1467 Sok. Uğur Apt. No: 4-2 Çukurambar / ANKARA Tel: +90 312 285 47 45 Fax: +90 312 285 47 16 www.cesam.com.tr info@cesam.com.tr



Benzer belgeler
Öğr. Gör. Halil YAMAK

Korunması Hakkında Yönetmelik. (26 Aralık 2003 tarih ve sayılı Resmi Gazete) BİRİNCİ BÖLÜM

Yönetmelikler. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından: Patlayıcı Ortamların Tehlikelerinden Çalışanların Korunması Hakkında Yönetmelik

Sanayigazetesi.com.tr-ÖZEL HABER

Vaatler kağıt üzerinde kalmasın, kaliteli hizmet alayım diyorsanız, İş güvenliği uzmanınız ve işyeri hekiminiz işyerinize gelsin istiyorsanız.

Ders No: 29 Hoş Geldiniz

ÇALIŞANLARIN PATLAYICI ORTAMLARIN TEHLİKELERİNDEN KORUNMASI HAKKINDA YÖNETMELİK

Kitap Temini için: DİNÇ OFSET Matbaacılık San. Tic. Ltd. Şti İÇİNDEKİLER

TEMEL İSG Kaynakça.

HAZİRAN 2013 MEVZUAT BÜLTENİ. Çevre & İş Güvenliği

T.C. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ VE İSG MEVZUATI

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu

RİSK DEĞERLENDİRMESİ ve ÇALIŞANLARIN İSG EĞİTİMLERİ. Ali Kaan ÇOKTU

«İş Güvenliğine Dair Herşey»

X X İl Milli Eğitim Müdürlüğü Toplum Sağlığı Merkezleri X X X X X X X X X X X X X X X X X X X X X. X X X X X X Okul/Kurum Müdürlükleri

VİZYONUMUZ Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş sağlığı ve güvenliği Türkiye de İş Sağlığı ve Güvenliği Kültürü

HİZMET SÖZLEŞME TEKLİFİ

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ANABİLİM DALI TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI DERS İÇERİKLERİ. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS. Dersin Adı Kod Yarıyıl T+U AKTS

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HİZMET TEKLİFİ

PATLAMADAN KORUNMA DOKÜMANI - (İşyerinin Unvanı Yazılacaktır) -

DEĞERLENDİRİLMESİ AMAÇ:

İş Güvenliği Uzmanları İçin Yenileme Eğitimi Programı

İZLEME VE ÖLÇME PLANI

Çalışma Ortamı Gözetiminin Tanımı

6331 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU BİLGİLENDİRME TOPLANTISI 8 OCAK 2013 ÖNDER KAHVECİ

İŞ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ TEMEL EĞİTİMİ SIKÇA SORULAN SORULAR. 1 İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitiminin Temel Amacı Nedir? CEVAP:

TEHLİKELİ KİMYASAL MADDELERİN OLUŞTURDUĞU RİSKLER İÇİN GENEL ve ÖZEL ÖNLEME YÖNTEMLERİ

5 Kasım 2013 SALI Resmî Gazete Sayı : YÖNETMELİK Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:

HİZMETLERİMİZ. HAKkIMIZDA. İş Güvenliği Uzmanlığı. İş Yeri Hekimliği. Sağlık raporu. Acil Durum Planlaması. İş Güvenliği Eğitimleri.

CALIŞANLARIN İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ EĞİTİMLERİNİN USUL VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİK. (7 Nisan 2004/25426 R.G.) BİRİNCİ BÖLÜM

Enerji dağıtım tesisleri ve elektrikle çalışma

ADANA TİCARET ODASI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HİZMET ALIMI TEKNİK ŞARTNAMESİ

VII. Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı. 6Mayıs 2014

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HUKUKU. Arş. Gör. Yusuf GÜLEŞCİ

Çalışanların yükümlülük ve sorumlulukları MADDE 6

PATLAYICI ORTAMLARIN TEHLİKELERİNDEN ÇALIŞANLARIN KORUNMASI HAKKINDA YÖNETMELİK

KUAFÖRLER & BERBERLER İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HİZMETLERİ

PATLAYICI ORTAMLARIN TEHLİKELERİNDEN ÇALIŞANLARIN KORUNMASI HAKKINDA YÖNETMELİK (*) BİRİNCİ BÖLÜM

6645 SAYILI SON TORBA KANUN İLE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ALANINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

T.C. ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ SAYILI İŞ SAĞLIĞI ve GÜVENLİĞİ KANUNU

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HİZMETLERİ. Emekli Baş İş Müfettişi A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı İnşaat Mühendisi Şenel ŞEN

kurumsal Necati ALOĞLU Entepe OSGB En Tepe Sağlık ve İş Güvenliği Hiz. Tic. Ltd. Şti

İşveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerini düzenlemektir

İş Sağlığı ve Güvenliği

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU İDARİ PARA CEZALARI

6331 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNUNA GÖRE UYGULANACAK İDARİ PARA CEZALARI ( )

VIII. Çalışanların Patlayıcı Ortamların Tehlikelerinden Korunması Hakkında Yönetmelik. iş SAĞLIĞI VE GÜVENLiĞi MEVZUATI

Yunus KISA İSG Uzmanı

Öğr. Gör. Halil YAMAK

İşçi ve İşveren Tanımları

TÜV SÜD. İş Sağlığı ve Güvenliği, Çevre, Teknik Eğitim ve Danışmanlık Çözümleri TÜV SÜD

29 Aralık 2012 CUMARTESİ. Resmî Gazete. Sayı : YÖNETMELİK. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:

6331 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNUNA GÖRE UYGULANACAK İDARİ PARA CEZALARI

SUNU PLANI SAYILI İŞ SAĞLIĞI ve GÜVENLİĞİ KANUNU HAKKINDA GENEL BİLGİLENDİRME 2- ÇALIŞAN TEMSİLCİSİ GÖREV YETKİ VE SORUMLULUKLARI

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU İLE ÇOK CİDDİ YÜKÜMLÜLÜKLER VE BÜYÜK CEZALAR GELİYOR

6331 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNU

SUNUŞ...ix 1. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİN İŞLETME YÖNETİMİ AÇISINDAN ÖNEMİ GENEL DEĞERLENDİRME...9. iii

ÇALIŞMA ORTAMI GÖZETİMİ. İş güvenliği uzmanlarının çalışmarındaki yeri ve önemidir.

İşyeri Hekimleri İçin Yenileme Eğitim Programı

Biyosidal Ürünlerde İş Sağlığı ve Güvenliği

ABECE GRUP ÇEVRE VE İŞGÜVENLİĞİ MÜHENDİSLİK HİZMETLERİ A.Ş. TANITIM SUNUMU

12 ARALIK ANKARA DİŞ HEKİMLERİ ODASI OSGB HİZMET TEKLİFİ. Teklif sayfası 5.

Yrd.Doç.Dr. Ömer Faruk Usluoğulları İnşaat Mühendisliği Bölümü

İş Sağlığı ve Güvenliği Alanında Ulusal ve Uluslararası Kuruluşlar / Uluslararası Sözleşmeler

ORTAK SAĞLIK VE GÜVENLİK BİRİMİ HİZMETLERİMİZ İŞ GÜVENLİĞİ UZMANLIĞI HİZMETLERİ: MEGA çözümler için TEK ortağınız. Tehlike sınıfınızı biliyor musunuz?

ÇALIŞMA MEVZUATI İLE İLGİLİ BİLGİLER

Boss Yönetişim Yeni İş sağlığı ve İş güvenliği

İş Güvenliği, Kalite, Çevre, Enerji Yönetimi, Eğitim ve Danışmanlık Hizmetleri

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KURUL PROTOKOLÜ

İşverenin yükümlülükleri YÖNETMELİK. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından: İŞYERLERİNDE ACİL DURUMLAR HAKKINDA YÖNETMELİK

6331 SAYILI İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KANUNUNA İLİŞKİN BİLGİLENDİRME

Kuruluş Profili. Eczacıbaşı Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi, Eczacıbaşı Sağlık Hizmetleri nin iştiraki olarak, 2013 yılında faaliyete geçti.

T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı

BAŞAK GRUP, kurulduğu tarihten itibaren, tüm sektörlerde var olan ihtiyaçlara en iyi ve hızlı şekilde

HİZMETLERİMİZ;

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan Patlamadan Korunma Dokümanı hiçbir şekilde ticari amaçla kullanılamaz. Her hakkı saklıdır.

Ders programı özeti Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Sertifikası

ÇALIŞANLARIN GÜRÜLTÜ İLE İLGİLİ RİSKLERDEN KORUNMALARINA DAİR YÖNETMELİK

ULUSAL KURULUŞLARIN İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ UYGULAMALARI VE ULUSLARARASI KURULUŞLARLA KARŞILAŞTIRILMASI

İnsanı Seviyoruz, Değerini Tartışmıyoruz.

GÜNDEM. Risk Analizi Yasal Durum Adım Bazlı Risk Analizi Rutin Olmayan İşler için Risk Analizi

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ARAŞTIRMA VE GELİŞTİRME ENSTİTÜSÜ BAŞKANLIĞI GÖREV, YETKİ VE SORUMLULUKLARI HAKKINDA YÖNETMELİK

İSGDE KORUNMA POLİTİKALARI

Risk Değerlendirmesi ve Yönetimi

Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik Resmi Gazete Yayım Tarih ve Sayısı :

ÇALIŞANLARIN PATLAYICI ORTAMLARIN TEHLİKELERİNDEN KORUNMASI HAKKINDA YÖNETMELİK

PERİYODİK KONTROL VE İŞ HİJYENİ

Tüm Kurumsal İşlerinizde Profesyonel Çözümler

Sağlıklı ve güvenli alandasınız!

10 dan Az Çalışanı Olan İşyerleri Çalışanı Olan İşyerleri. AZ TEHLİKELİ (Aynı miktarda) ÇOK TEHLİKELİ (%50 artırılarak)

TÜM ĠġYERLERĠ TARĠHĠNDEN ĠTĠBAREN ĠġYERĠ HEKĠMĠ VE Ġġ GÜVENLĠĞĠ UZMANI ÇALIġTIRMAK ZORUNDA OLACAK

TAMFA İNŞAAT YÖNETİM SİSTEMLERİ ÖNSÖZ

MAKİNE İHTİSAS ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ İŞYERİ AÇMA VE ÇALIŞMA RUHSATI ALINMASI İÇİN İZLENİLECEK PROSEDÜR

GENEL RİSK DEĞERLENDİRMESİ ÖRNEK FORMU

Çalışanların İş Sağlığı Ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik

İŞYERİ KONTROL LİSTESİ (OSGB lerin hizmet sundukları işyerleri için kullanılacak kontrol listesi)

SOSYAL SORUMLULUK EL KİTABI

RİSK DEĞERLENDİRME YAKLAŞIMI VE YASAL YÜKÜMLÜLÜKLER

İŞYERLERİNDE ACİL DURUMLAR HAKKINDA YÖNETMELİK

Transkript:

ÇESAM Çevre ve İş Güvenliği Hizmetleri Çevre Danışmanlığı İş Sağlığı Güvenliği Enerji Verimliliği ÇED Çevre Görevlisi Atık Yönetimi ÇESAM 1467 Sok. Uğur Apt. No: 4-2 Çukurambar / ANKARA Tel: +90 312 285 47 45 Fax: +90 312 285 47 16 www.cesam.com.tr info@cesam.com.tr

Sunuş İrem Nurgül Durmuş Sorumlu Yazı İşleri Müdürü i.durmus@ekoteknikisg.com NOKTA Bir üç ayın ardından daha yeniden Merhaba, Üç ay çok kısa bir zaman gibi olsa da okuyucularımız ve abonelerimiz için zamanın geçmek bilmediğini düşünüyorum. Çünkü daha üç ay geçmeden Yeni sayınız ne zaman gelecek? Yeni sayınız neden gecikti? gibi sorular alıyoruz. Hiçbir sayımızı geciktirmediğimiz halde bu tarz soruların geliyor olması mutluluk sebebim oluyor. Çünkü firma olarak 16 yıllık bir firma olsak da kurumsal yayınımız henüz 1 yılını dahi doldurmadı ama herkes heyecanla bekliyor Öncelikle bunun için çok teşekkür ediyorum. Meraklı ve okuyan İSG gönüllülerinin hepsine teşekkür ediyorum. Bu geçirdiğimiz 3 ay içinde İSG ve Çevre konularında sürekli bir akış var. Yeni Kanun un yönetmelikleri hazırlanıyor, çalışmalar hızlandırılıyor... Biz de boş durmuyoruz. Uzmanlarımız, doktorlarımız, mühendislerimiz, sağlık ekibimiz, idari kadromuz, hepsi ayrı ayrı bir koşturmaca içinde, hepsi ayrı ayrı yoğun Ekoteknik İSG nin Basın Yayın ve Tanıtım Bölümü olarak bizler de yoğunuz. Hiçbir yeni haberi kaçırmayalım diye bir ayağımız bakanlıkta, uygulamaları takip edelim diye bir ayağımız sahada. Bu bilgileri sayfalarımıza taşıyıp sizlerle paylaşabilmek adına bu sayı hem İş Sağlığı Güvenliği Genel Müdürlüğü nde İSG Genel Müdür Yardımcısı Sayın Ahmet Çetin ile röportaj yapıp yönetmeliklerin son durumunu sorduk, hem de Ostim OSB Başkanı Sayın Orhan Aydın ı ziyaret edip sahaya yansımalarını sorguladık. Bizlere kapılarını ardına kadar açık tutan herkese olduğu gibi Sayın Genel Müdürümüz Ahmet Çetin e de Sayın Başkanımız Orhan Aydın a da çok teşekkür ediyorum.. Bilindiği üzere biz seminer, konferans ve fuar gibi bilgilendirici toplantıları kaçırmamaya gayret eden, bu tarz organizasyonlar aracılığı ile de İş Sağlığı Güvenliği Kültürü oluşmasına katkı sağlamaya çalışan bir kurumuz. Mayıs ayında İş Sağlığı Güvenliği Haftası na verdiğimiz destekten dolayı Sayın Genel Müdürümüz Kasım Özer den teşekkür belgesi almak bizim için onur vericiydi. Bizim desteğimiz deryada damladır, asıl biz bu özverili çalışmaları için Sayın Genel Müdürümüz Kasım Özer e çok teşekkür ediyoruz. Ekoteknik İSG olarak biz Eylül ayı içinde de ISAF Fuarı ndaydık. Fuar katılımcısı firmaların bir kısmı fuardan memnun kalmadığını söylese de biz gerçekten memnunduk. Geçen sayı dağıttığımız davetiyeler üzerine gelenler vardı. Derginiz sayesinde haberimiz oldu, davetiyemizi derginizden aldık diyenler de vardı, Biz sizin stantınızı arıyorduk, ilk sizi ziyaret etmek istedik diyenler de vardı Uzun uzun stantımızda oturup sohbetimizi alanlar oldu. Stantımızı ziyaret eden tüm misafirlere tek tek teşekkür ediyoruz. Fuarın son günü organizasyonu düzenleyen Marmara Fuarcılık ın Pazarlama ve Organizasyon Yöneticisi Selma Yılmaz ile Pınar Özyüksel de stantımızı ziyaret edip bize özel olarak teşekkür ederek belgemizi sundular. Marmara Fuarcılık a bu nazik tutumlarından dolayı teşekkür ediyoruz. Başarıyla kapattık İstanbul daki bu fuar maceramızı da... Muhteşem insanlarla tanışıp mükemmel bilgiler edinmemiz, paylaşa paylaşa bilgileri büyütmemiz, her şey mükemmeldi ancak şahsi olarak ben büyük bir ders aldım ki, sunuş yazımın en sonunda onu sizlerle paylaşmak istiyorum: Organizasyon tamamlanıp Ankara ya dönmek için yola çıkmadan önce editörümüze bilgilendirme maksatıyla, çok başarılı bir organizasyon olduğu ve bizim de kendimizle, firmamızla ve markamızla ne kadar gurur duysak az kalacağını içeren bir değerlendirme yaptım. Editörümüz cevap olarak bana sadece Hz. Ali. (R.A.) nın bir sözünü hatırlattı: Kuran ın sırrı Fatiha da, Fatiha nın sırrı Besleme de, Besmele nin sırrı başındaki b harfinde, b harfinin sırrı altındaki NOKTA da. Tevazu içinde kalmak, tevazu içinde çalışmaya gayret etmek lazım. Her işe ibadet aşkıyla başlamak, mümkün olan en iyiyi yapmak ve sonunda elde edilen kazanımları da fazla büyütmemek, gururu ve kibiri bırakabilmek lazım. Nokta olabilmek lazım sırlanmak için, övünmemek lazım.... Büyümemizi destekleyen, bizi onore eden herkesten Allah razı olsun, güzel işler yaptığımız doğru ve ben bazen bununla çok fazla gurur duyuyorum, bildiklerimi unutabiliyorum. Hz. Ali nin güzel öğüdünü unutabiliyorum. Bu yüzden bana bu sözü tekrar hatırlattığı için hem hocamız hem editörümüz olan Sayın Yolcu ya teşekkür ediyorum.. Umarım ilk yılımızın son sayısını beğenirsiniz, 2013-Ocak ayında bir sonraki sayımızla görüşmek üzere YENİ SERİ Dräger den Yeni Solunum Seti Serisi Endüstriyel operasyonlarda görev alan ve yangınla mücadele eden ekiplerin ihtiyacı olan kişisel donanım, yıllar boyu süren uzun AR GE çalışmaları neticesinde geliştirilmiş ve oksijen yetersizliği veya zehirli gaz ve dumanın bulunduğu ortamlarda güvenli solunum imkanı sağlamak amacıyla satışa sunulmuştur. Yeni seri askı takımlarında, omuz askıları ve bel kemerinin konumu, solunum setinin ağırlığını, vücudun denge merkezi ile aynı doğrultuda dağıtacak şekilde tasarlanmıştır. AYRINTILI BİLGİ İÇİN: WWW.DRAEGER.COM.TR Draeger Safety Korunma Teknolojileri Ltd. Şti. Konrad Adenauer Caddesi No: 54/A B Yıldız Çankaya / ANKARA Tel : (0312) 491 06 66 Faks : (0312) 490 13 14 Hayat kurtarmak için zamanla yarışırken, yaşamagüvenle bağlanın. Dräger. Yaşam için Teknoloji. 2

