İCRA VE İFLAS HUKUKUNDA BAŞKASINA AİT MADDİ HAKLARIN DAVA EDİLEBİLDİĞİ HALLER

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "İCRA VE İFLAS HUKUKUNDA BAŞKASINA AİT MADDİ HAKLARIN DAVA EDİLEBİLDİĞİ HALLER"

Transkript

1 İCRA VE İFLAS HUKUKUNDA BAŞKASINA AİT MADDİ HAKLARIN DAVA EDİLEBİLDİĞİ HALLER Başkasına ait maddi hakların dava yahut takip yoluyla hukuki ileri sürülebilirliği konusu taraf kavramı ile sıkı irtibat halindedir. Zira öncelikle tarafın ve taraf kavramının dışında kalan üçüncü kişilerin kim olduklarının ortaya konulması gerekir. Maddi hakka sahip olmayan kişilerin, bu hakkı ileri sürmede hukuki menfaatlerinin bulunmadığını veya o hakla ilgili olarak hukuki dinlenilme hakkını haiz olmadıklarını söylemek her zaman doğru olmayacaktır. Çalışmamızda maddi hakka sahip olunmadığı halde, bazı hakların ileri sürülebilmesinde var olan hukuki menfaatler spesifik olarak icra ve iflas hukuku göz önünde tutularak aktarılmaya çalışılmıştır. Bunun için öncelikle taraf kavramları ve taraf teorilerine yer verilmiş, sonrasında hükmün etkilerine değinilmiştir. Konumuzla alakadar olduğu kadarıyla topluluk davalarından da bahsedilmiş, hukukumuzda uygulaması olan topluluk davası türlerine kısaca yer verilmiştir. I.TARAF KAVRAMI Dava iki taraf kavramı üzerine kurulmuştur. Dava açarak mahkemeden hukuki korunma talep eden kişiye davacı, kendisine karşı hukuki korunma talep edilen kişiye ise davalı denir 1. Her davada davacı ve davalı olmak üzere iki taraf vardır. Bu tarafların ayrı kişiler olması gerekir. Yani bir kimse kendisine karşı dava açamaz 2. Açılmış bulunan bir davada davacı ve davalı sıfatlarının birleşmesi davanın sona erme sebeplerinden birini oluşturmaktadır 3. Davacı veya davalı tarafta birden fazla kişi, dava arkadaşı biçiminde yer alabilir. Ancak bunlar da davacı ya da davalı rolünde olacaklardır. Çünkü iki taraf sisteminde davacı ya da davalı dışında üçüncü bir taraf yoktur. Bu çerçevede, davaya müdahale ile ne asli, ne de fer i müdahil, bir üçüncü taraf olarak davada yer alamaz. 1 H. Yavuz ALANGOYA, M. Kamil YILDIRIM ve Nevhis DEREN YILDIRIM, Medeni Usul Hukuku Esasları, İstanbul, 2009, s. 112, Kendi adlarına, kendileri tarafından veya kendilerine karşı dava açılan ve devletin haklarını korumasını isteyen kişilere hukuk usulünde taraf denir., Kazım YENİCE, Taraf yeterliği, Adalet Dergisi, Sayı 2, 1963, s. 939, Bir kimse dava dilekçesinde bir talepte bulunmakla davacı, davacı olarak gösterilmekle ve kendisine dava dilekçesi tebliğ edilmekle de davalı olur. Hakan PEKCANITEZ, Oğuz ATALAY ve Muhammet ÖZEKES, Medeni usul Hukuku, Ankara, 2007, s Medeni Usul Hukukunda istisnai olarak kendisi ile davalı olmanın mümkün olup olmadığı tartışılmıştır. Örneğin; anonim şirket yönetim kurulunun genel kurul kararlarına karşı iptal davası açmasında durum böyledir. Burada ki görüşler; yönetim kurulu kanunun tanıdığı bir maddi hakkın sahibi olduğu, yönetim kurulunun dava takip yetkisine sahip olduğu, davacının anonim şirket olduğu yönünde birbirine muhalefet eder niteliktedir. Ayrıntılı bilgi için bknz. ALANGOYA, YILDIRIM ve DEREN YILDIRIM, s. 113, Bir tüzel kişinin şubesi, bağlı olduğu tüzel kişiye karşı veya aynı tüzel kişinin başka bir şubesine karşı dava açamaz, Baki KURU, Ramazan ARSLAN ve Ejder YILMAZ, Medeni Usul Hukuku, Ankara, 2009, s PEKCANITEZ, ATALAY ve ÖZEKES, s. 195.

2 1.TARAF TEORİLERİ A.Maddi Anlamda Taraf Teorisi Maddi anlamda taraf kavramı on dokuzuncu yüzyılda geçerli olan ve bugün için terk edilmiş bir kavramdır. Buna göre, dava maddi hukukun bir aynasıdır. Davadaki taraflar, maddi hukukta hak sahibi olmaları ve borçla yükümlü olmalarına göre belirlenir. Maddi hukuk ilişkisinin gerçek süjesi olmayan davacı ve davalının, davada sıfatı olmadığından davalı sıfat yokluğu itirazını esasa girilmeden öne sürebileceği kabul edilir. Bu anlayışa göre sıfat dava şartlarından biridir 4. Maddi taraf kavramı başkasına ait bir hakkı kendi adına talep eden kişinin durumunu tanımlayamamaktadır. Eski görüşün aksine bugün taraf kavramının saf usuli bir kavram olduğu kabul edilmektedir. Zira maddi hukuk esas alınarak yapılacak olan taraf tanımı tüm durumları kapsamayacaktır 5. B.Şekli Anlamda Taraf Teorisi Şekli anlamda taraf teorisi, maddi anlamda taraf kavramının ortaya çıkardığı bir çok sakıncayı bertaraf etmiştir. Taraf kavramı maddi hukuktan tamamen bağımsız olarak algılanmış, bir kişinin taraf olabilmesi için sırf dava dilekçesinde davacı ya da davalı olarak gösterilmesi yeterli sayılmıştır. Böylece maddi hukuk ilişkisinin gerçek süjesi olma durumunu ifade eden sıfat, taraf kavramından ayrılmıştır 6. C.Fonksiyonel Anlamda Taraf Teorisi Bütün hukuk davaları için geçerli olan bir taraf kavramının geliştirilmesi mümkün olmadığından ve taraf kavramının çekişme konusuyla bir ilgisi bulunmadığından bahisle fonksiyonel taraf kavramı şahıs varlığına ilişkin davalar ile malvarlığına ilişkin davaları birbirinden ayırarak farklı uygulamalara tabi tutulması gerektiğini söylemektedir. Buna göre malvarlığına ilişkin bir davada, iki şahıs değil iki ihtilaflı mal varlığı mevcuttur ve bu dava malvarlığının idaresine ilişkin bir eylem olduğundan, bu davanın tarafı ihtilaflı malı idare yetkisini haiz olan şahıstır. Ancak bu anlayış, malvarlığı üzerinde hiçbir etkisi olmayan kişinin o davayı taraf olarak yürütebilmesini açıklayamamaktadır. Diğer taraftan malvarlığını idare eden kişi, davayı kendi adına taraf olarak değil, fakat hak sahibinin temsilcisi olarak da takip edebilir. Bu teoriye göre verilen hüküm idare yetkisini haiz kişilerin dışında hiç kimseyi etkilememektedir. Fonksiyonel taraf kavramı, tüm bu eksiklikleri nedeniyle eleştirilere uğramıştır 7. Taraf kavramı açısından önemli olan zaman dilimi, davanın açılması anı olduğunu göz önünde tutarsak, maddi anlamda hak sahibinin kim olduğunun tespiti davanın sonunda ortaya çıktığından, bugün artık şekli anlamda taraf teorisinin gereken taraf kavramını karşıladığını kabul etmek gerekecektir. 4 Gülcan SUNAR, Şekli Anlamda Taraf Kavramını Kabul Etmenin İcra ve İflas Hukukunda Doğurduğu Sonuçlar, Prof. Dr. Ergun Önen e Armağan, İstanbul, 2003, s ALANGOYA, YILDIRIM ve DEREN YILDIRIM, s Nevhis DEREN YILDIRIM, Türk İsviçre ve Alman Medeni Usul Hukukunda Kesin Hükmün Sübjektif Sınırları, İstanbul, 1994, s SUNAR, s. 334.

3 2.DAVADA TARAFLAR A.Taraf Ehliyeti Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme ve usuli hukuki ilişkinin süjesi olabilme ehliyetidir 8. Taraf ehliyeti medeni hukuktaki hak ehliyetinin usul hukukunda ki karşılığıdır. Buna göre tüm gerçek ve tüzel kişiler taraf ehliyetine sahiptir 9. Genel kabul edilen görüşe göre taraf ehliyeti dava şartı 10 olarak nitelendirilmekte olduğundan, taraf ehliyetinden yoksunluk, davanın her safhasında hakim tarafından resen dikkate alınır. Taraf ehliyetinin yokluğunun müeyyidesi ne olacağı sorusuna taraf teorilerine göre farklı cevaplar vermek gerekecektir. Maddi anlamda taraf teorisine göre taraf ehliyeti gerçek bir dava şartı olduğundan tüm muhakemenin batıl sayılması gerekir. Şekli anlamda taraf teorisine göre ise; davacı ve davalı sıfatları korunarak, dava usule ilişkin bir hükümle sona ermekte, ancak esasa ilişkin bir karar verilmemektedir 11. Taraf tüm yargılama boyunca taraf ehliyetine sahip değilse, bu durumda taraf ehliyetinin olmayışı sebebiyle dava reddedilmeli ve verilen hüküm bozulmalıdır 12. Buna karşılık taraf ehliyeti davanın başında mevcut iken daha sonradan ortadan kalkmış ise dava hemen reddedilmez. Hakimin diğer tarafa, tarafın mirasçılarına karşı davaya devam edebilmeleri için süre vermesi gerekir. Süresi içinde davaya devam edilmezse dava taraf ehliyetinin sona ermesi sebebiyle reddedilir. Bu hal dava konusunun mirasçıları da ilgilendirdiği durumlarda söz konusu olur. Eğer dava konusu sadece öleni ilgilendiriyorsa, yani dava mirasçılara geçmeyen haklara ilişkinse, bu takdirde taraf ehliyetinin bulunmaması sebebiyle dava sona erer. Taraf ehliyetinin eksikliğine rağmen verilen hükümler, kanun yollarına başvurularak iptal edilebilir. Ancak hükmün kesinleşmesi halinde olağanüstü kanun yolu bulunmadığından bu hüküm, hüküm olarak mevcut kabul edilmekle birlikte muhatabı olmayan etkisi bir hüküm niteliğinde olacaktır 13. B.Dava Ehliyeti Kişinin bizzat veya kendisinin belirlediği temsilci aracılığıyla dava takip edebilmesi ya da usul işlemlerini yapabilmesi olarak tanımlanabilir. Dava ehliyeti medeni hukuktaki fiil ehliyetinin usul 8 PEKCANITEZ, ATALAY ve ÖZEKES, s Ancak bazen hak ehliyetine sahip olunmadan da taraf ehliyetine sahip olunabilir. Örneğin bakanlıkların hak ehliyeti yoktur; ancak devlet tüzel kişiliğinin bir organı olarak kabul edildiklerinden taraf ehliyetlerinin olduğu kabul edilmektedir., İsmail ERCAN, Medeni Usul Hukuku, İstanbul, 2011, s Bir davada tarafların taraf ehliyetine sahip olmaları dava şartındandır. Bu nedenle, davanın taraflardan birinin taraf ehliyetine sahip olmadığı mahkemece kendiliğinden gözetilir ve dava esasa girilmeden reddedilir. YHGK 2005/3-742 E. 2005/742 K T; YGHK 2010/1-252 E. 2010/337 K T.; YHGK 2002/3-163 E. 2002/308 K T, 11 DEREN YILDIRIM, s dava tarihinden önce öldüğü anlaşılan davalı Ş. Ç. hakkında açılan davanın reddi gerekirken, işin esasına girilip kabulü yönünde hüküm kurulması isabetsizdir. Y 1.HD 2002/1717 E. 2002/3002 K T, 13 PEKCANITEZ, ATALAY ve ÖZEKES, s. 199.

4 hukukunda ki görünümüdür. Buna göre temyiz kudretini haiz ve reşit olan kimseler dava ehliyetine sahip sayılacaktır. Sınırlı fiil ehliyetine sahip kişiler dava ehliyetlerini ancak kanuni temsilcileri aracılığıyla kullanabilirler. Dava ehliyeti dava şartı olduğundan, hakim tarafından dava ehliyetinin yokluğu resen nazara alınabileceği gibi, taraflarca da davanın her safhasında ileri sürülebilecektir 14. C.Dava Takip Yetkisi ve Dava Yetkinliği Dava takip yetkisi, davada taraf olan kişinin o davayı kendi adına yürütebilme ve kendi adına esas hakkında hüküm alabilme yetkisidir 15. Bu yetki özel hukuktaki tasarruf ehliyetinin medeni usul hukukunda ki görünümüdür. Dava takip yetkisi, hakkın kendisine değil ve fakat hakkın sahibi olduğu iddiasına dayanmaktadır. Bu nedenle dava takip yetkisi sıfattan farklıdır. Dava yetkinliği kurumunda dava takip yetkisi hak sahibine değil üçüncü bir şahsa tanınmakta, üçüncü şahıs kendisine yabancı bir hak veya ilişki için taraf olarak kendi adına davayı yürütmekte, davada verilen hüküm hak sahibine de sirayet etmektedir. Dava yetkinliği ile temsil birbirinden farklı kavramlardır. Temsilin söz konusu olduğu hallerde, temsil olunan kişi dava ehliyetinden yoksun olduğundan kendisine dava ehliyetine sahip olan bir kişi temsilci olarak tayin edilir. Temsilcinin dava takip yetkisine ya da maddi anlamda bir hakka sahip olması aranmaz. Dava yetkinliğinde ise hak sahibi kişi dava ehliyetine sahiptir ancak belirli davalarda dava takip yetkisinden yoksundur. Bu nedenle davayı kendi adına yürüten dava takip yetkininin dava takip yetkisine sahip olması şarttır. Dava takip yetkisinin iradi olarak devredilip edilemeyeceği doktrinde tartışmalıdır. Bunun için hak sahibinin üçüncü kişiye yetki vermesi, dava yetkininin de yabancı bir hakkı kendi adına ileri sürmek konusunda korunmaya değer bir menfaatinin olması ve dava takip yetkisinin devredilebilir olması gerekir. Türk hukukunda bu durum sendika hukukunda karşımıza çıkmaktadır. Sendikalar Kanunu m 32/3 hükmünde yer alan üyelerin nakliye, neşir veya adi şirket mukaveleleri ile hizmet akdinden doğan haklar ve sigorta haklarına ilişkin davalar bakımından iradi bir dava yetkisinin devri olduğu kabul edilmektedir. Madde metninde her ne kadar temsil kelimesi kullanılmışsa da burada iradi dava yetkinliği söz konusudur. Zira hakka yabancı bir şahsın kendi adına dava açabilmesi, işçinin sendikaya yazılı bir talimat vererek dava takip yetkisini devri ile mümkündür. Dava yetkinliği bazen kanundan doğar. Bu gibi durumlarda kanun koyucu hakka yabancı bir kişiye dava takip yetkisi tanımıştır. Bu iki şekilde olur; kanun koyucu ya bazı kişileri görevinden dolayı taraf olarak 14 Y. 13. HD. 2009/13324 E. 2010/3523 K T, 15 ALANGOYA, YILDIRIM ve DEREN YILDIRIM, s. 117; Somut usuli talebe ilişkin davayı taraf olarak yürütebilme ehliyetidir. DEREN YILDIRIM, s. 15.

