Amazon Efsanesi Eren SARI 1
AMAZON EFSANESİ Copyright 2016, (Eren SARI) Tüm hakları yazarına aittir. Yazarın izni alınmadan kısmen veya tamamen çoğaltılması veya farklı biçimlere çevrilmesi yasaktır. BİRİNCİ BASKI: 2016 Antalya / TÜRKİYE Yayınevi Adresi: NoktaE-Book Publishing Aşağı Pazarcı Mah.1063 Sokak.No:7 Iletişim: noktaekitap@gmail.com Web:http://www.noktaekitap.net http://www.noktaekitap.com Bu kitabın tüm hakları ve sorumluluğu Eren SARI ya aittir.. Kapak: NOKTA E-KİTAP Yayınlayan: NET MEDYA YAYINCILIK Nokta E-Book International Publishing 2
ÖNSÖZ Amazonlar, ellerinin hamuruyla erkek işine karışan, kimi zaman acımasız kimi zaman vahşi, Ares e tapacak kadar savaşçı ruhlu, Artemis e bağlanacak kadar zarif. Erkek gibi kadın değil yani! Olması gerektiği kadar mücadeleci ama Olympos Tanrıçaları kadar çekici kadın savaşçılar. Homeros a göre Truva savaşında at koşturan, ok atan balta sallayan sadece kadınlardan oluşan bir toplum. Herkesin hayranlık duyduğu fakat hala tam olarak açıklanamayan bir yaşam sistemi. İşte tüm bunlar Amazonları diğerlerinden bir adım öne çıkarıyor. Çünkü onlar alışılmadık olanı yaptı, hemcinsleri evdeyken onlar savaş meydanlarında nidalar attı. Memesiz dendi onlara, daha iyi ok atabilmek için göğüslerinden birini kestikleri söylendi. Bu acı veren deneyimi yaşayacak kadar cesurdular. Bir başkası Erkek Düşmanı dedi onlara, birlikte olduğu erkeği amacına ulaştıktan sonra öldürebilecek kadar duygusuzdular. Ay ın Kızları oldular başka bir toplumda ay kadar güzel, ay kadar soğuk, ay gibi iki yüzü vardı onların da bir karanlık bir aydınlık. 3
İşte bu ilginç toplumun bizim topraklarımızda yaşamış olduğu söylenir. Giresun adası, Sinop ve İzmir in adı geçer. Hangisi doğrudur bilinmez ama İzmir in Smyrna adını Amazonların bir kraliçesinden aldığı gerçeği var. Fethettikleri her yeni bölgeye kendi isimlerini verirlerdi zaten kazınmış oldukları tarih sayfalarındaki yerlerini daha bir sağlamlaştırmak ister gibi. Labrysl adlı bir balta Amazon kadını ile özdeşleşti. Çift ağızlı hafif bir savunma silahıydı bu ama nice savaşta kafalar kollar koparken, en son bu baltayı hissederlerdi tenlerinde. Baltanın yanında ok ve yay kullanmakta, at binmekte ustaydılar. Birçok bölgeyi ele geçirdiler birçok ulusa korku saldılar, tarih onları Erkek Öldüren vahşi bir topluluk olarak tanımladı. Neden böyleydi bu kadınlar peki? Onları yıkabilmek için üç toplum bir araya gelmek zorunda kaldı. Güç ve iktidar istemeleri bunu savaş ile elde etmeleri hangi nedene dayanıyordu? Sorulacak o kadar çok soru var ki Amazonlar hakkında söylenen o kadar çok söz ve bir sürü efsane, hepsini buraya sığdırmak mümkün değil. Benim anlamak istediğim şey bir 4
