T.C. ANAYASA MAHKEMESİ BİREYSEL BAŞVURU FORMU

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "T.C. ANAYASA MAHKEMESİ BİREYSEL BAŞVURU FORMU"

Transkript

1 T.C. ANAYASA MAHKEMESİ BİREYSEL BAŞVURU FORMU TEDBİR VE ÖNCELİK VERİLEREK İVEDİ İNCELEME TALEPLİ BAŞVURU Başvurucu bir yargı mensubu olup kimlerin organize ve orkestre ettiği henüz ortaya konmamış 15 Temmuz 2016 tarihli menfur darbe teşebbüsü sonrası, Anayasanın 159/9 ile 2802 sayılı Kanunun 88. maddelerine açıkça aykırı olarak gözaltına alınıp tutuklanmıştır. Gözaltına alındığı andan itibaren insan onuruyla bağdaşmayan muamelelere maruz bırakılmış ve belirtilen hükümlere aykırı olarak tutuklanmıştır. Tutukevinde ise hiçbir disiplin suçu işlememiş olmasına ve hiçbir tehlikeli durum kendisinden sadır olmamasına, mesleği de dikkate alındığında kendisinden bu türden bir tutum ve davranışın sadır olması da imkânsız olmasına rağmen, bir ceza olarak kullanılan hücre uygulamasına tabi tutulmuştur. Hücrede maruz bırakıldığı uygulamalar dikkate alındığında, kanuni dayanağı olmayan hücre uygulaması AİHS nin 5/1, 6 ve 7. maddelerini açıkça ihlal etmektedir. Ancak buna ek olarak başvurucunun mesleği, geçmişi, Anayasaya ve yasaya açık aykırı olarak tutuklanmasının kendisine verdiği ek elem ve ıstırap ile tutukevinde kendisine yaşatılanlar ve hücreye konması ile hücrede yaşadığı koşullar ve ceza hukuku anlamında bir ceza olan hücre uygulamasının kanuni dayanağının olmaması, kanuni dayanaktan yoksun şekilde mallarına el konulduğu için ailesinin ve kendisinin en temel ihtiyaçlarını karşılamaktan ve kendi seçeceği bir avukat tutma hakkından da mahrum bırakıldığı durumlar birlikte değerlendirildiğinde, başvurucu AİHS nin 3. maddesi anlamında insanlık dışı bir muameleye de tabi tutulmuş olup bu durum devam etmektedir. Devam eden söz konusu ihlallere son verilmesi için, 6216 Sayılı Kanunun 49/5 maddesi ile İçtüzüğünün 73. maddesi gereğince bu başvuruda tedbir kararı verilerek öncelikle yasa dışı hücre uygulamasına son verilmesi, İçtüzüğünün 68. maddesi uyarınca başvuruya öncelik verilmesi ve 71/2 maddesi gereğince başvurunun ivedilikle incelenip karara bağlanması saygıyla talep olunur. Başvuru formu 10 sayfayı aştığı için İçtüzüğün 60. maddesi uyarınca hazırlanan özet ektedir (Ek-1). Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 59. maddesine göre hazırlanmıştır. 1/29

2 BİREYSEL BAŞVURU FORMU I- KİŞİSEL BİLGİLER A- GERÇEK KİŞİLER İÇİN BAŞVURUCUNUN 1- T.C. KİMLİK NUMARASI: 2- ADI: 3 - SOYADI: 4- CİNSİYETİ: ERKEK: KADIN: 5- UYRUĞU: Türkiye Cumhuriyeti 6- MESLEĞİ: GÜN AY YIL 7- DOĞUM YERİ VE TARİHİ: / / / 8- YAZIŞMA ADRESİ: 9- TELEFON NUMARASI VE ELEKTRONİK POSTA ADRESİ a- EV: b- İŞ: c- CEP: ç- ELEKTRONİK POSTA ADRESİ: AVUKATININ 1- ADI: 2 - SOYADI: 3 - YAZIŞMA ADRESİ: 4- TELEFON NUMARASI VE ELEKTRONİK POSTA ADRESİ a- EV: b- İŞ: c- CEP: ç- ELEKTRONİK POSTA ADRESİ: 2/29

3 II- AÇIKLAMALAR A- Kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti: a- Olayların izahı 1. Başvurucu bir yargı mensubu olup 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsü sonrası, darbe girişimi ile en küçük ilişkisi olmamasına ve bu hususta en küçük somut delil bulunmamasına rağmen, Anayasanın 159/9 hükmüne ve 2802 sayılı Kanunun 88. maddesine aykırı olarak arama tedbirine maruz bırakılmış, gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır. Kendisi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü demokratik, laik, sosyal hukuk devletini ve kuvvetler ayrılığını yok etmeyi hedefleyen, diktatoryal ya da otoriter bir rejim kurmayı öngören (askeri darbe dâhil) her türlü girişime şiddetle karşıdır. Ülkenin kısa, orta ve uzun vadede sosyal, ekonomik ve politik tüm sorunlarının çözümünün ancak demokratik bir rejimde mümkün olduğunun bilincindedir. Sürdürülebilir kalkınma, ekonomik refah ve sosyal barışın ancak insan haklarını koruyan ve hukuk devletini yerleştirmiş demokratik bir rejimde mümkün olabileceğinin farkındadır. Her türlü şiddet eylemine karşı olduğu gibi, insan haklarının neredeyse tamamını ortadan kaldırmayı hedefleyen darbe gibi bir girişimle en küçük ilişkisi olamayacağı gibi, şiddete bulaşmış terör örgütlerine aidiyet, iltisak veya irtibatı aklının ucundan dahi geçirmemiştir. Darbe girişimini herkes gibi televizyonlardan öğrenmiştir. 2. Başvurucu gözaltına alındığı andan itibaren, kendisinin hiçbir davranışı sebep olmamasına rağmen, kolluk mensupları tarafından azarlanmış, bağırılmış, hakaretlere maruz bırakılmış ve en temel insani ihtiyaçları (yeme, içme, dinlenme, tuvalet vb.) gerektiği gibi karşılanmadan gözaltında tutulmuştur. Gözaltı süresince sabah ve akşam küçücük bir ekmek parçası verilmiştir. Gözaltı süresince aile fertlerine veya yakınlarına en küçük bir bilgi dahi verilmemiş, nerede tutulduğu dahi bildirilmemiştir. Yakınlarının sormasına rağmen hiçbir bilgi verilmemiş, kendisini aramamaları gerektiği söylenmiştir. Gözaltı süresince nezarethane ve adliye koridorlarında insan onuruyla bağdaşmayan, insanlık dışı muamelelere maruz bırakılmıştır. Gözaltı süresince 2 ya da 4 kişilik nezarethanelerde 30 kişiye varan kişi bir arada beton üzerinde tutulmuştur. Beton zemin üzerinde uyumak zorunda bırakılmış ve günlerce nezarethane ve adliye koridorlarında bazen ayakta, fırsat bulursa oturacak bir yer üzerinde ve beton zemin üzerinde oturmak zorunda bırakılmıştır. 4 günlük gözaltı süresince yaşatılan bu muameleler sonucu oldukça zayıflamış, bitkin ve halsiz düşmüş, yorgun ve dinlenmesine fırsat vermeden ifade vermek zorunda bırakılmıştır. 3. Benzer muameleler tutuklandıktan sonra cezaevinde de devam etmiş, cezaevi çalışanları bilinçli olarak kendilerine karşı sert davranışlarda bulunmuş ve mevcut cezaevi şartları da her geçen gün kötüleştirilmiştir. Cezaevlerinde siyasi tutukluların bulunduğu koğuşlardaki cezaevi şartları her geçen gün daha da yaşanmaz hale getirilmekte, yeme, içme, temizlik ve/veya dinlenme gibi ihtiyaçları asgari standartlarda dahi karşılanmamaktadır. Bazı cezaevlerinde kahvaltıda bayat ve hatta küflenmiş ekmekler ve üç, beş zeytin verilmekte ve temizlik için suların akmadığı cezaevi şartlarında tutulmaya maruz bırakılmaktadırlar. Bazı cezaevlerinde ise 7 kişinin tutulduğu tek kişilik koğuşta kalanlar için yatak sayısı yeterli olmadığı için tutuklular sırasıyla ikişer saat uyuyabilmekte ve kendilerine haftalık sadece 2,5 saat sıcak su verilmektedir. Kıyafet ve terlik gibi en temel ihtiyaçlarını ailelerin karşılamasına izin verilmediği gibi, cezaevindeki kantinden birkaç kat fiyata satın alınsa ve ücreti ödense dahi, satın alınan eşyalar ancak bir ay sonra kendilerine verilmektedir (washingtonpointdc.blogspot.com). 3/29

4 4. Gözaltına alınan ve/veya tutuklanan hâkim ve savcılara genel olarak uygulanan insanlık dışı muameleler başvurucuya da uygulanmıştır. (NOT: BU PARAGRAFIN DEVAMINA, BAŞVURUCUYA KİŞİSEL OLARAK YAŞATILAN VE BİLDİĞİNİZ TÜM BENZER MUAMELELERİ SOMUT ŞEKİLDE, EN İNCE AYRINTISINA KADAR YAZINIZ. MÜMKÜNSE BAŞVURUCU İLE GÖRÜŞMENİZDE BU KONUDA YAŞADIKLARINI KENDİSİNDEN ÖĞRENİP YAŞANILAN ORTAMA İLİŞKİN SOMUT BİLGİ ALINIZ. BAŞARILI SONUÇ ELDE EDEBİLMEK İÇİN BAŞVURUCUYA ÖZGÜ SOMUT BİLGİLERE YER VERMELİSİNİZ) 5. Tüm bu insanlık dışı koşullara ek olarak ayrıca, haberi olmadan ve hangi eyleminin neden olduğu bildirilmeden, savunması alınmadan, hiçbir disiplin soruşturması yürütülmeden, başvurucu tek başına karanlık bir hücreye konmuştur. Bu duruma ilişkin hiçbir karar kendisine tebliğ edilmediği gibi, sebebi dahi bildirilmemiş, ailesine ve avukatına (avukatı yoksa siliniz) dahi hiçbir haber verilmemiştir. Aile fertleri cezaevi görevlilerine nedenini sorduğunda da hiçbir cevap verilmemiştir. Sincan Cezaevinde tutuklu olan Yargıtay üyesi Mustafa Akarsu C 17 koğuşuna konulunca, eşi cezaevi çalışanlarına bu değişikliğe neden ihtiyaç duyulduğunu sormuş, gardiyanlar da nedenini bilmediklerini, sadece koğuşlarda kavga edenleri 2, 3 günlüğüne bu bölüme koyduklarını belirtmişlerdir. Bu uygulamaya itiraz için kapı altından verilen dilekçeler aynı yöntemle kendisine geri verilmiş veya yırtılarak atılmış ya da dilekçelere hiçbir cevap verilmemiştir. Yazılı bir belgeye dayalı olarak tutulup tutulmadığını sorabilen tutuklu hâkim veya savcılara, yazılı hiçbir karar olmadığını, Adalet Bakanlığı ndan sözlü olarak verilen talimata binaen hücre uygulamasına başvurulduğu bildirilmiştir. (washingtonpointdc.blogspot.com). Sonuç olarak başvurucu bir disiplin cezası olan hücre uygulamasına tamamen keyfi olarak, Adalet Bakanlığının sözlü talimatı ile tabi tutulmuştur. Kendisine yazılı hiçbir karar tebliğ edilmediği için itiraz edecek bir karar da söz konusu olmadığından, tüm başvuru yolları da kendisine kapatılmıştır. Aşağıda açıklandığı gibi hücre cezası bir disiplin cezası olup ancak bir disiplin soruşturması sonucu ve infaz hâkiminin onayı ile alınan bir karardır. Bu türden bir karar bulunmadığı ve tebliğ de edilmediği için, tamamen fiili ve keyfi bu uygulamaya son verecek yasal bir merci de bulunmamaktadır. Somut olaydaki uygulamanın özellikleri dikkate alındığında, CGTİHK nın 115. Maddesi ile 116. Maddenin yollaması ile aynı Kanunun 9. Maddesi de bu uygulamaya dayanak olamaz (Aşağıya bakınız). Adalet Bakanlığının sözlü talimatına dayalı olarak yapılan bu uygulamaya son verecek etkili hiçbir idari ya da yargısal kanun yolu Türk hukuk düzeninde öngörülmemiştir. Kaldı ki, etkili başvuru yolunun bir özelliği de gerekçeli kararın ilgiliye tebliğ edilmesi ve gerekçeye dayalı itiraz ya da başka kanun yollarına başvurulabilmesidir. Ortada yazılı ve tebliğ edilmiş hiçbir karar olmadığı için hangi gerekçe veya nedenlere dayalı itiraz etmek de mümkün olamaz. 6. Hücre uygulamasının Bakanlığın talimatıyla gerçekleştirildiğinin bir diğer kanıtı da başka bir hâkime yapılan hücre uygulamasına ilişkin haberden anlaşılmaktadır. Sincan cezaevinde tutuklu hâkim Yılmaz Erdem haberin yayınlandığı tarih itibariyle 33 gündür hücrede tutulmakta olup toplam beş kilo kaybetmiştir. Hücrede küf ve rutubet kokusu bulunduğunun da belirtildiği sosyal medya hesaplarında, eşinin kendisine yazdığı mektuplara çok ihtiyacı olduğunu söylemesine rağmen, eşinin gönderdiği mektuplar dahi kendisine ulaştırılmamıştır. 21 Eylül 2016 tarihinde Sincan T Tipi Cezaevinden Sincan 2 Nolu L Tipi Cezaevine sevk edilmiş ve bu cezaevinde tek kişilik hücreye konmuştur. Bu uygulamanın gerekçesini soran eşine cezaevi idaresi, Tüm emirler Bakanlıktan gelmektedir şeklinde cevap vermiştir (@HuseyinAygun62, , 16.40). Bu durum da açıkça söz konusu hücre uygulamasının yasal dayanağının olmadığını, tamamen idarenin keyfi bir uygulaması olduğunu göstermektedir. Zira CGTİHK, Adalet Bakanlığına hapishanelerde kimlerin 4/29

5 hücreye konacağı hususunda herhangi bir yetki vermemiştir; bu konudaki yetki savcılık ve infaz hâkimliğindedir. 7. Yargıtay üyesi Muzaffer Karadağ Sincan hapishanesinde 23 Ekim 2016 tarihi itibariyle 44 gündür hücrede tutulmuş olup hücrede 15 kilodan fazla kilo kaybetmiştir. 25 Ekim 2016 tarihi itibariyle HSYK eski tetkik hâkimi Seyfullah Çakmak Kocaeli cezaevinde 40 gündür hücrededir. Darbe teşebbüsünün üzerinden üç ay geçmeden 400 den fazla tutuklu hâkim ve savcı Silivri, Sincan, Keskin, Gaziantep, Ereğli (Konya), Osmaniye, Akşehir ve İskenderun gibi cezaevlerinde hücreye konmuş olup, tüm hâkim ve savcıların sırasıyla hücreye konacağı iddia edilmektedir. NOT: AŞAĞIDAKİ PARAGRAFI DURUMUNUZA UYGUN OLARAK DÜZENLEYİNİZ: 8. Başvurucu halen hücrede tutulmakta olup bu uygulamaya ne zaman son verileceği bilinmemektedir; hücre uygulamasının ne zaman sonlandırılacağı tamamen yürütmenin keyfine kalmış bir durumdur. / (NOT: Hücre uygulaması sona eren tutuklular şu cümleleri kullanmalıdır:) Başvurucu toplam 23 gün / 32 gün / 44 gün (hücrede kalınan toplam gün sayısı açısından doğru rakamı yazınız) hücrede tutulmuştur. Anayasa Mahkemesine başvurmak için gerekli her türlü kolaylıklar (kitap, başvuru formu, kalem vb.) sunulmadığı için kendisinin hemen başvuru yapma imkânı da olmamıştır. Bireysel başvuru uzmanlık gerektiren bir husus olduğu için, her ne kadar kendisi hukukçu olsa da bu açıdan insan hakları kitapları olmadan başvurucunun ayrıntılı olarak hangi haklarının ihlal edildiğini eksiksiz olarak saptaması da imkân dâhilinde değildir. Bu nedenle kendisine başvuru yapmak açısından gerekli her türlü kolaylık sunulmadığı sürece başvuru süresi işlemez. Hücreye konma nedeniyle yapılacak başvuru açısından, gerekli her türlü kolaylık sunulduğu andan itibaren başvuru süresi işler. 9. Hücreye konan tutuklu hâkim ya da savcı, hiçbir sebep olmadan, hatta hücreye konma nedeni dahi kendisine bildirilmeden, keyfi olarak hücreye konmakta ve tam bir tecride tabi tutulmaktadır. Yıllarca adaletin dağıtılmasına katkıda bulunan yargı mensubu, yürütme organının keyfine göre onur kırıcı bir şekilde hücrede tutulmaktadır. Kanun emretmesine rağmen hiçbir şeklide diğer hücrelerde tutulanlarla görüştürülmemekte, iletişim kuramamakta ve tam tecride tabi tutulmaktadır. Hücrede kaldığı süre boyunca hiçbir kişiyle görüştürülmemekte, diğer koğuşlarda kalanlarla veya diğer tutuklu ya da hükümlülerle hiçbir şekilde iletişime geçememekte, sadece günlük üç kez yemek saatlerinde demir kapı arkasından yemek uzatan bir gardiyanın kolu ile muhatap olabilmektedir. Hücrede olsa dahi bir tutuklunun temel hakları arasında olan kitap, dergi, gazete veya benzeri herhangi bir yayına izin verilmediği için yapacak hiçbir aktivite olmadan ve ne zaman sona ereceği bilinmeden, Anayasa ve kanunlara tamamen aykırı olarak hücrede tutulmak, 2802 sayılı Kanunun 88. maddesinin açık hükmüne rağmen tutuklu olduğu da dikkate alındığında insanlık dışı bir muameleye dönüşmektedir. Hücrede yapabilecek tek faaliyet temizlik yapmaktan ibaret olup sadece 15 günde bir kez 10 dakikalık telefon görüşmesine izin verilmektedir. Tek kişilik hücreler pis ve atıl olup, diğer koğuşlara nazaran dağa soğuk olmasına karşın, genel olarak tutuklular, özelde de hücreye konanlar soğuk havadan etkilenmekte ve çok üşümektedirler. Ailelerinden daha fazla iç çamaşır ve kazak istemelerine rağmen, cezaevi içerisinde sınırlı sayıda elbiseye izin verildiği için bu talepleri de yeterli derecede karşılanmamakta ve giyecekleri yeterli olmamaktadır. Bu şekilde tutulan bir yargı mensubu olan başvurucunun bedensel ve ruhsal sağlığı bozulmakta ve tüm bu illegal muameleler, kendisine tutukluluğun doğasından kaynaklanan olağan sıkıntıların ötesinde, insanlık dışı muamele oluşturan elem ve acılar yaşatmaktadır. Hiçbir gerekçe olmaksızın, yasa dışı bir mutlak tecride tabi tutularak psikolojik işkenceye maruz bırakılmaktadır. 5/29

6 10. Tüm bu uygulamaların nedenine gelince, bu neden aynı muameleye maruz bırakılan bir Yargıtay üyesi olan Mustafa Akarsu nun eşine, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım tarafından, (12 Ekim 2014 tarihli) HSYK seçimlerinde Adalet Bakanlığı nın adaylarına oy vermedikleri ve yine Bakanlığın kurmuş olduğu Yargı Platformuna (Yargıda Birlik Platformu) destek vermediği şeklinde açıklanmıştır. Enis Yavuz Yıldırım sözlerini, Geçmiş olsun. Yerde ceset var. Eşinizin elindeki bıçaktan kan damlıyor ve siz katil değiliz diyorsunuz şeklinde tamamlamıştır (washingtonpointdc.blogspot.com). 11. Hücre cezaları sadece 5275 sayılı CGTİHK nın 44. maddesinde sayılan eylemlerin işlenmesi durumunda hükmedilebilir. Ayrıca hücre cezaları aynı maddede, bir günden on güne kadar ve on bir günden yirmi güne kadar hücreye konma şeklinde öngörülmüştür sayılı Kanun en fazla 20 günlük hücre cezası öngörmüş olmasına karşın, birçok kişi 20 günden çok daha uzun süreli olarak, kanuni hiçbir dayanağı olmadan hücrede tutulmuştur. Başvurucu, kanunda sayılan hiçbir eylemi işlememiş olmasına ve hiçbir disiplin süreci işletilmemesine rağmen hücreye konmuştur. Başvurucu gardiyan eli dışında hiçbir canlıyla görüştürülmediği için ailesine ve avukatına dahi haber verememiştir. Hücre cezası AİHM kararları dikkate alındığında, ceza hukuku anlamında bir ceza olduğu için, suçlamaları öğrenme hakkından, kendisine makul süre ve imkân tanınması hakkından, avukat yardımından yararlanma hakkından, çekişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinden ve kamuya açık duruşma hakkı gibi birçok temel haktan yararlandırılmamıştır. Kendisine tebliğ edilen bir karar bulunmadığı için, itiraz yoluna dahi başvuramamış ve mahkemeye erişme hakkı gibi son derece önemli bir hak dahi ihlal edilmiştir. Adalet Bakanlığının keyfi ve şifahi emriyle hücre uygulaması yapıldığı için bu türden kararlara karşı etkili hiçbir iç başvuru yolu öngörülmemiş ve böylece AİHS nin 13. maddesinde öngörülen etkili iç başvuru yoluna sahip olma hakkı da ihlal edilmiştir. Tüm bunlar Anayasanın (AY m. 36, 38, 40 gibi) ve yasaların (5275 sayılı CGTİHK başta olmak üzere) açık hükümleri rafa kaldırılarak yapılmıştır. 12. Yukarıda belirtilen ve yapılan tüm illegal muameleler TCK nın maddelerinde düzenlenen işkence ve eziyet suçlarının kapsamında olduğu için, bu suçlar işlenerek bahse konu muameleler başvurucuya yaşatılmıştır. Bu suçların soruşturulması şikâyete bağlı olmayıp savcıların doğrudan harekete geçerek sorumlular hakkında gerekli işlemleri başlatması gerekir. Kaç yargı mensubu bu muamelelere maruz bırakıldıysa, o sayıda suç işlenmiştir. AİHM ye göre işkence ve kötü muamele oluşturan suçları işleyen kamu görevlilerinin derhal açığa alınması gerekir. Fazıl Ahmet Tamer ve diğerleri/türkiye kararına göre, İşkence ve eziyet suçunu işleyen bir polisin görevden derhal el çektirilmesi ve suçu sabit olduğunda cezalandırılıp meslekten atılması, Türkiye Cumhuriyetinin imzalayıp onayladığı AİHS den doğan yükümlülüklerin bir gereğidir. Aksi tutum AİHS nin 3. maddesini ihlal eder. Etkin soruşturmanın bir unsuru olan açığa alma kararı verilmezse iç başvuru yolları etkisiz hale gelir ve doğrudan AİHM ye başvuru yapmanın yolu açılır. NOT: Yukarıda yazılanlardan anlaşıldığı gibi, şu an yargı mensuplarına yaşatılan bu muameleler aynı zamanda suç oluşturmaktadır. Özellikle AİHS nin 3. Maddesi anlamında etkin soruşturmadan da ihlal çıkartabilmek ve iç hukuk yollarının tüketilmesi açısından bu hususta internet sitesinde işkence başlığı altında hazırlanmış dilekçelerden (suç duyurusu, disiplin suç duyurusu vb.) yararlanarak suç duyurusunda bulunulması gerekir. Suç duyurusunda sorumlular olarak, karar veren, talimat veren ve uygulayan herkes şüpheli olarak gösterilebilir. İşkence ve kötü muameleyi ispatlamak için bu başvuru formundaki olayları ve başvurucunun bizzat maruz kaldığı diğer aşağılayıcı, acı ve ıstırap verici olayları aynen dilekçenize (suç duyurusuna) aktarınız. Eğer suç duyurularında bulunmazsanız, 6/29