5 kabul etmiştir, (vasiyeti tenfiz memuru, tereke resmi tasfiye memuru, iflas idaresi) ya da hak sahibi olmayan üçüncü kişiye dava takip yetkisini vermiştir. (İİK m. 120 ve 245, MK m. 693) 16 Dava takip yetkisi yasada belirtilen istisnalar dışında maddi hukuktaki tasarruf yetkisine göre belirlenir. Yasada belirtilen istisnai durumlara; borçlunun henüz tapuya tescil ettirmediği bir taşınmazın borçlu adına tescil ettirmek için alacaklının icra dairesinden dava açmak yetkisini istemesi, iflas masasına karşı açılacak davalarda veya iflas masasının açacağı davalarda iflas idaresi tarafından temsil edilmesi örnek gösterilebilir (İİK m. 94/2) 17. Burada aslında borçlunun normal olarak dava ehliyeti mevcuttur. Fakat alacaklı, borçlunun alacağını tahsil için icra dairesinden davayı takip yetkisini alarak, borçlu adına davayı takip eder. Bu durumda borçlunun ne dava ne de taraf ehliyeti kaldırılmamış olup, yalnızca alacaklıya borçlunun alacağını tahsil için bir yetki verilmiştir. Borçlunun üçüncü bir kişide ki alacağını haczettiren alacaklı, bu alacağı tahsil için dava açabilir. İcra dairesinin alacaklıya verdiği belge ile alacaklı davayı takip edebilecektir (İİK m. 120). Benzer durum iflasta da söz konusudur. Müflisin dava ehliyeti ve taraf ehliyeti mevcut olup iflas masasına giren mal ve haklar bakımından takip yetkisi iflas idaresi tarafından kullanılacaktır 18. Yargıtay içtihatlarının da bazı hallerde hak sahibi olmayan kişilere dava takip yetkisi verdiği görülmektedir. Aleyhine geçit hakkı istenen ve tapuda kayıtlı olması halinde, lehine geçit hakkı tesis edilecek gayrimenkul sahibinin, komşu arazinin tapuya kaydı için dava açabilmesini kabul edilmiştir; müşterek malikin, diğer müşterek malikin onun adına tapuya kaydı için dava açabileceği de kabul edilmiştir 19. Dava takip yetkisinin hak sahibinden başkasına ait olduğu hallerde bu kişinin yürüttüğü davada ortaya çıkan kesin hükmün etkisine gelince; eğer kanun dava takip yetkisini münhasıran üçüncü kişiye tanımışsa, burada kesin hükmün hak sahibini de bağlayacağı kabul edilmek gerekir. Buna karşılık, hak sahibinin de dava takip yetkisine sahip olduğu hallerde, sadece dava takip yetkisine sahip olanın alacağı hükmün hak sahibine menfi bir etki yapmayacağı kabul edilmelidir. Kanun koyucunun dava yetkinliğini bir çok halde hak sahibinin değil, üçüncü kişilerin menfaatlerini korumak amacı ile kabul ettiği görülür. Bu yüzden dava yetkinliği hallerinde, kanun koyucu aksini öngörmedikçe, kesin hükmün hak sahibine sirayetini herhangi bir koşul aranmaksızın kabul etmek yerinde olacaktır 20. D.Sıfat Dava konusu sübjektif hak ile taraflar arasındaki ilişki olarak tanımlanabilen sıfat kavramı, maddi hukuka ilişkin olup, dava şartı değil bir itirazdır. Bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olduğu davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilecektir. Mahkeme davanın sıfat yoksunluğu nedeniyle reddine karar verirse bu karar davanın esasına ilişkin bir karar olup, o davada taraf olarak gösterilmiş kişiler bakımından kesin 16 SUNAR, s PEKCANITEZ, ATALAY ve ÖZEKES, s ERCAN, s ALANGOYA, YILDIRIM ve DEREN YILDIRIM, s DEREN YILDIRIM, s. 29.

6 hüküm teşkil eder. Dava konusu hak ve gerçekten taraf sıfatına sahip fakat o davada taraf olarak gösterilmemiş kişi bakımından ise kesin hüküm teşkil etmez 21. E.Tarafların Değişmesi Davanın taraflarında değişiklik ya iradi olarak tarafların anlaşması ile ya da kanunen olabilir. Kanun gereği taraf değişikliği dava açıldıktan sonra taraflardan birinin ölmesi üzerine ortaya çıkabilir. Davanın tarafı tüzel kişi ise, tüzel kişiliğin sona ermesi de taraf değişikliğini gerektirebilir. Çünkü bu durumda tüzel kişinin halefi olan onun yerine taraf olur. Davanın temliki de iradi taraf değişikliği olarak karşımıza çıkar. Bu durumda diğer taraf davanın temlik edene karşı tazminat davasında çevrilmesini dilerse temlik alana karşı devam edilmesini isteyebilir. 3.İCRA VE İFLAS HUKUKUNDA TARAFLAR A. Genel Olarak Burada sadece davada taraf kavramlarından farklılık arz eden noktalar üzerinde durulacaktır. İcra ve iflas takibinin tarafları alacaklı ve borçludur. Daha doğrusu alacaklı olduğunu bildirerek icra takibi yapan kimse ile onun takip talebinde borçlu olarak gösterdiği kimsedir. İcra takibinin çeşitli safhalarında, bazen üçüncü kişilerin menfaati gündeme gelebilir. Bunlar takip konusu alacak için rehin vermiş olan veya rızaları dışında mal ve hakları icra takibine dahil edilen kimselerdir. Kanun, bu kimselere haklarını koruma imkanı verdiğinden takipte aktif rol oynayabilirler. Ancak bu üçüncü kişiler icra takibi ve takibin sonucu ile doğrudan ilgili bulunmadıklarından, bunları icra takibinin tarafı saymak imkansızdır 22. Taraf ehliyeti davadaki taraf ehliyeti gibi medeni hukukunun hak ehliyeti kavramını karşılamaktadır. Takip ehliyeti ise, dava ehliyetinin ve medeni hukuktaki fiil ehliyetinin takip hukukundaki büründüğü şeklidir. Bazı durumlarda taraf ehliyeti ve takip ehliyeti bulunmakla birlikte tarafın takip işlemi ehliyeti olmayabilir. Örneğin iflas kararı verilen müflisin taraf ehliyeti ve takip ehliyeti olmakla birlikte, taraf takip işlemi yapma ehliyeti sınırlanmıştır 23. B.Takip Arkadaşlığı Medeni usul hukukunda olduğu gibi icra hukukunda da alacaklı ve borçlu tarafta birden fazla kimsenin bulunması yani takip arkadaşlığı mümkündür. Ancak takip arkadaşlığı dava arkadaşlığına nazaran daha sınırlı hallerde söz konusu olmaktadır. 21 KURU, ARSLAN ve YILMAZ, s KURU, ARSLAN ve YILMAZ, s Hakan PEKCANITEZ, Oğuz ATALAY, Meral Sungurtekin ÖZKAN ve Muhammet ÖZEKES, İcra ve İflas Hukuku, Ankara, 2005, s. 89.

7 Birden fazla alacaklının aynı sebepten doğmuş olsa bile, müstakil alacaklarından dolayı, aynı borçluya karşı birlikte takip yapabilmeleri imkanı İİK da düzenlenmemiştir 24. Buna karşılık maddi hukuka göre alacaklılar arasında takip arkadaşlığının mevcut olduğu mecburi (miras ortaklığı) ve ihtiyari (müteselsil alacaklılar) haller bulunmaktadır. Aynı hal borçlular arasında takip arkadaşlığında da mevcuttur 25. II.MENFAAT KAVRAMI ve HUKUKİ DİNLENİLME HAKKI 1. MENFAAT KAVRAMI Dava konusuna ilişkin dava şartlarından biri de hukuki yarar (menfaat) kavramıdır. Baki KURU, buna; hukuki korunma ihtiyacı demektedir 26. HUMK da hukuki yararın dava şartı olduğu düzenlenmemiş olsa da Yargıtay tarafından açıkça dava şartı olarak kabul edilmekteydi. HMK nın dava şartlarının düzenlendiği 114. maddesinin 1-h bendinde davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması gerektiği açıkça düzenlenmiştir 27. Menfaatin mevcut sayılabilmesi için bazı şartlar göz önünde bulundurulmaktadır. Öncelikle her dava davacının gerçekten ihtiyacı olan ve yargılama sonunda verilecek esasa ilişkin hükümle karşılanacak bir hukuki himayenin elde edilmesi için açılmalıdır 28. Başvurulan davanın bu amaca hizmet ediyor olması ve hukuki himayenin sadece bu yolla sağlanabiliyor olması gerekir. Son olarak, menfaat aktüel olmalıdır. Dava açıldığı andan daha sonra açılırsa davacının aleyhine bir durum ortaya çıkabilecek hallerde menfaat aktüeldir 29. Kural olarak bir davanın kabule şayan olabilmesi için davacının davada doğrudan ve kişisel bir menfaatinin bulunması gereklidir. Bir hakkın gerçekleştirilmesi ya da korunması için kanun tarafından hakkın sahibi dışında bir başkasına dava açabilme imkanının tanındığı durumlarda bu kural bir sorun oluşturur. Çünkü bu halde söz konusu kural davanın doğrudan ve kişisel menfaat sahibi olmayan bir kişi ya da organ tarafından açılması nedeniyle kabule şayan olmadığından reddedilmesi gerekir. Bununla birlikte dava takip yetkisi kavramı sayesinde, uyuşmazlık konusuyla doğrudan doğruya ilgisi bulunmayan ve bu nedenle dava açmakta doğrudan ve kişisel menfaati bulunmayan bir kişinin taraf olarak göründüğü bir davanın esastan görülmesi ve hükme bağlanması mümkün olmaktadır İhtiyari dava arkadaşlığının nedeni usul ekonomisidir. Halbuki borçlunun her alacaklıya karşı ayrı bir itirazı olabilir. Bu itirazların her biri ayrı sebeplere göre incelenip sonuca bağlanacağından takiplerin birlikte yürütülmesinin yani takip ekonomisinin bir anlamı yoktur. PEKCANITEZ, ATALAY, ÖZKAN ve ÖZEKES, s İhtiyari takip arkadaşı olan müşterek borçlular birlikte hareket etmek zorunda değildir. Cebri icra her münferit hak süjesinin malvarlığında gerçekleşir. 26 KURU, ARSLAN ve YILMAZ, s ERCAN, s Başka davada delil oluşturmak için açılan davada menfaat bulunmadığı hakkında bknz. 13.HD 2005/4935 E. 2005/10214 K T. 29 ALANGOYA, YILDIRIM, DEREN YILDIRIM, s Emel HANAĞASI, Davada Menfaat, Ankara, 2009, s. 187.

8 Doğrudan ve kişisel menfaatin istisnası olarak karşımıza çıkan topluluk davalarında menfaat kavramı ise farklılık göstermektedir. Bu konuyu topluluk davalarının incelendiği bölümde ele alacağımızdan burada bahsetmiyoruz. 2.ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN HUKUKİ DİNLENİLME HAKKI Hak arama hürriyetinin herekse tanınmış olduğundan yola çıkılarak, mahkemede dinlenilme hakkının sadece davanın taraflarına değil hükümden etkilenecek olan üçüncü kişilere de tanındığını söyleyebiliriz. Bu kapsamda bakıldığında, üçüncü kişilere bu olanağı sağlamak mahkemeler için Anayasal bir görevdir. Kesin hükmün sadece tarafları etkilediği hallerde üçüncü kişilerin dinlenilme hakkından bahsedilmemekte, ancak kesin hükmün taraflar dışında kalan kişilere sirayet ettiği durumlar ile kesin hükmün herkese karşı etkili olduğu hallerde ve inşai tesirde sorunun önemi artmaktadır 31. Üçüncü kişilere dinlenilme hakkının tanınması davanın taraflarının menfaatlerini olumsuz yönde etkileyebilir. Davaya kendi hakkını korumak için dahil olup dinlenilme hakkını kullanan üçüncü kişinin yaptığı usul işlemleri tarafların yaptığı işlemlerle çelişebilir, davayı uzatabilir ve tarafların davayı istedikleri gibi sevk etme yetkilerini sınırlayabilir. Bu sebeple dava taraflarının hak arama hürriyetleri ve bu temel özgürlüğün içerdiği etkili ve hızlı bir yargılama usulünden faydalanma hakkı, üçüncü kişilerin dinlenilme hakkından elde edecekleri menfaatten üstün tutulmalıdır 32. Üçüncü kişilerin dinlenilme hakkına sahip olması gereken halleri şu şekilde belirtebiliriz; Yenilik doğuran hükmün üçüncü kişilerin hukuki durumunu etkilediği hallerde üçüncü kişiye dinlenilme hakkı tanınabilmesi için; yenilik doğuran davanın taraflarının dava konusu üzerinde serbestçe tasarruf edebilme hakkına sahip olmamaları gerekmektedir. Tespit hükmünün üçüncü bir kişinin hukuki durumunu etkilediği haller çok istisnai olmakla birlikte, bu hallerde kişiye dinlenilme hakkı tanınmalıdır. Bu hale marka hukukundan örnek verebiliriz: Tescili talep edilen bir markanın daha önce tescil edilmiş olması sebebiyle talep reddedilir ve bu red talep sahibi tarafından haksız görülerek TPE aleyhine Asliye Ticaret Mahkemesi nde dava açılırsa, daha önce tescil edilmiş olan markanın sahibine de dinlenilme hakkı tanınmalıdır. Çünkü bu dava sonucunda verilecek hüküm bu kişinin marka hakkını doğrudan etkileyecektir. Dava takip yetkisinin taraf sıfatı bulunmayan üçüncü kişiye tanındığı hallerde, davayı bizzat takip edemediği halde taraf sıfatını haiz olan ve mahkemenin vereceği hükümden doğrudan doğruya etkilenecek olan kişiye de dinlenilme hakkı tanınması gerekir. Bunlar: Tüm bunların yanında üçüncü kişiye dinlenilme hakkı tanınmaması gereken haller de mevcuttur. 31 DEREN YILDIRIM, s Ali Cem BUDAK, Medeni Usul Hukukunda Üçüncü Kişilerin Haklarının Korunması, İstanbul, 2000, s. 31.

