EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN ve ZORLA EVLİLİKLER ÇOCUK GELİNLER ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU Dilek Karal Elvan Aydemir Sosyal Araştırmalar Merkezi USAK RAPOR NO: 11-08 Ekim 2011
Evlilik mi Evcilik mi? Erken ve Zorla Evlilikler: Çocuk Gelinler USAK Sosyal Araştırmalar Merkezi Yazar Elvan Aydemir Katkı Sunanlar Dilek Karal Mehmet Güçer Emine Merve Keser USAK RAPORLARI NO: 11-08 Ekim 2011 ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU International Strategic Research Organization
USAK Raporları No: 11-08 USAK Raporları Editörü : Mehmet GÜÇER Yardımcı Editörü : Gözde Damla ÇİTLER Copyright 2011 USAK Derneği Tüm Hakları Saklıdır Birinci Baskı Kütüphane Katalog Bilgileri Evlilik mi Evcilik mi? Erken ve Zorla Evlilikler: Çocuk Gelinler! Tablo ve şekil içermektedir. USAK Yayınları Kapak fotoğrafı: Gökçe Pehlivanoğlu ISBN: 978-605-4030-61-3 Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu International Strategic Research Organization Ayten Sokak No: 21 Tandoğan / Ankara Tel: (0312) 212 28 86-87 Faks: (0312) 212 25 84 www.usak.org.tr - www.turkishweekly.net www.usakgundem.com - info@usak.org.tr
İçindekiler İÇİNDEKİLER Rapor Özeti...1 Giriş...3 1- Dünyada ve Türkiye de Çocuk Gelinler Sorunu...5 A- Dünyada Çocuk Gelinler Sorunu...6 B- Türkiye de Çocuk Gelinler Sorunu...10 2- Erken Evliliklerin Boyutlarını Anlamak...15 A- Erken ve Zorla Evliliklerin Nedenleri...15 1- Sosyo-Ekonomik Gerekçeler...16 2- Sosyo-Kültürel Gerekçeler, Gelenekler ve Dini İnanışlar...17 3- Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği...19 4- Eğitimsizlik...20 5- Çocuk Algısı...22 6- Doğal Felaketler, Savaşlar...22 B- Erken ve Zorla Evliliklerin Sonuçları...23 1- Eğitimsizlik...23 2- Üreme Sağlığı Sorunları - Anne Çocuk Ölümleri...27 3- Toplumdan İzolasyon...29 3- Ulusal ve Uluslararası Mevzuatta Erken ve Zorla Evlilikler...31 A- Uluslararası Mevzuatta Erken Evliliklerin Yeri...32 1- İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi...32 2- Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW)...32 3- Çocuk Hakları Sözleşmesi...34 B- Ulusal Mevzuatta Erken Evliliklerin Yeri...35 1- Erken Evliliklerin Önlenmesine Yönelik Ulusal Mevzuatta Gerçekleştirilen Yenilikler...36 a) Anayasa...36 b) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu...37 c) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu...39 d) 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu...41 e) 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun...41 2- Ulusal Mevzuatta Karşılaşılan Sorunlar...41 4- Tespit ve Öneriler...45
USAK SOSYAL ARAŞTIRMALAR MERKEZİ USAK Sosyal Araştırmalar Merkezi ülkemizde pek çok alanda yaşanan toplumsal sorunlara bilimsel araştırmalara dayalı ve uygulanabilir çözümler sunmayı temel alan bir birimdir. Merkezimizde günümüze kadar gerçekleştirilen projeler, medya ve politika yapıcılardan ilgi görmüştür. Projelerimiz, çalışılan alanlarla ilgili araştırma tekniklerinin etkin kullanımı, objektif yorumlara öncelik verilmesi ve güvenilirliği dolayısıyla UNICEF, TÜBİTAK, USİDER gibi kuruluşların desteğini almıştır. Sosyal Araştırmalar Merkezi uzmanları siyasi katılım, göç, sosyal entegrasyon, Avrupa daki Türk Diasporası, suç, kriminoloji ve şehir güvenliği, Türkiye de kültür ve politika, kadın çalışmaları, kültür sosyolojisi alanlarında çalışmalar yapmaktadır. ELVAN AYDEMİR: Toplumsal cinsiyet çalışmaları, çocuk ve suç, medya çalışmaları, sosyoloji teorileri ve göç konuları üzerine çalışmaktadır. Alanında çeşitli projelerde yer alan Aydemir ayrıca, USAK Stratejik Gündem in yayın koordinatörlüğü görevini yürütmektedir.
