ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE CİNSEL KİMLİK GELİŞİMİ Çocuklar, cinsel kimliklerini yaşamın ilk yıllarında kazanmaya başlarlar. Annenin ve babanın çocuklarının cinsiyeti ile ilgili beklentisi, çocuğa karşı sergilenen tutum ve davranışlar, cinsel kimlik gelişiminde önemli rol oynayan faktörlerdendir. Uygun bir cinsel kimliğin gelişebilmesi için uygun bir biyolojik gelişim gereklidir, ancak yeterli değildir. Cinsel kimliğin gelişmesinde yaşamın ilk yıllarındaki deneyimlerin etkisi büyüktür. ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE CİNSEL GELİŞİMİN AŞAMALARI 0 1 YAŞ ARASI DÖNEM Bebekteki doğuştan var olan emme zevki, cinsel içgüdünün ilk aşamasıdır. Güçlü ağız ve tensel temas ilişkisi, bebeğe sıcaklık ve güven duygusu aşılar. İhtiyaçları karşılanan ve o sıcaklığı yaşayan çocuk, çevresindeki insanlara güven duymaya başlar ve böylece yaşama daha sağlıklı bir şekilde tutunur. Doğumdan sonraki birinci yılda, bebeğin ilk cinsel uyarıları, yıkanma ve altının değiştirilmesi sırasında ortaya çıkar. 1 3 YAŞ ARASI DÖNEM Çocuklar genellikle iki yaşından itibaren bedenlerini keşfetmeye ve merak etmeye başlarlar. Aynı yaşlara rastlayan tuvalet eğitimi çocukların genital organları hakkındaki meraklarını daha da arttırabilir. Çocuklar, tesadüfen genital organlarına dokunduklarında, hoşlanma hissedebilir ve bu yüzden bu davranışı daha sık tekrar edebilirler. Bu durum anne babaları endişelendirebilir. Anne babalar, çocuğun bu davranışlarını engellemeye çalışırsa çocuk daha fazla merak duyacak, engellenme karşısında suçluluk duyguları oluşabilecektir. Çocuğun bu davranışı doğaldır ve çocuk sadece bedeninin herhangi bir bölümüne dokunmaktadır. Ancak, çocuğun bu konudaki ilgisi abartılıysa, bu durum çocuğun yaşamındaki stresin belirtisi olabilir. Böyle bir durumda, çocuğu endişelendiren bir durum olup olmadığı araştırılabilir. Çocuğun yaşamında baskıya neden olabilecek konuların,
beslenme, tuvalet eğitimi ya da başka konularda eğitim verirken sergilenen tutumun gözden geçirilmesi ve gerekli değişikliklerin yapılması çocuğa yardımcı olabilir. 2 yaşında çocuk, kız erkek cinsiyetleri arasındaki ayrımı, giyim ve saç şekilleri gibi görüntüye bağlı ipuçları ile fark edebilir. Annesi ya da babası gibi olduğunu söyleyebilir. Çocukları cinslerine göre ayırabilir. Ben kız değilim ya da Ben erkek değilim gibi ifadelerle karşı cinsten olmadığını belirtebilir. 3 6 YAŞ ARASI DÖNEM 3 6 yaş döneminde çocuk dokunma yoluyla kendisini ve cinsel organlarını tanımaya başlar. Üç yaşına doğru, çocuklar kız-erkek ayrılığını sezip incelemeye koyulurlar. 