim kurulu üyeleriyle, denetçilerin þahsi sorumluluklarýný gerektirdiði takdirde bunlarýn her biri, dava açabilirler. 3 Ayrýca, genel kurul toplantýsýna katýlan paydaþlarýn, sadece, karara karþý oy kullanmak 2 Anonim Þirketler Orhan Nuri ÇEVÝK 3 Anonim Þirketlerde Genel Kurul Kararlarýný Ýptal Ettirmek Ýçin Ne Yapýlmalýdýr? - Soner ALTAÞ 38
41 ARAÞTIRMA ve bunu toplantý tutanaðýna geçirtmek kaydý ile veya oy kullanýmý usule uygun olamayan yollarla engellenenler de (Yargýtay 11. H.D. E K. 1982/2136) iptal davasý açabilirler. Ancak genel kurulda karþý oy kullanmýþ olsalar da tutanaða karþý oyunu yazdýrmayan paydaþlar genel kurul kararýnýn iptali için dava açamazlar (Yargýtay. 11. HD E. 6742, K. 1993/7505). Genel kurul toplantýsýna katýlmayan veya katýlamayan paydaþlarýnda genel kurul toplantý çaðrýsýnýn usulüne uygun olarak yapýlmadýðý ya da toplantý gündeminin ilan veya teblið edilmediði veyahut genel kurul toplantýsýna iþtirake yetkili olmayanlarýn karara katýldýðý iddialarý ile iptal davasý açma hakký bulunmaktadýr. VIII. BÖLÜM: Ýptal Kararýnýn Sonuçlarý Genel kurulda alýnan kararlarýn uygulanmasýndan yönetim kurulu üyeleri müteselsilen sorumludur. Bu çerçevede genel kurul kararýna karþý açýlan iptal davalarý sonuçlanýncaya kadar yönetim kurulu genel kurulda alýnan kararla baðlýdýr iptal davasýnýn açýlmýþ olmasý söz konusu kararýn geçerliliðini etkilemez. Bu nedenle, açýlan iptal davasýnda uygulamanýn geriye býrakýlmasý yönünde bir karar alýnmadýkça þirket yönetim kurulu genel kurulda alýnan kararý uygulamakla sorumludur. Ýptal davasýna bakan mahkeme iptal edilmesi istenen kararýn þirket için faydalý olup olmadýðý hususunu irdeleyemez ve kararý iptal etmesi halinde yerine baþka bir karar ihdas edemez. 4 Genel kurul kararý iptal edilmiþse, davaya katýlmayanlar da dahil bütün ortaklar, yönetim kurul üyeleri ve denetçilerin pay sahibi olan üyeleri hakkýnda, geriye doðru, genel kurul kararý tarihine kadar geçerli olmak üzere hüküm ifade eder (T.T.K. md. 383). Ancak iyiniyetli üçüncü kiþilerin iptal edilen karara dayanarak þirketle yapmýþ olduklarý iþlemlerden doðan haklarý saklý kalýr. (T.T.K. md. 321/4) IX. BÖLÜM: Fon Tarafýndan Devralýnan Þirketlerde Yapýlan Genel Kurul Toplantýlarý Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonu'na (Fon) tanýnmýþ olan el koyma yetkisi yalnýzca banka tüzel kiþiliði ile sýnýrlandýrýlmamýþtýr. Bunun yanýnda hakim ortaklarýna ait olan diðer þirketlere ve bankalarý devralmasý nedeni ile bu bankalarýn iþtiraklerine de el koyma (devralma) yetkisine sahiptir. 4 Bu devralma þirketlerin özel hukuk kiþisi olma özelliði deðiþikliðe uðramamaktadýr. Tüzel kiþiliði devam eden bir (anonim) þirketin kanuni organlarýndan yoksun olmasý düþünülemez. 5 Fona devrolan bankanýn kendisine/hakim ortaklarýna veya bunlar adýna hareket eden kiþilere ait þirketlere el koyma yetkisinin kapsamý 5411 sayýlý Bankacýlýk Kanununun (5411 sayýlý Kanun) 134 ncü maddesiyle düzenlenmektedir. Fon kendisine tanýnan bu yetkiyi ilk olarak mülga 4389 sayýlý Bankalar Kanununda (4389 sayýlý Kanun) deðiþiklik yapan 4672 sayýlý Kanunun 9 uncu maddesiyle kazanmýþtýr sayýlý Kanunda belirtilen þirketlere el koyma yetkisi -madde hükmünde belirtilen kiþilerin- temettü hariç ortaklýk haklarý ile yönetim ve denetim haklarý olarak ifade edilmektedir. Her iki Kanunda da bu yetkisinin kullanýlmasýnýn temel mantýðý, Fon alacaðýn tahsili bakýmýndan yarar görmesi halinde olarak belirlenmiþtir. Böylece Fona iþtiraklerin yönetimine müdahale etme hakký tanýnmýþtýr. Diðer taraftan devralýnan þirketlerdeki, gerek bankanýn yönetim ve denetimini elinde bulunduran ortaklarýn, gerekse banka ve banka iþtiraki olan þirketler ile banka ortaklarýnýn ortaðý olduðu þirketlerdeki diðer ortaklarýn (üçüncü kiþilerin) paylarý üzerindeki mülkiyet hakký, -Fon tarafýndan bunlara ait hisseler satýn alýnmadýkça/borca mahsup edilip mülkiyet Fon adýna kaydedilmedikçe- kural olarak hak sahiplerinde kalmaya devam etmektedir. Bankalar açýsýndan ise; zarar, verilen süre içinde iade veya tazmin edilmediði takdirde, bankanýn ödenen zararý ve sermayesi miktarýnca pay senetlerinin tamamý Fon un mülkiyetine geçmekte ve banka sahip deðiþtirmektedir. 7 Bu þirketlere el konmasýnýn þartlarý ise; bir bankanýn paylarýnýn Fona devredilmiþ ve bu bankanýn hakim ortaklarýnýn, banka kaynaklarýný dolanlý ve hileli iþlemlerle kendi Genel kurul kararýna karþý açýlan iptal davalarý sonuçlanýncaya kadar yönetim kurulu genel kurulda alýnan kararla baðlýdýr iptal davasýnýn açýlmýþ olmasý söz konusu kararýn geçerliliðini etkilemez. 4 Anonim Þirketler Orhan Nuri ÇEVÝK 5 Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonu Tarafýndan El Konulan Þirketlerde Tek Kiþi Ýle Yapýlan Genel Kurul Toplantýlarýnýn Geçerliliði Sorunu - Yrd. Doç. Dr. Tahir SARAÇ 6 Fondaki Bankanýn Hukuku Prof. Dr. Ünal TEKÝNALP 7 Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonu Tarafýndan El Konulan Þirketlerde Tek Kiþi Ýle Yapýlan Genel Kurul Toplantýlarýnýn Geçerliliði Sorunu - Yrd. Doç. Dr. Tahir SARAÇ 39
42 ARAÞTIRMA 5411 sayýlý Kanun uyarýnca Fon, faaliyet izni kaldýrýlan ya da kendisine devredilen bankalarýn ana sözleþmelerini 6762 sayýlý Kanun hükümlerine uymaksýzýn deðiþtirme hakkýna sahiptir. Ayný zamanda Fon temettü hariç ortaklýk haklarýný kullandýðý þirketlerle ilgili olarak 6762 sayýlý Kanun hükümlerine baðlý kalmaksýzýn iþlem yapma yetkisine haizdir. Genel Kurul Toplantýlarý Ýçin Aranacak Anonim Þirketlerde Genel Kurul Toplantý ve Karar Yeter Sayýlarý Kaynak: Anonim Þirketlerde Genel Kurul Toplantýlarý - Bumin DOÐRUSÖZ lehlerine kullandýklarýnýn ve bankayý zarara uðrattýklarýnýn tespit edilmiþ olmasýdýr. Mülga 4389 sayýlý Kanundan farklý olarak 5411 sayýlý Kanunda hakim ortak adýna hareket eden ve onlar hesabýna kendi adýna para, mal veya hak edinen þirketlerin ortaklarýnýn temettü hariç ortaklýk haklarý ile bu þirketlerin yönetim ve denetiminin Fon tarafýndan devralýnmasý imkaný getirilmiþtir. Diðer taraftan, bir anonim þirkette ortak sayýsýnýn en az beþ olmasýyla birlikte Fon bu el koyduðu diðer bir deyiþle temettü hariç ortaklýk haklarýný devraldýðý þirketlerle ilgili olarak tek baþýna þirketlerdeki yasal organý olan genel kurulu temsil edebilmektedir. Ayný kapsamda Fon, yönetim kurulu ve denetleme kurulu görevlerini üstlenmektedir sayýlý Kanun uyarýnca Fon, faaliyet izni kaldýrýlan ya da kendisine devredilen bankalarýn ana sözleþmelerini 6762 sayýlý Kanun hükümlerine uymaksýzýn deðiþtirme hakkýna sahiptir. Ayný zamanda Fon temettü hariç ortaklýk haklarýný kullandýðý þirketlerle ilgili olarak 6762 sayýlý Kanun hükümlerine baðlý kalmaksýzýn iþlem yapma yetkisine haizdir. Ancak kanýmca burada yapýlacak iþlemlerden kast edilen maddede belirtilen iþlemleri yaparken uygulanacak prosedürsel iþlemlerdir bunlar o þirketin yönetimi açýsýndan deðil alacaðýn tahsili açýsýndan yapýlacaklardýr. Fon yönetsel açýdan 6762 sayýlý Kanunla baðlý olmalýdýr. Benzer yetkiler 5411 sayýlý Kanunun 139 uncu maddesinde yer almýþ bunlarýn yanýnda devralýnan bankalardan Fona gelen iþtirakleri de eklenmiþtir. Bu yetkinin amacý kamu/fon alacaðýnýn tahsilinde hýzlý davranmak olsa gerektir. Bu kapsamda el konulan þirketlerde genel kurul için toplantý, karar nisabý ya da ortaklara yapýlmasý gereken bildirimler gibi hususlara uyulmaksýzýn genel kurul yapýlabilmekte ise de bir genel kurul kararýnýn varlýðý gereklidir. Diðer bir ifade ile el konulan þirketlerde organlar bulunmalý ve bu organlar çalýþmalýdýr. Dolayýsýyla Fon genel kurulu oluþturup yönetim ve denetim kurulu üyelerini seçerek veya atama yaparak þirketleri/bankayý bu organlar aracýlýðýyla yönetmelidir sayýlý Kanunun 109 uncu maddesinde hüküm altýna alýnan... genel kurul yapýlmaksýzýn deðiþtirilmesine... ifadesinden de anlaþýlacaðý üzere Fonun temel olarak þirketleri/bankayý yönetirken bunlarýn organlarýný kullanmasý gerektiðini anlamamýz gerektiði düþüncesindeyim. Öte yandan söz konusu madde sadece banka ana sözleþme deðiþiklikleri için genel kurulun toplanmasýna gerek olmadýðý yönünde açýk hüküm getirmektedir. Ayrýca, Fona tanýnan temettü hariç ortaklýk haklarýndan anlaþýlmasý gereken bu haklarýn kullanýmýnýn genel kurulda gerçekleþtirilebileceðinden hareketle þirket/banka organlarýnýn varlýðýnýn da olmasý gerekeceði olup ancak organlarý oluþturma yetkisi Fon a geçmiþtir. SONUÇ Sonuç olarak belirtmek gerekir ki; Fon tarafýndan temettü hariç ortaklýk haklarý ile yönetim ve denetimi Fon tarafýndan devralýnan þirketlerde/bankalarda, bunlarýn organlarý 40
