Bölüm 02 Dersin Anahatları

Benzer belgeler
Atomlar ve Moleküller

Biochemistry Chapter 4: Biomolecules. Hikmet Geçkil, Professor Department of Molecular Biology and Genetics Inonu University

BİYOLOJİK MOLEKÜLLERDEKİ

ayxmaz/biyoloji Adı: 1.Aşağıda verilen atomların bağ yapma sayılarını (H) ekleyerek gösterin. C N O H

III-Hayatın Oluşturan Kimyasal Birimler

Kloroform, eter ve benzen gibi organik çözücülerde çözünen bunun yanı sıra suda çözünmeyen veya çok az çözünen organik molekül grubudur.

Her madde atomlardan oluşur

MADDENİN YAPISI VE ÖZELLİKLERİ ATOM

CANLILARIN KİMYASAL İÇERİĞİ

KİMYA-IV. Yrd. Doç. Dr. Yakup Güneş

GENEL KİMYA. 4. Konu: Kimyasal türler, Kimyasal türler arasındaki etkileşimler, Kimyasal Bağlar

Paylaşılan elektron ya da elektronlar, her iki çekirdek etrafında dolanacaklar, iki çekirdek arasındaki bölgede daha uzun süre bulundukları için bu

BİYOKİMYAYA GİRİŞ: ATOM, MOLEKÜL, ORGANİK BİLEŞİKLER

GENEL KİMYA. 4. Konu: Kimyasal türler, Kimyasal türler arasındaki etkileşimler, Kimyasal Bağlar

Yrd.Doç.Dr. Yosun MATER

M. (arpa şekeri) +su S (çay şekeri) + su L.. (süt şekeri)+ su

KARBON ve CANLILARDAKİ MOLEKÜL ÇEŞİTLİLİĞİ

ATOMİK YAPI. Elektron Yükü=-1,60x10-19 C Proton Yükü=+1,60x10-19 C Nötron Yükü=0

BİY 315 BİYOKİMYA GİRİŞ. Yrd. Doç. Dr. Ebru SAATÇİ Güz Yarı Dönemi

Biyokimya. Biyokimyanın tanımı ve önemi Organizmanın elementer yapısı Canlılık Su Kovalent olmayan bağlar (intermoleküler etkileşimler)

SU VE KİMYASAL BAĞLAR. Yrd. Doç. Dr. Osman İBİŞ

Proteinlerin Primer & Sekonder Yapıları. Dr. Suat Erdoğan

Akıllı Defter. 9.Sınıf Biyoloji. vitaminler,hormonlar,nükleik asitler. sembole tıklayınca etkinlik açılır. sembole tıklayınca ppt sunumu açılır

Canlıların yapısına en fazla oranda katılan organik molekül çeşididir. Deri, saç, tırnak, boynuz gibi oluşumların temel maddesi proteinlerdir.

ELEMETLER VE BİLEŞİKLER ELEMENTLER VE SEMBOLLERİ

ATOMİK YAPI. Elektron Yükü=-1,60x10-19 C Proton Yükü=+1,60x10-19 C Nötron Yükü=0

YAZILIYA HAZIRLIK SORULARI. 9. Sınıf 2 KARBONHİDRAT LİPİT (YAĞ)

Bölüm 04 Ders Sunusu. Hücre Zarlarından Geçiş

Suyun Fizikokimyasal Özellikleri

o Serin o Triyonin o Sistein o Metiyonin o Arjinin o Histidin

ATOM ve YAPISI Maddelerin gözle görülmeyen (bölünmeyen) en parçasına atom denir. Atom kendinden başka hiçbir fiziksel ya da kimyasal metotlarla

BİYOLOJİ DERS NOTLARI YGS-LGS YÖNETİCİ MOLEKÜLLER

5.111 Ders Özeti #12. Konular: I. Oktet kuralından sapmalar

YAĞLAR (LİPİTLER) Yağların görevleri:

FARMASÖTİK TEKNOLOJİ I «ÇÖZELTİLER»

Elementlerin büyük bir kısmı tabiatta saf hâlde bulunmaz. Çoğunlukla başka elementlerle bileşikler oluşturmuş şekilde bulunurlar.

Membran Organizasyonu

Protein, karbonhidrat ve lipidler

YAZILIYA HAZIRLIK SORULARI. 9. Sınıf

İnorganik Kimya Atomun Yapısı ve Kimyasal Bağlanma

Elektronların Dağılımı ve Kimyasal Özellikleri

CANLILARIN YAPISINDA BULUNAN TEMEL BİLEŞENLER

Element atomlarının atom ve kütle numaraları element sembolleri üzerinde gösterilebilir. Element atom numarası sembolün sol alt köşesine yazılır.

