VIII-IX. YÜZYILLAR TÜRK EDEBİYATI EDB201U 0 KISA ÖZET
DİKKAT Burada ilk 4 sahife gösterilmektedir. Özetin tamamı için sipariş veriniz www.kolayaof.com 1
1. ÜNİTE -Göktürk ve Uygur Dönemi Türk Edebiyatı GİRİŞ: GÖKTÜRKLERİN KISA TARİHİ Tarihte Türk adıyla kurulan ilk Türk devleti olan Göktürk Kağanlığı (yaygın bilinen adıyla Göktürkler ~ Köktürkler) kuruluşlarını (552) takiben kısa bir süre sonra Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmışlardır. Doğudaki kağanlık 630 da, batıdaki kağanlıksa 659 da Çin eğemenliğine girmiştir. Doğu kağanlığı bugünkü Moğolistan da, Batı kağanlığı ise İpek Yolu nu, bugünkü Çin in batısını, Uygur bölgesini kendisine merkez edinmiştir. 630 da Çin eğemenliğine giren Türkler, bu tarihten sonra 682 ye kadar çeşitli ayaklanma girişimlerinde bulunmuşlarsa da hiç birisi tam olarak başarılı olmamıştır. Çin e karşı başlatılan isyanı başarıya ulaştıran Kutluğ, halkı bir araya toplaması, derlemesi dolayısıyla ülkeyi, halkı derleyen diye çevirebile ceğimiz Ėltėriş (ėl ülke; halk ve tėr- iş derme, toplama ) unvanını almıştır. Kül Tigin gerçekte bu anıtların dikilmesine vesile olan, Kutlug Kağanın iki oğlundan biri, Bilge Kağan ın küçük kardeşidir. TÜRK EDEBİYATININ EN ESKİ ÖRNEKLERİ Türklere ait bilinen en eski edebî verim, Çin kaynaklarında yer alan aşağıdaki beyittir: süke talıkaŋ bokukgı tutaŋ Bugünkü Türkçeye Sü yü çıkartın, Bokuk u tutun! veya Orduyu gönder, Bokuk u yakalat! şeklinde çevirebileceğimiz bu beyit, en eski Türkçe metinlerden, Moğolistan daki Eski Türk Yazıtları ndan bir kaç yüzyıl geriye, 4. yüzyıla kadar gider. Türklerden kalma ikinci kayıt bugün Moğolistan da koruma altına alınan ve Bugut Yazıtı adıyla bilinen, bir kısmı Eski Hintçe, geri kalanı Soğdca (İranî, eski bir dil) olan yazıttır. İlk Türk Kağanlığına (552-630) ait olan bu anıtta dönemin kağanlarının adı (örneğin Bumın Kağan) çok net bir şekilde tespit edilmektedir. Bulunuş tarihi 50 yıldan geriye giden bu yazıt hakkında son yıllarda özellikle Japon bilim adamları yeni değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Türklerin İslamiyet öncesi hayatı, tarihi, edebî ürünleri söz konusu edildiğinde akla ilk gelen Göktürkler ve Uygurlardan günümüze ulaşan yazıtlar ve kâğıda yazılı metinlerdir. GÖKTÜRK DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI Türklerde yazılı edebiyatın en eski belgeleri, Göktürkler döneminden kalan Orhon Yazıtlarıdır. Göktürk Abideleri, Eski Türk Yazıtları, Orhon Yazıtları ve başka adlarla anılan, Moğolistan ve Sibirya daki eski Türk harfli yazıtları birbirinden ayırt etmek mümkündür. Yenisey, Kırgızistan ve Moğolistan da bulunan eski Türk harfli yazıtların tamamı genel olarak Eski Türk Yazıtları adıyla ifade edilir. Kül Tigin Yazıtı (684-731) Türklerden kalma bu en eski yazıtlar ilk başta