RAPOR ÖZETİ Uluslararası belgelere göre, on sekiz yaşının altında yapılan evlilikler erken evlilik olarak nitelendirilmektedir. Bireyin ruhsal ve fiziksel gelişimini tamamlamadan yaptığı bu evliliklerin büyük çoğunluğu bireyin bilinçli rızası dışında yapılması dolayısıyla da erken ve zorla yapılan evlilikler olarak literatürdeki yerini almıştır. Kesin rakamlara ulaşmak mümkün olmasa da gelişmekte olan ülkelerde her yıl 10-12 milyon kız çocuğunun erken yaşta evlendirildiği düşünülmektedir. Konuyu Türkiye özelinde ele aldığımızda ise her üç kadından birinin çocuk evliliği yaptığını söylemek mümkündür. 1 1 Bu raporun amacı, ülkemizde ve dünyada gerçekleştirilen erken ve zorla evliliklerin sebep ve sonuçlarını tartışmak, uluslararası ve ulusal mevzuatta erken ve zorla evliliklerin yerini incelemek, erken yaşta evliliklerin görülme sıklıklarına dair rakamlarını gözler önüne sermek ve uluslararası çalışmalarla karşılaştırmalı bir analiz sunmaktır. Erken evlilikler denildiğinde, karşımıza çoğunlukla çocuk gelinler çıkmaktadır. Kız çocukları erkek çocuklarına nazaran çok daha erken yaşta evlendirilmekte ve bu evlilikler kız çocukları açısından daha ciddi sorunlar yaratmaktadır. Erkek çocuklarının erkenden çoluk çocuğa karışsın düşüncesiyle çocuk yaşta evlendirildiği vakalar olsa da, onların evlendirilmesi daha çok askerlik vazifesi ve bir iş bulma gerekliliğinin sonrasına bırakılmaktadır. Fakat kız çocuklarının benzeri gereklilikleri bulunmaması dolayısıyla çok küçük yaşta evliliklere maruz bırakılmaktadırlar. Erken yaşta evlilikler, özellikle kadınların toplumdaki eşitsiz konumunu pekiştirmekte, kadınların yaşamsal imkânlarının ve hayat tercihlerinin azalmasına sebep olmaktadır. Buna rağmen özellikle geleneksel ve ataerkil kültürel özelliklere sahip olan toplumlarda erken evlilikler bir sorun olarak değerlendirilmemektedir. Çünkü toplumsal mutabakat çerçevesinde meşruluk kazanan evlilik, bu yapıdaki toplumlarda normalleştirilerek meşrulaştırılmaktadır. EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
Dünyada her yıl on sekiz yaşının altında 10 milyon kız çocuğu evlenmektedir. Bu da Ayda 833,333 Haftada 192,307 Günde 27,397 Dakikada 19 ya da Her 3 saniyede bir kız çocuğunu ifade etmektedir. Erken yaşta evlilikler sadece sosyo-kültürel özellikler, gelenek ve inançlarla açıklanacak bir pratik değildir. Bu evliliklerin ortaya çıkmasında birden çok faktör etkilidir. Bunlar sosyo-kültürel, sosyo-ekonomik, eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği, savaşlar ve felaketler gibi etmenlerdir. Erken yaşta evliliklerin görüldüğü bölgelerde bu pratiklerin devamlılığını sağlayan faktörler farklılıklar gösterebilmektedir. Bu durum problemin incelenmesinde bölgesel çalışma gerekliliğini beraberinde getirmektedir. Erken yaşta evlilikler önce bireyi, daha sonra tüm toplumu etkileyecek yıkıcı sonuçlar doğurmaktadır. Anne-çocuk ölümleri, üreme sağlığına yönelik sorunlar, eğitim eksikliği ve toplumsal izolasyon bu sonuçlardan bir kaçıdır. Türkiye nin de imzaladığı İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Çocuk Hakları Sözleşmesi gibi uluslararası nitelikteki anlaşmalarda bireylerin evlilik yaşları on sekiz olarak kabul edilmiştir. Fakat Türkiye de erken evlilikleri düzenleyici Türk Medeni Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve Çocuk Koruma Kanunu gibi kanunlarda bireyin çocuk sayılmasına dair, erken evliliklerin önüne geçilmesini engelleyici bir takım uyuşmazlıklar görülmektedir. 