Kapak Tasarım. Nurcan TUNCA



Benzer belgeler
BANKAMIZ HAKKINDA Günümüze. DESİYAB Dönemi. Türkiye Kalkınma Bankası TURİZM BANKASI

T.C. Kalkınma Bakanlığı

GRAFİK 1 : ÜRETİM ENDEKSİNDEKİ GELİŞMELER (Yıllık Ortalama) (1997=100) Endeks 160,0 140,0 120,0 100,0 80,0 60,0 40,0 20,0. İmalat Sanayii

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık


Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

KIRŞEHİR SANAYİ RAPORU

GÜNEY EGE BÖLGE PLANI

İMALAT SANAYİİNİN ALT SEKTÖRLER İTİBARİYLE DAĞILIMI

Ülkemizin kalkınması ve büyümenin sürdürülebilirliği doğrultusunda


T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI. İhracat Genel Müdürlüğü KOBİ ve Kümelenme Destekleri Daire Başkanlığı. Hatice Şafak BOZKIR İG Uzmanı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4


Kadın İşletmelerine Finansman ve Danışmanlık Desteği Programı

ARAP TÜRK BANKASI A.Ş. Ve Konsolidasyona Tabi Bağlı Ortaklığı

142

1 TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÖNEMİ (TÜRKİYE) EKONOMİSİNİN TARİHSEL TEMELLERİ


ARAP TÜRK BANKASI A.Ş. ve Konsolidasyona Tabi Bağlı Ortaklığı

TTGV Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği Destekleri

BÜRO, MUHASEBE VE BİLGİ İŞLEM MAKİNELERİ İMALATI Hazırlayan M. Emin KARACA Kıdemli Uzman

TEB KOBİ AKADEMİ İLLER GELECEKLERİNİŞEKİLLENDİRİYOR: ADANA GELECEK STRATEJİSİ KONFERANSI 5 ARALIK 2007

İŞLETMENİN KURULUŞ ÇALIŞMALARI. Doç. Dr. Mahmut AKBOLAT

ORTA VADELİ PROGRAM ( ) 8 Ekim 2014

Başkent Üniversitesi, 9. ÜSİMP Ulusal Kongresi 17 Mayıs Mart 2017, Ankara

BASIN TANITIMI TÜRKİYE DE BÜYÜMENİN KISITLARI: BİR ÖNCELİKLENDİRME ÇALIŞMASI

572


174

BÖLGESEL YENİLİK ve KALKINMA AJANSI DESTEKLERİ

AB Destekli Bölgesel Kalkınma Programları

GİRİŞ BİRİNCİ BÖLÜM KAVRAMSAL VE KURAMSAL ÇERÇEVE: İŞLETME KULUÇKASI KAVRAMI 1.1. İŞLETME KULUÇKALARININ TANIMI... 24

ANA METAL SANAYİİ Hazırlayan Leyla DOLUN Kıdemli Uzman

TR42 DOĞU MARMARA KALKINMA AJANSI 2014 YILI MALİ DESTEK PROGRAMLARI BİLGİ NOTU


Dış Ticaret Politikası. Temel İki Politika. Dış Ticaret Politikası Araçları Korumacılık / İthal İkameciliği

2012, Novusens

TÜRKİYE KALKINMA BANKASI A.Ş. ENERJİ VE ENERJİ ETKİNLİĞİ YATIRIMLARINA SAĞLANAN KREDİLER

İZMİR TİCARET ODASI EKONOMİK KALKINMA VE İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ (OECD) TÜRKİYE EKONOMİK TAHMİN ÖZETİ 2017 RAPORU DEĞERLENDİRMESİ

TÜRK KONSEYİ EKONOMİK İLİŞKİLERİ YETERLİ Mİ?

YENİ TEŞVİK SİSTEMİ VE DİYARBAKIR

YENİ TEŞVİK SİSTEMİ VE DİYARBAKIR

2011 Yılı Teklif Çağrısı Proje Eğitim Toplantısı Program Amaç ve Öncelikleri, Uygunluk Kriterleri, Başvuru ve Değerlendirme Süreci

08 Kasım Ankara

YATIRIM TEŞVİK SİSTEMİ

TTGV Enerji Verimliliği. Desteği

HALK FAKTORİNG A.Ş. YÖNETİM KURULU

Türkiye Cumhuriyeti Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı. Yalın Altı Sigma Konferansı-5 / 7-8 Kasım 2014

Bölüm 4. İşletme Analizi, İşletmenin içinde bulunduğu mevcut durumu, sahip olduğu varlıkları ve yetenekleri belirleme sürecidir.

ÇEVRESEL TARIM POLİTİKASI

SERMAYE PİYASASI KURULU İKİNCİ BAŞKANI SAYIN DOÇ. DR. TURAN EROL UN KAMU ALTYAPI YATIRIMLARININ SERMAYE PİYASALARI ARACILIĞIYLA FİNANSMANI KONULU

Orta Karadeniz Bölgesel İnovasyon Stratejisi

2005 YILI İLERLEME RAPORU VE KATILIM ORTAKLIĞI BELGESİNİN KOPENHAG EKONOMİK KRİTERLERİ ÇERÇEVESİNDE ÖN DEĞERLENDİRMESİ

MOBİLYA İMALATI; BAŞKA YERDE SINIFLANDIRILMAMIŞ DİĞER İMALAT Hazırlayan Ahmet KANDEMİR Kıdemli Uzman

Üretim/İşlemler Yönetimi 4. Yrd. Doç. Dr. Mert TOPOYAN

Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler ve Orta Vadeli Program. 22 Kasım 2013

Ülkemizin kalkınması ve büyümenin sürdürülebilirliği doğrultusunda

SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANI SN. DOÇ. DR. TURAN EROL UN

Türkiye de Kırsal Kalkınma Politikaları ve Geleceği

30 Mart 2007 CCI 2006 YILI SONUÇLARINI AÇIKLADI

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002.

BURSA DA İLK 250 ŞİRKET VE İSTİHDAM

TEMİZ ÜRETİM (EKO-VERİMLİLİK) ALANINDA YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALAR & ENDÜSTRİYEL SİMBİYOZ KONUSUNDA ÜSTLENİLEBİLECEK ROLLER

T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI. İhracat Genel Müdürlüğü KOBİ ve Kümelenme Destekleri Daire Başkanlığı

Sürdürülebilir Büyümeyi Hızlandırmak için... KOBİ DÖNÜŞÜM GELİŞİM PROGRAMI


HOLLANDA ÜLKE RAPORU

1. GENEL EKONOMİK GÖSTERGELER

İmalat Sanayinde Döngüsel Ekonomi ve İklim Değişikliğine Yönelik Çalışmalarımız

Dış Ticaret Politikasının Amaçları

YÖNT 101 İŞLETMEYE GİRİŞ I

Tablo 1. Seçilen Ülkeler için Yıllar İtibariyle Hizmetler Sektörü İthalat ve İhracatı (cari fiyatlarla Toplam Hizmetler, cari döviz kuru milyon $)

Temiz Üretim Süreçlerine Geçişte Hibe Programlarının KOBİ lere Katkısı. Ertuğrul Ayrancı Doğu Marmara Kalkınma Ajansı

İKİNCİ KISIM. Amaç ve Hukuki Dayanak

Mustafa BARAN Ankara Sanayi Odası Genel Sekreter Yardımcısı

T.C. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı Mehmet TEZYETİŞ OSTİM Hizmet Merkezi Müdürü

TÜRKİYE KALKINMA BANKASI A.Ş. KREDİ PAZARLAMA DAİRE BAŞKANLIĞI SUNUMU

BANKA KREDİLERİ EĞİLİM ANKETİ

ÇALIŞMA RAPORU KONU: TURİZM YÖNETİMİ PROGRAM: TURİZM YÖNETİMİ VE PLANLAMA TÜRÜ/SÜRESİ: LİSANSÜSTÜ DİPLOMA, 04/10/ /10/2011

Önce evimizin önünü süpürüyoruz

Berlin Ekonomi Müşavirliği Verilerle Türkiye-Almanya Ekonomik İlişkiler Notu VERİLERLE TÜRKİYE-ALMANYA EKONOMİK İLİŞKİLERİ BİLGİ NOTU

T.C. Ziraat Bankası A.Ş.

TÜRKİYE KALKINMA BANKASI A.Ş. KOBİ LERE VE GİRİŞİMCİLERE SAĞLANAN DESTEK VE KREDİLER

T.C. EKONOMİ BAKANLIĞI

TORBALI TİCARET ODASI MOBİLYA SEKTÖR ANALİZİ

Sayın Arsuz Belediye Başkanım,/ Saygıdeğer Konuşmacılar,/

Türkiye nin Enerji Politikalarına ve Planlamasına Genel Bakış

Tedarik Zinciri Yönetimi -Bileşenler, Katılımcılar, Kararlar- Yrd. Doç. Dr. Mert TOPOYAN

Eğitim Yönetimi ve Denetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı (5 Zorunlu Ders+ 6 Seçmeli Ders)

TTGV ÇEVRE PROJE FAALİYETLERİ VE İŞBİRLİĞİ AĞLARI OLUŞTURULMASI PROJESİ

IMF KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜMÜ

Değişen Dünyada Güçlü İşletmeler Olmak. GİRİŞİM EĞİTİM ve DANIŞMANLIK MERKEZİ

TÜRKİYE NİN AVRUPA BİRLİĞİ NE ÜYELİK SÜRECİNDE SAĞLIKTA İNOVASYON

FİNANSAL KURUMLAR PARA PİYASASI KURUMLARI

Merkez Bankası 1998 Yılı İlk Üç Aylık Para Programı Gerçekleşmesi ve İkinci Üç Aylık Para Programı Uygulaması

Yenilebilir Enerji Kaynağı Olarak Rüzgar Enerjisi

AVRUPA BİRLİĞİNE UYUM DANIŞMA VE YÖNLENDİRME KURULU 2015 YILI 1. TOPLANTISI 11 MART 2015

KOSGEB DESTEK MODELLERİ. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı

VE BİLGİ DENEYİMİ TÜRKİYE DE SANAYİLEŞME SORUNLARI VE KOBİ LERE YÖNELİK ÇÖZÜMLER. Hüseyin TÜYSÜZ KOSGEB Başkan Yardımcısı.

