|
|
|
- Derya Üçüncü
- 10 yıl önce
- İzleme sayısı:
Transkript
1
2 ISBN ÝSTANBUL BÜYÜKÞEHÝR BELEDÝYESÝ SANAT VE MESLEK EÐÝTÝMÝ KURSLARI (ÝSMEK) YAYINLARI Branþ Kitaplarý Serisi Yayýna Hazýrlýk: ÝSMEK Yayýn Editörlüðü Editör: Muhammet ALTINTAÞ Mizanpaj: Doðan SEVEN Tashih: Dilek CAN, Hatice GÖZLEMECÝ Baský: Numune ÝSTANBUL BÜYÜKÞEHÝR BELEDÝYESÝ SANAT ve MESLEK EÐÝTÝMÝ KURSLARI - (0212)
3 HAT SAN ATI TARÝHÇE, MALZEME VE ÖRNEKLER Dr. Süleyman BERK ÝSTANBUL BÜYÜKÞEHÝR BELEDÝYESÝ SANAT ve MESLEK EÐÝTÝMÝ KURSLARI - (0212)
4 Resim 1- Hattat Ali Haydar Bey in celî tâl ik zer-endud levhasý el-kâsibu habîbullah (Sultanahmed Camii). Birinci Cihan Harbi nde askerlik münâsebetiyle tanýþtýðým Macaristanlý ressam ve subay bir arkadaþým vardý, ara sýra Ýstanbul câmilerini, müze ve kütübhânelerini birlikte gezer, her çeþid san at eserlerini ziyâret ve tedkîk ederdik. Bir gün, Sultan Ahmed Câmii ndeki Melek Paþazâde Ali Haydar Bey merhûmun ta lîk celîsi el-kâsibu habîbullah levhasý önünde bulunuyorduk. Arkadaþým ona bakdý da, sonra bana dönerek: --- Dostum! Bu sizin yazýlarda bir hâl var. Çok dikkat ediyorum, ilk bakýþta sâde bir renk, geometrik bir sessizlik, baktýkça harekete geliyor, canlanýyor, cilveleniyor. Önce bir tatlý bakýþ, arkasýndan yavaþ yavaþ içe süzülen canlý bir akýþ, sessiz bir armoni içinde rûhu oynatan metafizik bir mûsiki var. Lâkin ondaki âhengi kulaklar duymuyor, içler dinliyor, dinledikçe bir baþka âleme yükseliyor. Bakarken ne oluyor anlamýyorum, içimi içine çeken büyüleyici bir çehre, bir güzellik denizi, sevimli titreþimlerle gönlümü ferahlatan bir hava, derken bir melek sesi ve nefesi kadar gizli ve ýlýk bir okþayýþ ve sarýlýþ içinde kalýyorum; o, ben; ben o oluyoruz gibi bir þey oluyor, sizde de böyle þeyler olur mu? demiþti. Mahmud Bedreddin Yazýr, Medeniyet Âleminde Yazý ve Ýslâm Medeniyetinde Kalem Güzeli, c. I, s. 69 4
5 BAÞKAN DAN... Hüsn-i hat yani yazýlarýn en güzeli Tarih boyunca kalem tutan zarif eller, yazýyý nesilden nesile geliþtirerek güzel sanatlar seviyesine çýkartmýþlardýr. Özellikle Osmanlýlar zamanýnda özel ilgi gören bu sanatýmýz, padiþahlar tarafýndan dahi icra edilmiþtir Gerek padiþahlar gerekse halk tarafýndan çok sevilen hat sanatý, Latin alfabesine geçiþten sonra geleneksel sanatlarýmýz arasýndaki seçkin yerini almýþtýr. Bir dünya baþkenti olan kültürler beþiði Ýstanbulumuz, bütün sanatlarda olduðu gibi hat sanatýnda da önemli bir merkez olmuþtur. Nice hattat, tarihin tozlu sayfalarýna, þehrimizin adýný altýn harflerle kazýmýþlardýr. Osmanlýlar zamanýnda en parlak devrini yaþayan hat sanatýnýn, en nefis örneklerine, Ýstanbulumuzun simgesi haline gelen ulu minarelerde, yüce kubbelerde, hüzünlü mezar taþlarýnda kýsacasý hemen hemen bütün tarihi yapýlarýmýzda rastlamaktayýz. Bir hazine deðerindeki el yazmasý kitaplarýmýz, kütüphanelerde muhafaza edilen, müzelerde örnekleri sergilenen müstesna eserlerimiz de o dönemlerden bizlere kalan kýymetli yadigârlardýr. Geçen zaman, geliþen teknoloji ve deðiþen insan yaþamý, sanattaki incelikleri yok etmek için büyük gayret sarfetse de, geleneksel sanatlarýmýz ÝSMEK gibi kurumlar vasýtasýyla yaþatýlmakta, büyük bir özveri, titizlik ve itina ile geleceðe aktarýlmaktadýr. Kültürel deðerlerimize sahip çýkmamýz gerektiði gerçeði bütün açýklýðý ile önümüzde durmaktadýr. Çünkü geçmiþine sahip çýkmayan toplumlarýn geleceði de parlak olmamakta, böylelikle tarih sahnesinden silinip giden nice insan topluluðu bulunmaktadýr Yaygýn eðitimin ilkeleriyle gerçekleþtirilen bir yetiþkin eðitimi organizasyonu olarak tanýmlanan ve Ýstanbul Büyükþehir Belediyesi nin önemli sosyal doku projelerinden biri olan ÝSMEK, bugün gerek ulaþtýðý yüz binlerce kursiyer sayýsý, gerek eðitim verdiði 193 kurs merkezi ve 97 branþýyla adeta dünyanýn en büyük halk üniversitesi haline gelmiþtir. Genç, yaþlý, kadýn, erkek, özürlü, mahkum ayýrt etmeksizin toplumun her kesimine ulaþan ÝSMEK sadece ücretsiz eðitimleri ile deðil, seminerleri, sergileri, alanýnda önemli bir boþluk dolduran yayýnlarý ile de toplumsal bir hizmete imza atmaktadýr. Alanýnda uzman usta öðreticileri vasýtasýyla elleri geleceðe uzanan deðerli sanatkârlar yetiþtiren ÝSMEK, hazýrladýðý branþ kitaplarý ile sanat dünyasýna bir ýþýk tutmaktadýr. Saygýdeðer hat sanatçýsý ve ÝSMEK hat usta öðreticisi Süleyman Berk Beyefendi nin Hat Sanatý kitabý ÝSMEK Yayýn Editörlüðü bünyesinde yayýna hazýrlamýþtýr. Bu sanat kokan, enfes kitapta emeði geçen herkese de ayrý ayrý teþekkürlerimi sunuyorum Sanatla güzelleþen, sevgi, saygý ve hoþgörü dolu bir yaþam dileklerimle 5
6 FOTOÐRAF DÝZÝNÝ Mehmed Özçay: 12, 20, 24, 27, 32, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 48, 49, 52, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 61, 64, 65, 66, 67, 68, 86, 78, 82, 83, 84, 100, 102, 106, 107, 110, 112, 114, 118, 119, 121, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 136, 135, 140, 141, 142, 143, 146, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 175, 176, 177, 181, 182, 183, 184, 186, 187, 192, 193, 197, 210, 215, 216, 227, 228, 229 Mustafa Yýlmaz: 6, 7, 8, 9, 13, 14, 17, 18, 47, 53, 60, 74, 77, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 98, 104, 115, 116, 120, 122, 123, 124, 134, 137, 171, 173, 174, 175, 188, 191, 194, 195, 196, 206, 207, 211, 212, 213, 214, 219, 225 Bahadýr Taþkýn: 2, 3, 4, 5, 10, 21, 22, 23, 26, 30, 31, 33, 34, 63, 72, 73, 80, 95, 144, 179, 190, 222, 223, 224 Dr. Aras Neftçi: 1, 28, 29, 71, 138 Yavuz Özdemir: 117, 145, 172, 180, 185 Turgut Engin: 51, 96, 97, 125, 178 Abdüsselam Ferþadoðlu: 11, 36, 94 Hâdiye Cangökçe: 19 ve Mehmed Þevki Efendi Meþkleri Muhittin Serin Arþivi: 221 Ali Toy Arþivi: 189, 217, 218, 220, 226 Antik A.Þ. Arþivi: 15, 50, 69, 75, 81, 105, 135 Turan Sevgili Arþivi: 209 6
7 ÝÇÝNDEKÝLER Önsöz... 8 Genel Kýsaltmalar I. BÖLÜM Hat Sanatý Tarihi Ýslâm Yazýsýna Genel Bir Bakýþ Arap Yazýsýnýn Doðuþu Ýslâm Yazýsýnýn San at Olarak Çeþitlenmesi Emevîler Döneminde Yazý Abbasiler Döneminde Yazý Selçuklular da Celî Yazý Osmanlý Yazý San atýnda Ekoller Þeyh Hamdullah ve Ekolü Hattat Ahmed Karahisâri ve Ekolü Hâfýz Osman Efendi ve Ekolü San atý Ýsmail Zühdî Efendi ve Ekolü Mustafa Râkým Efendi ve Ekolü Mustafa Râkým ýn Celî Sülüs te Yaptýðý Yenilik Mahmud Celâleddin Efendi ve Ekolü Mehmed Þevki Efendi ve Ekolü Hattat Sâmi Efendi ve Ekolü II. BÖLÜM Yazý Çeþitleri Hat Sanatýnda Yazý Çeþitleri Aklâm-ý Sitte Sülüs Nesih Muhakkak Reyhâni Tevkiî Rikaa (Ýcâze Hattý) Diðer Yazý Çeþitleri Kûfi Dîvâni Celî Dîvâni Ta lik Rik a III. BÖLÜM Hat Sanatýnda Kullanýlan Malzemeler Kalem Okuma Parçasý (Kamýþ Kalem) Kâðýt Kaðýdýn Boyanmasý ve Aherlenmesi Mühre Mürekkep Mýstar Kalemtraþ Mürekkep Hokkasý Yazý altlýðý Makta IV. BÖLÜM Hat Sanatýnda Tuðra Formu Tuðranýn Kýsýmlarý Sere Beyze Tuð ve Zülfe Kol (Hançer) Hattat Mustafa Râkým ýn Tuðra da Yaptýðý Yenilikler V. BÖLÜM Ýcâzetnâme Hat San atýnýn Diplomasý (Ýcâzetnâme) VI. BÖLÜM Celî Bir Yazýnýn Hazýrlanýþý Celî Sülüs Bir Hat Levhasýnýn Hazýrlanýþ Safhalarý VII. BÖLÜM Lügatçe ve Deyimler Lügatçe ve Deyimler Bibliyografya VIII. BÖLÜM Hat San atýndan Örnekler IX. BÖLÜM Hattat Mehmed Þevki Efendi nin Sülüs Nesih (TSMK-GY 190/1) Hattat Halim Özyazýcý nýn Rik a Meþkleri...167
8 ÖNSÖZ Son yýllarda klasik san atlara karþý büyük bir ilginin olduðu bilinmektedir. Hat, Tezhip, Ebru, Minyatür, Cilt gibi klasik san atlarýmýza olan ilgi, bu sanatlarýn tarihine ve kullanýlan araç-gereçlere olan ilgi ve talebi peþinden getirmiþtir. Bu ilgi, yazý san atýndaki geliþimi hýzlandýrdýðý gibi, yazý san atý ve geleneksel san atlar üzerine yapýlan çalýþmalarý da artýrmýþtýr. Yüksek lisans ve doktora tezleri yanýnda, nitelikli yayýnlar dikkat çekici seviyeye ulaþmýþtýr. Ýstanbul Büyükþehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eðitimi Kurslarý, sanat eðitimi konusunda Ýstanbul da büyük bir görevi yerine getirmektedir. Yeni baþlayan kursiyerlere yönelik sanat eðitimi yanýnda, ileri seviyedeki kursiyerlere açtýðý tekâmül ve ihtisas kurslarýyla ciddi bir sanat eðitimi vermektedir. Sanat eðitimi alan kursiyerlere pratik eðitim yanýnda, öðretilen sanatýn tarihi ile ilgili akademik bilgi verilmesine ve seminerler düzenlenmesine gayret edilmektedir. Yazý san atý sýký bir usta-çýrak iliþkisi ile öðrenilmektedir. Hoca ile talebe dersi bire bir yapmaktadýr. Talebenin, hocanýn sözlerine ve eline dikkat kesilmesi gerekmektedir. Hoca nýn kendisine verdiði dersi dikkatle çalýþmasý yanýnda, güzel örneklerin devamlý incelenmesinin yazý taliminde önemi büyüktür. Tarihte ekol sahibi hattatlar, kendilerinden önce gelmiþ usta hattatlarýn eserleri üzerinde uzun süre çalýþarak ekollerini oluþturmuþlardýr. Osmanlý nýn ekol sahibi hattatý Þeyh Hamdullah, kendinden önceki önemli hattat Yâkut un eserleri üzerinde çalýþmýþ, Hâfýz Osman da Þeyh Hamdullah yazýlarý üzerinde çalýþarak ekollerini tesis etmiþtir. XVIII. yüzyýl hattatý Ýsmâil Zühdî Efendi ve XIX. asrýn dâhi hattatý Mustafa Râkým, Hâfýz Osman ýn yazýlarý üzerinde uzun tedkîkatlar yaparak, yazýda söz sahibi hattatlar olmuþlardýr. Sâmi Efendi nin terakkîsinde, eline geçen Ýsmâil Zühdî nin bir murakkaa sýnýn büyük tesiri olmuþtur. Tarihte olduðu gibi bugün de, Ýslâm yazý san atýnda öncülüðü ülkemiz yapmaktadýr. Bunda, þüphesiz bu san atýn sýký bir usta-çýrak iliþkisiyle öðretilmesinin rolü büyüktür. Asýrlarýn oluþturduðu kuvvetli bir gelenek, yazýyý bozulmadan günümüze taþýmýþtýr. Yazý san atýnýn öðrenilmesinde önemli rolü olan güzel örneklerin Ýstanbul da olmasý, sanatýn merkezi olarak burayý göstermektedir. Müze ve kütüphânelerde, özel koleksiyonlarda, dîni ve sivil mimâri eserlerde önemli yazý örnekleri bulunmaktadýr. Hazýrlanan bu kitap, meraklýsýna, yazý san atý ile ilgili gerekli bilgiyi vereceði gibi ana kaynaklara yönlendirme görevini de yerine getirecektir. Dipnotlarda ve bibliyografyada zikredilen eserler, bu konuda gerekli yerlere yönlendirecektir. Daha ilk bölümde, Arap yazýsýnýn kaynaðý, yazýnýn sanata doðru seyri ve hat sanatýnýn çýkýþ kaynaðý ile ilgili bilgiler verilmiþtir. Yazý sanatýndaki önemli 8
9 ilk dönemlerden sonra, Osmanlý nýn hat sanatýna katkýlarý ve hat sanatýnýn kilometre taþlarý, muhtasar da olsa bu kitapta yer alan ana konulardýr. Ýslâm san atýnda kullanýlan yazý çeþitleri; aklâm-ý sitte ve diðer yazý çeþitleri tek tek ele alýnarak incelenmiþtir. Hat San atý nda kullanýlan malzemelere ayrý bölüm ayrýlmýþtýr. Kamýþ kalem ve çeþitleri, kamýþ kalemden baþka kullanýlan kalemlerde bahsedilmiþtir. Aherli kaðýt ve kaðýdýn terbiye edilmesi, aherlenmesi bu bölümde anlatýlmýþtýr. Kalem açmada kullanýlan kalemtýraþ, kalem aðzýnýn kat ve þakkedilmesinde kalemin konulduðu makta, örnekleriyle verilmiþtir. Ýnce ruhlu sanatkârlarýn, özenli malzemeleri arasýnda mürekkep hokkasý ve divitin ayrý bir yeri bulunmaktadýr. Tarih boyunca nice sanatkârýn çok büyük emeklerle hazýrlattýðý bu malzemelerin numûneleri ilgili bölümde yer almaktadýr. Geçmiþte sanatkârlarýn kullandýðý âletleri görmesi ve tanýmasý, hat talebesi ile birlikte hat meraklýlarýna da nostalji yaþatacaðý muhakkaktýr. Hat San atý nda ayrý formuyla önemli yeri olan tuðra hakkýnda geniþ bilgi verilerek tarihî perspektiften bakýlmýþtýr. Bir baþka önemli konu, bir hat levhasýnýn meydana getiriliþ safhalarý bütün ayrýntýlarýyla altýncý bölümde anlatýlmýþtýr. Eser yedi ana bölümden oluþmaktadýr. Yedinci bölümde hat sanatýnýn þeçkin örneklerinden bir demet sunulmuþtur. Ayrýca, hattat Halim Özyazýcý nýn nesih ve rik a meþkleri de bu bölüme konmuþtur. Yazý sanatýyla ilgili ana kaynaklar, seçme bibliyografyada yer almaktadýr. Konularla ilgili daha geniþ ve derin bilgi bu kaynaklardan edinilebilecektir. Yazý sanatýnda üstad hattatlarýn eserlerinin neþri çok önemlidir. Hat talebesinin bunlar üzerinde yapacaðý tetebbûlar, onu mutlaka sanatýnda ileri noktalara taþýyacaktýr. Katalog kýsmýnda mümkün olduðunca fazla eser konulmasýna gayret edilmiþtir. Levha yanýnda mimâri eserler üzerinde bulunan kitâbelerden de örnekler verilmiþtir. Ayný bölümde, geçmiþ hattatlarýmýz yanýnda günümüzün güzîde sanatkârlarýndan Ali Toy, Mehmet Özçay ve Osman Özçay ýn eserlerinden örnekler verilmiþtir. Bu sanatlarýn, bir geçmiþ zaman sanatý olmayýp günümüzde de hakkýyla icrâ edildiðini göstermesi bakýmýndan bu üç güzîde sanatkârýmýzýn eserleri verilmiþtir. Yazý sanatýnýn tarih olmaktan kurtulduðunu bu eserlerden anlayabiliriz. Fotoðraflar büyük ölçüde þahsî arþivimden alýnmýþtýr. Bunun yanýnda, sanatkâr dostum Ömer Faruk Dere, basým merhalesindeki eseri Hattat Hâfýz Osman Efendi kitabýndan bazý fotoðraflarla, fotoðraf arþivinde yer alan Topkapý Sarayý Müzesi Güzel Yazýlar Bölümü 190/1 numaralý hattat Mehmed Þevki Efendi nin sülüs nesih meþk murakkaasýnýn fotoðraflarýný hiç tereddütsüz kullanmamýz için vermesinden dolayý teþekkürü hak etti. Meþkler bölümünde, Mehmed Þevkî Efendi nin sülüs-nesih meþkleri yanýnda, XX. asrýn önemli hattatý Halim Özyazýcý nýn ( ) rik a meþkleri konulmuþtur. Antalya eþrafýndan Hüseyin Tulpar Bey e, Halim Hoca nýn meþklerini neþre müsaade ettikleri ve koleksiyonuma kazandýrdýklarý için minnet borçluyum. Merhum Emin Barýn koleksiyonundan çekimlere izin veren Tevfik Barýn a, ayný zamanda ÝSMEK ten mesâi arkadaþlarým Dr. Münevver ve Dr. Kaya Üçer çiftine koleksiyonlarýný istifademe cömertçe açtýklarý için teþekkür ediyorum. Öncelikle bu eserin yayýnlanmasýný saðlayan Ýstanbul Büyükþehir Belediye Baþkaný Sayýn Kadir TOPBAÞ Beyefendi ye, kendilerinden devamlý feyzaldýðým hocalarým Prof. Dr. Muhittin Serin ve Prof. M. Uður Derman beylere; fotoðraflarý çeken sanatkâr dostlarým Mustafa Yýlmaz, Bahadýr Taþkýn, Dr. Aras Neftçi, Abdüsselâm Ferþadoðlu, Turgut Engin ve Galata Mevlevihânesi Müzesi Müdürü Yavuz Özdemir e teþekkür ediyorum. Çalýþmalarýmda büyük desteðini gördüðüm vefakâr eþim Dilek hanýma her zaman þükran borçluyum. Kitabýn hazýrlanmasýnda azami dikkat ve titizlik gösterilmiþtir. Olabilecek hatalarýmýzýn mazur görüleceði ümidiyle Gayret bizden, baþarý Allah tan Dr. Süleyman BERK Ekim 2006 Akþemseddin- Fatih 9
10 GENEL KISALTMALAR a.g.e. : Adý geçen eser a.g.m. : Adý geçen makale a.g.r. : Adý geçen risale a.mlf. : Ayný müellif bkz. : Bakýnýz c. : Cilt DÝA : Türkiye Diyânet Vakfý Ýslâm Ansiklopedisi Env. No. : Envanter Numarasý Haz. : Hazýrlayan h. : Hicrî IRCICA : Ýslâm Tarih San at ve Kültür Araþtýrma Merkezi ÝA : Ýslâm Ansiklopedisi ÝKMHS : Ýslâm Kültür Mirâsýnda Hat Sanatý m. : Milâdî MEB : Milli Eðitim Bakanlýðý nþr. : Neþreden ö. : Ölümü s. : Sahife sy. : Sayý TÝEM : Türk-Ýslâm Eserleri Müzesi ts. : Tarihsiz TSMA : Topkapý Sarayý Müzesi Arþivi TSMK-GY : Topkapý Sarayý Müzesi Kütüphanesi Güzel Yazýlar Bölümü TTK : Türk Tarih Kurumu 10
11 I. BÖLÜM HAT SANATI TARÝHÝ 11
12 1. 1. ÝSLÂM YAZISINA GENEL BAKIÞ Arap Yazýsýnýn Doðuþu Arap yazýsýnýn ortaya çýkýþý hakkýnda Ýslâmî kaynaklarda çok farklý ve çeþitli rivayetler mevcuttur. 1 Bu bilgiler ihtilâflý olduðu gibi kesin de deðildir. Merhum Nihad M. Çetin (ö. 1991) bu bilgi ve rivayetleri üç ana grupta toplamýþtýr. 2 Birinci görüþ: Yazýnýn kaynaðý tevkîfî, yani ilâhîdir. Buna göre, bütün yazýlarýn mucidi, ilk insan ve peygamber olan Hz. Âdem'dir. Hz. Âdem, yazýlarý balçýklar üzerine yazmýþ, Nuh tufanýndan sonra da her kavim kendi yazýsýný bulup öðrenmiþtir. Ýlk Arap yazýsýný öðrenen Hz. Ýsmail olmuþtur. Ýkinci görüþ: Arap yazýsýnýn "güney arabistan yazýsý" yahut "himyerî" yazýdan türediði þeklindedir. Yazý Güney Arabistan'dan, ticarî münasebetler sebebiyle, önce Þam bölgesine, daha sonra da Hicâz bölgesine intikal etmiþtir. Üçüncü görüþ ise: Arap yazýsýnýn nabat yazýsýnýn deðiþiminden elde edildiði þeklindedir. Bugün artýk ilmî araþtýrmalar sonucu kabul edilen görüþ, Arap yazýsýnýn nabat yazýsýndan türediði, hatta onun geliþmiþ bir devamý olduðu þeklindedir. 3 Nabatî yazýsýndan Arap yazýsýna geçiþ, IV. ve V. milâdî asýrda olmuþ, yazýnýn Hicaz bölgesine geçiþi, Havran, Petra ve el-ulâ üzerinden gerçekleþmiþtir. 4 Arap yazýsý, ârâmi halkasýyla Fenike yazýsýna baðlanmaktadýr. Arâmi yazýsýndan nabat yazýsý geliþtirilmiþ ve bundan da Arap yazýsý doðmuþtur. 5 Nabat yazýsýndan Arap yazýsýna geçiþteki merhaleleri görme imkâný verecek kitabelerin en eskisi Ümmü'l-Cimâl (m. 250) ve en-nemâre (m. 328) kitabeleridir. Bu kitabeler Araplara ait olduðu halde Nabat kültürünün etkisi ile nabat yazýsýyla yazýlmýþtýr. 6 Bahsedilen kitabeler dikkatlice incelendiðinde, ilk devir Arap yazýsýnýn, nabat yazýsý harf þekillerine yakýnlýðý görülebilir. Arapça, Süryâni dili ve yunanca olarak yazýlan Zebed Kitâbesi (m. 512), artýk nabat yazýsýnýn Araplarca benimsendiðini, Arapça nýn da yazý dili olarak kendini göstermeye baþladýðýnýn iþaretidir. Ýslâm'ýn doðuþu sýrasýndaki Arap yazýsý ile, Þam'ýn güneydoðusunda bulunan milâdî 528 tarihli Üveys kitâbesi ve Þam'ýn güneyinde bulunan, milâdî 568 tarihli Harran kitabelerindeki yazýlar arasýndaki benzerlik çok ileri bir seviyededir Ýslâm Yazýsýnýn Sanat Olarak Çeþitlenmesi Ýslâm'ýn ilk yýllarýnda yazýnýn, kullaným sahalarý ve kullanýlan malzemenin tesiri ile iki ayrý tarzý doðmaya baþladý. Bunlar mushaf, kitabe ve önemli vesikanýn yazýldýðý sert ve köþeli yazý ile günlük iþlerde kullanýlan yumuþak ve kavisli hatlarýn hâkim olduðu yuvarlak karakterli yazý tarzýdýr. 8 Yazýnýn asýl geliþme yolunu bulduðu yuvarlak karakterli yazýnýn kalýn kalemle yazýlmýþ þekline kalemü lcelîl adý verilmiþtir. Esasen, o devirde her iki karakterdeki yazýnýn kalýn kalemle yazýlan cinsine, bu ad verilmekte idi. 9 Osmanlý mektebinde celîl ismi celîye dönüþmüþ ise de 10 baþlangýçtaki celîl yazý ile Osmanlý celîsi arasýnda -ikisinin de kalýn yazýlmalarý dýþýnda- bir iliþki yoktur. Yazý Mekke'de mekkî, Medîne'de medenî adýný aldý. Hz. Ömer ve Hz. Ali hilâfetleri döneminde yazý Basra ve Kûfe'de, evvelâ geldiði þehirlere nispeten mekkî ve medenî olarak isimlendirildi; kýsa süre sonra da yazý þehirlere nispetle basrî 11 ve kûfî isimlerini aldý. Baþlangýcýndan beri, mushaf, kitabe ve önemli vesikanýn tespitinde kullanýlan sert ve köþeli yazý Kûfe þehrinde geliþtirilerek kûfî ismini aldý. 12 Böylece ilk defa yuvarlak karakterli yazý ve köþeli yazý isim ve vasýf olarak kesin olarak ayrýldýlar. Daha 1- Bkz. el-belâzurî, Fütuhu'l-Buldan, Çev: Mustafa Fayda, Ankara, Kültür Bakanlýðý, 1987, s ; Ýbnü'n-Nedim, el-fihrist, Beþrut, (ts), s. 4; el-kalkaþandî (Ahmed b. Ali), Subhu'l-A'þa, III, Beyrut, 1987, s ; Muhammed Hamidullah, Muhtasar Hadis Tarihî ve Sahife-i Hemmam Ýbn Münebbih, Çev: Kemal Kuþçu, Ýstanbul, Bahar Yayýnevi, (ts), s. 15; Ýsmail Hami Dâniþmend, Ýzahlý Ýslâm Tarihi Kronolojisi, I, Ýstanbul, Bâb-ý âli Yayýnevi, 1960, s ; Selahaddin el-müneccýd, Dirâsât fî târihi'l-hatti'l-arabî, Beyrut, Daru'l-Kitâbi'l-Cedîd,1972, s.12-27; Rýfký Melûl MERÝÇ, "Ýslâm Yazýsýnýn Menþei ve Ýntiþârý", (Der. Cüneyt EMÝROÐLU, Ýslâm Yazýsýna Dair), Ýstanbul, Sebil Yayýnevi1977, s. 101; Mahmûd Es'ad Efendi, Ýslâm Tarihi, Ýstanbul, Marifet Yayýnlarý, 1983, s ; Nihad M. ÇETÝN, Ýslâm Hat San'atýnýn Doðuþu ve Geliþmesi (Ýslâm Kültür Mirâsýnda Hat San'atý), s ; Ali ALPARSLAN, "Ýslâm Yazý Sanatý", Doðuþtan Günümüze Büyük Ýslâm Tarihi, c. XIV, Ýstanbul, Çað Yayýnlarý, 1993, s ; B. Moritz, Arabistan (Yazý) ÝA, I, ; Ýbrahim CUM'A, Dirâsât fi tatavvuri'l-kitabati'lkûfiyye, Dâru'l-fikri'l-arabiyye, ts., s Çetin, a. g. e., Çetin, DÝA, III, 276; a. mlf., ÝKMHS, B. Moritz, Arabistan (Yazý), ÝA, I, 499; Çetin, DÝA, III, 276; a. mlf, ÝKMHS, Müneccid, a. g. e., s. 19 ; Çetin, ÝKMHS, Çetin, DÝA, III, 276 ; el-müneccid, a. g. e., 19, Çetin, DÝA, III, 276 ; a. mlf, ÝKMHS, 14; Ali Aktan, Arap Yazýsýnýn Doðuþu, Geliþmesi ve Ýslâm Yazýsý Haline Gelmesi, Ýslâmî Araþtýrmalar, sy. 6 (1988), s. 62; Alparslan, Ýslâm Tarihi, XIV, Çetin, ÝKMHS, Çetin, ÝKMHS, Ali ALPARSLAN, Mimarî Yapýlarýn Yazý Sanatý Bakýmýndan Önemi, Boðaziçi Üniversitesi (Beþerî Bilimler) Dergisi, sy. 4-5, , s. 3; Çetin, ÝKMHS, Basrî hattan günümüze herhangi bir örnek gelmemiþtir. bkz. Müneccid, Ýbrahim Cum'a, a. g. e., 19-20; Müneccid, a. g. e., 75; Mustafa el-habýb, "Yazý Ýle Mimarînin Kaynaþmasý" Görüþ, sy. 12 (Aralýk 1977), s. 44; Çetin. ÝKMHS, 20-21; Alparslan, Ýslâm Tarihi, XIV, 458; Mübahat S. KÜTÜKOÐLU, Osmanlý Belgelerinin Dili (Diplomatik), Ýstanbul, Kubbealtý Neþriyatý, 1994, s. 54.
13 sonralarý kûfi yazý geliþerek muhtelif bölgelerdeki ayný karakterdeki yazýlarýn ana ismi olmuþtur. 13 Kûfî yazý daha sonralarý çok farklý þekillerde tasnif edilmiþtir. Yapýlarýna göre yapýlan tasnifte kûfî yazý beþ kýsma ayrýlmýþtýr; 1- Basit kûfî, 2- Yapraklý kûfî, 3- Zemini süslü kûfî, 4- Örgülü kûfî, 5- Geometrik kûfî. 14 Yazýldýklarý bölgelere göre de kûfî yazý üç kýsma ayrýlmýþtýr; çýktýðý bölge ve çevresinde yazýlanlar kûfî, çýktýðý bölgenin doðusunda yazýlan ve farklý özellikleri bulunanýna meþrik kûfîsi, yine çýktýðý bölgenin batýsýnda yazýlana ise maðrip kûfîsi adý verilmiþtir. 15 Resim 2- Tûmâr yazýya bir örnek. (TSMK-K 882, 2a) Resim 4- Kûfi yazý. (TSMK-EH, 16, 6a) Meþrik kûfîsi ile maðrip kûfîsi arasýndaki merhalede kayravan kûfîsi ortaya çýkmýþtýr Emevîler Döneminde Yazý (41-132/ ) Hat sanatýnýn asýl geliþimi, daha çok yumuþak ve yuvarlak karakterli yazý üzerinde olmuþtur. 17 Bu geliþme en belirgin þekilde Emevîler döneminde baþlamýþtýr. 18 Emevîler döneminde meþhur hattat Kutbetu'l-muharrir kûfî yazý üzerinde deðiþiklik yaparak, dört çeþit yazý meydana getirmiþtir. Bunlar celîl, tûmâr, sülüs ve nýsf tan ibârettir. 19 Emevîler in sonu ile Abbasîler in ilk yýllarýnda yaþayan Kutbetü l-muharrir, daha önce kullanýlan ve kalem aðzý geniþliði belli olmayan celîl e nispeten, kalem aðzý Resim 3- Meþrik kûfisine bir örnek. (TSMK-EH 209, 2a) 13- Çetin, ÝKMHS, Ýbrahim Cum'a, a. g. e., Derman, ÝKMHS, Derman, ÝKMHS, Çetin, ÝKMHS, Çetin, ÝKMHS, Clement HUART, Les Calligraphes et Les Miniatures de L'orient Musulman, Paris, Ernest, Leroux, Editer, 1908, s. 12; Müneccid, a. g. e., 81; Alparslan, Ýslâm Tarihi, XIV, 459; Kütükoðlu, a. g. e.,
14 geniþliði belli olan tûmâr yazýyý icat etti. 20 Bu yazý daha sonra icat edilecek yazýlar için ana ölçü görevi görmüþtür. 21 Kalem aðzý geniþliði muayyen olmayan celîl kaleminin tûmar a mahsus kalem aðzý geniþliði 24 beygir (birzevn) kuyruðu kýlýdýr. 22 Bu da yaklaþýk 15 mm. ye eþittir ki 23 celî kaleminde de asgarî ölçü budur. Bu yazý resmî yazýþmalarda kullanýlmýþtýr. Tarihte ilk defa hattat unvaný ile karþýmýza çýkan þahýs Kutbetü'l-muharrir'dir. Kutbe, Arap hattýný sanat olarak geliþtiren ilk þahýs ve kendinden sonra gelen büyük hattatlar silsilesinin baþý olarak kabul edilir. 24 Ýsminde bulunan muharrir sýfatý, hattat anlamýna gelmektedir. Gerçek yazý sanatkârý ile yazýsý sadece güzel olaný birbirinden ayýran en eski kelime Muharrir dir. 25 Yazýyý sanatlý bir þekilde yazma endiþeleri olmayýp, sadece kitap istinsâhý ile uðraþanlara ise verrâk adý verilmiþtir. Uzun zaman sonra muharrir kelimesinin karþýlýðý hattat, verrak kelimesinin karþýlýðý ise kâtip olmuþtur. Muhtemelen milâdî XII. yüzyýldan itibaren muharrir sýfatýnýn yerini hattat sýfatý almýþtýr. 26 Baþlangýçta kalýn yazýlar için sadece celîl ismi kullanýlmýþtýr. Bu isim, çeþitleri oluþmamýþ biri yuvarlak diðeri düz karakterli yazýlarýn büyük boyda yazýlanlarýna verilen bir isim idi. 27 Celîl yazýnýn üst seviyedeki devlet yazýþmalarýnda kullanýlan kalem aðzý kalýnlýðý belirli olan cinsine, dürülüp, bükülen kâðýt yahut deriye nispeten tûmâr adý verildi. Kalemu'l-celîl'in ince boyda yazýlanýna kitap istinsâhýnda kullanýldýðý için neshî, verraklarca kullanýldýðýndan da verrâkî adý verildi; bu yazý ince muhakkak özelliði göstermektedir. Üst seviyedeki devlet yazýþmalarýnda kullanýlan kalemu't-tûmârýn üçte biri nispetinde olanýna üçte bir manasýna gelen sülüs adý verilmiþtir. 28 Emeviler döneminde devlet merkezi Þam'da yazý þâmî ismini almýþtýr ki bu yazý kûfî yazýnýn bir kolu olarak sayýlmýþtýr. 29 Emeviler döneminde þöhret bulmuþ bir diðer isim de Hâlid b. Ebi'l-Heyyâc'dýr; bu þahýs Medine'de Mescid-i Nebevî'nin kýble duvarýna Kur'an-ý Kerim'in son yirmi dört sûresini altýnla ve muhtemelen celîl kûfî ile yazmýþtýr. Emeviler döneminden o zamanýn hattýna delâlet edecek bir örnek zamanýmýza ulaþmamýþ, muhtemelen Abbasiler devrinde yok edilmiþlerdir. 30 Endülüs Emevileri nde kullanýlan celîl yazýnýn zemininde süsleme unsurlarý kullanýlmýþtýr. Dik harflerde zülfe kullanýlmamýþ, eliflerin alt uçlarý sol tarafa doðru kývrýlmýþtýr. Bazý harflerin uç kýsýmlarýna tomurcuk þeklinde çiçek konulmuþtur Abbâsîler Döneminde Yazý ( / ) Emeviler in sonu ve Abbâsîler in baþlarýnda kaynaklarýn bahsettiði iki önemli sanatkâr, yazýyý Kutbe'nin baþlattýðý yönde geliþtirmiþlerdir. Bunlardan biri ez-zahhak b. Aclân diðeri ise, Ýshak b. Hammad el-kâtip'tir. 31 Abbâsîler'in ilk devrinde yaþayan meþhur vezir ve ayný zamanda hattat olan Ebû Ali Muhammed b. Ali (Ýbn Mukle) (ö. 328/940), o zamana kadar uzun tecrübe ve arayýþlarla elde edilen harf þekillerini belli ölçülere baðladý. 32 Artýk kûfînin etkisinden kurtulup, aklâm-ý sitteye dönmeye baþlayan yazýya yeni bir þekil verdi. Bunda sahip olduðu Resim 5- Ali b. Hilâl Yazýsý ( TSMK-Baðdad 125, 34 a) 20- el-müneccid, a. g. e., 81; Çetin, ÝKMHS, Çetin, ÝKMHS, Kalkaþandî, a. g.e. III, 53; Çetin, ÝKMHS, Alparslan, DÝA, VII, Müneccid, a. g. e., Çetin, ÝKMHS, 21; 26- Çetin, ÝKMHS, Çetin, ÝKMHS, M. Uður Derman, "Selçuklu'dan Osmanlý'ya Celî Sülüs Hattýnýn Geliþimi", IV. Millî Selçuklu Kültür ve Medeniyeti Semineri Bildirileri, Nisan 1994 (Ayrý Basým), Konya, Selçuk Üniversitesi, Selçuklu Araþtýrmalarý Merkezi, 1995, s. 91; bkz. Çetin, ÝKMHS, s ; Alparslan, Ýslâm Tarihi, XIV, ; el-kalkaþandî, a. g. e., s Müneccid, a. g. e., Müneccid, a. g. e., Çetin, ÝKMHS, Çetin, ÝKMHS,
15 Resim 6- Hasankeyf te bulunan Eyyûbiler dönemi Sultan Süleyman Camii celî sülüs kitabesi. hendese bilgisinin de etkisi vardýr. 33 Yazýyý düzene koyarken nokta, elif ve daireyi ölçü olarak aldý. 34 Noktayý harflerin boyu, elifi dik harflerin boyu, daireyi ise çanak þeklindeki harflerin geniþliði için ölçü olarak koydu. Böylece aklâm-ý sitteyi ölçü içerisine alýp düzene soktu. Ýbn-i Mukle kalem-i tûmâr-ý kûfi'den bahsetmiþtir ki, kendi ifadesiyle bu hat cinsi harflerinde yuvarlaklýk olmayan, tamamen düz hatlardan meydana gelen kûfidir. 35 Bu hat daha sonra ma'kýlî olarak isimlendirilmiþtir. Ýbn Mukle'den bir asýr sonra gelen ve onun mektebinin ikinci merhalesini temsil eden Ýbnü'l-Bevvâb (ö. 413/1022), Ýbn Mukle'nin seviyesine ulaþmak için, yýllarca onun yazýlarýný inceledi ve taklit etti; Ýbn Mukle yazýsýný geliþtirdi ve güzelleþtirdi. 36 Merhum Nihad M. Çetin'in ifadesiyle; "... benzerleri arasýnda ortak husûsiyetleri en bâriz þekilde taþýyan hat üslûplarýný seçti ve çok muhtelif kanallarýna yöneltti." 37 Ýbn Mukle ve Ýbnu l-bevvâb ýn celîl yazýsýna örnek elimizde olmamakla birlikte, Ýbnu l-bevvâb yolunda yazýlmýþ celîl bir yazý örneði mevcuttur. Ýbnü'l-Bevvâb'dan iki asýr sonra, Ebu'l-Mecd Cemâleddin Yâkût b. Abdullah el-musta'simî (ö. 698/1298), yazýya yeni bir nefes verdi. 38 Yakût uzun süre Ýbn Mukle ve Ýbn Bevvâb'ýn yazýlarýný inceleyerek, yazýda yeni bir tavýr ortaya koymuþtur. 39 Onun sayesinde aklâm-ý sittenin kâideleri daha bir belirginleþerek, yazý güzelleþmiþtir. 40 Yakût'un yaptýðý en büyük deðiþiklik, o güne kadar düz kesilen kalemin aðzýný eðri kesmesi ve eðimini artýrmasýdýr. 41 Daha önce de belirtildiði gibi Yâkut, Ýbn Mukle ve Ýbn Bevvâb yazýlarýndan istifade etmiþ, onlarýn 15 kaidelerine baðlý kalmýþsa da daha çok Ýbn Bevvâb'ýn yazýlarýna zerâfet kazandýrýp, bir üslûp meydana getirmiþtir. 42 Yâkût'un bilhassa muhakkak ve reyhânîde ortaya koyduðu estetik kurallar, âhenk ve nisbet Osmanlý hat mektebinin doðuþuna kadar Ýslâm âleminde ideal örnekler olarak kabul edilmiþtir. Mustakimzâde, Yâkût'un Kýbletü'l-Küttab (yazýcýlarýn öncüsü) diye þöhret bulduðunu kaydeder. 43 Abbâsîler'in siyasi hayatlarýnýn bitiþi ve Yâkut'un vefatýndan sonra Baðdat, san'at merkezi olma özelliðini kaybetmiþ, yerini önce Kâhire'ye daha sonra Ýstanbul'a býrakmýþtýr. 44 Fâtýmîler döneminde kûfî yazýnýn celîl örnekleri kullanýlmýþtýr. Bu dönemde celîl yazýnýn kullanýmýnda zeminde çiçek ve rûmî motifler bulunmaktadýr. El-Hakim 33- Ali ALPARSLAN, Ýbn Mukle'nin Ýslâm Yazýsýna Hizmeti, "Tarih Boyunca Paleografya ve Diplomatik Semineri 30 Nisan/2 Mayýs 1986 Bildirileri", Ýstanbul, Ýstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, 1986, s Adolf GROHMANN, Arabische Palãographie (I. Teil), Wien, 1967, s. 16; Issam el-said and Ayþe Parman, Geometric Concepts In Islamýc Art, World of Islam Festival Puplishing Company Ltd. London, 1976, s. 131; Alparslan, Ýslâm Tarihi, XIV, Müneccid, a. g. e., Çetin, ÝKMHS, 24; bkz. Mustakimzâde Süleyman Sa'deddin Efendi, Tuhfe-i Hattâtîn, Ýstanbul, Türk Tarih Encümeni Külliyatý, Ýstanbul, 1928, s ; Habib Efendi, Hat ve Hattâtân, Ýstanbul, 1305, s , ( sayfalar arasýnda Ýbn Bevvab'ýn yazdýðý hat ve kalem hakkýndaki kasîdesi "Kasîdei râiyye-i Ýbn Bevvâb maa Þerh" mevcuttur.); A. Süheyl ÜNVER, Hattat ALÝ BÝN HÝLAL Hayatý ve Yazýlarý, Ýstanbul, Yeni Laboratuvar Yayýnlarý ndan 1958, s Çetin, ÝKMHS, Selahaddin el-müneccýd, Yakût el-musta'simî, Beyrut, Daru'l-Kitâbi'l-Cedîd, 1985, s. 17; Çetin, ÝKMHS, Mustakimzâde, Tuhfe-i Hattâtîn, 575; Çetin, ÝKMHS, Alparslan, Ýslâm Tarihi, el-müneccid, Yâkut el-musta'simî, 28; Nihad M. ÇETÝN, "Yâkût Musta'simî, ÝA, XIII, 354; a. mlf., ÝKMHS, Çetin, a. g. e., Mustakimzâde, Muhittin SERÝN, Hattat Þeyh Hamdullah, Hayatý, Talebeleri, Eserleri, Ýstanbul, Kubbealtý Akademisi Kültür ve San'at Vakfý, 1992, s. 14.
