GİRİŞ Günümüzde önlenebilir hastalık nedenlerinden en önemlisi tütün ürünlerinin kullanılmasıdır. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında sadece sigaraya bağlı hastalıklardan 60 milyon kişi ölecektir. Bu ölümlerin çoğu ekonomik güçlükler olan ülkelerdedir. Kişiler yaşamlarının en verimli dönemlerinde kaybedilmekte ve geride muhtaç yakınlarını bırakmaktadır. Batıda, sigaraya karşı örgütlerin yaptığı önemli çalışmalar sonunda oralardaki tüketimin azalmasına karşın, bizim de içinde bulunduğumuz üçüncü dünya ülkelerinde yoğun reklam kampanyaları sonunda tüketim artmaktadır. Bunun anlamı, batı sigara yapıyor bizlerde içiyoruz demektir. Sigara başta kalp ve damar hastalıkları, çeşitli organ kanserleri, süreğen akciğer hastalıkları olmak üzere birçok sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Sigaraya bağlı ölümlerin yarısına yakını kalp hastalıklarına; 1/3 ü organ kanserlerine bağlıdır. Bunların tümü sigara içilmediği taktirde önlenecektir. Yapılan çalışmalara göre, ülkemizde erkeklerin % 60 ı ve kadınların % 24 ü sigara içmektedir. Ne yazık ki öğretmenlerin de % 67 si sigara içmekle öğrencilerine kötü örnek olmaktadır. Eskiden sigaraya başlama dönemi askerlik çağı iken, sigara tekellerinin yaptığı yoğun reklamlar sonunda daha küçük yaşlara, hatta ilkokul çağlarına inmiştir. Araştırmalar göre günümüzde sigaraya yeni başlayanların % 85 i gençlerdir. Sigara yalnız sağlığa zararlı değildir. Sigara içmeyenlerin ödedikleri vergiler, sigara içenlerin hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Bu nedenle tütünün ekonomiye katkısı, kaybedilen iş gücü ve sağlık giderleriyle kıyaslandığında oldukça azalmıştır. Tütünün Dünyada ve Türkiye de Tarihçesi Tütünün tarihçesi başlı başına bir araştırma konusu yapılacak kadar uzun bir konudur. Onun için bu tarihçeden kısaca bahsetmek istiyorum. Tütün bitkisi yüz yıllar önce, yani tarih öncesi dönemlerde, yeni dünya yerlileri tarafından keyif verici bir madde olarak kullanılmaktaydı. Tütün yaprakları enfiye, çiğneme, nargile, pipo, puro ve sigara şeklinde kullanılmaktadır. Ama bugün tütün denilince akla ilk olarak sigara gelmektedir.
Kristof Kolomb, 15.yüzyıl sonlarında Batı Hind adalarına geldiği zaman yerlilerin Tobaccos diye isimlendirdiği bir bitki yaprağını sararak yakıp dumanını zevkle içlerine çektiklerini görmüş ve faydalı olur düşüncesi ile bu bitkinin tohumlarını eski dünyaya taşımıştır. İngiltere ve Fransa nın dışında Almanya, Avusturya, Macaristan ve İtalya da da tütün endüstrisi sırayla gelişmeye başlamıştır. İlk sigara fabrikası 1856 yılında İngiliz Gloak tarafından kurulmuştur. Bunu diğer ülkeler takip etmiştir. Tütünün ülkelere yayılması daha çok denizciler tarafından olmuştur. Tütün kullanan kişilerde değişik hastalıklar olduğu çok eskiden beri bilinmekteydi. Zararlı bir bitki olduğu önce din adamları tarafından anlaşılmış ve kullanımı yasaklanmak istenmiştir. Tütünün o devirde daha çok, üst tabaka iğnsanları tarafından kullanılışı ve iyi para getirmesi nedenleri ile yasaklama başarılı olamamıştır. 1951 yılında Richard Doll ve arkadaşlarının 41000 İngiliz doktoru üzerinde yaptıkları çalışmalarla, tütünün insan sağlığına zararlı olduğunu gösterme ile tütün tüketiminde başta ABD olmak üzere belirgin azalma olmuştur. Sigaranın tehlikeli bir alışkanlık olduğu kesin olarak ortaya çıkınca bundan yararlanan ve önlem alan ilk ülke İsveç olmuştur. Diğer Avrupa ülkeleri de aynı yönde hareket etmişlerdir. Bunun neticesinde sigara satışları azalınca bu sefer sigara tekelleri daha iyi kalitede sigara yapmaya başlamış, filtreli ve daha az katranlı sigaralar çıkmıştır. Ama bu çalışmalar bile batıdaki sigara tüketiminin azalışını engelleyememiştir. 70 li yıllarda başlatılan savaş sonunda yirmi yıl içinde tütün kullanımı % 41 den % 29 a düşmüştür. Buna rağmen sigara üretimi durmamış ve üretim fazlasını az gelişmiş ülkelere aktarma yoluna gidilmiştir. Batılı sigara üreticileri için Orta Doğu, Afrika, Asya ve Pasifik Okyanusu ülkeleri çok iyi pazarlardır. Bu görüşün dayanaklarını saymak isitiyorum:
1. Az gelişmiş ülkelerde nüfus çok fazladır. 2. Bu üşlkelerde sigarayla mücadele olsa bile, devamlı artan nüfus sigara tüketimini arttıracaktır. 3. Az gelişmiş ülkelerin ekonomileri düzeldikçe, halkın geliri arttıkça, sigara içimi oldukça artacaktır. 4. Bu ülkelerin teknolojileri, batılı sigara tekelleri ile yarışacak durumda değildir. 5. Az gelişmiş ülkelerde daima parasal sorun vardır. Hükümetlerin sigaradan aldıkları vergilere gereksinimi vardır. 6. Batıda başlayan feminizm akımı üçüncü dünya ülkelerine geldiğinde kadınlar arasında sigara içimini arttıracaktır. Tütün, Osmanlı ya ilk kez 17.yüzyılın sonunda Cenova lı denizciler tarafından getirilerek tanıtılmıştır. Daha sonra da Selanik ve İskeçe şehirlerinde üretimi başlamışıtr. Tütün kullanımına bağlı büyük yangınlar nedeniyle IV. Murat katı önlemler almış ancak başarılı olamamışıtr. Osmanlı 1895 yılında Fransız Reji şirketiyle anlaşmış ve bununla İstanbul, İzmir ve Samsun da sigara fabrikaları kurulmuştur. Kurtuluş Savaşının hemen başında Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti Reji şirketiyle olan anlaşmayı feshetmiş ve ulusal bir politika gereği Tekel kurulmuştur. Türkiye de 1984 yılında çıkan bir yasa ile yabancı sigaralar Tekel aracılığıyla ithal edilmeye ve satılmaya başlanmıştır. 1986 yılında çıkartılan ikinci bir yasa ile ülkemizde tütün tekeline son verilmiştir. 1991 yıllında çıkartılan kararname ile birlikte yabancı tütün tekelleri yerli ortaklar bularak sigara fabrikaları kurmuşlar, tanıtım ve reklamları sayesinde ülke pazarına iyice girmişlerdir. İlk yabancı sigara fabrikası 1991 de Bitlis te Best sigarası ile üretime başlamış ve bunu Camel, Winston, Salem, Philip Morris & Marlboro fabrikaları takip etmiştir. Türkiye de sigara karşıtı derneklerin yoğun çabaları ile nihayet 7 Kasım 1996 tarihinde TBMM den tütün mahsullerinin zararlarının önlenmesine dair 4207 Sayılı yasa çıkmıştır. Bu yasa ile; sigara için her türlü özendirici reklam ve teşvik kampanyaları engellendi. Sağlık, eğitim ve kültür hizmeti veren yerler ile kapalı spor salonlarında ve
toplu taşımacılık yapılan her türlü nakil vasıtaları ile bunların bekleme salonlarında, kamu hizmeti yapan kurum ve kuruluşlardan beş veya beşten fazla kişinin görev yaptığı kapalı yerlerde tütün mamullerinin içilmesi yasaklandı. Ayrıca 18 yaşından küçüklere sigara ve tütün satışı da yasaklandı. TRT ve özel televizyonlar her ay 90 dakika tütün kullanım alışkanlığının zararları konusunda yayın yapmak zorunda bırakıldı. Artık bundan sonraki sigara tüketim oranı başta gençler olmak üzere halkımızın duyarlılığına kalmıştır.(barış, 1997 ; s:1) Sigaraya Neden Başlarlar? Yabancı sigaraların ithal edilmeye başlandığı günlerdeki birim fiyatları sabit olarak alınırsa geçen sürede sigara ucuzlamaktadır. Bu ucuzlama veya fiyatın artmaması sigara tüketimini arttıracak bir faktördür. Birçok insan sigara sağlığa zararlıdır cümlesinden öteye bilgi sahibi değildir. Buna tıp öğrencileri ve doktorların bir bölümü de dahildir. Sigaranın yarattığı sağlık sorunları bu nedenle yeterli ölçüde topluma yansıtılamamaktadır. Yansıtılanların bir kısmı ise gerçek boyutlarında olmadığı için etkili olamamaktadır. Bir zamanlar erişkinlerin birçoğu, askerlik hizmetini yapanlara bedava sigara dağıtılmasıyla adeta teşvik edilmişlerdir. İnsanların toplumumuzda birbirlerine ve misafirlerine, gençlerin de arkadaşlarına sigara ikram etmesi neredeyse bir gelenek haline gelmiştir. Yurt dışında çalışan Türk işçilerinin izine gelirken hediye etmek üzere sigarayı kabullenmeleri. Toplumumuzda sigaranın üzüntü, sıkıntı ve streste teselli aracı olarak görülmesi ayrıca keyif verici bir madde olarak yansıtılması. Yasaklanan reklam olayından sonra gençlerin zevkle izlediği otomobil sporları gibi araçların üzerinde yapılan dolaylı reklamlar ve sigaranın zararlarından haberleri olanlar dahil birçok kimse sigaraya başladıktan sonra kolayca bırakabileceği gibi bir önyargıya sahiptir. İnsanın doğasında yasaklara karşı gelmek, yasakların tersini yapmak isteği vardır. Özellikle gençler özgürlük ve bağımsızlık duygularını sigara ile özdeşleştirmektedirler.
