T.C. ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ OSMANLI DEVRİ ERZİNCAN VAKFİYYELERİ HAZIRLAYAN PROF. DR. EROL KAYA ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ YAYINLARI 2017 1
İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ...7 GİRİŞ...11 Erzincan Üniversitesi Yayınları No : 004 Eğitim Fakültesi Yayınları No : 002 Araştırma Yayınları No : 004 Copyright: Bu eserin yayın hakkı Erzincan Üniversitesi ne aittir. Üniversitenin izni olmadan kısmen de olsa iktibas edilemez ve herhangi bir yöntemle çoğaltılamaz. Bu çalışma; Erzincan Üniversitesi BAP Koordinatörlüğü nün SOS-A-220114-0060 numaralı projesi ile desteklenmiştir. ISBN: 978-605-67884-2-0 Mizanpaj & Baskı Zafer Medya Grup Muratpaşa Mah. Yenikapı Cad. Kadıoğlu Sk. Yakutiye/ERZURUM 0 442 234 22 85 info@zafermedya.net ERZİNCAN 2017 ÖZGEÇMİŞ...19 ABDULLAH EFENDİ...21 ABDULLAH AĞA BİN YAKUB...27 ABDULLAH EFENDİ BİN İSMAİL HAKKI EFENDİ...31 ABDURRAUF BEY BİN HALİL BEY...35 ABDÜLGANİ EFENDİ BİN ABDURRAHMAN...39 ABDÜLKERİM EFENDİ...43 ABDÜLLATİF EFENDİ BİN İSMAİL HAKKI...49 AHMED EFENDİ BİN SÜLEYMAN...53 AHMED EFENDİ BİN SÜLEYMAN...57 AHMED EFENDİ BİN YUSUF...61 AHMED PEKERİÇ...65 ALAADDİN BEY BİN SALİH BEY...69 ALİ AĞA BİN MEHMED...73 ATABEY VE NİZAMİ BEY...77 AYŞE HANIM BİNT-İ İBRAHİM...83 AYŞE HANIM BİNT-İ MEHMED EFENDİ...87 BAHRİ EFENDİ BİN ABDÜLKERİM...91 BEKİR AĞA BİN MEHMED...95 BİLAL AĞA BİN HASAN AĞA...99 DAVUD EFENDİ BİN HASAN...103 EBUBEKİR AĞA BİN MAHMUD...107 FİRDEVS HATUN BİNTİ SALİH...111 HACI İZZET PAŞA...117 HAFİZE HANIM BİNT-İ MUSTAFA...125 HALİL AĞA BİN YUSUF BİN HALİL...129 2 3
HALİL İBRAHİM SUKUTİ BABA...133 HASAN AĞA BİN ALİ...137 HASAN BİN İBRAHİM...141 HATİCE HATUN BİNT-İ MUSTAFA...145 HIZIR ÇELEBİ BİN DERVİŞ İLYAS...149 HÜSEYİN AĞA BİN MEHMED...153 HÜSEYİN AĞA BİN ABDULLAH...157 HÜSEYİN AĞA BİN EMİR ÇELEBİ...161 HÜSEYİN EFENDİ BİN AHMED...165 İSMAİL EFENDİ BİN MEHMED...169 LÜTFULLAH AĞA BİN MUHAMMED...175 MAHMUD AĞA BİN ABDÜLBAKİ...179 MAHNUR HANIM BİNT-İ ALİ RIZA EFENDİ...183 MEHMED AĞA...189 MEHMED AĞA BİN ALİ...193 MEHMED AĞA BİN OSMAN...197 MEHMED AĞA BİN OSMAN...201 MEHMED ASIM EFENDİ BİN ABDURRAHİM...205 MEHMED BİN HÜSEYİN...211 MEHMED EFENDİ BİN HÜSEYİN...223 MEHMED EFENDİ BİN HÜSEYİN...225 MEHMED EFENDİ BİN MAHMUD EFENDİ...229 MEHMED EMİR...233 MUHAMMED SAMİ EFENDİ BİN İBRAHİM...237 MEHMED SAMİ EFENDİ BİN İBRAHİM EFENDİ...241 MEHMED SITKI EFENDİ...245 MEMİŞ BİN MEHMED...249 MEMURİN-İ MÜLKİYE VE RÜFEKASI...253 MUHAMMED SAMİ EFENDİ BİN İBRAHİM...257 MUSTAFA AĞA BİN MEMİŞ...263 MUSTAFA ASIM...265 MUSTAFA BİN ALİ VE KARDEŞLERİ...267 MUSTAFA BİN MEHMED...271 MUSTAFA BİN ÖMER...273 MUSTAFA EFENDİ BİN FEYZULLAH BİN HÜSEYİN...277 MUSTAFA EFENDİ BİN MAHMUD...281 MUSTAFA EFENDİ BİN MEHMED...285 NUMAN AĞA BİN ABDULLAH...289 OSMAN AĞA BİN HALİL AĞA...293 OSMAN AĞA BİN İBRAHİM...297 OSMAN EFENDİ BİN İSMAİL...301 OSMAN EFENDİ BİN MAHMUD...305 OSMAN EFENDİ BİN MEHMED SITKI...309 OSMAN FEVZİ EFENDİ BİN SIDDIK EFENDİ...313 ÖMER AĞA BİN İBRAHİM...317 RÜŞDİ BEY BİN ALİ RIZA EFENDİ...321 SAİD EFENDİ BİN AHMED...325 SALİH BEY BİN İSMAİL...331 SALİH EFENDİ...335 SÜLEYMAN AĞA BİN YAKUB...339 SÜLEYMAN ZİHNİ EFENDİ BİN AHMED BİN ABDULLAH...345 ŞERİFE HANIM BİNT-İ VELİYYÜDDİN...349 YAHYA BEY BİN MEHMED...353 ZEYNEP HATUN BİNT-İ AHMED...359 ZÜLFİYE HANIM BİNT-İ ŞAKİR...363 INDEX...367 4 5
ÖNSÖZ İslâm medeniyetinin en eski ve en köklü kurumlarından birisi olan vakıflar, Türklerin İslamiyet e girişinden itibaren Türk kültürüne çok önemli katkılar yapmışlardır. Merhum Prof. Fuad Köprülü nün ifadesiyle; Vakıf müessesesi, orta ve yeniçağlar Türk ve İslâm dünyasını tetkik için birinci derecede mühim bir kaynaktır. İlim dünyasının kolayca erişebileceği vakıf vesikaları, yalnız vakıf müessesesini hukuki ve tarihi bakımlardan aydınlatmakla kalmayacak; tarihimizin her şubesini aydınlatabilecek yeni vesikalar elde edilmiş olacaktır. Bu vesikalar birinci derecede mühim tarihi kaynaklar olarak yalnız milli tarihimize değil, bütün dünya tarihine büyük bir hizmette bulunmuş olacaktır. Bu medeniyet müesseselerinden Erzincan da nasibini fazlasıyla almıştır. Tarihin en eski medeniyetlerine ev sahipliği yapmış ve doğu-batı güzergâhı üzerinde her dönem geçiş bölgesi olmuş olan Erzincan da, Vakıflar Genel Müdürlüğü nde bulunan listeye göre 363 vakıf kaydı mevcuttur. Erzincan ölçeğindeki bir yerleşim yeri için hiç de azımsanmayacak bir sayıda vakfın kurulması, Erzincan ın geçmişindeki sosyal ve kültürel hayatın ne kadar canlı olduğunun da bir göstergesidir. Ayrıca, vakıfların genelde ekonomik gelişmişliğinde bir işareti sayıldığından bu anlamda da şehri değerlendirmek mümkündür. Şehir ve çevresi ile ilgili çalışmalara, o bölgede kurulmuş olan vakıflar üzerine yapılacak çalışmaların büyük katkı sağlayacağı şüphesizdir. Bu çalışmalar sonucunda şehrin ekonomik, coğrafi, kültürel, tarihi ve inanç temellerinin ortaya konulması mümkündür. İşte bu amaçla, Erzincan ile ilgili yapılacak çalışmalara katkı sunmak için Erzincan da kurulmuş vakıfların vakfiyyelerini araştırmacıların hizmetine sunmayı uygun gördük. Yaptığımız bu çalışmada, Vakıflar Genel Müdür- 7
lüğü Arşivi nde bulunan 80 vakfın vakfiyyelerini 1 yayınlamaktayız. Bu vakfiyyelerin bir kısmının orijinal metnine ulaşamadık. Bunun yerine, bugünkü harflere çevirileri yapılan metinlerin ilk sayfalarını örnek olarak verdik. Bazı vakfiyyelerin ise, bugünkü anlama yakın bir şekilde çevirileri yapılmıştı. O vakfiyelerin çevirilerini de aynı şekilde verdik. Diğer vakfiyyelerin ise birebir çevirileri verildi. Orijinal vakfiyyelerin de görülmesi açısından orijinal hali ile çevirisini birlikte yayınlamayı daha uygun bulduk. Tüm çeviriler tekrar tekrar kontrol edilerek hata ihtimali en aza indirilmeye gayret edildi. Vakfiyyelerin yapısı gereği yerleşim yeri isimleri (il, kaza, kasaba, köy, mahalle gibi) çok fazla sayıda geçmektedir. Bunların şüphesiz tamamı eski isimlerden ibarettir ve bunların önemli bir kısmı da bugün kullanılmadığı için bilinmemektedir. Yerleşim yeri isimlerinin doğru olarak verilmesi vakfiyyeler açısından çok önemli olduğundan bunların doğru olarak verilebilmesi için çeşitli kaynaklardan faydalandık. Bu alanda yapılmış yer isimleri sözlükleri ile değişik kaynaklarda verilen eski ve yeni köy isimlerini karşılaştıran çalışmalardan istifade ettik. Bulabildiğimiz oranda ise bölgeyi bilen yaşlı kişilerin bilgilerine müracaat ettik. Sonuçta yerleşim yeri isimlerini hatasız bir şekilde verebildik. Vakfiyyelerde konusu itibariyle fazla sayıda ayet ve hadisler kullanılmıştır. Bu ayet ve hadisleri metin içerisinde italik olarak yazdık ve bunların anlamları ile yerlerini dipnotta açıkladık. Vakfiyye metinlerinin transkripsiyonu yapılırken temel transkripsiyon kurallarına azami ölçüde uyulmuş ve kelimelerin anlamlarının bozulmamasına ve okuma güçlüğü yaratılmamasına dikkat edilmiştir. 1 Bu tür çalışmalarda iki terim bazen karıştırılmaktadır. Bunlar vakfiye ve vakfiyye tabirleridir. Vakfiye, vakfa ait, vakıfla ilgili anlamında kullanılan bir tabir olup vakıflarla ilgili çalışmalar için kullanılmaktadır. Ancak bizim çalışmamız, sadece vakıfların senetlerinin yayınlanması olduğu için bir vakfın şartlarını bildiren resmi senet anlamındaki Vakfiyye kelimesini kullandık. Bu anlamlar için bakınız: Ferit Develioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat, Ankara 2013. Vakfiyyeler seçilirken ortak paydamız, günümüz itibariyle Erzincan ve bağlı kaza, kasaba, nahiye ve köylerde kurulmuş vakıfların vakfiyyeleri esas alınmıştır. Vakıf ve vakfiyyeler üzerine yapılan çalışmalar, birçok ilmi disiplini ilgilendirdiği için (en başta tarih, edebiyat, iktisat, hukuk ve ilahiyat alanlarını) yapılması gereken şey, bu alanlardan gelecek araştırmacıların oluşturduğu heyetler vasıtasıyla bu çalışmaları yapmaktır. Böylece konuyu bir bütünlük içerisinde vermek mümkün olabilir. İlk planda zor olarak görülen bu araştırmalara yönelik bizim bu mütevazı çalışmamızın en azından kendi üniversitem olan Erzincan Üniversitesi için bir teşvik ve başlangıç olması başta gelen dileğimdir. Kaldı ki üniversitelerin görevlerinden birisi de, bulundukları bölgenin kültürel özelliklerini adeta bir elek gibi eleyerek araştırmacıların hizmetine sunmak olmalıdır. Bu çalışma, bu düşüncenin motivasyonu ile hazırlandığı gibi ileride kurulmasını düşündüğümüz Erzincan ve Çevresi Araştırma ve Uygulama Merkezi ne bir ön hazırlık olarak da değerlendirilebilir. Tarih alanında yapılan çalışmaların zorluğu, çalışmaya destek veren kurum ve şahısların varlığıyla zevkli bir hale gelebilmektedir. Bize bu zevki tattıran kurum ve şahıslara kalbi teşekkürlerimi sunuyorum. Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi nde bulunan tüm görevli arkadaşlara teşekkür borçluyum. Çalışmam boyunca ellerinden gelen desteği büyük bir nezaket içerisinde verdiler. Çalışmamızda çevirilerin kontrolünde ve ayet ve hadislerin anlamlandırılmasında büyük desteğini gördüğüm Prof. Dr. Adem DÖLEK e, çalışmada geçen ayet ve hadisler konusunda yardımlarını esirgemeyen Yrd. Doç. Dr. Mustafa SÖNMEZ ve Yrd. Doç. Dr. İbrahim TOZLU ya, Araştırma Görevlileri Ebru KARAKAŞ ve Ahmed ÇELİK e, transkripsiyon konusunda yardımcı olan Prof. Dr. Turgut KARABEY e ve bu çalışmayı destekleyen Erzincan Üniversitesi BAP Koordinatörlüğü ne teşekkürlerimi sunarım. Bu çalışmanın, görev yapmaktan mutluluk duyduğum Erzincan Üniversitesi yayınları arasında çıkmasındaki desteklerinden dolayı üniversite rektörümüz sayın Prof. Dr. İlyas ÇAPOĞLU na 8 9
şükranlarımı sunarım. Türk akademisyenlerin yaptıkları çalışmalarda en sadık destekçileri aileleridir. Bu anlamda varlıkları en büyük motivasyonum olan eşim ve çocuklarıma, sabır ve nezaketlerinden dolayı sevgilerimle şükranlarımı sunarım. Erzincan / Ekim 2017 GİRİŞ Vakıf kuran kişinin yani vâkıfın vakfettiği menkul ve gayrimenkul şeylerin vasıflarını ve vakfedilme şartlarını ihtiva eden ve kadı tarafından şahitler huzurunda tasdik edilerek kadılık siciline kaydedilen resmi belgeye vakfiyye veya vakıfnâme denilmektedir 1. Daha kapsamlı bir açıklamayla vakfiyye, vakfa dair vâkıf ın takrir ve kadının tescilini havi tanzim olunan Hüccet hakkında kullanılan bir tabirdir. Vakfiyyeler eski zamanın noter defteri mahiyetinde olan kadılık yani şeri mahkeme sicilline geçmekle katileşirdi. Kurulan müessesenin nasıl idare edileceği, ne türlü masraflar yapılacağı, müessesede kaç adamın ne surette çalışacağı, bunlara ne kadar aylık verileceği, bu aylıkların nerelerden alınacak gelirlerle temin olunacağı ve nihayet bu müesseseden kimlerin ne şekilde istifade edeceği bir takım kayıtlar ve şartlar ileri sürülerek uzun uzadıya vakfiyyelerde yazılırdı. Suiistimale, çalınmağa meydan verilmemek için de vakfı idare edeceklerin yiyecekleri, giyecekleri ve oturacakları şeyler ve yerler temin olunurdu. Vâkıf ın koyduğu şartlara en zalim, en müstebit hükümdarlar bile dokunamazlar, vakfiyenin bir harfini değiştiremezlerdi 2. Her ne kadar vakfiyyeler tek bir metin gibi görünseler de kendi içinde bir takım diplomatik usuller çerçevesinde düzenlenirdi. Erzincan vakfiyye örnekleriyle detaylandırdığımız bu usulleri şöylece izah etmek mümkündür: Vakfiyyelerin başında bir veya birden fazla sayıda kazasker veya kadıların tasdikleri bulunmaktadır. Bir vakfiyenin aynı anda iki yetkili kişi tarafından tasdik edilmesi mümkün olabildiği gibi, geçerliliğini tasdik makamında, o yerde değişik tarihlerde vazife görmüş kadılar tarafından da tasdik edilmiş bulunabilmektedir. Az sayıdaki vakfiy- 1 Ali Himmet Berki, Vakfa Dair Yazılan Belgelerle Vakfiye ve Benzeri Vesikalarda Geçen Istılah ve Tabirler, Ankara 1966, s. 57. 2 Mehmed Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, C. 3, İstanbul 1983, s. 576. 10 11
yede ise müfti, müderris ve naiblerin tasdikleri görülmektedir 3. Erzincan Nâibi Halil 4. Vakfiyyelerde tasdik ibaresinden sonra Allah a hamd ve sena ile Resulüne, onun ehl-i beytine ve ashabına salat ve selamı içeren davet rüknü yer almaktadır. el-hamdüli llâhi llezî e`azze ibâdihî havassa bi-sarfi emvâlihim ilâ envâ`i l-hayrât ve e`ânehümale l iktisabi esnâfi l-mehâmid ve l-meberrâtve s-salâtuve s-selâmualâ hâtemi rasûlihî ve nebiihi Muhammedi hayru l-beriyyât ve alâ âlihî ve ashâbihî ilâ yevmi yestezillü l-mer`utahte s-sadakât 5. Davet rüknünden sonra artık vakfiyye metnine geçiş yapılır. Erzincan vakfiyyelerinde genellikle kullanılan geçiş kalıpları şunlardır: Ammâ ba`dü: İşbu vesîka-i celîlü ş-şân ve ceride-i bedî`u l-ünvânın tahrîr ve inşâsına bâdi ve tastîr ve imlâsına âdi oldur ki 6. Ammâ ba`dü: İşbu vakfiyye-i şer`iyyeti l-metavî ve vesîka-i sahîhati l-fehavînin tahrîr ve inşâsına bâdî ve tastîr ve imlâsına sebeb-i âdî oldur ki 7. Ammâ ba`dü: İşbu sâhibü l-hayrâti vel-hasenât ve râğibü l- mebarrât fî-küttâni l-müta`ât 8. Ba`dehû mukarrerât-i umûr ve müsellemât-i cumhûrdan ki bu cihân-i gaddârın mâl ve câhi bi-karâr ve dünya-yı nâ-pâyidârın devlet ve tâc-ı müste`ardır merd-i hûd akıl ve dânâ oldur ki 9. Vakfa geçiş yapıldıktan sonra, mahkemede kadı huzurunda vakıf idarecisinin tayini ve vakfın tescili için mütevelli huzurunda vâkıf veya vekili tarafından yapılan açıklama vakfa yazılmaktadır. Medine-i Erzincan mahallâtından Taşçı mahallesinde sâkin sâhibü l-hayrât ve l-hasenât Köse Beyzâde Mahmud Ağa İbn 3 Ali Açıkel, Abdurrahman Sağırlı, Osmanlı Dönemi nde Tokat Merkez Vakıfları-Vakfiyeler, C. 1, Tokat 2005, s. 44. 4 Atabey ve Nizami Bey Vakfiyyesi. 5 Alaaddin Bey bin Salih Bey Vakfiyyesi. 6 Ayşe Hanım bint-i Mehmed Efendi Vakfiyyesi. 7 Mehmed Asım Efendi bin Abdurrahim Vakfiyyesi. 8 Abdülkerim Efendi Vakfiyyesi. 9 Hafize Hanım bint-i Mustafa Vakfiyyesi. Abdülbâkî Ağa medine-i mezkûre mahkemesinde ma`kud meclîs-i şer`i kavim-i şâmihü l-erkân ve mahfel-i din-i müstakim-i râsihü l-beyânda vakf-ı âti l-beyâna li-ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta`yîn eylediği medine-i mezkûre ahâlisinden Evliyazâde el-hâcc Mehmed Sabit Efendi bin Mehmed mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`i ve i tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp 10. Erzincan sancağı dâhilinde kâin Refahiye kazâsına tâbi` Salur karyesi sâkinelerinden sâhibetü l-hayrât ve l-hasenât Kacurzâde el-hâcc Mehmed Efendi nin kerimesi Ayşe Hanım ve yine karye-i mezkûre ahâlisinden olup vakf-ı âti l-beyâna li-ecli t-tescîl ve l-itmâmü l-vakf kabulünü hâvi mütevellî nasb ve ta`yîn eylediği sadrî kebir oğlu Abdülhamid Bey ibn Hüseyin Ağa mahzarında ikrâr-ı tâmm ve takrîr-i kelâm idüp 11. Vakfiyelerde mütevellinin tanımından sonra, vakfedilen menkul veya gayrimenkule verilen ismiyle mevkuf un yazımı yapılır. Medîne-i mezkûre sûkunda vâki` zemîni Rüstem Paşa vakfiyye-i mukâta`a ma`rûf ve meşhûr Taşhan denilen fevkânî ve tahtânî yetmiş sekiz bâb arzıye ve odayı müştemil bir bâb kârgîr hanın sülüs hissesi ile Haffâflar Çarşusunda ve hân-ı mezkûrun şimâlen ittisâlinde kezâ nâmları ma`rûf ve meşhûr beyne l-ahâlî ve l-cirân ma`lûmü l-hudûd birbirlerine muttasıl on yedi ve bunlara muttasıl beş ve yine çarşu-yı mezkûrda demirciler yanında kezâ birbirlerine muttasıl ve ma`rûf üç bâb ki cem`an yirmi beş bâb ve Demirciler Çarşusunda cepheleri şarka nâzır ve kezâ birbirlerine muttasıl dört ve garba nâzır kezâ birbirlerine muttasıl iki kepenkle cem`an altı bâb demirci 12. Medîne-i mezkûreye tâbi` Sarıgöl nâm karyede vâki` bir tarafdan Kiremitçioğlı Şerîf Efendi bahçesi ve bir tarafdan Zefiri Mâr Yusuf Ağa çevirmesi ve bir tarafdan Boyacıoğlı Abdulaziz Efendi tarlası ve taraf-ı râbi`i tarîk-i âmm ile mahdûd tahmînen dört buçuk kod tohum intihâb eder arz-ı mîrî üzerinde 13. Mevkufun para olması durumunda, 10 Mahmud Ağa bin Adülbaki Vakfiyyesi. 11 Ayşe Hanım bint-i Mehmed Efendi Vakfiyyesi. 12 Hacı İzzet Paşa Vakfiyyesi. 13 Abdurrauf Bey bin Halil Bey Vakfiyyesi. 12 13
atyeb-i mâlimden ifrâz eylediğim dört bin guruşu hâsbeten li llâhi l-azîm ve taleben li-cennâti n-na`îm vakf-ı sahîh-i müebbed ve habs-i sarîh-i muhâlled vakf ve habs idüp 14. atyeb-i malımdan ifraz eylediğim bin kuruşu hasbeten lillâhi s-samed vakf-ı sahih-i müebbed ve habs-i sarih-i muhalled ile vakf ve habs edüb 15. Bütün bunlar yazıldıktan sonra vakfın şartları yazılır. Şöyle şart eyledim ki: Mezkûr hâne ve bağçe beher sene bâ-yed-i mütevellî ecr-i misliyle icâre olınup bedel-i icâreden evvelâ mezkûrhâne bağçesinin ta`mîr ve termîmi ve vergi-yi nizâmisi ba`de l-edâ bâkîden Halilüllah Câmi`-i Şerîfi nde ikisinin sevâbı pederim Şakir Bey in ve ikisinin sevâbı vâlidem Nimet Hâtun a ihdâ olunmak üzere beheri üçer kıyyeden beher sene dört kıt`a berât îkâd oluna ve ba`dehû sevâbı benim rûhuma ihdâ olunmak üzere beher sene iyd-i edhâda bir re s kurbân zebh olınup luhûm ve derisi kadıya ve nafaka ve sadaka olarak tevzî` olınup ve fazlanın öşrü nâzır ve bâkîsi mütevellî ücreti olarak ve ben lâbis-i libâs-ı hayât oldıkca vakf-ı mezkûrumun tevliyet ve nezâreti ve tahlîl ve tekrîri ve tağyîr ve tebdîli yedimde olup 16. Vakfın mütevellisinin sağlığında kendisinde kalmasını istemesi durumunda bu husus vakfiyyede belirtilir. Ben hayâtda oldıkca vakf-ı mezkûrımın tevliyeti ber-vech-i hasbî bana meşrûta ve vakf-ı mezkûrımın şurût ve kuyûdının tebdîl ve tağyîr ve taklîl ve teksîri merreten ba`de uhrâ ve kerreten gıbbe ûlâ yedimde ve meşiyetimde ola 17. Şart ve ta`yîn eyledik ki; biz lâbis-i libâs-ı hayât oldıkca vakf-ı mezkûrın tevliyeti bizlere ve vefâtımızdan sonra batnen ba`de batnin neslen ba`de neslin evlâdımızın evlâd ve evlâdımızın ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdımızın ekber ve erşed ve aslahına ve ba`de l-inkırâz akrabâmızın aslahına ve ba`de l-inkırâz evlâddan kimesne kalmaz ise vakf-ı mezkûrın tevliyeti mezkûr Tercan kazâsında hâkim bulınan zâta meşrût ola 18. Vakfeden kişinin ve mirasçılarının bu vakıf akdini bozma hakları mevcuttur. Bu durum vakfiyelerde açıkça belirtilir. vakf-ı akar İmâm-ı Âzam ve hümâmı efham Ebû Hanife el- Kûfî hazretleri katında menzile-i âriyette olup rucû`u meşrû` olmakla vakf-ı mezbûrumdan rucu` ve menzil ve bahçe ve dükkân-ı mezkurları ke l-evvel mülküme istirdad ederim dedikte mütevelli-i mezbur Nuri Efendi dahi cevâba âğâz edüp gerçi hal bast olunan minvâl üzere olduğu câyi işkâk değildir 19. vakf-ı akâr İmâm-ı Azam ve hümâm-ı efhâm Ebû Hanîfe el- Kûfî hazretleri katında dükkân-ı mezkûr âriyet hükmünde olmağla rücû` meşrû ve Muhammed bin Hasan eş-şeybânî hazretleri katında vâkıf menâfi`-i vakf-ı nefsine şart ile vakıf bâtıl oldığına binâen vakf-ı mezbûrdan rücû` ve dükkân-ı mezkûrı ke l-evvel mülkime istirdâd iderim diyecek 20. Vakfedenin vakıftan rücu etmesi durumunda bunun gayri meşru olduğu vakfiyyede belirtilir. lâkin İmâm-ı Ebu Yusuf hazretleri indînde vâkıf mücerred vakaftü dimekle ve İmâm-ı Muhammed bin Hasan eş-şeybanî aleyhi rahmetihi l-bârî hazretleri katında teslîm-i ile l-mütevellî olmağla vakıf sahîh ve lâzım olup rücû` ihtimâli yokdur deyu redd ve teslîmden imtinâ` birle hâne-i mahdûd-ı mezkûrun vakfiyyetine hüküm ve kazâ olınmasını taleb iderim deyu mütevellî-i mûmâ-ileyhin irâd eylediği def`î İmâm-ı müşârün-ileyh Ebû Yusuf hazretlerinin kavl-i şerîfi üzere vâkıfın vakaftü kavlîyle hâne-i mahdûd-ı mezkûrun şart-ı mezkûrı ile sahîh ve lâzım olduğuna binâen 21. Bazı vakfiyelerde, vâkıfın şartlarını değiştirecek veya bunu suiistimal edebilecekler için çok ağır beddualar bulunmaktadır. Bu beddualar için genelde; ve ecrü l-vâkıf-ı ale l-hayyi l-cevâdi l-kerîm 22. 14 Mehmed Ağa bin Osman Vakfiyyesi. 15 Ebubekir Ağa bin Mahmud Vakfiyyesi. 16 Zülfiye Hanım bint-i Şakir Vakfiyyesi. 17 Bilal Ağa bin Hasan Ağa Vakfiyyesi. 18 Mustafa bin Ali ve Kardeşleri Vakfiyyesi. 19 Mustafa Efendi bin Mahmud Vakfiyyesi. 20 Ahmed Efendi bin Süleyman Vakfiyyesi. 21 Süleyman Zihni Efendi bin Ahmed bin Abdullah Vakfiyyesi. 22 Ahmed Efendi bin Süleyman Vakfiyyesi. 14 15
kalıbı kullanılmaktadır. Ancak Erzincan vakfiyyeleri içerisinde çok daha değişik ve orijinal olanlarına da rastlamak mümkündür. Vâkıf Derviş İlyas bu vakfın sahîh ve şer`î olarak vakf itdi. Hiç bir vech ve sebeple bey`, hibe, rehîn, istirhân ve îcâr ve istibdâl ve temlîk olunamaz Müslümanlardan hiçbirisine ve bâ-husûs vâli ve kâdî, ve bu vakfı hiçbir vech ve sebeple ibtâl ve asıl vaz`ından tağyîr helâl degildir. Her kim tebdîl iderse günâhı ancak ana râcî` ve Cenâb-ı Hakk semî` ve alîmdir. Ve bu vakfı ibtâl ve tağyîr idenlere Cenâb-ı Hakk ve melekleri ve cümle nas la`net itsin 23. Vakfiyyeler tarih kaydı ile sonlandırılırlar. Bu tarih kaydı, Hicri takvim esasına göre Arapça ve yazı ile verilmektedir. fî-evâil-i şehr-i Ramazânü l-mübârek li-sene hamse ve tis`îne ve tis`a miete 24. fî gurre-i Rebî`u l-âhir li-sene tis`a ve selâsîne ve mieteyn ve elf 25. Vakfiyyelerde son kısım olarak, vakfiyyenin hazırlanmasına tanıklık edenlerin isimleri, sıfatları ve meslekleri yazılmaktadır. Bu kişiler genellikle bölgenin ileri gelenleri arasından seçilirdi. Bazen de, isimleri yazılanların dışında da orada hazır bulunanların olduğunu belirtmek için ve gayruhum tabiri kullanılmaktadır. Şuhûdü l-vâkıfu l-mezkur Kadirî Dergâh Şeyhi Mehmed Efendi, Merhûmü l-mağfûr eş-şeyh Mehmed Hayyat Efendi, Reşâdetlü l-hâcc Senâi Efendi, Reşâdetlü eş-şeyh Mehmed Sıdkı Efendi, Necli l-merhûmü l-mağfûr eş-şeyh Mustafa Fehmi Efendi, Abdullahzâde Hacı Mehmed, Müştak Efendi el-hâcc Ahmed Efendi, Hacı Asım Efendizâde Fahreddin Efendi, Kadirî Şeyhi Hacı Mehmed Efendi, Şeyhü l-mevlevî Besim Efendi, Meşâyihimden Hacı Ömer bin Osman, Leblebeci Baba merhûmü l-mağfûrün Hafîdi Hamza Efendi ve gayruhum 26. 23 Hızır Çelebi bin Derviş İlyas Vakfiyyesi. 24 Mehmed bin Hüseyin Vakfiyyesi. 25 Abdülgani Efendi bin Abdurrahman Vakfiyyesi. 26 Halil İbrahim Sukuti Baba Vakfiyyesi. Vakfiyyelerin Önemi Vakfiyyeler birçok açıdan önemlidir. Öncelikle, vakıf kuran kişiler toplum içerisinde öne çıkan ya da üst düzey görevliler olmaları hasebiyle bu kişilerin şahsi ve aile tarihleri vakfiyyeler vasıtasıyla daha belirgin hale gelmektedir. Ayrıca vakıflar birer müessesedir. Bu bakımdan vakfedilen her müessesenin vakfiyyesi aynı zamanda o müessesenin ilk elden incelenmesi gereken kaynağıdır. Bütün bu müesseselerdeki ve meslek sahibi kişilerin yaptıkları işlerin neler olduğunu ve çalışma şartlarını, hatta yetişme ortamlarını öğrenmek için yapılacak araştırmalar elbette vakfiyelerden de faydalanılarak yapılabilecek çalışmalar olarak değerlendirilebilir 27. Vakfiyyeler şehir tarihi çalışanlar için de dikkatle incelenmesi gereken vesikalardır. Zira, vakf edilen gayrimenkullerin bulundukları bölgeler tarif edilirken bu gayrimenkulün bulunduğu alan, çevresi ile birlikte kayda geçirilmektedir. Böylece coğrafi anlamda bir yerleşim biriminin etüdü verilmektedir. Bu anlamda Erzincan vakfiyyelerine dayanılarak yapılacak coğrafi çalışmalar çok orijinal veriler ortaya koyabilir. Çünkü bazı vakfiyyelerde, vakf edilen gayrimenkulün bulunduğu yerin çevresi ile birlikte detaylandırılmasından dolayı o bölgenin o tarihteki yerleşim planı çıkarılabilir. Kendine has bir dili olan vakfiyye metinlerinde, genellikle Arapça ibareler bulunmaktadır. Metin Türkçe, Farsça veya bir başka dilde yazılmış olsa da, yer yer Arapça ibarelerin serpiştirildiği görülecektir. Vakfiyyelerin klasik dil özelliklerinin yanında, devrinin konuşulan dili ve kullanılan kelimeleri, hatta mahalli lehçeler bakımından da tetkik edilmeleri bu vesikaların dil araştırmaları bakımından da önemini arttırmaktadır 28. Vakfiyyeler, yazıldıkları bölgenin sosyal hayatı ve bölgedeki esnaf grupları hakkında da geniş bilgi kaynak- 27 Mehmed Şeker, Vakfiyelerin Türk Kültürü Bakımından Özellikleri, Ege Üniversitesi Tarih İncelemeleri Dergisi, S. VIII (İzmir 1992), s.6. 28 Şeker, a.g.m. s. 8. 16 17
larındandır. Örneğin, İzzet Paşa Vakfiyyesinde, vakfedilen dükkânlar sayılırken hangi meslek gruplarının da burada faaliyette bulundukları ifade edilmektedir. Böylece Erzincan da o dönem için hangi mesleklerin revaçta olduğunu anlama imkânı bulmaktayız. Vakfiyyelerde dikkat çeken bir başka husus ise, kadınların bulundukları bölgelerdeki sosyal hayata aktif bir şekilde katıldıklarını göstermesidir. Bunu, kadınların kurdukları vakfiyelerin mevcudiyetinden kolaylıkla anlayabiliyoruz 29. Vakfiyye senetlerini verdiğimiz seksen Erzincan vakfından dokuz tanesi kadınlar tarafından kurulmuştur. Yüzdeye vurulduğunda yüzde ona karşılık gelmektedir ki bu oranda mevcut dönemler için oldukça iyi bir sayıya tekabül etmektedir. Bu kadınlar, sadece vakıfları kurmamışlar aynı zamanda mütevelli olarak hayatta iken kendileri yönetmişlerdir. ÖZGEÇMİŞ Erol KAYA 1964 yılında Erzurum/Olur da doğdu. İlk ve ortaokulu Olur da, liseyi Erzurum Lisesi nde okudu. Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü nden mezun oldu. Üç yıl öğretmenlik yaptıktan sonra Erzincan Üniversitesi Eğitim Fakültesi ne Araştırma Görevlisi olarak girdi. Yüksek lisansını Atatürk Üniversitesi nde, doktorasını ise Ondokuz Mayıs Üniversitesi nde Türkiye Cumhuriyeti Tarihi alanında tamamladı. Bir dönem Princeton Üniversitesi nde bulundu. Kendi alanı ile ilgili yayınlarının yanında Erzincan ile ilgili yayınlanmış iki ciltlik Şehre Tanıklık Edenler. Erzincan. Sözlü Tarih Çalışması isimli bir eseri ve yayınlanma aşamasında olan Erzincan Uleması isimli bir çalışması bulunmaktadır. Prof. Dr. Erol KAYA evli ve üç çocuk babasıdır. 29 Vakıf kuran kadınların isimleri; Ayşe Hanım bint-i İbrahim, Ayşe Hanım bint-i Mehmed Efendi, Mahnur Hanım bint-i Ali Rıza Efendi, Firdevs Hatun bint-i Salih, Şerife Hanım bint-i Veliyüddin, Hatice Hatun bint-i Mustafa, Zeynep Hatun bint-i Ahmed, Hafize Hanım bint-i Mustafa ve Zülfye Hanım bint-i Şakir. 18 19
ABDULLAH EFENDİ 1 Medîne-i Erzincan ın Karaağaç mahallesi ahâlisinden iken bundan akdem vefât eden Bitlislizâde Hacı Abdullah Efendi nin sulbiye kebîre kızı Esma Hâtun zikr-i câi husûsta bidâyeten ve temyîzen da`vâ ve muhâkemeye ve ikâme-i beyyineye ve redd-i muhâsameye ve mütevekkıf olduğu umûrun küllîsine 19 Muharrem 338 târih ve 127 numara huccet-i şer`iyye vekili ve sadr-i kebîr oğlu Kavasoğlu Tevhîd Efendi ibni İsmail medîne-i mezkûre mahkeme-i şer`iyyesinde munkât meclîs-i şer`-i şerîf-i enverde medîne-i mezkûre mu`âmelâtı evkâf me mûru vekili olup, zikr-i âtî vakıf dükkân mütevellîsi ve tevliyetinin meşrûtun ileyhi mu`ayyen olmadığından hasbe l-me mûre vâzı`u l-yed olmakla kıbel-i şer`den husûmeti re y olunan Hâfız Mehmed Efendi ibni Ahmed Ağa muvâcehesinde berveçh-i âtî temyîzen da`vâ eyledi. Bundan akdem ben bi l-vekâle işbu meclîs-i şer`ide Bitlislizâde Hacı Mehmed Efendi ibni l-mezbûr Hacı Abdullah muvâcehesinde müvekkilimin pederi mezbûr Hacı Abdullah Efendi hayatında mülken mutasarrıf olduğu sûk-ı sultânide vâki` cânib-i yemîni şerbetçi Hacı İbrahim ve yesârı Halilullah Câmi`-i Şerîfi vakıf dükkânları ve arkası Nalbantzâde Hacı Halil Ağa veresesi kahve ve hanı ve cephesi yol ile mahdûd üç bin beş yüz kuruş kıymetli bir kepenk dükkânını vakıf ve mezkûr dükkân beher sene bâ-yed-i mütevellî îcâre olunup, bedel-i îcâresinden evvelâ ta`mîr ve termîmi ve vergisi ba`del-îfâ beher sene bir sehim kurban zebih ve beheri beşer kıyye mum yağından iki kıt`a berât i`mâl ile Karaağaç mahallesi Câmi`-i Şerîfi nde îkâd ve beher sene üç kıyye baldan helva tabh ile fukarâ-yi müslimîne it`âm ve tevliyeti dahî evlâd-i ekberine meşrût ola deyu şart edüp dükkân-i mahdûd-i mezkûru vakfiyyet üzre ekber evlâdından Hacı Mehmed Efendi ye teslîm ve ol dahî tesellüm ile kırk seneden beru bi t-tevliye tasarruf edüp, ber-mûceb-i şart-ı vâkıf şerâiti vakfı icrâda tevliyet-i mezkûrenin uhdesinden ref` ile ekber evlâd-i vâkıftan olan müvekkilim mezbûre Esma Hâtun a tevcîh-i da`vâ ve ol dahî mezkûr 1 No: 50. Erzincan da Bitlisli Hacı Abdullah Vakfı tevliyetinin Süleyman a tevcihine dair olan i`lâmın yeni harflere çevirisidir. 20 21
dükkâna kırk seneden beri tasarruf eylediğini ikrâr ve mâ`adâyi inkâr ile berâber pederi vâkıfı mûmâ-ileyh iki bin kuruşu vakfedüp üzerine kendi malından beş yüz kuruş ilâve ile mezkûr dükkânı iştirâ ve vakf-ı mezkûre iştirâk ve tevliyetini dahî evlâdi evlâd-i zükûruna şart eylediğini def`an dermeyân eylediğinde def`-i izhâri aczetmekle ben müdde`âmı bi l-beyyineti l-âdile isbât eylediğimden mezkûr dükkânın tamâmı mezbûr Hacı Abdullah ın vakfı olduğuna ve mûmâ-ileyh Hacı Mehmed Efendi nin tevliyette taksîrine binâen azille müvekkilimin mütevellî olması iktizâ eylediğine ve kasıra olduğundan oğlu ve vekili benim kâimmakâm-ı mütevellîye ta`yîn olunduğuma dâir sâdır olan 20 Cemâzi l-evvel 1333 târih ve 232 numaralı i`lâm-ı vicâhinin sûreti musaddakası mûmâ-ileyh Hacı Mehmed Efendi ye bi t-teblîğ müddet-i kânuniyesi zarfında lede t-temyîz Mahkeme-i Temyîz-i Şer`iyye Dâiresinin 28 Muharrem 339 târih ve 178 esas no zahriyesinde vakf-ı mezbûrun müseccel olmadığına nazaran defter-i hâkânîce ne sûretle ve kimin nâmına mukayyed olduğunun tetkîki îcâb ederken, duhûl eylediği ve tevliyet ve şerâiti vakıf hakkında tesâmüle şehâdet câiz olmadığını ve kâim-i makâmı mütevellî ta`yîni tevcîhi cihât meclîsine âit olduğu cihetle şâyân-ı kabûl olmadığı deyu nakzan i`âde olunup, mümeyyiz-i mûmâ-ileyh dahî i`lâmın vürûdundan mukaddem vefât ettiğinden i`lâm-ı mezkûr nevâkısının ikmâliyle îcâb-ı şer`isi murâdımdır. Evvel-i emirde mezkûr dükkân kimin nâmına mukayyed olduğunun bilinmesi lüzûmuna binâen kıbel-i şer`den yazılan tezkere zahrında defter-i hâkanîce Hacı Mehmed Efendi nâmına dükkân kaydına tesadüf olunamadığı ve vergi dâiresine dahî dükkâni mahdûd-u mezkûr iki bin kuruş kıymetli olduğu halde Hacı Mehmed Efendi ibni Hacı Abdullah nâmına vakıf olarak mukayyed olup ilimden geldiğine dâir kayıt ve işâret olmadığı der-kenârları görüldükten sonra müdde`îye vekili esas iddi`âsı veçhile vakf-ı mezkûrun tevliyet nöbeti müvekkilesine tevcîh eylediğini usûl-i şer`iyyesine tevfîkan isbât eylemesi lüzûmu tefhîm olunduktan isimlerini cerîde-i şer`iyyede tahrîr ettiğini şâhitlerinin ikâmesi için muhâkemenin ta`yîn olunduğu günde mümeyyiz müteveffâ Hacı Mehmed Efendi sulb-i kebîr oğlu Bitlislizâde Süleyman Efendi imzâsiyle müdde`a bih dükkân-ı mevkûf-u mezkûre esâsen pederi müteveffâ mûmâ-ileyhin mütevellî olması hasebiyle nâmına mukayyed ve vakf-ı mezkûrun tevliyeti vâkıfın evlâd-i evlâd-i zikûruna meşrût olup, diğer şerâiti temyîz olunan i`lâm metninde muharrer olduğu üzre idüğini nâtık vâkıf tarafından tanzîm olunan vakfiyye ahvâl dolayisiyle zâyi` olmuş ise de, sûreti tanzîm ve mazmûnu isbât edebileceğinden ve pederi müteveffâ-yı mûmâ-ileyhin evlâd-i zükûrundan sulbi oğlu Bekir Efendi Erzurum da silk-i askerîde bulunması hasebiyle nöbeti tevliyet kendüsine tevcîh eylediğine binâen dâhil-i da`vâ edilmesinden bahsile takdîm eylediği istid`â üzerine mezbûr Süleyman Efendi dahî hazır olduğu halde muhâkemeye lede l-ibtidâr mezbûr Süleyman Efendi meâli istid`âsını tekrar ve müdde`îye vekili dahî şâhitlerini edemediğini der-meyân etmeleriyle müdde`î ve müdde`î vekilinden her biri müdde`âlarını vâkıfın lisânından takrîri veya bir vesîka tanzîmi esnâsında huzûrda bulunan şehâdet ve mazmûn ile bilâ tenbîh amel olunur veya mazmûnu bi t-tenbîh sâbit olacak vesâik ibrâzı sûretiyle isbât eylemeleri îcâb eylediğine dâir tanzîm olunan karâr üzerine müdde-i vekili muhâkemenin son ta`lîk olunduğu günde dahî şâhidlerini izhâr edemediğinden isbât-ı izhâr âciz etmiş nazariyle bâkılarak müvekkilesine izâfetle tevliyet da`vâsının reddine ve müddei Süleyman Efendi nin dahî vesîkanın ibrâziyle mazmûnunun isbâtına re y olunmakla müddei Süleyman Efendi ber-veçh-i muharrer müdde`âsına mutâbık 12 Ağustos 1291 tarih ve 154 no ve şerâiti vakf-ı mezkûru hâvî evkâf-ı hümâyuna mahsûs bir kıt`a temessük koçanı ibrâz ile tevliyet-i mezkûrenin meşrûtun ileyhi olduğunu da`vâ eyledi. Evkâf me mûru vekili dahî bir temessük dâire-i evkâfça tanzîm ve imlâ duhûliyle evkâf yedine i`tâ olunması usûl-i tahtında binâen emsâline tevfîkan umûr-i evkâfça mu`teber vesîka olduğunu dermeyân edüp ancak müddei Süleyman Efendi tevliyet-i mezkûrenin meşrûtun ileyhi olduğunu inkâr eyledi. Müddei Süleyman Efendi lede l-havâle isimlerini cerîde-i şer`iyyede tahrîr ettirdiği şâhitlerinin müsün muhad- 22 23
derâttan olup, mevsim hasebiyle gelemiyeceklerinden karyeleri bulunan Köşünker-i Sağîr karyesinde istimâ` olunmalarını talep etmekle me zûnen irsâl olunan şer`iyye başkâtibi Mehmed Emin Efendi karye-i mezkûrede akd eylediği meclîs-i şer`ide tarafeynin huzûr ve muvâcehelerinde istimâ` eylediği beş nefer şâhidin ifâdelerini zabıt ve sirren ve alenen mahallinde ba`de t-tezkiye vâki`i hâl-i huzûr-u şer`a inhâ ve takrîr edüp ancak tenvîri madde zımnında şuhûd-i muharrereden ve her biri karye-i mezkûr ahâlisinden yetmiş beş yaşında Sınıkçı Hacı Abdurahman Ağa ibni Ahmed bin Mehmed ve yetmiş bir yaşında Emin oğlu Yusuf Ağa ibni Nasuh bin Emin nâm-ı kimesnelerden her biri muhâkemenin ta`yîn olunduğu günde ve tarafeyn muvâcehelerinde münferiden istişhâd olunduklarında fi l-hakîka bin iki yüz doksan üçte vefât eden Bitlislizâde Hacı Abdullah Efendi meyânında vefâtından üç sene mukaddem mülken mutasarrıf olduğu sûk-ı sultanide vâki` ma`lûmu l hudûd bir kepenk dükkânın vakfı ve bedel-i îcârından ta`mîr ve termîm ve vergi-i nizâmisi ba`de l-îfâ beher sene beşer kıyyeden iki berât Karaağaç mahallesi Câmi`-i Şerîfi nde îkâd ve beher sene bir sehim kurban zebih ve beher sene helva tabhile fukarâ-yı müslimîne tevzî` oluna ve sulbi Mehmed Efendi ve Mehmed Efendi nin vefâtında evlâd-i evlâd-i zükûru mütevellî ola deyu şart edüp vakfiyyet üzre dükkânı oğlu müdde i Süleyman Efendi nin pederi Mehmed Efendi ye teslîm ve ol dahî tesellüm eylediğine dâir huzûr ve müvâcehemizde vukû` bulan takrîr-i hâvi bir vakıfnâme tanzîm eyledi ve mezbûr Hacı Mehmed Efendi ber-mûcebi şart-ı vâkıf şerâiti vakfı ede gelürken vefât etmekle oğulları müddei Süleyman Efendi ile el-yevm Erzurum da asker bulunan Bekir Efendi tevliyet-i mezkûrenin meşrûtun lehleri olduğuna şâhidiz şehâdet dahî ederiz deyu her biri temessük mazmûnuna mutâbık olarak bi l-müvâcehe alenen edâ-yı şehâdet-i şer`iyye eylediler. Usûl-i mevzû`asına tevfîkan şâhidân-i mezbûran mensûb oldukları mezkûr Köşünker-i Sağîr imamı Hâfız Ahmed Efendi ibn-i Mehmed ve muhtârı Tevhîd Efendi ibn-i Ali den evvelâ bâ-varaka-i mestûre sirren ve ba`dehû karye-i mezkûre ahâlisinden Eşkunoğlı Mahmud Ağa ibn-i Yusuf ile karye-i mezkûreden başka kimesne bulunmadığından şâhidân-i mezbûranın ahvâline vukûf-i tâmmesi olan Molla Güzel ahâlisinden Erkânlıoğlı Mustafa Efendi ibn-i Arif nâm-ı kimesnelerden dahî bi l-müvâcehe alenen lede t-tezkiye şâhidân-i mezbûranın âdil ve makbûlü ş-şehâde oldukları iş`âr ve ihbâr olundu. Ber-mûcebi şehâdet tezkiye müdde`î Süleyman ve birâderi Bekir efendilerden her biri müteveffâ Sâbık müteveffâ mûmâ-ileyh Hacı Mehmed Efendi nin sulbi oğulları ve tevliyet-i mezkûrenin meşrûtun lehleri olduğu inde ş-şer`i l-enver zâhir ve nümâyân olup, ancak mezbûr Bekir Efendi nin el-yevm diyâr-ı âharda asker olduğu mütehakkak olmakla mûcebince tevliyet-i mezkûrenin müdde`î mûmâ-ileyh Süleyman Efendi uhdesine tevcîhi iktizâ eylediği tescîl ve i`lâm olundu. Fi l-yevmi l-hâmisi min şehri Receb tis`a ve selâsîn ve selâse mieteyn ve elf. 24 25
ABDULLAH AĞA BİN YAKUB 1 Mâ-havâhu hâze l-sekki l-meşhûr min-sıhhatihî bi-sevbi ve elfin nukûd ve hakemtü bi-sıhhatihî ve lüzûmihî fî-husûsihî ve umûmihî amelen bi-kavli men yerâ zâlike mine l-eimmeti l-müctehidîn âlimen bi l-hilâfi l-cârî beynehüm ecma`în nemakahü l-fakîrü es-seyyid Hacı İbrahim el-müvellâ hilâfe bi-kazâ-i Kemah ma`ahû kesîrun gufire lehümâ. el-hamdü li llâhillezî e`azze havâsse ibâdihî bi-sarfı emvâlihim ilâ-envâi l-hayrâtı ve e`ânehüm alâ-iktisâbi esnâfi l-mehâmidi ve l-müberrati ve s-selatü ve s-selâmü alâ-rasûlihî ve nebiyyihî Muhammedin hayri l-beriyyâti ve alâ-âlihî ve ashâbihî ilâ-yevmi yestazıllü l-mer u tahte s-sadakât. İşbu vakfiyye-i celîlü ş-şân ve cerîde-i bedî`ül-ünvânın tahrîr ve inşâsına bâdî ve tastîr ve imlâsına âdî oldır ki Kemah kazâsına tâbi` Temiz karyesinde ashâb-ı hayrâttan ve karye-i mezkûre sâkinlerinden Alemdar oğlı Abdullah Ağa ibn Yakub nâm kimesnenin müceddeden karye-i mezkûrede binâ ve inşâsına muvaffak olduğum câmi`-i şerîfe mûmâ-ileyh Abdullah Ağa meclis-i şer`-î enverde vakf-ı âti l-beyâna li-ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta`yîn eylediği karye-i mezkûre ahâlîsinden Mehmed Efendi ibn Mustafa mahzarında ikrâr-ı tâmm ve ta`bîr-i ani l-merâm idüp atyeb-i mâlımdan ifrâz eylediğim sekiz yüz guruşu hasbeten li llâhi s-samed vakf-ı sahîh-i müebbed ve habs-i sarîh-i muhalled ile vakf ve habs idüp şöyle şart eyledim ki; Meblağ-ı mezbûr sekiz yüz guruş alâ-vechi l-helâl ber-yed-i mütevellî rehn-i kavîî veya kefîl-i melî ile senevî ziyâde ve noksan olmayup ve kalemiyye nâmıyla dahi bir nesne alınmayup onu on bir buçuk hesâbı üzre istirbâh olınıp hâsıl olan rıbhdan câmi`-i mezkûre hatîb olana yüz yirmi guruş vazîfe virüle vakf-ı mezkûrun tevliyeti mûmâ-ileyh Mehmed Efendi hayâtta oldukça kendisi vefâtından 1 585 numaralı defterin 44. sahife 47. sırasında kayıtlı Kemah ta Alemdaroğlı Abdullah Ağa ibn Yakub Vakfı na ait 17 Cemâziye l-evvel 1285 (5 Eylül 1868) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 26 27
sonra evlâdına ve evlâdının evlâd-ı evlâdının aslahına ve ba`de l-inkırâz akrabasının aslahına ve ba`de l-inkırâz karye-i mezbûre ahâlîsinden beynlerinde tevliyete muhtarları olan kimesneye meşrûta ola ve vakf-ı mezkûrun tebdîl ve tağyîri ve teksîr ve tevfîri mütevellî yedinde ola ve bi-emri llâhi te`âlâ mürûr-ı eyyâm ve kürûr-ı a`vâm ile icrâ-i şerâiti mezkûre müte`azzire olur ise rıbh-ı mezkûr mutlaka fukarâ-yı müslimîne sarf oluna deyup meblağ-ı mezkûr sekiz yüz guruşu fâriğan ani ş-şevâğil mütevellî-i merkûma teslîm ol dahi vakfiyyet üzre kabz ve tesellüm vesâir mütevellîlerin evkâfta tasarrufları gibi tasarruf eyledi didikde Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vakf-ı mezbûr butlânı vakf-ı nukûda ve zımnında olan kuyûda ba`dehû kavl-i ademi lüzûma teşebbüs idüp mütevellî mezbûr dahi sıhhat ve lüzûma zâhib olan eimme-i dîn kavilleriyle mukâbele birle hükm taleb idicek fî-zamânina beyne l-ulemâi l-izâm cârî olan vech-i muhtâr üzre hâkimi muvakki` sadr-ı kitâb tûbâ lehû ve hüsne meâb efendi hazretleri huzûrunda mürafa`a ittiklerinde ol dahi âlimen bi l-hilâfi l-cârî beyne l-eimmeti l-eşrâfi vakf-ı mezbûrun evvelâ sıhhatine ve sâniyen lüzûmuna kazâ-yı mer`î itmekle vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım olıp min-ba`d nakîz ve ibtâli mümteniü l-ihtimâl oldı cerâ zâlik harrerehû fi l-yevmi s-sâbi` aşer min-şehri Cemâziye l-ûlâ sene hamse ve semânîne ve mieteyn ve elf. Şuhûdu l-hâl; Karye-i mezbûre muhtarı Abdullah Ağa ibn İbrahim Efendi, Mehmed oğlı Halil Ağa, Köse Ahmed oğlı Ahmed Ağa ve gayruhum. 28 29
ABDULLAH EFENDİ BİN İSMAİL HAKKI EFENDİ 1 Ammâ ba`dü: Sebeb-i tahrîr-iş kitâb ve mûcib-i tastîr-i hitâb oldur ki medîne-i Erzincan mahallâtından Gerek Gerek mahallesi hânedânından sâhibü l-hayrât ve l-hasenât Hakkı Efendizâde izzetlü Abdüllatif Efendi ibn İsmail Hakkı Efendi medîne-i mezkûr mahkemesinde ma`kûd ve meclis-i şer`-i şerîf-i lâzımü t-teşrîfde zikr-i âtî vakfına li-ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta`yîn eylediği Hâfız Ahmed Şükrü Efendi ibn Mustafa Efendi mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp vakf-ı âti l-beyânın sudûruna değin yedimde malım ve mülküm olup mahalle-i mezkûrede Hamidiye Çarşusu nda Atça sokağında vâki` bir tarafdan el-hâcc Mehmed Asım Efendi dükkânı ve bir tarafdan Dülger Hâfız Efendi dükkânı ve iki tarafdan tarîk-i âmm ile mahdûd ve yüz otuz arşun arsa üzerine mebnî yirmi numara ile murakkam çend bâbı müştemil bir bâb fırundan nısf hissesi ba`de l-ifrâz ve t-taksîm cemî`i t-tevâbi` ve levâhıkıyla vakf-ı sahîh-i şer`î müebbed ve habs-i sarîhi muhalled ile vakf ve habs idüp şöyle şart eyledim ki; Nısf hisse fırun-ı mezkûr beher sene ecr-i misli ile tâlibine îcâr olınup hâsıl olan gallesinden beher sene muhtâc-ı ta`mîr olan mahalleri ta`mîr ve termîm ve emlâk vergisi ve mesârif-i sâiresi icrâ ve i`tâ olundukdan sonra fazlasından benim ruhuma ve biri pederim merhûm İsmail Hakkı ve biri birâderim merhûm Fazıl ve biri diğer birâderim merhûm Celaleddin efendiler ve biri vâlidem merhûme Güllü Hanım ervâhları içün beher sene îd-i azhâda sığır payı ve başka başka koyun ve erkeç olarak beşer sehim zebh-i kurban olına ve yine beher sene üç kıyye mum yağından veya bunun masrafıyla bal mumundan bir kıt`a berât mahalle-i mezkûrede vâki` Hacı Murad Câmi`-i Şerîfi nde îkâd olına ve fazla kalur ise vakf-ı mezkûruma mütevellî olan kimesneye vazîfe ola ve muhâsebe harcı ve suver-i sâire ile evkâf dâiresi tarafından hiçbir şey ahz edil- 1 611 numaralı defterin 142. sahîfe ve 148. sırasında kayıtlı Hakkı Efendizâde izzetlü Abdüllatif Efendi ibn İsmail Hakkı Efendi Vakfı na ait 3 Cemâziye l-âhir sene 1311 (12 Aralık 1893) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 30 31
meyüp bir guna müdâhale olunmaya ve vakf-ı mezkûr icrâ edilmez ise hâkim-i belde icrâsına cebir ve nezâret buyura ve ben lâbis-i libâs-ı hayâtda oldukça vakf-ı mezkûrun tevliyeti bana meşrûta ola ve ben ba`de l-vefât asabât-ı nesebiyye ve hasebiyyemin zükûrunun ekber ve akrebi batnen ba`de batnin ve neslen ba`de neslin mütevellî olalar deyu nısf hisse-i fırun-ı mezkûr-ı mahdûdı mezkûr fâriğan ani ş-şevâğil mütevellî-i mezbûra teslîm ol dahi sâir mütevelliyân-ı evkâf gibi tasarruf eyledi didikde; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vâkıf-ı mûmâ-ileyh kelâmını semt-i âhere sârıf olup vakf-ı akâr İmâm-ı Azam ve hümâm-ı efham Ebu Hanîfe el-kûfî hazretleri indinde sahîh lâkin fırun âriyetde olup şeref-i lüzûm müstelzim olmamağla vakf-ı mezbûrdan rucû` câiz ve râci`-i emr-i meşrû`u mütecâviz olmağın nısf hisse fırun-ı mezkûru ke l-evvel mülkime istirdâd iderim didikde mütevellî-i reşîd münâsib cevâb-ı sedîd virüp eğerçi inde l-imâm-ı Azam hâl bast ve beyân olınan minvâl üzere idüği cây-i işkâl değildir lâkin Arif-i Samedânî Ebu Yusuf eş-şehir bi l- İmâmi s-sânî indinde vâkıf-ı mücerred vakaftü dimekle ve İmâm-ı Rabbânî Muhammed bin Hasan eş-şeybânî indinde teslîm-i ile l-mütevellî ve te bîd zikri ile vakıf lâzım olur deyu redd ve teslîmden imtinâ` ve bu vech ile husûmet ve nizâ` ile hâkim-i muvakki`-i sadr-ı kitâb tûbâ lehû ve hüsne meâb efendi hazretleri huzûrunda müterâfi`ân her biri fasl ve hasme tâlibân oldıklarından hâkim-i mûmâ-ileyh esbeğa llâhu ni`amehû aleyh hazretleri dahi tarafeynin edillesine nazaran ve mubtıl-i hayr olmakdan hazer idüp âlimen bi l-hilâfi l-cârî beyne l-eimmeti l-eslâf vakf-ı mezbûrun sıhhat ve lüzûmuna hükm itmeğin min-ba`d vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım oldı. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 2 ve ecru l-vâkıfi ale l-hayyi l-cevâdi l-kerîm ve hurrire fı l-yevmi s-sâlis min-cemâziye l-âhir sene ihdâ aşere ve selâse mieteyn ve elf. ( 3 Cemâziye l-âhir sene 1311). 2 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse günahı onu değiştirenlerindir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işiten ve (her şeyi) bilendir. (Bakara, 2/181). 32 33
ABDURRAUF BEY BİN HALİL BEY 1 Mâ-fîhi mine l-vakfi ve ş-şürûti cerâ indî ale l-vechi l-mazbûti ve hakemtü bisihatihî ve lüzûmihî âlimen bi l-hilâfi beyne l-eimmeti l-eşrâfi harrarahü l-fakîru ileyhi azze şânuhû es-seyyid Mehmed Raşid hilâfe bi-medineti Erzincan gufire lehû. el-hamdü li llâhi llezî e`azze havâssa ibâdihî bi-sarfı emvâlihim ilâ-envâ`i l-hayrâti ve e`ânehüm alâ-iktisâbi esnâfi l-mehâmidi ve l-meberrâti ve s-selâtü ve s-selâmü alâ-resûlihî ve nebiyyihî Muhammedin hayri l-beriyyâti ve alâ-âlihî ve ashâbihî ilâ-yevmi yestazillü l-mer u tahte s-sadakât. Ammâ ba`dü: İşbu vâkfiyye-i celîlü ş-şân ve cerîde-i bedî`ü l-ünvânın tahrîr ve inşâsına bâdî ve tastîr ve imlâsına âdî oldır ki Erzurum vilâyeti celîlesi dâhilinde kâin Erzincan Sancağı nda nefs-i Erzincan da Niğdeli mahallesi eşrâfından sâhibü l-hayrât ve l-hasenât izzetlü el-hâcc Abdurrauf Bey ibn Halil bey ibn Mehmed Bey meclis-i temyîzli va`de ma`kûd huzûrı şer`-i şerîf-i enverde vakf-ı âti l beyâna li-ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta`yîn eylediği mekremetlü Abdulhalim Efendi ibn Abdullah mahzarında ikrâr-ı tâmm sahîh-i şer`î ile ve i`tirâfı sarîh-i mer`î idüp yedimde ve taht-ı tasarrufumda olıp medîne-i mezkûreye tâbi` Sarıgöl nâm karyede vâki` bir tarafdan Kiremitçioğlı Şerîf Efendi bahçesi ve bir tarafdan Zefiri Mâr Yusuf Ağa çevirmesi ve bir tarafdan Boyacıoğlı Abdulaziz Efendi tarlası ve taraf-ı râbi`i tarîk-i âmm ile mahdûd tahmînen dört buçuk kod tohum intihâb eder arz-ı mîrî üzerinde bâ-izn-i sahîh-i arz kendi malım ile gars eylediğim bir kıt`a bahçe eşcârını ve bahçe-i mezkûr derûnunda vâki` tahtânî iki bâb oda ve bir matbah ve bir kîler ve havlıyı müştemîl yeri dahi mülk bir bâb menzili hasbeten li llâhi l-azîm ve taleben li-cennâti n-naîm vakf-ı sahîh-i müebbed ve habs-i sarîh-i muhalled ile vakf ve habs idüp şöyle şart eyledim ki; 1 No: 177. 585 numaralı defterin 239. sayfa 177. sırasında kayıtlı Erzincan da el-hâc Abdurrauf Bey ibn Halil Bey Vakfı na ait 21 Ramazân 1288 (4 Aralık 1871) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 34 35
Zikrolunan bahçenin eşcârı alâ-ma yümkin ıslâh ve ta`mîr olınıp menâfi`i semâretden her ne hâsıl olur ise öşr-i zemîni arz-ı edâ olındıktan sonra bâkî kalan meblağdan evvelâ medîne-i mezkûre tâbi` Haşhaşi karyesinde vâki` ashâb-ı hayrâtdan Hızır nâm sâhibü l-hayrâtın bundan akdem kendi malından binâ ve inşâsına muvaffak olduğu mescid-i şerîf ve menzil-i mezkûrun muhtâc-ı ta`mîr olunan mahalleri senevî ta`mîr ve termîm oluna ve senevî ber-yed-i mütevellî beş vakiyye ruğân-ı zeyt iştirâ olınıp mescid-i şerîf-i mezkûr derûnunda îkâd-ı kanâdîl oluna ve mescid-i şerîfi mezkûra mimber vaz` ile ikâmet-i salât-ı cum`a ve ideyn içün izn-i sultâni sudûrunda bâ-berât-ı ali hatîb olan zâta senevî üç yüz guruş vazîfe virüle ve menzili mezkûr dahi hatîb efendiler süknâsına meşrût olıp menâfi`-i semerâtdan her ne fazla kalır ise fazâl-ı mezkûr ber-yed-i mütevellî istirbâh olınıp hâsıl olan rıbhından bâ-ma`rifet-i şer`-i şerîf münâsıb akâra iştirâ ve vakf-ı mezkûra ilâve ve ilhâk olınarak vazîfe-i mezkûreye mikdârı münâsib zamm oluna ve vakf-ı mezkûre hayâtda oldukça ben mütevellî olıp vefâtımdan sonra evlâd-ı zükûrumun ve evlâd-ı evlâd-ı zükûrumun ve evlâd-ı evlâd-ı evlâd-ı zükûrumun ekber ve aslah ve erşedi batnen ba`de batnin ber-vech-i hasbi mütevellî ola ve l-iyâzu bi llâhi te`âlâ ba`de l-inkırâzi l-küll mescid-i şerîfi mezkûrda bâ-berât-ı ali hatîb olan kimesne kezâlik ber-vech-i hasbi mütevellî ola ve vakf-ı mezkûrumun tebdîl ve tağyîr-i merreten ba`de uhrâ yed-i meşîyyetimde ola ve şürût-ı mezkûreye ri`âyet müte`azzire olur ise menâfi`-i vakf mutlaka fukarâ-yı müslimîne harc ve sarf oluna deyû ta`yîn-i şürût ve teybîn-i kuyûd birle bahçe-i mezkûri mütevellî-i mûmâ-ileyhe teslîm ol dahi vakfiyyet üzere tesellüm eyledi didikde; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vâkıf-ı mûmâ-ileyh kelâmını semt-i âhere sarf ile vakf-ı mezbûrdan rücû` ve ibtâli hayra şurû` idüp arz-ı mîrî üzerinde gars olunan eşcâr hükm-i menkûlâtda olıp vakfiyyeti câiz olmadığı kütüb-i mu`teberânı fıkhiyyede mastûr olmağın binâen`aleyh mütevellî-i mûmâ-ileyh eşcâr-ı mezkûreden keff-i yed idüp bana teslîm eylesün didikde ol dahi mutasaddi` cevâb olıp fi l-vâki` zikr olunan eşcâr hükm-i menkûlde olduğu cây-i işkâl değildir. Menkûl-i müte`arefde vâkıf mücerred vekaftü dimekle vakf-ı sahîh ve lâzım olmakla asla rücû`a mecâl ve istirdâda ihtimâl yoktur deyû redd ve teslîmden imtinâ` ve husûmet ve niza` olınıp hâkim-i muvakki`i ale l-kitâb vaffekahu llâhu te`âlâ sebîle s-sevâb huzûrunda alâ-mâhüve l-mestûru fi l-kütübi l-fıkhiyye mütarâfi`ân ve fasl ve hasma tâlibân oldukta hâkim-i mûmâ-ileyh esbağa llâhü ni`âmehû aleyhi tarafeynin kelâmlarına nazar ve mennâün li l-hayr olmaktan hazer idüp vakf-ı sâlifü l-beyânın evvelâ alâ-re yi men yerâhû sıhhatına ve sâniyen imâmeyn kavülleri üzere lüzûmuna hükm-i sahîh-i şer`î ve kazâ-i sarîh-i mer`î idüp min-ba`d vakf-ı merkûm sahîh ve lâzım olıp nakz ve nakîzine mecâl muhâl oldı. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 2 ve ecru l-vâkıfı ale l-hayyi l-cevâdi l-kerîm harrarehû fi l-yevmi l-hâdi ve işrîn min-şehri Ramazâni l-mübârek li-sene semân ve semânîn ve mieteyn ve elf. Şuhûdu l-hâl; Evkâf Müdiri Mehmed Hilmi Efendi, Harâczâde el- Hâcc Şahin Efendi, Mümeyyiz Hukuk Kâtibi Tevfik Efendi, Kâtibzâde Mustafa Enverî Efendi, Defter Neccârzâde Mustafa Fehmi Efendi, Oruçzâde Mehmed Sadık Efendi, Muhzır Sadık Gavvas, Muhzır Hacı Erkan, Muhzır Şerîf ve gayruhum. 2 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür. (Bakara, 2/181). 36 37
ABDÜLGANİ EFENDİ BİN ABDURRAHMAN 1 Medîne-i Erzincan sâkinlerinden müfti-i esbak es-seyyid Abdülgani Efendi İbni l-hâc es- Seyyid Abdurrahman Efendi meclis-i şer i şerîfi enverde hazır olup vakf-ı âti l-beyâna mütevellî nasbolan Hâfız Mustafa ibni el-hâc Ebû Bekir muvâcehesinde üzerine da vâ ve takrîr-i kelâm ve bast merâm eylediği nefs-i Erzincan mahallâtından Gerek Gerek mahallesinde vâki Hınta Pazarı kurbunda Tatar İbrahim Ağa dan iştira ve atyab-ı emvâlinden müceddeden binâ eylediği hanın bir tarafdan Molla Câfer damı ve iki tarafdan mülk mevrûsum ve bir tarafdan tarik-i âmm ile mahdûd ve mümtâz olan fevkani ve tahtâni kırk odası ve istabli devat ve bir mesk ve bir kahvehâneyi müştemil hanı ve yine derûnu-u şehirde İslâmiye mahallesinde İskender Bey Hamamı demekle ma rûf hamamın sülüsan hissesi an asıl mülküm olup ve sülüsü âheri dahî ceddim el-hac Abdullah Efendi câmi`i evkâfına meşrûta iken harâbe müşrif olmakla arsasının sülüs hissesini dahî îcâre-i muaccel ve müeccel ile müteveli vakıfdan isticar eylediğimde bedel binâ sülüsü mezbûr ve sülüsâni merkûman mülklerimi ve mârru z-zikir mülk hanımı taleben ve muhtâren vakf-ı sahîh-i müebbed ve hapsi sarîhi muhalled ile vakfeyledim. Şöyle şart eyledim ki: Hân-ı mezbûr ve hamâm-ı mevkûfeden beher sene hâsıl olan galle-i icâresinden senede bir kere mah-ı Rebî`u l-evvelin on ikinci günü mevlîd-i şerif kırâ et ve ba`dehû it`âm-ı ta`âmına ve âbâ u ecdâd ve amâm ve zevcâtımızdan ve cedd-i âlâmız merhûm ve mağfûr Müfti el-hâc İsmail Efendi için beher sene ve bir re s kurban ve yine ceddimiz Müfti el-hâc Abdullah Efendi için ve pederim Müfti el-hac Abdürrahman Efendi için ve Abdülgani Efendi ve el-hâc Mustafa Efendi ve amcam Müfti İshak Efendi ve yine amcam Süleyman Ağa ve ceddat Safiye Hanım ve vâlidem Şerîfe Hanım ve ammetem Güllü Hanım ve birer dahî kendi nefsim için ve ehli beytimizden Fir- 1 No: 28. 614 numaralı defterin 60. sayfa 28. sırasında kayıtlı Erzincan da Müfti Seyyid Abdülgani Efendi ibn el-hâc Seyyid Abdürrahmân Efendi Vakfı na ait 1339 H. (1920/1921) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 38 39
devs ve Zeynep ve Nâile için işbu on dört nefer kimsenin beher birerlerine beher sene bir berat ve bir re s kurban olmak şartiyle marru l-beyan beratlardan üç adedi ceddim Müfti el-hâc İsmâil Efendi binâ eylediği câmi-i şerîfinde îkâd oluna ve iki adedi dahî Gerek Gerek Câmi`i Şerîfi nde ve üç adedi dahî Halîlullah Cami`-i Şerîfi nde ve altı adedi dahî ceddim Müfti el-hâc Abdullah Efendi Câmi-i Şerîfi nde îkâd olunmasına vakfeyledim. Mâdem ki hayatta olduğumca kendim mütevellî olup ve ba`de vefâtî evlâdı-ı zükûrumun evlâd-ı zükûru karnen ba`de karnin ve batnen ba`de batnin ve me`âza llahi te`âlâ onlar dahî ba`de l-inkıraz evlâd-ı inâsım mütevellî olalar ve anlar dahî münkarız olduklarında ma`rifet-i şer` ile belde-i Erzincan da bir evrâ kimse vakfa mütevellî nasb oluna ber minvâl-i meşruh beher sene vakfı mezbûrları kemâ yenbagî ihyâ eylediğinde mütevellî olanlar fazla olan hâsılatın vazife edüp ekil edeler deyû cevâbında vâkıf-ı mûmâ-ileyh kelâmını semti âhere sârif olup; üstâd-ı eimme-i kibâr Ebû Hanîfe Nûman bin Sâbit el-kûfî katında sahih olup, lâkin gayri lâzim olduğuna binâen vakf-ı mezbûrdan rücû` eyledim yine bana teslim eyle diye cevâbında mütevelli-i merkum İmâm Yusuf ve İmâm Muhammed katlarında sıhhat-i luzûm lâzım gelir deyû redden imtina` edüp tehâküm ve terâfu` eylediklerinde hâkim-i mevki-ı sadr-ı kitâb dahî cevâb-ı hâsma im`ân-ı nazar ve mubtıl-i hayır olmaktan hazar edüp kaziyye-i münâziûn fîhâyı tefekkür ve ihtilâf-ı eimme-i fukahâyı tasavvur edüp vakf-ı mezbûrun sıhhatı luzûmu imâmeyni muhteremeyn katlarında müstelzim ise de İmâm-ı Âzam hazretleri indinde de gayri lâzim olup teslim ile l-mütevellî lâzım geldiği hasebiyle mütevelli-i merkumdan kendine teslîmini mübeyyin beyyine talep olundukda ahrâr-ı ricalden ülemâdan müfti-i sâbık İsmail Hakkı Efendi ve müderrisînden Battal İmam Ahmed Efendi ve Konukcuzâde el-hâc Mehmed Efendi ve Müftizâde Mehmed Efendi ve İlikzâde ve Bekirzâde ve Câmi`-i Kebir İmâmı Hâfız Mehmed Efendi ve Zeynelzâde Molla Ömer ve sucu İbrâhim ve gayrihüm li ecli ş-şehâde huzûr-u şer`e hâzırûn olup; bizler ber-vechi bâlâ han ve gerek hamam vech-i muharrer üzere vakıf edüp mülkünden ihrâc ve mütevelli-i merkûm Hâfız Mustafa Efendi ye teslim eylediğine şâhidleriz ve edâyi şehâdet ederiz diye şehâdetlerinde bizi kabülde olup vâkıf-ı mûmâ ileyhin vakfı kemâ hüve hakkuhû sıhhate münkalip olmagın binâan alâ zâlik tescîl-i şer-î olunup vakfiyetine hüküm olunduğu mâ vaka`a bi t-talep ketb ve yed-i hâze l-vesîka i tâ olundu. Hurrire fî gurre-i Rebî`u l-âhir li-sene tis`a ve selâsîne ve mieteyn ve elf. Hicrî 1339. 40 41
ABDÜLKERİM EFENDİ 1 El-Hamdü li llâhillezî vekafe alâ cem`i l-emri ve tale`a fi`z-zamâyiri bi-külli maktûmin ve mestûr ve ssalâtü ve s-selâmü alâ Muhammed ini l-meb`ûsi li-da`veti l-cumhûri ve şer`ihî kâimün ilâ âhiri l-eyyâmi ve dduhûr. Ammâ ba`dü: İşbu sâhibü l-hayrâti vel-hasenât ve râğibü l-mebarrât fîküttâni l-müta`ât medîne-i Erzincan sâkinlerinden kütbü l-ârifin zuhrü l-vâsılîn melce-i zu`afâ-i ve l-mesâkîn kâşif-i esrâri l-hakâyık-ı mahzar-ı kenzi d-dekâyik eş-şeyh Abdulkerîm Efendi tekabbele llâhü hayrâtehû ve refa`a fî-mâ-halli l-kabûli mebrûrâtehû vaktâki dünyâ-yi denînin fenâsın ve dâr-ı âhiretin bekâsın anlayüp zâd-ı âhiretin fevâ idin ve sadaka ihsânın avâyidin bildi ise ve li-en-yetesaddeka l-mer ü fî-hâ ya tihî bi-dirhemin hayrün lehû min en-yetesaddaka mietin ba`de mevtihî 2 hadîs-i şerîfine muvâfakat edüp, innemâ yelhakü l-mü minü sadekaten ahrecehâ min mâlihî fî-sıhhatihî ve hayatihî yelhakühû min ba`dihî hayrâtühû mutâbakat yoluna gidüp meclîs-i şer`ide üç yüz elli kuruş vakf-ı âti l-beyâna li-ecli t-tescîl ve t-teslîm mütevellî nasb eylediği kıdvetü l-müste`ıddin mahdûm-u mükerremleri İsmail Çelebi mahzarında ikrâr ve i`tirâf edüp, kasaba-i mezbûr muzâfâtından vakfeylediğim akçe ile karye-i Erzincan dan Gülrecde aldığım tarlalar vâki` inde l-ahâli ma`lûmü l-hudûd Erzincan daki tarlam Gülrecde tarlam ikisine beş sımar tohum ilkâ olunur. Kasaba-i mezbûre mahallâtından Gerek Gerek mahallesinde tecdîden kendü elimle binâ eylediğim mescide vakıf ve mütevelli-i mezbûr yedinde habseyledim ve mescid-i mezbûre oğlum Abdülazîz i imam Câbî ve Abdüssamed i hatib nâzır ve Abdullah kayyûm ve Abdulhay ferrâş ve Feyzullah ile Hüseyin i mü ezzin ta`yîn eyledim ve mütevelli-i merkûm tarlaları vakf için zabt ve tasarruf edüp beher sene âid olan galle- 1 No: 57. Erzincan da Şeyh Abdülkerim Vakfı na ait vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 2 Bir kimsenin hayatta iken bir dirhem sadaka vermesi, öldükten sonra yüz dirhem sadaka vermesinden daha hayırlıdır. (Ebu Davud, Vasaya, 3/28-66). 42 43