SU ve ÇEVRENİN CANLILAR İÇİN UYGUNLUĞU

Organik Bileşikler. Karbonhidratlar. Organik Bileşikler YGS Biyoloji 1

Nötr (yüksüz) bir için, çekirdekte kaç proton varsa çekirdeğin etrafındaki yörüngelerde de o kadar elektron dolaşır.

Genetik Bilgi: DNA Yapısı, Fonksiyonu ve Replikasyonu. Dr. Mahmut Çerkez Ergören

MAKROMOLEKÜLLERİN YAPI VE İŞLEVLERİ

MADDENİN YAPISI VE ÖZELLİKLERİ

Atomlar birleştiği zaman elektron dağılımındaki değişmelerin bir sonucu olarak kimyasal bağlar meydana gelir. Üç çeşit temel bağ vardır:

MADDE NEDİR? Çevremize baktığımızda gördüğümüz her şey örneğin, dağlar, denizler, ağaçlar, bitkiler, hayvanlar ve hava birer maddedir.

Hücre. 1 µm = 0,001 mm (1000 µm = 1 mm)!

ELEMENTLER VE BİLEŞİKLER

Aşağıda verilen özet bilginin ayrıntısını, ders kitabı. olarak önerilen, Erdik ve Sarıkaya nın Temel. Üniversitesi Kimyası" Kitabı ndan okuyunuz.

ATOM BİLGİSİ I ÖRNEK 1

Yrd. Doç. Dr. H. Hasan YOLCU. hasanyolcu.wordpress.com

PROTEİN. Mısırdan. İzolasyon Kiti. Öğretmen Kılavuzu. Öğrenci Kılavuzu

Canlının yapısında bulunan organik molekül grupları; o Karbonhidratlar o Yağlar o Proteinler o Enzimler o Vitaminler o Nükleik asitler ve o ATP

Bazı atomlarda proton sayısı aynı olduğu halde nötron sayısı değişiktir. Bunlara izotop denir. Şekil II.1. Bir atomun parçaları

Lipidler. Lipidlerin sınıflandırılması. Yağ asitleri

Organik bileşikler; karbonhidratlar, lipidler, proteinler, vitaminler ve nükleik asitler olmak üzere beş gruba ayrılır.

ORGANĠK BĠLEġĠKLER. 2. ÜNİTE 6. Bölüm

BÖLÜM 2 ATOMİK YAPI İÇERİK. Atom yapısı. Bağ tipleri. Chapter 2-1

Laboratuvar Tekniği. Adnan Menderes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü TBY 118 Muavviz Ayvaz (Yrd. Doç. Dr.) 4. Hafta (07.03.

8. Hafta Amino Asitler, Peptidler ve Proteinler: Prof. Dr. Şule PEKYARDIMCI PEPTİT BAĞI

BÖLÜM 2 ATOMİK YAPI İÇERİK. Atom yapısı. Bağ tipleri. Chapter 2-1

Dr. M. Emin KAFKAS İnönü Üniversitesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü 2015/Malatya

ELEMENT VE BİLEŞİKLER

Atomun Yapısı Boşlukta yer kaplayan, hacmi, kütlesi ve eylemsizliği olan her şeye madde denir. Maddeyi (elementi) oluşturan ve maddenin (elementin)

Serbest radikallerin etkileri ve oluşum mekanizmaları

Serüveni 3. ÜNİTE KİMYASAL TÜRLER ARASI ETKİLEŞİM GÜÇLÜ ETKİLEŞİM. o İYONİK BAĞ o KOVALENT BAĞ o METALİK BAĞ

SU Dr. Fatih Büyükserin

Soygazların bileşik oluşturamamasının sebebi bütün orbitallerinin dolu olmasındandır.

INSA 283 MALZEME BİLİMİ. Giriş

ATOM NEDİR? -Atom elementin özelliğini taşıyan en küçük parçasına denir. Her canlı-cansız madde atomdan oluşmuştur.

ATOMLAR ARASI BAĞLAR Doç. Dr. Ramazan YILMAZ

Örnek : 3- Bileşiklerin Özellikleri :

HISTOLOJIDE BOYAMA YÖNTEMLERI. Dr. Yasemin Sezgin. yasemin sezgin

1. PROTEİNLERİN GENEL YAPI VE ÖZELLİKLERİ

MOL KAVRAMI I. ÖRNEK 2

9.Sınıf Biyoloji. Yaşam Bilimi Biyoloji. cevap anahtarı

Bir maddenin başka bir madde içerisinde homojen olarak dağılmasına ÇÖZÜNME denir. Çözelti=Çözücü+Çözünen

