GDO. (Genetiği Değiştirilmiş Organizma)

Benzer belgeler
Neden GDO ya İhtiyaç Duyuyoruz?

Meyve ve Sebze ile ilgili kavramlar ve GDO

Modern Biyoteknolojinin Tarımda Kullanımının Politik ve Ekonomik Yönden Değerlendirilmesi

Değişen Dünya ve GDOlar

Bitkisel Üretimde Genetiği Değiştirilmiş Ürünler: Efsaneler ve Gerçekler

GMO GDO. Halime Nebioğu. İstanbul Üniversitesi

10. SINIF KONU ANLATIMI 37 KALITIM 18 GENETİK MÜHENDİSLİĞİ VE BİYOTEKNOLOJİ ÇALIŞMA ALANLARI

KARMA YEM SANAYİ ve GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMALAR (GDO)

1985, Böcek, bakteri ve virüslere dirençli bitkilerin toprakta yetiştirilmesi çalışmalan başladı.

Glifosat içerikli herbisitlerin gelin böceği (afidlerin predatörü) gibi yararlı böcekleri öldürdüğü bildirilmektedir.

Organik Tarım ve Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar

ADIM ADIM YGS- LYS 92. ADIM KALITIM 18 GENETİK MÜHENDİSLİĞİ VE BİYOTEKNOLOJİ ÇALIŞMA ALANLARI

TÜRKİYE DE BİYOGÜVENLİK KONUSUNDA YAPILAN DÜZENLEMELER VE UYGULAMALAR

Biyoteknolojinin Bitkisel Üretimde Kullanımı

GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ÜRÜNLER (GDO) ÜZERİNE GENEL BİR DEĞERLENDİRME. Mahmut ARIKAN

Modern Biyoteknolojinin Tarımda Kullanımının Politik ve Ekonomik Yönden Değerlendirilmesi

Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların (GDO) Tarım ve İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri *

TARIMDAKİ GELİŞMELER

Gıda Güvenliği, GDO lar ve Sağlıklı Beslenme. Yrd.Doç.Dr.Memduh Sami TANER (Ph.D.)

Modern Bitki Biyoteknolojisi

Dünya Mısır Pazarı ve Türkiye

MBG 112 BİYOLOJİ II BİTKİLERDE ÜREME VE BİYOTEKNOLOJİ YRD. DOÇ. DR. YELDA ÖZDEN. Döl almaşı

12. SINIF KONU ANLATIMI 7 GENETİK MÜHENDİSLİĞİ VE BİYOTEKNOLOJİ ÇALIŞMA ALANLARI

Dünyada 3,2 milyon tona, ülkemizde ise 40 bin tona ulaşan pestisit tüketimi bunun en önemli göstergesidir. Pestisit kullanılmaksızın üretim yapılması

BARDAK MISIRCILAR BİZE GDO MU SATIYOR?

Tarımsal Biyoteknolojiye Giriş

GDO VE DĠĞER BĠYOTEKNOLOJĠLERDE RĠSK DEĞERLENDĠRMESĠ

TOHUMCULUK ÜRETİM. Türkiye Cumhuriyeti-Ekonomi Bakanlığı,

HAYVAN BESLEMEDE BİYOTEKNOLOJİ PROF.DR. SAKİNE YALÇIN

19. yüzyıldan itibaren önemli gelişmeler ortaya çıkmıştır. Biranın bozulmasına neden olan bir etmenin LOUİS PASTEUR ün çalışmaları ile tanımlanması,

Dünya nüfusunun hızla artması sonucu ortaya çıkan dünyanın artan besin ihtiyacını karşılamak ve birim alandan daha fazla ürün almak amacı ile

ADIM ADIM YGS LYS. 93. Adım KALITIM -19 MODERN GENETİK UYGULAMALAR

T.C. GDO lu. Bitki Çeşitlerinin Tescil, Kontrol ve Sertifikasyonunun AB Ülkelerinde Yerinde İncelenmesi

GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMALAR VE ETKİLERİ. Yunus KILIÇOĞLU Veteriner Hekim