16 Resim 7- Hasankeyf te bulunan Eyyûbiler dönemi Sultan Süleyman Camii çeþme üstü kitâbe. Camii, el-ezher Camii harim duvarý, el-akmer Camii nde bu örnekler görülebilir. Bu dönemden Halife el-muntasýr'ýn kudretli kumandanlarýndan Emirü'l-Cuyûþ Bedrü'l-Cemâlî tarafýndan yaptýrýlan El-Cuyûþî Camii (m. 1085) mihrabýnda bulunan tezyinî kûfî yanýnda mihrap içerisinde mevcut celî sülüs yazý önemli eserlerdendir. Fatýmî eserlerinden incelenen tüm yazýlarýn zeminlerinde tezyinat bulunmaktadýr. 45 Karahanlýlar döneminde tezyinî kûfî ve mâkilî ile birlikte celî sülüs tezyinatlý olarak kullanýlmýþtýr. Bu dönemde Namazgâh Camii yazýlarý makýlî, Özkent Celâleddin Hüseyin Türbesi portali tezyinî kûfî, Muhammed b. Nasr Türbesi nde ise tezyinî celî sülüs örnekleri yer almaktadýr. Buradaki celî sülüs yazý yalýn olarak deðil tezyinatla birlikte kullanýlmýþtýr. Gazneliler döneminde de mimarî eserlerde tezyinî kûfî kullanýlmýþtýr. Aslan Câzib Türbesi kubbe kasnaðý ve pencere üstleri tuðladan yapýlan parçalarla tezyinî kûfîye rastlanýr Selçuklular da Celî Yazý Selçuklular da mimarî eserlerde celî sülüs ve kûfî kullanýlmakla birlikte celî sülüs daha çok tercih edildi. Celî sülüs hem yalýn hem de zemini süslü olarak, kûfîler ise tezyinî olarak kullanýlmýþtýr. Bu dönemdeki yazýlarýn ortak özelliði harflerin cýlýz, dik harflerin yukarýdan aþaðý doðru incelmesidir. Ayrýca, yazýda kalem hareketlerinin özelliklerini görmek mümkün deðildir. Horasan Selçuklularý devrinde yapýlýp bünye deðiþikliði geçirmeden zamanýmýza kadar gelen camilerden, Zavare Mescid-i Cumasý'nda (m. 1136) bulunan kuþak Resim 8- Hasankeyf te bulunan Eyyûbiler dönemi Sultan Süleyman Camii çeþme üstü kitâbe Bu konudaki örnekler için bkz. Suut Kemal YETKÝN, Ýslâm Sanatý Tarihi, Ankara, Ankara Üniversitesi Ýlâhiyat Fakültesi, Türk ve Ýslâm Sanatlarý Tarihi Enstitüsü Yayýmlarý: 2, 1954, Levha,
17 Resim 9- Hattat Ali b. Yahya Sûfi nin celî sülüs hat ile yazdýðý Amasya II. Bâyezid Camii Kitabesi þeklinde kûfî yazýnýn zemini kývrýk dallý motiflerle süslenmiþtir. 46 Ayný dönemden Ardistan Mescid-i Cumasý nda (m. 1160) kubbeye geçiþ bölgesinde ve mihrapta zemini kývrýk dallý motiflerle süslü celî sülüs örneklerini görmek mümkündür. Burada celî sülüs satýr esasýna göre yazýlmýþtýr. 47 Anadolu Selçuklularý döneminde mimarî eserlerde kûfî, muhakkak ve celî sülüs yazý kullanýlmýþtýr. Bu dönem eserlerinden yazýlarýyla dikkat çeken Divriði Ulu Camii (m. 1129) portalinde zemini süslü celî sülüs kullanýlmýþtýr. Burada dik harfler oldukça uzun ve harfler küttür. Milâdî 1253 yýlýnda I. Alaaddin Keykubad'ýn kýzý Hond Hatun tarafýndan inþa olunan Erzurum Çifte Minareli Medresesi yazýlarý da celî sülüs ile olup zemininde kývrýk dallý motifler bulunmaktadýr. Yazýlar o dönemin özelliðini aksettirmektedir. Anadolu Selçuklularý döneminden Konya Sýrçalý Medrese (m. 1242), yine ayný dönemden Divriði Sitti Melîk Türbesi (m. 1195) portali, Divriði Ulu Camii (m. 1229) inþâ kitabesi yazýlarýnda celî sülüs zemini kývrýmdal rûmî ve geometrik desenlerle süslüdür. Aksaray Sultan Haný portali (m. 1229), Konya Ýnce Minareli Medrese (m. 1258) portali ve Konya Karatay Medresesi (m ) yazýlarý örgülü kûfî ve ma'kýlî yazý kullanýlmýþtýr. Kubbe kasnaðýnda kullanýlan kûfî, o zamana kadar görülen yazýlardan farklýlýk göstermektedir. Tercan, Mama Hatun Kümbeti, Selçuklular ýn bir kolu olan Saltuklular dan kalma abidevî bir eserdir. Burada kûfî ve celî sülüs yazý kullanýlmýþ, celî sülüs yazý zemininde kývrým dallý motifler yeralmýþtýr. Kitabelerdeki celî sülüs harfleri yayvan olup, dik harfler yukarýdan aþaðý doðru incelmektedir. 48 Bu dönem celî sülüsünün ortak özelliði, harflerin çok basit ve küt, dik harflerin yukarýdan aþaðý doðru incelmesidir. Yazýlarda Osmanlý döneminde göreceðimiz estetik, kalem hareketlerinin hakký ve özellikleri, istifte harflerin birbirini kucaklamasý gibi güzellikleri görmemiz mümkün deðildir. Bu dönemde yazýlan kûfî yazýlar celî sülüse göre daha baþarýlý sayýlabilir. 49 Orta Asya da Hâkim Tirmizî Türbesi nde bulunan celî yazýlar çok baþarýlý, istif ve harfler mükemmeldir. Dik harfler dengeli bir þekilde daðýtýlmýþ diðer harflerin daðýlýmýnda da çok baþarýlý olunmuþtur. XIV. yüzyýla ait olan bu mezarýn yazýlarýndaki baþarý Osmanlý da ancak XVI. yüzyýlda yakalanabilmiþtir. Semerkand, Bibi Haným Camii nin gerek çini üzeri gerek taþ üzerine mahkûk celî yazýlarýnýn harfleri tenâsüb olarak oldukça baþarýlý ve canlýdýrlar. XV. yüzyýl baþlarýna 46- Suut Kemal YETKÝN, Ýslâm Mimarisi, Ankara, Ankara Üniversitesi Ýlâhiyat Fakültesi, Türk ve Ýslâm Sanatlarý Tarihi Enstitüsü Yayýnlarý: 2, Ankara, 1959, s YETKÝN, a. g. e., YETKÝN, a. g. e., Bazý müellifler, bu dönemdeki celî sülüslere neshî adýný vermiþlerdir ki, bu isimlendirme yanlýþtýr. Zirâ bu yazýlarýn üslûp ve kaide açýsýndan böyle isimlendirilmesi mümkün deðildir. Bkz. A. Survey of Persian Art, London, 1939, s ; Semra ÖGEL, Anadolu Selçuklularý nýn Taþ Tezyînâtý, Ankara, Türk Tarih Kurumu, 1987, s
18 Resim 10- Ali b. Yahyâ Sûfi nin Topkapý Sarayý Bâb-ý Hümâyûn üzerindeki celî sülüs Müsennâ kitabesi; Tuðra Sultan II. Mahmud a ait olup, Hattat Râkým tarafýndan çekilmiþtir. ait olan bu yazýlarda, istifteki çizgi uyumu zamanýna göre dikkat çekici seviyededir. Kûfî yazýnýn mimarî eserlerde kullanýmý Anadolu Selçuklularý na kadar devam etmiþ, Osmanlý da Fatih devrine kadar da zaman zaman süs unsuru olarak kullanýlmýþ, Fatih devrinden sonra kûfi yazý bu alanda yerini tamamen celî sülüse terk etmiþtir OSMANLI YAZI SANATI NDA EKOLLER Ýslâm yazý sanatý en hýzlý geliþmeyi Osmanlý hat 50- Alparslan, Beþerî Bilimler Dergisi,
19 Resim 11- Hattat Þeyh Hamdullah tarafýndan celî sülüs hatla yazýlan Ýstanbul Davud Paþa Camii kitâbesi. mektebinde yaþamýþtýr. Özellikle Fatih Sultan Mehmed döneminden itibaren, yazý sanatýnda ekoller geliþmiþ ve yaklaþýk her yüz yýlda bir geliþme yaþanmýþtýr. Osmanlý döneminde yazýda görülen ilk ciddi geliþme hattat Yahya Sûfi 51 ve oðlu Ali b. Yahya Sûfi 52 ile görülür. Yahya Sûfi nin Fatih Camii avlu pencerelerinde iç ve dýþ kýsmýnda bulunan yazýlar incelendiðinde, harflerin hareke ve süs iþaretlerinden arýndýrýlmýþ hâli göze çarpar. Ancak harflerde istenen olgunluk henüz yoktur. Harfler satýh üzerine dengeli bir biçimde yayýlmýþ durumdadýr. Dik harfler, özellikle Fatih Camii avlu pencereleri iç taraftaki yazýlarda uzunca ve hâlâ küt bir haldedir. Bu dönemin belirgin bir özelliði, dik harflerin üzerinde satýr halinde kûfi yazý bulunmaktadýr. Ayný özelliði, hattatý belli olmayan Çinili Köþk yazýlarýnda da görmekteyiz. Yalnýz burada üst kýsýmda bulunan yazýlar muhakkak hattý iledir. 53 Ali b. Yahyâ Sûfi nin yazýlarý, Fatih Camii kitabesinde harfler satýra nisbeten yayýlmakla beraber, dik harflerin yer yer kümelendiði görülmektedir. Kitabe hareke çok az, tezyinî iþaretler ise yok denecek kadardýr. Bu kitabede baþarýlý olmasa da istif denemesine giriþilmiþtir. Ali Sûfî nin, sekiz yýl sonra yazdýðý, Topkapý Sarayý Bâb-ý hümâyun kitabesi, kitabe üstü müsennâ âyet, 54 sað kapý yuvasýndaki âyet 55 ile sol kapý yuvasýndaki ketebe yazýlarý þüphesiz Râkým a kadar celî sülüsün en güzel örnekleri olarak kabul edilmektedir. 56 Bu kitabelerde, harf yapýsý olarak çok mükemmel bir seviye yakalanmýþtýr. Fatih Camii kitabesine göre harflerde kalem hakkýnýn halâvetini görmek mümkündür. Bâb-ý hümâyun kitabelerinin istifi çok girift ve baþarýlýdýr; özellikle müsennâ âyet, istif olarak mükemmeldir. Müsennâ yazýnýn alt kýsmýnda bulunan tarih kitâbesi, girift istifi ve devrine göre harflerin yapýlarýndaki güzellik dikkat çekmektedir. Kitabe harf yapýsý ve istifi ile bütünüyle deðerlendirildiðinde, Râkým öncesi mükemmel bir örnek olarak kabul edilebilir. Ayný dönemde sülüs ve nesih yazýda Yâkut el-musta sýmî üslûbu hâkimdir. Fatih döneminden sonra temelleri II. Bâyezid in valiliði döneminde Amasya da atýlan aklâm-ý sitte deki uyanýþ, II. Bâyezid in padiþah olmasý ve Þeyh Hamdullah ýn Ýstanbul a gelmesiyle hýz kazanmýþ ve aklâm-ý sitte de yeni bir devre baþlamýþtýr. Bu dönemde özellikle sülüs ve nesih yazý büyük bir geliþme dönemine girmiþtir Þeyh Hamdullah Hayatý ve Ekolü Osmanlý Hat Ekolü nün kurucusu olan Þeyh 51- Yahya Sûfî: Edirnelidir. Abdullah Sayrafî yi taklit etmiþtir. 882/1477 de vefat etmiþtir. Fatih Camii þadýrvanlý avlusunda pencere üstü Fatiha sûresi kendisinindir. (bkz. Nefeszâde, 46; Suyolcuzâde, 43; Mustakimzâde, ; Ekrem Hakký AYVERDÝ, Fatih Devri Hattatlarý, 49-50; Rado, 46.) 52- Ali b. Yahya Sûfî: Yahya Sûfî nin oðludur. Fatih devri hattatlarýndan olup özellikle celî sülüs ve müsennâ yazýda üstat idi. Celî sülüs te açtýðý çýðýr Râkým a kadar devam etmiþtir. Yazýlarýnda harflerin tenâsübü, terkibin mükemmeliyeti ve harflerin satýra diziliþteki baþarýsý, hemen fark edilir. (bkz. Nefeszâde, 47; Suyolcuzâde, 83; Mustakimzâde, 333; Ayverdi, a. g. e., 16-21; Rado, 46.) 53- Fatih Camii ve Çinili Köþk yazýlarý için bkz. Tahsin Öz, Topkapý Sarayý nda Fatih Sultan Mehmet II. ye Ait Eserler. Ankara, Türk Tarih Kurumu, 1953, s (Resim 27) ; Abdülhamit Tüfekçioðlu, Erken Devir Osmanlý Mimarîsinde Yazý, Ankara, Kültür Bakanlýðý, s Hicr Sûresi, Saff Sûresi, Alparslan, Beþerî Bilimler, 7; (Kitâbeler ve okunuþlarý ile ilgili bkz. Abdurrahman 19
20 Resim 12- Hattat Þeyh Hamdullah tarafýndan nesih hatla yazýlan Kur an-ý Kerîm. (TSMK-YG 913) 20
21 Resim 13- Hattat Þeyh Hamdullah tarafýndan celî sülüs hatla yazýlan Ýstanbul Sultanahmed Fîruzaða Camii kitâbesi. Hamdullah, 1429 yýlýnda Amasya da dünyaya geldi. Babasý, Buhâra Türklerinden olan ve Amasya ya göç eden Mustafa Dede dir. Babasý ayný zamanda Sühreverdiyye tarikatinin þeyhidir. Þeyh Hamdullah, imzalarýnda daima babasýna izafeten ibnu þ-þeyh sýfatýný kullanmýþtýr. Þeyh Hamdullah ýn isminin baþýnda bulunan þeyh sýfatý, Okçuluk Tekkesi Þeyhi olduðundan verilmiþtir. Osmanlý yazý ekolündeki öncülüðünden dolayý kendisine kýblettü lküttâb, hattatlarýn öncüsü ; kýdvetü ehli l-hatt, hattatlarýn baþý gibi sýfatlar verilmiþtir. 57 Þeyh Hamdullah Amasya da ilim tahsili yanýnda, Hayreddin Mar aþî den Yâkut yolunda aklâm-ý sitte yi meþk etmiþtir. 58 Yâkut el-musta sýmî yazýlarý üzerinde uzun süren çalýþmalar yaptý. Þeyh Hamdullah yazýlarý incelendiði zaman, Yâkut harflerinin en güzellerini alarak ekolünü oluþturduðu görülür. 59 Amasya da vali olan II. Bayezid ile dostluk kurdu ve ona hat dersleri verdi. II. Bayezid tahta çýktýktan kýsa bir süre sonra Þeyh de Ýstanbul a gelerek Saray a intisap etti. Þeyh in sanat hayatýndaki gerçek terakkî Ýstanbul a geliþinden sonra baþlamýþtýr. 60 Padiþah kendisine, yazý yazarken hokkasýný tutacak kadar ilgi göstermiþ ve kendisini devamlý desteklemiþtir. Resim 14- Þeyh Hamdullah ýn Karacaahmed 8. adada bulunan Kabir Kitabesi. 21 Þeyh Hamdullah ýn kaynaklarda, ömrü boyunca 47 Kur ân-ý Kerîm, sayýsýz en âm ve Kur an cüzü yazdýðý kaydedilmiþtir. Ýstanbul Bâyezid, Sultanahmed Firuzaða, Davud Paþa Edirne Bâyezid Camii celî sülüs kitabeleri Þeyh ÞEREF, Topkapý Sarayý Humâyunu, TOEM, 1 Kanûn-i evvel 1326, cüz, 5, s. 174; Ekrem Hakký AYVERDÝ, Fatih Devri Mimarîsi, Ýstanbul Fetih Cemiyeti Neþriyatý, Ýstanbul, 1953, s. 143, 146, 150, 303, 310, 315.) 57- Süleyman Sa'deddin, Tuhfe-i Hattâtîn, Ýstanbul, Türk Tarih Encümeni Külliyatý, 1928, s Tuhfe-i Hattâtîn, 58; Melek Celâl. Þeyh Hamdullah. Ýstanbul, 1948, s. 6; M. Uður Derman. Ýslâm Kültür Mirâsýnda Hat San atý, Ýstanbul, IRCICA, 1992, s. 191; Muhittin Serin. Hattat Þeyh Hamdullah. Ýstanbul, Kubbealtý Neþriyâtý, 1992, s Serin, Þeyh Hamdullah, Derman, ÝKMHS, 191
22 Hamdullah hattý iledir. 61 Sultan II. Bâyezid, Þeyh Hamdullah tan Yâkut üslûbu dýþýnda bir tavýr geliþtirmesini arzu etmiþ, ayrýca kendisine Saray hazinesinde bulunan Yâkut yazýlarýný vermiþtir. Uzun araþtýrmalardan sonra Þeyh, Yâkut un yazýlarýndan seçmeler yaparak Osmanlý Hat Mektebi nin temellerini atmýþtýr. 62 Þeyh Hamdullah ile birlikte Mushaf yazýmýnda reyhâni hat yerine nesih yazý kullanýlmýþtýr. Yâkut mektebinde Mushaf kitabetinde aklâm-ý sitte nin karýþýk olarak kullanýmý da terk edilerek sadece nesih yazýya öncelik verilmiþtir. Aklâm-ý sitte, Þeyh Hamdullah mektebi ile olgunluk kazanmýþ, koltuklu kýt a yazýmý da Þeyh Hamdullah ile baþlamýþtýr. Þeyh Hamdullah nesih yazýda, Yâkut taki durgunluk ve donukluðu kaldýrarak, canlýlýk ve kývraklýk getirmiþtir. Harflerin yapýsýna büyük deðiþiklik getirmiþ, harflerin satýra oturuþu düzelmiþtir. Hareke ve harfler birbirleri ile uyumlu hâle gelmiþlerdir. Yazý bütünüyle uyumlu bir hüviyet kazanmýþtýr. 63 Þeyh Hamdullah mektebinde aklâm-ý sitte de gösterilen baþarý, maalesef celîde gösterilememiþtir. Harfler hâlâ küt ve basit, istif de karýþýktýr. Yine de celi ile yazdýðý kitabeler, celi sülüs yazýnýn tarihi geliþimi içerinde önemli bir yere sahiptir yýlýnda vefat eden Þeyh Hamdullah ýn cenâze namazýný, devrin Þeyhülislâmý Zenbilli Ali Efendi Ayasofya Camii nde kýldýrmýþtýr. Þeyh Hamdullah, Üsküdar Karacaahmed Mezarlýðý na defnedilmiþtir. Kabri hâlâ ziyaret edilmektedir Hattat Ahmed Karahisâri ve Ekolü Doðum tarihi kesin olarak bilinmeyen Ahmed Þemseddin Karahisâri nin, Afyon da doðduðu imzalarýndan anlaþýlmaktadýr. Yazýlarýna attýðý imzalarýnda Esedullâhi Kirmâni nin talebesi olduðunu kaydetmiþtir. Esedullahi Kirmâni, Yâkut ekolüne baðlý bir hattattýr. Karahisâri, Þeyh Hamdullah ýn yazý talebelerinden Ýshak Cemâleddin Halvetî ye intisab ederek tasavvuf yoluna da girmiþtir. Kaynaklarda uzun boylu, zayýf yapýlý ve temiz Resim 15- Hattat Karahisari hattýyla sülüs karalama. giyimli, nur yüzlü, Arapça ve Farsça ya vâkýf, üç dille þiir söyleyebilecek kadar kültürlü bir zat olduðundan bahsedilir. Çocuðu olmadýðýndan, yazý talebesi ve kendinden sonra yolunu devam ettiren Hasan Çelebi yi evlatlýk almýþtýr. H. 963/ 1556 yýlýnda doksan yaþlarý civarýnda vefat etmiþ, Sütlüce de Ýshak Cemâleddin Halvetî nin yanýna gömülmüþtür. 64 Þeyh Hamdullah tan sonra Kanuni döneminde hattat Karahisâri tarafýndan Yâkut ekolüne dönüþ görülmüþtür. Karahisâri, aklâm-ý sitte de Yâkut ekolüne yeni bir güzellik kazandýrmýþtýr. Fakat, geliþen Þeyh ekolü karþýsýnda tutunamayarak kendisinden bir nesil sonra terkedilmiþtir. 61- Muhittin Serin, Þeyh in 30 Mushaf, 50 En am-ý þerîf ve cüz, 121 murakaa ve kýt a, 8 ilmî eser ve altý duâ mecmuasýný tespit etmiþtir. Bkz. Serin, Þeyh Hamdullah, Konu ile ilgili daha geniþ bilgi için bkz. Nefeszâde Ýbrahim Efendi. Gülzâr-ý Savâb, Ýstanbul, Güzel Sanatlar Akademisi Neþriyatý, 1939, s. 48; Tuhfe-i Hattâtîn, ; Melek Celâl, Þeyh Hamdullah, Yâkût yazýsý ile Þeyh Hamdullah yazýsýnýn geniþ mukayesesi için bkz. Serin, Þeyh Hamdullah, Ahmed Karahisârî nin hayatýyla ilgili daha geniþ bilgi için bkz. Menâkýb-ý Hünerverân, 25; Nefeszâde, 59-60; Suyolcuzâde, 9-10; Habib, Hat ve Hattâtân, 84-86; A. Süheyl ÜNVER, Hattat Ahmet Karahisari, Ýstanbul, 1964, 13 s
23 Resim 16- Hattat Karahisari tarafýndan muhakkak ve reyhani hatlarýyla yazýlan mushaf. (TSMK-H.5) Karahisâri nin özellikle celî sülüste terkip kabiliyeti vardýr. Þeyh Hamdullah da harf mükemmeliyeti yanýnda Karahisâri deki terkip mükemmeliyeti de olsaydý, Râkým la yakalanan geliþme daha erken olabilirdi. Karahisâri, celî 23 yazýda istif ve terkip bakýmýndan Þeyh Hamdullah tan ileridir Ali ALPARSLAN. Osmanlý Hat Sanatý Tarihi, Ýstanbul, Yapý Kredi Yayýnlarý, 1999, s. 56.
24 Resim 17- Kaynaklarda, inþâ edildiðinde Karahisârî tarafýndan yazýldýðý bahsedilen Süleymaniye Camii kubbe yazýsý, Sultan Abdülmecid zamanýndaki Fossati tamirinde Hattat Abdülfettah Efendi ye yazdýrýlmýþtýr. Resimde görülen kubbe yazýsý Hattat Abdülfettah Efendi ye aittir. Resim 18- Hattat Karahisârî talebesi Hasan Çelebi tarafýndan celî sülüs hat ile yazýlan Süleymaniye Camii kitâbesi. Karahisari nin müze, kütüphane ve özel koleksiyonlarda eserleri mevcuttur. Kaynaklara göre Süleymaniye Camii kubbe yazýsý ve külliyenin mutfak yazýsý Karahisârî nindir. Fakat, Süleymaniye kubbe yazýsý Fossati nin XIX. asýrdaki restorasyonunda hattat Abdülfettah Efendi tarafýndan, Râkým üslûbunda yeniden yazýlmýþtýr. 66 Ýstanbul Türk- Ýslâm Eserleri Müzesi nde bulunan bir En am daki müselsel besmele ve kûfi kompozisyon Karahisâri nin sanattaki farklý konumuna iþaret etmektedir. Özellikle müselsel besmeledeki duruþ güzelliðiyle birlikte 24 harflerdeki metin tavýrlar dikkat çekmektedir. 67 Topkapý Sarayý Kütüphânesi Hýrka-i Saadet Dairesi nde 5 numarada kayýtlý büyük boy Mushaf onun sanatýný aksettiren önemli 66- Süleymâniye Camii yazýlarý için bkz. M. Uður Derman, Süleymaniye Camii nde Hat Sanatý, Mimarî Mirasýn Bugünü. Ýstanbul, IRCICA, 1996, S Karahisâri nin bu eseri için bkz. Alparslan, Osmanlý Hat Sanatý Tarihi, 56; ayný eserde (s. 56) Karahisâri nin sanatý için yazýlan þu satýrlar dikkat çekicidir: Ahmed Karahisârî, aklâm-ý sitte de Yâkut-ý Musta sýmî ekolünü, Ýstanbul da yeniden, fakat ondan kat kat güzel bir noktaya ulaþtýrarak yaþatan ve onu lâyýkýyla temsil eden büyük bir sanatkâdýr. Bu yüzden, onun sanatýný temsil ettiði ekolün estetik anlayýþý içinde mütâlaa etmek îcâb eder. Sülüs yazýlarýnda ciddî ve azametli; muhakkak yazýlarýnda da âbidevî bir duruþ ve görünüþ sezilir. Hattâ sülüs ve celî yazýda istif ve terkip bakýmýndan Þeyh Hamdullah tan ileridedir.
25 Resim 19- Hattat Hâfýz Osman Efendi ye ait sülüs nesih bir kýt a. (TSMK-GY 146 6a) bir þâheserdir. 68 Kaynaklarda, Sinan Türbesi yazýlarý Karahisârî ye atfedilirse de tarih olarak mümkün deðildir. Zira, Sinan, Karahisârî den 32 yýl sonra vefat etmiþtir. Kezâ, Piyale Paþa Camii kapýlarý dýþýndaki yazýlarýn da Karahisârî ye ait olmasý mümkün deðildir. Zira, bu cami hattatýn vefatýndan 21 yýl sonra yapýlmýþtýr. Talebeleri arasýnda Hasan Çelebi (ö ten sonra), Ferhad Paþa (ö. 1574) ve Derviþ Mehmed (ö. 1591) sayýlabilir Hattat Hâfýz Osman Efendi ve Ekolü Hattat Hâfýz Osman Efendi h. 1052/1642 yýlýnda Ýstanbul Haseki de dünyaya gelmiþtir. Babasý, Haseki Sultan Camii müezzini Ali Efendi dir. Küçük yaþta Kur ân-ý Kerim i ezberlediði için kendisine hâfýz lakabý verilmiþtir. Köprülü Fâzýl Ahmed Paþa ( ) himâyesinde öðrenim görmüþ ve bu esnada yazýya ilgi duymuþtur. Yazýyý, önce I. Derviþ Ali den 69 meþk etmiþtir. Derviþ Ali, o sýralar çok yaþlý olduðundan, bu kabiliyetli genci, önde gelen talebelerinden olan Suyolcuzâde Mustafa Eyyûbi Efendi ye 70 gönderdi. Hâfýz Osman, Suyolcuzâde den h. 1070/1686 tarihinde, on sekiz yaþýnda icâzet aldý. Hâfýz Osman Efendi, Þeyh Hamdullah yazý ekolünün incelîklerini öðrenmek için Nefeszâde Seyyid Ýsmâil Efendi den 71 yeniden meþke baþladý. Bu meþkle, Þeyh vadisinin bütün özelliklerini öðrendi ve h. 1090/1678 den 68- Bu Kur an ýn Kültür Bakanlýðý tarafýndan 2000 ve 2003 yýlý olmak üzere iki defa týpký basýmý yapýlmýþtýr. 69- Tarihte hattat olarak adý geçen üç Derviþ Ali vardýr. Bunlar sýrasýyla; I. Derviþ Ali (ö. 1084/1673) ünlü hattat Hâfýz Osman ( ) ýn hocasýdýr. (bkz. Suyolcuzâde Mehmed Necib, Devhatü l-küttâb, Ýstanbul, Güzel Sanatlar Akademisi, 1942, s. 49; Müstakimzâde, 336; Derman, DÝA, IX, 191, 192); II. Derviþ Ali (ö. 1128/1716), I. Derviþ Ali den ayýrmak için Anbârizâde veya Ýmam Derviþ Ali diye de bilinir. (bkz. Suyolcuzâde, 50; Mustakimzâde, 338; Rado, 123; Derman, DÝA, IX, 192); III. Derviþ Ali (ö. 1200/1786), Hüseyin Hablî nin talebesidir. Kalenderhâne Camii imam-hatipliðini de yaptý. Râkým kendisinden meþketmiþtir. Râkým ýn bir devir nesih yazýlarý kendisine benzer. (bkz. Mustakimzâde, 340; Derman, DÝA, IX, ) 70- Suyolcuzâde Mustafa Eyyûbi: H. 1028/1619 tarihinde dünyaya geldi. Eyüp te doðduðu için Eyyûbî, Suyolcu Ömer Aða nýn oðlu olduðu için de Suyolcuzâde lâkabýyla anýlmaktadýr. Davhatü l-küttâb müellifi Suyolcuzâde Mehmed Necîb Efendi nin büyükbabasýdýr. Baþlangýçta Dede ismiyle bilinen bir hattattan ders almýþtýr. Bu zâtýn vefatý ile I. Derviþ Ali den aklâm-ý sitte meþkederek icâzetnâme almýþtýr. Sultan IV. Mehmed devrinin seçkin hattatlarýndandýr. Suyolcuzâde, Þeyh Hamdullah Mektebi nin son halkasý olarak kabul edilir; zîra yetiþtirdiði Hâfýz Osman yeni bir mektebin sahibi olmuþtur. Yetiþtirdiði en önemli talebeleri; Hâfýz Osman ( ), Hocazâde Mehmed (ö. 1695), Câbizâde Abdullah (ö. 1736) týr. Elli kadar mushaf, yüz kadar en am yazdýðý rivâyet olunur. 1097/1686 tarihinde vefat ederek Eyüpsultan da topraða verildi. Mezarý tahrip olunca, mezartaþý kitâbesi Ýstanbul Türk ve Ýslâm Eserleri Müzesi nde muhafaza altýna alýndý. Daha geniþ bilgi için bkz: Suyolcuzâde, 73; Mustakimzâde, ; M. Uður Derman, Hattat Suyolcuzâde Eyyûbî, Mustafa Efendi, Yeþilay, sy. 413 (Nisan 1968) s ; Rado, 104; Alparslan, Osmanlý Hat Sanatý Tarihi, ; Dere, Hâfýz Osman Efendi, Yüksek Lisans Tezi. 71- Nefeszâde Ýsmail Efendi: Ýstanbulludur; Nefeszâde olarak bilinir. Gülzâr-ý Savâb müellifi Nefeszâde Seyyid Ýbrahim Efendi nin akrabasýdýr. Sülüs ve nesih yazýyý Halid Erzurûmî den meþketmiþtir. Þeyh Hamdullah vâdisinde 25
26 Resim 20- Hattat Hâfýz Osman Efendi nin ilk hocasý I. Derviþ Ali nin sülüs nesih bir kýt asý. sonra tamamen Þeyh Hamdullah üslûbunda yazmaya baþladý. Þeyh Hamdullah üslûbunu elde etmek için, onun eserlerini tetkik ettiði gibi, Saray da bulunan bir Þeyh mushafýný da takliden yazmýþtýr. 72 Sultan II. Mustafa, Hâfýz Osman Efendi ye çok hürmet gösterir; yazý yazarken hokkasýný tutardý. Bir ders esnasýnda Padiþah Artýk Hâfýz Osman gibi bir hattat yetiþmez deyince, Hâfýz Osman Efendi nin Efendimiz gibi hocasýna hokka tutan padiþahlar geldikçe, daha çok Hâfýz Osman lar yetiþir hünkârým cevabýný verdiði çok meþhurdur. 73 Bir gün hocasý Suyolcuzâde ile Sadrazam Fâzýl Ahmed Paþa ( ) nýn bulunduðu bir mecliste sadrazam, Hâfýz Osman dan bir Mushaf yazmasýný ister; bu arada hocasýnýn kim olduðunu sorar. Hâfýz Osman, hocasý Suyolcuzâde yi iþaret ederek Efendi hazretlerinden me zûnum cevabýný verir. Bu cevaptan çok mütehassis olan Suyolcuzâde, dýþarý çýktýklarýnda talebesinin alnýndan öper ve ona hayýr dua eder. 74 Yine karlý bir kýþ günü, Haseki den Eyüpsultan a yalýnayak derse gitmesi, hocasýnýn takdir ve sevgisini kazanmasýna vesile olmuþtur. Aðakapýlý Ýsmail Efendi nin Hüsn-i hattý biz bildik, Osman Efendimiz yazdý sözü çok meþhur olmuþtur. 75 Sünbüliye tarikatine intisablý olan Hâfýz Osman, Sümbül Efendi Dergâhý þeyhi Seyyid Alaaddin Efendi den mânevi eðitim almýþtýr. Ölümünden üç yýl kadar önce felç geçiren Hâfýz Osman, tedavi sonucu rahatsýzlýðý hafif geçirmiþ, fakat bu durum yazýlarýna olumsuz tesirde bulunmuþtur. 76 Hastalýðý esnasýnda, kalem açma hizmetini talebesi Çinicizâde Abdurrahman Efendi 77 görmüþtür. 78 Ömrünün sonlarýnda Silahtar da oturmuþtur. Hâfýz Osman Efendi, genç denilebilecek bir yaþta, elli sekiz yaþýnda 29 Cemâziyelevvel 1110/ 3 Aralýk 1698 tarihinde vefat etmiþtir. Kabri, Kocamustafapaþa Sümbül Efendi Camii haziresindedir San atý Hâfýz Osman Efendi kendi üslûbunu yakalamak için önce, Þeyh vadisinde yazan bu mektebin önemli isimleri I. Derviþ Ali, Suyolcuzâde Mustafa Eyyûbi ve Nefeszâde Ýsmail Efendi den ders almýþ; Þeyh yazýlarý üzerinde uzun çalýþmalarda bulunmuþtur. Hâfýz Osman yazýlarýnda bulunan özellikler yer yer Þeyh Hamdullah yazýlarýnda mevcuttur. Hâfýz ýn yaptýðý bu özelliklerin yazýlarýnda karar bulmasýdýr. rakipsiz olduðu bilinmektedir. H. 1090/1679 tarihinde vefat etmiþtir. Bkz. Tuhfe-i Hattâtîn, 129; Rado, M. Uður Derman, Hâfýz Osman, DÝA, c. XV, s Derman, DÝA, Tuhfe-i Hattâtîn, Tuhfe-i Hattâtîn, Tuhfe-i Hattâtîn, Çinicizâde Abdurrahman Efendi: Ýstanbulludur. Sülüs ve nesih yazýyý Ramazan Efendi den öðrenmiþ ve ondan icâzet almýþtýr. Gubârî yazý yazmýþtýr. Padiþahýn mevlidhanlýðýný yapmýþtýr. Derviþ tabiatlý olduðu rivayet edilir. H. 1137/1724 yýlýnda vefat etmiþtir. Tuhfe-i hattâtîn, ; Çýð, Hattat Hâfýz Osman Efendi, 7; Rado, Tuhfe-i Hattâtîn,
27 Resim 21- Hattat Hâfýz Osman hattýyla bir hilye-i þerif, (Sadberk Haným Müzesi Y12). Padiþah hattatý olunca, Þeyh üslûbunu daha iyi elde edebilmek maksadýyla, Topkapý Sarayý nda bulunan Þeyh Hamdullah mushafýndan taklid sahifeler yazmýþtýr. Bir manada, klâsik yoldan, Þeyh Hamdullah yolundan ayrýlmadan sülüs ve nesih yazýyý kemâl noktasýna ulaþtýrmýþtýr. Þeyh Hamdullah tan Hâfýz Osman a kadar gelen hoca silsilesi þöyledir: Þeyh Hamdullah, Þükrullah Halîfe, Pir Mehmed Dede, Hasan Üsküdâri, Halid Erzurûmi, II. Derviþ Ali ve Mustafa Eyyûbi A. Süheyl Ünver. Hattat Hâfýz Osman, Ýstanbul, 1967, s. 7 27
28 Resim 22- Hattat Hâfýz Osman hattýyla nesih En am-ý Þerîf (Ömer Faruk Dere Fotoðraf Arþivi). Hâfýz Osman ile Þeyh Hamdullah yazýlarý karþýlaþtýrýldýðýnda þunlar söylenebilir: Dik harfler devamlý olarak satýra yarým nokta sola meyilli yazýlmýþtýr. 2- Rý ve vav gibi bülbül týrnaðý bulunan harflerin týrnaklarýnýn yukarý olan aþýrý meyilleri törpülenmiþtir. 3- Ayýn harfinin baþ kýsmýnýn sola olan düþüklüðü düzeltilmiþtir. 4- Lafza-i celâl de sondaki he harfi küçüldüðü gibi, he harfinden önceki lam harfinin açýklýðý artmýþ ve yukarý çýkýþ daha narin bir hâl almýþtýr. 5- Ýsm-i Nebi yazýmýnda ha harfinden mim harfine geçiþte Þeyh te bulunan açýklýk Hâfýz da kapanmýþ, ikinci mim harfi de küçülerek, isim daha narin bir hâl kazanmýþtýr. düþürülerek harfe hareket verilmiþtir. 7- Hâfýz Osman, ortada ve sonda yazýlan ayýn harfinin ortasýný devamlý kapalý yazmýþtýr. 8- Hâfýz Osman da vav, fe ve kaf harflerinin baþ kýsmý öne eðik durumdadýr. 9- Þeyh Hamdullah keþîdeyi çok kullanmýþken, Hâfýz fazlaca kullanmamýþtýr. 10- Þeyh Hamdullah nesih yazýda kapalý cezm hiç kullanmamýþtýr. 11- Hâfýz Osman harfleri, Þeyh Hamdullah harflerine nazaran daha küçüktür. Hâfýz Osman Efendi, sanat vadisinde ilerleyiþ serüvenini bizzat kendisi kaleme almýþtýr. Burada, Þeyh Hamdullah a olan hayranlýðýný ve çalýþma gayretini 6- Sin harfinin ikinci dendaný yarým cezim aþaðý Daha geniþ bilgi için bkz. Dere, Hâfýz Osman Efendi,
29 Resim 23- Hattat Hâfýz Osman hattýyla sülüs nesih bir kýt a. (TÝEM, 2469) görmekteyiz. Hâfýz Osman ýn nesih hatla yazdýðý ve Topkapý Sarayý nda olan bu belge Arapçadýr ve tercümesi þöyledir: Allah ýn kullarýnýn en zayýfý ve bu isme en az lâyýk olana Kur an hâfýzý Osman 81 Benim yazýma dikkatlice ve insafla bakan kiþi! Allah binlerce, binlerle merhamet etsin. Þunu bil ki ben, ilâhi lütûflara mahzar olmuþ ve Ýbnu þ-þeyh olarak bilinen Hamdullah ýn zamanýna ulaþamadým. Onun yanýna gidip gelerek bu güzel san atý nasýl öðrettiðini göremedim. Onun terbiyesinden geçme mertebesine de nâil olamadým. Fakat birçok latîf kýt asýný toplayarak onlar üzerinde mütâlaalar yaptým ve ondan nakiller yapmaya kendimi mecbur gördüm. Gece gündüz çalýþarak, sonsuz ilim ve kudret sahibi olan Allah ýn yardýmý ile bu seviyeye ulaþtým. Allah tan, ulaþamadýðým baþka derece ve merhalelere de nâil kýlmasýný, en kalbî hislerimle niyâz ederim. Çünkü, bu çalýþmalarým gençlik yýllarýmda olmuþtur. Þimdi ise zaman þüphesiz, daha ileri safhalara ilerleme zamanýdýr. Hattat Hâfýz Osman Efendi, sülüs, nesih, muhakkak, reyhâni ve tevkiî (rikaa) yazý çeþitleriyle eser vermiþtir. Sülüs leri, ileride celî sülüste büyük atýlým yapacak olan Mustafa Râkým ( ) a örnek olan Hâfýz Osman, celî sülüsle de eser vermiþtir. 82 Bugün, kolaylýkla görülebilecek Üsküdar Doðancýlar Þehit Süleyman Paþa Camii çeþmesi kitabesi ile Karacaahmed Mezarlýðý nda Siyavuþ Paþa mezartaþý Hâfýz Osman ýndýr. 83 Hâfýz Osman ýn sanatýnýn en parlak yýllarý TSMK - EH. 2213; Ayrýca bkz. Dere, Hâfýz Osman Efendi, Hâfýz Osman ýn, Hattat Mustafa Râkým a tesiri hakkýnda geniþ bilgi için bkz. Süleyman Berk. Hattat Mustafa Râkým Efendi, Ýstanbul, Kaynak Yayýnlarý, 2003, s Ýmzasý bulunmayan bu eserlerin Hâfýz Osman a aidiyeti, üstad Necmeddin Okyay da bulunan yazma bir tarih kitabýndaki nottan naklen; M. Uður Derman, Hâfýz Osman ýn Yazý Sanatýmýzdaki Yeri, Hayat Mecmuasý, sy. 52 (1967), s. 9 29
30 Resim 24- Hatat Hâfýz Osman Efendi ye ait sülüs nesih bir kýt a yýllarý arasýdýr. 84 Özellikle 1690 yýlýndan sonraki yazýlarýnda nesih harfleri küçülmüþ ve daha olgun bir hâl almýþtýr. 85 Hâfýz Osman ýn yazýda yeni üslûp oluþturmasýndan baþka, yaptýðý diðer önemli bir yenilik, Hilye-i þerif formu oluþturmasýdýr. Hz. Peygamber in beþerî ve ahlâki vasýflarýnýn yazýyla anlatýlma þekli olan hilyenin, bugün de en çok kullanýlan formu, ilk defa Hâfýz Osman tarafýndan geliþtirilmiþtir. 86 Baþmakam denilen kýsýmda Besmele, göbek kýsmýnda genellikle Hz. Ali rivayeti olan metin; bu kýsmýn dört köþesinde Hulefâ-i râþidîn (Hz. Ebûbekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali) isimleri; göbek kýsmýnýn hemen altýnda Hz. Peygamberle ilgili bir âyet, alt kýsýmda da göbekte yazýlý metnin devamý bulunacak þekilde tasarlanan bu hilye formu, bugünkü bilgilerimize göre ilk defa Hâfýz Osman tarafýndan tasarlanmýþtýr. 87 Hâfýz Osman Efendi, Kur ân-ý Kerim, En âm-ý þerîf, Delâil-i hayrât, kýt a, murakkaa, karalama, hilye ve kitabe þeklinde bir çok eser vermiþtir. Kaynaklarda, hayatý boyunca yirmi beþ Kur an yazdýðý kayýtlýdýr. Eserleri, Ýstanbul da Topkapý Sarayý Müzesi, Türk ve Ýslâm Eserleri Müzesi, Vakýflar Hat Sanatlarý Müzesi, Süleymaniye Kütüphanesi, Ýstanbul Arkeoloji Müzesi Kütüphanesi, Sadberk Haným Müzesi, Sakýp Sabancý Müzesi, Bursa, Türk ve Ýslâm Eserleri Müzesi, Ýstanbul Üniversitesi Kütüphanesi ve birçok özel koleksiyonda görülebilir. 88 Hâfýz Osman yazýda birçok talebe yetiþtirmiþtir. 84- Derman, Ýslâm Kültür Mirâsýnda Hat San atý, 199; a. mlf. P Sanat Dergisi, Ünver. Hattat Hâfýz Osman, M. Uður Derman. Yazý San atýmýzda Hilye-i Saadet, Ýlgi, Yýl. 13, sy. 28 (Aralýk 1979), s Hilye hakkýnda geniþ bilgi için bkz. Derman. Yazý San atýmýzda Hilye-i Saadet, Ýlgi, 32-39; M. Uður Derman. Türk Hat Sanatýnýn Þâheserleri. Ýstanbul, Kültür Bakanlýðý, 1982, L. 49; Ali Yardým. Peygamberimiz in Þemâili. Ýstanbul, Damla Yayýnlarý, 1997, s Hâfýz Osman Efendi nin talebeleri ve eserlerinin toplu listesi için bkz. Dere, Hâfýz Osman Efendi, Talebeleri için s , eserleri için s
31 Resim 26- Hattat Ýsmail Zühdî Efendi ye ait bir levha. (Özel Koleksiyon) Resim 25- Hatat Hâfýz Osman En am ýndan bir sahife. (Özel Koleksiyon) Bunlarýn içinde en çok tanýnanlarý, Yedikuleli Seyyid Abdullah Efendi, Rodosizâde Abdullah Efendi, Ýkinci Derviþ Ali, Hasan-ý Üsküdâri dir. 89 baþka, Eyüp Defterdar da Þah Sultan Türbesi ndeki celî yazýlar, 95 Ortaköy sýrtlarýnda talebesinden Þânizâde Atâullah Efendi nin yaptýrdýðý çeþmenin h. 1198/1784 tarihli celî kitâbesi 96 ile Fatih Niþancý Camii haziresinde h. 1219/1804 tarihli Hatice Haným mezartaþý kitâbesi, Ýsmail Zühdî nin önemli eserlerindendir Ýsmail Zühdî Efendi ve Ekolü Ordu ya baðlý Ünye kazasýnda dünyaya geldi. Doðum tarihi belli deðildir. Genç yaþta, takriben 1750 yýllarýnda 90 babasý Mehmed Kaptan tarafýndan Ýstanbul a getirildi. Ýlim tahsili yanýnda, Ahmed Hýfzý Efendi den 91 sülüs ve nesih meþk etti. Bu arada Mehmed Emin isimli bir baþka hattattan da istifade ederek icâzetini ve Zühdî mahlasýný aldý. Ýcâzeti zamanýmýza kadar gelmediðinden hangi tarihte icâzetname aldýðý bilinmemektedir. 92 Kendisinden önce yaþamýþ ve ayný ismi taþýyan hattat Ýsmail Zühdî (ö. 1144/1731) den ayýrt etmek için Yeni, Ýkinci ve Zühdî-i Sâni olarak da anýlmýþtýr. 93 Sultan III. Mustafa devrinde Enderûn-i Hümâyun a yazý hocasý oldu, vefatýna kadar bu görevde kaldý. 94 Kýrk Mushaf, birçok hilye-i saadet, murakkaa, kýt a ve levha yazdý. Bugün, müze ve özel koleksiyonlardaki eserlerinden 31 1 Þevval 1221/12 Aralýk 1806 tarihinde vefat eden Ýsmâil Zühdî, Edirnekapý mezarlýðýna defnedildi. Kabir 89- Hâfýz Osman Efendi nin talebelerinin toplu listesi ve hayat hikayeleri için bkz. Dere, Hâfýz Osman Efendi, M. Uður Derman, Hattat Ýsmail Zühdî Efendi, Hayat Mecmuasý, sy. 49 (27 Kasým 1969), s. 26; a. mlf. Ýsmail Zühdü, Yeni Türkiye Diyanet Vakfý Ýslâm Ansiklopedisi (DÝA), Ýstanbul, Türkiye Diyanet Vakfý, 2001, s Ahmed Hýfzý Efendi nin hayatý için bkz. Mustakimzâde Süleyman Sadedin Efendi, Tuhfe-i Hattâtîn, Ýstanbul, Türk Tarih Encümeni Külliyatý, 1928, s ; Rado, Türk Hattatlarý, 169; Devhatü l-küttâb, 43; Derman, ÝKMHS, Ýbnülemin, 472; A.Süheyl Ünver. Hattat Ýsmail Zühdü Efendi, Ýstanbul 50 San at Sever Serisi, 1, 1953, s. 1; Derman, Hayat Mecmuasý, sy. 49 (27Kasým 1969), s. 26; a. mlf., ÝKMHS, 204; a.mlf., DÝA, s. 125; Bu kaynaklardan Son Hattatlar s. 472 de ve Derman, ÝKMHS, 204 de 1180/1766 yýlýnda icazet aldýðý belirtilmesine raðmen, Derman, DÝA, 125 te bunun zaman olarak mümkün olamayacaðý belirtilmiþtir. Zira, belirtilen tarihten üç yýl sonra 1183 tarihinde Ýsmail Zühdî, kardeþi Mustafa Râkým a sülüs-nesih yazýdan icazet vermiþtir; belirtilen tarihte Ýsmail Zühdî baþarýlý bir hattattýr. Yine M. Uður Derman ýn tespitiyle, en eski eseri 1175/1761 tarihini taþýdýðýndan, bu tarihten evvel icâzet almýþ olmalýdýr. 93- Derman, Hayat Mecmuasý, 26; a. mlf. DÝA, s Derman, Hayat Mecmuasý, Eyüp Þahsultan Türbesi içerisinde bulunan paftalý celî sülüs yazýlarla ilgili bkz. Süleyman Berk, Eyüpsultan da Celî Sülüs Kuþak Yazýlar, Tarihi Kültürü ve Sanatýyla V. Eyüpsultan Sempozyumu, Mayýs 2001, s Bu çeþme ile ilgili bkz. Affan Egemen, Ýstanbul un Çeþme ve Sebilleri, Ýstanbul, Arýtan Yayýnlarý, 1993, s ; Berk, Hattat Mustafa Râkým Efendi, 34.