Yukarıdaki saydıklarımın ışığında, sağlıkla uğraşanlar da dahil, toplumun büyük bir bölümünün sigara ile ilgili gerçekleri bilmediği ve bu nedenle sigaraya kolayca başlayıp devam ettiği söylenebilir.(şahin,1997; s:12) Sigara Dumanında Bulunan Zararlı Maddeler Madde Etkisi Tanecik Halinde Bulunanlar Aromatik Hidrokarbonlar Nikotin Sinir sistemini uyarır Fenol Krezol Beta-naftilamin N-Nitrozonar nikotin Benzopiren Metaller (nikel, arsenik ve polonium 201) İndol Karbazol Kateşol Gaz Halinde Bulunanlar Karbon Monoksit Oksijen kullanımını engeller Hidro siyanik asit Asetol dehid Akrolein Amonyak Formal dehid Nitrojen oksitler Nitrozaminler Hidrozin Vinil klorür
Silia: Solunum yollarını döşeyen hücrelerin uzantıları olan titrek tüylerdir. (Fındık, 1997; s:18) Sigaranın Yaptığı Hastalıklar 1. Akciğer kanserleri. 2. Baş ve boyun organlarının kanserleri. 3. Dudak, dil, ağız boşluğu, yutak, gırtlak ve yemek borusunun giriş kısmın kanserleri. 4. Mide ve pankreas kanserleri. 5. İdrar kesesi kanseri. 6. Kadınlarda rahim ve yumurtalık kanseri. (kadınlardaki hastalıklara ileride tekrar değinilecektir) 7. Böbrek kanseri. 8. Kan kanseri (lösemi) Kansere yol açan sebeplerden, önlenebilen tek sebep, sigara alışkanlığıdır. 9. Süreğen, nefes darlığı ile ilgili hastalıklar. 10. Kalp ve damar hastalıkları. 11. Sindirim sistemi hastalıkları. Ayrıca, sigara seks gücünü azaltmaktadır, yani seks gücünde yetersizliğe neden olmaktadır ( Erkek cinsel organındaki sertleşme, buradaki kan damarlarının iyi işlemesine bağlıdır. Sigara, damarlarda daralma yaptığından sertleşme kusuru olur ve dolayısıyla seks gücünde azalma ortaya çıkar).(shehu, 1997; s:22) Gençlik ve Sigara Bağımlılığı Bağımlılık nedir? Bağımlılık, bir maddenin kullanıldığında görülen zihinsel, fiziksel etkileri nedeni ile sürekli ve sık bir şekilde kullanılmasıdır.
