BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 12. DÖNEM

Benzer belgeler
BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 7. DÖNEM

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

> > ADAM - Yalnız... Şeyi anlamadım : ADAMIN ismi Ahmet değil ama biz şimdilik

Yönetici tarafından yazıldı Çarşamba, 09 Eylül :41 - Son Güncelleme Çarşamba, 09 Eylül :10

DUYGU ODAKLI ÇİFT TERAPİSİ

ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 8. DÖNEM

TRSM de Rehabilitasyonun

EMDR GÖZ HAREKETLERİ İLE SİSTEMATİK DUYARSIZLAŞTIRMA VE YENİDEN İŞLEME. (Eye Movement Desensitization and Reprossesing)

Böbrek Hastalıklarında Yaşanan Ruhsal Sıkıntılar; Yaşamı Nasıl Güzelleştirebiliriz? Prof.Dr.Oğuz Karamustafalıoğlu Üsküdar Üniversitesi

ΕΘΝΙΚΟ & ΚΑΠΟΔΙΣΤΡΙΑΚΟ ΠΑΝΕΠΙΣΤΗΜΙΟ ΑΘΗΝΩΝ ΤΜΗΜΑ ΤΟΥΡΚΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ ΚΑΙ ΣΥΓΧΡΟΝΩΝ ΑΣΙΑΤΙΚΩΝ ΣΠΟΥΔΩΝ Μάθηµα : ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ II ΔΕΞΙΟΤΗΤΕΣ ΣΤΟΝ

UFACIK TEFECİK KURBAĞACIK

Asuman Beksarı. Türkiye nin İlk ve Tek Kadın Karides Yetiştiricisi. Yaşamdan Kesitler Sema Erdoğan. J. Keth Moorhead

ERGENLERDE İNTERNET BAĞIMLILIĞI

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 7. DÖNEM

Hastalarla Ortaklık. Dikkat Eksikliği Sendromu. ESOGÜ Tıp Fak. Psikiyatri A.D. Dr.Ş.Soner ÖZDEMİR

Öğrencilerin çektiği fotokopiye yasal formül şart!

Sigara sağlığa zararlı olmasına rağmen birçok kişi bunu bile bile sigara kullanmaktadır. En yaygın görülen zararlı alışkanlıkların içinde en başı

Web adresi. Psikolojiye Giriş. Bu Senin Beynin! Ders 2. Değerlendirme. Diğer şeyler. Bağlantıya geçme. Nasıl iyi yapılır. Arasınav (%30) Final (%35)

Şimdi olayı şöyle düşünün. Temel ile Dursun iddiaya giriyor. Temel diyor ki

Soðaným da kar gibi Elma gibi, nar gibi Kim demiþ acý diye, Cücüðü var bal gibi

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 11. DÖNEM

Yaz l Bas n n Gelece i

ÇOCUKLARDA VE ERGENLERDE İNTİHAR GİRİŞİMİ

þimdi sana iþim düþtü. Uzat bana elini de birlikte çocuklara güzel öyküler yazalým.

Yetişkin Psikopatolojisi. Doç. Dr. Mehmet Akif Ersoy Ege Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Bornova İZMİR

Kulenizin en üstüne koşup atlar mısınız? Tabii ki, hayır. Düşmanınıza güvenip onun söylediklerini yapmak akılsızca olur.

Kadınların Çalışma Deneyimleri

Asker hemen komutanı süzerek cevap vermiş; 1,78! Komutan şaşırmış;

RUH SAĞLIĞI ALANINDA ÇALIŞAN MESLEKLER

ZARARLI ALIŞKANLIKLAR

KANSER HASTALIĞINDA PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ & DEPRESYON. Uzm. İletişim Deniz DOĞAN Liyezon Psikiyatri Yük.Hem.

ANOREKTAL MALFORMASYON DERNEĞİ

SRA Versiyon Şubat 2001

ÇAYLAK. Çevresinde güzel bahçeleri olan bir villaydı.

Hazırlayan: Saide Nur Dikmen

O sabah minik kuşların sesleriyle uyandı Melek. Yatağından kalktı ve pencereden dışarıya baktı. Hava çok güzeldi. Güneşin ışıkları Melek e sevinç

TATÍLDE. Biz, Ísveç`in Stockholm kentinde oturuyoruz. Yılın bir ayını Türkiye`de izin yaparak geçiririz.

Bilinen hikayedir. Adamın biri, akıl hastanesinin parmaklıklarına yaklaşmış. İçeride gördüğü deliye:

Mikroorganizmalar gıda üretiminde en önemli tehlike veya tehlike kaynaklarıdır. Hayatımızda da önemli yere sahip olan bu canlılar hakkında genel

UYGULAMALI SOSYAL PSİKOLOJİ (Baron, Byrne ve Suls, 1989; Bilgin, 1999) PSİ354 - Prof.Dr. Hacer HARLAK

EK-2 CUMHURĠYET ÜNĠVERSĠTESĠ TIP FAKÜLTESĠ PSĠKĠYATRĠ ANABĠLĠM DALI DERS BĠLGĠLERĠ FORMU

KASIM AYI 4 YAŞ GRUBU AYLIK BÜLTENİ

DUYGUSAL ZEKA. Birbirinden tamamen farklı bu iki kavrama tarzı, zihinsel yaşantımızı oluşturmak için etkileşim halindedirler.

9. Sigarayı bırakma zamanı

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

GELİŞİMSEL NÖROBİYOLOJİ VE BAĞLANMA KURAMI. Dr. Allan N. SCHORE

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Refik Durbaş. Öykü KURABİYE EV. Resimleyen: Burcu Yılmaz

Son 2 yıl içinde ilaç endüstrisiyle kongre sponsorluğu dışında bağlantım olmamıştır.

Kızla İlk Buluşmada Nasıl Sohbet Edilir? Hızlı Bağ Kurma Teknikleri

Yayınevi Sertifika No: Yayın No: 220 HALİM SELİM İLE 40 HADİS

Bölüm: 11 Manik Depresyona Özel İlaç Fikri

Okuma- Yazmaya Hazırlık. Türkçe Dil Etkinlikleri Sanat Etkinlikleri Oyunlar Müzik Ve Ritim. Fen Ve Doğa Etkinlikleri

PSİKİYATRİDE KÜLTÜREL FORMÜLASYON. Prof. Dr. Can Cimilli DEÜTF Psikiyatri AD

Sigaranın Vücudumuza Zararları

Ruhsal Bozukluklar ile İlgili Sık Görülen Yanlış İnançlar ve Gerçekler. Osman SEZGİN

Ruhsal Travma Değerlendirme Formu. APHB protokolü çerçevesinde Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) tarafından hazırlanmıştır

ÇAĞDAŞ DÜNYA EDEBİYATI. Goscinny / Sempé. Öykü PITIRCIK KÜÇÜK PITIRCIK. Çeviren: Vivet Kanetti. 29. basım

TEMEL, İLK 3 YILDA ATILIYOR!

TABURCUYUZ, YA SONRASI?

