ETİK VE TASAVVUF -Felsefî Diyaloglar-

Benzer belgeler
Felsefe Nedir OKG 1201 EĞİTİM FELSEFESİ. Felsefe: Bilgelik sevgisi Filozof: Bilgelik, hikmet yolunu arayan kişi

ilgi ve dikkati zorunlu kılmaktadır. Tarihte felsefî bütünlüğü kurulmamış, epistemolojik, etik, estetik ve metafizik boyutları düşünülmemiş hiçbir

Bölüm 1: Felsefeyle Tanışma

AHLAK FELSEFESİNİN TEMEL KAVRAMLARI

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ Eğitim Öğretim Yılı 1.ve 2.Öğretim (2010 ve Sonrası) Eğitim Planları HAZIRLIK SINIFI (YILLIK)

2.SINIF (2013 Müfredatlar) 3. YARIYIL 4. YARIYIL

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIF FELSEFE DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

Form İnşa (GRT114 ) Ders Detayları

Eğitim Programları ANA HATLARIYLA İSLAM DİNİ

EĞİTİMİN FELSEFİ TEMELLERİ. 3. Bölüm Eğitim Bilimine Giriş GÜLENAZ SELÇUK- CİHAN ÇAKMAK-GÜRSEL AKYEL

philia (sevgi) + sophia (bilgelik) Philosophia, bilgelik sevgisi Felsefe, bilgiyi ve hakikati arama işi

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ Eğitim-Öğretim Yılı 1.ve 2. Öğretim Eğitim Planları

İSMAİL TAŞ, MEHMET HARMANCI, TAHİR ULUÇ,

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

FELSEFE DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS

FELSEFİ PROBLEMLERE GENEL BAKIŞ

İnsanı Diğer Canlılardan Ayıran Özellikler

ÖN SÖZ fel- sefe tarihi süreklilikte süreci fel- sefe geleneği işidir

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS KELAM VE İSLAM MEZHEPLERİ ILH

İÇİNDEKİLER. Yedinci Baskıya Önsöz 15 İkinci Baskıya Önsöz 16 Önsöz 17 GİRİŞ 19 I. BÖLÜM FELSEFE ÖĞRETİMİ 23

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 12. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

Fen - Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü

SANAT FELSEFESİ. Sercan KALKAN Felsefe Öğretmeni

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS DİNLER TARİHİ I İLH Yüz Yüze / Zorunlu / Seçmeli

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS FIKIH I İLH

Ahlâk ve Etikle İlgili Temel Kavramlar

Gençler, "İrade, Erdem ve Hürriyet" Temasıyla Buluştu

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 7. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

İMAN/İNANÇ ve TANRI TASAVVURU GELİŞİMİ JAMES FOWLER

ORTAÇAĞ FELSEFESİ MS

Modelaj ve Maket (SGT 222) Ders Detayları

İSLAM AHLAK ESASLARI VE FELSEFESİ

V. Descartes ve Kartezyen Felsefe

HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ 2007 VE SONRASI MÜFREDAT PROGRAMI AKTS KODU

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS

Ders Adı : DİN PSİKOLOJİSİ Ders No : Teorik : 3 Pratik : 0 Kredi : 3 ECTS : 4. Ders Bilgileri. Ön Koşul Dersleri

Albert Camus Yabancı. Sevgisiz. Tolga İlikli

Yılmaz Özakpınar İNSAN. İnanan BIr Varlık

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS ÇAĞDAŞ DİNİ AKIMLAR İLH

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ İSLÂMÎ İLİMLER FAKÜLTESİ LİSANS PROGRAMI 1. Yıl / I. Dönem Ders. Kur'an Okuma ve Tecvid I

CEVAP ANAHTARI. Meleklerin Özellikleri ve Görevleri - Meleklere İman, Davranışların Güzelleşmesine Katkıda Bulunur

AKADEMİK ÖZGEÇMİŞ VE YAYIN LİSTESİ

1-Anlatım 2-Soru ve Cevap 3-Sunum 4-Tartışma

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS İslam Tarihi II ILH

DERS ÖĞRETİM PLANI. Prof. Dr. Yaşar AYDINLI

7.Ünite: ESTETİK ve SANAT FELSEFESİ

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS


EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI.. LİSESİ TARİH I DERSİ BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM PROGRAMI (BEP) FORMU