43 ARAÞTIRMA þeklen dahi olsa varlýklarýný sürdürmektedir. 8 Ancak bu organlar sadece Fon daha doðru bir ifade ile Fon tarafýndan atanan temsilciler sayesinde iþlevlerini yürütmektedirler. Þirketlerin temettü hariç diðer tüm yönetsel haklarý Fon tarafýndan kullanýlýyor olmasý nedeni ile þirketin eski paydaþlarýnýn genel kurula Kaynaklar katýlma ya da kullanabilecekleri herhangi bir haklarý bulunmamaktadýr. Bu kapsamda Fonun þirketin/bankanýn %100 tüm yönetsel -bazý hallerde mülkiyet- haklarý kullanýyor olmasý dolayýsýyla genel kurul toplantýsýnýn çaðrýsýzda yapýlabileceði (benimde katýldýðým) görüþü doktrinde hakimdir. 8 Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonu Tarafýndan El Konulan Þirketlerde Tek Kiþi Ýle Yapýlan Genel Kurul Toplantýlarýnýn Geçerliliði Sorunu - Yrd. Doç. Dr. Tahir SARAÇ Sonuç olarak; Fon tarafýndan temettü hariç ortaklýk haklarý ile yönetim ve denetimi Fon tarafýndan devralýnan þirketlerde/bankalarda, bunlarýn organlarý þeklen dahi olsa varlýklarýný sürdürmektedir. Ancak bu organlar sadece Fon daha doðru bir ifade ile Fon tarafýndan atanan temsilciler sayesinde iþlevlerini yürütmektedirler. ALTAÞ, Soner: Anonim Þirketlerde Genel Kurul Kararlarýný Ýptal Ettirmek Ýçin Ne Yapýlmalýdýr? ALTAÞ, Soner : Anonim Þirket Genel Kurul Toplantýlarýna Ýliþkin Usul ve Esaslar (Toplantý Çeþitleri, Zamaný, Yeri, Pay Sahiplerinin Toplantýya Davet Edilmesi) BATTAL, Ahmet: Bankacýlýk Kanunu Þerhi DOÐRUSÖZ, Bumin: Anonim Þirketlerde Genel Kurul Toplantýlarý ERÝÞ, Gönen: Anonim Þirketler Hukuku REÝSOÐLU, Seza: Bankacýlýk Kanunu Þerhi SARAÇ, Tahir: Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonu Tarafýndan El Konulan Þirketlerde Tek Kiþi Ýle Yapýlan Genel Kurul Toplantýlarýnýn Geçerliliði Sorunu TEKÝNALP, Ünal: Fondaki Bankanýn Hukuku 41
44 ÝNCELEME 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNU VE ÝNTÝBAKIN GENEL ESASLARI 657 sayýlý Devlet Memurlarý Kanunu, tarihinde yayýmlanmýþ olmakla birlikte, intibak ve ödemeye iliþkin hükümleri tarih ve 1327 sayýlý Kanunla tarihinden itibaren yürürlüðe girmiþ 1897 sayýlý Kanunla tarihi itibariyle büyük deðiþikliðe uðramýþtýr. Bu Kanunla temel ilkesi sýnýflandýrmaya, kariyere ve liyakata dayalý, derece-kademe, gösterge ve katsayý sistemi getirilmiþtir. Ýcat SAYDAM Fon Uzmaný Destek Hizmetleri Daire Baþkanlýðý Giriþ 657 sayýlý Devlet Memurlarý Kanunu, tarihinde yayýmlanmýþ olmakla birlikte, intibak ve ödemeye iliþkin hükümleri tarih ve 1327 sayýlý Kanunla tarihinden itibaren yürürlüðe girmiþ 1897 sayýlý Kanunla tarihi itibariyle büyük deðiþikliðe uðramýþtýr. Bu Kanunla temel ilkesi sýnýflandýrmaya, kariyere ve liyakata dayalý, derece-kademe, gösterge ve katsayý sistemi getirilmiþtir. Kanunun Ýstihdam Þekilleri baþlýklý 4 üncü maddesiyle kamu hizmetlerinin; A. Memur B. Sözleþmeli Personel C. Geçici Personel D. Ýþçiler eliyle gördürüleceði hükme baðlanmýþ olup tesis edilen sýnýflar aþaðýdaki gibidir. I- Genel Ýdare Hizmetleri Sýnýfý II- Teknik Hizmetler Sýnýfý III- Saðlýk Hizmetleri ve Yardýmcý Saðlýk Hizmetleri Sýnýfý IV- Eðitim ve Öðretim Hizmetleri Sýnýfý V- Avukatlýk Hizmetleri Sýnýfý VI- Din Hizmetleri Sýnýfý VII- Emniyet Hizmetleri Sýnýfý VIII- Yardýmcý Hizmetler Sýnýfý IX- Mülki Ýdare Amirliði Hizmetleri Sýnýfý X- Milli Ýstihbarat Hizmetleri Sýnýfý Bu çalýþma kapsamýnda 657 sayýlý Devlet Memurlarý ve 5434 sayýlý Emekli Sandýðý Kanunu na göre intibaka iliþkin hükümler hakkýnda açýklama ve deðerlendirmeler yapýlmýþtýr. I. BÖLÜM: DERECE/KADEME ÝLERLEMESÝNÝN USUL VE. ÞARTLARI Kademelerde Ýlerleme Þartlarý: 657 sayýlý Devlet Memurlarý Kanununun 64 üncü maddesi: Devlet memurunun kademede ilerlemesi için aþaðýdaki þartlarýn bulunmasý gerekmektedir. A. Bulunduðu kademede en az 1 yýl çalýþmýþ olmasý, B. O yýl içinde olumlu sicil almýþ bulunmasý, C. Bulunduðu derecede ilerleyebileceði bir kademenin bulunmasý, Kademe Ýlerlemesinde Aylýða Hak Kazanma: 657 sayýlý Devlet Memurlarý Kanununun 166 ýncý maddesi: Kademe ilerlemesinde Devlet memuru, bu ilerlemeye müstehak olduðu tarihi takip eden aybaþýndan itibaren ayný derecenin bir ileri kademesine ait aylýða hak kazanýr. (Hak baþlangýcý; ayýn 15 inde göreve baþlayanlar için takip eden aybaþýdýr.) Derece Yükselmesinin Usul ve Þartlarý: 657 sayýlý Devlet Memurlarý Kanununun 68 inci maddesi: A. Derece yükselmesi yapýlabilmesi için; a) Üst dereceden boþ bir kadronun bulunmasý, b) Derecesi içinde en az üç yýl ve bu derecenin 3 üncü kademesinde bir yýl bulunmuþ, c) Kadronun tahsis edildiði görev için öngörülen nitelikleri elde etmiþ, d) Sicil bakýmýndan üst derecelere yükselebilecek nitelikte bulunduðunun saptanmýþ, olmasý þarttýr. B. Eðitim ve öðretim hizmetleri sýnýfý hariç, sýnýflarýn 1, 2, 3 ve 4 üncü derecelerindeki kadrolarýna, derece yükselmesindeki süre kaydý aranmaksýzýn, atanmasýndaki usule göre daha aþaðýdaki derecelerinden atama yapýlabilir. Bu bent hükümlerine göre atananlar atandýklarý kadronun aylýk (ek gösterge dahil) ve diðer haklarýndan yararlanýrlar. Bu suretle üst dereceye atananlarýn bu kadrolarda geçirdikleri her yýl kademe ilerlemesi ve her 3 yýl derece yükselmesi sayýlmak suretiyle kazanýlmýþ hak 42
45 ÝNCELEME ve emeklilik keseneðine esas aylýk derecelerinin yükselmesinde gözönüne alýnýr. Ancak atandýklarý kadro aylýklarý, baþka görevlere atanmalarý halinde kazanýlmýþ hak sayýlmaz. Derece Deðiþikliðinde Verilecek Aylýk: 657 sayýlý Devlet Memurlarý Kanununun 161 inci maddesi: Derece yükselmesi veya daha aþaðý bir dereceye atama halinde, A. Bulunduðu dereceden yukarý derecelere atanan memur; a) 68 inci maddenin (B) bendi hükümleri saklý kalmak kaydýyla, yeni girdiði derecenin ilk kademe göstergesine, b) Yeni girdiði derecenin ilk kademe göstergesi evvelce iktisap ettiði göstergeden düþük ise, iktisap ettiði göstergeye eþit olan kademenin göstergesine, tekabül eden aylýðý alýr. Alt derecede eþit göstergeli kademede geçirilen süre dikkate alýnýr. B. Kazanýlmýþ hak aylýk derecelerinden daha aþaðý bir dereceye atanan memur, kazanýlmýþ hak aylýk dereceleri saklý kalmak kaydýyla, a) Atandýðý derecede eski derecesinde almakta olduðu kademe göstergesine, b) Atandýðý derecede eþit gösterge yok ise, eski göstergesine en yakýn kademenin göstergesine, tekabül eden aylýðý alýr. Derece Deðiþikliðinde Aylýða Hak Kazanma: 657 sayýlý Devlet Memurlarý Kanununun 167 inci maddesi: Derece yükselmesinde veya daha aþaðý derecelere atamada memur, yükseldiði veya atandýðý derecenin görevine baþladýðý tarihi takip eden ay baþýndan itibaren bu derecenin 161 inci maddesine göre kazandýðý kademe aylýðýný alýr. Ancak, yürütülmekte olan görevin niteliðinde bir deðiþme olmamasý halinde derece yükselmesine iliþkin onayýn geçerlilik tarihini takip eden ay baþýndan itibaren bu derecenin 161 inci maddeye göre kazandýðý kademe aylýðý alýr. II. BÖLÜM: KAZANILMIÞ HAK AYLIÐI VE EMEKLÝ KESENEÐÝNE ESAS AYLIKLARI ÝLE ÝLGÝLÝ MEVZUAT VE UYGULAMALAR Kazanýlmýþ Hak Aylýðý: 657 sayýlý Kanun hükümleri uyarýnca yapýlan intibaklar ile aylýklarýný personel kanunlarýna göre almayan iþtirakçilerin bu statüde geçen hizmetlerinin deðerlendirilmesi sonucu tespit edilen ve gerek kýdem aylýðý nýn, gerekse ek göstergelerin tespitine esas tutulan derece ve kademedir. Kazanýlmýþ Hak Aylýklarýnda Deðerlendirilen Sigortalý Süreler 5434 sayýlý Kanunun Ek 18 inci maddesi uyarýnca, Sosyal Sigortalar Kanununa tabi görevlerde bulunduktan sonra iþtirakçi olanlarýn sigorta primi ödemek suretiyle geçirdikleri süreleri Emekli Keseneðine Esas Aylýklarýnda deðerlendirilmesi gerekmekte ise de, Bu hizmetlerden bir bölümü aþaðýdaki açýklamalar doðrultusunda Kazanýlmýþ Hak Aylýklarýnda deðerlendirilmektedir. 657 sayýlý Kanunun Ek Geçici 2 inci maddesi uyarýnca; tarihleri arasýnda memuriyette bulunmalarý sebebiyle tarihinde intibaký yapýlanlarýn, bu tarihten önceki resmi sektörde geçen hizmetlerinin tamamý; sigortalý veya herhangi bir sosyal güvenlik kurumunca borçlandýrýlmýþ olup olmadýðýna bakýlmaksýzýn, Sandýk hizmeti gibi; baþlangýç ve bitiþ tarihleri arasýndaki süre esas alýnarak kazanýlmýþ hak aylýklarýnýn tesbitinde deðerlendirilecektir. 657 sayýlý Kanuna tarih ve 241 SKHK nin 15 inci maddesiyle eklenen Ek Geçici 58 inci madde uyarýnca; tarihleri arasýnda iþçilikten memurluða geçenlerin, ara versin veya vermesin kamu sektöründe iþçilikte geçen süreleri ile memuriyette geçen hizmetlerinin tamamý kadro þartý aranmaksýzýn ancak, öðrenim durumlarýna göre belirlenen tavan derecelerini aþmamak kaydýyla ve tarihinde 2182 sayýlý Kanunla verilen bir derece de ilave edilmek suretiyle, kazanýlmýþ hak aylýklarýnýn tesbitinde deðerlendirilecektir. (T-128/A Genelge) Bu deðerlendirme esnasýnda; iþçilikten memuriyete tarihleri arasýnda geçilmiþ olmasý gerektiði hususu dikkatten kaçýrýlmamalýdýr sayýlý Kanunun Geçici 9 uncu maddesine göre; tarihinde 657 sayýlý Kanuna dahil kurumlarda iþçi statüsü ile çalýþanlarla sözleþmeli çalýþan personelden tarihinden itibaren 6 ay içinde ( tarihine kadar), memuriyete geçmiþ olanlarýn, Yine 657 sayýlý Kanunun Ek Geçici 58 inci maddesi uyarýnca ( KHK- 241/15 mad.) 241 sayýlý KHK nin yayýmlandýðý tarihinde bu Kanuna tabi kurumlarda iþçi statüsünde çalýþan personel ile sözleþmeli çalýþan Kýdem Aylýðý; kazanýlmýþ hak aylýðýnýn hesabýnda deðerlendirilen, her yýl için(25 yýlý geçmemek üzere) 20 gösterge rakamýnýn yürürlükteki katsayý ile çarpýmý sonucunda bulunan miktardýr. Kýdem süresi x 20 x KTS Ek gösterge= Ýþtirakçilerin, hizmet sýnýflarý, görev türleri ve aylýk aldýklarý dereceleri dikkate alýnarak ayrýca belirlenen gösterge rakamlarýdýr. Aylýk baðlama iþlemleri esnasýnda ek göstergeler baðlanan aylýklara yansýtýlýrken, ek göstergeli veya daha yüksek ek göstergeli bir göreve atananlarýn 6 ay bu ek göstergeden kesenek ödeme þartý öngören ek 73üncü (54345K) madde gözden kaçýrýlmamalýdýr. 43