Kül Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk adıyla anılan yazıtlardır. Bunlardan Kül Tigin yazıtı bir yüzü Çince, diğer üç yüzü Türkçe olmak üzere 4 metreye yakın yüksekliği olan bir tür mermer taşa yazılmıştır. Anıtın geniş yüzünde (doğu) 40, dar yüzlerinde (kuzey ve güney) 13 er satır yazı vardır. Anıt, aslında Çin deki benzer yazıtlar gibi uzun ömrün, kalıcılığın simgesi olan büyük mermerden yapılmış kaplumbağa bir altlığa oturtulmuştur. Bilge Kağan Yazıtı (683-734) :Bilge Kağan yazıtı da içerik olarak Kül Tigin yazıtına benzer. Bu yazıt, Kül Tigin yazıtın-dan birkaç santim daha yük sektir. Ancak Kül Tigin yazıtına göre daha çok tahrip olmuş olup bazı yerleri okunamamaktadır. Bu yazıtta da Çince yazılmış bir yüz varsa 2
da çok ha-rap durumdadır. Toplamı 70 satırı aşan yazıt içerik olarak çoğunlukla Kül Tigin yazıtı ile örtüşür. Yazıtın Kül Tigin yazıtın dan sonra dikildiği tahmin edilmektedir. Tunyukuk (Tonyukuk) Yazıtı: Tunyukuk yazıtı iki ayrı taştan oluşur. Dikildiği tarih kesin belli değilse de Tunyukuk un yaşadığı dönemde, 8. yüzyılın ilk çeyreğinde dikilmiş olması gerekir. Her iki taşın toplamı 62 satırdır. Tunyukuk, Göktürk Devleti nin kurucuları arasında yer alır. Kendi ifade-sinden hareket edilirse, Türkler Çin e bağımlı iken dün-yaya gelmiş, devletin kuruluşunda ve kağan seçimin-de önemli rol almış, kağanlara danışmanlık etmiş bil-ge bir vezirdir. Yenisey Yazıtlarından Birinci Altın Köl Yazıtı: Moğolistan dışında, Sibirya nın güney bölgesinde yer alan ve sayıları 200 e yaklaşan çeşitli ya-zıtlar da vardır. Üslup ve imla açısından Moğolistan daki yazıtlardan farklılık gösteren bu yazıtlar çok kısadır. Bunlardan birisi olan İkinci Altın Kül yazıtından bir bölüm aşağıda verilmiştir: II. Altın Köl Yazıtından Bir Bölüm on ay ėltti: ögüm : oglan : tugdum : erin : ulgattım / ėlimde : tört : tegzindim : erdemim üçün : inençu : alp / erdemlig bolsar : bodun : ėsirkeyü ermedi erinçim : ikizim e ( )/ sekiz kırk : yaşıma / er erdem üçün töpüt kanka : yalavaç : bardım : kelmedim / er erdem bolsar : andag ermiş : sinimin : altun kapırçakka kirtim. II. Altın Köl yazıtından alınan bölümün bugünkü Türkçeye çevirisi On ay taşıdı (beni) annem, erkek bir evlat olarak doğdum, büyüdüm. Erdemimi ortaya koymak için ülkemde dört bir tarafı dolaştı. Erdemli olsa da halk onu koruyamadı (?). Yazık, ey ikizim! ( ) Otuz sekiz yaşımda erlik erdemim için Tibet Hanına elçi olarak gittim, geri dönmedim. Erlik erdemi işte öyle bir şeymiş. Bedenimle altın tabuta girdim. Eski Türk Yazıtlarına Göre Türklerde Takvim Sistemi: Eski Türk yazıtlarında Kül Tigin ve Bilge Kağan ın ölüm tarihlerinin verildiği takvim sistemi, hem günümüzde kullandığımız sistemden hem de Avrupa ve Ortadoğu da kullanılan takvim sistemlerinden farklıdır. Bugün yaygın olarak Çin kültür