32 Resim 27- Hattat Ýsmail Zühdî Efendi ye ait celî sülüs bir levha. Ýmza kýsmýnda Veli Efendi Çayýrýnda yazýldýðý belirtilmiþtir. (Türk Petrol Vakfý Koleksiyonu) kitâbesi, talebesi ve kardeþi Mustafa Râkým ( ) tarafýndan nazmedilip yazýldý. Kabri, hat meraklýlarýnca hâlâ ziyaret edilmektedir. Celî de eski tarza baðlý olan Zühdî Efendi, sülüs ve nesih yazýlarýnda, Þeyh Hamdullah ve Hâfýz Osman dan sonra harf ve kelimelere zarif bir görünüþ kazandýrmýþtýr. Sülüs ve nesih yazýlarýnda Hâfýz Osman yolunu en güzel þekilde, Ýsmâil Zühdî geliþtirmiþtir. Hat sanatý tarihinde Ýsmail Zühdî Efendi nin önemi, özellikle sülüs ve nesih yazýda, Þeyh Hamdullah ve Hâfýz Osman dan sonra bir atýlým gerçekleþtirmiþ olmasýdýr. Kendisinden evvel yaþamýþ bu iki hattatýn eserleri üzerinde uzun süre çalýþýp tetkiklerde bulunduktan sonra, beðendiði harf ve kelimeleri seçerek, kendi üslûbunu ortaya koymuþtur. 97 Fakat sülüs ve nesih yazýda üslûbu Hâfýz Osman a daha yakýndýr. Elinden tashihsiz harf çýkarmadaki mahareti onu, hattatlar arasýnda öne çýkaran bir diðer 32 özelliði olmuþtur. 98 Ýsmail Zühdî Efendi yazýdaki üslûbuyla kendinden sonra gelen hattatlarý derinden etkilemiþtir. Vakit bulduðunda mesire yerlerine giden Ýsmail Zühdî Efendi, buralarda boþ durmamýþ ve yazdýðý kýtalarýn altýna, mekânýn adýný da kaydetmiþtir. Veliefendi Çayýrý, Sâdâbâd, Yedikule Bostaný ve Çeþme Meydaný gibi mahallerin isimlerini belirttiði yazýlarý bulunmaktadýr. Kuþ formu þeklinde besmele istifi, yaþadýðý devre göre yenilik sayýlabilecek terkip ve tertipteki yazýsýdýr. 99 Ýsmail Zühdî Efendi nin yazmýþ olduðu sülüs nesih bir murakkaa, yýllar sonra 1310 yýlý Ramazan ýnda hattat Sâmi Efendi nin eline geçmiþtir. Murakkaa üzerinde çalýþan Sâmi Efendi, celî sülüste yeni bir döneme girmiþtir Ünver, 50 San at Sever Serisi, 1; Derman, Hayat Mecmuasý, Derman, DÝA, 126; a.mlf. Sabancý Koleksiyonu, Topkapý Sarayý Müzesi Güzel Yazýlar Bölümü 314/40 numarada olan ve altýn mürekkebiyle iþlenen bu yazýnýn tarihi sehven h. 1013/1604 olarak atýlmýþtýr. Bkz. Derman, Hayat Mecmuasý, 26; a. mlf. DÝA, Bu murakkaanýn Sâmi Efendi nin eline geçiþiyle ilgili daha geniþ bilgi için bkz. M. Uður Derman, Hattat Sâmi Efendi nin Diþ Kirasý, Hayat Tarih Mecmuasý, sy. 12 (Ocak 1969), s
33 Resim 28- Hattat Mustafa Râkým Efendi nin Fatih Nakþýdil Türbesi avlu giriþ kapýsý üzerindeki celî sülüs kitâbesi. Enderundaki yazý hocalýðý dolayýsýyla imzalarýnda Kâtib-i Saray-ý Sultâni, Hâce-i Enderûn-i Hümâyun sýfatlarýný kullanmýþtýr. 1 Þevval 1221/12 Aralýk 1806 tarihinde vefat eden Ýsmail Zühdî Efendi, Edirnekapý kabristanýna defnedilmiþtir. Celî sülüs baþ taþý ile celî talik ayak taþý kardeþi hattat Mustafa Râkým Efendi tarafýndan yazýlmýþtýr. Manzum ayaktaþý yine kardeþi tarafýndan nazmedilmiþtir. Ýsmâil Zûhdi ile alâkalý olarak, merhum Necmeddin Okyay ve merhum Mâcid Ayral birlikte, M. Uður Derman Bey e þu tespitte bulunmuþlardýr; Tashihsiz olarak elinden güzel harf çýkartmakta, Ýsmâil Zûhdi Efendi nin geçmiþ üstatlar içinde benzeri gelmemiþtir. 101 Bilinen en meþhur talebesi ayný zamanda kardeþi olan hattat Mustafa Râkým Efendi dir. sülüs'te geçmiþ bütün üslûplarý silen Râkým mektebi, Sâmi Efendi de kemâl noktasýný bulmuþtur. 106 Sert ve durgun bir üslûba sahip olan Mahmud Celâleddin mektebi, bu özelliðinden dolayý Râkým mektebi karþýsýnda tutunamamýþtýr. 107 Sanat hayatýnda devamlý arayýþ ve yenilik içinde olan, serbest nükteleriyle bunu yazýlarýnda gösteren Râkým, yeni ortaya koyduðu celî üslûbunu ancak, aðabeyi ve hocasý olan Ýsmâil Zühdî nin vefatýndan sonra ortaya çýkarmýþtýr. 108 Râkým ýn eserleri kronolojik olarak tasnif edildiði zaman durum açýkça görülebilir. Aðabeyinin vefatýndan sonra, Râkým celî sinde hýzlý bir geliþme görülür. Mustafa Râkým, celî den baþka padiþah tuðralarýný da hat ve þekil yönünden ýslah ederek, bu konuda da inkýlâp yapmýþtýr. Tuðranýn harflerine kalem hakkýný Mustafa Râkým Efendi ve Ekolü Celî sülüs te ve tuðrada yaptýðý inkýlâpla, mektep sahibi olan Mustafa Râkým, bunu saðlayabilmek için uzun süre Hâfýz Osman yazýlarý üzerinde çalýþmýþtýr. 102 Râkým ýn yazý sanatýndaki yeri deðerlendirilirken üç hususa dikkat çekilir: 1- Celî sülüs harflerinin estetiðinde saðladýðý baþarý 2- Celî sülüs ün istifinde saðladýðý âhenk. 3- Tuðra ölçülerinde yaptýðý estetik yenilik 103 Râkým ýn yaptýðý bu deðiþiklik ve yenilikler inkýlâp kelimesi ile ifade edilmiþtir. 104 Celî sülüs ve tuðra, Râkým ýn yaptýðý büyük deðiþim sebebiyle Râkým öncesi-râkým sonrasý þeklinde bir ayýrýma tâbi tutulmuþtur. 105 Celî 101- Derman, ÝKMHS, Alparslan, Ünlü Türk Hattatlarý, 90; M. Râkým Dosyasý, Derman Arþivi, Dosyada Necmeddin OKYAY dan naklen þöyle bir not mevcut: Bir defaya mahsus olmak üzere, mahalle mektebinde ilk yazý gösterdiðim Ahmed Cenâb Bey in elinde bir (Hâfýz Osman Murakkaa sý) vardý. Takdîr-i ilâhî ile onu bana bir aralýk sattý. Çýkartmýþ olduðum (Mustafa Râkým a ait) fotoðraflarla bunu bir de karþýlaþtýrdým ki, Râkým bu murakkaadan çalýþarak tirfil in açýk yerini dahi aynen taklit etmiþ. Hakký Bey bize gelmiþti. Bir tatbikat yaptýk, hayretlere gark oldu. Sonra Emîn (Yazýcý) ve biraderi Ömer (Vasfi) Efendi ye bu murakkaý aldým götürdüm. Fotoðraflarý çýkarýp karþýlaþtýrdýlar. Râkým Efendi nin yazýyý Hâfýz Osman ýn bu meþkinden yazdýðýný görünce, ondan sonra Hâfýz Osman Efendi ye ehemmiyet vermeye baþladýlar Alparslan, Ýslâm Tarihi, Ýsmail Hakký BALTACIOÐLU, Sanat, Sühulet Kütüphanesi, 1934, Ýstanbul, s. 64; Derman, ÝKMHS, 34; Alparslan, Ýslâm Tarihi, XIV, Derman, ÝKMHS, Derman, TA, XIX, Derman, ÝKMHS, 35; Baþlangýçta Sultan Abdülmecid in tesiriyle, Mahmûd Celaleddin mektebine tabi olan Kadýasker Mustafa Ýzzet Efendi, birgün talebesi Muhsinzâde Abdullah Bey e, Abdullah Bey, Abdullah Bey! Gidilecek yol Râkým yoluymuþ, biz bunu anlamakta niye gecikmiþiz? demiþtir. (Derman, Sabancý Koleksiyonu, 120) 108- Derman, Türk Hat Sanatýnýn Þaheserleri, Lv. 22; Sâmi Efendi bu konuda, Üstada tazim böyle olur. Bulmuþ olduðu þiveyi, olur ki gücenir diye hocasý ölünceye kadar meydana koymamýþtýr. Ondan sonra bulmuþ olduðu yolu yürütmüþtür demiþtir. (M. Râkým Dosyasý, Derman Arþivi). 33
34 Resim 29- Hattat Mustafa Râkým Efendi tarafýndan celî sülüs hat ile yazýlan Fatih, Nakþýdil Türbesi kuþak yazýsýndan bir bölüm. vererek ýslah etmiþ, kürsü kýsmýnda istifi yeniden tertip ederek kürsüye tok bir görünüm kazandýrmýþtýr. Râkým ýn, sanattaki kudretini ve yerini þu hüküm çok güzel özetlemektedir: Yalnýz þu kadarýný söyleyelim ki bir Sinan, Türk mimarlýðýnda, Michelange, heykeltraþlýkta ne yapmýþsa, daha ziyâdesini Râkým yazýda yapmýþtýr. 109 Titiz bir sanatkâr olan Râkým, yaptýðý herþeyi düþünerek ve hesap ederek yapmýþtýr. Bu kudretteki eserler de ancak böyle meydana getirilebilir. 110 Topkapý Sarayý Müzesi Arþivi nde bulunan 111 ve Sultan Mahmud a hitaben yazýldýðý anlaþýlan bir arîzada, Mustafa Râkým ýn sanat kudreti þu þekilde anlatýlmaktadýr: Benim Efendim, Buyurmuþsunuz ki, yazýlarýný Mustafa Râkým hazretleri gibi yazsýn. Ayâ, cihanda anýn mislini yazan gelmiþ midir ki bu fakîr yazabileyim? Kendi mikdârýmca yazabildiðim bu kadardýr. Vâzýulasl Hamdullah Efendi ve Hâfýz Osman Efendi nin ahsen olan murakkâtýndan yazýp ve onlardan da en güzel harflerini intihâb ederek bu uslûba eriþtirmiþtir ve hatt-ý müselsel olarak müfredât hurûfu muttasýlan bir Murakkaa yazmýþlardýr ki, sâlifuzzikr üstâdân görseler pesend edip, alnýndan bûs ederlerdi. Yazdýðý yazýlarda sülüs kaleminden itibâren bir karýþa kadar bir kalemle yazý yazsa hüsnünü muhafaza ederdi. Bütün esrâr-ý hat ta vakýf olup, Rabb-ý Bedîin yedinde ihsân eylediði perkâr-ý kudretini bir kuluna bahþ etmiþ deðildir. Bundan böyle de gerçi tecelliyât-ý ilâhiyesi mahdûd olmamakla berâber böyle bir zâtýn âlem-i hat ta yetiþmesine imkân göremem. Bu sözüme Fatih de, Cihangir 112 ve Tophâne de yazdýðý celî yazýlar bürhân-ý celîdir ki, kýyâmete deðin mislini kimse vucûda getiremeyecektir. Kaldý ki, bu abd-i fakîr pergâr-þinaslýk da olan mahareti de inzimâm ederek istif meselesini de bir hatt-ý mustakîme irca ile üst ve altýný mýstara yerleþtirmiþtir. Þi r u inþâ ve kitabet-i cedîdede yed-i tûlâsý cümlenin müsellemidir. Rahmetullâh-i aleyhi rahmeten vâsiaten. Cenab-ý Hak turâb-ý menþûri kadar sizleri pâyidar 109- Ýsmail Hakký BALTACIOÐLU, Türk Yazýlarýnýn Tetkikine Medhal, Darü l- Fünûn Ýlâhiyat Fakültesi Mecmuasý, sy. 5-6 (Haziran, 1927), s Ünver, Tarih Dünyasý, Bu ariza TSMA.E. 1193, numarada olup 24.5 x 12 cm. ölçülerinde ve krem rengi Alikurna kaðýdýna yazýlmýþtýr /1873 yýlýnda yanan eski Cihangir Camii nde Râkým ýn celî sülüs bir kuþaðý mevcut idi. TÝEM deki Râkým Efendi nin kuþak yazý kalýplarý tasnif edildiðinde, bu yazýnýn 2646 Envanter numaralý Mülk suresi yazýsý olabileceði kanaatine varýlmýþtýr. Konu ile ilgili daha geniþ bilgi için bkz. Süleyman BERK, Cihangir Camisi Yazýlarý, AD Art Dekor, sy. 89 (Aðustos 2000), s
35 Resim 30- Hattat Mustafa Râkým Efendi nin çizdiði papaðan taslaðý ve ayný taslaðýn içini doldurduðu yazý-resim. (M. Uður Derman koleksiyonu) ve serîr-i saltanatýnýzda berkarar buyursun. Âmin. Ýlm-i hattýn sýr olan bekâretini Fâþ edip celîle gösterdi. Râkým celî'sinin azametini ve farkýný ortaya koyacaktýr. Râkým'da önce harfler yapý olarak geliþmiþ ve güzelleþmiþ, daha sonra da istifteki yerlerine en güzel þekilde oturmuþlardýr. Bu arîzada, Râkým ýn sanat kudreti, güzel tespitlerle ortaya konmuþtur. Bunlar sýrasýyla; Râkým ýn, Þeyh Hamdullah ve Hâfýz Osman ýn sülüs harflerinden seçmeler yaparak, celîde bir üslûp oluþturmasý, bu üstadlarýn sülüs harflerindeki canlýlýðý celî harflerine tatbik etmesidir. Arîzada, istife getirdiði yeniliðe de iþaret edilmiþtir. Râkým ýn müselsel 113 olarak yazdýðý hurûfat meþkine iþaret edildikten baþka, hat sanatýnda böyle bir zatýn yetiþmeyeceði belirtilmiþtir ki, bu konu ile ilgili olarak, hattat Sâmi Efendi; Râkým geçilemez, onu geçmek isteyen geri döner! demek suretiyle Râkým'ýn büyüklüðünü ifade etmeye çalýþmýþtýr. 114 Râkým'ýn celî sülüs yazýsýndaki estetik güzelliklerin açýkça görülebilmesi için daha önce ortaya konan örneklere bakýlmasý, Osmanlý dönemi örneklerinin ise dikkatle incelenmesi gereklidir. Bu konuda kýsa bir karþýlaþtýrma Mustafa Râkým ýn Celî Sülüs te Yaptýðý Yenilik Mustafa Râkým ým celî sülüs te yaptýðý deðiþim þu baþlýklarda toplanabilir. Bunlar: 1- Harflerin bünyesini ýslah etmiþtir. 2- Harflerin kalýnlýðý ile kalem kalýnlýðý arasýndaki ideal ölçüyü yakalamýþtýr. 3- Ýstifte baþarý saðlamýþtýr. Mustafa Râkým a gelinceye kadar hattatlar, celî 113- Bu müselsel hurufat meþkinin iki kýtasý bugün, Emin Barýn koleksiyonundadýr. Bu meþklerle alâkalý olarak bkz. Derman, Türk Hat Sanatýnýn Þaheserleri, Lv. 30; a. mlf., ÝKMHS, 205; Berk, Hattat Mustafa Râkým Efendi, M. Uður DERMAN, Büyük Bir Hat Sanatkârýmýz: Sâmi Efendi Hayat Tarih Mecmuasý, 5 (Haziran, 1969), s
36 Resim 31- Hattat Mustafa Râkým Efendi ye ait celî sülüs levha. (TSMK-GY 1319) 36
37 Resim 32- Hattat Mustafa Râkým Efendi nin sülüs bir yazýsý. sülüs harflerinde ölçüyü bir türlü saðlayamamýþlardýr. Ayný harfin yazýmýnda bile standart tutturulamamýþ, yazý sadece kalýn yazýlabilmiþtir. 115 Osmanlý da baþlangýcýndan, Fatih devrine kadar celî sülüs, mimarîde bir süs unsuru olarak görüldüðü için baðýmsýz ele alýnmamýþ, bu sebeple de celî sülüs te gerek harf yapýsý, gerekse istif yönünden aklâm-ý sitte derecesinde baþarý saðlanamamýþtýr. 116 Râkým ýn celî sülüs te yaptýðý yenilik deðerlendirilirken þu hüküm çokça kullanýlýr: Hâfýz Osman ýn sülüs te yaptýðýný, Râkým celî de yapmýþtýr." 117 Sâmi Efendi nin þu tespiti bu hükmü doðrular mahiyettedir: Hâfýz Osman ýn sülüslerini büyütürseniz Râkým ýn celîsini, Râkým ýn celîsi ni küçültürseniz Hâfýz Osman ýn sülüslerini bulursunuz." 118 Osmanlý hat mektebinde sülüs te, Þeyh Hamdullah ve Hâfýz Osman la birlikte harflerin estetik ölçüsünde baþarý saðlanmýþ, fakat celî de bu ölçü bir türlü saðlanamamýþtýr. 37 Bu durum Râkým a kadar devam etmiþtir. Râkým, Hâfýz Osman ýn sülüs ölçülerini büyüterek, celî sülüse baþarý ile tatbik etmiþtir. 119 Bu sebeple Râkým ýn celî harfleri canlý ve hareketli bir yapýya sahiptir. 120 Bu durum, harfler tek tek incelendiðinde açýk bir þekilde görülebilir. Yazýda harflerin veya harfleri teþkil eden kýsýmlarýn, genel bir tabirle istifi oluþturan çizgilerin istif sahasýna uyumlu bir þekilde ve ayný nispette yayýlmasý yani istif örgüsünün her tarafýnýn ayný yoðunlukta olmasý istifte organik bütünlüðün temini, çizgiler arasýnda denge, uyum, 115- Derman, ÝKMHS, 34; a. mlf., Baþlangýcýndan Bugüne Türk Sanatý, Baltacýoðlu, Türklerde Yazý Sanatý, 45; Derman, Baþlangýcýndan Bugüne Türk Sanatý, Baltacýoðlu, Türklerde Yazý Sanatý, 46; Derman, ÝKMHS, 35; Alparslan, Ünlü Türk Hattatlarý, 90; a. mlf., Ýslâm Tarihi, Alparslan, Ünlü Türk Hattatlarý, 90; M. Uður Derman Bey in, Necmeddin Okyay dan tespit ettiði þekliyle, Sâmi Efendi þöyle söylemiþtir: Râkým ýn yazýlarýný küçülttüðünüz vakit, Hâfýz Osman ýn aynýný bulursunuz. Lâkin öyle Hâfýz Osman yazýlarý sizin elinize nereden geçecek. (M. Râkým Dosyasý, Derman Arþivi) Derman, ÝKMHS, 35; Alparslan, Ýslâm Tarihi, XIV, Baltacýoðlu, Türk Plastik Sanatlarý, 117.
38 Resim 33- Hattat Mustafa Râkým Efendi nin Nakþî Tâcý þeklinde istiflediði yazýsý. (TSMK-Arda 90) 38
39 Resim 34- Hattat Mustafa Râkým Efendi nin Eyüp Mihriþah Sultan Türbesi için hazýrladýðý hilye. (TÝEM 2732) 39
40 Resim 35- Hattat Mahmud Celâleddin Efendi ye ait sülüs celi sülüs bir levha. (Kaya Üçer Koleksiyonu). ritim ve ahengin bulunmasý güzel bir istifin temel unsurlarýdýr. Râkým, harflerdeki tenâsübü ve ölçüyü saðlamakla beraber, gerek satýr, gerekse katmerli istiflerde harfleri birbirleri ile kaynaþtýrmýþtýr. Ýstifte harfler âdeta birbirlerini kucaklamýþlardýr. Harflerin tenâsübünde, istifteki yer ve duruþlarýna göre, bazý tasarruflarda bulunmuþtur. Harflerin ölçüsünü yerine göre büyültmüþ yerine göre ise küçültmüþtür, istif icabý bunu yerine göre denemiþtir. 121 Bu durum istifte yazýnýn güzelliðine güzellik katmýþ, harf gövdeleri donup kalmamýþtýr. 122 Nakþýdil Türbesi yazýlarý, özellikle Nakþýdil Ýmaret Çeþmesi üzerindeki müsennâ âyet ve aslý Atina Benaki Müzesi nde olan papaðan þeklindeki istif, harflerin onun elinde nasýl yumuþadýðýnýn delilidir. Ayrýca Râkým, istiflerinde tezyinî iþaretleri çok fazlaca kullanmamýþtýr; Râkým yazýlarý, harf gövdeleri ile ön plandadýr. Ancak harfler yerlerine oturduktan sonra belli sayýda, yazýyý boðmayacak miktarda hareke ve tezyinî iþareti kullanmýþtýr. Þu bir gerçektir ki, Osmanlý'da istif, Râkým'la birlikte geliþme yoluna girmiþtir. Önceki yüzyýllarýn celî yazýlarý ile Râkým'ýn harf, kelime gruplarý ve istifleri karþýlaþtýrýlýrsa Râkým ýn harflerindeki canlýlýk, azamet ve istiflerindeki güzellik daha iyi görülebilir. Râkým öncesi celî harflerinde mevcut donukluk ve orantýsýzlýk, yerini tenâsüp ve canlýlýða býrakmýþ, istif daðýnýklýktan kurtulmuþtur. Râkým istiflerinin diðer bir özelliði ise, harflerin uzaktan rahatça görülebilecek toklukta oluþlarýdýr. Harfler yazýlacaklarý yahut asýlacaklarý yere göre güzellik ölçüsüne kavuþmuþlardýr. 123 Râkým, Þeyh Hamdullah, özellikle Hâfýz Osman yazýlarý üzerinde çalýþmýþ, Hâfýz Osman ýn sülüslerindeki canlýlýðý celîye aktarmýþtýr. 124 Râkým la ayný asýrda yaþayan Mahmud Celâleddin de Þeyh Hamdullah ve Hâfýz Osman yazýlarý üzerinde çalýþmýþ, sülüs ve nesih te latif bir tavra sahip olmakla birlikte, celî sülüs harfleri donuk ve katý kalmýþtýr. 125 Ýstifte de harfler birbirleriyle alâkasýz ve daðýnýk bir görünüm almýþtýr. Mahmud Celâleddin'in celîlerinde hareke ve diðer tezyinî iþaretler seyrek olduðundan, harfler bütün donukluðu ve katýlýðý ile ortaya çýkar Mahmud Celâleddin Efendi ve Ekolü Aslen Daðýstanlý olan Mahmud Celâleddin Efendi, babasý Þeyh Mehmed Efendi ile birlikte Ýstanbul a gelmiþtir. Doðum tarihi belli deðildir. 126 Ýlk yazý derslerini Ak Molla Ömer Efendi ve Hoca Râsim Efendi nin talebelerinden Abdüllatif Efendi den almýþtýr. Yamakzâde Sâlih Efendi ve Ebubekir Râþid Efendi ye yazý dersi almak için yaptýðý müracaatlar ise, dik baþlýlýðý sebebiyle reddedilmiþtir. Bunun üzerine, Hâfýz Osman Efendi ( ) nin 121- M. Bedreddin Yazýr buna kaide üstü durumlar ismini vermiþtir. (bkz. Kalem Güzeli, III, ) Baltacýoðlu, Türk Yazý Sanatý, Ahmed Süreyyâ, Osmanlýlarda Sanâyi-i Nefîse ez-cümle Hutûtu Bedîa, Sýrât-ý Mustakîm, sy. 174 (14 Muharrem 1329), s Hattat Hasan Rýzâ Efendi nin ( ) oðlu olan Ahmed Süreyyâ (Saltuk) bu makâlesinde, Râkým celîsinin özelliklerini dört madde halinde belirtmiþtir. Bunlar özetle: Harflerin týknazlýðý, hareketliliði, tenâsübü ve istifin âhengidir Alparslan, Ünlü Türk Hattatlarý, 90; a. mlf., Ýslâm Tarihi, XIV, Derman, Kök, 14; Alparslan, Ünlü Türk Hattatlarý, Ýbnülemin, 187. Doðum tarihi kesin olarak bilinmeyen Mahmud Celâleddin Efendi nin, doðum tarihi ile ilgili olarak, M. Uður Derman, Sabancý Koleksiyonu, s. 104 de þöyle bir bilgi mevcuttur: Doðum yýlý belli olmamakla birlikte gördüðümüz 1188/1774 senesinde yazýlmýþ mükemmel bir murakkaasýndan 1163/1750 tarihi civarýnda doðduðu neticesini çýkarýyoruz. Resim 36- Hattat Mahmud Celâleddin in Eyüp Þeyh Murad Tekkesi nde bulunan kabir taþý. 40
41 Resim 37- Hattat Mahmud Celâleddin Efendi ye ait celî sülüs bir levha. (Mehmet Çebi Koleksiyonu). eserlerine bakarak kendi kendini yetiþtirmiþtir. 127 Sülüs ve nesih yazýda kendine has güzel bir tavra sahip olmuþ ve çok kuvvetli ve kudretli eserler ortaya koymuþtur. Celî sülüs te ise ayný baþarýyý gösterememiþtir; celî sülüs harfleri donuk ve küt kalmýþtýr. Celî nin istifinde de harfler birbirinden baðýmsýz gibi kalmýþ, hareke ve tezyinat iþaretlerini baþarýlý bir þekilde daðýtamamýþtýr. Ayný asýrda yaþayan celî sülüs üstâdý hattat Mustafa Rakým ýn celî sülüs te yaptýðý atýlým ve deðiþimin yanýnda, Mahmud Celâleddin in celî anlayýþý tutunamamýþtýr. 128 Sultan Abdülmecid in, Mahmud Celâleddin in talebesi Mehmed Tâhir Efendi (?-1846) nin talebesi olmasý sebebiyle bir ara bütün hattatlar padiþah sevkiyle Mahmud 41 Celâleddin Efendi yolunda eserler vermiþseler de, padiþahýn ölümü ile bu yol terkedilmiþtir. Râkým ile Mahmud Celâleddin in arasýndaki farkla alâkalý olarak, hattat Ömer Vasfî Efendi, Sâmi Efendi den naklen þu hadiseyi anlatýrmýþ; Vaktiyle Ýstanbul un tanýnmýþ hattatlarýndan biri cuma günleri kendisinden celî dersi almaya gelen öðrencilerine Mustafa Râkým çýðýrý ile Mahmud Celâleddin çýðýrý arasýndaki ayrýlýðý akla gelmeyen bir yolda anlatýrmýþ. Bu yazý üstadýnýn uzun boyu, uzun sakalý varmýþ. Ayaða kalkar, dimdik durur, sonra sakalýný Habib, 166; Ýbnülemin, 187; M. Uður Derman, Mahmud Celâleddin Kültürde ve Sanatta Kök, c. 1, sy (Ekim-Kasým-Aralýk 1982), s. 14; a. mlf. ÝKMHS, Ýbnülemin, 188; Derman, KÖK, 14; a.mlf., ÝKMHS, 206; Süleyman BERK, Hattat Mustafa Râkým da Celî Sülüs ve Tuðra Estetiði, s
42 Resim 38- Hattat Mahmud Celâleddin Efendi nin talebesi Mehmed Tahir Efendi nin celî sülüs bir levhasý. 42
43 Hattat Mehmed Þevki Efendi Resim 39- Hattat Mehmed Þevkî Efendi nin Amme Cüz ünden bir sahife. (Gülbün Mesara Koleksiyonu). ileri doðru uzatýp, gözlerini açar, ileri atýlýr gibi durup Ýþte Mustafa Râkým elifi dermiþ. Sonra sakinleþir, sakalýný göðsünün üzerine dayar, gözlerini kapar Ýþte Mahmud Celâleddin elifi dermiþ." 129 Hattat Necmeddin Efendi, Râkým ile Mahmud Celâleddin arasýndaki farký, dinlerdeki mezhep ayrýlýðýna benzetmiþtir. Ýkisinin kaynaðý da Þeyh ve Hâfýz Osman a varýr. 130 Mahmud Celâleddin Efendi nin, mushaf ve dua kitaplarý yanýnda, hilye ve kýt a þeklinde de eserleri mevcuttur. Eyüp, Mihriþah Sultan Türbesi celî sülüs iç kuþak yazýsý Mahmud Celâleddin Efendi ye aittir. H. 1245/1829 yýlýnda vefat etmiþ ve Eyüp Niþancý Þeyh Murad Dergâhý na defnedilmiþtir. Mezartaþý kitâbesi þöyledir: Huve l-hayyu l-bâkî Meþâyih-i hattâtînden Cennetmekân merhum ve maðfûr Mahmud Celâleddin Efendinin Ruhîçûn el-fatiha Sene Sülüs ve nesih yazýnýn zirve ismi olan Þevki Efendi h. 1244/1828 yýlýnda Kastamonu Seyyidler de dünyaya geldi. 131 Küçük yaþta Ýstanbul a getirilerek ilmî tahsili yanýnda, dayýsý hattat Mehmed Hulûsi Efendi den sülüs ve nesih dersleri aldý. Hulûsi Efendi den h. 1257/1841 yýlýnda icazetini aldý. Menþe-i Küttâb-ý Askerî de rik a hocalýðý yaptý. Ayrýca Sultan II. Abdülhamid in þehzâdelerine iki yýldan fazla yazý dersi verdi. Esas görev yeri Harbiye Nezâreti Mektûbi Kalemi ndeydi. 132 Ýcâzetini verdikten sonra hocasý kendisine Ben yazýyý sana bu kadar öðretebilirim; yazýyý ilerletmen için Kazasker e götüreyim deyince: Ben sizden baþka hocaya gitmem cevabýný vermiþtir. Bu cevap üzerine hocasý, Þevki Efendi ye hayýr duada bulunmuþtur. Aslýnda bu sebat ve vefâ, Þevki Efendi Mektebi nin doðmasýna vesile olmuþtur. Eðer Kazasker Mustafa Efendi ye devam etseydi, Kazasker yoluna mensup Þefik Bey, Muhsinzâde Abdullah Efendi, Abdullah Zühdî Efendi ve Hasan Rýza Efendi gibi isimlere bir yenisi eklenmiþ olacaktý. Fakat kendisi, ekol sahibi her hattatýn yaptýðýný yaparak Þeyh Hamdullah, Hâfýz Osman, Ýsmail Zühdî Efendi ve Mustafa Râkým ýn yazýlarýný inceleyerek ve onlarýn yolundan yürüyerek kendi üslûbunu oluþturmuþtur Þaban 1304/7 Mayýs 1887 tarihinde vefat eden Þevki Efendi, Merkezefendi Kabristaný nda hocasý ve dayýsý 129- Baltacýoðlu, Türk Plâstik Sanatlarý, Baltacýoðlu, Yeni Adam, sy. 447, s Ýbnülemin, 397 ve Derman, ÝKMHS, 214 te doðum tarihini h. 1244/1828 olarak; A. Süheyl Ünver, Hattat Mehmed Þevki, Ýstanbul, 50 San at Sever Serisi-6, 1953, s. 1 ve Rado, 225 te Ünver den naklen doðum tarihi 1245/1829 olarak vermiþlerdir Derman, ÝKMHS, Ünver, Hattat Mehmed Þevki Efendi, 1; Derman, ÝKMHS, 214 Resim 40- Hattat Mehmed Þevkî Efendi nin Merkez Efendi kabristanýnda bulunan mezar taþý kitabesi.
44 Resim 41- Hattat Mehmed Þevkî Efendi nin Kur ân-ý Kerîm inden bir sahife. (TSMK-GY , 2b) 44
45 Mehmed Hulûsi Efendi nin ayak ucuna defnedilmiþtir. Þevki Efendi, Râkým ýn celî sülüs teki özellik ve güzellikleri aynen sülüs yazýsýna aktarmýþtýr. Sülüs yazýlarý kývrak ve metindir. Þevki Efendi, itinalý ve tekellüflü yazan bir hattattý. Bu sebeple yazýlarý pürüzsüz ve çok temizdir. Celî sülüs ün eþsiz hattatý Sâmi Efendi Þevkî nin elinden istese de fenâ harf çýkmaz demiþtir. Þevki Efendi nin özellikle h. 1290/1873 ten sonraki yazýlarý kemâl noktasýna ulaþmýþtýr. Bu bakýmdan, bu tarihten sonraki yazýlarý Þevki Efendi nin örnek yazýlarýdýr. Þevki Efendi nin sülüs yazýlarýndaki olgunluk yanýnda, harflerin satýra diziliþleri mükemmeldir. Bu yönüyle, harflerde akýcýlýk hemen göze çarpmaktadýr. Sülüs ve nesih harflerinde olgunluk ve mükemmellik Þevki Efendi ile yakalanmýþtýr. Ayný þekilde nesih yazýda, harflerin satýra diziliþi ve satýra oturuþu, Þevki Efendi nin yazýdaki önemli maharetlerindendir. Bakkal Ahmed Ârif Efendi ve Fehmi Efendi en önemli talebelerindendir. Fehmi Efendi, Þevki Efendi nin hakký olduðu halde fazla tanýnmayan talebesidir. Fehmi Efendi nin bugün, Medine de Mescid-i Nebevî de büyük boy hilyesi bulunmaktadýr Hattat Sâmi Efendi Râkým Efendi mektebine dahil fakat farklý bir þîve sahibi olan Sâmi Efendi, 16 Zilhicce 1253/13 Mart 1838 tarihinde Ýstanbul da dünyaya geldi. Babasý Yorgancýlar kethüdasý hacý Mahmud Efendi dir. Asýl adý Ýsmail Hakký dýr. 134 Sýbyan Mektebi nde Boþnak Osman Efendi den sülüs-nesih meþketti. Daha sonralarý celî sülüs yazýyý Râkým ýn talebesi Mahmud Þakir Recâi Efendi ( ) den aldý. Talik yazýyý önce Kýbrýsîzâde Ýsmâil Hakký Bey ( ) den sonra Ali Haydar Bey ( ) den meþketti. Dîvâni yazýyý Ebûbekir Nâsýh Efendi ( ), rik a yazýyý Ebûbekir Mümtaz Efendi ( ) den meþketti. Sâmi Efendi asýl maharetini celî sülüs ve celî talik yazýda ortaya koymuþtur. Yazýlarý daha çok zerendûd ile hazýrlanmýþtýr. Mürekkeple yazýlmýþ yazýsý yok denecek kadar azdýr. Kendisi yazýlarýný genellikle siyah kaðýda Zýrnýk 45 Mürekkebi ile hazýrlamýþ ve çok iyi tashih etmiþtir. Bu kalýplardan müzehhibler levhalarý hazýrlamýþ yahut taþa hakkedilmiþtir. Sâmi Efendi nin müze ve koleksiyonlardaki yazýlarýndan baþka Kapalýçarþý Nûrosmaniye 135 ve Fesçiler kapýsý üstü celî talikleri mükemmeldir. Bâyezid kapýsý üzerinde de II. Abdülhamid adýna tertiplediði tuðra bulunmaktadýr. Nallý Mescid, Þehzâdebaþý, Atikali Paþa camileri celî sülüs yazýlarý yanýnda Yenicami Sebili celî sülüs kitâbesi çok meþhurdur. Sâmi Efendi nin Yeni Cami sebili kitabesi celî sülüs yazýlarý, celî sülüs öðrenmek isteyenlere âdeta hoca olmuþtur. 136 Sâmi Efendi bu kitabede celî sülüs ün bütün nüktelerini göstermiþtir. 137 Sâmi Efendi ( ) XX. asrýn baþlarýnda h. 1310/1893 ten sonra bir atýlým yaparak, celî sülüste eksik kalan kýsýmlarý tamamlamýþtýr /1893 Ramazanýnda eline geçen Ýsmâil Zühdî nin sülüs-nesih murakkaasýndan seçmeler yaparak Râkým ýn eksikliklerini tamamlamýþtýr. Celî sülüs'ün en önemli unsurlarý Sâmi Efendi de kemâl bulmuþtur. Celî sülüs'teki iþaretler (tirfil, mim, mimli tirfil, hurûf-u mühmele ve harekeler) yanýnda rakamlar da Sâmi Efendi de kemâl noktasýna varmýþtýr. Tezyinat iþaretlerinin düz kýsýmlarý Sâmi Efendi'de daha deðirmi bir hal alarak kývraklýk ve canlýlýk kazanmýþtýr. Meselâ, tirfilin sol kýsmý, þeddenin sol kolu Râkým'a göre Sâmi Efendi'de daha 134- Eskiden, kalem efendilerine ikinci bir isim, mahlâs vermek âdet olduðundan Ýsmail Hakký ya da Sâmi ismi verilmiþtir. Sâmi Efendi nin mezar taþýnda ismi Ýsmâil Hakký Sâmi olarak geçmektedir. Bkz. M. Uður DERMAN, - Büyük Bir Hat Sanatkârýmýz: Sâmi Efendi, Hayat Tarih Mecmuasý. sy. 5, Haziran 1969, s Bu kitabenin yeniden yapýlýþý serüveni için bkz. Refiî Cevad ULUNAY, Hatâ Düzelir, Milliyet, ; a. mlf., Ýnandý Teres, Milliyet, Eylül Derman, Yeni Cami Sebili nin Kitâbesi, Lâle, 4 (Aralýk 1986), s Derman, a. g. m., M. Uður DERMAN, Hattat Sâmi Efendi nin Diþ Kirasý, Hayat Tarih Mecmuasý, sy. 12 (Ocak, 1969), s. 22; a. mlf., Türk Hat Sanatýnýn Þâheserleri, 36. Resim 42- Hattat Mehmed Þevkî Efendi nin hocasý Mehmed Hulûsi Efendi için yazdýðý celî sülüs kabir taþý kitabesi.