sin imam ve hatıb ve gayr-i ta`yîn olunan ehli murtezika ve mütevellî ile ale s-seviye beynlerinde taksîm edüp ma`dem ki oğullarım hâl-i hayattadır zabt edüp tasarruflarında ola bi-emri llâhi te`âlâ anların fevtinden sonra evlâd-i zükûrü batnen ba`de batnin ve karnen ba`de karnin aslâh ve evlâsı mütevellî olup veçh-i meşrûh üzre sâirleri cihet-i mezbûrları mutasarrıf olup hizmet-i lâzimesini edâ ettikten sonra mezkûr akçe ile aldığım tarlalara mütevellî olanlar zabt eyleyüp âid olan gallesin şart-ı mezbûre beynlerinde ale s-seviye taksîm edeler el-iyâzü bi llâhi evlâd münkariz olur ise hâkim-i şer`i olanlar sâlih ve mütedeyyin kimesneyi mütevellî nasb ve ta`yîn eyleyüp cihet-i mezbûrları dahî ehil ve müstehık olanlara tevcîh eyleyüp minvâl-i muharrer üzre vakıf icrâ oluna dedikte vâkıf-ı mûmâ-ileyh şerâiti vakfını veçh-i meşrûh üzre itmâm ve nemt-ı mebsût üzre ihtitâm ettikte mütevellî-i mezbûr dahî vâkıfı mûmâ-ileyhin sudûr eden kelâmini tasdîk ve cemî-i merâmını tahkîk ettikten sonra, vâkıf-ı mezbûr zimâm-ı kelâmını makâm-ı âhara atfedüp vakf-ı emlâkta kıdve-i eimme-i ahyâr İmâm-ı A`zâm ve hümâm-i efhâm re y-i şerîfleri üzre egerçi müsellem ve makbûl ve nakl-i sahîh ile mervi ve menkûldür. Lâkin anın katında lüzûmu îcâb ve devâmı te yîdi istîcâb eylemez inân-ı ihtiyâr ve fesh-i ibkâya iktidârım mübeyyendir deyü vakıftan rücû` ve istirdâda şürû` ederken mütevellî-i mezbûr dahî cevap verüp egerçi bast olunan minvâl üzre imâmeyn-i hümâmeyn kavl-i şerîfleri üzre sıhhat-i lüzûmdan müfârekat etmeyüp vakıf sahîh olacak lâzım dahî olur buyurmuşlardır. Emlâk-ı mezbûru red ve teslîmden imtinâ` ve husûmet ve nizâ` edüp hâkim-i nâfizü l-ahkâm mürâfe`a olup hüküm talep eyledikte hâkim-i müşârun-ileyh dahî İmâmeyn hazretlerinin kavl-i şerîfleri üzre cânib-i vakf-ı evlâ ve ahrâ görüp sıhhat-i vakıf sâniyen lüzûmuna hükmedüp mahkûmün bih olmakla min ba`din nakz-ü nâkıza muhâl ve mümteni`u l-ihtimâldır. Este`izü billah Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 3 ve ecru l-vâkıfı ale l-hayyi l- 3 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür.(bakara, 2/181). cevâdi l-kerîm. Hürrire fi l-yevmi r-râbi`i ve l-işrîn min şehri Zilka`deti ş-şerîfe li-sene isneyn ve sittîn ve elf. Şuhûdu l-hâl; el-hâcc Mahmud Süleyman el-imam İbrahim Ali Beşe Mehmed Ali. Ammâ ba`dü: İşbu sâhibü l-hayrâti vel-hasenât ve rağibü l-meberûrâti fîküttâni t-ta`at Medîne-i Erzincan sâkinlerinden kütbü l-ârifîn zuhru l-vâsılîn melce-i zu`afâ i l-mesâkin kâşif-i esrâri l-hakâyıkı mahzâr-ı kenzi d-dekâyık eş-şeyh Abdulkerîm Efendi tekabbele llâhü hayrâtehû ve rafe`a fî-mahalli l-kabûli mebrûrâtehû vaktâki dünyâ-yı denînin fenâsın ve dâr-ı âhiretin bekâsın anlayıp zâd-ı âhiretin fevâ idin ve sadaka-i ihsânın avâ idin bildiyse ve li-enyetesaddeka l-mer ü fi-hayâtihî bi-dirhemin hayrün lehû en-yetesaddeka bi-metin ba`de mevtihî hadîsine muvâfakat edüp innemâ yelhakü l-mü minîne sadekatün ah- recehâ min mâlihî fî-sıhhatihî fî-hayatihî yelhakü min ba`di hayrâtihî 4 mutâbakat yoluna gidüp meclîs-i şer`îde vakf-ı âti l-beyân li-ecli t-tescîl ve t-teslîm mütevellî nasb eylediği kıdvetü l-müste`ıddîn mahdûm-i mükerremleri İsmail Çelebi mahzarında ikrâr ve i`tirâf edüp kasaba-i mezbûr muzâfatından karye-i Kertah da vâki` inde l-ahâli ma`lûmu l-hudûd iki kıt`a bağı kasaba-i mezbûre mahallâtından Gerek Gerek mahallesinde tecdîden kendü elimle binâ eylediğim mescide vakıf ve mütevelli-i mezbûr yedine habs eyledim ve mescid-i mezbûre oğlum Abdulazîzi câbi ve Abdüssamedi nâzır ve Abdullahı kayyûm ve Abdulhayy ferrâş ve Feyzullah ile Hüseyin i mü ezzin ta`yîn eyleyüp ve mütevelli-i merkûm bağ-ı mezkûrları vakf için zabt ve tasarruf edüp beher sene âid olan gallesini imâmdan gayri ta`yîn olunan ehl-i murtezika mütevellî ile ale s-seviyye beyinlerinde taksîm edüp, mezkûr iki kıt`a vakıf bağı ma`dem ki oğullarım hal-i hayattadır zabtedüp ve tasarruflarında ola bi-emri llâhi te`âlâ anların fevtinden sonra, ev- 4 Bu hadisin eksik olarak alınmış. Hadisin tam metni şöyledir: Şüphesiz mümine ölümünden sonra; öğrettiği ve neşrettiği ilim, geride bıraktığı salih evlat, miras bıraktığı Mushaf, yaptığı mescid, yolcular için bina ettiği ev, akıttığı çeşme ve sağlığında malından çıkardığı sadakasından hasıl olan iyilik ve amel kendisine ulaşır. (Bkz: İbnü Mace, Sünen, muk. 20) 44 45
lâd-ı zükûrdan batnen ba`de batnin ve karnen ba`de karnin aslâh ve evlâsı mütevellî olup, veçh-i meşrûh üzre sâirleri cihet-i mezkûre mutasarrıf olup, hizmet-i lâzimesini edâ ettikten sonra bağ-ı mezbûrları mütevellî olanlar zabteyleyüp âid olan gallesini şart-ı mezbûr üzre imâmdan gayriye taksîm edeler el-iyâzü bi llâh evlâd münkariz olursa, hâkimü ş-şer` olanlar sâlih ve mütedeyyin kimesne mütevellî nasb ve ta`yîn eyleyüp, cihet-i mezbûrları dahî mahal ve müstehık olanlara tevcîh edüp, minvâl-i müharrer üzre vakıf icrâ oluna dedikte vâkıf-ı mûmâ-ileyh şerâıti vakfını veçh-i meşrûh üzre itmâm ve nemt-ı mebsût üzre ihtitâm ettikte mütevelli-i mezbûr dahî vâkıf-ı mûmâ-ileyhden sudûr eden kelâmını tasdîk ve cemî`-i merâmını tahkîk ettikten sonra vâkıf-ı mezbûr zimâm-ı kelâmını makâm-ı âhara atfedüp vakf-ı emlâkı kıdve-i eimme-i ahyâr İmâm-ı A`zâm ve imâm-ı efhâm re y-i şerîfleri üzre eğerçi müsellem ve makbûl ve nakl-i sahîh ile mervî ve menkûldür. Lâkin anın katında lüzûmu îcâb ve devâmı te yîdi istîcâb eylemez. İnân-ı ihtiyâri ve fesh-i ibkâya iktidâr yedimdedir deyü vakfından rücû` ve istirdâda şurû` ettikte mütevelli-i mezbûr dahî cevap verüp egerçi hâl-bast olunan minvâl üzre fe-emmâ imâmeyn-i hümâmeyn kavl-i şerîfleri üzre sıhhat-i lüzûmdan mufârakat etmeyüp vakıf sahîh olacak lâzım dahî olur buyurmuşlardır emlâk-ı mezbûru red ve teslîmden imtinâ` ve husûmet ve nizâ` edüp hâkim-i nâfizü l-ahkâm mürâfe`a olup hüküm talep eylediklerinde hâkim-i müşârun-ileyh dahî İmâmeyn hazretlerinin kavl-i şerîfleri üzre cânib-i vakfı evlâ ve ahrâ görüp sıhhat-i vakfa ve sâniyen lüzûmuna hükm edüp mahkûmün bih olmakla min ba`din nakil nâkıza mecâl ve muhâl ve yemteni`u l-ihtimâldir. Este`izü bi llâh Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 5 ve ecru l-vâkıfı ale l-hayyi l-cevâdi lkerîm. Hurrire fi l-yevmi r-râbi`i ve l-işrîn min şehri Zilka`deti ş-şerîfe li-sene isneyn ve sittîn ve elf. 1062. Şuhûdu l-hâl; Cafer Ağa el-hâcc Mahmud Süleyman el-imam İbrahim Efendi, Dede Ali Mehmed Ali Abbas ve gayruhum mine l huzzâr. 5 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür.(bakara, 2/181). 46 47
ABDÜLLATİF EFENDİ BİN İSMAİL HAKKI 1 el-hamdü li llâhi l-vâkıfi alâ-külli hâl el-münezzihi ani t-tağyiri ve l-intikâl ve s-salâtü ve s-selâmü alâ-muhammedin mevsûfi bi-mekârimi l-ahlâk ve mehâsini l-hisâl ve alâ-âlihî ve ashâbihi l-âricîn ilâ-me`ârici l-kemâl Ammâ ba`dü: İşbu vakfiyye-i sahîhati l-fehavî ve vesîkati ş-şer`iyyeti l-metavînin tahrîr ve inşâ ve tastîr ve imlâsına bâdî oldur ki medîne-i Erzincan mahallâtından Gerek Gerek mahallesi hânedânından izzetlü Abdüllatif Efendi ibn İsmail Hakkı Efendi ve Molla Güzel mahallesi hânedânından izzetlü el-hâcc Mehmed Asım Efendi ibn Hâfız Abdurrahman Efendi her biri medîne-i mezkûr mahkemesinde ma`kûd-ı meclis-i şer`-i şerîf-i lâzimü t-teşrîfde zikr-i âtî vakıflarına li-ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta`yîn eyledikleri Hâfız Ahmed Şükrü Efendi ibn Mustafa Efendi mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp vaktâ ki bu dâr-ı fenâ bî-sebât ve bî-bekâ olup na`îm-i ma`raz-i zevâlde ve mukîm-i şeref-i irtihâlde oldığını mülâhaza idüp es-sadkâtü fidyetün li l-ma âsi yevme yuh azü l-mücrimün bi n-nevâsi 2 ma`lûmumuz oldığından mâ`adâ ve ma tukaddimü li-enfusiküm min-hayrin tecidûhü inda llâhi hüve hayren ve âzame ecren 3 mefhûm-ı münîfinden habîr ve âgâh olduğumuz ecilden vakf-ı âti z-zikrin sudûruna değin silk-i milk-i sahîhimizde münselik ve müntazim olup sâlifü z-zikr Gerek Gerek mahallesinde Aynalı Kavak civârında Hamidiye Çarşusu nda Asımiye sokağında vâki` müştereken inşâ ve ihyâsına muvaffak olduğumuz mescid-i şerîfin sağ ve sol cenâhlarında kâin tarafları mescid-i şerîf-i mezkûr ve Hacı Asım Efendi dükkânları ve tarîk-i âmm ile mahdûd biri otuz üç ve biri otuz yedi nu- 1 No:152. 611 numaralı defterin 145. sahife ve 152. sırasında kayıtlı İsmail Hakkı oğlı Abdüllatif Efendi ve Hâfız Abdürrahman oğlı Hacı Mehmed Asım Efendi Vakfı na ait 21 Safer 1311 (3 Eylül 1893) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 2 Sadaka, günahkârların alınlarından yakalanacakları günde günahlar için fidye (kefaret) dir. 3 Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu daha hayırlı ve mükafata daha layık olarak bulursunuz. (Müzzemmil, 73/20). 48 49
maralı iki bâb seviyyen müşterek dükkânlarımızı bi-cümleti t-tevâbi` ve l-levâhik ve kâffeti l-hukûk ve l-merâfık hasbeten li llâhi l-aliyyi l-azîm ve taleben li-merzâti r-rabbi r-rahîm yevme lâ-yenfe`u mâlün velâ benûn illâ men eti llâhe bi-kalbin selîm 4 ricâsıyla niyyet-i sâdıka ve azîmet-i vâsika-i vakf-ı sahîh-i şer`î ve habs-i sarîh-i mer`î ile vakf ve habs edip şöyle şart eyledi ki; Dekâkîn-i mezkûr beher sene ecr-i misilleriyle tâlihlerine îcâr olınup hâsıl olan gallesinden evvela beher sene mescid-i mezkûr ile dekâkîn-i mezkûrelerin muhtâc-ı ta`mîr olan mahalleri ta`mîr ve termîm olına ve yine beher sene mescid-i şerîf-i mezkûrda vakt-i zuhur ve asırda edâ-yı hizmet-i imâmet etmek üzre münâsib bir mikdâr ücretle bir imâm tutula ve fazla kalır ise mütevellî olan kimesneye vazîfe ola vakf-ı mezkûrumuza Hacı Asım Efendi nin mahdûmu Ahmed Fahrüddin Efendi mütevellî ola ba`de l-vefât evlâd-ı zükûrunun ekber ve aslahı batnen ba`de batnin ve neslen ba`de neslin mütevellî ola evlâd-ı zükûru münkariz olur ise evlâd-ı inâsının ekberi batnen ba`de batnin neslen ba`de neslin mütevellî ola ve ba`de l-inkırâzi l-küll hâkim-i belde re yiyle mu`temed ve müstakîm bir kimesne mütevellî ola deyu ta`yîn-i şurût ve tebyîn-i mesârif-i kuyûd idüp dekâkîn-i mezkûrları fâriğan ani ş-şevâğil mütevellî-i mezbûra teslîm eylediğimizde ol dahi vakfiyyet üzre kabz ve teslîm ve sâir mütevellîlerin evkâfda tasarrufları gibi tasarruf eylediklerinde; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vâkıfân-ı mûmâ-ileyhimâ semt-i vifâkdan cânib-i şikâka âzimân ve mütevellî-i mezbûr ile husûmet ve nizâ`a câzimân olup vakf-ı akâr muhtâr-ı eimme-i ahyâr olan İmâm-ı Azam ve hümâm-ı akdem sirâcü l-eimme ve kâşifü l-gumme hazretleri indine sahîh lâkin menzil-i âriyetde olup şeref-i lüzûmu müstelzim olmamağla vakf-ı mezbûrdan rucû` câiz ve râci` emr-i meşrû`u gayr-i mütecâviz olmağın dekâkîn-i mezkûrları ke l-evvel mülkümüze istirdâd ideriz didiklerinde mütevellî-i reşîd münâsib cevâb-ı sedîdi virüp eğerçi inde l-imâmi l-azam hâl bast ve tafsîl olınan minvâl üzre 4 O gün ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah a kalb-i selim ile gelenler (o günde fayda bulur). (Şuara, 26/88-89) oldığı cây-ı işkâl değildir lâkin Arif-i Samedânî Ebu Yusuf eş-şehir bi l-imâmi s-sânî indinde vâkıf mücerred vakaftü dimekle ve İmâm-ı Rabbânî Muhammed bin Hasan eş-şeybânî indinde teslîm-i mütevellî ve te bît zikriyle vakıf lâzım olur deyu redd ve teslîmden imtinâ` ile hâkim-i muvakki`-i sadr-i kitâb tûbâ lehû ve hüsne meâb efendi huzûrunda müterâfi`an ve herbiri mübteğâsınca fasl ve hasme tâlibân olduklarında hâkim-i mûmâ-ileyh esbeğa llâhu ni`amehû-aleyh hazretleri vakf-ı mezbûrun sıhhat-i lüzûmuna hüküm itmeğin min-ba`d vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım oldı. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 5 ve ecru l-vâkıfi ale l-hayyi l-cevâdi l-kerîm cerâ zâlike ve hurrire fî l-yevmi l-hâdî ve l-işrîn min-saferi l-hayr sene ihdâ aşere ve selâse mieteyn ve elf. 5 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür. (Bakara, 2/181). 50 51
AHMED EFENDİ BİN SÜLEYMAN 1 Erzincân Nâibi Es-Seyyid Ahmed Tevfîk Medîne-i Erzincân da Kurşunlu mahallesinde sâkin iki bin iki yüz doksan altı senesinin hilâlinde vefat iden Debbâğzâde Hacı Ahmed Efendi ibn Hacı Süleyman ibn Abdullah ın verâseti zevce-i menkûha-i metrûkeleri Şerîfe bint-i Hacı Osman ve Sümbül bint-i Emin ve Sümbül bint-i Sadık ile li-ebeveyn er karındaşı Hacı Halil Ağa bini l-mezbûr Hacı Süleyman münhasıra ba`dehu ahî mezbûr Hacı Halil Ağa dahî vefat idûb veraseti zevce-i menkûha-i merkûmesi Âdîle bint-i Emin ile sulbî kebîr oğulları Mustafa ve Süleyman Efendiler ve sulbiye kebîre kızları Fâtıma ve Safiye ve Vesile münhasıra ve tashihi mes ele-i mirasları bi hükmi`l-münâsehâtî ş-şer`iyye doksan altı sehimden olup sihâm-i mezkûreden sekiz sehimden yirmi dört sehmi zevcât-ı mezbûrâtî Şerîfe ve Sümbül ve diğer Sümbül e ve dokuz sehmi zevce-i mezbûre Âdîle ye on sekiz sehimden otuz altı sehmi ibnan-i mezbûrân Mustafa ve Süleyman ve dokuz sehimden yirmi yedisi benât-i mezbûrat Fâtıma ve Safiye ve Vesîle ye isabet eylediği lede ş-şer`i l-enver zahire ve mütehakkik olduktan sonra zevce-i mezbûreye Sümbül Hâtun un tarafına bâ hüccet-i şer`iyye vekili müsecceli şer`isi medîne-i mezkûre ahâlisinden ve da`vâ vekillerinden İbrahim Reşad Efendi ibn Mehmed mezkûre hükümet konağında ma`kûd meclis-i şer`i şerîf-i enverde zikri âti hususda husûmet ve reddi cevâbâ kıbel-i şer`den mütevellî nasb olunan el-hâcc Hâfız Mehmed Hamdi Efendi ibn Yahya Efendi mahzarında medîne-i mezkûrede Evkaf Müdîri Hâfız Mehmed Hâlis ibn Ahmed Ağa hâzır olduğı halde bi l-vekâle üzerine da vâ idûb; medîne-i mezkûre sûkunda Dülgerler Çarşusu nda vâki` bir tarafdan Cafer oğlu Osman Ağa dükkânı ve bir tarafda Hacı Rıfat Efendi dükkânı ve bir tarafda karhane ve bir tarafda tarîk-i âmm ile mahdûd iki kepenk bir bâb dükkânı ve Aktarlar Çarşusu nda vâki` bir taraf- 1 No:253. 601 numaralı defterin 192. sayfa 253. sırasında kayıtlı Erzincan da Debbâğzâde Hacı Ahmed Efendi ibn Hacı Süleyman ibn Abdullah Vakfı na ait 18 Cemâziye l-âhıre 1314 (24 Kasım 1896) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 52 53
da Hacı Ali Bey dükkânı ve bir tarafda Hamid karyesinde vâki` cami`-i şerîfin vakıf dükkânı ve bir tarafda karhane ve bir tarafdan tarîk-ı âmm ile mahdûd bir bâb dükkân ve medîne-i mezkûreye tâbi` Hozunsu karyesinde vâki` bir tarafdan Hacı Halil arsası ve bir tarafdan Molla Mustafa damı ve bir tarafdan tarîk-i hâss ve bir tarafdan tarîk-i âmm ile mahdûd bir ev ve bir eyvan ve bir arsayı müştemil bir bâb menzilden her biri müteveffa-yı evvel-i mezbûr Hacı Ahmed Efendi nin hayatında yedinde mâlı olup ba`de vefâtihi ber tashih-i mezkûr müvekkilem mezkûre ile verese-i sâire-i mezbûreden mevrûs olmağla menzile ve dükkânın mezkûrlerden müvekkilem mezbûre Sümbül Hâtun ber tashîhi mezkûr sekiz sehim hıssa irsîyesini bi l-vekâle hâlen taleb iderim deyû da vâ itdikde mumâ-ileyh Hacı Hâfız Mehmed Hamdi Efendi dahî cevâbında ve dükkânın mezkûrlar müteveffaya ola mezbûr Hacı Ahmed Efendi nin hayâtından vefâtına altı mâh mukaddem malından ifrâz ve ihrâc birle li-merdâtillâhi te`âla vakf ve habs idûb şöyle şart eyledi ki; Menzil-i mezkûrde karye-i mezkûrde vâki` müceddeden binâ ve inşâsına müyesser olduğum mescid-i şerîfde imâmet iden kimesne ikâmet ve iskân ve dükkânın mezbûrleri bâ yed-i mütevellî beher sene îcâr olınup hâsıl olan gallesini imâm olan kimesneye verile deyû şurût ve tebyîn-i kuyûd birle karındaşı müteveffa-yı sâni Hacı Halil Ağa ya mütevellî ve beni dahî nâzır nasb ve ta`yîn idûb teslîm idûb ile l-mütevellî ve tesellüm dahî icra eylediğinde benim ile mezkûr Hacı Halil Ağa dahî tevliyet ve nezâret-i mezkûrleri kabul itdikden sonra mezbûr Hacı Halil Ağa şart-ı vâkıfı bi t-tevliye icra ider iken vefat idûb tevliyet-i mezkûru mahlûle kalmağla kıbel-i şer`den ben dahî mütevellî nasb olmağla ol vechle menzil ve dükkânın dekâkîn-i mezkûrleri vakfiyet üzere bi t-tevliyet ve bihakkın habt ve tasarruf iderim ba`de l- mürâfa`a ve l-inkâr vâkıf-ı mûmâ-ileyh Hacı Hâfız Mehmed Hamdi Efendi den ref i mezkûr müddeasına beyne taleb olundukda adûl-i ahrar-i rical-i müslimînden ve mârru z-zikr Kurşunlu mahallesi ahâlisinden Attar Hacı Mustafa Efendi ibn Hacı Mehmed bin Abdullah ve Selâm mahallesi ahâlilerinden Pezir Ağası Hüseyin Ağa ibn Hasan bin Ahmed nâm kimesnede li-ecli ş-şehâde meclis-i şer`i Haziran olup eserü l-işhâd fi l-hakîka müteveffa ola Hasbi Ahmed Efendi sıhhat ve kemâli âfiyetde menzil ve dükkânın mahdûd-u mezkûrleri vefatında altı mâh mukaddem mâlından ihrâc birle Hozunsu karyesinde binâ eylediği mescid-i şerîfin imâmı efendiye meşrût vakf-ı sahîh ile vakıf ve ta`yîn idûb teslîmi ile l-mütevellî ve tesellüm birle karındaşı müteveffa-yı sâni mezbûr Hacı Halil Ağa ya mütevellî ve mûmâ-ileyha Hacı Hâfız Mehmed Efendi yi nâzır-ı nasb-ı ta`yîn eyledi anlar dahî tevkîd-i nezareti mezkûrleri kabul eyleye bu hususa bu vech üzere şâhidânına şehâdet dahî ideriz deyû her biri müttefiku l-lafz ve l-ma na edâya şehadet itdiklerinden sonra şâhidân-ı mezbûran Hacı Mustafa Efendi ve Hüseyin ağalâra bir diyeceği var mıdır deyû müddeî vekili mezbûr İbrahim Reşad Efendi ye sual olundukda ol dahî şâhidân-i mezbûran bir diyeceğim yokdur âdîl ve makbulü ş-şehâde dirler deyûb cevab verdiğinden bâşka şahidân-i mezbûranda her birisi zeyl-i vesîkade muharrerü l-esami müslimînden sırren ve alenen lede t-ta dîl ve tezkiye şehâdetleri makbul olunması mûcibince müşterek dükkânın mahdûd-u mezkûrların vakfına hüküm olmağla şartı vâkıf nâzır-ı mûmâ-ileyhe Hacı Hâfız Mehmed Hamdi Efendi kıbel-i şer`den mütevellî nasb ve ta`yîn olundukda ol dahî tevliyet-i mezkûre bu suretde müdde-î müvekkile zevce-i mezbûre Sümbül Hâtun un izafetle vekili mezbûr İbrahim Reşad Efendi ber minvâli muharrer davayı mezkûr mûmâ-ileyh Hacı Hâfız Mehmed Hamdi Efendi ye büyüce şer`i masârifeden men olmağın ma defea bi t-taleb ketb olundu. Fi l-yevmi s-sâmin aşer min Cemâziye l-âhire sene erbâa ve selâse mieteyn ve elf. 18 Cemâziye l-âhire 1314. Şuhudu l-hal; Beyzâde Faziletlü Hacı İbrahim Efendi, Mahkeme-i Şer`iyye Başkâtibi Mustafa Fehmi Efendi, Hâfız Ahmed Efendi, Muhzır Şerif Ağa, Muhzır Mustafa Ağa ve gayruhum. 54 55
AHMED EFENDİ BİN SÜLEYMAN 1 Tubbika aslihî Hocazâde es-seyyid Mehmed Said el-müvellâ bi-hilâfeti bi-medîne-i Erzincan nemekâhu l-fakîr ileyhî azze şânuhû gufire lehumâ. el-hamdü li llâhi l-vâkıf-ı alâ-külli hâl el-münezzehi ani t-tağyîri ve l-intikâl ve s-salâtü ve s-selâmü alâ-muhammedini l-mevsûf bi-mekârimi l-ahlâk ve mehâsinü l-hisâl ve alâ-âlihî ve ashâbihi l-âricîne ilâ-me`ârici l-kemâl. Ammâ ba`dü: İşbu vesîka-i sahîhatü l-fehâvî ve vesîka-i şerî`ati l-metâvînin tahrîr ve inşâ ve tastîr ve imlâsına bâdî oldur ki Erzurum vilâyet-i celîlesi dâhilinde vâki` kürsü-i livâ olan medîne-i Erzincan mahallâtından Kurşunlu mahallesi ahâlîsinden sâhibü l-hayrât Debbağ el-hâcc Ahmed Efendi ibn Süleyman bin el-hâcc Mustafa meclis-i şer`-i şerîf-i enverde zikr-i âtî vakfına li-ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta`yîn eylediği li-ebeveyn erkarındaşı el-hâcc Halil Efendi ibn el-mezbûr Süleyman mahzarında ikrâr-ı sâhib-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp vakf-ı âti l-beyânın sudûrına değin yedimde şerâen ve müstakillen mülk ve hakkım olan Sûk-ı Sultânî de vâki` Aşağı Çarşı nâm mahalde vâki` bir tarafdan vâlidem merhûme Hafize Hâtûn un vakıf dükkânı ve bir tarafdan Beyzâde el-hâcc Mustafa dükkânı ve bir tarafdan nalband Mustafa hânı ve taraf-ı râbi`-i tarîk-i âmm ile mahdûd bir bâb berber dükkânımı vakf-ı sahîh-i müebbed ve habs-i sarîh-i muhalled ile vakf ve habs idüp şöyle şart ve ta`yîn eyledim ki; Dükkân-ı mahdûd-ı mezkûr bâ-yed-i mütevellî ve îcâr-ı misliyle beher sene âhara îcâr olınup hâsıl olan îcârından evvelâ dükkân-ı mahdûd-ı mezkûr ta`mîre muhtac olur ise mesârif-i ta`mîriyesi ba`de l-icrâ bâkî kalan gallesinden südüs vakf-ı mezkûra mütevellî olan kimesneye ola ve mâ`adâ beş südüsü dahi medîne-i mezkûre kurâsından Hozunsu karyesinde vâki` bundan akdem hasbe- 1 No: 72. 587/3-1 numaralı defterin 52. sayfa 72. sırasında kayıtlı Erzincan da Debbağ Hacı Ahmed Efendi Vakfı na ait 25 Rebî`ü l-evvel 1291 (12 Mayıs 1874) tarihli vakfiyyesinin yeni harflere çevirisidir. 56 57
ten li llâhi l-melîki l-müte`âl mâlımdan binâ ve inşâsına muvaffak oldığım câmi`-i şerîfde bâ-berât-ı âli kâtib olan kimesneye virile ve vakf-ı mezkûra karındaşım mezbûr el- Hâcc Halil Efendi mütevellî olup bi-emri llâhi te`âlâ vefât eylediğinden sonra karındaşım mezbûrın evlâd-ı evladı evlâd-ı zükûrının ekber ve erşed ve aslahı batnen ba`de batnin mütevellî ola ve ba`de inkırâzi l-küll karye-i mezkûre ahâlîsinden mu`temed ve müstakîmü l-etvâr ve muhtârü l-eimme olan bir kimesne hâkim-i belde ma`rifetiyle ber-minvâl-i meşrûh mütevellî ola deyu dükkân-ı mahdûd-ı mezkûrı fâriğân ani ş-şevâğil karındaşı mütevellî-i mezbûra teslîm eylediğinde ol dahi sâir mütevellîlerin evkâfda tasarrufları gibi tasarruf eyledi didikde; Gıbbe t-tasdîki ş-şer` vâkıf-ı mezbûr kelâmı semt-i âhara sarf idüp vakf-ı akâr İmâm-ı Azam ve hümâm-ı efhâm Ebû Hanîfe el-kûfî hazretleri katında dükkân-ı mezkûr âriyet hükmünde olmağla rücû` meşrû ve Muhammed bin Hasan eş-şeybânî hazretleri katında vâkıf menâfi`-i vakf-ı nefsine şart ile vakıf bâtıl oldığına binâen vakf-ı mezbûrdan rücû` ve dükkân-ı mezkûrı ke l-evvel mülkime istirdâd iderim diyecek karındaşı mütevellî-i mezbûr cevâba tesaddî idüp eğerçi hâl bast olınan minvâl üzere oldığı cây-i eşkâl değildir lâkin Arif-i Samedani Ebû Yusuf eş-şehri bi l-imâmi s-sânî hazretleri katında teslîm-i ile l-mütevellî olmağla vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım oldı deyu red ve teslîmden imtinâ` ile hâkim-i muvakki`-i sadr-ı kitâb tûbâ lehû ve hüsnü meâb efendi hazretleri huzûrında müterâfi`ân ve her biri mübteğâsınca fasl ve hasma tâlibân olduklarda hâkim-i mûmâ-ileyh hazretleri dahi tarâfeynin edillesine nazar ve mubtıl-ı hayr olmakdan hazer idüp âlimen bi l-hilâfi l-cârî beyne l-eimmeti l-eslâf vakf-ı mezbûrın sıhhat ve lüzûmına hükm itmeğin min-ba`d vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım oldı. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 2 ve ecrü l-vâkıf-ı ale l-hayyi l-cevâdi l-kerîm cerâ zâlike ve hurrire hâmisi ve l-işrîn min-şehr-i Rebî`ü l-evvel sene ihdâ ve tis`îne ve mieteyn ve elf. Şuhûdu l-hâl; Mükerremetlü Abdülkerim Efendi, Mükerremetlü Abdülgaffur Efendi, Fütüvvetlü el-hac Edhem Efendi, Fütüvvetlü Muvaffak Efendi, Mahkeme Kâtibi Mustafa Efendi, Mustafa Efendi, Muhzır Sâdık Ağa ve gayruhum. 2 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür. (Bakara, 2/181). 58 59
AHMED EFENDİ BİN YUSUF 1 Sebeb-i tahrîr-i kitâb ve mûcib-i tastîr-i müstetâb oldur ki medine-i Erzincan mahallâtından Kerimoğlu mahallesi ahâlîsinden el-hâcc Ahmed ibn l-merhum Yusuf meclis-i şer`i şerîf-i enverde zikr-i âtî vakfına li-ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta`yîn eylediği sulbi kebir oğlı Yusuf tarafından zikr-i âtî husûsa murâfa`a ve muhâsamaya vekîl-i şer`îsi olan medine-i mezbûre ahâlîsinden Hacı Muhsin Ağa ibn merhum Abdullah mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp vakf-ı âti l-beyânın sudûruna değin yedimde şirâen mülk ve hakkım Sarıgöl nâm mahalde vâki` bir tarafı Süleyman Ağa bir tarafı Murad Ağa bir tarafı Kemahlıoğlı ve bir tarafı tarîk-i amm işbu hudûd ile mahdûd olan bir kıt`a bağ eşcâr-ı müsmire ve gayri müsmiresiyle ittisâline vâki` hâricen ve dâhilen buyût-ı adîdeyi müştemil bir bâb mülk menzilimi kaffe-i tevâbi` ve levâhıkıyla medine-i mezbûre çarşusunda demirciler içinde vâki` bir tarafı vakıf dükkânı ve bir tarafı Hattat Mehmed Efendi dükkânı ve bir tarafı tarîk işbu hudûd ile mahdûd kezâlik şirâen mâlik oldığım bir bâb demirci dükkânımı vakf-ı sahîh-i müebbed ve habs-i sarîh-i muhalled ile vakf ve habs idüp; şöyle şart ve ta`yîn eyledim ki; Menzil ve bağçe ve dükkân-ı mezkûreye ben hayâtda oldukça mutasarrıf olup ben bi-emri llâhi te`âlâ vefât eylediğimden sonra vakf-ı mezkûre evlâd-ı ekberim merkûm Yusuf mütevellî olup vakf-ı mezkûr bâ-yed-i mütevellî îcâr olınup bedel-i îcârından evvelen vakf-ı mezkûrun ta`mîr ve termîmi ve bir köy nizâmnâmesi ba`de l-eda hâsıl olan gallesinden medine-i mezkûrede vâki` Hızır İlyas Câmi`i Şerîfi nde bir berât ile mihrâbın iki tarafında dâim olmak üzere şem`a mûm yed-i mütevellî ile sarf olınup fazlası mütevellîye vazîfe ola vakf-ı mezkûrume evlâd-ı zükûrum batnen ba`de batnin ve karnen ba`de karnin mütevellî olalar ma`âz-allâhi te`âlâ evlâd-ı zükûrum munkarız olur ise evlâd-ı inâsım mütevellî ola ve menzil ve bağçe ve dükkân-ı mezkûrları fâriğan ani ş-şevâğil mütevellî-i asl-ı mezbûre 1 No: 137. 618/1 numaralı defterin 180. sayfa 137. sırasında kayıtlı Erzincan da el-hâcc Ahmed ibn l-merhum Yusuf Vakfı na ait 20 Muharrem 1278 (28 Temmuz 1861) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 60 61
teslîm ol dahi sâir mütevellîyân-ı evkâf gibi tasarruf eyleye dedikden sonra; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vâkıf-ı merkûm el-hâcc Ahmed kelâmını semt-i âhere sarf idüp vakf-ı akâr İmâm-ı Azam ve hümâm-ı efham Ebu Hanîfe el-kûfî hazretleri katında menzile-i âriyetde olmağla rücû` meşrû` ve İmâm Muhammed ibn Hasan eş-şeybânî hazretleri katında vâkıf menâfi`-i vakfı nefsine şart ile vakfını bâtıl oldığına binâen vakf-ı mezkûrdan rücû` menzil bağçe ve dükkân-ı mezkûrları ke l-evvel mülküme istirdâd ederim dedikde vekîl-i merkûm cevâbına tasaddî idüp eğerçi hâl bast olınan minvâl üzre oldığı cây-i işkâl değildir lâkin fâzılü s-samedânî Ebu Yusuf eş-şehir bi l-imâmi s-sâni hazretleri katında vâkıf mücerred vakaftü demekle ve İmâm Muhammed ibn Hasan eş-şeybânî katında teslîm-i ile l-mütevellî olmağla vakf-ı mezkûre sahîh oldu deyü bi l-vekâle redd ve teslîmden imtinâ` ile hâkim-i muvakki`-i sadr-ı kitâb tûbâ lehû ve hüsne meâb efendi hazretleri huzûrunda müterâfi`an ve her biri mübteğasınca fasl u hasma tâlibân olduklarında hâkim-i mûma-ileyh esbega llâhu te`âlâ aleyh hazretleri dahi tarafeynin edillesine nazar ve mubtil-i hayr olmakdan hazer idüp âlimen bi l-hilâfi l-câri beyne l-eimmeti l-eslâfi vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım oldı. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 2 ve ecru l-vâkıfı ale l-hayyi l-cevâdi l-kerim cerâ zâlike ve hurrire fi l-yevmi l-işrin min-şehri Muharremi l-haram li-seneti semâniyete ve seb`în ve mieteyn ve elf. (20 Muharrem 1278). 2 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür.(bakara, 2/181). 62 63
AHMED PEKERİÇ 1 Ahmed Pekeriç Câmi`-i Şerîfi nin vâizlik i`lâm sûretidir : Medîne-i Erzincan mahallâtından Hâfızlı mahallesinde sâkin Ahmed Pekeriç Câmi`-i Şerîfi nin vâizlik cihetine mutasarrıf olan Allâhi Yahya Efendi medîne-i mezkûre hükûmet konağında bidâyet mahkemesinde hukûk dâiresine mahsûs odada akd olunan meclis-i şer`-i münîrde câmi`-i şerîf-i mezkûrun mütevellîsi Ağca Veleddinzâde Mehmed Şevket Efendi bin Ahmed Nazıf Efendi muvâcehesinde câmi`-i şerîf-i mezkûr vazîfe-i mu`ayyen ile vâizlik ciheti yedimde olup 1280 senesi Muharremü l-harâm 20. günü târîhiyle müverrâh bâlâsı tuğrâ-yı garrâyi ile müveşşah işbu bir kıt`a berât-ı âlişân mûcebince uhdeme tevcîh ve ihâle olmağla câmi`-i şerîf-i mezkûr evkâf dahilinde olup medîne-i mezkûre kurâsından Mollâkendi karyesinde vâki` her birinin hudûd-ı erba`ası cerîde-i şer`îde mazbût muharrer on beş kıt`a arâzî-i perâkendenin senevî aşar bedeli maktû`u olan 650 guruşdan mütevellî-i mûmâ-ileyh ehl-i vezâife hisse vermeyüp mütevellî-i mûmâ-ileyh Mehmed Şevket Efendi fusûlî ve bi-gayr-i hâkk müstakillen ahz ve kabz eylediğine henüz beş seneden beri kesb-i ma`lûmât etmiş olmağla zikr olunan arâzî-i merkûmenin senevî bedel-i maktû`ı olan mezbûr 650 guruş câmi`-i şerîf-i mezkûrun arâzî-i sâireyi mevkûfesi hâsılâtına zamm ile ber-mûceb-i kuyûd-ı defter-i evkâf ve te`âmül-i kadîm hisse-i mu`ayyene ma`lûmu dahi bana edâ ve teslîme müteveffâ kıbel-i şer`îden tenbîh olınmak matlûbumdur deyû da`vâ itdikde mütevellî-i mûmâileyh Şevket Efendi dahi cevâbında arâzî-i perâkende-i mevkûfe-i mezkûrenin bedel-i aşarı câmi`-i şerîf-i mezkûrun evkâfından değildir vakfiyet-i evkâftan oldığı dahi ma`lûmum değildir ancak mezkûr arâzî-i perâkendenin bedel-i aşarı olan meblağ-ı mezkûr câmi`i şerîf bedel-i aşarı olan meblağ-ı mezkûr câmi`-i şerîf-i mezkûre mevzû` berâtları i`kâdına meşrût olup ebâ an-cedd o yolda icrâ olına geldiği gibi 42 sene- 1 No: 127. 618/1 numaralı defterin 166. sayfa 127. sırasında kayıtlı Ahmed Pekeriç Vakfı na ait 1300 (1882/1883) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 64 65
den beri dahi müstakillen ahz edüp câmi`-i şerîf-i mezkûrun berâtlarını ihyâ iderim ve te`âmül-i kadîmi dahi bu vech üzeredir deyû mezkûre zikr olunan Ahmed Pekeric in evkâfından oldığınu bi t-tevliye inkâr itmekle müdde-i mûmâ-ileyh el-hâcc Hâfız Muhammed Hamdi Efendi arâzî-i perâkende-i mezkûrenin aşar bedeli mine l-kadîm câmi`-i şerîf-i mezkûr evkâfından Ahmed Pekeric Vakfı ndan oldığınu her biri usûl-i mevzu`asına tatbîkan evvelâ mezkûr Mollâkendi karyesi ahâlîsinden imâm Yahya Efendi ibn Bilâl ve Abdullah bin Halid ve Mustafa bin Mehmed ve Selim bin Mustafa nâm kimesnelerden bâ-varaka-i mestûre ve ba`dehû yine mezbûrin ile Kiylizâde Mehmed Bey ibn Hâcı Yahya Bey ve Ürek karyesi imâmı Salih Efendi ibn Abdülhalim nâm kimesnelerden dahi alenen lede t-tezkiye âdil ve makbûlü ş-şehâde idükleri ihbâr olınan mezkûr Mollâkendi karyesi ahâlîsinden Müezzinoğlı Salih Efendi ibn Muhammed ve Abdurahman oğlı Mustafa Efendi bin Hüseyin ve Bölükbaşıoğlı Ahmed bin Süleyman şehâdetleriyle bi l-muvâcehe isbât itmekle zikr olunan on beş kıt`a arâzî-i perâkende-i mezkûrenin bedel-i aşarı olan mütevellî-i mûmâ-ileyhin müstakillen kabz itmekde oldığı meblağ-ı mezkûr 650 guruşun mezkûr Ahmed Pekeric evkâf-i sâiresi hâsılatına zamm ve ilhâk birle müdde`î mûmâ-ileyhin yedinde bulunan berât-ı âlişân mûcebince hisse-i mu`ayyene-i ma`lûmesini i`tâya mütevellî-i mûmâ-ileyhe tenbîh olındığu sicill ve huzûr-ı âlîlerinin i`lâm oldu fi l-yevmi hâmis aşer min-cemâziye l-evvel sene selâse mieteyn ve elf. 1300. 66 67
ALAADDİN BEY BİN SALİH BEY 1 Tabbaka aslahû es-seyyid İsmail Hakkı el-muvallâ hilâfebi-medîne-i Erzincan nemakahü l-fakîru ileyhi azze şânuhû gufirelehû. El-hamdüli llâhi llezî e`azze ibâdihî havassa bi-sarfi emvâlihim ilâ envâ`i l-hayrât ve e`ânehümale l iktisabi esnâfi l-mehâmid ve l-meberrât ve s-salâtu-ve s-selâmualâ hâtemi rasûlihî ve nebiihi Muhammedi hayru l-beriyyât ve alâ âlihî ve ashâbihî ilâ yevmi yestezillü l-mer`u tahte s-sadakât. Ammâ ba`dü: İşbu vakfiyye-i celîlü ş-şân ve cerîde-i bedî`ü l-ünvânın tahrîr ve inşasına bâdî ve tastîr ve imlâsına âdî oldır ki; Kemah kazâsı eşrefhânedân-ı kadiminden sâhibü l-hayrât ve l-hasenât Sağırzâde mürüvetlu Alaaddin Bey ibn Salih Bey meclis-i şer`-i şerîf-i enverde vakf-ı âti l-beyâna li-ecli t-tescîl mütevelli nasb ve ta`yîn eyledigi Abdülaziz Ağa ibn Mehmed nâm kimesne mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp atyeb-i mâlımdan ifrâz eyledigim bin beş yüz guruşu hasbeten li llâhi l-azîm ve talebil cennâti n-na`îm vakf-ı sahîh-i müebbed ve habs-i sarîh-i muhalled ile vakf ve habs idüp şöyle şart eyledim ki: Zikrolunan bin beş yüz guruşu alâ-vechi l-helâl bâyed-i mütevelli rehn-i kavî ve kefîl-i melî veyahud ikisinden biri ile senevî ziyâde ve noksan olmayup ve kalemiye dahi alınmayup ona on bir buçuk hesâbı üzere istirbâh olınup Kemah kazâsına tâbi` Pağnik karyesinde müceddeden inşâsına muvaffak oldığum mescid-i şerîfe müceddeden minber vaz`ına izin ve icâzet ve ruhsat-ı seniyye-i cenâb-ı mülükhâne sezâvâr buyruldukda meblağ-ı mezbûrun senevî rıbhı mescid-i şerîf-i mezbûrda hatîb olanlara virile ve vakf-ı mezbûrun tevliyeti evvelen karye-i mezbûre ahâlîsinden Mustafa bin İsmail e meşrûta olup vefâtından sonra karye-i mezbûre ahâlîsinden beynlerinde müntehâb ve muhtevaları bervech-i hasbî mütevellîler ola ve vakf-ı 1 No: 7 584 numaralı defterin 102. sahife ve 57. sırasında kayıtlı Erzincan-Kemah ta Sağırzâde Alaaddin Bey Vakfı na ait Gurre-i Şevvâl 1281 (27 Şubat 1865) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevrilen suretidir. 68 69
mezbûre ri`âyet müte`azzir olur ise rıbh-ı mezkûr mutlaka fukarâ-i müslimîne sarf oluna deyu ta`yîn-i şurût ve tebyîn-i kuyûd birle hatm-i kelâm eyledikden sonra meblağ-ı mezbûru fâriğan ani ş-şevâğil mütevellî-i mezkûre teslîm eylediginde ol dahi ber vech-i vakıf bi t-tevliye tesellüm ve kabz ve kabul vesâir evkâf mütevellileri misüllü sarf eyledi didükde; Gıbbe t-tasdîki ş şer`î emr-i vakıf tamâm ve hâl-i teslîma incam bulmuş iken vâkıf-ı mûmâ-ileyh vakf-ı mezbûrdan rucû` ve da`vâ-yı istirdâd şuru idüp mebniyen alâ-hilâfi l-eimme kemâ-hüve l-mastûru fi l-kütübi l fıkhiyye mütevellî-i mezbûr ile müterâfi`an ve her biri mübteğâsınca fasl u hasme tâlibân oldıklarında tarafeynin kelâmlarına nazâr ve mennâ`unli l-hayr olmakdan hazer olunarak âlimen bi l-hilâfi l cârî beyne l-eimmeti l-eslâfi vakf-ı mezbûrun evvelen sıhhatına ve sâniyen lüzumuna hükm-i sahîh-i şer`î ve kazâ-i sarîh-i mer`î olınup minba`d vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım olarak nakz ve nakîzin emecâl muhâl ve tağyîr ve tebdîline imkân adîmü l-ihtimâl oldı ve ecrü l-vâkıf-ı ale l-hayyi l-cevâdil kerim. Cerâzâlike ve hurrire fî-şehr-i Şevvâli l-mükerrem li-sene ihdâ ve semânîne ve mieteyn ve elf. (Gurre-i Şevvâl 1281). Şuhûdu l-hâl: Müfti-i kazâ meveddetlu Muhammed Şerif Efendi, Vaiz fekâhatlu Hoca Mehmed Efendi, Müdîr-i kazâ Sağırzâde Rıf`at el-hâcc Mehmed Bey, Câmi`-i Kebîr İmâmı Şerif Efendi, Azâdan el-hâcc Hüseyin Ağa, Abbaszâde Emin Ağa, Fuad oğlı el-hâcc Hasan Ağa, Saracoğlı Halil Ağa, Kotikoğlı Mustafa Ağa, Kerîmioğlı Salih Efendi, Kahraman oğlı Süleyman Efendi, Sungurluoğlı Süleyman Ağa ve gayruhum. 70 71
ALİ AĞA BİN MEHMED 1 Mâ-fîhi mine l-vakfi ve ş-şurût ve şerâitihî sebete indî ve hakemtü bi-sıhhatihî ve lüzûmihî nemakahu l-fakîru ileyhi sübhânehu Rufaizâde es-seyyid Mahmud İsmet el-müvellâ hilâfeten bi-medîneti livâ-i Erzincan nemakahu l-fakîru ileyhi (anhu). el-hamdü li llâhi llezzi ceâle s-sadakât min-efdâli l-a`mâli l-zâkiye ve l-hayrâti llezî hiye bade l-mevti bâkîye ve li-kavlihî aleyhi s-selâtü ve s-selâm men mâte alâ-vasiyye mâte alâ-hüdâ ve tekâ ve lâ raybe enne l-vakfe mine s-sadakâti l-câriyâti ve mimmen ragibe fî-hâzihi l-hayrâti ve l-meberrât bâ`is-i hâzihi l-vesîka Erzurum vilâyet-i celîlesi dâhilinde kâin medîne-i Erzincan kurâlarından Handesi karyesi ahâlîsinden ve teba`a-i devlet-i aliyyenin İslâm milletinden sâhibü l-hayrât ve l-hasenât Ali Ağa ibn Mehmed bin Abdullah Ağa medîne-i mezkûre hükümet konağında Bidâyet Mahkemesi nin hukûk dâiresine mahsûs odada ma`kûd-ı meclis-i şer`-i şerîf-i enverde vakfı âti l-beyâna li-ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta`yîn eylediği teba`a-i müşârün-ileyhin millet-i mezbûresinden Hâfız Mehmed Hilmi Efendi ibn Mustafa Ağa mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp atyeb-i mâl ve enfes-i menâlimden dört yüz guruş sağ akçe ifrâz ve kemâl-i imtiyâz ile mümtâz idüp hasbeten li llâhi te`âlâ ve taleben li-merdâti rabbihi l-a`lâ bi l-hulûsi t-tâm ve bi-mezîdi l-ihtimâm vakf-ı sahîh-i müebbed ve habs-i sarîh-i muhalled ile vakf ve habs idüp şöyle şart ve ta`yîn eyledim ki; Meblağ-ı mezbûr dört yüz guruş alâ-vechi l-helâl bâ-yed-i mütevellî rehn-i kavî veyâ kefîl-i melî ile senevî ziyâde ve noksân olmayup ve kalemiyye nâmıyla dahi bir nesne alınmayup onu on bir buçuk hesâbı üzere bâ-devr-i şer`î istirbâh olınup hâsıl olan rıbhı karye-i mezkûrede vâki` câmi`-i şerîfde hatîb olan efendiye meşrûta ola ve ben lâbis-i libâs-ı hayâtta oldıkca vakf-ı mezkûrun tevliye- 1 No:78. 588 numaralı defterin 65. sayfa 78. sırasında kayıtlı Erzincan da Sultân Süleyman Hân Câmi`i için Ali Ağa ibn Mehmed bin Abdullah Ağa Vakfı na ait 23 Rebî`ü l-evvel 1303 (30 Aralık 1885) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 72 73
ti bana ve ba`de l-vefât kâdî`-i belde ma`rifetiyle karye-i mezkûrun muhtâr-ı cemâ`at bulınan müstakîm ve dîndâr ve umûr-ı vakf-ı ru yete zâhiru l-iktidâr olan bir müstahikk kimesneye meşrûta ola ve vakf-ı mezkûrumun tebdîl ve tağyîr ve teksîr ve tevfîri her kerrede yedimde ola deyu ta`yîn-i şurût ve tebyîn-i kuyûd birle meblâğ-ı mezbûru mütevellî-i mezbûra teslîm ol dahi vakfiyyet üzere kabz u tesellüm vesâir mütevellîlerin evkâfta tasarrufları gibi tasarruf eyledi didükde; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vâkıf-ı mûmâ-ileyh Ali Ağa vakf-ı nukûd ve zımnında olan şurût ve kuyûd eimme-i selâse-i kirâm eskenehumu llâhü te`âlâ fî-dâri s-selâm hâzerâtı indlerinde bâtıl olmağla vakf-ı mezbûrdan rücû` eyledim mütevellî-i mûmâ-ileyhe meblâğ-ı mezbûr dört yüz guruşu bana redde ve teslîm eylesün deyu da`vâ itdükde mütevellî-i mûmâ-ileyh dahi cevâbında cennet-makarr İmâm-ı Züfer hazretleri indinde vakf-ı nukûd ve zımnında olan şurût ve kuyûdun sıhhat-i mukarrerdir deyu teslîmden imtinâ` idüp el-hâkimü l-müveşşahî sadri l-vesîka bi-reşehâti aklâmihi l-enîka hazretleri huzûrunda müterâfi`an ve her biri mübteğâsınca fasl u hasme tâliban oldıklarında hâkim-i mûmâ-ileyh hazretleri edâ-i hayr-i evlâ ve ibkâ-yı vakf-ı ahrâ görüp âlimen bi l-hîlâfi l-cârî beyne l-eimmeti l-eslâf vakf-ı mezbûrun İmâm-ı Züfer re y-i münîri üzere sıhhatine hükm-i sahîh-i şer`î ve kazâ-i sarîh-i mer`î itmeğin min-ba`d hükm-i hâkim-i mûmâ-ileyh vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım olup nakz ve tahvîli muhâl ve tebdîl ve tağyîri mümteni`u l-ihtimâl oldı. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 2 ve ecrü l-vâkıfı ale l-hayyi l-cevâdi l-kerîm. Cerâ zâlike va hurrire fi l-yevmi s-sâlis ve l-ışrîn min-şehri Rebî`ü l-evvel li-sene selâsin ve selâse mieteyn ve elf. (23 Rebî`ü l-evvel 1303 H). Şuhûdû l-hâl; Tılhası karyesi ahâlîsinden Hâfız Mehmed Hilmi Efendi ibn Mustafa, Hafız Ahmed Şükrü Efendi ibn Mustafa ve gayruhum. 2 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür.(bakara, 2/181). 74 75
ATABEY VE NİZAMİ BEY 1 Erzincan Nâibi Halil Hamd-i bî-nihâye ve senâ-i bilâ-gâye ol Hâlık-ı semâvât bedi`i n-nizâm ve sâni-i neyyirât mûcibü l-intizâmın dergâh-ı akdesi ve barigâh-ı mukaddesine mu`ayyen mahsûsdır ki arsa-i kâinât onun vakf-ı âmmı ve kâffe-i mahlûkât vazîfe-hûr-i ihsân ve in`âmdır ve ukûd-i durûd-ı âmmetü l-vurûd ol sâhib-i makam-ı mahmûd ve mesabih-ı bezmigâh-ı peygamber-i âhir-zaman zuhûr-ı kevn-i mekân hâtem-i mushaf-ı risâlet yenbû`i zulâl-i şefa`ât-kâni gevher-i vefâ sultân-ı enbiyâ Ahmed-i müctebâ Muhammed Mustafa aleyhi afdâlü s-salâti ve ekmeli t-tahiyyât hazretlerinin riyâz-ı meşâhid-i aliyye ve hadâik-i merâkid-i celîleleri cânibine olsın ki nizâm-ı âlem ve ahvâl-i âdem andan şereflerine peyvestedir ve dahi âl ü evlâd ve ahbâbları üzerine ola ki her biri tarîk-i Hakk a hâdi ve sebi l-i tevfîka münâdilerdir rıdvânu llâhi te`âlâ aleyhim ecma`în. Ammâ ba`dü: Ma`lûm-i dîl-i rîş pezir-i nerd-mendân-ı âlem ve muhaddağuş-i idrâk-i hezâr amuzân-i Ahmed dir. Bu cihân-ı gaddarın mâl ve câh-ı bî-karâr ve dünyâyı nâ-pâyidârın taht-ı tâcı müste`ârdır pes âkıl-i sâib-i re y-i tedbîr ol merd-i Hüdâ hurşid-i münevverdir ki fikr-i avâkıb-ı umûr ve zikr-i takallubât-ı zuhûrda a`mâl-i edvârı mülâhaza-i sâibe kılup mesel üllezine yunfikûne emvâlehûm fi-sebili llâhi kemeseli habbetin enbetet seb`a senâbile fî külli sünbületi mietu habbeh va llâhu yudâifu li-men yeşâu va llâhu vâsiun alîm 2 nâss-ı celîl-i ma`âsiri ile izâ mâtel-insanu inkata a ameluhû illâ min selasin ilmün-yentefe u bihi ve sadak atün câriyetün ve veledün sâlihun yed û lehû 3 hadis-i şerîf-i menba`ü l-mefâhiri fehvâsınca nebâtıi mebâni-i hayrâtı vesile-i sa`âdet-i uhreviyye ve icrâ-yı merâsim-i hasenâtı 1 No: 9. 604 numaralı defterin 216. sayfa ve 309. sırasında kayıtlı Erzincan da Atabey ve Nizâmi Bey Vakfı na ait 20 Safer 1011 (9 Ağustos 1602) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 2 Allah Yolunda mallarını harcayanların örneği yedi başak bitiren bir dane gibidir ki her başakta yüz dane vardır. Allah dilediğine kat kat fazlasını verir. Allah ın lütfu geniştir. O her şeyi bilir. (Bakara, 2/261) 3 İnsan öldüğü zaman ameli kesilir. Ancak şu üç kişininki hariç. Kendisiyle faydalanılan ilim, kendisine dua eden salih bir evlat ve sadaka-i cariye bırakan. (Müslim, Vasiyet 14). 76 77
vâsıta-i izzet-i sermediyye bilüp emvâl ve erzâkı vücûh-i hayrâta nisâr ve infâkı fî sebili llâh ez cân ve dil ihtiyâr itmekle lâyık-ı merâtib-i kesîre ve fâik-i rivâyet-i hatir oldığından e llezine yunfikune emvâlehûm bi l-leyli ve nehari sirren ve alâniyeten fe-lehûm ecruhum inde Rabbihim ve lâ havfun aleyhim ve lâ-hum yahzenun 4 âyet-i lâtifiyle el-mer`ve yestezıllu tahte sadakâtihi 5 hadis-i şerîf-i sahihü l-isnâd ve eser-i münîf-i seriü l-istinâdın medlûlleri üzere tarh-ı esâsı hayrât vaz`ı binâ-i hasenât zımnında neşe-i kevniyyede bekâyı nâm ve mevtîn-i uhreviyyede menzil ve makam tedârikiyle akrâna kutbü s-subûr müdâm ile mukarrarât-ı umûr ve müsellemât-ı cumhûrdandır ki kerem-kârân-ı hayr-endîş vâzı`ve l-hasenâtın bakâ-yı zikr-i cemilleri mutasavvir ve sahâif-i ekvanda bâlâ sadakları cezil-i mezkûr ve cilveger olup fe-li-hazâ işbu kitâb-ı sıhhat-nisâb ve bâkî`-i mebâni`-i hitâb-mişkin te`âlâ oldır ki medine-i Erzincan da merhûm Atabey ve Nizâmî nâmân sâhibü l-hayrât ve l-hasenâtın binâ ve ihyâ-kerdeleri olan medreselerde müderris es-seyyid Ahmed Efendi mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp vâkıfân-ı âti l-beyânın mürûruna ve nizâmlarına değin silk-i milk-i mer`îlerinden münselîk Almasor ve Bulmasor karyelerinin nâm-ı diğerleri Derekendi ve Köprüköy dimekle ma`rûf tamâm mâlikânesi Atabey Çerkeşin karyesinin nısfı Atabey ve Pulur karyesinin nısfı Atabey ve Arusegrek mezra`asının tamamı Atabey ve Paşadin karyesinin üç sehimde iki sehmi Atabey ve Selüke Egreki nin üç sehimde iki sehmi Atabey ve Vank mezra`asının üç sehimde iki sehim Atabey Vakfı nın ve Yapırsılık mezra`asının sekiz sehimde bir sehmi Nizâmun Vakfı nın işbu mezkûre l-esâmi nâmun kurâ ve mezâri`aların a`şâr-ı şer`e ve firağ ve tapu ve mahlûl sehimlerine göre mâlikânesi ve tevliyeti cânibinden ahz olınup medreseteyn-i mezkûreteynine bi-cümleti t-tevâbi ve l-levâhık ve kâffeti l-hukûk ve l-merâfik hasbeten li llâhi te`âle l-azîm ve tâleben li-merzâti rabbihi r-rahîm 4 Mallarını gece ve gündüz, gizli ve aşikar infak eden kimselere Rabbeleri katında mükafatları vardır. Onlara bir korku yoktur ve mahzun olacak da değillerdir. (Bakara, 2/274) 5 Kişi (kıyamet gününde) sadakasının altında gölgelenir. (Bkz; Ahmed bin Hanbel, Müsned, XXVIII, 568) vakf-ı sahîh-i müebbed ve habs-i sarîh-i muhalled ile vakf ve habs ve şöyle şurût eyledim ki; Medreseteyn-i mezkûreteyne mütevellî ve müderris olanlar kurâ-yı mezkûrelere mutasarrıf olalar vâridât-ı vakf her neye baliğ olursa vâridât-ı mezkûreden idâre eylediği kadar medreseteyn-i mezkûreteynin iktizâ iden ta`mîr ve termîmi mesârifi mütevellî-i vakf ma`rifetiyle ru yet olınup ne kadar bâkî kalur ise evlâd-ı vâkıfân beyninde taksîm olına müderrislik ve tevliyeteyn-i mezkûreteyn hayâtda oldıkca îsâl olına bi-emri llâhi te`âlâ irtihâl-i dâr-ı bekâ eylediğimde evlâd ve evlâd ve evlâdımın zükûr müderrislik ve tevliyyeteyn-i mezkûreteynine batnen ba`de batnin karnen ba`de karnin mutasarrıf olalar ba`de l-inkırâz ne`uzu bi llâh an ğaysi l-feyyâz vakfeyn-i mezkûreteynin tebdîl ve tagyîri ve taklîl ü teksîri merreten ba`de uhra şurût-ı mezkûreye mura`ât müte`azzire olur ise vakfeyn-i mezkûreyn mutlaka hâkim-i şer` ma`rifetiyle ru yet olına deyü ta`yîn-i şurût ve tebyîn-i kuyûd birle vakfeyn-i mezkûreyn fâriğan âni ş-şevâgil mütevellî-i mûmâ-ileyh es-seyyid el- Hacc Ahmed Efendi ye teslîm ol dahi vakfiyyet üzere kabz ve sâir evkâf mütevellîleri gibi tasarruf eyledikde; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vâkıf-ı müşârun-ileyh esbaga llâhu ni`amehu aleyh semt-i vifâkdan cânib-i hilâfa sülûk ile vakf-ı mezbûrdan rücû` ve mütevellî-i mûmâ-ileyh dahi husûmet ve nizâ`a şurû` idüp vakf-ı akâr gerçi inde l-eimmeti l-müctehîdin sahîh ve lâkin sultân-ı serir-i ictihâd mâlik-i mülki l-hidâye ve r-reşâd İmâm-ı Azam hümâm-ı akdem Ebu Hânife el-kûfî hazretleri indinde hasm-i sahîh-i câme-i lüzûmdan âri olmağla vakf-ı mezkûrdan rücû` ve vâkıf-ı mezkûr istirdâd iderim didikde mütevellî-i suhen-sâz cevâb-ı sedide âğâz idüp fi l-hakîka hâl inde l-imâmi l-azam bast olınan minvâl üzeredir lâkin İmâm-ı Sâni Tilmiz-i Evvel Ebu Yusuf aleyhi rahmetu r-rauf katında vâkf-ı mücerred vakaftü dimekle ve İmâm-ı Sâlis Muhammed b. Hasan eş-şeybânî aleyhi rahmetü l-bâri indinde teslîm-i ile l-mütevellî itdüğinden sonra vakf sahîh ve onların re y-i rezin-i isâbet-kârînlerinden sıhhat-i vakf müstelzîmü l- lüzûmdan ma`dûd deyü devr ve teslîmden imtinâ` ve mübâşir nizâ` olup sadr-ı 78 79
kitâb sedâd-i intisâbı tevki`-i şerîf-i müstetâbı ile tevsih ve tezyîn iden hâkim fâzilet-meâb efendi hazretleri huzûrında müterâfi`ân ve her biri mübtegâsınca fasl ve hasma tâlibân oldıklarında hâkim-i mûmâ-ileyh dahi her fevâid-i hayrı evlâ ve teşyîd-i mebâni-i vakfı ahrâ görüp imâmeyn-i hümâmeyn hazerâtı kavilleri üzere vakfeyn-i mezkûreteynin lüzûmına mahzar-ı vâkıfân-ı müşârûn-ileyhimâda âlimen bi l-hilâf hükm-i sahîh-i şer`î itmeleriyle ve vakfeyn-i mezkûreynin lüzûmı kâffe-i müctehîdin-i izâm mezâhib-i şerîfleriyle tatbîkan müttefekun aleyh olup müderris ve mütevellî-i mûmâ-ileyh es-seyyid el-hacc Ahmed Efendi den mâ`adâya tagyîr ve tebdîl ve nakz ve tahvîl mecâl-muhal oldı. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 6 ve ecrü l-vâkıf ale llâhi l-cevâdi l-kerîm cerâ zâlik ve hurrire fi l-yevmi l-işrîn min-saferi l-hayr sene ihdâ aşer ve elf min-hicreti men lehu l-izzu ve ş-şeref. 20 Safer 1011. Şuhudu l-hal Ayan-ı Memleket el-hacc Ali Aga bin el-hacc Hasan Muderriszade Mehmed bin Abdullah Nuh Beyefendi bin Veliyyuddin Mustafa Behcet Efendi, İbrahim Edhem Efendi bin Receb, Saadeddin bin Hüseyin, Ebubekir bin Hasan, Mehmed eş-şeref bin Memiş, Hüseyin bin Ali, Hüseyin bin Abbas. 6 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işiten ve (her şeyi) bilendir. (Bakara, 2/181). 80 81
AYŞE HANIM BİNT-İ İBRAHİM 1 Erzincan ın Vağaver köyünden Ayşe Hanım Vakfı na âid vakfiyye sûretidir: Medine-i Erzincan ın Vağaver sâkinelerinden sâhib-i arzuhâl muarrefetü z-zât Yüzbaşı müteveffâ Ahmed Efendi zevcesi Ayşe Hanım bint-i İbrahim bin Süleyman medine-i mezkûre mahkeme-i şer`iyyesinde ma`kûd meclis-i şer`i şerîf-i enverde zikr-i âtî vakfına li-ecli t-tescîl vel-i itmam-i emri l-vakfı ve t-tekmil mütevellî nasb ve ta`yîn olmağla tevliyeti kabûl eden Şabanağa mahallesi sâkinlerinden Şeyhoğlı Mehmed Dursun Efendi ibn Mehmed mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`i ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`i idüp vaktâ ki bu dâr-ı fenâ bi-sebâti ve bi-beka olup nâim-i maraz-ı zevalde ve mukîm-i şeref-i irtihâlde oldığınu mülâhaza idüp mefhûm-i münîfinden haber ve âgâh bulunduğu ecilden vakf-ı câi z-zikrin sudûruna değin silk-i milk-i sahîhimde münselik ve muntazım olup karye-i mezkûrda kâin rekim ekvap müteveccihen cânib-i yemîni kendi hânem yesârı ve arkası mülâzım Mahmud Efendi hânesi ve cephesi tarîk-i âmm ile mahdûd tahtânîde bir ahır ve bir merek ve bir üstü kapalı havlu ve fevkânide iki oda ve bir mutbahı müştemil bir bâb mülk menzilimi bi-cümleti t-tevâbi`i ve l-levâhık ve kâffeti l-hukûki ve l-merâfık hasbeten azîm vakf-ı sahîh-i şer`i müebbed ve habs-i sarîh-i mer`i muhalled ile vakıf ve habs idüp şöyle şart ve ta`yîn eyledim ki; Menzil-i mahdûd-i mezkûr ba-yed-i mütevellî âhere îcâr olınup bedel-i îcârından evvela menzil-i mezkûrun vergi-i nizâmisi ve ta`mîr ve termîmi ba`del-icrâ galle-î bâkiyesi sülüs-i eşariyle bir sülüs karye-i mezkûrda kâin câmi`i şerîfin fevkalâ`de masârıfına ve bir sülüs îd-i adhâda bir re s kurban zebh ile üç hokka don yağdan bir adet berât i`mâliyle yine karye-i mezkûrun câmi`i şerîfinde îkâdına ve bir sülüsü dahi vakf-ı mezkûrun mütevellîsine âid vazîfe ola ve ben lâbis-i libas-ı hayâtta oldığım müddet vakf-ı mezkûre ben mütevellî ve mutasarrıf olam vefâtımda karye-i mezkûre ahâlîsinden Yüzbaşı müteveffâ Mahmud Ağa nın sulbi sahîh oğlı Mehmed Tevfîk Efen- 1 No: 139. 618/1 numaralı defterin 182. sayfa 139. sırasında kayıtlı Ayşe Hanım Vakfı na ait vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 82 83
di mütevellî ola ol dahi ba`del-vefât re y-i hâkim-i belde ile mütedeyyin ve müstakîm bir kimse mütevellî ola ve bu ta`yîn-i şurût ve tebyîn-i masârıf-ı kuyûd birle menzil-i mahdûd-i mezkûru fâriğan aniş-şevâğil mütevellî-i mûmâ-ileyhe teslîm ol dahi vakfiyyet üzere kabz ve tesellüm ve sâir mütevellîlerin evkâfta tasarrufları gibi tasarruf eyledi dedikte; Gıbbe t-tasdîkiş-şer`i vâkıfe-i muma-ileyha semt-i vifâktan cânib-i şikâka azîme mütevellî-i mûmâ-ileyh ile husûmet ve niza`a hazır olup vakf-ı akâr muhtar-ı eimmetil-ahyâr olan İmâm-ı Azam ve hümâm-ı efham sirâcül-ümme ve kâşifül-gumme Ebu Hanîfe el-kûfî hazretleri katında sahîh lâkin menzile-i âriyette olup şeref-i lüzûmu müstelzim olmamakla vakf-ı mezbûrdan rücû` câiz ve rücû` emr-i meşrû` mütecâviz olmağın menzil-i mahdûd-ı mezkûru ke l-evvel mülküme istirdâd edecem deyicek mütevellî-i mûmâ-ileyh reşit münâsib cevâb verüp gerçi hâl bast ve tescîl olınan minvâl üzre oldığı câyi işkâl değildir lâkin Arif-i Samedâni Ebu Yusuf eş-şehir bi l-imâmi s-sâni hazretleri katında vâkıf mücerred vekaftü demekle ve imâm Muhammed ibn Hasân eş-şeybânî hazretleri teslîm-i ile l-mütevellî te yîd-i zikr ile vakıf sahîh ve lâzım olur deyü redd ve teslîmden imtinâ` ile huzûr-i şer`i şerîfte müterâfi`an ve her biri fasl ve hasme tâlibân olduklarında cânib-i şer i şeriften dahi evlasına nazar ve muptil-i hayr olmaktan hazerle alimen bi l-hilafi l-cari beyne l-eimmeti 1-eslafi ve l-eşraf vakf-ı mezkurun sıhhat ve lüzumuna hükm-i sahih-i şer i ve kaza-yi sarih-i meri etmeğin vakf-ı mezbur sahih ve lazım olup min-ba din nakız ve iptali mumteni u l-ihtimal oldu fi l-yevmi s-sani aşere min-saferil-hayr sene semane ve işrin ve selase mieteyn ve elf. 84 85
AYŞE HANIM BİNT-İ MEHMED EFENDİ 1 Refahiye Nâibi İsmail Hakkı el-hamdu li llâhi llezî e`azze havasse ibâdihi bi-sarfi emvâlihim ilâ envâ`i l-hayrât ve e`ânehum alâ-iktisâb esnâfi l-mehâmid ve l-meberrât ve s-selâtu ve s-selâmu alâ-resûlihi ve nebiyyihî Muhammed hayri l-beriyyât ve alâ-âlihi ve ashâbihî ilâ-yevmi yestezillü l-mer u tahte s-sadakât. Ammâ ba`dü: İşbu vesîka-i celîlü ş-şân ve ceride-i bedî`u l-ünvânın tahrîr ve inşâsına bâdi ve tastîr ve imlâsına âdi oldur ki, Erzincan sancağı dâhilinde kâin Refahiye kazâsına tâbi` Salur karyesi sâkinelerinden sâhibetü l-hayrât ve l-hasenât Kacurzâde el-hâcc Mehmed Efendi nin kerimesi Ayşe Hanım ve yine karye-i mezkûre ahâlisinden olup vakf-ı âti l-beyâna li-ecli t-tescîl ve l itmâmü l-vakf kabulünü hâvi mütevellî nasb ve ta`yîn eylediği sadrî kebir oğlu Abdülhamid Bey ibn Hüseyin Ağa mahzarında ikrâr-ı tâmm ve takrîr-i kelâm idüp atyeb-i mâlımdan nakd-i râicü l-vakt ifrâz ve kemâl-i imtiyâz ile mümtâz eylediğim iki bin guruşu hasbeten li llâhi s-samed vakf-ı sahîh-i müebbed ve habs-ı sarîh-i muhalled ile vakf u habs idüp, şöyle şart ve ta`yîn eyledim ki; Meblağ-ı mezkûr iki bin guruşu alâ-vechi l-halâl bâyed-i mütevellî rehn-i kavî veya kefîl-i melî ile senevî ziyâde ve noksân olmayup ve kalemiye nâmıyla dahi bir nesne alınmayup onu on bir buçuk hesâbı üzere istirbâh olınup hâsıl olan rıbhından karye-i mezkûrede kendi mülk arsası üzerine li-vechillâhi te`âlâ müceddeden binâ ve inşâ eylediğim câmi`-i şerîfde imâm olacak zata senevî yüz elli guruş vazife virile ve hatîb olacak zâta yüz yirmi guruş vazife virile ve rıbh-ı mezkûrdan fazla kalan otuz guruş ile bal mumu iştirâ olınup mihrâbın iki tarafında olan mumlara ve câmi`-i şerîf-i mezkûr levâzım-ı sâiresine harc ve sarf olına deyu meblağ-ı mezkûr otuz guruşu fâriğan ani ş-şevağil mütevellî-i mûmâ-ileyh Abdülhamid Bey e teslîm ey- 1 603 numaralı defterin 200. sayfa 334. sırasında kayıtlı Refahiye de Kacurzâde el-hâcc Mehmed Efendi nin kerimesi Ayşe Hanım Vakfı na ait 27 Şevvali l-mükerrem 1308 (5 Haziran 1891) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 86 87
lediğimde ol dahi vakfiyet üzre ahz u kabz ve tesellüm ve sâir mütevellîlerin evkâfda tasarrufları gibi tasarruf eyledi didükte; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vakf-ı mezbûr butlân-ı vakf-ı nukûd ve zımnında olan kuyûda ve ba`dehû adem-i lüzûma teşebbüs idüp mütevellî-i mûmâ-ileyh dahi sıhhat-i lüzûma zâhib olan eimme-i din rahmetu llâhi te`âlâ aleyhim ecmâ`in hazeratının kavilleriyle mukâbele birle hükm taleb edicek fi zemanına beyne l-ulemâi l-izâm câri olan vech-i muhtâr üzre hâkim-i muvakki`-i sadr-ı kitab tûbâ lehû ve hüsne meâb efendi huzûrunda müterâfi`an ve her biri fasl u hasme tâlibân oldukda ol dahi âlimen bi l-hilâfi l-câri beyne l-eimmeti l-eşraf vakf-ı mezbûrun evvelâ sıhhatine ve sâniyen lüzûmuna ve şurût-ı mezkûrenin cevâzına vâkıfe-i mûmâ-ileyha huzûrunda hükm-i sahîh-i şer`i ile kazâ-i sarîh-i mer`î itmeğin ol vecihle vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım olup min-ba`d nakz ve ibtâli mümteni`ü l-ihtimâl oldu. Cerâ zâlike fi l-yevmi s-sâbi` ve l-işrîn min-şevvali l-mükerrem li-sene semane ve selâse mieteyn ve elf. (24 Şevvali l-mükerrem 1308) Şuhûdu l-hâl; Mahkeme Başkâtibi Mehmed Kâmil Efendi ibn Hüsnü Efendi, Mütenatık Mehmed Şerîf Bey ibn Hüseyin Ağa, Şer`iye Kâtibi Abdurrahman Efendi ibn Mehmed Efendi, Mübâşir Salih Efendi ibn Osman Efendi. 88 89
BAHRİ EFENDİ BİN ABDÜLKERİM 1 Tercan Nâibi Hüseyin Avni Hamd-i mevfur ve şükr-i nâ-mahsûr ol vâkıfı serair-i umur ve kâşif-i damair-i cumhûr olan Hüdavend-i şekür tekaddese zâtuhu an-ihatati d-derki ve şu ur hazretlerinin dergah-ı rububiyyet penahına mevkûf ve mahsûrdur ki, cümle mevcudâtı kudret-i kamilesiyle ibda ve âmme-i masnu atı hikmet-i şamilesiyle ihtira idüp hususan âdemi ketm-i ademden ahsen-i takvîmde inşâ ve ashâb-ı hayrât ve hasenâta enva -ı ni am-ı dünyevîye ve uhrevîye ihdâ eyledi ve dürud-ı amimü l-vürud na-ma dud, ol sâhib-i makam-ı Mahmud olan Habib-i İlâh mahrem-i harem-ilî-ma allah, efdal-i efrad-i beşer, şefi-i usat ruz-ı mahşer, sultan-ı enbiyâ, resul-ı kibriyâ Muhameddini l-mustafa aleyhi efdalü s-salat ve ekmelü t-tahiyyat hazretlerinin bargah-ı Hüdanın mutaf-ı şefa at ittisaflarına ithaf ve ihdâ kılınır ki, şefii l-usat ve kıble-i ashâb-ı himmetdür ve la li-i teslîmât ve dürr-i âri tekrimât merâkıd-ı münevvere-i âl-i ashâb ve isar-ı müşahede mu attara-yı evlâd ve zevât-ı tahrîrât ve ensab-ı risalet meâb kılınır ki, her biri âsıman-ı nübüvveteber-necm-i Hüda ve delil-i dehrivan-ı menahic-i ihtida olduğu ke ş-şemsi fî-vasati ssema aşikar ve hüveydadır. Rıdvanullahu Te alâ aleyhim ecma`în. Ammâ Ba`dü: İşbu kitâba iktisâfın tahrîr ve tastîr-i inşâsına bâ`is ve bâdî oldur ki, Erzurum vilâyeti dahilinde Tercan kazâsına tâbi` Karakulak nâhiyesi ahâlisinden sâhibü l-hayrât ve l-hasenât râğıbü l-meberrâtü l-âliyyeye Ali Dedezâde Osman ve Bahri efendiler Ebnan-ı Abdülkerim yesserellahu mâ yuridu ve mayeşa kabzen mezkûr mahkeme-i şer`iyye sine mahsûs odada mun akid meclis-i şer`î şerîf-i enverde zikr-i âtî vakfına li-ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta`yîn eyledikleri nâhiye-i merkûme ahâlisinden Ali Dedezâde Sadık Ağa ibni İsmail Hakkı mahzarında her biri ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp vakf-ı âti l- beyânın suduruna değin nâhiye-i 1 606 numaralı defterin 151.sayfa 192. sırasında kayıtlı Tercan da Ali Dedezâde Osman ve Bahri efendiler Ebnan-ı Abdülkerîm Vakfı na ait, 2 Cemâziye l-evvel 1330 (19 Nisan 1912) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 90 91
mezbûr civârında Otlukbeli mevki inde binâ ve inşâ edilen ve müştereken taht-ı tasarruf ve temellükümüzde olan tarafları Sadık Ağa tarlası ve çayır ve tarîk-i âmm ve taraf-ı râbi` hark ile mahdûd beş bin kuruş kıymetinde bir gözü şâmil ve derûnunda bir taş ve bir dink deveran eden bir bâb değirmenimizi cemi -i tevabi ve levâhıkıyla hasbeten lillahi s-samed ve taleben li-merdâti Rabbihi l-ahed vakf-ı sahîh-i mü ebbed ve habs-i sarîh-i muhalled ile vakf u habs eyleyüb şöyle şart ve ta yin eyledik ki; Muharrerü l-hudûd değirmen beher sene ma rafet-i şer`î ile âhere bin iki yüz kuruşa icare verülüb, hâsıl olan icar-ı ğallesinin nısfı altı yüz kuruş mezkûr Karakulak ahâlisinden ve ashâb-ı hayrâtdan Raşid Ağa ibni Yusuf ve Hacı Salih Ağa ibni Abdurrahman Ağa taraflarından üç yüz yedi senesinde nâhiye-i merkûmede binâ ve inşâ edilen ve minber vaz`ıyla câmi` ittihaz edilmiş olan câmi`-i müttehizenin ta`mîr ve termîmine sarf oluna ve altı yüz kuruşu dahî beher sene câmi`-i şerîfde imâmet ve hitâbet vazîfesini ifa eden zâta verile ve biz lâbis-i libas-ı hayat oldukça vakf-ı mezkûrun tevliyeti bize ve vefâtımızdan sonra tevliyet-i merkûma evlâd-ı zükurumuzun ve evlâd-ı evlâd-ı zükurumuzun ve evlâd-ı evlâd-ı evlâd-ı zükurumuzun ekber ve a`lem ve aslah ve erşedine batnen ba`de-batnin meşrûta ola ve ba`de l-inkiraz akrabâmızın aslahına ve ba`de l-inkırâz evlâddan kimse kalmaz ise vakf-ı mezkûrun umur-ı tevliyeti Tercan kazâsında hâkimü ş-şer` bulunan zâta meşrûta ola ve vakf-ı mezkûrumuzun tebdîl ve tağyîri ve taklîl ve teksîri biz hayatda oldukça merreten ba`de uhrâ yedimizde ola deyü ta`yîn-i şurût ve tebyîn-i kuyûd idüp değirmen-i mahdûd-ı mezkûreyi fâriğan ani ş-şevâğil mütevellî-i mezbûr Sadık Ağa ya teslîm ol dahî vakfiyyet üzere kabz ve tesellüm ve sâir mütevellîlerin evkâfda tasarrufları gibi tasaruf eyledi dediklerinde; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vâkıf-ı mûmâ-ileyhuma Osman ve Bahri efendiler semt-i vifâkdan cânib-i şikâka âzim ve mütevellî-i mezbûr ile husumete câzim olup, vakf-ı akâr muhtâr-ı e imme-i ecnar olan İmam-ı Azam ve hümâm-ı akdem, siracü l-ümme, kâşifü l-ğumme hazretleri katında sahîh, lâkin menzile-i âriyetde olup, şeref lüzûmu müstelzim olmamağla vakf-ı mezbûrlarından rücû` câiz ve raci i emr-i meşrû`u gayr-i mütecavizi olduğundan sâlifü l-beyânın değirmeni ke l-evvel milkimize istirdâd ederiz deyü her biri takrîr-i da`vâ ve tasvir-i müdde a ettüklerinde mütevellî-i mûmâ-ileyh dahî reşid-i münâsib cevâb-ı sedide âğâz eyleyüb, eğerçi inde l-imâmi l-azam hâl bast ve tafsîl olınan minvâl üzre edüğü ca-yi işkâl değildir. Lâkin vakf-ı akâr için Arif-i Samedanî Ebû Yusuf eş-şehir bi l-imami s-sânî hazretleri indinde vâkıf mücerred vakaftü demekle ve İmam-ı Rabbânî Muhammed bin Hasan eş-şeybânî hazretleri kavlinde teslîm-i ile l-mütevellî etmekle vakıf sahîh ve lâzim olur deyü redd ü teslîmden imtinâ` eylediğinde meclis-i ma`kûd-ı mezkûrde her biri terafu a râğıbün ve fasl u hasma ve rişte-i nizâ`a tâlibûn olduklarından lede t-teemmül her birinin edillesine nazaran mübtil-i hayr olmakdan hazer eyleyüb âlimen bi l-hilafi l-cârî beyne l-eslâf vakf-ı mezbûrun sıhhat ve lüzûmuna hükm-i şer`î ve kazâ-yı mer`î eyledükden sonra ol vechle vakf-ı merkûm sahîh ve lâzim ve habs-i sarîh ve mütehattim oldu. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 2 Ecrü l-vâkıf ale l-hayyi l-cevâdi l-kerîm. Cerâ zâlike ve hurrirefî l-yevmi s-sânîmin-şehri Cemâzi- ye l-evvel sene selasin ve selâse mieteyn ve elf. (2 Cemâziye l-evvel 1330). 2 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işiten ve (her şeyi) bilendir. (Bakara, 2/181). 92 93