Nötronlar kinetik enerjilerine göre aşağıdaki gibi sınıflandırılırlar

ATOM BİLGİSİ Atom Modelleri

HÜCRESEL EVRİM. Prof. Dr. Müjgan Cengiz Prof. Dr. Ayhan Deviren

Yrd.Doç.Dr. Emre YALAMAÇ. Yrd.Doç.Dr. Emre YALAMAÇ İÇERİK

12. SINIF KONU ANLATIMI 2 DNA VE RNA

11. Hafta: Prof. Dr. Şule PEKYARDIMCI NÜKLEOTİDLER

KĠMYASAL ÖZELLĠKLER VE KĠMYASAL BAĞ

ELEKTRONLARIN DĠZĠLĠMĠ


BMM 205 Malzeme Biliminin Temelleri

Amino asitlerin sınıflandırılması

Toprağın Katı ve Sıvı Fazı Arasındaki Etkileşimler

Günümüzde bilinen 117 element olmasına rağmen (92 tanesi doğada bulunur) bu elementler farklı sayıda ve şekilde birleşerek ve etkileşerek farklı

PROTEİNLER. -Proteinlerin Yapısında Bulunan Elementler. -Aminoasitler. --Kimyasal Yapılarına Göre Amino Asitlerin Sınıflandırılması

BİLEŞİKLER VE FORMÜLLERİ

EYVAH ŞEKERĐM KAYBOLDU!!!!! 9. SINIF 4. ÜNĐTE KARIŞIMLAR

PERİYODİK SİSTEM VE ELEKTRON DİZİLİMLERİ#6

Transkript:

Bölüm 02 Dersin Anahatları Vücudumuzun Kimyasal Bileşimi Eric P. Widmaier Boston University Hershel Raff Medical College of Wisconsin Kevin T. Strang University of Wisconsin - Madison Copyright The McGraw-Hill Companies, Inc. Permission required for reproduction or display. 1

Atomlar: Elementlerin alt-birimleri Atomlar proton, nötron, ve elektronlardan meydana gelir. Her elementin bir atom numarası vardır. -atomun içerdiği Proton sayısına eşit Her element bir atom ağırlığına sahiptir. Hidrojen, oksijen, karbon, ve azot insan vücudundaki atomların >% 99 ı kapsar. 2

Vucudumuzdaki Başlıca Kimyasal Elementler Gösterim 3

Atomun Bileşenleri Atomların kimyasal özellikleri, üç tane atomaltı parçacıkların (protonlar, nötronlar, ve elektronlar) açısından tanımlanabilir. Proton ve nötronlar atomun çekirdeği denilen ve atomun merkezindeki çok küçük bir hacimde bulunurlar. Elektronlar çekirdekten çeşitli uzaklıklarda bulunan yörüngelerde dönerler. 4

Şekil 2-1 5

Atom Sayısı Her kimyasal element belirli sayıda proton içerir, ve bu sayı atom numarası olarak bilinir. Örnek olarak: tek bir protonu ola hidrojen, atom numarası n=1 dir. Bir atom elektriksel olarak nötr olduğu için, atom numarası aynı zamanda atomdaki elektron sayısına eşittir. 6

Atom Ağırlığı Genellikle, bir atomun çekirdeğindeki nötronların sayısı, proton sayısına eşittir. Bununla birlikte, bazı kimyasal elementlerin izotoplar olarak adlandırılan nötron sayılarının farklı olan birkaç formu, varolabilmektedir. Örneğin, karbon atomu doğada en bol bir şekilde, 12C, 6 proton ve 6 nötron içerir ve bunun atom numarası 6, atom ağırlığı 12 dir. Karbonun radyoaktif bir izotopu olan 14C, 6 proton, 8 nötron içerirve atom numarası 6 ama atom ağırlığı 14 tür. 7

Atom Ağırlığı Bir kimyasal elementin bir gram atom kütlesi, atom ağırlığının sayısal değerine eşit gram cinsinden ağırlığına eşittir. Bu durumda, 12 g karbon, karbonun 1atom kütlesine eşittir. Herhangi bir elementin bir gram atom kütlesi aynı sayıda atom içerir (6 x10 23 ; Avogadro sayısı). 8

Atom Ağırlığı Atom ağırlığı sıralaması bir atomun atom ağırlığının diğer atomların ağırlıklarına oranını gösterir. (karşılaştırma karbona göre yapılır) Atom ağırlığı skalası atom ağırlıklarının bir oranı olduğundan, mutlak birimleri yoktur. Atomik kütle birimi dalton olarak bilinir. 9

İyonlar Bir atom, bir veya daha fazla elektron kazanır yada kaybederse, net bir elektrik yükü kazanır ve bir iyon olur. Hidrojen, bir çok mineral atomları ve eser element atomları kolayca iyon oluştururlar. Net bir pozitif yüke sahip iyonlar katyon olarak adlandırılır.örnek: Ca + 2, Na Bir net negatif yüke sahip olan iyonlar anyon olarak adlandırılır. Örnek: Cl Yüklü olmalarından dolayı, iyonlar suda çözündükleri zaman elektrik iletebilmektedir; sonuç olarak, mineral elementlerinin iyonik formlarının sulu çözeltileri topluca elektrolit olarak adlandırılır. 10