Transkript:

s. 1 HABER. BANKAMIZ OLAĞAN GENEL KURULU YAPILDI. NİSAN HAZİRAN YIL : 2008. SAYI : 48 TÜRKİYE KALKINMA BANKASI A.Ş. Adına Sahibi Abdullah ÇELİK Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür Yazı İşleri Sorumlusu Yusuf ERDEM Eğitim ve Halkla İlişkiler Müdürü s. 5 HABER. GENEL MÜDÜRLÜK s. 7 BANKACILIK. BANKACILIKTA MALİYET HACİM - KAR ANALİZİ TEKNİĞİ... (KARA GEÇİŞ ANALİZİ) s. 11 SANAYİ. ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ VE BİR ALTERNATİF OLARAK ENDÜSTRİYEL KÜMELENME MODELİ... s. 15 ENERJİ. JEOTERMAL VE GELECEĞİ... s. 17 SANAYİ. TÜRKİYE İMALAT SANAYİİNİN SEKTÖREL VE BÖLGESEL DAĞILIMI... s. 25 EKONOMİ. TÜRKİYE EKONOMİSİNİN REKABET GÜCÜNDEKİ GELİŞMELER VE FAKTÖR KULLANIM YOĞUNLUKLA RINA GÖRE DIŞ TİCARETİN YAPISI Yayın Kurulu s. 30 SANAYİ. INPUT/OUTPUT YAKLAŞIMIYLA İMALAT SANAYİNİN GÖRÜNÜMÜ... Necdet ŞAHİNKÜÇÜK Dr.Mehmet TAMİRCİ İbrahim Sevin Burhanettin Tosun Mehmet Ali TOPRAKOĞLU s. 38 SANAYİ. İMALAT SANAYİİ SEKTÖREL PERFORMANS DEĞERLENDİRMESİ VE SEKTÖRLERİN INPUT/OUTPUT İLİŞKİLERİ Yazışma Adresi Necatibey Cad. No:98 06100 Bakanlıklar ANKARA Tel :0312 417 92 00 Fax :0312 418 71 04 e mail :dergi@tkb.com.tr Dergide yayınlanan bütün yazılar Kaynak gösterilerek iktibas edilebilir. Bu dergi ücretsizdir. Dergimizde yayınlanan yazılardaki bilgi ve görüşlerin sorumluluğu yazarlara aittir. s. 46 EKONOMİ. SUÇ GELİRLERİNİN AKLANMASI VE TERÖRİZMİN FİNANSMANI İLE MÜCADELEDE BANKALAR s. 48 MAKALE. MEKTUP YAZMA SANATI s. 50 EĞİTİM FAALİYETLERİ... 2008 YILI OCAK-MAYIS DÖNEMİ EĞİTİM FAALİYETLERİ s. 56 SANAT FAALİYETLERİ... 2008 YILI MART - HAZİRAN DÖNEMİ SANAT FAALİYETLERİ s. 58 HALKLA İLİŞKİLER FAALİYETLERİ.... BANKAMIZDA HALI SAHA FUTBOL HEYECANI SONA ERDİ.. THM YAZA MERHABA KONSERİ TSM BAHAR KONSERİ. KREŞ s. 62 BEYİN JİMNASTİĞİ... Kapak Tasarım Nurcan TUNCA

BANKAMIZ OLAĞAN GENEL KURULU YAPILDI. 30 Nisan 2008 tarihinde yapılan 2007 yılına ait Türkiye Kalkınma Bankası Olağan Genel Kurulunda; Genel Müdür Abdullah Çelik, Yönetim Kurulu Başkanı, Hazine Müsteşarlığı Kamu Finansmanı Genel Müdür Yardımcısı Hakan Tokaç yönetim kurulu üyesi olarak kalırken, Türkiye Kalkınma Bankası Genel Müdür Yardımcıları Zekai Işıldar, Adnan Yalçıncı, Ahmet Yaman (DPT Bölgesel Gelişme ve Yapısal Uyum Genel Müdürü), İrfan Tokgöz (Hazine Müsteşarlığı Yabancı Sermaye Genel Müdür Yardımcısı), Özcan Tengilimoğlu (TURKSAT Uluslarası Uydu ve Kablo Finans Direktörü) Yönetim Kurulu Üyeliğine getirildi. Abdullah ÇELİK Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür 1991 yılında ODTÜ İktisat bölümünden mezun olan Abdullah ÇELİK, aynı yıl Milli Emlak Genel Müdürlüğü nde işe başlamış, 1992 yılında Avrupa Topluluğu Dairesinde Avrupa Topluluğu Uzman Yardımcısı olarak çalışmış ve Nisan 1992 den itibaren Bankalar Yeminli Murakıbı olarak devam eden iş hayatında 2003 yılında Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu Başkan Yardımcılığı, 2004-2005 yıllarında da Kuruluşlar II Daire Başkanlığı yapmıştır. 1996 yılında Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü Bankacılık Yüksek Lisans Bölümü derslerini tamamlayan, 1999 yılında ise ABD de Old Dominion University, Finans ve Pazarlama Ağırlıklı İşletme Yüksek Lisans Eğitimini (MBA) bitiren ÇELİK, Aralık 2005 yılından bu yana Türkiye Kalkınma Bankası Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini yürütmektedir. Ahmet YAMAN Yönetim Kurulu Başkan Vekili 1966 Bökeler doğumlu olan Ahmet YAMAN, 1987 yılında ODTÜ Mimarlık Fakültesi, Şehir ve Bölge Planlama bölümünden mezun oldu. 1988 1989 yılları arasında ODTÜ Şehir Planlama Yüksek Lisans Program Derslerini, 1995 de ise Cornell University Bölge Planlama/Bölge Bilim Yüksek Lisansını tamamladı. 1988-89 yılları arasında ODTÜ Proje Asistanlığı ve Araştırma Görevlisi, 1989-1994 DPT Sosyal Sektörler ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü Planlama Uzman Yrd., 1994-2002 DPT Sosyal Sektörler ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü, Planlama Uzmanı, 2002 2003 DPT, AB Eğitim ve Gençlik Programları Dairesi / Merkezi SOCRATES Programları Genel Koordinatörü, 2004 yılından bu yana da DPT Bölgesel Gelişme ve Yapısal Uyum Genel Müdürü görevini yürüten Ahmet YAMAN 2008 de Türkiye Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu Üyesi seçildi. 1

Hakan TOKAÇ Yönetim Kurulu Üyesi 1972 Ankara doğumlu olan Hakan TOKAÇ, 1994 yılında A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye bölümünden mezun oldu. University Of Illinois (MBA) Yüksek Lisansı Eğitimini 2002 yılında tamamladı. 1994-1996 yılları arası Emniyet Genel Müdürlüğü Yabancılar Daire Başkanlığı Komiser Yardımcısı, 1996-1997 arası Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü Uzman Yardımcısı, 1997-2000 arası Hazine Müsteşarlığı Kamu Finansmanı Genel Müdürlüğü Hazine Uzman Yardımcısı, 2000-2004 Hazine Uzmanı, 2004-2006 arası DPT AB Eğitim ve Gençlik Programı Merkezi Bütçe ve Finansman Koordinatörü, 2006-2007 arası Hazine Müsteşarlığı, Kamu Finansmanı Genel Müdürlüğü Strateji Geliştirme Daire Bakan Vekili, 2007 yılından bu yana Hazine Müsteşarlığı Kamu Finansal Genel Müdür Yardımcılığı görevi yapan TOKAÇ, aynı yıl Türkiye Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu Üyesi seçildi. İrfan TOKGÖZ Yönetim Kurulu Üyesi 1970 Acıpayam doğumlu olan İrfan TOKGÖZ, 1992 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye bölümünden mezun oldu. Illinois Üniversitesi Urbana Champaign Master eğitimini 2004 yılında tamamladı. 1994-1995 yılları arası İçişleri Bakanlığı Kaymakam Adayı, 1995-2007 arasında Hazine Kontrolörleri Kurulu Başkanlığı Hazine Kontrolör Başkan Yardımcısı, 2007 yılından bu yana Hazine Müsteşarlığı Yabancı Sermaye Genel Müdür Yardımcılığı yapan TOKGÖZ, 2008 de Türkiye Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu Üyesi seçildi. Özcan TENGİLİMOĞLU Yönetim Kurulu Üyesi 1968 Ankara doğumlu olan Özcan TENGİLİMOĞLU, 1991 yılında ODTÜ İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşletme bölümünden mezun oldu. 1992 2001 yılları arası Esbank Müfettişi ve Şube Müdürü, 2001 2005 arası Bankasya Şube Müdürü, 2005 yılından bu yana Türksat Finans Direktörlüğü görevi yürüten TENGİLİMOĞLU 2008 de Türkiye Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu Üyesi seçildi. 2

