Doç.Dr. Yıldırım ATAYETER 1 BİTKİ COĞRAFYASI Bitkiler coğrafyası insanoğlunu yaşadığı çevre ile olan ilişkisi bakımından birçok açıdan ilgilendirir. Örneğin bir yerin bitki örtüsü o yerin iklim özellikleri hakkında yorum yapmamıza imkân tanır. Hurma ve muz ağaçları tropikal iklimi, zeytin, incir, maki Akdeniz iklimini, işaret etmektedir. Esasen bitkiler ile Botanik bilimi ilgilenir. Botanik bitkileri tek tek morfoloji, anatomi ve fizyolojik özellikleri ile inceler. Bitkiler coğrafyası ise yetişme şartları ve dağılışları ile bunları etkileyen faktörler üzerinde durur. Bitkiler Coğrafyası fiziki coğrafyanın birçok alt dalından bir tanesidir. Bitkiler Coğrafyası; yeryüzündeki bitki türlerinin dağılışını, bu dağılışa etki eden faktörleri, bitki türlerinin çevre ve insan ile olan etkileşimini inceleyen bilim dalıdır. Dünyanın değişik kesimlerinde 300.000-400.000 civarında bitki türü bulunmaktadır. Bunların içerisinde Fanerogamlar da denilen tohumlu ve çiçekli bitkiler yeryüzündeki bitki örtüsünün büyük kesimini meydana getirmektedir. Bitkilerin yapısını karbon, oksijen, hidrojen ve azot elementleri ile bazı bileşik ve tuzlar oluşturmaktadır. A-BİTKİLERİN YETİŞME KOŞULLARI: Bitkilerin yetişme şartları üzerinde birçok faktör rol oynamaktadır. Burada bahsi geçen faktörlerin olumlu ya da olumsuz etkileri bir başka ifade ile ortam şartlarının uygun olup olmaması sahadaki bitkilerin birçok özelliği üzerinde etkilidir. Ortam şartlarının bir ya da birkaç tanesinin uygun olmaması halinde o ortamda bitkilerin yaşaması güçleşmektedir. İKLİMLE İLGİLİ FAKTÖRLER YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ İLE İLGİLİ FAKTÖRLER TOPRAK İLE İLGİLİ FAKTÖRLER BİYOTİK FAKTÖRLER Işık Sıcaklık Nem ve yağış Rüzgârlar Yükselti Bakı Topografya şartları Fiziksel faktörler Kimyasal faktörler İnsanla ilgili olanlar Bitkilerle ilgili olanlar Hayvanlarla ilgili olanlar İKLİMLE İLGİLİ FAKTÖRLER: Yeryüzünde herhangi bir alanda bitki türlerinin yetişmesi üzerinde en fazla etkisi görülen faktörler iklimle ilgili olanlardır. İklim elemanları ile bitki örtüsü arasındaki etkileşim, sınırları belli bir alandaki bitki örtüsünün nasıl şekilleneceğini belirler. 1 Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Sosyal Bilgiler Eğitimi Anabilim Dalı, Coğrafya Öğretim üyesi.
Yeryüzünde farklı farklı alanların bitki örtülerini değişik iklim elemanları belirlemektedir. Bazı alanlarda tek bir iklim elemanı bitki örtüsünü üzerinde etkili olabilmektedir. Buna karşılık başka bir alanda ise daha farklı bir iklim faktörü o sahanın bitki örtüsü üzerinde etkili olabilmektedir. Işık: Işık, bitkilerin yetişmesi üzerinde etkili iklim elemanlarındandır. Işık faktörü doğrudan gün uzunluğu ile ilgilidir. Bu durumda yeryüzünün en uzun süre ışık alan sahaları kutup sahalarıdır. Zira bu alanlarda gün süresi bazen aylarca sürer. Bu durumda kutup sahaları sıcaklık şartlarının olumsuz durumuna rağmen ışık süresi fazlalılığı nedeniyle aradaki bu olumsuzluğu belirli bir ölçüde kapatmaktadır (Dönmez, 1985, s:62). Buna karşılık yeryüzünün ışık alma bakımından elverişli görünen bir diğer sahası çöllerde ise fazla ışık olmasına rağmen yağış şartlarının yetersiz ya da çok sınırlı olması bu alanlarda bitkilerin gelişmesini ve yaygınlaşmasını güçleştirmektedir (Dönmez,1985, s:63). Her bitki türünün ışık ihtiyacı diğerinden farklıdır. Su ve sıcaklıkta olduğu gibi, her bitkinin yetişmesi için en uygun ışık değeri vardır. Buna optimum ışık denir. Optimum ışık değerinden uzaklaştıkça bitkinin hayati faaliyetleri zayıflar ve sonunda bitki ölür. Bol ışık isteyen bir bitkinin etrafı kapatılarak ışık alması engellenirse bitkinin kuruyarak ölmesi buna örnektir (Şahin, 2010, s:209). Sıcaklık: Bitkiler, fotosentez ve metabolizma faaliyetlerini sürdürebilmek için sıcaklığa ihtiyaç duyarlar. Bütün bitkilerin sıcaklık ihtiyaçları farklıdır. Bitkilerin normal şartlar altında gelişimlerini sürdürdükleri devreye