TÜRK NEFROLOJİ DERNEĞİ



Benzer belgeler
Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

TÜBİTAK-BİDEB LİSE ÖĞRETMENLERİ (FİZİK, KİMYA, BİYOLOJİ, MATEMATİK) PROJE DANIŞMANLIĞI EĞİTİMİ ÇALIŞTAYI SOSYAL ETKİNLİKLER RAPORU

Türkçe, tarih boyunca büyük sorunlarla karşılaşmış ve her durumda özünü kaybetmede bugüne kadar varlığını korumuştur.

AÇIKLAMA Bu yıllarda ilaç endüstrisiyle araştırmacı, danışman ve konuşmacı olarak ilişkim olmamıştır.

TÜBİTAK ULAKBİM TÜRK TIP DİZİNİ KOMİTESİ Yayın Etiği Araştırma Anketi Sonuçları 2009

Prof. Dr. Murat ÜNALACAK Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı

Başkent Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü. Doç. Dr. S. EKER

Dünyanın en büyük sosyal dil öğrenme ağı busuu şimdi Türkiye de!

EĞİTİM ÖĞRETİM YILI NİMET İLKOKULU 4. SINIF DERS İŞLEME YOL HARİTASI

Bilişimin en Türkçesi. DEVLET ELİYLE BOZULAN TÜRKÇE Olgular, Çabalar

Sayın Hocalarım, Sevgili Meslektaşlarım ve Değerli Kongre Katılımcıları, Türk Nefroloji Derneği olarak Antalya nın Belek beldesindeki Kaya Palazzo

Sayın Başkanım, Sayın Müdürüm, Protokolümüzün Değerli Mensupları, Çok kıymetli Hocalarım, Değerli Öğrenci Arkadaşlarım, Velilerimiz

Dünyayı Değiştiren İnsanlar

TOEFL Hakkında Herşey!


T.C. MALTEPE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ TÜRK DİLİ-1 DERS PROGRAMI AKADEMİK YILI

Destek Personeli Eğitimleri

ANA DİL Mİ, ANA DİLİ Mİ? IS IT PARENT LANGUAGE OR OR MOTHER TONGUE?

II. SOSYAL PEDİATRİ ÇALIŞTAYI RAPORU 15 HAZİRAN 2012, İZMİR

Aday Meslek Memurluğu Sınavı için aranan genel koşullara ek olarak adayların bilmeleri gereken hususlar:

TARİH LİSANS PROGRAM BİLGİLERİ

KİTAP GÜNCESİ VIII. GELENEKSEL KİTAP GÜNLERİ SAYI:3

DERS BİLGİLERİ TÜRKÇE I: YAZILI ANLATIM TRD

2017 Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Tıp Ödülleri

İngilizce öğretmenlerinin asenkron eğitimden ürkmeleri

LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ 2013

E-kitap: Yerel ve Küresel Boyutlar. Serdar Katipoğlu

Eleştirilere Yanıt Verirken Yazarlardan Beklentiler. Prof. Dr. Necla TÜLEK Klimik Dergisi Editör Yardımcısı

ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ UZMANLIK EĞİTİMİ PROGRAMLARINI DEĞERLENDİRME ANKETİ

Ek 6. ÇALIŞANLARI DEĞERLENDİRMEK İÇİN KULLANILACAK KRİTERLER. 16. Temsil Yeteneği

Ekonometri Ders Notları İçin Önsöz

İhtiyaç ve Tutum Analizi Anketi. Sevgili Öğrenciler,


Sosyolinguistik Görüşme. 1) İsim:.. Cinsiyet: Meslek:.. Doğum Tarihiniz:.. Yaşınız:. Milliyetiniz:.

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ Tıp Eğitimi Anabilim Dalı Mezun Görüşleri Anketi

İZMİR ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK DERGİSİ (IZMIR JOURNAL OF HEALTH) YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, İçerik ve Tanımlar

15 Ekim 2014 Genel Merkez

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

Neden Daha Fazla Satın Alalım?

2013/2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI.. ORTAOKULU 7.SINIFLAR YIL SONU ŞUBE ÖĞRETMENLER KURULU TOPLANTI TUTANAĞI

"RUSYA İLE TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDEKİ KRİZE KARŞIN, KÜLTÜRLERARASI UYUM BAŞARISINI ARTIRICI BİR ÖNLEM OLARAK BİREYSEL KOÇLUK ETKİNLİĞİ"

BARTIN ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ NDEN

YABANCI DİL ULUSLAR ARASI MIDIR? BAŞARILI BİR HAREKETLİLİK İÇİN ÖN ŞART MIDIR?

HANGİ MAKALE HANGİ DERGİYE?

Takdim. Bu, Türkiye nüfusu göz önüne alındığından her 90 kişiden birinin aday olması anlamına geliyor (TV, Haberleri, ).

KKTC de EĞİTİM ve ÖĞRENİM. GÖRÜŞLER ve ÖNERİLER

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

Ön Söz. Dr. Nicola Thomas Londra

12. MĐSYON 13. VĐZYON

Ek 1. Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı (CEFR) ve Europass Dil Pasaportu:

Ders Adı Kodu Yarıyılı T+U Saati Ulusal Kredisi AKTS. Türkçe 1: Yazılı Anlatım TRD

Böylesine anlamlı ve sevinçli bir günde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Türkiye İş Bankası adına sizleri kutluyorum.

TED ÜNİVERSİTESİ İLKÖĞRETİM MATEMATİK ÖĞRETMENLİĞİ PROGRAMI TYYÇ PROGRAM YETERLİLİKLERİ

Yaşam Temelli Öğrenme. Yazar Figen Çam ve Esra Özay Köse

ÇORLU MESLEK YÜKSEKOKULU GELENEKSEL EL SANATLARI PROGRAMI FAALİYET RAPORU

DÜŞÜNCE KURULUŞLARI: DÜNYADAKİ VE TÜRKİYE DEKİ YERİ VE ÖNEMİ. Düşünce Kuruluşları genel itibariyle, herhangi bir kâr amacı ve partizanlık anlayışı


Page 1 of 6. Öncelikle, Edirne de yaşanan sel felaketi için çok üzgünüz. Tüm Edirne halkına, şahsım ve üniversitem adına geçmiş olsun demek istiyorum.

Temel Kavramlar Bilgi :

Türk Dili I (TURK 101) Ders Detayları

KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK PSİKİYATRİSİ ANABİLİM DALI STRATEJİK PLANI

RAPORU HAZIRLAYANLAR: Azime Acar & Ender Bölükbaşı

SPİKER TANIM A- GÖREVLER. Spikerleri, radyoda ve televizyonda görev yapanlar olarak iki gruba ayırabiliriz.

LĠSANSÜSTÜ PROGRAMLARA BAġVURU ĠÇĠN GEREKLĠ BELGELER

EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI ORTAOKULU DÜŞÜNME EĞİTİMİ DERSİ 8. SINIF ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK PLANI

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ TÖMER TÜRKÇE VE YABANCI DİL ÖĞRETİMİ UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ DİL KURSLARIMIZ BAŞLIYOR

İLETİŞİM BECERİLERİ. Doç. Dr. Bahar Baştuğ

Amaç. çözüm bulma. Kapsam. Dayanak. yürütülecektir.

Yaşam Boyu Öğrenme, Araştırma ve Uygulama Merkezi nin ilk şubesi Bodrum da

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Nefroloji Bilim Dalı Ziyaret Raporu

TÜRKİYE DE İŞ DÜNYASINDA ÇALIŞANLAR SOSYAL MEDYAYI NASIL KULLANIYOR?