Tarımsal Biyoteknolojiye Giriş

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar ve Yanlış Bilinenler

SAĞLIK SEKTÖRÜ RAPORU

Avrupa Gıda Güvenliği Ajansı (EFSA) ve Türkiye İle İlişkileri

G D O Nedir? (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar)

BATI AKDENİZ KALKINMA AJANSI (BAKA) TARIMSAL AR-GE PROJE DESTEKLERİ

GIDA BİYOTEKNOLOJİSİNDE GÜVENLİK GIDA BİYOTEKNOLOJİSİNDE UYGULAMALARI. Neslihan ATLIHAN

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

GDO lar ve GIDA GÜVENLİĞİ

TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ

TOHUMCULUK ÜRETİM. Türkiye Cumhuriyeti-Ekonomi Bakanlığı,

YEM den GIDA ya (FEED to FOOD)

LAND DEGRADATİON. Hanifi AVCI AGM Genel Müdür Yardımcısı

FEN ve TEKNOLOJİ / GENETİK MÜHENDİSLİĞİ ve BİYOTEKNOLOJİ. GENETİK MÜHENDİSLİĞİ ve BİYOTEKNOLOJİ

PROJE KONUSU NASIL BULUNUR? Prof. Dr. Turan GÜVEN

TÜRKİYE DE TARIMIN GELECEĞİ ve AVANTAJLAR

Tarımsal Biyoteknolojiye Giriş

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ: FAO NUN BAKIŞ AÇISI. Dr. Ayşegül Akın Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Türkiye Temsilci Yardımcısı 15 Ekim 2016

Biyosistem Mühendisliğine Giriş

Sürdürülebilir Tarım Yöntemleri Prof.Dr.Emine Olhan Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi

Bir yandan bu katkı maddelerinin bulunmadığı yiyecekleri. Sağlıklı Olmanın Yolu, Doğal Beslenmeden Geçiyor. Derleyen: Mustafa Koç

Prof. Dr. Birol Akgün - Selçuk Üniversitesi, İİBF - k.edu.tr

İYİ TARIM UYGULAMALARI VE EUREPGAP. Prof. Dr. Emine Olhan Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü

İLAÇ, ALET VE TOKSİKOLOJİ ARAŞTIRMALARI ÇALIŞMA GRUBU. Dr. A. Alev BURÇAK Bitki Sağlığı Araştırmaları Daire Başkanlığı

TÜRKİYE DE TOHUMCULUK

Çevre ve tarım sorunu üzerine Ahmet Atalık ile söyleşi

Tarımsal Ekoloji. Tarım Sistemlerinde Ekonomik Anlayış. 1. Giriş. Tanımlar İçerik. Perspektif. Doç.Dr. Kürşat Demiryürek

DOSYA. Enine boyuna gdo gerçeği. PROF. DR. SELİM ÇETİNER Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Tuzla, İstanbul

İNSAN VE ÇEVRE A. DOĞADAN NASIL YARARLANIYORUZ? B. DOĞAYI KONTROL EDEBİLİYOR MUYUZ? C. İNSANIN DOĞAYA ETKİSİ

GDO NUN ÜRETİM AMAÇLARI

GIDA GÜVENCESİ-GIDA GÜVENLİĞİ

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2012 YILI TARIMSAL DESTEKLER

Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) Nedir? Sorular ve Yanıtlar-1

İYİ TARIM UYGULAMALARI ve BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK

TEBLİĞ. a) 29/12/2011 tarihli ve üncü mükerrer sayılı Resmî Gazete de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliğine dayanılarak,

Bölüm 2. Tarımın Türkiye Ekonomisine Katkısı

DOĞA - İNSAN İLİŞKİLERİ VE ÇEVRE SORUNLARININ NEDENLERİ DERS 3

Modern Bitki Biyoteknolojisi

Biyoteknolojinin Tarihçesi

Sağlıklı Tarım Politikası

KALITIM #12 MODERN GENETİK UYGULAMALARI (BİYOTEKNOLOJİ) SELİN HOCA

Doç. Dr. Tijen Talas-Oğraş. TÜBĐTAK - Marmara Araştırma Merkezi Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsü

GEN TEKNOLOJİLERİ ve TARIMIN GELECEĞİ

ÇAKÜ Orman Fakültesi Havza Yönetimi ABD 1

Türkiye`de Hububat Alanları

DÜNYA TARIMININ BAŞLICA SORUNLARI

Tarımda Genetiği Değiştirilmiş Ürünlerin Ekolojik, Sosyal ve Ekonomik Etkileri

2023 VİZYONU ÇERÇEVESİNDE TARIM POLİTİKALARININ GELECEĞİ

GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMALAR - 3

ANKARA TİCARET BORSASI AR-GE MÜDÜRLÜĞÜ SEKTÖR ARAŞTIRMALARI RAPOR NO:2 ANKARA NIN AYÇİÇEĞİ (ÇEREZLİK-YAĞLIK) PROFİLİ

TÜRKİYE DE VE DÜNYADA YEM SEKTÖRÜNE GENEL BAKIŞ, BEKLENTİLER, FIRSATLAR. Prof. Dr. Nizamettin Şenköylü Genel Sekreter

ÖDEMİŞ İLÇESİNDE PATATES ÜRETİMİ, KOŞULLAR ve SORUNLAR

TÜRKİYE TOHUMCULUK SANAYİSİNİN GELİŞİMİ VE HEDEFLERİ İLHAMİ ÖZCAN AYGUN TSÜAB YÖNETİM KURULU BAŞKANI

2013 YILI DESTEKLEME BİRİM FİYATLARI

RUS BUĞDAY AFİTLERİNE KARŞI BİYOLOJİK KORUMA

GIDA ARZI GÜVENLİĞİ VE RİSK YÖNETİMİ

7 Haziran 2015 Seçim Beyannamesi TOPLUMSAL ONARIM VE HUZURLU GELECEK TARIM

1. Nüfus değişimi ve göç

MOLEKÜLER GENETİK YÖNTEMLERİN BİTKİ ISLAHI VE TOHUMLUK ÜRETİMİNDE KULLANIMI

GENETİK OLARAK DEĞİŞTİRİLMİŞ BİTKİ VE BİTKİ KÖKENLİ GIDALARIN TANIMLANMASINDA KULLANILAN YÖNTEMLER

Yrd. Doç. Dr. Abdulveli SİRAT

TARIM VE TARIM DIŞI ALANLARDA KULLANILAN PESTİSİTLERİN İNSAN SAĞLIĞI, ÇEVRE VE BİYOÇEŞİTLİLİĞE ETKİLERİ

Sürdürülebilir Pestisit Kullanımı

Transkript:

GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizma)

Avcı-toplayıcı kültürden tarımcı kültüre geçen insanlık, binlerce yıldır seçmiş olduğu bitkileri yetiştirip, geliştirerek ve evcilleştirdiği hayvanları daha da iyileştirerek tarımsal üretimi artırma yönündeki çabalarını sürdürmektedir. Dünya üzerindeki nüfusun artmasıyla birlikte bu çabalar daha da hızlanmış, zamanla yeni teknikler geliştirilmiş ve tarımla uğraşan yeni bilim dalları ortaya çıkmıştır.

Malthus un insanların yeterli gıda maddesi bulamayarak büyük bir felakete uğrayacakları öngörüsü (Malthus, 1798) de tarımsal tekniklerin gelişmesi ve üretimdeki artış nedeniyle gerçekleşmemiştir. Geçtiğimiz yüzyıl içerisinde hızla artan dünya nüfusunu beslemeye yetecek kadar tarımsal üretimin sağlanmasında şüphesiz Yeşil Devrim olarak adlandırılan gelişmelerin etkisi olmuştur.