Zekai IŞILDAR Yönetim Kurulu Üyesi Genel Müdür Yardımcısı Vekili 1963 Pınarbaşı/Kayseri doğumlu olan Zekâi IŞILDAR, ilk, orta ve lise eğitimini Ankara da tamamladı. 1986 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Maden Mühendisliği Bölümünden mezun oldu. Aynı yıl, Devlet Sanayi ve İşçi Yatırım Bankası (DESİYAB) na Uzman Yardımcısı olarak girdi. Daha sonra ismi Türkiye Kalkınma Bankası olarak değiştirilen bankanın muhtelif birimlerinde Uzman Yardımcısı, Uzman, Kıdemli Uzman ve Müdür olarak görev yaptı. Ocak 2007 tarihinden buyana kredilerden sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevini vekâleten sürdürmektedir. Zekâi IŞILDAR evli ve iki çocuk babasıdır. Adnan YALÇINCI Yönetim Kurulu Üyesi Genel Müdür Yardımcısı 1965 Ankara Doğumlu olan Adnan YALÇINCI, ilk, orta ve lise eğitimini Ankara da tamamladı. 1987 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İİBF Maliye Bölümünden mezun oldu. Gazi Üniversitesi Maliye Ana Bilim Dalında Yüksek Lisans Eğitimini tamamladı. 1988 yılında bir müddet T.Halk Bankasında memur olarak çalıştı, 1989 yılında T.C.Ziraat Bankasına Uzman Yrd. Olarak girdi, bankanın muhtelif seksiyonlarında ve Şubelerinde Uzman Yrd., Uzman, Yönetmen ve Şube Müdürü olarak görev yaptı. Ekim 2005 yılında Türkiye Kalkınma Bankası na Genel Müdür Yardımcısı olarak atandı. Halen bankada Kredi Pazarlama, İstihbarat, İdari İşler, İnsan Kaynakları ve İstanbul Şubesinden sorumlu Genel.Müdür.Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. YALÇINCI evli ve üç çocuk babasıdır. 3

DENETİM KURULU Mehmet AYDIN Denetim Kurulu Üyesi 1967 Babinir doğumlu olan Mehmet AYDIN, 1988 yılında Ankara Üniversite Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat bölümünden mezun oldu. 1990 yılından bu yana İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü nde Kontrolör olarak görev yapan AYDIN, 2008 de TKB A.Ş. Denetim Kurulu Üyesi seçildi. Mustafa GÜNEŞ Denetim Kurulu Üyesi 1969 Kaman doğumlu olan Mustafa GÜNEŞ, 1991 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye bölümünden mezun oldu. 2003 2005 yılları arası Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) Gelirler Başkontrolörü, 2005 2007 arası Maliye Bakanlığı GİB Grup Başkanı, 2007 den bu yana Maliye Bakanlığı GİB, Gelirler Kontrolörleri Daire Başkanlığı yapan GÜNEŞ, 2008 de Türkiye Kalkınma Bankası Denetim Kurulu Üyesi seçildi. Bahri KIZILKAYA Denetim Kurulu Üyesi 1973 Yerköy doğumlu olan Bahri KIZILKAYA, 1995 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, İşletme bölümünden mezun oldu. 1997 2007 yılları arası Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı Müfettiş Yardımcısı ve Müfettiş, 2007 den bu yana Başmüfettiş olarak görev yapan KIZILKAYA, 2008 de Türkiye Kalkınma Bankası Denetim Kurulu Üyesi seçildi. 4

GENEL MÜDÜRLÜK Abdullah ÇELİK Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür 1991 yılında ODTÜ İktisat bölümünden mezun olan Abdullah ÇELİK, aynı yıl Milli Emlak Genel Müdürlüğü nde işe başlamış, 1992 yılında Avrupa Topluluğu Dairesinde Avrupa Topluluğu Uzman Yardımcısı olarak çalışmış ve Nisan 1992 den itibaren Bankalar Yeminli Murakıbı olarak devam eden iş hayatında 2003 yılında Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu Başkan Yardımcılığı, 2004-2005 yıllarında da Kuruluşlar II Daire Başkanlığı yapmıştır. 1996 yılında Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü Bankacılık Yüksek Lisans Bölümü derslerini tamamlayan, 1999 yılında ise ABD de Old Dominion University, Finans ve Pazarlama Ağırlıklı İşletme Yüksek Lisans Eğitimini (MBA) bitiren ÇELİK, Aralık 2005 yılından bu yana Türkiye Kalkınma Bankası Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini yürütmektedir. 1955 Ankara doğumlu olan Cansel İNANKUR, lise eğitimini TED Kolejinde tamamladı. 1978 yılında ODTÜ, İdari Bilimler Fakültesi, İşletme Bölümünden mezun oldu. Aynı yıl göreve başladığı Türkiye Kalkınma Bankası nda sırasıyla, Proje Değerlendirme Müdürlüğü nde Uzman Yrd., Uzman, Kaynaklar Müdürlüğü nde Müdür Yrd., Müdür ve Hazine Daire Başkanı olarak çeşitli birimlerde çalıştı. 1997 yılı Ağustos ayında atandığı Genel Müdür Yardımcılığı görevini halen, Kaynaklar, Mali İşler ve Hazine bölümlerinden sorumlu olarak yürütmektedir. Cansel İNANKUR evli ve iki çocuk annesidir. Cansel İNANKUR Genel Müdür Yardımcısı M. Latif KARAMAN Genel Müdür Yardımcısı 1981 Turizm Bankası A.Ş. Müfettiş Yardımcısı 1987 Başkan Yardımcısı 1989 Kalkınma Bankası Müdür Yardımcısı 1990 Müdür 1992 Başkan 1996 Başmüfettiş 1997 Genel Müdür Yardımcısı 5

Bahattin Sekkin Genel Müdür Yardımcısı 1980 yılında ODTÜ İşletmecilik bölümünden mezun oldu ve uzman yardımcısı olarak işe başladı. Bankanın çeşitli birimlerinde uzman, yönetici ve müşavir olarak görev yaptı. Yurtiçinde ve yurtdışında çeşitli mesleki eğitimlere katıldı. Bir süre özel sektörde üst düzey yönetici olarak çalıştı. Muhtelif şirketlerin yönetim ve denetim kurullarında görev aldı. 2003 Yılından itibaren Genel Müdür Yardımcısı olarak görevine devam etmektedir. Evli ve iki çocuk babası olup İngilizce bilmektedir. Adnan YALÇINCI Yönetim Kurulu Üyesi Genel Müdür Yardımcısı 1965 Ankara Doğumlu olan Adnan YALÇINCI, ilk, orta ve lise eğitimini Ankara da tamamladı. 1987 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İİBF Maliye Bölümünden mezun oldu. Gazi Üniversitesi Maliye Ana Bilim Dalında Yüksek Lisans Eğitimini tamamladı. 1988 yılında Türkiye Halk Bankasında memur olarak çalıştı, 1989 yılında T.C.Ziraat Bankasına Uzman Yrd. Olarak girdi, bankanın muhtelif seksiyonlarında ve Şubelerinde Uzman Yrd., Uzman, Yönetmen ve Şube Müdürü olarak görev yaptı. Ekim 2005 yılında Türkiye Kalkınma Bankası na Genel Müdür Yardımcısı olarak atandı. Halen bankada Kredi Pazarlama, İstihbarat, İdari İşler, İnsan Kaynakları ve İstanbul Şubesinden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. YALÇINCI evli ve üç çocuk babasıdır. Zekai IŞILDAR Yönetim Kurulu Üyesi Genel Müdür Yardımcısı Vekili 1963 Pınarbaşı/Kayseri doğumlu olan Zekâi IŞILDAR, ilk, orta ve lise eğitimini Ankara da tamamladı. 1986 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Maden Mühendisliği Bölümünden mezun oldu. Aynı yıl, Devlet Sanayi ve İşçi Yatırım Bankası (DESİYAB) na Uzman Yardımcısı olarak girdi. Daha sonra ismi Türkiye Kalkınma Bankası olarak değiştirilen bankanın muhtelif birimlerinde Uzman Yardımcısı, Uzman, Kıdemli Uzman ve Müdür olarak görev yaptı. Ocak 2007 tarihinden buyana kredilerden sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevini vekâleten sürdürmektedir. Zekâi IŞILDAR evli ve iki çocuk babasıdır. 6