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi Aile Bülteni SINIRLAR VE DİSİPLİN

İçerik. Duygunun Tanımı Bileşenleri Sınıflandırması Duyguların ifadesi Duygular ve psikosomatik bozukluklar Duygusal Zeka testi

İçİnDEkİLER Bölüm 1 İÇKİLER 1

MADDE BAĞIMLILIĞINDAN KORUNMA

Kişilerarası Nörobiyoloji ye Giriş

UÇUŞ KORKUSUNUN SEBEPLERİ. Kontrolü kaybetme korkusu. Kaçıp kurtulmanın mümkün olmadığı yerde panik atak geçirme korkusu.

Beyni geliştirmek ve zekâmızı parlatmak mümkün. Beyin, yeni bilgiler ve beyin faaliyetleri ile gelişir ve büyür.

Palyatif Bakım Hastalarında Sık Gözlenen Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yaklaşımları

Dersin adı: Elektif (Çocuk Psikiyatrisi) Görüşme Saatleri: Salı:14:00-15:00

Anksiyete ve gerginlik veya endişe. Eminim bunu son zamanlarda hepimiz yaşıyoruz.

Lütfen her maddeyi dikkatlice okuyun. Soruları boş bırakmayın, kendinizi en yakın hissettiğiniz tek bir şıkkı işaretleyin. Ortaokulu bitirmiş

ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI. Süleyman Bulut. Bilmece ŞİPŞAK BİLMECELER DEYİM VE ATASÖZLERİ. 2. basım. Resimleyen: Ferit Avcı

T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PSİKİYATRİ ANABİLİM DALI EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DÖNEM V PSİKİYATRİ STAJ DERS PROGRAMI

Her hakkı saklıdır. Ticarî amaç ile basılamaz ve çoğaltılamaz. Copyright

PSİKOLOJİK BOZUKLUKLAR. PSİ154 - PSİ162 Doç.Dr. Hacer HARLAK

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM

BİRLEŞTİRİLMİŞ PSİKOTERAPİ. Jeffrey J. MAGNAVITA, PhD, ABPP

Hiçbir zaman yaşamıyoruz, sadece yaşamayı umuyoruz. Hep mutlu olmayı bekliyoruz dört gözle ve olamıyoruz, hiçbir zaman, ne çare...

KERNBERG GÜNLERİ-II. Otto F. KERNBERG AKTARIM ODAKLI PSİKOTERAPİ. Atölye Çalışması Metinleri. Psikoterapi Enstitüsü

Klinik Psikoloji: Ruh Hali Rahatsızlıkları. Psikolojiye Giriş. Günümüz Kriterleri. Anormallik nedir?

Ayrıca sinirler arasındaki iletişimi sağlayan beyindeki bazı kimyasal maddelerin üretimi de azalır.

Hem. Dr. SONGÜL KAMIŞLI Hacettepe Üniversitesi Kanser Enstitüsü Prevantif Onkoloji A.B.D. Psikososyal Onkoloji Birimi

Bloomberg Businessweek. BASINDA GeniuSpy. Zihni Birleştirir, Zekâyı Geliştirir 1/6

DİKKAT VE DİKKAT TOPLAMA ADEM TOLUNAY ANADOLU LİSESİ REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA SERVİSİ

Santral (merkezi) sinir sistemi

:48 FİLİZ ESEN-BİROL BAŞARAN

1000 ml sulu çözeltide 667 gram laktüloz

MADDE BAĞIMLILIĞI SEMİNERİ (SİGARA, ALKOL KULLANIMI VE KORUNMA YOLLARI) SELÇUK ÖZTÜRK PSİKOLOJİK DANIŞMAN ve REHBER ÖĞRETMEN

KULLANMA TALİMATI. Etkin madde: Her bir film tablette 5 mg Levosetirizin dihidroklorür

Bilgi güçtür. Sevdiğiniz kişiyi dinleyin ve kendinizi eğitin.

Yüz Nakli Doktorları Birbirine Düşürdü

Alt Üst Modern Sanat Enstalasyonu

Kafkasya ve Türkiye Zor Arazide Komfluluk Siyaseti

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA

T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ PSİKİYATRİ ANABİLİM DALI EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI DÖNEM V PSİKİYATRİ STAJ DERS PROGRAMI

Bilgin Adalı HEYECANLI KİTAPLAR. Serüven. Resimleyen: Mustafa Delioğlu SÜMBÜLLÜ KÖŞK

5. SINIF 4.GRUP 4. KURUL RUH SAĞLIĞI, TIP ETİĞİ, TIP HUKUKU, ADLİ TIP, KLİNİK FARMAKOLOJİ

ANKET. Katılımcı ZORGVRAGER

7. D Ö N E M H İ P N O Z E Ğ İ T İ M İ Eylül

yemyeşil bir parkın içinden geçerek siteye giriyorsunuz. Yolunuzun üstünde mutlaka birkaç sincaba rastlıyorsunuz. Ağaçlara tırmanan, dallardan

Transkript:

BÜTÜNCÜL PSİKOTERAPİ 12. DÖNEM EKİM DERS NOTLARI Editör Dr. Tahir ÖZAKKAŞ i

Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları: 181 Bütüncül Psikoterapi 12. Dönem Ekim 2013 Ders Notları ISBN 978-605-9137-03-4 Copyright Psikoterapi Enstitüsü Tüm hakları saklıdır. Yayıncının izni olmaksızın tümüyle veya kısmen yayımlanamaz, kısmen de olsa çoğaltılamaz ve elektronik ortamlarda yayımlanamaz. Birinci baskı: Eylül 2015 Editör: Tahir Özakkaş Yayıma hazırlayan: Sevgi Akkoyun Katkıda Bulunanlar: Mehmet Aslan, Gökhan Sönmez Baskı: Acar Matbaacılık Prom. ve Yayın. San. ve Tic. Ltd. Şti. Litros Yolu Fatih Sanayi Sitesi No:12/243 Zeytinburnu - İstanbul Tel: 0212 613 40 41 PSİKOTERAPİ ENSTİTÜSÜ EĞİTİM ARAŞTIRMA SAĞLIK ORGANİZASYON VE DANIŞMANLIK LTD. ŞTİ. Eğitim ve Kongre Merkezi: Fatih Sultan Mehmet Cad. No:285 Darıca-KOCAELİ Tel : 0262 653 6699 Fax : 0262 653 5345 Merkez: Bağdat Caddesi No: 540/8 Bostancı-İSTANBUL / TÜRKİYE Tel : 0216 464 3119 Fax : 0216 464 3102 www.psikoterapi.com - www.psikoterapi.org - www.hipnoz.com ii

