KADINA YÖNELİK ŞİDDET

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "KADINA YÖNELİK ŞİDDET"

Transkript

1 TÜRKİYE DE KADINA YÖNELİK ŞİDDET ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU Sosyal Araştırmalar Merkezi USAK RAPOR NO: Dilek Karal Elvan Aydemir Mart 2012

2

3 Türkiye de Kadına Yönelik Şiddet USAK Sosyal Araştırmalar Merkezi Yazar Dilek Karal Elvan Aydemir Katkı Sunanlar Mehmet Güçer USAK RAPORLARI NO: Mart 2012 ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU International Strategic Research Organization

4 USAK Raporları No: USAK Raporları Editörü : Mehmet GÜÇER Copyright 2012 USAK Derneği Tüm Hakları Saklıdır Birinci Baskı Kütüphane Katalog Bilgileri Türkiye de Kadına Yönelik Şiddet Tablo ve şekil içermektedir. USAK Yayınları Kapak figürü: UN Women dan alınmıştır. ISBN: Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu International Strategic Research Organization Ayten Sokak No: 21 Tandoğan / Ankara Tel: (0312) Faks: (0312) [email protected]

5 Rapor Özeti...1 Giriş...5 I. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadına Yönelik Şiddet...7 A. Değişen Toplumsal Yapı: Kadının Yeri Evi midir?...8 B. Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğini Besleyen Faktörler...9 II. Kadına Yönelik Şiddetin Boyutları...21 A.Şiddet Türleri...22 B. Türkiye de Kadına Yönelik Şiddetin Boyutları...23 C.Kadına Yönelik Şiddet Konusunda Farklı Ülkelerdeki Durum...41 III. Türkiye de Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Yönünde Gerçekleştirilenler...49 A. Ulusal Mevzuatta Yapılan Yenilikler...49 B. Uluslararası Gelişmeler ve Taraf Olunan Uluslararası Sözleşmeler...54 C.Uygulamada Gerçekleştirilen Yenilikler...58 IV. Sonuç ve Öneriler...69

6 USAK SOSYAL ARAŞTIRMALAR MERKEZİ (USAK-SAM) USAK Sosyal Araştırmalar Merkezi ülkemizde pek çok alanda yaşanan toplumsal sorunlara bilimsel araştırmalara dayalı ve uygulanabilir çözümler sunmayı temel alan bir birimdir. Merkezimizde günümüze kadar gerçekleştirilen projeler, medya ve politika yapıcılardan ilgi görmüştür. Projelerimiz, çalışılan alanlarla ilgili araştırma tekniklerinin etkin kullanımı, objektif yorumlara öncelik verilmesi ve güvenilirliği dolayısıyla UNICEF ve TÜBİTAK gibi kuruluşların desteğini almıştır. Sosyal Araştırmalar Merkezi uzmanları siyasi katılım, göç, sosyal entegrasyon, Avrupa daki Türk Diasporası, suç sosyolojisi, kadın çalışmaları, Türkiye de kültür ve politika gibi farklı alanlarda çalışmalar yapmaktadır. -

7 Kadına yönelik şiddet, toplumsal hayatın farklı alanlarında kadınların yaşadığı ayrımcılığın en belirgin göstergelerinden birisidir. Türkiye de geçtiğimiz yılın en çok tartışılan gündemlerinden biri hiç şüphesiz kadına yönelik şiddet ve görünürlüğü gittikçe artan şiddetin farklı nedenleriydi. Kadına yönelik şiddet, cinayetler gibi vakalarla şiddetin vicdanları rahatsız eden görünümlerinin yanı sıra, araştırmaların ortaya koyduğu oranlarla da dikkati çekti. Farklı araştırmalar, Türkiye de her üç kadından birinin hayatlarının bir döneminde fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kaldığını ortaya koydu. Geçtiğimiz yıl bir yanda kadına yönelik şiddetle mücadeleye yönelik yasal düzenlemeler tartışılırken, yüzlerce kadın öldürüldü, yine yüzlerce kadın kendilerine yönelik şiddet suçlarının mağduru oldu. 1 Kadına yönelik şiddetle ilgili düzenli derlenmiş verilerin olmayışı, kadına yönelik şiddetin artıp artmadığı konusunda kısıtlı bulgular sunsa da rakamların yüksekliği kadına yönelik şiddetin yapısal dinamiklerden beslenen çok yönlü toplumsal bir sorun olduğunu gözler önüne sermekte. Bu bağlamda, kadına yönelik şiddetin boyutlarının anlaşılması, Türkiye özelinde kadına yönelik şiddetin toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı yönlerinin analiz edilmesini gerekli kılıyor. Bunun yanı sıra ulusal ve uluslararası yasal düzenlemelerin değerlendirilmesi ve şiddetin farklı toplumlardaki görünümlerine dair karşılaştırmalar da oldukça önem kazanıyor. Bu raporun amacı, kadına yönelik şiddetin boyutlarını incelemek, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin farklı yönlerinin şiddet üzerindeki etkisini tartışmak, Türkiye de ve dünyada kadına yönelik farklı şiddet türlerinin yaygınlığı üzerine karşılaştırmalı bir analiz sunmaktır. Kadına yönelik şiddet, toplumsal cinsiyet eşitliğinin farklı boyutlarını oluşturan, cinsiyete dayalı işbölümü, sosyo-ekonomik durum, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim gibi faktörlerden beslenen sosyal bir sorundur.

8 Ülkemizde kadın-erkek eşitliği ve kadınların insan haklarına ilişkin düzenlemeler, bir taraftan uluslararası standartlara oldukça uygun, hayli gelişmiş bir düzeye gelindiğini gösterirken, öte yandan mevcut durum çağdaş toplumlarda asla kabul edilemeyecek bazı ayrımcılık örneklerini ve hak ihlali niteliği taşıyan uygulamaları yaygın biçimde içermektedir. Kadınların yaş, eğitim, refah düzeyi ve yerleşim yeri gibi temel demografik özellikleri, kadınların yaşamlarının çeşitli aşamalarında karşılaştıkları şiddeti etkiliyor. Dolayısıyla şiddetin yoğunluğuna ilişkin farklılıkların değerlendirilmesinde bölgeler arası eğitim ve gelir eşitsizliklerinin de göz önünde bulundurulması önem taşıyor. Kadınların toplumdaki konumu, ataerkil kabuller tarafından şekillenen toplumsal cinsiyete dayalı işbölümü ile daha da zayıflamaktadır. Toplumumuzda işbölümünü şekillendiren, kadınların ve erkeklerin iş yaşamına katılım düzeylerini belirleyen pek çok faktörün, cinsiyet temelli olduğu görülmektedir. Türkiye de kadınların iş gücüne katılımı ülke genelinde % 28 oranındadır ve erkeklerden oldukça düşüktür. Öte yandan maaşsız işgücü olarak tanımlanan ev içi işlerin büyük çoğunluğu da kadınlar tarafından gerçekleştirilmektedir. 2 Ülkemizde şiddet rakamlarının yüksekliği, problemin toplumsal cinsiyet eşitsizliği, sosyo-ekonomik durum ve ataerkil kültürel kabullerden beslenen toplumsal bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır. Benzer şekilde dünya örnekleri de kadına yönelik şiddetin, ancak toplumsal cinsiyet eşitliği anlayışının plan ve programlara yerleştirilmesi (gender mainstreaming ) ve kadın politikaları ile aşılabilecek çok boyutlu yapısının altını çizmektedir. Cinsel şiddet Dünya Sağlık Örgütü tespitlerine göre dünya genelinde en yaygın şekilde kadınlara yönelik uygulanmaktadır. Öte yandan uluslararası araştırmalar, dünyada kadınların yaklaşık %20 sinin ve erkeklerin %5-10 unun çocukken cinsel şiddete maruz kaldıklarını belirtmektedir. Örneğin Japonya da kadınların %15 i, Etiyopya da %70 i hayatlarının bir döneminde partnerlerinden fiziksel ve/veya cinsel şiddet gördüklerini dile getirmektedir. Bunun yanı sıra genel olarak dünyada %0.3 ile % 11.5 oranları arasında kadın bir yabancı tarafından cinsel şiddet gördüğünü belirtmektedir. Kadına yönelik şiddet rakamlarının farklı ülkelerde de bu derece yaygın şekilde karşımıza çıkmasının nedeni, şiddetin uluslararası düzenlemeler çerçevesinde önlem alınması gereken global bir problem olmasıdır. Bu bağlamda, kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda geliştirilecek uygulamalarda farklı ülke deneyimlerinin incelenmesi ve geliştirilen uluslararası sözleşmelerin toplumda yürütülmesine aracılık edecek mekanizmaların oluşturulmasına ihtiyaç vardır.

9 Özetle elinizdeki rapor, kadına yönelik şiddetin toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin farklı boyutlarından ayrı düşünülemeyecek bir ayrımcılık problemi ve sosyo-ekonomik faktörler, kültürel kabuller gibi unsurların yanı sıra kökleşmiş yetersiz uygulamalardan beslenen toplumsal bir sorun olduğunun altını çizmektedir. Kadınların toplumsal hayatın farklı alanlarında da erkeklerle eşit düzeye gelmesi için geliştirilecek mücadele stratejilerinde cinsiyet eşitliğinin plan ve programlara kapsamlı bir uygulama ile yerleştirilmesi kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda atılacak en temel adımdır. Kadına yönelik şiddetin uluslararası politikalar çerçevesinde ele alınması gereken global bir sorun olduğunu ortaya koyan rapor, ülkemizde konuya dair geliştirilecek çözüm önerilerinde farklı ülke deneyimlerini göz önünde bulundurulmasının önemini vurgulamaktadır. Rapor bu noktada, kadına yönelik şiddetle mücadeleye yönelik uluslararası sözleşmeler ve ulusal yasal düzenlemelerin uygulanması ve sürekliğinin sağlanmasına yönelik mekanizmalar geliştirilmesini önermektedir. 3

10

11 Türkiye son yılların gelişme yolundaki ekonomilerinden biri. Avrupa Birliği müzakere sürecinin içe dönük kazanımları, hukuki alanda gerçekleşen reformlar, insan hakları ve demokratikleşme konularında artan talepler Türkiye nin gelişim ivmesini destekliyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ise halen Türkiye de aşılması gereken canlı, araştırmalarla görünürlüğü her geçen gün artan temel sorunlardan biri. Cinsiyet eşitsizliğinin en gözle görünür yönü olan kadına yönelik şiddet ise bu sorunun belki de vicdanları en fazla rahatsız eden boyutu yılında gerçekleştirilen Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet araştırmasına göre, ülke genelindeki kadınların % 39 u fiziksel şiddet, % 15 i de cinsel şiddet yaşarken, kadınların % 42 si iki şiddetten en az birini yaşadığını ifade ediyor. Adalet Bakanlığı nın 2010 yılı ağustos ayında yaptığı açıklamaya göre, kadın cinayetleri son 7 yılda % 1400 artmış durumda. Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Komutanlığı ndan basına verilen bilgilere göre, 2010 yılının sadece ilk 7 ayında 226 kadın öldürüldü. Benzer şekilde, Bağımsız İletişim Ağı (Bianet) in resmi olmayan 2011 yılı basın taraması sonuçlarına göre 2011 de 257 kadın öldürüldü, en az 102 kadın ve 59 kız çocuğuna tecavüz edildi. 5 Kadına yönelik şiddetin psikolojik nedenleri olsa da rakamların yüksekliği, şiddetin sosyo-ekonomik ve kültürel pek çok yapısal faktörden beslendiğine işaret etmektedir. Kadına yönelik şiddet, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en çarpıcı resmi olarak ülkemizde kadının şiddetten korunmasına yönelik tedbirlerden ve toplumsal kabullerden bağımsız düşünülemez. Toplumsal hayatın içerisinde erkek iradenin izin verdiği ölçüde yer bulabilen kadın ve ona yönelik şiddet, kadının toplumsal yaşama katılımı, sosyo-ekonomik düzeyi, eğitim seviyesi ve siyasi karar alma mekanizmalarına katılımda yaşadığı çok yönlü eşitsizliklerin farklı bir boyutudur. Elinizdeki rapor, yurt içi ve yurt dışında kadına yönelik şiddetin boyutlarına yönelik karşılaştırmalı bir analiz sunmaktadır. Konunun farklı boyutlarının değerlendirilmesine

12 yönelik, uzman mülakatları ve bulgularla desteklenen raporun amacı kadına yönelik şiddetle ilgili hâlihazırda var olan mevcut tabloyu ortaya koymanın yanı sıra, konunun ülkemizde yaşanan toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin farklı düzeyleri ile ilişkisini sunmaktır. Rapor, konunun farklı boyutlarını ele alan üç temel bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Raporun ilk bölümünde kadına yönelik şiddet, Türkiye de kadına yönelik sosyal yaşamın farklı alanlarında yaşanan toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir görünümü olarak tartışılmıştır. Kadına yönelik şiddet üzerinde toplumsal yapıdaki değişimlerin ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin farklı alanlardaki yansımalarının etkisine değinilen bölüm, toplumumuzda kadının maruz kaldığı şiddetin sosyolojik kökenlerine dair bir tartışma sunmaktadır. Raporun ikinci bölümünde Türkiye de kadına yönelik şiddetin boyutları, farklı kaynak ve araştırmalardan elde edilen verilerin karşılaştırılmasına dayalı bir analiz sunulmaktadır. Bu bölümde ayrıca, kadına yönelik şiddetin ulusal ve uluslararası oranlarına yer verilerek daha kapsamlı bir analiz sunulması hedeflenmiştir. Raporun üçüncü bölümü kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda ulusal ve uluslararası düzenlemelere yer vermektedir. Bu bölümde, Birleşmiş Milletler CEDAW Komitesi Yürütme Kurulu üyesi ve eski Başkanı, ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Feride Acar ile gerçekleştirdiğimiz mülakata da yer verilmiştir. Rapor, konuya dair sonuç ve önerilerle son bulmaktadır. 6 Raporun hazırlanması sürecinde değerli fikirlerinden faydalandığımız Prof. Dr. Feride Acar a, ODTÜ Kadın Çalışmaları Bölümü ve Uçan Süpürge Derneği yetkililerine teşekkürlerimizi sunarız. Dilek Karal & Elvan Aydemir

13 1 Kadına yönelik şiddetin psikolojik nedenleri bir yana, rakamların yüksekliği, şiddetin sosyo-ekonomik ve kültürel pek çok yapısal faktörden beslendiğine işaret etmektedir. Kadına yönelik şiddet, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en çarpıcı resmi olarak, ülkemizde kadının şiddetten korunmasına yönelik tedbirlerden ve toplumsal kabullerden bağımsız düşünülemez. 7 Kadının toplumsal hayatın içerisinde erkek iradenin izin verdiği ölçüde kazandığı konumu ve gördüğü şiddet, kadının toplumsal yaşama katılımı, sosyo-ekonomik düzeyi, eğitim imkânlarına erişimi ve ataerkil kültürel yapıda yaşadığı çok yönlü eşitsizliklerin farklı tezahürleridir. Kadına yönelik şiddetle mücadelenin ülkemizdeki gelişme seyrinde de benzer bir yaklaşım mevcut. Özel olan politiktir söylemiyle ortaya çıkan bu hareketler, Bağır herkes duysun! gibi sloganlarla, aile içi şiddetin önlenmesinin toplumsal bir konu olduğuna dikkati çekiyordu. 17 Mayıs 1987 de 2500 civarında kadının katıldığı Dayağa Karşı Dayanışma Yürüyüşü, aile içi şiddetin toplumsal bir sorun olduğunu ve özel alanın dışında tartışılması gerektiğini belirten ilk sokak yürüyüşüydü. Kadına yönelik şiddetin, kurumsal mekanizmalar tarafından ailenin korunması, mahremiyet gibi konular çerçevesinde değerlendirilemeyecek, yapısal bir problem olduğunu ilk kez 1980 lerde gelişen kadın hareketi ortaya koydu. Ülkemizde kadına yönelik şiddeti anlamaya çalışırken de kadının toplumsal yaşama katılımı, sosyo-ekonomik düzeyi, eğitim imkânlarına erişimi ve ataerkil kültürel yapıda yaşadığı çok yönlü eşitsizlikleri gözden geçirmekte fayda var.

14 A yılında gerçekleştirilen Türkiye de Kadına Yönelik Şiddet Araştırması, kadına yönelik şiddetin en yoğun şekilde şehirlerde kendini gösterdiğine işaret ediyor. Araştırmaya göre, Türkiye genelinde şehirde oturan kadınların fiziksel şiddete maruz kalma oranları, ilçelerde oturanlara göre yaklaşık % 42 daha fazladır. 1 Bu durum, göç, kentleşme gibi unsurların kadına yönelik şiddetin yoğunluğu üzerinde dolaylı bir etkisi olduğunu gösteriyor. Türkiye de şiddetin gittikçe görünürlük kazanmasının en önemli yapısal sebebi, sosyo-ekonomik ve kültürel yapıda göç, kentleşme, yaşam şartlarının farklılaşmasında yaşanan böylesi bir değişimi, toplumsal kabullerin takip etmeyişi. Araştırmalar geleneksel cinsiyet rollerine dair algının Türkiye de halen hâkim olduğunu gösteriyor. TÜİK verilerine göre, Türkiye de kadın ve erkeklerin yarısından fazlası (yüzde 64) kadının asli görevinin çocuk bakımı ve ev işleri olduğu konusunda hemfikir. Katılımcıların pek çoğu kadının çalışmasını gelenek göreneklere aykırı olarak değerlendiriyor. Sonuç olarak, yapı değişse de gelenek ve aile ilişkilerinde hâkim ataerkil doku bu yapıya direniyor. 8 Bu bağlamda, şiddetin daha görünür hale gelmesi, Türkiye nin içinden geçtiği modernleşme ve kentlileşme macerasının bir resmi niteliğinde lerde nüfusunun yüzde 75 inin köylerde yaşadığı bir Türkiye den, bugün nüfusunun büyük çoğunluğunun (yüzde 75.5) şehir merkezlerine yerleştiği, sosyo-ekonomik hayata dâhil olduğu bir Türkiye ye doğru bir dönüşümden bahsediyoruz. Aile içi geleneksel cinsiyet rollerinin dağılımı ise, kırdan kente göçün ve endüstrileşmenin etkilerinin Türkiye de belki de en net görüldüğü alan. Kent merkezlerinde yoğunlaşan sosyo-ekonomik hayat Türkiye de kadın için görece bir özgürleşme alanı açtı. Köyde, aile emekçisi konumunda olan kadınların pek çoğu kente göçtüklerinde sosyo-ekonomik olarak erkek evin direğidir imajını kırmaya başladı. Bu noktada şiddet, erkekliğini kadına referansla tanımlayan erkeğin değişen yapıya direnmesinin bir sonucu olarak da karşımıza çıkıyor. Kadınların belirli düzeyde iş hayatına dâhil olduğu, özellikle yoğun göç alan şehirlerde şiddetin sebep gösterildiği boşanma oranları genele göre oldukça yüksek. Öte yandan kocalarından boşanmış veya ayrılmış kadınlarda fiziksel şiddet deneyiminin yüzde 78 gibi çok yüksek bir orana ulaştığı görülüyor. Kadınların bir kısmı partnerlerinden ayrılarak şiddetten uzaklaşmaya çalışıyor. Öte yandan, medyada örneklerine sıkça rastladığımız şekilde, pek çok kadın eşinden boşanmak istediğinde şiddet mağduru olabiliyor ve hatta öldürülüyor. Görüldüğü üzere, toplumsal yapıdaki dönüşümün toplumsal hayatın farklı alanlarına nüfuz edecek bir zihniyet dönüşümüyle beraber ilerlememesi kadına yönelik şiddeti

15 besliyor. Mann ve Grimes in ifadesiyle toplumsal cinsiyet, ırk ve sınıf kavramlarına benzer şekilde, baskı oluşturan bir yapı olarak kendini üreten insanlardan daha üstün bir hal alıyor. Önceleri toplumsal rolleri oluşturmak ve sosyal düzeni sağlamak amacıyla yine bireyler tarafından inşa edilerek kabul gören gelenek ve göreneklerin baskı kitlesi zamanla bizzat birey oluyor. Sonuç olarak, ataerkil kabuller şiddetin farklı şekillerini desteklemeye devam ediyor. B. Ülkemizde kadın-erkek eşitliği ve kadınların insan haklarına ilişkin düzenlemeler, bir taraftan uluslararası standartlara oldukça uygun, hayli gelişmiş bir düzeye gelindiğini gösterirken, öte yandan mevcut durum çağdaş toplumlarda asla kabul edilemeyecek bazı ayrımcılık örneklerini ve hak ihlali niteliği taşıyan uygulamaları yaygın biçimde içermektedir. Bu durum, kadına yönelik şiddetin toplumsal cinsiyet eşitliğinin farklı boyutlarını oluşturan, cinsiyete dayalı işbölümü, sosyo-ekonomik durum, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim gibi faktörlerden beslenen bir durum olduğunu ortaya koymaktadır. Türkiye genelinde yapılan araştırmalar, şiddet mağduru olmanın, kadının toplumsal hayata katılımı, sosyo-ekonomik düzeyi, eğitim imkânlarına erişimi ile ilişkisinin altını çizmektedir. Ekonomik özgürlüğü olmayan ve eğitim seviyesi (ülke genelinde) erkeklerden daha düşük olan kadınların şiddete uğrama ihtimali artıyor. Kadınların yaş, eğitim, refah düzeyi ve yerleşim yeri gibi temel demografik özellikleri, kadınların yaşamlarının çeşitli aşamalarında karşılaştıkları şiddeti etkiliyor. Dolayısıyla şiddetin yoğunluğuna ilişkin farklılıkların değerlendirilmesinde bölgeler arası eğitim ve gelir eşitsizliklerinin de göz önünde bulundurulması önem taşıyor Eğitim ve gelir düzeyi, farklı araştırmalarda şiddet üzerinde belirleyici iki faktör olarak öne çıkmaktadır. Öte yandan, dünya genelinde farklı ülke karşılaştırmalarına dayanan Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Endeksi, kadınların pek çok ülkede fakirin de fakiri konumunda bulunduğuna işaret etmektedir. 2 Kadınlar ülkemizde de sosyo-ekonomik kalkınmadan en düşük düzeyde faydalanan kesimi oluşturmaktadır. Türkiye, Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Küresel Kadın Erkek Eşitliği Raporu na göre cinsiyet eşitsizliği sıralamasında 134 ülke arasında 126. sıradadır. 3 Benzer şekilde Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Cinsiyet Eşitsizliği Raporu na göre Türkiye, 127 ülke arasında 83. sırada yer almaktadır. 4 İşgücüne katılım, eğitim ve siyaset

16 gibi farklı alanlarda cinsiyete dayalı güçlendirme ve sağlık gibi konularda bütünleşik değerlendirmeler sunan bu endeksler, ülkemizde kadın erkek arasında sosyo-ekonomik farklılıkların toplumsal hayata katılımı da büyük ölçüde etkilediğini göstermektedir. Kadın ve erkekler arasındaki sosyo-ekonomik farklılıklar, kadınların şiddet mağduru olmalarını da büyük ölçüde etkilemektedir. Genel nüfus içerisinde eğitim düzeyi, istihdam oranı, kamusal alanda görünürlüğü erkeklerden düşük düzeyde olan kadınların, şiddete uğraması toplumsal hayatta karşılaştıkça farklı eşitsizliklerden bağımsız değildir. Kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda gerçekleştirilecek çalışmaların, sosyoekonomik faktörlerin rolünü de kapsayan çok yönlü sosyal politikalarla desteklenmesi gerekmektedir. 10 Kadına yönelik şiddetle mücadelede kadının statüsünün geliştirilmesi öncelikli ele alınan konulardandır. Türkiye genelinde kadınların maruz kaldıkları toplumsal cinsiyet eşitsizliğini etkileyen en önemli faktörlerden biri eğitimdir. Ülkemizde genel olarak eğitimde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin giderilmesine yönelik ilgili kurum ve kuruluşlar sayıca artmış, kadınların okullaşma oranı özellikle ilköğretim düzeyinde erkeklerle eşit orana taşınmıştır. Öte yandan, değişen toplumsal yapı, kadının statüsünün hayatın farklı alanlarında da gelişmesi yönünde beklentileri beraberinde getirmektedir. Tablo 1: Bitirilen Eğitim Düzeyine Göre Kadın Oranları 5 Bitirilen Eğitim Düzeyi Toplam Kadın Kadın % Okuma Yazma Bilmeyen ,4 Okuma Yazma Bilen Fakat Bir Okul Bitirmeyen ,2 İlkokul Mezunu ,7 İlköğretim Mezunu ,6 Ortaokul veya Dengi Okul ,1 Lise veya Dengi Okul Mezunu ,1 Yüksekokul ve Fakülte Mezunu ,6 Yüksek Lisans Mezunu ,4 Doktora Mezunu ,8 Bilinmeyen ,3 TOPLAM ,8 Kaynak: TC Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Türkiye de Kadının Durumu, Şubat 2011 Raporu

17 Türkiye genelinde hâlihazırda kadınların eğitim düzeyinin erkeklere oranla düşük düzeylerde olması, kadınların iş hayatına katılımını etkileyen faktörlerdendir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Hanehalkı İşgücü Araştırması verilerine göre, kadınların eğitim düzeyinin artmasının onların iş gücüne katılımında pozitif etkisi görülmektedir. 6 Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü araştırmasına göre, ülke genelinde okuma yazma bilmeyen 4.5 milyon civarı kişinin % 80 ini kadınlar oluşturmaktadır. İlköğretimde Türkiye son on yılda cinsiyet açığını kapatmış olsa da eğitimin ileriki yıllarında kadınlar ve erkekler arasında eğitim imkânlarına erişim ve katılım farklılaşmaktadır. Türkiye de kadınların iş yaşamına katılımı ve istihdamla da yakın ilişki içerisinde olan eğitim düzeyi, pek çok kadının toplumsal hayata dâhil olmasında belirleyici unsurdur. Öte yandan kadınların yalnızca eğitim düzeyinin artması, iş hayatına erkeklerle eşit düzeyde katılım imkânı vermemektedir. Kadınların toplumsal yaşama katılımını destekleyen sosyal politikaların eksikliği, ataerkil aile içi ilişkilerin sürdürülmesi gibi yaklaşımlar, kadınların statüsünü etkilemektedir. Kadınların iş yaşamına katılımı önünde de erkeklerden farklı olarak belirgin engellerden söz etmek mümkündür. Bu noktada, cam tavan 7 etkisi (glass-ceiling effect ) gibi kısıtlayıcı eğilimler, Türkiye de işgücünün bir parçası olan kadınlar için en önemli engellerden birini oluşturmaktadır. - - Hâlihazırdaki verilerin karşılaştırma imkânı sunmaması, Türkiye de farklı değişkenler ve şiddet arasındaki ilişkiyi net açıklama imkânı vermemektedir. Bu yüzden kadına yönelik şiddeti, Türkiye de farklı grup ve sosyal statülerden pek çok insanı kapsayan, ülke genelini ilgilendiren bir problem olarak ele almakta fayda vardır. Diğer taraftan, mevcut son dönem araştırmaları, kadınların ve erkeklerin eğitim düzeyleri ve kadına yönelik şiddet arasında ciddi ilişkilere işaret etmektedir Yeşim Arat ve Ayşegül Altınay ın gerçekleştirdikleri Türkiye de Kadına Yönelik Şiddet Araştırması bulgularına göre, her eğitim düzeyinden kadın şiddet mağduru olabilmektedir. Öte yandan, kadınların ve erkeklerin eğitim düzeyi arttıkça, kadına yönelik şiddet oranı belirgin bir biçimde düşmektedir. 9

18 Grafik 1: Kadınların Eğitim Durumu ve Fiziksel Şiddet 10 Okur yazar değil Şiddet Okul bitirmemiş Okul yazar İlk okul Orta okul Lise Yüksek okul 12 Eğitim Benzer şekilde, araştırma, her eğitim düzeyinden erkeğin, eşine şiddet uygulayabildiğinin altını çizmektedir. Diğer taraftan, araştırmaya katılan kadınlara yöneltilen sorulardan elde edilen bulgulara göre, eşlerin eğitim düzeyinin yükselmesi, kadına yönelik şiddetin görece düşmesini etkilemektedir. Grafik 2: Erkeklerin (Eş) Eğitim Durumu ve Fiziksel Şiddet 11 Okur yazar değil Şiddet Eğitim Okul bitirmemiş Okul yazar İlk okul Orta okul Lise Yüksek okul