büyüme devresi denir. Orman ağaçlarının çoğunda büyüme sıcaklık 10 o C ye çıktığında başlar. Sıcaklık 45 o C ye çıktığında ise bitkilerin çoğu zarar görmeye başlar. Bu kadar yüksek bir sıcaklık durumunda bazı bitkiler hayat faaliyetini durdururken bazı bitkiler ise hayat faaliyetlerini sürdürmek için daha fazla terleme yapmaya başlar (Atalay, 2007, s: 50.). Sıcaklık faktörü bitkilerin Dünyadaki dağılışını kontrol altında tutan bir faktördür. Bu bakımdan sıcaklık şartlarının durumuna göre; yeryüzünde çayır(ot), ağaçcık (çalı), ya da ağaç şeklinde bitki türlerinin gelişmesi mümkün olabilir. Bu bakımdan, çok yüksek sahalar, aşırı sıcakların hüküm sürdüğü sahalar, geçici soğukların etkilediği sahalar, günlük ya da mevsimlik sıcaklık değişimlerinin görüldüğü sahalar birçok farklı türden bitkinin yetişmesine imkân tanırlar. Sıcaklık isteklerine göre bitkileri üç farklı gruba ayrılırlar: a- Megaterm bitkiler (Yüksek sıcaklık isteyen bitkiler): Yıllık sıcaklık istekleri ortalama 20 o C nin üstünde olan bitkilerdir. Bu nedenle bu gruba giren bitkiler ekvatoral, tropikal ve subtropikal bölgelerde yaşama şansı bulabilirler. Bu gruba giren bitkilerin sıcaklık istekleri ile beraber ışık istekleri de fazladır. Selvi, kızılçam, maki ve garig bitkileri bunlara örnektir.
b- Mezoterm bitkiler (Orta derecede sıcaklık isteyen bitkiler.) Yıllık sıcaklık istekleri ortalama 15-20 o C arasında olan bitkilerdir. Bu bitkiler orta kuşağın nemli bölgelerinde yayılış gösterirler. Bu guruba giren bitkilerin de ışık istekleri fazladır. Gürgen, ıhlamur, kızılağaç bu gruba örnek olarak verilebilir. c- Mikroterm bitkiler (Düşük sıcaklık isteyen bitkiler.) Bu gruba giren bitkilerin yıllık sıcaklık isteği ortalama olarak 0-15 o C arasındadır. Adından da anlaşılacağı gibi Mikroterm bitkiler soğuğa dayanıklı bitkilerdir. Bunlara örnek olarak da Sarıçam, Sibirya çamı ve ardıç verilebilir. Nem ve Yağış: Bitkiler fotosentez yapma, terleme ve diğer hayati faaliyetlerini devam ettirebilmek için suya ihtiyaç duyarlar. Bitkilerin ihtiyacı olan su kaynaklarından biri yağıştır. Bu bakımdan yeryüzündeki yağış miktarları, yağışın dağılışı ve özellikle nemlilik durumu ile bitkilerin yayılışı arasında sıkı ilişkiler bulunmaktadır. Ancak buradaki önemli husus sıcaklık faktörü ile yağış arasındaki ilişki yani yağış etkinliği hususudur. Yağış etkinliğine bağlı olarak yağış miktarı fazla olan ekvatoral bölgelerde yağmur ormanları oluşabilirken, düzensiz yağış alan çöllerde seyrek bir bitki topluluğu göze çarpmaktadır (Atalay, 2007, s: 52). Bitkilerin yaşamasında havadaki nem miktarı da önemli yer tutmaktadır. Bitkilerin su kaybetmeleri veya terlemeleri havadaki su buharı ve neme bağlıdır. Terleme, havadaki nem arttıkça azalır, havadaki nem azaldıkça artar. Öyle ki havadaki nem doyma noktasına ulaştığında bitkiler su halinde terlemeye başlar. Bu haldeki bitkilerin yapraklarından su damlacıkları düşer (Atalay, 2007, s:52). Nem ve yağış isteklerine göre bitkiler üç gruba ayrılırlar; a- Kseromorf bitkiler (Kurakçıl bitkiler) Bu bitkiler suyun güç temin edildiği veya terleme yoluyla fazlaca kayba uğradığı ortamlara uyum sağlamış bitkilerdir. Bu zor şartlar nedeniyle bu bitkiler hayatta kalabilmek için bazı önlemler almışlardır. Örneğin; bu bitkiler de yaprak yüzeyleri küçülmüş, yapraklar tüylenmiş ve sertleşmiştir. Kurakçıl bitkiler kök sistemlerini fazlaca geliştirmişlerdir. Bu gruba giren birçok bitki türü bulunmakla birlikte geven, abdest bozan, ağaçlardan ise sapsız meşe, titrek kavak, tüylü huş bu gruba giren türlerden bazılarıdır. b- Mezomorf bitkiler (Kurakçıl ile nemcil arası bitkiler) Ilıman kuşakta yer alan bitkiler bu gruptandır. Bu gruba giren bitkiler mevsim şartlarına göre tavır alırlar. Bu bakımdan bazı mevsimlerde kurakçıl bitkiler bazı mevsimlerde de nemcil bitkilere benzerlik gösterirler. Bu gruba giren bitkilere örnek olarak; kayın, göknar, ladin, kestane ağaçları verilebilir.