7 AYM ve AİHM ileride iç başvuru yollarını tüketmediğiniz gerekçesiyle başvurunuzu reddeder. İç hukuk yollarını tüketme açısından suç duyurusunda bulunmanız gerekli ve yeterlidir. Her ne kadar KHK lar kamu görevlilerinin sorumlu olmayacağını yazsa da, AİHM kararları, işkence ve kötü muamele faillerinin sorumsuz tutulamayacağını, hatta soruşturma açmak için idari izne dahi izin verilmeyeceğini, suç duyurusunu alan savcının doğrudan soruşturma başlatması gerektiğini emretmektedir. Bu suçun yaygın şekilde birçok cezaevinde işlenmesi durumunda, tek başına bu suçun işlenmesinin imkânsız olduğu düşünülerek, bu suçun failleri hakkında ayrıca organize suç örgütü üyeliği gerekçesiyle de suç duyurusunda bulunulabilir. Savcılar iki ya da üç ay geçmesine rağmen mağdurun ifadesine başvurmazsa, olası faillerin ifadelerini almazsa ve delilleri derhal toplayıp koruma altına almazsa ya da hiçbir işlem yapmazsa bu sizin lehinizedir. Bir süre sonra AYM olmasa da AİHM tarafından etkin soruşturma yapılmadığı gerekçesiyle mahkûmiyet kararı verilir ve o karara dayalı daha sonra yeniden ceza soruşturması başlatılır. AİHM işkence ve kötü muamele başvurularına öncelik verdiği için çok beklemezsiniz. Af, cezasızlık (KHK da olduğu gibi) veya zamanaşımı bu suçlarda işlemez. Ayrıca kötü muamele nedeniyle tazminat davası açma hakkınız da var. Tazminat davası açmasanız da, işkence ve kötü muamele ihlalleri açısından suç duyurusunda bulunmak, iç hukuk yollarını tüketme açısından yeterlidir. NOT: Bu başvuru formundaki bu ve benzeri farklı renkte belirtilmiş açıklamaları okuduktan sonra metinden çıkarınız. 13. Antep cezaevinde ondan fazla kişi tek kişilik koğuşlarda tutulmaktadır; kendilerine verilen yemekler soğuk, ekmekler bayat ve hatta küflü ve yetersiz, sabah kahvaltısı olarak üç ya da beş zeytin, bazen de çorba verilmektedir. Kantin ihtiyaçları da karşılanmamaktadır. Cezaevinde sular akmamakta olup bu sorun bildirilmesine rağmen giderilmemektedir; bu durum tutukluların temizlik ihtiyaçlarını giderme açısından büyük sıkıntıya yol açmaktadır. Tutuklulara sadece haftada bir soğuk su verilmektedir. Tek kişilik odada sadece bir yatak bulunmakta olup sandalye ve benzeri oturacak hiçbir imkân bulunmamaktadır. Cezaevi alt yapısı hazırlanmadan açılmıştır; tutuklular kaldıkları bölümlerdeki inşaat pisliklerini elleriyle ve iç çamaşırlarıyla temizlemek zorunda kalmışlardır. Bazı tutuklular 15 güne yakın tek kişilik hücrede kalmalarının sonucu olarak yaklaşık 10 kiloya yakın kilo kaybetmiştir. Yemek, su, temizlik gibi ihtiyaçlarının asgari ölçüde karşılanmamasına ek olarak hücreler diğer koğuşlara nazaran daha da soğuktur. Talep edilen kâğıt, sayı ile ve yetersiz şekilde verilmekte, kalem ve benzeri talepler dahi sıkıntıya sebep olmaktadır. Dışarıdan ailelerin götürdükleri içeriğe ulaştırılmamaktadır. Bahçe duvarları 5 metre civarında yüksekliğe sahip olduğu için bazı odalar güneş dahi almamaktadır. Üç ya da dört odanın penceresi aynı avluya baktığı için hücrede tutulan tutuklular duvar ötesinden konuşabiliyorken, son zamanlarda konuşmaları dahi yasaklanmıştır. Tüm bu muameleler sonrası tutukluların tamamı kilo kaybetmiştir. Ayrıca cezaevi savcısı arada sırada tutukluları çağırıp, Evet, anlatmak istediğiniz bir şey var mı? şeklinde sorularla tutukluları konuşturmaya, dirençlerinin ne aşamada olduğunu öğrenmeye, yasak olmasına rağmen sorgu yapmaya çalışmaktadır. Hapishanede bayılan bir hasta hakkında Tek kalamaz. raporu veren doktor da cezaevinden gönderilmiş olup Gaziantep Cezaevinde bu formun hazırlandığı tarihte doktor olup olmadığı bilinmemektedir. Bu hastanın dili boğazına kaçmaktadır; koğuşta tutulurken bayılınca yanındaki tutuklular bir kez kendisini bu durumdan kurtarmıştır. Bu tür hastalara ani müdahale edilmesi gerektiği açıkken bahse konu kişi tek kişilik hücrede tutulmaya devam etmektedir. Tüm bunlar, kanunlarda yazılı asgari cezaevi koşullarının tamamının altında muameleler olup CGTİHK nın öngördüğü hiçbir tutuklu kategorisine girmemektedir. Belirtilen uygulamalar, bir tutuklunun normal şartlarda maruz kalacağı ve tutuklamanın doğasından kaynaklanan elem ve ıstırabın birkaç katı elem ve ıstıraba yol açmaktadır. Tutuklular bu muamelelere bilinçli olarak maruz 7/29

8 bırakılmakta, hücreye koyma ve hücredeki uygulamalar (neredeyse mutlak tecrit ve kanunda öngörülen haklarının tanınmaması) tutuklu yargı mensubunun psikolojisini bozma, psikolojik elem ve ıstırap çektirme ve ekstra bir cezalandırma aracı olarak kullanılmaktadır. 14. Kısaca cezaevlerinde fiilen yapılan hücre uygulaması, resmiyette hücre cezası olarak gösterilmemekte, kişiler fiilen ve Adalet Bakanlığının sözlü talimatıyla hücreye konmaktadır. Bugüne kadar yapılan uygulamalardan, önce ünvanlı yargı mensupları olmak üzere tüm tutuklu hâkim ve savcıların sırasıyla hücreye konacağı medyada iddia edilmektedir. Aşağıda açıklandığı gibi, bir kişi kural olarak sadece iki durumda hücreye (5275 s. Kanun m. 44) veya tek kişilik koğuşa (5275 s. Kanun m. 115) konabilir. Somut olayda hücre cezası prosedürü (5275 s Kanun m. 44) uygulanmadığı gibi, 5275 sayılı Kanunun 115. maddesindeki koşulların oluşmadığı da açıktır. Bir an için bu son hükümdeki koşulların bir ya da birkaç yargı mensubu için var olduğu varsayılsa dahi, hücreye konan tüm hâkim ve savcıların 5275 sayılı Kanunun 115. Maddesinde öngörülen tehlikeli hâlde bulunan, delil karartma tehlikesi olan, soruşturmanın amacını veya tutukevinin güvenliğini tehlikeye düşüren veya suçun tekrarına olanak verecek davranışlarda bulunan tutuklu statüsünde olması imkânsızdır. Kaldı ki, 5275 sayılı Kanunun 115. maddesinin uygulanmasına soruşturma aşamasında sadece Cumhuriyet savcısı karar verebilir (m. 115/1); Adalet Bakanlığının bu konuda hiçbir yetkisi yoktur sayılı Kanunun 63. maddesi sadece hükümlüler açısından geçerli bir düzenleme olup bu madde de tutukluların tek kişilik odaya konmasına yorum yoluyla da olsa hukuki dayanak oluşturamaz (CGTİHK m. 116). Hücre uygulaması AİHS nin 6. ve 7. maddeleri anlamında bir ceza olup, yorum yoluyla suç ve ceza oluşturulamaz. 15. Ayrıca, 5275 sayılı CGTİHK nın 116. maddesinin yollamasıyla aynı Kanunun 9/2-4 fıkraları uyarınca, tutukluların, tutuklu oldukları suçun niteliğine göre hücre vasfında olan tek kişilik koğuşlara konulması mümkün gözükmektedir sayılı Kanunun 9/1 maddesine göre, Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları (F Tipi), iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır. Aynı maddenin 2. Fıkrasına göre, Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315) mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir. 4. Fıkra ise, Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır. düzenlemesine yer vermiştir sayılı Kanunun 116. maddesi ise, 9. maddede öngörülen bu düzenlemenin, tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanların tutuklular hakkında da uygulanabileceğini öngörmüştür. 16. Belirtilenlerden anlaşılacağı gibi, CGTİHK nın 9/2 ve 9/4 maddelerinin tutuklulara uygulanması açısından öncelikle tutuklunun belirtilen suçlardan herhangi biri nedeniyle tutuklanmış olması gerekir. Her ne kadar başvurucu CMK nın 314. maddesinde öngörülen suçlama nedeniyle tutuklanmış olsa da, atılı suçu işlediği yönünde kendisine atfedilen en küçük somut suç delili yoktur (Bu konuda yukarıya bakınız). Kişiler somut hiçbir suç delili olmadan, temelsiz bir şekilde her türlü suçla suçlanır ve bu suçlamaya dayalı olarak en temel hakları yargılanmadan cezaevinde dahi yok edilirse, bu tam bir keyfilik olur. Ayrıca hücre uygulaması CGTİHK da açıkça bir disiplin cezası olarak öngörülmüş olup, bu ceza olağan tutukluluğa göre çok daha hürriyeti kısıtlayıcı bir cezadır. Bu nedenle AİHM de bu 8/29

9 türden uygulamaları ceza hukuku anlamında bir ceza olarak değerlendirmiştir. Dolayısıyla kişiler hiçbir yargılama olmadan bu türden tek kişilik hücre ya da koğuşlara konamazlar 1. Ayrıca kanunda yüksek güvenlikli cezaevlerinde hükümlülerin kalacakları bölümler tek kişilik ya da üç kişilik koğuşlar olarak öngörülmesine rağmen, tutuklu hâkim ve savcılar tek kişilik odalara özel olarak konulmaktadır. Tek kişilik hücre niteliğindeki odalara koyma ayrı bir cezalandırma aracı olmasına rağmen, başvurucu dâhil ilgili hâkim ve savcılar henüz mahkûm olmadan, hatta suçlamalara dayanak olacak en küçük somut suç delili gösterilmeden, tek kişilik koğuşa konarak yargılanmadan cezalandırılmaktadırlar. Böylece masumiyet karinesi de ihlal edilmiş olmaktadır. 17. En önemlisi de, F Tipi cezaevlerinde veya imkân olmadığı için başka cezaevlerinde (L Tipi gibi) benzer koşullarda (CGTİHK nın 9. Maddesi gereğince) tutulanlar için yasalarda tanınan haklar, hücreye konmuş olan hâkim ve savcılara tanınmamakta ve hücreye konmuş hâkim ve savcıların bu haklardan yararlanmalarına izin verilmemektedir. Bu nedenle başvurucu ve benzer durumdaki hâkim ve savcılara yönelik hücre uygulaması, CGTİHK nın 9. maddesinin uygulama alanının da kapsamına girmez. Zira bu maddeye göre tutulan tutuklular, normal koğuşta tutulanlardan farklı olarak belirli hakları kısıtlanmış olsa da, günde bir saat açık havaya çıkma ve spor yapma (iyi haline göre açık hava ve spor süresi uzatılabilir) ve aynı ünitede kalan diğer tutuklularla sınırlı olarak görüştürme, idare kurulunun uygun gördüğü ve olanaklara göre bir sanat ve meslek etkinliği yürütme, 15 günde bir kez olmak üzere 10 dakika telefonla görüşme, 15 gün aralıklarla ve bir saati geçmemek üzere ziyaretçi ile görüşme gibi hakları vardır. Somut olayda bu haklardan sadece bir kısmı hücredeki hâkim ve savcılara tanınmakta, diğer haklar kendilerine tanınmamaktadır. Başvurucu ve benzer durumdaki hâkim ve savcılar hiçbir şekilde diğer tutuklularla bir araya getirilmemekte ve hiçbir şekilde birbirleriyle iletişime geçmelerine izin verilmemektedir. Hatta hücre pencerelerinin imkân vermesi durumunda, yan hücredeki tutuklu ile pencere ve açık hava boşluğundan yapılan konuşmalar dahi yasaklanmaktadır. Gaziantep Cezaevinde hücreye konmuş olan hâkim ve savcılar, yan hücrede bulunan tutuklu ile pencere ve açık hava boşluğundan konuştukları tespit edilince, bu türden uzaktan bir iletişim dahi yasaklanmıştır. Böylece hücreye konan hâkim ve savcılar tam bir tecride tabi tutulmaktadırlar. Ayrıca, spor yapma imkânı sunulmadığı gibi herhangi bir sanat ya da mesleki faaliyet yürütme imkânı da kendilerine hiçbir şekilde tanınmamaktadır. Yaptıkları tek faaliyet bulundukları hücreyi temizlemekten ibarettir. Bir tutuklunun temel hakları arasında olan kitap, dergi, gazete, televizyon veya benzeri herhangi bir yayına izin verilmediği için yapacak hiçbir aktivite olmadan ve ne zaman sona ereceği bilinmeden, Anayasa ve kanunlara tamamen aykırı olarak hücrede tutulmaktadırlar. Kanun öngörmesine rağmen, hiçbir bireysel ya da grup halinde iyileştirme yöntemine de başvurulmamakta, hücreye konanlar tamamen izole edilerek, ne zaman son verileceği bilinmeyen şekilde psikolojik işkenceye maruz bırakılmaktadırlar. Avukat ile görüşme hakkı kanunda bir saat iken bu hak fiilen 20 dakikaya indirilmiş olup, avukat ya da ailesiyle yapacağı sınırlı görüşmeler dahi bir cezaevi görevlisinin huzurunda ve teknik araçlarla kaydedilerek gerçekleştirilmektedir. Hücreye konan hâkim ve savcıların ailelerine yazdıkları mektuplar kesinlikle gönderilmemekte, yakınlarının kendilerine yazdıkları mektuplar da kesinlikle kendilerine ulaştırılmamaktadır. 18. Tüm bu kısıtlamaların hukuka uygun olup olmadığının denetimi için verilen dilekçeler ya işleme konmamakta, ya kapı altından iade edilmekte veya yırtılıp atılmaktadır. Kısaca uygulamalar dikkate alındığında, başvurucunun hücreye konması CGTİHK nın 9. 1 Cezaevlerindeki hücre ile tek kişilik koğuşlar nitelik itibariyle esasında aynıdır; sadece bir kişi disiplin cezası olarak hücre cezasına çarptırılır ve hücreye konarsa, bulunduğu tek kişilik odanın ismi hücre olarak anılmakta, aksi durumda aynı oda tek kişilik koğuş olarak adlandırılmaktadır. 9/29

10 maddesinin de kapsamına girmemektedir. Dolayısıyla somut olaydaki hücre uygulaması tamamen keyfi olup yasal hiçbir dayanağı yoktur. Diğer bir ifade ile başvurucu, normal tutukluluğa göre çok daha hürriyeti kısıtlayıcı olan ve bir disiplin cezası olarak öngörülen ve uygulamalar dikkate alındığında tamamen bir tecride dönüşen hücre uygulamasına keyfi olarak, yürütmenin sözlü talimatı ile tabi tutulmuştur. Sonuç olarak başvuruya konu uygulama, hiçbir disiplin suçu işlemeden, yasada öngörülen kurallara uyulmadan, fiilen uygulanmıştır; hücrede tutulanlara yapılan uygulamalar ve hücre şartları dikkate alındığında, somut uygulama 20 günü dahi geçmemesi gereken bir hücre cezası şeklinde nitelendirilebilir. Başvurucu AİHS nin 6 ve 7. maddeleri anlamında bir cezaya (hücre cezasına), yasal hiçbir dayanağı olmadan, yürütmenin kararıyla yargılanmadan mahkûm edilmiş ve bu ceza fiilen uygulamaya konmuştur. 19. Sonuç olarak, başvurucu ve aynı statüde cezaevinde tutulan hâkim ve savcılar kanuni dayanağı olmayan şekilde, idarenin keyfi bir uygulamasının ürünü olarak hücreye konmuşlardır. Bu uygulama AİHS nin 6 ve 7. Maddeleri anlamında yeni bir ceza olup, yasal dayanağı olması koşuluyla ancak bir mahkeme tarafından kararlaştırılabilir. 20. Başvurucu hücreye alınırken taciz oluşturacak boyuta ulaşacak ölçüde ayrıntılı bir şekilde üzeri aranmıştır. Oysa kendisi zaten güvenlikli bir cezaevinde tutulmakta olup içeriye cezaevi idaresinin izin vermediği herhangi bir materyalin girmesi imkânsızdır. Şüphe oluşturacak hiçbir tutum ya da davranışı olmamasına rağmen bir yargı mensubunun üzerinin taciz oluşturacak boyutlarda aranması insanlık dışı muamele oluşturan davranışlara örnek oluşturmaktadır. 21. Küçücük ve güneş almayan kapalı bir odadan oluşan hücrede televizyon ve benzeri hiçbir iletişim imkânı bulunmamaktadır. Gazete, dergi, kitap ya da benzeri basılı bir esere de izin verilmemektedir. Açık hava alanı veya havalandırma üç kişilik bir koğuş için 25 m 2 iken tek kişilik hücrede, belirtilen alanın yarısı kadar olup bu alan da güneş almamaktadır. Bazı cezaevlerindeki hücrelerde bu alan dahi mevcut değildir. Koğuşta kalan bir tutuklunun kişi başına düşen kullanım alanı çok daha fazla iken, hücre sadece 6 m 2 den ibarettir. (NOT: Bu ölçüleri başvurucunun kaldığı hücreyi dikkate alarak, somut duruma uygun şekilde yazınız; gerekirse kendisinden öğrenerek bu bilgileri doğru olarak belirtiniz). Koğuşta kalan tutuklular diğer tutuklularla haftalık sosyal aktivite ve spor faaliyetlerinde bulunabilirken, de facto hücreye konan bir tutuklu diğer tutuklularla hiçbir şekilde görüştürülmemekte, hiçbir aktiviteye katılamamakta, dış dünya ile neredeyse tüm ilişkileri kesilmekte, hiç kimse ile konuşamamaktadır; sınırlı da olsa aynı bölümde bulunan diğer hücrelerde tutulan tutuklularla dahi görüştürülmemektedir. Bu şartlar altında tutulan başvurucu konuşma yetisini kaybetme riski ile karşılaşmakta ve neredeyse tam bir tecride (absolute solitary confinement) tabi tutulmaktadır. Ayrıca, kendisine verilen yemekler soğuk, ekmekler bayat ve hatta bazen küflü ve yetersiz, sabah kahvaltısı olarak üç ya da beş zeytin, bazen de çorba verilmektedir. Kantin ihtiyaçları da gerektiği gibi karşılanmamaktadır. 22. Başvurucu ayrıca (NOT: BU KISMA BAŞVURUCUNUN MARUZ KALDIĞI VE BİLDİĞİNİZ BAŞKACA BENZER MUAMELE YA DA SOMUT BİLGİ VARSA ONLARI DA YAZINIZ.) 23. Son olarak başvurudaki bazı iddiaların ispatı açısından belirtmek isteriz ki, medyaya yansıyan haberlere göre, 9 Ekim 2016 tarihinde Sincan Cezaevinde tutulan 102 hâkim ve savcı Keskin T Tipi Cezaevine gönderilmiş ve bu cezaevinde inşa edilmiş toplam 102 tek kişilik hücreye konmuştur. Bu uygulamadan da anlaşılacağı gibi, 102 hâkim ve savcının aynı anda 5275 sayılı Kanunun 115. Maddesindeki koşulları toplu halde karşılaması imkânsızdır. CGTİHK nın 115. Maddesine uygun olarak bir kişiyi tek kişilik koğuşa 10/29