19 Mevcut araştırmalar, kadına yönelik şiddetin sosyo-ekonomik durum, eğitim düzeyi ve toplumsal cinsiyete dayalı işbölümü gibi farklı değişkenlerden etkilendiğini göstermektedir. Öte yandan, şiddetin farklı eğitim düzeylerinden, farklı sosyal sınıflardan pek çok kadını benzer biçimde etkileyen ülke genelinde yaygın bir problem olduğu da unutulmamalıdır. Kadınların toplumdaki konumu, ataerkil kabuller tarafından şekillenen toplumsal cinsiyete dayalı işbölümü ile daha da zayıflamaktadır. Toplumumuzda işbölümünü şekillendiren, kadınların ve erkeklerin iş yaşamına katılım düzeylerini belirleyen pek çok faktörün, cinsiyet temelli olduğu görülmektedir. Ülkemizde kadınların iş gücüne katılımı ülke genelinde % 28 oranındadır ve erkeklerden oldukça düşüktür. Öte yandan maaşsız işgücü olarak tanımlanan ev içi işlerin büyük çoğunluğu da kadınlar tarafından gerçekleştirilmektedir. TÜİK 2010 yılı İstihdam Araştırması na göre çalışmayan kadınların üçte ikisi (2/3) çalışmama nedenini ev hanımı olması ile açıklamaktadır. 12 Kadınların toplumsal hayatta yaşadıkları cinsiyet eşitsizliği problemleri kadınların toplumsal hayata dâhil olması, karar alma mekanizmalarında etkin roller üstlenmesinin önündeki en önemli engellerden biridir

20 Kadınların iş dünyasından uzak kalması ve ülkemizde çalışan nüfus içerisinde kadınların düşük düzeyde bulunması sosyal politika süreçleri ile yakından ilgilidir. Kadınlar ve erkekler arası büyük oranda toplumsal cinsiyete dayalı olarak şekillenen işbölümünün kadınlar lehine iyileştirilmesi, ancak kadınlara yönelik bütüncül ve uzun vadeli politikalarla gerçekleştirilebilecek bir hedeftir. Örneğin, ülkemiz üniversitelerinde her dört profesörden biri kadınken, yaklaşık her dört kadınımızdan biri hala okuma-yazma bilmemektedir. Benzer şekilde hukuk, tıp, akademik kariyer gibi profesyonel mesleklerde çalışan kadınların oranı % 40 lara yaklaşırken, ülkede işgücüne katılan tüm kadınların % 39 u ücretsiz aile işçisi konumundadır ve kentlerde çalışan kadın oranı (% 19,9) hiçbir Batı toplumu ile kıyaslanamayacak kadar düşüktür. 13 Grafik 3: Cinsiyete Göre İşgücünün Dağılımı 14

21 Kadınların ev içi işlerle uzun süre ilgilenerek, uzun süreli olarak istihdamın dışında kalmalarının işe yönelik yetenekleri köreltici, kadınların iş ve toplumsal hayatın farklı alanlarındaki rekabetin dışında kalmalarına neden olan bir döngüyü de beraberinde getirmektedir. 15 Bu durumun en önemli sonucu da benzer şekilde ekonomik özgürlüğü kısıtlı olan kadınların, şiddet mağduru olduklarında kendilerini daha zayıf hissettiği ve mağduriyetini dile getirmediği gözlenmektedir. Grafik 4: Cinsiyete Göre İşgücünün Dağılımı 14 Nitelikli, tarım, hayvancılık avcılık, ormancılık ve su ürünleri çalışanları Nitelik gerektirmeyen işlerde çalışanlar Büro ve müşteri hizmetlerinde çalışan elemanlar Hizmet ve satış elemanları 15 Profesyonel meslek mensupları Yardımcı profesyonel meslek mensupları Sanatkarlar ve ilgili işlerde çalışanlar Tesis ve makine operatörleri ve montajcılar Kanun yapıcılar, üst düzey yöneticiler ve müderler

22 KANADA 16 ABD

23 17 VANA Grant Thornton

24 Öte yandan, kadınların gelir düzeyinin artması, şiddetin yoğunluğunu azaltıyor olmakla birlikte yine de bu değişkenler arasında kesin ilişkilerden bahsetmek imkânsızdır. Kadınların gelir düzeyinin aile içerisindeki artışı, her zaman kadına şiddet konusunda daha steril bir ortam sunmamaktadır yılında gerçekleştirilen Türkiye de Kadına Yönelik Şiddet Araştırması bulgularına göre, hane gelirine katkısı erkekten çok olan kadınların aile içerisinde şiddet görme riski iki misli artmaktadır. Bu durumda olan her üç kadından ikisi eşlerinden şiddet görmektedir. 16 Şiddetin farklı sosyo-ekonomik faktörlerden etkilendiği genel olarak araştırmalarda ortaya konmaktadır. Bunun yanı sıra kadına yönelik şiddetin Türkiye genelinde bu derece yaygın ve görünür oluşunda kültürel kabullerin ve ataerkil yapının rolünü de göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Tablo 2: Fiziksel Şiddet ile Aile Gelirine En Fazla Katkı Yapan Birey İlişkisi 17 Daha Çok Gelir Getiren Fiziksel Şiddet Kendisi Eşi Eşit Gelir Toplam Hiç 37,0 66,7 79,7 65,5 18 En az bir kez 63,0 32,9 20,3 34,2 Cevap yok - 0,4-0,3 Toplam 100,0 100,0 100,0 100,0 Toplumsal yapıdaki ve kadının statüsündeki dönüşümü değerlendirirken Türkiye nin kültürel dokusu ve ataerkil yapısını da ele almakta fayda vardır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kaynağını oluşturan ataerkil kabuller, kadına karşı ayrımcılığın en kötü görünümü olan kadına yönelik şiddeti anlamada önemli bir rol taşır. Türkiye nin kendi iç dinamiklerini değerlendirmek ve kadına yönelik şiddetle mücadelede bu yapıya uygun çözüm önerileri geliştirmek şüphesiz önemlidir. Öte yandan Collins e göre kültürel farklılıklara yaklaşım ve onları kendi dinamikleri içerisinde anlama çabası, bu sosyal iklime mündemiç yapısal iktidarı görmezden gelmemelidir. Böylesi bir yaklaşım sosyal değişimi ve sosyal değişim için gerekli siyasi aktivizmi anlamsız kılar. Bu noktada bütün eşitsizliği kültüre yüklemek, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin toplumsallığını ve evrenselliğini göz ardı etmek olur. 18 Bu nedenle, ataerkil yapının farklı unsurlarını ve kendisini doğrulayan kökleştiren karakterini ele almak gereklidir.

25 Ataerkil yapıların kökleşmesini, kadına yönelik toplumsal cinsiyet eşitsizliğini etkileyen, eşitsizliğin aile içinde ve toplumda yaygınlaşmasına neden olan bir faktör olarak değerlendirmek mümkündür. Kadına yönelik şiddeti besleyen en önemli sosyo-kültürel sebep toplumun erkek egemen yapısı olsa da ataerkilliğin toplumda kadına yönelik şiddet özelinde kökleşmesinin tek aracısı erkekler değildir. Ataerkillik, kadınlar aracılığı ile de toplumda içselleştirilmektedir. Deniz Kandiyoti nin ataerkil pazarlık kavramıyla tanımladığı bu sistemde, kadınlar kendi ihtiyaçlarının karşılanması, toplumdaki konumlarının korunması kaygısıyla erkeğin ve ailenin ataerkil statüsünü destekleyebilmektedir. 19 Bu durum gündelik hayatta özellikle kadına yönelik psikolojik ve ekonomik şiddet şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Bu yapı, ne yazık ki kadınların da razı olduğu ve yer yer sürdürdüğü bir sistemdir. Kadının yeri evidir anlayışı, aile içinde erkek çocuklara kız çocuklar karşısında kayırmacı şekilde davranılması, bazı ailelerde yaşlı kadınların kendilerinden genç kadınlara yönelik kurduğu baskı ataerkil pazarlığa açık örnek teşkil etmektedir. Erkeğin toplumdaki öncelikli konumunu destekleyen ve bunun sürekliliğini sağlayan davranışlar, kadına, farklı şiddet türleri olarak geri dönmektedir ve şiddeti nesilden nesile aktarmaktadır. Kadına yönelik şiddetin bir öğrenme pratiği olarak da ortaya çıktığı ve bunun sosyalleşme sürecinde içselleştirildiği çeşitli araştırmalarla da ortaya konulmuş bir gerçektir. Bu şekilde şiddet kendi içinde bir kısır döngü meydana getirmektedir. Sosyalleşme sürecinde kadına yönelik şiddeti, normalleştirerek yaşamın bir parçası olarak gören ve öğrenen kız ve erkek çocukları, bu durumdan farklı şekillerde etkilenmektedir. Şiddete ilişkin bölgesel farklılıkların değerlendirilmesinde bölgeler arası eğitim ve gelir eşitsizliklerinin de göz önünde bulundurulması önemlidir. 20 Bu tablo, Türkiye de ülke genelinde gözlenen kadına yönelik şiddetin, kadınların sahip oldukları donanımlardan büyük ölçüde bağımsız, daha genelde hayatın pek çok alanında yaşanan toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir yansıması olduğuna işaret etmektedir. Şiddet sosyo-ekonomik durum, eğitim düzeyi, sosyal sınıf gibi kategorileri kesen, bütün bu faktörlerin üzerinde bir problem. Bu nedenle, şiddetle mücadele stratejilerinde kadınların eğitim, iş yaşamına katılım gibi konularda güçlendirilerek toplumsal hayata karışmasının yanı sıra, toplumun bir bütün olarak zihniyet değişimi sürecine girmesi yönünde de çaba harcanması gerekiyor

26 Aile Mahkemesi koridorunda elinde bir mendil, ıslak gözlerini yere dikmiş duruyordun. Gözlerin, ağzın yüzün morluk içindeydi. Bir yandan hıçkırırken bunlardan değil ama bu şiddet karşısında yapayalnız kalmaktan utanıyordun. Savcısı, polisi, sanki mahkeme duvarı olmuşlardı, aile içi mesele abla deyip sırt çevirmişlerdi derdine Tehditlere, 20 zorbalığa aldırış etmemiş, boşanmıştın. Aile Mahkemesi nin duvarı önünde çekilen fotoğrafında yanında bir kişi daha göze çarpıyordu. Fotoğraftaki bu adam, sahibinin kim olduğunu belli edercesine yanı başına kolunu dayamış, üstündeki haklarından vazgeçmediğini ilan ediyordu. Şaşırdık, kimdi bu adam? O adam, az önce boşandığın eski kocandı. Evet, bu fotoğraftan bir süre sonra sokak ortasında seni öldüren de aynı kişiydi Bu epilog, 17 Aralık 2010 da sokak ortasında eski eşi tarafından öldürülen Ayşe Paşalı nın hikâyesi. Aynı zamanda Gündünya nın, Arzu nun, Gülayşe nin, Zübeyde nin Hepsi benzer hikâyelerin, nefret cinayetlerinin gazetelerin üçüncü sayfalarında evlerimizi ziyaret eden mağdurları. Türkiye nin bir kadınlar gününde daha belki de en çok hatırlanması gereken annesiz, babasız, kocasız, ailesiz, vatansız kadınları. Fotoğraf 2: 17 Aralık 2010 da sokak ortasında eski eşi tarafından öldürülen Ayşe Paşalı. Kendisi kadına yönelik şiddetin sembolü haline geldi. Kaynak: ANALİST Dergisi, Mart Sayısı.

27 2 Şiddet, Dünya Sağlık Örgütü 2002 yılında yayınladığı Şiddet ve Sağlık Raporu nda genel olarak fiziksel zorlama ya da gücün niyet dâhilinde bir şahsa veya gruba yönelik olarak uygulanışı 21 şeklinde tanımlanmıştır. Raporda, şiddetin büyük ölçüde yaralama, ölüm, psikolojik etki, yetersiz gelişim ve yoksunluk gibi sonuçlar doğurma etkisi olduğuna değinilmiştir. 21 Şiddetin sözlük anlamı sertlik, katı ve kaba davranış, bedene zor uygulama, bedensel zedelenmeye neden olma, kişisel özgürlüğü zorlayıcı yollarla kısıtlama, haşinlik, rahatça gelişim sağlamasını ya da tamamlanmasını engellemek üzere bazı doğal süreçlere, alışkanlıklara vb. yersiz kısıtlamalar getirme yönündeki davranışlara işaret etmektedir. Kadına yönelik şiddet ilk kez 1993 yılında Birleşmiş Milletler Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılmasına Dair Bildirge de tanımlanmıştır. Bildirgede kadınlara yönelik şiddet, ister kamusal ister özel hayatta olsun bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlama veya özgürlükten keyfi olarak yoksun bırakma dâhil olmak üzere, kadınlara fiziksel, cinsel veya psikolojik zarar veya acı verme sonucu doğuran veya bu sonucu doğurması muhtemel olan, cinsiyete dayalı her türlü şiddet eylemi olarak tanımlanmıştır. 22 Kadına yönelik şiddet tartışılırken üzerinde durulması gereken en önemli nokta farklı şiddet türlerinin varlığıdır. Şiddet, çoğunlukla fiziksel olsa dahi, cinsel, ekonomik ve psikolojik olarak da cereyan etmektedir. Şiddetin nedenlerini anlamak ve toplumsal yapıda şiddeti besleyen unsurları analiz etmek için, öncelikle farklı şiddet türlerine değinmekte fayda vardır.

28 A. Ülkemizde genel olarak şiddet, bireylerin birbirlerine fiziksel anlamda zarar vermesi olarak algılanmaktadır. Kadına yönelik şiddet ele alındığında da çoğunlukla bu algı ile fiziksel şiddet anlaşılıyor ve tartışılıyor olsa da aslında kadın gördüğü çok yönlü şiddetle mücadele etmek zorunda kalmaktadır. Dolayısıyla şiddeti yalnızca fiziksel zarar ile açıklamak yeterli değildir. Şiddetin yol açtığı zarar kişisel ya da toplumsal olabilir. Ruhsal anlamda bireyde ya da toplumsal boyutta etkileri, farklı sürelerde olabileceği gibi, zaman içinde kalıcı etkileri de ortaya çıkabilir. Kadına yönelik uygulanan şiddette, fiziksel şiddet, sözlü-duygusal-psikolojik şiddet, cinsel şiddet ve ekonomik şiddet gibi farklı tanımlar da şiddet kapsamına girmekte; bu nedenle farklı şiddet türlerine yönelik önlemler gerekmektedir. Şekil 1: Farklı Şiddet Türleri 22 Fiziksel şiddet; kişiye fiziksel olarak zarar vermeyi amaçlayan vurma, tokat atma, itme, kol bükme, herhangi bir aletle yaralama, sağlıksız koşullarda yaşamaya zorlama vs. gibi hareketleri içermekte ve öldürmeye kadar uzanan çok geniş bir kapsama alanı bulunmaktadır. Bir diğer şiddet türü olan sözlü-duygusal-psikolojik şiddet ise aşağılama, hakaret etme, dalga geçme, karar verme hakkına engel olma, başkaları ile karşılaştırma, kişisel gelişimine engel olma, aileyle, arkadaşlarla konuşma hakkını elinden alma, ekonomik veya sosyo-kültürel üstünlük belirtme v.s. gibi davranışları içermektedir. Dolayısıyla partner-

29 lerin kendi aralarında kullandıkları dil, bireylerin birbirlerine karşı olumsuz tavırları, herhangi aşağılayıcı bir tavır içerisinde bulunup bulunmamaları da şiddet kapsamına girmektedir. Yaygın olarak görülen bir diğer aile içi psikolojik şiddet biçimi de özgürlükten yoksun bırakmadır. Kişiyi evde bir odaya kilitlemek, dışarıya yalnız çıkmasına izin vermemek buna örnektir. Şiddet türlerinden cinsel şiddet, taciz, tecavüz, ensest, zorla evlendirme v.b. gibi konuları içermektedir. Cinsel hedefli olsun olmasın, yine kadına istemi dışında yöneltilen her türlü cinsel içerikli söz veya eylem de cinsel şiddettir. Araştırmalara göre, ülke genelinde evlenmiş kadınların % 15 i, cinsel şiddet içeren davranışlardan en az birini yaşamıştır. 23 Bir diğer şiddet türü olarak nitelenen ekonomik şiddet ise zorla çalıştırılma, çalışmaktan alıkonulma, kişisel mal varlığının izinsiz kullanımı v.b. gibi konuları içermektedir. 24 Bir başka tanım ile bireylerin çalışmalarının ve gelir sağlamalarının engellenmesi, çalışmaya zorlanmaları, kişisel kazançlarına veya mal varlıklarına en koymak, bunları yönetmelerine engel olmak şeklinde ortaya çıkan davranışlar olarak ifade edilmektedir. 25 B. 23 Kadına yönelik şiddet tarihsel olarak daima ev içini ilgilendiren özel bir sorun niteliğinde değerlendirilmiş, bu nedenle de devlet ve uluslar arası hukukun dışında kalmıştır. Kadına yönelik bu şiddete karşı son otuz yıldır birtakım kurallar kabul edilmeye başlansa da, şiddetin aile içinde uygulanan özel formları ile daha geniş sosyal iktidar yapıları ile (ataerkillik gibi) arasında bağ kurulamamakta ve boyutları halen net olarak anlaşılamamaktadır. 26 Kadının gerek kamusal hayatta gerekse ev içinde gördüğü şiddetin nedenleri ile güçlü mücadele stratejilerinin geliştirilmesi için, öncelikle şiddetin farklı alanlardaki yansımaları göz önünde bulundurulmalıdır. Özel alana dayalı talepler ve kamusal alan kurumlarının sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal iktidar temelleri arasındaki bağlantı iyi okunamaz ise, kadına karşı şiddetin devletin müdahale alanı dışında görülmesi de kaçınılmaz olacaktır. Dolayısıyla kadına yönelik şiddet sadece özel veya kamusal kategori içerisinde görülemez. Çünkü sadece kurban ve saldırgan arasındaki zorlayıcı iktidar ilişkilerini değil, toplumsal cinsiyete dayalı şiddete katkıda bulunan sosyal ve siyasal iktidar sistemleriyle de ilgilidir

30 Kadına yönelik şiddet coğrafi sınır, ekonomik gelişmişlik ve eğitim düzeyine bakılmaksızın dünyada farklı ülkelerde son derece yaygın görülen bir problemdir. Üstelik bu şiddet türleri arasında en yıkıcı kabul edilen fiziksel şiddet, son yıllarda daha kapsamlı şekilde gündemde yer almaktadır yılında gerçekleştirilen Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet araştırmasına göre, ülke genelindeki kadınların % 39 u fiziksel şiddet, % 15 i de cinsel şiddet yaşarken, kadınların % 42 si iki şiddetten en az birini yaşadığını ifade ediyor. Adalet Bakanlığı nın 2010 yılı ağustos ayında yaptığı açıklamaya göre, kadın cinayetleri son 7 yılda % 1400 artmış durumda. Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Komutanlığı ndan basına verilen bilgilere göre, 2010 yılının sadece ilk 7 ayında 226 kadın öldürüldü. Benzer şekilde, Bağımsız İletişim Ağı (Bianet) in resmi olmayan 2011 yılı basın taraması sonuçlarına göre 2011 de 257 kadın öldürüldü, en az 102 kadın ve 59 kız çocuğuna tecavüz edildi. 28 Kadına yönelik şiddet Türkiye de münferit olaylar olmaktan uzak, en önemli toplumsal sorunlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Şiddet uygulamaları bakımından çeşitlilikler göstermektedir. Kadın üzerinde yarattığı tahrip edici sonuçları bakımından özellikle fiziksel ve cinsel şiddet en başta kabul edilemez düzeydedir. Raporumuzun bu bölümünde Türkiye de kadına yönelik şiddetin boyutlarına dair analizlere ve değerlendirmelere yer verilecektir. Bu değerlendirmelerde özellikle araştırmalarda öne çıkan fiziksel ve cinsel şiddetin yaygınlığı, bölgelere ve yerleşim yerine göre değişen karakteri, Türkiye de insani kalkınmışlık düzeyi ile şiddet ilişkisi gibi farklı başlıklar çerçevesinde değerlendirilecektir

31 Grafik 5: Türkiye de Fiziksel ve Cinsel Şiddetin Yaygınlığı 29 38,0% 43,0% 39,0% Fiziksel Şiddet Cinsel Şiddet 14,0% 18,0% 15,0% Kent Kır Türkiye Kadına yönelik şiddet sadece bir bölge ya da kültürün nitelikleri sonucu ortaya çıkan bir durum olmaması değil, ülke genelini ilgilendiren toplumsal bir sorundur. Araştırmalara göre ülkemizde, her 10 kadından 4 ü eşi veya birlikte olduğu kişi(ler) tarafından fiziksel şiddet görmektedir. Bunun yanı sıra, Türkiye de fiziksel ve cinsel şiddetin yaygınlığı bölgeler arasında değişim gösterse de şiddetin ülke geneline yayılan bir mesele olduğu göze çarpmaktadır. 25 Türkiye genelinde karşılaşılan fiziksel ve cinsel şiddetin kırsalda ve kentteki yaygınlığının oranları yukarıdaki grafikte gösterilmiştir. Fiziksel şiddete kentte % 38 oranında rastlanırken, kırsalda bu oran % 43 lere varmaktadır. Kırdaki bu oran % 39 olan Türkiye ortalamasının da üstünde bir orana tekabül etmektedir. Cinsel şiddet görülme yüzdelerine baktığımızda yine % 18 oranıyla kırda görülen cinsel şiddet, % 14 oranındaki kentten fazladır. 30 Kadına yönelik fiziksel ve cinsel şiddetin yaygınlık oranlarına harita üzerinde Türkiye nin bölgelerine indirgeyerek baktığımızda karşımıza şu fotoğraflar çıkmaktadır. Bir diğer şiddet türü olan cinsel şiddete rastlama yoğunluğunu gösteren yukarıdaki haritada ise yine en yüksek rakamları % 29,5 oranıyla Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi nde görürken, en düşük rakamları ise % 8,7 lik oranıyla Batı Marmara da görüyoruz.

32 26 bölge olmuştur. Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi nde kadına yönelik fiziksel şiddet vakalarına rastlanırken, % 24,6 lık oranıyla Batı Marmara, bölgeler arasındaki en az orana sahip Haritada (Harita 1) Türkiye de kadına yönelik fiziksel şiddetin hangi bölgelerde, ne sıklıkla görüldüğü detaylandırılmıştır. % 53,2 oranıyla en yaygın olarak %41,7 Akdeniz %47,7 %31,3 Güneydoğu Anadolu Orta Anadolu Ege %47,2 %49,5 Ortadoğu Anadolu %24,6 %36,5 Marmara Batı Marmara Batı Karadeniz %53,2 %42,9 %38,0 %36,7 Kuzeydoğu İstanbul Harita 1: Kadına Yönelik Fiziksel Şiddetin Yaygınlığı 31

33 %17,5 27 Harita 2: Kadına Yönelik Cinsel Şiddet Yaygınlığı 32 İstanbul Batı Marmara %11,2 %8,7 %12,8 Doğu Marmara Ege %13,9 Akdeniz %16,1 %17,6 Doğu Karadeniz %19,7 Kuzeydoğu Anadolu %29,5 Batı Karadeniz %22,8 %19,7 Ortadoğu Anadolu Güneydoğu Anadolu Orta Anadolu

34 Türkiye de cinsel şiddetin ifade edilmesi, halk arasında fiziksel şiddet kadar kolay değildir. Bu nedenle araştırmaların genelinde bu yönlü veri eksikliklerinden bahsetmek mümkündür. Öte yandan güncel araştırmalar, ülke genelinde kadınların yaklaşık % 15 inin cinsel şiddet yaşadığını göstermektedir. Bunun yanı sıra, ülkemizde kadınların % 42 si iki şiddetten en az birini yaşamışlardır. Çoğunlukla cinsel şiddet ile fiziksel şiddet iç içe yaşanmaktadır. 33 Tabloda (Grafik 6), Türkiye de görülen fiziksel ve cinsel şiddetin, yaşa göre uygulanma yaygınlığı görülmektedir. Buna göre fiziksel şiddet % 45,4 oranıyla en fazla yaş aralığındaki kadınlara yönelik görülürken, en az şiddet % 31,9 oranıyla yaş aralığındaki bireylerde görülmektedir. Fiziksel şiddetin yaygınlığına baktığımızda artan yaş gruplarına paralel olarak, şiddete rastlanma yüzdelerinin de arttığı görülmektedir. Cinsel şiddet oranlarına baktığımızda ise yine en yüksek oran % 19,6 ile yaş grubunda görülürken, en düşük yüzdeyi % 13 ile yaş grubu sunmaktadır. 28 Grafik 6: Yaşa Göre Fiziksel ve Cinsel Şiddet Yaygınlığı 34 Fiziksel Şiddet Cinsel Şiddet 36,6% 39,7% 45,4% 31,9% 13,5% 13,0% 14,2% 19,6%

35 Grafikte (Grafik 7) fiziksel ve cinsel şiddet yaşadığını belirten kadınların sadece fiziksel, sadece cinsel ve hem fiziksel hem de cinsel şiddeti yaşamalarının yüzdelik dağılımları ülke genelinde ve bölge ve yerleşim yeri açısından verilmiştir. Buna göre şiddet yaşadığını belirten kadınların % 64 ü sadece fiziksel, %30 u ise hem fiziksel hem de cinsel şiddete maruz kalmışlardır. Bölgeler arası farklılıklara baktığımızda ise Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi nde yaşayan kadınların hem fiziksel hem de cinsel şiddeti yaşama oranları % 45 ile en yüksek yüzdeyi göstermektedir. Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi ni %37 oranıyla Güneydoğu Anadolu Bölgesi gelmektedir. Bu durum, farklı şiddet biçimlerinin iç içe geçen yapısına işaret etmektedir. Grafik 7: Fiziksel ve Cinsel Şiddetin Bir Arada Görülme Sıklığı 35 Sadece cinsel şiddet Fiziksel ve cinsel Sadece fiziksel şiddet İstanbul Batı Marmara Ege Doğu Marmara Batı Anadolu Akdeniz Orta Anadolu Batı Karadeniz Doğu Karadeniz Kuzeydoğu Anadolu Ortadoğu Anadolu Güneydoğu Anadolu Kent Kır Türkiye

36 Fiziksel ya da cinsel şiddetin ülkemizdeki yoğunluğunu analiz etmede refah düzeyi ve insani gelişmişlik düzeyi dikkate almamız gereken diğer değişkenlerdir. Sosyal bir problem olarak kadına yönelik şiddetin, sosyo-ekonomik faktörlerle ilişkisinden söz etmek mümkündür. Şiddet farklı sosyal sınıfları kesen ve nüfusun genelini ilgilendiren bir problem olmasına rağmen, şiddet mağduru kadınların büyük çoğunluğunun (% 47) düşük refah düzeyinden geldiği görülmektedir. Şiddet mağdurları arasında orta düzeydeki refah seviyesinden gelenlerin oranı % 38,9, yüksek refah düzeyine sahip olanların oranı ise % 26,7 dir. Cinsel şiddet oranları da benzer şekilde refah düzeyi yükseldikçe düşüş gösterecek biçimde ters orantılıdır. Düşük refah seviyesinde % 18,9 olan oran, orta seviyede % 14,6, yüksek refah seviyesinde ise % 10,3 olarak okunmaktadır. Refah, eğitim, sağlık değişkenlerine göre hazırlanmış bölgesel insani gelişim endeksi verilerinden yola çıkılarak hazırlanan haritada (Harita 4), Türkiye genelinde insani gelişmişlik düzeyleri görülmektedir. 37 Verilerin kısıtlı olduğu göz önünde bulundurulsa da insani gelişmişlik düzeyi görece düşük olan bölgelerde, kadına yönelik fiziksel ve cinsel şiddetin daha sık rastlandığını söylemek mümkündür. 30 Grafik 8: Refah Düzeyine Göre Fiziksel ve Cinsel Şiddet Yaygınlığı 36 47,0% 38,9% 26,7% Fiziksel Şiddet Cinsel Şiddet 18,9% 14,6% 10,3% Düşük Orta Yüksek

37 Harita 4: Kadına Yönelik Şiddet ve İnsani Gelişim Düzeyi 38 %26,2 %57,7 %51,5 %38,4 %46,6 %42,6 %38,5 ( 56) (0,618) 03) Ege (0,768) Batı Anadolu (0,744) oğu Anad 643) Akdeniz (0,728) %51,5 %34,7 %44,1 %44,0 %51,1 Harita Refah, eğitim, sağlık değişkenlerine göre hazırlanmış bölgesel insani gelişim endeksi verilerinden yola çıkılarak hazırlanılmıştır. Koyu renkler daha yüksek, açık renkler daha düşük bir gelişme düzeyine işaret etmektedir. İnsani gelişimin düşük olduğu bölgelerde şiddet oranının arttığı gözlenmektedir. Kaynak: Çiğdem Ünal, İnsani Gelişmişlik Endeksi ne Göre Türkiye nin Bölgesel Farklılıkları,

38 Grafik 9: İnsani Gelişim Endeksi Düzeyi ile Türkiye de Şiddet Oranları Arasındaki İlişki Şiddet İnsani Gelişim DOĞU MARMARA EGE BATI MARMARA İSTANBUL BATI ANADOLU AKDENİZ BATI KARADENİZ ORTA ANADOLU DOĞU KARADENİZ GÜNEY DOĞU ANADOLU ORTA DOĞU ANADOLU KUZEY DOĞU ANADOLU 32 Bu oranlara göre kadına yönelik şiddete en fazla rastlanan bölge olarak karşımıza % 57,1 oranı ile Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi çıkmaktadır. Bu bölgeyi % 52,8 yoğunluk oranıyla Orta Anadolu Bölgesi, % 51,5 oranıyla Ortadoğu Anadolu, % 51,1 oranıyla Güneydoğu Anadolu izlemektedir. Batı Marmara Bölgesi % 26,2 şiddet yoğunluğu oranı ile ülke genelindeki en düşük orana sahiptir. Türkiye de şiddet, ülke genelinde yaygın bir problem olmasına rağmen, insani gelişim endeksi değerleri ve bölgelere göre şiddet düzeyi arasında ters bir orantı göze çarpmaktadır (Grafik 9). Bu durum, şiddetle mücadele stratejilerinin geliştirilmesinde sosyo-ekonomik faktörler ve toplumsal yaşam koşulları gibi faktörlerin de göz önünde bulundurulması gereğine işaret etmektedir. Kadına yönelik uygulanan şiddetin aile yapısı üzerinde de önemli dönüşümlere sebep olmaktadır. Türkiye de boşanma oranları günden güne artış göstermektedir. Bu artışların en önemli sebeplerinden birisi de kadınların şiddeti kabul etmeyerek, boşanmayı tercih ediyor olmalarıdır. TÜİK verilerine göre en son boşanmanızın sebebi nedir? sorusuna verilen yanıtlar arasında dayak ve kötü muamele % 17 lik bir oran taşımaktadır. Son yıllarda medya ve sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerinde geniş yer tutan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı nın öncelikli gündem konusu olan kadına yönelik şiddet boşanma konusunda da önemini korumaktadır.