BEKİR AĞA BİN MEHMED 1 Yusuf Ruhi el-müvellâ hilâfe be-kazâ-i Kemah el-hamdu li llâhi rabbi l-âlemîn ve s-salâtü ve s-selâmü alâ-seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve ashâbi ecma`în. Ammâ ba`dü: Hasbeten li llâhi l-azîm ve taleben li-merzâti rabbihi l-kerîm Yevme lâ-yenfe`u malün ve lâ benün illâ men etellahe bi-kalbin selîm 2 ricâsıyla bu abd-i müznib el-muhtâcu ilâ-rahmeti Rabbihi l-gafur dünyâ-yı deniyi tefekkür ve kendi halîmi tezekkür idüp küllü nefsin zaikatü l-mevt 3 ve küllü hayyin yülakiyhi l-fevt mısdâkı muktezâsınca emr-i Yezdan ve fermân-ı Samedanî ile melekü l-mevt giribân-ı hayâtım çâk ve cism-i nâ tuvânımın menzilgehini hâk idüp şem`-i rûh-ı revânım Ya eyyetüha n-nefsü l-mutmainne irci`-i ilâ-rabbiki râzi- yeten merdiyye 4 hitâbını gûş ve dest-i sâki-yi ecelden câm-ı fenâ encâmını nûş ve kârbâr-ı âlemi bi l-külliye ferâmûş eylediğimde evlâd-ı ihvânıma vasiyetim oldır ki; Ben bi-emri llâhi te`âlâ vefât eylediğimde düyûn-ı müebbedim zuhûr ider ise ba`de l-edâ bâkî kalan terekemin sülüsünü ifrâz ve kabz idüp sülüs-i mezbûrdan mikdâr-i kâfî techîz ve tekfînim ve iskât-ı salâtım ve devrim edâ olındıkdan sonra mahallemiz bulınan medîne-i Kemah kurâsından Kömür karyesinde kâin Kardud mahallesinde vâki` münâsib bir mahalde müceddeden bir câmi`-i şerîf inşâ ve her bir noksânı ikmâl olınup edâ-i salât-ı cum`a ve îdeyn içün hatîb nasb ve ta`yîn olındıkda îfâ-yi hizmet-i vazîfesi olarak ol akçeden beş yüz guruş istirbâh olınmak üzere ifrâz olınup nemâsı hatîb ta`yîn olınan kimesneye i`tâ olına. Bunlardan fazla kalur ise vücûh-ı birre ve hayrâta harc ve sarf olınmak üzere vasiyyet eyledim ve vesâyâ-i mezkûremi tenfîzle işbu hâzır-ı bi l-meclis emmizâdem 1 No: 9. 600 numaralı defterin 7. sayfa 9. sırasında kayıtlı Kemah ta Kurtbeyoğlu el-hâcc Bekir Ağa ibn Mehmed bin Mustafa nın 1307 (1889/1890) tarihli vasiyetinin yeni harflere çevirisidir. 2 O gün ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah a kalb-i selim ile gelenler (o günde fayda bulur) (Şuara, 26/88-89) 3 Her nefis (canlı) ölümü tadacaktır. (Al-i İmran, 3/185). 4 Ey huzura kavuşmuş insan! Sen ondan o da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (Fecr, 89/27-28). 94 95
Kurtbeyoğlu Mustafa Nuri Ağa ibn Abdulaziz nâm kimesneyi vasîyyi-i muhtâr nasb ve ta`yîn eyledim ve vasîyyi-i mûmâ-ileyh üzerine mahalle-i mezbûre ahâlîsinden Hacı ibn İbrahim oğlu Hasan Ağa ibn Ali yi nâzır ta`yîn eyledim vasîyyi ve nâzır-ı mûmâ-ileyhimâlar dahî vesâyet ve nezâret-i mezkûreleri kabûl ve hizmet-i lâzimelerini kemâ yenbaği edâya ta`ahhüd ve iltizâm eylediklerini mübeyyin işbu vasiyetnâme tahrîr ve tahtimen zîrde muharrer şâhid-i mûmâ-i-leyhim huzûrlarında vasîyyi-i mûmâ-ileyhe i`tâ kılındı. Hurrire fi l-yevmi s-sâmin min-şehri Ramazâni l-mübârek li-sene seb`a ve selâse mieteyn ve elf. (8 Ramazân 1307). Nâzır-ı mûmâ-ileyh Hasan Ağa, vasî-i mûmâ-ileyh Mustafa Nuri Ağa, el-musî Kömür karyesinden Kurtbeyoğlu el-hâcc Bekir Ağa ibn Mehmed bin Mustafa. Şuhûdu l-hâl Karye-i mezkûreden Mehmed Ali oğlu Ethem, Tataroğlu Şemseddin Ağa ibn Hasan, Kurtbeyoğlu Mehmed Ağa ibn Hüseyin, Hacı İbrahim oğlu Ali ibn Hasan, Kurtbeyoğlu Hakkı Rıza ibn Mehmed ve gayrihum. 96 97
BİLAL AĞA BİN HASAN AĞA 1 Mâ-fîhi mine l-vakfi ve ş-şurûti cerâ inde n-nâibi l-murseli min-cânibi l-şer`i l-muhasseli ale n-nemati l-mebsût ve hakeme bi-sıhhatihî ve lüzûmihî fî-husûsihî ve umûmihî âlimen bi l-hilâfi beyne l-eimmeti l-eslâfi sümme câe ileyye ve ahbere li-zâlike ve ene l-fakîru es-seyyid Veliyuddin el-me mûr bi-istimâi l-umûri ş-şer`iyyeti l-askeriyeti gufire lehû Süleyman Halid el-memur bi-istimâi l-umûri ş-şer`iyyeti l-askeriyeti nemekahu l-fakîru ileyhi azze şânuhû Ahreştü ani s-sicilli l-mahfûzi El-Hamdü li llâhi rabbi l-âlemîn ve s-salâtu ve s-selâmu alâ-resûlinâ Muhammedin ve alâ-âlihî ve sahbihî ecma`în. Ammâ ba`dü: İşbu bâ`is-i imlâ ve menşûr bâdî inşâ-i sutûr oldûr ki, sâhibü l-hayrât ve râğibü l-meberrât Kemah kasabası hânedanında hâlen Soma ma`a Kırkağaç Voyvodası el-hâcc Bilal Ağa ibn Hasan bin Hüseyin savb-ı şer`-i enverden bi l-iltimâs me zûnen bi l-hükmi irsâl olınan Mevlânâ Kâtib el-hâcc İbrahim Edhem Efendi nin Mahrûse-i Galata ya muzâfe kasaba-i Tophâne de Molla Çelebi mahallesinde vâki` merkûm el-hâcc Bilal Ağa nın sâkin oldığı konağında zeyl-i kitâbda muharrerü l-esâmî müslimîn huzûrlarında akd eylediği meclis-i şer`î âlîde zikr-i âtî vakfına li-ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta`yîn eylediği gulamı mu takî Hâfız Mehmed Hurşid Ağa ibn Abdullah mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp atyeb-i mâl ve enfes-i menâlimden altmış beş bin beş yüz guruş ifrâz ve kemâl-i imtiyâz ile mümtâz idüp hasbeten li llâhi l-ehad ve tâlibân li-merdâti r-rabbi s-samed vakf-ı sahîh-i şer`î müebbed ve habs-i sarîh-i mer`î muhalled ile vakf ve habs idüp şöyle şart ve ta`yîn eyledim ki; 1 No: 302. 581/2 numaralı defterin 301. sahîfe ve 302. sırasında kayıtlı Hacı Bilâl Ağa Bin Hasan Vakfı na ait 25 Zi l-hicce 1253 (22 Mart 1838) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 98 99
Meblağ-ı mezbûrın on beş bin guruş ile Soma ma`a Kırkağaç da müceddeden binâ eylediğim kütübhânede mevcûd olmayup lüzûm olan kütüb iştirâ olınup kütübhâne-i mezkûreye vaz` olına ve bâkî elli bin beş yüz guruşı onu on bir buçuk hesâbı üzere rehn-i kavî kefîl-i melî yahut lede l-hâce ikisinden biri ile alâ-vechi l-helâl istirbâh olınup hâsıl olan galle ve nemâsı vakf-ı mezkûrıma mütevellî olanlara ahz ve kabz idüp Kemah kasabasında vâki` ihyâsına muvaffak oldığım câmi`-i şerîfde haftada iki gün bir kimesne şifâ-i şerîf tedrîs idüp mukâbelesinde galle-i mezkûrden beher şehri yirmi beşer guruş virile ve Kemah da binâ eylediğim mescid-i şerîfin ta`mîrine beher sene yetmiş beş guruş ve hademesine beher şehri on iki buçuk guruş virile ve Kemah kasabasında mâ-i lezîz kanavâtları ta`mîrine ve Ramazân-i şerîfde vakt-i iftârda ve vakf-ı sahûrda ve îdeynde top endaht iden kimesne top masârıfına galle-i mezkûreden iki bin iki yüz elli guruş virile ve Kemah da sâkin Tatar Ağası el-hâcc Mehmed Ağa hasbî nâzır ola ve Manisa sancağında Zâbitân ve Mendehure karyelerinde vâki` köprülerin ta`mîrine galle-i mezkûreden beher sene dokuz yüz guruş ve Alaşehir kazâsında vâki` İnegöl köprüsünün ta`mîrine galle-i mezkûreden beher sene yüz elli guruş ve kasaba-i Beşiktaş da Molla Çelebi Câmi`-i Şerîfin kalitelerinin ta`mîrine galle-i mezkûreden beher sene bin beş yüz guruş ve yine galle-i mezbûreden levâzımâtına bin beş yüz guruş harc ve sarfla senede bir def`a menkıbe-i velâdet-i tâmme-i hazret-i risâlet-penâhi kırâat itdirilüp ol meclis-i şerîfde tilâvet olınan Kur ân-ı azîmü ş-şân ve salavât-ı şerîfenin ucurâtı irtihâl-i dâr-ı bekâ eylediğimden sonra rûhıma ihdâ olına ve ben hayâtda oldıkca vakf-ı mezkûrımın tevliyeti ber-vech-i hasbî bana meşrûta ve vakf-ı mezkûrımın şurût ve kuyûdının tebdîl ve tağyîr ve taklîl ve teksîri merreten ba`de uhrâ ve kerreten gıbbe ûlâ yedimde ve meşiyetimde ola ve azîm-i dâr-ı cinân olduğımda vakf-ı mezkûr evlâd-ı evlâd-ı evlâdımın zükûr ve inâsından ekber ve erşedi ber-vech-i muharrer mütevellî ola deyu ta`yîn-i şurût ve tebyîn-i kuyûd birle meblağ-ı merkûm altmış beş bin beş yüz guruşı mütevellî-i merkûma teslîm eylediğimde ol dahi ahz ve kabz ve tesellüm ve emsâli gibi tasarruf eyledi didikde; Gıbbe t-tasdîk vâkıf-ı mûmâ-ileyh vakf-ı mezkûrını istihkâm irâdesi ile vakf-ı mezkûrdan rucû` birle mevkûf-i meblağ-ı mezkûrı mülkine istirdâd ve mütevellî-i merkûmdan teslîmden imtinâ` ile kemâ hüve l-mestûru fi l-kütibi l-fıkhiyye müterâfi`an ve hasm ve fasla tâlibân oldıklarında kâtib-i merkûm dahi vakf-ı mezkûrın alâ-re yi men yerâhu mine l-eimmeti l-a`lâmi evvelen sıhhatine ve sâniyen lüzûmına hükm ve kazâ eylediğini mahallinde ketb ve tahrîr ve ma`an meb`ûs-i ümenâ-i şer`le meclis-i şer`a gelüp alâ-vukû`ihî inhâ ve takrîr itmeğin ba`de t-tenfîz ol vechile vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım olup nakz ve tahvîli muhâl oldı. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 2 ve ecrü l-vâkıfi ale l-hayyi l-cevâdi l-kerîm cerâ zâlik ve hurrire kezâlike fi l-yevmi l-hâmisi ve l-işrîn min-zi l-hicceti ş-şerîfe li-sene selâse ve hamsîne ve mieteyn ve elf. (25 Zi l-hicce 1253). Şuhûdu l-hâl; Sâbikan lümni ve yudesi el-hâcc Hasan Ağa ibn Abdullah, Misli Kahire Kapu Çuhadarı el-hâcc Mustafa ibn Ahmed, imâm-ı mahalle Hâfız Mustafa Efendi, İbn Hasan Ömer Efendi ibn Abdullah, kahveci İbrahim Edhem Ağa ibn İsmail 2 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür.(bakara, 2/181). 100 101
DAVUD EFENDİ BİN HASAN 1 Nâib-i kazâ-i Kemahlı Yusuf Ruhi el-hamdü li llâhi llezî e`azze havâsse ibâdihî bi-sarfi emvâlihim ilâ-envâ`i l-hayrât ve e`ânehum alâ-iktisâbi asnâfi l-mehâmidi ve l-meberrât ve s-salâtu ve s-selâmu alâ-resûlihi ve nebiyyihi Muhammedin hayri l-beriyyât ve alâ-âlihî ve ashâbihî ilâ-yevmi yestezillu l-mer u tahte s-sadakât. Ammâ ba`dü: İşbu vakfiyye-i sahihâ-i vesîka-i şer`iyyenin tahrîrine ba`is ve bâdî oldır ki Erzincan sancağına tâbi` Kemah kazâsı mahallâtından Derebaşı mahallesi ahâlîsinden Sağırzâde Hacı Davud Efendi ibn Hasan nâm kimesne kazâ-i mezkûrın mahkeme-i şer`iyyesine mahsûs odada ma`kûd meclis-i şer`-i şerîf-i enverde vakf-ı âti l-beyânda mütevellî nâsb ve ta`yîn eylediği mahalle-i mezkûre ahâlîsinden Ovacıklıoğlı Mustafa bin Şerîf mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp atyeb-i malımdan nakd-i râyicü l-vakt bin guruş ifrâz idüp hasbeten li llâhi te`âlâ vakf-ı sahîh-i müebbed ve habs-i sarîh-i muhalled ile vakf ve habs idüp şöyle şart ve ta`yîn eyledim ki; Meblağ-ı mezkûr bin guruşın ona on bir hesâbı üzere mütevellî yediyle istirbâh olınup senevî hâsıl olan rıbh ve nemâdan yüz yirmi guruş mahallemizde ashâb-ı hayr tarafından müceddeden inşâ ve binâ olınan câmi`-i şerîfde hitâbet vazîfesini îfâ iden zevâta virülmek üzre ta`yîn-i şart ve tebyîn-i kuyûd birle meblağ-ı mezkûr bin guruşı fâriğan ani ş-şevâğil mütevellî-i mezbûre teslîm ol dahi vakfiyyet üzre kabz ve tesellüm eyledikden sonra vâkıf-ı mûmâ-ileyh Hacı Davud Efendi vakf-ı nukûd zımnında olan şart ve kuyûd eimme-i selase indlerinde bâtıl olmağla vakf-ı mezbûrdan rücû` eyledim mütevellî-i mezbûr meblağ-ı mezkûr bin guruşı bana red ve teslîm eylesin deyü da`va ve mütevellî-i mezbûr dahi cevâbında fi lhakika eimme-i selaseye göre vakf-ı nukûd minvâl-i meşrûh üz- 1 No: 150. 604 numaralı defterin 119. sayfa ve 150. sırasında kayıtlı Kemah ta Sağırzâde Hacı Davud Efendi ibn Hasan Vakfı na ait 16 Şaban 1330 (31 Temmuz 1912) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 102 103
redir lâkin İmâm Züfer hazretlerinden olınan rivâyet üzre vakf-ı nukûd ve zımnında olan şurût ve kuyûdın sıhhati mukarrerdir deyü teslîmden imtinâ` idüp huzûr-ı hâkimde müterâfi`ân ve her biri fasl ve hasma tâlibân oldıklarında hâkimü ş-şer` idâme-i hayrı evlâ ve ibkâ-i vakfı ahra görüp âlimen bi l-hilâfi l-cârî beyne l-eimmeti l-eslâf vakf-ı mezkûrın İmâm Züfer re y-i münîri üzere sıhhâtine hükm-i sahîh-i şer`î ve kazâ-i sarîh-i mer`î eyledikden sonra vâkıf-ı mûmâ-ileyh tekrar nizâ`a şurû` idüp gerçi nukûd-ı mezkûrenin sıhhat-i vakfiyyeti hükm-i hâkim ile sahihâ olduysa da İmâm-ı Azam hazretleri indinde sıhhat lüzûm-ı müstelzim olmamağla vâkıfdan rücû`a imkân ve fesh-i ibtâline kudret olmağın vakf-ı mezbûrdan bu vechile rücû` itdüm deyü tekrar da`vâyı istirdâd itdikde mütevellî-i mezbûr dahi cevâba tasaddî idüp gerçi imâm-ı müşârun-ileyh kavl-i şerîfi üzre sıhhat lüzûm-ı müstelzim değildir lâkin İmâm Ebu Yusuf ve İmam Muhammed mezheb-i şerîflerinde sıhhat-lüzûmdan gayri mufârıkdır deyü tekrar mürâfa`a ve merreten ba`de uhrâ müdafa`a idüp kazâ-i sâbıkı ihkâm ricâsıyla lüzûm-ı vakf dahi kazâ iltimâs idicek hâkim-i müşârun-ileyh mütevellî-i mezbûre muvâfakat buyırup vakf-ı mezbûrın lüzûmına hükm-i sahîh-i şer`î ve kazâ-i sarîh-i mer`î itmeğin min-ba`d hükm-i hâkim müşârun-ileyh ile vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım olup nakz ve tahvîli muhal ve tebdîl ve tagyîri mümteni`ü l-ihtimâl oldu. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 2 ve ecrü l-vâkıf ale l-hayyi l-cevâdi l-kerîm cerâ zâlike ve hurrire fi l-yevmi s-sâdis aşer minşehr-i Şa`bâni l-mu`azzam li-sene selasîn ve selase mieteyn ve elf. 16 Şaban 1330. 2 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti degiştirirse günahı onu degiştirenleredir. Şüphesiz (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür. (Bakara,2/181). 104 105
EBUBEKİR AĞA BİN MAHMUD 1 Es-Seyyid Abdurrahman Mazhar el-müvella hilâfeten bi-kaza-i Kemah nemekahu l-fakirü ileyhi azze şanuhu ufiye ahnu. el-hamdü lillahillezi e azze havassa ibâdihi bi-sarfi emvâlihim ilâ envâi l-hayrâti ve eanehüm alâ iktisabi esnafi l-mehamidi ve l-meberrâti ve s-salatü ve s-selamü alâ resûlihi ve nebiyyihi Muhammedin hayri l-beriyyât ve alâ âlihi ve ashâbihi ilâ yevmin yestezillül mer ü tahte s-sadakat. Amma ba dü: İşbu vakfiye-i celilü ş-şân ve ceride-i bediu l-ünvanın tahrir ve inşasına badi ve tastir ve imlasına adi oldur ki Erzincan sancağı dahilinde kâin Kemah kazası mahallatından Ortagedik mahallesinde sakin sahibü l-hayrat ve l-hasenat el-hac Ebubekir Ağa ibni Mahmud meclis-i şer î şerif-i enverde vakf-ı âti l-beyana li-ecli t-tescil mütevelli nasb ve tayin eylediği el-hac Hüseyin bin Mahmud mahzarında ikrar-ı tam ve takrir-i kelam edüb atyeb-i malımdan ifraz eylediğim bin kuruşu hasbeten lillâhi s-samed vakf-ı sahih-i müebbed ve habs-i sarih-i muhalled ile vakf ve habs edüb şöyle şart ve ta yin eyledim ki; Meblağ-ı mezbûr bin kuruşu alâ vechi l-helâl ba-yed-i mütevelli rehn-i kavi veya kefil-i meli ile ziyade ve noksan olmayub ve kalemiye namı ile dahi bir nesne alınmayub onu on bir buçuk hesabı üzere istirbah olunub senevi hasıl olan rıbhı kaza-i mezkure tabi Çinariç karyesinde vaki müceddeden bina ve inşasına muvaffak olduğum mescid-i şerife minber vaz ile ba berat-ı âli hatib olan kimesne müstekıllen ahz ve kabz ve ekil ede ve ben labis-i libas-ı hayat oldukça vakf-ı mezburun tevliyeti bana vefatımdan sonra evlâdımın ve evlad-ı evlad-ı evlad-ı evladımın ekber ve aslah ve erşedi batnen ba de batnin ber-vech-i hasbi mütevelli ola el-iyâzü billâhi te âla ba de l-inkirazi l-küll zikr olunan Ortagedik mahallesi ahalisinden beynlerinde 1 No: 59. 587 numaralı defterin 46. sayfa 59. sırasında kayıtlı Hacı Mahmud oğlu Hacı Ebubekir Ağa Vakfı na ait 5 Zilkade 1289 (4 Ocak 1873) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 106 107
tevliyete muhtarları olan kimesne kezalik ber-vech-i hasbi mütevelli ola ve vakf-ı mezburun tebdil ve tağyiri ve teskir ve tevfiri her kererde yedimde ola ve cami i şerif-i mezbûr murur-ı eyyam ve kurur-u a vam ile münhedim ve harab olur ise rıbh-ı mezkûr mutlaka fukara-yı müslimine harc ve sarf oluna deyub meblağ-ı mezkûr bin kuruş fâriğan ani ş-şevağil mütevelli-i mezbûre teslim ol dahi vakfiyyet üzere kabz ve tesellüm ve sair mütevellilerin evkafında tasarrufları gibi tasarruf eyledi dedikde; Gıbbe t-tasdiki ş-şer î vâkıf-ı mezbûr butlanı vakf-ı nukûd ve zımnında olan kuyuda ba dehu kavli adem-i luzuma teşebbüs edüb mütevelli-i mezbur dahi sıhhat ve luzumuna zahib olan eimme-i din kavilleri ile mukabele birle hüküm taleb edicek fi zamanina beyen l-ülemâi l-izam cari olan vech-i muhtar üzere hâkim-i muvakkı i sadr-i kitâb tuba lehu ve hüsn ü meab efendi hazretleri huzurunda mürafaa ettiklerinde ol dahi âlimen bi l-hilâfi l-cari beyne l-eimmeti l-eşraf vakf-ı mezbûrun evvelen sıhhatına ve saniyen luzumuna hükm-ü sahih-i şer î ve kaza-i sarih-i mer i etmeğin min ba d hükm-ü hâkim-i müşarun-ileyh ile vakf-ı mezbur sahih ve lazım olub nakz ve tahvili muhtel ve tebdil ve tağyiri mümteniü l-ihtimal oldu. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 2 ve ecru l-vâkıfı ale l-hayyi l-cevâdi l-kerim hurrire fî l-yevmi l-hamisi min şehr-i Zilkade li-sene tis a ve semânine ve mieteyn ve elf. 2 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür. (Bakara, 2/181). 108 109
FİRDEVS HATUN BİNTİ SALİH 1 Mâ fihi mine l-vakfı ve t-tescîl vaka`a inde n-nâibi l-mürsel min Halebi ş-şer`i l-celîl ve sadere l-hükmü li-sıhhatihi ve lüzûmihi ani n-nâib-i mûmâ-ileyh sümme câe ileyye ve eccere bimâ fihi ledeyye nefezet hükmehu ve ene l-fakîr Mehmed müştak el-müvellâ hilâfe li-medine-i Erzincan gufire lehû El-Hamdü li llâhi l-vâkıfı alâ külli hal el-münezzehi ani t-teğayyüri ve l-intikal ve ssalâtü ve s-selâmü alâ Muhammedini l-mevsûfi bi-mekârimi l-ahlâkı ve mehasini l-hısâl ve alâ âlihi ve ashâbihi l-âricine ilâ mearici l-kemal Ammâ ba`dü: İşbu vakfiye-i sahıhatü l-fehavi ve vesika-i şer`iyyetü l-metavînin tahrîr ve inşâ ve tastîr ve imlâsına bâdî oldur ki Erzurum vilâyeti celîlesi dahilinde kâin medîne-i Erzincan mahallatından Hasan Efendi mahallesinde sâkine sâhıbetü l-hayrâti ve l-hasenât Firdevs Hanım bint-i Silahşörzâde Salih Ağa ibn Hüseyin iltimâs ile husûs-i âti l-beyânın mahallinde ketb-i tahrîr ve fasl u hasm için kıbel-i şer`î enverden me zûnen bi l-hüküm bas ve tesyîr olınan Mahkeme-i Şer`iyye Başkâtibi es-seyyit Mustafa Fehmi Efendi mahalle-i mezkûrda vâki` mezbûrenin sâkine oldığı menziline varup zeyl-i kitapta mektûbü l-esâmi-i müslimîn huzûrlarında akd-i meclis-i şer`î âli itdikde zati zeyl-i vakfiyede mektûbü l-esâmi müslimîn ta`rîfler ile mu`arrefe mezbûre Firdevs Hanım meclis-i ma`kûd-i mezkûrda zikri âtî vakfına li-ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta`yîn eylediği Şerîf Ağa ibn Abdullah mahzarında bi-tav`iha ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp vaktaki bu dâr-i fenâ bi-sebat ve bi-beka olup nâim-i ma`râz-ı zevâlda ve mukim-i şeref-i irtihâlda oldığınu mülâhaza idüp es-sadkâtü fidyetünli l-ma âsi yevme yuh azü l-mücrimün bi n-nevâsi 2 ma`lûmum oldığından mâ`adâ ve ma tukaddimü li-enfusiküm min-hayrin tecidûhü inda llâhi hüve hayren ve âzame ecren 3 mefhûm-i münîfinden habîr 1 No:116. 618/1 numaralı defterin 154. sayfa 116. sırasında kayıtlı Silahşörzâde Salih Ağa kerimesi Firdevs Hanım Vakfı na ait 1305 (1887/1888) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 2 Sadaka, günahkârların alınlarından yakalanacakları günde günahlar için fidye (kefaret) dir. 3 Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz. Hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere. (Müzzemmil, 73/20). 110 111
ve agâh oldığım ecilden vakf-ı câiz-zikrin sudûruna değin usûl ve örf-i belde üzre hark ve bendine tebeiyetle silk-i milk-ü sahîhimde münselik ve muntazım olup medîne-i mezkûreye tâbi Geçit ve Hânı Deresi karyeleri vadisinden nübû` idüp keşüt harkından ceryân iden âb-i lezîzden beher üsbû` perşembe gecesi bir gece âb-i lezîzimi hasbeten li llâhil-aliyyi l-azım ve taleben li-merzâti r-rabbi r-rahim yevme layenfe`u ma`lûn velâ benün ilâ men eti llâhe bi-kalbîn selîm 4 ricâsiyle vakf-ı sahîh-i müebbed ve habs-i sarîh-i muhalled ile vakf ve habs idüp şöyle şart eyledim ki; Ab-i lezîz-i mezkûr beher sene bedel-i misliyle âhare îcâr olınup hasıl olan gallesinden beher sene id-i adhada biri benim için ve biri babam ve biri vâlidem ve biri zevcim Mehmed için dört re s kurban zebh olınup fukarâya tasadduk olına ve yine galle-i mezkûreden beher sene üçer vakye ton mum yağından dört kıt`a berât mahall-i mezkûrede vaki Hasan Efendi Câmi`-i Şerîfi nde ikâd olına ve yine galle-i mezkûreden beher sene iki vukiye aselden helva tabh olınarak fukarâ-i müslimîne it`âm-i ta`âm birle mevlüd-i nebevi kırâat olına ve galle-i mezkûreden fazla kalırsa vakf-ı mezkûruma mütevellî olan kimesneye vazife ola ve ben lâbis-i libâs-ı hayatta oldukça vakf-ı mezkûrun tevliyeti yed-i meşiyyetimde ola ve vefâtımdan sonra sadrî sahîh oğlı Ahmed Efendi ibn Mehmed Efendi mütevellî ve ba`de l-vefat evlâdi zükûrunun ekberi batnen ba`de batnin mütevellî ola ba`de l-inkırâzâ ve taallukatımdan ehil ve erbab-ı hâkim-i belde marifetiyle mütevellî ola deyü tayîn-i şurût ve tebyîn-i kuyûd birle âb-i lezîz-i mezkûru hark ve bendine tebe`iyetle fârigân ani ş-şevâgil mütevellî-i mezbûre teslîm ol dahi vakfiyet üzre tesellüm ve sair mütevellîlerin evkâfta tasarrufları gibi tasarruf eyledi dedikte; Gıbbe t-tasdîkı ş-şer`î vâkıfe-i mezbûre Firdevs Hanım vakf-ı mezbûrdan rücû` ve ibtâl-i hayra şürû` idüp âb-ı lezîz-i mezkûr hükm-i menkûlatta olup bu menkûl ve muhavvel kısmının vakfiyeti câiz ve sahîh olmadığı kütüb-i muteberat-i fıkhiyede mastûr ve sarîh olmağın binâen aleyh mütevellî-i mezbûr âb-i lezîz-i mezkûrdan keff-i yed idüp bana redd ve teslîm eylesin dedikte mü- 4 O gün ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah a kalb-i selim ile gelenler (o günde fayda bulur. (Şuara, 26/88-89). tevellî-i mezbûr dahi mutasadî-i cevâb olup fi l-vâki` âb-ı lezîz-i mezkûr hükm-i menkûlde oldığı câi işkâl değildir lâkin menkûl-i mütearefte örf dahi umûm üzredir hatta mazhar-i inâyeti bî-gayâti rahmani İmâmı Salis Muhammed ibn Hasan eş-şeybânî re y-i münîrlerinde menkûl-i müte`arefin teslîm-i ile l-mütevelli ile ve İmâm-ı Alim-i Rabbani Ebu Yusüf es-şehir bi l İmami s-sânî re y-i hâtirlerinde vâkıf mücerred vakaftü dimekle vakf-ı sahîh ve lâzım olmakla asla rücû`a mecal ve istirdâda ihtimâl yoktur deyü redd ve teslîmden ibâ ve ımtinâ` ve husûmet ve niza idüp kâtib-i mûmâ-ileyh huzûrunda mûterâfi`ân ve her biri fasl u hasma tâlibân oldıklarında kâtib-i mûmâ-ileyh dahi cidel-i hasmeyne imân-ı nazar ve mubtîl-i hayir olmaktan hazer idüp cânib-i vakfı evla ve ahrâ görüp âlimen bi l-hilâf ve müraiyen kemâ yencibü müraâtühu fi t-tescîli l-evkaf me zûnen bi l-hüküm oldığı halde mahzar-ı vâkıfe-i mezbûrede vakf-ı salifü l-beyânın evvelâ ala re y-i men-yarâhü sıhhatine ve sâniyen imâmeyn kavilleri üzere lüzûmuna hükm-i sahîh-i şer`î ve kazâ-i sarîh-i mer`î etmeğin vâki`-ı hâli kâtib-i mûmâ-ileyh mahallinde ketb-i tahrîr ve ma`an me bûs ümenâ-i şer` ile meclis-i şer`a gelüp alâ vukû`ıhi inha ve tefhim itdikde hükm-i mezbûr kıbel-i şer`den dahi tenfîz olmağın min-ba`din vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım ve habs-i sarih ve mütehattim oldu. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 5 cerâ zâlik ve hurrire fi l-yevmi s-sâmîni aşere min Cemâziye l-ûlâ li-sene hamse ve selâse mieteyn ve elf. 1305. Şuhûdu l-hâl; Hasan Efendi mahallesi imâmı Hafız Ali Efendi ibn Salih bin Mehmed, mahalle-i mezkûre ahâlîsinden Eskicioğlı Hüseyin Efendi ibn Ahmed bin Ali, Fethullah mahallesi ahâlîsinden Mehmed Efendi ibn alefdar Hacı Yusuf bin Mehmed, Hasan Efendi mahallesi ahâlîsinden Eskicioğlı Ahmed Efendi bin Hüseyin bin Ahmed, mahalle-i mezkûre ahâlîsinden Berastanoğlı Şerîf bin Mahmud bin Ömer, Muhzır Şerîf Ağa ibn Abdullah ve gayruhu 5 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür. (Bakara, 2/181). 112 113
114 115
HACI İZZET PAŞA 1 Medîne-i Erzincan da Gerek Gerek mahallesinde esbâk Edirne vâlisi Hacı İzzet Paşa nın binâ ve inşâ eylediği Yeni Câmi`-i Şerîf in bâ-hüccet-i şer`iyye mütevellîyesi paşa-yı müşârun-ileyhin Molla Ali mahallesinde şeref mukîm hafîdesi olup zâtı mu`arrefe sâhibe-i arzıhâl ismetlü Esma Hanım bint-i Mehmed Hürrem Paşa tarafından zikr-i âtî husûsda bâ-hüccet-i şer`iyye vekîl-i müsecceli teba`a-i Devlet-i Aliyye nin Ermeni milletinden Pabril Natık Efendi veled Avakum medîne-i mezkûre mahkemesinde meclis-i şer`iyyemizde zikr-i âtî akârâtdan Taşhan da fevkânî ve tahtânî on üç bâb oda ve yedi bağ anbarı çarşu derûnunda yirmi iki bâb haffâf ve dört bâb demirci ve bir bâb çilingir ve iki kıt`a arsaya mebnî teb`iyyeten evkâf nâmına vaz`-ı yed bi l-beyyineti l-âdile şer`ân sâbit ve muhakkak olan derûn-ı arzıhâlde mezkûri l-ism medîne-i mezkûre Evkâf Müdiri Hâfız Mehmed Halis Efendi ibn Ahmed Ağa tarafından âti z-zikr husûsda husûmet ve redd-i cevâb vekîl-i müseccel teba`a-i müşârun-ileyhânın millet-i merkûmesinden Papasyan Papril Efendi veled Üskühan muvâcehesinde medîne-i mezkûre sûkunda vâki` zemîni Rüstem Paşa vakfiyye-i mukâta`a ma`rûf ve meşhûr Taşhan denilen fevkânî ve tahtânî yetmiş sekiz bâb arzıye ve odayı müştemil bir bâb kârgîr hanın sülüs hissesi ile Haffâflar Çarşusu nda ve hân-ı mezkûrun şimâlen ittisâlinde kezâ nâmları ma`rûf ve meşhûr beyne l-ahâlî ve lcirân ma`lûmü l-hudûd birbirlerine muttasıl on yedi ve bunlara muttasıl beş ve yine çarşu-yı mezkûrda demirciler yanında kezâ birbirlerine muttasıl ve ma`rûf üç bâb ki cem`an yirmi beş bâb ve Demirciler Çarşusu nda cepheleri şarka nâzır ve kezâ birbirlerine muttasıl dört ve garba nâzır kezâ birbirlerine muttasıl iki kepenkle cem`an altı bâb demirci ve şarka nâzır zikr-i esbak dört bâb demirci dükkânlarına cenûben muttasıl ve ma`rûf bir bâb ve garba nâzır iki kepenk dükkânlarını veli ile birbirlerine muttasıl ve ma`rûf altı bâb ki cem`an yedi bâb çilingir ve bunlara muttasıl iki bâb dülger dükkânlarıyla hân-ı mezkûrun şar- 1 No: 108/1. 611 numaralı defterin 111.sahîfe ve 108/1. sırasında kayıtlı Hacı İzzet Paşa Vakfı na ait 22 Rebî`ü l-âhir sene 1325 (5 Mayıs 1907) tarihli i`lâmın yeni harflere çevirisidir. 116 117
ken ittisâlinde vâki` iki kıt`a ahur arsası ve Demirciler caddesi başında vâki` sâlifü l-beyân üç bâb haffâf şarken muttasıl fevkânî ve tahtânî bir bâb kahvehâne ki cem`an kırk üç bâb dükkânın kahvehâne ve arsadan her biri müvekkilem mûmâ-ileyhânın mevrûsu ve ceddi merhûm müşârun-ileyh Hacı İzzet Paşa nın hayâtında müstakillen yedinde mal ve mülki iken paşa-yı müşâruni-leyh hayâtında Edirne vilâyeti vâlisi oldığı halde vilâyet-i mezkûrda üç yüz yedi senesinde akd-i meclis birle takrîr-i kelâm idüp Erzincan da nefs-i kasabada kâin bi l-cümle akârâtı Erzincan ın Gerek Gerek mahallesinde nâmıma binâ ve inşâ itmiş olduğum câmi`-i şerîfe vakf itdim münhasır-ı şuhûrda vakf idüp üç yüz sekiz sene-i rumiyyesinde dahi vakf-ı mezkûrun ber-vech-i muharrer yine takrîr ve işhâd itmesi ile akârât-ı mezkûrun ol vech ile atîk sicil-i evkâfdan olmuş iken evkâf müvekkil-i mûmâ-ileyh akârât-ı mezkûreyi paşa-yı müşârun-ileyhin bilâ-veled vefâtı üzerine mahlûl adliyle mârrü z-zikr hanın sülüs hissesinden olmak üzere müstakillen fevkânî on iki oda ve tahtânî bir kemeraltı oda ve ardiye ta`bîr olınan ancak yedi anbar ile sâlifü z-zikr dekâkîn ve kahvehâne ve iki kıt`a ahur arsasını evkâf nâmına fuzûlî zabt ve bi-gayri hakk vaz`ü l-yed ider olmağla suâl olınup ber-minvâl-i muharrer vaz`ü lyed bulunduğu akârâtı müdde`â-bihâdan kendi vakfiyyet üzere müvekkilem mûmâ-ileyhâya teslîmen müvekkil-i müdîr-i mûmâ-ileyhe izâfetle vekîl-i merkûm Papasyan Papril Efendi ye tenbîh olunması bi l-vekâle matlûbumdur deyu da`vâ itdikde vekîl-i merkûm Papasyan dahi cevâbında da`vâ-yı mezkûreyi bi l-vekâle ba`de l-inkâr müdîr-i müvekkilim mûmâ-ileyh Hâfız Mehmed Halis Efendi li-ecli l-husûme bi z-zât hâzır olup husûmetde re yi olunmağla mûmâ-ileyh dahi zikr olınan vakfiyyet husûsu kezâ bi l-inkâr müdde`iye-i mûmâ-ileyhâ vekîl-i merkûm Papril Efendi den inde l-istidâh zabta sâbık muharrer oldığı vech ile mezkûr hanın mecmû`ından merhûm müşârun-ileyh Hacı İzzet Paşa nın fi l-hakîka esâsen sülüs hissesi olup ancak müşârun-ileyh hayâtında bin iki yüz yetmiş sekiz târîhinde müşterekleri ile bi l-ifrâz merhûm müşârun-ileyhin zikr olınan sülüs hissesine mezkûr hanın fevkânîsinde şarken merdiven başından bed`i ile birbirlerine muttasıl dört oda ve dördüncü köşe odadan cihet-i şimâlîsinde ve kezâ birbirlerine muttasıl sekiz oda ve tahtânîsinde şark kapısından duhûlünde cânib-i yemîninde kemeraltı ta`bîr olunur bir oda ve cânib-i mezkûrda merdiven ayağından bed` ile birbirine muttasıl iki oda ve bu iki odayı veli iden dört bâb ardiyye ta`bîr olunur anbar ve işbu arziyyeden bed`i ile cihet-i şimâlîsinden birbirine muttasıl üç oda ve işbu üç odanın müntehâsında bed`i ile cihet-i garbî köşesinde birbirine muttasıl kezâ dört bâb ardiyye ya`ni anbar isâbet birle ifrâz ta`yîn ve doksan bir senesi yoklamasında dahi müşârun-ileyhin uhdesine ol vech ile kayd olınarak hayâtında ve müddet-i mezkûrda müstakillen ber-vech-i mülkiyyet mutasarrıf olunması ile vakf-ı mezkûrında bu vech ile dâhil olındığından müdîr-i mûmâ-ileyh ber-vech-i muharrer Hazîne-i Evkâf nâmına bi-gayri hakk vaz`ü l-yed bulunduğu hân-ı mezkûrdan sâlifü z-zikr fevkânî on iki oda ve tahtânî bir kemeraltı odası ve yine tahtânî merdivene muttasıl zikrolınan iki odayı veli iden dört bâb arzıyye ki cem`an yedi bâb arzıyyeden odalar tarafındaki üç bâb arzıyye ve ber-minvâl-i muharrer garb köşesinde kâin mârrü l-beyân dört bâb arzıyye ki on yedi bâb arzıyye ve sâlifü z-zikr kırk üç bâb haffâf ve demirci ve çilingir ve dülger dükkânları ve kahvehâne ile ahur arsalarından keff-i yed ve vakfiyyet üzere müvekkilem mûmâ-ileyhâya teslîm ve müdîr-i mûmâ-ileyhe tenbîh olunması bi l-vekâle matlûbumdur deyu izâh ve tashîh-i da`vâ itdikde müdîr-i mûmâ-ileyh Halis Efendi dahi cevâbında da`vânın talebine nazaran keyfiyyeti arz ile alınacak emir ve me zûniyyete göre husûmet itmek üzere mühlet virilmesi murâdımdır deyu istimhâl itmiş ise de li-ecli l-muhâsama me zûniyet istihsâline dâir bir kayd-ı resmi mevcûd olmadığı gibi evkâf aleyhindeki da`vâ içün hâiz oldığı vekâletnâme ve resmi dahi mutlak bulunduğunda imhâl ve istimhâle mahal olmadığında müdîr-i mûmâ-ileyh tekrâr isticvâb olındıkda ol dahi müşârun-ileyh Hacı İzzet Paşa nın vefâtından sonra Erzincan da zemîn-i bi l-icâreteyn Rüstem Paşa Vakfı na merbût olan akârâtın mahlûliyyeti üzere Hazîne-i Evkâf nâmına tasarruf ve mu`âmele kılınmış Evkâf-ı Hümâyûn Nezâret-i Celîlesinden emir ve iş`âr olunması üzerine paşa-yı müşârun-ileyhin zikrolınan Taşhan ın sülüs hissesinden olmak üzere hayâtında ifrâz ve ta`yîn olınarak müstakillen muta- 118 119
sarrıf oldığı fevkânî müdde`iyyâtı on iki oda ve tahtânî arzıyye nâmı ile ma`rûf iki taraflı kezâ müdde`â-bihi mezkûr yedi anbar ve meydan bi-gayri hakk şark kapısı ittisâlinde bir kemeraltı odası ve Haffâflar Çarşusu nda dahi birbirlerine muttasıl yine akârât-ı müdde`â-bih mezkûrdan ancak yirmi iki bâb haffâf dükkânı ve Demirciler Çarşusu nda akârât-ı mezkûreden cebheleri şarka nâzır ve birbirlerine muttasıl yalnız dört kepenk müdde`â-bih demirci dükkânı ile bir bâb çilingir dükkânı ve hân-ı mezkûrun hâricen şark divarına muttasıl iki kıt`a kezâ müdde`â-bih ahur arsasına el-yevm merhûm müşârun-ileyhin mahlûlünden olmak üzere bir me mûra vaz`ü l-yed olup ol vech ile evkâf nâmına tasarruf itdirmeğini beyân itdikde inde s-suâl müdde`î vekîl-i merkûm Papril Natık Efendi müdde`â-bihi kırk üç kepenk dükkân vesâireden iki kepenk dülger dükkânı ile bir bâb kahvehâne ve birbirine muttasıl altı bâb çilingir dükkânı ve cebheleri garba nâzır iki kepenk demirci dükkânı ve demirciler başında kâin zikrolınan üç kepenk haffâf dükkânları cânib-i evkâfdan Ma`ârif İdâresi ne bey` ve ferâğ ve teslîm edilmiş oldığı inde t-tahkîk anlaşılmış binâenaleyh hân-ı mezkûr dâhilinde zikrolınan akârât-ı müdde`â-bihâdan mâ`adâ el-yevm müdîr-i mûmâ-ileyh yedinde ânifü l-beyân ta`dâd-ı vech ile mütebâkî yirmi iki kepenk müdde`â-bih haffâf ve dört kepenk demirci ve bir kepenk çilingir dükkânlarıyla iki kıt`a ahur arsası kalmışdır didikde müdde`iyye-i mûmâ-ileyhimâ vekîli ber-vech-i muharrer vakfiyyet da`vâsı ile beyyineye lede l-havâle cerîde-i şer`iyyeye isimlerini yazdırmış oldığı beş nefer şâhid ki isbât ideceğini ifâde ve beyândan sonra şâhidûn-ı mezbûrînden Dana mahallesinde İmâm Hacı Şakir Efendi ibn Hacı Ali Efendi ve Hamdi Bey ibn Hacı Mehmed Bey bin Sami Bey ve Melik mahalle nâm karye ahâlîsinden Yusuf Ağa ibn Ahmed bin Abdullah nâm kimesneler li-ecli ş-şehâde meclis-i şer`îde münferiden istişhâd olındıklarında mûmâ-ileyh Hacı Şakir Efendi fi l-hakîka üç yüz sekiz sene-i rûmîsinde Edirne vilâyetinde Edirne vâlisi Hacı İzzet Paşa nın konağında idim paşa-yı müşârun-ileyh târîh-i mezkûrda takrîr-i kelâm idüp Erzincan kasabasında bulunan bi l-cümle emlâk ve akârâtımı Gerek Gerek mahallesinde binâ ve inşâ eylediğim câmi`-i şerîfe vakf itdim deyu bir ve üç def`a tekrâr itdi ve cümlesini mahallinde irâe idecek vechile Erzincan da Taşhan da müfrez ve mu`ayyen olan fevkânî on iki oda ve tahtânî bir oda ve yedi anbar ve Taşhan hâricinde kısmen hân-ı mezkûra muttasıl haffâf ve Demirciler Çarşusu nda yirmi iki haffâf ve dört demirci ve çilingir dükkânları ve iki ahur arsasına merhûm müşârun-ileyh ol târîhde müstakillen mâlik ve mutasarrıf idi binâen-aleyh akârât-ı mezkûre paşa-yı müşârun-ileyhin vakf-ı mezkûre cümlesinden olmuşdur ve el-yevm akârât-ı mezkûreye müdîr-i mûmâ-ileyh Hâfız Mehmed Halis Efendi Hazîne-i Evkâf nâmına bi l-me mûriyye vaz`ü l-yeddir böyle şâhidim şehâdet dahi iderim ve şâhid-i mezbûr Hamdi Bey dahi fi l-hakîka üç yüz yedi sene-i rûmiyyesinde Edirne vilâyetinde Hacı İzzet Paşa merhûmun konağında bulundum târîh-i mezkûrda paşa-yı müşârun-ileyh Edirne vâlisi iken takrîr-i kelâm idüp söylediği Erzincan kasabasında vâki` bi l-cümle akârâtımı Erzincan da Gerek Gerek mahallesinde nâmıma binâ ve inşâ itmiş oldığım câmi`-i şerîfe vakf itdim deyu vakf eyledi Erzincan da Taşhan da müfrez ve mu`ayyen oldığı halde fevkânî on iki oda ve tahtânî bir kemeraltı oda ve yine yedi anbar ve Taşhan ın hâricen şark ve şimâlinde ve haffâflar ve Demirciler Çarşusu nda vâki` yirmi iki kepenk haffâf ve dört demirci ve bir çilingir dükkânlarımı ve yine mezkûr han hâricinde şarken ittisâlinde iki ahur arsası merhûm müşârun-ileyhin ol târîhde müstakillen mutasarrıf oldığı akârâtdan idi binâen-aleyh akârât-ı mezkûre merhûm-ı müşârun-ileyhin vakf-ı mezkûru cümlesinden olmuşdur ve her biri el-yevm Hazîne-i Evkâf nâmına müdîr mûmâ-ileyh yedindedir mahallinde irâe eyledim böyle şâhidim şehâdet nefsi iderim ve mezbûr Yusuf Ağa dahi fi l-hakîka üç yüz yedi sene-i rumiyyesinde Edirne vilâyetinde Edirne vâlisi Hacı İzzet Paşa merhûmun konağında idim paşa-yı müşârun-ileyh hayâtında ve târîh-i mezkûrda takrîr-i kelâm idüp Erzincan kasabasında vâki` bi l-cümle akârâtımı Erzincan da Gerek Gerek mahallesinde nâmıma binâ ve inşâ eylediğim câmi`-i şerîfe vakf itdim deyu vakf eyledi Taşhan da müfrez ve mu`ayyen olan fevkânî on iki oda ve tahtânî bir kemeraltı oda ve yine tahtânî yedi anbar ve hân-ı mezkûrun hâricen şimâl ve şark cihetlerinde haffâf ve Demirciler Çarşusu nda vâki` yirmi iki haffâf ve dört demirci ve bir çilingir dükkânları ve yine hân-ı mezkûrın 120 121
hâricinde ve şarken ittisâlinde iki kıt`a ahur arsası merhûm-ı müşârun-ileyhin ol târîhde müstakillen mutasarrıf oldığı akârâtı cümlesinden olmağla vakf-ı mezkûruna dâhil olmuşdır cümlesi müdîr-i mûmâ-ileyh yedindedir mahallinde irâe eylerim ve böyle şâhidim şehâdet dahi iderim deyu her biri bi l-muvâcehe edâ-yı şehâdet-i şer`iyye itdiklerinden sonra şâhidân-ı mezbûrândan bi l-iltimâs mütevellî ta`yîn olınan kâtib-i evvel Mustafa Fehmi Efendi ve tarafeynin huzûrı ile müdde`â-bihâ-yı mezkûrları mahallerinde irâe ve ta`yîn iderek meclis-i şer`îde alâvukû`ihî işhâd ve takrîr olunmağın şâhid-i mezbûrun usûl-i mevzû`asına tevfîkan evvelen mezkûr Dana mahallesi ahâlîsinden muhtâr Mehmed Nuri Efendi ibn Süleyman ve İbrahim Efendi ibn Hacı Abdülaziz ve Mustafa ibn Halil ve Haşhaşi karyesine merbût mezkûr Melik mahallesi nâm karyesi ahâlîsinden imâm Abdülaziz Efendi ibn Hacı Sadık Efendi ve muhtârı Hacı Hâfız Süleyman Efendi ibn İsmail ve Mehmed ibn Hasan ve Ahmed ibn Mehmed nâm kimesnelerden bâ-varaka-i mestûreli memhûre sirren ve ba`dehû tarafeyn muvâcehelerinde Seyyid Ahmedzâde Hacı İsmail Efendi ibn Hacı Feyzullah Efendi ve Hacı Mehmed Efendi ibn Hacı Yusuf ve Hacı Hâfız Süleyman Efendi ibn Hacı Abdullah ve Hacı Şakir Efendi ibn Ahmed nâm kimesnelerden dahi alenen lede t-tezkiye âdil ve makbûli ş-şehâde olındıkları iş`âr ve ihbâr olunmağla şehâdetleri makbûl olup mûcibince hân-ı mezkûr dâhilinde sâlifü l-beyân fevkânî on iki bâb oda ve tahtânî bir kemeraltı oda ve yedi anbar ve çarşu dâhilinde sâlifü z-zikr yirmi iki bâb haffâf ve dört kepenk demirci ve kepenk çilingir dükkânı ile zikrolınan iki kıt`a ahur arsalarının vakfiyyetle İmâm Ebu Yusuf hazretlerinin kavl-i şerîfi üzere hükm-i şer`î kılınmış işbu tansîf ve ta`dât olınan odalar ile anbar dükkân ve iki kıt`a arsadan ve vakfiyyet üzere müdde`iye mezkûre Esma Hanım a teslîm müdîr-i mûmâileyh Hâfız Mehmed Efendi ye tenbîh olındığı tescîl ve i`lâm olındı fi l-yevmi s- sânî ve l-işrîn min-şehri Rebî`ü l-âhir li-seneti hamse ve işrîn ve selâse mieteyn ve elf 22 Rebî`ü l-âhir 1325. Erzincan Mahkeme-i Şer`iyyesi nden aleyhine i`tâ olınan işbu i`lâmın hükmüne adem-i kanâ`atle istinâfen tedkîk istidâsına dâir Hâfız Mehmed imzâ ve mührünü hâvî melfûf lâyihâ-i i`tirâziyye zikr olınan i`lâm ile birleşdirilerek kırâat olındı i`lâm-ı mezkûrun diğer nüshâsına mutâbık ve meâl-i usûlüne muvâfık idüğü deyu 1 Cemâziye l-âhir 1325 târîhi ile tahrîr ve tahtîm kılındıkda kayden müstebân olıp lâyihâ-i mezkûre mündericâtına nazaran îfâ-yı muktezâsı zımnında işbu evrâkın meclis-i şer`iyyeye havâle buyrulması bâbında emr ve fermân hazretleri men lehu l-emrindir 28 Zi l-ka`de 1325-2537 Erzincan Mahkemesi nden 22 Rebî`ü l-âhir 1325 târîhi ile i`tâ olınan işbu i`lâm-ı şer`î ve Hâfız Mehmed imzâ ve mühürlü lâyihâ-i i`tirâziyye mütâla`a olındı 593 i`lâm-ı mezkûrun hulâsâ-i meâli merhûm İzzet Paşa nın binâ ve inşâ eylediği câmi`-i şerîfin bâ-hüccet-i şer`iyye mütevellîyesi hafîdesi Esma Hanım ın vekîli Papril Natık Efendi muvâcehesinde Zemîn-i Rüstem Paşa Vakfı na mukâta`alı Taşhan nâmı ile ma`rûf ve müştemilât-ı ma`lûmeyi hâvî bir bâb kârgir hanın sülüs hissesi ile ma`lûmü l-hudûd cem`an kırk üç bâb dükkân ile iki bâb ahur arsasını merhûm-ı müşârun-ileyh hayât ve kemâl-i sıhhatinde nâmına binâ ve inşâ eylediği câmi`-i şerîf-i mezkûru vakf itmiş iken kable t-temsîl bilâ-veled vukû`-ı vefâtına mebnî müdîr-i mûmâ-ileyh akârât-ı mezkûre kısım ma`lûmunu mahlûl add ile Hazîne-i Evkâf nâmına fuzûlî zabt eylediğinden bi l-bahs keff-i yedle vakfiyyed üzere müvekkilesi mütevelliye-i mûmâi-leyhâya teslîmini da`vâ ve inkâra bi l-beyyine isbât-ı müdde`â itmeyen ba`de l-hükm mûcibince müdde`â-bihî olan akârât ve arsalar keff-i yed ve vakfiyyet üzere müvekkile-i mezbûre Esma Hanım a teslîme müdîr-i mûmâ-ileyh Hâfız Mehmed Efendi ye teblîğ olındığı nâtık ve meâl-i usûlüne muvâfık deyu fetvâhâne-i âlîden musaddak olup sûret-i musaddakası evrâk meyânında bulunan zabtına mutâbık ve muhteviyyât-ı lâyihâ dahi vârid olmağla usûlen icrâ-yı îcâbı zımnında evrâk-ı vâridenin livâ-yı mezkûr mutasarrıflığına iâde buyrulması tezekkür edilmek ol bâbda emr ve fermân hazret-i veliyyi l-emrindir. 4 Safer 1326. 122 123
HAFİZE HANIM BİNT-İ MUSTAFA 1 Hamdü senâ-i lâ yü`ad ol hâlik-ı kâinât ve râzik-ı mevcûdâta olsun ki âlemîni ketm-ü ademden sahrâ-yı vücâde ihrâç buyurdu ve mir ât-ı kulûbi mü minîni enver tevfîk ve hidâyet ile mükemmel ve mücellâ eyledi celle celâlühû ve amme nevâlühû ve lâ ilâhe gayrühû ve hediyyeten tahiyyât-ı gayr-i ma`dûde ve tuhfe-i teslîmât-ı gayr-i mahdûde ol hazreti risâlet penâh ve nübüvvet destikâhi efdali efrâd-ı beşer ve şefî`-i ehl-i rûz-i mahşer pîşüvâ-yı enbiyâ ve mürselîn muktezâ-yı evvelîn ve âhirîn ve rasûl-i rabbi l-âlemîn müctebâ Muhammed Mustafa salla llâhü ve sellem hazretlerinin ravzâ-i mübârekelerine olsun ki nizâm-ı âlem ve intizâmı benî âdem anların şeri`atı ile sâbittir ve dahî âl ve evlâd-i kirâm ve ashâb ve ahbâb-i zevi l-ihtirâm üzerlerine olsun ki her biri tarîki hakka hâdî ve sebil-i tevfîka münâdîlerdir. Rıdvânu llâhi te`âlâ aleyhim ecma`în. Ba`dehû mukarrerât-i umûr ve müsellemât-i cumhûrdan ki bu cihân-i gaddârın mâl ve câhi bi-karâr ve dünya-yı nâ-pâyidârın devlet ve tâc-ı müste`ardır merd-i hûd akıl ve dânâ oldur ki mâl mebâni hayrâtı vesile-i sa`âdet-i uhrevîye ve icrâ-yı merâsimi hasenâtı vâsıta-i izzet-i sermedîye bilüp, este`izü bi llâh ellezîne yünfîkûne emvâlehûm bi l-leyli vennehâri sirren ve alâniyeten fe-lehüm ecruhum inde rabbihim ve lâ havfün aleyhim ve lehüm yahzenûn 2 medlûlünce emvâl ve erzâkını vücûh-i hayrâta nisâr ve infâkı fî sebili llâhi ezdilü can ihtiyâr edüp kâle n-nebiyyü sallallahü aleyhi vesellem izâ mâtel-insanu inkata a ameluhû illâ min selasin ilmün-yentefe u bihi ve sadak atün câriyetün ve veledün sâlihun yed û lehû 3 alâ ibâdi llâhi te`âlâ mazmûn-i şerîfini mülâhaza ve meknûn bâdiye ve tastîr ve imlâsına sebeb-i âdiye oldur ki medîne-i Erzincan mahallâtından Cum`a 1 No: 49. Erzincan Cum`a mahallesi sakinlerinden Hafize Hanım binti Mustafa Vakfı na ait vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 2 Mallarını gece ve gündüz gizli ve açık hayra sarf edenler var ya onların mükâfatları Allah katındadır. Onlara korku yoktur, üzüntü de çekmezler. (Bakara, 2/274). 3 İnsan öldüğü zaman ameli kesilir. Ancak şu üç kişininki hariç. Kendisiyle faydalanılan ilim, kendisine dua eden salih bir evlat ve sadaka-i cariye bırakan. (Müslim, Vasiyet 14). 124 125
mahallesi mülhakâtından Yeniçerioğlı köşesinde sâkine fahrü l-muhadderât tâcü l-mestûrât el-hasenât Hafize Hanım bint-i Mustafa Ağa tarafından vekil-i şer`isi umdetü l ulemâil-kirâm es-seyyid Osman Efendi bin Hacı Ali Ağa meclîs-i şer`-i şerîfi râsihu l-evtâd mahfel-i münîfi vakfı âti l- beyâna li-ecli t-tescîl ve itmâm mütevellî nasb olunan zevci fahrü l-câhit dâru s-sa`âde-i seniyye silahşorlarından el-hâcc Hüseyin Ağa mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`i ve i`tirâf-i sarîh-i mer`i edüp vakf-ı âti z-zikrin sudûruna değin müvekkile-i muşârun-ileyhânın mutasarrıf olduğu Cum`a mahallesinde zevc-i mûmâ-ileyh ile müşterek hâne hissesi bir taraftan Emîn-i Fetvâ-yı Şerîf es-seyyit İsmail Hakkı Efendi hânesi bir taraf Hancıoğlu Salih Ağa ve iki taraf tarîk-i âmm ve Melik mahallesinde vâki` yine zevc-i mûmâ-ileyh ile müşterek bahçe ve menzillerin rub`-u hissesi bir taraf Çorûmîzâde Ömer Efendi ve üç haddi tarîk-i âmm ve Çakırman karyesinde bir bâb derûnunda âsiyâb ve dingini hasbeten li llâhi s-samed vakf-ı sahîh-i mü ebbed ve habs-i sarîh-i muhâlled ile vakıf ve habs edüp şöyle şart ve ta`yîn eyledi ki; Menzil-i mezkûr ve bahçe ve âsiyâb ve disk sâlifü l-beyânın hâsıla olan îcâre-i misliyelerinden evvelâ iktizâ eden ta`mîr ve termîmleri görülüp ve senevî îd-i edhâda bir kurban zebh olunup ve Câmi`i Kebîr de arka mahfelin sağ cânibinde bir berât fürûzan oluna ve fazlası menzîl-i mezkûrun pîşigâhında vaz`olunan çeşme ayaklarının bendleri oğlunun bahçe divârına değin ta`mîrine sarf olunup yine fazlası galleden vakıf için bi l-mürâbeha-i şer`iyye yed-i mütevellîde hıfz oluna tevliyet ve tasarrufu hayatta oldukça kendi yedinde olup bi-emri llâhi l-meliki s-sübhân azîme-i gülşen sarâ-yı riyâz-ı cinân olduklarında zevc-i mûmâ-ileyh el-hâcc Hüseyin Ağa şurût-ı mezkûre üzre mütevellî ola ve mûmâ-ileyh el-hâcc Hüseyin Ağa dahî vefât ettikte ekber evlâdi evlâd-i zükûru batnen ba`de batnin ve neslen ba`de neslin mâ teakabu ve mâ-tenâselu mutasarrıf olalar bu ta`yîn ve tahsîs-i şurût ve tebeyyün ve tenkîs kuyûd hatm-i kelâm ve istifa-yı merâm edüp, sâlifü l-beyân menâzil ve bahçe ve değirmen ve dingi fâriğan ani ş-şevâğil mütevelli-i mûmâ-ileyhe teslîm ve ol dahî vakfiyyet üzre ve riâyet şurût ve kuyûda sarfı takdîrine ihtimâm eyledi dedikte; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`i emirde tamâm ve hâl-i teslîm-i encâm bulmuş iken vekil-i mûmâ-ileyh inan-i kelâmını semt-i vifâktan cânib-i hilâfe edüp, egerçi vakf-ı akâr İmâm-ı A`zâm ve hümâmı efhâm hazretleri indinde sahîh gayr-i lâzım rücû` müvekkilenin mülküne istirdâd ederim deyu da`vâ-yı rücû`a şurû` ettikte mütevelli-i mûmâ-ileyh el-hâcc Hüseyin Ağa cevâb-ı bâ-evâba tesaddî edüp fi l-hakîka hâl-i takrîr olunan minvâl üzre İmâm-ı Sânî Ebu Yusuf aleyhi rahme indinde vâkıf mücerred vekaftü demekle şart-ı mezkûr mukârin olur ise ve İmâm-ı Sâlis Muhammed ibni Hasân eş-şeybâni indinde teslîm ettikten sonra vakıf sahîh ve anların re y-i rezîni isâbet rehinlerinde sıhhati vakıf müstelzimi lüzûmdur ve teslîmden imtinâ` ve nizâ` edüp sadr-i kitâbı tevki`-i müstetâb ile şeref-yâb olan hâkim huzûrunda müterâfi`an ve her biri faslü hasme tâlibân olduklarında hâkim-i mûmâ-ileyh esbeğa llâhü ni`amehû aleyh dahî cânib-i vakfa nazar ve mennâ`un li l-hayir olmaktan hazer edüp alâ kavl-i men yerâhü vakf-ı mezkûrun sıhhat ve lüzûmuna mebnî hüküm edüp vakf-ı mezbûr bi l-it- tifâk sahîh ve lâzım olup, nakz ve tenkîsine mecâl-i muhâl oldu. Este`izü bi llâh, Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 4 ve ecrü l-vâkıfı ale l-hayyi l cevâdi l-kerîm hurrire fi l-yevmi l-hâmisi işrîn min şehri Cemâziye l-evvel li-sene tis`a ve işrîn ve mieteyn ve elf. 4 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür.(bakara, 2/181). 126 127
HALİL AĞA BİN YUSUF BİN HALİL 1 el-hamdü li llâhi llezî şereha sudûre ibâdihî bi-envâ`i l-hayrât ve zeyyene kulûbe asdikâihî bi-inâyeti t-tevfîk limâ yuhibbuhû ve yerdâhu bi-sunûfi l-hayrât ve ce`ale l-vakfa sadakaten câriyeten lâ-yenkati`u eseruhâ bi-merr i s-sâ`ati ve ssalâtü ve s-selâmü alâ-nebiyyihî Muhammedin noktati dâireti l-mevcûdât ellezî halaka llâhu rûhahu l-mukaddese kable l-arzı ve s-semâvât ve evcede bi-şerefihî kâinen men kâne mine l-kâinât ve ale llezîne yubzilu cuhdehum fi t-ta`âti Ammâ ba`dü: İşbu vakfiyye-i sahîhanın tasdîr ve imlâsına bâdî oldur ki Erzincan ın Karaağaç mahallesi sâkinlerinden mütekâ`id Kolağası Kemahî Hacı Halil Ağa ibn Yusuf bin Halil medîne-i mezkûre mahkeme-i şer`iyyesinde zikr-i âtî vakfına li-ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta`yîn eylediği Kurşunlu mahallesi ahâlîsinden Hacı Hâfız Ahmed Şükri Efendi ibn Mustafa mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp vaktâ ki bu dâr-ı fenâ bî-sebât ve bî-bekâ olup nâim-i ma`raz-ı zevâlde ve mukîm-i şeref-i irtihâlde oldığını mülâhaza idüp es-sadkâtü fidyetün li l-ma âsi yevme yuh azü l-mücrimün bi n-nevâsi 2 ma`lûmum oldığından mâ`adâ ve ma tukaddimü li-enfusiküm min-hayrin tecidûhü inda llâhi hüve hayren ve âzame ecren 3 mefhûm-ı münîfinden habîr ve âğâh olduğum ecilden vakf-ı câi z-zikrin sudûruna değin silk-i milk-i sahîhimde müntazim ve münselik olup mezkûr Karaağaç mahallesinde vâki` rakam-ı ebvâbe müteveccihen cânib-i yemîni İmâm Mustafa Efendi kayınbiraderi Edhem Ağa ve yesârı Hacı Ali Efendi oğlı Mehmed ve Hüsni Bey hâneleri ve arkası sâhib-i sened bağçesi vechile tarîk-i âmm ile mahdûd ma`a müştemilâtı fevkânî ve tahtânî buyût-ı adîdeyi müştemil birbirine muttasıl harem ve selâmlık hânelerimle 1 No: 20. 611 numaralı defterin 38. sahîfe ve 20. sırasında kayıtlı Hacı Halil Ağa ibn Yusuf bin Halil Vakfı na ait 2 Cemaziyülevvel sene 1 329 (1 Mayıs 1 911) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 2 Sadaka, günahkârların alınlarından yakalanacakları günde günahlar için fidye (kefaret) dir. 3 Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz. Hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere. (Müzzemmil, 73/20). 128 129
ittisâlinde ki bağçemi bi-cümleti t-tevâbi` ve l-levâhık ve kâffeti l-hukûk ve l-merâfık hasbeten li llâhi l-aliyyi l-azîm ve taleben li-merzâti r-rabbi r-rahîm yevme lâ yenfe`u mâlun velâ benûn illâ men eta llâhe bi-kalbin selîm 4 ricâsı ile bi-niyyeti-i sâdıka ve azîmetin vesîka vakf-ı sahîh-i şer`î ve habs-i sarîh-i mer`î idüp şöyle şart eyledim ki; Menzil-i mahdûd-ı mezkûr harem ve selâmlık ittisâlindeki bağçe beher sene bâ-yed-i mütevellî semen-i misli ile âhere icâre virilüp hâsıl olan bedel-i icârdan evvelen mezkûr hâne ve bağçenin ta`mîr ve termîmleri icrâ ve emlâk rusûmı îfâ olundukdan sonra bâkî semeninden mezkûr Karaağaç mahallesinde vâki` câmi`-i şerîfe ta`lîk itmiş olduğum avizeli bir kıt`a gaz lambasının îkâd olunacak gazyağı mesârıfına elli guruş ve yine beher sene mezkûr câmi`-i şerîfde îkâd olunmak üzere üç kıyye don yağından ma`mûl bir kıt`a berât ta`bîr olunur büyük mum mesârıfı içün kezâlik elli guruş ve yine beher sene iyd-i azhâda bir re si kebş kurbân zebh olunması içün yüz guruş ve yine beher sene ramazân-ı şerîfde benim ve ebeveynim rûhları içün hâfızü l-kur ân ve müstakîm bir zât bir hatm-i şerîf kırâat idüp yüz elli guruş mezkûr zâta virile ve yine beher sene üç yüz guruş mesârıf ile şehr-i Rebî`ü l-evvelde it`âm-ı ta`âm ile mevlidi n-nebî kırâat idülüp ecr ve mesûbûtı ol seyyidi l-kevneyn ve resûli s-sakaleyn hazretlerinin ravza-i mutahhara-i mübârekelerine ihdâ olına bâkî kalırsa ol bâkî vakf-ı mezkûruma mütevellî ve nâzır olan zâtlara tansîf üzere ücret-i vazîfe ola ve vakf-ı mezkûrun tevliyeti ben hayâtda olduğum müddetçe yedimde olup vakf-ı mezkûrun tebdîl ve tağyîr ve taklîl ve teksîri merreten ba`de uhrâ yedimde ola ben bi-emri llâhi te`âlâ vefât itdiğimde vakf-ı mezkûruma sulbî sahîh oğlum Mehmed Dursun mütevellî ola ve ba`de vefâtihî evlâd-ı evlâd-ı zükûrunun ekber ve erşed ve aslah ve a`kali batnen ba`de batnin ve neslen ba`de neslin mütevellî ola ve zevcem Emine bint-i Mehmed nazırola ba`de vefatiha sulbiye kebire kızım Lütfiye nâzır ola ba`de vefâtihâ diğer kerimem Zekiye ve anın vefâtı ile diğer kerîmem Hediye nâzır ola ve 4 O gün ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah a kalb-i selim ile gelenler (o günde fayda bulur). (Şuara, 26/88-89) ba`de l-inkırâz hâkim-i belde ve cirânım ma`rifet ve re yi ve intihâbları ile mütedeyyin kimesneler mütevellî ve nâzır ola deyu ta`yîn-i şurût ve tebyîn-i kuyûd idüp fâriğan ani ş-şevâğil hâne ve bağçe-i mezkûrı mütevellî-i mûmâ-ileyhe teslîm ol dahi ber-vech-i vakfiyyet tesellüm ve kabz ve sâir mütevellîlerin evkâfda tasarrufları gibi bürheten mine t-tasarrufât tasarruf eyledi didikde; Gıbbe t-tasdîk vâkıf-ı mûmâ-ileyh kelâmını semt-i vifâkdan cânib-i hilâfa sârıf olup vakf-ı akâr inde l-imâm menzile-i âriyetde olup rücû`ı meşrû` olmağla vakf-ı mezkûrdan rucû` idüp ke l-evvel mülküme istirdâd iderim dediğimde mütevellî-i reşîd cevâb-ı sedîd virup gerçi inde l-imâm hâl bast olınan minvâl üzere ise de Arif-i Samedânî Ebu Yusuf eş-şehir bi l-imâmi s-sânî indinde vâkıf mücerred vakaftü dimekle ve İmâm Muhammed rahimehumu llâhi indinde teslîm-i ile l-mütevellî olmağla vakıf sahîh ve lâzım olur deyu redd ve teslîmden imtinâ` ve her biri mübteğâsınca huzûr-ı şer`de müterâfi`ân ve fasl ve hasme tâlibân olduklarında hâkim-i muvakki`-i sadr-ı kitâb tûbâ lehû ve hüsne meâb hazretleri hayr olmağdan hazer idüp âlimen bi l-hilâfi l-cârî beyne l-eimmeti l-eşrâf vakf-ı mezbûrun sıhhat ve lüzûmuna hükm itmeğin vakf-ı mezkûr sahîh ve lâzım ve nakz ve ibtâli mümteni` oldı. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 5 ve ecru l-vâkıfi ale lcevâdi l-kerîm hurrire zâlik fi l-yevmi s-sânî min-cemâziye l-evvel li-sene tis`a ve işrîn ve selâse mieteyn ve elf. 5 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür.(bakara, 2/181). 130 131
HALİL İBRAHİM SUKUTİ BABA 1 el-hamdü li llâhi el-vâkıfi alâ-külli hâlin el-münezzehi ani t-tağayyüri ve l-intikâl ve s-salâtu ve s-selâmu alâ-muhammedini l-mevsûfi bi-mekârimi l-ahlâki ve mehâsini l-hisâl ve alâ-âlihî ve ashâbihi l-âricîn ilâ-me`ârici l-kemâl. İşbu vakfiyyem ve vasiyet-nâme-i sâhibetü l-fehâvi ve vesîka-i şer`iyyetü l- metâvinin tahrîr ve inşâ ve tastîr ve imlâsına bâdî oldır ki vaktâ ki bu dâr-ı fenâyı bî-sebât ve bî-bekâ olup nâ`imi ma`raz-i zevâlde ve mukîm-i şeref-i irtihâlde oldığım mülâhaza idüp es-sadkâtü fidyetün li l-ma âsi yevme yuh azü l-mücrimün bi n-nevâsi 2 ma`lûm oldığından mâ-adâ ve mâ tukaddimû li-enfüsiküm ilâ-âhirihi mefhûm-ı münîfinden haberdâr oldığım ecîlden vakf ve vasiyyet-i câi z-zikrin sudûrına değin silk-i milk-i sahîhimde münselik ve munzabıt olan Erzincan ın Molla Güzel mahallesinde kâin tarafları şarken kendi hanımına garben tarîk-i âmm şimâlen kezâ tarîk cenûben Söylemez ve Terzi Bekir hâneleriyle mahdûd bâ-tapu mutasarrıf oldığım fevkanî iki oda tahtanîsi ahur ve merek ve cebhesi açık havlıyı müştemil hâne-i mahdûd-i mezkûrumu hüsn-i rızâm ve tayyîb-i ihtiyârım ile vakf-ı sahîh-i şer`î ile vakf ve habs eyledim şöyle ki; Mütevaffiye zevcem Züleyha nın zimmetimde nikâhı bulınan meblağ ile hisse-i irsiye-i şer`iyyesine mukâbil olmak üzere mezbûreyi dahi kezâlik müşterek eyledim ki ânın dahi rûhu içün bir hatm-i şerîf okuna ve ben lâbis-i libâs-ı hayât oldıkca tevliyeti yedimde ola ve her pazartesi ve cum`a akşâmları ve eyyâmlarında hatm-i hoca ve tilâvet-i Kur ân okunup ecr ve mesûbâtı ol Fâtihâ sûre-i nübüvvet ve hâtime-i nüshâ-i risâlet imâm-ı sufûf-ı enbiyâ ve müktedâ-yı sunûf-i asfiyâ Muhammedini l-mustafa aleyhi mine s-salavâti mâ-hüve l-ezkâ hazretlerinin ravzâ-i reyâhin-i cennet olan meşhed-i mu`attaralarına îsâr olınarak 1 No: 326. 610 numaralı defterin 289. sayfasının 326. sırasında kayıtlı Erzincan da Halil İbrahim Sukutî Baba Vakfı na ait 2 Rebî`ü l-evvel 1327 (24 Mart 1909) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 2 Sadaka, günahkârların alınlarından yakalanacakları günde günahlar için fidye (kefaret) dir. 132 133
tenvîr ve terşîh olınır ki vücûd-ı pürcûdu ba`is-i icâd-i benî âdem ve sebeb-i tekvîn-i levh u kalemdir ve tekrîm-i fırka-i ashâb-ı kirâm ve meşâyih-i vâcibetü l-ihtirâm ve bâ-husûs-i gavsü l-a`zam a`ni bihî Şeyh Mehmed hidâyeti l-vehbî hazretlerinin merkad-i mu`attaralarına ihdâ olına ki şâhrâh-ı reşâd ve minhâc-ı necâta her biri sipihr-i hidâyetde necm-i tâbdâr ve felek-i sa`âdetde bedr-i âlî tebârdır rıdvânu llâhi te`âlâ aleyhim ecma`în ve ben ba`de l-vefât zevcem Fatıma Hanım mütevellî ola ve mütevellî-i mezbûre Fatıma dahi ba`de l-vefât ve biraderi Veli Ağa olduğu badel vefat diğer Mustafa ve hemşiresi tûbâ dahi olmayalar ve ba`de vefâtihâ üvey oğlım Hacı Bekir Sami mütevellî olına zikr olınan şerâ`iti ba`de l-icrâ ve beher sene birinde helvâ tabhiyle mevlîd-i nebî kırâat olına hâsıl olan ecr u mesûbâtı celle şânuhû ve amme nevâlehû ve sıla-i salavât-ı mütevâsılât pîşvâ-yı cemâ`at-i enbiyâ ve müktedâ-i zübde-i asfiyâ Muhammedini l-mustafa aleyhi salavâtu llâhi mâdâmeti l-ardu ve s-semâ hazretlerinin Ravzâ-i Mutahhara ve meşhed-i mu`attaralarına ihdâ olına ki şâhrâh-ı reşâd ve minhâc-ı necâta imtinâ irşâd eyledi ve mübârizân-ı ve s-sâbikûnü s-sâbikûne 3 ve fâizâni ünvân-i ulâike l-mukarrebûn 4 olan âl ve evlâd ve ashâb ve asfâdları üzerlerine olsun ki herbiri cevâhir-i dîn-i mübîn hazine ve zevâhir-i şer`-i metine hârika-i zerrînedir rıdvânu llâhi te`âlâ aleyhim ecma`în ve sâniyen benim ve zevcelerim ve akraba ve ta`allukât bi l-cümle ervâh-ı müminîn müminât ve müslimîn müslimâta ihdâ olına ve mütevellî-i mezbûr Hacı Bekir Sami dahi vefât iderse oğlı Rıza Efendi mütevellî ola ol dahi ba`de l-vefât kerîmem Zarife ve diğeri Fatıma ve yiğenim İsmail batnen ba`de batnin mütevellî olalar deyüp hatm-i kelâm eyledim ve her kim işbu vakfiyeme ve vasiyet-nâmeme müdâhele idüp hilâfına hareket ider ise cenâb-ı ilâhinin dîvânına yüzleri kara geleler ve şefâ`at-i Muhammedî den dûr olalar ve s-selâm ve yine câi l-ayeti l-izâmın ma`nâ-yı latîf ve mefhûm-ı münîfin hedef olalar. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 5 sadaka llâhu l-azîm ve ecrü l-vâkıfı ale l-hayyi l-cevâdi l-kerîm. Cerâ zâlike hurrire fi l-yevmi s-sânî fî-şehr-i Rebî`ü l-evvel li-sene seb`a ve işrîn ve selâse mie- teyn ve elf. ( 2 Rebî`ü l-evvel 1327 ). Bâlâda muharrerü l-ism Sükûti Halil Baba nın bi l-cümle meşrûhâsını ve vakfiyesini ve vasiyetini istimâ idüp bizler dahi akrâba ve ta`âllukât ve vâris-i meşrû`asından bulundığımıza binâen bi t-tav`i ve r-rızâ her birerlerimiz zikr olınan şartları kabûl eyledik fi-mâ ba`d hayât ve memâtlarımızda tarafımızdan ve taraf-ı âherden bir gûna müdâhele ve mu`ârazamız olmayup işbu vakf ve vasiyet-i mücîz ve mücîze oldığımızdan işbu vakıf-nâmenin zîr-i imzâ ve temhîr kılındı fî 2 Rebî`ü l-evvel sene 1327. Vâkıf-ı mezbûrûn zevcesi Fatıma, vâkıf-ı mezbûrun kâinbirâderi Veli, vâkıf-ı mezbûrun yeğeni Hacı Bekir, vâkıf-ı mezbûrun kerîmesi Zarife, vâkıf-ı mezbûrun diğer kerîmesi Fatıma, vâkıf-ı mezbûrun akrabası Tuba, vâkıf-ı mezbûrun yeğeni İsmail. Şuhûdü l-vâkıfu l-mezkur Kadirî Dergâh Şeyhi Mehmed Efendi, Merhûmü l-mağfûr eş-şeyh Mehmed Hayyat Efendi, Reşâdetlü l-hâcc Senâi Efendi, Reşâdetlü eş-şeyh Mehmed Sıdkı Efendi, Necli l-merhûmü l-mağfûr eş-şeyh Mustafa Fehmi Efendi, Abdullahzâde Hacı Mehmed, Müştak Efendi el-hâcc Ahmed Efendi, Hacı Asım Efendizâde Fahreddin Efendi, Kadirî Şeyhi Hacı Mehmed Efendi, Şeyhü l-mevlevî Besim Efendi, Meşâyihimden Hacı Ömer bin Osman, Leblebeci Baba merhûmü l-mağfûrün Hafîdi Hamza Efendi ve gayruhum. 3 (Hayırda) önde olanlar (ecirde de) öndedirler. (Vakıa, 56/10). 4 İşte bunlar Allah a en yakın olanlardır. (Vakıa, 56/11). 5 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür.(bakara, 2/181). 134 135