46 ÝNCELEME Taban Aylýðý; tarih ve 375 sayýlý KHK ile ihdas edilmiþ olup, 1000 gösterge rakamýnýn buna ait tespit edilen katsayý ile çarpýmý sonucu bulunan tutarý ifade etmektedir x Kendi katsayýsý Tazminat Aylýðý; En yüksek devlet memuru (Baþbakanlýk Müsteþarý) aylýðýnýn ek gösterge dahil brüt tutarýnýn ek göstergelere baðlý olarak ek 70inci (54345K) maddede belirtilen yüzde oranlarý tutarýdýr. ( ) x KTS X %oraný personelden tarihleri arasýnda, memuriyete geçmiþ olanlarýn kamu kuruluþlarýnda geçen yevmiyeli hizmetleri tarihi itibariyle kazanýlmýþ hak aylýðýnda deðerlendirilecektir tarih ve 4447 sayýlý Kanunun Geçici 3 üncü maddesi; Sosyal Sigortalar Kurumunda halen sözleþmeli olarak çalýþan personelden 1999 yýlý sonuna kadar memurluða geçmek için yazýlý olarak baþvuranlar, öðrenim durumlarýna göre yükselebilecekleri tavaný aþmamak kaydý ile 657 sayýlý Devlet Memurlarý Kanununun Ek Geçici 1, 2 ve 3 üncü maddesi hükümleri, 08/06/1984 tarihli ve 217 sayýlý Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 inci maddesinde sayýlan kuruluþlarda geçen hizmet süreleri de dikkate alýnarak derece ve kademeleri tesbit edilmek suretiyle boþ memur kadrolarýna intibak ettirilirler. hükmünü amirdir. Emekli Keseneði Esas Aylýðý: Bir kiþinin emeklilik kesenek ve karþýlýklarýnýn hesabýnda esas alýnan derece ve kademe ile diðer tüm unsurlar (ek gösterge, taban aylýðý, kýdem aylýðý ve tazminat tutarlarý) toplamýdýr. Emekli Keseneðine esas alýnan derece ve kademe; Kazanýlmýþ Hak Aylýðý nýn tespitinde deðerlendirilen sürelerin yaný sýra, SSK ya, Bað- Kur a ve yurtdýþýnda sosyal güvenlik sözleþmesi yapýlan ülkelerde prim ödemek suretiyle geçen sürelerle, yurtdýþýnda geçen ve çeþitli kanunlarla borçlandýrýlan sürelerin deðerlendirilmesi suretiyle tespit edilmektedir. Kazanýlmýþ Hak Aylýk Derece ve Kademelerine Ýlâve Olarak Kademe veya Derece Verilecek Durumlar: Avukatlýk stajýný açýkta iken yapanlara iki, memuriyette iken yapanlara bir kademe ilerlemesi uygulanýr. 657 Sayýlý Kanunun 37 inci maddesindeki son altý yýllýk sicil notu ortalamasý doksan ve daha yukarý olanlardan son sicil notu olumlu bulunanlarýn kazanýlmýþ hak aylýklarý kadro þartý aranmaksýzýn bir üst dereceye yükseltilir. Þartý, 6111 sayýlý Torba Yasa ile "son sekiz yýllýk süre içinde herhangi bir disiplin cezasý almayanlarýn" þeklinde yeniden düzenlenmiþtir. Dört yýl süreli yüksek öðrenimi bitirenlerden Yüksek Mühendis, Mühendis, Yüksek Mimar, Mimar sýfatýný almýþ olanlarýn; öðrenimlerine göre tespit edilen giriþ derece ve kademelerine bir derece. Beþ yýl süreli yüksek öðrenimi bitirenlerden Yüksek Mühendis, Mühendis, Yüksek Mimar, Mimar sýfatýný almýþ olanlarýn; öðrenimlerine göre tespit edilen giriþ derece ve kademelerine bir derece. Memurluða girmeden önce veya memuri-yetleri sýrasýnda yüksek öðrenim üstü master derecesi almýþ olanlarla yüksek öðrenim kurumlarýndan en az bir yýl ilave öðrenim yaparak lisans üstü ihtisas sertifikasý alanlara bir kademe ilerlemesi, meslekleri ile ilgili öðrenim dallarýnda doktora yapanlara bir derece yükselmesi uygulanýr. Master derecesini alýp, bir kademe ilerlemesinden yararlanan memura, mesleði ile ilgili öðrenim dalýnda doktora yaptýðý taktirde iki kademe ilerlemesi uygulanýr. Memuriyette iken veya memuriyetten ayrýlarak üst öðrenimi bitirenler, ayný üst öðrenimi tahsile ara vermeden baþlayan ve normal süresi içinde bitirdikten sonra memuriyete giren emsallerinin ulaþtýklarý derece ve kademeyi aþmamak kaydýyla, bitirdikleri üst öðrenimin giriþ derece ve kademesine memuriyette geçirdikleri baþarýlý hizmet sürelerinin tamamý her yýl bir kademe, her üç yýl bir derece hesabýyla ilave edilmek suretiyle bulunacak derece ve kademeye yükseltilirler. Ortaokul ve dengi, lise ve dengi okullarýnýn normal öðrenim süresinden fazla olmasý halinde, baþarýlý her öðrenim yýlý için bir kademe ilerleme uygulanýr. Bunlardan teknik öðretim okullarý mezunlarýna meslekleri ile ilgili görevlerde çalýþmalarý halinde ayrýca bir kademe ilerlemesi daha verilir. Avukatlýk hizmetleri sýnýfýna girenlerin memuriyete girmeden önce veya memurluktan ayrýlarak serbest avukatlýkta geçirdikleri sürelerin ¾ ü memuriyette geçmiþ sayýlarak, bu sürelerin her yýlý bir kademe ilerlemesine ve her üç yýlý bir derece yükselmesine esas olacak þekilde deðerlendirilir. - Bu fýkraya göre; deðerlendirilecek hizmet süresinden sadece özel sektörde geçen süre 12 yýlý geçemez. Muvazzaf Askerlikte Geçen Sürelerin Kademe ve Derece Ýntibaklarýnda Deðerlendirilmesi sayýlý Kanun ve 458 SKHK ve 5289 sayýlý Kanun : tarihinden geçerli olarak yürürlüðe giren 2182 sayýlý (
47 ÝNCELEME tarihinden geçerli), Bilahare 457, 458 ve 459 sayýlý Kanun Hükmünde Kararnameler ( tarihinden geçerli), Son kez, 5289 sayýlý Kanun ( tarihinden geçerli) ile, 657 sayýlý kanun ve bu kanunun ek geçici maddelerine göre aylýk almakta olan personelin, kazanmýþ hak aylýklarýnýn bir defaya mahsus olmak üzere, öðrenim durumlarýna bakýlmaksýzýn ve kadro koþulu aranmaksýzýn bir üst derecenin ayný kademesine yükseltilmesi, alt kademede geçen sürenin yükseltildiði üst derecedeki kademede geçmiþ sayýlmasý öngörülmüþtür. Bu Kanunun uygulanmasý, hem emekli keseneðine esas aylýk derece ve kademeleri hem de kazanmýþ hak aylýk derece ve kademeleri üzerine bir derece eklenmek suretiyle yapýlmýþtýr. Sigortalý Hizmetlerin Emeklilik Keseneðine Esas Aylýklarda Deðerlendirilmesi: Sigorta Kanunlarýna tabi iþlerden sandýða tabi görevleri geçenlerin, 18 yaþýn dolumundan sonra sigorta primi ödemek suretiyle geçen hizmet sürelerinin emeklilik keseneðine esas aylýklarýnýn tespitinde dikkate alýnmasý saðlanmýþtýr. Bu nedenle, tüm çalýþmalarý sandýða tabi olarak geçenlerle, bir süre sigortalý görevlerde çalýþtýktan sonra sandýða tabi görevlere geçenler arasýnda E.K.E.A.lar yönünden eþitlik saðlanmasý amaçlanmýþtýr. 506 sayýlý Kanuna ve Sosyal Sigortalar Kurumuna prim ödemek suretiyle geçen sürelerle, çeþitli kanunlara göre bu kurumca borçlandýrýlan süreler, 506 Sayýlý Kanunun geçici 20 inci maddesine göre kurulan emekli sandýklarýna prim ödemek suretiyle geçen süreler, Bað-Kur a prim ödemek suretiyle geçen süreler, Sosyal Güvenlik sözleþmesi yapýlan ülkelerde prim ödemek suretiyle geçen süreler, (Sözleþmelerin yürürlük tarihinden) 2147 ve 3201 sayýlý kanunlara göre borçlandýrýlan yurtdýþýnda geçen hizmet süreleri, Personel Kanunlarýna göre aylýksýz izinli sayýlanlardan, aylýksýz izinli olarak geçen sürelerini Geçici 202 inci madde ve Ek 72 inci maddeye göre borçlananlarýn, borçlandýklarý ve süresi içerisinde kesenek ve kurum karþýlýklarýný yatýrdýklarý süreler ile daha önce 657 sayýlý Kanunun 108 inci maddesine göre ücretsiz izin alýp, yine süresi içerisinde kesenek ve kurum karþýlýklarýný ödedikleri süreler emeklilik yönünden eski derecelerinde deðerlendirilecektir. 18 inci yaþýn ikmalinden önce veya iþtirakçi olduklarý tarihteki tahsil derecelerinden daha aþaðý bir tahsil derecesinde sigorta primi ödemek suretiyle geçirdikleri süreler dikkate alýnmayacaktýr III. SONUÇ ÖRNEK: 1998 tarihinde Ýstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirerek, tarihleri arasýnda 1 yýl açýkta iken Av. Stajýný yaptýktan sonra serbet avukat olarak tarihleri arasýnda (776 Gün) topluluk sigortasýna tabi, tarihleri arasýnda (1.179 Gün) özel bir iþ yerinde SSK ya tabi olarak Avukat olarak çalýþtýktan sonra tarihinde sandýða tabi göreve baþlayan ilgilinin tarihi itibariyle intibakýnýn þu þekilde yapýlmasý gerekmektedir. Kazanýlmýþ Hak Aylýðý nýn Tespiti: arasý 776 Gün Topluluk Sigortasý ¾ ü: 582 gün arasý gün SSK Hizmeti ¾ ü: 884 gün Toplam Hizmeti: gün (4 Yýl 26 gün) 9/1 (Hukuk Fakültesi Mezunu ) 9/3 (Av. Stajýndan dolayý 2 kademe verileceðinden 9. derecenin 3. kademesinden iþe baþlayan kiþidir.) 7/1 (Topluluk Sigortasý + SSK da geçen hizmetlerinin deðerlendirilmesi ayný derece ve kademede 26 gün kýdemli) (11 ay 4 gün sonra kademe ilerlemesine hak edecek kiþidir.) (7/2 kademesine yükseltilecek kiþidir.) Emekli Keseneðine Esas Aylýðý nýn Tespiti: arasý 776 Gün Topluluk Sig. : 776 Gün arasý SSK Hizmeti: Gün Toplam Hizmeti: Gün (5 Yýl 5 Ay 5 Gün) 9/1 (Hukuk Fakültesi mezunu) 9/3 (Av. Stajýndan dolayý 2 kademe verileceðinden 9. derecenin 3. kademesinden iþe baþlayan kiþidir.) /2 (Topluluk Sigortasý + SSK da geçen hizmetlerinin deðerlendirilmesi ayný derece ve kademede 5 ay 5 gün kýdemli) (06 Ay 25 Gün sonra kademe ilerlemesine hak edecek kiþidir.) tarihinde Devlet Memurunun Kademe ilerlemesine ilþkin þartlarý taþýmasý halinde; 7. derecenin 3. kademesine yükseltilecektir. Sigorta Kanunlarýna tabi iþlerden sandýða tabi görevleri geçenlerin, 18 yaþýn dolumundan sonra sigorta primi ödemek suretiyle geçen hizmet sürelerinin emeklilik keseneðine esas aylýklarýnýn tespitinde dikkate alýnmasý saðlanmýþtýr. Bu nedenle, tüm çalýþmalarý sandýða tabi olarak geçenlerle, bir süre sigortalý görevlerde çalýþtýktan sonra sandýða tabi görevlere geçenler arasýnda E.K.E.A.lar yönünden eþitlik saðlanmasý amaçlanmýþtýr. Kaynakça Kanunlar: 657 Sayýlý Devlet Memurlarý Kanunu, 5434 Sayýlý Emekli Sandýðý Kanunu, 5289 Sayýlý Memurlar Ve Diðer Kamu Görevlilerine Bir Derece Verilmesi Hakkýnda Kanun, 5434 Sayýlý Emekli Sandýðý Kanunu Uygulamalarý Kitapçýðý 45