9 Üçüncü kişinin menfaati hukuken korunan bir menfaat olmayıp sadece iktisadi bir menfaat ya da manevi bir yarar olduğu durumlarda üçüncü kişi bakımından dinlenilme hakkı gündeme gelmemelidir. Zira hak arama hürriyetinden söz edebilmek için, öncelikle hukuken korunan bir menfaatin bulunması gerekir 33. Üçüncü kişi olarak dinlenilme hakkına sahip olabilmek için güncel bir menfaatin bulunması gerektiği açıktır. Bu sebeple, üçüncü kişinin iktisap edilmiş olmayan beklenen hakları bakımından dinlenilme hakkı mevcut değildir. Son olarak yinelemek gerekirse, tarafların dava konusu üzerinde serbestçe tasarruf etme hakkına sahip oldukları davalar bakımından, üçüncü kişiler hükümden etkilenecek olsalar bile, üçüncü kişilerin hukuki dinlenilme hakkı olmadığı kabul edilmelidir. III.HÜKMÜN ETKİLERİ Bir davanın esasa ilişkin nihai karar ile sona ermesi, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından bir dizi sonuçlar doğurur. Bunlara kısaca hükmün etkileri diyecek olursak; unsur etkisi, inşai etki, icra kabiliyeti ve fer i müdahale etkisi bu kapsamda değerlendirilmesi gereken hukuki sonuçlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Hükmün etkileri kural olarak davanın tarafları üzerinde doğmakla birlikte, istisnai olarak hükmün üçüncü kişileri etkilediği haller de bulunmaktadır. Kesin hükmün, davanın taraflarının külli ve cüzi haleflerine etkili olduğu genel olarak kabul edilir. Hükmün etkilerinin hangi hallerde davanın tarafları dışındaki kişileri kapsadığı sorunu çok geniş bir incelemeyi gerektirmekle birlikte, biz burada taraf kavramı, hukuki dinlenilme hakkı ve menfaat teorisi çerçevesinde konunun icra iflas hukukunda ki boyutuna ağırlık vermeye çalışacağız. Kesin hükmün etkisinin üçüncü kişileri kapsaması bazen kanundan ötürü olarak ortaya çıkabilir. Davayı takip yetkisinin, bir kanun hükmü ile, taraf sıfatını haiz olan kişi dışındaki bir kişiye verildiği hallerde, bu üçüncü kişinin takip ettiği dava sonunda verilen hüküm, davayı bizzat takip etmeyen fakat taraf sıfatını haiz olan kişi için kesin hüküm teşkil eder. Örneğin; İİK m. 94/2 ye göre; borçlunun kanunen istisnaen tanıdığı olanaklardan birinden yararlanmak suretiyle, mülkiyet hakkını veya sair bir hakkı sicil dışı iktisap etmesi, fakat tapuda açıklayıcı tescili yaptırmaması durumunda, bu hakları haczettirmiş olan alacaklının, icra dairesinden aldığı davayı takip yetkisine dayanarak açtığı davada verilen hüküm, takip borçlusu için kesin hüküm teşkil eder UNSUR ETKİSİ Mahkemenin bir dava hakkında hüküm vermesi bazı hallerde kanun veya sözleşme gereği, verilen hükmün içeriği ile ilgili olmayan bazı hukuki sonuçlar doğurur. Örneğin bir alacak davasının kabulüne karar 33 Bu hale örnek olarak; ana ile baba arasındaki ortak hayatın devamında çocuğun maddi ve manevi menfaati bulunmasına rağmen, çocuğun ana ile babası arasındaki boşanma davasında dinlenilme hakkının olmaması gösterilebilir. 34 BUDAK, s. 18.

10 verilince zamanaşımının kesilmesi gibi. Bir hükmün verilmesine usul hukuku alanında da bazı özel sonuçlar bağlanmış olabilir. Örneğin hükmün tefhim ya da tebliğ edilmesiyle temyiz süresinin işlemeye başlaması gibi 35. Dolayısıyla unsur etkisine kısaca hükmün tesadüfen ortaya çıkan tesirleri demek yanlış olmayacaktır 36. Unsur etkisinin üçüncü kişiler hakkında söz konusu olmasının fer i müdahale için sebep olduğu görüşü savunulmaktadır İNŞAİ ETKİ Yenilik doğuran hükümler davanın tarafları yanında üçüncü kişilerin hukuki durumu da etkileyebilir. Doktrinde, bazen yenilik doğuran kararların kesin hüküm etkisinin herkese şamil olduğu ifade edilmiş ise de, burada söz konusu olan yenilik doğuran hükümlerin ortaya çıkardığı inşai etkinin, davanın tarafları bakımından geçerli olduğu gibi, üçüncü kişiler bakımında da geçerli olmasıdır. Yoksa yenilik doğuran hükümlerin maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmesi söz konusu değildir. Yenilik doğuran etkinin mutlak olması eşyanın tabiatı gereğidir. Yeni hukuki durum ister dava dışında meydana getirilmiş olsun, ister yenilik doğuran bir davada meydana gelsin, herkes bakımından mevcuttur. Örneğin; evlilik birliği sadece eşler bakımından ortadan kalkmış, fakat üçüncü kişiler bakımından mevcut sayılamaz 38. Dolayısıyla üçüncü kişilerin kesin hükümden etkilenmemeleri ve kesin hükmün taraflar ile sınırlı olması, onların yenilik doğuran hükmün etkisine maruz kalmalarını önlemeyecektir 39. Bazen, üçüncü bir kişinin hukuki bir durumu yenilik doğuran karar ile doğrudan doğruya etkilenir. Örneğin iflas kararı, yenilik doğuran bir karardır. İflasın açılmasının gerek maddi hukuk alanında, gerekse usul hukuku alanında meydana getirdiği sonuçlar iflas davasının tarafları dışında kalan kişilerin hukuki durumunu da etkiler İCRA KABİLİYETİ Davacının hükümde yer alan edimi devlet organları aracılığıyla davalıdan talep etmesini sağlayan etkiye icra kabiliyeti denir. Kanun koyucunun hükmün üçüncü kişi aleyhinde icra edilmesini düzenlediği hallerde, kural olarak o kişiye kesin hükmün sirayet ettiğini de kabul etmek yerinde olacaktır. Hükmün üçüncü kişilere karşı icra edilebilirliği ya üçüncü kişinin davanın taraflarından biri ile olan halefiyet ilişkisinden ya da özel kanun hükümlerinden kaynaklanır. Örneğin TTK m. 58/son da haksız rekabetin önlenmesi ve haksız rekabet teşkil eden fiillerin sonuçlarının ortadan kaldırılması talebiyle açılan davada verilen hüküm, haksız rekabet fiilin işleyen davalı aleyhine icra edilebildiği gibi, haksız rekabete 35 BUDAK, s DEREN YILDIRIM, s DEREN YILDIRIM, s BUDAK, s DEREN YILDIRIM, s BUDAK, s. 23.

11 mevzu olan malları, doğrudan doğruya veya dolayısıyla ondan elde etmiş olan şahıslar aleyhine de icra edilebilir FER İ MÜDAHALE ETKİSİ Tarafa karşı verilen hükmün, müdahil için bir kesin hüküm teşkil etmesi söz konusu değildir. Feri müdahale etkisi, asıl tarafın davayı kaybetmesi halinde feri müdahilin taraflar arasında kesinleşen bu hükmü kendisine karşı açılabilecek davada tartışabilmesinin kısıtlanması olarak tanımlanabilir 42. Bunun sebebinin kesin hüküm etkisiyle açıklanıp açıklanamayacağı konusunda doktrinde tartışma bulunmakla beraber, feri müdahale etkisinin kesin hükmün sirayetinden farklı bir etki olduğunu kabul etmek gerekir 43. IV.İCRA VE İFLAS HUKUKUNDA DAVA TAKİP YETKİSİNİN ALACAKLILARA DEVRİ 1.HACZEDİLEN ALACAKLARIN PARAYA ÇEVRİLMESİ (İİK M. 120) Alacaklı üçüncü şahsın haciz ihbarnamesine itirazı halinde isterse İİK m. 89/4 de öngörülen hukuki yola başvurur, isterse İİK m. 120 nin sağladığı imkandan yararlanır. Ancak uygulamada, 89. maddenin öngördüğü usulün daha etkili ve hızlı olduğu göz önünde tutularak, 120. maddenin uygulamasına neredeyse hiç rastlanmamaktadır. İİK m. 120 de haczedilen alacakların ödeme için devri (f.1) ve tahsil için devri (f.2) olmak üzere iki usul öngörülmüştür. Takip alacaklısı borcun hiç ya da vadesinde ödenmemesi riskini üzerine alacağından, İİK m. 120/1 daha ziyade çekişmesiz alacaklarda uygulanmalıdır. Buna karşılık alacak çekişmeli ise, alacaklının 2. fıkraya başvurması daha yerinde olur 44. Bu usullere başvurabilmek için haciz koyduran tüm alacaklıların muvafakati aranır 45. A.Haczedilen alacağın ödeme yerine geçmek üzere devri (İİK m. 120/1) Talep eden alacaklıya mahcuz alacağın icra dairesi tarafından devri muamelesi neticesinde takip konusu alacak, devre konu teşkil etmiş olan alacak ölçüsünde sona erer. Bu şekilde alacağı devralmış olan alacaklı, alacağı oranında takip borçlusunun haklarına halef olur 46. Burada eski alacaklı olan takip borçlusunun, yeni alacaklı olan takip alacaklısına karşı alacağın ödenememesinden bahisle sorumluluğu 41 BUDAK, s. 20; Aynı şekilde İİK m. 29/1 de ki hüküm de aynı mahiyetteki gayrimenkul davaları sonucunun tapuya verilen şerhten sonra o gayrimenkulde hak kazanan şahıslar aleyhinde icra kabiliyetinin sirayeti hali düzenlenmiştir: DEREN YILDIRIM, s ALANGOYA, YILDIRIM, DEREN YILDIRIM, s. 157; KURU, ARSLAN ve YILMAZ, s DEREN YILDIRIM, s Murat YAVAŞ, Borçlunun üçüncü Şahıslardaki Mal, Hak ve Alacaklarının Haczi (İİK m. 89), İstanbul, 2005, s. 199; KURU, ARSLAN ve YILMAZ, s. 318; PEKCANITEZ, ATALAY, ÖZKAN ve ÖZEKES, s Geçici haciz sahibi alacaklının da muvafakati aranır ancak bu kişi satış isteme yetkisini kesin haciz olmadan haiz olmayacağından, alacağın kendisine devrini isteyemez: YAVAŞ, s. 197; Haciz koyduran alacaklı bir kişi ise, kimsenin muvafakati aranmaksızın icra dairesi alacağı devreder. Hacze iştira edenlerden biri de üçüncü şahıs ise İİK m. 120/1 in uygulanabilmesi için onun muvafakati aranmaz: YAVAŞ, s. 196; KURU, ARSLAN ve YILMAZ, s KURU, ARSLAN ve YILMAZ, s. 318; PEKCANITEZ, ATALAY, ÖZKAN ve ÖZEKES, s. 227.

12 bulunmamaktadır. Takip alacaklısı, alacağı devralmak suretiyle ödenmeme risklerini de üzerine almış olacaktır. Devredilen alacak gerçekte var olmayan bir alacaksa, burada doktrinde tartışma olmakla birlikte kabul edilmesi gereken, temliğin hükümsüz sayılması ve alacaklının alacağı oranında takip borçlusuna karşı takibe devam edebilmesidir 47. B.Haczedilen alacağın tahsil için devri (İİK m. 120/2) İİK m. 120/2 ye göre; hacze iştirak etmiş olan alacaklıların hepsi veya içlerinden biri, üçüncü kişideki alacağın tahsilini veya borçlunun üçüncü kişiye karşı sahip olduğu dava hakkının kullanılmasını üzerlerine alabilirler. Alacağı takip yetkisini devralan alacaklı, masraf kendisine ait olmak ve fakat haklarına halel gelmemek şartıyla alacağı takip etme imkânı kazanır 48. İİK m. 120/2, dava takip yetkisinin kanunen devrini düzenlemektedir. Burada sıfat sahibi olmayan kimseye dava takip yetkisinin kanunen devri, yani kanuni dava yetkinliği düzenlenmiştir. Haczedilen alacağa ilişkin dava takip yetkisi kendisine devredilen alacaklı, üçüncü kişiye karşı açtığı davada taraftır, davayı kendi adına yürütmektedir. Dava takip yetkisi kendisine devredilen alacaklı borçlunun kanuni temsilcisi durumunda değildir. Dava masraflarını borçlunun değil bizzat alacaklının üstelenmesi de bu görüşü desteklemektedir 49. Alacaklı haczedilen alacağın takip yetkisinin kendisine devrini icra dairesinden ister. İcra dairesi alacağı takip yetkisini devralan alacaklıya, alacağın tahsili ile ilgili bütün muameleleri yapmaya yetkili olduğunu gösteren bir belge verir. Alacaklı bu yetki belgesine dayanarak üçüncü kişiye karşı takip veya dava yoluna başvurabilir. İİK m. 120/2 sadece para alacakları için uygulanır 50. Alacağın takip yetkisinin devri, devralan alacaklının alacağına halel getirmez. Yani devir ile devralan alacaklının alacağı ödenmiş sayılmaz. Devrolunan alacak tahsil edilip bundan devralan alacaklının alacağı ödeninceye kadar, borçlunun borcu devam eder. Dava takip yetkisi birden fazla alacaklıya devredilmişse, alacaklılar arasında dava ortaklığı mevcuttur 51. Takip sonunda elde edilen meblağdan öncelikle alacağı takip yetkisini devralan alacaklının alacağı ve daha sonra dava takip masrafları karşılanır (İİK m.120/3). Artan kısım, icra dairesine tevdi edilir. İcra dairesi artan parayı, diğer alacaklılar arasında paylaştırır. Bundan sonra da para artarsa bu para takip borçlusuna verilir. 47 Farklı görüşler için bknz. YAVAŞ, s SUNAR, s. 349; YAVAŞ, s. 199; KURU, ARSLAN ve YILMAZ, s SUNAR, s. 350; DEREN YILDIRIM, s. 128; Bu yetkiyi merciinden üzerine alan alacaklı kendisine borçlu olan kişinin haklarına halef değildir. Bu yetki ona yalnız temsili onun adına dava açma selahiyetini sağlar. Bu temsil durumu gereği olarak dava yetkisini devralan alacaklı, bu hakkı bir başka kişiye temlik edemez. 4.HD , 4668/4911, 50 PEKCANITEZ, ATALAY, ÖZKAN ve ÖZEKES, s SUNAR, s. 350; YAVAŞ, s. 200.

