İklim Değişikliğinin Tarımsal Ürünlere Etkisi Üzerine Bir Araştırma Projesi. Proje No; TR51/12/TD/01/020

Save this PDF as:
 WORD  PNG  TXT  JPG

Ebat: px
Şu sayfadan göstermeyi başlat:

Download "İklim Değişikliğinin Tarımsal Ürünlere Etkisi Üzerine Bir Araştırma Projesi. Proje No; TR51/12/TD/01/020"

Transkript

1 Karapınar Ziraat Odası İklim Değişikliğinin Tarımsal Ürünlere Etkisi Üzerine Bir Araştırma Projesi Proje No; TR51/12/TD/01/020 Hazırlayanlar Prof. Dr. Süleyman SOYLU Prof. Dr. Bayram SADE 2012-KONYA 1

2 ÖNSÖZ Ülkemizde tarım sektörü, insanların beslenmesi, istihdamı, ekonomiye katkısı ve ihracat potansiyeli bakımından büyük önem taşımaktadır. Günümüzde iklim bilimciler tarafından, dünya iklim sisteminde bir bozulmanın olduğu kabul edilmektedir. İklim sistemini oluşturan atmosfer, hidrosfer ve litosferde bozulmalar başlamış, doğal denge bozulmuş, bunun sonuçları da iklimi etkilemiştir. Yapılan çalışmalar, küresel boyutta bir ısınma ile ortaya çıkan iklimdeki bozulmaların bazı belirsizlikler göstermesi ve bunlara karşı önlemler alınmasına rağmen, gelecekte de bu belirsizliğin devam edeceğini ve sorunların yaşanmasına neden olabileceğini göstermektedir. İklim değişmelerinin en önemli sonuçlarından birisi, belki de en önemlisi, su kaynakları üzerindeki olumsuz etkileridir. Meydana gelecek iklim değişiklikleri, tarımsal faaliyetlerde hayvan ve bitkilerin doğal yaşam alanlarında değişikliklere yol açacak, özellikle ülkemizdeki su kaynakları bakımından önemli sorunlar ortaya çıkacaktır Karapınar İlçesinde tarım sektörü istihdam ve üretim bakımdan en önemli sektördür. Karapınar ilçesi son yıldır tarım sektörü istihdam ve geçim kaynağı açısından çok önemli hale gelmiştir. Gelecekte önemini daha da artırması beklenen tarım sektörü için ülkemizde; 9. Kalkınma Planı ( ) belgesinde belirlenen beş Ekonomik ve Sosyal Gelişme Ekseninden biri olan "Rekabet Gücünün Artırılması" kapsamındaki on stratejik amaçtan biri "Tarımsal Yapının Etkinleştirilmesi" olarak belirlenmiş ve bu amaca yönelik hedefler konulmuştur. Bu hedeflerden yola çıkarak Karapınar Ziraat Odası ülkemizin önemli bir tarım merkezi olan Karapınar ilçesinde tarım alanında iklim değişikliklerinden çiftçi üretim ve kalitesinin en az etkilenmesi, değişen iklim koşullarına göre ürün deseninin yenilenmesi, çiftçinin rekabetçilik düzeyinin artırılması kapsamında pazarlama altyapısının güçlendirilmesi yönelik stratejiler belirlemiştir. Bu stratejiler kapsamında çiftçilerin tarımsal verimliliğine ve refah seviyesini yükseltecek projeler hazırlamaktadır. İklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerine etkisi konulu projede bu kapsamda hazırlanmış projelerden biridir. Karapınar Ziraat Odası aracılığı ile hazırlanan bu projenin amacı, çiftçilere bilinçli tarım yöntemleri anlatılarak, küresel iklim değişikliklerine karşın geleneksel tarımdan modern tarıma geçiş çalışmalarına ve sürdürülebilir kırsal kalkınmaya destek vermek, bölge halkının gelir düzeyine, yaşam kalitesinin arttırılmasına katkı sağlanması bölge tarım potansiyelinin optimal düzeyde kullanılmasına yönelik amaç ve stratejiler geliştirmektir. Bu rapor Karapınar Ziraat Odası olarak konu uzmanı akademisyenlerin katılımı ile gerçekleştirdiğimiz bu projenin bölgede yaygın yetiştirilen ürünler bazında iklim değişikliğinin ve su kaynaklarının etkin kullanılmaması sonucu ortaya çıkan problemlerin irdelendiği ve buna yönelik öneriler ve çözüm yollarının yer aldığı bu çalışmanın bölge tarımına şık tutması ve faydalı olması en büyük temennimizdir. Karapınar Ziraat Odası 2

3 İÇİNDEKİLER 1.GİRİŞ Amaç ve Kapsam 8 2. KARAPINAR İLÇESİNİN MEVCUT DURUMU Tarihi ve Coğrafi Konumu İlçenin İklim Yapısı KARAPINARIN TARIMSAL YAPISI KARAPINAR İLÇESİNDE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BİTKİSEL ÜRETİM YETİŞTİRİCİLİK İLİŞKİSİ VE ETKİLEŞİMİ 4.1. Hububat (Buğday-Arpa) İklim -Tohumluk ve Çeşit Seçimi ilişkisi Ekim Zamanı İklim İlişkisi İklim Tohumluk Miktarı İlişkisi Toprak Hazırlığı İklim İlişkisi İklim - Hastalık İlişkisi İklim Sulama ilişkisi Hasat-İklim İlişkisi Kuraklık ve erkencilik Kuraklık ve soğuk zararı İklim değişikliği ve kuraklık Kuru tarım ve nadas uygulamasındaki eksiklikler ve yapılabilecekler Kuraklıkla ilgili öneriler MISIR Çeşit Seçimi İklim İlişkisi Ekim - Ekim Sıklığı iklim ilişkisi Mısır Sıcaklık İlişkileri Mısır Su- İklim ilişkileri Hasat- iklim ilişkileri AYÇİÇEĞİ Toprak Hazırlığı İklim Etkisi Ekim zamanı iklim etkisi, İklim hastalık ve yabancı ot ilişkisi Sulama İklim ilişkisi

4 Tozlaşma iklim ilişkisi Hasat İklim İlişkisi ŞEKERPANCARI Toprak Hazırlığı İklim etkisi Ekim zamanı İklim ilişkisi İklim- Hastalık İlişkisi Sulama İklim ilişkisi Hasat- İklim İlişkisi İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ EKOLOJİK DENGE ETKİLEŞİMİ KAYNAKLAR 54 4

5 ÇİZELGELER DİZİNİ Çizelge 1. Karapınar İlçesinde Uzun yıllar ortalamasına ait bazı iklim değerleri 10 ( ) Çizelge yılları arasında Karapınar İlçesinde düşen toplam yağış 11 miktarları Çizelge 3. Karapınar İlçesinde uzun yıllara ait ( ) aylara göre minimum ve 18 maksimum sıcaklık değerleri Çizelge 4. Türkiye Geneli, Konya İli ve Karapınar İlçesinde Tarım Alanlarının 19 Kullanım Şekilleri Çizelge 5. Karapınar İlçesi Tarla Ürünleri Ekiliş Alanları ve Konya İli Ekim Alanı 20 İçindeki Payı (2011) Çizelge 6. Karapınar İlçesinde Tarla Ürünleri Ekiliş Durumu (2011) 21 Çizelge 7. Karapınar İlçesinde Tarla Bitkilerinin Ekiliş Alanları Bakımından 24 Sıralaması Çizelge 8. Karapınar daki 2000 yılı sonrası buğday ekim alanı verimi ve yıllık 26 toplam yağış miktarı Çizelge 9. Konya Bölgesinde son yirmi yıldır görülen kuraklık şekilleri 27 Çizelge 10. Karapınar daki 2000 yılı sonrası tane mısır ekim alanı, verimi ve yıllık 37 toplam yağış Çizelge 11. Karapınar ilçesinde 2000 yılı sonrası yağlık ayçiçeği ekim alanı, verimi 41 ve yıllık toplam yağış Çizelge 12. Türkiye Yağlı Tohum İthalatı (Bin Ton) 42 Çizelge 13. Yıllar İtibariyle Yağlı Tohum ve Türevleri İthalatı (Milyon Dolar) 42 Çizelge 14. Karapınar daki 2000 yılı sonrası şekerpancarı ekim alanı, verimi ve 46 yıllık toplam yağış Çizelge 15. Karapınar çevresinde 1977 yılı sonrası oluşan obruklar 51 5

6 ŞEKİLLER DİZİNİ Şekil 1. Karapınar İlçesinin Coğrafi Konumu 9 Şekil 2. Karapınar İlçesinde yılları arasında yıllık toplam yağışın 11 değişimi Şekil 3. Karapınar İlçesinde yılları arasında Ocak aylarında düşen yağış 12 miktarının değişimi Şekil 4. Karapınar İlçesinde yılları arasında Şubat aylarında düşen yağış 12 miktarının değişimi Şekil 5. Karapınar İlçesinde yılları arasında Mart aylarında düşen yağış 13 miktarının değişimi Şekil 6. Karapınar İlçesinde yılları arasında Nisan aylarında düşen yağış 13 miktarının değişimi Şekil 7. Karapınar İlçesinde yılları arasında Mayıs aylarında düşen yağış 14 miktarının değişimi Şekil 8. Karapınar İlçesinde yılları arasında Haziran aylarında düşen 14 yağış miktarının değişimi Şekil 9. Karapınar İlçesinde yılları arasında Temmuz aylarında düşen 15 yağış miktarının değişimi Şekil 10. Karapınar İlçesinde yılları arasında Ağustos aylarında düşen 15 yağış miktarının değişimi Şekil 11. Karapınar İlçesinde yılları arasında Eylül aylarında düşen yağış 16 miktarının değişimi Şekil 12. Karapınar İlçesinde yılları arasında Ekim aylarında düşen yağış 16 miktarının değişimi Şekil 13. Karapınar İlçesinde yılları arasında Kasım aylarında düşen 17 yağış miktarının değişimi Şekil 14. Karapınar İlçesinde yılları arasında Aralık aylarında düşen 17 yağış miktarının değişimi Şekil 15. Karapınar İlçesi Tarla Ürünleri Ekim Alanlarının Konya İli Ekim Alanı 20 İçindeki Payı (%) Şekil 16. Karapınar İlçesinde Tahıl Ürünlerinin Oransal Dağılımı (2011, %) 22 Şekil 17. Karapınar İlçesinde Baklagil Bitkileri Ekiliş Alanlarının Oransal Dağılımı 22 (2011, %) Şekil 18. Karapınar İlçesinde Endüstri Bitkileri Ekiliş Alanlarının Oransal Dağılımı 23 Şekil 19. Karapınar İlçesinde Yağlı Tohum Bitkileri Ekiliş Alanlarının Oransal 23 Dağılımı Şekil 20. Karapınar İlçesinde Yem Bitkileri Ekiliş Alanlarının Oransal Dağılımı 24 (2011, %) Şekil 21. Ülkemizin kuraklık durumu 25 Şekil 22. Buğday gelişme dönemlerindeki su tüketimi 32 Şekil 23. Mısırın gelişme dönemlerine göre su tüketimi 40 Şekil 24. Ayçiçeğinin aylara göre günlük ortalama su tüketimi (toplam su tüketimi mm/da) Şekil 25. Şekerpancarının aylara göre günlük ortalama su tüketimi (toplam su 49 tüketimi 720 mm/da) Şekil yılları arasında DSİ tarafından tespit edilen Karapınar'da yer 50 altı suyu değişimi 6

7 1.GİRİŞ Karapınar ilçesi, Konya ilinin sosyo-ekonomik potansiyeli yüksek olan ilçelerinden birisidir. İlçede en önemli geçim kaynağı sektör tarımdır. Bu nedenle ilçede sürdürülebilir yerel kalkınma ve rekabet edebilir ekonomi hedeflerine ulaşmada, mevcut tarımsal kaynakların etkin kullanımına yönelik yapılacak çalışmalar ve üretilecek politikalar büyük önem arz etmektedir. Konya İli ha tarım arazisi ile Türkiye tarım arazisinin %10 nu kaplayan çok önemli bir tarım şehridir. Konya yöresinin en önemli sorunlarından biri monokültür tarımdan dolayı sınırlı sayıdaki bitki türü ile tarım yapılmasıdır. Yörede tahıl mono kültürü yaygın olup, ha olan tarla bitkileri ekim alanının %87.4 ü gibi büyük bir bölümünde tahıl tarımı yapılmaktadır. Bölgede alternatif bitki türleri tarımının gelişmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu sorunların çözümüne yönelik olarak alternatif ürün projeleri uygulanmaya konulmuştur. Konya ilinde monokültür tarımdan polikültür tarıma geçen ve ürün çeşitliliğini artıran en başarılı ilçe Karapınar ilçesi olmuştur. Gerek dünya gündemini gerekse ülkemiz gündemini oldukça meşgul eden iklim değişikliği, günümüzün en önemli çevre ve ekonomik problemleri arasında en ön sıralarda yerini almaya devam etmektedir. Küresel anlamda iklimin değişmesine ana etken, özellikle sanayi devriminden sonra hızla artan fosil yakıt kullanımı, ormansızlaşma, enerji üretimi ve çeşitli insan etkinlikleri sonucunda atmosfere fazlaca salınan sera gazı sonucu küresel anlamda sıcaklık artışına neden olunmuştur. Bu artışa bağlı olarak ekosistemin ciddi anlamda zarar göreceği tahmin edilmekte, hatta bugün bile belli bir etkinin belirtileri ortaya çıkmış durumdadır. Küresel ısınmanın çevresel etkisinin dünyanın her yerinde aynı şekilde meydana gelmeyeceği, bazı yerlerde taşkınlar meydana gelirken başka bölgelerde de ciddi kuraklığın yaşanacağı ön görülmektedir (Yürekli ve Anlı 2008). Günümüzde doğal etkenlere ek olarak, insanların çeşitli etkileri nedeniyle de iklim sisteminde bozulmaların olduğu kabul edilmektedir. Bunun için iklim değişikliği, Karşılaştırılabilir bir zaman periyodunda gözlenen doğal iklim değişikliğine ek olarak, doğrudan veya dolaylı küresel atmosferin bileşimini bozan insan etkinliklerinin sonucu, iklimde bir değişiklik biçiminde tanımlanmıştır (IPCC Raporu, 2001). O nedenle zamanımızdaki iklim ve sıcaklık değişimi şu şekilde tanımlanmaktadır: Küresel ısınma, insanların çeşitli aktiviteleri sonucunda meydana gelen ve sera gazları olarak nitelenen bazı gazların atmosferde yoğun bir şekilde artması sonucunda, yeryüzüne yakın atmosfer tabakaları ile yeryüzü sıcaklığının yapay olarak artması sürecidir. Küresel iklim değişimi ise, küresel ısınmaya bağlı olarak, diğer iklim öğelerinin de (yağış, nem, hava hareketleri, kuraklık, vb.) değişmesi olayıdır. WWF nin 2006 yılında yayınlanan Akdeniz de Kuraklık raporunda; küresel iklim değişikliğinin ülkemizin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası nı kuraklıkla vuracağı öngörülmektedir. Tüm Akdeniz Havzası nda yağışların son 25 yılda %20 azaldığı görülmektedir yılında; Türkiye nin özellikle kurak-yarı kurak iklim bölgeleri olan Akdeniz, Ege ve Orta Anadolu da yağışlarda ciddi azalmalar beklenmektedir. Avrupa Çevre Ajansı verilerine göre 2030 yılında Avrupa da kuraklıktan en çok etkilenecek kesim Akdeniz Havzası olacaktır. Türkiye de Marmara, Ege ve Orta Anadolu Bölgeleri, özellikle Konya Kapalı Havzası ciddi su sıkıntısıyla baş etmek zorunda kalacaktır. İklim değişmelerinin en önemli sonuçlarından birisi, belki de en önemlisi, su kaynakları üzerindeki olumsuz etkileridir. Türkiye deki suyun %72 sinin tüketildiği tarım sektöründe, sulanabilir arazinin yalnızca % 8 inde basınçlı (yağmurlama ve damla) sulama, %92 sinde ise geleneksel yüzey sulama (karık, tava ve salma) yöntemleri uygulanmaktadır. 7

8 Mevcut sulama şebekeleri ile yapılan klasik sulama yöntemlerinde sulama randımanı %50 civarındadır. Bu da, bitkinin ihtiyacı olan 1 m 3 suyu vermek için en az 2 m 3 su kullanıldığı anlamına gelir. Dolayısıyla, tarımda kullanılan suyun büyük bir kısmı yanlış sulama ve taşıma sırasındaki kayıplar nedeniyle boşa harcanmaktadır (Soylu ve ark. 2010). Son yıllarda ülkemizde ortalama yağışın azalması yanında, yağış rejimindeki sapma da dikkat edilmesi gereken bir olaydır. Yağış miktarında meydana gelen bu azalışlar ve yağış rejimindeki sapmalar, tarımsal üretimi olumsuz yönde etkilemektedir. Konya Kapalı Havzası içinde yer alan Karapınar çevresinde son yıllarda yaşanan kuraklık ve değişen tarım yapısına bağlı olarak çeşitli çevre sorunları ortaya çıkmaktadır. Bölge Türkiye'de yıllık ortalama yağışın en az görüldüğü (Karapınar 285 mm, Konya 319 mm) alanlardan biridir. Son yıllarda Konya ve Karapınar Bölgesinde iklim çok değişiklilik göstermektedir. Yağışların dağılım ritmi ve kuraklık sezonu ve süresinde önemli değişiklikler söz konusudur Yağış tipinde farklılıklar oluşmaktadır. Son on yıldır ürün deseni önemli ölçüde değişen Karapınar tarımı için artık değişen iklim koşullarına göre tarımsal verimliliği sürekli hale getirmek, üreticinin bu iklim değişiminden en az etkilenmesini sağlamak çok önemli hale gelmiştir. Bu projenin amacı, Karapınar ilçesinin tarımsal kaynaklarını ve üretim potansiyelini ortaya koymak ve buna dayalı olarak ilçenin tarım sektörü kapsamında bitkisel üretim için gelişme hedef ve stratejilerini belirleyerek, iklim değişiklilerine karşılık kaynakların etkin ve daha verimli kullanılmasına katkı sağlamaktır. Karapınar ilçesi geniş tarım alanlarına sahip, tarım potansiyeli yüksek olan bir ilçedir. Bu proje çerçevesinde Karapınar bölgesinde iklim değişikliğinin tarımsal etkileri incelenecek, inceleme sonuçları, Bölge çiftçilerine anlatılmış,, çiftçilerimizin iklim değişikliğine karşı ne tür uygulamalar yapılacağı konuları anlatılmıştır. Bu kapsamda Karapınar ilçesinde yaygın ekilen bitki türleri için bölgede oluşan iklim değişikliklerinden nasıl etkilendiği açıklanmış ve bölge halkının bu konuda alacağı önlemler, kuraklık sorunu, sulama yönetimleri ve optimum bitki deseninin belirlenmesi gibi konularda bilgiler ortaya konulmuştur Amaç ve Kapsam Bu çalışmanın amacı, Karapınar ilçesinin tarımsal kaynaklarını ve üretim potansiyelini ortaya koymak ve buna dayalı olarak ilçenin tarım sektörü kapsamında bitkisel üretim için gelişme hedef ve stratejilerini belirleyerek, kaynakların etkin ve daha verimli kullanılmasına katkı sağlamaktır. Karapınar ilçesi geniş tarım alanlarına sahip, tarım potansiyeli yüksek olan bir ilçedir. Teknik destek kapsamında Karapınar bölgesinde iklim değişikliğinin tarımsal etkileri incelenecek, inceleme sonuçları, bölge çiftçilerine eğitim verilmiştir. Çiftçilerimizin iklim değişikliğine karşı ne tür uygulamalar yapılacağı konuları anlatılmıştır. Bu kapsamda Karapınar ilçesinde yaygın ekilen bitki türleri için bölgenin iklim değişikliğinden nasıl etkilendiğin belirlenmesi ve bölge halkının bu konuda alacağı önlemler, kuraklık sorunu, sulama yönetimleri ve optimum bitki deseninin belirlenmesi gibi konularda bilgiler ortaya konulmuştur. Bitkisel üretimin dünyada ve ülkemizde büyük oranda açık alanlarda yapılması nedeniyle bitkisel üretimin temel değişkeni iklim olmaktadır. Dolayısıyla, bitkisel üretimde verimlilik düzeyi diğer faktörler yanında doğrudan ekim alanı, iklim ve sulama kullanım potansiyeli ile de yakından ilişkili olmaktadır. Bu nedenle Karapınar ilçesindeki mevcut tarımsal durum, iklim yapısı, bitki deseninin sulama imkanlarının artması ile değişimi, iklim değişikliğinin üretim miktarı, bitki deseni, arazi varlığı ve arazinin kullanım durumu üzerine etkileri incelenerek, sorunlar ve çözüm önerileri ortaya koyulmuştur. 8

