YABA HAYATI E VA TER TEK ĐKLERĐ DE YE Đ YAKLAŞIMLAR C. Can Bilgin ODTÜ - BKL Ankara 2010
Bu kitapçık AB desteğiyle yürütülen Kaçkar Dağları Sürdürülebilir Ormancılık ve Doğa Koruma Projesi kapsamında hazırlanmıştır. Kitabın hazırlanmasında katkısı olan uzman biyologlar Hüseyin Ambarlı ve Deniz Mengüllüoğlu na, DKMP Av ve Yaban Hayatı Dairesi Başkanlığı na ve başta BKL üyeleri tüm öğrencilerime teşekkür ederim.
1. GĐRĐŞ Türkiye de yaban hayatı envanteri 1960 lardan bu yana oldukça düzenli olarak yapılmaktadır. Özellikle o dönemin sayılı yaban hayatı uzmanlarından Nihat Turan, Tansu Gürpınar, Đsmet Özer gibi isimler, ülkemizde nadir ve yok olma sürecine girmiş birçok tür için önerilerini bu gibi arazide sayımlara dayandırmışlardır. 1980 lerden başlayarak trofe avcılığının yaygınlaşması ise, her yıl av kotaların belirlenmesi için aynı bölgede avlanacak türün sayımlarını (envanterini) zorunlu kılmıştır. Bugüne kadar esas olarak Yaban Keçisi (Capra aegagrus), Çengel Boynuzlu Dağ Keçisi (ÇBDK) (Rupicapra rupicapra) ve Bozayı (Ursus arctos) türleri bu sayımlara konu olmuş, ancak zaman zaman Kızıl Geyik (Cervus elaphus), Karaca (Capreolus capreolus), Yaban Domuzu (Sus scrofa) gibi diğer trofe türleri de çalışılmıştır. Ayrıca, yönetim planları yapılan Yaban Hayatı Geliştirme Sahaları nda veya av planı yapılan örnek veya özel avlaklarda tür ayırt etmeksizin bu tür sayımlar gerçekleştirilmiştir. Kaçkar Dağları Sürdürülebilir Ormancılık ve Koruma Projesi (kısaca Kaçkar Projesi ) kapsamında mevcut uygulamaları gözden geçirmek, yeni ve daha verimli veya güvenilir teknikleri tanıtmak ve örnek bir envanter düzenlemek hedeflenmiştir. Bu kitapçık, işte bu amaçla yazılmıştır. Kitapçığın bütün mevcut envanter tekniklerini teker teker tanıtmak gibi bir hedefi yoktur. Nitekim bu konuda yazılmış Türkçe kaynaklar (örn. Oğurlu 2003) bulunmaktadır. Bu kitapçığın kapsamı, sadece proje alanında bulunan türleri ve habitatları içermektedir, ancak önerilen yenilikler Türkiye nin diğer bölgelerinde yaşayan çeşitli yaban hayatı türleri için de büyük ölçüde geçerlidir. 2. HEDEF TÜRLER Kaçkar Projesi alanı ve yakın çevresinde birçok yaban hayvanı (büyük ve orta boy memeli) bulunmaktadır. Toynaklı av hayvanlarından Karaca, ÇBDK, Yaban Keçisi, Yaban Domuzu; etçil av hayvanlarından Kurt (Canis lupus), Çakal (Canis aureus), Tilki (Vulpes vulpes), Ayı, Sansar (Martes spp.), Porsuk (Meles meles), Susamuru (Lutra lutra), Vaşak (Lynx lynx) ve Pars (Panthera pardus) bölgede kaydedilmiştir. Bunların yanı sıra küçük av hayvanlarından
Tavşan (Lepus europaeus) ve karasal av kuşlarımdan Kınalı Keklik (Alectoris chukar) ve Urkeklik (Tetraogallus caspius) sayılabilir. Alanda trofe avcılığı kapsamında yakın geçmişte Yaban Keçisi, ÇBDK ve Ayı, daha uzak geçmişte ise bunların yanı sıra Kurt avı yapılmıştır. Verilen av kotaları tipik olarak Yaban Keçisi için il genelinde ve Çoruh YHGS da ayrı ayrı 5-10 adet, ÇBDK için ise (geçen yıla kadar) il genelinde 5-10 adet civarındadır. Proje bulguları ve önerilerimiz doğrultusunda ÇBDK kotası 2010 yılında 1 (bir) adede indirilmiştir. 3. YÖ TEMLER Envanter uygulamalarının genel esasları Envanterlerin esas amacı hedef populasyonun büyüklüğünü (yani kaç bireyden oluştuğunu) tahmin etmektir. Populasyon tahminleri için başlıca iki tür sayım yapılabilir: 1) Tam ( total ) sayım 2) Örnekleme/kısmi sayım Tam sayımda hedef populasyonun tamamının kısa bir süre içinde (örneğin birkaç günde) sayılması esastır. Bu tip sayımlar birçok tür için bu arada bu kitapçığın kapsamındaki türler için çoğu zaman mümkün değildir. Sadece koloni halinde üreyen kuşlar için yuvada sayım yoluyla söz konusu olabilir. Bazı kaynaklarda sürek sayımı ve havadan sayım, tam sayıma örnek yöntemler arasında verilmektedir. Ancak, her iki durumda da hedef populasyondaki bireylerin %100 ünün algılanması (Đng. detection) mümkün değildir. Dolayısıyla bu yöntemler bize ancak minimum populasyon büyüklüğünü verirler. Öte yandan, örneğin havadan sayımın tercih edildiği bir envanterde alanın iyi çalışılmış bir kesiminde (örneğin 50 hektarlık bir alanda) yapılacak ve daha kesin bir sonuç verecek yerden sayım sonucuyla, aynı kesimde havadan sayım sonucunu karşılaştırmak, gerekiyorsa bir düzeltme katsayısıyla alanın tamamındaki populasyon büyüklüğünü tahmin etmek mümkün olabilir.
