GAZETE YAZILARI 7 ASAF SAVA AKAT 2000 YILI SABAH GAZETES. stanbul Bilgi Üniversitesi. Mart

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "GAZETE YAZILARI 7 ASAF SAVA AKAT 2000 YILI SABAH GAZETES. stanbul Bilgi Üniversitesi. Mart 2004. http://akat.bilgi.edu.tr"

Transkript

1 Ç NDEK LER ASAF SAVA AKAT GAZETE YAZILARI YILI SABAH GAZETES stanbul Bilgi Üniversitesi Mart OCAK 'DE YATIRIM ARAÇLARI DEVLET N ENFLASYONU 2000' N LK BAYRAMI L RA DÜNYA L TERATÜRÜNDE ABD ARAYI AÇIYOR TL'N N DE ER BUGÜN SINAV YAPIYORUZ EURO DE ER KAZANACAK MI? NEREDEN NEREYE UBAT KEND ANAYASANI KEND N YAP NEREDE YANILDIK? DÖV Z KURU ÇAPASI VE FA ZLER TASARRUFÇU ZORDA VERG YE SYAN IMF TEFT E GELD KÜRESELLE MEN N ANAL Z TAT L POPÜL ZM MART PETROL F YATI NEREYE? SÜRPR Z YOK SERMAYE HRACATÇISI OLDUK PAR TE OYNAMALARINA D KKAT BAYRAMDA EK TAT L VE M LL GEL R Y MSER M Y M? DRAHMA'DAN EUROYA TAKIM OYUNU CUMHURBA KANI SEÇ M N SAN DAND K PARANIN FATURASI ÇIKIYOR "KUR ÇAPASI" L YOR DÖV Z N GET R S 1999'UN ÖDEMELER B LANÇOSU AVCI OCAK DI T CARET SAYILARI KUPA F NALLER VE DÜ EN ENFLASYON Y MSER N MUTLULU U SIFIRLARI ATINCA MAYIS EURONUN ENGELLENEMEYEN DÜ Ü Ü EYVAH! KÜRESELLE MEYE B R YAKLA IM DEMOKRAS 50 YA INDA AMER KADA FA ZLER YÜKSELD CAR LEMLER DENGES NDE BOZULMA GÜNCEL KONULAR DI AÇIK, FA Z VE PARA POL T KASI HAZ RAN TALYA'YA FUTBOL HRACATI DOLARIN R SK ARTIYOR ENFLASYON HABERLER MICROSOFT BÖLÜNÜYOR DI AÇIK BÜYÜYOR YABANCI SERMAYE B LMECES ACELEYE GEREK YOK 30 HAZ RAN 2001'DE DÖV Z KURLARI SÜPER GÜÇTEN HABERLER TEMMUZ TL ARAYI AÇIYOR KARAMSAR KALDIK "LIGHT GÜNLÜK" GÜNDEMDEK KONULAR DÜZEYL B R AÇIK OTURUM REKTÖR KARARNAMES NE VETO ENFLASYON PS KOLOJ S ÖRGÜTLENM SORUMSUZLUK FELAKET PS KOLOJ S A USTOS OTOMOB L THALATINA KISITLAMA DÜ ÜK FA Z DÖNEM MESLE E DAVET ORTALIK TOZ DUMAN B R YIL SONRA DÖV Z REZERV VE FA Z EYLÜL BÜYÜME, DI AÇIK VE ENFLASYON "DAND K EURO" ESAS PAZARLIK STANBUL METROSUNUN DÜ ÜNDÜRDÜKLER P YASANIN SOPASI PRAG YOLUNDA PRAG GÖZLEMLER PRAG DAK TÜRK YE EK M K S DE ÇÖZÜM AMA... GÜVENS ZL K ARTIYOR TL M? DÖV Z M? YABANCI SERMAYE NEDEN GELM YOR? 2001 YILI BÜTÇES BÜTÇE AÇI I VE ENFLASYON Z HN YET MESELELER GEL R DA ILIMI ÜSTÜNE K ÖNEML GEL ME KASIM GEL R DA ILIMI VE FAK RL K TASARRUFÇUNUN PENCERES NDEN ZENG N N PARASI NE OLACAK U EURONUN HAL? KR T K DÖNEMEÇ P YASA K L TLEN R M? B R BARDAK SUDA FIRTINA KAZANANLAR, KAYBEDENLER GÜVEN BUNALIMI ARALIK HEYECANLI GÜNLER KR Z B T YOR MU? NEDEN ÖNGÖREMED K? 2001 TAHM NLER KOMPLO TEOR LER KR Z TARTI ILIYOR EK N YET MEKTUBU HANG S DO RU? 2000 N B LANÇOSU Asaf Sava Akat 1 GAZETE YAZILARI Asaf Sava Akat 2 GAZETE YAZILARI

2 2000'DE YATIRIM ARAÇLARI Yılın ilk yazısı ayın ilk Pazar gününe rasladı. Gelene imizi sürdürerek 2000 yılına tasarrufçu açısından bakmaya çalı aca ız. Hangi yatırım araçları daha iyi olabilir? Neye dikkat etmeli? Bu sorulara cevap arayaca ız. Enflasyonla mücadele programının devreye girmesi her kesimi etkiliyor. Neticede yüksek enflasyona alı mı tık. Huyunu suyunu ö renmi tik. Muhtemel tehlikelere kar ı tedbirli davranıyorduk. Çünkü, deneyimle rizikoları da anlamı tık. Örne in TL'de yatırım yapınca kurla ilgili belirsizlik vardı. Onu telafi etmek için daha yüksek faiz talep ediyorduk. Yüksek faiz ise tasarrufçuyu memnun ediyordu. Enflasyon yüzde aralı ında dalgalanması da i imizi kolayla tırıyordu. Ücretli ona göre zam istiyordu. Ev sahibi kirayı ona göre arttırıyordu. Üretici de malına benzer ekilde zam yapıyordu. imdi her ey altüst olacak. Ba tan söyleyelim. Böyle dönemlerde daha da muhafazakar olmayı, maceradan özellikle kaçınmayı tavsiye ederim. Dalgalı Faiz Dönemi Geliyor Önce faizlerden ba lamak istiyorum. Merkez Bankasının uyguladı ı politikada çok köklü bir de i iklik yapıldı. Merkez Bankası döviz kurlarını sabitledi. Bu durumda faizleri serbest bırakmak zorunda. Halbuki daha önce her ikisini de denetimi altında tutuyordu. Dolayısı ile, ihtiyaç duydu unda ikisinde birden de i ikli e gidiyordu. Artık kurda bir ey yapamayacak. O nedenle piyasayı dengeye getirme görevi sadece faizlere kaldı. Bunun anlamı nedir? Nominal faizlerde büyük dalgalanmalar olması ihtimali çok yüksektir. Mantı ı öyle özetleyelim. Kur belli. Ama hala TL faizi uluslararası düzeyin çok üstünde. Demek ki dı arıdan içeriye kaynak gelecek. Döviz bozulunca TL likitidesi artacak. Faizler aniden dı piyasanın da altına dü ecek. O zaman TL cazibesini kaybedecek. Tasarruf tekrar dövize dönünce TL likitidesi azalacak. Faiz tırmanacak. Bu durum genelde nominal ve reel faizlerin dü mesi ile çeli miyor. Genel e ilim dü me olabilir. Ama aydan aya, haftadan haftaya, mevsimden mevsime, nominal ve reel faizlerde büyük oynamalar da ortaya çıkabilir. Buna hazırlıklı olmak gerekiyor. ki hususa daha dikkati çekmek istiyorum. Birincisi, yaza do ru yüzde yüz mevduat sigortası kalkacaktır. lgililer 20 bin dolar sınırdan söz ediyorlar. imdiden banka seçiminde bunu göz önünde tutmakta yarar vardır. kincisi, banka sistemine disiplin geliyor. Hem döviz hem de TL'de fahi faizlerle mevduat toplanmasını bundan sonra beklemiyoruz. Özellikle döviz hesaplarında faizlerin AB düzeyine iyice yakla maları çok muhtemeldir. Amatörler Zararlı Çıkar Türkiye insanı yüksek reel faizi çok sevmi ti. Dü ünce ne yapacak? Rivayetler çıkacak. Sürü içgüdüsü ile paranın bir araçtan di erine geçmesinden korkuyoruz. Açıklayalım. Herkes borsaya hücum edince, borsa patlayacak. Sonra yatırımcı korkacak. Bu sefer çökecek. Enflasyon yüksek çıktı diye tekrar dolara dönülecek. TL faizleri tırmanacak. Herkes TL'ye geri gelince faiz tabana vuracak. Bunlar bütün piyasa ekonomilerinde ola an eylerdir. Ancak, i i mali piyasaları izlemek olmayanların çok dikkat etmeleri gerekiyor. Dalgalanmalardan daima amatör yatırımcılar zarar eder. Çünkü borsaya tepe noktasında girerler. Dü ünce panikleyip dibe vurunca çıkarlar. Ardından TL'ye faizin en dü ük oldu u anda ba lanırlar. Öyle devam eder. Çözüm, paranın i letilmesini profesyonellere bırakmaktır. Geçen yılın ortalarından itibaren okuyucularıma fonları öneriyorum. Beni dinleyip A tipi fona geçenler çok iyi randıman elde ettiler. Mesaj açık. Borsa yerine A tipi de i ken fon alın. Mevduat yerine B tipi fonları tercih edin. Portföyde A tipi fonların a ırlı ını arttırmakta yarar görüyorum. Sonuç: dövizin hiç bir anlamı kalmadı. Tamamen TL'ye geçebilirsiniz. Ama fonları tercih edin. Psikolojik olarak kendinizi dü ük getiriye hazırlayın. Kolay gelsin. (2 Ocak 2000) DEVLET N ENFLASYONU Aralık ayı enflasyon sayıları a ırttı. Ben TÜFE'de yüzde 5.9 tahmin etmi tim. Tam tutturmu um. Ama TEFE'de çok yanıldım. Toplam yüzde 5.3 diyordum. Yüzde 6.8 oldu. 1.5 puan vahim bir hataya tekabül ediyor. Daha ayrıntılı bakalım. Özel imalat sanayi fiyat artı ını "çekirdek enflasyon" kabul ediyoruz. Çünkü esas piyasa ko ullarını o yansıtıyor. Yüzde 4.5 civarında gerçekle ece ini hesaplıyordum. Halbuki 1 puan yukarıda yüzde 5.5 çıktı. Bunun büyük ölçüde KDV'deki yüzde 2'lik artı la açıklanabilece i kanısındayım. Gene de yüksek bir hata payı. Esas felaket kamu fiyatlarında yılı endekslerine girmesin diye, kamu mallarına Aralık'ta ciddi zamlar yapıldı ını görüyorduk. Ama böylesine bir sayı beklemiyorduk. Sıkı durun. Aralık'da devletin üretti i malların fiyatları bir önceki aya göre yüzde 16.5 artmı. Türkiye 1994'den bu yana böylesine bir zam furyası ya amamı tı Temmuz'unda, Refahyol'un yerine Mesut Yılmaz'ın ba bakanlı ında ANASOL kurulunca büyük bir zam dalgası gelmi ti. O ay kamu imalat sanayi fiyat artı ı yüzde 15.2 olmu seçimlerinden sonra, 1996 Ocak ayı kamu enflasyonu bile yüzde 13.9'da kalmı. Yani, 1994 Nisan'ından bu yana rekor bu yılın Aralık ayında kırılmı. Bravo Devlet Azdırdı Asaf Sava Akat 3 GAZETE YAZILARI Asaf Sava Akat 4 GAZETE YAZILARI

3 Enflasyona 12 aylık bakınca durum daha da netlik kazanıyor yılının tümünde TEFE yüzde 62.9 artmı. Okuyucularımız hatırlayacak. Biz toptan e ya enflasyonunun yüzde 60'ın altında kalaca ını dü ünüyorduk. Yanılmı ız. Yanılgının nedeni ayrıntılarda gizli. 1999'da tarımın enflasyona hiç bir katkısı olmamı. Tam tersine, yüzde 38.8 artı la enflasyonu yava latmı. Özel imalat sanayi fiyat artı ı yüzde 59.7'de kalmı. Yani özel sektör zamları da yıllık enflasyonun altında seyretmi. Peki kim yükseltmi? Uzakta aramaya hiç gerek yok. Enflasyon sevgili devletimizin yaptı ı zamlarla tırmanmı. Kamu imalat sanayi fiyat artı ı yüzde olmu. Evet. Yanlı okumadınız. Devletin üretti i mallarda fiyat artı ı yüzde yüzün üstünde gerçekle mi. Ho, bunu zaten günlük ya amdan biliyorsunuz. Rekor petrol ürünlerinde. 1998'de benzinin litre fiyatı 0.74 dolar iken, 1999 sonunu 1.05 dolarda bitirdi. Endekste petrol ürünleri fiyat artı ları gökyüzünde dola ıyor. Yüzde 300'lere kadar varıyor. Bas vergiyi, artsın fiyatlar. Tüketici endeksini de etkileyen bir ba ka kalem sigara ve tütün. Gene hükümet vergiye gaz verince, yıllık fiyat artı ı yüzde 166'ya çıkmı. Kemer Sıkma Muhabbeti Enflasyonun nereden kaynaklandı ı çok açıktır. Bir yanda Merkez Bankası TL'ye sürekli de er kaybettirdi. Di er yandan hükümet dolaylı vergileri sürekli arttırdı. Sonuç ortada. Durumu bir özdeyi le özetleyebiliriz. "Müsrif devlet vatanda ın kemerini sıkar". Aynen öyle oldu. Hükümet kendi harcamalarını kısamadı. Bütçe açı ı büyüyünce vergileri arttırması gerekti. Aynı anda yeni vergi yasasının "nereden buldun" maddesini kaldırdı. Yani gelir vergisi yolu ile gelirlerini arttırma olana ından vazgeçti. Geriye ne kalıyor? Benzinden, elektrikten, telefondan, sigaradan, vs. tüm zorunlu mamüllerden aldı ı dolaylı vergileri arttırmak. Öyle yaptılar. Enflasyon da böyle çıktı. Hepsi bundan ibarettir. (6 Ocak 2000) 2000 N LK BAYRAMI Mübarek Ramazan ayını bitirdik. Yeni binyılın ilk eker Bayramını kutluyoruz. Bayramın hafta sonuna gelmesi kent dı ına çıkmayı engelledi. Üstelik stanbul da hava çok kötü. Gökyüzü delinmi cesine ya mur ya ıyor. Anadolu da ise kar var. Ona ra men, Türkiye bu bayrama çok umutlu girdi. Ortalıkta bir toparlanma duygusu var. Sanki gelecek daha güzel olacakmı gibi geliyor. Karamsarların sayısı hızla azalıyor. Halbuki geçen bayramdan bu yana büyük felaketler de ya adık. Do a Marmara bölgesine çok fena vurdu. Deprem büyük insani ve ekonomik zarara yol açtı. Asaf Sava Akat 5 GAZETE YAZILARI Özellikle deprem bölgelerindeki vatanda larımıza seslenmek istiyorum. Ne kadar zor durumda olduklarını biliyoruz. Televizyonda içinde çırpındıkları zor ko ulları izliyoruz. Elimizden fazla bir ey gelmemesinin ezikli ini duyuyoruz. Onları dü ünüyoruz. Geçen bayramdan bu yana Türkiye ekonomisi de çok a ır bir krize girdi. Ocak 1999 da krizin bütün i aretleri mevcuttu. Ama daha günlük ya ama tam yansımamı tı. lkbaharla birlikte ekonomi küçüldükçe enflasyon hızlandı. Enflasyon hızlandıkça ekonomi küçüldü. çinden çıkılması çok zor bir fasit daireye girdik. Ekonomiyi yönetenler kriz kar ısında çaresiz kaldılar. Atasözü "bir musibetten bin hayır çıkar der. Neyse ki sefer öyle oldu. Ekonomideki kriz hükümeti kalıcı ve ciddi çözümlere yönelmeye ikna etti. IMF ile anla ma imzalandı. Bayrama ekonomide olumlu i aretlerle birlikte girdik. Türkiye Yumu uyor 1990 larda çok çalkantılı bir dönem geçirdik. Ekonomide 10 yılın üçü dü ük büyüme ve krizle geçti de körfez sava ı Türkiye yi vurdu de Çiller in maceraperest politikaları. Sonra da Siyaset de çok sorunlu idi. Özal-Demirel kutupla ması ile yola çıktık. Özal ın vakitsiz vefatı i leri iyice karı tırdı. Merkez sa daki rekabet Çiller-Yılmaz kavgasına dönü tü. Bu çatı madan Erbakan yararlandı seçimlerinde oylarını arttırıp birinci parti oldu. Sonra da Ba bakanlı ı ele geçirdi. Büyük bir kutupla ma dönemi ba ladı. Böylece 28 ubat a geldik. Asker tekrar yönetime a ırlı ını koydu. Aynı anda PKK terörünün yarattı ı iç sava ülkeyi kana bulamakta idi. Bu süreçte onbinlerce vatanda ımız hayatını kaybetti. Milyonlar yerlerinden yurtlarından oldular. Büyük sıkıntılar ya andı. Geri dönüp bakınca, ne kadar zor günler geçirdi imizi daha iyi anlıyoruz. Ama 1999 Türkiye nin anslı yılı imi. Apo yakalandı ve yargı önüne çıktı. 18 Nisan seçimleri istikrarlı ve güçlü bir hükümet modeline olanak sa ladı. Eski dü manların birbirleri ile diyalog kurdu unu görmeye ba ladık. Kutupla manın yerini yumu ama ve uzla ma almaya ba ladı. Sorunlarımıza sa duyu ile yakla ma fırsatı yeniden olu tu. Geçmi yıllardaki bayram yazılarıma baktım. Ana tema hep aynı. Ho görü, anlayı ve uzla ma önermi iz. Bu yıl buna ihtiyaç duymuyoruz. Yarın Güzel Olacak AB üyeli inden SSK reformuna, enflasyonla mücadeleden idamın kaldırılmasına, her alanda Türkiye nin yaratıcı enerjisini daha iyi bir gelecek için kullanmaya ba ladı ını sevinerek izliyoruz. Arada ufak tefek sorunlar elbette çıkacaktır. Tarih hiç bir zaman düz bir çizgide ilerlemez. Ama genel e ilimlerin hepsi olumludur. Türkiye iyiye gidiyor. Okuycularımın bayramını kutlar, sa lıklı ve mutlu günler dilerim. (9 Ocak 2000) Asaf Sava Akat 6 GAZETE YAZILARI

