ŞARTLI REFLEKS, REFLEKS VE DAVRANIŞ



Benzer belgeler
ÖĞRENME. Temel Kavramlar

Santral (merkezi) sinir sistemi

Eğitimin Psikolojik Temelleri

S2 E2B Pratik: LD06 Prof.Dr. Gönül Ö. Peker ve Ark. EÜTF, Fizyoloji AbD

Birey ve Çevre (1-Genel)

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SELİN HOCA

SİNİR SİSTEMİ VE BEYİN ANATOMİSİ 2

ÖĞRENMEDE DAVRANIŞSAL YAKLAŞIMLAR Sevim Çiftçi

Havacılıkta Ġnsan Faktörleri. Uçak Müh.Tevfik Uyar, MBA

REFLEKSİF HAREKETLER DÖNEMİ

Arka Beyin Medulla Omuriliğin beyne bağlandığı bölge kalp atışı, nefes, kan basıncı Serebellum (beyincik) Kan faaliyetleri, denge Pons (köprü)

ALGI VE ALGISAL ÖRGÜTLEME YASALARI

MOTOR ÖĞRENMENİN FİZYOLOJİK BOYUTLARI

FİZYOLOJİ Yrd.Doç.Dr. Önder AYTEKİN

Fizyoloji PSİ 123 Hafta Haft 9 a

BEYİN ANATOMİSİ TEMPORAL VE FRONTAL LOB

MEDİKAL PSİKOLOJİYE GİRİŞ. Profesör Dr. Müfit Uğur

GEBELİĞİN PSİKO-SOSYAL VE KÜLTÜREL BOYUTU

ÖĞRENME KURAMLARI. Davranışçı Kuram Bilişsel Kuram Duyuşsal Kuram

DERS BİLGİLERİ. Ders Kodu Dönem T+U Saat Kredi AKTS. Sinir Sistemi TIP Kurul Dersleri Teorik Pratik Toplam

ÖĞRENME KLASİK VE EDİMSEL KOŞULLAMA

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı REFLEKSLER. Dr. Sinan CANAN

BİYOELEKTRİK UYGULAMA ARAÇLARI

Etoloji(Davranış Bilimi) :Doğal koşullarda hayvan davranışını inceleyen bilim dalına denir.

BİTİŞİKLİK KURAMI. Hzl: ELİF ŞİRİNGÜL ASLIHAN AKBAĞ

Duysal Sistemler. Genel Prensipler ve Özellikler!!!! Dr. Vedat Evren

AĞRI İLE NASIL BAŞA ÇIKARIZ

İntraoperatif Neuromonitoring (IONM) - ameliyat sırasında sinir sistemini Monitörler

Otonom Sinir Sistemi. Prof. Dr. Taner Dağcı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Ab. D.

ADIM ADIM YGS LYS Adım DAVRANIŞ 2

BEDENDE YAŞAYAN TRAVMA SOMATİZASYON. Prof Dr Süheyla Ünal İnönü üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD

DUYGUSAL ZEKA. Birbirinden tamamen farklı bu iki kavrama tarzı, zihinsel yaşantımızı oluşturmak için etkileşim halindedirler.

Duyuların değerlendirilmesi

O Psiko-motor gelişim farklı değişikliklere uğrasa da bireyin tüm yaşamı boyunca devam eden bir süreçtir.

Sinir sistemi organizmayı çevresinden haberdar eder ve uygun tepkileri vermesini sağlar.

Soru 1) Fiziksel büyümenin en hızlı olduğu dönem ne zamandır? a) 0-1 yaş b) 2-3 yaş c) 4-5 yaş d) 6-7 yaş

Besin Glikoz Zeytin Yağ. Parçalanma Yağ Ceviz Karbonhidrat. Mide Enerji Gliserol Yapıcı Onarıcı. Yemek Ekmek Deri Et, Süt, Yumurta

DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER

ÖĞRENMENIN DOĞASI Gülay ÇENGEL

ÜNİTE 3 Öğrenme. Amaçlar. İçindekiler. Öneriler

SİNİR SİSTEMİ Sinir sistemi vücutta, kas kontraksiyonlarını, hızlı değişen viseral olayları ve bazı endokrin bezlerin sekresyon hızlarını kontrol eder


İSTİRAHAT MEMBRAN POTANSİYELİ & AKSİYON POTANSİYELİ. Prof.Dr. Mitat KOZ

Duysal Sistemlerin Genel Özellikleri, Duysal Reseptörler. Dr. Ersin O. Koylu E. Ü. Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı

Ağrı. Ağrı hissinin oluşması Ağrı hissinin iletilmesi Ağrı hissinin yorumlanması

CORTEX CEREBRİDEKİ MERKEZLER. Prof.Dr.E.Savaş HATİPOĞLU

Edimsel Koşullama ÖĞRENMEDE ÖDÜL VE CEZANIN ROLÜ. Doç.Dr.Hacer HARLAK

21. Ulusal Farmakoloji Kongresi Eskişehir 21 Ekim Doç.Dr.. Hakan Kayır GATA T. Farmakoloji AD. Ankara

Aşerme (Craving) Bağımlılıkta Kriz Durumları ve Aşermeyle (Craving) Mücadele Yrd. Doç. Dr. Emrah SONGUR Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi

Bölüm Üç. Koordinasyon ve Kontrol. Motor Kontrol Teorileri. Harekete Hazırlanmak. Koordinasyon ve Kontrol

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı KAS FİZYOLOJİSİ. Düz Kas. Dr. Sinan CANAN

PSİ153 Psikolojiye Giriş I - Prof. Dr. Hacer HARLAK

Kaç çeşit yara vardır? Kesik Yaralar Ezikli Yaralar Delici Yaralar Parçalı Yaralar Enfekte Yaralar

DENETLEYİCİ VE DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER

Duyum ve Algı. Prof. Dr. Güler Bahadır Dr. Nilüfer Alçalar İ. Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı

2- Bütün Kasın Kasılması

EĞİTİM-ÖĞRENME-ÖĞRETİM İLİŞKİSİ VE TEMEL KAVRAMLAR

fetüs bebek ölüm çocuk İleri yaş yeniyetme yetişkin

ÖĞRENME. Temel Kavramlar. Doç.Dr.Hacer HARLAK

Fizyoloji PSİ 123 Hafta Haft 8 a

Erol BELGİN Başkent Üniversitesi. 59.Türkiye Milli Pediatri Kongresi 4-8 Kasım 2015, Belek-Antalya

AMİGDALA ve. Albert Long Hall, Boğazi. aziçi Üniversitesi 4-55 Nisan Limbik Sistem ve Emosyonlarımız antısı ve ifade edilmesinde

Fizyoloji ve Davranış

OKUL ÖNCESİNDE OYUN VE HAREKET ETKİNLİĞİ

YÜKSEK İHTİSAS ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI. Dönem II. TIP 2010 KAS, SİNİR ve DUYU SİSTEMLERİ DERS KURULU

Vücudumuzda oluşan tümör hücrelerini yok etmek için uygulanan ilaç tedavisine kemoterapi denir.

İnsan beyni, birbiri ile karmaşık ilişkiler içinde bulunan nöron hücreleri kitlesidir. Tüm aktivitelerimizi kontrol eder, yaradılışın en görkemli ve

Santral Sinir Sistemi Farmakolojisinin Temelleri. Yrd.Doç.Dr. Önder AYTEKİN

Bilinç. Dikkat ve Algı. Uyanıklık Bilinç (2) Bilinçlilik Durumu

BİLİŞSEL NÖROBİLİM BİLGİ İŞLEME SÜREÇ VE YAKLAŞIMLARI

Dr. Halise Kader ZENGİN

Öğrenme İle İlgili Kavramlar ABDÜLKADİR UÇAR

4. DERS KURULU Nörolojik Bilimler ve Sinir Sistemi. 15 Şubat Nisan HAFTA KURUL DERSLERİ TEORİK PRATİK TOPLAM AKTS

BEYİN GELİŞİMİNİN HİKAYESİ

DÖNEM II 4. DERS KURULU 10 Şubat 4 Nisan Prof.Dr. Mustafa SARSILMAZ

Yönetici tarafından yazıldı Pazartesi, 18 Mayıs :56 - Son Güncelleme Pazartesi, 18 Mayıs :58