2 Özetle, sadece bir gelenek adı altında nesillerce devam ettirilen erken yaşta evlilikler ve benzeri uygulamalar, toplumda büyük bir hasara sebep olmakta, ülkenin gelişmişlik seviyesini ve daha da ileriye gidebilme çabalarını doğrudan alaşağı etmektedir. Kadınların aktif rol oynamadığı bir toplumun gelişmişlik seviyesine ulaşamayacağının söylendiği çağımızda, bırakın kadınların sosyal hayatta çok yönlü roller üstlenebilmelerini, daha yaşama haklarının güvence altına alınamadığı gerçeğiyle yüz yüze bulunmaktayız. Bu noktada rapor, farklı ülkelerde erken ve zorla evliliklerin önlenmesine yönelik yapılan girişimlere de değinerek, ülkemizde sorunun çözümüne engel teşkil eden hukuksal uyuşmazlıkların ve yapısal sorunların ortadan kaldırılmasının öneri üzerinde durmakta ve erken evliliklerin sadece geleneksellik perspektifinden değil daha geniş bir yelpazede değerlendirilmesi gerekliliğini sunmaktadır. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
GİRİŞ Erken ve zorla evlilikler birçok ülkenin en önemli sosyal sorunlarından biri olan ve Birleşmiş Milletler (BM) Sözleşmeleri gibi önemli uluslararası çok sayıda sözleşmede defaatle üzerinde durulan bir sorundur. Bu evlilikler çocuk istismarının, kadına yönelik şiddetin ve kadın erkek arasındaki güç eşitsizliğinin en tahrip edici şekilde görüldüğü alanlardan biri olarak kabul edilen ve artık açıkça bir insan hakları ihlali olarak değerlendirilen ve tartışılan bir konudur. Uluslararası anlaşmalarla belirtilen standartlara baktığımızda on sekiz yaşın altında yapılan her evlilik erken evlilik, evlendirilen kız çocukları da çocuk gelin olarak belirtilmektedir. 3 Bireyin ruhsal ve fiziksel gelişimini tamamlamadan yaptığı evlilikler erken evlilik olarak tanımlanmaktadır. Literatürde sorunun ehemmiyeti vurgulanmak istercesine erken ve zorla evlilikler ifadesine yer verilmektedir. 3 Erken ve zorla evlilikler, hem erkek hem de kız çocukları için çocuk hakları açısından bir hak ihlalini ifade etmekle birlikte, kız çocuklarının erkek çocuklarına nazaran çok daha erken yaşta evlendirilmeleri ve bu evliliklerin kız çocukları açısından daha ciddi sorunlar yaratıyor olması, literatürde erken evlilikler çalışmalarının daha fazla kız çocukları üzerine yoğunlaşmasına sebep olmuştur. Benzer şekilde raporumuz da konuyu odağa kız çocuklarını alarak değerlendirecektir. Erken evliliklerin ortaya çıkmasında birçok sorunun etkili olduğu görülmekle birlikte, bu sorunlar ülkeden ülkeye ve kültürden kültüre farklılık göstermektedir. Erken evlilikler ekonomik yetersizlikler, eğitim eksikliği, geleneksellik ve dini pratikler, savaşlar, felaketler, aile içi şiddet ve toplumsal baskı gibi çeşitli sebeplerle ortaya çıkmakla birlikte, bir o kadar çeşitli ve derin hasarlara sebep olacak eğitimsizlik, yoksulluk, anne/çocuk ölüm oranlarındaki artışlar gibi olumsuz sonuçları da beraberinde getirmektedir. Geleneksel kültürlerde kuşaklar öncesinden devam ettirilen pratik ve ritüellerin sorgulanmaksızın kabul edilip, sürekliliğinin sağlanması sonucu yapılan erken evlilikler, hâlâ yaygın biçimde günümüzde de varlığını sürdürmekte ve öncelikle çocuklarla kadınları mağdur etmektedir. EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN VE ZORLA EVLİLİKLER: ÇOCUK GELİNLER
