B. ŞİİRİN AHNEK ÖGELERİ Ahenk Ahenk kelimesi uyum anlamına gelmektedir. Edebiyatta ise kelimelerin birbiriyle ses ve anlam bakımından etkileyici bir bütün olması anlamındadır. Şiirde ahenk; ustaca kullanılan ses akışı, söyleyiş, ritim, ölçü ve her türlü ses benzerliğiyle sağlanır. Şiirde ahengi sağlamak için ölçü, uyak, vurgu, tonlama gibi değişik unsurlar kullanılır. Not: Şiirde dizelerde tekrar edilen sözcükler ahenk unsurudur. Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır Bu dizelerde tekrar edilen vardır sözcükleri ahenk unsurudur. Vurgu Bir kelimede hecelerden birinin diğerlerine göre daha baskılı, daha kuvvetli söylenmesidir. Vurgu hem kelimenin anlamını güçlendiren hem de şiiri ahenkli kılan bir unsurdur. Vurgulama ve tonlama şiirin ahengini ve etki gücünü bir kat daha artırır. Şiirin ahenk unsurlarından olan vurgu, şiir okuma sırasında başvurulan, sözün etki ve ahengini artıran bir öğedir. Örnek: Gök sarı toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı Arkada zincirlenen Toros Dağları Tonlama Konuşmada birbiri ardından gelen sesler, hiçbir zaman aynı seviyede ve aynı renkte değildir. Ses durmadan alçalır, yükselir, yumuşar, sertleşir, incelir, kalınlaşır. İşte bu ses değişikliğine tonlama adı verilir. Tonlama sayesinde acıma, üzüntü, özlem, hayranlık, sevgi gibi duygular belirginlik kazanır. Şiir, tonlamaya uygun olarak okunduğunda tonlama şiirin ahengine katkı sağlar. Örnek:
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak! Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak Bu dizelerdeki renkli yerler vurgulu olarak okunduğunda vurgu, sözün etki gücünü ve ahengini artırır. Aliterasyon ve Asonans: Bir şiirin dizelerinde sürekli aynı ünsüzün tekrarlanmasından oluşan ahenge aliterasyon Dağlar ağarırken konuşurduk tepelerde Sen nerde, o fecrin ağaran dağları nerde Yukarıdaki dizelerde "r" seslerinin tekrarıyla belli bir ahenk sağlanmıştır. Burada aliterasyon sanatı yapılmıştır. Bir şiirin dizelerinde sürekli aynı ünlünün tekrarlanmasıyla oluşan ahenge asonans Anlattı uzun uzun Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun Yukarıdaki dizelerde "u" seslerinin tekrarıyla belli bir ahenk sağlanmıştır. Burada asonans sanatı yapılmıştır. Ölçü Ahengi sağlamak şiire belli bir düzen vermek için şiirlerde çeşitli ölçüler kullanılır. Türk edebiyatında hece ve aruz ölçüsü olmak üzere iki çeşit ölçü kullanılmıştır. a. Hece ölçüsü Şiirdeki tüm dizelerin hecelerinin sayısının eşit olması esasına dayanır. Hece ölçüsü Türklerin bulduğu bir ölçüdür. Bilinen en eski Türk şiirlerinde de bu ölçü kullanılmıştır. 7 li, 8 li, 11 li hece ölçüsü kalıpları en çok kullanılan kalıplardır. Durak: Ölçü kalıpları içerisindeki durma yeridir. Hece ölçüsünde duraklar sözcükleri bölmez. Mani benim ezberim Kan ağlıyor gözlerim Ben o yârin yolunu Ölene dek gözlerim 4+3= 7 li hece ölçüsü vardır.
Geldi geçti ömrüm benim Şol yel esip geçmiş gibi Hele bana şöyle geldi Bir göz açıp yummuş gibi Yunus Emre Rüzgâr eser dallarınız atışır Kuşlarınız birbiriyle ötüşür Ören yerler bu bayramda çok üşür Bülbül niçin yaslı bakışır dağlar 4+4= 8 li hece ölçüsü ile yazılmıştır. 4+4+3= 11 li hece ölçüsü ile yazılmıştır. b. Aruz ölçüsü Hecelerin açık ya da kapalı olmasına göre oluşturulan ölçüye aruz ölçüsü Açık Hece: Hecenin sonundaki harf ünlü ile bitiyorsa o hece açık hecelidir ve. ile gösterilir. *Dize sonlarındaki harf ünsüz dahi olsa açık farz edilir. Kapalı Hece: Hecenin sonundaki harf ünsüz ise o hece kapalıdır ve işareti ile gösterilir. Bin at lı / a kın lar da / ço cuk lar gi / bi şen dik Bin at lı / o gün dev gi / bi bir or du / yu yen dik Ak tol ga / lı bey ler be / yi hay kır dı / i ler le - -.. - -.. - -.. - - Mef û lü / me fâ î lü / me fâ î lü / fe û lün - -.. - -.. - -.. - - Aruz Kusurları: İmale: Açık olan bir hecenin ünlüsünü kalıba uydurmak amacıyla uzatmaya imale (Ey gözüm, gönlümdeki ateşlere gözyaşımdan su saçma. Çünkü bu kadar hararetle tutuşan ateşlere su fayda etmez.) Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlare su Kim bu den lü/ du tu şan od/la re kıl maz/ çâre su -. -. (-) /.(-). - - /. (-). - - / -. - Fâ i lâ tün / Fâ i lâ tün / Fâ i lâ tün / fâ i lün -. - - -. - - -. - - -.