HASAN AĞA BİN ALİ 1 Süleyman Remzi el-müvellâ hilâfe bi-medîne-i Kemah el-hamdü li llâhi llezî e`azze havasse ibâdihî bi-sarf-i emvâlihim ilâ-envâ`i l-hayrât ve e`ânehum ale -kitâbi` esnâfi l-mehâmidi ve l-meberrât ve s-salâtü ve s-selâmü alâ-resûlihî ve nebiyyihî Muhammedin hayri l-beriyyât ve alâ-âlihî ve ashâbihî ilâ-yevmi yestezillü l-mer u tahte s-sadakat. Ammâ ba`dü: İşbu vakfiye-i celîlü ş-şân ve cerîde-i bedî`ü l-ünvânın tahrîr ve inşâsına bâdî ve tastîr ve imlâsına âdî oldur ki: Medîne-i Kemah kurâlarından Kömür karyesi mahâllatından Kardud mahallesinde sâkin sâhibü l-hayrât ve l-hasenât Hacı İbrahim oğlu Hasan Ağa ibn Ali bin Abdullah medîne-i mezbûre mahkemesinde meclis-i şer`-i şerîf-i enverde vakf-ı âti l-beyâna li-ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta`yîn eylediği Rüşdi Efendi ibn Mehmed Hamdi Efendi mahzarında ikrâr-ı tâm ve tabîr-i ani l-merâm idüp atyeb-i emvâlimden ifrâz eylediğim bin guruşu hasbeten li llâhi s-samed vakf-ı sahîh-i müebbed ve habs-i sarîh-i muhalled ile vakf u habs idüp şöyle şart eyledim ki; Meblağ-ı mezbûr bin guruş alâ-vechi l-helâl bâ-yed-i mütevellî rehn-i kavî veyâ kefîl-i melî ile senevî ziyâde ve noksan ve kalemiye nâmıyla dahî bir nesne alınmayup devr-i şer`î iderek onu on bir buçuk hesâbı üzere istirbâh olınup hâsıl olan rıbhı ashâb-ı hâyratdan müteveffâ Hacı Bekir Ağa nın mahalle-i mezbûrede müceddeden binâ ve inşâ eylediği câmi`-i şerîfin hitâbetine virile ve ben lâbis-i libâs-ı hayât oldıkça vakf-ı mezkûrun tevliyeti bana vefâtımdan sonra batnen ba`de-batnin evlâdımın evlâdı ve evlâd-ı evlâdımın aslahına ve ba`de l-inkirâz akrabâmın aslahına ve ba`de l-inkirâz mârru z-zikr Kardud mahallesi ahâlîsinden beynlerinde tevlîyete muhtârları olan kimesneye meşrût ola ve vakf-ı mezbûrun tebdîl ve tağyîri ve teksîr ve tevfîri her kerrede yedimde ola ve bi-emri llâhi te`âlâ mürûr-ı eyyâm ve kürûr-ı a`vâm ile icrâ-yi şerâit-i 1 No: 10. 600 numaralı defterin 8. sayfa 10. sırasında kayıtlı Kemah ta Hacı İbrahim oğlu Hasan Ağa Bin Ali Vakfı na ait 1309 (1891/1892) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 136 137
mezkûre müte`azzire olır ise rıbh-ı mezkûr mutlakâ fukarâ-yi müslimîne sarf olına deyüp meblağ-ı mezbûr bin guruşu fâriğan anîş-şevağil mütevellî-i mezbûre teslîm ol dahî vakfiyet üzere kabz ve tesellüm ve sâir mütevellîlerin evkâfda tasarrufları gibi tasarruf eyledi didikde; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vâkıf-ı mezbûr butlân-ı vakf-ı nukûda ve zımnında olan kuyûda ba`dehu kavl-i adem-i lüzûma teşebbüs idüp mütevellî-i mezbûr dahî sıhhat ve lüzûma zâhib olan eimme-i dîn kavilleriyle mukâbele birle hüküm taleb idicek fî-zamâninâ beyne l-ulemâi l-izâm cârî olan vech-i muhtâr üzere hâkimü ş-şer` huzûrunda mürâfa`a olındıklarında ol dahî âlimen bi l-hilâfi l-cârî beyne l-eimmeti l-eşrâf vakf-ı mezbûrun evvelâ sıhhatına ve sâniyen lüzûmuna kazâ-i mer`î itmekle vakf-ı mezbûr sahîh olup min-ba`d nakz ve ibtâli mümteni`ü l-ihtimâl oldı. Cerâ zâlike ve hurrire fi l-yevmi l-hâmis ve l-işrîn min-şehri Zi l-hicceti ş-şerîfe li-sene tis`a ve selâse mieteyn ve elf. ( 25 Zi l-hicce 1309). Şuhûdu l-hâl Mübâşir İzzet Ağa ibn Ahmed, Odacı Ali Efendi ibn Mehmed Efendi, Muhzır Mustafa ibni l-hâcc Mustafa ve gayruhum. 138 139
HASAN BİN İBRAHİM 1 Mâ-fîhi mine l-vakfi ve ş-şurût cerâ indi ale l-mazbût ve hakemtü bi-sıhhatihî ve lüzûmihî âlimen bi l-hilâfi beyne l-eimmeti l-eşrâf harrerehu l-fakîru ileyhi âzze şânuhû es-seyyid Mehmed Raşid el-müvellâ hilâfe bi-kazâ-yı Kemah ma`a Gercanis gufira lenuma. el-hamdü li llâhi llezi e`azze havassa ibâdihî bi-sarfi emvâlihim ilâ envâi l-hayrâti ve e`anehum ale l-iktisâb esnâfi l-mehâmidi ve l-meberrât ve s-salâtü ve s-selâmü alâ-resûlihî ve nebiyyihî Muhammedin hayri l-beriyyât ve alâ-âlihî ve ashâbihî ilâ yevmî yestezıllu l-mer`u tahte s-sadakât. Ammâ ba`dü: İşbu vakfiye-i celîlü ş-şân ve cerîde-i bedî`ü l-unvânın tahrîr ve inşâsına bâdî ve tastîr ve imlâsına âdî oldur ki Vilâyet-i Anadolu da Dersim sancağında kâin Gercanis kazâsına muzâfe Hınzoru karyesinde sâkin sâhibü l-hayrât ve l-hasenât Karaoğlan oğlı Hasan bin İbrahim meclis-i şer`-i şerîf-i enverde vakf-ı âti l-beyâna li-ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta`yîn eylediği ketebe-i mahkemeden Hâfız Halil Efendi mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp atyeb-i mâlımdan ifrâz eylediğim üç bin guruşu hasbeten li llâhi l-azîm ve taleben li-cennâti n-nâim vakf-ı sahîh-i müebbed ve habs-i sarîh-i muhalled ile vakf ve habs idüp şöyle şart eyledim ki; Zikrolunan meblağ-ı mezkûr üç bin guruş alâ-vechi l-helâl bâ-yed-i mütevellî rehn-i kavî veya kefîl-i melî veyahud ikisinden biri ile senevî ziyâde ve noksân olmayup ve kalemiye dahi alınmayup ona on bir buçuk hesâbı üzere istirbâh olınup rıbh-ı mezkûrdan her ne hâsıl olur ise senevî beşer vukyeden on vukye şem`-i rûgan iştirâ olınup karye-i mezbûrede vâki` müceddeden inşâsına muvaffak olduğum mescîd-i şerîf mihrâbı önünde îkâd olına ve mescîd-i şerîf-i mezbûrda müceddeden minber vaz`ına izn ü icâzet-i seniyye-i cenâb-ı mülûkâne sezâvâr buyurul- 1 582/2 numaralı defterin 514. sayfa 387. sırasında kayıtlı Dersim de Karaoğlan oğlı Hasan Vakfı na ait 5 Cemâziye l-âhir 1275 (10 Ocak 1859) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevrisidir. 140 141
dukda hatîb olanlara senevî yüz yirmi guruş vazîfe virile ve rıbh-ı mezkûrdan her ne fazla kalur ise fazla-ı mezbûrdan lede l-hâce mescîd-i şerîf-i mezbûr ta`mîr ve termîm olına ve bâkî fazlası yed-i mütevellîde hıfz olına ve vakf-ı mezkûrun tevliyeti evvelen hayâtda oldukça kendüm mütevellî olup ba`de l-vefât evlâd-ı zükûrumun aslah ve erşedi ber-vech-i hasbî mütevellî ola ve ne`uzü bi llâhi te`âlâ ba`de l-inkirâzi l-küll kazâ-yı mezkûrda hâkimü ş-şer` olan efendiler re yleriyle sulehâdan birini kezâlik ber-vech-i hasb-i mütevellî eyleye ve şurût ve kuyûd-ı mezkûra ri`âyet müte`azzire olur ise rıbh-ı mezkûr mutlaka fukarâ-yı müslimîne sarf oluna deyu ta`yîn-i şurût ve tebyîn-i kuyûd birle hatm-i kelâm eyledikden sonra meblağ-ı mezbûru fâriğan ani ş-şevâğil mütevellî-i merkûma teslîm eylediğinde ol dahi ber-vech-i vakfiyyet bi t-tevliyet tesellüm ve kabz ve kabul vesâir evkâf mütevellîleri misillü tasarruf eyledi didükde; Gıbbe t-tasdîk emr-i vakf tâmâm ve hâl-i teslîm encâm bulmuş iken vâkıf-ı merkûm vakf-ı mezbûrdan rücû` ve da`va-yı istirdâda şurû` idüp mebniyyen alâ-ihtilâfi l-eimme kemâ hüve l-mestûru fi l-kütübi l-fıkhiyye mütevellî-i merkûm ile müterâfi`ân ve her biri mübteğâsınca fasl ü hasme tâlibân olduklarında hâkim-i muvakkı`-i sadr-ı kitâb tûbâ lehû ve hüsne meâb efendi hazretleri dahi tarafeynin kelâmlarına nazar ve mennâ`un li l-hayr olmakdan hâzer idüp vakf-ı mezbûrun evvelen sıhhatine ve sâniyen lüzûmuna hükm-i sahih-i şer i ve kazâ-yı sarîh-i mer`î idüp min-ba`d vakf-ı merkûm sahîh ve lâzım olup nakz ve nakizine mecal muhal ve tagyir ve tebdiline imkan adimu l-ihtimal oldu. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 2 Cemaziye l-ahir sene hamsin ve seb ine ve mieteyn ve elf. (5 Cemaziye l-ahir 1275 H). 2 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işiten ve (her şeyi) bilendir. (Bakara, 2/181). 142 143
HATİCE HATUN BİNT-İ MUSTAFA 1 Medîne-i Erzincan ın Molla Güzel mahallesinde sâkin zâtı ta`rîf-i şer`i ile mi`arrefe olan sâhibetü l-hayrât ve râğibü l-hasenât aşçı Mehmed zevcesi Hatice Hatun bint-i Mustafa medîne-i mezkûr mahkemesinde meclis-i şer`-i şerîf-i enverde takrîr-i kelâm idüp bundan akdem zikr-i âtî vakfıma li-ecli t-tescîl mütevellî nasb eylediğim Tılhası karyeli Lökoğlı Hâfız Halid Efendi ibn Hacı Mustafa mahzarında bâ-tapu yedimde malım ve mülküm olan mahalle-i mezkûrda vâki` rakam-ı ebvâbe müteveccihen cânib-i yemîni tarîk-i hâss ve yesârı Derviş Efendi ve arkası Kantaroğlı İbrahim hâneleri ve cebhesi tarîk-i âmm ile mahdûd buyût-ı adîde ve havlıyı müştemil fevkânî ve tahtânî bir bâb menzilimi bi-cümleti t-tevâbi` ve l-levâhık vakf-ı sahîh-i şer`î ile vakf ve habs idüp şöyle şart ve ta`yîn eyledim ki; Menzil-i mahdûd-ı mezkûr beher sene bedel-i misli ve mütevellî yedi ile icâreye virülüp bedel-i icârından evvelen beher sene ta`mîr ve termîmi bi l-icrâ ve vergiyi nizâmîsi ba`de t-tesviye beher sene ruhum içün on kıyye ton mum yağından iki kıt`a berât-ı malı ile Câmi-i Kebîr ya`ni Gülâbibey nâm Câmi`-i Şerîf de îkâd olına ve yine beher sene biri benim ve biri pederim Mustafa ve biri vâlidem Fatma ve biri zevcim Mehmed ve biri sadrî oğlum Salih ruhları içün beş sehimlik bir re si bakar zebh kurban oluna ve yine ruhum içün beher sene altı def`a hatm-i tilâvet-i Kur ân olına ve fazla kalur ise vakf-ı mezkûruma mütevellî olan kimseye vazîfe ola ve vakf-ı mezkûrumun infâz ve tevliyeti ben lâbis-i libâs-ı hayât oldukça yedimde ola ben ba`de l-vefât mezbûr Hâfız Halid Efendi mütevellî ola ve mezbûr Hâfız Halid Efendi ba`de l-vefât mütevellî-i mezbûr Hâfız Halid in evlâd-ı evlâd-ı evlâd-ı zükûrunun ekber ve erşedi batnen ba`de batnin mütevellî ola ve evlâd-ı zükûru ba`de l-inkırâz evlâd-ı inâsının kezâlik ekber ve erşedi mütevellî ola ve ba`de l-inkırâzi l-küll hâkim-i belde ma`rifeti ve komşular re yleri ile bir mütedeyyin 1 No: 176. 611 numaralı defterin 170. sahife ve 176. sırasında kayıtlı aşçı Mehmed zevcesi Hatice Hatun bint-i Mustafa Vakfı na ait 4 Rebî`ü l-âhir sene 1323 (8 Haziran 1905) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 144 145
kimesne mütevellî ola ve mütevellî olan kimse diler ise menzil-i mezkûrı icâra virmeyüp kendisi içerisinde ikâmet iderek şerâit-i vâkıf-ı mezkûru ber-vech-i meşrûh îfâ ide deyu menzil-i mahdûd-ı mezkûr fâriğan ani ş-şevâğil mütevellî-i mezbûra teslîm ol dahi sâir mütevellîyân-ı evkâf gibi bürheten ani z-zemân vakfiyyet üzere bi t-tevliye tasarruf itdikden sonra ve ben semt-i vifâkdan cânib-i şikâka âzim ve mütevellî-i mezbûrla husûmet ve nizâ`a câzime olup vakf-ı akâr muhtâr-ı eimme-i ahyâr olan İmâm-ı Azam ve hümâm-ı efham hazretleri indinde sahîh iken menzile-i âriyetde olup şeref-i lüzûmu müstelzim olmağla vakf-ı mezkûra rucû` câiz ve râci`i emr-i meşrû` gayr-i mütecâviz olmağın menzil-i mezkûru ke l-evvel mülküme istirdâd iderim deyu da`vâ ve mütevellî-i reşîd münâsib cevâb-ı sedîd virüp gerçi inde l-imâm-ı Azam hâl bast ve tafsîl olınan minvâl üzere idüği cây-i işkâl değildir lâkin Arif-i Samedânî Ebu Yusuf eş-şehir bi l-imâmü s-sânî indinde vâkıf mücerred vakaftü dimekle ve İmâm-ı Rabbânî Muhammed bin Hasan eş-şeybânî indinde teslîm-i ile l-mütevellî ve te yîd zikri ile vakıf lâzım olur deyu redd teslîmden imtinâ` ve bu vech ile husûmet ve nizâ` birle medîne-i mezkûrda vekîl-i hâkimü ş-şer`î bulunan Müfti fazîletlü Osman Efendi ibn Hacı Sadık Efendi huzûrunda müterâfi`ân ve her birimiz fasl ve hasme tâlibân olduklarımızda vekîl-i hâkim-i mûmâ-ileyh dahi tarafeynin edillesine nazar ve mubtıl-i hayr olmakdan hazer idüp âlimen bi l-hilâfi l-cârî beyne l-eimmeti l-eslâf binâen-alâ-kavli men yerâhu vakf-ı mezbûrun sıhhat ve lüzûmuna hükm itmeğin min-ba`d vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım olmağla vakf-ı mezkûru ol târîhde ta`yîn bin üç yüz yirmi iki senesi Zi l-hicceti ş-şerîfesinin yirmi üçüncü târîhi ile muverrah bir kıt`a hüccet-i şer`iyye ile mezbûr Halid Efendi yi mütevellî nasb ve ta`yîn itmiş isem de mütevellî-i mezbûr Halid ve evlâdları mezbûrunu tevliyyet-i mezkûreden azl ve ihrâc birle mahalle-i mezbûre ahâlîsinden Abdullah Efendizâde Hacı Mehmed Müştak Efendi ibn Hacı Ahmed Efendi yi vakf-ı mezkûruma muharrere-i mezkûre üzere mütevellî nasb ve ta`yîn eyledim ba`de vefâtihî mütevellî-i mezbûr Hacı Mehmed Müştak Efendi nin evlâd-ı zükûrunun ekber ve erşedi batnen ba`de batnin mütevellî ola deyu ta`yîn-i şurût eyledim didikde; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î mâ-vaka`a bi t-taleb ketb olındı fi l-yevmi r-râbi` min-şehri Rebî`ü l-âhir li-sene selâse ve işrîn ve selâse mieteyn ve elf. (Rebî`ü l-âhir sene 1323). 146 147
HIZIR ÇELEBİ BİN DERVİŞ İLYAS 1 Bu vakıfnâmenin ahkâm-ı muhkemesini tahvîl hiçbir hâkime mubâh degildir ya`nî hiçbir hâkim buna me zûn degildir. O ahkâm, yerler ve gökler durdukca dâim olup şartlarını muhâfaza ehemm-i farâizdendir. Ve babanın evlâdınâ şefkâtı, mevtinden mukaddem anların işlerini tanzîm ve anların hakkında aslah ve elyâk olan husûsâtı tefekkür ve kendisi kabîrde yattığı zamânda anları halka ihtiyâçtan korumaktır. Binâen-aleyh baba zengin olsun fakîr olsun gerek hayâtında ve gerek hayâtından sonra evlâdının menfa`âtına çalışır ve anların helâkından korkarsa günlerin hâdisâtından servetinin zâyi` ve telef olması tehlikesinden dolayı emlâkını vakf ider. İşte bu sebeplerden dolayı merhûm Seyyid Derviş İlyasoğılları Hızır Çelebi ve Berkalem ad ile anılan pek azîz ve kerîm ve şerefli bu iki kardeş tâsârrufât-ı kavliyye ve fiiliyyelerinin şer`an cevâzi hâlinde ve mürîd ve muhtâr olarak hâlis mülk ve mallarından Erzincan beldesinde binâ itdikleri şöhretine binâen tahdîtden müstağnî hamâmın tamâmını ve Papret tevâbi`inden olup mahallelerindeki şöhretine mebnî tahdîtden müstağnî Peğok ve Selâmot karyelerinin tamâmını ve Sudak tevâbiinden olup şöhretine mebnî tahdîtden müstağnî Çelebi karyesinin tamâmını zükûrdan olup batnen ba`de batnin ve neslen ba`de neslin tevâlüd ve tenâsül iden evlâd ve evlâd-ı evlâdlarına ve zükûr münkariz olursa inâstan olup batnen ba`de batnin ve neslen ba`de neslin tevâlüd ve tenâsül iden evlâd ve evlâd ve evlâdlarına ve vâkıfın zükûr ve inâs nesli münkariz olursa el-akreb fe l-akreb usûli üzere asâbat-i nesebiyyelerine ve anların batnen ba`de batnin ve neslen ba`de neslin tevâlüd ve tenâsül iden zükûr evlâdına ve asâbat ve anların evlâd-ı zükûrı da münkarız olursa el-akreb fe l-akreb usûli üzere zevi l-erhâmdan olan akrabâlarına ve bunlar münkarız olup kimse kalmazsa azadlılarına ve azadlıların batnen ba`de batnin ve neslen ba`de neslin te`âkub ve tenâsül iden inâs hâric 1 No: 41. 584 numaralı defterin 75. sahife ve 41. sırasında kayıdlı Hızır Çelebi ve Berkalem nâmlarındaki iki kardeşe ve babaları Derviş İlyas a ait 903 (1497/1498) tarihli Arapça vakfiyyenin dua cümleleri hariç olarak yeni harflere çevirisidir. 148 149
olarak zükûr evlâdlarına vakf itdiler ve utekânın evlâd-ı zükûrı münkariz olursa fukarâ-yı müslimîne vakf olacaktır. Mûmâ-ileyhimâ vâkıflar mezbûr mevkûfâtın tevliyetini kayd-ı hayât ile nefîslerine şart kıldılar sonra mezbûr tevliyet İslâm kâdîlarından vakıflar, vilâyeti altında bulunan kâdînın re yine mufavvaz olacakdır ve yine vakıflar mezbûr mevkûfâtın hâsılının evvelâ Erzincan da vâki` hamâmın imâret ve meremmetine sarf olunmasını ve bundan artanın zikr olunan mevkûfun-aleyhlerin havâyicine yukardaki tertîb üzere masrûf olmasını şart kıldılar ve vakıflarını sahîh ve şer`î ve ebedî ve sermedî ve muhalled olarak vakf itdiler. Bey`, hibe, rehîn ve istirhân ve bir seneden ziyâde müddetle îcâr ve dünyânın sonuna kadar hiçbir vech ve sebeple taksîm ve istibdâl ve temlîk ve irs yapılamaz ve kezâlik esbâb-ı subûtiyye-i şer`iyye ile vaz`hân sâbit oldı ki mûmâ-ileyhimâ vâkıfların babâlârı Seyyid Derviş İlyas, leh ve aleyhine olan kavîl ve ikrârlarına şer`-i şerîfin i`tibâr itdigi zamânda dâru n-necât olan Papret tevâbi`inden olup şöhretine binâen tahdîtden müstağnî Ketori karyesi nâmındaki karyenin tamâmından hâlis mâl ve mülkünden olan üç rub`-ı zükûrdan batnen ba`de batnin ve neslen ba`de neslin tevâlüd ve tenâsül iden evlâdına ve evlâd-ı evlâdına ve bunlar münkarız olursa inâsdan batnen ba`de batnin ve neslen ba`de neslin inkırâzlarına kadar teselsül iden evlâdına ve evlâd-ı evlâdına vakf ve habs itdi. Bu vakıfta mevkûfun-aleyh olanların tertîbi ayn ile zikr-i sebkâdan mevkûfun aleyhlerin tertîbi gibidir ve kezâlik tevliyetdeki tertîb dahi ayn ile sâbık vakfın tevliyetdeki tertîb gibidir. Vâkıf Derviş İlyas bu vakfın sahîh ve şer`î olarak vakf itdi. Hiçbir vech ve sebeple bey`, hibe, rehîn, istirhân ve îcâr ve istibdâl ve temlîk olunamaz Müslümanlardan hiçbirisine ve bâ-husûs vâli ve kâdî ve bu vakfı hiçbir vech ve sebeple ibtâl ve asıl vaz`ından tağyîr helâl degildir. Her kim tebdîl iderse günâhı ancak ana râcî` ve Cenâb-ı Hakk semî` ve alîmdir. Ve bu vakfı ibtâl ve tağyîr idenlere Cenâb-ı Hakk ve melekleri ve cümle nas la`net itsin. Bu vakıfnâmenin mazmûnuna hükm ve işhâd vâki` oldı. Meclis-i hüküm ve işhâdda hâzır olup şehâdet idenler: Mevlâ-yı mükerrem Abdurrahman ibn Mevlânâ merhûm Mehmed, Mevlâ-yı Azzi Musa ibn Ahmed, merhûm Mevlâna İbrahim oğılları Mevlânâ Halil, Şeyh Mehmed, Hoca Ali ibn merhûm Hayreddin, Mevlânâ Sudûr ibn Şeyh Ahmed ma`rûf, Mevlânâ Züfer ibn merhûm Mevlânâ Mürsel, Mevlânâ Hacı Kaya ibn Hasan vesâiredir. 150 151
HÜSEYİN AĞA BİN MEHMED 1 Es-Seyyid Osman Nuri el-müvellâ hilâfe bi-kazâ-i Eğin nemekahü l-fakîru es-seyyid Ali gufire lehû. el-hamdü li llâhi llezî e`azze limen vakafe mâlehu li-merzâtihi ecren-cezîlen ve şükrü lehû li-inâmihi ale l-vâkıfîne hasaneten latîfe ve rızâen cemîlen ve ssalâtu ve s-selâmu alâ-resûlihillezi hayyere ukûle l-ecvâri bi l-keremi ve ahate l-afaka berahânuhû bi s-seyfi ve l-kalemi ve alâ-âlihî ve ashâbihi llezîne teve s-se`u dâirete l-hayrâtı bi s-sünneti ve l-kitâbi ve men-iktedâ ileyhim emine min-masâibi l-haşri ve l-hisâb. Ammâ ba`dü: İşbu vakfiyye-i sahîhatü l-fehâvi ve vesîka-i şer`iyyetü l-matâvinin tahrîr ve inşâsına ve tastîr ve imlâsına bâdî ve bâis oldır ki, Mâ`mûretü l-azîz Sancâğı dâhilinde Eğin kasabası mahallâtından Orta Câmi`-i Şerîf mahallesinde sâkin fahru l-akrân Cumikzâde el-hâcc Hüseyin Ağa ibn Mehmed bin Hüseyin meclis-i şer`-i şerîf-i enverde zikr-i âtî vakfına li-ecli t-tescîl mütevellî nasb olunmakla tevliyeti kabûl iden yine mahalle-i mezbûrede sâkin Müftizâde Ebû Bekir Hilmi Efendi ibn İbrahim Efendi mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp mezkûr Orta Câmi`-i Şerîf civârında şirâen yedimde mülküm ve hakkım olup bir tarafı Betna Güci oğlı Artin ve yağhânesiyle Taşdibi Câmi`-i Şerîfine meşrûta vâkıf hamam ve bir tarafı dere ve tarafeyni tarîk-i âmm ile mahdûd arsa üzerine müceddeden binâ ve inşâ eylediğim fevkânî yedi bâb oda ve bir memşâ ve tahtânî kebîr hızarcı mağazası ve bir havluyu müştemil menzilimi kaffe-i tevâbi` ve levâhıkı ile vakf-ı sahîh-i müebbed ve habs-i sarîh-i muhalled ile vakf ve habs idüp şöyle şart eyledim ki; Menzil-i mezkûrede hâlisen li-vechi llâhi tedrîs-i ulûm olunarak medrese ittihâz olına ve medrese-i mezkûrenin tedrîs ve tevliyeti sulbî kebîr oğlum İstanbul ders-i âm hocalarından el-hâcc Mehmed Efendi ye ve andan sonra mûmâ-ileyhin batnen ba`de batnin evlâd-ı zükûrunun 1 No: 253. 589 numaralı defterin 141. sahîfe ve 253. sırasında kayıtlı Elazığ-Eğin de Hacı Hüseyin Efendi Vakfı na ait gurre-i Cemâziye l-âhir 1297 (Mayıs 1880) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 152 153
a`lem ve erşedine ve ma`âza llâhi te`âlâ mûmâ-ileyhin evlâd-ı münkarıze olur ise tedrîs ve tevliyet-i mezkûre hâkimü ş-şer`î ve müftiyi belde ve mu`teberâtı ulemâ-i memleketin intihâbiyle bir ehl ve erbâbına tefvîz olına ve mezkûr hızarcı mağazasının îcârı müderris ve mütevellîsine virile ve beher cum`a gecesi müderris bulunanlar tarafından bir yâsin-i şerîf ve üç ihlâs ve fâtiha-i şerîfe kırâat olınup sevâbını ruhuma tahsîs olına deyu ta`yîn-i şürût ile menzil-i mezkûru fâriğan ani ş-şevâğil mütevellî-i mezbûre teslîm ol dahî ba`de t-tesellüm ve l-kabz tasarruf eyledi didikde; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î emr-i vâkıf tamâm ve hâl teslîm-i encâm bulmuş iken vâkıf-ı mezbûr semt-i vifâkdan cânib-i şikâka sülük ile vakf-ı mezbûrdan rücû` ve mütevellî-i mezbûr ile husûmet ve nizâ`a şürû` idüp vakf-ı akâr İmâm-ı Azam ve hümam-ı efhâm Ebû Hanîfe el-kûfi hazretleri katında menzile-i âriyetde olmağla rücû` meşrû` oldığundan menzil-i mezkûru ke l-evvel mülküme istirdâd iderim diyicek mütevellî-i sühan-sâz cevâbı bâ-sevâba ağaz idüp eğerçi inde l-imâmi l-a`zâm hâl bast olunan minvâl üzere cây-i işkâl değildir lâkin Arif-i Samedânî Ebû Yusuf eş-şehir bi l-imâmi s-sânî hazretleri katında vâkıf mücerred vakaftu dimekle ve İmâm Muhammed bin Hasan eş-şeybânî hazretleri katında teslîmi ile l-mütevellî olmağla vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım oldı deyu redd ve teslîmden imtinâ`ile hâkim-i muvakki`-i sadr-i kitâb lâ zâle hükmühû câriyen bi l-hakkı ve s-savâb hazretleri huzûrunda müterâfi`ân ve her biri fasl u hasme tâlibân oldıklarında hâkim-i müşârun-ileyh esbeğa llâhu ni`âmehû aleyh hazretleri dahî tarafeynin edillesine nazar ve mubtil-i hayr olmakdan hazer idüp âlimen bi l-hilâfi l-cârî beyne l-eimmetil eslâfi vakf-ı mezbûrun sıhhat ve lüzûmuna hükm itmeğin min-ba`d vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım oldı. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 2 ve ecrü l-vâkıfı ale l-hayyi l-cevâdi l-kerîm. Cerâ zâlike ve hurrire fî-gurreti Cemâziye l-âhir li-sene seb`a ve tis`îne ve mieteyn ve elf. (Gurre-i Cemâziye l-âhir/1297). Şuhûdu l-hâl; Sadık Ağazâde Hasan Ağa, Alemdârzâde Mustafa Hayri Efendi, Abdulfettahzâde Hüseyin Efendi, Balizâde İbrahim Efendi, Kemer (Gümrük) Kâtibi Hacı Kasımzâde Ali Efendi, Mahkeme Kâtibi Mehmed Ali Efendi, Attarzâde Bişar Efendi, Balizâde Mehmed Ağa, Abdulfettahzâde Ahmed Şerîf Efendi, Muhzır Hasan Ağa. 2 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür. (Bakara, 2/181). 154 155
HÜSEYİN AĞA BİN ABDULLAH 1 el-hamdü li llâhi llezî e`azze havâsse ibâdihî bî-sarfi emvâlihim ilâ-envâ`i l-hayrât ve e`ânehüm ale l-iktisâbi esnâfi l-mehâmidi ve l-meberrât ve s-salâtü ve s-selamü alâ-resûlihî Muhammedin hayri l-beriyyât ve alâ-âlihî ve ashâbihî ilâ-yevmi yestezıllü l-mer`ü tahte s-sadakât. Ammâ ba`dü: İşbu vakfiyye-i celîlü ş-şân ve cerîde-i bedî`ü l-ünvânın tahrîr ve inşâsına bâdî ve tastîr ve imlâsına âdî oldur ki Erzincan sancağı dâhilinde kâin Refahiye kazâsına tâbi` Mank karyesi ahâlisinden sâhibü l-hayrât ve l-hasenât Yakub oğlu Hüseyin Ağa ibn Abdullâh bin Yakub meclis-i şer`-i şerîf-i enverde ve yine karye-i mezkûre ahâlisinden vakf-ı âti l-beyâna li-ecli t-tescîl ve l-itmâmi l-vakf mütevellî nasb ve ta`yîn eylediği diğer Yakub oğlu Mikdat Ağa ibn İbrahim Ağa mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp atyeb-i mâlımdan ve enfes-i menâlimden ifrâz ve kemâl-i imtiyâz ile mümtâz eylediğim nakdi râyicü l-vakt dört bin guruşu hasbeten li llâhi s-samed vakf-ı sahîh-i müebbed ve habs-i sarîh-i muhalled ile vakf ve habs idüp şöyle şart ve ta`yîn eyledim ki; Meblağ-ı mezkûr dört bin guruşu alâ-vechi l-helâl bâ-yed-i mütevellî rehn-i kâvî veya kefîl-i melî ile senevî ziyâde ve noksân olmayup ve kalemiyye nâmiyle bir nesne alınmayup onu on bir buçuk hesâbiyle istirbâh olınup hâsıl olan rıbhından karye-i mezkûrede müceddeden binâ ve inşâ eylediğim câmi`-i şerîfde imâm olacak zâta senevî iki yüz otuz guruş vazîfe virile ve hatîb olacak zâta dahi iki yüz guruş virile ve rıbh-ı mezkûrdan fazla yüz yetmiş guruşdan yüz otuz guruşu cami-i şerifin ta`mîr ve termîm vesâir levâzımı zarûriyesine ve fazla kalan kırk guruş ile câmi`-i şerîf-i mezkûrda îkâd olınan kanâdil içün rûgan-i zeyt mübâya`a olınup kanâdil-i mezkûrelere harc ve sarf olına deyü meblağ-ı mezkûr dört bin guruş fâriğan ani şşevâğil mütevellî-i mezbûr Mikdat Ağa ya teslîm eyledi- 1 No:169. 591-5 numaralı defterin 167. sahife 169. sırasında kayıtlı Erzincan da Yakub oğlu Hüseyin Ağa Vakfı na ait 3 Muharrem 1300 (14 Kasım 1882) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 156 157
ğimde ol dahi vakfiyyet üzere kabz ve tesellüm vesâir mütevellîlerin evkâfda tasarrufları gibi tasarruf eyledi didikde; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vâkıf-ı mezbûrun butlân-ı vakf-ı nukûd ve zımnında olan kuyûda ve ba`dehû adem-i lüzûma teşebbüs idüp mütevellî-i mezbûr dahi sıhhat ve lüzûma zâhib olan eimme-i dîn rahmetu llâhi te`âlâ aleyhim ecma`în hazerâtının kavilleriyle mukâbele birle hükm taleb idicek fî-zamâninâ beyne l-ulemâi l-izâm cârî olan vech-i muhtâr üzere hâkim-i muvakkı`-i sadr-i kitâb tûbâ lehû ve hüsne meâb Efendi huzûrunda müterâfi`ân olup ve her biri mübteğâsınca fasl u hasma tâlibân oldıklarında ol dahi âlimen bi l-hilâfi l-cârî beyne l-eimmeti l-eslâf vakf-ı mezkûrun sıhhatine ve sâniyen lüzûmuna hükm-i sahîh-i şer`î ile kazâ-i sarîh-i mer`î itmeğin ol vechile vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım olup min-ba`d nakz ve ibtâli mümteni`ü l-ihtimâl oldı ve ecri l-vâkıfı ale l-hayyi l cevâdi l-kerîm hurrire fi l-yevmi s-sâlis min-muharremü l-harâm li-sene ve selâse mieteyn ve elf. Şuhûdu l-hâl; Mustantik Mehmed Efendi ibn İsmail Bey, Mustantik Mu`avini Hasan Efendi ibn Abdullah Efendi, Muhzır Salih Efendi ibn Osman Efendi, Muhzır Tahir Efendi ibn Yusuf Efendi ve gayruhum. 158 159
HÜSEYİN AĞA BİN EMİR ÇELEBİ 1 Hamd ve senâ sanadır Allâhım salât ve selâm da mahlûkâtın en şereflisi olan Hazret-i Muhammed e ve hidâyet yıldızları olan âl ve ashâbınadır Bundan sonra dünyâ gurur mahallidir sürûr yeri değil harâb evidir karar evi değil nimetleri geçen bir gölge gibi onda oturan da göçen bir misâfir gibidir. Onda feyz bulanlar ancak âhireti için hâzırlık görenler ve yarın için azık yığanlardır. Vâkıf da öyle bir sadaka-i cârîyedir ki hayrı kesilmez faydaları bekâ ve fenâ hâlinde de hep tazelenir. Peygamberlerin Seyyidi müttakîlerin imâmı buyırdığı gibi ademoğlı ölünce amelleri kesildi ancak faydalanılan ilim kendisine du`â iden sâlih oğul ve sadaka-i cârîye bırakanlar müstesnadır. Vaktâ ki Cenâb-ı hak hayrât ve hasenât sâhibi Hacı Hüseyin bin Emir Çelebi yi lütüf ve fazlından sa`âdet ve hidâyet yollarına irşâd idince anlamışdır ki insan yediklerini yok ediyor giydiklerini eskitiyor ancak en yakınlarına ki evlâtlarıdır tâsadduk itdiklerini ibkâ idiyor demektir. Öyle olunca o da Allâh ın sevâbını umarak ona yakınlaşmak kalbi selimle Allâh a varmakdan başka mâl ve oğulların hiç bir fayda virmediği bir günde onun elim azâbından kaçınmak niyet ihâlisâsıyla hâli sıhhatte tasarrufâtının nefâzı sırasında ve aklı tamken ikrâh ve icbâr ile değil ihtiyârı olarak işbu vakfiyyenin kendisinden südûrına kadar elinde mülki ve tahtı tasarrufında olan emvâlini vakfı muhalled ve habsi müebbed ile vakf itmişdir ki onlar da şunlardır: 1- Erzincan tevâbi`inden Sılbıs köyünde kâni bir kıt`a büyük bağçenin hepsini ki şarken Melik Sâlih mülkiyle kıble ve şimâl tarafından yol ile garben Emir Yusuf Kethüdâ bağçesiyle mahdûddır 2- Kezâ Güllübağ diye anılan bağçeyi iki şark ve kıble tarafından yol ile garben Çerçi Ali arz ile şimâlen suyolu ile mahdûddır 1 No: 243. 604 numaralı defterin 173. sayfa 243. sırasında kayıtlı Erzincan da Hacı Hüseyin Vakfı na ait 984 (1576/1577) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 160 161
3- Hah köyünde birbirine muttasıl etrâfı çevrilmiş diğer iki kıt`a ki hudûdları şarken yol ile garp ve kıble cihetinden suyolu ile şimâlen ise Vertuvan Kirkor Abali mülkler ile mahdûddır 4- Adı geçen köyde bulınan bir kıt`a arz ki Gârîp Mülki diye ma`rûfdur ve şarken Pavel arzıyla şimâlen Mehmed ve Hocik arzıyla garben Selvik ve Zârîk arz ile kıble tarafından ise Emir Yusuf Kethüdâ arz ile mahdûddır 5- Yine adı geçen köyde vâki` bir kıtaki şarken Bedrik arzıyla garben Mıgırdıç arzıyla kıble tarafından Meldon arzıyla şimâlen Ali arzıyla mahdûddır 6- Yine adı geçen köyde bir kıt`a arz ki Zervar mülki diye ma`rûf olup kıble tarafından Markiri arzıyla garben Azad arzıyla şarken yolla şimâlen Haçuk arzıyla mahdûddır 7- Bedrü z-zîr diye ma`rûf olan bir kıt`a arz ki kıble tarafından Canik arzıyla garben Baronuk arzıyla şimâlen suyolu ile şarken Canik arzıyla mahdûddır 8- Mezkûr köyde vâki` bir kıt`a yerki kıble ve şimâl tarafından yol ile şimâlen Nuri arzıyla garben mezbûr vâkıfın arzıyla mahdûddır Vâkıf bunların hepsini bütün hudûd ve hukûk ile tevâbi ve levâhıkile yol ve merâfıkile inâs hâriç erkek evlâdına evlâdının evlâdına bâtından bâtına nesilden nesle devâm itmek üzere vakf itmişdir. Tevliyeti de büyük oğlı İbrahim e şart itmişdir. Ondan sonra bâtından bâtına gitmek üzere nesil devâm itdikçe yukarda tertîb sırasıyla en sâlih ve en reşid olan evlâdının evlâdına şart itmişdir. Mezbûr vâkıf şunı da şart eylemişdir ki; mütevellî vakfın gelirini toplayup evvelâ bu vâkıfların ta`mîrine ve levazımına isrâf itmiyerek ve fazla kısmayarak lüzûmı mikdarı sarf ider. Sonra kalanı her adam başına müsâvi sûretde taksîm eyler. Örf ve âdete göre hediye virülen ve dilenciye tâsadduk idilen meyvelerden ötürü mütevelliyye hesap sorulmaz. Yine şunı da şart itmişdir ki mütevellî her sene Regâib, Berât ve Kadir gecelerinde vakfın gelirinden vâkıfın ruhı için bir batmanın üçte biri mikdarı helva tasadduk ider hisse sahiplerinden her biri Ramazân-ı mübârekede enbiyânın afdâli resûl-i ekremin ve âl ve ashâbının ervâhı için mushafı şerîften üçte bir mikdarı tilâvet iderler. Bu mevkûfâtın cümlesi evlâdına evlâdının evlâdına olmak üzere nesil devâm itdikçe vâkıf olup Allâh göstermesin onların inkırâzından sonra Medine-i Münevvere ye vâkıfdır Sonra vâkıf şöyle şart itmişdir; erkek evlâdının inkırâzından sonra tevliyet günde üç dirhem şartıyla Seyyid Ahmed in oğlı Seyyid Mahmud denen adamın erkek evlâdınadır. Sonra mezbûr vâkıfın kızı Habibe ismindeki karısından doğan en reşid ve en akıllı erkek evlâdına bâtından bâtına devâm itmek üzere şart eylemiştir. Eğer Habibe nin evlâdı münkârîz olursa o zaman tevliyet diğer erkek ve kız evlâdına olacakdır Kezâ vâkıf mütevellînin vakfın gelirini toplayup kendi ücretinden kalânı Medine-i Münevere ye teslîm eylemesini de şart kılmışdır. İşbu evkâf vakfı sahîh-i şer`î ve habs-i sarîh-i mer`î ile vakf olup satılmaz, hîbe edilmez, rehin virülmez, taksîm olunmaz, mirasa girmez. Allâh arza ve arz üzerindekilere vârîs oluncaya kadar müebbed ve muhalled bir vâkıf olarak kalır. Kim bu vakfı ibtâle şartlarından bir şartını ve kayıtlarından bir kaydını bozmaya çalışırsa ona Allâh ın lâneti olsın. Sonra Hacı Hüseyin bu vakfın vakfiyyetini inkâr itdi. Tevliyet yol ile vâkıfta tasarruftan sonra sözünden döndü. Mezbûr mütevellî İbrahim gelerek ikisi vakfın lüzûm ve âdem-i lüzûmı hakkında münaza`a ve muhâseme oldılar. İki âdil şâhid gelerek ki onlar da Mevlâna Ali bin Hamza ve Mevlânâ Tarık bin Ahmed dir, vakfın sıhhat ve lüzûmına şerâitine uygun vakfı câiz oldığına makbûl bir sûrette edâyı şahâdeti şer`iyye itdiler. Hâkim de bu vakfın sıhhat ve lüzûmına vakfı bozarak ondan rücû` da`vâsının butlânına hükm-i sahîh-i şer`î ile hükm eyledi. Bunun böyle oldığına dâir işbu hüccet-i sahîhai şer`iyye ve vesîkâ-yı sarîhâ-ı mer`iyye inde l-ihticâc hüccet olsın diye merkûm mütevellî İbrahimin talebi üzerine 984 senesi Muharreminin ortalarında tahrîr olındı. 162 163
HÜSEYİN EFENDİ BİN AHMED 1 Medîne-i Erzincan ın Mecidiye mahallesi ahâlîsinden olup zikr-i âtî vakfın evlâdiyet ve meşrûtiyet vechi üzere tevliyetini iddi`â eyleyen Hacı Ahmed Efendi ibn el- Hâcc Hüseyin medîne-i mezkûre mahkeme-i şer`iyyesinde ma`kûd meclis-i şer`-i şerîf-i enverde tevliyyet-i mezkûrenin mu`ayyen mütevellîsi olmamağla hasbe l-me mûre vâzı`u l-yed olan Livâ Evkâf Müdiri Receb Efendi tarafından mürsel vekîli olup kıbel-i şer`iden husûmeti re y olınan Evkâf Hazîne Vekîli el- Hâcc Mehmed Münîr Efendi muvâcehesinde ber-vech-i âtî da`vâa eyledi pederim olup üç yüz on dört târîhinde vefât iden Eskicizâde el-hâcc Hüseyin Efendi ibn Ahmed mâlik ve mutasarrıf oldığı Sûk-ı Sultânî de vâki` ve mahallinde ma`lûmü l-hudûd mukaddemâ bir ve el-yevm üç kepenk ve senevî üç bin beş yüz guruş îcâr getirür dükkânı vakf ve habs ve beher sene bâ-yed-i mütevellî îcâr olınup bedel-i icârede ta`mîr ve termîm ve vergiyi senevîsi ba`de l-ihrâc beher sene iyd-i azhâda dört re s kurban zebhini ve üç kıyye don yağdan bir berât i`mâl ile Geçid Câmi`-i Şerîfi nde îkâdını ve Köşünker-i Kebîr ve Sağîr karyelerinin tarîki üzerindeki kuyunun imlâ ve tathîrini ve mezkûr dükkâna muttasıl köyün beher yaz mevsiminde imlâsını ve bâkîden kayd-ı hayat şartıyla zevcesi Saliha ya yüz guruş i`tâsını ve bâkînin mütevellîye ücret olmasını ve tevliyetini hayâtda oldukça nefsine ve ba`de vefâtihî oğlı bana ve benim evlâd-ı evlâd-ı zükûrumun ekber ve erşedi ve aslahına ve ba`de l-inkırâz benim evlâd-ı inâsımın ekber ve erşedine ve ba`de l-inkırâz mutlaka asubet-i nesebiye cihetinden akrabâ ve ta`allukâtımın aslah ve erşedine ve ba`de l-inkırâz hâkim-i belde tarafından ve sülâlemden birinin ta`yîn olunması şartı ile tescîl-i şer` ve teslîm-i ile l-mütevellî idüp ol vechile şerâit-i vakfı icrâ idegelürken ber-vech-i muharrer vefât itmekle yeri hâlî ve hizmet-i mezkûre mu`attal kalup ben dahi vâkıfın sulbî sahîh oğlı ve tevliyyet-i mezkûrenin meşrûtun-leh 1 No: 30. 611 numaralı defterin 46. sahife ve 30. sırasında kayıtlı Ahmed oğlı Eskicizâde Hacı Hüseyin Efendi nin 15 Kanun-ı evvel 1341 (15 Aralık 1925) tarihli vakfiyye makamındaki tevliyet i`lâmının yeni harflere çevirisidir. 164 165
olmamla iktizâ-yı şer`îsi matlûbumdur deyu meâl-i vakıf ve şerâit-i vakıf hakkındaki takrîrine mutâbık ve yirmi bir Safer ve üç yüz on bir târîh ile müverrah ve târîh-i mezkûrde medîne-i mezkûre nâibüş-şer` es-seyyid Mehmed İzzet Efendi nin imzâ ve hatm ile mümzâ ve mahtûm mu`anven ve mersûm altı yüz yirmi beş numaralı bir kıt`a vakfiyye ibrâz eyledi vekîl-i mûmâ-ileyh dahi cevâbında tevliyet-i mezkûre müvekkilinin hasbe l-me mûre vaz`-ı yedini der-meyân idüp ancak müdde`î-i mezbûr tevliyyet-i mezkûrenin meşrûtun-leh oldığı müdde`âsı ma`lûmum değildir deyu inkâr eyledi müdde`î beyâna lede l-havâle li-ecli ş-şehâde meclis-i şer`a haziran olan her biri mezkûr Geçid karyesi ahâlîsinden Mahmud oğlı Hasan bin Veli bin Mehmed ve Timuroğlı Yusuf Ağa ibn Hasan bin Timur dan her biri münferiden istişhâd olındıklarında fi l-hakîka işbu müdde`î el-hâcc Ahmed Efendi bundan akdem vefât iden vakıf Eskicizâde el-hâcc Hüseyin Efendi bin Ahmed in sulbî sahîh oğlı ve tevliyet-i mezkûrenin meşrûtun-leh oldığına şâhidiz ve şehâdet ideriz deyu müttefiku l-lafz ve l-ma`nâ bi l-müvâcehe alenen edâ-i şehâdet-i şer`iyye eylediler usûl-i mevzu`asına tevfîkan şâhidân-ı mezbûrân sâkin oldukları mezkûr Geçid karyesi imâmı Ömer Efendi ve muhtârı Hasan Ağa ibn Veli den evvela bâ-varaka-i mestûre sirren ve ba`dehû her biri karye-i mezkûre ahâlîsinden Ayvazoğlı Mevlüd Efendi ibn Şerif ve Ovacıklıoğlı Mehmed bin Mahmud dan dahi bi l-muvâcehe alenen lede t-tezkiye şâhidân-ı mezbûrânın adl ve makbûli ş-şehâde oldukları iş`âr ve ihbâr olındı ber-mûceb-i şehâdet ve tezkiye müdde`î-i mezbûr Hacı Ahmed Efendi vâkıf-ı mûmâ-ileyh Hacı Hüseyin Efendi nin sulbî sahîh oğlı ve müdde`â-bih tevliyyet cihetinin meşrûtun-leh oldığı inde ş-şer`i l-enver zâhir ve nümâyân oldığı vekîl-i mûmâ-ileyh Hacı Münîr Efendi huzûrı ile tescîl ve i`lâm olındı fi l-yevmi t-tâsi` min-muharremü l-haram li-sene isnâ ve erba`îne ve selâse mieteyn ve elf. 166 167
İSMAİL EFENDİ BİN MEHMED 1 Medîne-i Erzincan ın Şaban Ağa mahallesi ahâlîsinden iken 1294 târihinde vefât iden Sofuzâde Hacı İsmail Efendi ibn Mehmed in verâseti zevce-i menkûfa-i metrûkeleri Firdevs bint-i Hasan ve Salli bint-i Yusuf ile mezbûre Firdevs den mütevellîler sulbiye-i kebîre kızları Sümbül ve Hatice ve Fatma ve İzzet mezbûre Salli den mütevellide ve kızları Zeyni ve Nazife ve kebîr oğlı Salih Efendi ye münhasır ba`dehû mezbûre Firdevs vefât idüp verâseti sadriye kebîre kızları mezbûrât Sümbül ve Hatice ve Fatma ve İzzet e münhasıran ba`dehû zevce-i mezbûre salli vefât idüp verâseti sadri Bekir oğlı Salih Efendi ye ve sadriye kızları mezbûreden Zeyni ve Nazife ye münhasıran ve ba`dehû bint-i mezbûre İzzet vefât idüb verâseti zevc-i metrûke Hüseyin Efendi ibn Hacı İbrahim ile sadriye kebîre kızları Vesile ve Selime ve li-ebeveyn kız kardeşleri mezbûrât Sümbül ve Hatice ve Fatma ya münhasıran ve ba`dehû bint-i mezbûre Hatice vefât idüp verâseti sadriye kebîre kızları Havva, Zeycan ve Nafia ile sadri kebîr oğlı Ziya Bey e münhasıran ve Ziya Bey vefât idüp verâset-i zevce-i menkûha-i metrûkesi Şerîfe bint-i mezbûr Salih Efendi ile sulbiye kebîre kızları Sıdıka ve Samiha ve sulbî kebîr Süreyya Bey e münhasıran ba`dehû bint-i mezbûre Sümbül dahi vefât idüp verâseti sadriye kebîre kızı Zehra ve sadri kebîr oğlı Muhyiddin e ba`dehû bint-i mezbûre Fatma dahi vefât idüp nezâreti sadriye kebîre kızı Gülpezir ile sadri kebîr oğlı Lütfi Bey e munhasıran ba`dehû mezbûr Salih Efendi vefât idüp verâseti zevce-i menkûha-i mezkûresi Mahmur bint-i Ali Bey ile sulbiye kebîre kızı mezbûre Şerîfe ve sadri kebîr oğlı Süleyman Bey e munhasıran mezbûr Muhyiddin vefât idüp verâseti zevce-i menkûha-i metrûkesi iffetlu bint-i Hüseyin Şefik ile sulbiye kebîre kızları Fevziye ve Refika ve sulbî kebîr oğlı Fehmi Bey e munhasıran ba`dehû mezbûr Süreyya Bey vefât idüp verâset-i mezbûre Şerîfesi ile li-ebeveyn kız karındaşları Sıdıka ve Samiha ve li-ebeveyn amucası oğılları Ali Şefkati ile Mustafa Şefik ve Lütfi Remzi Bey ve Kâzım 1 615 numaralı defterin 151. sayfa 37. sırasında kayıtlı vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 168 169
Nazmi ile Mevedded ve Aseni ile Mehmed ve mezbûr Fehmi Bey ibn Muhyiddin ve Rasim ve Nureddin bin Mustafa ya sâbit ve subûtuna hükm-i lâhik oldıkdan sonra veresesi mezbûrundan Fehmi Bey ve Hüseyin Efendi ve mezbûrât Havva ve Vesile ve Selime minhu Zehra ve İffet ve Fevziye ve Refika hânımların zikr-i câî husûsunda taleb-i da`vâ ve mahkemeye ve lede l-îcâb âherini tevkîl ve azle ve mutavakkıf oldığı umûrun küllîsini 3 Zi l-ka`de 338 târih ve 90 numaralı hüccet-i şer`iyye ile mensûb vekîli Erzincan da`vâ vekîllerinden Osman Naci Efendi ibn Mehmed Sadeddin âtiyü l-beyân suya va`z-ı yed oldığı sâbit olan verese-i mezbûreden Süleyman Bey in husûsâtının mütavakkıf oldığı umûrun küllîsini 18 Temmuz târih ve 263 numaralı hatîb-i âdil dâiresinden musaddak bir kıt`a vekâletnâme ile vekîl-i umûmî da`vâ vekîllerinden Abdullah Vehbi Efendi ibn Abdulkadir muvâcehesinde bi l-vekâle da`vâ eyledi. Erzincan ın Geçit Vâdîsi nden nebe`ân ve beher hafta çarşamba gününden tulû`-ı şemsden gurûba degin hark ve bendinden meb`an örf-i beldeye tevfîkan cereyân iden bir gündüz su müvekkillerimin cedd-i alâlar muteveffâ-yı evveli mezbûr Hacı İsmail Efendi nin hayâtında ile l-vefâ yedinde müstakıllen mâl ve mülkü olup ba`de l-vefât müvekkilleri verese-i mezbûresine mevrûs oldığı cihetle mülk-i müşterekleri olup lâkin; müvekkil-i mûmâ-ileyh Süleyman Bey mezkûr suyu zabt ve tahrîf itmekle mezkûr sudan müvekkillere isâbet iden hisse-yi ma`lûmeyi müvekkillerim için bana teslîmine müvekkilime izâfeten vekîl-i mûmâ-ileyh Vehbi Efendi ye tenbîh olunmak bi l-vekâle matlûbumdur. Vekîl-i mûmâ-ileyh Abdullah Efendi cevâbında müvekkilimden istîzâh ile ba`dehû es`âr-ı müdde`âya cevâb virmek üzere evvelâ mîrde selâhiyyet noktasından işbu da`vânın mercî`-i ru yeti hakkında yine karâr ittihâz olınmasını taleb eyledi. Sûret-i müdde`âya nazaran da`vânın insden münba`is oldığı münfehim olmağla usûl-i mahkeme-yi şer`iyye kararnâmesinin yedinci maddesi ahkâmına tevfîkan da`vâ-yı mezkûrun mahall-i ru yeti mahkeme-i şer`iyye oldığı hakkında ittihâz olınan karârın tefhîmi için mahkemenin olındığı günde müdde`îler vekîli Osman Nuri Efendi Erzincan müstantıklığına ta`yîn buyırıldığından vekâletin muhtevî oldığı me zûniyete binâsı müvekkillerine izâfeti bâ-hüccet-i şer`iyye tevkîl eyledigi Keçizâde Avni Bey ibn Mehmed ve müdde`î-aleyhi mûmâ-ileyh Süleyman dahi vekîli Abdullah Efendi yi vekâletden azl ile yerine 18 Teşrîn-i sânî 336 târihinde müverrah ve Kâtib-i Adil Dâiresi nde musaddak 461 numaralı vekâletnâme ile vekîl-i umûmî nasb eyledigi Hacı Şeyhzâde Halid Efendi den her biri meclis-i şer`de hâzır olıp vekîllerin tebeddülüne mebnî zabta sâbık kırâat ve tasdîk ve karâr-ı mezkûr tefhîm olındıkdan sonra müdde`îaleyh vekîl-i müdde`â-bih su vakf oldığın ifâde itmesine binâen evkâf me mûr vekîli Mehmed Halis Efendi nin huzûrunda vekîl-i mûmâ-ileyh Halit Efendi ber-vech-i âtî müdâfa`ada bulundu. Müvekkilimin ceddi müteveffâ-yı evvel mûmâ-ileyh Hacı İsmail Efendi 1293 târihinde hayâtında ve kemâl-i akl-ı sıhhatında mülken mutasarrıf oldığı 3000 guruş kıymetli müdde`â-bih suyu vakıf ve hepsi ve her sene bâ-yed-i mütevellî îcâr olunan bedel-i îcârdan bir kurban zebh ve senede bir kerre i`tâm-ı ta`âm ile mevlûd-i nebevî kırâat ve beheri dörder kıyyeden cem`an yirmi kıyye olmak üzere beş adet berât döktürülüp îcâb iden mesâcid ve cevâmide îkâd ve mesûbâtı rûh-ı vâkıfa ve ervâh-ı müte`allikâtına ihdâ oluna ve vakf-ı mezkûrda kebîr oğlı Salih Efendi nin ve evlâd-ı zükûru ve evlâd-ı zükûrumun inkırâzında evlâd-ı inâsı ale s-seviyye mütevellî ola ve bu şerâit ve mahzar-ı şuhûtda vakıfnâmeyi tanzîm ve müdde`â-bih vakıf suyu mütevellî ta`yîn eyledigi müvekkilin pederi Salih Efendi ye teslîm itmekle mütevellî Salih Efendi vakf-ı mezkûrun târihinden beri suyu vakfiyyet üzere bi t-tevliye mutasarrıf olup ber-mûcibi şart-ı vakfı şerâit-i vakfı icrâ idegelirken 1333 senesinde vefât itmekle yeri hâlî ve hizmet-i mezkûresi mu`attal olmağın mütevellî-i müteveffâ-yı mezbûrun oğlı müvekkilim Süleyman Bey tevliyet-i mezkûrenin meşrûtun-lehi oldığını almak 15 Muharrem 1293 târihli müverrah ve zîri mûmâ-ileyh Hacı İsmail Efendi nin mühr-i zâtisiyle mahtûm ve müseccel bir kıt`a âdî vakıfnâme ibrâzıyla müdde`â-bih suyun vakfın makâmı vakıfda dermiyân iyledi. Müdde`îler vekîli Avni Bey vakfiyyet idda`âsı inkâr 170 171
itmesine binâen müdde`î-aleyh vekîli Halid def`i meşrûhla beyâna bedel havâle isimlerini cerîde-i şer`iyyeye takrîr itdirdigi şahidlerden li-ecli ş-şehâde meclis-i şer`-i şerîfe gelen Şaban Ağa mahallesinden Esesi Nâhiye Müdürü Mehmed Said Efendi ibn Hâfız Osman ibn Hacı Mustafa ve Odabaşı mahallesinden Babazâde Osman Efendi ibn Hasan bin Ömer den her biri münferiden lede ş-şehâde 1294 târihinde vefât iden Şaban Ağa mahallesi ahâlîsinden Safazâde Hacı İsmail Efendi ibn Mehmed Fuat tan bir sene mukaddemâ mülken mutasarrıf oldığı Geçit Vâdîsi nden nebeân ve beher hafta sabahtan akşama kadar çarşamba gündüzünden cereyân iden bir gün suyu hark ve bendine teba`an ve örf-i beldeye tevfîkan vakf habs ve senevî bedel-i îcârından bir kurban kabl ve beher sene i`tâm-ı ta`âm ile bir kerre mevlûd-i nebevî kırâatın ve beheri dörder kıyyeden cem`an yirmi kıyye olmak üzere beş adet berât i`mâliyle lâzım gelen cevâmi` ve mesâcitde îfâsını ve menkûbâtını rûh-ı vâkıf ve ervâk-ı ta`allukâtına ihdâsını ve vakf-ı mezkûrun tevliyeti kebîr oğlı Salih Efendi ye ve Salih Efendi nin vefâtıyla oğlu zükûruna ve evlâd-ı zükûru münkariz olursa evlâd-ı inâsa ale s-seviyye şart ve tahsîs ve vakf-ı mezkûru huzûrumuzda tanzîm ve fâriğan ani şşevâğil mezkûr suyu vakfiyyet üzere mütevellî ta`yîn eyledigini oğlı Salih Efendi ye teslîm idildiginden Salih Efendi dahi mezbûr suyu vakfiyyet üzere teslîm idüp ol vakıftan beri ber-mûcib-i şart-ı vâkıf-ı şerâit vakfı icrâ idegelirken 1333 târihinde vefât eyledigi ve müvekkil müdde`î-aleyh Süleyman Bey mütevellî-i mezbûr Salih Efendi nin oğlı ve bermûcib-i şart-ı vâkıf tevliyet-i mezkûrenin meşrûtun-lehi ve emânetde ma`rûf ve istikâmetle mevsûf tevliyet ve vakf-ı âlim ve uhdesinden gelmeye muktedir oldığınu bilir ve bu husûsa bu vech üzere şehâdet ideriz, vekîl-i muvâcehe ber-nehc-i şer`î aynen edâ-yı şehâdet-i şer`iyye iylediler. Usûl-i manzû`asına tevfîkan sâbit mezbûr Mehmed Said Efendi mensûb oldığı Şaban Ağa mahallesi imâmı Emin Efendi ibn İsmail ve muhtârı Muhiddin Efendi ibn Abdurrahim den ve şâhid-i mezbûr Osman Efendi dahi Odabaşı mahallesi imâmı Salih Efendi ibn Edhem ve muhtâr Ali Ağa ibn Osman dan evvelâ bâ-varaka-i mestûre sırren ve ba`dehû şehideyn-i mezbûruma ahvâline vukûf-ı tâmmeleri olan Şaban Ağa mahallesinden Hacı İsmail Bey bin Osman Bey ibn Hacı İsmail ve Ilıkzâde Hacı Halil ibn Mehmed Efendi bin Mehmed ve Fazlu mahallesinden Hâfız Lütfi Efendi ibn Hacı Sabit Efendi ibn Hacı Ahmed den bil-muvâcehe alenen lede t-tezkiye şâhidân-ı mezbûrânın âdil ve makbûlü ş-şehâde oldıkları ihbâr ve iş`âr olunmayan mûcibince müdde`â-bih su hakkı seneden beri ve müdde`îler muvâcehesinde vakfiyyet üzere tasarruf olınıp ber nehc-i şer`î vakfiyyeti ve müdde`î-aleyh Süleyman Bey in mütevellîliği sâbit olmağla suyun alâ-kavli men yerâhu sahîhan vakfına hüküm ve müdde`îler vekîli Alemi Bey da`vâ-yı mezkûresiyle müvekkil-i mûmâ-ileyh Süleyman Bey e bi l-izâfe vekîl-i mûmâ-ileyh Halid Efendi ye li-vech-i şer`î mu`ârazadan men`ine ve masârif-i muhâkeme ve ücret-i vekâlet olıp zîrde müfredâtı muharrer 2506 guruşun usûl-i muhâkemât-ı şer`iyye kararnâmesinin 61 inci maddesi hükmüne tevfîkan evvelâ müdde`î-aleyh Süleyman Bey den alınıp bilâhare müdde`îlerden bi t-tahsîl mezbûr Süleyman Bey e teslîmine tenbîh olındıkdan sonra suyu vakfiyyet üzere zabt ve ber-mûcib-i şart-ı vâkıf vakf-ı mezkûrun tevliyet-i mûmâ-ileyh Süleyman Bey e tevcîh olunmak iktizâ eyledigi tescîl-i i`lâm olındı. Fi l-yevmi t-tâsi` minşehr-i Rebî`ü l-âhir li-seneti tis`a ve selâsîne ve selâse mieteyn ve elf. 1339. (1920/1921). 172 173
LÜTFULLAH AĞA BİN MUHAMMED 1 Mâ-fîhi mine l-vakfi ve ş-şerâiti ve habs-i ve z-zevâbıtı sahha küllühû ledeyye ve sahha cem`uhû beyne yedeyye ve inni hakemtü bi s-sıhhatihî ve lüzûmihî ve husûsihî ve umûmihî âlimen bi l-hilâfi l-cârî beyne l-eimmeti l-eşrâfi l-eslâf harrerehu l-fehru ileyhi azze şânuhû Mehmed İzzet el-müvellâ hilâfe bi-medîne-i Erzincan gufire lehû. el-hamdü li llâhi l-vâkıfi alâ-külli hâl el-münezzehi ani t-tağayyüri ve l-intikâl ve s-salâtu ve s-selâmu alâ-muhammedini l-mevsûfi bi-mekârimi l-ahlâkı ve mehâsini l-hisâl ve alâ-âlihî ve ashâbihi l-âricîn ilâ-me`ârici l-kemâl. Ammâ ba`dü: İşbu vakfiye-i sahîhatü l-fetâvi ve vesîka-i şeriyyetü l-metâvinin tahrîr ve inşâ ve tastîr ve imlâsına bâdî oldır ki medine-i Erzincan kurâsından Keleriç karyesinde sâkin el-hâcc Lütfullah Ağa ibn Muhammed bin Mahmud medîne-i mezkûre mahkemesinde mâkûd meclis-i şer`-i şerîf-i enverde zikr-i âtî vakıflarına li-ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta`yîn eylediği Kolukısa Mehmed Şerîf Efendi ibn Hacı Şerîf mahzarında medîne-i mezkûre Evkâf Müdüri Hâfız Mehmed Halis Efendi ibn Ahmed Ağa kazâ oldığı hâlde ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-i sahîh-i mer`î idüp vaktâki bu dâr-i fenâyı bi-sebat ve bi-bekâ olup nâim-i nazar-ı zevâlde ve mukîm-i şeref-i irtihâlde oldığımı mülâhaza idüp es-sadkâtü fidyetün li l-ma âsi yevme yuh azü l-mücrimün bi n-nevâsi 2 mefhûmu münîfinden hâbir ve âgah oldığım ecilden vakf-ı cây-ı zikrin südûruna değin silk-i milk-i sahîhimde münselik ve muntazam olup medîne-i mezkûre mahallâtından Gerek Gerek mahallesinde ve medîne-i mezkûre derûnunda Aynalı Kavak caddesinde kâin bir tarafdan tarîk-i âmm ile mahdûd ve zemîni Müftî Abdullah Efendi vakfına mukâta`alı birbirine müteselsil bir bâb nalbant hânı ve iki bâb dükkânı ile sâlifü z-zikr Keleriç karyesinde vâki` bir tarafdan imâm Ahmed Efendi nin vakıf bahçesi ve bir tarafdan Ahmed ve Mehmed 1 No: 45. 616 numaralı defterin 79. sayfa 45. sırasında kayıtlı vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 2 Sadaka, günahkârların alınlarından yakalanacakları günde günahlar için fidye (kefaret) dir. 174 175
tarlaları ve iki tarafdan tarîk-i âmm ile mahdûd bir bâb hâne ma`a bir kıt`a bağ ve bahçenin her birini bulu letit tevâbi` ve l-levâhık ve halfeti l-hukûk ve l-murâfık hasbeten li llâhi l-aliyyi l-azîm ve taleben limerdâti l-rabbi r-rahîm yevme lâ-yenfeu mâlün velâ benûn illâ men` eti llâhe bi-kâlbin selîm 3 ricâsı ile bi-niyetin sadâkatin ve azîmetin vâsıhatin vakf-ı sahîh-i şer`î ve habs-ı sarîh-i mer`î ile vakf ve habs idüp şöyle şart eyledim ki; Hân ve dekâkîni mezkûrlar beher sene bâ-ma`rifet-i mütevellî bedel-i misilleri âhere îcâr olınup hâsıl olan gallesinden evvelâ han ve dekâkîn-i mezkûrlar ile karye-i mezkûrede vâki` binâ ve inşâsına muvaffak oldığım sıbyân mektebinin ta`mîr ve termîmleri ba`de l-icrâ emlâk vergileri dahi ba`de t-tediye galle-i mezkûrdan beher sene mekteb-i mezkûrun mefrûşâtına yirmi guruş ve mahrûkatına yirmi guruş harc ü sarf olına ve fazlası ile Arabî ve Fârisî kurâ`at ider ve yazı yazar bir kimesne mu`allim tutularak karye-i mezkûrede bulınan etfâle Arabî ve Fârisî tedrîsi ile yazı yazdırılarak fazla-i mezkûrdan her ne kalırsa mu`allim-i mûmâ-ileyhe ücret virile ve menzîl ve bağ ve bahçe-i mezkûr dahi beher sene bâ-mârifet-i mütevellî bedel-i mislî ile îcâr olınup hâsıl olan gallesinden evvelâ menzîl ve bağ ve bahçe-i mezkûrum ta`mîr ve termîmi îcrâ olına ve vergisi tesviye olındıktan sonra galle-i mezkûrdan beher sene idi edkâda biri rûhum ve biri zevcem Fatma Hanım ın rûhu için iki sehîm kurbân zebt olına ve yine beher sene üç kıyye mum yağından bir kıt`a berât karye-i mezkûrede vâki` Pir Muhammed Efendi Câmi`-i Şerîfi nde îkâd olına ve yine beher sene iki yüz guruşla mevlûdü n-nebî kurâ`at olınarak fukarâ ve akibba ve komşulara i`tâm ta`am olına ve yine beher sene elli guruş virilerek bir hatm-i şerîf kırâat itdürile ve galle-i mezkûrdan fazla kalırsa fazla-i mezkûr vakf-ı mezkûruna mütevellî olan kimesneye vazîfe ola ve ben lâbis-i libâs-ı hayât oldıkca vakf-ı mezkûrumun tevliyeti yedimde ola ve ben ba`de l-vefât sulbî sahîh oğlı Mehmed Ağa mütevellî ola ba`de l-vefât evlâd-ı evlâd-ı zükûrumun mekberi batnen ba`de batnin mütevellî ola ba`de l-inkirâz evlâd-ı evlâd-ı inâsının ek- 3 O gün ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah a kalb-i selim ile gelenler (o günde fayda bulur). (Şuara, 26/88-89). beri batnen ba`de batnin mütevellî ola ba`de l-inkirâzi l-küll hâkim-i belde ma`rifet ve karye-i mezkûre ahâlîsi intihâbı ile karye-i mezkûre ahâlîsinden bir mütedeyyin kimesne mütevellî ola ve oğlı Ahmed dahi nâzır ola deyu ta`yîn-i şurût ve tebyîn-i mesârif ve kuyûd idüp hân ve dekâkîn ve menzîl ve bağ ve bahçe-i mahdûd-ı mezkûrları fâriğan ani ş-şevâğil mütevellî-i mezbûre teslîm ol dahi vakfiyet üzere kabz ve tesellük ve sâir mütevellîlerin evkâfda tasarrufu gibi tasarruf eyledi didükde; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vâkıf-ı mezbûr Lütfullah Ağa semt-i vifâkdan cânib-i şikâka azîm ve mütevellî mezbûr ve husûmet ve nizâ`â lâzım olup vakfı olup vakf-ı akâr muhtâr eimme-i ahyâr olan İmâm-ı Azam ve hümâm-ı akdem sırabü l-ümme haşifü l-gumme hazretleri indinde sahîh lâkin menzîle-i âriyetde olup şeref-i lüzûmu müstelzim olmamağla vakf-ı mezkûrdan rücû` câiz ve râci` emri meşrû` ğayri mütecaviz olmağın ve dekâkîn ve menzîl ve bağ ve bahçeyi ke l-evvel mülküme istirdâd iderim didükde mütevellî reşîd münâsib cevâba sedit verip eğerçi inde l-imamil Azam hâl bast taful olınan minvâl üzere idüğü cây-i işkâl değildir lâkin Arif-i Samedânî Ebû Yusuf eş-şehîr bi l-imâmi s-sânî indinde vakıf mücerred vakaftü dimekle ve İmâm-ı Rabbânî Muhammed ibn Hasan eş-şeybânî indinde teslîmi ile mütevellî ve te bîd zikriyle vakıf lâzım olur deyu redd-i teslîmden imtinâ` ile hâkim-i muvakki`-i sadr-i kitâb tûbâ lehû ve hüsne meâb efendi huzûrunda müterâfi`an ve her biri mübteğâsınca fasl u hasme tâlibân oldıklarında hâkim-i mûmâ-ileyh esbeğa llâhu ni`amehu aleyh hazretleri daha tarafeynin edillesine nazar ve mubtıl-ı hayr olmakdan hazer idüp âlimen bi l-hilâfi l-cârî beyne l-eimmeti l-eslâf vakf-ı mezkûrun evvelâ sıhhat ve sâniyen lüzûmuna ve şurût-ı mezkûrenin cevâzına vâkıf-ı mûmâ-ileyhim mahzarında hükm itmeğin min-ba`d vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım oldı. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 4 ve ecrü l-vâkıfi ale l-cevâdi l-kerîm. Cerâ zâlike ve hurrire fi l-yevmi t-tâsi` aşere min-zi l-ka`deti ş-şerîfe li-senet-i isnâ aşere ve selâse mieteyn ve elf. 4 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür.(bakara, 2/181). 176 177
MAHMUD AĞA BİN ABDÜLBAKİ Erzincan Nâibi Ahmed Tevfik el-hamdü li llâhi llezî e`azze havassa ibâdihi bi-sarfi emvâlihim ilâ envâ`i l-hayrât ve e`ânehum alâ iktisâbi esnâfi l-mehâmidi ve l-meberrât ve s-selâtu ve s-selâmu alâ resûlihi ve nebiyyihi Muhammedin hayri l-beriyyât ve alâ alihi ve ashâbihî ilâ-yevmin yestezillü l-mer ü tahte s-sadakât. Ammâ ba`dü: İşbu vakfiyye-i celîli ş-şân ve cerîde-i bedi il-ünvânın tahrîr ve inşâsına bâdî ve tastîr ve imlâsına adi oldur ki, medine-i Erzincan mahallâtından Taşçı mahallesinde sâkin sâhibü l-hayrât ve l-hasenât Köse Beyzâde Mahmud Ağa İbn Abdülbâkî Ağa medine-i mezkûre mahkemesinde ma`kud meclîs-i şer`i kavim-i şâmihü l-erkân ve mahfel-i din-i müstakim-i râsihü l-beyânda vakf-ı âti l-beyâna li-ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta`yîn eylediği medine-i mezkûre ahâlisinden Evliyazâde el-hâcc Mehmed Sabit Efendi bin Mehmed mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`i ve i tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp atyab-ı mâl ve enfes-i menâlimden sağ akçe olarak beş yüz guruş ifrâz ve kemâl-i imtiyâz ile mümtâz idüp hasbeten li llâhi te`âlâ ve taleben li-merdât-i rabbihi l-a`lâ bi l-hulûsi t-tâm ve bi-mezidi l-ihtimâm vakf-ı sahîh-i müebbed ve habs-ı sarîh-i muhâlled ile vakf u habs idub; şöyle şart ve ta`yîn eyledim ki; Meblağ-ı mezkûr beş yüz guruşu alâ vechi l-helâl bâ-yed-i mütevellî rehn-i kavî veya kefîl-i melî ile senevî ziyâde ve noksan olmayub ve kalemiye namıyla dahi bir nesne alınmayub, onu on bir buçuk hesâbı üzere istirbâh olınup hâsıl olan rıbhından beher sene medine-i mezkûre kurasından Kökez karyesinde müceddeden binâ ve inşâ ve minber vaz` eylediğim câmi`-i şerîfde hatîb olan kimesneye elli guruş vazife virile ve yine beher sene câmi`-i şerîf-i mezkûrun ta`mir ve termîmine yirmi beş guruş sarf olına ve ben lâbis-i libâs-ı hayât oldukça vakf-ı mezkûrun tevliyeti bana münhasıra ola ve ben ba`de l-vefât hâkim-i belde ma`rifetiyle mu`temed ve müstakim bir kimesne mütevellî ola deyu ta`yîn-i şurût ve tebyîn-i kuyûd birle 178 179
meblağ-ı mezkûr beş yüz guruşu fâriğan ani ş-şevâğil mütevellî-i mezbûre teslîm ol dahi vakfiyyet üzre kabz ve tesellüm etdikden sonra, vâkıf-ı mûmâ-ileyh Mahmud Ağa vakf-ı nukûd ve zımnında olan şurût ve kuyûd eimme-i selâse-i kirâm eskenehumu llâhu te`âlâ fi-dâri s-selâm hazerâtı indlerinde bâtıl olmağla vakf-ı mezbûrdan rücu` eyledim. Mütevellî-i mûmâ-ileyh meblağ-ı mezkûr beş yüz guruşu bana red ve teslîm eylesün deyu, da`vâ ve mütevellî-i mûmâ-ileyh dahi cevâbında fi l-hakika lede l-eimmeti s-selâse vakf-ı nukûd minvâl-i meşrûh üzeredir. Lâkin cennet-makarr İmâm Züfer hazretlerinden İmâm Ensari rivâyeti üzre vakf-ı nukûd ve zımnında olan şurût ve kuyûdun sıhhati mukarrerdir deyu teslîmden imtinâ` idüp, el-hakimü l-müveşşihi sadru l-vesika reşehât-ı aklâmu l-enika hazretleri huzurunda müterâfi`an ve her biri mübteğâsınca fasl u hasme tâlibân olduklarında hâkim-i müşârun-ileyh hazretleri dahi idâme-i hayrı evlâ ve ibka-i vakf-ı ahra görüb, âlimen bi l-hilâfi l-câri beyne l-eimmeti l-eslâf vakf-ı mezkûrun İmâm Züfer re y-i münîri üzere, evvelen sıhhatine ve sâniyen lüzûmuna hükm-i sahîh-i şer`i ve kazâ-i sarîh-i mer`î itmekle vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım olup, min-ba`d nakz ve ibtâli mümteni`ü l-ihtimâl oldu. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 1 ve ecru l-vâkıfı ale l-hayyi l-cevâdi l-kerîm. Cerâ zâlike ve hurrire fi l-yevmi s-samin min-şehri Ramazani l-mübârek li-sene tis`a ve selâse mieteyn ve elf. 1 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse günahı onu değiştirenlerindir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işiten ve (her şeyi) bilendir. (Bakara, 2/181). 180 181
MAHNUR HANIM BİNT-İ ALİ RIZA EFENDİ 1 Hamd-i cemîl-i mevfûr ve şükr-i cezîl-i gayr-ı mahsûr ol vâkıf-ı hafâyâ-yı zamâir ve kâşif-i habâyâ-yı serâir olan Cenâb-ı mûcid-i âmme-i mümkinât ve münşî-i kâffe-i masnû`ât te`âlâ şânühû ani ş-şebîhi ve l-mesîli ve tekaddese zâtühû ani n-nazîri ve l-adîli hazretlerinin dergâh-ı akdes ve bârigâh-ı mukaddesine sezâvâr ve vâcibü l-iktisârdır ki envâ`-ı benî âdemi kudret-i kâmile ve hikmet-i şâmile birle inşâ ve ihtirâ` idüp dünyâyı mezra`a-i âhiret ve ûlâyı zerî`a-i âkıbet eyledi ve salavât-ı tayyibât ve tahiyyât-ı hâlisât ol sultân-ı cumhûr-ı enbiyâ ve unvân-ı menşûr-ı asfiyâ ol mazhar-ı feyz-i hakâyık hâfız-ı esrâr-ı dekâyık imâm-ı ka`be-i kuds hümâm-ı medîne-i üns sadr-ı suffe-i safâ Muhammedini l-mustafa salla llâhu te`âlâ aleyhi ve sellem hazretlerinin meşhed-i mu`attar ve merkad-i münevverlerine olsun ki vücûd-ı şerîfi sebeb-i îcâd-ı kevn ü mekân ve bâ`is-i hılkat-i ins ü can oldı ve tahiyyât-ı bî-gâye ve teslîmât-ı mâlâ-nihâye âl ve evlâd-ı kirâm ve ashâb-ı zevi l-ihtirâmına olsun ki her biri sırât-ı müstakîmde necm-i hüdâ ve felek-i ihdâda şems-i duhâ oldılar rıdvânu llâhi te`âlâ aleyhim ecma`în. Ammâ ba`dü: İşbu vakfiyye-i sahîhatü l-fehâvî ve vesîka-i şer`iyyetü l-metâvinin tahrîr ve inşâ ve tastîr ve imlâsına bâdî oldur ki medîne-i Erzincân mahallâtından Hamidiye nâm-ı diğer Şerefiye mahallesinde sâkine sâhibetü l-hayrât ve râğibetü l-hasenât Hâce Mahnur Hanım bint-i el-hâcc Ali Rızâ Bey ibn Hacı Mehmed Bey iltimâsıyla husûs-ı âti l-beyânın mahallinde ketb ve tahrîr ve fasl u hasm içün kıbel-i şer`-i enverden me zûnen bi lhükm-i ba`s ve tesyîr olunan mahkeme-i şer`iyye başkâtibi es-seyyid Mustafa Fehmi Efendi medîne-i mezkûre mahallâtından Dana mahallesinde vâki` mûmâ-ileyhânın mahdûmu Yaver hazret-i müşîr Binbaşı rif`atlü Rıfat Bey konağına varup zeyl-i vesîkada muharrerü l-esâmî müslimîn huzûrlarında akd-i meclis-i şer`-i me`âlî itdikde zâtı 1 No: 80. 594 numaralı defterin 90. sayfa ve 80. sırasında kayıtlı Erzincan da Hâce Mahnur Hanım ibnet el-hâcc Ali Rıza Bey Vakfı na ait 4 Zi l-hicce 1314 (6 Mayıs 1897) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 182 183