13 Haciz alacaklısı alacağın tahsili için sahip olduğu yetkiyi bir başkasına devredemez. Bu yetki münhasıran üçüncü şahıstaki alacağın dava ya da takip hakkını üzerine almış bulunan takip alacaklısına aittir 52. Alacağın takibi için yetkili olan alacaklı, alacağın tahsili için gereken dikkat ve özeni göstermek zorunda olup, kusurundan kaynaklanan zararlardan dolayı diğer alacaklılara karşı sorumludur. 2.İHTİLAFLI HAKLARIN TAKİP YETKİSİNİN DEVRİ ( İİK m. 245) İİK m. 120/2 hükmü, iflasta İİK m. 245 e tekabül etmektedir. Bu maddeye göre; Alacaklının masa tarafından neticelendirilmesine lüzum görmedikleri bir iddianın takibi hakkı isteyen alacaklıya devrolunur. Hasıl olan neticeden masraflar çıkarıldıktan sonra devralınan alacağı verilir ve artan masaya yatırılır. İİK m. 245 e göre iflas masasına ait bir hakkın takibi yetkisinin isteyen alacaklıya devredilmesi için, bu hakkın ihtilaflı olması gerekir. Zira ihtilafsız alacakları tahsile ve gerektiğinde dava ve takibe kanunen iflas masası yetkilidir (İİK m. 229/1). Devrin konusunu iflas masasına ait maddi hukuka ilişkin ve paraya çevrilebilir her türlü çekişmeli talep hakları teşkil eder. Dolayısıyla burada, hacizdekinin aksine sadece alacaklarla sınır koyulmamıştır. Mesela ikinci alacalılar toplantısı, iflastan önce müflise karşı açılmış olan veya müflisin açmış olduğu bir hukuk davasının masa tarafından takip edilmemesine karar verirse, iptal davasını açma hakkı da m.245 e göre isteyen alacaklıya devredilebilir 53. Devre konu teşkil eden ihtilaflı haklarla ilgili olarak müflis tarafından veya müflise karşı açılmış bir davanın bulunması, söz konusu dava takip yetkisinin isteyen alacaklıya devrini engellemez 54. Devri isteme yetkisine, sıra cetveline alacaklı olarak kaydedilmiş bulunan alacaklılar sahiptir. Hatta sıra cetveline kabul edilmiş ve fakat sıra cetvelinden çıkarılması için aleyhine dava açılmış alacaklının dahi devir talebinde bulunması ve devrin bu alacaklıya yapılması mümkündür. Ancak bu halde açılan dava, davalının talebi üzerine sıra cetveline itiraz davasının sonuna kadar ertelenebilir 55. Rehinli alacakların devir talebi, rehinle temin edilmeyen alacak kısmına ilişkin olarak kabul edilecektir. İhtilaflı hakkı takip yetkisini devrini birden fazla alacaklı talep ederse, devir bunların hepsine birden yapılmalıdır. Takip hakkını devralan alacaklılardan her biri, ihtilaflı hakkın tamamı için takip yetkisine sahiptir. Alacaklıların hepsinin dava takip yetkisini kullanmak istemesi halinde alacaklılar arasında mecburi dava arkadaşlığı vardır, birlikte hareket etmeleri gerekir 56. Alacaklı kendisine karşı dermeyan edilebilen ihtilaflı bir alacağın kendinse devrini talep edemez. Böyle bir devir yapılırsa batıl olur YAVAŞ, s SUNAR, s. 351; KURU, ARSLAN ve YILMAZ, s Saim ÜSTÜNDAĞ, İflas Hukuku, İstanbul, 2009, s. 192; SUNAR, s ÜSTÜNDAĞ, s SUNAR, s. 352; ÜSTÜNDAĞ, s SUNAR, s. 352.

14 İİK m. 245 uyarınca devrin gerçekleşebilmesi için, ihtilaflı hakkın masa olarak dava ve takip edilmesinden ikinci alacaklılar toplantısının feragat etmiş olması gerekir 58. İİK m. 245 de dava takip yetkisinin devrini talep için herhangi bir süre öngörülmemiştir. Fakat masasın bir an önce tasfiyesindeki menfaatler devrin belirli bir süre içerisinde yapılmasını gerektirir. Bu süreyi iflas idaresi tayin eder. Davayı takip etmek isteyen alacaklı, bu süre içinde iflas idaresinden devri talep etmelidir. Bir görüşe göre, tayin edilen süre içinde, talepte bulunulmaması halinde alacaklının devri talep edebilme hakları sona erer. Başka bir görüşe göre ise; süresinde talepte bulunulmaması sebebiyle 245. maddeden doğan hakların bütün alacaklılar bakımından düşmesi söz konusu olamaz. Kanundan doğan bu hakkın iflas kapanıncaya kadar kullanılabilmesi gerekir. İflasın süratle tasfiyesi lüzumu dahi, süresinde talep edilmemiş devir hakkının ortadan kalkmasını gerektirmemelidir. Zira İİK m. 245/3 de iflasın kapanmasından sonra masaya ithal edilen ihtilaflı hak için de İİK m. 245 uyarınca işlem yapılacağı belirtilmiştir. O halde iflasın kapatılmasından önce o tarihe kadar devri istenmemiş bir hakkın sırf tasfiyenin bir an önce bitirilmesi gibi bir sebeple sükutu uygun görülmez. Gerçekten iflas kapanıncaya kadar masaya iflas alacağı yazdırılması mümkün olduğuna göre alacağını geç bildiren alacaklının da bu maddeden yararlanma imkânına sahip olması gerekir. Devre iflas idaresi karar verir. Dava takip yetkisini devralan alacaklı, bu sıfatını iflas idaresinden alacağı devir belgesi ile ispatlayacaktır. Hakim görüşe göre iflas idaresi alacaklıya devredilen takip hakkının dermeyanını bir süre ile sınırlandırabilir. Bu yetkiyi devralan alacaklının bir an önce davayı sonuçlandırmasında masanın da menfaati vardır. Ancak iflas idaresinin tayin ettiği süre içerisinde davanın açılmaması, yapılan devri hükümsüz hale getirmez; fakat iflas idaresi devri feshedebilir 59. İİK m 245 gereğince, dava takip yetkisi kendisine devredilen alacaklı, masanın yerine dava açma imkânı kazanmaktadır. Alacaklı dava konusu hakkın sahibi olmadığı halde, davada taraf durumundadır. Dolayısıyla İİK m. 245 hükmü ancak şekli anlamda taraf kavramı ile açıklanabilecektir. Başka bir deyişle, İİK m. 245 hükmü, iflas hukukun da şekli anlamda taraf kavramının kabul edildiğini gösteren hükümlerden biridir 60. Dava takip yetkisi kendisine devredilen alacaklı, üçüncü kişiye karşı açtığı davada taraf olması itibariyle, davayı kendi adına yürütür. Bu nedenle, davanın karşı tarafı olan üçüncü kişi, sadece müflise veya masaya karşı sahip olduğu def ileri dermeyan edebilir; devralan alacaklıya karşı sahip olduğu kişisel def ileri ileri süremez 61. İflasın kaldırılması veya tasfiyenin tatili halinde devir kendiliğinde hükümsüz hale gelir. Zira iflasın kaldırılması ile masanın ihtilaflı hak üzerindeki hakkı düşer ve devralan alacaklının ihtilaflı alacağı takip etme yetkisi sona erer. 58 Doktrinde, ikinci alacaklılar toplantısında davayı takipten veya dava açmaktan zımnen veya açıkça feragat edilebilir diyen görüşe (Üstündağ) karşılık, feragatin sadece açıkça yapılabileceğini, bu konuda bir karara varılmadıysa yeniden toplanmak gerektiğini öne süren bir görüş de (Postacıoğlu) bulunmaktadır. 59 ÜSTÜNDAĞ, s. 198; SUNAR, s SUNAR, s ÜSTÜNDAĞ, s. 196; SUNAR, s. 354.

15 Dava takip yetkisini devralan alacaklı, davanın sevki hakkında masaya karşı hesap vermekle yükümlü olduğu gibi, davanın idaresindeki kusur sebebiyle meydana gelen zarardan da sorumludur 62. Dava takip yetkisini devralan alacaklı alacağını üçüncü kişiye devrederse, bu devir ile birlikte 245. maddeden doğan dava takip yetkisini de devretmiş sayılacağını kabul etmek gerekir. Zira dava takip yetkisinin devrinde önemli olan alacaklının şahıs değil iflas alacaklılığı sıfatıdır. İflas alacağını devralan yeni alacaklı bu sıfatı kazanmış olur. İİK m. 245 den doğan yetki alacağa bağlı fer i hak niteliğindedir 63. Dava takip yetkisini devralan alacaklı masanın aktifinde yer alan ihtilaflı hak ile ilgili dava veya takibi kazanırsa, iflas masasına girecek paradan önce dava veya takip masrafları ve sonra devralan alacaklının alacağı ödenir. Geriye para artarsa iflas masasına kalır. Alacaklı davayı kaybederse, devralan alacaklı muhakeme veya takip masraflarından şahsen sorumlu olur 64. İİK m. 255 e göre; iflas kapandıktan sonra masaya ait bir şüpheli hakkın mevcudiyeti söz konusu olursa, alacakları tamamen karşılanmamış olan alacaklılara iflas idaresi durumu bildirir. Alacaklılar bu alacağı takip etmek isterlerse tekrar iflas idaresi kurulmasına gerek kalmaksızın, alacaklıların istekleri doğrultusunda bu davayı iflas dairesi açar. Alacaklılar şüpheli görülen bu hakkı takipten feragat ederlerse, burada yine m. 245 hükmünün aynen uygulanması gündeme gelebilecektir 65. V.TOPLULUK DAVALARI 1.GENEL OLARAK Bir grubun, sınıfın ya da topluluğun menfaatini korumak amacıyla, o topluluğu temsil veya o topluluk adına hareket edebilecek olanların dava açmaları ve bu davanın sonucundan temsil edilen grup ya da topluluğun yararlandığı davalara grup davası denilmektedir 66. Günümüzde tüketici, çevre, iletişim vb. alanlarda birçok kişiyi ilgilendiren ortak menfaatler söz konusudur. Bu menfaatler zedelendiğinde, ortak menfaat sahibi olan herkesin tek tek dava açmasının zor, gereksiz, iş gücünü artıran, zaman ve emek harcayan, usul ekonomisine aykırı durumlar oluşturacağından, topluluk davalarını kabul etme gereksinimi doğmuştur. Bu davalarından sonucundan, sadece davayı açan dernek ya da topluluğu temsil eden tüzel kişi değil, o menfaate ya da hakka sahip olan herkes yararlanmaktadır. Topluluk davaları özellikle taraf, temsil, hukuki menfaat, hukuki dinlenilme hakkı, yargılamada üçüncü kişinin durumu, hükmün etkisi gibi hususlarla yakından ilgili bulunmaktadır SUNAR, s. 354; ÜSTÜNDAĞ, s ÜSTÜNDAĞ, s. 196; SUNAR, s KURU, ARSLAN ve YILMAZ, s. 589; SUNAR, s ÜSTÜNDAĞ, s Derneklerle, diğer tüzel kişilerin statüleri çerçevesinde, üyelerinin veya temsil ettikleri kesimin, menfaatlerini korumak için, kendi adlarına ancak ilgililerin hak ihlallerinin tespiti veya giderilmesi ya da ihlalin önüne geçilmesi amacıyla açtıkları davalardır. PEKCANITEZ, ATALAY ve ÖZEKES, s. 302; Aynı ya da benzer haklara sahip bir kişi grubunun tamamı hesabına bir temsilci tarafından açılan ve grubun tüm üyeleri hakkında kesin hüküm etkisine sahip bir hükümle sona eren davalardır. HANAĞASI, s PEKCANITEZ, ATALAY ve ÖZEKES, s. 302.

16 Sendikalar, meslek birlikleri ya da dernekler gibi tüzel kişiliği olan toplulukların, üyelerinin menfaatlerini, ya da temsil ettiği topluluğunun üstün menfaatini korumak için dava açmasında kolektif menfaat kavramını gündeme getirmek gerekecektir. Kolektif menfaat kavramının tanımına doktrinde farklı şekillerde karşılaşmak mümkün olsa da genel olarak kolektif menfaati; topluluk üyelerinin kişisel menfaatlerinin toplamı olarak ifade etmek mümkündür 68. Ayrıca kolektif menfaat kavramının, kamu menfaati kavramından ayrılması gerektiği, çünkü kamu menfaatinin topluluğun menfaati olmakla birlikte, kolektif menfaatin bir türü olduğunu da söylemek gerekecektir 69. Topluluk davası 1086 sayılı kanunda yer almayıp ilk kez 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu nda düzenlenmiştir. Buna göre: Topluluk davası, dernekler ve diğer tüzel kişilerin, statüleri çerçevesinde, üyelerinin veya mensuplarının ya da temsil ettikleri kesimin menfaatlerini korumak için, kendi adlarına ilgilerin haklarının tespiti veya hukuka aykırı durumun giderilmesi ya da ilgililerin gelecekteki haklarının ihlal edilmesinin önüne geçilmesi için açtıkları davadır. (HMK m. 113) Topluluk davası yoluyla, toplumsal yararın korunması ile dar ve teknik anlamda hukuksal yarar kavramında bir açılım sağlanmıştır 70. Bizim hukukumuzda davalı grup davaları söz konusu değildir. 2.TOPLULUK DAVALARINDA VERİLEN HÜKMÜN KESİN HÜKÜM ETKİSİ Davada yer almayan topluluk üyelerinin menfaatlerine ilişkin olarak bir karar verildiği davalar, bir topluluk davası olarak karşımıza çıkar. Verilen kararın tarafların ötesinde üçüncü kişileri bağlayıcı bir etkiye sahip olması, topluluk davalarının temel özelliğidir. Davada yer alan taraflarla sınırlı bir karar topluluk davası usulünün esas niteliği ile bağdaşmaz. Buna karşılık, davada yer almayan topluluk üyelerinin menfaatlerinin, topluluk davasında tehlikede olduğunu da göz ardı etmemek gerekir. Zira bu kişilerin dürüst olmayan temsilci davacılara karşı korunması şarttır. Bu nedenle topluluk davalarında kesin hükmün etkisi ile davada yer almayan kişilerin menfaatlerinin korunması arasında adil bir denge kurulması gerekecektir. A.Tespit ve Kaçınma Biçimindeki Topluluk Davalarında Kesin hüküm davaya katılmamış olan topluluk üyelerine de sirayet etmektedir. Bu nedenle davadan haberdar olmama veya hükmü kendi çıkarlarına aykırı bulma gibi nedenlerle diğer topluluk üyelerinin yeni bir dava açması mümkün değildir 71. Topluluk davasında elde edilen hükmün daha sonra münferiden açılacak davalarda kullanılması da önemli bir husus olarak karşımıza çıkmaktadır. Eğer topluluk davası ile elde edilen sonuç çerçevesinde münferit dava açılmasına artık gerek kalmamışsa, böyle bir dava açıldığında özellikle hukuki menfaat yokluğundan dava reddedilebilir. 68 Doktrinde ki farklı tanımlamalar için bknz. HANAĞASI, s ÖZBAY, s Madde gerekçesi. 71 HANAĞASI, s. 213; ÖZBAY, s. 193.

