RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FİKRÎ HAKLAR Mustafa Erdem CAN* I. GİRİŞ Geniş anlamda fikrî haklar (Intellectual Property); fikir ve sanat eserlerini yaratan kimselerle, bilimsel ve fenni buluşlar yapan kimselerin, bunlar üzerindeki haklarını koruyan hukuk kurallarının bütünüdür. Yani geniş anlamda fikrî haklar, hem sınaî haklan (Industrial Property) 1 hem de fikir ve sanat eserleri üzerindeki hakları (Copyright) kapsar. Dar anlamda fikrî haklar ise sadece fikir ve sanat eserleri üzerindeki haklarla ilgili hususları kapsar. Fikir ve sanat eserleri üzerindeki haklar bakımından 1886 tarihli Bern Birliği Sözleşmesi uluslararası nitelikte önemli bir kaynaktır. Türkiye, Bern Sözleşmesi'nin 26 Haziran 1948 tarihli Bürüksel tadiline katılmıştır 4. Fikir ve sanat eserleri sahiplerinin * Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Ana Bilim Dalı Araştırma Görevlisi. 1. Endüstriyel mülkiyet hakkı; Patent hakkı, markalar (trademarks) üzerindeki haklar ve dizaynlar (designs) üzerindeki hakları kapsamaktadır. 2. CORNISH, W. R., Londoıı School of Economics and Political Science. Intellectual Property, Londoıı 1990, sh.3; ÖZTRAK, İlhan, Fikir ve Sanat Eserleri Üzerindeki Haklar. Ankara 1971, sh.5; CAMCI, Ömer, Marka Patent Tasarım ve Haksız Rekabet Davaları, İstanbul 1998, sh. 23. 3. Telif Hakkı Alman Hukuku'nda "Urheberrecht" terimi ile ifade edilmekledir. Amerikan Hukukunda Telif Hakları "The U.S. Copyright Act, 17 U.S.C 101-810" da düzenlenmiştir. 4. 5777 s. K. ile (RG, 02.06.1951, s. 7824), Bern Birliği Sözlesmesi'ne katılma hususunda hükümete yetki verilmiş, Bakanlar Kurulu da 21.08.1951 tarihli ve 3/15589 sayılı kararı ile Türkiye'nin Bern Birliğine katılmasına karar vermiştir.
-)()2 MUSTAFA ERDEM CAN haklarını korumak amacıyla Cenevre'de toplanan konferans sonunda, 6 Eylül 1952 tarihli Telif Haklan Evrensel Sözleşmesi imzalanmıştır'. Türkiye, bu sözleşmeye bugüne kadar katılmamıştır. Türkiye* Dünya Fikrî Mülkiyet Te.şkilatf m (OMPI-WIMPO) kuran ve 14.07.1967 tarihinde Stockholm'da imzalanan anlaşmaya II 10540 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile katılmıştır". 5X46 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ise 5 Aralık 1951 tarihinde kabul edilmiştir. Bu Kanun'un bazı hükümleri. 1.11.19X3 tarih ve 2936 sayılı Kanun 7 ile ve 7.6.1995 tarih ve 4110 sayılı Kanun" ile olmak üzere iki defa değişikliğe uğramıştır. Bu «cnel bilgilerden sonra, radyo ve televizyon yayınları üzerindeki fikrî haklar konusuna bakalım. Radyo ve özellikle de televizyon, günümüzün en etkin ve yaygın kitle iletişim araçlarıdır. Bir kitle iletişim aracı olarak radyo ve televizyon kuruluşlarının hizmetleri, ister kamu kuruluşu isterse özel kuruluş tarafından yürütülsün, bir kamu hizmeti niteliği taşır. Bu sebeple her devlet, radyo ve televizyonun oluşumuna ve yetkılcndırilmesıne büyük bir özen göstermektedir. Radyo ve televizyon kuruluşları bu kamu hizmetini üretecekleri programları yayınlayarak gerçekleştirirler. Her kuruluş kendi personelinin ürettiği eserler yanında kuruluş dışındaki yaratıcı düşünce ürünlerine mutlak bir gereksinim duyar. Fikir ve sanat eserleri, çok sık bir şekilde radyo veya televizyon yayınlarına konu olmaktadır. Kâr sağlamak amacıyla kurulan ve büyük kârlar sağlayan radyo-televizyon kuruluşlarının: eser sahiplerinin, işleme eser sahiplerinin, icracı sanatçıların hatta diğer yayın kuruluşların fikrî ve iktisadî haklarına zarar vermesi kuvvetle muhtemeldir. Bu sebeple, radyo ve televizyon yayınları üzerinde kimlerin hak sahibi olduğu, yayın üzerinde ne tür hakların bulunduğu ve bu haklarının kapsamının nelerden ibaret olduğu hususlarının açığa kavuşturulması büyük önem taşımaktadır. 5 Cniversul Copyright Convcıuion. Ayrıntı için bkz. hup.7/\v\v\\.la\\.ainidl.l-i.lu/ lopil s/a ipvright.html <\ KG. 19.1Û975-15417. RC.. 03.11.1983-18210. S. RC,. 1 2.0(ı. 1995-2231 1.
RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FİKRÎ HAKLAR 293 I. Bölüm RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FİKRÎ HAK TÜRLERİ VE HAK SAHİPLİĞİNİN KOŞULLARI 1. FİKRÎ HAK TÜRLERİ Radyo-televizyon yayınının kendisi bir fikir ve sanat eseri olabileceği gibi, ele aldığı konu da bir fikir ve sanat eseri olabilir. Eser üzerindeki haklar manevi ve mali haklar olarak ayrıma tabi tutulmaktadır ancak bu yapay bir ayrımdır. Zira bu hakların kullanılması çoğu kez birbirine bağlı olduğu gibi, bunlardan birine yapılan tecavüz kaçınılmaz biçimde diğerini de etkilemektedir. Bununla birlikte, öğretide olduğu gibi biz de bu ayrıma uyacağız. I. ESER ÜZERİNDEKİ MANEVİ HAKLAR Manevi haklar eser sahibinin şahsi ve manevi menfaatlerini korur'". Bunlara münhasıran şahsa bağlı unsurlardan oluşması nedeniyle değil daha ziyade şahsa bağlı unsurlardan oluşması sebebiyle manevi haklar adı verilmiştir 11. Manevi haklar esas itibariyle eser sahibinin şahsına bağlıdır. FSEK m.l8'e göre eser sahibi gerçek kişiyse yaşadığı müddetçe 1 -, tüzel kişiyse tüzel kişiliği devam ettiği müddetçe FSEK m. 14, 15 ve 16'ıncı maddeler gereği sahip olduğu hakları kullanabilir. Sınırlı ehliyetsizler bu hakları kullanmada kanuni temsilcilerinin iznine muhtaç değildirler. Eser sahibinin şeref ve itibarına ilişkin konularda manevi haklardan feragati caiz değildir. Şayet manevi hak 9. A YİTER, Nûşin, Hukukta Fikir ve Sanat Ürünleri, Ankara 1972. sh. 109: ARS- LANLI, Halil. Fikri Hukuk Dersleri, İstanbul 1954, sh. 79; EREL. Şafak N.. Türk Fikir ve Sanat Hukuku. B.2, Ankara 1998, sh. 111. 10. ARSLANLI, sh. 80; EREL, sh. 113; BEŞİROOLU. Akın, Düşünce Ürünleri Üzerindeki Haklar. Ankara 1999, sh. 86. 1 I. HİRŞ, Erncst, Fikrî ve Sınaî Haklar, Ankara 1948. sh. 185. I 2. FSEK m. 19. bazı manevi hakların eser sahibinin ölümünden sonra da belli kişiler tarafından kullanılabileceğini açıklamaktadır.
294 MUSTAFA ERDEM CAN bu vasıfta değilse; feragat mümkün olduğu gibi tahdit ve devir de edilebilir 1 '. A. Eseri Kamuoyuna Sunma Yetkisi Eserin hayatında en önemli aşama, eserin kamuya açıklanması 11 (publication)'dır. Çünkü eser açıklanmakla fikir ve sanat dünyasının bir parçası haline gelir ve eser üzerindeki hakimiyet de az çok tahdide uğrar'\ Eser sahibi, eseri kamuya sunma yetkisini kendisi kullanabileceği gibi, bu hakkın kullanılmasını eser üzerindeki malî hakkı devrettiği bir sahsa da bırakabilir. Özelikle eseri yayma, temsil, radyo ve televizyonla yayınlama gibi mali haklar kendisine devredilen.şahıs aynı zamanda eseri kamuya sunma yetkisine de sahip sayılır 1 ". Eserin kamuya sunulması veya yayımlanma tarzı, eser sahibinin şeref ve itibarını zedeleyecek nitelikteyse 17 ; eser sahibi, önceden izin vermiş olsa bile eserin umuma tanıtılmasını veya yayımlanmasını menedebilir. Eser sahibinin sözleşmeyle bu haktan vazgeçmesi hüküm ifade etmez (FSEK m. 14/111). Alenileşmemiş eser, sahibine ait bir sır niteliğindedir 1 \ Tamamı veya önemli bir kısmı umuma tanıtılmayan bir eserin muhtevası hakkında ancak o eserin sahibi malumat verebilir (FSEK m. 14/11). 13. ARSEANEİ. sh. 88; Buna karşılık BELGESAY. Mustafa Reşit, bikir \e Sanal Eser lerı Kanunu Şerhi. İstanbul 1956. sh. 5()'de kanunun i/.iıı verdiği halici" dışında manevi haklardan feragat edilemiyeceği gibi, onları tahdit çimenin de muteber olmayaeağı görüşündedir. 14. Ingilı/ Hukuku'na göre, eserin yayınlanması, kamuya arzı "pııhlication" an kımındudır ( 1988 tarihli "Copyright, Designs and Patents Acl"). Buna göre; mıı/ık. edebiyat ve tiyatro eserleri ile diğsr artistik eserlerin radyo-tclcvı/yon ile kamuya ar/ı. eserin yayınlanması niteliğindedir. 15. ARSEANEİ. sh. 80; AYİTER. sh. 111. 16. ARSEANEİ. sh. 81,83; EREL, sh. 1 15; ÖZTRAK. sh. 54. 17. Umuma ar/ ve yayımlama eser sahibinin şeref ve itibarını objektif olarak ihlal etmelidir. Aynı yönde bkz. ARSLANL1, sh. 82; EREL. sh. 115; ÖZTRAK. sh. 55. AYİTER. sh. 112. 1 8. BELGESAY. sh. 51; ÖZTRAK, sh. 55.
RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FİKRÎ HAKLAR 295 Eseri yayma hakkının (malî hak) başkasına devredilmesi halinde; yayım sözleşmesinde kararlaştırılan süre içinde veya halin icabına göre gerekli olan süre içinde eser kamuya sunulmazsa, eser sahibi sözleşmeden cayabilir 19 (FSEK m.58/1). B. Eserde Adını Belirtme Hakkı Eser, sahibinin yaratıcı düşüncesinin ürünü olduğuna göre; eserin topluma sahibinin adıyla sunulması doğaldır. Eser sahibi, eseri üzerine adını koyarak veya koymayarak yahut müstear ad koyarak umuma arzetme veya yayımlama hususunda karar verme yetkisine sahiptir (FSEK m. 15/1). Eser sahibinin izni olmadıkça; eser sahibinin adında kısaltma, ekleme veya değiştirme yapılamaz (FSEK m. 16/1). Eser üzerinde sahibinin adının belirtilmesi, her eser kategorisi için o kategoriye has özelliklere göre olur. Bilim ve edebiyat eserlerinde çoğaltılmış nüshalar üzerine yazılması; müzik eserlerinde uygun vasıtalarla dinleyicilere duyurulması ve plak, kaset vb. üzerine konulması; sinema eserlerinde ise filmin jeneriğinde yer alması şeklinde olur. FSEK m.l5/iv hükmüne göre; eser niteliğinde olan mimari yapılarda, yazılı istem üzerine eserin görülen bir yerine, eser sahibinin uygun göreceği bir malzeme ile silinmeyecek şekilde eser sahibinin adı yazılır. Eser sahibinin izni ile çoğaltılan bir güzel sanat eserinin kopyaları üzerine, eser sahibinin adı konmalı ve eserin kopya olduğu belirtilmelidir (FSEK m. 15/11). Yine, bir fikir ve sanat eserinin işlenmesi halinde; işleme eserin aslı veya çoğaltılmış nüshaları üzerine, asıl eser sahibinin 2 " ad veya alameti konmalı ve eserin işleme eser olduğu açıkça belirtilmelidir (FSEK m. 15/11). 19. Kanaatimizce burada cayma, "sözleşmeden dönme" anlamında kullanılmıştır. 20. Kanaatimizce burada işleme eser sahibinin adı da konmalıdır. Çünkü FSEK m. 15/11 hükmü, işletmenin aslı veya çoğaltılmış nüshaları üzerine asıl eser sahibinin adının konması gerektiğini ifade etmektedir. Ancak ARSLANLI, sh. 83'de; işleme eser sahibinin adının yanına asıl eser sahibinin adının da konması gerektiğini belirtmektedir.
296 MUSTAFA ERDEM CAN FSEK m.80/5.4, f.iii hükmü uyarınca; İcracı sanatçılar, koro ve orkestralarda şef ve solistler, tiyatro gruplarında şeflik eden veya başrol alan aktör (ve aktristiler, temsil ve icralarının radyo \e\a televizyonda (naklen, canlı veya banttan) yayınlanması halinde adlarının belirtilmesini isteyebilirler. C. Eserde Değişiklik Yapılmasını Önleme Hakkı Fikir ve sanat eseri, hem içerik hem de şekil bakımından bütünlük ar/eden yaratıcı bir fikri çalışma ürünüdür 2. Eser sahibi, eser üzerinde münhasır hak sahibi olup onun üzerinde değişiklik yapılmasını yasaklayabilir 22. Ancak buradan böyle bir yasağın olmaması durumunda eser üzerinde değişiklik yapılabileceği sonucu çıkarılmamalıdır. Çünkü FSEK m. 16/1 hükmü; eserde ekleme ve değiştirme yapılabilmesi için. eser sahibinin izninin alınması gerektiğini belirtmektedir. Bu izin bazı hallerde ise kanunla verilmektedir. Eser sahibi, izin alınmaksızın eserde değişiklik yapılmasını mahkeme kararıyla engelleyebilir". Ayrıca izin alınmaksızın eser üzerinde değişiklik yapılması ve bunun radyo ve televizyonda yayınlanması durumunda; hukuka aykırı davranan kişi ve kuruluşların FSEK m.66-73 hükümleri çerçevesinde hukuki ve cezai sorumlulukları sözkonusu olur. FSEK m. 16/11 hükmüne göre; kanunun veya eser sahibinin izniyle bir eseri işleyen, umuma arzeden, çoğaltan, yayımlayan, temsil eden veya başka bir şekilde yayan kimse; işleme, çoğaltma, temsil veya yayım tekniği icabı zaruri görülen değiştirmeleri eser 21. HIRS. sh. 189: ÖZTRAK, sh. 57. 22. İncili/ Hukukunda da: edebiyat, '.iyalro ve müzik eserlerinin, hak.sahihinin ı/nı ı»l ıııaksı/ın herhangi bir şekilde uyarlanması (adapting). yasaklanmıştır ı I9SS tarihli "Copyright, Desıgns and Patents Act"). 23. BFFCFSAY. sh. 54: "Bir eserin değişiklik yapılmaksızın gösterilmesini ihtiyati tedbir yoluyla islemek mümkündür".
RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FİKRÎ HAKLAR 297 sahibinin hususi bir izni olmaksızın da yapabilir 4. Örneğin gazeteye gönderilen bir makalenin, ayrılan sütuna sığdırılması için bazı kısımlarının çıkartılması; radyo-televizyon tekniği icabı bazı tadiller yapılması 25. Kanun bu hallerde hususi bir izin aramamış, müsaadenin zımnen verildiğini kabul etmiştir 26. Eser sahibi, zarurinin üzerine çıkan değişiklikleri kabul etmek zorunda değildir. Eser sahibi eserde her türlü değişikliğin yapılabileceği hükmünü koymuş olsa bile şeref veya itibarını zedeleyen yahut eserin mahiyet ve hususiyetlerini bozan her türlü değişikliğe muhalefet hakkını muhafaza eder. Bu haktan sözleşmeyle vazgeçmek hükümsüzdür (FSEK m. 16/111). Kanaatimizce; Eser sahibinin eser üzerinde her türlü değişikliğe izin vermesi halinde dahi şeref ve itibarını zedeleyen değişikliklere muhalefet hakkım muhafaza etmek yerindedir ve bu MK m.23 hükmünün bir uygulamasıdır. Ancak eser sahibinin eseri yaratan, eser üzerinde münhasır hak sahibi olan kişi olduğu düşünülürse; eserin mahiyet ve hususiyetlerini bozan değişikliklere izin verme yetkisini de ona tanımak gerekir. Burada eseri değil, eser sahibinin sözleşme özgürlüğünü korumak gerekmektedir. D. Eser Sahibinin Malik ve Zilyede Karşı Hakları Fikir ve sanat eserlerine konu olan şey genellikle bir maddi mal olarak karşımıza çıkar. Fikir ve sanat eseri, üzerinde cisimlendiği bu maddi maldan ayrı bir hukuki varlığa sahiptir. Hakikaten FSEK, asıl veya çoğaltılmış nüshalar üzerindeki mülkiyet 24. TUNÇOMAĞ, Kenan. Türk Borçlar Hukuku, Özel Borç İlişkileri. C.ll, B.3. İstanbul 1977. sh. I 145'dc FSEK m.lö'nın BK m.376'ya göre daha geniş bir düzenleme yaptığını belirtmektedir. Ayrıca FRANKO, Nişim, Türk Borçlar Kanunu'na Göre Yayın Sözleşmesinin Hükümleri, Ankara 1981. sh. 149'da TUNÇOMAĞ'ın fikrini destekler yönde; değişiklik yapma yasağının, sadece fikri özde değil biçimde de var olduğunu ileri sürmekledir. Hakikaten BK m. 376/1'e göre; yayınlayan, eser üzerinde hiçbir kısaltma, ilave ya da değişiklik yapma yetkisine sahip değildir. Oysa FSEK m. 16/11 hükmüne göre; çoğaltan kimse, eser sahibinin izni olmaksızın eser üzerinde çoğaltma tekniğinin zorunlu kıldığı değişiklikleri yapabilir. 25. ARSLANLI, sh. 85; TOPÇUOĞLU, Hamide, Fikrî Haklar Ders Notları, Ankara 1964. sh.78. 26. ARSLANLI, sh. 85.