Tablo 2-2 11

Moleküller Birbirine bağlanan iki ya da daha fazla atom, bir molekül oluşturur. Moleküller kendilerini meydana getiren bileşen atomların sembolleriyle ile gösterilebilir: Örnek: C 6 H 12 O 6 12

Kimyasal Bağlar Bir molekülde atomlar arasında kimyasal bağlar, elektronların başka bu bir atomun dış enerji kabuğundan transferi, ya da iki atom kısmen doldurulmamış elektron orbitallerince elektronların paylaşımı şeklinde olabilir, En güçlü bağlar kovalent bağlardır. Çeşitleri, Polar kovalent bağlar, Polar olmayan kovalent bağlar, Hidrojen bağları 13

Kovalent Bağlar En Güçlü Kimyasal Bağlardır. Fig. 2-2 14

Polar Kovalent Bağlar Elektronlar her zaman iki atom arasında eşit olarak paylaşılmaz, yani atom çiftinden birine daha yakın pozisyonda olabilir. Böylece, diğer atom hafif pozitif olurken bu atom, hafif negatif yük kazanır. Bu tür bağlar polar kovalent bağlar olarak bilinir. 15

Polar Kovalent Bağlar Örneğin, bir hidroksil grubundaki(-oh), hidrojen ile oksijen arasındaki bağ, oksijenin hafif negatif ve hidrojenin hafif pozitif olduğu polar kovalent bir bağdır. oksijen, nitrojen ve sülfür atomları, elektronları oldukça güçlü bir şekilde çekerler, bu yüzden hidrojen atomu ile, polar bağlar oluşturabilir. (Tablo 2-3) Böyle Polar bir bağ ihtiva eden moleküllerin en belirgin kovalent bağ özelliklerinden biri, diğer önemli kovalent bağ türlerinden içeren moleküllere göre suda daha fazla çözünür olma eğiliminde oluşlarıdır. Sonuç olarak, bu polar moleküller kan, hücreler arası ve hücre içi sıvı içinde kolaylıkla çözünür. Gerçekten de, suyun kendisi kısmen negatif yüklü bir oksijen atomu ve iki kısmi pozitif yüklü hidrojen atomları ile birlikte, polar bir molekülün klasik bir örneğidir. 16

17

Polar olmayan Kovalent Bağlar Polar kovalent bağların aksine, benzer elektronegativiteye sahip atomlar arasındaki bağlara polar olmayan kovalent bağlar denir. Bu tür bağlarda, elektronlar eşit ya da neredeyse eşit iki atom tarafından paylaşılır.. Karbon ve hidrojen atomları arasında ve iki karbon atomu arasında elektriksel olarak nötr, polar olmayan kovalent bağlar vardır. (Tablo 2-3) Polar olmayan kovalent bağları yüksek oranlarda ihtiva moleküllere polar olmayan moleküller denir; bunlar polar kovalent bağlı moleküllerden su içinde daha az çözünür olma eğilimindedir. Sonuç olarak, bu tür moleküller genellikle hücre ve hücre içi organellerin zarlarında iki katmanlı lipit yapılarında bulunurlar. Kan gibi vücut sıvılarında mevcut olduğunda, bir tür"taşıyıcı madde"gibi, polar olmayan molekülün çözeltiden dışarı çıkmasını önlemek için hizmet eden polar bir molekül ile birleşebilirler. 18

Hidrojen Bağları Iki polar molekül yakın temas içinde olduğunda, aralarında bir elektriksel çekim oluşabilir. Örneğin, bir molekülün polar bağındaki bir hidrojen atomu ve bir başka molekülün polar bağındaki, bir oksijen veya azot atomu birbirini çekerek, bağ türlerinden biri olan bir hidrojen bağı oluşturur. Bu tür bağlar aynı molekül içerisinde atomları arasında da oluşabilir. Hidrojen bağları çok zayıftır, tek bir su molekülünün hidrojen ve oksijen atomları arasındaki polar bağ kuvvetinin yaklaşık sadece yüzde 4 kadar. Hidrojen bağları tek tek zayıf olmasına karşın, çok sayıda mevcut olduğu zaman, bu moleküler etkileşimlerde ve büyük moleküllerin şeklinin belirlenmesinde çok önemli bir rol oynar. Büyük moleküllerin şeklinin genellikle işlevlerini ve diğer moleküller ile etkileşime girme yeteneklerini belirlediğini hatırlayınız. Örneğin, bazı moleküllerin arasında, her iki molekülün yalnızca doğru bir şekle sahip olduğu zaman, bir "kilit-ve-anahtar" benzeri düzenleme ile etkileşim oluşabilir. 19