48 TMSF HABERLER Banka çözümlemede satýn alma ve üstlenme yöntemi; Purchase & Assumption: Turkey Case Sýrbistan a varlýk satýþý konusunda danýþmanlýk yapan Dünya Bankasý yetkilileri tarafýndan Türkiye uygulamalarýnýn incelenmesi tavsiye edilmiþtir. Sýrbistan Mevduat Sigorta Kurumu yetkilileri tarafýndan, Türkiye ile ülkeleri arasýnda bir Mutabakat Zaptý imzalanmasý yönünde giriþimlerde bulunulacaðý ifade edilmiþtir. Türkiye nin üyesi olduðu Avrupa Mevduat Sigortacýlarý Forumu (European Forum of Deposit Insurers-EFDI) tarafýndan Mayýs 2011 tarihlerinde Belgrad/Sýrbistan da Mevduat Sigorta Sistemleri ve Yatýrýmcýlarý Koruma Sistemlerinin Fonlanmasý: Fonlarýn Artýrýlmasý, Yönetimi ve Kullanýmý konulu bir konferans ile EFDI nin Yýllýk Toplantýsý gerçekleþtirilmiþtir. Söz konusu toplantýya, ülkemizi temsilen Sayýn Baþkanýmýz Þakir Ercan GÜL ün baþkanlýðýnda Strateji Geliþtirme Daire Baþkaný Haluk ERSOY ve Varlýk Yönetimi Daire Baþkanlýðý Grup Koordinatörü Ayla KÜÇÜKOÐLU KELEÞ den oluþan bir heyet iþtirak etmiþtir. EFDI üyesi ülkeler baþta olmak üzere, IMF, Avrupa Komisyonu, Avrupa Merkez Bankasý ve gözlemci statüsünde olan ülkelerden 100 ü aþkýn yetkilinin katýldýðý konferansta, Fonlama Prensipleri, Ýleri Düzey Yaklaþýmlar, Seçilmiþ Konular, Fonlarýn Yatýrýmý, Fonlarýn Kullanýmý konulu beþ panel düzenlenmiþtir. Son panelde, Varlýk Yönetimi Daire Baþkanlýðý Grup Koordinatörü Ayla KÜÇÜKOÐLU KELEÞ tarafýndan Türkiye nin banka çözümlemede baþarýyla uyguladýðý satýn alma ve üstlenme yöntemiyle ilgili Purchase & Assumption: Turkey Case baþlýklý bir sunum yapýlmýþtýr. Söz konusu sunum sonrasýnda Sýrbistan Mevduat Sigorta Kurumu tarafýndan Türkiye nin satýn alma ve üstlenme yöntemiyle ilgili tecrübeleri hakkýnda birçok teknik soru sorularak kurumlarýnýn büyük bir varlýk satýþý yapma aþamasýnda olduðu, kendilerine danýþmanlýk yapan Dünya Bankasý yetkilileri tarafýndan Türkiye uygulamalarýnýn incelenmesinin önemle tavsiye edildiði ve ülkemiz uygulamalarýný daha iyi anlamak üzere Kurumumuzu ziyaret etmek istedikleri belirtilmiþtir. Bu kapsamda, Eylül 2011 tarihleri arasýnda Sýrbistan Mevduat Sigorta Kurumu Baþkanýnýn da dahil olduðu beþ kiþilik heyet Kurumumuzu ziyaret etmiþtir. Söz konusu ziyaret programý, Sayýn Baþkanýmýz Þakir Ercan GÜL ve Baþkan Yardýmcýsý Rýdvan ÇABUKEL ile yapýlan üst düzey temaslarla baþlamýþ ve teknik düzeyde yapýlan sunumlarla devam etmiþtir. Program kapsamýnda, Fon ile ilgili genel bilgilerin aktarýlmasý sonrasýnda Fonun banka çözümleme çerçevesi ve tecrübesi, varlýk yönetimi ile varlýk çözümleme yöntem ve uygulamalarý hakkýnda detaylý sunumlar yapýlmak suretiyle ülkemiz tecrübeleri Sýrbistan heyetiyle paylaþýlmýþtýr. Söz konusu ziyaretin kendileri açýsýndan son derece faydalý olduðunu ifade eden Sýrbistan Mevduat Sigorta Kurumu yetkilileri tarafýndan, Türkiye ile ülkeleri arasýnda bilgi paylaþýmý ve iþbirliðini artýrmaya yönelik olarak bir Mutabakat Zaptý imzalanmasý konusunda giriþimde bulunulacaðý belirtilmiþtir. Ayla KÜÇÜKOÐLU KELEÞ Varlýk Yönetimi Daire Baþkanlýðý Grup Koordinatörü 46
49 TMSF HABERLER MEVCUT RÝSK ESASLI PRÝM SÝSTEMÝ Kredi kuruluþlarýnýn ödeyecekleri sigorta prim tutarlarýnýn hesaplanmasý ve tahsili iþlemleri hali hazýrda, Bankacýlýk Kanunu ile Fona verilen yetki kapsamýnda düzenlenen ve tarih ve sayýlý Resmi Gazete'de yayýmlanarak yürürlüðe giren Sigortaya Tabi Mevduat ve Katýlým Fonlarý ile Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonunca Tahsil Olunacak Primlere Dair Yönetmelik hükümlerine tabidir. Yeni tarife, tarihinde yapýlan deðiþiklikle son þeklini almýþ ve risk esaslý sigorta primleri 2009 yýlý baþýndan itibaren aþaðýdaki tarife çerçevesinde hesaplanmaya baþlanmýþtýr. Yeni tarife modeliyle, önceden beþ olan risk faktörü sayýsý on dörde çýkarýlarak, bir yandan sistemdeki bankalarýn risklilik düzeylerine daha duyarlý bir modelde prim ödemelerini saðlamak ve bankalarý aþýrý risk almaktan kaçýnmalarý konusunda teþvik etmek ihtiyacý giderilmiþ, diðer yandan mevduat sigorta sisteminin varoluþ amacýna daha iyi hizmet eden bir yapýya geçilmiþtir. Risk Kriterleri 1 Sermaye Yeterliliði Sermaye Yeterlilik Oraný - Konsolide - Solo - Ana sermaye Varlýk Sermaye Çarpaný 2 Aktif Kalitesi Grup Kredileri Oraný Takipteki Krediler Oraný Nakdi Kredi Yoðunluk Oraný Büyüme Oraný 3 Karlýlýk Karlýlýk Oraný Etkinlik Oraný 4 Likidite Serbest Sermaye Oraný Sigortalý Mevduat Oraný 5 Diðer Faktörler BDDK nýn Derecelendirme Notu Halka Açýklýk Oraný TOPLAM Risk faktörleri ve puanlarý Kredi kuruluþlarý, toplam puanlarýna göre A, B, C, ve D þeklindeki dört prim kategorisinden birisine dahil olmakta ve dahil olduklarý bu kategorilere göre onbinde 11 ile 19 arasýnda belirlenen prim oranlarý üzerinden sigorta primi ödemektedirler. Prim kategorileri ve prim oranlarý aþaðýdaki tabloda sunulmaktadýr. Toplam Puan > 85 > 70 ve < 85 > 50 ve < 70 < 50 Eþik Deðerler % % % % 8-15 % 1-3 % % % 5-3 % % % % Prim kategorisi A B C D Puan I. Grup 20 II. Grup 13 III. Grup Prim Oraný (onbinde) Prim kategorileri ve prim oranlarý Yapýlan Deðiþiklikler Uluslararasý geliþmeler ve bankacýlýk sektöründeki riskler dikkate alýnarak, risk esaslý sigorta prim tarifesinin belirli aralýklarla gözden geçirilmesi gerekmektedir. Yaþanan son küresel krizle birlikte öne çýkan risk unsurlarý ve sigorta prim tarifesinin etkinliðine yönelik yapýlan analiz sonuçlarý dikkate alýndýðýnda; mevcut tarife modelinin etkinliðinin artýrýlmasýna yönelik bir takým deðiþiklikler yapýlmasý gerektiði sonucuna varýlmýþtýr. Bu kapsamda Yönetmelik ile sigorta prim tarifesi ve diðer hususlarda getirilen deðiþiklik ve yenilikler aþaðýda belirtilmiþtir; Mevcut prim tarifesinde yer alan Serbest Sermaye Oraný ve Halka Açýklýk Oraný kriterlerinin risk ölçmedeki etkinliklerinin azaldýðý düþünüldüðünden, temel risk faktörleri arasýndan çýkartýlmýþtýr. Kýsa vadeli kaynak yapýsýnýn neden olduðu riskin dikkate alýnmasý amacýyla Mevduatýn- Katýlým Fonunun Ortalama Vadesi (Gün) risk faktörü eklenmiþtir. Buna göre, banka mevduatýnýn ortalama vadesi 70 gün ve üzeri ise 5 puan; 50 gün ve üzeri ise 3; diðer durumlarda sýfýr puan alacaktýr. Global kriz sonrasýnda uluslararasý alanda tartýþmaya konu olan büyük bankalarýn ilave prim maliyet üstlenmesine paralel olarak Büyüklük Faktörü kriteri sigorta prim tarifesine ilave edilmiþtir. Büyüklük faktörü, aktif, gayri nakdi kredi ve yükümlülükler ile taahhütler toplamý (cayýlabilir taahhütler hariç) olarak tanýmlanmýþtýr. Büyüklük faktörü 120 miyar TL ve üzeri olan kredi kuruluþlarý için onbinde 2 (iki), Büyüklük faktörü 50 milyar TL (dahil) ile 120 milyar TL arasý olan kredi kuruluþlarý için onbinde 1 (bir) ilave sigorta prim oraný belirlenecektir. Mevcut prim tarifesinde yer alan, Karlýlýk Oraný ve Sigortalý Mevduat-Katýlým Fonu Oraný risk faktörlerine ait eþik deðerler bankacýlýktaki geliþme ve beklentilere paralel olarak deðiþtirilmiþtir. Risk faktörlerinde ve eþik deðerlerinde yapýlacak deðiþikliklerin etkileri dikkate alýnarak, prim kategorilerinin belirlenmesinde kullanýlan banka toplam puanlarýna iliþkin eþik deðerler deðiþtirilmiþtir. Buna göre, 100 puan üzerinden yapýlan deðerlendirmede 80 ve üzeri olan bankalar on binde 11; arasýndaki bankalar onbinde 13; arasýndaki bankalar onbinde 15; diðerleri ise onbinde 19 oranýna tabi olacaktýr. Bankacýlýk sektöründe, zaman içinde öne çýkan ve sigorta prim tarifesinde yer verilmeyen risk unsurlarýnýn dikkate alýnabilmesi amacýyla Diðer Bilgiler risk faktörü getirilmiþtir. Deðiþikliðin Etkileri Büyüklük faktörü, bankalarýn prim yükümlülüklerini artýrýrken; eþik deðerlerde deðiþiklik yapmak suretiyle bankalarýn toplam maliyetinin daha az artmasý saðlanmýþtýr. Banka puanýnda 85 olan deðerin 80 e; 70 olan deðerin 65 e çekilmesi bu etkinin azaltýlmasýný saðlamýþtýr. Diðer taraftan, Karlýlýk Oraný ve Sigortalý Mevduat-Katýlým Fonu Oraný risk faktörlerine ait eþik deðerlerin deðiþtirilmesi de azalmaya kaktý etmiþtir. Nihai olarak; yapýlan deðiþiklikler, bankacýlýk sektörünün 3 aylýk prim yükümlülüðüne yaklaþýk olarak % 8 lik ilave maliyet getirmektedir. Bu rakamsal olarak yaklaþýk 16 milyon TL ilave bir maliyet getirmektedir. Mart 2011 dönemi esas alýndýðýnda, bu bankalarýn ödediði prim tutarý 211 milyon TL den 227 milyon TL ye çýkmaktadýr. Uluslararasý geliþmeler ve bankacýlýk sektöründeki riskler dikkate alýnarak, risk esaslý sigorta prim tarifesinin belirli aralýklarla gözden geçirilmesi gerekmektedir. Yaþanan son küresel krizle birlikte öne çýkan risk unsurlarý ve sigorta prim tarifesinin etkinliðine yönelik yapýlan analiz sonuçlarý dikkate alýndýðýnda; mevcut tarife modelinin etkinliðinin artýrýlmasýna yönelik bir takým deðiþiklikler yapýlmasý gerektiði sonucuna varýlmýþtýr. 47