07 Ekoteknik İSG, 26. İSG Haftası na gösterdiğimiz işbirliği ve destekten dolayı teşekküre layık görüldük. Teşekkür Belgemizi İSG GENEL MÜDÜRÜ SAYIN KASIM ÖZER TAKDİM ETTİ. 08 İSG GENEL MÜDÜR YARD. SAYIN AHMET ÇETİN ile İş Sağlığı Güvenliği Kanunu na Yönelik Merak Edilen Detaylar 11 BAŞ İŞ MÜFETTİFİŞİ TEVFİK PAÇACI: İşverenler, Müteahhitler, Proje Sorumluları, Koordinatörler İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR YAZI... 18 24 26 28 32 14 OSTİM OSB BAŞKANI SAYIN ORHAN AYDIN ile YENİ İSG Kanunu nun uygulanması 36 16 EMEKLİ BAŞ İŞ MÜFETTİŞİ SAYIN KEMAL ÇETİNTAŞ: İş Kazalarının Akıbeti, Trafik Kazalarına Benzemesin! 38 İŞ SAĞLIĞI DAİRE BAŞKANI SAYIN MEHMET BERK: Yanıcı ve parlayıcı kimyasal mad- delere maruz kalmanın ve patla- yıcı ortamların oluşmasının önlenmesinde: HAVALANDIRMA ISAF 2012 DEN EKOTEKNİK İSG YE ANLAMLI TEŞEKKÜR DİN İŞLERİ YUKSEK KURULU UYESİ SAYIN DOÇ. DR. İLYAS ÜZÜM: İş Güvenliği ve Verimliliği Açısın- dan İÇ HUZURU VE İŞ BARIŞI E.CEVRE YONETİMİ GEN. MD.YRD. HÜSEYİN GELMEZ: Küresel Çevre Sorunları İŞ GÜV. UZMANI MANSUR ZİYA KOÇ ile Kaza Analizi ÖRNEK UYGULAMA: Ankara-Eryaman Konut Projesi DOÇ DR. MEHMET UĞURLU: Kamu Eliyle İş Sağlığı ve Gü- venliğinde boşluk oluşur mu? 42 KLİNİK MİKROBİYOLOJİ UZMANI MEHMET ERGİN: Restaurantlarda Kaliteli Hiz- metin İnsan Sağlığına Etkisi 44 DR. MEHMET GİRAY ERSOZ: Gözlerinize İyi Bakın. 46 İSG KULİSİ www.facebook.com/ekoteknik.isg adresinden sayfamızı takip ederek görüş bildiren değerli okuyucularımızın görüşlerine yer veriyoruz. 48 EĞİTİMCİ BÜLENT AY: Çalışanın Direncinin Kırılma sında Doğru İletişim Önemli! 52 54 ÖRNEK YARGITAY İÇTİHATI DRAEGER MAKALE: KKD Kullanımına Çalışan Yaklaşımı 56 DR. DALIM DÜNDAR: 3M den İşitme Koruyucular 59 İŞ MÜFETTİŞ YARDIMCISI KAYHAN TOPALOĞLU ile çok ses getiren KKD YAZI DİZİSİ ne devam ediyoruz. Bu sayımızda İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü, Halkla İlişkiler ve Tanıtım Daire Başkanlığından G.Gamze ATİK UZUN, fotoğrafları ile dergimize büyük destek verdi. Kapak fotoğrafımız dahil bir çok haberimizin Reklam ve fotoğrafında bize verdiği destek için kendisine Pazarlama Koordinatörü çok teşekkür ediyoruz... Yalçın Yolcu Yayın Kurulu EKOTEKNİK İSG DERGİ EKİBİMİZ - KÜNYE İmtiyaz Sahibi Ekoteknik İş Sağlığı Güvenliği ve Çevre Hizmetleri Adına Halis Yolcu Editör Yadigâr Yolcu Kazaların Çevresel ve Teknik Araştırması Bilim Uzmanı Sorumlu Yazı İşleri Müdürü İrem Nurgül Durmuş 4 Doç Dr. F. Nur Eriş, İSG Uzmanı Kemal Çetinkaya, Uz.Dr. Mehmet Ergin, Çevre Uzmanı Hüseyin Gelmez, İş Güvenliği Uzmanı Ziya Koç, Dr. Tahir Soydal (İş Sağlığı Bilim Doktoru) Danışma Kurulu Prof. Dr. Recep Akdur, Yıldırım Akpınar(Çalışma Bakanlığı Eski Teftiş Kurulu Başkanı), Prof. Dr. Sefer Aycan, Prof. Dr. Aytül Çakmak, Ziya Demir, Doç. Dr. Tayfun Güngör, Doç. Dr. Tevfik Pınar, Prof. Dr. Kadirhan Sunguroğlu, Uz. Dr. Cebrail Şimşek, Uz. Dr. Engin Tutkun, Doç. Dr. Mehmet Uğurlu, Doç. Dr. Halil Murat Ünver, Doç. Dr Yusuf Üste, Dr. Hınç Yılmaz Görsel Yönetmen İrem Nurgül Durmuş Görsel Tasarım ve Teknik Sorumlu Soner Karip Yayın İdare Merkezi İvedik Cad. No:110 Yenimahalle - Ankara Tel: 0312 344 01 96 (pbx) - Fax: 0312 343 66 46 Yayın Türü Yaygın - Süreli ISSN: 2146-9407 Baskı ve CTP Kalıp Dumat Ofset www.dumat.com.tr Basım Tarihi 15.10.2012 Abonelik ve Reklam Rezervasyon Tel: 0 312 344 01 96 (pbx) Ekoteknik İSG Dergisi nin amacı, iş sağlığı güvenliği ve çevre konularında özellikle uygulayıcı konumdakilerin deneyimlerini ve izlenimlerini belgelemek, birikimlerin paylaşılmasını sağlamak ve yeni ufuklar açarak başvurulabilecek bir kaynak yaratmaktır. Üç ayda bir yayınlanır. Yayının telif hakkı Ekoteknik İş Sağlığı Güvenliği ve Çevre Ölçüm Teknolojileri Ltd. Şti ne aittir. Dergi içeriğinin tamamen ya da kısmen elektronik, mekanik veya başka biçimde çoğaltılması Ekoteknik in iznine tabidir. Yayınlanan yazı ve reklamların sorumluluğu sahiplerine aittir. 08 YENİ İSG KANUNU YÖNETMELİKLERİ İSG Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Çetin ile, heyecanla beklenen İSG Yönetmelikleri ni konuştuk. 59 KKD YAZI DİZİSİ İŞİTME KORUYUCULAR İş Eldivenleri ile çok ses getiren yazı dizimize İş Müfettiş Yardımcısı Kayhan Topaloğlu ile devam ediyoruz. 14 OSTİM ORGANİZE SANAYİ BÖLGE BAŞKANI ORHAN AYDIN İLE SAHA ARAŞTIRMASI Yeni Kanun un uygulamadaki durumunun analizini yapmak adına, her konuda örnek olduğu gibi yeni çıkan İş Sağlığı Güvenliği Kanunu nun uygulamasında da örnek olacağı ve başı çekeceği düşüncesiyle Ostim OSB Başkanı Sayın Orhan Aydın ı ziyaret edip kanunun sahaya yansımalarını sorguladık. 11 İşverenler, Müteahhitler Proje Sorumluları, Koordinatörler BU YAZI SİZİN İÇİN ÇOK ÖNEMLİ Baş İş Müfettişi Tevfik Paçacı yazdı... TEŞEKKÜRLER EKOTEKNİK İSG 24 ISAF-2012 kapsamında Marmara Fuarcılık tan Teşekkür Belgesi 07 İş Sağlığı Güvenliği Genel Müdürü Sayın Kasım Özer den Teşekkür Belgesi 5

Asıl Biz Teşekkür Ederiz... Ekoteknik İSG, 26. İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası na göstermiş olduğu işbirliği ve destekten dolayı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İş Sağlığı Güvenliği Genel Müdürlüğü tarafından teşekküre layık görüldü. Sayın Genel Müdürümüz Kasım Özer den Teşekkür Belgesi ni, Editörümüz Yadigar Yolcu aldı. İş Sağlığı ve Güvenliği sorunlarına dikkat çekerek kamuoyu oluşturmak, konuya ilişkin sorunlara çözüm önerileri getirerek yeni gelişmelere vesile olmak, ayrıca ülkelerin iş sağlığı ve güvenliği alanlarındaki birikimlerini birbirlerine aktarabilmelerine imkan sağlamak amacıyla 03-06 Mayıs 2012 tarihlerinde Şanlıurfa ilimizde düzenlenen 26. İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası na gösterdiğimiz işbirliği ve destekten dolayı teşekküre layık görüldük. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı na çalışma ve birlik olma isteğini artıran bu teşviği için asıl biz teşekkür ediyoruz. Gerek Bakanlığımız, gerek İş Sağlığı Güvenliği Genel Müdürlüğü müz böyle anlamlı ve başarılı organizasyonlar düzenledikçe sıfır iş kazası, hayal değil sloganına olan inancımız artıyor. Ve İSG uygulayıcıları olan bizler, işbirliği ve desteğe zaten seve seve gönüllü oluyoruz. Tüm bu güzel çalışmalar için biz teşekkür ederiz... 6 7

İş Sağlığı Güvenliği Kanunu na Yönelik Merak Edilen Detaylar 30 Haziran 2012 tarihinde beklenen İş Sağlığı Güvenliği Kanunu çıktı. Ancak henüz yönetmelikler tamamlanmadığından herkes hala aynı merak içinde. Sektör ile ilgili herkesin cevapsız soruları ve merakları var. Ekoteknik İSG Ekibi ni Bakanlıktaki makamında ağırlayan İş Sağlığı Güvenliği Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Çetin, yazı işleri müdürümüz İrem Nurgül Durmuş un sorularını yanıtladı: Röportaj: İrem Nurgül Durmuş Yeni İş Güvenliği Kanunu için düşüncelerinizi alabilir miyiz? Kanunu değerlendirir misiniz? Bilindiği üzere 4857 sayılı İş Kanunu bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerle sınırlı kalmaktaydı. Bu nedenle bir kısım çalışan ise kapsam dışında kalmakta ve dolayısıyla iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevzuatın da kapsamına girmemekteydiler. Oysaki günümüzde iş sağlığı ve güvenliği konusu sadece üretim tesislerinde çalışanların sorunu olmadığı ofis çalışanları dahi yaptıkları işe özgü birtakım risklere maruz kalmaktadır. Bunun yanında son yıllarda iş sağlığı ve güvenliği konusunun sadece işyeri ve çalışan düzeyinde değil toplumun genelini doğrudan ilgilendiren ve aynı zamanda ulusal ve uluslararası düzeyde ele alınması gereken bir öncelik olduğu görüşü öne çıkmıştır. 6331 sayılı Kanun da Ülkemizdeki bu boşluğu doldurmaya yönelik atılan adımdır. Diğer yandan taahhüt ettiğimiz Avrupa Birliği nin 1989 yılında kabul ettiği ve sınırlı istisnası dışında bütün çalışanları kapsayan 89/391 EEC Çerçeve Direktifi ile ILO nun İş Sağlığı ve Güvenliği ve Çalışma Ortamına İlişkin 155 sayılı Sözleşme si ve İş Sağlığı Hizmetlerine İlişkin 161 sayılı Sözleşme lerinin iç hukukumuza aktarılması sağlanmıştır. Yönetmelikler kanunda öngörülen sürede çıkarılabilecek mi? Yoksa gecikme yaşanması muhtemel mi? Bildiğiniz üzere Kanun uygulanması bir kısım alt düzenlemelerin yürürlüğe konulması ile mümkün olacaktır. Kanunun kabulü ile alt düzenlemelerin de çalışmalarına başlanmıştır. Öncelikli olanların tabii ki zamanında çıkarılması planlanmıştır. Şunu dikkatinize sunmak isterim: Kanun un Geçici 2.nci Maddesi ile 4857 Sayılı Kanun un 77.nci, 78.inci, 79.uncu, 80.inci, 81.inci ve 88.inci maddelerine göre yürürlüğe konulan yönetmelikler yeni yönetmelikler yürürlüğe girinceye kadar uygulamada kalacaktır. Bu Yönetmeliklerin Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam edilecektir. Sonuç olarak yürürlükte bulunanların revizyonuna yönelik bir kısmında gecikme yaşansa bile ben uygulamada sorun olacağını düşünmüyorum. Yönetmeliklerde sahayı rahatlatacak yeni düzenlemeler neler olacak? Genel Müdürlüğümüzde gelenek haline gelen bir uygulamadan bahsetmek isterim. Yürürlüğe koyacağımız mevzuat çalışmalarında mutlaka tarafların görüş ve önerilerini alırız. Bu geleneğimizde bize sahadakileri dinleme fırsatı vermektedir. Zaten bir kısım alt düzenlemeler şu anda sahada uygulanan yönetmeliklerdir. Özellikle yeni çıkarılacak Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği ve benzeri yönetmelikleri önce çalışan ve çalıştıran kesimlerle istişarede bulunduktan sonra yürürlüğe konulacaktır. Bu yüzden de tarafların görüşleri ve daha önce uygulamaya ilişkin alınan geri bildirimleri bizim için çok önemlidir. İş Sağlığı Güvenliği Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Çetin: Yeni çıkarılacak Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği ve benzeri yönetmelikleri önce çalışan ve çalıştıran kesimlerle istişarede bulunduktan sonra yürürlüğe koyacağız. Bu yüzden tarafların görüşleri ve daha önce uygulamaya ilişkin alınan geri bildirimleri bizim için çok önemlidir. Hekim ve iş güvenliği uzmanı çalışma sürelerinde değişiklik olacak mı? Şu anda hekimlerin ve uzmanların fazla firmaya bakma şansları yok. İhtiyaca cevap verme noktasında Bir esneklik düşünülüyor mu? Bu konuda konuşmak henüz erken sanırım. Ancak İlgili komisyon taslak üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir. Sosyal tarafların görüşlerine sunulduğunda sanırım sorunuz daha net cevap bulacaktır. Kamuda İSG Kanunu nun daha geç uygulamaya geçecek olmasının meydana getireceği olumsuzluklar düşünüldüğünde, kamuya ait özel bir uygulama / düzenleme yapılması söz konusu mu? Özel bir düzenlemeden şu anda bahsetmek mümkün değildir. Diğer sorunuza gelince kamuya geçiş için biraz daha zaman tanınması aslında 6, 7 ve 8.inci maddeleri içindir. Bunun da kamu kurumlarının bütçeleme, kadro veya mevcut personelinin eğitilmesi için belli bir zamana ihtiyacı vardır. Özel sektör ise bu alanda deneyimli ve tecrübelidir. Çünkü İş Kanunu kapsamında olmaları sebebiyle kamuya rağmen bilgi birikimi daha fazladır. OSGB ve Eğitim kurumlarının açılmasına yönelik bir planlama / kısıtlama düşünülüyor mu? İl veya bölgesel bazda ihtiyaçlar gözetilmek şartıyla aynı bazda kısıtlama uygulaması düşünülmektedir OSGB lerle ilgili hizmetin serbest dolaşımının sağlanması ve ulaşılabilir kılınması bakımından il sınırı yasağının kaldırılması ya da en azından bölgesel çalışma izni verilmesi düşünülebilir mi? Bu yönde bir çalışma devam etmektedir. İş güvenliğini destekleyen ölçümlerle ilgili yönetmelik çalışması uzun süredir bekleniyor. Bununla ilgili çalışma şu anda ne aşamada? OSGB ler 8 9