9 Mevcut istatistiki verilerden yararlanılarak ilçedeki iklim yapısının değişimi, tarımsal ürünlerin ekim alanları, üretim durumları ve verimleri incelenmiştir. Bu incelemeler sonucunda iklim değişikliği sonucunda Karapınar da yaygın ekimi yapılan bitki türleri için karşılaşılan temel sorunlar ortaya konmuştur. Diğer taraftan iklim değişikliğinin ve tarımda yanlış uygulamaların bölgede sebep olduğu diğer sorunlar incelenerek tartışılmıştır. İncelemeler sonucunda ilçedeki, tarımsal kaynakların sürdürülebilir kullanımı için ürün deseninde bulunan önemli ürünler için yetiştirme tekniği açısından temel stratejiler belirlenmiştir. 2. KARAPINAR İLÇESİNİN MEVCUT DURUMU 2.1. Tarihi ve Coğrafi Konumu Karapınar, Konya nın ilçelerinden biri olup, kent merkezinin 94km doğusundadır. Karapınar, doğu boylamı ile kuzey enlemi arasında bulunmaktadır. Batısında Konya (Karatay) ve Çumra; batısında Ereğli ve Adana; güneyinde Karaman; kuzeyinde Aksaray vardır. Ova üzerine kurulu olan ilçenin çok eski yerleşim yerlerinden biri olduğu bilinmektedir. Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunması, ilginç jeolojik yapısı, suları farklı özellikler içeren ve dünyada bir benzeri daha bulunmayan krater gölleri ile Türkiye mizin de sayılı turizm alanlarından biri olarak tanınan Karapınar ayrıca erozyonun da önüne geçebilen nadir bölgelerden biridir. İlçenin merkez nüfusu köyler ve beldelerle birlikte dolayındadır. 2670km² lik yüzölçümü ile Konya nın büyük ilçelerinden biri sayılmaktadır. Kendisine bağlı 4 beldesi, 15 köyü ve 25 mahallesi vardır. Doğusunda Ereğli, kuzeyinde Emirgazi ve batısında Çumra ve Karatay ilçeleri ile çevrili olan Karapınar; Konya- Adana yolu üzerindedir. İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği 1026m dir. Konya yı doğuya bağlayan çok önemli ve işlek bir karayolunun üzerinde yer alır. Şekil 1. Karapınar İlçesinin Coğrafi Konumu 9

10 Karapınar çevresinde daimi akarsu yoktur. Ancak yağışlı dönemlerde akan ve sonra kuruyan, kısa boylu geçici dereler vardır. İlçenin içinde Pınarbaşı mevkiinden kaynağını alan Karasu, bu gün kurumuş haldedir. Daimi akarsu olmadığı için ilçenin su ihtiyacı derin su kuyuları ile sağlanmaktadır. Karacadağ mevkiinde az da olsa kaynak suyu vardır. Karapınar Ovası nda 5 farklı toprak tipi görülür. Bunlar, kumlu topraklar, tınlı topraklar, killi topraklar, kireçli kalkerli topraklar ve çorak topraklardır. Karapınar daki toprakların yapısında genellikle üst tabakada tınlı kumlu karışım topraklar; alt kısımlarda ise killi topraklar bulunmaktadır. Bu topraklar kireç ve potasyum bakımından zengin fakat organik madde ve fosfor bakımından fakirdir. Karapınar Ovası nın güney güney doğu mevkiindeki topraklar mineral bakımından zengindir. Çünkü o mevkii volkanik maddelerle örtülüdür. Karacadağ ın doğu ve batısında bataklıklar ve çorak topraklar yer alır. Ovanın büyük bir bölümü rüzgâr erozyonuna maruz kalmaktadır İlçesinin İklim Yapısı Projenin ana konusu bölgedeki iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerine etkileri olması nedeni ile Karapınar ilçesinin iklim yapısı özellikle yağış, sıcaklık yönünden detaylı irdelenmiştir. Çizelge 1. Karapınar ilçesinde uzun yıllar ortalamasına ait bazı iklim değerleri ( ) İklim Parametreleri A Y L A R Oc. Şb. Mart Nis. May. Haz. Tem. Ağs. Eylül Ek. Kas. Ara. Yıllık Ort. Ort. Sıc. ( 0 C) Yağış (mm) Ort. Nis. Nem (%) Buharlaşma (mm) Ort.Rüzgar Hızı (m/sn) Kaynak: Konya Toprak Su ve Çölleşme ile Mücadele Araştırma İstasyonu Karapınar Araştırma Merkezi Verileri Bölge Türkiye'de yıllık ortalama yağışın en az görüldüğü (Karapınar mm, Konya mm) alanlardan biridir. Yaz aylarında çoğunlukla kurak ve sıcak, kış aylarında ise oldukça soğuk geçen Karapınar ilçesi iklimi, İç Anadolu'nun tipik karasal iklimini andırır. İlçenin iklim verilerine ilişkin uzun yıllara ait değerler Çizelge 1. de verilmiştir. Karapınar ilçesinde yıllık ortalama sıcaklık 11.0 o C olup, en soğuk aylar Ocak (-0.7 o C), Şubat (0.8 o C) ve Aralık (1.5 o C); en sıcak aylar ise Temmuz (22.8 o C), Ağustos (22.1 o C) ve Haziran dır (19.6 o C). İlçede yıllık ortalama nem % olup, nemin en düşük olduğu aylar sırasıyla Temmuz, Ağustos ve Haziran; en yüksek olduğu aylar ise Aralık, Ocak ve Şubat tır. Karapınar İlçesi ülkemizde yıllık yağışın en düşük olduğu merkezlerden biri olup uzun yıllar yağış ortalaması 285mm dir. İlçede her ay yağış görülmekle birlikte, yağışın en fazla 10

11 Yıllık Toplam Yağış (mm) olduğu aylar sırasıyla Mayıs, Aralık ve Nisan; en düşük olduğu aylar ise Ağustos, Temmuz ve Eylül dür. İlçede yıllık yağış dağılımı yıllara göre çok büyük değişim göstermektedir. Yıllık toplam yağışlar en düşük 1999 ve 2004 yıllarında (174 ve 171 mm) gerçekleşirken en yüksek değerler 1985 ve 1988 yıllarında 413 ve 402 mm olarak gerçekleşmiştir (Çizelge 2). Şekil 1. incelendiğinde özellikle 1998 yılından sonra yıllık yağışta yıllara göre önemli dalgalanmaların olduğu görülmektedir. Ayrıca Karapınar ilçesinde yıllık yağış toplamı en yağışlı yıllarda dahi 450 mm ye ulaşamamıştır (Çizelge 2). Şekil 2. Karapınar ilçesinde yılları arasında yıllık toplam yağışın değişimi Çizelge yılları arasında Karapınar ilçesinde düşen toplam yağış miktarları (Anonim 2011) Yıllar Yağış miktarı (mm) Yıllar Yağış miktarı (mm) Yıllar Yağış miktarı (mm) Yıllar Yağış miktarı (mm) Karapınar ilçesinde yıllık yağış miktarında meydana gelen dalgalanmanın yanında yağışların yıl içindeki dağılımında da son yıllarda çok keskin değişimler gözlenmektedir. Tarımsal üretimi en fazla etkileyen değişimde bundan kaynaklanmaktadır. Özellikle kuru tarım alanlarında yağışa bağlı üretim yapılan ürünlerde bu durum çok önemli hale gelmektedir. 11

12 YAĞIŞ MİKTARI- 1,0 15,5 26,7 33,3 31,2 21,7 17,0 42,6 39,4 25,8 30,2 37,0 34,4 32,5 24,0 15,3 34,2 13,0 21,3 13,3 21,5 28,4 11,6 15,6 15,2 17,6 12,8 14,4 18,8 21,7 26,0 9,7 33,3 35,6 34,3 32,4 44,5 52,8 47,8 63,5 79, YAĞIŞ MİKTARI- 0,6 14,0 21,9 15,6 9,2 13,2 13,6 8,3 41,2 28,6 38,0 28,9 24,4 20,2 29,3 13,7 22,0 35,9 16,8 31,1 32,3 23,7 26,4 21,4 24,7 19,9 17,0 17,9 28,3 33,7 37,4 34,9 45,2 50,6 42,2 44,6 61,1 59,1 55,2 15,3 27,3 17,7 52,9 63,8 92, KARAPINAR İLÇESİ OCAK AYI YAĞIŞLARI 6,8 20,1 32,4 Şekil 3. Karapınar ilçesinde yılları arasında Ocak aylarında düşen yağış miktarının değişimi İlçede Ocak ayı yağış dağılımı yıllara göre çok büyük değişim göstermektedir. İlçede Ocak ayında düşen en düşük yağış 0.6 mm ile 2001 yılında kaydedilirken, en yüksek yağış 92.6 mm ile 1981 yılında kaydedilmiştir. Karapınar ilçesi Ocak ayı yağış ortalaması 29.1 mm olmuştur KARAPINAR İLÇESİ ŞUBAT AYI YAĞIŞLARI 3,9 16,5 7,9 19,7 32,7 Şekil 4. Karapınar ilçesinde yılları arasında Şubat aylarında düşen yağış miktarının değişimi İlçede Şubat ayı yağış dağılımı yıllara göre çok büyük değişim göstermektedir. İlçede şubat ayında düşen en düşük yağış 1.0 mm ile 1989 yılında kaydedilirken, en yüksek yağış 79.3 mm ile 2003 yılında kaydedilmiştir. Karapınar ilçesi Şubat ayı yağış ortalaması 26.9 mm olmuştur. 12

13 27,2 31,8 34,9 24,6 35,6 46,6 13,7 15,8 13,9 10,4 9,1 3,5 27,1 15,0 27, YAĞIŞ MİKTARI- 3,1 2,1 9,0 7,4 13,2 10,5 20,0 29,1 28,0 23,0 15,1 22,2 35,4 36,2 28,5 31,9 28,0 33,3 44,6 56,7 46,7 51,6 27,6 15,1 36,0 28,7 12,1 28,9 47,9 38,3 23,9 31,6 18,7 57,3 57,4 61,4 59,1 77,4 79,0 92,5 86,1 109, YAĞIŞ MİKTARI- 7,5 16,3 24,5 18,5 11,8 17,0 22,4 25,4 32,9 33,3 30,5 44,3 40,4 40,1 35,0 31,3 26,1 19,6 34,3 35,8 57,1 55,3 55,4 69,4 KARAPINAR İLÇESİ MART AYI YAĞIŞLARI ,0 25,3 4,6 13,3 22,7 16,6 29,2 0 Şekil 5. Karapınar İlçesinde yılları arasında Mart aylarında düşen yağış miktarının değişimi İlçede Mart ayı yağış dağılımı yıllara göre çok büyük değişim göstermektedir. İlçede Mart ayında düşen en düşük yağış 3.5 mm ile 1990 yılında kaydedilirken, en yüksek yağış 69.4 mm ile 1996 yılında kaydedilmiştir. Karapınar ilçesi Mart ayı yağış ortalaması 27.8 mm olmuştur ,1 52,2 KARAPINAR İLÇESİ NİSAN AYI YAĞIŞLARI 26,5 43,8 Şekil 6. Karapınar ilçesinde yılları arasında Nisan aylarında düşen yağış miktarının değişimi İlçede Nisan ayı yağış dağılımı yıllara göre çok büyük değişim göstermektedir. İlçede Nisan ayında düşen en düşük yağış 2.1 mm ile 1970 yılında kaydedilirken, en yüksek yağış mm ile 1977 yılında kaydedilmiştir. Karapınar ilçesi Nisan ayı yağış ortalaması 37.5 mm olmuştur. 13

14 17,6 17,3 27,8 33,6 35,8 21,9 11,0 11,7 22,5 7,3 15,3 66,1 23,8 26,6 25,4 17,7 61,2 74, YAĞIŞ MİKTARI- 8,0 2,6 2,0 10,6 17,2 15,7 22,4 24,3 14,8 23,3 10,0 6,0 6,0 3,2 5,8 3,3 0,7 1,0 5,4 5,7 5,9 22,8 22,8 15,8 15,1 31,9 33,3 26,7 24,2 39,1 42,8 40,1 43,5 37,8 50,1 45,7 40,3 48,6 45,3 48,7 57,9 72, YAĞIŞ MİKTARI- 21,2 14,3 14,1 17,9 12,1 18,9 12,3 25,8 32,9 41,3 46,6 57,5 59,4 53,1 62,8 54,0 61,3 59,2 69,9 84,1 81,7 110,6 103,5 98,5 KARAPINAR İLÇESİ MAYIS AYI YAĞIŞLARI 2,4 14,6 10,9 28,4 120,0 110,0 100,0 90,0 80,0 70,0 60,0 50,0 40,0 30,0 20,0 10,0 0,0 13,7 27,7 20,4 Şekil 7. Karapınar ilçesinde yılları arasında Mayıs aylarında düşen yağış miktarının değişimi İlçede Mayıs ayı yağış dağılımı yıllara göre çok büyük değişim göstermektedir. İlçede Mayıs ayında düşen en düşük yağış 2.4 mm ile 1994 yılında kaydedilirken, en yüksek yağış mm ile 1988 yılında kaydedilmiştir. Karapınar daki yağış rejiminin düzensizliğine örnek olarak bir yıl sonra 1989 yılında Mayıs ayı yağışı ise 17.7 mm olmuştur. Karapınar ilçesi Mayıs ayı yağış ortalaması 39.1 mm olmuştur. 100,0 KARAPINAR İLÇESİ HAZİRAN AYI YAĞIŞLARI 90,0 80,0 70,0 60,0 50,0 40,0 30,0 29,8 45,9 23,3 33,9 20,0 10,0 0,0 Şekil 8. Karapınar ilçesinde yılları arasında Haziran aylarında düşen yağış miktarının değişimi İlçede Haziran ayı yağış dağılımı yıllara göre çok büyük değişim göstermektedir. İlçede Haziran ayında düşen en düşük yağış 0 mm ile 2001 yılında kaydedilirken, en yüksek yağış 72.1 mm ile 2000 yılında kaydedilmiştir. Karapınar ilçesi Haziran ayı yağış ortalaması 24.8 mm olmuştur. 14

15 1,6 0,6 2,3 1,3 1,2 0, YAĞIŞ MİKTARI- 1,0 0,2 0,3 1,3 8,4 5,8 4,2 4,7 4,5 0,2 0,1 2,5 0,0 15, YAĞIŞ MİKTARI- 2,7 1,1 1,0 6,9 5,5 0,4 2,7 0,3 0,5 3,4 4,5 2,0 3,4 1,3 0,6 5,0 2,4 7,2 15,6 18,9 20,7 26,5 49,1 59,0 100,0 KARAPINAR İLÇESİ TEMMUZ AYI YAĞIŞLARI 90,0 80,0 70,0 60,0 50,0 40,0 30,0 20,0 10,0 0,0 Şekil 9. Karapınar ilçesinde yılları arasında Temmuz aylarında düşen yağış miktarının değişimi İlçede Temmuz ayı yağış dağılımı yıllara göre benzerlik göstermekle birlikte bazı yıllar değişim göstermektedir. İlçede Temmuz ayında genelde 0-1 mm arası yağış kaydedilirken, en yüksek yağış 59 mm ile 2009 yılında kaydedilmiştir. Karapınar ilçesi Temmuz ayı yağış ortalaması 4.3 mm olmuştur. 100 KARAPINAR İLÇESİ AĞUSTOS AYI YAĞIŞLARI ,5 10,5 0,2 10,8 25,4 0 Şekil 10. Karapınar ilçesinde yılları arasında Ağustos aylarında düşen yağış miktarının değişimi İlçede Ağustos ayı yağış dağılımı yıllara göre benzerlik göstermekle birlikte bazı yıllar değişim göstermektedir. İlçede Ağustos ayı Temmuz ayına benzer bir yağış rejimi göstermekte, Ağustos ayında genelde 0-1 mm arası yağış kaydedilirken, en yüksek yağış 25.4 mm ile 1997 yılında kaydedilmiştir. Karapınar ilçesi Ağustos ayı yağış ortalaması 2.4 mm olmuştur. 15

16 4,5 8,9 5,2 10,4 8,5 3,9 8,7 2,0 4,0 1,2 0,3 0,4 3,1 1,8 6,9 15, ,7 3,9 7,0 1,7 0,4 1,3 7,0 6,3 3,9 3,0 0,2 -YAĞIŞ MİKTARI- 13,2 27,2 22,6 16,3 19,2 15,4 14,9 11,1 14,7 30,5 37,2 35,2 30,8 37,5 39,3 48,6 62,9 63,6 75,1 70, YAĞIŞ MİKTARI- 12,6 17,4 10,8 11,4 4,8 0,4 6,7 4,2 8,7 7,1 26,6 22,4 24,4 15,5 20,2 10,9 27,8 38,0 KARAPINAR İLÇESİ EYLÜL AYI YAĞIŞLARI 100,0 90,0 80,0 70,0 60,0 50,0 40,0 30,0 20,0 10,0 0,0 0,1 8,6 20,3 35,7 Şekil 11. Karapınar İlçesinde yılları arasında Eylül aylarında düşen yağış miktarının değişimi İlçede Eylül ayı yağış dağılımı yıllara göre çok büyük değişim göstermektedir. İlçede Eylül ayında düşen en düşük yağış 0 mm ile 1965, 1971, 1973, 1975, 1984, 1985, 1987, 1992 ve 2004 yıllarında kaydedilirken, en yüksek yağış 38.0 mm ile 1997 yılında kaydedilmiştir. Karapınar ilçesi Eylül ayı yağış ortalaması 7.1 mm olmuştur. 100,0 90,0 KARAPINAR İLÇESİ EKİM AYI YAĞIŞLARI 80,0 70,0 60,0 50,0 40,0 30,0 20,0 10,0 22,9 34,4 6,1 13,8 10,1 20,4 31,9 23,6 23,6 37,2 18,4 22,8 8,1 18,4 0,0 Şekil 12. Karapınar ilçesinde yılları arasında Ekim aylarında düşen yağış miktarının değişimi İlçede Ekim ayı yağış dağılımı yıllara göre çok büyük değişim göstermektedir. İlçede Ekim ayında düşen en düşük yağış 0-1 mm arası ile 1964, 1984 ve 2004 yıllarında kaydedilirken, en yüksek yağış 75.1 mm ile 1978 yılında kaydedilmiştir. Karapınar ilçesi Ekim ayı yağış ortalaması 21.8 mm olmuştur. 16

17 0,6 0,8 42,3 58, YAĞIŞ MİKTARI- 0,1 10,6 16,5 21,9 20,8 10,4 10,8 38,8 30,8 26,8 18,6 21,6 17,5 10,3 16,8 47,2 34,4 43,7 27,8 42,4 39,7 35,1 68,1 59,1 62,6 57,3 53,1 62,0 56,7 60,6 56,3 53,3 44,4 42,9 49,2 52,3 87, YAĞIŞ MİKTARI- 2,3 4,0 16,4 11,5 6,8 8,5 7,0 36,6 27,2 32,5 32,2 21,9 22,1 18,1 15,6 31,0 23,0 33,8 28,3 28,5 31,3 38,3 33,1 35,1 38,1 28,5 27,4 34,2 24,2 24,9 15,7 21,8 22,5 38,2 44,8 61,1 59,0 73,1 76,8 72,3 100,0 90,0 80,0 70,0 60,0 50,0 40,0 30,0 20,0 10,0 0,0 KARAPINAR İLÇESİ KASIM AYI YAĞIŞLARI 5,1 12,4 Şekil 13. Karapınar ilçesinde yılları arasında Kasım aylarında düşen yağış miktarının değişimi İlçede Kasım ayı yağış dağılımı özellikle son on yıldır çok büyük değişim göstermektedir. İlçede Kasım ayında düşen en düşük yağış 0-1 mm arası ile 1977,1978 ve 1996 yıllarında kaydedilirken, en yüksek yağış 76.8 mm ile 2001 yılında kaydedilmiştir. Karapınar ilçesi Kasım ayı yağış ortalaması 26.6 mm olmuştur. 100,0 90,0 80,0 70,0 60,0 50,0 40,0 30,0 20,0 10,0 0,0 4,1 17,1 59,0 KARAPINAR İLÇESİ ARALIK AYI YAĞIŞLARI 27,0 44,6 30,6 22,7 38,7 35,4 53,2 Şekil 14. Karapınar İlçesinde yılları arasında Aralık aylarında düşen yağış miktarının değişimi İlçede Aralık ayı yağış dağılımı diğer aylarda olduğu gibi yıllara göre çok büyük değişim göstermektedir. İlçede Aralık ayında düşen en düşük yağış 0.1 mm ile 2006 yıllarında kaydedilirken, en yüksek yağış 87.2 mm ile 1996 yılında kaydedilmiştir. Karapınar ilçesi Aralık ayı yağış ortalaması 38.2 mm olmuştur. 17