4 5 yaşına gelen çocuk, kız ve erkeğin beden farklılıklarını iyice anlar. Cinselliği yavaş yavaş keşfetme çabası içinde olan çocuklar birbirlerinin cinsel organlarını merak ederler. Çocuğun cinsel organlarını tanımaya çalışması zaman zaman büyükleri rahatsız eder. Çocuğa karışarak "dokunma", "ellersen kötü olur", erkek çocuklarda ise "keserler, kopar, çürür" gibi yanlış yaklaşımlar çocuklarda korku, endişe ve utanma duyguları yaratabilir. Bu nedenle bu gibi ifadelerden kaçınılmalıdır. Cinsel gelişim bu dönemde ön planda olduğu ve erkek çocuklar için cinsel organları önemli bir hale geldiği için onu yitirme kaygısı duyabilirler. Bu nedenle bu dönemde erkek çocukların sünnet edilmesi ya da cinsel organını kaybetmesi ile ilgili şakalar yapılması onların korkusunu arttırır. Uzmanlar, sünnet için 0 2 yaş aralığını ya da 6 yaştan sonrasını önermektedirler. Bu dönemde, çocukların anne ve babalarına "benimle evlenir misin" sorusunu çok sık sorduğu gözlemlenir. Bu durum normaldir ama bu konuda çocuklara doğruyu söylemek gerekmektedir. Çocuğu incitmeden mantıklı yanıtlar vermek, bu karmaşayı atlatmasına yardımcı olacaktır. 4 6 yaşları, çocuğun kendi cinsiyetine özgü davranışlarının pekiştiği yıllardır. Cinsiyete ilişkin roller sergilenmeye başlanır. Çocuk oyunlarında anne, baba vb. roller benimser. Bir anlamda cinsel kimliğe sahip çıkma başlar. Renk seçimi, kıyafet seçimi gibi konularda erkeğe veya kıza özgü tercihler gözlenir.
Bedeninin çıplaklığına ilişkin utanma duygusu kızlarda 4 6 yaşlarında, erkeklerde ise 5 8 yaşları arasında görülmeye başlar ve cinsel role sahip çıkmanın bir diğer önemli göstergesidir. Bu yaşlarda artık doğum, cinsellik vb. konularda merak ve sorular başlar. İlkokul yıllarının başlaması ile birlikte artık cinsellikle ilgili konularda bir sessizlik hâkim olur. Yani çocuğun bedeni ile ilgili uğraşları en aza iner. Bu dönemde cinsel gelişimde çevrenin ağırlığı iyice artar. Erkek ya da kız çocuk, kimliğini artık yaşıtlarının arasında sınamaktadır. CİNSEL KİMLİK OLUŞUMU NELERDEN ETKİLENİR? Cinsel Özdeşim Modelleri Çocukluk çağındaki öğrenmeler, özellikle de model alma deneyimleri ve kurduğu ilk özdeşimler çocuğun cinsel kimliğinin gelişimini etkiler ve ona biçim verir. Kız çocuklarla annesi, erkek çocuklarla babası arasındaki ilişki ne kadar yakın ve olumlu ise, özdeşim o denli kolay oluşur. Erkek çocuklarını kız ya da kız çocuklarını erkek gibi yetiştirmek çocuğun cinsel kimliğinin gelişimini engeller. Uygun özdeşim ve model alma örneklerinin bulunuşu ya da bulunmayışı, cinsel kimliğin gelişmesinde en önemli etkenlerden biridir. Beklentiler ve Yetiştirme Biçimleri Çocuğun kendi cinsiyetini kabulünde anne babanın etkisi büyüktür. Bazı anne babalar doğumdan önce çocuklarının kız veya erkek olmasını ister. İstedikleri gerçekleşmezse belki de uğradıkları hayal kırıklığının etkisi ile kendilerini doğan çocuğu hayallerinde önceden tasarladıkları çocukmuş gibi ele alırlar. Giyim ve saç biçimi çocuğun ruhsal hayatını, yapısını etkiler. Çocuk önce bunların yardımıyla cinsel özelliğini kavrar. Ailenin çocuğu önce gerçekte olduğu gibi düşünmesi, anlaması gerekir. Ancak bundan sonra çocuğun kendisini olduğu gibi, doğal karşılaması beklenir. Cinsellikle İlgili Tutumlar Aile içinde cinsel konulara karşı aşırı tutumlar, suçlamalar, aşırı denetleme, yanlış bilgilendirme, ağır günah duygusu cinsel kimlik gelişimini olumsuz etkileyebilir.