müslimûn-ı mezbûrun ta`rîfleriyle mu`arrefe mûmâ-ileyhâ Mahnur Hanım meclis-i ma`kûd-ı mezkûrda zikri âtî vakfına li-ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta`yîn buyurdukları kebîr mahdûmu mûmâ-ileyh Rıfat Bey ibn el-hâcc Mehmed Rauf Bey mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp vakf-ı câi z-zikrin sudûruna değin silk-i mülk-i sahîhimde münselik ve muntazam olup medîne-i mezkûre sûkında Taşhan derûnunda vâki` bir tarafdan Hacı Vesîle Hanım mağazası ve bir tarafdan hân-ı mezkûr nerdbânı ve bir tarafdan hân-ı mezkûr havlısı ve bir tarafdan kârhâne ile mahdûd bir bâb tahtânî mağaza ve fevkinde vâki` bir tarafdan mûmâ-ileyhâ Hacı Vesîle Hanım mağazası ve bir tarafdan Osman Paşa Kütübhânesi vakıf mağazası ve bir tarafdan hân-ı mezkûr havlısı ve bir tarafdan kârhâne ile mahdûd bir bâb fevkânî mağaza ve meydân kutbunda vâki` zemîni Rüstem Paşa Vakfı na icâre-i müeccelelü bir tarafdan mûmâ-ileyhâ Hacı Vesîle Hanım dükkânı ve bir tarafdan Hacı Veliyüddin Bey vereseleri kahvehânesi ve iki tarafdan tarîk-i âmm ile mahdûd birbirine muttasıl dört bâb dükkân ve atîk haffâflar çarşusunda vâki` bir tarafdan Halil Bey dükkânı ve bir tarafdan kendi dükkânı ve bir tarafdan kârhâne ve bir tarafdan tarîk-i âmm ile mahdûd bir bâb dükkân kî senevî iki bin gurûş îcâr getürür cem`an mağaza ve beş bâb dekâkînden her birini cemî`-i tevâbi` ve levâhıkıyla hasbeten li llâhi l-azîm ve taleben li-merzâti r-rabbi r-rahîm vakf-ı sahîh-i şer`î ve habs-i sarîh-i mer`î ile vakf ü habs idüp şöyle şart eyledim ki; Mağaza ve dekâkîn-i mahdûd-ı mezkûrlardan her biri bâ-ma`rifet-i mütevellî ecr-i misliyle beher sene tâliblerine îcâr olunup hâsıl olan gallesinden evvelen beher sene mağaza ve dekâkîn-i mezkûrların muhtâcı ta`mîr olan mahalleri ta`mîr ve termîm ve emlâk vergileri ba`de t-tesviyye bâkîsi on üç akçe i`tibârıyla beş akçesi mezkûr Şerefiye mahallesinde vâki` binâ ve inhâsına muvaffak oldığım câmi`-i şerîfde imâm olan zâta vazîfe virile ve üç akçesi tarafımdan minber vaz` idildikden sonra câmi`-i şerîf-i mezkûrda hatîb olan zâta vazîfe virile ve imâmet ve hitâbet cihetleri bir zât uhdesine tevcîh oluna ve dört akçesi câmi`-i şerîf-i mezkûrda müezzin ve ferrâş olan zâta vazîfe virile ve müezzinlik ve ferrâşlık cihetleri bir zât uhdesine tevcîh oluna ve bir akçe câmi`-i şerîf-i mezkûrun ta`mîr ve termîmine sarf oluna ve dört akçesi câmi`-i şerîf-i mezkûrda müezzin ve ferrâş olan zâta vazîfe virile ve vakf-ı mezkûrun tevliyeti hasbî olarak mahdûmum mûmâ-ileyh Rıfat Bey e meşrûta ola ba`de l-vefât evlâd-ı evlâd-ı evlâdının ekber ve erşedi ve aslahı batnen ba`de batnin mütevellî olalar ba`de inkırâzi l-küll ümenâ ve aslah-ı nâsdan bir kimesne hâkim ve müftî-i belde ma`rifetiyle mütevellî nasb ve ta`yîn idile ve vakf-ı mezkûrun tebdîl ve tağyîr ve taklîl ve teksîri merraten ba`de uhrâ benim ve mütevellîlerim yedimizde ola deyü ta`yîn-i şurût ve tebyîn-i kuyûd birle mağaza ve dekâkîn-i mezkûrları fâriğan ani ş-şevâğil mütevellî-i mûmâ-ileyh Rıfat Bey e teslîm ol dahî vakfiyyet üzere kabz ve tesellüm ve sâir mütevellîlerin evkâfda tasarrufları gibi tasarruf eyledi buyurduklarında; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vâkıfe-i mûmâ-ileyhâ semt-i vifâkdan cânib-i şikâka âzim ve mütevellî-i mûmâ-ileyh ile husûmet ve nizâ`a câzim olup vakf-ı akâr muhtâr-ı eimme-i ahyâr olan İmâm-ı Azam ve hümâm-ı akdes sirâcü l-ümmeti kâşifü l hazretleri indinde sahîh lâkin menzile-i âriyetde şurût-ı lüzûmu müstelzim olmamağla vakf-ı mezkûrdan rücû` câiz ve râci`i emr-i meşrû` gayr-ı mütecâviz olmağın mağaza ve dekâkîn-i mezkûrları ke l-evvel mülküme istirdâd iderim buyurdukda mütevellî-i reşîd münâsib cevâb-ı sedîd virüp gerçi inde l-imâmi l-azam hal bast ve tafsîl olunan minvâl-i muharrer üzere idüği cây-i işkâl değildir lâkin Ârif-i Samedânî Ebu Yusuf eş-şehir bi l-imâmi s-sânî indinde vâkıf mücerred vakaftü dimekle ve İmâm-ı Rabbânî Muhammed bin Hasan Eş-Şeybânî indinde teslîm-i ile l-mütevellî ile vakf lâzım olup deyü red ve teslîmden imtinâ` ve bu vechile husûmet ve nizâ` idüp kâtib-i mûmâ-ileyh huzûrunda müterâfi`ân ve her biri mübteğâsınca fasl u hasme tâlibân olduklarında kâtib-i mûmâ-ileyh dahî cânib-i vakfı evlâ ve ahrâ görüp âlimen bi l-hilâfi ve mürâ`iyen limâ-yecibu mürâ`âtühû fî-tescîli l-evkâfı me zûnen bi l-hükm-i mütevellî oldığı halde mahzar-ı vâkıfe-i mûmâ-ileyhâda vakf-ı mezbûrun sıhhat 184 185
ve lüzûmuna hükm-i sahîh-i şer`î ve kazâ-i sarîh-i mer`î itmeğin vâki`-i hal kâtib-i mûmâ-ileyh mahallinde ketb ve tahrîr ma`an meb`ûs-ı ümenâ-i şer`le meclis-i şer`e gelüp alâ-vukû`ihî inhâ ve tefhîm itdikde hâkim-i mezbûr kıbel-i şer`den dahî tenfîz olmağın min-ba`d vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım ve habs-i sarîh ve mütehattim oldı. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 2 ve cerâ zâlike ve hurrire fi lyevmi r-râbi` min-zi l-hicceti ş-şerîfe sene erba`a aşere ve selâse mieteyn ve elf. (4 Zi l-hicce 1314). 2 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür. (Bakara, 2/181). 186 187
MEHMED AĞA 1 Mehmed Emin bin Yusuf Başkatibi Şer`îyye bi-vekîli l-kâdî fî-livâ-i Erzincan nemekahü l-fakîrü ileyhi azze şânahu gufire lehûma. Mehmed Emin. Vech-i tahrîr-i hurûf oldur ki; Medîne-i Erzincân ın Celabuzur karyesi ahâlîsinden olup zikri câ i vakfın meşrûtiyet üzere mütevellîsi Satılmışzâde müteveffâ Abdülaziz Efendi nin sulbî sahîh oğlu olduğunu iddiâ iden Satılmışzâde Süleyman Efendi ibn Abdülaziz bin İsmail meclis-i şer`îde hâlen medîne-i mezkûre evkâf me`mûru Hâfız Mehmed Hâlis Efendi ibn Ahmed Ağa muvâcehesinde ber-vechi âti takrîr eyledi yedimde mevcud ve mübrez 1318 senesi târîhiyle müverrah ve ol târîhte Erzincan kâdîsı Ahmed Selâmi Efendi imzasiyle mümzâ ve hatmiyle mahtum bir kıt`a tevliyet hücceti mûcibince nazâret-i evkâf-i hümâyün-i mülûkâneye mülhak evkâftan Erzincan ın su yollarını ta`mîr ve termîmile mevlid-i nebevi kırâ`atine ve Râdik Câmi`-i Şerîfi nde îkâd olunmak üzre iki adet berât ve senede bir re s kurbân zebhıle Celabuzur karyesindeki konağı ittisâlinde bulunan mescid-i şerîfin imâmetine ve fukarâye it`âm-i ta`âma ve bir akçe dahi vakf-ı mezkûr mütevellîsine ücret ve vazîfe olmak üzere ceddim Satılmışzâde Hacı Mehmed Ağa hayâtında vucuh-i birr-i mu`ayyenesine vâkıf ve habs eylediği Geçit vadisinden cereyân iden âb-ı lezîzden üç kuşluk ve Vasgird vâdisinden cereyân iden âb-ı lezîzden pazartesi günlük hark mâ-i lezîzi ve Vasgird karyesinde vâki` bir bâb değirmenini vâkıf ve tevliyetini evlâd-i zükûrunun ekber ve erşedine şart idüp ber-mûceb-i şart-ı vâkıf ekber evlâd-ı zükûrundan Satılmışzâde Şevket Ağa ibn Mustafa dahi bu kerre vefât etmekle tevliyet-i mezkûre münhâl ve hidmeti mu`attal olduğundan ve ben dahi vâkıfın evlâd-ı zükûrunun ekber ve erşedi ve tevliyet-i mezkûrenin meşrûtun lehi bulunduğumdan müteveffâ-yi mezbûr Şevket Ağa nın mahlûlünden olmak üzere tevliyet-i mezkûre uhdeme tevcîh olunması matlûbumdur didikte me mûr-ı mûmâ-ileyh 1 No: 30/1. 618/1 numaralı defterin 44. sayfa 30/1. sırasında kayıtlı Erzincan da Satılmışzâde Mehmed Ağa Vakfı na ait 29 Cemâziye l-evvel 1337 (2 Mart 1919) tarihli ilâmın yeni harflere çevirisidir. 188 189
Mehmed Hâlis Efendi dahi cevâbında vakf-ı mezkûrun mütevellîsi Satılmışzâde Şevket Ağa nın vefâtiyle hidmet-i mezkûre münhâl ve mu`attal kaldığını ikrâr edip mâ-adâ müdde`âsını inkâr etmekle mezbûr Süleyman Efendi mensûb olduğu mezkûr Celabuzur karyesi imâm ve muhtâr ve heyet-i ihtiyâriyesi taraflarından memhûren mevrûd bir kıt`a ilmühaber münderecâtı ile medîne-i mezkûrenin Hâlilullah mahallesi ahâlîsinden Kolukısazâde Mustafa Çavuş ibn Ebubekir ve Karaağaç mahallesi ahâlîsinden Bitlislizâde Hacı Mehmed Efendi ibn Hacı Abdullah nâm kimesnelerin meclis-i şer`îde alâ tarîki ş-şehâde vukû` bulan ihbârlarıyle müdded mezbûr Süleyman Efendi vâkıf-ı mûmâ-ileyhin evlâd-ı zükûrunun ekber ve erşedi ve vakf-ı mezkûrun meşrûtun lehi idüği lede ş-şer`î l-enver zâhir ve nümâyân olmağın mûcibince mâ-vaka`a bi t-taleb tescîl ve i`lâm olundu. Fi l-yevmi t-tâsi`i ve l-işrîn min-cemâziye l-ûlâ li-sene seb`a ve selâsin ve selâse mie ve elf deyu târîh-i mezkûrda medîne-i mezkûre Kâdîyü ş-şer`î Ahmed Efendi nin hatmiyle mahtûm sicill-i mahfûzunda mukayyet olup mezbûr Süleyman Efendi nin istîdâ`sı üzerine kayd-ı mezkûrda bi-ibâretihâ ihrâc olundu fî şehri Şevvâli l-mükerrem li-sene erbâ`îne ve selâse mieteyn ve elf. 190 191
MEHMED AĞA BİN ALİ 1 el-hamdü li llâhi llezi e`azze havasse ibâdihi bi-sarfi emvâlihim ilâ enva il-hayrât ve e`ânehum alâ iktisâbi asnâfi l-mehâmidi ve l-meberrât ve s-salâtu ve s-selâmü alâ resulihi ve nebiyyihi Muhammedin hayri l-beriyyât ve alâ âlihî ve ashâbihî ilâ yevmi yestezillu l-mer u tahte s-sadakât. Ammâ ba`dü: İşbu vakfıye-i celîliş-şân ve cerîde-i bedî`ü l-ünvânın tahrîr ve inşâsına ve tastîr ve imlâsına bâ`is ve bâdî oldur ki vîlayet-i Anadolu da Gercanis kazâsı kurasından Lic karyesi ahâlisinden sâhibü l-hayrât ve rağibü l-meberrat Rıdvan oğlu Mehmed Ağa ibn Ali nâm kimesne meclis-i şer`i şerîf-i enver ve mahfel-i dîn-i münîf-i ezherde zikr-i âtî vakfına li-ecli t-tescîl ve l-itmâm-ı emri l-vakf-ı ve t-tekmîl mütevellî nasb ve ta`yîn eylediği Mustafa Ağa ibn Ali mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp atyeb-i mâl ve enfe s-i menâlimden ifrâz ve kemâl-i imtiyâz ile mümtâz eylediğim nakd-i râici l-vakt iki bin guruşu hasbeten lillahi l-ahad ve taleben li-merdâtî rabbi s-samed vakf-ı sahîh-i şer`î müebbed ve habs-i sarîh-i mer`î muhalled ile vakf ve habs idüp şöyle şart ve ta`yîn eyledim ki; Meblağ-ı mezkûr rehn-i kavi ve kefîl-i melî ve lede l-iktizâ ikisinden biri ile onu on bir buçuk hesabı üzere alâ-vechi l-helâl istirbâh ve istiğlâl olınup hasıl olan neması yed-i mütevellîde hıfz olınup karye-i mezkûrede kâin mülk-ü mahzım olan arsa üzerine binâ edüb izn-i âmm vermemle derûnunda ale t-tertîp cemâ`atla eda-i salâtı mefruza olınan mescid-i şerîfin cemâ`at-ı kesir ve karye-i mezkûre kebîr olarak aher câmi`-i şerîf olmadığından bâizn-i sultâni ikâme-i salâti cum`a ve îdeyn olınmak üzere zikr olınan mescid-i şerîfe minber vaz` etmemle nema-i mezkûrdan yevmî altı akçe imâmet ve yevmî altı akçe hitâbet vazîfesi verilüp fazlası yed-i mütevellîde teraküm ederek lede l-iktizâ mescid-i şerîf-i mezkûrun ta`mîr ve termimine sarf oluna ve câmi`-i mezkûrun imâmet ve 1 582/1 numaralı defterin 187.sahife ve 124/2. sırasında kayıtlı Rıdvan Oğlu Mehmed Ağa nın Vakfı na ait 4 Şaban 1269 (13 Mayıs 1853) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevrisidir. 192 193
hitâbet cihetleri vazîfe-i mezkûreleriyle ve vakf-ı mezkûrun tevliyeti bervech-i hasbi labis-i libas-i hayat oldukça bana ve vefâtımdan sonra ciheteyn-i mezkûreteyn karye-i mezkûre ahâlisinin re y ve intihâbları ve ma`rifeti şer`le ehil ve erbâbınâ ve ancak tevliyet-i mezkûre evlâdımın ve evlâdı evlâdımın ve evlâdı evlâdı evlâdımın batnen ba`de batnin ekber ve erşedine ve ba`de l-inkıraz re yi hâkimü ş-şer`le karye-i ahâlisinin intihâb ve ihtiyar eyledikleri kimesneye meşrût ola ve şurût-u mezkûreye riâyet müte`azzire olur ise menafi`i vakf mutlaka fukarâ-i müslimine harc ve sarf oluna ve vakf-ı mezkûrun tebdîl ve tağyîr ve teksîr ve tevfîri merreten ba`de uhrâ yed-i meşiyetimde ola deyü ta`yîn-i şurût ve tebyîn-i kuyûd birle nakd-i merkûmu bundan üç mah mukaddem mütevellî-i merkûma teslîm eylediğimde ol dahi ahz ve kabz ve saîr mütevellîlerin tasarrufları misüllü tasarruf eyledi dedikte; Gıbbe t-tasdik emri vakf-ı temam ve hâli teslîm encâm bulmuş iken vakıf-ı merkûm Mehmed Ağa butlanı vakf-ı nukûd ve zımnında olan şurût ve kuyûda ve ba`dehû kavl-i adem-i lüzûma teşebbüs birle vakf-ı mezkûrden rücû` ve meblağ-ı mezkûru kel evvel mülküne istirdât ve mütevellî-i merkûm dahi sıhhat ve lüzûmuna zahib olan eimme-i din kavilleriyle mukabele birle tarafian ve her biri mübteğasınca fasl-u hasme taliban olduklarında hakim-i hasım muvakkii sadrı kitâp tûbâ lehu ve hüsne meâb efendi hazretleri dahi âlimen bi l-hilâfi l-cârî beynel-eimmetil eslafi alâ-kavli men`yerâhu minel-meşayıkı üli l-intibah vakf-ı mezkûrun evvelen sıhhatına ve sânîyen lüzûmuna vakıf-ı merkûm huzurunda hükm-i sahîh-i şer`î ve kazâ-i sarîh-i mer`î etmeğin min-ba`d vakf-ı mezkûr sahîh ve lâzım ve mütehattim olup nakz ve nakîzine mecâl muhâl ve tebdîl ve tağyîri vakıf-ı merkümdan gayre adimü l-ihtimal oldu. Cerâ zâlike ve hurrire fi l-yevmî l-erba`in min-şehri Şa`bâni l-mu`azzâm sene tis`a ve sittîne ve mieteyn ve elf. (4/Şaban/1269). 194 195
MEHMED AĞA BİN OSMAN 1 Mâ-fîhi mine l-vakfi ve ş-şurûti Cerâ indi ale n-nemâti l-mebsûti ve hakemtü bi-sıhatihi ve lüzûmihî âlimen bi l-hilâfi l-cârî beyne l-eimmeti l-eşrâfi harrehü l-fakiru ileyhi azze şânuhû es-seyyid Mehmed Raşid el-müvellâ hilâfe bi-kazâ-i Kemah ma`a mülhakât ufiye anhu el-hamdu li llâhi llezî e`azze havâsse ibâdihî bi-sarfi envâlihim ilâ-envâ`i l-hayrât ve e`ânehüm alâ-iktisâbi esnâfi l-mehâmidi ve l-meberrât ve s-salâtü ve s-selâmü alâ-resûlihî ve nebiyyihî Muhammedün hayru l-beriyyât ve âlihî ve eshâbihî ilâ-yevm-i yestezillü l-mer u tahte s-sadakât. Ammâ ba`dü: İşbu vakfiyye-i celîli ş-şân ve cerîde-i bedî`ü l-ünvânın tahrîr ve inşâsına bâdî ve tastîr ve imlâsına âdî oldır ki vilâyet-i Anadolu da Kemah kazâsına muzâfa Kömür karyesinde sâkin sâhibü l-hayrât ve l-hasenât Fazlı oğlu Mehmed Ağa ibn Osman meclis-i şer`-i şerîf-i enverde vakf-ı âti l-beyâna li-ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta`yîn eylediği Abdulaziz Ağa ibn Mustafa mahzarında ikrâr-ı tâmm ve takrîr-i kelâm ve ta`bîr-i ani lmerâm idüp atyeb-i mâlimden ifrâz eylediğim dört bin guruşu hâsbeten li llâhi l-azîm ve taleben li-cennâti nna`îm vakf-ı sahîh-i müebbed ve habs-i sarîh-i muhâlled vakf ve habs idüp şöyle şart eyledim ki; Meblağ-ı mezkûr dört bin guruşu alâ-vechi l-helâl bâ-yed-i mütevellî rehn-i kavî veyâ kefîl-i melî ile senevî onu on bir buçuk hesâbı üzere istirbâh olınup hâsıl olan rıbhındân senevî beş vakiyyeden on vakiye ruğan-ı şem` iştirâ olınup karye-i mezkûrede kâin sâkin oldığım mahalle-i ulyâda vâki` müceddeden inşâsına muvaffak oldığım mescid-i şerîf mihrâbı önünde îkâd olına ve mescid-i şerîf-i mezkûre müceddeden minber vaz`ına izin ve icâzet-i hümâyûn-ı mülükhâne erzânî buyruldukda bâ-berât-ı şerîf-i âlî hatîb nasb ve ta`yîn olınanlara senevî yüz yigirmi 1 No: 72. 583 numaralı defterin 85. sahife ve 72. sırasında kayıtlı Kemah ta Osman Oğlu Mehmed Ağa Vakfı na ait 1275 (1858/1859) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 196 197
guruş vazîfe virile ve rıbh-ı mezkûrdan lede l-hâce mescid-i şerîf-i mezkûr ta`mîr ve termîm olına ve bakı fazlası yed-i mütevellîde hıfz olına ve vakf-ı mezkûrun tevliyeti evvelâ hayâtda oldıkca kendim mütevellî olup ve ba`de l-vefât evlâd-ı zükûrumun aslah ve erşedi ber-vech-i hasbî mütevellî ola ve ne`ûzu bi llâhi te`âlâ ba`de l-inkırâzi l-küll kazâ-i mezkûrda hâkimü ş-şer` bulınan efendiler re yleriyle sülahadan biri kezâlik ber-vech-i hasbî mütevellî ola ve şurût-ı vakf-ı mezkûre ri`âyet müte`azzire olur ise rıbh-ı mezkûr mutlaka fukarâ-i müslimîne harc ve sarf olına deyü ta`yîn-i şurût ve tebyîn-i kuyûd birle hatm-i kelâm eyledikden sonra meblağ-ı mezkûru fâriğan ani ş-şevâğil mütevellî-i merkûma teslîm eylediğimde ol dahi ber-vech-i vakfiyyet bi t-tevliye tesellüm ve kabz vesâir evkâf mütevellîleri misüllü tasarruf eyledi didikde; Gıbbe t-tasdîk emr-i vakıf tamâm ve hâl-i teslîm encâm bulmış iken vâkıf-ı merkûm vakf-ı mezbûrdan rücû` ve da`vâya istirdâda şürû` idüp mebniyyen ale l-ihtilâfi l-eimme mâ-hüve l-mestûr-ı fi l-kütübil-fıkhiyye mütevellî-i merkûm ile müterâfi`ân ve her biri mübteğâsınca fasl u hasme tâlibân oldıklarında hâkim-i muvakkı ı sadr-ı kitâb tûbâ lehû ve hüsne meâb efendi dahi tarafeynin kelâmlarına nazar ve mennâ`ün li l-hayr olmaktan hazer idüp vakf-ı mezbûrun evvelen sıhhatine ve sâniyen lüzûmuna hükm-i sahîh-i şer`î ve kazâ-i sarîh-i mer`î buyurup mezbûr vakf-ı merkûmun nakz ve nakîzına mecâl muhâl oldı. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 2 Cerâ zâlike harrerehu fi l-yevmi l-hâmis ve l-âşer Recebü l-fert li-sene hamse ve seb`îne ve mieteyn ve elf. (15/Recep/1275). 2 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür. (Bakara, 2/181). 198 199
MEHMED AĞA BİN OSMAN 1 el-hamdu li llâhi l-vâkıf alâ küll-i hâl el-münezzehi ani t-tağayyüri ve l-intikâl ve s-salâtu ve s-selâmu alâ Muhammedîni l-mevsûf bi-mekârimi l-ahlâki ve mehâsini l-hisâl ve alâ âlihi ve ashâbihi l-âricin ilâ-me`ârici l-kemâl. Ammâ ba`dü: İşbu vakfiye-i sahîha-i fehâvi ve vesîka-i şer`iyyeti l-metâvinin tahrîr ve inşâ ve tastîr ve imlâsına bâdî oldur ki Erzurum vilâyet-i celîlesinde kâin kürsi-yi livâ olan Erzincan mahallâtından Hancı mahallesi ahâlisinden Kahoğlu Mehmed Ağa ibn Osman ibn Abdurrahman medine-i mezkûre hükümet konağına gelüp temyîze mahsûs odada ma`kûd huzûr-ı şer`-i şerîf-i enverde zikri âtî vakfa li-ecli t-tescîl mütevellî nasb u ta`yîn eylediği Aktaş mahallesi ahâlisinden Sadık Ağa bin İbrahim mahzârında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp vakta ki bu dâr-ı fenayı bî-sebât ve bî-bekâ olup nâim-i ma`râz-ı zevâlde ve mukîmi şeref-i irtihâlde olduğunu mulâhaza idüp es-sadkâtü fidyetün li l-ma âsi yevme yuh azü l-mücrimün bi n-nevâsi 2 ma`lûm olduğundan mâ`adâ ve ma tukaddimü li-enfusiküm min-hayrin tecidûhü inda llâhi hüve hayren ve âzame ecren 3 mefhûm-ı münîfine habîr ve âgâh olduğum ecilden vakf-ı câi z-zikrin sudûruna değin silk-i mülk-i sahîhimde münselik ve müntazım olup livâ-yı mezkûrede Dinkdink karyesinde vâki` bir tarafdan karındaşım el-hâcc Halil bahçesi ve bir tarafdan su harkı ve iki tarafdan tarîk-i âmm ile mahdûd eşcâr-ı müsmire ve gayr-i müsmireli sağîr ve kebîr iki kıt`a bahçe ile derûnunda mebnî` olan tahtânî eyvân ve bir kiler ve bir âhûr ve şarken su kuyusunu müştemil bir bâb mülk menzili ve hark-ı mezkûrda mağrûs ma`lûmu s-sâk eşcâr-ı gayr-i müsmire ve Çardaklı Vadisi nden yenbû` idüp Dük harkından cereyân iden 1 No: 286. 609 numaralı defterin 239. sayfa 286. sırasında kayıtlı Erzincan da Kahoğlu Mehmed Ağa bin Osman bin Abdurrahman Vakfı na ait 21 Safer 1292 (29 Mart 1875) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 2 Sadaka, günahkârların alınlarından yakalanacakları günde günahlar için fidye (kefaret) dir. 3 Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu daha hayırlı ve mükafata daha layık olarak bulursunuz. (Müzzemmil, 73/20). 200 201
âb-ı lezîzin on beş günde bir def`a perşembe günü vakt-i zuhûrdan asr-ı evvele değin âb-ı lezîz kanavât ve mesnedât ve mecra`asına teb`iyyetle her biri yedimde mülk ve hakkım olmağla menzil ve bahçe ve eşcâr ve âb-ı lezîzden herbirini bi-cümleti t-tevâbi`i ve l-levâhık ve kâffeti l-hukûki ve l-merâfıkı hasbeten li llâhi l-aliyyi l-azîm ve tâliben li-merdâti rabbi r-rahîm yevme lâ-yenfe`u mâlun ve lâ-benun illâ men atillahe bi-kalbin selîm 4 ricâsıyla vakf-ı sahîh-i şer`î ve habs-i sarîh-i mer`î ile vakf u habs idüp şöyle şart eyledim ki; Bahçe ve menzil-i mahdûde-i mezkûrelerle âb-ı mezbûr icâre-i sahîha-i şer`iyye ile senevî tâliblerine îcâr olunup hâsıl olan gallesinden evvelen bahçe ve menzil-i mahdûd-ı mezkûrun iktizâ iden mahallerinin ta`mîr ve termîmlerine harc ve sarf oluna ve galle-i mezkûru fazlasından beher sene derûn-ı hânemde fukarâ-i müslimîn içün helva tabh olunarak it`âm-ı ta`m olunup menkıbe-i vilâdet-i hazret-i seyyid i l-mürselîn bi t ta`zîmi ve t-tebcîl kırâât olunup ecr ve mesûbâtı benimle ebeveynim ervâhlarımıza ihdâ oluna ve yine beher sene îd-i adhâda bir re s kurban zebh olunub fukarâ-yı sâbirîn i`tâ oluna ve yine beher sene mahalle-i mezkûrede vâki` mevzû`na Hâtun Câmi`-i Şerîfi nde berât tâbir olunur üç kıyye şem`i rûğan îkâd oluna ve galle-i mezkûreden fazla kalur ise fazla-i mezkûr dahî vakf-ı mezkûruma mütevellî olan kimesneye ola ve ben lâbis-i libâs-ı hayâtda oldukça vakf-ı mezkûrun tevliyeti müstakillen bana munhasıra ola ve vefâtımdan sonra zevce-i menkûham bulunan Kamile Hâtun bint-i el-hâcc Halil mütevellî ola ve ba`de vefâtihâ evlâd-ı zukûrumun ekber ve erşed ve aslâhı ve bade l-inkirâz evlâd-ı inâsımın ekber ve erşed ve aslâhı mütevellî olalar ve ba`de l-inkirâz mutlâka akrabâmın ekberinin aslâh ve erşedi ve ba`de l-inkirâz zikr olunan Hancı mahallesi ahâlisinden beynlerinde mu`temed ve müstakîm ve muhtârları olan kimesne hâkim-i belde ma`rifeti ile mütevellî ola ve vakf-ı mezkûruma oğlum Yusuf ile damadım asâkir-i şâhâne yüzbaşılarından fütüvvetlü İbrahim Efendi 4 O gün ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah a kalb-i selim ile gelenler (o günde fayda bulur). (Şuara, 26/88-89). ibn Abdüssamed den her biri hasbî nâzır olalar ve vakf-ı mezkûrumun şurût ve kuyûdu tebdîl ve tağyîri merreten ba`de uhrâ yed-i meşiyetimde ola deyu ta`yîn-i şurût ve tebyîn-i kuyûd idüp bahçe ve menzil-i mahdûd-ı mezkûrları ve eşcâr-ı gayr-i müsmirelerle âb-ı mezkûr fâriğan ani ş-şevâğil mütevellî-i mezbûre teslîm ol dahî vakfiyet üzere kabz ve tesellüm ve sâir mütevellîlerin evkâfda tasarrufları gibi tasarruf eyledi didikde; Gıbbe t-tasdiki ş-şer`î vâkıf-ı mûmâ-ileyh kelâmını semt-i âhere sârif olup vakf-ı akâr İmâm-ı Azam ve hümâm-ı efhâm Ebu Hanife el-kûfî katında sahîh lâkin menzil ve bahçe-i mezkûr ve eşcâr-ı gayr-i müsmire ile âb-ı mezkûr âriyetde olup şeref-lüzûmu müstelzim olmamağla vakf-ı mezkûrdan rucû` câiz ve râci` emr-i meşrû`u gayr-i mütecâviz olmağın bahçe ve menzil-i mahdûd-ı mezkûr ve eşcâr-ı gayr-i müsmireyle âb-ı mezkûr ke l-evve l-mülküm olmağla istirdâd iderim deyücek mütevellî-i mezbûr cevâba tasaddî idüp eğerçi inde l-imâm-ı Azam hâl bast ve tafsîl olunan minvâl-i muharrer olduğu cây-i işkâl değildir lâkin Ârif-i Samedanî Ebu Yusuf eş-şehîr bi l-imâmi s- Sânî hazretleri katında vâkıf mücerred vakaftü dimeğle ve İmâmı r-rabbânî Muhammed ibn Hasan eş-şeybânî hazretleri katında teslîm-i ile l-mütevellî olmağla vakıf sahîh ve lâzım oldu deyu redd ve teslîmden imtinâ ile hâkim-i muvakki`-i sadr-i kitâb tûbâ lehu ve hüsnü meâb efendi hazretleri dahî tarafeynin edillesine nazaran ve mubtil-i hayr olmakdan hazer idüp âlimen bi l-hilâfi l-câri beyne l-eimmeti l-eslâf vakf-ı mezkûrun evvelâ sıhhatine ve sâniyen lüzûmuna hükm-i şer`î itmeğin min-ba`d vakf-ı mezkûr sahîh ve lâzım oldu. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 5. Ecru l-vâkıfı ale l-hayyi l-cevâdi lkerîm. Cerâ zâlike ve hurrire fî l-yevmi l-hâdi ve l-işrîn min-saferi l-hayr li-seneti isney ve tis`în ve mieteyn ve elf. (1292). 5 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür.(bakara, 2/181). 202 203
MEHMED ASIM EFENDİ BİN ABDURRAHİM 1 el-hamdü li llâhi l-vâkıfi alâ-külli hâl el-münezzehu ani t-teğayyür ve l-intikâl ve s-salâtü ve s-selâmü alâ-seyyidinâ Muhammedini l-mevsûfi mekârimi l-ahlâk ve mehâsini l-hisâl ve alâ-âlihî ve ashâbihi l-âricîn ilâ-me`ârici l-kemâl Ammâ ba`dü: İşbu vakfiyye-i şer`iyyeti l-metavî ve vesîka-i sahîhati l-fehavînin tahrîr ve inşâsına bâdî ve tastîr ve imlâsına sebeb-i âdî oldur ki medîne-i Erzincan ın Molla Güzel mahallesi ahâlîsinden Abdullah Efendizâde el-hâcc Mehmed Asım Efendi ibn Hâfız Abdurrahman Efendi medîne-i mezkûre mahkeme-i şer`iyyesinde meclis-i şer`-i şerîf-i enverde zikr-i câî-i vakfına li-ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta`yîn eylediği mahalle-i mezkûre ahâlîsinden Kerametçizâde el-hâcc Hâfız Mehmed Münir Efendi ibn Salih Efendi mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp vatkâ ki ben bu dâr-ı fenâyı bî-bekâ ve bî-sebât bilüp na`îmi ma`raz-ı zevâlde ve mukîm-i şeref-i irtihâlde oldığını mülâhaza idüp es-sadâkatü fidyetün li l-me âsi yevme yu hazü l-mücrimune bi n-nevâsi 2 mantûk-ı celîlinden habîr ve ma tukaddimü li-enfusiküm min-hayrin tecidûhü inda llâhi hüve hayren ve âzame ecren 3 mefhûm-ı münîfinden âgâh olduğum ecilden vakf-ı câi z-zikrin sudûruna değin bâ-sened-i hâkânî silk-i milk-i sahîhimde muntazım ve münselik müstakillen mal ve mülküm olan medîne-i mezkûrenin Gerek Gerek mahallesinde vâki` Meydân-ı Kebîr civârında Hamidiye mevkiinde kâin bir tarafı benim ve bir tarafı Hanoğlı dükkânı ve bir tarafı tarîk-i âmm ile mahdûd ol bâbdaki sened-i hâkânîde yüz yirmi altı sıra numara ile murakkam bin beş yüz guruş kıymetli mukaddem zâhire anbarı ve l-yevm nalband 1 No:172. 611 numaralı defterin 166. sahîfe ve 172. sırasında kayıtlı Abdullah Efendizâde el- Hâcc Mehmed Asım Efendi ibn Hâfız Abdurrahman Efendi Vakfı na ait âhir-i Rebî`ü l-âhir 1338 (Ocak 1920) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 2 Sadaka, günahkârların alınlarından yakalanacakları günde günahlar için fidye (kefaret) dir. 3 Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz. Hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere. (Müzzemmil, 73/20). 204 205
dükkânı ve yine mevki`-i mezbûrda vâki` etrâf-ı selâsesi benim dükkânlarım ve taraf-ı râbi`i tarîk-i âmm ile mahdûd kezâlike bin beş yüz guruş kıymetli ve yüz yirmi sıra numaralı evvelce zâhire anbarı ve l-yevm han bir bâb ve yine mevki`-i mezkûrda vâki` bir tarafı benim dükkânım ve bir tarafı Hanoğlı dükkânları ve bir tarafı yol ile mahdûd kezâlik bin beş yüz guruş kıymetli ve yüz yirmi sekiz sıra numaralı bir bâb nalband ve yine mahall-i mezbûrda vâki` bir tarafı tarîk-i âmm ve iki tarafı benim dükkânlarım ile mahdûd kezâlik bin beş yüz guruş kıymetli ve yüz yirmi dokuz sıra numaralı sened-i hâkânî mûcibince evvelce bakkal dükkânı ve el-yevm semerci dükkânı ki cem`an dört aded kepenk dükkânlarımı bi-cümleti t-tevâbi` ve l-levâhık ve kâffeti l-hukûk ve l-merâfik hasbeten li llâhi l-azîm ve taleben li-merzâti Rabbi r-rahîm vakf-ı sahîh-i şer`î ve habs-i sarîh-i muhalled-i mer`î ile vakf ve habs idüp şöyle şart eyledim ki; Dekâkîn-i mahdûde-i mezkûre beher sene bâyed-i mütevellî icâre virülüp bedel-i icârlarından evvelen dekâkîn-i mezkûrenin ta`mîr ve termîm ve emlâk rusûmu tesviye edildikden sonra mütebâkî meblağdan mezkûr Molla Güzel mahallesinde kâin câmi`-i şerîfin iç tarafındaki câmi`-i şerîfe girecek kapısı önünde mâh-ı tâb olmayup leyâlî-i müzlimede duhûl ve hurûc idecek cemâ`at-i müslimîne ziyâ virmek üzere gerek gaz yağı ve gerek rûgan-ı sâire ile tamam bir fener îkâd olınup mahalle-i mezkûr şulelendirile ve îcâr-ı mezkûrdan bâkî kalan meblağ vakf-ı mezkûruma mütevellî olan zâta ücret ve vazîfe ola ve vakf-ı mezkûrun tevliyeti hayâtda olduğum müddetçe yedimde ola ve ben bi-emri llâhi te`âlâ vefât eylediğimde vakf-ı mezkûruma kız torunum Kerametçizade Mustafa Efendi ibn Halil Efendi mütevellî ola ve anın vefâtı ile sulbî kebîre kızım Nesibe Hanım hayâtda kaldığı takdîrde mütevelliye ola hayâtda oldığı takdîrde asabât ve zevi l-erhâm cihetinden mevcûd bulunan oğul ve kız torunlarımın batnen ba`de batnin ve neslen ba`de neslin ekber ve erşedi mütevellî olalar ve neslim münkariz olursa câmi`-i şerîf-i mezkûrda imâm ve müezzin olanlar mütevellî olalar deyu ta`yîn-i şurût ve tebyîn-i kuyûd birle dekâkîn-i mahdûd-ı mezkûrları fâriğan ani ş-şevâğil hâzır-ı mütevellî-i mûmâ-ileyh Hacı Hâfız Mehmed Münir Efendi ye teslîm ve mütevellî-i mûmâ-ileyh dahi vakfiyyet üzere tesellüm ve ber-vech-i meşrûh tasarruf eyledim didikde; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vâkıf-ı mûmâ-ileyh el-hâcc Mehmed Asım Efendi meclis-i şer`-i mezkûrda mütevellî-i mûmâ-ileyh muvâcehesinde vakf-ı akâr İmâm-ı Azam ve hümâm-ı akdem Ebu Hanife el-kûfî hazretlerinin mezheb-i şerîflerinde menzile-i âriyetde olup sıhhat ve lüzûmu müstelzim olmamağla benim içün rucû` meşrû` oldığından ben vakf-ı mezkûrdan rucû` ve ke l-evvel dekâkîn-i mahdûd-ı mezkûrları mülküme istirdâd iderim mütevellî-i mûmâ-ileyhin dekâkîn-i mahdûd-ı mezkûrlardan keff-i yedle bana teslîme tenbîh olunması matlûbumdur deyu da`vâ eylediği lede l-isticvâb mütevellî-i reşîd cevâb-ı sedîd virüp gerçi hâl bast olınan minvâl üzere ise de İmâm-ı Rabbânî eş-şehir bi l-imâm-ı-sânî hazretleri katında vâkıf mücerred vakaftü dimekle ve İmâm Muhammed ibn Hasan eş-şeybânî hazretleri katında teslîm-i ile l-mütevellî olmağla vakıf sahîh ve lâzım olup rucû`a ihtimâl yokdur deyu redd ve teslîmden imtinâ` iderim deyu îrâd eylediği def`-i imâmeyn-i müşârun-ileyhime kavl-i şerîflerine mutâbık olmağla tarafeyni müterâfi`ân olduklarında tarafeynin edille-i mesrûdelerine nazaran ve mubtıl-i hayr olmakdan hazer birle cânib-i vakıf evlâ ve ahrâ görülmeğin dekâkîn-i mahdûd-ı mezkûrların vakıflarının sıhhat ve lüzûmuna hükm-i sahîh-i şer`î ve kazâ-i sarîh-i mer`î olmağın mûcibince vakf-ı mezkûr sahîh ve lâzım olup vâkıf-ı mûmâ-ileyh Hacı Asım Efendi mütevellî-i mûmâ-ileyh Hâfız Mehmed Münir Efendi ye mu`ârazadan men` olındığını tescîl ve i`lâm olındı. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 4 ve ecru l-vâkıfi ale l- hayyi l-cevâdi l-kerîm cerâ zâlike ve hurrire fî-selhi Rebî`ü l-âhir sene semâne ve selâsîn ve selâse mieteyn ve elf. ( 1338). 4 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür.(bakara, 2/181). 206 207
208 209
MEHMED BİN HÜSEYİN 1 Huve l-mu`îni l-muğni l-müte`âl el-vakıf-ı alâ-küll-i hâl ve sahha ve sahha cemî`-i mâ-fîhi min-asli l-vakfı ve şerâidi indi ve hakemtü bi-sıhhatihî ve lüzûmihî ve tescîlihî alâ-re y-i men yerâhu murâ`iyen şerâidihî ve ene lfakîr Mehmed bin İlyas el-kâdî bi-erzincânî ufiye anhumâ el-fakîr Mehmed bin İlyas. Alemdarzâde el-hâcc Ali Vehbi el-müvellâ hilâfeten bi-medîne-i Erzincan nemekahu l-fakîr ileyhi azze şânuhû ufiye anhû el-fakîr Süleyman bin Veli. Yu melü bimâ-ihtivâhu ve yukda bi-muktezahû elfakîr Halil Sâid el-kâdî bi-erzincan ufiye anhumâ. Mâ-nutika emri l-vakfı ve l-vifâk mutâbıkı yentıku aleyhi l-eslâf harrerehû ad`afu l-ibâd Süleyman el-me zûnu bi l-ifta el-fakîr Süleyman. Bismillâhirrhmânirrahîm. Hamd-i sipâs ve şükr-i bî-kıyas ol hâlik-i cin ve nas üzerine olsun kim bin ukûl-i sahra-yı vahdâniyetinde ola ve mütehayyiru sena-i bî-âd ve medhi bî-had ol musavveri ezel ve ebed hakkı nadi`i kim bî-devât ve kalemi nakşı âlemeyni ketm ü ademden ihdâs ve istinbât idüp el-vâhî vücûde rakam ve tahrîr etti taki ilm-i tâmm ve kudret-i kâmilesini ibrâz ede ki küntü kenzen mahfiyyen fe`ahbebtu en arefe fe-halaktu l-halka li-ü refedir ve simurga kaf basîret heva-i hüviyetinin zirvesinde bî-bâl ve pür-sergeşte-i vâhidât rehâ-yı tavs-i kuds eşî`a-i pertev celâlinde sûzan ve sergerdân ve tûtî`-i şirîn-i zebân ve andelib-i hûş ilhân eşvâk-ı muhabbette tesbîhhân ve zikr-i guyân pes-şahâdet ve tevhîd ol ferdi bî-hemtayadır ki mülkinde hiç nesne zâyi` değil ve iki âlemde ândan özge kimse sânî değil ve salavât ve durûdu ol habîbi can-ı âferîn ve cihândâr ve resûli ayıp pûş gayb-dâne olsun kim Muhammed Resûlu llâh dır ve dahi âl ve ashâb ve tâbi`în ve ensârına olsun kim minhâc-i hidâyet kemâl-i inâyet birle mâlikîn ve râşidîn oldular aleyhim rıdvânu llâhi l-meliki l-mu`în ve alâ-men tebi`a- 1 591-5 numaralı defterin 159. sahife 163. sırasında kayıtlı Erzincan da Mustafa Çavuş Müsakkafâtı Vakfı na ait evâil-i şehri Ramazân 995 (Ağustos 1587) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 210 211
hum ecma`în vaktaki her lebîb ve zeki ve kâmil ve her mücerrib-i fitân ve âkıle-i pûşîde ve mestûre olmayup belki her sâhibi tab`-ı latîf ve akl-ı selîmin re y-i sâkibi ve her sâhibi i`tikâdı müstakîm gayr-i sâkimin fikr-i sâkibi bûk-i şâhid-i bâhir ve delîl-i zâhirdir ki dünyâ-yı denî döndürür dâr-ı ikrâr ve fenâdır makarr-ı karâr ve bekâ değildir ve dâire-i kesret ve merkez-i hayrettir menzil-i beşâret ve mahall-i meserret değildir sürûr-ı şürûruna müntehî ve çevr-i bitûruna müeddîdir ma`mûr-ı harâbına ve serâb-ı serâbına mültebistir ni`met-i nakmetine muhavvel ve mihnet-i muhtelife mübeddeldir âdeti aynı adâvete ve sa`âdet-i şekâvete mukterindir ikbâl-i edbârına ve ibşâr-ı enzârına refîktir gınâsı inâyla âreste ve fenâsı fenâ ile pirâste imdi cennet-i adn şol kimesnenindir ki a`mâlini rızâen li llâh haşr ve emâlini murâdât-i resûlu llâha kasr ede ve sâid şol kimesnedir ki hatîât-ı tâ`âta ve seyyiât-ı hesenâta mübeddel ola emmâ eşref-i hasene sadakâ-i dâime ve ahsen-i sadakâ hayrât-ı nâmiye oldığı ecilden hayr-ı vakf dahi hasene-i dâime ve sadakâ-i nâmiyeden oldu ki fevâid-i gayr-i müntehî ve netâyic-i gayr-i münkatidir nitekim hazret-i hâk celle celâlühû ve âmme nevâlehû ve âlûde-i Kur ân-ı azîm ve Furkân-ı kerîminde buyurur kim ve llezîne yunfikûme emvâlehum bi l-leyli ve n-nehâr sırran ve alâ-niyeten felehum ecruhum inde rabbihim velâ-havfün aleyhim velâhum yahzenûn 2 ve dahi Resûl-i Ekrem ve nebiyyi muhterem salavâtu llâhi te`âlâ aleyhi ve sellem Hazretleri hadîs-i şerîf ve kelâm-ı münîflerinde ider ki izâ mâtel-insanu inkata a ameluhû illâ min selasin ilmün-yentefe u bihi ve sadak atün câriyetün ve veledün sâlihun yed û lehû 3 ilâ-vahyi l-vakfe pes ol hâlik-i ervâh ve nüfûs ve ecsâm ve ol mûci` ve mu`îd-i ramîm-i izâm cellet kudretuhû ve allet kelimetehunûn mevâhib-i celîlesine vâsıl va atâyâ-yi cezîlesini hâsıl kılan kıdvet-i erbâbit-ta`zîm umdeti ashâbi l-izzi ve ttekrîm kasaba-i Erzincan da sâkin ve mütemekkin el-hâcc Mustafa 2 Mallarını gece ve gündüz gizli ve açık hayra sarf edenler var ya onların mükâfatları Allah katındadır. Onlara korku yoktur, üzüntü de çekmezler. (Bakara, (2/274). 3 İnsan öldüğü zaman ameli kesilir. Ancak üç kişininki hariç. Kendisiyle faydalanılan ilim, kendisine dua eden salih bir evlat ve sadaka-i cariye bırakan. (Müslim, Vasiyet, 14). ibn seyyid-i kavli z-zâim-i kıstâs-ı dîn ma`delet bünyân ve eyvân-ı inâyet unvân şer`-i şâri`-i seyyidi l-enâm ve mahkeme-i mahkemetü l-ahkâm ve seccâde-i hazret-i resûl aleyhi s-salavât ve s-selâmü hâzır ve zâhir ve bizzat makâm ve mu`terif olup cenâb-ı cenân-ı mennân ve kıbel-i sultân-ı zevi l-in`âm ve l-ihsândan fâyiz ve lâbih olan ni`ama-i ve azîme ve âbâd-ı kerîmenin mukâbelesinde oda-i hamd-i vâcibe ve kazâ-i şâkir-i lâzimesine muvâzabat göstermek lâbud ve lâzım oldıysa hâl-i sıhhate tasarrufâtında ve nifâz-ı teberru`âtında sıdk-ı niyet-i hâlisa ve hulûs-i taviyyet-i sâfiye ile nefs-i Erzincan da vâki` Tahtakale kurbında Eskişehir dimekle ma`rûf mahallede inde l-ahâli ma`lûmu l-hudûd Nalband Hüseyin nâm müteveffâdan sulbî oğulları Mehmed Mustafa nâm sagîrlerine intikâl idüp zarûreti nafakaları içün vâsîleri olan Fazlullâh nâm kimesneden bey`-i batla satın aldığı arzıhâliye üzerinde bi-vechi llâhi l-kerîm ve li-merzât-i rabbihi r-rahîm bir câmi`-i şerîf ve mâbed-i latîf kim binâsı refî` ve enkâl-eşkâli bedî`dir binâ ve ta`mîr ve tecdît ve tekmîl ve tarîkini dahi ifrâz ve ta`yîn idüp âmme-i nâsa salât-i hamse ve envâ`-i ibadât ikâmet itmekle icâzet verip ânlar dahi içinde salât-ı mektûbe-i edâ ve izn-i padişâhî ve fermân-ı şahinşâhı ile salât-ı cum`a ve îdeyni dahi kılındıktan sonra mülkünden ifrâz veya mülkünden ihrâc ve mümtâz kalıp vakf-ı sahîh-i şer`î ve habs-i sarîh-i mer`î ile vakf ve habs eyledi vakfen müebbeden dâimen ve habsen muhalleden lâzimen ve vâkıf-ı mezbûr mûmâ-ileyh lâ-zâle beyne l-en`amı bi ş-şeref mûmâ-ileyh zikr olınan câmi`in yanında dahi bir kervansarây binâ ve tecdîd eyleyüp ebnâ`-i sebîli nüzûl itmek içün ânı dahi vakf ve hasbeten li llâhil-azîm habs eyledi mütevekki`dir ki dergâh-ı hâkda kabûl ve huzûr-ı feyyâzı mutlakta makbûl olup bâ`isi r-rahmedihî sübhân ve sebeb-i afv u gufrân ola âmin ya erhame r-rahîmin ve vâkıf-ı mezbûr e`a z-za llâhu l-meliki ş-şekûr cami`-i mezkûr ve ribâta mesfûrun mesâlih ve istifâsı vesâir ihrâcât-ı mühimmesi içün kendinin yedinde ve taht-ı tasarrufunda olan hâlis emlâkından ve sâf-i emvâlinden vakf-ı mühimmesiyle vakf eyledi kervansarây etrâfında birbirine muttasıl sekiz bâb mülk dükkânların ve câmi`-i mezbûrun dahi 212 213
etrâfında muttasıli l-hudûd sekiz bâb mülk dükkânların ve bunlardan gayri kervansaray karşısında kadîm-i kal`a hendeğiyle mahdûd ve mümtâz dahi sekiz bâb dükkânların ve dahi rah-tuvân dükkânları dimekle ma`lûm ve inde l-ahâli ve l-cîrân ma`rûfu l-hudûd olan dört bâb mülk dükkânlarını ve bunlardan sonra dahi üç bâb dükkânların kim Ali Bey dükkânları dimekle meşhûr olup inde l-ahâli ma`lûmu l-hudûddur ve dahi Ağa Çelebi ve Sevincek dükkânlarına hudûd-ı müntehî olup Hamâmcı Hüseyin den iştirâ ittiği iki bâb mülk dükkânların ve kasaba-i mezbûrede vâki` cevânib-i erba`ası tarîk-i âmme müntehî ve Gülabibey Hamâmı dimekle ma`rûf olan dahi mülk hamâmı kurbında vâki` boyahâne ve tarîk-i âmm ile mahdûd ve mümtâz bir bâb mülk habbaz dükkânı ile ve bunlardan sonra mahalle-i Göbeklü de vâki` tahdîd vakfından müstağni isim sâhibiyle ma`lûm ve hâne yerleri dimekle meşhûr olan mülk arsasını ve karye-i Şoha da bir tarafı Mahmudi yeri ve bir ciheti Mehmed bin İbdaverdi mülklerine ve bir cânibi Tallabi Bey Vakfı na ve cânib-i râbi`i Hüseyin bin Şeyhi mülküne hudûd-ı müntehî olan bir kıt`a bağını eşcâr-ı müsmire ve gayr-i müsmiresiyle ve dahi kasaba-i mezbûrede vâki` cânib-i şarkisi tarîk-i âmm ve Uğurlu ve Ferahzad Bey bahçeleriyle ve taraf-ı şimâlisi dahi Faik Bey bağı ile ve cânib-i kıblesi dahi el-hâcc Bayram Bey ve Ali Kulu ve Şah Veli mülklerine ve Hacı İsmail mescidiyle ve cânib-i garbisi tarîk-i âmm ile mahdûd ve mümtâz car dîvâr ki Saruhan Bağı dimekle meşhûr olan mülk bağını dâhil-i hudûdda vâki` birbirine muttasıl ve mülâsık altı kıt`a mülk tarlalariyle ve eşcâr-ı müsmire ve gayr-i müsmiresiyle ve nefs-i mezbûrda Hüseyin Çelebi çevirmesi yanında vâki` olup Sevinç Yeri dimekle ma`lûm bir kıt`a yerini ve dahi ve gavirde Hızır Çavuş Tarlası dimekle meşhûr olan bir kıt`a mülk yerini ve ândan sonra Meclisecik kurbında Abdulkadir Zemîni dimekle ma`rûf olan iki kıt`a mülk yerlerini ki zikr olınan dört kıt`a tarlalarda keyl mikdârı tohum ekilip defter-i hakânîde bedel-i öşür deyü üç yüz akçe maktû`ları vardur ve dahi Kozay Kapısında vâki` karye-i Endesi sınırında mevâzi`-i müteferrikada inde l-ahâli ve l-cîrân ma`lûm olup tahmînen ânlarda dahi yiğirmi keyl tohum ekilir be-her sene sâhib-i arza üç yüz akçe bedel-i öşrü maktû`ları olan altı kıt`a mülk tarlalarını ve dahi karye-i Harabedi sınırında Fahreddin car dîvârı ve tarîk-i âmm ve Kamiloğlu yerine hudûd-ı mün- tehî ve birbirine muttasıl ve mülâsık dokuz kıt`a mülk tarlalarını ve ândan sonra bir tarafı Seyyid Mahmud Çelebi veresesinin yerlerine ve bir ciheti Bulgulu yerine ve bir cânib-i müstecâb nâm kimesne yerine ve cânib-i râbi`i vilâyet harkına hudûd-ı müntehî ve birbirine muttasıl ve mülâsık dahi üç kıt`a mülk tarlalarını ve vâdîi ve eskerden cârî her üsbûbe düşenbe gecesinde subh vaktine dek vâki` hisse-i şer`iyyesi olan dört harkın sularını ve yine mahalle-i Göbeklü de inde l-ahâli ve l-cîrân ma`lûmu l-hudûd olup ve Kocabâğ dimekle meşhûr olan dahi bir kıt`a mülk bağını ve bâlâda mestûr ve mukayyet olan cümle dükkânla- rını ve hamâm ve bağlarını ve mezâri` ve yerlerini cemî` tevâbi` ve levâhikiyle ve kâffe-i aslı ve âmme-i fer`i ile vakf eyledi vakf-ı sahîh-i şer`î ve habs-i sarîh-i mer`î ile tasadduku mu`tebere-i merdiyye ile ve cezmî ta`yîni katiyle butlân-ı fesaddan hâli oldığı halde ve bundan sonra vâkıf-ı mezbûr e`a z-zallâhu l-meliki ş-şekûr şöyle şart eyledi ki; Zikrolınan hamâm ve dekâkîn ve bâkî akârât-i îcâre-i sahîha-i şer`iyye ile icâreye virile ve mezari` ve yerler ve dahi bâgât-ı istiğlâl olına zamânına göre vakfa enfa` olan istiğlâlle ba`dehû ol mu`tıl atâyâ ve mut`imûn-mu`ammâ ve veliyyü l-mevâli ve in-te`uddû ni`meta llâhi lâ-tuhsuhâ a`nî hazret-i hâk celle alâin`âmm ve ihsân ittiği gallât ve hâsıl olan mahsûlât mütevellî olan kimesne yedinde hıfz ve zabt olınup evvelâ câmi`-i şerîf ve kervansarâyın ta`mîr ve termîm ve harâb olan yerleri tesmîm ve tatmîm olınmak içün beher yevm iki akçe rakâbe olına ve câmi` önünde cârî olan mâ nın dahi mecrâsı ıslâhı içün yevmî bir akçe rakâbe ola ammâ lâzım geldikte ta`mîr ve termîm bi-kaderi l-kifâye olup harc-ı isrâftan hazer olına ve kemâl-i diyânet ve nihâyet-i istikâmet ile şöhret bulmuş kimesne evkâf-ı mezbûreye mütevellî olup evkâf-ı mezkûre-i gözetmekte ol dahi bî-gâyeti mecdü sâî ola ve şerâid-i salavât ve sünen-i müekkedât ve vâcibâtına âlim olup kemâl-i salâh 214 215
ile ma`rûf ve nihâyet zühdü durû` ile mevsûf olan kimesne cami`-i mezkûra imâm olup evkât-ı hamsede müslimîne imâmet itdikden sonra evkâf-ı mezbûre mahsûlünden yevmi dört akçe ciheti imâ- met ve mukâbele-i hizmet virile ve salavât-ı mektûbenin evkâtına âlim ve ezân ve ikâmetin şerâidine kâdir nefs-i rânâ ve avâz-ı zîbâ hoş-elhân ve hoş-sada iki kimesne dahi câmi`-i sâbikü l-beyânda müezzin olup galât-ı cum`a ve îdeyni ve terâvihte ma`an edâ-i hizmet te zîn idüp bâkî eyyâm ve evkâtta münâvebe tarîk üzere edâ-i hizmet itdiklerinde her birine ve ılm u hılmle ârâste ve salâh-ı diyânet ile pîrâste ma`nâ-yı hutbe-i âlim ve her ruzû` cum`a-i hizmet-i hitâbete müdâvim kimesne cami`-i mezkûrun minberinde hutbe-i tilâvet ve salât-ı cum`ada cemâ`at-i müslimîne imâmet ve îdeynde dahi minvâl-i mezbûr üzere edâ-i hizmet itdikden sonra yevmi beş akçe vazîfe-i hitâbet virile şart-ı mezbûr üzerine kim her yevm-i cum`a salât-ı cum`adan evvel câmi`-i mezbûrun mahfelinde ser-mahfel olup hazret-i Kur ân-ı Azîm ve Furkân-ı Kerîmden alâ-vechi t-tertîl ve t-tebcîl bir aşr-ı şerîf tilâvet eyleyüp ba`de üç nefer kimesne hazret-i furkân-ı mecîdden birer aşr-ı latîf kırâat eyleyüp ve zikr olınan aşîrler tilâvet olındıkdan sonra hatîb-i mezbûr mâ-kâne Muhammedin ebâ ahadin min-ricâlikum velâkin Resûla llâh 4 âyetini okuyup âdde-i me lûfe ve kâide-i ma`rûfe üzere du`â eyleyüp sevâbını vâkıfın rûhuna hîbe itdiklerinden sonra her birine yevmî birer akçe ulûfe virile ve her rûz-i düşenbe perşembe mescid-i mezbûrda salât-ı asr edâ olındıkda hatîb olan Kitâb-ı Muhammediye nin bir mikdârın savt a`lâ ile kırâat eyledikden sonra hizmet-i mezbûre mukâbelesinde yevmî bir akçe virile ve ba`dehû medhû hüdâ ve senâ-yı hâk sübhânehû ve te`âlâ ve vasf ve ta`rîf hazret-i hatemü l-enbiyâ-i a`nâ Muhammedin Mustafa ve cihâryârî bâ-safâ rıdvânu llâhi te`âlâ aleyhim ecma`în ve du`â-i padişâhî dîn zıllu llâhi fi l-ardeyn edâ eyleyüp ta`rîf okuyan kimesneye yevmî bir akçe virile ve bir sâlih ve mütedeyyin kimesne dahi camii şerifin dâhil ve hâricin silüp süpürüp ve kandil ve çerâğını uyarıp 4 Muhammed sizin erkeklerinizin hiçbirinin babası değildir. Fakat O, Allah ın Resûlüdür. (Ahzab, 33/40). ve kapısın açıp ve kapamağa kâdir ve kayyım olup edâ-i ba`demâti mezkûre eyliyene yevmî üç akçe vazîfe-i nazîfe virile ve camii şerifin dahi şem`-i fitil ve rûgan-i kandil ve hâsir-i âdet musîri içün yevmî birer akçe dere ve lâzım geldikçe mütevellî yedinden sarf ve harc olına ve dahi on nefer kimesne her usbû`da sülüsen ve erba`an ve hâmis günlerinde salâtı zuhr edâ olındıkdan sonra bir yere cem` olup birer cüz-i şerîf tilâvet ve minvâl-i mezkûr üzere her üç günde bir Furkân-ı azîmden onar cüz mikdârı kırâat olınup ba`de l-itmâm du`â-i hatm olınup sevâbını seyyidi l-kevneyn ve imâmi l-kıbleteyn Hazret-i Muhammed Mustafa nın merkad-i münevver vesâyir âlî izâm ve sahb-ı kirâmlarının ervâh-ı tayyibelerine ihdâ itdiklerinden sonra her birine yevmî birer akçe vazîfe virile ve vakf-ı mezbûru siyânetine asıl ve fer`ıni himâyet ve kemâ yenbegı vakfa hizmet iden ehl-i diyânet ve sâhib-i istikâmet kimesneye yevmî altı akçe cihet-i tevliyet ola ve mâdem ki ruh-ı revân tende âşiyân tuta vakf-ı mezbûr vâkıfın yedinde mazbût ve tebdîl ve tahrîf re yine manût ve taklîl ve teksîr meşiyetine merbût ve azl ve nasb ve bunlardan gayri tasarrufât-i şer`iyyelerinde ola ve vâkıf-ı mezbûr dâr-ı fenâdan intikâl ve sarây-ı bekâya irtihâl idicek tevliyeti mezbûre-i aslah ve el-yak evvelâ utekâ ve ebnâ`-i utekâsina şart etti sümme ve sümme ilâ inne-yunkarizu ba`dehû mütevellî hakkında zikr olınan sıfat ile muttasif olan kimesneye hâkimü l-vakt tevcîh ve taklîd eyleye ol dahi kemâ-yenbagi evkâf-ı mezbûreye hizmet ve say` ve ihtimâmında dakîka fevt etmedikten sonra yevmî altı akçe cihet-i tevliyete mutasarrıf ola ve vakf-ı mezbûra oğlu Ahmed nâzır olup evkâf-ı mezbûrenin mahsûl ve masrafına vâkıf olup mütevellî olan kimesne dahi nâzır ma`rifetiyle cem`-i husûsu görmekle mürâca`at müşârun-ileyh ol dahi hizmeti nezâret ve evkâfın muhâsebâtı görülmesine dikkat itdikden sonra yevmî altı akçe cihet-i nezâret ve mukâbele-i hizmet ola ba`dehû evlâdım ve evlâd-ı evlâdları ile l-inkırâz vazîfe-i mezkûre ile evkâf-ı mezbûreye nâzır olalar el-akrebi fi l-akreb bihasbi ş-şer` mâ-hüve esvâbü vâcib ve maslâh-ı maslâhât ve mesâlih-i evkâfda ihtimâm ve dikkat ider ehl-i diyânet ve sâhib-i ferâset kimesneye yevmî iki akçe cihet-i cibâyet 216 217
ola ve vakf-ı mezbûre el-ıyâzu bi llâhi te`âlâ bir akâbe gelip rakâbe olınmak lâzım gelir ise evvelâ rakâbe olınup ba`dehû mesârif-i mu`ayyene ve cihât-ı mübeyyinesine sarf olına ve bâlâda mezkûr vâkıf-ı mezbûr hadem-i fi l-cenneti bilhûr vakfeylediği mülk bağlarının ve mülk arâzisinin bedel-i öşür deyü vilâyet defterinde mukayyed olan maktû`larını vakf-ı mezbûrun mütevellîsi evvelâ sâhibi arza edâ eyleyüp mâ`adâsını mesârif-i câmi` ve kervansarâya harc eyleye ve vakf-ı mezbûra mürtezikası ve ahâli-i mahalle-i mezbûre ve cemâ`at nâzır olalar ve vâkıf-ı mezbûr tekabbela llâhu hayrâtihî şöyle şart eyledi ki; İhrâcat-ı mezkûre bi t-tamâm görülüp ziyâde olup ve fazla kalırsa mâdem ki kayd-ı hayâtdadır kendi yedinde ola dilerse mesâlih-i mühimmesine sarf idüp ve ihtiyâr ider ise envâ`-i emlâkden mülk alıp vakfa ilhâk idüp gallesini esnâf-ı hayrâta harc eyleye ve dahi şöyle şart eyledi ki çün vâkıf-ı mezbûrdan fenâdan sarây-ı bekâya intikâl eyleye evkâf-ı mezbûreden bir şey bâ-şerâid-i meşrûhâsından bir şart istibdâl ve tebdîl bâ-tağyîr ve tahvîl olmıya eğer vakfa aslah ve enfâ`i dahi olur ise ve zevâyid-i mahsûlden dahi cihet ihdâs olunmaya fazla kalır ise asla ilhâk olınup lâzım geldikte ta`mîr ve termîmine harc olına ve evkâf-ı mezbûreden her kim müntefi` olur ise vâkıf-ı mezbûru du`â ve hayır ile yâd eyleye diyüp vâkıf-ı mezbûr tekabbela llâhu hayrâtihî ve da`afû ecrehû ve mesûbâtihî vakf-ı mezbûrun cemî`i ahvâl ve umûrunu ve külli şurût ve kuyûdunu tekmîl ve tetmîm idüp utekâsından olan keyvâbı ibn Abdulmennan nâm kimesne evkâf-ı mezbûra üzerine mütevellî nasb ve ta`yîn idüp mezkûr dahi tevliyet-i merkûmeyi kabûl ve mûcibine mültezim oldıkdan sonra vâkıf-ı mûmâ-ileyh ve sâhibü l-hayrâti l-müşârun-ileyh evkâf-ı mezkûri mütevellî-i mezbûra teslîm-i selîm ile teslîm-i sahîh idüp ol dahi kabz ve tesellümü sarîh itdikden sonra serâc-ı ümmeti dav`-ı misbâh-ı şerî`at İmâm-ı Numam fadlen mina llâhi ve rahmetehû li l-enâm halîfe-i debiristân-ı irfân Ebu Hanife-i makbûlü halk-ı cihân a`n-i Hazret-i Numan ın kelâmı düreri ve mezheb-i zeheb-i nisârlarında evkâf-ı mezbûrenin sıhhatine kavl-i sahîh ve nakl-i sahîh vardır lâkin lüzûmuna mecâl ve te yîdine ihtimâl olmadığı sebebten evkâf-ı mezbûreden rücû` ve silk-i milkine duhûl kasd itdikde mütevellî-i mezbûr îrâd-ı cevâb ve îcâd-ı hitâb-ı müstetâb idüp eğerçi İmâm-ı Azam ve hümâm-ı akdem mezhebinde gayr-i lâzımdır lâkin İmâm Ebu Yusuf ve Hazret-i İmâm Muhammed mezheplerinde evkâf-ı mezbûrenin lüzûmuna sıhhat ve şerâit ve rüsûmuna şer`iyyet kütüb-i mu`teberede muharrer ve mukarrerdür deyü vâli-i vilâyet ve hâkim-i memleket hatem-i kazâya-yı hakîkât beyyinâta mürâfa`a olup mütevellî-i mezbûr muvakkı`-i alâ-hâzel-kitâb olan hâkimden hükm-i kazâ ve tescîl ve imzâ taleb itdikde muhakkakı hakâyık-ı şer`î müdakkık-ı dekayık-ı asl u fer`-i âlem ve âmil-i hâkimi fâdıl evkâf-ı mezbûrenin İmam-ı Azam mezhebi üzere sıhhatine ve imâmeyni hümâmeyn mezhebleri mûcibince lüzûmuna eimmeden ve ulemâ-i ehle l-yakîn mabeyninde cârî olan mesâili evkâfda ihtilâf-ı âlim oldığı halde hükm-i şer`î ve kazâ-i hüsni ile hükmeyledi ba`de ri`âyetihî şerâ`idi l-hükmü ve t-tescîl pes-evkâf-ı mezbûrenin vakfiyyeti icmâ-i ulemâ-i ümmetle lâzım ve eimme-i hüdât-ı milletle müseccel müttefakun aleyh ve sıhhat-i şerâyitinde mahkûmun bih oldı min bâda llâh ve resûlihî ve yevme neb`asu ve neşûruhû imân ve ikrâr iden kimesneden bir ferd câiz ve helâl değildir ki bu vakfın tağyîr ve tebdîline bâ-nakz ve ibtâline bâ-tahrîf ve ta`tîline kasd ve ikdâm ide veyâhûd şerâyit-i meşrûhâsından bir şart veya kuyûd-ı mebsûtesinden bir kaydın fesh ve tahvîl ede her kimesne ki bu vakfın nakzı ve ibtâline veya şurût ve kuyûdundan birinin tağyîr ve tebdîline azm ve şurû` edecek olur ise hâk sübhânehû ve te`âlânın îkâbı azîmiyle mu`akab olup ve âzâb-ı elimiyle mu`azzeb ola yevme lâ-yenfe`u z-zâlimine mâziretühüm velâhumu l-la`netu velehüm su`uddâr fesâre l-vakfi l-mezbûr lâzimen ve müseccelen ve müebbeden bihaysi lâ-yuhebû velâ-yuâr velâ-yurhenû velâ yûres ilâ en yerisa llâhu arda ve men aleyhâ va llâhu hayru l-vârisîn. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 5 ve ecrü l-vâkıfı ale lhayyi l-cevâdi l-kerîm innehû huve l-berru r-rahîm. Cerâ 5 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür. (Bakara, 2/181). 218 219
ve hurrire fî-evâil-i şehr-i Ramazânü l-mübârek li-sene hamse ve tis`îne ve tis`a miete min-hicreti l-mustafaviye men-lâ-nebiyye ba`dehû. Şuhûdu l-hâl; Mevlânâ Mustafa Efendi el-kâdî Osmancıkdan, Mevlânâ Ağa Çelebi el-kâdî, Mevlânâ Mehmed Çelebi ibn el- Hâcc el-kâdî, Mevlânâ Haşim Çelebi el-müderrisi, Mevlânâ Mehmed Efendi ibn inâyet el-kâdî, Mevlânâ Mehmed Çelebi el-kâdî ş-şehir Şeyhzâde, Mevlânâ Mahmud Çelebi el-müderris, el-hâcc Ali bin İbrahim, İbrahim bin Memiş, Mollâ Hacı el-hâcc Ebubekir el-hatîb, Mollâ Halil bin Mollâ Veli, el-hâcc Bayram en-nâcc, el-hâcc bin Ahmed en-nâcc, Mollâ Mahmud en-nâib, Mollâ Sevindik en-nâib, Mustafa bin Mehmed, Ebubekir Çelebi ibn câmi`, Mollâ Mehmed bin Fazlullâh ibn Mahmud el-ma`rûf habîl, Mehmed dâder-emr, el-hâcc Ali bin Ahmed eş-şehîr Yiğitbaşı Merd Ali ve gayruhum minel-müslimîne l-hâzırun. 220 221
MEHMED EFENDİ BİN HÜSEYİN 1 Çeribaşı mahallesinin Kırtılzâde Hacı Hüseyin Efendi mahdûmu İbrahim Edhem Efendi ile Evkâf İdâresi ne izâfeten Müdir Said Efendi hânelerinde mütekevvin meşrûta da`vâsından dolayı icrâ kılınan muhâkeme netîcesinde tafsîlât-ı muhâkeme zabıtnâmesinde muharrer oldığı üzre hülâsâ-i me`âli zabıtnâmeye münderic vakıfnâme mûcebince Selüke karyesinde vâki` bir tarafı Ecder oğlı Ahmed den Süleyman bağçesi bir tarafı su harkı ve bir tarafı nehr-i cârî ile taraf-ı râbi`i tarîk-i âmm ile mahdûd tahmînen bir buçuk kod tohum isti`âb ider eşcâr-ı müsmire ve gayr-ı müsmireyi hâvî bir kıt`a mülk bağçe ile derûnunda tahtânî bir oda ve iki eyvan ve bir matbah ve bir kiler ve bir ahır ve sokak kapusunu müştemil bir bâb mülk hâne ve karye-i mezkûre vâdîsinden cereyân iden beş rub` suyun tevliyeti vâkıf-ı mûmâ-ileyh Hacı Hâfız Mehmed Efendi hayâtda oldıkça kendisine vefâtından sonra müştereken evlâd-ı zükûrunun ekber ve erşedine şart kıldığı muharrer olmasına ve vâkıf-ı mûmâ-ileyhin vefâtıyla evlâd-ı zükûrundan müdde`înin pederi Kırtıloğlı Hacı Hüseyin Efendi nin müsinn olup umûr-ı tevliyeti îfâya adîmü l-iktidâr oldığından tevliyet-i mezkûreden istifâ eylediği evkâf müdiriyyetinden mevrûd ve kezâ hülâsâ-i me`âli zabıtnâmeye münderic istifânâme münderecâtından anlaşılmasına ve mûmâ-ileyhin istifâsına binâen müdde`î İbrahim Edhem Efendi nin vâkıf-ı mûmâ-ileyhin evlâd-ı zükûrunun ekber ve erşed ve aslahı olup tevliyet-i mezkûre kimin îfâya ehil ve muktedir ve müstakîm oldığı istimâ` kılınan şuhûd-ı muhalliyenin şehâdeti ile sâbit oldığından usûl-i muhâkemât-ı hukûkiyenin altmış sekizinci maddesi mûcebince müdde`î İbrahim Edhem Efendi nin tevliyet-i mezkûrenin meşrûtun-lehi oldığına ve bir kıt`a meşrûtun-leh i`lâmın yedine i`tâsına ve mesârif-i muhâkemenin Evkâf İdâresi ne izâfeten müdîr-i mûmâ-ileyhe âidiyetine kâbil-i temyîz olmak üzre 12 Temmuz 927 târîhinde vicâhen ve müttefikan karâr virilüp tefhîm kılındı. 1 No:160. 611 numaralı defterin 154. sahife ve 160. sırasında kayıtlı Hüseyin oğlı Kırtıloğulları ndan Hacı Mehmed Efendi ye ait 12 Temmuz 1927 tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 222 223
MEHMED EFENDİ BİN HÜSEYİN 1 el-hamdü li llâhi l-vâkıfi alâ-külli hâl el-münezzihi ani t-tağyiri ve l-intikâl ve s-salâtü ve s-selâmü alâ-muhammedin mevsûfi bi-mekârimi l-ahlâk ve mehâsini l-hisâl ve alâ-âlihî ve ashâbihi l-me`âricîn ilâ-me`ârici l-kemâl Ammâ ba`dü: İşbu vakfiyye-i sahîhati l-fehavî ve vesîkati ş-şer`iyyeti l-metavînin tahrîr ve inşâ ve tastîrine bâdî oldur ki Erzurum vilâyet-i celîlesinde kâin kürsiye-i livâ olan Erzincan mahallâtından Çeri mahallesinde sâkin Kırtıloğlı el-hâcc Mehmed Efendi ibn Hüseyin bin Abdullah medîne-i mezkûre hükûmet konağına meclis-i temyize mahsûs odada akd olınan meclis-i şer`-i enverde li-ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta`yîn eylediğim Kerimoğlı mahallesinde sâkin Karslıoğlı Ali Efendi ibn Mehmed mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp vaktâ ki bu dâr-ı fenâyı bî-sebât ve bî-bekâ olup na`im-i marez-i zevâlde ve mukîm-i şeref-i irtihâlde oldığını mülâhaza idüp es-sadkâtü fidyetünli l-ma âsi yevme yuh azü l-mücrimün bi n-nevâsi 2 ma`lûmum oldığından mâ`adâ ve ma tukaddimü li-enfusiküm min-hayrin tecidûhü inda llâhi hüve hayren ve âzame ecren 3 mefhûm-ı münîfinden habîr ve âgâh olduğum ecilden vakf-ı câi z-zikrin sudûruna değin silk-i milk-i sahîhimde münselik ve muntazım olup livâ-i mezkûr kurâsından Selüke karyesinde vâki` bir tarafdan Ecderoğlı Ahmed bin Süleyman bağçesi ve bir tarafdan su harkı ve bir tarafdan nehr-i cârî ve taraf-ı râbi`i tarîk-i âmm ile mahdûd ve tahmînen bir buçuk kod tohum isti`âb ider eşcâr-ı müsimire ve gayr-i müsmireli bir kıt`a mülk bağçe ile derûnunda mebnî olan tahtânî bir oda ve iki eyvan ve bir matbah ve bir kiler ve bir ahur ve sokak kapısını müştemil bir bâb mülk menzil ve yine 1 No: 151. 611 numaralı defterin 145. sahife ve 151. sırasında kayıtlı Hüseyin oğlı Kırtıloğullarından Hacı Mehmed Efendi ye ait 12 Receb 1286 (18 Ekim 1869) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 2 Sadaka, günahkârların alınlarından yakalanacakları günde günahlar için fidye (kefaret) dir. 3 Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu daha hayırlı ve mükafata daha layık olarak bulursunuz. (Müzzemmil, 73/20). 224 225
karye-i mezkûre vâdisinden cereyân iden âb-ı lezîzden kanavât ve müsennâtına ve mecrâsına tebe`iyyetle yedimde mülk ve hakkım olup beş rub` su hisse-i şâyi`a-ı ma`lûmesi bi-cümleti t-tevâbi` ve l-levâhık ve kâffeti l-hukûk ve l-merâfık hasbeten li llâhi l-aliyyi l-azîm ve taleben limerzâti r-rabbi r-rahîm yevme lâ-yenfe`u mâlün velâ benûn illâ men eta llâhe bi-kalbin selîm 4 ricâsıyla vakf-ı sahîh-i şer`î ve habs-i sarîh-i mer`î ile vakf ve habs idüp şöyle şart eyledim ki; Bağçe ve menzil-i mahdûd-ı mezkûr ile âb-ı mezbûru icâre-i sahîha-i şer`iyye ile senevî tâliblerine îcâr olınup hâsıl olan gallesinden evvela bağçe ve menzil-i mahdûd-ı mezkûrun iktizâ iden mahallerinin ta`mîr ve termîmine harc ve sarf olına ve galle-i mezkûrun fazlasından beher sene derûn-ı hanımda fukarâ-yı müslimîn için it`îm-ı ta`âm olınup menkıbe-i vilâdet-i hazret-i seyyidi l-mürselîn bi t-ta`zîm ve t-tebcîl kırâat olınup hâsıl olan ecr-i mesûbâtı benimle ebeveynim ervâhlarımıza ihdâ olına ve yine beher sene îd-i azhâda üç sehim zebh-i kurban olınup fukarâ-yı sâbirîne virile ve icâre-i mezkûreden fazla kalur ise fazla-i mezkûru dahi vakf-ı mezkûruma zamm olına ve ben lâbis-i libâs-ı hayât oldukça vakf-ı mezkûrun tevliyeti müstakillen bana münhasire ola ve vefâtımdan sonra batn-ı evvelde bulunan evlâd-ı zükûrum ale s-seviyye müşterek mütevellî olalar ba`de l-inkırâz batn-ı sânîde evlâd-ı evlâd-ı zükûrumun ekber ve erşedine ve evlâd-ı zükûrum dahi münkariz olur ise mutlaka akrabâmın ekberinin aslah ve erşedine ve ba`de l-inkırâz zikr olınan Çeri mahallesi ahâlîsinden beynlerinde mu`temed ve müstakîm muhtârları olan kimesneye hâkim-i belde ma`rifetiyle mütevellî ola ve vakf-ı mezkûruma zevcem Firdevs Hatun hasbî nâzır ola ve ba`de vefâtihâ yine hâkim-i belde ma`rifetiyle aslah ve erşed münâsib kimesne nâzır nasb ve ta`yîn olına ve vakf-ı mezkûrumun şurût ve kuyûdu tebdîl ve tağyîri merreten ba`de uhrâ yed-i meşiyyetimde ola deyu ta`yîn-i şurût ve tebyîn-i kuyûd idüp bağçe ve menzil-i mahdûd-ı mezkûr ile âb-ı mezkûru fâriğan ani ş-şevâğil mütevellî-i 4 O gün ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah a kalb-i selim ile gelenler (o günde fayda bulur). (Şuara, 26/88-89). mezbûra teslîm ve ol dahi vakfiyyet üzre kâbz ve tesellüm ve sâir mütevellîlerin evkâfda tasarrufları gibi tasarruf eyledi didikde; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vâkıf-ı mezbûr kelâmını semt-i âhere sârıf olup vakf-ı akâr İmâm-ı Azam ve hümâm-ı efham Ebu Hanife el-kûfî hazretleri katında sahîh lâkin menzil-i âriyetde olup şeref-i lüzûmu müstelzim olmamağla vakf-ı mezkûrdan rucû` câiz ve râci` emr-i meşrû`ı gayr-i mütecâviz olmağın bağçe ve menzil-i mahdûd-ı mezkûr ile âb-ı mezkûru ke l-evvel mülküm olmağla istirdâd iderim deyicek mütevellî-i mezbûr cevâba tasaddî idüp eğerçi inde l-imâmi l-azam hâl bast ve tafsîl olınan minvâl-i muharrer üzre oldığı cây-i işkâl değildir lâkin Arif-i Samedânî Ebu Yusuf eş-şehir bi l-imâmi s- Sânî hazretleri katında vâkıf mücerred vakaftü dimekle ve İmâm-ı Rabbânî Muhammed ibn eş-şeybânî hazretleri katında teslîm-i ile l-mütevellî olmağla vakf sahîh ve lâzım olur deyu redd ve teslîmden imtinâ` ile hâkim-i muvakki`-i sadr-ı kitâb tûbâ lehû ve hüsne meâb efendi hazretleri huzûrunda müterâfi`ân ve herbiri mübteğâsınca fasl ve hasme tâlibân oldukları hâkim-i mûmâ-ileyh hazretleri dahi tarafeynin edillesine nazar ve mubtıl-i hayr olmakdan hazer idüp âlimen bi l-hilâfi l-cârî beyne l-eimmeti l-eslâf vakf-ı mezkûrun sıhhatine ve sâniyen lüzûmuna hükm-i şer`î etmeğin min-ba`d vakf-ı mezkûr sahîh ve lâzım oldı. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 5 ve ecru l-vâkıfi ale l-hayyi l-cevâdi l-kerîm cerâ zâlike fi l-yevmi s-sânî aşer min-recebi l-ferd li-sene sitte ve semânîne ve mieteyn ve elf. 5 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür. (Bakara, 2/181). 226 227