298 MUSTAFA ERDEM CAN hakkının devrinin, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, fikrî hakların devrini ihtiva etmeyeceğini hükme bağlanmıştır (m.57/1). Bununla birlikte eseri fiziksel olarak üzerinde mevcudiyet kazandığı maddi maldan ayırmak mümkün değildir. Bu mala zilyed olan şahıs, eser üzerindeki fikrî haklara riayet etmek ve bu hakların kullanılmasına imkan vermek zorundadır 7. Eser üzerinde işleme veya çoğaltma hakkı bulunanlar; bu haklarını kullanabilmek için, malın malik veya zilyedinden eserden gereken oranda faydalanmalarına imkan verilmesini isteyebilirler (FSEK m. 17/1). Eser sahibinin de aynı yetkilere sahip olduğu şüphesizdir". Eseri işleme veya çoğaltma hakkı bulunanlar, eserin kendilerine tevdi edilmesini talep edemezler (FSEK m. 17/1). Buna karşılık eserin tek ve özgün olması halinde eser sahibi, kendisine ait tüm dönemleri kapsayan çalışma ve sergilerde kullanmak amacıyla, koruma şartlarını yerine getirerek iade edilmek üzere eseri isteyebilir (FSEK m. 17/111). Aslın maliki, eser sahibi ile yapmış olduğu sözleşmeye göre eser üzerinde tasarrufta bulunabilir. Ancak eseri bozamaz, yok edemez 2 ', eser sahibinin haklarına zarar veremez (FSEK m. 17/11). Bu hüküm, eser sahibinin eserde değişiklik yapılmasını men etme şeklindeki manevi hakkının (m. 16), özel bir uygulaması niteliğindedir. 27. EREE. sh. 130. 28. ÖZTRAK. sh. 59; EREL, sh. 130; ARSLANL1, sh. 85. 29. Kanaatimizce; 41 10 sayılı kanunla değiştirilen FSEK m. 17/11 hükmü yerinde değildir. Malikin eseri bozmasına veya yok etmesine imkan verilmemesi doğru değildir. Burada malikin eser üzerindeki tasarruf hakkı (abusus) kısıtlanmışın-. F.skı [ 'SEK m. 17/11 hükmü, bu açıdan daha tutarlı bir yol izlemekteydi. Yine. FSEK m. 16/111'dcki halde de eser sahibine; eserin mahiyet ve hususiyetlerini bo/.an değişikliklere izin verme yetkisini tanımak gerekmektedir. Burada eseri değil, eser sahibinin sözleşme özgürlüğünü koramak gerekmektedir. Eseri koruma gayesiyle eser sahibi ve maliki sınırlı ehliyetli hale getirme anlayışı yerinde değildir.
RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FİKRÎ HAKLAR 299 I. ESER ÜZERİNDEKİ MALÎ HAKLAR Kanun, malî haklar bakımından eserin alenileşmiş bir eser olması veya olmamasına göre bir ayrım yapmaktadır (FSEK m.20). Oysa kanunun eser sahibine tanıdığı malî haklar, yalnızca alenileşmiş eserler için sözkonusudur'". Zira alenileşmemiş eser üzerinde fikrî hakkın bir türü olan malî haklardan değil, olsa olsa mülkiyetten doğan haklardan söz edilebilir. Malî haklar birbirine bağlı değildir. Bunlardan biri üzerinde tasarrufta bulunulması veya birinin kullanılması diğerini etkilemez (FSEK m.20/1, c.son). Şimdi bunları tek tek inceleyeceğiz. A. İşleme Hakkı İşleme, bir eserin yaratıcı çaba sonucu özelliği olan başka bir şekle sokulmasıdır. FSEK m.21 "e göre; bir eseri işlemek suretiyle ondan faydalanma hakkı, münhasıran eser sahibine aittir. Eser sahibinin işleme hakkı; işlenmiş eserin umuma arzını ve ondan ekonomik bakımdan faydalanmayı da kapsar. Bir eseri işleme hakkını devralan kimse, o hakla beraber onun kullanılması için zaruri olan hakları da devralmış kabul edilir". Bir eseri işleme hakkının devri ile verilen izin, zımnen o işleme türüne has malî haklar için de verilmiş sayılır 32. İşleme, bir eserin değiştirilerek herhangi başka bir şekle dönüştürülmesi değil; eserin değiştirilerek kanundaki başka bir eser gurubuna dahil hale getirilmesidir. Örneğin bir roman, hikaye veya belgeselin sinema eseri haline getirilmesi işlemedir. B. Çoğaltma Hakkı Bir eserin aslını veya işlemelerini kısmen ya da tamamen çoğaltma hakkı, münhasıran eser sahibine aittir (FSEK m.22/i). Ço- 30. BEŞİROĞLU, sh. 96; ÖZTRAK, sh. 60; EREL, sh. 133; AYİTER, sh. 122. 31. ÖZTRAK, sh. 61. 32. ÖZTRAK, sh. 62; ARSLANLI, sh. 95.
300 MUSTAFA ERDEM CAN ğaltma hakkı, eserin çoğaltılmasıyla sağlanacak malî menfaatleri eser sahibi için saklı tutmak amacıyla tanınmış bir haktır 5 '. FSEK m.22/11 uyarınca; Eserin aslından ikinci bir kopyasının çıkarılması, eserin ses kaseti, video kaseti, CD'ye veya kameraya kaydedilmesi vb. çoğaltma sayılır. Bir bestecinin vücut verdiği eserin notalarının bir başkası tarafından ele geçirilerek uygulanması, tespit edilerek çoğaltılması ve satışa sunulması eser sahibine ait olan çoğaltma hakkına saldın niteliği taşır. Radyo ve televizyonla yayınlanan bir konuşmanın, bir konserin vb. tespit edilerek çoğaltılması da eser sahibinin çoğaltma hakkını zedeleri 4. Bütün fikir ve sanat eserlerinin, yayımlanma veya kâr amacı güdülmeksizin şahsen kullanmaya mahsus çoğaltılması mümkündür. Ancak bu çoğaltma, hak sahibinin meşru menfaatlerine zarar veremez ve normal faydalanma ölçülerini aşamaz (FSEK m.38/1). 3257 sayılı "Sinema, Video ve Müzik Eserleri Kanunu" nun 5'inci maddesinde, sinema ve müzik eserlerinin aslı veya kopyaları bakımından Kültür Bakanlığı tarafından yapılacak kayıt ve tescil mecburiyeti öngörülmektedir. 3329 Sayılı kanunla değişik m.8"de ise; kayıt ve tescil edilmeyen bir eserin çoğaltma hakkına konu olamayacağını hükme bağlanmaktadır. C. Yayma Hakkı Yayma hakkı, asıl eserin veya işleme eserin nüshalarının dağıtılması kiralanması satışa çıkarılması yahut bunların herhangi bir şekilde ticaret mevkiine konulması suretiyle faydalanma hakkı olup bu hak münhasıran eser sahibine aittir (FSEK m.23/1). Yayma hakkı eser sahibi tarafından bizzat kullanılabileceği gibi. bir başkasına da devredilebilir, ilim ve edebiyat eserlerinde 33. AY1TKR. sh. 125. 34. BESİROGLL. sh. 1 14.
RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FİKRÎ HAKLAR 301 yayma hakkı genellikle neşir mukavelesi (Publishing Contracts) ile kullanılmaktadır 55. Bir eser genellikle yayımlanmak için çoğaltılır. Ancak eser sahibi çoğaltma ve yayma hakkını ayrı ayrı kullanabilir. Eseri çoğaltma hakkım kendisi kullandıktan sonra, yayma hakkını üçüncü kişiye devredebilir 16. D. Temsil Hakkı Bir eserden, onun aslını veya işlemelerini doğrudan doğruya yahut işaret ses veya resim nakline yarayan aletlerle umumi mahallerde okumak, çalmak, oynamak ve göstermek gibi temsil suretiyle yararlanma hakkı eser sahibine aittir (FSEK m.24/1). Kural olarak eser sahibine tanınan temsil hakkı, özel yarar ve kamu yararı gerekçesiyle bazı kısıtlamalara tabi tutulmuştur (FSEK m.32,33,36). Örneğin m.33'e göre; yayınlanmış bir eserin umumi mahallerde, münhasıran eğitim ve öğretim amacıyla veya intifa kasdı olmaksızın icra edilmesi serbesttir". Okumak; ilim, edebiyat ve müzik eserlerinin kulağa hitap eden söz veya sesle naklidir. Okunan ilmi veya edebi bir eserde nakil vasıtası söz, bestede ise sestir. Çalmak; müzik eserlerinin bir çalgı vasıtasıyla icrasıdır. Okumaktan farkı ise; seslerin ifadesinde saz, gitar, keman, piyano, ut, tambur gibi bir aletin kullanılıyor olmasıdır. Oynamak ise temsil anlamındadır. Oynamada, özellikle tiyatro ve operaların temsilinde ses ve sözle ifadenin de yeri vardır. Bir oyun sesli veya sözlü olabildiği gibi sessiz veya sözsüz de ola- 35. EREL. sh. 145. BK m. 372 (OR. Art. 380)'ye göre neşir (yayın) sözleşmesi; "bir akiüir ki onunla edebi ve sınai bir eserin müellifi veya helefi, o eseri bir naşire icrkeımeyi taahhüt ve naşir de o eseri az çok teksir ile halk arasında neşretmeyi iltizam eder". O halde yayın sözleşmesinin taraflarından biri yayınlatan (Vcrlaggeber). diğeri ise yayınlayan yani naşir (Verleger)'dir. 36. BELGESAY. sh. 64; BEŞİROĞLU, sh. 119; ÖZTRAK, sh. 64. 37. Aynı yönde. Yarg. 7. CD. 05.05.1988 t. ve E. 1987/20198. K. 5637 sayılı kararı (YKD. 1988.C.XFV, S.7, sh. 1006-1008).
302 MUSTAFA ERDEM CAN bilir. Yeter ki temsil hareketli olsun. Temsilde hareket yoksa oyundan bahsedilemez. Göstermek ise, bir eserin seyredilmek üzere umuma arzıdır. Radyo ve televizyonda gösterilen her tiyatro ve film eseri bir yayındır. Bu nedenle bunların radyo ve televizyonda temsil ve icrası aynı zamanda yayınlanması anlamına gelir. Buna karşılık oyunda hareket başlıca kıstas iken, gösterme ve yayın hareketsiz de olabilir. Örneğin bir resim sergisi veya bir manzaranın televizyonda gösterilmesi halinde bir yayın olmasına rağmen, icra ve temsil sözkonusu değildir. E. Radyo ve Televizyonla Yayın Hakkı İlke olarak her kuruluş, radyo ve televizyon programlarını yayınlamadan önce. program malzemesi olarak yararlandığı, yasal koruma şartlarını taşıyan her eser için hak sahibinin iznini almakla yükümlüdür. FSEK m. 16/11 hükmü uyarınca; kanunun veya eser sahibinin iznine dayanarak bir eseri yayınlayan kişi. eserde yayın tekniğinin gerektirdiği değişiklikleri yapılabilmek için eser sahibinin hususi bir iznine ihtiyaç duymaz. FSEK m.25 uyarınca; Bir eserden, onun aslını veya işlemelerini radyo veya televizyonda yaymak; böylece yayılan eserleri diğer bir radyo veya televizyon kuruluşundan naklen alarak tekrar yaymak veya umumi mahallerde temsil etmek suretiyle faydalanmak hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Eser sahibi bu hakkını bir lisans sözleşmesi ile bir radyo veya televizyon kuruluşuna devredebilir. Ancak ülke çapında yayın yapılması için verilen lisansa rağmen radyo ve televizyon kuruluşu eser sahibinin iznini almaksızın bir başka ülkeye (örneğin uydu vasıtasıyla) yayın yapamaz!s. Eseri ilk yayınlayan kuruluştan bir başka kuruluşun naklen yaymlavabilmesı yahut yayının alıcı cihazların bulunduğu mekan dı- 38. l'ydıı televizyon yayınlarıyla ilgili aynı yönde bir karar için bkz. (Casc 44/92) 1992 E.C.C. 526-528 11994.
RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FİKRÎ HAKLAR 303 şında umumi bir yere teknik aletlerle nakledilebilmesi için, eser sahibinin ayrıca izin vermesi gerekir. Radyo ve televizyonla yayınlanan bir eseri herkes kendi şahsi ortamı içinde dinlemekte ve izlemekte serbesttir. Bu yayın tekrar yayınlanamaz veya nakledilemez. Ancak ülkemizin şartlarında yayının başka bir yere nakledilmesi, başlı başına kazanç sağlamak amacıyla yapılmıyorsa, caiz görülmelidir. Çünkü yasaklanmış olan husus, sırf yayını izlemenin ücrete tabi tutulmasıdır. F. Pay ve Takip Hakkı Bir eser eser sahibi tarafından satıldıktan bir süre sonra büyük bir değer kazanabilir ve yüksek meblağlar üzerinden tekrar satılabilir. Bu durumda, bu değer artışından eser sahibinin veya mirasçılarının bir pay talep edebilmesi hakkaniyet icabıdır. Bu husus FSEK m.45'de düzenlenmiştir. 2. FİKRİ HAK SAHİPLİĞİNİN KOŞULLARI I. RADYO VEYA TELEVİZYON YAYINI OLMALI 1961 tarihli Roma Sözleşmesi'nde "radyo ve televizyon yayınları" ile "tekrar yayın" kavramları tanımlanmıştır (m.3). Buna göre radyo ve televizyon yayını, seslerin ya da görüntü ve seslerin toplumun faydalanacağı biçimde radyo dalgalan ile yayınlanmasını; tekrar yayın ise, radyo ve televizyon kuruluşunun yapmakta olduğu yayının, başka bir radyo ve televizyon kuruluşu tarafından aynı anda yayınlanmasını ifade etmektedir. Roma Anlaşması, tekrar yayına izin verme veya vermeme yetkisini radyo ve televizyon kuruluşlarına bırakmaktadır. Kuruluşların bu yetkisi, hem ülke içinden hem de ülke dışından yapılan tekrar yayınlar için mevcuttur. 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun 4 ", her türlü teknik, usul ve araçlarla ve her ne isim 39. EREL, sh. 158; A YİTER, sh. 136; Aksi fikir ÖZTRAK, sh. 68. 40. 3984 Sayılı Kanun 20 Nisan 1994 tarihinde Resmi Gazetc'dc yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
304 MUSTAFA ERDEM CAN altında olursa olsun elektromanyetik dalga ve diğer yollarla yurt içine ve dışına yapılan radyo ve televizyon yayınları ile ilgili hususları kapsar (m.2). Radyo yayını, elektromanyetik dalgalar ve diğer yollarla halkın doğrudan alması maksadıyla yapılan ses yayınlarını; televizyon yayını ise. elektromanyetik dalgalar ve diğer yollarla halkın doğrudan alması maksadıyla yapılan, hareketli veya sabit resimlerin sesli veya sessiz kalıcı olmayan yayınını ifade eder (3984 s. K. m.3, h ve e bentleri). Türkiye'de elektronik yayıncılığın 70 yıllık bir geçmişi vardır, tik radyo yayını 1927'de Ankara ve İstanbul'da, ilk televizyon sayını ise 1968 yılında Ankara'da başlamıştır. Elektronik yayıncılığın ilk on yılının Türk Telsiz Telefon Anonim Şirketi (TİTAŞ) adlı özel bir Türk-Fransız ortaklığı tarafından yürütülmesinin dışında, 1938'lerden yakın zamana kadar radyo ve televizyon yayınları devlet tekelinde yapılmıştır. 14 Kasım 1983 tarihinde ise 2954 sayılı Radyo ve Televizyon Kanunu çıkarılmıştır. Bu yasal düzenleme çerçevesinde TRT tekelinde yayınlar sürerken, elektronik teknolojisindeki hızlı gelişmeler neticesinde yurt dışından uydu yolu ile gelen yabancı ülke televizyonlarının yayınları çanak antenler ile izlenmeye başlanmıştır. Böylece Anayasanın 133'üncü maddesi ile sağlanan tekel durumu, teknolojinin dayatması ile bozulmuştur. Bu durum, Türkiye'de yayın yapmak isteyen özel kuruluşlar için örnek teşkil etmiş ve 1991 yılından itibaren Türkiye'ye yönelik Türkçe televizyon yayınları başlamıştır. Türkiye, televizyon programlarının sınır ötesi yayınını ve tekrar yayınını kolaylaştırmak amacıyla (m. 1) Avrupa Smırötesi Televizyon Sözleşmesi'ni 41 imzalamıştır. Bilgi ve iletişim teknolojisindeki gelişmeler sayesinde, gerek yurt içinden gerekse yurt dışından küresel vericiler, kablo veya hangi nitelikte olursa olsun. 41. Türkiye. 05.05.1989 tarihinde Avrupa Konseyi'nde kabul edilerek un/aya açılan 'Huıopcan Coııvcntion on Transfronticr TelevisioıV'u, 07.10.1992'dc imzalamışın'. Bu anlaşma TBMM tarafından 04.11.1993 tarihinde 3015 sayılı kanunla onaylanarak (RG. 12.12.1993. S.21786), 01.05.1994 tarihinde yürürlüğe ginnışlır.