17 B.Tazminat Davası Biçimindeki Topluluk Davalarında Burada kesin hükmün pasif topluluk üyelerine sirayeti ancak onlara mevcut imkanlar çerçevesinde davanın açıldığının bildirilmesi halinde gerçekleşmektedir. Eğer topluluk davasının açıldığını öğrenen kişi topluluğa dâhil olmak istemediğini açıkça bildirmiş ise, kesin hüküm ona sirayet etmeyecektir. Buna karşılık, kendisini topluluk davası dışında tutmamış kişiye kesin hüküm, her halükarda sirayet edecektir TÜRK HUKUKUNDA TOPLULUK DAVASINA ÖRNEK OLABİLECEK DÜZENLEMELER A.Tüketici Hukuku 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun m. 23/4 te; Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve tüketici örgütlerine de davacı sıfatı tanınmıştır. Tüketici topluluk davalarında davacı olarak sayılan tüketici örgütleri TKHK m. 3 te şöyle tanımlanmıştır: Tüketicinin korunması amacıyla kurulan dernek, vakıf veya bunların üst kuruluşlarını ifade eder. Buna karşılık, tüketici örgütü olmayan yerlerde tüketiciler, varsa tüketim kooperatifleri tarafından temsil edilir. (m. 22/3/c.2) 24/1 de; davacı sıfatını haiz olanlar, ayıplı seri malın üretiminin ve satışının durdurulması ve malı satış amacıyla elinde bulunduranlardan toplatılmasına yönelik davalar açabilirler. Buna karşılık aynı hüküm tazminat davası bakımından geçerli değildir. Zira tazminat davasını sadece zarar gören tüketici açabilir. Tüketici örgütlerince açılabilecek davalar ile bu davaların sonucunda verilecek kararlar tüketicilerin bireysel olarak açmış oldukları davalardan farklı olup dava sonucunda verilecek kararlardan tüketiciler bireysel olarak etkilenmezler. Tüketici örgütleri tarafından seri şekilde üretilen ayıplı ürünün üretiminin veya satışının durdurulmasına veya satış amacıyla elinde bulunduranlardan toplatılmasına ilişkin olarak açılan davanın reddi, sadece davacı olan tüketici örgütü hakkında kesin hüküm niteliği taşır. Bu nedenle diğer tüketici örgütlerinin bu davayı tekrar açması mümkündür. Tüketici örgütleri tarafından açılacak bu davaların kabul edilmesi halinde davaya katılmamış olan grup üyeleri de kesin hükümden etkilenir. Bir başka deyişle, davadan haberdar olmama veya hükmü kendi menfaatlerine aykırı bulma gibi gerekçelerle diğer topluluk üyelerinin yeni bir dava açması mümkün değildir. Yani burada kesin hüküm davaya katılmamış olan topluluk üyelerine de sirayet etmiş olacaktır. Buna karşılık, davaya katılmamış olan topluluk üyelerinin kesin hükümden etkilenmeleri topluluk davasının açıldığının kendilerine bildirilmesi ile olacaktır. Davanın açıldığını öğrenen topluluk üyesi, topluluğa dahil olmak istemediğini bildirmişse, kesin hüküm kendisine sirayet etmeyecektir HANAĞASI, s. 214; ÖZBAY, s ÖZBAY, s. 224.

18 Tüketici örgütleri tarafından açılan ve lehte sonuçlanan davanın kesin hüküm niteliği, topluluk ve üyeleri açısındandır. Zira TKHK da bu konuda özel bir düzenleme mevcut değildir. Yani aynı ayıplı ürünün başka firmalar tarafından tekrar üretilmesi durumunda, daha önce verilen karar yeni üreticiye etkili olmayacaktır. Çünkü kesin hüküm sadece taraflar arasında etkili olacak ve bunun sonucu olarak yeni firma bu karardan etkilenmeyecektir. Mahkeme, davacının talebi doğrultusunda, ürünün toplatılmasına karar vermişse, bu mallar satılmak amacıyla üçüncü kişiye, yani açılan davanın tarafı dışında birine devredilmiş bulunsa da toplatma kararı hepsi yönünden geçerli olacaktır. Tüketici örgütlerince açılacak birlik davasının lehe veya aleyhe sonuçlanması, daha sonra açılacak davalarda doğrudan kesin hüküm etkisi doğurmayacaktır. Ancak bu davalarda mahkemece ortaya konulan tespitlerin ya da bizzat hükmün kendisinin delil olarak kullanılmasına engel bulunmadığını belirtmek gerekir. Ayrıca böyle bir hüküm ikinci davada bir dava şartı olarak hukuki menfaat değerlendirilmesini gerekli kılabilir. Buna karşılık her somut olayda mahkemenin ayrıca bir değerlendirme yapması gerekecektir 74. Bu davaların açılması, münferit hak sahiplerinin, ayrıca dava açması gereken durumlarda ayrı dava açmalarına da engel değildir 75. B.Sendikalar Hukuku 2821 sayılı Sendikalar Kanunu m. 32 ye göre; sendikaya, sendika üyelerinin tarafı bulunduğu ve çalışma hayatından, mevzuattan, toplu iş sözleşmesinden veya örf ve adetten kaynaklanan uyuşmazlıklarla ilgili davalarda taraf olma imkanı tanınmıştır. Bu çerçevede sendikalar, KURU nun ifadesi ile üyelerinin ortak menfaatlerini, POSTACIOĞLU nun ifadesi ile temsil ettikleri mesleğin menfaatlerini korumak için davacı sıfatına sahiptir 76. İşçinin yazılı başvurusu ile sendikasına dava açılması bakımından verdiği yetki teknik anlamda bir temsil yetkisi değildir 77. Çünkü sendika bu davada, taraf niteliğine sahiptir. Temsil kavramı, işçilerin kolektif menfaatlerinin korunmasına yönelik sendikal bir faaliyeti anlatmak için kullanılmaktadır 78. Bununla birlikte, dava işçinin hakkı için açıldığından verilecek hüküm aynı zaman da işçi hakkında da kesin hüküm teşkil eder. 74 HANAĞASI, s PEKCANITEZ, ATALAY ve ÖZEKES, s HANAĞASI, s Burada kanuni ya da iradi temsil yetkisi değil, sendikaya ikinci derecede tanınmış olan bir davacılık sıfatı söz konusudur. Kezban HATEMİ, İşçi Sendikalarının Usul Hukuku Açısından Ehliyet Durumu, İstanbul Barosu Dergisi, Sayı:1-2, Cilt:49, 1975, s. 44; ÖZBAY, s ÖZBAY, s. 257.

19 C.Ticaret Hukuku Ticaret hukukunda özellikle haksız rekabet (TTK m. 58/3) ve rekabet hukuku başta olmak üzere, patentin ve markanın hükümsüzlüğü davaları da topluluk davalarına ilişkin temel olabilecek düzenlemeler içerir. Ticaret Kanunu m. 58 kapsamında, bir fiilin haksız rekabet olup olmadığının tespiti, haksız rekabetin yasaklanması, haksız rekabetin sonucu olan haksız durumun ortadan kaldırılması ve haksız rekabet yanlış ve yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa, bu beyanların düzeltilmesi davasını açma imkânı, yalnız haksız rekabetten doğrudan doğruya etkilenen, yani açılacak davada doğrudan ve kişisel menfaati olan kişilere değil, bu kişilerden başka üyeleri bu davarlı açma hakkına sahip oldukları takdirde, ticaret ve sanayi odaları, esnaf dernekleri, barolar ve nizamnamelerine göre üyelerinin ekonomik menfaatlerini korumaya yetkili bulunan diğer mesleki ve ekonomik birliklere de tanınmıştır. Sözü geçen kuruluşların, anılan davaları açabilmeleri için, üyelerinden birinin ekonomik menfaatleri bakımından zarar görmüş olması veya zarar görme tehlikesine maruz bulunması gerekir 79. Burada alınan hüküm, haksız rekabete mevzu olan malları, doğrudan doğruya veya dolayısıyla ondan elde etmiş olan şahıslar hakkında da icra olunur. (TTK m.58/son) Bu düzenleme ile hükmün icra kabiliyetinin üçüncü kişilere sirayeti görülmektedir 80. D.Çevre Hukuku Çevre Kanunu m. 30/1 e göre; çevreyi kirleten veya bozan bir faaliyetten zarar gören veya haberdar olan herkes ilgili mercilere başvurarak, faaliyetle ilgili gerekli önlemlerin alınmasını veya faaliyetin durdurulmasını isteyebilir. Bu hüküm sonucu olarak, çevreyi korumak için her bireyin ya da örgütün yargı yoluna başvurabilmesi imkân dâhilindedir HANAĞASI, s ÖZBAY, s ÖZBAY, s Konuyla ilgili olarak örnek davalar için bknz. ÖZBAY, s

20 KAYNAKÇA ALANGOYA, Yavuz, YILDIRIM, Kamil ve DEREN YILDIRIM, Nevhis Medeni Usul Hukuku Esasları, İstanbul, BUDAK, Ali Cem Medeni Usul Hukukunda Üçüncü Kişilerin Haklarının Korunması, İstanbul, DEREN YILDIRIM, Nevhis Türk İsviçre ve Alman Medeni Usul Hukukunda Kesin Hükmün Sübjektif Sınırları, İstanbul, ERCAN, İsmail Medeni Usul Hukuku (6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Yasasına Göre), İstanbul, HANAĞASI, Emel Davada Menfaat, Ankara, HATEMİ, Kezban İşçi Sendikalarının Usul Hukuku Açısından Ehliyet Durumu, İstanbul Barosu Dergisi, Sayı 1-2, Cilt 49, 1975, s KURU, Baki, ARSLAN, Ramazan ve YILMAZ, Ejder Medeni Usul Hukuku, Ankara, KURU, Baki, ARSLAN, Ramazan ve YILMAZ, Ejder İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, Ankara, ÖZBAY, İbrahim Grup Davaları, Ankara, PEKCANITEZ, Hakan ATALAY, Oğuz SUNGURTEKİN, Meral ve ÖZEKEŞ, Muhammet İcra ve İflas Hukuku, Ankara, PEKCANITEZ, Hakan ATALAY, Oğuz ÖZEKEŞ, Muhammet Medeni Usul Hukuku, Ankara, SUNAR, Gülcan Şekli Anlamda Taraf Kavramını Kabul Etmenin İcra ve İflas Hukukunda Doğurduğu Sonuçlar, Prof. Dr. Ergun Önen e Armağan, İstanbul, 2003, s ÜSTÜNDAĞ, Saim İflas Hukuku, İstanbul, YAVAŞ, Murat Borçlunun Üçüncü Şahıslardaki Mal, Hak ve Alacaklarının Haczi (İİK m. 89), İstanbul, 2005.

TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI

TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI İİK. nun 277. vd maddelerinde düzenlenmiştir. Her ne kadar İİK. nun 277/1 maddesinde İptal davasından maksat 278, 279 ve 280. maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmetmektir.

Detaylı

MEDENİ YARGIDA CENİNİN TARAF EHLİYETİ

MEDENİ YARGIDA CENİNİN TARAF EHLİYETİ MEDENİ YARGIDA CENİNİN TARAF EHLİYETİ Halil İbrahim KOVAR A. CENİN KAVRAMI Cenini, genel olarak ana rahmine düşen ancak henüz doğmamış insan organizması olarak tanımlamak mümkündür. Tıp terminolojisinde

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 6100 S. HMK/115,120

İlgili Kanun / Madde 6100 S. HMK/115,120 410 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2012/21152 Karar No. 2012/20477 Tarihi: 12.06.2012 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2013/1 İlgili Kanun / Madde 6100 S. HMK/115,120 DAVA ŞARTI GİDER AVANSININ

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK/ 2 ALT İŞVEREN MUVAZAA

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK/ 2 ALT İŞVEREN MUVAZAA T.C YARGITAY 22.HUKUK DAİRESİ Esas No. 2012/28980 Karar No. 2013/435 Tarihi: 23.01.2013 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2013/2 İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK/ 2 ALT İŞVEREN MUVAZAA ÖZETİ 4857 sayılı

Detaylı

BANKA ALACAKLARININ İPOTEĞİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLUYLA TAKİBİ

BANKA ALACAKLARININ İPOTEĞİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLUYLA TAKİBİ Dr. MÜJGAN TUNÇ YÜCEL Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Usul ve İcra İflas Hukuku Anabilim Dalı BANKA ALACAKLARININ İPOTEĞİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLUYLA TAKİBİ İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... vii YAZARIN

Detaylı

Prof. Dr. ALİ CEM BUDAK Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Usul ve İcra-İflas Hukuku Anabilim Dalı İPOTEĞİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLUYLA TAKİP

Prof. Dr. ALİ CEM BUDAK Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Usul ve İcra-İflas Hukuku Anabilim Dalı İPOTEĞİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLUYLA TAKİP Prof. Dr. ALİ CEM BUDAK Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Usul ve İcra-İflas Hukuku Anabilim Dalı İPOTEĞİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLUYLA TAKİP İÇİNDEKİLER İKİNCİ BASKI (TIPKI BASIM) İÇİN ÖNSÖZ...

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 506 S.SSK. /80

İlgili Kanun / Madde 506 S.SSK. /80 T.C YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2013/21222 Karar No. 2014/6804 Tarihi: 25.03.2014 İlgili Kanun / Madde 506 S.SSK. /80 SİGORTA PRİMLERİNDEN ÜST DÜZEY YÖNETİCİNİN SORUMLULUĞU İFLASIN AÇILMASINDAN

Detaylı

TÜRK SANAYİCİLERİ VE İŞADAMLARI DERNEĞİ. 5782 Sayılı Tapu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hakkında TÜSİAD Görüşü

TÜRK SANAYİCİLERİ VE İŞADAMLARI DERNEĞİ. 5782 Sayılı Tapu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hakkında TÜSİAD Görüşü 5782 Sayılı Tapu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hakkında TÜSİAD Görüşü 5782 Sayılı Tapu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun MADDE 2 2644 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi aşağıdaki şekilde

Detaylı

AVUKAT - İŞ SAHİBİ ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ 01.01.2013-31.12.2013

AVUKAT - İŞ SAHİBİ ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ 01.01.2013-31.12.2013 ANKARA BAROSU AVUKAT - İŞ SAHİBİ ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ 0.0.0 -..0 0 Ankara Barosu Yönetim Kurulu nun..0 gün ve / sayılı kararı ile kabul edilerek, meslektaşlarımıza tavsiye niteliğinde duyurulmasına

Detaylı

(4721 S. K. m. 28) (6100 S. K. m. 30, 50, 55, 114, 124, Geç. m. 3) (1086 S. K. m. 41) (14. HD. 17.09.2012 T. 2012/9222 E. 2012/10360 K.