Yeşil Devrim ile yüksek verimli bitki çeşitleri (hibrit çeşitler) geliştirilmiş, tarımsal mekanizasyon gelişmiş, kimyasal gübre kullanımı artmış, kimyasal mücadele ilaçları ile hastalık ve zararlıların neden olduğu kayıplar önlenmeye çalışılmıştır. Yani standart çeşitlerin kullanımı azalmış yerine hibrit çeşitler yoğunlaşmış, kimyasal gübre ve kimyasal ilaç kullanımı ile bitki ve oluşan üründe kalıntı maddeleri yoğun olarak ortaya çıkmıştır.

Yeşil Devrim sayesinde 1960 lı yıllardan itibaren, bu yeni çeşitler ile yeni tarım teknolojileri Türkiye ye ve diğer çoğu gelişmekte olan ülkelere de kısa sürede girmiş ve genelde yerel nüfusun ihtiyacı olan gıda maddeleri üretiminde yeterlilik sağlanmıştır.

Ülkemizdeki tarımsal üretim özellikle ikinci dünya savaşından sonra önemli ölçüde artmış olmakla beraber, verimlilik artışı oranı ekilebilir alanların artışı oranıyla karşılaştırıldığında bu artışın pek de sağlıklı olmadığı söylenebilir.

Tarımsal üretim artışındaki temel öğeler incelendiğinde: 1950 lerden itibaren mekanizasyonun artmasıyla mera alanlarının bozularak tarlaya dönüştürüldüğü, aynı şekilde ormanların tahribiyle tarıma müsait olmayan dik eğimli alanlarda ekim yapıldığı, özellikle 1960 lardan itibaren göllerin ve sulak alanların kurutularak yeni tarım arazilerinin yaratıldığı, sulama ve/veya elektrik üretimi amaçlı göl ve göletler oluşturularak vadi içi habitatların tahrip edildiği ve geniş alanlarda sulu tarıma geçildiği ve böylece doğal dengenin olabildiğince bozulduğu ve biyolojik çeşitliliğimizin olumsuz etkilendiği görülmektedir.

Bunların yanında, kimyasal gübrelerin ve tarımsal mücadele ilaçlarının gittikçe artan düzeylerde ve bilinçsizce kullanımı, üretimi artırmış olmakla beraber doğal çevre ve insan sağlığını da olumsuz yönde etkiler hale gelmiştir. Yine bu bağlamda, Yeşil Devrim ile birlikte kimyasal gübre kullanımına ve sulamaya iyi tepki veren yeni çeşitlerin kullanılmaya başlamasıyla verim artışı sağlanmış, ancak tarımsal biyoçeşitliliğin belkemiğini oluşturan yerel genotipler verimsiz bulunarak, bunların kullanımı azalmıştır.

Dünya genelinde tarımsal üretimin gelişmesine bakıldığında, yine Türkiye dekine benzer gelişmelerin olduğu ve tarımsal üretimin artırılmasında ekolojik dengenin aleyhine bir gelişme olduğu görülmektedir. Son yıllarda, tarımsal üretim fazlasının olduğu özellikle Avrupa Birliği ve diğer gelişmiş ülkelerde aşırı kimyasal gübre kullanımı ve hastalıklarla mücadele ilaçlarının çevre üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaya ve bu tip tarımsal üretimin kısıtlanmasına yönelik tedbirler alınmaya başlanmıştır.

Nüfusun hızla arttığı gelişmekte olan ülkelerde ise durum pek de iç açıcı değildir. Nüfus baskısı nedeniyle tarım alanı açmak için tropik yağmur ormanlarının yakıldığı, suların kirlendiği, toprakların çoraklaşıp çölleşmenin hızla arttığı görülmektedir. Ancak, tarımsal alanların böylesi sağlıksız biçimde artması tarımsal üretimin sürdürülebilir şekilde artırılmasına ve bu yörelerdeki insanların gıda ihtiyacını karşılamaya yetmemiştir.

Bu nedenle, 2025 yılında 8 milyarı aşması beklenen dünya nüfusunun beslenmesi gerçekten önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Ekilebilir alanları artırmak pek mümkün olmadığı gibi, tarımsal üretimde kullanılabilecek su kaynakları da hızla azalmaktadır. Dolayısı ile artan nüfusu besleyecek miktarda üretim için ekilebilir alanların genişlemesi değil, birim alandan alınan ürün miktarının artırılması gerekmektedir.