46 Resim 43- Hattat Sâmi Efendi nin celî sülüs levhasý. (Merkez Efendi Camii) yumuþak ve deðirmi bir hal almýþtýr. Harekelerde ötrenin baþ kýsmýnda baþlangýç noktasý Sâmi Efendi'de bir es çizerek baþlamýþ, Râkým Efendi'de ise burasý düz bir þekil almýþtýr. Dolayýsýyla Sâmi Efendi'nin bu yumuþak hareketi ötreye bir canlýlýk ve yumuþaklýk kazandýrmýþtýr. Sâmi Efendi'de ötre kuyruðunun alt kýsmý, Râkým'a göre biraz daha besli bir hâldedir. Diðer harekelerde iki üstat arasýnda 46 bir fark yoktur. Râkým harflerine göre Sâmi Efendi harflerinde canlýlýk mevcuttur. Sâmi Efendi'de harf zülfeleri yarým nokta daha fazladýr; Râkým da bir buçuk nokta olan elif zülfesi Sâmi Efendi de iki noktadýr. Elif harfi Sâmi Efendi'de dibe doðru, son üç noktada hafif bir kývrým yaparak, Râkým'a göre daha bir hareketlilik kazanmýþtýr. Esasen bu durum dik harflerin tamamýnda mevcuttur. Rý,
47 Resim 44- Hattat Sâmi Efendi nin zýrnýk mürekkebiyle hazýrladýðý bir celî sülüs levha kalýbý. (Süleyman Berk koleksiyonu) vav gibi kuyruklu harflerin satýra meyli Râkým'da bir buçuk nokta iken, Sâmi Efendi'de bu meyil daha fazla ve iki nokta kadardýr. Sin diþlerinde mevcut kývraklýk ve canlýlýk Sâmi Efendi'de daha belirgin bir hal almýþtýr. Râkým'da nun harfinin çanaðý sol tarafta baþ kýsma bir buçuk nokta kala bitmiþken, Sâmi Efendi de sol kýsmýn bitiþ noktasý, Resim 45- Hattat Sâmi Efendi nin mezar taþý kitabesi. Fatih Türbesi Haziresi. nun baþlangýcý ile neredeyse ayný seviyededir. Sâmi Efendi yazýda tezyinat unsurlarýný bol miktarda kullanmýþtýr. Bu durum onun celî divânî ile fazlaca meþgul olmasýndan kaynaklanmýþtýr. Râkým Efendi'nin istiflerinde harfler, kendi yapýlarý ile ön plandadýr, bazý istiflerinde tezyinat unsurlarý yok denecek kadar azdýr. Bunun sebebi daha önceki devirlerde de harekenin dahi çok kýsýtlý kullanýlmýþ olmasýdýr. Hareke ve tezyinat 47 iþaretleri celî sülüs e Râkým la girmeye baþlamýþtýr. Çok titiz bir sanatkâr olan Sâmi Efendi, yazýnýn tashihi ile fazlaca uðraþýr, elinden altý ayda yazý çýktýðý olurmuþ. 139 Râkým ýn tamamlayýcýsý olarak kabul edilen Sâmi Efendi, celî sülüs ve tuðrada Râkým mektebine dahil olmakla birlikte farklý bir þiveye sahiptir. 140 Hayatýnýn sonlarýný felçli olarak geçiren Sâmi Efendi 16 Recep 1330/ 1 Temmuz 1912 tarihinde vefat etmiþtir. Kabri, Fatih Camii haziresinde olup, mezar taþý kitâbesi talebesi Kâmil Akdik tarafýndan celî sülüs ile yazýlmýþtýr. Hüseyin Hâþim Bey'in Sâmi Efendi hakkýnda yazdýðý kasidesinin bir beyti þöyledir: 141 Râkým da eðer görse celî hattýný derdi Samî-i senâ pâye bu vâdide yemandýr Üstat merhum Necmeddin Okyay, hocasý da olan Sâmi Efendi nin vefatýna düþürdüðü tarihte, onun vefatý ile Râkým yolunun üstadsýz kaldýðýna iþaret eder. Tarih þöyledir: Kemankeþ Bâhir in bir sözü var: Sâmi Efendi merhumun yazýlarýný Râkým Efendi görse idi, mutlaka hayýr duâ eder idi. Zîra yazýda çok titiz davranmýþtýr. Kök, sy. 15 (Mayýs 1982), s Derman, Hayat Tarih Mecmuasý, sy. 5 (Haziran, 1969), s. 7; a. mlf., ÝKMHS, Ýbnülemin, M. Uður DERMAN, Hattat Sâmi Efendi, Hayatý ve Eserleri, 50 San at Sever Serisi, , Ýstanbul, s. 2.
48 Resim 46- Hattat Sâmi Efendi nin Þehzâdebaþý Camii nde bulunan celî sülüs kitâbesi. Resim 47- Hattat Sâmi Efendi nin Kapalýçarþý Fesçiler Kapýsý üzerinde bulunan celî tâlik kitabesi. Serfürû eyler cihan, târih-i Necmeddin için, Göçtü Sâmi, kaldý Râkým mesleki üstâdsýz H. Sâmi Efendi den sonra talebeleri, Nazif Bey, 143 Tuðrakeþ Ýsmail Hakký Bey, 144 Aziz Efendi, 145 Ömer Vasfi Efendi 146 ve Neyzen Emin Yazýcý 147 celî sülüs te Râkým yolunda, Sâmi Efendi þivesinde yazmýþlardýr. Son devrin önemli hattatlarýndan Halim Özyazýcý 148 ve Hâmid Aytaç 149 da ayný vadide eser vermiþlerdir. Son iki üstad doðrudan olmasa da, Sâmi Efendi nin eserlerinden istifade ile celî yazýda maharet sahibi olmuþlardýr Mehmed Nazif Bey: 1846 yýlýnda bugün Bulgaristan da kalan Ruscuk ta doðdu. Aslen Kýrýmlýdýr. Ýstanbul a hicretten sonra Enderun a intisap etti. Þefik Bey den sülüs ve nesih meþketti. Daha sonra Sâmi Efendi den celî sülüs, celî ta lik, divanî ve tuðra meþketti. Erkân-ý Harbiye Dairesi hattatlýðý yapan Nazif Bey, ayný yerde mümeyyiz oldu. Celî sülüs te Ýsmâil Zühdî ve Râkým yolunu takip eden Nazif Bey in celîleri tokça görünümlüdür. Bunun sebebi, yazýlarýný yazdýktan sonra pertevsuzla (mercek) tashih etmesiydi yýlýnda vefat eden Nazif Bey, Yahya Efendi Kabristaný na defnedildi. (bkz. Ýbnülemin, ; M. Uður Derman, Hattat Nazif Bey, 50 San at Sever Serisi, Ýstanbul, 1965, 3 s.; Rado, ) Tuðrakeþ Ýsmail Hakký ALTUNBEZER:1873 yýlýnda Ýstanbul da doðdu. Ýlk yazý derslerini hattat olan babasý Ýlmî Efendi den aldý. Divan-ý Hümâyun kalemine girdi ve burada Sâmi Efendi den, divanî, celî divanî, celî sülüs ve tuðra meþketti. Müzehhib Bahaeddin Bey den tezhip öðrendi. Ressam olmasýnýn verdiði avantajla, yazýda çok güzel istifler meydana getirdi yýlýna kadar Güzel Sanatlar Akademisi nde dersler verdi. 19 Temmuz 1946 tarihinde vefat ederek, Karacaahmed Mezarlýðý na defnedildi (bkz. Ýbnülemin, ; Derman, Tuðrakeþ Ýsmail Hakký Altýnbezer, Hayat Tarih Mecmuasý, sy. 6, 1971, s ; Rado, ; Derman, ÝKMHS, 255) Aziz Efendi: 1871 yýlýnda Trabzon/Maçka da doðdu. Küçük yaþta Ýstanbul a gelerek, evvelâ Bakkal Arif Efendi den sülüs-nesih meþkederek 1896 yýlýnda yazdýðý hilye ile icâzet aldý. Ta lik yazýyý Hasan Hüsnü Efendi den, celî sülüs ve celî ta liki de Sâmi Efendi den meþketti. Davet üzerine gittiði Mýsýr da uzun süre kalarak orada yazýlar yazdýktan baþka talebe de yetiþtirdi. 16 Aðustos 1934 te vefat etti, kabri Edirnekapýsý Necatibey Mezarlýðý ndadýr (bkz. Ýbnülemin, 68-72; Serin, Hattat Aziz Efendi, 119 s.; Rado, 251; Derman, ÝKMHS, 220) Ömer Vasfi Efendi: 30 Nisan 1880 tarihinde Ýstanbul/Tophane de doðdu. Rüþdiye Mektebi nde okurken Çukurcumalý Kadri Efendi den yazý meþketti. 48 Daha sonra Aziz Efendi den sülüs ve ta lik, hacý Kâmil Efendi den sülüs, divanî ve celî divanî, nihayet Sâmi Efendi den de ta lik, celî ta lik ve celî sülüs meþketti. Celî yazýda, hocasý Sâmi Efendi den sonra o yolun en usta takipçisi oldu. Hýrka-i Þerif Camii hatipliðini de yapan Ömer Vasfi Efendi 1928 yýlýnda vefat etti. Kabri, Eyüp Gümüþsuyu ndadýr (bkz. Ýbnülemin, ; Derman, Ýki Kardeþ Hattatýmýz Ömer Vasfi Efendi ( ), Neyzen Emin Efendi ( ), 50 San at Sever Serisi, Ýstanbul, 1966, 9 s.; Rado; 251; Derman ÝKMHS, ) Neyzen Emin YAZICI: 1883 yýlýnda Ýstanbul da dünyaya geldi. Ýlk yazý derslerini Rüþdiye Mektebi nde iken aldý. Aðabeyi Ömer Vasfi, Sâmi Efendi ye derse gittikçe onu da götürdü. Aðabeyi gibi düzenli ders almadý. Aðabeyinin yazýlarýný tashih ederek celîde maharetini arttýrdý. Dinî ve lâdinî musikîde de behre sahibi idi. 3 Þubat 1945 tarihinde vefat ederek aðabeyinin yanýna defnedildi (bkz. Ýbnülemin, 80-84; Derman, Ýki Kardeþ Hattatýmýz, 9 s.; Rado, ; Derman, ÝKMHS, ) Mustafa Halim ÖZYAZICI: Babasý Kýrýmlý, anasý Sudanlý olan Halim Efendi 14 Ocak 1898 tarihinde Ýstanbul da dünyaya geldi orta tahsili sýrasýnda hattat Hâmid Bey den Rik a meþketti. Daha sonra Medresetü l-hattâtîn de devrin önemli hat üstatlarý, Hasan Rýza, Kâmil Efendi, Hulûsi Efendi ve Tuðrakeþ Ýsmail Haký Bey den yazý meþketti. Her yazý cinsini büyük bir kudretle yazdý yýlýnda emekliliðine kadar Güzel Sanatlar Akademisi nde yazý dersi verdi. 30 Eylül 1964 tarihinde vefat etti (bkz. Ýbnülemin, ; Derman, Hattat Mustafa Halim Özyazýcý ( ), 50 San at Sever Serisi, Ýstanbul, 1965, 3 s.; Rado, ; Derman, ÝKMHS, 227; Süleyman BERK, Hattat Halim Efendi nin Bilinen Tek Hilyesi, Tarih ve Düþünce, sy. 2002/7(Temmuz 2002), s.56-64) Hâmid AYTAÇ: 1893 yýlýnda Diyarbakýr da doðan Hâmid Bey, ilk yazý derslerini de orada aldý. Ýstanbul a gelerek önce Hukuk daha sonra da Sanâyi-i Nefîse Mektebi ne devam etti ise de tamamlayamadý. Geçimini saðlamak için piyasaya yazý iþleri yaptý. Hattat Nazif Bey den yazý dersine baþlamýþsa da ancak bir ders devam edebildi. Harf inkýlâbýndan sonra matbaacýlýk yaptý, ancak yazýyý býrakmadý. Zamanýn büyük hattatlarý ile görüþtükçe onlardan istifade etti. Her cins yazýyý büyük bir kudretle yazan Hâmid Bey çok titiz bir sanatkârdý. 18 Mayýs 1982 tarihinde vefat eden üstat, Karacaahmed Kabristaný nda, Þeyh Hamdullah ýn yanýnda medfundur. (bkz. Ýbnülemin, ; Ali Alparslan, Hattat Hamid Aytaç, Hayat Tarih Mecmuasý, sy. II, 1972, s ; Rado, ; M. Hüsrev SUBAÞI, Aytaç, Hamit, Türkiye Diyanet Vakfý Ýslâm Ansiklopedisi, Ýstanbul, Türkiye Diyanet Vakfý, 1991, c. IV, s ; Derman, ÝKMHS, 229; Hattat Hâmid Aytaç la ilgili geniþ bir deðerlendirme için bkz. Hattat Hâmid Aytaç (Âmidî) Anma Paneli - Eylül 1996, Ýstanbul, Diyarbakýr Büyükþehir Belediyesi, 1997; Hattat Hâmid Aytaç Kitabý, (Hazýrlayan Ýsmail Yazýcý). Ýstanbul, Kitabevi, 2002, 216 s. )
49 Resim 48- Hattat Sâmi Efendi nin Fallahu hayrun hâfizan levhasýnýn zýrnýkla yazýlmýþ kalýbý. Bu kalýpta tashih edilen yerler siyah boya ile belli olmaktadýr. Harflerin kenarý iðnelenmiþ durumdadýr. Görülen bu kalýp üst kalýptýr. Bu kalýptan zerendud olarak levhalar hazýrlanmýþtýr. (Süleyman Berk koleksiyonu) 49
50 Resim 49- Hattat Sâmi imzalý zýrnýk mürekkebiyle hazýrlanmýþ celî sülüs levha kalýbý. (Türkpetrol Vakfý koleksiyonu) 50
51 Resim 50- Hattat Sâmi Efendi imzalý zerendud celî sülüs levha. 51
52 Resim 51- Hattat Sâmi Efendi nin Yeni Cami Sebili üzerinde bulunan celî sülüs Kitâbesi. Resim 52- Hattat Mehmed Nazif Bey in Sülüs bir levhasý. (Mehmet Özçay koleksiyonu) 52
53 Resim 53- Hattat Sâmi Efendi nin Kapalý Çarþý Nuruosmaniye kapýsý üzerinde bulunan celî tâlik kitâbesi. Resim 54- Hattat Sâmi Efendi nin talebesi Ömer Vasfi Efendi nin Eyüp te Sultan Reþad Türbesi üzerinde bulunan celî sülüs müsennâ kitabesi. 53
54 Resim 55- Hattat Mehmed Nazif Bey e ait istifli celî sülüs bir levha. Resim 56- Hattat Ýsmail Hakký Altunbezer e ait istifli celî sülüs bir levha. Resim 57- Hattat Ýsmail Hakký Altunbezer e ait istifli zerendud celî sülüs bir levha. 54
55 Resim 58- Hattat Mehmed Nazif Bey e ait celî sülüs bir levha. Resim 59- Hattat Kazasker Mustafa Ýzzet Efendi yolunu geliþtiren Hattat Þefik Bey e ait celî sülüs levha. (Süleyman Berk koleksiyonu) 55
56 Resim 60- Hattat Sâmi Efendi nin celî sülüs zerendud levhasý. (Aksaray, Vâlide Sultan Camii) Resim 61- Hattat Mustafa Halim Özyazýcý nýn celî sülüs bir levhasý. (Süleyman Berk koleksiyonu) Resim 62- Hattat Mehmed Nazif Bey in celî sülüs bir levhasý. (Abdurrahman el-uweys koleksiyonu, Dubai) 56
57 II. BÖLÜM YAZI ÇEÞÝTLERÝ 57
58 Resim 63- Muhsinzâde Abdullah Bey in Sülüs Nesih kýt asý HAT SANATINDA YAZI ÇEÞÝTLERÝ Ýslâm yazýsýnýn kaynaklarda birçok çeþidinden bahsedilmiþtir. Yapý ve þekil olarak harfler birbirine yakýn olsalar da, yazý çeþitlerinin harfleri arasýnda nüanslar bulunmaktadýr. Ýslâm yazýsýnýn bu çeþitlenmesi, sanat olarak ve kendi içindeki bir sýnýflamadýr. Sülüs yazýda, yahut nesih yazýda, yahut kûfi yazýda her harfin ana yapýsý aynýdýr. Fakat sanat olarak, farklý yazý çeþitlerindeki yazýlýþta bir takým farklýklar ortaya çýkmaktadýr. Meselâ sülüs, nesih yahut muhakkak yazýda sin harfinde dendan, diþ bulunurken, talik yazýda bu diþler çoðu kere bulunmamaktadýr. Kezâ, diðer yazý çeþitlerinde elif harfinde zülfe bulunurken talik ve rik a yazýda zülfe kullanýlmamaktadýr. Bu farklýlýklar daha da çoðaltýlabilir. Ýslâm yazýsý baþýndan itibaren kullaným alanýna göre çeþitlenmeye baþlamýþtýr. Çünkü yazý, Müslüman toplumda, baþlangýcýndan itibaren bir sanat konusu olarak ele alýnmýþ ve iþlenmiþtir. 150 Kûfi yazýnýn temelini oluþturan köþeli yazý, dîni metinlerin tespitinde kullanýlýrken, kullanýmý daha kolay olan yuvarlak karakterli yazý günlük 58 yazýþmalarda kullanýlmýþtýr. Ýleriki dönemlerde dîvanlar ve fetvâlar talik yazý ile yazýlmýþtýr. Dîni ve sivil mimâri eserlerde, uzaktan daha rahat görülebilen celî sülüs, celî kûfi ve celî talik yazý kullanýlmýþtýr. Kullaným sahalarýna göre yazýnýn kullanýmýnda, harflerin yapýlarýna estetik müdahaleler de bulunulmuþ ve bazý farklýlýklar oluþmuþtur. Tarihi süreç içerisinde oluþan bu durum, yazýnýn estetik çeþitlenmesini doðurmuþtur. Asýrlarca süren arýnma ve süzülme sonucu, yazý estetik olarak güzelleþirken çok çeþitlenen yazýlar belli bir tasnifte toplanmaya baþlamýþtýr. Aklâm-ý sitte adý altýnda toplanan yazýlarýn temeli, Hz. Peygamber döneminde ortaya çýkan iki ana karakterden, köþeli ve yuvarlak karakterli yazýdan ne þet ederek çeþitlenmiþtir. 151 Bu yazýlarýn ana çizgileri Ýbn Mukle ve Ýbn Bevvâb tarafýndan belirlenmiþ, Yâkut el-mustasýmî tarafýndan kaideleri konmuþtur. 152 Yazý çeþitlerini þöyle tasnif edebiliriz: 150- Yazýr, Kalem Güzeli, II, Daha geniþ bilgi için bkz. Nihad M. ÇETÝN. - Ýslâm Hat Sanatýnýn Doðuþu ve Geliþmesi (Yâkût Devrinin Sonuna Kadar), Ýslâm Kültür Mirâsýnda Hat Sanatý. Ýstanbul, IRCICA, 1992, s Serin, Hat Sanatý ve Meþhur Hattatlar, 72
59 Resim 64- Ýlk dönem kûfi yazý örneði. Aklâm-ý sitte denilen altý çeþit yazý þunlardýr: 1-Muhakkak 2-Reyhâni 3-Sülüs 4-Nesih 5-Tevkii 6-Rikaa (Ýcâze Hattý) Diðer Yazý Çeþitleri 7-Kûfi 8-Ta lik 9-Dîvâni 10-Celî Dîvâni 11-Rik a Kûfi yazý çeþitli kollara ayrýlmaktadýr. A- Yapýlarýna göre kûfi yazý 1- Basit kûfî 2- Yapraklý kûfî 3- Zemini süslü kûfî 4- Örgülü kûfî 5- Geometrik kûfî 153 B- Yazýldýklarý bölgelere göre de kûfî yazý üç 59 kýsma ayrýlmaktadýr. 1- Meþrik kûfîsi 2- Maðrip kûfîsi 3- Kayravan kûfîsi Aklâm-ý Sitte Sülüs Aklâm-ý sitte içerinde yer alan ve üçte bir anlamýna gelen sülüs yazý, ismini baþlangýçtaki yuvarlak karakterli yazýdan geliþen tûmar yazýnýn üçte bir ölçüsünden almýþtýr. Kalem aðzý kalýnlýðý 3 mm dir. Hat sanatýnda, sanat olarak yazýnýn anasý ümmü l-hutût olarak kabul edilmiþtir. Muhakkak yazýya göre harfleri biraz küçüktür. Çanaklý harflerin çanaklarý derindir. Nesih yazý ile birlikte geliþimi Osmanlý da çok hýzlý olmuþtur Nesih Kelime anlamý ortadan kaldýrmak, iptal etmek anlamýna gelmektedir. Kitap yazýmýnda diðer yazýlara göre daha fazla kullanýldýðý için bu ismi almýþtýr. Kalem aðzý 153- Ýbrahim Cum'a, a. g. e.,
60 Resim 65- Hattat I. Derviþ Ali ye ait muhakkak ve reyhâni hatlarýyla bir kýt a. kalýnlýðý, sülüs kaleminin üçte biri kadardýr. Sülüs kaleminin üçte biriyle ona tabi olmuþtur. Þeyh Hamdullah ile birlikte Kur ân-ý Kerîm yazýmýnda nesih yazý kullanýlmaya baþlanmýþtýr. Baþlangýçta muhakkak, verrâki ve ýrâkî denilen neshî yazý üzerinde yapýlan çalýþmalar neticesinde, ileride iki ayrý tarz ortaya çýkmýþtýr. Reyhâni ve nesih yazýnýn ortaya çýkmasýndan sonra, özellikle nesih yazýnýn kâideleri Yâkut tarafýndan belirlenmiþtir. Osmanlý da Þeyh Hamdullah ile birlikte hýzlý bir geliþim merhalesine girmiþ ve Osmanlý nýn son döneminde estetik zirveye ulaþmýþtýr. Burada yeri gelmiþken gubârî yazýdan bahsetmek gerekir. Adýný Arapça toz anlamýna gelen ðubar dan alan gubârî yazý, nesih yazýdan çok ince, bazen gözle zor görülebilecek kadar ince yazýlan yazýya verilen isimdir. Bu hat ile sanattan ziyade maharet gösterilmektedir. Sancak Kur ân larý bu yazý ile yazýlmýþtýr. Bazen bir pirinç tanesi üzerine ihlâs sûresi yazýldýðý da olmuþtur. Sultan Ahmed Camii nin celî yazýlarýný yazan Seyyid Kâsým, bir pirinç tanesi üzerine ihlâs sûresini yazdýðý için kendisine Gubârî sýfatý verilmiþtir. Bu yazýyla XX. asýr baþlarýnda Mehmed Nûri Sivâsi 154 baþarýlý örnekler ortaya koymuþtur Muhakkak Kelime anlamý itibariyle muntazam ve muhkem gibi anlamlara gelmektedir. Kalem aðzý kalýnlýðý, sülüs kalemine tabidir. Harfleri sülüs yazýya göre daha büyüktür. Yatay harfler ve harflerin yatay kýsýmlarý daha yayýk ve uzundur. Çanaklar geniþçe ve sülüs yazýya göre daha 154- Sivaslý Mehmed Nûri nin hayatý bilinmemektedir. Ancak gubârî yazý geleneðinin son temsilcisidir. Bazý yazýlarýnýn ketebe kayýtlarýnda kendi mesleði kaydetmiþ ve hocasýnýn ismini vermiþtir. Bir yazýsýnýn ketebesinde Mülgâ Dâire-i Meþihat Mektûbi Kalemi Mütekâidi olduðunu belirtmiþtir. Meþihat Kalemi kâtiplerinden Ahmed Efendi nin oðludur. Þeyh Mahmud Hamdi den yazý dersi almýþtýr. Daha çok yýllarý arasýnda eser vermiþtir. Eserlerini koyu zemin üzerine üstibeç boya kullanarak meydana getirmiþtir. Bkz. Alparslan, Osmanlý Hat Sanatý Tarihi, 187; Zübeyde Cihan Özsayýner, Yöresel Hattatlarýmýzdan Mehmet Nuri Sivasî, V. Milletlerarasý Türk Halk Kültürü Kongresi, Ankara, Kültür Bakanlýðý, ts, s
61 Resim 66- Reîsü l-hattâtîn Haci Ahmed Kâmil Akdik hattýyla sülüs nesih bir kýt a. düzdür. Satýr halinde yazýlýr, istifli olarak yazýlmaz Reyhâni Nesih yazý nasýl sülüs kalemine tabi ve onun üçte biri ise, reyhâni de yazý kurallarý bakýmýndan muhakkak yazýya tabidir. Kalem aðzý kalýnlýðý ise muhakkak yazýnýn üçte biri kadardýr. Muhakkak ve reyhâni yazý XV. asra kadar mushaf yazýmýnda kullanýlmýþtýr Tevkiî Tevkiî yazý, sülüs yazýnýn ihmal edilmiþ þeklidir. Sülüs yazýnýn kurallarýna tabidir. Daha çok divana ait kýsa metinlerin yazýmýnda kullanýlmýþtýr. Daha sonra yerini Dîvâni yazýya býrakmýþtýr. Sülüs yazýya göre harflerin boylarý, çanaklar, küpler ve elifler daha kýsa, küçük ve kývraktýr. Kalem aðzý kalýnlýðý sülüs kalemine tabidir. En belirgin özelliði birleþmeyen harflerin birleþmesidir Rikaa Kelime olarak küçük sayfa ve mektup anlamýna 61 gelmektedir. Tevkiî yazýnýn küçüðüdür. Onun kurallarýna tabidir. Ýcazetnameler bu hat ile yazýldýðý için Hatt-ý icâze diye isimlendirildiði de olmuþtur. Ayrýca, talik yazý geliþene kadar bu yazýyla vakýf kayýtlarý tutulmuþtur DÝÐER YAZI ÇEÞÝTLERÝ Kûfi Dîvâni Celî Dîvâni Rik a Ta lik Kûfi Ýslâm ýn ilk yýllarýnda kullanýlmakta olan sert köþeli yazý daha sonra Kûfe þehrinde iþlenerek, geliþtirildiði þehre nisbetle kûfi adý verilmiþtir. Yazýldýðý yere ve yapýsýna göre çeþitlenmiþtir.
62 Resim 67- Hattat Halim Özyazýcý nýn rikaa hattý. 4- Örgülü kûfî: Bazý harflerinin örülmesinden dolayý bu ismi almýþtýr. Bu çeþit kûfinin en erken örnekleri h. V. asra uzanmaktadýr. En eski örneði Ýran Râdekân Kalesi nde (h. 411) Tunus Kayrevan Camii mescidinde (h. 431), en bilinen ve meþhur örnek ise Ýran Pir Alemdar kabrindedir. 5- Geometrik kûfî : 156 Diðer kûfi çeþitlerinden dik ve keskin çizgileriyle ayrýlýr. Ortaya çýkýþý hususu pek fazla aydýnlatýlamamýþtýr. Ýran ve Irak mescidlerinde çok fazla yaygýndýr. B- Yazýldýklarý bölgelere göre de kûfî yazý üç kýsma ayrýlmaktadýr. 1- Meþrik kûfîsi 2- Maðrip kûfîsi 3- Kayravan kûfîsi Resim 68- Hattat Hâmid Aytaç hattýyla Þevkî Efendi ye takliden yazýlmýþ nesih bir sahife. (Mehmet Özçay koleksiyonu) Kûfi yazý çeþitli kollara ayrýlmaktadýr. 155 A- Yapýlarýna göre kûfi yazý 1- Basit kûfî: Ýslâm ýn ilk yýllarýnda þark ve garbda yayýlan kûfidir. En güzel örnekleri Kubbe-i Sahra ve Tolonoðlu Camii kitâbesidir. Bu çeþit kûfide her hangi bir süsleme mevcut deðildir. 2- Yapraklý kûfî: Aðaç yapraklarý gibi süslemelerin bulunduðu çeþittir. 3- Zemini süslü kûfî: Zemininde kývrýk dallý motiflerin bulunduðu kûfidir. Bu çeþit kûfinin en güzel örnekleri Ýran da Gazne de ve Kâhire Sultan Hasan Medresesi nde bulunmaktadýr. 62 Resim 69- Ma kýlî yazýya Sirkeci Hubyar Camii nden bir örnek Kûfi yazýyla ilgili geniþ bilgi için bkz. CUM'A, Ýbrahim. Dirâse fî Tatavvuri'l- Kitâbâti'l-Kûfiyye. Dâru'l Fikri'l-Arabî, ts. 286 s Ýbrahim Cum'a, a. g. e.,
63 Resim 70- Hattat Mehmed Nûri Sivâsî nin gubâri levhasý Dîvâni Yazý Terim olarak, padiþahýn iradelerini emirlerini, buyruklarýný yazmak için kullanýlan yazý anlamýna gelmektedir. Akkoyunlu ve Karakoyunlular da kadim ta lik resmi yazýþmalarda kullanýlmýþtýr. Bu yazý Fatih in Akkoyunlu 63 hükümdarý Uzun Hasan ý maðlup ettikten sonra Ýstanbul a getirdiði Ýranlý sanatkârlarýn, kadîm ta lik hattýnýn iþlenmesinden çýktýðý söylenebilir. 157 Çünkü harflerin þekli ve birleþmeleri yönünden büyük benzerlik mevcuttur M. Uður Derman dan naklen 158- Alparslan, Sanat Dünyamýz, sy. 35, s. 36
64 Resim 71- Mehmed Tevfik Ebuzziya ( ) tarafýndan kûfi hat ile yazýlan Yýldýz Hamidiye Camii kubbesi (Necm Sûresi ilk âyetler). Geliþmiþ dîvâni örneklerinin girift görüntüsü vardýr. Dîvâni yazý sadece devlet yazýþmalarýna tahsis edildiði için gizliliði korumak kaydýyla girift yazýlmýþtýr. Ayrýca, dîvâni yazý, Osmanlý da sadece sarayda kullanýlmýþ, dýþarýda kullanýlmasý yasaklanmýþtýr Celî Dîvâni kullanýlmýþtýr. Bazen satýrlarýn biri mürekkep birinin altýnla yazýldýðý ferman ve beratlar bulunmaktadýr. Son dönemde Ebûbekir Mümtaz Efendi ( ), Vahdetî Efendi ( ), Mehmed Þefik Bey ( ), Ebûbekir Nâsýh Efendi ( ), Ferid Bey ( ), Mehmed Ýzzet Efendi ( ), Sâmi Efendi ( ), Ahmed Ýlk bakýþta, sülüs ve ta lik yazý çeþitlerinde olduðu gibi bu yazýnýn da dîvâni yazýnýn kalýn kalemle yazýlaný olduðu anlaþýlabilir. Fakat aralarýnda fark vardýr. Bu farklar þöylece tasnif edilebilir: Dîvâni yazýda hareke ve tezyîni iþaretler olmamasýna karþý, celî dîvâni yazýda hareke ve çok fazla tezyinî iþaret bulunmaktadýr. Celî dîvâni de küçük noktalar da tezyinî iþaret olarak kullanýlmaktadýr. 2.Dîvâni istifsiz, satýr hâlinde yazýlmasýna karþý celî dîvâni yazý istifli ve girift olarak yazýlýr. 3.Celî dîvâni geniþ aðýzlý kalemle yazýlmaktadýr. Resim 72- Bursa Ulucami de Þefik Bey hattýyla celî sülüs ve kûfi yazý. Celî Dîvâni yazý sadece devlet yazýþmalarýnda Daha geniþ bilgi için bkz. Alparslan, Osmanlý Hat Sanatý Tarihi,
65 Resim 73- Bursa Ulucami de Mehmed Þefik Bey e ait celî divani levha. Resim 74- Bursa Ulucami de Mehmed Þefik Bey e ait celî divani levhanýn benzeri Ýstanbul Tophane Kýlýç Ali Paþa Camii nde bulunmaktadýr. Kâmil Akdik ( ), Ýsmail Hakký Altunbezer ( ), Halim Özyazýcý ( ), Hamid Aytaç ( ) önemli dîvâni ve celî divâni hattatlarýdýr Ta lik Aklâm-ý sitte den sonra en çok meþhur olan ve kullanýlan yazý çeþididir. Ta lik kelime anlamý itibarýyla asma, asýlma anlamlarýna gelmektedir. Harekesi olmayan bu yazýnýn kalýn aðýzlý kalemle yazýlanýna, týpký sülüs teki gibi celî ta lik adý verilmiþtir. Talik yazýya Ýran da nesta lik adý verilmektedir. Türkiye de de bu isimle anýldýðý olmaktadýr. Türkiye de ta lik yazýyý bu isimle anma bazý karýþýklýða sebep olacaðý muhakkaktýr. Ýran da ilk icâdýnda kullanýlan ta lik yazý geliþtirilerek yeni ortaya farklý tavýrdaki yazýya nesta lik adý verilmiþtir. Kadî ta lik yazý Ýran da, aklâm-ý sitte ile birlikte günlük yazýþmalarda kullanýldý. Yazma ve okunma zorluðundan dolayý bu yazý üzerinde bazý deðiþiklikler yapýlarak nesta lik yazý ortaya çýkarýlmýþtýr XIX. asra kadar Ýran nesta lik ekolüne baðlý olan Türk hattatlarý, Yesârî Mehmed Es ad Efendi bilhassa oðlu ve talebesi Yesârîzâde Mustafa Ýzzet Efendi elinde ta lik yazý yeni þîve kazandý. Ýran ve Türk nesta liki ayrý ayrý netleþti. 162 Daha sonralarý bu farký belirtmek için Türk uslûbu nesta lik, ta lik olarak isimlendirilmiþtir. 163 Ýran ýn meþhur hattatý Mir Ýmad Hasenî elinde ta lik yeni bir uslûba büründü. Ýmad, Osmanlý hattatlarýnca da önemle takip edilen bir hattattýr. Ýmad uslûbu Türkiye ye talebesi Buharalý Derviþ Abdi (ö. 1647) tarafýndan getirilmiþtir. Osmanlý talik hattatlarýndan Abdülbâki Ârif Efendi (ö. 1688), Durmuþzâde Ahmed Efendi (ö. 1716), Þeyhulislâm Veliyuddin Efendi (ö. 1768), Kâtipzâde Mehmed Refi Efendi elinde geliþtirilmiþtir. 164 Ta lik yazýda sanat bakýmýndan Ýranlý ve Osmanlý hattatlarý ayný seviyede baþarý 160- Bkz. Alparslan, Osmanlý Hat Sanatý Tarihi, Ali Alparslan, Ýslâm Yazý Çeþitleri: 4 Nesta lik, Sanat Dünyamýz, Yýl. 11, sy. 34 (1985), s Alparslan, Osmanlý Hat Sanatý, Nesta lik ve ta lik isimlendirmesiyle ilgili geniþ bilgi için bkz. M. Uður DERMAN, Piyer Loti Kitâbesi ve Ta lîk Hattýna Dâir Bir Mülâhaza, Kültürü ve Sanatýyla IV. Eyüpsultan Sempozyumu, Tebliðler, 5-7 Mayýs 2000, Ýstanbul, Eyüp Belediyesi, 2000, s Alparslan, Sanat Dünyamýz, sy. 34, s. 6
66 Rik a Yazýsý: Osmanlý tarafýndan icâd edilmiþ bir yazýdýr. Divâni yazýnýn harflerinin küçültülmesi, sadeleþtirilmesiyle geliþtirilmiþtir. Divânî yazýya göre harflerin kavis ve meyilleri azaltýlmýþtýr. Harekesiz olan rik a yazýsý, sade ve süratli yazýlmaya müsait olduðundan günlük hayatta kullanýlmýþtýr. Sýbyan mekteplerinde, çocuklara yazý öðretimine bu yazý ile baþlanmakta idi. 166 Rik a hattý, Dîvân-ý Hümâyun da ortaya çýkýp geliþmiþtir. Zamanla kâideleri teþekkül edip sanatlý þekilde yazýlmýþtýr. Bu yazýda baþlýca iki tarz geliþmiþtir. Birincisi Mümtaz Efendi yahut Bâb-ý Âli rik asý denen tarz, ikincisi ise Ýzzet Efendi rik asýdýr. Ýzzet Efendi rik asýnýn sanat özelliði daha baskýndýr. Son dönemde hattat Hâmid ve hattat Halim Bey, Mümtaz Efendi tarzýnda güzel örnekler vermiþlerdir. Resim 75- Dîvâni hattýyla hazýrlanmýþ, II. Abdülhamid tuðralý ferman. göstermiþlerdir. Fakat celî ta lik te Osmanlý hattatlarý daha baþarýlý olmuþlardýr. 165 Türk ta liki nin kesinleþmiþ kaidelerine raðmen Ýran nesta liki nin kesinleþmiþ kaideleri yoktur. Ýran nesta liki nde ayný harf çok farklý ölçülerde yazýlabilmektedir. Halbuki Türk ta liki nin kaideleri bellidir. Osmanlý ta lik ekolünün kurucusu Yesârizâde Mustafa Ýzzet Efendi den sonra uslûbu talebeleri Kýbrýsizâde Ýsmâil Hakký (ö. 1862), Ali Haydar Bey (ö. 1870), Kazasker Mustafa Ýzzet Efendi (1876) eliyle yayýlmýþtýr. Ýkinci nesilden hattat celî sülüs ün de yegâne usta hattatý olan Sâmi Efendi, ta lik te bazý eksiklikleri tamamlayarak ayrý bir þîve sahibi oldu. Sami Efendi den sonra talebeleri Mehmed Nazif Bey (ö. 1913), Ömer Vasfi Efendi (ö. 1928), Mehmed Aziz Efendi (ö. 1934), Hulusi Yazgan (ö. 1940) ve Necmeddin Okyay ta lik yazýnýn Sâmi Efendi yolundaki usta takipçileri olmuþlardýr. Hulûsi Efendi den ta lik meþk eden hattat Hâmid Aytaç (ö. 1982) ve hattat Halim Özyazýcý (ö. 1964), Yesârizâde Mektebi, Sâmi Efendi kolunun yakýn dönem usta hattatlarýdýr. 66 Resim 76- Ýmad a ait tâlik bir kýt a Alparlsan, Sanat Dünyamýz, sy. 34, s Bugün de hat öðretimine ekseriyetle rik a yazýsý ile baþlanmaktadýr.