çevresinde görülen ve hâlâ Kore, Japonya, Vietnam, Çin vb. ülkelerde Avrupaî takvimin yanı sıra geleneksel olarak kullanılan takvim sistemi 12 hayvanın adıyla anılan, 60 yıllık dilimlere dağılmış bir sistemdir. Yazıtlarda da kullanıl-dığı anlaşılan bu takvime göre her yıl bir hayvanın adıyla anılır: 1. sıçgan veya küskü sı-çan, 2. ud sığır, 3. bars kaplan, 4. tavışgan tavşan, 5. ulu veya lu ejderha 6. yılan yı-lan, 7. yunt at, 8. koyn koyun, 9. bėçin maymun, 10. takıgu tavuk, 11. ıt köpek, it, 12. lagzın domuz. Kül Tigin 11 Şubat 731 de başlayan 19. k ai-yuan yılının başlarında ölmüştü; bu tarih Çin anlayışına göre ilkbaharın başına rastlar. Gömme törenini (Türkçe yog) yapmak için aynı yılın 9. ayı ve bu ayın da 27. günü (Çin takviminde kasım başları), yani yaprakların ağaçlar-dan düş mesi beklenmiştir. 557-581 yıllarını kapsayan bir Çin kaynağında Türkler için Yılların biri birini izleyişini bilmezler ve onları ancak yeşeren otlara göre sayarlar. denir. Türk-ler arasında Çin takvim sistemi 6. kai-huang yılı, bi-rinci ay, keng-wu gününde (12 Şubat 586) dağılır. (Bazin III. Bölümden). Eski Türk Yazıtlarına Göre Türklerde Sayı Sistemi: Eski Türk takvimi gibi sayı sistemi de bugünden bir ölçüde farklıdır. Edebî değeri yüksek, hacmi geniş olan bu üç yazıt dışında hem Türk Kağanlığı (Göktürkler) hem de Uygur Kağanlığı döneminden kalan eski Türk yazısıyla yazılmış başka yazıtlar da vardır. Bunların kimisi uzun (Ongi yazıtı), kimisi de çok kısadır (Suci yazıtı). Bu yazıtlarda kullanılan dil ve üslup Kül Tigin, Bilge Kağan ve Tunyukuk yazıtlarında kullanılan dil ile hemen hemen aynıdır. Üslup ve söz dağarcığı farklı olanlar ise, bugün Tuva ve 3
Hakasya da bulunan, daha kısa nitelikteki yazıtlardır. Bu yazıtlar her iki kağanlığın yazıtlarından üslup olarak bir ölçüde ayrılır. Kullanılan alfabede de kimi harf ayrılıkları yanında ilave harfler de söz konusudur. Bunların kimisi de taştan ziyade kayalara yazılmış, çiziktirilmiştir (özellikle Dağlık Altay bölgesinde bulunanlar). Bu yazıtlar kısaca Yenisey Yazıtları adıyla anılırlar. Eski Türk Yazıtlarının Edebî Değeri: Talat Tekin ve daha sonra Doğan Aksan ın belirttiğine göre yazıtlarda kullanılan etkili anlatım ve deyişi sağlayan öğeler şöyle sıralanabilir: 1. İkilemeler; 2. koşutluk; 3. deyimler; 4. atasözlerinden yararlanma; 5. edebî sanatlar Yazıtların en çok öne çıkan kullanım, ifadeyi zenginleştiren unsur kelimelerdeki paralellik yani koşutluktur. Bu duruma bakarak kimi araştırmacılar (örneğin F. Ye. Korş, Rus araştırmacı İ. V. Stebleva) yazıtların manzum olduğunu ileri sürmüştür. İkilemeler: Orhon yazıtları dilinde (ve genellikle Eski Türkçede) anlatımı güçlü ve et-kili kılan, güzelleştiren öğelerin başında eş, yakın ya da karşıt anlamlı ikilemeler, onların sıkça kullanımı gelir. Türkçe bu