ÇEVRESEL KİRLETİCİLER: METALLER (I)

Benzer belgeler
GIDA KONTAMİNANTLARI ÇEVRESEL KİRLETİCİLER METALLER (II)

Metal Toksisitesi. Metal toksisitesini etkileyen faktörler birkaç grupta incelebilir: ler. Prof Dr Muhsin KONUK Dr Recep LiMAN

Ağır Metaller. Doç. Dr. Arzu Çağrı Mehmetoğlu

ESER ELEMENTLER, ANALİZ YÖNTEMLERİ

Ağır Metal Toksisitesi ve Analizleri

İşyerlerinde çalışanlarımızın sağlığını olumsuz yönde tehdit eden, üretimi etkileyen ve İşletmeye zarar veren toz, gaz, duman, buhar, sis, gürültü,

Çevre İçin Tehlikeler

BİYOKONSANTRASYON, BİYOAKÜMÜLASYON, BİYOMAGNİFİKASYON

Pestisitlerin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri

Bakır (Cu) Bakır anemi de kritik bir rol oynar.

BİYOİNORGANİK KİMYA 9. HAFTA

Ötrifikasyon. Ötrifikasyonun Nedenleri

Can boğazdan gelir.. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur..

FEN ve TEKNOLOJİ DERSİ / PERİYODİK SİSTEM. Metaller, Ametaller ve Yarı metaller

ECZACILIK FAKÜLTESİ TOKSİKOLOJİ. Dersin Kodu Dersin Adı Z/S T U K

TOPRAK Yeryüzünün yüzeyini kaplayan, kayaların ve organik maddelerin çeşitli ayrışma ürünlerinin karışımından meydana gelen,içerisinde canlıları

LOGO. Doç. Dr. Esin SUZER. Prof. Dr. Aynur KONTAŞ. Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Deniz Kimyası Bölümü

DİŞHEKİMLİĞİNDE ALERJİ. Prof. Dr. Ahmet Saraçoğlu

MOLEKÜLER EKOTOKSİKOLOJİ LABORATUARI

İÇİNDEKiLER. Önsöz...,... v BÖLÜM I. TOKSiKOLOJi'YE GiRiŞ

Toksisiteye Etki Eden Faktörler

Mineraller. İnorganik maddeler. Prof. Dr. Gülçin Saltan İşcan Farmakognozi ABD

Çizelge 2.6. Farklı ph ve su sıcaklığı değerlerinde amonyak düzeyi (toplam amonyağın yüzdesi olarak) (Boyd 2008a)

Dünya nüfusunun hızla artması sonucu ortaya çıkan dünyanın artan besin ihtiyacını karşılamak ve birim alandan daha fazla ürün almak amacı ile

Dünya nüfusunun her geçen yıl artması, insanları beslenme, giyinme ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını gidermek için değişik yollar aramaya

Magnezyum (Mg ++ ) Hipermagnezemi MAGNEZYUM, KLOR VE FOSFOR METABOLİZMA BOZUKLUKLARI

OKUL ÇAĞINDA BESLENME

DİOKSİNLER VE BUNLARIN İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

TARIM VE TARIM DIŞI ALANLARDA KULLANILAN PESTİSİTLERİN İNSAN SAĞLIĞI, ÇEVRE VE BİYOÇEŞİTLİLİĞE ETKİLERİ

Mesleksel Akciğer Hastalıkları. Prof. Dr. Y. İzzettin Barış

Çevremizdeki Kimyasal Maddeler

Hedefe Spesifik Beslenme Katkıları

İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... III

1.ÜNİTE:KİMYA BİLİMİ KİMYA NE İŞE YARAR? KİMYA DİSİPLİNLERİ KİMYANIN BAŞLICA UYGULAMA ALANLARI

Farmasötik Toksikoloji

Metal yüzeyinde farklı korozyon türleri

LABORATUVAR TESTLERİNİN KLİNİK YORUMU

6.WEEK BİYOMATERYALLER

Vitaminlerin yararları nedendir?