MEHMED EFENDİ BİN MAHMUD EFENDİ 1 el-hamdü li llâhillezî ce`ale l-vakfe vesîleten ilâ-istimrâri l-hayrâti fî-hâleti l insân ve zerî`aten ilâ-istidâmeti l-hasenâti ilâ-yevmi l-mîzân ve s-salâtü ve s-selâmu alâ-resûlihi l-müctebâ Muhammedini l-mustafa el-müeyyedü bi l-kur ân el-mübeşşiru li l-muhsinîne bi-aşri emsâli l-ihsâni ve duhûlü l-cinân ve alâ-âlihî ve ashâbihi t-tayyibîne t-tâhirine el-bâzilîne emvâlehum ve nüfûsehüm fî-merdâti rabbi l-âlemîne mâ-ceret alâ-safahâti l-enâmi aklâmü l-kâtibîn. Ammâ ba`dü: İşbu kitâb-ı sıhhat-nisâb-ı şer`înin tahrîr ve imlâsına dâ`î ve bu hitâb-ı mer`înin takrîr ve inşâsına bâdî oldır ki hâlen Erzurum da mâliye defterdârı olan kıdvetü l-erbâbi l-ikbâl umdetü ashâbi l-iclâl zü l-kadri ve l-izzi r-refî` sâhibü l-hayrât ve râğibü l-mesûbât münşî`-i meberrât-ı amîme ve menşe`-i hayrâtı azîme el-muhtassu bi-mezîdi inâyeti l-melîki l-vedûd Mehmed Efendi ibn Mahmud zâde llâhu te`âlâ tevfîkahû ve ce`ale t-takvâ refîkahû meclis-i şer`-i şerî`at şâfi l-ulemâ ve mahfel-i münîf-i râhisi l-evtâda hâzır olup vech-i âtî üzere olan evkâfının teslîm ve tescîli için mütevellî nasb ve ba`de t-teslîm ve lühûku l-hükm ref` ve azlini şart eylediğim Molla Osman el-imâm ibnü l-hâcc Veli mahzarında hüsn-i taviyyet ve hulûs-ı niyyet ile bi t-tav`i s-sâf şöyle ikrâr ve i`tirâf i düp kemâl-i hidâyet-i rabbânî ile dâr-i dünyâya nüzûl iden müsâfir ecel-i tûlünde her biri dâhil ve sâir mebde-i sefer-i mehd müntehâsı lahd dünyânın efrâhı kalîle eşrâhı tavîle lezzeti sekerât ziyâdesi noksân rıbhı hüsrân dâr-i bevâr-i bilâ karâr âhiret dâr-i bekâ ve karâr oldığın bilüp lebîb-i akl ve edîb-i kâmil olanlar yevm-i me`âdda zuhr ü zâd için el-âyet ve ma tukaddimü li-enfusiküm min-hayrin tecidûhü inda llâhi hüve hayren ve âzame ecren 2 âyet-i kerîmesine inkıyâd ve imtisâl itdüklerine binâen ben dahi ânların emrine iktidâ ile hîn-i vefât ve intikâl ve zamân-ı memât ve irtihâlimde nâfi` ve bâkî a`mâl bizden bir amel dâimü l-evkât cârî olmak ümîdiyle hemîşe du`â-yı fikrim izâ mâtel-insanu inkata a ameluhû 1 No: 154. 588 numaralı defterin 164. sahife ve 154. sırasında kayıtlı Erzincan da Mehmed Efendi Vakfı na ait 28 Zi l-hicce 1302 (8 Ekim 1885) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 2 Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz. Hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere. (Müzzemmil, 73/2). 228 229
illâ min selasin ilmün-yentefe u bihi ve sadak atün câriyetün ve veledün sâlihun yed û lehû 3 hadîs-i şerîfinin mazmûn-ı letâfet-ihtivâsıyla memlû olup sadaka-i câriyeden murâd vakf ve cümleden vakfın nef`i e`amm ve sıdk-ı etemm oldığına eimme-i dîn rıdvânu llâhi te`âlâ aleyhim ecma`în icmâ` ve itbâk itdükleri ecîlden teyakkunum olmağın maksad-ı re sim olan kasaba-i Erzincan mahallâtından Gerek Gerek nâm mahalde vâki` iki tarafı tarîk ve bir tarafı Çerkez Yusuf bahçesi ve bir tarafı Çarşıbaşı Mescid-i Şerîfi ne muttasıl tahtânî ve fevkânî büyut-ı müte`addideyi müştemil mülk menzîlimi ve bahçemi ve yine kasaba-i mezbûre sûkında vâki` beyne l-ahâlî ve l-ciran hudûdu ma`lûme Müftizade Mehmed Efendi veresesinden iştirâ eylediğim yirmi kıt`a mülk dükkânlarımı hasbeten li llâhi l-azim ve ibtiğaen li-merdâti l-kerîm vakf ve habs eyleyüb mütevellî-i mezbûra teslîm eyledim ol dahi kabz ve tesellüm eyledi şol şart üzere kim kasaba-i mezbûrede Sararchâne kurbında cedd-i büzürgüvarım merhûm Mehmed Çelebi ibni l-hâcc Gül Ahmed rahmetu llâhi l-melîki l-ehad hâl-i hayâtında bi-fazli llâhi l-meliki l-kadîr el-âyet innemâ ya`muru mesâcide llâhi men âmene bi llâhi ve l-yevmi l-âhirî 4 âyet-i kerîmesinin ma`nâ-yı latîf ve bâhiri üzere mukaddemâ binâ idüp mürûr-ı zamân ile harâba müşrîf iken hâlen bi-inâyeti llâh tecdîdi ve ta`mîri bize müyesser olan mescid-i şerîf ve ma`bed-i münîfin imâmet hizmetinden kâhil olmamak irâdesiyle sâlifü z-zikr dükkânlar ve menzîlimi mütevellî-i mezbûr ma`rifetiyle îcâr olınup hâsıl olan icâresinden râyici fi l-vakt olan akçeden yevmi iki akçe vazîfe imâm-ı mûmâ-ileyhe virilüp ol dahi her gün Kur ân-ı Azîm ve Furkân-ı Kerîmden rûhum için bir cüz`-i şerîf tilâvet ile otuz günde bir hatm-i latîf eyleye ve zikrolınan dükkânlar ve menzîl icâresinden dahi bir akçesi mescid-i mezbûrun çeşmesi meremmâtına ve bir akçesi mescid-i mezbûrun lâzım oldıkca ta`mîrine sarf ve harç olına ve zikr olınan menzîlde kendim ve benden sonra evlâdım sâkin olup ta`yîn olınan icâresin virüp kat`an ta`allül olınmayup ve tevliyetini dahi kendi nefsime ve evlâdıma ve evlâd-ı evlâdıma ve utekâma ve evlâdına ve evlâd-ı evlâdına şart eyledim deyu şerâit-i vakfı vech-i meşrûh 3 İnsan öldüğü zaman ameli kesilir. Ancak üç kişininki hariç. Kendisiyle faydalanılan ilim, kendisine dua eden salih bir evlat ve sadaka-i cariye bırakan. (Müslim, Vasiyet 14). 4 Allah ın mescitlerini ancak Allah a ve ahiret gününe iman edenler imar eder. (Tevbe, 9/18). üzere itmâm ve nemt-i mestûrumla istihkâm eyledikde mütevellî-i mezbûr dahi vâkıf-ı mezbûrun cemî`i kelâmını tasdîk ve cümle merâmını tahkîk itdükden sonra vâkıf-ı merkûm inân-ı kelâmını cânib-i âhara atf ve vakf-ı akâra mezheb-i İmâm-ı Azâm ve hümâm-ı efhâm Ebû Hanife el-kûfî cüziye bi l-hayri ve Kûfiye mezheb-i şerîfi üzere müsellem ve makbûl ve nakl-i sahîh ile mer`î ve menkûl ise yine ânın katında lüzûmu îcâb ve devâm ve te bîdini istid`a ve isti`câb itdüğüne zimâm-i inân ve ihtiyârımın feshine kemâ-kân silk-i milk-i ibkâya iktidârım vardır deyu rücû` ve mütevellî-i mezbûrdan istirdâda şürû` itdükde mütevellî-i mezbûr dahi eğerçi hâl minvâl-i mezbûr üzeredir lâkin teslîmün ile l-mütevellî bulunmağla İmâmeyn-i Hümâmeyn Hazret-i İmâm Ebû Yusuf ve Hazret-i İmâm-ı Muhammed aleyhim rahmetu llâhi l-melîki l-mennân re y-i reşîdleri sıhhat-i vakf lüzûmdan müfârekat itmez deyu redden imtinâ` ile vâkıf-ı mezbûrla husûmet ve nizâ` eyleyüp a`lâ-yı kitâb-ı hatt-ı müstetâbı ile muvakki` olan hâkim-i fâzıl ce`ale llâhu te`âlâ sadre l-efâdil hazretlerine murâfa`a ile hâkim hükmünü lâhık olmasına taleb eyledikde hâkim-i müşârün-ileyh hazretleri dahi tarafeynin edillesine âlim ve vâkıf oldığına binâen her birinin edillesini tefekkür ve teemmülden sonra cânib-i vakfı evlâ ve ihtiyâr itdüğü ecîlden zikr-i mesbûk menzîl ve dükkânların vakfiyyetinin sıhhat ve lüzûmuna hükm idüp vakfiyetleri bir derecede muhkem ve istivâr ve bir mertebede kâim ve ber-karâr oldı ki min-ba`d nakz ve nakîzine mecâl muhâl ve tebdîl ve tağyîri münselibü l-ihtimâl oldı. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 5. Mâ-derece fî-hâvî haza s-sakku l-cemîl ve evfece fî-dâri s-seferi l-celîl min-asli l-vakfi ve şerâiti l-muharrereti min-cevâdin merre ileyye hevâ fîhi cerâ fî-meclis-i kazâ-i ve muvakka`un tevkî`-i imzâ`-ı fe-hakemtü bi-sıhhatihî ve lüzûmihî fî-husûsihi ve umûmihî câriyen alâ-kanûni ş-şer`-i şerîf ve sevmihî vâkıfen alâ-mevâkıfi l-hilâfi câre bi l-hükmi seyyidi ashâbi l-ihtilâf mine l-eimmeti l-ecilleti l-eşrâfi e`anahumu llâhu sübhânehu bi-envâ`i l-eltaf nemakahu l-fakîru Muhammed ibni ş-şeyh Hüseyin el-kâzî bi-medîne-i Erzincan 5 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür.(bakara, 2/181). 230 231
MEHMED EMİR 1 Hamd ve senâ; kerimü vehhab, Rahîm ve Tevvab sıfatlari ile muttasıf bulınan ve ikrâm itdiği kuluna savab libâsini giydiren ve ilhâm itdiği kulunu şiddeti azabdan kurtaran Tanrı ya mahsûsdır ol zâti ecel ve âlaye ni`metlerinin çokluğu karşılığında hesâbsız hamd ve hikmet ve beliyyeleri def`i karşılığında şükreder ve kendisinden başka bir ma`bûdi hakîkî olmayup tek ve şerîksiz bir Tanrı oldığına habli uzayup giden bir şahâdetle şehâdet ider ve Hazret-i Muhammed; a rabin şirki müşted oldığı bir zamanda Abdi Menaf bin Kusay bin Kilab sülâlesinden gönderdiği kulu ve Resûli oldığına dahi şehâdet iderim. Cenâb-ı Hakk ana ve temiz olan zürriyetine ve ahyâr olan âl ve ashâbına melekler ve yıldızlar ve bulutlar dâim oldıkca salatü selâm buyursun. Şu vecîbeyi edaden sonra cenâb-ı Hakk udvan kapusına kapadup adil ve ihsân yollarını açtı ve insânlara ruhların ve bedenlerin bekasına hâdim olan şeyleri ihsân buyırdı ve evlâdının şikakından korkan veyahud emvâli masrafının gayriye sarf itdiğini müşâhede iden kimseler içün emlâki vakfı usûl ve tesbili fusul sûretile ilel ebed yaşatmanın ve zevâl ve helâkten muhâfaza etmenin yolını ta`lîm buyurdu. Bundan sonra kılınç ve sancak sâhibi, cud ve kerem kaynağı, büyük emir Erzurumlu Mehmed Fâzıl şu vakıf kendisinden sâdır olıncaya kadar elinde ve tasarrufı altında kendine mahsûs hakkı ve milki oldığını beyân itdiği emlâkini vakfiyyede yazılı âyet-i kerîmenin sırrı zuhûr itdiği günde Allah ın afv ve rızâsını dileyerek niyyeti hâlisa ve tav`iyyeti sâfiye ile vakf ve habs itdi. O vakf itdiği şeyler de: 1. Şehre tâbi` (Kemah şehri olması melhuzdur) meşhedi sağ nâm mahalde bir kıt`a arz. 2. Şehre tâbi` bulınan mezkûr meşhedde bir bağçe ve şehirde arz kıtaları. 3. Poladik şehrinde bir bağçe. 1 No: 272. 581 numaralı vakfiye defterin 271. sahife ve 272. sırasında kayıtlı Erzurumlu Mehmed Fâdıl Vakfı na ait 830 (1465/1466) tarihli Arapça vakfiyenin ayet ve hadis ve dua fıkraları hariç yeni harflere çevirisidir. 232 233
4. Zaman hatun arzi nâmiyle ma`rûf bir kıt`a arz. 5. Sabikan Kemah kalesinin dizdari bulınan Sinan Ağa bağçesi ve zemîni. 6. Ruhuddin oğlı Mevlânâ İftiharüddin in tasarrufundaki bağçe. 7. Şehre tâbi` vadii tenasurdaki bir kıt`a bağçe 8. Şehirde iki kıt`a arz. 9. Şehre tâbi` Mengucik Gazi milki kurbında bir kıt`a arz. 10. Şehre tâbi` Meşhedisağ nâm mahalde bir kıt`a arz. 11. Gülüyağ arzının tamâmı. 12. Serüke karyesinde tavik arzı. 13. Karapiri tarafından orta ile tâbi` Eğrek mezra`ası ile berâber Emiri karyesinin mezra`ası. 14- Haydarhane mevzi`indeki evlerden ibâretdir. Mûmâ-ileyh vâkıf; mezkûr mevkûfâtını milkinden ihrâc ve Şeyh Ekrem Ali Baba ya vakf-ı sahîh-i şer`î ile vakf itdi. Bundan sonra kadîmen ve eben an ceddin Şeyh Derviş Budak diye anılan şeyhe ve sonra anın veledi Şeyh Ali ye sonra kezâ veledi şeyh Mustafa ya ve sonra veledi zukuruna ve kıyamete kadar batnen ba`de batnin veledi veledi zukuruna şart kıldı. Sonra mezkûr mumareler harâb ve münhedim olur ise her masraftan evvel zikr olınan vakıfların hâsılından ta`mîr edilmesini şart kıldı. Binâen-aleyh vakfiyyede zikr olınanların cümlesi tahrîr ve takrîr olındığı vech üzre vakıftır. Mahkumi tağyîr ve mersûmi tebdîl olınamaz gerek hükkâm ve gerek mütegalebeden cenâb-ı Hakka ve resûluna ve yevm-i âhirete ve meleklerine îmân iden her hangisine bu vakfın ibtâl ve tağyîri cihetine gitmek helâl olmaz kim ki ibtâl ve tağyîr ider ise cenâb-ı Hakk ın ve meleklerinin ve cümle nasın lânetlerine mustehık olur. (Tebdîl ve tağyîr idenleri tehdîd ider bir âyet-i kerîme vakfiyyede yazılıdır) Zikr olınan mevkûfâtın cümlesinin sıhhatine hükkami müslimînden bir hakim hükm ve ilzam ve imzâ ve ibram idüp vakfiyyenin medlûluna birtakim adil ve emîn kimseleri şâhid kıldı. Bu hadise sekiz yüz otuz senesi şehri Rebiulevveli nde cârî oldı. 234 235
MUHAMMED SAMİ EFENDİ BİN İBRAHİM 1 el-hamdu li llâhi l-vâkıfı alâ küll-i hâl el-münezzehi ani t-tağayyüri ve z-zevâli ve s-salâtu ve s-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin el-mevsûfi bi-mekârimi l-ahlâk ve mehâsini l-hisâl ve alâ âlihi ve ashâbihi l-aricîn ilâ-me`ârici l-kemâl. Ammâ ba`dü: İşbu vakfiye-i sahîhati l-fehâvi ve vesîka-i şer`iyyeti l-metâvinin tahrîr ve imlâ ve tastîr ve inşâsına bâdî oldur ki medine-i Erzincan mahallâtından Karaağaç mahallesinde sâkin meşâyih-i Nakşibendiyeden sâhibü l-hayrâti ve râğibü l-hasenât reşâdetlü Hacı Muhammed Sami Efendi necli l-merhûm İbrahim Efendi medine-i mezbûre mahkeme-i şer`iyyesinde ma`kûd meclis-i şer`-i şerîf-i enverde zikr-i âti vakfına li-ecli t-tescîli ve l-itmâm-ı emri l-vakfı ve t-tekmîl mütevellî nasb u ta`yîn olunmağla tevliyeti kabûl iden mahkeme-i mezbûr ketebesinden es-seyyid Hacı Hâfız Ahmed Şükri Efendi ibn Mustafa Efendi mahzârında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp vakta ki bu dâr-ı fenâ bî-sebat ve bî-bekâ olup nâim-i maraz-ı zevâlde ve mukîmi şeref-i irtihâlde olduğunu mülâhaza idüp es-sadkâtü fidyetün li l-ma âsi yevme yuh azü l-mücrimün bi n-nevâsi 2 ma`lûmum olduğundan mâ`ada ve ma tukaddimü li-enfusiküm min-hayrin tecidûhü inda llâhi hüve hayren ve âzame ecren 3 mefhûm-i münîfinden hâbir ve âğâh bulunduğum ecilden vakf-ı câi z-zikrin sudûruna değin silk-i mülk-i sahîhimde münselik ve müntazım olup medine-i merkûmeye muzâfe Refahiye kazâsının Melik Şeref karyesinde vâki` bâ-tapu mutasarrıf ve mâlik olduğum rakam-ı ebvâba müteveccihen cânib-i yemîni Hacı Şevket Bey tarlası ve yesârı Hanzar karyesi mer`ası ve arkası tarîk-i âmm ve cebhesi çayır ve ba`zen tarîk ile mahdûd ve derûnunda iki dakîk ve bir dink ve bir bulgur taşları ki cem`an dört taş deverân ider ma`a müştemilât bir bâb değirmen ve yine medine-i mezkûre kurâsından 1 No: 264. 609 numaralı defterin 221. sayfa 264. sırasında kayıtlı Erzincan da Hacı Muhammed Sami Efendi Vakfı na ait 27 Şevvâl 1340 (23 Haziran 1922) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 2 Sadaka, günahkârların alınlarından yakalanacakları günde günahlar için fidye (kefaret) dir. 3 Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz. Hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere. (Müzzemmil, 73/2). 236 237
Pulur karyesinde vâki` rakam-ı ebvâba müteveccihen cânib-i yemîni hark ve yesârı Hacıoğlu Mehmed Ağa tarlası ve ba`zen Sünnizâde İbrahim Efendi nin üzüm bağı ve arkası yine hark ve cebhesi çay ve tarîk-i âmm ile mahdûd ve derûnunda bir tarîk, bir dakîk ve bir dink ve bir bulgur üç taş deverân ider ma`a müştemilât sırf mülk bir bâb değirmen ki cem`an iki bâb değirmenlerimi bi-cümlete t-tevâbi`i ve l-levâhıki ve kâffeti l-hukûki ve l-merâfık hasbeten li llâhi l-aliyyi l-azîm ve tâliben limerdâti r-rabbi r-rahîm yevme lâ-yenfe`u mâlun ve lâ-benun illâ men ati llâhe bi-kalbin selîm 4 ricâsı ile bi-niyyetin sâdıkan ve âzimetin vasıka vakf-ı sahîh-i şer`î müebbed ve habs-i sarîh-i mer`î muhalled ile vakf ve habs idüp şöyle şart ve ta`yîn eyledim ki; Değirmen-i mahdûd-ı mezkûrlar beher sene bâ-yed-i mütevellî ecr-i misilleriyle âhere îcâr olunup hâsıl olan gallesinden evvelen değirmen-i mezkûrların indi l-iktizâ ta`mîr ve termîmleri icrâ ve beher sene vergiyi nizâmîleri edâ oluna ve yine galle-i mezkûreden beher sene Karaağaç mahallesinde kâin binâ kerdem olan dergâh-ı şerîfin ta`mîr ve termîmi icrâ oluna ve yine beher sene galle-i mezkûreden dergâh-ı şerîfe gelüp giden ve üç günden ziyâde kalmayan züvvâr ve fukarâya âit it`âm-ı ta`âm oluna ve yine galle-i mezkûreden beher sene bir sımar hınta vakf-ı mezkûruma mütevellî olan kimesneye vazîfe ve ücret ola ve yine galle-i mezkûreden her ne fazla kalur ise fazla-i mezkûre dergâh-ı şerîf ittisâlinde ki harem dâiresinde bulunan evlâd ve iyâlimin nafakaları tesviye oluna ve vakf-ı mezkûrumun taklîl ve teksîri merreten ba`de uhrâ yedimde ola ve lâbis-i libâs-ı hayât olduğum müddetde vakf-ı mezkûre ben mütevellî ve mutasarrıf olup bi-emri llâhi te`âlâ vefât eylediğimde evlâd-ı zukûrumun ekber ve erşed ve aslâhı mütevellî ola ve ba`de l-inkirâz ahfâd-ı zükûr ve inâsımın ekber ve erşedi batnen ba`de batnin mütevellî ola el-iyâzu bi llâhi te`âlâ neslim inkirâz bulur ise hâkimü ş-şer` ve ulemâ ve meşâyih intihâb ve re yleriyle salâh ile ma`rûf ve mevsûf mütedeyyin ve müstakîm bir kimesne mütevellî nasb oluna deyu ta`yîn-i şurût ve tebyîn-i mesârif ve kuyûd birle değirmen-i mahdûd-ı mezkûrları fâriğan 4 O gün ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah a kalb-i selim ile gelenler (o günde fayda bulur). (Şuara, 26/88-89). ani ş-şevâğil mütevellî-i mûmâ-ileyhe teslîm ol dahî kabz ve tesellüm ve sâir mütevellîlerin evkâfda tasarrufları gibi bürheten mine z-zamân tasarruf eyledi didikde; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vâkıf-ı mûmâ-ileyh semt-i vifâkdan cânib-i şikâka azîm ve mütevellî-i mûmâ-ileyh husûmet ve nizâ`a câzim olup vakf-ı akâr muhtâr-ı eimmeti l-ahyâr olan İmâm-ı Azam ve hümâm-ı efhâm sirâcü l-ümmeti kaşifü l-gume Ebu Hanife el-kûfî hazretleri indinde sahîh lâkin menzele-i âriyetde olup şeref-i lüzûmu müstelzim olmağla vakf-ı mezkûreden rucû` câiz ve râci`-i emr-i meşrû`-ı gayr-i mütecâviz olmağın değirmen-i mezkûrları ke l-evvel mülküme istirdâd iderim deyücek mütevellî-i mûmâ-ileyh reşid-i münâsib cevâb-ı sedîd virüp gerçi hâl-i bast olunan minvâl üzere olduğu cây-i işkâl değildir lâkin Arif-i Samedânî Ebu Yusuf eş-şehîr bi l- İmâmi s-sânî hazretleri katında vâkıf mücerred vakaftü dimekle ve İmâm-ı Sânî Muhammed ibn Hasan eş-şeybânî hazretleri katında teslîm-i ile l-mütevellî ve te bîd zikri ile vakf-ı mezkûr sahîh ve lâzım olur deyu redd ve teslîmden imtinâ huzûr-ı şer`-i şerîfde müterâfi`ân ve her biri mübteğâsınca fasl u hasma tâlibân olduklarında cânib-i şer`-i şerîfden dahî tarafeynin edillesine nazaren ve mubtil-i hayr olmakdan hazer birle âlimen bi l-hilâfi l-câri beyne l-eimmeti l-eslâfi ve l-eşrâfi vakf-ı mezkûrumun sıhhât u lüzûmuna hükm-i sahîh-i şer`î ve kazâ-yı sarîh-i mer`î itmeğin vakf-ı mezkûr sahîh ve lâzım olup min-ba`d nakz ve ibtâli mümteni`ü l-ihtimâl oldu. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 5. Ecru l-vâkıfı ale l-hayyi lcevâdi l-kerîm. Cerâ zâlike ve hurrire fî l-yevmi s-sâbi` ve l-işrîn min-şevvâli l-mükerrem li-sene seb`a ve iş- rîn ve selâse mieteyn ve elf. (1327). Deyu târîh-i mezkûrde nâibü ş-şer` Halil Fahri Efendi nin hatmi ile mahtûm sicill-i mahfûzunda mukayyed olup vâkıf-ı mûmâ-ileyhin sulbî kebîr oğlu el-hâcc Nasreddin Efendi nin talebi ile kayd-ı mezkûrdan bi-ibâretihâ ihrâc olundu. Selh-i Zi l-ka`deti ş-şerîfe li-sene erba`în ve selâse mieteyn ve elf. (1340). 5 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür.(bakara, 2/181). 238 239
MEHMED SAMİ EFENDİ BİN İBRAHİM EFENDİ 1 Erzincan Nâibi Halid Hıfzı el-hamdü li llâhi l-vâkıfı alâ-külli hâli l-münezzehi ani t-tağayyüri ve l-intikal ve s-selatü ve s-selâmu alâ-rasülina Muhammedini l-mevsûf bi-mekârimi l-ahlâk ve mehâsini l-hisal ve alâ-âlihi ve ashâbihî l-âricine ilâ-me`ârici l-kemâl. Ammâ ba`dü: İşbu vakfiyye-i sahîhatü l-fehâvî ve vesikâ-i şer`iyeti l-metâvinin tahrîr ve inşâ ve tastîr ve imlâsına bâdî oldur ki sâhibü l-hayrât ve rağibü l-hasenât meşâyih-i Nakşibendiyeden reşadetlü Şeyh Hacı Mehmed Sami Efendi ibn İbrahim Efendi medine-i Erzincan mahkemesinde meclîs-i şer`-i şerîf-i enverde zikr-i âti vakfına li-ecli t-tescîl ve l-itmâmı emri l-vâkıf ve t-tekmil mütevellî nasb ve ta`yîn olunmağla tevliyeti kabul iden şer`iyye ketebesinden es-seyyid Hacı Hâfız Ahmed Şükrü Efendi ibn Mustafa Zihni Efendi mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tiraf-ı sarîh-i mer`î idüp, vaktâ ki bu dâr-ı fenayı sebat ve bî-bekâ olup na`imi mu`rız-ı zevâlde ve mukim-i şeref-i irtihâlde olduğunu mülâhaza idüp es-sadâkatü fidyetün li l-me âsi yevme yu hazü l-mücrimune bi n-nevâsi 2 ma`lumum olduğundan ve ma tukaddimü li-enfusiküm min-hayrin tecidûhü inda llâhi hüve hayren ve âzame ecren 3 mefhûm-ı münîfinden habîr ve âgâh bulunduğum ecilden vakf-ı câi z-zikrin sudûruna değin silk-i mülk-i sahîhimde münselik ve müntazım olup medine-i merkûmenin Karaağaç mahallesinde vâki` sâkin olduğum Nakşî Dergâh-ı Şerîfi civârında bir tarafdan yani cânib-i yemini dergâh-ı şerîf-i mezkûrun imâmına meşrûta vakıfhâne ve cânib-i yesârı dergâh-ı şerîf-i mezkûr ve arkası kezâ dergâh-ı şerîf-i mezkûrun harem bağçesi ve cebhesi tarîk-i âmm ile mahdûd fevkânî ve tahtânî büyût-ı âdide-i müştemil bir bâb 1 603 numaralı defterin 71. sayfa 119. sırasında kayıtlı Erzincan da Şeyh Hacı Mehmed Sami Efendi ibn İbrahim Efendi Vakfı na ait 17 Şevvâl 1324 (4 Aralık 1906) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 2 Sadaka, günahkârların alınlarından yakalanacakları günde günahlar için fidyedir (kefarettir). 3 Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu daha hayırlı ve mükafata daha layık olarak bulursunuz. (Müzzemmil, 73/20). 240 241
mülk menzili bi-cümleti t-tevâbi` ve l-levâhık ve kâffeti l-hukuki ve l-merâfık hasbeten li llâhi l-aliyyü l-azim ve taleben li-merdâti r-rabbi r-rahim bi-niyetin sadakâtin ve azimetin vesika vakf-ı sahîh-i şer`î ve habs-ı sarîh-i mer`î ile vakf u habs idüp şöyle şart ve ta`yîn eyledim ki; Menzil-i mahdûd-ı mezkûr beher sene bâ-yed-i mütevellî ecr-i misliyle âhere îcâr olup gallesinden menzil-i mezkûrun inde l-iktizâ ta`mîr ve termîmi icrâ ve beher sene vergi-yi nizamisi edâ olındıkdan sonra bâkîsi dört akçe i`tibârıyla bir akçesi vakf-ı mezkûruma mütevellî olan kimesneye vazife ola ve üç akçesi dahi dergâh-ı şerîf-i mezkûr derûnunda bundan akdem binâ ve inşâ idüp minber vaz` eylediğim mescid-i şerîfde hatîb olan kimesneye vazife ve ücret ola ve lâbis-i libâs-ı hayât olduğûm müddetde vakf-ı mezkûre ben mütevellî ve mutasarrıf olup bi-emri llâhi te`âlâ vefâtımda Hah karyesi ahâlisinden kâim-i birâderim Abdurrahman Efendi ibn Mustafa mütevellî ola mezbûr Abdurrahman Efendi dahi ba`de l-vefât ânın evlâd-ı evlâd-ı evlâd-ı zükûrunun ekber ve erşedi batnen ba`de batnin mütevellî ola. Mûmâ-ileyhin evlâd-ı zükûru ba`de l-inkırâz kendi neslimden ber-hayat olan evlâd-ı zükûrumun ekber ve erşedi aslahı mütevellî ola. Ba`de l-inkırâzı l-kül hakimü ş-şer` tarafından salâh-ı hâl ile ma ruf ve mevsuf mütedeyyin ve müstakim bir kimesne mütevellî nasb olına deyu ta`yîn-i şurût ve tebyîn-i mesarif-ı kuyûd birle menzil-i mahdûd-ı mezkûru fâriğan ani şşevâğil mütevellî-i mezbûre teslîm ol dahi vakfiyet üzre kabz ve tesellüm ve sâir mütevellîlerin evkâfda tasarrufları gibi bürheten mine z-zeman tasarruf eyledi didükte; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vâkıf-ı mûmâ-ileyh semt-i vifâkdan cânib-i şikâka azim ve mütevellî-i mûmâ-ileyh ile husûmet ve niza`a câzim olup vakf-ı akar muhtârü l-eimmeti l-ahyâr olan İmâm-ı Azam ve hümâm-ı efham sirâcü l-eimme kâşifü l-gumme Ebu Hanife el-kûfi hazretleri katında sahîh lakin menzile-i âriyetde olup şeref-i lüzûmu müstelzim olmamağın vakf-ı mezbûrdan rücû` meşrû` ve İmâm Muhammed bin Hasan eş-şeybânî hazretleri indinde dahi vâkıf menâfi`-i vakfı nefsine şart ile vakf bâtıl olduğuna binâen vakf-ı mezkûrdan rücû` ve menzil-i mezkûru ke l-evvel mülküme istirdâd iderim deyicek mütevellî-i mûmâ-ileyh-i reşid münâsib cevab-ı sedid verib, eğerçi hâl bast ve tafsil olınan minvâl üzre olduğu câyı işkâl değildir. Lâkin Arif-i Samedani Ebu Yusuf eş-şehîr bi l-imâmi s-sânî hazretleri katında vâkıf mücerred vekaftü dimekle ve İmâm Muhammed bin Hasan eş-şeybânî hazretleri katında teslîm ile l-mütevellî ve te bid-i zikr olunmağla vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım olur deyu red ve teslîmden imtinâ` ile huzur-ı şer`i şerîfde müterâfi`an ve her biri mübteğâsınca fasl u hasma tâlibân olduklarında cânib-i şer`-i şerîfden dahi tarafeynin edillesine nazar ve mubtil-i hayr olmakdan hazer birle âlimen bi l-hilâfi l-cari beyne l-eimmeti l-eslâfi vakf-ı mezkûrun sıhhat ve lüzûmuna hükm olunmağın min-ba`d vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım oldu. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 4 ve ecru l-vâkıfı ale l-hayyi l-cevâdi l-kerîm. Cerâ zâlike ve hurrire fi l-yevmi s-sâbi` aşer min-şehri Şevvali l-mükerrem li-sene erbâ`a ve işrin ve selâse mieteyn ve elf. (18 Şevval 1324). 4 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işiten ve (her şeyi) bilendir. (Bakara, 2/181). 242 243
MEHMED SITKI EFENDİ 1 Elhamdü li llâhi l-vâkîfâ alâ külli hâli l-münezzehi ani t-teğayyüri ve l-intikâl ve s-salâtü ve s-selâmu alâ Muhammedini l mevsûfî bi-mekârimi l-ahlâkı ve mehâsin-il hîsâl ve alâ âlihî ve ashâbihi l-âricîne ile l-meârici l-kemâli. Ammâ ba`dü: İşbu vakfîye-i celîlü ş-şân ve cerîde-i bedîu l unvânın tahrîr-i inşâsına bâdi ve tastîr-i imlâsına âdi oldur ki bu gülşen-i dünyânın hazânı ve sebzezârınin meclisi faâni olmağla eşcârı nâ pâyidâr ve esmârı bî karar olduğunu mülâhâzâ kılup bülbül-ü hâzan dîde-i rûhu kafes-i tanden tayaran ve rıyâz-ı cinanda aşiyan tutmadan es-sadkâtü fidyetün li l-ma âsi yevme yuh azü l-mücrimün bi n-nevâsi 2 mefhûmûnâ âlim olup eşçar-ı hayrin semerâtî dâimâ ve bihâr-ı hasenâtın ezharı bâkiye olmağla hulus-i niyet-i sadıka ve safa-yı tevbet-i hâlisâ ile meclis-i bahçe-i şerif-i Ahmedî ve mahfel-i din-i münif-i Muhammedî sallellahü te âla alişanı say-i tastik ve sünneti seniyesini ecir buyuran ve isimleri biri ki`tâpta mektup ve mazbut bulunan ahrâr-ı ricâl-i müslimîn huzurlarıyla sulbü sahîh ve kibar oğlı ve merhumül mağfur Şeyh Mehmed Hayatî Vehbi hazretlerinin hafîdi Hâfız Mehmed Vehbi Efendi mahzarında ıkrâr-ı sahîh şer`î ve i`tirâf-ı sarîhi mer`î edüp; yedimde ve tahtı tasarrufumda olan medîne-i Erzincan ın eski Buğday Meydanı nda kâin bir tarafı hamamlı Hacı Mehmed Ağa nın mülk dükkânı ve bir tarafı Kazâloğlu Câmi`-i Şerîfî vakıf dükkânı ve arkası Perşembe Pazarı ve cephesi tariki âmm ile mahdut bir kepenk mülk dükkânımı bil cümletil tevâbî vel levâhık ve kaffetu l-hukûk ve l mürâfık hasbeten li l-lahı l-aliyyi l-azîm ve taleben li-merdâtı r-rabbi r-rahîm Yevme lâ-yenfe`u mâlün ve lâ-benûne illâ men eti llâhe bi-kalbin selîm 3 recâsile niyet-i sâdıka ve garine-i vesîfka vakf-ı sahîh-i bahçeî ve habs-i sarîh-i mer`î ile 1 No: 1. 617 numaralı defterin 1. sayfa 1. sırasında kayıtlı vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 2 Sadaka, günahkârların alınlarından yakalanacakları günde günahlar için fidye (kefaret) dir. 3 O gün ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah a kalb-i selim ile gelenler (o günde fayda bulur). (Şuara, 26/88-89). 244 245
vakf u habs itdim ve oğlum mûmâ-ileyhe teslîm itdim ve şöyle şart eyledim ki: Dükkân-ı mahdûdu mezhure mütevellî oğlum mûmâ-ileyh Vehbi Efendi yediyle îcareye verulup hâsıl olan gallesinden dükanı mahdûd-u mezkûru vergi-i nizâmisi ba`de l edâ ve ta`mîrî termîmi icrâ oluna ve beher sene i`di athada beş paylık bir re s sığır zebh ve kurban oluna bir payı benim ve bir payı kayın pederin merhumü l mağfur ile rahmeti rabbihi l-gafur Şeyh Hayatî Vehbi kaddese sirruhü l-âlî hazretlerine ve biri de pederim merhûmü l mağfur Hacı Osman Efendi hocaya ve biri de zevcem ve mütevellî oğlum vâlide-i muhteremesi Edebiye Hanım a ve bir sayıda benim vâlidem merhume Hatîce Hanım a ve tevliyeti oğlu mûmâ-ileyh Mehmed Vehbi Efendi ye ol dahî ba`de l-vefât mütevellî mûmâ-ileyhin evlâdı zukurunun ekberi erşet ve aslahımâ batnen ba`de batnin ve neslen ba`de neslin mütevellî ola ve vakf mezbûrumun i`lâ sı ve tasarrufumâ evkâf tarafından müdâhale ve el sürülmeye ancak oğlum mütevellî mûmâ-ileyh Vehbi Efendi yedinde ola deyu ta`yîni şürut ve tebyîni masârifî kuyut ettim. Dükkan mahdûd-u mezkûru fârıgan ani ş-şevâğıl mütevellî mûmâ-ileyhe teslîm ol dahî vakfîyet üzere kabiz ve tesellüm ve sâir mütevellîlerin evkâfda tasarrufları gibi tasarruf eyledikde hatm-i güftar ile işbu vakıfnâme-i sahîham müslimîni mûmâ-ileyhim huzurlarında temhir imza birle oğlum mütevellîsi mûmâ-ileyh Vehbi Efendi ye i`tâ eyledim. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 4. Ve ecrul vâkıf-ı alel cûdi l kerîm. Cerâ zâlikee ve hurrire fî l-yevmi t-tasi aşere bin şehr Cemaziye l-ûlâ li-sene semâne ve işrîn ve selâse mieteyn ve elf. Mustafa, Semerlizâde Hâfız Salih Efendi ibn Hâfız Mustafa, Hacı Mü`ezzin hafîdi el-hâcc Hâfız Mehmed Efendi ibn Mustafa. Şuhûdu l-hâl; Hâlîlullah Câmi`-i Şerîfî İmâmı Mevlüt Efendi ibn Hacı Feyzullah, Hattatzâde Hâfız Mehmed Efendi ibn 4 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür.(bakara, 2/181). 246 247
MEMİŞ BİN MEHMED 1 Bâdî vâkıfnâme senedim oldur ki Vakf-ı âtil-beyânın sudûruna değin her biri silk-i mülk-ü sahîhimde münselik olan medîne-i Erzincan da vâki` Suk-ı sultanide Kazâkoğlu Câmi` i Şerîfi karşısında kâin bir tarafdan Damdandüşenoğulları Mehmed ve Ahmed efendiler menzilleri ve bazen tarîk-i has ve bir tarafdan Arakel dükkânları ve ba`zân fabrikacı Hüseyin Efendi nin tütün fabrikası ve iki tarafdan Yeni Meydan ile mahdûd altı bâb dam-ı müştemil bir bâb Bezirhâne-i mezkûre muttasıl cânib-i garb ve şimalisinde vâki` dört bâb dekâkîn ve Bezirhâne-i mezkûre derûnunda mevcud beynel-esnâf Gedik ta`bîr olunur âlati lâzıme-i ma`lûmeyi hasbeten li llâhi te`âlâ ve taleben li-merzâti rabbihil-aliyyil-ala vakf-ı sahîh-i şer`î ve habs-i sarîh-i mer`î ile vâkıf ve habsettim ve şöyle şart ve ta`yîn eyledim ki: Dekâkîn ve Bezirhâne-i mahdûd ve mezkûrlar icâre-i misilleriyle bâ yed-i mütevellî beher sene taliplerine îcâr olunup hâsıl olan icarından evvelâ dekâkîn ve bezirhâne-i mahdûd-u mezkûrların muhtâc-ı ta`mîr olan mahallerin mesârif-i ta`mîriyeleri ba`de l-icra bâkîsinden beher sene hazreti Seyyidül-mürselin bit-tazim vet-tebcil mevlid-i şerîf kırâat ve helva tabh olunarak fukarâ-yi müslimîne it am-i taam oluna ve yine beher sene iyd-i duhade yedi sehim iğtibar olunan bir re s karasığır ineği iştira birle zebh-i kurban ola ve yine beher sene Ali Efendi mahallesinde vâki` Ali Efendi Câmi i Şerîfi nde mevzu iki adet bakır şamdanda üçer kıyyeden iki adet berat îkâd oluna ve yine beher sene Gülabibey Câmi` i Şerîfi nde mavzu bir adet bakır şamdanda üç kıyyelik bir adet berat îkâd oluna ve yine beher sene Rama`zân-ı şerîfte beş kıyye mum iştira olunarak mezkûr Ali Efendi Câmi`i Şerîfi nde mevzu kandîllerde beher gece ber-mutad îkâd oluna ve bunlardan hâsıl olan ecir ve mesubatlar rûhum ve ebeveynim ervâhlarına ihdâ kılına ve mesârif-i mezkûrlardan fazla kalırsa fazla-i mezkûr dahi vakf-ı mezkürûma mütevellî olan 1 No: 30/2. 618/1 numaralı defterin 45. sayfa 30/2. sırasında kayıtlı Çilingirzâde Hacı Memiş bin Mehmed Vakfı na ait 1330 (1911/1912) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 248 249
kimselere vazîfe ola ve ben lâbis-i libas-ı hayât oldukça vakf-i mezkûrun tevliyeti bâna münhasıra ola vefâtımdan sonra sulbî kebîr oğlum Hâlil Efendi ile hafidim Ziya Efendi müştereken ve mütesâviyen mütevellî olalar ba`de vefâtihîma mezkûrar Hâlil ve Ziya efendilerin evlâd-ı evlâdı zükurlarının ekber ve erşed ve umûr-i idâreye muktediri batnen ba`de batnin müştereken mütevellî-i meşrût üzre mütevellî olalar ba`de l-inkırâz mutlakâ asubet-i nesebiyye cihetinden akribamın aslah ve erşedi mütevellî-i mesbuk üzere mütevellî olalar ba`de l-inkırâzıl-kül mezkûr Ali Efendi mahallesi ahâlîsinden mu temed ve müstekımül-etvar ve muhtârül-cemaa olan bir kimesne hakim-i belde ma`rifetiyle vakf-ı mezkûruma ba-huccet-i şer`îyye mütevellî ola ve vakf-ı mezkürûmun tebdîl ve tağyîri merreten ba`de uhrâ yed ve meşiyyetimde olmak üzre Bezirhâne ve dekâkin-i mezkûreleri fâriğân aniş-şevâgil mezbûran Hâlil ve Ziya efendilere vech-i layıkı üzre teslîm eylediğimde anlar dahi ber-vech-i muharrer bil-haşiye vakfiyyet üzre bi t-tevliye tesellüm ve kabul ve sâir mütevellîlerin evkâfta tasarrufları gibi etsinler deyüp işbu huzûr-i müslimînde hatm-i kelâm ve ifade-i anil-meram ettim ba`de l-yevm gerek vakf-ı mezkûre ve gerek mezbûran Hâlil ve Ziya efendilerin tevliyetine tarafımdan ve taraf-ı âharden bir kimse mâni` ve müdahâle etmemek üzere işbu vakfiyye senedim ba`de l-imza vet-temhir mezbûran Hâlil ve Ziya efendilere i`tâ olunduğu vâki`t lüzûmunda her biri beldelerine senet ittihaz edineler ves-selâm hurrire filyevmîr-rabii ve l-işrîn min şehri Rebi`ü l-evvel sene selâse mieteyn ve elf. Şuhûdu l-hâl; Muftizade Abdulgafur Naib Mustafa Fehmi, el vakfi Çilingirzade Hacı Mehmed, ilikzade Mehmed Ali Efendi mahallesinden Durakzade Hüsnü, mahalle-i mezkur imamı Abdulkerim, Hacı Ahmedzade Yusuf Biraderi Hafiz Kemahlı Hasan, İshakzade Yusuf Hıdırzade Halit, Tosun oglu Mustafa Hanoglu Yusuf, Terazicizade Müderris Mehmed. 250 251
MEMURİN-İ MÜLKİYE VE RÜFEKASI 1 Ammâ ba`dü: Erzincan sancağına tâbi` Kuruçay kazâsında sâhibü l-hayrât ve l-hasenât me mürin-i mülkiye ve hâmiyet mendân-ı ahâlî kazâ-i mezkûr mahkemesinde ma`kûd meclis-i şer`-i şerîf-i lâzimü t-teşrîfde zikr-i âtî vakıflarına li-ecli t-tescîl mütevellî nasb itdikleri Şehsuvarzâde Abdülhamid bin İbrahim Bey ibn Mehmed mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp vaktâ ki bu dâr-ı fenâ-yı bî-niyâz ve bî-bekâ olup ni`amı ma`raz-ı zevâlde mukîm-i şeref-i irtihâlde oldığını mülâhaza idüp es-sadkâtü fidyetünli l-ma âsi yevme yuh azü l-mücrimün bi n-nevâsi 2 ma`lûmumuz oldığından ma`ada ve ma tukaddimü li-enfusiküm min-hayrin tecidûhü inda llâhi hüve hayren ve âzame ecren 3 mefhûmu münîfinden habîr ve âgâh oldığımız ecilden zikr-i câî vakfının sudûruna degin silk-i mülkümüzde münselik kazâ-i mezkûr nefs-i merkezinde Mehderbaşı dimekle ma`rûf bir tarafı cebel ve bir tarafı Yüzbaşı müteveffa Mehmed Efendi arsası ve tarafeyni yol ile mahdûd tahtânî iki ve fevkânî dört hücreyi müştemil bir bâb ve yine câmi`-i şerîf kurbunda vâki` bir tarafı câmi`-i şerîf ve arsası ve tarafeyni yol ile mahdûd dört mağı tahtânî ve altı mağı fevkânî olarak iki takım birbirine muttasıl iki bâb dükkânları hasbeten li llâhi li-merdâti Rabbi r-rahîm vakf-i sahîh-i şer`-i müebbed ve habs-i sarîh-i mer`î ile vakf ve habs idüp şöyle şart eyledik ki: Hâne ve dekâkîn-i mahdûd-ı mezkûr beher sene ecr-i misliyle icâre verilip hâsıl olan îcârından hâne ve dekâkinlerin muhtâc-ı ta`mîr olan mahalleri ba de t-ta`mîr fazlası yedi hisse i`tibâriyle bir hissesi kazâ-i mezkûrun nefsi merkezinde me murîn i`ânesiyle müceddeden binâ ve inşâsına muvaffak oldığımız câmi`-i şerîfin ta`mîr ve termîmine ve bir hissesi dahi câmi`-i şerîf-i mezkûrun hatîbine 1 No:312. 602 numaralı defterin 182. sayfa 155. sırasında kayıtlı Erzincan da Memürin-i Mülkiye ve Kaza Ahalisi Vakfı na ait 25 Şevvâl 1311 (1 Mayıs 1894) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 2 Sadaka, günahkârların alınlarından yakalanacakları günde günahlar için fidye (kefaret) dir. 3 Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz. Hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere. (Müzzemmil, 73/20). 252 253
ve beş hissesi dahi yine câmi`-i şerîf-i mezkûrun imâmına vazîfe virilmek üzere şart ve ta`yîn eyledik ve tevliyeti kazâ-i mezkûrda hâkim bulunan her kim olursa olsun âna ve nezâretini kâim-i makâm şart ve tahsîs eyledik deyu hâne ve dekâkîn-i mahdûd-ı mezkûrı fâriğan ani ş-şevâğil mütevellî-i mûmâ-ileyhe teslîm ol dahi vakfiyyet üzere tesellüm vesâir mütevellîlerin evkâfda tasarrufları gibi tasarruf eyledi didikde: Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vâkıfûn-ı mûmâ-ileyh ile semt-i vifâkdan cânib-i şikâka azîm ve mütevellî-i mûmâ-ileyh husûmet ve nizâ`a cazîm olup vakf-ı akâr muhtâr-ı eimme-i hayr olan İmâm-ı Azam ve hümâmü l-akdem hazretleri indinde sahîh ve lâkin hâne ve dekâkin-i mahdûd-ı mezkûr âriyet olup şeref lüzûmu müstelzim olmamağla vakf-ı mezbûrdan rucû` ve râci`-i emr-i meşrû`u gayr-i mütecâviz olmağın hâne ve dekâkîn-i mahdûd-ı mezkûru ke l-evvel mülkümüze istirdâd ideriz didükde mütevellî-i reşîd münâsib cevâb-ı sedîd verip egerçi inde l-imâmi l-azam hâl bast ve beyân olunan minvâl üzere oldığı cây-i işkâl degildir lâkin Arif-i Samedanî Ebu Yusuf eş-şehîr bi l-imâmi s-sânî indinde vâkıf mücerred vakaftü dimekle İmâm-ı Rabbânî Muhammed bin eş-şeybanî teslîm-i ile l-mütevellî ve te bîd-i zikr ile vakf lâzım olur deyu teslîmden imtinâ` ile hâkim-i muvakkı`-ı sadr-i kitâb tûbâ lehü ve hüsne meâb efendi hazretleri huzûrunda müterâfi`an ve her biri fasl u hasme tâlibân oldıklarında hâkim-i mûmâ-ileyh esbeğa llâhü ni`amehû-aleyh hazretleri dahi tarafeynin edillesine nazar ve mubtil-i hayr olmakdan hazer idüp âlimen bi l-hilâfi l-cârî beyne l-e- immeti l-eslâf vakf-ı mezkûrun sıhhat ve lüzûmuna hüküm itmegin min-ba`d vakf-ı mezkûr sahîh ve lâzım ve habs-i sarîh ve mütehattim oldı. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 4 ve ecru l-vâkıfı ale l-hayyi l-cevâdi l-kerîm. Cerâ zâlike ve hurrire fi l-yevmi l-hâmis min-şehr-i Şevvâl li-sene ihdâ aşer ve selâse mieteyn ve elf. (15 Şevvâl 1311). 4 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür. (Bakara, 2/181). 254 255
MUHAMMED SAMİ EFENDİ BİN İBRAHİM 1 Hamd-i cemîl-i mevfûr ve şükr-i cezîl-i gayr-i mahsûr ol vâkıf-ı hafâyâ-yı zamâir ve kâşif-i habâyâ-yı serâir olan cenâb-ı mûcid-i amme-i mümkinât ve münşî-i kâffe-i masnû`ât te`âlâ şânuhu ani ş-şebîhi ve l-mesîli ve tekaddese zâtuhu ani n-nâziri ve l-âdil hazretlerinin dergâh-ı akdes ve bârigâh-ı mukaddeslerine sezavâr vâcibü l-iktizârdır ki envâ-ı benî âdemi kudret-i kâmile ve hikmet-i şâmile birle inşâ ve ihtirâ idüp dünyâ-yı mezrâ`a-i âhiret ve ûlâyı zerî`a-i âkıbet eyledi ve salavât-ı tayyibât ve tahiyyât-ı hâlisât ol sultân-ı cumhûr-ı enbiyâ ve ünvân-ı menşûr-ı asfiyâ mazhâr-ı feyz-i hâkâyık hâfız-ı esrâr-ı dekâyık imâm-ı ka`be-i kuds ve hümâm-ı medine-i üns sadr-i suffe-i safâ Muhammedîni l-mustafa salla llâhu te`âlâ aleyhi vessellem hazretlerinin meşhed-i mu`attar ve merkâd-i münevverlerine olsun ki vücûd-ı şerîfi sebeb-i icad kevn ü mekân ve bâis-i hilak-ı üns ü cân oldu ve tahiyyât-ı bi-gâye ve teslîmât-ı mâ-lâ-nihâye âl u evlâd-ı kirâm ve ashâb-ı zevi l-ihtirâmına olsun ki her biri sırât-ı müstakimde necm-i hüdâ ve felek-i ihdâda şems-i duhâ oldular rıdvânu llâhi te`âlâ aleyhim ecma`în. Ammâ ba`dü: İşbu vakfiye-i sahîhati l-fehâvi ve vesîka-i şer`iyyeti l-metâvinin tahrîr ve inşâ ve tastîr ve imlâsına bâdî oldur ki medine-i Erzincan mahallâtından Karaağaç mahallesinde sâkin hülefâ-yı Nakşibendiyyeden eş-şeyh Hacı Muhammed Sami Efendi ibn İbrahim medine-i mezkûre mahkeme-i şer`iyyesinde ma`kûd meclis-i şer`-i şerîf-i lâzımü t-teşrîfde zikr-i âti vakfına li-ecli t-tescîl mütevellî nasb u ta`yîn eylediği Hâfız Mehmed Efendi ibn Hüseyin mahzârında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp vakta ki bu dâr-ı fenâ bî-sebat ve bî-bekâ olup nâim-i ma`râz-ı zevâlde ve mukîmi şeref-i irtihâlde olduğunu mülâhaza idüp es-sadkâtü fidyetün- 1 No: 265. 609 numaralı defterin 222. sayfa 265. sırasında kayıtlı Erzincan da eş-şeyh Hacı Muhammed Sami Efendi ibn İbrahim Vakfı na ait selh-i Zi l-ka`de 1340 (Haziran 1922) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 256 257
li l-ma âsi yevme yuh azü l-mücrimün bi n-nevâsi 2 ma`lûmum olduğundan mâ`ada ve ma tukaddimü li-enfusiküm min-hayrin tecidûhü inda llâhi hüve hayren ve âzame ecren 3 mefhûm-ı münîfinden hâbir ve âgâh olduğum ecilden vakf-ı câi z-zikrin sudûruna değin silk-i mülk-i sahîhimde münselik ve muntazım olup medine-i mezkûre kurâsından Zetkiğ karyesinde vâki` rakam-ı ebvâba müteveccihen cânib-i yesâri Mustafa Bey tarlası ve yemîni hark ve arkası değirmen bendi ve cebhesi tarîk-i âmm ile mahdûd ve derûnunda iki dakîk ve bulgur değirmeni ve bir dink ki cem`an dört taş deverân ider bir bâb değirmenimi ittisâlinde bulunan dut ve kavak eşcârlarıyla ve yine Beşikdağ karyesinde vâki` rakam-ı ebvâba mütevccihen yemînen Göller karyesi tarîk-i âmmı ve yesârı Ali Efendi tarlası ve arkaları cebel ve cebheleri tarîk-i âmm ile mahdûd ve birbirine muttasıl biri dakîk ve biri bulgur ve biri dink ki cem`an üç bâb değirmenlerimi ve yine medine-i mezkûreye muzâfe Refahiye kazâsının Melik Şerîf karyesinde vâki` rakam-ı ebvâba müteveccihen cânib-i yemîni hark ve yesâri Mank Deresi tarîk-i âmmı ve arkası cebel ve cebheleri hark ve tarîk-i âmm ile mahdûd iki dakîk ve bir dink ve bir bulgur taşlarını muhtevî iki bâb değirmenimden herbirini bi-cümleti t-tevâbi` ve l-levâhık ve kâffeti l-hukûki ve l-merâfık hasbeten li llâhi l-aliyyi l-azim ve tâliben li-merdâti r-rabbi r-rahîm yevme lâ-yenfe`u mâlun ve lâ-benun illâ men eti llâhu bi-kalbin selîm 4 ricâsıyla bi-niyyetin sâdıkâtin ve âzimetin vâsıka vakf-ı sahîh-i şer`î ve habs-i sarîh-i mer`î ile vakf ve habs idüp şöyle şart eyledim ki; Değirmen-i mahdûd-ı mezkûrlar beher sene bâ-yed-i mütevellî ecr-i misilleriyle âhere îcâr olunup hâsıl olan gallesinden evvelen beher sene değirmen-i mezkûrların vergileri tesviye ve ta`mîr u termîmleri icrâ oluna ve yine galle-i mezkûrdan beher sene mezkûr Karaağaç mahalle- 2 Sadaka, günahkârların alınlarından yakalanacakları günde günahlar için fidye (kefaret) dir. 3 Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz. Hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere. (Müzzemmil, 73/20). 4 O gün ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah a kalb-i selim ile gelenler (o günde fayda bulur). (Şuara, 26/88-89). sinde binâ kerdem olan dergâh-ı şerîfin ta`mîr ve termîmi icrâ oluna ve galle-i mezkûreden beher sene dergâh-ı şerîf ittisâlindeki Harem Dâiresi nde bulunan evlâd ve iyâlimin nafakaları tesviye oluna ve yine galle-i mezkûreden beher sene iki sımar hınta vakf-ı mezkûruma mütevellî olan kimesneye ücret-i vazîfe olmak üzere virile ve her ne fazla kalursa fazla-i mezkûr dahî dergâh-ı şerîfime gelüp giden züvvâr ve fukarâya it`âm-ı ta`âm oluna ve vakf-ı mezkûrin taklîl ve teksîri ve merreten ba`de uhrâ yedimde ola ve ben lâbis-i libâs-ı hayât oldukça vakf-ı mezkûrun tevliyeti yedimde ola ve ba`de l-vefât evlâd-ı zukûrumun ekber ve erşedi ve aslâhı mütevellî ola ba`de l-inkirâz ahfâdımın ekber ve erşedi batnen ba`de batnin mütevellî ola ve bunların nesli-ba`de l-inkirâz ulemâ-yı meşâyıh-ı belde ma`rifetleriyle mütedeyyin bir kimesne mütevellî ola deyu ta`yîn-i şurût ve tebyîn-i kuyûd birle değirmen-i mahdûd-ı mezkûrları fâriğan ani ş-şevâğil mütevellî-i mezbûre teslîm ol dahî vakfiyet üzere kabz ve tesellüm ve sâir mütevellîlerin evkâfda tasarrufları gibi tasarruf eyledi didikde; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vâkıf-ı mûmâ-ileyh semt-i vifâkdan cânib-i şikâka âzim ve mütevellî-i mezbûr ile husûmet ve nizâ`a câzim olup vakf-ı akâr muhtâr-ı eimme-i ahyâr olan İmâm-ı Azam ve hümâm-ı akdem sirâcü l-ümmeti ve kaşifü l-gumme hazretleri indinde sahîh lâkin menzil-i âriyetde olup şeref lüzûmu müstelzim olmamağla vakf-ı mezkûrdan rucû` câiz ve râci`-i emr-i meşrû`-ı gayr-i mütecâviz olmağın değirmen-i mezkûrları ke l-evvel mülküme istirdâd iderim didikde mütevellî-i reşîd münâsib cevâb-ı sedîd virüp eğerçi hâl inde l-imâm el-azam bast olunan minvâl üzere idüğü cây-i işkâl değildir lâkin Ârif-i Samedanî Ebu Yusuf eş-şehîr bi l-imâmi s-sânî indinde vâkıf mücerred vakaftü dimeğle ve İmâm-ı Rabbânî Muhammed ibn Hasan eş-şeybânî indinde teslîm-i ile l-mütevellî ile vakıf lâzım olur deyu redd ve teslîmden imtinâ ile hâkim-i muvakki`-i sadr-i kitâb tûbâ lehu ve hüsnü meâb efendi hazretleri huzûrunda müterâfi`ân ve her biri mübteğâsınca fasl u hasma tâlibân olduklarında hâkim-i mûmâ-ileyh esbeğa llâhu te`âlâ ni`âmehu aleyh 258 259
hazretleri dahî tarafeynin idilesine nazar ve mubtil-i hayr olmakdan hazer idüp âlimen bi l-hilâfi l-câri beyne l-eimmeti l-eslâf vakf-ı mezkûrun sıhhât ve lüzûmuna hüküm itmeğin minba`d vakf-ı mezkûr sahîh ve lâzım oldu. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 5. Cerâ zâlike ve hurrire fî-selhi Şa`bâni l-mu`azzam li-sene sitte ve işrîne ve selâse mieteyn ve elf (1326) deyu târîh-i mezkûrda medine-i mezbûre nâibü ş-şer` vekîli Müfti Osman Fevzi Efendi nin hatmiyle mahtûm sicil-i mahfûzunda mukayyed vakfiye olup vâkıf-ı mûmâ-ileyhin sulbî kebîr oğlu el-hâcc Nasreddin Efendi nin talebiyle kayd-i mezkûrdan bi-ibâretihâ ihrâc olundu fî-selhi Zi l-ka`deti ş-şerîfe li-seneti erba`în ve selâse mieteyn ve elf. (1340). 5 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür. (Bakara, 2/181). 260 261
MUSTAFA AĞA BİN MEMİŞ 1 Medîne-i Erzincan a tâbi` Vasgirt karyesi ahâlîsinden olup bundan akdem vefât eden Nuroğlı Mustafa Ağa ibn Memiş bin Abdullah nâm sâhibü l-hayrâti ve l-hasenât hayâtında ve kemâl-i akıl ve sıhhatinde iken bin iki yüz doksan dört senesi Şevvâlü l-mükerrem evâsıtında atyeb-i emvâlinden karye-i mezkûrda vâki` bir taraftan Satıroğlı Hacı Ethem değirmeni ve bir taraftan Saraç Mehmed Efendi menzili ve bir taraftan Alay Emîni Salih Efendi bahçesi ve bir taraftan tarîk-i âmm ile mahdûd derûnunda iki taş deverân eden bir bâb değirmende olan üç rub` hisse değirmenin sülüs hissesini vakf-ı sahîh-i şer`î ile vakf ve habs idüp üç rub` değirmen-i mezkûrda sülüs hissesi beher sene ecr-i misliyle âhere îcâr olunup hâsıl olan îcârından evvelâ değirmen-i mezkûrun sülüs en sülüsân irba` hissesi ta`mîr ve termîm oluna ve yine beher sene îcâr-ı mezkûrda kurban zebh oluna ve helva tabh ile it`am-i ta`âm olunarak mevlid-i nebevî kırâat oluna ve fazla kalur ise mütevellîye ücret ve vazîfe ola ve vakf-ı mezkûrun icâresine oğlı Derviş İbrahim Ağa yı mütevellî nasb ve ta`yîn ederek işbu bir kıt`a vakfiyye nâmında senedini mahzar-ı şuhûd bi t-temhîr yed-i mütevellîye teslîm olunmuş ise de mütevellî-i mezbûr Derviş İbrahim yedinde sened-i şer`î olmadığından bir kıt`a hüccet-i şer`iyye i`tâsı talebinde olmakla hakîkat-i hâl minvâl-i muharrer üzere olduğunu sened-i mezkûr zîrinde mastûrül-isim Kiyli ma`a Çeri mahallesi ahâlîsinden Külhancıoğlı Yusuf ibn Muhammed ve Kiy karyesi ahâlîsinden Ömer Paşaoğlı Ömer kalfa ibn Hasan nâm kimesnelerin meclis-i şer`îde alâ-tarîki ş-şehâde ihbârlariyle zâhir ve karye-i mezkûr imâm ve muhtâr ve ihtiyâr meclisi taraflarından dahi mevrûd mahkemede mahfûz bir kıt`a ilmü-haber meâlinden dahi müsteban olmağın mûcibince bâlâda muharrer olduğu üzre şerâit-i vakf-ı bi-hakkın ifâya kıbel-i şer`îden dahi ber-mûcib-i şarta vakıf oğlı mezbûr Derviş İbrahim Ağa mütevellî nasb ve ta`yîn buyuruldukta ol dahi minval-i meşrûh tevliyet-i mezkûreyi ve hizmet-i lâzimesin kemâ-yenbaği edâ ve ifâya ta`ahhüd ve iltizam etmeğin mâ-vaka`a bi t-taleb ketb olundu. Fi l-yev-mis-sâlisi ve l-işrîn min-cemâziye l-evvel sene hamse ve selâse mieteyn ve elf. 1305. 1 618/1 numaralı defterin 167. sayfa 128. sırasında kayıtlı Nuroğlu Mustafa Ağa Vakfı na ait 1305 (1887/1888) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 262 263
MUSTAFA ASIM 1 Erzurum vilâyet-i celîlesi dâhilinde kâim kürsü-i livâ olan medîne-i Erzincan da ve Ömer Efendi mahallesinde mülken mutasarrıf oldığım bir oda ve bir kiler ve bir âhûr ve bir merek ve bir oda ve havlı müştemil hânemin bir tarafı Nadirzâde Mehmed Efendi ve bir taraf sahîhi vakıf ve iki tarafı tarîk-i âmm ile mahdûd ve mâ`lûm olan büyût-ı adîdeyi müştemil hânemi cemî`-i tevâbi` ve l-levâhik ve kâffeti l-merâsim ve l-merâfik bi l-cümle eşyâ ve ahar ve arâzî ve nukûd ve kâffesini bi l-hesâb hâne-i mezkûr sülüsüna mukâbil olarak ba`is-i tahrîr-i nemika vakf-ı sahîh ile vakıf ve habs idüp kebîr oğlum Süleyman bin Mustafa nâm kimesne mütevellî nasib ve ta`yîn ve küçük oğlum Mehmed dahi meccânen hasbî olarak nâzır ta`yîn ve tahsîs ve hâne-i mezkûr mütevellî-i mûmâ-ileyhe teslîm ve ol dahi vakfiyet üzre kabûl idüp şöyle şart ve ta`yîn itdim ki; Hâne-i mahdûd-ı mezkûrden âhur ve oda ve kiler ve merek ve havlı mezkûrlardır benim içün alup senevî bedel-i mislile tâliblerine icâreye virilüp hâsıl olan bedel-i îcârlarından hâne-i mezkûrum mesârıf-ı ta`mîriye ve termîmi ba`de l-ihrâc her ne fazla kalırsa fazla-i mezkûrdan beher sene münâvebeten îd-i adhâda bir pây kurbân ve yine beher sene kezâ Ömer Efendi Câmi`-i Şerîfi nde üç kıyyedan mûm yağından bir kıt`a berât îkâd olınup hâsıl olan ecr-i mesûbâtı nefsine ve müteveffâ biraderim Ahmed Ağa nın rûhuna ihdâ olınup mezkûrelere oğlum Süleyman mütevellî ve diğer Mehmed fi l-beyân meccânen nâzır olup bi-emri llâhi te`âlâ vefâtlarında oğlum Süleyman ın evlâd-ı evlâd-ı evlâd-ı evlâd-ı zükûr ekber ve erşedi batnen ba`de batnın mütevellî ola ve ba`de l-inkırâz evlâd-ı inâsı mütevellî ola ve nâzır-ı mûmâ-ileyhin evlâd-ı evlâd-ı evlâd-ı zükûru kezâ hasbî olarak nâzır olup ve ba`de l-inkırâz evlâd-ı inâsı nâzır olarak kemaliyle hakkihâ îfâ-yı hizmet idüp vakfı ba`de l-icrâ fazla-i vakıf-ı mezkûr mütevellî-i mûmâ-ileyhe i`tâ kılınmağa vazîfe alâve ber-minvâl-i meşrûh umûr-ı tevliyet ve nezâreti edâya ta`ahhüde ve mezâyâsini iltizâm itmekle kemâ hüve l-vâki` bi t-taleb ketb ve imlâ ve i`tâ kılındı 16 Ramazân 303 Şeyhzâde Mustafa Asım. 1 No:85. 616 numaralı defterin 170. sayfa 85. sırasında kayıtlı vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 264 265
MUSTAFA BİN ALİ VE KARDEŞLERİ 1 Nâib-i kazâ-i Tercan Hüseyin Avni Hamd-i cemil-i mevfûr ve şükr-i cezil-i gayr-i mahsûr ol vâkıf-ı hafâyâ-yı zamâir ve kâşif-i habâyâ-yı serâir olan cenâb-ı mûcid-i âmme-i mümkinât ve münşi`-i kâffe-i masnûât te`âlâ şânuhu âni ş-şebîhi ve l-mesîl ve tekaddese zâtuhu âni nazîri ve l-adîl hazretlerinin dergâh-ı akdes ve bârgâh-ı mukaddesine sezavar ve vâcibü l-iktisârdır ki envâ-i benî ademi kudret-i kâmile ve hikmet-i şâmile birle inşâ ve ihtirâ idüp dünyâ-yı mezra`a-i âhiret ve ûlâyı zerî`a-i âkıbet eyledi ve salavât-ı tayyibât tahiyyât-ı hâlisât ve sultân-ı cumhûr-ı enbiyâ ve ünvân-ı meşhûr-ı asfiyâ mazhar-ı feyz-i hakâyık hâfız-ı esrâr-ı dakâyık imâm-ı kâbe-i kuds ve hümâm-ı medine-i üns sadr-ı suffe-i safâ Muhammedül-Mustafa salla llâhu te`âlâ aleyhi ve sellem hazretlerinin meşhed-i mu`attar ve merkâd-ı münevverlerine olsın ki vücûd-ı şerîfi sebeb-i icâd-ı kevn ve mekân ve ba`is-i hilkât-ı ins ve cân oldı ve tahiyyât-ı bî-gâye ve teslîmât-ı mâ-lâ-nihâye âl ü evlâd-ı kirâm ve ashâb-ı zevi l-ihtirâmına olsın ki her biri sırât-ı müstakîmde necm-i Hüdâ ve felek-i ihdâda şems-i duhâ oldılar rıdvânu llâhi te`âlâ aleyhim ecma`în Ammâ ba`dü: İşbu vakfiyye-i celîli ş-şân ve cerîde-i bedi`i l-ünvânın tahrîr ve inşâsına ba`is ve bâdî oldır ki Erzurum vilâyeti dâhilinde Tercan kazâsına tâbi` Tolos-ı Ulyâ karyesi ahâlîsinden sâhibü l-hayrât ve râgıbü l-hasenât Mustafa ve Hasan ve İsmail benûn-ı müteveffâ el-hâcc Ali nâm kimesneler kazâ-i mezkûr mahkeme-i şer`iyyesine mahsûs odada mün`akid meclîs-i şer`-i şerîf-i enverde vakf-ı âti l-beyâna li-ecli t-tescîl mütevellî nâsb ve ta`yîn eyledikleri karye-i mezkûre ahâlîsinden Derviş Efendi ibn Hasan mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp zikr-i âti l-vâkfın südûrına değin pederimiz müteveffâ-yı mezbûr el-hacc Ali Ağa dan mevrûs ve müntakîl ve müştereken taht-ı tasarruf ve temellü- 1 No: 214. 604 numaralı defterin l56. sayfa ve 214. sırasında kayıtlı Tercan da Mustafa ve Hasan ve Mehmed ve İsmail el-hacc Ali Vakfı na ait 21 Rebi`ül-evvel 1329 (22 Mart 1911) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 266 267
kimizde bulınan karye-i mezkûrede vâki` bir tarafı Kör Ali oğlı Edhem bir tarafı kendi hânelerimiz bir tarafı mescîd-i şerîf bir tarafı yolla mahdûd bin guruş kıymetlü iki gözü şâmil bir bâb hâne ve kezâ karye-i mezkûrede vâki` tarafları Molla Mevlüd odası bir tarafı Edhem ve kezâ hânelerimiz ve yol ile mahdûd bin guruş kıymetli bir gözü şâmil bir bâb hâne ve kezâ karye-i mezkûrede vâki` bir tarafı yol bir tarafı İbrahim Çavuş ve Mehmed ve Şerîf hâneleriyle mahdûd bin guruş kıymetlü odayı şâmil bir bâb hâne ve kezâ üç tarafı kendi hânelerimiz ve taraf-ı râbi`i harman arsasıyla mahdûd sekiz yüz guruş kıymetlü bir bâb hâne ki üç bin sekiz yüz guruş kıymetinde bulınan dört bâb hânelerimizi ma`a müştemilât vakf-ı sahîh-i müebbed ve habs-i sarîh-i muhalled ile vakf ve habs eyleyüp şöyle şart ve ta`yîn eyledik ki; Sâlifü l-beyân hâne-i mahdûd-i mezkûreler beher sene icâre-i şer`iyye ile be-heri dörder yüz guruşdan bin altı yüz guruşa icâre virilüp hâsıl olan icârın nısfı bulınan sekiz yüz guruşa karye-i mezkûr ahâlîsinden ve ashâb-ı hayrâtdan müteveffâ el-hacc Ali Ağa bin Hasan tarafından karye-i mezkûrede vâki` binâ ve inşâ itdirdikleri mescîd-i şerîfe minber vaz` idilerek câmi`-i müttehhazenin ta`mîr ve termîmime sarf olına câmi`-i mezkûrda imâmet ve hitâbet vazîfesini îfâ iden zâta beher sene sekiz yüz guruş virüle biz lâbis-i libâs-ı hayât oldıkca vakf-ı mezkûrın tevliyeti bizlere ve vefâtımızdan sonra batnen ba`de batnin neslen ba`de neslin evlâdımızın evlâd ve evlâdımızın ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdımızın ekber ve erşed ve aslahına ve ba`de l-inkırâz akrabâmızın aslahına ve ba`de l-inkırâz evlâddan kimesne kalmaz ise vakf-ı mezkûrın tevliyeti mezkûr Tercan kazâsında hâkim bulınan zâta meşrût ola deyü sâlifü z-zikr hâne-i mahdûde-i mezkûrları fâriğan âni ş-şevâgil mütevellî-i mezbûr Derviş Efendi ye teslîm idüp ol dahi sâir mütevellîlerin evkâfda tasarrufları gibi tasarruf eyledi didiklerinde; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vâkıf-ı merkûmın Mustafa ve Mehmed ve Hasan ve İsmail nâm kimesneler kelâmlarını semt-i âhara sârif olup vakf-ı akâr İmâm-ı Azam ve hümâm-ı efhâm Ebû Hânife el-kûfî hazretleri katında menzile-i âriyette olmağla rücû` itmek meşrû` oldığından hâne-i mezkûrları ke l-evvel mülkimize istirdâd ideriz deyü ba`de d-da`vâ ve gıbbe s-suâl mütevellî-i mûmâ-ileyh dahi cevâbında İmâm Muhammed bin Hasan eş-şeybânî hazretleri kavlinde dahi teslîm-i ile l-mütevellî buldığundan vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım oldığından red ve teslîmden imtinâ` iderim diyerek müdâfa`a ve tarafeyn fasl ve hasma tâlibân oldıklarında her birinin edillesine nazaran mubtıl-ı hayr olmakdan hazer idilüp âlimen bi l-hilâfi lcârî beyne l-eimmeti l-eslâf vakf-ı mezbûrın sıhhat ve lüzûmına hükm-i şer`î ve kazâ-i mer`î idildikden sonra ol vechile vakf-ı merkûm sahîh ve lâzım ve mütehattim oldı. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 2 ve ecrü l-vâkıfı ale l-hayyi l-cevâdi l-kerîm cerâ zâlik tahrîren fi l-yevmi l-hâdi ve l-işrîn min-şehr-i Rebi`i l-evvel li-sene tis`a ve işrîn ve selase mieteyn ve elf. 21 Rebi`i l-evvel 1329. 2 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür.(bakara, 2/181). 268 269
MUSTAFA BİN MEHMED 1 Erzincan ın Til Köyünde Hıroğlı Hacı Mustafa Efendi nin vakfiyyesi örneğidir : Bâdî terkîm vakıfnâme oldur ki Til Karyesi tîmârı dâhilinde olan bir kıt`a tahmînen on iki kodluk mülk bağımı ve dâhilinde bulunan dokuz adet mülk damlarımı karye-i Til harkından vâki` Göyne Deresi nden ceryân eden bir hafta cum`a gününe ve bir hafta dahi cum`a gecesine devrân eden bir gün akşama kadar olan mülk suyumu hasbeten li llâh vakf-ı sahîh-i şer`î ile vakf idüp şöyle şart eyledim ki; Ben hayâtta oldukça tevliyeti benim olup vefâtımdan sonra oğlum Mehmed mütevellî olup zevcem Hatice dahi nâzır nasb ta`yîn eyledim batnen ba`de batnin evlâd-ı zükûrûm mütevellî olup ma`âza llâhü te`âlâ evlâdı okurum münkariz olur ise evlâd-ı evlâd kezâlik inâsım batnen ba`de batnin mütevellî olalar ve ol bâbdan ve sudan hâsılât-ı seneviyelerinden pederim için üç kıyyeden bir berât Til karyesinde Alaybeyin Câmi`-i Şerîfi nde ve üç kıyyeden bir berât vâlidem için gerek câmi`-i şerîfine ve üçer kıyyeden iki berât dahi kendim için döktürüp ihtiyâcı olan câmi`-i şerîflere verilmek üzere ve bir kurban payı vâlidem için ve bir kurban payı pederim için ve bir kurban payı benim için bu vakf-ı mezbûrları bir emr-i hak vâki` olursa mütevellî oğlum Mehmed ve nâzırım olan Hatice îcâb-ı icrâsına dikkat eylemeleri zeylinde işbu vakıfnâme terkîm mütevellî ve nâzır-ı merkûmlar yedlerine verilmiştir. 5/Teşrin-i evvel/275 (17 Ekim 1859). 1 No: 130. 618/1 numaralı defterin 169. sayfa 130. sırasında kayıtlı Hıroğlı Hacı Mustafa Efendi Vakfı na ait vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 270 271
MUSTAFA BİN ÖMER 1 Medine-i Erzincan ın Molla Seydi mahallesi ahâlisinden olup ber-vech-i âti rüşdini ve zikri cai tevliyet cihetinin meşrûtun-lehi olduğunu iddi`â eyleyen Çançurzâde Hâfız Zülfi Efendi ibn el-müteveffâ Hacı Mustafa medine-i mezkûre mahkeme-i şer`iyyesinde ma`kûd meclis-i şer`-i şerîf-i enverde zikri cai vakfın tevliyet cihetine hasebi l-me mure vazı l-yed olan livâ-yı evkâf me mûru Memduh Bey in mürsel vekîli olup kıbel-i şer`den husûmeti re y olunan evkâf başkatibi Abdurrahman ibn Muhyiddin Efendi muvâcehesinde ber-vech-i âti da`vâ eyledi pederim olup bundan akdem vefât iden Çançur Hacı Mustafa ibn Ömer hayâtında mezkûr Molla Seydi mahallesinde vâki` şarken ve şimâlen Köyağası oğlı Salih ve garben Ali Usta oğlı Hasan hâneleri ve tarîk-i âmm ile mahdûd bir bâb mülk menzilini bi-cümleti t-tevâbi` ve l-levâhık hasbeten li llâh-i vakf ve mezkûr hânede mütevellî saki olup beher sene Ramazân-ı şerîf de sevâbı kendüsü ve pederi ve vâlidesi ruhları içün üç hatm-i şerîf tilâvetini ve bir sene üç kıyyeden bir berât i`mâli ile câmi`i kebîrde îkâdını ve ba`zı sene bir re s kurban zebhini ve ba`zı sene fukarâ komşulara i`tâ olunmak üzere helva tabhını ve ba`zen helvasız mevlîd-i nebevî kırââtini mütevellînin hâl-i yesârine tefvid olunmasını ve tevliyetini sulbî oğlı bana ve nezâretini vâlidem Esma ya ve şart ve tahsîs idüp pederim mezbûrun hin-i vefâtında sağîr bulunduğum hesâbiyle bâ-hüccet-i şer`iyye vasîyye ve vâlidem mezbûre Esma tevliyet-i mezkûreyi bi l-vesâye ve nezâret-i mezkûreye bi l-asâle mu`ârrefe olup ber-mûceb-i şart-ı vâkıf şerâit-i vakfı icrâ edegelürken bu esnâda vefât idüp yeri hâli ve hizmet-i mezkûre mu`attâl kalub ben dahî üç yüz on bir tevellüdlüler meyanında taht-i silâha alınub bu kere emsâlimle terhîs olunduğumdan akıl ve bâliğ ve büluğuma rüşdüm mündâm olup bi n nefsi umûr-ı rü yete kâdir ve iane-i vasîden müstağnî ve tevliyet-i mezkûrenin meşrûtun-lehi olmağla îcâb-ı şer`îsi matlûbumdur deyu zikr 1 No: 314. 609 numaralı defterin 262. sayfa 314. sırasında kayıtlı Erzincan da Çançur Hacı Mustafa ibn Ömer Vakfı na ait 3 Cemâziye l-âhir 1341 (21 Ocak 1923) tarihli i`lâmın yeni harflere çevirisidir. 272 273