39 Ülkemizde meydana gelen sosyo-kültürel değişimlere paralel olarak aile kurumunun da bir dönüşümden geçtiği düşüncesi, son dönemde Meclis Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu nun TBMM Başkanlığı na sunduğu önerge ile yeniden gündeme gelmiştir. Sunulan önergede aile kurumunun güçlendirilmesi için, boşanmaların araştırılmasına yönelik bir araştırma komisyonu kurulmasının gerektiği belirtilmiştir. Önergenin gerekçesinde, Türkiye de artan genç nüfusa rağmen evlilik oranlarında düşüş olduğu; 2007 yılında % 9,09 olan oranın, 2009 yılında % 8,21 e, 2010 yılında ise % 7,98 e gerilediği açıklanmıştır. 39 Öte yandan önergede, 2001 yılında 91 bin 994 olan boşanma sayısının, 2010 yılında 118 bin 568 e ulaştığına da yer verilmiştir. Boşanma oranlarına yönelik Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine baktığımızda da, boşanmanın arttığına dair benzer bilgiler karşımıza çıkmaktadır. TÜİK araştırmalarına göre 2011 yılının sadece Nisan, Mayıs, Haziran aylarında toplam 33 bin 702 çift boşanmıştır. Rakamlara bakıldığında, aile kurumunun bir dönüşüm geçirdiği ortadadır. Bu oranların ortaya çıkmasına sebep olan faktörlerin anlaşılması noktasında, ailenin dönüşümünü toplumsal dönüşümden ayrı düşünmek büyük bir hata olur. Aksi takdirde Türk toplumunun yaşadığı sosyo-kültürel dönüşümün ana unsurunun gözden kaçırılacağı aşikârdır. Ayrıca Türkiye deki boşanma oranlarına dair bu rakamlar, boşanmaların kökenlerini Türkiye nin değişen toplumsal yapısının yanı sıra, sosyo-ekonomik, kültürel faktörler ile sosyal politikalarda da aramamız gerektiğini göstermektedir. Kültür ve ahlak anlayışlarında meydana gelen toplumsal değişiklikler, beraberinde aile bireylerinin karşılıklı davranışlarını daha fazla değerlendirmesi ve buna daha duyarlı hale gelmesi sonucunu da doğurmuştur. En önemli ve yaygın boşanma sebeplerinden biri olan kadına yönelik şiddet uygulamaları bunun en büyük örneğidir. Kadınlar şiddet uygulayan kocalarına karşı artık daha fazla direnç göstermektedir. Geleneksel rollerin yıkılmaya başlamasıyla da şiddet kullanımı günden güne evlilikleri bitiren en somut faktör haline gelmektedir. Öte yandan araştırmalar, boşanmış kadınların da şiddete uğrama ihtimalinin yüksekliğine işaret etmektedir

40 Ülke genelinde kadınların medeni durumlarına göre şiddet mağduriyeti oranlarının dağılımına bakıldığında özellikle boşanmış ya da ayrı yaşayan kadınların oranlarındaki yükseklik göze çarpmaktadır. Yerleşim yerine göre, kadınların eşleri veya birlikte oldukları kişiler tarafından maruz kaldıkları fiziksel şiddet yüzdeleri grafikte (Grafik 10) verilmiştir. Buna göre Türkiye geneli oranlarında en çarpıcı sonuç, % 73 oranı ile boşanmış ya da ayrı yaşayan kadınların belirttiği şiddet oranıdır. Başka bir ifade ile boşanmış/ayrı yaşayan her 10 kadından 7 si yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel şiddet yaşamıştır. Bu oranlar cinsel şiddetin yaşanma oranlarına paralellik göstermektedir. Boşanmış/ ayrı yaşayan kadınların % 44 ü cinsel şiddete maruz kaldığını belirtirken, bu oranlar eşi ölmüş kadınlarda % 22, hala evli kadınlarda % 14, hiç evlenmemiş kadınlarda ise % 2 düzeyindedir. 40 Kadına yönelik şiddete ilişkin çalışmalarda şiddet görme sıklığı, şiddet türleri yanı sıra diğer bir konu da çeşitli değişkenlerle şiddet arasındaki ilişkidir. Arat ve Altınay, yaptıkları çalışmada Türkiye de her üç kadından birinin fiziksel şiddet yaşadığı ve kadının daha çok para kazanmasının şiddet riskini iki kat arttırdığını belirtmiştir. Aynı çalışmada kadınların öğrenim düzeylerinin artmasıyla fiziksel şiddet görme oranının düştüğü, okuma yazma bilmeyen kadınlardan en az bir defa şiddet görenlerin oranı % 43, yüksek öğrenim görmüş kadınlarda ise bu oran % 12 dir Grafik 10: Medeni Duruma Göre Fiziksel Şiddetin Yaygınlığı 41 Bekar Halen evli Eşi ölmüş Boşanmış / aynı yaşıyor Kent Kır Türkiye 73

41 Araştırmalar kadınların artık şiddeti, aile içinde çözülmesi gereken bir mesele olarak görmediği sonuçlarını bizlere sunmaktadır. Fakat buna rağmen şiddete maruz kalan her iki kadından biri yaşadığı olaylarda yalnız kalmakta ve şiddeti kimseye anlatmamaktadır. Bu rakamların belki de en çarpıcı yönü, şiddete uğrayan kadınların üçte birinden fazlasının eşleri, erkek arkadaşları, kardeşleri veya yakın akrabalarından şiddet görüyor olmalarıdır. Grafik 11: Şiddet Yaşayan Kadınların Şiddeti Paylaşması Eğitim yok / ilköğretimi bitirmemiş ilköğretimi birinci kademe ilköğretimi ikinci kademe Lise ve üzeri Düşük Orta Yüksek Yaş Eğitim Refah Düzeyi Türkiye Kimseye anlatmayan Kendi ailesine Erkeğin ailesine Arkadaş/komşusuna Not: Yüzdeler fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalmış, evlenmiş kadınlar temel alınarak hesaplanmıştır. Kategoriler birbirinden bağımsız hesaplandığı için toplamları 100 ü aşabilir. Kendi Ailesi: Annesi, babası, kız kardeşleri, erkek kardeşleri, çocukları, kadın akrabaları Erkeğin Ailesi: Kayınvalidesi, erkegin ailesinden kadınlar.

42 Şiddete maruz kalmış kadınların hemen hemen yarısı yaşadığı şiddeti kimseye anlatmamaktadır. Anlatan kadınlar ise sorunlarını öncelikle aile bireyleri ve arkadaşlarıyla paylaşmaktadırlar. Kadınların % 34 ü gördüğü şiddeti kendi ailelerine anlatırken, % 22 si arkadaş ya da komşularına, % 12 si şiddeti erkeğin ailesiyle paylaşmaktadır. Kadınların demografik özellikleri, kadının gördüğü şiddeti çevresiyle paylaşması üzerinde belirleyici etkiye sahiptir. Kentlerde yaşayan kadınların şiddeti herhangi biriyle paylaşma oranı (% 55), kırsal yerleşim yerlerinde yaşayan kadınlardan (% 43) daha fazladır. Bununla birlikte yaşanılan şiddetin herhangi biriyle paylaşılması ile kadının yaşı ve eğitim durumu arasında da bir ilişki bulunmaktadır. Genç kadınlar yaşadıkları şiddeti daha fazla paylaşırken, ilerleyen yaşlarda bu paylaşımın azaldığı görülmektedir. Benzer şekilde eğitim seviyesi daha düşük kadınların şiddeti başka bireylerle paylaşma oranı daha yüksek oranlarda seyretmektedir. Eğitimi olmayan ya da ilköğretimi tamamlamamış kadınların % 61 i şiddeti kimseye anlatmazken, bu oran lise ve üzeri düzeyde eğitim tamamlamış kadınlarda % 33 ü göstermektedir. 36 Araştırmaların işaret ettiği gibi, kadına yönelik şiddetin farklı türleriyle Türkiye nin her bölgesinde, her türlü farklı demografik özelliklere sahip kesiminde karşılaşılmaktadır. Fakat her sosyal sorun gibi bu sorunun tespitindeki en büyük handikaplardan birini sağlıklı istatistikî verilere ulaşılamıyor oluşu meydana getirmektedir. Bunun en önemli sebeplerinden birisi ise şiddet gören kadınların gerekli mercilere başvurularını yapmıyor, şikâyette bulunmuyor oluşlarıdır. Grafik 12: Şiddet Yaşayan Kadınların Resmi Kurum veya Sivil Toplum Kuruluşlarına Başvuruları 44

43 Grafikte (Grafik 12), maruz kaldığı şiddet sonucunda herhangi bir resmi kurum ya da sivil toplum kuruluşuna başvuruda bulunma oranları yer almaktadır. Karşılaşılan rakamlar durumun ciddiyetini göstermektedir. Kadınların % 92 si gördüğü şiddeti herhangi bir yere şikâyet etmediğini belirtmiştir. Polis ya da jandarmaya şikâyette bulunanlar, savcılığa, avukata, hastane veya sağlık kuruluşuna başvuranlar % 4 lük dilimleri meydana getirirken, sığınma evi, belediye ve Sosyal Hizmet ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) e başvuru yapanlar ise sadece % 1 lik bir oranı işaret etmektedir. Kadınların büyük bir kısmı şiddetin kabul edilemez olduğunu düşünmektedirler. Fakat görüldüğü gibi buna rağmen büyük çoğunluğu bu şiddeti paylaş(a)mamakta ve gerekli kurum ve kuruluşlara başvurularda bulunmamaktadır. Bunun nedenleri arasında sosyo-kültürel ve ekonomik birçok sebep sayılabilir. Araştırmalar, bu sebeplerden öne çıkanların çocuk sahibi olan kadınların çocuklarını bırakmak zorunda kalabileceği korkusu, şiddeti ciddi bir sorun olarak görmemesi, şiddeti uygulayan kişinin değişebileceği düşüncesi, kadının gördüğü şiddetten korkması veya utanması ve toplumun genel bakış açısı ve yargılarından çekinilmesi kabuller olduğuna işaret etmektedir. Kadına yönelik şiddetin bir öğrenme pratiği olarak da ortaya çıktığı ve bunun sosyalleşme sürecinde içselleştirildiği çeşitli araştırmalarla ortaya konulmuş bir gerçektir. Bu şekilde şiddet kendi içinde bir kısır döngü meydana getirmektedir. Sosyalleşme sürecinde kadına yönelik şiddeti, normalleştirerek yaşamın bir parçası olarak gören ve öğrenen kız ve erkek çocukları, bu durumdan farklı şekillerde etkilenmektedirler. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü nün Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet araştırmasında yer alan katılımcılardan erkekler kadınlara göre daha yüksek oranda, çocukluk ve ergenlik dönemlerinde anne-baba şiddetine maruz kaldıklarını belirtmektedirler. Erkek katılımcılarda babasının annesine fiziksel şiddet uyguladığını belirtenlerin, uygulamadığını belirtenlere göre, kadınlara yönelik daha tutucu, daha az eşitlikçi, daha muhafazakâr tutumlara sahip olduğu ortaya çıkmaktadır. Şiddetin içselleştirilmesi, bu algının kadın ve erkekler tarafından normal bir durum gibi algılanması riskini de beraberinde getirmektedir. 45 Literatürde şiddet döngüsü olarak da tanımlanan bu süreçte şiddet, ailelerde adeta kalıtımsal ve bulaşıcı bir şekilde sürmektedir. Aile içi şiddet ortamında yetişen çocukların, erişkin olduklarında partnerlerine şiddet uygulama veya onlardan şiddet görme

44 ihtimalleri artmakta, en kötüsü de şiddet sıradanlaşarak, gündelik hale gelmektedir. Bu döngü, erkek çocukları için şiddet uygulamayı olağan hale getirirken, kız çocuklarının da şiddeti daha kolay kabullenmelerine sebep olabilmektedir. Yapılan çalışmalarda şiddetin kuşaklar arası sürmesi, çocuğun sosyal öğrenme yoluyla ailedeki şiddet davranışını rol model alması ve çocuk eğitiminde dayağın yaygın olarak kullanılmasının şiddetin nedenleri arasında olduğu belirtilmiştir. 46 Tablo da hayatında en az bir kez şiddet yaşamış kadınların % 37 sinin annesi, hiç şid- det yaşamadığını belirten kadınların ise % 19 unun annesinin de şiddete maruz kaldığı görülmektedir. Kendi ailesinde şiddete tanık olan kadınların tanık olmayan kadınlara oranla daha fazla şiddete maruz kaldıkları söylenebilir. Yapılan araştırmalar, kadınların büyük bir çoğunluğunun şiddeti kabul edilemez bulduğunu ortaya koymaktadır. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün gerçekleştirdiği araştırmada, kadınların % 86 lık gibi bir oranı fiziksel şiddetin kabul edilemez olduğunu dile getirmişlerdir. 48 Tablo 3: Kadınların Annelerinin Fiziksel Şiddet Yaşama Deneyimleri Yerleşim yeri Şiddet yaşama durumu Anne fiziksel şiddet yaşamış Anne fiziksel şiddet yaşamamamış Evlenmiş kadın sayısı Kent Kır Türkiye Hiç fiziksel şiddet yaşamamış Ez az bir fiziksel şiddet yaşamış Hiç fiziksel şiddet yaşamamış En az bir fiziksel şiddet yaşamış Hiç fiziksel şiddet yaşamamış En az bir fiziksel şiddet yaşamış 18,8 77,2 4,995 36,9 57,2 2,928 19,6 73,2 1,487 38,0 53,1 1,129 19,0 76,1 6,282 37,2 56,1 4,053

45 Fiziksel şiddete yönelik verilen cevaplar, kadınların demografik özellikleri ve eğitim düzeylerine göre farklılık göstermektedir. Kırsal alanda yaşayan kadınların bazı durumlarda erkeklerin eşlerini dövmesi ifadesine katılma oranı % 25 dolayında iken, kentte yaşayanlarda bu oran yaklaşık % 11 olarak görülmektedir. Benzer şekilde fiziksel şiddete yönelik tepkiler ile kadınların eğitim düzeyleri arasındaki ters orantı da verilen cevaplarla ortaya çıkmaktadır. Eğitim düzeyi daha yüksek gruptaki kadınların sadece % 2.9 u bazı durumlarda erkeklerin eşlerini dövmesi ifadesine katılırken, bu oran eğitimi bulunmayan kadınlarda yaklaşık % 30 lara varmaktadır. Türkiye de kadına yönelik şiddetin, daha çok sosyokültürel etmenler ve konunun geleneksel mahremiyeti nedeniyle aile duvarlarını aşıp gün yüzüne çıkarılması güç olmuştur. Batı toplumlarında bu konuyla ilgili bilimsel çalışmalar yaklaşık son elli yılı kapsıyorken, ülkemizde ancak son 20 yıldır konuyla ilgili çalışmalar bulunmaktadır. 50 Tablo 4: Kadınların Toplumsal Cinsiyet Rolleri ve Şiddete İlişkin Tutumları 49 Temel Özellikler Kadının eşiyle tartışmaması Görüşlere katılan kadınların yüzdesi Bazı durumlarda erkek eşlerini dövmesi Bazı durumlarda çocuğun dövülmesi Kadının davranışlarından erkeğin sorumlu tutulması Kadının istemediği halde eşiyle cinsel ilişkiye girmesi Evlenmiş kadın sayısı Yerleşim yeri Kent 44,2 10,6 31,1 42,7 25,4 7,736 Kır 64,5 24,9 47,7 61,2 45,6 2,617 Eğitim Eğitimi 70,2 28,7 51,4 68,5 54,3 2,250 yok / İlköğretim bitirmemiş İlköğretim 55,0 13,6 36,4 50,2 30,7 5,187 birinci kademe İlköğretim 35,0 7,2 24,9 37,7 18,1 934 ikinci kademe Lise ve üzeri 17,6 2,9 19,0 20,5 8,9 1,982 39

46 Mevcut sosyal politikaların ve yasaların da aile içi şiddetin dönüşümündeki rolü büyüktür. Sosyal politika yapım süreçlerinde ailenin merkeze alınması, aileyi koruma amaçlı olsa da kadının kısıtlanmasına ve ataerkil bakış açısının pekiştirilmesine sebep olmaktadır. Bu yapıda kadın, büyük oranda erkeğe bağımlılığıyla, karşılaştığı farklı mağduriyetleri dışa aktarmada problemler yaşayabilmektedir. Dolayısıyla sosyal politikaların bütüncüllüğü, kadının özellikle aile içi ilişkilerdeki konumunu belirleyici en önemli unsurlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda Türkiye nin dönüşen sosyokültürel yapısına paralellik göstermesi gereken sosyal politikalar, bugün kadının aile ve toplum içerisinde değişen rollerini de destekleyici nitelikte olmalıdır Kadın Yaşıyor Olabilirdi! Yasanın TBMM Başkanlığı na sunulduğu 4 Mart 2011 tarihinden bu yana 208 kadın cinayete kurban gitti Mart: 28 kadın öldürüldü, 8 kadın şüpheli intihar etti Nisan: 21 kadın öldürüldü, 7 şüpheli ölüm, 8 şüpheli intihar, 8 intihar girişimi, 12 kadını öldürmeye teşebbüs, 2 yaralama, 14 tecavüz Mayıs: 27 kadın öldürüldü, 3 şüpheli intihar Haziran: 16 kadın öldürüldü, 3 şüpheli ölüm, 3 şüpheli intihar, 4 öldürmeye teşebbüs, 3 silah ve bıçakla yaralama, 5 tecavüz Temmuz: 20 kadın öldürüldü, 3 şüpheli ölüm, 7 şüpheli intihar, 1 intihar. girişimi, 4 kasıtlı yaralama, 5 öldürmeye teşebbüs, 8 fiziksel şiddet, 3 tecavüz, 1 taciz Ağustos: 21 kadın öldürüldü, 1 şüpheli ölüm, 6 şüpheli intihar, 9 öldürmeye teşebbüs, 3 tecavüz Eylül: 32 kadın öldürüldü, 7 şüpheli ölüm, 5 şüpheli intihar, 2 kasıtlı yaralama, 17 tecavüz Ekim: 27 kadın öldürüldü, 5 şüpheli intihar, 3 şüpheli ölüm Kasım: 16 kadın öldürüldü, 1 şüpheli ölüm, 3 şüpheli intihar, 3 öldürmeye teşebbüs, 1 kasıtlı yaralama, 1 intihar girişimi, 3 fiziksel şiddet, 9 tecavüz. NTVMSNBC, Erişim Tarihi, 12/01/2012

47 C. Dünya genelinde yüz yüze gerçekleştirilen araştırmalardan elde edilen mağdur anketleri Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından aile içi şiddet ve cinsel şiddete dair en kapsamlı ve tutarlı sonuçları sunan araştırmalar olarak tanımlanmaktadır. Farklı ülkelerde kullanılan istatistik ölçümlerin farklılaşması ve kadına yönelik şiddetin insani gelişimin bir göstergesi olması pek çok ülkede güncel veri paylaşımını kısıtlı hale getirmektedir. Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Organizasyonu gibi konu ile ilgili geniş çaplı araştırmalar yürütmekte olan kurumların dahi verilerinin birbiriyle çeliştiği görülmektedir. Öte yandan araştırmalarda bulgular farklılaşsa da kadına yönelik şiddetin dünya genelinde yaygın ve küresel politikalarla mücadele gerektiren bir problem olduğu aşikârdır. Dünya Sağlık Örgütü nün (WHO) gelişmekte olan farklı ülkelerde gerçekleştirdiği Kadına Yönelik Şiddet Araştırması na göre kadına yönelik Şekil 2: Yaş Dönemlerine Göre Farklı Ülkelerde Kadına Yönelik Şiddet ve İstismar Diğerleri Aile Üyeleri Partner/Eş Devlet tarafından organize edilen ya da teşvik edilen şiddet (Savaş tecavüzleri v.d.) Seks işçiliğine zorlama/ İnsan ticareti Asit Atma Cinsel İlişkiye Zorlama/Tecavüz/Taciz (Çocuk istismarı da dahil) Yalnız kadınların/yaşlıların istismarı Töre cinayetleri Yiyecek ve sağlık hizmetlerine eşitsiz erişim Aile üyeleri tarafından uygulanan psikolojik baskı Cinsel ilişkiye zorlama/tecavüz/taciz (Çocuk istismarı da Dahil) (Aile içi şiddet) Aile içi fiziksel şiddet Hamilelikte şiddet Kadın Sünneti Çocuğun cinsiyetine göre kürtaj Yiyecek ve sağlık hizmetlerine eşitsiz erişim Gebelikte şiddet Partnerler tarafından uygulanan psikolojik şiddet Halihazırdaki veya eski partner tarafından uygulanan fiziksel şiddet Halihazırdaki veya eski partner tarafından uygulanan cinsel şiddet 41 Doğum Çocukluk /Ergenlik öncesi Reprodüktif Yıllar Yaş Aralıkları İleri Yaşlar Kaynak: Charlotte Watts ve Cathy Zimmerman, Violence Against Women: Global Scope and Magnitude, The Lancet, Cilt: 359, 2002, s.1233.

48 - - - şiddet gelişmiş veya gelişmekte olan pek çok ülkeyi de kapsayan küresel bir problemdir. Bu araştırma verilerine göre Japonya da kadınların % 15 i, Etiyopya da % 70 i hayatlarının bir döneminde partnerlerinden fiziksel ve/veya cinsel şiddet gördüklerini dile getirmektedir. Bunun yanı sıra genel olarak % 0.3 ile % 11.5 oranları arasında kadın bir yabancı tarafından cinsel şiddet gördüğünüü belirtmektedir. Cinsel şiddet Dünya Sağlık Örgütü tespitlerine göre en yaygın şekilde kadınlara yönelik uygulanmaktadır. Öte yandan uluslararası araştırmalar, dünya genelinde yaklaşık kadınların % 20 sinin ve erkeklerin % 5-10 unun çocukken cinsel şiddete maruz kaldıklarını belirtmektedir Kadına yönelik şiddet dünya genelinde farklı bölgelere, kültürel yapıya ve toplumsal normlara dayalı olarak çeşitlense de genel olarak duygusal istismar, ekonomik şiddet, fiziksel ve cinsel şiddet pek çok ülkede yoğun bir biçimde yaşanmaktadır. Bunların yanı sıra savaş bölgelerinde kadınlara yönelik sistematik tecavüzler, insan ticareti, seks işçiliğine zorlama, töre cinayetleri, yiyecek, sağlık, eğitim gibi hizmetlere eşitsiz erişim gibi pek çok farklı şekilde karşımıza çıkmaktadır. 42 Thomson Reuters Vakfı nın (TrustLaw Birimi) 2011 yılında yayınladığı Kadınlar için En Tehlikeli Ülkeler raporuna göre, Afganistan, Kongo, Pakistan, Hindistan ve Somali nin dünyada kadınlar için en tehlikeli 5 ülke olarak nitelendirilmektedir. 52 Trust Law anketi, sağlık sorunlarından, yoksunluğa, yetersiz sosyal güvenlikten cinsel istismara raporun odaklandığı ülkelerde kadınların karşılaştığı pek çok farklı probleme işaret etmektedir. Örneğin Birleşmiş Milletler (UN) verilerine göre, endekste kadınlar için en kötü ülkelerden beşincisi olarak tanımlanan Somali de, her 100 kadından biri yetersiz sağlık hizmetleri nedeniyle doğumda hayatını kaybetmektedir. Öte yandan diktatör Muhammed Siyad Barre nin devrilmesinden bu yana merkezi bir hükümeti olmayan ülkede, kadınların pek çoğu eşlerini yıllar süren savaşta kaybetmiştir. Bu kadınlar, hâlihazırda ailelerinin geçimini üstlenmişler ve fakirliğe karşı ciddi bir mücadele vermektedirler. The Guardian gazetesine verdiği röportajda Somali Kadın Gelişimi ve Aile Bakanı Maryan Qasim da Somali de kadınların başına gelebilecek en kötü şey hamilelik diyerek Somali nin anne ölümlerinde ilk sırada olduğunu belirten BM verilerini desteklemektedir. 53 Bir başka dikkat çekici ülke Afganistan ise çalışmaya göre dünyada kadınlar için en tehlikeli ülkeler sınıflandırmasında ilk sıradadır. Sağlık problemleri, fiziksel şiddet ve ekonomik kaynaklara erişememe, raporda Afgan kadınlarının karşılaştığı en ciddi problemler olarak tanımlanmaktadır. TrustLaw raporuna göre, Afgan kadınlarının % kadarı zorla evlendirilmketedir. Öte yandan ülkede kadınların %90 a yakını (% 87) okuma yazması yoktur. UNICEF verilerinde de belirtildiği şekilde Afganistan da yaşayan kadınlar, farklı istismarlara uğramanın yanı sıra, Somalili kadınlar gibi yüksek oranda doğumda bebeği ile birlikte ölme riski de taşımaktadır.