Veri Toplama Teknikleri

Yayınsız bilim ölüdür.. Gerard PIEL

ZfWT Vol 10, No. 2 (2018) 281-

TYYÇ-BÖTE PROGRAM YETERLİKLERİNİN İLİŞKİLENDİRİLMESİ

TÜRK NEFROLOJİ DERNEĞİNİN 40. YILINDA YENİ HEDEF VE SORUMLULUKLAR. Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar TND Yönetim Kurulu Başkanı

BASIN ve DİL Doç. Dr. Ferlal ÖRS (Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi)

Her milletin dili kimliğidir eğer dilinizi yozlaştırırsanız kimliğiniz erozyona uğrar.

Bölge Uzmanı Nihai Form

İletişim kavramı ve tanımı

T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Müdürlük Seçme Sınavlarına Hazırlık El Kitabı

Arnavutça (DİL-2) Boşnakça (DİL-2)

Stratejik Plan

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI SAYIN ÖMER DİNÇER İÇİN DEMOKRATİK VATANDAŞLIK VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ PROJESİNİN AÇILIŞ KONFERANSI KONUŞMA METNİ TASLAĞI

Facebook. 1. Grup ve Sayfalar. Facebook ta birçok grup ve sayfa üzerinden İngilizce öğrenen kişilerle iletişime geçebilir ve

Sizleri şahsım ve TOBB adına saygıyla selamlıyorum. Biliyorsunuz başkasına gönderilen selam kişinin üzerine emanettir.

16. Ulusal Halk Sağlığı Kongresinin Ardından

NOKTALAMA İŞARETLERİ MUSTAFA NAZIM ÖZGEN

5 soru-cevap:layout 1 4/28/11 12:14 PM Page 201 CEVAPLAR VE PARALEL OTURUM I SORULAR 201

AR-GE ANKETİ ANALİZ RAPORU

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

Dersin Adı Kodu Yarıyılı T + U Kredisi AKTS Bilim Tarihi ve Felsefesi GKS Ön Koşul Dersler

225 ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ. Yrd. Doç. Dr. Dilek Sarıtaş-Atalar

ONUNCU YILINDA TÜRK GERİATRİ DERGİSİ Dilek ASLAN, Orhan YILMAZ, Mahir ÖZMEN, Berna ARDA, Canan AKKOÇ, Yeşim GÖKÇE KUTSAL

Öğrencilerimize bu ortamı hazırlamak bölüm olarak temel görevimizdir.

Sn. M. Cüneyd DÜZYOL, Kalkınma Bakanlığı Müsteşarı Açılış Konuşması, 13 Mayıs 2015

Dersin Adı Kodu Yarıyılı T + U Kredisi AKTS Çocuk Edebiyatı SNFS Ön Koşul Dersler

Editörden. Editör Doç. Dr. Onur KÖKSAL

TYYÇ-İNGİLİZCE ÖĞRETMENLİĞİ PROGRAM YETERLİKLERİNİN İLİŞKİLENDİRİLMESİ

BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ İNTÖRNLÜK ÖĞRENCİLERİNİN EĞİTİM VE ÖĞRETİMİ YÖNERGESİ. BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Transkript:

G H C AE BA F D C TÜRK NEFROLOJİ DERNEĞİ TERİM KOLU BÜLTENİ Ocak 2012 / Sayı 7 B B D E Terim Kolu Başkanından Prof. Dr. Taner ÇAMSARI Sunuş Prof. Dr. Gültekin SÜLEYMANLAR Bilimin Dili Türkçe Prof. Dr. Şehsuvar ERTÜRK Türkçenin Kullanımı ve Aydın Olma Prof. Dr. Tevfik Ecder Tıp Makalelerinin Türkçe Ölçünleşmesine Ait Bir Deneme: Dil Düzeltmenlerinin Rolü Doç. Dr. Ragıp KAYAR 2 4 5 9 13 TÜRK NEFROLOJİ DERNEĞİ TERİM KOLU BÜLTENİ Bu bülten, Türk Nefroloji Derneği nin resmi yayın organı olan Türk Nefroloji, Diyaliz ve Transplantasyon Dergisi nin sürekli bir ekidir. EDİTÖR Prof. Dr. Taner Çamsarı TERİM KOLU Prof. Dr. Taner Çamsarı Prof. Dr. Ferah Sönmez Doç. Dr. Ragıp Kayar TÜRK NEFROLOJİ DERNEĞİ TERİM KOLU Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nefroloji Bilim Dalı, İnciraltı, İzmir Tel: 0 232 412 37 60 (Hastane) 279 09 29 TÜRK NEFROLOJİ DERNEĞİ Valikonağı Cad. Şakayık Sok. Polat Apt. 79/1 80220-1 Nişantaşı, İstanbul Tel: 0 212 219 48 82-219 48 83 www.tsn.org.tr

