İSTESOB ÇİN KOMİSYONU ÜYELERİ



Benzer belgeler
HOLLANDA ÜLKE RAPORU

MESLEK KOMİTELERİ ORTAK TOPLANTISI 11 Eylül 2015

İSTANBUL SANAYİ FORUMU

TÜRKĠYE DÜNYANIN BOYA ÜRETĠM ÜSSÜ OLMA YOLUNDA

Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek in Konuşma Metni

T.C. Ekonomi Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğü Ankara

2012 Yılı İçin Nasıl Bir Ekonomik Beklenti İçindesiniz? Daha kötü 10% Daha iyi 45%

IMF KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜMÜ

HAZİRAN 2016 Gebze Ticaret Odası Ticaret Bölümü

Soru 1: Firma olarak 2012 yılının ikinci yarısı için nasıl bir ekonomik beklenti içindesiniz?

CEZAYİR ÜLKE RAPORU

2010 YILI OCAK-MART DÖNEMİ TÜRKİYE DERİ VE DERİ ÜRÜNLERİ İHRACATI DEĞERLENDİRMESİ

Kahramanmaraş mutlaka devler liginde olacak

2010 YILI HAZIR GĠYĠM SEKTÖRÜNDE GELĠġMELER VE SEKTÖRÜN 2023 YILI HEDEFLERĠ

5 milyon kişi online ticarete 31 milyar lira harcıyor

CARİ İŞLEMLER DENGESİ

15 Ekim 2014 Genel Merkez


Soru 1: Firma olarak 2011 yılının ikinci altı ayı için nasıl bir ekonomik beklenti içindesiniz?

Piyasalardaki Dalgalanma Otomotiv Sektörüne Nasıl Yansıyor?

Technology. and. Machine

INTERNATIONAL MONETARY FUND IMF (ULUSLARARASI PARA FONU) KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM OCAK 2015

Ayakkabı Sektör Profili

M. Nuri GÖRENOĞLU. MESLEK KOMİTELERİ ORTAK TOPLANTISI 7 Aralık İSO Meclis Üyesi ORMAN, KAĞIT ÜRÜNLERİ, MOBİLYA VE BASIM SANAYİİ

CAM SANAYİİ. Hazırlayan Birsen YILMAZ T.C. Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi

SEKTÖREL GELİŞMELER İÇİNDEKİLER Otomotiv. Beyaz Eşya. İnşaat. Turizm. Enerji. Diğer Göstergeler. Sektörel Gelişmeler /Ağustos

BOSNA HERSEK ÜLKE RAPORU

DOĞRUDAN YABANCI YATIRIM

TEMİZLİK MADDELERİ SEKTÖRÜ

2015 AĞUSTOS DIŞ TİCARET BÜLTENİ 30 Eylül 2015

Dünden Bugüne Türkiye nin Dış Ticaret Performansı

TÜRKİYE PLASTİK SEKTÖRÜ 2014 YILI 4 AYLIK DEĞERLENDİRMESİ ve 2014 BEKLENTİLERİ. Barbaros Demirci PLASFED - Genel Sekreter

2016 YILI İPLİK İHRACAT İTHALAT RAPORU

HOLLANDA ÜLKE PROFİLİ

SEKTÖRÜN TANIMI TÜRKİYE TEMİZLİK MADDELERİ SEKTÖRÜ

Temmuz Ayı Tekstil Gündemi

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 72

26-29 EKİM 2015 I. TÜRK-ARAP. HAZIR GİYİM, TEKSTİL, KONFEKSİYON, DERİ, AYAKKABI, ÇANTA ve TEKNOLOJİLERİ FUARI İKİLİ GÖRÜŞME, ALIM HEYETİ ORGANİZASYONU

Enflasyon arttı, ihracat yavaşlıyor

Sayı: 2009/18 Tarih: Aileler krize borçlu yakalandı; sorunu işsizlik katladı

BANDIRMA AB YOLUNDA PROJESİ ANKET SONUÇLARI DEĞERLENDİRMESİ


TÜRK DERİ VE DERİ MAMÜLLERİ SEKTÖRÜ

SIRBİSTAN ÜLKE RAPORU

MESLEK KOMİTELERİ ORTAK TOPLANTISI 7 Aralık Aynur AYHAN İSO Meclis Üyesi ANA METALLER SANAYİİ

TÜRKİYE DE BU HAFTA 7 11 EYLÜL 2015

KİMYEVİ MADDELER, PLASTİKLER VE MAMULLERİ

YURTDIŞI MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİ

KAUÇUK VE KAUÇUK ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜ

2006 YILI EGE BÖLGESİ NİN 100 BÜYÜK FİRMASI

GÜNEY DOĞU ASYA. TEKSTİL ve HAZIR GİYİM TİCARETİ VE ÜRETİM TRENDİ ENDONEZYA

MESLEK KOMİTELERİ ORTAK TOPLANTISI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN İŞ DÜNYASI BAKIŞ AÇISIYLA TÜRKİYE DE YOLSUZLUK SEMİNERİ AÇILIŞ KONUŞMASI

TÜRKİYE ABD ARASINDAKİ EKONOMİK VE TİCARİ İŞBİRLİĞİ FIRSATLARI

İZMİR TİCARET ODASI VİETNAM ÜLKE PROFİLİ

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Temmuz 2013, No: 65

plastik sanayi PLASTİK SEKTÖR TÜRKİYE DEĞERLENDİRMESİ VE 2014 BEKLENTİLERİ 6 AYLIK Barbaros DEMİRCİ PLASFED Genel Sekreteri

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

GEMLİK TİCARET ve SANAYİ ODASI

BURSA DAKİ 250 BÜYÜK FİRMA VERİLERİNİN GENEL BİR DEĞERLEMESİ

TÜRKİYE'NİN KONFEKSİYON YAN SANAYİ

MERSİN TİCARET VE SANAYİ ODASI OCAK 2011

TÜRKİYE İŞ ve İNŞAAT MAKİNALARI ALT SEKTÖRÜ

Çalışma hayatında barış egemen olmalı

MESLEK KOMİTELERİ ORTAK TOPLANTISI 17 Haziran 2014

TORBALI TİCARET ODASI MOBİLYA SEKTÖR ANALİZİ

Aslında, benim perakende sektöründeki kariyerim bir anlamda 12 yaşında sahibi olduğumuz süpemarkette yaz tatillerinde çalışmamla başladı.

Çelik sektörü önümüzdeki döneme ilişkin beklentileri tartıştı

MESLEK KOMİTELERİ ORTAK TOPLANTISI 11 Eylül 2015

OYDER, Bursa'da 22. Diyalog Toplantısı'nı gerçekleştirdi

MÜCEVHER SEKTÖR ENDEKSİ KASIM

Ekonomi Bülteni. 17 Ekim 2016, Sayı: 40. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Kahramanmaraş Uluslararası Tekstil Makineleri Fuarı Açıldı

HOLLANDA ÜLKE PROFİLİ

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Temmuz 2012, No: 36

GENEL BAŞKANIN MESAJI

İRAN ÇAY RAPORU Ocak Tahran-Lahican-Tebriz İRAN. Rize Ticaret Borsası 2014

Sunu planı. Sunu Planı. Slayt No 3-6 Tekstil ve Hazır Giyim Sektörlerinin Brüt Katma Değeri. 7-8 Sektörlerin Büyüme Eğilimleri

Türkiye menşeli ürünlere karşı önlem sayısı 30'a ulaştı

BATI AFRİKA ÜLKELERİ RAPORU

ESKİŞEHİR SANAYİ ODASI

KAPİTALİZMİN İPİNİ ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER Mİ ÇEKECEK?

Kuraklık Pamuğu da Vurdu

GENEL EKONOMİK DEĞERLENDİRME

Dünya Seramik Sektörü Dış Ticareti a) Seramik Kaplama Malzemeleri

DİYARAKIR DIŞ TİCARETİ 2014

Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Adnan İğnebekçili

8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi

Değerli İhracatçılar, Değerli Basın Mensupları,

TÜRKİYE. PLASTİK AMBALAJ SEKTÖRÜ 2010 YILI DEĞERLENDİRMESİ ve 2011 YILI BEKLENTİLERİ. Barbaros Demirci Genel Müdür

Aylık Dış Ticaret Analizi

TÜRKİYE NİN DIŞ TİCARET YAPISI. Doç. Dr. İsmet GÖÇER Aydın İktisat Fakültesi Ekonometri Bölümü

... v. BURSA EKONOMISININ 2003 YILI DEGERLEMESI Prof.Dr.Ali CEYLAN

Transkript:

İSTESOB ÇİN KOMİSYONU ÜYELERİ Yaşar HANGÜN BAŞKAN Sadettin OLPAK BAŞKAN YARDIMCISI İsmail DEMİRBAŞ ÜYE Mücahit ÇETİN ÜYE Şükrü ŞAHİN ÜYE Ali BİLİCİ ÜYE ÇARE ARIYORUZ Birlik başkanımız sayın Faik Yılmaz ın yönetim, denetim, disiplin kurulu üyelerimizin komisyon çalışmalarına verdikleri destekle İSTESOB ve camiası için önemli bir çalışmayı gündeme getirdik. Bu konuda sayın Başkana şükran borçluyuz. Bu çalışmada, piyasadaki Çin istilasından dolayı kapanan kepenkleri ve alarm veren sektörleri bildiren odalar bize ışık tuttu. Bir çok oda yönetimi birliğimize yazılı başvuruda bulunarak Çin istilasının piyasadaki tahribatını bildirdiler. Bu tahribatı bize bildiren oda başkanlarına teşekkürlerimi arz ediyorum. Bu arada komisyonumuzda görev yapıp piyasadan Çin mallarının nümunelerini toplayan oda başkanı ve başkan vekili arkadaşlarım Saadettin Olpak, İsmail Demirbaş, Mücahit Çetin, Şükrü Şahin ve Ali Bilici ye sonsuz teşekkürler. Ayrıca toplantılarımızda bize destek veren Birlik Genel Sekreteri Ömer Demir ile Yazı İşleri Müdürü Mustafa Yılandiloğlu ve tüm birlik personeline şükranlarımı sunarım. Yaşar Hangün - İSTESOB Çin Komisyonu Başkanı