bu ölçümleri yapabilecek mi? Yetkilendirmeler nasıl yapılacak? Evet. Öncelikler arasında iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı kapsamında işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği alanında ölçüm ve analiz yapacak özel veya kamuya ait kurum ve kuruluşların yetkilendirilmesine ilişkin yönetmelikte bulunmaktadır. Yönetmelik komisyonu çalışmalarını sürdürüyor. Sanırım kısa bir süre içinde sosyal tarafların görüş ve önerilerine sunulacaktır. Tabii ki OSGB lerde gerekli şartları taşımaları halinde yetki alabilecektir. Danışmanlık hizmeti veren firmaların danışmanlık adı altında yetkilendirilmesi ve bu şekilde kayıt altına alınması daha uygun gibi görünüyor ve sektörde genel beklentide bu yönde. Bakanlığın bu yöndeki tutumunun ne olacağı merak konusu. Danışmanlık firmalarının yetkilendirilmesi için düşünce nedir? Kuruluş kanunumuzda böyle bir yetkimiz bulunduğunu bende düşünüyorum. Ancak danışmanlık yapacakların yetkilendirilmesi İSG alanındaki en son çalışma olmalıdır sanırım. Öncelik Kanunun öngördüğü alt düzenlemelerin en kısa sürede çıkarılmasıdır. Bizim sorularımız bu kadar, sizin eklemek istedikleriniz varsa ya da dergimiz aracılığıyla iletmek istedikleriniz varsa onları da alabilir miyiz? Sonuç olarak çalışma hayatında koruyucu ve önleyici hizmetlerden bütün çalışanların yararlanmasını sağlamaya yönelik Avrupa Birliği ile Uluslararası Çalışma Örgütü normlarına uyum sağlamayı amaçlayan mevcut İş Kanunundan bağımsız, çalışanların tümünü kapsayan, önleyici ve koruyucu tedbirleri içeren ve gelişmiş ülke örneklerindeki mevzuat metinleriyle uyumlu bir düzenlemenin hayata geçirilmesi ülkemiz açısından çok önemli bir gelişme olmuştur. Beklentimiz bu Kanunla birlikte iş kazası ve meslek hastalıklarında olumlu yönde önemli bir mesafenin katedilmesidir. Ülkemize ve çalışanlarımıza hayırlı olması dileğiyle. Haber Fotoğrafları: G. Gamze Atik Uzun, ISGGM, ÇSGB İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü, Halkla İlişkiler ve Tanıtım Daire Başkanlığında tekniker olarak çalışan G.Gamze ATİK UZUN, genel müdürlüğün tüm toplantılarında fotoğraf ve kamera çekimini gerçekleştirip, kurgu ve montajlarını bizzat yapmaktadır. Uzun, aynı zamanda ayda bir yayımlanan İSG bülteninin haberlerinin oluşumunda ve yayın kurulunda görev almaktadır. Ekoteknik İSG ekibi olarak, fotoğrafları ile katkıda bulunduğu için kendisine çok teşekkür ediyoruz. MAKALE Tevfik Paçacı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Baş İş Müfettişi İşverenler Müteahhitler Proje Sorumluları Koordinatörler! BU YAZI SİZİN İÇİN ÇOK ÖNEMLİ 23.12.2003 tarihinde yayımlanan YAPI İŞLERİNDE SAĞLIK VE GÜVENLİK YÖNETMELİĞİ nin 5. Maddesi nde Sağlık ve Güvenlik Planı hazırlanması isteniyor. Ancak bu planın kim tarafından, nasıl hazırlanacağı, içeriğinde neler olacağı, ne zaman güncelleneceği gibi hususlar tam olarak belirtilmemiş. Bu nedenle işveren ve müfettişler arasında sıkıntılar da yaşanabiliyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından bu konuya açıklık getirilmesi amacıyla çalışmalar yapıldı ve rehber olarak yayımlanma noktasına ulaşıldı. Ancak ne yazık ki henüz sağlık güvenlik planları rehber tablolar halinde yayınlanmadı. Bu konudaki eksiklik için bir yazı hazırlamak istedik ve yoğunluğuna rağmen İSG ye gönül verenleri kapısından çevirmeyen Baş İş Müfettişi Tevfik Paçacı dan yazı istedik. 30.06.2012 Tarih 28339 Sayılı Resmi Gazete de yayınlanan 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu na göre yürürlüğe konulacak olan Yapı İşlerinde Sağlık ve Güvenlik Yönetmeliği nin yürürlüğe girmesinden sonra aşağıda ÖZET HALİNDE VERilen SAĞLIK GÜVENLİK PLANI Rehber olarak tabloları ile daha kapsamlı olarak yayımlanacak. Ancak işverenlerin-müteahhitlerin-proje sorumlularının-koordinatörlerin sağlık güvenlik planını bu kriterlere göre yapmalarında büyük fayda olduğu için biz erkenden özet halini okuyucularımıza sunuyoruz. 10 11

SAĞLIK VE GÜVENLİK PLANI SAĞLIK VE GÜVENLİK PLANI NEDİR? KİM TARAFINDAN? NASIL HAZIRLANIR? 4857 Sayılı İş Kanunu nun 78.inci Maddesi ne göre yapı işyerlerinde alınacak asgari sağlık ve güvenlik şartlarını belirten 23.12.2003 Tarih ve 25434 Sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Yapı İşlerinde Sağlık ve Güvenlik Yönetmeliği nin 5.nci Maddesi gereğince işveren veya proje sorumlusu, yapı işine başlamadan önce yapı alanında yürütülen faaliyetleri dikkate alarak uygulanacak kuralları belirleyen bir sağlık ve güvenlik planı hazırlayacak veya hazırlanmasını sağlayacaktır. Yapı Alanında İş Sağlığı ve Güvenliği Risklerini İçeren: HAZIRLANMASI 1- Özellikle yapılan işin ve işlemlerin niteliği veya işyeri alanının çevresel özelliklerinden dolayı, işçilerin toprak altında kalma, bataklıkta batma veya yüksekten düşme gibi risklerin fazla olduğu işler, 2- Yasal olarak sağlık gözetimi gerektiren veya kimyasal ve biyolojik özelliklerinden dolayı işçilerin sağlık ve güvenlikleri için risk oluşturan maddelerle yapılan işler, 3- Yürürlükteki mevzuat uyarınca, denetimli ve gözetimli alanlar belirlenmesini gerektiren iyonlaştırıcı radyasyonla çalışılan işler, 4- Yüksek gerilim hatları yakınındaki işler, 5- Boğulma riski bulunan işler, 6- Kuyu, yeraltı kazıları ve tünel işleri, 7- Hava beslemeli sistem kullanan dalgıçların yaptığı işler, 8- Basınçlı keson içinde yapılan işler, 9- Patlayıcı madde kullanımını gerektiren işler, 10- Ağır prefabrike elemanların montaj ve söküm işleri, çalışmalarının yapılması durumunda bu işlerle ilgili özel önlemler planda yer alacaktır. 1. YÖNETİMİN TAAHHÜDÜ Bu bölümde firma bilgileri verilerek yürürlükteki İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı na tam olarak uyulacağını, planın bu şantiye koşulları ve çalışanları için hazırlandığını, bu koşullar değiştiğinde ortaya çıkan yeni tehlike ve risklere göre güncelleneceğini, iş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesine yönelik her türlü tedbirin zamanında alınacağı gibi hususlar taahhüt edilerek en üst düzey yönetici tarafından imzalanacaktır. 2. PROJE BİLGİLERİ Proje, işveren, sorumlu yapı denetim firması, sorumlu müşavir firma, diğer kontrol birimleri ve alt işverenler ile ilgili bilgiler verilecektir. 3. PROJE SAĞLIK VE GÜVENLİK ORGANİZASYONU 3.1 İSG Organizasyon Şeması Bu başlık altında proje kapsamında İSG yapılanması şematik olarak gösterilecek kişilerin görev, yetki ve sorumlulukları belirtilecektir. 3.2 Vaziyet Planı İşyerinin vaziyet planı üzerinde, depoların, atölyelerin, atık alanlarının gösterimi, yangın, kazalardan korunma ve çalışanlar ile ziyaretçiler için kaçış planı, yangın söndürme sistemi, elektrik, su, ısıtma, doğal gaz, kanalizasyon vb yer altı ve yerüstü hatlarının gösterimi, aydınlatmaların konumları ve gece yapılan çalışmalarda ve/veya gün ışığıyla aydınlatma sağlanamayan yerlerde tesisatın gösterimi, havalandırma sistemi, trafik, yaya, acil çıkış yolları ile ilgili düzenlemeler ve güvenlik önlemleri, acil durumlarda toplanma alanları, iki veya daha fazla işverenin çalışmasının öngörüldüğü alanların gösterimi, iş sağlığı ve güvenliği konusunda özel risk taşıyan alanların gösterimi (patlayıcı, parlayıcı, kimyasal madde, kaynak malzemeleri, asbest vb.), kaldırma araçlarının (kule vinç vb) gösterimi ve iskelelerinin kurulacağı yerler, sosyal tesisler (yemekhane, yatakhane, sağlık birimi, dinlenme yerleri, duş ve tuvaletler vb) yer alacaktır. 3.3 İş Akış Planı Ana iş adımlarına uygun zaman çizelgesi verilmelidir. İşin yürütümüne yönelik hazırlanacak iş akış planına uygun olarak alınacak sağlık ve güvenlik önlemleri belirtilecektir. Risk değerlendirmesi yöntemi ve yapılan risk değerlendirmesi eklenerek sonuçları verilecektir. 4. İŞ EKİPMANLARI 4.1 İş Ekipmanları Listesi İşyerinde kullanılacak bütün iş ekipmanları yazılacaktır. İş ekipmanı şantiyede kullanılmadan önce İSG yönünden uygunluğunu onaylayan yetkili kişinin isim, unvan ve imzası yer alacaktır. İskele, kule vinç, beton pompası, yük asansörü gibi iş ekipmanlarının yer seçiminin ve kurulumunun uygunluğunu onaylayan yetkili kişinin isim, unvan ve imzası yer alacaktır. Yetkili kişiler tarafından kullanılması gereken iş ekipmanları için yetki belgeleri (operatörlük belgesi, ehliyet, sertifika, eğitim belgeleri vb.) bu bölümde verilecektir. 4.2 Ekipman / Sistem Bakım, Kontrol ve Deneyleri İş ekipmanları için tablo düzenlenerek kontrol ve deneyleri işlenecektir. İş ekipmanlarının periyodik kontrol ve testleri mevzuatla belirlenen sürelerde ya da risk değerlendirmesi sonuçlarına göre gerekli görülmesi halinde daha kısa periyotlarla yapılmalıdır. Mevzuatta kontrol ve test süresi belirtilmeyen ekipmanların periyodik kontrol ve test süreleri ise, üretici firma bilgileri, ilgili standart ve yapılacak risk değerlendirmesine göre belirlenecektir. Risk değerlendirmesinde iş ekipmanının yaşı, iklim şartları, çalışma süresi ve çalışma şartları gibi hususlar da göz önünde bulundurulmalıdır. Alt işveren ve tedarikçi firmalar tarafından kullanılan iş ekipmanları için de aynı tablo düzenlenecek ve düzenlenen tabloların bir nüshası asıl işveren tarafından muhafaza edilecektir. 5. TOPLANTILAR İSG kurulu toplantıları dışında İSG konularında yapılacak her türlü toplantı kayıt altına alınacaktır. Alınan kararların uygulanması, sorumlu kişi tarafından izlenmeli ve etkinliği değerlendirilmelidir. 6. PROJEDE KULLANILACAK İLETİŞİM YÖNTEMLERİ Bu bölümde toplantı dışındaki iletişim araçları ile ilgili bilgiler yer alacaktır. 7. ALT İŞVERENLER VE TEDARİKÇİLER İşveren, alt işverenler ve tedarikçilerin seçiminde iş sağlığı ve güvenliği açısından asgari düzeyde aşağıdaki kriterleri göz önünde bulunduracak, bu kriterlere ilişkin alt işveren ve tedarikçilerden sağlanacak kayıt ve belgeler planın ekinde yer alacaktır. 7.1 Alt İşverenin seçimi: İş Sağlığı Güvenliği ve Çevreyle ilgi soru ve sorunlarınız için Alt işveren çalışanlarının ve iş ekipmanlarını kullanacak kişilerin yetkinliği ve yeterlilik belgesi (çalışanların eğitim belgeleri, sertifikaları vb.), uzmanlık gerektiren işin +90 312 285 47 45 numaralı telefondan bilgi alabilirsiniz. yapımına dair alt işverenin metot beyanı, alt işverenin sahip olduğu iş ekipmanı ve araçların bakım, kontrol ve testlerine ilişkin belgeler, alt işverenin daha önce bitirdiği işlerle ilgili beyanı, alt işverenin daha önce yaptığı işlerde karşılaştığı iş kazası ve / veya tespit edilen meslek hastalıkları ve bunların sonuçları ile ilgili beyanı, alt işverenin iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili genel kurallara ve asıl işveren tarafından hazırlanan sağlık ve güvenlik planına uyma taahhüdü. 7.2 Tedarikçilerin Seçimi: Tedarikçilerin seçiminde, tamir ve bakım ile ilgili servis garantisi, ürün / araç teslim sonrası eğitim hizmeti, ürün / ekipmanın kullanım kılavuzunun temini, teslim tarihine uyma taahhüdü, temin edeceği ürünlerin garantisi, referans bilgileri, tedarikçinin ulaşılabilirliği ile ilgili konular göz önünde bulundurulacaktır. 8. EĞİTİM Eğitimden sorumlu kişi, dokümanların şantiyede saklandığı yer, işçilere verilmesi gerekli eğitim konuları listesi, eğitim kontrol listesi gibi hususların yer aldığı eğitim faaliyetleri belirtilecektir. ÇESAM Çevre ve İş Güvenliği Hizmetleri 12 12 13 13