c- Higromorf bitkiler (Nemcil bitkiler) Kurakçıl bitkilerin fizyonomik görüntülerinin tam tersine geniş ve kalın yapraklı, yaprakları incedir. Ortamdaki su şartları azaldığında bu bitkiler hemen etkilenirler ve solarlar. Bu bitkilerin kökleri yüzeyseldir. Derine inmezler. Ülkemizde Karadeniz Bölgesinin alt kuşağında yer alan bitkilerin büyük bir bölümü bu gruptandır. Bu gruba giren bitkilere örnek olarak; sığla(günlük), beyaz söğüt, gürgen ağaçları verilebilir. Rüzgârlar: Rüzgâr faktörü ve bitkiler arasında iki türlü etkileşim vardır. Bunlardan birincisi; rüzgârın şiddeti, esme sıklığı, esme yönü, esme sayısı gibi özellikleri ile ilgilidir. Bu açıdan değerlendirildiğinde rüzgârlar bitkilerin fiziki özellikleri üzerinde daha fazla etkili olurlar. Örneğin çok şiddetli esen rüzgârlar bitkilerin dallarını, filizleri kırar, hatta bazı durumlarda bitkinin bütün gövdesine dahi zarar verebilir. Bu durumların süreklilik gösterdiği sahalarda bitkilerin dış görünümleri rüzgâra göre bir hal alır. Çok kuru ve sıcak rüzgârların estiği sahalarda ise bitkilerin yetişme şartları güçleşir kuruma tehlikesi geçirirler. İkinci etkileşim ise rüzgâr ile bitki arasında daha çok olumlu diyebileceğimiz şartların ortaya çıktığı durumdur. Bu şartlar daha çok nemli ve ılık karakterli rüzgârların hâkim olduğu alanlarda rüzgârın taşıdığı tohumlar ile bitkilerin dağılışı üzerinde etkili olması ile kendisini gösterdiği durumdur. Rüzgâr faktörünün bitkiler üzerinde olumlu etkiler oluşturduğu şartlar daha çok nemli ve yağışlı rüzgârlara açık yamaçlarda gözlenmektedir. Bu sahalarda bitkiler doğal olarak rüzgâr faktöründen olumlu etkilenmekte ve bu kesimde diğer kesime göre daha sık ve daha yoğun bitki toplulukları gelişme imkânı bulmaktadır. YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ İLE İLGİLİ FAKTÖRLER: Dağ sıraları, bunların uzanış durumları, bakı şartları, eğim, arazinin yükselti durumu ve arazinin akarsularla yarılma derecesi, bitki tür ve topluluklarının dağılışı üzerinde çok etkilidir. Özellikle dağlık alanlarda görülen çeşitli yükselti, bakı ve eğim özellikleri çok farklı ortam şartlarının oluşmasına bu nedenle farklı bitki topluluklarının yatay ve dikey mesafede sık sık değişmesine, oldukça zengin bitki topluluklarının ortaya çıkmasına, yerleşmesine ve biyolojik zenginliklerin artmasına sebep olur (Atalay, 2007, s: 55). Yükselti: Genel bir kaide olarak yükseltiye bağlı olarak sıcaklığın değişmesi bitki örtüsünün yükseltiye bağlı olarak farklılaşmasına sebep olmaktadır. Yine deniz seviyesinden yükseldikçe sıcaklığın düşmesi yağış şartları aynı olsa bile nispi nemliliğin artmasına zemin hazırlar. Ayrıca, belirli bir sahada yükseldikçe sıcaklık azalır buna karşılık yağış değerleri ise artar.