ÇİN İŞKENCESİ NE DUR DEMELİYİZ Uzak Doğu ve Çin den gelen ürünlerin insanlarımızın sağlığına zararlı, kanserojen etkiler içerdiği artık kamuoyunda biliniyor. Aslında böyle devam ederse toplumumuzun gelecekteki sağlığı tehdit altındadır. Bu konuların zararlarını bugün önemsemesek bile, gelecekte ne kadar büyük bir tehlike ile yüz yüze olduğumuz görülecek. ABD, Çin de üretilen milyonlarca çocuk oyuncağını ve diş macununu 2007 yılında piyasadan toplattı. 22.08.2010 tarihinde Çin de süt tozuna 100 tondan fazla melamin karıştırıldığı basına yansıdı. 2008 yılında melaminli süt tozu yüzünden 6 çocuk ölmüş, 300 bin çocuk hastalanmış, durum dünya çapında alarma yol açmıştır. 2010 yılında ülkemizde tekstil, ayakkabı, deri vb. birçok ürünün sağlığa zararlı bulunarak imha edilmesi konunun önemini göstermektedir. Ayrıca 2010 tarihinde yapılan denetimlerde kanserojen olduğu tespit edilen, binlerce metre kumaş imha edildiği gerçeğini de yaşadık ama piyasalarımızda Çin istilasının fütursuzca devam ettiğini üzülerek görüyoruz. Hatta ben buna, biraz daha ileri giderek Çin İşkencesi diyorum. Oysa asıl bu işkenceye DUR demeliyiz. Bu bakımdan yaşamımızı tehdit eden bu sürece tüketici toplumu olarak tavır almalıyız. Aslında herkes bu konuya sahip çıkmalı. Siyaset, bürokrasi, esnaf, sanatkâr, ekonominin ve sağlığın tüm kurumları önlem almalı, halkımız bütünlük içinde olayı sahiplenmeli diye düşünüyoruz. Yani göz göre göre hem esnaf sanatkarımızın işini yok etmeye doğru gidişe, hem de vatandaşımızın sağlığının tehlikeye atılmasına müsaade edilmemeli. İşte bu sorumluluk duygusu içinde İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (İSTESOB) olarak kötü gidişin raporunun ortaya çıkması amacıyla bir komisyon kurduk. Komisyona da Çin istilasından olumsuz etkilenen sektörlerin bulunduğu odaların başkanlarını görevlendirdik. İSTESOB Yönetim Kurulu Üyesi ve Ayakkabı Satıcılar Esnaf Odası Başkanı Yaşar Hangün ün Başkanlığı ndaki komisyonda Saadettin Olpak (Bşk Yrd.) ve üyeler; İsmail Demirbaş, Mücahit Çetin, Şükrü Şahin ile Ali Bilici yer aldılar. Çin komisyonumuz aylar süren detaylı bir çalışma sonunda ortaya bir rapor çıkardılar. Bu çalışmayı da basın yayın birimimiz kitap haline getirdi. Bu kitabın ilgili sektörlerimize ışık tutacağı gibi en önemlisi tüketicimizi uyandırma görevini yerine getirecektir. Komisyonumuzu bu başarılı çalışmalarından dolayı kutluyor, Çin kitabında emeği geçenlere de teşekkür ediyorum. Esasen biz kaliteli Çin mallarına karşı değiliz. İki ülke arasında ticaret tabiî ki olacak. Ancak ucuz diye getirilen kalitesiz ve sağlıksız mallara karşıyız. Çünkü biz Çin in kaliteli mallarıyla rahatlıkla rekabet edecek güçteyiz. 01 Faik Yılmaz

ÇİN MALLARI İŞTE PİYASADAKİ ÇİN ÜRÜNLERİ: Piyasadan, özellikle de toptancılardan ve perakendecilerden toplanan Çin malları İSTESOB Çin Komisyonu tarafından incelemeye alındı. Analizlerde deri kemerlerin kartondan yapıldığı, boyaların ise kanserojen madde ihtiva ettiği tespit edildi.

MASADA! Çetin, Şükrü Şahin, Yaşar Hangün, Faik Yılmaz (İSTESOB Başkanı), Saadettin Olpak, Ali Bilici, İsmail Demirbaş

İÇİNDEKİLER ODAlARDAn GElEn Çİn AlARMı YAZılARı... 6 1.BÖlÜM - Çİn İSTİlASı VE TÜRK PAZARınA ETKİlERİ... 8 nerede 869 lu BARKOD...11 HER ÜRÜnÜn BARKODUnDA 869 U ARAMAlıYıZ...12 Çİn VE UZAKDOĞU ÜRÜnlERİ...13 İŞTE AlınMASı GEREKlİ ÖnlEMlER...16 Çİn İSTİlASı DÜKKAn KAPATıYOR...19 Çİn İSTİlASı YÜZBİnlERCE KİŞİYİ İŞSİZ BıRAKTı...21 ESnAF ne DİYOR?... 26 YAZıK, BİlE BİlE lades BU OlMAlı... 30 Çİn MAllARı İlE İlGİlİ YAPılAn AnKET SOnUÇlARı... 31 ODA ÜYElERİnİn YAZılı BEYAnlARı...31 2.BÖlÜM - BASınDA YER AlAn Çİn MAllARınA DAİR HABERlER... 34 3. BÖlÜM - AlınACAK ÖnlEMlER...36 4.BÖlÜM - KÜRESEllEŞME VE KÜÇÜK ESnAF... 37 TÜRKİYE VE Çİn İn TİCARİ İlİŞKİlERİ... 42 HAZIRLAYAN : Fikret Helvacıoğlu (İSTESOB Basın Yayın Müşaviri) Editör : Seda Tiryakioğlu Fotoğraf Editörü Görsel Yönetmen : Barış Zeki Öğünç : Özlem Denizli Ercan 04

BU İSTİLAYA ARTIK DUR DENMELİ Türkiye İstatistik Kurumu nun (TÜİK) 2011 de açıkladığı, 2010 Aralık-Ocak dönemine ilişkin dış ticaret verilerine baktığımızda ihracatımızın 113,9 milyar dolara, ithalatımızın da 185,9 milyar dolara ulaştığını görüyoruz. İthalatın ihracattan fazla yükselmesi nedeniyle dış ticaret açığındaki artış, yüzde 84,5'i buldu. Dış ticaret dengesindeki açık, 71,6 milyar dolar olarak hesaplandı. 20 Yıl ÖnCESİnE BAKTıĞıMıZDA Türkiye-Çin dış ticareti 1990'larda toplam 330 milyon dolarlar seviyesindeydi. 2000'de 1.3 milyar dolarlık bölümü ithalat olmak üzere 2 milyar doların altında bir seviyedeydi. Bu yılın 7 aylık döneminde Çin den 12 milyar 767 milyon dolarlık ithalat yaparken 1 milyar 322 milyon dolarlık ihracatla neredeyse 10 katı oranında dış ticaret açığı ile karşı karşıya kaldık. Toplam dış ticaretimizin 14 milyar doların üzerine çıktığı bir ülke olan Çin 11.4 milyar dolarlık dış ticaret açığı ile Türkiye'nin en yüksek dış ticaret açığı verdiği, toplam dış ticaret açığımız içersindeki payı yüzde 18.1 seviyesine ulaşan bir ülke durumundadır. Böylesine bir dış ticaret açığını göze almak; ülke olarak fazla iyimserlik, fazla özgüven ya da fazla bonkörlük olarak yorumlanabilir. Bütün bunlar bir yana, asıl üzerinde durulması gereken konu; Çin mallarının kendi iç piyasamıza etkileri ve kapanan onbinlerce kepenk, ya da bir başka ifadeyle işsiz kalan onbinlerce çalışanın durumu olmalı. İkinci önemli etken ise kalitesiz ve kanserojen boya ihtiva eden Çin mallarının başta bebek ve çocuk olmak üzere insanımıza verdiği hayati zararlardır. Tüm bu konuları üst üste koyduğumuzda ülkemize giren mallarda kalite ve sağlık standartları ile ilgili kontrollerin artık daha sıkı yapılması gereği ağır basıyor. Tüm bu önemli konu ve objelere bu kitapta yer vermeye çalışırken İSTESOB Çin Komisyonu Başkanı Yaşar Hangün den aldığımız desteği burada belirtmeliyim. Hangün Başkan, esnafı kemiren Çin istilasını enine boyuna analiz ederek başta hükümet yetkililerinin dikkatini çekerken esnaf-sanatkarı ve halkı uyarma görevini de yerine getirmiş oldu. Bu kitap için start ve imkan veren İSTESOB Başkanımız Faik Yılmaz a, İSTESOB Çin Komisyonu Başkanı Yaşar Hangün e ve tüm komisyon üyelerine teşekkürlerimi sunarım. Fikret HELVACIOĞLU 05

ODALARDAN GELEN ÇİN ALARMI YAZILARI İstanbul Yorgancı ve Hallaç Esnaf Odası İstanbul Ayakkabı ve Freziciler Odası İstanbul Kasket ve Şapka İmalatçıları Odası İstanbul Ayakkabı Satıcıları Odası İstanbul Dokumacılar Odası Küçükçekmece Esnaf ve Sanatkarlar Odası 06

KİTABI NASIL DOĞDU? Odaların yönetimleri, Çin mallarının piyasada kepenk kapatmaya başladığını ve esnaf sanatkarın alarm verdiğini İSTESOB yönetimine birer yazıyla bildirdiler. Bunun üzerine Çin İstilasına Dur kitabı hazırlandı. İstanbul Ayakkabılar Esnaf Odası İstanbul Mobilyacı ve Döşemeci Odası İstanbul Oto Lastik Yedek Parça İmalatçıları Odası Şile Birleşik Esnaf ve Sanatkarlar Odası Yenibosna Birleşik Esnaf Odası Dokumacı Esnaf Odası 07

1.BÖLÜM ÇİN İSTİLASI VE TÜRK PAZARINA ETKİLERİ Son 10 yılda Türk pazarlarını istila ederek rafları dolduran Çin mallarının ekonomimize olumsuz etkilerini, yerli üretimi yok edişini, yerli ustalarımızı işsiz bırakışını, esnafa kepenk kapatışını bu kitapta ilk bölümde sunuyoruz. KOBİ lerdeki bu yok edişin yanı sıra, zararlı kimyasallar içeren Çin ürünlerinin kundaktaki bebekten yaşlı insanlarımıza kadar toplumun sağlığını nasıl tehlikeye attığını 1. Bölüm de takdim ediyoruz. Ülkemizi, Çin den gelen ucuz ve kalitesiz malların istilâsı, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği ni bir sorumluluk anlayışı ile harekete geçirdi. İSTESOB Başkanı Faik Yılmaz ın, kurduğu komisyon, piyasalarda araştırmalarını yaparken konuyla ilgili olarak sağlık cephesinde ürkütücü vakalarla karşılaşıldı. Komisyonun yaptığı çalışmalar sonucu hazırladığı rapor, Çin istilasının esnaf sanatkarımızı yok etme sürecine soktuğu gibi, Türk toplumunun sağlığını tehlikeye attığını ortaya koydu. Meydanı boş bularak 08