(4721 S. K. m. 28) (6100 S. K. m. 30, 50, 55, 114, 124, Geç. m. 3) (1086 S. K. m. 41) (14. HD. 17.09.2012 T. 2012/9222 E. 2012/10360 K. T.C. YARGITAY Hukuk Genel Kurulu Esas: 2013/14-612 Karar: 2013/1297 Karar Tarihi: 11.09.2013 KONU: TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASI - DAVACIYA DAVAYI MİRASÇILARA YÖNELTME İMKANI TANINMADIĞI - MİRASÇILARIN TESPİTİ

Detaylı

6100 SAYILI MUHUK MUHAKEMELERİ KANUNU NDA DAVA ÇEŞİTLERİ

6100 SAYILI MUHUK MUHAKEMELERİ KANUNU NDA DAVA ÇEŞİTLERİ 6100 SAYILI MUHUK MUHAKEMELERİ KANUNU NDA DAVA ÇEŞİTLERİ I) GENEL AÇIKLAMA 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu (HMK) 105 ve 113 üncü maddelerde sekiz dava türü tanımlanmıştır. 1086 sayılı HUMK ta bu tanımlamaların

Detaylı

TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONUNUN KONTROLÜNDEKİ ŞİRKETLERİN TASFİYESİNE DAİR YÖNETMELİK

TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONUNUN KONTROLÜNDEKİ ŞİRKETLERİN TASFİYESİNE DAİR YÖNETMELİK TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONUNUN KONTROLÜNDEKİ ŞİRKETLERİN TASFİYESİNE DAİR YÖNETMELİK 02/09/2006 tarih ve 26277 sayılı Resmi Gazete de yayımlanmıştır. TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONUNUN KONTROLÜNDEKİ

Detaylı

TAKİP HUKUKU EL KİTABI

TAKİP HUKUKU EL KİTABI İsmail ERCAN Avukatlar ve Hâkimler için TAKİP HUKUKU EL KİTABI İcra Hukuku İflas Hukuku İyi leştiṙme (Konkordato ve Yeniden Yapılandırma) Hukuku Alacaklıları Koruyucu Diğer Önlemler İÇİNDEKİLER Takip Hukukuna

Detaylı

ORDU BAROSU BAŞKANLIĞI AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ 2013 YILI BARO TAVSİYE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİDİR.

ORDU BAROSU BAŞKANLIĞI AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ 2013 YILI BARO TAVSİYE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİDİR. ORDU BAROSU BAŞKANLIĞI AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ 2013 YILI BARO TAVSİYE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİDİR. A- SULH HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖRÜLEN DAVALAR 1 Mirasçılık belgesinin

Detaylı

T.C. D A N I Ş T A Y Yedinci Daire

T.C. D A N I Ş T A Y Yedinci Daire T.C. D A N I Ş T A Y Yedinci Daire Esas No : 2012/4237 Karar No : 2012/7610 Anahtar Kelimeler: Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesi, Yatırım Teşvik Belgesi, Muafiyet Özeti: Yatırım teşvik mevzuatı koşullarına

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK. /32 2004 S.İİK/193-194

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK. /32 2004 S.İİK/193-194 T.C YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2014/3359 Karar No. 2014/10477 Tarihi: 12.05.2014 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2015/3 İlgili Kanun / Madde 4857 S. İşK. /32 2004 S.İİK/193-194 İŞVERENİN

Detaylı

İŞ MAHKEMELERİ KANUNU

İŞ MAHKEMELERİ KANUNU 2243 İŞ MAHKEMELERİ KANUNU Kanun Numarası : 5521 Kabul Tarihi : 30/1/1950 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 4/2/1950 Sayı : 7424 Yayımlandığı Düstur : Tertip : 3 Cilt : 31 Sayfa : 753 Madde 1 İş Kanununa

Detaylı

İZMİR BAROSU 01.01.2011-31.12.2011 TAVSİYE NİTELİĞİNDE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ

İZMİR BAROSU 01.01.2011-31.12.2011 TAVSİYE NİTELİĞİNDE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ İZMİR BAROSU 01.01.2011-31.12.2011 TAVSİYE NİTELİĞİNDE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ 01.01.2011-31.12.2011 DÖNEMİ AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ Avukatlık ücreti peşin ödenir. Tarifede belirlenen ücretler

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI

ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI ANAYASA MAHKEMESİ NE BİREYSEL BAŞVURU YOLU AÇILDI GENEL OLARAK Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 148. maddesinde yapılan değişiklik ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu açılmıştır. 23 Eylül 2012

Detaylı

7 Mirasçılık belgesinin iptali

7 Mirasçılık belgesinin iptali 01.07.2008-31.12.2008 DÖNEMİ AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ A- SULH HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖRÜLEN DAVALAR 1 Kat Mülkiyeti Yasasından 3.150,00 YTL Kaynaklanan Uyuşmazlıklar 2 Mirasçılık

Detaylı

Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 2010

Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 2010 Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 2010 T.C. Resmi Gazete Yayın Tarihi 24 Aralık 2009 PERŞEMBE Sayı : 27442 GENEL HÜKÜMLER Konu ve kapsam MADDE 1 (1) Bütün hukuki yardımlarda avukat

Detaylı

KESİN SÜRE VERİLİRKEN GİDERLERİN KALEM KALEM AÇIKLANMASI GEREKTİĞİ

KESİN SÜRE VERİLİRKEN GİDERLERİN KALEM KALEM AÇIKLANMASI GEREKTİĞİ İDER AVANSI, GİDERLERİN KALEM KALEM AÇIKLANMASI GEREKTİĞİ YARGITAY 17. Hukuk Dairesi ESAS NO : 2012/13494 KARAR NO : 2013/12373 GİDER AVANSI VE DELİL AVANSI ARASINDAKİ FARKLAR KESİN SÜRE VERİLİRKEN GİDERLERİN

Detaylı

DÖNEMİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ. A- SULH HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖRÜLEN DAVALAR 1 Kat Mülkiyeti

DÖNEMİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ. A- SULH HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖRÜLEN DAVALAR 1 Kat Mülkiyeti 01.01.2016-31.12.2016 DÖNEMİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ A- SULH HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖRÜLEN DAVALAR 1 Kat Mülkiyeti 4.700,00 Yasasından Kaynaklanan Uyuşmazlıklar 2 Mirasçılık belgesinin 2.500,00 alınması 3

Detaylı

İsmail ERCAN THEMIS İCRA VE İFLAS HUKUKU TAKİP HUKUKU

İsmail ERCAN THEMIS İCRA VE İFLAS HUKUKU TAKİP HUKUKU İsmail ERCAN THEMIS İCRA VE İFLAS HUKUKU TAKİP HUKUKU İÇİNDEKİLER Takip Hukukuna Giriş I. KAVRAM...3 II. TAKİP HUKUKUNDA TARAFLAR...4 A. Taraf Ehliyeti...4 B. Takip Ehliyeti...5 C. Sıfat (Husumet)...6

Detaylı

01.01.2015-31.12.2015 DÖNEMİ AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ

01.01.2015-31.12.2015 DÖNEMİ AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ 01.01.2015-31.12.2015 DÖNEMİ AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ A- SULH HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖRÜLEN DAVALAR 1 Kat Mülkiyeti Yasasından Kaynaklanan Uyuşmazlıklar 2 Mirasçılık belgesinin

Detaylı

01.01.2014-31.12.2014 DÖNEMİ AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ

01.01.2014-31.12.2014 DÖNEMİ AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ 01.01.2014-31.12.2014 DÖNEMİ AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ A- SULH HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖRÜLEN DAVALAR 1 Kat Mülkiyeti Yasasından Kaynaklanan Uyuşmazlıklar 2 Mirasçılık belgesinin

Detaylı

Borçlunun İcr a Takibinde İstenen İşlemiş Faiz Miktarı ile İşleyecek Faiz Oranına Süresi İçinde İtiraz Etmemesinin Sonuçları

Borçlunun İcr a Takibinde İstenen İşlemiş Faiz Miktarı ile İşleyecek Faiz Oranına Süresi İçinde İtiraz Etmemesinin Sonuçları Borçlunun İcr a Takibinde İstenen İşlemiş Faiz Miktarı ile İşleyecek Faiz Oranına Süresi İçinde İtiraz Etmemesinin Sonuçları Talih UYAR* * Avukat. Bilindiği gibi, yapılan icra takiplerinde, alacaklı,

Detaylı

DAVACI : Nesrin Orhan Şahin vekilleri Av.Serap Yerlikaya ve Av.İlter Yılmaz

DAVACI : Nesrin Orhan Şahin vekilleri Av.Serap Yerlikaya ve Av.İlter Yılmaz ZİYNET (ALTIN) EŞYASI İSPAT YÜKÜ. T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU ESAS NO : 2012/6-1849 KARAR NO : 2013/1006 KARAR TARİHİ:03.07.2013 Y A R G I T A Y İ L A M I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Gölcük 1. Asliye

Detaylı

1- Aşağıda verilenlerden hangisi ticaret şirketlerine uygulanacak mevzuat hükümlerinden

1- Aşağıda verilenlerden hangisi ticaret şirketlerine uygulanacak mevzuat hükümlerinden 1- Aşağıda verilenlerden hangisi ticaret şirketlerine uygulanacak mevzuat hükümlerinden A) Şirket sözleşmesi hükümleri B) Ticari örf ve adet hukuku kuralları C) Tamamlayıcı ve yorumlayıcı hükümler D) Emredici

Detaylı

PATENT HAKLARININ KORUNMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME

PATENT HAKLARININ KORUNMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME PATENT HAKLARININ KORUNMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME Patent haklarının korunması hakkında düzenlemeler yapılması; 8/6/1995 tarihli ve 4113 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulu

Detaylı

İFLAS HUKUKU (HUK206U)

İFLAS HUKUKU (HUK206U) DİKKATİNİZE: BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR. ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN GÖREBİLİRSİNİZ. İCRA İFLAS HUKUKU (HUK206U) KISA ÖZET-2013

Detaylı

T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2013/3-1598 K. 2015/1159 T. 8.4.2015

T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2013/3-1598 K. 2015/1159 T. 8.4.2015 T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2013/3-1598 K. 2015/1159 T. 8.4.2015 * YEMİN TEKLİFİ HAKKININ HATIRLATILMASI (Ancak İspat Yükü Kendisine Düşen Tarafın Yemin Deliline Başvuru Hakkının Varlığı İle Mümkün

Detaylı

ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU MÜRACAAT SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR:

ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU MÜRACAAT SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR: ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru 1982 Anayasası nın 148. ve 149. Maddeleri ile geçici 18. maddesi hükümleri ve ayrıca 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

Detaylı

AVUK AT - İŞ SAHİBİ ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ

AVUK AT - İŞ SAHİBİ ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ ANKAR A BAROSU AVUK AT - İŞ SAHİBİ ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ 0.0.0-3..0 Ankara Barosu Yönetim Kurulu nun..03 gün ve 63/ sayılı kararı ile kabul edilerek, meslektaşlarımıza tavsiye niteliğinde duyurulmasına

Detaylı

II 6183 SAYILI KANUNUN 79 UNCU MADDESİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİK

II 6183 SAYILI KANUNUN 79 UNCU MADDESİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİK I GENEL AÇIKLAMALAR Bilindiği gibi, 5479 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Özel Tüketim Vergisi Kanunu ve Vergi Usul Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun

Detaylı

(Resmî Gazete ile yayımı : 21.5.1991 Sayı : 20877)

(Resmî Gazete ile yayımı : 21.5.1991 Sayı : 20877) 350 Türkiye Cumhuriyeti ile Avusturya Cumhuriyeti Arasında Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun (Resmî Gazete ile yayımı : 21.5.1991

Detaylı

T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU RET KARARI :F.Y.

T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU RET KARARI :F.Y. T.C. KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU ŞİKAYET NO : 04.2013.1870 KARAR TARİHİ : 10/03/2014 RET KARARI ŞİKAYETÇİ ŞİKAYET EDİLEN İDARE ŞİKAYETİN KONUSU :F.Y. : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Ziyabey Cad. No:6 Balgat/ANKARA

Detaylı

Kabul Tarihi : 22.6.2004

Kabul Tarihi : 22.6.2004 RESMİ GAZETEDE 26.06.2004 TARİH VE 25504 SAYI İLE YAYIMLANARAK YÜRÜRLÜĞE GİRMİŞTİR. BAZI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN Kanun 5194 No. Kabul Tarihi : 22.6.2004 MADDE 1.

Detaylı

Trabzon üçüncü noteri olan davalı ise, süresinde zamanaşımı itirazında bulunmuştur.