4 L RA DÜNYA L TERATÜRÜNDE Arada sırada ikayet ederiz. Uluslararası iktisat literatüründe Türkiye'ye neredeyse hiç atıf yapılmaz. Örne in 1994'de bizim döviz krizimiz Meksika'dan önce oldu. Herkes Meksika'yı inceledi. Kimse Türkiye'ye bakmadı. Sonra Asya ülkeleri krize girdi. Ardından onları ele alan çok sayıda makale ve kitap yayınlandı. Heyecanla okuduk. Belki bu sefer Türkiye'yi hatırlarlar diye. Gene hevesimiz kursa ımızda kaldı. Durum çok açık. Dünya iktisat camiası Türkiye'de kriz olunca aldırmıyor. Daha da vahimi var. Türkiye hızlı büyüyünce de kimseye örnek gösterilmiyor. Velhasıl iktisat literatürüne girmekte çok zorlanıyorduk. Geçen hafta bu durum de i ti. Okuyucularımın iyi tanıdı ı Rudi Dornbusch Financial Times'in 3 Ocak 2000 tarihli sayısında kısa bir yazı yayınladı. Türkiye'ye ba rolü vermi. Salı günü Sabah'ın ekonomi bölümünde kısa bir özeti çıktı. Deniz Gökçe de 8 Ocak 2000 tarihli Ak am'da uzun bir alıntı yapmı. Sa olsun, ba lı ını da "Asaf Hoca ve dandik para" koymu. Parası Dandik Olanın Tahmin ettiniz sanıyorum. Dornbusch'un ba lı ını "Komik Para Komik Olmayınca" diye tercüme edebiliriz. ngilizcesi: "When funny money is no joke". Yani bir alay ve hiciv yazısı. Kiminle alay ediliyor? Bir yanda bol vatan millet edebiyatı yapılan ama aynı anda parası pula dönmü ülkelerle. Hedef tahtasının tepesinde Türkiye ve Ukrayna var. Ama talyanları da ihmal etmemi. Zaten ben de "dandik para" kavramını Dornbusch'dan almı tım. Aralık 1998'de Koç Üniversitesinde konu tu. Ar ivimden kontrol ettim. lk kez sözcü ü 13 Aralık 1998'de yayınlanan "Para Kurulu Çözüm Olabilir" adlı yazıda kullanmı ım. Aslında sorun Kristof Kolomb'un yumurtası gibi bir ey. Bir ülke parasına güvenin kaybolmasının ne anlama geldi ini bir kere anlayınca, gerisi çorap sökü ü gibi geliyor. Bütün bilmeceler çözülüyor. Kamu açıklarını para basarak kar ılama ucuz popülizmi enflasyonu getiriyor. Enflasyon devalüasyonu. Devalüasyon paraya güveni azaltıyor. Güvensizlik enflasyonu hızlandırıyor. Öyle devam ediyor. Nereye kadar? Türkiye'nin son yıllarda ya adıklarına kadar. 1935'de bir dolar 1.26 TL ediyormu. imdi 540 bin TL'ye dayandı. Bu ne demek? Aradaki 65 yılda Türkiye'de enflasyon ABD'nin 430 bin katı olmu demek. Dornbusch fırsatı kaçırır mı! Vazgeçin siz bu sevdadan demeye getiriyor. Belli ki u milli para i ini beceremiyorsunuz. Paranızı pul ediyorsunuz. Vazgeçin Merkez Bankasından. Bu i i iyi yapan bir ülkenin parasını kullanın. Kurtulun dandik paradan. Milletvekilinden Al Haberi Bence buraya kadar bir sürpriz yok. TL'yi 1 dolar=1.26 TL'den 540 bin TL'ye dü üreceksiniz ama kimse bunu görmeyecek. Mümkün mü? Elbette sizinle alay edecekler. Ne yapmalarını bekliyordunuz? Ama hikayenin gerisi daha ilginç. Bir milletvekilimiz buna çok bozulmu. Gazeteye yazdı ı okuyucu mektubunu Financial Times yayınladı. Ünlü bir ABD üniversitesinden mezun milletvekili Dornbusch'a çatıyor. ktisat bilseydin geçen sene MKB'de çok para kazanırdın diyor. Ferhan ensoy'un deyimi ile "Quel Alaka?" Ben anlamadım. Anlayan beri gelsin. Galiba "biz paramızı istedi imiz gibi pul yaparız ama sen bizimle alay edemezsin" demek istiyor. Çok ho bir Çin atasözünü anımsadım. "Parma ınızla ayı i aret ederseniz, aptallar parma ınıza bakar". Milletvekilinin mektubunu okuyan yabancılar eminim Türkiye'nin parasının neden dandik oldu unu çok daha iyi kavramı lardır. (13 Ocak 2000) AMER KA ARAYI AÇIYOR Sonbahardan itibaren Türkiye'nin gündemi çok yo undu. Her gün önemli bir geli me ile kar ıla ınca dı dünyaya bakmaya fırsat olmadı. Türkiye'nin iç ekonomik ve siyasi sorunlarına kilitlenerek dünyayı ihmal ettik. Halbuki dünya durmadı. Fevkalade ilginç geli meler ya anıyor. Türkiye acil sorunlarını halletmek yolunda büyük adımlar atınca, tekrar dı a bakmak ihtiyacını duyuyoruz. Ö renece imiz çok ey olabilir. Bu arada yeni millenium da geliverdi. Maalesef yılın son yazılarında geçti imiz yüz yada binyılın de erlendirmesini yapamadık. Yava yava bu eksikli imizi kapatmaya çalı aca ız lar ABD nin Geli mi dünyayı üç ana gruba bölebiliriz. Biri Amerika. Di eri AB. Üçüncüsü de Japonya. Bunların dı ında Kanada, Avusturalya, sviçre gibi küçük ülkeler kalıyor. Son on yılda ABD ekonomisinin Avrupa ve Japonya'ya kıyasla çok daha parlak bir dönem geçirdi i biliniyordu. Geçenlerde sayılara tekrar baktım. a ırtıcı sonuçları okuyucularımla payla mak istiyorum. 1990'larda ABD'nin on yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 2.6 olmu. Yani, 2000 yılı ABD milli geliri on yıl öncesinden yüzde 30 daha yüksek. Buna kar ılık, aynı dönemde Japonya'nın ortalama büyüme hızı sadece yüzde 1'de kalmı. Japonya on yılda milli gelirini yüzde 10 arttırabilmi. ABD ile aynı düzeyde ba lamı olsalar bile, 2000'de ABD yüzde 20 öne geçmi olacaktı. Üstelik aynı düzeyde ba lamadılar. AB tam ortada bir yerde duruyor. On yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 1.8 olmu. AB on yılda milli gelirini yüzde 21 yükseltmi. Japonya'ya kıyasla 11 puan ileride ama ABD'nin 9 puan gerisinde. Asaf Sava Akat 7 GAZETE YAZILARI Asaf Sava Akat 8 GAZETE YAZILARI

5 Ba ka türlü ifade edelim. 1990'da satın alma gücü paritesi ile ki i ba ına gelir ABD'de di er ikisinin üstünde idi. On yıllık dönemde aradaki fark azalmamı. Tam tersine büyümü. Amerika almı ba ını gidiyor. Ba arının Sırrı Nerede? Amerika'nın ba arısını nasıl tefsir edece iz? Avrupa ve Japonya teknolojik olarak geri bölgeler de il. Pek çok alanda her ikisi de dünyanın en ileri teknolojisine sahipler. Üstelik, AB ve Japonya'da tasarruflar da yüksek. ABD'ye kıyasla daha fazla tasarruf ve daha fazla yatırım yapıyorlar. Ona ra men büyüme hızları daha dü ük çıkıyor. Acaba sorun dövizden mi kaynaklanıyor? Hayır. On yıl boyunca ABD sürekli devasa cari i lemler dengesi açıkları vermi. Japonya ve AB'de ise büyük cari i lem fazlaları varmı. Hala var. Peki, neden o zaman? Ekonomik ba arının teknolojiye, tasarrufa yada dövize indirgenmesinin çok yanlı oldu unu sürekli anlatmaya çalı ıyoruz. Ekonomik büyüme çok daha karma ık bir sürece tekabül ediyor. sterseniz son günlerin fla olayı ile ba lantı kuralım. Acaba Bill Gates Japonya'da yada Avrupa'da ortaya çıksa, oralarda devlet tarafından kurdu u irketin yönetiminden ayrılmak zorunda bırakılabilir miydi? Dünyanın en zengin insanının ba ına gelenler ABD'de rekabet ko ullarının sa lanmasına ne kadar önem verildi inin son kanıtıdır. Zenginli i rekabet yaratır. ABD di er geli mi ülkelerden daha rekabetçi bir ekonomiye sahip oldu u için onlarla arasındaki farkı tekrar açmaya ba ladı. Yeni teknolojilerde ABD'li irketlerin öne geçme nedeni teknolojik de ildir. Japonya ve AB de aynı teknik bilgilere sahiptir. Fark kamu politikasında, rekabet ko ullarında, borsada, velhasıl esas ekonomik özelliklerdedir. (16 Ocak 2000) TL'N N DE ER Ar ive baktım. TL'nin a ırı de erli olup olmadı ı sorununu en son Ocak 1998'de yazı konusu yapmı ız. Yani iki sene olmu. Merkez Bankasını uygulamaya soktu u kur politikası reel kur tartı malarını gene canlandırdı. Türkiye ekonomisi hakkındaki inançların bir bölümünü sayılar do rulamaz. aka ile karı ık, bunlara illüzyon adını veriyorum. Yanlı inançlar özellikle dövizle ilgili konularda yo unla ıyor. Örnek çok. Her kesimden insan, Türkiye'nin yeterince döviz kazanmadı ını dü ünüyor. Türkiye'nin benim tabirimle "kulaklarından döviz fı kırdı ını" kabullenmekte zorlanıyor. Bir di eri kurlar. hracatçıların sürekli a lamasını normal kar ılıyorum. TL ne kadar de er kaybederse onların karları o kadar artıyor. Ama ba ka kesimlerde de TL a ırı de erlidir diyenler mevcut. Benim hesaplarım öyle göstermiyor. hracat, ithalat ve dı açık sayıları da a ırı de erli bir kura i aret etmiyor. IMF de tüm raporlarında TL'nin "ılımlı ekilde dü ük de erli" oldu unu ifade ediyor. Ama hala "TL a ırı de erli" rivayeti sürüyor. Terk Sayıları kısaca gözden geçirelim. Bir ülke parasının reel de erini hesaplamak için iki farklı yöntem kullanabiliriz. Birine Tartılı Efektif Reel Kur (TERK) diyoruz. Bu yöntem nominal devalüasyonla toptan e ya enflasyonunu kar ıla tırıyor. Çapraz kurlardaki oynamanın etkisini azaltmak için bir döviz sepeti alınıyor. Türkiye'de en yaygın kullanılan sepet "1 dolar artı 0.77 euro"dan olu uyor. Eskiden euro yerine 1.5 DM vardı. Enflasyon için genellikle TEFE kullanılıyor. Ben ayrıca özel imalat sanayi fiyat endeksi ile de hesaplıyorum. Böylece kamunun keyfi zamlarının kur üzerinde etkisi olmuyor. Bir ba ka önemli konu kar ıla tırmanın hangi yılla yapılaca ı. Türkiye'nin büyük cari i lemler açı ı verdi i son yıl olan 1993'ü tercih ediyorum. Ama daha sonraki tarihleri de kullanıyorum. Sonuçlar çok açık. TEFE ile yapınca, 1999'da TL'nin de erinin 1993'ün yüzde 15 altında kaldı ı görülüyor. Üstelik reel kur 1995'den bu yana sadece bir kaç puan oynamı. Azçok sabit seyrediyor. Özel imalat sanayi fiyatları da aynı tabloyu çiziyor. Kar ıla tırmayı 1995 Aralık ayı ile yapıyorum Aralık'ta TL'nin yüzde 2 de er kaybetti ini anlıyoruz. Yani TL'nin a ırı de erli oldu unu söylemek olanaksız. Big Mac Kurları Bir ba ka yöntem daha var. The Economist dergisi yıllardır satın alma gücüne bakarak büyük ekonomiler için reel kurları hesaplıyor. Özel bir malı kullanıyor. "Big Mac" hamburger her ülkede aynı gram et ve ekmekten olu an standart bir ürün. Fiyatlarını kar ıla tırıyor. 4 Ocak 2000 tarihindeki durum geçen hafta yayınlandı. ABD'de 2.44 dolara satılan "Big Mac" Türkiye'de sadece 1.21 dolar. Halbuki AB ortalama fiyatı 2.63 dolar. Japonya'da 2.85 dolar. Bunun anlamı ne? TL bu hesaba göre yüzde 50 dü ük de erli. Yani 4 Ocaktaki fiyatlarla dolar ancak 270 bin TL olsa bizim hamburger ABD ile aynı fiyata gelecek. Daha ilginci, Türkiye kar ıla tırmanın en altında yer alıyor. Parası TL'ye kıyasla daha da dü ük de erli olan sadece Çin, Macaristan ve Malezya var. Çin'de "Big Mac" fiyatı 1.20 dolar; di er ikisinde 1.19 dolar. Bizden 1 yada 2 cent daha ucuz. Tekrar edelim. TL a ırı de erli filan de ildir. Tam tersine dü ük de erlidir. Sayılar bunu açıkça göstermektedir. Gerisi bo laftır. Ba ka bir yazımda, ek kanıt olarak reel ücretlerin seyrine bakaca ım. (20 Ocak 2000) Asaf Sava Akat 9 GAZETE YAZILARI Asaf Sava Akat 10 GAZETE YAZILARI

6 BUGÜN SINAV YAPIYORUZ Üniversitede kı sömestresi bitti. Sınav dönemi ba ladı. Makro ekonomi derslerinde Türkiye ekonomisindeki son geli meler üstüne sorular soruyoruz. Hızımı alamadım galiba. Okuyucuları da bir imtihandan geçirelim dedim. Konular çok zor de il. Ekonominin klasik büyüklükleri. Kamu açı ı, enflasyon, faiz, büyüme gibi bilinen eyler. ki büyük ekonomi seçece iz. lk a amada ülke ismini söylemiyoruz. Bunların bazı göstergelerini verece iz. Di erlerini tahmin etmenizi isteyece iz. Sonra da gerçek duruma bakaca ız. Bir hususu ba tan belirtelim. Üstünde çalı tı ımız ekonomilerde enflasyon dü ük. Yani bunların paraları sa lam. Bizimki gibi dandik de il. Kamu Açı ı ve Enflasyon Bütçe açı ından ba layalım. Ülkelere X ve Y diyoruz. X'in bütçesi milli gelirin yüzde 1.5'u kadar fazla veriyor. Devlet bu fazla ile boçlarını geri ödüyor. Y'de ise bütçe açı ı milli gelirin yüzde 8'ine ula mı vaziyette. Kamu borçları hızla artıyor. lk soru: hangisinde enflasyon daha yüksektir? Türkiye'de yaygın kanıya göre bu sorunun cevabı çok kolay. Y'de devasa bütçe açı ı, X'de ise bütçe fazlası oldu una göre, Y'de enflasyon daha yüksektir. Siz de bu kanıda iseniz, bu sorudan not alamadınız. Çünkü gerçek tam tersine. X'in yıllık enflasyonu yüzde 2 civarında seyrediyor. Y'de ise enflasyon sıfır. Bazen eksi 0.2, bazen artı 0.4 olabiliyor. Ama daima X'in altında. Gördü ünüz gibi, ekonomi bilimi sürprizlerle dolu. Kolay nedensellik ili kilerine izin vermiyor. Bütçe açı ından enflasyona giden do rudan bir mekanizma ille mevcut de il. Daha büyük bütçe açı ına ra men daha dü ük enflasyon hem teorik olarak mümkün, hem de gerçek hayatta sık raslanan bir olgu. Faiz ve Büyüme imdi ikinci sorumuza geçebiliriz. Sizce bu iki ülkeden hangisinde faizler daha yüksek seyredecektir? Gene Türkiye'de yaygın kanıya bakalım. Bizde faizlerin kamu açı ı ile bire bir ba lantılı oldu una inanılır. Sadece sokaktaki vatanda de il, iktisatçılar arasında bile bu inanç güçlüdür. Siz de öyle dü ünüyorsanız, bütçesindeki büyük açık nedeni ile faizlerin Y'de yüksek, bütçe fazlası sayesinde X'de dü ük oldu unu söyleyeceksiniz. Üzgünüm ama bir kez daha notunuz sıfır. Evet. Bütçe açı ı milli gelirin yüzde 8'ine ula an Y'de devlet uzun vadeli borçlanmasını yıllık yüzde 2 ile yapıyor. Kısa vadeli faizler ise yüzde 1'in altında. Bütçe fazlası olan X'de ise uzun vadeli faizler yüzde 6'ya ula tı. Kısa vade yüzde 5 civarında. kinci kuralımızı vazedebiliriz. Bütçe dengesi ile faiz arasında otomatik bir ili ki kurmak çok yanlı. Büyük bütçe açıkları ile dü ük faiz, bütçe fazlası ile yüksek faiz pekala mümkün olabiliyor. Sınavın bu noktasında reel ekonomiyi devreye sokabiliriz. Sizce hangi ekonomi daha hızlı büyür? Faizi dü ük olan mı? Yoksa yüksek olan mı? Bir daha hata yapmamanız için bu kez sonucu ben söyleyece im. Büyük bütçe açı ı ve dü ük faizli Y'de büyüme sıfır. Bütçe fazlalı yüksek faizli X'de ise yüzde 4. Nasıl oluyor? Çok basit. Nedensellik faizden büyümeye de il, büyümeden faize gidiyor. Y'de resesyon var. Enflasyon ve faizler ondan dü ük. Bütçe açı ı ondan büyük. X ise tam gaz büyüyor. Enflasyon ve faizleri hızlı büyüme arttırıyor. Bütçe fazlası büyümeyi yava latmaya ve faizi indirmeye yetmiyor. Yerimiz bitti. Sınavı burada kesmek zorundayız. Dı ticaret açı ı ve kuru soramadık. Neyse, artık ülke isimlerini verebiliriz. X'in sayılarını ABD'den aldık. Y'ninkileri ise Japonya'dan. Sınav notunuz kötü ise moralinizi bozmayın. ktisatçılar arasında da sizin gibi dü ünenlerin sayısının yüksek oldu unu medyadan izliyorum. Olur böyle vakalar. Yava yava onlar da ö renecekler. (23 Ocak 2000) EURO DE ER KAZANACAK MI? Bazı eski yazılarımı okuyunca, iktisatçı fıkralarına hak veriyorum. Konumuza tam oturan bir fıkra-özdeyi i tekrarlayalım. ktisatçı, dünkü tahmininin bugün neden tutmadı ını yarın size çok güzel açıklayan ki idir... Do ru söze ne denir? Neden bu giri e ihtiyaç duydu umu merak mı ediyorsunuz? Yazının ba lı ına bakmanız ve geçmi i hatırlamanız yeterli. Bir yıl önce, Ocak 1999'da euro'nun dolara kar ı de er kazanaca ını iddia etmi tim. Tam tersi oldu. ubat sonunda okuyucularımdan özür dilemek zorunda kaldım. Ma lup pehlivan güre e doymazmı. Bir süredir Avrupa Merkez Bankası ve euro-dolar paritesi hakkında ne bulursam okuyorum. Bulgularımı sizlerle payla mak istedim. Dı Açık ve Finansmanı ktisatçıları doların euro kar ısında de er kaybedece i görü üne iten ABD ve AB'nin dı dengeleridir. Özetle, ABD yıllardır büyük dı açıklar veriyor. AB ise sürekli dı fazla üretiyor. Kısaca sayıları verelim. The Economist'te yayınlanan son verilere göre, ABD'nin Eylül sonu itibariyle 12 aylık cari i lemler dengesi açı ı 300 milyar dolar. 200 milyar dolarlık Türkiye milli gelirinin birbuçuk katı. Halbuki aynı dönemde euro bölgesini olu turan 11 ülkenin cari i lemler fazlası 53 milyar dolara ula ıyor. Cari denge sayıları doların euroya kar ı de er kaybetmesini gerektiriyor. Ancak, analizi bir adım ileri götürmeliyiz. ABD'nin dı açı ının nasıl finanse edildi ine bakmak zorundayız. Kar ımıza çok ilginç bir manzara çıkıyor. Dı açık borçla kapatılmıyor. Do rudan yatırım ve borsaya gelen kaynaklarla besleniyor. Asaf Sava Akat 11 GAZETE YAZILARI Asaf Sava Akat 12 GAZETE YAZILARI

7 Sıkı durun yılında ABD'ye gelen yabancı sermaye yatırımları 196 milyar dolar. ABD firmaları da dı arıda 132 milyar dolar yatırım yapmı lar. Net yabancı sermaye giri i 64 milyar dolar. Aynı yıl Türkiye'ye sadece 0.9 milyar dolar yabancı sermaye gelmi. 0.3 milyar dolar da bizim firmalarımız dı arıda yatırım yapmı. Net giri sadece 0.6 milyar dolarda kalmı. Ya borsa? Gene 1998'de yabancılar Amerikan borsalarına 265 milyar dolar, Amerikalılar ise di er ülke borsalarına 90 milyar dolar yatırmı lar. Net 175 milyar dolar giri anlamına geliyor. Yabancı sermaye ve borsayı toplayınca, 235 milyar dolar ediyor. 1998'de ABD'nin cari i lemler açı ı da o kadarmı. Demek ki, yüksek büyüme hızı ve borsanın cazibesi, tüm dünyada tasarrufları ABD'ye çekmi. Dolara talep artmı. Taleple birlikte doların de eri yükselmi de Ne Olur? Buradan, dolar-euro paritesinin büyük ölçüde büyüme hızlarına ve borsaların seyrine göre belirlenece ini söyleyebiliriz. 2000'de AB ekonomisinin canlandı ı kesin. Son tahminlerde AB için yüzde 3.1 büyüme öngörülüyor. Ya ABD? Belirsizlik orada. ktisatçılar Amerikada büyüme hızının gerilemesini bekliyor. O zaman yabancı sermaye giri leri azalacak. Tersine, çıkı ları hızlanacak. Yava lama borsaya da olumsuz etki yapacak. Yabancıların hisse senedi talebi dü ücek. Bu senaryoda, cari i lemler açı ı sürerken dolara talep azalıyor. Demek ki dolar de er kaybedecek. Ne kadar? Bütün iktisatçılar a ız birli i etmi ler. Yıl sonunda euro=1.15 dolar düzeyine gelir diyorlar. Bu tahmine güvenebilir miyiz? Sütten a zı yanan yo urdu üfleyerek yermi. Amerikan ekonomisi geçmi te de biz iktisatçıları çok yanılttı. Pekala 2000'de de bir sürpriz yapabiliriz. Onun için pek güvenmeyin derim. Tam iktisatçı fıkrası gibi oldu. Hem uzun uzun anlatıp kur tahmini verdik. Hem de güvenmeyin dedik. Ne yapalım; biz de hakkımızda çıkan fıkralara layık olmaya çalı ıyoruz. (27 Ocak 2000) NEREDEN NEREYE Gündemde Dünya Ekonomi Forumunun Davos taki toplantısı öne geçti. Çünkü, Ba bakan Bülent Ecevit in katılması ile, Davos u bir süredir ihmal eden Türkiye bu yıl en yüksek düzeyde temsil ediliyor. Ecevit konu masında Türkiye ekonomisini dı a açan rahmetli Turgut Özal dan övgü ile sözetmi. Buna çok sinirlenenler olaca ı aklıma geldi. Ço unu tanıdı ımı dü ündüm. Eski günleri hatırladım. Bir an için gerilere, 1977 ye geri döndüm. Böyle anlarda zamanın nasıl su gibi akıp geçti i, o aradan benim de ne kadar ya landı ım ortaya çıkıyor. 30 ya ın altındakiler için o dönemin hiç bir anlamı yok. Üstelik hızlı nüfus artı ı sayesinde, ço unluk onlarda. Asaf Sava Akat 13 GAZETE YAZILARI yılda Türkiye nin nasıl de i ti ini unutmamak gerekiyor. Bir Anı 1977 seçimlerinden önceki aylar. Demirel in ba bakanlı ında Milliyetçi Cephe hükümeti iktidarda. Ecevit CHP nin genel ba kanı ve muhalefet lideri. Kamuoyu yoklamalarında CHP çok önde çıkıyor. Ecevit in ekonomi kurmayları Ankara Siyasal Bilgiler ve ODTÜ den ö retim üyeleri. Harıl harıl CHP iktidara gelince uygulanacak politikaları hazırlıyorlar. Derken, stanbul dan birilerini ça ırmaya karar veriyorlar. Sol e ilimli üç iktisatçı Ankara ya gidiyoruz. sim vermeyelim. Ankara dan katılanların ço u döneminde önemli sorumluluklar alacak ki iler. Bir tam gün iktisat politikası tartı ılıyor. Ben tebli imi Alternatif Büyüme Stratejisi adı altında 1980 lerin ba ında yayınladım. lgilenenler yakın gelecekte web sitemde okuyabilecek. Konu mamda ekonominin dı a açılmasını savunuyorum. Üç a a ı be yukarı daha sonra Özal ın fiilen uyguladı ı politika çerçevesini öneriyorum. Müthi sert tepki alıyorum. Dünya Bankası da bunları istiyor deniyor. O dönemde bu çok önemli bir suçlama. Emperyalizmin ajanı demenin kibarcası. Vatana ihanetle e de er. Peki, onlar de diyor? Türkiye ekonomisinin iyice dı a kapanmasından yanalar. Piyasanın her çe idine kar ılar. Ekonomik geli menin tek yolunun devlet mülkiyeti ve merkezi planlamadan geçti ine inanıyorlar. Ellerinden gelse Türkiye ekonomisine Sovyet sistemini getirecekler. O devrin popüler terminolojisi ile, CHP nin ekonomi takımı safkan üçüncü dünyacı. Ecevit in de onlar gibi dü ündü ünü iki yıl süren iktidar döneminde anlıyoruz. Sonuç? Tam bir fiyasko. Üçüncü dünyacı tezler Türkiye yi 1979 krizine götürüyor. Döviz bitiyor. Margarin ve mutfak gazı karaborsaya dü üyor. Benzin karneye ba lanıyor. Elektrik kesintileri günde 8 saate çıkıyor sonbaharındaki ara seçimlerde CHP hezimete u ruyor. Yerine Demirel in azınlık hükümeti geliyor. Ünlü 24 Ocak kararları devreye giriyor. Ekonominin dı a açılma süreci ba lıyor. De i emeyenler 1997 ortasından bu yana Ecevit tekrar iktidarda. Bir buçuk yıl Yılmaz hükümetinde Ba bakan Yardımcısı oldu. Ocak 1999 dan bu yana da Ba bakan. Ekonomiye bakı ında 20 yıl öncesine kıyasla büyük farklar oldu unu görmemek olanaksız. Eski üçüncü dünya popülisti Ecevit in Davos a katılması bence çok önemli bir sembol. Türkiye nin son yirmi yılda ya adı ı büyük zihniyet dönü ümünü çok güzel özetliyor. Biliyorum, hemen soracaksınız deki toplantıya katılan Ankaralı iktisatçılar ne oldu? öyle diyelim. Ecevit e ayak uyduramadılar. Hala o dönemdeki tezlerini savunuyorlar. Ecevit in Davos gezisini nasıl tefsir edeceklerini de çok merak ediyorum. (30 Ocak 2000) Asaf Sava Akat 14 GAZETE YAZILARI