(Atalay, İ., Ekosistem Ekolojisi ve Coğrafyası S: 62 den.) Şekil-1Genel olarak dünyada enlemlere göre yatay vejetasyon kuşakları ile yükseltinin vejetasyon kuşaklarının sıralanışı üzerindeki etkisinin bir arada görünüşü. Bu gerçek doğrultusunda bir dağın eteği ve zirve kesimi arasında öncelikle yükselti ve daha sonra da bakı şartlarının etkisi ile yağış ve sıcaklık şartlarının farklı olduğu kademeler yer alır. Ilıman iklim kuşağında bir dağ eteğinden zirvesine doğru yağış ve sıcaklık şartlarına bağlı olarak; yaprağını döken ormanlar, iğne yapraklı ormanlar ve dağ çayırları şeklinde sıralanış gözlenir. Coğrafi şartlarda bir değişiklik olmadığı takdir de ovalık alanlarda böylesine bir değişiklik söz konusu değildir (Dönmez, 1985,s: 92). Bakı: Bir sahanın nemli rüzgârlara karşı olması bu sahanın daha fazla yağış alacağı anlamı taşımaktadır. Buna karşılık hızlı esen ve nem ve yağış bulundurmayan rüzgârlara karşı olan sahalar ise diğer kesimlerin aksine daha kurak ortamlar oluştururlar. Aynı şekilde kuzey ve güney yarımkürelerdeki dağların yamaçları ışık ve sıcaklık almaları bakımından farklılıklar gösterdiği için bu iki yarımkürede ışık ve sıcaklık şartlarının durumuna göre farklı bitki türlerinin yetişliği gözlemlenir. Örneğin Türkiye nin bulunduğu kuzey yarımkürede güneye bakan kesimler daha fazla ışık ve sıcaklık şartlarına maruz kalır. Buna karşılık kuzeye bakan yamaçlar ise daha serin ve nemli şartlar taşırlar. Buna bağlı olarak bir dağın kuzey ve güney yamaçlarında bitki örtüsünde önemli farklılıklar görülebilir.
(Atalay, İ., Ekosistem Ekolojisi ve Coğrafyası S: 67 den.) Şekil-2 Anadolu nun Kuzey-Güney yönünde bakı ve yükseltiye göre bitki kuşakları 1.Kızılçam 2. Karaçam 3.Göknar 4. Sedir5.Lâdin 6. Sarıçam 7.Kayın, Ihlamur gibi geniş yapraklı ağaçlar 8. Maki 9. Meşe 10.Yüksek dağ çayırı 11.Bozkır 12. Antropojen bozkır Topografya Şartları: Bir sahanın yer şekilleri orada yetişen bitki türleri üzerinde yukarıda bahsedilen faktörler kadar etkilidir. Topografik özellikler bitki türlerinin yetişmesi üzerinde dolaylı olarak etkili olur. Dağlık bir sahanın, vadilerle parçalanmış bir plato sahasının ve akarsuların yüzeyden aktığı ovaların üzerinde yetişecek bitki türleri de özellikle bu sahaların iklim faktörleri başta olmak üzere birçok özelliğinin farklılaşmasına sebep olacağı için bütün bu alanlarda farklı bitki türlerinin gelişmesi mümkün olacaktır. TOPRAKLA İLGİLİ FAKTÖRLER: Bitkiler için durak ve besin kaynağı olarak görev yapan toprak, fiziksel ve kimyasal özellikleri ile bitki örtüsünün yayılışında önemli etkiye sahiptir. Bazı bitkiler özel toprak şartlarına uyum gösterir veya toprak şartları bu bitkilerin yayılışını tayin eder. Öte yandan, toprak ve bitki birbirini tamamlayan bir sistem oluşturur, yani bitkisiz toprak, topraksız bitki düşünmek imkânsızdır. Çünkü toprağın oluşması için ana materyalin çözünüp ayrışması gerekir ki bu da bitkilerin ve diğer canlıların varlığı ile mümkündür. Aynı şekilde bitkilerin hayatta kalabilmesi de beslenebilecekleri zengin toprak örtüsüne bağlıdır (Atalay, 2007,s: 63). Fiziksel Faktörler: Toprağın fiziksel özelliklerini, topraktaki kum, mil(silt) ve kil gibi parçacıkların miktarı, bunların birleşmesiyle oluşan yapı ve toprağın rengi meydana getirir. Bir sahada hangi bitki türünün gelişeceği konusunda toprağın bünyesi (tekstür), yapısı (strüktür), rengi, sıcaklığı ve bu toprak grubunun içerisindeki su miktarına kadar birçok fiziksel faktör etkili olmaktadır.