Sınırlar Kimi anne baba cinsel eğitim için çocuklardan hiçbir şey gizlenmemesi gerektiğine inanır ve rahat davranırlar. Örneğin, çocukla birlikte yıkanabilirler. Bu gibi davranışlarla verilen iletiler de çocuğun merakını kamçılar ve kavramaya hazır olmadığı gözlemlerle aklını karıştırır. ÇOCUKLARLA CİNSELLİK HAKKINDA NASIL KONUŞULMALIDIR? Cevaplar olabildiğince basit ve yaş düzeyine uygun olmalıdır. Çocuklar soru sorduğunda, kısa, basit ve yaş düzeyine uygun bir şekilde cevaplanmalıdır. Çocuğun sadece sorduğu soru yanıtlanmalı, beklediğinden daha fazla açıklama yapılmamalıdır. Bu yaş döneminde çocuklar, bir bebeğin nasıl dünyaya geldiğini merak edip, sorabilirler. Böyle bir soruyu, Babada tohum hücreleri vardır, annede de yumurta. Tohum hücreleri, annenin yumurtası ile birleşir. Bu şekilde bebek oluşmaya başlar. diye yanıtlatmak çoğunlukla yeterlidir. Ancak, çocukların bazı soruları karşısında zaman zaman ne şekilde cevap verilmesi gerektiği bilinemeyebilir. Böyle durumlarda, sorunun cevabını araştırıp, daha sonra bilgi verileceği söylenebilir. Sakin ve rahat olunmalıdır. Çocukların cinsellikle ilgili sordukları sorulara, çoğunlukla eksik ya da kaçamak cevaplar verilir. Bu tür sorular karşısında yetişkinin mimikleri, ses tonu, kelimeleri seçimi, bedeninin gerginliği ya da gevşekliği ve çocuğu istekli veya isteksiz biçimde dinlemesi, çocuğa anababasının duyguları hakkında bilgi verir. Anne-babanın yasaklayıcı tutumu karşısında çocuk, soru sormaması gerektiğini bilinçsizce hissedebilir. Bu da, çocukların meraklarını biraz daha arttırır, araştırmalarını derinleştirir. Aynı zamanda, suçluluk duygusuyla da yüklenir. Sonuçta ilgilenilen konunun yasak, kötü ya da günah olduğu inancı yerleşir. Bilinçaltına itilen bu inanç, birçok yetişkin insanın hayatını etkiler. Cinsellik "tabu" durumuna gelir. Çocuk böylece susar, soru sormaktan vazgeçer ve görünüşte bu konulara ilgi göstermez. Ancak içinden sorgulamaya devam eder. Bu durumda en büyük tehlike, bu soruları daha bilgili bir arkadaşın cevaplamasıdır. Bu cevaplar, çocuğun ana-babasına olan güvenini kaybettirir.
Mahremiyet öğretilmelidir. Çocuklar sınırları bilmeye ihtiyaç duyarlar. Nerede çıplak olabileceklerini, nerede giyinik olmaları gerektiğini bilmelidirler. Herkesin bedeninin özel olduğu, muayene sırasında doktorun ya da herhangi bir acı duyduğunda ailesi dışında, kimsenin bedenine dokunmasına izin vermemesi gerektiğini öğretmek de son derece önemlidir. Böyle bir durumda, annebabasına ya da orada bulunan yetişkinlere haber vermesi gerektiğini bilmelidir. Bunların yanı sıra, çocuğun, insanların özel zamanlara ihtiyaç duyduğu anlaması sağlanmalıdır. Kapı kapalı olduğunda girmeden önce kapıya vurması gerektiği öğretilmelidir. Kaynaklar: Fidan, E. Cinsel Kimlik Oluşumu. http://www.cocukvegenc.com/icerikdetay-41/cinsel-kimlik-olusumu.html Semerci, B. (2008). Çocuklarımızla Cinsellik Hakkında nasıl Konuşalım?. Alfa Yayınları. http://www.cocukgelisim.com/cinselgelisim.htm