11 koyabilmek için birçok koşulun bir arada olması gerekir. 102 yargı mensubu için birçok koşul önceden oluşmamış da aniden mi oluşmuştur? Dolayısıyla hâkim ve savcıların hücreye konmasının 5275 sayılı Kanunun 115. Maddesiyle hiçbir ilgisi bulunmayıp, hücre uygulaması tamamen idarenin keyfi uygulamasının bir sonucudur; yasal hiçbir dayanağı yoktur. Yukarıda belirtildiği gibi, CGTİHK nın 116. Maddesinin yollamasıyla 9/2 ve 9/4 hükümleri ile 63. Maddesi de somut olayda uygulanan hücre uygulamasına hukuki dayanak oluşturamaz. b- Kanun yollarının tüketilmesi 24. Bu başvuru formunun hazırlandığı tarihte medyaya yansıyan haberlere göre, Türkiye nin altı cezaevinde (Sincan, Silivri F Tipi, Osmaniye, İskenderun, Antep ve Akşehir) 400 civarında hâkim ve savcı hücreye konmuş olup bu uygulamanın yasalarda öngörülen hiçbir gerekçesi bulunmamaktadır. Sincan Cezaevinde 60 tan fazla hâkim ve savcı üç hafta boyunca hücreye konmuştur. Son HSYK seçimlerinde aday olan Ayşe Neşe Gül, Kanunun açık hükmüne aykırı olarak, 28 gün boyunca hücrede tutulmuştur. Yargıtay ve Danıştay üyeleri Mine Kaya, Muzaffer Özdemir, Burhan Alıcı, Muzaffer Karadağ ve Muharrem Karayol itirafta bulunmaya zorlanmış daha sonra da hücreye konmuşlardır. Hiçbir disiplin suçu işlemedikleri için bu türden bir suçlama gerekçe gösterilmediği gibi, tutuklu hâkim ve savcıların tehlike arz eden ya da soruşturmanın selametini tehlikeye atacak hiçbir tutum ya da davranışları da bu duruma neden olmamıştır. Aşağıda belirtildiği üzere, bir tutuklu sadece disiplin kurulu tarafından hücre cezasına çarptırılması halinde en fazla 20 gün hücreye konabilir (5275 s. Kanun m. 44) ve Tehlikeli hâlde bulunan, delil karartma tehlikesi olan, soruşturmanın amacını veya tutukevinin güvenliğini tehlikeye düşüren veya suçun tekrarına olanak verecek davranışlarda bulunan tutuklular Cumhuriyet savcısının kararıyla tek kişilik koğuşa (hücreye değil) konabilir (5275 s. Kanun m. 115). Esasında hücre ile tek kişilik koğuş aynı bölümler olmasına rağmen, hücre cezası bir disiplin cezası sonucu uygulandığı için, aynı tek kişilik odaya bu durumda hücre ismi verilmektedir. Adalet Bakanlığı, tutukluların tek kişilik hücreye konmasını kararlaştıramaz. Ayrıca 5275 sayılı Kanunun 63. Maddesi sadece hükümlüler için uygulanır nitelikte bir düzenleme olup (CGTİHK m. 116), bu maddeye dayanılarak da tutuklular tek kişilik hücreye konamaz. Yukarıda belirtildiği gibi, hücreye konan yargı mensuplarına yapılan uygulamalar dikkate alındığında, CGTİHK nın 972 ve 9/4 hükümleri de bahse konu uygulamaya dayanak oluşturamaz. Kaldı ki bu durumlarda dahi kimin hücreye konacağına Adalet Bakanlığının karar verme yetkisi yoktur. Kısaca, belirtilen durumların (CGTİHK m. 9, 44, 63 ve 115) dışında hiçbir tutuklu tecrit uygulamasına tabi tutulamaz. 25. Somut olaydaki uygulama fiili (yasa dışı) bir hücre cezası uygulamasıdır. AİHM ye göre, adalet cezaevi kapısında sona ermez (Golder v. The United Kingdom); adalet cezaevlerinin duvarlarının içerisinde de karşılanmak zorundadır. Bu açıdan cezaevinde bulunan bir kişiyi, kanunların öngördüğü şartların dışında, normal cezaevi koşullarından daha ağır şartlara sahip, daha fazla hürriyeti kısıtlayıcı olan hücreye koyma, ceza hukuku anlamında yeni bir cezadır. Bir tutuklu ya da hükümlünün normal bulunduğu koşullardan daha hürriyeti kısıtlayıcı hücreye konması ayrı bir cezalandırma anlamına gelir ve tutuklu veya hükümlü sadece adil bir yargılanma sonrası hücre cezasına çarptırılabilir (Bu konuda bakınız: Campbell and Fell v. The United Kingdom Ezeh and Connors v. The United Kingdom (Büyük Daire), ) Temmuz 2016 tarihi sonrası tutuklanan hakim ve savcıların hücreye konması, yapılan uygulamalar dikkate alındığında, tamamen fiili (de facto) ve keyfi bir uygulama olup kanuni bir dayanağı yoktur. Hâkim ve savcılara hücre cezasının 11/29

12 uygulanmasının en önemli amacı, meslekten kollektif şekilde ihraç edilen ve büyük çoğunluğu tutuklanan 3654 hâkim ve savcıya yönelik suçlamalar temelsiz olduğu, somut hiçbir delil gösterilemediği için, tutuklu hakim ve savcıların iradelerini felce uğratarak, zorla (psikolojik baskı ve manevi işkence uygulayarak) delil veya başkalarını suçlayıcı beyanlar elde etmektir. Hücre cezası, özellikle mevcut HSYK yönetimine yönelik onlarca uluslararası kuruluşun son derece ağır eleştiri ve gözlemci statüsünü askıya almaya varan ölçüdeki baskılara karşı kullanılacak gerekçeler elde etmek için uygulanmaktadır. Temelsiz kollektif meslekten ihraç ile tutuklamaları ve hukuk dışı uygulamaları meşru göstermek için, hâkim ve savcıları haftalarca hücrede tutup, zorla, iradelerini fesada uğratarak başkalarını veya kendisini suçlayıcı beyanda bulunmalarını sağlamak ve kötü muamele oluşturan şartlar altında delil elde etmek ve onları ulusal ve uluslararası alanda kullanmak için hücre cezası uygulanmaktadır. Bilindiği gibi işkence veya kötü muamele ile elde edilen delillerin hukuken hiçbir değeri yoktur. Sanığın ifadesi, özgür iradesine dayalı olmalıdır. Özgür iradeyi felce uğratan, sanığı yoran uykusuz bırakma, aç ve susuz bırakma, ilaç verme ve kendisine baskı yaparak ifade alma, tipik illegal ifade alma yöntemlerinden olup Anayasanın 38/6 hükmü ışığında bu şekilde alınan ifadenin hiçbir değeri yoktur. İşkence tehdidinde bulunma da bir işkence olup (AİHM, Gafgën v. Germany (Büyük Daire), 2010), işkence tehdidiyle alınan ifade de hiçbir yargılamada kullanılamaz. Unutulmamalıdır ki, AİHM kararlarına göre tecavüz en ağır işkence yöntemlerindendir; bir tutukluyu cinsel taciz veya tecavüz etmekle tehdit edip ifadesini alma hem işkence suçu oluşturur hem de alınan ifadeyi tamamen illegal yapar. 27. Kısaca, somut olayda hâkim ve savcıları haftalarca insanlık dışı şartlar altında tecride tabi tutup iradelerini fesada uğratarak, kötü muamele sonucu delil elde etme, Anayasa, AİHS ve BM MSHS tarafından net olarak yasaklanmıştır; işkence veya kötü muameleye tabi tutarak elde edilen deliller sadece kötü muamelede bulunan kişilere karşı kullanılabilir. Bilinmelidir ki, işkence veya kötü muamele sadece kişinin bedenine üçüncü kişilerce doğrudan uygulanan şiddetten ibaret değildir; kişinin ruhsal yapısına uygulanan insanlık dışı muameleler de, insan onurunu inciten şartlar altında tutma da AİHS nin 3. Maddesi anlamında insanlık dışı muamele oluşturur. Zira Sözleşmenin 3. Maddesi, bireyin maddi ve manevi vücut bütünlüğüne yönelik her türlü şiddeti ve kötü muameleyi, maddi ve manevi (psikolojik) baskıyı, insanlık dışı cezaevi şartlarında tutulmayı, tecride tabi tutulmayı da yasaklamaktadır (örnek karar olarak bakınız: X/Türkiye AİHM kararı) Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrası tutuklanan hâkim ve savcılardan fiilen hücreye konanların kanun yollarına başvurma hususunda karşılaştıkları ana sorunlar şunlardır: İlk olarak hücreye konanlar başta olmak üzere tutukluların verdikleri dilekçelerin işleme konmadığı, hücrenin kapısının altından ilgiliye aynen iade edildiği veya yırtılıp atıldığı medyada ifade edilmiştir. Kısaca, verilen dilekçelere cevap dahi verilmemekte, talep reddedilse dahi hücreye konan kişiye bildirilmemektedir. Örneğin, HSYK 2. Dairesi eski Başkanı Nesibe Özer in hücreye konduktan sonra verdiği birçok dilekçeye cevap dahi verilmemiştir; bu durumu protesto eden Özer açlık grevine başlamıştır. İkinci olarak hücreye konma konusunda herhangi bir karar tebliğ edilmediği gibi bu uygulamaya itiraz için devletin sunması gereken kolaylıklar ve başvuru yoluna erişme hakkı fiilen engellenmekte, itiraz merciine başvuru fiilen imkânsızlaştırılmaktadır. 15 günden önce ailesi dâhil hiç kimseyle görüştürülmediği ve avukatı dâhil hiç kimseye haber verilmediği için tutuklu kişi fiilen hücreye konduğunu hiç kimseye haber verememekte, bu sorununu günlerce kimseye iletememektedir. Örneğin, medyaya yansıyan haberlere göre, Danıştay eski üyesi tutuklu İbrahim Günenç hücreye konduktan sonra haftalarca hiçbir insanla görüştürülmediğini kendisini ziyaret eden eski bir CHP milletvekili olan Hüseyin Aygün e 12/29

13 beyan etmiştir. Hücreye konmanın nedenine ilişkin de hiçbir bilgi başvurucuya verilmediği için, hangi kanun yoluna ne tür gerekçelerle başvuracağını dahi bilememektedir. 29. Bir kişinin hücre cezası nedeniyle hücreye konabilmesi için, 5275 sayılı Kanunun 44. Maddesindeki disiplin suçu sayılan eylemlerden en az birini işlemiş olması, bu yönde kendisine karşı resmi bir suçlamada bulunulması ve savunmasını hazırlayıp 3 gün içerisinde sunmasının istenmesi, disiplin kurulunun hücre cezasına hükmetmesi ve bu cezanın ilgiliye tebliğ edilip itiraz hakkının bulunduğunun hatırlatılması, itiraz üzerine infaz hâkimliğinin duruşma yaparak ilgiliyi dinlemesi ve karar vermesi ile sonuçlanan nispeten uzunca sayılacak resmi bir süreç işletilmek zorundadır. Tutuklu hâkim ve savcılara yönelik uygulamada bu türden bir yönteme başvurulmadığı açık olduğu için, başvurucu, aleyhine hükmedilen resmi bir hücre cezası nedeniyle hücreye konmamıştır. Dolayısıyla hücre cezasına ilişkin usul somut olayda uygulanamaz. 30. Bir tutuklunun tek kişilik koğuşa konabileceği ikinci durum, 5275 sayılı Kanunun 115. Maddesindeki şartların oluşması durumunda ortaya çıkabilir. Bu hükme göre, Tehlikeli hâlde bulunan, delil karartma tehlikesi olan, soruşturmanın amacını veya tutukevinin güvenliğini tehlikeye düşüren veya suçun tekrarına olanak verecek davranışlarda bulunan tutuklular soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının kararıyla tek kişilik koğuşa (hücreye değil) konabilir. Başvurucu herhangi bir tehlikeli durumda olmadığı gibi, (olmayan) delilleri karartması da imkânsızdır. HSYK Başkanvekili Mehmet Yılmaz ın bildirdiğine göre, tutuklu hâkim ve savcılara yönelik suçlama açısından en önemli kanıt Bylock uygulaması olup, başvurucu cezaevinde herhangi bir akıllı telefona dahi sahip değildir. Soruşturmanın amacını veya tutukevinin güvenliğini tehlikeye düşürmesi ya da suçun tekrarına olanak verecek davranışlarda bulunması da mümkün olmayıp, bu yönde ortaya konmuş hiçbir kanıt olmadığı gibi, herhangi bir savcılık kararı da, sözlü olarak talep etmesine rağmen kendisine bildirilmemiştir. Eğer bildirilecek olsa, bu durumda hücreye konan kişinin itiraz hakları doğacaktır. 31. Son olarak yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı gibi, hücreye konan yargı mensuplarına neredeyse hiçbir hakları tanınmadığı için, CGTİHK nın 9/2 ve 9/4 hükümleri de hücre uygulamasına dayanak oluşturamaz; kaldı ki bu durumda dahi tutukluların tek ya da üç kişilik koğuşa konmasına Adalet Bakanlığı karar veremez. Kanunun 63. Maddesi sadece hükümlülere uygulanan türden bir hüküm olup bu madde de başvurucunun hücreye konmasına yasal dayanak olamaz. Kısaca, başvurucunun tutulduğu şartlar ve CGTİHK nın 44, 115 ve 9/2,4 hükümleri ile kendisine uygulanan muameleler dikkate alındığında, başvurucu yasal hiçbir dayanağı olmadan, tamamen keyfi olarak bir ceza niteliğindeki hücre uygulamasına tabi tutulmaktadır. Zira hücrede maruz kaldığı muameleler zikredilen yasa maddelerinin hiçbirinin kapsamına girmemektedir. 32. Tüm bu açıklananlardan ve yukarıda olaylar kısmında belirtilenlerden anlaşıldığı üzere, başvurucu ve kendisiyle aynı statüdeki diğer yargı mensupları, Adalet Bakanlığının sözlü talimatına uyularak hücre uygulamasına tabi tutulmaktadırlar. Uygulanan muameleler dikkate alındığında, somut olaydaki hücre uygulaması ile, hiçbir neden gösterilmeden, tamamen keyfi olarak, kanuni hiçbir temeli olmadan, kişiyi de facto hücreye koyup tutukluya ekstra acı, elem ve ıstırap yaşatma, hücrede ekstra mahrumiyetler yaşatarak bu durumu maddi ve manevi baskı unsuru olarak kullanma, insan onuruna aykırı olarak tutukluluğun doğasından kaynaklanan elem ve acıları aşan, insanlık dışı muamele oluşturan ıstırap ve acılara maruz bırakma, kişiyi aşağılama ve onur kırıcı muamelelere tabi tutma, diğer bir ifade ile mahrumiyetler yaşatıp cezalandırma amaçlanmaktadır. Tüm bu uygulamalar AİHS nin 3. maddesi anlamında insanlık dışı muamele oluşturur. 13/29

14 33. Başvurucunun mallarına el konulduğu için, dışarıdaki ailesinin de en temel ihtiyaçlarından mahrum bırakıldığını düşünmesi, maddi imkânsızlıklar nedeniyle kendi seçeceği bir avukatı tutma hakkının dahi elinden alınması, tutsa dahi tüm görüşmelerinin kayıt altına alınması ve her görüşmede bir cezaevi görevlisinin mutlaka görüşmelerde hazır bulunması, dertlerini ve sıkıntılarını üçüncü bir kulak olmadan anlatamaması gibi durumlar birlikte değerlendirildiğinde, başvurucuya yaşatılan uygulama tipik bir insanlık dışı muameledir. İnsanlık dışı muamele AİHS nin 3. Maddesince açıkça yasaklanmış olup, yasalarda da hiçbir dayanağı olmayan de facto hücre cezası AİHM kararları dikkate alındığında Sözleşmenin 3. maddesi anlamında insanlık dışı muamele olarak nitelendirilebilir. Somut olayda karar verici organ Adalet Bakanlığı olduğu anlaşılmakta olup bu konuda, Adalet Bakanlığının kararına karşı yasalarda hangi mercie başvurulacağı dahi öngörülmüş değildir. Kısaca başvurucunun hakkında uygulanan de facto hücre cezasına karşı başvurabileceği önceden kanunla öngörülmüş etkili hiçbir başvuru mercii bulunmamaktadır. Kaldı ki hücreden ulaştırmaya çalıştığı dilekçeler de cevapsız bırakılmakta ya da yırtılıp atılmaktadır. Etkili hiçbir başvuru yolu bulunmadığı için doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur. c- Başvuruyu ilgilendiren hukuk kuralları sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin Uygulanması Hakkındaki Kanunun (CGTUHK) 44. Maddesine göre, hücre cezası bir disiplin cezası olarak öngörülmüş olup azami 20 güne kadar hücre cezasına hükmedilebilir. Bir hükümlü ya da tutuklu ancak kanunda sayılan fiillerden herhangi birini işlemiş olması kaydıyla, bir disiplin soruşturması sonrası, savunması alındıktan sonra, infaz hâkiminin onayı ile hücre cezasına çarptırılabilir. Dolayısıyla, hiçbir soruşturma yürütmeden, savunma almadan, haberi olmadan kişi önce hücreye konup kendisinden daha sonra bu karara itiraz etmesi beklenemez. Aynı kanunun 115. Maddesine göre de, tehlike oluşturan, soruşturmanın amacını ve cezaevinin güvenliğini tehlikeye düşüren kişinin Cumhuriyet savcısının kararı ile tek başına bir odada (hücrede değil) tutulabileceğine izin vermekte ise de bu durumda kişi hücreye konamaz; sadece tek başına bir odada tutulabilir. Kısaca 5275 sayılı Kanunun 115. maddesi hücre cezasına dayanak oluşturmamakta, sadece tehlike oluşturan kişilerin tek başına bir odada tutulabilmesine izin vermektedir s. CGTUHK nın 2/2 maddesine göre, "Ceza infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz". 36. Ceza İnfaz Kurumlarının Çeşitleri: Türkiye de ceza infaz kurumları: a) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumu (F Tipi), b) Kapalı ceza infaz kurumu (H,K,L,M,T Tipi), c) Yarı açık ve açık ceza infaz kurumları, d) Çocuk ceza infaz kurumu, e) Kadın ceza infaz kurumu olarak sınıflandırılmıştır. Hangi hükümlü ve tutukluların bu ceza infaz kurumlarında ve kim tarafından yerleştirileceği 5275 sayılı CGTİHK da belirtilmiştir. 37. Yüksek güvenlikli kapalı (F Tipi) Cezaevleri: Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında (F Tipi) tek kişilik ve üç kişilik olmak üzere iki tür koğuş bulunmaktadır. Yüksek güvenlikli kapalı cezaevlerinde (F Tipi) bir kişi iki durumda tek kişilik koğuşa veya hücreye konabilir: 1) Disiplin cezası alan tutuklu ya da hükümlülerin 5275 sayılı Kanunun 44. Maddesi uyarınca hücreye konması. 2) 5275 Sayılı Kanunun 115. Maddesi uyarınca soruşturma aşamasında tehlike arz eden veya soruşturmanın selametini tehlikeye atanların tek kişilik koğuşa konması. İki durumda bulunan tutuklu ya da hükümlülerin hakları farklı olup, bir disiplin cezası olarak hücreye konma ile tek kişilik koğuşa (odaya) konma arasında farklar bulunmaktadır. 14/29

15 38. Ayrıca, F Tipi cezaevlerine konan tutuklular ile bu cezaevleri dışında diğer kapalı cezaevlerinde tutulan tutuklular da, 5275 Sayılı Kanunun 116. maddesinin yollamasıyla aynı Kanunun 9/2-4 maddeleri uyarınca, tek kişilik hücreye veya koğuşa konabilir. Ancak CGTİHK nın 9/2 ve 9/4 hükümleri uyarınca tek kişilik ya da üç kişilik koğuşa konan tutukluların hakları, somut olayda hücreye konan yargı mensuplarına uygulananlardan çok daha fazla olup, bu nedenle CGTİHK nın 9/2 ve 9/4 hükümleri somut durumdaki hücre uygulamasına dayanak oluşturamaz (Bu konuda yukarıda detaylı açıklama yapılmıştır.). Somut olayda tipik bir de facto (yasa dışı) cezalandırma söz konusudur; hücre cezası normal tutukluluğa nazaran çok daha hürriyeti kısıtlayıcı olduğu için, hürriyeti bağlayıcı ceza dışında ayrı bir cezadır (Campbell and Fell v. The United Kingdom Ezeh and Connors v. The United Kingdom (Büyük Daire), ). 39. Hücre cezası: Hücre cezasına çarptırılan hükümlü veya tutuklunun bazı hakları kısıtlanmaktadır. Hücre cezası uygulananlar hücrede bulunduğu süre içerisinde ziyaretçi ile görüşme, telefon etme, spor ve benzeri etkinliklere dair haklardan yararlanamazlar. Ancak 5275 Sayılı Kanunun 44/1 maddesine göre hücrede bulunan kişinin açık havaya çıkma hakkı saklıdır; bu kısıtlanamaz. Ayrıca, tuvalet, banyo, yemek, aydınlatma gibi ihtiyaçlarında da kısıtlamaya gidilemez. Disiplin cezası olarak hücre cezası bittikten sonra, tutuklu kişi tekrar normal koğuşuna alınır ve diğer tüm haklarından yararlanmaya devam eder. Hücre, yüksek güvenlikli ceza infaz kurumunda ( F Tipi) bulunan tek kişilik odaların standartlarına göre belirlenen tutuklu ve hükümlülerin kanunda yazılı hallerde konulduğu yerdir. Hücre, tuvalet ve duş kısmı 1,5 metre kare, toplam genişliği 11 metre kare, aydınlatma ve havalandırmaları olan, kamera ile izlenen tek kişilik odadır. F Tipi dışındaki kapalı ceza infaz kurumlarında ayrı tek kişilik odalar bulunmadığı için, normalde yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarında kalması gereken hükümlü ve tutuklular, imkân varsa bu ceza infaz kurumunda hücre vasfında özel oluşturulmuş tek kişilik odalarda tutulurlar. 40. Hücre cezası bir disiplin cezası olduğu için bu cezaya sadece disiplin kurulu karar verebilir ve ilgilinin savunması alınmadan hücre cezasına hükmedilemez. Bu kararın infazı için infaz hâkiminin onayı gerekir ve ilgili infazdan önce ve infaz esnasında hekim tarafından muayene edilir (5275 s. Kanun m. 48). Cezaevine girer girmez özel odalara koyma ve neredeyse hiçbir hak tanımama tamamen yasa dışıdır. Cezaevine girmeden infaz hâkiminden onay almak mümkün olmadığına göre bu türden uygulamaların hücre cezası olarak nitelendirilmesi imkânsızdır. Hücre cezası verme bir disiplin soruşturması sürecini gerektirmektedir. Bu süreçte disiplin suçu işlediği iddia edilen kişi hakkında dosya açılmakta, ilgiliye suçlamalar bildirilerek üç gün içerisinde savunmasını yapması istenmekte ve kişinin cezadan önce savunması alınmaktadır; daha sonra disiplin kurulu karar vermektedir. Bu karar ilgiliye tebliğ edilmekte ve ilgilinin bu karara karşı infaz hâkimliğine itiraz etme hakkı bulunmaktadır. İtiraz üzerine infaz hâkimi, duruşma açarak ilgiliyi dinledikten sonra itiraz talebini karara bağlamaktadır. 41. Soruşturma aşamasında tutuklu olan kişilerle ilgili uygulanacak tedbir kapsamında tek kişilik koğuşa konma (5275 Sayılı Kanunun 115. mad.): Bu tedbir hücre cezasından farklı olarak sadece tutuklular için uygulanır. Tehlikeli halde bulunan, delil karartma tehlikesi olan, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürme ihtimali bulunan veya cezaevinin güvenliğini tehlikeye düşürme ihtimali bulunan tutuklular soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından; a) tutuklunun tek başına, sıkı rejim altında muhafaza edilmesi ve odasının kamera ile izlenmesi, b) belirli süre ile dışarı ile ilişkisinin, ziyaretçi kabulünün ve telefon hakkının kısıtlanması, c) kendisine ya da başkasına zarar vermesini önleyici biçimde hazırlanmış özel odada tutulması ve kamera ile izlenmesi sağlanır. Bunun için karar 15/29