Amazon kadını nasıl düşünür? Nedir onu savaş meydanlarına kadar götüren hırs, neyin savaşı bu, sadece erkek üstünlüğü için olamaz çünkü zaten erkekleri yeterince eziyorlardı. Başka bir şey olmalı. Ama bu sorular hiçbir zaman tam olarak cevaplanamayacak. Tabi hayatta olan gerçek bir Amazon Kadını yoksa! Amazonların MA adında bir savaş tanrıçasına hizmet ettikleri iddia edilir. Bazı kaynaklarda ise Ares in adı geçer. Şöyle düşünelim sadece kadınların oluşturduğu ve erkek egemenliğini tamamen red eden Amazonlar nasıl olur da Ares e hizmet edebilir? Bu bir çelişki değil mi? Evet tamamen öyle. Ares, savaş demekti. Harp Tanrısıydı o ve Amazon kadını savaş için yaşardı. Ma ile Ares i karşılaştıracak olursak Ares in üstünlüğü tartışılmaz Ma daha silik bir karakter çizer. Peki ya Tanrı ve Tanrıça gibi bir ayrıma gitmek, onları bu kadın bu erkek şeklinde etiketlemek ne kadar doğru olur. Belki Amazonlar cinsiyet kavramını ortadan kaldırıp sadece taptıkları tanrının neyi ifade ettiği ile ilgileniyorlardı. 5
Ares, Ma ya da Artemis olmuş, adı önemli değildi sadece savaş, fethetmek ve özgürlük önemliydi onlar için. Burada aradığınız Amazon söylencelerini bulamadınız belki, ya da hep okumaya alıştığınız Amazon kahramanlık öykülerini. Bunlar bilinen şeyler ya da hayır yazılan şeyler demeliyim hep yinelenen artık ezberlediğimiz sadece kuru bilgiler. Bir efsaneyi sadece okumak ya da onu bilmek yetmez onu hissedebilmek önemlidir. Okurken orda olabilmek, yaşayabilmek gerekirse elinde balta ile düşlemek kendini bir Amazon gibi. At olduğunu düşlemek dörtnala koşan ve rüzgar o güzel yüze dokunan ve gökyüzü ve güneş ve ay olmak. Hepsini teker teker duyumsamak ve bir Amazon kadını olduğunu düşlerken gülümsemek birden bire özgür olduğunu ve hep özgür kalacağını bilmek. Budur benim istediğim sadece kelimeler kalmasın bu yazıyı okuduktan sonra aklınızda, kelimelerin, gözlerinizin ötesine geçebilmek. 6
Bu sayfayı kapatıp bir başka yazıya geçerken biraz önce döndüğünüz savaş meydanında ki çığlıklar kalmalı kulağınızda ve elinizde bıraktığınız baltanın sıcaklığı ve bir gülümseme yüzünüzde hissettiğiniz özgürlük duygusunun yarattığı. Özgürlük! İşte Amazon Kadını nı bir kaç kelime ile tanımlamam gerekse ben onlara özgür ruhlar derdim, ya da özgür çığlıklar sonsuzluğa atılan. Sonsuzlukta kaybolmayacak güzel sesler. Şimdi evet tam şu anda çığlık atabilmek için Amazon olmanız gerekmiyor sadece hissedebilmeniz ve kendinizi o uçsuz bucaksız topraklarda koşarken düşünmeniz yeterli. Biraz hayal gücü ve biraz istek işte hepsi bu 7
GİRİŞ Dilden dile, ağızdan ağıza aktarılarak zamanımıza dek ulaşan bir söylencedir Amazonlar söylencesi. İnsanı büyüleyen bu söylence gerçek midir? Amazonlar gerçekten yaşamışlar mıdır? Yoksa bütün bunlar bir düşün ürünü müdür? Söylencelerin halkların yaşantılarından kaynaklandığı, az-çok değişse de kabul edilen bir görüştür. Hele sözkonusu olan, Amazonlar söylencesi ise...çünkü Amazonların izlerine yanlızca destanlarda değil, coğrafyacı ve tarihçilerin kitaplarında da rastlanır. İlkçağ insanlarından kalan eserlerde Amazonlardan bir şeyler bulunur. Homeros onların Truva savaşlarına katıldığını yazar. Heredetos, Diodoros ve coğrafyacı Strabon onlardan sözederler. Herakles ve Achilleus efsanelerinde de Amazonlar'dan bahsedilir. Sokrates ve Platon Amazonlar'ın Atina'ya saldırdıklarını bir gerçeklik olarak kabul ederler. Amazonların yaşadıkları söylanan bölgelerde, özellikle Anadolu ve Mora Yarımadasında, kabartma taş ve resim olarak, Amazonlar'ı temsil eden binlerce eser bulunmuştur. 8