18 YILLAR Çizelge 3. Karapınar İlçesinde uzun yıllara ait ( ) aylara göre minumum ve maksimum sıcaklık değerleri OCAK ŞUBAT MART NİSAN MAYIS HAZİRAN TEMMUZ AĞUSTOS EYLÜL EKİM KASIM ARALIK MAX. MİN. MAX. MİN. MAX. MİN. MAX. MİN. MAX. MİN. MAX. MİN. MAX. MİN. MAX. MİN. MAX. MİN. MAX. MİN. MAX. MİN. MAX. MİN ,6-21,0 19,3-23,2 20,3-7,1 28,9 0,5 31,5 1,4 33,7 5,2 37,0 9,7 34,7 8,8 33,6 3,7 29,0-2,6 22,5-9,4 12,4-15, ,0-21,4 14,3-14,0 21,6-9,1 28,6-7,2 33,0-2,3 35,3 3,7 36,1 10,4 39,7 7,4 31,7 0,8 28,4-5,4 25,3-7,6 18,4-10, ,5-16,2 12,5-25,6 24,2-8,7 26,7-1,0 28,7 0,4 35,8 3,1 35,3 9,6 37,0 11,2 31,5 1,3 30,3-4,4 17,5-6,7 10,4-15, ,5-21,0 7,8-26,8 20,5-18,2 26,0-4,8 27,5-0,2 32,3 6,5 33,1 6,4 35,3 8,7 34,3-3,3 31,0-1,9 21,9-12,0 11,2-19, ,5-20,5 15,2-16,4 21,5-8,6 28,4-5,5 29,6 1,8 34,7 3,8 37,4 7,6 35,4 5,3 33,5 0,6 28,2-3,8 21,4-11,4 15,5-11, ,7-9,6 15,8-12,0 22,0-7,8 28,8-2,4 34,0-0,4 34,0 3,9 35,0 8,2 36,4 7,8 36,0 4,5 31,5-1,4 21,2-12,4 12,5-13, ,3-14,6 18,5-11,4 19,6-7,6 24,5-5,0 36,0 0,8 34,0 7,9 32,4 9,0 36,5 6,0 34,8-1,0 26,3-4,3 20,0-17,7 16,4-15, ,2-13,0 20,2-15,0 18,3-5,5 25,2-4,2 31,7 2,6 36,8 3,4 38,1 9,0 37,0 9,6 33,4 3,1 27,2-3,7 20,2-7,9 18,1-3, ,2-11,9 15,6-20,4 5,8-11,9 29,2-7,8 31,2 1,3 35,2 4,2 36,1 8,4 35,0 8,0 30,8 0,5 29,7 1,0 21,8-6,4 15,1-11, ,5-12,1 14,5-14,1 20,2-12,2 31,4-5,0 30,0 3,4 34,6 6,9 40,1 9,2 36,5 8,0 33,5 2,8 31,4-3,6 22,0-3,0 13,5-14, ,0-12,2 15,0-9,0 20,2-9,2 27,2-2,0 31,8-1,2 33,8 6,8 37,6 10,7 38,4 8,0 32,8 2,0 33,2-2,2 21,4-13,9 18,4-13, ,8-19,0 10,6-13,8 23,8-13,6 27,3-2,4 27,0 1,0 34,0 2,8 41,2 11,0 36,6 8,4 32,4 4,0 28,8-3,0 21,4-7,3 16,3-10, ,3-13,3 18,5-12,1 28,0-4,3 27,9-0,4 29,8 3,8 34,4 6,6 38,4 9,7 37,2 9,4 33,3 3,9 29,4-3,8 20,8-11,6 14,4-11, ,9-17,8 16,2-10,7 22,3-3,8 24,5-3,1 31,4 1,6 36,5 5,7 36,7 10,6 38,8 7,8 31,2 3,7 31,2-6,4 21,9-5,8 15,3-23, ,5-6,6 13,8-15,0 17,0-15,0 27,6-5,0 29,0 1,1 32,3 6,6 37,5 9,4 36,3 7,9 36,2 3,4 30,9-5,6 23,2-6,5 15,2-12, ,2-18,0 20,5-14,8 25,5-11,0 29,8-8,0 28,5 2,6 32,0 6,3 36,1 8,0 37,1 9,7 32,2 0,0 30,9-0,5 22,0-15,0 15,2-15, ,2-9,5 17,0-17,0 23,0-9,5 28,6-5,2 35,0-2,1 33,2 5,6 38,5 11,2 37,0 10,0 30,2 2,5 26,4-5,4 24,1-8,7 21,4-21, ,5-24,6 18,2-19,5 25,1-6,8 25,5-4,2 34,1 1,0 36,5 5,2 33,8 8,0 39,8 9,0 31,6 3,2 28,8 1,7 17,0-9,1 13,5-17, ,0-17,5 17,0-17,8 23,5-7,0 23,0-6,0 32,9 2,0 36,7 8,2 39,3 9,0 39,5 10,3 35,8 1,0 29,6-4,5 22,2-10,0 11,7-24, ,7-20,2 12,3-24,0 29,0-6,2 34,0-3,2 32,3 0,0 37,0 6,3 38,0 8,6 37,5 10,4 32,8 3,2 26,0-2,5 20,0-3,2 19,5-16,0 18

19 3. KARAPINARIN TARIMSAL YAPISI Karapınar ilçesinde tarımsal üretimin büyük oranda açık alanlarda yapılması nedeniyle iklim ve tarımsal arazi varlığı o bölgenin tarımsal potansiyelini de belirleyen temel faktörlerden biri olmaktadır. Sahip olunan arazi varlığının alternatif ürün veya ürün gruplarına tahsisinde ise bölgenin toprak, iklim özellikleri ve pazar koşulları, çiftçi tercihleri, tarım politikaları gibi faktörler etkili olmaktadır. Karapınar ilçesi sahip olduğu dekar işlenebilir tarım arazisi varlığı ile önemli bir arazi potansiyeline sahiptir. Karapınar ilçesinde mevcut işlenebilir tarım arazilerinin % gibi büyük bölümü tarla bitkilerine tahsis edilmektedir. Diğer taraftan ekilebilir alanların % sını meyve ve bağ alanları, % 0.44 ini ise sebze alanları oluşturmaktadır (Çizelge 4). İlçede özellikle kuru tarım yapılan alanlarda nadas uygulamasının yaygın olması nedeni ile ekilebilir arazinin % sini nadasa bırakılmaktadır. İlçede çok yüksek düzeyde gerçekleşen bu oranın azaltılması için kuru tarım alanlarında sulama imkanlarının ve alternatif ürün çalışmalarına ağırlık verilmesi gerekmektedir. Çizelge 4. Türkiye Geneli, Konya İli ve Karapınar İlçesinde Tarım Alanlarının Kullanım Şekilleri (Anonim 2012a) Karapınar KONYA TÜRKİYE Ürün Grubu Ekim Alanı (ha) Oran (%) Ekim Alanı (ha) Oran (%) Ekim Alanı (ha) Oran (%) EkilenTarla Alanı , ,84 Nadas Alanı , ,39 Sebze Alanı , ,28 Meyve ve Bağ Alanı , ,49 Toplam Alan , , ,00 Karapınar ilçesinde işlenebilir tarım alanlarının yaklaşık % gibi büyük bir bölümünü tarla bitkileri ve nadas alanları oluşturmaktadır. Geri kalan yaklaşık % 0.48 lik bölümde ise bahçe bitkileri üretimi yapılmaktadır. Konya ili tarım arazilerinin kullanım durumları incelendiğinde de, Karapınar ilçesine benzer bir durumla karşılaşılmaktadır. Karapınar İlçesi Konya ilinde bahçe bitkileri üretiminin en az yapılan ilçelerdendir. Karapınar ilçemizde arazi kullanımı oranlarını ülkemizle karşılaştırdığımızda ise tarla bitkileri ekim alanı oranının ülke ortalamasının üzerinde, bahçe bitkileri üretim alanı oranının ise ülke ortalamasının oldukça gerisinde olduğunu görmekteyiz. Bu durum Karapınar ilçesinin ülkemizin en az yağış alan merkezlerinden olmasının tabii bir sonucudur. İlçenin hektar olan toplam tarım arazisinin yaklaşık hektarı sulanabilir arazidir. İlçede nadas alanlarının yüksek olma nedenlerinden birinin de ilçedeki verim düzeyi düşük kuru tarım arazilerinin fazla olmasıdır. Karapınar İlçesi ve Konya ilinde üretilen tarla ürünlerinin 2011 yılı için ekim alanları ve tarla ürün gruplarının ekim alanı içindeki payları Çizelge 5 de verilmiştir. Karapınar ilçesinde tarla ürünleri ekiliş alanlarının Konya ili ekim alanlarındaki payı % 6.46 düzeyindedir. Karapınar ilçesinde tarla ürünleri gruplarının, Konya ili ekim alanlarındaki payı, tahıllarda % 6.00, baklagillerde % 2.35, endüstri bitkilerinde % 7.98, yağlı tohumlarda % 13.56, yumru tohumlu bitkilerde % 5.34, yem bitkileri ekim alanında % oranındadır (Şekil 14). 19

20 Çizelge 5. Karapınar İlçesi Tarla Ürünleri Ekiliş Alanları ve Konya İli Ekim Alanı İçindeki Payı (2011) Ürün Grubu Ürün adı Karapınar Ekilen alan (dekar) Konya Ekilen alan (dekar) Karapınarın Payı (%) Tahıllar Çavdar Yulaf (Dane) Mısır (Dane) Tritikale (Dane) Buğday (Durum) Buğday (Diğer) Arpa Toplam Tahıl Baklagiller Nohut Fasulye (Kuru) Mercimek (Yeşil) Toplam Bak Endüstri Bitk. Şekerpancarı Toplam End Yağlı Tohum. Ayçiçeği (Yağlık) Toplam Yağlı Yumru Bitkiler Patates (Diğer) Toplam Yum Yem Bitkileri Yonca (Yeşil Ot) Korunga (Yeşil Ot) Fiğ (Yeşil Ot) Mısır (Silajlik) Top. Yem Bit Toplam Tarla Ürünleri Ekiliş Alanı Kaynak : Anonim ( 2012b) ,35 6,46 13,56 4,95 Tahıllar Baklagiller Endüstri Bitk Yağlı Tohum Yumru Bitkiler 14,09 Yem Bitkileri Şekil 15. Karapınar İlçesi Tarla Ürünleri Ekim Alanlarının Konya İli Ekim Alanı İçindeki Payı (%) 20

21 Karapınar ilçesinde tarla ürünleri ekim alanlarının, Konya ili tarla ürünleri ekim alanı içindeki payı incelendiğinde, en yüksek paya sahip ürün grubunun yağlı tohumlar ve yem bitkileri olduğu görülmektedir. Karapınar ilçesinde özellikle bitkisel üretim ve hayvansal üretimin entegre gerçekleşmesi, özellikle yonca üretimi ve ticareti yönünden ön planda olması yem bitkileri ekim alanının artmasını da beraberinde getirmiştir. Yem bitkilerini, yağlı tohumlu ve yumru bitkiler grubu izlemektedir. İlçede özellikle yağlı tohumların yaygın olarak üretilme durumu Konya ilinde bu alana yönelik tarıma dayalı sanayi işletmelerinin gelişme potansiyelini oluşturmaktadır. Karapınar ilçesi diğer ilçelerden farklı olarak ürün deseninin çeşitliliğinin olduğu ilçelerin başında gelmektedir. Nitekim ilçe tahıllar yönünden özellikle mısır ve buğday, endüstri bitkilerinden şeker pancarı, yumrulu bitkiler grubunda patates, yağlı tohumlardan ayçiçeği, yem bitkilerinden yonca ve silaj mısır yönünden önemli bir merkez konumundadır. Karapınar ilçesinde 2011 yılı verilerine göre, toplam dekar tarla bitkileri ekim alanının % ünde tahıl, % 1.22 ünde baklagiller, % 6.81 inde endüstri bitkileri, % 7.72 inde yağlı tohum bitkileri, % 0.60 oranında yumru bitkiler, % 7.65 ünde ise yem bitkileri ekimi yapılmaktadır (Çizelge 5). Çizelge 6. Karapınar İlçesinde Tarla Ürünleri Ekiliş Durumu (2011) Grup adı Ürün adı Ekilen alan (dekar) Alt Grup İçinde Oran (%) Toplam İçinde Oran (%) Tahıllar Çavdar Yulaf (Dane) Mısır (Dane) Tritikale (Dane) ,06 Buğday (Durum) Buğday (Diğer) Arpa Toplam Tahıllar , Baklagiller Nohut Fasulye (Kuru) Mercimek (Yeşil) Toplam Baklagiller , Endüstriyel Bitkileri Şekerpancarı , Toplam End. Bit , Yağlı Tohumlar Ayçiçeği (Yağlık) , Toplam Yağlı Toh , Yumru Bitkiler Patates (Diğer) , Toplam Yumru Bit , Yem Bitkileri Yonca (Yeşil Ot) Korunga (Yeşil Ot) Fiğ (Yeşil Ot) Mısır (Silajlik) Toplam Yem Bitkileri , GENEL TOPLAM ,00 21

22 İklim değişikliklerin etkilerini daha iyi anlayabilmek için Karapınar ilçesinde tarla bitkileri ürün grubunda yer alan ürünlerin, ürün grubu içindeki yeri ve önemini ve ilçede öne çıkan ürünleri tespit etmek amacıyla aşağıdaki şekillerde de görüldüğü gibi bitki türlerinin ürün gruplarındaki payı incelenmiştir. Karapınar ilçesinde tahıl grubunda üretilen ürünlerin ekim alanları ve tahıl ekim alanı içindeki payı Şekil 16 da verilmiştir. Şekilde de görüldüğü gibi Karapınar ilçesinde dekar alanda ekimi yapılan tahılların, % ini buğday, % 26.7 sini arpa, % ının mısır, % 6.37 ini çavdar ve % 1.27 sini yulaf, % 0.08 ini tritikale oluşturmaktadır ,61 26, ,65 16, , Çavdar 1,27 Yulaf (Dane) Mısır (Dane) 0,08 Tritikale (Dane) Bugday (Durum) Buğday (Diğer) Arpa Şekil 16. Karapınar İlçesinde Tahıl Ürünlerinin Oransal Dağılımı (2011, %) Ereğli ilçesinde baklagil grubunda üretilen ürünlerin ekim alanları ve toplam baklagil ekim alanı içindeki payı Şekil 17 de verilmiştir. Şekilde de görüldüğü gibi Karapınar ilçesinde dekar alanda ekimi yapılan baklagillerin, % ını nohut, % ini fasülye, % ünü yeşil mercimek oluşturmaktadır ,56 41,08 15,34 Nohut Fasülye (Kuru) Mercimek (Yeşil) Şekil 17. Karapınar İlçesinde Baklagil Bitkileri Ekiliş Alanlarının Oransal Dağılımı(2011, %) 22

23 Karapınar ilçesinde dekar olan endüstri bitkileri ekim alanlarının tamamında şeker pancarı ekimi yapılmaktadır. (Şekil 18.). Şekerpancarı 100% Şekil 18. Karapınar İlçesinde Endüstri Bitkileri Ekiliş Alanlarının Oransal Dağılımı İlçede dekar olan yağlı tohum ekim alanlarının tamamında yağlık ayçiçeği ekimi yapıldığı görülmektedir (Şekil 19). İlçede son yıllarda yağlı tohumlar ürün grubunda önemli düzeyde ayçiçeği ekim alanı bulunmaktadır. Ayçiçeği (Yağlık) 100% Şekil 19. Karapınar İlçesinde Yağlı Tohum Bitkileri Ekiliş Alanlarının Oransal Dağılımı Karapınar ilçesinde dekar olan yem bitkileri ekim alanlarının % gibi büyük bir kısmında yonca ekimi yapılmaktadır. Yonca ekim alanlarını % oranı ile silajlık mısır, % 4.17 oranı ile de fiğ ve % 2,14 oranı ile korunga izlemektedir (Şekil 20). 23

24 ,75 19,98 2,14 4,17 Yonca (Yeşil ot) Korunga (Yeşil ot) Fiğ (Yeşil ot) Mısır (Silajlık) Şekil 20. Karapınar İlçesinde Yem Bitkileri Ekiliş Alanlarının Oransal Dağılımı (2011, %) Karapınar ilçesinin tamamına yakınında tarla bitkileri üretimi gerçekleştirilmektedir. Karapınar ilçesinde tarla bitkilerinin oransal ekiliş alanları sıralaması incelendiğinde, ilçede tarla bitkileri ürünleri itibariyle en fazla buğday, arpa, dane mısır, ayçiçeği, şekerpancarı, yonca ve çavdar ekimi yapıldığı görülmektedir (Çizelge 7). İlçedeki iklim yapısındaki değişimden en fazla etkilenen ürün grubu olarak bu bitki türleri öne çıkmaktadır. Çizelge 7. Karapınar İlçesinde Tarla Bitkilerinin Ekiliş Alanları Bakımından Sıralaması Sıra No Ürün 0ran (%) 1 Buğday (Toplam) Arpa (Toplam) Mısır (Dane) Ayçiçeği (Yağlık) Şekerpancarı Yonca (Yeşil Ot) Çavdar Mısır (Silajlık) Yulaf (Dane) Patates (Diğer) Nohut Fasulye (Kuru) Fiğ (Yeşil Ot) Mercimek (Yeşil) Korunga

25 4. KARAPINAR İLÇESİNDE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BİTKİSEL ÜRETİM YETİŞTİRİCİLİK İLİŞKİSİ VE ETKİLEŞİMİ Karapınar ilçesinde işlenebilir tarım alanlarının yaklaşık % 99.5 gibi büyük bir bölümünü tarla bitkileri ekilişleri ve nadas alanları oluşturmaktadır. Geri kalan % 0.5 lik bölümde ise bahçe bitkileri üretimi yapılmaktadır. Bu yüzden Karapınar İlçesindeki iklim yapısının ve iklimdeki değişimi incelerken tarla bitkileri ekim alanı, üretimi ve verimi açısından değerlendirmek gerekmektedir. Karapınar daki ürün deseni dikkate alınarak ilçede en fazla ekim alanı ve üretimi olan buğday, arpa, mısır, ayçiçeği, şekerpancarı ve diğer bitkileri için ürün bazında ayrı ayrı değerlendirilme yapılarak iklim değişikliğinin tarımsal üretimdeki etkileri, çiftçilerin yetiştiricilikte dikkat edeceği hususlar değerlendirilmiştir. Şekil 21. Ülkemizin kuraklık durumu Bölgede ürün deseninde yer alan bitkilerin su ihtiyacı; yağış + sulama ile karşılanmaktadır. Şekil 21 de görüldüğü üzere Karapınar ilçesi ülkemizin en kurak bölgesinde yer almaktadır. Uzun yıllar dünya yıllık yağış ortalaması 1000 mm, Türkiye de 643 mm, Konya da 319 mm, Karapınar da ise 285 mm dir. Bu iklim tablosu Karapınar ilçesinde tarımsal üretim yapmanın önündeki en önemli engelin yetersiz yağış olduğunu ve üretimde sulamanın ne denli önemli olduğunu göstermektedir. Doğal koşullarda yetiştirilen ürünlerde çevresel streslere mukavemet çok önemli bir özelliktir. Bitki büyüme ve gelişmesini azaltan veya olumsuz yönde etkileyen çevre faktörlerindeki değişmeler olarak tanımlanabilen stres; fiziksel, kimyasal veya biyolojik kaynaklı olabilmektedir. Fiziksel ve kimyasal stres kaynakları abiyotik stres faktörleri olarak da adlandırılmakta olup, bunlar arasında kuraklık stresi dünyada bitkisel üretimi sınırlayan en önemli faktörlerden birisi durumundadır. Dünya topraklarının %30 undan fazlasını yakından ilgilendiren kuraklık stresi, kuru tarım alanlarındaki buğday üretiminde sıklıkla ciddi problemlere neden olmaktadır. Toprakta bitkinin normal gelişmesini sağlayacak düzeyde suyun bulunmaması olarak tanımlanan tarımsal kuraklık, nem kaybı ve su kaynaklarında azalma oluştuğu zaman meydana gelmektedir. Tipik olarak, buğday erken dönemdeki büyüme ve gelişmesini soğuk aylarda, generatif dönemini ise ılık ve sıcak aylarda tamamlar. Normal bir bitki gelişimi için toplam yıllık yağış miktarı yanında yağışın bitkinin kritik gelişme 25