50 DÜNYADAN HABERLER Yücel Vural Fon Uzmaný Strateji Geliþtirme Daire Baþkanlýðý Uluslararasý Mevduat Sigortacýlarý Birliði (IADI) tarafýndan 6-8 Temmuz 2011 tarihlerinde Tiran- Arnavutluk da düzenlenen Mevduat Sigortacýlýðýnda Asli Prensipler konulu eðitim programý düzenlenmiþtir. Kurumumuz aktif katýlým saðlamýþtýr Temmuz ayýnda; Uluslararasý kredi derecelendirme kuruluþu Moody s, Temmuz ayýnda Portekiz'in Baa1 olan kredi notunu 4 basamak birden düþürerek Ba2 ye indirmiþtir. Bu, ülkenin kredi notunun çöp seviyesine indirildiði anlamýna geliyor. Moody s kredi notlarýna iliþkin görünümü ise negatif olarak belirlemiþtir. Avrupa Merkez Bankasý, Temmuz ayýnda ECB % 1,25 olan gösterge faizini çeyrek puan artýrarak % 1,5 seviyesine çýkarýrken, Ýngiltere % 0,5 seviyesinde býrakmýþtýr. Ýngiltere Merkez Bankasý Para Politikasý Kurulu, artan enflasyon kaygýlarýna raðmen piyasalarýn beklentileri doðrultusunda % 0,5 olan gösterge faiz oranýnda deðiþikliðe gitmemiþtir. Moody s Ýrlanda nýn notunu Baa3'ten Ba1' çekip yatýrým yapýlamaz seviyesine düþürmüþtür. Ýrlanda'nýn kredi notunu bir basamak düþürerek "yatýrým yapýlamaz" seviyeye çeken Moody's, ülkenin 2013 sonunda daha fazla dýþ yardýma ihtiyaç duyabileceði uyarýsýnda da bulunmuþtur. Fitch, Yunanistan'ýn kredi notunu 3 basamak birden düþürmüþtür. Kuruluþtan yapýlan açýklamada, "B " olan uzun vadeli kredi notunun 3 basamak düþürülerek "CCC" olarak belirlendiði, kredi notunun görünümünün ise "negatif" olduðu bildirilmiþtir. Çin yýlýn ilk yarýsýnda geçen yýlýn ayný dönemine göre % 9,6 büyüme kaydetmiþtir. Ulusal Ýstatistik Bürosu'nun açýklamasýna göre yýlýn ilk çeyreðindeki %9,7 oranýndaki büyüme ikinci çeyrekte %9,5'e gerilemiþtir. Çin'in GSYH si yýlýn ilk 6 ayýnda 20,446 Trilyon Yuana (3,146 trilyon ABD Dolarý) ulaþmýþtýr. Çin, Temmuz ayýnda 31.5 milyar dolarlýk ticaret fazlasý vermiþtir. Çin'in ticaret fazlasý 2 yýlýn en yüksek seviyesine çýkarken, ihracat da rekor kýrdý. Çin'de ihracat %20,4 büyürken, ithalat da %22,9 artýþ kaydetmiþtir. Euro Bölgesi'nde bir önceki ay %2,7 düzeyindeki enflasyon oraný Temmuz'da % 2,5'e gerilemiþtir.ab istatistik kurumu Eurostat'ýn verilerine göre, Euro enflasyonu Nisan ayýnda %2,8'e kadar týrmandýktan sonra düþüþe geçmiþtir. 27 üyeli AB'nin ortalama enflasyon oraný ise Haziran ayý itibarýyla %3,1 düzeyinde bulunmaktadýr. Öte yandan AB Komisyonu, Euro Bölgesi'nde ekonomik güven endeksinin bir önceki ay 105,4 puandayken Temmuz'da 103,2 puana gerilediðini duyurmuþtur. Aðustos ayýnda; Uluslararasý kredi derecelendirme kuruluþu Standart & Poor's Amerika Birleþik Devletlerinin "AAA" olan kredi notunu "AA+"ya çekti. Kredi not görünümünü ise ''negatif'' olarak belirlemiþtir. Bu kararýn, hükümetin bütçe açýklarý ve artan borç yükünden dolayý alýndýðý kaydedilmiþtir. Fransa Ulusal Ýstatistik Ofisi'nin (Insee) açýkladýðý verilere göre, bu yýlýn ilk çeyreðinde % 0,9 büyüyen GSYH deki artýþ oraný ikinci çeyrekte bir önceki çeyreðe göre % 0'da kalmýþtýr. Ýngiltere'de Haziran 2011'e kadar olan üç aylýk dönemde iþsizlerin sayýsý 38 bin kiþi artarak, 2 Milyon 490 Bin Kiþiye ulaþmýþtýr.ülkenin Ulusal Ýstatistik Kurumundan (ONS) yapýlan açýklamaya göre, iþsizlik oraný bu dönemde %7,9'a çýkmýþtýr. Bu oranýn Þubat 2010'dan bu yana görülen en yüksek oran olduðuna dikkati çekilirken, devlet yardýmý alan iþsizlerin sayýsý da 37 Bin 100 Kiþi artarak, 1 Milyon 560 Bin Kiþiye ulaþtýðý belirtilmiþtir. Kore Mevduat Sigorta Fonu ile imzalanmýþ olan iþbirliði anlaþmasý çerçevesinde, Kore Mevduat Fonundan bir kiþi 3 hafta süre ile Kurumumuzda çalýþmalarda bulunmuþtur. Kendisine, Kurumumuz faaliyetleri ile ilgili bilgiler aktarýlmýþ olup çalýþma arkadaþlarýmýzla bire bir çalýþma fýrsatý olanaðý oluþturulmuþtur. 48
51 TÜRKÝYE DEKÝ TASARRUF MEVDUATI HESAPLARININ SÝGORTALANMASINA ÝLÝÞKÝN SORULAR ve CEVAPLAR Tasarruf Mevduatý ve Katýlým Fonu sigortasý nedir? Tasarruf mevduatý ve katýlým fonu sigortasý, mevduat ve katýlým fonu toplamaya yetkili mevduat ve katýlým bankalarýnýn (kredi kuruluþlarýnýn) Bankacýlýk Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafýndan faaliyet izinlerinin kaldýrýlmasý durumunda, mevduat ve katýlým fonu hak sahiplerinin maruz kalacaðý kayýplarýn devlet veya bu amaçla kurulmuþ özel bir kurum tarafýndan kýsmen ya da tamamen ödenmesinin garanti edilmesidir. Türkiye'de mevduatýn ve katýlým fonlarýnýn sigortalanmasý yetki ve görevi kamu tüzel kiþiliðini haiz Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonu'na (TMSF) aittir. Türkiye'de hangi bankalar mevduat ve katýlým fonu sigorta sistemine dahildir? Türkiye'de faaliyet gösteren, mevduat ve katýlým fonu kabulüne yetkili yerli ve yabancý tüm kredi kuruluþlarý ile merkezi yurt dýþýnda bulunan kredi kuruluþlarýnýn Türkiye'deki þubelerinde bulunan mevduat ve katýlým fonlarý sigorta sistemine dahildir. Tasarruf mevduatý ve katýlým fonuna iliþkin sigorta primleri kim tarafýndan ödenir? Tasarruf mevduatý ve katýlým fonuna iliþkin sigorta primleri ilgili kredi kuruluþu tarafýndan TMSF'ye ödenir. Türkiye'de tüm mevduatlar ve katýlým fonlarý sigorta kapsamýnda mýdýr? Türkiye'de faaliyet gösteren bir kredi kuruluþunun yurt içi þubelerinde gerçek kiþiler adýna açýlmýþ olan ve münhasýran çek keþide edilmesi dýþýnda ticari iþlemlere konu olmayan Türk Lirasý, döviz ve kýymetli maden cinsinden; a) Tasarruf mevduatý hesaplarýnýn anaparalarý ile bu hesaplara iliþkin faiz reeskontlarý toplamýnýn, b) Katýlma hesaplarý birim hesap deðerleri ve özel cari hesaplarýn, 50 bin TL'ye (ellibin TL) kadar olan kýsmý sigorta kapsamýndadýr. Yurt dýþýnda yaþayan kiþilerin mevduatlarý veya katýlým fonlarý sigorta kapsamýnda mýdýr? Yurt dýþýnda yaþayan yerli ya da yabancý gerçek kiþilere ait yurt içi þubelerde bulunan tasarruf mevduatý hesaplarýnýn anaparalarý ile bu hesaplara iliþkin faiz reeskontlarý toplamý, katýlma hesaplarý birim hesap deðerleri ve özel cari hesaplarý sigorta kapsamýndadýr. Türkiye'de faaliyet gösteren kredi kuruluþlarýnýn yurt dýþý þubelerinde açýlan mevduat, katýlma ya da özel cari hesaplarý sigorta kapsamýna dahil midir? Bir gerçek kiþinin birden fazla bankada hesabý bulunmakta ise, her bir bankadaki hesap veya hesaplarýnýn, belirtilen limite kadar olan kýsýmlarý (limitler her bir banka için ayrý ayrý geçerli olmak üzere) garanti kapsamýndadýr. Ticari hesaplar sigorta kapsamýnda mýdýr? Gerçek veya tüzel kiþiler adýna açýlan ticari iþlemlere konu olan hesaplar (münhasýran çek keþide edilmesi hariç) sigorta kapsamýnda deðildir. Kýyý Bankacýlýðý (Off-Shore) faaliyetinde bulunan kredi kuruluþlarýnda açýlan hesaplar sigortaya tabi midir? Kýyý Bankacýlýðý (Off-Shore) faaliyetinde bulunan kredi kuruluþlarýnda açýlan hesaplar sigorta kapsamýnda deðildir. Türkiye'de faaliyet gösteren mevduat ve katýlým fonu kabulüne yetkili bulunan kredi kuruluþlarý, yurt dýþýnda kurulu ortaklýklarý, baþka banka veya finansal kuruluþlar adýna Türkiye'de ikamet eden kiþilerden mevduat veya katýlým fonu kabul edebilirler mi? Türkiye'de faaliyet gösteren mevduat ve katýlým fonu kabulüne yetkili bulunan kredi kuruluþlarý yurt dýþýnda kurulu ortaklýklarý, baþka banka veya finansal kuruluþlar adýna Türkiye'de ikamet eden kiþilerden mevduat veya katýlým fonu kabul etmeleri, evrak ya da cüzdan bulundurmalarý, personel istihdam etmeleri, bu kuruluþlarýn reklamýný yaptýrmak suretiyle müþterilerini anýlan kuruluþlara yönlendirmeleri, bu ve benzeri yöntemler kullanarak yurt dýþýnda kurulu kuruluþlar adýna mevduat ve katýlým fonu kabul etmeleri yasaktýr.. Mevduat ve katýlým fonu sigortasýna tabi olmayan diðer hesaplar hangileridir? 5411 sayýlý Bankacýlýk Kanunu'nun 63 üncü maddesinin üçüncü fýkrasý uyarýnca, tarihli ve sayýlý Resmi Gazete'de yayýnlanan Sigortaya Tabi Mevduat ve Katýlým Fonlarý ile Tasarruf Mevduatý Sigorta Fonunca Tahsil Olunacak Primlere Dair Yönetmeliðin 5 inci maddesi uyarýnca; a) Kredi kuruluþunun hakim ortaklarý ile bunlarýn ana, baba, eþ ve velayet altýndaki çocuklarýna ait mevduat ve katýlým fonu ile diðer hesaplar, b) Kredi kuruluþunun yönetim veya müdürler kurulu baþkan ve üyeleri, genel müdür ve yardýmcýlarý ile bunlarýn ana, baba, eþ ve velayet altýndaki çocuklarýna ait mevduat ve katýlým fonu ile diðer hesaplar, c) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayýlý Türk Ceza Kanunu'nun 282 nci maddesindeki suçtan kaynaklanan malvarlýðý deðerleri kapsamýna giren mevduat ve katýlým fonu ile diðer hesaplar sigortaya tabi deðildir. Kredi kuruluþlarý tarafýndan satýþýna aracýlýk edilen devlet tahvili, hazine bonosu, yatýrým fonu gibi yatýrým araçlarý sigorta kapsamýnda mýdýr? Kredi kuruluþlarý tarafýndan satýþýna aracýlýk edilen devlet tahvili, hazine bonosu, yatýrým fonu gibi yatýrým araçlarý TMSF'nin sigorta kapsamýnda deðildir. Serbest bölgelerde kurulu kredi kuruluþlarýnda bulunan mevduat, katýlým ya da özel cari hesaplar sigorta kapsamýnda mýdýr? Serbest bölgelerdeki bankacýlýk faaliyetlerinin 5411 sayýlý Bankacýlýk Kanunu kapsamýnda bulunmasýndan hareketle, kredi kuruluþlarýnýn serbest bölgelerdeki þubeleri nezdindeki hesaplarý da sigorta kapsamýndadýr. TMSF tarafýndan bankacýlýk faaliyetine devam etmekte olan bir kredi kuruluþundaki mevduat/katýlým fonu ile ilgili olarak sigorta kapsamýnda ödeme yapýlýr mý? TMSF, 5411 sayýlý Kanunun 63 üncü maddesinin altýncý fýkrasý uyarýnca yalnýzca faaliyet izni kaldýrýlan kredi kuruluþlarý nezdinde bulunan ve doðruluðu hiçbir þüpheye yer vermeyecek þekilde kanýtlanan mevduat ve katýlým fonunun sigorta kapsamýndaki kýsmýný öder.