Mitolojide Amazonlar, mitoloji kahramanlarına denk savaşcı kadınlardır. Savaş aletleri ok, yay, kargı ve "labrys" denilen, Anadolu'da özellikle Hititler'de, Karya'da ve Girit'de rastlanan iki ağızlı baltadır. Halikarnas Balıkçısına göre iki ağızlı balta Anadolu'nun simgesidir. Resim ve kabartmaların çoğunda Amazonların elinde hep bu balta bulunmaktadır. Söylenceye göre Amazonlar Anadolu'da yaşamışlar ve birçok kent kurmuşlardır. Amazonlar'ın kurduğu kabul edilen kentler; Ephesos / Selçuk, Smyrna/İzmir, Kyme, Gryneion, Pitane, Ege bölgesindeki kentlere ilaveten Midilli adasındaki Mytilana, Marmara ve Karadeniz yörelerinde ki Myrleia, Sinope/Sinop'tur. Bunlara yine Ege bölgesindeki Elaia, Anaia, Latori kentlerinde de eklememiz gerekmektedir. Ephesos'da ki Artemis tapınağı da Amazonlar tarafından başlatılmıştır. Ephesos'da ki kazılar savaşcı kadınlara ait, tanrıça Artemis'e hizmet eden heykelcikler de ele geçirilmiştir. 9
George Thomson bunları inceleyerek yayınlayan Lethaby'nin" Hitit etkisinin belirgin izlerini gözlemlediğini Gestang'ın da Amazonlar'dan bir Hitit tapınağı bağıntılı oldukları ve daha sonra ki Artemis tapımı bu tapımdan kaynaklandığı konusunda Lethaby 'ye katıldığını" kaydetmektedir. Bu açıklamalardan sonra "Amazon" kelimesinin uzmanlar tarafından nasıl açıklamdığını inceleyebiliriz. Birinci açıklamaya göre Amazonlar savaçda engel olmaması için memelerinden birini veya her ikisini kestiklerinden "memesiz" anlamında "Amazoi" denilmiştir. Bu açıklama kanıtlarla uyum göstermiyor. Zira bütün kabartma ve resimlerde Amazonlar, iki memeli olarak gösterilmişlerdir.ikinci açıklamaya göre Ephesos'lu kadınlar savaş ve tarımla uğraşarak, bellerinde kuşaklarla (zonai), ekin biçtikleri (Amao) için bunlara Amazon denilmiştir. Toplumsal yaşamda kadının etkinliği, ekonomik etkinliklerin kadınlar tarafından yerine getirilmesi, kadınların mutlak egemenliği,soy kütüğünün kadına göre belirlenmesi, Amazon söylencesinin önemli özelliklerindendir. Ancak bütün bunlar anaerkil toplumda zaten normal olan özelliklerdir. 10
Amazon söylencesinin normalden ayrılan yönü, kadınların savaşcı olarak yetiştirilmeleri, savaşa bir asker gibi katılmaları, erkeklerin bu savaşda yer almamaları, kadınların savaşcılığının aynı zamanda saldırganlığa dönüşmesidir. Hem kendilerinin kurdukları yerleşim bölgelerinde bulunan heykel, resim ve kabartmalar, hem de komşu halkların eserleri Amazonlar'ı savaşcı niteliklerine uygun tasvir etmişlerdir. Amazonlarda ki savaşcı nitelik o kadar baskındır ki Bilge Umar, Amazonların "tarım yapmayan, yaşamı at sırtında avcılık ve savaşla geçen bir kadınlar ulusu" olduğu görüşündedir. Be nedenle Amazonlara takılacak adın savaşcı özelliklerine uygun bir ad olması akla uygun görülmektedir. Kaldı ki bu açıklama Amazonlar'ın konuşduğu varsayılacak bir dile göre yapılan bir açıklama da değildir. Konuyu tartışan uzmanlardan George Thomson "Yunanlı'lar Amaonları Kafkasya'ya doğru izlerke, Artemis'in Kafkasya kökenli olduğunu benimseyen bir geleneği izlemiş olabilir." biçiminde bir yaklaşım getirmektedir. 11