OSTİM YENİ İSG Kanunu nu! Organize sanayi bölgelerinde yapılacak sürekli denetimler ile İş Sağlığı ve güvenliği bilincinin oluşturulup sürekliliğinin sağlanacağı, iş kazalarının sıfıra indirilebileceği ve güvenli çalışma ortamlarının oluşturulabileceğini düşünmekteyiz. Bu amaçla da hem Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile hem de İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü ile yapılacak her türlü projeye Ostim OSB olarak destek vermeye her zaman hazır olduğumuzu belirtmek isteriz. Uygulamaya HAZIR mı? Organize Sanayi Bölgeleri içinde örnek gösterilebileceklerden biri olan Ostim, üyelerinin rekabetçi yapılarını güçlendirerek destek birimlerinin avantajını sunan bir OSB. Bu bölgesel avantajlar işletmelerin üretim, tanıtım, ihracat, teknolojik yenilik, bilgi ve bilişim ile kurumsallaşma, finansman gibi alanlardaki niteliklerini yükseltmektedir. Bu modelin başarısı için sanayici ve işadamları ile sivil toplum örgütlerinin de iştirak ettiği Ar-ge, yatırım ve inşaat, tanıtım, dış ticaret, danışmanlık ve yayıncılık alanlarında oluşturulmuş kurumlar ve sistemler KOBİ lere hem güncel, hem de kalıcı çözümler üretmektedir. Ostim Organize Sanayi Bölgesi, kamunun sanayi sektörlerine ve KOBİ lere yönelik destekleyici birçok projesinde pilot uygulama alanı olarak tercih edilirken, gelişmekte olan ülkelere de bölgesel kalkınma modeli olarak önerilmektedir. Ayrıca Ostim Ayen Enerji Santrali, Ostim-ODTÜ Teknopark, ODA- GEM, ODAM, Eğitim Koordinasyon, Telekom Merkezi gibi projeler, çeşitli çözüm ortaklarıyla geliştirilmiş başarılı örneklerdir. Ostim, her konuda örnek olduğu gibi elbette yeni çıkan İş Sağlığı Güvenliği Kanunu nun uygulamasında da örnek olacak ve başı çekecektir düşüncesiyle, Başkan Orhan Aydın ın kapısını çaldık ve sorularımızı yönelttik: Hazırlayan: Tuğba Kanat Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve İş Sağlığı ve güvenliği Genel Müdürlüğü ile bölgeniz içerisinde yürütmüş olduğunuz proje mevcut mudur? 2005 yılında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Organize Sanayi Bölge Müdürlüğümüz arasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Ostim Hizmet Merkezi İş Birliği protokolü yapılarak, BAKANLIK TEMSİLCİLİĞİ, SSK, BAĞ-KUR, İŞKUR ve ÇASGEM için bir bina tahsis edilerek, üyelerimizin iş sağlığı ve güvenliğine ve diğer hizmetlere daha kolay ulaşabilmesi hedeflenerek çalışma yapılmıştır. Bu çalışma kapsamında ilgili devlet kurumlarının istemiş olduğu şekilde 14 binanın tadilat ve dekorasyonu, mobilya, ofis malzemeleri, bilişim malzemeleri (telefon, faks,bilgisayar, yazıcı, fotokopi makinesi vb.),doğalgaz, elektrik vb. masraflar için yaklaşık 1.100.000 TL harcama yapılmıştır. Bu protokol halen devam ediyor mu? Protokol 2011 yılında bitmesine rağmen OSTİM OSB olarak halen gerekli destekler verilmektedir. Ayrıca 2012 yılında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılacak olan İş Sağlığı ve Güvenliği denetimlerine ilişkin firmaların bilgilendirme ve bilinçlendirilmelerine yönelik olarak genel katılımlı bir bilgilendirme paneli yapılmış olup, akabinde bölgemizde bakanlık müfettişleri tarafından ortalama 300 firmanın denetimi yapılmıştır. Yapılan denetimler neticesinde firmalarda iş sağlığı ve güvenliği yönünden eksikliklerini gidermeleri ve gerekli tedbirleri almaları yönünde bildirimler yapılmış olumlu şekilde sonuçlar alınmıştır. Organize sanayi bölgelerinde yapılacak sürekli denetimler ile İş Sağlığı ve güvenliği bilincinin oluşturulup sürekliliğinin sağlanacağı, iş kazalarının sıfıra indirilebileceği ve güvenli çalışma ortamlarının oluşturulabileceğini düşünmekteyiz. Bu amaçla da hem Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından hem de İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü ile yapılacak her türlü projeye Ostim OSB olarak destek vermeye her zaman hazır olduğumuzu belirtmek isteriz. Yeni İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu için ne düşünüyorsunuz? 30 Haziran 2012 tarihinde yayınlanan 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile birlikte çalışma hayatı ile ilgili birçok tanım ve yenilikler getirilmiştir. Bunlardan en önemlisi, 4857 Sayılı İş Kanunu nda bazı meslek ve çalışan grupları muaf tutulmuşken, yeni kanunla faaliyet konusuna bakılmaksızın, kamu ve özel ayırımı yapmaksızın tüm iş ve işyerleri ile bu yerlerde çalışan, işveren, işveren vekili, çırak ve stajyerleri kapsam içerisine almıştır. Böylece küçük ve orta ölçekli işletmelerde de iş sağlığı ve güvenliği bilincinin oluşturulması, sürekliliğinin sağlanması hususunda önemli bir adım atılmıştır. Ayrıca yeni kanunla birlikte OSB müdürlüklerine de Ortak Sağlık Güvenlik Birimi kurma yetkisi tanınmıştır. Yeni Kanun un Ostim Organize Sanayi Bölgesi ne getireceği yenilikler nelerdir? OSTİM OSB si karma OSB olması sebebiyle, bünyesinde küçük, orta ve büyük ölçekli işletmeleri barındırmaktadır. Eski kanunda 50 ve üzeri daimi çalışan ibaresi bulunurken, yeni kanunda 50 den az işçi çalıştıran yerleri de kapsam içerisine dahil ederek, bölgemiz içerisinde faaliyet gösteren orta ve küçük ölçekli işletmelerde (kendisi haricinde bir ve daha fazla çalışan bulunduran tüm işletmeler) kanun kapsamına girmiştir. Böylece bölgemiz içerisinde mevcut olan işletmelerin yeni kanun ile birlikte iş sağlığı ve güvenliği ile tanışacak olmaları, zaman içerisinde hem bu işletme sahiplerinde hem de çalışanlarda iş sağlığı ve güvenliği bilincinin oluşması, güvenli çalışma alanlarının oluşturulması ve iş kazalarının bölgemiz içerisinde sıfıra indirgenmesinde önem arz etmektedir. Bölgeniz içerisinde üyelerinize yönelik iş sağlığı ve güvenliği konulu bir çalışmanız var mıdır? Yoksa bu kapsamda bir çalışma başlatmayı düşünüyor musunuz? İş sağlığı ve güvenliğine yönelik bölgemiz içerisinde daha öncede uygulamamız mevcut olup, işyerlerinin ruhsatlandırma aşamasında işyerleri İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatları na göre de kontrol edilerek gerekli uyarılar yapılmakta ve almaları gereken önlemler üyelerimize tebliğ edilmektedir. Böylece hem üyelerimizde hem de çalışanlarda iş sağlığı ve güvenliği bilinci oluşturulmaya çalışılmaktaydı. Yeni kanunla birlikte bölge müdürlüğümüze getirilen iş sağlığı ve güvenliği koordinasyonunun sağlanması ve kanun gereği üyelerimizin ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden hizmet almalarına yönelik, üyelerimize bu hizmetlerin daha iyi ve verimli olarak zaman verilebilmesi amacıyla, bölge müdürlüğümüz tarafından gerekli çalışmalar yeni kanun taslak aşamasında iken başlatılmış olup yılsonuna kadar ilgili anlaşmalar yapılarak devreye konulması planlanmaktadır. 1997 de kurulan, 5 milyon m2 de 5 bin işletme ve 50 bin çalışan ile 17 ana sektörde 139 iş kolu ile faaliyet gösteren, Türkiye nin en büyük, dünyanın ise sayılı küçük ve orta ölçekli sanayi üretim alanlarından biri olan Ostim de, makine imalat, metal işleme, elektrik-elektronik, iş makineleri, imalat ekipmanları, otomotiv, plastik-kauçuk, tıbbi araç gereçler ana başlıklarında üretim yapılmaktadır. Ostim sahip olduğu zengin üretim yeteneği ile çevresindeki diğer sanayicilerin üretim süreçlerini de desteklemektedir. Kaliteli üretim ve kurumsallaşmaya yönelik tüm destek birimlerine (elektrik ve doğalgaz, imar ve altyapı müdürlüğü fuar-organizasyon, çevre temizlik ve güvenlik hizmetleri, işyeri açma ve çalışma ruhsatı hizmetleri, ostim istihdam ofisi, müşteri ilişkileri koordinatörlüğü, bilgi ve iletişim teknolojileri koordinatörlüğü, basın ve halkla ilişkiler koordinatörlüğü, işçi sağlığı ve güvenliği hizmetleri, mali ve idari işler) sahip olan Ostim, çağdaş üretim teknolojisini yakalamış dev bir fabrikadır. Bu fabrika küçük ve orta ölçekli işletmelerin evrensel bir laboratuarı niteliğini taşırken, Türkiye nin en önemli istihdam alanlarından biri olmayı da başarmıştır. 15

MAKALE Kemal Çetintaş Emekli Baş İş Müfettişi Makina Mühendisi / A Sınıfı ISG Uzmanı Benzemesin! İş Kazalarının Akıbeti, Trafik Kazalarının Akıbetine 30 Haziran 2012 de Resmi Gazete de yayınlanan yeni kanun ile işçi sayısına, işyerinin konumuna ve işçi / memur ayrımına bakılmaksızın kamu dâhil tüm işyerleri iş güvenliği kapsamına alındı. Çalışan sayısına bakılmaksızın tüm işyerlerinde sertifikalı hekim ve sertifikalı iş güvenliği uzmanı tarafından Risk Değerlendirmesi yapılacağı kanunda belirtildi. Uygulanabildiği takdirde bunlar çok yerinde yapılmış değişiklikler. Ancak kanun koyucu tarafından da düzenlemelerin yeterince uygulanmayacağı kaygısı olsa gerek ki, ciddi idari para cezaları da getirildi. Ülkemizde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin kanuni düzenlemenin 4857 Sayılı İş Kanunu içerisinde yer alan bazı maddelerle sınırlı olduğu ve çalışanların tümünü kapsamadığı bilinen bir gerçekti. Ancak, onaylanan uluslararası sözleşmeler ve Avrupa Birliği İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı na uyum süreci, farklı statülere sahip çalışanların da mesleki sağlık ve güvenliklerinin korunması için daha kapsayıcı düzenlemelerin yürürlüğe konulması ihtiyacını ortaya çıkardı. Böylelikle, nihayet iş sağlığı ve güvenliğinin önemi anlaşıldığından olsa gerek kanun koyucu sadece bu konuyu düzenleyen 6331 Sayılı, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu nu 30 Haziran 2012 de Resmi Gazete de yayınladı. 30 Haziran 2012 de Resmi Gazete de yayınlanan yeni kanun ile işçi sayısına, işyerinin konumuna (sanayiden sayılıp-sayılmamasına / işin tehlikeli olup-olmamasına) ve işçi / memur ayrımına bakılmaksızın kamu dâhil tüm işyerleri iş güvenliği kapsamına alındı. İşyerleri yine az tehlikeli, tehlikeli, çok tehlikeli şeklinde sınıflandırıldı. Çalışan sayısına bakılmaksızın tüm işyerlerinde sertifikalı hekim ve sertifikalı iş güvenliği uzmanı tarafından Risk Değerlendirmesi yapılacağı kanunda belirtildi. Uygulanabildiği takdirde bunlar çok yerinde yapılmış değişiklikler. Ancak kanun koyucu tarafından da düzenlemelerin yeterince uygulanmayacağı kaygısı olsa gerek ki, ciddi idari para cezaları şeklinde yaptırımlar da getirilmiş durumda. Bu cezaların belli başlılarına kısaca göz atalım: -> 6331 Sayılı yasadan önce bir işyeri hekimi ya da iş güvenliği uzmanı çalıştırmamanın cezası 1.250- TL idi ve iş yerine çalıştırmadığı her ay için idari para cezası verilmiyordu. -> Şimdi ise eğer işyerinde İşyeri Hekimi ve İş Güvenliği Uzmanı yoksa uygulanacak idari para cezası miktarı, her kişi için 5.000- TL olarak belirlendi. Üstelik aykırılığın devamı halinde görevlendirilmeyen her kişi ve takip eden her ay için aynı miktar cezalandırılmasına devam edilecek. Örnek: 10 işçi çalıştıran küçük ölçekli bir işyerinde, işverenin iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini satın alma yoluna gitmemesi durumunda, her ay işyeri hekimi için 5 bin lira ve iş güvenliği uzmanı için de 5 bin lira olmak üzere toplam 10 bin lira idari para cezası kesilecek. Cezanın tutarı yıllık bazda (yani bir yıl boyunca olayın devam etmesi halinde) 120 bin lira olacak. -> Üstelik ceza bu 120 bin lira ile de sınırlı değil. 6331 Sayılı Kanun Md.26/b ile daha da artabilir. Zira risk değerlendirmesi yapmayan veya yaptırmayan işverene 3 bin TL ceza verilmesi de kanunda belirlenmiş. -> Yine diğer yükümlülüklerini yerine getirmeyen işverene de her bir yükümlülük için 2 bin TL ceza uygulanması belirlenmiş. - İş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili konularda ölçüm, inceleme ve araştırma yapılmasına, numune alınmasına veya eğitim kurumları ile ortak sağlık ve güvenlik birimlerinin kontrol ve denetiminin yapılmasına engel olan işverene 5 bin TL, - Büyük kaza önleme politika belgesi hazırlamayan işverene 50 bin TL, İLO raporlarına göre, iş kazalarında Türkiye Avrupa birincisi ve Dünya üçüncüsü. Bu son derece üzücü durumdan, yeni yasanın hazırlanacak alt mevzuatları ile kurtulmayı, İŞ KAZALARINA DUR demeyi ümit ediyoruz. - Güvenlik raporunu hazırlayıp bakanlığın değerlendirmesine sunmadan işyerini faaliyete geçiren, izin verilmeyen işyerini açan veya durdurulan işyerinde faaliyetini sürdüren işyerine 80 bin TL idari para cezası verilmesi istenmektedir. Kaleme aldığım bu cezalar belli başlı ilk sayabileceklerimizden, kanun incelendiğinde cezaların devam ettiği görülebilir. Ancak sadece bu kadarı bile iş sağlığı güvenliği tedbirlerini almadan bir işletmenin yoluna devam etmesinin imkânsız olduğunu göstermeye yeterlidir. Benim altını çizmek istediğim asıl önemli hususlardan biri, Türkiye de özellikle küçük ölçekli firmaların bu tür yeni düzenlemelere kendilerini uyarlamalarının zaman alacağıdır. Özel işyeri sahipleri bu konuda acil olarak bilgilendirilmezse yoğun bir şekilde idari para cezalarına çarpılmaları kaçınılmaz olacaktır. Kanunda belirlenen bu idari para cezalarının, göz ardı eden bir yapı kurulması yerine, toplumu bilgilendirmesini umuyorum. Umarım bu yeniliklerle, bu cezalara maruz kalınmayacak kadar iş güveliği kültürü oluşturulması sağlanır. Trafikte can güvenliği için yaya geçitlerini kullanmayan ve ışıklara riayet etmeyen yayalara da ceza kesilmesi gerektiğinin de yasayla belirlenmiş olmasına rağmen, hiçbir yayaya ceza kesilmemesi gibi bir durum olmasın diye umuyorum. Trafikte bir kaza olunca, kazayı yapan araç sürücüsüne takdir edilen tazminatla olayı kapatmaya alışık bir millet olduğumuzu hatırlayınca benzer bir durumu iş kazalarında da yaşamamayı diliyorum. 16 17