Terim Kolu Başkanından Prof. Dr. Taner ÇAMSARI Sayın Meslektaşlarım, Terim kolu bülteninin yeni bir sayısıyla ve güzel bir içerikle yeniden karşınızdayız. Bilim dilimizin varlığı, gelişimi ve bu konuda yapılması gerekenler bu sayımızın gündemini oluşturmaktadır. Bilim Dilinin gelişiminde öteden beri yaygın bir söylem vardır. Bilim dili bilgi üretiminin olduğu ülkenin dilidir ya da ondan en fazla etkilenir. Örneğin; herhangi bir buluş hangi ülkede yapıldıysa o ülkenin dilinde adlandırılır. Dolayısıyla biz herhangi bir bilgi üretmediğimiz zaman, üretilen bu yeni bilginin tanımlanması da buluşun adı da bu eylemin yapıldığı ülkenin diliyle anılacağından doğal olarak bu yabancı terimlere mahkûm olmaktayız. Bu bir gerçeklik ise, bütün dünya için geçerlidir. Bu nedenle hiçbir ülke yakınmamalıdır çünkü bilim üretimi kürenin her yerinde aralıksız sürmektedir. Bu bilim çevrelerinde yabancı terim kullanma kolaycılığına kapılanların birazda kendilerini rahatlatmak için kullandıkları bir söylemdir. Dünyadaki tüm bilgi üretimi Prof. Dr. Şehsuvar Ertürk ün de yazısında belirttiği gibi bugün Dünya bilim diline hakim olmaya çalışan İngilizcenin kullanıldığı ülkelerde gerçekleşmemektedir. İtalyanca, Almanca, Fransızca, Rusça, Çince, Japonca, Türkçe, İspanyolca vb. konuşulan ülkelerde de bilim ve bilgi üretimi gerçekleşmektedir. Bu ülkelerin hemen hepsinin değişik derecelerde kendi bilim dilleri vardır. Dünyadaki tüm bilgi üretimi bir ülkede (örneğin Amerika ya da İngiltere) ya da bir dilin (örneğin İngilizce) konuşulduğu bölgede gerçekleşmemektedir. Sözün özü tüm bilim terimleri yerkürenin heryerinde o bölgeye ait dillerle ortaya çıkmakta tüm diğer dünya dilleri de ya onları aynen almakta ya da kendileri karşılıklar bulmaktadırlar. Bu karşılık bulma süreci o ülkenin dilinin ve kültürünün gücüyle doğru orantılıdır. Herşey bir ülkede keşfedilmediğine göre bilim dili olma ayrıcalığı İngilizceye ya da herhangi bir dile ait değildir. Bilim dilimiz Türkçe olamaz çünkü keşifler ve buluşlar bizim ülkemizde yapılmamaktadır savı bu bakımdan doğru değildir. Almanlar ve Fransızlar öteden beri bu karşılık bulma çabalarını göstermişler ve halen de göstermektedirler. Örneğin dünya dillerinin pek çoğunda televizyon karşılığı gene televizyondur, ancak Almanlar buna karşılık bulup fernsehen demişlerdir. Ampul karşılığı olarak da birne (armut) anlamına gelen kendi sözcüklerini kullanmaktadırlar. Bundan başka burada tek tek sayamayacağımız kadar çok sayısız örnekler vardır. Türkiyemiz ve Türkçemiz de, bu bakımdan tüm dünyada örnek olabilecek çarpıcı bir başarıya imza atmış bir ülkedir. Atatürk ün başlattığı dil devrimi kesintilere uğrasa da bazen dursa, bazen geriye gitse de 70 yıldır sürmektedir. Hastanelerde genç meslektaşlarımızın günlük mesleki uygulamaları sırasında adeta deserebre olmuş gibi dil konusunda bilinçli hiçbir davranış göstermedikleri ve tümüyle kulaktan dolma ve amiyane bir yazı ve konuşma dili seçtikleri acı gerçeğini görünce üzülmemek elde değil. Bu çirkin mesleki dil, çirkin kısaltmalar, yer yer İngilizce, çok az Türkçe, Fransızca, Arapça ve Farsça dan oluşan kulağa hiç de hoş gelmeyen, karma ve telegrafik nitelikli bir dil görünümündedir. Telegrafik ten burada kastettiğim şudur: Kabaca karşılıklı anlaşmaya yarıyor, başkaca hiç bir özen ve özellik taşımıyor! Tarzancadan hallice... Ne acı!. Ancak, ortada bir kusur varsa, en azı bu genç meslektaşlarımıza aittir. Onlara ilköğretim, ortaöğretim döneminde dil bilinci verilmemişlerse ne yapsınlar. Hele Tıp Fakültesine gelince öğretmenleri tarafından tümüyle yabancı terim bombardımanına tutulan, hatta Türkçe terim kullandıkları zaman Bakkal gibi konuşma! uyarısı alan genç meslektaş adayları asistan oldukları zaman, artık bu konuda geri dönüşümü çok zor olan bir noktaya gelmiş oluyorlar, bırakınız Türkçe bilim dili bilincini, Türkçe terimler ve terim önerileri 2 Türk Nefroloji Derneği / Terim Kolu Bülteni - Ocak 2012 / Sayı 7

söylendiğinde onlarla alay edecek konuma geliyorlar. Bir ülkenin, kendi dilleriyle alay eden genç doktorları konumuna düşüyorlar. Terim kolu bülteninin bu 7. Sayısında değerli meslektaşlarımızın yazıları var. Öteden beri Türkçe konusunda duyarlılığıyla tanıdığımız Prof. Dr. Tevfik Ecder ve Prof. Dr. Şehsuvar Ertürk Terim Kolu Bültenimizin konuğu oldular. Tevfik Ecder bir hekim ve aydın olarak bu konuda çok içten, duygusallık da içeren ancak sağlam bir dil bilinci ve bilim adamı kimliğiyle konuyu irdeliyor. Tıp dünyasında her kesime seslenen Ecder, bilim dili yanında günlük kullanımda da dilimize gösterilen saygısızlık ve özensizlikleri örneklerle açıklıyor. Şehsuvar Ertürk Bilimin dili Türkçe başlıklı ve çok emek vererek yazdığı makalesinde Bilim diline ilişkin öneri, eleştiri ve yorumlarını sunuyor. Her iki yazarımıza da bu çok yararlı ve etkili yazıları için teşekkür ederim. Üçüncü yazı Terim kurulumuzun üyesi ve bültenimizin kıdemli ve çalışkan yazarı Doç. Dr. Ragıp Kayar a ait. Dr. Kayar bu makalesinde özgün bir araştırmayı sizlere sunuyor. İlgiyle okuyacağınız bu çalışmada Dr. Kayar üç tıp dergisindeki makaleleleri karşılaştırmalı olarak değerlendirmiş ve Türkçe Dil Düzeltmenliğinin önemi olup olmadığını araştırmıştır. A,B,C dergilerinden A dergisinin TND dergimiz olduğunu makaleden anlayamıyoruz ama ben biliyorum. Türk Nefroloji Topluluğunun tüm değerli üyelerine toplantılardaki sunumlarında ve yansılarında olabildiğince Türkçe terim kullanmalarını zorunlu olmadıkça yabancı terim kullanımından kaçınmalarını salık veririm. Bu konuda sayın meslektaşlarımın duyarlılığının, son yıllarda arttığını büyük bir sevinçle gözlemekteyim. Bültenimizde TND Başkanımız Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar ın sunuş yazısı, Bültenimize ve Bilim Dilimize verdiği önemin bir simgesi olarak her zamanki yapıcı tutumuyla bize güç veriyor. Sizlere bir de haber vererek bu giriş yazısını tamamlamak istiyorum. TÜBA Bilim Terimleri Sözlüğü Projesinde yıllardır Tıp Sözlüğünü hazırlamak için istediğimiz hızda olmasa da bir çalışma yürütüyorduk. Bunun için TÜBA sitesinde bir kaydımız ve şifremizle giriş yetkimiz vardı. Geçenlerde biraz çalışma yapmak üzere siteye girmek istedim. Siteye giriş yetkiniz bulunmamaktadır ibaresiyle karşılaştım. Teknik bir yanlışlık yoksa, bana hiçbir bildirimde bulunulmadan siteden giriş yetkimin kaldırıldığını öğrendim. Saygılarımla, esenlikler dileklerimle. Prof. Dr. Taner Çamsarı Türk Nefroloji Derneği Terim Kolu Başkanı Türk Nefroloji Derneği / Terim Kolu Bülteni - Ocak 2012 / Sayı 7 3