67 Resim 77- Hattat Mehmed Hulûsi Efendi ye ait celî tâlik levha. (Emin Barýn koleksiyonu) Resim 78- Hattat Sâmi Efendi ye ait zerendud celî tâlik levha. 67
68 Resim 79- Hattat Halim Özyazýcý nýn rik a yazýsýna bir örnek. (Süleyman Berk koleksiyonu). Resim 80- Hattat Yesârizâde Mustafa Ýzzet Efendi nin tâlik hat ile yazdýðý Hilye-i Hâkâni nin ilk kýt asý. 68
69 III. BÖLÜM HAT SAN ATINDA KULLANILAN MALZEMELER 69
70 Resim 81- Makta, kalemtraþ ve mürekkep hokkalarýndan oluþan bir yazý takýmý. Þüphesiz her sanat eseri için bir takým âlet ve malzemeler kullanýlmaktadýr. Kullanýlan âlet ve malzemenin kalitesi, doðrudan sanat eserinin kalitesine tesir etmektedir. Bu konuda söylenmiþ bir atasözü bunu teyid eder: Kem âlât ile kemâlât olmaz. 167 Kaliteli, saðlam ve iyi malzeme ile kaliteli ve güzel iþler çýkarýlacaðý muhakkaktýr. Kaliteli ve saðlam bir kalem, kaliteli ve iyi bir mürekkep, iyi terbiye edilmiþ aherli kaðýdýn kullanýldýðý bir yazý, ayný evsafý taþýyacaktýr. Kalem, kâðýt ve mürekkebin iyi ve uyumlu olmasý, iyi bir yazý için çok büyük önem arz eder. Hat sanatýnda geçmiþte kullanýlan malzemeler küçük deðiþikliklerle bugün de kullanýlmaya devam edilmektedir. Kullanýlan ana malzemeler kamýþ kalem, aherli kâðýt ve is mürekkebinden oluþmaktadýr. Hat sanatýnda kullanýlan kalem ile günümüzde normal hayatta kullanýlan kalem arasýnda hiçbir benzerlik yoktur. Hat sanatýnda kullanýlan malzemeyi þöyle sýralayabiliriz: 1-Kalem 2-Kâðýt 3-Mürekkep 4-Mühre 5-Kalemtraþ 6-Makta 7-Mürekkep hokkasý 8-Mýstar 9-Yazý altlýðý KALEM 168 Kur ân-ý Kerim de kalem üzerine yemin edilmiþ, Hz. Peygamber de kaleme özel önem atfetmiþtir. Medeniyetlerin kalem ucundan satýra dökülenlerle oluþmasý, insan hâfýzasýnýn en büyük yardýmcýsý olmasý gibi daha birçok þey, kalemin önemini gösterir. Yazýnýn üç önemli unsurundan birisi kalemdir. 169 Hat sanatýnda kamýþ kalem ve kalemler çok çeþitlidir: 1-Kamýþ kalem 2-Meneviþli (Hindî) kalem 3-Cava kalemi 4-Bambu kalemi 5-Kargý kalemi 6-Tahta kalem 167- Muhittin Serin, Hat Sanatý ve Meþhur Hattatlar. Ýstanbul, Kubbealtý Neþriyatý, 2003, s Hat literatüründe kalem iki farklý anlam için kullanýlmaktadýr. Biri yazý çeþidi anlamýnda, diðeri ise kamýþ kalem anlamýnda kullanýlmaktadýr M. Uður Derman, Eski Mürekkebciliðimiz, Ýslâm Düþüncesi, yýl 1, sy. 2 (Haziran 1967), s
71 Resim 82- Hattat Ýsmail Hakký Altunbezer e ait çeþitli kalemler. (Mehmet Özçay koleksiyonu) Yazý sanatýnda kullanýlan kamýþ kalem denildiðinde; daha çok Hazar denizi kenarý ile Irak Dicle nehri kenarýnda bulunan Vâsýt þehrinden temin edilen kamýþ kalem anlaþýlýr. Kamýþ kalemin ham hâli nohûdi renkte olup, renginin kararýp sertleþmesi için gübre içine yatýrýlýr. Gübre içerisinde sertleþen kamýþýn rengi koyu kahverengi olur. 170 Bu kurutma iþlemi, sýcak ülkelerde güneþe karþý serilerek de yapýlmaktadýr. Hindistan da yetiþen içi dar, uzun boðumlu ve dýþý benekli kalemler (Meneviþli kamýþ) kendileri sert olduðu için gübreye yahut güneþe yatýrma iþlemi yapýlmamaktadýr. Bambu kamýþý, bambu isimli bitkiden elde edilmektedir. Sandalye yapýmýnda da kullanýlmaktadýr. Normal kamýþ kaleme göre daha sert ve kalýndýr. Kargý kalemi ise, ney yapýmýnda da kullanýlan kamýþtan elde edilmektedir. Boðumlarý kesilerek kullanýlmaktadýr. Kargý kalem de normal kamýþ kaleme göre daha sert ve kalýndýr. Cava kalemi, Uzakdoðu da Cava da yetiþen bir Resim 83- Ucu açýlmýþ bir celî kalemi. (Mehmet Özçay arþivi) Kamýþ kalemle ilgili daha geniþ bilgi için bkz. M. Uður Derman, Kalem, Ýslâm Düþüncesi, yýl 1, sy. 3 (Eylül 1967), s. 165
72 Okuma Parçasý KAMIÞ KALEM Görünürde basit, fakat iç yüzü acýklý bir mâcera dinledim. Bir çift kamýþ kalemin hazin âkýbeti. Bir terekeden satýn alýnan, henüz açýlmamýþ, çift parçalý iki uzun kamýþ kalem. Masa üzerine býrakýlmýþ. Masanýn sahibi odada yokken, kamýþ kalemin ne olduðunu bilmeyen bir çift yabancý el, can sýkýntýsýný gidermek için, bunlarý ufacýk ufacýk parçalar halinde doðramýþ. Doðranmasaydý, bu bir çift kamýþ kalem ne iþe yarayacaktý? Yazý âleti olmaktan çoktan çýktýðý için, uzun asýrlar görmeye devam ettiði o iþi artýk yapacak deðildi elbette. Fakat bir antika gibi, mükemmel bir vitrin eþyasý vazifesi görecekti. Kendileri kadar narin yapýlý bir mahfaza içinde, vitrinin bir köþesinde, ebedî uykularýný uyurlarken, ara sýra yüzlerine bakanlara, uzun tarihlerinin þanlý sahifelerinden öyle menkýbeler nakledeceklerdi ki, kendileriyle beraber, ayný vitrin içinde yorgun argýn dinlenen bütün öteki antika parçalar, utanacaklar, sinecekler, söneceklerdi. Kamýþ kalemi parça parça eden o bir çift elin sahibine, iþlediði cinayetin azametini kalemin kendi dilinden anlatabilmeyi ne kadar isterdim! Bu merhametsiz parmaklar arasýnda, narin vücudu liyme liyme olurken, incecik kamýþ kalem, belki þöyle feryad etmiþdir: -Ne büyük bir suç iþlediðini bilmiyorsun gafil genç! Senin þanlý tarihinin yapraklarýný yazanýn, benim þu nâçiz vücudum olduðunu bilseydin, þu dakikada utancýndan yerlere geçerdin. Ben bir zamanlar, o kadar baþ tacý idim ki, Türk çocuðu, elifbesini okumak için kullandýðý Hilâl adlý, süslü demirden, iþaret âletini býrakýp da beni eline alabildiði gün kendisini bahtiyar sayar, artýk okumuþ yazmýþ insanlar arasýna gireceðini benim sayemde idrak eder, ruhunda bir büyüklük duyardý. O günden itibaren, ben o çocuðun fikir hayatýna, kâðýt üzerinde yürüyen sivri ucumun çýkardýðý vakur ve tatlý cýzýrtý ile istikamet çizerdim. 72 Beni, kimler parmaklarý arasýnda tutmadý ki? Koca Fatih, daðlardan aþýrdýðý kadýrgalarýný Ýstanbul surlarýna indirdikten sonra, Bizans ýn yýkýk dökük halini tasvir eden meþhur mýsralarýný, kâðýt üzerinde benim dilimle döktü. Ondan evvel ve ondan sonra gelen nice padiþahýn elinde, ben gâh gene böyle içden gelme melâlli veya þehametli sözleri ilk tercemaný oldum, gâh ince ruhlarýn elemlerini ve emellerini terennüm ettim. Zaman oldu; devletli baþlar, kimseciklere açamadýklarý gizli dertlerini benimle paylaþtýlar; gâh, yabancý taçlýlara, benim dilimden dökülen haþmetli sözlerle iltifatnâmeler, dehþet saçan kelimelerle korkunç fermanlar yolladýlar. Sana tavsiye ederim; þu yaþadýðýn þehirdeki kütübhaneleri, müzeleri, antikacý dükkânlarýný, eski ailelerin evlerini gez dolaþ. Oralarda hep benim âciz vücudumun eseri olan yüksek bahada, cildler dolusu kitab, meþhur hattatlarýn elinden çýkma, baha biçilemez levhalar bulacaksýn. Zaman oldu, Nef î lerin, Namýk Kemal lerin, Âkif lerin elinde arslanlar gibi kükredim. Cýlýz vücudumdan hiç umulmayan davudî bir ses, bütün bir milleti tek ruh halinde vecde getirdi. Zaman oldu, içli þairlerinizin elinde, benimle ayný hamurdan yoðurulmuþ olan ney gibi, inim inim inledim. Gün geldi, yazdýðým muhteþem fermanlar, Garb ýn nice maðrur hükümdarýný dize getirdi. Gün geldi, dilimden dökülen ateþli sözler, en insafsýz güzellerin gözlerinden yaþlar akýttý. Süleyman Nazif Firak-ý Irak ýný, Tevfik Fikret Sis ini, Âkif Çanakkale Þehidleri ni benimle yazdý. Beni, masanýn üstünde halsiz halsiz yatarken gördün de, çöp sandýn, deðil mi genç adam? Haklýsýn. Kabahat sende deðil, benim kim olduðumu sana öðretmemiþ olanlarda. Ben, uzun bir tarih boyunca, senin atalarýna çok hizmet ettiði için yorulmuþ, tarihin sinesinde dinlenmeye çekilmiþ bir emekdarým. Beni kýrdýðýna iyi etmedin. Ama bilmeyerek kýrdýðýn için, seni gene affediyorum! Hamdi Varoðlu, Cumhuriyet Gazetesi 27 Ocak M. Uður Derman, Kalem, Ýslâm Düþüncesi, yýl 1, sy. 4 (Aralýk 1967), s dan naklen
73 cins aðacýn yaprak diplerinde bulunan sert, ince ve uzun kýsýmdýr. Kur ân-ý Kerim gibi uzun metinlerin yazýmýnda, normal kamýþ kalemin ucu zaman zaman bozulup tekrar açýlmayý gerektireceðinden, kalemin aðýz kalýnlýðý, önceki aðýz kalýnlýðý gibi olamayacaðýndan, daha sert olan ve aðzý çabuk bozulmayan cava kalemi tercih edilmiþtir. 172 Bambu ve kargý kaleminin yetmediði kalýnlýktaki yazýlar için tahta kalem kullanýlmýþtýr. Mukavemetli ve saðlam yapýlý aðaçlardan imal edilen bu tip kalemlerin sap kýsýmlarý elin kavramasý için ince yapýlmýþtýr. Çok fazla geniþ aðýzlar için kalem imal edilmemiþ, bu tip kalýn yazýlar kareleme usulü kullanýlarak çizme suretiyle meydana getirilmiþtir KÂÐIT Yazý sanatýnýn önemli malzemelerinden biri kâðýttýr. Kâðýt hat sanatýnda, ham hâliyle, terbiye edilmeden kullanýlmaz. Kalem ve mürekkeple uyum saðlayacaðýndan, usûlünce boyanmýþ ve terbiye edilmiþ kâðýt kullanýmý önemlidir. Ham kâðýt, yani aherlenmemiþ kâðýt mürekkebi emeceðinden ve tashihe imkân vermeyeceðinden makbul deðildir. Ahar, kalemin kâðýt üzerinde kolayca hareket etmesini saðlar. Hat sanatýnda kullanýlan kaðýdýn asitsiz olmasýna dikkat edilmesi gerekmektedir. Çünkü asit kâðýdýn zamanla yanmasýna sebep olmaktadýr. Eskiden Ýtalya da üretilen kalýnca kaðýt çokça kullanýlmýþtýr. En ziyade celî sülüs yazý için kullanýlmýþtýr. Ýtalya'nýn Toskana eyaletinin güneyinde güzel bir þehir olan Livurna'da yapýlan bu kâðýtta (A. Ligorna) kelimesi soðuk damga ile vurulduðundan tahfife uðrayarak "Ali Kurna" olmuþtur Kaðýdýn Boyanmasý ve Aherlenmesi Kâðýt aherlenmeden önce boyanmalýdýr. Boyama için çok çeþitli bitkilerden çeþitli renkler elde edilmektedir. Fakat tercih edilen renk, çaydan elde edilen nohûdi renktir. Renk elde edilmek istenen bitki, geniþ bir kaba konularak þapla birlikte kaynatýlarak boya elde edilir. Elde edilen boya geniþ ve yayvan bir kaba alýnarak kâðýt bunun içine batýrýlmak suretiyle boyanýr. Bu þekilde kâðýt boyama usûlüne banyo usûlü adý verilmektedir. Eðer kâðýt bir 73 Resim 84- Kalemin kat edilmesi. (Mehmet Özçay arþivi) sünger yardýmýyla boyanýrsa buna da sürme usûlü boyama adý verilmektedir. 174 Bazý kâðýtlar orta kýsmý farklý, yan kýsýmlarý farklý boyanýrsa, böyle boyanmýþ kâðýtlara akkâse kâðýt adý verilmektedir. Kâðýt boyandýktan sonra aharlama iþine hazýr demektir. Ahar iki çeþittir. Niþasta aharý ve yumurta aharý. Özellikle celî yazýlarda kullanýlacak kâðýtlar önce niþasta ile sonra yumurta aharý ile aherlenmelidir. Niþasta aharý, bildiðimiz niþastanýn suyla karýþtýrýlýp ateþte kaynatýlmasýyla elde edilmektedir. Niþasta evvela soðuk su ile ezilir, hafif ateþte karýþtýra karýþtýra kaynatýlýr. Elde edilen kývam soðuduktan sonra, sünger yardýmýyla, kaðýda yedirilerek sürülür; kâðýt kurumaya terk edilir. Niþasta aharýnýn üzerine duruma göre en az iki kat veya daha fazla yumurta aharý sürülür. Yumurta aharý; yeterli miktarda yumurta aký bir kaba alýnýr. Yumurta büyüklüðünde bir þap avuç içine alýnarak yumurta aký kesilinceye kadar çýrpýlýr. Çýrpma iþlemi yumurta aký kesilinceye kadar devam etmelidir. Kesilerek köpüklü bir hal alan karýþým bir müddet daha 172- Cava kalemi ilk defa Hattat Çömezzâde Mustafa Vâsýf Efendi ve talebesi Kazasker Mustafa Ýzzet Efendi tarafýndan kullanýlmýþtýr. Bkz. Derman, Ýslâm Düþüncesi, sy. 2 (Haziran 1967), s Meselâ, Ayasofya nýn, kalem aðzý kalýnlýðý 35 cm. olan ciharyâr yazýlarý ile kalem aðzý kalýnlýðý 15 cm. olan kubbe yazýsý bu suretle yazýlmýþtýr Daha geniþ bilgi için bkz. Boya, Mürekkeb, âhar Mecmuasý. Millet Kütüphânesi. Ali Emîri Efendi, Tarih, no 809; Yazýr, Kalem Güzeli, II, ; Nefeszâde, Gülzâr-ý Savâb, s. 107; Serin, Meþhur Hattatlar, 341.
74 Resim 85- Kaðýt aherlemede kullanýlan çakmak taþý mühre. (Emin Barýn koleksiyonu) karýþtýrýlýr. Bir müddet dinlendirildikten sonra tülbentten süzülerek elde edilen ahar maddesi bir sünger yardýmýyla çok dikkatli bir þekilde kaðýda sürülür. Gerek niþasta aharý gerek her yumurta aharýndan sonra kâðýt mührelenir. Bu konu kâðýt mühreleme bahsinde ayrýca anlatýlacaktýr. Aharlanan ve mührelenen kâðýtlar tavlanmasý için bir müddet baský altýnda dinlenmeye býrakýlýr. Bu dinlenme müddetinin en az altý olmasý gerektiði kaynaklarda belirtilse de daha önce kullanýlabilir MÜHRE Kâðýt üzerine yapýlan aharýn parlatýlmasý ve pürüzlerinin giderilmesi maksadýyla çakmaktaþý, akik taþý ve camdan mamul mühre ile mührelenir. Mühreleme iþleminin, mühre tahtasý veya pesterk denilen damarsýz ve eksiz ýhlamur aðacý üzerinde yapýlmasý tercih edilir. Daha pratik olarak karton kâðýtlarýn konulmasýyla yumuþatýlmýþ zemin üzerinde de yapýlabilir. Sürülen her ahardan sonra mühre yapýlýr; son kat ahar üzerine mühre direkt yapýlýr. Diðer zemin aharlarý ise bir kâðýt üzerinden yapýlýr. Son kat aharý mührelenirken, mührenin kâðýt üzerinde rahat kaymasý ve mührenin kaðýdý çizmemesi için kaðýdýn üzerine fýndýk yaðý sürülmelidir. 175 Yalnýz, yazý yazmadan evvel, fýndýk yaðýnýn tesirini gidermek için kâðýt, pudra tozu ile silinmelidir. Zira yaðlý zeminin mürekkebi tutmasý mümkün deðildir. Mühreleme mühre âleti ile yapýlýr. Mühreler 74 çakmak taþý yahut camdan üretilmektedir. Saplý bir tahtaya tespit edilen cam yahut çakmak taþýnýn, kaðýda deðen yani mühre yapýlan kýsmýnýn gayet pürüzsüz ve temiz olmasýna dikkat edilmelidir MÜREKKEP Hat sanatýnda kullanýlan mürekkepler þöyle tasnif edilebilir: 1-Ýs mürekkebi 2-La l mürekkebi 3-Üstübeç mürekkebi 4-Altýn mürekkebi 5-Zýrnýk mürekkebi 6-Tashih mürekkebi Hat sanatýnda kullanýlan ana mürekkep, is ve zamktan elde edilen, siyah is mürekkebidir. Bezir yaðý, balmumu, neft yaðý, çýra ve gazyaðý gibi çok çeþitli maddelerden elde edilen is, 176 eritilip boza kývamýna getirilen arap zamký içerisine katýlýr, iyice karýþtýrýlarak dövülür. Bu karýþýma gerekli miktarda saf su katýlarak inceltilir ve mürekkep kullanýlýr Kaynaklarda, mührelemeden önce kaðýda kuru sabun sürülmüþ çuha gezdirilmesi tavsiye edilmektedir. Fakat daha sonra bu sabun, pudralama ile giderilemediðinden yazý yazmada büyük zorlukla karþýlaþýlmaktadýr. En doðrusu, fýndýk yaðý yahut cildin tabii yaðýnýn kaðýda sürülmesidir. Merhum hattat Halim Özyazýcý ( ) nýn mühreleme için baþýnda bulunan ve hiç yýkamadýðý takkesini kullandýðý rivayet edilmiþtir Ýs elde edilmesi ile ilgili geniþ bilgi için bkz. Nefeszâde Ýbrahim. Gülzâr-ý Savâb. Ýstanbul, Güzel Sanatlar Akademisi Neþriyatý, 1939, 93-94; M. Bedreddin Yazýr. Medeniyet âleminde Yazý ve Ýslâm Medeniyetinde Kalem Güzeli, II, Ankara, Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý Yayýnlarý, 1974, 183; Derman, Ýslâm Düþüncesi, sy. 2 (Haziran 1967), s Mürekkep yapýmý ile ilgili geniþ bilgi için bkz. Gülzâr-ý Savâb, ; Yazýr, Kalem Güzeli, II, ; Derman, Ýslâm Düþüncesi, sy. 2 (Haziran 1967), s
75 Resim 86- Porselen hokka takýmý. (Emin Barýn koleksiyonu) Ýs ve arap zamkýnýn karýþýmýndaki oran; dört kýsým zamka, bir kýsým is konulmasýdýr. Mürekkebin karýþýmýna zamk fazla konulduðunda, yazýda mürekkep parlama yapar, kalemden zor akar, dolayýsýyla yazý zor yazýlýr. Ayrýca yazý murakka a gerildiðinde kusma yapacaðý gibi, mürekkep ileride çatlama da yapabilir. Ýs fazla konulduðunda ise, yazýya el deðince siyahlýk yayýlarak yazýnýn bozulmasýna sebep olur. Tabiatta bulunan çeþitli renkteki pigmentler, arap zamký ile karýþtýrýlarak istenilen renkte mürekkep elde edilebilir. Siyah is mürekkebinden baþka nadiren de olsa kýrmýzý (la l) mürekkep, beyaz (üstübeç) mürekkep ve zerendûd (altýn) mürekkep hat sanatýnda kullanýlmaktadýr. Ayrýca XIX. asýrda yazý kalýbý çýkarýlmasýnda sodyum ve arsenik sülfürün arap zamký ile karýþtýrýlýp dövülmesiyle elde edilen sarý (zýrnýk) mürekkebi kullanýlmýþtýr. Üstübeç mürekkebi ile mushaflarýn sûre baþlýklarý yazýlmýþtýr. Zerendud levhalarýn hazýrlanmasýnda varak altýn, arap zamký yahut bal ile ezilip, jelatinli su ile sulandýrýlarak kamýþ kalem veya fýrça ile kullanýlýr. 178 Zerendud levhalardaki altýn, daha sonra zermühre denilen mühre ile parlatýlýr. Bir de tashih mürekkebi vardýr ki sadece M. Bedreddin Yazýr bahsetmiþ ve tarifini þöyle yapmýþtýr: Bir 75 hokkaya bir mikdar lýka ve siyah mürekkep ve su koyup iyice karýþtýrdýktan sonra aðzý açýk olarak güneþte býrakýlýr, ara sýra çubukla karýþtýrýlýr. Su azalýp mürekkep kuruyacak hale gelince biraz daha su ilâve olunup karýþtýrýldýktan sonra yine güneþte býrakýlýr. Bu tarzda beþ-on gün devam olunur. Mürekkebin parlaklýðý gidip mat bir hal alýr. Þayet, kullanýldýðý zaman is zerreleri kaðýda, üzerinde daðýlýp bulaþýrsa, az miktarda süzülmüþ bal ilâve edilip karýþtýrýlmalýdýr. Bununla yapýlan tashihler belli olmaz, yazý kenarlarý þiþip kabarmaz. Ýðnelenirken rahat ve muntazam iðnelemeye de yardýmý olur. 179 Resim 87- Mürekkep hokkasý ve rîhdan. (Emin Barýn koleksiyonu) 178- Renkli mürekkep imali için bkz. Yazýr, Kalem Güzeli, II, ; Derman, Ýslâm Düþüncesi, sy. 2 (Haziran 1967), s Yazýr, Kalem Güzeli, II, 186
76 3.5. MISTAR Eskiden, Kur ân-ý Kerim, kýt a ve hilye gibi metinlerin yazýmýnda, formun ve satýr çizgisinin tespiti için kullanýlan malzemedir. Yazýlacak her ayrý eser için ayrý mýstar hazýrlanýr. Sayfa boyuna göre hazýrlanmýþ olan mukavva üzerinde, satýr çizgilerinin baþý ve sonu iðne ile delinerek ibriþim bu deliklerden geçirilir. Sayfa üzerinde, ibriþimin düðmesiz olmasýna dikkat edilmelidir. Sayfanýn sað ve soluna da dikine ibriþim çekilir. Yazý yazýlacak kâðýt bu mukavvanýn üzerine konularak parmak uçlarý ile ip izinin kaðýda çýkarak satýrýn belirmesi saðlanýr. Mýstarlar meþk mýstarý, sahife mýstarý, hilye mýstarý olmak üzere kullanýlacaklarý formlara göre sýnýflanýrlar. 180 Bugün daha pratik olarak ýþýklý masada, kâðýt altýna konan ve satýrlarý koyu kalemle çizilmiþ kâðýtlar, satýrý belli etmek için, mýstar niyetine kullanýlmaktadýr KALEMTIRAÞ kalemin iyi ve güzel açýlmýþ olmasý gerekmektedir. Bunu saðlamak için kamýþ kalemin açýldýðý kalemtýraþýn gayet kaliteli ve keskin olmasý lâzýmdýr. Burada bahsedilen kalemtýraþýn bugün kurþun kalem açmada kullanýlan kalemtýraþla herhangi bir alâkasý bulunmamaktadýr. Hat sanatýnda kamýþ kalem açmada kullanýlan kalemtýraþ, sap kýsmý, kesici kýsýmdan en az iki kat büyük olan býçak görünümündedir. Hat sanatýnda, kamýþ açma ve tashihte kullanýlan iki çeþit kalemtýraþ bulunmaktadýr. Tashih için kullanýlan kalemtýraþlar normal kalemtýraþlardan çok daha küçüktür. Resim 88- Bir kalemtýraþýn sap, parazvana ve týð kýsmýnýn görünüþü. Kalemtýraþý yapan ustanýn mührü týð kýsmýnda görülmektedir. (Emin Barýn koleksiyonu) Harflerin güzel ve keskin yazýlabilmesi için kamýþ Kalemtýraþ üç ana kýsýmdan meydana gelmektedir: 1-Su verilmiþ çelikten imal edilen ve tîð denen kesici kýsým 2-Çeþitli maddelerden imal edilen sap kýsmý 3-Sap ile kesici kýsmý birbirine baðlayan parazvana denen kýsým Kesici kýsým yapýlýþ þekline göre hattâtî, kâtibî, söðüt yapraðý, cam kýrýðý gibi çok çeþitli isimler almýþtýr. 181 Eski kalemtýraþlarda, kesici kýsmýn parazvanaya yakýn yerinde usta ismi yer almýþtýr. Günümüzde klasik tipte kalemtýraþ imal edilmekle birlikte daha pratik olmasý bakýmýndan kýrtasiye tipi kesim býçaklarý da kullanýlmaktadýr. Tashih için de daha pratik olmasý sebebiyle neþter kullanýlmaktadýr. Kamýþ kalemin açýlmasýnda önce boðuma yakýn kýsmý yatay olarak kesilir. Bu ana kesimde sonra, kalemde oluþan ve dil tabir edilen kýsým, istenilen incelik elde Resim 89- Nesih sahife mýstarý. (Süleyman Berk koleksiyonu) 180- Mýstar yapýmý ile ilgili geniþ bilgi için bkz. Yazýr, Kalem Güzeli, II, Bkz. A. Süheyl Ünver, Türk Kalemtýraþçýlarý, Yücel, c. IV, sy. 34 (1937), s. 170; Derman, Ýslâm Düþüncesi, 2, s
77 çok önemlidir. Mürekkebin iyisi ve kalitelisi ayný þekilde kaðýdýn iyisi, doðrudan yazýlacak yazýya tesir etmektedir. Bu sebeple atalarýmýz Kem âlât ile kemâlât olmaz demiþlerdir. Ýyi eserin iyi malzeme ile çýkacaðý muhakkaktýr. Kaliteli mürekkebin kullaným kabýnýn da önemi bulunmaktadýr. Sýrlanmamýþ toprak saklama kaplarý ile mermerden mâmul hokkalar mürekkebin hassasiyetini kaybetmesine sebep olmaktadýr. Seramik ve cam hokkalar mürekkebin özelliðini kaybetmemesi açýsýndan daha iyidir. Geçmiþte gayet sanatlý, seramik ve camdan, mürekkep hokkalarý üretilmiþtir YAZI ALTLIÐI Kamýþ kalemin kaðýda iyice oturmasý için kaðýdýn tatlý sert bir zemine oturmasý gerekmektedir. Bir miktar kaðýdýn üst üste tutturulmasýyla oluþturulan altlýklar, ta lik yazý için farklý þekilde hazýrlanmýþtýr. Bazen deri, yazý altlýðý olarak tercih edilmiþtir. Resim 90- Kalemtýraþ çeþitleri. (Emin Barýn koleksiyonu) edilinceye kadar sað ve soldan týraþlanýr. Kalemin kaðýda dokunacak, yazý yazacak kýsmý kalemtýraþla, makta üzerinde kat edilerek elde edilir. Kat edilen dil kýsmýndan mürekkebin akýþýný saðlamak için, dil kýsmýný ortadan ikiye ayýrmak için þakk edilir. Þakkýn dikkatli yapýlmasý, yarýlan kýsmýn iki eþit iki parçaya ayrýlmasý gerekmektedir. Esasen kalemin þakký, yazýlacak yazýnýn cinsine göre deðiþmektedir. Kalem þakký, nesih ve talik yazý kaleminde, dilin sað üçte birden þakk edilmelidir ki, nesih ve talik yazýdaki yarým hareketler ortaya çýkabilsin. Sülüs te sol üçte birden; rik a yazýda tam ortadan þakkedilir. Dîvâni ve celî dîvâni yazýda sol üçte birden þakk tavsiye edilmiþtir MAKTA Arapça kesim yapýlan yer anlamýna gelmektedir. Kamýþ kalemin dil denilen kýsmý kat edilirken yahut þakkedilirken býçaðýn aðzýnýn zarar görmemesi ve kalemin uygun zeminde bu ameliyeye tabi tutulmasý için kullanýlan alettir. Daha çok kemik, fildiþi, abanoz gibi maddelerden imal edilmiþtir. Makta da kalemin oturtulduðu bir yuvasý vardýr. Zamanýnda, maktanýn daha pratik olmasý için cepte taþýnanlarý da imal edilmiþtir. Kalem açýlmasýnda kesme ve yontma usulü kullanýlýr. Kaba kýsýmlar alýnýrken kesim yapýlýr, kabasý alýnmýþ kaleme istenilen incelik ve kývam verilirken ise kesmeden ziyade yontma iþlemi uygulanýr. Bütün bunlar yapýlýrken kalemtýraþýn gayet keskin olmasýna dikkat edilmelidir MÜREKKEP HOKKASI Yazý sanatýnda kullanýlan malzemenin kaliteli olmasý 77 Resim 91- Cep maktaý. (Emin Barýn koleksiyonu) 182- Hattat Kâmil Akdik e, Hangi talebeniz daha güzel yazýyor efendim? diye sorulunca: Kalemini en iyi açan yazmaktadýr cevabýný vermesi, kalemi düzgün ve kývamýnda açmanýn önemini göstermektedir. Eski üstadlar kalem açma üzerinde durmuþ ve Kalem açýþýnda çok sýrlar var, o sýrlar yakalanmadan güzel yazý yazýlamaz demiþlerdir.
78 Resim 92- Makta çeþitleri. (Emin Barýn koleksiyonu) Resim 93- Hat san atýnda kaðýt kesmek için kullanýlan makas. (Emin Barýn koleksiyonu) Resim 94- Sultan III. Ahmed tuðralý, iþlemeli divit. (Mehmet Çebi Koleksiyonu) 78
79 IV. BÖLÜM HAT SAN ATINDA TUÐRA FORMU 79
80 Osmanlý hânedanýnýn niþan ve alâmeti olan tuðra 183 Oðuzca bir kelime olup, aslý tuðraðdýr. Anadolu lehçesinde kelime sonundaki (ð) okunmadýðýndan, bu kelime tuðra olarak telaffuz edilmiþtir. 184 Arapçasý tevkî, Farsçasý ise niþan dýr. 185 Tuðra, Büyük Selçuklular, Anadolu Selçuklularý, Memlûklular, Anadolu Beylikleri ve Osmanlýlar da kullanýlmýþtýr. 186 Oðuz hanlarýnýn kullandýklarý tuðralar hakkýnda bir bilgiye sahip deðiliz. 187 Selçuklu tuðralarýnýn þekli hakkýnda ise Bündârî nin Zübdetü n-nusra ve Nuhbetü l-usra adlý eserinde bazý tarifler mevcuttur. Buna göre Selçuklu tuðralarý kavisli olup, sultan alâmeti bu kavisin altýndadýr. 188 Memlûklular da ise þekil tamamen farklýdýr. Memlûklu tuðralarýnda, hükümdar ve baba ismi olmakla birlikte, bunlar düz bir satýra dik harfler yukarý uzatýlarak meydana getirilmiþtir. 189 Bazen de hükümdar ve baba ismi bu dik harflerin üzerine daha kalýn bir kalemle yazýlmýþtýr. Anadolu beyliklerinin tuðralarý, Selçukîler de olduðu gibi kavisli ve münhanilidir; bu kavis ve münhani Osmanlý tuðralarýnda da devam etmiþtir. 190 Bunun yanýnda Osmanlý tuðrasýnýn þekli, kendine munhasýr bir geliþme göstermiþtir. 191 Osmanlý da tuðrayý karþýlayan birçok deyim kullanýlmýþtýr; tevkî-i hümâyun, tevkî-i refî, niþân-ý þerîfi âlî þân-ý sultânî ve tuðrây-ý garrây-ý sâmi mekâný hakânî, tevkîi refii hümâyun, niþân-i hümâyun, niþân-i hümâyun ve misâl-i meymûn, tuðray-ý garra, niþân-ý þerîf-i âliþan ve alâmet-i þerîfe tabirlerinin hepsi tuðra demektir. 192 Tuðralar genel olarak, berat, menþur, ferman, sikkeler, defterhane defter ve kâðýtlarý baþýnda, bayrak, pul, nüfus kâðýtlarý, antlaþmalar, vakfiyeler ve binalar üzerinde kullanýlmýþtýr. 193 Memlûklular ile Selçuklular, Anadolu Beylikleri ve Osmanlýlar da tuðra çekilmesi arasýnda fark vardýr. Memlûklarda tuðra gerekli yere bizzat divân-ý inþâ reisi tarafýndan çekilmeyip, daha evvel kâtib-i destler tarafýndan hazýrlanan tuðralar gerekli yere yapýþtýrýlýrdý. Diðerlerinde ise, tuðrayý bizzat gerekli yere Tuðrâî denilen niþancý çekerdi. 194 Padiþah tuðralarý deðiþik yerlerde kullanýlmakla beraber, gerçekte resmî evrak üzerine ve bu iþle görevli 80 olanýn çektiði tuðradýr. Bunun dýþýnda birçok hattat tarafýndan padiþahýn deðiþik ibare ve istiflerle tuðrasý yapýlmýþtýr. 195 Osmanlý da padiþah tahta çýktýðýnda, kendisine gösterilen deðiþik tuðra örneklerinden birini beðenir, bu da saltanatýn sonuna kadar padiþahýn alâmeti olurdu. 196 Osmanlý da ilk tuðra, Sultan Orhan a aittir. Orhan Gazi nin elde mevcut tuðralarýndan ilki m.1324 tarihli, diðeri ise m tarihlidir. 197 Her iki tuðranýn ibaresi de Orhan b. Osman þeklindedir. Milâdî 1324 tarihli tuðrada üç nun harfi sola keþideli bir biçimde iç içe yerleþtirilmiþ, dik harflerden de üç adet tuð elde edilmiþtir. Milâdî 1348 tarihli tuðrada ise üç nun harfi soldan saða doðru yukarýda birleþmiþ, dik harflerden elde edilen tuðralara zülfe takýlmýþtýr. 198 Ýki beyzeli üç tuðlu tuðra yapýsý I. Murad tuðrasý ile baþlamýþtýr. Zülfeler ise, Orhan Gazi tuðrasýnýn aksine sola doðrudur. I. Murad tuðra ibaresi Murad b. Orhan dýr. Baþlangýcýndan itibaren tuðra metinlerinde bir takým deðiþiklikler meydana gelmiþtir. I. Bayezid tuðrasýnda, baba ismine baðlý hân unvaný kullanýlmýþtýr. 199 II. Mehmed (Fatih) ile bu tabire dâima kelimesi eklenmiþtir Ali, Tuðray-ý Hümâyun, TOEM, sy. 43 (1 Nisan 1333), s. 53; Mübahat S. KÜTÜKOÐLU, Osmanlý Belgelerinin Dili (Diplomatik), Ýstanbul, Kubbealtý Akademisi Kültür ve Sanat Vakfý, 1994, s Ýsmail Hakký UZUNÇARÞILI, Tuðra ve Pençeler, Belleten, sy , 1941, s. 102; 185- Uzunçarþýlý, Belleten, 101; Midhat SERTOÐLU, Osmanlý Türklerinde Tuðra, Ýstanbul, Kardeþ Matbaacýlýk, 1975, s Sertoðlu, a. g. e., s Suha UMUR, Osmanlý Padiþah Tuðralarý, Ýstanbul, Cem Yayýnevi, 1980, s Uzunçarþýlý, Belleten, 102; J. DENY, Tuðra, ÝA, XII-2, Uzunçarþýlý, Belleten, Uzunçarþýlý, Belleten, 105; Umur, a. g. e., Umur, a. g. e., 15; J. Deny, ÝA, XII-2, Uzunçarþýlý, Belleten, 106; Sertoðlu, a. g. e., 10; Umur, a. g. e., 17; Bekir Sýtký BAYKAL, Tuðra, TA, 12-2, Ýstanbul, MEB, 1982, Uzunçarþýlý, Belleten, 109; Sertoðlu, a. g. e.,10; Umur, a. g. a., Uzunçarþýlý, Belleten, Umur, a. g. e., Umur, a. g. e., Sertoðlu, 10; Baykal, TA, 12-2, 455; 198- Orhan Gazi nin bu tuðralardan milâdî 1324 tarihli olaný, Ýstanbul Büyükþehir Belediyesi Atatürk Kitaplýðý Muallim Cevdet kýsmýnda, milâdî 1348 tarihli olaný ise TSMK Arþivi ndedir. (bkz. Sertoðlu, 10) 199- Umur, 28; J, Deny, ÝA, 12-2/8; Zarif ORGUN, Tuðralarda el-muzaffer Daima Duasý ve Þah Unvaný, Þehzade Tuðralarý, Mehmed II nin Tuðra, Ýmza ve Mühürleri Türk Tarih Arkeologya ve Etnografya Dergisi, sy. 5, Ýstanbul, 1949, s. 210 da han ünvanýnýn I. Mehmed ile baþladýðýný belirtmiþtir ki doðrusu, baba adýna izafeten I. Bayezid ile baþladýðýdýr Ayný makale (Zarif ORGUN, Türk Tarih Arkeologya ve Etnografya Dergisi, s. 204) de Murad II. ninkinde el-muzaffer daima ile tuðra bildiðimiz þekle yakýn hal alýr demektedir. Halbuki daima kelimesi tuðraya II. Mehmed (Fatih) ile girmiþ, el-muzaffer daima ise Kanunî ile girmiþtir. II. Murad tuðrasýndaki beyzelerin ortasýnda bulunan nokta «bin» deki nun un noktasýdýr. Bu noktanýn zorlama ile dâimâ þeklinde okunmasýna
81 Resim 95- Mustafa Râkým tarafýndan çekilmiþ Sultan IV. Mustafa tuðrasý. (TSMK-GY 1207) Yavuz Sultan Selim (I. Selim) ile tuðraya Þâh ünvaný girmiþ, I. Süleyman, II. Selim ve III. Murad ýn tuðralarýnda Þâh kelimesi hem padiþah hem de baba ismine izafeten iki defa kullanýlmýþtýr. 201 III. Mehmed tuðrasýnda Þâh ünvaný tamamen kalkar, I. Ahmed le Þâh ünvaný tekrar tuðraya girer. II. Mahmûd dahil bütün tuðralarda kullanýlýr. Yalnýz bu tuðralarda þah ünvaný tek Þâh iki he ile yazýlmýþtýr TUÐRANIN KISIMLARI II. Mehmed (Fatih) tuðrasý ile standart þeklini alan 203 tuðra formu þu kýsýmlardan meydana gelmektedir: Sere (Kürsü) Tuðra metnini ihtiva eden, padiþahýn ve babasýnýn ismi, þah, han, el-muzaffer ve bin kelimelerinin yerleþtirildiði kýsýmdýr. Önceleri dikdörtgen þeklinde olan sere, III. Murad dan itibaren üstü daralarak üçgen halini almaya 81 baþlamýþtýr. IV. Mustafa tuðrasý ile de kaidesi yuvarlaklaþmýþtýr Beyze (Ýç ve dýþ beyze): Bin ve han kelimelerinin nun harfinin kývrýlmasýyla ve iç içe yazýlan iki beyzî þekle denir. el-muzaffer kelimesi tuðraya girdikten sonra bu kelimenin rý harfi, beyzelerden sola doðru uzanarak beyzeleri ikiye ayýrmýþtýr Tuð ve Zülfe Tuðra metnindeki dik harfler yahut eliflerden meydana gelir. Tuð a flama ismi de verilmiþtir. 205 Tuð lardan imkân yoktur. TSMA. E te bulunan II. Murad tuðrasý incelendiðinde bu durum sarahatle görülebilir. (bkz, Umur, 105) Yine muzaffer kelimesinde de el takýsý mevcut deðildir. (bkz. Umur, , J. DENY, ÝA, 12-2, 8.) 201- Orgun, a. g. m., ; Umur, Orgun, a. g. m., 205; Umur, J. DENY, ÝA, 12-2, J. DENY, ÝA, 12-2, 9; Orgun, a. g. m., 219; Umur, Kütükoðlu, a.g.e., 71 (Umur, a.g.e., 26 da zülfe ye diðer bir isim olarak
82 Resim 96- Emirgân çeþmesi üzerinde, Râkým öncesi anlayýþla çekilmiþ, Sultan I. Abdülhamid tuðrasý. saða doðru sarkan kavislere de zülüf 206 ismi verilmiþtir Kol (Hançer) Beyzelerin devamý olan tuðranýn saðýna ve aþaðý doðru uzanan kýsma verilen isimdir HATTAT MUSTAFA RÂKIM IN TUÐRA DA YAPTIÐI YENÝLÝKLER Celî sülüs te harflerin tenâsübünü saðlayýp, terkipte de büyük yenilik yapan Mustafa Râkým, ayný þekilde tuðrada da büyük deðiþim yapmýþ, kendinden sonra gelenler onun koyduðu estetik ölçülere baðlý kalmýþlardýr. 207 Râkým ýn tuðra da yaptýðý deðiþim üç kýsýmda mütalâa edilir: 208 Hat deðiþikliði: Tuðra nýn harfleri, celî divanî ve sülüs karýþýmý üslûplaþtýrýlmýþ bir tarzdýr. 209 Râkým, tuðranýn harflerini ýslah ederek, onlara kalem hakkýný vermiþtir. Râkým ýn h dan sonraki tuðralarýnda harfler dolgun bir hâl almýþtýr. Ýstif deðiþikliði: Tuðra nýn özellikle sere kýsmýnda, padiþahýn ve baba ismi ile el-muzaffer kelimelerinin yerleþtirilmesi önem arz eder. Râkým dan evvel, sere nin sol yarýsý, önceleri Þâh kelimesinin çift he si, sonralarý da þekli doldurucu iþaretlerle dilimli bir þekilde istif edilmesi, nahoþ bir görüntü meydana getirmiþtir. Ayrýca kürsünün görüntüsü alttan iki yana sarkmýþ durumdadýr. Râkým, istifi yeniden tertip ettikten baþka, kürsünün alttan iki yana sarkýk görüntüsünü de ortadan kaldýrmýþtýr. III. Murad tuðrasýnda üstü daralarak üçgen bir hal alan sere kýsmý, Râkým la, IV. Mustafa tuðrasýndan itibaren yuvarlak bir hal almaya baþlamýþtýr. Þekil deðiþikliði: Râkým, tuðranýn aksamýndaki orantý bozukluklarýný gidererek, tuðraya estetik görünüm kazandýrmýþtýr. Beyzelerin sol tarafýný yukarý kaldýrarak germiþ, sere yi toparlamýþ, tuð ve zülfeleri genel görünüm ile uyumlu hale getirmiþtir. Daha önceleri dik olan tuðlarý birer nokta sola yatýrmýþ, zülfeleri de daha aþaðýdan sarkýtmýþtýr. Ayrýca flama derken, Kütükoðlu, a.g.e., 71 de tuð a bu ismi vermiþtir.) 206- Umur, a.g.e., M. Uður DERMAN, Padiþah Tuðralarýndaki Þekil Ýnkýlâbýna Dair Bilinmeyen Bazý Gerçekler, VIII. Türk Tarih Kongresi, Ankara, Ekim 1976, Kongreye sunulan Bildiriler, c. III, Ankara, 1983, s. 1615; Alparslan, Ýslâm Tarihi, XIV, Derman, VIII. Türk Tarih Kongresi, Derman, a. g. m.,
83 Resim 97- Mustafa Râkým tarafýndan çekilmiþ Sultan II. Mahmud tuðrasý. (Topkapý Sarayý Bâb-ý Hümâyun üzeri.) ilk defa Sultan ll. Mahmud tuðrasýnýn sað tarafýna adlî mahlasýný koyarak tuðranýn þeklini tamamlamýþtýr. Râkým Efendi den önce, tuðranýn beyzeleri aþaðý sarkýk, kürsü sað ve sol taraftan yanlara yayýlmýþ ve sarkmýþ durumda, sere kýsmý da üçgen bir halde idi. Tuðlar ise genel görünüm ile ölçüsüz bir biçimde, hem uzunca hem de dikçe idi. Genel olarak, Râkým öncesi tuðranýn þeklinde bir âhenk mevcut deðildir. Râkým Efendi, daha III. Selim tuðrasýnda 210 sere nin iki yanýný, sað ve soldan hafif toparlamýþ, iç ve dýþ beyzeyi yukarý kaldýrmýþ; harfleri düzelttikten baþka istifini de yeniden tertiplemiþtir. Ýstifte harfler aþaðýdan yukarýya doðru örülmüþlerdir. 1223/1808 tarihli IV. Mustafa tuðrasýnda da arayýþlarýný sürdüren Râkým, bu tuðrada sere ve zülfeleri toparlamýþ, tuðlarý ise hafif sola meylettirmiþtir. Zülfe ler ve hançerdeki uyumsuz görünüm ile istifteki problem ise bu tuðrada hâlâ devam etmektedir. Çünkü sere nin sol alt kýsmý, sað tarafa göre oldukça seyrektir. Zülfeleri III. Selim tuðrasýnda aþaðýya çekmiþ iken bu tuðrada tekrar yukarý almýþtýr. Hançer in son kýsmýnda ise önce yukarý çýkýþ, sonra aþaðý iniþ mevcuttur. Yalnýz bu tuðrada kalem hakkýnýn özellikleri hakkýyla verilmiþtir. Râkým ýn h yýlýnda Sultan II. Mahmûd için tertiplediði ve bugün TSMK-GY. 825 te bulunan tuðra, Sultan II. Mahmud un h yýlýnda olgunlaþan tuðralarýna nispetle kalemi ince, genel görünüþü itibariyle de zariftir. Sere kýsmý nisbeten toparlanmýþ, fakat istif seyrek kalmýþtýr; tuðlar ise oldukça uzundur. Tuðlarýn uzunluðu sebebiyle zülfeler de uzunca ve sarkmýþ þekildedir. Sultan II. Mahmud için tertip ettiði ilk tuðralardan olan bu tuðra, h yýlýnda olgunlaþarak en güzel seviyesine ulaþmýþtýr. Tuðranýn sað üst köþesine, Adlî mahlasý yerine ayný tuðranýn minyatürünü çekmiþ, bu minyatür tuðranýn sað üst köþesine ise Adlî mahlasý koymuþtur. Râkým ýn tuðradaki yenilik giriþimleri aslýnda celî sülüsteki atýlýmlarý ile paralellik göstermektedir. Râkým ýn celî sülüste olgunluk döneminin baþlangýcý olan 1230/1815 yýlý ayný zamanda tuðradaki yeniliði tamamlayýp, estetik güzelliðine kavuþturduðu tarihtir. Topkapý Sarayý Müzesi Bâb-ý Hümâyun ve Bâb-ý Selâm üzerindeki tuðralar 1230/1815 tarihli olup, bu tuðralarda istif yerine oturmuþ, sere ve beyzeler toparlanmýþ, sere nin kaidesi yuvarlak 210- Üsküdar, Çiçekçi de III. Selim Çeþmesi üzerinde iken, 1970 li yýllarýn baþýnda Vakýflar, Türk Ýnþaat ve Sanat Eserleri Müzesi ne nakledilmiþtir. Tuðra, bugün hâlâ bu müzededir. Tuðranýn sað tarafý kýrýktýr. 83
84 Resim 98- Hattat Abdülfettah Efendi tarafýndan çekilen Sultan Abdülaziz tuðrasý. (Aksaray Vâlide Sultan Camii avlu kapýsý) bir hâl almýþ, beyzeler gerilmiþ, tuðlar hafif sola meyletmiþ, zülfeler ve hançer de genel yapý ile uyumlu hale gelmiþtir. Tuðranýn sað üst kýsmýna, yine bir yenilik olmak üzere, ilk defa sülüs ile Adlî mahlasýný da Râkým koymuþtur. 211 Aynalýkavak Kasrý giriþi üzerindeki h tarihli tuðrada da Râkým ayný estetik kudreti göstermiþtir. 212 Mustafa Râkým ile tuðra, harf ve yapý olarak dolgun bir görünüm kazanmýþ, çizgiler gergin bir hal almýþtýr. Râkým ýn, celî sülüs ve tuðra da yaptýðý yenilikten sonra, peþinden gelenler onun yolundan yürümüþler, bu yolu benimsemeyenler ise silinip gitmiþlerdir. 213 Sanat vadisinde Râkým ýn mütemmimi 214 olarak kabul edilen hattat Sâmi Efendi, padiþah tuðralarýný estetiðin zirvesine ulaþtýrmýþtýr. 215 Kürsü nün geniþliði ve olgunluðuna paralel olarak, beyzeler hafif büyümüþ, tuð ve zülfeler uzamýþtýr. Sâmi Efendi, tuðrada kürsüyü esas alarak yirmidokuz yerde ölçü birliðini saðlamýþtýr Derman, VIII. Türk Tarih Kongresi, (II. Mahmûd adlî mahlasýný þehzadeliðinde almýþtýr. Bkz. Derman, II. Mahmûd Semineri, 40.) 212- Râkým III. Selim, IV. Mustafa ve II. Mahmûd dan baþka, þehzadeliðinde Sultan Abdülmecid için de tuðra tertip etmiþtir. (Bkz. A. Süheyl ÜNVER, Ýsmail Zühdî ve Mustafa Râkým, Hamsi, sy. 9, 1955, s. 8.) 213- Derman, VIII. Türk Tarih Kongresi, Derman, Sami Efendi, Derman, VIII. Türk Tarih Kongresi, Derman, VIII. Türk Tarih Kongresi, 1617.