Yücel Özbilgin Stratejik Planlama ve Kalite Yönetimi Müdürü y-ozbilgin@tkb.com.tr Hazırlayanlar Erdinç Kutlu Hazine Müdürlüğü Müdür Yardımcısı e-kutlu@tkb.com.tr Fehmi Dinçer Genel Müdürlük Müşaviri fehmidincer@gmail.com BANKACILIKTA MALİYET HACİM - KAR ANALİZİ TEKNİĞİ (KARA GEÇİŞ ANALİZİ) İşletmelerin finans yönetiminde kullanabileceği kontrol ve yönetim araçlarından birisi de maliyet hacim - kar analizidir (Kara Geçiş Analizi Başabaş Noktası Analizi). Bu analiz ile işletmeler sabit giderleri, değişken giderleri ve kar (zarar) arasındaki ilişkileri belirleyerek esas olarak zarar etmeyeceği asgari iş hacmi veya planladığı kar hedefini gerçekleştirmek için gerekli iş hacmi düzeyini belirlemeye çalışırlar. Özellikle de bu analiz ile kara geçiş için planlanan iş hacmi ile işletmenin gerçekleşen iş hacmi arasında karşılaştırmalar yapılarak faaliyetlerin kontrol edilmesi yönetime önemli faydalar sağlar. Kara Geçiş Analizinin üretim yapan sanayi işletmelerine uygulaması, hizmet sektöründe faaliyet gösteren bankacılık sektörüne göre nisbeten daha kolaydır. Sanayi işletmelerinde bu analiz için gerekli verileri tesbit edebilmek kolayken, bankacılık sektöründe Kara Geçiş Analizi için gerekli kavramları, ilişkileri ve verileri tesbit edebilmek biraz daha karmaşıktır. Dolayısıyla da Kara Geçiş Analizinin bankacılık sektöründe kullanımına ilişkin finans literatüründe çalışmalar nadirdir. Bu çalışmada Bankacılık Sektöründe Kara Geçiş Analizinin uygulamasına dönük yeni bir kavramsal çerçeve sunmaya çalışacağız. KARA GEÇİŞ ANALİZİNDE TANIMLAR Kara Geçiş Analizi, özetle işletmenin gelirlerinin işletme giderlerini karşıladığı iş hacmi veya noktası veya katkı payının sabit giderleri karşıladığı iş hacmi olarak tanımlanabilir. Sabit Giderler, belirli bir dönemde iş hacminde ya da üretim faaliyetindeki değişmelerle beraber değişmeyen giderlerdir. Değişken Giderler ise ilgili dönemde iş hacmi yada üretim faaliyetindeki değişmelere koşut değişme gösteren giderlerdir. Katkı payı yada katkı marjı (marjinal katkı, marjinal gelir, nakit marjı) ise satış geliri ile değişken giderler arasındaki farktır. Güvenlik yada emniyet marjı ise planlanan iş hacmi ile başabaş iş hacmi arasındaki ilişkiyi tanımlayan bir kavramdır. BANKALARDA KARA GEÇİŞ ANALİZİ Kara Geçiş Analizi, bankacılık sektöründe de bir bankanın optimum performansını belirlemede etkin bir şekilde kullanılabilecek faydalı bir araçtır. Bu analiz ile bankalar, büyüme faktörünü analizin dışında bırakmak varsayımıyla, kar planlamasında etkili bir şekilde kullanabilirler. Kara Geçiş analizi ile bankalar bir bankanın maliyet hacim karına ilişkin kritik değişkenlerin eşiklerini belirleyerek yöneticilere karar vermede önemli kolaylıklar sağlarlar. Bu kritik değişkenler ise şunlardır: Bir bankanın ne kar ne de zarar ettiği gelir düzeyini yani başabaş noktasını tesbit etmek, Bankanın katkı marjı eğilimini tesbit etmek, Bankanın katkı marjı ve karlılığını etkileyen faktörleri tesbit etmek, Katkı marjını geliştirici yöntemleri tesbit etmek. Kara Geçiş Analizi, yönetime sadece içe dönük veriler ve araçlar sağlamakla kalmaz, risk yönetimi açısından dışa dönük veri ve araçlarda sağlarlar. Bankalar bilindiği üzere kredi riskleri (nakdi) yanında garanti risklerini de (gayri nakdi) taşırlar. Bankalar gayri nakdi kredi risklerini 7

yüklenirken diğer bankaları analiz etmeleri gerekir. Bankacılık sektöründe bankalar sadece kendi risklerini ölçmekle yetinemezler. Çalıştığı sektördeki diğer bankaların da risklerini ölçmek zorundadır. Piyasa içindeki risklerin karşılaştırılması içinde Kara Geçiş Analizi banka yönetimlerine önemli bir yol gösterici olarak katkı sağlarlar. BANKALARDA KARA GEÇİŞ ANALİZİNDE DEĞİŞKENLER Bir bankanın kar yaratma kapasitesini belirleyen ana değişkenler faiz gelirleri, diğer gelirler ile faiz giderleri ve diğer giderler olmak üzere dört ana kategoridir. Bankalarda Giderler Kara Geçiş Analizinde en önemli değişkenler giderlerdir. Giderlerin sabit ve değişken giderler olarak ayrılması gerekir. Bankalarda giderlerin sabit ve değişken olarak ayrılması oldukça nisbeten daha kolaydır. Bankalarda giderler geniş anlamda kullanılan kredilere verilen faizler (mevduata / para piyasası işlemlerine / ihraç edilen menkul kıymetler / diğer) değişken giderler, diğer giderler ise sabit giderlerdir. Bankalarda Gelirler Bu analizde kullanılan ikinci önemli değişken ise gelirlerdir. Bankalarda kredilerden alınan faizler (bankalardan / para piyasası işlemlerinden / ihraç edilen menkul kıymetlerden / diğer) ve diğer hizmetlerden elde edilen gelirler bankaların gelirlerini oluşturur. Bankalarda kredi tam kapasitesi Bankaların kredi tam kapasitesini belirleyen dört temel değişken bulunmaktadır. Bunlar, özkaynaklar, kredi riski, operasyon riski ve piyasa riskidir. Kredi kapasitesini kısıtlayan temel parametre ise sektörün düzenleyici kurumu tarafından belirlenen sermaye yeterliliği rasyosudur. Tanımlar : SYR KR OR PR ÖK : Sermaye Yeterlilik Rasyosu : Kredi Riski : Operasyon Riski : Piyasa Riski Özkaynaklar SYR = ÖK KR + PR + OR Buradan da KR = ÖK SYR PR OR elde ederiz. Son eşitlikte PR ve OR veri olarak alındığında, SYR yerine düzenleyici kurumun belirlediği ve açıkladığı minimum değer ile bir bankanın özkaynak seviyesine uygun kredi tam kapasitesini hesaplayabiliriz. Burada ki temel varsayım ise kullandırılan ve kullandırılacak kredilerin risklilik düzeyinin % 100 olarak dikkate alındığıdır. Bu düzeyin altındaki risklilik kredi kapasitesini artırıcı, üzerindeki risklilik ise kredi kapasitesini azaltıcı etkide bulunur. 8

Bankalarda Kredi Kapasitesini Doldurma Oranı Bankalarda Kredi Tam Kapasite düzeyini bulduktan sonra, mevcut kredi stok düzeyini kredi tam kapasite düzeyine oranladığımızda kredi kapasitesini doldurma oranını hesaplarız. Bu kavramın sanayi sektöründeki karşılığının kapasite kullanım oranı olduğunu söyleyebiliriz. Kredi Kapasite Kullanım Oranı = (Mevcut Kredi Düzeyi) / (Kredi Tam Kapasitesi) Kara Geçiş Analizinde Hesaplamalar Kredi faaliyetinin temel faaliyet olduğu bankalarda kara geçiş kredi stok düzeyinin hesaplanması için iki değişkenin bilinmesi gerekmektedir. Birinci değişken kredi faiz fiyatı ile kredi kaynak maliyeti arasındaki fark (katkı oranı-spread), ikinci değişken ise sabit giderlerin düzeyidir. Bir bankanın Kara Geçiş Kredi Stok Düzeyi (Kbb) sabit gider tutarının (SG), katkı oranına (r) bölünmesi ile hesaplanabilir. K bb = SG r Burada Kara Geçiş Noktası Gelir Tablosunu yapacak olursak: Başabaş Noktası Gelir Tablosu Kredilerden Alınan Faizler (Gelirler) xx Kredilerde Verilen Faizler (Değişken Giderler)(-) xx Katkı marjı xx Sabit Giderler(-) xx Net Gelir 0 Bu analiz sonucu bir başka kavram daha karşımıza çıkar ki bu da başa baş noktası kredi kapasitesi doldurma oranıdır. Bulmuş olduğumuz Kbb tutarını kredi tam kapasitesine oranladığımızda kara geçiş kredi kapasitesi doldurma oranına ulaşırız. Bankanın Kredi Kapasite Doldurma Oranı ile Kara Geçiş Kredi Kapasitesi Doldurma Oranı kıyaslanarak kar/zarar noktası belirlenebilir. Herhangibir Banka Kara Geçiş Kredi Kapasite Doldurma Oranının altında bir oranla çalışıyorsa zarar, üstünde bir oran ile çalışıyorsa kar etmektedir. Kar Planlamasında Kara Geçiş Analizi Bankalar Kara Geçiş Analizini kar ve faaliyet planlamasında kullanırken sabit giderlerine hedeflenen karı ilave edip, katkı marjına bölerek hedeflemeleri gereken faaliyet hacmini (kredi kapasitesini) belirleyebilirler. Hedeflenen Kredi Hacmi = (Sabit Giderler + Hedeflenen Kar) / Katkı Marjı Bu hesaplamaya tahmini vergileri de bir faktör olarak ekleyerek net kar hedeflemesine esas kredi hacmini hesaplayabiliriz. Hedeflenen Kredi Hacmi = (Sabit Giderler + Hedeflenen Net Kar + Tahmini Vergi) / Katkı Marjı Aynı şekilde yıllık temerrüt olasılığı ve temerrüt halinde kayıp oranları dikkate alınarak kredi hacim hedeflemesi yapılabilir. Kısaca paya ilave edilecek sabit gider niteliğinde her birim değişme hedeflenen kredi hacmini 1 / (katkı marjı) kadar değiştirir. 9