olunan hânenin vakfiyetini müşir ve şerâit-i vakfı hâvî üç yüz yirmi altı senesi Zi l-hiccesi nin yirminci günü târîhiyle müverrâh seksen iki sicil numaralı bir kıt`a i`lâm-ı şer`î ibrâz eyledi vekîl-i mûmâ-ileyh Abdurrahman Efendi dahî keyfiyyet vech-i meşrûh üzre olduğunu ifâde ve dermeyanla müdde`î-i mezbûrun rüşd ve vasîyyesinin vefât eyledi müdde`ası ma`lûm değildir deyu inkâr eyledi müdde`î-i mezbûr beyâna lede l-havâle li-ecli ş-şehâde meclis-i şer`a gelen Molla Seydi mahallesinden Himmetzâde Osman Efendi ibn Ömer ibn Ahmed ve Pilanczâde Fahrettin Efendi ibn Mustafa ibn Mehmed e her biri lede l-istişhâd fî l-hakikâti işbu müdde`î Hâfız Zülfi Efendi nin vâlide ve vasîyyesi olması hasebiyle Çançurzâde Hâfız Mustafa Efendi nin vakf-ı tevliyetine bi l-vesaya ve nezâretine bi l-asâle mutasarrıfken bu esnâda vefât iden Esma Hâtun un yeri hâli ve hizmet-i mezkûre mu`attâl kalub mezbûr Hâfız Zülfi Efendi el-yevm âkil bâliğ ve büluğuna rüşdü munzâm ve bi n-nefsi umûrunu rüyete kâdir ve iane-i vasîden müstağnî ve tevliyet-i mezkûrenin meşrûtun-lehi olduğuna şâhidiz şehâdet dahî ideriz deyu her biri müttefikü l-lafz ve l-ma`na bi l-muvâcehe alenen edâ-yı şehâdet-i şer`iyye eylediler usûl-ı mevzu asına tevfîkan şâhidân-ı mezbûrân sâkin oldukları mezkûr Molla Seydi mahallesi imâmı Hâfız Mustafa Efendi ibn İbrahim ve muhtârı Hacı Şerîf Efendi bin Mustafa dan evvelen bâ-varaka-i mestûre sırren ve ba`dehu her biri mahalle-i mezkûre ahâlisinden Akif Ağa ibn Sadık ve Ahmed Tevfik Efendi bin Mehmed e dahî bi l-muvâcehe alenen lede t-tezkiye şâhidân-ı mezbûrânın adl ve makbûlü ş-şehâde oldukları iş`âr ve ihbâr olundu mûcibince müdde`î-i mezbûr Hâfız Zülfi nin rüşdüne ba`de l-hükm tevliyet-i mezkûrenin meşrûtun-lehi olduğu iktizâ eylediği vekîl-i mûmâ-ileyh Abdurrahman Efendi huzûruyla tescîl ve i`lâm olundu fi l-yevmi s-sâlis min-cemâziye l-âhir li-seneti ihdâ ve erba`în ve selâse mieteyn ve elf deyu târîh-i mezkûrda medine-i mezkûre kâdîi ş-şer`î es-seyyid Ali Bahaeddin Efendi nin sicill-i mahfûzunda vekîl-i şer`iyye başkatibi Mehmed Emin Efendi hatmiyle mahtûm kayd-ı hüccet sûreti olup müdde`î Hâfız Zülfi tarafından vukû` bulan taleb üzerine kayd-ı mezkûrdan bi-ibâretihâ ihrâc olundu. 274 275
MUSTAFA EFENDİ BİN FEYZULLAH BİN HÜSEYİN 1 Erzincan Nâibi Mehmed İzzet Hamd-i cemîl-i mevfûr ve şükr-i cezîl-i gayr-i mahsûr ol vâkıf-ı hafâyâ-yı zemâir ve kâşif-i habâyâ-yı serâir olan Cenâb-ı mûcid-i âmme-i mümkinât ve münşi-i kâffe-i mesnû`ât te`âlâ şânuhû ani ş-şebîhi ve l-mesil ve takaddese zâtuhû ani n-nâziri ve l-adil hazretlerinin dergâh-ı akdes ve bârigâh-ı mukaddeslerine sezâvâr ve vâcibü l-iktisârdır ki benî âdemî kudret-i kâmile ve hikmet-i şâmile birle inşâ ve ihtirâ idüp dünyâ-yı mezra`a-i âhiret ve ûlâ-yı zerî`a-i akîbet eyledi ve salavât-i tayyibât ve tahiyyât-ı hâlisât ol sultân-ı cumhur-ı enbiyâ ve ünvân-ı menşûr-ı asfiyâ mazhar-ı feyz-i hakâyık hâfız-ı esrâr-ı dekâyık imâm-ı kâ`be-i kuds ve hümâm-ı medîne-i üns sadr-i sûffe-i safâ Muhammidini l-mustafa salla llâhü te`âlâ aleyhi ve sellem Efendimiz hazretlerinin ravza-i mu`attar ve merkad-i münevverlerine olsun ki vucûd-ı şerîfi sebeb-i îcâd-ı kevn ü mekân ve bâ`isi hilkat-i ins ü cân oldı ve tahiyyât-ı bi-gâye ve teslîmât-ı mâ-lâ nihâye âl ve ezvâc ve evlâd-ı kirâm ve ashâb-ı zevi l-ihtirâmına olsun ki her biri sırât-ı müstakîmde necm-i hüdâ ve felek-i ihdâda şems-i duhâ oldılar. Rıdvânu llâhi te`âlâ aleyhim ecma`în. Ammâ ba`dü: İşbu vakfiyye-i sahîhati l-fehâvi ve vesîka-i şer`iyyeti l-metâvinin tahrîr ve inşâ ve tastîr ve imlâsına bâdî oldır ki medîne-i Erzincan mahallâtından Molla Güzel mahallesinde sâkin Kemâhî el-hâcc Mustafa Efendi ibn el-hâcc Feyzullah bin Hüseyin medîne-i mezkûre mahkemesinde ma`kûd-ı meclis-i şer`-i şerîf-i lâzimü t-teşrîfde zikr-i âtî vakfına li ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta`yîn eyledigi Kolukısa Hafız Mehmed Şerif Efendi ibn Hacı Şerif mahzârında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp vaktâ ki bu dâr-ı fenâ bi-sâbit ve bi-bekâ olup na`îmi ma`raz-ı zevâlde mukîm-i şeref-i irtihâlde oldığını mülâhaza idüp es-sadkâtü fidyetünli l-ma âsi yevme 1 No: 317. 602 numaralı defterin 186. sayfa 317. sırasında kayıtlı Erzincan da Kemahi el-hac Mustafa Efendi ibni el-hac Feyzullah bin Hüseyin Vakfı na ait 1 4 Rebî`ü l-âhir 1 312 ( 15 Ekim 1894) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 276 277
yuh azü l-mücrimün bi n-nevâsi 2 ma`lûmumuz oldığundan mâ`ada ve ma tukaddimü li-enfusiküm min-hayrin tecidûhü inda llâhi hüve hayren ve âzame ecren 3 mefhûm-ı münîfinden habîr ve âgâh oldığum ecilden vakf-ı câiz-zikrin sudûruna degin usûl ve örf-i belde üzere hark ve bendine tebâiyetle silk-i mülk-i sahîhimde münselik ve muntazım olup medîne-i mezkûr kurâsından Geçit karyesi vâdîsinden nübu` idüp Geçit harkında cereyân iden âb-ı lezîzden beher üsbu` pazartesi günü bir kuşluk ya`nî dört sa`ât âb-ı lezîzimi hasbeten li llâhi aliyyü l-azîm ve taleben li-merdâti Rabbi r-rahîm yevme lâ-yenfe`u mâlun ve lâ-benün illâ-men eti llâhe bi-kalbin selîm 4 ricâsıyla niyet-i sâdıka ve azîmet-i vesîka ile vakf-ı sahîh-i şer`î ve habs-i sarîh-i mer`î ile vakf ve habs idüp şöyle şart eyledim ki: Âb-ı lezîz-i mezkûr beher sene ecr-i misliyle taliblerine îcar olınup hâsıl olan gallesinden beher sene Gergüze karyesinde binâ ve inşâsına muvaffak oldığum mescid-i şerîfe hatîb olan kimesne yüz elli guruş vazîfe virüle ve yine beher sene mescid-i şerîf-i mezkûrun ta`mîr ve termîmine sarf olunmak üzere elli guruş virüle ve yine beher sene medîne-i mezkûrede nefs-i kasabada vâkıf Halilullah Çelebi Câmi`-i Şerîfi ittisâlinde ve dâiresi dâhilinde bulunan sekiz oda ve bir dershâneyi müştemil medresenin ta`mîr ve termîmine yetmiş guruş sarf oluna ve yine beher sene Kemah kazâsı kurâsından Erkegan karyesi arâzisi derûnunda binâ ve hafr itdirmiş oldığum Dolmasu Kapusu nun ta`mîr ve termîmine on beş guruş sarf oluna ve fazla kalur ise vakf-ı mezkûruma mütevellî olan kimesneye vazîfe ola ve ben lâbis-i libâs-ı hayât oldıkça vakf-ı mezkûrumun tevliyeti bana ve vefâtımdan sonra evlâdımın ekber ve erşedine batnen ba`de batnin ve neslen ba`de neslin meşrûta ola ve vakf-ı mezkûrun tebdîl ve tağyîr ve teksîr ve tevfîr ve taklîl mütevellî olan kimesnenin yed-i meşiy- 2 Sadaka, günahkârların alınlarından yakalanacakları günde günahlar için fidye (kefaret) dir. 3 Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz. Hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere. (Müzzemmil, 73/20). 4 O gün ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah a kalb-i selim ile gelenler (o günde fayda bulur. (Şuara, 26/88-89). yetinde ola işbu ta`yîn-i şurût ve tebyîn-i mesârıf-ı kuyûd idüp âb-ı lezîz-i mezkûru fâriğan ani ş-şevâğil hark ve bendine tebâiyetle mütevellî-i mezbûre teslîm ol dahi vakfiyyet üzere kabz ve tesellüm vesâir mütevellîlerin evkâfda tasarrufları gibi tasarruf eyledi didükde : Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vâkıf-ı mûmâ-ileyh semt-i vifâkdan cânib-i şikâka âzim ve mütevellî-i mezbûr ile husûmet ve nizâ`a câzim olup vakf-ı akâr muhtâr-ı eimme-i ahyâr olan İmâm-ı Azam ve hümâm-ı akdem sirâcü l-ümme kâşifü l-gumme hazretleri indinde sahîh ve lâkin âb-ı lezîz-i mezkûr âriyetde olup şeref luzûmu müstelzim olmamağla vakf-ı mezkûrdan rucû` câizdir râci`i emr-i meşrû`u gayr-i mütecâviz olmağın âb-ı lezîz-i mezkûru ke l-evvel mülküme istirdâd iderim didükde mütevellî-i reşîd münâsib cevâba sedîd virib egerçi inde l-imâmi l-azam hâl bast ve tafsîl olunan minvâl üzere oldığu cây-i işkâl degildir lâkin; Arif-i Samedani Ebu Yusuf eş-şehîr bi l- İmâmi s-sânî indinde vâkıf mücerred vakaftü dimekle ve İmâm-Rabbanî Muhammed bin Hasan eş-şeybanî indinde teslîm-i ile l-mütevellî ve te bîd-i zikriyle vakf lâzım olur deyu teslîmden imtinâ` ve bu vecihle husûmet ve nizâ`a ile hâkim-i muvakkı`-ı sadr-i kitâb tûbâ lehû ve hüsne meâb efendi hazretleri huzûrunda müterâfi`an ve her biri mübteğâsınca fasl u hasme tâlibân oldıklarında hâkim-i mûmâ-ileyh esbeğa llâhü ni`amehû aleyh hazretleri tarafeynin edillesine nazar ve mubtil-i hayr olmakdan hazer idüp âlimen bi l-hilâfi l-cârî beyne l-eimmeti l-eslâf vakf-ı mezbûrun sıhhat ve lüzûmuna hükm-i sahîh-i şer`î ve kazâ-i sarîh-i mer`î itmegin min-ba`d vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım ve habs-i sarîh ve mütehattim oldı Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 5. Cerâ zâlike ve hurrire fi l-yevmi r-râbi` aşer min-şehr-i Rebî`ü l-âhir li-sene isnâ aşer ve selâse mieteyn ve elf. (14 Rebî`ü l-âhir 1312). 5 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür. (Bakara, 2/181). 278 279
MUSTAFA EFENDİ BİN MAHMUD 1 Müftizâde es-seyyid Hâlid Câfer el-müvelle l-hılâfe bi medîne-i Erzincan ne-mekahü l fakir ileyhi azze şânehû gufire lehümâ Elhamdü li llâhi l-vâkıfı alâ külli hâl el-münezzehü ani t-tagayyürü ve l-intikal ve s-salâtü ve s-selâmü alâ Muhammedini l-mevsûfu bi mekârimi l-ahlak ve mehâsinü l-hısâl ve alâ âlihî ve ashâbihi l-âricîn ilâ me`ârici l-kemâl. Ammâ ba`dü: İşbu vakfiye-i sahîha-i (bir kelime okunamadı) şerîfe-i şer`ıyyetü l-metâvînin taharri ve tastîri imlâsına bâis oldur ki; Husûsu âti l-beyânın mahallinde ketbü tahrir ve faslü hasm içün cânib-i şerî`at-ı garrâdan bi l-iltimas me zûnen ba`sü irsal olunan mahkeme-i şer iye ketebesinden es-seyyid Hacı Hâfız Ahmed Şükrü Efendi medine-i Erzincân ın Karaağaç mahallesinde vâki` ismi câi vâkıfın menziline varup zeyli vesikada muharrerü l-esâmi müslimîn huzurlarında akd-i meclis-i şer i nebevî ettiğin zâtı müslimûni mezbûrun ta`rifleriyle mu`arref sâhibü l-hayrat ve râgıbü l-hasenât Sanâyi Taburu cerrahlarından Cerrah Kol Ağası Hacı Mustafa Efendi ibni İmam Mahmud Efendi ibni Mehmed Efendi meclis-i ma`kûdu mezkûrda zikri âtî vakfına li ecli t-tescîl ve l-itmâmi emri l-vakfi ve t-tekmil kabulüne mukârin mütevellî nasb u ta`yin eylediği medine-i mezkûrenin Hasan Efendi mahallesinde sâkin Kara Ali oğlı Mehmed Nûri Efendi ibn Sâlih mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve îtirâf-ı sarîh-i mer`î edüp vakta ki bu dar-ı fenâ bî sebât ve bî bakâ olup naîmi marazî zevâlde ve mukıymi şerefi istihalde olduğuna mülâhaza edüp es-sadâkatü fidyetün li l-me âsi yevme yu hazü l-mücrimune bi n-nevâsi 2 ma`lûmum olduğundan vakf-ı âtiyü z-zikrin sudûruna değin silki mülki sahihte münselik ve muntazam olan zikrolunan Hasan Efendi mahallesinde vâki` zemîni Gülabibey Vakfı müstegıllâtından cânib-i yemîni Hoca Ahmed Efendi menzili yesâri tarîk-i 1 No: 100. 614 numaralı defterin 181. sayfa ve 100. sırasında kayıtlı Erzincan da Cerrah Kol Ağası Hacı Mustafa Efendi ibni imam Mahmud Efendi Vakfı na ait 1325 (1907/1908) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 2 Sadaka, günahkârların alınlarından yakalanacakları günde günahlar için fidye (kefaret) dir. 280 281
âmm ve arkası Dede Efendi ibn Abdullâh ın üzümlüğü ve cephesi kezâ tarîk-i âmm ve sahib-i senet kavak eşcarlarıyla mahdûd bir eve ve bir tahtâni harem odası ve kiler ve bir havlı ve sokak kapusunu müştemil bir bab mülk menzil ve hudûdu mezkür dâhilinde eşcâr-ı müsmire ve gayri müsmireyi hâvî bir kıt`a mülk bahçe ve yine medine-i mezkûrenin Sûk-ı Sultânî de Uzun Çarşı ve attarlar başında kâin cânib-i yemîni yol yesâri Hacı Tâhir Efendi ibn Abdullah dükkânı arkası Hacı Hâfız Hamdi Efendi ibn Yahyâ Efendi vereseleri dükkânı ve cephesi kezâ tarik-i âmm ile mahdûd bir kepenk mülk dükkânı ve cümleti t-tevâbi ve l-levâhık ve kâffeti l-hukuku ve l-mürâfık hasbeten li llâhi l-aliyyi l-azîm ve taleben li merzâti r-rabbi r-rahîm bi niyeti sâdikatin ve azîmetin vâsiatin vakf-ı sahîh-i şer`î ve hapsi sarîh-i mer`î ile vakf ve hapsedüp şöyle şart ve ta`yin eyledim ki: Sâlifü z-zikir menzil ve bahçe ve dükkân-ı mezkurlar beher sene bâ yed-i mütevellî ecri misil ile âhere îcar olunup gallesinden menzil ve bahçe ve dükkân-ı mezkûrun inde l-iktizâ ta`mir ve termîmi icrâ ve beher sene vergi-yi nizâmîsi edâ olunduktan sonra galle-i mütebâkiyeden beher sene îd-i edhâda biri benim ve biri pederim merhum İmam Mahmud Efendi içun iki re s kurban zebh edilüp hâsıl olan ecr u mesûbâtı ruhlarımıza ihdâ oluna ve yine beher sene sâlifü z-zikir Karaağaç mahallesinde Arslan Bey Câmi`i Şerîfi nde vaz` eylediğim bir adet dökme şamdanla mum îkad oluna ve fazlası mütevellî olan kimesnelere vazife ola ve lâbis-i libâsı hayat olduğum müddet vakf-ı mezkûre ben mütevellî ve mutasarrıf olup bi emrillâhi te`âlâ vefâtımda evlâd-ı zükûrumdan sulbî oğullarım Ahmed Fahri ve Mehmed Tevfik efendiler müştereken ve mütesâviyen mütevellî ve mutasarrıf olalar birinin vefâtında hayatta olanı müsta`cilen mütevelli ve mutasarrıf ola. Her ikisinin vefâtı vukûunda evlâdlarının batnen ba`de batnin ekber ve erşedi kezâlik müştereken ve mütesâviyen mütevellî ve mutasarrıf olalar şâyet evlâd-ı zükûr-ı mezkûrun olan yalnız birisinin zükûru ber-hayat bulunursa işbu ber-hayat olan evlâd-ı zükûrun ekber ve erşedi müstekıllen mütevelli ve mutasarrıf ola deyû ta`yin-i şurût ve tebyîn-i kuyud birle fârigan ani ş-şevâgıl menzil ve bahçe ve dükkân-ı mahdûd-ı mezkurları mütevellî mûmâ-ileyh Nuri Efendi ye teslim ol dahî vakfiyet üzere tesellüm ve sâir mütevelliyân-ı evkâf gibi bürheten mine z-zaman tasarruf eyledi dedikte; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vâkıf-ı mezbur kelâmını semt-i âhere sârif olup vakf-ı akar İmâm-ı Âzam ve hümâmı efham Ebû Hanife el-kûfî hazretleri katında menzile-i âriyette olup rucû`u meşrû` olmakla vakf-ı mezbûrumdan rucu` ve menzil ve bahçe ve dükkân-ı mezkurları ke l-evvel mülküme istirdad ederim dedikte mütevelli-i mezbur Nuri Efendi dahi cevâba âğâz edüp gerçi hal bast olunan minvâl üzere olduğu câyi işkâk değildir. Lâkin Arif-i Samedânî Ebû Yusuf eş-şehir bi l-imâm-ı Sânî hazretleri katında vâkıf mücerret vakaftü demekle ve İmam Muhammed bin Hasan eş-şeybânî hazretleri katında teslim ile l-mütevellî olmakla vakf-ı mezbur sahih ve lâzım olur deyû ret ve teslimden imtina` ve bu vechile husûmet ve nizâ edüp kâtib-i mûmâ-ileyh dahî cânib-i vakfı evlâ ve ahrâ görüp âlimen bi l-hılâf ve mürâiyen kemâ yecibu mürâ`atühû fî tescîli l-evkâf me zûnen bi l-hüküm müvellâ olduğu halde mahzar-ı vakfı mezburda vakf-ı mezbûrun sıhhat ve luzûmuna hükmü şer`î ve kazâ-i sarîh-i mer`î etmeğin vukû`u hâli mahallinde ketb-ü tahrir ve ma`an meb`ûs umenâ-i şer` ile meclis-i şer`e gelüp alâ vukûihî inhâ ve takrir ettikte hükm-i mezkür kıbel-i şer`den dahî tenfiz olunmağın min ba`d vakf-ı mezbur sahih ve lâzım ve haps-i sarih ve mütehaddim oldu. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 3 ve cerâ zâlike ve hurrire fi l-yemi s-sâmini min Saferü l-hayr li seneti hamse ve ışrîn ve selâse mieteyn ve elf. 1325. Şuhûdu l-hal; Hacı Müezzinzâde el-hâc Nuri Efendi ibni l-hâc Salih Efendi, Hacı Müezzin hafidi el-hâc Hâfız Osman, Zeki Efendi ibni l-merhum Mustafa Zihni Efendi, Muhzır Durmuş ibn Şeyh Mehmed 3 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür. (Bakara, 2/181). 282 283
MUSTAFA EFENDİ BİN MEHMED 1 Medîne-i Erzincan ın Kurşunlu mahallesi ahâlîsinden olup zikr-i âtî tevliyet cihetinin meşrûtun-leh oldığını iddi`â iden Musa Kâzım Efendi ibn Mehmed Raşid bin Hacı Arif tarafından zikr-i cây-i husûsun mütevakkıf oldığı umûrun küllîsine yirmi Zi l-hicce üç yüz kırk bir târihli hüccet-i şer`iyye ile vekîl-i müseccel-i şer`îsi da`vâ vekîllerinden Ahmed Tevfik Efendi ibn Mehmed medîne-i mezkûre mahkeme-i şer`iyyesinde ma`kûd meclis-i şerîf-i enverde medîne-i mezkûre liva Evkâf Müdürü Receb Efendi tarafından mürsel olup, kıbel-i şer`den dahi vekâleti re y olunan Evkâf Hazîne Vekîli el-hâcc Münir Efendi ibn Salih hâzır oldığı halde tevliyet-i mezkûreye vâz`ı l-yedd Selüke karyesi ahâlîsinden Kırtılzâde Osman Ağa ya muhâkemenin ta`yîn olındığı günde bizzât mahkemeye gelmesi veya tarafından vekîl-i şer`î göndermesi lüzûmu bir kıt`a davetiye varakası teblîğ olındığı halde gelmeyüp, vekîl dahi göndermeyüp, ma`zeretinden mahkemeyi dahi haberdâr eylemedigine binâen bi t-taleb mahkeme-i gıyâbiyeye lede l-ibtidâr ber-vech-i âtî da`vâ eyledi. Müvekkilim mezbûr Musa Kâzım ın min-kıbeli l-ümmî ceddi olup, Til karyesi ahâlîsinden iken vefât iden sâhibü l-hayrât ve l-hasenât Münir oğlı Hacı Mustafa Efendi ibn Hacı Mehmed hayâtında mâlik ve mutasarrıf oldığı mezkûr Til karyesinde vâki` şarken Cansızın Salih ve şimâlen Eşref Ağa bağçeleri ve cenûben Münir oğlı Mehmed Efendi tarlası ve garben yol ile mahdûd ve senevî beş yüz guruş îcâr getirir ma`a bağçe bir bâb mülk menzil arsasıyla Göksene Vâdîsi nden yatağan ve bir hafta cum`a gecesinde ve bir hafta cum`a gündüzünde devren Til harkından cereyân iden ve senevî beş yüz guruş îcâr getirir suyunu rızâen li llâhi vakf ve habs ve hâsılât-ı senevîyesinden ez-gayr-ı virgü-yi nizâmı ve masârıf-ı ta`mîriyye ve cereyâniye bâkîden beher sene üçer kıyye mum bağından dört kıyye berât i`mâli ile biri vâlidesi Fatma nâmına câmi`-i şerîfinde ve biri pederi nâmına Til karyesinde vâki` Alaybeyzâde Câmi`-i Şerîfi nde 1 No: 38. 612 numaralı defterin 33. sayfa, 38. sırasında kayıtlı Erzincan da Münir Oğlı Hacı Mustafa Efendi Vakfı na ait 7 Muharrem 1342 (20 Ağustos 1923) tarihli ilâmın yeni harflere çevirisidir. 284 285
ve ikisi nâmına muhtâc olan câmi`-i şerîflerde îkâdını ve me sûbâtı peder ve vâlidesi ve kendi ruhlarına ihdâ olınmak üzere senevî üç sehim kurban zebhini ve tevliyetini hayâtda oldıkca nefsine ve ba`de l-vefât oğlı Mehmed e ve batnen ba`de batnin evlâd-ı zükûruna ve evlâd-ı zükûru münkariz olursa evlâd-ı evlâd-ı evlâd-ı inâsına batnen ba`de batnin şart idüp, ol vech ile vâkıfın vefâtından sonra oğlı ve müvekkilemin min-kıbeli l-ümm ceddi Mehmed mütevellî olup, şerâit-i vakfı icrâ idegelirken vefâtıyla yeri hâlî ve hizmet-i mezkûre mu`attal kalup, müvekkilim dahi mütevellî-i mezbûr Mehmed in sulbîye kızı İsmet in oğlı ve tevliyet-i mezkûrenin meşrûtün-lehi olup nöbet-i tevliyeti müvekkilime gelmiş iken müvekkilimin diyâr-ı âherde ve mektebde tahsîlde bulındığı esnâda müdde`â aleyh gâib-i mezbûr Osman Ağa işbu meclis-i şer`de Evkâf Me mûr-ı Esbâkı Hâfız Mehmed Hâlis Efendi muvâcehesinde kendisi vâkıfın sulbîye kızı Zeyneb in oğlı tevliyet-i mezkûrenin meşrûtun-lehi oldığını da`vâ ve ibrâz eyledigi ilm-i haber ve ihzâr etdigi erbâb-ı vukûf ihbârâtıyla te yîd-i müdde`â idüp, tevliyet-i mezkûrenin uhdesine tevcîhi iktizâ eyledigini nâtık bir kıt`a hüccet-i şer`iyye istihsâl itmiş ise de ber-vech-i meşrûh nöbet-i tevliyet müvekkilimin olmağla îcâb-ı şer`îsi bi l-vekâle matlubumdur. Müdde`î vekîli beyâna lede l-havâle li-ecli ş-şehâde meclis-i şer`e gelen mezkûr Til karyesi ahâlîsinden Abdülaziz Çavuş ibn Mehmed bin Kahraman ve Cansızoğlı Salih Ağa ibn Abdurrahman bin Salih ten her biri münferiden istişhâd olındıklarında fi l-hakîka Til karyesi ahâlîsinden müteveffâ Münir oğlı Hacı Mustafa Efendi ibn Hacı Mehmed vücûh-ı birr-i mu`ayyenesine vakf eyledigi evkâfının tevliyetini evvelen nefsine ve ba`de vefâtihî oğlı Mehmed e ve batnen ba`de batnin evlâd-ı zükûruna ve evlâd-ı zükûrı münkariz olursa evlâd-ı evlâd-ı evlâd-ı inâsına batnen ba`de batnin şart eyledigine ve müdde`î-i müvekkil Musa Kâzım dahi mütevellî-i mezbûrdan Mehmed in kızı, İsmet in oğlı ve tevliyet-i mezkûrenin meşrûtun-lehi ve gâib-i mezbûr Kırtılzâde Osman Ağa dahi vâkıfın kızı Zeyneb in oğlı oldığına şâhidiz şehâdet ideriz deyu müttefiku l-lafz ve lma`nâ bi l-muvâcehe alenen edâ-i şehâdet-i şer`iyye eylediler. Usûl-i mevzû`asına tevfîkan şâhidân-ı mezbûrânın sâkin oldıkları Til karyesi imâmı Hâfız Osman Efendi ibn Ali ve muhtârı Sâlih Ağa ibn İshak dan evvelen bâ-varaka-i mestûre sırren ve ba`dehû her biri karye-i mezkûre ahâlîsinden Mehmed bin İshak ve Hüseyin Efendi ibn Ahmed Efendi den dahi bil-muvâcehe alenen lede t-tezkiye şâhidân-ı mezbûrânın âdil ve makbûlü ş-şehâde oldığı iş`âr ve ihbâr olındı. Sûret-i da`vâ ve şehâdete ve tevliyet hakkında şerâit-i vakfa nazaran vâkıfın oğlı Osman ile vâkıfın oğlı Mehmed in oğlı Musa Kâzım dan hangisinin mürecceh olacağı lede l-istiftâ vâkıf vefâtından sonra tevliyet-i vakfı oğlı Mehmed e ve batnen ba`de batnin evlâd-ı zükûruna şart ve takyîdinde tevliyeti Mehmed in evlâdına tahsîs etmiş olmağla batn-ı evvelde olan zükûrı munkariz olup, batn-ı sânîde Musa Kâzım oldığı muhakkak ise nöbet-i tevliyet anın olup, vâkıfın evlâd-ı inâsının zükûrı Osman hâric olmağla beynlerinde nisbet ve râcihiyyet aranılmasına mahal olmadığı Racülün vakafe akâren ve ce`ale velâyetihî ilâ-nefsihî mâdâme hayyen sümme ilâ-veledihî fülânün sümme ba`dehû ile l-a`kali l-er-şed min-evlâdihî fe-lehâ mutasarrıfûn ile l-ibni düne l-vâkıf cevâhirü l-fetavâ deyu iftâ buyrılmağın mûcibince tevliyet-i mezkûrenin gâib-i mezbûr Osman Ağa uhdesinden ref` ile müvekkîl-i müdde`î Musa Kâzım uhdesine tevcîhi iktizâ eyledigi evkâf vekîli mûmâ-ileyh Mehmed Münir Efendi huzûruyla tescîl ve kâbil-i i`tirâz ve temyîz olmak üzere i`lâm olındı. Fi l-yevmi s-sâbi` min-muharremi l-harâm li-sene isnâ ve erba`în ve selâse mieteyn ve elf. (23 Muharrem 1342). 286 287
NUMAN AĞA BİN ABDULLAH 1 el-emrü kemâ-zükire fîhi es-seyyid Hâfız Halil Fethi en-nâibu bi-kazâi Refahiye ufiye anhû. Hamd-i bî-hadd ve senâ-yı lâ-yuadd ol hâlik ve razzak-ı mevcûdat vâkıf-ı zamâir-i âdem ve kâşif-i serâir-i âlem hazretlerine lâyık ve sezâdır ki kulûb-ı mü minîni envâr-ı tevfîk ve uyûn-ı müslimîni kemâl-i kuhl-i hidâyet ile mükemmel mükehhâl ve mücellâ eyledi ve durûd-ı amîmu l-vürûd ol Makâm-ı Mahmud a`nî güzîn-i enbiyâ ve resûl-i kibriyâ habîb-i Hüdâ şefi-i rûz-ı cezâ Muhammed Mustafa aleyhi efdâlü s-salâvât ve ekmelü t-tahiyyât hazretlerinin rûh-ı pür-fütûhlarına olsun ki nizâm-ı ahvâl-i benî âdem ânların şer`iyle dâim ve kâimdir ve dahi âl ve ashâb ve evlâdı üzerine olsun ki her biri tarîka hâdî ve sebîl-i tevfîka münâdilerdir rıdvânu llâhi te`âlâ aleyhim ecma`în ve alâ-men tebi`ahum ilâyevmi d-dîne ba`de zâlik; çün bu dâr-ı dünyânın esâsa paydar ve cây-ı karâr olmadığını her âkıl-ı dânâ re y-i reşid ile tedebbür ve fikr-i sedâd ile tefekkür idüp küllü men aleyha fan hakikatı vücûdlarına sirayet itmedin men cae bil-haseneti felehü aşrü emsâliha nazm-ı şerîfi ve bâ-husûs izâ mâtel-insanu inkata a ameluhû illâ min selasin ilmün-yentefe u bihi ve sadak atün câriyetün ve veledün sâlihun yed û lehû 2 hadîs-i şerîfini mülâhaza birle eddünya mezra`atü l-ahire olmağın binâen alâ-zalike ashâb-ı hayrâtdan Erzincan sancağına tâbi` Kemah kasabası kurâlarından Urfat karyesi ahâlî-i hânedanından Arpacızâde el-hâcc Numan Ağa ibn Abdullah nâm kimesne Refahiye kazâsı Bidâyet Mahkemesi nde akd olınan meclis-i şer`-i şerîf-i lâzımu t-tevkirde li-ecli t-tescîl mütevellî nasbeylediği kazâ-i mezkûrun Boğkez karyesi ahâlîsinden Kâmil Ağa îbni Rıdvân mahzaranda ikrâr-ı tâmm ve takrîr-i kelâm idüp yevme lâ-yen- 1 No: 226. 588 numaralı defterin 261. sahife ve 226. sırasında kayıtlı Refahiye de Numan Ağa Vakfı na ait 20 Safer 1304 (18 Kasım 1886) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 2 İnsan öldüğü zaman ameli kesilir. Ancak üç kişininki hariç. Kendisiyle faydalanılan ilim, kendisine dua eden salih bir evlat ve sadaka-i cariye bırakan. (Müslim, Vasiyet 14). 288 289
feu mâlün velâ benûne illâ men etillâhe bi-kalbin selîm 3 sırrına vâkıf olup Eddâllü alel-hayri kefailihi medlulunca atyeb-i mâlımdan bil-ifrâz vakf-ı sahîh-i şer`î ile vakf eylediğim nukûd-ı mevkûfe ile kazâ-i mezkûrun Poğkinir karyesinde müceddeden binâ ve inşâ eylediğim câmi`-i şerîfe atyeb-i mâlımdan bi l-ifrâz hasbeten li llâhi te`âlâ iki bin üç yüz guruş vakf-ı sahîh-i şer`î ile vakf eyledim meblâğ-ı mezkûr câmi`-i şerîf-i mezkûrun imâmet ve hitâbet cihetlerine ve ta`mîr ve termîmine sarf olınmak üzere meblâğ-ı mezkûr mütevellî-i mûmâ-ileyh yediyle istirbâh olınarak hâsıl olan onu on bir buçuk hesâbiyle cem`an üç yüz kırk beş guruş nemâsından beher sene yüz otuz guruş hatîb efendiye ve iki yüz guruş imâm efendiye ve meblâğ-ı mezkûrdan mütebâkî on beş guruş câmi`-i şerîfin ta`mîr ve termîmine tahsîs kılınub şöyle ki sal be sâl ta`mîr-i mezkûr icrâ olındıkdan sonra fazla ne mikdâr kalur ise zam olunarak mütevellî-i mûmâ-ileyh ma`rifetiyle vakf-ı mezbûr için istirbâh olınmak ve mütevellî-i mûmâ-ileyh vakf-ı şerîf-i mezkûr umûrunu bi t-tevliye edâ ve ibkâ itmek üzere tenbîh-i şer`î duyurulması ve şâyed mütevellî-i mûmâ-ileyh hüsn-i ifâya muktedir olmadığı veyâ tekâsül ve tesamühü vuku bulduğu veyâ emr-i hakk vâki` oldığı hâlde beldenin her bar taht-ı nezâretinde bulunarak bir güne şerâit muğayirinde amel ve hareket olınmaya didükde vâkıf-ı mûmâ-ileyh kelâmını semt-i âhara sarf idüp vakf-ı mezbûrdan rücû` itdüğü hâlde mütevellî-i mûmâ-ileyh da`vâya kıyâm idüp gerçi eimme-i kibâr Ebû Hanife Numan bin Sabite l-kufi ve İmâm-ı Muhammed bin Hasan eş-şeybanî katlarında teslîmün ile l-mütevellî lâzım gelür ise İmâm Yusuf bin Yakub es-samedanî katında vâkıf mücerred vakaftü dimekle vakf sahîh oldığı hasebiyle mezkûr iki bin üç yüz guruşun vakfına hükm olınmak matlûbumdur didükde hâkim-i muvakki`-i sadr-i kitâb tubâ lehu ve hüsne meâb efendi dahi İmâm-ı Yusuf hazretlerinin kavlini ihtiyâr idüp mezkûr mebaliğin vakfiyyetine şart-ı vakf üzere hükmeyledik de ma vaka`a bit-taleb ketbolundu. Harre- rehû fi l-yevmi l-ışrîne mın Saferi l-hayr li-sene erba`în ve selâse mieteyn ve elf. (20 Safer 1304 H). Şuhûdu l-hâl; Poğkinir karyesi ahalisinden Karamollaoğlı Abdullah, karye-i mezkûrdan el-hâcc Mollaoğlı Ömer, karye-i mezbûr ahalisinden Halil Ağa, Mustafa Ağa, karye-i mezkûr ahalisinden Süleyman, karye-i mezkûr ahalisinden İbrahim bin Hasan. 3 O gün ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah a kalb-i selim ile gelenler (o günde fayda bulur). (Şuara, 26/88-89). 290 291
OSMAN AĞA BİN HALİL AĞA 1 el-emrü l-mestûr kemâ-hüve l-mezkûr es-seyyid Cafer Sadık el-müvellâ hilâfe bi-medîne-i Erzincan nemekahu l-fakîru ileyhi azze şânuhû, gufire lehû. Vakf-ı dershâne ve hücre-i sâhibü l-hayrât, Silahşörân-i Hazreti Şehriyari, el-hâcc Osman Ağa ibn Halil Ağa der-kurb-ı câmi`-i Gülâbibey sâkin-i mahalle-i cami an-mahallât-ı medîne-i Erzincan. Hamd-i bî-had ve senâ-i lâ yu`ad, ol Hâlik-i kâinât ve râzık-ı mevcûdât, vâkıf-ı zamâir-i benî adem ve kâşif-i serâir-i alem hazretlerine sezâvâr ve ahrâdır ki, gulub-i mü minîne hazain-i envâr-ı tevfîk ile müzeyyen ve mücellâ ve uyûn-i müslimîni kühl-i hidâyet ile mukehhel eyledi ve dürûd-i amîmü l-vürûd ol sâhib-i makâm-ı Mahmut ve miftâh-i dekayık-ı sena a`nî bihî biden-i bisya ve rehnüma-yı evliya, Resûl-i Müctebâ, Habib-i Hüdâ, Muhammed Mustafa, aleyhi efdâlü s-salât ve ekmeli t-tahiyyât hazretlerinin rûh-ı pür-fütuhlarına olsun ki, nizâm-ı ahvâl-i benî adem ânların şer`iyle sâbit ve daimdir ve dahi tayyibe-i âl ve ashâb ve tâhire-i evlâd u ahbâb üzerlerine olsun ki, her biri tarîk-i hakka hâdi ve sebîl-i tevfîka münâdilerdir. Ammâ ba`dü: Bu dâr-ı dünyânın esası pâyidâr ve mahall-i ikâmet ve cây-i karâr olmadığını her âkil ve dânâ re y-i reşîd ile tedebbür ve fikr-i sedâd ile tefekkür idüp, küllü men aleyhâ fân 2 hakîkati vücûduna sirayet etmeden ve dahi tarîk-i dünyâ olup, dâr-ı âhirete gitmeden men câe bi l haseneti felehu aşru emsâlihâ 3 nazm-ı şerîfini mülâhaza birle medîne-i Erzincan mahallâtından Cami mahallesinde sâkin ve mutavattın sâhibü l-hayrât ve l-hasenât tâlibü l-meberrât ve s-sadakât, zâir-i beytullâhi l-haram essâi beyne r-rükni ve l-makâm silahşörân-i hazret-i şehriyariden el-hâcc Osman Ağa ibn Halil Ağa, meclis-i şer`î Ahmedî ve mahfel-i dîn-i Muhammedî de tayian ve muhtâren takârrüben ilallâhi l-kerîm ve ibtigâen li-merdâtihi l-azîm 1 Erzincan da Osman Ağa Vakfı na ait, 1214 (1799/1800) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 2 Yeryüzünde bulunan her canlı yok olacak. (Rahman, 55/26). 3 Kim (Allah ın huzuruna) bir iyilikle gelirse ona getirdiğinin on katı vardır. (Enam, 6/160). 292 293
ve taleben li-sevâbihi l-cezîl ve hereben min-azabihi l-elim vakfına müderris nasb eylediği Germencizâde es-seyyid Abdurrahman Efendi mahzarında şöyle takrîr-i kelâm ve bast ani l-merâm eder ki, izâ mâtel-insanu inkata a ameluhû illâ min selasin ilmün-yentefe u bihi ve sadak atün câriyetün ve veledün sâlihun yed û lehû 4 hadîs-i şerîfini fikr ve mâ tukaddimü li-enfüsiküm 5 nazm-ı kerîmini mülâhaza idüp, ed-dünyâ mezra`atü l-âhire mazmûnuyla tohum-ı hayrâtı zira ât ve bezr-i hasenâtı hıraset merâmiyle mahalle-i mezkûrede Gülabîbey binâ eylediği câmi-i şerîf kurbında silk-i mülkümden münselik bağçe derûnında müceddeden binâ eylediğim bir aded dershâne ve üç aded hücre atyeb-i emvâl ve enfes-i menâlimden binâ itdüğimde kasaba-i mezbûre sûkında bir bâb iki kepenk ekmekçi dükkânımız ki, bir tarafı berber Hasan dükkânı ve bir tarafı Voyvoda konağı ve bir tarafı demirci dükkânı ve bir tarafı tarîk-i âmm bu hudûd ile ma`rûf ve mümtâz olan dükkânı vakf idüp, şöyle şart eyledim ki: Dükkân-ı mezkûrun hâsılatından beher hücreye beş guruş şem`-i rûğan baha ve bâkîsin beş akçe i`tibâr idüp, dört akçesini müderris-i mezkûre ve bâkî bir akçesini tevliyetine şart eyledim ki, medrese-i mezkûreye merkûm es-seyyid Abdurrahman Efendi yi müderris nasb ve ta`yîn eyledim ve tevliyet-i mezkûreyi bi n-nefs kendim hayâtda oldıkca kendime ba`de l-vefât evlâd-ı zükûrumun ekber ve erşedine batnen ba`de batnin karnen ba`de karnin şart eyledim. Maazallâhu te`âlâ evlâd-ı zükûrum munkariz olur ise karîndaşlarıma kemâ-fî s-sâbık batnen ba`de batnin, karnen ba`de karnin mutasarrıf olalar deyü dükkân-ı mezkûrun vakfiyyetini ba`de l-i`tirâf ve t-tescîli ş şer`î nâdim olup, vakfından rücû` ve dükkân-ı mezkûru istirdâda mütasaddî oldıkda hâkim-i muvakki`-i sadr-ı kitâb tûbâ lehû ve hüsne meâb efendi hazretleri teslîm-i ile l-mütevellî ve tescîl-i şer`î olınan vâkıfdan rücû`a mesağ-ı şer`î olmadığına binâen dükkân-ı mezkûrun vakfiyyetinin sıh- 4 İnsan öldüğü zaman ameli kesilir. Ancak üç kişininki hariç. Kendisiyle faydanalınan ilim, sadaka-i cariye ve kendisine dua eden salih bir evlat bırakan. (Müslim, Vasiyet 14). 5 Kendiniz için her ne hayır takdim ederseniz (gönderirseniz) Allah katında onu bulursunuz. (Bakara, 2/110) hat ve lüzûmuna alâ-kavli men yerâhû hükm idüp, şartü l-vâkıf ke-nassi ş-şâri` yecibu ittibâuhû mazmûnuyla vakf-ı şer`inin şurûtu mer`î ve müedda olınmasına ba`de l-beyyine vâkıf-ı mûmâ-ileyhin kelimât-ı meşrûhasını ketb ve vakfiyye olmak üzere tahrîr olındı. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 6 ve ecrü l-vâkıfı ale l-hayyi l- Kerîm. Cerâ zâlike fî-gurre-i Recebi l-ferd li-sene erba`a aşere ve mieteyn ve elf. (Gurre-i Receb 1214). Şuhûdu l-hâl : Müftizâde, hâlen Müfti es-seyyid Abdülhalim Efendi, Çorumîzâde el-hâcc Abdülkerîm Efendi, Sinanîzâde es-seyyid Mehmed Efendi, Caferzâde es-seyyid Mustafa Efendi, Hândanzâde Ahmed Efendi, Nâibzâde Mehmed Efendi, Abbas oğlı el-hâcc Ömer Alemdar, Meriç oğlı es-seyyid Mustafa Efendi. 6 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işiten ve (her şeyi) bilendir. (Bakara, 2/181). 294 295
OSMAN AĞA BİN İBRAHİM 1 Mâ-fîhi mine l-vakfi n-nukûd ve ş-şurût ale n-nehci l-mebsût fe-hakemtü bi-sıhhatihî ve lüzûmihî fî-husûsihî ve umûmini, âlimen bi l-hilâfi l-cârî beyne l-eimmeti l-eslâfi. Nemâkahu l-fakiru Ali Satih Efendizâde es-seyyid Mehmed Kadri el-müfettişu li-umûri l-evkâfı, gufire lehumâ. el-hamdü li llâhi llezî e`azze havâssa ibâdihî bi-sarf-ı emvâlihim ilâ-envâ`i l-hayrâti ve e`ânehum alâ-iktisâbi esnâfi l-mehâmidi ve l-meberrât ve s-selâtü ve s-selâmü alâ-seyyidinâ Muhammedin mefhari l-mevcûdât ve alâ-âlihî ve ashâbihî ilâ-yevmi yestezıllu l-mer u tahte s-sadakât. Ammâ ba`dü: İşbu vakfiyye-i celîle-i şan ve cerîde-i bedî`atü l-ünvânın tahrîr ve inşâsına ve tastîr ve imlâsına bâ`is ve bâdî oldır ki Vilâyet-i Anadolu da Dersim sancağına tâbi` Kuruçay kazâsı kurasından Boyalık karyesi ahâlîsinden olup Mahrûse-i Galata ya muzâfe kasaba-i Tophane de Kılıç Ali Paşa mahallesinde sâkin Sofioğlu Osman Ağa ibn İbrahim bin Ömer meclis-i şer`-i şerîf-i Ahmedî ve mahfel-i dîn-i münîf-i Muhammedî de zikri âtî vakfına li-ecli t-tescîl ve li-itmâmi emri l-vakfi ve t-tekmîl mütevellî nasb ve ta`yîn eylediği karye-i mezkûre ahâlîsinden Receb Ağa ibn Hüseyin mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp atyeb-ı mâl ve enfes-i menâlimden ifrâz ve kemâl-i imtiyâz ile mümtâz eylediğim nakd-i râyici l-vakt bin guruşu hasbeten li llâhi l-ehad ve taleben li-merdâti Rabbi s-samed vakf-ı sahîh-i şer`î müebbed ve habs-i sarîh-i mer`î muhalled ile vakf ve habs idüp şöyle şart ve ta`yîn eyledim ki; Meblağ-ı merkûm rehn-i kavî ve kefîl-i melî veyâhûd ikisinden biri ile onu on bir buçuk hesâbı üzere bâ-yed-i mütevellî alâ-vechi l-helâl i`mâl ve istirbâh olınup hâsıl olan rey u nemâsından karye-i mezkûrede vâki` ahâli-i karyenin binâ ve inşâ eyledikleri câmi`-i şerif de imâm 1 583 numaralı defterin 291. sahife ve 216. sırasında kayıtlı Dersim sancağında İbrahim oğlu Osman Ağa Vakfı na ait 26 Muharrem 1280 (13 Temmuz 1863) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevrisidir. 296 297
ve hatîb olan kimesneye senevî yüz guruş vazîfe virile ve senevî yirmi beş guruş tevliyet vazîfesi ola ve nemâyı mezkûrdan her ne fazla kalur ise asıl mâla zâmm oluna ve vakf-ı mezkûrumun tevliyeti vazîfe-i mersûmesiyle hayâtda oldıkca karye-i mezkûre ahâlîsinden Veşlân oğlu es-seyyid İbrahim Ağa ibn Hasan a ve ba`de vefâtihi mezbûr es-seyyid İbrahim Ağa nın evlâdı ve evlâd-ı evlâdı ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdının batnen ba`de batnin ekber ve erşedine ve ba`de l-inkırâz câmi`-i şerîf-i mezkûra her kim imâm ve hatîb olur ise ana meşrûta ola ve icrâ-yı şerâit-i mezkûreye ri`âyet müte`azzire olur ise menâfi`-i vakf mutlaka fukarâ-yı müslimîne harc ve sarf ola ve vakf-ı mezkûrun tebdîl ve tağyîr ve taklîl ve teksîri merreten ba`de uhrâ yed ü meşiyyetimde ola deyü ta`yîn-i şurût ve tebyîn-i kuyûd birle meblağ-ı merkûm bin guruşu bundan akdem mütevellî-i mezbûr Receb Ağa ya def` ve teslîm eylediğimde ol dahi tesellüm ve kabz ve sâir evkâf mütevellîlerinin tasarrufları misillü tasarruf eyledi, didükde; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vâkıf-ı mezbûr butlân-ı vakf-ı nukûd ve zımnında olan şurût ve kuyûda ve ba`dehû kavl-i adem-i lüzûma teşebbüs ve mütevellî-i mezbûr dahi sıhhat ve lüzûmuna zâhib olan eimine-i dîn kavilleriyle mukâbele birle hâkim-i hasim-i valâ-cenâb veffekahu llâhu te`âlâ bi s-sıdkı ve s-savâb efendi hazretleri huzûrunda kemâ hüve l-mestûr fi l-kütübi l-fıkhiyye müterâfi`ân ve her biri mübteğâsınca fasl u hâsme tâlibân oldıklarında hâkim-i müşârün-ileyh dahi cânib-i vakf-ı evlâ ve teşyîd-i mebânî-i hayri ahrâ görüp âlimen bi l-hilâfi l-cârî beyne l-eimmeti l-eslâf alâ-kavli men yerâhû mine l-eimmeti l-müctehidîn rıdvânu llâhi te`âlâ aleyhim ecma`în vakf-ı mezkûrun evvelen sıhhatına ve sâniyen lüzûmuna ve şurûtunun cevâzına hükm-i sahîh-i şer`î ve kazâ-i sarîh-i mer`î itmeğin vakf-ı mezkûr sahîh ve lâzım ve habs-i sarîh ve mütehattim olup min-ba`d nakz ve nakîzine mecâl muhâl ve tebdîl ve tağyîri vâkıf-ı mezbûrdan gayre adîmü l-ihtimâl oldı. Cerâ zâlike ve hurrire fi l-yevmi s-sâdisi ve l-işrîne min-muharremi l-harâm li-sene semânîne ve mieteyn ve elf. (26 Muharrem 1280). Şuhûdu l-hâl; Hüseyin Hüsnü Efendi ibn Osman, Hüseyin Şükrü Efendi ibn Hüseyin, Eşref Efendi ibn Ömer, Mustafa Ağa bin Halil, Hâfız Mustafa Ağa ibn Mehmed, İbrahim Ağa ibn Tahir ve gayruhum. 298 299
OSMAN EFENDİ BİN İSMAİL 1 Erzincan Nâibi Mehmed İzzet Medine-i Erzincan kurasının Geçit karyesinde sâkin karye-i mezkûrede vâki` mescid-i şerîfin bâ-hüccet-i şer`iyye mütevellîsi Yeşiloğlu Mehmed Efendi ibn Osman medine-i mezkûr mahkemesinde ma`kûd meclîs-i şer`imizde Hasan Efendi mahallesinde sâkin iken tarihi i`lâmdan yirmi beş sene mukaddem vefât iden Zazazâde Osman Efendi ibn Hacı İsmail bin Osman ın verâseti zevce-i menkuhe-i metrukesi Aişe bint-i Abdullah ile kendüden mukaddem vefat iden diğer zevcesi Hatice bint-i Abdullah dan mütevellitler sulbi kebir oğulları Süleyman ve Mustafa ve İsmail ve sulbiye kebire kızı Fatma ve zevce-i mezbûre Ayşe den mütevellitler sulbi kebir oğlu Mehmed ve sulbiye kebire kızları Tuhfe ve Naime ye münhasıra ba`dehu ibn mezbûr Mustafa dahi vefât idüp veraseti zevce-i menkuha-i metrukesi Fatma bint-i Halil ile sulbiye kebire kızları Münevver ve Ayşe ye Nafiye ve li-ebeveyn er-karındaşları mezbûrân Süleyman ve İsmail ve Fatma ya münhasıra ba`dehu ibn mezbûr İsmail dahi vefât edip, verâseti zevce-i menkûhe-i metrûkesi Sümbül bint-i Ahmed ile sulbî kebir oğulları Hayreddin ve Sıdki ve sulbî Sağiroğulları Osman ve Abdurrahman ve sulbiye sağire kızı Zehra ya münhasıra ba`dehu zevce-i mezbûre Ayşe dahi vefât idüp verâseti sadr-ı kebir oğlu mezbûr Mehmed ve sadriye kebire kızları mezbûretân Tuhfe ve Naime ye münhasıra olduğu lede ş-şer`i l-enver zâhir ve nümâyân oldukdan sonra zikr-i âti menzil ve bağçeye vaz`-ı yedi şâhideyn-i mu`addileyn-i mezkûreyni makbuleyn-i şehadetleri ile mahzar-ı hasm-ı câhidde ber-nehc-i şer`î sabit olan ibn mezbûr Mehmed Efendi muvâcehesinde medine-i mezkûre Evkâf Müdiri Hâfız Mehmed Halisi Efendi ibn Ahmed Ağa hâzır olduğu halde bi t-tevliye üzerine da`va idüp karye-i mezkûrede vâki` tarafları Eskicioğlu Hüseyin Efendi ve Abdi oğlu Ahmed ve Tevfik hâneleri ve tarîk-i âm ile mahdûd bir ev ve bir eyvanı müştemil bir bâb menzil ve bir kıt`a bağçe 1 No:140. 603 numaralı Defterin 82. sayfa 140. sırasında kayıtlı Erzincan da Osman Efendi ibn İsmail ibn Osman Vakfı na ait 16 Rebi`ü l-evvel 1313 (6 Eylül 1895) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 300 301
müteveffâ-yı evvel mezbûr Osman Efendi nin hayatında malı olup, vefâtından on beş sene mukaddem menzil ve bağçe-i mahdûd-ı mezkûru mescid-i şerîf minber vaz`ıyla edâ-i salâvat-i cum`a ve iydeyn olunmak üzere hatîb olan kimesneye vazife olmak şartıyla vakf ve teslîm-i ile l-mütevellî idüp, kırk seneden berü menzil ve bağçe-i mezkûr vakfiyyet üzere zabt ve tasarruf olına gelür iken mezbûr Mehmed Efendi zabt ve müdahale etmekle vâki` olan müdahalesinin men`iyle hitâbete meşrûta vakfolmak üzere bana teslîme mezbûr Mehmed Efendi ye tenbih olunması bi t-tevliye matlubumdur deyu da`va etdikde ol dahi cevabında menzil ve bağçe-i mezkûre vaz`-i yed ve müdâhalesini ikrâr lâkin müdde`i mütevellî-i mezbûrun ber-vech-i muharrer vakfiyyet müdde`asını külliyen inkâr etmekle müdde`i mütevellî-i mezbûr Mehmed Efendi nin ber-vech-i muharrer müdde`asına beyyine taleb olındıkda ol dahi kârye-i mezkûre ahâlisinden Abdi oğlu İbrahim bin Mustafa ve Molla Emin torunu Salih bin Ali bin Emin nâm kimesneler şehâdetleriyle bi l-muvâcehe ber-nehc-i şer`i ba`de l-isbât şâhidân-ı mezbûrandan herbiri usûl-ı mevzu`asına, tevfikan evvelâ karye-i mezkûr imâmı Hâfız Ali Efendi ibn Salih ve muhtârı Arif bin diğer Salih nâm kimesnelerden bâ-varaka-i mestûre-i memhûre sırren ve ba`dehu tarafeyn hâzır oldukları halde Salih bin Osman ve Mehmed bin Mustafa ve İsmail bin Salih nâm kimesnelerden dahi alenen lede t-ta`dil ve t-tezkiye şehadetleri makbul olmağın mûcebince menzil ve bağçe-i mezkûrun hitâbet-i mezkûreye meşrûta vakıf olduğuna hükm olunmağın ve bağçe-i mahdûd-ı mezkûru vakfiyyet üzere mütevellî-i mezbûr Mehmed Efendi ye teslîm ve mezbûr Mehmed Efendi ye tenbih olındığu tescîl ve bi l-iltimâs huzur-u âlilerine i`lâm olındı. el-emrü li-men lehu l-emrindir. Fi l-yevmi s-sâdis aşer min-şehri Rebi`ü l-evvel li-sene selâse aşer ve selâse mieteyn ve elf. (16 Rebi`ü l-evvel 1313). 302 303
OSMAN EFENDİ BİN MAHMUD 1 Ammâ ba`dü: İşbu vakfiyye i sahîhü l-fehvâ ve vesîka-i şeriyetü l-metevânin tahrîri inşâsına bâdî ve tastîr ve imlâsına sebeb-i âdî oldur ki medîne-i Erzincan ın Çeribaşı mahallesinde sâbık sâhibu l-hayrât ve l-hasenât ve râğibü l-cemeti ve d-derecât Nörkahlızâde Hacı Osman Efendi ibn Abdullah medîne-i mezkûre mahkeme-i şer`îyesinde ma`kût meclis-i şer`-i şerîf-i enverde zikr-i âtî vakfına li-ecli t-tescîl mütevellî nasp idüp kibeli şer`den husûmet nasb olunan kurşunlu Mehmed Salih Efendi ibnü l Hâcc Abdulkadir mahzarında bi t-tav ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp vaktaki bu dâr-i fenâya bâkâ-yi sebât olup nâimi maraz zavalde ve hakkık-i şeref irtihâlde olduğuma âgah ve mâ indeküm ve mâ-inda llâh bâkî 2 sırrına vâkıf olduğum ecilden vakfı câiz zikrin sudûruna değin silk-i mülkümden sahîhte muntazâm ve Gerek Gerek mahallesinde vâki` cânib-i yemîn kumandanlık dâiresi ve yesâri Mustafa Ağa hânesi ve arkası Hacı Salih Efendi hânesi ve celîlesi tarîk-i âmm ile mahdûd ve bir birine muttasıl altı bin guruş kıymetli bir bâb kahve iki bin guruş kıymetli bir kepenk dükkânı ve üç bin guruş kıymetli bir sap hânemi bi-cümleti t-tevâbi` ve l-levâhik ve kâffetü l-hukuk ve l-merâfık hasbeten li llâhi l-aliyyü l-arim ve t-taleben li-merzâti Rabbi r-râhim vakf-ı sahîh-i şer`î müebbet ve habs-i sarîh-i mer`î-i muhâllet ile vâkıf ve habs idüp şöyle şart eyledim ki; Evkâf-ı mezkûre mütevellî ma`rifetile icrâ olunup bedel-i îcârdan vergi-i nizâmi ve mesârifi ta`mîriyye ve inşâ bedeli ihrâc bâkîdan ecru ve me`sûbât-ı rûhuma ihdâ olunmak üzere beher sene kurban bayramında bir sehim kurban zebh ve biri Kurşunlu ve biri Nörkah Câmi`-i Şerîfi nde îkâd olunmak üzere beher sene dörder kıyye mum yağından iki kıt`a berât i`mâl olunup fazlası mütevellîye ücret ve vazîfe ola ve ben lâbis-i libâsi hayât oldukça vak- 1 No: 29. 618 numaralı defterin 43. sayfa 29. sırasında kayıtlı Nörkahlızâde Hacı Osman ibn Mahmud Vakfı na ait 1341 (1922/1923) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 2 Sizin yanınızdaki (dünya malı) tükenir, Allah katındakiler ise bakidir. (Nahl, 16/96). 304 305
fı mezkürûmun tevliyeti yedimde olup ben bi-emri llâhi te`âlâ vefât eylediğimde zevce-i menkûham Şadiye bint-i Hacı Abdulkadir ile sulbiye-i kebîre kızım beher Şadiye ve müştereken ve bunlardan birinin vefâtında hissesi diğer kerîmem Nadire ye intikâl etmek sûretile ve bunların vefâtında beher birinin evlâdı zükûr ve ünâsından ve batnen ba`de batnin ve neslen ba`de nesilin evlât ve ahfâdından ekber ve erşet ve tevliyete âlemi mütevellî olalar ve el-ayâzü bi llâhi te`âlâ ba`de inkırâzi l-kül Çeribaşı mahallesi imâm ve muhtâr ve ahâlî-i mu`teberesi cânibinden intihâb olunacak bir zât mütevellî ola deyu ta`yîn-i şurût ve tebyîni mesârif ve kuyûd birle fargan ani ş-şevâgil evkâfi mezkûreyi vakfiyyet üzere mütevellî-i mezbûre teslîm eylediğimde ol dahi ber-vechi muharrer vakfiyyet üzere tesellüm idüp sâir mütevellîyâni evkâf gibi berheten mine z-zamân tasarruf eylediği didikte enibü t-tasdîki şer` vâkıfı mûmâ-ileyh esbeullâhu aletha kelâmını sarife olup semt-i vifâktan cânib-i şikâka azîm ve mütevellî-i mezbûr ile husûmet ve mizâ`a câzim olup vakfu akâr inde l eimme İmâm-ı A`zâm Ebû-Hanîfe el-kûfî radiya llâhu llâhu hazretlerine göre menzele-i âriyette olup şeref-i luzûmu müstelzem olmamağla vakfı mezbûrdan rucû`, câiz ve râci`-i emr-i meşrû`-i gayr-i mütecâviz olmağın vakfı mezkûrdan rucû` birle ke l-evvel mülküme istirdât ederim didikte mütevellî-i reşit münâsip cevâbit sedît verüb eğerci hâl-i indel imâmü l-müşârun-ileyh bast ve tafsîl olunan minvâl üzere olduğu cay-ı eşgâl değildir. Lâkin Arif-i Samedâni şehr-i İmâm-i Sânî Ebubekir Yusuf Ahmedullah indinde vâkıf vakfiyyet demekle ve İmâm-ı Rabbâni Muhammed bin Hüseyin el-şeybânî hazretleri indinde te yît zikri ve teslîmu l-mütevellî ile vakf-ı sahîh ve lâzım olur deyu teslîmden imtinâ ve bu vechile husûmet ve nizâ idüp hâkim-i mevkî` sudûr kitâb-ı tûbâ lehû ve hüsne meâb efendi hazretlerinin huzûrunda muterâfi`ân ve her biri mübtegâsınca fâsıl ve hasme tâlibân olduklarında hâkim-i müşârun-ileyh hazretleri dahi bu bâbta teemmül lâyıkı ve tefekkür fâik eyledikte temhîd kevâdiri hayrı ûlâ ve teşyîd-i mebâni`i vakfı uhrâ görmekle tarafeynin edillesine nazaran ve mubtil-i hayr olmaktan hazer birle âlimen li lhilâfi l-cârî beyne l eimmetü l-eslâf ve murâiyen licemî`-i makahudde minhu fi l-hükmu bi l-evkâf alâ kavli muctehidîn vakf-ı mezbûru evvelâ semtine ve sâniyen lüzûmuna ve şurûtu mevkûfenin cevâzina vakf-ı mezbûr mahzarında hüküm sahîh-i şer`î ve kazâ-yı sarîh-i mer`î etmeğin vakf-ı mezkûr sahîh ve lâzım ve hapsi sarîh ve mutehattim olup min ba`du naks ve tahvâ mahall ve tebdîl ve tağyîri adîmü l-ihtimâl olan Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 3 ve ecre l vâkıfi ale l-hayyil-cevâdi l-kerîm cerâ zâlike ve hürrire fi l-yevmi s-sânî aşere min-şevvâlü l-mu`azzam li-seneti ihdâ ve erba`în ve selâse mieteyn ve elf. 1341. Şuhûdu l- Hâl; Gerek Gerek mahallesinden Naibzâde Ziya Efendi ibn Mehmed Efendi, Çeribaşı mahallesinden Eskicioğlu Hâfız Mehmed Efendi ibn Osman. 3 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür. (Bakara, 2/181). 306 307
OSMAN EFENDİ BİN MEHMED SITKI 1 Erzincan meb`ûsu ve müfettişi fazîletlü Osman Efendi ibn el-hâcc Mehmed Sıdkı Efendi meclis-i şer`-i nebevî ve mahfel-i dîn-i münîf-i Muhammedî de takrîr-i kelâm idüp işbu yedimde olup üç yüz on dört senesi Saferü l-hayrının on üçüncü günü târihiyle müverriha ve ol târihte Erzincan nâibi bulunan Mehmed İzzet Efendi nin imzâ ve hatmini hâviye vakfiyyenin hâlen Erzincan nâibi Osman Mecdi Efendi ve temhîr idüp cânib-i celîl-i fetvâhâneden tatbîk ve tasdîk buyurulan sûretinde zikr olunduğu üzre câmi`-i kebîrin garb cihetinde Benderli mahallesinde vâki` ve bâ-hüccet-i şer`iyye mütevellîsi oldığım Yeni Daire nâm medrese-i kebîrenin ittisâlinde vakıf medreseye merbût ve harîm-i dâhilinde tahmînen bi-hesâbı terbî`i beş yüz zirâ` mi`mâr-ı vakıf arsa-i hâliye üzerine bâ-izn-i şer`î yüz kırk lirâ-yı Osmânî sarf ile nefsim için binâ ve inşâ işhâd eylediğim fevkânî üç oda ve bir bâb bodrum ve iki kiler ve bir matbah ve bir saman damı ve bir ahır ve bir havlıyı müştemil yedimde mülkim olan bir bâb menzilimi vakf-ı sahîh-i şer`î ile vakf ve habs ve senevî hâsıl olan icâresini dört hisse i`tibâriyle bir hissesi menzil-i mezkûrun ve bir hissesi dahi medrese-i mezkûr ile derûnunda kâin çeşmenin ta`mîr ve termîmleriyle vergisine harc ve sarf oluna ve iki hisse dahi mütevellî olan kimesneye virile ve vakf-ı mezkûrumun tevliyeti hayâtda oldıkça nefsime ve bi-emri llâhi te`âlâ irtihâl-i dâr-ı bekâ eylediğimde evlâd-ı zükûrumun a`lemi mütevellî ola ve evlâd-ı zükûrum ilimde müsâvî olurlarsa ekber ve erşedi batnen ba`de batnin mütevellî olalar ba`de l-inkırâz birâderim Hâfız Ali Efendi nin evlâd-ı zükûrunun ekber ve erşedi mütevellî ola ba`de l-inkırâz evlâd-ı inâsımın ekberi batnen ba`de batnin mütevellî ola ve ba`de l-inkırâzi l-küll hâkim-i belde ma`rifetiyle müstakîm ve mu`temed bir kimesne mütevellî ola ve vakf-ı mezkûrumun tebdîl ve tağyîr-i şürûtu yedimde ola deyü şart ve ta`yîn itmişidim el-hâleti hazihî 1 No: 276. 595 numaralı defterin 255. sahife 276. sırasında kayıtlı Erzincan da Osman Efendi ibn el-hâcc Mehmed Sıtkı Efendi Vakfı na ait 11 Cemâziye l-ûlâ 1326 (11 Temmuz 1908) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 308 309
ben tevliyet hakkındaki şart-ı mezkûrumdan rücû` idüp müceddeden şöyle şart ve ta`yîn eyledim ki: Menzil-i mevkûf-ı mezkûrumun tevliyetini ve medrese-i mezkûrenin tevliyet ve müderrisliğini hayâtda oldıkça nefsime ve bi-emri llâhi te`âlâ irtihâl-i dâr-ı bekâ eylediğimde evlâdımın ve evlâd-ı evlâdımın a`lem-i a`lemine ve evlâdımdan tedrise muktedir bulunmaz ise mecâz-ı telâmîzimin a`lemi ve ba`de humânların telâmîzinin a`lemi ve in-sefel vakf-ı mezkûruma mütevellî ve medrese-i mezkûreye müderris ola ve el-ıyâzu bi llâhi te`âlâ telâmîzim ve telâmîz-i telâmîzim bi l-külliye münkarız olur ise medrese-i mezkûreye her kim müderris olur ise vakf-ı mezkûruma da mütevellî ola ve tevliyet-i mezkûreye âid sâlifü l-beyân iki hissenin bir hissesi medrese-i mezkûre müderrisine ve mâ`adâ bir hissesi dahi mütevellî olan kimseye virile deyü şart ve ta`yîn ve tahsîs eyledim ve vakfiyye-i mezkûrede muharrer-i sâir şürût ve kuyûd ile kemâ-kân amel oluna ve vakf-ı mezkûrumun şürûtunun tebdîl ve tağyîri merreten ba`de uhrâ yed-i meşiyyetimde ola deyü hatm-i kelâm ve itmâm-ı merâm buyurdukları mâ-vaka`a ketb ve imlâ olundı cerâ zâlike ve hurrire fi lyevmi s-sânî aşere min- Cemâziye l-ûlâ li-sene seb`a ve işrîn ve selâse mieteyn ve elf. Şuhûdu l Hâl; Erzincan Selami mahallesi ahâlîsinden talebe-i ulûmdan Hüseyin Efendi bin Mehmed, Süleymaniye de Kirazlı Mescid Medresesi nde sâkin talebe-i ulûmdan Hâfız Muhiddin bin Yakub ve gayruhum. 310 311
OSMAN FEVZİ EFENDİ BİN SIDDIK EFENDİ 1 Naib Osman Mecdi liva-i Erzincan Hamd-i cemîl-i mevfûr ve şükr-i cezili ğayri mahsûr ol vâkıf-ı hafayayı damâir ve kaşif-i habayayı serâir olan cenâb-ı mûcid-i âmme-i mümkinât ve münşi i kâffe-i masnûât te âlâ şânuhû ani ş-şebîhi ve l-mesîli ve tekaddese zâtuhu ani n-nazîri ve l-âdîli hazretlerinin dergâh-ı akdes ve bargâh-ı mukaddesine sezâvâr ve vâcibu l-iktisârdır ki envâ-ı beni âdem-i kudret-i kâmile ve hikmeti şâmile birle inşâ ve ihtira edüb dünyayı mezra a-i âhiret ve ulayı zeriat-i akibet eyledi ve salâvat-ı tayyibâtî hâlisât ol sultan-ı cumhur-i evliya ve unvân-ı menşuri asfiya mazhar-ı feyz-i dakayık ve hafız-ı esrar-ı hakâyık imam-ı kabe-i kıds ve hümam-ı medine-i üns sadr-i suffe-i safa Muhammedini l-mustafa sallallahu te âlâ aleyhi ve sellem hazretlerinin mesnedi muattar ve merkad-i münevverlerine olsun ki vücûd-i şerîf-i sebeb-i îcâd-ı kevn ü mekân ve bâis-i hilkâtî ins ü can oldu ve tahiyyatı bi ğaye ve teslîmatı mâ lâ nihâye âl ve evlâd-ı kirâm ve ashâb-ı zevi l-ihtirâmın olsun ki her biri sırat-ı müstakimde necm-i hüdâ ve felek-i ihdâda şerm-i duhâ oldular rıdvanullahi te âlâ aleyhim ecmain, Ammâ ba dü; İşbu vakfiye-i sahifetil-fehâvi ve vesikat-i şer iyyetül-metavanin tahrîr ve inşâ ve tastîr ve imlâsına bâdî oldur ki; Erzurum vilâyeti dahilinde medine-i Erzincan mahallâtından Şaban Ağa mahallesinde şeref sükûn me zûnen bi l-iftâ faziletlu Osman Fevzi Efendi ibni l-hac Mehmed Sıddık medine-i mezkûre mahkemesinde ma kûd meclis-i şer i şerîf-i enverde zikr-i âtî vakfına li-ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta yîn buyurdukları medine-i mezkûre ahâlisinde Es-seyyid Hüseyin Rahmi Efendi İbni Yusuf Ziya Efendi mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer i ve i tirâf-ı sarîh-i mer i buyurub vaktâki bu dâr-ı fena bî sebat ve bi bekâ olub naimi ma razı zevalde ve mukîm-i şeref-i irtihâlde olduğunu mülâhaza buyurub es-sadkâtü fidyetün li l-ma âsi yevme yuh azü l-mücrimün bi n-nevâsi 2 1 No: 213. 598 numaralı defterin 258. sahife 213. sırasında kayıtlı Erzincan da Osman Fevzi Efendi ibni l-hac Muhammed Sıtkı Vakfı na ait 23 Safer 1314 (3 Ağustos 1896) tarihli huccet sûretinin yeni harflere çevirisidir. 2 Sadaka, günahkârların alınlarından yakalanacakları günde günahlar için fidye (kefaret) dir. 312 313
ma lûmum olduğundan maada ve ma tukaddimü li-enfusiküm min-hayrin tecidûhü inda llâhi hüve hayren ve âzame ecren 3 mefhûmi münifinden habir ve agah olduğum ecilden medine-i mezkûrede Câmi -i Kebir in garb cihetinde Benderli mahallesinde vâki etraf-ı erbaası tarik-i âmm ile mahdûd ve ba hüccet-i şer iye mütevellîsi olduğum mevkûf Yeni Daire nam medrese-i kebirin ittisâlinde vakıf medreseye merbût ve harimi dahilinde tahminen be hisabı terbi i beş yüz arşın mi mari vakıf arsa-i haliye-i ile gayr-i müntefe un bihâda tarafımdan yüz kırk adet lira-yı Osmani sarf ile binâ ve inşâ sına muvaffak ve ol vechi ile silk-i mülk-i sahîhimde münselik ve müntazım olan benim fevkâni üç oda ve bir mabeyn ve bodrumları ve iki kiler ve bir matbah ve bir saman damı ve bir ahur ve bir havliyi müştemil bir bâb menzilimi bi cümleti t-tevâbi ve l-levâhık ve kâffeti l-hukuki ve l-merâfiki hasbeten lillahi l-aliyyi l-azîm ve taleben li-merdâtî r-rabbi r-rahim yevme la yenfe u mal vela benûn illâ men etillahe bi kalbin selim 4 recasiyle biniyyetin sâdakâtin ve azimetin vâsikatin vakf-ı sahîh-i şer î ve habs-i sarîh-i mer î ile vakıf ve habs idüb şöyle şart eyledim ki; Menzil-i mezkûrede mütevellî olan kimesne sâkin ola ve beher sene Evkâf Komisyonu ma rifetiyle menzili-i mezkûre senevî mu tedil bir bedel-i îcâr takdir olunarak icâre-i mezkûre dört hisse itibariyle beher sene rubu hissesi menzil-i mezkûrun ta mîr ve termîmine sarf oluna ve rubu hissesi medrese-i mezkûr ile derûnunda mebni çeşmenin ta mîr ve termîmi ve rubu hissesi medrese-i mezkûr ile derûnunda mebni çeşmenin ta mîr ve termîmi ve menzil-i mezkûrun emlâk vergisine sarf oluna ve iki rubu hissesi dahi vakf-ı mezkûruma mütevellî olan kimesneye vazife ve ücret ola ve vakf-ı mezkûrun tebdîl ve tağyîri merreten ba de uhrâ yedimde ola ve vakf-ı mezkûrumun tevliyeti hayatda oldukça yedimde ola ben ba del-vefât evlâd-ı zükûrumun a lemi mütevellî ola evlâd-ı zükûrum ilimde müsâvi olurlar ise ekber ve erşedi batnen ba de batnin mütevellî olalar ba de l-inkırâz birâderim Hafız Ali Efendi nin evlâd-ı zükûrunun ekber ve er- 3 Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz. Hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere. (Müzzemmil, 73/20). 4 O gün ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah a kalb-i selim ile gelenler (o günde fayda bulur). (Şuara, 26/88-89). şedi mütevellî ola ba de l-inkırâz evlâd-ı inâsımın ekberi batnen ba de batnin mütevellî ola ba de inkırâzı l-küll hâkim-i belde ma rifetiyle müstakim ve mu temed bir kimse mütevellî ola deyu ta yîn-i şurût ve teybin-i kuyûd buyurub menzil-i mezkûru fârigân ani ş-şevâğil mütevellî-i mûmâ-ileyhe teslîm ol dahi vakfiyet üzere kabz ve tesellüm vesâir mütevellîlerin evkâfda tasarrufları gibi tasarruf eyledi buyurduklarında; Gıbbe t-tasdîki ş-şer i vâkıf-ı mûmâ-ileyh esbeğallahu niamehu aleyh semt-i vîfâktan cânib-i şikâka âzım ve mütevellî-i mûmâ-ileyh husûmet ve nizâ a câzim olub vakf-ı akar muhtarı eimme-i ahyar olan İmam-ı Azam ve humam-ı akdem siracü l-ümme kâşifu l-ğumme hazretleri indinde sahîh lâkin menzile-i âriyetde olub şerefe lüzûm-i müstelzim olmamağla vakf-ı mezkûrden rücû câiz ve raci i emri meşrû-i ğayri mütecaviz olmağın menzil-i mezkûrun ke l-evvel mülküme istirdâd ederim buyurduklarında mütevellî-i reşid münâsib cevab-ı sedid verüb eğerçi inde l-imami l-azam hal bast ve tafsil olunan minvâl üzere olduğu câyi işkâl değildir Arif-i Samedani Ebu Yusuf eş-şehir bi l-imami s-sâni indinde vâkıf mücerred `vekaftü demekle ve İmam-ı Rabbani Muhammed ibni Hasen eş-şeybani indinde teslîm-i ile l-mütevellî ve te bid zikriyle vakıf lâzım olub deyu red ve teslîmden imtinâ ile hâkim-i muvakki -i sadr-i kitab tûbâ lehû ve hüsnü meâb Efendi hazretleri huzûrunda müterâfian ve her biri mübteğasınca faslu hasme tâlibân olduklarında hâkim-i mûmâ-ileyh esbağallahu niamehu aleyh hazretleri dahi tarafeynin edillesine nazar ve mubtıl-ı hayr olmakdan hazer edüb âlimen bi l-hilâfil-câri beyne l-eimmeti l-eslâfı vakf-ı mezbûrun sıhhat ve lüzûmuna hükm-i sahîh-i şer i ve kazâ-i sarîh-i mer i etmeğin min ba d vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım ve habs-i sarîh ve mütehattim oldu. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 5 ve ecrü l-vakıf-ı ale l-hayyi l-cevâdi l-kerim. Cerâ zâlike ve hurrire fi i-yevmi s-sâlis ve l-işrîn min Saferi l-hayr li-sene erbaa aşere ve selase mieteyn ve elf 5 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür.(bakara, 2/181). 314 315
ÖMER AĞA BİN İBRAHİM 1 Mâ fîhi mine l-vakf-ı ve t-tescîl cerâ indi alâ vechi l-cemî`l ve hakemtü bi-sıhhatihi ve lüzûmihi fi husûsihî ve umûmihî alimen bi l-hilâfi l-vâki`beyne l-eimmeti l-eslâf nemekahu l-fakîr ileyhi azze şânuhu es-seyyid Ahmed Fuat el-müvellâ bi-hilâfeti bi-kazâ-i Refahiye. el-hamdü li llâhi llezî e`azze havâssa ibâdîhi bi-sarfı envâlihim ilâ envâi l-hayrât ve e`anehum alâ iktisâbı esnâfi l-mehâmidi ve l-meberrât ve s-salâtü ve s-selâmü alâ resûlihi ve nebiyyihi Muhammedin hayri l-beriyyât ve alâ âlihi ve ashâbihi ilâ yevmî yestazillü l-mer ü tahte s-sadakât. Ammâ bâ`dü: İşbu vakfiye-i şer`iyenin tahrîr ve inşâsına bâdî ve tastîr ve imlâsına âdi oldur ki Erzincan sancağı dâhilinde kâin Refahiye kazâsına tâbi` Kürtkendi karyesi mahallâtından nefsi Kürdköyü mahallesi ahâlîsinden sâhibü l-hayrât ve l-hasenât Koç Ali oğlı Ömer Ağa ibn İbrahim meclis-i şer-i şerîf-i enverde yine karye-i mezbûre ahâlîsinden olup vakf-ı âti l-beyâna li-ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta`yîn eylediği sulb-i kebîr oğlı Ahmed bin Ömer mahzarında ikrâr-ı tâmm ve takrîr-i kelâm idüp atyeb-i mâlımdan ifrâz ve kemâl-i imtiyâz ile mümtâz eylediğim iki bin guruşu hasbeten li llâhi s-samed vakf-ı sahîh-i mü eyyed ve habs-i sarîh-i muhalled ile vakf ve haps idüp şöyle şart eyledim ki; Meblağ-ı mezkûr iki bin guruşu rehn-i kavî veya kefîl-i melî ile beher sene ale t-tevâli ve t-te`âkup bâyed-i mütevellî onu on bir buçuk guruş hesâbiyle alâ vechi l-helâl istirbâh olınup hâsıl olan rıbhından mahalle-i mezkûrede müceddeden binâ eylediğim mescid-i şerîfte imâm olacak zâta senevî yüz elli ve hatîb olacak zâta yüz yirmi guruş verile ve rıbh-ı mezkûrdan otuz guruş dahî mescid-i şerîf-i mezkûrun şem` rûgan ve levâzımı sâiresine harc ve sarf olına ve bu meblağ-ı mezkûr iki bin guruşu fâriğân ani ş-şevâğil mütevellî-i mezbûra teslîm el dahî 1 No: 32. 590 numaralı defterin 49. sayfa 32. sırasında kayıtlı Refahiye`de İbrahim oğlu Ömer Ağa Vakfı na ait 3 Cemâziye l-âhir 1306 (4 Şubat 1889) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 316 317