Sunuş Prof. Dr. Gültekin SÜLEYMANLAR Değerli Meslektaşlarım Türk Nefroloji Derneği nin Terim Kolu nun yayın organı konumundaki bu bültenin güzel Türkçemizin bilim dili olarak kullanımını geliştirmek adına önemli bir görevi yerine getirdiğine inanarak başta Prof. Dr. Taner Çamsarı olmak üzere Terim Kolu üyelerine ve bu sayıya değerli makaleleri ile katkıda bulunan arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. Çağdaş dünyada gelişmişliğin temel özelliği bilim ve teknoloji üretimi yapabilmektir. Bunu başarabilmenin ön koşulları arasında ise özgür düşünce ortamının sağlanması ve özgün bilim dilinin oluşturulması sayılabilir. Konuşma ve yazım dilinde kendimizi en iyi şekilde ifade edebilme, duygu ve düşüncelerimizi en etkin şekilde aktarabilmenin yolunun anadilden geçtiği açıktır. Bilimin evrenselliği kavramsal bir süreç olup her toplumun, kendi anadilinde bu evrensel kavramları karşılayacak deyimler geliştirebildiğini ve etkin bilimsel üretim yapabildiğini Sayın Ertürk ün makalesinde de okuyabilirsiniz. Bu bağlamda, ülkemizde düşünsel yaşamın ve bilimin gelişmesi için Türkçe mize önem vermek zorunda olduğumuzu vurgulamak istiyorum. En karmaşık tıbbi bilgi ve kavramların Türkçe ile büyük bir incelik ve verimlilikle aktarılabildiğine hepimiz tanık oluyoruz. Ancak son yıllarda Türkçemizin günlük kullanımdaki yozlaşması ve bilim dilimizin yabancı dil boyunduruğundan ciddi şekilde etkilenmesi camiamızı üzmekte ve gelecek adına endişelendirmektedir. Sayın Ecder in makalesinin Türkçe nin kullanımındaki çarpıklıkları açık olarak ortaya koyduğunu ve aydınlarımızın bu konudaki sorumlulukları üzerine önemli bir hatırlatma olduğunu düşünüyorum. Değerli meslektaşlarıma Türkçe nin başta kendi alanımız olmak üzere tıpta bilim dili olarak kullanımı konusunda bazı hatırlatmaları yapmadan geçemeyeceğim. Bu çerçeve içinde; a. Eğitimlerimizde ve yayınlarımızda Türkçe karşılığı olan terimleri Türkçe olarak kullanmanın, Türkçe karşılığı olmayan terimlerin ise uygun karşılıklarını bularak Nefroloji camiasına öneride bulunmanın, b. Nefroloji, diyaliz, hipertansiyon ve transplantasyon alanlarında Türkçe Tıp Terimler Sözlüğü hazırlamanın, c. Tıp kitaplarının, dergilerinin özenli bir Türkçe ile yazılmasını desteklemenin, d. Derneğimizin resmi yayın organı olan Türk NDT Dergimizin uluslararası dizinlerce taranması için çaba göstermenin e. Ulusal kongrelerde dil ile ilgili oturumlar düzenleyerek bilim insanlarımızın duyarlılık ve bilincini arttırmanın yararlı olacağına ait düşüncelerimi takdirlerinize sunuyorum. Sözlerime son verirken Dernek olarak Nefroloji alanında Türkçe mizin Bilim Dili olarak kullanımını teşvik ettiğimizi ve bu bağlamda Türkçe nin bilim dili olması adına çaba gösteren herkese ve özellikle de son 5 yıldır derneğimiz çatısı altında başarılı çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Taner Çamsarı başkanlığındaki Terim Kolu Üyelerine ve bu bültene yazıları ile katkıda bulunan değerli hocalarıma minnet ve şükranlarımı sunarım. Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar Türk Nefroloji Derneği Başkanı 4 Türk Nefroloji Derneği / Terim Kolu Bülteni - Ocak 2012 / Sayı 7

Bilimin Dili Türkçe Prof. Dr. Şehsuvar ERTÜRK, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nefroloji Bilim Dalı Bilgili, bilgisini dili ile ortaya çıkarmadıkça, yıllar geçse bile onun bilgisi çevresini aydınlatmaz. Yusuf Has Hâcib (Kutadgu Bilig) Serim Bilim, evreni akılcı yaklaşımla, gözlem ve deneyler aracılığı ile anlama ve anlatma çabasıdır. Bilim dili, düşünmek, araştırma sonucunda elde edilen yeni bir bilgiyi ortaya koymak, aktarmak veya bilimsel bilgiyi öğretmek amacı ile kullanılan imlerin tümüdür. Öyle ise bilim dili ne olmalıdır? Seçilmiş, tek bir dil tüm dünyanın ortak bilim dili olabilir mi? Tersine, dünyada konuşulan tüm diller, salt var oldukları için, doğal olarak bilim dili midirler? Bu arada bizim dilimiz, bilim dili olma yeterliliğinde midir? Düğüm Birkaç yıldır Türkiye de yaşamakta olan 25 yaşında Afrikalı kadın hastadan, bir uluslararası rastgele kontrollü klinik çalışma için, yazılı onam almanız gerekiyor. Onam formu sizce hangi dilde olmalıdır? Türkçe mi? Türkçeden biraz daha iyi anlayabildiği İngilizce mi? Yoksa kendi ulusal dili olan Yoruba mı? Dört buçuk milyar yıllık dünyamızın düşünen canlısı olan 3 milyon yaşındaki insan, yaklaşık olarak 2 milyon yıldır alet yapıp, kullanmakta ve olasılıkla o zamandan beri de çeşitli kültürel etkinliklerde bulunmaktadır. Uygar yaşamın başlangıcı sayılan yerleşik düzene geçtiği M.Ö. 10 bin yılından beri üretip, biriktirmekte olan insan, M.Ö. 3 bin yılından beri de en değerli ürünü olan bilgiyi yazılı olarak paylaşıp, aktarmaktadır (1). Anadolu insanı da 10 bin yılı aşkın bir süredir bilgi üretiyor ve 4 bin yıldır da bunu yazılı olarak paylaşıp, aktarıyor. Mısır, Mezopotamya, Hindistan ve Çin de olduğu gibi, Anadolu da da tarih öncesi dönemlerden beri bilimsel yaklaşımların varlığından söz etmek olanaklıdır. Ancak bilginin dinsel kaygılardan uzaklaşıp, deneysel araştırma yöntemleri kullanılarak, gerçek anlamda bilime dönüştürülmesi, ilk kez M.Ö. 6. yüzyılda Egeli doğa filozofları tarafından gerçekleştirilmiş ve böylece matematik, geometri, gökbilim, kimya ve tıp bilimlerinin temelleri atılmıştır (1). Bugün hekimlik diplomalarımızı alarak, mesleğimize adım atarken, bu filozoflardan birisi ve modern tıp biliminin kurucusu olan İstanköylü Hippokrates andını içiyoruz. Eski uygarlıklar geleneksel olarak, tek bir dili bilim dili olarak kullanma eğiliminde olmuşlardır (2). Benimsenen bilim dili her zaman, ekonomik ve dolayısı ile de siyasal olarak baskın olan toplumların dili olmuştur. Mezopotamya da Sümerce, Uzakdoğu da Çince ve Japonca, Doğu da Arapça, Akdeniz bölgesinde Yunanca, Batı Avrupa da da Latince ortak bilim dili olarak kullanılmıştır. Roma şehir devletinin güçlenmesi ile yaygınlaşan Latince M.Ö 3. yüzyıl ile M.S. 16. yüzyıl Türk Nefroloji Derneği / Terim Kolu Bülteni - Ocak 2012 / Sayı 7 5