8 KEND ANAYASANI KEND N YAP Bugün aslında Ocak enflasyonu üstüne yazmak istiyordum. Hafta boyunca piyasalar "enflasyon yüksek çıkacak" rivayetleri ile çalkalandı. Ak am saat 5'de sayılar yayınlanacak. Önce kendi hesaplarımın özetini vereyim. TEFE ve TÜFE'de sırası ile yüzde 4 ve 4.7 bekliyorum. Bunlar bence yüksek de il. Yıl sonu TEFE ve TÜFE tahminimin sırası ile yüzde 23 ve 28 oldu unu hatırlatırım. Açıklanacak enflasyonun faizleri fazla etkilemesini de beklemiyorum. TL faizi açısından mühim olan döviz kurlarıdır. Orada hiç sürpriz yok. Tıkır tıkır Merkez Bankasının açıkladı ı ekilde gidiyorlar. Bu konuya Pazar günü devam edece iz. Sivil Anayasa Giri imi Cumartesi günü Tarık Zafer Tunaya külter merkezinde yapılan toplantının davetiyesi son anda geldi. Maalesef ba ka bir i im vardı, katılamadım. Do rusu orada olmayı çok isterdim. Murat Belge bu giri imden zaten bana söz etmi ti. Sivil toplumun anayasa i ini ciddiye alması son derece önemli bir geli medir ve 1982 Anayasaları askeri müdahale dönemlerinde yazıldı. Mevcut metnin giri bölümünde çok ciddi sorunlar var. Giri imin yayınladı ı ça rı çok dengeli yazılmı. Toplumu sivil bir anayasanın yapılması için çaba göstermeye davet ediyor. Bazı alıntılar yapalım. "Bir anayasanın demokratik olmasının ölçütü sadece içeri i deli, benimsenip özümsenmesi gereken eylerdir. Toplum ancak tartı ılmasına, biçimlenmesine, kesinle mesine katkıda bulundu u kuralları gerçekten içselle tirebilir. Toplumsal e ilimleri hesaba katmadan hazırlanmı anayasalar, iyi niyetli hatta görece demokratik bile olsalar, toplumda demokratik süreçleri ba latamaz ve toplumu gerçekten demokratikle tiremezler. Bu nedenle Türkiye'de herkese; demokrasi ve insan hakları dı ında referans mercii olmayan; demokratik anayasaların yurtta a verdigi sorumlulukların ötesinde, kutsalla tırılmı ideoloji ve inançlar dayatmayan, yurtta ların hat ve özgürlüklerini geni leterek güvence altıa alan yeni bir anayasa olu turma sürecine katılmak, yani siyaseti do rudan olu turmak üzere ça rıda bulunuyoruz". Mutabakat Platformu lgilenenler internetten ula abilir. adresinde gerekli tüm bilgiler var. Fareyi tıklatarak metni imzalamak da mümkün. Ben öyle yaptım. Anayasa tasla ının hazırlanması ve tartı maya açılması döneminde de yo un ekilde internetin kullanılaca ını sanıyorum. Gene ça rıdan devam ediyorum. "Türkiye'nin insanları zor zamanlarda dayanı ma ve yardımla ma iradesi ile davranabildiklerini kanıtladılar. Bütün farklılıklarımızla bir arada ya ama iradesine ve becerisine sahip oldu umuza inanıyoruz. Asaf Sava Akat 15 GAZETE YAZILARI Bunu hangi kurallar ve ilkeler içinde yapabilece imize, birarada tartı arak, birbirimizi tanıyarak ve anlayarak biz kendimiz karar verebiliriz. Yeni ve demokratik anayasanın olu um sürecini, aynı zamanda bir sorunun çözülmeye ba ladı ı bir büyük forum, bir mutabakat platformu haline getirebiliriz". Durum çok açıktır. Bu giri imin ba arıya ula ması ancak hepimizin bu süreçte aktif yer alması ile mümkündür. Okuyucularıma konuyu ciddiye almalarını tavsiye ederim. Not: yılba ından bu yana web sitemde (www.ibun.edu.tr/akat) ortaya çıkan sorun çözümlendi. Gene çalı ıyor. Duyurulur. (3 ubat 2000) NEREDE YANILDIK? Ocak enflasyon sayıları Per embe günü yayınlandı. Aynı gün çıkan yazımızda biz de enflasyon tahminlerimizi vermi tik. Tüketici fiyatlarını çok küçük bir farkla tutturmu uz. Yüzde 4.7 bekliyorduk 4.9 çıktı. Fena de il. Buna kar ılık toptan e ya tahminimiz tam bir fiyasko. Yüzde 4 dedik 5.8 çıktı. Yarı yarıya bir yanılgıyı laf kalabalı ı ile geçi tirmek olmaz. Hatamızı kabul edip okuyucudan özür diliyoruz. Fıkrayı tekrar hatırlatalım. " ktisatçı, dünkü tahmininin bugün niye çıkmadı ını yarın size çok güzel açıklayan ki idir". Bu sefer o bile zor duruyor. Bu kadar büyük bir hatayı nasıl tefsir edece iz? Velhasıl çok mutsuzum. Bizim mesle in en temel çeli kilerinden biri böyle durumlarda ortaya çıkar. Sayı ekonomi için kötü de çıksa, iktisatçı do ru öngörmü se keyiflidir. Ekonomi için iyi de olsa kendi tahmini yanlı çıkarsa canı sıkılır. Bu kez de ne in iki ucu da pis. Toptan e ya enflasyonun bu kadar yüksek çıkması enflasyonla mücadele programı için tatsız bir ba langıç. Üstelik biz de bu durumu öngörememi iz. Gel de mutsuz olma Kabahat Kimde? Böyle durumlarda içgüdüsel tepki kabahati ba kasına atmaktır. Türkiye'de hepimiz bu konuda antremanlı sayılırız. Kimse suçu kendi üstüne almaz. Ba kasında bulur. deolojik pozisyonlar bu i i kolayla tırır. Solcular yüksek enflasyonun özel kesimden kaynaklandı ını iddia ederler. Ocak sayılarında bunu destekleyen i aretler var. Özel imalat sanayi fiyat artı ına "çekirdek enflasyon" diyoruz. Yüzde 5.8 artmı. Halbuki devlet imalat sanayi fiyat artı ı yüzde 3.5'da kalmı. Toptan e ya endeksinin geneli de aynı yöne i aret ediyor. Özel kesim fiyat artı ı yüzde 6.5 iken kamu yüzde 3.9'da kalmı. Endeksi özel kesim zamlarının yükseltti i çok açık. Liberaller ise enflasyonun nihai nedenini daima kamu kesiminde bulurlar. Onları haklı çıkartacak i aretler de var. Ocak'da devlet sadece yüzde 3.9 ama son 12 aydaki kamu enflasyonu yüzde 119, imalat sanayinde ise yüzde olmu. Asaf Sava Akat 16 GAZETE YAZILARI

9 Buna göre, devletin 1999'un ikinci yarısında bütçe açı ını küçültmek için yaptı ı yüksek zamlar Ocak'ta özel kesim maliyetlerini etkilemi. Yükselen girdi fiyatları enflasyonu arttırmı. Bir ba ka boyut daha var. Deprem vergisi adı altında KDV oranları 2 puan yukarı çekildi. Demek ki sadece KDV artı ı Ocak'ta normal e ilime iki puan ekliyor. Yanılgıda önemli bir payı oldu unu dü ünüyorum. imdi Ne Olur? Esas soruyu hemen soralım. Ocak TEFE enflasyonunun bu kadar yüksek çıkması enflasyonla mücadele programının ba arısını etkiler mi? Bunu mikro düzeyde bir ba ka soru ile tamamlayabiliriz için enflasyon tahminlerimizi de i tirecek miyiz? Her iki soruya imdilik "hayır" cevabını veriyoruz. Bir süre beklemek gerekiyor. ubat ve Mart ayları da yeterli olmayabilir. ubat'ta kı ın ortalamadan daha a ır geçmesi, Mart'ta ise Kurban Bayramı biraz i leri karı tırıyor. Bence bilmecenin sırrı Nisan ayı enflasyonu yayınlanınca çözülecektir. Daha önce enflasyon tahminlerinde revizyon yapmayı planlamıyorum. E er enflasyon oynarsa mutlaka büyüme sayılarını da gözden geçirmek gerekecektir. Sonuç: Ocak TEFE'deki büyük yanılgıdan dolayı mahçubuz. Bir ders aldık. Artık tahmin yaparken daha dikkatli olaca ız. (6 ubat 2000) DÖV Z KURU ÇAPASI VE FA ZLER Önce dille ilgili bir gözlem yapmak istiyorum. "Çapa" mı yoksa "çıpa" mı? Uzun süre ben de ikincisini kullandım. Bir dostum uyardı. Sözlü e baktım. Frenkçe "anchor" yada "ancre" sözcüklerinin kar ılı ı "çapa". Artık ona geçtim. Yılba ında devreye giren kur politikasının amacı döviz kurunda belirsizli i ortadan kaldırmaktır. Türkiye neden buna ihtiyaç duydu? Çünkü piyasalar döviz kuru ile enflasyon arasında birebir ili ki kurmu lardı. Merkez Bankasının uygulaması bu inancı peki tiriyordu. Enflasyon hızlanınca, nominal devalüasyon yukarı çekiliyordu. Devalüasyon ise enflasyonu büsbütün arttırıyordu. Kur çapasının ne i e yaradı ını anlamak için Ocak ayı enflasyonuna bakmak yeterlidir. Ocak'da TEFE yüzde 5.8 arttı. E er çapa olmasa idi, piyasalar ubat'da yüzde 6 devalüasyon bekleyeceklerdi. Yani hem TL faizleri, hem de fiilen firmaların fiyat artı ları bu beklentiye göre olu acaktı. Devlet de ona göre zam yapacaktı. Yani, kurdaki de i me önceden açıklanarak, enflasyonun devalüasyon aracılı ı ile kendi kendini besleyen dinami inin kırılması yolunda çok ciddi bir adım atıldı. Kur enflasyonu dü ürmenin bir aracı oldu. Risk Primi 1998 yaz ortasından sonra TL faizleri inanılmaz düzeylere tırmandı. Reel faiz yüzde 50'leri buldu. Söz konusu faizleri kamu açı ının büyüklü ü yada iç tasarrufların yetersizli i ile açıklamanın mümkün olmadı ını defalarca yazdık. Yüksek reel faizin nedeni TL tutmanın piyasalar tarafından çok riskli bir yatırım kabul edilmesi idi. Tam anlamı ile bir kısır döngü olu mu tu. Çünkü enflasyonun yükselmesi halinde kurun onu takip edece ine inanılıyordu. Ona göre faiz isteniyordu. ktisat literatüründe buna "risk primi" deniyor. Aralık ayı öncesinde TL'de risk priminin bu kadar yüksek olması tamamen kurdaki belirsizlikten kaynaklanıyordu. Enflasyon, kamu açı ı, vs. di er büyüklükler sadece kura etkileri yüzünden önemli idi. Kur çapa tutulunca belirsizlik ortadan kalktı. Son bir buçuk aydır sonuçlarını hep beraber izliyoruz. TL faizleri derhal kimsenin aklının ucundan bile geçmeyen düzeylere geriledi. Üstelik Ocak enflasyon yüksek çıkınca da faizler oynamadı. Neden? Çünkü enflasyonla kur arasında artık bir ba yok. Enflasyon yüksek de çıksa yılın geri kalan kısmında devalüasyon oranı biliniyor. Enflasyona göre de i meyecek. Arbitraj Sistemi özetleyen bir ba ka sözcük "arbitraj". Küçük fiyat farklarından para kazanmaya deniyor. Bir örnekle açıklayalım. Yıllık yüzde 10 faizle üç aylık dövizle borçlanma olana ınızın oldu unu kabul edelim. Net TL faizi yüzde 35 olursa, mevcut kur programına göre bu kayna ı TL'de de erlendirmek kar getirmiyor. Ama daha yüksek TL faizlerinde getiriyor. Kur riski de yok. Demek ki, net TL faizi yüzde 35'in üstüne çıkınca bankalar dövizle borçlanıp TL'ye yatırım yapacak. Dolayısı ile döviz bozdurulacak ve TL faizleri dü ecek. Dikkat ederseniz, bu hesapta enflasyon yok. Bir yanda kur var. Öbür yanda döviz ve TL faiz farkı var. te, döviz faizi, kur ve TL faizi arasındaki arbitrajın TL faizlerini belirlemesi bu ekilde oluyor. Önümüzdeki dönemde TL faizlerinin tümü ile kura paralel seyredece ini, yani enflasyon sayılarından etkilenmeyece ini söyleyebiliriz. (10 ubat 2000) TASARRUFÇU ZORDA Ayın ilk Pazar günü ekonomiye tasarrufçu açısından bakma gelene ini geçen hafta bozduk. Ocak enflasyonu tahminimizden çok yüksek çıktı. Okuyucumuza durumu açıklamak ve özür dilemek zorunda kaldık. Dikkat ederseniz, dezenflasyon programı açıklanınca rantiye edebiyatı bıçak gibi kesildi. Çünkü TL faizleri aniden çöktü. Çok ilginç. Me er IMF ve sabit kur politikası rantiyenin en büyük dü manı imi. Biz de de zaten onu söylüyorduk. Asaf Sava Akat 17 GAZETE YAZILARI Asaf Sava Akat 18 GAZETE YAZILARI

10 Böylece kimin aslında rantiyeden yana oldu u da ortaya çıktı. Kurun nominal çapa olarak kullanılmasını istemeyenler yüksek faizi savunuyormu. Bizim gibi nominal çapa talep edenler ise dü ük faizi. Bu da böyle biline Ocak ayı sonuçları faiz geliri elde edenler için hiç parlak de il. Nereden bakarsak bakalım, herkes zararda. Geçmi teki yüksek faiz gelirleri ile avunmaktan ba ka çare gözükmüyor. Negatif TL Faizi TL ye yatırım yapanların faiz gelirini hesaplamakta bazı zorluklar var. Örne in, bizim de önerdi imiz gibi yazın yada sonbaharda uzun vadeye girenler hala yüksek faiz alıyor. Hatırlatalım. Eylül de yüzde 100 ve üstünden parasını 6 ay ve daha uzun ba layanlar hala aylık yüzde 6 getiriden yararlanıyor. Ocak enflasyonu yüzde 4.9 çıktı ına göre, aylık reel faiz yüzde 1 ediyor. Ya kısa vadede olanlar? Yüzde 40 tan bir aylık mevduatın stopaj sonrası gelirini yüzde 2.9 buluyoruz. Demek ki reel faiz aylık yüzde oluyor. Yani bir ayda tasarruflarının satın alma gücü yüzde 2 azaldı. Yılba ına yakın yada hemen sonra tasarruflarını 3 aylık yada daha uzun vadeye koyanların da durumu azçok aynı. Onların da paraları Ocak ayında reel olarak eridi. Ocak ayında B tipi fonların bazılarında yüzde aralı ında de er artı ı oldu. Ama mevduat faizinin altında kalanlar da vardı. Yani B tipi fonlarda da reel getiri negatif. A tipi fonların Ocak performansı yüksek çıktı. Yüzde 10 civarı de er artı ı sa layanlar mevcut. Fakat, ubat ayında borsa ile beraber A tipi fonlar nominal olarak de er kaybediyor. O bakıma Ocak performansına aldanmamak gerekiyor. Döviz de Sorunlu Vatanda ların büyük ço unlu unun kur programı yayınlandı diye döviz hesaplarını bozdurmadıklarını biliyoruz. Kur yava lasa da, eski korkular aniden kaybolmuyor. Bekle gör yakla ımı çok daha yaygın. En kötü durumda olanlar mark tutanlar. 1 Ocak günü serbest piyasada mark TL iken, 31 Ocak ta sadece TL olmu. Bir aylık de i im sadece binde 2. Yıllık yüzde 8 faiz kabul edersek, faiz dahil toplam getiri ancak binde 8 e ula ıyor. Tüketici enflasyonu yüzde 4.9 oldu una göre, marka yatırım yapanların aylık satın alma gücü kaybı yüzde 4 çıkıyor. Tasarruflarını markta tutanların gerçekten çok zarar ettiklerini söyleyebiliriz. Ocak ta doların uluslararası piyasalarda euroya kar ı de er kazanması dolara yatırım yapanları kurtarmı. Aylık devalüasyon oranı yüzde 2.7 olunca, yıllık yüzde 10 faiz varsayımı ile toplam getiri yüzde 3.5 a çıkıyor. Ancak, bu sayı da enflasyonun yüzde 1.4 altında. Dolarda da eksi reel faiz var. Sadece TL ye kıyasla 0.5 puan daha az. Buna kar ılık, tasarrufçu dolar riskini alıyor. Ya aniden dolar euroya kar ı de er kaybetmeye ba larsa? Özetlersek: Ocak ayında faiz geliri genelde negatif. Yaz ba ına kadar böyle devam edece ini dü ünüyoruz. Ancak, giderek kayıp oranları dü ecek. Yukarıda söyledik: geçmi teki güzel günlerle avunmaktan ba ka çare yok. Kolay gelsin. (13 ubat 2000) VERG YE SYAN Daha önce yazdık. Ecevit hükümetleri 1999 yılında kamu harcamalarını denetim altına alamadı. Tam tersine, harcamayı arttırdı. Yeni yayınlanan 1999 yılı bütçe sayıları durumun vehametini açıkça gösteriyor. Ekonomideki küçülmeye ra men, bütçedeki faiz dı ı harcamalar 1999'da 6 milyar dolar yükselmi. Milli gelirin takriben yüzde 3'üne tekabül ediyor. Dikkatinizi çekerim, bunun içinde faizler yok. Harcamalar artınca, IMF ile anla ma yapabilmek için hükümet vergilere yüklenmek zorunda kaldı. Yılın ikinci yarısında, depremi de bahane edip bütün dolaylı vergilere rekor zamlar yapıldı. Cep telefonundan alınan vergiler özellikle vatanda ın dikkatini çekti. "Cepler sussun" kampanyaları düzenlendi. Ama bunların bir sonuç verece ini sanmıyoruz. Bizde adettir. Bir süre ba ırıp ça ırdıktan sonra unuturuz. Hükümet de bu huyumuzu bildi i için tepkilere aldırmıyor. Sessizce bekleyip oluruna bırakıyor. "Türkler saman alevi gibi parlar ama sonunda tıpı tıpı vergilerini öderler" diyor. Haklı de il mi? Nasıl Sonuca Ula ılır? Sorumsuz siyasi kadroların kendi hatalarının bedelini daha fazla vergi ile vatanda ın sırtına yüklemeleri Türkiye'ye özgü de ildir. Ba ka ülkelerde de benzer süreçlere raslıyoruz. Yıllar önce Kaliforniya vergi ayaklanması ya adı. Eyaletin en önemli gelir kalemlerinden biri bina vergisi idi. Vatanda inisiyatifi konuyu referanduma götürdü. Siyasi partilerin muhalefetine ra men seçmen onayladı. Bina vergisini tavan getirildi. Otomatik olarak eyaletin vergi gelirleri dü tü. Siyaset erbabı da harcamaları kısmak zorunda kaldı. Bir süre sonra bakıldı ki pekala azçok aynı kamu hizmetini çok daha az vergi ile vatanda a götürmek mümkünmü. Kaliforniya di er eyaletlere de örnek oldu. Vatanda ın kararlılı ı siyasileri etkiledi. Ço unda referanduma gitme gere i bile kalmadı. Seçmenin tepkisinden korkup harcamalarını kıstılar. u sıralarda Amerika'da federal hükümetin büyük bütçe fazlaları verdi ini okuyorsunuz. Kaliforniya'da ba layan vergi isyanının bu sonucu çok önemli katkısı oldu unu söyleyebiliriz. Asaf Sava Akat 19 GAZETE YAZILARI Asaf Sava Akat 20 GAZETE YAZILARI