RADYO VE TELEVİZYON YAYİNLARİ ÜZERİNDEKİ FİKRÎ HAKLAR 305 uydu tarafından şifreli veya şifresiz 4 - olarak yapılan televizyon yayınlarını izleme imkanı ortaya çıkmıştır (Art.2/b). Bütün bunların sonucunda, devlet tekeli fiilen işlememeye başlamış ve sadece yurt içinde 350 civarında televizyon, 1500 civarında radyo kanalı yayın yapar hale gelmiştir. Bunun üzerine 8 Temmuz 1993'de 3913 sayılı yasa ile Anayasa'nın 133'üncü maddesi değiştirilerek radyo ve televizyon yayınlarındaki tekelci yapı kaldırılmıştır 43. 1994 tarihli ve 3984 sayılı 44 "Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun" ile Türkiye'de elektronik yayıncılık alanında yeni bir dönem başladı. Bu sayede, kamunun malı olan frekansların gaspedilmesine son verilerek özel yayın kuruluşları yasal çerçeveye alındı 4 '. Yurdumuzda şu anda hem kamu hem de özel radyo ve televizyon kuruluşları yayın yapmaktadır. Bu radyo ve televizyonların faaliyetlerini düzenlemek görevi, 3984 sayılı Kanun'la özerk ve tarafsız bir kamu tüzel kişisi olan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 46 na verildi (m.5). II. YAYININ KENDİSİ VEYA KONUSU FİKİR VE SANAT ESERİ NİTELİĞİNDE OLMALI Radyo yayınlarının işitsel, televizyon yayınlarının ise hem görsel hem de işitsel nitelik taşıması sebebiyle konuyu ayrı ayrı ele almak gerekmektedir. Şu halde, konuyu önce radyo yayınları sonra televizyon yayınları açısından ele almak, son olarak da ortak değerlendirmeler yapmak daha uygun olacaktır. 42. "in encoded or ımcncoded form". 43. AZİZ, Aysel, Radyo ve Televizyon... Yasal Düzenlemeler. Ankara 1995, Önsöz sh. III-IV. 44. (RG. 20.04.1994. S. 21911). İlgili kanım metni için bkz. RTÜK 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Yönetmelikler ve Tebliğler, RTÜK yayını, Ankara 1996, sh. 7-23. 45. AZİZ, sh. IV. 46. Çalışmamızda bu kurul, halk arasında da bilinen.şekliyle "RTÜK" olarak ifade edilecektir.
.ı()6 MUSTAFA ERDEM CAN Bir radyo yayınma temel olan ürün, sözle ifade edilen bir ilim ve edebiyat eserinin veya sinema eserinin okunması, anlatılması veya özetlenmesi.şeklinde olabilir. Bu durumda, sunan kişi mevcut bir fikir ve sanat eserini sadece sözle ifade etmektedir. Bu nedenle sunucu, yeni bir eser yaratmadığı gibi 47 FSEK.m.6/1-3 kapsamında bir işleme eser de meydana getirmemektedir 4 *. Kanaatimizce, aynı sonuca FSEK. m.5/llı'den de ulaşmak mümkündür. Radvo yayını, bir fikir sanat eserim konu almıyorsa işleme eser olup olmadığı tartışmasına da girilmeyecektir. Çünkü asıl eserin mevcut olmaması durumunda işleme suretiyle eser vücuda getirilmesi de sözkonusu olmayacaktır. Buna karşılık bir ilim ve edebiyat c.scri işlenerek bir radyo programı haline getirilirse ortada bir işleme eser mevcutttur. Bu işleme eserin sahibi, asıl eser sahibinin haklan saklı kalmak kaydıyla, onu işleyendir (m.8/iil). İşleme eserin yapımcısı veya yayımlayıcısı, FSEK. m.s/iv'e göre ancak işleme eserin sahibi ile yapacağı sözleşmeye göre malî hakları kullanabilir. Radyo yayınının konusu bir müzik eserinin seslendirilmesı de olabilir. Müzik eserleri sözlü veya sözsüz olabilir. Bir besle 4 ' sözsüz müzik eseri sayılırken, beste ile güftenin 5 " bir arada bulunduğu eser ise sözlü müzik eseridir. Her ikisi de müzik eseri olarak kanun tarafından korunur (FSEK. m.3). Ancak bir müzik eserinin radyoda 4"?. Ancak FS11K m. 81/1 hükmünün 4110 sayılı Kanun'la tadilinden önceki şeklinde. Okunmak suretiyle radyoda yayınlanan ilim, edebiyat veya mü/ık eserlerinin ışaıeı. ses ve resini nakline yarayan aletler üzerine kaydedilmesi durumunda bunların \a vmlanması ve çoğaltılmasını sanltçmm iznine tabi tutmuş yanı bu kişileri icracı sa nate: kabul etmişti. Ayrıntılı bilgi için bkz. sh. 34. İcracı Sanatçının Hakları. 48 ISlîK.M.C-ı/l-.ı'de musiki, güzel sanatlar ilim ve edebiyat eserlerinin radvo \c televizyon ile yayma müsait bir şekle sokulması halinde işleme eserin sözkonusu olacağım belirtmiştir. Ancak buradan yayını mümkün tüm eserlerin radyo ve televizyonda yayınlanması halinde işleme eser sözkonusu olacağı sonucuna \ anlamaz. 49. "Beste, bir müzik eserini oluşturan ezgilerin bütünü" (Türkçe Sözlük. Türk Dil Kurumu. C.l. Yeni Baskı, Ankara 1988, sh. 175). 50. "Güfte, müzik eserinin yazılı metni, söz" (Türkçe Sözlük, C.l. sh. 580ı. Yar;;. 4.111). 29.0.11988. L-:. 1987/9793. K3227 sayılı kararında: "Sacların Tarumar" adlılarımın güftesinin bir edebiyat eseri olduğunu belirtmiştir (YKD. 1988. C..\1V. S,8. sh. 1077-1081).
RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FİKRÎ HAKLAR 307 seslendirilmesi halinde FSEK. m.6/i-3'ün lafzına rağmen bir işleme eserden bahsedilemez. Çünkü bu durumda asıl eseri işleyen bir kimse olmadığı gibi işleyenin özelliklerini taşıyan bir işleme eserden de sözedilemez. Buna karşılık FSEK. m.6/1-3; Müzik, güzel sanatlar, ilim ve edebiyat eselerinin radyo ile yayıma müsait bir şekle sokulması halinde -işleyenin özelliklerini taşıması kaydıyla- bir işleme eserin sözkonusu olacağını belirtmiştir. Buradan eserin salt yayınlanmasının onu işleme eser haline getireceği gibi yanlış bir sonuca ulaşılmamalıdır 51. Bu eserleri teknik olarak yayma hazır hale getirmek, eseri işleme eser haline getirmez 52. Çünkü işleme eserin sözkonusu olabilmesi için bu değişikliklerin işleyenin özelliklerini taşıması ve mutlaka "işleme" unsurunun bulunması gerekmektedir. Müzik eserlerinin seslendirilmesi (icra ve temsil edilmesi) hususu ise komşu haklarla ilgili olup icracı sanatçılar bahsinde geniş olarak ele alınacaktır. Bir sinema eseri de seslendirilerek radyo yayını haline getirilebilir. Müzik eserleriyle ilgili açıklama ve değerlendirmelerimiz bu hususta da geçerli olacaktır. FSEK. m.5/ih'de sırf beste, nutuk, konferans ve saireyf nakle yarayan filmlerin bile sinema eseri sayılmayacağı belirtilmiştir. Burada eserin salt nakledilmesine önem verilmemiştir. Aksi halin kabulü bizi her yayını eser saymak gibi yanlış bir sonuca götürür. 51. İlgili bentte kullanılan "radyo ile yayıma müsait bir çekle sokma" ifadesinden, bu eser üzerinde yayıma müsait değişiklikler ve kısaltmalar yapma halinde işlenerek vücuda getirilmiş yeni bir eser değil eser üzerinde değişiklikler mevcuttur. Bir sinema eserinin radyoda yayınlanması halinde de aynı durum sözkoııusııdur. Ancak 3257 sayılı "Sinema. Video ve Müzik Eserleri Kanunu" m.8/ii hükmü; "Kayıt ve tescilden sonra telif hakkının devredilmesi eser üzerinde herhangi bir değişiklik yapma hakkını vermez." demekte, yayım tekniğinin gerektirdiği zaruri değişiklikleri dahi yapmaya imkan vermemektedir. 52. Bu durumda ürün üzerinde -eser sahibinin hakları saklı kalmak kaydıyla- ancak radyo-televizyon kuruluşunun fikri haklara komşu hakkı söz konusu olur. 53. FSEK. ın.5/iji'iin lafzından da anlaşılacağı üzere; beste, nutuk, konferans örnek kabil i ildendir.
308 MUSTAFA ERDEM CAN Televizyon yayını ise hem grüntüyü hem de sesi nakletmeye elverişlidir. Televizyon yayını, dil ile veya yazı ile ifade olunabilen bir ilim ve edebiyat eserini sunabildiği gibi her nevi rakıslar, baleler, pandomimalar vb. gibi sözsüz sanat eserlerinin görüntülerini de yayınlayabilir. Televizyon yayını müzik eserinin canlı veya banttan yayınlanması şeklinde de olabilir. Bu halde yayın üzerinde gülle ve/ veya beste sahibinin eser sahibi olmaları sebebiyle manevi ve mali hakları vardır. Yapımcının, televizyon kuruluşunun ve icracı sanatçının da komşu haklan vardır. Televizyon yayınının konusu bir sinema eserinin yayınlanması da olabilir. Sinema eserleri, her türlü fikir ve sanat eserini ifade etmeye elverişli eserledir' 4. Sadece mevcut durumu tesbit eden belgesel filmlerin dışında, film eseri kural olarak filmin yapımı için kullanılan eserin işlenmesidir. Film asıl eser olmaksızın yazılan senaryoya göre (örneğin bazı televizyon dizileri) çekiliyorsa: senaryo yazarı eser sahibi konumundadır. Bir televizyon yayını, kendisi fikir ve sanat eseri niteliğinde olabilir. Şayet televizyon programı; sunan kişi tarafından yapılıyor. Bern Sözleşmesi m.2/ii,ih'e göre özgün bir nitelik taşıyor (original work). yaratıcı bir düşünce ürünü (intellectual creation) niteliğinde ve FSEK'nda sayılan gruplardan birine giriyorsa, eser niteliğine haizdir. Televizyon eserleri ile sinema eserleri büyük bir benzerlik taşır". Televizyonda yayınlanan programlar ya da hazırlanan filmlerin çeşitli kameralar aracılığı ile gösterilmesi, çeşitli çekim tekniklerinden yararlanılan, önceden kaydedilmemiş unsurların yaymlanabilmcsi. değişik kameralardan gösterilen görüntülerin karıştırılabilmesi, sinema tekniğinin de temel unsurları olan yapım 54. Gl'KAN. SaıL Sinema Filmlerinin Sansürü Kollogyumu (25 Mayıs 1978). İstanbul 1979. sh.4: "Sinema filmi, radyo-lelevizyon gibi fikir ve düşüncelerin açıklaması, duyurulması, yayılması, bankalarını etkilemesi aracıdır. Kitle haberleşme aracıdır." 55. Bu konuda Brüksel Belgesi ve Stockholm-Paris belgesi açısından değerlendirmeler için bk/. BEŞlROĞLU, sh. 65-66. <** l > 'W I 'i" I i I I «IIH'İHliSli* **.**
RADYO VE TELEVİZYON YAYİNLARİ ÜZERİNDEKİ FİKRÎ HAKLAR 309 ve kurgu (editing and cutting) işlemlerine tabi tutulmuş ya da ayrı birer bütün oluşturan olayların yayınından önce tesbit işlemlerinin yapılmamış olması hallerinde bile, sinematografiye benzer işlemle elde edilmiş bir eser olacaktır 56. II. Bölüm RADYO VE TELEVİZYON YAYINI ÜZERİNDE FİKRİ HAK SAHİBİ OLANLAR 3. FİKRÎ HAK SAHİPLERİ Bir radyo veya televizyon yayını üzerinde asıl eser sahibinin hakları sözkonusu olabileceği gibi, işleme eser sahibinin veya fikrî haklara komşu hakların sahiplerinin de hakları sözkonusu olabilir. Hatta bu yayının kendisi fikir ve sanat eseri niteliğinde olabilir. Bu nedenle bir yayın üzerinde birden çok kişi veya kuruluşun hakkı sözkonusu olabilir. I. ASIL ESER SAHİBİNİN FİKRİ HAKLARI A. Eser Sahibi Kavramı Radyo veya televizyon yayınına konu olan bir eserin sahibi, onu meydana getirendir (FSEK m.8/1). Eseri bir kişi meydana getirmiş olabileceği gibi, birden fazla şahıs da meydana getirmiş olabilir. Yayma konu eser birden fazla kişi tarafından meydana getirilmiş ve ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa; eserin sahipleri, onu vücuda getirenlerin birliğidir (m.10/1). Ancak bu eserin kısımlara ayrılması mümkünse; bunlardan her biri vücuda getirdiği kısmın sahibi sayılır (m.9/1). Bir eser üzerinde fikrî hak sahibinin kim oduğu konusunda tereddüt edilen, tartışma olan hallerde; hak sahibi, hakkının tesbiti için tesbit davası açabilir. 56. BEŞİROĞLU, sh. 66; Sinemada negatif film kullanılmakta; kopye yapma, renk veya ışık ayarlama imkanı bulunmaktadır. Televizyon filmleri ise; negatif değil, po/ilıf filmlerdir. Bu konudaki ayrıntılar için bkz. BUSSMANN, K.. The Legal Problems of Film and Tclevision, EBU Revievv, July 1959, sh. 24 vd.
310 MUSTAFA ERDEM CAN Sinematografik eserlerde yönetmen, özgün müzik bestecisi Ve senaryo yazan' 7 eserin birlikte sahibidirler (FSEK m.8/v). Özgün müzik bestecisinin ve senaryo yazarının fikri emek ürünleri; zaten müzik ve edebiyat eseri olarak telif haklarına konu olmaktadır. Sinema esen bir bütün olarak telif haklarına konu teşkil etmekle birlikte, bu bütünü oluşturan fikri emek ürünleri hukuken birbirinden farklı niteliktedir. FSEK m.8/ii hükmüne göre; Aralarındaki sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça; memur, hizmetli ve isçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserlerin mali hak sahipleri, bunları çalıştıran veya tayin edenlerdir. Bu hükme göre memur, hizmetli ve işçiler meydana getirdikleri bu eserlerde sadece manevi haklarla sınırlı olarak eser sahipliğini kazanırlar. B. Hakları 1. Manevi hakları Bir eserin asıl veya işlemelerini, radyo televizyon vasıtasıyla canlı ya da kayıttan temsil ve icra etme hususunda karar verme yetkisi eser sahibine aittir (FSEİK m.24). Bir eseri kamuya sunma yetkisi, münhasıran eser sahibine aittir. FSEK m.43/1 hükmü, radyo ve televizyon yayınlarında kullanılan fikir ve sanat eserlerine telif hakkı ödeneceğini belirtmekte, FSEK m.43/11 ve IV'de de bu kurala iki istisnasına getirmektedir: Birinci istisnaya göre; radyo ve televizyon kuruluşları, eser sahibinden izin alınmasına ve ücret ödenmesine gerek kalmaksızın. 57. Bli.ŞİROGLl'. sh. 69: "Senaryo ve senaryoyu tanımlayan unsurları, valın/ca senaryo ya/arının çalışması değil; yapım olanakları, yönetmenin uyarıları, divalın: gerekleri, kameramanların düşünceleri, hatta sanatçıların uyarıları bile etkilemekledir. Bu LMIII yaratıcı katkıların, senaryoya otlak bir eser niteliği kazandırabileceği yo/ önünde bu luııdurulmakkı birlikte; gerçekte senaryo yazarı, sinema eserinin ortak sahiplerinden biri olarak kabul edilmiştir."
RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FİKRÎ HAKLAR 31 1 eseri tanıtmak amacıyla kısa tespitler yapabilirler*. İkinci istisnaya göre ise TRT, eser sahibinin iznini almaksızın ve ücret ödemeksizin kısa dalga radyo istasyonlarından yurt dışına yayın yapmaya yetkilidir. Eser sahibi, eseri kamuya sunma yetkisini kendisi kullanabileceği gibi, bu hakkın kullanılmasını eser üzerindeki malî hakkı devrettiği bir şahsa da bırakabilir. Özelikle eseri temsil, radyo ve televizyonla yayınlama gibi mali haklar kendisine devredilen şahıs aynı zamanda eseri kamuya sunma yetkisine de sahip sayılır 5 ". Eser sahibi, eseri üzerine adını koyarak veya koymayarak yahut müstear ad koyarak umuma arzetme veya yayımlama hususunda karar verme yetkisine sahiptir (FSEK m. 15/1). Eser sahibinin izni olmadıkça; eser sahibinin adında kısaltma, ekleme veya değiştirme yapılamaz (FSEK m. 16/1). Bir fikir ve sanat eserinin işlenmesi halinde; işleme eserin aslı veya çoğaltılmış nüshaları üzerine, asıl eser sahibinin ad veya alameti konmalı ve eserin işleme eser olduğu açıkça belirtilmelidir (FSEK m. 15/11). Kanun bazı hallerde eserde adın belirtilmesini gerekli görmüş bazı hallerde de ad belirtmeyi zorunlu görmemiştir. FSEK m.32/1, 11 hükümleri uyarınca; TBMM'nde, diğer resmi meclis ve kongrelerde, mahkemelerde, umumi toplantılarda söylenen söz ve nutuklar; radyo veya televizyonda, haber ve bilgi verme maksadıyla serbestçe yayınlanabilir. Bu durumda hadisenin mahiyeti ve vaziyetin icabı gerektirmiyorsa, sahiplerinin adının zikredilmesine bile gerek yoktur. Ancak bunların haber ve malumat verme amacı dışında çoğaltılması ve radyo-televizyonda yayınlanması du- 58. FSEK m.43/111: "Eserlerin herhangi bir bölümünün söz veya müzik programlarını lamıma, yardımcı dramatik unsur, sinyal, jenerik, geçiş müziği vb. maksatlarla kullanılması kısa tespit sayılır." Ancak bu tespitler, eserin tümü üzerindeki hakları zedelememelidir. Kısa tespitin süresinin ne olacağı, eserin hangi oranda yayınlanabileceği gibi sorunlar; eseri tanıtma amacının aşılıp aşılmadığı hususu dikkate alınarak, somut olayın özelliğine göre çözüme kavuşturulmalıdır. 59. ARSLANLI,sh.81,83; EREL, sh. 1 15; ÖZTRAK. sh. 54.