Kimyasal Faktörler: Toprak gruplarının temel kimyasal özellikleri, toprak reaksiyonlarını ve burada oluşacak besin maddeleri zincirini oluşturur ki bu da bu toprak gruplarında hangi türden bitkilerin gelişeceğini belirler. Örneğin; tuzlu topraklarda tuzu seven (halofil) bitkiler yetişir. Devamlı su altında kalan veya taban suyu seviyesinin çok yüksek olduğu alanlarda suyu seven bitki türleri, kamışlar, sazlıklar vs. yetişir. BİYOTİK FAKTÖRLER: Bitkiler de diğer canlılar gibi genellikle gruplar halinde yaşam mücadelesi verirler. Bu mücadele bazen diğer canlı türleriyle beraberlik kurarak bazen de onlarla mücadele ederek, yapılmaktadır. Bütün bu süreçte bitkilerin kendi aralarında veya diğer canlı türleri ile bir rekabetin söz konusu olduğu açıktır. İşte bu rekabette güçlü olanlar yaygın ve baskın bir duruma geçerken diğer türler için ya geri çekilmek ya da tamamen o ortamı terk etmek bir başka ifade ile yok olmak söz konusudur. İnsanla İlgili Olanlar: Bütün canlı türleri için olduğu gibi bitkiler için de en önemli rakip insandır. Antropojen etki olarak da ifade edilen bu faktör bitkiler üzerinde olumlu ve olumsuz tesirler yapmaktadır. İnsanlar birçok bitki türünün doğal özelliğini bozarak, orman yangınlarına sebep olarak, doğal yaşam alanlarını yerleşime açarak onların yok olmasına ya da özelliklerinin değişmesine yol açmaktadırlar. Buna karşılık insan yaşamının da besin kaynakları açısından bitkilere bağlı olduğu düşünüldüğünde, yoğun tarım üretimi yapılarak kültür bitkilerinin yetiştirilmesi bitkiler açısından kısmen olumlu bir durum olarak kabul edilebilir. Bitkilerle ilgili olanlar: Bitkilerin bir kısmı başka bitkilerin yarattığı olumlu ya da olumsuz ortamlarda yaşamak zorunda kalmaktadırlar. Örneğin yüksek ağaçlarla kaplı alanlarda orman altı bitkiler daha yüksek bitkilerin baskısı altında yaşam mücadelesi vermektedirler. Bazı bitkileri ise yaşamlarını diğer bitkilerin üzerinde bu bitkilere sarılarak veya asalak olarak sürdürmektedirler. Örneğin sarmaşıklar bu gruptandırlar. Hayvanlarla İlgili Olanlar: Bitkilerin hayvanlardan da olumlu ya da olumsuz etkilenmeleri söz konusudur. Bazı hayvan ya da böcek türlerinin bitkilerin üremesine yardımcı olmaları olumlu bir durumdur. Özellikle insan tarafından evcilleştirilmiş bazı hayvan türlerinin (keçi vs.) orman alanları içerisinde kontrolsüz beslenmesi de bitkiler açısından olumsuz bir durum olarak değerlendirilebilir.
B- BİTKİ TOPLULUKLARI Dış görünüşleri ve yaşama şekilleri birbirine benzeyen ve aynı iklim koşullarında yaşayan bitkilerin bir araya gelmesi ile oluşan bitki topluluklarına Bitki Formasyonu denir (Atalay, s: 56). Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi bir bitki formasyonu tek bir türden oluşabileceği gibi çeşitli türden birçok bitkinin bir araya gelmesi ile de oluşabilir. Burada dikkat edilmesi gereken temel husus aynı formasyon içerisinde yer alan türlerin aynı yaşam şekline sahip olması gerektiğidir. Örneğin orman içerisinde yaşayan bütün bitkiler orman yaşamına ayak uydurmayı başarmışlardır. Yeryüzünde yaşayan bitki formasyonları yaprak şekline göre üç ana grupta incelenirler. Bu üç ana grup da kendi içerisinde ayrıca gruplara ayrılırlar. Bu gruplara ilave olarak yeryüzünün sadece kutuplara yakın bölgelerinde yaşayan türlerin oluşturduğu Tundra formasyonu adında bir dördüncü bölgeyi de bu tabloya eklemek mümkündür. AĞAÇ FORMASYONLARI (ORMANLAR) AĞAÇCIK FORMASYONLARI (ÇALI) ÇAYIR(OT) FORMASYONLARI TUNDRA FORMASYONLARI İğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar Geniş yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar Karma ormanlar Maki formasyonu Garig formasyonu Psödomaki formasyonu Savan formasyonu Step(preri) formasyonu Çöl formasyonu Tundra bitkilerinden oluşan formasyon (Atalay, İ., Ekosistem Ekolojisi ve Coğrafyası S: 191 den.) Şekil-2 Dünyadaki Başlıca vejetasyon Kuşakları.1.Tundra 2. Taiga (İğne yapraklı ormanlar) 3.Ilıman yaprağını döken orman 4. Ilıman çayırlar5.daima yeşil sert yapraklı Akdeniz vejetasyonu 6.Çöl 7. Tropikal Yağmur ormanı 8. Savan 9. Buzul, Dağ ve yarı kurak sahalar