MAKALE Mehmet Berk - MS. C İş Sağlığı Daire Başkanı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Yanıcı ve Parlayıcı Kimyasal Maddelere Maruz Kalmanın ve Patlayıcı Ortamların Oluşmasının Önlenmesinde HAVALANDIRMA İş sağlığı ve güvenliğinin amacı, çalışanların sağlıklı çalışma ortamına kavuşturulması, iş sağlığı ve güvenliğini sağlayacak önlemlerin herhangi bir kayıp olmadan, önceden alınmasıdır. Havalandırmayı iki ana başlık altında incelemek gerekir: 1-Klimatizasyon (İklimlendirme): Ortam havasını nem, ısı ve hava akımı yönünden en ideal ve temiz hale getirmek için uygulanan yöntemdir. Toplu olarak yaşanan veya belli zamanlarda bulunulan, genelde kimyasal kirleticilerin olmadığı ortamlarda uygulanır. 2-Endüstriyel Ventilasyon (Endüstriyel Havalandırma): Hava bileşimi içinde bulunan oksijen oranın yüzde 21 den yüzde 18 ve daha altına düşmemesi, teneffüs edilen havanın içerisinde bulanan, sağlık bozucu toz, duman, buhar, sis gibi zararlı etkenlerin uzaklaştırılması, seyreltilmesi veya bu (sağlık bozucu toz, duman, buhar, sis gibi) zararlı etkenlerin ortam havasına karışmadan kaynağından alınarak uzaklaştırılması için uygulanan işlemlerdir. Temelde 3 yöntem uygulanır: 1-Tabii Sirkülasyon Yöntemi: Ortam ısı farkı ya da rüzgar etkisiyle kapalı alandaki ya da iş yerindeki kapı, pencere ve menfezlerden ortam havasını değiştirme yöntemidir. Daha çok çalışma ortamında meydana gelen sıcaklık artışı nedeniyle oluşan baskıyı azaltmak, çalışanları rahatlatmak için uygulanır. 2-Seyreltme Amaçlı Havalandırma Yöntemi: Kapalı alanda ya da iş yerindeki ortam havasını dışarıdan içeriye temiz hava basarak (içeride pozitif basınç oluşturarak) ya da içerideki kirli havayı apiratör veya diğer hava emiş sistemleri kullanılarak dışarıya atıp (içeride negatif basınç oluşturarak) dışarıdan temiz havanın tabii yolla içeri girmesini sağlayarak yapılan havalandırmadır. 3-Lokal Havalandırma (Ekzoz Havalandırma) Yöntemi: Kapalı alanda ya da işyerinde kullanılan ve ortam havasına karıştığında hastalıklara, patlayıcı ortamlara ve yangına neden olabilecek ya da üretime ve ürüne zarar verebilecek etkenlerin ortamdan uzaklaştırılması ya da kontrol altına alınarak elimine edilmesi amacıyla yapılan havalandırma yöntemidir. İş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemlerinde ortak özellik olarak yer alan, işyeri sağlık ve güvenlik politikası oluşturma, organizasyon yapısı, risk değerlendirmesi, önleyici faaliyetler, sürekli iyileşme, eğitim ve çalışanların katılımı gibi kavramların hayata geçirilmesi ile birçok sorun baştan çözülebilecektir. İşyerlerinde çeşitli amaçlarla birçok kimyasal madde kullanılmaktadır ve iş hijyeninin esas amaçlarından birisi, kimyasal faktörlere kişisel olarak maruz kalmanın ve patlayıcı ortamların oluşmasını önlenmektir. Bu çeşitli yöntemler uygulanarak gerçekleştirilir. Bu yöntemlerden biriside havalandırmadır. Ancak, havalandırmanın etkin olabilmesi, amaçlananı sağlayabilmesi için sağlam veri ve hesaplamalara dayandırılması gerekir. Burada, endüstride kullanılan ve maruz kalındığında çeşitli meslek hastalıklarını ve patlayıcı ortamları oluşturacak kimyasal madde buharlarının, ortamdan uzaklaştırılması yada kontrol altına alınması için ihtiyaç duyulacak hava miktarının hesaplanması anlatılmıştır. Havalandırma kısaca şöyle tanımlanabilir: Kapalı bir ortam içerisinde bulunan kirlenmiş, bileşim oranında değişiklik meydana gelmiş ve kullanılmış olan havanın, kullanılabilir temiz hava ile yer değiştirmesini sağlamak için yapılan tabii veya teknik işlemlerdir. Bir insanın varlığını devam ettirebilmesi, işyerinde üretimin sağlıklı olarak sürdürülebilmesi ve çalışanların sağlıkları bozulmadan verimli bir şekilde çalışmalarını sürdürebilmeleri, Hava bileşimi içinde bulunan oksijen oranın yüzde 21 den yüzde 18 ve daha altına düşmemesi, teneffüs edilen havanın içerisinde, sağlık bozucu toz, duman, buhar, sis gibi zararlı etkenlerin bulunmamasına bağlıdır. Havanın yüzde 21 i O 2 dir. Yetişkin insan 1 dakikada 1,5 litre O 2 tüketmektedir. Havadaki O 2 oranı yüzde 16 nın altına düştüğü zaman canlının yaşaması imkansız hale gelmektedir. Bu durumda insan havadaki O 2 nin yüzde 5 inden faydalanabilmektedir. İnsanın 1,5 litre O 2 alabilmesi için dakikada 30 litre temiz havayı teneffüs etmesi gerekmektedir. Bu da saatte 60 x 30 = 1800 litre temiz hava demektir. İnsanın hayatını sürdürebilmesi için saatte yaklaşık 2 m³ temiz havaya ihtiyaç duyar. Çalışan kişinin harcadığı gücün durumuna göre temiz hava ihtiyacı daha da artar. İşyerlerinde ortam havasının kalitesinde sürekliliği sağlayabilmek için bu yöntemlerden birisi kullanılabilir. Çalışanların sağlığının korunmasında, onların akut ve kronik etkilenmelerini önlemek ve patlayıcı ortamların oluşmasını önlemede havalandırmanın önemi çok büyüktür. Bu nedenle havalandırma yöntemlerinin seçilmesinde çalışma ortamına yayılan etkenin fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin yanı sıra, vücuda giriş yollarının ve etki mekanizmalarının bilinmesi birinci önceliktir. Bu bilgiler Malzeme Güvenlik Bilgi Form- MSDS lerden veya ilgili yönetmeliklerin maruziyet sınır değerleri içeren eklerinde bulunan listelerden elde edilebilir. İşyerinde bulunan hava kirleticilerin ortamdan uzaklaştırılabilmesi için kurulacak olan lokal havalandırma sistemlerindeki davlumbaz ağızlarında olması gereke hava emiş hızları Tablo 2 de verilmiştir. 18 19

Endüstride sık ve yaygın olarak kullanılan düşük sıcaklıklarda buharlaşarak ve çalışma ortamına yayılarak patlayıcı ortam oluşmasına ayrıca çalışanların solunum yoluyla yoğun şekilde maruz kalmaları sonucu karaciğer, böbrek ve sinir sisteminde olumsuz etkilere yol açan kimyasal maddelerin bu zararlı etkilerini ortadan kaldırmak, ortamdaki yoğunluğunu azaltarak zararsız hale getirmek için yine bu kimyasal maddelerin fiziksel özelliklerinden yararlanılmaktadır. Kimyasal maddelerden buharlaşma sıcaklığı 38 ºC altında olanla parlayıcı, 38 ºC üstünde olanlar yanıcı maddeler olarak sınıflandırılırlar. Yine buharlaşma miktarları da önemlidir. Bazı kimyasallarla çalışılan ortamlarda meydana getireceği tehlikeli durumların önceden bilinip gereken önlemlerin alınmasında yardımcı olacak pratik hesaplama yöntemi aşağıda verilmiştir. Örnek:1 Yüksekliği 4 m. olan 100 m² alana sahip olan bir işyerinde boyama öncesinde trikloretilen ile metal parçaların üzerindeki yağlar temizleniyor. Bu işlem için 8 saatlik çalışma süresinde 19 litre çözücü kullanılıyor ve kullanılan bu çözücü kullanım sırasında tamamen buharlaşarak işyeri ortam havasına karışıyor. İşyeri normal olarak saatte 2 kez havalandırılıyor. Acaba bu havalandırma miktarı yeterli mi? Yetersiz ise ne kadar daha havalandırmaya ihtiyaç vardır? Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik (Değ. 20/03/2008 Tarih ve 26822 Sayılı Resmi Gazete) in Mesleki Maruziyet Sınır Değerleri Listesi nde) Trikloretilen için Mesleki Maruziyet Sınır Değerleri 100 ppm olarak verilmiştir. (ppm = part per million = milyonda kısım = 1.000.000 cm³ de 1 cm³ kirletici demektir.) Accident Prevention Manual For Industrial Operations isimli kitabin 6. baskısının 43. bölümünde verilen listeye göre:1 litre trikloretilen buharlaştığında 0,2691 m³ buhara dönüşüyor. İşyerimiz, 4 x 10 x10 = 400 m³ hacme sahiptir. Bir günlük havalandırmada kullanılan hava miktarı 400 x 8 x 2 = 6400 m³ olmaktadır. Günde 19 litre trikloretilen kullanılmıştı. Bu da 19 x 0,2691 = 5,112 m³ = 5,112 m³ solvent (çözücü) buharı işyeri ortamına yayıldığını gösterir. Yayılan bu solvent buharını, ortam havasında 100 ppm e düşürebilmek için kaç m³ temiz hava ile seyreltmemiz gerekecektir? 5,112 m³ Gerekli olan hava = ------------- x 1.000.000 = 100 ppm 51 120 m³ olmaktadır. Buradan da görülebileceği gibi mevcut havalandırma miktarımız, ihtiyaç duyulanın 8 de 1 i düzeyindedir. Saatlik ihtiyaç duyulan temiz hava miktarı = 51 120 m³ : 8 Saat = 6390 m³ Saatlik değişim sayısı = 6390 m³ : 400 m³ =15,9 kez Değerlendirme: Hava değişim sayısının bu kadar yüksek olduğu çalışma alanında meydana gelecek hava esintisi nedeniyle çalışanlar olumsuz yönde etkilenecekleri için uygulanması gereken havalandırma yöntemi lokal havalandırma (Ekzoz Havalandırma) Yöntemi olmalıdır. İşyerinde mevcut olan havalandırma sisteminin yeterli olup olmadığının hesaplanması için: Aspiratörün saatte emdiği havanın miktarı ( m³ / Saat) Yeterli olup olmadığı = -------------------------- Seyreltme için gereken hava miktarı( m³ / Saat) Elde edilen sonuç (-) ise havalandırma yetersiz (+) ise havalandırma yeterli (0) ise kritik olarak değerlendirilir. Patlayıcı Ortamlar: Parlayıcı sıvı ve gazlarla çalışılan veya bunların bulunduğu ortamların patlayıcı ortama dönüşmeden gerekli seyreltmenin yapılması için gereken hava miktarı şu hesaplama ile bulunur. Bu hesaplamada örnek kimyasalımız n-butil asetat olsun. Veriler: İşyerimiz 400 m³ hacme sahip n-butil asetat ın Patlama limiti yüzde 1,7 ile yüzde 7,6 arasındadır. n-butil asetat ın litre şaşına buhar hacmi = 0,186 m³ /lt Güvenli kat sayısı = 5 (sabit sayıdır) 8 saatte kullanılan miktar = 24 litre, 1 saatte 3 lt Karışma Hızı ve Saatte Karışan Hacim = Kullanılan miktar(litre/saat) x litre başına buhar miktarı Hesaplama: Saatte ortama karışan madde buharı miktarı = 0,186 x 3 = 0,558 m³ = 558 litre Oluşan patlayıcı özelliğe sahip hava-madde karışım = 0,558 m³ x 100 : 1,7 = 32,82 m³ / saat Karışma hızı = 32,82 : 60 = 0,547 m³ / dakika Karışma oranı = 5 (G.K.Sayısı) x 0,547 = 2,735 m³/dk Saatte Gerekli Olan Hava Değişim Sayısı = 60 x 2,735 : 400 = 0,41 kez/ saat Sonuç olarak 2 saatte bir kez işyeri ortam havasının tamamen değiştirilmesi patlayıcı ortam oluşmasını önleyecektir. Parlayıcı ve patlayıcı maddelerin sayısı oldukça fazladır. Sanayide çok kullanılan parlayıcı ve patlayıcı maddelerden bazıları aşağıda Tablo 3 de yer almaktadır. Toz Patlamaları: Tozlardan kaynaklanan patlamaların önlenmesi konusu bunun dışındadır. Toz patlama için gerekli olan şartlar çok farklıdır. Tozun tane büyüklüğü, oksitlenme durumu, havada asılı kalma süresi, kimyasal özelliği, ortam sıcaklığı, nem ve benzeri bir çok faktörün uygun şartlarda bir araya gelmesinden sonra bir tutuşturucu ile karşılaşması gerekir. Bu nedenle böyle bir hesaplama ile tespiti hemen hemen imkansızdır. Toz patlamalarını önlemek için alınması gereken önlemleri kısaca özetleyecek olursak: 1- Tozlu işlemlerin kapalı sistemde yapılması, 2- Ortam havasına karışmasının önlenmesi, 3- Havalandırma sistemi ile tozun uzaklaştırılması, 4- Tozun ıslanması, 5-Yanmayacak madde ile örtülmesi, 6- Toz birikimine neden olacak girinti ve çıkıntıları ortadan kaldırılması. 20 21

Kaynakça: 1- Travail Securite - LA VENTILATION, N SPECIAL/JANVIER-FEVRIER 1983 - I.N.S.R. 2- Accident Prevention Manual for Industrial Operations, sıxth Edition, National Safety Council USA-1972. 3- Jeremy W.STRANKS, The Handbook of Health and Safety,Second Edition. 4- Fire and Explosion, Prevention and Protection, Safety in INDUSTRY, in Bulten 296. 5- Berk M., İşyerinde Yangın, Seminer Notları, Ankara, 1984. 22 23

ISAF 2012 den Ekoteknik İSG ye Anlamlı Teşekkür Marmara Fuarcılık Pazarlama ve Organizasyon Yöneticisi Selma Yılmaz ile Pınar Özyüksel, ISAF Fuarı na katkılarından dolayı Ekoteknik İSG stantını ziyaret ederek teşekkür belgesi sundu. Belgeyi Ekoteknik İSG adına, İş Güvenliği Uzmanı Volkan Aksu ve Basın Yayın Tanıtım ve Halkla İlişkiler Müdürü İrem Nurgül Durmuş aldı. Şimdi Geçmişle Özlem Giderme Zamanı Bu yıl, ISAF Security, ISAF Fire, ISAF IT Security, ISAF Safety&Health, ISAF Smart Houses olmak üzere 5 fuarı kapsayan ISAF Fuarı, 20-23 Eylül tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi nde 16. kez düzenlendi. Örneğine az rastlanır yüzde 58 lik muazzam bir büyüme gösteren ISAF Fuarı bu yıl, 9. ve 10. hollerin yanı sıra 11. holü de katılımcılarına açtı. Geçen yıl 169 olan katılımcı sayısını bu yıl 238 e ve 9bin 550 metrekarelik brüt alanını bu yıl 14 bin metrekareye çıkaran ISAF, sektörün en yeni ürünlerini ziyaretçileriyle buluşturmanın heyecanını yaşadı. Bu yıl ilk kez düzenlenen ISAF Safety&Health Fuarı ise katılımcıların ürünlerini 20 binin üzerindeki potansiyel alıcı kesime sunmalarına imkân tanıdı. İş Sağlığı Güvenliği ve Çevre Hizmetlerinin tanıtımının yanı sıra iş elbiseleri, düşme önleyici malzemeler, ulaşım ve trafik güvenliği, çevre kontrol koruma merkezleri ve ilk yardım malzemeleri 11. holde ön plana çıkan ürünler arasındaydı. ISAF 2012 Fuarı nda önemli konuşmacılar uzmanı oldukları alanlarda sunumlar gerçekleştirdiler. ÇAS- GEM ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı nın da etkinlikler kapsamında katılımcı ve ziyaretçileri bilgilendirdiği organizasyonda çeşitli kurum ve kuruluşlar da bilgilendirmeler de bulundular. İş Sağlığı İş Güvenliği Çevre konularını tek çatıda birleştiren ve geniş uzman kadrosuyla Türkiye genelinde kaliteli hizmet sunmanın haklı gururunu yaşayan Ekoteknik İSG de fuarda, ülkemiz için henüz çok yeni bir konu olan İş Sağlığı Güvenliği konusunda bilgilendirmelerde bulunarak, katılımcıların sorularını yanıtladı. 4 günlük yoğun fuarın bitiminde Marmara Fuarcılık Pazarlama ve Organizasyon Yöneticisi Selma Yılmaz ile Pınar Özyüksel, ISAF Fuarı na katkılarından dolayı Ekoteknik İSG stantını ziyaret ederek Ekoteknik İSG ye teşekkür belgesi sundu. Belgeyi Ekoteknik İSG adına, İş Güvenliği Uzmanı Volkan Aksu ve Basın Yayın Tanıtım ve Halkla İlişkiler Müdürü İrem Nurgül Durmuş aldı. Sektöre dair çok sayıda yeni ürünün görücüye çıktığı ISAF 2012 Fuarı, her yıl olduğu gibi bu yıl da sektöre damgasını vurdu. 2012 yılına dair olumlu dönüşlerin alındığı fuar, gelecek yıl da mevcut ve yeni katılımcılarıyla sektör ilgililerine kapılarını açacak. Kale Kapısı Sokak No: 28 Ankara Kalesi Ulus / Ankara Rezervasyon : +90 312 324 57 14 Gsm : +90 555 256 97 55 Fax : +90 312 310 79 81 www.kinacizadekonagi.com - info@kinacizadekonagi.com 24 25