85 V. BÖLÜM ÝCÂZETNÂME 85
86 Resim 99- Silâhî Sâlih Efendi nin Ýcâzetnâmesi. (Ýsmet Gülnihal koleksiyonu) HAT SANATININ DÝPLOMASI (ÝCÂZETNÂME) Yazý sanatý usta-çýrak iliþkisiyle öðretilmektedir. Birebir, hoca talebesiyle ilgilenerek dersi göstermektedir. Hoca, dersi talebeye yazmakta, daha sonra yazdýðý kýsmýn talebesi tarafýndan aynen taklid edilmesini istemektedir. Bir sonraki derse kadar talebe, hocasýnýn verdiði derse çalýþmakta, istenilen yazýyý aynen taklide gayret etmektedir. Esasen hat derslerinde belli bir usul takip edilmektedir. Yazý dersine teberrüken Rabbiyessir duasý ile baþlanmaktadýr. Bu derste baþarýlý olunduðu takdirde müfredat denilen elifba harflerinin ( Elif- be- cim- ha ) yazýlmasýna geçilmektedir. Elifba harfleri baþarýyla geçilince bu sefer, her harfin diðeri ile yazýlýþ þekline geçilmektedir. Be harfinin elif le, be harfinin be ile, be harfinin cim harfi ile bitiþik þekli yazýlarak ( bâ, beb, bec ) çalýþýlmaktadýr. Müfredat kýsmý baþarýyla tamamlandýktan sonra, sülüs ve nesih çalýþan talebeye genellikle âyet, hadis ve kelâm-ý kibar gibi metinler yazdýrýlýr. Talik çalýþanlar, Ýran ýn büyük sûfilerinden Abdurrahman Molla Cami nin (817/ /1492) Besmele Kasîdesini 217 yahut Hâkâni Mehmed Bey in (ö. 1015/1606) Hilye-i Hâkâni sini 218 yazarlar. Yazý talebesi bu kýsýmda da dersini yazmakta, hocasý beðenmediði kýsýmlara çýkarma yaparak doðru olaný göstermektedir. Mürekkebât kýsmýnda artýk talebeye istif nükteleriyle birlikte hareke ve süs iþaretleri de gösterilmektedir. Müfredat derslerinden sonra mürekkebât kýsmýný talebe baþarýyla bitirdiði takdirde, hocasý tarafýndan talebeye hat eðitimini tamamladýðý ve yazýlarýnýn altýn ketebe 219 imza atabileceði ve ders verebileceðine dair izni ihtiva eden icâzetnâme: diploma verir. Ýcâzetnâme için geçmiþ üstad hattatlarýn yazdýðý bir kýt a yahut hilye aynen taklid edilerek yazýlmaktadýr. Ta lik icâzeti için genellikle XVIII. asrýn Ýran ta lik üstadý Ýmadü l-hasenî nin yazýlarý taklid olarak yazýlýr. Hazýrlanan 217- Molla Câmi nin Besmele Kasîdesi nin, hattat Hulûsi hattýyla bir örnek için bkz. M. Uður Derman. Osmanlý Hat Sanatý. Ýstanbul, Deutsche Guggenheim, 2001, s Hâkâni Mehmed Bey in Hilye-i Hâkâni sinin hattat Arabzâde Mehmed Sadullah Efendi hattýyla örnek metni için bkz. Derman, Osmanlý Hat Sanatý, Deðiþik ketebe sýgalarý için bkz. Yazýr, Kalem Güzeli, c. I, s
87 Resim 100- Mustafa Hulûsi Efendi nin, Mehmed Hulûsi Efendi den aldýðý icâzetnâme. bu yazýlarýn alt kýsmýna hoca tarafýndan izin cümlesi yazýlýr. Ýzin cümlesi, farklý þekilleriyle þu þekilde yazýlmaktadýr: Bismillahi teyemmüne bizikrihi l-celîl. Bu güzel, mubârek, latîf kýt ayý yazan Mehmed Þefik Bey e Allah ömrünü uzun eylesin, ilmini ve marifetini artýrsýn, Allah murad ve maksuduna yükseklik versin; Âmin, bi hurmeti seyyidi l-enbiyâi ve l-murselîn- ketebe koyma izni verdim. Ben, Eyyûb Ensâri Camii hatîbi, fakîr es-seyyid Mustafa Ýzzet, Ýzin cümleleri Arapça yazýldýðý gibi Türkçe de yazýlmýþtýr. Kebecizâde Mehmed Vasfî Efendi den sülüsnesih icâzeti 221 alan Sultan II. Mahmud un icâzetinin izin kýsmý þöyledir: Bu hatt-ý latîf ve kelâm-ý münîf, Hazret-i Þeyh Ýbn-iþ Þeyh Hamdullah Efendi nin intihab ettiði kavaidi rüsumu üzere sahib ül hatt-ý Hümayun, azametlû, mehabetlû, kudretlû Ýbn üs Sultan Þehzade Mahmud-ý Adlî ibn üs Sultan Abdülhamid Han ibn üs Sultan Ahmed Han efendimiz Hazretlerinin istihkaký nümayan olmaðile, hilyeleri ve kitâbetleri zeyline ketebe tahririne izin verdim. Hüve l-üstad Vasfî, 1222 H. 222 Ýzin kýsmýna, icâzet verme yetkisine sahip baþka hattatlar tarafýndan da tasdik konabilir. Tarihte çok sayýda tasdiki bulunan icâzetnâmeler bulunmaktadýr Bu tercüme, Derman, Ýcâzetnâmeler, resim 19 da bulunan icâzetnâmeden yapýlmýþtýr Hilye þeklinde olan bu icâzetnâme TSMK-GY 1353 tedir Derman, Ýcâzetnâmeler, Ýcâzetnâmelerle ilgili geniþ bilgi için bkz. M. Uður Derman, Türk Yazý San atýnda Ýcâzetnâmeler ve Taklid Yazýlar, VII. Türk Tarih Kongresi, 87
88 Resim 101- Hattat Bakkal Ahmed Ârif Efendi nin hocasý Mehmed Þevkî Efendi den aldýðý hilye þeklinde sülüs nesih icâzetnâmesi. Altta sað kýsýmda zamanýn önemli hattatý Yahya Hilmi Efendi nin tasdiki, sol kýsýmda ise talebenin hocasý Þevki Efendi nin icâzet izin kýsmý yer almaktadýr. (TSMK-GY. 335) 88
89 Resim 103- Hattat Halim Özyazýcý nýn üslûplaþmýþ imzasý. (Süleyman Berk koleksiyonu) Resim 102- Hattat Ömer Vasfî Efendi nin Hattat Sâmi Efendi den aldýðý ta lik icâzetnâmesi. (TSMK-GY.324) Osmanlý nýn son döneminde 1915 yýlýnda açýlan ve devrin kudretli sanatkârlarýnýn ders verdiði Medrese-i Hattâtîn den mezun olanlara, klâsik icâzet yerine, mektebin bütün hocalarýnýn imza yahut mühürlerinin bulunduðu Resim 104- Hattat Hulûsi Efendi nin tâ lik bir kýt asýnýn altýndaki imza. (Emin Barýn koleksiyonu) icâzetnâme verilmiþtir. Bu icâzetnâmede talebenin yazdýðý bir ibâre bulunmamaktadýr. 224 Ankara, Eylül 1970, Kongreye Sunulan Bildiriler. Ankara, Türk Tarih Kurumu, 1973, s Bkz. Derman, Ýcâzetnâmeler, resim 23 Resim 105- Hattat Ali Hamdi Efendi ye ait sülüs karalama. 89
90 Resim 106- Günümüz hattatlarýndan Mehmet Özçay a ait nesih Besmele ve Rabbiyessir meþki. Resim 107- Günümüz hattatlarýndan Mehmet Özçay ýn kullandýðý Ketebehû Mehmed þeklindeki imzasý. 90
91 VI. BÖLÜM CELÎ BÝR YAZININ HAZIRLANIÞI 91
92 Resim 108- Hattat Halim Özyazýcý nýn celî sülüs bir levhasý için hazýrladýðý kalýp. (Süleyman Berk arþivi) CELÎ SÜLÜS BÝR HAT LEVHASININ HAZIRLANIÞ SAFHALARI Karþýsýnda durup hayranlýkla seyrettiðimiz sanat eserlerinin nasýl bir emekle meydana getirildiðini çoðu zaman aklýmýza getirmeyiz! Bir eserin, sanatkârýn zihninde berraklaþmasýndan, meydana gelene kadar geçen süre içerisinde çekilen zahmet, verilen göz nuru aslýnda esere verilen ruh kadar önemlidir. Bir sanatkârýn eserini evlâdý gibi sahiplenmesi baþkalarýna garip gelse de, bu alýn teri ve çilenin bir neticesidir. 225 Hemen bütün sanat dallarýnda, bir eserin meydana geliþ safhalarý birbirine benzemektedir. Þiirinde kullanacaðý uygun kelimeyi uzun müddet düþündükten sonra bulan Yahya Kemal Beyatlý da ayný çileyi çekmiþ, bir levhasýna 92 altý ayda vücûda getiren hattat Sâmi Efendi de ayný çileli yoldan geçerek eser vermiþtir. Bir Mustafa Râkým ýn, bir Yesâri nin, bir Osman Hamdi nin de ayný çileli yollardan geçerek eser verdiklerine þüphe yoktur. Bir hat eseri, elifbâ harfleri, kamýþ kalem, kâðýt ve mürekkep kullanýlmak suretiyle meydana getirilmektedir. Yazýlacak bir metinde, harflerin yanýnda okutma iþaretleri olan harekeler bulunmaktadýr. Yine normal metin yazýmýnda olmamakla birlikte, özellikle celî sülüs, celî dîvâni gibi yazýlarda, harf ve harekenin yanýnda bir takým süsleme iþaretleri de kullanýlmaktadýr. Yerine ve lüzûmuna göre tirfil, mimli tirfil, týrnak ve hurûf-ý mühmele denilen þekiller, celî sülüs levha yazýmýnda istifin doldurulmasýnda 225- Bu yazý, IX. Tarihi Sanatý ve Kültürüyle Eyüpsultan Sempozyumu na teblið olarak sunulmuþtur.
93 gibi bazý metinlerin istifleri günler, hatta aylar sonra ortaya çýkabilmektedir. Ýstifin oturmasý, bazen zaman istemektedir. Yazýlacak metnin istifi oluþuncaya kadar, hattatýn zihnini devamlý meþgul eder. Bu arada, zaman içerisinde geliþtirilen istifler de yeri gelince kullanýlmak üzere muhafaza edilir veya daha iyisi bulunana kadar istif üzerinde çalýþýlýr. Bazý hattatlarýn dosyasýnda daha sonra geliþtirilmek üzere birçok istif çalýþmasý bulunabilmektedir. Bazen tamamlanmýþ istifler, çok sonralarý levha hâline getirilmektedir. Ýstifin oluþma safhasýnda, meslektaþlar arasýndaki istiþârenin de önemi çok büyüktür. Resim 109- Hattat Mustafa Halim Özyazýcý nýn çeþitli istif çalýþmalarý. (Süleyman Berk arþivi) önemli rol oynamaktadýr. Harflerin yanýnda, hareke ve tezyinî iþâretlerin gayet düzenli, intizamlý, yerinde ve dengeli kullanýlmasý, istif sahasýna düzenli bir þekilde yayýlmasý önem arz etmektedir. Burada sanatkârý sýnýrlayan husus, harflerin ve harekelerin, teþrifata uygun, yani yerli yerinde kullanýlmasý; metnin mânâsýný bozacak uygunsuz yere konulmamasýdýr. Yazýda harflerin veya istifi meydana getiren diðer unsurlarýn, istif sahasýna uyumlu bir þekilde ve ayný nisbette yayýlmasý, yani istif örgüsünün her tarafýnýn ayný yoðunlukta olmasý, istifte organik bütünlüðün temini, çizgiler arasýnda uyum, denge, ritm ve ahengin bulunmasý güzel bir istifin temel unsurlarýdýr. Harflerdeki tenâsüp ve ölçü yanýnda, gerek satýr, gerekse katmerli istiflerde, harflerin birbirleri ile kaynaþmýþ bir halde bulunmasý önemlidir. Genel olarak, yazýlacak metin seçilirken mânâya dikkat edildiði gibi, seçilen metnin istife uygun olup olmayacaðý da göz önünde bulundurulmaktadýr. Yalnýz, bir ibârenin, istife uygun düþüp düþmeyeceðini önceden kestirmek zordur. Ýstif üzerinde çalýþma, çeþitli zuhûratlara sebep olabilir. Bazý metinlerin istifi kolaylýkla çýkabildiði Yazýlacak metin, evvela kurþun kalemle çalýþýlýr, yazýlabileceðine kanaat getirilen istifin taslaðý çýkarýlýr. Ýkinci ve önemli safha, kurþun kalemle yapýlan taslaðýn, sülüs yazý ve kamýþ kalemle sýnýrlarý tespit edilmiþ alana yazýlmasýdýr. Bu safhaya geçmeden evvel, metinde bulunan bütün harfler tek tek çalýþýlmaktadýr. 226 Bu çalýþma esnasýnda beðenilen harf, metinde kullanýlmak üzere saklanmaktadýr. Eðer metinde ayný harften iki adet varsa, diðeri için de, daha önce çalýþýlmýþ harf kullanýlmaktadýr. Celî sülüs harfler çalýþýlýrken hattat Sâmi Efendi, Nazif Bey, Neyzen Emin Efendi, Halim Özyazýcý gibi Sâmi Efendi ekolüne mensup hattatlarýn harfleri örnek alýnmalýdýr. Celî sülüs yazý için þu tespiti yapmak mümkündür; celî sülüs harfleri, ölçü ve estetik olarak hattat Sâmi Efendi eliyle mükemmel hâle getirilmiþtir; ayný þeyi istif bakýmýndan söylemek mümkün deðildir. Celî sülüs ün istifinde Mustafa Râkým la birlikte, özellikle Sâmi Efendi ile çok mesâfe alýnmýþtýr ama, yapýlmasý gereken daha çok þey olduðu muhakkaktýr. Yapýlanlar hâlâ çok azdýr Bu konu ile ilgili Mahmud Bedreddin Yazýr ýn ait Kalem Güzeli (Kalem Güzeli/I, s. 151) isimli eserde anlattýðý olay çok önemlidir: Nitekim, hocam Ömer Vasfî Efendi ye bir gün yazý göstermeye gitmiþtim. Odasýna girdiðimde, siyah kaðýd üzerine sülüs celîsiyle kad eflaha.. sûresini yazarken meþgul buldum. Gel birâder gel! diye yanýna çaðýrdý. Bir (dal) harfini baþka bir siyah kaðýd üzerine defalarca -hatýrýmda kaldýðýna göre yirmi kadar- yazmýþtý ve nihayet Hah oldu! diye birisini beðendi ve onu iðneleyip asýl yazdýðý yere silkti, sonra üzerinden itina ile tekrar kalemle yazdý, sebebini öðrenmek için Niye böyle yaptýnýz? diye sordum, þu cevabý verdi: Elimiz öteki þekillere alýþmýþ, buraya uygun olaný bir türlü çýkaramadým, yaza yaza kývamýný bulduruncaya kadar uðraþmaya zaruret hasýl oldu. Ýþte, çok yazmanýn bir manasý da budur. Bu þekli bir daha yapabileceðime güvenim olmadýðýmdan, iðneleyip silkmek ve üzerinden yazmak kolaylýðýný tercih ettim. Gördün ya, hocamdan icazet alalý, yani bana hattat denileli þöyle böyle yirmi seneyi geçtiði ve þu harfi binlerce defa yazdýðým halde, istiften doðma icaplara uygun olacak surette ve belki de buraya mahsus olmak üzere, harfi kürsüsüne oturtmak noktasýnda bir talebe kadar ter döktüm. Fakat, muvaffak oluþum, yorgunluðumu giderdi. 93
94 Resim 110- Hattat Osman Özçay a ait titiz bir þekilde tashih edilmiþ, celî sülüs levha. (Tezhib: Fatma Özçay; Abdurrahman el-uveys Koleksiyonu - Dubai) Ýkinci safhada metin, tespit edilen sýnýrlara yazýlýr. Gerektiði taktirde ayný kâðýt üzerinde, þekil ve estetik olarak beðenilmeyen harflere müdâhalede bulunulur. Burada þu husus akýldan çýkarýlmamalýdýr; istifte harflerin ölçüsü, meþkte öðrenildiði gibi deðildir. Ýstif icâbý harflerin ölçüsünde belli bir noktaya kadar deðiþiklik mümkündür. Meselâ celî sülüste, nun harfinin çanak tabir edilen kýsmý normalde beþ nokta ölçüsündedir. Ýstif icabý bu çanak dört buçuk nokta ölçüsünde olabileceði gibi, beþ buçuk nokta ölçüsünde de olabilmektedir. Ýstif hazýrlanýrken hareke ve tezyinî iþâretler birlikte düþünülür ve çalýþýlýr. Dördüncü safhada, hareke ve tezyinî iþâretler üzerinde durulur. Unutulmamalýdýr ki baþarýlý bir istif, hareke ve tezyinî iþaretler kapatýldýktan sonra, harflerinin dengeli daðýlým gösterdiði istiftir. Beþinci safhada, yazý fotokopi usulü ile yazýlacak büyüklüðe getirilerek, harekelerin de son kontrolleri yapýlýr. Levha artýk, aherli kaðýda yazýlacak hâle gelmiþtir. 227 Altýncý safhada artýk yazý, aharlý kâðýt üzerine yazýlýr, ince tashihi yapýlýr. Aslýnda bir levhanýn en önemli safhalarýndan biri de bu kýsýmdýr. Levhanýn kalýptan aherli kaðýda aktarýlmasý uzun sürmese de tashihi, özellikle ince tashihi epeyce zaman alabilmektedir. Toplu iðne ucu kadar demir uçlu yahut cava kalemi ile yapýlan ince tashih dikkat ve ihtimam istemektedir. 228 Levhanýn yazým ve tashihi bittikten sonra fotokopi usulü ile küçültülerek cýlýz kalan yerler tashih edilmek 227- Önceleri, fotokopi imkânýnýn olmadýðý zamanlar, yazý kalýbý, þablonu hazýrlamak için siyah kâðýt kullanýlýrdý. Siyah kaðýda sarý zýrnýk boya ile yazý yazýlýr, beðenilmeyen kýsým siyaha boyanmak sureti ile istenen kýsým ayný yere, sarý zýrnýk ile tekrar yazýlýrdý. Ayrýca yazý kalýbýnýn, esas levhanýn yazýlacaðý büyüklükte yazýlmasý gerekmekte idi. Ayný yazýnýn ayrý ölçüsü gerektiðinde tekrar ayný usullerle kalýp hazýrlanmasý zorunluydu. Günümüzde fotokopi usûlü, yazý kalýbý hazýrlama iþini epeyce kolaylaþtýrmýþtýr. Bir gün, hattat Mehmet Özçay ýn Eðer Sâmi Efendi zamanýnda fotokopi olaydý, kim bilir ne yazýlar yazardý! dediðini çok iyi hatýrlýyorum Yazýnýn tashihi yazýdan da önemli bir husustur. Tashih için yazý sanatýna çok iyi vâkýf olunmasý gerekmektedir. Sâmi Efendi nin ifadesi ile yazýnýn neresinden alýnýp, neresine verileceðinin iyi bilinmesi gerekmektedir. Yazý asýl güzelliðini tashihten sonra almaktadýr. Tashihte dikkat edilecek hususlar þunlardýr: 1- Kalemin hakkýný vermek, 2- Kalemin nefes gibi akýþýný muhafaza etmek, 3- Harfin tenâsüp ve tenâzurunu muhafaza etmek, 4- Bu kayýt ve þartlar altýnda noksanlarý görüp tamamlamak, 5- Fazlalýklarý giderip yazýyý þekil ve durum bakýmýndan lâyýk olduðu kürsüsüne oturtmak (Yazýr, Kalem Güzeli, III, 297). Yazý tashihi için ayrýca bkz: Savaþ Çevik, Hat San atýnda Tashih, M. Uður Derman 65. Yaþ Armaðaný. Ýstanbul, Sabancý Üniversitesi Yayýný, 2000, s
95 Resim 111- Hattat Halim Özyazýcý tarafýndan titizlikle tashih edilmiþ bir levha. (Tezhib: Münevver Üçer) üzere tespit edilmelidir. Bu iþ için özellikle beyaz kâðýt tercih edilir, çünkü beyaz kâðýt, hatalarý daha bâriz bir þekilde göstermektedir. Tekrar yapýlan bu tashihte ayrýca, harflerin kalem hakkýnda bir bozulma meydana gelmiþse bu da giderilir. Çünkü tashihte kalemin tabii cereyan hakkýnýn bozulmamasý çok önemlidir. Hattat Nazif Bey (ö. 1913) in yazýlarýnýn tashihini bitirdikten sonra fotoðrafla küçültüp harflerin cýlýz kalan yerlerini tashih ettiði kaynaklarda belirtilmiþtir. Bu tashihler yapýldýktan sonra 95 imza ve tarih konulur. Levha artýk tezhibe hazýr hâle gelmiþtir. Levhada imza ve tarih en son düþünülen hususlardýr. Burada sýralanan safhalar, peþ peþe icra edilebildiði gibi, uzun zaman aralýklarý ile de icra edilebilmektedir. Tashih kýsmýnýn fazlaca zaman aldýðý bilinmelidir. Titiz bir san atkârýn yazýnýn her safhasýnda, hiçbir ayrýntýyý ihmal etmediði, güzellik ve mükemmelliðin ayrýntýlarda gizli olduðunu akýldan çýkarmadýðý muhakkaktýr.
96 Resim 112- Hattat Osman Özçay a ait titiz bir þekilde tashih edilmiþ, sülüs levha. (Tezhib: Fatma Özçay) Resim 113- Hattat Halim Özyazýcý tarafýndan titizlikle tashih edilmiþ bir levha. (Tezhib: Münevver Üçer) 96
97 VII. BÖLÜM LÜGATÇE VE DEYÝMLER 97
98 7. 1. LÜGATÇE ve DEYÝMLER Âher: Genellikle, niþasta, yumurta aký ve pirinçten yapýlan ve ham kâðýtlarýn terbiyesinde kullanýlan sývý. Âhenk: Harflerin yapýlarýnýn, estetik ölçülerinin, hem münferid hem de diðer harflerle uyum içerisinde olmasýdýr. Bunlar da tenâsüp ve terkiple ifade olunmuþlardýr. Aklâm-ý Sitte: Türkçesi, "altý kalem", Farsçasý "þeþ kalem" dir. Sülüs, nesih, muhakkak, reyhânî, tevkî ve rýkaa' yazýlarýna verilen toplu isim. Ali Kurna: Eskiden kullanýlan kâðýtlardan birinin adýydý. En ziyade sülüs yazý için kullanýlýrdý. Ýtalya'nýn Toskana eyaletinin güneyinde güzel bir þehir olan Livurna'da yapýlan bu kâðýtta (A. Ligorna) kelimesi soðuk damga ile vurulduðundan tahfife uðrayarak "Ali Kurna" olmuþtur. Babüssaâde: Arz kapýsý, taht kapýsý. Topkapý Sarayý'nýn üçüncü kapýsý olup Enderun ve Bîrun'u birbirinden ayýrýrdý. Bâb-ý Hümâyûn: Topkapý Sarayý'nýn Ayasofya'ya bakan birinci kapýsýna verilen ad. Bâb-ý Selâm: Topkapý Sarayý'nýn Bab-ý Hümâyûn dan sonra gelen ikinci kapýsý olup, daha ziyade Ortakapý diye anýlýr. Berat: Osmanlý Devleti teþkilatýnda bazý vazife, hizmet ve memuriyetlere, tayin edilenlere vazifelerini icrâ selâhiyetini tevdi etmek üzere, padiþahýn tuðrasý ile verilen mezuniyet veya tayin emirleri. Beyze: Tuðra'nýn kýsýmlarýndan olup, saðdan sola ve yukarý doðru çekilen çift þekil. Beyzî: Yumurta biçiminde olan, oval. Celî Sülüs: Sülüs yazýnýn yaklaþýk 9 mm.'den kalýn yazýlanýna verilen addýr. Sülüs yazýya göre bu yazýda hatlar daha belirgin bir hâl alýr. Celîl: Celî yazýnýn Abbasiler dönemindeki adý. Ciharyâr-ý Güzîn: Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali için özellikle sünnî müslümanlar tarafýndan kullanýlan bir tabir. Çýkarma: Hocanýn, talebenin yazdýðý meþkin altýna, yapamadýðý harfleri tekrar yazmasýna verilen isimdir. Dendan: Sin diþlerine verilen addýr. Dýval: Kadife üzerine sýrma ya da gilapdanla kabartma olarak yapýlan iðne iþi. Ýþlenecek desenler mukavva veya deri üzerine çizilir. Bunlar kesilerek gergef veya kasnaða gerilen kadife üzerine yerleþtirilir. Gergef veya gilaptan bu kalýplarý örtecek þekilde iþlenir. Bindallý kadýn elbiseleri ile birlikte bohçalar, keseler, örtüler dival iþi olarak bu teknikle süslenir. Türk el iþleri arasýnda divalin yeri büyüktür. Ebrû: Su yüzeyine serpilen toz boyalara kâðýt tatbik olunarak yapýlan boyama. Envanter: Döküm, liste. Esma-i Hüsnâ: Allah'ýn en güzel ve þerefli doksan dokuz ismine verilen addýr. Estampaj: Taþa mahkuk olan yazýlarýn üzerine kâðýt konmak suretiyle kalýbýnýn alýnmasý. Estetik: Duygu ilmi manasýný ifade ederse de bugün sanattaki güzelliðin mahiyetinden bahseden ilim; güzellik duygusu uyandýran, güzel olan. Evâhir: Son dönem, ustalýk dönemi. Evâil: Ýlk dönem, çýraklýk dönemi. Evâsýt: Orta dönem, kalfalýk dönemi. Ferman: Bir iþ veya maslahat sipariþini mutazammýn padiþah tarafýndan verilen yazýlý emir. Fersûde: Yýpranmýþ, eskimiþ, aþýnmýþ; eski, yýrtýk. Gubâri Yazý: Arapça toz anlamýna gelen gubardan ismini alan yazýdýr. Çok ince ve küçük hatta gözle zor görülebilecek yazýlara verilen isimdir. Hâfýz: Kur'ân-ý Kerîmi tamamen ezberleyen ve ezberinde tutan kimse. 98
99 Hançer: Tuðra'da beyzelerin devamý olarak saða uzanan çif kola verilen ad. Hasaneyn: Hz. Peygamberin torunlarý Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin için kullanýlan tabirdir. Hazire: Etrafýnda duvar veya çit bulunan aðýl, mezarlýk ve saire. Hurûf-u Mühmele: Arap elifbasýndaki noktasýz harfler. Ýbda': Bir sanat eseri meydana getirmek. Ýbda' olunmuþ bir eser demek, hiçbir modeli olmayan ve kimseyi taklit etmeyerek vücuda getirilen aslî eser demektir. Ýcâzet: Hat san atýnda müfredat ve mürekkebat meþklerini bitirenlere hocalarý tarafýndan, yazýlarýnýn altýna ketebe koyma iznini veren diploma. Ýmza: Hat sanatýnda, hattatýn levhanýn uygun yerine, yahut yazdýðý kitabýn genelde son sahifesine ismini yazmasý. Levhalara genellikle ismin stilize þekli konmuþtur. Ýptidaî: Basit, geliþmemiþ, iþlenmemiþ. Ýstif: Bir þeyi birbiri üzerine ve sýra ile dizip yýðmak demek olan bu kelime Ýslâm yazýsýnda kelimeleri satýr nizamý dýþýnda birbirinin üzerine çýkarmak yerinde kullanýlýr bir tabirdir. Ketebe: Bir hattatýn yazdýðý yazýya ismini koymasý yerinde kullanýlýr. Ýmza demektir. Kitabe: Camii, mescit, medrese, kale, türbe, kervansaray, han, hamam gibi bir mimarî eserin kapýsý üzerine veya uygun bir yerine yerleþtirilen, üzeri kabartma yazýlý taþ levha. Kuþak: Bir abidenin çevresini tamamen, yahut kýsmen kuþatan ve uzaktan okunabilmesi için celî þekliyle yazýlmýþ olan yazýlar. Külliye: Osmanlý zamanýnda Araplar daki bazý medreselere üniversite kelimesinin karþýlýðý verilen bir ad. Lahit: Harç ile yapýlan mezar, ölüleri koymaya mahsus sanduka yerinde kullanýlýr bir tabirdir. Mahkûk: Maden, taþ, tahta vesaire üzerine demir kalemle çukur veya kabartma olarak yazýnýn oyulmasý. Ma'kýlî: Hiçbir parçasýnda yuvarlaklýk bulunmayan, düz, dik ve köþeli yazý biçimidir. Mahlas: Asýl addan baþka kullanýlan ikinci ada verilen isimdir. Þairler þiire baþladýklarý vakit böyle ikinci bir ad alýrlar, onu þiirlerinde kullanýrlardý. Devlet memuriyetine girenlerin bazýlarýna da âmirleri tarafýndan mahlas verilirdi. Malakârî: Tavan ve duvarlara alçý ile az kabartma olarak yapýlan tezyinat. Kabartmalar gayet az kalýnlýktadýr ve ekseriya bir santimi geçmez. Bu tarz iþe malakârî denilmesi, mala gibi küçük bir aletle yapýldýðý içindir. Mektep (Ekol): San atta ayný esaslara tâbi olan, ayný san at prensiplerini müdafaa eden ve o tarzda çalýþan san atkârlar grubuna denir. Muhakkak: Sülüs yazýya göre harfleri daha düzümsü, çanaklarý geniþçe ve derin olmayan yazýdýr. Kuyruðu olan harflerin kuyruklarý daha uzuncadýr. Muharrir: Tahrir eden, yazý yazan, kâtip, yazar, bir mevzuyu yazý ile anlatan. Murakkaa: Hattatlarýn, ayrý ayrý kâðýtlara yazarak körük gibi bir ciltte topladýklarý yazý albümü. Murakka' albümleri çeþitli yazý türlerini içine alýr. Muvakkithane: Vakit tayinine yarýyan saat gibi aletlerin bulunduðu yerler hakkýnda kullanýlýr bir tabirdir. Mücellid: Kitap ciltleyen, ciltci. Müderris: Medrese ve camiide talebeye ders okutan hoca yerinde kullanýlan bir tabirdir. Müfredat: Yazý sanatýnda elifba harflerinin tek tek ve birbirleriyle yazýlmasýndan oluþan ders. Mürekkebât: Müfredat dersinden sonra, âyet, hadis ve kelâm-ý kibârdan oluþan yazý dersi. Müselsel Hat: Zincirleme, ardý ardýna, aralarý kesilmeden, zincirleme yazýlan yazý. 99
100 Müsenna Yazý: Ayný ibarenin harflerinin karþýlýklý olarak yazýlmasýdýr. Bu yazýya aynalý yazý da denmektedir. Müstensih: Ýstinsah eden, bir yazýnýn kopyasýný, suretini çýkaran. Nesih: Sülüs'e tabi olup, onun üçte biri kadardýr. Bu yazý teknik bakýmýndan sülüs ün üçte ikisini neshetmiþ ve üçte biriyle de ona tabi olmuþtur. Daha çok kitap istinsahýnda kullanýlmýþtýr. Perspektif: Eþya ve nesnelerin uzaktan görünüþü; nesneleri bir yüzey üzerine görüldükleri gibi çizme sanatý. Reyhâni: Muhakkak'a tabi olup onun ince kalemle yazýlanýna verilen ad. Rýkaa': Tevki' yazýya tabi olup onun ince kalemiyle yazýlan yazýdýr. Sere: Tuðra'nýn þekillerinden olup, tuðra metninin yazýldýðý kýsýmdýr. Bu kýsýmda padiþahýn ve babasýnýn adlarý yazýlýrdý. Bu kýsma "kürsü" de denilir. Seren: Kef harfinin üst çizgisi. Sülüs: Her harfinin altýda dört parçasý düz, altýda ikisi de yuvarlak olan yazýdýr. Ýslâm yazýlarý içerisinde ümmü'l-hutût olarak isimlendirilmiþtir. Umumiyetle aðzý 3-4 mm. geniþliðinde kalemle yazýlýr. Tasdik: Ýcâzetnâme ye, talebenin hocasýndan baþka hocalarýn koyduðu kayýt. Tashih: Hat san atýnda harfin fazla veya pürüzlü kýsýmlarýnýn, yalama yahut traþlama suretiyle giderilmesi, eksik kýsýmlarýnýn ise tashih mürekkebi ile doldurulmasý suretiyle yapýlan iþlem. Teberrüken: Baþlanýlan iþin hayýrlý ve bereketli olmasý için. Tenâsüp: Ölçülü olma; hüsn-i hatta aranan bir vasýftýr. Harflerin boylarý, kalýnlýklarý, harf aralýklarý, kalem kalýnlýðýna göre olmasýdýr. Teþrifat: Yazýda harflerin, yerli yerinde takdim ve tehir yapýlmaksýzýn kullanýlmasý. Tevkiî: Sülüs'e tabi olup, onun ihmal edilmiþ þeklidir. Ayrýca bitiþmeyen harfler de birbirlerine bitiþtirilerek yazýlýr. Tezhib: Yazma kitaplarla murakka'larda, boya ve altýn tozu ile yapýlan her türlü süsleme iþine verilen ad. Týrnak: Celî sülüs istiflerinde süs unsuru olarak kullanýlan þeklindeki iþaret. Tirfil: Celî sülüs istiflerinde süs unsuru olarak kullanýlan þeklindeki iþaret. Tuð: Tuðra'nýn kýsýmlarýndan olup sere ye dikine olarak yukarý doðru çekilen üç eþit hatta denir. Bunun yerine elif de denir. Tuðrâî: Berat, ferman ve sair tuðra çekilen kâðýtlara tuðra çeken yerinde kullanýlýr bir tabirdir. Bu vazifeyi gören memura Tuðrâî, Niþancý, Tevkiî de denilirdi. Tuðra Çekmek: Berat, ferman ve sair vesikalara tuðra denilen alâmetin yazýlmasý yerinde kullanýlýr bir tabirdir. Üslûp: Tarz, yol, biçim, usûl. Üslûplaþtýrma: Stilize etme, belli bir biçime sokma. Varak Altýn: Kâðýt halinde gayet ince hale getirilmiþ altýn. Yazý Silkelemek: Harf kenarlarý iðnelenen bir yazýnýn, zemin rengine göre kömür yahut tebeþir tozu ile yazý üzerinden gidilerek, yazýnýn esas yazýlacaðý zemine tespit edilmesi. Zerendûd: Kaðýdýn üzerine sývama altýn sürülmesi anlamýna kullanýlan bir tabirdir. Zülfe: Sülüs yazýsýndaki eliflerin ucunda çengele verilen ad. Terkip: Ýstif anlamýnda, hat sanatýnda harf ve kelimelerin âhenkli bir surette tertip edilmesi. 100
101 7. 2. BÝBLÝYOGRAFYA Kur ân-ý Kerim ve Türkçe Açýklamalý Meali. Ankara, Türkiye Diyanet Vakfý Yayýnlarý,1993. ACAR, Þinasi. Türk Hat Sanatý. Ýstanbul, Antik A.Þ., 1999, 305 s. - Hattat Mezar Taþlarý (I-II), AD Art Dekor, sy (Aralýk Ocak 2000), s , Ünlü Hattatlarýn Mezarlarý Gelimli Gidimli Dünya. Ýstanbul, 2004, 128 s. AKTAN, Ali. Arap Yazýsýnýn Doðuþu, Geliþmesi ve Ýslâm Yazýsý Haline Gelmesi, Ýslâmî Araþtýrmalar. c. II, sy. 6, 1988, s Âli. Tuðray-ý Humâyun, TOEM. sy. 43 (1 Nisan 1333) s Âli, Gelibolulu Mustafa. Menâkýb-ý Hünerverân. Ýstanbul, Türk Tarih Encümeni Külliyatý, 1926, s. ALPARSLAN, Ali. Hattat Hamid Aytaç, Hayat Tarih Mecmuasý. sy. II, 1972, s Yazý-Resim, Boðaziçi Üniversitesi (Beþerî Bilimler) Dergisi. c. I, 1973, s Mimarî Yapýlarýn Yazý San atý Bakýmýndan Önemi Boðaziçi Üniversitesi (Beþerî Bilimler) Dergisi. c. IV-V, , s Ünlü Türk Hattatlarý. Ankara, Kültür Bakanlýðý Yayýnlarý, 1992, 147 s. - Ýslâm Yazý Sanatý, Doðuþtan Günümüze Büyük Ýslâm Tarihi. c. XIV, Ýstanbul, Çað Yayýnlarý, 1993, s Celî, DÝA/VII. Ýstanbul, 1993, s Osmanlý Hat Sanatý Tarihi, Ýstanbul, Yapý Kredi Yayýnlarý, 1999, 215 s. - Ýslâm Yazý Çeþitleri : 3 Celî Sülüs, Sanat Dünyamýz, sy. 33 (1985), s Ýslâm Yazý Çeþitleri : 4 Nesta lik, Sanat Dünyamýz, sy. 34 (1985), s Ýbn Muklenin Ýslâm Yazýsýna Hizmeti, Tarih Boyunca Paleografya ve Diplomatik Semineri 30 Nisan/ 2 Mayýs 1986 Bildirileri, Ýstanbul, 1986, s Gubâri, DÝA, c. XIV, s. 167 ALUS, Sermet Muhtar. Eski Yazýlar, Hattatlar, Akþam Gazetesi. 4 Aðustos (Ýstanbul Yazýlarý. Ýstanbul, Ýstanbul Büyükþehir Belediyesi Kültür Ýþleri Dairesi Baþkanlýðý Yayýnlarý No: 15, 1994, s ). ARSEVEN, Celâl Esad. Sanat Ansiklopedisi (I-V). Ýstanbul, MEB, AYVAZOÐLU, Beþir. Mustafa Râkým Efendi, Aksiyon. sy. 150, (18-24 Ekim 1997), s Geleneðin Direniþi. Ýstanbul, Ötüken Yayýnlarý, Hattat Mustafa Râkým Efendi, Türk Edebiyatý. sy. 290 (Aralýk 1997), Kuðunun Son Þarkýsý. Ýstanbul, Ötüken Neþriyat, 1999, s Acý bir manzara ve bir teklif, Not Defteri, Zaman Gazetesi, 20. Ekim AYVERDÝ, Ekrem Hakký. Fatih Devri Hattatlarý ve Hat Sanatý. Ýstanbul, Ýstanbul Fetih Cemiyeti, 1953, 56 s. BALTACIOÐLU, Ý. Hakký. Ýslâm Yazýlarýnýn tarihçesi III Sülüs Nev i, Tedrîsât-ý Ýbtidâiye Mecmuasý. c. II-III, No: , s , Türk Yazýlarýnýn Tedkîkine Medhal, Dârü l-funûn Ýlâhiyat Fakültesi Mecmuasý. c. II, sy. 5-6, Haziran 1927, s Sanat. Sühulet Kütüphanesi, Ýstanbul, 1934, 238 s. - Necmeddin Okyay ile Görüþtüm, Yeni Adam. sy. 447 ( 22 Temmuz 1943), s. 6, 7, Mustafa Râkým, Türke Doðru. 1943, c. II, s Türk Plâstik Sanatlarý. Ankara, MEB., 1971, s Türklerde Yazý Sanatý. Mersin, Kültür Bakanlýðý, 1993, 143 s. BAYAT, Ali Haydar. Hüsn-i Hat Bibliyografyasý. Ankara, Kültür Bakanlýðý, 1990, 160 s. BAYKAL, Bekir Sýtký. Tuðra, Türk Ansiklopedisi (TA) XII/2, Ýstanbul, Milli Eðitim Bakanlýðý, BERK, Nurullah. Ýslâm Yazýsýnda Plastik ve Ýfâde AÜÝFD. sy. I-II, 1995, s BERK, Süleyman, Eyüpsultan Sýnýrlarý Ýçerisinde Hattat Mustafa Râkým a Ait Mezartaþý Kitabeleri, III. Eyüpsultan Sempozyumu Tebliðler (28-30 Mayýs 1999), 101