arasında Avrupa ve Akdeniz çevresinde en çok kullanılan dil olmuştur (3). On yedinci yüzyılda aydınlanma hareketleri ile ulusal dillerin kullanılması benimsenmiş, ancak daha sonra yeniden ekonomik olarak güçlü olan toplumlar dillerini diğer toplumlara kabul ettirmiştir. 19. yüzyılda Fransızca, 20. yüzyılın ilk yarısında Almanca yaygınlaşmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ise Amerika Birleşik Devletleri nin ekonomik ve siyasal gücü sayesinde bilimsel alanda en yaygın kullanılan dil İngilizce olmuştur. Bu durum günümüzde öyle belirgin bir duruma gelmiştir ki, İngilizce neredeyse tüm dünyanın tek ortak bilim dili olarak kabul edilecektir. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere de Latince terimleri ayıklama ve bunları İngilizce ye çevirme ya da İngilizceleştirme çabaları vardır. Bizim bilim dalımızdan buna örnek olarak renal yerine kidney sözcüğünün kullanılmasını verebiliriz. Ancak, uygarlıkların tarihi şöyle bir gözden geçirildiğinde, bu durumun sonsuza dek sürmeyeceğini öngörmek için bilge olmak gerekmediği çok açıktır. Türkçe günümüzde tüm lehçeleri ile birlikte 220 milyondan fazla insanın konuştuğu, dünyada en çok kullanılan 5. dil durumundadır (4). Ancak ne yazık ki tarih boyunca bilim dili olarak kullanılması hep sorunlu olmuştur. On birinci yüzyıldaki aksi yönde çabalara karşın, özellikle İslâm kültürünün benimsenmesi sonucunda, bilim dili olarak Arapça kullanılmış, Türkçe ye çok sayıda Arapça ve Farsça sözcük girmiş ve Türkçe nin gelişmesi engellenmiştir. Olumsuzluklar daha sonra bu sözcüklerin ayıklanması sırasında da sürmüş, yeterince Türkçe terim üretilememiş, Arapça ve Farsça terimlerin yerini bu kez Fransızca ve İngilizce sözcükler almıştır (5). Ey nefer-i bihâber! Muharebe-yi âzamın bu şedit lâhzasında bu denlû gaflet ve dalâlet ve hattâ hiyanet içinde ne halt ediyorsun? Duşman topçusunu gozluyom paşam. Bu cahil nefer paşanın sözlerini nasıl anladı? Fakire yalnız son iki kelimesi yetti. (Oyunlarla yaşayanlar, Oğuz Atay) Günümüzde ne yazık ki her alanda olduğu gibi, bilimsel bilgiyi kullanırken ve öğretirken de karmakarışık ve aslında pek de anlaşılır olmayan bir dil kullanıyoruz. Belki bugün birbirimizi anlıyor olabiliriz. Ancak bilgilerimizi topluma aktarma ve toplum yararına kullanmada ciddi sorunlarımız olduğunu da kabul etmek gerekir. Ek olarak, ortak bir dilimiz olmadığı için bilgilerimizi gelecek kuşaklara aktarmada da ciddi kısıtlılıklarımızın olduğu bir gerçektir. Böbrek hastalıkları ve hipertansiyon biliminden birkaç örnek verelim: Bilim dalımızın temel konusu olan böbrek işlevini nasıl tanımladığımızı anımsayalım: Glomerüler filtrasyon hızı mı, oranı mı, rate mi? Dolayısı ile GFR mi, GFH mi, GFO mu, doğru olan kısaltma bunlardan hangisidir? 6 Türk Nefroloji Derneği / Terim Kolu Bülteni - Ocak 2012 / Sayı 7

Çeşitli maddelerin böbreğin işlevsel birimlerinde işlenmesini anımsayalım: Bunu handling olarak mı tanımlayacağız? Yerine, şimdi benim kullandığım işlenme sözcüğü uygun olabilir mi, yoksa başka ve daha uygun bir Türkçe sözcük bulunabilir mi? Çok yüksek ve bazen de hayatı tehdit eden kan basıncı yüksekliği durumlarını nasıl tanımladığımızı anımsayalım: Acil mi? İvedi mi? Öncelikli mi? Bunlardan hangisi hangilerinin kullanılması daha uygundur? Bilimin yöntemleri evrensel ve uluslararasıdır. Ancak, insanın doğayı anlama çabası olan bilim, kişinin doğa ile etkileşimi ve onu algılama biçiminin ürünü olduğundan, uğraşı konuları ve amaçları toplumdan topluma değişkenlik gösterir. Bu yüzden de tıpkı kültür ve sanat gibi, ulusal özgüllükler barındırır. Evreni, annelerimizin dediği ninnilerin, büyüklerimizin anlattığı masalların ve çağırdıkları türkülerin dilinden başka bir dille anlayabilir miyiz? Öğrencilerimize evrene ilişkin bilgi ve kavramları bu dilden başka bir dilde aktarıp, özümsetebilir miyiz? Hastalarımızın, ulusumuzun anlamadığı dil, bizim bilim dilimiz olabilir mi? Çözüm Bilimin temelinin düşünmek olduğu, dil olmadan da düşüncenin olamayacağı bir gerçektir. Bilimsel bilgi üretmeye yönelik düşünsel etkinlik ancak anadilde olanaklıdır (5). Bu yüzden Türkçe bilim dili olarak kullanılmalıdır. Ancak, bunun için ilk yapmamız gereken çalışkan ve üretken olmaktır. Çünkü bir dilin bilim dili olabilmesi için, o dilin konuşulduğu toplumda bilimsel üretim olmalıdır. Bilimsel eğitim, bilim eğitimi, bilim üretimi ve bilim etiği olmayan bir toplumun dili bilim dili olamaz (6). Dolayısı ile biz ülkemizde öncelikle bu koşulları sağlamalıyız. Diğer yandan, bilimsel bilgi üretmenin amacı bilim insanına öz doyum sağlamak değil, ancak tüm yurttaşlara ve insanlığa yararlı olmak ve bilgileri gelecek kuşaklara aktarmak olmalıdır. Bu yüzden de bilim dilimiz Türkçe olmalıdır. Bu konuda, bir kısmı Derneğimiz tarafından gerçekleştirilmekte olan ve TÜBA tarafından da önerilen (7) çeşitli önlemler aşağıda sıralanmıştır. * Uluslararası bilimsel dizinlerde taranan Türkçe dergilerin sayısının artırılması için, bu dergilerde nitelikli özgün Türkçe makalelerin yayımlanması özendirilmelidir. ** Yayınlarda, eğitimde, kitap ve ders notlarında Türkçe kullanımına özen gösterilmelidir. *** Bilimsel toplantılarda Türkçe kullanımı ile ilişkili oturumlar, sunumlar yapılmalıdır. **** Kavramlara Türkçe karşılıklar bulunması, Türkçe terimlerin geliştirilmesi ve bunların kullanımında fikir birliği sağlanması amacı ile çalıştaylar yapılmalıdır. Sonuç Ülkemizde böbrek hastalıkları ve hipertansiyon bilimi ile uğraşan hekimler Türk Nefroloji Derneği çatısı altında toplanmıştır. Bu bilim insanları öncelikli olarak bilimsel bilgi üretmeli ve sonra da, Derneğin adı ile uygun olmak üzere, bilgilerini öğretirken ve aktarırken ki aslında bunlar birbirinden ayrılamazlar olabildiğince fazla ve olabildiğince yalın Türkçe konuşmalı ve yazmalıdırlar. Türk Nefroloji Derneği / Terim Kolu Bülteni - Ocak 2012 / Sayı 7 7