SU KALİTE ÖZELLİKLERİ

Biyolojik Risk Etmenleri

ERKEN ÇOCUKLUKTA GELİŞİM

BİYOİNORGANİK KİMYA 5. HAFTA

KİMYANIN UĞRAŞI ALANLARI NELER KAZANACAĞIZ

Kimyasal Toprak Sorunları ve Toprak Bozunumu-I

7. Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi 4. Ünite: Madde ve Yapısı Konu: Elementler ve Sembolleri

Gübre Kullanımının Etkisi

VIA GRUBU ELEMENTLERİ

Hava Kirliliğinin Sucul Ekosistemlere Etkileri

TOZDAN NASIL KORUNABİLİRİM?

ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜSÜ

HİDROJEN PEROKSİT, SAÇ BOYALARI ve KANSER

Ekosistem ve Özellikleri

3 )Peroksitlerle deney yapılırken aşağıdakilerden hangisi yapılmamalıdır?

Hava Kirliliği ve Sağlık Etkileri

YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR. Prof. Dr. Mehmet Ersoy

Akreditasyon Sertifikası Eki (Sayfa 1/6) Akreditasyon Kapsamı

DETERJAN VE DEZENFEKTANLAR. Fırat ÖZEL, Gıda Mühendisi 2006

ÇEVREYE SAYGI. Geri Dönüşümün Önemi 1.Doğal kaynaklarımızın korunmasını sağlar.

Omega 3 nedir? Balık ve balık yağları, özellikle Omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA açısından zengin besin kaynaklarıdır.

GIDALARDA İLAÇ KALINTILARI

Biyogaz Temel Eğitimi

ÇEVRE KORUMA VE KONTROL MÜDÜRLÜĞÜ

TEHLİKELİ MADDE SINIFLANDIRMALARINDA TEHLİKE İŞARET VE LEVHALARININ ÖZELLİKLERİ

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI ÇED, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü ÇEVRE ÖLÇÜM VE ANALİZLERİ YETERLİK BELGESİ EK LİSTE 1 / 14

MİNERALLER. Dr. Diyetisyen Hülya YARDIMCI

ADIM ADIM YGS LYS Adım EKOLOJİ 7 MADDE DÖNGÜLERİ (Su, Karbon ve Azot Döngüsü)

Metallothionein-2A Heterezigot Gebe Kadınlar ve Yenidoğanları Daha Yüksek Kan Kurşun Düzeyleri İçin Risk Grubu mudur?

Akvaryum veya küçük havuzlarda amonyağın daha az zehirli olan nitrit ve nitrata dönüştürülmesi için gerekli olan bakteri populasyonunu (nitrifikasyon

İNSAN VE ÇEVRE A. DOĞADAN NASIL YARARLANIYORUZ? B. DOĞAYI KONTROL EDEBİLİYOR MUYUZ? C. İNSANIN DOĞAYA ETKİSİ

MADDE DÖNGÜLERİ SU, KARBON VE AZOT DÖNGÜSÜ SELİN HOCA

BESLENME İLKELERİ BESLEME, BESİN ÖĞESİ VE SAĞLIK

Kansız kişilerde görülebilecek belirtileri

AKREDİTE ANALİZ LİSTESİ SU VE ATIK SU

TÜRKİYE İLAÇ VE TIBBİ CİHAZ KURUMU KOZMETİK ÜRÜNLERDE AĞIR METAL SAFSIZLIKLARINA İLİŞKİN KILAVUZ

ÖLÇÜM VE /VEYA ANALİZ İLE İLGİLİ; Kapsam Parametre Metot Adı Metot Numarası ph Elektrometrik metot TS EN ISO 10523

PESTİSİTLERİN İNSAN SAĞLIĞINA ETKİLERİ (2. BÖLÜM)

Ayxmaz/biyoloji. Azot döngüsü. Azot kaynakları 1. Atmosfer 2. Su 3. Kara 4. Canlılar. Azot döngüsü

Toprak ve Su Kirlenmesi;

Doz Birimleri. SI birim sisteminde doz birimi Gray dir.

İklim değişikliğinin gıda güvenliği üzerine muhtemel olası sonuçlarına ilişkin çok fazla belirsizlik mevcuttur.

ÇEVRE KORUMA ÇEVRE. Öğr.Gör.Halil YAMAK

KİMYA-IV. Yrd. Doç. Dr. Yakup Güneş

Su / Hasta Değil Susuzsunuz adlı kitapta suyun önemi anlatılıyor ve yazara göre vücudumuz tam 46 nedenle suya ihtiyaç duyuyor.