16 alınması ve yasadaki gerekçelerden biri ya da birkaçının bulunması gerekir. Cezaevi idaresinin tutacağı tehlikeli tutuklu tutanağının Cumhuriyet savcısı tarafından onaylanmasıyla şartlar oluşmaktadır. Bu durumda tutukluların normal koğuşta bulundukları zamandaki hakları madde metninde belirtildiği şekilde Cumhuriyet savcısının belirleyeceği süre ile kısıtlanır. 42. Bu durumda tutuklu olan kişi Cumhuriyet savcısının kararı ile tek kişilik koğuşa konmaktadır. Kararın tutuklu kişiye tebliğ edilmesi gerekir veya talep halinde kararın bir nüshasının ilgiliye verilmesi gerekir ki, tek kişilik koğuşa konulan kişi 5275 Sayılı CGTUHK nın 115. maddesindeki şartların oluşup oluşmadığı gerekçesiyle, uygulamanın kaldırılması için İnfaz Hâkimliğine başvuru hakkını kullanabilsin. Ayrıca Ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kuruluna dilekçe yazabilmesi için de Cumhuriyet savcısının kararının bir nüshasının kendisine verilmesi gerekir. Somut olaydaki uygulamalar dikkate alındığında başvurucunun hücreye konmasının yasal dayanağının Kanunun 115. Maddesi olmadığı açıkça anlaşılacaktır. 43. F Tipi dışındaki kapalı cezaevlerinde tutulan hükümlü veya tutukluların hücreye veya tek kişilik koğuşa konması (5275 Sayılı Kanunun 116. maddesinin yollamasıyla 9/2-4 maddesi): Normalde yüksek güvenlikli ceza infaz kurumunda bulunması gereken tutuklu ya da hükümlülerin, imkân bulunmadığı için, zorunlu olarak diğer kapalı ceza infaz kurumlarında tutulması durumunda, bu türden tutuklu ve hükümlüler tek ya da üç kişilik koğuşa konabilir. Tek kişilik odaya konan hükümlü veya tutuklunun, normal koğuşta kalanlara nazaran bazı hakları kısıtlanır. Ancak kısıtlama hücre cezasında olduğu kadar çok değildir. Bu kapsamdaki bir tutuklunun hakları, günde bir saat açık havaya çıkma ve spor yapma, (iyi haline göre açık hava ve spor süresi uzatılabilir), aynı ünitede kalan tutuklularla sınırlı olarak görüşme, idare kurulunun uygun gördüğü ve olanaklara göre bir sanat ve meslek etkinliği yürütme, on beş günde bir kez olmak üzere on dakika telefonla görüşme, on beş gün aralıklarla ve bir saati geçmemek üzere ziyaretçi ile görüşmedir. Belirtilen haklardan büyük çoğunluğu başvurucuya tanınmamış olup bu duruma itiraz etmek için başvurucunun verdiği dilekçeler de işleme konmamış veya konmuş ise sonucu kendisine tebliğ edilmemiştir. Kaldı ki başvurucu sormasına rağmen, hücreye konmasının gerekçesi kendisine bildirilmemiştir. Belirtilen hükümlere göre tutuklu ve hükümlüler tek kişilik veya üç kişilik koğuşlara yerleştirilmeleri gerekirken, özellikle tek kişilik hücrelere yerleştirilmiş ve cezalandırma amacı güdülmüştür. Bu durumda dahi tutukluları tek kişilik hücreye yerleştirme açısından karar mercii Adalet Bakanlığı değildir. Başvurucu neredeyse mutlak bir tecride tabi tutulmuş, aynı statüdeki diğer tutuklularla hiçbir şekilde görüştürülmemiş, hatta Gaziantep cezaevindeki uygulamalardan anlaşıldığı gibi, hücrede tutulanların duvar ötesinden birbirleriyle konuşmaları bile yasaklanmış, spor, sanat ve mesleki hiçbir faaliyette bulunmasına da izin verilmemiştir. Hücrede kaldığı sürece yaptığı tek faaliyet kendi hücresini temizlemekten ibaret kalmıştır. Gazete, televizyon, mektup, kitap veya dergi gibi hiçbir yazılı ve görsel basın eserinden yararlandırılmamıştır. Tüm bu yapılanlardan anlaşılacağı gibi, CGTİHK nın 9/2 ve 9/4 hükümleri de başvurucunun fiili hücrede tutulmasına hukuki dayanak oluşturamaz. Hücreye koyma Madde 44- (1) Hücreye koyma cezası, hükümlünün eylemlerinin nitelik ve ağırlığına göre bir günden yirmi güne kadar, açık havaya çıkma hakkı saklı kalmak üzere, geceli ve gündüzlü bir hücrede tek başına tutulması ve her türlü temastan yoksun bırakılmasıdır. (2) Bir günden on güne kadar hücreye koyma cezasını gerektiren eylemler şunlardır: a) Kurum tesislerine, araç ve gereçlerine zarar vermek. 16/29

17 b) Tünel kazmaya teşebbüs etmek. c) Firara teşebbüs etmek. d) Hükümlü ve tutukluları idareye karşı kışkırtmak veya isyana kalkışmak. e) Hükümlü ve tutukluları daha az cezayı gerektiren şekilde kasten yaralamak. f) Hükümlü ve tutuklular üzerinde baskı kurarak çıkar sağlamak, özel işleriyle başka işlerde kullanmak, bunlara kalkışmak veya bu amaçları gerçekleştirmek için oluşturulan gruplara katılmak veya bunlarla dayanışma içinde olmak. g) Üçüncü fıkranın (g) bendinde belirtilenler dışında kalıp da Kanuna uygun olarak yasaklanmış bulunan her türlü eşya, araç, gereç veya malzemeyi ceza infaz kurumlarına sokmak, bulundurmak, kullanmak. h) Sayım ve aramalar ile 43 üncü maddenin (e) bendinde belirtilen faaliyetlere şiddet kullanarak engel olmak veya buna kalkışmak. ı) Kurum görevlileri ile dış güvenlik görevlilerine rüşvet teklif etmek veya vermeye kalkışmak. j) Kurum görevlilerine hakaret veya tehditte bulunmak. k) Kuruma, kurum görevlilerine veya hükümlü ve tutuklulara ait şeyleri çalmak veya bunlara kasten zarar vermek. l) İzin süresini özürsüz olarak en fazla iki gün geçirmek. m) Hükümlü ve tutukluların beslenmelerini engellemek, açlık grevine ve ölüm orucuna teşvik veya ikna etmek, bu yolda talimat vermek. (3) Onbir günden yirmi güne kadar hücreye koyma cezasını gerektiren eylemler şunlardır: a) İsyan çıkartmak. b) Kuruma ağır zarar vermek. c) Kasten yangın çıkarmak. d) Adam öldürmek veya öldürmeye kalkışmak. e) Hükümlü ve tutukluları kasten veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamak ile görevlileri her türlü kasten yaralamak. f) Cinsel saldırıda veya çocuklara karşı cinsel istismarda bulunmak, bu suçlara kalkışmak veya cinsel tacizde bulunmak. g) Her türlü ateşli silâh, mermi, patlayıcı madde, kesici, delici, yaralayıcı, bereleyici alet, yakıcı, aşındırıcı, boğucu, bayıltıcı, kör edici gaz ve ecza, her türlü zehir ve uyuşturucu ilâç ve madde, cep telefonu, telsiz ve sair elektronik haberleşme aracını kuruma sokmak, bulundurmak, kullanmak. h) Görevlileri veya hükümlü ve tutukluları rehin almak. ı) Firar etmek veya tünel kazmak. j) Hükümlü ve tutuklular üzerinde baskı kurarak çıkar sağlamak, özel işleriyle başka işlerde kullanmak, bunlara kalkışmak veya bu amaçları gerçekleştirmek için nüfuz kullanarak grup oluşturmak. k) Suç örgütlerine ait her türlü yayın, bez afiş, pankart, resim, sembol, işaret ve benzeri eşyayı kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek. l) Suç örgütlerinin eğitim ve propaganda faaliyetlerini yapmak veya yaptırmak. m) Kurum görevlileri ile dış güvenlik görevlilerine rüşvet vermek. (4) Hücre, yaşamsal gereksinmeleri karşılayacak biçimde düzenlenir. (5) Hücreye konulan hükümlünün, resmî ve yetkili merciler ve avukat ile görüşmesine engel olunmaz. Tutukluların hakları Madde 114- (1) Tutuklulardan çalışmaları istenebilir; ancak, buna mecbur tutulamazlar. 17/29

18 Tutuklular istediklerinde idare, barındırıldıkları odalarda çalışmalarına izin verebilir. Odada çalışma imkânı yoksa tutukluların iş yerlerinde çalışmalarına da izin verilebilir. Bu takdirde kendileri hakkında çalışmakta olan hükümlülere ait rejim uygulanır. (2) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde tutuklular, kurumun bu husustaki genel düzenine uymak suretiyle ziyaretçi kabul edebilirler. Ancak soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde hâkim veya mahkeme, soruşturmanın veya davanın selameti bakımından tutuklunun ziyaretçi kabulünü yasaklayabilir veya bu hususta kısıtlamalar koyabilir. (3) Tutukluların yazılı haberleşmeleri ile telefonla görüşmeleri, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde hâkim veya mahkemesince kısıtlanabilir. (4) Tutuklu, savunması için istediği müdafii seçmek ve görevlendirmek hakkına sahiptir. Her dereceden kurum görevlileri bu hususta tutukluya tavsiyelerde bulunamaz. (5) Tutuklunun müdafii ile olan haberleşmesine ve kurum düzeni çerçevesinde temas ve görüşmelerine hiçbir suretle engel olunamaz ve kısıtlamalar konulamaz. (6) Özel kanunda yer alan hükümler saklıdır. Kısıtlayıcı önlemler Madde 115- (1) Tehlikeli hâlde bulunan, delil karartma tehlikesi olan, soruşturmanın amacını veya tutukevinin güvenliğini tehlikeye düşüren veya suçun tekrarına olanak verecek davranışlarda bulunan tutuklulara soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde hâkim veya mahkemesince aşağıdaki tedbirler uygulanabilir: a) Tutuklunun tek başına, sıkı bir rejim altında muhafaza edilmesi ve kaldığı odanın kamera ile izlenmesi. b) Belirli süre ile dışarıyla ilişkisinin, ziyaretçi kabulünün ve telefon görüşmelerinin kısıtlanması. c) Gerekiyorsa kendisine veya başkalarına zarar vermesini önleyici biçimde hazırlanmış özel bir odada barındırılması ve kaldığı odanın kamera ile izlenmesi. d) Saldırganlık göstermesi hâlinde belirli süreyle kelepçelenmesi veya hareketlerinin engellenmesi. e) Yüksek güvenlikli bir kuruma nakledilmesi. Tutukluların yükümlülükleri Madde 116- (1) Bu Kanunun; yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi, kuruma alınma ve kayıt işlemleri, hükümlüler ile yakınları ve ilgililerin bilgilendirilmesi, cezayı çekme, güvenlik ve iyileştirme programına ve sağlığın korunması kurallarına uyma, bina ve eşyaların korunması, kapıların açılmaması ve temasın önlenmesi, oda ve eklentilerinde bulundurulabilecek kişisel eşyalar, arama, disiplin cezalarının niteliği ve uygulanma koşulları, kınama, bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma, ücret karşılığı çalışılan işten yoksun bırakma, haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama, ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma, hücreye koyma, çocuk hükümlüler hakkında uygulanabilecek disiplin tedbirleri ve cezaları, disiplin soruşturması, disiplin cezasını gerektiren eylemlerin tekrarı, disiplin cezalarının infazı ve kaldırılması, yönetim tarafından alınabilecek tedbirler, zorlayıcı araçların kullanılması, ödüllendirme, şikâyet ve itiraz, nakiller, disiplin nedeniyle nakil, zorunlu nedenlerle nakil, hastalık nedeniyle nakil, nakillerde alınacak tedbirler, avukat ve noterle görüşme hakkı, kültür ve sanat etkinliklerine katılma, ifade özgürlüğü, kütüphaneden yararlanma, süreli veya süresiz yayınlardan yararlanma hakkı, telefonla haberleşme hakkı, radyo, televizyon yayınları ile internet olanaklarından yararlanma hakkı, mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı, bu Kanunda sayılan günlerde dışarıdan gönderilen hediyeyi kabul etme hakkı, din ve vicdan özgürlüğü, muayene ve tedavi istekleri, 18/29

19 hükümlülerin beslenmesi, iyileştirme programlarının belirlenmesi, hükümlülerin sayısı ve uygulanacak güvenlik tedbirleri, eğitim programları, öğretimden yararlanma, muayene ve tedavileri, sağlık denetimi, hastaneye sevk, infazı engelleyecek hastalık hâli, kendilerine verilen yiyecek ve içecekleri reddetmeleri, ziyaret, yabancı hükümlüleri ziyaret, ziyaret ve görüşlerde uygulanacak esaslar, beden eğitimi, kütüphane ve kurslardan yararlanma konularında 9, 16, 21, 22, 26 ilâ 28, 34 ilâ 53, 55 ilâ 62, 66 ilâ 76 ve 78 ila 88 inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir. (1)(2) B- Bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenlerle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere ait özlü açıklamalar: İŞKENCE, İNSANLIK DIŞI VEYA AŞAĞILAYICI MUAMELE YASAĞININ İHLALİ (AİHS m. 3) 44. Bir yargı mensubunu, gerçek organizatörlerini Hükümetin bilmesine rağmen açıklamadığı 2 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden birkaç saat sonra, haklarında Anayasanın 159/9 hükmüne uygun bir soruşturma dahi açılmadan 3, 2802 sayılı yasanın 88. Maddesine açık aykırı olarak 4 ve hukuka uygun toplanmış hiçbir delil olmadan gözaltına alıp uzunca sayılacak bir süre gözaltında insanlık dışı ortamlarda ve şartlarda tutttuktan sonra gerekçesiz şekilde ve hiçbir somut delil göstermeden tutuklamak başvurucunun maruz kaldığı insanlık dışı muamelelerin ilklerindendir. Bir hâkim ve savcı hakkında Anayasanın 159/9 hükmüne uygun soruşturma açılmadan hiçbir soruşturma işlemi yapılamaz, delil toplanamaz; özel hayatına müdahale edilemez; edilirse suç işlenmiş olur; yakalanamaz; gözaltına alınamaz ve tutuklanamaz. Tutuklanan hâkim ve savcılar hakkında Anayasanın 159/9 hükmüne uygun soruşturma, en erken tarih olarak 16 Temmuz 2016 tarihinde öğleden sonra açılmıştır. Sadece bu tarihten sonra elde edilen deliller hukuka uygun olup, diğerlerinin tamamı illegaldir; hiçbir yargılamada kullanılamaz (AY m. 38/6). Dolayısıyla 16 Temmuz 2016 tarihinde verilen gözaltı kararı hiçbir somut delile dayanmadığı gibi, tutuklama kararları da hukuka uygun toplanmış hiçbir delile dayanmamaktadır. Oysa CMK nın 100. maddesine göre, gözaltına almak için asgari makul şüphe, tutuklamak için ise asgari kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması şarttır. CMK nın 161/8 hükmü, Anayasanın 159/9 hükmü dikkate alındığında (AY m. 11), hâkim ve savcılara kesinlikle uygulanamaz. 45. Bir hâkimi illegal olarak tutukladıktan sonra kanundaki şartların oluştuğunu gösteren hiçbir delil olmadan, yetkisiz bir mahkeme tarafından tüm malvarlığına el koyup ailesinin ve kendisinin en temel insani ihtiyaçlarını dahi karşılamaktan mahrum bırakmak, insan onuruna yakışır bir yaşam sürdürebilmek için asgari parasal imkânlarından yoksun bırakmak, böylece kendi seçeceği avukatı tutma imkânından mahrum ederek savunmasız hale getirmek de başvurucuya yaşatılan bir diğer insanlık dışı muamele örneğidir. Tutukluluğun verdiği elem ve ıstıraba ek olarak, mal varlığına illegal şekilde el konulup ailesinin aç, susuz, 2 Darbe girişimi sonrası 35 gün boyunca, darbenin arkasında Gülen Hareketi olarak adlandırılan yapının olduğu açıklanmış olmasına karşın, Bakanlar Kurulu üyesi Kültür Bakanı Nabi Avcı, 21 Ağustos 2016 tarihinde katıldığı CNN Türk canlı yayınında darbenin arkasındaki aktörü açıklayamayacaklarını şu şekilde ifade etmiştir: Darbe olayının arkasında kimin olduğunu biliyoruz, devlet aklı bunu açıklamaya el vermiyor (@gritliturk, ). Anlaşılacağı üzere, darbe girişiminin arkasında, iddia edildiğinin aksine Gülen Hareketi olarak adlandırılan yapının olmadığını iktidar da bilmekte ancak kamuoyuna açıklayamamaktadır. 3 Bakınız. HSYK Başkanvekili Mehmet Yılmaz ın 22 Eylül 2016 tarihli Cumhuriyet Gazetesine verdiği demeç s. Kanunun 88. Maddesine göre, hâkim ve savcılar ağır cezalık suçüstü hali olmadıkça aranamaz, yakalanamaz, yakalanamayan gözaltına alınamaz ve tutuklanamaz hâkim ve savcının aynı anda aynı 19/29