Diğer sayım çeşidi, örnekleme yapılmasını, yani populasyonun belli bir kısmının sayılmasını ve buradan yola çıkarak tamamının tahmin edilmesini öngörür. Bu durumda, hedef populasyonun sadece belli bir kısmı sayılır ve belli varsayımlardan yola çıkarak tahmini toplam sayıya ulaşılır. Örnekleme, tipik olarak hedef türün yayılış alanının sadece belli kesimlerinin taranması yoluyla yapılır. Böyle bir kısmi sayım, bireylerin hepsinin kısa bir süre içinde görülemeyeceği/saptanamayacağı gerçeğinin yanı sıra zaman, personel ve ulaşım kısıtlamaları nedeniyle alanın tamamının eşzamanlı olarak kapsanamaması nedeniyle de zorunlu olur. Örneklemede şu üç nokta önemlidir: 1) Örnekleme olabildiğince yansız (Đng. unbiased) yapılmalıdır. Burada kastedilen, sayım için uygulanan yöntemin herhangi bir şekilde mekân ve zaman açısından mevcudun olduğundan daha fazla veya daha az gözükmesine yol açmamasıdır. Mekân açısından yanlı bir uygulamaya örnek olarak, ağırlıklı olarak güney bakılarda bulunan bir türü sadece bu bakıdaki alanları sayma, sonra da örnekleme sonuçlarını farklı bakılardaki toplam alana yaygınlaştırma verilebilir. Bir başka yanlı örnekleme örneği, sayımları subaşlarında, yemleme yapılan alanlarda veya yol kenarlarında yoğunlaştırmaktır. Farklı eşeyler genellikle farklı habitat tercihleri veya (gündüz yerine gece aktif olma gibi) farklı zamanlarda buraları ziyaret etmeleri nedeniyle eksik ya da fazla sayılacaklardır. Türün yayılış ve davranış özellikleri iyi bilinirse bu gibi bariz hataları yapmamak mümkündür. Ancak yine de tamamen rasgele bir örnekleme yapmak topoğrafik ve lojistik nedenlerle mümkün olmaz. Bu durumda, mevcut yanlılığı azaltmanın bazı yolları vardır (bknz. CBS kullanımı). 2) Eğer örnekleme bölgesi, farklı bitki örtüsü, populasyon yoğunluğu, vb nedenlerle alt bölgelere ayrılabiliyorsa o zaman katmanlama (Đng. stratification) yaklaşımı ile bu bölgeleri ayrı ayrı örneklemek uygun olur. Bu farklı bölgelerde özellikle örnekleme yoğunluğu (mesela gözleklerden sayım yapılacaksa hektara düşen gözlek sayısı), hatta örnekleme yöntemi değişebilir. Bu yolla kaynakların verimli kullanılması sağlanır ve genellikle envanterin güvenirliği artar.
3) Örneklenen sayılardan toplam populasyon büyüklüğüne giderken kaçınılmaz olarak bazı varsayımlarda bulunmak gerekir. Örneğin, bireylerin alanda aynı yoğunlukta dağıldıkları yaygın (ancak çoğu zaman yanlış) bir varsayımdır. Gerek böyle varsayımların getirdiği, gerek örneklemenin doğasından kaynaklanan hatalar sonuca (yani populasyon tahminine) hata payı bildirimi şeklinde yansıtılmalıdır. Böylece tahminin ne kadar güvenilir olduğu konusunda bir bilgi verilmiş olur. Yaban hayatı envanterlerinde %10 luk bir hata payı iyi bir sonuç sayılmalıdır. Hazırlık çalışmaları Herhangi bir envanterden önce yapılacak hazırlıklar çeşitli kaynaklarda daha ayrıntılı belirtilmiştir. Ülkemizde yaygın uygulama 1/25,000 ölçekli memleket paftalarının gerek planlama aşamasında, gerek uygulama sırasında arazide kullanılması şeklindedir. Bu paftalar yeterli ayrıntıya sahip olmakla birlikte, bir Coğrafi Bilgi Sistemi nde (CBS/GIS) sadece altlık olarak kullanılmaya o da eğer sayısal formatta ve jeoreferanslı ise uygundurlar; bitki örtüsü, eğim, bakı gibi farklı parametrelerin ayrı katmanlar halinde değerlendirilmesine olanak tanımazlar. Oysa gerek örnekleme noktalarının veya alanlarının seçilmesinde, gerek sayım sonrası analizlerde (bknz. Analiz kısmı) CBS çok önemli bir araçtır. Dolayısıyla, hazırlık aşamasında CBS de kullanıma uygun sayısal katmanların elde hazır bulunması ve kullanılması önerilir. Harita ve CBS odaklı hazırlıklar dışında, yeterli sayıda ve eğitilmiş personel, uygun teçhizat ve kayıt formları, güvenli ulaşım ve sayım olanakları bir envanterin diğer önemli unsurlarıdır. Bu hazırlıklar konusunda örnek bir çalışma Kaçkar Projesi kapsamında 2010 yılında gerçekleştirilen Yusufeli ÇBDK envanteridir. Envanterin amacının belirlenmesi Yaban hayatı envanterlerin en tipik çıktısı, hedef türün çalışılan alandaki tahmini populasyon büyüklüğüdür, yani hata payı ile belirtilen mutlak bir sayıdır (örneğin 240±25 birey). Bu gibi mutlak sayılar, populasyonun belli bir yüzdesinin avlatılmasının amaçlandığı durumlarda kota miktarının belirlenmesini kolaylaştırır. Ayrıca yoğunluk (birey/km 2 ) hesaplanmasına olanak verir. Dolayısıyla, eğer mümkünse envanter amacı mutlak populasyon büyüklüğünün tahminine yönelik olmalıdır. Ancak, maddi ve lojistik kısıtlar buna her zaman elvermeyebilir. Ayrıca tahminlerdeki hata payları yüksek ise, bu veriye dayanarak karşılaştırma yapmak veya av kotalarını belirlemek yeterince güvenilir olmayacaktır.