ANTİPERSPİRANTLAR, DEODORANTLAR ve ANTİMİKROBİYAL AJANLAR

Renksiz, Kokusuz ve Tatsız Kimyasal Tehlike: Sarin

ÜNİTE 4 DÜNYAMIZI SARAN ÖRTÜ TOPRAK

SİGARANIN ZARARLARI VE İÇİNDEKİ ZARARLI MADDELER

SÜTÜN BİLEŞİMİ ve BESİN DEĞERİ

ÇEVRE KORUMA VE KONTROL MÜDÜRLÜĞÜ

FİBRO GEL YayınTarihi:

TOPRAK KİRLİLİĞİNDE SANAYİ UYGULAMALARI VE SAHAYA ÖZGÜ RİSK ANALİZİ

B grubunda olan bir vitamin olarak kabul edilir. Yumurta akında bulunan avidin isimli madde biotini etkisiz hale getirir. Yumurta akında bulunan

Farmasötik Toksikoloji

İlaç Allerjisi İle Oluşan Klinik Sendromlar

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü

ERPİLİÇ ENTEGRE TESİSLERİ

Hepatik Ensefalopati. Prof. Dr. Ömer Şentürk

Kurşun ile Zehirlenmeler

Transkript:

ÇEVRESEL KİRLETİCİLER: METALLER (I) Metalleri diğer maddelerden ayıran en önemli özellikleri, insanlar tarafından ne oluşturulabilir nede yok edilebilir olmalarıdır. Bazı metaller, insan ve hayvanlar için esansiyeldir. Esansiyel olanlar, eksikliklerinde olduğu gibi fazla miktarlarda alındıklarında da vücut homeostazını bozarak toksik etki oluşturabilirler. Bugün endüstriyel metaller olarak nitelendirilen yaklaşık 50 metal ve alaşımı çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır. Ayrıca metaller ve tuzları tıpta ve veteriner hekimlikte ilaç, pestisit (fungusit, insektisit, herbisit, rodendisit gibi) olarak da kullanılmaktadır. 30 civarında metalin insanlarda toksisite oluşturduğu bilinmektedir. İnsan vücudu için esansiyel olan ve olmayan metaller başta besinler olmak üzere diğer bazı yollarla (su, hava gibi) alınmaktadır. Böylece vücut metal yükü oluşmakta; bazıları ise (alüminyum, kurşun ve kadmiyum gibi) yaş ile birikerek vücuttaki konsantrasyonları artmaktadır. METALLERE NASIL MARUZ KALIYORUZ? Metaller, insanlar tarafından veya antropojenik olarak hava, su, toprak ve besinlere çevresel taşınım sonucu besinler ve içme suları ile organizmaya girebilirler. Besinlerin normal bileşeni olabildikleri gibi kirlilik olarak da bulunabilirler. Hava, su ve toprak, doğal kaynaklar ve teknolojik nedenlerle metallerle kirlenebilir. Metaller çevrede jeolojik ve biyolojik devirlerle dağılıma uğrarlar. Dağılım ve taşınma sonucu metaller emisyona uğradıkları yerlerden çok uzaklarda da birikerek çevredeki konsantrasyonları artar (Grönland buzullarında kurşun konsantrasyonunun daha önceki yıllara göre 200 defa artması bu yeniden dağılım ve taşınmayı gösterir). Mineral yataklarından geçen sular buradaki metalleri çözerek zararlı hale getirmektedir. Örneğin Kütahya Emetteki yer altı sularının arsenikle kirlenmesi Çevre kirlenmesi sonucu metaller biyoakümülasyonla besin zincirine geçebilir. Denizler, göller, akarsular insan aktiviteleri (endüstri atıkları gibi) sonucu metallerle kirlenir. Metaller biyolojik parçalanmaya dayanıklıdır. Ayrıca bazıları çevrede lipofil özellik kazanarak su bitki ve hayvanlarda birikirler. Böylece besin zinciri ile insanlara ulaşırlar (Japonya da Minamata bölgesinde cıva ile kontamine olmuş balıkların yenmesi ile görülen zehirlenme olayı). Doğal kaynaklar veya teknoloji nedeniyle metaller ile kirlenen toprakta yetişen bitkilerde metal birikimi olabilir. Örneğin selenyumca zengin topraklarda yetişen bitkilerde selenyum akkümüle olur. Hayvan ve insanlara geçerek keratindeki kükürdün yerini alarak birikir. Fosil kaynaklı katı ve sıvı yakıtların içerdiği pek çok metal (arsenik, kurşun, kadmiyum, selenyum, vanadyum gibi) yakın çevremizdeki havayı kirletir. Ayrıca egzos gazlarından çıkan kurşun bileşikleri trafiğin yoğun olduğu şehirlerin havasını kirletir.