Türkiye de yapılan Çin istilasına tüketicinin de ucuzluk bahanesiyle çanak tutmasıyla imalatçı esnaf sanatkarlarımız, bir bir kepenk kapatmaya ve kapılarına kilit vurmaya başladılar. Büyük alışveriş merkezlerinden tutun da en ücra köşedeki dükkânlara kadar rafların, Çin ve Uzak Doğu mallarıyla dolup taştığı görüldü. Komisyonun hazırladığı rapora göre piyasadaki her 100 oyuncağın 95 i, 100 armatürün 76 sı, 100 gözlüğün 45 i, 100 halının 25 i, 100 klimanın 50 si Çin malı olduğu anlaşıldı. Yurda kaçak giren Çin malları yüzünden de milyonlarca dolar vergi kaybı doğuyor, binlerce kişi işsiz kalıyor. Çin den gelen bazı malların insan ve çevre sağlığına zararlı olduğu yönünde açıklamalar yapılmış olmasına rağmen umursamazlığın boyutunun arttığı, ucuz diye alanların çoğunlukta olduğu tespit edildi. Rapora göre Çin mallarının kanserojen madde içerdiğini somut tahlillerle tespit eden kuruluşlardan biri de Kütahya Porselen firması oldu. Kütahya Porselen yetkilileri, Çin den ithal edilen porselenlerin kanserojen madde içerdiğini ve sağlığa zararlı 09

olduğunu tespit ettiklerini açıkladılar. Yapılan araştırma ve tahlillere göre oyuncaktan armatür malzemelerine kadar pek çok üründe "kurşun" içeren zehirli madde bulunduğu ve insan sağlığına zararlı olduğu belirtilmesine rağmen pazar bulması insanımızın durumunu da ortaya koyuyor. Açlık ve yoksulluk sınırında kıvranan vatandaş da haklı olarak cebine uygun alışveriş yapmayı tercih ediyor. Ancak, * Kaç anne çocuğuna mama yedirdiği ucuz Çin malı biberonun ucundaki plastik memenin kanserojen madde içerdiğini biliyor? * Kaç vatandaş, özene bezene satın aldığı ucuz Çin malı porselen yemek tabağının boyasında "kurşun" ihtiva eden zehirli madde olduğunu biliyor? İşte bu sorulara cevap veren ev hanımı ve diğer tüketicilerin neredeyse yüzde yüzünün konudan habersiz oldukları anlaşıldı. 10

NEREDE 869 LU BARKOD Aslında AB nin isteği doğrultusunda ithal mallara uygulanan standart zorunluluğunun kaldırılması neticesinde AB'den gelen "CE" işaretli pek çok ürün denetimsiz olarak sınırlarımızdan geçiyor. Sivil toplum kuruluş başkanları, istediği kadar "barkodunun başında 869 ile başlayan ürünler Türk Malı dır, kendi malınızı tercih edin" diye feryat figan etse de kimin umurunda? * Kaç vatandaş barkodun başındaki 869 rakamına bakıyor? * Kaç vatandaş barkod okumasını biliyor? Bırakın barkoda bakmayı pek çok mağazada ürünler barkodsuz satılıyor. Pazarlık usulüyle. Yöresel hediyelik eşyaların bile yerini Uzak Doğu malları almış. Gittiğiniz bir yerde mesela yakın zamanda şahit olduğumuz bir örnek olarak; Safranbolu da yakınlarınıza hediye almak istediğiniz zaman elinizi attığınız hediyelik eşyanın yüzde 90 ı Uzak Doğu malı. İnanmayan bir zahmet Safranbolu ya kadar uzansın. Amasra da bazı esnaf gırtlağını paralıyor "Tel Kırmalarımız Uzak Doğu malı değil Bartın da üretildi" diye. Turistik bölgelerimizde hediye olarak aldığımız ürünlerin çok büyük bir kısmı Çin malı değil. Yazları vitrinleri süsleyen, hanımlarımızın pek rağbet ettiği rengârenk parlak taşlı terlikler, sandaletler, çantalar, etekler, bluzlar her şey Uzak Doğu malı. Esnaf birer birer kepenk kapatıyor, kapılarına kilit vuruyor. * Türkiye nin ithal mallar mezarlığına dönüşmesinde kim veya kimler suçlu? * Salt kâr elde etmek amacıyla ucuz, kalitesiz ve sağlığa zararlı Çin ve Uzak Doğu mallarını ithal ederek, Türk malını ve içerideki esnafı bitiren ithalatçı mı? * Ucuz olsun da kimin malı olursa olsun zihniyetiyle hareket 11

ederek bu kalitesiz ve sağlığa zararlı malları satın alan vatandaş mı? * Bütün bunlara göz yuman devlet mi? Bize göre herkes suçlu! Her şeyden önce ülkemize, paramıza, yerli malımıza sahip çıkmalıyız. Bugün gerçekleşen Japon mucizesinin başlıca sebebi Japon halkının sıfır ithalat ve alabildiğine ihraç mantığıyla hareket etmesi, kendi ürettiğini tüketmesidir. Aklımızı başımıza toplamalıyız. Bir zamanlar kutlanan "Yerli Malı" haftalarında olduğu gibi yerli malı üretim ve tüketimi teşvik edilmelidir. Yerli yatırımcı ile dengeler korunduğu müddetçe yabancı yatırımcıya karşı değiliz ancak yabancı yatırımcıya sıfır stopaj, yerli yatırımcıya yüzde 10 uygulaması ile bir yere varılacağını sanmıyoruz. Bu uygulamalarla ancak yabancı yatırımcılar kalkınır, yerli yatırımcılar da kendilerine sıfır stopaj uygulayacak ülkelere giderler. HER ÜRÜNÜN BARKODUNDA 869 U ARAMALIYIZ "Türk Malı Kullan" bilincinin çok geç kalmadan oluşturulması gerekmektedir. Burada da görev hepimize düşmektedir. Vatandaşlarımıza sesleniyoruz; ekonomik kalkınmamızın çaresi yerli malımıza sahip çıkmaktır! Barkodlardaki 869'u hayatımıza sokalım! Yabancıyı değil yerli üreticiyi kalkındıralım; kendi malımızı kullanalım! İşte bu ana fikirle Çin istilasına karşı kitabımızda Çin komisyonumuzun yaptığı çalışmalara geniş bir biçimde yer verdik. Çin ürünlerinin ülkemize girişinden başlayan süreç ve ülkemizde ekonomik ve sağlık alanındaki etkileri ile gelinen sonuç raporunun 12

ne kadar karamsar tespitler içerdiğini üyelerimizin ve kamuoyunun bilgisine sunmak istedik: ÇİN VE UZAK DOĞU ÜRÜNLERİ Uzak Doğu ve Çin de üretilen çeşitli ürünlerin ülkemize giriş yolları, ekonomimize, sağlığımıza, insanlarımızın işsiz kalmasına, üretimin durma noktasına gelmesine sebep olurken acil önlem alınması gereğini de ortaya koydu. Sağlık: Uzak Doğu ve Çin den gelen ürünlerin insanlarımızın sağlığına zararlı, kanserojen etkiler içerdiği son yıllarda daha da netleşti. Hastanelerdeki vakalar bunu gösteriyor. Böyle devam ederse toplumumuzun gelecekteki sağlığı tehdit altındadır. Bu konuların zararlarını bugün önemsemesek bile, gelecekte ne kadar büyük bir tehlike ile yüz yüze olduğumuz bellidir. ABD, Çin de üretilen milyonlarca çocuk oyuncağını ve diş macununu 2007 yılında piyasadan toplattı. 22.08.2010 tarihinde Çin de süt tozuna 100 tondan fazla melamin karıştırıldığı basına yansıdı. 2008 yılında melaminli süt tozu yüzünden 6 çocuk ölmüş, 300 bin çocuk hastalanmış durum dünya çapında alarma yol açmıştır. Melamin sağlığa zararlı 13

bir kimyasal maddedir. 2010 yılında ülkemizde tekstil, ayakkabı, deri vb. birçok ürünün sağlığa zararlı bulunarak imha edilmesi konunun önemini göstermektedir. Ayrıca 2010 yılında yapılan denetimlerde kanserojen olduğu tespit edilen, binlerce metre kumaş imha edildi. İnsan cildi ile direkt temas eden tekstil, deri, ayakkabı, iç çamaşırı, kalem, kâğıt, çocuk oyuncağı, yemek tabağından tencere tavaya çay bardağından çeşitli kupalara, botoks, parfüm, kremden çeşitli cilt bakım ürünlerinden, dişçilikte kullanılan ağız sağlığı malzemelerine kadar, birçok ürün ülkemiz piyasalarında sağlığımızı ekonomimizi tehdit etmektedir. İnsan teni ile direkt temas halinde olan her türlü ürün, gençlerimizin, çocuklarımızın geleceğini karartacak kanser ve ortopedik risk taşımaktadır. Birçok 14

örnek verebileceğimiz gibi, ana haber örneği verelim. 2 Kasım 2010 Star TV ana haberde sayın Uğur DÜnDAR, bu konuyla ilgili bir haberi Yurdumuza kaçak giren botoks malzemeleri tehlike saçıyor, Uzak Doğu ve Çin kökenli ürünlere dikkat diyerek sundu. Toplum sağlığımız için acil önlem alınmalıdır. Uzak Doğu ürünlerine ve bunlara aracılık eden kayıt dışına karşı toplumumuzu ortak mücadeleye çağırıyoruz. Ekonomi: 1991 senesinde SSCB nin dağılması sonucunda kurulan yeni devletler, ihtiyaçlarını karşılamak için, ülkemizde üretilen her türlü ürüne ihtiyaç duyuyordu. Bu ihtiyaçlarını karşılamak için esnaf, sanatkârlarımız gece gündüz çok yoğun çalışarak talepleri karşılıyordu. Bavul ticareti yolu ile yapılan satışlar iyi yönlendirilmedi, denetlenemedi, üretim planlaması yapılamadı. İhtiyaçlara yönelik kaliteli üretim yapılabilse talep devam edebilirdi. Bu süreçte önce Çin bu pazarı fark etti. Pazara yönelik ürünleri üretip pazara arz etmeye başladı. Çin, Hindistan, Pakistan başta olmak üzere diğer Uzak Doğu ülkeleri de pazar da pay almaya başladı. Ürettikleri ürünleri SSCB den ayrılan ülke pazarlarına arz etmeye başladılar. Bizim esnaf, sanatkârımız bu pazardaki ürün çeşitlerini, pazar paylarını yitirdiler. Başta Çin olmak üzere diğer ülkeler pazar paylarını arttırdılar. Esnaf, sanatkârlarımız güçsüzlük ve iyi 15