Farklı bir amaç, mutlak sayı yerine bir endeks hesaplanmasını gerekli kılabilir. Burada temel ilke, standart (değişmez, birbirine denk) bir çaba ve yöntem ile yıldan yıla karşılaştırılabilir değerler elde etmektir. Başlangıç yılında, yani standart envanterin yapıldığı ilk yılda elde edilen sayım sonucu 100 kabul edilerek izleyen yıllarda artı veya eksi yönde değişim izlenmesi temel hedeftir. Böyle bir çalışma populasyonun toplam kaç bireyden oluştuğuyla ilgilenmez, ama yıldan yıla değişimleri yüzde cinsinden ortaya koyar. Eğer başlangıçtaki mutlak populasyon büyüklüğü biliniyorsa, izleyen yıllarda gözlenen azalma veya çoğalma oranları dikkate alınarak, kapsamlı bir sayıma gerek duyulmadan o yılki tahmini populasyon büyüklüğü yaklaşık olarak saptanabilir. Kullanılabilecek envanter teknikleri Hedef türler için önerilen temel teknikler aşağıda verilmiştir: a) Nokta sayımı: Araziye hakim bir noktadan görüş alanına giren hedef tür bireylerinin belli bir süre içinde sayılmasıdır. Bu süre genellikle sabah erkenden başlayarak öğlene veya akşamüstüne kadar sürer. Bu süre zarfında, mükerrer sayıma yol açmamak için bireylerin devamlı izlenmesi gereklidir. Gözlem için dürbün veya teleskop şarttır. Buna rağmen hava koşullarına göre değişmekle birlikte 2-3 km.den daha uzaktaki canlıların algılanması veya teşhisi çoğunlukla olanaksızdır (Şekil 1). Şekil 1: Ortadaki kayaların hemen arkasında duran bir ÇBDK, çıplak gözle algılamanın sınırında sayılabilir.
Nokta sayımı, halihazırda Türkiye de en sık ve yaygın kullanılan envanter yöntemidir. Bu yöntemde en önemli sorunlar, sayım sonrası hesaplarda gözlem sırasında kapsanan alanın tam bilinmemesi ve arazinin tamamının sayım yapılan alanla tıpatıp aynı özellikte olduğu varsayımıdır. b) Hat (mesafe) sayımları: Önceden belirlenmiş bir hat üzerinde yürürken (veya araçla giderken) hattın her iki yanında kalan hedef tür bireylerinin ilk görüldükleri noktaya gözlemcinin uzaklığının ve açısının ölçülmesine dayalı bir yöntemdir. Mesafe örneklemesi, istatistikçilerin gözlenen nesnenin gözlemciden uzaklaştıkça algılanması olasılığının düşmesi gerçeğini dikkate alarak geliştirdikleri bir tekniktir. Bu yöntemde, algılama olasılığının sadece hat üzerinde %100 olduğu, hattan uzaklaştıkça giderek azaldığı kabul edilir (Şekil 2). Her gözlenen bireyin hattan uzaklığı dikkate alınarak alanda bulunduğu halde algılanamayan bireylerin sayısı hesaplanır ve bu sayı gözlenen sayıya eklenerek toplam yoğunluğa ulaşılır. Gözlemcinin ölçümleri lazer mesafe ölçer ve hassas pusula ile yapması önemlidir. Gerek açıklık veya ormanlık alanlarda yaşayan büyük memelilerin, gerek tavşan ve keklik gibi av türlerinin envanterinde kullanılabilir. Ancak sayımı yapılan türün nadir olmaması ve ölçümlerin hassasiyetle gerçekleştirilmesi önemlidir. Şekil 2: Algılama olasılığın hattan uzaklaştıkça düşmesi (solda) ve tipik bir hat sayımı şeması (sağda) c) Đşaretleme-yakalama yöntemi: Bu tekniğin (Đng. mark-recapture) esası, tek tek tanınması mümkün olan bireylerin zaman içinde hangi oranda tekrar yakalandıkları veya görüldükleri esasına dayanır. Bireysel tanınabilirlik, çeşitli işaretleme ve markalama yöntemleriyle sağlanır. Her biri farklı bir numara ve/veya renk taşıyan plastik kulak
küpeleri, tasmalar veya geçici olarak post üzerine boyayla yapılan işaretlemeler bireylerin çoğu zaman görüldüklerinde tanınmaları için yeterli olur (Şekil 3). Telemetri ile izlenen bireyler de, her bir tasma için ayrı frekans veya dijital kod sayesinde bireysel olarak tanımak mümkündür. Ancak bu tip işaretlemelerin bireylerin yakalanmasını gerektirmesi bu tekniğin kullanım alanını daraltmaktadır. Şekil 3: Tipik olarak işaretleme otçullar üzerinde uygulansa da bazen etçil yırtıcılarda da kullanılabilir. Bu puma fotokapanla yakalanmıştır (Kaynak: http://furmancougar.blogspot.com/). d) Fotokapan yöntemi: Đşaretleme-yakalama yönteminin farklı bir uygulamasıdır. Son yıllarda hızla gelişen fotokapan teknolojisi ve istatistik analiz yöntemlerine dayanır. Teçhizatın görece pahalı olmasına karşın özellikle yırtıcıların sayımında yararlıdır. Bireylerin tanınması, vaşak, pars, geyik boğası gibi bazı türlerde bireye özgü desen, çizgi, benek, boynuz şekli varlığı ile mümkündür. Bu sayede fotoğraflarla teşhis edilen bireyler ikinci, üçüncü, vs kere fotoğraflandığında yakalanmış gibi kabul edilir. Bireysel olarak tanınamayan türlerin sayılarını tahmin için istatistiksel yöntemler geliştirilmektedir, ancak henüz yeterince güvenilir değildirler, Özellikle yaşadıkları alanı savunan (teritoryel) ve/ya grup halinde yaşayan türler hakkında, fotokapanlar yoluyla değerli sayısal bilgiler elde edilebilir (Şekil 4). BKL tarafından Beypazarı nda gerçekleştirilen çalışma bunun iyi bir örneğini oluşturur (Mengüllüoğlu 2010).