Metalden yapılmış veya metal bileşikleri içeren besin kaplarından metaller besinlere geçebilir. Endüstride metallerin işlenmesi ve teknoloji sırasında doğrudan maruz kalma ile pek çok mesleksel zehirlenme olabilir. (Kronik kurşun, cıva, kadmiyum zehirlenmesi gibi). Endüstride metal zehirlenmeleri başlıca inhalasyon yolu ile olmaktadır. Ancak talyum, alkil kurşun, nikel, arsenik ve berilyum gibi metallerin deri yolu ile de absorbsiyonları önemlidir. Metal Toksisitesi ve Etkileyen Faktörler Metallerin toksik etkileri her metalin özelliğine göre değişmektedir. Ancak genel olarak metallerin hepsi birden fazla organ ve sistemi etkilemektedir. Bu nedenle metal zehirlenmelerinde hedef veya kritik organ, o metale en duyarlı olan etki yeri için kullanılmaktadır. Örneğin kadmiyuma en duyarlı organ böbrekler olmakla beraber karaciğer ve akciğerlerde de toksik etki görülür. Metal toksisitesini etkileyen faktörler birkaç grupta incelebilir: Esansiyel elementlerle etkileşim: Bazı metaller metabolik olarak benzedikleri elementlerin yerine geçerek toksik etki gösterirler. Örneğin kurşun kalsiyuma benzer metabolizması ile kemik mineralizasyonunu, demir ve çinkonun yerini alarakta hem metabolizmasını etkiler. Metal-protein komplekslerinin oluşumu: Bazı metallerin proteinlerle kompleks oluşturması detoksikasyon veya koruyucu mekanizma olarak tanımlanır. Örneğin metallotioneinler (sülfidril grubu içeren proteinler) kadmiyum, çinko, bakır ve diğer metallerle kompleks oluştururken, ferritin ve hemosiderin intasellüler demir-protein kompleksleridir. Yaş ve gelişim durumu: Çocuklar ve yaşlılar metal toksisitesine yetişkinlerden daha duyarlıdırlar. Yaşam tarzı ile ilgili faktörler: Sigara içimi veya alkol toksisiteyi indirekt etkileyebilir. Metallerin kimyasal formu: Toksisiteyi önemli derecede etkiler. Cr +6 bileşiklerinin Cr +3 bileşiklerinden, alkil kurşun ve alkil cıva bileşikleri anorganik formlarından çok daha toksiktir. İmmün sistem: Cıva, altın, platin, berilyum, krom ve nikel immün reaksiyonlar oluşturabilen metallerdir. Sistemik anafilaksi ve gecikmiş tipteki reaksiyonlar gibi çeşitli tipte alerjik reaksiyonlar oluşturabilirler (platinle oluşabilen deri ve bronşiyal hipersensitivite reaksiyonları, organik altın bileşikleri ile oluşabilen trombositopeni, nikel ve kroma maruziyetle gelişebilen kontakt dermatit, berilyum ile oluşabilen granülomalar gibi).