en eski döneminde de ikilemeler bakımından gerçekten çok zengindir ve bunların çoğunda da ses tekrarı, yani aliterasyon vardır: āçsık tosık açlık ve tokluk, adrıl- az- ayrılmak ve sapmak, agış barım mal mülk, alkın- arıl- tükenmek ve mahvolmak, bitmek, tükenmek, arkış tėrkiş kervan kafile. Deyimler: Orhon yazıtlarının dili deyimler açısından da çok zengindir. İşte anlatımı zenginleştiren ve güzelleştiren bu deyimlerden bazıları: adak kamşat- ayağı burkulmak, ayağı dolaşmak, sendelemek (morali bozulmak, şaşırıp yanlış hareket etmek), atı küsi yok bol- adı sanı yok olmak. Atasözleri: Yazıtlarda atasözleri üzerine kurulmuş cümleler de vardır. İşte birkaç örnek: Toruk būkalı semiz būkalı ırakda bilser, semiz būka toruk buka tėyin bilmez ermiş (İnsan) zayıf boğalarla semiz boğaları uzaktan bilmek zorunda kalsa (hangilerinin) semiz (hangilerinin) zayıf olduğunu bilmez imiş Edebî Sanatlar: Orhon yazıtlarında sık sık başvurulan söz sanatlarından birisi de benzetmelerdir: (Teŋri küç birtük üçün) kaŋım kagan süsi böri teg ermiş, yagısı koy teg ermiş (Tanrı güç verdiği için), babam hakanın askerleri kurt gibi, düşmanları da koyun gibi imiş. Orhon Yazıtları Üzerine Yapılan Yayınlar: Eski Türk Yazıtları ilk olarak W. Radloff tarafından 1894 te Almanca çevirisiyle yayımlandı. Bunu Thomsen in yayını izledi. Thomsen iki Orhon yazıtı ile birlikte Tunyukuk yazıtının Danca tam çevirilerini yayımladı. Orhon yazıtları Türkiye de ilk kez Thomsen in yayını esas alınarak Necib Asım tarafından ele alındı, Cumhuriyet döneminde Arap harfleriyle, Osmanlıca olarak yayımlandı. Orhon yazıtları ve runik harfli öteki yazıtlar, kâğıda yazılı belgeler Türkiye de ikinci kez bütünlüklü olarak H. N. Orkun tarafından yayımlandı. Ülkemizde iki Orhon yazıtı ile Tunyukuk yazıtı üzerine en son bilimsel yayınları Talat Tekin yapmıştır: Orhon Yazıtları, TDK Yayınları: 540, Ankara 1988 ve Tunyukuk Yazıtı, Simurg- Türk Dilleri Araştırmaları Dizisi: 5, Ankara 1994. Türkiye den giden arkeolog ve dilcilerin Moğolistan da çalışmaya başlamasıyla son 10 yılda kitap düzeyinde ülkemizdeki yayınların sayısı ve niteliği de artmıştır. Sırasıyla aşağıdaki yayınları sayabiliriz: Alyılmaz, C. (2007). (Kök)türk Harfli Yazıtların İzinde, Çorum: KaraM. 4
Aydın, E. (2007). Şine Usu Yazıtı, Çorum: Karam. Ergin, M. (1970). Orhun Abideleri, İstanbul. Taşağıl, A. (1995). Gök-Türkler, Ankara: TTK. Taşağıl, A. (1999-2004). Gök-Türkler II-III, Ankara: TTK. UYGUR DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI Uygurların Kısa Tarihi: Uygurlar, 745 yılında Göktürkleri yıkarak devlet kurmuşlardır. Uygurlar döneminde geniş bir alanda yerleşik hayata geçilmiş, kültür ve medeniyet oldukça gelişmiştir. Kısa süre-de büyük güç kazanan Uygurlar, 762 yılında Çin imparatorluğunun başkentini ele geçirmişlerdir. IX. yüzyılın