Şekil 4: Sürü büyüklüğünü yansıtan bu fotoğraf Artvin de çekilmiştir. Fotoğrafın çekildiği tarih ve saat bilgisi türün davranışları hakkında yararlı ipuçları verebilir. Literatürde yer almış, ancak çeşitli sakıncaları nedeniyle önerilmeyen teknikler aşağıda verilmiştir: e) Hat (şerit) sayımları: Açık ve kolay yürünen alanlarda belli bir hat boyunca yürürken (veya araçla giderken) bu hattın iki tarafında belli bir mesafe içinde kalan bireylerin sayılmasıdır. Bu gözlem şeridinin eni, türün algılanamayacağı kadar geniş olmamalıdır. Küçük cüsseli türler için bu mesafe nadiren birkaç metreden daha fazladır; dolayısıyla, şeridin son derece dar olması nedeniyle anlamlı bir örnekleme mümkün değildir. Đri türler (örneğin yaban koyunları) uzak mesafelerden kolayca görülebilmelerine karşın, gözlemciden kaçma/uzaklaşma davranışı ve mesafenin doğru ölçülebilmesi (yani bireyin şeridin içinde olup olmadığının anlaşılması) ciddi sorunlardır. Bu nedenlerle, bu tekniğin kullanılması zorunlu olmadıkça önerilmez. f) Sürek (süpürme) sayımları: Çok sayıda insanın tek sıra halinde alanı kat ederek hayvanları sayım yapacaklara sürmeleri veya çevrili alanlarda her görevlinin sağından (veya solundan) geçen bireyleri sayması şeklinde gerçekleşir. Sakıncaları daha önce belirtilmekle beraber çevrili alanlarda (örneğin Bozdağ yaban koyunu üretme sahasında)
kullanılmıştır. Ancak, yeterli sayıda ve titizlikte görevli/gönüllü bulmak, bunların hattı bozmadan hareket etmeleri, alanın hayvanların gizlenmesine elverişli olmaması gibi koşulları sağlamak kolay değildir. g) Dışkı grubu sayımları: Geyikler ve diğer toynaklılar için kullanılan (örn. Oğurlu 1997) bir yöntemdir. Temel varsayım, belli sayıda hayvanın belirli bir süre içinde belli sayıda dışkı (veya dışkı öbeği) bırakacağıdır. Yöntem, rasgele seçilmiş birkaç metrekarelik alanlarda dışkıların temizlenmesi, belli bir süre sonra yeniden ziyaret edilerek sayılmaları, buradan toplam sayının tahmini esasına dayanır. Doğru bir tahmin için çalışılan türün ne kadar sık ve ne kadar miktarda dışkı bıraktığı, ayrıca çalışılan alanda dışkının ne kadar sürede yok olduğunun bilinmesi şarttır. Bu bilgiler genellikle zor elde edildiği için özel durumlar haricinde düzenli envanter için önerilmez. h) Avlanan populasyonlarda oran değişimi: Eğer sadece erkek bireyler avlanıyorsa, avlanmadan önce ve sonra erkek-dişi oranının saptanması ile avlanan erkeklerin sayısının bilinmesine dayanan bir hesaplamadır. Ülkemiz koşullarında, trofe kapsamında toplama oranla çok az sayıda birey vurulması ve çoğu yerde sayısı belirsiz kaçak avlanmış bireylerin varlığı nedeniyle doğru sonuçlar vermesi beklenmez. Türe ve yaşama ortamına göre uygun envanter yönteminin seçilmesi Proje alanındaki hedef türlerin bir kısmı gündüz aktiftir ve açıklık alanlarda yaşar. Bu türlerin başında Yaban Keçisi ve ÇBDK gelir. Bozayılar da, kış uykusu sonrasında kaybettikleri kiloları almak için Nisan-Mayıs aylarında genellikle gündüz vakti ve yüksek çayırlarda otlarken görülürler. Bu türler, gözle tespite ve saymaya dayalı envanterlerin hedefidir. Diğer türlerin çoğu (Yaban Domuzu, Karaca, Tavşan, yaz aylarında Bozayılar, etçil yırtıcıların tamamı) ağırlıklı olarak örtülü alanlarda yaşar ve/veya geceleri aktif olurlar. Ancak bu türler rahatsız edilmedikleri yerlerde, özellikle kışın, gündüzleri de hareketli olabilirler. Yine de bu türleri görerek saymak pek olanaklı ve anlamlı değildir; bu iş için dolaylı yöntemlere veya fotokapan kullanmaya başvurmak gerekir. Envanter tekniğinin seçiminde türün özelliklerinin yanı sıra eldeki imkânlar, özellikle lojistik destek olanakları belirleyici olur.