Hidrojen Bağları komşu su moleküllerini birbirine bağlar ş. 2-3 20

Moleküler şekil Şekil 2-5 Kimyasal bağlar etrafında rotasyon farklı molekül şekillerine oluşmasını sağlar. 21

iyonik Moleküller Iyon oluşumu (iyonlaşma) süreci tek bir atomda ve moleküllerin kovalent olarak bağlı olan atomlarında oluşur. Moleküllerin içinde, iyonizasyona uğrayan atom gurupları içinde en sık karşılaşılan iki grup, karboksil grubu (-COOH) ve amino grubudur( NH2). Bir molekülün sadece bir kısmı için R kısaltması kullanıldığında, R-COOH ya da R- NH2 gibi yazılabilir. Oksijen bir hidrojene bağlandığında bir karboksil iyon(r-coo-) oluşturmak için hidrojenin tek elektronunu yakalar, karboksil grubu bir hidrojen iyonu (H +), serbest bırakarak iyonize olur, : R COOH R COO + H +. Amino grubu, iyonize bir amino grubu oluşturmak üzere bir hidrojen iyonuna bağlanabilir (R NH 3+ ): R NH 2 + H + R NH 3+. Bu grupların her birinin iyonizasyonu tersine çevrilebilir. 22

Serbest Radikaller Serbest radikaller, en dış yörüngesinde eşleşmemiş(tek) elektronları bulunan atom veya moleküllerdir. Serbest radikaller, kararsız ve son derece reaktiftir. Serbest radikaller, patojenlerin imha eden beyaz kan hücrelerinin türlerinden kimi hücrelerde, bazı enzimlerin etkileri ile oluşmaktadır.. Serbest radikaller, vücut içinde radyasyon ya da toksin sindirimine maruz kalma sonrasinda üretilir. Bu serbest radikaller vücud hücrelerine önemli zarar verebilirler. Örneğin, serbest radikallerin uzun süreli birikimine bağlı oluşan oksidasyon, çeşitli insan hastalıklarının, özellikle göz, kardiyovasküler ve yaşlanma ile ilgili sinirsel hastalıkların sebeblerinden olarak ortaya atılmıştır. Biyolojik olarak önemli serbest radikallerin örnekleri, süperoksit anyon O 2 ; hidroxil radikal, OH ; and nitrik oksit, NO. 23

Çözeltiler Bir sıvı içinde çözünmüş maddeler çözünen olarak bilinir. Çözünenlerin çözünmüş olduğu sıvı ise çözücüdür. Çözünen bir çözelti oluşturmak üzere bir çözücü içinde çözünür. Su toplam vücut ağırlığının yaklaşık olarak yüzde 60'ına yakın, vücuttaki en bol bulunan çözücüdür. Bununla birlikte, tüm moleküller su içinde çözünmezler. 24

NaCl su içinde çözünür Fig. 2-6 Bu örnekte, Na+ ve Cl- çözücüler ve su çözücüdür. 25

Suda çözünürlük Iyonik veya polar kovalent bağa sahip moleküllerinde su moleküllerine karşı elektriksel bir çekim vardır. Bu moleküller, su içinde çözünme yeteneğine sahiptirler ve (su seven) hidrofilik olarak adlandırılır. Polar olmayan kovalent bağa sahip moleküllerin suda çözünmeleri mümkün değildir ve (sudan korkan), hidrofobik olarak adlandırılır. 26

Amfipatik Moleküller Amfipatik moleküller, bir ucunda polar ya da iyonize bir bölge ve karşı ucunda polar olmayan bir bölgeye sahip olan, özel bir molekül türüdür. Amfipatik moleküller su ile karıştırıldığında, kümeler oluştururlar. kümenin yüzeyindeki kendi polar (hidrofilik) bölgeleri, çevredeki su moleküllerini çekerken, polar olmayan (hidrofobik) uçları küme içine doğru yönlendirilir. Bu düzenleme, su molekülleri ve amfipatik moleküllerin polar uçları arasında maksimum etkileşim sağlar. Polar olmayan moleküllerin bu kümelerin merkezi polar olmayan bölgeleri içinde çözülür ve bu şekilde, aksi takdirde su içinde düşük çözünürlüğe göre mümkün olandan çok daha yüksek miktarlarda, sulu çözeltiler içinde mevcut olabilir. Amfipatik moleküller yönlenmesi plazma zarı yapısında önemli bir rol oynar. 27

Amfipatik Moleküller Şek. 2-7 28

Konsantrasyon Konsantrasyon çözeltinin litresi başına çözülmüş (moleküler ağırlığına göre), çözünen maddenin miktarı olarak ifade edilir. Gram cinsinden molekül ağırlığı= 1 mol 1 M çözelti = 1 mol/litre 29