George Thomson bu görüşünde yanlız değildir. Bazı diğer uzmanlar da Amazonlar'ı Kafkasya ile ilişkili olarak açıklamaya çalışmaktadırlar. Kafkas kabilelerinde her türlü sosyo-ekonomik faaliyetleri kadınların yapmaları, Altın Post Efsanesi'nde altın postu aramaya giden Argonaut'ların Anadolu'nun kuzeydoğusunda Amazonlar'a rastlamaları, Amazonlar efsanesinde aynı bölgenin Amazonlar'ın ana yurdu olarak gösterilmesi, Amazonlar'ın başkenti olarak gösterilen Themiskyra'nın aynı bölgede olması, Amazonlar'ın ay tanrıçası ile olan ilişkileri, Amazon adıyla Kafkas dillerinden birinde "ay" anlamına gelen "maze" kelimesi arasında ki benzerlik, gibi nedenle uzmanları böyle düşünmeye yöneltmiştir. Kas-Adığe dilinde ay anlamına gelen "maze" kelimesi ile Amazon kelimesi arasında ki benzerlik ortadadır. "maze" kelimesinin sonuna "on" eki getirildiğinde Amazon kelimesine çok benzeyen "mazeon, mazon" kelimesi oluşur. Ancak article bulunmayan bu dilde nasıl olmuştur da "a" eki gelmiştir? Yine bu dilde Amazon adlarının, Amazonların kurdukları şehirlerin, Amazon tanrıçası Artemis'in adları da açıklanamamaktadır. 12
Bu nedenlerle bu açıklamada genel kabul gören bir açıklama olarak kabul edilmemektedir. Genel kabul görmemekle birlikte bu açıklamayla gerçeğe çok yaklaşıldığını, bazı gerçekci tespitlerin yapıldığını, kabul etmemizi gerektiren veriler bulunmaktadır. Anadolu ile Kafkasya arasında ki ilişkilere dikkat çeken uzmanlar çoktur. Server Tanilli üç bin yıllarında ki Anadolu-Hatti kabilelerinin dilleri ile Kafkasya dillerinin benzediğini, Hattiler'in maddi kültürü ile bu çağ Kafkasya kültürlerinin de "çok noktada birbirlerine benzediğini" kaydetmektedir. Şemseddin Günaltay, Proto-Hatti'ler, Luviler, Hurriler ve Kafkasların Hazar Denizi ötelerinden "aynı zamanda batıya göçen gruplar" olduğunu belirtmektedir. Hrozny de Hititlerin Kafkaslardan gelmiş olmasını, diğer görüşlerle karşılaştırarak, "nisbeten daha çok pozitif bir görüş" şeklinde değerlendirilmektedir. Bu nedenlerle yukardaki açıklamada ki eksikliği Kas dillerine yönelmesine değil bunu eksik bırakmasında, Kas dillerinin hepsini incelememesinde görüyor, Kas-Abhaz diliyle daha tam ve doğru bir açıklamanın yapılabileceğini düşünüyoruz. 13
Çünkü ilkçağlarda, ikibinli yıllarda, Amazonların tarih sahnesine çıktığı dönemde, Amazonların kurduğu söylenen İzmir kenti civarında kurulan devletin adı Aşuva'dır. Lidyalı'ların da atası olan Aşuva'lar,Kas-Abhazların bir koludur. Halen Anadolu'da ve Kafkasya'da kendilerine "Aşuva" diyen insanlar yaşamaktadır. Bu çalışmanın sınırlarını aşacağından Aşuvalar'ın nereden gelmiş olabilecekleri, Hitit'lere, Misyalı'larla, Karyalılar'la ve kendi torunları olan Lidyalılar'la ilişkileri, dilleri, uygarlıkları konularında bir şey söylemiyoruz. Ancak Hititlerin de aynı tarihi dönem de Anadolu'da göründüklerini, Lidya, Misya ve Karyalılar'ın kendilerine akraba olarak kabul ettiklerini, konumuzla ilgili gördüğümüzden belirtmek istiyoruz. Kas-Abhaz (Aşuva) dilinde "mzı" ay anlamına gelmektedir. Article olan "a" ile birlikte "A mzı, Amzı" biçiminde hala kullanılır. Ay adının "mis, mıs" biçiminde kullanıldığıda olur. Bazı şahıs isimlerinde halen bu şekilde kullanılır: Dinamis, Feramis, Ramis vb... olduğu gibi. 14