26 dönemlerindeki dağılımı da büyük önem arz etmektedir. Ekonomik bir verim elde edebilmek için ihtiyaç duyulan yağış miktarı iklim bölgelere ve yağış dağılımına göre değişmekle beraber Orta Anadolu Bölgesinde 300 mm iken, sahil kesimlerinde 550 mm. civarındadır. Orta Anadolu Bölgesinde toplam yağış ve dağılımı üzerine yapılan bir çalışmada, buğday verimi ile aylık ortalama yağış arasındaki ilişkiye bakıldığında en yüksek ilişki Mayıs ayı, daha sonra Nisan ayı ve daha sonra da Kasım ayında görülmüştür. Son yıllarda toplam yağış miktarları uzun yıllar ortalamasının oldukça altında gerçekleşmektedir. Yağışların dağılım ritmi ve kuraklık sezonu ve süresinde önemli değişiklikler söz konusudur. Yağış tipinde de farklılıklar oluşmaktadır. Nitekim Orta Anadolu Bölgesinde yaygın kuraklık tipi Mayıs sonundan itibaren başlayan ve devam eden bir kuraklık iken, uzunca bir süredir kuraklık sonbaharda, kışın, ilkbaharda ya da bunların kombinasyonu olarak ortaya çıkabilmektedir HUBUBAT (BUĞDAY-ARPA) Çizelge 8 de görüldüğü üzere, buğday tarımında yıllık yağış verimliliğe etkili olmakla birlikte, en fazla etkili olan husus yağışın buğday yetişme dönemindeki yıllık dağılımıdır. Karapınar ilçesinde uzun yıllar dikkate alındığında özellikle 2009, 2010 ve 2011 yılları gerek yıllık yağış oranının yüksekliği gerekse yetişme dönemindeki dağılımın düzenli olması nedeni ile verimlilik ve üretim üst düzeye ulaşmıştır. Çizelge 8. Karapınar daki 2000 yılı sonrası buğday ekim alanı verimi ve yıllık toplam yağış miktarı Yıl Yağış(mm) Toplam Buğday Ekim Alanı (da) Ort. Verim (kg/da)

27 Çizelge 9. Konya bölgesinde son yirmi yıldır görülen kuraklık şekilleri Ürün yılı Yağış miktarı (mm) Kuraklık biçimi İlkbahar kuraklığı Sonbahar kuraklığı Kış ve İlkbahar kuraklığı Kış ve İlkbahar kuraklığı Erken İlkbahar kuraklığı Sonbahar ve İlkbahar kuraklığı Sonbahar ve kış kuraklığı Sonbahar ve kış kuraklığı Kış ve erken İlkbahar kuraklığı Genel kuraklık Kış kuraklığı Kış ve İlkbahar kuraklığı Çizelge 9 da görüldüğü üzere, gerek Konya gerekse Karapınar ilçesinde yıl içerisinde çok farklı kuraklık değişimleri gözlenmiş, bu değişimden en fazla hububat üreticileri etkilenmiştir. İlde toplam yağışın düşük olması yanında, yağışların dağılımında da sorunlar vardır. Serin iklim tahıllarının büyüme ve gelişmesi açısından büyük öneme sahip olan, Nisan-Mayıs-Haziran aylarındaki yağış toplamı toplam yağışın ancak % 27 si olup, Karapınar ilçesinde % 36 dır. Bu değer İl genelinde nadaslı tarım siteminin hakim olmasının nedenini ve sulamanın önemini net olarak ortaya koymaktadır. Konya genelinde yağışların 35 i etkili bitki büyüme ve gelişimin olmadığı kış aylarında düşmektedir. Sonbahar ve kış yağışları ise toplam yağışın %57 sine karşılık gelmektedir. Karapınar ilçesinde ise yıllık yağışın % 37 si İlkbaharda, % 33 ü kış, % 19 u sonbahar ve % 11 i ise yaz aylarında düşmektedir. Kış aylarında yağışlar genellikle kar şeklinde düşmekte ve bitkiler kışı kar örtüsü altında geçirmektedir. Ancak açıklanacağı üzere bu durum artık bir kural ve yaygın durum olmaktan çıkmış, kuraklık ritmi ve yağış biçiminde önemli değişimler göze çarpmaktadır. Buğday bitkisinde herhangi bir gelişim döneminde meydana gelebilen kuraklık, şiddetine ve süresine göre verim ve kaliteyi olumsuz yönde etkilemektedir. Çıkış döneminde meydana gelen kuraklık m 2 de bitki sayısını etkilerken, sapa kalkmadan hemen önceki bitki başak taslağının oluşmaya başladığı dönemden başlayıp toprak yüzeyinde ikinci boğumun görülmesine kadar geçen sürede görülen kuraklık başak taslağı üzerindeki potansiyel başakçık 27

28 ve çiçek sayısını etkilemektedir. Sapa kalkma dönemi ve başaklanma öncesi şartlar başaktaki fertil çiçek sayısını etkilemektedir. Önemli bir verim unsuru olan dane büyüklüğü ise tozlaşmadan sonraki stres koşullarından etkilenmektedir. Genel olarak buğday bitkisi, tozlaşmaya kadar etkilendiği kuraklıklardan fertil başakçık ve çiçek sayısı üzerinden m 2 de dane sayısı kaybı şeklinde, tozlaşmadan sonraki kuraklık stresinden ise dane ağırlığı kaybı şeklinde verime yansıyan kayıplar meydana gelmektedir İklim -Tohumluk ve Çeşit Seçimi ilişkisi Karapınar bölgesinde buğday tarımında yüksek verim ve kalitenin anahtarı, bölgenin iklim koşullarına uygun çeşidin kaliteli tohumluğunu kullanmaktan geçmektedir. Ülkemizde verim ve kaliteyi artırmanın iki yolu vardır. Bunlardan birincisi yüksek verimli ve kaliteli çeşitlerin yetiştirilmesi, ikincisi uygun yetiştirme tekniklerinin kullanılmasıdır. TMO 2011 buğday alım stratejisinde yenilik yapmıştır. Alım grubu ve kot değişikliği ile proteine dayalı alım sistemine geçmiştir. Ekmeklik buğdaylar 6 alım gurubu yerine 4 alım grubuna düşürülmüştür. Alım esnasında ürünler kalitesine göre depolanacaktır. Üreticiye proteine göre ilave fiyat verilecektir. %12 ve üzeri proteine %1-3 ilave fiyat verilirken, %11.5 ve altı proteinde %1-2 daha düşük fiyat verilecektir. %10.5 altında proteine sahip ürünler yemlik olarak değerlendirilecektir. Tohumluk bitkisel üretimin vazgeçilmez girdilerinin başında gelir. Buğdayda yağışın bol olduğu ekolojilerde ve sulanır koşullarda uygun çeşit seçilmediği takdirde beklenen verimde %50, kuru tarım sisteminde ise %20-30 verim azalması olmaktadır Ülkemizde buğdayda üretim artışında üstün nitelikli yeni bitki çeşitlerinin ve kaliteli tohumluğun payı büyüktür. Tohumluk başlangıçta yalnızca üretimin bir aracı olarak görülmüşken, sonraları tohumlukla ürün, verim ve kalite arasındaki ilişkilerin anlaşılmasıyla iyi çeşit ve iyi tohumluk kavramları gündeme gelmiştir. İyi tohumlukta bulunması gereken özelliklerin ve bu tohumlukların kullanılmasıyla sağlanabilecek yararların anlaşılmasıyla tarla bitkilerinde tescil edilen veya üretim izni alan çeşit sayıları giderek artış göstermiştir. Ülkemizde bugün buğday tarımı için yeterli sayıda taleplere cevap verebilecek tescilli çeşit mevcuttur. Geliştirilen çeşitlerin verim ve kalite potansiyelleri yeterli seviyededir. Fakat bu potansiyelleri tam olarak değerlendirilememektedir. Bunun temel sebebi yetiştirme tekniği konusunda yapılan yanlışlıklardır. Hiçbir alanda kalitesiz hammaddeden kaliteli ürün elde edilemeyeceği gibi hububat tarımında da kaliteli tohumluk kullanımını yaygınlaştıramadığımız sürece ülkemizin buğday konusunda kaliteli ürün sorunu devam edecek ve bu açığı ithalatla giderme yoluna gidecektir. Çeşit seçiminde çeşitlerin soğuğa ve iklim değişikliklerine tepkileri hakkında bilgi sahip olmak çok önemlidir. Karapınar bölgesinde verim kalitesi iyi olan yazlık karakterli çeşitlerin ekiminde tüm bilimsel tespitlere rağmen ısrarcı davranılmaktadır. Bu çeşitlerin ekimini yapan üreticilerimiz, iklim değişikliğinin de doğal bir sonucu olan, kar örtüsüz şiddetli kış koşullarında bitki ölümleri sonucu önemli zararlara uğramakta ve sıklıkla tarlalarını bozararak yazlık ürünleri ekmek zorunda kalmaktadırlar. İllim değişiklikleri de 28

29 dikkate alınarak bu çeşitlerin ekiminde kaçınılması bilimsel gerçeklere de uygun olacaktır. Ancak yazlık karakterli bu çeşitleri ekmekte ısrar eden çiftçilerimizin mutlaka ekim zamanını çeşitlerin bu özelliklerini dikkate alarak belirlemeleri gerekmektedir. Çeşit seçimiyle ilgili önerimiz, üreticimizin yıllardan beri ekmeyi alışkanlık haline getirdiği çeşitlerin yanında yeni çeşitlere de fırsat verip, birlikte yetiştirerek potansiyelini belirlemeleridir. Ekeceği buğday çeşidini belirlerken mutlaka bölgemizin iklim ve toprak koşulları dikkate alınmalıdır. Kuru ve sulu koşullara göre ekeceği çeşidi farklı olarak belirlemelidir. Makarnalık buğdaylar iklim değişimlerinden daha çok etkilenmektedir. Karapınar bölgesinde özellikle sulama imkanı olmayan bölgelerde yeterli verim ve kaliteye ulaşmakta sıkıntı yaşanmaktadır. Bu yüzden makarnalık buğdayların daha çok taban veya sulanabilen alanlarda yetiştiriciliğini yapmak daha uygun olacaktır Ekim Zamanı İklim İlişkisi Karapınar Bölgesinde yeterli verim elde edebilmek için ekim zamanını iyi ayarlamak gerekmektedir. Son yıllarda Sonbahar aylarında gerek hava sıcaklığı, gerekse yağış rejimindeki düzensizlikler çiftçilerimizi ekim zamanını ayarlama yönünden karasızlığa itmiştir. Çiftçilerimiz ekeceği çeşide ve ön bitkinin tarlayı terk etme durumuna göre ekim zamanını ayarlamalıdırlar. Orta Anadolu ve Konya yöresi için son yıllardaki iklim değişikliği de göz önüne alındığında buğday için en uygun ekim zamanının 1 Ekim-30 Ekim olarak kabul edilmesi gereklidir. Ekilen çeşidin düşük sıcaklığa hassasiyet göstermesi durumunda ekim Kasım ayı başına ertelenmelidir. Özellikle şekerpancarı yerlerine yapılacak ekimlerde ekim zamanı Kasım ayına sarkmaktadır. Kışlık çeşitler geç ekildiğinde ilkbahar ile sıcaklık ve gün uzunluğunun arttığı yaz aylarında, büyüme ve gelişmesini daha hızlı bir şekilde tamamlamak zorunda kalmaktadır. Bunun sonucunda elverişli su ve sıcaklık yeterince değerlendirilemediği için verim azalmaktadır. Kuru tarım bölgelerinde ekim zamanı daha çok yağışa bağlı olarak uygun toprak nemini yakalamakla yakından ilgili olduğundan yıllara göre önemli farklılıklar gösterebilmektedir. Buğday bitkisinin 1-3 kardeşli, 3-4 yapraklı bir dönemde kışa girmesini sağlayacak bir ekim tarihiyle kışa dayanıklılık en üst seviyeye çıkabilir. Henüz çok genç olan 1 2 yapraklı dönemdeki bitkiler ile fazla gelişmiş çok sayıda kardeşlere sahip bitkiler, yeni kardeşlenmeye başlayan bitkilere göre kıştan daha fazla zarar görürler. Bölgede özellikle 2010, 2011 ve 2012 yıllarında buğday ve arpa yetiştiriciliği yapan çiftçilerimiz ekim zamanı iklim etkileşimini çok etkili bir şekilde yaşamışlardır. Örneğin 2010 yılında Karapınar da sonbaharda erken ekim yapan ve sulama yapan çiftçilerin tarlalarında kışın uzun yıllara göre daha ılıman geçmesi ve bitki gelişimin devam etmesi nedeni ile buğdayların aşırı gelişme göstermesi bunun akabinde Mart ayındaki C lere kadar düşen sıcaklığın bazı bitkilerin ölümüne sebep olmuş, bu durumun % arasında değişen bitki ölümlerine sebep olduğu görülmüş, sonbaharda geç ekim yapılan tarlalarda ise kış zararının çok düşük seviyede veya hiç olmadığı gözlenmiştir. Buna karşılık yılı üretim sezonunda kış erken gelediği, kasım ayı çok soğuk geçtiği ve uzun bir kış sezonu yaşandığı için geç ekilen, örneğin kasım ayına kayan ekimlerde, kış ve soğuk zararı daha fazla olmuştur. Bu nedenle her yılı ayrı değerlendirmek ve iyi gözlemek gerekmektedir. Buğday ekimlerinin 1-30 Ekim arasında yapılması bu anlamda iyi bir genelleme olmakla birlikte, iklim koşullarının her yıl ayrı değerlendirilerek atılacak adımlara karar verilmesini iklim değişikliği zorunlu hale getirmektedir. Yöreye uyum sağlamış çeşitlerin yetiştirilmesi veya sonbaharda çok erken ekimlerden kaçınılması yoluyla, geç donların zararı önlenebilir. 29

30 İklim -Tohumluk Miktarı ilişkisi Ekimde kullanılan tohumluk miktarı iklimin durumuna göre bazen çok büyük olumsuzluklar doğurabilmektedir. Özellikle kuru koşullarda çok sık ekimlerde bitkiler yağıştan yeterince faydalanamamakta ve verim düşmektedir. Yağışı yeterli olan yörelerde bazı yıllarda fazla tohum kullanıldığında atılan tohumluğun hepsinin çimlenmesinden dolayı tarlada çok sık bir bitki örtüsü oluşmaktadır eğer o yıl ilkbahar başlangıç yağışları düşük gerçekleşirse hem kullanılan üst gübrenin etkisi hem de sık ekimden dolayı bitkinin su tüketimi artmakta ve topraktaki su miktarı kısa sürede tükenmektedir. Böylece buğdayda yanma denilen olay meydana gelmektedir.. Optimum ekim sıklığı çeşide, ekolojik koşullara, yetiştirme koşullarına göre değişmektedir. Tohumluk miktarının düşük tutulması arazinin yeterince değerlendirilmemesi, yabancı ot sorununun artması gibi nedenlerden dolayı yine verimin azalmasına yol açar. Bu sebeple yetiştirme tekniklerine ve çeşitlere göre optimum ekim sıklıklarının araştırmalarla belirlenmesi gerekir. İyi tarla hazırlığı yapılmış alanlarda sertifikalı tohumluk kullanılması durumunda Karapınar yöresi için buğdayda m 2 de 500 tane veya dekara (1000 m 2 ) kg/da tohum miktarı yeterlidir. Çiftçimiz kendi ürününü tohumluk olarak kullanıyorsa tohumluk miktarını birkaç kg artırabilir. İklim durumuna göre yoğunluğu artış gösterebilen toprak altı kurtlarına (zabrus) karşı ekimde kullanacağımız tohumluğun ilaçlanması da önemlidir Toprak Hazırlığı - İklim İlişkisi Topraktaki nem durumunun iyi olduğu yıllarda toprak, hasattan hemen sonra gölge tavı varken pullukla cm derinliğinde sürülmelidir. Ekimden öncede kazayağı + tırmık takımıyla ikileme yapılıp iyi bir tohum yatağı hazırlanmalıdır. Çoğu çiftçilerimiz toprak tavında iken toprak işlemesini kaçırdığı için Eylül ayı ortalarına kadar herhangi bir toprak işleme yapmamakta, bunun üzerine ya anızı yakmakta yada tavsız toprağı işleyerek hem toprak yapısını bozmakta hem de istediği şekilde bir toprak hazırlığı yapamamaktadır. Organik madde yetersizliğinin oluşturduğu en önemli sorun yanlış toprak işlemelerin de katkısıyla fiziki yapının bozulmasıdır. Fiziksel yapının bozulması sonucu yaşanan en önemli sorun ise çıkış yetersizliğidir. Buna ayrıca havasızlık, toprak canlılığındaki azalış ve toprak işlemedeki güçlükler de eklenebilir. Ağustos sonu ve Eylül ayının ilk yarısındaki iklim özellikle yağış toprak hazırlığı olumlu veya olumsuz yönde etkileyen en önemli faktör olmaktadır. Karapınar gibi rüzgar erozyonunun en önemli sorun olduğu bölgede kesinlikle anız yakmanın önüne geçilmeli hasat sonrası parçalanma ve çürümeyi kolaylaştırmak için ya tüm saplar parçalayıcı bir alet ile parçalanıp toprağa gömülmelidir ya da saplar balya yapılıp alındıktan sonra kalan anızın çabuk çürümesi için dekara 3 kg üre verilerek gölge (anız) tavında sürülerek toprak altına karıştırılmalıdır. Ayrıca topraktan maksimum şekilde faydalanmak ve yağan yağmur sularının toprağın alt katmanlarına inmesi ve yüzey akışı şeklinde kaybolmaması için 4-5 yılda bir kez olmak üzere pulluk işleme seviyesinde oluşan taban taşını kırmak için tarla cm derinlikte dip kazan ile Temmuz- Ağustos aylarında işlenmelidir. 30

31 İklim - Hastalık İlişkisi Karapınar Bölgesinde son yıllardaki iklim değişikliğinden dolayı görülmeye başlanan yaprak hastalıklarından kaynaklanan verim ve kalite kayıpları olmaktadır. Bölgede son yıllarda yoğun olarak görülen Kök çürüklüğü, Sarı pas, Septoria yaprak lekesi gibi üründe tahribatı yüksek olan hastalıklar hububatta verim ve kaliteyi olumsuz yönde etkileyen hastalıkların başta gelmektedir. Bu hastalıklardan özellikle Sarı pas, Septoria yaprak lekesinin bölgedeki ilkbahar aylarındaki iklim yapısına bağlı olarak yoğunluğu artış veya azalış göstermektedir. Bölgedeki ilkbahar yağışlarının bol ve uzun süreli devam etmesi durumunda ani olarak ortaya çıkarak bitkilerin toprak üstü organlarını çoğunlukla ve öncelikli olarak yaprakları hastalandırarak önemli verim ve kalite kayıplarına neden olan yaprak hastalıklarıdır. Karapınar bölgesinde 2010 ve 2011 yıllarının iklim yapısından dolayı bölgede özellikle Septoria yaprak lekesi (bölgede daha önceki yıllarda görülmeyen) ve sarı pas (Kınacık) hastalıklarında yoğunluk yaşanmıştır. Bu hastalıkların ortak özellikleri rutubet isteklerinin yüksek olması ve hava yoluyla etrafa yayılıyor olmalarıdır. Bundan dolayı da bu hastalıklara Konya hububat alanlarında her yıl dikkati çekecek şekilde rastlanılmamaktadır. Ancak kış koşullarının ılıman ve ilkbaharın serin ve bol yağışlı geçtiği yıllarda ( , yıllarında olduğu gibi) bu hastalıklar hububat alanlarında daha sık ve şiddetli olarak görülürler (Buna karşılık üretim yılında bu hastalıkların yoğunluğu son derece düşük olmuştur). Bu hastalıklarla mücadele için kültürel önlem olarak sık ekim yapılmamalı, yabancı otlarla tekniğine uygun şekilde mücadele yapılmalı, dayanıklı çeşitler kullanılmalı, dengeli gübreleme yapılmalı, aşırı azotlu gübre kullanımından sakınılmalı, uygun ekim nöbeti uygulanmalı ve derin sürüm yapılarak, bitki artıklarının toprağa gömülmesi sağlanmalıdır. Kimyasal mücadele için ise çiftçilerimiz öncelikle tarlalarını sık, sık takip etmeleri, tarlarında hastalıkların gelişme durumu ve meteoroloji tahminlerini de dikkate alarak bu hastalıklara karşı ruhsatlı ilaçlarla uygun dozlarda ilaçlı mücadele yapmaları gerekmektedir. Bu hastalıklara karşı eğer karıştırılmasında mahsur yoksa yabancı ot ilaçlaması ile birlikte ilaçlı mücadele yapılabilir. TMO 2011 buğday alım stratejisinde yenilik yapmıştır. TMO proteine dayalı alım sistemine geçmiştir. Bitkinin yaprak organlarının sağlıklı olması kaliteyi doğrudan etkilemektedir. Bu yüzden çiftçinin ürün fiyatında da mağdur olmaması için bitkileri ekimden hasada kadar sağlıklı yetiştirmenin gayreti içerisinde olmalıdır İklim - Sulama ilişkisi Karapınar bölgesindeki iklim yapısının en etkili olduğu kültürel işlemin başında sulama gelmektedir. Bölgede sulama imkanı olmayan alanlarda genelde hububat-nadas ekim sistemi uygulanmaktadır. Çünkü yıllık yağışın yetersizliğinden dolayı çoğu yıl sulama yapmadan ürün almak mümkün olmamaktadır. Buğday bitkisi bir yetişme mevsiminde mm civarında su tüketmektedir. Karapınar yöresinde çiftçilerin çoğunluğu buğdayı 4-5 kez sulamaktadır. Yetişme sürecinde (yağmur hariç) toprağa verilecek mm lik su ( ton/da) en iyi verimi alabilmek için yeterlidir. Karapınar bölgesinde ise uzun yıllar ortalamasına göre yıllık toplam 285 mm dolayında yağış düşmektedir. Bu durumda Karapınar ilçesindeki yağış durumunun özellikle hububat yetiştiriciliğinde ne kadar belirleyici olduğunun göstergesidir. Buğdayda iklimin özellikle yağışın en etkili olduğu gelişme dönemleri sapa kalkma ve çiçeklenme dönemleridir. Sulama imkanı olan alanlarda kurak geçen yıllarda bu kritik dönemler beklenmeden bitki strese girmeden sulama yapılmalıdır. Konya gibi büyük ölçüde kurak iklim şartlarında yürütülen buğday tarımında ilkbahar yağışlarının miktar ve dağılımı 31