ARSENİK Metalloid özellik gösteren ve yer kabuğunda en bol bulunan elementlerden biridir. Volkanik aktivitesi olan ve jeotermal bölgelerde bulunur (As 2 S 3 ve FeAsS gibi). Anorganik formları: -Arsenik trioksit (Rodentisit) -Sodyum arsenit (İnsektisit) -Bakır aseto arsenit (İnsektisit) -Arsenik triklorür (İnsektisit) -Arsenik pentoksit -Arsenik asit -Kurşun arsenat (İnsektisit) -Potasyum asit arsenat (Deri ve kağıt endüstrisinde) Organik formları: -Monometilarsonat -Dimetilarsinat (Herbisit) -Arsenobetain -Difenilklor arsin (Kimyasal savaş gazı) -Betaklorvinilklor arsin (Lewisit) (Kimyasal savaş gazı) Çeşitli arsenik bileşikleri seramik, cam, pestisit, boya, cila, emaye, vernik ve lastik endüstrisinde kullanılırlar. Dünyada yılda 60 000 ton arseniğin işlendiği, USA de bu metale yaklaşık 900 000 işçinin mesleksel olarak maruz kaldığı tahmin edilmektedir. Arseniğin toksik etkisi, kimyasal şekline olduğu kadar maruziyet şekli ve süresinede bağlıdır. İnsektisit olarak arsenik triklorüre maruziyet temas yerinde yanma ile ve olası bir bronkopnömoni gelişimi ile karakterizedir. Arsin (AsH 3 ) renksiz ve hafif sarmısak kokulu bir gazdır ve başlıca yarı iletken endüstrisinde kullanılır. Bu gazın toksisitesi hemolize neden olarak şiddetli anemi ve sarılık olarak ortaya çıkar. 250 ppm arsinin kısa bir süre solunması veya 25-30 ppm arsinin 30 dakika gibi daha uzun bir süre solunması fatal olabilir. Akut maruziyette, ateş, kusma, ekstremitelerde kramplar, anoreksi, melanozis oluşabilir. Kardiak aritmiler, konvülziyonlar ve paraliz gibi semptomlar ve ölüm oluşabilir. Zehirlenen kişi hayatta kalırsa maruziyetten 1 veya 2 hafta sonra periferal nöropati ve kan tablosu değişimi (Kemik iliğini baskılanmasıyla anemi, lökopeni, granülositopeni) gibi diğer semptomlar da gelişir. Bu etkiler reversibldir. Arsenik trioksit için letal doz 100-200 mg dır. Kronik maruziyette arsenik bileşiklerinin diagnozu zordur. Öncelikli hedef organları sinir sistemi ve deridir. Yıllar içinde motor ve duyu nöronlarında periferal nöropatiler (Demiyelinizasyon) gelişebilir.derideki etkiler avuç içleri ve ayak tabanında dermatit,

hiperpigmentasyon ve keratoz gelişimi ile karakterizedir. Karaciğer hasarı, arseniğin kronik maruziyetinin bir diğer belirtisi olabilir. Sarılıkla başlar ve siroz şeklinde gelişir. Periferal vasküler hastalıklar da gelişebilir (Taiwan ve Şili de içme suyu ile arseniğe maruz kalan kişilerde görülen gangren şeklinde vasküler etkiler) Karsinojenik potansiyeli: Kronik arsenik maruziyeti ile çeşitli deri kanserleri (Bazal hücre karsinoması, skuamoz hücre karsinoması) oluşabilir. Ayrıca mesleksel olarak inhalasyonla arseniğe maruziyet akciğer kanserine neden olabilir.iarc tarafından insan karsinojeni olarak tanımlanmıştır (Grup1). Zehirlenmenin tanımlanması ve biyolojik indikatörleri: Arseniğe maruziyetin biyolojik indikatörleri idrar, kan ve saç arsenik konsantrasyonlarıdır. İdrardaki arsenik, kandan daha iyi bir biyolojik indikatör olup yakın zamandaki maruziyeti gösterir. Organik ve inorganik arsenik gıdalarda ortaya çıkmaktadır. Arsenik açısından en önemli kaynak içme suyudur. Çevredeki organik arseniğin balık ve deniz ürünlerinde oldukça yüksek miktarlarda biriktiği tespit edilmiştir. Bitkilerdeki arsenik miktarı ise, toprağın içeriğine, suyun kirliliğine, hava kirliliğine ve gübre kullanımına bağlı olarak değişmektedir. USA de Kalifornia ve Nevada da yapılan bir araştırmada içme suyundaki arsenik konsantrasyonu 400 g/l ye ulaştığı zaman idrar konsantrasyonu 75 g/l, kan konsantrasyonu 14 g/l ye ulaşmaktadır. Saç ve tırnaktaki arsenik, geçmiş maruziyet için iyi bir indikatördür. CIVA Eski Çin ve Hint medeniyetleri tarafından M.Ö. 2000 yıllarında bulunmuştur. Çin İmparatorluğunun ilk hanedanı olan Qin Shi Huang civa zehirlenmesinden ölmüştür. Cıva normal sıcaklıkta sıvı olan tek metaldir. Oda ısısında kolayca buharlaşabilir. Cıva yer kabuğunda bulunan temel elementlerden biridir. Doğal dağılımla sürekli serbest hale geçtiği için insan dahil tüm canlılarda iz halinde bulunur. Maden yataklarından Volkanik aktivitelerden Fosil kaynaklı katı ve sıvı yakıtların yakılmasıyla yılda 20 000 ton cıvanın çevreye yayıldığı tahmin edilmektedir. Çeşitli endüstriyel faaliyetlerden çevreye civa yayılması hava kirliliğine, atıkların deniz ve göllere verilmesi ise su kirliliğe neden olur. Bu sularda yetişen balık ve diğer su ürünlerinin civa içeriği artmaktadır.