49 Dünya çapında; Her üç kadından en az biri, veya yaklaşık bir milyar kadın hayatlarının bir noktasında dayak yemiş, zorla seks yapmaya zorlanmış ya da farklı bir biçimde tacize uğramaktadır. Bunu yapan genellikle kendi ailesinden veya tanıdığı biri. (E, L Heise, M Ellsberg, M Gottemoeller, 1999) Kadınların yaklaşık %47 si ilk cinsel ilişkilerinin zorla olduğunu bildirmektedir. (A, WHO 2002) Kadın cinayet kurbanlarının yaklaşık %70 I erkek partnerleri tarafından öldürül-l müştür. (A, WHO 2002) Kenya da haftada birden fazla kadının erkek partneri tarafından öldürüldüğü bildirilmektedir. (E, Joni Seager, 2003) Zambia da haftada beş kadın erkek partneri veya aile bireyi tarafından öldürülmektedir. (E, Joni Seager 2003) Mısır da kadınların %35 I evliliklerinin bir noktasında kocalarından dayak yemiştir. (A, UNICEF 2000) Bolivya da 20 yaş ve üzerindeki tüm kadınlar son 12 ay içinde fiziksel şiddete maruz kalmıştır. (A, WHO 2002) Kanada da aileye yönelik şiddetin maliyeti, tıbbi bakım ve verim kaybı dahil yılda 1.6 milyar dolardır. (A, UNICEF 2000) 43 ABD de her 15 saniyede bir kadın, genellikle kocası/partneri tarafından, dövülmekte. (Dünya Kadınları hakkında BM Çalışması, 2000) Bangladeş te tüm cinayetlerin %50 sini partnerleri tarafından öldürülen kadınlar oluşturuyor. (E, Joni Seager, 2003) Yeni Zelanda da kadınların %20 si erkek partnerleri tarafından dövüldüğü veya fiziksel tacize uğradığını belirtmekte. (A, UNICEF 2000) Pakistan da kadınların %42 si şiddeti kader olarak görüyor; %33 ü karşı koymak için çok çaresiz olduklarına inanıyor; %19 u karşı koymuş ve %4 ü buna karşı harekete geçmiş. (Hükümetin 2001 yılında Pencap ta yaptığı çalışma) Rus hükümet dışı örgütlere göre, Rusya Federasyonu nda 36,000 kadın her gün kocaları veya partnerleri tarafından dövülüyor. (D, OMCT 2003) İspanya da 2000 yılında her beş günde bir kadın erkek partneri tarafından öldürüldü. (D, Joni Seager, The Atlas of Women) Britanya da haftada yaklaşık 2 kadın partnerleri tarafından öldürülüyor. (E, Joni Seager, 2003) Kaynak: Kadına Yönelik Şiddet Sayacı, Uluslararası Af Örgütü, (Erişim Tarihi: 24 Şubat 2012).

50 Zorla evlilik ve farklı suiistimallerin ötesinde, kadınlar bazı ülkelerde kültürel kabullerle desteklenen şiddetle de karşılaşıyorlar. Örneğin, Pakistan da asit saldırısı, zorla evlilik, namus cinayetleri ve taşlayarak intikam, ülkenin bazı radikal kesimleri tarafından dini ve kültürel pratikler olarak kabul ediliyor. Pakistan İnsan Hakları Komisyonuna göre, her yıl yaklaşık 1000 kadın namus cinayetlerinde öldürülüyor. Yukarda bahsedilen suiistimallerle birlikte, kız çocuklar pek çok ülkede hoş karşılanmıyor. En kötü insan hakları ihlallerinden biri olarak Hindistan da toplumun bazı kesimleri cinsiyeti belirlendikten sonra kız bebeklerin kürtajı gibi yöntemleri benimsiyor. Çeyiz cinayetleri 54 ve eşi ölen kadınların intihara zorlanması (sati) gibi Hindistan ın bazı kesimlerinde halen sürdürülen adetler de en kötü insan hakları ihlalleri arasında yer alıyor. 44 Farklı araştırmalar, kadına yönelik şiddetin pek çok ülkede sıklıkla görüldüğüne işaret etmektedir. Ülkemizde gerçekleştirilen araştırmalarda Türkiye genelinde kadınların % 42 si hayatları süresince fiziksel ve/veya cinsel şiddet türlerinden en az birine maruz kaldıklarını belirtmektedir. 58 Öte yandan kadına yönelik fiziksel şiddet, ülkelerin gelişmişlik düzeyi, yasal düzenlemeler ve farklı coğrafyalarda hakim kültürel yapı ile de yakın ilişki içerisindedir. Örneğin Birleşmiş Milletler Dünya Kadınlarının Kalkınması Raporu na göre, az gelişmiş ülkelerde yeterli yasal düzenlemelerin sağlanması ve farklı kültürel kabuller kadına yönelik şiddeti kadınların dahi meşru görmesi ile sonuçlanmaktadır. 59 Kadına yönelik şiddet konusunda gözden kaçırılmaması gereken bir diğer unsur, kadına yönelik şiddetin yalnızca bir gelişmişlik sorunu olarak açıklanamamasıdır. Kadın haklarının korunması konusunda yapısal yasal önlemlerin olduğu Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri nde (ABD) de kadına yönelik şiddet oldukça yüksektir. ABD Adalet Bakanlığı verilerine göre, ülke genelinde gerçekleştirilen araştırmalar, kadınların yarısından fazlasının (% 55) hayatlarının bir döneminde şiddet gördüğüne işaret etmektedir. 60 Birleşmiş Milletler Dünya Kadınları 2010 Raporu na göre, Avrupa da da kadına yönelik şiddet ciddi boyutlardadır. Rapor verilerine göre, Almanya da kadınların % 25 i hayatlarının bir döneminde fiziksel ve/veya cinsel şiddet mağduru olduklarını dile getirmiştir. 61 Bu oran Danimarka da % 27, Norveç te % 22 dir. Hindistan da yıllarında temsili örneklemle seçilmiş Ulusal Aile Sağlığı Araştırması nda kadınların % 56 sı kocalarının kendilerini dövmesini meşru görmektedir. Mısırda, kırsal alanda yaşayan kadınların %80 i, Bangladeş, Etiyopya, Peru, Samoa, Tayland ve Tanzanya da görüşülen kadınların yaklaşık % 70 i belirli durumlarda dayağın meşru olduğunu düşünmektedir. 55 Türkiye de kadına yönelik şiddet araştırmasının belki de en çarpıcı sonucu, görüşülen on kadından dokuzunun haklı görülebilecek dayak yoktur demiş olmasıdır. 56

51 7h5.ú<( '(.$',1$ <g1(/ú. ûú''(7 %55 Avrupa nın önde gelen sosyal devletlerinden biri olan ülkede özellikle kadınlar sağlık, eğitim gibi hizmetlere erişimde ayrıcalıklı konumdadır. Ülkede kadın hakları yasal düzenlemelerle de desteklenmektedir. %69 PERU Ülke kadınların aile içinde düşük düzeyde söz sahibi olduğu Latin Amerika ülkelerinden biri. Profesyonel meslekler ve üst düzey pozisyonlarda oldukça az sayıda kadın var. Kadınların sağlık, eğitim, çocuk bakım hizmetlerine erişiminin yaygın olduğu ülkede, şiddet oranları halen yüksek. Yasal düzenlemeler şiddete yönelik ciddi cezai yaptırımlar getirmesine rağmen ülkede kadınların önemli bir kısmı şiddete uğradıklarını belirtiyor. ABD %25 ALMANYA %37 BREZİLYA %22 DANİMARKA Cumhurbaşkanı kadın olan ülkede, son on yılda kadın karakollarının kurulması, kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda gelişmeler yaşandı. Öte yandan ülkede şiddet oranları oldukça yüksek. Ülke işgücünün %60 ını kadınların oluşturduğu ülkede GSMH in yüzde 3 ü hükümet destekli çocuk bakım hizmetlerine ayrılmaktadır. Harita 5: Bazı Ülkelerde Kadına Yönelik Şiddete Dair Rakamlar 45 %34 MISIR %42 Ülkede kadına yönelik şiddet yüksek oranlarda olsa da Mısır bu konuda ihbar düzeyi en düşük ülkelerden biri. Mısırlı aktivistler hak merkezli, farklı dinlere göre uygulamaları değişmeyen temel bir aile yasası için mücadele veriyor. TÜRKİYE %71 ETİYOPYA Ülkede kadınlar Afrika genelinde olduğu gibi erkeklerden çok daha fakir. Sağlık hizmetlerine erişimleri kısıtlı. USAK Kadına yönelik şiddetin yoğun yaşandığı ülkede, kadınların pek çoğu mağduru oldukları şiddeti çoğu durumda meşru görüyor. Ülke özellikle kadın mahkumlara yönelik insan hakları ihlalleri ile gündemde. %47 TAYLAND Kadına yönelik şiddetin önlenmesine yönelik yeni yasal düzenlemelere giden ülkemizde, şiddet halen son derece görünür. Şiddet mağdurlarının çoğunun her hangi bir kuruma başvurmadığı Türkiye de güncel verilerin yetersizliği yeni mücadele stratejileri oluşturulması çalışmalarını kısıtlıyor.

52 Kadına yönelik şiddet, en yoğun şekilde Sahra Altı Afrika da karşılaşılmaktadır. Örneğin Etiyopya da kadınların % 71 i hayatları boyunca en az bir kez fiziksel ve/veya cinsel şiddet mağduru olduklarını dile getirmiştir. Afrika ülkelerini Güney Amerika ve Asya Pasifik in bazı ülkeleri takip etmektedir. Peru da kadına yönelik şiddet % 69 dur. Tayland da iki kadından biri fiziksel ve/veya cinsel şiddet mağduru olduğunu belirtmiştir. 62 Ülkemizde şiddet rakamlarının yüksekliği, problemin toplumsal cinsiyet eşitsizliği, sosyo-ekonomik durum ve ataerkil kültürel kabullerden beslenen toplumsal bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır. Benzer şekilde dünya örnekleri de kadına yönelik şiddetin, ancak toplumsal cinsiyet eşitliği anlayışının plan ve programlara yerleştirilmesi (gender mainstreaming) ile aşılabilecek çok boyutlu yapısının altını çizmektedir.kadına yönelik şiddet rakamlarının farklı ülkelerde de bu derece yaygın şekilde karşımıza çıkmasının nedeni, şiddetin uluslararası düzenlemeler çerçevesinde önlem alınması gereken global bir problem olmasıdır. Bu bağlamda, kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda geliştirilecek uygulamalarda uluslararası deneyimlerin ortaklıklar çerçevesinde değerlendirilmesi ve geliştirilen sözleşmelerin toplumda yürütülmesine aracılık edecek mekanizmalara ihtiyaç vardır. 46

53 Grafik 13: Bazı Ülkelerde Kadına Yönelik Şiddete Dair Rakamlar Kadına yönelik şiddet, en yoğun şekilde Sahra Altı Afrika da karşılaşılmaktadır. Örneğin Etiyopya da kadınların % 71 i hayatları boyunca en az bir kez fiziksel ve/veya cinsel şiddet mağduru olduklarını dile getirmiştir. Afrika ülkelerini Güney Amerika ve Asya Pasifik in bazı ülkeleri takip etmektedir. Peru da kadına yönelik şiddet % 69 dur. Tayland da iki kadından biri fiziksel ve/veya cinsel şiddet mağduru olduğunu belirtmiştir

54 Harita 6: Dünya Genelinde Toplumsal Kurumlarda Cinsiyete Dayalı Ayrımcılık Harita OECD nin ailenin korunması, mülkiyet hakları, fiziksel bütünlük ve sivil haklar kapsamında hazırladığı verilere dayanmaktadır. Bu ölçütlerin kombinasyonuna dayanan haritada, daha koyu renkli bölgeler, kadın ve erkekler arasında toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizliğin yoğun yaşandığı bölgeler olarak tanımlanmaktadır.63 8/86/$5$5$6, 675$7(-ú. $5$û7,50$/$ Verilere göre, Afrika kıtası, Arap yarımadası ve güney Asya kadına karşı ayrımcılığın en yoğun yaşandığı coğrafyalardır. Toplumsal kurumlarda çok yüksek ayrımcılık Toplumsal kurumlarda yüksek ayrımcılık Toplumsal kurumlarda düşük ayrımcılık Veri yok 48

55 3 A. Türkiye de 1980 li yıllardan itibaren cinsiyete dayalı aile içi şiddet, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi konular kadın çalışmalarının da çabalarıyla kamuoyu ve hükümetlerin gündeminde yer bulmuştur. Kadınların insan haklarının tanınması, korunması ve ihlallerin önlenerek, bunlara neden olanların cezalandırılabilmesi için yapılacak en etkin denetim ulusal ve yerel düzeyde olmalıdır. Bu sebeple uluslararası standartların Türkiye de yerel düzeye indirgenmesi büyük önem taşımaktadır. 49 Türkiye, özellikle son yıllarda gerçekleştirdiği yasal reformlarla kadın-erkek eşitliği ve kadının insan haklarının gelişimi konularında önemli adımlar atmış; yeniden dünyada bu alanda oldukça gelişmiş bir yasal çerçeveye sahip ülkeler arasına girmiştir. Fakat yapılan bu yasal düzenlemelerin sosyal hayatta karşılık bulamadığı ve başta kadına yönelik şiddet olmak üzere, siyasetten istihdama birçok alanda kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasından çok uzakta olduğumuz, yapılan araştırmalarla gözler önüne serilmektedir. 64 Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadın-erkek eşitliği ve kadınların toplumsal konumlarına yönelik uluslararası standartlara uygun hatta bazen onları aşan nitelikte düzenlemeler yapılmasına rağmen, ülkemizde ataerkil toplumsal yapının bu olumlu dönüşümden çok da etkilenmediği görülmektedir. Cumhuriyet reformları dönemin şartları göz önüne alındığında birçok Batı ülkesine kıyasla çok daha radikal niteliklidir yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınmış olmasının yanında, çok eşliliğin kaldırılması ve evlilik kurumlarında kadınerkek eşitliğinin öngörülmesi gibi reformlar, kadınların sadece kamusal alanda eşitliği ilkesini değil, aynı zamanda özel alana dair de eşitlik ve hak tanımlamalarına yönelik radikal değişikliklerdir. Türkiye nin, laik devlet yapısı ve Cumhuriyet temelli olan tekil hukuk sistemi, günümüze kadar gelen kadın-erkek eşitliğine yönelik olumlu yasal çer-

56 çeveyi mümkün kılmıştır. Bu reformlar bir yandan kadınların kamu alanına açılmasının önündeki engelleri ortadan kaldırırken, bir yandan da topluma kadın-erkek eşitliği yönündeki fikirlere olumlu bir ideolojik anlam yüklemiştir. Son yıllarda kadın hakları konusunda Türkiye de gerçekleştirilen ilerlemeler, bağımsız kadın hareketinin bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle insan hakları açısından önemli gelişmelere kapı açan Avrupa Birliği entegrasyon sürecinin, kadınların insan haklarının gelişimine fayda sağlayacak bir fırsat olarak değerlendirilmesinde önemli rol sahibidir. Ayrıca Medeni Kanun ve Türk Ceza Kanunu gibi, Anayasa ve diğer yasalarda da birçok olumlu değişiklik yapılmasında etkili olmuştur. Türkiye de kadına yönelik şiddet ile mücadelede gerçekleştirilen mevzuat değişikliklerine baktığımızda şu değişim ve düzenlemeler karşımıza çıkmaktadır: 50 Türkiye nin yasal çerçevesi, CEDAW ın dayandığı temel ilkelere oldukça uygundur. Değişiklikler farklı alanlarda daima daha eşitlikçi ve kadınların insan haklarının korunmasına yönelik gerçekleştirilmiştir. Türkiye de aile içi şiddetle mücadelede atılan en önemli adımlardan bir tanesini 1998 yılında kabul edilen Ailenin Korunmasına Dair Kanun meydana getirmiştir. Bu kanunla, Türkiye de aile içi şiddet kavramı hukuksal metinde ilk defa tanımlanmış ve şiddetin önlenmesine yönelik önemli bir güvence sistemi ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca yapılan bu düzenlemeyle aile içi şiddetin olması halinde, mağdurun şikâyeti gözetilmeksizin, üçüncü şahısların bildirimiyle de polis ve adalet mekanizmasının harekete geçmesi, re sen kovuşturma yapılması sağlanmış ve şiddet uygulayanın evden uzaklaştırılması gibi kadınları korumayı amaçlayan yasalar tanınmıştır. İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı tarafından kanunun uygulanmasına yönelik genelgeler çıkarılmış ve bu konuda çeşitli eğitim programları yürütülmüştür sayılı Kanun çıkarıldığı dönemde, üçüncü şahısların bildirimi gibi maddeleri dolayısıyla, birçok ülkede bulunmayan bir yasa olma özelliğine sahip olmakla birlikte, yine birçok ülkenin bu kanunu örnek alarak kendilerine benzer kanunlar hazırladıkları bilinmektedir. Ailenin korunması hakkındaki kanunla, devlet bu konuda sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Bu yasadan sonra artık Türk kanununda aile içi şiddet, özel ya da mahrem bir alan değildir. 66

57 İzlediğim bir boşanma davası bu durumun semptomatik bir örneğiydi. Davacı, Yenipazar ın yoksul mahallelerinden gelen okuma-yazması olmayan bir kadındı. Daha önceki duruşmalarda kadın aile içi şiddete maruz kaldığı ve şiddetli geçimsizlik nedenleri ile eşinden boşanmak istediğini dile getirdi. Yasaya göre aşağılama ve şiddetin tekrarı tek başına boşanma için yeterli bir sebep olmasının yanı sıra şiddet uygulayana cezai işlem başlatılmasına imkân tanıyor. Duruşmanın başlangıcında hakim, davacı kadından şiddet gördüğü durumlardan birini anlatmasını istedi. Davacı: Sürekli yapıyor efendim. Mesela, gecenin on birinde dışarı çıkıp ona sigara almamı istiyor. Nasıl yapayım? Dışarı karanlık. Ben gitmeyince Hakim (Kadının konuşmasını keserek): Kızım dosyanda beş tane çocuğun olduğu yazıyor. Çocuklardan birine kalk git babana sigara al diyemiyor musun? Davacı: Efendim çocuklarımın dördü evli kendi evleri barkları var. Bu benimle kalan tek çocuğum. (Beş yaşlarında bir erkek çocuğuna işaret ediyor). Hakim: İyi Davacı: Ben kocama Peki sen niye gelirken kendin sigaranı almıyorsun? diyorum. Gece bütün dükkanlar kapanmış, kendi başıma nerden alayım? Bütün evliliğimizde gündüz bile dışarı çıkmama izin vermemişken. Hakim: E kocan ne diyor? Davacı: Bir şey demiyor. Tutup silkeliyor. Bakın, doktordan bunun için iki kez rapor aldım. Hakim: Ama polise ya da savcıya gitmemişsin. Önce oraya gidecektin, kayıt tutup ondan sonra seni hastaneye sevk edeceklerdi. Davacı: Evet, ama bilmiyordum, okuma yazmam da yok.kimse de bir şey demedi. Kocam beni çocuklarımı komşularımı bile tehdit ediyor. Hakim: Tabi şahidin de yok. Davacı: Nasıl olsun efendim? Herkesi tehdit ediyor, olan biten dört duvar arasında kalıyor. Kim nasıl bilsin? Çocukları, komşuları hep tehdit ediyor. Onlar tek şahidim. Hakim: Tamam. Hakim duruşmayı bu noktada bitirdi ve şöyle kayıt tutturdu: Davacı boşanma isteğini tekrar etti. Şiddet gördüğünü söyledi ve şahit getirmek üzere zaman istedi. Bir sonraki dava için iki ay sonrasına gün verildi. Kadın bir sonraki duruşmaya gelmedi. 51 Kaynak: Dicle Koğacıoğlu nun 2008 yılında İstanbul, Yenipazar da kent yoksullarının mahkeme deneyimleri üzerine gerçekleştirdiği çalışması. Dicle Koğacıoğlu, Conduct, meaning and inequality in an Istanbul courthouse, New Perspectives on Turkey, Sayı: 39, 2008, s.103. (Çeviri rapor yazarlarına aittir.)

58 Yasalarımızda kadın haklarına yönelik özellikle 2000 lerden sonra yapılarak ciddi ilerlemeler sağlanan değişikliklerden bazıları da 1 Ocak 2002 yılında yürürlüğe giren Yeni Medeni Kanun ile yapılmıştır. Yeni Medeni Kanun ile birlikte kadın-erkek eşitliğinin sadece kamusal alanda değil, özel alanda da çağdaş uluslararası kıstaslara uygun biçimde tanımlanmasına yasal temel sağlayacak bir anlayış sergilenmiştir. Buna göre Kanun, aile reisliği, ikametgâh seçimi, çocuklara ilişkin mevzularda son söz hakkı gibi eşler arası eşitsizlik içeren hükümlerin Yeni Medeni Kanun da yer almaması ve yasal mal rejiminin evlilik içinde edinilen malların boşanma durumunda eşit paylaşımı ilkesi gözlenerek düzenlenmesi gibi yeni bir anlayış ile şekillenmiştir. 67 Gerçekleştirilen değişikliklerden bir kaçı şu şekildedir: Aile reisi kocadır hükmü değiştirilerek evlilik birliğini eşler beraber yönetirler. hükmü getirilmiştir. Eski Kanunda evlilik birliğini temsil hakkı, bazı haller dışında kocaya ait iken, yeni Türk Medeni Kanununda evlilik birliğinin temsili eşlerin her ikisine verilmiştir. Evin seçimini kocanın yapacağı hükmü değiştirilerek, eşlerin oturacakları evi birlikte seçecekleri hükmü getirilmiştir. Yeni Medeni Kanun un akabinde 10 Haziran 2003 yılında İş Kanunu nda da yapılan değişiklik ile iş yerlerinde cinsiyet temelli ayrımcılık yasaklanmış ve hamilelik doğum sebebiyle işten çıkarma gibi kadınların iş yaşamında yaygın olarak karşılaştığı hak ihlallerini önleyici birtakım düzenlemeler yapılmıştır. Düzenleme yapılan maddelerden birkaçı şu şekildedir: Cinsiyet nedeniyle eşit değerde iş için daha düşük ücret verilemeyecektir. Cinsiyet, medeni hal ve aile yükümlülükleri, hamilelik ve doğumun iş akdinin feshi için geçerli sebep oluşturamayacaktır. İşyerinde işçinin, işveren, diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemlerin alınmaması halinde işçinin haklı nedenle işi derhal fesih hakkına sahip olduğuna ilişkin hüküm, verilmiştir.

59 4. Türkiye de kadın-erkek eşitliği ilkesi; 2001 yılında Anayasa nın 41. ve 66. maddeleri, 2004 yılında 10. ve 90. maddeleri, 2010 yılında ise yine 10. maddesinde yapılan değişikliklerle güçlendirilmiştir. Son yıllarda kadın hukuku konusunda yapılan en önemli reform niteliğindeki Anayasa nın 10. maddesinde yapılan değişiklik ile Anayasa da geçmişten bu yana var olan kadın-erkek eşitliğine önemli vurgu yapılmış, devlete kadın-erkek eşitliğini yaşama geçirme yükümlülüğü verilmiştir. ( Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. 10. Madde, 2004) yılında Anayasa nın aynı maddesine bu maksatla alınacak tedbirler, eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. ibaresi eklenmiştir Anayasa nın diğer maddelerinde de değişik ve düzenlemeler yapılmıştır. Örneğin; 41. maddesine; Aile Türk toplumunun temelidir ifadesinden sonra gelmek üzere ve eşler arasında eşitliğe dayanır. hükmü eklenmiş, 90. maddesine; Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası anlaşmalarla ulusal kanunların aynı konudaki farklı hükümler içermesi durumunda çıkabilecek ihtilaflarda milletlerarası anlaşma hükümleri esas alınır» hükmü eklenerek CEDAW Sözleşmesi de ulusal düzenlemeler karşısında üstün konuma getirilmiştir. 53 Hukuk kültürünü değiştirmekle ilgili en önemli adım hakim perspektifini her türlü ön yargıdan uzaklaştırmaktır. Bu anlamda hakim perspektifinde kadına yönelik şiddetin kamusallıkla bağlantısı yer almalıdır. 68

60 yılında Türk Ceza Kanunu nda yapılan düzenleme ile birlikte cinsel suçların toplumsal düzen ve genel ahlaka aykırı suçlar olmaktan çıkartılıp, kişiye karşı işlenen suçlar olarak kabul edilmesi de kadın haklarının korunması açısında önemli bir adım olmuştur. Ayrıca Yeni Türk Ceza Kanunu nda kız/kadın ayrımı kaldırılmış ve eski yasada yer alan kadınları birey olarak değil de eş ya da aile üyesi olarak gören yasal yaklaşımın bütünüyle terk edilmesi de büyük önem taşımaktadır. Yapılan tüm bu düzenlemeler, uluslararası anlaşma ve hukuksal düzenlemeleri kendisine temel almış ve onlara uygun olarak yapılan değişikliklerdir. Fakat ne yazık ki yasal altyapısının sağlıklı olmasına rağmen, Türkiye de kadın haklarının mükemmel seviyede korunup, geliştirildiğini söylemek mümkün değil. Prof. Dr. Feride Acar Türkiye de Kadınların İnsan Hakları: Uluslararası Standartlar, Hukuk ve Sivil Toplum isimli makalesinde ülkemizde gerçekleşen bu durumu, yapılan ilerlemelerin alamet-i farika nitelikli özelliklerine bağlamış, bu ilerlemelerde daima eksik bir boyut olduğunu ya da bunların güncel standartları tam yakalayamayan hatta onlara ters düşen birtakım unsurlar içeriyor olmasıyla açıklamıştır. Acar a göre, Ailenin Korunmasına Dair Kanun da kadınlar birey olarak değil, ailenin bir parçası olarak görülmektedir. Bu bağlamda aile içi şiddet meselesi kadınların insan haklarıyla ilişkili bir sorun olarak değil de ailenin bütünlüğünü zedeleyen bir suç olarak algılandığı açıkça kanunun isminde de görülmektedir. 69 Acar a göre kadın hakları konusunda üzerinde durulması gereken asıl mesele, kadınların insan haklarının korunması sürecinde yaşanan toplumsal talep-siyasal irade-yasal sonuç dinamiğinin niteliği ve etkisidir. 70 B. Kadına yönelik şiddet, kadının insan hakları kapsamında uluslararası toplulukların gündemine girmiştir. Özellikle BM nin girişimleriyle gerçekleştirilen çeşitli kongre, konferans ve sözleşmeler sayesinde, kadına yönelik şiddetle mücadelede önemli adımlar atılmıştır. Bu kapsamda gerçekleştirilenler arasında özellikle Dünya Kadın Konferansları, Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) ve uygulamada yapılan düzenlemeler dikkati çekmektedir.