SUNUŞ nsanlık tarihi boyunca, her toplumda psikolojik rahatsızlıkları İ tedavi etmeye yönelik girişimler olmuştur. Bu alanda yapılan girişimler sonucu ortaya çıkan pek çok farklı ekolün savunucuları, kendi ekollerini yüceltme ve diğer ekolleri küçümseyerek ötekileştirme yoluna gitmiştir. Ancak buna rağmen farklı yaklaşımlardan bilgiler edinerek kuramını zenginleştirmeye ve bu alanda çalışmalar yapmaya başlayan öncü terapistler, psikoterapide bütünleşmeyi sağlayarak alandaki bölünmeleri büyük oranda azaltmıştır. Bütüncül psikoterapi, hastanın bilişlerinin, davranışlarının, kişiliğinin ve duygusal süreçlerinin yeniden düzenlemesine yardımcı olmak için pek çok farklı ekolden faydalanarak daha gerçekçi, uyumlu ve esnek bir çalışma alanı sunar. Eğitimini verdiğimiz bütüncül psikoterapi, zaman zaman eklektik ve asimilatif, genellikle de entegratif ve ortak faktörler üzerine kurulmuş bütüncül bir yaklaşımı içerir. Bireye, teori odaklı değil danışan odaklı bakmaya çalışan bütüncül psikoterapiler, farklı yaklaşımların bileşenlerini bir araya getirerek terapisti geniş bir vizyona ulaştırır. Bu amaçtan yola çıkarak, çeşitli bilimsel etkinlik, araştırma, eğitim ve yayın çalışmalarıyla, ülkemizde bütüncül psikoterapi uygulamalarının gelişimine öncülük etmekten gurur duyuyoruz. Elinizdeki bu ders notları, ruhsal bozuklukların tedavisinde tek bir psikoterapi yaklaşımına bağlı kalmaktansa elindeki veriyi kullanarak uygulanabilecek en iyi tekniği ve teoriyi arayan bütüncül yaklaşımlı terapistler yetiştirme adına verilen Bütüncül Psikoterapi Teorik iii

Eğitimi 12. Grubunun Ekim ayı deşifrelerini sunmaktadır. Bu ders notları, eğitim deşifresinin derlemesi olma özelliğiyle dünyada eşi benzeri görülmemiş bir yayın niteliği de taşımaktadır. Bu ders notlarında kişilik bozukluklarının incelenmesi, DSM, ICD, psikiyatrik bozukluklar, akut stres bozukluğu, psikozlar ve duygudurum bozuklukları, cinsel işlev bozuklukları, cinsel sapkınlıklar ve cinsel saplantılar konuları ele alınmaktadır. Bütüncül psikoterapiler de insanın ruhsal yapısının gelişiminde olduğu gibi zamanla özerkleşecek, bireyselleşecek ve ayrışarak psikoterapi ruhunu ayakta tutacaktır. Psikoterapi uygulayıcıları için önemli olduğunu düşündüğümüz bu eğitim ders notlarını, sizlerin ilgisine sunmaktan kıvanç duymaktayız. Keyifli okumalar dileriz Tahir ÖZAKKAŞ Psikoterapi Enstitüsü Başkanı iv

İ Ç İ N D E K İ L E R 11 EKİM 2013 1. GÜN 1 HASTALIK VE BOZUKLUK ARASINDAKİ FARK... 3 2 DSM VE ICD... 45 3 KİŞİLİK BOZUKLUKLARININ İNCELENMESİ... 71 4 KİŞİLİK BOZUKLUKLARININ İNCELENMESİNE DEVAM... 104 12 EKİM 2013 2. GÜN 5 PSİKİYATRİK BOZUKLUKLAR... 145 6 PSİKİYATRİK BOZUKLUKLAR... 186 7 PSİKİYATRİK BOZUKLUKLAR... 246 8 AKUT STRES BOZUKLUĞU... 289 13 EKİM 2013 3. GÜN 9 PSİKOZLAR VE DUYGUDURUM BOZUKLULKARI... 327 10 DUYGU DURUM BOZUKLUKLARI... 381 11 CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI VE CİNSEL SAPKINLIKLAR... 415 12 CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI ve CİNSEL SAPLANTILAR... 465 D İ Z İ N... 503 v

11 Ekim 2013 1. GÜN

1 HASTALIK VE BOZUKLUK ARASINDAKİ FARK Yoklama alınıyor. T ahir Özakkaş: Bu ayki konumuz hastalıklar. Hastalık ne demektir arkadaşlar bilen var mı? Kursiyer: Günlük yaşantımızı etkileyen durumlar. Tahir Özakkaş: Bunlara hastalık demiyoruz. Günlük yaşamımızı etkileyen şeylere hastalık demiyoruz. Bu söylediğin Hastalık ne değildir? sorusunun cevabı. Peki, bir daha düşün bakalım, hastalık nedir? Kursiyer: Hayatımızı zorlaştıran Tahir Özakkaş: Mesela savaş. Savaş hayatımızı çok zorlaştırır. Suriye de savaş var, hepsi hasta mı? Deprem oldu, hepsi hasta mı? Kursiyer Z.: Fiziksel, ruhsal bütün yönleriyle etkileyecek Tahir Özakkaş: Ne demek o? Kursiyer N.: Sağlıklı olmama hali değil midir hastalık? Tahir Özakkaş: Sağlıklı olmak nedir? Kursiyer H. Sen söyle. Kursiyer H.: Sağlığın olmadığı durumlara hastalık denir.

Tahir Özakkaş: Sağlık nedir? Kursiyer M.: Kişinin kendisini iyi hissetmesi. Tahir Özakkaş: Eroin alıyorum çok iyi hissediyorum, alkol alıyorum çok iyi hissediyorum, dağ başında inzivaya çekiliyorum, mağarada kalıyorum aylarca ve yıllarca kendimi çok iyi hissediyorum. Kursiyer: Normalden sapma mı? Tahir Özakkaş: Neye göre? Bissu rahipleri 4 cinsi normal kabul ediyor. Bir kısmını da kutsuyorlar. Normal ne? Kursiyer B.: Hatırladığım bir tanım var da Tahir Özakkaş: Söyle hatırladığın tanımı, korkma. Dikkat edersen aslında bir şey bilmiyoruz. Bilmediğimizi bilmemiz gerekiyor. Dünya da bilmiyor çünkü. Yani bizim cahilliğimizden değil, bu dünyanın cahilliğinden kaynaklanan bir şey, ona bakacağız. Çünkü tanımlanmamış bir şey aslında. Tıbbi olarak tanımlanmış, onu konuşacağız. Kursiyer B.: Sağlık insanın ruhen, bedenen ve sosyal durumunun tam bir iyilik halinde ve uyum içerisinde olmasıdır diye öğrenmiştik. Hastalık da bu durumun olmamasıdır diye düşünüyorum. Tahir Özakkaş: Evet, en bilimsel tarifi, en nesnel tarifi yaptın. Bu dünya sağlık teşkilatının sağlık tanımı. İnsanın kendisini bedenen, ruhen ve sosyal olarak tam bir iyilik hali içerisinde hissetmesidir, bu sağlık. Peki, hastalık nedir dediğimizde bunun tanımı yok. Neden yok? Çünkü dünya sağlık teşkilatı sağlığı tanımlarken işin sadece bedensel boyutu değil ruhsal boyutunu ve sosyal boyutunu da, yani sosyal devlet boyutunu da, çevre boyutunu da etkileyerek komple bir kişinin iyi olduğu. Yani çok iyisiniz, bedenen iyisiniz, ruhen iyisiniz ama yan tarafta da ahırlardan ineklerin 4 12. BPT EKİM DERS NOTLARI