Trabzon üçüncü noteri olan davalı ise, süresinde zamanaşımı itirazında bulunmuştur. MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI - DAVANIN CEZA ZAMANAŞIMI SÜRESİ DOLMADAN AÇILDIĞI - TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI ÇERÇEVESİNDE HUKUKEN GEÇERLİ TÜM DELİLLERİ SORULUP TOPLANARAK KARAR VERİLMESİ GEREĞİ

Detaylı

T.C. D A N I Ş T A Y Üçüncü Daire Esas No : 2010/5785. Karar No : 2012/3582

T.C. D A N I Ş T A Y Üçüncü Daire Esas No : 2010/5785. Karar No : 2012/3582 T.C D A N I Ş T A Y Üçüncü Daire Esas No : 2010/5785 Karar No : 2012/3582 Anahtar Kelimeler : Haciz İşlemi, İhtiyati Haciz, Şirket Ortağı, Teminat, Kişiye Özgü Ev Eşyaları Özeti: Teşebbüsün muvazaalı olduğu

Detaylı

I.TENKĠS KAVRAMI II. TENKĠS DAVALARININ HUKUKĠ NĠTELĠĞĠ. A. Tenkis davalarının özellikleri

I.TENKĠS KAVRAMI II. TENKĠS DAVALARININ HUKUKĠ NĠTELĠĞĠ. A. Tenkis davalarının özellikleri I.TENKĠS KAVRAMI Sözlük anlamı azaltma, eksiltme olan tenkis, miras hukukuna göre, murisin yani miras bırakanın yaptığı tasarrufla saklı payı yani miras bırakanın çocukları için miras payının yarısı, anne

Detaylı

2- Dâvanın, her biri hakkında aynı sebepten neşet etmesi. hükmü öngörülmüş. iken,

2- Dâvanın, her biri hakkında aynı sebepten neşet etmesi. hükmü öngörülmüş. iken, A- 01/10/2011 yürürlük tarihli 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu ndan önce yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu nun 43. maddesinde düzenlenen İHTİYARİ DAVA ARKADAŞLIĞI müessesesi

Detaylı

AVUK AT - İŞ SAHİBİ ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ

AVUK AT - İŞ SAHİBİ ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ ANKAR A BAROSU AVUK AT - İŞ SAHİBİ ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ 0.0.0-3..0 Ankara Barosu Yönetim Kurulu nun 03..0 gün ve / sayılı kararı ile kabul edilerek, meslektaşlarımıza tavsiye niteliğinde duyurulmasına

Detaylı

VERGİ SİRKÜLERİ NO: 2014/77. 6545 Sayılı Kanunla Vergi Yargılamasına ve Ticaret Mahkemelerine İlişkin Getirilen Yenilikler

VERGİ SİRKÜLERİ NO: 2014/77. 6545 Sayılı Kanunla Vergi Yargılamasına ve Ticaret Mahkemelerine İlişkin Getirilen Yenilikler DRT Yeminli Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetim A.Ş. Nurol Maslak Plaza Ayazağa Mah. Büyükdere Cad. A ve B Blok No:255-257 Kat:5 Maslak/İstanbul, Türkiye Tel: + 90 (212) 366 60 00 Fax: + 90 (212) 366 60

Detaylı

OBJEKTİF TARİHİ YORUM METODU İLE OBJEKTİF ZAMANA UYGUN YORUM METODU ARASINDAKİ İLİŞKİ

OBJEKTİF TARİHİ YORUM METODU İLE OBJEKTİF ZAMANA UYGUN YORUM METODU ARASINDAKİ İLİŞKİ OBJEKTİF TARİHİ YORUM METODU İLE OBJEKTİF ZAMANA UYGUN YORUM METODU ARASINDAKİ İLİŞKİ YORUM KAVRAMI Betül CANBOLAT Kanun hükmü, yasama organının tercih ettiği çözümün yazılı olarak ifade edilmesidir. Kullanılan

Detaylı

TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI

TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI Tasarrufun iptali davası, borçlunun üçüncü kişilerle yapmış olduğu tasarrufi işlemlerin dava açan alacaklı bakımından geçersizliğinin sağlanmasına yönelik bir hukuk davasıdır.

Detaylı

MALİYE BAKANLIĞI BAŞHUKUK MÜŞAVİRLİĞİ VE MUHAKEMAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İÇ GENELGELER

MALİYE BAKANLIĞI BAŞHUKUK MÜŞAVİRLİĞİ VE MUHAKEMAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İÇ GENELGELER MALİYE BAKANLIĞI BAŞHUKUK MÜŞAVİRLİĞİ VE MUHAKEMAT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İÇ GENELGELER 1 31 Sayılı BAHUM İç KONU; 659 sayılı KHK nın Adli uyuşmazlıkların sulh yoluyla halli, uzlaşma ve vazgeçme yetkileri başlıklı

Detaylı

İCRA VE İFLÂS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN. Kanun No. 5311 Kabul Tarihi : 2.3.2005

İCRA VE İFLÂS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN. Kanun No. 5311 Kabul Tarihi : 2.3.2005 İCRA VE İFLÂS KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN Kanun No. 5311 Kabul Tarihi : 2.3.2005 MADDE 1.- 9.6.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 10/a maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki

Detaylı

YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN SORUMLULUĞU

YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN SORUMLULUĞU A) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ndan doğan sorumluluk Yönetim kurulu üyelerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ( TTK ) doğan sorumluluğu, hukuki ve cezai sorumluluk olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Detaylı

Uzun Sok. Kolotoğlu İşhanı Kat: 3 No:75 - TRABZON Temyiz Eden ve Karşı Taraf (Davalı) : Karayolları Genel Müdürlüğü - ANKARA

Uzun Sok. Kolotoğlu İşhanı Kat: 3 No:75 - TRABZON Temyiz Eden ve Karşı Taraf (Davalı) : Karayolları Genel Müdürlüğü - ANKARA Temyiz Eden (Davacı) : Vekili : Uzun Sok. Kolotoğlu İşhanı Kat: 3 No:75 - TRABZON Temyiz Eden ve Karşı Taraf (Davalı) : Karayolları Genel Müdürlüğü - ANKARA Vekili : Av. Cansın Sanğu (Aynı adreste) İstemin

Detaylı

İŞ GÜVENCESİ İŞVEREN VEKİLİ SIFATI

İŞ GÜVENCESİ İŞVEREN VEKİLİ SIFATI İŞ GÜVENCESİ İŞVEREN VEKİLİ SIFATI ÖZET: İş güvencesi hükümleri dışında kalarak işveren vekili konumunun tespitinde iki temel ölçüye göre değerlendirme yapılır. Buna göre işletmenin bütününü sevk ve idare

Detaylı

Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun No. 5194 Kabul Tarihi : 22.6.2004

Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun No. 5194 Kabul Tarihi : 22.6.2004 Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kanun No. 5194 Kabul Tarihi : 22.6.2004 MADDE 1. 24.6.1995 tarihli ve 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde

Detaylı

İZMİR BAROSU 01.01.2013-31.12.2013 TAVSİYE NİTELİĞİNDE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ

İZMİR BAROSU 01.01.2013-31.12.2013 TAVSİYE NİTELİĞİNDE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ İZMİR BAROSU 01.01.2013-31.12.2013 TAVSİYE NİTELİĞİNDE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ 01.01.2013-31.12.2013 DÖNEMİ TAVSİYE NİTELİĞİNDE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ Avukatlık ücreti peşin ödenir. Tarifede

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 818 S.BK /125 İŞ KAZASI ZAMAN AŞIMININ BAŞLANGICININ MALULİYET ORANIN KESİN OLARAK TESPİT EDİLDİĞİ TARİH OLDUĞU

İlgili Kanun / Madde 818 S.BK /125 İŞ KAZASI ZAMAN AŞIMININ BAŞLANGICININ MALULİYET ORANIN KESİN OLARAK TESPİT EDİLDİĞİ TARİH OLDUĞU T.C YARGITAY HUKUK GENEL KURULU Esas No. 2013/21-2216 Karar No. 2015/1349 Tarihi: 15.05.2015 İlgili Kanun / Madde 818 S.BK /125 İŞ KAZASI ZAMAN AŞIMININ BAŞLANGICININ MALULİYET ORANIN KESİN OLARAK TESPİT

Detaylı

Y. Doç. Dr. Vural SEVEN. İzmir Gediz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku ABD Başkanı

Y. Doç. Dr. Vural SEVEN. İzmir Gediz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku ABD Başkanı Y. Doç. Dr. Vural SEVEN İzmir Gediz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku ABD Başkanı KIYMETLİ EVRAK 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda en az değişikliğe uğrayan bölüm kıymetli evrak kitabıdır. Kıymetli

Detaylı

Kanun No. 5717 Kabul Tarihi: 22/11/2007

Kanun No. 5717 Kabul Tarihi: 22/11/2007 ULUSLARARASI ÇOCUK KAÇIRMANIN HUKUKÎ YÖN VE KAPSAMINA DAİR KANUN Kanun No. 5717 Kabul Tarihi: 22/11/2007 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam ve Tanımlar Amaç MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı; velâyet hakkı ihlâl edilerek

Detaylı

ADİ VE TİCARİ İŞLERDE FAİZE İLİŞKİN YENİLİKLER

ADİ VE TİCARİ İŞLERDE FAİZE İLİŞKİN YENİLİKLER ADİ VE TİCARİ İŞLERDE FAİZE İLİŞKİN YENİLİKLER Prof. Dr. Mustafa ÇEKER Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi 31.10.2013 FAİZ KAVRAMI Faiz, para alacaklısına parasından

Detaylı

Amaç Madde 1-Bu Kanunun amacı finansman sağlamaya yönelik finansal kiralamayı düzenlemektir.

Amaç Madde 1-Bu Kanunun amacı finansman sağlamaya yönelik finansal kiralamayı düzenlemektir. 6. FİNANSAL KİRALAMA KANUNU Kanunun tam adı : Finansal Kiralama Kanunu Kanun No. : 3226 Kabul Tarihi : 10 Haziran 1985 Resmi Gazete Tarih ve Sayısı : 28 Haziran 1985 / 18795 BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER

Detaylı

HUKUKUN TEMEL KAVRAMLARI BİRİNCİ BÖLÜM

HUKUKUN TEMEL KAVRAMLARI BİRİNCİ BÖLÜM HUKUKUN TEMEL KAVRAMLARI BİRİNCİ BÖLÜM HUKUK HAKKINDA GENEL BİLGİLER A. HUKUK B. TOPLUMSAL KURALLAR VE MÜEYYİDELERİ 1. Toplumsal Kuralların Gerekliliği 2. Toplumsal Kuralların Sınıflandırılması a. Görgü

Detaylı

T.C. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ

T.C. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ T.C. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ Esas No : 2012/28063 Karar No : 2012/28555 Özet: İşveren kıdem tazminatı borcu bakımından iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte temerrüde düşer. Diğer tazminat ve alacaklar

Detaylı

UZUN SÜRELİ ARAÇ KİRALAMA - FİNANSAL KİRALAMA

UZUN SÜRELİ ARAÇ KİRALAMA - FİNANSAL KİRALAMA UZUN SÜRELİ ARAÇ KİRALAMA - Uzun süreli kiralama, ariyet ve rehin gibi hallerde aracı elinde bulunduran işleten sayılır. Aracı işleten ise, kusursuz sorumluluk kurallarına göre zarardan sorumludur. Finansal

Detaylı

TİCARÎ İŞLETME HUKUKU TİCARET HUKUKU - CİLT I. Tamer BOZKURT THEMIS

TİCARÎ İŞLETME HUKUKU TİCARET HUKUKU - CİLT I. Tamer BOZKURT THEMIS Tamer BOZKURT THEMIS TİCARET HUKUKU - CİLT I TİCARÎ İŞLETME HUKUKU 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu ve 6098 sayılı yeni Türk Borçlar Kanunu na göre hazırlanmış, 26.6.2012 tarih ve 6335 sayılı Kanun

Detaylı

İZMİR BAROSU 01.01.2015-31.12.2015 TAVSİYE NİTELİĞİNDE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ

İZMİR BAROSU 01.01.2015-31.12.2015 TAVSİYE NİTELİĞİNDE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ İZMİR BAROSU 01.01.2015-31.12.2015 TAVSİYE NİTELİĞİNDE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ 01.01.2015-31.12.2015 DÖNEMİ TAVSİYE NİTELİĞİNDE AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ Avukatlık ücreti peşin ödenir. Tarifede

Detaylı

01.01.2012-31.12.2012 DÖNEMİ AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ Malatya Barosu Yönetim Kurulu nun 22.03.2012/47 sayılı Kararı ile

01.01.2012-31.12.2012 DÖNEMİ AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ Malatya Barosu Yönetim Kurulu nun 22.03.2012/47 sayılı Kararı ile 01.01.2012-31.12.2012 DÖNEMİ AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ Malatya Barosu Yönetim Kurulu nun 22.03.2012/47 sayılı Kararı ile kabul edilerek tavsiye niteliğinde meslektaşlarımıza duyurulmasına

Detaylı

A. SULH HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖRÜLEN DAVALAR

A. SULH HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖRÜLEN DAVALAR Avukatlık Ücreti Peşin Ödenir. K.D.V. ayrıca eklenir. A. SULH HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖRÜLEN DAVALAR 1 Mirasçılık Belgesinin Alınması 900,00 TL. 2 Tahliye Davaları 3 Kat Mülkiyeti Kanunundan Kaynaklanan

Detaylı

DAVA : Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

DAVA : Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. T.C 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2012/8788 KARAR NO: 2012/13834 KARAR TARİHİ:30.05.2012 >İŞTİRAK NAFAKASININ KALDIRILMASI DAVASI >İŞTİRAK NAFAKASININ YARDIM NAFAKASINA DÖNÜŞMESİ >YOKSULLUĞA DÜŞEBİLECEK ALTSOY

Detaylı

T.C. SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü GENELGE NO: 2007/02....VALİLİĞİNE (Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü)

T.C. SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü GENELGE NO: 2007/02....VALİLİĞİNE (Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü) IV- KREDİ KARTI ÜYELİK ÜCRETİ İLE İLGİLİ GENELGELER 1. GENELGE NO: 2007/02 Tüketicinin ve Rekabetin Korunması lüğü GENELGE NO: 2007/02...VALİLİĞİNE Tüketiciler tarafından Bakanlığımıza ve Tüketici Sorunları

Detaylı

Herkes İçin Hukuk: 8 İFLASIN ERTELENMESİ. Avukat Osman OY

Herkes İçin Hukuk: 8 İFLASIN ERTELENMESİ. Avukat Osman OY I Herkes İçin Hukuk: 8 İFLASIN ERTELENMESİ Avukat Osman OY II Yay n No : 2059 Hukuk Dizisi : 986 1. Bas Mart 2009 - STANBUL ISBN 978-605 - 377-007 - 7 Copyright Bu kitab n bu bas s n n Türkiye deki yay

Detaylı

İnşaat işlerinde Katma Değer Vergisine ilişkin bazı konular 2

İnşaat işlerinde Katma Değer Vergisine ilişkin bazı konular 2 İnşaat işlerinde Katma Değer Vergisine ilişkin bazı konular 2 V. ARSA KARŞILIĞI İNŞAAT İŞLERİNDE KDV Türkiye de yaygın bir uygulama olan kat karşılığı arsa işlemlerinin KDV karşısındaki durumu farklı uygulamalar

Detaylı

PAZARLAMACILIK SÖZLEŞMELERİ

PAZARLAMACILIK SÖZLEŞMELERİ PAZARLAMACILIK SÖZLEŞMELERİ A) 6098 sayılı Yeni Türk Borçlar Kanun unda yer alan düzenleme metni: Pazarlamacılık Sözleşmesi A. Tanımı ve kurulması I. Tanımı MADDE 448- Pazarlamacılık sözleşmesi, pazarlamacının

Detaylı

SESSİZ KALMA SURETİYLE HAKKIN KAYBI İLKESİ & MARKANIN TANINMIŞLIK DÜZEYİNİN TESPİTİ & MARKAYI KULLANMA ZORUNLULUĞU

SESSİZ KALMA SURETİYLE HAKKIN KAYBI İLKESİ & MARKANIN TANINMIŞLIK DÜZEYİNİN TESPİTİ & MARKAYI KULLANMA ZORUNLULUĞU SESSİZ KALMA SURETİYLE HAKKIN KAYBI İLKESİ & MARKANIN TANINMIŞLIK DÜZEYİNİN TESPİTİ & MARKAYI KULLANMA ZORUNLULUĞU Av. Merve GÜRKAN **KARAR İNCELEMESİ I. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İstanbul 1. Fikri ve