EDIMSEL KOŞULLANMA ELİF GÖKALP TAŞ EMEL DOKUR MERMERDAŞ

Etkili İletişim. Uzman Klinik Psikolog, Evlilik ve Aile Terapisti. Zeynep SET

Web adresi. Psikolojiye Giriş. Bu Senin Beynin! Ders 2. Değerlendirme. Diğer şeyler. Bağlantıya geçme. Nasıl iyi yapılır. Arasınav (%30) Final (%35)

Tepki Örüntüleri Olarak Duygular Duyguların İletişimi Duyguların Hissedilmesi

YGS ANAHTAR SORULAR #4



CANLILIK NEDİR? Fizyolojide Temel Kavramlar

OYUN VE ÇOCUK. -Çocuğun iç dünyasını anlayabilmek. -Çocuğun olayları anlamasına yardım etmek. -Çocuğa olaylarla baş etme becerileri kazandırmak

11. SINIF KONU ANLATIMI 32 DUYU ORGANLARI 1 DOKUNMA DUYUSU

Yapay Sinir Ağları. (Artificial Neural Networks) DOÇ. DR. ERSAN KABALCI

Dr.Özlem Parlak, Dr.İbrahim Öztura, Dr.Barış Baklan

PSİKOLOJİYE GİRİŞ DUYUM VE ALGI. Öğr. Gör. Ezgi Deveci. Işık Üniversitesi Psikoloji Bölümü

11. SINIF KONU ANLATIMI 39 İNSANDA DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ 3 KAS SİSTEMİ

a Fizyolojik-klinik b. Süresine göre c. Kaynaklandığı bölgeye göre d. Mekanizmalarına göre sınıflamak mümkündür.

11. SINIF KONU ANLATIMI 42 SİNDİRİM SİSTEMİ 1 SİNDİRİM SİSTEMİ ORGANLARI

Prof. Dr. Mehmet ALİ MALAS TEORİK DERS SAATİ

Öğrenme, Örgütsel Öğrenme

1. BÖLÜM ÇOCUK PSİKOLOJİSİNE GİRİŞ

YÜKSEK İHTİSAS ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI

Boyun Ağrıları Bulgu ve Belirtiler:

Araç Sürüş Kabiliyetinizin Psikolojik Temelleri Nelerdir ve Nasıl Ölçülür? - Genç Gelişim Kişisel Gelişim

Transkript:

ŞARTLI REFLEKS, REFLEKS VE DAVRANIŞ REFLEKS : Öğrenmeye dayanmaksızın (doğuştan) belirli bir tenbih tarafından mutlaka çıkarılan bir tepki olarak tanımlanabilir. Örnek; gıda ve salya ilişkisi böyledir. Tenbih olayı çevreden gelir, tepki olayı ise organizmanıntenbihin meydana getirdiği etkiye karşı yaptığı davranışı teşkil etmektedir. Pupilla refleksi (gözbebeği refleksi), ışıkla göz bebeğinin arasındaki ilişkiyi ifade eder. Refleksi çıkaran tenbih ne kadar şiddetli olursa, refleks de o dek kuvvetli çıkar. Reflekslerin veya çıkarılmış tepkilerin kuvvetini belirleyen kabaca üç kriter vardır: Bunlardan biri tepki latansı (tenbihle tepki arasında geçen zaman), ikincisi tepki büyüklüğü ve üçüncüsüde tepki süresidir. Uyarılar organizmada kaslar, salgılar ve diğer yapılarda hazır bulunan ve belirli bir tepkinin yapılması için gereken enerjinin salıverilmesini sağlayan bir çeşit tetik çekme,, görevi yaparlar. Tenbihler ne kadar şiddetli ise, refleksler de o kadar kuvvetli olarak çıkarlar. Belirli bir tepkiyi mutlaka çıkarma gücünde olan tenbih ŞARTSIZ TENBİH,, dir. Şartsız tenbihin, tetiğini çekip,, salıverdiği ve öğrenmeye gerek olmadan yapılan tepkiye ŞARTSIZ TEPKİ,, denmektedir. ŞARTSIZ TENBİH çevresel bir olayışartsiz TEPKİ de bu olayın sebep olduğu bir organizma halini ifade eder. Bazen tenbihler yalnız bir tepkiyi değil, diğer bazı tepkileri de etkileyebilir. Aynı şekilde bir refleks veya tepki, yalnız bir tenbih tarafından değil, diğer bazılarıncada çıkarılabilir. Refleksler organizmanın yaptığı uyum sağlayıcı, organizmanın hayatını idame ettirici tepkilerdir. Reflekslerin birçoğu, organizmayı rahatsız edici uyarılardan korumaya veya bu tembihlerden kaçmaya yahut bu tembihlerin etkisini azaltmaya yarar. Refleks alıcı (receptor) ile tepkici (effector) arasında en az iki nöron içeren bir duyumsal motor ilişkidir. REFLEKSLERİN ÖZELLİKLERİ 1)Eşik Değerleri 2)Latans : Tenbihin verilmesi ile refleksin ortaya çıkması arasında geçen zamanı ifade eder. 3)Bitiklik devresi (refractori periyot veya hareketsizlik devresi) : Organizmada belirli bir refleksin vukubulmasınan sonra, bu refleksin kısa bir süre için aynı şiddetteki tenbihce çıkarılmaması durumunu ifade eder. Bitiklik Devresi aslında bir nöronun ateş ettikten,,

(sinyal gönderdikten) sonra girdiği geçici hareketsizlik dönemine verilen isimdir. Daha çok omuriliğin reflekslerine özgü bir durumdur. Bazı refleksler devamlı olarak uyarılma ile, belli bir noktaya dek, sürekli olarak çıkarlar ( saldırma veya dostluk, korku gibi), bunlara TONİK,, refleksler denir. Aralıklı olarak, tek tek uyarılmaya cevap verdikten sonra BİTİKLİK devresine giren nöronların işlevi olan reflekslere de Devresel,, (phasic) refleksler denir. 4) Zamanla ilgili toplam (temporal summation) : Eşik altı şiddetteki iki zayıf tenbih, zaman içinde çok yakın ortaya çıkarlarsa, tek başlarına etkili olamayacakları belirli bir refleksi çıkarabilirler. 5) Mekanla ilgili toplam : Deri duyumuyla ortaya çıkan reflekslerin her biri deride belirli bir alana sahiptir. Bu alanların uyarılması sonucunda refleks ortaya çıkar. Eşik altında zayıf iki tenbih aynı alana aynı anda verilirse o alana özgü refleksi ortaya çıkarabilirler. Belirli bir alana verilen zayıf tenbihler biribirine ne kadar yakın olurlarsa bunların toplamı da o kadar çok olur ve dolayısı ile de refleksin çıkması mümkün olur 6) Momentum : Bazı refleksler uyarı kesildikten sonra da devam ederler. Reflekslerin bu özelliğine momentum denir. Örnek ; kaşınma refleksi 7) Duyumsal uyum : Herhangi bir refleksin devamlı olarak çıkarılması veya belirli bir reflekse ait belirli süreden sonra bu refleksin kuvvetini ve düzenliliğini kaybetmesine ve sonunda da çıkamamasına sebep olur buna Duyumsal Uyum denir. Refleksler organizmaların çevreye uyum sağlayıcı davranışlar hazinesinin ancak belirli bir bölümünü teşkil ederler. Refleksler öğrenmeden etkilenir, diğer bir değişle tenbihlerin dışındaki tenbihlerle de belirli bir refleksi ortaya çıkarmak mümkün olabilir. ŞARTLI REFLEKSLER Klasik şartlanmada bir veya birden çok olayın bir araya gelerek öğrenmenin olduğu durumlar ifade edilmektedir. Örnek, açlık durumunda sıcak bir yemek verilince köpek onu yer. Burada açlık, yemek ve yemeğin sıcak oluşu bir arada bulunmaktadır. Bir diğer deyişle, canlının içinde bulunduğu duruma göre, bir veya daha fazla olayın bir araya gelmesi ve bunların arasında ilişki kurularak davranışın geçici bir süre için değiştirilmesi ile KLASİK ŞARTLANMA ortaya çıkar. Olaylarda zaman ve yer faktörü bakımından geçici yakınlık bulunmaktadır. Bu geçici yakınlık (temporal contiguity) öğrenmenin temelini oluşturmaktadır. Bir kere yakınlık bağları kurulduktan sonra bir olay diğerinin devreye girmesine sebep olur ve davranışlar çok yönlü etkilenir