SONUÇ: Kara Geçiş Analizi yukarıda anlatmaya çalıştığımız gibi sadece sanayi işletmeleri için değil, finansal sektörde faaliyet gösteren bankaların da kar planlamasında kullanabileceği etkili bir araçtır. Bu analiz ile bir bankanın zarar ya da kar etmeye başlayacağı gelir düzeyini tesbit etmede çok önemli katkı sağlar. Kara geçiş noktası gelir ve aynı zamanda katkı payı düzeyini bilmek, bu güvenlik düzeyinin nasıl sürdürülebileceğini ve kara geçiş noktası düzeyinin altına düşmekten kaçınmak için neler yapılabileceğini belirlemede etkin bir araç olarak bankalara yardımcı olur. Bankanın kar yaratma kapasitesini belirleyen değişkenlerle Kara Geçiş Analizi arasında kurulacak ilişkiler bir bankanın başarı düzeyini artırabilecek bir finansal araç olarak yönetime iyi bir yol gösterici olur. Kaynaklar: Akgüç, Öztin: Finansal Yönetim, 7. Baskı, Avcıol Matbaası, 1998. Pandey, R., S. Bandyopadhyaya: Cost volume profit analysis and banks performance. Bankalarda Kara Geçiş Analizi Grafiği: Sabit Giderler Özkaynaklar Min. SYR Spread Tam Kapasite 50 500 8% 2% 6,250 Kara Geçiş Analizi 140 120 100 Gelir, Sabit Gider 80 60 40 20 - - 1,000 2,000 3,000 4,000 5,000 6,000 7,000 Kredi Hacmi 10

ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ VE BİR ALTERNATİF OLARAK ENDÜSTRİYEL KÜMELENME MODELİ Hazırlayan A.Hakan ATİK, Kd. Uzm. (Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Müdürlüğü) Sanayi bölgeleri, ulaşım, enerji ve diğer kamu hizmetleri gibi altyapı imkânlarının, sanayilerin büyümesini kolaylaştırmak ve çevre üzerindeki etkilerini en az seviyeye indirmek amacıyla sunulduğu, endüstriyel faaliyetler için tasarlanmış özel alanlar olarak tanımlanmaktadır. Sanayi bölgeleri, fabrika atığı sıvıların işlem görmesi; katı ve zehirli atıkların toplanması, işleme tabi tutulması ve elden çıkarılması; hava kirliliği ve bunun izlenmesi; kirliliği önlemeye yönelik teknik hizmetler; kalite yönetimi (kalite teminatı ve kontrolü); ve laboratuar hizmetlerini de içerebilir. Gelişmekte olan ve geçiş sürecindeki ülkelerde hızlı ve çoğu kez kontrolsüz bir biçimde yayılmaya başlayan sanayi bölgeleri, son derece ciddî çevre sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Bu itibarla organize sanayi bölgelerinden azamî ölçüde ekonomik ve sosyal yarar sağlayabilmek için, bir plan ve program dahilinde hareket edilmesi, belirli prensiplerden taviz verilmemesi kritik önem taşımaktadır. Nitekim Eko-Endüstriyel Park konsepti, sürdürülebilirliğin üç temel ögesini (ekonomik, sosyal, çevresel) kapsamakta ve bu nedenle Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı nda alınmış kararlarla da uyum sağlamaktadır. Endüstri Kümeleri Kavramı Endüstriyel Kümeler (industrial clusters), ortak vasıfları ve tamamlayıcılıklarıyla birbirine bağlanmış, belirli bir alanda veya bölgede yer alan, kendi aralarında bağlantılı şirketlerden ve ilişkili kurumlardan oluşan bir coğrafi yakınlık grubu olarak tanımlanmaktadır. Endüstri kümeleri, bir topluluğun çeşitli piyasalardaki rekabetçiliğini mevcut ve yeni kurulan işletmeleri güçlendirmek suretiyle artırmaktadır. Endüstri Kümeleri İş Alemine Nasıl Fayda Sağlar? Endüstri veya iş (business) kümeleri, bir alan veya bölgedeki firmaların fizikî yakınlığı prensibine dayanmaktadır. İlk bakışta, bu yakınlık ciddî rekabetçilik baskısına yol açacak sağlıksız bir durum olarak algılanabilmektedir. Ne var ki, araştırmalar ve yaşanan deneyimler, endüstriyel kümelerin hem işletmeler hem de bu işletmelerin içinde yer aldığı topluluklar açısından son derece yararlı işlev görmekte olduğunu ortaya koymaktadır. Endüstri kümelerinin sağladığı yararların ardında yatan teori, ölçek ekonomilerine, teknoloji transferine ve beşerî sermayenin elde edilebilirliğine dayanmaktadır. Firmalar fizikî olarak bir araya geldiğinde, bilgi, insan ve teknolojinin bir işletmeden diğerine yayılması veya taşması (spillover) sonucuyla karşılaşılmaktadır. Bu taşma, bölgede kurulu bulunan tüm işletmeler açısından verimliliğin artması ve maliyetlerin düşmesi anlamına gelmektedir. Verimlilik ve maliyetler konusunda, endüstriyel kümelerle ilişkilendirilebilecek, dört ana kaynak söz konusu olmaktadır: Girdi ve altyapıya erişim Emek ve beşerî kaynak havuzlama Bilgi ve performans ölçümüne erişim Birbirini tamamlayıcı ürünler Bir bölgesel endüstri kümelenmesi içinde yer alan firmalar açısından, hem doğrudan hem de dolaylı biçimde ortaya çıkabilecek faydalar söz konusu olmaktadır: 11

Birinci fayda, yerelleşme ekonomileri (localization economies) * olarak adlandırılan durumdan kaynaklanmaktadır. Bu, en yalın haliyle birbirine çok yakın kurulmuş firmaların maliyetlerinde meydana gelecek azalmayı ifade etmektedir. Söz konusu maliyet tasarrufları bilgi, teknoloji veya iş hizmetleri gibi özellikli girdilerin birbirine yakın firmalar tarafından kolayca elde edilebilirliğinden kaynaklanmaktadır. Bunun ötesinde, özellikli bir altyapının da bu tür bir kümelenme içinde mevcudiyeti söz konusu olabilir. Bu altyapı, örneğin iş-eğitim merkezi gibi, işgücünün gelişimini kolaylaştırabilir. Fizikî girdiler ve destek altyapısına erişimle birlikte bir diğer fayda, emek ve beşerî kaynaklara erişimin artmasıdır. Emek havuzu (labor pooling) olarak da adlandırılan bu durum, firmalar aynı türden meslek ve işçi için rekabet ettiğinde söz konusu olmaktadır. Bu işçiler değişik istihdam imkânlarıyla bölgeye çekilirken, firmalar da yararlanabilecekleri türden bir büyük ve uygun potansiyel işçi grubuna erişim kolaylığı elde etmiş olmaktadır. Emek havuzunun varlığı, teknik veya meslekî eğitim tesisleriyle bağlantılı hale getirildiği takdirde, genel işçi beceri düzeyini yükseltebilecek ve işçi-aramayla ilişkili maliyetleri aşağı çekebilecektir. Bilgi mübadelesine ve performans karşılaştırmasına erişim, her ne kadar fiziksel varlığı olmayan faydalar olarak gözükse de, endüstri kümeleri için son derece önem taşımaktadır. Birbirine yakın olan firmalar, hem potansiyel rakiplerini hem de tedarikçileri daha yakından izleme ve değerlendirme imkânı bulmaktadır. Yüksek standartlar belirleyerek ve birbirleriyle mücadele ederek, endüstri kümelerinde yer alan firmalar, daha yüksek verimlilik çözümleri ve üretim arayışı gerçekleştirebilir. Fizikî yakınlık, tamamlayıcı ürünlerin üretilmesine ve pazarlama ilişkilerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. Bir firmanın ürünü, diğer firmaların faaliyetleri üzerinde önemli bir etkide bulunabilir. Örneğin, reel sektör perakendecilerinin faaliyetleri, yerel turistik konaklama faaliyetlerini etkileyecek fırsatlarda ve çekicilikte kritik rol oynayabilir. Otel ve moteller, turistlere yiyecek tedarik edilmesi, turistik faaliyetlere ve cazibelere yönelik hizmet veren diğer iş kollarına bağımlıdır. Ayrıca, bir topluluk içinde yer alan perakendeciler ve konaklama tesisleri, kendilerine olan piyasa talebini artırmak için ortak pazarlama girişimlerinde yer almayı arzu edebilirler. Bu tür iş kollarına ait kümelenmeler, koordinasyonla ilgili sabit maliyetlerini daha fazla sayıda firmaya dağıtma imkânı elde edebilmektedir. Yukarıda sıralanan faydalar, bir topluluk-esaslı endüstri kümesinin varlığıyla sıkı sıkıya bağlantılıdır. Bu ve benzeri faydaların, fizikî yakınlıkta tesis edilmemiş bireysel firma veya firmaların varlığıyla ortaya çıkartılması çoğu kez mümkün olamamaktadır. Bu tür topluluk geneline yansıyacak faydaların arkasındaki mantığın açıklanması, bir şehir veya kasabayı böyle bir prosese angaje edebilmek bakımından son derece önemlidir. Özellikle kırsal topluluklar ve firmalar, küme-esaslı kalkınmanın faydalarını elde etmeye çalışırken çok çeşitli mücadele alanlarıyla karşı karşıya gelmektedir. Kırsal kesimlerde yer alan işletmeler arasındaki fizikî yakınlık, daha az nüfüs yoğunluğu, küçük kasabalar ve daha az çeşitlilikte endüstri tabanı gibi nedenlerle çoğu kez sınırlı olmaktadır. Nitekim kümelenme-esaslı bir stratejinin, kümelenmeye dahil olan firmalara sağlayacağı faydayla ilgili değerlendirme yapılırken, gelişmekte olan yörelerdeki firmaların, nispeten daha fazla gelişmiş bölgelerde bulunmayan bir takım engellerle karşılaşmakta olduğu göze çarpmaktadır. Öte yandan endüstri kümeleri, özellikle KOBİ ler için büyüme performansına etki edecek vaatler sunduğundan, uzun bir süredir araştırmacıların ve politika yapıcıların yoğun ilgisini çekmektedir. Endüstri kümelerinin KOBİ ler açısından önemini artıran hususları şöyle sıralamak mümkündür: Endüstri kümeleri, KOBİ gelişiminin önemli bir mekanizması olarak görülmektedir. Kümeler vasıtasıyla KOBİ ler, pazarlama, teknoloji ve iş faaliyetlerine ilişkin bilgiyi hızlı bir biçimde edinebilmektedir. Endüstri kümeleri, KOBİ lerin işlem maliyetlerini düşürdüğü gibi, aynı zamanda rekabetçilikle rini ve üretim etkililiklerini de yükseltmektedir. * Belirli bir mekânsal alanda firmalar için dışsal, endüstri için içsel yararlar olması durumunda söz konusu olan yerelleşme ekonomileri, bir endüstrinin toplam çıktısında oluşan artışın firma maliyetlerini azaltması sonucunu yaratmaktadır. Yerelleşme ekonomileri, aynı alanda yerleşmiş aynı endüstriye dahil olan firmaların oluşturduğu yığılma ekonomileridir ve yerel endüstri düzeyinde ortaya çıkması nedeniyle firmalar için dışsal, endüstri için ise içsel sonuçlar doğurmaktadır. 12