başlarından itibaren Yenisey bölgesinde büyük bir güç haline gelen Kırgızların zamanla Uygurlar üzerindeki baskıları artmış ve 840 yılında Uygur başkentini ele geçirip Uygur hakanını öldürmeleriyle Uygur Devleti yıkılmıştır. ESKİ UYGUR EDEBİYATI Uygurlardan Çin belgelerinde ve ilk Türk Kağanlığına ait yazıtlarda, Göktürk Anıtlarında bahsedilse de Uygurca metinler denince akla 840 ta Moğolistan dan Hoço, Tarım, Tur-fan bölgelerine göç etmiş olan Uygurların, 13. yüzyılın başlarına değin bu bölgelerde ortaya koyduğu eserler, Budist ve Maniheist çeviri edebiyatı akla gelir. A. V. Gabain e göre Budist Uygur edebiyatı kısaca: a) Anlatılar, Ma sallar, b) Sūtralar, c) Tövbe duaları, d) Büyü metinleri ile e) Felsefî metinler olarak sıralanabilir.budist edebiyat esas olarak Tripiṭaka Üç sepet (Çin. sanzang = Uyg. samtso ~ üç erdi-ni ~ üç agılık) adı verilen kitap külliyatından oluşmaktadır. Bu üç kitap türü ise, yukarıda değindiğimiz Sūtralar, Abhidharmalar ve Vinayalardır. BUDİST UYGUR EDEBİYATI Anlatılar, Masallar Anlatı ve masallar, Eski Uygurcada avdan ya da çatik adıyla karşımıza çıkar. Daha çok tek başlarına bir kitap değil de, değişik kitapların -örneğin sūtraların- içerisinde yer alırlar. Tek başına bu tür masallara, öykülere ayrılan Uygurca kitapların başında Daśakarmapathāvadānamālālar (= DKPAM) gelmektedir. Eski Uygurcada on edgü kılınçlıg yol ile karşılanan Daśakarmapathā On iyi davranışın yolu olarak Türkçeye çevrilebilir. Tibetçede oldukça iyi bilinen Bilge ve Aptal masalının bir bölümü Uygurcada Kalyāṇaṃkara ve Pāpaṃkara adıyla bilinmektedir. Bu konuda Türkiye de H. N. Orkun, Fransa da ise, son olarak J. R. Hamilton çalışmıştır. Sūtralar Budist külliyatın Uygurcada en yaygın kitaplarından olan sūtra nın sözlük anlamı ip, sicim; kuşak, bağ; öğreti, yasa, kural, öğreti kitabı olup Uygurcada genellikle sudur (Çin. jing = Uyg. ki, ke) sözcüğüyle karşılanmaktadır. Uygurcaya çevrilen sūtraların başında Suvarṇaprabhāsa-sūtra gelmektedir. Uygurca adı kısaca altun yaruk sudur olan metnin bütününün yazıçevrimi yapılmış, ancak tüm bölümlerin çevirisi tamamlanma mıştır. 20. yüzyılın başın-da Çin Halk Cumhuriyeti nin Gansu bölgesinde bulunan metin 700 sayfanın üzerindedir. Sūtralara sonradan eklenen, uydurma veya uyarlama sūtralar da Uygurcaya çevrilmiştir. Uydurma sözü, bu tür metinlerin klasik Buddhist edebiyata ait olmayıp sonradan uyarlanmaları, deyim yerindeyse uydurulmaları dolayısıyla verilmiş bir isimdir. 5