20 evsiz bırakıldığını düşünmek tutuklu kişiye ayrı bir elem ve ıstıraba yol açar. Bu durumun tutuklu bir kişiye vereceği acı, elem, ıstırap, endişe ve manevi/ruhsal üzüntü dahi tek başına insanlık dışı bir muamele oluşturur. CMK nın 128. Maddesine göre, mal varlığına el koyma ancak bir Ağır ceza mahkemesince oybirliği ile verilecek bir kararla mümkünken, OHAL KHK sı ile bu yetki sulh ceza hâkimliklerine verilmiş ve KHK ile bir mahkeme yetkilendirilmiştir. Oysa Anayasanın 142. Maddesine göre, mahkemeler sadece KANUNLA kurulur veya yetkilendirilir; KHK ile mahkeme kurulamaz; yetkilendirme yapılamaz. Dolayısıyla mal varlığına müdahale oluşturan bu uygulama doğal hâkim ilkesine ve Anayasaya açık aykırı olarak verilmiştir. Bu kadar ağır bir illegalitenin yanında (AY m. 37 ve 142, AİHS m. 6/1, BM MSHS m. 14), kuvvetli suç şüphesinin bulunup bulunmadığına değinmeye dahi gerek yoktur. 46. Bir yargıcı illegal şekilde tutuklayıp Anayasa ve yasalara açık aykırı olarak mallarına da el koyduktan sonra yine CGTİHK da yer verilen hiçbir hükmün öngörmediği şekilde, hiçbir neden göstermeden, tamamen keyfi olarak, de facto hücreye koyup tutuklu yargıca ekstra acı, elem ve ıstırap yaşatma, hücrede ekstra mahrumiyetler yaşatarak bu durumu ruhsal veya manevi baskı unsuru olarak kullanma, bu insanlık dışı muamelelerin ne zaman sona ereceğini veya nereye kadar gideceğini bilmeden ümitsiz bir şekilde beklemesini sağlama açık bir insanlık dışı muameledir. Tek kişilik veya üç kişilik koğuşta tutulacak tutukluların sahip olduğu hakları tanımadan, tutukluluğun doğasından kaynaklanan üzüntü, elem ve acıları aşan, endişe, kaygı, ıstırap ve acılar yaşatma, kişiyi aşağılayıcı ve onur kırıcı muamelelere tabi tutma, hiç kimseyle görüştürmeme, sportif, sanatsal ya da mesleki hiçbir faaliyete müsaade etmeme, gazete, dergi, kitap ve televizyon gibi temel ihtiyaçlardan uzak tutma, kişiyi ne zaman biteceği bilinmeyen şekilde mutlak bir tecride tabi tutma, insan onurunu ihlal eden açık bir insanlık dışı muameledir. Hitler rejiminin yaşattığı korkunç muameleler sonrasıdır ki, Alman Anayasası insan onuruna ilk maddesinde yer vermiş ve her türlü insanlık dışı muamelelere karşı, gelecek nesilleri koruma altına almıştır. 47. AİHM, insanlık dışı muameleyi, bilinçli olarak tasarlanmış, kısmen uzunca bir süre veya uzun saatler boyunca devam eden ve durmadan uygulanan, kişiye yoğun bedensel veya manevi acı veya elem yaşatan, ruhsal acıya yol açan muameleler olarak tanımlamaktadır. Somut olayda da gözaltına alınma anından itibaren bilinçli olarak planlanıp uygulamaya konmuş elem ve acı verici muameleler, iki kişilik hücrede onlarca kişiyi günlerce tutma, yeme, içme, elbise, temizlik ve dinlenme gibi ihtiyaçlarını asgari olarak da karşılamadan ümitsizce bekletme ve beton zemin üzerinde uyumaya zorlama, Anayasa ve kanunlara açıkça aykırı olarak tutuklayıp, yine illegal şekilde mallarına el koyup asgari insan onuruna uygun ailesinin ve kendisinin yaşamlarını sürdürme ve ihtiyaçlarını karşılamalarını da imkânsız kılma, parasız pulsuz bırakıp kendi seçeceği avukatı tutmasını dahi imkânsız kılma, avukatıyla görüşme süresini 60 dakikadan 20 dakikaya indirme, görüşmeleri kayıt altına alma ve bir görevli huzurunda görüşme ve son olarak yine illegal şekilde günlerce tek kişilik pis hücrelerde tutma, soğuk, yetersiz yemeklere ek olarak, bayat ve hatta bazen küflenmiş ekmek yemeğe mahkûm etme, ailesinin getirdiği elbiseleri kendisine ulaştırmayıp soğuk hücrede üşümesini sağlama, banyo ve temizlik ihtiyaçlarını dahi asgari olarak karşılamama, tamamen bilinçli olarak uygulanan yoğun insanlık dışı muameleler olup, tutuklamanın doğasından kaynaklanan elem ve acının ötesine geçer. Bu insanlık dışı muamelelerin yoğunluğu her geçen gün artmakta olup bu muamelelerin nerede sona ereceği dahi bilinmemektedir. Kala kala bir tek ilaç verip zehirleme veya akli melekelerini sonlandırma ya da zehirleyerek tutuklunun yaşamını sonlandırma pratiği kalmış ağır cezalık suçu işleme iradesiyle anlaşıp bu suçu işlemesi imkânsız olduğu için, başvurucu dâhil hâkim ve savcılar bahse konu hükme açık aykırı olarak gözaltına alınıp tutuklanmışlardır. 20/29

21 gözükmektedir; ya da bazı iktidar yanlısı twitter hesaplarının (Ahmet ) belirttiği gibi, hepsini bir ya da iki cezaevinde toplayıp, bir kargaşa çıkartarak tamamını aynı anda öldürme pratiği geriye kalmış gözükmektedir. Bu yöntemlere de başvurulursa Hitler in Almanya da uyguladığı tüm yöntemler denenmiş olacaktır. 48. Yukarıda belirtilen tüm bu uygulamaların bilinçli bir düşüncenin ürünü olarak önceden tasarlanmış, uzun saatler/süre boyunca kesintisiz uygulanan, yoğunluğu her geçen gün artan ve bedensel ve ruhsal acı, elem, üzüntü ve ıstıraba neden olan muameleler olduğu açıktır. Bu durum AİHM içtihatları dikkate alındığında, (şimdilik işkence olarak nitelendirilmese dahi) asgari insanlık dışı muamele olarak nitelendirilir. 49. Olaylar kısmında belirtilenler ile yukarıdaki açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, başvurucuya, gözaltına alındığı andan itibaren bilinçli olarak yaşatılan tüm muameleler ve son olarak tamamen illegal şekilde, yasal dayanağı olmadan (Bu konuda yukarıya bakınız.) günlerce hücre uygulamasına tabi tutulması, AİHS nin 3. maddesinde yasaklanmış olan insanlık dışı muamele oluşturur. Söz konusu muameleler ve son olarak yasa dışı hücre uygulaması Sözleşmenin 3. maddesini ihlal etmiştir. Bu ihlal halen devam etmekte olup devam eden ihlale son vermek için Mahkemenizin gerekli tedbirleri alıp ilgili kurumlara bildirmesi, ihlale son vermenin iç hukuktaki tek aracıdır. 50. Etkin soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlali (AİHS m. 3): Başvurucu ayrıca gözaltına alınma anından itibaren kendisine yaşatılan kötü muameleler ve illegal şekilde hücre cezası uygulamasına karar verenler ve uygulayanlar hakkında suç duyurusunda bulunacaktır. Ancak bu cezayı uygulayan makam ve HSYK 1. Dairesinin yapısı dikkate alındığında, ayrıca 3654 hâkim ve savcının hiçbir hâkimlik teminatına saygı göstermeden, hiçbir savunma hakkına saygı gösterilmeksizin (AY m. 129) meslekten ihracı, Yargıtay ve Danıştay üyelerinin görev süreleri dolmadan yasa ile üyeliklerine son verilmesi durumları dikkate alındığında etkin bir soruşturmanın gereklerinin karşılanacağından kuşku duymaktadır ve bu konudaki kuşkularını doğrulayan uygulamalar da mevcuttur. Bilindiği gibi, KHK hükümleri ile, OHAL döneminde görev alan kamu görevlileri hakkında neredeyse mutlak bir bağışıklık getirilmiş olup (667 s. KHK m. 9), bu durum dahi tek başına etkin soruşturmanın gereklerine aykırıdır. KHK hükmü ile OHAL döneminde görev yapan kamu görevlileri idari, mali, hukuki ve cezai her türlü sorumluluktan muaftır. Etkin soruşturmanın unsurları (Bu konuda bakınız. Batı ve diğerleri/türkiye) bulunmadığı için AİHS nin 3. Maddesi bu açıdan da ihlal edilmiştir. Başvurucu, yapacağı suç duyuruları konusunda yaşanacak gelişmeleri zamanında Mahkemenize bildirecektir. 51. Hatırlatmak isteriz ki, işkence ve kötü muamele yasağı mutlak haklardan olup, etkin soruşturma yükümlülüğü dâhil bu hakkın gerekleri OHAL durumunda dahi askıya alınamaz; OHAL KHK ları ile etkin soruşturma yükümlülüğünün gerekleri yok edilemez. ÖZGÜRLÜK VE GÜVENLİK HAKKININ İHLALİ (AİHS m. 5) 52. Aşağıda adil yargılanma hakkı başlığı altındaki açıklamalardan anlaşılacağı gibi, bir tutuklu ya da hükümlüğü, bulunduğu olağan tutukluluk şartlarından daha hürriyeti kısıtlayıcı olan hücreye koyma, tutuklamaya göre daha yoğun bir hürriyeti kısıtlama durumu oluşturur. Yukarıda Kanun yollarının tüketilmesi başlığı altında belirtilenlerden anlaşılacağı üzere, başvurucuyu, diğer tutuklularla görüştürmeden, sportif, mesleki ve sanatsal hiçbir faaliyete imkân tanımadan, gazete, televizyon, kitap ve dergi gibi hiçbir imkan sunmadan, neredeyse mutlak bir tecrit oluşturur şekilde hücreye koymanın iç hukukta herhangi bir yasal dayanağı yoktur. CGTİHK nın hiçbir hükmü bu türden bir infaz/tutuklama rejimi öngörmüş değildir. Tamamen de facto uygulanan bu türden bir hücre uygulaması 21/29

22 olağan tutukluluğa göre açık bir cezadır. AİHM ye göre her türlü hürriyetten yoksun bırakma mutlaka iç hukukta bir yasal dayanağa sahip olmalı ve uygulama yasalara tamamen uygun olarak gerçekleşmelidir. Başvurucuyu bulunduğu koşullardan daha hürriyeti kısıtlayıcı hücreye koymanın iç hukukta hiçbir yasal dayanağı bulunmadığı için somut olayda Sözleşmenin 5/1 maddesi ihlal edilmiştir. Kişiyi yasa dışı hücreye koymanın OHAL in neden olduğu şiddet olaylarını bastırmakla hiçbir ilişkisi olmadığı için bu uygulama Anayasanın 15 ve 121. Maddelerini de ihlal eder. 53. Ayrıca yine yukarıda belirtildiği gibi, bu yasa dışı hürriyetten yoksun bırakmanın hukuka uygunluğunu denetletecek erişilebilir herhangi bir başvuru yolu bulunmadığı için de Sözleşmenin 5/4 hükmü ihlal edilmiştir. Yukarıda belirtildiği gibi, başvurucunun verdiği dilekçeler işleme konmamış, kapı altından iade edilmiş veya yırtılıp atılmıştır. Habeas corpus güvencesinin OHAL durumunda askıya alınmasını gerektirir hiçbir gerekçe bulunmamaktadır. ADİL YARGILANMA HAKKININ İHLALİ (AİHS m. 6) a) Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlık açısından ihlal (mahkemeye erişim hakkı ihlali) 54. Hücre uygulamasının, tutuklu kişinin cezaevindeki haklarına (aile ziyareti, kantin, iletişim, kitap, gazete, televizyon, açık havaya çıkma, diğer tutuklu ve hükümlülerle birlikte sosyal aktivitelerde bulunma, onlarla iletişim kurma, sanatsal, sportif ve mesleki faaliyetlerde bulunma gibi) da etkisi olduğu ve bu hakları kısıtlayıcı ve ortadan kaldırıcı bir sonuca yol açtığı için, somut durumda tutuklu kişinin tüm bu hakları ancak AİHS nin 6/1 hükmündeki güvencelere uygun bir yargılama sonucu kısıtlanabilir veya kısıtlayıcı hücreye konabilir (Enea v. Italy (BD), 7/9/2009 Gülmez v. Turkey, 20/5/2008). Diğer bir ifade ile, yürütme organı veya cezaevi idaresi kişiyi keyfi olarak hücre uygulamasına maruz bırakıp, medeni hak ve yükümlülükler kavramının kapsamında kalan tutuklu haklarını (diğer tutuklularla iletişim kurma, konuşma, sportif, mesleki ve sanatsal faaliyetlerde bulunma, kitap, gazete, dergi ve televizyon gibi imkanlardan yararlanma) keyfi olarak yok edemez; idare, kafasına estiği gibi kişileri hücreye koyup tecrit uygulamasına tabi tutamaz. Kısaca, AİHM ye göre, cezaevinde tutulanların belirtilen hakları AİHS nin 6/1 maddesi anlamında sivil birer hak olup, onları ortadan kaldıran uygulamalar veya tedbirler ya da disiplin cezaları, hücre uygulamasında olduğu gibi, AİHS nin 6/1 hükmündeki güvencelere uygun bir yargılama sonucu kararlaştırılabilir. Bu güvencelerden biri de mahkemeye erişim hakkıdır Temmuz 2016 tarihi sonrası tutuklanan hâkim ve savcıların belirtilen (neredeyse mutlak tecrit oluşturur) şekilde hücreye konması tamamen fiili (de facto) ve keyfi bir uygulamadan ibaret olup kanuni hiçbir dayanağı yoktur. Hâkim ve savcılardan fiilen hücreye konanlar kanun yollarına başvurma hususunda birçok fiili engelle karşılaşmakta olup, tutukluların karşılaştıkları ana sorunlar şunlardır: İlk olarak uygulamalara itiraz için verilen dilekçeler işleme konmamakta, bazen kapı altından ilgiliye iade edilmekte veya yırtılıp atılmaktadır; tutukluların verdikleri dilekçelere cevap dahi verilmemekte, talep reddedilse dahi hücreye konan kişiye bildirilmemektedir. Örneğin, HSYK 2. Dairesi eski Başkanı Nesibe Özer in hücreye konduktan sonra verdiği birçok dilekçeye cevap dahi verilmemiştir; bu durumu protesto eden Özer açlık grevine başlamıştır. İkinci olarak hücreye konma konusunda herhangi bir karar tebliğ edilmediği gibi bu uygulamaya itiraz için devletin sunması gereken kolaylıklar ve başvuru yoluna erişme hakkı fiilen engellenmekte, itiraz merciine başvuru fiilen imkânsızlaştırılmaktadır. 15 günden önce ailesi dâhil hiç kimseyle görüştürülmediği ve avukatı dâhil hiç kimseye haber verilmediği için fiilen 22/29

23 hücreye konduğunu hiç kimseye haber verememekte, bu sorununu günlerce kimseye iletememektedir. Örneğin, medyaya yansıyan haberlere göre, Danıştay eski üyesi tutuklu İbrahim Günenç hücreye konduktan sonra haftalarca hiçbir insanla görüştürülmediğini kendisini ziyaret eden CHP eski milletvekili Hüseyin Aygün e beyan etmiştir. Kısaca tutuklanan hâkim ve savcıların kanun yollarına başvurması fiilen engellenmekte, verdikleri dilekçeler ya işleme konmamakta ya da yırtılıp atıldığı yönünde haberler yayınlanmaktadır. Kendilerine hücreye konmanın nedenine ilişkin de hiçbir bilgi verilmediği gibi herhangi yazılı bir karar da tebliğ edilmediği için, hangi kanun yoluna, ne tür gerekçelerle başvurulacağı dahi bilinmemektedir. 56. Başvurucunun belirtilen şekilde hücreye konmasının hukuki hiçbir dayanağı yoktur. Hücreye konmanın bir disiplin cezası (5275 s. Kanun m. 44) olduğu dikkate alındığında, ceza niteliğindeki bu uygulamanın gerekçeleri yazılı olarak da başvurucuya bildirilmemiştir. Yukarıda belirtilen örneklerden de anlaşılacağı gibi, bu uygulamaya Adalet Bakanlığının sözlü talimatı üzerine başvurulmakta olup, Adalet Bakanlığının kararına karşı kanunlarda önceden öngörülmüş herhangi bir başvuru yolu da mevcut değildir. Hücre cezası bir disiplin cezası olup ancak bir disiplin soruşturması sonucu ve infaz hâkiminin onayı ile alınan bir karardır. Bu türden bir karar bulunmadığı ve tebliğ de edilmediği için, tamamen fiili ve keyfi olan bahse konu uygulamaya son verecek yasal bir merci de öngörülmüş değildir sayılı Kanunun 115. Maddesindeki durum da söz konusu olmadığına göre, bu açıdan da başvurulacak herhangi bir merci yoktur. Adalet Bakanlığının sözlü talimatına dayalı olarak yapılan bu uygulamaya son verecek etkili hiçbir yargısal kanun yolu Türk hukuk düzeninde öngörülmüş değildir. Kaldı ki, etkili başvuru yolunun bir özelliği de gerekçeli kararın ilgiliye tebliğ edilmesi ve söz konusu gerekçeye dayalı olarak itiraz ya da başka kanun yollarına başvurulabilmesidir. Ortada yazılı ve tebliğ edilmiş hiçbir karar olmadığı için hangi gerekçe veya nedenlere dayalı olarak itiraz edileceği de bilinemez. Uygulamada yazılı olarak verilen dilekçelerin işleme konmadığı, bazen başvurucuya iade edildiği bazen de yırtılıp atıldığı durumlar da dikkate alındığında, başvurulacak herhangi etkili ve yasa dışılığı tespit edip sonlandıracak veya ihlali tespit edip son verebilecek herhangi bir merciin bulunmadığı açıktır. 58. Sonuç olarak, iç hukukta başvurucunun maruz kaldığı hücre uygulaması sonucu fiilen mahrum kaldığı cezaevindeki hakları (sivil haklar) konusunda başvurabileceği erişilebilir yargısal organ bir yana, idari bir mercii dahi yoktur. Bu nedenle somut olayda başvurucunun mahkemeye erişim hakkı ihlal edilmiştir. b) Kişiye karşı yöneltilmiş suçlama açısından ihlal 59. AİHM ye göre, adalet cezaevi kapısında sona ermez (Golder v. The United Kingdom); adalet cezaevlerinin duvarlarının içerisinde de karşılanmak zorundadır. Bu açıdan cezaevinde bulunan bir kişiyi, kanunların öngördüğü şartların dışında, normal cezaevi koşullarından daha ağır şartlara sahip, daha fazla hürriyeti kısıtlayıcı olan hücreye koyma, ceza hukuku anlamında yeni bir cezadır. Bir tutuklu ya da hükümlünün, tutulduğu normal koşulların dışında, çok daha hürriyeti kısıtlayıcı olan hücreye konması ayrı bir cezalandırma anlamına gelir; bu nedenledir ki, tutuklu veya hükümlü sadece adil bir yargılanma sonrası hücre cezasına çarptırılabilir (Bu konuda bakınız: Campbell and Fell v. The United Kingdom Ezeh and Connors v. The United Kingdom (Büyük Daire), ). 60. AİHM ye göre, Sözleşmenin 6. maddesi anlamında kişiye karşı yöneltilmiş suçlama kavramı özerk yorumlanır; AİHM bu açıdan devletlerin iç hukukundaki nitelemelerle bağlı değildir. Suçlamanın niteliği, cezanın ya da yaptırımın niteliği ve amacı 23/29

24 ile ağırlığı bu açıdan AİHM nin dikkate aldığı ölçütler olup AİHM bu ölçütlerden her birini tek tek dikkate alarak somut olayda ceza hukuku anlamında kişiye karşı yöneltilmiş bir suçlama ya da ceza bulunup bulunmadığını kararlaştırır (Engel ve diğerleri/hollanda). Eğer bir suçlama iç hukukta zaten ceza hukuku anlamında suç olarak nitelendirilmiş ise, bu durumda Sözleşmenin 6. maddesinin ceza hukuku ilkeleri somut olaya doğrudan uygulanır. 61. Yukarıda olaylar kısmında ve özellikle Kanun yollarının tüketilmesi başlığı altında belirtilenlerden anlaşılacağı gibi, başvurucu yasalarda öngörülen infaz ve tutukluluk rejimlerinden hiçbirine uymayan bir şekilde, illegal olarak hücre uygulamasına maruz bırakılmıştır. Başvurucunun hücreye konması CGTİHK nın 44. Maddesi anlamında bir hücre cezası değildir. Yukarıdaki açıklamalardan anlaşıldığı üzere, aynı Kanunun 115. Maddesi uyarınca da tek kişilik odaya konmamıştır sayılı Kanunun 63. maddesi tutuklulara uygulanmayacağı için bu madde de somut durumdaki uygulamaya hukuki dayanak oluşturamaz. Başvurucunun maruz kaldığı uygulama (aynı bölümde tutulan diğer tutuklularla görüşememe, konuşamama, mesleki, sportif veya sanatsal hiçbir faaliyete izin vermeme, hiçbir iyileştirme aktivitesine katılamama, yakınlarıyla mektuplaşamama, vb.) dikkate alındığında, CGTİHK nın 9/2 ve 9/4 hükümleri de somut olaydaki hücre uygulamasına yasal dayanak oluşturamaz. Hücre, normal tutukluluğa göre çok daha hürriyeti kısıtlayıcı olduğu için AİHS m. 6 ve 7 anlamında bir ceza olup, bu ceza uygulaması sadece kanunla öngörülebilir; bir yönerge, yönetmelik veya KHK ile bu türden bir ceza öngörülemez. AİHS nin 15. Maddesi gereği, OHAL ve savaş durumunda dahi ihlali mümkün olmayan AİHS nin 7. maddesine göre, kanunsuz suç ve ceza olmaz. Anayasanın 38/1 maddesine göre de ceza hukuku anlamında suç ve cezalar sadece bir kanun ile öngörülebilir. 62. Tutuklu bir kişiyi hücreye koyma, normal tutukluluk şartlarına göre çok daha hürriyeti kısıtlayıcı olduğu için, yaptırımın (hücreye koyma cezasının) süresi, hücrenin özellikleri, niteliği ve ağırlığı ile hücrede mahrum bırakılan haklar birlikte değerlendirildiğinde, AİHM içtihatları ışığında bu uygulama ceza hukuku anlamında ayrı bir ceza olup Sözleşmenin 6. maddesindeki tüm güvencelere uygun bir yargılama sonucu kişi hücreye konabilir. 5 Mahkemeye erişme hakkı, suçlamaları öğrenme hakkı, makul süre ve imkânlara sahip olarak savunmasını hazırlama hakkı, kendi seçeceği bir avukatın yardımından yararlanma hakkı, tanık dinletme hakkı, kamuya açık duruşma hakkı, gerekçeli karar hakkı, kanunla önceden kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde yargılanma hakkı gibi AİHS nin 6. maddesindeki tüm güvencelere uygun bir yargılama sonrası somut olaydaki hücre uygulamasına başvurulabilir. 63. Oysa yukarıda belirtilenlerden anlaşıldığı gibi, başvurucu, nedeni dahi bildirilmeden, tamamen keyfi olarak, de facto yasa dışı şekilde somut olaydaki hücre uygulamasına (CGTİHK nın öngördüğü hiçbir maddenin kapsamına girmeyen şekilde) maruz bırakılmıştır. Kısaca hiçbir yargılama yapılmadan, hiçbir suçlamada bulunulmadan, sadece yürütme organının kararı ile suçlanmış, yargılanmış, cezalandırılmış ve bu ceza infaz edilmiştir. Böylece AİHS nin 6. Maddesi anlamında bir ceza, adil yargılanma hakkına ilişkin ilgili tüm ilke ve haklara aykırı olarak hükmedilmiş ve infaz edilmiştir. Başvurucu ayrıca yargılanmadan, resmi herhangi bir suçlama yapılmadan, suçluymuş gibi muameleye tabi tutulmuş, cezalandırılmış, bu ceza infaz edilmiş ve böylece masumiyet karinesi de ihlal edilmiştir. Tüm bu nedenlerle, AİHS nin 6/1, 6/2 ve 6/3 fıkralarındaki ilgili tüm ilke ve haklar somut olayda ayrı ayrı ihlal edilmiştir. 5 Yukarıda belirtildiği gibi, AİHS nin 6. maddesinin medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlık boyutu cezaevleri disiplin soruşturmalarına her halükarda uygulanır (Enea v. Italy ve Gülmez v. Turkey). 24/29