3! 2 MUSTAFA ERDEM CAN rumunda hem sahibinden izin alınmasına hem de sahibinin adının belirtilmesine gerek olacaktır. Eser sahibi, eseri üzerinde değişiklik yapılmasını yasaklayabilir. FSEK m. 16/1 hükmüne göre, eserde ekleme ve değiştirme yapılabilmesi için eser sahibinin izninin alınması gerekmekledir. Eser sahibi, eser üzerinde izin alınmaksızın değişiklik yapılmasını mahkeme kararıyla engelleyebilir, eser üzerindeki fikri hakkının tespiti için ( FSEK m. 15/111, 67/11) dava açabilir'' 1 '. Ayrıca izin alınmaksızın eser üzerinde değişiklik yapılması ve bunun radyo ve televizyonda yayınlanması durumunda; hukuka aykırı davranan kişi ve kuruluşların FSEK m.66-73 hükümleri çerçevesinde hukuki ve cezai sorumlulukları sözkonusu olur. FSEK m. 16/11 hükmüne göre; kanunun veya eser sahibinin izniyle bir esci'i işleyen, umuma arzeden, çoğaltan, yayımlayan, temsil eden veya başka bir şekilde yayan kimse; işleme, çoğaltma, temsil veya yayım tekniği icabı zaruri görülen değiştirmeleri eser sahibinin hususi bir izni olmaksızın da yapabilir. Kanun bu hallerde hususi bir izin aramamış, müsaadenin zımnen verildiğini kabul etmiştir. Eser sahibi eserde her türlü değişikliğin yapılabileceği hükmünü koymuş olsa bile şeref veya itibarını zedeleyen yahut eserin mahiyet ve hususiyetlerini bozan her türlü değişikliğe muhalefet hakkını muhafaza eder. Bu haktan sözleşmeyle vazgeçmek hükümsüzdür t FSEK m. 16/111). Fikir ve sanat eserlerine konu olan şey genellikle bir maddi mal olarak karşımıza çıkar. Bu mala zilyed olan şahıs, eser üzerindeki fikrî haklara riayet etmek ve bu hakların kullanılmasına imkan vermek zorundadır. 60. KURU, Bdki. Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.l, B.5, İstanbul 1990. sh. 909 ve 930.
RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FlKRÎ HAKLAR 3 1 3 2. Malî haklan FSEK m.21'e göre; bir eseri işlemek suretiyle ondan faydalanma hakkı, münhasıran eser sahibine aittir. Eser sahibinin işleme hakkı; işlenmiş eserin umuma arzını ve ondan ekonomik bakımdan faydalanmayı da kapsar. Bir eserin aslını veya işlemelerini kısmen ya da tamamen çoğaltma hakkı, münhasıran eser sahibine aittir (FSEK m.22/1). Çoğaltma hakkı, eserin çoğaltılmasıyla sağlanacak malî menfaatleri eser sahibi için saklı tutmak amacıyla tanınmış bir haktır. Bir bestecinin vücut verdiği eserin notalarının bir başkası tarafından ele geçirilerek uygulanması, tespit edilerek çoğaltılması ve satışa sunulması eser sahibine ait olan çoğaltma hakkına saldırı niteliği taşır. Radyo ve televizyonla yayınlanan bir konuşmanın, bir konserin, eser niteliğindeki bir programın vb. izinsiz tespit edilerek çoğaltılması da eser sahibinin çoğaltma hakkına saldırı teşkil eder. Bütün fikir ve sanat eserlerinin, yayımlanma veya kâr amacı güdülmeksizin şahsen kullanmaya mahsus çoğaltılması mümkündür. Ancak bu çoğaltma, hak sahibinin meşru menfaatlerine zarar veremez ve normal faydalanma ölçülerini aşamaz (FSEK m.38/i). 3257 sayılı "Sinema, Video ve Müzik Eserleri Kanunu" nun 5'inci maddesinde, sinema ve müzik eserlerinin aslı veya kopyalan bakımından Kültür Bakanlığı tarafından yapılacak kayıt ve tescil mecburiyeti öngörmektedir. 3329 sayılı Kanun'la değişik 8. maddede; kayıt ve tescil edilmeyen bir eserin çoğaltma hakkına konu olamayacağını hükme bağlanmaktadır. Bazı hallerde kamu yararı nedeniyle eser sahibinin haklarına sınırlama getirilmiştir. FSEK m.32/1 hükmüne göre; TBMM'de ve diğer resmi meclis ve kongrelerde, mahkemelerde, umumi toplantılarda söylenen söz ve nutukların haber ve malumat verme amacıyla çoğaltılması, radyo ve televizyonda yayınlanması serbesttir. Ancak bunların haber ve malumat verme amacı dışında ço-
314 MUSTAFA ERDEM CAN ğaltıiması, radyo ve televizyonda yayınlanması ise ancak eser sahibinin izni ile olur (FSEK m32/iii). Yine FSEK m.37'ye»öre. röportaj niteliğinde olmak üzere; günlük olaylara bağlı olarak fikir ve sanat eserlerinden bazı parçaların alınması, çoğaltılması, radyo ve televizyon ile yayınlanması serbesttir. Burada da kamu yararı dolayısıyla eser sahibinin haklan sınırlanmıştır. Yayma hakkı da münhasıran eser sahibine aittir (FSEK m.23/ 1). Bu hak eser sahibi tarafından bizzat kullanılabileceği gibi. bir başkasına da devredilebilir. Bir eserden, onun aslını veya işlemelerini doğrudan doğruya yahut işaret ses veya resim nakline yarayan aletlerle umumi mahallerde okumak, çalmak, oynamak ve göstermek gibi temsil suretiyle yararlanma hakkı eser sahibine aittir (FSEK m.24/1). Kural olarak eser sahibine tanınan temsil hakkı, özel yarar ve kamu yaran gerekçesiyle bazı kısıtlamalara tabi tutulmuştur (FSEK m.32.33.36). FSEK m.33'e göre; yayınlanmış bir eserin umumi mahallerde, münhasıran eğitim ve öğretim amacıyla veya intifa kasdı olmaksızın icra edilmesi serbesttir. İlke olarak her kuruluş, radyo ve televizyon programlarını yayınlamadan önce, program malzemesi olarak yararlandığı, yasal koruma şartlarını taşıyan her eser için hak sahibinin iznini almakla yükümlüdür'". FSEK m. 16/11 hükmüne göre, kanunun veya eser sahibinin iznine dayanarak bir eseri yayınlayan kişi veya kuruluş, eserde yayın tekniğinin gerektirdiği değişiklikleri yapalabılmek ve eseri radyo-televızyon yayınma uygun hale getirebilmek için eser sahibinin hususi bir iznine ihtiyaç duymaz. fil. BE.ŞİROGI.L. sh. 129: "Ön izin ilkesinin, radyo ve televizyon hizmetlerinde u\- gulanahilmesi çok çeşitli güçlüklere neden olur. Çoğu kez. radyo ve lelevi/.voıı kurununum kendisi bile. yayınlarında hangi eserlere yer vereceğini önceden bilemeyecek ve yayından önce eser sahibinden izin alma olanağı bulanıavacukür. Çeşitli ö/el ya da resmi toplantılar, gösteriler ya da olayların naklen yapılan yayınlarında, konuşmacıların, sanatçıların, müzik topluluklarının sunacakları ve eser sahibine ait bir hak alanına giren program malzemesinin yoğunluğunun düşünülmesi konuyu yetirince açıklayabilir."
RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FtKRÎ HAKLAR 315 Bir eserden (asıl ya da işleme eser), onu radyo ve televizyonda yaymak; böyle yayılan bir eseri diğer bir radyo veya televizyon kuruluşundan naklen alıp tekrar yaymak veya umumi mahallerde temsil etmek suretiyle faydalanmak hakkı, münhasıran eser sahibine aittir (FSEK m.25). Eseri ilk yayınlayan kuruluştan bir başka kuruluşun naklen yaymlayabilmesi yahut yayının alıcı cihazların bulunduğu mekan dışında umumi bir yere teknik aletlerle nakledilebilmesi için, eser sahibinin ayrıca izin vermesi gerekmektedir. Eser sahibi; mali haklarından olan eseri işleme, çoğaltma, yayma, temsil, radyo ve televizyon ile yayım hakkını, bir başka kişi veya kuruma süreli veya süresiz olarak devredebilir 6 -. Bu hakların biri devredilebileceği gibi, birkaçı veya tümü de devredilebilir. Bu devir, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde yapılır. 4110 sayılı kanunla değiştirilen FSEK m.43/1 hükmü, "Radyotelevizyon yayınlarında kullanılan fikir ve sanat eserlerine telif hakkı ödenir." ibaresine yer vermiştir 65. 3984 sayılı Kanun m.37 ise, "Radyo ve Televizyon Kuruluşları, yayınlarında yer verdikleri eserlere telif hakkı öderler. Telif hakkı ödemelerine ait esaslar meslek birliklerinin görüşü alınarak Radyo ve Televizyon Üst Kurulırnca tespit edilir" hükmüne yer vermiştir. 3984 sayılı Kanun'un 40'ıncı maddesi gereğince; RTÜK tarafından, telif ve yapımcı haklarını düzenlemek amacıyla çıkarılan"radyo ve Televizyon Üst Kurulu Telif Hakkı Ödeme Esasları İle Telif Hakkı Sahiplerinin ve Yapımcıların Haklarını Koruma 62. Coditel S.A Versus Cine Vog Films S.A davasında; Belçikada bir filmin inhisarı dağılım hakkını devir alan Cine Vog Films, bu filmin kablolu tv yayını yapan Coditel firması tarafından Belçika'dan Almanya'ya yansıtılarak yayınlanması üzerine tazminat davası açmıştır. Dava ön karar talebiyle ATAD'a gelmiştir. ATAD. Cine Vog'un topluluk hukukunu ihlal etmeden kendisine sağlanan, bir filmin tekelci olarak icra hakkına dayanabileceğine karar vermiş, yani millî hukuka uygulama imkanı tanımıştır (E.C.R, 1980, sh. 881) 63. Yarg. *4.HD. 29.03.1988, E. 1987/9793, K.3227 sayılı kararında; güfte sahibinden i/in alınmaksızın TRT televizyonunda icra edilen "Saçların Tarumar" adlı şarkı dolayısıyla güfte sahibinin telif ücreti talep ettiği davayı reddeden yerel mahkeme kararını, eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle bozmuştur (YKD. 1988, C.X1V. S.8. sh. 1077-1081).
3 16 MUSTAFA ERDEM CAN Esas ve Usulleri Yönetmeliği" 61 nde, "Bu yönetmeliğin uygulanmasında kuruluşlar, yayınlarında yer verdikleri eserler için telif hakkını sahiplerine ve/veya mevzuatına göre ilgili meslek birliğine öderler. Radyo ve televizyon yayınlarında yer alan eserlere ilişkin olarak, telif hakkı sahipleri ile yapımcıların ilgili mevzuatla tanınmış mali hakları, bu yönetmelikte düzenlenen esas ve usullere göre korunurlar" hükmüne yer verilmektedir (m.5). Telif hakkının (veya yapımcı hakkının) kendilerine ödenmediği, mali haklarının ihlal edidiği, RTÜK tarafından öngörülen yükümlülüklere uyulmadığı şeklindeki şikayetler RTÜK tarafından incelenir (Telif Hakkı Ödeme Yönetmeliği m.6). RTÜK şikayetleri öncelikle taraflar arasındaki anlaşmaya, bu yönetmeliğe ve ilgili mevzuat hükümleri ile Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası anlaşmalara göre inceler ve ihlalin vaki olduğu kanaatine varırsa gerekli müeyyideleri uygular. RTÜK. yükümlülüğünü yerine getirmediğini tesbit ettiği kuruluşlara; şikayet konusunun gereğini onbeş gün içinde yerine getirmeleri için yazılı bildirim yapar. Aksi taktirde bu yönetmelikteki ve 3984 sayılı Kanun"daki müeyyideleri uygular. İlgililer, yayından itibaren geçecek bir yıllık sürenin bitiminden bir ay öncesine kadar şikayette bulunabilirler. Bu sürenin bitiminden sonra yapılan şikayetler. Üst Kurulca dikkate alınmaz (Telif Hakkı Ödeme Yönetmeliği m.6/iil). C. Kısıtlamalar Bazı hallerde eser sahibinin hakları ile kamu yaran (halkın haber alma özgürlüğü, haberleşme özgürlüğü) çatışmaktadır. Kamu yararının özel yarara göre daha fazla gözetilmesi gereken hallerde, eser sahibinin haklarına bazı kısıtlamalar getirilmektedir. Örneğin TBMM'de ve diğer resmi meclis ve kongrelerde, mahkemelerde, umumi toplantılarda söylenen söz ve nutukların haber ve malumal 64. İlerikı bölümlerde bu yönetmelik, "Telif Hakkı Ödeme Yönelmeliyi" actı\ la aııılacaklır.
RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FİKRÎ HAKLAR 317 verme amacıyla çoğaltılması, radyo ve televizyonda yayınlanması serbesttir (FSEK m.32/1). Ancak bunların haber ve malumat verme amacı dışında çoğaltılması, radyo ve televizyonda yayınlanması ise ancak eser sahibinin izni ile olur (FSEK m32/iii). Basın veya radyo (ve televizyon) tarafından umuma yayılmış bulunan günlük olaylar ve günlük haberler, kaynak göstermek suretiyle serbestçe iktibas olunabilir (FSEK m.36/1 ve 35). Haberler bir eser niteliğine sahip değildir. Yorumlar ve değerlendirmeler, iktibas hakkı açıkça saklı tutulmamışsa aynen veya işlenmiş şekilde diğer yayın organları tarafından, kaynak göstermek suretiyle serbestçe yayınlanabilir. Şayet iktibas hakkı açıkça saklı tutulmuşsa; yorumlar ve değer yargıları kısaltılarak, basın özetleri şeklinde yayınlanabilir. Ancak özet, iktibas sınırları (m.35) içinde yapılmalı, kaynak ve eser sahibinin ismi zikredilmelidir. Röportaj niteliğinde olmak üzere; günlük, aktüel olaylara bağlı olarak fikir ve sanat eserlerinin bazı parçalarının radyo ve televizyonda yayınlanması mümkündür (FSEK m.37/1). Burada eser sahibinin izni alınmaksızın, bir eserin tümünün değil bazı parçalarının yayınlanmasına imkan tanınmaktadır. Alenileşmiş ilim ve edebiyat eserlerinden bazı parçaların röportaj (söyleşi) sınırlarını aşmamak kaydıyla radyo ve televizyonda yayınlanması da mümkündür (m37/ii). Bu halde de eser sahibinin izninin alınmasına gerek yoktur. Ancak yayın röportaj sınırlarını aşacak ve eserin önemli bir kısmı gösterilecekse, eser sahibinin izninin alınması ve onun fikri haklarının gözetilmesi gerekir. Halkın haber alma özgürlüğüne ilişkin kamu yararı dikkate alınarak asıl eser sahibi, işleme eser sahibi ve icracı sanatçılarla yapımcıların haklarına getirilen kısıtlamalar; aslında radyo ve televizyon kuruluşlarının bu yayınları açısından bir serbesti niteliğindedir.
318 MUSTAFA ERDEM CAN II. İŞLEME ESER SAHİBİNİN FİKRÎ HAKLARI Radyo veya televizyon yayını bir işleme eseri konu alabileceği gibi; kendisi de işleme eser niteliğinde olabilir. Bir işleme eserin sahibi, asıl eser sahibinin hakları saklı kalmak kaydıyla onu işleyendir. Bir ilim ve edebiyat eserinin sinema eseri haline getirilmesi işlemedir. Film eserleri, her türlü fikir ve sanat eserini ifade etmeye elverişli eserledir. Sadece mevcut durumu tesbıt eden belgesel filmlerin dışında, film eseri kural olarak filmin yapımı için kullanılan eserin işlenmesidir. Bir eseri çevirme veya tercüme etme de işleme niteliğindedir. Hazırlanacak bir sinema eseri çeviriye dayanılarak yapılacaksa, bu halde asıl eser sahibinin yanında çeviricinin izninin de alınması gereklidir"". İşleme eseri yayma hakkı, -işin niteliği aksini gerektirmcdikçeişleme hakkının devredilmesiyle birlikte işleyene geçer. İşleme hakkından iktısaden yararlanma, çoğu kez yayma hakkının kullanılmasıyla mümkün olabildiğinden; işleyen, işlemesi üzerinde bu hakka sahip sayılmalıdır 66. İşleme, bir eserin yaratıcı çaba sonucu özelliği olan başka bir şekle sokulmasıdır. FSEK m.2l'e göre; bir eseri işlemek suretiyle ondan faydalanma hakkı, münhasıran eser sahibine aittir. Eser sahibinin işleme hakkı; işlenmiş eserin umuma arzını ve ondan ekonomik bakımdan faydalanmayı da kapsar. Bir eseri işleme hakkını devralan kimse, o hakla beraber onun kullanılması için zaruri olan haklan da devralmış kabul edilir 67. Bir eseri işleme hakkının devri ile verilen izin, zımnen o işleme türüne has mali haklar için de verilmiş sayılır 6 *. 6-i. KÜÇÜK. Eşref. Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda Çeviri Eserler. TBBD. Yıl 1WS. S.2. sh.623: ÖZTRAK, sh.36. 66. ERF.L. sh.145. 67. ÖZTRAK. sh. 61. 68. ÖZTRAK. sh. 62: ARSLANL1. sh. 95.
RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FİKRÎ HAKLAR 319 İşleme, bir eserin değiştirilerek herhangi başka bir şekle dönüştürülmesi değil; eserin değiştirilerek kanundaki başka bir eser gurubuna dahil hale getirilmesidir. Bu nedenle bir roman, hikaye veya belgeselin sinema eseri haline getirilmesi işlemedir. Film eserleri, her türlü fikir ve sanat eserini ifade etmeye elverişli eserledir. Sadece mevcut durumu tesbit eden belgesel filmlerin dışında, film eseri kural olarak filmin yapımı için kullanılan eserin işlenmesidir 69. Bu yüzden film eserinin iktisaden semerdendinlmesi, temel eserin sahibinin iznine bağlıdır. RTÜK tarafından, telif ve yapımcı haklarını düzenlemek amacıyla çıkarılan "Telif Hakkı Ödeme Esasları İle Telif Hakkı Sahiplerinin ve Yapımcıların Haklarını Koruma Esas ve Usulleri Yönetmeliği" ne göre; radyo ve televizyon kuruluşları, yayınlarında yer verdikleri eserler için telif hakkını sahiplerine ve/veya ilgili meslek birliğine öderler (m.5). Şayet yayınlanan eser işleme eser niteliğinde ise, yönetmelikte belirtilmemekle birlikte eseri işleyen de telif hakkının kendisine ödenmesini talep edebilir. Burada telif hakkı sahibinin kim olduğu hususu, asıl eser sahibi ile işleme eser sahibi arasındaki sözleşmeye göre tayin olunur. III. KOMŞU HAKLAR VE SAHİPLERİ 7 Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, esas itibariyle fikrî yaratıcılık ürünü olan eseri korur. Bunun yanında sonuçta eser sayılabilecek bir fikir ürününe vücut vermeyen, ancak yine de sarf edilen fikri emeğin korunmasını gerektiren haller mevcuttur 71. Bu haller, emek sarfeden kişi ve kuruluşlara bazı haklar sağlamaktadır. İcracı sanatçıların, plak yapımcılarının ve radyo-televizyon kuruluşlarının kendi ürünleri üzerindeki haklarını ifade eden bu haklara "fikri haklara komşu haklar" veya kısaca "komşu haklar (neighbouring rights)" denmektedir. 69. A YİTER, sh. 123. 70. Bu konuda geniş bilgi için bkz. EREL, Şafak, 27 Mart 1998 tarihli "Komşu Haklar ve Sahipleri" konulu, yayınlanmamış FlSAUM Konferans metni. 71. ARSLANLI, sh. 49; AYlTER, sh. 67-75.