MAKALE Doç. Dr. İlyas Üzüm Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi İş Güvenliği Ve Verimliliği Açısından İÇ HUZURU VE İŞ BARIŞI İnsan, yaradılışı bakımından uzayıp giden ihtiyaçları, ileriye dönük türlü beklentileri ve sınırsız ümitleri olan bir varlıktır. Hayatın ise olumlu ve olumsuz gelişmeleriyle kendine özgü bir gerçekliği vardır. Bu gerçeklik ihtiyaç ve beklentilerle örtüşmediğinde, birtakım gerginlikler kaçınılmaz olur. Kimi zaman bu gerginlikler kolay baş edilebilir düzeyde kalırken kimi zaman hayatı zehir eden bir noktaya kadar gelebilir. İç Huzuru bu gerginliklerin asgari düzeye inmesi, hatta giderek kaybolması, kişinin kendisini psikolojik olarak rahat hissetmesi demektir. Kuşkusuz bu kolay bir iş değildir ve bunun yolu olumsuzlukları hayattan kovmaktan değil, hayatı doğru şekilde anlamlandırmak, olumsuzlukları aşabilmek ve manevi kaynaklarla iç dünyamızı besleyebilmekten geçer. Kur an-ı Kerim de Yüce Yaratıcı, müminlerden bahsederken şöyle buyurur: Onlar inananlar ve kalpleri Allah ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah ı anmakla huzur bulur (Ra d 13/28). Gerçekten insanın sıkıntılarını aşabilmesi ve psikolojik bir rahatlığa ulaşabilmesi manevi dinamiklerle alakalıdır. Ayette geçen kalpten maksat bedenimize kan pompalayan fizikî organımız değil, manevi hayatımızın merkezini teşkil eden ruh ve duygu dünyamızdır. Kendisini, çevresindeki her şeyi, nihayet tüm evreni Yaratan aşkın ve içkin bir ilaha inanan kimse elbette güçlü bir kişiliğe sahip olur, imanın verdiği emniyet yani güven onun bütün benliğini sarar. Buna ilaveten böyle bir kimse O ilahın vahiyle açıklanan, fizik evrendeki delillerle pekiştirilen biçimde rahîm yani sonsuz merhamet sahibi olduğunu, hâkim yani her şeyi yerli yerinde yaptığını, adil yani kimseye haksızlık etmediğini, kerim yani sonsuz ikram edici olduğunu ve benzeri özelliklerini bildiğinde ve bunu içselleştirdiğinde insanın güveni zirveye ulaşır, -derecesine göre- tarifsiz bir iç huzuru hisseder ve bunun etkilerini hayatında görür. Böyle bir temellendirme çerçevesinde İş huzuru, başka bir ifadeyle İş Barışı bir çalışan için gerçek anlamda iç dünyasında barışı egemen kılmasıyla başlar. Kendisiyle didişen, kendisiyle çatışan, kendisiyle boğuşan bir kimse elbette etrafı ile sağlıklı ve barış dolu bir ilişki kuramaz. Bu da iş huzurunun gerçekleşmesine olumsuz etki yapar iç huzuruna eren bir kimse, bunun zorunlu sonucu olarak hem Rabbi ile hem çevresiyle hem de bütün varlıklarla barışık olur. Başına gelen türlü zorluklar ve sıkıntılar karşısında, Allah ın verdiği aklını kullanarak, bilenlerle görüşüp fikir alarak yapabileceklerini en iyi şekilde yapar, kendisini aşan konularda tevekkül ve teslimiyet içinde bulunur. Muhakkak ki böyle bir iç huzuru diğer bütün alanlarda olduğu gibi çalışma hayatına da yansır ve bu alanda İç Huzuru İş Huzuru ile birleşir. Çalıştığı iş ortamında herkesle uyumlu olur, herkese pozitif enerji verir, işverenden diğer çalışanlara kadar herkese olumlu duygular besler. İş huzuru, başka bir ifadeyle İş Barışı bir çalışan için gerçek anlamda iç dünyasında barışı egemen kılmasıyla başlar. Kendisiyle didişen, kendisiyle çatışan, kendisiyle boğuşan bir kimse elbette etrafı ile sağlıklı ve barış dolu bir ilişki kuramaz. Bu da iş huzurunun gerçekleşmesine olumsuz etki yapar. Öte yandan şunun da altını çizmek gerekir ki, burada kişinin kendisiyle barışık olmasını, derin bir iç huzura ermesini sağlamaya dönük işaretlemeler manevi dinamikler çerçevesinde ideal olana gönderme yapmakla ilgilidir. Bu işaretlemelerden yola çıkarak, kişisel hayatında ruh dinginliğine ulaşamayan bir kimsenin iş barışı sağlayamayacağı iddia olunamaz. Rasyonel bir değerlendirme içerisinde, bir iş ortamında çalışan kimseler, elbette tanımlanan iş ve belirlenen hak ve sorumluluklar üzerinden çalışma barışını gerçekleştirebilirler. Esasen gerçekleştirmeye çalışmakla da yükümlüdürler. Zira insan, bedeni ve duygularıyla işleyen bir organizma olduğu gibi aileden iş ortamına kadar sosyal birimler de bir tür organizma özelliği gösterir. Nasıl ki kendi iç dünyasında esenliğe erememiş, iç çatışmalarıyla savaşan bir kimse gündelik hayatında öteki insanlara göre daha az başarılı ise kendi aralarında uyum ve esenliği yakalayamamış sosyal birimler de göreceli olarak üretimlerinde daha az başarılı olur. İş barışının sağlanmasında en önemli ilkelerden birisi uyum dur. Bir bakıma her insan ayrı bir dünyadır ama aynı zamanda her insan, insan olarak birbirinin benzerdir. Ortak insani özellikler olduğu gibi farklı nitelik ve karakterler de vardır. Bunlara her insanın geldiği aile ve sosyal çevre farklılığı ile fikri ya da siyasi görüş ayrılıkları da eklendiğinde farklıklar alabildiğine artar. Bu farklıklar iş barışı ile dengelenemez ise bunlar tartışmalara, giderek sürtüşmelere ve daha ötesine uzanabilir. Bu da o iş ortamında verimin düşmesi, güvenliğin azalması demektir. Hz. Peygamber (s.a.v.) bir hadisinde şöyle buyurur: Mümin başkalarıyla kolayca ülfet edendir (uyum sağlayandır). Kendisinin başkalarıyla, başkalarının da kendisiyle ülfet etmediği kimsede hayır yoktur (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 18/374). Allah resulü, bir bakıma, bu hadisiyle uyumun önemine işaret etmektedir. Zira uyumlu insanlar başkalarıyla kolay ve olumlu ilişkiler kurar, başkaları da onunla kolay ve olumlu ilişkiler gerçekleştirir. Kendisiyle barışık, başkalarıyla uyumlu olan insanların oluşturduğu iş ortamları, iş barışının da maksimum düzeyde gerçekleştiği sosyal birimlerdir. Bu tür birimler hem verimliğinin arttığı hem de güvenliğin yine maksimum düzeye çıktığı iş ortamlarıdır. İş barışının gerçekleştiği böyle ortamlarda verimlilik artar, zira işverenle işçi arasında sağlıklı bir barış çalışanı işine yoğunlaştır, yüksek bir iş disiplinine sevk eder, her çeşit kaçamaktan, istismardan alıkoyar, işçinin işi kendi işi olarak sahiplenmesine vesile olur. Öte yandan bu tür ortamlarda iş güvenliği maksimum düzeye çıkar, zira işveren ailesinin bir ferdi gibi gördüğü işçilerin iş güvenliğini sağlamak için azami tedbirleri alır. İşçi de yine kendi işi gibi gördüğü işte azami dikkat ve disiplin içinde bulunur. Neticede iç barışı iş barışına, buradan da toplumsal barış ve huzura giden önemli bir illiyet bağı oluşur. İşveren ile işçi arasında sağlıklı bir barış çalışanı işine yoğunlaştır, yüksek bir iş disiplinine sevk eder, her çeşit kaçamaktan, istismardan alıkoyar, işçinin işi kendi işi olarak sahiplenmesine vesile olur. Öte yandan bu tür ortamlarda iş güvenliği maksimum düzeye çıkar, zira işveren ailesinin bir ferdi gibi gördüğü işçilerin iş güvenliğini sağlamak için azami tedbirleri alır. İşçi de yine kendi işi gibi gördüğü işte azami dikkat ve disiplin içinde bulunur. 26 27

MAKALE 28 Hüseyin GELMEZ E.Çevre Yönetimi Gen.Md.Yrd. ÇESAM Çevre Danışmanlık Firması Genel Koordinatör KüreselÇEVRE SORUNLARI İnsanoğlu hayatını idame ettirebilmek için doğadaki diğer canlıları ve cansız varlıkları kullanmak zorundadır. Esasen diğer bütün canlılar için de geçerli olan bu varoluş yöntemi, diğer canlılar açısından besin zincirinin tabiatı gereği doğal bir süreç olarak karşımıza çıkarken, insanoğlu söz konusu olduğunda aşırı ve bilinçsiz kullanım nedeniyle çevresel yıkım düzeyine varan sonuçlar yaratmıştır. Son yüzyılda insanın doğayı bilinçsizce bazen de bilinçli olarak kaldırma kapasitesini aşan bir şekilde kullanması ve kirletmesi, yer-deniz-atmosfer sistemini küresel ölçekte bozmuştur ve bozmaya da devam etmektedir. Y eryüzündeki tüm canlılığı ve ekosistemleri ilgilendiren bu bozulmalarla ortaya çıkan küresel çevre sorunlarını üç ana başlıkta ele alabiliriz. Bunlar küresel ısınma, ozon tabakasının tahribi ve asit yağışlarıdır. KÜRESEL ISINMA (SERA ETKİSİ) Troposferik atmosferde bulunan karbondioksit gazının güneşten yeryüzüne gelen ışık enerjisinin ısı enerjisi olarak atmosfere yansımasını önlemesi ve böylece yeryüzünün ısınmasına sebep olması hadisesi, seraların aynı sistemle ısıtılmalarından dolayı sera etkisi olarak adlandırılmıştır. Normalde güneş ışınları ozon tabakası dışında engellenmediğinden atmosferi geçer. Fakat yine bu ışınlar büyük nispette tekrar atmosfere yansıtılır. Bu esnada CO2 tarafından tutularak tekrar yeryüzüne yansıması sağlanır. Bu olay normal atmosfer şartlarında, yani yüzde 0,03 lük CO2 nin mevcut olduğu atmosferde meydana gelirse, yeryüzünün normal ısısı oluşur. Fakat atmosferdeki CO2 miktarının artması, daha fazla ışının tutulmasına ve yeryüzünün daha fazla ısınmasına neden olur ki, bu da ekolojik dengeyi bozar. Sera etkisinin oluşmasında ozon tabakasındaki tahribatın da etkisi vardır. Yapılan araştırmalar, son yüzyılda dünya ısısının 0,6 derece arttığını ve deniz suyu seviyesinin de global olarak 15 cm. yükseldiğini ortaya koymaktadır. Şayet antropojen kaynaklı kirlenme bu hızla devam ederse 30 yıla kadar global ısının 3 derece kadar artabileceği ileri sürülmektedir. Böylesine bir ısı artışı, buzulların eriyerek suların yükselmesine, floranın değişen iklime adaptasyon güçlüğü nedeniyle tahribine sebep olabilecektir. Dünya bugün bu ısı artışını 2050 yılına kadar 1-2 derecede tutmanın yollarını aramaktadır. Bilindiği üzere atmosferde normalde yüzde 0,03 oranında CO2 bulunmaktadır. Fakat sanayileşme ile birlikte antropojenik kaynakların etkisiyle atmosferde CO2 miktarı artmıştır. Bu artışta kömür, petrol gibi fosil yakıtların kullanımının önemli bir payı vardır. Günümüzün bilgi birikimine göre sera etkisine neden olan antropojenik kaynaklar: fosil yakıtlar, katı atıkların özellikle vahşi depolanması, hayvan besiciliği, çeltik tarlaları, metan gazları, kloroflorohidrokarbon emisyonları ve troposferik ozon ile az miktarda da olsa diazotoksit gazıdır. Amerikan Bilimler Akademisi nin dergisinde yayımlanan bir araştırmaya katılan, British Antarctic Survey adlı İngiliz kuruluşunun açıklamasına göre, atmosferdeki karbondioksit artışı, 2000 den bu yana öngörülenden yüzde 35 daha yüksek bulunmuştur. Bu artışın yüzde 17 sinin sorumlusunun, doğayı kirleten yakıtlar, yüzde 18 inin sorumlusunun da karbon gazını soğuran ormanlar veya okyanuslar gibi doğal temizleyicilerin kapasitesindeki düşüş olduğu raporda belirtilmiştir. 50 yıl önce, atmosfere salınan her 1000 kg CO2 in, 600 kilosunun doğal temizleyiciler tarafından soğurulduğu, 2006 da ise ancak 550 kilosunun soğurulduğu ve miktarın düşmeye devam ettiği ifade edilmiştir. Araştırmaya göre 2006 da 10 milyar tona yakın CO2 havaya salınmıştır ve bu da 1990 a oranla yüzde 35 daha fazla bir miktar demektir. Dünyada sadece fosil yakıt tüketiminden kaynaklanan CO2 emisyonu 1973 yılından 2009 yılı sonuna kadar neredeyse iki katına çıkmış, 15.624 milyon ton dan 28.999 milyon ton a yükselmiştir. Bu emisyon miktarının yüzde 43 ü kömür, yüzde 36,7 si petrol ve yüzde 19,9 u doğalgaz tüketiminden, yüzde 0,4 ü ise endüstriyel ve yenilenemeyen atıklardan kaynaklanmaktadır. Uluslararası müzakerelerde küresel iklim değişikliği adına hiçbir sorumluluk almak istemeyen ABD tek başına emisyonların yüzde 18 ini, Çin ise yüzde 24 ünü oluşturmaktadır. Sera etkisini önlemek için uluslararası toplum 20 yıldır toplantılar düzenleyip deklarasyonlar yayınladığı ve sözleşmeler imzaladığı halde henüz daha bir uluslararası fikir birliği oluştuğu söylenemez. İlk kez 1979 yılında Dünya Meteoroloji Örgütü nün düzenlediği Birinci Dünya İklim Konferansı nda fosil yakıtlardan ve CO2 birikiminden kaynaklanan küresel iklim değişikliği vurgulanmıştır. İlk ciddi konferans ise 1992 tarihindeki Rio Konferansı dır. Bu konferans sonucunda Rio Deklarasyonu yayımlanmış, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Topluluğu Ülkelerinin de içinde bulunduğu 184 ülkenin taraf olduğu Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 21 Mart 1994 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Rio Deklarasyonundan sonra imzalanan en önemli belge ise 1997 Kyoto Protokolü dür. Bu protokole göre, taraf ülkeler insan kaynaklı CO2 ve öteki sera gazı salınımlarını 2008-2012 döneminde 1990 düzeylerinin en az yüzde 5 altına indireceklerdi. Kyoto Sözleşmesi, 2012 de, iklim değişikliğinin sorumlusu olarak görülen CO2 salınımının, 1990 a göre, yüzde 5 azaltılmasını öngördüğü halde daha 2006 yılında, 1990 yılındaki miktarın yüzde 35 üstüne çıkılması oldukça manidardır. Küresel ısınmayı ve Sera etkisini önlemek için fosil yakıtlardan vazgeçilerek, başka enerji kaynaklarına yönelinmesi ve enerji tasarrufuna gidilmesi konusunda daha fazla gecikilmemelidir. Nükleer enerjiden yararlanma konusunda fazla tutucu olunmamalı, körü körüne nükleer enerjiye karşı çıkılmamalıdır. küresel ısınma küresel ısınma OZON TABAKASININ TAHRİBİ Ozon tabakası, biyosferi ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerinden korumakta, stratosferin yapısını kontrol etmekte ve yeryüzünün iklimini etkilemektedir. Bu tabaka, yeryüzünün 24-40 km. yükseğinde atomik ve moleküler oksijenin bileşimi ile oluşan bir tabakadır. Yerden itibaren 24-40.cı kilometreler arasında yoğunlaşmakla birlikte kalınlığı bazı stratosferik bölgelerde 30 km. yi bulmaktadır. Ozon molekülleri arasında büyük boşluklar bulunan tabakanın yoğunluğu sadece 1-2 ppm. olup, sıkıştırılması halinde dünyanın etrafında ancak 2-2,5 cm. kadar bir yer işgal edeceği bilinmektedir. Fakat hâlihazırdaki durumu itibariyle adeta dünyanın etrafı 6 kez altınla kaplanmışçasına zararlı ultraviyole ışınlarının geçişini engellemektedir. Ozon tabakası, ekolojik dengenin en önemli unsurudur. Azlığında zararlı morötesi ışınlar canlılığı tehdit edecek, sera etkisi de denilen küresel ısının artmasına yol açacak, çokluğunda ise canlılar için gerekli olan ışınlar yeryüzüne yeterli miktarda gelmeyecektir. küresel ısınma 29