61 Birleşmiş Milletler yılları arasını Kadın On Yılı olarak ilan etmiştir. Bu süreçte özellikle uluslararası arenada kadın hareketine yönelik önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Kadına yönelik şiddet konusu da ele alınan öncelikli konulardan biri olmuş ve bu konuda uluslararası norm ve standartlar belirlenerek, raporlar hazırlanmıştır. Kadına yönelik şiddet ilk ele alındığında, çoğunlukla aile içi şiddet şeklinde değerlendirilmiştir. Bu bakış açısını, düzenlenen ilk konferanslarda görmek mümkündür. Örneğin; ilki 1975 yılında Meksika da gerçekleştirilen Dünya Kadın Konferansı nda Eylem Planı kabul edilmiştir. Fakat bu eylem planında şiddet konusuna vurgu yapılmamış, aile ve bireylerinin güvenlik ve eşitliklerinin temin edilmesi için eğitim programlarının yürütülmesi tavsiye edilmiştir. Konferansa paralel gerçekleştirilen sivil toplum kuruluşları (STK) oturumlarında kadına yönelik şiddete vurgu yapılmış ve değişik biçimleri ele alınmıştır. 71 Dünya Kadın Konferansları nın ikincisi 1980 yılında Kopenhag da gerçekleştirilmiştir. Bu konferansta aile içinde kadına yönelik şiddetin önlenmesiyle ilgili ilke kabul edilmiştir. Bu ilkede şiddet daha çok bir sağlık sorunu olarak ele alınmış ve kadınların ve çocukların şiddetten korunması için nitelikli programların geliştirilmesi çağrısında bulunulmuştur Kadına yönelik şiddetin en kapsamlı şekilde ele alındığı kongre, 1985 te Nairobi de gerçekleştirilen İkinci Kadın Konferansı olmuştur. Geleceğe Yönelik Stratejiler kapsamında, tüm toplumlarda kadına yönelik şiddete rastlandığına değinilmiş ve kadına yönelik şiddetin farklı biçimleri üzerinde durulmuştur yılında Viyana da Dünya İnsan Hakları Konferansı gerçekleştirilmiş ve kadının insan hakları kavramı ilk kez Birleşmiş Milletler (BM) insan hakları belgelerine girmiştir. Viyana İnsan Hakları Bildirgesi nde kadının insan haklarının ve kadına yönelik aile içi şiddet konusunun yer alması, BM Genel Kurulu nda Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması Bildirgesinin kabul edilmesinde önemli rol sahibidir. Bu bildirge ile aile içinde kadına, çocuklara ve diğer güçsüz bireylere yönelik şiddetin, kadın ve erkek arasındaki eşitsiz güç ilişkisinin sonucu olduğu belirtilmiştir. 73 Kadına yönelik şiddetin kadınların ayrımcılığa maruz kalmasına ve kadınların ilerlemesinin önünde en önemli engel olduğuna vurgu yapılmıştır. Viyana Konferansı sonucunda imzalanan bildirge ile kadına yönelik şiddetin engellenmesi için devletlerin alması gereken önlemlerin açıklanmasının yanı sıra, konferansın en

62 önemli sonucu, 1994 yılında İnsan Hakları Komisyonu nca Kadına Yönelik Şiddetin Sebep ve Sonuçlarını araştırmak üzere özel raportör atanmış olmasıdır. Böylelikle kadına yönelik şiddete ilişkin tüm dünyada inceleme yapabilecek bir mekanizmaya kavuşulmuştur. Kadın konferanslarının dördüncüsü 1995 yılında 189 ülkenin katılımıyla Pekin de gerçekleştirilmiş ve kabul edilen Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu nda, kadına yönelik şiddetin kadınların insan haklarına aykırı olduğu kabul edilmiştir. Dördüncü Kadın Konferansının önemi, konferansın sonunda kadına yönelik şiddetin önlenmesi için devletlerin sorumluluk alması gerekliliğinin vurgulanmış olmasıdır. Pekin Eylem Platformu nun kabulünün ardından beş yıl geçtikten sonra ulaşılan noktayı gözden geçirmek üzere 2000 yılında Pekin+5 Konferansı nda, kamu ya da özel alan belirtmeksizin, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin bir insan hakları meselesi olduğu ve şiddeti önlemenin de devletlerin sorumlulukları arasında olduğu vurgulanmıştır. 56 Türkiye, 4-15 Eylül 1995 tarihinde Çin in başkenti Pekin de gerçekleştirilen 4. Dünya Kadın Konferansı gibi dünya kadınlarının statülerini yükseltmeyi amaçlayan bir uluslararası toplantıda Eylem Planını hiç çekince koymadan kabul etmiştir. Konferansta, ülkemiz 2000 yılına kadar anne ve çocuk ölümlerinin % 50 azaltılması, zorunlu eğitimin sekiz yıla çıkarılması, kadın okur-yazarlığının % 100 e çıkarılması yönünde taahhütte bulunmuştur yılında zorunlu eğitim 8 yıla çıkarılmış, anne ve çocuk ölümlerinde önemli düşüşler olmuş, düzenlenen okuma-yazma kursları ile kadın okur-yazarlığı oranı yükselmiştir. 74 Birleşmiş Milletler in kuruluşunun ardından, cinsiyete dayalı eşitsizliği önlemek amacıyla Kadının Statüsü Komisyonu kurulmuştur. Komisyon, İnsan Hakları Bildirisi nde cinsiyet ayrımı yapmaksızın kadınlarla erkeklerin eşit haklara sahip olduğu ilkesinin yer almasında etkili olmanın yanında, kadının haklarının korunması ve geliştirilmesi doğrultusunda da birçok önemli çalışma gerçekleştirmiştir de Kadınların Siyasi Hakları Sözleşmesi, 1957 de Evli Kadınların Vatandaşlığı Sözleşmesi, 1962 de Evli- likte Rıza ve Asgari Evlilik Yaşı ve Evliliklerin Kayıt Altına Alınması Konusundaki Sözleşme, e komisyonun girişimleri neticesinde BM Genel Kurulu tarafından kabul edilmiştir. 75 Bu çalışmaların bir sonucu olarak, Kadının Statüsü Komisyonu nun gerçekleştirdiği en önemli gelişme 1979 yılında, Kadınların İnsan Hakları Bildirisi olarak da tanımlanan

63 BM Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) nin kabulü olmuştur yılında kabul edilen CEDAW, 3 Eylül 1981 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye nin 1985 yılında onayladığı Sözleşme, 19 Ocak 1986 tarihinde yürürlüğe girmiştir. İmzalanan CEDAW Sözleşmesinin 18. maddesi uyarınca; taraf devletler, her dört yılda bir dönemsel ülke raporlarını CEDAW Komitesine sunmak zorundadırlar. Türkiye bu kapsamda ilk raporunu 1990, İkinci ve Üçüncü Birleştirilmiş Raporunu 1997 yılında, Birleştirilmiş Dördüncü ve Beşinci Dönemsel Ülke Raporunu 2005 yılında sunmuş ve savunmuştur. 6. Dönemsel Ülke Raporu nun hazırlıklarını tamamlayan KSGM, söz konusu raporu 2008 yılı içerisinde CEDAW Komitesi ne sunmuş, 2010 Temmuz da da raporu CEDAW Komitesi nde savunmuştur 76 CEDAW yürürlüğe girdiğinde içeriğinde kadına yönelik şiddetle ilgili bir bölüm bulunmamaktadır. Yine de şiddet Sözleşme de tanımlanan ayrımcılık kapsamında değerlendirilmektedir. Çünkü Sözleşme ile düzenlenen, kadının insani olarak gelişiminin önündeki engellerin kaldırılması, toplumsal cinsiyet rollerine dayanan önyargı ve uygulamaların kaldırılması amacıyla kadın ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranışlarının değiştirilmesi gibi yükümlülükler, şiddetin engellenmesi ile doğrudan ilişkilendirilebilecek niteliktedir. 77 Nitekim CEDAW Komitesi, 19 maddelik Genel Tavsiye Kararı (1992) ile kadına karşı şiddetin cinsiyete dayalı ayrımcılığın bir sonucu olduğu açıkça beyan etmiş ve devletleri şiddeti önlemekle sorumlu tutmuştur (Madde 2). Buna göre hükümetler CEDAW raporlarında şiddet konusuna yer vermekle yükümlüdürler. 57 CEDAW Sözleşmesi nin amacı, kadına yönelik ayrımcılığın, hukuk sisteminde kaldırılmasının yanı sıra, toplumsal yaşamdan da izole edilmesidir. CEDAW Sözleşmesi nin çıkış noktası, eşitlik değil, ayrımcılığın yok edilmesidir. 78 Kadınların yaşamın her alanında erkeklerle eşit haklara sahip olması hedeflenmiştir. Sözleşme ile kadın erkek eşitliğine dayalı olarak kadınların medeni durumlarına bakılmaksızın ekonomik, politik, kültürel, sosyal ve diğer alanlardaki insan hakları ve temel özgürlüklerin tanınmasını ve bunlardan faydalanılmasını engelleyen veya ortadan kaldıran, cinsiyete bağlı olarak yapılan her türlü ayrım ya da sınırlama olarak tanımlanmıştır (madde 1). CEDAW Sözleşmesi dünya çapında kadına yönelik ayrımcılığın önlenmesinde yol gösterici bir niteliğe sahip olmasının yanı sıra, 1986 yılından beri iç hukukun da bir parçasıdır yılı itibariyle Birleşmiş Milletler in 192 üyesinden 186 devletin onayladığı Sözleşme yi, Amerika Birleşik Devletleri nin 17 Temmuz 1980 de imzalamış, ancak henüz onaylamamış olması dikkat çekicidir. 79

64 CEDAW da öngörülen temel ilkeler kadın haklarının evrenselliği ve bu hakların birey olarak her kadına tanınması gerekliliğidir Temmuz 2002 tarihinde Türkiye tarafından CEDAW Sözleşmesi ne ilişkin İhtiyari Protokol onaylanmış, 29 Ocak 2003 tarihinden itibaren de yürürlüğe girmiştir. İmzalanan İhtiyari Protokol ile taraf devletlerin CEDAW Sözleşmesini ihlal etmeleri durumunda, kişilere ve gruplara CEDAW Komitesine başvuru hakkı tanınmaktadır. Protokol ile ayrıca uygulamaları denetlemek üzere Komiteye yapılacak şikâyetleri kabul etme ve inceleme yetkisi tanınmaktadır. 81 C. 58 Kadına yönelik şiddetle mücadele, Türkiye nin imzalamış olduğu uluslararası sözleşmeler ve Birleşmiş Milletler kararlarıyla da devletin sorumluluğu olarak tanımlanmıştır yılında Devlet Planlama Teşkilatı Sosyal Planlama Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Kadına Yönelik Politikalar Danışma Kurulu yla başlayan kurumsallaşma, 1990 yılında Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü (KSGM) nin kurulması ile hız kazanmıştır. Bu kapsamda 1990 yılında ilk kadın konuk evi kurulmuştur. Türkiye tarafından 1985 yılında onaylanan Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi (CEDAW) öncelikli olmak üzere, Avrupa Sosyal Şartı, Çocuk Hakları Sözleşmesi, ILO, OECD, AGİK gibi kuruluşların sözleşme, karar ve tavsiyelerinin Kahire Dünya Nüfus ve Kalkınma Konferansı Eylem Planının, 4. Dünya Kadın Konferansı Eylem Planı ve Pekin Deklarasyonu nun iç hukukta uygulanması yönünde çalışmalar sürdürülmektedir 83 Özellikle 1980 li yıllarda ivme kazanan kadın hareketi, kadınlar ile ilgili her soruna kadın bakış açısıyla yaklaşma ilkesi ni yerleştirme çabasını sürdürmektedir. CEDAW ı onaylayan ülkemizde, kadın politikaları geliştirmek amacıyla ulusal mekanizma olarak 1990 yılında kurulan Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü (KSGM), sorunların parlamentoya taşınmasında ve kadınlar lehine kararlar alınmasında etkili çalışmalar yürütmektedir. Kadına yönelik şiddetle mücadelede son dönemde gerçekleştirilen en önemli gelişme 7 Nisan 2011 tarihinde Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi nde kabul edilen ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda oldukça önemli olan İstanbul Sözleşmesi nin imzalanması olmuştur. Sözleşme 11 Mayıs 2011 yılında İstanbul da ülkelerin imzasına açılmış ve ilki Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere 13 ülke tarafından imzalanmıştır. Türkiye Hükümeti nin ilk imzacı olduğu sözleşme olması bakımından önem taşımaktadır.

65 İstanbul Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nin kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda Avrupa düzeyinde bağlayıcı bir sözleşmenin olmadığı ve hukuki bağlayıcılığı olan bir Avrupa Sözleşmesi yapılması gerekliliğini gündeme getirmesi neticesinde oluşturulmuştur. 84 Sözleşme mevcut ya da eski partnerler ve devamlı ya da ara sıra partnerliklerden kaynaklanan şiddeti kapsamaktadır. Sözleşme ile kadına yönelik şiddetle mücadelede mevcut sistemdeki eksikliklerin kapatılması hedeflenmektedir. Sözleşmenin içeriğindeki düzenlemelerin bir kısmı şu şekildedir: Mevcut uygulamada gerek fiziksel gerekse cinsel şiddette, ilgili hukuksal mekanizmaların ve koruma kararları gibi süreçlerin işlemesi için şiddetin belgelenmesi istenmektedir. Elbette bu süreçte şiddet mağduru daha da örselenmektedir. İstanbul Sözleşmesi ile bu işlemleri kolaylaştırıcı ve uygulama amaçlı bir sistem kurulması öngörülmekte, böylelikle şiddet mağdurundan delil aranmadan müdahale edilmesi amaçlanmaktadır. Mevcut uygulamadaki bir diğer problem, mesai saatleri dışında koruma kararının alınmasında yaşanan ciddi problemlerdir. İstanbul Sözleşmesi ile taraf devletlere, uygulayıcıların 7 gün 24 saat acil olarak müdahale etmesini sağlayacak düzenlemeler yapmaları yükümlülüğü getirilmektedir. Taraf devletler için elbette sözleşmeye sadece imza atmak yeterli değildir. Bunun yanında, sözleşmenin gereklilikleri olan değişiklik ve düzenlemelerin yapılması, yapılacak tüm yasal değişikliklerin ve uygulamaya yönelik düzenlemelerin, sözleşmenin hükümleriyle uyumlu olması gerekmektedir. Sözleşmeye bağlı bağlayıcı kurumsal yapıların oluşturulması için ise on ülkenin onayının olması gerekmektedir. İstanbul da Sözleşme ye 13 ülke imza koymuş olmasının yanında, kendi parlamentosundan geçirerek onaylayan tek ülke Türkiye dir. Diğer ülkelerde süreç devam etmektedir ve onay sayısı on u bulduğunda Sözleşme Avrupa açısından geçerli sayılacaktır. Sözleşme de her devlet kendi içinde de bu Sözleşme nin gereklerini izlemekle yükümlüdür maddesi bulunmaktadır. Bu da bağlayıcılık açısından önemlidir. Zira böylece iç mekanizma ile de bağlayıcı kurumlar oluşturulacaktır

66 Kadının statüsünün geliştirilmesine yönelik son yıllarda farklı alanlarda gerçekleştirilen değişikliklerden öne çıkanları şu şekilde özetleyebiliriz: 2002 yılında yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu nda yapılan değişiklikler sonrasında Aile Mahkemeleri kurulmuş ve 2003 yılından itibaren adli sistem içinde yer almışlardır yılında çıkarılan İş Kanunu nda işyerlerindeki taciz olayları suç kapsamına alınmış ve taciz suçu işleyenlerin cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır yılında Anayasanın 10. Maddesine kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir, devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür hükmü eklenmiştir. Yapılan bu değişiklikle birlikte devlet kadın ve erkeğin her alanda eşit haklara ve imkânlara kavuşması için düzenlemeler yapmak ve gerekli tedbirleri almakla hükümlü kılınmıştır yılında ülkede çok tartışmalı bir biçimde Anayasa da yapılan değişiklikle aynı maddenin ikinci fıkrasının sonuna bu maksatla alınacak tedbirler, eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. ibaresi eklenmiş ve pozitif ayrımcılık uygulamasının önü açılmıştır Şubat 2009 da cumhuriyet tarihinde ilk defa TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu kurulmuştur. Kadına yönelik şiddetle mücadele amacına yönelik olarak, TBMM Töre ve Namus Cinayetlerini Araştırma Komisyonu kurulmuştur. Türk Ceza Kanunu nda yapılan değişikliklerle töre ve namus gerekçesiyle işlenen suçlar kişiye bağlı suçlar kapsamına alınarak, cezalar ağırlaştırılmıştır. Kasten adam öldürme suçunun, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren nitelikli hallerinin düzenlendiği maddeye Töre Saikiyle ifadesi eklenerek töre cinayetleri faillerinin en yüksek ceza ile cezalandırılmaları kabul edilmiştir. 10 Haziran 2003 tarihinde yürürlüğe giren Yeni İş Kanunu yla iş hayatında ayırımcılığı önlemek üzere eşit işe eşit ücret ilkesi getirilmiştir. İş Kanunu nda yapılan değişiklik ile doğum izni doğumdan önce 8, doğumdan sonra 8 olmak üzere 16 haff taya çıkarılmıştır.

67 Prof. Dr. Feride Acar ile Kadın Hakları Üzerine bir Mülakat Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi, 11 Mayıs 2011 de İstanbul da düzenlenen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi toplantısında imzaya açıldı. Sözleşmeyi ilk aşamada, aralarında Türkiye nin de bulunduğu 13 ülke imzaladı. Sözleşmenin geçtiğimiz Kasım ayında onaylanmasının ardından Türkiye, Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesini imzalayan ve onaylayan ilk ülke oldu. Birleşmiş Milletler CEDAW Komitesi Yürütme Kurulu üyesi ve eski Başkanı, ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Feride Acar, yaşanan süreci ve sözleşmenin Türkiye de kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda getirdiklerini ANALİST le paylaştı. Öncelikle İstanbul Sözleşmesi ndeki süreci değerlendirebilir misiniz? CE- DAW Komitesi ndeki görevinizi, komitenin çalışma tarzını öğrenebilir miyiz? Alınan kararların bağlayıcılığı, uygulanabilirliği ne düzeydedir? İstanbul Sözleşmesi aslında 2006 yılında başlayan bir sürecin sonucu olarak ortaya çıktı e kadar iki yıl süreyle Avrupa Konseyi nde, Genel Sekreter in direktifiyle kurulan yedi uluslararası uzmandan oluşan bir Görev Gücü kuruldu. Bu yapı kadınlara yönelik şiddet, kadınların insan hakları ve uluslararası kampanyalar yürütmek konularında uzmanlığı olan kişilerden oluşuyordu. Amaç, Avrupa Konseyi üye ülkeleri arasında kadınlara yönelik şiddetin ne durumda olduğunu tespit etmek ve aktif bir kampanya başlatmaktı. Ben de bu Görev Gücüne atanan yedi kişiden biriydim. Öncelikle Avrupa Konseyi kampanyası başlatıldı. Bu kampanyanın değişik ayakları oldu. Örneğin üye ülkelerde kadınlara yönelik şiddetle ve ev içi şiddetle mücadele için bilinç arttırma, farkındalık yaratma ve bilgi toplama gibi çalışmalar yapıldı. Bu yapılan çalışmalar ve toplanan bilgiler sonrası biz, Görev Gücü olarak, 2008 yılının sonunda bir rapor hazırladık. Bu rapor, hem durumu tespit eden hem de başarılı örnekleri öne çıkaran bir rapordu. Her raporda olduğu gibi son bölümde de önerilere ve tavsiyelere yer verdik. O öneriler içerisinde de Görev Gücü nün ilk ve en önemli önerisi Avrupa Konseyi tarafından yalnızca kadınlara yönelik şiddeti konu alan bir sözleşme yapılmasıydı. Bu öneri Konsey Bakanlar Komitesi nde görüşülmek üzere kabul edildi. Ancak bu aşamadan sonra gördük ki Avrupa Konseyi nde de iki farklı yaklaşım mevcut. İlk yaklaşım bizim Görev Gücümüz tarafından önerilen kadınlara yönelik şid- 61

68 deti merkeze alan bir sözleşme oluşturmaktan yanayken, ikinci yaklaşım başka bir komite tarafından önerilen ev içi şiddet merkezli bir sözleşme oluşturmaktan yanaydı. Her iki tavsiye de Bakanlar Komitesi ne eş zamanlı gittiği için, Komite iki talebi de birleştiren bir sözleşme yapılması için bir heyet oluşturulması kararı aldı. Neticede 2009 itibarıyla Strasburg da bu uluslararası heyet toplanmaya başladı. Ben de konuyla ilgili bağımsız uzmanlığımdan sonra, bu aşamada da Türkiye Cumhuriyeti nin sözleşmeyi müzakere eden delegesi olarak görev yapmaya başladım. Uzun zaman boyunca oluşturulacak sözleşmenin merkezinin kadına yönelik şiddet mi, ev içi şiddet mi olması konusu tartışıldı. Ardından bugün elimizde bulunan sözleşme ortaya çıktı. İstanbul Sözleşmesi nde onaylanan kararların bağlayıcılığı ne düzeyde? 62 Bu sözleşme Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi nce kabul edildi. Bu Avrupa Konseyi nin sözleşmeyi üye ülkelerin onayına açtığının kabulü anlamına geliyor. Bu süreçten sonra üye ülkeler iç mekanizmalarını çalıştırıyorlar. Türkiye bu noktada önemli bir şey yaptı ve sözleşmeyi ilk onaylayan ülke oldu. İmzaya açıldığı yerin İstanbul olması hasebiyle de sözleşmenin ismi İstanbul Sözleşmesi olarak kaldı. İstanbul da 13 ülke imza koydu bu sözleşmeye. Bildiğiniz üzere onay ve imza ayrı şeyler. Bu ülkeler arasında kendi parlamentosundan da geçirerek Sözleşme yi onaylayan tek ülke Türkiye şu an. Diğer ülkelerde ise süreç devam ediyor. Avrupa Konseyi kuralları gereği 10 ülkenin sözleşmeyi onaylaması lazım. Onaylanmadığı takdirde bu Sözleşme Avrupa açısından geçerli olmayacak. 10 ülkenin onayından sonra Sözleşme nin yürürlüğe girdiğini kabul ediyoruz. Dolayısıyla sizin sorduğunuz soruya, bu aşamalar tamamlandıktan sonra Sözleşme nin hukuki bağlayıcılığı olduğu cevabını verebiliriz. Bağlayıcılığını da yine bağımsız uzmanlar tarafından oluşturulan bir gözetim mekanizması denetleyecek. Ayrıca Sözleşme de her devlet kendi içinde de bu Sözleşme nin gereklerini izlemekle yükümlüdür maddesi var. Bu da bağlayıcılık açısından önemli, zira böylece iç mekanizma ile de bağlayıcı kurumlar oluşturuluyor. Şu an Bakanlıkta konuya yönelik çalışmalar yapılıyor mu? Meselenin iki yüzü var. İlki anayasal olarak güvence altında bulunan, usulüne uygun onaylanan uluslararası sözleşmelerin kanun hükmünde sayıldığına dair hukuki durum. Yani şu an İstanbul Sözleşmesi iç hukuk açısından zaten bir bağla-

69 yıcılık oluşturuyor. İkinci yüzüne baktığımızda ise genel olarak hukuk sisteminin alışkanlıkları ortaya çıkıyor. Hâkimlerimiz, avukatlarımız genel manada uluslararası sözleşmelerle hareket etmeye alışık değiller. Bizde hukuki durumlarda ilk başta ulusal yasalara başvuruluyor. Dolayısıyla Ailenin Korunmasına Dair Yasa ya gidiliyor ve bu da problemli bir yasa. Bakanlıkta şu an bu yasanın değiştirilmesine dair bir gündem var. Yasa yapıcılar iç hukuk metinlerini imzaladıkları uluslararası sözleşmelerle paralel hale getirmeye çalışıyor. İstanbul Sözleşmesi de bu açıdan yapılacak yasal düzenlemede yol gösterici olacak. Hocam siz uzun yıllardır hem Türkiye de hem de Avrupa da kadın haklarıyla ilgili çalışmalarda aktif biçimde bulundunuz. Dolayısıyla bu konuda bölgelerdeki gelişmeleri ve eksiklikleri gözlemleme şansına sahip olmuşsunuzdur. Türkiye de şiddetle mücadele konusunda yaşanan süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu soruya cevap vermek için çok daha gerilere gitmemiz gerekiyor sayılı kanun 1998 tarihinde yürürlüğe girdi. Ben de tesadüfler sonucu o yasanın akıllara düştüğü tarihte bu tarz bir çalışmanın içerisindeydim. Bu tarihten önce Türkiye de yasal bir koruma yoktu. 90 ların başından itibaren kadın hakları STK ları ciddi manada bir kamuoyu oluşturma çabasında olmalarına rağmen, hukuki ve siyasi bir karşılık bulamamışlardı senesinin Ocak ayında Türkiye BM ye raporunu vermek üzere New York taydı. Dönemin Aileden Sorumlu Bakanı Sayın Işılay Saygın dı. Ben de CEDAW Komitesi ne yeni seçilmiş bir üyeydim. Işılay Hanım Komite ye raporu sundu ve Komite üyelerinin sorularını cevapladı. Bu aşamada üyeler tarafından Türk yetkililere kadına yönelik şiddet ve Türkiye de bu konuda bir yasa olmaması hususunda çok fazla soru yöneltildi. Oturum kapatıldığında öğle yemeğine geçildiği sırada Işılay Hanım ın içeride yöneltilen eleştirilerden ciddi manada rahatsız olduğunu gördüm. Yanındakilere dönerek Bizim neden bu hususta hukuki boyutta bir çalışmamız yok? dedi ve derhal bir tetkik yapılması talimatını verdi. Bunu uluslararası Komitelerin tetikleyici olabilmesine dair bir örnek olması açısından anlatıyorum. Yöneltilen sorular ve verilen talimat sonrası 1998 yılında kadınlara yönelik şiddete dair yasa çalışmalarına başlandı. Siyasi olarak o sırada birçok gelişme yaşandı. Bu yasanın kadına yönelik şiddet başlığıyla meclisten çıkmayacağı anlaşıldı. Hatta bu Bakan Hanım ın partisinden istifasına dahi sebebiyet verdi. Bu arada hükümet değişti. Işılay Hanım başka partiden 63

70 yine bakan oldu. Bu kanunla ilgili de son derece mücadeleci bir tavır sergiledi. Nihayetinde stratejik bir isim değişikliğiyle yasanın adı Ailenin Korunmasına Dair Kanun olarak değiştirildi ve Meclis ten geçti. O zaman bu kanun çıktığında uluslararası standartlara son derece uygun bir kanundu. Şiddet uygulayanı evden uzaklaştırmak gibi birçok ülkede bulunmayan ileri koruma sistemleri dahi mevcuttu. 64 Bu kanunun birçok ülke tarafından örnek alınan bir kanun olduğunu biliyorum. Ancak kanunun şöyle bir tarafı vardı. Kanun ilerici hükümler içermesine rağmen onu destekleyen, besleyen mekanizmalar toplumda mevcut değildi. Bir örnek vermem gerekirse, ODTÜ Kadın Çalışmaları Ana Bilim Dalı olarak Emniyet Genel Müdürlüğü ile bir çalışma başlattık. Ankara daki bütün karakol amirlerine yeni yasayı anlatmak ve genel olarak kadın hakları nedir, bunlardan bahsetmek için bir program yaptık. Bir hafta boyunca Ankara nın bütün karakol amirleri öğleden sonra ODTÜ ye geldiler ve onlara eğitim verdik. Son derece verimli bir program da oldu. Birçok ilde de bunu tekrarladık. Eğitim verdiğimiz kişiler arasında emre itaat mantığıyla gelenler de, bu konuyla gerçekten ilgili olanlar da vardı. Ardından eğitim verdiğimiz kişilerden birinden bir telefon aldım. Arayan kişi bir kadının şiddet mağduru olduğunu ve asla eve dönmeyeceğini söyledikten sonra Ne yapayım şimdi, size yollayayım mı hocam? dedi bana. Anlatmak istediğim, yasanın altını dolduracak bir yapı geliştirilememişti. Bir sığınma evi, anında müdahaleyi mümkün kılacak bir sistem, kısacası bu kanunun uygulanabileceği bir ortam mevcut değildi. Ardından hukukçular da sistemin çalışmasında ciddi problemler olduğunu gördü. Zamanla bazı düzenlemeler yapıldı ama yeterli bir hale getirilemedi yasa. Şu anki aşamada ise yasanın tamamen değiştirilmesi gündemde Bakanlık ve kadın kuruluşları ciddi bir paralellik içerisinde çalışıyorlar. Yeni taslak çalışmasında bütün taleplerin yansıtıldığını söyleyemeyiz. Ancak büyük ölçüde mevcut yasayı iyileştiren ve tecrübeli kadın kuruluşlarının istemlerine cevap veren bir nitelik kazanmış durumda yasa. Eksikleri, zamanla Meclis Komisyonları ve Genel Kurulu nda da tartışılarak giderilebilir. Bu süreçte kadın kuruluşları çok ciddi manada uluslararası Sözleşme den güç aldılar. Bakanlık ve Sayın Bakan Fatma Şahin özelinde de bu hususta azimli ve son derece pozitif bir yaklaşım var.