Çağdaş Sanat Atölye (SGT321) Ders Detayları

TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS DERSLERİ DERSİN KODU VE ADI TEZ 5000 Yüksek Lisans Tezi TİB 5010 Seminer UAD 8000 Uzmanlık Alan

Tefsir, Kıraat (İlahiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri)

AKADEMİK YILI

Estetik (MTT194) Ders Detayları

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS FELSEFEYE GİRİŞ DKB

T.C. BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ İSLAMİ İLİMLER FAKÜLTESİ İSLAMİ İLİMLER BÖLÜMÜ EĞİTİM-ÖĞRETİM PROGRAMI

Yaratıcı Metin Yazarlığı (SGT 332) Ders Detayları

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS KURAN IKUMA VE TECVİD II İLH

Yayın Değerlendirme / Book Reviews

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

Dersin Adı Kodu Yarıyılı T+U Kredisi Akts Felsefeye Giriş IV

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ EDEBİYAT FAKÜLTESİ Felsefe Bölümü DERS İÇERİKLERİ

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 11. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

YENİ BİR İSLAM MEDENİYETİ TASAVVURU İÇİN FELSEFEYİ ANADOLU DA YENİDEN YURTLANDIRMAK PROJESİ

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS HUKUK DOKTORİNLERİ VE İSLAM HUKUKU

a) Ahlaksal Eylemin Amacı Nedir?

HAKKARİ ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ İLAHİYAT LİSANS MÜFREDAT PROGRAMI

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS

İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ FELSEFE BÖLÜMÜ 8 YARIYILLIK DERS PROGRAMI (İNG. KAPANDIKTAN SONRA)

Öğretmenlik Meslek Etiği. Sunu-2

[Kudemâ-i hukemâdan aktaran, Tûsî, AN, s. 58/78(58)]

HİKMET YURDU Düşünce Yorum Sosyal Bilimler Araştırma Dergisi

KAFKAS ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ İLAHİYAT BÖLÜMÜ (HAZIRLIKSIZ) BAHAR YARIYILI I. SINIFLAR FİNAL SINAVI PROGRAMI

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi

Mutluluk nedir? Kenan Kolday


BAYRAM DALKILIÇ, HÜSAMETTİN ERDEM,

5. SINIF DİN KÜLTÜRÜ ve AHLAK BİLGİSİ

Merkez / Bitlis Temel İslam Bilimleri /Tasavvuf Ana Bilim Dalı.

Bir Felsefe Geleneğimiz Var mı?, Birleyerek Oluşmak / Felsefe ve Tasavvuf Üzerine Konuşmalar,

İSLAM AHLAK ESASLARI

Öğrenim Kazanımları Bu programı başarı ile tamamlayan öğrenci;

12. SINIF MANTIK DERSİ SÖKE ANADOLU LİSESİ 1. ORTAK SINAVI KAZANIM TABLOSU (Sınav Tarihi: 4 Nisan 2017)

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi

Stil ve İmaj (MTT485) Ders Detayları

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS EVRENSEL İNSANİ DEĞERLER İLH

Güncel Sanat ve Yorumu (SGT 440) Ders Detayları

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI 9. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ DESTEKLEME VE YETİŞTİRME KURSU KAZANIMLARI VE TESTLERİ

Söylem Çözümlemesi (ETI205) Ders Detayları

ESTETİK (SANAT FELSEFESİ)

T.C. KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ İlâhiyat Fakültesi Dekanlığı. REKTÖRLÜK MAKAMINA (Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı)

T.C. RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ENSTİTÜ KURULU TOPLANTI TUTANAĞI

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS KURAN OKUM VE TECVİD VIII İLH

T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ AÇIK VE UZAKTAN EĞİTİM FAKÜLTESİ MÜFREDAT FORMU Ders İzlencesi