kokuları geliyor ve oradan çıkan sivrisinekler balkonunuza hücum ediyor. Eve geliyorsunuz, ayaklarınızı uzatacaksınız, habire pencereden sivrisinekler hücum ediyor. Yan tarafınızda belediye ahır açmış, ruhsat vermiş, şehir merkezinde böyle bir şeyle karşı karşıyasınız. Hastalanıyorsunuz, çevrenizde hastane yok, doktor yok, doğum yapacak ebe yok. Peki, şimdi sosyal olarak iyi misiniz? Hastalık tanımı maalesef bizim ilgilendiğimiz alanda, ruh sağlığı alanında pek yok. Bildiğimiz hastalık, etyopatogenezi belli olan, yani sebebi belli olan, süreci belli olan, gelişme şekli belli olan, insan bedeninde meydana gelmiş olan arızalara hastalık diyoruz. Yani bir şeye hastalık diyebilmemiz için hastalığının sebebini bilmemiz lazım, bedende nasıl geliştiğini bilmemiz lazım, nasıl sonuçlar yarattığını bilmemiz lazım, eğer varsa buna uygun tedavi yöntemleri geliştirmemiz demektir. Peki, bu manada bizim iyilik halimizi bozan hadiselere hastalık diyebilir miyiz? Elbette hastalık iyilik halimizi bozar ama her iyilik halimizi bozan şeye hastalık demiyoruz. O zaman tıbbi -medikal- anlamda hastalık; sebebi belli olan, bir patojen olacak, bu patojen insan bedenine nüfuz edecek, nüfuz etmesi sonucu insan bedeninde belirli yerlerde, bildiğimiz belirli arızalar meydana getirecek, buna bağlı ya organ kaybı ya da fonksiyon kaybı gibi kayıplar ortaya çıkacak ve bu tablo herkeste aynı şekilde seyredecek, buna hastalık diyoruz. Bu hastalığın tedavisini tıp buluyorsa bir takım ilaçlarla, cerrahi yöntemlerle ve rehabilitasyonla onu tedavi edecek. Tedavi ikinci kısımda. Ama önce hastalığın ne olduğunun tanımlanması gerekiyor. Mesela, bademcik iltihabı bir hastalık mıdır? Kursiyerler: Evet. Hastalık ve Bozukluk Arasındaki Fark 5

Tahir Özakkaş: Evet. Tonsillit bir hastalıktır. Çünkü tonsillit dediğimiz hastalık belirli mikro organizmaların insanın bademciklerine gelip oturmasıdır. Mesela beta hemolitik streptokok, bu insan bedenine girdiğinde belirli bölgelere oturuyor, belirli bölgelerde insan vücudundaki malzemeyi alarak bademciklerimizde kendisini çoğaltıyor -çoğaltma şeklini biliyoruz, o bölgeleri şişiriyor- ardından kana karışıyor, ardından bir takım hastalıklara neden olabilecek -romatizmal hastalıklar olabiliyor- tüm kanı zehirleyerek sepsis dediğimiz bir tabloyla insanı öldürebiliyor. Patojen belli, beta hemolitik streptokok. Öncelikle nereye oturuyormuş, bademciklere oturuyormuş. Bademciklerde nasıl çoğalıyormuş, insan vücudundaki maddeleri toplayarak, kendini ikiye katlayarak geometrik bir artışla her yeri biranda istila ediyor. Eğer kişinin direnci onları bademciklerde tutmaya yetmez ise yavaş yavaş vücudun muhtelif diğer yerlerine dağılıyor. Kalp romatizması yapabilir, eklem romatizması yapabilir, beyne oturabilir, buna bağlı insanların hayatlarını mahvedebilecek ve ömür boyu devam edebilecek olan ağır kayıplara neden olacak bir patoloji yaratır basit bir bademcik iltihabı. Bugün görmüş olduğunuz eklemleri sakat olan arkadaşlarımız kardiyolojiye, kalp bölümlerine giderek kalp kasları, kalp kapakları büzülmüş olan arkadaşlarımız, eli kolu tutmayan ceketinin düğmesini kapatamayan arkadaşlarımızın problemlerinin temel nedeni zamanında - çocukluğunda- tedavi edilmemiş olan bademcik iltihaplarının kana yayılarak, kanda vücudun belirli bölgelerine -kalp kapaklarına, beyne, eklem yerlerine- oturması gibi bir takım tablolara neden oluyor. Sebebini biliyoruz, gelişmesini biliyoruz. Mesela 12-13 yaşında çocuk polikliniğe geliyor bakıyoruz mafsalı şişmiş. Geçen hafta öbür mafsalım şişmişti diyor sağ ayağını gösteriyor, elinizi dokunuyorsunuz sıcaklık var, şişkinlik var, ço- 6 12. BPT EKİM DERS NOTLARI

cuk yürüyemiyor. Öbüründe vardı geçti buda geçecek diyor. Bir hafta on gün önce bir boğaz iltihabı geçirdin mi sen diyoruz. Evet, geçirdim. Şişmişti ama o da geçti. diyor. O geçmedi, bütün vücudu sardı. Çocuğun eklem romatizmaları oldu, belki bir müddet sonra kalbe gidip oturacak. Çok acilen tedaviye alınması lazım. Halk arasında bunlar bilinmediği için aa geçiyor. dendikten sonra ağır darbelerle karşımıza gelen hastalıklardır. Bu biyolojik bir hastalık. Veya böbreklerimizdeki nefrit dediğimiz böbrek bölgesinin iltihabı, sistit dediğimiz idrar yollarının iltihabı gibi hastalıklar. Bunların hepsinin patojen mikro organizmaları bellidir, nedenselliği bellidir, vücutta nasıl geliştiği ve nasıl seyrettiği bellidir. Beta hemolitik streptokokların vücudumuzda, bademciklerde nasıl çoğaldığını bildiğimiz için ona karşı ilaç geliştirdik. Bu ilaç onun gelişim ve dönüşüm seyri olan kendisini çoğaltmasıyla ilgili, kendisini doğurmasıyla ilgili aşamanın bir noktasında araya giriyor ve araya girdiğinden itibaren iletişim duruyor. Yani mesela bir bactrim dediğimiz ilacı veriyoruz, beta hemolitik streptokoklarla oluşmuş olan tonsillit iltihabına o mikro organizmanın orada durmasını, çoğalmasını engelliyor. Onların zaten belirli bir ömrü var, o ömür içerisinde mevcut mikroorganizmalarda kendilerini çoğaltamadığı için ölüp gidiyor. Tedavisi de belli, patojen belli, süreç belli ve tedavisi belli. Buna ne diyoruz o zaman? Hastalık diyoruz. Peki, psikiyatride bana bir hastalık söyleyin ki sebebi belli olsun, vücutta nereye etki ettiği ve nasıl tahribat yaptığı belli olsun, bu tahribatın sonunda nasıl sonuçlar çıktı ve insanların hepsinde aynı sonuçları yarattığı, belirli tedavi yöntemleri ile de tedavi edildiğini bana söyleyin. Kursiyer Y.: Şizofreni. Tahir Özakkaş: Şizofreninin sebebi belli mi? Hastalık ve Bozukluk Arasındaki Fark 7