1904 yılında Nobel ödülü kazanmış İVAN PAVLOV şartlı reflekslere ilk bilimsel referansı veren rus fizyoloğudur. Pavlov sindirim olaylarını araştırırken kendilerine tabakta yemek verilen köpeklerin bir süre sonra halinde de salya salgısı yaptıklarını gözlemlemiştir. Bu gözlemden sonra benzer sonuçlara yol açacak bir takım olaylarıda denemiştir. Deneyleri sırasında aynı anda iki uyaranı verebilme imkanını bulmuştur. (Es) Şartlı uyaran (conditioned stimolus) (metronom) Cevap yok (UR) Şartsız Uyaran (unconditioned stimolus) (et verilmesi) Şartsız cevap (salya ifrazı) (unconditioned Response) Şartlanma esnasında Şartlı uyaran (metronom) önce dinletilip hemen arkasından ; Şartsız uyaran (Et verilirse) (CS) + (US) (UR) Şartsız cevap (Salya ifrazı) meydana gelir. Şartlı uyaran (metronom) (conditioned stimolus) Şartlanmadan sonra ; Şartlı cevap (Salya ifrazı) (CR) İşte bu çeşit cevaplara ŞARTLI CEVAP ve söz konusu reflekse de ŞARTLI Refleks adı verilmektedir. Klasik şartlanmaların ışığı altında yapılan çalışmalar hemosyonel gelişime klasik şartlamaların oldukça önemli şekilde tesir ettiklerini göstermiştir. Burada meşhur davranışçılardan JAMES B. WATSSON birçok araştırma yapmıştır. Daha sonra insanların davranışları üzerinde yapılan bu araştırmalar sonucunda 9(dokuz) aylık bir bebekte şartlanma sureti ile korku ortaya çıkarabilmiştir.