yönlendirilmemesi nedeniyle, pazarı büyük ölçüde rakip ülkelere kaptırdı. Esnaf, sanatkârımız iç pazara yönelik ürün ve hizmet üreterek ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyordu. Ürettiği ürün ve hizmetlerden elde ettiği kazançla ailelerinin ve işletmelerinin ihtiyacını karşılamaya çalışıyordu. İç pazarda önlem alınmazsa büyük sıkıntılar esnaf ve sanatkârlarımızı zor günler beklemekte. İç pazarı rakip ülkelere kaptırıyoruz. Hayatımızda kullandığımız bütün ihtiyaç maddeleri Uzak Doğu ve Çin ürünleri tarafından bir bir ele geçiriliyor. Önlem alınmazsa önümüzdeki dönemde ele geçirilmemiş olanlarda ele geçirilecek. Tarım, sağlık, tekstil, deri başta olmaz üzere yüzlerce ürün çeşidi piyasada denetimsiz ve kayıt dışı satılmaktadır. Giriş yolları: Uzak Doğu ve Çin de üretilen ürünlerin, ülkemize giriş yolları da yapılan araştırmada şöyle sıralandı: 1- Serbest ithalat 2- Menşe değişikliği 3- Eksport-import 4- Kaçak yolla Bu yollarla gelen ürünlerin satışı da yasal ticaret yolu ile yapılmamaktadır. Korsan, yasadışı işporta yolu ile tüketiciye ulaşmaktadır. Tüketici gelecekte hangi sağlık sorunu ile karşılaşacağını bilmemektedir. Devletimizin çok ciddi gelir kaybı olduğu bilinmelidir. Çift fiyatlandırmalara karşı önlem alınmalıdır. İŞTE ALINMASI GEREKLİ ÖNLEMLER İhtisas gümrüklerinden girecek ürünler için, ilgili meslek odalarının, ticaret odası meslek gruplarından oluşturulacak bir 16

komisyonun olumlu görüşü alınmalıdır. *Gümrükler ulaşımı zor bir bölgeye taşınmalı. *Uzakdoğu ve Çin den gelen ürünler için gümrüklere kimya laboratuarı kurulmalı. * Denetimsiz ürünlerin girişi, satışı engellenmeli. * Gümrüklerden kontrol sonrası giriş ve satış bandrolü zorunluluğu getirilmeli. * Yerli üretimi desteklemek için, Uzak Doğu dan getirilen ürünlere anti damping vergisi uygulanmalı. * Uzak Doğu ülkelerine ek yükler getirilmeli gümrük vergileri ve KDV leri yükseltilmeli. * Kaçak, eksport, import ve menşe değişikliği konuları ciddi denetime tabi tutulmalı, cezalar arttırılmalı. Kalitesiz, ucuz ürün alan tüketici aldatılıyor. Kısa sürede deforme oluyor. Tüketici hakem heyetlerine, meslek kuruluşlarına müracaat eden vatandaşların kayıpları karşılanamıyor. Bu ürünleri satanlar da, ürünler de kayıt dışı olduğu için önlem alınamıyor. Uzak Doğu dan getirilen her ürün bir çiftçiyi toprağını ekemez, ÇİN MALLARINDAN ETKİLENEN SEKTÖRLER VB. Tekstil Deri Konfeksiyon Ayakkabı Terlik Avize Oyuncak Çanta Saraciye Kırtasiye Deri giysi Çocuk ayakkabı Spor ayakkabı Frezecilik Sayacılık Parfümeri Ev tekstili İç çamaşırı Hırdavat Oto yedek parça Gözlük Toka Düğme Boya Silgi Saat Piller Bisiklet Motorsiklet Ağaç işleri Döşeme Mobilya Elektrik malzemeleri Makine Makine yedek parçaları Motorlar Deniz malzemeleri Şemsiye Züccaciye Kuyumculuk 17

esnaf, sanatkârı dükkânını açamaz hale getirip işçiyi işsiz bırakmaktadır. Özellikle elektrik malzemeleri: Priz, duy, fiş, kablo gibi ürünler her an yangın çıkaracak tehlikeyle karşı karşıya bırakmaktadır. 2010 yılındaki etkin çalışmaları ve katkıları nedeniyle, Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanımız Sayın Zafer ÇAĞlAYAn a teşekkür ederiz. Tarım ürünlerinden, diş ürünlerine, çocuk mamalarına kadar hayatımızın her alanını etkilemektedir. Bilhassa tekstil kumaş dokumacılığı yapan esnaf ve sanatkârlarımız % 90 randımanla çalışırken iş kapasiteleri %10 lara düşmüştür. Bu nedenledir ki 2004 ten bu yana ithalat afetiyle karşı karşıya kalmışlardır. Yeniden çalışabilir hale gelebilmeleri için hükümetimizin bu durumları göz önüne alarak, ya afet yasası gibi yasalardan yararlandırılarak ya da yasalar çerçevesi içerisinde kendilerine hibe şeklinde yardımda bulunulması gerektiği inancındayız. ne yazık ki Çin den ve Uzak Doğu dan gelen kumaşlardan dolayı mesleğin cazibesi ortadan kalktığı için eğitilecek genç 18

elemanlar bulunamamaktadır. Tarım, sağlık, tekstil, deri başta olmak üzere yüzlerce ürün çeşidi piyasada denetimsiz ve kayıt dışı satılmaktadır. Bu yollarla gelen ürünlerin satışı da yasal ticaret yolu ile yapılmamaktadır. Korsan, yasadışı işporta yolu ile tüketiciye ulaşmaktadır. Tüketici gelecekte hangi sağlık sorunu ile karşılaşacağını bilmemektedir. Devletimizin çok ciddi gelir kaybı olduğu bilinmelidir. Çift fiyatlandırmalara karşı önlem alınmalıdır. ÇİN İSTİLASI DÜKKAN KAPATIYOR ÇİN KOBİSİ KALKINIYOR, BİZİMKİ KORUMASIZ Çin malları sadece Türk piyasalarını, Türk üreticisini değil, tüm dünya piyasalarını tedirgin ediyor. Çin kalabalık nüfusu, işgücü maliyetinin düşüklüğü, devlet tarafından sağlanan vergi ve enerji teşvikleri gibi avantajlarla güçlü bir rekabet gücü elde ediyor. Çin'in, önüne geleni yutan ekonomisi, diğer ülkelerdeki özellikle emek yoğun sektörler için tam bir sorun. Uzak Doğu'nun devi Çin'in devlet destekli sert rekabetine dayanamayan birçok ülke Türkiye de, tekstil, oyuncak, plastik, elektronik ürünler, seramik ve cam gibi sektörlerde yerini çoktan terk ederek ithalatçı konuma düştü. BİZDE EL EMEĞİNE KORUMACILIK YOK Avrupa ülkelerinde Çin malı süs, hırdavat, el işi ürünlerine muazzam bir vergi yükleniyor ki vatandaş önce yerliye yönelsin diye. Biz de tam tersi; 3 liraya ayakkabı satılıyor, 10 liraya kilimler gidiyor... Sadece esnaf değil, ülke sanayisi risk altında. Belki eflasyona ucuz malların etkisi olabilir... 19

Ama hem esnaf, hem de sanayi Çin malları yüzünden büyük bir darbe altında bir başka ifadeyle Çin istilasında... EN BÜYÜK DARBE TEKSTİLDE Tekstil ve hazır giyim bir zamanlar ihracatımızın gözdesi idi. Artık öyle değil. O şaşaalı günler geride kaldı. Tekstil ve hazır giyim sektörümüzde 10 bin kepenk kapandı çoğu da can çekişiyor. Hem de kendi ithalatımız yüzünden!... Özellikle Çin den yapılan dampingli ithalat, bu sektörü vuruyor, sektöre büyük zararlar veriyor. Başka bir deyişle tekstil ithalatında Çin başta olmak üzere Asyalılaşma yaşanıyor. Yani sanayici Asya dan alıp Avrupa ya satıyor. Çünkü - İstanbul Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (İSTESOB), Ankara Giyim Sanayicileri Derneği (AGSD), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Konfeksiyon ve Hazır Giyim Meclisi, AnTEKS gibisektörlerin ortaya koyduğu rakamlara göre bu nedenle kapanan işyeri sayısı ürkütücü boyutlara ulaştı. Çin, Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Endonezya, Ukrayna, Mısır gibi ülkelerle fiyat bazlı rekabet şansı kalmamış bulunuyor. Olay elbette yeni değil. Ülkemize kalitesiz, sağlıksız ve ucuz Çin ürünleri yıllardır giriyor: Mutfak eşyaları, çocuk oyuncakları, tekstil ürünleri, şapka, çorap, ağaç işleri, ayakkabı, deri mamulleri, cam işleri ve akla gelen her türlü araç gereç... Sonuç? Sektörde on binlerce iş yeri kapandı, kapanıyor da... ÇİN İTHALATINI DA İŞADAMLARIMIZ YAPIYOR Burada bir noktayı vurgulamamız gerekiyor: ABD de ve Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde 20

sağlığa zararlı olduğu belirlenen Çin malları raflardan indirilirken, Türkiye de kendi iş adamlarımız Uzak Doğu ya seferler düzenleyerek Çin mallarını sadece ucuz oldukları için Türkiye ye getirtiyorlar. Serbest piyasa anlayışı ulusun dayanışma ruhu nu yok ediyor. Bir ülkenin insanlarını birbirine kırdırıyor. Kendi insanının zehirlenmesine vasıta olurken kılı dahi kıpırdamıyor; yeter ki kazansın. Böyle ithalatçı tipinin yaptığını, Çinli işadamı kolay kolay yapar mı? Çin kaynaklı ithalatın etkileri nelerdir, sonu ne olabilir sorusuna verilen cevaplar tedirgin edici. Sektörün önde gelen temsilcilerine göre, Bu işin sonu felâket. Çin den yapılan ithalatın ülke ekonomisi ve halkımızın sağlığı üzerinde çok olumsuz etkileri var. Biraz abartılı ama kimileri bu gidişle ekonomimizin tümüyle çökeceğini bile ileri sürebiliyor. ÇİN İSTİLASI YÜZBİNLERCE KİŞİYİ İŞSİZ BIRAKTI En olumsuz etkilerden biri, istihdamla ilgili. Bir kaynağa göre Çin den ithal edilen tekstil ve konfeksiyon ürünleri iç piyasada yüzlerce işletmenin ka-panmasına, 600 bin çalışanın işsiz kalmasına sebep oldu. Giyim sektörü, yaşanan sıkıntılar nedeniyle yüzde 25 oranında küçüldü. 10 bin iş yeri kapandı. Bir diğer etki de tekstil firmalarının Çin le rekabet edebilmek için maliyet ve diğer avantajlar sebebiyle fabrikalarını yurtdışına taşıması. Örneğin bazı tekstil fabrikaları Mısır a taşındı ve taşınmakta. Saatçiler: Çin mallarının ülkenin her sektöründe söz sahibi olmasının yanısıra en çok darbe yiyenler de saatçiler oldu. 1960 lı yıllardan beri faaliyet gösteren bir saat evi sahibi, Çin mallarına 21