Belli bir yatkınlığı olan kişi kendini huzursuz, gerilmiş, keyifsiz hisseder. Bu durum ona taşıyamayacağı kadar ağır gelir. Sonuçta bu gerilimle baş edemeyince çareyi kendisini iyi hissetmesine yarayan maddelerde bulur. Sonradan bu tür bir durumla her karşılaşmasında benzer olumsuzluklardan sakınmak için yine bu maddeye sarılır. Bağımlılık kavramını bu şekilde açıklamak mümkündür. İlk gençlik çağında sigara bağımlılığını oluşturan etkenlere göz attığımızda en önemlisinin sosyal çevre ve arkadaş grubu olduğunu görürüz. Araştırmalara göre ilk sigara, en sık ortaokul yıllarında ve % 75 oranında başka bir arkadaşla içilmektedir. Gencin sosyal konuma olan gereksinimi çoğu zaman sigara reklamlarıyla da beslenen sigara eşittir; zevk sahibi, cesur, atak ve olgun gibi imajlarla doyurulmaktadır. Sigaranın yemek yemeyi azaltarak zarif bir görünüm sağladığı düşüncesi, kadınların sigara içme ile çağdaş bir görünüm edinip otoriteyi temsil edebilecekleri yanılgısı; hızlı, çevik, atletik yapıya sahip olan sinema ve televizyon kahramanlarının tüm bu yanlış yargıları pohpohluyor olması. Sigara içimi gençlikte daha olgun ve erişkin görünmeyi sağlayabilecek davranışlar olarak bilinen yanılgıların başında gelir. Ailede de sigara içen bireyin varlığı ve düşük gelir düzeyi sigaraya başlamayı kolaylaştırmaktadır.(demir, 1997; s: 31) Sigara Nasıl Bırakılır? Gerçekten de sigarayı bırakmak her zaman sanıldığı kadar kolay olmaz. Ama dünya üzerinde her gün sigaraya yeni başlayanlar kadar bırakan kişilerinde olduğunu bilmek insanı rahatlatıyor. Güvenilir istatistiklere sahip olmalarından dolayı Amerika ya baktığımızda sadece son yirmi beş yıl içinde 50 milyon kişinin sigarayı bıraktığını görmekteyiz. Yani yaklaşık olarak ülkemizin nüfusuna yakın bir rakam. Bizim ülkemizde ise kesin bir rakam verememekle birlikte her halde aynı zaman diliminde sigara içenlerin korkunç derecede arttığı bir gerçektir.
Öncelikle, sigara içen kişiyi bırakmaya iten nedenleri, yapılan araştırmalar şöyle sıralamaktadır: 1. Fiyatın pahalı gelmesi. 2. Sigaranın zararları hakkındaki yayınlar. 3. Aile ve iş ortamında bırakmaya teşvik, ayıplanma. 4. Kapalı yerlerde ve iş ortamında sigara içiminin yasaklanması. 5. Sigaraya bağlı bir hastalığın çıkması. Şimdi de sigarayı bırakma yolları ve başarı oranlarını vermek istiyorum. Ancak hemen burada belirtmek isterim ki sigarayı bırakmadaki temel faktör bireyin isteklilik derecesidir. Bırakma Yolları Başarı Oranları Aniden bırakma % 81,5 Azaltarak bırakma % 5,7 Hipnoz % 1,6 Düşük nikotinli sigara % 1,5 Nikotinli sakız % 1,4 Özel sigara filtreleri % 0,5 Psikolojik tedavi % 0,1 Tabloda da görüldüğü gibi, aniden bırakma çok etkilidir. Ancak sigarayı bıraktıktan sonra yeniden içmeye başlayanların % 88 i ilk 58 gün içinde yani ilk iki ayda tekrar başlamaktadır. Bu ilk iki ay atlatılırsa tehlike geçmiş demektir. (Kalyoncu, 1997; s: 69) Sigarayı Bıraktığınızda Vücudunuzda Olan Değişiklikler Şunlardır Süre Ne Oluyor 20 dakika sonra Tansiyonunuz ve nabzınız normale iniyor. 8 saat sonra Vücudunuz kendisini yenilemeye başlıyor. Kanınızdaki oksijen düzeyi normalleşti ve olmaması
gereken zehirli karbon monoksit gazı çok az kaldı. 24 saat sonra İlerdeki kalp krizi riskiniz azalıyor. 48 saat sonra Duyu organlarınız daha iyi çalışıyor. Daha iyi koku ve tat alıyorsunuz. 72 saat sonra Akciğer içindeki bronşlarınız rahatlıyor, akciğer kapasiteniz artıyor ve solunumunuz normalleşiyor. 2 hafta sonra Dolaşım sisteminiz düzeliyor, yürüyüş kapasiteniz artıyor. Akciğer kapasiteniz % 30 arttı. Akciğer içindeki 3 ay sonra hücreler kendini yeniliyor. Akciğer temizleniyor ve zatürre riski azalıyor. Öksürük, sinüzit, halsizlik, nefes darlığı düzeldi, enerjiniz arttı. 5 yıl sonra Akciğer kanserinden ölüm riski % 50 azaldı. 10 yıl sonra Akciğer ve sigaraya bağlı diğer kanserlerden ölüm riski, sigara içmeyenlerin düzeyine indi. (Kalyoncu, 1997; s: 76) Gençlerin sigara alışkanlığından uzak durması, içenlerin de bu kötü alışkanlıktan vazgeçmeleri dileğiyle...