71 Şiddet artıyor tartışmaları var. Ancak istatistik verilerinin toplanması ve analiz edilmesinin yetersizliğinden ötürü artıyor mu azalıyor mu konusu olduk- ça tartışmalı. Öte yandan şiddetin görünürlüğünün arttığı kesin. Türkiye de bu konuyu muhafazakârlaşma tartışmaları ile bağdaştıranlar da mevcut. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Ben bir sosyolog olarak net bir şekilde artıyor veya azalıyor demeyi elimizdeki yetersiz bilgilerle doğru bulmuyorum. Görünürlük kazanması hususu çok önemli... Bunun hem iyi hem kötü tarafı var. İyi tarafı farkındalık yaratıldı ve inisiyatif alma ihtiyacı arttı. Bu bağlamda medyanın son yıllardaki tutumunu da, istisnalar olmasına rağmen, olumlu buluyorum. Sembolik olarak bu haberlerin üçüncü sayfadan manşete geçmiş olması anlam taşıyor. İçeriklerinde de önemli farklılıklar mevcut. Kadın hak etti teması işlenmiyor artık. Ancak tarafsız olarak görünen ifadelerin gizil bir biçimde yaşanan şeyi olumlayan ifadeler de olabileceğine dair bir öğrencim hazırladığı tezde kayda değer verilerle bir iddiada bulunuyor. Medyanın tutumunun şiddeti özendirici ve durumu olağanlaştırıcı etki ettiğini söyleyen kişiler de mevcut. Ancak bütün bunlardan bir sonuca varmamız için sebep-sonuç bağını kuran araştırmaların yapılması gerekiyor. Şu anda böyle bir araştırmadan haberdar değilim. Bundan dolayı da etkileri olumlu veya olumsuz gibi kesin ifadeler kullanmayı doğru bulmuyorum. Ancak son derece aşikâr olan bir şey var: Şiddet kabul edilemeyecek kadar fazla. Bununla mücadele de önemli bir politika önceliği olmak durumunda bu sebeple. 65 Şiddetin karakteri yaşanılan coğrafyaya, kültüre göre değişebiliyor. Türkiye ye baktığımızda neler söyleyebiliriz bununla alakalı? Türkiye de erkeklerde kontrol edilemeyen bir kontrol etme duygusu var. Dizginlenemeyen ve kontrol altına alınamayan bir durum bu... Tabi bu ifadelerden bunun psikolojik bir rahatsızlık olduğunu söylediğim sonucuna varılmasın. Vahim şiddet olayları diyebileceğimiz örneklerde de bu duyguya çok fazla rastlıyoruz. Erkekler gerçekte veya hayallerinde kadınları kendilerine mâl ediyorlar. O benim diye bir işaretleme yapıyor zihninde. Bu işaretleme sonrası onun üzerinde mutlak bir hâkimiyet duygusu ortaya çıkıyor. En fazla şiddete uğrayan kişilerin de boşanmış ya da ayrılmak isteyen kadınlar olması bu durumun bir sonucu. Toplumumuz bu tarz durumlarla nasıl baş edilmesi gerektiğini bilmiyor. Bu kontrol

72 edilemeyen kontrol duygusu ise toplumsal düzeyde yaşanan eşitsizliklerden kaynaklanıyor. Toplumda kadın-erkek eşitsizliğinin bir yansıması bu durum. Dolayısıyla kadına yönelik şiddetle gerçek mücadele ancak her alandaki kadın-erkek eşitsizliğini ortadan kaldırdığınız zaman zihinsel bir dönüşümle sağlanabilir. Kadın çalışmalarında yıllardır yürütülen projeler tek ayaklı devam ediyor, kadınları bilinçlendirme öncelikli. Erkeklerin bilinçlendirilmesi aşaması biraz eksik bırakılıyor. İlerlemenin yavaş olmasını buna bağlayanlar var. Siz bu görüşe katılıyor musunuz? 66 Sebep-sonuç ilişkisi kurulmayan bir iddia olduğu için evet kesinlikle doğrudur demek mümkün değil. Ancak kadınları bilinçlendirme üzerine ciddi çalışmalar yapıldı. Olumlu sonuçlar da alındı. Bunu doğrulayan istatistiki çalışmalar da mevcut. Ancak şu doğru değil, kadınları bilinçlendirdik, şimdi de erkekleri bilinçlendirelim. Önemli olan şey erkekleri ve kadınları yani zihinleri aynı anda dönüştürebilmek. Bu da kadın hareketinin sorumluluğu değil yalnızca. Bu öncelikle siyasilerin ve toplumu yönetenlerin sorumluluğu. İstanbul Sözleşmesi nin en önemli katkılarından birisi bu oldu. Bu Sözleşme, mağduru korumak, şiddet uygulayanı kovuşturmak ve şiddet olgusunu önlemek boyutlarından ibaret zannediliyor. Ancak esas önemli olan bir diğer boyut da bu konuyu öncelikli politika yapmak ve bütün politikaların içine yedirmek. Her alandaki politikalarda kadın erkek eşitliği sağlandığı ölçüde İstanbul Sözleşmesi amacına ulaşmış olacak. Toplumsal cinsiyet eşitliği anlayışının plan ve programlara yerleştirilmesi (gender mainstreaming ) nasıl sağlanabilir? Bütün ana akım politikaların içerisine toplumsal cinsiyet bakış açısı yerleştirmek, gender mainstreaming demek. Parantez açmak gerekirse, dünyadaki kadın çalışmalarının tarihi serüvenine bakacak olursak, önceleri kadınların eşitliği, kadın meselelerinin halledilmesi gibi konular ön plandaydı. Sonra bir noktada bunun sadece kadınlarla olmayacağına dair tezler ortaya konuldu ve başka bir alan açıldı. Ardından BM nin politikası olarak ortaya koyulan gender mainstreaming politika- sının da bazı sakıncalı yönlerinin olduğu görüldü. Şimdi gelinen noktada gender mainstreaming ile kadın politikalarının paralel götürülmesi gerekliliği ortaya çıktı. Kadınları eğitmek, bilinçlendirmek, yalnızca onları siyasete sokmakla halledilebi-

73 lecek bir mesele değil. Aynı şekilde yine gender mainstreaming yaparak, kadınlarla erkekler eşitmiş ön kabulünden yola çıkarak da, halledilemez. Bu sebeple yalnızca gender mainstreaming yapmak kadınları bir noktada ihmal etmek sıkıntısını ya- ratıyor. Yapılan bütün politikalarda bu noktayı aklımızın bir köşesinde tutmak, bununla beraber kadın erkek eşitliğinin olmadığı bilinciyle özgül kadın politikalarına da ağırlık vermek durumundayız. Mesele cinsiyetten öte, erkekçe düşünmek veya kadınca düşünmekle alakalı gibi... Kadın meselesi nitelik olarak farklılaşmadıkça karar alma mekanizmalarında nicelik sizce ne derece anlamlı? Haklısınız. Ama öbür taraftan biz bu zihinsel dönüşümü sağlayana kadar Kadınlar siyasette az yer alsa da olur demek de doğru değil. İkisini beraber götürmek lazım. Görünür siyasette kadının yeri, ümit vermek, gençlere rol model olmak gibi hususlarda da önem taşıyor. Kadın milletvekili oranı yüzde i bulmadan, siyasetteki kritik temsil eşiğine erişilmeden, kadın milletvekillerinin bir dayanışma sağlaması, kadınca düşünebilmeyi gerçekleştirebilmesi mümkün değil. Varlıktan gelen gücü hissetmeleri için bu dayanışma sağlanmak zorunda. Kadınlar, erkekçe davranmak zorunda kalıyor siyasette tutunabilmek için. Bu doğal bir sonuç. 67 Sivil toplumun kadın haklarının güçlendirilmesi, kadına yönelik şiddetin önlenmesi konularında ne gibi roller üstlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz? Dünyada pek çok örnek var bu sorunuza cevap olabilecek. Örneğin barolar son derece kurumsallaşmış bir şekilde şiddet mağduru kadınlara destek açısından önemli çalışmalar yapıyorlar. Meslek örgütleri hakeza. Ticaret odaları da kadınların ekonomik bağımlılığını azaltmak ve onları kendi ayakları üzerinde durabilecek seviyeye taşıyabilmek için kadın girişimciliğini teşvik etmek gibi yöntemler uyguluyorlar. Özellikle bazı Afrika ülkelerindeki hem demokratik yapıları hem devlet gelenekleri gelişmemiş olmasına rağmen din veya kabile temelli örgütlerin de kadınlara yönelik şiddetle mücadelede büyük rol oynadıklarını görüyoruz. Bu ülkelerde genital olarak sakatlanma kadınlara şiddetin en önemli başlıklarından biri mesela. Kabile liderlerinin ve dini önderlerin tavsiyesinin büyük katkıları oldu bu sorunla mücadele aşamasında. Yalnız din temelli sivil toplum örgütle-

74 rinde bazı sorunlar olduğunu uluslararası tecrübelerden de görebiliyoruz. Din temelli STK ların kendi içlerinde kadın erkek arası bir hiyerarşi olduğunu görüyoruz. Bu sebeple yalnızca çok istisnai durumlarda katkı sağlayabiliyorlar. O içyapı, kadına yönelik şiddetle mücadeleyi engelliyor. Hollanda örneğinde sivil toplum örgütleri kendi sığınma evlerini kuruyorlar. Bu devletin nüfuz etmediği alanlardaki eksikliklerin giderilmesini sağlıyor. Ancak Türkiye de daha muhafazakâr ve dini örgütlenmelerin kutuplaşmaya gitmesi endişesi de var. Bire bir sivil topluma bırakmak yerine daha siyasetle ortaklaşa bir çalışma gerekiyor. Bizde bu tarz uygulamalar için yapısal bir problem olduğunu düşünüyor musunuz? Hayır. Şu anda 236 tane kadın örgütünün temsilcisi ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı müzakeredeler. Madde madde yasa üzerinde görüşülüyor. Bu açıdan son derece önemli bir örnek. Geçmişte de buna benzer bir durum yaşandı tarihli Türk Ceza Kanunu yapımında kadın hareketi ciddi manada hükümetle diyaloga girdi ve muhatap alındı, Meclis komisyonlarında ağırlıklarını koydular. İstediklerini de aldıklarını söyleyebiliriz. Türkiye de kadın kuruluşlarının bu anlamda deneyimli olduğunu görüyoruz. Tabi, kendi aralarında da her konuda uzlaşmaları mümkün değil. Ancak asli bazı meselelerde tam bir uzlaşı var. Müzakere edebilen, ehemle mühimi birbirinden ayırt edebilen bir anlayışa sahip Türkiye de kadın hareketi. Nitekim şimdi yürütülen görüşmelerden de kadın hareketlerinin genel manada memnun olduğu söylenebilir. Tabi bazı meseleler var netleştirilemeyen. Sığınma evleri mesela. Kadın örgütleri bu konuyla ilgili uluslararası sözleşmelerde uygulanan standartlardan yana. Ancak Türkiye de uygulanan sistem sığınma evinden çok konuk evi yapısında. Çok defa buralarda kadınlar birkaç gün misafir edildikten sonra, ailenin korunması mantığıyla geri dönüşe teşvik ediliyorlar. Aileye verilen önem burada asıl nokta. Kadın hareketleri de haliyle bu sistemden memnun değil. İstanbul Sözleşmesi nde kadına yönelik şiddet olaylarında, arabuluculuk ve uzlaştırıcılık gibi uygulamaların bulunmaması mesajı var. Bunu zorunlu kılmak zaten yasak Sözleşme ye göre. Kadın hareketleri de şiddetin bir kere olup biten bir şey olmadığının bilincinde. Bir kere olduktan sonra tekrarlamayacağına dair bir garanti yok elimizde. Kadınları bütün kimliğinden, benliğinden uzaklaştıran bir şey bu. Bazen kadın mücadele edemeyecek kadar güçsüz bir konuma düşebiliyor. Toplumsal desteği arkasında hissetmesi bu açıdan önemli.

75 4 Kadına yönelik şiddet, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en yıkıcı biçimdeki yansıması olarak varlık göstermektedir. Şiddet, kadının toplumsal hayatın içerisinde toplumsal yaşama ve siyasi karar alma mekanizmalarına katılımı, ülke ekonomisindeki yeri, sosyo-kültürel düzeyi ve eğitim olanaklarına erişimi gibi çok yönlü eşitsizliklerin bir başka boyutu olarak tezahür etmektedir. 69 Rakamların yüksekliği, sorunun tek bir kaynaktan beslenmediğini ve sadece psikolojik nedenlerle açıklanamayacağını göstermekte, bunun yanında sosyo-kültürel ve sosyoekonomik sebepler gibi pek çok yapısal faktörün de dâhil edildiği geniş bir perspektiften şiddetin değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Kadına yönelik şiddet sadece Türkiye de değil, uzun yıllardır tüm dünyada süregelen şiddetle mücadeleyi de beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla şiddetin boyutlarının, neden ve sonuçlarının ve etkin mücadele yöntemlerinin ortaya konmasında uluslararası anlamda işbirliği ve koordinasyonun önemi büyüktür. Raporda ayrıntılarıyla ortaya konan tablo, kadına yönelik uygulanan şiddetin Türkiye için önemli bir sosyal sorun olduğu gerçeğini göstermektedir. Bu kapsamda raporda öne çıkan önerileri şu şekilde özetlemek mümkündür: Kadına yönelik şiddet genel kanının aksine sadece fiziksel anlamda değil, psikolojik, cinsel, ekonomik ve sosyal anlamda da gerçekleştirilmektedir. Bu sebeple şiddetle mücadelede bu farkındalığın sağlanması ve birbirini besleyen tüm bu şiddet türleriyle topyekun mücadele yöntemlerinin oluşturulması önem arz etmektedir.

76 Kadına yönelik şiddet toplumsal cinsiyet eşitliğinin farklı boyutlarını oluşturan, cinsiyete dayalı işbölümü, sosyo-ekonomik durum, ataerkil kültürel kabuller, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim gibi faktörlerden beslenen bir durumdur. Şiddetle mücadelenin çıkış noktası öncelikle toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dair algıların değiştirilmesi ve farkındalığın artırılmasına yönelik çalışmalar olmalıdır. Kadınların yaş, eğitim, refah düzeyi ve yerleşim yeri gibi temel demografik özellikleri, kadınların yaşamlarının çeşitli aşamalarında karşılaştıkları şiddeti etkilemektedir. Dolayısıyla şiddetin yoğunluğuna ilişkin farklılıkların değerlendirilmesinde bölgeler arası eğitim ve gelir eşitsizliklerinin de göz önünde bulundurulması önem taşıyor. Günden güne artan şiddet ve beraberindeki cinayet haberleri bizlere gösteriyor ki; şiddete maruz kalan kadınların daha iyi ve etkin korunması gerekmektedir. Dolayısıyla kadınların korunmasıyla ilgili sistemdeki açıkların iyi tespit edilmesi ve hizmet yapısının güçlendirilmesi gerekmektedir. Buna yönelik sığınma evlerinin sayısının ve olanaklarının artırılması, buralarda görev alacak personelin gerekli eğitimlerle donatılması büyük önem taşımaktadır. 70 Kadınların korunmasına yönelik politikaların yanı sıra kadınlara yönelik eğitim ve istihdam politikalarının da gözden geçirilerek, iyileştirmelerin yapılması gerekmektedir. Bu iyileştirmeler yapılırken, şiddetin toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en önemli yansıması olduğu gerçeği göz önünde bulundurulmalı ve bu eşitliğin sağlanması hedef- lenmelidir. Türkiye de kadına yönelik şiddet oldukça yaygın olmasına rağmen, şiddet gören kadınlar oldukça yalnızdır. Şiddete uğrayan kadınların ancak yarısı yaşadığı şiddeti yakın çevresine anlatmakta ve çok az bir kısmı da gerekli kurum ve kuruluşlara başvuruda bulunabilmektedir. Dolayısıyla bu noktada öncelikle şiddetin kabullenilmesinin ve normalleştirilmesinin nedenlerinin anlaşılması gerekmektedir. Kadınlar arasında iletişimin sağlanması ve dayanışmanın güçlendirilmesi etkili baskı gruplarının oluşturulması açısından önem taşımaktadır. Kadınların iletişim ve dayanışma ile oluşturabilecekleri bu gruplar kadın konusunda mevcut sorunların çözümleri açısından önem arz etmektedir. Dolayısıyla hem diplomaside, hem de sivil toplum kuruluşları noktasında kadın koordinasyonun sağlaması gerekmektedir. Kadına karşı şiddet vakalarında kadına destek, ancak bunu yaşayan kadının her adımda arzusu ve birlikte alınacak kararlarla sürdürülecek olursa etkili olmaktadır. Bu noktada kadınların şiddete uğradıkları durumlarda izlemeleri gereken yollar konusunda bilgilendirilmelerinin önemi ortaya çıkmaktadır. Kadın gördüğü şiddetle mücadele için gerekli kurum ve kuruluşlara başvurmalı ve sistem bu süreçte kadına gerekli tüm desteği sağlamalıdır.

77 Kadına yönelik şiddet, ancak toplumsal cinsiyet eşitliği anlayışının plan ve programlara yerleştirilmesi (gender mainstreaming ) ile aşılabilecek çok boyutlu bir yapı- ya sahiptir. Kadına yönelik şiddet oranları sadece Türkiye de değil tüm dünyada yüksek rakamlarla ifade edilmektedir. Birçok ülkede çok yüksek oranlarda seyreden bu global nitelikteki probleme, uluslararası düzenlemeler çerçevesinde önlem alınması gerekmektedir. Bu bağlamda, kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda geliştirilecek uygulamalarda uluslararası deneyimlerin analiz edilmesi ve geliştirilen sözleşmelerin toplumda yürütülmesine aracılık edecek mekanizmalar oluşturulması gerekmektedir. Türkiye de kadına yönelik şiddete dair net veriler elde edilemiyor olsa da mevcut rakamlar oldukça yüksektir. Rakamların yüksekliği şiddetin yapısal dinamiklerden beslenen çok yönlü toplumsal bir sorun olduğunu gözler önüne sermektedir. Bu bağlamda, kadına yönelik şiddetin boyutlarının anlaşılması, Türkiye özelinde kadına yönelik şiddetin toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı farklı boyutlarının analizinin yanı sıra, ulusal ve uluslararası yasal düzenlemelerin değerlendirilmesini ve şiddetin uluslararası görünümlerine dair karşılaştırmayı da gerekli kılmaktadır. Sosyalleşme sürecinde aile içinde kadına yönelik şiddet tanık olan ve şiddeti normalleştirerek yaşamın bir parçası olarak gören ve öğrenen kız ve erkek çocukları, bu durumdan farklı şekillerde etkilenmektedir. Kız çocukları için şiddet görmek, erkek çocukları için de bu şiddeti uygulamak normalize edilebilmektedir. Bu sebeple şiddetle mücadele stratejileri, yetişkinlerin yanı sıra küçük yaşlarda aile içi şiddete tanık olmuş veya şiddete uğramış bireylerin rehabilitasyonunu da kapsamalıdır. 71 Kadına yönelik şiddetle mücadelede, problemin sadece aile içi iletişimsizlik sorununa indirgenmesi ve aileyi korumaya yönelik olarak ele alınması kadınlar açısından kapsamının oldukça daralmasıyla sonuçlanacaktır. Dolayısıyla şiddet ile sadece aile kurumunu korumak noktasında değil, tüm kadınları korumak bakış açısı ile mücadele edilmelidir. Kadına yönelik şiddete dair araştırmalarda en önemli sorunlardan biri de güvenilir ve yeterli veri kaynağına ulaşılamıyor olmasıdır. Hâlbuki soruna dair sağlıklı analizlerin yapılabilmesi için idari bir kayıt sisteminin olması büyük önem taşımaktadır. Bu noktada kamu ve özel kuruluşlar ile sivil toplum kuruluşlarının ortak bir veri havuzu oluşturarak, sahip oldukları bilgi ve verileri paylaşmaları ve bunu sistematik bir hale getirmeleri gerekmektedir. Şiddet mağduru kadınlara gerekli desteğin sürekli ve etkili biçimde verilebilmesi, bu konuda çalışan kurum ve kuruluşların sağlıklı işbirliği ve koordinasyon içerisinde hareket edebilme kabiliyetlerine bağlıdır. Bu amaçla çalışmaların yürütüleceği birimlerin etkili koordinasyon içerisinde bulunması ve özellikle yasaların uygulayıcısı olacak kurum ve kişilerin meslek içi eğitimlerle toplumsal cinsiyet duyarlılıklarının artırılması gerekmektedir.

78 72 1 Yeşim Arat ve Ayşegül Altınay, Türkiye de Kadına Yönelik Şiddet, (İstanbul: Punto, 2007), s Human Development Report, Gender Inequality Index, UNDP, s Gender Gap Report, World Economic Forum, Human Development Report, Gender Inequality Index, UNDP, s ADNKS Eğitim, Kültür ve Spor Veritabanı 2010 Sonuçları, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2010, < (Erişim Tarihi: 20 Şubat 2012). 6 Hanehalkı İşgücü Araştırması Kasım 2011, Haber Bülteni, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2012, < (Erişim: 16 Şubat 2012). 7 Andrew Reynolds, Women in the Legislatures and Executives of the World: Knocking at the Highest Glass ceiling, World Politics, Cilt: 51. Sayı: 4, 1999, ss Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, T.C. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, 2009, Yeşim Arat ve Ayşegül Altınay, Türkiye de Kadına Yönelik Şiddet, (İstanbul: Punto, 2007). 9 Yeşim Arat ve Ayşegül Altınay, Türkiye de Kadına Yönelik Şiddet, (İstanbul: Punto, 2007). 10 Yeşim Arat ve Ayşegül Altınay, Türkiye de Kadına Yönelik Şiddet, s Yeşim Arat ve Ayşegül Altınay, Türkiye de Kadına Yönelik Şiddet, s İstihdam Araştırması, 2010, TÜİK, 2010, < (Erişim Tarihi: 21 Nisan 2011). 13 Feride Acar, Türkiye de Kadınların İnsan Hakları: Uluslar arası Standartlar, Hukuk ve Sivil Toplum, içinde Gökçiçek Ayata, Sevinç Eryılmaz Dilek ve Bertil Emrah Oder (Der.), Kadın Hakları: Uluslararası Hukuk ve Uygulama, (İstanbul: Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2010), s Hanehalkı İşgücü Araştırması Kasım 2011, Haber Bülteni, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2012, < (Erişim: 16 Şubat 2012). 15 Torben Iversen ve Frances Rosenbluth, The Political Economy of Gender: Explaining Cross- National Variation in the Gender Division of Labor and the Gender Voting Gap, American Journal of Political Science, Cilt: 50, Sayı: 1, 2006, ss: Yeşim Arat ve Ayşegül Altınay, Türkiye de Kadına Yönelik Şiddet, s Yeşim Arat ve Ayşegül Altınay, Türkiye de Kadına Yönelik Şiddet, s Natalie J. Sokoloff ve Ida Dupont, Domestic Violence at the Intersections of Race, Class, and Gender,Violence Against Women, Cilt: 11, Sayı:1, 2005, s Deniz Kandiyoti, Bargaining with Patriarchy, Gender and Society, Special Issue to Honor Jessie Bernard, Cilt: 2, Sayı: 3, 1988, ss Yeşim Arat ve Ayşegül Altınay, Türkiye de Kadına Yönelik Şiddet, s World Report on Violence and Health, Dünya Sağlık Örgütü Web Sitesi, 2002, < who.int/violence_injury_prevention/violence/world_report/en/summary_en.pdf>, (Erişim Tarihi: 14 Ocak 2012). 22 Birleşmiş Milletler Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılmasına Dair Bildirge (Declaration on the Elimination of Violence Against Women), BM Web Sitesi < ga/res/48/a48r104.htm>, (Erişim Tarihi: 11 Ocak 2012). 23 Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, T.C. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, 2009, s World Report on Violence and Health, Dünya Sağlık Örgütü Web Sitesi, (2002), < who.int/violence_injury_prevention/violence/world_report/en/summary_en.pdf>, (Erişim tarihi: 14 Temmuz, 2009).

79 25 Mehmet Erdem, Aile İçi Şiddet ve 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Kasım-Aralık 2007, s Eray Karınca, Kız Doğursun Analar: Kadının Eş Şiddetinden Korunması, (Ankara: Bilgi Yayınevi, 2011), s Carol Jane Hall, The Link Between Public and Private Harm: Is There Hope For Gender Based Violence as a Ground for Asylum in the United States, içinde Eray Karınca, Kız Doğursun Analar: Kadının Eş Şiddetinden Korunması, (Ankara: Bilgi Yayınevi, 2011), s Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, T.C. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, 2009, s Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, T.C. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, 2009, s Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, T.C. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, 2009, s Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, T.C. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, 2009, s Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, T.C. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, 2009, s Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, T.C. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, 2009, s Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, T.C. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, 2009, s Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, T.C. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü,, 2009, s Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, T.C. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü,, 2009, s Çiğdem Ünal, İnsani Gelişmişlik Endeksi ne Göre Türkiye nin Bölgesel Farklılıkları, Cografi Bilimler Dergisi, 2008, Cilt: 6, Sayı:2, ss Çiğdem Ünal, İnsani Gelişmişlik Endeksi ne Göre Türkiye nin Bölgesel Farklılıkları, ss Elvan Aydemir, Türkiye de Dönüşümün Bir Başka Yüzü: Boşanıyoruz, Analist, Sayı: 9, Kasım Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, T.C. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, 2009, s Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, T.C. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, 2009, s Yeşim Arat ve Ayşe Gül Altınay, Türkiye de Kadına Yönelik Şiddet, İstanbul, Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, T.C. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, 2009, s Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, T.C. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, 2009, s Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, T.C. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, 2009, s Dıjulıo KS, Families in Crisis: Family Violence, EM Varcalorıs Ed. Foundation of Psychiatric Mental Health Nursing. St. Louis, WB Saunders Company, , içinde Melike Dişsiz ve Nevin Hotun Şahin, Evrensel Bir Kadın Sağlığı Sorunu: Kadına Yönelik Şiddet, Hemşirelik Bilim ve Sanatı Dergisi, < (Erişim Tarihi: 15 Şubat 2012). 47 Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, T.C. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, 2009, s Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, T.C. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, 2009, s Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, T.C. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, 2009, s Celalettin Vatandaş, Aile ve Şiddet: Türkiye de Eşler Arası Şiddet, (Ankara: Uyum Ajans, 2003). 51 Dilek Karal, Şiddetin Nesine Kelepçe Vurmalı, USAK Stratejik Gündem, < (Erişim Tarihi: 16 Şubat 2012). 52 Where are women winning? Newsweek Magazine, Temmuz 2011,< com/articles/2011/09/22/women-winning-map.html>, (Erişim Tarihi: 18 Temmuz 2011). 53 Maryan Qasim, The women of Somalia are living in hell, The Guardian, 17 Haziran Kadınlar, Hindistan ve Pakistan gibi ülkelerde evlenip evden ayrılırken çeyiz götürmekle yükümlü olduklarından, bazı aileler tarafından yük olarak görülüyor ve kaza süsü verilerek öldürülüyor. 57 Violence against Women Prevalence Data: Surveys by Country, 2011, UN Women 2012, Mart 2011, < pdf>, (Erişim Tarihi: 10 Şubat 2012); Prevalence of Violence Against Women by Country, UN World s Women 2010 Report, < Annex%20tables%20by%20chapter%20-%20pdf/Table6Ato6E.pdf>, f (Erişim Tarihi: 20 Şubat 2012); Full Report of the Prevalence, Incidence and Consequences of Violence Against Women, US Department of Justice Report, Kasım 2000, < >,(Erişim Tarihi 23 Şubat 2012). 58 Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, T.C. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, , Progress of the World s Women Report, UN Women, 2011, < (Erişim Tarihi: 15 Şubat 2012). 73

80 74 60 Full Report of the Prevalence, Incidence and Consequences of Violence Against Women, US Department of Justice, 2000, <tps:// (Erişim Tarihi: 23 Şubat 2012). 61 World s Women 2010 Report, United Nations, 2010, < f (Erişim Tarihi: 15 Şubat 2012). 62 World s Women 2010 Report, United Nations, Gender Inequality in Social Institutions, OECD Development Center 2012, < org/document/11/0,3746,en_2649_33935_ _1_1_1_1,00.html>, (Erişim Tarihi: 22 Şubat 2012). 64 Feride Acar, Türkiye de Kadınların İnsan Hakları: Uluslar arası Standartlar, Hukuk ve Sivil Toplum, içinde Gökçiçek Ayata, Sevinç Eryılmaz Dilek ve Bertil Emrah Oder (Der.), Kadın Hakları: Uluslararası Hukuk ve Uygulama, (İstanbul: Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2010), s Türkiye de Kadının Durumu, T. C. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, 2011, s Eray Karınca, Kız Doğursun Analar: Kadının Eş Şiddetinden Korunması, (Ankara: Bilgi Yayınevi, 2011), s Feride Acar, Türkiye de Kadınların İnsan Hakları: Uluslar arası Standartlar, Hukuk ve Sivil Toplum, içinde Gökçiçek Ayata, Sevinç Eryılmaz Dilek ve Bertil Emrah Oder (Der.), Kadın Hakları: Uluslararası Hukuk ve Uygulama, (İstanbul: Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2010), s Eray Karınca, Kız Doğursun Analar: Kadının Eş Şiddetinden Korunması, (Ankara: Bilgi Yayınevi, 2011), s Feride Acar, Türkiye de Kadınların İnsan Hakları: Uluslar arası Standartlar, Hukuk ve Sivil Toplum, içinde Gökçiçek Ayata, Sevinç Eryılmaz Dilek ve Bertil Emrah Oder (Der.), Kadın Hakları: Uluslararası Hukuk ve Uygulama, (İstanbul: Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2010), s Feride Acar, Türkiye de Kadınların İnsan Hakları: Uluslar arası Standartlar, Hukuk ve Sivil Toplum, içinde Gökçiçek Ayata, Sevinç Eryılmaz Dilek ve Bertil Emrah Oder (Der.), Kadın Hakları: Uluslararası Hukuk ve Uygulama, (İstanbul: Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2010), s Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı , T. C. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, s Seher Açıkel, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Kadın Sığınma Evi Önlemi: Türkiye Örneği, (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi, 2009). 73 Eray Karınca, Kız Doğursun Analar, (Ankara: Bilgi Yayınevi), 2011, s Türkiye de Kadının Durumu, T. C. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, 2011, s Eray Karınca, Kız Doğursun Analar, (Ankara: Bilgi Yayınevi), 2011, s Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, T.C. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Kadın Sığınma Evleri Klavuzu, T. C. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, 2008, s Feride Acar, Kadınların İnsan Hakları: Uluslararası Yükümlülükler, Editör: Oya Çitçi, 20. Yüzyılın Sonunda Kadınlar ve Gelecek, (Ankara: Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü Yayınları), No: 285, 1. Baskı, Kasım 1998, s Nazan Moroğlu, Kadınların İnsan Hakları Sözleşmesi, On İki Levha Yayıncılık A.Ş, İstanbul, Aralık 2009, s Feride Acar, Türkiye de Kadınların İnsan Hakları: Uluslar arası Standartlar, Hukuk ve Sivil Toplum, içinde Gökçiçek Ayata, Sevinç Eryılmaz Dilek ve Bertil Emrah Oder (Der.), Kadın Hakları: Uluslararası Hukuk ve Uygulama, (İstanbul: Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2010), s Türkiye de Kadının Durumu Raporu, T. C. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, 2011, s Türkiye de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Raporu, 2009, s Türkiye de Kadının Durumu, T. C. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, CEDAW (Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi), Kadının Sesi Gazetesi, 15 Temmuz 2011, < 1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1n-%C3%B6nlenmesi-s%C3%B6zle%C5%9Fmesi.html >, (Erişim tarihi: 25 Ocak 2012).