Aşağıdaki tabloda, her tür için hangi envanter tekniğinin genelde nasıl sonuç verdiği belirtilmiştir: Nokta sayımı Hat (mesafe) sayımı Fotokapan Dışkı grubu sayımı Yaban Keçisi Diğer teknikler Çengel B.D. Keçisi 1 Alageyik Kızıl Geyik Karaca 2 Yaban Koyunu 2 Yaban Domuzu 2 Ayı Kurt Çakal Tilki Vaşak Porsuk Tavşan 3 1 Havadan (kışın) sayım, 2 Sürek (süpürme) sayımı, 3 Projektörle gece sayım : Oldukça kolaydır, çoğu zaman iyi sonuç verir : Yapılabilir, bazen iyi sonuç verir : Oldukça zordur, nadiren iyi sonuç verir 4. A ALĐZ Envanteri yapılan türe ve kullanılan tekniğe göre değişmekle birlikte, envanter sonucunda elde genellikle koordinat kayıtları ve bu koordinatlarla bağlantılı sayılar bulunur. Birçok durumda, bu sayılar aynı zamanda erkek-dişi ve/veya yavru-genç-ergin şeklinde sınıflara ayrılmış olur. Bu sayılardan öncelikle ulaşılmak istenen (envanteri yapılan alanın sınırları içindeki) toplam populasyon büyüklüğüdür. Bu değer, tekniğe bağlı olarak bazı varsayımların geçerliliği ve belli matematiksel formüllerin kullanılması ile elde edilir. Kota belirlemek için veya tekrarlanan envanterlerde geçmiş yıllara karşılaştırma yapmak için bu toplam tahmin
değer yeterlidir. Ancak, ekolojik değerlendirmeler ve başka populasyonlarla karşılaştırmalar yapabilmek için populasyon yoğunluğunun hesaplanması da gerekir. Yoğunluk hesabında iki yol izlenebilir: Birinci yol, tahmin edilen toplam sayının envantere esas olan toplam alana bölünmesi ile populasyon yoğunluğu hesaplanmasıdır. Burada, hem toplam populasyon tahmini sırasında oluşan hata, hem de sayım yapılan alanın envanter toplam alanını tam olarak temsil etmemesinden kaynaklanan hata söz konusudur. Đkinci yol, kaydedilen birey sayısının taranan alanın büyüklüğüne bölünerek bir yoğunluk değeri elde edilmesidir. Örneğin, nokta (gözlek) sayımı sırasında her noktadan görülebilen toplam alan CBS yardımıyla hesaplanabilir. Yapılan sayım sonucu, bulunan toplam gözlem alanına bölünerek yoğunluk hesaplanır. Bu yönteme bir örnek olarak 2010 Yusufeli ÇBDK sayımı verilebilir. Bu sayımda, 24 ayrı noktadan gözlem yapılmış, kaydedilmiş olan gözlem noktaları bir Coğrafi Bilgi Sistemi ne (Idrisi Kilimanjaro) aktarılmış ve viewshed fonksiyonu ile görüş mesafesi sırasıyla 3 km ve 4 km kabul edilerek sayım alanı iki farklı şekilde hesaplanmıştır (Harita 1). Buna göre envanter sırasında doğrudan görülebilen ve türün teşhis edilebileceği toplam alan 148 ila 190 km 2 arasında hesaplanmıştır. Gözlem noktaları hedef türün en yoğun bulunduğu bilinen yerlerde seçildiği için, toplam envanter alanındaki değişik nitelikteki habitatlar ve türün kullandığı ortalama yaşama alanı dikkate alınarak, sayılan bireylerin görülebilen arazinin iki katı alanda yaşadıkları kabul edilmiştir. Buradan yola çıkarak yapılan yoğunluk hesaplaması ile kilometre kare başına 0.21-0.28 (her yaştan birey) değeri bulunmuştur. Bu yaklaşımın bir adım daha ötesi, türün habitat modellemesi ile elde edilecek uygunluk yüzeyinden yararlanarak toplam envanter alanı ile sayım yapılan alanı büyüklük ve habitat kalitesi açısından oranlamaktır. Böylece envanteri yapılan alanın her yerinin hedef tür için aynı önemde olmadığı gerçeği, nesnel bir ilişki kurularak hesaplara dahil edilebilir. Habitat modelleri, bir canlı türünün tercih ettiği yükseklik, bitki örtüsü, bakı, yerleşimlere uzaklık, vb. özellikleri dikkate alarak oluşturulan ve türün potansiyel yayılışını öngören istatiksel modellerdir. Bu modellerin çıktıları, türün bir noktada varolma olasılığının 0 (kesin yok) ile 1 (kesin var) arasına değiştiği bir olasılık yüzeyi şeklindedir.
Harita 1: Çalışma alanında envanter noktaları (sarı-kırmızı yuvarlaklar), 3 km mesafeli görüş alanı (bordo renkli alanlar), il/ilçe sınırları (beyaz çizgiler) ve başlıca akarsular topoğrafya üzerinde gösterilmektedir. Habitat uygunluğunun daha düşük olduğu kesimlerdeki populasyon yoğunluğunun, uygunluğun yüksek olduğu kesimlerdekine oranla az olacağı geçerli bir varsayımdır. Uygunluğun belli bir eşik değerin altına düştüğü kesimlerde ise türün bulunmadığı kabul edilerek yayılış haritaları elde edilebilir (örn. Harita 2). Harita 2: Kaçkar Projesi alanında ÇBDK habitat ve yayılış modeli
Eğer sayılan bireyler eşey veya yaş açısından sınıflara ayrılabiliyorsa, erkek-dişi ve gençergin oranları ile dişi başına düşen yavru sayısı gibi önemli demografik endeksler de hesaplanabilir. Örneğin, Yusufeli nde bozayılar üzerine yürütülen çalışmayla, populasyon üretkenliği ve yavru yaşama oranları hakkında yararlı veriler elde edilmiştir (Tablo 2). Tablo 2: Ana ayı başına düşen o yılın yavrusu sayıları (H. Ambarlı, yayımlanmamış veri) Đzlenen alan 2005 2007 2008 2009 Özgüven Vadisi 1.85 1.33 1.33 1.17 Aşağı Barhal havzası - - - 1.42 Grup büyüklükleri ise populasyonun baskı altında olup olmadığı için iyi bir gösterge olabilir (Şekil 5). Populasyonun yapısını ve geçen yıllardaki başarısını yansıtan bu endeksler, karar vericiler için değerli veri oluştururlar. Ayrıca envanterin, mesela Haziran ve Eylül aylarında tekrarlanması durumunda, Yaban Koyunu gibi Mayıs ayında doğuran bir türün o yılki yavru yaşama oranı ortaya çıkarılabilir. Şekil 5: 2010 Yusufeli ÇBDK envanterinden kaydedilen grup büyüklükleri histogramı. Grupların çoğunun 5 in altında olması şiddetli kaçak av baskısına işaret etmektedir. Yukarıda değinildiği gibi, her türlü tahminin doğruluk payını yansıtan bir hata payı ile beraber verilmesi esas olmalıdır. Eğer hata payları yıllar arasındaki farklara yakın değerdeyse, envanter sonuçlarının değişimi yansıtacak kadar hassas olmadığı ve populasyon büyüklüğünün yıldan yıla değişmediği kabul edilmelidir.