olan ilginin arttığını ve Türkiye de, saatçilik mesleğinin sonunun geldiğini şu sözlerle ifade ediyor: Burada hem saat satışı hem de saat tamiri yapılıyor. Ben son bir yıldır saat tamiri yaptığımı pek hatırlamıyorum. Çünkü takacağım bir pil veya kordon ücretine, Çin malı bir saat alınabiliyor. Tüketicilerimiz bozulan saatlerini tamir ettirmektense, aynı fiyatta olan Çin malı bir saati almayı tercih ediyor. Böylelikle mağdur oluyoruz. Teknolojik yıkım: Gelişen teknoloji ile birlikte çok az hatırlanan fotoğrafçı dükkanları birer birer kapanıyor. Fotoğraf makinelerinin cep telefonlarına kadar indiği çağımızda, fotoğrafçı dükkanlarına pek kimse uğramıyor. 1932 yılında kurulan bir fotoğrafçı dükkan sahibi: Fotoğrafçılık gün geçtikçe kan kaybeden bir meslek olduğu için dedemden miras kalan bu mesleği küçültüp tekstil işi yapıyorum. Fotoğrafçılık mesleği teknoloji karşısında tarih oluyor. Artık fotoğraflarda film, banyo, baskı diye bir şey kalmadı. Dijital teknoloji bu mesleğin bitişine neden oldu diyor. Ayakkabı: Birçok sektörde olduğu gibi ayakkabı sektörüne de hakim olan Çin malları, ülkemizdeki tüm ayakkabıcıları sıkıntıya sokmuş durumda. Tamir ücretinden daha düşük fiyata ayakkabı satıldığını dile getiren ayakkabı imalatçı ve satıcıları, Tüketicinin kullanışsız Çin mallarına yönelmesinin tamir işini ve imalat işini olumsuz yönde etkiliyor. Çin mallarına yönelik etkili çözümler üretilmesi gerekiyor. Hükümetin ithalata kısıtlama getirmesi gerekiyor. Yerli üreticiye fırsat vermeliler. Bizim esnaf ve sanatkarımız da ürettiği kaliteli ürünlerle pazarda hak ettiği yeri almalı ve teşvik edilmeli. Böylelikle hem ürün kalitesi artar hem de mağdur olan esnaf ve sanatkar 22

geçimini sağlama fırsatı bulur şeklinde konuştu. Oyuncak: Türkiye ekonomisinin olumsuz şartlarından en çok etkilenen sektörlerin başında oyuncakçılık geliyor. Ankara'nın en büyük oyuncak toptancısı ve imalatçılarından biri, Çin egemenliğinin bir an önce sonlandırılmasını isteyerek bazı Türk sanayicilerin Çin'de fabrika açmalarını eleştiriyor ve şöyle konuşuyor: Bu fabrikaları ülkemizde açsalar, hem ülkedeki iş sıkıntısına çözüm bulmuş olurlar, hem de yerli üreticiyi canlandırmış olurlar. Bu türlü yöntemlerle ekonomide istenen iyileştirme sağlanabilir. Çin mallarına rağbet gösteren tüketiciyi de eleştiren imalatçılar, Bu malların kısa ömürlü olduğunu bildikleri halde bu ürünleri satın almak hem kendi ekonomilerine zarar veriyor hem de ülke ekonomisine zarar veriyor diyor. Anahtarcı: Anahtarcılar da Çin istilasından yana dertli. 25-30 yıllık anahtarcılar bile bir bir dükkan kapatıyor. Çin mallarının anahtarcılık sektöründe sıkıntılar 23

yaşattığından söz eden anahtarcılar Ülkemize gelen Çin malları çok kalitesiz. Sürekli sorunla karşılaşıyoruz. Tüketici hem ucuz ürün istiyor hem de sorun çıktığında faturayı bizlere kesiyor diye tüketicilerden yakınıyor. Cam eşya: Çin istilasının yutmaya başladığı bir diğer sektör, camı ateşle işleyerek şık vazolar ve rengârenk süs eşyaları üreten firmalar. Ürettikleri cam eşyaları toptan iç ve dış pazara sunan imalatçılar, ithalatın çok ciddi bir konu olduğunu Çin ile işbirliği içinde olan yerli ithalatçıların daha dikkatli olması gerektiğini vurguluyorlar. BURSA DA İPEKÇİLİK ÇİN YÜZÜNDEN BİTTİ Bursa tekstilde önde olan bir il. Tekstil, otomotiv, makine üretiminde önde. Dokumacılıkta ise gerileme noktasındayız. Büyük fabrikalar kuruldukça, küçük atölyeler kapanıyor. 6 bin civarında üyesi olan dokumacılar odasının bin 500 civarında üyesi kaldı. Bursa Osmanlı dan bu yana ipeği ile meşhur bir şehir. Bugün aynı üretim devam ediyor mu? İpek böcekçiliği Bursa da bitti. Bursa nın simgesiydi ipekçilik. 1980 li yıllara kadar gelen bir ipekçilik vardı. Kozahan ipekçilik ile anılırdı. Şimdi onlar bitti. Köylülerimiz artık ipek böceği yetiştirmiyor. Dut ağaçlarını 24

köklediler. Dışarıdan gelen ipek daha ucuza mal oldu. İpek üretmemiz baltalandı. Bizim ürettiğimiz pahalıya mal oldu. Kimse Bursa da üretilen ipeğe önem vermedi. Dolayısıyla Çin den gelen ipek daha uygun fiyatlı. Fiyatlar bire on gibi. Kalite Bursa daki ipek gibi değil ama arada çok büyük fiyat farkı var. Bursa da İpek Böcekçiliği Enstitüsü vardı ama o da kapandı. Türkiye de çağ atlanıyor. Esnaf ve Sanatkâr kabuk değiştiriyor. Bu kabuk değiştirmeye ayak uydurmak durumundayız. Ayak uydurma noktasında hem ekonomik, hem de bilgi yönünden geri kalıyoruz. Değişime ayak uyduramazsanız yok oluyorsunuz. Çin mallarının seyri ile ilgili yapılan bir ankette çarpıcı oranlar yeraldı. ise işletmelerinin bunlardan kısmen etkilendiğini dile getirdi. Çin mallarının kendi firmalarını etkilemediğini belirten isletme sayısı 5 oldu. Ucuz Çin malları ile rekabet etme gücünüz var mı? İşletmelerin % 15 i ucuz Çin malları ile rekabet etme güçlerinin olduğunu belirtti, % 51,2 si kısmen mücadele edebileceklerini vurguladılar. Rekabet gücünün hiç olmadığını savunanlar ise % 33,8 dir. Ucuz Çin mallarının ülkede satışı yasaklanmalı mıdır? Bahsettiğimiz ürünlerin ülkede satışının yasaklanmasını Dışarıda satılan ucuz Çin malları sizin işletmenizi nasıl etkiledi? Sorusuyla ilgili anketi yanıtlayan bin adet işletmenin % 70 i ülke içinde rastgele yerlerde satılan ucuz Çin mallarının kendi şirketlerine zararının çok fazla olduğunu söyledi. % 23.7 si 25

isteyen işletme sayısı % 64 ve çoğunluğu % 80 oluşturmakta. Bu ürünlere belli bir kota konmasını öngörenler ise %15 lerde seyretmekte. Ankete yanıt veren işletme sahiplerinin % 5 i böyle bir düzenlemeye ya da yasağa ihtiyaç olmadığını belirtti. Ucuz Çin malları kaliteli mi? Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de satılan ucuz Çin mallarının kalitesiz olduğunu düşünen işletmeler ankete yanıt veren işletmelerin % 61.2 ni oluşturmakta. Onlar Çin mallarının tamamen kaliteden yoksun olduğu görüşünde birleşmekteler. Çin mallarının kısmen de olsa kaliteye sahip olduğunu söyleyen işletmeler de % 33.8 dir. ne ilginç bir şey var ki 4 işletme sahibi bu malların genelinin kaliteli olduğunu vurgulamaktadır. Kriz döneminde esnafın kepenk kapatmasına yol açan en belirgin sebepler nedir? Sorusuna halkın cevapları aşağıdaki şekilde oldu: ESNAFIN KEPENK KAPATMASINA YOL AÇAN SEBEPLER NEDİR? Büyükşehirlere kurulan global gross marketler : 27.8% [27] Çin malı ithal ürünler : 16.5% [16] Market yasasının henüz çıkmaması : 3.1% [3] Gelişigüzel kurulan işporta tezgahları : 3.1% [3] Hepsi : 35.1% [34] Hiçbiri : 14.4% [14] Toplam Oy : 97 ESNAF NE DİYOR? Aykut Ünsal: 9 senedir Kapalıçarşı da hediyelik eşya üzerine esnaflık yapıyorum. Çin den gelen ürünler, bizler imalatta olduğumuz için bizi derinden etkiledi. Burada 3 liraya 26

mal ettiğimiz mal Çin den 1 liraya geliyor. Bu da bizi çok sarstı. Tüketici bunun farkını anlayamıyor. Ucuz mal alma peşinde. Aradaki farkı biliyor ama yine de ucuz olduğundan dolayı Çin malını almaya devam ediyorlar. Bu durumun tersine döndürülebilmesi için kota sistemi uygulanabilir. Hükümetin Çin mallarına kota koyması hem bizim hem de rekabet açısından daha iyi olur. mallarını bu kadar rahat sokamaz diye düşünüyorum. Osman Akoğlu: Tekstille uğraşıyorum ve 12 senedir Kapalıçarşı da esnaflık yapıyorum. Çin mallarının ülkemize girmesiyle işlerimiz her geçen yıl daha da düşüyor. Satışlarda olsun imalatta olsun her geçen gün geriye doğru bir gidiş var. İflas noktasındayız. Çin mallarının ülkemize girmesinden bu yana işlerimizde yüzde 60 lık bir düşüş var. Sadece biz değil tüm Kapalıçarşı esnafı olarak işlerimiz yüzde 60 ın üzerinde düştü. Turistler geldiği zaman soruyor Çin malı mı diye ve öyleyse almıyor. Zaten yasaklanması gerek ya da gümrük birliği kalkarsa onlar da ülkemize Barış Aksoy: Babam çok eskiden beri bu çarşıda esnaflık yapardı ve ben de çocukluğumdan beri burada çalışıyorum. Bulunduğumuz pasaj buranın en eski pasajlarından birisidir. Önceden olsa burayı bilmeyen yoktu. Ama şimdi bakarsanız dükkânların çoğu boş durumda ve esnaf kendini bile döndüremiyor. Bu duruma gelmesinin sebebi Çin malları. Çok fazla üretimin yapılması da bir başka neden olmasına rağmen büyük bir sorun olarak Çin mallarını görebiliriz. Toptancıları büyük bir sekteye uğrattı. Buna bağlı olarak AVM lerde de bunlara yer vermesi ve insanların toptancılardan gelip 27