32 çok önemlidir. Buğdayın su tüketimi eğrisine göre su tüketimi Mart ayından itibaren artmaya başlar, Nisan ayında büyük bir artış gösterir ve Mayıs ayında maksimum değere ulaşır. Nisan- Mayıs yağışları birim alandaki başak sayısını, potansiyel ve gerçek başakçık ve çiçek sayılarının belirlenmesi açısından büyük önem taşımakta ve nihai verimi belirleyici en önemli iklim faktörleridir. Karapınar bölgesinde buğday yetiştiriciliğinde en uygun sulama zamanlarını; Ekim zamanı toprakta yeterli nemin durumuna göre çıkışı garanti altına almak için sulama (son yıllarda sonbahar yağışları oldukça yüksek olup, sulama gerekmemektedir), sapa kalkma dönemi (Nisan başı; yıla göre gereklilik değişmektedir. Örneğin üretim yılında gerekmez iken, üretim yılında yetersiz mart ve nisan ayı yağışları sebebiyle gerekli olmuştur), başaklanma dönemi (Mayıs başı-ortası) ve dane dolum dönemidir (Haziran başı) olarak sıralayabiliriz. Karapınar bölgesinde yukarıda belirtilen dönemlerde bitkinin isteği miktarda yağış düşerse sulamaya gerek yoktur. Buğday bitkisinin yeni başak çıkardığı döllenme döneminde aşırı sulama yapmak döllenmeyi olumsuz etkileyebilir. Bu yüzden bu dönemdeki sulamaların başaklanmadan hemen önce veya başak çıkardıktan gün sonra yapılmasında fayda vardır. Buğday için en uygun sulama yöntemi yağmurlama sulama sistemidir. Toprak-Bitki- Su ilişkisi göz önüne alınarak yağmurlama sulama sistemi projelendirilmelidir. Toprak yapısına göre en uygun yağmurlama başlıkları seçilmelidir. Aşırı sulama yapmak su rezervlerinin azalmasına, ürün maliyetinin yükselmesine ve kök çürüklüğü gibi hastalıların artmasına sebep olmaktadır. Buğdayın gelişme periyodunda toplam su tüketimi Şekil 22. Buğday gelişme dönemlerindeki su tüketimi Bölgedeki yağış ve sıcaklığın durumu buğday veriminde çok belirleyici olmaktadır. Toplam yağıştaki her 10 mm lik yağış artışı verimi 1.34 kg/da artırmaktadır. Mayıs sıcaklığındaki her 1 0 C lik artış verimi 20.8 kg/da azaltmaktadır. Mart-Nisan-Mayıs aylarındaki 10 mm lik artış verimi 4.7 kg artırmaktadır. Şubat sıcaklığındaki 1 0 C lik artış verimi 4.3 kg/da artırmaktadır. Aralık yağışındaki her 10 mm lik artış verimi 4.3 kg/da artırmaktadır Hasat - İklim İlişkisi Hasat zamanı bazı yıllarda bölgede yağışlı periyotlar görülmektedir. Hasadın bitkiler nemli iken yapılması hasat kayıplarına ürün kalitesinde azalmalara neden olmaktadır. Hasadın başakların ve tanelerin iyice kurumadan erken hasat edilmesi durumunda tam olgunlaşmamış 32

33 tanelerde kalite düşmekte, başaktan ve başakçık kavuzundan taneler zor ayrılmakta, yüksek rutubet nedeniyle ürünü kurutmak gerekmektedir. Geç yapılan hasatta ise çeşidin özelliğine de bağlı olarak başakta tane dökülmeleri, yağışa ve rüzgara bağlı olarak bitkide yatmalar, bazı çeşitlerde başaktaki tanede çimlenmeler görülebilmektedir. Emniyetli depolama için buğday ürününün rutubeti kesinlikle %12 nin altında olmalıdır Kuraklık ve erkencilik Konya ve Karapınar Bölgesinde buğday ve arpa tarımı açısından sıkça karşılaşılan kuraklık biçimi Mayıs ayında (ikinci yarısında veya sonunda) başlayan ve Haziran ve Temmuz aylarında devam eden kuraklık tarzıdır. Bu kuraklık önceki aylardaki yağışa, kuraklığın başlama zamanı ve süresine bağlı olarak; metrekarede fertil başak sayısı veya başakta tane sayısı ya da tane ağırlığı veya bunların kombinasyonu üzerinden verimi olumsuz yönde etkiliyordu. Bu kuraklık biçiminde erkencilikten kuraklıktan kaçış mekanizması olarak yararlanılıyor ve erkenci tahıl türleri ve çeşitleri çoğunlukla avantajlı konumda oluyordu. Islahta da kuraklığa toleranslı çeşit geliştirmede en önemli başvurulan yollardan birisi erkenciliktir. Nitekim arpa erkenciliği sebebiyle bu kuraklıktan buğdaya göre daha az etkilenmektedir. Bu durum uzun yıllar Türkiye ve İl buğday ve arpa verimleri incelendiğinde kendisini çok açık olarak göstermektedir. Bir çok üretim yılında, özellikle kuraklığın hakim olduğu yıllarda arpa verim ortalamalarının buğday verim ortalamalarından yüksek oluşu da bunun açık bir göstergesiydi. Yine Gerek-79 buğday çeşidinin Ülkemiz kurak alanlarında yıllarca ön planda bir çeşit haline gelmesinde ve hala bu hakimiyetini sürdürmesinde kuraklığa toleranslı bir çeşit olmasının ve bunun da erkencilik özelliği ile ilişkisinin de büyük payı bulunmaktadır. Ancak üretim yılında mart ve nisan aylarının ilçede çok kurak geçmesi erkenciliği bir avantaj olmaktan çıkarmış, erken gelişen arpalar buğdaya nazaran kuraklıktan daha çok etkilenmiştir. İklim değişikliği bu anlamda genel yaklaşımları ve tavsiyeleri anlamsız hale getirmekte, iklimi yakından takibi zorunlu kılmaktadır Kuraklık ve soğuk zararı Zaman-zaman sonbahar aylarında oluşan kuraklık sonucu serin iklim tahıllarının yeterli çimlenme ve çıkış olmadan veya 4-5 yapraklı rozet formuna ulaşmadan kışa girme sorunu ile karşılaşılıyordu. Bu da özellikle kar örtüsüz yılarda soğuk zararını ön plana çıkarıyordu. Bu tip soğuk zararı, aslında kuraklığın dolaylı zararı olarak ta nitelendirilebilir. Bu durumda da kışa dayanıklı tür ve çeşitler bu olumsuz koşullarda daha avantajlı konuma ulaşmaktadır. Arpa bu şartlardan buğdaya göre daha fazla etkilenmektedir. Ayrıca, fizyolojik kuraklık ta kuraklık, soğuk ilişkisinin bu ekolojide yaşanan ne önemli göstergesidir. Kar örtüsüz yılarda, açık, bol güneşli günlerde, bitki su kaybetmekte buna karşılık soğuk topraktan yeterinde su alamaması sonucu fizyolojik kuraklık dediğimiz zarar ortaya çıkmaktadır ki, bu kar örtüsünün artık kış aylarında çoğunlukla oluşmadığı dikkate alınırsa sıklıkla karşılaşılan bir durum olduğu görülecektir İklim değişikliği ve kuraklık 2009, 2010 ve 2011 yılları hariç önceki yıllarda Konya ve Karapınar da toplam yağış miktarları uzun yıllar ortalamasının oldukça altında gerçekleşmiştir. Ayrıca gerek yağışlı yıllarda gerekse kurak yıllarda yağışların dağılım ritmi ve kuraklık sezonu ve süresinde önemli değişiklikler söz konusudur. Yağış tipinde de farklılıklar oluşmaktadır. Kuraklık sonbaharda, kışın, ilkbaharda ya da bunların kombinasyonu olarak ortaya çıkabilmektedir. Konya bölgesinde 1980 yılından bu yana (yukarıda bahsi geçen yılları arası üç yıl hariç) 27 yıllık süreçte 12 yılda (% 44) yıllık yağış uzun yıllar ortalamasının oldukça altında gerçekleşmiş ve belirgin kuraklık yaşanmıştır. Fakat 2009 yılından bu yana bölge daha yağışlı bir peryot geçirmiştir. 33

34 üretim yılından bu yana (2009 yılında kadar) 8 üretim yılında, üretim yılı hariç, 7 üretim yılında değişik boyutlarda kuraklık yaşanmıştır. Bu süreçte genellikle kış kuraklığı yaygın kuraklık biçimi olmuş, kar örtüsüz kışlar veya düşük kar yağışlı kışlar yaygınlık kazanmıştır. Bu durum kışları yağışlı geçen Bölgenin karakteristik iklim özelliğinden ne denli uzaklaşıldığının ve belirgin iklim değişikliğinin en önemli kanıtı ve göstergesidir. Yine bu süreçte erken ilkbaharı da içine alan ilkbahar kuraklığı görülüş sıklığını artırmıştır ( de de yağışlı geçen sonbahar ve kışa karşın yoğun bir ilkbahar kuraklığı yaşanmıştır). Bu süreçte 3 yılda aralık ayında 100 mm nin üzerinde yağış alınmış olup, bu yağış toplam yağışın % 40 civarında olmuştur. İklim değişikliğinin tipik örneklerinden birisi de üretim yılında yaşanmıştır üretim yılında sonbahar yağışlarından sonra kış ayları ve erken ilkbaharda uzun süreli kuraklık yaşanmıştır. Zamanında ve uygun bir çıkış gerçekleştirilmesine rağmen devam eden kuraklık kardeşlenme dönemi, sapa kalkma dönemi ve başaklanma öncesini içine almış, kardeş sayısı azalmış, hücre bölünme ve büyümesi azaldığından bitki boyu kısa kalmış, potansiyel başakçık ve çiçek sayılarının azalmasına neden olmuştur. Bu üretim yılında Konya Bölgesinde mm yağış alınmış olup, bunun 138 mm (% 58) si sonbaharda düşmüştür. Karapınar ilçesinde de benzer bir durum görülmüştür. Kuru tarım alanlarında önceki yılki nadas işleminin başarısına göre bunun sonucunda hasat edilemeyecek boyutta kuraklıktan zarar gören tarlalar olduğu gibi, %30-70 ürün kaybının yaşandığı tarlalar da olmuştur. Kuraklık kış ve ilkbahar aylarını kapsadığından erkencilik kuraklıktan kaçış mekanizması iken, bu kuraklık tipinde kuraklıktan daha fazla etkilenme nedeni olmuştur. Nitekim arpa buğdaya göre kuraklıktan daha fazla zarar görmüş, hasat edilmeyen tarla oranı daha fazla olmuştur. Kuraklık ritmindeki bu değişim ve kıştan başlayıp ilkbaharı içine alan kuraklık tipi sıkça yaşanır olmuştur (Benzer kuraklık de de görülmüş, ancak farklı olarak kış ve sonbahar daha yağışlı olmuştur. Buğday verimleri uzun yıllar ortalamasını yakalamakla birlikte, arpa verimlerinde benzer nedenlerle önemli düşüş olmuştur. İklimin bitki boyu kısalmasına neden olması ve ortaya çıkan sap-saman yetersizliği ve yüksek arpa fiyatları ile hayvancılıkta ortaya çıkan kriz iklimsel değişimin 2012 yılındaki tipik yansımaları olmuştur. Yukarıda verilen örnekte olduğu gibi, yağış dağılımındaki değişimin kuraklık ritminde farklılığa sebep olması, kuraklığa yaklaşımda değişikliğe, yeni araştırma ve uygulama stratejilerinin ortaya konulmasına neden olmuştur. Örneğin ilkbahar kuraklığı çoğunlukla da kış kuraklığı ile birleşince bazı yıllar erkenciliğin kuraklıktan kaçış mekanizması olarak yetersiz olmasına hatta olumsuz sonuçlar ortaya çıkmasına neden olmaktadır ( ve yıllarında olduğu gibi). Bu durumda çeşit geliştirme stratejisinde, erkencilik dışında diğer tolerans mekanizmaları üzerinde durulma gereksinimi ortaya çıkmıştır. Ayrıca kar örtüsüz yıllar fizyolojik kuraklık sorununa ve soğuk zararına da neden olmakta ve çeşit ıslahında bunların da göz önünde bulundurulması gerekmektedir Kuru tarım ve nadas uygulamasındaki eksiklikler ve yapılabilecekler 1. Taban taşı oluşumu sonucu nadas etkinliğinin çok düşük düzeylere inmesi yıllardır aynı derinlikte aynı ekipmanlarla işlem yapılan, organik maddece fakirleşmiş ve yapısı bozulmuş monokültür tarımının yapıldığı kuru tarım alanlarında yaygın bir durumdur. Nadasla ilgili yürütülen araştırmalarda yağış sularının cm den daha derinde biriktirilebildiğini ortaya koymuştur. Pulluk işleme derinliğini altında olan taban taşı, nadas etkinliğini düşürmekte veya tamamen ortadan kaldırabilmektedir. Ayrıca tahıllarda cm civarında olan etkili kök derinliği bu tabaka ile sınırlandığından, kök ve dolayısıyla toprak üstü gelişimi olumsuz yönde etkilenmektedir. Bu tabakanın kırılması için toprağın kuru olduğu alanlarda dipkazan çekilmesi önerilmektedir. 34

35 2. Organik maddenin yetersiz olması nadas etkinliğini düşürmektedir. Yapılan araştırmalarda toprağın su tutma kapasitesinin artırılması ve toprağın diğer fiziksel, kimyasal ve biyolojik verimlilik özellikleri için %3-5 ler düzeyinde olması gereken organik maddenin çoğunlukla %1 ler düzeyinde olduğunu, Konya ilinin de içinde yer aldığı Orta Güney Anadolu Bölgesi topraklarının % 87.5 inde yetersiz olduğunu ortaya koymuştur. Bu sorunun çözülüp, nadas etkinliğinin artırılması için organik madde düzeyini artırıcı (çiftlik gübresi uygulanması, yeşil gübreleme, anız yakılmasının önüne geçilmesi.) uygulamalar tavsiye edilmektedir. 3. Nadas zamanının (ilk toprak işleme) geciktirilmesi, nadas etkinliğini önemli ölçüde düşürmektedir. Tekrar yabancı otlanma riskini önlemek ve yaz toprak işlemelerinden kaçınmak amacıyla ilk toprak işlemenin geciktirilmesi, yabancı otlar vasıtasıyla su tüketimine, kapillarite ile su kaybına ve düşük infiltrasyon sonucu yağış sularının buharlaşama ve yüzey akışı yoluyla kaybına neden olduğundan nadas etkinliğini azaltmaktadır. Buna göre mümkünse ilk toprak işlemenin sonbaharda çizel ile yapılması önerilmektedir. Sonbaharda yapılmadığında ilkbaharda toprak tavına gelir gelmez yapılması bir diğer seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır. 4. İkinci toprak işleme ekipmanlarının seçimindeki ve işleme derinliğindeki hatalar nadas etkinliğini azaltmaktadır. İkinci toprak işlemeler toprağı parçalayan ekipmanlarla ve derinden yapılmakta bu da başta nadas etkinliğinin azalması olmak üzere değişik sakıncaları beraberinde getirmektedir. Toprağı yırtarak ve alttan işleyen ekipmanların seçimi ve ekim derinliğine yakın işleme derinliğinin seçilmesi nadas etkinliğini yükseltecek uygulamalar olarak önerilmektedir. 5. Yağışların beklenmesi suretiyle ekimin geciktirilmesi sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu durum yağışlar geciktiğinde toprağın tava gelmesi beklenerek ekimin gecikmesine bitkilerin sonbaharda cılız gelişmesine, kış ve soğuk zararından daha fazla etkilenmesi ve kuraklık zararının daha belirgin olmasına neden olmaktadır. Bu nedenlerle yağışların beklenilmeden 1-30 Ekime arasında ekimin yapılması, kış ve soğuk zararından ve kuraklıktan daha az etkilenmesi amacıyla tavsiye edilmektedir. 6. Üst-üste hububat ekimi kurak alanlarda (özellikle Karapınar gibi yıllık yağışı 450 mm nin altında olan yerlerde) istikrarlı tahıl üretiminin önündeki en önemli risk olarak görülmektedir. Bu yağış rejiminde bu sistemin önemli bir risk oluşturduğunun ve nadaslı tarım sitemine alternatif olamayacağının kurak yıllardaki olumsuz örneklerden de yaralanılarak eğitim çalışmaları ile üreticilere anlatılması ve benimsetilmesi yoluna gidilmelidir. 7. Özellikle kuru tarım alanlarında tohum ve gübrenin aynı yere bırakılmasının doğurduğu sorunlar önemli verim kayıplarına neden olmaktadır. Tahıl ekiminde kullanılan mibzerler ya tek gözlü olup, tohumla gübre karıştırılarak ekilebilen ya da tohum ve gübre gözleri ayrı, ayrı olmakla beraber tohum ve gübreyi birlikte aynı banda bırakarak ekilebilen tiplerdir. Bu ekim makineleri ile yapılan ekimlerde, özellikle toprakta rutubetin yetersiz olduğu durumlarda şu problemler yaşanmaktadır. Gübre taneciklerinin tohumla birlikte tohum yatağında bulunmaları, su çekici özelliğe sahip taneciklerin suyu hızla çekerek, tohumun çimlenmesi için gerekli suyun azaltılması. Eriyen gübre taneciklerinin tohumun çevresindeki toprak çözeltisinin ozmotik basıncını artırması nedeniyle tohumun su alımının güçleşmesi. Azotlu gübrelerin hidroliz olmaları sonucu oluşan serbest amonyak, çimlenmekte olan genç fidelere toksik etkide bulunmaktadır. 35

36 Bütün bunların sonucu olarak, atılan tohumların önemli bir kısmı zayi olmakta ve verim kayıpları ortaya çıkmaktadır. Bu sorunun çözümü büyük önem taşımakta olup, tohum ve gübreyi farklı derinliğe ve ayrı bantlara verecek sitemlerin geliştirilmesi üzerinde durulmalıdır. 8. Bu alanlarda kurağa ve soğuğa toleranslı çeşit seçiminde önemli hatalar yapılmakta ve bunun sonucu kurak yıllarda küçümsenemeyecek verim kayıpları oluşmaktadır. Yöreye uygun kurağa ve soğuğa toleranslı çeşitlerin benimsetilmesi, kamu ve özel sektör işbirliği ile sağlanmalıdır Kuraklıkla ilgili öneriler 1. Araştırmalarla ortaya konulmuş, ancak yanlış uygulanan ve hemen düzeltilebilecek durumda olan nadas ve kuru tarımla ilgili konular bir proje dahilinde değişik kuruluşların işbirliği ile eğitim ve teknik desteklerle üreticiye benimsetilebilir. 2. Yağış biçimi ve dağılımdaki değişim ve değişik boyutlarda yaşanan kuraklık nadasla ilgili yapılmış olan araştırmaların tüm boyutlarıyla yenilenmesini gerektirmekte olup, bu konuda ilimizdeki Üniversite ve Araştırma Kuruluşlarına önemli görevler düşmektedir. 3. Nadas alanlarının daraltılması ve yetiştirilecek bitki türleri ile ilgili araştırmaların ortaya çıkan bu yeni yağış yetersizliği dikkate alınarak yeniden ele alınması gereklidir. Nadasa yeni bir stratejik bakış açışı ve stratejik konum verilmesi zorunluluk halini almıştır. 4. İklim değişiklikleri, yağış tipindeki değişim çeşit geliştirme stratejilerinin gözden geçirilmesini ve yeni ıslah programlarının oluşturulmasını zorunlu kılmaktadır. 5. Bilimsel verilerle uyumlu ekim makinelerinin geliştirilmesi üzerinde çalışılmalıdır. 36