Kursiyer N.: Beyinle alakalı değil mi? Kursiyer Y.: Dopamin değil mi? Tahir Özakkaş: Daha tıp bulamadı, sen bulduysan benim haberim yok. Kursiyer Y.: Dopamin olduğu söylenmiyor mu? Tahir Özakkaş: Öyle olduğu söyleniyor, rivayet var. Onun gibi on bin tane rivayet var. Gördüğünüz gibi psikiyatriye gelince duruyoruz. Orada atış serbest. En tehlikeli nokta burası. İnsanların vicdanına bırakılmış teşhisler ortaya çıkıyor. Bu ay konuşacağımız konu bu. Demek ki psikiyatride çok az hastalık var ki sebebi belli. Sebebi belli olan hastalıklar medeniyetin oluşturduğu hastalıklar. Nedir mesela? Kursiyer 1.: Stres. Kursiyer 2.: Depresyon. Kursiyer 3.: Panik depresif. Tahir Özakkaş: Atın, atın. Kursiyer 4.: Kanser. Tahir Özakkaş: Kanser ile psikiyatrinin ne alakası var arkadaşlar? Yapmayın. İşte medeniyet neyi oluşturdu? Mesela xanax ı oluşturdu mu medeniyet? Kursiyerler: Oluşturdu. Tahir Özakkaş: Xanax ı aldığı zaman adam buna bağımlı hale geldi mi? Kursiyerler: Evet. 8 12. BPT EKİM DERS NOTLARI

Tahir Özakkaş: Xanax ın nereye etki ettiğini biliyor muyuz? Xanax ı kullandıkça beynin nasıl tahrip olduğunu ve nasıl bağımlı hale geldiğini biliyor muyuz? Bıraktığı zaman xanax ın çekilmesine bağlı. O zaman ne yazacağız? Xanax a bağlı anksiyete bozukluğu. Peki, kafeini kim üretti? Kursiyerler: Medeniyet. Tahir Özakkaş: Kafeini çok içen birisi kafeine bağımlı hale geliyor mu? Kafeine bağlı olunca eli kolu titriyor mu? Dopaminerjik sistemler aktive oluyor mu? Serotonerjik sistemler aktive oluyor mu? Sebebi belli mi? Vücutta etki ettiği yer belli mi? Gelişimi belli mi? Klinik tablosu belli mi? Kullanılan ilaçlar L-Dopa, fensiklidin, birtakım anti depresif ilaçlar, birtakım dâhiliye ilaçları, bunlara bağlı olarak vücutta psikolojik tepkiler ortaya çıkıyor mu? Çıkmıyor. Etkeni belli mi? Belli. O zaman baktığımız zaman psikiyatride daha çok hastalık diyebileceğiniz şeyler medeniyetin eli ile oluşturulmuş bir takım kimyasal ajanların insanların bedenlerine verilmesi sonucunda ruhsal yapılarında meydana gelen tahribatlar var. Yani LSD (Lizerjik asit dietilamidi) kullanıyor, başlıyor hayaller görmeye, halüsinasyonlar. Alkol kullanıyor kullanıyor alkolik oluyor. Arkasından alkol paranoyası geliyor. Baktığımızda birtakım metabolik veya kimyasal nedenlerle ortaya çıkan tabloları tanımlayabiliyoruz. Ama şizofreni, şizofreninin sebebini hala bilmiyoruz. Sonuçta verilen karar genetik-çevre etkileşimleri ile ortaya çıktığı düşünülüyor. Beyni nasıl etkiliyor? Teoriler var. Yüzlerce, binlerce teori var. Bilim adamları inanılmaz çalışıyor ama basit bir beta hemolitik streptokok gibi olayı netleştiremiyor. Sifilisi duydunuz mu arkadaşlar? Kursiyer B.: Frengi. Hastalık ve Bozukluk Arasındaki Fark 9

Tahir Özakkaş: Kaç kişi biliyor frengi hastalığını? Pek az kişi biliyor. Yani aslında hepimiz biliyoruz ama yarım kalkıyor parmaklar. Frengi hastalığı eskiden bilinen bir hastalık değildi. Özellikle XVII. ve XVIII. yüzyılda inanılmaz bir şekilde insanları mahveden bir hastalıktı ve frenginin vücudun her yerinde ayrı ayrı arazları vardı. Cinsel bölgede vardı, vücut bölgesinde vardı, deri bölgesinde, ağız bölgesinde, organlarda Eskiden bunların her biri ayrı bir hastalık olarak tanılanıyordu. Yıllar sonra sizin gibi çok değerli bir bilim adamı mikroskobun altında bakıp da sifilis denen mikrobu ortaya çıkardıktan sonra bu mikrobun vücudun her yerinde farklı farklı tablolar ortaya çıkarıyor, tek bir etken vardır bu etkene bağlı olarak etkeni kesici bir ilaç verdiğinizde vücuttaki tüm belirtiler ortadan kalkıyor ve sifilisten kurtuluyor insan. Cinsel yolla bulaşan hastalıktır biliyorsunuz. Bu mikrobu bulunca anladık ki vücudun muhtelif yerlerinde ayrı ayrı hastalıklar yokmuş, tek bir hastalığın bir mikroba bağlı vücudun muhtelif yerlerindeki tepkisiymiş. Şimdi birtakım ruhsal hastalıkların kaynağı da yarın belki de bir mikrop çıkacak. 20 yıl süreyle insanların midelerindeki gastritleri ve ülserleri anti asitlerle, sütlerle, ardından tagamet dediğimiz cimetidine ile ranitidine ile tedavi ettim, son yıllarda efendim bir bakteri var midede bu bakterinin çoğalmasına bağlı dediler. Ne kadar doğru onu da bilmiyorum ama bakteriye bağladılar. Helikobaktere bağladılar. Vücudun normal florasında bulunan bir şey. Peki, bizim 20-30 yıllık tedaviler nereye gitti? Bilim böyle bir şey. Bizim fakülteye başladığımız ilk yıllarda cerrahi kliniklerinde önce mideyi komple alırlardı, böyle başladık fakülteye. Eğer ülserseniz mideniz gitti. İki taraftan keserler, bağırsağa bağlarlar. Ülseriniz var efendim bu önemli bir vaka. Anadolu insanının yarısının midesi yok. Ondan sonra dumping sendromu diye özel hastalık 10 12. BPT EKİM DERS NOTLARI