Abhidharma Metinleri Yukarıda değinilen Abhidharmakośaśāstra nın Uygurcada tam bir çevirisi bulunmayıp, sadece Sthiramati nin yorumunun çevirisi mevcuttur. Bu çeviri Çinceden yapılmış olup, asıl Sanskritçe metin bugün kaybolmuştur. Çince metinden ise sadece üç sayfa kalmıştır. Uygurca çeviriye göre metnin aslı manzum ve 28 000 grantha olmalıdır. Vinayalar Kural, düzen, disiplin (kitabı) demek olan Vinayalara Uygurcada rast lamayız. Ancak son dönem Uygurca metinlerden İnsadi-Sūtra adıyla yayımlanan metin Vinayalara yakındır. Yazı çevrimi ve çevirisi S. Tezcan tarafından yayımlanan, esas olarak rahiplerin yağmur mevsiminde yaptıkları işleri, törenleri anlatan metin için W. Scharlipp in çalışmasına bakıla bilir. Tövbe Metinleri Uygurcada, tövbe yoluyla günahlardan arınmayı anlatan metinler de vardır. Bu metinlerin çoğunluğu küçük metinlerdir. Konuyla ilgili ilk metni Müller yayımlamıştır. Çincesi 40 bölümden oluşan bir başka metin ise BT dizisinin ikinci kitabı olarak yayımlanmıştır. Bu metinlerin kimisi cenaze törenleriyle ilişkilidir. Konuyla ilgili öteki metinler ise, I. Warnke, P. Zieme, M. Shōgaito ve son olarak da J. Wilkens tarafından yayımlanmıştır. Büyü Metinleri Berliner Turfantexte dizisinde yedinci kitap olarak yayımlanan Tantra ile sekizinci kitap, Tibet Budizmine ait metinler olup, Tibet Budizminin, Lamaizmin Türkler arasında ne derece yaygın olduğuna dair bizim için önemli ipuçları vermektedir. Tibetçeden çeviri bir metin olan Tantra, SaSkya okulu ile ilgilidir. Bunların dışında Nāropa okuluna bağlı Tibet in Ölüler Kitabı nın Uygurca çevirisi de günümüze ulaşmıştır. Metinde, ölüm ve yeniden doğumun önlenmesi konuları ele alınmıştır. Ayrıca kimi büyü metinlerinin yer aldığı Dhāraṇī-Sūtralar da Uygur caya çevrilmiştir. Bunlardan 38 satırlık bir metin işlenip yayımlanmıştır MANİHEİST UYGUR EDEBİYATI Uygur Kağanlığı, Tokuz Oguz adı verilen dokuz boydan oluşmaktadır. Uygurlar, 744 ten, 795 e kadar Yağlakar Boy u tarafından yönetilmişlerdir. Uygurlar bölgede bir devlet olarak varlıklarını sürdürdükleri bu dönemde Çin de hüküm süren Tang hanedanlığı ile her zaman çok yakın ilişki içinde olmuşlardır. Maniheist Uygur metinleri üzerine ilk çalışmalar, Turfan şehri yakınlarındaki Hoço ve Bezeklik mağaralarında bulunan metinlerin Albert von Le Coq adlı Alman arkeoloğun bunları yayımlamasıyla başlamıştır. Bu çalışmanın ilki ülkemizde Türkçe Māni El Yazıları adı ile Fuat Köseraif tarafından Türkçe olarak da yayımlanmıştır. Maniheizmin yükselişi, gerileyişi ve Budizmin güçlenmesinin nedenlerine değinmektedir. Maniheizmin kurucusu Mani nin resimle yakından ilgilenmesinden, Maniheizmin esasını oluşturan aydınlık, ışık üzerine resimler çizmesinden dolayı Maniheist yazmalar ve tapınaklar resimlerle, çiçek motifli tasvirlerle süslüdür. HRİSTİYAN UYGURLARA AİT METİNLER İpek Yolu bölgesinde, Turfan vahasında yaşayan Uygurlardan bir kısmı Hristiyanlığı tanıyıp bu dine girmişler, Soğd kökenli Uygur yazısıyla ve Süryani harfleriyle yazılan bu az sayıdaki metinler üzerinde F. W. K. Müller, A. von Le Coq, A. von Gabain ve P. Zieme tarafından çalışmalar yapılmıştır. 6