52 Sigorta kapsamýnda yapýlacak ödemeler, mevduat bankasýnýn faaliyet izninin kaldýrýlmasý halinde Türk Lirasý olarak yapýlýr. Sigorta kapsamýnda ödenecek tutar belirlenirken tasarruf mevduatý hesaplarýnýn anapara ve faiz reeskontlarý toplamý dikkate alýnýr. Döviz ve kýymetli maden cinsinden mevduat hesaplarýnýn Türk Lirasý karþýlýklarý, mevduat bankasýnýn faaliyet izninin kaldýrýldýðý tarihteki Merkez Bankasý döviz alýþ kurlarý ve Ýstanbul Altýn Borsasý seans kapanýþ fiyatý (kýymetli maden cinsinden hesaplar için) esas alýnarak belirlenir.
MEVDUAT SÝGORTA SÝSTEMÝNÝN GÖZDEN GEÇÝRÝLMESÝ
BÝLÝMSEL YAYIN ORGANI TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU TMSF yýl: 7 sayý: 31 Ekim-Kasým-Aralýk 2012 MEVDUAT SÝGORTA SÝSTEMÝNÝN GÖZDEN GEÇÝRÝLMESÝ Þakir Ercan GÜL, Sayfa 3 te FONUN UYGULADIÐI TAKÝP HUKUKU
KREDÝLÝ MENKUL KIYMET ÝÞLEMLERÝ ÇERÇEVE SÖZLEÞMESÝ
SANKO KREDÝLÝ MENKUL KIYMET ÝÞLEMLERÝ ÇERÇEVE SÖZLEÞMESÝ TARAFLAR Bir tarafta, SANKO MENKUL DEÐERLER A.Þ. (Bundan sonra ARACI KURUM olarak anýlacaktýr.) ile diðer tarafta.... bundan sonra kýsaca MÜÞTERÝ/LER
BÝLÝMSEL YAYIN ORGANI TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU TMSF yýl:2 sayý:17 Nisan-Mayýs-Haziran 2008 SOYGUNU GÖRMEK ÝÇÝN PERDENÝN ARKASINA BAKALIM Ahmet ERTÜRK, Sayfa 3 te 1. ULUSLARARASI TÝCARET HUKUKU SEMPOZYUMU
Çek Kanunu neleri getiriyor? Gönderen : abana - 21/03/2010 15:39
Çek Kanunu neleri getiriyor? Gönderen : abana - 21/03/2010 15:39 Çek Kanunu'nun hangi yenilikleri getirdiðini biliyormuyuz 1- KANUNUN AMAÇ VE KAPSAM Çek kanununun amaç ve kapsamý 1. maddesinde Bu Kanunun
BAZI VARLIKLARIN MÝLLÝ EKONOMÝYE KAZANDIRILMASI HAKKINDA KANUNA ÝLÝÞKÝN GENEL TEBLÝÐ Çarþamba, 17 Aralýk 2008
BAZI VARLIKLARIN MÝLLÝ EKONOMÝYE KAZANDIRILMASI HAKKINDA KANUNA ÝLÝÞKÝN GENEL TEBLÝÐ Çarþamba, 17 Aralýk 2008 1 SERÝ NOLU 5811 SAYILI BAZI VARLIKLARIN MÝLLÝ EKONOMÝYE KAZANDIRILMASI HAKKINDA KANUNA ÝLÝÞKÝN
GİRİŞ I. BELİRSİZ ALACAK DAVASI
GİRİŞ 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun getirdiği en önemli yeniliklerden biriside, Hukuk Muhakemeleri Kanunun Belirsiz Alacak ve Tespit Davası başlıklı 107.
B Ý L Ý M S E L Y A Y I N TMSF yýl:6 sayý:28 Ekim - Kasým - Aralýk 2011 TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU O R G A N I TMSF VE FAALÝYETLERÝNÝN GENEL OLARAK DEÐERLENDÝRÝLMESÝ Þakir Ercan GÜL, Sayfa 3 te 5237
TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU. Büyükdere Caddesi No:143 Esentepe/ÝSTANBUL Tel.: (212) 340 22 00 Faks: (212) 288 53 35 www.tmsf.org.
TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU Büyükdere Caddesi No:143 Esentepe/ÝSTANBUL Tel.: (212) 340 22 00 Faks: (212) 288 53 35 www.tmsf.org.tr Proje Ekibi Proje Lideri: Ahmet MUTLU Hazýrlayanlar: Raf Temizliði
ÝÞE ÝADE EDÝLEN ÝÞYERÝ SENDÝKA TEMSÝLCÝSÝNÝN ÝÞE BAÞLADIÐI TARÝHE KADAR BOÞTA GEÇEN DÖNEMÝ SÝGORTALILIK SÜRESÝ OLARAK DEÐERLENDÝRÝLEBÝLÝR MÝ?
Doç. Dr. Haluk Hadi SÜMER 1963 yýlýnda Konya da doðmuþtur. 1984 yýlýnda Ýstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi nden mezun olmuþtur. Ayný yýl Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi nde Araþtýrma Görevlisi olarak
1. BÖLÜM HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU BİRİNCİ KISIM:
İÇİNDEKİLER Sayfa Önsöz 7 İçindekiler 9 Kısaltmalar Cetveli 15 Hukuk Muhakemeleri Kanununun Genel Gerekçesi 19 6100 sayılı HMK ile 1086 sayılı HUMK Maddeleri Karşılaştırma Tablosu 33 HMK nu Değiştiren
İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR... XIX
İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR... XIX 1- GİRİŞ... 1 I. Medenî Usul Hukukunun Konusu... 2 II. Medenî Usul Hukukunun Amacı... 3 III. Medenî Usul Hukukunun Tarihî Gelişimi ve Bugünkü
T.C YARGITAY 9.HUKUK DAÝRESÝ Esas No : 2006/1894 Karar No : 2006/20663 Tarihi : 12.07.2006 KARA ÖZETÝ : NAKÝL HALÝNDE KIDEM TAZMÝNATI
Yargýtay Kararlarý vereni ibra ettiðini bildirdiðinden, izin ücreti yönünden davacý davalý þirketi ibra etmiþ bulunmaktadýr. Bu ibraname sebebi ile izin ücreti alacaðýnýn reddi gerekirken yazýlý þekilde
ORTAK SORUMLULUK TMSF BÝLÝMSEL YAYIN ORGANI SINIR ÖTESÝ BANKALARIN ÇÖZÜMLENMESÝNDE YEREL ALACAKLILARIN KORUNMASI SANAL PARA: BÝTCOÝN
BÝLÝMSEL YAYIN ORGANI TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU TMSF yýl: 9 sayý: 36 Ocak-Þubat-Mart 2014 ORTAK SORUMLULUK Þakir Ercan GÜL, Sayfa 3 te MEVDUAT SÝGORTASI VE PÝYASA DÝSÝPLÝNÝ ÝLÝÞKÝSÝ ÇERÇEVESÝNDE TÜRKÝYE
GENEL EKONOMÝK VERÝLER MERKEZÝ YÖNETÝM BORÇ VERÝLERÝ
BÝLÝMSEL YAYIN ORGANI TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU TMSF yýl:2 sayý:15 Ekim-Kasým-Aralýk 2007 KATILIM BANKACILIÐINDA MEVDUAT SÝGORTA SÝSTEMÝ ve TÜRKÝYE ÖRNEÐÝ Sayfa 3 te MEVDUAT SÝGORTA REZERVÝNDE ÜLKE
BÝLÝMSEL YAYIN ORGANI TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU TMSF yýl:2 sayý:18 Temmuz-Aðustos-Eylül 2008 Ahmet ERTÜRK, Sayfa 3 te GLOBAL KRÝZÝN RÝSK YÖNETÝMÝ PERSPEKTÝFÝNDEN DEÐERLENDÝRÝLMESÝ MEVDUAT SIGORTACILIÐI
6100 SAYILI MUHUK MUHAKEMELERİ KANUNU NDA DAVA ÇEŞİTLERİ
6100 SAYILI MUHUK MUHAKEMELERİ KANUNU NDA DAVA ÇEŞİTLERİ I) GENEL AÇIKLAMA 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu (HMK) 105 ve 113 üncü maddelerde sekiz dava türü tanımlanmıştır. 1086 sayılı HUMK ta bu tanımlamaların
Prof. Dr. Süha TANRIVER Doç. Dr. Emel HANAĞASI
Prof. Dr. Süha TANRIVER Doç. Dr. Emel HANAĞASI Bu doküman eğitim amacıyla hazırlanmış ve öğrenciye verilmiştir. İzinsiz çoğaltılması ve satılması halinde gerekli cezaî ve hukukî yollara başvurulacaktır.
yargýtay kararlarý T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAÝRESÝ YARGITAY ÝLAMI ESAS NO : 2002/6042 KARAR NO : 2002/6339 KARAR TARÝHÝ : 17.04.
yargýtay kararlarý ESAS NO : 2002/6042 KARAR NO : 2002/6339 KARAR TARÝHÝ : 17.04.2002 : ÝÞVERENÝN HÝZMET AKDÝNÝ HAKLI NEDENLE FESHÝ Grev devam ettiði sýrada davacýnýn iþyerine gelen servis aracýna girerek,
HUKUK T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAÝRESÝ
ESAS NO : 2001/3922 KARAR NO : 2001/7383 KARAR TARÝHÝ : 30.04.2001 HUKUK KARAR ÖZETÝ : TEÞMÝL Davalýya ait Basýn iþkoluna giren iþyeri için teþmil kararý, 21.12.1995 tarihli Resmi Gazete'de yayýnlanmýþ
Ekler: Nakit Kredi Taahhütnamesi Sözleşme Öncesi Bilgi Formu (4 sayfa) Nakit Kredi Uygulama Esasları Hakkında Prosedür
.. A.Ş. Sn..( Müteselsil Kefil) Sn...( Müteselsil Kefil) Bankamız ile.. A.Ş arasındaki kredi ilişkisi çerçevesinde, ekte sizinle yapmayı arzu ettiğimiz Nakit Kredi Taahhütnamesinin bir örneği ve bu Taahhütnamenin
İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM TÜRK HUKUKUNDA FAİZ
İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM TÜRK HUKUKUNDA FAİZ A- FAİZ KAVRAMI VE HUKUKİ NİTELİĞİ...15 [- Faiz Kavramı...15 II- Faizin Hukuki Niteliği...15 1- Faizin Asıl Alacağa Bağlı Olması... 16 2- Faizin Asıl Alacaktan
Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 2010
Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 2010 T.C. Resmi Gazete Yayın Tarihi 24 Aralık 2009 PERŞEMBE Sayı : 27442 GENEL HÜKÜMLER Konu ve kapsam MADDE 1 (1) Bütün hukuki yardımlarda avukat
Staja Baþlama Ticaret Hukuku Çýkmýþ Soru ve Cevap Gönderen : guliz - 12/05/2009 12:31
Staja Baþlama Ticaret Hukuku Çýkmýþ Soru ve Cevap Gönderen : guliz - 12/05/2009 12:31 TÝCARET HUKUKU - 1-Aþaðýdakilerden hangisi Ticaret Sicili Tüzüðüne göre, ticari iþletmenin genel unsurlarýndan biri
Türkiye Adalet Akademisi HMK Toplantısı
Türkiye Adalet Akademisi HMK Toplantısı HMK da GENEL HÜKÜMLERH Prof. Dr. Muhammet ÖZEKES Bu bir eğitim materyali olup, izinsiz kullanılması, çoğaltılması, atıf yapılmadan yararlanılması halinde gerekli
İCRA VE İFLÂS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN. Kanun No. 5311 Kabul Tarihi : 2.3.2005
İCRA VE İFLÂS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN Kanun No. 5311 Kabul Tarihi : 2.3.2005 MADDE 1.- 9.6.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 10/a maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki
VERGİ SİRKÜLERİ NO: 2014/77. 6545 Sayılı Kanunla Vergi Yargılamasına ve Ticaret Mahkemelerine İlişkin Getirilen Yenilikler
DRT Yeminli Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetim A.Ş. Nurol Maslak Plaza Ayazağa Mah. Büyükdere Cad. A ve B Blok No:255-257 Kat:5 Maslak/İstanbul, Türkiye Tel: + 90 (212) 366 60 00 Fax: + 90 (212) 366 60
Amaç Madde 1-Bu Kanunun amacı finansman sağlamaya yönelik finansal kiralamayı düzenlemektir.