AĞAÇ FORMASYONLARI (ORMANLAR) Bitki coğrafyası içerisinde yaygın olan orman türleri kendi arasında yetişme şartlarının farklılığına ve barındırdığı türlere göre farklı başlıklar altında ele alınır. Yeryüzünde yaygın olan orman grupları ve bunların temel özellikleri şöyle sıralanabilir; 1. Yağmur ormanları Dünyadaki yağmur ormanları; tropikal, Subtropikal, orta kuşak yağmur ormanları olmak üzere üç farklı sahada gözlenir. 2. Sert yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar 3. İğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar 4. Kışın yapraklarını döken ağaçlardan oluşan ormanlar 5. Muson ormanları 6. Kuru ormanlar 7. Mangrov ormanları 8. Galeri Ormanları 9. Bataklık ormanları 1. Yağmur Ormanları: Tropikal bölgelerin yağmur ormanları: Bu ormanlar daima yeşil kalan ormanlardandır. Buradaki ormanlara balta girmemiş orman ifadesi de kullanılır. Ot katı, ağaçcık katı (çalı katı), ağaç katı gibi katlardan oluşurlar. Bu ormanlar çok nemli ve kurak mevsimi hiç olmayan bölgelerin ormanlarıdır. Güney Amerika da Amazon Nehri havzası, Afrika da Senegal ve Gine körfezi arasındaki alan, Endonezya da Cava, Borneo, Sumatra adaları ve Filipin Adalarında yaygındır (Dönmez, 1985, s: 109). Subtropikal bölgelerin yağmur ormanları: Tropikal bölgelerin yağmur ormanları ile orta kuşağın yağmur ormanları arasında geçiş karakteri gösterirler. Bu ormanlardaki ağaçların boyları 25-30m.civarındadır. Tropikal ormanlardan tür sayısının azlığı ve bu sahada iğne yapraklı ağaçlarında yer alması ile ayrılırlar (Dönmez, 1985, s: 109). Orta kuşağın yağmur ormanları: Bu ormanlar daha çok subtropikal yağmur ormanlarına benzerler. Bu ormanların yetiştiği sahalarda görülen kısa süreli kurak dönemler belirleyici faktörlerin başında gelmektedir. Bu ormanlar daha çok güney yarım kürede gelişmiştir. Şili nin güneyinde, Patagonya da, Tasmanya Adasında ve Avustralya nın güneyinde iyi gelişmişlerdir (Dönmez, 1985, s: 111). 2. Sert yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar Bu ormanlar subtropikal bölgelerin kışı yağışlı yazı kurak bölgelerinin ormanlarıdır. Bu bakımdan en fazla Akdeniz İklim şartlarının hâkim olduğu alanlarda görülürler. Akdeniz ülkeleri ve K. Amerika nın California kesimi bu bitkilerin iyi geliştiği yerlerdendir. 3.İğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar
Yer küre üzerinde en geniş alan kaplayan ormanlardır. Bu ormanlar sürekli yeşil kalmaktadırlar. Kuzey Amerika, Asya ve Avrupa nın kuzey kesimlerinde görülür. Genişlikleri 1000-2500km arasında değişmekte olan kuşaklar halinde yayılırlar. Bu ormanlar sadece okyanuslara rastlayan kesimlerde kesintiye uğrarlar. Karasal iklim şartlarının baskın olduğu, sert kış şartlarının görüldüğü sahalarda yaygındırlar. Çam, ladin. Göknar bu ormanların en yaygın ağaç türlerindendir. Bunların en çok tanınan türlerinden bir tanesi de Sibirya çevresinde de yetişen Taiga ormanlarıdır (Dönmez, 1985, s: 114). Foto-1 Tayga'da Ak ladin ormanları Denali karayolu, (Fotoğraf: Alaska http: // www. turkcebilgi.com/resim/ 4. Kışın yapraklarını döken ağaçlardan oluşan ormanlar: Bu ormanlar orta kuşağın kış mevsimi soğuk geçen kesimlerinde yaygın olarak görülür. Bu ormanlar özellikle güney yarım kürenin her mevsimi yağışlı geçen kesimlerinde geniş yayılım gösterirler. Kuzey yarım kürede batı ve orta Avrupa, kuzey Anadolu da, Asya ve kuzey Amerika kıtalarının ise doğu kesimlerinde geniş alanlar kaplamaktadır. Kayın, meşe ve gürgen bu ormanların yaygın ağaç türlerindendir (Dönmez, 1985, s: 116.). 5. Muson Ormanları: Bu ormanlar adından da anlaşılacağı gibi muson iklimlerinin karakteristik ormanlarıdır. Muson ormanları en çok iki kattan oluşur. Çok sık ve gür oldukları için tropikal ve subtropikal ormanlara benzerler. İçlerinde çokça yapraklarını döken ağaçlar bulunur. Muson Asyası bu ormanların hâkim olduğu alandır. Teak(Tik) ağacı muson ormanlarının karakteristik ağacıdır (Dönmez, 1985, s: 117).