Bizim dilimiz şiirlerimizin dili olmalıdır; Garibim namıma Kerem diyorlar Aslı mı el almış haram diyorlar Hastayım derdime verem diyorlar Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış ım ben (Han duvarları, Faruk Nafiz Çamlıbel) bu yüzden tüberküloz değil, verem demeliyiz. Bizim dilimiz öykülerimizin dili olmalıdır; Düştü. Eve onu ağzı köpük içinde, burnu kanlı, bir gözü mosmor götürdüler. İşte bu sara nöbetinin sabahında bir ölü uyanışıyla halsiz, bir üç aylık ateşli hastalıktan kalkmış gibi dükkâna vardığı zaman öğle olmuştu. (8) bu yüzden epilepsi yerine sara demeliyiz. Bizim dilimiz türkülerimizin dili olmalıdır; Kara erik çağala Yeki yaran sağala Hangi kitap yazıyor Ben sevem eller ala bu yüzden tedavi yerine sağaltmak sözcüğünü de kullanabiliriz. Kaynaklar 1. Akurgal E: Anadolu Kültür Tarihi. TÜBİTAK Popüler bilim kitapları 67, 2005 2. Ülker S: Bilim dili ve Türkçe. http://www.bilgicik.com/yazi/bilim-dili-ve-turkce-prof-dr-sureyya-ulker/. Erişim: 13.11.2011 3. Cankur NŞ: Tıp Eğitiminde dil: I. Önemi, gelişmesi ve geleceği. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi 2002; 28: 29-32 4. Akalın ŞH: Türk dili: Dünya dili. http://www.tdk.gov.tr/tr/dosyalar/turk%20dili%20dunya%20dili.pdf. Erişim: 17.11.2011 5. Gündoğan AO: Bilim dili olarak Türkçe. http://e-dergi.atauni.edu.tr/index.php/taed/article/viewfile/1936/1942. Erişim 13.11.2011 6. Ergenç İ: Bilim dili ve anadili. Bilim ve Ütopya 2001; 80: 12-13 7. Işık S: Bilim dili Türkçe. Tanısal ve Girişimsel Radyoloji 2004; 10: 93-95 8. Yiğit A: Sait Faik ve epilepsi. Epilepsi 2009; 15: 24-30 8 Türk Nefroloji Derneği / Terim Kolu Bülteni - Ocak 2012 / Sayı 7

Türkçenin Kullanımı ve Aydın Olma Prof. Dr. Tevfik Ecder, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Nefroloji Bilim Dalı Türkçe konuşmayan bir insan; Türk harsına, camiasına mensubiyetini iddia ederse, buna inanmak doğru olmaz. Mustafa Kemal Atatürk Bir milleti millet yapan unsurların başında dil gelir. Dilini koruyamayan ulusların varlıklarını sürdürebilmesi mümkün değildir. Mustafa Kemal Atatürk ün dil konusunda yukarıda söylemiş olduğu söz, ulu önderimizin Türkçeye vermiş olduğu önemi anlatmaya yeter. Cumhuriyetimizin kurulmasını takiben, Atatürk ün üzerinde hassasiyetle durmuş olduğu konuların başında dil gelmekteydi. Atatürk özellikle 1928 ile 1938 yılları arasındaki on yıllık dönemdeki enerjisinin büyük kısmını dilimizi yabancı dillerin saldırısına karşı korumak için harcamış, 1932 yılında Türk Dil Kurumu nu kurmuş ve dilimize yeni sözcükler kazandırmıştır. Günümüzde Türkçenin geldiği duruma bakacak olursak, dilimizi koruma konusunda Atatürk ün bize göstermiş olduğu yoldan gidemediğimiz ortadadır. Ne yazık ki, bu konuda her geçen gün daha da duyarsız hale gelmekteyiz. Bu duyarsızlık zamanla beraberinde bilgisizliği de getirmektedir. Türkçemizdeki bugünkü yozlaşmanın elbette çok sayıda nedeni vardır. Bu nedenler arasında duyarsızlık, eğitim eksikliği, dilimize saygısızlık ve yabancı sözcük kullanma özentisi sayılabilir. Türkçeyi iyi kullanma konusunda duyarsızlık ve özensizlik ne yazık ki toplumun her kesiminde görülmektedir. Devlet adamları, değişik meslek gruplarındaki aydınlar ya da aydın olması gerekenler ve öğretmenler arasında bile bu duyarsızlık ile karşılaşmak mümkündür. Toplumda bu hususta örnek olması gereken kişilerin duyarsızlığı bir salgın gibi diğer kesimlere yayılmaktadır. Türkçeyi iyi kullanma kaygısı zamanla ortadan kalktıkça, öğrenme gayreti de ortadan kalkmakta ve yerini bilgisizliğe bırakmaktadır. Böyle bir ortamda dil birçok yabancı sözcük tarafından istila edilebilir ve yapılan yanlışlıklara ve hatalara giderek kayıtsız kalınabilir. Geçtiğimiz yıllarda katılmış olduğum bir kongrede değişik tıp dergilerinin ve kitaplarının satıldığı bir alanda, Türkçe ve İngilizce karışımı başlıkları ve içerikleri olan tıp dergilerini ve kitaplarını üzüntü ile incelerken satışı yapan yayınevi sorumlusu bana kitap ve dergilerini övmeye başladı. Ben de kendisine bu tür başlıkların ve içeriğin doğru olmadığı konusunda eleştirilerimi iletince, bana yanıt olarak Ülkenin bu kadar sorunu varken böyle gereksiz bir ayrıntı üzerinde durulmasının anlamsız olduğunu iletti. Ben de kendisine Ülkemizdeki en önemli sorunlardan birinin dil sorunu olduğunu belirttiğimde muhtemelen içinden alay etmiş olduğunu tahmin ediyorum. Türkçem, benim ses bayrağım Fazıl Hüsnü Dağlarca Türk Nefroloji Derneği / Terim Kolu Bülteni - Ocak 2012 / Sayı 7 9

Türkçeyi çok iyi konuşması gereken ve bu konuda vatandaşlara örnek olması gereken meslek grupları vardır. Bunların arasında ilk akla gelenlerden olan televizyon ve radyo spikerlerine bu konuda çok büyük sorumluluk düşmektedir. Buna karşın, televizyon ve radyoda spikerlerin kullandıkları bozuk Türkçe cümlelere, yanlış kelimelere ve yaptıkları tonlama hatalarına hepimiz defalarca şahit olmuşuzdur. Devlet adamları da konuşmaları ve davranışları ile vatandaşlara örnek olması gereken bir grubu oluşturmaktadırlar. Hal böyle iken, birçok siyasetçinin demokrasi yerine demokraaasi, laiklik yerine layıklık demeleri hepimizce malumdur. Siyasetçilerin toplantılardan sonra konsensus sağladıklarını veya belirli bir konuda nasıl bir trend olduğunu beyan ettiklerini de bilmekteyiz. Türkçe ağzımda anamın ak sütüdür. Yahya Kemal Beyatlı Ne yazık ki, doğru konuşan ve düzgün yazan insan sayımız giderek azalmaktadır. Okumayı pek sevmeyen bir toplum olmamızın da bunda büyük bir rolü vardır. Lise veya üniversite mezunu birçok kişinin sözlü ve yazılı anlatım kusurları eğitim sistemimizdeki ciddi sorunları yansıtmaktadır. Ulusal eğitim sistemimizde ilköğretimden yükseköğretime kadar sürekli olarak Türkçe eğitim verildiği halde öğrencilerimizin üniversite yıllarına ulaştıklarında bile henüz ilkokulda bilmesi gereken bazı dilbilgisi bilgilerinden yoksun olmalarının nedenini açıklamak kolay değildir. Bu sorunun yıllar geçtikçe daha da büyüdüğünü hepimiz gözlemekteyiz. Okullarda bu konuda iyi eğitim verilemediği ve/veya ölçme ve değerlendirme sisteminin muhtemelen bu hususta eskiye göre daha gevşekleştiğini düşünüyorum. Türkçenin son yıllarda giderek artan sorunlarından birisi de kısaltmalardır. Her geçen gün birilerinin uydurduğu yeni bir kısaltma yaşantımıza girmektedir. Bunların yarı Türkçe, yarı İngilizce kullanılması Türkçeye saygısızlığın boyutunu iyice artırmaktadır. Örneğin bütünleme yerine büt, tam idrar tahlili yerine tit, bilgisayarlı tomografi yerine CT (üstelik bunun si-ti şeklinde okunması), kullanılmakta olan ilacın kesilmesi değil stoplanması bunlardan sadece bazılarıdır. Türkçeyi iyi kullanma konusunda örnek olması gereken bir kesim de aydınlardır. Türkçenin iyi kullanılması konusundaki olumsuz gelişmelerin yanında, dilimizin gelişmesi ve doğru kullanılması için savaş veren aydınlarımızın olması sevindiricidir. Aydın olması beklenen tüm bilim insanlarımızın dil konusunda duyarlı olması gerekmektedir. Ne üzücüdür ki, bu konuda zaman zaman insanı hayrete düşürecek davranış şekilleri ile karşılaşılmaktadır. Üst düzeyde eğitim almış, çok başarılı bir meslek yaşantısı geçirmiş, binlerce öğrenci yetiştirmiş bazı öğretim üyelerinin yazmış oldukları makalelerde, yaptıkları sunumlarda ve yazışmalarda Türkçedeki basit dilbilgisi kurallarını bile bilmediğini gördükçe dehşete kapılıyorum. Birçok toplantıda kendilerinden çok yararlandığımın bu değerli bilim insanlarının temel dilbilgisi kurallarını (örneğin dahi anlamındaki -de ve da ların ayrı yazılması gerektiği kuralı) bilmemeleri ne kadar acı! Türk Dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır. Mustafa Kemal Atatürk 10 Türk Nefroloji Derneği / Terim Kolu Bülteni - Ocak 2012 / Sayı 7