alışveriş yapmamaları sonucunda toptancı dükkânını kapatmak durumunda kalıyor. Küçük esnaf artık iş yapamaz duruma gelmiş durumda. Ayrıca maaşların düşük olmasına bağlı olarak insanların kredi kartlarına hücum etmesi ve bunu da yaparken süpermarket ve AVM gibi yerlerde alışveriş yapmalarına yol açtığından küçük esnafın müşterileri gün geçtikçe erimiştir. Gün geçtikçe daha da büyüyen tekeller küçük esnafı öldürmeye başladı. Önceden buralardan bir dükkân bulabilmek için önce tanıdığınızın olması daha sonra da dükkânı tutabilmek için 100-200 bin dolar hava parası vermeniz gerekirdi. Şimdi ise 8-10 dükkân ve üst katlardaki tüm işyerleri boş durumda. Tahir Delibaş: Biz Türkiye de yaşayan insanlarız. Bu ayakkabıları biz yapıyoruz, biz üretiyoruz, bizim satmamız lazım. Çin den gelen ayakkabılar doğru değil. Çin ayakkabılarında kalite sıfır. Çin den gelen ayakkabılara bakıyoruz ambalajında, çekeceği ile birlikte poşetlenmiş. Ama giyseniz bir ay dayanmıyor. Bizim ayakkabılarımız kutuda ama 5 yıl dayanıyor. Ambalaj ve reklamı iyi yapıyorlar. Eskiden burada iş yapan Yahudi esnaf 10 liranın 9 lirasını reklama bir lirasını sermayeye yatırırlardı. 200 çift Çin malı ayakkabı aldım. 120 çifti iade geldi. Bizim ayakkabımız gibi ayakkabı yok ama insanlarımız maddiyatı daha ön planda tutuyorlar. Ayhan Ünal: Gelen malın yarı mamul halde gelip burada monte edildiğini duyuyoruz. Bu işi yapanlar zaten büyük olanlar. Ama zarar görenler küçük esnaf. Girdikleri her sektörü bitirdiler. Örneğin bisiklete, kaleme, çantaya girdiler ve bitirdiler. En son Diyanet İşleri nin aldığı çantalar bile Çin malıymış. 19 bini aşkın çanta alınmış. Çantaya da bir darbe. Çinlilerin ayakkabı sektörüne girmelerinin üzerinden 4 sene 28

geçti. Esnaf bunun etkilerini çok fazla hissetti. Biraz toparlanır gibi oldu ama yine de kötü durumda. Bazı üreticiler hem Çin mallarını kötülüyorlar hem de bu malları ülkeye sokan kendileri. İzmir Fuarı nda bu konu hakkında protestolar oldu. Ama yine aynı fuarda bulunan stantların yüzde 30 u Çin malı satıyordu. Bunu önleyebilmek için gümrükten geçen mallara zorluk çıkarmaları lazım. Biz asıl darbeyi dış pazardan yedik. Buraya neredeyse 12-13 milletten gelen müşteriler vardı. Fakat şimdi bu müşterilerin yüzde 90 ı gelmiyor. Kalite ve sağlık yönünden bakacak olursak İngiltere ve Fransa da şu anda koltuk yüzünden ölen birçok insan varmış. Onlar bunun farkına vardılar ve birtakım şeylerden ellerini çekiyorlar. Ama biz ne zaman bunun farkına varacağız bilinmez. Bizdeki mantık ucuz olsun ve işimi görsün. Artık insanlarımız da Çin mallarına karşı uyanmaya başladılar. Fakat bu sefer Çin malı 29

olup Made in China yerine PRC yazılmaya başlandı. Hatta bazı markalar üretim yeri yerine markalarını basmaya başladılar. Sadece ayakkabı sektörü değil kırtasiye gibi başka sektörlere de giren Çin mallarının girmedikleri alan yok. Şu da bir gerçek girdikleri her alanı da çökertiyorlar. Adamlar 7 dolardan bisiklet fiyatlandırıyorlar. Bu şekilde baş etmek mümkün değil. Bizimkiler her Çinliye bir fındık satmaya uğraşırlarken adamlar girdikleri her sektörü çökertmeyi başardılar. YAZIK, BİLE BİLE LADES BU OLMALI Aslında ülkemizde sorumluluk anlayışını bilinçli tüketici olmayı hep vatandaştan bekliyoruz sanki kurumlar bilinçliymiş gibi düşünüyoruz. Oysa Çin olayında asıl traji komik gelişmeler kurumlarda yaşanıyor. Bu konuda somut örnekler var. Mesela Diyanet İşleri Başkanlığı nın Hacı adaylarına dağıttığı çantaların, suni deriden yapılmış kalitesiz çantalar olduğu tespit edildi. 2011 yılı Ahilik Haftası nda Kırşehir Valiliği nin vatandaşa dağıttığı maskot anahtarlıklar keza Çin malı çıktı. Tüm bunlar toplumu ve kurumları 30

bilinçlendirme gereğini ortaya koydu. ÇİN MALLARI İLE İLGİLİ YAPILAN ANKET SONUÇLARI Ucuz Çin Malları ile Rekabet Etme Gücünüz Var mı? İşletmelerin %15 i ucuz Çin malları ile rekabet etme güçlerinin olduğunu belirtmiş, %51,2 si kısmen mücadele edebileceklerini vurguladı. Rekabet gücünün hiç olmadığını savunanlar ise %33,8. Ucuz Çin Mallarının Ülkede Satışı Yasaklanmalı Mıdır? Bahsettiğimiz ürünlerin ülkede satışının yasaklanmasını isteyen işletme sayısı 64 dür ve çoğunluğu (%80) oluşturmakta. Bu ürünlere belli bir kota konmasını öngörenler ise %15 lerde seyretmekte. Ankete yanıt veren işletme sahiplerinin %5 i böyle bir düzenlemeye ya da yasağa ihtiyaç olmadığını belirtti. ODA ÜYELERİNİN YAZILI BEYANLARI Odalarımızdan gelen yazılarda ortak görüş Çin ve Uzak Doğu dan gelen ürünlerin kalitesiz olduğu sağlığa zarar verdiği, haksız rekabet yarattığı, kayıt dışına neden olduğu ve kendi meslektaşlarının 31

üretim, ticaret koşullarında varlığını sürdürmekte zorlandığını acil önlem alınması gerektiğini yazmaktalar. Kayıt dışı ekonomik canlılık değil, haksız rekabet nedeniyle esnaf sanatkârı üretim ve ticaretin dışına ittiği ortak görüş oldu. Bu arada özellikle Çin malı ürünlerin satıldığı ve okul, veli ve öğrencilerin kandırıldığı bu ortamda vatandaşları dikkatli olmaya çağıran esnaf sanatkarlar odaları, kırtasiyecilerin desteklenmesi çağrısında bulundu. En kaliteli ürünlerin ancak kırtasiyelerde satıldığını hatırlatan oda yöneticileri, "Büyük marketlerin kandırıcı, aldatıcı reklamlarına, kampanyalarına, Çin menşeli ürünlerine aldanmayın. Kırtasiye yıl boyunca devam eden bir ihtiyaçtır. Sadece okul açıldığı sıralarda kırtasiyeci geçinen, adeta aç gözlülük yapan büyük marketten veya geçici, seyyar işyerinden alana kadar, bu işin ustası, her 32

zaman yanınızda olan kırtasiyeci esnafından almanız kırtasiyeci esnafı kadar vatandaşların da yararınadır" dediler. Yerli firmaların desteklenmesi gerektiğinin de altını çizen oda yöneticileri, "Esnaf ve sanatkârlar bir toplumun olmazsa olmazıdır. Esnafı mutlu olmayan bir ekonominin gelişmesi ve ilerlemesi imkânsızdır. Şimdi yerli firmaların desteklenmesinin tam zamanıdır. Özellikle dışarı hizmet edenlere değil kendi esnafımıza, sanatkârımıza, tüccarımıza destek vermeliyiz. Satın aldığımız ürünlere verilen para, ülkemiz için harcanabilmelidir. Paramız yabancı sermayeye gittikçe ülke ekonomisi bir adım daha küçülmektedir. İlaç eczaneden, et kasaptan, ekmek bakkaldan, tuhafiye tuhafiyeciden, ayakkabı ayakkabıcıdan, kırtasiye de kırtasiyeciden alınır, başka yerlerden değil" ifadelerini kullandılar. 33

2.BÖLÜM BASINDA YER ALAN ÇİN MALLARINA DAİR HABERLER 34

35

3. BÖLÜM ALINACAK ÖNLEMLER İhtisas gümrüklerinden girecek ürünler için, ilgili meslek odalarının, ticaret odası meslek gruplarından oluşturulacak bir komisyonun olumlu görüşü alınmalıdır. Gümrükler ulaşımı zor bir bölgeye taşınmalı. Uzak Doğu ve Çin den gelen ürünler için gümrüklere kimya laboratuvarı kurulmalı. Denetimsiz ürünlerin girişi, satışı engellenmeli. Gümrüklerden kontrol sonrası giriş ve satış bandrolü zorunluluğu getirilmeli. Yerli üretimi desteklemek için, Uzak Doğu dan getirilen ürünlere anti damping vergisi uygulanmalı. Uzak Doğu ülkelerine ek yükler getirilmeli gümrük vergileri ve KDV leri yükseltilmeli. Kaçak, eksport, import ve menşe değişikliği konuları ciddi denetime tabi tutulmalı, cezalar arttırılmalı. Dünya pazarlarındaki Çin istilasının Türkiye ye etkilerini bilimsel bir çerçeve içine almak için üniversitelerde tez halini alan raporları da sunmak gerekiyor. İşte bu çerçevede öncelikle Küreselleşme ve Küçük Esnaf konusuna yer vermek gerekiyor. Küçük esnaf sanatkarın oluşumu, kalkınması, tüccar ve sanayiciliğe yükselişi, bu arada yüz binlerce esnaf sanatkarın kendi kendine sağladığı büyük istihdama dikkat çekmek gerekiyor. 36

4.BÖLÜM KÜRESELLEŞME VE KÜÇÜK ESNAF Küreselleşme ülkeler arasındaki ekonomik, siyasi, sosyal ilişkilerin yaygınlaşması ve gelişmesi ideolojik ayırımlara dayalı kutuplaşmaların çözülmesi, farklı toplumsal kültürlerin, inanç ve beklentilerin daha iyi tanınması, ülkeler arasındaki ilişkilerin yoğunlaşması olarak tanımlanmaktadır. Bu geniş tanımdan yola çıkarak ekonomik anlamda küreselleşme ulusların ekonomilerinin bütünleşmesini işletmelerin ve piyasaların entegrasyonunu içermektedir. Ülkeler arasında büyük ve artan ticaret akışı ile sermaye yatırımlarının gerçekleştiği açık bir uluslararası ekonomi küreselleşmenin bir başka ifadesidir. Küreselleşme sürecinde, korumacılık ortadan kalkmakta, yabancı sermaye akışına serbestlik sağlanmakta, ülkelerin dış ticaret kanalları yoluyla birbirlerinden etkileşimi kolaylaşmakta ve rekabetin yüksek olduğu bir ortamla karşılaşılmaktadır. Bu süreçte korumacılığın ortadan kalkması ile birlikte devletin ekonomideki rolünün ve desteklerinin azaldığı, özelleştirmenin daha ciddi olarak gündeme geldiği bir piyasa yapısı söz konusudur. Bu açıdan 37