Mutlak sayılar değil de bağıl endeks üreten yöntemlerde, bir yıldan diğerine farklar görülmesi doğaldır. Ancak bu değişimin (yani artışın veya azalmanın) doğruluğu kullanılan yöntemin hassasiyetine ve sayımların ne kadar doğru yapıldığına bağlıdır. Fransa da yapılan araştırmalar, gözlenen artma veya azalma eğiliminin, 3-5 yıl süresince arka arkaya görülmedikçe kesin doğru kabul edilmesinin sakıncalı olduğunu ortaya koymuştur (Loison et al. 2006, Largo et al. 2008). 5. HATALAR ASIL E AZA Đ DĐRĐLEBĐLĐR? Envanterlerde kullanılan teknik, eksik hazırlık, hatalı uygulama veya analiz nedeniyle oluşan insan kaynaklı hatalar, örneklemeden doğan doğal hatalarla birleşince ciddi bir sorun oluşturabilir. Bu hataların bir kısmının nasıl önlenebileceğine (veya azaltılabileceğine) aşağıda değinilmektedir: 1) Yanlı veya yetersiz örnekleme: Đstatiksel açıdan örnekleme yani ilgilenilen bütünün sadece belli bir kısmı hakkında veri toplama çoğu zaman zorunlu ve bu nedenle son derece yaygın bir uygulamadır. Ancak örnekler bütünü temsil edecek şekilde alınmazsa sonuçlar yanıltıcı olabilir. Envanter çalışmalarında en sık rastlanan sorun, örneklemenin (yani gözlem ve sayımların) yolların yakını veya bir dağın alçak kesimleri gibi kolay erişilebilen noktalarla sınırlı kalmasıdır. Eğer hedef tür ekolojisi gereği gözlenen bölgelerde daha yoğun veya daha seyrek bulunuyorsa, sayım sonuçları alanın tamamına basit doğrusal bir oranlama ile aktarılamaz. CBS ve habitat modellemesi kullanarak bu sorunu belli ölçüde aşmak mümkün ise de asıl çözüm örnekleme noktalarını (veya alanlarını) belirlerken olabildiğince bütünü temsil edecek şekilde, rasgele veya buna yakın bir dağılımda ve yeterli sayıda seçmektir. Örnekleme bütünü temsil edecek şekilde alınmış olsa bile, eğer örnek sayısı az ise hata payı kabul edilmeyecek düzeyde yüksek olacaktır. Hedef tür eğer gün içinde farklı alanları ziyaret ediyor, ya da yaşlarına veya eşeylerine göre farklı gruplar oluşturuyorlarsa düşük örneklemenin olumsuz etkisi daha da artar. Bu durumla karşılaşmamak için, her yıl az sayıda personelle kısıtlı (ve hata payı yüksek) envanterler yapmak yerine daha az sıklıkta ama çok sayıda örnekleme içeren kapsamlı ve güvenilir envanterler yapmak önerilir.
Örnek sayısının düşük olmasının sakınca yaratacağı bir başka durum, bağıl endeks hesaplarıdır. Bu tür envanterde sayımın aynı sezonda tekrarlanması şarttır. Yöntem ucuz ve kolay olduğu için bu tekrarların yapılması zor değildir, ancak sonucun güvenilirliği bu yolla ciddi ölçüde artar. 2) Tekdüze habitat varsayımı: Ülkemizde envanter yapılan alanların büyüklüğü genellikle birkaç bin hektardan birkaç onbin hektara kadar değişir. Çoğu dağlık olan bu alanlarda, bazen birbirinden çarpıcı biçimde farklı habitatların varlığı olağandır. Sayım yapılan kısıtlı alanlardan elde edilecek yoğunluk bilgisinin alanın geri kalanında geçerli kabul edilerek kullanılması bu nedenle sakıncalıdır. Sayım yapılan (yani örneklenen) kesimler hedef türün optimal habitatlarından seçildiği için, tüm alana yaygınlaştırılacak yoğunluk hesapları aşırı iyimser sonuçlara yol açar. Benzer biçimde, sayım sonuçlarını sayım yapılan alanın birkaç kilometreden daha uzağında kalan coğrafyalarda geçerli kabul ederken çok dikkatli olunmalıdır. CBS ve habitat modellemesi araçları bu sorunu hafifletmede de yararlıdır. 3) Gözlemciden uzaklaştıkça algılama oranının düşmesinin dikkate alınmaması: Gözleme dayanan bütün envanter tekniklerinde gözlenen nesne (hedef türe ait birey) gözlemciden uzaklaştıkça o nesnenin algılanma olasılığının düşmesi bir kuraldır. Ne var ki, ülkemizde yaygın olarak uygulanan gözlem noktası envanterleri görüş alanındaki bütün bireylerin %100 ünün kaydedileceğini varsayarlar. Hat (şerit) sayımlarında da sayım şeridinin içine düşen her bireyin görüldüğü kabul edilir. Bu yanlış varsayımlar envanter sonuçlarının olduğundan daha düşük değerler vermesine yol açar. Arazi ekologları ve istatistikçiler, mesafe arttıkça yaşanan bu olguyu avantajlarına çeviren yöntemler geliştirmişlerdir. Teknikler kısmında sözü edilen mesafeye dayalı hat (veya nokta) yöntemleri sayesinde algılamadaki düşüşten kaynaklanan hata payı ortadan kalkmaktadır. Gözlenen bireyin gözlemciye uzaklığı ya lazer mesafe ölçer kullanarak, ya da ayrıntılı bir harita üzerinde yeri işaretlenerek belirlenebilir. 4) Standardizasyon eksikliği: Bu eksiklik, özellikle zaman içinde değişimi yansıtan endeksler söz konusu olduğunda sorun yaratır. Bir yıldan diğerine sayım koşullarının değişmesi durumunda endeksler amaçlanan bağıl nüfus değerinin yanı sıra bu değişiklikleri de