Yabancı dilin ve yabancı dil öğrenmenin önemi elbette ki tartışılamaz. İletişim çağının yaşandığı günümüzde yabancı dil bilmenin sayısız avantajları vardır. Belirli meslek gruplarında ise yabancı dil bilmek bir avantajdan ziyade artık bir zorunluluk halini almıştır. Bu nedenle tüm öğrencilerimize eğitim yaşantıları boyunca mutlaka iyi düzeyde yabancı dil öğretme gayreti içinde olmalıyız. Fakat günümüzde yabancı dil öğrenme kaygısı, yerini yabancı sözcük kullanma özentiliğine bırakmıştır. Bilgiye ulaşmanın son derece kolaylaştığı günümüzde nitelikli yabancı dil bilen kişilerin sayısında olması beklenen artış olamamakta fakat yabancı sözcük kullanma tutkusu çığ gibi büyümektedir. Yabancı sözcükler tüm yaşantımızı istila etmiş durumda olmasına rağmen bunu artık iyice kanıksamış bir haldeyiz. Ülkemizdeki televizyon ve radyo kanallarının yabancı dildeki adları artık birçok kişiyi rahatsız etmemektedir. Herhangi bir televizyon kanalının adındaki TV harflerinin, te-ve yerine ti-vi olarak okunması artık sanki doğru okunmuş gibi algılanmaktadır. Bir taksi şoförüne NTV nin (ne-te-ve diye söyleyerek) binasının önünde ineceğimi söylediğimde beni anlamadığını ve daha sonra da beni en-ti-vi şeklinde düzelttiğini hatırlıyorum. Ülkemizdeki televizyon ve radyo kanallarında her kesimden benzer tarzda hatalı konuşmalar duyabilirsiniz. Herhangi bir televizyon veya radyo kanalını açtığınız zaman Türkçe olan bazı kelimelerin yerine ısrarla İngilizcelerinin kullanılmasının nedenini anlamak mümkün değildir. Örneğin bir yarış veya karşılaşmanın başlaması değil de start alması söz konusu olmaktadır. Sokağa çıktığınız zaman dükkânların adlarına, binalara, adreslere, sokak ve caddelere bakacak olursanız başka bir ülkede bulunduğunuzu düşünebilirsiniz. Bir alışveriş merkezinin adı mutlaka. Shopping Center, yeni yapılan bir bina.. Tower veya yeni yapılan bir yerleşim alanı City olmak zorundadır. Türkçemizde bulunmayan x ve w harflerinin kullanılması da birçok kimseyi rahatsız etmemektedir. İngilizcede ve sözünün kısaltması olan & işareti artık Türkçede yaygın olarak kullanılmaktadır. Birçok öğretim üyesinin yaptığı konuşmalarda ve yazılarda bunlardan örnekler görmek üzüntü verici. Geçtiğimiz yıllarda bir lokantanın kapısında elmalı tatlının reklamının şu şekilde yapıldığını görmüştüm: Apple pie, hem de elmalı!. İçeriye girip Bir adet elmalı tatlı istiyorum. dediğim zaman kasadaki görevlinin Apple pie demek istiyorsunuz herhalde! diye beni düzelttiğini hatırlıyorum. Türkçenin yabancı sözcüklerle istilasını küreselleşmenin kaçınılmaz bir sonucu olduğunu ve bunun doğal karşılanması gerektiğini düşünenler vardır. Teknolojinin ilerlemesi, bilgisayar, internet ve cep telefonlarının yaygınlaşması sonucunda yabancı kelimelerin yaygınlaşmasını modernleşme olarak kabul edenler olabilir. Oysa bu alanda da iyi bir mücadele ile dilimiz korunabilir. Teknolojinin ilerlemesi ile dilimize giren yabancı sözcüklerin olabildiğince Türkçeleştirilmiş halleri kullanılabilir. Örneğin e-mail yerine e-posta, download etmek yerine indirmek, save etmek yerine kaydetmek, delete etmek yerine silmek, forward etmek yerine iletmek sözleri kullanılabilir. Türk Nefroloji Derneği / Terim Kolu Bülteni - Ocak 2012 / Sayı 7 11

Türkçenin yozlaşmasına karşı mücadeleyi elbette sadece belirli bir kesimin ve sınırlı sayıda kişinin gayreti ile sürdürmek yeterli değildir. Devletimiz yabancı sözcük kullanma özentisi ile ciddi bir şekilde mücadele etmelidir. Bu hususta mutlaka yasal yaptırımlar olmalıdır. Benzer mücadelelerin bu şekilde başarıyla sürdürüldüğü ülkeleri örnek alabiliriz. Basın ve yayın kuruluşları daha iyi denetlenebilir, dükkân isimlerinin, adreslerin ve bina adlarının Türkçeleştirilmesi konusunda seferberlik yapılabilir. Bu sayede bu sorun sürekli olarak gündemde tutulmuş olur. Bilim insanlarının ve aydınların Türkçe bilim dili konusunda da daha fazla gayret içinde olması gerekmektedir. Türkçe bilim dilinin de yabancı sözcüklerden kurtarılması ancak her bilim dalı ile ilgili terimlerin Türkçe karşılıklarının belirlenmesi ve bunların kullanılması ile mümkün olacaktır. Toplumda rol model olan öğretim üyelerine dilimizin korunması hususunda büyük sorumluluk düşmektedir. Derslerde, makalelerde, konuşmalarda ve konferanslarda Türkçeyi doğru kullanma konusunda göstereceğimiz tutum büyük kitlelere örnek olabilir. Türkçenin iyi kullanılmasının ve korunmasının ulusal bir görev olduğunu kabul ederek yılmadan çalışmalıyız. 12 Türk Nefroloji Derneği / Terim Kolu Bülteni - Ocak 2012 / Sayı 7

