JEOLOJİ İÇ KUVVETLER
Enerjisini yerin içindeki mağmadan alan güçlere iç kuvvetler denir. İç kuvvetlerin etkisiyle orojenez, epirojenez, volkanizma ve depremler meydana gelir. İç kuvvetlerin oluşturduğu yer şekilleri dış kuvvetler olan akarsular, rüzgârlar, buzullar vs. tarafından aşındırılır. İç kuvvetlerin oluşturduğu hareketlerin bütününe tektonik hareketler denir. Yeryüzünün iç kuvvetler ve dış kuvvetler karşılıklı mücadele halindedir. Bu iki kuvvetten iç kuvvetler yeryüzünde yeni yer şekilleri meydana getirirken; dış kuvvetler ise bunları aşındırarak ortadan kaldırmaya ve seviyesine yakın az engebeli düzlüklere (peneplen) dönüştürürler.
1. Orojenez Akarsular, rüzgârlar ve buzullar yeryüzünü aşındırıp, taşıdıkları maddeleri deniz ya da okyanus tabanlarında biriktirirler. Tortulanmanın görüldüğü bu geniş alanlara jeosenklinal adı verilir. Yerkabuğunu oluşturan levhaların birbirlerine doğru yaklaşması sonucunda jeosenklinallerde biriken tortul tabakaların kıvrılma ve kırılma hareketleriyle yükselmesi olayına orojenez ya da dağ oluşumu denir. Himalayalar, Alpler, Toroslar gibi sıra halinde uzaman kıvrımlı sıradağların oluşumu orojenik hareketlerin sonucudur.
Mağmanın kendi içinde hareketi ve ısınan mağmanın ısınan hava gibi yer kabuğuna kadar ulaşması orojenezin hareket gücünü oluşturur. Yanardağ türü bir şey varsa oraya hareket ederek dışarı çıkar. Fakat yoksa sağa ya da sola doğru hareket eder. Mağmanın hareketi kıtaları birbirine yaklaştırıyorsa, yükselme hareketine de girmişse basınç sonucu taşınmayla biriken malzeme sıkışıp kıvrılarak deniz ve okyanuslar üzerinde bir dağ oluşturur. Bu hareket yılda birkaç mm ile ifade edilmesine karşılık, milyonlarca yıl süren hareketler, büyük dağ sıralarının oluşmasına neden olur.
Yan basınçların etkisiyle tabakalar halinde bulunan tortul kayalar, şiddetli deformasyonlara maruz kalırlar ve bunun sonucunda kırılır, kıvrılır ya da yükselirler. Aşınım bölgelerinden sürüklenip gelen maddeler, jeosenklinaller içerisinde yüzlerce hatta binlerce metre kalınlıklara ulaşırlar. Jeosenklinal alanlarının dolmasının sonunda yan basınçların etkisiyle kıvrılma hareketi başlar ve ilk önce basık dip kıvrımları meydana gelir. Bunlardan sonra asıl dağ oluşumu başlar ve bu safhada jeosenklinallerin orta kısımları kıvrım şeritlerinden oluşan bir yelpaze şeklini alır ve kıvrılan bu tabakalar dış tabakalara doğru devrilir. Orojenik hareketlerle meydana gelen değişik kıvrımlar bulunmaktadır.
a. Kırık Orojenezi Yerkabuğu hareketleri sırasında şiddetli yan basınç ve gerilme kuvvetleriyle blokların birbirine göre yer değiştirmesine fay denir. Faylar boyunca yükselen yerkabuğu parçalarına horst adı verilir. Buna karşılık faylar boyunca çöken kısımlara graben denir. Horstlar kırık dağlarını, grabenler ise çöküntü hendeklerini oluşturur.
Asya da Altay, Tanrı ve Ural Dağları, Avrupa da Jura Dağları, ABD de bulunan Appalaş Dağları kırık orojenezi sonucunda oluşan dağlardır. Ege Bölgesi ndeki Aydın Dağları, Bozdağlar, Yunt Dağı, Madra Dağı ve Kazdağları birer horst iken, bunların arasındaki Küçük Menderes, Büyük Menderes, Gediz ve Bakırçay ovaları birer grabendir.