bakıldığında küreselleşme sürecinin ülke ekonomilerine ve bu ekonomilerin aktörleri olan firmalara etkileri kaçınılmazdır. Geçmişte, ekonomik bütünleşmeler öncelikle uluslararası ticaret alanında başlamış, GATT sistemi ile getirilen kurallar ile uluslararası mal ticareti düzenlenmiş ve 1970 ve 80'li yıllarda da GATT Uruguay Raundu ile mal ve hizmet piyasaları ile yatırımlar düzenlenmiştir. Bu gelişmeler ve Dünya Ticaret Örgütü nün (DTÖ) oluşumu küreselleşmeye yeni bir ivme kazandırmıştır. Bununla birlikte 1990'lı yıllarda GATT'ın güçlendirilmesine ve Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması na getirilen en önemli eleştirilerden birisi, uluslararası ticaretin serbestleşmesi ile üretilen malların maliyetinin düşmesi, kalitenin ve çeşidin artmasına karşın, küçük ölçekli işletmelerin ayakta kalmakta çok zorlanacakları yönündedir. Zira küreselleşme bir yandan ülkelere ve işletmelere çeşitli yararlar sunarken, diğer yandan açık ekonomilerden korkunun ve korumacılığın ön plana çıkarılmasını da beraberinde getirmektedir. Ülkelerin kendilerini korumak amacıyla koymuş olduğu kotalar gümrük duvarları küreselleşmenin karsısında bir eğilimin, ya da küreselleşememenin bir göstergesidir. Bu nedenle küreselleşme ile çelişkili bir eğilim olan bölgeselleşme ve bölgesel entegrasyonlar karşımıza çıkmaktadır. Bölgeselleşmenin küreselleşmeyi engelleyici mi, 38

yoksa kolaylaştırıcı mı, olduğu konusunda değişik görüşler bulunmakla birlikte, bölgeselleşme ile sağlanan birlikte hareket eğilimi ve ekonomik entegrasyonların küreselleşme için iyi bir zemin hazırladığı ağırlıklı olan görüştür. nitekim son yıllardaki özellikle Avrupa'daki bölgesel oluşumlar ve sonrasındaki gelişmeler bunu işaret etmektedir. Ülkelerarası sınırların ve gümrük duvarlarının yok olması ile sermayenin önündeki engellerin ortadan kalkması önemli miktarlardaki fonların imalat maliyetlerinin en ucuz olduğu ülkelere yönelmesine neden olmuştur. Firmalar için coğrafi pazar bütün dünya pazarı haline gelmiştir. Küreselleşme ile birlikte hareketlenen yatırımların yönünü belirleyici faktörler ise önemli ölçüde maliyetler ve o ülkelerdeki yabancı sermayeye tanınan avantajlardır. Bununla birlikte, küreselleşmenin büyük ölçüde yabancı sermaye akışı yoluyla ülke ekonomilerini olumsuz yönde etkilediği görülmektedir. Çoğunlukla, küreselleşmiş ekonominin kontrol dışı piyasa güçlerinin egemenliği anlamına geldiğini ve bu piyasalardaki egemen güçlerin ulusal düzenlemelerden kaçan çok uluslu şirketler olacağı düşünülmektedir. Bu şirketler, ekonomik avantaj nereyi gösterirse oraya yerleşmekte, maliyetleri de o ülkenin hükümetlerine ve vergi yükümlülerine yüklemektedirler. Yabancı sermaye yatırımları ve özellikle portföy yatırımları niteliğinde olanlar ortaya çıkacak en ufak bir kriz belirtisinde o ülkeyi hemen terk etmekte, geldiğinde bahar havası estiren sıcak para, ülkeyi terk ettiğinde arkasında önemli bir hasar bırakmaktadır. Bu durumun reel sektör ve firmalar üzerinde olumsuz etkisi hemen hissedilmektedir. Bunun en iyi örneği ise yaşadığımız son kriz 39

döneminde görülmüştür. 2000 yılı ekonomik krizinde Türkiye'deki doğrudan ve dolaylı yabancı sermaye akımının negatife geçtiği yani yabancı sermaye kaçışının olduğu görülmektedir. Bu dönemde kriz öncesinde net sermaye akışı 15.179 milyon dolar iken, kriz döneminde -10.442 milyon dolara gerilemiştir. Küreselleşmenin serbest rekabeti artırmakla birlikte dış ticareti kolaylaştırdığı ve artırdığı bir gerçektir. Ancak bunun en önemli etkisi ise bir ülkedeki ekonomik gelişmelerin sonuçlarının diğerlerine kolayca bulaşabilmesidir (contagion effect). Dolayısıyla globalleşme ile birlikte krizlerin yayılması da kolaylaşmaktadır. 1998 yılında yaşanan krizin Asya ülkelerinde başlayıp giderek hemen hemen bütün dünyayı ve dünya ticaretini etkilemesi bunun en önemli göstergelerindendir. Bu dönemde globalleşme taraftarlarının dahi bu olumsuz etkiyi göz ardı edemedikleri görülmüştür. Türkiye de esnafın büyük ölçüde fason üretime yöneldikleri, kendi markalarını yaratmakta ve kendi ürünlerini pazarlamakta güçlük çektikleri görülmektedir. Ülke imajının ve markanın olmaması bu işletmelerin rekabet gücünü büyük ölçüde zayıflatmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, globalleşme sürecinde Türkiye'ye biçilen rol büyük ölçüde ucuz, fason üretim yapılan ülke konumundadır. Firmalar kendi markasını yaratmadığı ve kaliteli üretime önem vermediği sürece bu gelişmeler karsısında rekabet avantajı yakalaması olanaksızdır. Türkiye'nin toplam ihracatı ve ithalatının dağılımına bakıldığında 40

büyük ölçüde teknoloji yoğun ve katma değeri yüksek mallar ithal ettiği (makineler, mineraller, kimyasallar) ve emek yoğun malları (tekstil konfeksiyon) ihraç ettiği görülmektedir AB Türkiye'nin yakın çevresinde ve ticaret alanı içinde bir gelişme olması ve içinde yer almak isteğimiz nedeniyle bizi en fazla ilgilendiren entegrasyondur. Avrupa Parasal Birliği nin ticaret yaratıcı-saptırıcı etkisi Euro alanı dışındaki ülkeler tarafından iyi değerlendirilmelidir. Özellikle AB içinde artması beklenen tüketim pazara yakın Türk firmalarına yeni olanaklar yaratacaktır. Zira AB alanı Türkiye'nin en büyük ticaret bölgesini oluşturmaktadır. Türkiye'nin toplam ihracatının yaklaşık %50'si AB ülkelerine yapılmaktadır. Toplam ithalatın ise yaklaşık %52'si bu bölge ülkelerinden gerçekleştirilmektedir. AB ülkeleri ile bu kadar sıkı ticari bağları bulunulan Türk işletmelerinin entegrasyonun gelişiminden etkilenmemesi kaçınılmazdır. Dünya üretim ve ticaretine çokuluslu şirketlerin hâkim olması esnaf olarak nitelenen ve dışa açılma konusunda büyüklere oranla daha fazla güçlük çekenlerin ulusal bağımlılıklarını kaybedecek düzeyde çok uluslu olabileceklerini söylemek zordur. Zira bunlar büyük ölçüde işgücü, hammadde, sermaye vb. açısından bulundukları ülkeye bağımlıdır. Dolayısıyla esnafın küreselleşmenin getirdiği çok ulusluluk özelliğine tam olarak dâhil olması beklenemez. Ancak, ayakta kalabilmek için bu ortamın getirdiği rekabet koşullarına uyum sağlamak zorunluluğu vardır. Öte yandan esnafın küçük olmalarından kaynaklanan karar almada ve uygulamadaki esneklikleri onlara yeni gelişmelere uyum sağlamak konusunda kolaylık sağladığını da göz ardı etmemek gerekir. Önemli nokta rekabetçi 41

bir piyasa ile karşı karşıya kalan, fakat rekabet yeteneği zayıf küçük ya da orta ölçekli işletmelerin ne şekilde bir strateji izlemeleri gerektiğinin belirlenerek finansal ve diğer gerekli desteklerin zamanında sağlanabilmesidir. TÜRKİYE VE ÇİN İN TİCARİ İLİŞKİLERİ 2004 yılında Çin e 1.390 milyon dolar değerinde ihracat yapan Türkiye buna karşın Çin den 4,45 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirmiş ve böylece ticaret açığı bir önceki yıla göre neredeyse iki katına çıkarak 4 milyar doları aşmıştır. Aşağıdaki tabloda görüldüğü üzere 2005 yılında Türkiye nin ihracatı azalmaya devam etmiş, ithalat ise hız kazanmıştır. Türkiye'den Çin e yapılan ihracatın hacmi kadar yapısı da henüz arzu edilen görüntüyü sergilememektedir. 2003 yılında yüzde 48, 2004 yılında ise yüzde 27 oranında demirçelik ürünlerine dayanan ihracat, belirli kalemlere odaklanmıştır. Tuz, kükürt ve çimento; inorganik kimyasallar; metal cevherleri ve sentetik suni devamsız lifler ihracatı toplam ihracatın yüzde 41 ini oluşturmaktadır. İthalatta ise en fazla öne çıkan ürünler yüzde 23,6 ile elektrikli makineler ile yüzde 22,2 ile kazanlar ve makinelerdir. Dış ticaretteki dengesiz durum iki tarafın ekonomik yapılarındaki farklılığa ek olarak Türk firmalarının Çin pazarı hakkında yeterli bilgiye sahip olmamaları, Çin tarafından uygulanan tarife dışı ve teknik engeller, coğrafi uzaklık, lojistik ve taşımacılık sorunları, muhabir banka sıkıntıları, güvensizlik gibi çeşitli nedenlere dayanmaktadır. Buna kârşın Çin in 2001 yılı sonunda Dünya Ticaret Örgütü ne (DTÖ) üyeliği önemli bir gelişmedir. Çin, 42

DTÖ yükümlülükleri çerçevesinde pazarlarını kademeli olarak açmaya başlamıştır. Ticari ve ekonomik alanlarda karşılaşılan başlıca sorunlar: İki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerde karşılaşılan sorunları Türk firmaları açısından ele alırken, hâlihazırda Çin de yatırımları olan ve/veya bu ülkeyle ticaret yapan firmaların sorunları kadar, henüz bu ülkeyle iş yapmayan firmaların da Çin pazarına girmelerini engelleyen sebepleri incelemek ve bu çerçevede Çin in Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) üyeliğinden kaynaklanan yükümlülüklerini ne derecede yerine getirdiğini ele almak faydalı olacaktır. Aralık 2004 tarihinde çıkartılan kanunla fikri mülkiyet haklarını yasal koruma altına almıştır. Ancak, bu yasaların uygulamada çok fazla etkili olmadığı ve taklitçiliğin devam ettiği gözlemlenmektedir. Taklit ürünlerin 2004 yılı içinde ABD, Avrupa ve Japon firmalarını toplam 60 milyar dolarlık zarara uğratmış olduğu hesaplanmaktadır. Bununla birlikte bazı Çinli girişimciler, henüz ülkelerinde tescil edilmemiş olan uluslararası markaların haklarını satın almakta ve bu şekilde kendilerine bir avantaj sağlamaktadırlar. Fikri mülkiyet hakları: Fikri mülkiyet hakları ihlalleri ve taklitçilik, Çin de büyük oranlarda devam etmekte ve yabancı firmaların ürünlerin piyasaya gerçeklerinden çok daha ucuz fiyatlarda sürülerek olumsuz bir durum yaratmaktadır. Çin hükümeti bu konuyla ilgili olarak mevzuat açısından gerekli önlemleri almış ve son olarak 22 43