Asitler ve Bazlar Asitler bir çözeltinin H + konsantrasyonunu arttırır. Bazlar bir çözeltinin H + konsantrasyonunu azaltır. Bir çözeltideki H + miktarı ph olarak ifade edilir. ph = -log[h + ] 30

Özel Su Tepkime Türleri Hidroliz su kullanılarak büyük bir molekülün küçük bir moleküller halinde parçalanması., Diğer reaksiyon türleri şunlardır: Dehidrasyon Kondenzasyon 31

Osmoz Osmoz işlemiyle sıvı bölmeleri arasındaki su hareket eder. Osmozda, su, belirli bir çözünen türünden bağımsız olarak, düşük çözünen konsantrasyonu olan bölgelerden, yüksek çözünen konsantrasyonu olan bölgelere geçer. 32

Terminoloji Organik kimya karbon içeren moleküller üzerine yapılan çalışmalardır. İnorganik kimya karbon-dışı moleküller üzerine yapılan çalışmalardır. Biyokimya canlı organizmaların kimyasıdır. (Organik kimyanın bir parçası kabul edilebilir) 33

Organik Moleküllerin Sınıfları Karbonhidratlar monosakkaridler disakkarit Polisakkaritler Yağlar Yağ asitleri Trigliserid Fosfolipidler steroidler Proteinler Amino asit alt-birimleri Polipeptidler Nükleik Asitler DNA, RNA 34

Fig. 2-8 35

Karbonhidratlar Monosakkaritler en basit karbonhidratlardır. Fig. 2-9 36

disakkarit oluşumu Fig. 2-10 37

Glikojen: Bir Polisakarid Fig. 2-11 38

Vücut şekerleri nasıl kullanır Glikojen ayrı glikoz monomerlerinin içindeki kimyasal bağlarda depolanan kullanılabilir bir enerji deposu olarak vücutta bulunmaktadır. Açlık dönemlerinde glikojenin hidrolizi meydana gelerek, kan şekerinin tehlikeli düşük seviyelere azalmasının önlenmesi için kana glikoz monomerlerinin salımına neden olur. glikoz, kan içindeki bulunan başlıca monosakarittir ve genellikle "kan şekeri" olarak adlandırılır.. 39

Yağlar (Lipids) Lipidler ağırlıklı olurak hidrojen ve C-atomlu (tamamen değil) moleküllerdir. Bu atomlar polar olmayan kovalent bağlarla birbirine bağlıdır. Bu nedenle lipitler, polar olmayan ve su içinde çok düşük bir çözünürlüğe sahip moleküllerdir. Yağlar dört alt sınıflara ayrılabilir. Yağ asitleri, trigliseritler, fosfolipidler, ve steroidler Sadece bazıları enerji bakımından değerli bir kaynak sağladıklarından lipidler fizyolojisi açısından kısmen önemlidir. Diğer lipidler, tüm hücre membranlarının ana bileşenidir ve yine bazıları önemli sinyal molekülleridir.. 40

Lipids Fig. 2-11 41

Yağ asitleri Yağ asitleri, bir ucunda asidik bir karboksil grubu ile, karbon ve hidrojen atomu içeren bir zincirden oluşmaktadır. Bir yağ asidinin tüm karbonları tek kovalent bağlarla bağlı olduğunda, yağ asidinin, doymuş yağ asidi olduğu söylenir. Bazı yağ asitlerinde karbon atomları arasında bir ya da daha fazla çift bağ bulunur ve özellikle bunlar doymamış yağ asitleri olarak bilinmektedir. Tek bir çift bağ varsa yağ asidinin tekli doymamış olduğu ve birden fazla çift bağ var ise, bu durumda çoklu doymamış olduğu söylenir. 42

Trigliseridler Trigliseridler, (Aynı zamanda triaçilgliseroller olarak da bilinir) vücuttaki lipidlerin bir kısmını oluşturmaktadır. Trigliseridlerin formu, üç-karbonlu alkol olan gliserolün, üç adet yağ asidine bağlanması şeklindedir. Trigliseridler tüm hücrelerde bulunur ve hücre içi organellerin de dahil olmak üzere hücresel zarların, bir kısmını meydana getirirler. Onlar da yağ dokusunda büyük miktarlarda, saklanır ve bir kişinin özellikle açlık veya ek enerji gerektiren zamanlarında, vücudun hücrelerine enerji kaynağı vermektedir (örneğin, egzersiz esnasında). 43