yansıtacaktır. Örneğin, bir yıl 4, bir yıl 7 noktadan sayım yapılması, yürünen hat uzunluğunun yıldan yıla değişmesi, sayımların günün veya yılın farklı zamanlarında tekrarlanması, bir sayımda çıplak gözle diğerinde teleskopla sayım yapılması gibi yanlışlar sonucu anlamsızlaştırır. Mutlak sayımlarda da farklı gözlem noktalarında deneyim ve yetenekleri farklı gözlemcilerin kullanılması arzu edilmez. Hazırlık aşamasında iyi planlama ve etkili eğitim, uygulama aşamasında da standart yöntemin uygulanması yönünde kesin bir talimat bu sorunu azaltacaktır. 5) Mükerrer sayım: Zaten sayılmış bir bireyin aynı envanter süresinde en az bir kere daha (farklı bir birey sanılarak) sayılmasıdır. Hat boyunca yapılan hareketli sayımlarda daha çok karşılaşılır; bunu en aza indirmek için dikkatli olmaktan başka çare yoktur. Ancak benzer bir sorun, aynı birey (veya grubun) birbirine komşu gözlem noktalarında farklı ekiplerce mükerrer sayılmasıdır. Bu sorunu ortadan kaldırmak için birey veya grubun görüş alanına girdiği saat ve yönü kaydedilmesi ve gözlemciler arasında (telsiz gibi) iletişim olanaklarının kullanılması genellikle yeterli olur. Gözlenen hareketli grubun eşey ve yaş kompozisyonunun kaydedilmesi de hata oranını azaltır. 6) Gözlem noktasının yanlış işaretlenmesi: Envanter çalışmasında kapsanan alanın elle veya CBS kullanarak belirlenmesinde koordinatların doğru alınmış olması önem taşır. Bu tip hatalara yol açmamak için her ekipte GPS bulunması ve kullanmayı bilmeleri, en azından ayrıntılı bir harita üzerinde gözlem noktasının gözlemciler tarafından işaretlenmesi önerilir. 7) Eşey veya tür teşhisinde yanılma: Birçok hedef tür için erkek-dişi ayrımı kolay olmakla beraber, genç-ergin ayrımı oldukça zordur: bazı türler için eşey ayrımı da kolay değildir. Gözlemcilerin envanter öncesinde bu farklı formları sorunsuz teşhis etme konusunda eğitim ve pratik kazanmaları, gözlem sırasında ellerinde teşhis kartları bulunması, gerektiğinde fotoğrafla şüphe duydukları durumları belgelemeleri ve teşhis edemedikleri eşey ve yaş gruplarını formda onlara ayrılmış yaşı/eşeyi belirsiz sütununa kaydetmeleri önemlidir.
6. ĐZLEME VE TEKRARLAR Envanterlerin yapılmasının temelde iki amacı vardır: Birincisi, yönetmelik gereği av turizmi yapılan yerlerde kota belirlemek için bir önceki yıl envanter (sayım) yapılmış olması zorunluluğunu yerine getirmektir. Diğeri, genel olarak populasyonun yönetimi için alınacak kararlara altlık oluşturmak ve tehlike altındaki populasyonları izlemektir. Her iki amaç için de zaman içinde gerçekleşen değişimi bilmek önemlidir. Kota belirleme sürecinde, her ikisi de aynı sayıda, ancak biri artan, diğeri azalan iki populasyona kuşkusuz farklı yaklaşmak gerekir. Populasyonun gelişimi, o populasyonun yönetimini ve gerekli müdahaleleri belirleyen en önemli parametrelerdendir. Bir populasyonun değişiminin yorumlanması, envanter sonuçlarında hata payının büyüklüğüne ve yöntemin ne kadar standardize edildiğine bağlıdır. Örneğin, Çoruh Vadisi YHGS nda 2006, 2007 ve 2008 yıllarında sayılan ergin bireyler sırasıyla 336, 413 ve 400 dür. 2006 ve 2007 sayımları arasında gözlenen %25 e yaklaşan bir artış, büyük olasılıkla envanter sırasında farklı çaba harcanmasına bağlıdır; dolayısıyla karşılaştırılabilir değildir ve gerçekte o boyutta bir artışı yansıtmamaktadır. Yukarıda belirtildiği gibi populasyon eğilimlerini net olarak ortaya koyabilmek için en az üç yıl boyunca standart sayımlar yapmak gerekir. Bu sayımların, üreme başarısını yansıtan parametrelerin yardımıyla ve o bölgede genel durum (sert geçen bir kış, azalan kaçak avcı baskısı, bir salgın hastalık, vb) dikkate alınarak değerlendirilmeleri şarttır. Envanterlerin kalite kontrolü bu bağlamda önem kazanmaktadır. Geçmişte, özellikle populasyon düzeylerinin çok düşük düzeylerden yükseltilmesi amaçlanan türler için abartılı rakamlar rapor edildiği bilinmektedir. Buna bir örnek, o dönemki sorumlu yerel birim tarafından Antalya Düzlerçamı ndaki alageyik (Dama dama) populasyonunun 1990 den 2000 e kadar 100-200 bireyden 500-600 e ulaştığının öne sürülmesidir. Aynı dönemde yapılan bağımsız değerlendirmelerde bu sayı 150-200 ü geçmemekteydi. Benzer biçimde, bir dönem Konya Bozdağ Yaban Koyunu (Ovis gmelini) Üretme Đstasyonu nda poplasyon büyüklüğünün 1500, hatta 2000 e ulaştığı yönündeki iddiaların daha sonraki yıllarda daha düşük ve gerçekçi rakamlara çekilmesi bu kontrolün ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