çıktı. Hastalık, sebebi belli. Kestik mideyi, direkt olarak gıdalar bağırsağa ince bir anda kana karışıyor, kana karışınca insülin salınıyor, ardından pat diye insülinin fazla salınması hipoglisemik şoka sebep oluyor. İnsanlar şok halinde bize geliyorlar. Ne o, Ameliyat oldum. Ne zaman, geçen sene. Biraz yemeği fazla yersem hocam böyle oluyor. Doktorların kazaya uğrattığı binlerce insan. Bilim adına, araştırma adına. Bunun hepsini almayalım Amerika, Avrupa bu işten vazgeçti. Midenin 1/3 ünü alalım dediler. Midenin 1/3 ünü birini aldılar. Ardından biz midenin 1/3 ünü alıyoruz ama bu olmaz dediler. Bunu alt barsak ile anastomoz yapalım, kısa pasaj geçişi olsun dediler. Uğraştılar uğraştılar sonunda bulduk dediler, bütün mideyi bu şekilde aşırı aktive eden sistem valgus dediğimiz sinirin aşırı uyarılmasından kaynaklanıyor. Biz valgusu kesersek, sinirin ucunu kesersek midedeki asit salgısı azalır dediler. Allah orada bir sinir yaratmış. Keyfine mi yaratmış onu? O midyeyi keyfine mi yapmış? Bir kaynağı anla sen. Ezbere bu seferde bir on yıl valgus sinirini kestiler. Hastalar çok rahatladı, çünkü uyarmıyorlar. O kadar yan etkileri çıktı ki. Meğerse bizim bu helikobaktermiş hepsi. Ondan sonra dediler ki; yahu alakası var! Bu midedeki lokal bölgede bir asit salınımı fazlalığı nedeniyle oluşuyor. Biz kimyasal bir şekilde lokal bölgelere vereceğimiz ilaçla düzeltiriz dediler. Antiasit dediğimiz ilaçlar başladı. Fakat bunların rebound etkileri insanları önce alıyorlar yatıştırıyorlar, mide iki katı asit salgılıyor. Önce süt için dedik, süt yatıştırır dedik. Süt içiyor, asit 2 katı aktif oluyor. Bu yıllarca devam etti. Bunlar hep bilim adına yapıldı. Çok bilimsel reçeteler yazıldı. Hele o tagamet dediğimiz cimetidine çıktığında o kadar pahalıydı ki kutusu. Yani Türkiye nin herhalde sağlık bütçesinin büyük bir kısmı ranitidine ile cimetidine gitti o yıllarda. Ne adına? Bilim Hastalık ve Bozukluk Arasındaki Fark 11

adına. Çok bilimsel araştırmalar, projeler, böyle böyle kitaplar dağıttılar bize, kitle araştırmaları, bölge araştırmaları, insanların ne kadar iyileştiğine dair kanıtlar kanıtlar kanıtlar kanıtlar... Pilor 1 ameliyatı, pilor 2 ameliyatı dediğimiz midenin yarısını mı alalım, çeyreğini mi alalım, valgusu mu keselim diye inanılmaz kanıtlar kanıtlar, bunların hepsi bilimsel. Buna karşı gelende anti-bilimsel. Şimdi buradan geldik bugün helikobakter dediğimiz bir mikrop çıktı. Bugün şizofreni dediğimiz hastalığın ne olduğunu bilmiyoruz. Bipolar bozukluğun ne olduğunu bilmiyoruz. Yarın birisi bir mikrop bulur da, bugüne kadar bilinmeyen bir mikroorganizmayı bulur da şizofreni tablosunu oluşturduğuna dair kanıt çıkarsa hiç şaşırmayın. Onun için psikiyatride hastalık tanımı pek yok. Onun için psikiyatri elde buldukları rahatsızlıklara disorder der, bozukluk der. Bir yerde disorder kelimesi görüyorsanız İngilizce manada bozukluk kelimesi bunun hastalık olmadığını anlıyoruz ama bir klinik tablo olduğunu anlıyoruz. Yani hastalık halinde gelişebilmesi için bütün bu klinik tabloların, sebeplerin ne olduğunun bilinmesi gerekir. Hastalıkla bozukluk arasında böyle ince bir fark var. O zaman bu bozuklukların sebebini bilmediğimize göre yapacağımız tek şey var; sınıflandırmada benzer olanları aynı yere koymak, sınıflandırma yapmak. Şimdi bademcik hastalığına sınıflandırıyoruz, beta hemolitik streptokoklu olanlar başka etkenlerle olanlar vs. ama psikiyatrik hastalıkları neye göre sınıflandıracağız? Etkeni bilmiyoruz, ne olduğunu bilmiyoruz, her kafadan bir ses çıkıyor. Kursiyer: Sonuçlarına göre. Tahir Özakkaş: Sonuçlarına göre tabloları gruplandıralım demişler. Buna nozoloji deniliyor, sınıflandırma. Madem biz bunların 12 12. BPT EKİM DERS NOTLARI

sebebini bilmiyoruz, insanların bir grubu da rahatsız olarak bize geliyor bir şeyler anlatıyor mu, bu şikâyete bir küme olarak bakalım, benzer şikâyeti olanları bir yere yerleştirelim. Peki, benzer şikâyetlerle ilgili nereden bakacağız? Buna kim karar verecek? Bu dediğimi anladınız mı arkadaşlar? Ben anlamadım yalnız. Benzer şikâyetleri olanları, benzer durumda olanlara aynı kümeye. Bundan 50-60 yıl kadar önce heyetteydim, dedim ki şikâyetlerine göre gelen kişileri kısa boylular, uzun boylular ve orta boylular diye ayıralım olur mu dedim. Olmaz. Dediler ya bu nasıl şey öyle sınıflandırma mı olur? O zaman dedim ki 10 yaşında olanlar, 20 yaşında olanlar, 30 yaşında olanlar, 40 yaşında olanlar. Çok matematiksel yani bilimsel de bir şey. Olmaz dediler, şikâyetlerle adam geliyor. 10 yaşında gelenleri bir gruba almanın, 20 yaşında gelenleri bir gruba almanın bir anlamı yok. Peki, ne yapacağız dediler. Orta Anadolu dan gelenleri, Avrupa dan gelenleri, Amerika dan gelenleri gruplandıralım. O da olmaz. Ne önerdiysem yok dediler. İnsana bakalım nesi var gülen insanlar var, asık suratlı olanlar var, öfkeli var buna göre ayıralım. Hayır, efendim olmaz dediler. Yani ne önerdiysem ben kabul ettiremedim. Madem biz psikiyatriyle ilgileniyoruz, psikiyatri beyinle ilgilenir, beynin rahatsızlıklarıyla ilgilenir. Biz beyni çözemedik. Bademcik gibi çözebilseydik... Çünkü bademciği kesiyorsun, biçiyorsun, eziyorsun veya hayvan deneylerinde bununla ilgili çalışmalar yapıyorsun ama insan beyni hayvan beyninden farklı. Düşünüyor insan beyni ve ona bağlı farklı bir sürü şey çıkarıyor. Yani onun düzeneğini kuramıyorsunuz. Laboratuvarda araştırmasını yapamıyorsunuz. Peki, insan beyni nelerle meşgul olur ve ne yapar, insan beyninde ne ürer? Kursiyer: Düşünce. Hastalık ve Bozukluk Arasındaki Fark 13