4 İngiltere de yapılan bir araştırmaya göre, son sekiz yıl içinde henüz okulu bitirmemiş 54 kız çocuğu hamile kaldı. Bu çocuklardan 15 i sadece 10, 39 u ise 11 yaşındaydı. 2002 den bu yana 15 yaş altı 63 bin 587 çocuk doğum yaptı. Çocukların yaş dağılımı ise şöyle: 12 yaşında 268, 13 yaşında 2 bin 257, 14 yaşında 14 bin 777, 15 yaşında 45 bin 861. Hamile kalan kızların yüzde 60 ı kürtaj yaptırdı. İngiltere, tüm Avrupa ülkeleri arasında 16 yaş altında en fazla hamileliğin görüldüğü ülke. (Uçan Süpürge Küçük Yaşta ve Zorla Evlilikler 2010 Almanağı) Küçük yaşta ve zorla evlilikler, binlerce kadının yaşamını elinden almaktadır. Eşitsiz cinsiyet ilişkileri, toplumsal cinsiyet rolleri, bu rollerin çizildiği katı normlar, eğitimde, sağlıkta ekonomi de yer edinememe, yoksulluğun kadınlaşması, şiddet, istismar gibi mağduriyetler, evlilikler sonucu kadınların maruz kaldığı problemlerdir. Erken evlilikler, kadınların toplumdaki eşitsiz konumunu da güçlendirmektedir. Kadınlar eğitimsizlik, yoksulluk ve ekonomik bağımlılık kısır döngüsüne hapseden bu evlilikler, kadınların toplumsal hayattan hem yeterince faydalanmasını engellemekte, hem de toplumsal hayata katkı sunmalarına engel olmaktadır. Kadın alanında çalışmalar yürüten akademisyen-aktivist Gülnur Elçik ataerkil bakış açısının sebebiyet verdiği erken yaşta evlilikleri şu şekilde eleştiriyor: Bu topraklarda; bencilce bir hezeyanla mürüvvet görelim diye, ne olduğunu bilmeden nesillerdir koruyageldiğimiz ve onun için insan kesmeyi onurlu bir şey sandığımız namus yerinde dursun diye, soframızdan bir tabak eksilsin de eksik eteği kocası doyursun diye evlendiririz çocuklarımızı. 4 Erken ve zorla evlilikler konusunda yaşanan belirgin problemler mevcuttur. Bu problemlerden biri, güvenilir ve sağlıklı istatistiklerin olmamasıdır. Çünkü kayıtlara geçen vakaların yanında, hiçbir biçimde yansıtılmayan evlilikler söz konusudur. Bu evliliklerin çoğunun dini ve geleneksel ritüellerle, gizli saklı gerçekleştirildiği için, belgelenmesi ve kayıt altına alınabilmesi mümkün olmamaktadır. Kimi yerlerde bu törenler dahi gerçekleştirilmeden aileler arası anlaşmalar sonucunda, kız ve oğlan çocukları birlikte yaşamaya zorlanabilmekte, bu birliktelikler uzun yıllar resmiyete dönüştürülmeden sürdürülebilmektedir. Ta ki kendi çocukları ilköğretime başlayacağı zaman, kimlik belgeleri olmadığı tespit edilene kadar. Eğer tespit gerçekleşirse nikâh zorunluluk halini almaktadır. Ulusal ya da uluslararası nitelikteki birçok yasayla kadın ve çocuk hakları düzenlenmiştir. Temelini 1948 yılında kabul edilen İnsan Hakları Sözleşmesi nden alarak 1989 yılında kabul edilen ve yirmi ikinci yılının içinde bulunan Çocuk Hakları Sözleşmesi nin altında Türkiye nin de olduğu 193 ülkenin imzası buluyor. Çocukların haklarını güvence altına almayı taahhüt eden bu ülkeler arasında uygulamalarda farklılıklar bulunması sebebiyle, sözleşmeye sonradan iki protokol eklenmiştir. Bunlar, çocukların asker olarak kullanılmaması, insan ticareti ve fuhuş nedeniyle mağdur edilmemesi için alınacak önlemleri içermektedir. Fakat bu protokoller bugüne kadar taraf ülkelerin sadece dörtte biri tarafından imzalanmıştır. Tüm çabalara rağmen, UNICEF in verilerine göre halen dünya çapında her iki çocuktan birinin hakları ihlal edilmektedir. Pek çoğu en temel insani hak olan yaşama, barınma, temiz ve yeterli gıda edinebilme ve eğitim gibi haklardan yoksundur. Günden güne yaşanan çevre felaketleri, savaşlar, kıtlık, yoksulluk, bulaşıcı hastalıklar gibi küresel olumsuzluklardan da öncelikle ve en fazla çocuklar etkilenmektedir. ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU
www.usak.org.tr Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Mebusevleri Mahallesi, Ayten Sokak, No: 21 06570, Tandoğan, Ankara Tel: 0090 312 212 28 86 Fax: 0090 312 212 25 84 www.usak.org.tr, www.turkishweekly.net, www.usakgundem.com 9 786054 03061 3