20. yüzyılda gen devrimi ile daha iyi, daha dayanıklı ürünlerin biyoteknolojik yöntemlerle daha kısa sürede geliştirilmesi yolunda mesafeler katedilmiştir. Genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO), modern biyoteknolojik yöntemler kullanılarak yapıları iyileştirilip, geliştirilen ürünler için kullanılan bir deyimdir.

... 21. Yüzyılda başarı, bireyler kadar toplumların da modern biyoteknolojinin sunduğu imkanları araştırıp kullanmaya cesaret etmesini gerektirmektedir. Bunu yapamayanlar geri kalacaklardır.... Lester Thurow, 2003

GDO? Bir canlı türüne başka bir canlı türünden gen aktarılması veya mevcut genetik yapıya müdahale edilmesi yoluyla yeni genetik özellikler kazandırılmasını sağlayan modern biyoteknoloji tekniklerine gen teknolojisi, bu teknolojiyi kullanarak doğal süreçler ile elde edilmesi mümkün olmayan yeni özellikler kazandırılmış organizmalara da Genetik Yapıları Değiştirilmiş Organizma (GDO) denir.

GDO? Genomuna biyoteknolojik yöntemlerle başka bir birey, tür veya organizmadan gen veya genler eklenmiş organizma, bu yöntemle elde edilen bitkilere transgenik bitki denir

Ticari olarak ilk transgenik bitki tarımı 1990'lı yılların başında Çin Halk Cumhuriyeti'nde virüse dayanıklılık geni aktarılmış tütün bitkilerinin yetiştirilmeye başlanması ile başlamıştır (James, 1997). ABD'de ilk transgenik bitki tarımı, 1994 yılında geç olgunlaşma özelliği kazandırılmış ve FlavrSavr adıyla tescil edilmiş transgenik bir domates çeşidinin tarımı ile başlamıştır.

1996 yılından itibaren ise transgenik bitkilerin tarımı hızla yaygınlaşmaya başlamıştır. 1996 yılında Çin dışındaki diğer dünya ülkelerinde 1.7 milyon ha alan üzerinde transgenik bitki tarımı yapılmasına karşılık, bu alan 2012 yılında 170.3 milyon ha a ulaşmıştır.

Dünyada halen dört bitki türünün transgenik çeşitlerinin tarımı yapılmaktadır. Bu türler arasında ise en fazla ekim alanına sahip tür soya fasulyesidir. Bunu, mısır, pamuk ve kanola izlemektedir. Transgenik bitkiler ve ekim alanları Bitki Ekim Alanı (Milyon ha) % Soya fasulyesi 81.0 47.5 Mısır 55.7 32.7 Pamuk 24.3 14.2 Kanola 9.3 5.4 Diğer 0.3 0.2 Toplam 170.3 100.0

Dünya da Transgenik Bitki Ekim Alanları Yıl Ekim Alanı (Milyon ha) 1996 1.7 1997 11.0 1998 27.8 1999 39.9 2000 44.2 2001 52.6 2002 58.7 2003 67.7 2004 81.0 2005 90.0 2006 102.0 2007 114.3 2008 125.0 2009 134.0 2010 148.0 2011 160.0 2012 170.3

Dünyada transgenik soya ve pamuk ekim alanlarının bu bitkilerin toplam üretim alanları içerisindeki oranı %81 dir. Mısırda ise bu oran %35 dir. Transgenik bitkilerin toplam ekim alanları içerisindeki oranları Bitki Soya Fasulyesi Toplam Ekim Alanı (Milyon ha) Transgenik Ekim Alanı/Toplam Ekim Alanı (%) 100 81 Pamuk 30 81 Kanola 31 30 Mısır 159 55