Tahir Özakkaş: Düşünce ürer bravo. Kursiyer: Konuşma. Kursiyer: Duygu. Kursiyer: Muhakeme. Kursiyer: Hafıza. Kursiyer: İrade. Kursiyer: Düşünce. Tahir Özakkaş: Çok şey söylediniz ama gelin bunu üçe indirelim dediler. Beynin esas yaptıkları ile ilgili. Önce 3 tane büyük bir havuz yapalım dediler. Ne yapalım üçe indirip? En önemlisi ne? İnsan beyni en önemli ne yapar? Kursiyerler: Düşünür. Tahir Özakkaş: Düşünce. En önemli insan beyni başka ne yapar? Kursiyer: Duygu. Tahir Özakkaş: Duygu. 3 tane seçeceğiz ya hepsi kıymetli de. Kursiyer: Davranış. Tahir Özakkaş: Davranış, bravo. Şimdi insan beynine odaklandık, benim önerilerimin hepsi reddedildi. Uzun boylular-kısa boylular, göbekli olanlar- sıska olanlar gibi yok dediler. Kayseri den gelenler Konya dan gelenler, New York tan gelenler hayır dediler. Neye göre sınıflandıracağız? Düşünce, duygu ve davranışa göre. Bunu birisi uydurdu arkadaşlar. Fakat genel olarak mantıklı geldi insanlara ve tamam dediler. Ama mesela beta hemolitik streptokoku uydurabilir misiniz? Adam kurşunu yemiş karaciğer parçalanmış kurşunu uydurabilir misiniz? Kurşun yaralanmasına bağlı karaciğer parçalanması, çok net. Cerrah açacak onu, uygun 14 12. BPT EKİM DERS NOTLARI

şekilde dikecek dokuları, bağlayacak, kanayan yerleri durduracak, kurşunu alıp çıkacak. Hastalık da belli, uygulama da belli, tablo da belli. Peki, adam bana bir tuhaf haller oluyor, korku oluyor, yüreğim çarpıyor, başım dönüyor, huzursuz oluyorum, uykum kaçıyor diyor. Kurşun yok ortada, beta hemolitik streptokok yok, amip yok, barsaklarda solucan yok, helikobakter yok. Maden bulamıyoruz, biraz düşünce bozukluğuna benziyor. Elinin körü. Bu biraz duygu bozukluğuna benziyor. Elinin körü. Diyor ki beynin bütün fonksiyonlarını böyle indirgesek indirgesek düşünce ile ilgili kısım var, duyguyla ilgili kısım var, davranış ile ilgili kısım var. İnsanların bize getirdiği şikâyetler; ya düşüncelerini bozuyor, ya duygularını bozuyor, ya davranışlarını bozuyor, ya da üçünü birden etkiliyor. Fakat merkezi olarak bir yerden başlıyor. Mesela o zaman diyebilir miyiz beynin şu bölgesi düşünce ile ilgili. Ön tarafımız. Şurada şöyle bir yarık var, burası da hareketlerimizi sağlar. Şu kısımda duygularımızı sağlar. Geri kalan kısımda işitme, koklama, görme gibi birtakım fonksiyonlar ama esas merkezi sistem bu üç bölgede yapılan incelemelere göre. Beynimizin ön tarafı bizi düşündürür. Beynin ön tarafını kesip çıkarırsanız yaşarsınız ama düşünemezsiniz. Türkiye de çok var. Kursiyer M.: Sağ-sol loblarda görünümleri farklı ama düşüncenin, duygunun bulunduğu bölüm değil mi hocam? Tahir Özakkaş: Üç aşağı beş yukarı aynı. Gelişimde farklı. Kursiyer M.: Yani sağ lobda mesela düşünmeyle ilgili bölüm Tahir Özakkaş: Sağda da var, solda da var. Kursiyer M.: Öyle mi? Tahir Özakkaş: Evet, bunlar simetriktir. Sadece konuşma merkezi gibi bir takım merkezler var. O belirli solda olan merkezler- Hastalık ve Bozukluk Arasındaki Fark 15

dir. Konuşma merkezinin karşılığı sağda yoktur. Orası bir bozukluğa uğradığı zaman konuşma yetenekleri kaybolur ama sağ ve sol korteksler, prefrontal korteksler birlikte çalışır ama bebeğin gelişiminde ilk 2 yılda sağ prefrontal korteks, daha sonra sol bağlantıya geçer ama ağırlıklı görevleri vardır ama birbirleri ile hep paralel bir gelişimi vardır. İletişimimizin %80 ini nonverbaldir %20 si konuşmadır. Konuşma içinizde hissettiğiniz duyguyu akla büründürmek demektir. Sağ beyinden sağ beyine nasıl konuşuluyor? İki tane göz birbirine kilitlenir, nörobiyolojik bir yolaktır bu, anne ile çocuk arasında ve daha sonra hepimizin birbiri ile olan ilişkilerinde otomatik olarak milisaniyeler içerisinde, 20 ile 30 milisaniye içerisinde gözlerin içi birbirini görür. Gördüğü anadan itibaren de sistem karşılıklı kilitlenir ve iki tarafın bilgileri karşılıklı download edilir. Ardından yüzümüzde 20-30 tane kas var. Bu kasların belirli konfigürasyonlardaki duruş şekli, kültürel kodlar da dâhil buna, o insanın iç dünyasında neler olduğunu açık ve net bir şekilde milisaniyeler içerisinde bildirilir. En önemlisi de ses tınısıdır. Hiçbir şey söylemeseniz de söylediğiniz tını insanın acılı, mutlu, sıkıntılı, dingin, senden bir şey mi istiyor, bir şey mi bekliyor, hepsini ses tonu anlatır. Birde bedenin duruş şekli. Elini dokunur, vücuduna dokunur, sarmalar sarar, buradaki dokunma, kasların gerilim şekli, el tutuş şekli de yine sana binlerce mesaj ileten bir yoldur. Bunların hepsi gerçek konuşma şeklidir. Onun dışında efendim nasılsınız, ben de iyiyim, siz nasılsınız gibi konuşmalar laf ü güzaftır. İçerideki yaşadıklarınızı ve hissettiklerinizi öbürüne kelimelerle dökme yoludur. Sağ beyinde yaşanılanı sol beyinde kelimeler vasıtasıyla aktarmadır. Biz genellikle sağ beyinden sağ beyine iletişim kurarız ama birtakım insanlar sağ beynini öldürürler, sol beynin matematiksel tarafını aktifleştirirler, rasyonalite dedikleri 16 12. BPT EKİM DERS NOTLARI