Amik Ovası Dünya nın en uzun graben sisteminin kuzey ucunu oluşturmaktadır. Bilindiği gibi Doğu Afrika Grabeni Mozambik kıyılarından başlar ve Kızıldeniz ve Lut Gölü üzerinden Amik Ovası na kadar uzanır.
b. Kıvrım Orojenezi Jeosenklinallerde birikmiş ve esnekliğini kaybetmemiş olan tortullar yan basınçlarla kıvrılarak yükselir. Kıvrım hareketleri sırasında yükselen bölümlere antiklinal, çöken bölümlere senklinal adı verilir. Antiklinaller kıvrım dağlarını, senklinaller ise çöküntü alanlarını oluşturur.
Kıvrım orojenezi ile Avrupa ile Asya arasında uzanan Alp Himalayalar, Amerika nın batısındaki And ve Kayalık dağları, Avustralya nın doğusundaki Avustralya Alpleri oluşmuştur.
c. Orojenez Devreleri Dünyanın katı kabuk tutması yaklaşık 600 milyon yıl, yaşı ise yaklaşık 4,5 milyar yıl olarak kabul edilmektedir. 600 milyon yıllık dört jeolojik zaman içinde büyük çapta dağ oluşum hareketleri olmuştur. Jeolojik devirler boyunca dört büyük orojenez devresi etkili olmuştur. Hüronien Orojenezi Kaledoniyen Orojenezi Hersiniyen Orojenezi Alp Orojenezi
Hüronien Orojenezi: Prekambrien in ilk devresinde etkili olmuştur. Kanada kalkanı kenarlarında, Colarado kanyonunda görülür. Artık dünya üzerinde etkileri pek yoktur.
Kaledonien Orojenezi: Silürien in sonlarına doğru etkisini göstermiştir. Hüronien e göre daha fazladır. ABD de Göller Bölgesi ve Güneybatı İngiltere de rastlanır (Kaledonya İngiltere de bir bölgedir). Ayrıca İskandinavya, İskoçya ve Kuzey İrlanda da yer alan dağlar oluşmuştur. 3,000-4,000 m yükseklikte olan bu dağ sıraları günümüzde 500-600 m yükseklikte dalgalı araziler halinde üzeri toprakla kaplı tarım alanlarıdır.
Hersinien Orojenezi: Yeryüzünde genellikle kömür yatakları bu orojeneze ait dağların çevresinde yer alır. Karbonifer ve Permiyen devirlerinde oluşmuştur. Bu kıvrım hareketi ile ABD nin doğusunda Appalaş Dağları, Rusya nın orta kesimlerinde Ural Dağları ve Almanya da Orta Ren Dağları (Voj, Karaorman lar), Avustralya nın doğusundaki Avustralya Alpleri, Afrika nın güneyindeki Kap Dağları oluşmuştur.
Alp Orojenezi: Jura dan başlayarak etkileri günümüze kadar sürer. Pireneler, Karpatlar, Himalayalar, Toroslar, Alpler ve And silsileleri Alp sisteminin örnekleridir. Kabaca bozulmuş bir H harfine benzer. Batı kolu Kuzey Amerika da Kayalık dağları ve Güney Amerika da And dağlarıdır. Orta kısmı İspanya dan başlar Balkanlar ve Türkiye üzerinden Himalayalara oradan da Asya nın doğusuna doğru uzanır. Doğu kolu ise Asya nın kuzeydoğusundan başlayıp kuzey-güney doğrultusunda Avustralya ya kadar uzanır. Dünyada meydana gelen depremlerin % 90 ı bu geniş kuşaklar ve yakın çevresinde meydana gelmektedir. Çünkü buralar yeni oluşumlardır ve oluşumları devam etmektedir.
Püf Noktası Alp Orojenezi günümüze yakın devirlerde oluştuğu için meydana gelen dağlar daha sarp ve yüksektir. Ancak Kaledoniyen ve Hersinyen orojeneziyle oluşan dağlar daha eski oldukları için aşınarak yüksekliklerini kaybetmiştir.