Transkript:

sakarya üniversitesi ilahiyat fakültesi dergisi 17 / 2008, s. 203-208 kitap tanıtımı ETİK VE TASAVVUF -Felsefî Diyaloglar- Kenan Gürsoy, Sufî Kitap, 2008, s. 206 Yakup ÖZKAN Tasavvuf düşüncesinin ne olduğu, İslam düşüncesindeki yeri, farklı kültürlerden ne ölçüde etkilendiği, İslam la ilişkisinin mahiyetinin ne olduğu gibi konular üzerinde bir çok fikir ileri sürülmüştür. Aşağıda tanıtımını sunmaya çalışacağımız kitap bu konulara farklı bir bakış açısıyla yaklaşmaktadır. Söz konusu eser, hem ahlakın ne olduğunu hem de tasavvuf-ahlak ilişkisini kurarak tasavvufun ne olduğunu açıklamaya çalışmakla birlikte bu bağlamda da tevhid, vicdan, bağlanma, insan-ı kamil, edep, yakin, philosophia perennis, metafizik, irade gibi daha pek çok kavramı varoluşçuluktan tasavvufa kadar teorik bir çerçevede yorumlamaktadır. İki önsöz ve altı diyalogdan oluşan bu eser, Kenan Gürsoy ve örencilerinin diyalog tarzındaki konuşmalarından meydana getirilmiştir. Bu diyaloglar ise, etik ve tasavvuf konusunda, yazılı sorulardan çok, irticalen konuşmaların belirlediği bir sohbetle gerçekleştirilmiştir. Birinci önsöz, Kenan Gürsoy un öğrencilerine (Ahmet Sait Akçay, Itır Erhart, Semih Yücel) aittir. Onlara göre bu kitabın temel tezi, Platon un idea kavramı çerçevesinde değerlendirilen tasavvufun, varoluşçuluk bağlamında yeniden okunmasıdır. İkinci önsöz ise, yazar diye atıfta bulunacağımız Kenan Gürsoy a aittir. Sakarya Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü İslâm Felsefesi Bilim Dalı Yüksek L. Öğrencisi 203

I. Diyalog da etik açıdan ahlakın temellendirilmesi konusu ve bu bağlamda kişilik, özgürlük, sorumluluk ve değer kavramları ele alınır. Yazara göre, ahlakta iki unsur söz konusudur. Birincisi, içkin ögedir. Yani insanın kendisidir. Gürsoy a göre ahlak insanla alakalıdır. İnsanın bir özne olmasıyla, daha da ötesinde bir kişi olmasıyla alakalıdır. Eğer, ahlak kişisi yoksa, ahlakın öznesi, ahlaklı davranışın öznesi olan ahlak kişisi yoksa, orada ahlaki hayat da yoktur. Dolayısıyla ona göre, asıl önemli olan unsur içkin ögedir. İkinci unsur ise, aşkın ögedir. Ona göre aşkın öge, ahlak kişisinin, kendisini karşısında ahlak kişisi olarak bulduğu, sorumluluğunu yaşadığı ödevler, değerler ve normlar alanıdır. Kişiye nazaran dışta kaldığı için buna aşkın öge adı verilir. Yazara göre değerleri kendimiz oluşturamayız. Ona göre ben değerleri toplumdan almam, kendim yaratırım ve bunlara uyarım demek egoizmin bir türevi ya da bir türüdür. Dolayısıyla diyor Gürsoy, egoizm halinde, bir ahlakiliğin olamayacağını düşünüyorum. Tekrar birinci ögeye dönecek olursak, Gürsoy a göre içkin öge olan ahlak kişisi bilinçlidir. O, dıştakini ve kendisini, dıştaki ve kendisi olarak fark eden bir farkındalık halindedir. Ayrıca bu farkındalık (bilinç) sadece epistemik bir bilinç de değildir. Bu aynı zamanda gerçekleştirilmesi gereken davranışa ilişkin bir farkındalıktır.yani bu bilincin sahibi, neyi, niçin yaptığını bilen bir öznedir. Bu bağlamda ona göre, neyi niçin yaptığını fark eden, bunun hakkında farkındalığı olan bir ahlaki bilinç, Türkçe deki ifadesiyle bir vicdandır. Sonuç olarak, yazara göre iki ögenin birbirleri karşısında konumlanmaları, birbirleri karşısında kendileri açısından bir tür denge oluşturmaları gerekiyor. Çünkü, bilince dayalı bir özgürlüğe, sorumluluğa bağlı olmayan, yani kişiye ait olmayan bir davranış ahlaki davranış değildir. Diğer taraftan da, eğer bu bilinç, kendine nazaran aşkın bir değeri hedef almadıysa, burada da ahlakilikten bahsedemiyoruz. Kısaca ahlaki bir davranışta her iki öge de denge halinde gereklidir. II. Diyalog un konusu ise, tasavvuf ve ahlak ilişkisinin insan ve bağlanma kavramları üzerinden konumlandırılmasıdır. Yazara göre tasavvuf düşüncesi, doğrudan doğruya İslami iman anlayışının uzantısındadır. Temelini vahye dayalı bir din olan İslam dan alır. Ayrıca, peygamberimiz, özellikle tasavvuf anlayışında son derece temeldir. Çünkü o, bir önderdir. Yaşayan bir Kur an-ı Kerim dir. Dini kendisinden öğrendiğimizdir. Gürsoy a göre, en önemlisi, hem tasavvufi açıdan, hem ahlaki açıdan, mahiyeti itibariyle o bir insan-ı kamildir. Çünkü diyor yazar, Hz. Peygamber, Ben ahlakı tamamlamak için geldim diyorsa, dinler tarihi içinde ortaya çıkan sürekliliğin sonundaki tamamlanmanın, büyük ölçüde ahlakla alakalı bir tamamlanma olduğu kanaatini taşıyoruz.yazara 204