Watson ve arkadaşlarının yaptıkları bu çalışma insanlarda korku, nefret, sevgi ve değişik emosyonel durumların değişik şartlanmalar sonucunda ortaya çıktığını göstermektedir. Günlük hayattan da biliriz ki, birçok insanın korktuğundan birçokları korkmazlar; birçoklarının sevdiklerini ise bazıları sevmezler. Şartlı reflekslerin bu şekilde bilinmeleri değişik alanlarda kullanım imkanları bulmuştur. Bazı alkollü içkilerin reklamı yapılırken sanatçılar içerler sloganı çok kötü şartlı refleksin kurulmasına yol açmıştır. Sonunda alkollü içki satışında patlama ortaya çıkmıştır. ŞARTLI REFLEKSLERİN KAZANILMASI VE KAYBEDİLMESİ Şart reflekslerin kazanılmasında şartlı uyaran ile şartsız uyaranın tekrarlanmasının büyük yararı bulunmaktadır. Deneme sayısı arttıkça şartlı cevapların güçlendiği görülmektedir. Şartlı refleksler kişinin hayatı boyunca beyin korteksinde kurulmak sureti ile birtakım nöronal bağlantıları geliştirerek yeni yeni davranışların ortaya çıkması da yol açarlar. Şartlı reflekslerin kuvvetlendirilmelerinin yanı sıra şartlı reflekslerde sönme olayları, zayıflama halleri de gözlenebilir. Sönme veya zayıflama olayında şatsız uyaranın mevcut olmadığı bir durumda devamlı bir şekilde arka arkaya şartlı uyaran verilecek olursa, kurulmuş olan şartlı reflekslerde bir zayıflama veya sonunda bir olayı gözlenir. Şartlı uyaranın birkaç defa şartsız uyaran ile birlikte verilmeyişi sonucunda şartlı uyaran şartlı cevap ortaya çıkarma gücünü kaybeder. ŞARTLI REFLEKS KAVSİ Şartlı reflekslerin kurulabilmesinin beyin korteksinin faaliyetine ihtiyaç duyulmaktadır. Bunun yanı sıra basit spinal reflekslerde ise, adından belli olduğu gibi, beyin korteksine ihtiyaç yoktur. Bu reflekslerin merkezi omurilikte bulunmaktadır. Dolayısı ile bir canlı dekortike edilince kazanılmış bütün şartlı refleksler kaybolmaktadır. Önemli bir trafik kazası geçiren ve dekortike canlı, artık hiçbir ihtiyacnı karşılayamaz ve bütün davranışlarını kaybeder. Bu durum ise öğrenme ile kazanılan davranışların şartlı reflekslerin kurulup bozulması ile nekadar yakından olduğunu bize göstermektedir. ANALİZÖZ PAVLOV şartlı reflekslerde rol oynayan alıcı organlara reseptör ve onların beyin ile olan bağlantılarına ANALİZÖZ adını vermiştir. Böylece bir reseptör ile onun kortikal bağlantısından oluşan her analizözün reseptörü belli bir uyarana karşı hassastır. Bu duyarlılık

ışığa, sese ve tat hissine karşı olabilir. Bütün analizörler pezifezik reseptörlerinin ismi ile anılmaktadır (görme, işitme, ışık, ses analizözü gibi). Reseptörlerin spesifik uyaranları ile uayarılmasından sonra uyarıyı kortekse taşıyan bölüm ise analizözün affenant bölümünü meydana getirmektedir. Analizözün pezifezik reseptörüne etkili olan bütün şartlı uyaranlar onun kortikal bölümüne de tesirlidirler. KORTİKAL BAĞLANTI Copling adı da verilmektedir. Şartlı refleksin kurulmasında beyin korteksinde iki aynı merkez arasında yeni bir nöronal yol açılmıştır. Buna kortikal bağlantı denir. Bu suret ile şartlı uyaranı taşıyan yol ile şartsız uyaranı taşıyan yol beyin korteksinde birleşmişlerdir. KORTEKSTE EKSİTASYONUN YAYILMASI Şartlı reflekslerin sönmeye uğramaları da önemlidir. Çünkü biz birtakım sosyal ilişkilerde ve hastaların bozuk davranışlarında onların bu şartlı reflekslerini söndürmek isteriz. Örnek, FOBİK durumlarda, sebepsiz korkuların bulunduğu hallerde, söz konusu tabloların tedavisi için çok zaman şartlı reflekslerin söndürülmesi veya kaybedilmesi tedavinin ilk hedefidir. Bazı durumlarda şartlı refleksler kalıcı oluşarını korurlar. Muhtemelen şartlı uyaranların varlığına rağmen tamamen şartlı cevaplar ortadan kalkabilir. ŞARTLI REFLEKSLERDE GENELLEŞME Belirli bir şartlı uyarana karşı kazanılmış olan şartlı refleks, o şartlı uyaranın benzeri stimuluslarda da faaliyetine devam edebilir. Şartlı uyaranın her zaman aynı olması gerekmez; ona yakın olan uyaranlar daaynı şartlı cevaba sebep olurlar. Bir stimulusa karşı oluşan şartlı refleksin, o stimulusun değişik tonlarına karşı da devam etmesine şartlı refleksin GENELLEŞMESİ adı verilmektedir. DİSKRİMİNASYON (FARKLILAŞMA) Genelleşmeye benzer bir durumda da DİSKRİMİNASYON veya FARKLILAŞMADIR. Genelleşmede benzer uyaranlara karşı aynı cevabın verilmesi söz konusudur. DİSKRİMİNASYONda ise, organizma farklılıklar arasındaki durumu tespit ederek, bunlar arasında sadece uygun olanlarına cevap vermektedir.