102 Ýstanbul, Eyüp Belediyesi, 2000, s Hattat Mustafa Râkým Efendi nin Ýstanbul daki Mezartaþý Kitabeleri, AD Art Dekor, sy. 87 (Haziran 2000), s Cihangir Camisi Yazýlarý, AD Art Dekor, sy. 89 (Aðustos 2000), s Sultanahmet-Firuzaða Camisi Kitabesi, AD Art Dekor, sy. 90 (Eylül 2000), s Hattat Mustafa Râkým ýn Celî Sülüs ün Estetiðinde Ortaya Koyduðu Yenilikler, M. Uður Derman 65. Yaþ Armaðaný, Ýstanbul, Sabancý Üniversitesi, 2000, s Hattat Mustafa Râkým Hatýra Defteri, Türk Edebiyatý Dergisi, sy. 343 (Mayýs 2002), s Filibeli Ahmed Ârif Efendi, AD Art Dekor, sy. 88 (Temmuz 2000), s Bir Hilye-i Hakâni, AD Art Dekor, sy. 97 (Nisan 2001), s Hat Sanatýnýn Öðretiminde Meþk Murakkaalarý, Tarih ve Düþünce, sy. 06 (Haziran 2001), s Hattat Halim Efendi nin Bilinen Tek Hilyesi, Tarih ve Düþünce, sy. 07 (Temmuz 2002), s Hattat Hâmid Aytaç ( ) la Alâkalý Birkaç Not, Hattat Hâmid Aytaç Kitabý. Ýstanbul, Kitabevi, 2002, s Osmanlý Hat Sanatýnda Estetik Unsurlar, Yaðmur, Yýl 6 sy. 25, (Ekim-Kasým-Aralýk 2004), s Hüsn-i Hat, Güzel Yazý Üzerine, Standard, Yýl 44, sy. 519 (Mart 2005), s Hattat Mustafa Halim Efendi ve Kartvizit Çalýþmalarý, Tüliya, sy. 1 (Mayýs 2005). s Hattat Hâfýz Osman Efendi, Antik Dekor, sy. 90 (Eylül Ekim 2005), s Tarihi Silmek, Türk Edebiyatý, sy. 386 (Aralýk 2005), s Mütevazi, Hoþsohbet, Nüktedan, Türk Edebiyatý, sy. 389 (Mart 2006), s Eyüp te Medfun Bir Hattat Filibeli (Bakkal) Ahmed Ârif Efendi (1252/ /1909), IV. Eyüpsultan Sempozyumu 5-7 Mayýs 2000 (IV. Eyüpsultan Sempozyumu/Tebligler, Eyüp Belediyesi, 2001, s ) - Eyüpsultan da Celî Sülüs Kuþak Yazýlar, V. 102 Eyüpsultan Sempozyumu Mayýs 2001 (V. Eyüpsultan Sempozyumu/ Tebligler, Eyüp Belediyesi, 2002, s ) - Hattat Ýsmâil Zühdî Efendi, VI. Eyüpsultan Sempozyumu Mayýs 2002 (VI. Eyüpsultan Sempozyumu/Tebligler, Eyüp Belediyesi, 2003, s ) - Ýstanbul un Sur Kapý Kitâbeleri, VII. Eyüpsultan Sempozyumu Mayýs 2003 (VI. Eyüpsultan Sempozyumu/Tebligler, Eyüp Belediyesi, 2003, s ) - Celî Sülüs Bir Hat Levhasýnýn Meydana Getiriliþ Safhalarý, IX. Eyüpsultan Sempozyumu Mayýs 2005 (IX. Eyüpsultan Sempozyumu/Tebligler, Eyüp Belediyesi, Celî Sülüs ün Þâheserleri, AD Art Dekor, sy. 87(Haziran 2000), s Ýstanbul Açýk Hava Hat Müzesi, Aksiyon. Sy. 440 (12 Mayýs 2003), s Hattat Filibeli Bakkal Ahmed Ârif Efendi (1252/ /1909), Umran, sy. 123 (Kasým 2004), s Hüsni- Hat Yazýlarýn En Güzeli, El Sanatlarý Dergisi, sy. 1 (Mayýs 2005), Bir Zafer Abidesi: Ulucami, Aksiyon, sy. 580 (16 Ocak 2006), s Gelenek ve Gelecek, ÝSMEK El Sanatlarý Dergisi, sy. 2, 2006, s BOYDAÞ, Nihat. Ta lik Yazýya Plastik Deðer Açýsýndan Bir Yaklaþým. Ýstanbul, MEB,1994, 159 s. - Ýslâm Yazýsý ve Musiki (I), Türk Dünyasý Tarih Dergisi, sy. 35, (1989), s Ýslâm Yazýsý ve Musiki (II), Türk Dünyasý Tarih Dergisi, sy. 36, (1989), s Ýslâm Hat Sanatýnda Ritm, Gazi Üniversitesi Eðitim Fakültesi Dergisi, c. IV, sy. 1 (1988), s Hat Sanatýmýz ve Batýya Tesiri, Vakýflar Dergisi, s. 16 (1982), s Epigrafik Malzeme Olarak Ýslâm Yazýsý, Türk Kültürü Araþtýrmalarý, c. XXVI/2, 1989, s Ýslâm Yazý Sanatýnda Plastik Elemanlar, Yedi Ýklim, c. VIII, s. 59 (Þubat 1995), s Plastik Deðerler Açýsýndan Bir Mezar Taþý, IX. Millî Mevlâna Kongresi, Aralýk 1997, (Tebliðler), Konya, Selçuk Üniversitesi, 1998, s
103 CUM'A, Ýbrahim. Dirâse fî Tatavvuri'l-Kitâbâti'l- Kûfiyye. Dâru'l-Fikri'l-Arabî, ts. 286 s. ÇAÐMAN, Filiz- AKSOY Þule. Osmanlý Sanatýnda Hat. Ýstanbul, Kültür Bakanlýðý, 1998,115 s. ÇETÝN, Nihad M. Ýslâm da Paleografyanýn Doðuþu ve Geliþmesi (Tarih Boyunca Paleografya ve Diplomatik Semineri, 30 Nisan/2 Mayýs 1986 Bildirileri) Ýstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Ýstanbul, 1988, s (Levhalar, ) - Ýslâm Hat Sanatýnýn Doðuþu ve Geliþmesi (Yâkût Devrinin Sonuna Kadar), Ýslâm Kültür Mirâsýnda Hat Sanatý. Ýstanbul, IRCICA,1992, s Yâkût Musta sýmî, Ýslâm Ansiklopedisi (ÝA) c. XIII, Ýstanbul, Milli Eðitim Bakanlýðý, 1986, s ÇEVÝK, Savaþ. Hat San atýnda Tashih, M. Uður Derman 65. Yaþ Armaðaný. Ýstanbul, Sabancý Üniversitesi Yayýný, 2000, s ÇIÐ, Kemal. Hattat Hâfýz Osman Efendi. Ýstanbul, Uzman Laboratuvarý, 1948, 47 s. DENY, J. - Tuðra, Ýslâm Ansiklopedisi (ÝA) XII/2, Ýstanbul, Milli Eðitim Bakanlýðý,1988, s DERE, Ömer Faruk. Hat San atýnda Hâfýz Osman Efendi ve Ekolü. Ýstanbul, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayýmlanmamýþ Yüksek Lisans Tezi, 2001, 212 s. - Hat San atýnda Üç Ekol, El Sanatlarý Dergisi, sy. 2, 2006, s Duaya Vesile Ýmzalar, Tarih ve Düþünce, sy. 9 (Eylül 2003), s DERMAN, M. Uður. Diþ Kirasý, Hayat Tarih Mecmuasý. sy. 12, 1 Ocak 1969, s Hat Sanatýmýzda Resim-Yazýlar, Kubbealtý Akademi Mecmuasý. sy. 3, Temmuz 1972, s Büyük Bir Hat Sanatkârýmýz: Sâmi Efendi, Hayat Tarih Mecmuasý. sy.5, Haziran 1969, s Hattat Ýsmâil Zühdî Efendi, Hayat. sy. 49, 27 Kasým 1969, s Yazý Tarihimizde Hattat Ýmzâ ve Þecereleri, VII. Türk Tarih Kongresi, Ankara, Eylül 1970, Kongreye Sunulan Bildiriler. Ankara, TTK,1973, s Hat, Türk Ansiklopedisi, c. XIX. Ýstanbul, Milli Eðitim Bakanlýðý, 1971, s Türk Yazý San atýnda Ýcâzetnâmeler ve Taklîd Yazýlar, VII. Türk Tarih Kongresi, Ankara, Eylül 1970, Kongreye Sunulan Bildiriler. Ankara, Türk Tarih Kurumu, 1973, s Mezâr Kitabelerinde Yazý San atýmýz, TTOK Belleten. sy. 49, 1975, s Ölümünün Yüzüncü Yýldönümünde Kadýasker Mustafa Ýzzet Efendi, Meydan. sy , Aralýk, 1976, s Yazý Sanatýmýzda Hilye-i Saadet, Ýlgi Mecmuasý. sy., Aralýk 1979, Yýl: 13, s Mahmud Celâleddin, Kök. sy. 20, 21,22 (Ekim, Kasým, Aralýk 1982), s Padiþah Tuðralarýndaki Þekil Ýnkýlâbýna Dair Bilinmeyen Bazý Gerçekler, VIII. Türk Tarih Kongresi, Ankara, Ekim 1976, Kongreye Sunulan Bildiriler. c. III, Ankara 1983, s Resimler, s Sultan II. Mahmûd un Hattatlýðý, Sultan II. Mahmûd ve Reformlarý Semineri, Haziran 1989, Ýstanbul. Ýstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Araþtýrmalarý Merkezi, Ýstanbul, 1990, s Hat San atýnda Osmanlý Devri, Ýslâm Kültür Mirâsýnda Hat San atý. Ýstanbul, Ýslâm Tarih, Sanat ve Kültür Araþtýrma Merkezi (IRCICA), 1992, s , Türk Hat Sanatý, Baþlangýcýndan Bugüne Türk Sanatý. Ankara, Türkiye Ýþ Bankasý Kültür Yayýnlarý, 1993, s Selçuklu dan Osmanlý ya Celî Sülüs Hattýnýn Geliþimi, IV. Millî Selçuklu Kültür ve Medeniyeti Semineri Bildirileri ( Nisan 1994). Konya, Selçuk Üniversitesi Selçuklu Araþtýrmalarý Merkezi, 1995 (Ayrý Basým) s Hat, Sabancý Koleksiyonu. Ýstanbul, Akbank Kültür ve Sanat Kitaplarý: 61, 1995, s., Râkým ýn Celî Sülüs Kuþaklarýna Dair, IX. Milletlerarasý Türk Sanatlarý Kongresi Eylül 1991 AKM (I-III). Ankara, Kültür Bakanlýðý, 1995, s Süleymaniye Camii nde Hat Sanatý, Mimarî Mirasýn Bugünü. Ýstanbul, IRCICA, 1996, S Derviþ Ali, Üçüncü, DÝA/IX. Ýstanbul, 1994, s Baþlangýcýndan Bugüne Türk Sanatý. Ankara, Türkiye Ýþ Bankasý, 1993, s Yeni Câmi Sebili nin Kitabesi, Lâle, sy. 4 (Aralýk 103
104 1986), s The Sultan s Signature. Ýstanbul, Deutsche Guggenheim, 2001, 211 s. -Calligraphies Ottomanes. Ýstanbul, Reunion Des Musees Nationaux, 2000, 204 s. -Osmanlý Hat Sanatý. Ýstanbul, Deutsche Guggenheim, 2001, 211 s. -Sabancý Üniversitesi Sakýp Sabancý Müzesi Hat Koleksiyonundan Seçmeler. Ýstanbul Akbank, 2002, 272 s. - Hâþim Efendi, Mehmed, DÝA, XVI, s Türk Hat Sanatý: Ýncelîkleri ve Bediî Deðerleri, Arýþ, sy. III (Aralýk 1997), s Ýsmâil Zühdü, Yeni, DÝA, XXIII, s Piyer Loti Kitâbesi ve Ta lîk Hattýna Dâir Bir Mülâhaza, Kültürü ve Sanatýyla IV. Eyüpsultan Sempozyumu, Tebliðler, 5-7 Mayýs 2000, Ýstanbul, Eyüp Belediyesi, 2000, s Osmanlý Celî Hattýnda Klasik Kavramý, Sanat ve Klasik, Nisan 2006, s Medresetü l-hattâtîn e Dâir, Prof. Dr. Mübahat S. Kütükoðlu na Armaðan. Ýstanbul, Ýstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Osmanlý Müesseseleri ve Medeniyeti Anabilim Dalý, 2006, s Hattat Mustafa Râkým Efendi, Dosya, M. Uður DERMAN Arþivi. DEVELLÝOÐLU, Ferit. Osmanlýca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara, Aydýn Kitabevi, 500 s. el-habýb, Mustafa. Yazý ile Mimarinin Kaynaþmasý, Görüþ. sy. 12 (Aralýk 1977), s ERDEN, Hasan. Mustafa Râkým ve Hat Sanatýmýz, Pýnar. c. I, sy. 22, Ekim 1973, s GÖKBÝLGÝN, M. Tayyib. Mustafa Râkým Efendi, Dünya Gazetesi. 30 Mart GROHMAN, Adolf. Arabische Palãographýe (I. Teil) Wien, 1967, 154 s. GULAM, Yousif Mahmud. The Art of Arabic Calligraphy. Arap Cultural Center, 1982, 464 s. HABÝB. Hat ve Hattâtân. Ýstanbul, 1305, 285 s. HAKKÂKZÂDE, Mustafa Hilmi. Mîzânü l-hat. Millet Kütüphanesi, Ali Emîri Efendi Koleksiyonu, Tarih Bölümü No: 812. Hattat Hâmid Aytaç (Âmidî). Anma Paneli - Eylül 1996, Ýstanbul, Diyarbakýr Büyükþehir Belediyesi, Kültür ve Sanat Yayýnlarý No: 5, 1997, 88 s. Hattat Rýfat Yazgan Canlý Tarihler/IV. Ýstanbul, Türkiye Yayýnevi, 1946, s HATTATOÐLU, Muhittin. Ýstanbul Silivrikapý da Topçubaþý Bâlâ Süleyman Aða Mimarî Manzûmesi, Vakýflar Dergisi. 4, 1958, s HUART, Clement. Les Calligraphes et Les Mini aturistes de L orient Musulman. Paris, Ernest, Leroux, Editer, 1908, 388 s. Hurûf (Sergi Kataloðu). Dubai, Abdurrahman b. Uveys Vakfý Yayýný, HÜSEYÝN HÂÞÝM. Zamanýmýzdaki Hattâtîne Dâir, Osmanlý Ressamlar Cemiyeti Dergisi. 17 Cemâyize l-âhir 1329, No: 6, s Hat, Osmanlý Ressamlar Cemiyeti Dergisi, 1 Safer 1329, No: 2, s Hutût-u Ýslâm a Ýnkisâr, Osmanlý Ressamlar Cemiyeti Dergisi. 25 Nisan 1328, No: sene s ISSAM el-said and Ayþe Parman. Geometric Concepts In Islamic Art. World of Islam Festival Publishing Company Ltd. London, 1976, s ÝBNÜLEMÝN (Mahmud Kemal ÝNAL). Son Hattatlar. Ýstanbul, 1955, 837 s. Ýmlâ Klavuzu. Ankara, Türk Dil Kurumu, 1999, 354 s. Ýslâm Ansiklopedisi (ÝA) Ýstanbul, Milli Eðitim Bakanlýðý, (I-XIII) ( ) Ýstanbul Ansiklopedisi (Ýst. A). (I-X), Ýstanbul, KAYAOÐLU, Ý. Gündað, Divitler, Antik Dekor, sy. 5 (1989), s KÖKER, Hüseyin Sýdký. Mustafa Ýzzet Efendi, Selâmet. 6, 7, 12 ( Eylül, Ekim 1962, Mart 1963 ) KUÞOÐLU, Mehmet Zeki. Dünkü Sanatýmýz- Kültürümüz. Ýstanbul, Ötüken, 1994, 188 s. KÜTÜKOÐLU, Mübahat S. Osmanlý Belgelerinin Dili (Diplomatik). Ýstanbul, Kubbealtý, Neþriyatý, 1994, 605 s. -Tarih Araþtýrmalarýnda Usûl. Ýstanbul, Kubbealtý Neþriyatý, 1997, 182 s. MANSOUR, Nassar. The Ijaza in arabic Calligraphy. 104
105 Amman, Dar Majdalawi, 2000, 240 s. Melek Celâl. Þeyh Hamdullah. Ýstanbul, 1948, 16 s.+26 Resim. MERÝÇ, Rýfký Melûl. Ýslâm Yazýsýnýn Menþei ve Ýntiþârý. (Derleyen: Cüneyd Emiroðlu, Ýslâm Yazýsýna Dâir), Ýstanbul, Sebil Yayýnevi, 1977, s MORITZ, B. Arap Yazýsý, Ýslâm Ansiklopedisi (ÝA) c.i, Ýstanbul, Milli Eðitim Bakanlýðý, 1993, s MUSTAKÎMZÂDE, Süleyman Sa deddin. Tuhfe-i Hattâtîn. Ýstanbul, Türk Tarih Encümeni Külliyâtý, 1928, 756 s. ORGUN, Zarif. Tuðra; Tuðralarda el-muzaffer dâima, duasý ve þah ünvaný, Þehzâde Tuðralarý, Mehmet II nin Tuðra, Ýmzâ ve Mühürleri, Türk Tarih, Arkeologya ve Etnografya Dergisi. sy. 4, 1949, s Osmanlý-Türk Hat Sanatý Koleksiyonu. Yurtbank, 1998, 107 Resim. ÖGEL, Semra. Anadolu Selçuklularý nýn Taþ Tezyînâtý, Ankara, Türk Tarih Kurumu, ÖZ, Tahsin. Topkapý Sarayý nda Fatih Sultan Mehmet II. ye Ait Eserler. Ankara, Türk Tarih Kurumu, 1953, 39 s. 88 resim. Özçay (Sergi Kataloðu). Dubai, Abdurrahman b. Uveys Vakfý Yayýný, ÖZEN, Mine Esiner. Yazma Kitap Sanatlarý Sözlüðü. Ýstanbul, 1985, 91 s. ÖZSAYINER, Zübeyde Cihan. Mahmud Celaleddin Efendi Tarihi, Kültürü ve Sanatýyla VI. Eyüpsultan Sempozyumu (10-12 Mayýs 2002), Tebliðler, Ýstanbul, Eyüp Belediyesi, 2003, s Yöresel Hattatlarýmýzdan Mehmet Nuri Sivasî, V. Milletlerarasý Türk Halk Kültürü Kongresi, Ankara, Kültür Bakanlýðý, ts, s PAKALIN, M. Zeki.Osmanlý Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüðü (I-III). Ýstanbul, Milli Eðitim Bakanlýðý, RADO, Þevket. Türk Hattatlarý. Ýstanbul, Yayýn Matbaacýlýk, ts. (1984), 303 s. REVNAKOÐLU, C. Server. Hattat Mustafa Râkým (Dosya) Dîvan Edebiyâtý Müzesi. Dosya No: 38. SALTUK, Ahmed Süreyya. Ýslâmî Yazýlarda Âhenk, ÝTA. I, 1941, s Osmanlýlar da Sanayi-i Nefîse ez-cümle Hutût-u Bedîa, Sýrât-ý Mustakîm, 14 Muharrem 1329, c. 7, sy. 174, 105 s SELAHADDÝN el-müneccid. Dirâsât Fî Târihi l-hatti l- Arabî. Beyrut, Daru l-kitâbi l- Cedîd, 1972, 150 s. -Yâkut el-musta sýmî. Dâru l-kitâbi l-cedîd, 1985, Beyrût, 79 s. SERÝN, Muhittin. Hat Sanatýmýz. Ýstanbul, Kubbealtý Neþriyatý, 1982, 136 s. -Hattat Aziz Efendi. Ýstanbul, Kubbealtý Neþriyatý, 1988, 119 s. - Âhenk, DÝA, c. I, 1988, s Hattat Þeyh Hamdullah. Ýstanbul, Kubbealtý Neþriyatý, 1992, 203 s. - Kubbealtý Akademisi Kültür ve San at Vakfý Ekrem Hakký Ayverdi Hat Koleksiyonu Envanteri, Ekrem Hakký Ayverdi Hatýra Kitabý. Ýstanbul Fetih Cemiyeti, Ýstanbul, 1995, s Kâhire Dâru l-kütübü l-mýsriyye de Osmanlý Hat San atýna Âit Eserler, Kubbealtý Akademi Mecmuasý. Yýl: 26, Ekim 1997, sy. 4, s Þevki Efendi'nin Sülüs Nesih Meþk Murakkaý. Ýstanbul, Kubbealtý Neþriyatý, Kazasker Mustafa Ýzzet Efendi'nin Sülüs ve Nesih Meþk Murakkaý. Ýstanbul, Kubbealtý Neþriyatý, Hulûsî Efendi'nin Ta'lik Meþk Murakkaý. Ýstanbul, Kubbealtý Neþriyatý, Hat San atý ve Meþhur Hattatlar. Ýstanbul, Kubbealtý Akademisi Kültür ve San at Vakfý, 1999, 327 s. - Ekrem Hakký Ayverdi Þahsiyeti ve Hat Koleksiyonu ( ), Kubbealtý Ekrem Hakký Ayverdi Koleksiyonundan Seçmeler Sergisi. Ýstanbul, Sadberk Haným Müzesi, 2000, s Hat San atý ve Meþhur Hattatlar. Ýstanbul, Kubbealtý Akademisi Kültür ve San at Vakfý, 2003, 383 s. SERTOÐLU, Midhat. Osmanlý Tarih Lûgatý. Ýstanbul, Enderun Kitabevi, Seyyid Mehmed Mecdî. Sülüs Yazýsý Rehberi. (nþr. Mustafa Necâtüddin) ts. Medîne-i Münevvere, 42 s. SUBAÞI, M. Hüsrev. Hattat Osmanlý Padiþahlarý. Ýstanbul, Ýstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sonçað Tarihi Kürsüsü (Yayýmlanmamýþ Mezuniyet Tezi), 1977, 86 s., 7 ref.
106 - Hattat Osmanlý Padiþahlarý, Osmanlý, c. XI, Ankara, Yeni Türkiye Yayýnlarý, 1999, s Aytaç, Hamit, Türkiye Diyanet Vakfý Ýslâm Ansiklopedisi (DÝA), Ýstanbul, Türkiye Diyanet Vakfý, 1991, c. IV, s SUYOLCUZÂDE, Mehmed Necib. Devhatü l-küttâb. Ýstanbul, Güzel Sanatlar Akademisi Neþriyatý, 1942, 160 s. SÜHEYLE YASÝN, el-cubûri. Aslu l-hatti l-arabî ve Tatavvuruhu Hattâ Nihayeti'l-Asri'l-Emevî. Matbaatu l-edîb, el-baðdad, 1977, 184 s. ÞANÝZÂDE, Mehmed Atâullah Efendi. Þânizâde Tarihi (I-IV). Cerîde-i Havâdîs Matbaasý, ÞEHSUVAROÐLU, Halûk Y. Hattat Mustafa Râkým, Cumhuriyet Gazetesi , (Ayný makale: Sebilürreþad. c. IX, sy. 204, 1955.) TAÞKALE, Faruk- GÜNDÜZ, Hüseyin. Hat Sanatýnda Hilye-i Þerîfe. Ýstanbul, Antik AÞ. Yayýnlarý, 2005, 300 s. The International Exhibition of The Arabic Calligraphy. 2005, Goverment of Dubai-Department of Tourism and Commerce Marketing-Researc Centre for Islamic History, Art and Culture. S TÜFEKÇÝOÐLU, Abdülhamit. Erken Devir Osmanlý Mimarîsinde Yazý, Ankara, Kültür Bakanlýðý, 2001, 768 s. Türk-Ýslâm Eserleri Müzesini Ziyâret, Selâmet. sy. 50 (30 Nisan 1948), s. 6, 7, 15. Türkçe Sözlük (I-II). Ankara, Türk Dil Kurumu, Türkiye Diyanet Vakfý Ýslâm Ansiklopedisi (DÝA). (I- ), Ýstanbul, (1988- ) ULUNAY, Refiî Cevad, Hatâ Düzelir, Milliyet, Ýnandý Teres, Milliyet, Eylül UNAT, Fâik Reþit. Hicrî Tarihleri Mîlâdî Tarihe Çevirme Klavuzu. Ankara, TTK, 1988, 175 s. - Mart Ayýnda Kaybettiðimiz Üç Büyük Sîma: Râkým, Âkil Muhtar, Ali Rýza, Cumhûriyet Gazetesi. 16 Mart Hattat Ýsmail Zühdü Efendi, 50 San at Sever Serisi 1. Ýstanbul, 1953, 2 s. - Hattat Mustafa Râkým Efendi, 50 San at Sever Serisi 3. Ýstanbul, 1953, 2 s. - Türk Yazý Çeþitleri. Ýstanbul, Yeni Laboratuvar Yayýnlarý, 1953, 44 s. - Ýsmail Zühdî ve Mustafa Râkým, Hamsi, sy. 9, 1955, s Hattat Mustafa Râkým, Sebîlürreþâd, c. IX, sy. 203, 1955, s Hattat Ahmet Karahisari. Ýstanbul, 1964, 13 s.+71 Resim. - Zat-ý Sâmî lerini Ziyâret, Kök. cilt, 2, sy. 14, Nisan 1982, s A. Süheyl ÜNVER in Ýstanbul u. Ýstanbul, Ýstanbul Büyükþehir Belediyesi Kültür Ýþleri Daire Baþkanlýðý Yayýnlarý, 1996, 249 s. - Sevdiðim Ýstanbul, Ýstanbul, Ýstanbul Büyükþehir Belediyesi Kültür Ýþleri Daire Baþkanlýðý Yayýnlarý, 1996, 53 s. - Hattat Mustafa Râkým Efendi", SK. Süheyl Ünver Baðýþ Dosyalarý. No: Türk Kalemtýraþçýlarý, Yücel, Ýlkkânun 1937, s YAZIR, Mahmud Bedreddin - Yazýda Âhenk, ÝTA/I. No: 35, 30 Mayýs 1942, s Medeniyet Âleminde Yazý ve Ýslâm Medeniyetinde Kalem Güzeli. Ankara, DÝB, (I-III), I/1972, II/1974, III/ Eski Yazýlarý Okuma Anahtarý. Ankara, Vakýflar Genel Müdürlüðü, 1978, 284 s. UZUNÇARÞILI, Ýsmail Hakký. Tuðra ve Pençeler, Belleten. sy , 1941, s Osmanlý Devletinin Ýlmiye Teþkilâtý. Ankara, TTK, 1984, 349 s. ÜNVER, A. Süheyl. Ressam Üsküdarlý Ali Rýza (Hayatý ve Eserleri ), Ýstanbul, 1949, 14 s. - Hattat Mustafa Râkým Efendi, Tarih Dünyasý. sy. 7, Temmuz 1950, s
107 VIII. BÖLÜM HAT SAN ATINDAN ÖRNEKLER 107
108 Resim 114- Hattat Hâmid Aytaç hattýyla sülüs nesih bir kýt a. (Tezhib: Fatma Özçay) 108
109 Resim 115- Hattat Halim Bey e ait Azapkapý Sokollu Camii kubbe yazýsý. Resim 116- Süleymaniye Camii kubbe ve aslan göðüslerinde bulunan yazýlar. 109
110 Resim 117- Kazasker Mustafa Ýzzet Efendi nin Ayasofya kubbesinde bulunan yazýsý. Resim 118- Hattat Hâmid Aytaç hattýyla Eyüp Sultan Camii kubbe yazýsý. 110
111 Resim 119- Hattat Halim Bey in Ankara Maltepe Camii kubbe yazýsý. Resim 120- Ýsmail Hakký Altunbezer hattýyla Beyoðlu Hüseyinaða Camii kubbe yazýsý. 111
112 Resim 121- Günümüz hattatlarýndan Osman Özçay a ait sülüs bir levha. (Tezhib: Emel Türkmen; Abdurrahman el-uveys Koleksiyonu - Dubai) 112
113 Resim 122- Fatih Camii avlu penceresi üzerinde Hattat Yahya Sûfi ye ait celî sülüs kûfi yazý. Resim 123- Beþiktaþ, Küçükmecidiye Camii avlu kapýsý üzerinde hattat Kazasker Mustafa Ýzzet Efendi ye ait celî tâlik kitâbe. 113
114 Resim 124- Günümüz hattatlarýndan Osman Özçay a ait celî sülüs istifli besmele. (Muhammed el-murr Koleksiyonu - Dubai) Resim 125- Hattat Sâmi Efendi nin Çemberlitaþ Atikalipaþa Camii giriþi üzerindeki celî sülüs kitabesi. 114
115 Resim 126- Hattat Osman Özçay hattýyla celî sülüs levha. (Tezhib: Gamze Yorgancý; Dr. Enver Gargaþ Koleksiyonu - Dubai) Resim 127- Hattat Osman Özçay ýn, Mehmed Nazif Bey den naklen yazdýðý celî sülüs levha. (Tezhib: Ayten Tiryaki; Ali Demirel koleksiyonu) 115
116 Resim 128- Hattat Osman Özçay ýn, Hâmid Aytaç tan naklen yazdýðý celî sülüs müsenna yazýsý. (Tezhib: Gamze Yorgancý; Muhammed el-murr Koleksiyonu - Dubai) Resim 129- Hattat Osman Özçay ýn celî sülüs besmelesi. 116
117 Resim 130- Hattat Osman Özçay ýn celî sülüs levhasý. (Muhammed el-murr Koleksiyonu - Dubai) Resim 131- Hattat Osman Özçay hattýyla celî sülüs levha. (Muhammed el-murr Koleksiyonu - Dubai) 117
118 Resim 132- Hattat Osman Özçay ýn celî sülüs müsennâ levhasý. (Osman Þerif Koleksiyonu - Dubai) 118
119 Resim 133- Hattat Osman Özçay ýn celî sülüs müsennâ levhasý. (Tezhib: Hasan Türkmen; Abdurrahman el-uveys Koleksiyonu - Dubai) Resim 134- Hattat Sâmi Efendi nin Zerendud celî sülüs levhasý. 119
120 Resim 135- Kazasker Mustafa Ýzzet Efendi nin celî sülüs levhasý. Resim 136- Hattat Mehmed Nazîf Efendi nin zerendud celî sülüs levhasý. (Topkapý Sarayý Hýrka-i Saadet Dairesi) 120
121 Resim 137- Hattat Ýhsan Efendi nin celî sülüs bir levhasý. (Þiþli Camii Vakfý koleksiyonu) Resim 138- Ayasofya Camii nden Sultanahmed Camii ne nakledilen hattat Mehmed Hulûsi Efendi nin zerendud celî tâlik levhasý. Resim 139- Sultan II. Mahmud imzalý celî sülüs levha. (Topkapý Sarayý Hýrka-i Saadet Dairesi) 121
122 Resim 140- Hattat Þefik Bey in Zerendûd celî sülüs levhasý. (Bâlâ Süleyman Aða Camii). Resim 141- Hattat Þefik Bey in Zerendûd celî sülüs levhasý. (Bâlâ Süleyman Aða Camii.) Resim 142- Hattat Yesârizade nin celî tâlik hattýyla yazdýðý Bahçekapý I. Abdülhamid Medresesi kitâbesi. 122
123 Resim 143- Hattat Kazasker Mustafa Ýzzet Efendi nin sülüs nesih hilyesi. 123
124 Resim 144- Hattat Mustafa Halim Özyazýcý nýn bilinen tek hilyesi. (Tezhib: Hasan Türkmen) 124
125 Resim 145- Hattat Hâfýz Vahdetî Efendi hattýyla sülüs nesih hilye. (Galata Mevlevîhanesi Müzesi) 125
126 Resim 146- Hattat Þefik Bey in talebesi Alaaddin Bey in Beþiktaþ Sinan Paþa Camii pencere üstünde bulunan yazýsý. (Bu yazýlarýn tümü 2003 yýlýnda yapýlan restorasyonda silinmiþtir.) Resim 147- Hattat Þefik Bey in talebesi Alaaddin Bey in Beþiktaþ Sinan Paþa Camii pencere üstünde bulunan yazýsý. Resim 148- Hattat Þefik Bey in talebesi Alaaddin Bey in Beþiktaþ Sinan Paþa Camii pencere üstünde bulunan yazýsý. Resim 149- Hattat Þefik Bey in talebesi Alaaddin Bey in Beþiktaþ Sinan Paþa Camii pencere üstünde bulunan yazýsý. Resim 150- Hattat Þefik Bey in talebesi Alaaddin Bey in Beþiktaþ Sinan Paþa Camii pencere üstünde bulunan yazýsý. Resim 151- Hattat Þefik Bey in talebesi Alaaddin Bey in Beþiktaþ Sinan Paþa Camii pencere üstünde bulunan yazýsý. Resim 152- Hattat Þefik Bey in talebesi Alaaddin Bey in Beþiktaþ Sinan Paþa Camii pencere üstünde bulunan yazýsý. 126 Resim 153- Hattat Þefik Bey in talebesi Alaaddin Bey in Beþiktaþ Sinan Paþa Camii pencere üstünde bulunan yazýsý.
127 Resim 154- Hattat Þefik Bey in talebesi Alaaddin Bey in Beþiktaþ Sinan Paþa Camii pencere üstünde bulunan yazýsý. Resim 155- Hattat Þefik Bey in talebesi Alaaddin Bey in Beþiktaþ Sinan Paþa Camii pencere üstünde bulunan yazýsý. Resim 156- Hattat Þefik Bey in talebesi Alaaddin Bey in Beþiktaþ Sinan Paþa Camii pencere üstünde bulunan yazýsý. Resim 157- Hattat Þefik Bey in talebesi Alaaddin Bey in Beþiktaþ Sinan Paþa Camii pencere üstünde bulunan yazýsý. Resim 158- Beþiktaþ Sinanpaþa Camii nde h tarihli ve Râgýp Torun imzalý pencere üstü yazýsý. Resim 159- Hattat Þefik Bey in talebesi Alaaddin Bey in Beþiktaþ Sinan Paþa Camii pencere üstünde bulunan yazýsý. Resim 160- Beþiktaþ Sinanpaþa Camii nde h tarihli ve Râgýp Torun imzalý pencere üstü yazýsý. 127
128 Resim 161- Hattat Osman Özçay ýn celî sülüs - sülüs levhasý. (Abdurrahman el-uveys Koleksiyonu - Dubai) Resim 162- Hattat Osman Özçay ýn celî sülüs ve sülüs karalamasý. (Muhammed el-murr Koleksiyonu - Dubai) Resim 163- Hattat Osman Özçay ýn celî sülüs Besmelesi. (Tezhib: Arda Çakmak; Dr. Enver Gargaþ Koleksiyonu - Dubai) 128
129 Resim 164- Hattat Þefik Bey in zýrnýkla hazýrladýðý celî sülüs levha kalýbý. (Savaþ Çevik koleksiyonu). Resim 165- Hattat Osman Özçay ýn celî sülüs levhasý. (Tezhib: Neslihan Çakmak; Osman Þerif Koleksiyonu - Dubai) 129
130 Resim 166- Günümüz hattatlarýndan Osman Özçay ýn celî sülüs müsennâ levhasý. (Tezhib: Fatma Özçay; Abdurrahman el-uveys Koleksiyonu - Dubai) Resim 167- Hattat Osman Özçay ýn istifli sülüs levhasý. (Tezhib: Fatma Özçay) 130
131 Resim 168- Günümüz hattatlarýndan Osman Özçay ýn celî sülüs levhasý. (Dr. Enver Gargaþ Koleksiyonu - Dubai) 131
132 Resim 169- Hattat Halim Özyazýcý nýn sülüs Âyetü l-kürsî levhasý. (Tezhib: Hasan Türkmen) 132
133 Resim 170- Hattat Halim Bey in istifli celî sülüs besmelesi. Ýmza kýsmýnda Halim Bey, Hamid Bey in talebesi olduðunu belirtmiþtir. (Ýsmail Yazýcý Koleksiyonu) 133
134 Resim 171- Sivas Burûciye Medresesi nde devrinin özelliðini yansýtan celî sülüs ve kûfi yazýlar. Resim 172- Ayasofya Camii içerisindeki hattat Kazasker Mustafa Ýzzet Efendi ye ait celî sülüs levhalar. 134
135 Resim 173- Hattat Aðakapýlý Ýsmail Efendi ye ait Fatih Feyzullah Efendi Medresesi (bugünkü Millet Kütüphanesi) kapýsý üzeri celî sülüs kitâbe. Resim 174- Durmuþzâde Ahmed Efendi ye ait Fatih Feyzullah Efendi Medresesi (bugünkü Millet Kütüphanesi) ne bitiþik çeþme üzeri celî tâlik kitâbe. Resim 175- Hattat Ýsmail Hakký Altunbezer hattýyla Hüseyin Âgah Bey in celî sülüs mezar taþý kitâbesi. (Sultan II. Mahmud Türbesi Hazîresi) 135
136 Resim 176- Hattat Mustafa Kütâhi ye sülüs nesih Hilye-i Þerîf. 136
137 Resim 177- Hattat Bakkal Ahmed Ârif Efendi ye ait sülüs nesih Hilye-i Þerîf. 137
138 Resim 178- Beþiktaþ, Orhaniye Kýþla Camii kýble duvarý üzerinde kûfi pano. Resim 179- Topkapý Sarayý Müzesi, Seferli Koðuþu nun Reîsü l-hattâtîn Ahmed Kâmil Akdik hattýyla celî sülüs kitâbesi 138
139 Resim 180- Mehmed Hulûsi Efendi nin celî sülüs levhasý. (Galata Mevlevîhânesi Müzesi) Resim 181- Hattat Osman Özçay ýn Mehmed Nazif Bey den naklen yazdýðý celî sülüs levha. (Tezhib: Fatma Özçay; Ali Demirel Koleksiyonu) 139
140 Resim 182- Hattat Fehmi Efendi nin sülüs nesih hilyesi. 140
141 Resim 183- Hattat Mahmud Celâleddin Efendi nin sülüs nesih hilyesi. 141
142 Resim 184- Günümüz hattatlarýndan Mehmet Özçay ýn sülüs nesih hilyesi. (Tezhip: Necati Sancaktutan; Hususi Koleksiyon - Ýstanbul) 142
143 Resim 185- Yesârizâde Mustafa Ýzzet Efendi nin zerendûd tâlik hilyesi. (Galata Mevlevîhânesi Müzesi.) 143
144 Resim 186- Hattat Hâfýz Vahdetî Efendi ye ait Hz. Peygamber in on mûcizesinin anlatýldýðý levha. 144
145 Resim 187- Hattat Mehmet Özçay a ait sülüs nesih bir hilye. (Osman Þerif Koleksiyonu - B.A.E.) 145
146 Resim 188- Hattat Ýsmail Hakký Altunbezer in Üsküdar Þemsipaþa Camii kubbe, kuþak ve cami takýmý yazýlarý. Resim 189- Günümüz hattatlarýndan Ali Toy a ait bir levha. Ýstanbul muhakkak fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan ve onu fetheden ordu ne güzel ordudur. (Hz. Muhammed s.a.v.) 146
147 Resim 190- Hattat Bakkal Ahmed Ârif Efendi nin celî sülüs-sülüs hilyesi. 147
148 Resim 191- Hattat Muhsinzâde Abdullah Bey in oðlu Mehmed Rahmi Bey in celî sülüs levhasý. (Emin Barýn Koleksiyonu) 148
149 Resim 192- Hattat Hasan Rýza Efendi nin sülüs nesih hilyesi. 149
150 Resim 193- Hattat Þefik Bey in Ýstanbul Üniversitesi giriþ kapýsý üzerindeki celî sülüs kitâbeleri. Üst kýsýmda T.C. rumuzunun bulunduðu mermerin altýnda Hattat Abdülfettah Efendi nin Sultan Abdülaziz tuðrasý bulunmaktadýr. Resim 194- Hattat Mustafa Halim Özyazýcý nýn Merkez Efendi Kabristanýndaki bir mezar taþýnda bulunan celî sülüs müsennâ yazýsý. 150
151 Resim 195- Hattat Ýsmail Hakký Altunbezer in Beyoðlu Hüseyin Aða Camii nde çini üzerinde bulunan celî sülüs bir yazýsý. Resim 196- Hattat Þevki Efendi nin Merkez Efendi kabristanýnda bulunan bir mezar taþý üzerindeki celî sülüs yazýsý. Resim 197- Hattat Þeyh Hamdullah Efendi nin sülüs nesih bir kýt asý. 151
152 Resim 198- Hattat Mustafa Halim Efendi nin kartviziti. (Süleyman Berk Koleksiyonu) Resim 199- Hattat Halim Bey tarafýndan hazýrlanan kartvizit. Resim 200- Hattat Halim Bey tarafýndan hazýrlanan kartvizit. Resim 201- Hattat Ýhsan Bey tarafýndan hazýrlanan kartvizit. Resim 202- Hattat Halim Bey tarafýndan hazýrlanan kartvizit. Resim 203- Hattat Halim Bey tarafýndan hazýrlanan kartvizit. Resim 204- Hattat Halim Bey tarafýndan hazýrlanan kartvizit. Resim 205- Hattat Halim Bey tarafýndan hazýrlanan kartvizit. 152
153 Resim 206- Hattat Ahmed Kâmil Akdik in fotoðrafý. (Emin Barýn arþivi) Resim 207- Hattat Ýsmail Hakký Altunbezer in fotoðrafý. (Emin Barýn arþivi) Resim 208- Hattat Mustafa Halim Özyazýcý. (Ýsmet Gülnihal arþivi) 153
154 Resim 209- Hattat Hâmid Aytaç ýn ressam hattat Turan Sevgili tarafýndan yapýlan portresi. 154
155 Resim 210- Hattat Hamid Aytaç ýn Þiþli Camii kapýsý üzerinde bulunan celî sülüs müsennâ kitâbesi. Resim 211- Hattat Ýsmâil Hakký Altunbezer e ait eski Sultanahmet Cezâevi üzerindeki celî sülüs kitâbe. 155
156 Resim 212- Mehmed Þevkî Efendi nin celî sülüs Kelime-i Tevhîdi. (Fatih Camii) Resim 213- Fatih Camii nde taþa mahkûk h tarihli Hattat Hâmid Aytaç hattýyla celî sülüs fetih hadis-i þerîfi. 156
157 Resim 214- Son halife Abdülmecid Efendi hattýyla celî sülüs levha. (Fatih Camii) Resim 215- Muhsinzâde Abdullah Bey e ait celî sülüs kitâbe. (Sultanhamam Haci Küçük Camii) 157
158 Resim 216- Günümüz hattatlarýndan Mehmet Özçay hattýyla celî sülüs levha. (Tezhib: Gülsüm Gügercin; Ali Demirel Koleksiyonu - Ýstanbul) 158
159 Resim 217- Günümüz hattatlarýndan Ali Toy a ait Lafzatullah levhasý. 159
160 Resim 218- Günümüz hattatlarýndan Ali Toy a ait divâni levha. Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi Olmaya devlet cihanda bir nefes sýhhat gibi. Kânûni Sultan Süleyman 160
161 Resim 219- Hattat Hamid Aytaç hattýyla sülüs Âyetü l-kürsî. Resim 220- Günümüz hattatlarýndan Ali Toy a ait celî ta lik levha. (Talak Sûresi, 7) 161
162 Resim 221- Hattat Abdülfettah Efendi ye ait Bursa Ulucami deki celî sülüs müsennâ levhanýn 1940 öncesi görünümü. (Fotoðraf: Mustafa Düzgünman. Muhittin Serin fotoðraf arþivi.) Resim 222- Hattat Abdülfettah Efendi ye ait Bursa Ulucami deki celî sülüs müsennâ levha. (Alt kýsýmda bulunan hattat imzasý 1940 lý yýllarda siyah boya ile kapatýlmýþtýr.) Resim 223- Sultan II. Mahmud imzalý, malâkâri tekniði ile yapýlmýþ celî sülüs levha. (Bursa Ulucami) 162
163 Resim 224- Bursa Ulucami de Þefik Bey hattýyla celî sülüs müsennâ vav lar. Resim 225- Hattat Halim Efendi nin Þiþli Camii kubbe yazýsý. 163
164 Resim 226- Günümüz hattatlarýndan Ali Toy hattýyla celî tâlik Âyetü l-kürsî levhasý. 164
165 Resim 227- Günümüz hattatlarýndan Mehmet Özçay a ait sülüs nesih hilye. (Hususi Koleksiyon - Ýstanbul) 165
166 Resim 228- Günümüz hattatlarýndan Mehmet Özçay a ait celî sülüs bir levha. (Tezhip: Fatma Özçay; Merhum A. Aydýn Bolak Koleksiyonu - Ýstanbul) Resim 229- Günümüz hattatlarýndan Mehmet Özçay a ait sülüs nesih bir kýt a. (Tezhip: Ayten Tiryaki; Dr. Enver Gargaþ Koleksiyonu - Dubai) 166
167 IX. BÖLÜM HATTAT MEHMED ÞEVKÎ EFENDÝ NÝN SÜLÜS-NESÝH (TSMK-GY 190/1) ve HATTAT HALÝM ÖZYAZICI NIN RÝK A MEÞKLERÝ 167
168 168
169 169
170 170
171 171
172 172
173 173
174 174
175 175
176 176
177 177
178 178
179 179
180 180
181 181
182 182
183 183
184 184
185 185
186 186
187 187
188 188
189 189
190 190
191 191
192 192
Resim 170- Hattat Halim Bey in istifli celî sülüs besmelesi. Ýmza kýsmýnda Halim Bey, Hamid Bey in talebesi olduðunu belirtmiþtir. (Ýsmail Yazýcý Koleksiyonu) 133 Resim 171- Sivas Burûciye Medresesi nde
Resim 114- Hattat Hâmid Aytaç hattýyla sülüs nesih bir kýt a. (Tezhib: Fatma Özçay) 108
VIII. BÖLÜM HAT SAN ATINDAN ÖRNEKLER 107 Resim 114- Hattat Hâmid Aytaç hattýyla sülüs nesih bir kýt a. (Tezhib: Fatma Özçay) 108 Resim 115- Hattat Halim Bey e ait Azapkapý Sokollu Camii kubbe yazýsý. Resim
ÖRNEK RESTORASYONLAR SERGÝSÝ
210 ÖRNEK RESTORASYONLAR SERGÝSÝ Örnek Restorasyonlar Sergisi Vakýf eseri için restorasyon, adeta ikinci bahar demektir. Zor, çetin ve ince bir iþtir. Bu nedenle, tarihi ve kültürel deðerlerimizin baþarýlý
Saman-i Viran-i Evvel Camii (Çukur Çeþme Camii)
264 Âbideler Þehri Ýstanbul Saman-i Camii (Çukur Çeþme Camii) camiinin minaresi deðiþik bir biçimde inþâ edilmiþtir. Süleymaniye Camii nin doðusunda arka cephesinde yer alan ve Çukur Çeþme Mescidi olarak
YAHYA SOFÎ NİN İSTANBUL FATİH CAMİİ PENCERE ALINLIKLARINDAKİ FATİHA SÛRESİ
YAHYA SOFÎ NİN İSTANBUL FATİH CAMİİ PENCERE ALINLIKLARINDAKİ FATİHA SÛRESİ Bilal SEZER Özet: Bu çalışmada, İstanbul Fatih Camii'nin dış yüzeyinde bulunan taşa mahkûk celi sülüs yazıların yazı ve istif
Osmanlı dan Günümüze Kur an Ve Hüsn-İ Hat Sempozyumu 01-03 Kasım 2013, Amasya
Osmanlı dan Günümüze Kur an Ve Hüsn-İ Hat Sempozyumu 01-03 Kasım 2013, Amasya Hat sanatı denilince öncelikle Kur an-ı Kerim harfleri ile yazılmış güzel yazı sanatı akla gelir. Bu sanat, Kur an harflerinin
Simge Özer Pýnarbaþý
Simge Özer Pýnarbaþý 1963 yýlýnda Ýstanbul da doðdu. Ortaöðrenimini Kadýköy Kýz Lisesi nde tamamladý. 1984 yýlýnda Ýstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü nü bitirdi.