göre tasavvuf bunu çok daha derinleştirecektir. Ona göre neredeyse kainat, böyle kamil bir insanın oluşabilmesi gibi bir amaç taşımaktadır. Yaratılış, neredeyse insanın ve insan olmaklığın bütün özelliklerini taşımanın amaç olduğu bir süreçtir. Bu anlamda diyor yazar, Hz. Muhammed, ahlakını, mahiyetini ve manasını kendi açımızdan düşünmemiz gereken önder ve örnek bir insandır. Yazara göre insanlık tarihi, bilim üretmeye, tefekkür etmeye başladığı andan itibaren, bu tefekkürün insan hayatı açısından da yerini ve değerini sorgulamaya başlamıştır. Yani tefekkür tarihinde, bilinmeye çalışılan o Hakikatle bütünleşme anlamında bir de bilgelik geleneği vardır. Gürsoy a göre bilgelik, yani hikmet genel mahiyetiyle, içinde felsefenin, ahlakın, egzistansiyel, yani varoluşsal olgunlaşmanın bulunduğu bir bilme ve olma şeklidir. Ona göre evrensel anlamda, düşünce ve dinler tarihi çerçevesinde nasıl bir mistik yaşama tarzı arayışı varsa, o dinlerle iç içe olarak, fakat biraz da onlara nazaran aşkın bir pozisyonda kalarak, bir hikmet geleneği vardır. Bu bağlamda diyor Gürsoy, tasavvuf, adeta hikmet, din ve mistik yaşama halini bütünleştirerek gelen bu tefekkür çizgisinin uzantısında da kendisini bulur. Ona göre tasavvuf, kaynağı İslami olmakla beraber, bir manada da bununla bütünleşebilir. Kısaca tasavvuf birinci noktada, tamamen İslam a dayalı bir temele dayalıdır. Yazara göre bu noktaya ters düşmeksizin tasavvuf, Doğu Hikmet geleneğinin ve mistik yaşayışın uzantısında da bir anlam kazanmaktadır. Bu bağlamda ona göre tasavvufi görüş taraftarları için, nasıl peygamberler tarihinde, ortaya konan Hakikat, şimdi en olgun haliyle ifade edilmiş ise, aynı şekilde tasavvuf da kendisinden evvelki benzer geleneklerin uzantısında, şimdi en olgun şekliyle ifade edilmektedir. Diğer taraftan yazar, tasavvuf anlamında, Mistisizm den çok tasavvuf kelimesinin kullanılmasının daha doğru olduğunu ifade etmektedir. Ona göre çünkü tasavvuf, aynı zamanda bir dünya içinde oluş la alakalıdır. Yani, dünyadan el etek çekip asetik bir hayat yaşamak ve sadece birtakım içsel deneyimler şeklinde bir hayat sürmek değildir. Tasavvuf kendini bu dünyada, estetik, musiki, şiir, edebiyat ve özellikle ahlak olarak açacaktır. Dolayısıyla diyor Gürsoy, ben, her ne kadar dinlerdeki ve din dışı alanlardaki mistik gelişimi, sürekliliği gündeme getirmiş olsam da tasavvuf, onlara daha üst bir anlam kazandırıyor. Ayrıca felsefeyle hesaplaşıyor. Tasavvuf ve ahlak ilişkisi bağlamında insan ve bağlanma kavramlarına gelince, yazara göre bağlanma bir değere bağlanma olarak düşünülecekse, en temel değer Allah tır. Aşkın öge olarak en temel noktada Allah olacaktır. 205