Yeni yöntemlerin kullanılması veya inovasyonlar, endüstri kümelerinde, kaynak ve bilgi paylaşımı ve sıkça gerçekleşen karşılıklı personel etkileşimi vasıtasıyla teşvik edilebilmektedir. Uygun bir kalkınma opsiyonu olarak endüstri kümelerinin teşvik edilmesi ve desteklenmesi için, ilgili toplumun/yörenin her şeyden önce kendi bölgesindeki potansiyel kümeleri tanımlaması veya belirlemesi gerekmektedir. Kümeler tanımlandıktan sonra, toplumun, mevcut destek altyapının bir kümenin ihtiyacını tam anlamıyla karşılayıp karşılamadığına karar vermesi gerekecektir. Hiç şüphe yok ki, toplumun ve iş dünyasının (veya sanayinin) liderleri, eğitim hizmeti sunan kurumlarla işbirliği içinde, endüstri kümelerinin desteklenmesinde kritik aktörler olarak rol oynayacaktır. Endüstri Kümeleri Çeşitleri Burada, karşımıza iki tür endüstri kümesi çıkmaktadır. Bunlardan bir tanesi değer zinciri, diğeri ise emek havuzudur. Değer zinciri (Value chain) Kalkınmanın küme-esaslı biçimlerini tasnif etmek için bir dizi farklı tipoloji veya türlere göre ayrım geliştirilmiştir. İş kümelerinin en yaygın biçimi, değer-zinciri olarak adlandırılan türdür. Değer zincirleri, birbirinden mal alan ve birbirine mal satan işletme gruplarıdır. Değer zincirlerine verilecek örnekler arasında, otomobil üreticileri ve yedek parça tedarikçileri; gıda işleme tesisleri ve çiftçiler; kereste standları ve bıçkıhaneler; hastaneler ve eczaneler sayılabilir. Satıcı ve alıcıların fizikî yakınlığı hem daha düşük maliyetlerle çalışılmasına imkân sağlar hem de arz ve talebin daha iyi karşılaşmasına izin verir. Kaynak kullanımında etkinliği artırıcı yöntemlerden olan tam-zamanlı-envanter (just-intime inventory), her şeyden önce, şirketler arasında yakın işbirliği yapılmasını gerektirmektedir. Değer-zinciri kümeleri üç alt kategoriye ayırmak mümkündür: 1) Marshalian Bölgeler (marshalian districts); 2) Merkez ve Uç (hub and spoke); 3) Uydular (satellites). Avrupa ya özgü küme çalışmalarından türetilen bir Marshalian Bölge, arz ilişkileri, altyapı ve diğer destek kurumları itibariyle ölçek ekonomilerine ulaşmak amacıyla işbirliği yapan, küçük ve ortabüyüklükteki işletmeler grubundan meydana gelmektedir. Şehir-temelli bir marshalian bölgeye örnek olarak Silikon Vadisi gösterilebilir. Merkez ve Uç sistemi, daha küçük tedarikçiler tarafından kuşatılmış, aynı piyasada rakabet eden daha büyük ölçekli şirketlerden oluşmuş bir gruptur. Uydu Kümeler ise büyük, fabrika şubesi (branch plant) türü firmaların basit bir gruplaşmasından ibarettir. Pek çok kırsal bölge, her ne kadar bir küme oluşturmayı otomatikman ima etmese de, uydu tipte firmaya sahiptir. Bu tür direkt işbirliğinden ziyade fizikî yakınlık temelinde şekillendirilmiş değer-zinciri küme türlerinin yararları, dolaylı yoldan gerçekleşmektedir. Emek havuzu (Labor pool) Küme gelişiminin ikinci biçimi emek havuzudur. Emek havuzu kümeleri, meslekî kategoriler temeline dayanmaktadır. Benzer meşguliyeti olan ve aynı işçi becerisine ihtiyaç duyan firmalar, büyük bir potansiyel işçi havuzundan ihtiyaçlarını karşılayabilmektedir. Örneğin, software firmaları ve daha geleneksel imalât sanayii firmaları, software geliştiricileri söz konusu olduğunda benzer yetenekte işçilere ihtiyaç duyabilir. Bu firmaların fizikî yakınlığı, çoklu iş fırsatları için bu meslekleri bölgeye cezp edebilir. Bu tür kümeler, işçi veya eleman arama maliyetlerini azaltmakta ve çoğu kez bölgedeki tüm çalışanların verimliliğini artırmaktadır. Bir endüstri kümesi, dinamik ve yeni firmalara açık olmalıdır. Yeni firmalara açıklık, herhangi bir endüstri kümesinin başarısında ana faktör olarak değerlendirilmektedir. Herhangi bir organize sanayi bölgesi nin bir endüstriyel kümelenme modeli çerçevesinde geliştirilmesi, endüstri kümelerinin özellikleri, tesis edildikleri bölgeye sağladıkları fayda ve özellikle KOBİ lerin ülke ekonomisinin gelişiminde oynadığı kritik rol dikkate alındığında, mutlaka göz önünde bulundurulması gereken bir alternatif olarak değerlendirilmektedir. Burada hükümet, ulaşım altyapısına erişim imkânı sağlayarak, firmaların kümelere yakın konumlarda yerleşmelerini teşvik ederek endüstri kümelerinin gelişimini destekleyebilir. 13