Halen tarımı yapılan transgenik çeşitlerin esas itibariyle ya herbisitlere dayanıklılık veya bazı böcek türlerine dayanıklılık özelliğine sahip olduğu izlenmektedir. Özelliklerine göre transgenik bitkilerin ekim alanları Özellik Ekim Alanı (Milyon ha) (%) Herbisite tolerans 101.6 59.7 Böceğe dayanıklılık 25.0 14.7 Herbisite tolerans / Böceğe dayanıklılık 43.7 25.6 Toplam 170.3 100

Transgenik Bitki Tarımının Avantajları 1) Verim Artışı: Halen tarımı yapılan herbisite toleranslı ve/veya bazı böceklere karşı dayanıklı bitki çeşitleri ile klasik yabancı ot ve böcek kontrol yöntemlerine göre daha etkin mücadele edildiği için verim kayıpları azalmakta ve böylece verimde artış ortaya çıkabilmektedir.

2) Üretim Maliyetinin Azalması Herbisite ve/veya böceğe dayanıklı çeşitlerin kullanılması ile miktar ve sayı olarak daha az herbisit ve insektisit kullanılması sonucu birim alandaki üretim maliyetinde azalma ortaya çıkabilmektedir.

3) Pestisit Kullanılımındaki Azalmanın Çevre Üzerindeki Olumlu Etkileri Herbisite ve böceğe dayanıklı transgenik çeşitleri tarımı ile daha az herbisit ve insektist kullanımı sonucu söz konusu pestisitlerin kullanımının çevre üzerindeki olumsuz etkisinin azalması.

Tarımsal üretimde halen yaygın olarak kullanılan ürünler, herbisitlere (yabancı ot ilacı) dayanıklı soya ve kanola, ile bazı zararlı böceklere dayanıklı mısır ve pamuktur. Biyoteknolojik ürünler sadece tarımsal ürünlerle sınırlı olmayıp, insülin ve hepatit B aşısı gibi birçok tıbbi ürün ve gıda sanayinde kullanılan enzimler bu yöntemler kullanılarak üretilmektedir.

Yakın Gelecekteki Transgenik Bitkiler 1) Betakaroten İçeren Çeltik: Narcissus pseudonarcissus bitkisinden iki gen (Phytoene synthase ve Lycopen cyclase) ve Erwinia uredovara bakterisinden bir gen (Carotene desaturase) aktarılarak endospermlerinde betakaroten sentezleyen çeltik. Halen mısırdan phytoene synthase geni aktarılmış ve betakaroten içeriği 30 kat arttırılmış yeni bir çeşit üretilmiştir. 2) Sclerotinia ya karşı dayanıklı Ay Çiçeği 3) Nikotinsiz tütün 4) Herbisite dayanıklı çim bitkileri (Poa pratensis, Agrostis sp., Buchleo dactyloides) 5) Tuza toleranslı domates 6) Kolero ve Hepatit B aşısı üreten muz 7) Kafeinsiz kahve ve teinsiz çay

Olası Endişeler

Bt geni Aktarılmış Transgenik Mısır Mısır Kurdu(corn Borer) ile doğrudan ilaçsız ekonomik mücadele Gıdalarda pestisid kalıntısının olmaması Olası Endişeler Kral (Monarch ) kelebek larvalarının ölümüne yol açması!!! Tozlaşma ile GMO olmayan mısır tarlalarının kontaminasyonu Tohumculukta tekelleşme!!! Pestlerin direnç kazanması sorunu!!!!

Herbisite (Glyphosate) Dirençli Transgenik (Round up) Soya Olası Endişeler Küçük işletmelerde düşük rekabet şansı Tohumda ve ilaçta tekelleşme GMO olmayan soya tohumlarının yok olma riski Tarımda sosyal ve ekonomik sorunlar Herbisite dirençli süper yabancı otların gelişmesi

Alerji Riski Alerji riskine gelince; nihayetinde aktarılan bir gen ve ürünü proteindir. Eğer bünye alerjik yapılı bir bünye değilse midede sindirilir ve atılır. Ancak ağır metaller karaciğerde depolanır. (Alerji doğal gıdalarda da rastlanan bir durumdur. Sonradan da gelişebilir.örn: Kivi) Örneğin bir kişinin brezilya fındığına alerjisi varsa ondan bir gen izole edilip soyaya aktarıldığında da aynı alerjik etkiyi taşıyacaktır. Ürünün üzerine ne içerdiği yazıldığı takdirde kişi kendisinde alerjik etki yapan bir ürünü tercih etmeyecektir.