Fig. 2-12A 44

Fig. 2-12B 45

Fig. 2-12C 46

Kolesterol Fig. 2-13 47

Fosfolipidler Fosfolipidler genel yapı olarak trigliseridlere benzer, ancak gliserolün üçüncü hidroksil grubu bir fosfat ile bağlıdır. Buna ek olarak, küçük bir polar ya da iyonize azot-içeren molekül genellikle bu fosfata eklenir. bu gruplar, fosfolipidin bir ucunda, polar bir (hidrofilik) bölge sağlarken karşı ucunda yağ asidi zincirleri polar olmayan bir (hidrofobik) bölge meydana getirir, Bu nedenle, fosfolipidler amfipatiktirler. Hücresel zarların lipit katmanlarını oluşturan fosfolipidlerin bu özelliğidir. 48

Steroidler Steroidler lipit moleküllerinin diğer alt sınıflarından olanlardan belirgin farklı bir yapısı bulunan moleküllerdir. her steroid iskeletini dört karbon atomunun birbirine halkalar halinde bağlanması oluşturur. Steroidler, suda çözünmez. Steroidlere örnekler arasında kolesterol, böbrek üstü bezlerinden kortizol v ve gonadlar tarafından salgılanan kadın (östrojen) ve erkek (testosteron) seks hormonları vardır. 49

Proteinler Proteinler vücuttaki organik maddelerin yaklaşık yüzde 50'ni (vücut ağırlığının yüzde 17'si) oluşturur ve onlar hemen hemen her fizyolojik süreçte kritik rol oynamaktadır. Proteinler, karbon, hidrojen, oksijen, azot ve az miktarda diğer elementlerden, sülfür göze çarpar oluşmaktadır. Genellikle binlerce atom içeren, makromoleküllerdir. 50

Amino Asitler Proteinlerin alt-birim monomerleri amino asitlerdir. Prolin hariç her amino asitte bir amino grubu (-NH2), ve molekül içindeki bir terminal karbon atomuna bağlı bir karboksil (-COOH) grubu yer alır. Tüm canlı organizmaların proteinleri 20 farklı yan zincire karşı gelen, 20 farklı amino asit setinden oluşur. Yan zincirler, polar olmayan(8 amino asit), polar(7 amino asit), ya da iyonize(5 amino asit), olabilir. İnsan vücudu birçok amino asitleri sentez edebilir, ancak birkaçı diyetle alınmalıdır; Bunlar temel amino asitler olarak bilinmektedir. 51

Proteinler Amino Asitlerden Yapılır Fig. 2-14 52

Peptid bağları Fig. 2-15 53

Fig. 2-16 54

Proteinin Yapıları Birincil Protein Yapı İkincil Protein Yapısı Üçüncül Protein Yapısı Dördüncül Protein Yapısı 55

Birincil Protein Yapısı Bir proteinin birincil yapısını iki değişken belirler: (1) Zincirdeki amino asitlerin sayısı (2) Zincir boyunca her pozisyonda belirli bir tür amino asitin bulunuşu Primer protein yapısındaki bir polipeptid her bir boncuğun bir amino asiti temsil ettiği boncuklardan oluşan tesbihe, benzer. 56

Konformasyon Proteinler doğada boncuklardan oluşan tesbih dizisi gibi görünmez. Her amino asitin yan grupları arasındaki etkileşim zincirde eğilme bükülme ve katlanmalara yol açarak zinciri daha kompakt yapıya dönüştürür,. Bir proteinin son şekli konformasyon olarak bilinir. 57

İkincil Protein Yapısı Bir polipeptit zinciri boyunca çeşitli bölümler arasındaki çekimler proteinin ikincil yapısını oluşturur. Peptid bağları bir polipeptid zinciri boyunca düzenli aralıklarla meydana geldikleri için, aralarındaki hidrojen bağları, alfa helix olarak bilinen, zinciri sarmal bir konformasyon haline zorlama eğilimindedir. Hidrojen bağları da peptid bağları arasında meydana gelebilir Bu durumda nispeten düz genişletilmiş bir bölge oluşumu, bunların birbirine paralel kıvrılmasıyla beta (pilili) kıvrımlı levha olarak bilinen polipeptit zincir gidişinin genişletilmiş bölgeleri oluşur. Yan zincirlerin boyutu ve zıt yüklü yan zincirleri arasındaki iyonik bağların varlığı tekrarlı hidrojen bağlarıyla etkileşimlerle gelişigüzel kıvrılma konformasyonları olarak adlandırılan düzensiz bölgeler biöiminde alfa ve beta şekilleri üretilir Bunlar daha düzenli helix ve beta pilili levha desenleri arasındaki ara bölgelerde meydana gelir. Beta kıvrımlı levha ve alfa sarmalları proteinin bir lipid ikili katmanı içinde tutunma yeteneği verir. 58

Üçüncül Protein Yapısı Ikincil yapı oluşmasından sonra, ek amino asit yan zincirlerinin arasındaki etkileşim mümkün olmaktadır. Bu etkileşimler, işlevsel bir protein yapmak için nihai üç boyutlu yapı şeklinde polipeptidin katlanmasına yolaçar 59