Ne var ki, tüm diğer iktisadî kalkınma stratejileri gibi, endüstri kümeleri de az gelişmiş yörelerin veya bölgelerin sorunlarına çözüm olacak tek çare değildir. Bir küme modelinin uygun olup olmadığı, toplumun karakteristiğine, geçmiş sınaî gelişimine ve cari iktisadî koşullara sıkı sıkıya bağlıdır. Burada devlete düşen asıl rol, altyapıyı tesis etmek ve korumak, resmî eğitim vasıtasıyla beşerî sermayeyi geliştirmek ve girişimciliği desteklemek amacıyla bürokratik engelleri ortadan kaldırmak ve düzenlemeleri hafifletmek olmalıdır. Sonuç itibariyle gelişmekte olan bölgeler veya kırsal topluluklar, amaçlarını ve hedeflerini iyi belirlemek mecburiyetindedir. Bu amaçlar üzerinde fikir birliğine varıldıktan sonra, endüstriyel sanayi kümeleri diğer iktisadî kalkınma seçenekleriyle mukayese edilerek değerlendirilebilir. Daha yüksek verimlilik, ücret ve gelir vaadi, bağlantılı endüstrilere olan iktisadî bağımlılığın yaratacağı riske karşı dengelenmek zorundadır. Kalkınma stratejisini belirlemeye çalışan bir topluluk açısından, diğer stratejilerin daha uygun olduğu durumlar da söz konusu olabilir. Bu tür bir stratejik planlama süreci, bir toplumun iktisadî gücünü artırmak ve daha sağlıklı yapıya kavuşmak için endüstri kümelerini açık bir yaklaşım olarak kabul etmesine veya ret etmesine neden olabilecektir. KAYNAKÇA: Deutsche Gesellschaft für Technische Zusammenarbeit (GTZ) Development of Sustainable Industrial Estates, www.gtz.de Kıymalıoğlu, Ümit ve Damla Ayoğlu (2006) Türk İmalat Sanayinde Yığılma Ekonomileri, Doğuş Üniversitesi Dergisi,7 (2) 2006, 198 209. Multilateral Investment Guarantee Agency (MIGA) Environmental Guidelines for Industrial Estates, www.miga.org/documents/ IndustrialEstates.pdf Scorsone, Eric A. (2002) Industrial clusters: Enhancing rural economies through business Linkages, Southern Rural Development Center. No. 23, Feb. 2002. Bankamızın Misyonu Ülkemizin kalkınması ve sürdürülebilir büyümenin gerçekleştirilmesi doğrultusunda; Anonim şirket statüsündeki teşebbüslerin yatırımlarını yurtiçi-yurtdışı kaynaklarla, kredi vermek suretiyle Destekleyerek, öncü/örnek işletmelere iştirak ederek, Girişimcilere teknik yardım desteği sağlayarak, Sermaye piyasasının gelişmesine katkıda bulunarak, istihdam gelir ve refah düzeyinin artmasını sağlamaktır. 14

Hazırlayan Esin Eren Teknoloji İzleme ve Araştırma Müdürlüğü e-eren@tkb.com.tr JEOTERMAL VE GELECEĞİ Yenilenebilir bir enerji kaynağı olan jeotermal enerji yer kürenin iç ısısıdır. Bu ısı merkezdeki sıcak bölgeden yeryüzüne doğru yayılır. Bilindiği gibi yerküreden aşağı doğru inildikçe her 100 m de sıcaklık 2,5-3 C artar. Magmanın yükselme durumu, katmanların ısı transfer etme kabiliyeti ve katmanlardaki radyoaktif malzemelerin miktarına göre değişik derinliklerde anamoliler görülebilir. Bu nedenle jeotermal alanlarda sıcak kayaç ve yüksek yeraltı suyu sıcaklığı normal alanlara göre daha sığ yerlerde bulunabilir. Geleneksel olarak kullanılan jeotermal kaynaklarda genellikle bir ısı kaynağı, ısıyı yeraltından yüzeye taşıyan akışkan ve suyun dolaşımını sağlamaya yeterli kayaç geçirgenliği gereklidir. Jeotermal enerji ağırlıklı olarak ısıtma ve elektrik enerjisi üretiminde kullanılmaktadır. Direk uygulama olan ısıtma yönteminde kuyular yardımıyla yeraltından ısıyı taşıyan akışkan yeryüzüne çıkarılmakta ve ısısı kullanıldıktan sonra tekrar rezervuara pompalanmaktadır. Suyu tekrar rezervuara en düşük sıcaklıkta pompalamak en ekonomik yöntemdir. Bu da kaynağın entegre biçimde kullanılmasıyla mümkündür. Dolaylı kullanımla elektrik üretiminde ise yine kuyular yardımıyla akışkan yeryüzüne çıkarılmakta ısı enerjisi: Kuru buhar, Tek ve çift püskürtmeli, İkincil çevrim ve Birleşik püskürtmeli/ikincil çevrim, sistemlerle elektrik enerjisine dönüştürülmektedir. Enerjisi alınan akışkan tekrar rezervuara pompalanmaktadır. Rezervuarı korumak ve çevre kirliliğine neden olmamak için kullanılan akışkanın geri pompalanması gerekmektedir. Akışkanla birlikte yeryüzüne çıkan gazlarında tekrar yeraltına pompalanması veya ikincil cevrim sistemler kullanılarak yeryüzüne çıkmasının önlenmesi için azami gayretin gösterilmesi gerekmektedir. Örnek olarak iki fazlı akışkandan elektrik üreten birleşik sistem aşağıda verilmiştir (Şekil 1). Yatırım tutarı açısından bakıldığında bu sistemlerin en pahalısı birleşik sistemlerdir. İkincil çevrim (Binary) sistemler ise orta ve düşük sıcaklık jeotermal sistemlerden elektrik üretimini mümkün hale getirmektedir. Ayrıca ikincil çevrim santrallerde gaz emisyon değeri sıfırdır. Buda ikincil çevrim sistemleri en çevre dostu sistem haline getirmektedir. Son zamanlarda enerji üretiminde karşılaşılan darboğazlar nedeniyle yerküre ısısından yararlanmak daha cazip hale gelmiştir. Bu da jeotermal kaynaklara olan ilgiyi arttırmıştır. Jeotermalle ilgili çalışmaların; ısıtma amaçlı kullanımda ısı pompalarında, elektrik enerjisi üretiminde ise Geliştirilmiş Jeotermal Sistemlerdeki(GJS veya Enhanced / Engineered Geothermal Systems EGS) gelişmelere bağlı olarak sıcak kuru kayalarda(hot Dry Rock HDR) yoğunlaştığı görülmektedir. Şekil 1:İki fazlı akışkandan elektrik üreten birleşik sistem(grassiani. M Krieger. Z) 15

Pek çok kişiye oldukça yabancı bir kavram gibi görünen ısı pompaları aslında uzun zamandır hayatımızın içindedir. Evlerimizdeki buzdolabı, klima gibi cihazların hepsi ısı pompasının birer örneğidir. Basit bir ifade ile ısı pompası, düşük sıcaklıktaki ısı kaynağından, yüksek sıcaklıktaki ısı kaynağına ısı aktaran makinelerdir. Çalışma prensibi soğutucularla aynı, ancak kullanma amacı farklıdır. Isıyı doğal akım yönünün tersine taşıdığı için ısı pompası adını almıştır. Isı pompaları kışın dış ortamdaki düşük sıcaklıktaki ısı kaynağından, yüksek sıcaklıktaki iç ortama ısı pompalarlar. Yazın iç ortamdaki ısıyı tam tersine dış ortama atarlar. Burada dış ortam denilince kastedilen dünyayı saran hava, 2-200m derinlikte bulunan toprak, göl ve benzeri yer üstü suları ile yeraltı sularıdır. Toprak ve suyun ısısını almak için değişik ısı değiştiriciler kullanılmaktadır. Son yıllarda ısı pompalarında toprak ve su ısısından yararlanmak sağladığı avantajlardan dolayı yaygın olarak kullanılmaktadır. Yeni sistemde(egs) elektrik enerjisi üretimi için ise yeraltında bulunan sıcaklığı 150-200 C yi geçen uygun kayaya ulaşmak gerekmektedir. Kaya sıcaklığının daha yüksek olması avantaj sağlamaktadır. Geçirgenliği uygun kayalar rezervuar formuna getirilmekte ve açılan kuyular vasıtasıyla akışkan rezervuara pompalanmaktadır. Rezervuarda ısınan akışkan bir başka kuyu yardımıyla yeryüzüne iletilip yukarda belirtilen sistemlerin herhangi biriyle elektrik üretimi sağlanmaktadır. EGS(Enhanced/ Engineered Geotermal System, Geliştirilmiş Jeotermal Sistem) veya HDR(Hot Dry Rock, Sıcak Kuru Kaya) olarak adlandırılan bu yeni sistemde büyük bir potansiyel olan yer ısısı kullanılmaktadır. Geleneksel jeotermal sahalarda bulunması gereken akışkana da ihtiyaç duyulmamaktadır. Bu konuda şu ana kadar basarıyla gerçekleştirilmiş olan çalışmalar: Belirlenen hedefe yönlendirilebilen kuyu delme tekniği 1 km3 ve daha büyük hacimde çatlak sistemi.25 MWe santral için 1,5 km3 100 MWe santral için 5 km3 rezervuar hacmi tahmin edilmektedir. Çatlak genişliği mekanizması Gelişmiş kuyu delme yöntemleri, rezervuar simülasyonu, akışkan transferi ve diğer hidrolik karakteristikler Sürekli olarak kuyu çıkışında 25kg/s sıvı sirkülasyon hızı Simülasyon ve sirkülasyon sırasında oluşturulan mikrosismisiteyi kontrol Isının sıcak kayadan alınması.elektrik enerjisi üretilmesi dir Bu sistemlerin ticari olarak yapılabilir hale gelmesi için yapılması gerekenler ise: Akışkan kuyu çıkış hızının iki ile dört misli arttırılması ve uygun rezervuar ömrü sağlanması Üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması Rezervuardaki dağılım, yoğunluk, oluşturulmuş veya var olan çatlakların tespitine yönelik metotların geliştirilmesi Oluşabilecek akış kısa devrelerinin tamiratına yönelik metotların geliştirilmesi Rezervuardaki akışın daha iyi anlaşılması 200 C ve daha üstü sıcaklıklarda çalışabilecek ölçüm cihazlarının geliştirilmesi Kireçlenme ve çökelmeyi tahmin edebilmek için kaya-akışkan jeokimyasının daha iyi bilinmesidir. Mevcut jeotermal sahaları sıcak kuru kayaların bulunabileceği en uygun alanlardır. Ayrıca bu tür kayalar jeotermal sahaların dışında da yer almaktadır. Yeni sistemlerle ilgili araştırma geliştirme faaliyetleri başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere gelişmiş ülkelerde yoğun olarak sürdürülmektedir. Gelecek yıllarda bu tür sistemlerin yoğun olarak kullanılması beklenmektedir. Bilindiği kadarıyla ülkemizde Nevşehir-Aksaray arasında EGS tipi kaynak bulunma olasılığı vardır. Ayrıca ülkemizin 1/3 ü volkanitlerle kaplıdır. Ancak yurt dışı gelişmelerin tersine yurdumuzda ısı pompaları ve EGS lerle ilgili çalışmalar oldukça azdır. KAYNAKLAR: The Future of Geothermal Energy,2006,http://geothermal.inel.gov Serpen, U., Jeotermal Enerji Teknolojisindeki Yeni Gelişmeler. Grassiani, M., Krieger, Z., Advanced Power Plants for Use with Hot Dry Rock (HDR) and Enhanced Geothermal 16