7. SO UÇ VE Ö ERĐLER Yaban hayatının yönetiminde, envanterler son derece önemli bir yer tutmaktadır. Ancak elde edilecek sonuçların güvenilir olması ve alınacak yönetim kararlarına temel oluşturmaları için belirtilen hususlara dikkate edilmesi şarttır. Öte yandan, kapsamlı envanterler insan gücü, teçhizat ve lojistik destek için ciddi maddi kaynaklara ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle, herhangi bir alanda ve belli bir hedef tür için ne kadar sıklıkta ve hangi boyutta envanter yapılacağı, ancak hedefler, ihtiyaçlar ve eldeki kaynaklar arasında dikkatli bir denge kurarak kararlaştırılabilir. Aşağıda, bu yönde genel öneriler sunulmaktadır. a) Hedef populasyonun tamamının sayılacağı kapsamlı mutlak sayımlar, her yıl yerine 3 ila 5 yılda bir yapılmalıdır. Bu tür sayımların, gerektirdikleri hazırlık ve eğitim, yüksek örnekleme düzeyi ve maliyetleri nedeniyle her yıl tekrarlanmaları zordur; zaten halihazırda her yıl tekrarlanan sayımlar beklenen kapsam ve güvenilirlikte yapılamamaktadır. Önerilen aralıklarda yapıldıkları taktirde, kaynak ve lojistik sorunları daha kolay çözülecek ve yüksek güvenilirlikte sonuçlar elde edilebilecektir. b) Kolay ve ucuz eğilim sayımları (bağıl endeks) ise her yıl yapılmalıdır. Bu sayımlarda her yıl aynı çabanın standart bir yöntem izlenerek yapılması yeterlidir. Bu yolla, gerçek sayılar tam olarak bilinmese de populasyonun azalama veya artma eğilimi saptanabilir, hatta dişi başına yavru oranı gibi diğer populasyon göstergeleri yardımıyla anlamlı çıkarsamalar yapılabilir. Eğer bağıl endekste bir önceki yıla oranla %10 un üzerinde bir aza azalma saptanırsa, bu azalmanın olası nedenleri dikkatle irdelenmelidir. Üç yıl üst üste (her yıl en az %10 veya üç yılda toplam %20) azalma durumunda (varsa) avcılığın durdurulmalı, azalmanın nedenlerini ve alınacak önlemleri belirlemek için kapsamlı bir araştırma yapılmalıdır. c) Hedef populasyonun tamamının sayımı esastır. Birçok populasyon birbiriyle gevşek biçimde bağlı bir dizi alt populasyondan veya gruplardan oluşur. Topoğrafya koşullarının belirlediği ve belirgin engellerle birbirinden ayrılmayan gruplar mümkünse bir tek populasyon olarak değerlendirilmeli ve envanter tamamını kapsamalıdır. d) Mesafe örneklemesi ve fotokapanla sayım belli türler için kullanımı en uygun yöntemlerdir. Bu yöntemlerin uygulanması mevcut personel ve olanaklarla zor olabilir.
Ancak bu yolla elde edilecek bulguların değerlendirilmesi için gelişkin bir istatiksel donanım vardır ve bundan yararlanılmalıdır. e) Envanterlerin gerektiğinde profesyonel ekipler barındıran şirketlere veya bir döner sermaye projesi bağlamında üniversite ekiplere yaptırılması düşünülmelidir. Yapılan envanterlere, kurum dışından deneyimli bir gözlemci görevlendirilmesi ile kalitenin artması sağlanabilir. f) CBS ve modelleme kullanımı gerek hazırlık aşamasında, gerek bulguların değerlendirilmesi ve hesaplamalarda giderek daha fazla kullanılmalıdır. Harita ve Fotogrametri Müdürlüğü bünyesinde potansiyel altyapı ve insan birikimi mevcuttur. Ülkemizde yaban hayatı yönetiminde son yıllardaki olumlu gelişmeler sevindiricidir. Doğru yönetim kararlarının ancak güvenilir veriler ve sınanmış bilimsel yaklaşımlar ışığında alınabileceği artık genel olarak kabul görmektedir. Bu kitapçıkta sunulan yeni yaklaşımların, yapılan uyarı ve önerilerin Türkiye de yaban hayatını yönetenler için ufak da olsa bir katkısı olacağı umuyoruz. REFERA SLAR Largo, E., Gaillard, J-M., Festa-Bianchet, M., Toı go, C., Bassano, B., Cortot, H., Farny, G., Lequette, B., Gauthier, D. & Martinot, J-P. 2008: Can ground counts reliably monitor ibex Capra ibex populations? - Wildl. Biol. 14: 489-499. Loison, A., Appolinaire, J., Jullien, J-M. & Dubray, D. 2006: How reliable are total counts to detect trends in population size of chamois Rupicapra rupicapra and R. pyrenaica? - Wildl. Biol. 12: 77-88. Mengüllüoğlu, D. (2010) An Inventory of Medium and Large Mammal Fauna in Pine Forests of Beypazarı through Camera Trapping, M.Sc. tezi, Eylül 2010, ODTÜ Oğurlu, Đ. (1997) Bir Geyik Populasyonunda Dışkı Sayım Metoduyla Yoğunluk Tespiti Tr. J. of Zoology 21: 399-408 Oğurlu, Đ. (2003), Yaban Hayatında Envanter, T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Av ve Yaban Hayatı Dairesi Başkanlığı Yayınları, Ankara.