Alerji:DNA baz benzerliği,proteolitik parçalanmaya direnç, hayvan denemeleri. -StarLink Mısır( BT geni Cry9C mutasyonu) ürün artık kullanılmıyor! -Metionince Zengin 2S albumin(brazil nuts), kullanılmamaktadır!

Biyoçeşitlilik Riski Biyoçeşitliliğin kaybolması endişesine gelince; Türkiye de mısır, pamuk ve soya nın yakın akraba türleri bulunmadığı için gen kaçışı riski bulunmamaktadır. Sadece kanola da bu risk bulunmaktadır. Bu risk durumu da biyogüvenlik kuralları çerçevesinde belirli bölgelerde ve belirli mesafelerde ekim yapıldığı takdirde giderilebilir. Mısır bitkisinin orijini Meksika dır. Meksika için potansiyel bir tehdit oluşturabilir ancak Türkiye için değil..

Antibiyotik Dayanıklılık Geni Son olarak 22 Şubat 2007 de Avrupa İlaç Ajansı uzman komitesi, Avrupa Gıda Güvenliği otoritesi uzman paneli tarafından hazırlanan raporda, transgenik ürünlerde kullanılan antibiyotiğe dayanıklılık geni nptii nin insan sağlığında kullanılan antibiyotiklerden farklı olduğu ve böyle bir geçiş gerçekleşse bile bunun süper-mikroplara yol açmayacağı bildirilmiştir (EMEA, 2007).

GDO lar üzerindeki başlıca endişeler; aleji riski, biyoçeşitliliği bozma riski, antibiyotiğe dayanıklı genlerin insan florasındaki bakterilere geçmesi riski ve etiketleme üzerine yoğunlaşılmıştır. Yaklaşık 100 e yakın geliştirilmiş transgenik ürün bulunmasına rağmen halen hazırda 4 ürün (mısır, soya, pamuk ve kanola) piyasaya sürülebilmiştir.

Gelecekte Geliştirilecek ve Halen Üzerinde çalışılan Diğer Transgenik Ürünler Betakaroten İçeren Çeltik Kurağa Toleranslı Buğday Sclerotinia ya Karşı Dayanıklı Ay Çiçeği Nikotinsiz Tütün Herbisite Dayanıklı Çim Bitkileri (Poa Pratensis, Agrostis sp., Buchleo dactyloides) Tuza Toleranslı Domates Kolera ve Hepatit B aşısı üreten Muz Kafeinsiz Kahve ve Teinsiz Çay

GDO lu ürünler düşünüldüğü kadar kolay piyasaya sunulamamaktadır. Amerikadaki; Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), Amerikan Tarım Bakanlığı(USDA/APHIS) Çevre Koruma Dairesi (EPA) tarafından çok kapsamlı bilimsel incelemeleri yapıldıktan sonra ürünler piyasaya sunulmaktadır. Tüm piyasadaki ürünler aynı zincir sisteminden geçerek tüketiciye ulaştırılabilse

2010 yılında yürürlüğe giren biyogüvenlik yasası ülkemizde GDO lu ürünlerin ekimi, dikimi ve üretimi yasaklanmıştır. İthal edilecek GDO lu ürünler Biyogüvenlik kurulunun kararına göre belirlenir. Ürünlerin üzerlerinin GDO nun kabul edilebilir sınırların üzerlerinde olduğu durumlarda etiketlenmesi gerekmektedir. Etiketleme ile tercih tüketiciye bırakılmalıdır.