Fikri mülkiyet ihlalleri ve taklit ürünlerle ilgili olarak ülkedeki yabancı firmalar bir araya gelerek Kalite Markaları Koruma Komitesi ni kurmuşlar ve kanunların daha etkin uygulanması için hükümet nezdinde lobi faaliyetlerine başlamışlardır. Halen 119 üyesi olan bu komitenin Türk üyesi yoktur. Mevzuat ve bürokrasi: Bu alandaki en büyük sıkıntılar, mevzuatın yeterince şeffaf olmaması ve yerel olarak uygulamalarda farklılıkların söz konusu olabilmesidir. Ekonomik faaliyetleri düzenleyen yasa ve düzenlemelerdeki değişiklikler firmalara zamanında ve etkin bir biçimde duyurulmamakta, yasa taslakları açıklandığı zaman çoğunlukla firmaların hiç haberleri olmamakta ya da çok kısa bir süre verildiği için geri bildirimde bulunma şansları kalmamaktadır. Bu alanda 2004 yılında özellikle Ticaret Bakanlığı nın (MOFCOM) önemli iyileştirmeler gerçekleştirdiği söylenebilir. Ancak diğer kamu kuruluşları henüz yeterli şeffaflık sağlayamamışlardır ve prosedürsel engeller birçok alanda devam etmektedir. Diğer önemli konu da yasaların uygulanmasında merkezi ve yerel yönetimler arasında farklılık olabilmesidir. Bu durum, genel anlamda belirsizliğe yol açsa da kimi zaman yabancı yatırımcılar için avantajlar da sağlayabilmektedir. Yerel yönetimler, kendi bölgelerine daha fazla yabancı sermaye çekebilmek için firmalara merkezi yönetim tarafından tanınan teşviklerin üzerinde imkânlar sunabilmekte, ancak aynı zamanda yerel sanayileri de korumaktadır. Bu gibi durumlarda zaman zaman merkezi yönetimin yerel yönetimlere sert uyarıları söz konusu olsa da, Çin in DTÖ yükümlülükleri ve Pekin in bu doğrultudaki girişimleri ile yerel ekonomik çıkarların arasındaki 44

yapısal asimetri yüzünden yabancı yatırımcılar büyük ölçüde yerel uygulamalar çerçevesinde faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu durum teşviklerde olduğu kadar gümrük uygulamaları açısından da geçerlidir. İç pazara giriş hakkı: 1 Temmuz 2004 itibariyle yürürlüğe giren yeni dış Ticaret Kanunu ile bu alanda önemli bir liberalleşme sağlanmış ve tüm firmalara, ilgili kurumda kayıtlarını yaptırmaları şartıyla, dış ticaret yapabilme hakkı tanınmış ve yabancı firmalara da bu imkân sağlanmıştır. Bu kanundan önce yabancı firmalar sadece belirli serbest bölgeler dâhilinde ticaret yapabilmekteydi ve dış ticaret ilgili kamu kuruluşların tekelindeydi. Bu olumlu bir gelişme olsa da Çin de faaliyet gösteren birçok yabancı firma kayıt konusunda sıkıntı yaşadığını ve dolayısıyla ticaret yapmaya başlayamadığını bildirmektedir. Bunun sebebi kanunun uygulanması ile düzenlemelerin henüz gerçekleştirilmemiş olmasıdır. Ayrıca yeni kanun, MOFCOM a belirli sektörlerde ticaret faaliyetlerini kısıtlama, gerekli görülen durumda tedbirler uygulama ve teknoloji ihracatı ve ithalatını sınırlama yetkilerini de vermektedir. Bununla birlikte yabancı firmalara kendi dağıtım ağlarını kurma, perakende ve toptan satış yapma hakkı da verilmiştir. Ancak uygulamada aynı sıkıntılar bu alanda da söz konusudur. Yüzde 100 yabancı sermayeli firmaların bu alanda faaliyet göstermelerine 11 Aralık 2004 itibariyle izin verilmiş olsa da 2005 in ilk çeyreği itibariyle başvurusuna sonuç alan firma olmamıştır. Bu konuyla ilgili başvurular önce yerel yönetim, sonra Pekin deki MOFCOM 45

tarafından onaylanmak zorundadır. Standartlar: DTÖ üyeliği çerçevesinde ticareti engelleyici unsurları kaldırmakla yükümlü olan Çin, bazı alanlarda halen standartları ve asgari teknik özellikleri ithalatı engelleyici bir unsur olarak uygulamakta, kalite onay işlemleri uzun sürmekte ve yeterince şeffaf yürütülmemektedir. Standartlar ulusal düzeyde aynı olmayıp, eyaletler bazında farklılıklar gösterebilmektedir. Halen Çin in Standardizasyon Kurumu, ülkedeki 20 bin ulusal standardı (yüzde 40 ı eski ya da DTÖ ile uyumsuz) elden geçirmekte ve yeni standart onaylamamaktadır. Ticari bankacılık işlemleri: Çin de dış ticaret-finans bağlantısının büyük bir bölümü Bank of China tarafından kontrol edilmekle birlikte son dönemde People s Construction Bank of China, ındustrial and Commercial Bank of China, Agricultural Bank of China ve CıTıC ındustrial Bank gibi bankalar da giderek artan oranda akreditif düzenlemektedir. DTÖ üyeliğinden sonra Çin de faaliyet gösteren yabancı bankaların şubeleri de akreditif düzenleyebilmektedir. Türk firmaları tarafından dile getirilen en önemli sorun Çin bankalarının teyitli akreditif açmaması, Çin veya diğer ülke bankalarınca açılan akreditiflere teyit eklememesi veya dünya bankalarının Çin bankaları tarafından açılan akreditiflere teyit eklemesini engellemesidir. Ayrıca dış ticaret ödemelerine ilişkin kuralların yeterince oturmamış olması sıkıntı yaratmaktadır. Bu sorunların DTÖ üyeliğinin ardından zaman içinde çözülmesi beklenmekle birlikte uzun süreli ticari ilişki kurulmadan ve firmalar arası güven ortamı oluşmadan herhangi bir firmanın bu ülke firmaları ile teyitli akreditif olmadan alım-satım ilişkisine girmesi riskli kabul edilmektedir. Zira pazar koşullarındaki değişiklikler söz 46

konusu olduğunda Çinli firmaların üzerinde anlaşılmış alım-satım koşulları üzerinde değişiklikler yapmak istemesi, Türk firmalarını, ürünlerini gümrüklerden çekmeyecekleri baskısı ile yeni koşullar üzerinde anlaşmaya zorlamaları zaman zaman karşılaşılan durumlar arasındadır. Türk ve Çin bankacılık sektörleri arasında gelişmiş bir muhabir banka ilişkisinin mevcut olmaması da bir sıkıntı kaynağıdır. Uluslararası bankacılık uygulamalarına göre çok daha kısa sürelerde çözülebilecek bazı sorunların giderilmesi bu nedenle uzamakta, firmalar için zaman ve maddi kayıplara neden olmaktadır. İlk kez bir Türk bankasının (Garanti Bankası) Şanghay da bir temsilcilik ofisi açması bu konuda atılan en somut ve umut vaat edici adımdır. Çin bankacılık sektörünü ve isleyişini daha yakından tanıma fırsatı yaratan bu ofis henüz bankacılık işlemleri yapmamakla birlikte Türk firmalarına mevzuat, işleyiş ve pazar koşulları konusunda daha detaylı bilgileri sağlaması açısından yararlıdır. Tekstil: 2004 yılı boyunca dünya kamuoyunun gündemini en fazla meşgul eden konulardan biri 1 Ocak 2005 itibariyle Tekstil ve Giyim Anlaşması nın yürürlükten kalkmasıyla birlikte tekstil ve konfeksiyon ürünlerinin tamamının DTÖ nün genel kurallarına tabi hale gelmesi olmuştur. Böylece DTÖ üyesi çeşitli ülkeler menşeli tekstil ve konfeksiyon ürünlerine karşı uygulanan kotalar uygulamadan kaldırılmıştır. Bu gelişmenin Çin öğesiyle birleşmesinin küresel tekstil sektöründe yansımaları olmuştur. Çin in kısa bir süre içerisinde dünya tekstil ve konfeksiyon ticaretinin 47

yüzde 50 veya daha fazlasına sahip olacağı ve bunun sonucunda ekonomisinde tekstil önemli yer tutan birçok gelişmekte olan ülkede 30 milyon çalışanın işsiz kalacağı tahmin edilmektedir. ABD de bazı tekstil kategorilerinde şimdiden pazarın yüzde 60 ına sahip olan Çin, aynı zamanda Avrupa Birliği, Japonya ve Avustralya gibi tekstil ithalatçısı ülkelerin pazarlarında çarpıcı bir oranda pay ele geçirmiştir. Türkiye nin ihracatının yüzde 30 unu oluşturan ve 2 milyon çalışan istihdam eden Türk tekstil sektörü, Çin tehdidinden etkilenen 52 ülkeden 90 ı aşkın sektör kuruluşunun da desteğiyle Dünya Ticaret Örgütü nezdinde girişimlerde bulunmuş ve İstanbul Deklarasyonu adı altında bir bildirge yayınlamıştır. Deklarasyonun temel savı Çin in para birimi manipülasyonu, devlet teşvikleri ve geri dönüşümsüz veya çok düşük faizle kredi olanakları gibi yollarla haksız ticarete başvurduğu ve bunun sonucunda uluslararası tekstil sektöründe yapısal dengesizlikler görülmesi, istihdam sorunları ve sosyal sıkıntıların ortaya çıkması kaygıları olmuştur. Sonuç olarak Türkiye 2004 ün son aylarında Çin mallarına karşı arka arkaya gözetim ve korunma önlemleri uygulamaya sokmuş ve 9 Ocak 2005 tarihinde dış Ticaret Müsteşarlığı Belirli Tekstil ve Konfeksiyon Ürünlerinin İthalatında Gözetim ve Korunma Önlemlerine İlişkin Tebliğ yayınlayarak Çin den ithal edilecek 42 kategorideki ürüne kota uygulanacağını açıklamıştır. Çin, bu kararın DTÖ esasları ile çeliştiğini öne sürerek itirazda bulunsa da bir karşı adım atmamıştır. Ayrıca tekstil ihracatında belirli kalemlere vergi uygulayacağını açıklayan Çin, bu düzenlemeyle üretimde ağırlığı ucuz giyim mamullerinden katma değeri yüksek ürünlere kaydırmayı hedeflemiştir. 48