Metalik cıva, anorganik ve organik cıva bileşikleri en az 80 endüstri yerinde 300 den fazla değişik şekilde kullanılmaktadır: -Kloralkali ve kağıt endüstrisi -Elektrik cihazları -Boyalar -Fungusit -Amalgam yapımı -Tıpta antiseptik, diüretikve antisifilitik vb. Cıvanın toksik etkisi kimyasal bileşimine göre değişir. Genel olarak cıva başlıca sinir sistemini ve böbrekleri etkiler. Metalik cıva buharlarına akut maruziyet fatal olabilen korrozif bronşit ve pnömoniye neden olabilir. İyileşmeden sonra uzun süreli etkiler gelişebilir. Santral sinir sistemi etkilenerek tremor, aşırı sinirlilik ve duyarlık hali, unutkanlık gibi davranış bozuklukları gözlenen klinik belirtilerdir. Kronik maruziyet sıklıkla merkürializm olarak tanımlanır. Tremor, tiroid büyümesi, taşikardi, düzensiz nabız, gingivitis gelişir. Motor hareketlerin koordinasyon bozukluğu, davranış bozukluğu, sinirlilik hali, hafıza kaybı, depresyon ve delirium merkezi sinir sisteminin etkilenmesi ile gelişen nöropsikiatrik etkilerdir. Cıva tuzları 1 gr gibi küçük dozlarda dahi fatal olabilen toksik ve korrozif maddelerdir. Bu tuzların ağız yoluyla alımı, abdominal kramplara, kanlı diyare, gastrointestinal kanalda ülserasyon ve nekroza neden olur. Şok, dolaşım kollapsı ve ölümle sonuçlanabilir. Eğer iyileşme olmuşsa proksimal tubullerde hasar nedeniyle renal hasar oluşabilir. Cıva tuzlarına kronik maruziyet otoimmün hastalıklara da (Glomerüler nefrit) neden olabilir. Organik cıva (Metil cıva) cıvanın en toksik formudur. Özellikle beyinin serebral korteksini ve serebellumunu etkiler. Ağız, dudak ve ekstremitelerde uyuşukluk, ataksiler, yorgunluk hali, konsantrasyon bozukluğu, işitme ve görme kayıpları, tremorlar gelişir. Çevrede cıvanın metilasyonu ve biyokonsantrasyonu: Anorganik cıva bileşikleri genellikle besin zincirinde birikmez. Cıvanın metilasyonu akarsu ve denizlerde bakteriyel sentezle oluşur (Biyometilasyon). Mikroorganizmalardan çevreye verilen metil cıva hızla diffüzlenerek besin zincirine girer (Biyokonsantrasyon). Metil cıva akuatik bitkiler algler ilkel hayvanlar balıklar ve kabuklu deniz hayvanları insan Metil cıvanın balık dokusundaki biyokonsantrasyon faktörü, suya göre 10 000-100 000 arasında değişir. Örnek 1. 1953-1960 yılları arasında Japonya da Minamata körfezinde cıva ile kontamine balık ve