320 MUSTAFA ERDEM CAN Komşu hak kavramı, pozitif hukukumuza 7.6.1995 tarihli ve 4110 sayılı kanunla yapılan tadille girmiş ve FSEK. m.80. 81, 82 hükümlerinde düzenlenmiştir. Ayrıca bu konuda 4110 sayılı Kanun un Ek m.3 hükmüne göre, 16.11.1997 tarihinde "Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği" 72 çıkarılmıştır. Bu konuda Türkiye'nin de taraf olduğu, 1961 tarihli "İcracı Sanatçılar. Fonogram Yapımcıları ve Yayın Kuruluşlarının Korunmasına Dair Roma Sözleşmesi" imzalanmıştır 7 -. Bu ürünlerle eser arasında -eser üzerindeki haklar saklı kalmak kaydıyla- bir bağlantı kurulmuş ve komşu hak sahiplerine, kendi ürünlerinden başkalarının yararlanmasına izin verme veya bu kullanmayı men yahut önleme hakkı tanınmıştır 74. FSEK. bazı hallerde sahibinin yazılı izni alınmaksızın komşu hakların kullanılmasına cevaz vermiştir (FSEK m.80/vil). Bu haller şunlardır: 1. Fikir ve sanat eserlerinin kamu düzeni, eğitim-öğretim, bilimsel araştırma veya röportaj amacıyla ve kazanç amacı güdülmeksizin icra edilmesi ve kamuya arzı, 2. Fikir ve sanat eserleriyle radyo-televizyon programlarının yayınlanma' ve kâr amacı güdülmeksizin şahsen kullanmaya mahsus çoğaltılması, 3. Radyo-televizyon kuruluşlarının kendi olanaklarıyla kendi yayınları içinde yaptıkları geçici tesbitler, 4. İcra. eser üzerindeki hakkın veya eser sahipliğinin ispatı için mahkeme ve diğer resmi makamlar huzurunda yahut da zabıta ve 72. RG. 16.1 1.1997. S.23172. Bu yönetmelik kısaca "ESHK.HY" şeklinde anılacaktır. 73. Türkiye, 7.7.1995 tarih ve 4116 sayılı kanunla Roma Sözleşmesini kabul etmiş ve bu kanun 22341 sayı ile 12.07.1995 tarihli Resmi Gazctc'de yayınlanmıştır. 74. TURHAN. C. Bülent. Fikri Hakların Uluslararası Boyutu ve Türkiye'de Yapılan Mevzuat Uyumu Çalışmaları, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Ankara 1996. sh. 16; OKUTAN, Gül, Türk Milletlerarası Özel Hukukunda Fıkır ve Sanat Eserleri. s. 207'de komşu hakların eser sahibinin hakları kadar kuvvetli, yaygın ve homojen bir korumaya sahip olmadığını belirtmektedir. ti 14*..* * I., lil ' '" ' '"",f " M ( I l'hiih. itl»thıl.,.(imi*
RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FİKRÎ HAKLAR 321 ceza işlerinde bir muameleye konu olmak üzere kullanılacaksa (m.30); TBMM'nde ve diğer resmi meclis ve kongrelerde, mahkemelerde, umumi toplantılarda söz ve nutuk şeklinde gerçekleşmiş bir icra, haber verme maksadıyla çoğaltılacak veya radyotelevizyonla yayınlanacaksa (m.32); eğitim-öğretim için seçme ve toplama eserler meydana getirilerek iktibas yoluyla icradan laydalanılacaksa (m.34); asıl eserden iktibasın mümkün olduğu hallerde icra yine bu amaçla kullanılacaksa (m.35); icra, radyotelevizyon yayınlarındaki kısa tesbitlerde veya TRT'nin yurt dışına yaptığı kısa dalga yayınlarda kullanılacaksa (m.43) ve FSEK m.46,47'nin kapsamındaki hallerde sahibinin izni alınmaksızın kullanılabilecektir. Komşu hak sahiplerinin iznine ihtiyaç olmaksızın bu hakların kullanılabildiği hallerde (FSEK m.80/vii), kullanma hak sahibinin meşru menfaatlerine zarar verecek tarzda olamaz (FSEK m.80/ VIII). Şimdi komşu hak sahipleri ile onların sahip oldukları hakları ayrı ayrı inceleyeceğiz: A. İcracı Sanatçılar 1 * İcracı sanatçı, kendisine ait olmayan bir asıl eseri veya işleme eseri icra ve temsil ederek o esere ruh ve anlam kazandıran kişidir 76. Örneğin bir müzik eseri ancak icra edenler sayesinde dinlenir, kâğıt üzerindeki kara noktalar büyüleyici müzik haline dönüşür; orkestra şefi bestecinin eserini yorumlar; bir rejisör, sahne eserini yeniden yazarcasına sahneye koyar 77. İcracı sanatçı, eser sahibi ile eserden yararlanarak olanlar arasında bir tür köprü görevi yapmakta ve sarf ettiği fikrî emekle ese- 75. Bu konuda geniş bilgi için bkz. KILIÇ, Mehmet, İcracı Sanatçılar ve Haklan, TBBD, S.2, 1998/2, sh. 594-610. 76. EREL, sh. 165. 77. KINACIOĞLU, Naci, Türkiye'de Fikri Haklan Gelişimi, Halûk Tandogan'ın Hatırasına Armağan, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayım, Ankara 1990, sh. 549.
ı-n MUSTAFA ERDEM CAN rin yayılmasına hizmet etmektedir. Buna karşılık icra ve temsil sanat açısından ne kadar büyük değer taşırsa taşısın, sanatçının faaliyeti gerçekte eser sahibinin duygularını ifade eden bir vasıta olmaktan ibarettir. Bu nedenle, bir eserin sırf temsil ve icrası ona yeni bir eser niteliği kazandırmadığı gibi icracı sanatçı da eser sahibi hüvviyetini kazanmaz. Komşu hak sahibi olarak icracı sanatçının korunması, ancak icranın orjinal bir fikri emek ürünü olması halinde mümkündür. Bir eserin herkesin yapabileceği tarzda icra ve temsil olunması halinde ortada korunmaya değer bir fikri emek ürünü yoktur 7 ". Zaten bu halde, fikir ve sanat eserinin özgün şekilde icrasından da sözedilemcz. Bu açıdan, FSEK m.81/1 hükmünün tadili yerinde olmuştur. Çünkü eski hüküm, ilim ve edebiyat eserinin canlı olarak okunması veya radyoda okunması hallerinde bunun kaydedilmek suretiyle çoğaltılmasını ve yayınlanmasını sanatçının iznine tabi tutarak; esere fikri bakımdan hiçbir katkı yapmayan sunucuyu dahi icracı sanatçı sanatçı kabul etmiştir. İcracı sanatçı şayet kendi eserini icra ve/veya temsil ediyorsa; eser sahibi olarak korunduğu için, ayrıca icracı sanatçı sıfatıyla korunmasına gerek yoktur. Çünkü eser sahibinin hak ve yetkileri icracı sanatçınınkilere göre daha geniştir. Sanatçı eseri icra ve temsil ederken kendiliğinden bazı ilaveler yaparak esere aslından farklı bir şekil ve ruh kazandırmışsa bir işleme eserden söz edilebilir"". İcracı sanatçının korunmasıyla yaratıcı sanatçının korunması arasında bir denge kurulması zorunludur* 1. Bu nedenle icracı sanatçı ancak icra ve temsilin teknik imkanlarla tesbit edilebildiği hallerde korunmalıdır" 2. 78. ERHL. sh. 166. 79. ERKİ., sh. 166. 80. ARS1.ANL1. sh. 49-50. 81. AYİTER. sh. 71; EREL, sh. 166; ARSLANL1, sh. 50. 82. A YİTER. sh. 71; EREL, sh. 166.
RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FlKRÎ HAKLAR 323 1. İcracı sanatçı kavramı 4110 sayılı kanunla değişik FSEK. m.80/re göre; "Eser sahibinin maddi-manevi haklarına halel getirmemek şartıyla, fikir ve sanat eserlerini özgün bir biçimde icra eden, yorumlayan, icracı sanatçıların) eser sahibinin haklarına komşu hakları vardır". ESHKHY m.4'de ise icracı sanatçı, "Sanat eserleri ile folklor eserlerini özgün biçimde yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden oyuncuları, ses sanatçılarını, müzisyenleri ve dansçıları vb. diğer kişileri ifade eder." şeklinde tanımlanmıştır. İcra ve temsil tek bir şahıs tarafından değil de bir grup tarafından yapılıyorsa; grubu idare eden şahıs da icracı sanatçı sayılmıştır. O halde koroyu veya orkestrayı idare eden şef ile tiyatro gurubunu istihdam eden veya yöneten şahıs"' da icracı sanatçı statüsündedir (FSEK. rn.80/111). Bunlar komşu hak sahiplerine tanınan hak ve yetkilerden faydalanırlar. Sinema ve sahne eserlerinin temsil ve icrasına katkıda bulunan kameraman, ışıkçı, dekorcu, kostümcü vb. de icracı sanatçı olarak nitelendirilebilir. Ancak bunların temsil ve icraları icranın bütününden ayrı olarak değerlendirilemediği için, mali haklan kendilerini istihdam eden şahısla yaptıkları sözleşmeye göre tayin olunur" 4. 2. İcracı sanatçıların hakları İcracı sanatçı faaliyetini sahnede veya konserde icra edebilir. Bu iki halde faaliyet izleyiciye bir defa sunulur ve icra ile izleme anı aynı andır. Ayrıca icra ve/veya temsil, radyo veya televizyon yoluyla yayınlanabilir. Yapılan icra aynı anda yayınlanabileceği 83. Sinema eserlerinde ise; yönetmen, özgün müzik bestecisi ve senaryo yazarı ile eserin birlikte sahibi kabul edilmektedir (FSEK m. 8/V). 84. EREL, sh. 168.
324 MUSTAFA ERDEM CAN gibi daha sonra da yayınlanabilir. Faaliyetin yapıldığı anda yayınlanması halinde naklen yayın sözkonusu olur. FSEK m.81/1 hükmü 4110 sayılı kanunla tadil edilmeden önce: doğrudan doğruya icra edilen veya radyo yoluyla yayınlanan ilim. edebiyat veya müzik eserlerinin okunması, çalınması veya temsili halinde; bunların işaret, ses ve resim nakline yarayan aletler üzerine kaydedilmesi halinde; bunların ancak sanatçının izniyle yayınlanabileceğini ve çoğaltılabileceğini belirtmekteydi. Bunların canlı veya radyo-televizyon yolu ile naklen yayınlanması hallerinde ise sanatçının iznini aramamaktaydı. 4110 sayılı kanunla FSEK m.80 hükmüne eklenen ikinci fıkra ile: "Bir sanatçının icrasını tespit elme. bu tesbiti çoğaltma, icranın telli telsiz her türlü araçla yayınlanması ya da temsili suretiyle faydalanma hakkı münhasıran icracı sanatçıya aittir ve icracı sanatçının yazılı izni gereklidir" demek suretiyle, canlı yayınlarda da icracı sanatçının haklarına oldukça geniş bir koruma sağlanmıştır. FSEK m.so'de yapılan değişiklik icracı sanatçıların korunması yönünde ileri bir adım teşkil etmekle birlikte, kanunun çeşitli hükümleriyle çelişki yaratmakta ve FSEK m..80/i'de belirtilen "eser sahibinin haklarına halel getirmemek" şartına aykırı olarak özellikle eser sahibinin "temsil" ve "radyo ile yayın" haklarını önemli ölçüde kısıtlamaktadır^. Eser sahibinin izniyle bir temsil ve icranın kaydedildiği ve umuma temsil edilmek üzere işaretlenen müzik, ilim ve edebiyat eserlerinin umumi mahallerde icra ve temsili mümkündür. Özel olarak işaretlenmemiş plak, video kaset ve ses kasetlerinden eser sahibinin veya yetkili kıldığı hallerde meslek birliğinin uygun bir bedeli tazminat olarak isteme hakkı mevcuttur (FSEK m.41/i). 85. FiREL. sh. 169; Kanaatimizce bir sinema, tiyatro veya müzik eserinin naklen \eya banttan yayınlaması halinde bir icra veya temsil sözkoıııısudur. Bu eserlerin radyo ve televizyonda yayınlanmasına izin vermek de temsiline izin vermekle aynı anlama
RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FİKRÎ HAKLAR 325 Doktrinde bir fikre göre 1 * 6 ; 4110 sayılı kanunla değiştirilen FSEK m.80/11 ile FSEK m Al/l hükmü arasında bir çelişki mevcuttur. Çünkü icranın umumi yerlerde temsili için eser sahibinin izni aranmakta, icracı sanatçıların iznine gerek görülmemektedir. Oysa m.80/ii'ye göre; icranın tesbiti ve bu tesbiti radyo ve televizyonla yayınlama hakkı münhasıran icracı sanatçıya aittir. Kanaatimizce de bu iki hüküm arasında lafzen bir çelişki mevcuttur. Ancak icranın tesbiti ile bunun yayınlanması hakkını münhasıran icracı sanatçıya ait kabul eden FSEK m.80/11 hükmü dar yorumlanmak gerekir. İcracı sanatçıya tanınan bu yetki; asıl veya işleme eser üzerinde değil, sadece eserin icrası üzerinde sahip olunan münhasır bir yetki olarak anlaşılmalıdır. Çünkü eser sahibinin hakları ile icracı sanatçının haklan birbiriyle yarışan veya birbirini dışlayan haklar olmayıp birbiriyle yanyana bulunan haklardır. Zaten FSEK m.80/1 hükmü de icracı sanatçının haklarını, eser sahibinin haklarına zarar vermemesi kaydıyla kabul etmektedir. Eser tek bir sanatçı tarafından icra ve temsil olunursa; bu icranın tesbiti, çoğaltılması ve icranın radyo ve televizyonda yayınlanması için icracı sanatçının yazılı izni gerekir". Ancak icra ve temsil bir koro, orkestra veya tiyatro grubu tarafından yapılıyorsa; sadece orkestra veya koronun şefinden ya da tiyatro grubunu yöneten şahıstan izin almak yeterli olacaktır (FSEK m.80/iii). Sanatçı veya grup; okuma, icra veya temsil için bir müteşebbis tarafından tutulmuşsa, ayrıca müteşebbisin de izninin alınması gereklidir (FSEK m.80/iv) S9. Burada kullanılan müteşebbis kelimesi gerçek veya tüzel kişi olan organizatörleri ifade etmektedir 9 ". 86. EREL. sh. 170. 87. EREL. sh. 171 'de "yazılı izin" ibaresini, "lisans sözleşmesi" olarak anlamak gerektiğini ifade etmektedir. 88. AYİTER, sh. 74'de;.şefin böyle bir tesbite izin verme yetkisinin kesin olduğunu belirtmektedir. Tiyatro grubunu yöneten şahsın yetkisi de kesindir ve kanundan doğmaktadır. 89. Bu fıkra hükmü, 41 10 sayılı Kanun'ıın tadilinden önceki FSEK m.81 /111 hükmünden alınmıştır. 90. KILIÇOĞLU, Ahmet, Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda Yapılan Değişiklikler. ABD 1995/4, sh. 24.
326 MUSTAFA ERDEM CAN İcracı sanatçıların hakları daha ziyade malî haklar yönünden korunmuş, manevi haklara ise sadece "ad belirtme hakkı" yönünden değinilmiştir. İcracı sanatçıların icra ve temsilleri üzerinde ad belirtme hususunda manevi haklan mevcuttur. Bunlar dışında koro ve orkestralarda şef ve solistler ile tiyatro gruplarında şeflik yapan veya başrol oynayan aktör (ve aktrist)'ler eserin radyo veya televizyonda yayınlanması halinde, adlarının belirtilmesini isteyebilirler (FSEK m.80/b.4, III.fıkra). Buna karşılık 4110 sayılı kanun ile tadil edilmeden önceki FSEK m.80/1.ii gereği; ticari amaçlarla yapılan sinema eserlerinde baş rol oynayanlar, senaryo sahibi 91, besteci, rejisör, operatör, koro veya orkestra şefi, solistler; filmi imal eden kimselerden ve radyo veya televizyonda yayınlayan işletmelerden filmde ve reklamlarda adlarının zikredilmesini isteyebiliyorlardı. Bu hükmün kaldırılması isabetsiz olmuştur 92. Gerçi FSEK m.8/v hükmü gereği sinematografik eserlerde yönetmen, özgün müzik bestecisi ve senaryo yazarı eserin birlikte sahibi oldukları için ad belirtme hakkını kullanabileceklerdir. Ancak esere emeği geçen diğer icracı sanatçılar ise yine bu haktan mahrum kalacaklardır. Komşu hakların sürelerini düzenleyen FSEK m.82 hükmüne göre; icracı sanatçıların hakları, icranın tesbitinin ilk yayınlandığı tarihten başlayarak, 70 yıl devam eder. icra'" yayınlanmamışsa bu süre. icranın ilk aleniyet kazanmasıyla başlar. O halde bir temsil ve/ veya icranın radyo ya da televizyonda canlı veya banttan yayınlanması halinde icracı sanatçının haklan, yayınlanma anından itibaren 70 yıl süreyle korunacaktır. 91. Kanaalimiz.ee; senaryo, yazan, sadece senaryoyu yazan kişiyse asıl eser sahibi, vazıhın başka bir eserden senaryo oluşturmuşsa işleme eser sahibidir. Bu sebeple manevi hakkın zaten mevcuttur. 91 ER El., sh. 171-172. 93. EREE. sh. 172. dn. 197'debu "icra" deyiminin "teshil" olarak anlaşılması gerekliğini belirtmektedir.
RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FİKRÎ HAKLAR 327 İcrayı tesbit etme, bu tesbiti çoğaltma, icranın radyo veya televizyonda yayınlanması suretiyle ondan faydalanma hakkı münhasıran icracı sanatçıya tanınmış olup ancak icracı sanatçının yazılı izniyle kullanılabilir. İcracı sanatçılar bu mali haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşmeyle yapımcıya devredebilirler (FSEK m.80/ii). B. Yapımcılar 1. Yapımcı kavramı FSEK m.80 ve 84 hükümleri birlikte değerlendirildiği taktirde; bir işareti, resmi veya sesi, bunları nakle yarayan bir alet üzerine tesbit eden veya ticari maksatlarla haklı olarak çoğaltan yahut yayan kimselerle; icracı sanatçının izniyle yapılan bir kaydı doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltan, telli-telsiz her türlü araçla yayınlayan ya da kamuya açık yerlerde temsil suretiyle o kayıttan faydalanan kimseleri yapımcı olarak kabul etmek gerekecektir. ESHKHY ise; sözlü ya da sözsüz tüm seslerin ilk tesbitini yapan, bu durumun hukuki sorumluluğunu üstlenen gerçek ya da tüzel kişileri ses taşıyıcısı yapımcısı olarak tanımlamıştır (m.4/c). 1961 tarihli Roma Anlaşmasında da (m.3) yapımcı, sadece "plak yapımcısı" olarak ele alınmıştır 2. Yapımcının hakları FSEK'de yapımcı için öngörülen koruma bizatihi eserin değil, eserin tesbit ve tekrarına yarayan aletlerin ve bunları imal eden şahsın korunmasıdır 94. ESHKHY m.l2'de ses taşıyıcısı yapımcılarının haklan 3 bent halinde sayılmıştır. Bunlar: tesbit edilen seslerin doğrudan ya da dolaylı olarak çoğaltılabilmesi; ses taşıyıcısı kopyalarının kiralanması, ticari dolaşıma konmuş ses taşıyıcılarının radyo ve televizyon kuruluşları ya da başka kuruluşlar tarafından yayınlanması 94. EREL. sh. 175.
328 MUSTAFA ERDEM CAN ya da kamuya açık yerlerde temsil edilmesi haklarıdır. Bu haklar, yapımcının izni olmaksızın kullanılamaz. FSEK m.4l/i"e göre; yapımcı, eser sahibinin iznini alarak eserin temsil ve icrasını, umumi yerlerde çalınması veya gösterilmesi için ses ve/veya görüntü tekrarına yarayan vasıtalara kaydedebilir". Buna karşılık FSEK m.80/11'de; icrasını tesbit etme, bu tesbiti çoğaltma, kiralama, radyo ve televizyonda yayınlama ya da icranın temsili suretiyle yararlanma hakkı münhasıran icracı sanatçıya tanınmış/"' ve bu hakkım sözleşmeyle yapımcıya devredebileceği belirtilmiştir. FSEK m.80/v'de ise; bir kaydın doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması, kiralanması, radyo ve televizyonda yayınlanması ya da umuma açık yerlerde temsili suretiyle o kayıttan faydalanma hakkı münhasıran yapımcıya ait olup ancak yapımcının yazılı izni ile kullanılabilir 97. C. Radyo ve Televizyon Kuruluşları i. Genel olarak 1982 Anayasasının ilk şeklinde, radyo ve televizyon yayınlarının devletin tekelinde ve tarafsız yapıda olacağı belirtilmekteydi. 3913 sayılı Yasa ile Anayasamın 133'üncü maddesi değiştirilerek, radyo ve televizyon istasyonları kurulması ve işletilmesinin kanunla düzenlenecek şartlar çerçevesinde serbest olduğu belirtilmiş ve 3984 sayılı "Radyo ve Televizyon Kuruluşları ve Yayınları Hakkında Kanun" 9S ile elektronik yayıncılık alanında yeni bir dönem başlamıştır 99. 95. Kanaatimizce; FSEK m. 80/11 sebebiyle bu halde icracı sanatçının da i/ııi aranacaktır. 96. İcracı sanatçıya icrası üzerinde tanınan bu hakkın; FSEK m. 80/1 gereğince eser sahibinin maddi ve manevi haklarına zarar vermeden kullanılacağı muhakkaktır. 97. Bu halde hem FSEK nı.8()/i'e göre eser sahibinin haklan, hem de m. 80/ll'vc göre icracı sanatçının yapımcıyla yaptığı devir sözleşmesinden doğan hakları sözkonusudur. Uygulamada eser sahibi ile icracı sanatçı, icracı sanatçıvla da vapımcı arasındaki sözleşmeye göre hakların sınırı çizilmektedir. 98. RG. 20.4.1994. sayı 2191 1. 99. AZİZ. sh. VI.
RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FİKRÎ HAKLAR 329 2954 sayılı kanunla kurulan ve bir kamu tüzel kişisi olan T.R.T'den başka, 3984 sayılı kanunun m.29 hükmüne göre; özel radyo ve televizyon kuruluşları sadece anonim şirket olarak kurulur ve aynı şirket ancak bir radyo ve bir televizyon işletmesi kurabilir. FSEK. m.82'ye göre, bu kanunun radyo ve televizyon yayınlarıyla ilgili hükümleri; merkezleri ülkemizin sınırları içinde olan veya ülkemizin sınırları içindeki yansıtıcı ile yayınlanan programlara ve ülkemizin taraf olduğu uluslararası anlaşmalara göre korunan radyo-televizyon kuruluşlarının programlarına uygulanır. 1961 tarihli Roma Anlaşması m.6 hükmüne göre âkit devletler; radyo kuruluşu idare merkezinin başka bir âkit devlette bulunması veya radyo yayınlarının başka bir âkit devlette bulunan verici tarafından yayınlanması hallerinde bu kuruluşlara ulusal uygulama tanıyacaklardır. 2. Radyo ve televizyon kuruluşlarının hakları Ülke içinde yayın yapan radyo ve televizyon kuruluşları komşu hak sahibi olarak korunurken, ülke dışından yayın yapan kuruluşların hakları ciddi ihlallerle karşı karşıya kalmaktadır. Finansmanı doğrudan veya dolaylı olarak toplumsal kaynaklardan sağlanan radyo ve televizyon yayınları; önemli ölçüde bilgi, tecrübe ve parasal güç gerektirir. Teknolojik gelişmeler, radyo ve televizyon yayınlarının telif hakkı ödenmeksizin izlenebilmesine olanak sağlar hale gelmiştir. Haksız kullanımda, haberleşme uyduları önemli rol oynamaktadır. Şöyle ki; belirli bir hedef için düşünülmüş, düzenlenmiş ve para harcanmış bir televizyon programını taşıyan sinyaller, anlaşmaların kapsamadığı ülkeler ya da aynı ülkede yetkisiz yayın kuruluşları tarafından alınabilmekte ve yayınlanabilmektedir 10 ". Bu gibi kuruluşlar; çeşitli 100. Gökyüzündeki ses ve elektromanyetik dalgaların yansıtıcılar ve alıcılar vasıtasıyla alınıp yayınlanmasının teknolojik olarak engellenmesi, günümüz kofullarında mümkün olamamaktadır. Bıı konudaki denelim ancak ikili ve çok taraflı anlaşmalarla sağlanmaya çalışılmaktadır. Ancak bu konuda yeterince başarılı olunduğu söylenemez. Ülkemiz Avrupa Topluluğu adayı olup topluluk üyesi olmayı arzulamaktadır. Bu se-
330 MUSTAFA ERDEM CAN programları, filmleri, spor müsabakalarını uydudan haksız şekilde almakta, kendi adı altında yayınlayabilmekte, hatta reklam da yayınlayarak haksız kazanç sağlamaktadır"". Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun radyo ve televizyon yayınlarıyla ilgili hükümleri; merkezleri ülkemizin sınırları içinde olan veya ülkemizin sınırları içindeki yansıtıcı ile yayınlanan programlara ve ülkemizin taraf olduğu uluslararası anlaşmalara göre korunan radyo-televizyon kuruluşlarının programlarına uygulanır (FSEK m.82). O halde FSEK, ülkemizden yayın yapan radyo ve televizyon kuruluşlarına; yurt dışından yayın yapan ancak ülkemizden yayınlan (uydu ve yansıtıcılarla) izlenebilen radyo ve televizyon kuruluşlarının programlarına; ülkemizin taraf olduğu uluslararası anlaşmalara göre korunan radyo-televizyon kuruluşlarının programlarına uygulanır. O halde bu kuruluşlar da komşu hak sahibi olarak korunmalı ve onların da fikrî haklarına saygı gösterilmelidir. Bu yükümlülük aynı zamanda Türkiye'nin imzaladığı uluslararası anlaşmaların da bir gereğidir. FSEK m.82 hükmü, 1961 tarihli Roma Anlaşması ile uyum içindedir. Roma Anlaşması'nm 6. maddesine göre âkit devletler; radyo kuruluşu idare merkezinin başka bir âkit devlette bulunması veya radyo yayınlarının başka bir âkit devlette bulunan verici tarafından yayınlanması hallerinde bu kuruluşlara ulusal uygulama tanıyacaklardır. Ancak doğaldır ki bir radyo veya televizyon kuruluşu, herhangi bir talep olmadan uydu aracılığıyla bir başka ülkeye yayın yapıyorsa; bu yayını o ülkenin izlediğini ileri sürerek o ülkeden talepte bulunamaz" 12. heple Avrupa'nın ortak değerlerine saygı göstermek, anlaşmalardaki taahhütlerini yerine getirmek ve ulusal yayınlar yanında uluslararası yayınlar bakımından da mevzuat uyumunu gerçekleştirerek yeni uluslararası anlaşmalara da katılmak zorundadır. 101. RL'MPHORST, YYerner, The Neıghbouring Right of Broadcaslers. Betler Days Alıead'.' EBU Revicw, Autumu 1997, sh. 58, 59. 102. Austrian Suprcme Cotırt 4.6.1992 tarihli ve 44/92 sayılı kararında Almanya ile Avusturya arasındaki uyuşmazlıkla üye ülkelerin uydu yayınları ve kablolu yayınlarından kaynaklanan fikrî haklar ve komşu haklarla ilgili düzenlemeleri (Couneıl of ıhe Curopcan Communities. The Direetive 93/83 w as adopted on 27 Scptember 1993. Ü.J.L., 248/15-Ed) uygulaınayıp Austrian Copyright Act'ı uyguladı 1994 H.C.C.526.
RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FİKRÎ HAKLAR 33 1 Uluslararası yayınlar üzerindeki hakların korunması gereğini vurguladıktan sonra, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre radyo ve televizyon kuruluşlarının komşu hak sahipliğinin hangi şekillerde ortaya çıktığını inceleyelim: Kuruluş, eser yaratmak üzere bir kişiyi istihdam edip yayınında malî hak sahibi sıfatıyla onun vücuda getirdiği eserin icra ve temsiline yer verebilir (m.8); asıl eser sahibinden, eserin radyo veya televizyonla 1 '" yayını hususundaki mali hakları devir alıp eseri yayınlayabilir (m.25) ; icracı sanatçı ile yaptığı sözleşme sonucu icrayı bizzat tesbit ederek yayınlayabilir veya yapımcı ile bir sözleşme yaparak, eseri onun yaptığı tesbitten faydalanmak suretiyle yayınlayabilir (m.80). ESHKHY m.lö'da yayın kuruluşlarının hakları şu şekilde sayılmıştır: Herhangi bir konuda yayın üretme; yayınlarını tekrar yayınlama; yayınlarını başka bir yer ve araçlarla topluma gösterebilme; kendi yayınlarının bütününü veya bir kısmını fonogram, videogram veya veri taşıyıcılarına kaydetme ve bu kayıtları çoğaltma; yayınlarının çoğaltılmış kopyalarını satışa sunma, satma veya başka yollardan dağıtımını yapma. ESHKHY m.l7'de ise, yayın kuruluşunun yazılı iznine ihtiyaç olan haller sayılmıştır. Bunlar: bir tespit izinsiz olarak yapılmışsa, bu tesbiti izleyen yayınların tümünün ya da bir kısmının çoğaltılması; yayınların başka yayın kuruluşları tarafından aynı anda ya da yeniden telli ya da telsiz olarak yayınlanması; yayınların başka kişi ya da kuruluşlar tarafından girişi ücretli olan yerlerde toplumun istifadesine sunulmasıdır. Radyo ve televizyonda sunulan her yayın, yayın kuruluşunu komşu hak sahibi haline getirmez. Radyo ve televizyon ku- 103. FSEK m.25'de kullanılan "ses yahut resim nakline yarayan diğer teknik tesisler" ibaresi kanaatimizce televizyonu da kapsamaktadır. Çünkü FSEK'nun bazı maddelerini değiştiren 4110 sayılı Kanun'un gerekçesinin 5'inci maddesinde; "11 'inci maddenin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak, radyo deyimi yanında artık günümüzün vazgeçilmez iletişim aracı olan televizyon da eklenmiştir..." denmektedir (Gerekçe metni için bkz. ÖZTAN, Fırat, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, Ankara 1995, sh. 145).
MUSTAFA ERDEM CAN ruluşlarının komşu hak sahibi sayılmaları için yayınlarında bir fikir ve sanat eserine ve/veya bunun icra ve/veya temsiline yer vermeleri gerekmektedir. Haber, kural olarak eser niteliği taşımadığı için yayın kuruluşuna komşu hak sahipliği sağlamaz. Gerçi kompozisyonu veya sunuluşu itibariyle özellik taşıyan haber veya haber programları bulunabilir, ancak yine de biçimin içindeki öz kimsenin tekelinde olmayan ve herkesin başkasına nakledebileceği bir olaydır' 11. O halde fikrî hukuk açısından haber ve haber programlarına koruma sağlanamaz. Haber programlan 5680 sayılı Basın Kanunu ile korunmaktadır. FSEK m.36/1 hükmüne göre; 5680 sayılı Basın Kanunu" nun 15'inci maddesi hükmü saklı kalmak kaydıyla basın, radyo (ve televizyon) tarafından umuma yayılan günlük olaylar ve haberler serbestçe iktibas olunabilir. O halde 15'inci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla birbaşka gazete, dergi, radyo veya televizyonda yayınlanan haberin serbestçe alınıp yayınlanabilmesi mümkündür. Ancak Basın Kanunu m.l5'e göre; gazete, dergi, radyo veya televizyonun...özel bir fedakârlıkla elde edip yayınladığı haber, yazı ve resimler, mevkute sahibinin izni alınmadıkça neşirlerinden itibaren 24 saat geçmeden başka mevkuteler"" (radyo ve televizyonlar) tarafından yayınlanamaz 1 " 1. FSEK m.36/ii'ye göre; gazete veya dergilerde çıkan günlük meselelere ilişkin toplumsal, ekonomik, siyasi makale ve fıkraların iktibas hakkı açıkça saklı tutulmamışsa; aynen veya işlenmiş şekilde radyo ya da televizyonda yayınlanması serbesttir. İktibas hakkı açıkça saklı tutulmuş olsa bile, bunların kısaltılarak basın özetleri şeklinde yayınlanması mümkündür. Ancak yayında; haber, makale ve fıkranın alındığı kaynak, tarih ve sayı ile makale sahibinin adı zikredilmelidir (m.36/iii). FSEK m.80/vi hükmüne göre; radyo veya televizyon kuruluşlarının yazılı izni olmaksızın, hiçbir kişi veya kuruluş, yapılan 104. AYİTER.sh. 152-153. 105. 5680 sayılı Basın Kanunu m.3'c göre, haber ajansları da mevkute sayılmaktadır. 106. AYİTER.sh. 153. "<«'C* I ''-> ' I MlHt MHI«t» -t«m
RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FİKRÎ HAKLAR 333 yayınların bütününü veya bir kısmını çoğaltamaz, telli-telsiz her türlü araçla tekrar yayınlayamaz, girişi ücrete tabi yerlerde gösteremez. 3984 sayılı Kanun'un 40'ıncı maddesi gereği 8 Temmuz 1996 tarihinde RTÜK tarafından "Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Telif Hakkı Ödeme Esasları île Telif Hakkı Sahiplerinin ve Yapımcıların Haklarını Koruma Esas ve Usulleri Yönetmeliği" çıkarılmıştır. Radyo ve televizyon kuruluşları, yayınlarında yer verdikleri eserler için telif hakkı sahiplerine ve/veya mevzuatına göre ilgili meslek birliklerine telif hakkı öderler. Üst Kurul tarafından, telif hakkı ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmeyen radyo ve televizyon kuruluşlarına olumsuz sicil kaydı verilir (m. 13,14). Üst Kurul, yükümlülüğünü yerine getirmediğini tesbit ettiği kuruluşlara; şikayet konusunun gereğini onbeş gün içinde yerine getirmeleri için yazılı bildirim yapar. Aksi taktirde bu yönetmelikteki ve 3984 sayılı Kanun'daki müeyyideleri uygular. Radyo ve televizyon kuruluşlarının bir eseri yayınlayabilmeleri için sadece telif ücretini ödemeleri de yeterli değildir. Bunun yanıda eser sahibinden, eserin yayınlanması hususunda izin almaları da gerekmektedir. Nitekim FSEK m.43/ii'de yer alan "...tanıtım amacıyla kullanılan eserin tümü üzerindeki haklan zedelemeyecek düzeydeki kısa tespitler için eser sahiplerinden izin alınmaz ve herhangi bir ücret ödenmez." hükmünün mefhum-u muhalifinden; bunun dışındaki hallerde hem izin alma hem de telif ücreti ödeme zorunluluğunun bulunduğu sonucuna varılabilir 1 " 7. Zira FSEK m.25 ve 80 hükümleri de; eserin aslının, icrasının veya tesbitinin radyotelevızyonda yayınlanması için hak sahiplerinin izninin gerektiğini belirtmektedir. FSEK m.43/ii'de, tanıtım amacıyla kullanılan eserin tümü üzerindeki hakları zedelemeyecek düzeydeki kısa tespitler için eser sa- 107. EREL. sh. 181.