6. FİNANSAL KİRALAMA KANUNU Kanunun tam adı : Finansal Kiralama Kanunu Kanun No. : 3226 Kabul Tarihi : 10 Haziran 1985 Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 28 Haziran 1985 / 18795 BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER
2008-14 Ýþverenlerin SSK Yüklerini Azaltan Kanun
2008-14 Ýþverenlerin SSK Yüklerini Azaltan Kanun Ýstanbul, 22 Mayýs 2008 Sirküler Sirküler Numarasý : Elit - 2008/14 Ýþverenlerin SSK Yükleri Azaltýldý 1) Genel Bilgi: Bilindiði üzere, istihdam maliyetlerinin
Prof. Dr. Zehra ODYAKMAZ Ümit KAYMAK İsmail ERCAN THEMIS İDARİ YARGI
Prof. Dr. Zehra ODYAKMAZ Ümit KAYMAK İsmail ERCAN THEMIS İDARİ YARGI İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM İdarenin Denetlenmesi I. GENEL OLARAK...1 II. YARGI DIŞI DENETİM...2 A. İdari Denetim...2 1. Genel İdari Denetim...2
SGK Deneme sýnavý 2 Gönderen : total - 17/02/2009 10:01
SGK Deneme sýnavý 2 Gönderen : total - 17/02/2009 10:01 107. 2821 sayýlý Kanununa göre, iþe yeni giren bir iþçi "Bölge Çalýþma Müdürlüðü'ne" en geç izleyen ayýn kaçýnda bildirilir? a. 15'inde b. 20'sinde
DANIÞMANLIK TEDBÝRÝ KARARLARININ UYGULAMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLÝÐ Perþembe, 30 Ekim 2008
DANIÞMANLIK TEDBÝRÝ KARARLARININ UYGULAMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA TEBLÝÐ Perþembe, 30 Ekim 2008 25 Ekim 2008 CUMARTESÝ Resmî Gazete Sayý : 27035 TEBLÝÐ Taþpýnar Muhasebe Devlet Bakanlýðý, Milli Eðitim
A. SULH HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖRÜLEN DAVALAR
Avukatlık Ücreti Peşin Ödenir. K.D.V. ayrıca eklenir. A. SULH HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖRÜLEN DAVALAR 1 Mirasçılık Belgesinin Alınması 900,00 TL. 2 Tahliye Davaları 3 Kat Mülkiyeti Kanunundan Kaynaklanan
STAJ YÖNETMELÝÐÝ Gönderen : guliz - 17/11/2008 19:18
STAJ YÖNETMELÝÐÝ Gönderen : guliz - 17/11/2008 19:18 Konu: Staj Yönetmeliði Gönderim Zamaný: 21-Mart-2007 Saat 09:41 TÜRKÝYE SERBEST MUHASEBECÝ MALÝ MÜÞAVÝRLER VE YEMÝNLÝ MALÝ MÜÞAVÝRLER ODALARI BÝRLÝÐÝ
2 Temmuz 2011 Staja baþlama sorularý ve cevaplarý Gönderen : guliz - 05/07/2011 16:30
2 Temmuz 2011 Staja baþlama sorularý ve cevaplarý Gönderen : guliz - 05/07/2011 16:30 2 TEMMUZ 2011 SMMM STAJA BAÞLAMA SINAVININ SORU VE CEVAPLARI 1) / 129 ÞÜPH. TÝC ALACAK KARÞ. 128 ÞÜPH.TÝC.ALAC. Cevap:
Dr. Ayşe KÖME AKPULAT İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Anabilim Dalı İŞ MAHKEMELERİNDE YARGILAMANIN ÖZELLİKLERİ
Dr. Ayşe KÖME AKPULAT İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Anabilim Dalı İŞ MAHKEMELERİNDE YARGILAMANIN ÖZELLİKLERİ İçindekiler Sunuş...VII Önsöz... IX İçindekiler...XIII
Prof. Dr. Zehra ODYAKMAZ Ümit KAYMAK İsmail ERCAN THEMIS İDARİ YARGI
Prof. Dr. Zehra ODYAKMAZ Ümit KAYMAK İsmail ERCAN THEMIS İDARİ YARGI İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM İDARENIN DENETLENMESI I. GENEL OLARAK...1 II. YARGI DIŞI DENETİM...2 A. İdari Denetim...2 1. Genel İdari Denetim...2
ÖRNEKTÝR 1111111111) Bireysel ve Gruba Baðlý Bireysel Emeklilik Sözleþmesi Teklif Formu KATILIMCI BÝLGÝLERÝ
Aktarým için Yeni Sözleþme için 1111111111) Kampanya Kodu Aracý Adý Soyadý Referans Saðlayan Kurum Adý Referans Saðlayan Kiþi Adý Soyadý 1 2 IVR ONAY KODU Teslim Tarihi Aracý Þube Adý Referans Saðlayan
Grafik I.1 Seçilmiş Ülkelerde Piyasa Güven Göstergeleri 1 Grafik I.2 Kredi İflas Takası Endeksleri 2 Grafik I.3 Gelişmiş Ülke Borsa Endeksleri 2
GRAFİK LİSTESİ Grafik I.1 Seçilmiş Ülkelerde Piyasa Güven Göstergeleri 1 Grafik I.2 Kredi İflas Takası Endeksleri 2 Grafik I.3 Gelişmiş Ülke Borsa Endeksleri 2 Grafik I.4 Seçilmiş Gelişmekte Olan Ülkeler
İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK/ 2 ALT İŞVEREN MUVAZAA
T.C YARGITAY 22.HUKUK DAİRESİ Esas No. 2012/28980 Karar No. 2013/435 Tarihi: 23.01.2013 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2013/2 İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK/ 2 ALT İŞVEREN MUVAZAA ÖZETİ 4857 sayılı
Yönetici Sorumluluk Sigortası
Yönetici Sorumluluk Sigortası Yönetici, Müdür veya çalışanın yasal varisi veya temsilcisi ** Sigortalı Kimdir? Yönetim Kurulu Üyeleri Önemli! *Talebin sadece, Yönetici, Yetkili veya Çalışanın Haksız veya
BELİRSİZ ALACAK DAVASI
Dr. Cemil SİMİL İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medenî Usûl ve İcra İflâs Hukuku ABD BELİRSİZ ALACAK DAVASI İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII TEŞEKKÜR... IX İÇİNDEKİLER...XIII KISALTMALAR CETVELİ...XXIII
BÝLÝMSEL YAYIN ORGANI TASARRUF MEVDUATI SÝGORTA FONU TMSF yýl:5 sayý:24 Ekim - Kasým - Aralýk 2010 KRÝZLERE YAKALANMADAN GELÝÞMEYÝ SÜRDÜRMEK Þakir Ercan GÜL, Sayfa 3 te HUKUKÝ YÖNÜYLE MEVDUAT Çaðdaþ EKÝCÝ
İlgili Kanun / Madde 6100 S. HMK/27
T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2016/5846 Karar No. 2016/6871 Tarihi: 22.03.2016 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2017/1 İlgili Kanun / Madde 6100 S. HMK/27 HUKUKİ DİNLENİLME HAKKININ KAPSAMI
Prof. Dr. Zehra ODYAKMAZ Ümit KAYMAK İsmail ERCAN THEMIS İDARİ YARGI
Prof. Dr. Zehra ODYAKMAZ Ümit KAYMAK İsmail ERCAN THEMIS İDARİ YARGI İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM İdarenin Denetlenmesi I. GENEL OLARAK...1 II. YARGI DIŞI DENETİM...2 A. İdari Denetim...2 1. Genel İdari Denetim...2
Finansal Kiralama Kanunu, Yasası. 3226 sayılı, numaralı, nolu kanun, yasa FİNANSAL KİRALAMA KANUNU (1) Kanun Numarası : 3226. Kabul Tarihi : 10/6/1985
Finansal Kiralama Kanunu, Yasası 3226 sayılı, numaralı, nolu kanun, yasa FİNANSAL KİRALAMA KANUNU (1) Kanun Numarası : 3226 Kabul Tarihi : 10/6/1985 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 28/6/1985 Sayı : 18795
1- GENEL OLARAK 2- MUHAKEMAT BİRİMLERİ
MUHAKEMAT İŞLEMLERİ 1- GENEL OLARAK Bakanlığımız ana hizmet birimlerinin birinci sırasında yer alan Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü, 4353 sayılı Kanun ve 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname
BÖLÜM 218 TÜZEL KİŞİLER (TAŞINMAZ MAL KAYIT) YASASI
BÖLÜM 218 TÜZEL KİŞİLER (TAŞINMAZ MAL KAYIT) YASASI MADDE DİZİNİ Madde 1 Kısa İsim Madde 2 Yorum Madde 3 Taşınmaz Malın Tüzel Kişi Adına Kaydedilmesi Madde 4 Kayıt İçin Gereken Deliller Madde 5 Yerel İş
Þiddete Maruz Kalan Kadýnlara Sunulan Hizmetler Þiddete Maruz Kalan Kadýnlara Sunulan Hizmetler Hazýrlayan Ebru Özberk T.C. Baþbakanlýk Kadýnýn Statüsü Genel Müdürlüðü Ekim 2008 Bu kitabýn basým, yayýn,
1- GENEL OLARAK 2- MUHAKEMAT BİRİMLERİ
1 GENEL OLARAK Bakanlığımız ana hizmet birimlerinin birinci sırasında yer alan Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü, 4353 sayılı Kanun ve 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca Devlet
Arkan&Ergin Uluslararası Denetim ve Y.M.M. A.Ş.
İstanbul, 27.11.2008 5811 Sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun Yayımlandı DUYURU NO:2008/125 5811 Sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun
ANAYASA MAHKEMESÝ KARARLARINDA SENDÝKA ÖZGÜRLÜÐÜ Dr.Mesut AYDIN*
1.Giriþ ANAYASA MAHKEMESÝ KARARLARINDA SENDÝKA ÖZGÜRLÜÐÜ Dr.Mesut AYDIN* Toplu olarak kullanýlmasýndan dolayý kolektif sosyal haklar arasýnda yer alan sendika hakký 1 ; bir devlete sosyal niteliðini veren
İçindekiler Önsöz 5 Kısaltmalar 19 Giriş 21 Birinci Bölüm İDARÎ YARGININ GELİŞİMİ VE TÜRK YARGI TEŞKİLATININ GENEL GÖRÜNÜMÜ I. YARGISAL DENETİMİNDE
İçindekiler Önsöz 5 Kısaltmalar 19 Giriş 21 Birinci Bölüm İDARÎ YARGININ GELİŞİMİ VE TÜRK YARGI TEŞKİLATININ GENEL GÖRÜNÜMÜ I. YARGISAL DENETİMİNDE SİSTEMLER VE İDARİ YARGININ GELİŞİMİ 23 A. İdarenin Yargısal
Prof. Dr. Zehra ODYAKMAZ Ümit KAYMAK İsmail ERCAN THEMIS İDARİ YARGI
Prof. Dr. Zehra ODYAKMAZ Ümit KAYMAK İsmail ERCAN THEMIS İDARİ YARGI İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM İDARENIN DENETLENMESI I. GENEL OLARAK...1 II. YARGI DIŞI DENETİM...2 A. İdari Denetim...2 1. Genel İdari Denetim...2
İÇİNDEKİLER. Görev, Yetki ve Yargı Yeri Belirlenmesi İKİNCİ AYIRIM
IX İÇİNDEKİLER BİRİNCİ BÖLÜM 6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU 6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNUNUN GENEL GEREKÇESİ...3 HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU... 19 BİRİNCİ KISIM Genel Hükümler BİRİNCİ BÖLÜM
İçindekiler HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU. BİRİNCİ KISIM Genel Hükümler
İçindekiler Sunuş 5 İkinci Baskıya Önsöz 7 Yeni Eski Karşılaştırma Tablosu 29 Eski Yeni Karşılaştırma Tablosu 35 GENEL GEREKÇE (HÜKÜMET GEREKÇESİ) 43 ADALET KOMİSYONU RAPORU (ADALET KOMİSYONU RAPORUNDAKİ
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 1. kısım, 1. bölüm, 4. bölüm 1. ayrım, 6. bölüm 1. ayrım
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 1. kısım, 1. bölüm, 4. bölüm 1. ayrım, 6. bölüm 1. ayrım HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU Kanun Numarası: 6100 Kanun Kabul Tarihi:12/01/2011 Resmi Gazete Tarihi: 04/02/2011
2- Dâvanın, her biri hakkında aynı sebepten neşet etmesi. hükmü öngörülmüş. iken,
A- 01/10/2011 yürürlük tarihli 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu ndan önce yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu nun 43. maddesinde düzenlenen İHTİYARİ DAVA ARKADAŞLIĞI müessesesi
TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI
TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI İİK. nun 277. vd maddelerinde düzenlenmiştir. Her ne kadar İİK. nun 277/1 maddesinde İptal davasından maksat 278, 279 ve 280. maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmetmektir.