11 Vergi Stopajına Kar ı talya'da benzer bir sürecin ba ladı ını yeni ö rendim. talyancam zayıf oldu undan do rudan okuyamıyorum. Ancak ngilizce yayınlara yansıyan kısmını izliyebiliyorum. Kısaca anlatalım. talya'nın siyasi yapısı bize benziyor. Orada da vergi kaçıran çok. Kamuda rü vet ve suistimal yaygın. Siyasi partiler de devlet harcamalarını kısmaya bir türlü yana mıyorlar. Bun tepki olarak Emma Bonino adlı bir siyasetçi bir referandum örgütlüyor. Çok ilginç bir teklifi var. Verginin kaynakta stopajla kesilmesini yasaklamaya çalı ıyor. Kabul edilirse, vatanda ın geliri, maa ı, vs. vergi kesintisi yapılmadan ödenecek. Vatanda vergisini sonra kendisi yatıracak. Bu uygulama ABD'de vardır. Gelir vergisinin stopajla kesilmesi mükellefin talebine ba lıdır. Bunun üç önemli yararı olacak. Birincisi, vatanda devlete gelirinden ne kadar vergi ödedi ini artık görecek. Böylece vatanda ın vergi bilinci artacak. kincisi, vatanda devletin pe inde hizmet için ko aca ına, devlet vatanda ın pe inde vergi için ko acak. Bence en ıkkı üçüncüsü. Stopaj kalkınca sadece yüksek gelir elde edenler, i adamları, profesyoneller, vs. de il, emekçiler de vergi kaçırabilecek. Yani, vergi kaça ında sosyal adalet sa lanacak. Do rusu fikir bana makul geldi. Siz ne dersiniz? (17 ubat 2000) IMF TEFT E GELD Ba lık benim de il. Bir gazete haberinden aldım. Çok yaratıcı buldum, ba lı ı atan arkada ı kutlarım. Bence tam oturuyor. IMF heyeti "dezenflasyon programının" uygulanmasını izlemeye geldi. ki ayın sonuçlarına bakacaklar. Türkiye'nin verdi i sözleri ne ölçüde yerine getirdi ini kontrol edecekler. Bütçenin gidi atını gözden geçirecekler. Merkezi bürokrasinin kurucu unsurlarından biri de tefti kurumudur. Müfetti dendi mi, akan sular durur. Gogol'un "Müfetti " adlı eserinden, 19.uncu yüzyılda bile ne kadar önemli oldu unu anlıyoruz. Bir zamanlar, parlak üniversite mezunları için büyük bankalara müfetti olmak çok iyi bir gelece in i areti sayılırdı. Devlette ise "maliye müfetti leri" seçkin bir heyet olu tururlar. Ekonomi bürokrasisinin tepe noktaları bugün de Mülkiye mezunu Maliye Müfetti lerinin hakimiyetindedir. Tekelinde diyecektim ama aklıma tek tük ba ka okuldan ve kariyerden isim geldi. Neyse, sonuç de i miyor. Kimin Yararına? IMF tefti inin teknik ayrıntılarına girmek istemiyorum. Tefti bitince nasıl olsa bir basın toplantısı yapacaklar. Arada medya attıkları her adımı, görü tükleri her sorumluyu izleyecek. Bol fikir cimnasti i yapılacak. Faiz ve borsa çıkıp dü ecek. Asaf Sava Akat 21 GAZETE YAZILARI Sanırım kamuoyu piyasa dalgalanmalarını kanıksamaya ba ladı. Bir süre volatilitenin yüksek seyretmesi zaten bekleniyordu. nsanı hayrete dü üren bir ey de olmuyor. Olaya ba ka bir açıdan bakabiliriz. IMF'den bir heyetin hükümeti ve iktisat politikası sorumlularını tefti etmesinden vatanda ın bir yararı var mı diye sorabiliriz. Eskiden ba ta IMF, uluslararası kurulu lara de i ik bir optikten bakılırdı. deolojik yakla ım a ır basardı. Sol ve milliyetçi kesimler için IMF dünya finans sermayesinin taleplerini temsil ederdi. Yani IMF'ye kar ı çıkmak aslında sıradan vatanda ın çıkarlarını korumakla özde kabul edilirdi. IMF'nin halkımızın daha fazla sömürülmesini sa lamak üzere geldi i dü ünülürdü. Eminim hala bu görü ü savunanlar mevcuttur. Ama eskisi kadar güçlü de iller. Ekonominin dı a açılması ve piyasa mekanizmasının yaygınla ması insanların gerçekleri daha iyi görmesine olanak sa ladı. Siyasiler Utansın Bu tefti in vatanda ın yararına oldu unu söyleyece im. Aslında ke ke onlara ihtiyaç olmasaydı. Siyasetçileri ve bürokratları biz denetleyebilseydik. Vatanda ın tepkisinden korkmalarını sa layıp sorumsuz politikalara meyletmelerini engelleyebilseydik. Ama bunu beceremedik. Yıllardır bildikleri gibi popülist politikalar uyguladılar. Enflasyonla mücadele etmediler. Bir sürü saçma sapan i ler yaptılar. Ekonominin 1999'da büyük bir krize girmesine yol açtılar. Biz yapamayınca, siyasetçilerimizi ve bürokratlarımızı hizaya getirmek i i Batılı müttefiklerimize kaldı. Daha istikrarlı bir Türkiye'nin kendi çıkarlarına oldu unu gördüler. Ekonomiye çeki düzen vermeye çalı ıyorlar. Hiç tereddütüm yok. IMF'den çekinmeseler, bizimkiler hala eski hamam eski tas devam ederlerdi. Neyse ki Cotarelli ve arkada ları var. Gelip bizimkileri denetliyor. Ne günlere geldik! "Kahrolsun IMF" diyorduk. imdi neredeyse "sa olasın IMF" diyece iz. Türkiye'yi yöneten kadrolar için bu durumun bir utanç tablosu oldu unu söyleyebiliriz. (20 ubat 2000) KÜRESELLE MEN N ANAL Z Medyanın geli mesi ile birlikte entellektüel dünyada da moda önemli olmaya ba ladı. Süreç öyle i liyor. Bir akademisyen çarpıcı bir bir kavram üretiyor. Medya onu seviyor. Aniden herkes kavramı kullanmaya ba lıyor. Kimileri destekliyor. Ba kaları ele tiriyor. Kavram medyatik hale geldikçe, de i ime u ruyor. Bazen açıklayıcı olma özelli ini bile kaybediyor. Gürültüye, bir tür parazite dönü üyor. Neyse ki, tam o sıralarda yeni bir sözcük yeni bir moda geliyor. Bir önceki unutuluyor. Asaf Sava Akat 22 GAZETE YAZILARI

12 Son dönemde Türkiye'de iktisadın en moda sözcüklerinden biri "küreselle me". Aspirin gibi, her derde deva bir kavram. Enflasyona kar ı mı çıkacaksınız? "Efendim küreselle me " diye söze ba lıyorsunuz. Enflasyonla mücedeleye mi kar ı çıkacaksınız? Gene "efendim küreselle me " ile söze giriyorsunuz. O arada küreselle me hakkkında ahkam kesenlerin önemli bir bölümünün bu konuda pek az ciddi okuma yapmı olduklarını hissediyorum. Öyle kulaktan dolma bilgilerle idare ediyorlar. Bir ktisatçı Dani Rodrik'in adı bu sütunda geçer. Türkiye'ye geldi inde kendisi ile yapılan söyle iler de gazetelerde yayınlanır. Robert Kolej mezunudur. Halen Harvard Üniversitesinde ö retim üyesi. Harvard mezunu eski ba kan J.F.Kennedy adına kurulan siyaset okulunda (Kennedy School of Government) iktisat ö retiyor. Amerikada küreselle menin en dikkatli analizini yapan iktisatçılardan biri diye tanınıyor. Kitaplarından birini Clinton'un da okudu unu ve çok be endi ini duymu tum. Bir ba ka rivayet daha var. Dünya Bankası ba iktisatçısı J. Stiglitz yıl ba ında görevinden ayrıldı. Yerine gelecek adaylar arasında Rodrik'in de adı geçiyor. Rodrik küreselle menin iktisat politikasına etkilerini ara tırıyor. Ama kavramın etrafında olu an ideolojik tartı malara ve polemiklere mesafeli duruyor. ktisatçı kimli ini öne çıkartıyor. Küreselle menin bazı sonuçlarını destekliyor. Di erlerini ise a ır ekilde ele tirebiliyor. Bir Kitap Dani Rodrik'in çok yeni (1999'da yazılan) bir kitabının Türkçesi Sabah yayınlarından piyasaya çıktı. "Yeni Küresel Ekonomi ve Geli mekte olan Ülkeler". Altba lı ı ise "Dı a Açılma Nasıl Gerçekle tirilmeli?" Kendi hesabıma Rodrik'in bütün yazdıklarını izlemeye çalı ıyorum. Bu kitabın da ngilizcesini hemen bulup okumu tum. Do rusu Türkçeye tercümesine çok memnun oldum. Çok önemli bir eksikli i tamamlayaca ını dü ünüyorum. Ekonomiye ilgi duyan ve biraz da teorik konulara a ina okuyucularıma hararetle tavsiye ederim. çinde çok veri ve bilgi var. Geli me sürecinin analizi yapılıyor. Küreselle menin yararları ve mahzurları tartı ılıyor. Rodrik'in kitabını okuyunca, küreselle menin yarattı ı fırsatları ve sorunları çok daha iyi anladı ınızı hissedeceksiniz. Geli me, sanayile me, dı a açılma gibi temel iktisadi kavramların içini dolduracaksınız. ktisat kültürünüz artacak. Eminin siz de benim kadar memnun kalacaksınız. (24 ubat 2000) TAT L POPÜL ZM Bu sütunda genellikle Ecevit hükümetinin ekonomik icraatını destekliyoruz. Enflasyonla mücadele konusunda fevkalade ciddi davranıyor. Kamu açı ını kapatmak için vergilerde büyük artı lara gitti. Asaf Sava Akat 23 GAZETE YAZILARI Aynı zamanda yapısal sorunlara çözüm üretiyor. Sosyal güvenlik reformunu, uluslararası tahkimi geçirdi. Anayasaya özelle tirme maddesini ekledi. imdi hızlı bir özelle tirme programını devreye sokuyor. Bütün bunlar çok güzel. Hükümetin ucuz popülist yöntemlere iltifat etmemesi cesur bir davranı. Sonuç da veriyor. Faizler dü tü. Dı borçlanma olanakları geni ledi. Borsa yükseldi. Ama burası Türkiye. Tam bravo, i te özledi imiz sa duyulu ekonomi politikası anlayı ı diyecekken, bir eyler oluyor. Lafımız a zımızda kalıyor. a kın a kın bakıyoruz. Sözü nereye ba layaca ımı tahmin ediyorsunuz. Açıkçası, Kurban Bayramında kamu çalı anlara üç gün ek tatil getirildi ini radyoda duyunca hayret ettim. Nereden çıktı bu? Atasözünü hatırladım. Bu ne perhiz, bu ne lahana tur usu! Üretim Çalı arak Yapılır Hangi ülkede kimin ne kadar gün çalı tı ını gösteren istatistiklerle sizi sıkmak istemiyorum. Kısaca unu söyleyelim. En zengin ülke ABD aynı zamanda en çok çalı ılan ülkedir. Japonlar da çok az tatil yapmakla ünlüdür. Bunda a ıracak bir taraf yok. Zenginlik üretimle olur. Üretmek için çalı mak gerekir. nsanlar ne kadar az çalı ırsa, o kadar az üretim yaparlar. Elbette bilgi, sermaye gibi di er unsurlar da önemlidir. Ama tek ba larına bir de erleri yoktur. Çünkü üretimi daima ve sadece insanlar yapar. Üstelik Türkiye ki i ba ına gelirin dü ük oldu u bir ülke. Bunun arkasında, ki i ba ına verimlili in dü ük olması yatıyor. Verimin azlı ını olsa olsa daha çok gün ve saat çalı arak telafi edebiliriz. Nitekim, özel sektör hükümetin Kurban Bayramı tatilini uzatma kararına tepki gösterdi. Büyük irketlerimiz bu karara uymayacaklarını açıkladılar. Yani, onlar üretime devam edecekler. Hizmet sektörleri zaten bayramlarda çalı ırlar. Dükkanlar, lokantalar, e lence yerleri kapanmaz. Taksiciler tatile çıkmaz. Uçaklar, otobüsler, trenler tam tersine fazla mesai yaparlar. Yanlı Bir Karar 1950 lerde Demokrat Parti iktidara gelince popüler olan bir deyi i arada sırada okuyucularımıza hatırlatırız. Halk plajlara hücum etti, vatanda denize giremiyor. imdi ne diyece iz? Vatanda bayram tatiline çıktı, halk çalı ıyor mu? Ecevit hükümetini böyle yapay bir uygulamaya iten nedenleri anlamakta zorlanıyoruz. Belki sayıları iki milyonu bulan kamu çalı anlarını memnun etmek istediler. Ama geri kalan büyük ço unlu u sinirlendirdikleri de ortada. Memurlara az zam yaptık, hiç olmazsa tatillerini arttıralım mı dediler yoksa? Mümkün ama akılcı bir yakla ım de il. Biri di erinin yerini tutmayacaktır. Dünyanın hiç bir yerinde kamu çalı anlarının maa sorunlarının çözümü onları daha az çalı tırmaktan geçmez. Geçemez. Asaf Sava Akat 24 GAZETE YAZILARI

13 öyle bir tehlike de var. Kamunun daha az çalı masına ra men Türkiye de i lerin yürümesi vatanda ın aklına ba ka ilginç fikirler getirebilir. Sizin adınıza ben soruyu sorayım. Acaba hepsini toptan tatile çıkarsak daha iyi olmaz mı? Ne dersiniz? (27 ubat 2000) PETROL F YATI NEREYE? 14 Nisan 1999'daki yazıma "Ucuz Petrol Dönemi" ba lı ını atmı tım. O sıralarda petrolün varili 10 dolar civarında seyrediyordu. Daha da dü ece ini iddia ettim. Ama petrol üreticisi ülkelerin beni izlediklerini unutmu um. Hemen tedbir aldılar. Sabah gazetesinin mürekkebi kurumadan Petrol hracatçısı Ülkeler Örgütü OPEC toplandı. Üretimi kısma, fiyatları yükseltme kararı aldı. Her zamankinden farklı olarak bu kez bunu ba arı ile uyguladı. Ham petrolün varil fiyatı önce 20 dolara çıktı. Orada da durmadı. u sıralarda 30 doları a tı. OPEC'in maksadı çok açık. Tahminlerimin güvenilmez oldu unu kanıtlamaya çalı ıyorlar. Bir komplo ile kar ı kar ıyım. Bu gibi durumlarda hep ünlü özdeyi i hatırlatırım. "Ma lup pehlivan güre e doymaz". Konu böylesine güncelle ince bir kere daha boynumu giyotinin altına uzatıp petrol fiyatı tahmini yapma zorunlulu unu hissettim. Ekonomi ve Komplo aka bir yana, petrol fiyatlarının analizinde komplo teorileri çok yaygındır. Bunun çok sayıda objektif nedeni var. ki tanesi nisbeten önemli duruyor. Komplocu dü ünceyi destekliyor. Birinci oyuncu OPEC kartelidir. Az sayıda petrol ihracatçısı ülke bir araya gelerek fiyatı tesbit ediyor. Bu fiyata tekabül eden üretim miktarını kotalarla ayarlıyor. Kısa dönemde kartelin çalı tı ını geçmi deneyimlerden biliyoruz. kinci oyuncu ise ABD. Çok önemli bir petrol üreticisi ama aynı zamanda dünyanın en büyük petrol ithalatçısı. OPEC'in belkemi ini olu turan Orta Do u ile stratejik ili kileri var. Kendi çıkarlarına göre fiyatın yükselmesini yada dü mesini destekleyebilir. Komplonun kar ısında ise piyasanın kendi mantı ı var. Petrol fiyatı yükselince OPEC dı ı üretim karlı hale geliyor. OPEC içinde kotadan fazla üretim yapmak cazibe kazanıyor. Velhasıl arz artıyor. Aynı anda yüksek fiyat petrol tüketimi talebini kısıyor. Arz artıp talep dü ünce tüm komplolar zorlanıyor. Ürettiklerini satabilmek için firmalar ve ülkeler fiyat kırmaya ba lıyor. Tekrar i in ba ına dönüyoruz. Sektörün ayrıntıları ile sizi sıkmak istemiyorum. Bence u andaki fiyat yükselmesi nisbeten müstesna konjonktürel faktörlerden kaynaklanıyor. Dolayısı ile kısa bir süre sonra dolara inece ini sanıyorum. Ancak, önümüzdeki yıllarda petrol fiyatlarında volatilitenin arttı ını, yani hızlı çıkı ve dü ü lerin birbirini izleyeceklerini tahmin ediyorum. Enflasyona Etkisi Asaf Sava Akat 25 GAZETE YAZILARI Bizim hükümetler enflasyona hep bir bahane bulurlar. Son dönemde petrol fiyatlarındaki artı ı söylüyorlar. Çe itli yazılarımda buna kar ı çıktım. Etkinin çok az olaca ını gösterdim. Yeni bir kanıt AB'den geldi. Avrupa Merkez Bankası AB çapında fiyat endekslerini yayınlıyor. Petrol fiyatlarının AB'de enflasyona yaptı ı etkiye baktım. Sonuç çok ilginç. Aralık 1999 itibariyle euro bölgesi yıllık tüketici enflasyonu yüzde 1.7 çıkıyor. Bir yıl önce yüzde 0.8 oldu una göre, 1999'da enflasyon bir puan yükselmi. Aynı dönemde enerji fiyatları ise yüzde 10.2 artmı. Manzara çok açık. Ham petrol 10 dolardan 28 dolara çıkarken, enerji fiyatı yüzde 10, toplam enflasyon ise sadece yüzde 1 yükselmi. Hepsi bundan ibaret. Bilgilerinize sunulur. (2 Mart 2000) SÜRPR Z YOK lginç ve yo un bir hafta geçirdik. Enflasyonla mücadele programının ikinci ayı bitti. IMF müfetti leri gitti. Hazine ubat sonu itibariyle geçici bütçe sayılarını yayınladı. Enflasyon açıklandı. Petrol Ofisi ihalesi yapıldı. Tütün fiyatı tesbit edildi. Genel kanımızı ba lık zaten yansıtıyor. yi yada kötü anlamda bir sürpriz olmadı ını dü ünüyoruz. Her ey enflasyonla mücadele programında öngörülen ekilde seyrediyor. kinci uygulama ayının sonunda programda bir sapma görülmüyor. ki ay için bile hükümetin programa sadık kalması ba lı ba ına bir sürprizdir diyorsanız, o ba ka. Sütten a zı yanan yo urdu üfleyerek yermi. Geçmi in tatsız hatıralarının çok sayıda gözlemcinin programa inanmasını zorla tırdı ını izliyoruz. Karamsarlı a neden olan bir ba ka konu, hükümette programı sahiplenen güçlü bir ki inin olmaması idi. Koordinasyon sorunlarının olu abilece i, sa dan soldan programın delinece i beklentisi bazı çevrelerde hala sürüyor. Biz enflasyonla mücadele programının bu kez düzgün i leyece ine inananlar arasındaydık. yimser, hatta a ırı iyimser diyenler oldu. ki ayın geli meleri iyimserleri destekleyen yönde çıktı. yi Haberler En önemli haber bütçeden geldi. Hazine nakit bazında bütçe gerçekle mesini açıkladı. Bunlar kesin sayılar de il ama ana e ilimin görülmesi için yeterli. Ayrıntılı hesapla farklar genellikle küçük oluyor. Bütçede özellikle faiz öncesi dengesine önem veriyoruz. IMF de performans kriteri olarak onu alıyor. Geçici hesap 1.4 katrilyon TL fazla gösteriyor. Takriben 2.5 milyar dolar ediyor. Hedeflenin biraz üstünde gibi duruyor. ki hususun altını çizelim. Bunun içinde bankalardan alınan özel vergi gibi bir seferlik gelirler var. Fakat, daha ekonomi canlanmadı. Canlandıkça ola an Asaf Sava Akat 26 GAZETE YAZILARI