37 4.2. MISIR Mısır bitkisi Karapınar ilçesinde son on yıldır ekim nöbetinde yer alan çok önemli bir kültür bitkisi haline gelmiştir. Konya Bölgesinde yetiştirilen tane mısırın yaklaşık % 50 si Karapınar ilçesinde yer almaktadır. Bölgede yeni tarım tekniklerinin uygulanmasında ve bölgenin kalkınmasında mısır bitkisi çok önemli rol almıştır. Bugün mısır yetiştiriciliğinde Türkiye genelinde damla sulama yönteminin en fazla uygulandığı ilçe Karapınar dır. Karapınar çiftçisi diğer bölgelerde buğday bitkisine uygulanan su miktarı ile bölgede uygun sulama tekniğini kullanarak mısır üretimi gerçekleştirmektedir. Bölgede hayvancılığın gelişmesi ile son yıllarda silaj mısır yetiştiriciliği de artış göstermektedir.. Bölgede mısır tarımının tamamı sulu koşullarda yapılmaktadır. Çizelge 10 da görüldüğü üzere mısır yetişme dönemindeki yağış miktarının yüksek olması genelde verimliliği artırırken, asıl etkisini sulama sayısının azalması ve üniform çıkış sayesinde ürün maliyetinde yaptığı azalma üzerinden göstermektedir. Yağışın havanın nispi nem oranına etkisi ve bunun da tozlaşma ve döllenme üzerinden başta tane sayısı üzerinden verimi belirleyen özellikler üzerindeki tesiri de son derece önemlidir. Çizelge 10. Karapınar daki 2000 yılı sonrası tane mısır ekim alanı, verimi ve yıllık toplam yağış Yıl Yağış(mm) Toplam Buğday Ekim Alanı (da) Ort. Verim (kg/da) , , , , , , , , , , , Tipik karasal iklim özelliklerini gösteren Karapınar ilçesinde mısır için vejetasyon süresi 25 Nisan 25 Eylül tarihleri arası kabul edilmekle beraber, beklenenden daha geç İlkbahar ve daha erken Sonbahar donları gibi sapmalar da görülebilmektedir. Silajlık mısır 37

38 yetiştiriciliğinde bugüne kadar çok büyük tehdit oluşturmayan bu zamansız soğuk ve donlar tanelik yetiştiricilikte bitkilerin soğuktan zarar görerek verim düşüklüğüne yol açtığı gibi, uygun çeşit seçimine dikkat edilmemişse hasatta emniyetli olgunlaşmayı bile tehdit edecek düzeyde yüksek tane nemi sorunları ile karşılaşılabilmektedir. Mısır ekimi için 25 Nisan-10 mayıs (silajlık için biraz daha geç olabilmekte) tarihleri uygun ekim tarihleri olmakla birlikte, hava sıcaklıklarının uygun olduğu durumlarda toprak tavının da kaçırılmaması amacıyla bu tarihlerin bir hafta öne alınması mümkün olabilmektedir. Ancak son yıllarda iklim değişikliklerin yanlış yorumlanması sonucu mısır ekimlerinin nisan ayı başına kadar kaydırıldığı durumlar ile sıklıkla karşılaşılmaktadır. Bu durum toprak sıcaklığının düşmesi sonucu fosfordan yararlanamama ve/veya soğuk zararı morarma-kızarma şeklinde oluşumlara sebep olmakta, boy kısalması oluşturmakta ve ürün kayıplarına neden olmaktadır. Bu sebeplerle iklimsel değişimlerin takip edilmesine bağlı olmakla birlikte, 20 Nisandan önce, 15 mayıstan geç tanelik mısır ekimin yapılmaması gerekmektedir Çeşit Seçimi İklim İlişkisi Türkiye de 200 dolayında tescil edilmiş veya üretim izni almış mısır çeşidi vardır. Bunlardan sadece tanesi silajlık olarak tescil edilmiş veya üretim izni almış, diğer çeşitlerin tamamı ülkemizde tanelik olarak tescil edilmiştir. Bu kadar çok çeşidin içerisinde bölge için uygun çeşitlerin tespiti çok önemlidir. Gelişme süresi Bölgenin vejetasyon süresine uygun, emniyetli olgunlaşabilecek çeşitlerin seçilmesi Karapınar bölgesinde büyük önem taşımaktadır. Mısır yetiştiriciliğinde erkencilikle verim arasında genellikle ters bir ilişki mevcut olup, üreticinin giderek geç olgunlaşma eğilimindeki çeşitleri seçerek, emniyetli olgunlaşma şartını bile riske sokabilmektedirler. Çiftçilerimiz tanelik çeşit seçiminde Olgunlaşma süresi, Yatmaya dayanıklılık, Ekim sıklığına tepkisi, Sıcak ve soğuğa toleransı, Kuruma hızı, Yüksek verimlilik ve Düşük hasat nemi gibi hususlara dikkat etmeleri gerekmektedir. Mısır yetiştiriciliğinde Karapınar bölgesi için uygun çeşitleri tespit için her yıl adaptasyon denemeleri yapılarak, yöreye uygun çeşitler tespit edilerek, tatminkar verim veren çeşitlerin seçilmesi önerilebilir. Genel olarak Karapınar bölgesi için FAO olum grubundan orta-erkenci çeşitler veya fizyolojik olumdan sonra hızlı nem kaybetme özelliğinde FAO 600 olum grubundan çeşitler tanelik olarak, FAO 700 olum grubundan çeşitler silajlık olarak uygun olmaktadır. Mısır ekilecek tarla bir önceki mahsul kaldırıldıktan sonra mümkünse sonbaharda tarlaya girilecek uygun bir zamanda cm derinlikte çizel ile sürülerek, İlkbaharda toprak tava geldiğinde tarla önce kazayağı- tırmık kombinasyonu ile cm derinlikte işlenerek ekime hazır hale getirilir. Diğer baharlık bitkilerde olduğu gibi mısır yetiştiriciliğinde de Sonbaharda toprak işlemesi yapmayan çiftçilerimiz Mart ve Nisan aylarında havaların çok yağışlı olduğu yıllarda sağlıklı bir toprak hazırlığı yapamamakta, bu durumda sağlıklı bir tohum yatağı hazırlanmadığı için tarlada üniform bir çıkış sağlanamamakta bu durum verimliliği doğrudan etkilemektedir Ekim - Ekim Sıklığı iklim ilişkisi Verimi etkileyen en önemli faktörlerden ilki birim alandan belli sayıda bitki çıkışı sağlamaktır. Bunun için çimlenme ve fidenin toprak yüzeyine çıkarak toprağa tutunması, mısır bitkisinin gelişmesinde ilk kritik devredir. Tohumun ekileceği toprakta yeterli nem ve 38

39 en az C sıcaklık çimlenmenin başlaması için şarttır. Soğuk hava ve kuru toprak çıkışı geciktirebilir. Mısır ekimleri genelde ilkbahar son donlarının bittiği tarihten itibaren başlamalıdır. Konya gibi vejetasyonu kısa olan bölgelerde don olabilecek günler ilkbaharın son donları atlatıldıktan sonra gecikmeden ekim yapılmalıdır. Tanelik mısır yetiştiriciliğinde en uygun ekim zamanı 25 Nisan-10 Mayıs tarihleri arasıdır. Daha önce belirtildiği üzere bu tarihler o yılki iklim şartları gözlenerek bir haftadan daha fazla olmamak kaydı ile öne alınabilmektedir. Bölgede silajlık mısır ekiminde çok erken ve geç ekimlerden kaçınılmalıdır. Silaj mısır için uygun ekim zamanı Mayıs arasıdır. Çok erken ekimlerde havaların soğuması veya bir don olayı da genç mısır fidesini olumsuz yönde etkileyebilir. Karapınar bölgesinin iklim koşulları için tane amaçlı yetiştiricilikte çeşide, toprak ve yetiştirme tekniğine bağlı olarak bitki/da (70 x 20 cm ve 70 x 18 cm), silaj amaçlı yetiştiricilikte bitki/da (70 x 13 cm, 70 x 15 cm) ekim sıklığı uygundur. Daha sık ekimlerde özellikle bir C4 bitkisi olan mısırda çiçeklenme döneminde oluşan aşırı gölgeleme yetersiz tane oluşumu sonucu verim düşüşlerine yol açmaktadır Mısır Sıcaklık İlişkileri Mısır için düşük gece sıcaklığı, güneşli günler ve orta derecede sıcaklık önemlidir. En yüksek verim yağışın bol, sıcaklığın ılık olduğu iklim koşullarında elde edilir. Yıl boyunca en az 120 gün don olayı yaşanmaması gerekir. Dona karşı duyarlı bir bitki olup, ekim dönemi -3ºC sıcaklıktan zarar görür. Mısır üretimi için ideal sıcaklık ºC ler arasıdır. Mısır bir sıcak iklim bitkisi olmasına rağmen aşırı sıcaklık isteyen bir bitki değildir. Sıcaklık 38ºC ye ulaştığında sulama şartlarında bile buharlaşma ile kaybettiği suyu karşılayamaz. Üreticilerin çoğu mısır bitkisinin sıcak gecelerde de iyi geliştiğine inanırlar. Halbuki durum bunun tam tersidir. Mısır bitkisi sıcak ve rutubetli gecelerde iyi bir gelişme göstermez. Sıcak ve rutubetli gecelerde solunum oldukça artar ve böylece daha çok enerji sarf edilir Mısırın gelişme dönemi içerisinde sıcaklığın etkili olduğu önemli devrelerden birisi de tepe püskülü çıkışı ve tozlanma dönemidir. Bu dönemde sıcaklık 32 C nin üzerine çıktığında koçan püskülleri çabuk kurur. Bu nedenle, püskül içerisinde polen tozlarının çimlenip tüpte ilerlemesini sağlayacak yeteri kadar nem bulunamaz. Bunun sonucu olarak da koçanda tane bağlama oranı azalır. Geç ekimden kaçınmak, tepe püskülü çıkarma döneminde sulama yapmak, bu zararların azaltılması açısından önemlidir Mısır Su- İklim ilişkileri Mısır bitkisinin yetişme dönemi boyunca topraktan yaklaşık mm su alması gerekmektedir. Bu su miktarı ya yağışla ya da sulama suyuyla karşılanmalıdır. Mısırın tükettiği toplam su miktarı iklime bağlı olarak mm arasında değişir. Çimlenme ile birlikte artmaya başlayan su tüketimi, koçan püskülü çıkartma dönemi ile süt olum dönemi arasında en yüksek değeri bulmakta ve olgunlaşmaya doğru azalmaktadır 39

40 Şekil 23. Mısırın gelişme dönemlerine göre su tüketimi Sulama zamanının ve bir sulamada verilecek su miktarının doğru olarak belirlenmesi ve buna göre sulama yapılması su tasarrufu sağlaması ve diğer bir kısım olumsuzlukların önlenmesi bakımından önemlidir. Bitkiler yetişme dönemlerinde topraktaki su düzeylerinden farklı biçimde yararlanırlar. Bunun için bitki su üretim fonksiyonunun ve toprağın fiziksel özelliklerinin belirlenmesi gerekir. Mısır bitkisinin suya ihtiyacı olduğu en kritik dönemler: Sapa kalkma, tepe ve koçan püskülünün çıktığı dönem ve süt olum dönemleridir. Su ihtiyacının en üst seviyeye çıktığı çiçeklenme dönemindeki birkaç günlük geçici solgunluk %50 lere kadar verim kaybına neden olur. Karapınar ilçesinde mısırlar Haziran tarihlerinde cm yüksekliğe ulaşmakta, çiçeklenme dönemi Temmuz ve fizyolojik olum dönemi Eylüle rast gelmektedir. Buna göre su tüketiminin en yüksek olduğu aylar Temmuz ve Ağustos aylarıdır. Son yıllarda bölgemizde yapılan çalışmalar ve çiftçi uygulamaları damla sulama sisteminin çok uygun bir sistem olduğunu göstermiştir. Karapınar bölgesinde damla sulama sistemi uygulanan alan dekara ulaşmıştır. Bu sayede hem sudan hem de işçilikten tasarruf eden çiftçilerimizin karlılık seviyesi yükselmektedir Hasat- iklim ilişkileri Karapınar bölgesinde gerek tane gerekse silaj mısır yetiştiriciliğinde iklim çok etkili bir faktör olmaktadır. Silajlık mısır yetiştiriciliğinde hasadın erken ya da geç yapılması kalitede önemli düşüşlere neden olmaktadır. Fakat Karapınar bölgesi için sınır tarih eylül ayı sonudur. Çünkü uzun yıllar ortalamasına göre Sonbahar ilk donlarının tarihinin 25 Eylül olduğu göz önüne alınarak soğuk zararından kaçınmak için hasat zamanı bu tarihi geçirilmemelidir. Hasat işlemi bölgede Ekim ayına kalan mısırlar eğer Sonbahar donlarına yakalanırsa mısır bitkisi silaj özelliğini kaybedebilir. Bu yüzden bölgede çiftçilerimizin silaj mısır hasatlarını ürünlerini riske atmamak için kesinlikle Eylül ayı sonuna kadar tamamlamaları gerekmektedir. Silaj kalitesi açısından süt olum döneminde yapılan erken hasatta, kuru madde verimi düşük olduğu için, silolama esnasında silo suyunun sızması sonucu, önemli besin kaybı söz konusu olmaktadır. Hamur olum dönemini geçen, fizyolojik oluma doğru kayan geç hasatta ise, kuru madde oranı artmakla beraber, besin maddelerinin sindirilebilirliği önemli ölçüde düşmekte ve kalite sorunları yaşanmaktadır. Hasadın, hamur olum döneminde, 1/2 veya 2/3 süt çizgisinde hasadın yapılması verim ve kalitenin en iyi uyuşum dönemi olduğundan önerilmektedir. 40

41 Tane için mısır hasadı için Karapınar ilçesindeki sonbahar ve kış aylarındaki iklim koşulları belirleyici olmaktadır. Bölgedeki Ekim, Kasım ve Aralık aylarındaki sıcaklık durumları hasattaki dane nemini belirlemektedir. Bölgede hasat için en uygun nem oranı %20 civarı olup, bu oran hasat kayıplarının minimize edilmesi açısından elverişlidir. Ancak hasat sonrası kurutma gereklidir. Bu durumda koçan yaprakları tamamen sararmış, daneler sertleşmiş ve koçanın taneye bağlandığı uç kısımda siyah bir tabaka oluşmuştur. Bölgemizde çiftçilerimiz %20-25 rutubette mısır hasadını yapmaktan kaçınmakta ve mısır hasadını Kasım, Aralık hatta Ocak-Şubat aylarına kadar geciktirmektedir. Fizyolojik oluma ulaşmış mısır bitkisinde hasadı geciktirmenin bir mahsuru olmamakla birlikte koçan düşmesi, yatma kırılma gibi nedenlerle verim kaybı olmaktadır. Çiftçilerimizin Sonbahardaki iklim durumlarını göz önünde bulundurarak kurutma maliyeti ile hasat işlemini geciktirme konusunda karar vermelidir AYÇİÇEĞİ Ayçiçeği ülkemizde önemli bir yağ bitkisi olup yağ tüketimimizde 1. sırayı almaktadır. Türkiye bitkisel ham yağ üretiminin %50'si ayçiçeğinden karşılanmaktadır. Konya Bölgesinde ayçiçeği yetiştiriciliği özellikle son yıllarda önemli bir artış göstermiştir. Konya bölgesi gerek yağlık gerekse tohumluk ayçiçeği tarımının yapılabilmesi açısından önemli avantajlara sahiptir. Yağlık ayçiçeği için kg başına 23 Kr devlet desteği mevcuttur. Çizelge 11. Karapınar ilçesinde 2000 yılı sonrası yağlık ayçiçeği ekim alanı, verimi ve yıllık toplam yağış Yıl Yağış(mm) Ekim Alanı (da) Ort. Verim (kg/da) , , , , , , , , , , ,

42 Karapınar İlçesinde ayçiçeği tarımı yeni sayılabilecek bir geçmişe sahiptir. Bölgede yağlık ayçiçeği ekimi 2004 yılında başlamakla birlikte, geniş alanlarda ekimi 2007 yılı itibari ile başlamış ve 2011 yılı itibari ile dekar alana kadar yükselmiştir. Bu artışta yağlık ayçiçeğine ülkemizin ihtiyaç duyması, ürün fiyatlarının çiftçi açısından cazip olması ve ürün yetiştirme koşullarının önemli etkisi olmuştur. Türkiye de 2011 yılı itibari ile ton soya, ton kanola, ton ayçiçeği yağlı tohumu ithal edilmiş ve bunun karşılığında 1milyar 358 bin dolar döviz ödemiştir. Bunun yanı sıra hayvancılık sektöründe yem fabrikalarında kullanılan yağlı tohumlu bitkilerin küspesine ise 406 milyon dolar, doğrudan ham yağ ithalatına ise toplam 1 milyar 338 milyon dolar olmak üzere yağlı tohumlu bitkilere toplamda 2011 yılında 3 milyar 102 milyon dolar yurt dışına döviz ödemiştir. Çizelge 12. Türkiye Yağlı Tohum İthalatı (Bin Ton) Yıllar Ürünler Soya Fasulyesi Kolza Tohumu Ayçiçeği Tohum Pamuk Tohumu TOPLAM Çizelge 13. Yıllar İtibariyle Yağlı Tohum ve Türevleri İthalatı (Milyon Dolar) Yıllar Ürünler Yağlı Tohum İthalatı Hamyağ İthalatı Küspe İthalatı Toplam Bölgede başta ayçiçeği, soya fasulyesi, kanola gibi ülkemizin ithal ettiği ürünlerin bölgede üretilme imkanı vardır. Bu ürünlerden ayçiçeği konusunda bölgede bir tarım kültürü oluşmuş, soya fasulyesi ve kanola konusunda bölgede araştırma ve çiftçi eğitim çalışmalarına ağırlık verilerek katma değeri yüksek bu ürünlerin bölgede yetiştirme potansiyeli vardır. Bölgede ayçiçeği tarımı gelişirken yıllık iklim değişiklikleri ayçiçeği verimliliğini doğrudan etkilemektedir. Bu etkide yıllık düşen yağış miktarının yanı sıra ayçiçeğinin toprak hazırlığı, ekim, çiçeklenme dönemindeki sıcaklık, nem gibi faktörlerde çok etkili olmaktadır. Bölgede ayçiçeği tarımının tamamı sulu koşullarda yapılmaktadır. Çizelge 11 de görüldüğü üzere ayçiçeği yetişme dönemindeki yağış miktarının yüksek olması verimliliği artırken, asıl etkisi ürün maliyetinde yaptığı azalmadır. Ayçiçeği bitkisi yıllık mm veya yetiştirme döneminde mm ortalama yağış alan bölgelerde sulamadan yetişebilir. Fakat Karapınar ilçesinde ayçiçeği yetişme sezonunda düşen yağış miktarı 100 mm yi geçmediği için sulu koşullarda yetiştirilmek zorundadır. 42

43 Toprak Hazırlığı İklim Etkisi Normalde ayçiçeği ekilecek tarla bir önceki mahsul kaldırıldıktan sonra mümkünse sonbaharda tarlaya girilecek uygun bir zamanda cm derinlikte sürülerek, İlkbaharda toprak tava geldiğinde tarla önce kazayağı- tırmık kombinasyonu ile cm derinlikte işlenerek ekime hazır hale getirilir. Sonbaharda toprak işlemesi yapmayan çiftçilerimiz Mart ve Nisan aylarında havaların çok yağışlı olduğu yıllarda sağlıklı bir toprak hazırlığı yapamamakta, bu durumda sağlıklı bir tohum yatağı hazırlanmadığı için tarlada üniform bir çıkış sağlanamamakta bu durum verimliliği doğrudan etkilemektedir Ekim zamanı iklim etkisi, Ayçiçeğinde ekim zamanı toprak ısısı ile ilişkilidir. Çimlenmenin iyi olabilmesi için toprak ısısı en az 8-10 C olmalıdır. Ayçiçeği üretimi için ekimin iklim koşulları uygun olduğu zaman erken yapılması, ayçiçeğinin kış ve ilkbahar yağışlarından daha iyi faydalanmasını sağlar. Dolayısıyla verim miktarına müspet etki eder. Karapınar ilçesinde en uygun ekim zamanı 15 Nisan-15 Mayıs tarihleri arasıdır. Genelde Ekim zamanını belirlemede o yılın iklim durumu etkili olmaktadır. Havaların erken ısındığı ve toprak hazırlığının zamanında yapıldığı yıllarda Karapınar çiftçisi Mart sonu Nisan başında ayçiçeği ekimini yapmaktadır. Nisan ayı içersinde çok düşük sıcaklıklar görülmezse bu durum verimliliği olumlu etkilemektedir. Fakat Karapınar ilçesinde İlkbahar son donları 20 Nisan tarihine kadar görülebilmektedir. Çok erken ekimlerde bazı yıllarda bu durumdan ayçiçeği bitkileri olumsuz etkilenmekte ve verim düşmektedir. Ayçiçeği tohumluğunda çimlenme olabilmesi için toprak sıcaklığının 8-10 o C, gelişmesi için o C sıcaklık ister, fakat +4 o C nin altındaki sıcaklardan olumsuz etkilenmektedir. Ayçiçeği bitkisi ilk iki yaprağın çıktığı dönemde, -5 o C derece düşük sıcaklığa kadar dayanabilmektedir. Bitkinin düşük sıcaklıklara direnci 6-8 yapraklı döneme kadar kademeli olarak azalmaktadır. Adaptasyon kabiliyeti birçok bitkiye göre daha yüksektir. Ayçiçeği tarımında üretim için optimum o C gündüz hava sıcaklığı gereklidir. İklim değişikliklerinden olumsuz etkilenmemek için 15 Nisan tarihinden önce ekim yapılmamalı ve ekimin mutlaka topraktaki nem durumu dikkate alınarak tavlı toprağa yapılmalıdır. Karapınar ilçesinde ayçiçeği yetiştiriciliğinde dekarda bitki olacak şekilde çıkışın sağlanması gereklidir. Bunu sağlamak için sıra arası mesafe 70 cm ve sıra üzeri mesafe cm olmalıdır. Ayçiçeği hem 70 cm hemde 45 cm sıra arası mesafede ekimi yapılmaktadır. 45 cm sıra üzeri mesafe uygulandığında sıra üzeri mesafe cm arası olması uygundur Genelde Nisan ve Mayıs ayında yeterli yağışın düştüğü yıllarda ve toprak sıcaklığının uzun yıllar iklim yapısına uygun olduğu yıllarda çiftçilerimiz genelde ayçiçeği çıkışında problem yaşamamakta, fakat Nisan ve Mayıs yağılarının yetersiz olduğu ve toprak sıcaklığının düşük olduğu yıllarda çiftçilerimiz sulama yaparak çıkışı sağlamakta bu durum hem ürün maliyetini yükseltmekte ve toprak yapısının uygun olmadığı yerlerde kaymak tabakası oluşumu nedeni ile tarlada yeterli bitki sayısına ulaşılamamaktadır. Böyle durumlarda daha sağlıklı çıkış elde etmek için toprakta yeterli nem yoksa ekim öncesi tarlanın sulanıp (Gönen yapma) tarla tavına gelince ekim yapılmalıdır İklim hastalık ve yabancı ot ilişkisi Ayçiçeği tarımı Karapınar bölgesinde beş yıllık bir mazisi olduğu için yoğun bir hastalık problemi yoktur. Fakat ileriki yıllarda problemle karşılaşmamak için ekim nöbetine dikkat etmek gerekmektedir. Bu güne kadar iklim değişiminin hastalık gelişimi üzerine etkisi gözlenmemiştir. Bölgede ilkbaharın yağışlı geçtiği yıllarda yabancı ot yoğunluğunda artış 43