Ozon tabakası ile ilgili son çeyrek asırdır adeta bir panik meydana gelmiştir. 1974 yılında kloroflorokarbonların (CFC) ozon tabakasını tahrip ettiği fikri bilim adamlarınca ileri sürülmüş, 1986 yılında Antarktika üzerinde deliğin tespit edilmesi, konunun önemini ve tedbirinin alınması ile ilgili aciliyeti ortaya koymuştur. Ozon tabakasındaki bu tahribattan, insan faaliyetleri sonucu açığa çıkarılan ve genellikle kloroflorokarbanlardan oluşan iz gazlar sorumlu tutulmuştur. CFC lerin ozon tabakasını tahrip ettiği konusunda artık bütün bilim adamları hemfikirdir. Yapılan araştırmalara göre klor radikalleri katalitik olarak ozonu parçalamakta ve stratosferdeki klorun ana antropojenik kaynağı CFC lerdir. Nitekim araştırmalar sonucu ozon tabakasının inceldiği Güney Kutbu stratosferinde diğer bölgelere göre 100 misli fazla klor atomuna rastlanılmıştır. CFC lerden ultraviyolenin etkisiyle oluşan klor radikallerinden her biri 100 bin ozon molekülünün parçalanmasına yol açmaktadır. Halonlardan oluşan brom radikallerinin ozonu parçalamadaki etkinliği klor radikallerinden daha fazladır fakat daha az kullanıldıkları için atmosferde brom radikali miktarı azdır. Freonlar gibi azot oksitleri de ozonun parçalanmasında rol oynamaktadırlar. OZON TABAKASINDAKİ BU İNCELME, İNSAN SAĞLIĞINI VE ÇEVREYİ NASIL ETKİLER? Bilindiği gibi atmosferdeki ozon tabakası, insan sağlığı ve çevre için önemli olan ultraviyole-b ışınlarını absorbe eder. 280-315 nanometre dalga boyunda olan UV-B nin sağlık üzerine önemli etkileri vardır. D vitamini oluşması gibi pozitif etkisinin yanı sıra (ki D vitamini yapıcı olan UV-B ler ozon tabakasınca salıverilir) güneş yanıkları, kar körlüğü, katarakt, deri yaşlanması ve deri kanserlerine yol açar. UV radyasyonunun artması kızamık, suçiçeği, deri iltihabı, sıtma, tüberküloz, mantar enfeksiyonu gibi birçok hastalığın tekrarlanmasına ve şiddetli geçmesine neden olur. Amerika da yapılan bir araştırmada, ozon oranının yüzde 1 azalmasının, kataraktlı oranını yüzde 0,3 ile 0,6 nispetinde artırdığı tespit edilmiştir. Hücre DNA sı UV-B ye karşı çok hassastır ve ozon tabakasındaki yüzde 1 lik azalma, nonmelanoma sayısını iki katına çıkarmaktadır. UV-B nin artması bitkilere de etki etmekte, ormanlardaki biyolojik çeşitliliğin ve karasal ekosistemlerin azalmasına yol açmaktadır. Fitoplanktonlar, çok büyük karbondioksit (CO2) tüketicisi olduklarından, azalmaları karbondioksitin artmasına ve dolayısıyla da sera etkisine neden olur. Ozon tabakasındaki delinmenin tespit edilmesiyle yaşanan panik, birçok batı ülkesini tedbir almaya yöneltmiş, Viyana sözleşmesi ve Montreal protokollerinin hazırlanmasını sağlamıştır. Ozon tabakasını tahrip eden CFC lerin kullanımı 1999 yılına kadar tedrici olarak yüzde 50 oranında yasaklanmıştır. Fakat kloroflorokarbonların atmosferde 120 yıl kalabildiği bilindiğine göre ve yılda 1 milyon ton civarında CFC nin atmosfere verildiği düşünülürse, ozon tabakasının ve dünyamızın geleceği hakkında pek iyimser olmamak gerektir. 1930 lardan itibaren kullanılan CFC lerin etkisinin ancak 50 yıl kadar sonra gözlenmesi, şu andan itibaren hiç CFC kullanmamak kaydıyla dahi dünyamızın tehlike altında bulunduğuna işarettir. ASİT YAĞMURLARI Çeşitli sanayi tesislerinden atmosfere atılan bazı gazlar, havanın nemiyle birleştiğinde asit teşekkülüne yol açmaktadır. Özellikle termik santrallerin bacalarından çıkan sülfürdioksit (SO2) ve nitrojen oksitleri gibi gazlar atmosferdeki nem ile birleşince yakıcı asitlere (sülfirik asit, nitrik asit vb.) dönüşmekte ve yağışlarla yeryüzüne ulaşmaktadır. Havadaki sülfürdioksit ve nitrojen oksitlerin sülfat, nitrat ve asitlere dönüşümünden, ozon ve hidrojenperoksit gibi havayı kirleten maddeler sorumludur ki bu maddeler de nitrojen oksit ve hidrokarbonlar gibi havayı kirleten diğer maddeler tarafından üretilmektedir. Yani asit yağışlarının başlıca kaynağı atmosfere verilen antropojen kökenli kirletici gazlardır. Sülfürdioksit henüz sülfirik asite dönüşmeden önce bitkiler bundan çeşitli şekillerde etkilenmektedir. Bazıları ondan kolaylıkla zarar görmekte, bazıları ise daha dayanıklı olmaktadır. Doğa korumacı bir yaklaşıma göre, bir ekosistemde bitkilerin yaşamı için günde belli dozda sülfürdioksite gerek vardır. Bunun yanında havadaki sülfür bileşenleri reaksiyonlar sonucu ozon ve peroksit ortaya çıkarmaktadır ki bunların her ikisi de canlılar için zararlıdır. Asit yağışlar nehir, göl ve denizlere yağdığında bu suların asitlik derecesini artırarak, sudaki asitliğe çok duyarlı olan balıkların ölümüne neden olur. Ormanlara ve diğer bitkiler üzerine düşen asit yağışları da bitki hayatına zarar verir. Bu yağışlar sadece canlılara zarar vermekle kalmaz, binalara, taşınmaz kültür varlıklarına, toprağın yapısına ve florasına da zarar verir. Örneğin ülkemizde 1951 yılında işletmeye açılan Murgul Bakır İzabe Tesisleri nin günde atmosfere bıraktığı 33-35 ton sülfürdioksit gazının yol açtığı asit yağışları 100 bin dekar genişliğinde ormanın yok olmasına ve bir o kadar arazide de çok şiddetli toprak taşınmasına neden olmuştur. Yine günde atmosfere bıraktığı 600 ton sülfürdioksit ile asit yağışlarına yol açan Yatağan Termik Santrali nin, çevresindeki 400 bin dekar Kızılçam Ormanı nı şiddetli zarara uğratmış olduğunu ve tarım arazilerini verimsizleştirdiğini bilmekteyiz. Asit yağışlarının önlenmesi için öncelikle yapılacak şey, atmosferdeki kirlilik, özellikle de sülfür yükünü azaltmaktır. Esasen havadaki sülfür seviyesini düşürecek ilk adım oldukça basittir: kömürü az kullanmak. Enerji verimliliğinin geliştirilmesi ile hem atmosferdeki sorunlar daha aza indirgenebilir, hem de ekonomik olarak tasarruf edilmiş olur. Fosil yakıtların kullanılmasını kısıtlamak, atmosferdeki sorunları çözmede takip edilecek yolun en önemli bölümünü oluşturmaktadır. Asit yağmuru sorunu, atmosferdeki değişikliklerin canlılar üzerinde ne kadar karmaşık problemler meydana getirdiğini göstermektedir. İnsanoğlu, havaya yaydığı maddelerin biyosferdeki etkilerini göz önüne almaya mecburdur. 30 31

KAZA ANALİZİ İnşaat Mansur Ziya KOÇ İş Güvenliği Koordinatörü Makina Mühendisi / ISG Uzmanı İŞ GÜVENLİĞİ HİZMETİ ALMAYAN FİRMALARDA GENELLİKLE GÖRÜLEN EKSİKLİKLER: Sizin firmanızda da eksiklikler olduğunu düşünüyorsanız +90 0312 344 01 96 merkez numaramızdan bizi arayıp bilgi alabilirsiniz. Sektörü nde Bir Kurban Daha... Güvensiz iskele. Düşme tehlikesi mevcut. Çalışanda baret yok. İskeleler korkuluklu ve üzerinde çalışılacak zemin en az 120 cm genişliğinde 5 x 20 kalaslardan oluşmalı. Kalaslar birbirlerine çıtalarla bağlanmalı. İstatistiki Bilgiler: Kazanın Olduğu Sektör: İnşaat Kaza Tarihi: 07.08.2012 Kaza Günü: Salı Kaza Saati: 14.00 Kazalının Yaşı: 37 Kazalının Cinsiyeti: Erkek İşe Giriş Tarihi: 01.08.2012 Kazalının İş Tanımı: Kalıp sökümü sırasında altıncı kattan düşme Kaza Sonucu: Ölüm Kalasların düşmesi sonucu ölümlü kazalar görülebilir. Bu tür çalışmalarda tehlikeli bölgelerin sınırları belirlenerek bu bölgelerde çalışma yapılmamalı, geçişlere izin verilmemeli. Ucu açık inşaat demirlerinin saplanma tehlikesi mevcut. Demirlerin ucuna mantar şapka geçirilmeli. Kaza Öyküsü: İnşaatta kalıp işçisi olarak çalışmakta olan V. T. kendisine ustabaşı ve şantiye şefi tarafından verilmiş herhangi bir talimat olmamasına rağmen bir alt katta dış cephe platformuna geçerken dengesini kaybederek düşmüş ve hayatını kaybetmiştir. Kazanın Nedenleri: 1- İşe yeni giren çalışanın iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmeden işe başlatılması, 2- Çalışan personelin kendine aşırı güveni ve mevcut olan emniyet kemerini takmaması, 3- Çalışan personellerde güvenlik kültürünün oluşmaması, 4- Gözetim ve denetim eksikliği, 5- Düşmelere karşı güvenlik ağı kullanılmaması, 6-Dış cephe çalışmalarında platformların korkuluğunun olmaması, 7- Emniyet kemeri takılabilmesi için yaşam halatı çekilmemesi, 8- Tehlikeli çalışan ve K.K.D kullanmayan personelin işine son verilmemesi. Uzmanın Önerileri: 1- Ağır ve tehlikeli işlerde çalışacak işçilerin sağlık raporu olmadan ve ve bu işçilere ISG eğitimi verilmeden işbaşı yaptırılmamalı, 2- Düşme tehlikesi olan alanlara güvenlik ağı kurulmalı, 3- Çalışanları uyaran uyarı ve ikaz tabelaları asılmalı, 4- Düşme tehlikesi olan alanlar 5 x 10 cm kereste, 7 mm çapında çelik halat, 5 x 5 cm çelik profil veya 10 mm capında inşaat demirinden en az 110 cm yüksekliğinde üst korkuluk ve zemin ile üst korkuluk arasında orta korkuluk ile güvenli hale getirilmeli. Korkuluklar dikkati yoğunlaştırmak amacıyla file ile de kapatılmalı, 5- Kalıp sökümü sırasında düşen malzemelerden diğer çalışanları korumak amacıyla güvenlik şeridi çekilerek çalışma alanı güvenli hale getirilmeli, 6- Geçişler icin korkuluklu köprüler yapılmalı. Köprü tabanı en az 60 cm genişliğinde 5 x 20 ebadında kalaslardan ve en az 110 cm yüksekliğinde 5x10 cm ebadında üst ve orta korkuluk ibaret olmalı. 7- Binaya giriş çıkışlar bir noktadan yapılmalı ve yukarıdan düşecek malzemelere karşı koruma altına alınmış ( 5 x 20 cm ebatında kalaslarla kapatılmış tünel şeklinde ) olmalıdır. Ayağına çivi, demir batması sonucu yaralanma riski mevcut. Ayağının burkulması veya takılması sonucu yaralanma olabilir. Çalışanlara K.K.D (Baret, çelik burunlu ayakkabı, eldiven ve gözlük) verilmeli. Demirlerin çalışana saplanması sonucu yaralanma ve demirin göze saplanması sonucu gözün kör olma riski mevcut. Demirler eğilmeli veya uçlarına mantar şapka geçirilmeli. Düşme sonucu ölümlü iş kazaları olma ihtimali yüksek olan boşluklar kapatılmalı. 32 33

Ucu açık inşaat demirlerin saplanma tehlikesi mevcut. Demirlerin ucuna mantar şapka geçirilmeli. Düşme sonucu ölümlü iş kazaları olma ihtimali yüksek. Boşluklar kapatılmalı veya korkuluklarla çevrilmeli. 'le, hekimler için bir uzmanlık alanı daha var. İşyerlerinde sağlıklı ortamların devamlılığını sağlayabilir ve hekimliğinize farklı bir uzmanlıkla devam edebilirsiniz... Biz yetkilendirilmiş ilk eğitim kurumlarından biriyiz, siz de 'le ikinci bir meslek sahibi olun! Kalıpların sökümü sırasında düşme tehlikesi mevcut. Kalıp tahtalarının sökümü sırasında aşağı düşmelerin sonucu diğer çalışanların yaralanması ihtimali var. Önlem alınmalı. 34 Çalışanların düşmesi veya kaldırılan demir çubukların düşürülmesi sonucu çalışanların yaralanması ve ölmesi tehlikesi mevcut. Düşmeye karşı önlem alınmalı. Ağ gerilmeli. Kayış kasnak koruması olmalı. Uzuv kopma tehlikesi mevcut. Uzatma kablolarının ezilmesi sonucu kabloların yaralanması berelenmesi ile yalıtımın bozulması sonucu çalışanların elektriğe kapılma tehlikesi mevcut. Göçük tehlikesi mevcut. Önlem alınmalıdır. İşyeri Hekimliği www.isagem.com.tr İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim Merkezi Ceyhun Atuf Kansu Caddesi 1271.Sokak No:17 Bayraktar Center C Blok D:1 Balgat / Ankara T. 312 472 42 75 F. 312 472 42 11 İş Güvenliği Uzmanlığı Türkiye'deki ilk Mühendis, ilk Mimar, ilk Fizik, Kimya Bölümü Mezunu ya da ilk Teknik Öğretmen olmayabilirsiniz ama 'le ilk üst düzey İş Güvenliği Uzmanlarından biri olma şansınız var... Biz yetkilendirilmiş ilk eğitim kurumlarından biriyiz, siz de 'le Türkiye nin ilk İş Güvenliği Uzmanlarından biri olun! iş te eğitim iş te güven