14 vergi gelirleri de artacak. Ayrıca, kamu harcamalarının da kontrol altında tutuldu u anla ılıyor. Petrol Ofisi ihalesinin tamamlanması, hükümetin özelle tirme hedeflerini tutturabilece ini dü ündürüyor milyar dolar bütçeye ilaç gibi gelecek. Üç yeni cep telefonu hattı için de dü meye basıldı. TÜPRA piyasaya çıkmak üzere. Tütün taban fiyatları çok önemli bir gösterge idi. Yüzde 25 artı geldi. Hükümetin memurlara uyguladı ı, beklenen enflasyona göre gelir artı ı sisteminin tarım sektörü için de geçerli olaca ı böylece anla ıldı. Dı borçlanmadan gelen i aretler de olumlu. Yıllardır ilk kez Türkiye net dı borç almaya ba ladı. Pahalı iç borcun daha ucuz dı borç ile ikame edilmesi de bütçeyi çok rahatlatacaktır. Enflasyon Kamuoyu en çok enflasyonla ilgileniyor. Ocak da TEFE de çok yanılmı tık. Yani sabıkalıyız. ubat sayılarından ise memnunuz. TÜFE yi yüzde 3.9 bekliyorduk, yüzde 3.7 ile biraz daha iyi çıktı. TEFE yi yüzde 3.6 öngörmü tük. Gene yüzde 4.1 le daha yüksek çıktı. Ancak, TEFE deki artı ta esas etken yüzde 7.6 artan tarım ürünleri olmu. Kı ın sert geçmesinin böyle bir etki yapaca ı tahmin ediliyordu. Önümüzdeki aylarda onu telafi edecektir. yi haber çekirdek enflasyon adını verdi imiz özel imalat sanayi fiyatlarından geliyor. Ocak ta yüzde 5.8 iken ubat ta yüzde 3 e gerilemi. Bizim tahminimizle tam oturuyor. Önümüzdeki aylarda enflasyonda ciddi ini ler beklemek gerekiyor. Yıllık enflasyon tahminimizde revizyon yapar mıyız? Olabilir. Ama ilk tepkim Mart sayılarını da görmek, revizyona ondan sonra gitmek. Tasarrufçunun seçeneklerine ise önümüzdeki pazar günü bakmak istiyoruz. (5 Mart 2000) SERMAYE HRACATÇISI OLDUK Yabancı sermaye yatırımları Türkiye'de çok konu ulan konulardan biridir. Adetimiz üzere, tartı ma sayılarla de il, ilkeler düzeyinde sürdürülür. deolojik tavırlar hakimdir. Örne in sol kesim yabancı sermayeye çok kar ıdır. Türkiye'nin bir yabancı sermaye cenneti oldu unu dü ünür. Yabancı firmaların Türkiye'nin eme ini sömürdü ünü savunur. Engellenmelerini ister. Hükümetler ise yabancı sermayeyi çok severler. Hepsi yabancı sermaye giri ini te vik eden kanunlar çıkartır. Her fırsatta daha çok yabancı yatırımın gelece i müjdesini verirler. Böylece günler, haftalar, aylar, yıllar geçer. Türkiye ekonomisi bir krizden di erine ola an seyrini sürdürür. Profesyonel iktisatçılar da ödemeler bilançosu sayılarından yabancı sermaye giri ini izlerler. Asaf Sava Akat 27 GAZETE YAZILARI Yabancılar Gelmiyor Türkiye ekonomisinin insanı a ırtan yanlarından biri de yabancı sermaye giri leridir. Teorik olarak, yabancı sermayenin Türkiye'ye oluk gibi akması gerekir. Emek ucuzdur. Büyük bir iç pazar vardır. Ekonomi çok dinamiktir. Döviz alım satımı serbesttir. 1996'dan bu yana AB ile Gümrük Birli i anla ması yürürlüktedir. Ama yabancı sermaye yatırımları son derece cılızdır. 1980'lerin ba ında yılda 100 milyon dolar ancak gelirdi sonrasında milyon dolar düzeyine oturdu. 1998'de 940 milyon dolar girmi. Bu bir rekor. Ya di er ülkeler? 1998'de ABD'ye 196 milyar dolar yabancı sermaye yatırımı yapılmı. ABD'nin milli geliri bizim 45 katımız. Aynı oranda yabancı yatırım alsak 4.5 milyar dolar ediyor. Milli geliri Türkiye'ye çok yakın Polanya'ya 1997'de 5 milyar dolar gelmi. Mısır'ın milli geliri Türkiye'nin yarısı ama bizim kadar yabancı yatırım alıyor. Yunanistan da öyle. Aynı yıl Çin'e ise 45 milyar dolar yabancı yatırım yapılmı. Manzara çok açık. Yabancı yatırımcının Türkiye'ye fazla ilgisi yok. Ekonomiye potansiyelinin çok altında yabancı sermaye giriyor. Biz Türkiye'nin çok cazip bir yatırım ülkesi oldu unu dü ünüyoruz. Yabancılar aynı kanıda de il. Bizimkiler Gidiyor Esas ilginç geli me öbür tarafta. Yani Türk firmalarının yurt dı ı yatırımlarında. 1989'a kadar hiç hareket yok. O yıl sermaye transferleri serbest bırakılıyor. 1991'de ilk sermaye ihracı yapılıyor: 27 milyon dolar. 1995'de 113 milyon dolara yükseliyor. 1997'den sonra sermaye ihracı hızla artmaya ba lıyor. 1998'de 350 milyon doları buluyor. Daha da ilginci 1999 yılı. Ocak-Kasım dönemi 11 aylık sayılar yayınlandı. Bu dönemde yabancılar Türkiye'ye 661 milyon dolar sermaye getirmi. Ya bizimkiler dı dünyaya ne kadar yatırım yapmı? Sıkı durun: 630 milyon dolar. Evet. nanılmaz ama gerçek yılında Türkiye'den yurt dı ına giden do rudan sermaye yatırımı dı dünyadan Türkiye'ye gelene neredeyse e itlenmi. Arada sadece 30 milyon dolar fark kalmı. Belki Aralık'ta o da kapanır. Bu bir ilk. Benim bildi im Cumhuriyet tarihinde ilk defa Türkiye net sermaye ihracatçısı oluyor. Herkes Türkiye'de yabancı yatırımlar artacak zannederken, Türkiye dı dünyaya yatırımlarını arttırıyor. Bu durumu nasıl tefsir edece iz? Sermaye ihracına ba ladık diye sevinelim mi? Yabancı sermaye gelmiyor diye üzülelim mi? Cevaplar kolay de il. Ne anlama geldi ini ba ka yazılarımızda ele alaca ız. (9 Mart 2000) PAR TE OYNAMALARINA D KKAT Son iki ayın ilk Pazar günü açıklanan enflasyonu de erlendirdik. Ekonomiye tasarrufçu açısından bakma gelene imizi bozduk. Çünkü dezenflasyon programının uygulamaya girmesi, enflasyonu ekonominin en önemli konusu haline getirdi. Asaf Sava Akat 28 GAZETE YAZILARI

15 Dolayısı ile, tasarrufçuya önerilerimizi ayın ikinci Pazar gününe aldık. TL faizleri ubat ta da tüketici fiyat artı ının altında kaldı. Böyle olaca ı biliniyordu. Mart ve Nisan aylarında da aynı e ilimin sürece ini söyleyebiliriz. Geçen ay da yazmı tık. Tasarrufunu TL mevduatına, repoya yada kamu ka ıtlarına yatıranlar mutsuz. Tek tesellileri var. Bundan önceki iki yıl boyunca yüksek reel faiz geliri elde etmi lerdi. Onunla avunacaklar. Bugün dövize yatırıma daha ayrıntılı ekilde bakaca ım. Son iki ayın mevduat sayıları çok ilginç. Enflasyonla mücadele programının devreye girmesinden sonra döviz mevduatında bir artı görülüyor. Piyasa, özellikle repo cazibesini kaybedince tasarrufçunun dövize dönmeyi tercih etti ini dü ünüyor. Halbuki genel beklenti tam tersine idi. Aylık devalüasyon yüzde 2.1 e çekilince, TL ye dönü bekleniyordu. Neden böyle oldu? Tam bilmiyorum ama doların euro kar ısında güçlenmesinin önemli etkisi oldu unu sanıyorum. Çapraz kurların dolar ve marka etkilerini mercek altına alaca ım. Dolar Güçlenince 1 Ocak 2000 de dolar-euro paritesi 1.01 di. Benim de aralarında oldu un pek çok iktisatçı, 1 euro=1 dolar paritesini psikolojik alt sınır olarak kabul ediyordu. Yani, euro nun bu de erin altına inmeyece ine inanılıyordu. Ama indi. 9 ubat ta euro 0,99 a dü tü. Orada da kalmadı. Bir ara Asya piyasalarında 0.93 ü gördü. En son 10 Mart Cuma günü 0.96 dan kapandı. ki buçuk ayda euro dolara kar ı yüzde 4 de er kaybetti. Bunun bizim açımızdan anlamına bakalım. Bir ay önce, 10 ubat ta dolar 560 bin TL, mark ise 284 bin TL idi. Cuma günü ise dolar 580 bin TL, mark 286 bin TL olmu tu. Bir aylık devalüasyonu dolar ve markta sırası ile yüzde 3.6 ve 0.7 hesaplıyoruz. Doların cazibesi hemen görülüyor. Yıllık yüzde 10 dolar faizinin aylı ı yüzde 0.8 ediyor. Devalüasyonla toplayınca, doların son bir ay getiri yüzde 4.6 ya çıkıyor. Tüketici enflasyonunun 0.7 puan üstünde ve TL ye kıyasla çok avantajlı. Madalyonun öbür ucunda mark var. Gene yıllık yüzde 10 faiz ile markın son bir aylık getirisi sadece yüzde 1.5 oluyor. TL faizlerinin bile epey altında kalıyor. Euro Güçlenirse Buraya kadar çok güzel. Ancak, dolar tutanların risklerinin hızla yükseldi ini söyleyebiliriz. Önümüzdeki bir kaç ay içinde euro mutlaka de er kazanır demiyoruz. Uluslararası döviz piyasalarını do ru tahmin etmek pek mümkün de il. Risk arttı diyoruz. Ba ka türlü soralım. Ya euro yükselirse? O zaman ne olur? Sepet bazında kurlar Merkez Bankası tarafından yayınlandı ına göre, pariteyi tahmin edince günlük kurları kolayca hesaplayabiliyoruz. Önümüzdeki üç ay içinde euro nun 1.07 dolara çıktı ını kabul edelim. Son derece ilginç. 10 Haziran da doların gene 580 bin TL ye satılaca ını Asaf Sava Akat 29 GAZETE YAZILARI hesaplıyoruz. Dolara yatırım yapanlar üç ay boyunca devalüasyondan hiç bir ey kazanmayacaklar. Bütün getirileri aylık yüzde 0.8 dolar faizinden ibaret kalacak. Do allıkla, bu kez markçılar avantajlı paritesinde 10 Haziran da mark 320 bin TL ye çıkıyor. Üç ayda yüzde 12 de er kazanıyor. Bu kez onlar gülüyor. unu söylemeye çalı ıyoruz. Dolar tutmak yakın geçmi te avantaj sa ladı. Ama riskli bir yatırım oldu unu unutmamakta yarar var. Parite ile beraber her ey de i ebilir. Tasarrufçuya hesabını riskleri bilerek yapmasını tavsiye ediyoruz. (12 Mart 2000) BAYRAMDA EK TAT L VE M LL GEL R Söze okuyucularımın mübarek Kurban Bayramını kutluyarak ba lamak istiyorum. Genellikle bayram yazılarımız hafif ve duygusal oluyor. Ama bu kez kuralı biraz bozuyoruz. Ecevit hükümeti yeni bir gelenek olu turdu. Bayram tatilini kamu çalı anları için uzatıyor. Bu yıl eker Bayramında yaptılar. imdi tekrarladılar. Bayram tatili 10 güne çıktı. Geçen hafta birinci sınıf iktisada giri dersinde milli gelirin hesaplanmasını anlatıyordum. Fırsattan yararlandım. Ö rencilerime Ecevit in tatil popülizminin milli gelire etkisini sordum. Bir bölümü azaltaca ını dü ünüyordu. Di erleri vatanda ek tatilde para harcayacak, milli gelir artacak dedi. ktisatçı fıkralarına layık ekilde o da olabilir, öbürü de dedim. Uzun uzun anlatmam gerekti. Bazı Tanımlar Bir ülkenin bir yılda yaptı ı toplam mal ve hizmet üretimine günlük dilde milli gelir diyoruz. Teknik adları öyle: Gayrısafi Yurtiçi Hasıla GSY H ve Gayrisafi Milli Hasıla GSMH. GSY H ülke içinde yapılan üretimi hesaplıyor. Üretimi kimin yaptı ına bakmıyor. Örne in, çok uluslu irketin Türkiye deki üretimi giriyor. Ama Türk firmasının yurt dı ında yaptı ı girmiyor. GSY H dan yurt dı ına kar transferlerini ve Türkiye de çalı an yabancıların yurt dı ına yolladıkları paraları dü üyoruz. Buna kar ılık Türk firmalarının yurt dı ı karlarını ve i çi dövizlerini ekliyoruz. GSMH yı buluyoruz. Bunları tanımlamak kolay ama hesaplamak baya ı zor. Türkiye de i ler daha da karı ıyor. Malum, vatanda vergi kaçırıyor. Üretimin önemli bölümü kayıt dı ında gerçekle iyor. Milli gelir hesaplarına sokmak kolay olmuyor. Aslında sadece piyasada alınıp satılan mal ve hizmetleri milli gelir hesabına dahil edilmesi gerekiyor. Buna göre, evde çocuklarına bakan, yemek yapan kadın milli gelire katkıda bulunmuyor. Köylülerin kendi tüketimleri için yaptıkları üretim de hesap dı ı tutuluyor. Ama kadın dı arıda çalı ır ve ev i leri için bir yardımcı tutarsa, yardımcının ücreti milli gelire giriyor. Saçma gelecek ama öyle bir hesap Asaf Sava Akat 30 GAZETE YAZILARI

16 yapabiliriz. Kadınlar ba kalarının yanında evi i yapsalar toplumun refahı aynı kalır ama milli gelir artar. Devletin Üretimi En zoru klasik devlet fonksiyonlarını milli gelir hesaplarına dahil etmek. Çünkü bunlar piyasada alınıp satılmıyor. Ama devlet çok büyük bir i veren. Bir ekilde hesaplanması gerekiyor. Ne yapmalı? Basit bir çözüm bulunmu. Memurların milli gelire katkısı aldıkları maa la ölçülüyor. Memur maa ları artınca, daha fazla üretim yaptıkları kabul ediliyor. Azalınca, tersine. Olur mu öyle demeyin. Oluyor i te. Bütün dünyada aynı yöntem kullanılıyor. Buradan ek Bayram tatiline gelebiliriz. Kamu tatile girince, çalı anların maa ları dü müyor. Dolayısı ile milli gelire katkıları da azalmıyor. Bilmecenin sonuna geldik. E er üç günlük ek bayram tatilini sadece devlet uygularsa, milli gelire sayısal etkisi olmayacak. Hatta, tatilde insanlar evleri dı ında daha çok yemek yiyeceklerine, otelde yatacaklarına göre milli gelir artacak. Ancak, e er özel kurulu lar da ek tatil yaparsa durum farklı. Özel üretim ve dolayısı ile milli gelir azalacak. Böylece iktisatçı fıkralarının aslında gerçe i yansıttıklarını da bir kez daha göstermi olduk. Okuyucularıma milli geliri arttıracak tatiller dilerim. (16 Mart 2000) Y MSER M Y M? yimser diye nitelenmeyi önce pek ciddiye almıyordum. Ne var yani, kötümser olmaktan iyidir diyip geçiyordum. Ama bir süredir daha sık duyuyorum. Dikkatimi çekti. Üstünde dü ünmeye ba ladım. Çok sayıda okuyucum, yolladıkları mesajlarda yada yüz yüze konu tu umuzda, analizlerimi iyimser bulduklarını ifade ediyorlar. Sözcü ü iyi niyetli ama gerçekçi de il anlamına kullandıkları anla ılıyor. yimser damgasından aslında pek gocunmuyorum. Do ru bir tarafı var. Ki ili im itibariyle kötümser bir insan de ilim. Ama bir küçük tedirginlik duygusu da belirdi. Acaba bir yanlı mı yapıyorum? Neden öyle diyorlar? ktisatçı sürekli gelecek hakkında tahminler yapmak zorundadır. Do allıkla geçmi te olup bitenleri de açıklaması istenir. Ama iktisatçıdan esas beklenen gelece i öngörmesidir. Demek ki, tahminleri sistematik olarak hatalı çıkan bir iktisatçı mesle ini iyi yapmıyordur. Sistematik sözcü ü önemli. Kasdedilen, fiili sayıların hep aynı yönde sapmasıdır. Bu durumda iktisatçı saygınlı ını yitirecektir. Bunu kim ister? Ben istemiyorum. E er hakikaten iyimser olmu sam, gerçekçili imi kaybetti ime i aret eder. Eninde sonunda tahminlerime kimse güvenmeyecektir. Eski Yanılgılar Asaf Sava Akat 31 GAZETE YAZILARI Önce geçmi tahmin performansıma baktım. Yanılgılarımı zaten okuyucularımla payla ırım. Bizim meslekte yanılmak ayıp de ildir. Yanıldı ını saklamaya çalı mak yanlı tır. Do rusu, sistematik hatalar bulmakta zorlandım. Tam tersine, örne in büyüme hızında son iki yılda hep en kötümser tahminleri yapmı tım. Ve sayılar daha bile kötü çıktı. Ödemeler bilançosu tahminlerim de fena tutmamı. Bazı iktisatçılar döviz açıklarını hep daha büyük öngörmü ler. Ben daha gerçekçi tahminler yapmı ım. Genellikle fazla yanılmamı ım. Faiz tahminlerimi hep korkarak veririm. Yanılgıya çok müsaittir. Dü ecek, uzun vadeye girin dersiniz, yükselir. Tırmanacak, repoya dönün dersiniz aniden çöker. Her iki hatayı da yapmı ız. Ya enflasyon? Orada gerçekten bir sorun var gibi duruyor deki dü ü ü do ru tahmin etmi iz. Fakat 1999 da enflasyon beklentimiz çok iyimser kalmı. Fiili enflasyon anlamlı ekilde daha yüksek çıkmı. Do allıkla, bu döviz kuru tahminlerimize de yansımı. Bundan Sonrası Bu gözlemlerden, iyimser sıfatının daha çok enflasyonla mücadele programına verdi im destekten kaynaklandı ı kanısına vardım. Açıkça söylemeliyim. Programı be eniyorum. Teknik olarak fevkalade tutarlı oldu u kanısındayım. Daha önemlisi, döviz kurunun nominal çapa tutulmasını uzun süredir savunuyorum. Türkiye nin kuru sabitlemeden enflasyonu dü ürebilmesinin imkansız oldu unu dü ünüyorum. yimser-kötümser ayırımı kur politikası ile do rudan ba lantılı duruyor. Çok ki i yıllık sepet devalüasyonun yüzde 20 de kalmasının enflasyonu hedeflenen düzeye dü ürece ine inanmıyor. nananlara iyimser diyor. Bu analiz do ru ise, ben iyimser sıfatını hakkediyorum. Ancak, söz konusu olan kendime ra men iyimserlik. Sadece iktisat teorisinin ve ba ka ülkelerin fiili deneyimlerinin enflasyonun kurdan fazla sapmayaca ını göstermesi yüzünden. Kabahati bende bulmayın. Kabahat teoride (19 Mart 2000) DRAHMA'DAN EURO'YA A ustos depreminden bu yana Yunanistan'la ili kilerde iyile me hızlandı. Medyada her gün olumlu haberler çıkıyor. Turizmden sanayiye ve bankacılı a, iki kom u ülke arasında ticari ve ekonomik i birli i olanakları aranıyor. lginçtir. Aslında kom ularımızda olup biteni pek yakından izlemeyiz. Halbuki, hem iktisat teorisi hem de fiili dünya gerçe i, kom u ülkeler arasında yo un ekonomik ili kiyi gerektirir. Geçmi te, politik sorunlar bunu engelledi. Türkiye-Yunanistan ticareti komik denecek kadar azdır. ki ülkenin de bundan zararlı çıktı ını söyleyebiliriz. Ekonomik i birli i her iki tarafın lehine olacaktır. Asaf Sava Akat 32 GAZETE YAZILARI