334 MUSTAFA ERDEM CAN hiplerinden i/in alınmayacağı ve herhangi bir ücret ödenmeyeceğini belirtmektedir. Buna karşılık FSEK m. 13/IFde, eser sahibine tanınan hak ve yetkilerin eserin parçalarına da şamil olduğu belirtilmektedir. Tamamı veya önemli bir kısmı henüz alenileşmemiş olan bir eserin muhtevası hakkında ancak o eserin sahibi malûmat verebilir (FSEK m. 14/11). Kanaatimizce; FSEK m.43/ II'de izinsiz yapılan kısa tespitlerin, eserin bir kısmı üzerindeki haklan zedeleyebileceği peşinen kabullenilmiştir. Diğer yandan "eserin tümü üzerindeki hakları zedelemeyecek düzeydeki kısa tespitler" ibaresi, yoruma açık ve kötüniyetli yayıncılara telif haklarını ihlal edebilmeleri için bir fırsat niteliğindedir. FSEK m.43/iv hükmüne göre; "TRT Kurumunun kısa dalga radyo istasyonlarından yurt dışına yapılacak yayınlarda yararlanılan eserler dolayısıyla eser sahiplerine ücret ödenmez." Radyo ve televizyon kuruluşlarının hakları, programın ilk yayınlandığı tarihten itibaren 70 yıl süreyle korunur (FSEK m.82/ son). III. Bölüm RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FİKRÎ HAKLARIN HUKUKEN KORUNMASI VE KORUMA SÜRELERİ 4. İDARİ YOLDAN KORUMA Asıl eser sahibi, işleme eser sahibi veya komşu hak sahibi, eser üzerindeki bazı haklarını belli bir ücret karşılığı ya da ücret talep etmeksizin bir başkasına devredebilir. Onun bu hakkı bazı hallerde idari yoldan korunmaktadır. 1982 Anayasa'nın 133. maddesi ve buna dayanılarak çıkarılan 2954 sayılı "Radyo ve Televizyon Kanunu" 1 "* ile, radyo ve televizyon yayınlarında TRT'ye tekel hakkı tanınmakta ve Radyo ve 08. 14 Kasını 1983 tarihinde çıkarılan bu yasa halen yürürlüktedir. Ancak radyo ve lelcvi/.von vavınlarındaki devlet tekeli kalkmıştır.
RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FİKRÎ HAKLAR 335 Televizyon Yüksek Kurulu ile Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu olmak üzere iki ayrı hizmet yerinden yönetim kuruluşu 1 '"' öngörülmekteydi. 3913 sayılı Kanun'la, Anayasanın 133. maddesi değiştirilerek radyo-televizyon yayınlarındaki TRT tekeli kaldırıldı ve bu Anayasa değişikliğinin bir gereği olarak 1994 yılında 3984 sayılı Kanun çıkarıldı. Bu Kanun, "Radyo ve Televizyon Üst Kurulu" (RTÜK) adı altında yeni bir üst yapı kurumu öngörmekteydi (m.5-15). RTÜK, 2954 sayılı yasa ile düzenlenen Radyo ve Televizyon Yüksek Kurulu'nun yerine geçmiş ve Yüksek Kurulun bir kısım yetkileri de RTÜK'e devredilmiştir. Radyo ve televizyon kuruluşları ile ilgili düzenlemeleri yapma görevi de RTÜK'e verilmiştir (3984 s. K. m.36). 4110 sayılı kanunla değiştirilen FSEK m.43/1 hükmü, "Radyotelevizyon yayınlarında kullanılan fikir ve sanat eserlerine telif hakkı ödenir." ibaresine yer vermiştir. 3984 sayılı Kanun m.37 ise. "Radyo ve Televizyon Kuruluşları, yayınlarında yer verdikleri eserlere telif hakkı öderler. Telif hakkı ödemelerine ait esaslar meslek birliklerinin"" görüşü alınarak Radyo ve Televizyon Üst Kurulu nca tespit edilir" hükmüne yer vermiştir. RTÜK, telif ve yapımcı haklarını düzenlemek amacıyla "RTÜK Telif Hakkı Ödeme Esasları İle Telif Hakkı Sahiplerinin ve Yapımcıların Haklarını Koruma Esas ve Usulleri Yönetmeliği" ni çıkarmıştır. Bu yönetmeliğe göre; radyo ve televizyon kuruluşları, 109. GÖZÜBÜYÜK. Şeref, Yönetim Hukuku. B.2, Ankara 1987, sh. 99; GL'NDAY. Metin. İdare Hukuku, B.4, Ankara 1999, sh. XXII ve 378-382. I 10. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanan "Fikir ve Sanat Esen Sahiplen Meslek Birlikleri ve Federasyonu Hakkında Tüzük". Bakanlar Kurulu'nea 28.03.1986 tarihinde kararlaştırılmıştır (RG. 28.04.1986. S. 19091). Bu meslek birliklerine örnek olarak; Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (İLE- SAM), Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM). Türkiye Güzel Sanal Eseri Sahipleri Meslek Birliği (GESAM), Türkiye Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği (SESAM) sayılabilir (Tüzük m. 10).
336 MUSTAFA ERDEM CAN yayınlarında yer verdikleri eserler için telif hakkını sahiplerine ve/ veya mevzuatına göre ilgili meslek birliğine öderler. Radyo ve televizyon yayınlarında yer alan eserlere ilişkin olarak, telif hakkı sahipleri ile yapımcıların ilgili mevzuatla tanınmış mali hakları, bu yönetmelikte düzenlenen esas ve usullere göre korunur (m.5). Telif hakkının (veya yapımcı hakkının) kendilerine ödenmediği, mali haklarının ihlal edicliği, RTÜK tarafından öngörülen yükümlülüklere uyulmadığı şeklindeki şikayetler RTÜK tarafından incelenir (Telif Hakkı Ödeme Yönetmeliği m.6). RTÜK şikayetleri öncelikle taraflar arasındaki anlaşmaya, bu yönetmeliğe ve ilgili mevzuat hükümleri ile Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası anlaşmalara göre inceler ve ihlalin vaki olduğu kanaatine varırsa gerekli müeyyideleri uygular. Bu yönetmeliğin uygulanmasında Üst Kurulca, Özel Kuruluşlar ve TRT Kurumu hakkında yapılan işlemler ile uygulanan müeyyidelerin işleneceği bir Telif ve Yapımcı Sicili tutulacak (m. 12) ve Üst Kurul telif hakkı ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmeyen radyo ve televizyon kuruluşlarına olumsuz sicil kaydı 1 " verilecektir (m.13,14). RTÜK. yükümlülüğünü yerine getirmediğini tesbit ettiği kuruluşlara: şikayet konusunun gereğini onbeş gün içinde yerine getirmeleri için yazılı bildirim yapar. Aksi taktirde bu yönetmelikteki ve 3984 sayılı Kanun'daki müeyyideleri uygular. Telif hakkının ödenmediğini veya eksik ödendiğini düşünen kişiler, yayından itibaren geçecek bir yıllık sürenin bitiminden bir ay öncesine kadar şikayette bulunabilirler. Bu sürenin bitiminden sonra yapılan şikayetler. Üst Kurulca dikkate alınmaz (Telif Hakkı Ödeme Yönetmeliği m.6/111). 1. GÜNDAY. sh. 162; YILMAZ, Halit, Türkiye'de Radyo ve Televizyon Yayıncılığının Hukuksal Düzeni, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara 1999. sh. 191-192, 2()()'dc RTÜK ile yayın kuruluşları arasındaki ilişkinin; i/in yöntemi ile o/el kişilere gördürülen, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesini amaçlayan kendine ö/gü bir genel idari düzen ilişkisi olduğunu ifade etmektedir. Kanaatimi/ee. RTÜK'ün olumsuz sicil kaydı vermesi ve 3984 s.k.'daki müeyyideleri uygulaması işlemleri birer idarî ceza niteliğindedir. Radyo-lclevizyon kuruluşlarınmın telif ücretini yönetmeliğe göre ödemeleri halinde idarece (RTÜK) tertip edilen idarî dü/eni sağlamaya yönelik bir yaptırımdır.
RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FlKRÎ HAKLAR 337 Kanaatimizce; RTÜK, çıkardığı "Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Telif Hakkı Ödeme Esaslan İle Telif Hakkı Sahiplerinin ve Yapımcıların Haklarını Koruma Esas ve Usulleri Yönetmeliği" ile; herhangi bir şikayet ve uyuşmazlık halinde inceleme, iddia ve savunma isteme, belgeleri talep etme, bunları inceleyip karar verme, uyarma, müeyyideleri uygulama, yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere olumsuz sicil kaydı verme, süresi içinde yapılmayan şikayetleri dikkate almama gibi yetkileri kendi kendine tanıyarak, kendini mahkeme mertebesine yükseltmiştir. Diğer yandan; RTÜK'ün anlaşmazlık halinde devreye girerek ödenecek telif hakkı miktarını belirleme yetkisi, sözleşme özgürlüğüne müdahale olarak değerlendirilebilir. Anayasa m. 125 uyarınca idarenin eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açık olduğu için; RTÜK, kendi çıkardığı yönetmeliğe uygun olarak eylem ve işlem yapmalıdır. Aksi taktirde RTÜK'ün yaptığı işlemler iptal edilir. RTÜK'ün şikayet üzerine yaptığı incelemeler neticesinde telif hakkının ihlal edildiği kanaatine vararak gerekli müeyyideleri uygulaması veya yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere olumsuz sicil kaydı vermesi işlemleri hukuka uygun olmalıdır" 2. Aksi taktirde, bu işlemlere karşı "İptal Davası" açmak suretiyle işlemi iptal ettirmek mümkündür"- 1. RTÜK'ün işlemleri sebebiyle kişisel haklan doğrudan etkilenenler tam yargı davası da açabilirler (İYUK I 12. 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu (10.06.1994 tarih ve 4001 sayılı Kanunla değişik) m.2/b.2'ye göre; idari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır, idari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, idarenin taktir yekisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler. Bu sebeple RTÜK'ün yönetmelik çerçevesindeki taktir yetkisi denetlenemez. Sadece Yönetmeliğin hukuka aykırı olduğu ve iptal edilmesi gerektiği ileri sürülebilir. Bu Yönetmelik, bir kamu kuruluşunun (RTÜK) ülke çapında uygulanması amacıyla çıkardığı bir düzenleyici işlem niteliğinde olup yargısal denetimi 2575 sayılı Danıştay Kanunu m. 24/1-d hükmüne göre, ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da yapılır. 113. Şikayet üzerine RTÜK'ün ihlalin vaki olmadığı yolunda karar vermesi veya hiç karar vermeyerek susması durumunda da iptal davası açmak mümkündür. İYUK m. 10 (4001 ile değişik m.5) uyarınca şikayet üzerine 60 gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır ve şikayeti reddedilen telif hakkı sahibi 60 günün bittiği tarihten itibaren, dava açma süresi içinde iptal davasını açmalıdır.
338 MUSTAFA ERDEM CAN m.2/la), lam yargı davasını iptal davası ile birlikte açmak mümkün olduğu gibi, tek başına açmak da mümkündür (İYUK m. 12). Üst Kurul aleyhine açılacak idari davalarda Ankara mahkemeleri yetkilidir (3984 sayılı Kanun m.39). İdari dava açma süresi 60 gündür (İYUK m.7/1). 5. HUKUK DAVALARI VEYA CEZA DAVALARI YO LUYLA KORUMA Radyo veya televizyonda yayınlanan bir program üzerinde fikri hak sahibi olan asıl eser sahibi, işleme eser sahibi ya da komşu hak sahibi olan gerçek ve tüzel kişiler; hukuki yarar varsa tesbit davası; m.6 u "a göre tecavüzün men'i davası; mali haklarına tecavüz halinde m.öö'ya göre tecavüzün ref'i davası; mali ve manevi haklarının tecavüz tehlikesine maruz kalması veya varolan tecavüzün devamı veya tekrarı tehlikesi olan hallerde tecavüzün men'i davası: manevi haklarının zarar görmesi durumunda m.70 hükmü uyarınca, haksız fiil sebebiyle eser sahibinin mali haklarına zarar verilmesi durumunda da BK m.41 vd. maddeleri uyarınca tazminat davası açabilirler. Ayrıca ayrıca sorumlu şahıslar hakkında FSEK m.7 1-73 uyarınca ceza davası da açabilirler. Fikrî hak sahipleri, haklarına tecavüz edilerek yapılmakta olan veya yapılacak olan bir yayın hakkında, HUMK m. 110 hükmüne göre ihtiyati tedbir de talep edebilirler. Çünkü bu halde yayının yapılacak olması veya devam ediyor olması, hak sahiplerinin haklarına /arar verebilir. Böyle bir halde öneeden yapılacağı duyurulan bir yayının yapılması ihtiyati tedbir yoluyla engellenebilir; bölümler halinde yapılan yayın durdurulabilir ve/veya yeni yayın yapılması engellenebilir. İhtiyatti tedbir, dava açılmasından önce veya sonra istenebilir. Dava açılmadan önce ihtiyati tedbir, en az masrafla ve en çabuk nerede yerine gctirilebileeekse o yer mahkemesinden veya esas dava için yetkili olan mahkemeden istenebilir" 4. İhtiyatti tedbir ka- 14. KURU. Bakı. Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. II, B. 5. İstanbul 1991. sh. 3070. '*» M» ı. t. ı ı.n«ı(1 m,»,^ Hİ thll.k
RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FİKRÎ HAKLAR 339 rarından itibaren on gün içinde esas dava açılmazsa ihtiyati tedbir kararı kendiliğinden kalkar (HUMK m. 109). Örneğin yayının durma kararı kendiliğinden kalkacağı için; radyo ve televizyon kuruluşu o yayına devam edebilir. I. HUKUK DAVALARI YOLUYLA KORUMA A. Tesbit Davası"' Eser üzerinde fikri hak sahibi olan gerçek ve tüzel kişiler; hukuki yararlan varsa, bir radyo veya televizyon yayını hakkında tesbit davası açabilirler. Davacının, hukuki ilişkinin hemen tespitinde hukuki yararı bulunmalıdır. Ancak eda davası açılması mümkün olan hallerde tesbit davası açılmasında hukuki yarar yoktur. Tesbit davasının konusu, yalnız (ancak) hukuki ilişkiler olabilir. Her tür hukuki ilişki tespit davasının konusu olabilir. Bir eser üzerindeki fikrî hakkın tesbiti için tesbit davası açılabilir (FSEK m. 15/111, 67/11). Radyo ve televizyon yayını bir eseri konu alıyorsa veya bizzat yayın bir eser niteliği taşıyorsa; eser üzerinde fikri hakkı bulunan şahıslar bu durumu tesbit ettirebilirler. Bazı hallerde eser sahibinin kim olduğu, işlemeyi kimin yaptığı, işleme yapan kişinin eser sahibinden izin alıp almadığı, komşu hak sahibinin kim olduğu, yayının komşu hak sahiplerinin haklarına etki edip etmediği, yayının hak sahiplerinin iznine dayanıp dayanmadığı, yasal olup olmadığı gibi hususlarının tesbitinde hukuki yarar bulunabilir. Ancak aşağıdaki eda davalarının açılabileceği hallerde tesbit davasının açılmasında hukuki yarar yoktur. Çünkü bu eda davalarında zaten ilgili hususların tesbiti de yapılacaktır" 7. 15. Tesil davası, HUMK'da açıkça düzenlenmiş değildir. Fakal bazı tesbit davalarını düzenleyen özel kamın hükümleri mevcuttur (KURU, sh. 909-910). 16. FSEK'nda tesbit davası açılabilecek bazı hallerin sayılmış olması örnek kabilindcndir. Hukuki yarar varsa; HUMK'na göre her zaman tesbit davası açılabilir. 17. Yayın suretiyle fikrî hakkı tecavüze uğradığı iddiasıyla tazminat davası açan kişinin, öncelikle eser üzerinde hak sahibi olup olmadığı tesbit edilecektir. Bu. aynı zamanda bir dava şartıdır. Mahkeme, daha sonra ise hakkın ihlal edilip edilmediğini tesbit edecek ve buna göre hüküm verecektir.