5510 SAYILI KANUNUN 100 ÜNCÜ MADDESÝNÝN UYGULANMASI HAKKINDA TEBLÝÐ Pazartesi, 29 Eylül 2008
5510 SAYILI KANUNUN 100 ÜNCÜ MADDESÝNÝN UYGULANMASI HAKKINDA TEBLÝÐ Pazartesi, 29 Eylül 2008 28 Eylül 2008 PAZAR Resmî Gazete Sayý : 27011 TEBLÝÐ Sosyal Güvenlik Kurumundan: 5510 SAYILI KANUNUN 100 ÜNCÜ
TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU YÖNETMELİĞİ
TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU YÖNETMELİĞİ (03.08.2001 tarih ve 24482 sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır.) Amaç ve kapsam BİRİNCİ KISIM Genel Hükümler Birinci Bölüm Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak ve Tanımlar
İÇİNDEKİLER 1. MEDENÎ USÛL HUKUKUNA İLİŞKİN GENEL BİLGİLER 37 1. UYUŞMAZLIĞIN ORTAYA ÇIKIŞI VE ÇÖZÜM YOLLAR] 40 II. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜ - HUKUKÎ KORUNMA TALEBİ VE ADALETE ERİŞİM 43 III. MEDENÎ USÛL HUKUKUNUN
2018 DİYARBAKIR BAROSU ASGARİ ÜCRET ÇİZELGESİ
2018 DİYARBAKIR BAROSU ASGARİ ÜCRET ÇİZELGESİ 2018 DİYARBAKIR BAROSU ASGARİ ÜCRET ÇİZELGESİ Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu nun 20.12.2017 gün ve 55/27 sayılı kararı ile kabul edilerek, meslektaşlarımıza
5811 Sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanunda 5917 Sayılı Kanunla Yapılan Değişiklikler
5811 Sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanunda 5917 Sayılı Kanunla Yapılan Değişiklikler * 5811 Sayılı Kanun 22.11.2008 tarih ve 27062 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanmıştır
2017 DİYARBAKIR BAROSU ASGARİ ÜCRET ÇİZELGESİ
A. SULH HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖRÜLEN DAVA VE İŞLER 1 Mirasçılık Belgesinin Alınması 2.200,00 TL 2 Tahliye Davaları 3 Kat Mülkiyeti Kanunundan Kaynaklanan Uyuşmazlıklar 5.060,00 TL 4 Paydaşlığın Giderilmesi
Saðlýk Kuruluþlarýnda Çalýþan Hekimler ile Ýþyeri Hekimlerinin Ne Þekilde Vergilendirileceðine Ýliþk Cuma, 20 Þubat 2009
Saðlýk Kuruluþlarýnda Çalýþan Hekimler ile Ýþyeri Hekimlerinin Ne Þekilde Vergilendirileceðine Ýliþk Cuma, 20 Þubat 2009 Taþpýnar Muhasebe Saðlýk Kuruluþlarýnda Çalýþan Hekimler ile Ýþyeri Hekimlerinin
KESİN SÜRE VERİLİRKEN GİDERLERİN KALEM KALEM AÇIKLANMASI GEREKTİĞİ
İDER AVANSI, GİDERLERİN KALEM KALEM AÇIKLANMASI GEREKTİĞİ YARGITAY 17. Hukuk Dairesi ESAS NO : 2012/13494 KARAR NO : 2013/12373 GİDER AVANSI VE DELİL AVANSI ARASINDAKİ FARKLAR KESİN SÜRE VERİLİRKEN GİDERLERİN
İÇİNDEKİLER. Giriş. İhtiyati Haciz. İhtiyati Haciz Kararı Alınması. İhtiyati Haciz Kararının Uygulanması. İhtiyati Haciz Kararına İtiraz
İHTİYATİ HACİZ İÇİNDEKİLER Giriş İhtiyati Haciz İhtiyati Haciz Kararı Alınması İhtiyati Haciz Kararının Uygulanması İhtiyati Haciz Kararına İtiraz İhtiyati Haczin Sonuçları İhtiyati Haciz Sebebiyle Tazminat
ASYA KATILIM BANKASI A.Ş. 2015 YILI II. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU. Raporun Ait Olduğu Dönem : 01 Ocak 2015 30 Haziran 2015
ASYA KATILIM BANKASI A.Ş. 2015 YILI II. ARA DÖNEM FAALİYET RAPORU Raporun Ait Olduğu Dönem : 01 Ocak 2015 30 Haziran 2015 Bankanın Ticaret Unvanı Genel Müdürlük Adresi : Asya Katılım Bankası A.Ş. : Saray
DOÇ. DR. CENK AKİL elektronik posta:
DOÇ. DR. CENK AKİL elektronik posta: [email protected] KİŞİSEL BİLGİLER Uyruğu Doğum Yeri : T.C : ÇANKAYA/ANKARA Doğum Tarihi : 06.08.1975 T.C. Kimlik No : 56194488094 Askerlik Durumu 2010 tarihinde
BURSA SU VE KANALİZASYON İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.NCİ HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ KURULUŞ-GÖREV VE YETKİ YÖNETMELİĞİ
BURSA SU VE KANALİZASYON İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1.NCİ HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ KURULUŞ-GÖREV VE YETKİ YÖNETMELİĞİ Genel Kurul tarafından kabulü; Karar Tarihi : 24.02.1992 Karar No. : 15-5 Kuruluş Madde 1 Bursa
BORSA BAŞKANLIĞI DUYURULARI
BORSA BAŞKANLIĞI DUYURULARI Yaşanan olağan dõşõ gelişmeler sonucunda Borsa da işlem gören hisse senetlerinin değerini değiştirebilecek ve yatõrõmcõlarõn yatõrõm kararlarõnõ etkileyebilecek önemde bilgilerin
TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI
TMMOB DANIÞMA KURULU 2. TOPLANTISI YAPILDI TMMOB Danýþma Kurulu 38. Dönem 2. Toplantýsý 16 Nisan 2005'te Ankara'da TMMOB çalýþmalarý üzerine bilgilendirme ve TMMOB çalýþmalarýnýn deðerlendirilmesi gündemi
İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...IV İÇİNDEKİLER...VII KISALTMALAR CETVELİ...XXIII
İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...IV İÇİNDEKİLER...VII KISALTMALAR CETVELİ...XXIII HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU BİRİNCİ KISIM Genel Hükümler BİRİNCİ BÖLÜM Görev, Yetki ve Yargı Yeri Belirlenmesi BİRİNCİ AYIRIM Görev Görevin
TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU BASIN DUYURUSU
TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU 01/02/2016 BASIN DUYURUSU Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 03.07.2003 tarihli ve 1085 sayılı Kararı ile bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni
Güvence Hesabı Yönetmeliği
Güvence Hesabı Yönetmeliği BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 (1) (Değişik: RG-05.03.2013-28578) Bu Yönetmeliğin amacı; 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılısigortacılık Kanununun
Tel: Fax: ey.com Ticaret Sicil No : Mersis No: (1) SAYILI TARİFE
Kuzey YMM ve Bağımsız Denetim A.Ş. Eski Büyükdere Cad. Orjin Maslak No:27 Maslak, Sarıyer 34398 İstanbul - Turkey Tel: +90 212 315 3000 Fax: +90 212 234 1067 ey.com Ticaret Sicil No : 479919 Mersis No:
Toplu İş Hukuku. Prof. Dr. Murat ŞEN Arş. Gör. Yusuf GÜLEŞCİ
Toplu İş Hukuku Prof. Dr. Murat ŞEN Arş. Gör. Yusuf GÜLEŞCİ TİS nde - EHLİYET ve - YETKİ Ehliyet TİS yapma ehliyeti, hukuken geçerli bir TİS nin tarafı olabilmeyi ifade eder. 1. İşçi Tarafının Ehliyeti
BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar, İlkeler, Esaslar
T.C. TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI HUKUK MÜŞAVİRLİĞİ YÖNERGESİ BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar, İlkeler, Esaslar Amaç Madde 1 (1) Bu Yönergenin amacı Türkiye Yazma
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından:
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından: Mevduatın Vade ve Türleri ile Katılma Hesaplarının Vadeleri Hakkında Tebliğ (Sıra No: 2002/1) (29 Mart 2002 tarih ve 24710 sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır)
CEZAİ ŞARTIN TEK YANLI KARARLAŞTIRILAMAYACAĞI
İlgili Kanun / Madde 818 S.BK/158-161 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2009/17762 Karar No. 2011/19801 Tarihi: 30.06.2011 CEZAİ ŞARTIN TEK YANLI KARARLAŞTIRILAMAYACAĞI ÖZETİ Cezai şart öğretide,
SATIŞ SÖZLEŞMESİ MADDE 1- TARAFLAR: 1.2. Ltd. Şti. Ümraniye İstanbul
SATIŞ SÖZLEŞMESİ MADDE 1- TARAFLAR: 1.1.. Ltd. Şti. Ümraniye İstanbul 1.2. Ltd. Şti... MADDE 2- TANIMLAMALAR: 2.1. ALICI madde 1.2. adı geçen. yı 2.2. SATICI madde 1.1. de adı geçen. Ltd. Şti. yi 2.3.
ARAÇ REHİN SÖZLEŞMESİ NDE GENEL İŞLEM KOŞULLARI KULLANILMASINI KABUL BEYANI
ARAÇ REHİN SÖZLEŞMESİ NDE GENEL İŞLEM KOŞULLARI KULLANILMASINI KABUL BEYANI MÜŞTERİ/TC Kimlik No: MUHATAP : Vakıf Katılım Bankası A.Ş. Saray Mah. Dr. Adnan Büyükdeniz Cad. No:10 Ümraniye / İstanbul KONU
BANKA MUHASEBESİ 9 BİLANÇO DIŞI HESAPLAR
BANKA MUHASEBESİ 9 BİLANÇO DIŞI HESAPLAR BİLANÇO DIŞI HESAPLAR Bilanço dışı hesaplar (Nazım Hesaplar); bankanın aktif ve pasifini birinci derecede ilgilendirmeyen hesaplar olup, müşterilere sağlanan gayrinakdi
TÜRK YARGI SİSTEMİ YARGITAY Öğr. Gör. Ertan Cem GÜL MYO Hukuk Bölümü Adalet Programı
TÜRK YARGI SİSTEMİ YARGITAY Öğr. Gör. Ertan Cem GÜL MYO Hukuk Bölümü Adalet Programı Yargıtay, tanımı Anayasa ile yapılan, işlevleri, mensupları ve bunların seçimi ve diğer kuruluş esasları, Anayasa'da
T Ü R M O B TÜRKİYE SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODALARI BİRLİĞİ SİRKÜLER RAPOR MEVZUAT
Sirküler Rapor 07.10.2011/ 114-1 MİRASÇILIK BELGESİ VERİLMESİ VE TERK EDEN EŞİN ORTAK KONUTA DAVET EDİLMESİ İŞLEMLERİNİN NOTERLER TARAFINDAN YAPILMASINA İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK YAYIMLANDI
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM ŞİRKETİN YÖNETİMİ
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM ŞİRKETİN YÖNETİMİ YÖNETİM ORGANLARI Madde 21- Şirket Yönetim Organları Yönetim Kurulu, Kredi Komitesi, Murahhas Üye veya Genel Müdür den veya bu vazifeyi gören kimseden ibarettir. YÖNETİM