fazlada gerçeklikle ilişkisi olmayan mekanik bir ilişki şekline dönüştürürler ki bunlar yaşamayan insanlardır. Önemli olan ikisini paralel kullanabilmek. Bilim heyeti olarak şey de anlaştık mı? Benim şişkolar- zayıflar diye sınıflandırmamı kabul etmediniz, burada kabul ettiğiniz şey düşünceyi dumura uğratanlar, duyguyu dumura uğratanlar, davranışı dumura uğratanlar. Düşünceyi ağır dumura uğratanlar psikozlardır. Şizofreni vs. dediğimiz hastalıklar. Psikotik hastalıklar düşünceyi bozarlar. Mantıklı, makul düşünce dediğimiz, rasyonel düşünce dediğimiz mantığın belirli kalıplar nedensellik içerisinde yaşamasını durduran bozukluklara verilen isimdir. Düşünce hafiften ağıra doğru gider. Hafifte düşünceyi toparlayamamak, bir fikre konsantre olamamak, olayı anlamlandıramamak, zihnin dağınık olması, dikkat ve iradenin toparlanamamasıyla ilgili yapıya düşünce bozukluğu diyoruz. Ama gördüğünüz gibi bunların hiçbirinin nedeni belli değil. Düşünceye en ağır şekilde dumura uğratan hastalık şizofrenidir. Şizofreni psikotik hal dediğimiz hal. Normal düşünemezler, absürt düşünceleri olur, hezeyanları olur, halüsinasyonları olur, bir sürü şey olur. Bunlarda ağırlıklı olarak bozulan şey düşüncedir. İkinci merkezimiz orta beyinden ağırlıklı olarak gelen duygu merkezidir. Bir bakıyorsun cıvıl cıvıl gelen, Kursiyer G. mutluluktan gülüyor, günaydın arkadaşlar diyor, çok keyifli, çok mutlu. Biraz kaymış ablamız. O kadar mutluluk da sabah sabah neyin nesi, hayrola, milli piyango mu çıktı diyoruz, yeni bir sevgili mi buldun ne oldu diyoruz, öbür dünyadan haber geldi sende cennetle müjdelenenlerden misin diyoruz. Yok diyor çok iyiyim, çok güzelim, hayat çok güzel çiçek böcek falan böyle tipler görürsünüz. Kursiyer: Sinir oluruz. Hastalık ve Bozukluk Arasındaki Fark 17

Tahir Özakkaş: Evet, sinir olmayın. Ben intikamımızı alıyorum, basıyorum iğneyi 2 saat sonra muma dönüyorlar. Tabi manik durumda geliyorlar. Onları aileleri getiriyor genelde. Çünkü onlar çok mutlu oldukları için kendileri gelmezler. Paralarını saçarlar, herkesle iyi geçinirler, herkese yardım ederler, her şey free yani onlarda, dükkân senin hayatlarında. Başlarına da çok iş gelir tabi. Biz iğneyi yapınca normaleşirler. Hocam o halimi bana geri ver, ben çok seviyorum o halimi derler. Hiçbiri normal hale geçmek istemez. Hep manide kalmak isterler. Ama tırlatacak kadar mani olmasında mutlu olacak kadar onun ayarını yapamaz mısın? Öyle bir ayar düğmesi çıkmadı. Onu böyle ayarlayacağız, ne kadarlık mutluluk istiyorsun? Sabah geldiğinde herkesin sırtında bir düğme dön bakalım, sen bugüne ne kadar mutluluk istiyorsun? 17 derece. Ben biraz melankolik yaşamak istiyorum -17 ye doğru. Şu anda bunun böyle ilaçları var. Kaba hatlarıyla ayarlayabiliyoruz. Mesela amfetaminler veriyoruz, kokain veriyoruz, kafein, teofilin veriyoruz. Bu bizim sanatçılarda yakalanıyorlar ya ikide birde kokainle. Coşkulu olursunuz, enerjik olursunuz, hemen üretirsiniz fazla tırlatmamak şartıyla güzel beste yaparsınız, şarkı söylersin, enerjiniz bir türlü bitmez, sabaha kadar dans eder, eğlenirsiniz. Neden? Kokaini bastık buna bağlı veya amfetamini bastık. Hani öğrenciler son gün uyumayayım diye ilaç ararlar biliyorsunuz aradıkları şey aslında amfetamin. Bol miktarda kahve içerler doğrudur yani uyarır. Bir de sınavdan hemen önce uyurlar mı uyumazlar mı küt diye sınavı kaçırırlar mı bilmiyorum sistemin içerisinde. Duygunun diğer tarafında da depresif tarafı var. Böyle sürüklene sürüklene geliyor, canlı cenaze gibi. Zaten yüzünü gördüğün zaman bütün hayat enerjin kaçıyor. Yani bu lanet kadına/adama nereden rastladım diyorsun, kendini kötü hissediyorsun. Çünkü 18 12. BPT EKİM DERS NOTLARI

yüzünde bir bedbinlik, bir düşkünlük, dünya çökmüş o da altında kalmış. Böyle hastalar geliyor çok ağır depresyonda, yani odaya bir hava girer arkadaşlar böyle ağır bir hava. Yani adam konuşmayı konuşamıyor. Kelime çıkarmak o kadar ağır bir yük ki, eziyet ki öleyim öleyim diyor doktor bey öleyim öleyim. Nasıl öleceksin? Bana bir intihar yolu söyle diyor. Kısa ve kestirme. Yahu biz insanları yaşatmak için yemin etmişiz öldürmek için değil. Adamı öldürsem çok sevinecek çünkü ölüm o kadar büyük bir kurtuluş ki içinde bitmeyen bir işkence düşünün arkadaşlar nefes almak dahi ağır geliyor, hele kalkıp yüzünü yıkamak, yemek yemek, yatağından çıkmak o kadar ağır ve sıkıntılı bir haldir ki bu hale katlanamaz ve kişi bir buluş bulur. ÖLMEK. Ölmek bu acıların biteceği anlamına gelir sistemin içerisinde. Ne yaptı? Duygudurum merkezi bozuldu, bozulunca da depresif tarafa doğru gitti. Davranış, adam davranışını kontrol altına alamıyor. Derler ki bir çocuk var, sanki içine motor takmışsın o motor çocuğu sürüklüyor. Olur öyle biliyorsunuz uzaktan kumandalı motor oraya çarpar, buraya çarpar çocuğun içinde öyle bir motor var düğmesine basılmış daha içeriye girer girmez her yeri dağıtıyor. Hiperaktif çocukları gördünüz mü hiç? Var mı çalışan hiperaktiflerle? Hepsine motor takılmıştır. Ya bi dur ya, bi soluklan ya. Ama enerji verir böyle. İyi tarafından bakalım değil mi. Bedbin, çökkün bir çocuk olmasındansa yerinde duramayan, hareketli, cıvıl cıvıl bir çocuk. Odaya kilitleyeceksin, sağa sola vuracak, sen biraz enerji toplayınca odanın kapısını açacaksın enerjin biter bitmez kapatacaksın tekrar odaya. Davranışla ilgili olarak bu bahsettiğimiz hiperaktivite olsun, dürtü kontrol bozuklukları olsun, obsesif yapılar olsun bunlara da baktığınızda davranışı etkileyen, motor korteksi etkileyen yapılar olarak görebiliyoruz. Ana sistem itibariyle bunda ittifak içinde olduk. Hastalık ve Bozukluk Arasındaki Fark 19