Tıp Makalelerinin Türkçe Ölçünleşmesine Ait Bir Deneme: Dil Düzeltmenlerinin Rolü Doç. Dr. Ragıp KAYAR Gerek akademik yükseltmelerde yabancı yayınlara tanınan ayrıcalıklar, gerekse TÜBİTAK ın parasal desteğinin yabancı tıp dergilerinde yayınlanan makalelerle sınırlı kalması Türkçe makalelerin bilimsel düzey ve sayısını olumsuz etkilemiştir. Yerli tıp dergileri ise dizinlerdeki yerlerini korumak ve düzenli çıkabilmek için yabancı dergilerce genellikle yetersiz İngilizceleri nedeniyle reddedilen makalelere sayfalarını açmak zorunda kalmışlardır. Öyle ki şu anda yayınlanan Türkçe dergilerin %85 i İngilizce makale kabul etmektedir. Bu arada yabancı dili yetersiz olan büyük bir tıp öğrencisi ve asistan kesimi gözardı edilerek, Türkçesine yeterli özen gösterilmediği için neredeyse yarı İngilizce makalelerden oluşan dergiler çoğunluğu oluşturmaktadır. Bugüne kadar yerli Tıp Dergilerimizin Türkçe kalite ve düzeyini araştırmaya yönelik herhangi bir çalışma da yayınlanmamıştır. Bu çalışmada tıp dergilerimizdeki Türkçenin anlaşılabilirlik ve ölçünleşmesinde (standardizasyonunda) dil düzeltmenlerinin rolü araştırılmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM Çalışmada 2011 yılında yayınlanmış üç farklı tıp dergisi temel alındı ve bunlara A,B ve C dergileri dendi. Bu dergilerin ilk ikisinden 6 şar üçüncüsünden ise 8 olmak üzere toplam 20 makale değerlendirildi: a. Makalelerde Türkçe karşılığı bulunan yabancı (Arapça, Farsça ve İngilizce...) sözcük sayısı belirlendi. Örnek: takip/izlem, obezite/şişmanlık gibi b. Makalelerde yazım (imla) ve anlamı uymayan sözcüklerin sayısı belirlendi. Örnek: titresi/titrajı, pedigri/ soyağacı, grade/derece... gibi c. (a) ve (b) deki sayıların toplamı OLUMSUZ VERİ olarak ele alındı. d. Makalelerdeki Öztürkçe sözcük sayısı belirlendi ve bu modern Türkçeye katkı olarak değerlendirildi. Örnek: işlev, ölçüt, belirteç... gibi e. Elde edilen tüm veriler makale sayfalarına bölünerek sayfa başına düşen sayılar belirlendi. f. (a), (b) ve (d) deki sözcüklerin belirlenmesinde TÜBA Tıp Terimleri Sözlüğü Taslağı temel alınmıştır. BULGULAR Tablo I ve II de de görüleceği gibi Türkçe karşılığı olan yabancı kökenli sözcük kullanım sayıları dil düzeltmeni bulunan A dergisine kıyasla C dergisinde %34 daha yüksek bulunmuştur. A ve B dergileri arasında fark Türk Nefroloji Derneği / Terim Kolu Bülteni - Ocak 2012 / Sayı 7 13

olmayışı, B dergisi editör ve hakemlerinin belki de yazarlarının dil konusundaki titizliklerinin beklenen farkı ortadan kaldırmış olmasıyla açıklanabilir. Yazım hataları ve anlam uygunsuzlukları ise yine A ve B dergilerinde birbirine yakın iken C dergisinde %70 lik bir artış göstermektedir. Öztürkçe sözcük kullanım sayısı ise A dergisinde, B ve C dergilerine kıyasla % 242 daha yüksek bulunmuştur. Bunu açıklayacak tek etmen, diğerlerinin aksine A dergisinde dil düzeltmeni bulunmasıdır. Tablo I: Yerli tıp dergilerinde Türkçe düzeyine ait veriler. Dergi Türkçe Düzeltmen Makale Sayısı Toplam Sayfa Karşılığı olan Yab. Sözc. Say. Yazım/ Kull. Hatası Olumsuz Veri Öztürkçe Sözc. say. A var 6 18 155 25 180 59 (8.6) (1.39) (10) (3.28) B yok 6 43 349 57 406 31 (8.1) (1.33) (9.4) (0.72) C yok 8 22 252 52 304 21 (11.4) (2.36) (13.8) (0.95) ( ): parantez içindeki rakamlar sayfa başına düşen sayılardır Tablo II: Tablo I deki veriler arasındaki ilişki. A ve C dergilerinde Türkçe karşılığı var olan yabancı sözcük kullanım sayıları A:8.6 C:11.4 fark:2.9 (%34) A ve C dergileri arasında yazım ve kullanım hata sayıları farkı: A:1.39 C:2.36 fark:0.97 (%70) A ve C dergileri arasında olumsuz veri (a+b) farkı: A:10.0 C:13.8 fark:3.8 (%38) A ve C dergileri arasında Öztürkçe sözcük kullanım sayısı farkı: A:3.28 C:0.95 fark:2.3 (%242) B dergisindeki (a) ve (b) değerleri A dergisindekilere çok yakın olup, Öztürkçe sözcük sayısı C den de düşük (0.72) bulunmuştur 14 Türk Nefroloji Derneği / Terim Kolu Bülteni - Ocak 2012 / Sayı 7

TARTIŞMA Burada sunduğumuz çalışma bir ilktir ve belki de bu nedenle bazı zayıf noktaları bulunmaktadır: Yalnızca 3 dergi ve 20 makaleyle sınırlı kalması ve sözcüklerin seçiminde henüz kesinleşmemiş bir Terim Sözlüğü Taslağının kullanılmış olması başlıca eksiklikler olarak göze çarpmaktadır. Öztürkçe sözcüklerin seçimi ise yalnızca kişisel birikime dayanmaktadır. Bunlara rağmen çalışma ilginç sonuçlar ortaya koyabilmiştir: Dil düzeltmeni bulunmayan B ve C dergilerinde olumsuz veri oranı C için %38 artış gösterirken B dergisinin farkı neredeyse sıfıra yakındır. Bunun anlamı B dergisindeki editör ve hakemlerin belki de yazarların dile olan özenlerinin dil düzeltmenine gerek bırakmayabileceğini ortaya koymasıdır. Ancak çalışmanın çok az sayıda dergide yapılmış olması bu konuda bir genelleme yapmayı engellemektedir. Bir başka ilginç sonuç ise dil düzeltmeni olan A dergisindeki makalelerde Öztürkçe sözcük kullanım sayı ortalamalarının düzeltmeni bulunmayan diğer iki dergiye kıyasla neredeyse 2,5 katına varan bir üstünlüğü ortaya koymasıdır. Bunun anlamı ise dil düzeltmenlerinin makalelerde daha modern bir Türkçe kullanımı konusunda önemli bir katkıda bulunabileceğidir. Umudumuz buradaki araştırmaya benzer çalışmaların yapılması özelikle daha çok sayıda dergi üzerinde ve alınacak sonuçlar doğrultusunda dergilerimizce Türkçeye gösterilecek özenin kişisel çabalar yerine bu işe daha çok zaman ayırabilecek düzeltmenlere bırakılmasıdır. Türk Nefroloji Derneği / Terim Kolu Bülteni - Ocak 2012 / Sayı 7 15