ÖRNEK UYGULAMA Ankara-Eryaman Konut Projesi OYAK İnşaat A.Ş., OYAK (Ordu Yardımlaşma Kurumu) bünyesinde 27 Temmuz 1982 tarihinde kurulmuştur. Kuruluş amacına paralel olarak Türkiye genelinde 30 projede toplam 10 bin 479 adet konut inşaatını tamamlamıştır. OYAK İnşaat A.Ş., 20 Nisan 2006 tarihinde İstanbul da başladığı OYAKKENT projesinin 1. Etap (1.096 konut) konut teslimini 20-27 Haziran 2009 tarihlerinde, 2.Etap 1.Faz (471 konut) konut teslimini 26 Nisan - 06 Mayıs 2010 tarihlerinde, 2.Etap 2.Faz (507 konut) konut teslimini 14-25 Mayıs 2012 tarihlerinde gerçekleştirmiştir. OYAK İnşaat, 1998 yılında SGK ortaklığı ile başladığı hastane inşaatlarında önemli bir bilgi birikimine sahip olarak, Türkiye genelinde 2 bin 774 yatak kapasiteli 13 adet hastane ve sağlık merkezi projesini hayata geçirmiştir. OYAK İnşaat A.Ş., konut ve hastane alanındaki birikimine ek olarak endüstriyel tesis, alışveriş merkezi, otel, iş merkezi, liman, boru hattı, yol ve benzeri altyapı inşaatı alanlarında da önemli bir deneyime sahiptir. OYAK İnşaat A.Ş., Tacikistan daki Kulyab-Kalaikhum Otoyolunun 37,8 km uzunluğundaki Shkev-Zigar bölümünün inşaatı, yine Tacikistan daki Yashilkul Gölü Barajı nın savak ve regülatör tadilatı ile 15 MW gücündeki Barki-Tojik Hidro-Elektrik santralinin rehabilitasyonu projelerini de gerçekleştirmiştir. Şirket, ilk olarak 2002 yılında ISO 9001:2000 Kalite Yönetim Sistemi Belgesi ile Bureau Veritas firması tarafından sertifikalandırılmıştır. OYAK İnşaat A.Ş., 2010 yılında ISO 9001:2008 Kalite Yönetim Sistemi Belgesi ile Bureau Veritas tarafından sertifikalandırılmıştır. İnşaat alanında en başarılı ve en iyi şirketlerden birisi olmak ve paydaşlarına en büyük getiriyi sağlamak misyonuyla yola çıkan OYAK İnşaat A.Ş., inşaat alanında, tekniği, kalitesi ve hizmeti ile yurtiçi ve yurtdışında marka olurken İSG tercihini Ekoteknik İSG den yana kullanıyor. OYAK İnşaat A.Ş. Eryaman Şantiyesi Proje Müdürü Kemal Alpaslan ile Ekoteknik İSG Makine Mühendisi Orkun Kabaş proje üzerinde çalışırken... OYAK İnşaat A.Ş., yaptıkları işin ciddiyet ve hassasiyetinin farkında olan, çevreye karşı sorumluluk ve duyarlılık çerçevesinde çalışmalarını sürdüren ve en önemlisi tüm çalışanları için Önce Can Güvenliği ilkesi ile çalışmalarını sürdüren örnek bir inşaat firması. İSG hususunda sektöründe profesyonel olarak çalışmalarını sürdüren Ekoteknik İSG ile 2011 yılında tanışan OYAK İnşaat A.Ş., İSG eğitimi, tıbbi muayene ve profesyonel iş güvenliği uzmanlık hizmeti alanlarında hizmet alıyor. OYAK İnşaat A.Ş., sıfır kaza politikası ile işlerine başlayıp iş kazası, meslek hastalıkları ve çevre kirliliğine karşı tüm tedbirleri alarak yoluna devam ediyor. Memnuniyet değerlendirmesi yaptığımız OYAK İnşaat A.Ş. de sorularımızı yönelttiğimiz İSG Mühendisi Adnan Gülbahçe: OYAK İnşaat A.Ş. ve tüm uzman ekip personelimize Ekoteknik İSG den almış olduğumuz eğitimlerle tüm çalışanlarımızın bilinçlendirilmesi, risk ve tehlikelerin tespit edilerek değerlendirilmesi yanında ayrıca ortaya koymuş olduğumuz İş Güvenliği Politikası ile tüm çalışmalarımız emniyetli bir şekilde devam ediyor diyor. Gülbahçe sözlerini şöyle sonlandırıyor: Eryaman Konut Projesi kapsamında günümüze kadar yaklaşık olan 100.000 Adam x Saat olarak kaydedilen işgücümüzle tüm personelimize güvenli bir çalışma ortamı sağlamış olmakla birlikte, tüm düzeltici ve önleyici faaliyetleri alıp, çalışanlarımızın güvenli bir şekilde işlerini sürdürmesi için tüm gayretimiz devam edecektir. OYAK İNŞAAT A.Ş. NİN İŞ SAĞLIĞI, İŞ GÜVENLİĞİ VE ÇEVRE POLİTİKASI: Tüm çalışanlara ve alt yüklenicilere eğitim olanakları sunarak, Sisteme bilinçli katılım sağlayarak, İş Güvenliği ve Çevre konularında sürekli iyileşmeyi hedefleyerek, Projeler gerçekleştirilirken, doğal kaynakları korumak, atık miktarlarını en aza indirmek, toprak, hava, su kirlenmesini önlemek ve geri kazanımı arttırmak için gerekli tedbirleri almaya çalışarak, Yürürlükte bulunan ulusal ve uluslararası kanun, tüzük, yönetmelik, düzenleme ve üyesi olduğu kuruluşların şartlarına eksiksiz uyarak, İş Güvenliği ve Çevre alanındaki teknolojik gelişmeleri takip ederek, Tüm faaliyetlerinde en güvenli ve çevre ile en uyumlu teknolojiyi kullanmaya çalışarak, Sürekli gelişim sağlayarak, İş ve Çevre kazalarının önlenebileceğine inanarak, Tüm çalışanların aktif katılımı ve riskleri kaynağında yok etmek suretiyle iş kazası, meslek hastalığı ve her türlü sağlık bozulmalarını önlemeye odaklanarak, çalışmaları sürdürmek. Oyak İnşaat A.Ş., 2011 yılından bu yana İSG eğitim ve danışmanlık faaliyetleri başta olmak üzere tıbbi tetkikler, sağlık muayeneleri ve profesyonel iş güvenliği uzmanlık hizmetini Ekoteknik İSG den alıyor. Ekoteknik İSG Eğitimcisi Nihat Aydın işçi eğitimlerini veriyor. OYAK İnşaat A.Ş., İSG Mühendisi Adnan Gülbahçe, Oyak İnşaat Şantiye Şefi Ş.Tolga Çelik ile Ekoteknik İSG Makine Mühendisi Orkun Kabaş sahayı değerlendiriyor. 36

MAKALE Doç Dr. Mehmet Uğurlu Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı? Kamu Eliyle İş Sağlığı ve Güvenliğinde Büyük Bir Boşluk Oluşur mu Bilindiği gibi uzun bir süredir beklediğimiz, son on yıldır 3 kere TBMM Genel Kurulu na sevk edilip kadük kalan İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu nihayet kabul edildi ve 30.06.2012 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Her yeni düzenlemede olduğu gibi bu kanunun da eleştirilecek ve övünülerek takdir edilecek tarafları bulunmaktadır. Ancak kanunun uygulamada hayat bulabilmesi ile istenen ve beklenen faydaların en üst düzeyde görülebilmesi için kanunun ön gördüğü alt düzenlemeler olan yönetmelikler çok daha belirleyici olacaktır. Yönetmelik hazırlıklarının yapıldığı bu dönemde her şeyden önce geçmiş yıllarda yapılan mevzuat duzenlemelerinde yaşanan yargı sürecinin iş sağlığı ve güvenliği alanında verilen hizmetlerde zaman zaman sıkıntılar yaşattığını göz ardı etmemeliyiz. Ayrıca ortak sağlık güvenlik birimince (OSGB) sunulan hizmetlerin denetimi sonucu yetkisi iptal edilen veya askıya alınan OSGB lerin durumları iyi incelenerek yapılacak düzenlemelerde tespit edilen suistimallerin önüne geçilmesi için daha ciddi tedbirler alınmalıdır. Kanunla getirilen hizmet alım yolu daha cazip görülmektedir. Dolayısıyla ücret yönünden daha da cazip hale getirmek için OSGB lerin yapabilecekleri suistimaller sonucu yaşanacak olumsuzluk ve mağduriyetlerin önlenebilmesi için hizmet alanların iyi bilgilendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Sonuç olarak, yıllar sonra kavuşulan bu kanunun önemine uygun bir şekilde tüm taraflar üzerlerine düşen sorumluluk çerçevesinde hareket etmeli, yapılacak alt düzenlemelerinde her türlü desteği vermeli konuya sahip çıkmalıyız. Kanunun önemli maddelerinden biri de kamuda bu düzenlemenin 2 yıl sonra yürürlüğe girmesi maddesi olduğu şüphesizdir. Bu konu birçok kesim tarafından eleştiriler dile getirilmektedir. Ben bu konuyu farklı değerlendirerek kaygılarımı belirmek istiyorum. Hepimizin bildiği gibi halen en büyük işveren konumunda olan kamu, birçok alanda yeni ve iyi uygulama örneklerine cumhuriyetin kuruluşundan beri öncülük etmiştir. Kamuda bu kanun maddesinin uygulanmasının bir yıl ertelenmesi dolaylı olarak ülke genelinde erteleme şeklinde bir algının yerleşmesine umarım meydan vermez. Bunun için kastedilenin ne olduğu, ne anlaşılması gerektiği yönetmeliklerde açıklanmalıdır. Çünkü kamu eliyle ya da kamu aracılığı ile şu an birçok hizmet alt yüklenicilere yaptırılmaktadır. Bu durum kamuda denetimi zorlaştıran bir uygulamayı da beraberinde getirmekte ve kamuya hizmet veren firmaların da neticede kamu gibi algılanması ya da bu kanunu kendi lehlerine değerlendirme yoluna gidebileceklerdir. Bu durum kanunun özüne aykırı olup, sahada yanlış anlaşma ve kargaşaya yol açabilir. Yani kamunun hizmet satın alarak yürüttüğü işler bu kanun Sahada hızla iş sağlığı ve güvenliği hizmet alımına yönelme oluşup hızla ortak sağlık güvenlik birimleri açılabilir. Kurum sayısının gereğinden fazla artması aşırı rekabeti getirirken bunun sonucu birçok uygunsuz işlem ve kötü uygulamayı da beraberinde getirir. Yıllarca gıda iş kolunda portör muayenesine esas tetkiklerde yaşanan rekabet ve saha uygulamalarını hatırlatmak isterim. Bu konu tam bir kangrene dönmüştü. Önümüzdeki günlerde çıkartılacak yönetmelikler ile bu konunun risk değerlendirme esaslı bir sağlık kontrolü ve eğitim odaklı bir yaklaşımla çözümleneceğini umut ediyorum. öncesinde yürürlükte olan İş Kanunu kapsamında yüklenicin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri mevcuttu. İleride bu hizmeti veren yüklenicinin ben kamunun işini yapıyorum kamu gibi kanunun yükümlülükleri bir yıl sonra yerine getireceğim şekline dönüşmesi endişesini taşıyorum. Bu nedenle çıkartılacak yönetmeliklerde özellikle bu kanun maddesinin amaç ve ruhuna uygun bir düzenleme yapılarak gerek kamuya ait işletmelerde gerekse kamuya iş yapan kuruluşların kapsam dışında olmadığı, iş sağlığı ve güvenliği sorumluluklarından imtina edemeyeceklerinin net olarak belirtilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde kamu eliyle iş sağlığı ve güvenliğinde büyük bir boşluk oluşturulmuş olacaktır. ORTAK SAĞLIK GÜVENLİK BİRİMLERİN STANDARTLARININ YÜKSELTİLMESİ İÇİN ÇALIŞMA YAPILMASI VE DENETİMLERİN SIKLAŞTIRILMASI GEREKLİDİR Kanunla ilgili olarak dikkat çekmek istediğim bir diğer husus ise, sahada hızla iş sağlığı ve güvenliği hizmet alımına yönelme oluşacak ve bu talebe yönelik belirli illerde hızla ortak sağlık güvenlik birimleri açılmak suretiyle sayıları hızla artacaktır. Bu plansız yapılanma yakın bir gelecekte birçok sorunun beraberinde yaşanmasına neden olacaktır. Kurum sayısının gereğinden fazla artması aşırı rekabeti getirirken bunun sonucu birçok uygunsuz işlem ve kötü uygulamada beraberinde gelecektir. Yıllarca gıda iş kolunda portör muayenesine esas tetkiklerde yaşanan rekabet ve saha uygulamalarını hatırlatmak isterim. Bu konu tam bir kangrene dönmüşken neyse ki Umumi Hıfzıssıhha Kanunu nda yapılan değişiklikle konuya el atılmıştır. Önümüzdeki günlerde çıkartılacak yönetmelikler ile bu konunun risk değerlendirme esaslı bir sağlık kontrolü ve eğitim odaklı bir yaklaşımla çözümleneceğini umut ediyorum. Bu kısa hatırlatmadan tekrar konumuza dönecek olursak bazı bölgelerde aşırı yığılmalar olurken bazı bölgelerde yatırım yapılmadığı için hizmetin gidememesi dolayısıyla hizmete ulaşım söz konusu olmayacaktır. Gerek nitelik ve niceliğin korunması gerek aşırı yığılmaların önlenmesi gerekse hizmetin serbest dolaşımının sağlanması bakımından açılacak ortak sağlık güvenlik birimlerine bölgesel yetki ve sayısal sınırlama getirilmesi, nitelik ve insan gücü planlamasının yapılması gerekmektedir. Ayrıca ortak sağlık güvenlik birimlerin standartlarının yükseltilmesi için çalışma yapılması ve denetimlerin sıklaştırılması gereklidir. Sağlık Bakanlığı tarafından, 992 ve 3153 Sayılı Kanun kapsamında yapılan ve çoğu gezici sağlık araçları ile verilen periyodik muayenelere esas tıbbi tetkiklerin ne şekilde kimler tarafından nasıl yapılacağına ilişkin düzenlemenin biran önce gerçekleşmesi gereklidir. Sahada genelge ile yasaklanan gezici sağlık taramalarının amacının ne olduğu iyice anlaşılamamaktadır. Bu genelge, tamamen özel sağlık kuruluşlarının kendilerine cerrahi müdahale yapacakları hasta bulma için yapmış oldukları ücretsiz sağlık taramalarını yasaklamak amacını taşımaktadır. İş sağlığı alanında periyodik muayenelerin yapılmasına esas olan tıbbi tetkikler ücretsiz yapılan bir sağlık taraması değildir. İşyeri ortamında yapılmasının gece vardiyalarında çalışan işçiler, sağlık kuruluşuna saatlerce uzakta bulunan çalışma ortamları, bazı testlerin maruziyetten hemen sonra yapılması ve kaybedilecek işgücü dikkate alındığında tüm dünyada olduğu gibi işyerinde yapılması kaçınılmazdır. Ancak genelgenin iş yeri ortamında yapılan bu tıbbi tetkikleri kapsamadığı, ne yazık ki bazı il sağlık müdürlüklerinde anlaşılamadığından yer yer tartışmalar yaşanmaktadır. Bu durum verilen iş sağlığı hizmetlerinde aksamalara yol açmakta ve bize düzenlemelerin son derece açıklayıcı olmazsa ne sıkıntılar yaşatacağını göstermektedir. Sağlık Bakanlığı nın sağlıkta dönüşüm programı çerçevesinde yürüttüğü aile hekimliği sistemi ve toplum sağlığı merkezlerinde yürüttüğü hizmetler dikkate alındığında halen bu alanda bazı bölgelerde hekim açığı dikkat çekmektedir. Özel kuruluşların çoğalması ile birlikte yüksek ücret vaatleri ile kamudan hekim ayrılmasına yol açacak bir durumun oluşması gündeme gelecektir. Bu durum hem kamuda hekim dengelerinin bozulması tehlikesine yol açabilecek hem de kamu-özel hekim dengesini etkileyebilecektir. Nitekim Sağlık Bakanlığı nın özel sağlık kuruluşları ile ilgili çıkardığı yönetmelikte, Anayasa nın sağlık hizmetlerinin planlanması ile ilgili hükümleri ışığında, kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın ülke düzeyinde dengeli, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak amaçlanmış olup sağlık kuruluşlarının açılmasına ve kadro sayısına planlamalar getirildiği hususu gözden kaçırılmamalıdır. Bu Kanunun çıkması için yürüttükleri yoğun çalışmalara en yakın tanık olan biri olarak başta İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü yöneticileri olmak üzere tüm emeği geçenlere şükranlarımı sunuyorum. 38 39