Ömür GENÇ Türkiye Kalkınma Bankası Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Müdür Yardımcısı TÜRKİYE İMALAT SANAYİİNİN SEKTÖREL VE BÖLGESEL DAĞILIMI (*) 1. Giriş Ülke genelinde gelir ve istihdamın artırılması, gelişmiş ülkelerle aramızda olan kalkınmışlık farkının en aza indirilmesi, ancak sürdürülebilir bir büyümenin sağlanması ile mümkündür. Sürdürülebilir bir büyüme için ise makro ekonomik istikrar şarttır. Ancak, ulusal düzeyde alınacak makro kararların sektörel ve bölgesel düzeyde belirlenecek mikro politikalarla mutlak surette desteklenmesi gerekmektedir. Bu nedenle bölgesel ve sektörel yapı sağlıklı bir şekilde ortaya konularak, bölge sektör bağlamında avantajlarımızın, potansiyellerimizin ve alınması gereken önlemlerin belirlenmesi yüksek ve sürdürülebilir bir büyüme için son derece önem taşımaktadır. Son yıllarda, özellikle 80 li yıllardan sonra, küreselleşme süreci ile birlikte yerel ekonomilerin önemi artmış, yerel aktörler dünya ile doğrudan etkileşim içine girmişlerdir. Bu süreç ile birlikte artan rekabet, esnek ve uyum yeteneği yüksek yapılarıyla küçük ve orta büyüklükteki işletmeleri, yeni sanayi odaklarını ve küçük ve orta boy kentleri ön plana çıkarmıştır. Yaşanan bu süreçte; yerel kurumlar ve organizasyon yapıları önem kazanmış, genel olarak yerelleşme olgusu küreselleşmenin bir gereği olarak belirginleşmiştir. Küreselleşme olgusu aynı zamanda karşılaştırmalı üstünlükler temelinde yerel uzmanlaşma sürecini de hızlandırmış, dolayısıyla rekabet açısından diğer kentlere ve yörelere kıyasla daha avantajlı olan bölgeler ön plana çıkmaya başlamıştır. Bu yeni ortamın gerektiği gibi değerlendirilmesi ve ülkemizin bu gelişmelerden azami şekilde yararlanması bakımından, sektörel ve bölgesel düzeyde kapsamlı çalışmalar ve analizlerin yapılması gerekmektedir. İmalat sanayiinin alt sektörler itibariyle üretim kapasitesinin belirlenmesi ve bu kapasitenin coğrafi konum itibariyle dağılımının bilinmesi, sektöre yönelik teşvik tedbirlerinin alınması açısından kritik bir önem taşımaktadır. Sektörel ve bölgesel teşviklerin oluşturulması açısından, mevcut yapının gerçekçi bir şekilde ortaya konularak, avantaj ve potansiyellerinin belirlenmesi başlangıç aşamasında olduğu kadar, ortaya konulan teşviklerin etkinliğinin artırılmasında ve mikro ekonomik hedeflere ulaşılmasında da önemli bir unsur olmaktadır. Bölgesel düzeyde imalat sanayiinin mevcut durumunun alt sektörler itibariyle ortaya konması, kaynakların etkin dağılımı açısından da önem arz etmektedir. Bu durum özellikle sermaye faktörünün kıt olduğu gelişmekte olan ülkelerde daha da önemli bir husus olarak görülmektedir. Herhangi bir sektörde ve bölgede atıl kapasitelerin oluşturulması başta sermaye faktörü olmak üzere, diğer üretim faktörleri ile zaman faktörünün de israfına yol açmaktadır. Ancak, sektörel ve bölgesel bazda üretim kapasitesinin bilinmesi ve buna uygun olarak mikro politikaların uygulanması, kapasite fazlalığı yaşayan sektörlere yatırım yapılmasının da önüne geçilmesine neden olacaktır. Bu açıdan yatırım kararlarının verilmesinde ve etkinliğinin artırılmasında mevcut yapının en iyi bir şekilde ortaya konulması önemli bir başlangıç olacaktır. (*) Bu çalışma, Adnan Menderes Üniversitesi, Nazilli İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Bölümü ile Avrupa Araştırmalar Merkezi tarafından 26 28 Ekim 2007 tarihleri arasında Kuşadası nda düzenlenen Güncel Ekonomik Soru(n)lar Kongresi nde tebliğ olarak sunulmuş ve Kongre Bildiri Kitabında yayınlanmıştır. Bu makale anılan tebliğin özetlenmiş halidir. Tebliğin tamamı Bankamız web sitesinde (www.tkb.com.tr) Araştırma Raporları bölümünde yer almaktadır. 17

2. Çalışmanın Amacı Bu çalışma öncelikle Türkiye imalat sanayiinin sektörel yapısının belirlenmesi ve sektörlerin Düzey 2 bölge sınıflandırmasına göre dağılımının yapılması amacını taşımaktadır. Bununla birlikte sürdürülebilir bir büyümenin sağlanması ve bölgeler arası dengesizliklerin azaltılması amacıyla sektörel ve bölgesel düzeyde belirlenecek mikro politikaların oluşturulması açısından kaynak teşkil etmesi de, çalışmanın ikinci bir amacını oluşturmaktadır. 3. Kullanılan Veriler Türkiye İmalat Sanayiinin yapısı bölgeler itibariyle ortaya konmaya çalışılırken, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayınlanan iki temel veriden faydalanılmıştır. Birinci veri 2002 Genel Sanayi ve İşyerleri Sayımı nın 1. Aşama sonuçlarını kapsamakta olup, bu verilerde Türkiye imalat sanayii işyeri sayısı ve istihdam miktarı açısından incelenmiştir. İkinci veri ise 2001 yılı rakamlarını kapsayan Yıllık İmalat Sanayi İstatistikleridir. Çalışmada kullanılan veriler devlet sektörünün tamamı ile özel sektörde 10 ve üzeri işçi çalıştıran imalat sanayii tesislerini kapsamakta olup, özel sektöre ait tesis sayısı iki ve altında ise işyeri sayısının dışındaki istatistikler, kanun gereği gizli olarak değerlendirilmekte ve o sektöre ilişkin veri imalat sanayii toplamı içinde verilmektedir. 4. Yöntem Çalışma, belirli bir zaman süreci içindeki mevcut durumu belli gruplandırma ve sınıflandırma temelinde ortaya koymaya çalışan bir tespit niteliğindedir. Çalışmada, işyeri sayısı, istihdam sayısı, yıl sonunda kurulu olan çevirici güç kapasitesi ve katma değer olmak üzere dört temel değişken bazında imalat sanayiinin iki haneli 23 alt sektörü ve 26 düzey 2 bölge bazında mevcut durumu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Hazırlanan bu sunumda tekrardan kaçınmak için, temelde benzer sonuçları veren işyeri sayısı ve istihdam verileri, tek bir veri kaynağına bağlı olarak değerlendirilmiştir. Dolayısıyla sunumda işyeri sayısı ve istihdam verileri, tam sayım sonuçlarını açıklamaları nedeniyle, Genel Sanayi ve İşyerleri Sayımı sonuçlarından, kurulu güç ve katma değer verileri ise Yıllık İmalat Sanayi İstatistiklerinden değerlendirmeye tabi tutulmuştur. 5. Bulgular 5.1. Türkiye İmalat Sanayiinin Yapısı 2002 Genel Sanayi ve İşyerleri Sayımı sonuçlarına göre, Türkiye genelinde tarım dışı tüm sektörlere ait işyeri sayısı 1,858,191 adet olup, bu işyerlerinde toplam 6,497,040 kişi istihdam edilmektedir. İmalat sanayii, Türkiye genelindeki işyeri sayısının %14.7 sini oluştururken, istihdamın da %33.6 sını teşkil etmektedir. 5.2. İmalat Sanayiinin Sektörel Dağılımı İmalat sanayiinin sektörel dağılımına baktığımızda, çalışmada dikkate alınan dört değişken bazında da, imalat sanayii içinde, genelde ilk beş sektörün ağırlıkta olduğu ve ilk beş sektörün, imalat sanayiinin %55-70 gibi önemli bir kısmını oluşturduğu görülürken, geriye kalan %30-45 lik bölümünün ise diğer 18 alt sektörden meydana geldiği dikkati çekmektedir. 18