81 USAK, ulusal ve uluslararası siyaset, ekonomi, hukuk, toplumsal bilimler ve güvenlik alanlarında faaliyet gösteren bağımsız bir düşünce kuruluşudur (think-tank). Öncelikli olarak kamuoyunun tarafsız, doğru ve yeterli bilgi ihtiyacını karşılamayı amaçlar. Bu amaç çerçevesinde özel ve kamu kuruluşlarının, firmaların ve medya kuruluşlarının taleplerinin yanı sıra, bireysel talepleri de karşılamaya çalışır. USAK ın yerine getirmeye çalıştığı önemli amaçlarından biri Türkiye nin ve dünyanın ihtiyaç duyduğu bilgileri toplamak ve bilgi yığınları içinden gerekli seçkiyi yapmaktır. İhtiyaç sahibine, ihtiyaç duyduğu anda istediği nitelik ve nicelikte bilgiyi sunmaya çalışır. Aynı çerçevede bilgilerin değerlendirilmesi ve analiz edilmesi de USAK ın amaç ve görevleri arasındadır. Gerekli nitelikli personelin yetiştirilmesi ve eğitim hizmetlerinin verilmesi, uzmanlar ve uygulayıcılar arasındaki iletişim eksikliğinin giderilmesi USAK ın amaçları arasındadır. Alan çalışmalarına ek olarak USAK kuramsal ve kavramsal alanda da kendisine görevler düştüğünün bilincindedir. Günümüzde anlaşmazlıkların önemli bir kısmının kavram karmaşasından doğduğunu düşünen USAK, kavramların doğru tanımlanmasına büyük önem verir. Özellikle Türkiye nin son yıllarda yaşadığı sorunlarda kavram karmaşasının rolü büyüktür. USAK Türkiye için dünyalı, dünya için Türkiyeli kavramları sunmaktadır yılında kurulan USAK merkez binası Ankara Mebusevleri ndedir. Merkez de 34 tam zamanlı akademisyen, uzman ve araştırmacı ile 7 teknik personeli bulunan USAK ayrıca Türkiye ve dünya çapında 100 ün üzerinde akademisyen, alanında uzman, araştırmacı ve yazar ile çalışmaklarını zenginleştirmektedir. Bunlara ek olarak anlaşmalı, yarı-zamanlı ve gönüllü çalışanlar da zaman zaman USAK çalışmalarına katkıda bulunmaktadır. Staj ve eğitim programları çerçevesinde her dönemde eğitim vermektedir. Katılımcılar sadece Türkiye den değil, dünyanın diğer ülkelerinden de gelmektedirler. USAK bir tür şemsiye örgüt yapılanması modelini izlemektedir. Kendisine bağlı 7 araştırma merkezi aracılığıyla çalışmalarını yürütür. USAK doğru bilginin, daha iyi bir eğitimin ve daha iyi bir iletişimin Türkiye ve insanlığın daha mutlu ve refah içinde yaşamasına katkıda bulunacağına inanır. USAK ın en temel ilkesi şudur: Bilgi doğru kullanıldığı sürece güçtür.

82 76 USAK-SAM, ülkemizde pek çok alanda yaşanan toplumsal sorunlara bilimsel araştırmalara dayalı ve uygulanabilir çözümler sunmayı temel alan bir birimdir. Merkezimizde günümüze kadar gerçekleştirilen projeler medya ve politika yapıcılardan ilgi görmüştür. Projelerimiz, çalışılan alanlarla ilgili araştırma tekniklerinin etkin kullanımı, objektif yorumlara öncelik verilmesi ve güvenilirliği dolayısıyla UNICEF ve TÜBİTAK gibi kuruluşların desteğini almıştır. Sosyal Araştırmalar Merkezi uzmanları siyasi katılım, göç, sosyal entegrasyon, Avrupa daki Türk Diasporası, suç sosyolojisi, kadın çalışmaları, Türkiye de kültür ve politika gibi farklı alanlarda çalışmalar yapmaktadır. USAK-SAM özellikle Türkiye nin toplumsal sorunlarını derinlemesine araştırarak çözüm politikaları üretmektedir. Uzmanlarımız, ülkemizde ilgi alanlarındaki farklı uzmanlar, akademisyenler ve araştırmacılarla çalıştaylar düzenleyerek ve fikir alışverişi yaparak bakış açılarını geniş bir yelpazede tutmaktadır. Merkez, USAK bünyesinde yapılan araştırmalarla farklı kamu ve özel kurum ve kuruluşlarıyla projeler yaparak kamuoyu gündemine ve toplum sorunlarına direkt ve dolaylı olarak etki etmektedir. USAK-SAM tarafından yürütülen çalışmalardaki öncelikli amaç bilimsel ve tarafsız olmaktır. İLGİ VE UZMANLIK ALANLARI ARAŞTIRMACILAR MEHMET GÜÇER: USAK Sosyal Araştırmalar Merkezi başkanıdır. Suç, milliyetçilik, göç ve yakın dönem Türk siyasal hayatı üzerine çalışmalarını sürdürmektedir. Güçer, ilgili konulardaki pek çok projede koordinatör olarak görev yapmıştır. DİLEK KARAL: Kadın çalışmaları, göç, kentleşme, Türkiye de dil, kültür ve politika konularında çalışmalarını yürütmektedir. Karal, ilgili alanlarda farklı USAK projelerinde görev almıştır. ELVAN AYDEMİR: Toplumsal cinsiyet çalışmaları, çocuk ve suç, medya çalışmaları, sosyoloji teorileri ve göç konuları üzerine çalışmaktadır. Alanında çeşitli projelerde yer alan Aydemir ayrıca, USAK Stratejik Gündem in yayın koordinatörlüğü görevini yürütmektedir.

83 Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Mebusevleri Mahallesi, Ayten Sokak, No: , Tandoğan, Ankara Tel: Fax:

KORKMADAN ÖĞRENMEK OKUL ve OKUL ÇEVRESİ GÜVENLİĞİ

KORKMADAN ÖĞRENMEK OKUL ve OKUL ÇEVRESİ GÜVENLİĞİ 06 KORKMADAN ÖĞRENMEK OKUL ve OKUL ÇEVRESİ GÜVENLİĞİ ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU Sosyal Araştırmalar Merkezi USAK RAPOR NO: 11-06 Dilek Karal Eylül 2011 Korkmadan Öğrenmek: Okul ve Okul

Detaylı

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ Sayfa 1 Gözden Geçirme Notları 2010 Yılı Gençlerin İşsizlik ve İstihdam İstatistikleri İstatistik Kurumu (TÜİK) Hanehalkı İşgücü İstatistikleri veri tabanı 2010 yılı sonuçlarına göre ülkemizde gençlerin

Detaylı

KORKMADAN ÖĞRENMEK OKUL ve OKUL ÇEVRESİ GÜVENLİĞİ

KORKMADAN ÖĞRENMEK OKUL ve OKUL ÇEVRESİ GÜVENLİĞİ 06 KORKMADAN ÖĞRENMEK OKUL ve OKUL ÇEVRESİ GÜVENLİĞİ ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU Sosyal Araştırmalar Merkezi USAK RAPOR NO: 11-06 Dilek Karal Eylül 2011 Korkmadan Öğrenmek: Okul ve Okul

Detaylı

DOĞURGANLIĞI BELİRLEYEN DİĞER ARA DEĞİŞKENLER 7

DOĞURGANLIĞI BELİRLEYEN DİĞER ARA DEĞİŞKENLER 7 DOĞURGANLIĞI BELİRLEYEN DİĞER ARA DEĞİŞKENLER 7 Banu Akadlı Ergöçmen ve Mehmet Ali Eryurt Bu bölümde gebeliği önleyici yöntem kullanımı dışında kadının gebe kalma riskini etkileyen temel faktörler incelenmektedir.

Detaylı

Kadın işçiler. Dr. Nilay ETİLER Kocaeli Üniversitesi

Kadın işçiler. Dr. Nilay ETİLER Kocaeli Üniversitesi Kadın işçiler Dr. Nilay ETİLER Kocaeli Üniversitesi Toplumsal cinsiyete dayalı işbölümü İkincil konum Hizmet ve bakım ağırlıklı işler Doğurganlık özelliği Küresel Cinsiyet Eşitsizliği raporu 124. sırada

Detaylı

T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG

T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG Mart - 2014 YASAL DÜZENLEMELER KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE VE İLGİLİ ULUSAL VE ULUSLAR ARASI

Detaylı

En çok sanayi sektöründe çalışan kadınlar iş yaşamından çekilip evine dönüyor 1

En çok sanayi sektöründe çalışan kadınlar iş yaşamından çekilip evine dönüyor 1 En çok sanayi sektöründe çalışan kadınlar iş yaşamından çekilip evine dönüyor 1 KEİG Platformu Kasım 2018 2014 yılında sanayide çalışan her dört kadından biri 2 bir yıl içinde işini bırakmış 3. Oysa bu

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELEDE ULUSLARARASI BELGELER VE KORUMA MEKANİZMALARI Uluslararası Arka Plan Uluslararası Arka Plan Birleşmiş Milletler - CEDAW Avrupa Konseyi - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Detaylı

İsyanım. Suskunluğumda. Şiddetin. Başucumda ŞİDDET VERİLERİ

İsyanım. Suskunluğumda. Şiddetin. Başucumda ŞİDDET VERİLERİ İsyanım Suskunluğumda Şiddetin Başucumda... 2014-2015 ŞİDDET VERİLERİ "Erkek şiddeti çetelesi"nden ne murat ettiğimize gelince: umarız çetelemiz kadın katline, fiziksel, psikolojik, cinsel şiddete karşı

Detaylı

TEMEL EĞİTİMDEN ORTAÖĞRETİME GEÇİŞ ORTAK SINAV BAŞARISININ ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ

TEMEL EĞİTİMDEN ORTAÖĞRETİME GEÇİŞ ORTAK SINAV BAŞARISININ ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖLÇME, DEĞERLENDİRME VE SINAV HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ VERİ ANALİZİ, İZLEME VE DEĞERLENDİRME DAİRE BAŞKANLIĞI TEMEL EĞİTİMDEN ORTAÖĞRETİME GEÇİŞ ORTAK SINAV BAŞARISININ ÇEŞİTLİ

Detaylı

KADIN DOSTU AKDENİZ PROJESİ

KADIN DOSTU AKDENİZ PROJESİ KADIN DOSTU AKDENİZ PROJESİ KADINLARA DESTEK MEKANİZMALARI ONLİNE KİTAPÇIĞI Akdeniz Üniversitesi Uluslararası Gençlik Topluluğu 2015-2016 İÇİNDEKİLER 1. Giriş 2. Kadın Dostu Akdeniz Projesi 3. Projenin

Detaylı

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ

TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ 445 TOPLUMSAL CİNSİYET TOPLUMDA KADINA BİÇİLEN ROLLER VE ÇÖZÜMLERİ Aydeniz ALİSBAH TUSKAN* 1 İnsanların bir biçimde sınıflanarak genel kategoriler oturtulması sonucunda ortaya çıkan kalıplar ya da bir

Detaylı

Kadınlar kimsenin namusu değildir

Kadınlar kimsenin namusu değildir Kadınlar kimsenin namusu değildir Son dönemlerde medyada namus cinayetlerine sıkça rastlanmaya başlandı. Kadınlarımız vahşice öldürüldü. Bu tür insan hakları ihlallerinin yapıldığı olaylar karşısında sessiz

Detaylı

Erken Yaşlardaki Evlilikler ve Gebelikler

Erken Yaşlardaki Evlilikler ve Gebelikler Erken Yaşlardaki Evlilikler ve Gebelikler Banu Akadlı Ergöçmen, Prof.Dr. İlknur Yüksel Kaptanoğlu, Doç.Dr. 20 Mart 2015 Erken Evlilik/Çocuk Yaşta Evlilik Çocuk yaşta evlilik, fiziksel, fizyolojik ve psikolojik

Detaylı

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu

Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü. Kadına Şiddet Raporu Mirbad Kent Toplum Bilim Ve Tarih Araştırmaları Enstitüsü Kadına Şiddet Raporu 1 MİRBAD KENT TOPLUM BİLİM VE TARİH ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KADINA ŞİDDET RAPORU BASIN BİLDİRİSİ KADIN SORUNU TÜM TOPLUMUN

Detaylı

Nitekim işsizlik, ülkemizin çözümlenemeyen sorunları arasında baş sırada yer alıyor.

Nitekim işsizlik, ülkemizin çözümlenemeyen sorunları arasında baş sırada yer alıyor. Ekonomi İyileşiyor, İşsizlik Artıyor Hande UZUNOĞLU Şubat ayında Türkiye İstatistik Kurumu nun yayınladığı hanehalkı işgücü araştırması sonuçlarının ardından işsizlik yine Türkiye nin gündemine yerleşti.

Detaylı

25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI DAYANIŞMA GÜNÜ

25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI DAYANIŞMA GÜNÜ 25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI DAYANIŞMA GÜNÜ BODRUM KENT KONSEYİ KADIN MECLİSİ 25 KASIM KADINLARA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI MÜCADELE VE DAYANIŞMA GÜNÜ BASIN BÜLTENİ: Mirabel kız kardeşler,

Detaylı

KADINLARIN TEMEL ÖZELLİKLERİ VE STATÜLERİ 3

KADINLARIN TEMEL ÖZELLİKLERİ VE STATÜLERİ 3 KADINLARIN TEMEL ÖZELLİKLERİ VE STATÜLERİ 3 Attila Hancıoğlu ve Banu Akadlı Ergöçmen Bu bölümde, Türkiye de kadınların durumuna ilişkin bilgi verilmesi amaçlanmaktadır. Bölümde yer alan bilgiler, üreme

Detaylı

KADIN DOSTU KENTLER - 2

KADIN DOSTU KENTLER - 2 KADIN DOSTU KENTLER - 2 KADIN DOSTU KENT NEDİR? KADINLARIN Sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlere İstihdam olanaklarına Kaliteli, kapsamlı kentsel hizmetlere (ulaşım, konut vb) Şiddete maruz kaldıkları takdirde

Detaylı

Türkiye de Kadınların Sağlığı

Türkiye de Kadınların Sağlığı + Pratisyen Hekimlik Kongresi 16-18 Mayıs 2015 İstanbul Türkiye de Kadınların Sağlığı Prof. Dr. Nilay Etiler Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Üyesi + Zaman: 2015

Detaylı

Türkiye Nüfusunun Yapısal Özellikleri Nüfus; 1- Nüfusun Yaş Gruplarına Göre Dağılımı Genç (Çocuk) Nüfus ( 0-14 yaş )

Türkiye Nüfusunun Yapısal Özellikleri Nüfus; 1- Nüfusun Yaş Gruplarına Göre Dağılımı Genç (Çocuk) Nüfus ( 0-14 yaş ) Türkiye Nüfusunun Yapısal Özellikleri Nüfus; ülkelerin kalkınmasında, ülkenin dünyadaki etki alanını genişletmesinde potansiyel bir güç olarak önemli bir faktördür. Nüfusun potansiyel gücü, nüfus miktarı

Detaylı

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar:

Kadın Dostu Kentler Projesi. Proje Hedefleri. Genel Hedef: Amaçlar: Kadın Dostu Kentler Projesi İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün ulusal ortağı ve temel paydaşı olduğu Kadın Dostu Kentler Projesi, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu-UNFPA ve Birleşmiş Milletler

Detaylı

EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ?

EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? EVLİLİK Mİ EVCİLİK Mİ? ERKEN ve ZORLA EVLİLİKLER ÇOCUK GELİNLER ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU Dilek Karal Elvan Aydemir Sosyal Araştırmalar Merkezi USAK RAPOR NO: 11-08 Ekim 2011 Evlilik mi

Detaylı

Manisa İl merkezinde Yaşayan Kadınların Aile İçi Şiddete İlişkin Görüşleri, Deneyimleri ve Etkileyen Faktörler

Manisa İl merkezinde Yaşayan Kadınların Aile İçi Şiddete İlişkin Görüşleri, Deneyimleri ve Etkileyen Faktörler Manisa İl merkezinde Yaşayan Kadınların Aile İçi Şiddete İlişkin Görüşleri, Deneyimleri ve Etkileyen Faktörler Celal Bayar Üniversitesi kadın Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (CBÜKAM) Araştırmanın

Detaylı

Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği. Sürdürülebilir Kalkınma Ders Notu

Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği. Sürdürülebilir Kalkınma Ders Notu 4 Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Sürdürülebilir Kalkınma Ders Notu Toplumsal cinsiyet eşitliği, bireylerin cinsiyet temelli ayrımcılığa uğramadan toplumsal yaşamın her alanında eşit olarak yer alması,

Detaylı

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI

TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI HALUK DİNÇER İN KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ HAKKINDA HER ŞEY KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ KONUŞMASI 7 Ocak 2015 İstanbul, Sabancı Center Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları,

Detaylı

Temel Sosyo-Ekonomik Göstergeler

Temel Sosyo-Ekonomik Göstergeler STRATEJİ GELİŞTİRME BAŞKANLIĞI Temel Sosyo-Ekonomik Göstergeler Güncelleme: Ocak 2013, ANKARA I. Sosyo Demografik Göstergeler 1.1. Nüfusun Yaş Gruplarına Göre Dağılımı 1.2. Nüfusun Cinsiyete Göre Dağılımı

Detaylı

ANADİL AYRIMINDA İŞGÜCÜ PİYASASI KONUMLARI. Yönetici Özeti

ANADİL AYRIMINDA İŞGÜCÜ PİYASASI KONUMLARI. Yönetici Özeti Araştırma Notu 09/60 25.12.2009 ANADİL AYRIMINDA İŞGÜCÜ PİYASASI KONUMLARI Seyfettin Gürsel *, Gökçe Uysal-Kolaşin ** ve Onur Altındağ *** Yönetici Özeti Bu araştırma notunda anadili Türkçe ve Kürtçe olan

Detaylı

Araştırma Notu 14/163

Araştırma Notu 14/163 g Araştırma Notu 14/163 7 Mart 2014 REİSİ KADIN OLAN HER DÖRT HANEDEN BİRİ YOKSUL Gökçe Uysal * ve Mine Durmaz ** Yönetici özeti Gerek toplumsal cinsiyet eşitliği gerekse gelecek nesillerin fırsat eşitliği

Detaylı

GENÇ İŞSİZLİĞİNDE TEK SORUN YETENEK UYUMSUZLUĞU DEĞİL

GENÇ İŞSİZLİĞİNDE TEK SORUN YETENEK UYUMSUZLUĞU DEĞİL ANALİZ GENÇ İŞSİZLİĞİNDE TEK SORUN YETENEK UYUMSUZLUĞU DEĞİL Fotoğraflar: Dünya Gazetesi Fotoğraf Arşivi 80 Yaş gruplarına göre işsizlik oranlarına bakıldığında genç işsizliğinin sorun olduğunu görmek

Detaylı

2011 KADIN İSTATİSTİKLERİ

2011 KADIN İSTATİSTİKLERİ 2011 İSTATİSTİKLERİ PARLAMENTO SEÇİM YILI PARLAMENTODAKİ MİLLETVEKİLİ MİLLETVEKİLİ İÇİNDEKİ PAY ( ) 1935 395 18 4.6 1943 435 16 3.7 1950 487 3 0.6 1957 610 8 1.3 1965 450 8 1.8 1973 450 6 1.3 1991 450

Detaylı

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI

AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI AVRUPA BİRLİĞİ ve KADIN Avrupa Birliği Bakanlığı Sunum İçeriği AB nin kadın-erkek eşitliği ile ilgili temel ilkeleri AB nin kadın istihdamı hedefi AB de toplumsal cinsiyete duyarlı

Detaylı

Türkiye de Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması

Türkiye de Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması Türkiye de Toplumsal Cinsiyet ve Algısı Araştırması Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Çalışmaları Araştırma Merkezi Türkiye de Toplumsal Cinsiyet ve Algısı Araştırması Kantitatif Araştırma Özeti

Detaylı

Kadına YÖNELİK ŞİDDET ve Ev İçİ Şİddetİn Mücadeleye İlİşkİn. Sözleşmesi. İstanbul. Sözleşmesİ. Korkudan uzak Şİddetten uzak

Kadına YÖNELİK ŞİDDET ve Ev İçİ Şİddetİn Mücadeleye İlİşkİn. Sözleşmesi. İstanbul. Sözleşmesİ. Korkudan uzak Şİddetten uzak Kadına YÖNELİK ŞİDDET ve Ev İçİ Şİddetİn Önlenmesİ ve Bunlarla Mücadeleye İlİşkİn Avrupa Konseyİ Sözleşmesİ İstanbul Sözleşmesi Korkudan uzak Şİddetten uzak BU SÖZLEŞMENİN AMACI Avrupa Konseyi nin, kadınlara

Detaylı

Kayıtdışı İstihdama Dair Yanıtlanmayı Bekleyen Bazı Sorular

Kayıtdışı İstihdama Dair Yanıtlanmayı Bekleyen Bazı Sorular PLATFORM NOTU'15 / P-3 Yayınlanma Tarihi: 05.02.2015 * Kayıtdışı İstihdama Dair Yanıtlanmayı Bekleyen Bazı Sorular Cem Başlevent 1 YÖNETİCİ ÖZETİ Son yıllarda yaşanan olumlu gelişmelere rağmen, kayıtdışı

Detaylı

ENGELLİLERE YÖNELİK SOSYAL POLİTİKALAR

ENGELLİLERE YÖNELİK SOSYAL POLİTİKALAR ENGELLİLERE YÖNELİK SOSYAL POLİTİKALAR III. Sınıf Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Risk Gruplarına Yönelik Sosyal Politikalar Dersi Notları-VI Doç. Dr. Şenay GÖKBAYRAK İçerik Engellilere

Detaylı

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002.

C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. C.Can Aktan (ed), Yoksullukla Mücadele Stratejileri, Ankara: Hak-İş Konfederasyonu Yayını, 2002. DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI NIN GELİR DAĞILIMINDA ADALETSİZLİK VE YOKSULLUK SORUNUNA YAKLAŞIMI (SEKİZİNCİ

Detaylı

DÜŞÜKLER VE ÖLÜ DOĞUMLAR 6

DÜŞÜKLER VE ÖLÜ DOĞUMLAR 6 DÜŞÜKLER VE ÖLÜ DOĞUMLAR 6 Sabahat Tezcan ve Alanur Çavlin Bozbeyoğlu Bu bölümde isteyerek düşükler, kendiliğinden düşükler ve ölü doğumlara ilişkin bulgular sunulmaktadır. Ölü doğumlar ve kendiliğinden

Detaylı

Araştırma Notu 17/212

Araştırma Notu 17/212 Araştırma Notu 17/212 18 Mayıs 2017 15-19 YAŞ ARASINDAKİ 850 BİN GENÇ NE İŞGÜCÜNDE NE EĞİTİMDE Gökçe Uysal * ve Selin Köksal ** Yönetici Özeti 2014 ve 2015 Hanehalkı İşgücü Anketi verileri kullanılarak

Detaylı

İşgücü Piyasasında Gelişmeler: Döneminde Kadınlar ve Erkeklerin İstihdamı ve İşsizliği Ne Yönde Değişti? 1

İşgücü Piyasasında Gelişmeler: Döneminde Kadınlar ve Erkeklerin İstihdamı ve İşsizliği Ne Yönde Değişti? 1 İşgücü Piyasasında Gelişmeler: 04-06 Döneminde lar ve lerin İstihdamı ve İşsizliği Ne Yönde Değişti? KEİG Platformu Türkiye de kadınların işgücüne ve istihdama katılım oranları benzer gelişmişlik seviyesindeki

Detaylı

TARIMSAL İSTİHDAMA DAİR TEMEL VERİLER VE GÜNCEL EĞİLİMLER

TARIMSAL İSTİHDAMA DAİR TEMEL VERİLER VE GÜNCEL EĞİLİMLER TARIMSAL İSTİHDAMA DAİR TEMEL VERİLER VE GÜNCEL EĞİLİMLER Onur BAKIR MSG Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Giriş Bu çalışmanın amacı, Türkiye de tarımsal istihdam alanında 1980 den bugüne yaşanan dönüşümü temel

Detaylı

NÜKLEER SİLAHLAR ARAŞTIRMASI - SONUÇ RAPORU RAŞTIRMASI - S

NÜKLEER SİLAHLAR ARAŞTIRMASI - SONUÇ RAPORU RAŞTIRMASI - S NÜKLEER SİLAHLAR ARAŞTIRMASI RAŞTIRMASI - S V.01A - 18 HAZİRANH 2004 - SONUÇ RAPORU Nükleer Silahlar Araştırması - Sonuç Raporu v.01a - 18 Haziran 2004 Proje Ekibi Güçlü Atılgan Proje Sorumlusu Infakto

Detaylı

Bu sayıda: 2017 Aralık ayı İşgücü, İstihdam ve Sigortalı İstatistikleri ile Birleşmiş Milletler in 2018 Dünya Mutluluk Raporu sonuçları

Bu sayıda: 2017 Aralık ayı İşgücü, İstihdam ve Sigortalı İstatistikleri ile Birleşmiş Milletler in 2018 Dünya Mutluluk Raporu sonuçları Bu sayıda: 2017 Aralık ayı İşgücü, İstihdam ve Sigortalı İstatistikleri ile Birleşmiş Milletler in 2018 Dünya Mutluluk Raporu sonuçları değerlendirilmiştir. ii 2017 Aralık Dönemi İşgücü Göstergeleri: TÜİK,

Detaylı

HIV/AIDS E İLİŞKİN BİLGİ 13

HIV/AIDS E İLİŞKİN BİLGİ 13 HIV/AIDS E İLİŞKİN BİLGİ 13 A. Sinan Türkyılmaz, Turgay Ünalan ve H. Yaprak Civelek TNSA-2003 de cinsel yolla bulaşan hastalıklara (CYBH), özellikle AIDS e ilişkin bilgi düzeyini belirlemek üzere sorular

Detaylı

Araştırma Notu 16/191

Araştırma Notu 16/191 Araştırma Notu 16/191 7 Mart 2016 REİSİ KADIN OLAN 1,2 MİLYON HANE YOKSUNLUK İÇİNDE YAŞIYOR Gökçe Uysal * ve Mine Durmaz ** Yönetici özeti Gerek toplumsal cinsiyet eşitliği gerekse gelecek nesillerin fırsat

Detaylı

Proje Adı: Türkiye Akademisinde Toplumsal Cinsiyet Algısı ve Yansımaları. Araştırma Şirketi Araştırma Veren Veri Toplama Firması

Proje Adı: Türkiye Akademisinde Toplumsal Cinsiyet Algısı ve Yansımaları. Araştırma Şirketi Araştırma Veren Veri Toplama Firması Proje Adı: Türkiye Akademisinde Toplumsal Cinsiyet Algısı ve Yansımaları Araştırma Şirketi Araştırma Veren Veri Toplama Firması Araştırmanın Künyesi Kullanılan yöntem(ler) Kalitatif Kantitatif Diğer (açıklayınız)

Detaylı

Bu sayıda: 2017 Yılına ait İşgücü ve İstihdam verileri değerlendirilmiştir.