Zihaf: Kapalı olan bir hecenin ünlüsünü kalıba uydurmak amacıyla kısaltmaya zihaf (Her zaman ağladığımı görüp bana gülen, acımasız sevgilimi görünce halime ağlamaya başladı) Ol ki her sâ/ at gülerdi/ çeşm-î giryâ/ num görüp -. - - / -. -.(-)/ - -(.) - - / -. - Ağlar oldı hâlüme bî-rahm cânânum görüp Fâ i lâ tün / Fâ i lâ tün/ Fâ i lâ Tün/ Fâ i lün c. Serbest Ölçü Herhangi bir sisteme bağlı olmayan ölçüdür.19.yüzyıl sonla-rından itibaren edebiyatımıza girmiştir. Uyak (Kafiye) ve Redif: Redif: Mısra sonlarında bulunan aynı görevdeki ses, ek ve kelime tekrarlarıdır. Garibim namıma Kerem diyorlar Aslı mı el almış harem diyorlar Hastayım derdime verem diyorlar Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış ım ben rem ler zengin kafiye diyorlar lar redif Uyak: Dize sonlarında bulunan ve görevleri farklı olan ses veya ek benzerlikleridir. Uyak Çeşitleri a. Yarım Uyak: Sadece bir ünsüzün benzeşmesiyle oluşan kafiyeye yarım uyak Yürü bre Dadaloğlu m yürü g i t Dertli dertli Çukurova yolun t u t Bunda suçum varsa Hakk a tövbe e t t ler yarım kafiye De ki gayrı bizim iller iniler b. Tam Uyak: Biri ünlü biri ünsüz olmak üzere iki sesin ben-zerliğiyle oluşan uyağa tam uyak Benim gönlüm bir kelebek Dolaşıyor çiçek çiçek Tükenecek ömrü böyle ek ler tam kafiye
Çırpınarak, titreyerek c. Zengin Uyak: En az üç sesin benzerliğiyle oluşan uyağa zengin uyak Can bedenden ayrılacak Tütmez baca yanmaz ocak Selâm olsun kucak kucak Dostlar beni hatırlasın cak lar zengin kafiye d. Cinaslı Uyak: Aynı seslerden oluşan; fakat farklı anlamla-rı karşılayan kelimelerle yapılan uyağa cinaslı uyak Cinas bir kelimenin tekrarı değildir. Aynı kelimenin aynı an-lamla tekrar etmesine redif Niçin kondun a bülbül Kapımdaki asmaya Ben yârimden ayrılmam Götürseler asmaya asmaya lar cinaslı kafiye Dönülmez akşamın ufkundayız vakît çok geç, Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç. geç ler cinaslı kafiye NOT: Yazımları ve anlamları aynı olan iki sözcük redif; yazımları aynı ancak anlamları farklı olan iki sözcük cinaslı kafiye oluşturur. NOT: Uzun okunan ünlüler iki ses değerinde kabul edilir. 5.Tunç Kafiye: Kafiyeyi oluşturan sözcüklerden biri diğerinin içinde geçiyorsa buna tunç kafiye Bursa da eski bir cami avlusu Mermer şadırvanda şakırdayan su Her şey akar, su tarih, yıldız, insan ve fikir; Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir. kafiye) su lar tunç kafiye (tam kafiye) kir ler tunç kafiye (zengin Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın kafiye) Mehmet Âkif Ersoy akın lar tunç kafiye (zengin Uyak Düzeni (Şeması) ve Çeşitleri Şiirler uyaklanış bakımından dörde ayrılır: a. Düz uyak: Uyaklı kelimeler aaxa veya aaab şeklinde sıralanmışsa buna düz uyak Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal! Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal... Hakkıdır, hakk a tapan, milletimin istiklal! b. Çapraz uyak: Uyaklı kelimeler abab şeklinde sıralanmış-sa buna çapraz uyak Bir yol başlıyor gibi, ümitli, rahat Tanrım! bu sabah içim senin eserin İyilik, teselliler, merhamet, şevkat İçimde bir sabahın, o kadar serin c. Sarma uyak: Uyaklı kelimeler abba şeklinde sıralanmışsa buna çapraz uyak İş bitti... Uzaklarda ilk ümitler gibi yaz, Duyuyorum bu sabah, kış içimden çıkalı, İçimin dört duvarı bembeyaz badanalı, Ah, sade nefes almak, göğsüme dolan bu haz... d. Mani tipi uyak: Mani tipindeki şiirlerde kullanılan uyak türüdür. aaxa şeklinde uyaklanır. Tek dörtlük için geçerlidir. Dağlarda kar kalmadı Gözlerde fer kalmadı Daha yazacak idim Kâğıtta yer kalmadı