340 MUSTAFA ERDEM CAN B. Tecavüzün Ref'i Davası Yayına konu eser üzerindeki manevi ve mali haklan tecavüze uğrayan kimse tecavüz edene karşı"" tecavüzün refi davası açabilir (FSEK m.66/1). Bu davanın açılabilmesi için, tecavüz başlamış ve devam ediyor olmalıdır. Örneğin telif hakkı ödenmeden eserin yayınlanması veya hak sahibinin veya diğer bir yayın kuruluşunun izni alınmadan bir başka kuruluşun o eseri yayınlaması. Manevi haklara saldırı halinde tecavüzün (refi) kaldırılması davası FSEK m.67'de, mali haklara tecavüz halinde tecavüzün kaldırılması davası ise FSEK m.68'de düzenlenmiştir 1 '". Manevi haklara tecavüz halinde dava açma hakkı, hayatta ise eser sahibine aittir. Manevi haklara tecavüz halinde, mali hakları devralmış olanlar dava hakkına sahip değildir. Bu kuralın istisnasını FSEK m.19/111 hükmü düzenlemektedir. Malî hakların koruma süresi dolmuş olsa bile; eser sahibi gerçek kişiyse yaşadığı müddetçe, tüzel kişiyse tüzel kişilik devam etliği müddetince dava açabilir (FSEK m.66/1). Müşterek eser sahipliği halinde, eser sahiplerinden her biri kendi meydana getirdiği kısımla ilgili olarak dava açabilir. FSEK m.s()/lx hükmü uyarınca komşu hak sahipleri de tecavüzün refi davası açabilirler. Ayrıca FSEK m.80/viii hükmüne göre ad belirtme hakkı olan icracı sanatçılar, koro ve orkestra şefleri, solistler, tiyatro gruplarında şeflik eden veya başrol alan aktörler adlarının belirtilmesini talep etmelerine rağmen radyo veya televizyon yayınlarında adları belirtilmemişse; yayının devamı veya çoğaltılmış nüshalarının tedavülü halinde tecavüzün refi davası açabilirler. I 18. Tecavüz, hizmetlerini ifa ettikleri sırada bir işletmenin temsilcisi veya müstahdemi tarafından yapılırsa, işletme sahibi hakkında da bu dava açılabilir (FSEK m. 66/11). I 19. YAVLZ. Cevdet, Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler. C. 11, B. 2. İstanbul 1993. sh. 145; YARSLİVAT, D., Türk Hııkııkıı'nda Eser Sahibi ve Haklan. İstanbul 1984. sh. 217-218. <>«'I'" I ' I I ı.h l.m,i «i».,,iwl t
RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FlKRÎ HAKLAR 34] Eser üzerindeki malî hakları devretmediği müddetçe tecavüzün re fi davasını eser sahibi veya onun ölümü halinde kanuni veya mansup mirasçılar açar (FSEK m.66/1 ve 63). Kanun mali haklan kullanma yetkisinin devri halinde devralanın tecavüzün ref i davası açıp uçamayacağı hususunu düzenlememiştir. Bu husus doktrinde tartışmalıdır. Radyo veya televizyon ile yayın halinde tecavüz bir defa yapılmış ve bitmiş olacağı için; tecavüzün devamı ve tekrarı ihtimali varsa, tecavüzün ref i değil tecavüzün meni davası açmak gerekir'" 1. Ancak bölüm bölüm, periyodik aralıklarla yayınlanan bir film, dizi veya eğlence programı sözkonusuysa; bu durumda yayın bir bütün olarak nitelendirilerek tecavüzün ref i davası da açılabilir. Mali haklara tecavüz genellikle çoğaltma ve yayım yoluyla gerçekleşmektedir. Şayet eser, hak sahibinin izni olmaksızın radyo veya televizyonda yayınlanmışsa, hak sahibi uğradığı zararın en çok üç katını isteyebilir (FSEK m.68/1). C. Tecavüzün Men'i (Önlenmesi) Davası Yayın sebebiyle manevi ve mali hakları tecavüz tehlikesine maruz kalan fikri hak sahibi, muhtemel tecavüzün önlenmesini dava edebilir 121. Örneğin fikri hak sahibinin izni alınmaksızın veya telif ücreti ödenmeksizin, önceden yayın yapılacağının kamuoyuna duyurulması halinde tecavüz tehlikesi mevcuttur. Başlamış bir tecavüzün devam ve tekrarı muhtemel olan hallerde de bu dava açılabilir (FSEK m.69/1). Örneğin bölüm bölüm, periyodik aralıklarla yayınlanan bir film, dizi, spor veya eğlence programı sözkonusuysa; periyodik olarak yapılan her yayın ayrı bir tecavüz tehlikesi kabul edilip tecavüzün men'i davası açılabilir. Başlamış ve devam eden bir tecavüzün varlığı halinde tecavüzün ref i ve men'i davaları birlikte de açılabilir. Çünkü bu iki I 20. ÖZTRAK. sh. 82: EREL, sh. 298. 121. AYİTER. sh. 250; ÖZTRAK, sh. 86; EREL. sh. 302; ARSLANLI. sh. 212; YAVUZ. sh. 145.
342 MUSTAFA ERDEM CAN davanın amaçları farklıdır. Ref davasında haksız tecavüzün doğurduğu sonuçlarla birlikte ortadan kaldırılması, men davasında ise tecavüzün devam ve tekrarının önlenmesi amaçlanır'". Komşu hak sahipleri de FSEK m.80/b.4, fıkra IV uyarınca eser sahipleri gibi tecavüzün men'i davası açabilirler. Örneğin yayın konusunda münhasır hak sahibi olarak naklen ya da banttan yayın yapan radyo-televizyon kuruluşunun izni alınmaksızın vc/veya gerekli ücret ödenmeksizin; başka bir kuruluşun da bu programı yayınlanacağını önceden izleyicilere duyurması halinde, tecavüz, tehlikesi mevcuttur. Kanun koyucu, tecavüzün men'i davası için saldırının manevi veya malî haklara yönelmesi bakımından ayrım yapmamıştır. Hakim, tecavüze uğrayan hakikin niteliğine göre dilediği tedbiri almak durumundadır. Bu davanın açılabilmesi için de davalının kusurlu olması aranmamaktadır 1-1. D. Tazminat Davası Maddi ve/veya manevi tazminat davası şeklinde açılabilir. Ayrıca bir kişi ref veya men davasıyla birlikte tazminat davası da açabilir-. /. Maddi lazminat davası Yayın yapılması suretiyle eser üzerindeki manevi hakları (umuma arz yetkisi, adın belirtilmesi yetkisi, eserde değişiklik yapılmasını men etme yetkisi ile zilyed ve malike karşı olan hakları) kusurlu olarak ihlal edilip maddi zarara uğratılan hak sahibi, maddi tazminat talep edebilir (BK m.41). FSEK m.70/11 uayrınca; yayın suretiyle eser üzerindeki mali haklan zarara uğrayan kişi, tecavüz edenin kusuru varsa haksız fi- ::. I-:RI;I.. sh. 302. 23. YAVUZ. sh. 145; YARSUVAT. sh. 221. 24. O/IRAK. sh. 87; EREL, sh. 302; AYİTER, sh. 251.
RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FİKRÎ HAKLAR 343 illere ilişkin hükümler dairesinde tazminat talep edebilir' 25. Burada BK m.41 hükmü doğrudan uygulanmamakta, FSEK m.70/h'nin atfı sebebiyle uygulanmaktadır. 2. Manevi tazminat davası FSEK m.70/1 (Değişik 4110 s.kanun m.22) hükmüne güre; manevi hakları zarara uğrayan kişi, uğradığı zarara karşılık manevi tazminat davası açabilir. Mahkeme, bu para yerine veya bunlara ek olarak bair başka tazminat şekline de hükmedebilir. BK m.49/1 uyarınca; yayın suretiyle eser üzerindeki mali hakları haleldar olan şahıs, kişilik haklarının hukuka aykırı olarak ihlal edilmesi durumunda; uğradığı manevi zarara karşılık, manevi tazminat namıyla bir miktar paranın kendisine ödenmesini talep edebilir. Ayrıca 1988 yılında 3444 sayılı Kanunla BK m.49'da yapılan değişiklikle; artık burada "kusurun ve zararın ağırlığı" şartı da aranmamaktadır. Kaldı ki, FSEK m.70/i hükmünde daha önceden aranan "kusur ve tecavüzün ağırlığı" şartının aranmasına da 4110 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile son verilerek ve bu konudaki tereddütler de ortadan kaldırılmış oldu. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Bölümü Genel Kurulu'nun kararına göre' 26 ; Bir eserden, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda gösterilen haller dışında iktibas yapılması halinde (FSEK m.83 uyarınca), iktibas hususunda kullanılan eserin sahibinin ve eserin adı iktibas sırasında belirtilse bile; eser sahibi, BK m.49'daki koşullar mevcutsa haksız rekabet hükümlerine göre manevi tazminat talep edebilir. E. Vekaletsiz İş Görme Hükümleri Çerçevesinde Elde Edilen Kazancın İadesi Davası FSEK m.70/iii uyarınca; yayın sebebiyle eser üzerindeki hakları tecavüze uğrayan fikri hak sahipleri, tazminattan başka elde 125. YARSUVAT. sh. 221 vd. 126. Yarg. İçtihadı Birleştirme Hukuk Bölümü Genel Kurulu. 18.02.1981, E. 1980/1. K.2 (YKD. 1981. C. VII, S.5, sh. 533-538).
344 MUSTAFA ERDEM CAN edilen kârın kendilerine verilmesini de isteyebilirler. Bu halde m.68 uyarınca talep edilen bedel indirilir hükmüne göre, özellikle BK m.414 çerçevesinde talepte bulunulabilir. Ayrıca MK m.24a/ii hükmünün, maddi ve manevi zararların tazmini ile bu tecavüzden elde edilen kazançların vekaletsiz iş görme hükümlerine göre birlikte talep edilebilmesi imkanını tanıması sebebiyle de BK m.414'e başvurmak mümkündür. II. CEZA DAVALARI YOLUYLA KORUMA FSEK m.71 eser üzerindeki manevi haklara tecavüz edenlere. FSEK m.72 ise malî haklara tecavüz edenlere üç aydan bir yıla kadar hapis ve 300 milyon liradan 600 milyon liraya kadar ağır para cezası verileceğini bildirmektedir. Her iki halde de suçun kasten işlenmiş olması aranmaktadır. Üstün bir hak gözetilerek eser sahibden izin alınmasına gerek olmaksızın; FSEK m.32,33,34,35,36,37,39,40 hükümleri çerçevesinde yayın yapılan hallerde, kaynak göstermeyen veya yanlış, eksik yahut aldatıcı kaynak gösteren kişiler hakkında aynı ceza verilir. Hak sahibinin izni olmaksızın bir eseri veya işlenmelerini radyo veya televizyonda kasten yayınlayan şahıs da cezalandırılacaktır (FSEK m.72/b.4). Yayın yoluyla FSEK m.73/lve 2'de zikredilen şekillerde kasten suç işleyen şahıs da aynı cezalara çarptırılır. Yazılı izni olmaksızın komşu hak sahibinin haklarına tecavüz edenler hakkında da üç aydan bir yıla kadar hapis, 300 milyon liradan 600 milyon liraya kadar ağır para cezasına hükmolunur (FSEK m.80/b.4, V. fıkra). SONUÇ Radyo-televizyon kuruluşlarının yaptıkları yayınlarla; asıl veya işleme eser sahibinin, icracı sanatçının hatta diğer yayın ku- ' "' ' i*** 1»> " l ' t. ı ı l{ i 1(4(1(1(1» m.4*1* ü
RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FtKRÎ HAKLAR 345 ruluşlarının fikrî ve iktisadî haklarına zarar vermesi olasılığı, yayın üzerindeki hakların ciddi şekilde korunmasını gerektirmektedir. Bu amaçla 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun çıkarılmıştır. Bu kanuna göre; radyo ve televizyonların faaliyetlerim düzenlemek görevi, özerk ve tarafsız bir kamu tüzel kişisi olan RTÜK'e verilmiştir (3984 s. K. m.5). FSEK, esas itibariyle fikri yaratıcılık ürünü olan eseri korur. Bunun yanında sonuçta eser sayılabilecek bir fikir ürününe vücut vermeyen, ancak yine de sarf edilen fikrî emeğin korunmasını gerektiren haller de mevcuttur. Bu hallerde bir fikir ve sanat eserini konu alan yayın üzerinde bir komşu hak sahipliği sözkonusu olmaktadır. FSEK m.25'de kullanılan "ses yahut resim nakline yarayan diğer teknik tesisler" ibaresi televizyonu da kapsamaktadır. Çünkü FSEK'nun bazı maddelerini değiştiren 4110 sayılı Kanun'un gerekçesinin 5'inci maddesinde; "11'inci maddenin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak, radyo deyimi yanında artık günümüzün vazgeçilmez iletişim aracı olan televizyon da eklenmiştir..." denmektedir. RTÜK, 8.7.1996 tarihinde çıkardığı "RTÜK Telif Hakkı Ödeme Esasları İle Telif Hakkı Sahiplerinin ve Yapımcıların Haklarını Koruma Esas ve Usulleri Yönetmeliği" ile; herhangi bir şikayet ve uyuşmazlık halinde inceleme, iddia ve savunma isteme, belgeleri talep etme, bunları inceleyip karar verme, uyarma, müeyyideleri uygulama, süresi içinde yapılmayan şikayetleri dikkate almama gibi yetkileri kendi kendine tanıyarak, kendini mahkeme mertebesine yükseltmiştir. Anlaşmazlık halinde RTÜK'ün ödenecek telif hakkı miktarını belirlemesi ise, sözleşme özgürlüğüne bir müdahale olarak değerlendirilebilir. FSEK m.43/11'de; izinsiz yapılan kısa tespitlerin, eserin bir kısmı üzerindeki hakları zedeleyebileceği peşinen kabullenilmektedir. Diğer yandan "eserin tümü üzerindeki haklan zedelemeyecek düzeydeki kısa tespitler" ibaresi yoruma açık ve kö-
346 MUSTAFA ERDEM CAN tüniyetli yayıncılara telif haklarını ihlal edebilmeleri için bir lırsat niteliğindedir. Eser sahibine, eser üzerinde eserin mahiyet ve hususiyetlerini bozan değişiklikler de dahil her türlü değişikliğin yapılmasına izin verebilme konusunda da yetki verilmelidir. Burada esen değil, eser sahibinin sözleşme özgürlüğünü korumak gerekmektedir. Buna paralel olarak FSEK m. 17/11 hükmünün malikin eseri bozmasına veya yok etmesine imkan verilmemesi ele doğru değildir. Burada malikin eser üzerindeki tasarruf hakkı (abusus) kısıtlanmıştır. Eski FSEK m. 17/11 hükmü, bu açıdan daha tutarlı bir yol izlemekteydi. Film eserleri, her türlü fikir ve sanat eserini ifade etmeye elverişli eserlerdir. Sadece mevcut durumu tesbit eden belgesel filmlerin dışında, film eseri kural olarak filmin yapımı için kullanılan eserin işlenmesidir. 3257 sayılı "Sinema, Video ve Müzik Eserleri Kanunu" nda, sinema ve müzik eserlerinin aslı veya kopyalan bakımından Kültür Bakanlığı tarafından yapılacak kayıt ve tescil mecburiyeti öngörülmektedir (m.5). 3329 Sayılı kanunla değişik m.s'de ise; kayıt ve tescil edilmeyen bir eserin çoğaltma hakkına konu olamayacağını hükme bağlanmaktadır. Radyo veya televizyonla yayınlanan bir eseri herkes kendi şahsi ortamı içinde dinlemekte ve izlemekte serbesttir. Bu yayın tekrar yayınlananla/ veya nakledilenıez. Ancak ülkemizin şartlarında yayının başka bir yere nakledilmesi, başlı başına kazanç sağlamak amacıyla yapılmıyorsa, caiz görülmelidir. Çünkü yasaklanmış olan husus, sırf yayını izlemenin ücrete tabi tutulmasıdır. YARARLANILAN KAYNAKLAR ARSl.ANLI. Halil : Fikrî Hukuk Dersleri 11. Fikir ve Sanat Eserleri. İstanbul 1954. AYİTER. Nûşiıı : Hukukta Fikir ve San'at Ürünleri. Ankara 1972. AZİZ..Aysel : Radyo ve Televizyon Yasal Düzenlemeler. Ankara 1995. BFLGFSAY, M. Reşit: Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Şerhi. İstanbul 1956. BEŞİROĞ1.L". Akın : Düşünce Ürünleri Üzerinde Haklar. Ankara 1999. BUSSMAN. K. : The Legal Problems of Film and Tclevısion. EBU Revic\v. July 1959. CAMCI. Ömer : Marka Patent Tasarım ve Haksız Rekabet Davaları. İstanbul 199S.
RADYO VE TELEVİZYON YAYINLARI ÜZERİNDEKİ FİKRÎ HAKLAR 347 CORNISH. W. R. : London School of Economics and Palitical Science, Intcllectııal Property, London 1990. EREL. Şafak : Türk Fikir ve Sanat Hukuku. B2, Ankara 1998. EREL, Şafak : 27 Mart 1998 tarihli "Komşu Haklar ve Sahipleri" konulu, yayımlanmamış FİS A UM konferans metni, Ankara 1998. FRANKO. Nişim : Türk Borçlar Kanıımı'ııa Göre Yayın Sözleşmesinin Hükümleri, Ankara 1981. GÖZÜBÜYÜK, Şeref: Yönetim Hukuku, B.2, Ankara 1987. GÜNDAY. Metin : İdare Hukuku, B.4, Ankara 1999. GÜRAN, Sait: Sinema Filmlerinin Sansürü Kollogytımu (25 Mayıs 1978). istanbul 1979. sh. 3-19. HİRŞ. Erncsl : Fikrî ve Sınaî Haklar. Ankara 1948. KILIÇ. Mehmet : İcracı Sanatçılar ve Haklan, TBBD. Yıl. 1998, S.2. sh. 594-610. KILICOĞLU. Ahmet : Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda Yapılan Değişiklikler, ABD. Yıl.1995. S.4. sh. 13-27. KURU. Baki : Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.I, B.5, İstanbul 1990. KURU. Baki : Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.III, B.5, İstanbul 1990. KÜÇÜK. Eşref : Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda Çeviri Eserler. TBBD, Yıl. 1998. S.2. ' sh. 61 1-631. OKUTAN, Gül : MÖH'da Fikir ve Sanat Eserleri, İstanbul 1998. OVACIK. Mustafa : İngilizce-Türkçe Hukuk Sözlüğü. Ankara 1986. ÖZTAN. Fırat : Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, Ankara 1995. ÖZTRAK, İlhan : Fikir ve Sanat Eserleri Üzerindeki Haklar. Ankara 1971. RUMPHORST. Wcrner : The Neighbouring Right of Broadcastcrs. Better Days Ahead.' EBU Revievv. Autumu 1997. TOPÇUOĞLU. H. : Fikrî Haklar Ders Notlan. Ankara 1964. TUNÇOMAĞ. Kenan : Türk Borçlar Hukuku. Özel Borç İlişkileri, C.ll. B.3. İstanbul *I977. TURHAN. C. Bülent : Fikri Hakların Uluslararası Boyutu ve Türkiye'de Yapılan Mevzuat Uyumu Çalışmaları. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara 1996. YARSUVAT. D. : Türk Hukukunda Eser Sahibi ve Hakları, İstanbul 1984. YILMAZ, Halit.: Türkiye'de Radyo ve Televizyon Yayıncılığının Hukuksal Düzeni. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara 1999. E.E.C : Europcaıı Commercial Cases E.C.R : Eııropean Court Report DİĞER KAYNAKLAR RTÜK : 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Yönetmelikler ve Tebliğler, Ankara 1996. Türkçe Sözlük : Türk Dil Kurumu, C.I, Yeni Baskı. Ankara 1988.
;HS MUSTAFA ERDEM CAN KISALTMALAR ABD : Ankara Barosu Dergisi Art : Arlikel ATAD : Avrupa Toplulukları Adalet Divanı b. : bend BK. : Borçlar Kanunu bkz. : bakınız C. : Cill e. : cümle h. : Esas H.C.C : Euoropcaıı Commcrcial Cases F..C.R : European Court Rcport I'İSHKHY : Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmcl FSF.K : Fikir ve Sanal Eserleri Kanunu Hl'.MK : Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu İYUK : idari Yargılama Usulü Kanunu K. : Karar m. : madde MK. : Medeni Kanun RG. : Resmi Gazele RTÜK : Radyo Televizyon Üst Kurulu sh. : sahit'e S. : Sayı TBBD : Türkiye Barolar Birliği Dergisi TTK. : Türk Ticaret Kanunu YKD. : Yargıtay Kararları Dergisi \ b. : ve benzeri