Ona göre eğer bu bağlanma bir aşk hali olarak düşünülecek olursa, en temel noktada bu aşk Allah a yöneliş demek olan bir aşktır. Bu Ancak Allah a kulluk ederim, O na bağlıyım, O na bağlanırım, değerlendirmesi, bütün bir İslam ın, akli ya da kalbi, fıkhi ya da diğer bütün sistematikleri için geneldir. Bu anlamda Gürsoy a göre, yeryüzü hayatı, bu ahdin, yani bu bağlanmanın, sınandığı yerdir. Bu bağlamda yazara göre insan için mutlak manada bir özgürlük bu şekilde sağlanır. Çünkü insanın mahiyeti itibariyle kendisini, özgürlük, sorumluluk ve ancak Allah a bağlanma şeklinde bir belirleyişi var. Ayrıca Allah kendisi ni insana özgür ve sorumlu bir bağlanma noktasında fark ettiriyor. Dolayısıyla, insan ancak bu bağlanma halinde özgürdür. Ve insanı tanımlayan da bu bağlanma halidir. Ona göre bu özgürlük, özgürlüğe dayalı sorumluluk, tasavvufta ahlak halinde de yaşanacak ve yavaş yavaş aşk haline gelecektir. Yani aşk ancak Allah içindir. Ve Allah böyle bir aşkın muhatabıdır. Kısaca tasavvufta bu özgür bağlanma hali aşk ı ifade ediyor. V. Diyalog da ise, varoluş (Egzistans) felsefesi ve tasavvuf arasındaki ilişki tartışılmaktadır. Gürsoy, bu noktada, ilk olarak, iki düşünce arasında bir yakınlaşmadan söz eder. Ona göre tasavvufta Tanrı ve insan sevgisi olduğu gibi, egzistansiyel felsefeler içerisinde de (Karl Jaspers, Martin Buber, Gabriel Marcel ve Emmanuel Mouiner)Tanrı sevgisi ve insaniyetin özellikle var olduğu görüşler söz konusudur. Bu bakımdan yazara göre, her ikisinin birleştiği bir düşünür olarak Sokrates i gösterebiliriz. Gürsoy a göre egzistans bir varlıkta olma halidir. Ama bu varlıkta olma hali insanın kendisidir. Kendi içinde, kendi tecrübeleri çerçevesinde kendisini fark edişi ve dünya içindeki bu fark edişten hareketle kendi içinde derinleşmesi söz konusudur. Bu açıdan da her iki düşünce arasında bir benzerlik kurulur. Yazara göre tasavvuf da, yaşayan insanı kendisine konu edinir. Dolayısıyla tasavvufun ilgi alanı olduğum insan dır. Ona göre tasavvufun konu edindiği insan, benlikle mücadele edecek ya da bu benliği daha üst bir prensibe doğru aşacak olsa da, yine ben den hareketle, ben den geçerek bunu gerçekleştirmeye çalışır. Bununla birlikte tasavvuf için, somut anlamda gerçekleştirilen insan tecrübeleri soyut mahiyetlere dayandırılarak açıklanmazlar. Gürsoy a göre bir diğer bakımdan da bu tecrübe bizi her iki düşüncede de varlık la karşılaştırır, ya da tam ifadesiyle varlık la bütünleştirir. Yazar bu ortak durumu, şu ifadeleriyle daha fazla açık hale getirmeye çalışmaktadır: Her ikisinde de bu Varlığın fark edilişi, kendimden ama, kendimdeki O nun (Hakiki Varlığın) yansımasından ya da kendimdeki O nun (Hakiki Varlığın) tezahüründen hareketledir. Dolayısıyla bu spekülatif değil, dıştan bir tanıklık değil, doğrudan doğruya yaşanılan bir şeydir. Ayrıca somut olarak kendim 206