25 KANUNSUZ SUÇ VE CEZA OLMAZ İLKESİNİN İHLALİ (AİHS m. 7) 64. AİHM ye göre, Sözleşmenin 6. Maddesinde öngörülen ceza hukuku anlamındaki bir suç veya ceza, AİHS nin 7. Maddesi anlamında da suç veya ceza oluşturur. Dolayısıyla hücre cezası Sözleşmenin 7. Maddesi açısından da ceza hukuku anlamında bir cezadır; hücre cezası bu maddeyi ihlal etmeden uygulanmalıdır. Cezayı gerektiren eylem kanunla önceden suç olarak düzenlenmiş olmalı ve bahse konu kanun dar yorumlanarak uygulanmalıdır (S.W. v. The United Kingdom). 65. Yukarıda özellikle Kanun yollarının tüketilmesi başlığı altında belirtilenlerden anlaşılacağı gibi, başvurucuya uygulanan hücre cezası, hiçbir yasal dayanağı olmayan, 5275 sayılı CGTİHK nın 9/2, 9/4, 44, 63 ve 115. maddelerinin kapsamına girmeyen bir uygulamadır. Başvurucunun hücreye konması CGTİHK nın 44. Maddesi anlamında bir hücre cezası değildir. Yukarıdaki açıklamalardan anlaşıldığı üzere, aynı Kanunun 115. maddesi uyarınca da tek kişilik odaya konmamıştır sayılı Kanunun 63. maddesi tutuklulara uygulanmayacağı için bu madde de somut durumdaki uygulamaya hukuki dayanak oluşturamaz. Başvurucunun maruz kaldığı uygulama (aynı bölümde tutulan diğer tutuklularla görüşememe, konuşamama, mesleki, sportif veya sanatsal hiçbir faaliyete izin vermeme, hiçbir iyileştirme aktivitesine katılamama, yakınlarıyla mektuplaşamama, vb.) dikkate alındığında, CGTİHK nın 9/2 ve 9/4 hükümleri de somut olaydaki hücre uygulamasına yasal dayanak oluşturamaz. Hücre, normal tutukluluğa göre çok daha hürriyeti kısıtlayıcı olduğu için AİHS m. 6 ve 7 anlamında bir ceza olup, bu ceza uygulaması sadece kanunla öngörülebilir; bir yönerge, yönetmelik veya KHK ile bu türden bir ceza öngörülemez. AİHS nin 15. Maddesi gereği, OHAL ve savaş durumunda dahi ihlali mümkün olmayan AİHS nin 7. maddesine göre, kanunsuz suç ve ceza olmaz. Anayasanın 38/1 maddesine göre de ceza hukuku anlamında suç ve cezalar sadece bir kanun ile öngörülebilir. 66. Başvurucu idarenin keyfi olarak kararlaştırdığı, Adalet Bakanlığının talimatı uyarınca uygulamaya konmuş bir cezaya çarptırılmıştır. Somut olaydaki hücre uygulaması hiçbir kanun maddesinde öngörülmemiş, de facto cezalandırma aracı olarak kullanılan bir ceza olup tüm bu nedenlerle kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi ihlal edilmiştir. Belirtilmelidir ki, AİHS nin 7. maddesinde korunan bu hak, değil OHAL durumunda, sıkıyönetim ve savaş durumunda dahi ihlal edilemeyecek türden temel bir insan hakkıdır (AİHS m. 15). Bu nedenle, bu ihlale de derhal son verilmesi gerekir. ÖZEL HAYATA SAYGI HAKKINDAN YARARLANMADA AYRIMCILIK YASAĞININ İHLALİ 67. Bir tutuklu ya da hükümlünün cezaevi şartları ve günlük yaşamını sürdürdüğü ortam ve cezaevi veya tutukevinde kendisine tanınan görüşme, mektuplaşma, telefon etme gibi hakları tutuklunun özel hayatına saygı hakkının kapsamına girer. AİHS nin 14. Maddesi uyarınca, cezaevi şartları ile tüm bu hak ve imkânlar, aynı statüde bulunan tutuklu ve hükümlüler arasında ayrımcılık yapılmadan uygulamaya geçirilmelidir. 68. Bilindiği gibi Abdullah Öcalan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası hükümlüsü olarak İmralı F Tipi cezaevinde bulunmaktadır. Türk Ceza İnfaz Sisteminde hapishane şartları en ağır olan kişiler, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış mahkûmlardır. Öcalan, medyaya yansıdığına göre, bulunduğu cezaevinde televizyona varıncaya kadar birçok imkândan sürekli olarak yararlanmakta ve cezası diğer 6 mahkûmla birlikte infaz edilmektedir. Öcalan bu mahkûmlarla kanunların çizdiği sınırlar içerisinde görüşebilmekte, iletişim kurabilmekte ve konuşabilmektedir. Hatta kendisiyle aynı statüde 25/29

26 olan hükümlülerle yaptığı bazı konuşmaları internette dahi yayınlanmıştır. Oysa başvurucu hiçbir şekilde aynı bölümde tutulan tutuklularla bir araya gelememekte, onlarla iletişim kurmasına ve konuşmasına hiçbir şekilde izin verilmemektedir. 69. Başvurucu henüz mahkûm olmuş değildir; masumiyet karinesi gereği ayrıca suçsuz sayılır; delilsiz, kanıtsız terör örgütü üyesi olmakla suçlanmasına rağmen kesinleşmiş bir karar verilinceye kadar masumdur. Bir disiplin suçu işlemediği sürece ki bu söz konusu değildir; bulunduğu tutukevinde en az Abdullah Öcalan ın sahip olduğu imkân ve koşullarda özel hayatını sürdürme hakkına sahiptir. Yukarıda olaylar kısmında anlatılanlar ve Abdullah Öcalan ın cezaevi şartları ve kullandığı hakları karşılaştırıldığında, başvurucuya tanınmayan imkân ve koşullar, Abdullah Öcalan a kat be kat fazlasıyla tanınmakta ve böylece özel hayata saygı hakkından yararlanmada Öcalan ile başvurucu arasında, Öcalan lehine açık bir ayrımcılık yapılmaktadır. Bu durumu meşru gösterecek hiçbir objektif gerekçe yoktur. Bu nedenle de AİHS nin 8 ile 14. maddeleri birlikte ihlal edilmiştir. C- Başvurucuların güncel ve kişisel bir temel hakkının doğrudan zedelendiği iddiasının açıklanması: 70. İşkence, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulma yasağı, özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi ile özel hayata saygı hakkından yararlanmada ayrımcılık yasağı ihlal edilmiştir. III- BAŞVURU YOLLARININ TÜKETİLDİĞİNE İLİŞKİN BİLGİLER A. Başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin aşamalar: 71. AİHS nin 3. Maddesi açısından, yukarıda kanun yollarının tüketilmesi başlığı altında açıklandığı gibi, somut olayda uygulandığı şekliyle uygulamaya konan hücre cezası de facto uygulanmakta olup kanunlarda bu durumda başvurulacak herhangi bir başvuru mercii öngörülmemiştir. Kaldı ki, verilen dilekçeler ya iade edilmekte ya da işleme konmadan çöpe atılmaktadır. Hücre cezasına ve cezaevlerinde genel olarak yapılan ayrımcılığa son verecek etkili hiçbir başvuru mercii bulunmamaktadır. Devam eden ihlale derhal son verecek etkili ve kanunla önceden öngörülmüş herhangi bir kanun yolu bulunmadığı için doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur. 72. İşkence ve kötü muamele yasağı nedeniyle etkin soruşturma yürütme yükümlülüğü açısından suç duyurusunda bulunulacaktır; ancak yetkili makamların etkili bir soruşturma yürütme açısından gerekli niteliklere sahip olmadıkları gerekçesiyle bu hak ihlali de başvuruda ileri sürülmüştür. Bu hususta ileride yaşanacak gelişmeler Mahkemenize bildirilecektir. Ayrıca, 667 s. KHK nın 9. maddesi ile OHAL de görev alan kamu görevlilerine neredeyse mutlak bir dokunulmazlık tanınmıştır. Bu nedenle etkin bir soruşturma yürütme açısından savcıların doğrudan harekete geçip kötü muamele oluşturan eylemleri işleyen kamu görevlileri hakkında etkin soruşturma yürütüp sorumluları ortaya çıkararak cezalandırılmalarını sağlama imkânı mümkün gözükmemektedir. Şu ana kadar yapılanlar dikkate alındığında, uygulamanın da bu yönde olduğu görünmektedir. Oysa OHAL durumunda dahi Sözleşmenin 3. maddesi mutlak haklardan olduğu için, bu maddenin gerekleri askıya alınamaz. Yasayla ya da KHK ile askıya almanın da hukuken hiçbir anlamı yoktur. 73. AİHS nin 6, 7 ve 8 ile 14. maddeleri açısından ihlaller yaşanmış olup bu ihlalleri ortadan kaldıracak ya da giderecek etkili herhangi bir başvuru yolu mevcut olmadığı 26/29

27 için doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur. Verilen dilekçelerin OHAL gerekçe gösterilerek işleme konmadığı, bazen iade edildiği bazen de yırtılıp atıldığı bu şikâyetler açısından da dikkate alınmalıdır. B- Başvuru yollarının tüketildiği veya başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarih: 1- KARARI VEREN MAHKEME/MERCİİ/ MAKAM: 74. Yukarıda olaylar kısmında yazılanlardan, hücre uygulamasına ilişkin kararın Adalet Bakanlığı tarafından verildiği ve sözlü olarak cezaevlerine bildirildiği anlaşılmaktadır. Herhangi bir yazılı karar başvurucuya tebliğ edilmediği için kararın tarih ve numarasını bilmek mümkün değildir. 2- KARARIN TARİHİ VE SAYISI: Tebliğ edilen bir karar olmadığı için tarihi bilinmemektedir. 3- TEBLİĞ VEYA ÖĞRENME TARİHİ: Öğrenme tarihi hücreye konma ile başlamış olup hücre uygulamasının devam ettiği dikkate alındığında henüz başvuru süresi işlemeye başlamamıştır. C- Başvuru mazeret nedeniyle süresi içinde yapılamamışsa buna dair açıklamalar: 1- MAZERET NEDENİ: 2- MAZERETİN BAŞLANGIÇ VE BİTİŞ TARİHİ - BAŞLANGIÇ TARİHİ : / / b- BİTİŞ TARİHİ : / / 3- MAZERETE İLİŞKİN BELGELER: VI- DİĞER BİLGİLER A- Başvurucunun Anayasa Mahkemesi önünde devam eden bir başka başvurusu varsa numarası: Derdest başvurusu yoktur. (NOT: Varsa yazınız) B- Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli tutulması talebi ve bunun gerekçesi: 1-TALEBİ YOK: X 2-TALEBİ VAR: GEREKÇESİ: V- SONUÇ TALEPLERİ 75. Başvurucu tamamen yasa dışı bir şekilde gözaltına alınıp tutuklanmış, daha sonra da tüm mal varlığına yine illegal olarak el konulmuştur. Gözaltına alındığı andan itibaren, ağırlığı her geçen gün artan şekilde insanlık dışı muamelelere tabi tutulmuştur. Kanunda hiçbir dayanağı olmayan şekilde, keyfi olarak hücreye konmuş ve hücre uygulaması halen devam etmektedir. Yukarıda ifade edilen gerekçelerle başvurucuya yaşatılan 27/29

28 uygulamalar ve özellikle illegal hücreye koyma AİHS nin 3. Maddesi anlamında insanlık dışı muamele oluşturmakta olup bu cezanın yasal hiçbir dayanağı olmadığı için ayrıca AİHS nin 7. maddesini de ihlal etmektedir. OHAL durumunda dahi askıya alınamayacak türden iki temel hakka ilişkin devam eden ihlal durumlarına son verilmesi için 6216 Sayılı Kanunun 49/5 maddesi ile İçtüzüğünün 73. maddesi uyarınca bu başvuruda TEDBİR KARARI verilmesi, İçtüzüğünün 68. maddesi uyarınca başvuruya öncelik verilmesi ve 71/2 maddesi uyarınca da ivedilikle karara bağlanması, 76. Başvuru ivedi olarak incelenerek keyfi hücre uygulamalarına derhal son verilmesi için gerekli tedbirlerin kararlaştırılıp ilgili kurumlara bildirilmesi ve bu ihlalin bir daha tekrarlanmamasının sağlanması için gerekli tedbirlere hükmedilmesi, 77. AİHS nin 3, 5, 6, 7 ile 8 ve 14. maddelerinin muadili olan Anayasa hükümlerinin ihlalinin tespit edilmesi ve tüm ihlallerin giderilmesi için gerekli her türlü tedbirin kararlaştırılıp ilgili kurum ve kuruluşlara bildirilmesi, 78. Bu çerçevede Türk Lirası manevi tazminata ve ortaya çıkacak her türlü maddi tazminata (miktarının ileride tespitine izin verilmesi) ve TL avukatlık ücreti dâhil mahkeme masraflarının karşılanmasına hükmedilmesi, 79. Tüm hak ihlallerinin tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması için gerekli her türlü tedbirin alınması ya da bu konudaki kanun yollarının gösterilmesi saygıyla talep olunur. Bu başvuru formunda vermiş olduğum bilgilerin doğru olduğunu; formda belirtilen bilgilerde, adreslerimde veya başvuruyla ilgili koşullarda herhangi bir değişiklik meydana geldiğinde Mahkemeye bildireceğimi beyan ederim. Başvurucu:. Tarih: İmza: EKLER 1. Özet 2. Kimlik fotokopisi 3. Hücre uygulamasına son verilmesi için gösterilen çabaya ilişkin belgelerin fotokopisi (Varsa, yoksa bu cümleyi siliniz) 4. Cezaevi yönetimine verilen dilekçeler (cezaevi yönetimine ulaşan yoksa siliniz) 5. Başvuru harcına ilişkin makbuz 6. Vekâletname (Avukat tarafından temsil halinde eklenmeli). 28/29

29 Ek-1 BAŞVURU FORMUNUN ÖZETİ Olaylar 1. Başvurucu gözaltına alındığı andan itibaren, kendisinin hiçbir davranışı sebep olmamasına rağmen, insanlık dışı muamelelerle karşılaşmış ve bu muameleler her geçen gün artarak devam etmiştir. Gözaltı süresince nezarethane ve adliye koridorlarında insan onuruyla bağdaşmayan, insanlık dışı muamelelere maruz bırakılmıştır. Benzer muameleler tutuklandıktan sonra cezaevinde de devam etmiş, cezaevi çalışanları bilinçli olarak kendilerine karşı sert davranışlarda bulunmuş ve mevcut cezaevi şartları da her geçen gün kötüleştirilmiştir. Tüm mal varlığına yasalar hiçe sayılarak el konulmuş, ailesinin ve kendisinin en temel ihtiyaçlarını karşılaması dahi imkânsızlaşmış, aile fertleri adeta açlık ve sefalete mahkûm edilmiş, imkânları olmadığı için kendi seçeceği bir avukat yardımından dahi mahrum bırakılmıştır. Son olarak tutuklu bulunduğu cezaevinde hiçbir yasal dayanağı olmayan şekilde, tamamen keyfi olarak, Adalet Bakanlığının talimatı ile hücreye konulmuştur. Bu çerçevede AİHS ve Anayasada korunan birçok temel hak ihlal edilmiştir Hak ihlalleri: 2. İşkence ve insanlık dışı muamele yasağının ihlali: Gözaltı süreciyle başlayıp hücre uygulamasıyla devam eden ve nerede duracağı belli olmayan muameleler bir bütün olarak değerlendirildiğinde asgari insanlık dışı muamele olup bu durum Sözleşmenin 3. Maddesini ihlal etmiştir. Ayrıca özellikle KHK ile kamu görevlilerine tanınan mutlak dokunulmazlık nedeniyle etkin soruşturma yükümlülüğü de ihlal edilmiştir. 3. Özgürlük ve güvenlik hakkı ihlali: Normal tutukluluğa nazaran çok daha hürriyeti kısıtlayıcı olan hücre uygulamasının hiçbir yasal dayanağı olmadığı için Sözleşmenin 5/1 maddesi, bu durumu denetletecek etkili başvuru yolu bulunmadığı için de 5/4 maddesi ihlal edilmiştir. 4. Adil yargılanma hakkı ihlalleri: Hücre uygulamasının yol açtığı cezaevindeki haklardan mahrum kalma hususunda başvurulacak hiçbir yargısal merci bulunmadığı için mahkemeye erişim hakkı ihlal edilmiştir. Ayrıca, başvurucuya uygulanan hücre cezası, normal tutukluluğa göre çok daha hürriyeti kısıtlayıcı bir uygulama olup AİHS nin 6. Maddesi anlamında kişiye karşı yöneltilmiş suç kavramının kapsamında olup, ancak adil yargılanma hakkının tüm güvencelerine uygun bir yargılama sonucu kararlaştırılabilir. Somut olayda tamamen idarenin keyfi gereği uygulanmış olan hücre cezası AİHS nin 6. Maddesindeki ilgili tüm güvenceleri ihlal etmiştir. 5. Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlali: Sözleşme anlamında bir ceza olan hücre uygulamasına ilişkin suç ve ceza kanunla önceden öngörülmüş olmalıdır. Somut olayda hiçbir yasal dayanağı olmayan ve tamamen idarenin keyfi gereği uygulanan hücre cezası AİHS nin 7. Maddesini ihlal etmiştir. 6. Özel hayata saygı hakkından yararlanmada ayrımcılık yasağının ihlali: Cezaevi şartları ile cezaevinde tutuklulara tanınan hak ve imkânlar ile Abdullah Öcalan a tanınan hak ve imkânlar ve Öcalan ın cezaevi şartları arasında, başvurucu aleyhine açık bir ayrımcılık yapılmakta olup bu durumun objektif ve meşru hiçbir gerekçesi yoktur. Bu nedenle AİHS nin 8 ve 14. Maddeleri birlikte ihlal edilmiştir. 29/29

REQUEST FOR RULE 39 (ECHR) REQUEST FOR INTERIM MEASURES

REQUEST FOR RULE 39 (ECHR) REQUEST FOR INTERIM MEASURES Faks: 00 33 3 88 41 39 00 Başvurucu: Temsilcisi: Adresi: Tel: +90 E-mail: Faks: The Registrar AİHM Yazı İşleri Müdürlüğü European Court of Human Rights Council of Europe 67075 Strasbourg Cedex - FRANCE

Detaylı

CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN DA BELİRLENEN İLKELER

CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN DA BELİRLENEN İLKELER İnfaz hukukunun temel ilkeleri, İnfaz hukukunun diğer hukuk dalları ile ilişkisi, Uluslararası hukukta infaz hukuku, İnfaz sistemleri, Ülkemizde bulunan ceza infaz kurumları İNFAZA İLİŞKİN EVRENSEL İLKELER

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM TEDBİRE İLİŞKİN ARA KARAR S. R. BAŞVURUSU

ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM TEDBİRE İLİŞKİN ARA KARAR S. R. BAŞVURUSU TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM TEDBİRE İLİŞKİN ARA KARAR S. R. BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2015/33) Karar Tarihi: 19/1/2015 BİRİNCİ BÖLÜM ARA KARAR Başkan ler : Serruh KALELİ : Burhan

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM TEDBİRE İLİŞKİN ARA KARAR

ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM TEDBİRE İLİŞKİN ARA KARAR TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM TEDBİRE İLİŞKİN ARA KARAR IRYNA BONDARCHUK BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2015/615) Karar Tarihi: 28/1/2015 İKİNCİ BÖLÜM ARA KARAR Başkan ler : Alparslan

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM TEDBİRE İLİŞKİN ARA KARAR NIZAMI KURBANOV BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2015/17968) Karar Tarihi: 2/12/2015 BİRİNCİ BÖLÜM ARA KARAR Başkan ler : Burhan

Detaylı

Tanzimat tan Günümüze Anayasal Gelişmelerde Temel Hakları Sınırlayan Ceza Muhakemesine İlişkin Düzenlemeler

Tanzimat tan Günümüze Anayasal Gelişmelerde Temel Hakları Sınırlayan Ceza Muhakemesine İlişkin Düzenlemeler Tanzimat tan Günümüze Anayasal Gelişmelerde Temel Hakları Sınırlayan Ceza Muhakemesine İlişkin Düzenlemeler Yrd. Doç. Dr. Selman DURSUN İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM

ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM TEDBİRE İLİŞKİN ARA KARAR D. M. BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2015/4176) Karar Tarihi: 17/3/2015 İKİNCİ BÖLÜM ARA KARAR Başkan ler : Alparslan ALTAN :

Detaylı

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...V ÖZET...VII ABSTRACT...VIII İÇİNDEKİLER...IX KISALTMALAR LİSTESİ...XV GİRİŞ...1

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...V ÖZET...VII ABSTRACT...VIII İÇİNDEKİLER...IX KISALTMALAR LİSTESİ...XV GİRİŞ...1 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...V ÖZET...VII ABSTRACT...VIII İÇİNDEKİLER...IX KISALTMALAR LİSTESİ...XV GİRİŞ...1 BİRİNCİ BÖLÜM ÖZGÜRLÜK VE GÜVENLİK HAKKINA İLİŞKİN KAVRAMSAL ÇERÇEVE I. HAK...5 İNSAN HAKLARI...7 I

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM

ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM TEDBİRE İLİŞKİN ARA KARAR A. M. A. A. VE J. A. A. A. BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2015/3941) Karar Tarihi: 27/3/2015 BİRİNCİ BÖLÜM ARA KARAR Başkan ler