Foto-2 Teak ağacı, dayanıklılığı, ısı ve nem farklılıklarına uyumu, yaşlandıkça daha güzel görüntüler sunması nedeniyle insan hayatının birçok alanında özellikle de mobilya yapımında ve denizcilikte yüzyıllardır kullanılmaktadır (fotoğraf: http://www.horizon-custom-homes.com/) 6. Kuru ormanlar: Tropikal ve subtropikal bölgelerin yılın 5-6 ayının kurak geçtiği ve yine yıllık olarak 800-1200 mm. civarında yağış alan kesimlerinin ormanlarıdır. Bu ormanlar tür çeşitliliği bakımından fakirdirler buradaki türlerin ve boyları 8-10m yi geçmez. 7. Mangrov ormanları: Nemli tropikal bölgelerin sığ deniz kenarlarında ve bataklıklarında gelişmiş ormanlardır. Bu sahada yetişen bitki türleri tuzlu çamurlar içerisinde büyürler. Foto-3 Mangrov Ormanlarından bir görüntü. (Fotoğraf: http: // enfo. agt. bme.hu/ drupal/en/node/10073)
8.Galeri Ormanları: Akarsu boylarında devamlı şerit halinde uzanan ormanlara verilen isimdir. Bu ormanlar içerisinde lian ve epifitler çoktur. Yetiştikleri yerlerde toprak kalın bir çamur tabakasından oluşmaktadır. Galeri ormanlarının yeryüzünde en iyi görüldükleri yerler Gine körfezi ve Sudan arasında kalan sahalardır. Galeri ormanlarının hâkim ağaç türü palmiyelerdir. 9.Bataklık ormanları: Taban suyunun yüzeye çıktığı veya zemin değişik sebeplerle zaman zaman su baskınına uğradığı yerlerde (bataklıklarda) gelişen, gür boyu uzun bitki topluluklarına bataklık ormanları denir. Tropikal yağmur ormanlarının bataklık kesimleri ile orta kuşağın bataklık sahalarında yaygındırlar (Dönmez, 1985, s: 119). AĞAÇCIK FORMASYONLARI ( ÇALI) Orman alanların tahrip edilmesi sonucunda boşalan ya da geniş açıklıkların oluştuğu alanda boyları çoğunlukla 1-2m. yi geçmeyen kısa boylu ağaçcıklardan oluşan formasyondur. Bunlara çalı formasyonu da denilmektedir. Bu formasyon daha çok o sahanın esas bitki örtüsünün, başta antropojen tesirler olmak üzere değişik sebeplerle tahrip olması neticesinde ortaya çıkmıştır. Bu formasyon kendi arasında üç bölüme ayrılır. Bunlar; 1. Maki formasyonu. 2. Garig formasyonu. 3. Psödomaki formasyonu dur. 1. Maki formasyonu: Akdeniz iklim bölgesinin yaygın bitki vejetasyonudur. Sürekli yeşil kalan, küçük, kalın ve yeşil yapraklı çalılıklardır. Kermez meşesi gibi bazı türlerinde dikenler de görülebilir. Bu türlerin su istekleri de fazladır. Kocayemişi, sandal, keçiboynuzu, mersin, sakız, menengiç, defne, erguvan, zakkum, kermez ve pırnal meşesi adı sık sık duyulan maki üyelerindendir. 2.Garig formasyonu: Akdeniz ikliminin kurak kesimlerinde yetişen, maki örtüsünün tahrip olduğu ve yetişme ortamının zayıf, toprak örtüsünün yer yer süpürüldüğü alanlarda gelişen bitki grubudur. Kekik, laden, akçakesme bu gruba örnek olarak verilebilir. 3.Psödomaki formasyonu: Akdeniz ikliminin karakteristik bitki grubu olan makiler ile Karadeniz iklimini tesirinde yetişen nemcil ve kışın yapraklarını döken çalılıkların bir arada bulunduğu bitki topluluklarıdır. Funda, delice, kızılcık, fındık, muşmula, böğürtlen, yabani erik, yabani elma ve üvez bu gruba örnek olarak verilebilir.
ÇAYIR (OT) FORMASYONLARI Değişik faktörlerin ağaçların yetişmesine fırsat vermediği alanlarda nem ve yağış şartlarına, su miktarına bağlı olarak yetişen çok kısa boylu bitkilerin oluşturduğu gruba ot formasyonu denir. Ot formasyonuna dâhil olan bitkilerin ağaç ya da çalılardaki gibi gövde ve kök sitemleri gelişemediği için bunlar genellikle yılın yağışlı ve su seviyesinin yüksek olduğu devrelerde gelişme gösterirler. Kurak mevsimle beraber de sararak ortadan kalkarlar. Ot formasyonuna dahil olan bitkileri üç grupta ele alabiliriz. Bunlar; 1. Savan formasyonları 2. Step (Preri) formasyonları 3. Çöl formasyonları. dır. 1. Savan formasyonları: Tropikal iklim bölgelerinin kurak dönemi bulunan kesimlerinde oluşmuş, uzun boylu otlardan meydana gelen bir topluluktur. Buralarda yeterli yağış olmadığı için bu sahaya uyum sağlamış çok az sayıda ağaç göze çarpar. Savanlar hemen bütün ot türlerinde olduğu gibi yağışlı dönemde yeşerir boyları uzar, kurak dönemlerde ise kururlar. Tropikal