17 Politik duvarlar yıkılınca ekonomik ili kiler de geli ecektir. Yunanistan'ın AB üyesi oldu unu, Türkiye'nin ise AB ile Gümrük Birli i anla ması imzaladı ını ve tam üyeli ik yolunda ilerledi ini unutmayalım. Enflasyonu Dü ürdüler Son on yılda Yunan ekonomisi çok önemli bir dönü üm ya adı. 1990'ların ba ında enflasyon yüzde 20'lerde seyrediyordu. AB'nin tek paraya dönece ini anlayınca, enflasyonla ciddi bir mücadele ba lattılar. 1996'da yıllık fiyat artı ları yüzde 8.5'a dü mü tü. Ama hala di er AB ülkelerine kıyasla çok yüksekti. Mücadele devam etti. 1999'da enflasyon yüzde 2.5'a geriledi. Petrol fiyatlarındaki artı a ra men 2000'de yüzde 2.3 hedefleniyor. Benzer bir iyile me kamu maliyesinde görülüyor öncesinde, bütçe faiz öncesinde açık veriyordu. Dolayısı ile toplam kamu açı ı milli gelirin yüzde 10 ve üstünde gerçekle iyordu sonrasında bütçenin faiz öncesi dengesi artıya geçti. Paralelinde bütçe açı ı makul düzeylere geriledi. 1999'da faiz öncesi fazla milli gelirin yüzde 6'sına çıkınca, bütçe açı ı yüzde 1.5'da kaldı. Geçmi bütçe açıkları devlet borçlarını sürdürülemez düzeylere tırmandırmı tı. Örne in 1996'da devlet borcunun milli gelire oranı yüzde 112.2'ye ula mı tı. Türkiye'de bu sayının yüzde 60'ın altında oldu unu hatırlatalım. Kamu maliyesi düzelince, devlet borcu da azalmaya ba ladı. 2001'de borcun milli gelirin altına dü ece i hesaplanıyor. Ondan sonrası daha da hızlı gidecektir. Çünkü hem nominal hem de reel faizler de hızla dü üyor. Maastricht Kriterlerine Uyum 1995'de Yunan ekonomisi Avrupa Para Birli i için öngörülen kriterlerin hiçbirine uymuyordu. Enflasyon, faiz, kamu açı ı ve borç sayıları kabul edilenin çok üstünde idi. O nedenle 1999'da AB üyesi 11 ülke ile birlikte euroya geçemediler. Ama çabaları sonuç verdi. Makro ekonomik göstergelerin e ilimi do ru yönde. Fiilen küçük farklar kalsa bile, önemli olan e ilim. Piyasalar Yunanistan'ın 2001 yılında AB enflasyonunu yakalayaca ına güveniyorlar. Dolayısı ile euroya katılmak için müracaat ettiler. Bir sürpriz beklenmiyor yılında Yunanistan euronun 12'inci üyesi olacak. Yaz tatilini Yunanistan'da geçirecek AB turistleri para de i tirmek zorunda kalmayacaklar. Euro kullanacaklar. Yunanistan deneyiminden Türkiye'nin ö renecekleri var. Birincisi, ba langıç artları kötü bile olsa, siyasi irade olunca ekonomik istikrarın tesis edilebildi ini görüyoruz. kincisi, fiyat istikrarı kamu borçlanmasını çok rahatlatıyor. Yunanistan'da faizler u anda yüzde 9'un altında. Bir yıl sonra, euroya geçince Almanya düzeyine, yüzde 5'lere gerileyecek. Üçüncüsü, reel ekonomide çalkantılar azalıyor. Rusya'daki krizi ra men Yunan ekonomisi son bir buçuk yılda küçülmedi. Tam tersine, büyüme normal temposunda devam etti. Ne diyelim! Kom uda pi er, bize de dü er. Darısı ba ımıza (23 Mart 2000) TAKIM OYUNU Galatasaray ın Avrupa daki ba arılı performansı Türkiye yi çok etkiledi. Medyanın verdi i yer ve önem yava yava Cumhurba kanlı ı seçiminin bile önüne geçti. Gazetelerde birinci sayfaya sarı kırmızı renkler hakim olmaya ba ladı. Aslında bu konuda yazmak istemiyordum. Bir çok nedenim var. Birincisi, objektif olamamaktan korkuyorum. Galatasaray lisesi mezunuyum den beri klüp üyesiyim. 30 yılı doldurdu umdan Divan a girdim. Yönetimin ço unlu u dostum. Bir bölümü sınıf arkada ım. Bu ko ullarda duygusallı a kendini kaptırmamak çok zor. Üstelik futboldan iyi anladı ımı da dü ünmüyorum. Sadece arada sırada maça giderim. Büyük bölümünü televizyondan seyrederim. Bu yıl Avrupa kupalarındaki maçları Ali Sami Yen de izlemeye karar verdim. lk maçta Herta-Berlin ile zar zor 1-1 berabere kaldık. kinci maçta Chelsea ye 5-0 yenildik. Acaba u ursuzluk bende mi diye dü ündüm. Nitekim, ben gitmeyince Galatasaray kendi sahasında çok iyi oynayıp üst üste zor Avrupalı rakiplerini yendi. Biraz cesaret geldi ve Dortmund maçına gittim. Gene berabere kaldık. Tahmin edece iniz gibi, Per embe gecesi Mallorca maçını evde seyrettim. Galatasaray zorlanmadan kazandı. Sırrı Nerede? Çok sayıda insan kendi kendine ve etrafına aynı soruyu soruyor. Galatasaray ın ba arısı nereden kaynaklanıyor? Nasıl oluyor da bir takım kendi ülkesindeki futbol düzeyinin çok üstünde bir performans gösteriyor? Fevkalade ilginç ve zor bir soru oldu unu dü ünüyorum. Amerika da olsa, hemen üniversiteler bu konuda ara tırma yapmaya ba lardı. Örne in letmecilik e itiminde Galatasaray bir vaka olarak incelenirdi. Yönetim bilimlerinde uzmanla mı akademisyenler olayı ele alırdı. Neyi, kimin, ne zaman ve nasıl do ru yaptı ına bakılırdı. Bu tekil vakadan genellemelere gitmeye, i alemi için dersler çıkartmaya çalı ırlardı. Üstelik, olayda ba ka gariplikler de var. Takımın yöneticisi Türk. Oyuncular da öyle. Yani ba arıyı yabancı futbol adamlarına atfetme olana ı da mevcut de il. Öyle olsa i imiz kolayla ırdı. Ortada bir sürü hipotez dola ıyor. Derwall in kurdu u altyapı sayesinde diyenler var. Hagi gibi ola anüstü bir oyuncuya sahip olmayı gösterenler var. Klüpte lise mezunlarının hakimiyetine ba lıyanlar var. Asaf Sava Akat 33 GAZETE YAZILARI Asaf Sava Akat 34 GAZETE YAZILARI

18 Hepsinin çok önemli oldu una eminim. Bir dizi etkenin, Galatasaray ın Türkiye de ender raslanan bir bile imi tutturmasına yol açtı ı kesin. Beni nihai nedenlerden çok o bile im ilgilendiriyor. Yaratıcılık ve Disiplin puçlarını TESEV ve Türk Henkel yönetim kurulu ba kanı, kadim dostum Can Paker verdi. Bir sohbet sırasında, 21.inci yüzyılda yönetimde ba arının bireysel yaratıcılıkla takım oyunu arasındaki dengenin iyi kurulmasına ba lı olaca ını söyledi. Takım oyunu disiplin ister. Disiplin ise daima bireysel yaratıcılı ı köreltir. Bireysel yaratıcılık ise daima takım oyununu bozar. Ama ikisi de ba arı için mutlaka gereklidir. Faaliyetin türü ne olursa olsun, her yönetimin önündeki temel açmaz budur. Bence Galatasaray ın sırrı bu dengeyi tutturmu olmasında yatıyor. Tek tek futbolcuları daha yetenekli ba ka takımlar var. Çok daha disiplinli oynayanlar da var. Ama bireysel yaratıcılıkla takım oyununu böylesine biraraya getiren yok. aleminden siyasetçisine, herkesin Galatasaray ın performansını dikkatle analiz etmesinin çok yararlı olaca ını dü ünüyorum. Tüm camiayı kutluyor ve sevgili takımıma bu ak am oynanacak Fenerbahçe maçında ba arılar diliyorum. (26 Mart 2000) CUMHURBA KANLI I SEÇ M Siz bu satırları okumadan, Meclis'te ilk tur sonuçlarını birinci sayfa ba lı ından ö renmi olacaksınız. Bu konuya girmek pek istemiyordum. Ama okuyucularımdan "ne dü ündü ümü" soranlar oldu. Türkiye'de cumhurba kanlı ı seçimleri hep çok önemli olmu tur. Halbuki parlamenter sistemlerde genellikle kamuoyunun ilgisini çekmez. Parlamenterlerin ve partilerin kendi aralarındaki bir sorun olarak görülür. Türkiye'de neden böyle? Bir çok neden sayılabilir. Biri, tek parti döneminde bu görevi Cumhuriyetin kurucuları Atatürk ve nönü'nün yapmalarının psikolojik etkisi olabilir. Sistem eklen parlamenter olsa da, o dönemde aslında prezidansiyel gibi çalı ıyordu. 27 Mayıs sonrasında, cumhurba kanlı ı asker-sivil çeki mesinin temel odak noktalarından biri idi. 27 Mayıs'ın getirdi i askeri vesayet sivil cumhurba kanına izin vermedi, hep askerler seçildi. 12 Eylül anayasası cumhurba kanlı ının yetkilerini arttırdı. Sorumsuz ama yetkili bir makam olu turuldu. Neyse ki, rahmetli Özal cesur bir kararla Cumhurba kanlı ı yolunu sivillere açtı. Ecevit in Hesabı Anayasa de i ikli i kabul edilir ve Demirel tekrar seçilirse, bunun mimarı tereddütsüz Ba bakan Ecevit olacaktır. lk ba tan konuyu sahiplenen, teker teker engelleri a an ve bu noktaya getiren odur. Asaf Sava Akat 35 GAZETE YAZILARI Ecevit neden böyle yaptı? Ortada bir çok senaryo dola ıyor. Kendi analizimi kısaca açıklamak istiyorum. Bence sorunun kökeninde bir yasal ayrıntı ve parlamento aritmeti i yatıyor. Yasal ayrıntı Ecevit'in cumhurba kanlı ı için anayasanın öngördü ü yüksek e itim ko uluna sahip olmamasıdır. E er Ecevit aday olabilse, hiç zorlanmadan koalisyonu olu turan partilerin oyları ile seçilirdi diye dü ünüyorum. Öte yandan, Meclis'te sa partiler ço unluktadır. Bu yapı ba ka DSP'linin seçilmesine izin vermiyor. Demek ki, dört sa partiden birine mensup bir milletvekili cumhurba kanı olacaktır. Hangi parti? Bütün i aretler MHP'yi gösteriyor. Sa daki en büyük partidir. DSP e er ANAP'ın adayını desteklerse DYP ve FP'nin MHP'li bir cumhurba kanına oy verecekleri çok açıktır. DYP ve ANAP'ın DSP'nin de kabul edece i bir aday üstünde anla maları ihtimali ise adeta sıfırdır. Ecevit, MHP kökenli bir cumhurba kanının koalisyonda kendi gücünü zayıflataca ını dü ünmektedir. Bu durumda Demirel'in ikinci kere seçilmesini sa lamaktan ba ka çözümü yoktur. Duygu ve Mantık Benim görebildi im, toplum Demirel'in tekrar cumhurba kanı seçilmesini istemiyor. Referandum yapılsa, ezici bir ço unlu un "Demirel artık siyaseti bıraksın" diyece i kanısındayım. Bu duygulara ben de katılıyorum. Türkiye siyasette kan de i imi istiyor. Yeni yüzler, yeni insanlar ortaya çıkmalıdır. Siyasi kadrolar yenilenmelidir. Cumhurba kanlı ı o bakıma önemli bir semboldür. Ancak, i in mantık boyutunu unutmayalım. Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda siyasi istikrara da çok ihtiyacı vardır. Ecevit hükümeti, enflasyonla mücadeleden AB'ye tam adaylı ı, hayati reform projelerini devreye sokmu tur. Bunların sonuçları ancak siyasi istikrarla alınabilir. Açıkça söylemeliyim. Gönlüm istemiyor. Ama aklım "galiba ehveni er budur" diyor. ki arada kaldım. Fazla önemsememek belki de en iyisi. Ba ta da belirttim. Aslında parlamenter sistemde cumhurba kanlı ı bir protokol görevidir. Bence soruna bu optikten bakın. Sonuç neyse bilmiyorum ama hayırlı olmasını dilerim. (30 Mart 2000) DAND K PARANIN FATURASI ÇIKIYOR Yılba ından bu yana ayın ilk Pazar yazısını tasarrufçuya ayırmakta zorlanıyoruz. ubat ve Mart ta enflasyon sayıları engelledi. Bu kez mutlaka yapmak istiyordum. Ama Cuma günü 1999 un milli gelir ve ödemeler bilançosu yayınlandı. Ödemeler bilançosunu tam bekledi imiz gibi geldi. Milli gelir ise benim karamsar tahminlerimden bile kötü çıktı. Asaf Sava Akat 36 GAZETE YAZILARI

19 Dün gazetelerde okudunuz. Sayıları tekrarlamaya gerek yok. GSY H ve GSMH sırası ile yüzde 5.0 ve 6.4 küçülmü. Son yarım yüzyılın en kötü yılını geçirmi iz bile 1999 dan daha iyi imi. Okuyucularım hatırlayacak. Yaz ortasında (depremden önce) küçülmenin yüzde 4 lere vurabilece ini söylemi tim. Kamuoyunda pek iltifat görmedim. Abarttı ım, kara gözlükler taktı ım dü ünüldü. Sonbaharda tahminimi GSY H ve GSMH için sırası ile yüzde 4.5 ve 5.7 ye çektim. Me er onlar bile iyimser kalacakmı. Bahane Aramayın lk tepkilere bakıyorum. Hemen Rusya krizi ve deprem gündeme getiriliyor. Yani, açık yada örtülü ekilde ekonomideki küçülmenin temel nedeninin Türkiye nin denetimi dı ındaki olaylarda yattı ı ima ediliyor. Hakikaten öyle mi? 1999 yılında ekonominin girdi i büyük kriz dı faktörlerden mi kaynaklanıyor? Bu tefsir bana Nasreddin Hocanın yahu, hırsızın hiç suçu yok mu? sorusunu hatırlatıyor. Rusya dan ba layalım un ikinci yarısında Rusya ekonomisinde büyüme pozitif. Nitekim, son üç ayda Rusya ya hem ihracatta hem de bavul ticaretinde tekrar artı ba ladı. Bu ne biçim i tir! Rusya A ustos 1998 de krize girdi. Son altı aydır toparlanıyor. Ama Türkiye nin son çeyrek GSMH büyüme hızı yüzde 6.1 olmu. Biraz ciddiyet lütfen. Gelelim depreme un tümü için büyümeden 1 puan götürdü ünü kabul ediyoruz. Buna göre, deprem üçüncü ve dördüncü çeyrek büyümesinden 2 puan siliyor. Demek ki son çeyrekte gene açıklanması gereken 4.1 puan kalıyor. Beyhude bahane aramayın. Rusya, Apo nun yakalanması ve deprem hiç üphesiz sonucun bu kadar kötü çıkmasına katkı yaptılar. Ama esas sorun onlar de il. Esas sorun, dı sal oklara kar ı ekonominin savunmasız olması. Onun da nedenini hep söyledik. Bu krizin arkasında TL nin dandik para haline dönü mesi yatıyor. Enflasyon-Kur-Faiz Sarmalı Bilmecenin sırrı, vatanda ın haklı olarak TL ye hiç güvenmemesidir. Para sa lamsa, ekonomi yava layınca para otoritesi faizleri dü ürür. Böylece yatırım ve tüketim harcamaları te vik edilir. Ama Türkiye bunu yapamadı. Çünkü dü ük faizde dövize hücum edilmesinden korkuldu. Küçülme ithalatı azaltır. Do allıkla ülke parası de er kazanır. Böylece enflasyon ve enflasyon beklentiler dü er. Gene dövize hücum korkusu ile biz onu da yapamadık. Araya kamu maliyesini sokun. Küçülme vergi gelirini azaltıyor. Kamu açı ının artması faizi yükseltiyor. Açık daha da büyüyor. Mecburen hükümet dolaylı vergi oranlarına yükleniyor. Kamu zamları enflasyonu tırmandırıyor. Asaf Sava Akat 37 GAZETE YAZILARI Dü ünün. Ekonomi küçüldükçe, faiz, devalüasyon ve enflasyon yükseliyor. Dolayısı ile ekonomi daha da küçülüyor. Bunun anlamı çok açık. Dandik para sayesinde, sıradan dı sal olumsuzluklar ölümcül bir dönü üyor. Bu konuya tekrar dönece im. Dandik paranın son on yılda Türkiye ekonomisine nelere maloldu unu sayılarla açıklayaca ım. Fatura en karamsarların bile beklediklerinden çok daha yüksektir. Parası dandik olanın ba ı beladan kurtulmaz. Bu iyi biline (2 Nisan 2000) "KUR ÇAPASI" L YOR Pazartesi günü Mart ayı enflasyon sayıları açıklandı. Do rusu bütün piyasa gibi biz de heyecanla bekliyorduk. ki ihtimal vardı. Hangisinin gerçekle ece i bilinmiyordu. Biri, Mart ayında enflasyonun ubat'taki düzeyini koruması idi. Hatırlatalım. ubat'da toptan e ya ve tüketici fiyatları sırası ile yüzde 4.1 ve 3.7 artmı tı. Sepet devalüasyonun yüzde 2.1 ile sınırlandırılmasına ra men enflasyonun böylesine yüksek kalması korkutuyordu. kincisi ise ubat'a kıyasla gözle görülür bir dü ü ya anması idi. Örne in, her iki endekste yüzde 3 civarı çok olumlu bir i aret olacaktı. Kurdaki yava lamanın fiyatlara yansımaya ba ladı ını gösterecekti. kincisi oldu. TEFE bir puan dü erek yüzde 3.1 çıktı. TÜFE 0.8 puan gerileyerek 2.9'a indi. Dikkatinizi çekmi tir. ki gündür, kamuoyunda enflasyonla mücadele programının ba arısı konusunda daha iyimser bir hava esiyor. Çekirdek Enflasyon Bir fiyat endeksi binlerce çok farklı malın fiyatlarından olu uyor. Bunları sistematik olarak gruplara bölebiliyoruz. Bazı kategoriler özellikle önem kazanıyor. Örne in, kamu tarafından üretilen malların fiyatları sadece piyasada belirlenmiyor. Hükümetin kararları da etkiliyor. Siyasi nedenlerle bazen zam yapılmıyor, fiyatlar artmıyor. Bazen vergiyi arttırmak için çok zam yapılıyor, fiyatlar çok hızlı artıyor. Öte yandan, tarım ürünlerinin fiyatlarında mevsim ko ullarının a ırlı ı var. Kötü kı artları ula ıma da sekte vurarak sebze ve meyva fiyatlarını tırmandırıyor. Buna kar ılık yeni ürün geldi inde fiyatlar hızla dü üyor. Toptan e ya fiyatları içindeki "özel imalat sanayi" fiyatları her iki sorunu da ta ımıyor. Bunlara hükümet karı mıyor; mevsim etkisi de çok daha az. Dolayısı ile onlara "çekirdek enflasyon" diyoruz. Enflasyonun esas yönünü oradan izliyoruz. Mart ayında "özel imalat sanayi" fiyatları yüzde 2.5 artmı. Ocak ve ubat'ta artı sırası ile yüzde 5.8 ve 3.0 olmu tu. Yani iki ayda "çekirdek enflasyon" yarıdan fazla dü mü. Asaf Sava Akat 38 GAZETE YAZILARI