Âbideler Þehri Ýstanbul 129
Âbideler Þehri Ýstanbul 129 130 Camii hih Planý. Kaynak: Türk Sanatý Tarihi gece ışýklandýrýlmýş dýş görünümü. Divanyolu nda, Sultan Ahmet karşýsýnda, Sultanahmet tramvay durağýnýn hemen yanýnda bulunan
OSMANLI YAPILARINDA. Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik
OSMANLI YAPILARINDA İZNİK ÇİNİLERİ Kaynak: Sitare Turan Bakır, İznik Çinileri, KültK ltür r Bakanlığı Osmanlı Eserleri, Ankara 1999 Adana Ramazanoğlu Camii Caminin kitabelerinden yapımına 16. yy da Ramazanoğlu
Mart 2010 Otel Piyasasý Antalya Ýstanbul Gayrimenkul Deðerleme ve Danýþmanlýk A.Þ. Büyükdere Cad. Kervan Geçmez Sok. No:5 K:2 Mecidiyeköy Ýstanbul - Türkiye Tel: +90.212.273.15.16 Faks: +90.212.355.07.28
Matematik ve Türkçe Örnek Soru Çözümleri Matematik Testi Örnek Soru Çözümleri 1 Aþaðýdaki saatlerden hangisinin akrep ve yelkovaný bir dar açý oluþturur? ) ) ) ) 11 12 1 11 12 1 11 12 1 10 2 10 2 10 2
Kanguru Matematik Türkiye 2018
3 puanlýk sorular 1. Þekildeki 9 balon sabit, 3 ok ise gösterilen doðrultuda hareket etmektedirler. Bir ok, balonu vurup patlattýktan sonra ayný yönde hareket etmeye devam etmektedir. Þekle göre oklarla
Kanguru Matematik Türkiye 2015
3 puanlýk sorular 1. Hangi þeklin tam olarak yarýsý karalanmýþtýr? A) B) C) D) 2 Þekilde görüldüðü gibi þemsiyemin üzerinde KANGAROO yazýyor. Aþaðýdakilerden hangisi benim þemsiyenin görüntüsü deðildir?
Kanguru Matematik Türkiye 2015
3 puanlýk sorular 1. Aþaðýdaki þekillerden hangisi bu dört þeklin hepsinde yoktur? A) B) C) D) 2. Yandaki resimde kaç üçgen vardýr? A) 7 B) 6 C) 5 D) 4 3. Yan taraftaki þekildeki yapboz evin eksik parçasýný
AÐLAYAN VAKIF ESERLERÝ SERGÝSÝ
224 AÐLAYAN VAKIF ESERLERÝ SERGÝSÝ Aðlayan Vakýf Eserleri Sergisi Tarihimizde çok önemli roller üstlenmelerine raðmen bazý vakýf eserlerimiz günümüzde oldukça kötü haldedir. Bu eserlerin tespiti, yeniden
OSMANLI TÜRKÇESİ. Hafta 1. Yrd. Doç. Dr. Mehmet MEMİŞ SAKARYA ÜNİVERSİTESİ
SAKARYA ÜNİVERSİTESİ OSMANLI TÜRKÇESİ Hafta 1 Yrd. Doç. Dr. Mehmet MEMİŞ Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Sakarya Üniversitesi ne aittir. "Uzaktan Öğretim" tekniğine uygun olarak hazırlanan
FATÝH DÝVANI Yazý: Prof. Dr. Faruk TAÞKALE Fotoðraflar: Selamet TAÞKIN Yedi yýlda tamamlanan Fatih Divaný Cumhuriyet döneminde, klasik tarzda hazýrlanmýþ en önemli eserlerden biridir ve Fatih Sultan Mehmed
2 - Konuþmayý Yazýya Dökme
- 1 8 Konuþmayý Yazýya Dökme El yazýnýn yerini alacak bir aygýt düþü XIX. yüzyýlý boyunca çok kiþiyi meþgul etmiþtir. Deðiþik tasarým örnekleri görülmekle beraber, daktilo dediðimiz aygýtýn satýlabilir
Kanguru Matematik Türkiye 2018
3 puanlýk sorular 1. Leyla nýn 10 tane lastik mührü vardýr. Her mührün üzerinde 0, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 ve 9 rakamlarýndan biri yazýlýdýr. Kanguru sýnavýnýn tarihini þekilde görüldüðü gibi yazan Leyla,
Kanguru Matematik Türkiye 2017
3 puanlýk sorular 1. Aþaðýdaki seçeneklerden hangisinde bulunan parçayý, yukarýdaki iki parçanýn arasýna koyarsak, eþitlik saðlanýr? A) B) C) D) E) 2. Can pencereden dýþarý baktýðýnda, aþaðýdaki gibi parktaki
MALÝYE DERGÝSÝ ÝÇÝNDEKÝLER MALÝYE DERGÝSÝ. Ocak - Haziran 2008 Sayý 154
MALÝYE DERGÝSÝ Ocak - Haziran 2008 Sayý 154 Sahibi Maliye Bakanlýðý Strateji Geliþtirme Baþkanlýðý Adýna Doç.Dr. Ahmet KESÝK Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü Doç.Dr. Ahmet KESÝK MALÝYE DERGÝSÝ ÝÇÝNDEKÝLER Yayýn
2014 2015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ÝLKOKULLAR ARASI 2. Zeka Oyunlarý Turnuvasý 7 Mart Silence Ýstanbul Hotel TURNUVA PROGRAMI 09.30-10.00 10.00-10.45 11.00-11.22 11.35-11.58 12.10-12.34 12.50-13.15
1 Sinmiþ analar, kavruk çocuklar Her sene bazý çevreler ve kiþiler "kadýnlar günü de ne demek, erkekler günü diye bir sey var mý ki'' "Aslýnda bir gün deðil, her gün kadýnlar günü
Hüsn-i Hat yazı çeşitleri - İlyas Uçar - Ebû Rudeyha - Evvâh - Kişisel Bilgi Sitesi
Hüsn-i Hat yazı çeşitleri başlıca altı kısımda toplanmış olup, buna Aklâm-ı sitte (altı kalem) denir. Aklam-ı sitte peyderpey icat olunarak, Bağdat da Yakut-ı Musta sami tarafından kesin şekli verilen
YAZI ÝÞLERÝ KARARLAR VE TUTANAKLAR DAÝRE BAÞKANLIÐI
YAZI ÝÞLERÝ KARARLAR VE TUTANAKLAR DAÝRE BAÞKANLIÐI ENCÜMEN VE KARARLAR ÞUBE MÜDÜRLÜÐÜ 5393 Sayýlý Belediye Kanununun 35. maddesi gereði Baþkanlýk Makamýnca Encümen Gündemine girmek üzere havale edilen
Akþemseddin Camii. Âbideler Þehri Ýstanbul 173. Fatih te, Hýrka-i Þerif civarýnda, Keçeciler caddesi, Mimar Sinan Mahallesinde bulunmaktadýr.
Âbideler Þehri Ýstanbul 173 Camii Fatih te, Hýrka-i Þerif civarýnda, Keçeciler caddesi, Mimar Sinan Mahallesinde bulunmaktadýr. Bânîsi olan Mehmed Efendi, Hazret-i Ebûbekir neslinden olup Hacý Bayram-ý
Kanguru Matematik Türkiye 2015
3 puanlýk sorular 1. Aþaðýda verilen iþlemleri sýrayla yapýp, soru iþareti yerine yazýlmasý gereken sayýyý bulunuz. A) 7 B) 8 C) 10 D) 15 2. Erinç'in 10 eþit metal þeridi vardýr. Bu metalleri aþaðýdaki
1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn
4. SINIF COÞMAYA SORULARI 1. BÖLÜM 3. DÝKKAT! Bu bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. 1. Böleni 13 olan bir bölme iþleminde kalanlarýn toplamý kaçtýr? A) 83 B) 78 C) 91 D) 87
.:: TÇÝD - Tüm Çeviri Ýþletmeleri Derneði ::.
Membership TÜM ÇEVÝRÝ ÝÞLETMELERÝ DERNEÐÝ YÖNETÝM KURULU BAÞKANLIÐINA ANTALYA Derneðinizin Tüzüðünü okudum; Derneðin kuruluþ felsefesi ve amacýna sadýk kalacaðýmý, Tüzükte belirtilen ilke ve kurallara
TOPLUMSAL SAÐLIK DÜZEYÝNÝN DURUMU: Türkiye Bunu Hak Etmiyor
TOPLUMSAL SAÐLIK DÜZEYÝNÝN DURUMU: Türkiye Bunu Hak Etmiyor Türkiye'nin insanlarý, mevcut saðlýk düzeyini hak etmiyor. Saðlýk hizmetleri için ayrýlan kaynaklarýn yetersizliði, kamunun önemli oranda saðlýk
17 ÞUBAT kontrol
17 ÞUBAT 2016 5. kontrol 3 puanlýk sorular 1. 20,16 ile 3,17 ondalýk sayýlarý arasýnda kaç tane tam sayý vardýr? A) 15 B) 16 C) 17 D) 18 E) 19 2. Aþaðýdaki trafik iþaretlerinden hangisinin simetri ekseni
A A A A) 2159 B) 2519 C) 2520 D) 5039 E) 10!-1 A)4 B)5 C)6 D)7 E)8. 4. x 1. ,...,x 10. , x 2. , x 3. sýfýrdan farklý reel sayýlar olmak üzere,
., 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 0 sayýlarý ile bölündüðünde sýrasýyla,, 3, 4, 5, 6, 7, 8, ve 9 kalanlarýný veren en küçük tamsayý aþaðýdakilerden hangisidir? A) 59 B) 59 C) 50 D) 5039 E) 0!- 3. Yasin, annesinin
BMCOLOR M A T B A A M Ü R E K K E P L E R Ý KURUMSAL KILAVUZ
M A T B A A M Ü R E K K E P L E R Ý KURUMSAL KILAVUZ ÝÇÝNDEKÝLER 1.BÖLÜM: KURUMSAL RENK STANDARDI 3 2.BÖLÜM: KURUMSAL TEXT STANDARDI 4 3.BÖLÜM: LOGO DESENÝ VE METRIC YAPISI 5-6-7-8 4.BÖLÜM: LOGOSU NUN
6. ÜNÝTE. Türklerde Sanat A. ÝLK TÜRK DEVLETLERÝNDE SANAT B. TÜRK-ÝSLAM DEVLETLERÝNDE SANAT C. OSMANLI SANATI Ç. CUMHURÝYET DÖNEMÝ TÜRK SANATI
6. ÜNÝTE Türklerde Sanat A. ÝLK TÜRK DEVLETLERÝNDE SANAT B. TÜRK-ÝSLAM DEVLETLERÝNDE SANAT C. OSMANLI SANATI Ç. CUMHURÝYET DÖNEMÝ TÜRK SANATI HAZIRLIK ÇALIÞMALARI 1. Kurgan, balbal, stupa, grifon, aplike,
MALÝYE DERGÝSÝ ULAKBÝM ISSN 1300-3623
MALÝYE DERGÝSÝ ISSN 1300-3623 Temmuz - Aralýk 2007, Sayý 153 YAZI DANIÞMA KURULU Prof. Dr. Güneri AKALIN Prof. Dr. Abdurrahman AKDOÐAN Prof. Dr. Figen ALTUÐ Prof. Dr. Engin ATAÇ Prof. Dr. Ömer Faruk BATIREL
ünite1 Sosyal Bilgiler Verilenlerden kaçý sosyal bilimler arasýnda yer alýr? A. 6 B. 5 C. 4 D. 3
ünite1 Sosyal Bilgiler Sosyal Bilgiler Öðreniyorum TEST 1 3. coðrafya tarih biyoloji fizik arkeoloji filoloji 1. Ali Bey yaþadýðý yerin sosyal yetersizlikleri nedeniyle, geliþmiþ bir kent olan Ýzmir e
Bâlî Paþa Camii. Âbideler Þehri Ýstanbul
191 Camii minaresi Camii, Ýstanbul un Fatih ilçesinde, Hýrka-i Þerif civarýnda, Hüsrev Paþa Türbesi yakýnýnda, caddesi, Hoca Efendi sokaðýnda bulunmaktadýr. Bu camiin bânîsi, Sultan Ýkinci Bayezid in veziri
İstanbul-Aksaray daki meydanı süsleyen, eklektik üslubun PERTEVNİYAL VALİDE SULTAN CAMİİ İBADETE AÇILDI. restorasy n
A Ç I L I Ş L A R A Ç I L I Ş L A R A PERTEVNİYAL VALİDE SULTAN CAMİİ İBADETE AÇILDI İstanbul-Aksaray daki meydanı süsleyen, eklektik üslubun en güzel örneklerinden birini oluşturan Pertevniyal Valide
ünite1 Kendimi Tanıyorum Sosyal Bilgiler 1. Resmî kimlik belgesi Verilen kavram ile aþaðýdakilerden hangisi iliþkilendirilemez?
ünite1 Sosyal Bilgiler Kendimi Tanıyorum TEST 1 3. 1. Resmî kimlik belgesi Verilen kavram ile aþaðýdakilerden hangisi iliþkilendirilemez? A) Nüfus cüzdaný B) Ehliyet C) Kulüp kartý D) Pasaport Verilen
Bayramali NAZIROĞLU a teşekkür ederim. Türk İslam Eserleri Müzesi Yazmalar Şefi Şule AKSOY a, babası A. Süheyl ÜNVER e ait Medresetü l-hattatin
0. SUNUŞ 00. Önsöz Hat Sanatı Tarihi ve Medresetü l- Hattatin adlı tezimiz iki ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Arap yazısının kökeni meselesine değinilmiş, hattın tanımı yapılarak Osmanlı devrine
Yükseköðretimin Finansmaný ve Finansman Yöntemlerinin Algýlanan Adalet Düzeyi: Sakarya Üniversitesi Paydaþ Görüþleri..64 Doç.Dr.
MALÝYE DERGÝSÝ Temmuz - Aralýk 2011 Sayý 161 Sahibi Maliye Bakanlýðý Strateji Geliþtirme Baþkanlýðý Adýna Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü Yayýn Kurulu Baþkan Füsun SAVAÞER Üye Ali Mercan AYDIN Üye Nural KARACA
Kanguru Matematik Türkiye 2017
Kanguru Matematik Türkiye 07 puanlýk sorular. Saat 7:00 den 7 saat sonra saat kaçtýr? A) 8.00 B) 0.00 C).00 D).00 E).00. Bir grup kýz daire þeklinde duruyorlar. Alev Mina nýn solunda dördüncü sýrada, saðýnda
Dövize Endeksli Kredilerde KKDF
2009-10 Dövize Endeksli Kredilerde KKDF Ýstanbul, 12 Mart 2009 Sirküler Sirküler Numarasý : Elit - 2009/10 Dövize Endeksli Kredilerde KKDF 1. Genel Açýklamalar: 88/12944 sayýlý Kararnameye iliþkin olarak
5. 2x 2 4x + 16 ifadesinde kaç terim vardýr? 6. 4y 3 16y + 18 ifadesinin terimlerin katsayýlarý
CEBÝRSEL ÝFADELER ve DENKLEM ÇÖZME Test -. x 4 için x 7 ifadesinin deðeri kaçtýr? A) B) C) 9 D). x 4x ifadesinde kaç terim vardýr? A) B) C) D) 4. 4y y 8 ifadesinin terimlerin katsayýlarý toplamý kaçtýr?.
İSTANBUL DA, XIX. YÜZYIL OSMANLI MİMARLIĞINDA GÖRÜLEN AMPİR ÜSLUPTAKİ MADENİ ŞEBEKELER
Sanat Tarihi Dergisi Sayı/Number:XIII/1 Nisan/April2004, 169-180 İSTANBUL DA, XIX. YÜZYIL OSMANLI MİMARLIĞINDA GÖRÜLEN AMPİR ÜSLUPTAKİ MADENİ ŞEBEKELER Kadriye Figen VARDAR Osmanlı Devleti XVIII. yüzyıldan
01 Kasým 2018
Geri Dönüþüm Markasý... www.adametal.com.tr 01 Kasým 2018 Ada Metal Demir Çelik Geri Dönüþüm San. ve Tic. A.Þ. 1956 yýlýndan bu yana, özellikle metal sektöründe, fabrikalarýn üretim artýklarýný toplayýp
3. Tabloya göre aþaðýdaki grafiklerden hangi- si çizilemez?
5. SINIF COÞMY SORULRI 1. 1. BÖLÜM DÝKKT! Bu bölümde 1 den 10 a kadar puan deðeri 1,25 olan sorular vardýr. Kazan Bardak Tam dolu kazandan 5 bardak su alýndýðýnda kazanýn 'si boþalmaktadýr. 1 12 Kazanýn
KONYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ II. ULUSLARARASI İSLÂM SANATLARI YARIŞMASI
KONYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ II. ULUSLARARASI İSLÂM SANATLARI YARIŞMASI Yarışmanın Amacı Kadim bir medeniyet beşiği olan Konya nın 2016 İslâm Dünyası Turizm Başkenti olması sebebiyle başta kültür ve turizm
DERSHANELERÝ MATEMATÝK
BÝREY DERSHANELERÝ SINIF ÝÇÝ DERS ANLATIM FÖYÜ DERSHANELERÝ KÜMELER - I Konu Bölüm Sýnav DAF No. MATEMATÝK 53 TS YGSH YGS 53 Bu yayýnýn her hakký saklýdýr. Tüm haklarý bry Birey Eðitim Yayýncýlýk Pazarlama
RESTORASYON ÇALIŞMALARI
VAKIFLAR İSTANBUL I. BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ 2010 YILI RESTORASYON ÇALIŞMALARI (01.01.2011 Tarihi İtibari ile) restorasy n 175 restorasy n 175 RESTORASYONU TAMAMLANAN ESERLER (2004-2010) S.NO İLİ İLÇESİ TAŞINMAZ
Mart 2010 Proje Hakkýnda NBÞ sektörünün ana girdisi olan mýsýrýn hasadý, hammadde kalitesi açýsýndan yetiþtirilmesi kadar önemli bir süreçtir. Hasat sýrasýnda gerçekleþtirilen yanlýþ uygulamalar sonucunda
Fiskomar. Baþarý Hikayesi
Fiskomar Baþarý Hikayesi Fiskomar Gýda Temizlik Ve Marketcilik Ticaret Anonim Þirketi Cumhuriyetin ilanýndan sonra büyük önder Atatürk'ün Fýndýk baþta olmak üzere diðer belli baþlý ürünlerimizi ilgilendiren
Faaliyet Raporu. Banvit Bandýrma Vitaminli Yem San. A.Þ. 01 Ocak - 30 Eylül 2010 Dönemi
10 Faaliyet Raporu Banvit Bandýrma Vitaminli Yem San. A.Þ. 01 Ocak - 30 Eylül 2010 Dönemi Ýçindekiler Yönetim ve Denetim Kurulu Temettü Politikasý Risk Yönetim Politikalarý Genel Kurul Tarihine Kadar Meydana
Yeni zirvelere doðru, mükemmellikle... ÝNÞAAT, TAAHHÜT VE MÜHENDÝSLÝK GÜÇLÜ BAÞLADI GÜCÜNE GÜÇ KATARAK DEVAM EDÝYOR! Deðerlerimiz Vizyonumuz Mevcut kültür, iþ ahlaký ve deðerlerini muhafaza ederken, tüm
Sessizliktir Her Þeyin Ötesi. Hani, sýradan hayatlar vardýr; hüzünle astarlanmýþ ruhlarýn. sessizliðini akseder suretleri.
Sessizliktir Her Þeyin Ötesi Aldous Huxley Hani, sýradan hayatlar vardýr; bir ucu hiçliðe yolcu; hüzünle astarlanmýþ ruhlarýn sessizliðini akseder suretleri. O suretlerin en dokunaklý sessizliðini, hiçliðini
Kanguru Matematik Türkiye 2017
Kanguru Matematik Türkiye 07 4 puanlýk sorular. Bir dörtgenin köþegenleri, dörtgeni dört üçgene ayýrmaktadýr. Her üçgenin alaný bir asal sayý ile gösterildiðine göre, aþaðýdaki sayýlardan hangisi bu dörtgenin
ADIYAMAN ÜNÝVERSÝTESÝ KURUMSAL KÝMLÝK KILAVUZU ADIYAMAN ÜNÝVERSÝTESÝ 2006
KURUMSAL KÝMLÝK KILAVUZU GÝRÝÞ KURUMSAL KÝMLÝK HAKKINDA Adýyaman Üniversitesinin misyon ve vizyonuna uygun kurumsal kimlik çalýþmasý bu dökümanda detaylandýrýlarak sunulmuþtur. Kurumsal kimlik oluþturulurken,
Resim 48- Hattat Sâmi Efendi nin Fallahu hayrun hâfizan levhasýnýn zýrnýkla yazýlmýþ kalýbý. Bu kalýpta tashih edilen yerler siyah boya ile belli olmaktadýr. Harflerin kenarý iðnelenmiþ durumdadýr. Görülen
SULTAN IZZETTIN KEYKAVUS TÜRBESİ, 1217, SİVAS
SELÇUKLU MİMARİSİ Selçuklular Orta Asya dan Anadolu ve Ön Asya ya yolculuklarında Afganistan, İran, Irak, Suriye topraklarındaki kültürlerden ve mimari yapılardan etkilenmiş, İslam dinini kabul ederek
ġevkġ EFENDĠ ve HASAN RIZA EFENDĠ SÜLÜS-NESĠH MURAKKAʻLARININ MUKAYESESĠ
T.C. FATĠH SULTAN MEHMET VAKIF ÜNĠVERSĠTESĠ GÜZEL SANATLAR ENSTĠTÜSÜ GELENEKSEL TÜRK SANATLARI ANASANAT DALI YÜKSEK LĠSANS TEZĠ ġevkġ EFENDĠ ve HASAN RIZA EFENDĠ SÜLÜS-NESĠH MURAKKAʻLARININ MUKAYESESĠ
ZER-EFŞAN. İSMEK ÖĞRETMEN ve ÖĞRENCİLERİ TEZHİP SERGİSİ NİSAN 2016 / EMİNÖNÜ HÜNKAR KASRI SERGİ ALANI
İSMEK ÖĞRETMEN ve ÖĞRENCİLERİ TEZHİP SERGİSİ 14-29 NİSAN 2016 / EMİNÖNÜ HÜNKAR KASRI SERGİ ALANI 2 Başkan dan Sanat eseri muhatabına ilham verir. Güzel bir şiir, güzel bir minyatür, resim yahut hat çalışması
1. Nüfusun Yaþ Gruplarýna Daðýlýmý
Köylerden (kýrsal kesimden) ve iþ olanaklarýnýn çok sýnýrlý olduðu kentlerden yapýlan göçler iþ olanaklarýnýn fazla olduðu kentlere olur. Ýstanbul, Kocaeli, Ýzmir, Eskiþehir, Adana gibi iþ olanaklarýnýn
VEFEYÂT. Hattat Ali Alparslan
Ýslâm Araþtýrmalarý Dergisi, Sayý 16, 2006, 287-293 VEFEYÂT Hattat Ali Alparslan Ýstanbul edebiyat ve sanat çevrelerinin yetiþtirdiði bilim ve sanat adamý, çelebi meþrep Ali Alparslan, eski Türk edebiyatý
KAMU MALÝYESÝ. Konsolide bütçenin uygulama sonuçlarýna iliþkin bilgiler aþaðýdaki bölümlerde yer almýþtýr. KONSOLÝDE BÜTÇE ÝLE ÝLGÝLÝ ORANLAR (Yüzde)
V KAMU MALÝYESÝ 71 72 KAMU MALÝYESÝ Konsolide bütçenin uygulama sonuçlarýna iliþkin bilgiler aþaðýdaki bölümlerde yer almýþtýr. A. KONSOLÝDE BÜTÇE UYGULAMALARI 1. Genel Durum 1996 yýlýnda yüzde 26.4 olan
014-015 Eðitim Öðretim Yýlý ÝSTANBUL ÝLÝ ORTAOKULLAR ARASI "7. AKIL OYUNLARI ÞAMPÝYONASI" Ýstanbul Ýli Ortaokullar Arasý 7. Akýl Oyunlarý Þampiyonasý, 18 Nisan 015 tarihinde Özel Sancaktepe Bilfen Ortaokulu
BÝREY DERSHANELERÝ SINIF ÝÇÝ DERS ANLATIM FÖYÜ MATEMATÝK
BÝREY DERSHANELERÝ SINIF ÝÇÝ DERS ANLATIM FÖYÜ Ders Adý Bölüm Sýnav DAF No. MATEMATÝK TS YGSH YGS 04 DERSHANELERÝ Konu TEMEL KAVRAMLAR - III Ders anlatým föyleri öðrenci tarafýndan dersten sonra tekrar
OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar
OSMANLICA öğrenmek isteyenlere kaynaklar Eda Yeşilpınar Hemen her bölümün kuşkusuz zorlayıcı bir dersi vardır. Öğrencilerin genellikle bu derse karşı tepkileri olumlu olmaz. Bu olumsuz tepkilerin nedeni;
ünite1 Sosyal Bilgiler
ünite1 Sosyal Bilgiler Ýletiþim ve Ýnsan Ýliþkileri TEST 1 3. Ünlü bir sanatçýnýn gazetede yayýnlanan fotoðrafýnda evinin içi görüntülenmiþ haberi olmadan eþinin ve çocuklarýnýn resimleri çekilmiþtir.
2. Kazlarýn bulunduklarý gölü terk etmelerinin nedeni aþaðýdakilerden. A. kuraklýk B. þiddetli yaðýþlar C. soðuklarýn baþlamasý
TEST 2 Sözcük - Sihirli Sözler 2. Kazlarýn bulunduklarý gölü terk etmelerinin nedeni aþaðýdakilerden hangisidir? Vaktiyle bir kaplumbaða ve iki kaz arkadaþý vardý. Birlikte bir gölde yaþarlardý. Gel zaman
17 ÞUBAT kontrol
17 ÞUBAT 2016 5. kontrol 3 puanlýk sorular 1. Ahmet, Beril, Can, Deniz ve Ergün bir çift zar atýyorlar. Ahmet Beril Can Deniz Ergün Attýklarý zarlarýn toplamýna bakýldýðýna göre, en büyük zarý kim atmýþtýr?
0.2-200m3/saat AISI 304-316
RD Firmamýz mühendisliðinde imalatýný yaptýðýmýz endüstriyel tip hava kilidleri her türlü proseste çalýþacak rotor ve gövde seçeneklerine sahiptir.aisi304-aisi316baþtaolmaküzerekimya,maden,gýda...gibi
Mantýk Kümeler I. MANTIK. rnek rnek rnek rnek rnek... 5 A. TANIM B. ÖNERME. 9. Sýnýf / Sayý.. 01
Matematik Mantýk Kümeler Sevgili öðrenciler, hayatýnýza yön verecek olan ÖSS de, baþarýlý olmuþ öðrencilerin ortak özelliði, 4 yýl boyunca düzenli ve disiplinli çalýþmýþ olmalarýdýr. ÖSS Türkiye Birincisi
Ne-Ka. Grouptechnic ... /... / 2008. Sayýn Makina Üreticisi,
... /... / 2008 Sayýn Makina Üreticisi, Firmamýz Bursa'da 1986 yýlýnda kurulmuþtur. 2003 yýlýndan beri PVC makineleri sektörüne yönelik çözümler üretmektedir. Geniþ bir ürün yelpazesine sahip olan firmamýz,
Âbideler Þehri Ýstanbul 145
Âbideler Þehri Ýstanbul 145 146 Vasat Atik Ali Paşa Camii nin yeni yapýlan avlu kapýsý ile restorasyonu sonunda yanlarý açýlan son cemaat yeri. Edirnekapý ya giderken, Fatih ilçesinde Karagümrük yakýnýnda
Âbideler Þehri Ýstanbul 137
Âbideler Þehri Ýstanbul 137 138 Çemberlitaş daki Gazi Atik Ali Paşa (Sedefçiler) Camii. Çenberllitaş semtinde, Çenbenlitaş âbidesinin biraz ilerisinde ve tramvay durağýnýn karşýsýnda cami, medrese, türbe,
görülen sanat görülmektedir? dallarını belirtiniz.
Karahanlılar Dönemine ait Kalyan Minaresi (Buhara) Selçuklular Döneminden kalma bir seramik tabak Selçuklulara ait "Varka ve Gülşah adlı minyatür Türkiye Selçuklu halısı, XIII. yüzyıl İlk dönemlere Türk
ünite1 3. Burcu yla çocuk hangi oyunu oynayacaklarmýþ? A. saklambaç B. körebe C. evcilik (1, 2 ve 3. sorularý parçaya göre yanýtlayýn.
ünite1 Türkçe Sözcük - Karþýt Anlamlý Sözcükler TEST 1 3. Burcu yla çocuk hangi oyunu oynayacaklarmýþ? Annemle þakalaþýrken zil çaldý. Gelen Burcu ydu. Bir elinde büyükçe bir poþet, bir elinde bebeði vardý.
MUHİTTİN SERİN PROFESÖR
MUHİTTİN SERİN PROFESÖR ÖZGEÇMİŞ YÜKSEKÖĞRETİM KURULU 26.05.2014 Adres : İcadiye-Bağlarbaşı Caddesi, no: 40 34662 Üsküdar/İstanbul Telefon E-posta : : 0216474086-1235 Doğum Tarihi : 12.01.1945 Faks : [email protected]
ÜSKÜDAR ATİK VALİDE C YAZILARI. Zübeyde Cihan ÖZSAYINER Sanat Tarihi Uzmanı. Ana kubbede yer alan celi sülüs Fatır Süresi,
Ana kubbede yer alan celi sülüs Fatır Süresi, ÜSKÜDAR ATİK VALİDE C YAZILARI Zübeyde Cihan ÖZSAYINER Sanat Tarihi Uzmanı Minber kemeri üzerindeki celi Kelimç-i Tevhit. 8 Ü sküdar, Toptaşı'nda bulunan Atik
3. FASÝKÜL 1. FASÝKÜL 4. FASÝKÜL 2. FASÝKÜL 5. FASÝKÜL. 3. ÜNÝTE: ÇIKARMA ÝÞLEMÝ, AÇILAR VE ÞEKÝLLER Çýkarma Ýþlemi Zihinden Çýkarma
Ýçindekiler 1. FASÝKÜL 1. ÜNÝTE: ÞEKÝLLER VE SAYILAR Nokta Düzlem ve Düzlemsel Þekiller Geometrik Cisimlerin Yüzleri ve Yüzeyleri Tablo ve Þekil Grafiði Üç Basamaklý Doðal Sayýlar Sayýlarý Karþýlaþtýrma
ÇEVRE VE TOPLUM. Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum
ÇEVRE VE TOPLUM 11. Bölüm DOÐAL AFETLER VE TOPLUM Konular DOÐAL AFETLER Dünya mýzda Neler Oluyor? Sel Erozyon Kuraklýk Kütle Hareketleri Çýð Olaðanüstü Hava Olaylarý: Fýrtýna, Kasýrga, Hortum Volkanlar
ADANA SEYHAN - ULU CAMİ MEDRESESİ ULU CAMİ MEDRESESİ
ULU CAMİ MEDRESESİ Ulu Cami Medresesi, kuzey-batı köşesine sokulmuş olan Küçük Mescit ve onun bitişiğindeki muhdes bir yapı sebebiyle düzgün bir plân şeması ve âbidevi bir görünüş arz etmez. Bununla beraber
Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı. Yayın Kataloğu
Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayın Kataloğu 2013 2 TAHRÎRU USÛLİ L-HENDESE VE L-HİSÂB EUKLEIDES İN ELEMANLAR KİTABININ TAHRİRİ Nasîruddin Tûsî (ö. 1274) Meşhur Matematikçi Eukleides in (m.ö.
ERHAN KAMIŞLI H.Ö. SABANCI HOLDİNG ÇİMENTO GRUP BAŞKANI OLDU.
ERHAN KAMIŞLI H.Ö. SABANCI HOLDİNG ÇİMENTO GRUP BAŞKANI OLDU. Sendikamýz Yönetim Kurulu Üyesi Erhan KAMIÞLI, 28 Mart 2001 tarihi itibariyle H.Ö. Sabancý Holding Çimento Grubu Baþkanlýðý'na atanmýþtýr.
ݺletmelerin Rekabet Gücünün Artýrýlmasý. Dýºa Açýlmalarýna Mali Destek Programý
ݺletmelerin Rekabet Gücünün Artýrýlmasý ve Dýºa Açýlmalarýna Mali Destek Programý 2010 içindekiler Orta Karadeniz Kalkýnma Ajansý Kalkýnma Ajanslarýnýn Kuruluþ Amaçlarý Vizyonumuz Misyonumuz Orta Karadeniz
Geometriye Y olculuk. E Kare, Dikdörtgen ve Üçgen E Açýlar E Açýlarý Ölçme E E E E E. Çevremizdeki Geometri. Geometrik Þekilleri Ýnceleyelim
Matematik 1. Fasikül ÜNÝTE 1 Geometriye Yolculuk ... ÜNÝTE 1 Geometriye Y olculuk Çevremizdeki Geometri E Kare, Dikdörtgen ve Üçgen E Açýlar E Açýlarý Ölçme Geometrik Þekilleri Ýnceleyelim E E E E E Üçgenler
SIGARA VE SAÐLIK ULUSAL KONGRESÝ
KOCAELI BÜYÜKÞEHÝR BELEDÝYESÝ ULUSLARARASI KATILIMLI SIGARA VE SAÐLIK ULUSAL KONGRESÝ 8-11 MAYIS 2011 SABANCI KÜLTÜR MERKEZÝ - KOCAELÝ SÝGARA ve SAÐLIK ULUSAL KOMÝTESÝ ÖNSÖZ Deðerli Tütün Kontrol Gönüllüleri,
ünite1 Hücre 3. Öðretmenin sorularý ve Müge nin yanýtlarý tabloda verilmiþtir: 1. Tabloda öðretmenin sorularý ve Duygu nun yanýtlarý bulunmaktadýr.
ünite1 TEST 1 1. Tabloda öðretmenin sorularý ve Duygu nun yanýtlarý bulunmaktadýr. Öðretmenin Duygu nun sorularý yanýtlarý 1 Sitoplazmasý var mý? Var. 2 Hücre çeperi var mý? Yok. 3 Kloroplast organeli
Kanguru Matematik Türkiye 2017
4 puanlýk sorular 1. Küçük bir salyangoz, 10m yüksekliðinde bir telefon direðine týrmanmaktadýr. Gündüzleri 3m týrmanabilmekte ama geceleri 1m geri kaymaktadýr. Salyangozun direðin tepesine týrmanmasý
Ýlk 1 Mayýs Þiiri Ve Nezihe MERÝÇ
Ýlk 1 Mayýs Þiiri Ve Nezihe MERÝÇ Nezihe MERÝÇ BÜKÜLMEZ, Amele Cemiyeti'ne üye olmuþ, düzyazýlarýnda da toplumcu görüþlerini açýklamýþtýr. Yaþar Nezihe'nin, 'yoksullarýn' ve 'acýlarýn' þairi olarak tanýtýlmasý,
Görüþler / Opinion Papers
Türk Kütüphaneciliði 21, 1(2007) 55-61 Endonezya da Kütüphanecilik ve Endonezya Milli Kütüphanesi * Hüseyin Odabaþ ** ve Coþkun Polat *** Öz Endonezya da kütüphaneciliðin kurumsallaþma süreci geçtiðimiz
Ovacýk Altýn Madeni'ne dava öncesi yargýsýz infaz!
Asýlsýz iddia neden ortaya atýldý? Ovacýk Altýn Madeni'ne dava öncesi yargýsýz infaz! 19 Haziran 2004 tarihinde, Ovacýk Altýn Madeni ile hiçbir ilgisi olmayan Arsenik iddialarý ortaya atýlarak madenimiz
OTOMATÝK KAPI SÝSTEMLERÝ
OTOMATÝK KAPI SÝSTEMLERÝ com Hakkýmýzda Firma Hakkýnda Otomasyon sektörünün önde gelen firmalarýndan olan ECM ENDÜSTRÝYEL OTOMATÝK KAPI SÝSTEMLERÝ, kurulduðu tarihten bu yana uzmanlaþtýðý her alanda, ülkemizde
d es ý KÝTAGAMÝ Nasýl Yapýlýr
20 ad d es et en kal ý içe ride bý KÝTAGAMÝ Nasýl Yapýlýr Kitagami Desenleri Cem ÖNGÝDER 2017 Kitagami Nasýl Yapýlýr Hazýrlayan: Cem Öngider 2017 Ýstanbul Merhaba, Çok uzun zaman önce baþladýðým ancak
3. AHMET ÇEŞMESİ (İSTANBUL - SULTANAHMET MEYDANI)
3. AHMET ÇEŞMESİ (İSTANBUL - SULTANAHMET MEYDANI) İstanbul da Bâb-ı Hümâyun ile Ayasofya arasında XVIII. yüzyıla ait büyük meydan çeşmesi ve sebil. Osmanlı dönemi Türk sanatının çeşme mimarisinde meydana
STAJ BÝLGÝLERÝ. Önemli Açýklamalar
Öðrencinin Adý ve Soyadý Doðum Yeri ve Yýlý Fakülte Numarasý Bölümü Yaptýðý Staj Dalý Fotoðraf STAJ BÝLGÝLERÝ Ýþyeri Adý Adresi Telefon Numarasý Staj Baþlama Tarihi Staj Bitiþ Tarihi Staj Süresi (gün)
Edirne Camileri - Eski Cami. Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı
Edirne Camileri - Eski Cami Ahmet Usal - Edirne Vergi Dairesi Başkanlığı Aralık 25, 2006 2 İçindekiler 0.1 Eski Cami (Cami-i Atik - Ulu Cami).............. 4 0.1.1 Eski Cami ve Hacı Bayram Veli Söylencesi.......
MedYa KÝt / 26 Ýnsan Kaynaklarý ve Yönetimi konusunda Türkiye nin ilk dergisi HR DergÝ Human Resources Ýnsan Kaynaklarý ve Yönetim Dergisi olarak amacýmýz, kurulduðumuz günden bu yana deðiþmedi: Türkiye'de