Detaylı

MAHKEMELER (TÜRK YARGI ÖRGÜTÜ) Dr. Barış TEKSOY Hukukun Temel Kavramları Dersi

MAHKEMELER (TÜRK YARGI ÖRGÜTÜ) Dr. Barış TEKSOY Hukukun Temel Kavramları Dersi MAHKEMELER (TÜRK YARGI ÖRGÜTÜ) Dr. Barış TEKSOY Hukukun Temel Kavramları Dersi ÖĞRENME HEDEFLERİMİZ - ADLÎ YARGI MAHKEMELERİ, BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ, YARGITAY - İDARE MAHKEMELERİ, BÖLGE İDARE MAHKEMELERİ,

Detaylı

SEYFULLAH TOSUN ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURUDA MASUMİYET KARİNESİ

SEYFULLAH TOSUN ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURUDA MASUMİYET KARİNESİ SEYFULLAH TOSUN ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURUDA MASUMİYET KARİNESİ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...VII İÇİNDEKİLER... IX KISALTMALAR...XV GİRİŞ...1 BİRİNCİ BÖLÜM MASUMIYET KARINESININ KONUSU I. SUÇ KAVR AMININ

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM TEDBİRE İLİŞKİN ARA KARAR M.A. BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2016/220) Karar Tarihi: 20/1/2016 İKİNCİ BÖLÜM ARA KARAR GİZLİLİK TALEBİ KABUL Başkan ler

Detaylı

TÜRK HUKUK DÜZENİNDE MEVCUT YAPTIRIM TÜRLERİ. Dr.Barış TEKSOY Hukukun Temel Kavramları Dersi

TÜRK HUKUK DÜZENİNDE MEVCUT YAPTIRIM TÜRLERİ. Dr.Barış TEKSOY Hukukun Temel Kavramları Dersi TÜRK HUKUK DÜZENİNDE MEVCUT YAPTIRIM TÜRLERİ Dr.Barış TEKSOY Hukukun Temel Kavramları Dersi 1) CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİ Hukuka aykırılıklar çok çeşitli biçimde gerçekleşebilir. Her hukuka aykırılık

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM TEDBİRE İLİŞKİN ARA KARAR

ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM TEDBİRE İLİŞKİN ARA KARAR TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ TEDBİRE İLİŞKİN ARA KARAR M. A. G. J. BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2015/1832) Karar Tarihi: 13/2/2015 ARA KARAR ler : Alparslan ALTAN : Serdar ÖZGÜLDÜR Osman Alifeyyaz

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR BİLAL MÜŞTAK BAŞVURUSU. (Başvuru Numarası: 2014/233)

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR BİLAL MÜŞTAK BAŞVURUSU. (Başvuru Numarası: 2014/233) TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR BİLAL MÜŞTAK BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/233) Karar Tarihi: 22/3/2017 BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan ler Raportör Başvurucu : Burhan ÜSTÜN :

Detaylı

MAHKEMELER (TÜRK YARGI ÖRGÜTÜ) Dr. Barış TEKSOY Hukukun Temel Kavramları Dersi

MAHKEMELER (TÜRK YARGI ÖRGÜTÜ) Dr. Barış TEKSOY Hukukun Temel Kavramları Dersi MAHKEMELER (TÜRK YARGI ÖRGÜTÜ) Dr. Barış TEKSOY Hukukun Temel Kavramları Dersi ÖĞRENME HEDEFLERİMİZ - ADLİYE MAHKEMELERİ, YARGITAY - İDARE MAHKEMELERİ, DANIŞTAY - UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ - ANAYASA MAHKEMESİ

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI GENEL OLARAK Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 148. maddesinde yapılan değişiklik ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu açılmıştır. 23 Eylül 2012

Detaylı

II. ANAYASA MAHKEMESİNİN YETKİSİNİN KAPSAMI

II. ANAYASA MAHKEMESİNİN YETKİSİNİN KAPSAMI İÇİNDEKİLER I. GENEL AÇIKLAMALAR 1. Bireysel başvuru nedir? 2. Bireysel başvurunun temel nitelikleri nelerdir? 3. Bireysel başvuru yolu hangi ülkelerde uygulanmaktadır? 4. Ülkemizde bireysel başvuru kurumuna

Detaylı

KARAR 1 (672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmaya dair) Davalı : Başbakanlık /ANKARA

KARAR 1 (672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmaya dair) Davalı : Başbakanlık /ANKARA KARAR 1 (672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmaya dair) Davalı : Başbakanlık /ANKARA Davanın Konusu : Uyuşmazlık, davacının 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere

Detaylı

Sayı: Ankara, 24 /03/2014 ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA

Sayı: Ankara, 24 /03/2014 ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI TALEPLİDİR. DURUŞMA TALEPLİDİR. ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI NA DAVACI VEKİLİ DAVALILAR : Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı : Oğuzlar Mah. Barış Manço Cad. Av. Özdemir Özok

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİNDEN VERGİ USUL KANUNUYLA İLGİLİ BİREYSEL BAŞVURUYA İLİŞKİN YETKİSİZLİK KARARI

ANAYASA MAHKEMESİNDEN VERGİ USUL KANUNUYLA İLGİLİ BİREYSEL BAŞVURUYA İLİŞKİN YETKİSİZLİK KARARI Sirküler Rapor 28.03.2013/84-1 ANAYASA MAHKEMESİNDEN VERGİ USUL KANUNUYLA İLGİLİ BİREYSEL BAŞVURUYA İLİŞKİN YETKİSİZLİK KARARI ÖZET : Anayasa Mahkemesi, 5.3.2013 tarihli ve 2012/829 sayılı Başvuru Kararında,

Detaylı

OHAL KAPSAMINDAKİ SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMALARDA AVUKATLARIN SAVUNMA HAKLARININ KISITLANMASI KONULU ARAMA KONFERANSI SONUÇ RAPORU

OHAL KAPSAMINDAKİ SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMALARDA AVUKATLARIN SAVUNMA HAKLARININ KISITLANMASI KONULU ARAMA KONFERANSI SONUÇ RAPORU OHAL KAPSAMINDAKİ SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMALARDA AVUKATLARIN SAVUNMA HAKLARININ KISITLANMASI KONULU ARAMA KONFERANSI SONUÇ RAPORU GİRİŞ 1. Türkiye Barolar Birliği tarafından 11 Kasım 2017 tarihinde OHAL

Detaylı

SANIĞIN TEMYİZ AŞAMASINDAKİ TUTUKLULUK HALİNİN AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARI IŞIĞINDA İFADE ETTİĞİ ANLAM VE BUNUN İÇ HUKUKUMUZDAKİ YANSIMASI:

SANIĞIN TEMYİZ AŞAMASINDAKİ TUTUKLULUK HALİNİN AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARI IŞIĞINDA İFADE ETTİĞİ ANLAM VE BUNUN İÇ HUKUKUMUZDAKİ YANSIMASI: SANIĞIN TEMYİZ AŞAMASINDAKİ TUTUKLULUK HALİNİN AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARI IŞIĞINDA İFADE ETTİĞİ ANLAM VE BUNUN İÇ HUKUKUMUZDAKİ YANSIMASI: I- KARAR: Hazırlayan: Mecnun TÜRKER * Bu çalışmada

Detaylı

ı.t. TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR CANAN TOSUN BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/8891)

ı.t. TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR CANAN TOSUN BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/8891) ı.t. TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR CANAN TOSUN BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/8891) Karar Tarihi: 10/5/2017 Başvuru Numarası : 2014 8891 İKİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan Üyeler Raportör

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 6100 S. HMK/27

İlgili Kanun / Madde 6100 S. HMK/27 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2016/5846 Karar No. 2016/6871 Tarihi: 22.03.2016 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2017/1 İlgili Kanun / Madde 6100 S. HMK/27 HUKUKİ DİNLENİLME HAKKININ KAPSAMI

Detaylı

Türk Rekabet Hukukunda Tekerrür

Türk Rekabet Hukukunda Tekerrür Türk Rekabet Hukukunda Tekerrür 12. Rekabet Hukuku ve İktisadında Güncel Gelişmeler Sempozyumu 6 Mayıs 2014 Bahadır BALKI Sinem UĞUR Türk Rekabet Hukukunda Tekerrür Türk Hukuk Sisteminde Tekerrür İdari

Detaylı

Sağlık Personeline Karşı İşlenen Suçlar. Dt. Evin Toker

Sağlık Personeline Karşı İşlenen Suçlar. Dt. Evin Toker Sağlık Personeline Karşı İşlenen Suçlar Dt. Evin Toker [email protected] Şiddet Nedir? Dünya Sağlık Örgütü (WHO) şiddeti; fiziksel güç veya iktidarın kasıtlı bir tehdit veya gerçeklik biçiminde bir

Detaylı

T.C. ANAYASA MAHKEMESİ

T.C. ANAYASA MAHKEMESİ T.C. ANAYASA MAHKEMESİ BİREYSEL BAŞVURU FORMU Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 59. maddesine göre hazırlanmıştır. 1 BİREYSEL BAŞVURU FORMU I- KİŞİSEL BİLGİLER A- GERÇEK KİŞİLER İÇİN BAŞVURUCUNUN 1- T.C. KİMLİK

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM TEDBİRE İLİŞKİN ARA KARAR AYCAN İRMEZ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2016/9400) Karar Tarihi: 23/5/2016 BİRİNCİ BÖLÜM ARA KARAR Başkan ler : Burhan ÜSTÜN

Detaylı

T U T U K L A M A v e T U T U K L A M A S Ü R E L E R İ

T U T U K L A M A v e T U T U K L A M A S Ü R E L E R İ T U T U K L A M A v e T U T U K L A M A S Ü R E L E R İ Genel olarak tutuklamayla ilgili hükümler 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunumuzun Birinci kitap, Dördüncü kısmın İkinci Bölümünde 100. ve müteakibindeki

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM TEDBİRE İLİŞKİN ARA KARAR A. D. BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/19506) Karar Tarihi: 25/12/2014 BİRİNCİ BÖLÜM ARA KARAR Başkan : Serruh KALELİ ler

Detaylı

e) Disiplin Kurulu: İşbu talimat hükümlerine göre disiplin cezası verme hususunda yetkili kılınmış olan kurulu,

e) Disiplin Kurulu: İşbu talimat hükümlerine göre disiplin cezası verme hususunda yetkili kılınmış olan kurulu, TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU HiF DİSİPLİN TALİMATI MADDE 1 - Amaç ve Kapsam Bu Talimat, Herkes için Futbol turnuvaları kapsamında yapılan müsabakalarda disiplini sağlamak, disiplin kurullarının oluşumunu,

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR TUNCAY YAZICI BAŞVURUSU. (Başvuru Numarası: 2014/735)

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR TUNCAY YAZICI BAŞVURUSU. (Başvuru Numarası: 2014/735) TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR TUNCAY YAZICI BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/735) Karar Tarihi: 9/6/2016 BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan Üyeler Raportör Başvurucu : Burhan ÜSTÜN

Detaylı

T.C. ANAYASA MAHKEMESİ BİREYSEL BAŞVURU FORMU

T.C. ANAYASA MAHKEMESİ BİREYSEL BAŞVURU FORMU Adli yardım taleplidir T.C. ANAYASA MAHKEMESİ BİREYSEL BAŞVURU FORMU TEDBİR VE ÖNCELİK VERİLEREK İVEDİ İNCELEME TALEPLİDİR Başvurucu şüpheli olarak tutuklanmış hamile / altı aydan küçük bebeği olan bir

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNE YAPILMIŞ BAZI BAŞVURULARIN TAZMİNAT ÖDENMEK SURETİYLE ÇÖZÜMÜNE DAİR KANUN YAYIMLANDI

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNE YAPILMIŞ BAZI BAŞVURULARIN TAZMİNAT ÖDENMEK SURETİYLE ÇÖZÜMÜNE DAİR KANUN YAYIMLANDI Sirküler Rapor 21.01.2013/33-1 AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNE YAPILMIŞ BAZI BAŞVURULARIN TAZMİNAT ÖDENMEK SURETİYLE ÇÖZÜMÜNE DAİR KANUN YAYIMLANDI ÖZET : 23 Eylül 2012 tarihi itibarıyla Avrupa İnsan

Detaylı

CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN

CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN Kanun Numarası: 5320 Kanun Kabul Tarihi: 23/03/2005 Yayımlandığ Resmi Gazete No: 25772 Mükerrer Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi: 31/03/2005

Detaylı

Türkiye de Çocukların Terör Suçluluğu. Dr. Yusuf Solmaz BALO

Türkiye de Çocukların Terör Suçluluğu. Dr. Yusuf Solmaz BALO Türkiye de Çocukların Terör Suçluluğu Dr. Yusuf Solmaz BALO Anlatım planı Terör gerçekliği Güvenlik ihtiyacı Bu ihtiyacın Ceza Hukuku alanında karşılanması Ceza Kanunları (TCK, TMK) Yeni suç tipleri Mevcut

Detaylı

Sirküler Rapor /70-1 ANAYASA MAHKEMESİNİN ÖZEL USULSUZLUK CEZASIYLA İLGİLİ BAŞVURUYA İLİŞKİN KARARI

Sirküler Rapor /70-1 ANAYASA MAHKEMESİNİN ÖZEL USULSUZLUK CEZASIYLA İLGİLİ BAŞVURUYA İLİŞKİN KARARI Sirküler Rapor 18.02.2014/70-1 ANAYASA MAHKEMESİNİN ÖZEL USULSUZLUK CEZASIYLA İLGİLİ BAŞVURUYA İLİŞKİN KARARI ÖZET : Anayasa Mahkemesi 14/1/2014 tarihli ve 2013/5028 Başvuru Numaralı kararında, 2010 yılının

Detaylı

İNSAN HAKLARI CEVAP ANAHTARI GÜZ DÖNEMİ YILSONU SINAVI Ocak 2019 saat 11.00

İNSAN HAKLARI CEVAP ANAHTARI GÜZ DÖNEMİ YILSONU SINAVI Ocak 2019 saat 11.00 HİTİT ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ BÖLÜMÜ İNSAN HAKLARI CEVAP ANAHTARI 2018-2019 GÜZ DÖNEMİ YILSONU SINAVI --- 17 Ocak 2019 saat 11.00 1. 1982 Anayasasında

Detaylı

TÜRKİYE DE CEZA VE ADALET SİSTEMİ

TÜRKİYE DE CEZA VE ADALET SİSTEMİ TÜRKİYE DE CEZA VE ADALET SİSTEMİ TÜRK HUKUK SİSTEMİ İdari Yargı Adli Yargı Askeri Yargı Sayıştay Anayasa Mahkemesi İDARİ YARGI SİSTEMİ İdarenin eylem ve işlemlerine karşı açılan davaların görüşüldüğü,

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR BARIŞ DERİN BAŞVURUSU. (Başvuru Numarası: 2014/13462)

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR BARIŞ DERİN BAŞVURUSU. (Başvuru Numarası: 2014/13462) TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR BARIŞ DERİN BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/13462) Karar Tarihi: 22/12/2016 BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan ler Raportör Yrd. Başvurucu : Burhan ÜSTÜN

Detaylı

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU İKİNCİ DAİRE KARARI Esas No 2013/149. Karar No 2013/1034

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU İKİNCİ DAİRE KARARI Esas No 2013/149. Karar No 2013/1034 Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu İkinci Dairesi aşağıda isimleri yazılı üyelerin katılımı ile tarihinde toplandı....eski Hâkimi hâlen emekli... (... ) ile... Hâkimi... (...) hakkında, Hâkimler ve Savcılar

Detaylı

Ceza İnfaz Hukuku. 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun Düzenlemesi Işığında. Yard. Doç. Dr. Fatma KARAKAŞ DOĞAN

Ceza İnfaz Hukuku. 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun Düzenlemesi Işığında. Yard. Doç. Dr. Fatma KARAKAŞ DOĞAN Yard. Doç. Dr. Fatma KARAKAŞ DOĞAN Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun Düzenlemesi Işığında

Detaylı

CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN. BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler

CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN. BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler 9333 CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN Kanun Numarası : 5320 Kabul Tarihi : 23/3/2005 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih: 31/3/2005 Sayı : 25772 (M.) Yayımlandığı Düstur :

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU MÜRACAAT SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR:

ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU MÜRACAAT SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR: ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru 1982 Anayasası nın 148. ve 149. Maddeleri ile geçici 18. maddesi hükümleri ve ayrıca 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

Detaylı

OSMAN KAVALA DOSYASI YARGIYI YARGILAMA

OSMAN KAVALA DOSYASI YARGIYI YARGILAMA OSMAN KAVALA DOSYASI Osman Kavala, Kavala Holding ve Anadolu Kültür ün Yönetim Kurulu Başkanı, Açık Toplum Vakfı, TESEV, TEMA Vakfı, Tarih Vakfı, Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü, Türkiye

Detaylı

2017 İNSAN HAKLARI İHLAL RAPORU

2017 İNSAN HAKLARI İHLAL RAPORU 2017 İNSAN HAKLARI İHLAL RAPORU 1 Av.Dr. M. SEZGİN TANRIKULU İSTANBUL MİLLETVEKİLİ GİRİŞ 2015 yılı Ağustos ayından itibaren tekrar başlayan çatışmalar Türkiye tarihinde eşi az görülmüş bir yıkıma, sayısız

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE ELĞAY TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 18992/03) KARAR STRAZBURG 20 Ocak 2009 İşbu karar AİHS nin

Detaylı

TÜRK VATANDAŞLARI HAKKINDA YABANCI ÜLKE MAHKEMELERİNDEN VE YABANCILAR HAKKINDA TÜRK MAHKEMELERİNDEN VERİLEN CEZA MAHKUMİYETLERiNİN İNFAZINA DAİR KANUN

TÜRK VATANDAŞLARI HAKKINDA YABANCI ÜLKE MAHKEMELERİNDEN VE YABANCILAR HAKKINDA TÜRK MAHKEMELERİNDEN VERİLEN CEZA MAHKUMİYETLERiNİN İNFAZINA DAİR KANUN 6405 TÜRK VATANDAŞLARI HAKKINDA YABANCI ÜLKE MAHKEMELERİNDEN VE YABANCILAR HAKKINDA TÜRK MAHKEMELERİNDEN VERİLEN CEZA MAHKUMİYETLERiNİN İNFAZINA DAİR KANUN Kanun Numarası : 3002 Kabul Tarihi : 8/5/1984

Detaylı

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE ETEM KARAGÖZ TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 32008/05) KARAR STRAZBURG 15 Eylül 2009 İşbu karar AİHS

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR NURAN CEYLAN ÖZBUDAK BAŞVURUSU. (Başvuru Numarası: 2014/2890)

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR NURAN CEYLAN ÖZBUDAK BAŞVURUSU. (Başvuru Numarası: 2014/2890) TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR NURAN CEYLAN ÖZBUDAK BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/2890) Karar Tarihi: 16/2/2017 BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan ler Raportör Yrd. Başvurucu Vekili

Detaylı

KABUL EDİLMEZLİK KARARI

KABUL EDİLMEZLİK KARARI Priştine, 16 Temmuz 2012 Nr. Ref.: RK 280/12 KABUL EDİLMEZLİK KARARI Başvuru No: KI 24/12 Başvurucu Alban Kastrati Kosova Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi nin Pkl.nr 1/2010 sayı ve 3 Aralık 2010 tarihli kararı

Detaylı

TUTUKLULUK TANIMI VE YASAMA DOKUNULMAZLIĞI HAKKINDA BİLGİ NOTU

TUTUKLULUK TANIMI VE YASAMA DOKUNULMAZLIĞI HAKKINDA BİLGİ NOTU TUTUKLULUK TANIMI VE YASAMA DOKUNULMAZLIĞI HAKKINDA BİLGİ NOTU TUTUKULULUK TANIMI 1. AİHM Uygulamalarına göre tutukluluk tanımı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi nin (Sözleşme) 5. maddesinde özgürlük ve

Detaylı

RUQUEST FOR INTERIM MEASURES REQUEST FOR INTERIM MEASURES (RULE 39)

RUQUEST FOR INTERIM MEASURES REQUEST FOR INTERIM MEASURES (RULE 39) Faks: 00 33 3 88 41 39 00 REQUEST FOR INTERIM MEASURES (RULE 39) Başvurucu (Applicant): Temsilcisi: (Temsilcinin avukat olması şart olmayıp, eşi/babası/kardeşi olabilir; internet sitesinde yer alan üç

Detaylı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. GEÇGEL ve ÇELİK/TÜRKİYE (Başvuru no. 8747/02 ve 34509/03) KARAR STRAZBURG.