44 Günlük ortalama su tüketimi (mm/gün) gözlenmekte bu durumda ayçiçeği verimliğini olumsuz etkilemektedir. Ekim nöbetinde ayçiçeğinden önce ekimi yapılan bitkiye uygulanan herbisitlerin kalıntı etkisi uzun olanlar bazı çiftçilerimizin tarlalarında olumsuzluklar oluşturmaktadır. Yine ilkbaharda hava sıcaklığının düşük olduğu ve havaların rüzgarlı olduğu yıllarda buğday ile ayçiçeği ekimi yan yana olan alanlarda buğdaya uygulanan esterli yabancı ot ilaçları ayçiçeği tarlalarında zarara yol açmaktadır. Özellikle 2012 yılında bu duruma sık rastlanılmıştır. İklim değişikliğinin yabancı ot yoğunluğu üzerine bir etkisi de çiftçilerimizin hava ve toprak sıcaklığı düşük dönemde herbisit uygulamasının yeterince etkili olmaması nedeni ile havaların ve toprağın ısınması ile ot yoğunluğunun hızlı bir artış göstermesi sorunudur. Karapınarlı çiftçilerimizin yüksek verimlilik açısından gerek bir önceki ürüne olan uygulamaları iyi takip etmeleri, ayçiçeği yanındaki ürünlere uygulayacağı herbisitler konusunda gerek iklimi gerekse yapacağı etkileri göz önünde bulundurmaları gerekmektedir. Yine Bölgede bitki gelişimi, toprak ve hava sıcaklığı dikkate alınarak yabancı ot mücadele zamanını belirlemek gerekmektedir Sulama İklim ilişkisi Ayçiçeği bitkisi bir yetişme mevsiminde mm civarında su tüketmektedir. Suya en çok duyarlı olduğu dönem tabla oluşumu, çiçeklenme başlangıcı ve danelerde süt olumu başlangıcı dönemidir. Yetişme sürecinde (yağmur hariç) toprağa verilecek mm lik su ( ton/da) en iyi verimi alabilmek için yeterlidir. Sulamada esas olan topraktaki nem açığının kapatılmasıdır. Ayçiçeği ekimi toprak tavlı iken yapılmalıdır. Toprakta nem yoksa çıkış için sulama yapılmalıdır. Karapınar İlçesinde genelde Nisan ve Mayıs ayında yağış düşmekte, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında kayda değer bir yağış düşmemektedir. Karapınar'da en fazla yağış ilkbaharda (%36.55), sonra sırasıyla kış (% 32.98), sonbahar (%19.43) ve yaz (%11) aylarında düşmektedir. Yağışın az olduğu dönem şiddetli buharlaşmanın da gerçekleştiği yaz aylarıdır. En fazla yağış nisan (37.5 mm) ve mayıs (39.1 mm) aylarında düşmektedir. En az yağış ise ağustos (2.4 mm) ayında düşmektedir. Bu durum özellikle bitki yetişme dönemi olan yaz aylarında sulamayı zorunlu kılmaktadır Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Aylar Şekil 24. Ayçiçeğinin aylara göre günlük ortalama su tüketimi (toplam su tüketimi 540 mm/da) 44

45 Ayçiçeği, bitki olarak en yoğun su tüketimi; çiçeklenmeden 20 gün önce ile çiçeklenmeden 10 gün sonraki devrelerde olmaktadır. Eğer 1 su verilecekse; Çiçeklenme başlangıcında, Eğer 2 su verilecekse; 1. su tabla çapı 4-6 cm olduğu devrede, 2. su çiçeklenme zamanında verilmelidir. Eğer 3 su verilecekse; yukarıda belirtilen 2 sulama durumuna ek olarak çiçeklenmeden gün sonra 3. su verilebilir. Verilecek sulama suyu topraktaki nem açığını kapatacak miktarda olmalıdır. Ayçiçeği bitkisinin sulanmasında kullanılan yöntemler, yağmurlama, karık ve damla sulama yöntemidir. Karapınar İlçesinde son yıllarda ayçiçeği yetiştiriciliğinde yaygın olarak kullanılan Damla sulama yöntemi ayçiçeği sulamasında kullanılabilecek en iyi yöntemdir. Toprak-Bitki-Su ilişkisi göz önüne alınarak damla sulama sistemi projelendirilmelidir. Damla sulama sisteminin ekonomik olması açısından damla sulama boruları iki bitki sırasına bir boru gelecek şekilde (ekimde sıra arası mesafeye göre 90 veya 140 cm aralıklarla) döşenmelidir. Bu sulama yönteminde bitki istediği suyu kök bölgesinde her zaman hazır halde bulduğundan kuraklık stresine girmemekte ve daha iyi gelişerek bol ve kaliteli ürün vermektedir. Yağmurlama sulama yöntemi kullanılacaksa başlık aralıkları toprak özelliklerine göre yerleştirilmelidir. Seçilecek başlıkların özellikleri mutlaka toprak özelliklerine uygun olmalıdır. Özellikle çiçeklenme öncesi ve sonrası dönemlerde yağmurlama sulamadan kaçınılmalıdır. Yağmurlama sulama yöntemi Ayçiçeği yüksek boylu bitkilerin sulanmasında kullanıldığında su dağılımı homojen olmamaktadır. Karık sulama yönteminde ise karık boyları toprak özelliklerine göre belirlenmelidir. Karapınar'da yağışın yıllar arasındaki değişimini incelediğimizde bu sonuç çok net olarak görülmektedir. Bölgeye 1980 sonrası dönemde 12 yıl yıllık yağış ortalamasının üzerinde, 16 yıl ise altında yağış düşmüştür. Bölgede gerçekleştiği düşünülen bu yıllık kurak dönemin yeraltı suyu seviyelerine olumsuz etkisi önemli boyutlardadır (Yılmaz 2010). İklimsel değişikliklerin yeraltı su seviyelerini önemli ölçüde tetiklediği yapılan çalışmalarda ortaya çıkmıştır. Doğdu ve ark., (2007) yapmış oldukları çalışmada 1980'li yıllardan itibaren havzada ölçüm yapılan kuyularda yeraltı suyu seviye düşmelerini Karapınar'da 0.7 m/yıl olduğunu belirtmektedir. Göçmez ve. ark.(2008) yapmış olduğu çalışmada yeraltı su seviyesindeki alçalmada iklim etkisinin %60 seviyesinde olduğunu belirtmektedir Tozlaşma iklim ilişkisi Ayçiçeği bitkisi yabancı tozlaşmakta ve bu tozlaşmada tarla üzerindeki böcekler özellikle arılar sayesinde olmaktadır. İklimin böcek yoğunluğunu azalttığı yıllarda ayçiçeği verimi bundan olumsuz etkilenmektedir. Ayçiçeği gelişme dönemlerinde havaların yağışlı geçmesi sulama sayısını azaltmakta ve verimliliği olumlu yönde etkilemektedir. Fakat özellikle tozlaşma döneminde Karapınar Bölgesinde genelde 1-15 Temmuz tarihleri arasında aşırı yağış ve rutubet böcek yoğunluğunu azaltmakta ve tozlaşma olumsuz etkilenmektedir. Yine tablalarda çiçeklerin açtığı dönemde çok yüksek sıcaklık ve düşük nispi nem hem böcek yoğunluğunu hem de çiçek organlarının ömrünü kısaltmakta bu durum verimi düşürmektedir. Bu yüzden ayçiçeği tarlasının kenarına arı kovanı koyma imkanı olan çiftçilerimiz mutlaka tarla kenarlarına arı kovanı koymaları verimliliğe önemli katkı yapacaktır. 45

46 Hasat İklim İlişkisi Ayçiçeği, havaların sıcak veya yağışlı gitmesine ve çeşidin erkencilik durumuna bağlı olarak çiçeklenmeden 45 ile 60 gün sonra hasat olumuna gelir. Ayçiçeği hasat olumuna geldiğinde bitkilerin sap, yaprak ve tablaları tamamen kuruyup kahverengine dönüşür. Özellikle çiçeklenmeden sonraki hava sıcaklığı ve rutubeti bitkilerin hasat olgunluğuna gelme zamanını belirlemektedir. Hasat olgunluğuna erken gelme gerek tane nemi gerekse ayçiçeği sonrası ekimi yapılacak buğday ve arpa gibi hububatlar için toprak hazırlığı yapmak açısından önemlidir. Hasat öncesi ayçiçeği tablalarındaki danelerinin rutubeti %9.5 i geçmemelidir. Karapınar bölgesinde hasadın Eylül ayı ortaları Ekim ayı başı arasına denk gelmesi nedeni ile ayçiçeği hasadı açısından iklim değişikliğinin olumsuz bir etkisi çok etkili olmamaktadır ŞEKERPANCARI Şekerpancarı gerek ülkemiz gerek Konya gerekse Karapınar için çok önemli bir üründür. Türkiye de üretilen Şekerpancarının % 27 si Konya ilinde, Konya ilinde üretilen şekerpancarının ise % 7.98 i Karapınar ilçesinde üretilmektedir. Karapınar ilçesinde şekerpancarı yetiştiriciliği tamamen sulu koşullarda yapılmasına rağmen iklimdeki değişiklikler şekerpancarı verim ve kalitesinde de önemli etkilere yol açmaktadır. Yüksek verim ve kalite şeker pancarı yetiştiriciliğinde toprak hazırlığı, gübreleme, ekim, bakım, hastalık ve zararlılarla mücadele, sulama, hasat ve silolamaya kadar tüm işlemlerin doğru bir şekilde uygulanması gerekir. Yetiştirme tekniklerini doğru bir şekilde uygularken iklim durumunu da göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Çizelge 14. Karapınar daki 2000 yılı sonrası şekerpancarı ekim alanı, verimi ve yıllık toplam yağış Yıl Yağış(mm) Ekim Alanı (da) Ort. Verim (kg/da) , , , , , , , , , , ,

47 Çizelge 13 de görüleceği üzere şekerpancarı yetiştiriciliği sulu koşullarda yapılmasına rağmen yıllık yağışın yüksek olduğu yıllarda şekerpancarı verimleri de yüksek olmuştur. Ayrıca yağışın dağılımı da şekerpancarı yetiştiriciliğinde belirgin olmaktadır. Kök verimi ve pancardaki şeker varlığı bakımından iklim faktörleri çok önemlidir Şekerpancarı az nemli, az bulutlu, serin sıcak ve günlük sıcaklık farklarının büyük olduğu karasal iklim bölgelerinde, hem yüksek şeker oranı hem de yüksek kök verimlerine ulaşmak için uygun iklim yapısıdır. Bölgede özellikle 2010 yılında yaz döneminde gece sıcaklıkların çok yüksek olması bölgedeki şeker oranlarını olumsuz etkilemiştir. Aşağıda şekerpancarı yetiştiriciliği açısından iklimin etkisi ayrıntılı olarak irdelenmiştir Toprak Hazırlığı İklim etkisi Şeker pancarı yetiştiriciliğinde toprak hazırlığında sonbahar sürümü mutlaka yapılmalıdır. Sonbahar sürümü yapılan tarlalarda; Sonbahar ve kış yağışlarından daha çok istifade edilir, İlkbahara daha kolay tarla ve tohum yatağı hazırlığı yapılır. Sonbahar sürümünün yapılmaması durumunda tarla ilkbaharda işlenmek zorunda kalınacağından, ekime kadar geçen süre içinde tarla ile çok oynanır. Bu da uzun süre alacağından tarlanın tavı kaçırılmış ve de tohum ekimi geciktirilmiş olur. İlkbaharda toprak hazırlığı, şeker pancarı tarımının en hassas işidir. Sonbaharda toprak işlemesi yapmayan çiftçilerimiz Mart ayında havaların çok yağışlı olduğu yıllarda sağlıklı bir toprak hazırlığı yapamamakta, bu durumda sağlıklı bir tohum yatağı hazırlanmadığı için tarlada üniform bir çıkış sağlanamamakta bu durum verimliliği doğrudan etkilemektedir. Bunun son örneği 2011 yılında yaşanmıştır yılında Karapınar ilçesinde şubat ayında 49.60, Mart ayında 28.60mm, Nisan ayında 35.80mm, Mayıs ayında 59.2 mm ve Haziran ayında ise 35.4 mm olmak üzere sürekli yağışlı bir peryot yaşanmış, sonbahar toprak hazırlığı yapmayan çiftçilerimiz gerek toprak hazırlığında gerekse ekim işleminde sıkıntı yaşamışlardır Ekim zamanı İklim ilişkisi Ekim zamanı geciktirilirse pancarın yetişme süresi kısalır, olgunlaşması gecikir, gübrelerden beklenen randıman alınamaz. Hastalık ve haşerelere karşı bitkilerin direnci azalır. Bu nedenlerden dolayı şeker pancarının uygun zamanda ekilmesi çok önemlidir. Fakat Konya Bölgesinde uzun yıllar ortalamasına göre Nisan ayının ortasına kadar ilkbahar donları görülebilmektedir. Özellikle şekerpancarı ekimini çok erken yapan yapılması da bitkilerin ilkbahar aylarındaki düşük sıcaklıklardan olumsuz etkilenmesine ve mükerrer ekim yapılmasına sebep olmaktadır. Bölgede toprak sıcaklığı ve iklim ideal koşullara geldiğinde ekim işlemini yapmak en doğrusudur. Şeker pancarı tohumları 4-5 o C toprak sıcaklığında toprak yüzeyine çıkabilirler. Karapınar Bölgesi için Mart sonu Nisan ortası en uygun ekim zamanıdır. Verim ve kaliteyi artıran önemli konulardan biri de tarlada bitki sıklığının iyi ayarlanmasıdır. Bölge 47

48 koşullarında dekarda adet bitki olacak şekilde çıkışın sağlanması verim ve kalite yönünden en uygun bitki sıklığıdır İklim- Hastalık İlişkisi Cercospora yaprak leke hastalığı Karapınar yöresi şeker pancarı alanlarının ana hastalığı olmamakla birlikte 2010 ve 2011 yıllarında iklimsel değişkenliklere bağlı olarak şeker pancarı tarlalarında hastalığa yoğun olarak rastlanılmıştır. Cercospora yaprak leke hastalığının ortaya çıkması doğrudan iklimle ilişkilidir. Nemli ve sıcak şeker pancarı ekim alanlarına özgü olup, aylık ortalama sıcaklığın 20 o C ın üstünde seyrettiği ve yaprakların çok sık ıslandığı, sık ve çok yağış alınan, yağmurlama sulama yapılan veya sık ve uzun süreli çiğ oluşan ekim bölgelerinde büyük önem taşır. Karapınar bölgesinde bu koşulların her yıl oluşması mümkün olmamakla birlikte bazı yıllarda özellikle Mayıs-Haziran aylarının normalin üzerinde yağışlı geçmesi durumunda hastalığın ilk enfeksiyonları için uygun koşulların oluştuğu, haziran ayından sonra havalar yağışsız da geçse, hastalığın tarlada gelişmesi için yağmurlama sulama ile uygun koşulların oluşmasından dolayı hastalık tüm üretim sezonu boyunca bitkilerdeki zararını devam ettirmektedir. Hastalığın görüldüğü yıllarda hastalığa karşı ilaçlama yapılmadığı zaman gerek kök verimi gerekse şeker oranı bundan olumsuz etkilenmektedir. Çiftçilerimizin iklimin yağışlı ve nemli olduğu yıllarda tarlalarını sık sık kontrol etmeli ve hastalık belirtilerin görülmesi durumunda ilaçlı mücadele yapılmalıdır. Ayrıca bu hastalığa karşı çeşit hassasiyeti farklı olduğu için dayanıklı çeşitler tercih edilmelidir Sulama İklim ilişkisi Şekerpancarı yetiştiriciliğinde su, toprağın ve iklimin durumuna göre bitkinin isteği kadar verilmelidir. Şeker pancarının bir yetişme döneminde tükettiği su miktarı toplam mm arasındadır.. Bitki yetişme süresi boyunca ihtiyaç duyulana sulama suyu miktarı ise 650 mm (650 ton/da) civarındadır. İlk suyun mümkün olduğunca geç verilmesi, pancar kökünün gelişmesine yardımcı olur. Dolayısıyla kök gelişmesi derinlerde teşekkül eder ve neticede iyi kök şekline sahip, yüksek verimli ve kaliteli pancar elde edilir. 48

49 Günlük ortalama su tüketimi (mm/gün) Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Aylar Şekil 25. Şekerpancarının aylara göre günlük ortalama su tüketimi (toplam su tüketimi 720 mm/da) Sulama suyu aralığını iklim, bitki ve toprak yapısı belirler. Şeker pancarı en yüksek su tüketimini Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında yapmaktadır. Şeker pancarı bitkisinin sulanmasında en iyi yöntemler yağmurlama ve damla sulama yöntemidir. Ancak her iki sistem de toprak-bitki-su ilişkisi dikkate alınarak projelendirilmelidir. Aksi takdirde sistem iyi olmasına rağmen çiftçiler açısından benimsememektedir. Konya Bölgesinde son yıllarda şeker pancarında damla sulama sistemi uygulayan çiftçilerimiz de bulunmaktadır. 90 cm aralıklı döşenen lateral (iki bitki sırasına bir damla sulama borusu) damla sulama sisteminden dekara 8-10 ton verim ve %18-20 şeker oranları elde edilmektedir. Fakat bölgemizde büyük çoğunlukla yağmurlama sulama sistemi uygulanmaktadır. Damla sulama yöntemi kültürünün çok yaygın olduğu Karapınar ilçesinde çiftçilerimizin şekerpancarı yetiştiriciliğinde de damla sulama yöntemini kullanması konusunda çalışmalar ve denemeler yapılmalıdır. Nitekim Altınekin ilçesinde benzer çalışmalar yapılmış ve şekerpancarında da damla sulama sistemi ile başarılı üretimler gerçekleştirilmiştir. Yağmurlama sulama yöntemini kullanan çiftçilerimizin yağmurlama başlıkların seçimine özen göstermeli yeni geliştirilen sistemleri kullanmalıdır. Bununla birlikte sulama aralığını ve süresini iyi belirlemelidirler. Şekerpancarı yetiştiriciliğinde yüksek verim ve kalite çok sulamadan değil dengeli sulamadan geçmektedir Hasat- İklim İlişkisi Karapınar ilçesinde hasat Ekim ayında başlar Kasım ortasına kadar devam etmektedir. Özellikle bazı yıllarda Kasım ayında toprak sıcaklığının eksi değerlere düşmesi ve toprağın donması durumunda üreticiler zarar görmektedir. Bu yüzden hasat işlemi için mutlaka iklimi göz önüne alarak hasatı çok geciktirmemelidir. Şeker pancarı hasadı bölgemizde çoğunlukla makineyle yapılmaktadır. Ama hasat mutlaka toprak tavlı iken yapılmalıdır. Aksi durumda zayiat ve fireli pancar artacaktır. Hasat için sulama masrafından kurtulmak için Sonbahar yağışları sonrasına hasatın yapılması çiftçinin yararına olacaktır. Hasat yaparken pancarın başı düzgün ve yerinden kesilmeli, toprak ve çamurdan iyi temizlenmeli, üzerinde yeşil yaprak 49