2. Epirojenez Su içerisinde yüzen eşit boyuttaki iki tahta bloktan birisinin üzerine birkaç buz parçası koyarsanız bu tahtanın suya doğru diğerine göre daha çok battığını görürsünüz. Biraz beklediğinizde, bu buz parçaları eridikçe tahta tekrar yükselerek diğeriyle aynı seviyeye gelecektir. Aynı şekilde yerkabuğunun üzerinde bir birikim olayı yaşandığında yerkabuğu mağmaya doğru dalarken, üzerindeki ağırlık azalırsa tekrar yükselir. İşte yerkabuğu ile mağma arasındaki bu ilişkiye izostatik denge adı verilir.
İşte izostatik dengeye bağlı olarak yerkabuğunun geniş alanlarda toptan alçalması ya da yükselmesi olayına epirojenez denir. Epirojenez tabakaların karşılıklı durumları bozulmadan, yerkabuğunun geniş sahalarının yavaş bir tempo ile yükselme, alçalma, çanaklaşma ve çarpılma gibi hareketlerini kapsamaktadır.
Bu hareketler sırasında yeryüzünde geniş kubbeleşmeler ile yayvan büyük çukurlaşmalar olur. Orojenik hareketlerin tersine epirojenik hareketlerde tabakaların duruşunda bozulma söz konusu değildir. Dikey yönlü hareketler sırasındaki yükselmelerle jeoantiklinaller, çukurlaşmalar sırasında ise okyanus çanakları, yani jeosenklinaller oluşur. İskandinavya, Kanada, Güney Amerika nın kuzeyi, Hint Yarımadasındaki Dekkan Platosu birer jeoantiklinal sahası iken Akdeniz, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu birer jeosenklinaldir.
Epirojenez üzerinde aşağıdaki faktörler etkili olur. Buzullaşma Volkanik malzemelerin birikmesi Erozyonla meydana gelen aşınma Alüvyonların çukur sahalarda birikmesi Yan basınçlar
Epirojenik hakeretler uzun süre devam etmelerine rağmen sürekli değiller ve her yerde aynı etkide değillerdir. Epirojenik hareketler büyük ölçüde şekillenmedin yanı sıra bazı küçük hareketlere de sebep olabilir. Epirojenez denilince sadece kıta oluşumu anlaşılmamalı, küçük alanlarda etkisi olduğu da göz önünde bulundurulmalıdır. Her yerde yükselme ya da alçalma şeklinde kendini göstermeyebilir. Bir alanda birkaç defa tekrarlayan alçalıp yükselme halinde de görülebilir. Alçalıp yükselmenin denize yakın alanlarda gerçekleşmesi durumunda alçalma halinde deniz ilerlemesi görülürken, yükselme durumunda deniz gerilemesi görülecektir.
İklim değişiklikleri ya da tektonik hareketler nedeniyle denizin karalara doğru ilerlemesine transgresyon (deniz ilerlemesi), denizin çekilmesine regresyon (deniz gerilemesi) denir.
Alçalma ve yükselme hareketleri buzul ve buzularası dönemlerde de meydana gelmiştir. Buzul dönemlerinde İskandinavya ve Kanada nın üzerinde tonlarca ağırlığında biriken buzulun ağırlığıyla karalar çökerken, deniz daha geniş alanlar kaplamış, buzularası dönemde buzulların erimesi ve kara kütlesinin hafiflemesiyle yükselme meydana gelmiş ve deniz de eski yerine çekilmiştir.
III. Zaman sonlarıyla IV. Zaman ın başlarında Anadolu nun epirojenik olarak yükselmesi ortalama yükseltiyi artırmıştır. Bu nedenle Anadolu da yüksek düzlükler geniş yer kaplar. Kıta kenarlarında meydana gelen epirojenik hareketlere bağlı olarak kara ve deniz dağılışında büyük değişiklikler yaşanır. Epirojenik hareketlere bağlı olarak her devirde kara ve deniz seviyeleri değişmiştir.