istridyeleri yiyen halkta görülen epidemik zehirlenme olayı (Minamata Hastalığı) 421 Akut zehirlenme 47 Ölüm Örnek 2. 1964-1965 yıllarında Japonya da Niigata bölgesinde 48 zehirlenme olayı Örnek 3. Irak ta metil cıva (fungusit) zehirlenmesi KADMİYUM Kadmiyum için modern toksik metal denilir. Kadmiyum doğada başta çinko olmak üzere çeşitli mineral filizlerinde bulunan ve endüstride yoğun kullanımı olan bir metaldir. Kadmiyum doğal olarak çevrede bulunan bir metaldir. Kadmiyumun günlük alımının 1/3 ü hayvansal kaynaklardan, 2/3 si ise bitkisel kaynaklardan sağlanmaktadır. Kabuklu deniz ürünlerinde ve bazı hayvanların böbreklerinde önemli miktarlarda kadmiyum birikebilmektedir. Kadmiyum, bitkisel gıdalara sulama suyu ile bulaşabilmektedir. Bazı mantarlarda yüksek miktarlarda kadmiyum biriktiği saptanmıştır. Kadmiyum bulaşmasının diğer iki kaynağı, malzemesinde kadmiyum içeren gıda makina ve ekipmanları ile çinko galvanizlenmiş ekipmanlardır. Endüstride; -Elektrolizle kaplama ve galvanizleme proseslerinde (Antikorrozif) -Boya pigmenti ve plastiklerde -Nikel-kadmiyum pillerinde -Seramik ve cam yapımında vb. Maruziyet başlıca oral ve inhalasyon yolu ile olur. Çeşitli tip et, balık ve meyvalar 1-50 g/kg Cd içerebilir. Tahıllarda 150 g/kg a çıkabilir. Midye, istiridye gibi kabuklu deniz hayvan larında 100-1000 g/kg a kadar birikebilir. İnhalasyonla alınan kadmiyumun da %30 u absorbe olabilir. Sigara önemli bir Cd kaynağıdır. Bir adet sigara 1-2 g Cd içerir. Ağız yoluyla akut zehirlenme nadirdir. İnhalasyonla akut maruziyet pnömoni ve pulmoner ödeme neden olur. 5 mg/m 3 havanın 8 saat solunması ölüme neden olur. İnhalasyonla kronik maruziyet kronik bronşit, fibrozis ve amfizem gelişimine neden olur. Gerek akut gerekse kronik maruziyetlerde kadmiyum böbrek tübüllerinde (metallotionein sentezini arttırır ve Cd-MT kopleksi halinde) birikir. 100-300 g/g Cd böbrek yükü, böbrek tübülleri hücrelerinde hasara neden olur. Kadmiyum, kalsiyum fosfat ve Vitamin D metabolizmasını bozarak kemikler üzerine de etkili olabilmektedir. Maruz kişilerde osteoporoz veya osteomalasia gelişir. Örnek: 1946 da Japonya da itai-itai hastalığı adı verilen epidemik bir olay İtai itai hastalığı kadmiyum zehirlenmesine bağlı olduğu saptanan ilk hastalıktır. Hastalık

sırasında ortaya çıkan kemik ve eklem ağrıları nedeniyle hastaların iniltilerine benzetilerek bu hastalığa İtai itai ismi verilmiştir. İtai itai hastalığı, Japonya nın Toyama bölgesindeki madenciliğe bağlı kadmiyum zehirlenmesiyle oluşmuştur. Kadmiyum un nehre karışması sonucunda önce balıklar ölmeye başlamış ve bu nehirle sulanan pirinçler yeterince büyümez olmuştur. Pirinçler nehir suyundaki, toprağa çökmüş olan kadmiyum gibi ağır metalleri içerisine emmiş, böylece kadmiyum insanların yiyeceklerine ulaşmıştır. 1946 yılına kadar hastalık tam olarak anlaşılmamış en sonunda Dr. Ogino ve arkadaşları tarafından 1955 yılında kadmiyumun bu hastalıktan sorumlu olduğu kesinleşmiştir. Karsinojenik etkisi: Epidemiyolojik çalışmalar kadmiyum oksit toz ve buharlarına maruz kalan işçilerde solunum yolu kanserlerini arttıdığını göstermektedir. IARC ın sınıflamasında Grup 1 de (İnsanda karsinojenik etkililer) bulunmaktadır.