Üçüncül Yapıyı belirleyen Faktörler Amino asit dizisi (birincil yapısı) oluştuktan sonra beş temel faktör, bir polipeptid zincirinin üçüncül yapısını belirler: 1. zincirin kısmi parçaları veya çevresindeki su molekülleri ile arasındaki hidrojen bağları 2. Zincir boyunca polar ve iyonize bölgeler arasında oluşan iyonik bağlar 3. Polar olmayan (hidrofobik) bölgeler arasında çekimler 4. İki sistein amino asitlerinin kükürt ihtiva eden yan zincirlere bağlamasıyla oluşan kovalent disülfid çapraz bağları 5. van der Waals kuvvetleri 60

Dördüncül Protein Yapısı Bazı proteinler birden fazla polipeptit zincirinden oluşur ve dördüncül bir yapıya sahip olduğu söylenmektedir. Onlar Multimerik ("çok parçalı") proteinler olarak bilinir. Tek bir polipeptidin konformasyonunu etkileyen aynı faktörler multimerik bir proteinin polipeptidleri arasındaki etkileşimi de belirler. Bu nedenle, birden fazla zincir aynı şekilde, zincirleri arasındaki disülfıd kovalent bağlarla, çeşitli iyonize polar ve polar olmayan yan zincirler arasındaki etkileşimler ile bir arada tutulabilir. 61

Polipeptidler: konformasyonları Fig. 2-17 62

Amino asit etkileşimleri Fig. 2-18 63

multimerik örnek Multimerik protein polipeptid halkaları, aynı ya da farklı olabilir. Örneğin, hemoglobin, kandaki oksijen taşıma proteini, dört polipeptit zincirli multimerik bir proteindir; iki çift. Hatta bir mutasyon sonucu ortaya çıkan tek bir amino asit değişikliği yıkıcı sonuçlar doğurabilir. hemoglobin b zincirleri içinde Bir Valin molekülünün glutamik asit molekülünün yerine, gelmesi tipik bir örneğidir. Bu değişimin sonucu orak hücreli anemi denen ciddi bir hastalıktır. Bu hastalığı olan bir kişi kırmızı kan hücreleri düşük oksijen seviyesine maruz kaldığında, Hemoglobinleri çöker. Bu hilal şeklinde, kırılgan ve normal işlev yapamaz hücreler, ile kırmızı kan hücreleri bozuluyor. 64

Hemoglobin Fig. 2-19 65

Nükleik Asitler Ayrıca, genetik bilgilerin depolanması ve ifade edilmesinden sorumlu olduğu için nükleik asitler, son derece önemlidir. Nükleik asitlerin, deoksiribo-nükleik asit (DNA) ve ribonükleik asitle (RNA) olarak iki çeşidi vardır. DNA moleküllerinin sırayla kodlanmış genleri ilegenetik bilgileri depolarken, RNA molekülleri, amino asitlerden belirli bir polipeptid zincirini oluşturmak için, talimatlar ve bilgileri dekode etmeye katılır 66

Nükleotidler Fig. 2-20 67

Bazlar Fig. 2-21 68

DNA DNA da Deoksiriboza bağlı dört farklı baza denk düşen dört farklı nükleotid bulunur. Bu bazlar iki sınıfa ayrılır: 1. purin bazları: adenin (A) ve guanin (G), azot ve karbon atomu içeren iki halkaya sahip 2. Yalnızca tek bir halkadan oluşan pirimidin bazları, sitosin (C) ve timin (T), 69

DNA Bir DNA molekülü, bir çift sarmal şeklinde birbirine sarılı iki nükleotid zincirden oluşur. Iki zincir tek bir zincir üzerindeki bir purin bazı ve ters zincir üzerinde bir pirimidin bazı ile hidrojen bağları ile bir arada tutulur. Özgünlük dört baz arasındaki hidrojen bağlayıcı gruplarının yerine göre baz eşleşmeleri empoze edilmesine d. G hep T. ile C ile eşleştirilmiş ve A olduğu 70

Deoksiribonükleik asit(dna) Fig. 2-22 Fig. 2-23 71

RNA RNA molecules differ in only a few respects from DNA: 1. RNA consists of a single chain of nucleotides. 2. In RNA, the sugar in each nucleotide is ribose rather than deoxyribose. 3. The pyrimidine base thymine in DNA is replaced in RNA by the pyrimidine base uracil (U). (A U pairing) The other three bases, adenine, guanine, and cytosine, are the same in both DNA and RNA. 72

73

ATP The purine bases are important not only in DNA and RNA synthesis, but also in a molecule that serves as the molecular energy source for all cells. In all cells, from bacterial to human, adenosine triphosphate (ATP) is the primary molecule that receives the transfer of energy from the breakdown of fuel molecules carbohydrates, fats, and proteins. 74

ATP Fig. 2-24 75