Bu sayıda: 2017 Yılına ait İşgücü ve İstihdam verileri değerlendirilmiştir. 1 Bu sayıda: 2017 Yılına ait İşgücü ve İstihdam verileri değerlendirilmiştir. ÖZET 2017 de çalışma çağındaki nüfusun işgücüne katılım oranı 0,8 puan artarak yüzde 52,8 olmuştur. Geçmiş dönemlerle mukayese

Detaylı

Ekonomik Rapor Kaynak: TÜİK. Grafik 92. Yıllara göre Doğuşta Beklenen Yaşam Süresi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği /

Ekonomik Rapor Kaynak: TÜİK. Grafik 92. Yıllara göre Doğuşta Beklenen Yaşam Süresi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği / Grafik 92. Yıllara göre Doğuşta Beklenen Yaşam Süresi Erkek nüfus için, doğuşta beklenen yaşam süreleri 2000-2009 yılları arasında incelendiğinde 2000 yılında 68,1 yıl olan beklenen yaşam süresi 2001-2007

Detaylı

TÜRKİYE DE KADIN İŞÇİ GERÇEĞİ: DAHA FAZLA AYRIMCILIK, DÜŞÜK ÜCRET, GÜVENCESİZ İSTİHDAM

TÜRKİYE DE KADIN İŞÇİ GERÇEĞİ: DAHA FAZLA AYRIMCILIK, DÜŞÜK ÜCRET, GÜVENCESİZ İSTİHDAM TÜRKİYE DE KADIN İŞÇİ GERÇEĞİ: DAHA FAZLA AYRIMCILIK, DÜŞÜK ÜCRET, GÜVENCESİZ İSTİHDAM 7 Mart 2018, İstanbul Giriş tarafından hazırlanan ve özet sonuçları kamuoyuna açıklanan Türkiye İşçi Sınıfı Gerçeği

Detaylı

Tablo 41. 2011 Yılında İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması Düzey-1 e göre Bireylerin Bilgisayar ve İnternet Kullanım Oranı

Tablo 41. 2011 Yılında İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması Düzey-1 e göre Bireylerin Bilgisayar ve İnternet Kullanım Oranı 1.9 Hanehalklarında Bilişim Teknolojileri Kullanımı Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarına göre, 2011 yılında Türkiye genelinde internete erişim imkânı olan hanehalkı oranı %42,9

Detaylı

Katılımcının Yaşı n % 21-30 114 21.6 31-40 152 28.8 41-50 208 39.5 51+ 53 10.1 TOPLAM 527 100.0

Katılımcının Yaşı n % 21-30 114 21.6 31-40 152 28.8 41-50 208 39.5 51+ 53 10.1 TOPLAM 527 100.0 12 Eczacı Profili-1998-2007 II. 1998 ARAŞTIRMASI BULGULARI ll.l.toplumsal VE EKONOMİK ÖZELLİKLER Katılımcının Yaşı n % 21-30 114 21.6 31-40 152 28.8 41-50 208 39.5 51+ 53 10.1 TOPLAM 527 100.0 Tabloda

Detaylı

Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Konusunda Sağlanan Gelişmelerde Hukukun Rolü Deniz ÇELİK *

Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Konusunda Sağlanan Gelişmelerde Hukukun Rolü Deniz ÇELİK * Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Konusunda Sağlanan Gelişmelerde Hukukun Rolü Deniz ÇELİK * Şiddet toplumun her kesiminde karşımıza çıkan bir sorun olduğu gibi kadın ve erkek eşitsizliğine

Detaylı

KADIN DOSTU AKDENİZ PROJESİ

KADIN DOSTU AKDENİZ PROJESİ KADIN DOSTU AKDENİZ PROJESİ CİNSİYET TEMELLİ AYRIMCILIK VE TOPLUMDA KADININ YERİ ONLİNE KİTAPÇIĞI Akdeniz Üniversitesi Uluslararası Gençlik Topluluğu 2015-2016 İÇİNDEKİLER 1. Giriş 2. Kadın Dostu Akdeniz

Detaylı

Araştırma Notu 18/229

Araştırma Notu 18/229 Araştırma Notu 18/229 18 Mayıs 2018 15-19 YAŞ ARASINDAKİ 700 BİN GENÇ NE İŞGÜCÜNDE NE EĞİTİMDE Gökçe Uysal * ve Yazgı Genç ** Yönetici Özeti 2012-2016 dönemine ait Hanehalkı İşgücü Anketi verileri kullanılarak

Detaylı

T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG

T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG T.C. AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Trabzon Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi PINAR ÖŞME PSİKOLOG Mart - 2014 KADINA YÖNELİK ŞİDDET 2 Şiddet Nedir? Sahip olunan güç veya kudretin, yaralanma ve

Detaylı

Kadına Yönelik Şiddet mi? Aile İçi Şiddet mi? Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet

Kadına Yönelik Şiddet mi? Aile İçi Şiddet mi? Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Kadına Yönelik Şiddet mi? Aile İçi Şiddet mi? Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet TEMEL Kadına yönelik şiddetin tanımlanması: Fiziksel şiddet? Duygusal şiddet? Ekonomik şiddet? Cinsel şiddet? İhtiyaç- Hizmet

Detaylı

ÇALIŞMA HAYATINDA DEZAVANTAJLI GRUPLAR. Şeref KAZANCI Çalışma Genel Müdür Yardımcısı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı MART,2017

ÇALIŞMA HAYATINDA DEZAVANTAJLI GRUPLAR. Şeref KAZANCI Çalışma Genel Müdür Yardımcısı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı MART,2017 ÇALIŞMA HAYATINDA DEZAVANTAJLI GRUPLAR Şeref KAZANCI Çalışma Genel Müdür Yardımcısı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı MART,2017 Dezavantajlı gruplar; işe giriş veya çalışma hayatına devam etmede zorluklarla

Detaylı

Türkiye de işsizler artık daha yaşlı

Türkiye de işsizler artık daha yaşlı Türkiye de işsizler artık daha yaşlı Esen Çağlar, Ozan Acar, Haki Pamuk Mart 2007 2001 krizinden günümüze Türkiye ekonomisinde iki önemli yapı değişikliği birlikte yaşanmıştır. Bir yandan makroekonomik

Detaylı

GENEL SOSYOEKONOMİK GÖRÜNÜM

GENEL SOSYOEKONOMİK GÖRÜNÜM GENEL SOSYOEKONOMİK GÖRÜNÜM 2014 yılı Adrese Dayalı Nüfus Sayımı na göre Afyonkarahisar ın nüfusu 706.371 dir ve ülke genelinde 31. sıradadır. Bu nüfusun 402.241 i il ve ilçe merkezlerinde, 304.130 u ise

Detaylı

81 İl için Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Karnesi Ülker Şener & Hülya Demirdirek

81 İl için Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Karnesi Ülker Şener & Hülya Demirdirek 81 İl için Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Karnesi Ülker Şener & Hülya Demirdirek TEPAV, 2014 2 Neden bu çalışmaya ihtiyaç duyduk? Kadınların durumunu il düzeyinde ortaya koyacak cinsiyete duyarlı verinin

Detaylı

Mevsimlik Çalışma Arttı, İşsizlik Azaldı: Nisan, Mayıs, Haziran Dönemi

Mevsimlik Çalışma Arttı, İşsizlik Azaldı: Nisan, Mayıs, Haziran Dönemi Mevsimlik Çalışma Arttı, İşsizlik Azaldı: Nisan, Mayıs, Haziran Dönemi HAZIRLAYAN.0. Prof. Dr. Mustafa DELİCAN İnsan Kaynakları Araştırma Merkezi Doç. Dr. Levent ŞAHİN - İnsan Kaynakları Araştırma Merkezi

Detaylı

Türkiye de Kadınların İç Göç Örüntüsü ve İç Göç Nedenleri

Türkiye de Kadınların İç Göç Örüntüsü ve İç Göç Nedenleri Türkiye de Kadınların İç Göç Örüntüsü ve İç Göç Nedenleri Doç. Dr. Mehmet Ali Eryurt Ar. Gör. Ayşe Abbasoğlu Özgören Ar. Gör. Zehra Yayla Melek Özgür Duman 0 Eylül 205, Hilton Hotel, Ankara Neden Kadın

Detaylı

KALKINMANIN SÜREKLİLİĞİ KALİTELİ BEŞERİ SERMAYE İLE MÜMKÜN

KALKINMANIN SÜREKLİLİĞİ KALİTELİ BEŞERİ SERMAYE İLE MÜMKÜN 2016 TEMMUZ AĞUSTOS - SEKTÖREL KALKINMANIN SÜREKLİLİĞİ KALİTELİ BEŞERİ SERMAYE İLE MÜMKÜN Bilişim teknolojilerinin ucuzlaması ve yaygınlaşması bilgi akışını hızlandırdı. Bunun sonucunda da yoğun bilgi

Detaylı

Eğitimde ve Toplumsal Katılımda Cinsiyet Eşitliğinin Sağlanması Projesi

Eğitimde ve Toplumsal Katılımda Cinsiyet Eşitliğinin Sağlanması Projesi Eğitimde ve Toplumsal Katılımda Cinsiyet Eşitliğinin Sağlanması Projesi 2005-2008 Gerçekleştirmek istediğimiz hedeflerimiz var... Birleşmiş Milletler Bin Yıl Hedefleri: Tüm kız ve erkek çocuklarının ücretsiz,

Detaylı

22 İL. Hane Ziyaretleri 2015 Raporu

22 İL. Hane Ziyaretleri 2015 Raporu 22 İL Hane Ziyaretleri 2015 Raporu 2015 yılı içerisinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bulunan 22 ilde 22864 kadın evlerinde ziyaret edilerek onlara aileleri, evlilikleri ve çocuklarıyla ilgili

Detaylı

KADIN DAYANIŞMA VAKFI 2014 YILI KADIN DANIŞMA MERKEZİ FAALİYET RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2014

KADIN DAYANIŞMA VAKFI 2014 YILI KADIN DANIŞMA MERKEZİ FAALİYET RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2014 KADIN DAYANIŞMA VAKFI 2014 YILI KADIN DANIŞMA MERKEZİ FAALİYET RAPORU 1 OCAK 31 ARALIK 2014 2014 yılında Kadın Dayanışma Vakfı Danışma Merkezi ne 354 kadın başvurdu. 101 kadın yüz yüze başvuru yaparken,

Detaylı

Kütahya nın Sosyo-Ekonomik Göstergeleri

Kütahya nın Sosyo-Ekonomik Göstergeleri Kütahya nın Sosyo-Ekonomik Göstergeleri Dr. Mehmet AKYOL Manisa Bölge Müdürü Sunum İçeriği Nüfus Demografik Yapı Eğitim Kültür Sağlık İşgücü Sanayi Dış Ticaret Tarım Motorlu Taşıtlar Enerji Çevre Nüfus

Detaylı

City Security Group STADYUM GÜVENLİĞİ ARAŞTIRMASI

City Security Group STADYUM GÜVENLİĞİ ARAŞTIRMASI City Security Group STADYUM GÜVENLİĞİ ARAŞTIRMASI Ağustos 2013 Araştırma Künyesi PROJE ADI ARAŞTIRMA EVRENİ AMAÇ SAHA ÇALIŞMASI ÖRNEKLEM SAYISI CSG STADYUM GÜVENLİĞİ ARAŞTIRMASI İstanbul da Yaşayan 18

Detaylı

Uluslararası Öğrencilerin Ülke ve Üniversite Seçimlerini Etkileyen Faktörler

Uluslararası Öğrencilerin Ülke ve Üniversite Seçimlerini Etkileyen Faktörler Uluslararası Öğrencilerin Ülke ve Üniversite Seçimlerini Etkileyen Faktörler İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ Yüksek Öğretim Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Eğitim Fakültesi 2 Giriş Dünyadaki hızlı

Detaylı

AB PROGRAMLARI VE TÜRKİYE

AB PROGRAMLARI VE TÜRKİYE AB PROGRAMLARI VE TÜRKİYE Çisel İLERİ 13 Ocak 2017 İKV Kamuoyu Araştırması 2016 Araştırmanın Künyesi: Nisan 2016 Türkiye genelinde 18 il 1254 katılımcı 7 bölge Araştırmayı nerede yaptık? AB yi duydunuz

Detaylı

TİSK İŞGÜCÜ PİYASASI BÜLTENİ YILLIK 2014 (SAYI: 32)

TİSK İŞGÜCÜ PİYASASI BÜLTENİ YILLIK 2014 (SAYI: 32) TİSK İŞGÜCÜ PİYASASI BÜLTENİ YILLIK 2014 (SAYI: 32) (2014 Yıllık TÜİK HİA Verilerinin Değerlendirilmesi) AÇIKLAMA TÜİK, Şubat 2014 döneminden itibaren Hanehalkı İşgücü İstatistikleri nde yeni zaman serisi

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Nisan 2014, No: 90

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Nisan 2014, No: 90 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Nisan 2014, No: 90 i Bu sayıda; 2014 Ocak ayı İşgücü ve İstihdam Verileri değerlendirilmiştir. i 1 2014 ün ilk ayında gerçek işsiz sayısı 4 milyon 924 bin

Detaylı

Mobbing Araştırması. Haziran 2013

Mobbing Araştırması. Haziran 2013 Mobbing Araştırması Haziran 2013 Araştırma Hakkında 2013 Haziran ayında PERYÖN ve Towers Watson tarafından düzenlenen Mobbing Araştırması na çeşitli sektörlerden 143 katılımcı veri sağlamıştır. Ekteki

Detaylı

Türkiye de Doğurganlık Tercihleri

Türkiye de Doğurganlık Tercihleri 2013 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması İleri Analiz Çalışması Türkiye de Doğurganlık Tercihleri Dr. Pelin Çağatay Melike Saraç Emre İlyas Prof. Dr. A. Sinan Türkyılmaz 10 Eylül 2015, Hilton Oteli, Ankara

Detaylı

Şiddet. Tanımı. İstanbul Sözleşmesi

Şiddet. Tanımı. İstanbul Sözleşmesi Şiddet Tanımı Kadınlara yönelik şiddet; bir insan hakları ihlali ve kadınlara yönelik ayrımcılığın bir biçimi olarak anlaşılmaktadır ve ister kamusal ister özel alanda meydana gelsin, kadınlara fiziksel,

Detaylı

TRC2 BÖLGESİ NDE İŞSİZLİK ORANI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

TRC2 BÖLGESİ NDE İŞSİZLİK ORANI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME TRC2 BÖLGESİ NDE İŞSİZLİK ORANI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME Hamit BİRTANE Uzman Mart 2012 TRC2 BÖLGESİ NDE İŞSİZLİK ORANI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME Günümüz ekonomilerinin en büyük sorunlarından biri olan

Detaylı

Kadınların Çok Yönlü Güçlendirilmesi Projesi

Kadınların Çok Yönlü Güçlendirilmesi Projesi Kadınların Çok Yönlü Güçlendirilmesi Projesi Kadınların Çok Yönlü Güçlendirilmesi Projesi Okuryazarlık ve Cinsiyet Eşitliği Konusunda Türkiye'nin Gerçekleri Okuryazarlık ve eğitimin ülkelerin ekonomik

Detaylı

TR63 BÖLGESİ MEVCUT DURUM ANALİZİ DEMOGRAFİK GÖSTERGELER

TR63 BÖLGESİ MEVCUT DURUM ANALİZİ DEMOGRAFİK GÖSTERGELER g TR63 BÖLGESİ MEVCUT DURUM ANALİZİ DEMOGRAFİK GÖSTERGELER TABLOLAR Tablo 1. TR63 Bölgesi Doğum Sayısının Yaş Gruplarına Göre Dağılımı (2011)... 1 Tablo 2. Ölümlerin Yaş Gruplarına Göre Dağılımı (2011)...

Detaylı

İsmet Koç ve Erhan Özdemir

İsmet Koç ve Erhan Özdemir DOĞURGANLIK 4 İsmet Koç ve Erhan Özdemir Bu bölüm, günümüzdeki ve tamamlanmış doğurganlığın düzeyi, örüntüsü ve değişimi ve ilgili göstergeleri incelemenin yanında, doğum aralıklarını, doğurganlığa başlama

Detaylı

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ

ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ A u ok na lu ANABİLİM EĞİTİM KURUMLARI ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK BİRİMİ - MART 2014 ANAOKULLARI BÜLTENİ ARKADAŞLIK İLİŞKİLERİ Okul öncesi dönem, gelişimin hızlı olması ve

Detaylı

KURAN IN ANLAMI İLE BULUŞMAK ARAŞTIRMASI

KURAN IN ANLAMI İLE BULUŞMAK ARAŞTIRMASI KURAN IN ANLAMI İLE BULUŞMAK ARAŞTIRMASI Kasım 2007 İÇİNDEKİLER Metodoloji I. Araştırmanın Metodoloji ve Örneklemin Yapısı II. Örneklemin Mezhep Bağlılığı ile İlgili Yapısı III. Dindarlık Algısı IV. Din

Detaylı

Türkiye, OECD üyesi ülkeler arasında çalışanların en az boş zamana sahip olduğu ülke!

Türkiye, OECD üyesi ülkeler arasında çalışanların en az boş zamana sahip olduğu ülke! Türkiye de İnsanlar Zaman Yoksulu, Kadınlar Daha da Yoksul 1 KEİG Platformu 3 Ocak 2019 Zaman kullanımı ile ilgili karşılaştırmalı istatistiklere bakıldığında, Türkiye özel bir konuma sahip. İstihdamda

Detaylı

Türkiye nin Gizli Yoksulları 1

Türkiye nin Gizli Yoksulları 1 PLATFORM NOTU'14 / P-1 Yayınlanma Tarihi: 11.03.2014 * Türkiye nin Gizli ları 1 Thomas Masterson, Emel Memiş Ajit Zacharias YÖNETİCİ ÖZETİ luk ölçümü ve analizine yeni bir yaklaşım getiren iki boyutlu

Detaylı

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE İÇİN KADIN KONUKEVLERİ PROJESİ 7 MAYIS 2014-ANKARA. Saygıdeğer Misafirler, Değerli Basın Mensupları

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE İÇİN KADIN KONUKEVLERİ PROJESİ 7 MAYIS 2014-ANKARA. Saygıdeğer Misafirler, Değerli Basın Mensupları KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE İÇİN KADIN KONUKEVLERİ PROJESİ 7 MAYIS 2014-ANKARA Saygıdeğer Misafirler, Değerli Basın Mensupları Aile içi Şiddetle Mücadele İçin Kadın Konukevleri Projesi nin açılış

Detaylı

KADININ İNSAN HAKLARI YENİ ÇÖZÜMLER DERNEĞİ Kuruluş: Ocak 2012

KADININ İNSAN HAKLARI YENİ ÇÖZÜMLER DERNEĞİ Kuruluş: Ocak 2012 KADININ İNSAN HAKLARI YENİ ÇÖZÜMLER DERNEĞİ Kuruluş: 1993 Ocak 2012 Biz kimiz? Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği (KİH-YÇ), Türkiye de ve dünyada kadınların insan haklarını savunmak ve hayata

Detaylı

Kadınların Ġstihdama Katılımı ve YaĢanan Sorunlar

Kadınların Ġstihdama Katılımı ve YaĢanan Sorunlar Kadınların Ġstihdama Katılımı ve YaĢanan Sorunlar Lütfi ĠNCĠROĞLU Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdür Yardımcısı GiriĢ Nüfusunun yarısı kadın olan ülkemizde, kadınların işgücü piyasasına

Detaylı

ENEL HİZMETLER İŞÇİLERİ SE

ENEL HİZMETLER İŞÇİLERİ SE .. DISK. TÜRKİYE GEN EL HİZMETL ER İŞÇİLERİ SEN DİKASI EMEK ARAŞTIRMA RAPORU: TÜRKİYE DE KADINLAR ve KADIN EMEĞİ (Mart-2018) Bu çalışmayı, 8 Mart ı yaratan bize armağan eden ve hayatın her alanında mücadele

Detaylı

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog

DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog DEĞERLENDİRME NOTU: Mehmet Buğra AHLATCI Mevlana Kalkınma Ajansı, Araştırma Etüt ve Planlama Birimi Uzmanı, Sosyolog KONYA KARAMAN BÖLGESİ İNTİHAR RAPORU 24. 09.2014 GİRİŞ: En basit anlamda insanın kendi

Detaylı

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ

ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ 209 ULUSAL VEYA ETNİK, DİNSEL VEYA DİLSEL AZINLIKLARA MENSUP OLAN KİŞİLERİN HAKLARINA DAİR BİLDİRİ Birleşmiş Milletler Genel Kurulu nun 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Kararıyla ilan edilmiştir.

Detaylı

İSO Kadın Sanayiciler Platformu 8 MART MANİFESTOSU

İSO Kadın Sanayiciler Platformu 8 MART MANİFESTOSU İSO Kadın Sanayiciler Platformu 8 MART MANİFESTOSU 1- Kadın istihdamı özendirilmeli Sorun: Gelişmiş ülkelerin çoğunda kadınların işgücüne katılım oranları yüzde 60-80 aralığında. Gelişmekte olan ülkelerde

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 72

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 72 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2013, No: 72 i Bu sayıda; Haziran İşgücü ve İstihdam gelişmeleri; Ocak-Ağustos Bütçe verileri değerlendirilmiştir. i 1 Gerçek işsizlikte ciddi artış

Detaylı

2012 İŞ YERİNDE KADIN ARAŞTIRMASI RAPORU. Mart, 2012

2012 İŞ YERİNDE KADIN ARAŞTIRMASI RAPORU. Mart, 2012 2012 İŞ YERİNDE KADIN ARAŞTIRMASI RAPORU Mart, 2012 ARAŞTIRMA HAKKINDA 2012 Şubat ayında PERYÖN web sayfasında yer alan İş Yerinde Kadın Araştırması, Dernek üyeleri ve iletişim veri tabanında bulunan yaklaşık

Detaylı

Türkiye de Kadın İstihdam Sorununa Çözümler LİZBON SÜRECİ ve KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ

Türkiye de Kadın İstihdam Sorununa Çözümler LİZBON SÜRECİ ve KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ Türkiye de Kadın İstihdam Sorununa Çözümler LİZBON SÜRECİ ve KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Kongresi Ankara, 25 Ağustos 2008 Y.Doç.Dr. İpek İlkkaracan İstanbul Teknik Üniversitesi Kadının

Detaylı

ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU

ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU DAĞLIK KARABAĞ SORUNU DAR ALANDA BÜYÜK OYUN ULUSLARARASI STRATEJİK ARAŞTIRMALAR KURUMU Avrasya Araştırmaları Merkezi USAK RAPOR NO: 11-07 Yrd. Doç. Dr. Dilek M. Turgut Karal Demirtepe Editör Eylül 2011

Detaylı

TÜRKİYE DE MAĞDUR ÇOCUKLAR

TÜRKİYE DE MAĞDUR ÇOCUKLAR TÜRKİYE DE MAĞDUR ÇOCUKLAR Bilgi Notu-2: Cinsel Suç Mağduru Çocuklar Yazan: Didem Şalgam, MSc Katkılar: Prof. Dr. Münevver Bertan, Gülgün Müftü, MA, Adem ArkadaşThibert, MSc MA İçindekiler Grafik Listesi...

Detaylı

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi

IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Bu bildiri UNESCO Genel Konferansı nın 35. oturumunda onaylanmıştır. IFLA/UNESCO Çok Kültürlü Kütüphane Bildirisi Çok Kültürlü Kütüphane Hizmetleri: Kültürler Arasında İletişime Açılan Kapı İçinde yaşadığımız

Detaylı

Amasya da Kadın İstihdamının Artırılmasına Destek Projesi (KADES) Kadın Emeği Konferansı Kadın istihdamı 3 Mayıs 2011 Ankara

Amasya da Kadın İstihdamının Artırılmasına Destek Projesi (KADES) Kadın Emeği Konferansı Kadın istihdamı 3 Mayıs 2011 Ankara Kadın Emeği Konferansı Kadın istihdamı 3 Mayıs 2011 Ankara TEPAV Binası, 3.Kat Konferans Salonu (TEPAV Binası, TOBB Üniversitesi Kampüsü,Söğütözü Cad.No:43 Söğütözü/ANKARA) Kadın Emeği Konferansı Kavramsal

Detaylı

GAZİ ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI İLİŞKİLER BÖLÜMÜ STRATEJİK PLANI

GAZİ ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI İLİŞKİLER BÖLÜMÜ STRATEJİK PLANI GAZİ ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI İLİŞKİLER BÖLÜMÜ 2007 2010 STRATEJİK PLANI 1. GİRİŞ 1982 yılında kurulan İlişkiler Bölümümüzün 2007 2010 yılları stratejik plan ve hedeflerini ortaya koymayı amaçlayan bu

Detaylı

- Dünya'da aile içi şiddet: - Yanlış İnanış: "Aile içi şiddet sanıldığı kadar yaygın değildir."

- Dünya'da aile içi şiddet: - Yanlış İnanış: Aile içi şiddet sanıldığı kadar yaygın değildir. - Yanlış İnanış: "Aile içi şiddet sanıldığı kadar yaygın değildir." - Gerçek: Dünya üzerinde her ırk ve ülkeden dört aileden birinde aile içi şiddet görülür. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumunun yaptırdığı

Detaylı

MESLEKİ EĞİTİM, SANAYİ VE YÜKSEK TEKNOLOJİ

MESLEKİ EĞİTİM, SANAYİ VE YÜKSEK TEKNOLOJİ VİZYON BELGESİ (TASLAK) Türkiye 2053 Stratejik Lokomotif Sektörler MESLEKİ EĞİTİM, SANAYİ VE YÜKSEK TEKNOLOJİ Millet Hafızası ve Devlet Aklının bize bıraktığı miras ve tarihî misyon, İstanbul un Fethinin

Detaylı