vakfiyet üzre kabz ve tesellüm vesâir mütevellîlerin evkâfta tasarrufları gibi tasarruf eyledi dedikde; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vâkıf-ı mezbûr butlân-ı vakf-ı nukûd ve zımnında olan kuyûda ve bâ`dehu kavl-i adem-i lüzûma teşebbüs idüp mütevellî-i mezbûr dahî sıhhat ve lüzûma zâhip olan eimme-i dîn rahmetûllahi te`âlâ aleyhim ecmaîn hazerâtının kavilleriyle mukâbele birle hüküm telep edicek fi zamânına beyne l-ulemâi l-ızâm cârî olan vech-i muhtâr üzre hâkim-i muvakki-i sadr-i katib efendi huzûrunda müterâfi`an ve her biri fasl-ı hasme tâlibân oldukta ol dahî alimen bi l-hilâfi l-cârî beyne l-eimmeti l-eslâf vakf-ı mezkûrun evvelen sıhhatine ve sâniyen lüzûmuna hükm-i sahîh-i şer`î ve kazâ-i sarîh-i mer`î etmekle ol-vechi le vakf-ı mezkûr sahîh ve lâzım olup bâ`d nakz ve iptâl-i mümteni` oldu cerâ zâlike fi l-yevmî s-sâlis min Cemâziye l-âhar li-sene sitte ve selâse mieteyn ve elf. Şuhûdu l-hâl; Mülküşerefzâde Dursun Bey, Başkâtip Kamil Efendi, Mübâşir Tâhir Ağa ve gayruhum. 318 319
RÜŞDİ BEY BİN ALİ RIZA EFENDİ 1 Refahiye Nâibi İsmail Hakkı el-hamdu li llâhi llezî e`azze havasse ibâdihi bi-sarfi emvâlihim ilâ envâ`i l-hayrât ve e`ânehum alâ-iktisâb esnâfi l-mehâmid ve l-meberrât ve s-selâtu ve s-selâmu alâ resulihi ve nebiyyihi Muhammed hayrü l-beriyyât ve alâ-âlihi ve ashâbihî ecma`în ilâ yevmi yestazillü l-mer u tahte s-sadakât. Ammâ ba`dü: İşbu vakfiyye-i celîlü ş-şân ve cerîde-i bedî`ü l-ünvânın tahrîr ve inşâsına bâdî ve tastîr ve imlâsına âdi oldur ki, Erzincan sancağı dâhilinde Refahiye kazâsına tâbi` Kazveren karyesi ahâlisinden ve ashâb-ı hayrâtdan Rüşdi Bey ibn Ali Rıza Efendi bin Ömer Ağa meclîs-i şer`-i şerîf-i enverde yine karye-i mezkûre ahâlisinden vakf-ı âti l-beyâna li-ecli t-tescîl ve l-itmâm emrü l-vâkıf ve t-tekmil kabulünü hâvî mütevellî nasb ve ta`yîn eylediği Bekâr oğlu Bekir Efendi ibn Süleyman Ağa mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve itiraf-ı sarîh-i mer`î idüp atyeb-i mâl ve enfes-i menâlimden nakd-i râicü l-vakt mülkümden ifrâz ve kemâl-i imtiyâz ile mümtâz eylediğim iki bin guruşu hasbeten li llâhi s-samed vakf-ı sahîh-i müebbed ve habs-ı sarîh-i muhalled ile vakf u habs idüp, şöyle şart ve ta`yîn eyledim ki; Meblağ-ı mezkûr iki bin guruş bâ-yed-i mütevellî ve ma`rifet-i şer`le alâ-vechi l-halâl rehn-i kavî veya kefîl-i melî ile beher sene ziyâde ve noksan olmayub ve kalemiye nâmıyla dahi bir nesne alınmayub onu on bir buçuk hesâbıyla istirbâh olınup hâsıl olan rıbhından karye-i mezkûrda müceddeden binâ ve inşâ eylediğim câmi`-i şerîfde hatîb olacak zâta senevîye iki yüz otuz guruş vazife virile ve rıbh-ı mezkûrdan fazla kalan yetmiş guruşdan kırk guruşunu câmi`-i şerîf-i mezkûrun ta`mîr ve termîm ve mesarif-i zaruriyesine harc ve sarf olına ve bâkî kalan otuz guruşu câmi`-i şerîf-i mezkûrda îkâd olınan kanadil için ruğan-ı zeyt mübaya a olınup kanadil-i mezkûrelere 1 603 numaralı defterin 130. sayfa 224. sırasında kayıtlı Refahiye de Rüşdi Bey ibn Ali Rıza Efendi bin Ömer Ağa Vakfı na ait 5 Şa`bân 1310 (22 Şubat 1893) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 320 321
harc ve sarf olına deyu meblağ-ı mezkûr iki bin guruşu fâriğan ani ş-şevâğil mütevellî-i mûmâ-ileyh Bekir Efendi ye teslîm eylediğimde ol dahi vakfiyet üzre kabz ve tesellüm ve sâir mütevellîlerin evkâfda tasarrufları gibi tasarruf eyledi didükte; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vâkıf-ı mûmâ-ileyh Rüşdi Bey vakf-ı mezkûrunu ihkâm ve şurût ve kuyûdunu istihkâm irâdesiyle vakf-ı nukûdun butlanı zımnında olan kuyûda ba`dehu adem-î lüzûmuna teşebbüs idüp mütevellî-i mûmâ-ileyh dahi vakf-ı nukûdun sıhhat ve lüzûmuna zâhib olan eimme-i din rahmetu llâhi te`âlâ aleyhim ecma`în hazerâtının kavilleriyle mukâbele birle hükm taleb edicek fi-zemanına beyne l-ulemâi l-izâm câri olan kavl-i muhtâr üzre hâkim-i muvakki`-i sadr-ı kitab tûbâ lehû ve hüsne meâb Efendi huzurunda müterâfi`an olup her biri mübteğâsınca fasl u hasme tâliban olduklarında bu fakir dahi âlimen bi l-hilâfi l-câri beyne l-eimmeti l-eşrâf alâ-kavli men yerâhu vakf-ı mezkûrun evvelâ sıhhatine ve sâniyen lüzûmuna ve şurût-ı mezkûrenin cevâzına vâkıf-ı mûmâ-ileyh mahzarında hükm-i sahîh-i şer` ile kazâ-i sarîh-i mer`î itmeğin ol vechle vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım olup min-ba`d nakz ve ibtali ve tahvili muhâli mümteni`ü l-ihtimâl oldu ve ecru l-vâkıf ale l-hayyi l-cevâdi l-kerim. Cerâ zâlike ve hurrire kezâlik fi l-yevmi l-hâmis min-şa`bâni l-muazzam li-sene aşer ve selâse mieteyn ve elf. (5 Şa`bân 1310 ) Şuhûdu l-hâl; Mahkeme-i Bidâyet a`zasından Mehmed Şerîf Efendi ibn Hüseyin Ağa, Mahkeme Başkâtibi Hüseyin Efendi ibn Mehmed Efendi, Mahkeme-i Şer`iye Kâtibi Abdurrahman Efendi ibn Mehmed Efendi, Muhzır Salih Efendi ibn Osman Efendi. 322 323
SAİD EFENDİ BİN AHMED 1 Nâib be-kazâ-i Tercan Hüseyin Avni ufiye anhu. Hamd-i mevfûr ve şükr-i nâ mahsûr ol vâkıf-ı serâir-i kevneyni ve d-duhur cellet azametuhu ani ş-şekki ve zzuhûr ol vâcibü l-vücud hazretlerine ki hilkat-ı âdemi ketm-i ademden vücuda götürüb sâhib-i akl-i selim ve mekteb-i tekvînde esmâyi ta`lîm kılup câmi`-i fezâil-i cemile ve mecma ı hasâil-i hamide idüp melâike-i izâmın sücudu ile i`zâm ve envâ`-i kerâmet ile ikrâm eyledi ve dürer-i salavât ve s-selâm hüceste nizâm ol merkez-i dâire-i risâlet ve matla ı seyyâre-i velâyet pişûva-i usâbe-i evliyâ ve muktedâ-i cemâat-ı asfiyâ kafile-i salâr-ı risâlet ve sâtı a pâş-ı Nübüvvet Efendimiz hazretlerinin ruh-ı münevver ve kabr-i mu`attarlarına olsun ki makâm-ı mahmudun ve livâ-i maksûdun sahibidir. Sallallahu te`âlâ aleyhi vesellem teslîmen kesiren ve tahiyyât-ı firâvân cümle âli kirâm ve ashâb-ı fihâm üzerlerine olsun ki her biri zümre-i rehnumâ-i ehl-i islâm ve ravza-i rıdvân olup saray-i ukbâ-i câvidânda mânend-i vakf-ı müebbed ve rahmet heşt behiştde na im-i mukîm ile hâlid ve muhalledlerdir. Rıdvanu llâhi te`âlâ aleyhim ecma in. Ammâ ba`dü: Sebeb-i tahrîr-i kitâb ve mûcib-i tastîr-i hitâb oldur ki; medîne-i Erzurum muzâfâtından Tercan kazâsı kuralarından Karakulak karyesi sâkinlerinden sâhibü l-hayrât ve râğibü l-hasenât ve tâlibü l-ecri ve l-mesûbât karye-i mezkûre ahâlîsinden müteveffâ el-hâcc Ahmed Efendi vakfından olup kazâ-i mezkûrun nâib-i esbakı Osman Nuri Efendi imzâsıyla mumzâ ve mahtûm bir kıt`a musaddak ilmühaberi mûcibince sulb-i kebîr oğlu el-hâcc Said Efendi yi hâl-i hayâtında mütevellî nasb ve ta`yîn itmiş oldığı karye-i mezkûre ahâlîsinden sâhib-i arzıhal mütevellî-i mûmâ-ileyh El-Hâcc Said Efendi ibni l-müteveffâi l-mezbûr el-hâcc Ahmed Efendi kazâ-i mezkûr mahkemesinde ma`kûd meclis-i şer`-i şerîf-i enverde zikr-i âtî vakfına li-ecli t-tescîl ve l-itmâm-ı emri l-vakfı ve t-tekmîl mütevellî nasb olınmağla tevliyeti 1 600 numaralı defterin 115. sayfa 140. sırasında kayıtlı el-hâcc Said Efendi ibn Ahmed Efendi Vakfı na ait 1329 (1911) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 324 325
kabûl iden el-hâcc Mehmed Ağa bin Mustafa mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp zikr-i âtî vakfın sudûruna değin bi t-tevliye silk-i mülk-i sahîhimde münselik karye-i mezkûrede vâki` bir tarafı Osman hânesi ve bir tarafı Ahmed oğlu Ahmed hânesi ve iki tarafı tarîk-i âmm ile mahdûd dört gözü şâmil imâmet iskânına meşrût bir bâb menzilimle ittisâlindeki bir kıt`a arsa ve yine emlâkimden karye-i mezkûrede vâki` bir tarafı tarîk-i âmm ve bir tarafı nehr-i cârî ve iki tarafı kendi arâzîlerimle mahdûd on bin guruş kıymetli iki taş bir dînk iki bâb değirmenlerimi karye-i mezkûrede vâki` müceddeden binâ ve inşâ itmiş oldığım câmi`-i şerîf ile ittisâlinde bir dershâne ve bir medrese ve bir mektebhâne ve bir hatab damı bulınan atyeb-i mâl ve enfes-i menâlimden ifrâz ve kemâl-i imtiyâz ile mümtâz eylediğim mezkûr değirmenimi hasbeten li llâhi te`âlâ ve taleben li-merzâti fî-külli l-ahvâl vakf-ı sahîh-i şer`î müebbed ve habs-i sarîh-i mer`-i muhalled ile vakf u habs idüp şöyle şart ve ta`yîn eyledim ki; Zikrolınan değirmen-i mahdûd-ı mezkûru mütevellî ma`rifetiyle hasbemâ cerâe l-âde senevî iki bin guruşa âhere îcâr olınup meblağ-ı mezkûru onu on bir buçuk hesâbı üzere alâ-vechi l-helâl hâsıl olan meblağ-ı mezkûrdan bin guruşu ders okutan müderrise virile ve beş yüz guruşu dahî câmi`-i şerîf mihrabında bulınan imâm vazîfesine virile ve beş yüz guruşu dahî câmi`-i şerîf içün şehr-i Ramazân-ı şerîfde üç kıyyelik berât firûzan ile câmi`-i şerîf ve dershâne ve medrese ve kütübhâne ve değirmen ve hâne-i mezkûrelerle diğer Otlukbeli ile mezkûr Karakulak karyelerinde bulınan köprülerin ta`mîr ve termîmât-ı sâirelerine sarf oluna ve meblağ-ı mezkûreden fazla kalur ise câmi`-i şerîf-i mezkûrun gallesine zam olınarak ve vakf-ı mezkûre hayâtda oldıkça kendim mütevellî ve müderris vazîfesini icrâ idüp vefâtımdan sonra tevliyet ve tedrisiyet vazîfe-i mezkûre-i mersûme ile evlâdım ve evlâd-ı evlâdım ve evlâd-ı evlâd-ı zükûrum batnen ba`de-batnin ve karnen ba`de-karnin gıbbe aslin mâ-te`âkabu ve tenâselû mutasarrıf olalar. Ne`ûzu bi llâhi min-gazabi l-feyyâz ba`de l-inkirâz tevliyet-i mezkûre ve cihât-ı sâire-i merkûmenin tevcîh ve ta`yîni kazâ-i mezkûrede icrâ-yi ihkâm-ı dîn-i mübîn ve ihyâ-i i`lâm-i şer`î metin iden kâdı efendiler hazretlerinin re y-i münîr ve tedbîr-i müstenîrlerine mufavvaz ola deyü ta`yîn ve tahsîs-i şurût ve kuyûd ve tebyîn ve tensîs-i ukûd birle hatm-i kelâm ve istifâ-i merâm itdikden sonra bi l-cümle zikr olınan değirmen-i mahdûd-ı mezkûreye fâriğan ani ş-şevâğil mütevellî-i mezbûre teslîm eylediğimde ol dahî vakfiyet üzere bi t-tevliye kabz ve tesellüm idüp sâir evkâf ve mütevellîyan-i eslâf gibi tasarruf-u tâm ve ri`âyet-i merâsim-i şurût ve kuyûda sarf ve ihtimâm eyledi didikde; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î emr-i vakıf tamâm ve hâl-i teslîm encâm bulmışken vâkıf-ı mûmâ-ileyh esbeğa llâhu ni`amehu aleyh semt-i vifâkdan cânib-i hilafa sülük ile vakf-ı mezbûrdan rücû` ve mütevellî-i mezbûr ile husûmet ve nizâ`a şürû` idüp İmâm-i Azam ve hümâm-i akdem sirâcü l-milleti ve d-dîn ve üstâzü l-eimmeti l-müctehidîn Ebû Hanife Sâbit el-kûfî cüziye bi l-hayr hazretlerinin kavl-i şerîfleri üzere vakf-ı akâr gerçi sahîh lâkin sıhhat müstelzim-i lüzûm olmadığı mübeyyen ve kütüb-i fıkhiyyede müberhendir. Binâen alâ-hazâ sâlifü z-zikr değirmen-i mahdûd-ı mezkûrun vakfiyetinden rücû` birle ke l-evvel mülküme istirdâd murâd iderim deyicek mütevellî cevâb-ı bâ-sevâba tasaddî idüp hâl bast olınan minvâl-i muharrer üzere lâkin İmâm Muhammed bin Hasan eş-şeybanî hazretlerinin kavl-i şerîfleri ve re y-i münîfleri üzere dahî sıhhat lüzûmdan mufarık olmaz öyle olıcak imâmeyn-i hümameyn hazretlerinin kavl-i şerîfleri üzere vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım olmışdır deyu redden imtinâ` ve vakf-ı mezbûr içün rücû` vâkıf-ı mezbûr içün gayri meşrû`dur deyu ilâyı kitâbi tevki`i müstetâbı ile şeref-yâb iden hâkim-i hâsım e`aze llahu l-meliki l-âlem hazretleri huzûrunda müterâfi`ân ve her biri fasl u hasme tâlibân oldıklarından hâkim-i mûmâ-ileyh esbeğa llâhu aleyh hazretleri dahî temhîd-i hayr-i kavâ`id evlâ ve teşyîd-i mebânî-i vakfı ahrâ görüp hilâf ve ihtilâfa âlim olmağın vakf-ı mezkûrun şurût ve kuyûduna ve nufûz-ı lüzûmuna hükm-i sahîh-i şer`î ve kazâ-i sarîh-i mer`î idüp min-ba`d vakf-ı mezkûrun nakz ve nakızı adîmü l-ihtimâl oldı. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezî- 326 327
ne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 2 ve ecrü l-vakıf-ı ale l-hayyi l-cevâdi l- kerîm. Cerâ zâlike ve harrerehu fi l-yevmi t-tâsi` ve l-işrîn min-şehri Rebî`i l-evvel li-sene tis`a ve işrîn ve selâse mietin ba`de l-elf min-hicreti men lehü l-izzü ve ş-şeref deyu nâib-i sâbık Mehmed Alaaddin Efendi zamanında tescîl edilüp ihrâç olınan vakfiye hüccetinin sûret-i musaddakasıdır. 2 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse günahı onu değiştirenlerindir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işiten ve (her şeyi) bilendir. (Bakara, 2/181). 328 329
SALİH BEY BİN İSMAİL 1 el-hamdü li llâhi l-vâkıfi alâ-külli hâl el-münezzehi ani t-tağyiri ve l-intikâl ve s-salâtü ve s-selâmü alâ-muhammedi l-mevsûf bi-mekârimi l-ahlâk ve muhâsini l-hisâl el-âricîne il-me`ârici l-kemâl Ammâ ba`dü: İşbu vakfiyye-i sahîhatü l-fehavî ve vesîka-i şer`iyyetü l-metavînin tahrîr ve inşâ ve tastîr ve imlâsına bâdî oldur ki medîne-i Erzincan kurâsından Handesi karyesinde sâkin zâtı zeyl-i kitâbda mektûbü l-esâmî müslimîn ta`rîfleriyle mu`arref olan sâhibü l-hayrât ve l-hasenât Salih Bey ibn İsmail medîne-i mezkûre mahkemesinde ma`kûd-ı meclis-i şer`-i şerîf-i enverde zikr-i âtî vakfına li-ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta`yîn eylediği sulbî sahîh kebîr oğlı İsmail Ağa mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`i ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`i idüp vatkâ ki bu dâr-ı fenâ bî-sebât ve bî-bekâ olup na`îm-i ma`raz-i zevâlde ve mukîm-i şeref-i irtihâlde oldığını mülâhaza idüp es-sadkâtü fidyetünli l-ma âsi yevme yuh azü l-mücrimün bi n-nevâsi 2 ma`lûm oldığından mâ`adâ ve ma tukaddimü li-enfusiküm min-hayrin tecidûhü inda llâhi hüve hayren ve âzame ecren 3 mefhûm-ı münîfinden habîr ve âgâh olduğum ecilden vakf-ı âti l-beyânın sudûruna değin örf ve adeti belde üzre bend ve harkına teba`iyetle silk-i milk-i sahîhimde münselik ve muntazım olup karye-i mezkûrenin vâdîsinden ve uyûnundan nubû` idüp karye-i mezkûre harkından ceryân iden on beş günde bir nevbet ya`ni cum`a gecesi şemsin kurıbından tulû`na değin bir gece mülk-i âb-ı lezîzimi bi-cümleti t-tevâbi` ve l-levâhık ve kâffeti l-hukûki ve l-merâfık hasbeten li llâhi l-aliyyü l-azîm ve taleben li-merzâti Rabbi r-rahîm yevme lâ-yenfa`u mâlün velâ benûn illâ 1 No: 173. 611 numaralı defterin 167. sahife ve 173. sırasında kayıtlı İsmail oğlı Salih Bey in 7 Şevvâl 1312 (3 Nisan 1895) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 2 Sadaka, günahkârların alınlarından yakalanacakları günde günahlar için fidye (kefaret) dir. 3 Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz. Hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere. (Müzzemmil, 73/20). 330 331
men eti llâhe bi-kalbin selîm 4 ricâsı ile bi-niyyetin sâdıkatin ve azîmeti vesîka vakf-ı sahîh-i şer`î müebbed ve habs-i sarîh-i mer`î muhalled ile vakf ve habs idüp şöyle şart eyledim ki; Âb-lezîz-i mezkûr bâ-yed-i mütevellî beher sene ecr-i misliyle tâliblerine îcâr olınup hâsıl olan gallesinden evvela beher sene ruhum için îd-i azhâda bir sehim kurban zebh olına ve yine beheri ikişer buçuk vukiyye don mum yağından iki aded berât karye-i mezkûrda vâki` câmi`-i şerîfde îkâd olına ve yine galle-i mezkûreden karye-i mezkûrede vâki` câmi`-i şerîfin muhtâc-ı ta`mîr olan mahalleri için yirmi beş guruş virilerek sarf olına ve yine beher sene galle-i mezbûreden câmi`-i şerîf-i mezkûrun kurbında vâki` sıbyân mektebinin muhtâc-ı ta`mîr olan mahalleri için on beş guruş virile ve yine üç senede bir def`a ya`ni câmi`-i şerîf ve mekteb-i mezkûrlar için şart ve ta`yîn olınan cem`an kırk guruş iki sene şart-ı mezkûr üzere sarf olına üçüncü sene meblağ-ı mezkûr kırk guruş ile ruhum için helva tabh olınarak fukarâ ve komşulara tevzi` birle hâsıl olan ecr-i mesûbâtı ruhuma ihdâ kılına ve karye-i mezkûrdan fazla kalur ise fazla-i mezkûr nısfiyyet üzre vakf-ı mezkûruma mütevellî ve nâzır olan kimesnelere vazîfe ve ücret virile ve vakf-ı mezkûruma oğlum mezbûr İsmail Ağa mütevellî ve diğer oğlum Ali Ağa nâzır olalar ve mütevellî-i mezbûr İsmail Ağa ba`de l-vefât evlâd-ı evlâd-ı evlâd-ı zükûrunun ekber ve erşedi batnen ba`de batnin nâzır olalar ve ba`de l-inkırâz evlâd-ı evlâd-ı evlâd-ı inâsımın kezâlik ber-minvâl-i meşrûh ekber ve erşedi mütevellî ve nâzır olalar ve ba`de l-inkırâzi l-küll hâkim-i belde ma`rifetiyle karye-i mezbûreden mu`temed ve müstakîm bir kimesne şart-ı mezkûr üzre mütevellî ve bir kimesne nâzır olalar deyu ta`yîn-i şurût ve tebyîn-i mesârif ve kuyûd idüp âb-ı lezîz-i mezkûrdan hark ve bendine teba`iyetle fâriğan ani ş-şevâğil mütevellî-i mezbûra teslîm ol dahi vakfiyyet üzre kabz ve tesellüm ve sâir mütevellîlerin evkâfda tasarrufları gibi tasarruf eyledi didikde; 4 O gün ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah a kalb-i selim ile gelenler (o günde fayda bulur). (Şuara, 26/88-89). Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vâkıf-ı mezbûr Salih Bey semt-i vifâkdan cânib-i şikâka âzim ve mütevellî-i mezbûr ile husûmet ve nizâ`a câzim olup vakf-ı akâr muhtâr-ı eimme-i ahyâr olan İmâm-ı Azâm ve hümâm-ı efham sirâcü l-ümme ve kâşifü l-gumme hazretleri indinde sahîh lâkin menzil-i âriyetde olup şeref-i lüzûmu müstelzim olmamağla vakf-ı mezkûrdan rucû` câizdir râci`-i meşrû`u gayr-ı mütecâviz olmağın âb-ı lezîz-i mezkûru ke l-evvel mülküme istirdâd iderim didikde mütevellî-i reşîd münâsib cevâb-ı sedîd virüp gerçi inde l-imâmi l-azâm hâl bast ve beyân olınan minvâl-i muharrer üzre oldığı cây-i işkal değildir lâkin Arif-i Samedânî Ebu Yusuf eş-şehir bi l- İmâmi s-sânî indinde vâkıf mücerred vakaftü dimekle ve İmâm-ı Rabbânî Muhammed bin Hasan eş-şeybânî indinde teslîm-i ile l-mütevellî ve te bîd-i zikr ile vakıf lâzım olur deyu redd ve teslîmden imtinâ` ve nizâ` ile hâkim-i muvakki`-i sadr-ı kitâb tûbâ lehû ve hüsne meâb efendi hazretleri huzûrunda müterâfi`ân ve her biri mübteğâsınca fasl ve hasme tâlibân olduklarında hâkim-i mûmâ-ileyh esbeğa llâhu ni`amehû-aleyh hazretleri dahi tarafeynin edillesine nazar ve mubtıl-i hayr olmakdan hazer idüp âlimen bi l-hilâfi l-cârî beyne l-eimmeti l-eslâf vakf-ı mezkûrun evvela alâ-re yi men yerâhu sıhhatine ve sâniyen imâmeyn kavilleri üzre lüzûmuna hükm-i sahîh-i şer`î ve kazâ-i sarîh-i mer`î itmeğin min-ba`d vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım ve habs-i sarîh ve mütehattim oldı. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 5 cerâ zâlike ve hurrire fî l-yevmi s-sâbi` Şevvâli l-mükerrem sene isnâ aşere ve selâse mieteyn ve elf. 5 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür. (Bakara, 2/181). 332 333
SALİH EFENDİ 1 Medîne-i Erzincan da, Vasgirt karyesi ahâlîsinden zikr-i âtî vakıf tevliyetine meşrûtun-leh oldığını iddi`â iden Köseoğlı Ârif Ağa ibn Hacı Ahmed medîne-i mezkûre mahkeme-i şer`iyyesinde ma`kûd meclis-i şer`-i şerîf-i enverde Halillullah mahallesi ahâlîsinden Nâibzâde Şükrü Efendi ibn Mustafa hâzır oldığu hâlde medîne-i mezkûr livâ evkâf me mûru vekîli olup, kıbel-i şer`den husûmet-i re y olunan Hâfız Mehmed Hâlis Efendi ibn Ahmed Ağa muvâcehesinde ber-vech-i âtî da`vâ eyledi. Mezkûr Halilullah mahallesi ahâlîsinden iken bundan akdem vefât iden sâhibü l-hayrât ve l-hasenât Gürcüzâde Salih Efendi bin iki yüz seksen iki senesi Recebi l-ferdinin on birinci günü târihi ile müverrah ve sicillât-ı evkâfda mukayyed tezvîr u tasnî`den sâlim ma`an ve mersûm vakfiyye-i ma`mûlun-bihâsında vücûh-ı birr-i mu`ayyenesine vakf eyledigi kara mîrî zarfından iki saat yirmi dakîka sevâbla Sûk-i Sultânî de vâki` ve her biri mahallerinde ma`lûm ve müte`ârifi l-hudûd ve beyne l-ahâlî Çin Ahmed Fırûnu dinmekle ma`rûf iki kepenk bakkâl ve bir kepenk etmekçi dükkânı ki cem`an üç kepenk dükkânlarda bulunan sülüs hisselerinin tevliyetini zevcesi Güllü Hânım a ve anın vefâtı ile evlâd-ı evlâdının ekberine şart, mütevellîye-i merkûmenin kerîmesi Vesile Hâtun ber-mûceb-i şart-ı vâkıf tevliyet-i mezkûreye mutâ`sarrıf iken bu esnâda vefât itmekle yeri hâlî ve hizmet-i mezkûrun zıllı olup, mütevellî-i merkûme Güllü Hânım ın evlâd-ı evlâdından hâzır-ı mumâ-ileyh Şükri Efendi ekber ise de tevliyet-i mezkûreye tâlib olmayup, ben dahi hâzır-ı mûmâ-ileyh Şükri Efendi den evlâdı meyânında ekberi ve tevliyet-i mezkûrenin meşrût olmasıyla îcâb-ı şer`îsi matlûbumdur deyu hâzır-ı mûmâ-ileyh Şükri Efendi nin tasdîkine mukârîn da`vâ itdikde evkâf me mûru vekîli efendi-i mûmâ-ileyh dahi cevâbında müdde`î-yi mumâ-ileyhin evlâd-ı ekberden olup, tevliyet-i mezkûrenin meşrûtları oldığını inkâr eyledi. Müdde`î-yi mezbûr beyâna lede l-havâle 1 No: 22. 612 numaralı defterin 16. sayfası 22. sırasında kayıtlı Erzincan da Gürcüzâde Salih Efendi Vakfı na ait 20 Receb 1340 (19 Mart 1922) tarihli i`lâmın yeni harflere çevirisidir. 334 335
Mollâ Güzel mahallesi imâmı Hacı Münir Efendi ibn Salih ve âzâ Mustafa Efendi ibn Ârif ve Aktaş mahallesi imâmı Yahya Efendi ve ibn-i aza Salih Ağa ibn-i İbrahim den evla bâ-varaka-i mestûre sırren ve ba`dehû mezkûr Mollâ Güzel mahallesi ahâlîsinden İsmail Ağa ibn Hüseyin Ağa ibn Osman dan ve mezkûr Aktaş mahallesi ahâlîsinden Destegülzâde Hacı Ahmed Efendi, Ebu Bekir ve Hasan Efendi ibn Süleyman dan dahi bi l-muvâcehe alenen lede t-tezkiye âdil ve makbûlü ş-şehâde oldıkları iş`âr ve ihbâr olunan anîfü z-zikr Mollâ Güzel mahallesi ahâlîsinden İmâm oğlı Salim Efendi ibn Mehmed bin Ahmed ve marrü l-beyân Aktaş mahallesi ahâlîsinden Tekya Sadırzâde Ömer Efendi ibn Süleyman bin Halil nâm kimesnelerin huzûr-ı bi l-muvâcehe ber-nehc-i şer`î alenen vukû` bulan şehâdet-i şer`iyyeler ile isbât itmegin mûcibince müdde`î-yi mezbûr Ârif Ağa mütevelliye-i mezbûre Güllü Hânım ın evlâd-ı evlâd-ı ekberi ve tevliyet-i mezkûrenin şurûtları olup ol vech ile mu`amele-i tevcîhiye icrâ-yı iktizâ eyledigi tescîl ve i`lâm olındı. Fi l-yevmi l-ışrîn min-şehr-i Recebi l-mürecceb li-sene erba`în ve selâse mieteyn ve elf. Fî- 20 Receb 1340 336 337
SÜLEYMAN AĞA BİN YAKUB 1 Ahsenu mâ-teveşşaha bihî sadri s-sutûr hamden li llâhi l-meliki l-gafûr ellezî hedâ ba`zı ibâdihî ilâ-sebîli l-hayrât ve l-meberrât ve refa`a kadrehu bi l-irtifâi ile d-derecâti l-aliyyât ve ce`ale l-evkâfi s-sahîhate zerî`aten ilâ-kitabi cezîli l-ecr ve vesîleten ilâ-cemîli z-zikr ve evlâ mâ-yüzeyyinu bihi s-sukûki ve l-enâmik sılatu nebiyyihi l-kerîmi ve tahiyyeti resûlihi l-azîm el-meb`îsi ilâ-kâffeti l-ümem bi l-âyâti z-zâhire el-müeyyedu vilâyetuhû bi l-mu`cizâti l-bâhire salla llâhu aleyhi ve alâ-âlihi l-kirâm ve ashâbihi l-i`zâm salâten tebkâ ve tedüm devâ- mi l-vakfi l-müseccel bi l-lüzûm Ammâ ba`dü: Bu dâr-ı dünyâ mahfel-i makarr-ı fenâ olup mukîm-i mübtelâyı sefer-i dâim ve nâ`im-i mânendi zillûn zâil bi-kâim oldığı nümâyân ve vâkıf-ı umûr-ı dîn ve dünyâ ve uhrâya âyândır ki külli nefsin zâikatü l-mevt 2 zevkinden tatmadan ve külli men aleyhâ fân hakîkat-ı vücûd-ı insana sirâyet itmeden ve kâne zâlike fi l-kitâbi mestûrâ kavl-i şerîfinden fi`ile getürdükleri âsâr-ı hayrât ve sadakati l-câriyenin va llâhü yudâ`ifü li-men yeşâu 3 ile her birinin ecir ve sevâb fî-yevmi l-hesâb va`ad buyurmuşlardır binâen-alâ-zâlik işbu vakfiyye-i celîli ş-şân ve cerîde-i bedî`ü l-ünvânın tahrîr ve inşâsına bâ`îs ve bâdî ve tastîr ve imlâsına sebeb oldur ki medîne-i Erzincan ın Taşcı mahallesinde sâkin Demircioğlı Süleyman Ağa ibn Yakub meclis-i şer`-i şerîf-i şâmihü l-imâd ve mahfel-i dîn-i münîf-i râsihü l-evtâdda vakfına li-ecli t-tescîl ve l-itmâm emrü l-vakfi ve t-tekmîl mütevellî nasb olunmağla tevliyeti kabûl iden li-ebeveyn er karındaşı İsmail Ağa mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp zikr-i âtî vakfının sudûruna değin silk-i milk-i sahîhimde münselik mahalle-i mezkûrede vâki` bir tarafdan Acemoğlı İsmail menzili ve bir tarafdan el-hâcc Abdülgani oğlı Hüseyin 1 No: 171. 611 numaralı defterin 165. sahife ve 171. sırasında kayıtlı Demircioğlu Süleyman Ağa ibn Yakub Vakfı na ait 24 Cemâziye l-evvel sene 1288 (11 Ağustos 1871) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 2 Her nefis ölümü tadacaktır. (Ali İmran, 3/185; Enbiya, 21/35; Ankebut, 29/57) 3 Allah dilediğine kat kat fazlasını verir. (Bakara, 2/261). 338 339
menzili ve bir tarafdan karındaşım mezbûr İsmail Ağa menzili ve taraf-ı râbi`i Köse Beyzâde Mahmud Ağa arsa-i hâliyyesi ile mahdûd iki ev ve bir kiler ve bir ahur ve bir merek ve iki havlı ve bir bâb sokak kapısını müştemil bir bâb mülk menzilim ile yine silk-i milkimde münselik olan bir cild Muhammediyye ve bir cild Ahmediyye kitâbları hasbeten li llâhi l-müte`âl ve taleben li-merzâtihî fî-külli l-ahvâl vakf-ı sahîh-i şer`î ve habs-i sarîh-i mer`î muhalled ile vakf ve habs idüp şöyle şart eyledim ki; Menzil-i mezkûr bi-cümleti t-tevâbi` ve l-levâhık hasbemâ cera l-âde icâre-i mu`tâde ile âhere îcâr olınup icâre-i mezkûreden mikdâr-ı vâfî meblağ evvelen menzil-i mezkûrun îcâb iden mahallerinin ta`mîr ve termîmine ma`rifet-i şer` ile sarf olına ve yine icâre-i mezkûreden beher sene beş kıyyelik bir şem`-i berât iştirâ birle Halilullah Câmi`-i Şerîfi ne li-ecli l-îkâd vaz`ı olına ve yine icâre-i mezkûreden beher şehr-i Rebî`ü l-evvelinin on ikinci gecesi câmi`-i şerîf-i mezkûrede bir menkıbe-i vilâdet hazret-i risâlet-penâhî kırâat ola ve yine icâre-i mezkûrdan beher sene Receb-i şerîfin ibtidâ-i cum`a gecesi iki buçuk kıyye rûgan-ı sade ve bir buçuk kıyye asel ve îcâbı kadar dakîk alınup helva tabh olınarak icâb iden nân-ı azizle berâber talebe-i ulûm efendiler ile sâir fukarâya it`âm-ı ta`âm itdirile ve yine icâre-i mezkûreden beher sene îd-i azhâsında bir sehim kurban iştirâ olınup hisse-i mezkûre talebe-i ulûm efendileriyle sâir fukarâ-i müslimîne virile ve yine beher sene Ramazân-ı şerîfinde hatm-i şerîf tilâvet itdirülüp sevâbını benim ve ebeveynim ve sâir mü minîne ervâhlarımıza ihdâ olına ve hatm iden kimesneye icâre-i mezkûreden alâ-vechi s-sıle otuz guruş virile ve icâre-i mezkûreden bâkî kalanı dahi mütevellî yedi ile onu on bir buçukdan alâ-vechi l-halâl ve bâ-devr-i şer`î ile istirbâh olınup ribh-i mezkûrdan hâsıl olan cem` olınup dört aded kelâm-ı kadîm iştirâ idülüp bir câmi`-i şerîf-i mezkûre ve biri dahi el-hâcc Hâfız Efendi türbesine ve biri dahi Kurşunlu mahallesi Câmi`-i Şerîfi ne ve biri dahi Şaban Ağa mahallesi Câmi`-i Şerîfi ne vaz` olına ve yine ribh-i mezkûrdan üç kelâm-ı kadîm dahi iştirâ idilüp ehil ve erbâbına vaz` olına ve bundan sonra fazla kalur ise fazla-i mezkûre vakf-ı şerîfime zamm ve ilhâk olına ve ben hayâtda oldukça kendim mütevellî olup tebdîl ve tağyîr ve taklîl ve teksîri merreten uhrâ yed ve meşiyyetimde ola ve ba`de l-vefât karındaşım mezbûr İsmail Ağa ber-vech-i hasbî mütevellî ve ammim eşbi hâzır bi l-cümle Ahmed Efendi ibn Yusuf dahi ber-vech-i hasbî nâzır ola anlar dahi vefât itdiklerinde evlâd-ı zükûrlarının ekberi yine ber-vech-i hasbî mütevellî ve nâzır olalar ve ba`de devri l-eyyâm ve kürûr ve şuhûr ve a`vâm ile vakf-ı mezkûre futûr ve galle-i mezkûra kusûr terettüp idüp şerâit-i mezkûreye ri`âyet müte`azzire olur ise galle-i merkûme mutlaka medîne-i fukarâ-yı müslimîne virile ve zikr olınan kitâb-ı mezkûrlar dahi mütevellî ma`rifeti ile bir mahall-i münâsebede hıfz ve lede l-iktizâ mürâca`at idenleri müstefid eylediklerinde mütevellî yedine teslîm eyleyeler ve bu ta`yîn ve tahsîl-i şurût ve kuyûd ve tebyîn ve tansîs ukûd birle hatm-i kelâm ve istifâ-yı merâm itdikden sonra menzil-i mahdûd-ı mezkûr ile zikr olınan kitâbeyn-i mevsûfeyn-i mezkûreyni fâriğan ani ş-şevâğil mütevellî-i mezbûra teslîm eylediğimde ol dahi vakfiyyet üzere bi t-tevliye kabz ve tesellüm idüp sâir evkâf ve mütevelliyân-ı eslâf gibi tasarruf-ı tâmm ve ri`âyet-i merâm şurût ve kuyûda sarf-ı inzimâm eyledikde; Gıbbe t-tasdîki ş-şer`î vakıf tamam ve hâl teslîm-i encâm bulmuş iken vâkıf-ı mezbûr semt-i vifâkdan cânib-i şikâka sülûk ile vakf-ı mezbûrdan rucû` ve mütevellî-i mezbûr ile husûmet ve nizâ`a şurû` idüp vakf-ı akâr mefhari l-eimme-i kibâr olan İmâm-ı Azam ve hümâm-ı akdem sirâcü l-millet ve d-dîn üstâd-ı eimme-i müctehidîn Ebu Hanife Numan bin Sabit el-kûfî cûziye bi l-hayr ve Kûfî hazretlerinin mezheb-i hatîr ve re y-i münîrlerinde sahîh lâkin gayr-i lâzım ve vakf-ı menkûl yine İmâm Ebu Hanife hazretleri ru yeti üzere adem-i cevâzı mahallinde tasrîh olunmağla vakf-ı mezbûrdan rucû` idüp menzil-i mezkûr ile kitâbeyn-i mevsûfeyn-i mezkûreyni ke l-evvel mülküme istirdâd iderim didikde mütevellî-i mezbûr dahi sühan-sâz cevâb-ı bâ-savâba âğâz idüp gerçi hâl zikr olınan minvâl üzeredir lâkin İmâm Muhammed bin Hasan eş-şeybânî rivâyeti üzere kitâb-ı mezkûrların vakfiyyeti 340 341
sahîh olup Arif-i Samedânî Ebu Yusuf eş-şehir bi l-imâmi s-sânî re y-i hatîrlerinde vâkıfın mücerred vakaftü kavli ile vakıf sahîh ve lâzım ve sıhhat-ı lüzûm müstelzim olmağla redd ve teslîmden imtinâ` iderim ve bu hâkim-i muvakki`-i ale n-nâib ale l-kitâb tûbâ lehû ve hüsne meâb efendi hazretlerinin fâiz-i nurlarında vâkıf-ı mezbûr ile müterâfi`ân ve her biri mübteğâsınca fasl ve hasme tâlibân oldukların da hâkim-i müşârun-ileyh hazretleri dahi bu bâbda teemmül-i lâyık ve tefekkür-i fâik eyledikde ve temhîd-i kavâ`id-i hayrı evlâ ve teşyîd-i mebânî-i vakfı ahrâ görmekle tarafeynin kelâmına nazar ve mubtil-i hayr olmakdan hazer idüp âlimen bi l-hilâfi l-cârî beyne l-eimmeti l-eslâf ve ra`iyyen bi-cemî`i mâ-lâ-büdde minhu fi l-hükmi bi l-evkâti alâ-re y-i men yerâhu mine l-eimmeti l-müctehidîn vakf-ı mezbûrun sıhhatine ve sâniyen lüzûmuna vakf-ı mezbûr mahzarında hükm-i sahîh-i şer`î ve kazâ-i sarîh dahi itmeğin vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım ve habs-i sarîh-i mütehattim olup min-ba`d nakz ve tahvîli muhâl ve tebdîl ve tağyîr adîmü l-ihtimâl oldı. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 4 cerâ zâlike ve hurrire fi lyevmi r-râbi` ve l-işrîn min-cemâziye l-ûlâ sene semân ve semânîn ve mieteyn ve elf. (24 Cemâziye l-ûlâ sene 1288). 4 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür. (Bakara, 2/181). 342 343
SÜLEYMAN ZİHNİ EFENDİ BİN AHMED BİN ABDULLAH 1 Erzincan Kâdîsı Mehmed Tahîr. el-hamdü li llâhi l-vâkıfi alâ külli hâl el-münezzehi ani t-tağayyüri ve l-intikâl ve s-salâtu ve s-selâmü alâ seyidine Muhammedin mevsûfi bi-mekârimi l-ahlâkı ve mehâsini l-hisâl ve alâ âlihî ve ashâbihi l-`âricîn ilâ me`ârici l-kemâl. Ammâ ba`dü: İşbu vakfiyye-i şer`îyyeti l-mutavî ve vesika-i sahîhâtî l-fehâvînin tahrîr ve inşâsına bâdi ve tastîr ve imlâsına sebeb-i âdî oldur ki medîne-i Erzincan ın Karaağaç mahallesi ahâlisinden Bekir Ağazâde el- Hâcc Hâfız Süleyman Zihni Efendi ibn Ahmed bin Abdullah medîne-i mezkûre mahkeme-i şer`îyyesinde ma`kûd meclis-i şer`-i şerîf-i enverde zikr-i âtî vakfına li-ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta`yîn olunmağla tevliyeti kabûl eden mahâlle-i mezkûre ahâlisinden Hâfız Osman Efendi ibn Aşur muvâcehesinde ikrâr-ı sahîh-i şer`î ve i`tiraf-ı sarîh-i mer`î idüp vaktâki ben bu dârı fenâ bî-bekâ ve bî-sebât olup na`îmi mâraz-ı zevâlde ve mukim-i şeref-i irtihâlde oldığını mülâhaza idüp es-sadâkatü fidyetün li l-me âsi yevme yu hazü l-mücrimune bi n-nevâsi 2 mantuku celîlinden ve ma tukaddimü li-enfusiküm min-hayrin tecidûhü inda llâhi hüve hayren ve âzame ecren 3 mefhum-ı münîfinden habir ve ağâh olduğum ecilden vakf-ı câi z-zikrin sudûruna değin silk-i mülk-i sahîhimde muntazım ve münselik mezkûr Karaağaç mahallesinde vâki` cânib-i yemini benim mezbeleliğim ve yesâri tarîk-i âmm ve cenuben İsmet Hâtûn hânesi ve şimâlen tarîk-i hâss ile mahdûd bâ-sened-i hakânî müstakillen mutasarrıf olduğum bin iki yüz guruş kıymetli bir bâb hânemi hasbeten li llâhi l-aliyyü l-azîm vakf-ı sahîh-i 1 No: 36. 607 numaralı defterin 152. sayfa 236. sırasında Erzincan da kayıtlı Bekir Ağazâde el-hâcc Hâfız Süleyman Z ihni Efendi ibn Ahmed bin Abdullah Vakfı na ait 1 5 Şevvâl 1332 (6 Eylül 1914) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 2 Sadaka, günahkârların alınlarından yakalanacakları günde günahlar için fidye (kefaret) dir. 3 Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu daha hayırlı ve mükafata daha layık olarak bulursunuz. (Müzzemmil, 73/20). 344 345
şer`î ve habs-i sarîh-i mer`î ile vakf ve habs idüp şöyle şart eyledim ki; Hâne-i mahdûd-ı mezkûr beher sene bâ-yed-i mütevellî semen ve bedel-i misliyle îcâre verülüb bedel-i îcârından evvelâ hâne-i mezkûrun ta`mîr ve termîmi ve emlâk rüsûmu ba`de l-edâ ve l-icrâ mütebakî gallesi mahâlle-i mezkûrede vâki` Arslan Bey Câmi`-i Şerîfi müezzinliğini edâ ve îfâ eden zâta ücret ve vazîfe ola ve vakf-ı mezkûrun tevliyeti dahi işbu hâzır-ı bi l-meclis Hâfız Osman Efendi ye meşrûta ola ve ba`de vefâtîhi evlâd-ı zükûrunun ekber ve erşedi mütevellî ola ve izn-i sultânî ile istibdâli tecviz eden fukahâ-i izâm rahimehumullahü l-melîki l-allâm hazarâtı kavl-i şerîfleri vakf-ı mezkûruma müte`allik olan kâffe-i şurût ve kuyûdu tebdîl ve tağyîri ve taklili ve teksîri mütevellî-i mûmâ-ileyhin yed-i meşiyyetine şart ve ta`yîn birle fâriğan ani ş-şevâğıl mütevellî-i mûmâ-ileyhe ba`de t-teslîm ol dahi ber-vechi vakfiyyet bi t-tevliye ahz u kabz ve tesellüm ve emsali gibi tasarruf eyledi dedikde; Gıbbe t-tasdîkü ş-şer`î vâkıf mûmâ-ileyh meclis-i ma`kûd-ı mezkûrda vakf-ı akâr İmâm-ı Azam Ebû Hanife el-kûfî hazretlerinin mezheb-i şerîflerinde sıhhat ve lüzûmu müstelzim olmayub vakf-ı mezkûrdan rücû` ve ke l-evvel mülküme istirdâda şurû` eyledim mütevellî-i mûmâ-ileyh hâne-i mahdûde-i mevkûfeden kasr-ı yed idüp bana teslîm içün mütevellî-i mûmâ-ileyhe tenbîh olınması matlubumdur deyu ba`det da`vâ ve l-istintak mütevellî-i mûmâ-ileyh dahi cevâbında gerçi hâl-bast olınan minvâl üzeredir. Lâkin İmâm-ı Ebu Yusuf hazretleri indînde vâkıf mücerred vakaftü dimekle ve İmâm-ı Muhammed bin Hasan eş-şeybanî aleyhi rahmetihi l-bârî hazretleri katında teslîm-i ile l-mütevellî olmağla vakıf sahîh ve lâzım olup rücû` ihtimâli yokdur deyu redd ve teslîmden imtinâ` birle hâne-i mahdûd-ı mezkûrun vakfiyyetine hüküm ve kazâ olınmasını taleb iderim deyu mütevellî-i mûmâ-ileyhin irâd eylediği def`î İmâm-ı müşârün-ileyh Ebû Yusuf hazretlerinin kavl-i şerîfi üzere vâkıfın vakaftü kavlîyle hâne-i mahdûd-ı mezkûrun şart-ı mezkûrı ile sahîh ve lâzım olduğuna binâen hâne-i mahdûd-ı mezkûrun lüzûm-ı vakfiyyetine ba`de l-hükm vâkıf müdde`i mûmâ-ileyh da`vâ-i mezkûresiyle mütevellî-i mûmâ-ileyh Hâfız Osman Efendi ye mu`ârızadan men` olunduğunu tescîl ve i`lâm olundu. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 4. Ve ecrü l-vâkıf ale l-hayyi l-cevâdi l-kerîm. Cerâ zâlike ve hurrire fi l-yevmî l-hamis aşer min Şevvâ l-mükerrem li-sene isneyn ve selâsin ve selâse mieteyn ve elf. (15 Şevvâl 1332). 4 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işiten ve (her şeyi) bilendir. (Bakara, 2/181). 346 347
ŞERİFE HANIM BİNT-İ VELİYYÜDDİN 1 Medine-i Erzincan kurâsından Yalnızbağ karyesinde sâkin Yâsin Efendizâde İbrâhim Efendi ibni ebeveyn er karındaşı Hayreddin Efendi hazır olduğu halde medîne-i mezbûre şer`iyesinde mâ`kut meclis-i şer`i şerîf-i enverde takrîr-i kelam ve teshîd-i merâm medine-i mezkûre evkaf cerîdesinde 1262 senesi şehr-rebî`u l-evvelinin 25. günü tarihiyle vakfiyeti ve şurûtu ve kuyûdu âtiyesi mukayyed ederek işbu meclis-i şer`iyece kırâât olunan arzıhâlimiz zirinde Evkaf Müdiriyeti tarafından bir der kenar i`lâm ve beyan olunduğu üzre dedemiz yani babamız müteveffâ Ahmed Efendi nin babasının anası merhum Şerife Hanım bint-i Veliyyüddin Efendi tarafından hayatında hasbeten li llâhi te âlâ vakıf olup gallesi beher sene şuhûr-u selâsede talebeyi ulûm ve fukaraya tevzi` olunmak üzere bir miktar helva tabhı masârıfına ve yine beher senenin îd-i edhâsında rızâen li llâhi te`âlâ zebih edilmek üzere üç re s kurban esmânına ve medine-i mezkûrede Niğdeli mahallesinde vâki` Müfti Câmi`i Şerîfi nde üç adet berat ıtlak olunan kebir mumlar esmânına sarf edile ve tevliyeti vakıf mûmâ-ileyh hayatta oldukca kendisine ve ba`dehû vefâtında evlâd-ı zükûr evlâd-ı zükûruna meşrut ola deyû kuyut ve şurut tebyin ve tahkiki edilmiş ve mezkür 1262 tarihinden işbu tarih-i hüccete değin şerâit-i mukarrere ve kuyûdu muharrere-i mezkûre vech üzere mütevellîleri yediyle ber vech-i vakfiyet sarf edilegelmekte bulunmuş olan medîne-i mezbûrenin şimal cihetinde Vasgird kariyesi vâdisinde yeni Vasgird harkında ceryan eden beher işbu yevmi cumartesi hissesi olmak üzere ma`a hark vâkıf şu hissesinin tevliyet ber mûcib-i şart-ı vâkıf bendan akdem vakfiye-i müteveffâ-i mezbûre Şerîfe Hanım ın sadrı sahih oğlu müteveffa Yâsin Efendi nin oğlu babamız Ahmed Efendi nin uhdesinde iken babamız mezbûre Ahmed Efendi nin işbu tarih-i kitâbdan üç mah mukaddem fevt olup tevliyeti mezkûre münhal ve hizmet-i lâzimesi muattal kalmış ve benimle hâzır-ı mezkür Hayreddin Efendi mü- 1 No: 69. numaralı defterin 33. sahife 470. sırasında kayıtlı Erzincan da Şerife Hanım Binti Veliyyüddin Vakfı na ait vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 348 349
tevelliyi mezbûre Ahmed Efendi nin sülbî sahih oğulları bulunduğumuz cihetle vakf-ı mezkûrun tevliyeti ber mûcib-i şartı ve ale l-iştirak bizlere intikal eylemiş tevliyet-i mezkûrenin müştereken uhdemize intikali ve tevcihini natık yedimizde bir kıt`a hüccet-i şer`iye îtâ olunmak matlubumuzdur deyû hâzır-ı mezbûr Hayreddin Efendi nin tahrîr-i meşruhları vâkıfa müte`allik ve nefsü l-emre muvafık idiğü ve mezbûrandan kayıtları emânetle ma`ruf ve istikametle mevsuf olup tevliyet-i mezkûre umûr-u hizmetinde rü yet ve tesviye kadir bulundukları Yalnızbağ karyesi ahâlisinden Abdürrahim Efendizâde Mehmed Efendi ibn Reşid ve Gerek Gerek mahallesi ahâlisinden Alaftar Ahmed Efendi ibn Sâlih ve Mûsâ oğlu Kâmil bin Süleyman nam kimseleri huzur-u şer`iyede alâ tariki l-işhâd ihbar ve iş`âr ba`de ş-şer`i enver zâhir ve muhakkak olmağla mûcibince taraf-ı şer`i şerîf-i enverde mezbûran İbrâhim ve Hayreddin efendiler müştereken vakf-ı mezkûre ber vechi hasbî mütevellî nasb ve ta`yin olunduklarından anlardaki tevliyet-i mezkûreyi kabul ve hizmet-i lâzimesini kemâ yenbegî îfâya ta`ahhüdü ilzam etmeleriyle vâkı`u l-hal hıfzan bi l-mahal bil -ittifak ketb ve imlâ olundu. Fî yevmi t-tâsi` min Muharremi l-haram senete sitte ve ışrîn ve selâse mieteyn ve elf. (1326). 350 351
YAHYA BEY BİN MEHMED 1 Kiylioğlı Hacı Yahya Bey vakfiyesi sûretidir. Medîne-i Erzincan ın Kiy ma`a Çeri ahâlîsinden iken bin iki yüz doksan sekiz senesi Şubatı nda vefât iden Kiylioğlı Hacı Yahya Bey ibn Mehmed Efendi ibn Abdullah ın verâseti sulbî kebîr oğılları Mehmed ve Emin efendiler ve sulbîye kebîr kızı Sümbüle münhasıra ba`de itmâm-ı mezkûr Mehmed Efendi dahi vefât idile verâset-i zevce-i menkûha-i mefrûkesi Güllü bint-i İbrahim sulbî kebîr oğılları Mehmed ve Halil efendilere sulbiye kebîr kızı Hatice ye münhasıra olup tashîh-i mesele mîrasları bi-hükmü l-nâsı hatmi l-şer`iyye yüz sehmden olup sehm-i mezbûrda kırk sehmi ibn mezbûr Emin Efendi ye ve yirmi sehmi bint-i mezbûre Sünbüle ye ve on dört sehmden yirmi sekiz sehmi ebnâ-i mezbûrun Mehmed ve Hatice ve yedi sehmi bint-i mezbûre Hatice ye ve beş sehmi zevce-i mezbûre Güllü ye isâbet-i tahakkukdan sonra veresesi mezbûrede ibnân-ı mezbûran Mehmed ve Halil efendiler meclis-i şer`î şerîf-i enverde kezâlik vereseden ibn mezbûr Emin Efendi muvâcehesinde Evkâf Müdüri Mehmed Halis Efendi hâzır oldığı hâlde her biri bi l-verâse üzerine da`vâ ve tasvîr-i müdde`âlarında Vasgirt Vâdîsi nden nübû` iderek cereyân iden âb-i lezîzden bir nöbet ya`nî rub`-ı hisse cumartesi gecesi mülk-i âb-i lezîzden ceddemiz müteveffâ-i evvel-i mezbûr Hacı Yahya Bey in hayâtında kendine tâbi`yetle usûl-i belde üzere yedinde mâlı olup ba`dehû vefât ber-mûceb-i tashîh-i mezkûr bizimle verese-i sâiresine mevrûs olmış iken âb-i lezîz-i mezkûrdan tashîh-i mezkûr üzere hisse-i âtiyemizi mezbûr Emin Efendi fuzûlî ve bi-gayri hakkın müstakillen zabt ve kendi yeri ile dün îcâr ile âherlerine îcâr itmekle suâl olınup beyne ş-şüreka ma`an tâlibleri îcâr olınmak veyâhûd ber-mûceb-i tashîh merkûm hissemizin tâbi`rini ve taksîm olınmasına mezbûr Emin Efendi ye tebeyyün olmak bi l-verâse matlûbumuzdur didüklerinde gıbbe s-suâl mezbûr Emin Efendi dahi cevâbında âb-ı lezîze mezkûr bâbası müteveffâ-i evvel mezbûr Hacı Yahya Bey hayâtında güzerân iden bin iki yüz 1 No: 17. 616 numaralı defterin 38. sayfa 17. sırasında kayıtlı vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 352 353
yetmiş dört târîhinde hark ve kendine tâbi`yetle vakf ve habs idüp şöyle şart eyledi ki; Ab-ı lezîz-i mezkûr beher sene taleblerine îcâr olınup hâsıl olan gallesinden beher sene biri kendisi ve biri pederi Mehmed Efendi ve biri de vâlidesi Hanife Hanım ervâhına üç kurbân zebhine ve Gülabibey Câmi`-i Şerîfi nde üçer kıyyeden üç adet berât îkâdına ve idâre itdüği mikdâr dahi helva tabh olınup fukarâya it`âm-ı ta`âm olına ve tevliyeti evlâdının ekberi bulınan oğlı Mehmed i ba`dehû evlâd-ı ekberine şart ve ta`yîn iderek bir kıt`a vasiyyetnâme tahrîr itdürüp vefâti târîhine değin şart-ı vakıfı kendisi îcrâ idegeldiği gibi vefâtından evvel dahi tekrâr vakf-ı mezkûru mahzar-ı şühûdda ikrâr ve i`tirâz idüp mezkûr doksan sekiz senesi Şubatı nda vefât idüp evlâd-ı kebîri bulınan birâderim müdde`î-i mezbûrun pederleri müteveffâ-i sânî-i mezbûr Mehmed şart-ı vakıfı bi t-tamâm îcrâ idüp mezbûr Mehmed dahi ba`de l-vefât evlâd-ı kebîri kızı kız karındaşım Sümbüle var ise de ol dahi bin üç yüz dört senesi Temmuz un yirminci günü târîhli ve zîr-i Sünbüle mührü ile memhûr işbu bir kıt`a sened nâtık oldığı üzere tevliyet-i tâlibe olmadığı cihetle beni evlâd ve kebîr olmağla bi t-tevliye bî-hakkın zabt iderim ve vakfiyenâmesi dahi karındaşım müteveffâ-i sânî mezbûrun yedinde kalmakla ânı dahi müdde`îlerden taleb iderim deyu müdâfa`a cevâb idecek mezbûran Mehmed ve Halil efendiler dahi müddâ-i aleyh mezkûr Emin Efendi nin ber-vech-i muharrer müdâfa`asını külliyen inhârları ile berâber şâyed vakf olsa bile tescîl-i şer`î ve teslîm ile l-mütevellî olmadığından sahîh olmamağla yedimizde bulınan bir kıt`a fetvâ-yı şerîf mûcebince hissemizi taleb ideriz didüklerinde tarafeynin lede l-istiğnâ vâkıf-ı merkûm Emin Efendi mezkûr suyu pederi Hacı Yahya Bey vakf itmiş oldığına ve verese-i sâire dahi vakfiyetini inhârda bulındıklarından merkûm Emin Efendi bin Yahya vakf itmiş oldığını isbât itmek lâzım gelir eğer isbât ider ise hâkim lüzûmuna hükm ider ise vakf-ı lâzım olup vakfiyet üzere tasarruf olınmak lâzım gelir ve eğer feth idüp de verese beynlerinde mülkiyetine hükm ider ise bu sûretle beynlerinde alâ-mâ faraza llâh iktisâm ideler deyu cevâb-ı bâ-sevâb buyırılmağın binâen aleyh vakfi beyyinti mülk beyyinetinden evlâ olmağla vakf-ı mezbûr Emin Efendi den ber-minvâl-i muharrer vakf-ı mezkûr beyn-i beyne taleb olındıkda zabt cerîdesine isimlerini tahrîr itdürmiş oldığı on beş nefer kesândan medîne-i mezkûre mahallâtından Molla Mehmed mahallesi ahâlîsinden Penbecizâde Hacı Mustafa bin Hacı Salih bin Hüseyin nâm kimesne li-ecli ş-şehâde meclis-i şer`îde hâzır olup ve fi l-hakîka Kiylioğlı Hacı Mustafa bin Hacı Salih bin Hüseyin nâm kimesne li-ecli ş-şehâde meclis-i şer`de hazır olup ve fi l-hakîka Kiylioğlı Hacı Yahya Bey bin Mehmed bin Abdullah hayâtında bin iki yüz yetmiş dört târîhinde berâber Hicaz a azîmet ideceğimiz esnâda Vasgirt Vâdîsi nden bir nevbet cumartesi gecesi âb-ı lezîzini Gülabibey Câmi` Şerîfi ne üç berât îkâdına ve biri kendisi ve biri pederi ve biri vâlidesine olmak üzere üç kurbân zebhine ve canini fukarâya helva tabhına vakf idüp büyük oğlı Mehmed Bey i mütevellî ve vâlidesine ulviye tevliyesinden Hancızâde Mehmed Efendi ibn Mikdad Ağa bin Muhammed nâm kimesne Hacı Ali Bey merhûmun binâ gerdesi olan dershâne ma`kûd meclis-i şer`îde ol dahi hâzır olup eseri l-istişhâd fi l-hakîka doksan sekiz târîhinde Kiylioğlı Hacı Yahya Bey bin Muhammed bin Abdullah keyfsiz idi görmek için Penbecizâde Hacı Mustafa Ağa ile gidüp muhabbet esnâsında iken bi l-vesâye ile deyu mezbûr Hacı Yahya Bey söylediğiniz üzere ol dahi söyledi ki âb-ı lezîz-i mezkûru ben Hicaz a gittiğim vakıf ber-minvâl-i muharrer vakf itmişdim ve vasiyyetnâme ve dahi yazmış idim tekrârına vakf itdüm şöyle Vasgirt Vâdîsi nden cumartesi gecesi bir hark mülk suyumu mâlımdan ifrâz itdüm ber-minvâl-i muharrer üç kurbân zebhine ve üç berât câmi`-i kebîrde îkâdına ve fukarâya helva tabhına vakf eyledim ve büyük oğlımı mütevellî ta`yîn eyledim dedi oğılları orada yok idi böyle şâhidim şehâdet dahi iderim deyu her biri bir müvâzene edâ-yi şehâdeti şer`iyye itdükden sonra şâhidât-ı mezbûrândan her biri usûl-ı mevzû`asına tevfîkan evvelâ mârru z-zikr Molla Mehmed mahallesi ahâlîsinden imâm Nureddin Efendi bin Hacı İbrahim Efendi ve muhtâr Mehmed Efendi bin Abdullah vâkıfi l-beyân Niğdeli mahallesi ahâlîsinden İmâm Mu- 354 355
hammed Fevzi Efendi ibn Ataullah ve muhtâr Yusuf ibn Abdullah nâm kimesnelerden sirren ve ba`dehû tarafeyn hâzır oldığı hâlde Hasan Efendi ibn Osman ve Mehmed Efendi bin Abdulhalim nâm kimesnelerden dahi alenen lede t-tahkîk ve t-tezkîye şehâdetleri hayr-ı kabûlde vâkı`a olmakla lede t-tahkîk ve t-tetkîk sülüsü dahi müsâit olmağın mûcebince tilmiz-i evvel Ebû Yusuf bin İbrahim İmâm-ı Sânî hazretleri indinde vakf-ı mücerred vakaftü dimekle vakf-ı sahîh ve lâzım olmağla mennâ`un li l-hayr olmakdan hazeren imâm-ı müşârün-ileyh hazretleri kavli üzere âb-ı mezkûrum ber-minvâl-i meşrûf vakfiyetine hükm-i sahîh-i şer`î ve kazâ-i sarîh-i mer`î olmağla vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım oldığından müdde`îyân-ı mezbûrun Mehmed ve Halil efendiler ber-minvâl-i meşrûh mülkiyet da`vâları ile müdde`î-i aleyh Emin Efendi ye bu yüce mu`ârazadan men` ve mezkûrun tevliyeti evlâd-ı kebîre meşrûta oldığı lede ş-şer`î sübût bulmış ise de vakf-ı mezbûre dahi bir mütevellî ta`yîni ehem ve elzem idüğinden ol vechile evlâd-ı vakıfdan mûmâ-ileyh Emin Efendi şerâit-i vakfı bi-tamâmihâ îcrâya müstahakk olmağla taraf-ı şer`îden mütevellî nasb ve ta`yîn olmağın mâ-vaka`a bi t-taleb ketb olındı fi l-yevmi l-hâmis min-zi l-kâ`deti ş-şerîfe li-senet-i hamse ve selâse mieteyn ve elf. 5 Zi l-ka`de 1305. (14 Temmuz 1888). 356 357
ZEYNEP HATUN BİNT-İ AHMED 1 Mâ-fî-hi mine l-vakfin nukûdin ve habsihâ ilâ-yevmi l-mev`ûdi vaka`a ledeyye ve sahha beyne yedeyye fe-hakemtu bi-sıhhatihî ve l-luzûmihî fî-husûsihî ve umûmihî âlimen bi l-hilâfi beyne l-eimmeti l-eslâfi ve l-ecilleti l-eşrâfi alâ-kavli men yüsevviguhû ve yerâhu ve ene l-fakîru es-seyyid el-hâcc Ahmed Niyâzi el-müvallâ hilâfe bi-kazâ-i Kemah. el-hamdüli llâhi llezî e`azze ibâdihî bi-sarfi emvâlihim ilâ envâ`i l-hayrât ve e`ânehüm ale l-kitâb esnâfi l-mehâmid ve l-meberrât ve s-salâtu ve s-selâmu alâ hâtemi rasûlihî Muhammedi hayru l-beriyyât ve alâ âlihî ve ashâbihî ilâ yevmi yestezillü l-mer`u tahte s-sadakât Ammâ ba`dü: İşbu vakfiyyenin tahrîr ve tastîrine bâdî oldır ki Kemah kazâsına muzâfa Müşekrek karyesinde sâkine sâhibetü l-hayrât mu`arrefetü z-zât Zeynep Hâtun bint-i Ahmed meclis-i şer`-i şerîf-i enverde vakf-ı âti l-beyâna li-ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta`yîn eyledigi Hasan Efendi ibn Hüseyin mahzarında ikrâr-ı tâmm ve ta`bîr-i ani l-merâm idüp atyeb-i mâlımdan ifrâz eyledigim bin beş yüz guruşu hasbeten li llâhi s-samed vakf-ı sahîh-i müebbed ve habs-i sarîh-i muhalled ile vakf ve habs idüp şöyle şart eyledim ki: Meblağ-ı mezbûr bin beş yüz guruş alâ-vechi l-helâl bâ-yed-i mütevellî rehn-i kavî veya kefîl-i melî ile onu on bir buçuk hesâbı üzere istirbâh olınup hâsıl olan rıbhı karye-i mezkûrede vâki` ashâb-ı hayrâtdan el-hâcc Feyzullah Efendi ibn Hüseyin Efendi nâm sâhibü l-hayrın binâ ve inşâsına muvaffak oldığu câmi`-i şerîfde bâ-berât-ı âlişân hatîb olana meşrûta ola ve ben lâbis-i libâs-ı hayât oldıkça vakf-ı mezkûrun tevliyeti bana vefâtımdan sonra batnen ba`de batnin evlâdımın ve evlâd-ı evlâdımın aslah ve erşedine ve ba`de l-inkırâz kazâ-i mezbûrda hâkimeti l-vakt bulunan zâtın re yine müfavvaz ola deyu meblağ-ı mezbûr bin beş yüz guruşu fâriğan ani ş-şevâğil mütvellî-i mez- 1 No: 68. 584 numaralı defterin 130. sahife ve 68. sırasında kayıtlı Kemah ta Ahmed kızı Zeynep Hâtun Vakfı na ait 9 Recep 1283 (17 Kasım 1866) tarihli vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 358 359
bûre teslîm ol dahi vakfiyyet üzere kabz ve tesellüm vesâir mütevellîlerin evkâfda tâsârrufları gibi tâsârruf eyledi didükde: Gıbbe t-tasdîkı ş-şer`î vâkıfe-i mezbûre butlân-ı vakf-ı nukûda ve zımnında olan kuyûda ba`dehû kavl-i adem-i lüzûma teşebbüs idüp mütevellî-i mezbûr dahi sıhhat ve lüzûma zâhib olan eimme-i dîn kavîlleriyle mukâbele birle hükm taleb idicek fî-zamâninâ beyne l-ulemâi l-izâm cârî olan vech-i muhtâr üzere hâkim-i muvakkı`-ı sadr-i kitâb tûbâ lehû ve hüsne meâb efendi hazretleri huzûrunda murâfa`a itdiklerinde ol dahi âlimen bi l-hilâfi l-cârî beyne l-eimmeti l-eşrâfi vakf-ı mezbûrun evvelen sıhhatına ve sâniyen lüzûmuna kazâ-i mer`î itmekle vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım olup min-ba`d nakz ve ibtâli mümteni`ü l-ihtimâl oldı. Cerâ zâlike ve hurrire fi l-yevmi t-tâsi` min-şehr-i Recebi l-mürecceb li-sene selâse ve semânîne ve mieteyn ve elf. (9 Receb1283). 360 361
ZÜLFİYE HANIM BİNT-İ ŞAKİR 1 el-hamdü li llâhi l-vâkıfi alâ-külli hâl el-münezzehi ani t-tağayyüri ve l-intikâl ve s-salâtu ve s-selâmu alâ-muhammedini l-mevsûfi bi-mekârimi l-ahlâkı ve mehâsini l-hisâl ve alâ-âlihî ve ashâbihi l-`âricîn ilâ-me`ârici l-kemâl. Ammâ ba`dü: İşbu vakfiyye-i sahhetü l-fehâviye vesîka-i şer`iyyetü l-hekevînin takrîr ve inşâsına bâdî tastîr ve imlâsına sebeb-i âdî oldur ki medîne-i Erzincan ın Çeribaşı mahallesinde sâkine ma`rifetü z-zât ve sâhibetü l-hayrât ve l-hasenât Binbaşı Hacı Kâmil Efendi zevcesi Zülfiye Hânım bint-i Şakir ibn Miralay Mehmed Bey medîne-i mezkûre mahkeme-i şer`iyyesinde ma`kûd meclis-i şer`-i şerîf-i enverde zikr-i âtî vakfiyye li-ecli t-tescîl mütevellî nasb ve ta`yîn eyledigi Mecidiye mahallesinde Şeyh Z. Mehmed Reşid Efendi ibn el-hâcc Kerameddin Efendi mahzarında ikrâr-ı sarîh-i şer`î ve i`tirâf-ı sarîh-i mer`î idüp vaktâ ki bu dârü l-benâyı bi-bekâ ve bi-sebât olup ve na`îm-i maraz-ı zevâlde ve mukîm-i şeref-i irtihâlde oldığına mülâhaza idüp mâ-indeküm yenfedü ve mâ-inde llâhü 2 mâlı oldığından ma`adâ küllü emrin bimâ-kesebet rehîn mefhûm-ı münîfinden habîr ve ağal oldığım ecilden vakf-ı câi z-zikrin sudûruna degin silk-i milk-i sahîhimde münselik ve muntazam olup mezkûr Çeribaşı mahallesinde vâki` rakam-ı ebvâbla müteveccihen cânib-i yemîni Alay Kâtibi Hacı Hasan Efendi bağçesi ve yesârı Silsile sokağı Bolu ve kısmen Ziya Bey in müfrezhânesi ve arkası Pir Ömer Dede vakıfhânesi ve türbe ve kabristan ve cebhesi yolla mahdûd ve zemîni Pir Ömer Dede Vakfı na merbût dik iki bin beş yüz zirâ` arsa üzerine mebnî on bir bin beş yüz guruş kıymetli bir bâb hâne ve bağçeyi bi l-cümle tevâbi` ve levâhik ve kâffeti l-hukûk ve l-mürâfık hasbeten li llâhi l-aliyyü l-azîm ve taleben li-merdâti l-rabbi rrahîm vakf-ı sahîh-i şer`î ve habs-i sarîh-i mer`î muhalled ile vakf ve habs idüp şöyle şart eyledim ki: 1 No: 50. 615 numaralı defterin 183. sayfa 50. sırasında kayıtlı vakfiyyenin yeni harflere çevirisidir. 2 Sizin yanınızdaki (dünya malı) tükenir, Allah katındakiler ise bakidir. (Nahl, 16/96). 362 363
Mezkûr hâne ve bağçe beher sene bâ-yed-i mütevellî ecr-i misliyle icâre olınup bedel-i icâreden evvelâ mezkûrhâne bağçesinin ta`mîr ve termîmi ve vergi-yi nizâmisi ba`de l-edâ bâkîden Halilüllah Câmi`-i Şerîfi nde ikisinin sevâbı pederim Şakir Bey in ve ikisinin sevâbı vâlidem Nimet Hâtun a ihdâ olunmak üzere beheri üçer kıyyeden beher sene dört kıt`a berât îkâd oluna ve ba`dehû sevâbı benim rûhuma ihdâ olunmak üzere beher sene iyd-i edhâda bir re s kurbân zebh olınup luhûm ve derisi kadıya ve nafaka ve sadaka olarak tevzî` olınup ve fazlanın öşrü nâzır ve bâkîsi mütevellî ücreti olarak ve ben lâbis-i libâs-ı hayât oldıkca vakf-ı mezkûrumun tevliyet ve nezâreti ve tahlîl ve tekrîri ve tağyîr ve tebdîli yedimde olup ben bi-emri llâhi te`âlâ vefât eyledigimde kaynım Hacı Mahmud oğılları Mükrim ve Nail Kemal efendiler müştereken ve seviyyen mütevellî olalar vefâtlarında bunların ekberinin zükûr ve inâsı batnen ba`de batnin mütevellî olalar ve el-iyâzübi llâh ba`de l-inkirâzı l-küll hâkim-i beldeye yâhud bulındığı dâire ma`rifetiyle umûr-ı vâkıfı tevliyete âlim bir zât mütevellî ta`yîn oluna ve yine vefâtlarından sonra vakf-ı mezkûruma Çakmakcı Mustafa Efendi ibn Abdurrahman Efendi nâzır olup vefâtında nâzır-ı mezkûrun ekber-i evlâdı nâzır ola deyu ta`yîn-i şurût ve tebyîn-i mesârif ve kuyûd birle fâriğan ani ş-şevâğil ma`a bağçe hâne-i mezkûre vakfiyyet üzere mütevellî-i mûmâ-ileyhe teslîm eyledigimde ol dahi bi t-tevliye tesellüm idüp sâir mütevelliyân-ı evkâf gibi ma`a bağçe hâne-i mezkûrede bürheten mine z-zamân tasarruf eyledi didükde: Gıbbe t-tasdîkü ş-şer`î vâkıfe-i mûmâ-ileyhâ subbe sicâli lutguhî-aleyhi semt-i vifâkdan cânib-i şikâka azîm ve mütevellî-i mezbûreyle husûmet ve nizâ`a azîm olup vakf-ı akâr muhtâr-ı eimme İmâm-ı Azam Ebu Hanife el-kûfi radiya llâhü-anh indinde sâhil lâkin; menzile âriyetde olup şeref-lüzûmu müstelzem olmağla vakf-ı mezkûrdan rucû` câiz ve râci`-i emr-i meşrû` gayr-i mütecâviz olmağın ma`a bağçehâne-i mezkûru ke l-evvel mülküme istirdâd iderim deyüp mütevellî-i reşîd münâsib cevâb-ı sedîd egerçi inde l-imâm ol-müşârun-ileyh bast ve tafsîl olunan minvâl üzerine idügi câ-yi işkâl degildir lâkin; Arif-i Samedânî Ebu Yusufu l-şehîr İmâm-ı Sânî indinde vakıf mücerred vakfiyyet dimekle ve İmâm-ı Rabbânî Mehmed ibn Hasan eş-şeybânî indinde teslîm-i ile l-mütevellî ve te yîd-i zikriyle vakf-ı lâzım olur red ve teslîmden imtinâ` ve bu vech ile husûmet ve nizâ` idüp hâkim-i muvakkı`-ı sadr-i kitâbı ref`-i kadîr mevlâhü l-vahhâb efendi huzûrunda bi d-defâ`at ve her biri fasl u hasme tâlibân oldıklarından hâkim-i müşârün-ileyh esbeğun ni`me aleyh dahi tarafeynin edillesine nazâr-ı mübeddeli gabîr olmakta âlimen bi l-hallâ carî beyne l-eimmeti l-eşrâfi ve mer`iyyen lemmâ yehibbü tâ`atde fî-tescîlü l-evkâf vakf-ı mezkûrun sıhhat ve lüzûmuna hükm-i sahîh-i şer`î ve kazâ-yı sarîh-i mer`î itmegin vakf-ı mezkûr sahîh ve lâzım olup min-ba`d nakz ve nakîze mecâl muhâl ve ibtâli ve ta`tîli mümteni`ü l-ihtimâl oldı. Femen beddelehû ba`de mâ semi`ahû fe-inne mâ-ismuhû ale llezîne yübeddilûnehû inna llâhe semî`un alîm 3 ve ecrü l-vâkıfı ale l-hayyi l-cevâdi l-kerîm cerâ zâlike ve hurrire fi l-yevmi l-hâmisi min-şevvâli l-mükerrem li-seneti erba`în ve selâse mieteyn ve elf. 1340. (1921/1922). 3 Her kim bunu işittikten ve kabullendikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı onu değiştirenleredir. Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) görür.(bakara, 2/181). 364 365
A Ali Efendi mahallesi 249, 250 Almasor 78 Asımiye 49 Aşağı Çarşı 57 Atça sokağı 31 Aynalı Kavak 49, 175 B Boyalık 297 Buğday Meydanı 245 Bulmasor 78 C Câmi`-i Kebir 40 Cami mahallesi 293 Celabuzur 189, 190 Çardaklı 201 Çelebi 16, 43, 45, 149, 161, 214, 215, 220, 230, 278 Çeri 225, 226, 263, 353 Çeribaşı 223, 305, 306, 307, 363 D Dana 120, 122, 183 Demirciler Çarşusu 13, 117, 120, 121 Derebaşı 103 Derekendi 78 Dersim 141, 297 Dülgerler Çarşusu 53 E Eğin 153 Erzincan 7, 9, 10, 11, 12, 13, 16, 17, 18, 19, 21, 31, 35, 39, 40, 43, 45, 49, 53, 57, 61, 65, 69, 73, 77, 78, 83, 87, 103, 107, 111, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 125, 129, 133, 145, 149, 150, 157, 161, 165, 169, INDEX 170, 175, 179, 183, 189, 201, 205, 211, 212, 213, 225, 229, 230, 231, 237, 241, 245, 249, 253, 257, 263, 265, 271, 273, 277, 281, 285, 289, 293, 301, 305, 309, 310, 313, 317, 321, 331, 335, 339, 345, 349, 353, 363 Erzurum 19, 23, 24, 35, 57, 73, 91, 111, 201, 225, 229, 233, 265, 267, 313, 325 G Gercanis 193 Gerek Gerek 31, 39, 40, 43, 45, 49, 117, 118, 120, 121, 175, 205, 230, 305, 307, 350 Göbeklü 214, 215 Göller 258 Göyne 271 Gülabibey 281 Güllübağ 161 H Hacı Murad Câmi`-i 31 Haffâflar 13, 117, 120 Hâfızlı 65 Hah 162, 242 Halilullah 278 Hamid 54 Hamidiye 31, 49, 183, 205 Hancı 201, 202 Handesi 73, 331 Hânı 112 Haşhaşi 36, 122 Hınta 39 Hınzoru 141 Hozunsu 54, 55, 57 I İskender Bey Hamamı 39 İstanbul 11, 153 366 367
K Karakulak 91, 92, 325, 326 Kardud 95, 137 Kazveren 321 Keleriç 175 Kemah 27, 69, 95, 99, 100, 103, 107, 129, 137, 141, 197, 233, 234, 278, 289, 359 Kerimoğlu 61 Kertah 45 Kırtıloğlı 223, 225 Kiy 263, 353 Kökez 179 Kömür 95, 96, 137, 197 Köprüköy 78 Köşünker 24, 165 Kurşunlu 53, 54, 57, 129, 285, 305, 340 Kuruçay 253, 297 Kürdköyü 317 Kürtkendi 317 L Lic 193 M Mank 157, 258 Mecidiye 165, 363 Melik 120, 122, 126 Melik Şeref 237 Melik Şerîf 258 Molla Ali 117 Molla Çelebi 99, 100 Molla Güzel 25, 49, 133, 145, 205, 206, 277 Molla Seydi 273, 274 Müşekrek 359 N Niğdeli 35, 349, 355 Nörkah 305 O Orta Câmi 153 Ortagedik 107 Otlukbeli 92, 326 P Pağnik 69 Pulur 78, 238 R Râdik 189 Refahiye 13, 87, 157, 237, 258, 289, 317, 321 S Salur 13, 87 Sarıgöl 13, 35, 61 Selüke 78, 223, 225, 285 Sılbıs 161 Şaban Ağa 169, 172, 173, 313, 340 Şerefiye 183, 184 Şoha 214 T Tahtakale 213 Taşçı 12, 179 Taşdibi 153 Taşhan 13, 117, 119, 121, 123, 184 Tercan 15, 91, 92, 267, 268, 325 Tılhası 75, 145 Til 271, 285, 286, 287 U Ürek 66 V Vağaver 83 Vank 78 Vasgird 189, 349 Vasgirt 263, 335, 353, 355 Voyvoda 99, 294 368