bölgelerin iklim ve rölyef bakımından her yerde aynı karakterde olmaması nedeniyle farklı sahalarda farklı özellikler de savanlar gelişmiştir. Örneğin yıllık yağışın 1000mm. üzerinde olduğu sahalarda nemli savanlar, yağışın 500-1000 mm. arasında olduğu sahalarda ise kurak bölgelerin savanları gelişmiştir. Kurak savanların arasında ağaçlar nadiren görülür. Kurak savan bölgeleri uzun boylu otların yetişme sahasıdır. Tropikal bölgelerin 500 mm. den az yağış alan bölgelerinde ise kurakçıl dikenli savanlar yetişir. (Dönmez, 1985, s: 128) 2. Step (Preri) formasyonları: Orta kuşakta yaygın olan bitki topluluklarıdır. Bu alanda yağışları ağaç yetişmesi için yeterli olmayan kesimlerinde gelişirler. Bozkır da denilen bu alanlarda ağaçlara ancak akarsu boylarında rastlanır. İnsan tahribatıyla oluşan bozkırlara antropojen bozkır adı verilir. Bu bitkilerin kökleri ortamda az olan suyu bulmak için derinlere inmiştir. Geven, üzerlik, yavşan otu bu gruba örnek olarak verilebilir. Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika da geniş yayılım alanları vardır (Şahin, 2010,s: 215). Kuzey Amerika da step alanlarına yerel olarak Preri adı verilmektedir. 3. Çöl formasyonları: Yıllık toplam yağış miktarının 200-250mm. nin de altına düştüğü alanlarda buharlaşmanın da çok fazla artmasıyla bitkiler için yaşam koşullarının güçleştiği görülmektedir. Bitkilerin bu ortam şartlarında tek tek veya kümeler halinde yaşama tutunmaya çalıştığı görülür. Bu formasyonlara çöl formasyonu denir. Çöl formasyonları subtropikal yüksek basınç şartlarının etkin olduğu sıcak çöllerde görülürler. Kuraklığı seven çalı türleri ile bazı akasya türleri ve bünyesinde su depolayan Kaktüsler bu formasyonun en karakteristik üyeleridir. (Şahin, 2010, s: 216).
Tundra bitkilerinden oluşan formasyon TUNDRA FORMASYONU Kutuplara yakın bölgelerde ağaç sınırının üzerinde kalan yerlerin tipik bitki topluluğudur. Kuzey ve güney kutup bölgelerinde sıcaklığın bazen altı ay boyunca, bazen de sadece iki ay sıfır derecenin üzerine çıktığı, alanlar tundra bitkilerinin yetişme ortamlarını oluştururlar. Buralarda büyüme mevsimi Haziran da başlar, Eylül de sona erer. Bu sahalar yılın büyük bir bölümünde karla örtülüdür ve bu sahalarda yılın büyük bölümünde toprak donmuş vaziyettedir. Bu şartlar altında buralardaki bitkiler ancak yılın çok kısa bir döneminde ve çok kısa bir yetişme döneminde gelişme gösterirler. Tundra formasyonunu esasen bazı liken ve yosun türleri oluşturur (Dönmez, 1985, s: 133).
SEÇİLMİŞ KAYNAKÇA AKMAN, Y., 1995, Türkiye Orman Vejetasyonu, Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Botanik Anabilim Dalı., ANKARA. ATALAY, İ., 1994, Türkiye Vejetasyon Coğrafyası., Ege Üniversitesi Yayını, İZMİR. ATALAY, İ., 2004, Açıklamalı Doğa Bilimleri Sözlüğü, Meta basım., İZMİR. ATALAY, İ., 2007, Toprak ve Bitki Atlası, Küresel Isınma, Farklı Yayıncılık., İSTANBUL. ATALAY, İ., 2008, Ekosistem Ekolojisi ve Coğrafyası, Meta Basım., İZMİR. AVCI, M., 1996, Endemik Bir Meşe Türü, Kasnak Meşesi (Quercus Vulcanica)., Türk Coğrafya Dergisi, S: 31, s: 283-289, İSTANBUL. BAYTOP, T., 1994, Türkçe Bitki Adları Sözlüğü., Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu yayını No: 578, ANKARA. ÇETİK, A.R., 1973, Vejetasyon Bilimi, Ülkemiz Matbaası, ANKARA. DOĞANAY, H., SEVER, R., 2011, Genel ve Fiziki Coğrafya., Pegem-Akademi Yayın, ANKARA. DÖNMEZ, Y., 1985, Bitki Coğrafyası, İstanbul Üniversitesi Yayını No: 3319., İSTANBUL. GÜNAL, N., 1997, Türkiye de yayılış Gösteren Başlıca Ağaç Türlerinin Coğrafi Yayılışları, Ekolojik ve Floristik Özellikleri., Çantay Yayınevi, İSTANBUL. İNANDIK, H., 1961, Bitkiler Coğrafyası., İstanbul Üniversitesi yayını No: 930, İSTANBUL. ŞAHİN, C., 2010, Genel Fiziki Coğrafya, Gündüz Yayıncılık., ANKARA. İNTERNET KAYNAKLARI Alaskahttp://www.turkcebilgi.com/resim/tayga/picea-glauca-taiga#resim (Erişim Tarihi: 30.01. 2012) http://www.horizon-custom-homes.com/keruing_furniture_hardwood.html (Erişim Tarihi: 30.01.2012) http://enfo.agt.bme.hu/drupal/en/node/10073 (Erişim Tarihi: 30.01.2012)