20 lginç bir gözlem yapabiliriz. Mart'da TL döviz sepetine kıyasla yüzde 2.1 de er kaybetti. "Çekirdek enflasyon" ise yüzde 2.5 çıktı. Aradaki fark sadece 0.4 puana inmi. Bundan Sonrası lkbaharda enflasyon tahminlerimizde revizyon yapaca ımızı söylemi tik sonunda verdi imiz, TEFE ve TÜFE için sırası ile yüzde 23 ve 28 oranlarının biraz dü ük kalmı tı. Son iki günde bu konuda bazı çalı malar yaptık. Ba tan beri, özellikle "çekirdek enflasyonda" devalüasyonun çok etkili oldu unu dü ünüyorduk. Özel imalat sanayi fiyatları ve kurun birbirine çok yakın seyretmesi gerekiyordu. Bir gecikme olacaktı ama ne kadar sürece ini bilmiyorduk. Mart sayıları bir fikir veriyor. Önümüzdeki aylarda "çekirdek enflasyon-kur" farkının ortalama 0.5 puanı a mayaca ını öngörüyoruz. Bazı aylar fark daha yüksek çıksa bile, ba kalarında daha dü ük çıkarak telafi edecektir. Demek ki tersinden, yani kurdan ba layarak enflasyonu hesaplamak mümkün olacaktır. Nisan-Haziran döneminde sepet devalüasyon yüzde 1.7'dir. Yazın yüzde 1.3'e, Ekim-Aralık döneminde ise yüzde 1'e gerileyecektir. Devalüasyon yava ladıkça, "çekirdek enflasyon-kur" farkı daha da dü ecektir. Bu durumda, yıl sonunda TEFE enflasyonunun yüzde 30'un altında kalması ihtimalini çok yüksek gördü ümüzü söyleyebiliriz. Ayrıntıları bir ba ka yazıda ele alaca ız. (6 Nisan 2000) DÖV Z N GET R S Geçen Pazar söyledi imiz gibi, bu hafta ekonomiye tasarrufçu açısından bakaca ız. Enflasyonla mücadele programı yılba ında devreye girince kur yava ladı. Faizler dü tü. Borsa önce tırmandı ama imdi dalgalanıyor. Gayrimenkulde bir hareket yok. Tasarrufçu bu duruma alı kın de il. Merkez Bankası yıllarca "enflasyon kadar devalüasyon" kuralını uyguladı. Böylece kur ve enflasyon birbirini besledi. Kurdaki belirsizlik TL'nin risk primini, yani reel faizleri arttırdı. Aslında tasarrufçu bu durumdan memnundu. Yüksek faizlerin gene kendisi tarafından yüksek vergilerle ödenece ini unutuyordu. Sadece gelir kısmına bakıyordu. "Döviz çapası" tasarrufçunun bu mutlulu unu elinden aldı. imdi kurun bir yıl sonra ne olaca ını biliyoruz. Dolayısı ile dövize yatırımın getirisini kolayca hesaplıyabiliyoruz. TL ile kar ıla tırabiliyoruz. Yüzde 15.7 Devalüasyon Mart'ın son haftasında Merkez Bankası Ocak-Mart 2001 için günlük kurları açıkladı. "1 dolar artı 0.77 euro" döviz sepetinin aylık devalüasyon oranı yüzde 0.9 olarak tesbit edildi. Demek ki, 31 Mart 2001'de döviz sepetinin TL de erini biliyoruz. Dolareuro paritesini tahmin edince, kurlar kolayca hesaplanıyor. Kısaca gözden geçirelim. u anda parite 0.97 (1 dolar = 2 mark) civarında dola ıyor. 31 Mart'ta dolar 583 bin TL imi. E er parite aynı kalırsa, bir yıl sonra 675 bin TL olacak. Yıllık devalüasyon yüzde 15.7'ye geliyor. Yıllık yüzde 12 dolar faizi kabul edersek, stopaj sonrası TL getirisi yüzde 27.8'e geliyor. Stopaj sonrasında aynı getiriyi sa layan TL faizi ise yıllık yüzde 33.1 oluyor. Hesap açık. Tasarrufunuzu bir yıllık vade ile yüzde 33.1 brüt (27.8 net) üstünde faizle nemalandırabiliyorsanız, bugünkü pariteyi muhafazası ko ulu ile dolara kıyasla daha iyi faiz alıyorsunuz. Parite Riski Ancak, yukarıdaki hesapta kahramanca bir varsayım var. Doların euro kar ısında bugünkü yüksek de erini koruyaca ını kabul ediyoruz. Ya korumazsa? Ya iktisatçıların öngörüleri bu kez tutar ve euro de er kazanırsa? Gene hesapladık. Bir yıl sonra parite 1.15'e (1 dolar = 1.7 mark) çıkarsa, doların 31 Mart 2001 de erini 628 bin TL buluyoruz. Yıllık de i im yüzde 7.6'ya geriliyor. Gene aynı faiz oranı ile, bu durumda dolar hesabının TL getirisi yüzde 18.9'a dü üyor. Halbuki u anda 1 yıllık vadeli tasarrufunuza bankalardan kolayca yüzde 30 net alabiliyorsunuz. Yüzde 33 bile verenler var. Arada en az 11 puan fark var. Neredeyse iki katı. Bu hesap sizi a ırtmasın. Devalüasyon yüksek seyrederken, paritedeki oynamaların etkisi çok küçük oluyordu. Kur yava layınca, tam tersine, parite de i iklikleri dövizin TL getirisinde büyük farklara yol açmaya ba ladı. Haziran ayında Merkez Bankası Nisan-Haziran 2001 kurlarını açıklayacak. Aylık devalüasyon büyük bir ihtimalle yüzde 0.8'e çekilecek. Dolayısı ile parite oynamalarının sizin döviz tasarruflarınızın getirisine etkisi daha da artacak. Daha önce de yazdık. En azından önümüzdeki 15 ay boyunca, tasarrufları dövizde tutmanın fazla bir anlamı kalmadı. Bu dönemde kur riski yok. TL faizleri ise daha yüksek. Üstelik parite riski sürekli artıyor. Hala dövizlerini bozdurmayanlara bu hesapları büyük bir dikkatle yapmalarını tavsiye ederiz. (9 Nisan 2000) 1999'UN ÖDEMELER B LANÇOSU 1999 yılı ödemeler bilançosu sayıları Mart sonunda Merkez Bankası tarafından yayınlandı. Ödemeler bilançosu Türkiye'de hassas bir konudur. Kamuoyu 1980 öncesinden kalma "döviz bitecek" korkusunu daha üstünden atmadı. O bakıma, durumu kısaca gözden geçirmekte yarar görüyoruz. Asaf Sava Akat 39 GAZETE YAZILARI Asaf Sava Akat 40 GAZETE YAZILARI

TÜRKİYE EKONOMİSİNDE YAŞANAN GELİŞMELER VE 2011 YILI EKONOMİK BEKLENTİLERİ. Dr.Süleyman Yaşar. 17 Nisan 2011

TÜRKİYE EKONOMİSİNDE YAŞANAN GELİŞMELER VE 2011 YILI EKONOMİK BEKLENTİLERİ. Dr.Süleyman Yaşar. 17 Nisan 2011 TÜRKİYE EKONOMİSİNDE YAŞANAN GELİŞMELER VE 2011 YILI EKONOMİK BEKLENTİLERİ Dr.Süleyman Yaşar 17 Nisan 2011 AMERİKAN MALİ KRİZİNİN Düşük faiz politikası (2002-5) NEDENLERİ Risklerin önemsenmemesi Hesap

Detaylı

Ata. Fonu ( Fonun BaşlangıcındB Performans. 4 Aralık 2012 : %44.93 : %9.41 : %34.79 : 2.7 ATYADEG TI)

Ata. Fonu ( Fonun BaşlangıcındB Performans. 4 Aralık 2012 : %44.93 : %9.41 : %34.79 : 2.7 ATYADEG TI) Ata Portföy Yönetimi A.Ş 4 Aralık 2012 Ata Büyüme Hisse Fonu ( 2012 Yıl Başından Beri Performans (30 Aralık 2011 3 Aralık 2012) Ata A Tipi Değişken Fon : %54.34 IMKB 100 Endeksi : %44.93 Nispi Getiri :

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Şubat 2014, No: 85 i Bu sayıda; 2013 Cari Açık Verileri; 2013 Aralık Sanayi Üretimi; 2014 Ocak İşsizlik Ödemesi; S&P Görünüm Değişikliği kararı değerlendirilmiştir.

Detaylı

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000)

Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) Türkçe Ulusal Derlemi Sözcük Sıklıkları (ilk 1000) 14.08.2014 SIRA SIKLIK SÖZCÜK TÜR AÇIKLAMA 1 1209785 bir DT Belirleyici 2 1004455 ve CJ Bağlaç 3 625335 bu PN Adıl 4 361061 da AV Belirteç 5 352249 de

Detaylı

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ

KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ KÜRESEL GELİŞMELER IŞIĞI ALTINDA TÜRKİYE VE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ EKONOMİSİ VE SERMAYE PİYASALARI PANELİ 12 NİSAN 2013-KKTC DR. VAHDETTIN ERTAŞ SERMAYE PIYASASI KURULU BAŞKANI KONUŞMA METNİ Sayın

Detaylı

Makro Veri. Cari açık yeni rekorda. Tablo 1: Cari Denge (milyon $) -month,

Makro Veri. Cari açık yeni rekorda. Tablo 1: Cari Denge (milyon $) -month, Makro Veri Ödemeler Dengesi: Cari açık yeni rekorda İbrahim Aksoy Ekonomist Tel: +90 212 334 91 04 E-mail: iaksoy@sekeryatirim.com.tr Cari denge Aralık ta 7,5 milyar $ rekor açık verirken, rakam, piyasa

Detaylı

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası

Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası 2007 NİSAN EKONOMİ Milli Gelir Büyümesinin Perde Arkası Türkiye ekonomisi dünyadaki konjonktürel büyüme eğilimine paralel gelişme evresini 20 çeyrektir aralıksız devam ettiriyor. Ekonominin 2006 da yüzde

Detaylı

TÜRKİYE EKONOMİSİ 2005 Dış Dengeye Bakış

TÜRKİYE EKONOMİSİ 2005 Dış Dengeye Bakış TÜRKİYE EKONOMİSİ 2005 Dış Dengeye Bakış Asaf Savaş Akat 27 Ocak 2005 27/01/2005 A.S.Akat 1 Dandik para krizleri 1990 larda kamuoyu yüksek enflasyonun ekonomiye olumsuz etkisini önemsemedi Vatandaşın güvensizliği

Detaylı

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTIN EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1-Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir toparlanma dönemi olarak geride bıraktı.

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 20 Haziran 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 20 Haziran 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 20 Haziran 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER Altın, Fed sonrası 3 haftanın yükseğinde ABD merkez bankası Fed'in faiz oranlarının düşük kalmaya devam edeceğini bildirmesi ile, alternatif yatırım aracı

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 16 Mart 2015, Sayı: 11. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 16 Mart 2015, Sayı: 11. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 11 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Çağlar Kuzlukluoğlu 1 DenizBank Ekonomi

Detaylı

Çin malı kriz 3 koldan vuracak Uzakdoğu krizi önlenemezse Türkiye üç değişik koldan vurulabilecek

Çin malı kriz 3 koldan vuracak Uzakdoğu krizi önlenemezse Türkiye üç değişik koldan vurulabilecek Çin malı kriz 3 koldan vuracak Uzakdoğu krizi önlenemezse Türkiye üç değişik koldan vurulabilecek Rahim AK / GAZETE HABERTÜRK Çin piyasalarındaki hızlı çöküşe önlem alınmış gibi görünse de ABD de başlayıp

Detaylı

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU

CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU CİGNA FİNANS EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. PARA PİYASASI LİKİT KAMU EMEKLİLİK YATIRIM FONU 01.01.2015 30.06.2015 DÖNEMİ ALTI AYLIK RAPORU Bu rapor Cigna Finans Emeklilik ve Hayat A.Ş. Para Piyasası Likit Kamu

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 17 Ağustos 2015, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 17 Ağustos 2015, Sayı: 23. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni 17 Ağustos 2015, Sayı: 23 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 24 Haziran 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 24 Haziran 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 24 Haziran 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER Euro Bölgesi'nde PMI beklentinin altında Euro Bölgesi'nde imalat sanayi ve hizmet sektörü faaliyetleri Fransa ekonomisindeki yavaşlama doğrultusunda Haziran

Detaylı

Balayı bitti, yeni bir dönem başladı

Balayı bitti, yeni bir dönem başladı Balayı bitti, yeni bir dönem başladı Mayıs ayında başlayan türbülansın nedenleri ve muhtemel sonuçları 1 Haziran 2006 Emin Öztürk 2002-2005 döneminin kısa özeti Büyüme performansı çok iyi (ortalama %7.8)

Detaylı

VII PARA, BANKA VE MALÝ PÝYASALAR

VII PARA, BANKA VE MALÝ PÝYASALAR VII PARA, BANKA VE MALÝ PÝYASALAR 103 104 PARA, BANKA VE MALÝ PÝYASALAR A. GENEL DURUM 2002 yýlý baþýndan itibaren dalgalý kur rejimi altýnda nominal çýpa olarak para tabanýnýn ve örtük enflasyon hedeflemesinin

Detaylı

2) Global piyasada Alman otomobillerine olan talep artarsa, di er bütün faktörler sabit tutuldu unda euro dolara kar.

2) Global piyasada Alman otomobillerine olan talep artarsa, di er bütün faktörler sabit tutuldu unda euro dolara kar. EKON 436 2. Vize A Ad-Soyad renci No 1) Akbank' n u anki toplam mevduat n 100 milyar TL, toplam rezervinin 30 milyar TL ve toplam kredilerinin 70 milyar TL oldu unu kabul edelim. Zorunlu kar k oran ise

Detaylı

Rakamlarla 2011'de Türkiye Ekonomisi

Rakamlarla 2011'de Türkiye Ekonomisi On5yirmi5.com Rakamlarla 2011'de Türkiye Ekonomisi Avro bölgesindeki ülkelerde derinleşmekte olan kamu borç krizine rağmen 2011, Türkiye ekonomisinin yüksek büyüme hızı yakaladığı bir yıl oldu. Yayın Tarihi

Detaylı

Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor!

Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor! Dikkat! ABD Enerji de Yeni Oyun Kuruyor! Dursun YILDIZ topraksuenerji 21 Ocak 2013 ABD Petrol İhracatçısı Olacak. Taşlar Yerinden Oynar mı? 1973 deki petrol krizi alternatif enerji arayışlarını arttırdı.

Detaylı

Hisse senetleri piyasasõndaki %61 lik artõş potansiyeli

Hisse senetleri piyasasõndaki %61 lik artõş potansiyeli 1 muz 22 Hisse senetleri piyasasõndaki %61 lik artõş potansiyeli alõm fõrsatõ yaratõyor... Bu noktadan sonra erken seçim kaçõnõlmaz... Seçim sonrasõ oluşacak hükümet aşõrõ endişe yaratmamalõ... AB sürecinde

Detaylı

Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli

Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli www.ekrempakdemirli.com 21.05.2014 1923 sonlarında Cumhuriyet Kurulduğunda Savaşlardan yorgun Eğitim-öğrenim seviyesi oldukça düşük bir toplum Savaşlar sonrası ülke harap ve

Detaylı

PİYASAYA BAKIŞ 24 Temmuz 2013

PİYASAYA BAKIŞ 24 Temmuz 2013 PİYASAYA BAKIŞ 24 Temmuz 2013 RİSKİN İŞTAHI KAÇARSA Bernanke nin Mayıs ayı içerisinde yaptığı açıklama ile başlayan riskten kaçınma eğilimi 19 20 Haziran FED toplantısı ile doruğa ulaştı. FED in 85 milyar

Detaylı

23.09.2015 Sabah Analizi

23.09.2015 Sabah Analizi 23.09.2015 Sabah Analizi Maliye Bakanı Mehmet Şimşek önemli açıklamalarda bulundu Sürpriz bir şekilde yeniden milletvekili adayı olan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı bir canlı yayında önemli açıklamalarda

Detaylı

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015

Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 2015 Ekonomik Görünüm ve Tahminler: Nisan 215 BÜYÜME DÜŞMEYE DEVAM EDİYOR Zümrüt İmamoğlu* ve Barış Soybilgen ** 13 Nisan 215 Yönetici Özeti Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış Sanayi Üretim Endeksi (SÜE)

Detaylı

FONLAR GETİRİ KIYASLAMASI

FONLAR GETİRİ KIYASLAMASI ŞUBAT 15 FON BÜLTENİ Güncel Ekonomik Veriler Büyüme Oranı(Yıllık) Cari Açık/GSYİH 6,61% İşsizlik oranı(yıllık) 10,10% Enflasyon(TÜFE/Yıllık) 7,24% GSMH(milyar USD) 819,9 Kişi Başı Milli Gelir (USD) 10.800

Detaylı

2001 yılında otomotiv sektörünün dolar bazında cirosu 1997 yılı düzeyine, tekstilin cirosu ise 1999 yılı düzeyine geriledi.

2001 yılında otomotiv sektörünün dolar bazında cirosu 1997 yılı düzeyine, tekstilin cirosu ise 1999 yılı düzeyine geriledi. REEL SEKTÖRDE DE YENİDEN YAPILANMA ŞART GİRİŞ Prof. Dr. Necmi GÜRSAKAL BTSO tarafından beş yıldan beri gerçekleştirilen Bursa da 250 Büyük Firma çalışması bize göre bu şehirde yapılan en önemli çalışmalardan

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 04 Nisan 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 04 Nisan 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 04 Nisan 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER Fitch, Türkiye nin kredi notu ve görünümünü korudu Fitch, Türkiye'nin kredi notunu BBB- olarak korurken, kredi notunun Durağan olan görünümü de değiştirmedi.

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014

GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014 GÜNLÜK BÜLTEN 23 Mayıs 2014 ÖNEMLİ GELİŞMELER ABD de işsizlik başvuruları ve imalat sektörü PMI beklentilerin üzerinde gelirken, ikinci el konut satışlarında 4 aylık aradan sonra ilk kez artış yaşandı

Detaylı

AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI

AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI AKP ye Soruyoruz CHP EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI AKP, Kendinden Önceki 42 Hükümetin, 56 Yılda Kullandığı Paranın 2 Katından Fazla Parayı 10,5 Yılda Kullandı Türkiye de, çok partili

Detaylı

BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu

BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BİST-100, Aralık ta %10,5 değer kaybederek 67.801 den kapattı. Aynı dönem içerisinde Bankacılık endeksi %12,4,

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 23 Mayıs 2016, Sayı: 21. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 23 Mayıs 2016, Sayı: 21. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 21 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

Güncel Ekonomik Yorum

Güncel Ekonomik Yorum NİSAN 15 Güncel Ekonomik Yorum Mart ayı finansal piyasalar açısından son derece oynak bir seyir izlemiştir. Yurtdışı piyasalarda ABD tarafında FED in(amerika Merkez Bankası) faiz arttırımını ne zaman yapacağı

Detaylı

2012 de 3 önemli gündem maddemiz var

2012 de 3 önemli gündem maddemiz var 2012 de 3 önemli gündem maddemiz var Aralık 15, 2011-12:45:43 Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, 2012 yılında en önemli 3 konunun sırayla Avrupa, cari açık ve enflasyon olacağını belirterek, ''Bunlarda bir

Detaylı

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4

FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 FİNANSAL SERBESTLEŞME VE FİNANSAL KRİZLER 4 Prof. Dr. Yıldırım Beyazıt ÖNAL 6. HAFTA 4. GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE ULUSLAR ARASI FON HAREKETLERİ Gelişmekte olan ülkeler, son 25 yılda ekonomik olarak oldukça

Detaylı

Marmara Üniversitesi Finans Sektöründe Yabancı Sermaye Sempozyumu

Marmara Üniversitesi Finans Sektöründe Yabancı Sermaye Sempozyumu Marmara Üniversitesi Finans Sektöründe Yabancı Sermaye Sempozyumu (14 Aralık 2007, İstanbul) Nevzat Öztangut Başkan, Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği Değerli konuklar, Aracı Kuruluşlar

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 22 Ağustos 2016, Sayı: 33. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 22 Ağustos 2016, Sayı: 33. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 33 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya 1 DenizBank Ekonomi Bülteni

Detaylı

https://www.garantiemeklilik.com.tr/fon-ile-ilgili-duyurular.aspx internet adreslerinden

https://www.garantiemeklilik.com.tr/fon-ile-ilgili-duyurular.aspx internet adreslerinden GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. ALTERNATİF STANDART EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 6 AYLIK FAALİYET RAPORU 1- Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir toparlanma dönemi olarak

Detaylı

8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi

8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi 8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi 1 8. Türkiye Avrupa'nın en önemli ülkesi Kamuoyuna Galatasaray'la yaptığı ortaklıkla gelen American Finans kuruluşu AIG'nin Türkiye Genel Müdürü Paolo Zapparoli,

Detaylı

1- Ekonominin Genel durumu

1- Ekonominin Genel durumu GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2014 YILI 12 AYLIK FAALİYET RAPORU 1- Ekonominin Genel durumu 2014 yılı TCMB nin Ocak ayında faizleri belirgin şekilde arttırmasıyla

Detaylı

A N A L Z. Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2:

A N A L Z. Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2: A N A L Z Seçim Öncesinde Verilerle Türkiye Ekonomisi 2: Sektör Mücahit ÖZDEM R May s 2015 Giri Geçen haftaki çal mam zda son aç klanan reel ekonomiye ili kin göstergeleri incelemi tik. Bu hafta ülkemiz

Detaylı

İhracat azaldı, Merkez Bankası faiz indirdi

İhracat azaldı, Merkez Bankası faiz indirdi AYLIK RAPOR İhracat azaldı, Merkez Bankası faiz indirdi Ocak ayında başlıca pazarlara ihracat geriledi, enflasyonda gerileme beklentisi ile Merkez Bankası politika faizini indirdi. EKONOMİK VE SEKTÖREL

Detaylı

BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu

BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BIST 100 endeksi, Nisan ayı içerisinde %0,2 lik artış göstererek 86.046 seviyesinden kapandı. Aynı dönem içerisinde

Detaylı

Aylık Strateji ve Hisse Tavsiyeleri Sunumu ETİ YATIRIM A.Ş.