ŞARTLI REFLEKSLERDE SİNYALİZASYON Organizma çevresi ile son derece kompleks bir takım uyaranlar ile iç içe bulunmaktadır ve bunlarla mutlaka bir homeostatik denge kurmakla yükümlüdür. Bundan dolayı beyin korteksi reaksiyon uyandıran bütün bu uyaranları organizmanın fonksiyonlarına bağlamak ister. İşte bu duruma İŞARETLEŞME veya SİNYALİZASYON adı verilir. Şartlı reflekslerden mahrum olan, onları kuramayan bir organizmada ise değişik davranışlar, yeni reaksiyon şekilleri ortya çıkarmaz. KLASİK ŞARTLI REFLEKS ÇEŞİTLERİ A)Simultan Şartlama (simultenous conditioning) : Bu şartlı refleksin kuruluş biçiminde şartlı uyaranın verilişi ile şartsız uyaranın verilişleri aynı zamana rastlamaktadır. Bu şekilde kurulan şartlı refleksler pek kuvvetli olmazlar. Her iki uyaran arasında bulunması gereken latent safha burada ya hiç yoktur veya çok kısadır. B)Gecikmeli Şartlama (Delayed Conditioning) : Bu durumda şartlı uyaran şartsız uyarandan önce verilmektedir. Bu durumda şartlı refleksler daha çabuk kurulurlar ve daha güçlü olurlar. C)İzleyen Şartlama (Trace Conditioning) : Önce şartlı uyaran kesilir, arkasından bir süre sonra şartsız uyaran tatbik edilir. Bu durumda şartlı uyaran ile şartsız uyaran arasındaki sürenin uzayışına paralel olarak şartlı refleksin kurulması zorlaşır, daha zayıf ve etkisiz olur. D)Temporal Şartlama : Bu durumda belli bir şartlı uyaran bulunmamaktadır. Şartsız uyaran belli belli zaman aralıklarında uygulanmaktadır. Örnek, insanlarda yeme ve içme davranışı böyledir; hangi saatlerde yemek yiyeceğimizi belirleriz. E)Geriye Doğru Şartlanma (Backward Conditioning) : Bu durumda şartsız uyaran şartlı uyarandan önce verilmektedir. Bu durumdan şartsız uyarandan sonra verilen şartlı uyaran şartlı refleksin kurulması için etkili olmamaktadır. KLASİK ŞARTLI REFLEKSLERDE YENİ GELİŞMELER Blokaj fenomeni önemli bir problemdir. Bu durumdan birinci uyaran ile ortaya çıkan halin, ikinci uyaranın şartlı cevap ortaya çıkarmasına engel olduğu vaziyetler kastedilmektedir. Blokaj hakkında ilk bilgiler PRİNCETON psikologlarından Leon KAMİN e aittir. Kuvvet farklılıklarına göre verilen şartlı uyaranlar şartlı cevapların alınmasında bir değişiklik yapmamıştır. Kognitif Görüş : 1975 te Mackintosh tarafından ileri sürülen klasik şartlanma ile ilgilidir. Buna göre ikinci şartlı uyaran birinciye göre büyük bir informasyon boşluğu

hissettirmektedir. Diğer bir ifade ile, birinci şartlı uyarana nazaran ikinci şartlı daha az informasyon verdiğinden, ikinci şartlı uyaran ile şartlı cevabın ortaya çıkışı bloke olmaktadır. Blokaj mekanizması ile öğrenmeye kolaylık gelmekte ve birçok uyaranın karıştırılmasına engel olunmaktadır. Aksi takdirde bütün şartlı uyaranlar karışacak ve şartsız uyaran ile spesifik uyaran ile spesifik uyanan arasında ilşki kurarak öğrenmek güçleşecektir. Öğrenmenin kolaylaşması için çok yanal durumlardan biri blokaj fenomenidir.