olduğum bu varlık, mutlak olan varlığın bir tür zuhuru olmak dolayısıyla kutsanır. Yazar bu durumla Sokratik felsefe arasındaki ilişkiyi tekrar kurar. O, Sokrates in ifade ettiği, kendini bil sözünün, aşağı yukarı tasavvuf düşüncesinin temele aldığı bir hadiste de (Nefsini bil, kim ki nefsini bilir, aslında Rabb ını bilir) mevcut olduğunu söyler. Bununla birlikte Gürsoy a göre her iki düşüncede de, önemli olan soyut anlamda bilmek değildir. Önemli olan oluştur. Kendindeki varoluşu, kendindeki varlığı hissediştir. Bunlara ilave olarak, yazar, varoluşçu felsefe ile tasavvuf arasında ortak nokta bulmaya devam eder. Bu bağlamda Gürsoy, varoluşçu filozof Sartre nin Varoluş özden önce gelir sözünü tasavvufi düşünceye yakın bulur. Yazar, bu ifadeyi tasavvuf için yeniden düşünerek şöyle formüle eder: Öz, benim varlıktaki kendi kaynağıma doğru yürümemdir. Ondan olduğumu fark etmektir ve hayatımın bütününü bu kaynak dolayısıyla inşa etmek, algılamak, manalandırmaktır. Gürsoy a göre her iki düşünce için de bu bir egzistansiyel tecrübedir. Yani, insanın varlığının hakikatini onun uzağında fark etmesi ve onunla bir bütünleşmeye doğru yönelmenin güzel bir şey olduğunu yakalamasıdır. Ancak bu metafizik tecrübede, Camus ve Sartre için, mutlak bir hedef yoktur. Yani bu tecrübede varlığının hakikatine doğru bir yönelme var, fakat kendisinin ötesinde bir muhatap yoktur. Mutlak bir varlık olmadığı için, bu yönelme, yönelememe durumuna indirgenmiş oluyor. Çünkü yönelmenin kendisine ait bir öte si yok. O zaman bunun muhatabı yok. Konuya aşk açısından bakıldığında diyor yazar, içte öyle bir aşk potansiyeli var ki, o hiçbir zaman maşuka yönelen bir aşk haline gelemiyor. Dolayısıyla yönelimsellik dediğimiz şey bir kapalı devre oluyor ve kendi içinde çöküyor, bu nedenle bütünlük oluşamıyor, çünkü öteye dokunması lazım. Dolayısıyla Gürsoy a göre Camus ve Sartre seviyesinde bu yönelme istidadı kendi içine hapsolduğundan, ortaya bir tedirginlik, ruh çöküntüsü ya da gönül daralması çıkmaktadır. Halbuki, yazara göre tasavvufta bu, bir aşk haline dönüşüyor. Hasrette oluş, yönelişin muhatabının farkında olunduğu bir oluştur. Yani tasavvufun bu tecrübesinde Mutlak bir varlık olan Allah var. Dolayısıyla bir ilahi aşk var. Gürsoy a göre tasavvufta hoşluk veren bu aşktır. Ona göre bu aşkta bir hasretin fark edilmesi, bir hicran duygusu var, fakat bir mutsuzluk hali yoktur. Yazara göre kendinden kendine, asıl varlık temeline doğru bu yitiklik hali, aşkın yaşanması halidir. Ve ona göre bu, sadece Tanrı ya doğru, yani asıl varlık temeline doğru değil, kendisinin öteki parçası olan diğer insanlara doğru da yaşanır. Bu noktada tekrar Sartre tecrübesine dönersek, yazara göre, onun tecrübesinde vuslatın kendisi için arandığı o varlık, yani Allah fikri olmadığı için onun sistemi şu manada çöküyor: yöneliş 207

bir yönelmeyişe, özgürlük bir mahkumiyete, varoluşçuluk bir var olamayışçılığa dönüşüyor. Sonuç olarak kendine özgü bu çalışma, evrensellikle ahlakı, etikle tasavvufu, özgürlükle bilinci kişilik kavramının bütünlüğünde farklı bir senteze götürmektedir. Ayrıca Tasavvuf düşüncesi ve felsefe geleneğini ortak bir kavramsal çerçeve ile ele alarak zor bir konuyu sade bir anlatımla incelemektedir. 208