Biyogüvenlik Kurulu

Meyve ve Sebzelerde GDO lu ürün bulunmamaktadır. Ülkemizde Transgenik Bitki Tarımı Yapılmamaktadır. Ancak, Özellikle Yem Sanayisinin Gereksinimini Karşılamak Amacıyla Her Yıl 1 Milyon Ton Mısır ve 1 Milyon Ton Soya Fasulyesi İthal Etmekteyiz. Türkiye ye İthal Edilen Mısır ve Soyanın Transgenik Olmama Olasılığı Yok Denecek Kadar Azdır.

Bu nedenle GDO endişesine gelinceye kadar, ürünler içerisindeki katkı maddeleri, pestisit ve insektisit gibi kalıntı maddeleri veyahut da diğer teknolojilerin yaydığı radyasyon oranı üzerine gidilmeli ve onlarında en az GDO lu ürünler kadar piyasaya sürülmeden önce kontrolden geçirilmesi hedeflenmelidir.

Biyogüvenlik Biyoteknolojinin, insan sağlığı ve çevreye zarar vermeden uygulanmasını sağlamak için alınması gereken politik ve işlevsel önlemlerin tümüdür.

Düzenleyici Kurallar A. B. D. USDA (APHIS) FDA EPA NIH A.B. Dir 90/219-98/81/EC Dir 90/220-2001/18 Reg EC 258/97 Uluslararası Cartagena Biyogüvenlik Protokolü Codex Alimentarius

EFSA Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (13 ülke, 65 Bilim insanı) Yönetim kurulu Danışma kurulu Bilim kurulu Tamamen bağımsız, bilimsel değerlendirme Son karar merci Avrupa Komisyonu

Türkiye deki Ulusal Biyogüvenlik Kanunu 1. Kısım: Genel Hükümler 2. Kısım: Kapalı Kullanım, Piyasaya Sürme ve Transit 3. Kısım: Hukuki ve Cezai Sorumluluk 4. Kısım: Biyogüvenlik Kurumu 5. Kısım: Yönetmelikler ve Yürürlük 6. Kısım: Geçici Hükümler

1. Kısım: Genel Hükümler Amaç: Biyogüvenlik sistemi kurma... İnsan yaşamının korunması Önyargı? Bilimsel? Duygusal? Kapsam: Ar-Ge tüketim Yalnız gıda ürünleri değil, tüm GDOlar Tanımlar Yanlış ve eksik anlaşılmalara meydan vermemeli Uluslararası standartlarda olmalı

3. Kısım: Hukuki ve Cezai Sorumluluk Dünyada hala tartışmaya açık... Herkes herşeyden sorumlu (Kurum hariç!) Çok kısıtlayıcı ve ağır cezalar Hapis cezaları; tecil edilemez, paraya çevrilemez Ar-Ge dahil tüm GDO faaliyetlerini engelleyici nitelikte

4. Kısım: Biyogüvenlik Kurumu 291 kişilik kadro Tamamen Bürokratlardan oluşuyor Bilimsel danışma kurulu Yetki Yönetim Kurulu Başkanında Tarım Bakanlığı ile ilişkili

Ulusal Biyogüvenlik Kurulu (TÜBİTAK taslağı) Bilim insanlarından oluşan Bilimsel esaslara uygun olarak çalışan Çalışma ve karar alma süreçleri saydam Bağımsız ve özerk Sivil toplum örgütleri ve sanayi temsilcilerinin de katılımını sağlayan

5. Kısım: Yönetmelikler ve Yürürlük Tüm detaylar Kurumun çıkaracağı yönetmeliklere bırakılmış Kurum olmaz ise Kanun işlevsiz kalıyor Yasama-yürütme tek mercide toplanıyor

Sonuç ve Öneriler Biyoteknolojinin insan sağlığı ve çevre üzerindeki olası olumsuz etkilerini engelleyecek yasal düzenlemelerin bilimsel veriler ışığında yapılması gerekmektedir. UBK bu gereksinimi yerine getirmekten ziyade biyoteknolojiyi engeller niteliktedir. Asıl düzenleyici maddelerin yüzeysel olmaları ve duygusal yaklaşımlar içermektedir.