Aylık Strateji ve Hisse Tavsiyeleri Sunumu ETİ YATIRIM A.Ş. Aylık Strateji ve Hisse Tavsiyeleri Sunumu ETİ YATIRIM A.Ş. 01 ARALIK 2008 1 Temel Ekonomik Göstergeler 2 Temel IMKB Verileri 3 Aralık Ayında Neler Olacak? FED (16 Aralık), ECB (4 Aralık), BoJ (19 Aralık)

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GELİR AMAÇLI ESNEK EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş. Gelir Amaçlı Esnek Emeklilik Yatırım Fonu nun 01.01.2008-31.12.2008 dönemine ilişkin

Detaylı

Endi eli yimserlik Kamuoyu Beklentilerinde Pozitif Trend Devam Ediyor Genel Seçim Sürecine AKP Önde Giriyor, CHP Takipte de Bahar Havasý Türkiye nin LoveMarklarý Arçelik-Adidas-Nokia-LCWaikiki-Beko Türkiye

Detaylı

Mart. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU

Mart. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU 21 Mart Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU Villeroy negatif faizin etkili olduğu görüşünde Avrupa Merkez Bankası (ECB) Yönetim Kurulu üyesi Francois Villeroy de Galhau bugünkü açıklamasında, merkez

Detaylı

DÜNYA EKONOMİSİ. FED in faiz artırımı sürecine yönelik zamanlamayı fiyatlandırmakla güçlük çeken küresel piyasalar,

DÜNYA EKONOMİSİ. FED in faiz artırımı sürecine yönelik zamanlamayı fiyatlandırmakla güçlük çeken küresel piyasalar, AĞUSTOS 2015 DÜNYA EKONOMİSİ 2015 yılının Ağustos ayında; küresel ekonomiye olan güvensizlik ortamının sürdüğü ve buna bağlı olarak riskten kaçınma eğiliminin artış gösterdiği görülmektedir. 2008 krizi

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 29 Haziran 2015, Sayı: 17. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 29 Haziran 2015, Sayı: 17. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 17 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

FONLAR GETİRİ KIYASLAMASI

FONLAR GETİRİ KIYASLAMASI ARALIK 14 Güncel Ekonomik Veriler Büyüme Oranı(Yıllık) Cari Açık/GSYİH 6,61% İşsizlik oranı(yıllık) 10,10% Enflasyon(TÜFE/Yıllık) 9,15% GSMH(milyar USD) 819,9 Kişi Başı Milli Gelir (USD) 10.800 Güncel

Detaylı

Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi. Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545

Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi. Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545 Finansal Krizler ve Türkiye Deneyimi Nazlı Çalıkoğlu 11103567 Aslı Kazdağlı 10103545 Finansal Krizler İkinci Dünya Savaşı ndan sonra başlayıp 1990 sonrasında ivme kazanan ulusal ve uluslararası finansal

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN. Ekonomik Gündem

GÜNLÜK BÜLTEN. Ekonomik Gündem Ekonomik Gündem Küresel hisse senetlerinde toparlanmalar dün hız kazandı. Çin borsalarının öncülüğünde Avrupa ve ABD borsalarında değer kazançları haftaya yapılacak FED toplantısı öncesinde piyasaların

Detaylı

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007

Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Enerji ve Kalkınma Gürcan Banger Enerji Forumu 10 Mart 2007 Kırılma Noktası Dünyanın gerçeklerini kırılma noktalarında daha iyi kavrıyoruz. Peşpeşe gelen, birbirine benzer damlaların bir tanesi bardağın

Detaylı

16,000 15,000 14,000 13,000 12,000 11,000 10,000 9,000 8,000. - Erdemir Isdemir in bedelli sermaye artõrõmõna

16,000 15,000 14,000 13,000 12,000 11,000 10,000 9,000 8,000. - Erdemir Isdemir in bedelli sermaye artõrõmõna Günlük Bülten PİYASA KAPANIŞLARI Günlük Kapanõş Değişim İMKB-100 9,753 -%5.8 TL/$ 1,669,700 %1.0 Bono Faizi (2 Tem 2003) %57.0 %0.8 İMKB 1000 900 800 700 600 500 400 300 200 100 0 10,370 İşlem Hacmi ($

Detaylı

HAFTALIK BÜLTEN 28 ARALIK 2015 01 OCAK 2016

HAFTALIK BÜLTEN 28 ARALIK 2015 01 OCAK 2016 28 ARALIK 2015 01 OCAK 2016 HAFTANIN ÖZETİ ABD'de Noel tatilinin sonrasında geçtiğimiz hafta da yılsonu işlemleri nedeniyle yatay bantta dalgalı bir seyir izlendi. Avrupa piyasalarının, Noel tatilini yılbaşı

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş GRUPLARA YÖNELİK GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Gruplara Yönelik Gelir Amaçlı Kamu Borçlanma Araçları

Detaylı

31.12.2011-31.03.2012 tarihleri arasında fon getirisi -%1,41 olarak gerçekleşirken, yönetici benchmarkının getirisi -%0,60 olarak gerçekleşmiştir.

31.12.2011-31.03.2012 tarihleri arasında fon getirisi -%1,41 olarak gerçekleşirken, yönetici benchmarkının getirisi -%0,60 olarak gerçekleşmiştir. GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU DIŞ BORÇLANMA ARAÇLARI (EUROBOND) EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2012 YILI 3 AYLIK FAALİYET RAPORU 1.- Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi genel olarak 2011

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2012, No: 44

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2012, No: 44 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Eylül 2012, No: 44 i Bu sayıda; Ekim ayı enflasyon verileri, Eylül ayı dış ticaret verileri; TİM Ekim ihracat verileri değerlendirilmiştir. i 1 2012 de Türkiye

Detaylı

Ayın Yatırım Sözü: Vasatın üstünde getirinin yolu, sıradışı ve rahat olmayan yatırımdan geçer. -- Howard Marks (Oaktree)

Ayın Yatırım Sözü: Vasatın üstünde getirinin yolu, sıradışı ve rahat olmayan yatırımdan geçer. -- Howard Marks (Oaktree) Ayın Yatırım Sözü: Vasatın üstünde getirinin yolu, sıradışı ve rahat olmayan yatırımdan geçer. -- Howard Marks (Oaktree) Ata Büyüme Hisse Fonu (Ata A Değişken) Performans Verisi Yılbaşından Beri Performans

Detaylı

Ocak. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU

Ocak. Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU 22 Ocak Günlük Araştırma Bülteni Gün Sonu RAPORU Merkez bankalarının ayrışması devam edecek Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Mario Draghi bu sabah saatlerinde Davos ta gerçekleştirilen Dünya Ekonomi

Detaylı

GÜNLÜK BÜLTEN 20 Temmuz 2015

GÜNLÜK BÜLTEN 20 Temmuz 2015 GÜNLÜK BÜLTEN 20 Temmuz 2015 ÖNEMLİ GELİŞMELER Ekonomi basınında bugün *Dev fonların yeni gözdesi "nakit" oldu... Çin'deki gelişmeler endişeleri artırdı. Portföylerde nakit oranı 2008'den bu yana en yüksek

Detaylı

İçindekiler kısa tablosu

İçindekiler kısa tablosu İçindekiler kısa tablosu Önsöz x Rehberli Tur xii Kutulanmış Malzeme xiv Yazarlar Hakkında xx BİRİNCİ KISIM Giriş 1 İktisat ve ekonomi 2 2 Ekonomik analiz araçları 22 3 Arz, talep ve piyasa 42 İKİNCİ KISIM

Detaylı

AYDIN TİCARET BORSASI

AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN TİCARET BORSASI AYDIN COMMODITY EXCHANGE MAYIS 2015 TÜRKİYE NİN TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERİ Ata Mahallesi Denizli Bulv. No:18 09010 AYDIN Tel: +90 256 211 50 00 +90 256 211 61 45 Faks:+90 256 211

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 14 Aralık 2015, Sayı: 39. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 14 Aralık 2015, Sayı: 39. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni 14 Aralık 2015, Sayı: 39 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül

Detaylı

BIST-100 Teknik Analiz

BIST-100 Teknik Analiz GÜNLÜK BÜLTEN 12 Mayıs 2015 Salı Hisse Senedi Piyasalarına Bakış Geçtiğimiz hafta %0.13 değer kazanan BIST 100 endeksi haftanın ilk işlem gününü %0.82 artışla 84,752.83 puandan kapattı. Endeks gün içerisinde

Detaylı

Cümlede Anlam İlişkileri

Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede Anlam İlişkileri Cümlede anlam ilişkileri kpss Türkçe konuları arasında önemli bir yer kaplamaktadır. Cümlede anlam ilişkilerine geçmeden önce cümlenin tanımını yapalım. Cümle, yargı bildiren,

Detaylı

Orta Vadeli Program 2013-15: Bir AKP Masalı Ekim 2012

Orta Vadeli Program 2013-15: Bir AKP Masalı Ekim 2012 Orta Vadeli Program 2013-15: Bir AKP Masalı Ekim 2012 Faik Öztrak Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Tekirdağ Milletvekili 1 Temel Sorunlarımız- Yeni Riskler Sıcak paraya yaslanan büyüme modeli

Detaylı

Mayıs. Haftaya Bakış 16-20 Mayıs 2016

Mayıs. Haftaya Bakış 16-20 Mayıs 2016 16 Mayıs Haftaya Bakış 16-20 Mayıs 2016 Haftanın Ekonomik Takvimi Haftaya Asya kıtasından haberler ile başlıyoruz; Çin ekonomisinde hafta sonu açıklanan Nisan ayı sanayi üretimi %6,0 (beklenti %6,5) olarak

Detaylı

Ayın Yatırım Sözü: Dünün kazananlarını alıp, düşenlerini satmak, yarının getirisini azaltır. David Swensen

Ayın Yatırım Sözü: Dünün kazananlarını alıp, düşenlerini satmak, yarının getirisini azaltır. David Swensen Ayın Yatırım Sözü: Dünün kazananlarını alıp, düşenlerini satmak, yarının getirisini azaltır. David Swensen Ata Portföy Birinci Hisse Senedi Fonu Performans Verisi Son 12 Aylık Performans Fonun Başlangıcından

Detaylı

Güncel Ekonomik Yorum

Güncel Ekonomik Yorum MAYIS 16 Güncel Ekonomik Yorum Nisan ayı finansal piyasalar açısından özellikle borsa kanadında Mart ayının da üstüne koyarak 2016 yılındaki olumlu seyrine devam etti. Şubat ayından itibaren başlayan yükseliş

Detaylı

ENDÜSTRİYEL METALLER (SPOT ve VADELİ İŞLEMLER)

ENDÜSTRİYEL METALLER (SPOT ve VADELİ İŞLEMLER) EMTİA BÜLTENİ NİSAN 2014 GERÇEKLEŞMELER GÜNCELLEME: 09 MAYIS 2014 POZİSYONLAR GETİRİ (%) GÜMÜŞ ALIŞ :19,0 4,21 SOYA SATIŞ: 1510 4,30 ORTALAMA GETİRİ: % 4,25 Emtia piyasalarında geride bıraktığımız Nisan

Detaylı

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR

ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş PARA PİYASASI LİKİT EMEKLİLİK YATIRIM FONU(KAMU) YILLIK RAPOR Bu rapor ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK A.Ş Para Piyasası Likit Emeklilik Yatırım Fonu(KAMU) Emeklilik Yatırım Fonu nun

Detaylı

7. Orta Vadeli Öngörüler

7. Orta Vadeli Öngörüler 7. Orta Vadeli Öngörüler Bu bölümde tahminlere temel oluşturan varsayımlar özetlenmekte, bu çerçevede üretilen orta vadeli enflasyon ve çıktı açığı tahminleri ile para politikası görünümü önümüzdeki üç

Detaylı

GÖSTERGELER CARİ AÇIK:

GÖSTERGELER CARİ AÇIK: Hazırlayan: Alaattin AKTAŞ ala.aktas@gmail.com PROJEKSİYON CARİ AÇIK: Yıllık cari açık (Milyon$) 2009 Ocak 50.115 16.569 38.218 Şubat 54.041 18.444 34.612 Mart 59.422 21.458 31.514 Nisan 62.831 24.188

Detaylı

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33

EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33 EKONOMİ POLİTİKALARI GENEL BAŞKAN YARDIMCILIĞI Mayıs 2012, No: 33 i Bu sayıda; Kısa vadeli Dış Borç Stoku, Merkez Bankası Net Döviz Pozisyonu rakamları Uluslararası Yatırım Pozisyonu, Ve İmalat Sanayi

Detaylı

Türkiye de bu hafta ekonomik veri anlamında sakin geçecek. Cuma günü 1.Çeyrek büyüme oranı takip edilmesi gerekir.

Türkiye de bu hafta ekonomik veri anlamında sakin geçecek. Cuma günü 1.Çeyrek büyüme oranı takip edilmesi gerekir. HAFTAYA BAŞLANGIÇ TÜRKİYE Türkiye de bu hafta ekonomik veri anlamında sakin geçecek. Cuma günü 1.Çeyrek büyüme oranı takip edilmesi gerekir. ABD ABD de FED Başkanı Yellen in Ekonomiye dair bir basın toplantısı

Detaylı

Gündem 11.09.2015. Türkiye 7,50% İngiltere 0,50% Amerika 0,25% İsviçre -0,75% Euro Bölgesi 0,05% Japonya < 0.10%

Gündem 11.09.2015. Türkiye 7,50% İngiltere 0,50% Amerika 0,25% İsviçre -0,75% Euro Bölgesi 0,05% Japonya < 0.10% Parite EURUSD GBPUSD USDJPY USDTRY Altın Açılış 1,1209 1,5369 120,519 3,0358 1107,65 Yüksek 1,1296 1,5475 121,330 3,0631 1115,09 Düşük 1,1172 1,5338 119,981 3,0149 1103,94 Kapanış 1,1280 1,5446 120,625

Detaylı

https://www.garantiemeklilik.com.tr/fon-ile-ilgili-duyurular.aspx internet adreslerinden

https://www.garantiemeklilik.com.tr/fon-ile-ilgili-duyurular.aspx internet adreslerinden GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GELİR AMAÇLI ULUSLARARASI BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2013 YILI 12 AYLIK FAALİYET RAPORU 1- Ekonominin Genel durumu Dünya ekonomisi 2013 ü genel olarak bir

Detaylı

Ekonomi Bülteni. 27 Temmuz 2015, Sayı: 20. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı

Ekonomi Bülteni. 27 Temmuz 2015, Sayı: 20. Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomi Bülteni, Sayı: 20 Yurt Dışı Gelişmeler Yurt İçi Gelişmeler Finansal Göstergeler Haftalık Veri Akışı Ekonomik Araştırma ve Strateji Dr. Saruhan Özel Ezgi Gülbaş Orhan Kaya İnci Şengül 1 DenizBank

Detaylı

GÜNLÜK FOREX BÜLTENİ - 2 Ocak 2015

GÜNLÜK FOREX BÜLTENİ - 2 Ocak 2015 GÜNLÜK FOREX BÜLTENİ - 2 Ocak 2015 31.12.2014 Açılış Kapanış % EUR 1,21574 1,21032 0,44 ALTIN 1199,97 1187,95 1,00 TRY 2,32706 2,33598 0,38 EURTRY 2,81080 2,82963 0,67 JPY 119,465 119,791 0,27 1,55613

Detaylı

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2010 YILI 9 AYLIK FAALİYET RAPORU

GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2010 YILI 9 AYLIK FAALİYET RAPORU GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. BÜYÜME AMAÇLI HİSSE SENEDİ EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2010 YILI 9 AYLIK FAALİYET RAPORU 1.- Ekonominin Genel durumu ABD ekonomisindeki büyümenin ikinci çeyrekte %1.7 olarak

Detaylı

Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek

Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek Büyüme Değerlendirmesi: 2013 4. Çeyrek 31.03.2014 YATIRIMSIZ BÜYÜME Seyfettin Gürsel*, Zümrüt İmamoğlu, ve Barış Soybilgen Yönetici Özeti TÜİK'in bugün açıkladığı rakamlara göre Türkiye ekonomisi 2013

Detaylı

05.02.2016. Türkiye 7,50% İngiltere 0,50% Amerika 0,50% İsviçre -0,75% Euro Bölgesi 0,05% Japonya -0,10%

05.02.2016. Türkiye 7,50% İngiltere 0,50% Amerika 0,50% İsviçre -0,75% Euro Bölgesi 0,05% Japonya -0,10% Parite EURUSD GBPUSD USDJPY USDTRY Altın Brent Açılış 1,1103 1,4595 117,885 2,9130 1141,81 35,30 Yüksek 1,1239 1,4668 118,240 2,9264 1157,39 35,79 Düşük 1,1069 1,4529 116,527 2,8895 1139,43 34,15 Kapanış

Detaylı

BEH - Groupama Emeklilik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu

BEH - Groupama Emeklilik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BEH - Groupama Emeklilik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BİST-100 endeksi, Ekim ayı içerisinde %4,2 artarak ayı 77.620 seviyesinden kapattı. Aynı dönem içerisinde Bankacılık endeksi %4,1

Detaylı

tepav PETROL FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞÜN ÖTEKİ YÜZÜ Ocak2015 N201501 DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı

tepav PETROL FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞÜN ÖTEKİ YÜZÜ Ocak2015 N201501 DEĞERLENDİRMENOTU Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı DEĞERLENDİRMENOTU Ocak2015 N201501 tepav Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Ayşegül Aytaç 1 Araştırmacı, Ekonomi Çalışmaları PETROL FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞÜN ÖTEKİ YÜZÜ Petrol fiyatları, 2014 yılının

Detaylı

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi

2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi 2015 2017 Yılları Bütçesinin Makroekonomik Çerçevede Değerlendirilmesi Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisadi ve Mali Analiz Yüksek Lisansı Bütçe Uygulamaları ve Mali Mevzuat Dersi Kıvanç

Detaylı

Güncellenmiş Faiz Dersi

Güncellenmiş Faiz Dersi Güncellenmiş Faiz Dersi Faiz Nedir Nasıl Hesaplanır? Faiz Nedir? Piyasa açısından bakarsak faizi, tasarruf sahibinin, tasarrufunu, ihtiyacı olana belirli süre için kullandırmasının karşılığı olarak aldığı

Detaylı

Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı. Panel Konuşması

Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı. Panel Konuşması Emtia Fiyat Hareketlerine Politika Tepkileri Konferansı Panel Konuşması Erdem BAŞÇI 7 Nisan 2012, İstanbul Değerli Konuklar, Dünya ekonomisinin son on yılda sergilediği gelişmeler emtia fiyatları üzerinde

Detaylı

1- Ekonominin Genel durumu

1- Ekonominin Genel durumu GARANTİ EMEKLİLİK VE HAYAT A.Ş. GELİR AMAÇLI KAMU BORÇLANMA ARAÇLARI EMEKLİLİK YATIRIM FONU 2014 YILI 12 AYLIK FAALİYET RAPORU 1- Ekonominin Genel durumu 2014 yılı TCMB nin Ocak ayında faizleri belirgin

Detaylı

BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu

BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BBH - Groupama Emeklilik Gruplara Yönelik Büyüme Amaçlı Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu BIST-100, Haziran da %11,28 lik düşerek 76.295 den kapandı. Aynı dönemde Bankacılık endeksi %15,41, Sanayi endeksi

Detaylı

Küresel Kriz Sonrası Türkiye de Finansal Sistem Bankacılık Sektörü

Küresel Kriz Sonrası Türkiye de Finansal Sistem Bankacılık Sektörü Küresel Kriz Sonrası Türkiye de Finansal Sistem Bankacılık Sektörü Ekrem Keskin Mayıs 2010 Sunum Uluslararası gelişmeler Türkiye deki gelişmeler Bankacılık sektörüne yansıma Sonuç 2 Yapılanlar Ortak çaba:

Detaylı

Ekonomik Rapor 2011 2. ULUSLARARASI MAL PİYASALARI 67. genel kurul Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği / www.tobb.org.tr

Ekonomik Rapor 2011 2. ULUSLARARASI MAL PİYASALARI 67. genel kurul Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği / www.tobb.org.tr Ekonomik Rapor 2011 2. ULUSLARARASI MAL PİYASALARI 67. genel kurul 49 50 2. ULUSLARARASI MAL PİYASALARI 2008 yılında ABD de ipotekli konut kredisi piyasasında ortaya çıkan ve hızla tüm dünya ekonomilerinde

Detaylı

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi

Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i. 3. Ödemeler Dengesi Türkiye Odalar ve Borsalar Birli i 3. Ödemeler Dengesi 2003 y l nda 8.037 milyon dolar olan cari ifllemler aç, 2004 y l nda % 91,7 artarak 15.410 milyon dolara yükselmifltir. Cari ifllemler aç ndaki bu

Detaylı

12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ

12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ 12.03.2014 CARİ İŞLEMLER DENGESİ Ocak ayı cari işlemler açığı piyasa beklentisi olan -5,2 Milyar doların altında -4,88 milyar dolar olarak geldi. Ocak ayında dış ticaret açığı geçen yılın aynı ayına göre

Detaylı

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık

Türk Bankacılık ve Banka Dışı Finans Sektörlerinde Yeni Yönelimler ve Yaklaşımlar İslami Bankacılık İÇİNDEKİLER FİNANS, BANKACILIK VE KALKINMA 2023 ANA TEMA SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: FİNANS VE BANKACILIK ALT TEMALAR Türkiye Ekonomisinde Kalkınma ve Finans Sektörü İlişkisi AB Uyum Sürecinde Finans ve Bankacılık

Detaylı

FONLAR GETİRİ KIYASLAMASI FONLAR GETİRİ KIYASLAMASI

FONLAR GETİRİ KIYASLAMASI FONLAR GETİRİ KIYASLAMASI OCAK 15 Güncel Ekonomik Veriler Büyüme Oranı(Yıllık) 4,00% Cari Açık/GSYİH 6,61% İşsizlik oranı(yıllık) 10,10% Enflasyon(TÜFE/Yıllık) 8,17% GSMH(milyar USD) 819,9 Kişi Başı Milli Gelir (USD) 10.800 Güncel

Detaylı

Türkiye nin esas gündemi orta gelir tuzağından çıkmak olmalıdır

Türkiye nin esas gündemi orta gelir tuzağından çıkmak olmalıdır tepav Economic Policy Research Foundation of Turkey Türkiye nin esas gündemi orta gelir tuzağından çıkmak olmalıdır Ankara 26 Haziran 212 28, kişi başı gelirin ABD ye oranı (doğal log) Türkiye nin esas

Detaylı

Reel Sektör Risk Yönetimi

Reel Sektör Risk Yönetimi Temel Analiz 2009 Aralık ayında vadeli piyasalarda 1230.0 dolar/ons seviyesine kadar yükselen altın fiyatları sonrasında yaklaşık % 15 düşüş ile Şubat ayı başında 1045.0 dolar/ons seviyesine geriledi.

Detaylı