50 bırakılmamalıdır. Hasat esnasında toprak tavının yeterli olmaması sonucu pancar köklerinin zor sökülmesi ve toprak içinde kırılmasından dolayı önemli hasat kayıpları olmaktadır. 5. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ EKOLOJİK DENGE ETKİLEŞİMİ Son yıllarda dünyada hissedilen küresel iklim değişikliği ve mevsim değişiklikleri Türkiye'yi de etkilemiştir. Birçok bölgemizde özellikle de İç Anadolu ve Ege Bölgesi'nde yağış azlığı (kuraklık) ve aşırı su tüketimi yüzey suları ve yeraltı suyu açısından sorunlara yol açmaktadır. Konya ve Karapınar da son yıllarda görülen iklim değişikliği sonucu gündeme gelen en önemli konu sulama ve su kaynaklarıdır. Karapınar bölgesi için tarımın tek anahtarı sudur. Çünkü bölgedeki yıllık yağış çoğu zaman hiçbir kültür bitkisinden ekonomik üretim yapmak için uygun olmamaktadır. Bölgede sulama imkanlarının artması ile tarımsal kalkınma artmış, ürün çeşitliliği oluşmuş ve bölge bir tarım merkezi haline gelmiştir. Bu yüzden bölgede suyun önemi iyi anlatılmalı kaynaklar doğru kullanılmalıdır. Yağışlar ile yeraltı suları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Genellikle yıl içindeki yağışların fazla olduğu kış ve bahar aylarında yeraltı suyu seviyeleri artarken, yağışların çok az olduğu yaz aylarında ise düşmektedir. Araştırıcılar yeraltı suyundaki değişimin Konya'da %60, Karapınar'da % 40'nın iklimsel değişkenlerle geri kalan kısmının ise aşırı su çekimi ile ilgili olduğunu söylemektedirler. Karapınar ilçesinde son 10 yılda sulu tarım ile çiftçilerin daha fazla gelir elde ettikleri bir gerçektir. Ancak bölgede yaşanan kuraklık ve yeraltından yıllık beslenme miktarı üzerinde aşırı su çekilmesi, her geçen yıl çiftçilerin suya ulaşmasını zorlaştırmaktadır. Nitekim Karapınar da da bu durum gözlemlenmeye başlamıştır. Sulamada amaç; yalnızca tarımsal üretimde verimin artırılması değildir. Uzun dönemde suyun randımanlı kullanılıp, çevreye ve dolayısıyla su kaynaklarına olumsuz etkiler yapmadan, üretimi artırarak, net gelirin en fazla kılınmasıdır. Burada önemli olan, suyun kaynaktan itibaren en az kayıpla iletimi, dağıtımı ve topraktaki miktarının denetimidir. Şekil yılları arasında DSİ tarafından tespit edilen Karapınar'da yer altı suyu değişimi (Gülfet yayla kuyusu) (Yılmaz, 2010) 50

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE YAPILAN ÇALIŞMALAR

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE YAPILAN ÇALIŞMALAR İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE YAPILAN ÇALIŞMALAR T.C. ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI EKİM 2008 İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ... 4 1. GİRİŞ... 6 2. KÜRESEL ISINMA VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ... 7 3. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİLERİ... 9 3.1.

Detaylı

Entegre ve makro bir yaklaşımla KOP BÖLGESİNDE ARAZİ TOPLULAŞTIRMASI VE TARLA İÇİ GELİŞTİRME HİZMETLERİ EYLEM PLANI ÖNERİSİ MAYIS 2013 KONYA

Entegre ve makro bir yaklaşımla KOP BÖLGESİNDE ARAZİ TOPLULAŞTIRMASI VE TARLA İÇİ GELİŞTİRME HİZMETLERİ EYLEM PLANI ÖNERİSİ MAYIS 2013 KONYA MAYIS 2013 KONYA Entegre ve makro bir yaklaşımla KOP BÖLGESİNDE ARAZİ TOPLULAŞTIRMASI VE TARLA İÇİ GELİŞTİRME HİZMETLERİ EYLEM PLANI ÖNERİSİ T.C. KALKINMA BAKANLIĞI KOP BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI

Detaylı

Türkiye de Suyun Durumu ve Su Yönetiminde Yeni Yaklaşımlar: Çevresel Perspektif

Türkiye de Suyun Durumu ve Su Yönetiminde Yeni Yaklaşımlar: Çevresel Perspektif İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği-Türkiye Birlemiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü Doğa Koruma Merkezi Yaşama Dair Vakıf Yazarlar: Çağrı B. Muluk Bahtiyar Kurt Ayşe Turak Arda Türker Mehmet

Detaylı

ORTA KARADENİZ KALKINMA AJANSI KALKINMA KURULU TARIM ALT KOMİSYON RAPORU

ORTA KARADENİZ KALKINMA AJANSI KALKINMA KURULU TARIM ALT KOMİSYON RAPORU 2010 ORTA KARADENİZ KALKINMA AJANSI KALKINMA KURULU TARIM ALT KOMİSYON RAPORU 1 1 GİRİŞ TR83 Bölgesi tarımsal alan ve üretim bakımından oldukça zengindir. Bölge, birçok bitkinin yetiştirilmesine uygun

Detaylı

Çevre Sağlığı Temel Kaynak Dizisi: 40 TOPRAK KİRLİLİĞİ. Prof. Dr. Çağatay Güler Zakir Çobanoğlu

Çevre Sağlığı Temel Kaynak Dizisi: 40 TOPRAK KİRLİLİĞİ. Prof. Dr. Çağatay Güler Zakir Çobanoğlu Çevre Sağlığı Temel Kaynak Dizisi: 40 TOPRAK KİRLİLİĞİ Prof. Dr. Çağatay Güler Zakir Çobanoğlu Ankara 1997 Toprak yeryüzünün yaşam dolu yumuşak derisidir Helmut Stremme 1.Basım: 3500 Adet-1997 ISBN 975-8088-42-4

Detaylı

TÜRKİYE DE TARIMSAL DESTEKLEMELERİN YEM BİTKİLERİ EKİLİŞ VE ÜRETİM ÜZERİNE ETKİSİ. Ahmet ÇELİK Doç. Dr. Nurdan ŞAHİN DEMİRBAĞ

TÜRKİYE DE TARIMSAL DESTEKLEMELERİN YEM BİTKİLERİ EKİLİŞ VE ÜRETİM ÜZERİNE ETKİSİ. Ahmet ÇELİK Doç. Dr. Nurdan ŞAHİN DEMİRBAĞ TÜRKİYE DE TARIMSAL DESTEKLEMELERİN YEM BİTKİLERİ EKİLİŞ VE ÜRETİM ÜZERİNE ETKİSİ Ahmet ÇELİK Doç. Dr. Nurdan ŞAHİN DEMİRBAĞ ANKARA 2013 Eser Adı: Türkiye'de Tarımsal Desteklemelerin Yem Bitkileri Ekiliş

Detaylı

A dan Z ye İklim Değişikliği Başucu Rehberi

A dan Z ye İklim Değişikliği Başucu Rehberi A dan Z ye İklim Değişikliği Başucu Rehberi Çok geç olmadan harekete geçmek isteyenler için Hazırlayanlar Yunus Arıkan Gülçin Özsoy REC Türkiye Hakkında REC Türkiye, siyasî görüşlerden ve çıkar gruplarından

Detaylı

Avrupa Birliği ne Yönelik Düzenlemeler Çerçevesinde Türk Tarım Politikaları ve Sektörün Geleceği Üzerine Etkisi

Avrupa Birliği ne Yönelik Düzenlemeler Çerçevesinde Türk Tarım Politikaları ve Sektörün Geleceği Üzerine Etkisi YÖNETİM VE EKONOMİ Yıl:2006 Cilt:13 Sayı:2 Celal Bayar Üniversitesi İ.İ.B.F. MANİSA Avrupa Birliği ne Yönelik Düzenlemeler Çerçevesinde Türk Tarım Politikaları ve Sektörün Geleceği Üzerine Etkisi Neslihan

Detaylı

1/100.000 ÖLÇEKLİ TRAKYA ALT BÖLGESİ ERGENE HAVZASI REVİZYON ÇEVRE DÜZENİ PLANI PLAN AÇIKLAMA RAPORU

1/100.000 ÖLÇEKLİ TRAKYA ALT BÖLGESİ ERGENE HAVZASI REVİZYON ÇEVRE DÜZENİ PLANI PLAN AÇIKLAMA RAPORU 1/100.000 ÖLÇEKLİ TRAKYA ALT BÖLGESİ ERGENE HAVZASI REVİZYON ÇEVRE DÜZENİ PLANI PLAN AÇIKLAMA RAPORU AĞUSTOS, 2009 PROJE EKİBİ MESLEK/ÜNVAN IBB Genel Sekreter Yardımcısı İrfan UZUN Mimar IBB İmar ve Şehircilik

Detaylı

Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu

Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu Türkiye nin 2012 BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansına (Rio+20) Hazırlıklarının Desteklenmesi Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir Kalkınmanın Mevcut Durumu -2012- Rio dan Rio ya: Türkiye de Sürdürülebilir

Detaylı

AYDIN ORGANİK VE İYİ TARIM YOL HARİTASI RAPORU

AYDIN ORGANİK VE İYİ TARIM YOL HARİTASI RAPORU AYDIN DA ORGANİK VE İYİ TARIM UYGULAMALARININ YAYGINLAŞTIRILMASI STRATEJİSİ VE YATIRIM ÖNERİLERİ ANALİZİ PROJESİ AYDIN ORGANİK VE İYİ TARIM YOL HARİTASI RAPORU 02/05/2014 ZOBU CONSULTING impartially on

Detaylı

Aydın'da ytinyagı Tesislerinin Eetkilerinin Aanalizi ulacak Tesislerin Ekolojik ve Sosyo-Ekonomik Planlaması Projesi Sonuç Raporu.

Aydın'da ytinyagı Tesislerinin Eetkilerinin Aanalizi ulacak Tesislerin Ekolojik ve Sosyo-Ekonomik Planlaması Projesi Sonuç Raporu. Aydın'da ytinyagı Tesislerinin Eetkilerinin Aanalizi ulacak Tesislerin Ekolojik ve Sosyo-Ekonomik Planlaması Projesi Sonuç Raporu Haziran 2012 "Memleket mutlaka modern, medeni ve yeni olacaktır. Bizim

Detaylı

T.C. YALOVA VALİLİĞİ İL ÖZEL İDARESİ

T.C. YALOVA VALİLİĞİ İL ÖZEL İDARESİ T.C. YALOVA VALİLİĞİ İL ÖZEL İDARESİ T.C. YALOVA VALİLİĞİ İL ÖZEL İDARESİ İÇİNDEKİLER TABLOLAR DİZİNİ... iii GRAFİKLER DİZİNİ...iv HARİTALAR DİZİNİ...v AMAÇ KAPSAM ve YÖNTEM... 1 1. MADENCİLİK SEKTÖR VE

Detaylı

T.C. KALKINMA BAKANLIĞI DOĞU KARADENİZ PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI RİZE İL RAPORU MAYIS 2013 GİRESUN

T.C. KALKINMA BAKANLIĞI DOĞU KARADENİZ PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI RİZE İL RAPORU MAYIS 2013 GİRESUN T.C. KALKINMA BAKANLIĞI DOĞU KARADENİZ PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI RİZE İL RAPORU MAYIS 2013 GİRESUN Gİ Rİ Ş Rize İli, Kuzeyden Karadeniz, doğudan Artvin, güneyden Erzurum, güneybatıdan Bayburt

Detaylı

Kırklareli. Bartın. Kastamonu. İstanbul. Zonguldak. Karabük. Yalova. Adapazarı Bolu. Çankırı. Bilecik. Bursa. Ankara. Kırıkkale. Balıkesir.

Kırklareli. Bartın. Kastamonu. İstanbul. Zonguldak. Karabük. Yalova. Adapazarı Bolu. Çankırı. Bilecik. Bursa. Ankara. Kırıkkale. Balıkesir. TÜRKİYE NİN NÜFUS ÖZELLİKLERİ VE NÜFUS HAREKETLERİ TÜRKİYE NÜFUSUNUN YAPISAL ÖZELLİKLERİ - Nüfusun Yaş Gruplarına Göre Dağılımı - Çalışan Nüfusun Ekonomik Faaliyet Kollarına Göre Dağılımı - Nüfusun Cinsiyete

Detaylı

Prof. Dr. Ahmet ÖZÇELİK Ankara Üniversitesi. Yrd. Doç. Dr. Harun TANRIVERMİŞ Ankara Üniversitesi. Dr. Erdemir GÜNDOĞMUŞ Ankara Üniversitesi

Prof. Dr. Ahmet ÖZÇELİK Ankara Üniversitesi. Yrd. Doç. Dr. Harun TANRIVERMİŞ Ankara Üniversitesi. Dr. Erdemir GÜNDOĞMUŞ Ankara Üniversitesi TÜRKİYE DE SULAMA İŞLETMECİLİĞİNİN GELİŞTİRİLMESİ YÖNÜNDEN ŞEBEKELERİN BİRLİK VE KOOPERATİFLERE DEVRİ İLE SU FİYATLANDIRMA YÖNTEMLERİNİN İYİLEŞTİRİLMESİ OLANAKLARI Prof. Dr. Ahmet ÖZÇELİK Ankara Üniversitesi

Detaylı

TÜRKİYE ULAŞIM VE İLETİŞİM STRATEJİSİ

TÜRKİYE ULAŞIM VE İLETİŞİM STRATEJİSİ TÜRKİYE ULAŞIM VE İLETİŞİM STRATEJİSİ HEDEF 2023 HEDEF 2023 Çalışmadan, üretmeden rahat yaşamayı alışkanlık haline getirmiş toplumlar; önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, daha sonra da istikbâllerini

Detaylı

Bu proje AB tarafından desteklenmektedir This project is funded by the EU. Süs Bitkileri Sektörü. Yatırım. El Kitabı

Bu proje AB tarafından desteklenmektedir This project is funded by the EU. Süs Bitkileri Sektörü. Yatırım. El Kitabı Bu proje AB tarafından desteklenmektedir This project is funded by the EU Yatırım Süs Bitkileri Sektörü El Kitabı önsöz Ülkemizde dış mekan süs bitkileri üretiminde ve satışında başta Marmara, Ege ve

Detaylı

VİZYON 2023 Ulaştırma ve Turizm Paneli VİZYON 2023 TEKNOLOJİ ÖNGÖRÜSÜ PROJESİ RAPOR. ULAŞTIRMA ve TURİZM PANELİ. Temmuz.

VİZYON 2023 Ulaştırma ve Turizm Paneli VİZYON 2023 TEKNOLOJİ ÖNGÖRÜSÜ PROJESİ RAPOR. ULAŞTIRMA ve TURİZM PANELİ. Temmuz. VİZYON 2023 TEKNOLOJİ ÖNGÖRÜSÜ PROJESİ RAPOR ULAŞTIRMA ve TURİZM PANELİ Temmuz. 2003 Ankara İÇİNDEKİLER: ÖNSÖZ PANEL ÜYELERİ PANELİN YAPISI, ÇALIŞMA PROGRAMI ve YÖNETİCİ ÖZETİ 1 ULAŞTIRMA: 1. GİRİŞ 5 1.1.

Detaylı

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI Empowered lives. Resilient nations. Foça Özel Çevre Koruma Bölgesi Yönetim Planı Raporu

T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI Empowered lives. Resilient nations. Foça Özel Çevre Koruma Bölgesi Yönetim Planı Raporu T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI Empowered lives. Resilient nations. Foça Özel Çevre Koruma Bölgesi Yönetim Planı Raporu T.C. ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI Güçlü bireyler. Güçlü toplumlar. Foça Özel

Detaylı

TR72 BÖLGESİ ALT BÖLGE ÇALIŞMASI

TR72 BÖLGESİ ALT BÖLGE ÇALIŞMASI TR72 BÖLGESİ ALT BÖLGE ÇALIŞMASI Hazırlayanlar Burçak YÜKSEL (Birim Başkanı) Fuat PARLAK (Uzman) Hande İNAN CENGİZ (Uzman) Nejat Semih DEMİRTOKA (Birim Başkanı) Pınar POLATKAN (Uzman) Rahime Şeyma BEKLİ

Detaylı

Son çare miting olmasın!..

Son çare miting olmasın!.. YIL: 4 SAYI: 21 1 TL! YIL: 1 SAYI: 1 7 TL Temmuz - Ağustos 2013 www.tusedad.org SİZİN DERGİNİZ Son çare miting olmasın!.. BAŞKAN DAN İ şimizin kaderi bu, yonca, saman ve mısır silajı derken iki ayı daha

Detaylı

ORTA DOĞU DURUM RAPORU

ORTA DOĞU DURUM RAPORU ORTA DOĞU DURUM RAPORU Ocak, 2011 ORTADOĞU HARİTASI 1 BÖLGE VİZYONUMUZ Bölgenin üretken faktörlerini ve dinamiklerini bir araya getirerek; üretim ve istihdamı artırmak, sahip olduğu kültürel miras ile

Detaylı

KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ SANAYİ İŞLETMELERİ (KOBİ LER)

KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ SANAYİ İŞLETMELERİ (KOBİ LER) tmmob makina mühendisleri odası ODA RAPORU KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ SANAYİ İŞLETMELERİ (KOBİ LER) Genişletilmiş Dördüncü Baskı Hazırlayanlar Yavuz BAYÜLKEN Cahit KÜTÜKOĞLU Nisan 2012 Yayın No: MMO/583 tmmob

Detaylı

KİTAPÇIK 10 SORUDA HİDROELEKTRİK SANTRALLER

KİTAPÇIK 10 SORUDA HİDROELEKTRİK SANTRALLER KİTAPÇIK 2013 10 SORUDA HİDROELEKTRİK SANTRALLER 10 SORUDA HİDROELEKTRİK SANTRALLER Hidroelektrik santrallerin çevreye etkisi yok mu? Yenilenebilir her zaman sürdürülebilir midir? HES yapmazsak suyumuz

Detaylı

OSMANİYE İL TURİZM STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI

OSMANİYE İL TURİZM STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI OSMANİYE İL TURİZM STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI 1 2 OSMANİYE İL TURİZM STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI ÖNSÖZ Turizm sektörü son yıllarda gelişmekte olan ve gelişmiş ülkeler için giderek daha büyük bir önem kazanmaktadır.

Detaylı

ÖZEL İLGİ TURİZMİ: KAPSAMI, ÇEŞİTLERİ VE TÜRKİYE DE UYGULANABİLİRLİĞİ

ÖZEL İLGİ TURİZMİ: KAPSAMI, ÇEŞİTLERİ VE TÜRKİYE DE UYGULANABİLİRLİĞİ T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI DIŞ İLİŞKİLER VE AVRUPA BİRLİĞİ KOORDİNASYON DAİRESİ BAŞKANLIĞI ÖZEL İLGİ TURİZMİ: KAPSAMI, ÇEŞİTLERİ VE TÜRKİYE DE UYGULANABİLİRLİĞİ UZMANLIK TEZİ TOLGA HAN ULUÇEÇEN MAYIS

Detaylı

SAKARYA İLİ, GÜNEY PLANLAMA ALT BÖLGESİ 1/25000 ÖLÇEKLİ ÇEVRE DÜZENİ PLANI PLAN HÜKÜMLERİ

SAKARYA İLİ, GÜNEY PLANLAMA ALT BÖLGESİ 1/25000 ÖLÇEKLİ ÇEVRE DÜZENİ PLANI PLAN HÜKÜMLERİ SAKARYA İLİ GÜNEY PLANLAMA ALT BÖLGESİ 1/25000 ÖLÇEKLİ ÇEVRE DÜZENİ PLANI PLAN HÜKÜMLERİ SAKARYA GÜNEYİ 1/25.000 ÖLÇEKLİ ÇEVRE DÜZENİ PLANI PLAN HÜKÜMLERİ DOĞUKAN İMAR İNŞ. SAYFA 1 PLAN HÜKÜMLERİ... 5

Detaylı

ZİRAAT ODALARI ÇİFTÇİMİZİN YİNE SESİ OLDUK TZOB GENEL BAŞKANI BAYRAKTAR 2014 YILINDA DA YAZILI BASINDA TÜRKİYE BİRİNCİSİ OLDU

ZİRAAT ODALARI ÇİFTÇİMİZİN YİNE SESİ OLDUK TZOB GENEL BAŞKANI BAYRAKTAR 2014 YILINDA DA YAZILI BASINDA TÜRKİYE BİRİNCİSİ OLDU ÇİFTÇİMİZİN YİNE SESİ OLDUK TZOB GENEL BAŞKANI BAYRAKTAR 2014 YILINDA DA YAZILI BASINDA TÜRKİYE BİRİNCİSİ OLDU TZOB Genel Başkanı Bayraktar Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar,

Detaylı