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 6356 S. TSK/41-43

İlgili Kanun / Madde 6356 S. TSK/41-43 T.C YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2014/1967 Karar No. 2014/1792 Tarihi: 10.02.2014 İlgili Kanun / Madde 6356 S. TSK/41-43 TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ YETKİ TESPİTİNE İTİRAZ İŞYERİNE YENİ ALINAN İŞÇİLERİN

Detaylı

KOOPERATİFLERİN HUKUKİ NİTELİĞİ. T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı

KOOPERATİFLERİN HUKUKİ NİTELİĞİ. T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı KOOPERATİFLERİN HUKUKİ NİTELİĞİ T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı Ertan ÖRS Müfettiş Aydın BAZİN Müfettiş 1 Kasım 2013, Antalya HUKUKİ NİTELİK: 6102 sayılı Türk Ticaret

Detaylı

FAALİYETİNİ TERK EDEN BİR MÜKELLEFİN TERK DÖNEMİNE AİT ZARARLARININ MAHSUBU MÜMKÜN MÜDÜR

FAALİYETİNİ TERK EDEN BİR MÜKELLEFİN TERK DÖNEMİNE AİT ZARARLARININ MAHSUBU MÜMKÜN MÜDÜR FAALİYETİNİ TERK EDEN BİR MÜKELLEFİN TERK DÖNEMİNE AİT ZARARLARININ MAHSUBU MÜMKÜN MÜDÜR KEMAL AKMAZ YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİR BAĞIMSIZ DENETÇİ I- GİRİŞ Bilindiği üzere gelir vergisi uygulamasında ticari kazançlarından

Detaylı

Amme Alacaklarının Takibinde Yeni Sorumluluk Esaslarının Geriye Yürümesine Anayasa Mahkemesi Engeli

Amme Alacaklarının Takibinde Yeni Sorumluluk Esaslarının Geriye Yürümesine Anayasa Mahkemesi Engeli Amme Alacaklarının Takibinde Yeni Sorumluluk Esaslarının Geriye Yürümesine Anayasa Mahkemesi Engeli Tahir ERDEM Gelirler Başkontrolörü Giriş 04.06.2008 tarihinde TBMM'de kabul edilen 5766 sayılı Kanun'la

Detaylı

TİCARÎ SIR, BANKA SIRRI VE MÜŞTERİ SIRRI HAKKINDA KANUN TASARISI

TİCARÎ SIR, BANKA SIRRI VE MÜŞTERİ SIRRI HAKKINDA KANUN TASARISI TİCARÎ SIR, BANKA SIRRI VE MÜŞTERİ SIRRI HAKKINDA KANUN TASARISI Amaç ve kapsam MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı; kamu kurum ve kuruluşları ile iktisadî, ticarî ve malî sektörlerde üretim, tüketim ve hizmet

Detaylı

Sirküler Rapor Mevzuat 11.09.2015/153-1 TAHSİLAT GENEL TEBLİĞİ (SERİ: B SIRA NO: 8) YAYIMLANDI

Sirküler Rapor Mevzuat 11.09.2015/153-1 TAHSİLAT GENEL TEBLİĞİ (SERİ: B SIRA NO: 8) YAYIMLANDI Sirküler Rapor Mevzuat 11.09.2015/153-1 TAHSİLAT GENEL TEBLİĞİ (SERİ: B SIRA NO: 8) YAYIMLANDI ÖZET : Tebliğde, Artvin İline bağlı Arhavi, Borçka ve Hopa İlçelerinde 24/8/2015 tarihinde meydana gelen doğal

Detaylı

EŞYA HUKUKU ZİLYETLİK VE TAPU SİCİLİ

EŞYA HUKUKU ZİLYETLİK VE TAPU SİCİLİ Prof. Dr. Haluk Nami NOMER İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Doç. Dr. Mehmet Serkan ERGÜNE İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı EŞYA HUKUKU ZİLYETLİK

Detaylı

Limited Şirketlerde Yönetim ve Yöneticilerin Sorumluluğu

Limited Şirketlerde Yönetim ve Yöneticilerin Sorumluluğu Limited Şirketlerde Yönetim ve Yöneticilerin Sorumluluğu Prof. Dr. H. Ercüment Erdem Erdem & Erdem Ortak Avukatlık Bürosu Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi E. Öğretim Üyesi TTK Komisyonu Üyesi 12

Detaylı

EŞYA HUKUKU ZİLYETLİK VE TAPU SİCİLİ

EŞYA HUKUKU ZİLYETLİK VE TAPU SİCİLİ Prof. Dr. Haluk Nami NOMER İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Doç. Dr. Mehmet Serkan ERGÜNE İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı EŞYA HUKUKU ZİLYETLİK

Detaylı

ÜÇÜNCÜ KISIM Olağanüstü Kanun Yolları. BİRİNCİ BÖLÜM Karar Düzeltme ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi

ÜÇÜNCÜ KISIM Olağanüstü Kanun Yolları. BİRİNCİ BÖLÜM Karar Düzeltme ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi ÜÇÜNCÜ KISIM Olağanüstü Kanun Yolları BİRİNCİ BÖLÜM Karar Düzeltme ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi Bölge adliye mahkemelerinde karar düzeltme Madde 339- Bölge adliye mahkemesi ceza

Detaylı

Herkes İçin Hukuk: 15 İHTİYATİ HACİZ

Herkes İçin Hukuk: 15 İHTİYATİ HACİZ Herkes İçin Hukuk: 15 İHTİYATİ HACİZ Av. Osman OY Av. Teoman ULUSOY Yay n No : 2358 Hukuk Dizisi : 1113 1. Bas Haziran 2010 - STANBUL ISBN 978-605 - 377-279 - 8 Copyright Bu kitab n bu bas s n n Türkiye

Detaylı

yargýtay kararlarý T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAÝRESÝ YARGITAY ÝLAMI ESAS NO : 2002/6042 KARAR NO : 2002/6339 KARAR TARÝHÝ : 17.04.

yargýtay kararlarý T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAÝRESÝ YARGITAY ÝLAMI ESAS NO : 2002/6042 KARAR NO : 2002/6339 KARAR TARÝHÝ : 17.04. yargýtay kararlarý ESAS NO : 2002/6042 KARAR NO : 2002/6339 KARAR TARÝHÝ : 17.04.2002 : ÝÞVERENÝN HÝZMET AKDÝNÝ HAKLI NEDENLE FESHÝ Grev devam ettiði sýrada davacýnýn iþyerine gelen servis aracýna girerek,

Detaylı

GİRİŞ I. BELİRSİZ ALACAK DAVASI

GİRİŞ I. BELİRSİZ ALACAK DAVASI GİRİŞ 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun getirdiği en önemli yeniliklerden biriside, Hukuk Muhakemeleri Kanunun Belirsiz Alacak ve Tespit Davası başlıklı 107.

Detaylı

Muharrem İLDİR 08.10.2014 Boğaziçi Bağımsız Denetim ve YMM A.Ş Vergi Bölüm Başkanı E.Vergi Dairesi Müdürü muharremildir@bbdas.com.

Muharrem İLDİR 08.10.2014 Boğaziçi Bağımsız Denetim ve YMM A.Ş Vergi Bölüm Başkanı E.Vergi Dairesi Müdürü muharremildir@bbdas.com. Muharrem İLDİR 08.10.2014 Boğaziçi Bağımsız Denetim ve YMM A.Ş Vergi Bölüm Başkanı E.Vergi Dairesi Müdürü muharremildir@bbdas.com.tr GELİR VE KURUMLAR VERGİSİNDE TAHAKKUK VE TAHSİLAT ESASININ GEÇERLİ OLDUĞU

Detaylı

Yabancı hukukun olaya ilişkin hükümlerinin tüm araştırmalara rağmen tespit edilmemesi halinde, Türk hukuku uygulanır.

Yabancı hukukun olaya ilişkin hükümlerinin tüm araştırmalara rağmen tespit edilmemesi halinde, Türk hukuku uygulanır. MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN(MÜLGA) Kanun Numarası: 2675 Kabul Tarihi: 20/05/1982 Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi: 22/05/1982 Yayımlandığı Resmi Gazete Sayısı: 17701 **12/11/2007

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 6100 S.HMK/120, 324

İlgili Kanun / Madde 6100 S.HMK/120, 324 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2012/10115 Karar No. 2012/9215 Tarihi: 20.03.2012 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2012/4 İlgili Kanun / Madde 6100 S.HMK/120, 324 DAVA ŞARTI GİDER AVANSININ

Detaylı

01.01.2015-31.12.2015 DÖNEMİ AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ

01.01.2015-31.12.2015 DÖNEMİ AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ 01.01.2015-31.12.2015 DÖNEMİ AVUKAT-VEKİLEDEN ARASINDAKİ EN AZ ÜCRET ÇİZELGESİ İSTANBUL BAROSUNUN TAVSİYE NİTELİĞİNDEKİ ÜCRET TARİFESİ A- SULH HUKUK MAHKEMELERİNDE GÖRÜLEN DAVALAR 1 Kat Mülkiyeti Yasasından

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İş. K/2

İlgili Kanun / Madde 4857 S. İş. K/2 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2011/51419 Karar No. 2012/39553 Tarihi: 27.11.2012 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2013/2 İlgili Kanun / Madde 4857 S. İş. K/2 ASIL İŞVEREN ALT İŞVEREN İLİŞKİSİNİN

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4853 S.TTHK/8

İlgili Kanun / Madde 4853 S.TTHK/8 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2009/28927 Karar No. 2012/577 Tarihi: 17.01.2012 Yargıtay Kararları Çalışma ve Toplum, 2012/3 İlgili Kanun / Madde 4853 S.TTHK/8 NEMA ALACAĞI ZORUNLU TASARRUFLARDAN

Detaylı

YARGITAY 11.HUKUK DAİRESİ E.2006/435 K.2007/7464 T.15.05.2007 YOLCU TAŞIMA. ZORUNLU KOLTUK SİGORTASI DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI

YARGITAY 11.HUKUK DAİRESİ E.2006/435 K.2007/7464 T.15.05.2007 YOLCU TAŞIMA. ZORUNLU KOLTUK SİGORTASI DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI YARGITAY 11.HUKUK DAİRESİ E.2006/435 K.2007/7464 T.15.05.2007 YOLCU TAŞIMA. ZORUNLU KOLTUK SİGORTASI DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI Özet : Yolcunun ölümü halinde, bir can ve meblâğ sigortası türü olan

Detaylı

T.C. D A N I Ş T A Y Vergi Dava Daireleri Kurulu Esas No : 2011/573 Karar No : 2013/204 Anahtar Kelimeler : Limited Şirket, Asıl Borçlu, Ödeme Emri

T.C. D A N I Ş T A Y Vergi Dava Daireleri Kurulu Esas No : 2011/573 Karar No : 2013/204 Anahtar Kelimeler : Limited Şirket, Asıl Borçlu, Ödeme Emri T.C. D A N I Ş T A Y Vergi Dava Daireleri Kurulu Esas No : 2011/573 Karar No : 2013/204 Anahtar Kelimeler : Limited Şirket, Asıl Borçlu, Ödeme Emri Özeti : Ortağı olduğu asıl borçlu limited şirkete tebliğ

Detaylı

I- 6102 SAYILI TTK NIN KAPSAMINA GİREN TİCARET ŞİRKETLERİ

I- 6102 SAYILI TTK NIN KAPSAMINA GİREN TİCARET ŞİRKETLERİ İçindekiler I- 6102 SAYILI TTK NIN KAPSAMINA GİREN TİCARET ŞİRKETLERİ... 1 II- 6102 SAYILI TTK NUNDA ŞİRKETLERİN FAALİYET KONULARI İLE İLGİLİ DÜZENLEMELER... 1 III- 6102 SAYILI TTK İLE ULTRA VİRES İLKESİ

Detaylı

TÜM YÖNLERİYLE ÖDEME EMRİ

TÜM YÖNLERİYLE ÖDEME EMRİ 1 / 270 VERGİ HUKUKUNDA ÖDEME EMRİ 2 / 270 1. Ödeme emrinin hukuki niteliği 3 / 270 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 4 / 270 54 üncü maddesinde, ödeme müddet 5 / 270 Ödeme emri

Detaylı

SİRKÜLER NO: POZ-2009 / 52 İST, 20.05.2009 MALİYE; VADELİ ÇEKLERDE REEKONTU KABUL ETMİYOR

SİRKÜLER NO: POZ-2009 / 52 İST, 20.05.2009 MALİYE; VADELİ ÇEKLERDE REEKONTU KABUL ETMİYOR SİRKÜLER NO: POZ-2009 / 52 İST, 20.05.2009 ÖZET: Maliye; vadeli çeklerde reeskontu kabul etmiyor. MALİYE; VADELİ ÇEKLERDE REEKONTU KABUL ETMİYOR Vergi Usul Kanunu na göre yapılacak dönem sonu değerlemelerinde;

Detaylı

1- GENEL OLARAK 2- MUHAKEMAT BİRİMLERİ

1- GENEL OLARAK 2- MUHAKEMAT BİRİMLERİ 1 GENEL OLARAK Bakanlığımız ana hizmet birimlerinin birinci sırasında yer alan Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü, 4353 sayılı Kanun ve 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca Devlet

Detaylı

İlgili Kanun / Madde 4857.S.İşK/2

İlgili Kanun / Madde 4857.S.İşK/2 T.C YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2009/13846 Karar No. 2011/13653 Tarihi: 09.05.2011 Yargıtay Kararları İlgili Kanun / Madde 4857.S.İşK/2 ASIL İŞVEREN ALT İŞVEREN İLİŞKİSİNİN MUVAZAAYA DAYANIP DAYANMADIĞININ

Detaylı

Anahtar Kelimeler : Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Ek 1 Nolu Protokol

Anahtar Kelimeler : Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Ek 1 Nolu Protokol T.C. D A N I Ş T A Y Esas No : 2011/8665 Karar No : 2013/9005 Anahtar Kelimeler : Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Ek 1 Nolu Protokol Özeti : İmar planında küçük sanayi

Detaylı

Alman Federal Mahkeme Kararları. Hessen Eyalet Sosyal Mahkemesi

Alman Federal Mahkeme Kararları. Hessen Eyalet Sosyal Mahkemesi Alman Federal Mahkeme Kararları Çev: Alpay HEKİMLER * Hessen Eyalet Sosyal Mahkemesi Karar Tarihi : 24.03.2015 Sayısı : L 3 U 225/10 İşçiler, öğlen paydosu sırasında, sadece öğlen yemeğini yemek üzere

Detaylı