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE. GEÇGEL ve ÇELİK/TÜRKİYE (Başvuru no. 8747/02 ve 34509/03) KARAR STRAZBURG. COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRE GEÇGEL ve ÇELİK/TÜRKİYE (Başvuru no. 8747/02 ve 34509/03) KARAR STRAZBURG 13 Ekim 2009 İşbu karar AİHS nin 44/2 maddesinde belirtilen

Detaylı

COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ ÜÇÜNCÜ DAİRE. Nezir KÜNKÜL/TÜRKİYE (Başvuru no. 57177/00) KARAR STRAZBURG

COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ ÜÇÜNCÜ DAİRE. Nezir KÜNKÜL/TÜRKİYE (Başvuru no. 57177/00) KARAR STRAZBURG COUNCIL OF EUROPE AVRUPA KONSEYİ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ ÜÇÜNCÜ DAİRE Nezir KÜNKÜL/TÜRKİYE (Başvuru no. 57177/00) KARAR STRAZBURG 30 Kasım 2006 OLAYLAR Başvuran Nezir Künkül 1949 doğumlu bir Türk

Detaylı

2:Ceza muhakemesinin amacı nedir? =SUÇUN İŞLENİP İŞLENMEDİĞİ KONUSUNDAKİ MADDİ GERÇEĞE ULAŞMAK

2:Ceza muhakemesinin amacı nedir? =SUÇUN İŞLENİP İŞLENMEDİĞİ KONUSUNDAKİ MADDİ GERÇEĞE ULAŞMAK Devletin yargı gücünü temsil eden adalet organlarının bir suçun işlenmip işlenmediği konuusnda ortaya çıkan ceza uyuşmazlığını çözerken izleyecekleri yöntemini gösteren normlar bütünündne oluşan hukuk

Detaylı

Av. Ece KAVAKLI Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Ankara Halk Sağlığı Müdürlüğü Hukuk Birimi

Av. Ece KAVAKLI Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Ankara Halk Sağlığı Müdürlüğü Hukuk Birimi Av. Ece KAVAKLI Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Ankara Halk Sağlığı Müdürlüğü Hukuk Birimi 02.11.2011 tarihli ve 28103 sayılı Resmi Gazete de yayımlanarak yürürlüğe giren 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname

Detaylı

KABUL EDİLMEZLİK KARARI

KABUL EDİLMEZLİK KARARI Priştine, 11 Ekim 2012 Nr. Ref.: RK 311/12 KABUL EDİLMEZLİK KARARI Başvuru No: KI 76/11 Başvurucu Avni Aliaj Yüksek Mahkeme nin Pkl. nr. 25/2011 sayı ve 22 Mart 2011 tarihli kararı ile Yüksek Mahkeme nin

Detaylı

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin 30.11.2007 Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır

İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin 30.11.2007 Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine İlişkin 30.11.2007 Tarihli Yönetmeliğin 11 ve 19. Maddeleri Anayasaya Aykırıdır Doç. Dr. Tuğrul KATOĞLU* * Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Ceza

Detaylı

CİNSEL SALDIRILAR ACİL HEKİMİNİN SORUMLULUKLARI. Dr. Serhat KOYUNCU Gaziosmanpaşa Üniversitesi Acil tıp A.D

CİNSEL SALDIRILAR ACİL HEKİMİNİN SORUMLULUKLARI. Dr. Serhat KOYUNCU Gaziosmanpaşa Üniversitesi Acil tıp A.D CİNSEL SALDIRILAR ACİL HEKİMİNİN SORUMLULUKLARI Dr. Serhat KOYUNCU Gaziosmanpaşa Üniversitesi Acil tıp A.D Tanımlar Cinsel saldırı çeşitleri Yasal düzenlemeler Acil hekiminin sorumlulukları Cinsel saldırı,

Detaylı

KABUL EDİLMEZLİK KARARI

KABUL EDİLMEZLİK KARARI Priştine, 29 Ocak 2013 Nr. Ref.: RK 359/13 KABUL EDİLMEZLİK KARARI Başvuru No: KI 69/12 Başvurucu İkinci Dünya Savaşı Sivil Malulleri Birliği Kosova Yüksek Mahkemesi nin KRJA nr. 6/2011 sayı ve 8 Mayıs

Detaylı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR. Başvuru Numarası: 2013/8492. Karar Tarihi: 8/9/2014 İKİNCİ BÖLÜM KARAR

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR. Başvuru Numarası: 2013/8492. Karar Tarihi: 8/9/2014 İKİNCİ BÖLÜM KARAR TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR Başvuru Numarası: 2013/8492 Karar Tarihi: 8/9/2014 İKİNCİ BÖLÜM Başkan : Alparslan ALTAN ler : Serdar ÖZGÜLDÜR Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM M. Emin

Detaylı

ONÜÇÜNCÜ DAİRE USUL KARARLARI. Anahtar Kelimeler : Dava Açma Süresi, Yazılı Bildirim, Başvuru Mercii ve Süresi, Hak Arama Hürriyeti

ONÜÇÜNCÜ DAİRE USUL KARARLARI. Anahtar Kelimeler : Dava Açma Süresi, Yazılı Bildirim, Başvuru Mercii ve Süresi, Hak Arama Hürriyeti T.C. D A N I Ş T A Y Esas No : 2014/3745 Karar No : 2014/3772 ONÜÇÜNCÜ DAİRE USUL KARARLARI Anahtar Kelimeler : Dava Açma Süresi, Yazılı Bildirim, Başvuru Mercii ve Süresi, Hak Arama Hürriyeti Özeti :

Detaylı

KABUL EDİLMEZLİK KARARI

KABUL EDİLMEZLİK KARARI Priştine, 22 Mayıs 2012 Nr.ref: RK 244/12 KABUL EDİLMEZLİK KARARI Başvuru no: KI 108/11 Başvurucular Myrteza Dyla Yüksek Mahkeme nin PN. Nr. 372/2011 sayı ve 13 Temmuz 2011 tarihli kararlarının Anayasaya

Detaylı

KOVUŞTURMA ve SONRASI Tanık, polise veya savcıya ifade vermek zorunda mıdır?

KOVUŞTURMA ve SONRASI Tanık, polise veya savcıya ifade vermek zorunda mıdır? KOVUŞTURMA ve SONRASI Tanık, polise veya savcıya ifade vermek zorunda mıdır? Bir suçun tanığı olmuş kişi, polise bilgi ve ifade vermek zorunda değildir. Ancak, ifadesine gerek duyulan kişilerin, polis

Detaylı

İçindekiler Önsöz 5 Kısaltmalar 19 Giriş 21 Birinci Bölüm İDARÎ YARGININ GELİŞİMİ VE TÜRK YARGI TEŞKİLATININ GENEL GÖRÜNÜMÜ I. YARGISAL DENETİMİNDE

İçindekiler Önsöz 5 Kısaltmalar 19 Giriş 21 Birinci Bölüm İDARÎ YARGININ GELİŞİMİ VE TÜRK YARGI TEŞKİLATININ GENEL GÖRÜNÜMÜ I. YARGISAL DENETİMİNDE İçindekiler Önsöz 5 Kısaltmalar 19 Giriş 21 Birinci Bölüm İDARÎ YARGININ GELİŞİMİ VE TÜRK YARGI TEŞKİLATININ GENEL GÖRÜNÜMÜ I. YARGISAL DENETİMİNDE SİSTEMLER VE İDARİ YARGININ GELİŞİMİ 23 A. İdarenin Yargısal

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 2821 S. SK/45

İlgili Kanun / Madde 2821 S. SK/45 T.C YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2014/841 Karar No. 2014/834 Tarihi: 24.01.2014 İlgili Kanun / Madde 2821 S. SK/45 PROFOSYONEL SENDİKA YÖNETİCİSİNİN HİZMET ÖDENEĞİ HUKUKA AYKIRI BULUNARAK İPTAL

Detaylı

T.C. ANAYASA MAHKEMESİ

T.C. ANAYASA MAHKEMESİ T.C. ANAYASA MAHKEMESİ BİREYSEL BAŞVURU FORMU Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 59. maddesine göre hazırlanmıştır. 1 BİREYSEL BAŞVURU FORMU I- KİŞİSEL BİLGİLER A- GERÇEK KİŞİLER İÇİN BAŞVURUCUNUN 1- T.C. KİMLİK

Detaylı

İPTAL BAŞVURUSUNA KONU OLAN YASA MEDDESİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMA:

İPTAL BAŞVURUSUNA KONU OLAN YASA MEDDESİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMA: Sanık. 30/08/2014 tarihinde emniyet görevlileri tarafından yapılan üst aramasında uyuşturucu olduğu değerlendirilen madde ele geçirildiği, ekspertiz raporu uyarınca ele geçirilen maddenin uyuşturucu niteliğine

Detaylı

TEMEL HUKUK DERS NOTLARI SON HAFTA. Öğr. Gör. Erkan ÇAKIR

TEMEL HUKUK DERS NOTLARI SON HAFTA. Öğr. Gör. Erkan ÇAKIR TEMEL HUKUK DERS NOTLARI SON HAFTA Öğr. Gör. Erkan ÇAKIR ANAYASANıN TEMEL ILKELERI 2 1. madde Türkiye devleti bir cumhuriyettir. 2. Madde Cumhuriyetin nitelikleri Cumhuriyetçilik Başlangıç ilkeleri Atatürk

Detaylı

10 Mart 2016 Perşembe Günü Saat 09:30'da Yapılan Mahkeme Toplantısında Görüşülen Dosyalar ve Sonuçları BİRİNCİ BÖLÜM

10 Mart 2016 Perşembe Günü Saat 09:30'da Yapılan Mahkeme Toplantısında Görüşülen Dosyalar ve Sonuçları BİRİNCİ BÖLÜM 15/3/2016 10 Mart 2016 Perşembe Günü Saat 09:30'da Yapılan Mahkeme Toplantısında Görüşülen Dosyalar ve Sonuçları BİRİNCİ BÖLÜM S. No B. No Başvuru Konusu Sonuç 1. 2013/3050 2. 2013/5880 3. 2013/6297 4.

Detaylı

6698 SAYILI KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUN UNUN AMACI VE KAPSAMI

6698 SAYILI KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUN UNUN AMACI VE KAPSAMI 6698 SAYILI KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUN UNUN AMACI VE KAPSAMI AMAÇ 2010 yılında 5982 sayılı Kanunla Anayasanın 20. maddesine eklenen ek fıkra Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını

Detaylı

Anahtar Kelimeler : Türkiye İş Bankası Anonim Şirketi, bireysel başvuru, Anayasa Mahkemesi, ücret

Anahtar Kelimeler : Türkiye İş Bankası Anonim Şirketi, bireysel başvuru, Anayasa Mahkemesi, ücret Anahtar Kelimeler : Türkiye İş Bankası Anonim Şirketi, bireysel başvuru, Anayasa Mahkemesi, ücret Özet : Türkiye İş Bankası Anonim Şirketi tarafından yapılan bireysel başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince

Detaylı

5. A. TELEFON DİNLEMELERİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER

5. A. TELEFON DİNLEMELERİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER 5. A. TELEFON DİNLEMELERİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER İddianame içeriğinde müvekkilimize isnat edilen suçlara ilişkin olarak toplam 10 adet telefon görüşmesi yer almaktadır. Bu telefon görüşmelerinin; 2

Detaylı

İnfaz hukukunun zaman bakımından uygulanması, İlamların infazı, Türk Ceza Sistemi, Koşullu salıverme

İnfaz hukukunun zaman bakımından uygulanması, İlamların infazı, Türk Ceza Sistemi, Koşullu salıverme İnfaz hukukunun zaman bakımından uygulanması, İlamların infazı, Türk Ceza Sistemi, Koşullu salıverme İnfaz Hukukunun Zaman Bakımından Uygulanması Zaman bakımından uygulama Madde 7- (1) İşlendiği zaman

Detaylı

2014 YILI MAHALLİ İDARELER SEÇİMİNDE ADAY OLMAK İSTEYEN KAMU GÖREVLİLERİYLE İLGİLİ REHBER

2014 YILI MAHALLİ İDARELER SEÇİMİNDE ADAY OLMAK İSTEYEN KAMU GÖREVLİLERİYLE İLGİLİ REHBER 2014 YILI MAHALLİ İDARELER SEÇİMİNDE ADAY OLMAK İSTEYEN KAMU GÖREVLİLERİYLE İLGİLİ REHBER A- İLGİLİ MEVZUAT Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 76 ncı maddesinin son fıkrasında; hakimler ve savcılar, yüksek

Detaylı

1 ( TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR BURAK EDİŞ BAŞVURUSU. (Başvuru Numarası: 2014/11177)

1 ( TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR BURAK EDİŞ BAŞVURUSU. (Başvuru Numarası: 2014/11177) 1 ( TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR BURAK EDİŞ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2014/11177) Karar Tarihi: 8/3/2017 Başv uru Numarası : 20 î 4/11177 İKİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan ler Raportör

Detaylı

KABUL EDİLMEZLİK KARARI

KABUL EDİLMEZLİK KARARI Priştine, 04 Nisan 2012 Nr. Ref.: RK217/12 KABUL EDİLMEZLİK KARARI Dava No: KI 112/10 Başvurucu Nikollë Kabashi Kosova Cumhurbaşkanı Vekili nin 22 Ekim 2010 tarihli kararlarının Anayasa uygunluğu denetimi

Detaylı

CEZANIN ERTELENMESİ VE HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARLARI. Stj. Av. Müge BOSTAN ERYİĞİT HUKUK BÜROSU/ANKARA

CEZANIN ERTELENMESİ VE HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARLARI. Stj. Av. Müge BOSTAN ERYİĞİT HUKUK BÜROSU/ANKARA CEZANIN ERTELENMESİ VE HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARLARI Stj. Av. Müge BOSTAN ERYİĞİT HUKUK BÜROSU/ANKARA 13.09.2017 [email protected] Cezanın Ertelenmesi Cezanın ertelenmesi, mahkeme

Detaylı

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA 25.5.2005 tarihli ve 5352 Sayılı Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifim gerekçesi ile birlikte ektedir. Gereğini arz ederim. 29 Ocak

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İş. K/18-21

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İş. K/18-21 T.C YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2011/5173 Karar No. 2012/485 Tarihi: 24.01.2012 İlgili Kanun / Madde 4857 S. İş. K/18-21 MUVAZAALI ALT İŞVEREN İLİŞKİSİ İŞE İADENİN ASIL İŞVERENE VERİLMESİ İŞE İADE

Detaylı

KABUL EDİLMEZLİK KARARI

KABUL EDİLMEZLİK KARARI Priştine, 29 Mayıs 2012 Nr. Ref.: RK247/12 KABUL EDİLMEZLİK KARARI Dava No: KI 95/11 Başvurucu Hajrije Behrami ve reşit olmayan kızı Kosova Yüksek Mahkemesi nin Rev. nr. 1230/2010 sayı ve 15 Şubat 2011

Detaylı

ÖNSÖZ 3 EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YAZISI 5 İÇİNDEKİLER 7-12 KANUNLAR VE KAYNAKLAR 13-15 BİRİNCİ BÖLÜM Genel Bilgiler 17-29 1. Dersin adı ve konusu 17

ÖNSÖZ 3 EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YAZISI 5 İÇİNDEKİLER 7-12 KANUNLAR VE KAYNAKLAR 13-15 BİRİNCİ BÖLÜM Genel Bilgiler 17-29 1. Dersin adı ve konusu 17 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ 3 EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YAZISI 5 İÇİNDEKİLER 7-12 KANUNLAR VE KAYNAKLAR 13-15 BİRİNCİ BÖLÜM Genel Bilgiler 17-29 1. Dersin adı ve konusu 17 2. Dersin amacı ve planı 18 3. CMH ve Hukuk

Detaylı

MÜKERRİR HÜKÜMLÜLERİN İNFAZINDA MÜDDETNAME HESAPLAMALARI:

MÜKERRİR HÜKÜMLÜLERİN İNFAZINDA MÜDDETNAME HESAPLAMALARI: Osman ATALAY Ankara İnfaz Cumhuriyet Savcısı MÜKERRİR HÜKÜMLÜLERİN İNFAZINDA MÜDDETNAME HESAPLAMALARI: I - GENEL ESASLAR : Tekerrür, kişinin daha önce işlediği suçu nedeniyle belli bir cezaya mahkum edilmiş

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 5434 S.ESK/ S. SGK/101

İlgili Kanun / Madde 5434 S.ESK/ S. SGK/101 T.C YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2012/15329 Karar No. 2013/8585 Tarihi: 29.04.2013 İlgili Kanun / Madde 5434 S.ESK/1 5510 S. SGK/101 5510 SAYILI YASANIN YÜRÜLÜĞÜNDEN ÖNCE MEMUR VE İŞTİRAKÇİ OLANLARIN

Detaylı

2016 YILI DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ

2016 YILI DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ İNSAN HAKLARI DERNEĞİ 2016 YILI DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ RAPORU -BİLANÇO- 23 OCAK 2017 İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ YAŞAM HAKKI İHLALLERİ ÖLÜ YARALI YARGISIZ İNFAZ (Keyfi Öldürme,

Detaylı

2016 YILI İLK 9 AY DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ

2016 YILI İLK 9 AY DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ İNSAN HAKLARI DERNEĞİ 2016 YILI İLK 9 AY DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ RAPORU -BİLANÇO- 19 EKİM 2016 İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ YAŞAM HAKKI İHLALLERİ ÖLÜ YARALI YARGISIZ İNFAZ (Keyfi

Detaylı

İdari Yargının Geleceği

İdari Yargının Geleceği İdari Yargının Geleceği Av. Zühal SİRKECİOĞLU DÖNMEZ* * Ankara Barosu. İdari Yargının Geleceği / SİRKECİOĞLU DÖNMEZ Ülkemiz Hukuk Fakültelerinde iki Ana Bilim dalı vardır: Özel Hukuk ve Kamu Hukuku. Özel

Detaylı

TÜRK YARGI SİSTEMİ YARGITAY Öğr. Gör. Ertan Cem GÜL MYO Hukuk Bölümü Adalet Programı

TÜRK YARGI SİSTEMİ YARGITAY Öğr. Gör. Ertan Cem GÜL MYO Hukuk Bölümü Adalet Programı TÜRK YARGI SİSTEMİ YARGITAY Öğr. Gör. Ertan Cem GÜL MYO Hukuk Bölümü Adalet Programı Yargıtay, tanımı Anayasa ile yapılan, işlevleri, mensupları ve bunların seçimi ve diğer kuruluş esasları, Anayasa'da

Detaylı

2- Dâvanın, her biri hakkında aynı sebepten neşet etmesi. hükmü öngörülmüş. iken,

2- Dâvanın, her biri hakkında aynı sebepten neşet etmesi. hükmü öngörülmüş. iken, A- 01/10/2011 yürürlük tarihli 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu ndan önce yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu nun 43. maddesinde düzenlenen İHTİYARİ DAVA ARKADAŞLIĞI müessesesi

Detaylı

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU HUKUKİ MÜZAKERE TOPLANTILARI 31/10/2013-03/11/2013 SAMSUN

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU HUKUKİ MÜZAKERE TOPLANTILARI 31/10/2013-03/11/2013 SAMSUN HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU HUKUKİ MÜZAKERE TOPLANTILARI 31/10/2013-03/11/2013 SAMSUN Grup Adı Grup Konusu Grup Başkanı Grup Sözcüsü : 1. GRUP : CEZA HUKUKU : AYDIN ŞEN : MEHMET OĞRAŞ Raporlama

Detaylı

VOLVO CAR TURKEY OTOMOBİL LİMİTED ŞİRKETİ KİŞİSEL VERİLERİN İŞLENMESİNE İLİŞKİN BAŞVURU FORMU

VOLVO CAR TURKEY OTOMOBİL LİMİTED ŞİRKETİ KİŞİSEL VERİLERİN İŞLENMESİNE İLİŞKİN BAŞVURU FORMU VOLVO CAR TURKEY OTOMOBİL LİMİTED ŞİRKETİ KİŞİSEL VERİLERİN İŞLENMESİNE İLİŞKİN BAŞVURU FORMU 1. Genel Bilgi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası nın 20. maddesi uyarınca, herkes kendisi ile ilgili kişisel verilerin

Detaylı

HUKUK VE ADALET DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI (Ortaokul 6, 7 veya 8. Sınıf)

HUKUK VE ADALET DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI (Ortaokul 6, 7 veya 8. Sınıf) Temel Eğitim Genel Müdürlüğü HUKUK VE ADALET DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI (Ortaokul 6, 7 veya 8. Sınıf) Ankara - 2017 T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Temel Eğitim Genel Müdürlüğü HUKUK VE ADALET DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI

Detaylı

TASLAK DEĞERLENDİRME ÇALIŞMASI. Bursa Tabip Odası Aile Hekimliği Komisyonu

TASLAK DEĞERLENDİRME ÇALIŞMASI. Bursa Tabip Odası Aile Hekimliği Komisyonu TASLAK DEĞERLENDİRME ÇALIŞMASI Bursa Tabip Odası Aile Hekimliği Komisyonu Sözleşmelerin içeriği, süresi, dönemi ve yenilenmesi MADDE 6- (3) Sözleşme dönemi süresince verilen ihtar puanı toplamının 80 ve

Detaylı

KIDEM ZAMMI ÜCRETE UYGULANAN AYRI ZAMDIR ÖNCE KIDEM ZAMMI UYGULANIR DAHA SONRA TOPLU SÖZLEŞMEDEKİ NISBİ ZAM UYGULANIR Y A R G I T A Y İ L A M I

KIDEM ZAMMI ÜCRETE UYGULANAN AYRI ZAMDIR ÖNCE KIDEM ZAMMI UYGULANIR DAHA SONRA TOPLU SÖZLEŞMEDEKİ NISBİ ZAM UYGULANIR Y A R G I T A Y İ L A M I KIDEM ZAMMI ÜCRETE UYGULANAN AYRI ZAMDIR ÖNCE KIDEM ZAMMI UYGULANIR DAHA SONRA TOPLU SÖZLEŞMEDEKİ NISBİ ZAM UYGULANIR T.C. YARGITAY 22. Hukuk Dairesi ESAS NO : 2013/13336 KARAR NO : 2013/13573 Y A R G

Detaylı

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ 2017 YILI İLK 3 AY DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ RAPORU BİLANÇO 05 MAYIS 2017 İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ 2017 YILI İLK 3 AY DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ RAPORU BİLANÇO 05 MAYIS 2017 İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ İNSAN HAKLARI DERNEĞİ 2017 YILI İLK 3 AY DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ RAPORU BİLANÇO 05 MAYIS 2017 İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ -AÇIKLAMA- Bu raporda yer alan veriler ve verilere

Detaylı

Yeni İş Mahkemeleri Kanununun Getirdiği Değişiklikler

Yeni İş Mahkemeleri Kanununun Getirdiği Değişiklikler Yeni İş Mahkemeleri Kanununun Getirdiği Değişiklikler Giriş 1 Hukukumuzda 1950 yılından bu yana uygulanmakta olan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ( Mülga Kanun ) 25 Ekim 2017 tarihinde yürürlükten kaldırılmış

Detaylı

KABUL EDİLMEZLİK KARARI

KABUL EDİLMEZLİK KARARI Priştine, 31 Ekim 2012 Nr. Ref.: RK 319/12 KABUL EDİLMEZLİK KARARI Başvuru No: KI 03/12 Başvurucular Kastriot Gerbeshi Yüksek Mahkeme nin PKL. Nr. 88/2011 sayı ve 21 Eylül 2011 tarihli kararı hakkında

Detaylı